2 MAHALLEDE DAHA YANGIN ÇIKTI
15 Ağustos günü Boyalı Mahallesi’ndeki yangına müdahale sürerken, bu kez de ilçenin Kayacık ve Kaşıkçı mahallelerinde 17.30 sıralarında iki farklı yangın çıktı. İlçenin üç farklı mahallesinde devam eden yangınlara, 11 hava aracı, 83 söndürme ekibi, 36 su tankeri, 18 iş makinesi, sağlık, jandarma ve trafik ekipleriyle birlikte toplam 361 personel ile müdahale edildi.
KARAYAKUP MAHALLESİ YANDI
Kaşıkçı Mahallesi’nde tarım arazilerinde çıkan yangın aynı gün söndürülürken, Boyalı ve Kayacık mahallelerindeki orman yangınları ise sürdü. Öte yandan tedbir amaçlı 20 hanelik Karayakup ve 57 hanelik Yeniköy Mahallesi tahliye edildi. 40 kişinin yaşadığı Karayakup Mahallesi’ndeki cami dahil tüm evler yanarak, kullanılamaz hale geldi.
YANGIN SALİHLİ İLÇESİNE ULAŞTI
Yangının 3’üncü gününde alevler rüzgarın etkisiyle büyüyerek Salihli’nin kırsal Kale, Kemer, Kurttutan ve Hacıhıdır mahallelerine ulaştı. Yangından etkilenen 4 mahalle tedbir amaçlı boşaltıldı. Mahallelerde yaşayanlar, eşyalarını ve hayvanlarını güvenli bölgeye taşıdı. Kale Mahallesi’nde bazı evler tamamen yandı.
ALEVLER BÜYÜK BİR ALANDA ETKİSİNİ SÜRDÜRÜYOR
Gördes ilçesi Boyalı Mahallesi’nde çıkan ve Salihli ilçesine de sıçrayan yangın, rüzgarın da etkisiyle büyük bir alanda etkisini sürdürdü. Salihli ilçesindeki Kale Mahallesi’nin alt kısmından rüzgarın da etkisiyle yine aynı ilçenin Kemer ve Hacıhıdır mahallelerine doğru yönelen yangına 4’üncü gününde, 7 helikopter, 66 arazöz, 22 su ikmal aracı, 6 dozer, 7 yer ekibi, 47’si teknik eleman olmak üzere 550 personel ile müdahale sürdü.
AMFİBİK UÇAK GÖREV ALDI
Gördes ilçesi Boyalı Mahallesi’nde başlayan ve komşu ilçe Salihli’de devam eden orman yangınlarının 5’inci gününde, amfibik uçak görev almaya başladı.
Yangında, 6’ncı güne girilirken, bölgedeki alevlerin büyük oranda enerjisi düştü. Olası bir rüzgar ve fırtınayla karşılaşılmaması halinde alevlerin kontrol altına alınmasının an meselesi olduğu bildirildi. Alevlerin kontrol altına alınması için çalışmalar havadan ve karadan sürüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güneydoğu Asya ülkesi Bangladeş’in Cox’s Bazar kentinde ocak ayında Kutupalong Mülteci Kampı’nda çıkan yangında evlerini kaybeden Arakanlı Müslümanlar (Rohingyalar) için Türkiye harekete geçti. Yangın sonrası 490 barınağın yapımını üstlenen Türkiye Diyanet Vakfı, bugün itibariyle 350 aileye inşaatları tamamlanan barınakları teslim etti. Kalan barınakların gelecek iki hafta içerisinde ailelere teslim edilmesi hedeflenirken, yangın nedeniyle kullanılamaz hale gelen TDV Camisi ise tekrar inşa ediliyor.
“Rohingyalı kardeşlerimizi evleriyle tekrar buluşturacağız”
TDV Bangladeş Koordinatörü Oğuzhan Adsız yaptığı açıklamada, mülteci kampındaki yapıların yeniden inşaatı için hız kesmeden çalıştıklarını ifade etti. Bangladeş Afet Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler (BM) ile koordinasyonlu bir şekilde çalıştıklarını belirten Adsız, “490 tane barınağı vakıf olarak biz yapacağız. Bağışta bulunan bağışçılarımızın emanetlerini buradaki kardeşlerimiz için kullanmaya devam ediyoruz. Şu an barınak çalışmalarımız devam ediyor. İnşallah Ramazan ayı öncesinde çalışmalarımızı tamamlayarak evleri yanan Rohingyalı kardeşlerimizi evleriyle tekrar buluşturacağız” dedi.
Barınakların 15 metrekareden oluştuğunu söyleyen Adsız, “Bu ölçüler bize Bangladeş Afet Bakanlığı tarafından verilen ölçü. Barınak yaparken bu ölçülere uyarak inşa ediyoruz. Aynı zamanda bu barınaklarımızın yanında yanan bir camimiz de vardı. Onun da inşasını Ramazan ayı öncesinde tamamlayarak ilk teravihe yetiştireceğiz. Buradaki kardeşlerimizi ibadetlerini Ramazan ayı boyunca diğer camilerimizde olduğu gibi yapmaya devam edecekler” diye konuştu.
“Dünya Rohingyalı Müslümanlar için elinden gelen gayreti gösteriyor”
Şu an itibariyle 350 aileye barınakların teslim edildiğini kaydeden TDV Bangladeş Koordinatörü Adsız, “Bir buçuk hafta içinde barınaklarımızın hepsini tamamlayacağız. Zaten bu barınakları inşa eden Rohingya toplumu. Çünkü el işçiliği burada çok gelişmiş, özellikle bambudan çok fazla çeşitli ürün çıkartabiliyorlar. Yaşam alanları Myanmar’da yaşanan zulüm öncesinde de aşağı yukarı bu şekildeydi. Tek fark burada hayatta kalma korkuları yok. Daha güvenli bir ortam var. Kampta polisler ve askerler var. Başta Türkiye olmak üzere tüm dünya Rohingyalı Müslümanlar için elinden gelen gayreti gösteriyor. Bizde 2017’de kriz başladığı andan itibaren beslenmeden barınmaya, eğitimden sağlığa ve meslek edindirmeye kadar pek çok projeyi hayata geçirdik” şeklinde konuştu
“Yemek bulmakta zorlanıyoruz”
Rohingya mülteci kampında yaşayan medrese hocası ise yaptığı konuşmada, “Çok zor durumlar yaşadık ve buraya geldik. Çok zor şartlarda yaşıyoruz, çocukların eğitiminde zorlanıyoruz. Yemek bulmakta zorlanıyoruz. Yemek veriliyor ama sadece hayatımızı devam ettirebilecek kadar” ifadesini kullandı.
Daha iyi şartlarda yaşamak istediklerini dile getiren medrese hocası, “Yangın yaşandığında ben medresede eğitim veriyordum. Çocuklarım buradaydı ve yangını duyar duymaz buraya geldim. Çocuklarımı kurtardım, her şeyimiz yandı, hiçbir şeyimiz kalmadı. Evimiz yapıldığı için çok teşekkür ederiz” dedi.
Binlerce Müslüman evsiz
Bangladeş’in Cox’s Bazar şehrinde Arakanlı Müslümanların yaşadığı Kutupalong Mülteci Kampı’nda 6 Ocak’ta çıkan yangında bin 200 yerleşim yeri hasar görmüş ya da tamamen yanmıştı. Yaklaşık 7 bin Arakanlı Müslüman ise evsiz kalmıştı. – DAKKA
]]>23 Şubat 2023 tarihinde GOP Bulvarı üzerinde bulunan bir otelde çıkan yangın paniğe neden oldu. Yangın sırasında otel odasında bulunan ve asker olduğu iddia edilen 20 yaşındaki Umut Muzaffer Gezen alevlerin arasından kaçmak için 3. kattan aşağı atladı. Olay sonrası ağır yaralanan genç, olay yerine çağrılan sağlık ekipleri tarafından hızla üniversite hastanesine kaldırıldı. Olay sonrası bazı haber sitelerinde gencin öldüğüne dair haberler yapıldı. Hastanede ilk müdahalesi yapılan Gezen, daha sonra bilinci açıldı. Sağlık durumu iyi olan Gezen’e hastane çalışanları hakkında çıkan haberleri okuttu. Kemal Sunal filmindeki gibi kendi ölüm haberini okuyan Gezen, kendinden de şüphe etti. Başından yaralanan, ayağında kırık olan ve belinden geçireceği ameliyat gününü bekleyen Gezen, kendi haberlerini gülerek okudu.
Umut Muzaffer Gezen, “Tokat’ta otel odasında çıkan yangında panikleyip 3. kattan atladım. Öldüm diye haberlere çıktım. Hayattayım. Şükür halime. Bundan daha ötesi olamaz. İlaçlarımı aldıktan sonra uyudum. Uyuduğumdan dolayı yangın çıkmış fark etmedim. Bir anda uyandım. Panikle camdan atladım. Atlamasaydım belki şu anda burada değildim. Hayatta değildim. Askerdim, er olarak geldim. Acemi birliğine geldim. Bir gün için konaklamak için oraya geldim ve yangın çıktı onda da. Askerlik de kaldı şimdi. Kendim hastanedeyim. Ameliyat olacağım. Belimde bir rahatsızlık var. Allah’a şükür ameliyat olduktan sonra iyi olacağım. Başka da bir şeyim yok. Başımda pek fazla bir şey yok. Şöyle söyleyeyim. Sol ayağımda bir kırık var. Başımda çok kılcal çatlaklar var. Bir de belden ameliyat olacağım o kadar. Olay olduğu gün öldü dediler. Sağ olsun ambulans ekipleri tarafından hastaneye buraya Tokat Gaziosmanpaşa’ya kaldırıldım. Buraya geldim. İlk şuurum yerinde değildi. Şimdi çok iyiyim. Her şeyim yerinde. Yemek yedim. Su içtim. Sonra dediler bir şeyler göstereceğiz. Dedim abi ne göstereceksiniz. Öldün, şu oldu, bu oldu. Kemal Sunal’ın filmi gibi. Ben iyiydim halbuki haberleri seyrediyorduk. Beraber hemşire abiler, arkadaşlarla burada. Yiyordum, içiyordum, iyiydim yani bir şeyim yoktu ama hani bu da bir olay oldu. Başımızdan geldi, geçti. Bir deneyim oldu benim için. Film gibi bir sahne oldu benim için. Kemal Sunal’ın sahnesi gerçek oldu. Gerçekten öldü diyor yani. Hani ben öldüm artık yokum. O hesap oldu. Kendimden şüphe ettim” dedi.
Anne Gözde Gezen ise “Ben hayatta kaldığına çok şükrediyorum. Çok şükür hayatta. Bunda da bir vardır hayır. Belki askeri birliğine teslim olsa da üstüne daha kötü bir şey gelecekti. Çok şükür hayatta iyi. Omuriliğinde bir sıkıntı var. Omuriliğinde bir kırık var. İnşallah buradan yürüyerek çıkacağız” diye konuştu. – TOKAT
]]>ORMAN Genel Müdürü Bekir Karacabey, 2023’te yerli 2 yangın söndürme helikopteri, 4 yangın söndürme uçağı ile 1 keşif uçağının eklendiği filoya bu yıl 4 uçak ve 1 helikopterin daha geleceğini söyledi. Karacabey, İnsansız Hava Araçları (İHA) ile yerli hava gücü sayısının 2024’te toplamda 19’a ulaşacağını belirtti.
Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) yangın söndürme filosundaki yerlilik oranı artıyor. Genel Müdür Bekir Karacabey, 2023 yılında dünyada sadece 5 ülkenin kullandığı yangın yönetiminde etkili olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Otağ’ ismini verdiği insanlı keşif uçağının yanı sıra 2 Sikorsky tipi T70 yangın söndürme helikopteri ve 4 Air Tractor model yangın söndürme uçağının yerli imkanlarla üretilip, filoya dahil edildiğini hatırlattı. 2028’e kadar yerli uçakların sayısının 20’ye ulaşacağını belirten Karacabey, “2024 yılında bunlardan 4’ü daha hizmete girecek. Sadece hava araçlarımız değil, kara araçlarında da hem filomuzu sayı olarak güçlendirdik hem de yeniledik. Eski olan araçlarımızı da yenileyerek kara ekiplerimizi de güçlendirdik ki kara ekipleri çok önemlidir. Hem personellerimizin eğitimiyle niteliğini artırarak o yönden güçlendirerek hem sayı olarak artırarak hem de ekipmanla onları güçlendirerek, 2023 yılında 2022 yılına göre daha güçlü olarak girdik. 2024 yılında dahil olacak araçlarla daha güçlü olacağız” diye konuştu.
‘GÖKBEY’İN AĞABEYİ GELİYOR
Karacabey, bu yıl filoda yerli uçak sayısının toplamda 8’e ulaşacağını aktararak, “1 tane daha Sikorsky helikopterimiz, şu an TUSAŞ’ta üretim süreci devam ediyor. Mayıs ayından önce inşallah filomuza dahil olacak. Toplamda yerli olarak 11’i yangın söndürme olmak üzere 19 hava aracımız, filomuzda olmuş olacak. Bununla birlikte yerli ve milli olarak üretilecek yeni bir yangın söndürme helikopterinin de protokolünü TUSAŞ ile imzaladık. Yerli üretim ‘Gökbey’ helikopterimiz var. Onun ağabeyi diye bizim nitelendirdiğimiz 5 ton ve üzerinde su taşıma kapasitesine sahip olacak; şu an ‘hafif sınıf’ diye ifade edilen helikopterler 2,5-3 ton su atarlar. Onların taşıdığı suyun 2 katı su taşıyabilecek yeni bir helikopterin üretim aşaması başladı. TUSAŞ tarafından yürütülüyor. İnşallah 2028 yılında bunlardan bize 8 tanesini teslim edecekler” dedi.
THK’NIN 3 UÇAĞI DAHA KULLANILIR DURUMA GELECEK
Karacabey, Türk Hava Kurumu’nun (THK) envanterinde olan uçaklardan 2’sinin bakımlarının tamamlandığını ve 2023’te yangınla mücadelede kullanıldığını, bu yıl 3’ünün daha bakımlarının yapılarak kullanılır duruma getirilmesini beklediklerini söyledi. Karacabey, “2024 yılında toplamda, 105 helikopter ve 26 yangın söndürme uçağı ile orman yangınlarıyla mücadelemizi gerçekleştirmeyi planladık. Buradaki toplam rakamlara rezerv güç, kiralıklar ve envanterdeki araçlar dahildir. 2024 yılında orman yangınlarıyla mücadelede daha fazla sayıda helikopter, uçak, yer ekibiyle hazırlıklarımızı sürdürüyoruz. Kara araçlarımızın bakımlarını yapıyoruz. Yaz boyunca kullanıldıkları için üzerindeki malzemelerden, aletlerden yıpranmış olanların bakımlarını tekrar yaparak elden geçiriyoruz. Bir taraftan personelimizin yineleme eğitimlerini gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.
‘YANGINI HABER ALMA SÜREMİZİ 2 DAKİKANIN ALTINA İNDİRECEĞİZ’
Yangınla mücadelede toplamda 8 adet yerli İHA kullandıklarını belirten Karacabey, “TUSAŞ’ın ürettiği ‘Aksungur’ ve ‘Anka’ İHA’sı, ayrıca Bayraktar firmasının ürettiği ‘Bayraktar’ İHA’larla inşallah 2024 yılında da ormanlarımızı gözetleyeceğiz. Orman içinde yangın meydana geldiğinde 2 dakika içerisinde Orman Genel Müdürlüğü olarak bizim haberimiz oluyor. Hedefimiz, bu süreyi daha da aşağıya çekmek. Bununla orman yangınlarında müdahale ettiğimiz araçlar su kullanıyor. Su kaynaklarının yoğunluğunu da ormanlar içerisinde artırıyoruz. Geçtiğimiz yıl 4 bin 630 olan orman içerisindeki su kaynağı sayısını, 4 bin 670’e çıkarmıştık. 2024 yılında da 100’den fazla yeni havuz veya su göleti orman içerisine tesis ederek, su kaynaklarının yoğunluğunu artıracağız ki, daha kısa sürede araçlar su takviyesi yapıp yangına müdahale edebilsinler” dedi.
‘2023 YILINDA 2 BİN 520 ADET YANGIN ÇIKTI’
2023 yılında 2 bin 520 adet yangın çıktığını aktaran Karacabey, “Baktığımız zaman bu yangınların yüzde 88’i maalesef insan kaynaklı. Öncelikli hedefimiz, yangın çıkmamasını sağlamak. Bu yangınların çıkmasını engelleyebilirsek, yangınla mücadele etmek zorunda kalmayız, ormanlarımız yanmaz. İnsanımıza daha fazla ulaşıp, onların hassasiyetlerini daha fazla artırıp, bu yangınların çıkmasını engelleyebilirsek, ne kadar çok engelleyebilirsek, o kadar az ormanımız zarar görmüş olacak. Bizim 2024 yılında orman yangınlarıyla mücadelede en önemli sloganımız, mottomuz ‘her şey elimizde yakmayalım, söndürmek zorunda kalmayalım’ olacak” diye konuştu.
]]>Merkez Sarıçam ilçesinde 13 Ağustos 2022’de iki farklı ormanlık alanda yangın çıkardığı gerekçesiyle aynı gün tutuklanan ve eylemlerini terör örgütü PKK adına gerçekleştirdiği belirlenen F.D. ile keşif ve eylem çalışmaları için terör örgütüne fon sağladıkları iddiasıyla 13 Nisan 2023’te tutuklanan A.B. ve tutuksuz A.E, A.A, A.K, F.K, M.D, M.H.B, M.Ö, S.B, S.İ. ve S.B. hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma tamamlandı.
Sanık F.D. hakkında, “devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet, “terör örgütü faaliyeti çerçevesinde kasten orman yakma” suçundan müebbet, “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçundan 10 yıla kadar hapis, tutuklu A.B. hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” suçlarından 25 yıla kadar hapis, diğer 10 sanık için ise “terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet” 10’ar yıla kadar hapis cezaları talebiyle hazırlanan iddianame, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Belgeler, ifade tutanağı, tanık anlatımları, Sarıçam Orman İşletme Şefliği tutanakları, HTS, PTS, dijital veri inceleme kayıtları ve bilirkişi raporlarına yer verilen iddianamede, sanığın kentteki orman yangınlarını terör örgütü PKK’nın talimatıyla çıkardığı anlatıldı.
İddianamede, F.D’nin Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesince aynı suçlama yönüyle yargılaması süren R.B. ile terör örgütü PKK’nın talimatı üzerine 13 Ağustos 2022’de, R.B’nin kullanımındaki araçla gittiği Sarıçam ilçesi Ünlüce ve Çamlıca mahallelerinde 2 ayrı ormanı yakıp Mersin’e kaçtığının tespit edildiği belirtildi.
PKK’nın talimatıyla bölgede keşif çalışması yapmış
Sanığın yangınları çıkardığını gördüklerini anlatan 3 tanığın ifadelerinin de yer aldığı iddianamede, F.D’nin yangınlar öncesinde de PKK adına sansasyonel eylem arayışında olduğu bilgisine yer verildi.
F.D’nin telefonunun baz istasyonlarından sinyal verdiği adreslerin incelendiği de iddianamede belirtildi. Buna göre Kozan ve Yüreğir ilçeleri arasındaki kırsal alanlara hizmet veren geniş kapsama alanı olan baz istasyonlarından sanığın telefonundan sinyal alındığı, buraların orman yangını çıkan bölgelere yakın olduğunun tespit edildiği iddianamede anlatıldı.
İddianamede, “Sanık F.D. ve R.B’nin birlikte merkez Sarıçam, Kozan ve Aladağ ilçelerinde örgütün talimatıyla keşif çalışması yaptıkları, terör örgütü PKK’nın talimatıyla ormanlarda yangın çıkaran ‘ateşin çocukları’ yapılanmasıyla bağlantılı oldukları tespit edilmiştir.” ifadeleri yer aldı.
PKK’nın keşif ve eylem çalışması adı altında sanığa farklı tarihlerde para gönderdiği iddianamede aktarıldı.
Sanığın PKK’nın keşif ve eylem çalışması adı altında gönderdiği para için A.B. ile irtibata geçtiği anlatılan iddianamede, “F.D’nin PKK terör örgütü adına keşif ve eylem çalışmaları için kullanacağı paraları kendi banka hesaplarını kullanarak temin etmediği, 2022 yılının farklı tarihlerinde A.B’nin parayı parça parça A.E, A.A, A.K, F.K, M.D, M.H.B, M.Ö, S.B, S.İ. ve S.B’nin banka hesaplarına aktardığı, sanık F.D’nin de bu paraları deşifre olmamak için diğer sanıklardan farklı zamanlarda bizzat elden teslim aldığı tespit edilmiştir.” denildi.
İki ayrı ormanlık alanı yakıp kaçmış
F.D’nin terör örgütü PKK’nın talimatıyla sansasyonel eylem arayışında olduğu bilgisine yer verilen iddianamede, şunlar kaydedildi:
“Sanığın, Sarıçam, Kozan ve Aladağ ilçelerinde örgütün talimatıyla R.B. ile keşif çalışması yaptığı, 13 Ağustos 2022’de Sarıçam ilçesi Çamlıca ve Ünlüce mahallelerindeki iki ayrı orman yangınını terör örgütü PKK’dan aldığı talimatla kasten çıkardığı, yangınları 3 tanığın F.D. ve R.B’nin çıkardığını gördüğü ve tanık anlatımlarına göre sanığın yangın sonrasında araçla hızlı bir şekilde bölgeden uzaklaştığı, sanığın aracının yangınların çıktığı saatlerde olay yerine yakın PTS kayıtları ve o bölgede cep telefonunun sinyal kaydının bulunduğu, olay yerinde o saatlerde başka araç ve kişinin tespit edilmediği, Sarıçam’daki 2 ayrı noktada 20 dakika arayla orman yangını çıkardığı değerlendirildiğinde, F.D’nin ‘terör örgütü faaliyeti çerçevesinde kasten orman yakma’ ve ‘devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma’, ve ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanun’a muhalefet’ suçlarından, terör örgütüne fon topladığı ve F.D’ye yardım ettiği belirlenen A.B’nin ‘silahlı terör örgütüne üye olma’ ve ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçlarından, diğer 10 sanığın ise ‘terörizmin finansmanının önlenmesi hakkındaki kanuna muhalefet’ suçundan cezalandırılması talep olunur.”
]]>ORMAN Genel Müdürü Bekir Karacabey, iklim değişikliği ile artan orman yangınlarına karşı ‘İklime Dirençli Ormancılık Projesi’ni (İDOP) hayata geçirdiklerini söyledi. Karacabey, Hatay’dan Çanakkale’ye uzanan 9 bin kilometrelik hatta kolay yanmayan bitki türleriyle şerit oluşturduklarını, bu çalışmayı hızlandırarak kırsal alandan başlayan bir yangının ormana sıçramasını önlemeye uğraştıklarını belirtti.
Orman Genel Müdürü Karacabey, orman yangınlarıyla mücadele çalışmalarına ilişkin açıklamada bulundu. Karacabey, orman yapısının yangının şiddetini etkileyen bir unsur olduğunu ve bu nedenle ormanı bakımlı tutmanın yangın seviyesini düşüreceğini söyledi. Karacabey, “Uzun zamandır yürüttüğümüz çalışmaları, bu iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin daha çok hissedilmesiyle artırdık. Bu kapsamda İDOP adını verdiğimiz bir projeyi hayata geçirdik. 400 milyon dolar bütçesi olan bir proje bu. Yangına hassasiyet derecesi yüksek olan Hatay’dan Çanakkale hattına kadar olan Ege ve Akdeniz bölgelerindeki 9 Orman Bölge Müdürlüğümüzü kapsayan bölgede 2024 yılında bu projeyi hayata geçiriyoruz. Proje kapsamında birçok alanda çalışmalar yürüteceğiz. Bunlardan en önemlisi, vatandaşlarımızla bu farkındalık konusunu daha çok gündeme taşıyacağız ki onlar dikkatli olurlarsa, ateşe dikkat ederlerse, orman yangınına sebep olacak hususlara dikkat ederlerse, orman yangınlarının sayısında azalma olacak. Bununla ilgili ciddi bir seferberlik başlatmış olacağız. Yerleşim yerleri ile ormanlar arasında kolay yanmayan bitki türleriyle şeritler oluşturarak geldik bugüne kadar. Yaklaşık 9 bin kilometrelik bu şekilde çalışma yaptık. Bu çalışmalarımızı hızlandırarak kırsal alandan başlayan bir yangının ormana sıçramasını önlemeye çalışacağız” dedi.
‘ORMAN İÇERİSİNDE ADETA TAMPONLAR OLUŞTURUYORUZ’
Karacabey, aynı şekilde tarım arazileriyle orman arasında bu tür bantların oluşturulmasına çalışacaklarını belirterek, “Yine orman içerisinde başlamış bir yangının ormanın tamamına sıçramasını önceleyecek ‘ara koridor’ diye ifade edebileceğimiz ‘yangın emniyet yolu’ veya ‘yangın emniyet şeridi’ adını verdiğimiz tesisler yaparız, o tesislerin miktarlarını artıracağız. Ayrıca yine ormanlarda bizim şu ana kadar planlanmış 360 bin kilometre yolumuz var. Bunların şu ana kadar 240 bin kilometrelik kısmını tesis ettik, tamamladık. Geri kalan 120 bin kilometrelik kısmını da bir an önce yaparak, bir yerde bir yangın çıktığında, ulaşmamız gerektiğinde kolay ulaşmamızı sağlayacak alt yapıyı hızlıca oluşturmanın çalışmalarını yürüteceğiz ki ne kadar kısa sürede ulaşabilirsek, oraya o kadar etkili müdahale etmemiz mümkün olacak. Bu tür çalışmaları İDOP çerçevesinde hayata geçirmiş olacağız. Orman içerisinde veya ormanın kenarında oluşturduğumuz bantlarda yanmaya karşı daha dirençli, daha dayanıklı olan ağaç türlerinden şeritler oluşturuyoruz ki yangın bir taraftan geldiğinde o şeritte yavaşlasın veya mümkün olursa durdurabilelim diye yanmaya dayanıklı ağaç türleriyle orman içerisinde adeta tamponlar oluşturuyoruz ve ormanın kenarında tabii ki. Buralarda yaptığımız çalışmalarda mümkünse o ağaçların meyveli olmasını da arzu ediyoruz ki meyveli olursa yaban hayatını da bir şekilde desteklemiş, katkıda bulunmuş oluruz” diye konuştu.
‘ORMAN VARLIĞI, DÜNYA ORTALAMASINA GELDİ’
Karacabey ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyet’in 100’üncü yılında orman varlığının ülke yüz ölçümünün yüzde 30’una ulaşması hedefini gerçekleştirdiklerini söyledi. Karacabey, “Bunun için 2,6 milyon hektarlık bir alanda çalışma yapmak gerekiyordu. Bizler 20 yıllık bir plan çerçevesinde çalışarak, belirtilen bu hedefe ulaşmış olduk. 2023 yılında ülkemizin orman varlığı, dünya ortalaması olan yüzde 30 seviyesine geldi. Bunu yaparken 2022 yılı sonuna kadar toprakla buluşturduğumuz 6,6 milyar adet fidanın üzerine 2023 yılında 545 milyon fidan daha ilave ederek, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2023 yılı için bize hedef olarak koydukları 7 milyar, o günkü sayıya baktığımızda dünya nüfusu kadar fidanı toprakla buluşturmuş olduk. 7 milyar hedefini, 7 milyar 100 milyonun üzerine çıkarak gerçekleştirmiş olduk” dedi.
‘AĞAÇLANDIRMADA AVRUPA 1’İNCİSİ OLDUK’
Karacabey, bu atılımlarla Türkiye’nin dünya ülkeleri sıralamasında 46’ncı sıradan 27’nci sıraya yükseldiğini söyleyerek, “Orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında dünya 6’ncısı, Avrupa 1’incisi olduk. Yaptığımız ağaçlandırma çalışmalarıyla en çok ağaçlandırma yapan ülkeler kategorisinde yine Avrupa 1’incisi, dünya 4’üncüsü olduk. Bu ülkemiz adına gurur duyulacak bir konu. Özellikle iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin çokça gündeme geldiği, karbon yutak alanlarının artırılması konusunun çok sık gündeme geldiği, erozyonla mücadelenin yine gündemde olduğu bir dönemde ülkemizin ağaçlandırma alanında, orman varlığını artırma alanında elde ettiği bu başarılar, tüm vatandaşlarımız, ülkemiz adına Orman Genel Müdürlüğü ve çalışanları adına bizim için de gurur verici bir durum” diye konuştu.
‘2023’TE DİKİLEN FİDAN SAYISI, 545 MİLYON’
Karacabey, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin bütün dünyada ve Türkiye’de paralel olarak her geçen yıl daha çok hissedildiğine işaret ederek, “Dolayısıyla 2022 yılında toplam orman yangınlarından etkilenen alanımız 12 bin 764 hektarken, 2023 yılında 15 bin 520 hektara ulaştı. 2021 yılında yanan sahaların tamamında yeniden ormanlaştırma çalışmalarımızı tamamlamıştık. 2023 yılında da 2022 yılında yanan alanlardaki çalışmalarımızı tamamladık. 2023 yılında yangınlarda zarar gören alanlardaki çalışmaların 2024 yılının sonunda tamamlanması beklenirken, o sahalardaki çalışmaların yüzde 70’ini tamamladık. Kalan yüzde 30’luk kısmında da çalışmalarımız devam ediyor. 2022 yılında ağaçlandırılan alan 168 bin 608 hektar, 2023’te ağaçlandırılan alan 139 bin hektar. 2022’de dikilen fidan sayısı 648 milyon, 2023’te 545 milyon” dedi.
]]>Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası binlerce insan evsiz kalmış ve geçici yaşam alanlarında yaşamaya başlamıştı. Hatay’da depremin ardından kurulan ve afetzede vatandaşlara yuva olan konteynerlerde 211 yangın meydana geldi. İtfaiye ekiplerinin başarılı çalışmasıyla kısa sürede söndürülen yangınlardan elde edilen deneyimlerle büyük kayıpların yaşanmaması için elektrik tesisatı önem arz ediyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanı Özer Gövce, deprem bölgesi başta olmak üzere konteynerlerde yaşayan vatandaşlara yönelik hayat kurtaracak açıklamalarda bulundu. Gövce, konteynerlerde kullanılan elektrik tesisatı ürünlerinin kaliteli olmasına dikkat çekerek tesisatın uzman kişiler tarafından döşenmesi gerektiğini vurguladı. Konteynerlerde uzun süreli elektrikli ısıtıcı ve klima kullanımın elektrik tesisatında kopmalara neden olduğunu belirten Gövce, bununla birlikte elektrik tesisatı kaynaklı yangınların meydana geldiğini söyledi.
“211 çadır, 238 konteyner yangını tespit ettik ve müdahalede bulunduk”
Yangın çalışma grubunun deprem sonrası 211 çadır ve 238 konteyner yangınına müdahale ettiğini belirten İtfaiye Daire Başkanı Gövce, “Hatay Büyükşehir Belediyesi, yangın çalışma grubu olarak vatandaşlarımızın konteyner kentlerde ya da bireysel olarak oluşturmuş oldukları konteynerlerde 211 çadır, 238 konteyner yangını tespit ettik ve müdahalede bulunduk. Yangınların daha çok elektrik tesisatından kaynaklı olduğu bu kapsamda vatandaşlarımızın biraz daha bilinçli olması gerektiğini söylemek isterim. Bunların dışında oluşabilecek olumsuzluklarla ilgili ilk müdahalenin olması babında konteyner kentlerde yangına müdahale ve tahliye eğitimleri de gerçekleştirdik. 178 konteyner kentimizin çoğunda yangına müdahale ve tahliye eğitimleri verildi” dedi.
“En önemli husus elektrik tesisatının mutlaka uzman bir kişi tarafından kontrol edilmesi”
Konteynerlerde elektrik tesisatının uzman kişiler tarafından döşenmesi gerektiğine dikkat çeken Gövce, “Bireysel kurulan konteyner ve prefabrik yapılarda çıkan yangınların çoğu elektrik tesisatından ötürü çıktı. Bu kapsamda vatandaşlarımızdan ricamız ferdi olarak yaptırılan bu yapıların işinin uzmanı kişiler tarafından yaptırılarak eğer varsa ilgili mevzuat ve standartlara uyulması oldukça önem arz etmekte. Aksi takdirde içeride kullanılan elektrik yükünün kaldıramayacağı gelişigüzel planlanan tesisatlardan ötürü yangınlara maruz kalınmaktadır. Özellikle bireysel konteyner yapımına gidildiğinde elektrik tesisatını makul şekilde yapabilecek, mümkünse ucuz malzeme kullanılmayacak şekilde yapmaları vatandaşlarımızdan ricamızdır. Aksi takdirde çok büyük yangınlara neden olacağını söyleyebiliriz. Bizim tespitimiz; özellikle bireysel konteynerlerde elektrikli ısıtıcılar saatlerce yanmak suretiyle konteynerler içerisinde bekletiliyor. Bazen komşuya gidiliyor, unutuluyor. Bunlar da aslında çok büyük etken. Saatlerce yanan elektrikli ısıtıcı, elektrik tesisatında kopmalara neden oluyor. O da yanıcı bir madde olan konteyner malzemesinin hızlıca tutuşmasına neden oluyor. Bunlarla ilgili olarak da vatandaşlarımızdan biraz daha dikkatli olmalarını mümkün mertebe işin uzmanı arkadaşlardan destek almalarını rica ediyoruz. Bu kapsamda sadece elektrikli ısıtıcıyla sınırlandırmamak lazım, aynı şey klima için de geçerli. En önemli husus elektrik tesisatının mutlaka uzman bir kişi tarafından kontrol edilmesi ve bu tarz olumsuzluklara mahal verilmemesi iyi olacaktır” şeklinde konuştu. – HATAY
]]>Kocaeli’nin Derince ilçesindeki TMO silolarında 7 Ağustos 2023 tarihinde meydana gelen, 2 kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin yaralandığı patlama ile savcılık, valilikten soruşturma izni talep etti. Kocaeli Valisi Seddar Yavuz’un ‘sorumluların genel hükümlere göre yargılanması’ görüşünü belirtmesinin ardından yargı süreci başlatıldı. Olayla ilgili bilirkişi heyetinin hazırladığı raporda; hem TMO yetkilileri hem de taşeron firma yetkilileri asli kusurlu bulundu.
Hazırlanan raporda, patlamanın oluş anına dikkat çekildi. Yangının 5’inci katta başladığı ve tozlu ortamın ilk alevlenmesi ile birincil patlamayla alevleri elevatöre taşıdığı ve elavatörlerin baca görevi görerek yangını silolara taşıdığı ve konveyörlerdeki tozların da yanması ile büyük bir basınç ile yangının çıktığı belirtilirken, yanıcı olan patlamanın ikincil patlama olduğu ifade edildi.
TOZ PATLAMASI VE YANGIN OLMAMASI İÇİN EKSİKLİKLER 2021 YILINDA BELİRLENMİŞ
‘Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik’ kapsamında; Ağustos 2021 tarihinde yaptırmış olduğu Patlamadan Korunma Dokümanı’nda (ATEX) toz patlaması ve yangın olmaması için gereklilikler ve eksiklikler belirlenirken, bu eksikliklerin giderilmediğine raporda dikkat çekildi. Bilirkişi raporunda, tesisin içinde ve çevresinde toz nedenli patlama olmaması için uygunsuzlukların tespit edildiği, tesisteki elektrik ekipmanlarının ATEX’e uygun olmadığını, patlama kapaklarının belirtildiği şekilde düzenlenmediğini ifade edildi.
GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ
Patlamadan Korunma Dokümanı’nda tesiste toz kaçaklarının olduğu, konveyörler içinde çalışma olmadığı durumlarda bile hatlar ve çevresinde toz birikintilerinin olduğu, tozun düzenli temizlenmemesi, toz sızdırmazlığının giderilmemesi, elektrik motoru gibi ekipmanların ATEX gerekliliğine uygun exproof ekipman ile sorunların giderilmediği, tesiste bulunan elektrik topraklanmasında uygunsuzluk olduğu belirtildi.
‘SORUNLAR, YETKİLİLER TARAFINDAN DİKKATE ALINMADI’
Ayrıca raporda, patlama kapaklarına da dikkat çekildi. Patlama kapaklarının bina dış duvarlarından güvenli alana tahliye edilmesi, bina içi alanlarda alevsiz patlama kapağı kullanımı, patlama söndürme sistemi, elevatör içi alev algılama ve söndürme sistemi kullanılmadığının görüldüğü belirtildi. Hava emiş kanallarının kaçak olduğu, tesisin içine sürekli toz verdiği raporda belirtilirken, hazırlanan Patlamadan Koruma Dokümanı’ndaki sorunların, yetkililer tarafından dikkate alınmadığı bilirkişi raporuna yansıdı.
TMO, TALEBİ REDDETMİŞ
İş Sağlığı ve İş Güvenliği’ne yönelik eksiklikleri tespit edilmesi için nisan ayında TMO Genel Müdürlüğü’nden uzman talebinde bulunulduğu bilirkişi raporuna yansırken, bu talebin ‘uzman görevlendirme yükümlülüğünün aralık ayında başlayacağı’ gerekçesiyle reddedildiği belirtildi. Müştekilerin ifadeleri kapsamında; siloların olduğu bölgede sigara içilmemesi gereken yerlerde sigara içildiği, hem yükleme hem de boşaltma sırasında şoförlerin sigara izmaritlerini zemine attığı, bununla ilgili birçok kez yangın çıkmasına rağmen yangının su ile söndürüldüğü belirtilirken alınan tek önlemin sigara içilmemesi için uyarı levhaları olduğu ifade edildi.
BAŞMÜDÜR ASLİ KUSURLU BULUNDU
Raporda, yönetmelikteki yükümlülükleri yerine getirmemesi ya da yerine getirmesine yönelik gerekli organizasyonları yapmaması, Patlamadan Korunma Dokümanı’nda belirtilen eksiklikleri gidermemesi, periyodik bakımları zamanında yaptırmaması, düzenli toz temizleme çalışmalarını yürütmemesi gibi nedenlerle patlamadan 2 ay sonra Ankara’da göreve başlayan TMO Kocaeli Başmüdürü Kenan Destici asli kusurlu bulundu.
‘ÖNLEMLER ALINMADI’
Hem düzenli toz temizleme çalışmalarını yürütmemesi ve önlemler almaması, taşeron personele etkin eğitim vermemesi, elektrik tesisatı periyodik kontrollerini yaptırmaması, 2023 yılında yapılan Topraklama Tesisatı Periyodik Kontrolleri’nde belirtilen eksiklikleri gidermemesi, iş güvenliği önlemlerinin yeterince yerine getirilmemesi, defalarca yangın olmasına rağmen alanda sigara içilmesine göz yumulması gibi nedenlerle patlamadan 2 ay sonra Sakarya’da göreve başlayan Müdür Yardımcısı Kemal Özkaya ve şef vekili Bahri Babacan da asli kusurlu bulundu.
‘HUBUBAT BOŞALTIMI SIRASINDA KATLARDA KAYNAK İŞLEMİ YAPILDI’
Personele iş güvenliği eğitimi aldırmaması, risklere karşı bilgilendirmemesi ve gerekli risk analizini yaptırmaması gibi sebeplerle taşeron firmanın sahibi ile hububat boşaltımı sırasında personele katlarda tamirat yaptırması, olayın olduğu gün geminin boşaltım yaptığı sırada katlarda kaynak işlemi yaptırması gibi nedenlerle taşeron firmanın alan yetkili İsmail Çetin de asli kusurlu bulundu. Toz temizlik çalışması yaptırmaması, toz emme sisteminin etkin çalışma kontrolünü yaptırmaması, alanda sigara içilmesine göz yumulması, iş güvenliği önlemlerinin yeterince yerine getirilmemesi nedeniyle mühendis Ahmet Sert ise tali kusurlu bulundu. Patlama ile ilgili hazırlanacak iddianamenin ardından yargılama süreci başlayacak. (DHA)
]]>ÇÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, mikroplastikler ve plastik kirleticiler üzerine yaptığı çalışmalarla ilgili ÇÜ Türkoloji Araştırmaları Merkezi’nde konferans verdi. Doç. Dr. Gündoğdu, plastik geri dönüşüm fabrikalarının atıkları, burada meydana gelen yangınlar, gömülü olarak bulunan çöp döküm sahaları, seracılıkta örtü altı yetiştiriciliğinde kullanılan poşet ve plastik malzemelerin Çukurova’nın bereketli topraklarını ‘plastik ovası’na dönüştürdüğünü anlattı. Bu bölgede karpuz ve örtü altı yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığını hatırlatan Doç. Dr. Gündoğdu, Karpuzu neden plastiğin altında yetiştiriyoruz, tadı mı güzel oluyor Hayır, sadece bunu 20 gün daha erken hasat etmek için yapıyoruz. Hasattan sonra plastik atıklar toplanmadığı için rüzgarla çevreye savrulup, parçalanıyor. Denize ve içme sularımıza kadar karışıyor. Yine biber, domates, salatalık ya da kabak gibi ürünlerin yetiştirilmesinde aynı sorunlar yaşanıyor. Örtü altı yetiştiriciliğinin su tasarrufu açısından avantaj olduğu söyleniyor. Ama örtü altı yetiştiriciliği yaparken sadece kullandığınız sudan tasarruf ediyorsunuz. O plastiğin üretimi ve geri dönüşümünde kullanılan suyu hesaba katmıyorsunuz. Ayrıca denizel ortamlarımızı da kirletiyor. Dolayısıyla 20 gün için tüm toprakları plastik ve mikroplastik ile kirletmek gibi bir tercihte bulunuyoruz. Bunu engellemek için erken hasat yaklaşımını terk etmemiz lazım diye konuştu.
‘TÜRKİYE’DE HER AY 12 GERİ DÖNÜŞÜM TESİSİ YANIYOR’
Plastiğin yanıcı bir malzeme olduğunu ve bundan dolayı yangınların da meydana geldiğine vurgu yapan Doç. Dr. Gündoğdu, Türkiye’de her ay yaklaşık 12 tane plastik geri dönüşüm tesisi yanıyor. Yılda 150’ye yakın plastik geri dönüşüm tesisi, büyük yangınlara sahne oluyor. Bunlar, büyük çaplı yangınlar. Dumanını 10 kilometre öteden görebildiğiniz yangınlardır. Küçük yangınları dahil etsek bunun sayısı, ayda 50-60 olabilir. Adana’da bu yangınların sıklıkla gerçekleştiği yerlerden biri. Geçtiğimiz aylarda Sarıhamzalı’da bir geri dönüşüm bölgesinde 7-8 fabrika bir arada yanmıştı. Ondan önce Toprakkale’de 2 yıl süreyle art arda aynı tesis yanmıştı. Bu örnekler, çoğaltılabilir. Plastiğin olduğu yerde yangın da olur dedi.
‘BM PLASTİK ANLAŞMASINA ÜRETİM KISITLAMASI KOYMALI’
Dünyada plastik kirliliğini çalışan 300 bilim insanı olarak bir koalisyon kurduklarını ve bu sorunların çözümünün üretim kısıtlaması olduğu sonucuna vardıklarını bildiren Prof. D. Gündoğdu, Bilim insanları koalisyonu adı altında dünyada plastik kirliliğini çalışan 300 bilim insanı olarak Birleşmiş Milletler’in, BM Plastik Anlaşması’na üretim kısıtlaması koyması için uğraşıyoruz. Çünkü üretim kısıtlaması olmadan iyi bir atık yönetimi olsa bile maalesef bu kirliliği çözemiyoruz. Tüm çalışmalar bunu gösteriyor. Bireysel olarak bardak, pipet kullanmamak bir tercih ancak sorunun çözümü değil. Sadece sizi plastiğin maruziyetinden bir nebze koruyor. Ancak kirlenen ekosistemle plastikten beslenmek zorunda kalıyorsunuz diye konuştu.
]]>