Kamu Birliği Konfederasyonu’na bağlı TEÇ-SEN ve SAVDES- SEN, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde, memur taleplerinin torba yasaya geçmesine ilişkin eylem yaptı. Sendikalar adına konuşan SAVDES-SEN Genel Başkanı Cengiz, burada yaptığı konuşmada, 2024’ün sonlarına gelinen zamanda memurun yoksul, emeklinin açlık içerisinde kıvrandığını ileri sürdü. TBMM Genel Kurulu’nda 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu görüşüldüğünü hatırlatan Cengiz, şunları kaydetti:
“İçeriğinde memur ve emeklilerimizin refahına yönelik hiçbir şey yer almıyor. Plan Bütçe Komisyonundan geçen 26 maddelik yani torba yasada da memur ve emeklilerimizin mali ve sosyal haklarına yönelik beklentileri karşılayacak kayda değer hiçbir şey bulunmuyor. Kasım 2024 ayı itibariyle 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 20 bin 562 lira, yoksulluk sınırı ise 66 bin 976 lira olarak açıklandı. Yapılan 7 ayrı toplu sözleşmenin sonucunda; memurlarımızın büyük çoğunluğu yoksulluk sınırı altında, emeklilerimizin büyük çoğunluğu ise açlık sınırı altında yaşamak zorunda bırakıldı.”
Geçinemediklerini ve haklılıklarını haykırdıklarını söyleyen Cengiz, “Duymuyorlar, görmüyorlar ya da duymazdan, görmezden geliyorlar. Türkiye’nin memur ve emeklisi, vatana ve millete hizmet etmekten gayri kime ne yaptı ki bu zulüm seviyesine gelen sefalete mahkum ediliyor. Memur ve emeklisini sefalete mahkum etmenin kime ne faydası var ki, verilen sözler dahi unutuluyor, yerine getirilmiyor” diye konuştu.
“Devlet memurları ile ilgili torba yasa çözüm ve verilen sözlerin yerine getirilmesi için fırsattır”
Cengiz, fırsat varken sorunların görmezden gelinmesi, çözümün geçiştirilmesi, ötelenmesi, ertelenmesi veya geriye bırakılması konusunda sıkıntılarını belirterek, “Bu aşamada, verilen sözler ve yapılan açıklamalar ile beklentiye sokulan memur ve emeklileri daha fazla oyalamamalıdır. Artık takatimiz de kalmamıştır. TBMM’de halihazırda görüşülen hem 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu hem de devlet memurları ile ilgili torba yasa çözüm ve verilen sözlerin yerine getirilmesi için fırsattır” dedi.
Genel Kurulda verilecek önergeler ve 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’na ilişkin ise Cengiz, şöyle konuştu:
“Memur ve emekli maaş artışlarına, ülkenin son 5 yıllık büyüme oranları toplamında yüzde 30’dan az olmamak üzere ilave refah payı verilmesine, harcırah, tayın bedeli, fazla çalışma ücreti, giyim yardımı ve yiyecek yardımı gibi hususların piyasa rayiçlerine getirilmesine yönelik bütçe kanununda revizyon yapılması önem arz etmektedir. Bu talepler ihtiyaçtır, kamu kaynaklarının adil bölüşümü ve hakkaniyet ile kamuda verimlilik için elzemdir.”
Cengiz, memurun torba yasaya ilişkin talepleri konusunda, “Kanunun yayım tarihinden itibaren 6 ay içerisinde, kamuda tüm kadroların analiz edilerek yeniden düzenlenmesi ve kadroların standartlaştırılması, her kadronun görev tanımlarının hazırlanarak Cumhurbaşkanlığı onayı ile yürürlüğe girmesi. Kamu personeli mali yönetim sisteminin yeniden düzenlenmesi, asgari geçim standardını sağlayacak şekilde yoksulluk sınırı üzerinde ücret ve TOKİ sosyal konut standartlarında 3+1 konut alacak şekilde emekli ikramiyesi verilmesi. Ramazan ve Kurban bayramlarında birer maaş bayram ikramiyesi verilmesi. 1994 ile 2005 yılları arasında ödenen lojman tazminatının güncel rakamlarla yeniden ödenmesi. Sözleşmeli personelin kadroya geçme süresinin 3+1’den 1+1’e indirilmesi. Memurların yıllık izne denk gelen resmi tatil ve dini bayram günlerinin yıllık izine dahil edilmemesi” taleplerinde bulundu. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – CHP Trabzon Milletvekli Sibel Suiçmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, “Bugün bu salonda en çok duyacağımız sözler; yoksulluk, tecavüz, utanç, istifa, yetersiz bütçe olacak. Bugün sanal eylem planları dinledik. Bunlarla ne yoksulluğu ne tecavüzü ne tacizin önünü kesemiyorsunuz. Bugün azalan bir bütçe ile karşımızdasınız. Güzel bir bütçe hazırlamamışsınız. Bu bütçeyle nasıl çözüm üretilecek? Sürekli aile diyorsunuz. Hepimiz aileden yanayız ama buna bir kutsallık vererek kadını onun içerisinde boğmanıza karşıyız” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçe görüşmeleri devam ediyor. CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, şunları söyledi:
“Bugün bu salonda en çok duyacağımız sözler; yoksulluk, tecavüz, utanç, istifa, ölüm, yetersiz bütçe olacak. 22 yıllık AKP iktidarının getirdiği bu süreçte yoksulluk her tarafta, tecavüzler, istismarlar her tarafta. Sizin pek çok bakanlığı ilgilendiren konuda sorumlu tutulmanızın da haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bu İçişleri Bakanlığıyla, Milli Eğitim Bakanlığıyla siz nasıl problemleri çözeceksiniz? Ben bugün bir kadın vekil olarak bir kadın bakandan şunu duymak isterdim; ‘üzgünüm problemleri doğru tespit edip gerçekçi ve doğru bir çözüm uygulayıp çocukları, kadınları, engellileri, yaşlıları kısaca dezavantajlı grupları yeterince koruyamadım ama birlikte başarmak için bir şeyler yapabilir miyiz’. Bu gerçekleşmiş olmadı. İçişleri Bakanıyla hiç görüştünüz mü merak ediyorum. Her 25 Kasım’da kadınlar şiddetin önlenmesi için sokaktalar, dövülüyorlar, eziliyorlar, kötü muameleye tabi tutuluyorlar. Bakana, ‘bu sefer de bırakalım’ dediniz mi? Keşke görüşseydiniz, bunları engelleseydiniz. Bu Milli Eğitim Bakanı’yla ‘özgür kadın, özgür birey’ yetiştirmeniz mümkün değil. Bunu anlamanız gerekiyor. Milli Eğitim Bakanı’yla görüşmeniz gerekiyor.
“Hayal görmeyin, nasıl çözüm üreteceğimizi ortaya koyalım”
Bu konuda yetkin gruplarla değil de Diyanet İşleri Başkanlığıyla protokol yapıp da merhamet üzerinden giderseniz sonuç bu; hergün öldürülen kadınlar. Bunun önüne bu şekilde geçemeyiz. Bunun önüne geçmek sadece sizin değil hepimizin görevi. Siz yanınızdaki bürokratların size doğru bilgi vermesini sağlayın. Bugün sanal eylem planları dinledik. Bunlarla ne yoksulluğu ne tecavüzü ne tacizin önünü kesemiyorsunuz. Bugün azalan bir bütçe ile karşımızdasınız. Güzel bir bütçe hazırlamamışsınız. Bu bütçeyle nasıl çözüm üretilecek? Sürekli aile diyorsunuz. Hepimiz aileden yanayız ama buna bir kutsallık vererek kadını onun içerisinde boğmanıza karşıyız. Bugün boşanma sayısı artmış, eşleri tarafından katledilen kadınların sayısı artmış, aile bireyleri tarafından cinsel saldırıya uğrayan çocukların sayısı artmış, evlenme sayısı düşmüş, bebek ölümleri artmış. Güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye diyorsunuz. Hayal görmeyin, nasıl çözüm üreteceğimizi acımasız bir biçimde verileri ortaya koyarak, karşılıklı görüşerek, birbirimizle danışarak sağlayalım.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zengin yer altı kaynaklarına sahip Nijerya’da ekonomik alanda yaşanan sorunlar nedeniyle ülke genelindeki yoksulluğa karşı yıllardır çözüm bulunamıyor.???????
Uzmanlar, Nijerya’nın yaşadığı ekonomik sorunların ve önlenemeyen yoksulluğun yıllardır devam ettiğine, bunun farklı nedenlerinin olduğuna dikkati çekti.
Nijerya Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığına göre, 230 milyona yaklaşan nüfusuyla ülkede tahminen 88,4 milyon insan, aşırı yoksulluk içinde yaşıyor.
Ham petrol üretiminde dünyanın ilk 15 ülkesi arasında bulunan Nijerya, dünyada en fazla petrol rezervine sahip 8. ülke. Petrol ihracatı bakımından da 6. sırada yer almasına rağmen 2022 itibarıyla aşırı yoksulluk içindeki küresel nüfusun yüzde 12,9’u Nijerya’da bulunuyor.
Ekonomik kriz ve güvenlik sorunları nedeniyle ülkelerinde zor şartlar altında yaşayan Nijeryalıların bir kısmı, daha iyi yaşam umuduyla yasa dışı yollarla Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor.
Hükümetin yoksullukla mücadele politikası yeterli değil
Nijerya hükümeti, ülkedeki ekonomik kriz ve yoksullukla mücadele için çeşitli tedbirler alsa da kalıcı çözüm bulamıyor.
Nijerya’da gelir adaletsizliği, Boko Haram ve silahlı çete üyelerinin saldırıları gibi sorunlar ülke ekonomisini olumsuz etkiliyor.
Boko Haram terör örgütü ülkenin kuzeyinde 2010’dan itibaren etkili olarak güvenlik sorununa yol açarken son yıllarda artan silahlı çeteler de güvenlik sorununu daha da derinleştirdi.
Boko Haram ve silahlı çetelerin saldırılarında binlerce kişi hayatını kaybetti, çok sayıda Nijeryalı göç etmek zorunda kaldı. Bu durum ekonomiyi olumsuz etkiledi ve yoksulluğu arttırdı.
Gıda sorununun çözümü için hükümet çiftçilerle işbirliğinde çeşitli programlar düzenlerken ülkedeki işsizliğin azaltılması için ise yabancı işçiler için uyguladığı yıllık vergi oranını 10 bin dolara yükseltti. Devlet Başkanı Bola Ahmed Tinubu, alınan kararla Nijeryalılar ile yabancı işçiler arasında istihdam fırsatlarını dengelemeyi amaçladıklarını belirtti.
Öte yandan Nijerya, Afrika’nın ikinci büyük petrol üreticisi olmasına rağmen rafineri sayısının yetersizliği nedeniyle akaryakıtın neredeyse tamamını ithal etmesi ekonomiyi olumsuz etkiliyor.
Hükümet, Ekim 2000’de petrol şirketlerine doğrudan mali destek sağlayarak akaryakıt sübvansiyonu getirmişti. Tinubu göreve geldikten sonra ise yakıt sübvansiyonunun yoksulları değil, sadece zenginleri kayırdığını belirterek geçen yıl sübvansiyonu kaldırmıştı.
Petrol ürünlerine uygulanan sübvansiyonun kaldırılmasının ardından ülkede akaryakıt fiyatları yükselmiş ve bu durum, temel ihtiyaç maddelerine de yansıyarak enflasyona neden olmuştu.
Nijerya Merkez Bankasının kontrol ettiği dolar ile naira kurunu serbest bırakma planlaması, Nijerya para biriminin değer kaybetmesine ve ekonomiyi olumsuz etkilemesine yol açtı.
Nijerya’da, yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış gibi ekonomik sorunlar nedeniyle ülke çapında zaman zaman gösteriler düzenleniyor.
Gıda, ilaç ve akaryakıt gibi temel ihtiyaç maddelerindeki yüksek fiyat artışını protesto eden göstericiler, ekonomik sorunların çözümü için hükümete çağrı yapıyor.
“Yöneticilerinin vatandaşlarına bıraktığı en belirgin miras yoksulluk”
Nijerya üzerine araştırmalarıyla bilinen İnönü Üniversitesi Afrika Araştırmaları Merkezi (ÜNİAFAM) Araştırmacısı Kenan Toprak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “doğuştan fakir” bir ülke ile kaynakları yanlış kullanılan zengin bir ülke arasında fark olduğuna dikkati çekerek “Bugün Nijerya’nın doğal kaynakları refah ve istikrar oluşturmak şöyle dursun, doğru kullanılmadığı için birçok zarara neden oluyor. Muazzam kaynaklara sahip olmasına rağmen bağımsızlıktan bu yana ülke yöneticilerinin vatandaşlarına bıraktığı en belirgin miras yoksulluk olmuştur.” dedi.
Toprak, Nijerya’da yoksulluğun artmasında yolsuzluk ve doğal kaynakların halkın temel ihtiyaçları için kullanılamaması gibi nedenleri sıraladı.
Yoksulluğun giderek artmasının ülkede sosyal, politik, psikolojik ve güvenlik sorunlarına neden olduğuna dikkati çeken Toprak, “İşsizlik ve yoksulluk sorununun özellikle gençler arasında oluşturduğu olumsuz etki onları toplumdaki sosyal düzeni bozacak faaliyetlere sürüklüyor. Özellikle artan militanlık, şiddet içeren suçlar, adam kaçırma, silahlı soygun, uyuşturucu kullanımı, petrol boru hatlarına zarar verilmesi, huzursuzluk ve siyasi istikrarsızlık, genç işsizliğinin ve eksik istihdamın bir sonucudur.” ifadesini kullandı.
Ülkedeki ekonomik krize karşı hükümetin adımlarına değinen Toprak, Nijerya’da işsizlik ve yoksulluk sorununun üstesinden gelmesi için halkın önceliğinin belirlenmesi gerektiği ve yalnızca kamu sektörü veya petrol değil, tarım gibi kayıt dışı sektörler de ulusal ekonomik önceliğe dahil edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Toprak, sözlerini şöyle bitirdi:
“Nijerya, sahip olduğu insan ve doğal kaynaklarla, yoksulluk ve durgunluğu ortadan kaldırabilecek ve halkının yaşam standartlarını yükseltebilecek konumdadır. Ancak Nijerya’nın ekonomik potansiyelinin gerçekleştirilebilir hale gelmesi ve herhangi bir eşitlikle dağıtılması konusunda iyimser olmak biraz zor görünüyor. Çünkü yoksulluk sorunu, federal hükümetin ve eyalet yönetimlerinin uygun şekilde ilgilenmesini gerektiren, öncelikli olmayan bir konu olarak ele almasıdır.”
Nijerya’nın en önemli sorunu “liderlik”
Bizim Afrika Platformu Genel Koordinatörü Faruk Mintoiba ise Nijerya’daki yoksulluğun nedeni olarak birçok faktörün olduğuna dikkati çekerek birçok kaynağa sahip bir ülkenin kalkınmakta zorlanmasının en önemli nedenlerinden birinin, kötü yönetilmesi olduğunu vurguladı.
Mintoiba, “Nijeryalı ünlü yazar Chinua Achebe’nin 1984’te yayımladığı ‘The Trouble With Nigeria’ isimli kitabının özeti, Nijerya’nın sorununun basitçe liderlik etrafında döndüğü şeklindedir. Olayın en ilginç tarafı da bugünkü durumun, kitabın yazıldığı dönemden daha beter olmasıdır. Sorumsuzluk, yolsuzluk, kabilecilik ve bunların sebep olduğu liyakatsizliğin hakim olduğu bir ülkeden bahsediyoruz.” diye konuştu.
Nijerya’da ekonominin düzelmesi ve yoksulluğun azalmasına yönelik beklentilerinin olduğunun altını çizen Mintoiba, Afrika’nın en büyük ekonomisine ve kıtanın en fazla nüfusuna sahip Nijerya’nın kalkınmasının Afrika’nın kalkınması anlamına geldiğini ve ekonomik refah için sorunun doğru teşhis edilmesi gerektiğini söyledi.
“Bir Afrikalı Gözünden Afrika” kitabının da yazarı olan Mintoiba, “Ekonomik kalkınmayı yapabilecek iradeye sahip liderler lazım. O sebeple sorun lider kaynaklı olduğu gibi aynı zamanda da vatandaşlarla da ilgili. Çünkü yapılanların sorumlusundan hesap sormayan, yapılan işin niteliğiyle hiç ilgilenmeyen vatandaşlar, demokrasiyi de tehlikeye atıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Mintoiba, Nijerya’da güvenlik sorunlarının da ekonomik kalkınmayı engellediği ve yoksulluğu artırdığını belirtti.
Zengin kaynaklara sahip bir ülkede her türlü şiddetin yaşandığını ifade eden Mintoiba, iyi yönetim ve kurumların güçlendirilmesinin az gelişmişlikle mücadelede son derece önemli olduğunu kaydetti.
Mintoiba, “Ekonomik çeşitlendirme, insan sermayesine yatırım, yerel işletmelerin teşvik edilmesi, Nijerya’nın ekonomisinin düzeltilmesine katkı sağlayabilecek hususlardır.” dedi.
]]>