KİMLİKLERİ BELLİ OLDU
Edinilen bilgiye göre yaşanan facia gibi kazada hayatını kaybedenlerin isimleri ise şu şekilde: “Tuğba Demir (21), Çetin Karamüftüoğlu (38), Muhammet Ergin (34), Özlem Özçakır (33), Tuba Sert (41), Enes Kırmızı (28), Seda Akın (35), Seçil Çapa (24), Müberra Köse (45), Selin Karanlıkoğlu (27), Elif Özgür (19).”

BAKAN TUNÇ GELİŞMELERİ PAYLAŞTI
Fabrikadaki patlama kamuoyunda geniş yankı uyandırırken bugün kameraların karşısına geçen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç soruşturmayla ilgili dikkat çeken bilgiler paylaştı.

“İDARİ VE ADLİ YÖNDEN HAREKETE GEÇİLDİ”
Bakan Tunç “Patlamanın ardından devletimizin tüm kurumları hem idari hem de adli yönden harekete geçti. 7 kişilik Bilirkişi Heyeti incelemelerini sürdürüyor. Balıkesir’deki mühimmat fabrikasındaki patlamaya ilişkin 10 kişi gözaltına alındı.

“KAMERA KAYITLARIYLA İLGİLİ TÜM VERİLERE EL KONULDU”
5 öğrencimizin yoğun bakımdaki tedavileri sürüyor. Bununla ilgili olarak adli soruşturma başlatılmış durumda. Öğrencilerimize ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Gerek iş yeri kayıtları, kamera kayıtlarıyla ilgili tüm teknik veriler şu anda adliye tarafından el konulmuş durumda” ifadelerini kullandı.
CENAZELER TESLİM EDİLDİ
Öte yandan fabrikadaki patlamada hayatını kaybeden 11 kişinin cansız bedenleriyle ilgili Bursa Adli Tıp Kurumu morgundaki işlemler gece boyunca devam etti.

ACILI AİLELERİ YALNIZ BIRAKMADI
AFAD, UMKE, polis ve jandarma ekipleri Bursa Adli Tıp Kurumu önünde hazır bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekipleri de acılı aileleri yalnız bırakmadı. Vefat edenlerin yakınlarından alınan DNA örnekleriyle eşleştirilen cenazeler, morg önünde bekleyen cenaze araçlarına konuldu. Yakınlarına teslim edilen 11 kişinin cansız bedeni Balıkesir’e gönderildi.
Erdem AksoyHaberler.com – GüncelYılmaz TunçBalıkesirGüncelKaresi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇELİ: 22 EKİM TARİHİNDE NE DEDİYSEK ONUN ARKASINDAYIZ
Bahçeli “Kürdü Türk’ten ayırmak dünyayı güneş sisteminden ayırmak kadar imkansız ve deli saçmasıdır. Geleceğimiz birdir, el ele verip gönüllerimizi yoğurarak terörü gündemimizden tamamıyla çıkarmalıyız. Kandil’de demlenenler bir karar vermeli. Bölücü örgütlerden yana mı yoksa kader ortaklığından yana mısınız? MHP her sözünün arkasındadır. 22 Ekim tarihinde ne dediysek onun arkasındayız. İmralı ile DEM grubu arasındaki yüz yüze teması olmalıdır” ifadelerini kullandı.
DEM PARTİ’DEN YANIT GECİKMEDİ
MHP lideri Bahçeli’nin “İmralı ile yüz yüze temas olmalı” çağrısına Dem Parti‘den yanıt gecikmedi. Partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan “Bugün de konuşuldu bizden önce MHP grubunda. Ama emin olun biz hazırlıklarımızı yapmıştık.
“BUGÜN ADALET BAKANLIĞI’NA BAŞVURACAĞIZ”
Demek ki çözüme dönük akıl bazen aynı işliyor. Biz Tülay eşbaşkanımızla birlikte İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan’la görüşmek için bugün Adalet Bakanlığı’na başvuracağız” ifadelerini kullandı.
YAZILI BAŞVURUDA BULUNDULAR
Öte yandan parti grubundaki bu sözlerin ardından DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, teröristbaşı Abdullah Öcalan ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na yazılı başvuruda bulundu.
BAKAN TUNÇ: DİLEKÇEYİ VERDİLER, KONUYU DEĞERLENDİRİYORUZ
Bugün gazetecilerin gündemle ilgili sorularına yanıt veren Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, DEM Parti’nin ses getiren başvurusuyla ilgili de konuştu. Tunç “DEM Parti İmralı ile görüşmek için dilekçesini verdi, konuyu değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Erdem AksoyHaberler.com – GüncelAbdullah ÖcalanYılmaz TunçDEM PartiGüncelİmralıMHP
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Erzurumlular ile yolumuza devam etmemiz gerekiyor dedik ve böylece Erzurum’a can ve kan bağıyla bağlanmış olduk. Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak. Çok güzel etkinlikler olacak” dedi.
Erzurum İktisadi Sosyal Araştırma ve Yardımlaşma Vakfı tarafından düzenlenen ve 4 gün sürecek olan 10.Erzurum Tanıtım Günleri Ankara’da Altınpark ANFA Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Etkinliğe Milli Eğitim BakanıYusuf Tekin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Erzurum Milletvekilleri, belediye başkanları emniyet müdürleri, rektörler, siyasi isimler ve Erzurumlular katıldı.
“Erzurum’da eğitim kongresi yapacağız”
Öğretmenler haftasını kutlayan Bakan Tekin, “Erzurum ile ilgili zaten gerekenler söylendi. Bu hafta öğretmenler günü haftası. Aramızdaki öğretmen arkadaşlarımızın öğretmenler gününü kutluyorum. Öğretmenlerini kaybetmiş arkadaşlarımız varsa onların da öğretmenler gününü kutluyorum. Bugün hayatta olmayan öğretmenlerimiz için Allah’tan rahmet temenni ediyorum. Yaşayan öğretmenlerimizeyse sağlık temenni ediyorum. Erzurum’da önümüzdeki yıl bayağı yoğun geçecek. Türkiye genelinde yaklaşık 500’e yakın öğretmen arkadaşımızla Erzurum’da eğitim kongresi yapacağız. Atatürk Üniversitesi ev sahipliği yapacak. Ben bir Erzurumlu olarak son nefesime kadar destek olacağım” diye konuştu.
“Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak”
Erzurum’un tanıtıma ihtiyacı olmadığını vurgulayan Bakan Tunç, “Erzurum’un tanıtıma ihtiyacı yok, Erzurum tarih kokan bir şehir. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar gerçekten Anadolu’nun kilidi olan bir şehir. Tam bağımsızlığı savunan bir şehir Erzurum. Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, Türk toprakları bölünemez diyen bir şehir Erzurum. Nene Hatunların şehri Erzurum. Erzurum kahramanlar diyarı, dadaşlar diyarı. Anadolu’nun kilidi, İslam ve Anadolu topraklarının kalesidir Erzurum. Erzurum yemeklerini evlendikten sonra öğrendim ama Erzurumlu olmaktan çok memnunum. Erzurumlular ile yolumuza devam etmemiz gerekiyor dedik ve böylece Erzurum’a can ve kan bağıyla bağlanmış olduk. Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak. Çok güzel etkinlikler olacak. O etkinliklerde bulunmak elbette isteriz ve Erzurum’a yatırıma hız kesmeden devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.
“İnşallah birlik beraberlik içinde güzel bir dört gün geçiririz”
Konuşmaların ardından Cağ Kebabı yeme yarışması düzenlendi. Yarışmayı kazanan Hülya Özer, “Amacımız gurbette olan Erzurumlular’ın birlik beraberlik ve dayanışma içinde olması. Erzurum kültürünü tüm Ankara’ya bu şekilde de tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Hepinizi davet ediyoruz. İnşallah birlik beraberlik içinde güzel bir dört gün geçiririz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Tunç: Denetimden çekinmeye gerek yok
“ÇOCUKLARIMIZIN ÖZELLİKLE ÜZERİNDE HASSASİYETLE DURMAK GEREKİYOR”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Ailenin korunması ve çocuk hakları şeklinde düzenlenen maddede de çocuklarla ilgili alınması gereken tedbirler, çocukların her türlü istismardan; gerek ihmal, gerek fiziksel, duygusal istismardan korunmasıyla ilgili olarak her türlü tedbiri alma konusundaki gerek anayasal, gerek mevzuat düzenlemelerini gerçekleştirdik. Tabii, burada özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın önemli çalışmaları var. Tabii, adli süreçlerle ilgili olarak da zarar veren, onların özellikle hem suça sürüklenmesini önleyici tedbirler ve suça sürüklendikten sonra da onların üstün yararını gözeterek bir yargılama sürecinin yapılması hususunda çok önemli mesafeler alındı. Daha çok yapılacaklar var. Çocuklarımızın özellikle üzerinde hassasiyetle durmak gerekiyor. Onların sadece ailelerinin inisiyatifine bırakmadan, devletin asli görevi olarak geleceğimizin teminatı çocuklarımıza gözümüz gibi bakmamız gerekiyor” dedi.

“SOSYAL MEDYA, YAZILI YA DA GÖRSEL MECRALARDA HAKARET SUÇLARI ÇOK YAYGINLAŞTI”
Ardından Bakan Tunç, basın mensuplarının, “Efendim, dün Meclis Genel Kurulu’nda noterlik ve bazı yargı işlemleri ile ilgili düzenlemelerin yer aldığı teklif kabul edildi. Geçen hafta da 9’uncu yargı paketi kabul edilmişti. Bu düzenlemelerle ilgili değerlendirmelerinizi alabilir miyiz? Bir de toplumda cezasızlık algısı olarak ifade edilen durumun çözümüne dair tedbir ve düzenlemeler ne zaman yapılacak” sorusunu yanıtladı. Bakan Tunç, cevabında, “Meclisimiz, son 1 aydır hem 9’uncu yargı paketi hem de dün yasalaşan noterlik ve bazı kanunlarda değişiklikle ilgili düzenlemeleri hayata geçirmek için gece gündüz bir çalışma sergiledi. Ben buradan Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu üyelerimize ve tüm milletvekillerimize çok teşekkür ediyorum emekleri için. Tabii, önemli düzenlemeler. Her bir maddede ayrıntı var aslında. Özellikle çok gündem olan sosyal medya, yazılı ya da görsel mecralarda hakaret suçları çok yaygınlaştı ve bu suçlar adliyeye intikal etmesi, uzlaştırma çerçevesine olması nedeniyle de suç işlenmesi çok arttı. Hakaret suçları bakımından bunu önleyecek çok önemli bir düzenlemeyi de meclisimiz hayata geçirmiş oldu. Özellikle hakaret suçlarının uzlaştırma çerçevesinden alınıp, ön ödemeye tabii tutulmasıyla beraber hususlarda önemli ölçüde azalma olacağını düşünüyoruz. Burada bir caydırıcılığın olacağını düşünüyoruz. Bu çerçevede bilim adamlarıyla, hukukçu akademisyenlerle yaptığımız görüşmeler ve uygulayıcılardan aldığımız bilgiler doğrultusunda böyle bir düzenlemeyi hayata geçirdik. Bu da önemli bir düzenleme” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARIN BİR META GİBİ ANNEDEN YA DA BABADAN ALINMASIYLA İLGİLİ GÖRÜNTÜLERİ SONA ERDİRDİK”
Bakan Yılmaz Tunç, sözlerine şöyle devam etti:
“Yine çocuk koruma kanunuyla ilgili de 9’uncu yargı paketinde önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdik. Özellikle çocuklarla ilgili tedbirlerin uygulanmasında görev alacak personellerle ilgili düzenlemeler var. Burada sadece Adalet Bakanlığı’nın adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüklerindeki personel değil, aynı zamanda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndaki sosyolog, psikolog ve pedagog gibi uzman personellerin, yine Milli Eğitim Bakanlığımızda görev yapan rehberlik öğretmenleri gibi, bunların da çocuklara yönelik uygulanacak olan tedbirlerde ve çocuk teslimi gibi çocukların kişisel ilişki kurulması, velayetleriyle ilgili çocukların bir meta gibi anneden ya da babadan alınmasıyla ilgili görüntüleri sona erdirdik.”

“50 BİNDEN FAZLA GÖRÜŞ ALDIK”
Hem 9’uncu yargı paketi hem de son noterlik ve bazı kanunlardaki değişikliklerle kamuoyunda ceza adaleti sistemiyle ve suçla mücadeleyle ilgili konuşulan, “Cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler nerede?” diye haklı olarak basından sorular geldiğini de belirten Bakan Tunç, “Bununla ilgili kapsamlı bir çalışmamız var. Şu anda yargı reformu strateji belgemiz hemen hemen tamamlandı. Vatandaşlarımızdan 50 binden fazla görüş aldık. Barolarımızdan, bilim adamlarımızdan, üniversitelerimizden, uygulayıcılarımızdan, mahkemelerin ilk derece, istinaf, Yargıtay olmak üzere tüm yüksek yargı kurumlarımızdan aldığımız görüşler neticesinde 1 yıllık hazırlık yaptık. Bu hazırlık çerçevesi içerisinde özellikle hukukun üstünlüğünü esas alan, öngörülebilir ve gecikmeyen bir adalet sisteminin tesisi konusunda çok önemli hususlara değinen bir yargı reformu strateji belgesi olacak. Önümüzdeki 4 yılı kapsayacak. 2024 ve 2028 yılları arasında ve orada kısa vade, orta vade ve uzun vade şeklinde bir takvim belirlenecek. Bu takvim içerisinde gerek mevzuat değişiklikleri, gerekse de uygulamaya yönelik çok önemli düzenlemeleri inşallah hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
“ÖNEMLİ DÜZENLEMELERİ BİRKAÇ GÜNE GÖRMÜŞ OLACAĞIZ”
Caydırıcılık açısından ve toplumun huzur ve sükûnunu bozmaya yönelik suçlarla ilgili olarak da gerek Türk Ceza Kanunu’muzda Kabahatler Kanunu’nda yeniden bir değerlendirme ihtiyacı söz konusu olduğunu da dile getiren Bakan Tunç, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Bu konudaki çalışmalarımızı biz, hem uygulayıcılardan, istinaf ve Yargıtayımızın ilgili dairelerinden görüşler alarak hayata geçireceğiz inşallah ve özellikle hem akademisyenlerimizin hem de bilim komisyonlarımızın katkıları da söz konusu oldu. Milletvekillerimizin takdirlerini hazırladığımız taslak çalışmasını inşallah ibraz ederek, bu konudaki çalışmalarımıza özellikle asıl 10’uncu paket diyebiliriz artık ona. Yargı reformu strateji belgemizin ilk paketi olarak ceza adaleti sisteminin etkinliğini artırmaya yönelik önemli düzenlemeleri inşallah önümüzdeki süreçte birkaç güne kadar görmüş olacağız.”

“BİR KUSURUNUZ YOKSA TELAŞLANMAYA GEREK YOK”
Bakan Tunç, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerine yönelik başlatılan soruşturma ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adalet sistemin yönelik söylemlerine cevap verdi. Tunç, Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerine yönelik incelemelerin başlatıldığını hatırlatarak, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ankara ve İstanbul Büyükşehir belediyelerinde bir takım organizasyonlarıyla ilgili bir inceleme başlatıldı. İçişleri Bakanlığı tarafından müfettişler gönderildi. Onlar incelemelerini yapıyorlar. Belediyelerin, kamu iradelerin denetimi söz konusu burada. Hem Sayıştay denetimine tabidirler, hem de İçişleri Bakanlığının denetimine tabidirler. Burada denetimden çekinmeye gerek yok. Bir eksiğiniz, kusurunuz var ise telaşlanırsınız. Bir eksiğiniz yoksa, müfettişin özellikle araştırmak istediği konularla ilgili cevaplarınızı verirseniz zaten bir telaşınıza gerek yok. Burada bir suçluluk telaşında bulunmamak gerekir. Özellikle yargı ile cümle kurarken, haddi aşmamak gerekir. Yargı tacizi ne demek. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devleti. Anayasamızın 138’inci maddesi ‘Yargı tarafsız ve bağımsızdır. Yargı hiç kimseden talimat almaz ve hiçbir talimatı da dikkate almaz’ dolayısıyla bağımsız ve tarafsız yargının başlatmış olduğu soruşturmaları yargı tacizi şeklinde değerlendirmek şuursuz bir harekettir. Özellikle belli sorumluluk makamında olan kişilerin komu yöneticilerin, belediye başkanlarının yargı ile ilgili cümleleri sarf ederken, dikkatli olmaları lazım. 25 bin hakim ve savcımız var. Yargının yapmış olduğu işlemler noktasında siz eğer yargı tacizi burada haksızca üzerimize geliyorlar şeklindeki cümleler, sarf ederseniz, demek ki gizlediğiniz bir şey mi var? der kamuoyu. Burada hukukun üstünlüğü endeksiyle değerlendirme yapmak Türkiye ile ilgili böyle bir değerlendirme yapmak bir belediye başkanının haddi de değil, hakkı da değil.”
“YASSIADA YARGISINI ÖZLÜYORLAR”
İmamoğlu’nun “Yargı sistemi hiç bu kadar dibe düşmemişti” söylemlerine cevap veren Bakan Tunç, şunları söyledi:
“Masa başında hazırlanmış bir değeri olmayan, sırf Türkiye’yi karalamaya yönelik bu tür endeksleri öne alarak, adeta onların Türkiye’de sözcülüğünü yaparak Türk yargısını bağımsız olmamakla, Türkiye’de hukuka güven olmamakla suçlamak, Türkiye Cumhuriyeti Devletine büyük bir haksızlıktır. İhtilal dönemlerinde bile böyle bir yargı yoktu. Yargı o zaman ki kadar ki dibe düşmemişti gibi söylemlerde bulunmak haddi tamamen aşmaktır. Bunu kabul etmek mümkün değildir. 27 Mayıs yargısı 28 Şubat yargısı 12 Eylül yargısı ile kıyaslıyor ve o kadar dibe düşmemişti diyor. Bu Yassıada yargısını özlemektir. Yargı kimsenin arka bahçesi değildir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ADALET BAKANI TUNÇ: HER AYRINTI İNCELENİYOR
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un konuşmasından satırbaşları:
Cumhurbaşkanımız konuyu ilk andan itibaren yakından takip ediyor. Faillerin ortaya çıkartılması için her şey yapılıyor. Her ayrıntı inceleniyor. Caniler, hesap verecek… 22 şüpheli yarın savcılıkta olacak. 4 bin 656 personel işe 5 km’lik alan arandı. 267 kişinin ifadesi alındı. Olayda kullanıldığı değerlendirilen kimyasal inceleme raporu beklenmektedir. Olay yerinden elde edilen svap, toprak, balçık ve taş parçaları üzerinde yapılan inceleme sonuçları da beklenmektedir. Adli Tıp Kurumu’ndan Narin kızımızın kesin ölüm nedeniyle ilgili sonuç beklenmektedir. Soruşturma tüm yönleriyle sürdürülmektedir.
“RESMİ MAKAMLARIN AÇIKLAMALARINA İTİBAR EDİLMELİ”
Kamuoyunun haber alma hakkı önemlidir. Ancak soruşturmanın gizliliği mutlaka gözetilmektedir. Resmi makamlarımızın açıklamaları dışındaki bilgilere itibar edilmemesi önem teşkil etmektedir.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: 267 kişinin ifadesi alındı… 22 şüpheli yarın adliyeye sevk edilecek
3 BAKAN NARİN’İN KABRİNİ ZİYARET ETTİ
Diyarbakır’da 21 Ağustos’ta kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran’ın cansız bedenine ulaşılmıştı. Soruşturma kapsamında cinayete kurban giden Narin’in amcası Salim Güran tutuklanmıştı. Annesi, babası, ağabeyinin de aralarında olduğu 22 şüphelinin ise sorgusunun sürdüğü açıklanmıştı.

Narin’in cansız bedenini amcası Salim Güran’dan aldığını ve cesedin bulunduğu dere kenarına bıraktığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar ise tutuklanmıştı. Türkiye’nin yüreğini yakan olayda İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sürecin yakından takipçisi olacaklarını açıklamıştı.

DUALAR EDİLDİ KURAN-I KERİM OKUNDU
Bugün ise İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye’yi ağlatan Narin’in kabrini ziyaret etti. Türkiye’yi ağlatan Narin’in kabri başında dualar edildi ve Kuran-ı Kerim okundu.

Bakanlara AK Parti Diyarbakır Milletvekilleri Suna Kepolu Ataman, Mehmet Sait Yaz ve Mehmet Galip Ensarioğlu ile Vali Murat Zorluoğlu’da eşlik etti. Bakanlar gelişi nedeniyle jandarma mezarlık çevresi ile köyde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Bakanlar, Narin’in ailesinden, akrabalarından ve köylülerden hiç kimseyle görüşmeden mezarlıktan ayrıldı.

“O GÜLÜŞÜYLE NEŞESİYLE BU DÜNYAYI GÜZELLEŞTİREN BİR YAVRUMUZDU…”
Narin Güran’ın kabirini ziyaret eden İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş, Adalet Bakanımız Sayın Yılmaz Tunç ve heyetimizle birlikte Narin kızımızın kabri başında dua ettik. Yaşadığımız bu menfur olay Milletimizin yüreğini yaktı. O, gülüşüyle, neşesiyle bu dünyayı güzelleştiren bir yavrumuzdu. Narin kızımıza Allah’ta rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun” ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş, Adalet Bakanımız Sayın Yılmaz Tunç ve heyetimizle birlikte Narin kızımızın kabri başında dua ettik.
Yaşadığımız bu menfur olay Milletimizin yüreğini yaktı. O, gülüşüyle, neşesiyle bu dünyayı güzelleştiren bir… https://t.co/JSU58IGPHx
— Ali Yerlikaya (@AliYerlikaya) September 11, 2024
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin kanını donduran cinayet…
Günlerdir kayıp olarak arana Narin’in cesedi bulundu, bugün defnedildi.
Cinayetle ilgili ise her geçen gün yeni detaylar ortaya çıkıyor.
BAKAN TUNÇ’TAN SON AÇIKLAMA
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, günlerdir aranan ve cansız bedeni derede bulunan Narin Güran soruşturmasındaki son durumu açıkladı.
“SORUMLULAR CEZAYA ÇARPTIRILACAK”
Bakan Tunç, “Narin’in hunharca katledildiğini gördük, soruşturma devam ediyor. Gerekli davalar açılacak. Sorumlu ve sorumlular gerekli cezaya çarptırılacak.” dedi.

“ÜLKE OLARAK DERİNDEN YARALANDIK”
Narin Güran soruşturmasıyla ilgili konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, şu ifadeleri kullandı:
Hepimizi derinden yaraladı. Maalesef cansız bedenine ulaşıldı. 21 Ağustos’ta Narin kızımız kayboldu. 19 gün boyunca kendisinden haber alınamadı. Devletimizin tüm kurumları, bütün köylüler, komşular Narin’i günlerce aradı. Diğer yandan da adli soruşturma yürütüldü. Köye giriş çıkanlar köylüler de dahil olmak üzere 269 kişinin ifadesine başvuruldu. Amcasının arabasındaki DNA’nın Narin’e ait olduğu tespit edildi. Narin’in cansız bedeni derenin sığ bir kısmında Jandarma tarafından tespit edildi. Çok üzüldük, keşke canlı olarak bulunabilseydi. Ülke olarak derinden yaralandık.

“SONUNDA BİR SONUÇ ALACAĞIZ”
Köyde şüpheli olan 24 kişi gözaltına alındı. İfadeleri henüz devam ediyor. Tüm detaylarıyla soruşturma devam ediyor. Narin’i katledenler bulunacak ve en ağır cezayı alacaklar. Çapraz sorgular devam ediyor. Sonunda bir sonuç alacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız da verdiği talimatlarla, kimler Narin’in katline sebep olduysa en ağır cezayı alması yönünde taleplerini ilgili bakanlara iletti.

“MİLLETİMİZ MÜSTERİH OLSUN”
Devlet kurumları olarak hep birlikte soruşturmanın tamamlanmasını sağlayacağız. Çocukların korunması için önce aile sonra devlet sorumludur. Çocukların istismara maruz kalmaması için tüm tedbirleri almaya devam edeceğiz. Narin soruşturmasında maddi gerçek ortaya çıkınca katilleri ceza kanundaki en ağır cezayı alacak. Şimdi bize düşen onun katline sebep olanları bulup yargı karşısına çıkarmak. Milletimiz müsterih olsun, devletimiz yoğun bir şekilde bu soruşturmayı takip ediyor.
Furkan Can
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yaklaşık 41 bin masum sivilin hayatını kaybettiği Gazze’de, hayatta kalan Filistinlilerin ise temiz suya bile ulaşamadığını aktaran Tunç, şu ifadeleri kullandı:
“Terör örgütü gibi davranan İsrail’in işlediği insanlık ve savaş suçlarını vicdanlar kabul etmemektedir. Bebek katillerinin yaptığı zulüm karşısında sessiz kalanlar, masum çocukların çığlıklarına kulak tıkayanlar tarih huzurunda asla affedilmeyecektir. Filistin davası, adaletin, haklının ve özgürlüğün davasıdır. Türkiye olarak her daim Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya, zulmün ve işgalin karşısında durmaya devam edeceğiz.”

“KAZANAN FİLİSTİN HALKI OLACAK”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise işgalci İsrail’in Gazze’de 7 Ekim’den beri gerçekleştirdiği soykırımda 16 bin 673’ü çocuk, 11 bin 269’u kadın olmak üzere 40 bin 819 Filistinlinin hayatını kaybettiğini vurguladı.
Göktaş, “Tüm dünyanın gözleri önünde insanlığı ayaklar altına alanlara ve bu zulme sessiz kalanlara rağmen kazanan mazlum Filistin halkı olacak, kazanan insanlık olacak.” değerlendirmesini yaptı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da “Gazze’deki kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayacağız. Soykırımcı İsrail yönetimi döktüğü kanın, işlediği insanlık suçlarının hesabını elbet verecek. Türkiye her zaman olduğu gibi zalimin karşısında, mazlumun yanındadır.” ifadelerini kullandı.

“GERÇEKLERİ HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Gazze’de yaralanan anne ve çocuğun görseline yer vererek, şunları kaydetti:
“333 gündür Gazze’de, o küçücük toprak parçasında, tüm dünyanın gözleri önünde, soysuzca, barbarca, vicdansızca soykırım suçu işleniyor. İnsanlığını kaybetmiş, vicdanı tutsak İsrail yönetimi her gün yeni bir kıyıma imza atıyor. Gazzeli masum sivillerin, kadınların, çocukların, kundaktaki bebeklerin ahını alanlar bunun hesabını uluslararası mahkemeler önünde mutlaka verecek. Soykırımcı Naziler neyle karşılaştıysa bu barbar yönetim de aynı şeyle yüzleşecek. Zaman bunu hepimize gösterecek. Gazze’de soykırım var.”
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, işgalci İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze’de soykırıma devam ettiğine işaret ederek, “Gazze’de her gün nice güneşler batıyor. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar dünyanın gözleri önünde katlediliyor. Susmayacağız. Haksızlıklar karşısında dimdik durmaya, gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.


“TÜRKİYE OLARAK BİZ SUSMADIK, SUSMAYACAĞIZ”
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ise “Dünyanın gözleri önünde gerçekleşen insanlık dramı aralıksız sürerken Gazze’de sadece çocuklar değil insanlık da ölüyor. İnsan sadece konuştuklarından değil sustuklarından da sorumludur. Türkiye olarak biz susmadık, susmayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de Gazze’de katledilen çocuklara dikkati çekerek, “Gazze’de 25 yıl aradan sonra ilk kez çocuk felci vakası görüldü. Gazze’de çocuklar kimsesiz, aç, susuz, hasta, yaralı ve imkansızlıktan tedavi edilemiyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), “ByLock kullanmak”, “Bank Asya’da hesabı olmak” suçlamaları ve gizli bir tanığın ifadesiyle tutuklanan eski öğretmen Yüksel Yalçınkaya’nın hak ihlaline uğradığı gerekçesiyle yaptığı başvuruya ilişkin kararını dün açıkladı.
Yalçınkaya'nın 2020 yılında açtığı bireysel başvuruyu karara bağlayan AİHM, Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) adil yargılanma hakkını düzenleyen 6’ncı, 7’nci ile örgütlenme ve toplanma hakkıyla ilgili 11. maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Ayrıca, Türkiye'nin, Yalçınkaya'nın 15 bin Euro tutarındaki mahkeme masrafları ile çıkabilecek vergi ve masraflarını da ödemesine karar verildi. AİHM’in gerekçeli kararında "Türkiye’nin, terör suçlarından mahkumiyetlerle ilgili sistematik sorunu ele alması gerektiği" uyarısı yapıldı.
AİHM’in söz konusu kararını değerlendiren hukukçular, FETÖ suçlamasıyla açılan 8 bin 500 dava ve ByLock davaları için emsal olabileceğini belirtti.

AİHM’in hak ihlali kararının ardından Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Tunç açıklamasında, ByLock kullandığı gerekçesiyle tutuklanan ve ceza alan Yalçınkaya’nın hukuka uygun bir şekilde yargılandığını savundu. AİHM’in kararının uygulanmayacağının sinyalini veren Tunç, “Hükümetimizce ayrıntılı bir şekilde bilgilendirildiği ve itiraz edildiği halde, hakkında Türk yargısınca FETÖ üyeliği suçlamasından iki ayrı yakalama kararı bulunan bir kişiyi Büyük Daire duruşmasında başvuranın temsilcisi olarak kabul eden AİHM, tarafsız bir yargılama yapmayacağını en baştan belli ederek hukuka ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bir karar vermiştir” dedi.
Tunç’un, ByLock kullanımının FETÖ’den ceza verilmesine yeterli olduğunu savunduğu açıklaması akıllara kardeşi Avukat Yahya Tunç’u getirdi.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından FETÖ davalarında “örgüt üyeliğine” delil olarak sık sık haberleşme sistemi ByLock gösterildi. Yargıtay, ilk kez 2017 yılında iki FETÖ dosyasında verdiği hükmün gerekçeli kararında, örgütün gizli haberleşme programı ByLock’u delil kabul ederken, Anayasa Mahkemesi de ByLock kullanımını, tutuklama için kuvvetli şüphe saydı.
Bank Asya’ya para yatıranlar, ByLock’u telefonuna yükleyip bir kez bile kullanmayanlar FETÖ üyesi yapılıp ceza alırken, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un kardeşi Yahya Tunç’a aynı işlem uygulanmadı.
Şimdilerde AİHM’in ByLock kararına tepki gösteren Adalet Bakanı Tunç’un kardeşi Yahya Tunç hakkında, 'FETÖ' üyeliği suçlamasıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca iddianame hazırlanmıştı. İddianamede, Yahya Tunç’un ByLock'ta bin 454 adet kaydı olduğu, ByLock kullanıcısı 22 kişiyle ve FETÖ davalarında hakkında adli işlem yapılan 166 kişiyle iletişim kaydı olduğu ifade edildi.
İddianamede, Tunç'un ByLock kullanıcısı olmasının yanı sıra, örgütsel sohbetlere ve yurt dışı gezilerine katıldığı, Bank Asya'da birden fazla hesabı ve kredi kartı olduğuna da dikkat çekildi.
Ancak ByLock’ta bir kez kaydı olanlara bile yıllarca hapis cezası verilirken Yahya Tunç’a dokunulmadı.
İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Şubat 2021'de, Tunç'un kendisinin teslim olması nedeniyle etkin pişmanlıkta bulunarak örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde faydalı bilgiler verdiğini belirtti ve hakkında ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti.
Üstelik Tunç hakkında beraat kararı veren İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi, baktığı FETÖ davalarında adeta ceza yağdırmıştı.



