Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konya Çevre Yolu 2. Kesimi” açılış töreninde konuştu.
Göreve geldikleri günden beri eser ve hizmet siyasetiyle Konya’ya ve Konyalılara layık olmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Üretimin, istihdamın ve ihracatın artırılması, şehrin dengeli şekilde kalkınması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.” ifadesini kullandı.
Hem Konya’ya hem de bölgeye ekonomik, ticari ve tarımsal olarak katkı yapacak projelerine, yatırımlarına ve hizmetlerine her gün bir yenisini eklediklerini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Doğu-batı ve kuzey-güney istikametindeki ulaşım ağlarının adeta kavşak noktası olan Konya’nın, kara, demir ve hava yolu ulaşımının geliştirilmesi, temel önceliklerimizden biridir. Şu rakamı özellikle dikkatinizi çekiyorum, bugüne kadar ulaştırma alanında Konya’ya güncel rakamla 146,7 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şehrimizi kuzeyde Ankara ve Eskişehir’e, batıda Isparta, Afyonkarahisar ve oradan İzmir’e, doğuda Aksaray, Niğde ve oradan Kayseri’ye, güneyde ise Antalya, Karaman ve Mersin’e bölünmüş yollarla bağladık. Ülkemizin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsü olan Eğiste-Hadimi Viyadüğü’nü inşa ederek Konya’nın Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi’ne kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımını temin ettik.
Şurası da çok önemlidir, Konya’mızın 2002’de 167 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 22 yıl içinde tam 1286 kilometreye çıkardık. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağı ise 97 kilometreden 1296 kilometreye yükseldi. Yollarımızı daha güvenli, daha modern yapıya kavuşturduk. Konya-Ankara Yolu’nu, Konya-Akşehir-Afyonkarahisar Yolu’nu, Konya-Aksaray Yolu’nu, Konya-Karaman Yolu’nu, Konya-Belören-Hadim Yolu’nu şehrimizin istifadesine sunduk. Konya’yı Akdeniz’e en kestirme yoldan bağlayan 5 kilometre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli’ni hizmete açtık.”
“Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor”
Alacabel Tüneli ve bağlantı yolları ile Akşehir- Yunak Yolu, Taşkent- Balcılar Yolu, Ereğli-Halkapınar-İvriz Yolu ve Seydişehir- Bozkır Yolu gibi 11 ayrı kara yolu projesinin çalışmalarının da devam ettiğini bildiren Erdoğan, “İnşallah bu projeleri de yakın zamanda nihayete erdirecek ve Konyalı kardeşlerimizle birlikte bölgenin tüm şehirlerinin emrine vereceğiz.” dedi.
Konya’nın şehir içi ve şehirler arası ulaşımdaki merkezi konumunu güçlendirecek, tarım, ticaret ve sanayi birikimini çok daha üst seviyelere taşıyacak kara yolu yatırımlarını sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kısmı 22, ikinci kısmı 46, üçüncü kısmı ise 54 kilometre olmak üzere 122 kilometre uzunluğundaki Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor. Projeyle Konya’nın transit trafik yükünü çevre yoluna aktaracak, şehir içinde kalan eski çevre yolundaki trafik yoğunluğunu azaltacağız.” bilgisini paylaştı.
“Yıllık 6 milyar lira tasarruf edeceğiz”
Ülkenin turizm ve ticaret merkezlerine hızlı ve güvenli trafik akışını sağlayacak, Konya’nın ulaşım imkanlarını çeşitlendirmiş olacaklarını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Böylelikle şehrimizin ekonomik, sosyal ve ticari gelişimine de kayda değer katkılar yapacağız. Projemizin birinci kısmını, 2020’de tamamlayarak trafiğe açmıştık. Bugün ise ikinci kısmın Afyonkarahisar ve Aksaray aksındaki 30 kilometrelik kesimini ulaşıma açıyor, hizmete sunuyoruz. 3 köprü, 3 köprülü kavşak, 1 viyadük, 18 alt geçit ve 57 menfezin yer aldığı bu kesime tam 44 bin fidan diktik. İkinci kısmın geriye kalan 16 kilometrelik bölümü yani Aksaray- Adana aksı arasındaki 16 kilometrelik kesiminde çalışmalar devam ediyor. İnşallah yakın zamanda onu da tamamlıyoruz.
Bugün hizmete verdiğimiz Afyonkarahisar-Aksaray arasındaki 30 kilometrelik kesim ile mevcut yol üzerinden 40 kilometre katedilerek sağlanan ulaşımı 10 kilometre kısaltmış oluyoruz. Aynı şekilde seyahat süresini 49 dakikadan 17 dakikaya düşürüyoruz. Böylece zamandan 4,6 milyar, akaryakıttan 1,4 milyar olmak üzere yıllık toplam 6 milyar lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zararlı karbon emisyonunu tam 81 bin 400 ton azaltıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda çevre yolunun yapımında emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Törene, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ticaret BakanıÖmer Bolat, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo hediye etti. Konya Müftüsü Ali Öge’nin yaptığı duanın ardından yolun açılış kurdelesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokoldekiler tarafından kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mardin’in Dargeçit ilçesinin Ulaş köyünden sabah saatlerinde çoban arkadaşıyla küçükbaş hayvanlarını otlatmaya çıkaran Muhsin Gök (26) Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinin Damlabaşı köyü kırsalında kayboldu.
Gök’ten haber alamayan arkadaşı, durumu ailesine ve jandarmaya bildirdi.
Bölgede başlatılan arama çalışmasında Gök’ün bastonu ve kıyafetleri Dicle Nehri’nin kenarında bulundu.
Çobanın suda boğulduğu ihtimali üzerine AFAD’dan destek istendi.
Bölgeye sevk edilen AFAD ile Cizre Belediyesi Su Altı Arama ve Kurtarma ekipleri nehirde arama çalışması başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın’da tarımsal üretimin korunması ve çeşitliliğinin artırılması amacıyla 2024 yılı itibarıyla Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) tarafından desteklenen 7 farklı bitkisel üretim projesi başlatıldı. Bölgedeki tarım potansiyelinin daha verimli hale getirilmesinin hedeflendiği proje kapsamında Efeler ilçesinde, bu projeler kapsamında Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Altıntaş ve Efeler İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Esen’in katılımıyla üreticilere kestane, ahududu ve böğürtlen fidanları dağıtıldı. 4 bin 600 adet kestane fidanı, 400 adet böğürtlen fidanı ve 200 adet ahududu fidanının dağıtıldığı Aydın Tarım ve Orman İl Müdürü İbrahim Altıntaş, fidanların bölgedeki tarım potansiyelini geliştireceğini vurguladı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA’nın Serik ilçesi Çandır bölgesinde 1997-1998 yıllarında 120 dönümlük alanda faaliyete başlayan ve o dönem 17 milyon dolarlık yatırımla inşa edilen, bölgedeki vatandaşların Hollywood’a rakip olarak ‘Çandırwood’ ismini verdiği Antalya Film Stüdyoları, tarım alanı ve depo oldu. Serik Belediyesi’nin hurda malzemeleri depoladığı, seralarda tarım yaptığı görülen stüdyoların 26 yıllık geçmişinde yalnızca 2 film çekildi.
Turizm kenti Antalya’nın Serik ilçesi Çandır bölgesinde 1998 yılında kurulan Antalya Film Stüdyoları, o dönem 17 milyon dolara mal oldu. 1999 yılında belde belediyesi olan Çandır Belediyesi’nden 25 yıllığına kiralanan 120 dönüm alanda, 10 bin 200 metrekare kapalı alanı ve 2 ayrı stüdyosu ile film stüdyosu, bölge halkı tarafından Hollywood’a rakip olarak ‘Çandırwood’ olarak adlandırıldı. Yapıldığı dönemde Orta Doğu ve Avrupa’nın en büyük film stüdyosu olma özelliğiyle dikkati çeken stüdyoları, ünlü film şirketleri Golden Horn ve Tekfen Holding ortaklığı işletti. Yıllar boyu film yapımcılarına teklifler götürüldü ve stüdyoları kullanabilecekleri anlatıldı ancak 26 yıllık stüdyolarda yalnızca Amerikan Hallmark yapımı ‘Arabian Nights’ ile Cem Yılmaz’ın oynadığı ve senaryosunu yazdığı ‘G.O.R.A.’ çekildi. Büyük umutlarla yapılan 120 dönümlük film stüdyolarının daha sonra büyütülmesi planlandı. Ancak 26 yıllık süreçte beklenen ilginin görülememesi, yeni yatırımların yapılmaması nedeniyle çağın getirdiği teknolojik gelişmeye ayak uydurulamadı.
SET ARAÇLARI DA ATIL KALDI
2020 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı imar değişikliği kararının ardından, bölge ‘belediye hizmet alanı, yeşil alan, ticaret ve sosyal tesis alanı’ olarak düzenlendi. Kiralama süresi sona eren tesisler, Serik Belediyesi tarafından yeniden değerlendirildi. Belediye, stüdyo alanını tarımsal faaliyetler ve çevre düzenlemeleri için kullanmaya başladı. 120 dönümlük alandaki seralarda üretim yapan belediye, stüdyoları da belediyeye ait park ve bahçelerdeki kullanılmayan malzemelerin deposu haline getirdi. Stüdyolar içerisinde hala setlerde kullanılan ışık ve ses sistemlerinin parçaları dikkati çekerken, bazı filmlerde kullanılan set araçlarının da atıl halde durduğu görüldü.
‘ATIL ALAN ÜRETİME KAZANDIRILDI’
Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul, “Çandır Film Stüdyoları, yıllarca atıl durumda kalmış ve bölgeye katma değer sağlayamayan bir alan olarak duruyordu. Ancak Serik Belediyesi olarak bu alanı halkımıza hizmet etmek amacıyla yeniden yapılandırmak için önemli adımlar attık. İmar değişikliği sonrasında, burada hem tarımsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesini hem de belediyemizin park ve bahçelerinin malzeme depolama ihtiyaçlarını karşılamayı amaçladık. Bu süreçle birlikte hem çevre dostu bir yaklaşım sergiledik hem de yerel halkımıza istihdam olanakları sunduk. Çandır’daki bu dönüşüm, sadece belediyemiz için değil, aynı zamanda bölge halkımız için de ekonomik kazançlar sağlamaktadır. Hem tarım, üretim hem de belediye hizmetleri ve projeleri konusunda yapılan bu yatırımlar, uzun vadede bölgenin kalkınmasına önemli katkılar sunacaktır. Stüdyo alanı, imar planı doğrultusunda hazırlanan kullanım fonksiyonuna uygun şekilde yeniden düzenlendi ve bölgenin gelişimi için yeni projeler üretildi. Tarımsal faaliyetlerin yanı sıra belediye hizmetlerinin daha verimli hale getirilmesi amacıyla önemli yatırımlar yapıldı. Hem tarım hem de belediye hizmetleri konusunda yapılan bu yatırımlar, uzun vadede bölgenin kalkınmasına önemli katkılar sunacaktır” dedi.
Haber: Alparslan ÇINAR- Namık Kemal KILINÇ – Kamera: Burak YALMAN/ANTALYA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen Öğretmen Akademileri programının üçüncü haftasında Bilecik Şehir ve Kültür Akademisi üyelerinin Gölpazarı’ndan bulunan Zeytinlibağ Permakültür Çiftliği’ne bir ziyaret gerçekleştirildi.
Ziyarette, BŞEÜ Doç. Dr. Taner Kılıç ve Permakültür Tasarımcısı ve Eğitmeni Selçuk Şahin sunumlar yaptı. Sunumlarda, permakültürün insan ve doğa ilişkisini sürdürülebilir bir şekilde düzenleyen bir tasarım disiplini olduğu ve çiftlikte uygulanan yöntemler hakkında bilgiler paylaşıldı.
Yapılan ziyaret hakkında bilgi veren Permakültür Tasarımcısı ve Eğitmeni Selçuk Şahin, “Permakültür, doğa ilkelerine dayalı olarak insan yerleşimlerini ve tarımsal sistemleri sürdürülebilir bir şekilde tasarlamayı amaçlayan bir sistemdir. İlk kez Avustralyalı bilim insanları Bill Mollison ve David Holmgren tarafından 1974 yılında geliştirilen bu yaklaşım, Zeytinlibağ Permakültür Çiftliği’nde hayvancılık, ot kontrolü ve doğal gübreleme yöntemleriyle zeytin yetiştiriciliğinde uygulanmaktadır. Çiftlikte ayrıca, organik kimya bilgilerinden yararlanılarak kül suyundan zeytinyağı sabunu üretilmekte, şifalı bitkiler ve çevreye özgü kaynaklar kullanılmaktadır. Fermentasyon alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken çiftlikte, kiraz ve diğer aromatik sirkeler üretilerek topluma sunulmaktadır” dedi.
Katılımcılar, “Etkinlik çok güzel ve eğlenceliydi. Gayet güzel vakit geçirdik ve eğitim veren hocanın bize verdiği ön bilgiler de çok iyiydi,” diyerek etkinlikten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avengers.co tarafından düzenlenen törenle Global Avengers Awards 2024 ödülleri sahiplerini buldu. Törende İHA muhabiri Kaan Taşkın, “Yılın Çevre ve Tarım Muhabiri” ödülünü aldı. Törene katılamayan Taşkın’ın yerine ödülü İHA muhabiri Fazlı Çolak aldı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Döşemealtı ilçesindeki polis sosyal tesislerinde gazetecilerle bir araya gelen Arslan, burada yaptığı açıklamada, emniyet müdürlüğü olarak basına büyük değer verdiklerini söyledi.
Arslan, basın özgürlüğünün uluslararası güven altında olduğunu anımsattı.
Antalya basının da kentine duyarlı olduğuna dikkati çeken Arslan, “Antalya Türkiye’nin vitrin şehri. Turizmi ve tarımıyla dünyada bir marka. Antalya basınının da kentin marka değeri ve ülke ekonomisine etki edecek konularla ilgili yaklaşımında hassasiyetli davrandığını görüyoruz.” dedi.
Kendilerinin karşılıklı iyi niyet çerçevesinde sonuna kadar şeffaf ve ulaşılabilir olduklarını anlatan Arslan, emniyetin bilgi kanallarının her daim açık olduğunu, toplumun doğru bilgilendirilmesi için çaba gösterdiklerini kaydetti.
Bir gazetecinin elektronik denetleme sistemine ilişkin sorusuna Arslan, “Antalya Valisi Hulusi Şahin de hassasiyetle konunun üzerinde duruyor. Atıl durumdaki yatırım için ‘Yılbaşında başlayalım’ talimatı oldu. Belediye de üstlenici firmada da yapıcı davranıyor. Emniyet olarak biz de çalışıyoruz. En kısa sürede devreye girecek.” diye konuştu.
Bir gazetecinin, “Okullarda renkli şekerler şeklinde uyuşturucu satılıyor gibi kentte okul çevreleriyle ilgili sürekli söylentiler dolaşıyor?” şeklindeki sorusuna Arslan, “Evet şeker konusu ve sakallı adam geziyor gibi söylentiler çıkıyor. Bize de ulaştı. Hepsini araştırdık. Asparagas haber. Okul polisliği anlamında üzerimize düşeni yapıyoruz ama tekrar bir değerlendirme toplantısı yaptık. Okullar ve çevresinde etkin bir şekilde görev yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bağımlılığın çağın vebası haline geldiğine işaret eden Arslan, toplumsal olarak bu sorunu çözmek için bazı doğru tespit ve analizler yapılması gerektiğini dile getirdi.
Skuterlerle ilgili de çok şikayet aldıklarını aktaran Arslan, “Trafikte ve kullanıldıktan sonra başıboş bir şekilde bırakılması gerçekten kaotik bir sorun haline geldi. Bununla ilgili tedbirlerimizi arttıracağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Avrupa Birliği üye ülkeleri arasında gıda güvenliği ile ilgili bilgileri hızlıca paylaşmayı ve halk sağlığını korumayı amaçlayan Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi (RASFF), 20 Kasım’da yayımladığı bir raporla Slovakya’ya ihraç edilmek üzere yola çıkan Satsuma cinsi mandalinalarda chlorpyrifos methyl kalıntısı tespit edildiğini duyurdu. Raporda, Bulgaristan sınırında yapılan denetimlerde pestisit oranının Avrupa Birliği‘nin kabul edilebilir sınırının 4,4 kat üzerinde olduğu belirtildi. Mandalinalar 21 Ekim’de geri çevrildi.
“TÜRKİYEYE GERİ GÖNDERİLMEDİ, DOĞRUDAN İMHA EDİLDİ”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Adana’nın narenciye üretimindeki liderliğine dikkat çekerek, Türkiye’nin narenciye üretiminin yaklaşık yüzde 45’inin kentten karşılandığını belirtti. Doğan, “Ürettiğimiz narenciyeleri eylül ayından mayıs ayına kadar, başta Rusya olmak üzere Balkan ülkeleri ve Orta Asya’ya ihraç ediyoruz. Slovakya’ya gönderilen Satsuma mandalinalar, sınırda yapılan analizler sonucunda chlorpyrifos methyl kalıntısı içerdiği gerekçesiyle Türkiye’ye geri gönderilmedi, doğrudan imha edildi. Bu ürünler iç piyasaya asla girmez” dedi.

“ÇİFTÇİLERİMİZ YASAKLI İLAÇLARI KULLANMAZ”
‘Chlorpyrifos methylin’in 5 yıl önce yasaklandığını söyleyen Doğan, bu ilacın artık piyasada bulunmadığını ifade etti. Doğan, “Belki çiftçimizin deposunda eskiden kalmış bir ilaç, fark edilmeden bir bahçenin küçük bir kısmında kullanılmış olabilir. Ancak çiftçilerimiz bilinçli ve yasaklı ilaçları kullanmaz. Narenciye paketleme tesisleri de çiftçiden aldığı ürünleri analiz yapmadan kabul etmez. Ürün, analizden geçtikten sonra paketlenip yurt dışına gönderilir. Bu yıl bölgemizde narenciye üretimi az olduğu için fiyatlar oldukça yüksek. Bir Satsuma mandalinanın paketleme maliyeti yaklaşık 40 lirayı buluyor. Bu kadar maliyetli bir ürünü analiz yapmadan yurt dışına göndermek ticari bir mantığa sığmaz” diye konuştu.
“NUMUNE ALMA YÖNTEMLERİ İYİLEŞTİRİLMELİ”
Ürün analiz sürecindeki olası eksikliklere değinen Doğan şöyle konuştu: Numune alınırken bahçenin her yerinden örnekleme yapılması gerekir. Ancak bazen yalnızca bir noktadan alınan numuneler, yanlış sonuçlara yol açabilir. Örneğin, 100 dönümlük bir bahçeye ilaçlama yapılırken ilaç bitip yerine başka bir ilaç küçük bir alanda kullanıldığında bu durum fark edilmeyebilir. Bu, analizin yapıldığı yerden alınan örnekte sorun çıkmasına neden olabilir. Bu tür münferit durumlar her zaman net sonuç vermeyebilir. Sonucun net olması için örnekler bahçenin her yerinden alınmalıdır. Paketleme tesisi bahçenin bir bölümünden örnek alıp analiz yapıyor. Bu sebeple gözden kaçırılan bir yer analize denk gelmiş olabilir. Böyle bir durum olmasa daha iyi olurdu fakat bu durum ülkemiz için sıkıntılı bir durum değil. Analiz sonucu çıkan ürün de gittiği yerde imha edilmiştir. Çünkü Avrupa Birliği Komisyonu tarafından gıda güvenliği ve gıda denetimi yapıldığında eğer oradaki narenciyenin içerisinde kalıntı varsa ve bu tespit edilmişse orada imha edilir ve hiçbir ülkeye gönderilmez. Avrupa Birliği’nde kalıntı tespit edildiğinde ürün doğrudan imha edilir, başka bir ülkeye gönderilmez. İç piyasada tüketilen ürünler de aynı analizlerden geçer. Çiftçilerimiz kalıntı riski taşıyan ilaçları kullanmaz, tüccar da bu tür ürünleri satın almaz. Eğer çiftçi böyle bir sorun yaşarsa, bize ulaşır ve biz durumu Tarım İl Müdürlüğü’ne iletiriz.
CHLORPYRIFOS-METHYL NEDİR?
Chlorpyrifos-methyl, çeşitli mahsullerdeki böcek zararlılarını kontrol etmek için kullanılan böcek öldürücüler olarak kullanılıyor. Bu madde Türkiye’de yasaklanma sürecinde olsa da halen yaygın olarak tercih edilmeye devam ediyor. Bu maddenin sinir sistemini etkileyerek felçlere yol açtığı biliniyor.
BİRÇOK ÜLKEDE YASAKLANDI
Chlorpyrifos-methyl, özellikle tarımda kullanılan bir pestisittir ve sağlığa zararları nedeniyle birçok ülkede yasaklanmıştır.
Türkiye’de, 2021 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yasaklanan bu tarım ilacının nörolojik gelişim üzerinde olumsuz etkileri olabileceği ve özellikle çocuklar üzerinde zararlı olabileceği tespit edilmiştir.
Ekonomi TürkiyeAvrupa BirliğiBulgaristanSlovakyaTürkiye3-sayfaİhracatAlmanyaEkonomiGüncelÇevreTarım
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Polat Group Holding ve Polat Makina Kurucu ve Onursal Başkanı İbrahim Polat ve üst düzey yöneticileri, zeytinyağı üretiminde kullanılan makineler, şirketin faaliyetleri ve gelecek dönem projeleri hakkında önemli açıklamalarda bulunurken çevre dostu ve sürdürülebilir üretim süreçlerine dikkat çekti.
Polat Makina, 26 Kasım Dünya Zeytin Ağacı Günü vesilesiyle Aydın’daki merkez fabrikasında basın temsilcileriyle bir araya geldi. Etkinlikte, şirketin sürdürülebilir üretim vizyonu, zeytinyağı teknolojileri ve geleceğe yönelik projeleri detaylı bir şekilde paylaşıldı. Polat Makina’nın çevre dostu üretim süreçleri ve kadın istihdamını destekleyen projeleri de ön plana çıktı.
4’ü yurt dışında olmak üzere 13 grup şirketiyle faaliyetlerini sürdüren Polat Group Holding’in iştiraklerinden Polat Makina’da, şirketin sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı kalarak şekillendirdiği zeytinyağı üretim teknolojileri, Polat Makina’nın faaliyetleri, bir önceki yılın değerlendirmesi ve geleceğe yönelik projeleri paylaşıldı. Polat Group Holding ve Polat Makina Kurucu ve Onursal Başkanı İbrahim Polat ile üst düzey yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantının ardından basın temsilcileri için düzenlenen fabrika turuyla üretim süreçleri yakından tanıtıldı. Polat Group Holding Genel Müdürü Rıza Korkut Özdemir ve Polat Group Holding Mali İşler Direktörü Serkan Ersoy’un holding ve iştirakleri hakkında genel bilgilendirmede bulunduğu toplantıda, Polat Makina Genel Müdürü L. Mutlu Şahan dijital dönüşüm süreçleri, yenilikçi uygulamalar ve sürdürülebilirlik temelinde geliştirdikleri projelerden bahsetti.
“45 ülkede, 46 yılda global bir güç haline geldik”
Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Polat Group Holding Kurucusu ve Onursal Başkanı İbrahim Polat, Polat Makina’nın 46 yıllık başarı hikayesini anlatarak şirketin global pazarlarda nasıl büyüdüğünü vurguladı. Polat, önümüzdeki dönemde yeni pazarlara açılmayı ve global rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini de sözlerine ekledi. İbrahim Polat, Aydın’da başlayan başarı hikayesinin, bugün global bir yapıya dönüştüğünü hatırlatarak, “UNESCO tarafından 26 Kasım Dünya Zeytin Ağacı Günü olarak ilan edildi. Ben de, zeytine olan tutkumla doğduğum bu topraklarda 1978 yılında 4,5 metre karelik küçük bir atölyede yolculuğuma başladım. Bugün “Zeytinin olduğu her yerde Polat Makina imzası var” diyebileceğimiz bir noktaya geldik.
Ürünlerimizi Avrupa, Orta Doğu ve Amerika başta olmak üzere 45 farklı ülkeye ihraç ediyoruz. Polat Makina’da değerli yeteneklerin özverili çalışmaları sayesinde, kısa sayılabilecek bir sürede bugünkü konumumuza ulaştık. Önümüzdeki dönemde yeni pazarlara açılmayı, global varlığımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu süreçte müşteri memnuniyeti ve kaliteden ödün vermeden, global düzeyde rekabetçi bir oyuncu olmaya devam edeceğiz” dedi.
“Sürdürülebilirlik ve inovasyon, büyümemizin temel taşları”
Polat Makina Genel Müdürü L. Mutlu Şahan da toplantıda yaptığı konuşmada, şirketin Ar-Ge çalışmalarına ve çevre dostu üretim süreçlerine verdiği önemi vurgulayarak; “Güneş enerjisi yatırımlarıyla karbon ayak izimizi en aza indirmeyi hedefliyoruz. 2027 yılı itibarıyla üretilen elektriğin tamamının üretim tesislerimizde kullanmayı hedefliyoruz.” dedi. Ayrıca Şahan, “Kadınların Birleştirici Gücü” adlı projeleriyle bölgedeki kadın istihdamını destekleme adımlarını da duyurdu.
Polat Makina Genel Müdürü L. Mutlu Şahan, zeytinyağı üretiminde sundukları komple çözümlerle sektöre önemli katkılarda bulunduklarına da dikkat çekti. Sürdürülebilir ve istikrarlı büyümenin temel öncelikleri arasında olduğunu belirten Şahan, “30.000 m’lik üretim tesislerimizde gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge çalışmalarıyla, zeytinyağı üretiminde ihtiyaç duyulan her aşama için özel çözümler sunuyoruz. Teknolojik üstünlüğümüz ve kaliteye verdiğimiz önemle global ölçekte büyük bir prestije sahibiz. Sürdürülebilirlik vizyonumuz doğrultusunda, yaklaşık 2 milyon dolarlık bir yatırımla yıllık 4 milyon 900 bin kWh kapasiteli bir güneş enerjisi sistemi kurduk. Tüm iş süreçlerimizde karbon ayak izimizi en aza indirmek için çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz” ifadesini kullandı.
Aydın’ın bölge olarak taşıdığı öneme de dikkat çeken Şahan, “Şirketimizin temellerinin Aydın’da atılmış olması ve burada köklü bir geçmişe sahip olmamız, bizi bölgeye değer katan projeler hayata geçirmeye teşvik ediyor. Bu kapsamda, 2023 yılında başlattığımız Kadınların Birleştirici Gücü projemiz çerçevesinde Kaynak Operatörü Yetiştirme Programı’nı hayata geçirdik. Program, bölgenin gelişimine katkı sağlayarak hem kadın istihdamı hem de yerel kalkınmayı destekleme yolunda önemli bir adım oldu” dedi.
2024 yılında büyüme stratejilerine paralel ilerlediklerinin de altını çizen Şahan, “2025 yılı için planladığımız projeleri hayata geçirerek çok daha verimli bir konuma yükselmeyi ve müşteri memnuniyetini daha da yukarı taşımayı hedefliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.
Polat Makina Hakkında
Temelleri 1978 yılında İbrahim Polat tarafından Aydın’da atılan Polat Group Holding, 1200’ün üzerinde çalışanı ve 4’ü yurt dışında olmak üzere; makine, redüktör, tarım, fidancılık, kimya gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren 13 markasıyla ürünlerini Aydın’dan 80’in üzerinde ülkeye ihraç etmektedir. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çorlu’da iki dekar alanda kurulu olan ve 600 metrekarelik steril ve kapalı hidroponik ortamıyla Türkiye’nin ilk dikey tarım tesislerinden biri olan işletmede, 40 farklı türde yenilebilir bitki yetiştiriliyor. Tesiste, yağmur kanallı mekanik aktarım ve açısal sulama sistemleri gibi ileri teknolojiler kullanılarak, fidelerin kök sulama havuzlarında doğal içerikli saf gübreyle beslenmesi sağlanıyor. Deneme üretim kapasitesinin aylık 2000 kıvırcık marul ile 1000 kombine kök ürün (roka ve kırmızı yapraklı salata çeşitleri) olduğu belirtildi.
Sürdürülebilir tarımda yeni bir adım
İşletmede sürdürülebilir tarım teknikleri ve Ar-Ge çalışmalarıyla üretim yapılırken, dikey tarımın avantajları ön plana çıkıyor. Bu yöntemle düşük su tüketimi, enerji verimliliği, zararlı ve hastalık bulaş riskinin azalması gibi avantajlar sağlanıyor. Ayrıca, kapalı ve steril alanlarda yapılan üretim sayesinde, yıl boyu kesintisiz hasat imkanı sunuluyor. Ancak dikey tarımın yüksek yatırım maliyetleri, bu üretim modelinin zorluklarından biri olarak gösteriliyor.
İl Tarım Müdürlüğünden ziyaret
İl Tarım ve Orman Müdürü Oktay Öcal, İl Müdür Yardımcısı ve Çorlu İlçe Tarım ve Orman Müdürü ile teknik personelden oluşan bir heyet, tesisi ziyaret etti. İşletmedeki üretim tekniklerini yerinde inceleyen Öcal ve ekibi, üretim süreçleri hakkında bilgi aldı. Tesisin, modern tarımın ülkemizdeki yaygınlaşmasına katkı sağlaması hedefleniyor. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Şanlıurfa’da yerli ve milli yazılım GAP Hassas’ın tanıtımını yaptı. Kacır, “Bu yazılım, çiftçilerimizin alın terini teknolojiyle buluşturarak toprağın dilini konuşacak ve bereketinin sırrını çözecek” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Sanayi ve Teknoloji BakanıMehmet Fatih Kacır, GAP Hassas Tarım 2. Faz Tanıtım Töreni’ne katılmak üzere Şanlıurfa’ya geldi. Kente gelen bakanları, havalimanında Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ile kent protokolü karşıladı. Törenin düzenlendiği GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü’ne gelen ve burada kurulan stantları gezen bakanlar, yetkililerden bilgi aldı.
ÇİFTÇİLER E-DEVLET ÜZERİNDEN TAKİP EDEBİLECEK
Törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yerli ve milli yazılım GAP Hassas’ın, uydu görüntüleri ve hiperspektral kamera verileriyle elde edilen zengin veri seti sayesinde tarım arazilerinin detaylı analizini sunduğunu belirtti. Bu sistemle çiftçilerin ilave donanımlara ihtiyaç duymadan doğru hasat tarihi, gübre miktarı ve diğer tarımsal ihtiyaçları e-devlet platformu üzerinden öğrenebileceğini anlatan Bakan Kacır, “Bu yazılım, çiftçilerimizin alın terini teknolojiyle buluşturarak toprağın dilini konuşacak ve bereketinin sırrını çözecek. Çiftçimize artık doğanın sesi kadar teknolojinin sunduğu rehberlik de eşlik edecek” dedi.
GAP BÖLGESİNE 20 YENİ OSB
Bakan Kacır, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde son 22 yılda ihracatta yaşanan büyük artışa da dikkat çekti. Şanlıurfa’nın ihracatının 7 milyon dolardan 386 milyon dolara, Gaziantep’in ise 619 milyon dolardan 10,7 milyar dolara çıktığını anlatan Bakan Kacır, bölgenin üretim üssüne dönüştüğünü söyledi. Bakanlık çalışmalarıyla son 22 yılda GAP bölgesinde 20 yeni organize sanayi bölgesi kurulduğunu dile getiren Kacır, buralarda 360 bin kişiye istihdam sağlandığını ve yatırım teşvikleriyle 710 binden fazla nitelikli iş gücünün ekonomiye kazandırıldığını kaydetti. 2024-2028 yıllarını kapsayan GAP Eylem Planı’nın detaylarının yakında paylaşılacağını anlatan Kacır, “11,8 milyar lira yatırım bedeliyle 9 ilde 36 yatırım başlığı belirledik. Bu yatırımlar, bölge halkının refahını artırmak ve coğrafi işaretli ürünlerin ekonomik değerini yükseltmek için önemli bir sıçrama noktası olacak” dedi.
1,3 MİLYON KİŞİYE İSTİHDAM İMKANI
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise GAP’ın Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde kritik bir rol oynadığını vurguladı. GAP Eylem Planı kapsamında 10,6 milyon dekar alanın sulamaya açılmasının hedeflendiğini belirten Yumaklı, şu ana kadar bu hedefin 3’te 2’sinin tamamlandığını ve kalan kısmın 2032 yılına kadar bitirileceğine dikkat çekti. Bakan Yumaklı, “Bu projeler tamamlandığında ekonomimize yıllık yaklaşık 7 milyar dolar katkı sağlanacak ve 1,3 milyon kişiye istihdam oluşturulacak” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından Growtech Tarım Fuarı kapsamında bu yıl 7’ncisi düzenlenen ATSO Growtech Tarım İnovasyon Ödülleri sahiplerini buldu. ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi’nde 31 ülkeden 684 firmanın katılımıyla düzenlenen 23. Growtech Antalya Tarım Fuarı kapsamındaki proje yarışmasında ödüller, sera ve sulama teknolojileri, tohum, fide, bitki besleme, bitki koruma, akıllı tarım teknolojileri ve kamu özel ödülü olmak üzere 7 farklı kategoride dağıtıldı.
Antalya Valisi Hulusi Şahin, törende yaptığı konuşmada Growtech Tarım Fuarı’nın sadece Türkiye’de değil, dünyada önemli fuarlardan biri haline geldiğini söyledi. Türkiye genelinde üretilen ürünlerin büyük bir bölümünün Antalya’da yetiştirildiğinin altını çizen Şahin, “Bazı ürünlerin üretiminin yüzde 30-40’lık bölümünü sadece Antalya sağlar. Bunu yaparken de yüksek verimlilikle yapar, dünyaya örnek olacak inovatif tekniklerle gerçekleştirir” dedi.
“Başarı hikayeleri yazıyoruz”
ATSO Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın da tarım ve tarım teknolojilerinde iş adamlarının ve girişimcilerin başarılarıyla gurur duyduklarını belirterek, “Buradaki enerji, ülkemizin geleceğine dair umutlarımızı daha da artırıyor. Bizler de daha fazlasını yapmak, daha fazla çalışmak için güç buluyoruz. Bu vesileyle başta Growtech firması olmak üzere tüm kurum ve kuruluş temsilcilerine, iş insanlarımıza, genç girişimcilerimize teşekkür ediyorum” dedi.
Türkiye’nin tarımsal üretimde dünyada ilk 10 ülke arasında yer aldığını belirten Pakalın, Antalya’nın da bu üretimde önemli bir yere sahip olduğunu kaydetti. Antalya’nın şehirlerle değil ülkelerle yarıştığını dile getiren Pakalın, “Bitkisel üretim değeri ile Türkiye birincisidir. 1 milyar doları aşan tarımsal ihracatı, 800 milyon dolarlık yaş meyve sebze ihracatı ve 2,5 milyon tonu aşkın domates üretimi gerçekleştiriyoruz. Diğer taraftan ilimiz seracılık teknolojilerinde, tohumculukta, fidecilikte başarı hikayeleri yazmaktadır. Firmalarımız dünyanın dört bir yanına sera teknolojileri kurmakta, know-how götürmekte, tohum satmaktadırlar” diye konuştu.
Konuşmaların ardından “Sera ve Teknolojileri”, “Sulama ve Teknolojileri”, “Tohum, Fide”, “Bitki Besleme”, “Bitki Koruma”, “Akıllı Tarım Teknolojileri”, “Kamu Özel Ödülü” kategorilerinde birinci olan firmalara ödülleri teslim edildi. Ödel törenine Antalya Valisi Hulusi Şahin, Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal, ATSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Üyesi Ragıp Gök, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Başkanı Onur Kacar, ATSO Genel Sekreteri Av. Aslı Şahin Tekin ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CW Enerji, bu yıl 14.’sü düzenlenen ‘Geleneksel Satış Noktaları Toplantısı’na ev sahipliği yaptı. Toplantının ilk gününde katılımcılar Antalya Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan CW Enerji fabrikasını ziyaret etti. Ham madde girişinden panellerin sevkine kadar geçen tüm süreç hakkında detaylı bir şekilde bilgilendirilen katılımcılar, CW Enerji AR-GE faaliyetleri hakkında ayrıntılı bir şekilde bilgilendirilirken, firmanın son teknoloji ile üretilen inovatif ürünlerinin yapım aşaması hakkında da bilgi sahibi oldu.
2025 yılına dair sektör hedefleri ve öngörüler konuşuldu
Toplantının ikinci gününde katılımcılar CW Enerji bünyesinde yer alan alanında uzman ekip tarafından güneş paneli üretimi süreçleri ve sektör hakkında bilgi sahibi oldu. GES sektöründe başvuru süreçleri, yönetmelik, yatırım teşvikleri, pazarlama faaliyetleri, sigorta sistemleri, satış noktası avantajları, on-grid ve off-grid inverterler, lityum batarya esnek panel ürünleri, enerji depolama sistemleri, araç şarj istasyonları ve yönetmelikleri, tarımsal sulama sistemleri, CW Gençlik projesi gibi çeşitli konuların yanı sıra 2024 yılı genel değerlendirmesi ve 2025 yılına dair hedef ve öngörülerle birlikte gelecek planlamaları da masaya yatırıldı.
“Başarılı çalışmalara imza attık””
CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, katılımcılara firmanın kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Bugüne kadar satış noktalarıyla birlikte oldukça başarılı çalışmalara imza attıklarını belirten Sarvan, “Güneş enerjisi sektöründe birlikte yazdığımız başarı hikayesini daha da ileri taşımak için bir aradayız. CW Enerji ailesinin bir parçası olarak gösterdiğiniz emek, azim ve bağlılık için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Her biriniz bulunduğunuz bölgede güneşin gücünü insanlara ulaştıran, onların geleceklerini aydınlatan ve temiz enerjiyle tanıştıran öncülersiniz. Sizlerle gurur duyuyoruz. Sizlere en kaliteli ürünleri sunmak ve başarılarınızı daha da büyütmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.
Her geçen gün kendilerini daha çok geliştirerek, başarılı projeleri hayata geçirmeyi sürdürdüklerine dikkat çeken Sarvan, satış noktaları ile daha güçlü olduklarını kaydetti. Sarvan, “CW Enerji ailemiz her geçen gün daha da büyüyor. Hep birlikte daha nice başarılara imza atacağız. Unutmayın, güneş her gün yeniden doğar. Biz de her yeni günle birlikte daha büyük adımlar atacağız. Hep birlikte el ele vererek ülkemiz için çalışmaya ve üretmeye var gücümüzle devam edeceğiz” diye konuştu.
Yerli ve milli kaynaklar ile üretime destek
Sarvan, yerli ve milli kaynaklar ile üretime destek olmayı, Türkiye’nin enerji ihtiyacı açısından dışa bağımlılığını azaltmayı amaçladıklarını kaydederek, “Türkiye için üretiyoruz ve ülkemiz için çalışıyoruz. Alanında uzman ve her detayı ayrıntılı düşünen bir ekibimiz var. Yıllık 1.8 GW üretim kapasitesi ile ülkemizin önde gelen güneş paneli üreticilerinden birisi olma ayrıcalığını gururla sürdürüyoruz” dedi.
“Dünya genelinde temiz enerjiye geçiş hızlandı”
Türkiye’nin enerji sektöründe sergilediği büyüme ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla uluslararası arenada dikkat çeken bir ülke haline geldiğini belirten Sarvan, enerji sektörünün toplam büyüklüğünün her geçen yıl artarken, özellikle güneş enerjisi sistemleri (GES) alanında Türkiye’nin hem Avrupa hem de dünya sıralamasında önemli bir konumda yer aldığına dikkat çekti. Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü bakımından Avrupa’da birinci, dünyada ise beşinci sırada bulunduğunu ifade eden Sarvan, “Veriler ülkemizin yenilenebilir enerjiye olan yatırımlarının ne denli güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Bu başarı, ülkemizin enerji ithalatını azaltırken, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına da katkı sağlıyor. 2030 yılına kadar Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücünün 30 GW’ı aşması hedefleniyor. Dünya genelinde temiz enerjiye geçişin hızlandığı bu dönemde, CW Enerji olarak projelerimizle ve pazarlama faaliyetlerimizle bu hedeflere ulaşmaya katkıda bulunmak adına çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz. Devletimizin de bu alanda sağladığı destekler çok önemli. Bu desteklerin artarak devam etmesi en büyük beklentimiz” diye konuştu.
“Geleceğin enerji çözümlerini sunmaya devam edeceğiz”
60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini dile getiren Tarık Sarvan, “Türkiye’nin güneş enerjisi sektöründe gösterdiği başarıda, CW Enerji olarak sektöre yön veren inovasyonlarımız, güçlü üretim kapasitemiz ve etkili pazarlama faaliyetlerimizle fark sağlıyoruz. Sadece üretim ve teknoloji alanında değil, pazarlama ve müşteri ilişkilerinde de örnek bir model sergiliyoruz. Dijital pazarlama, fuarlara etkin katılım, eğitim ve destek programlarımız ile sektörümüzde adımızdan fazlasıyla söz ettiriyoruz. Türkiye’nin güneş enerjisindeki liderliğini güçlendirmek ve küresel temiz enerji dönüşümüne katkı sağlamak bizim için bir görev. Üretimden ihracata, teknolojiden pazarlamaya kadar her alanda büyümemizi sürdüreceğiz. İnovatif ürünlerimiz, güçlü pazarlama stratejilerimiz ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımımızla sadece bugünün değil, geleceğin de enerji çözümlerini sunmaya devam edeceğiz” dedi.
Sarvan, tüketiciye daha hızlı ulaşmak, ihtiyaçları daha hızlı karşılamak ve daha fazla kişiye ulaşmak adına pazarlama faaliyetlerine önem verdiklerini ve çalışmaları hızlandırdıklarını belirterek, bu alandaki çalışmalarını sürdüreceklerini de sözlerine ekledi.
“Bugünlere geldiğimiz için çok mutlu ve gururluyuz”
CW Enerji CEO’su Volkan Yılmaz da, satış noktalarıyla birlikte birçok projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. Yerli ve milli bir Türk markası olarak ülkede tercih edilen lider firmalar arasında olduklarını dile getiren Yılmaz, “Bizler yıllar önce bugünlerin tohumlarını ekerken gerçekten çok inandık, çok çalıştık ve hep birlikte bugünlere geldik. Bugünlere gelmemizde satış noktalarımızın emekleri ve özverili çalışmalarının payı büyük. Hep birlikte büyük bir aileyiz ve aramız katılan yeni arkadaşlarımızla daha da büyümeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
“İçinde bulunduğumuz dönemde sektörümüz geleceğin en stratejik konularından biri” diyen Yılmaz, şöyle devam etti:
“Böylesine değerli ve önemli bir sektöre hizmet edebilmek hepimiz için gurur verici. Hem üretiyor hem istihdam oluşturuyor hem de gelecek nesillere temiz bir dünya bırakıyoruz. Bugünlere geldiğimiz için çok mutlu ve gururluyuz. Hep birlikte çok daha iyi yerlere gelecek ve bundan sonra da büyüme yolculuğumuza devam edeceğiz.”
Başarılı satış noktaları ödüllendirildi
Her yıl olduğu gibi bu yıl da katılımın oldukça yoğun olduğu geleneksel satış noktaları toplantısının son gününde gala yemeği gerçekleştirildi. Galada, türkülerin sevilen ismi Elif Buse Doğan sahne aldı. Gecede ciro, EPC, e-ticaret, sulama, ısı pompası, lityum batarya, MTS gibi kategorilerde başarılı satış noktaları ödüllendirildi. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Önler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada zirai ilaçlama İHA’larının son yıllarda popülerlik kazandığını belirtti.
Zirai ilaçlama İHA’larının üreticiler için önemli olduğunu aktaran Önler, “Zirai ilaçlama İHA’ları, özellikle topografya ve toprak koşullarının uygun olmadığı durumlarda daha kullanılabilir durumda. Klasik yöntemler günümüzde İHA’lara göre artık çok daha pahalı.”dedi.
Zirai ilaçlama İHA’larının kullanımı artıyor
Önler, İHA’ların aynı zamanda operatörünün ilaca maruz kalmasını önlemeyle önemli avantaj sağladığını ifade etti.
2024 yılında dünyada yaklaşık 500 milyon hektar alanın zirai İHA’larla ilaçlandığını aktaran Önler, “Günümüzde zirai İHA’ların kullanımı giderek artıyor. 100’den farklı ülkede 300 binden fazla zirai ilaçlama İHA’sı kullanımda. Zirai ilaçlama İHA’ları hem kullanılan etken maddelerin daha az kullanılmasına ve suyun ekonomik kullanılmasına imkan vermektedir.” diye konuştu.
Su tasarrufu sağlıyor
Önler, son yıllarda arazilerde görülen ve hızlı müdahale edilmesi gereken hastalıklara zirai İHA’ların hızlı müdahale imkanı sağladığını kaydetti.
Zirai İHA’ların üreticilere tasarrufta yardımcı olduğunu vurgulayan Önler, şöyle konuştu:
“2024 yılında zirai ilaçlama İHA’larıyla yapılan uygulamalarda yaklaşık 47 bin ton etken madde (kimyasal) tasarrufu sağlandı. Klasik yöntemlerle yaptığımız ilaçlamalarda yaklaşık dekarda 25 litre su atarken, zirai ilaçlama İHA’larıyla bu miktarı yüzde 95 oranında azaltarak, 1 litreye kadar düşürebildiğimizi yapılan çalışmalardan görüyoruz. 2024 yılında 210 milyon ton su tasarrufu sağlandı. Bu miktar 390 milyon insanın yıllık su tüketimine eşdeğer bir tutar.”
Namık Kemal ÜniversitesiTeknolojiEkonomiGüncelTarımÇevre
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) – CHP AnkaraMilletvekiliUmut Akdoğan, “Sokağın en yakıcı gündemi, kim ne konuşursa konuşsun, Erdoğan ne söylerse söylesin, Bahçeli hangi çıkışı yaparsa yapsın, sokağın en yakıcı gündemi gıda enflasyonu, dolmayan poşetler, torbalar, evin içine girmeyen ekmek, aş, doldurulamayan çocukların beslenme çantası” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in talimatları doğrultusunda CHP’li milletvekilleri ve Parti Meclisi Üyeleri, yurttaşları ziyaret ederek sorunları dinliyor. CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Parti Meclisi Üyeleri Armağan Erdoğan ve Nazan Güneysu bu doğrultuda Samsun’a giderek İl Başkanı Mehmet Özdağ, Atakum İlçe Başkanı Adem Kürek, İlkadım İlçe Başkanı Metin Teletar ile birlikte ziyaretlerde bulundu.
CHP Atakum İlçe Başkanlığı’nda konuşan Akdoğan, şunları söyledi:
“Samsun’dayız, Atakum’dayız. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımız’ın talimatıyla 81 ilde bütün milletvekillerimiz, parti meclis üyelerimiz, Yüksek Disiplin Kurulu üyelerimiz sahaya çıktı. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen bütçe, bir süre sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na gelecek. gıda enflasyonu, dolmayan poşetler, torbalar, evin içine giren ekmek, aş, Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm kadrolarımızla yola çıktık ve Anadolu’nun dört bir yanında bu çalışmayı sürdürüyoruz Bugün Atakum’da ki pazarda gördük. Böyle avucumun içine sığabilecek kadar bir pırasa, bir tane kırmızı lahana ve yine bir avuç içi kadar karnabahar aldık ve 100 lira verdik.
‘Biz bu sunduklarımızla birlikte hükümetimizi göreve davet ediyoruz ve zorluyoruz’
Burada bizim derdimiz vatandaşın derdini tekrar vatandaşa anlatmak değil veya pahalılığı teşhir etmek değil. Biz bu sunduklarımızla birlikte hükümetimiz, iktidar sahiplerimizi, iş başındaki kişileri göreve davet ediyoruz ve zorluyoruz. İkinci kısmı şu, Türkiye’de gösterdiğimiz onun sorunu, onun derdinin bilinmeyen bir yakası var. Bilinmeyen yakası şu demek, zayıflığa sahip olanlar var ama bu yoksulluktan etkilenmeyen bir azınlık da var. Doğuda, güneydoğuda terör belası batıda bunu hissetmeyenler var, bilinmiyor. Tarım işçileri çalışıyorsa tarım işçisinin derdini bilmeyen bunu mutlaka bilmeli. Öğretmenlerin sorunlarının dışında özellikle veliler olarak herkes bilmeli. Dolayısıyla bizim bulaşmanın bir çalışması. Bunu almayı sürdüreceğiz. Bugün aralıksız sonra yine Samsun’da devam edeceğiz. Samsun’daki potansiyelimizin çok yüksek olduğu bir yer. Önümüzdeki dönemde dört, dört buçuktan beş milletvekilini almayı hedeflediğimiz bir yer. Atakum Belediyemiz de belediyecilik anlayışıyla Samsun’da bir örnek teşkilatı sürdürmeyi ve umut ediyorum Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Samsun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çok büyük bir temsiliyeti sağlayacak.”
“MHP liderinin, diğer siyasi partilerin genel başkanlarının ortaya koymak istediklerini gündem sokakta yok”
Akdoğan, İl Başkanlığı ziyaretinde ise şunları kaydetti:
“Bu enflasyon canavarına dur diyemediğiniz süre boyunca maaşları elli bin lirada yapsanız, yüz bin lirada yapsanız, yüzde beş yüzde zam yaptığınızda cebinizde sağladığınızdan artıştan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Ancak tabi çok can yakıcı bir sorun ortada duruyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu aydan itibaren, Bu aydan tezi yok, en düşük emekli maaşının asgari ücretle eşitlenmesi önerisi, televizyonda, mikrofonda, nerede derseniz deyin, yaygınlık gösterir. Dolaysıyla Cumhurbaşkanlarının diğer siyasi partilerin genel başkanlarının ortaya koyduğu noktalar, gündem sokakta yok.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DSİ 10. Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Tarım ve Orman BakanlığıDevlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün tarımda modern sulamayı yaygınlaştırmak, toplulaştırma çalışmalarıyla tarım arazilerinden en yüksek faydayı sağlamak, musluklara sağlıklı ve içilebilir su ulaştırmak, yerleşim yerleriyle tarım arazilerini taşkın riskine karşı korumak ve sürdürülebilir su yönetimi için çalışmalar yürütülüyor.
Diyarbakır ve ilçelerinde son dönemde yapılan su yapılarının artması bölgedeki tarımsal faaliyetlerin gelişmesinde de önemli rol oynuyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, çalışmaların devam ettiği Çermik Kale Barajı’nın hayata geçirilmesiyle 139 bin 420 dekar tarım arazisinin sulanacağını, milli ekonomiye yılda 1 milyar 185 milyon lira katkı ve 13 bin 942 kişiye ek istihdamın sağlanacağını belirtti.
Barajın 77 metre yüksekliğe ve 183,49 milyon metreküp su depolama hacmine sahip olduğunu belirten Balta, ön yüzü beton kaplı kaya dolgu tipinde olan barajın tamamlanmasıyla Çermik Ovası’nın sulanmasının hedeflendiğini ifade etti.
Balta, şunları kaydetti:
“Çermik Kale Barajı’nın 1,07 milyon metreküp hacimli gövde dolgusunun tamamı, su alma tüneli, baraj gövdesi, vana odası ve ön yüz beton kaplama imalatları tamamlanmıştır. Sağ ve sol sahil memba yamaç kaplama beton imalatları ve enjeksiyon imalatları devam etmekte olup fiziki gerçekleşme yüzde 91’dir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE’nin en soğuk yerleşim yeri olan Ardahan’ın Göle ilçesinde termometreler dün gece sıfırın altında 8 dereceyi gösterdi. Bitkiler kırağı tuttu, otomobil camları buzla kaplandı.
Kentte yüksek kesimlerdeki kar yağışının ardından soğuk hava etkili olmaya başladı. Dün gece Göle ilçesinde en düşük hava sıcaklığı, sıfırın altında 8 derece olarak ölçüldü. Kent merkezinde ise termometreler sıfırın altında 5,7 dereceyi gösterdi. Soğuk havanın etkisiyle kent genelinde otomobil camları buzla kaplandı. Ağaç yaprakları ve bitkiler kırağı tuttu. (DHA
Haber-Kamera: Dinçer AKTEMUR/ARDAHAN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ziyaret sırasında konuşan Kaymakam Atasoy, kadın çiftçilerin üretime kattığı değeri şu sözlerle dile getirdi: “Bereketli topraklarımıza emek ve alın teriyle katkıda bulunan, üretime güç katan tüm kadın çiftçilerimizin Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü yürekten kutluyorum. Aronya üretimi yapan kadın çiftçimiz Elif Hanım’ı eşimle birlikte ziyaret ederek, tarıma sağladığı katkılardan dolayı kendisine teşekkür ettik.”
Kaymakam Atasoy’un ziyareti, kadın çiftçilerin tarımdaki rolünü bir kez daha gündeme taşırken, Elif Ünver gibi başarılı kadın girişimcilerin tarım sektöründe örnek teşkil ettiğini ortaya koydu. Aronya gibi katma değeri yüksek bir ürünün Erdek’te yetiştirilmesi, bölgenin tarım potansiyelinin artmasına önemli katkı sağlıyor.
Elif Ünver, aronya üretimindeki başarısıyla yalnızca tarıma olan ilgiyi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgedeki diğer kadın çiftçilere de ilham veriyor. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel 15 Ekim’in kadın üreticilerin günü olduğunu belirterek; “Bugün kırsalda yaşayan kadınlara bir onur ve şükran günüdür. Burada ellerinin bereketini toprağa veren kadınları görüyoruz. Bugün biz Havutçulu’daydık. Köydeki kadınlarla beraber JES’E Hayır dedik. Üretim sonsuz olsun, devam etsin, sürdürülebilir olsun, sağlıkla devam etsin dedik. Şimdi de üretici kadınlarla Efes Tarlası Yaşam Köyü’ndeyiz” dedi.
Toprak ve tabiat beni eğitti
Armağan Portakal, değişimin kadınlarla başlayacağını belirterek; “10 yıl önceye kadar Armağan, kurumsal hayattan istifa etmiş, birçok sosyal sorumluluk projelerine katılmış, sosyal hayatı gelişmiş olan bir kadındı. Sonra Seferihisar’da bugün Torlak Çiftliği dediğimiz bir arazi aldım. Arazinin içerisindeki zeytin ağaçlarını günce de direk orayı üreten bir yer yapmak istedim ve toprağın içerisinde, tarımın içerisinde yaşamaya başladım. Toprak ve tabiat beni eğitmeye başladı. 10 yıllık tecrübemin içerisinde öyle anlar yaşadım ki, eskiden birisi bana bunları anlatsaydı inanmazdım. Biz inanılmaz büyük bir döngünün, inanılmaz bir zenginliğin içerisinde sadece bir nokta olarak yaşıyoruz. Benim toprağın ritmi dediğim şey sadece bir slogan değil benim tamamen Torlak Çiftliği’nde yaşamaya başladığım 2 yıl sonra aydınlanmanın sonunda dilimden dökülenlerdir. 350 zeytin ağacımız var. Aralarına dutlar, bademler ve farklı ağaçlar diktim” dedi.
Efes Tarlası Yaşam Köyü’nden çok etkilendim
15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nde Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Armağan Portakal; “Efes Tarlası Yaşam Köyü’nden olağanüstü etkilendim. Burada her şey çok güzel tasarlanmış. Burada eğitimler hakkında bilgi aldım. Burası bir açık laboratuvar gibi. Selçuk’un sahili, geçmişi ve karakteri korunmuş. Bunları görmekten dolayı da çok mutlu oldum. Önemli olan bugün JES’E direnişiz. Çünkü biz toprak ve suyu sonsuz zannediyoruz. Ama sonsuz değil. Bir santim toprağın meydana gelmesi yüzlerce, binlerce yıldır devam eden bir sürece işaret ediyor. Biz her ağacı kestiğimizde, toprağa her kazma vurduğumuzda, her betonu diktiğimizde geleceğimizden kesin ve geri dönüşü olmayan bir şeyler kaybediyoruz. Biz sahip çıktığımız sürece bir geleceğimiz var” dedi.
Armağan Portakal’ın konuşmasının ardından kadın çiftçilere Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde fide dağıtıldı. Karaot Tohum Derneği ile başlayan yeni çalışmalar hakkında bilgi veren Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel; “Biz köylülerle birlikte Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde ürettiğimiz fideleri köylerde tekrar toprakla buluşturacağız. Bunlar genelde salatalık malzemelerin fideleri olacak. Köylü kazanacak, ayrıca esnaf odamızla vardığımız anlaşma sonucu mevcut restoranlarda artık Efes Tarlası Yaşam Köyü salataları olacak. Kendi işletmelerimizde onlar olacak. Üretimi teşvik etmek amacıyla mahalleye dönüşen köylerde belediyeye geçen bütün arazileri köylerimizle birlikte işlemeye onlardan elde edilmiş olan ürünleri bütün esnafla paylaşmaya aynı zamanda kendi sofralarımızda döngüyü sağlamak istiyoruz. Bunu yapmamızın çok önemli bir sebebi var. Birçok kooperatif kuruldu. Çok sayıda üretici var. Birçok doğal üretici var. Doğal üretim ve yerel tohumlarla üretim yapılıyor. Ama üretimi yapanların haricinde aynı nitelikte tüketimi talep eden bir kitleye ihtiyacımız var” dedi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılışı gerçekleştirilecek olan fuarda, gıda, tarım, hayvancılık, teknoloji ve yöresel ürünler ön plana çıkacak. Üreticilere, girişimcilere, sektör temsilcilerine ve çiftçilere önemli katkılar sunması hedeflenen fuarın Elazığ’ın tarım ve hayvancılık potansiyelini de desteklemesi bekleniyor. Elazığ Belediyesi’nin düzenlediği ve Elazığ Valiliği, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası ile Elazığ Ticaret Borsası gibi birçok kurum ve STK’nın paydaşı olduğu 4. Elazığ Tarım Fuarı’nda; son teknoloji ürünü tarım aletleri, zirai ilaçlar, tohumlar, traktörler, hayvansal üretim makineleri ve sulama sistemleri gibi ürünlerin sergilenmesi planlanıyor. Ulusal çapta 100’ün üzerinde önemli üretici firmanın iştirak edeceği fuar, 9-13 Ekim tarihlerinde 10.00-20.00 saatleri arasında ziyaretçilere açık olacak. Mandıra Filozofu adlı film serisi ile tanınan Müfit Can Saçıntı’nın da ziyaretçilerle buluşacağı fuara, Elazığ’ın yanı sıra bölge illerden de katılımın olması bekleniyor.
Öte yandan fuarda, üreticilerin tarımsal faaliyetlerini güçlendirmeleri adına eğitim seminerleri de verilecek. 12 Ekim Cumartesi günü Kamu Araştırmaları Vakfı Tarım ve Gıda Direktörü Dr. Nevzat Birişik tarafından, Türkiye ve dünya tarımında riskler, fırsatlar ve yatırım trendleri, Kamu Araştırmalar Vakfı Tarım ve Gıda Direktörü Dr. Turan Karahan tarafından da ülkemizde tarımda uygulanan desteklemeler ve üretim üzerindeki etkileri konulu seminerler düzenlenecek.
Elazığ Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden yapılan açıklamada vatandaşlar, Elazığ’ın tarım ve hayvancılık potansiyeline önemli katkılar sunacak olan 4. Elazığ Tarım Fuarına davet edildi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türker, 1984’te evlendikten sonra besicilik yapan eşine hayvanların otlatılması, sağılması ve bakımı gibi işlerde yardım etti. Türker, yıllar geçtikçe işin her aşamasını öğrendi.
Yılın 6 ayını 2 bin rakımın üzerindeki obada geçiren Türker, üç yıl önce eşinin vefatının ardından iki oğlunun da desteğiyle işleri yürütmeye devam etti.
Havanın soğuması ile obadan dönme hazırlıklarını sürdüren Türker, AA muhabirine, 40 yıldır mayısın 15’inde obaya çıktıklarını söyledi.
Türker, hava sıcaklığına bağlı olarak ekim sonu veya kasımın başlarında Altınordu ilçesindeki evlerine döndüklerini, o döneme kadar da 93 büyükbaşın çayırlarda yayıldığını ifade etti.
Büyük oğlunun hayvanların satışıyla ilgilendiğini, küçüğünün ise kendisine bakımlarında yardım ettiğini anlatan Türker, “Sabah saat 05.00’te kalkıyoruz. Çayımızı içtikten sonra saat 07.00-07.30 gibi hayvanların yanına çıkıyoruz. İnekleri sağıyoruz, küçükleri emdiriyoruz. İşimizi bitirdikten sonra hayvanları salıveriyoruz. Ev işleri ve ahırdaki temizlikleri yapıyoruz. Buzağıları doyuruyoruz.” dedi.
“Hayvancılık sayesinde bir şeylere sahip olabildik”
Türker, kızının da evlenene kadar kendisine hayvanların bakımında yardım ettiğini, üç çocuğunun da işlerin yoğunluğu dolayısıyla oyun oynamaya bile fırsat bulamadan büyüdüklerini dile getirdi.
İşini severek yaptığını belirten Türker, şöyle devam etti:
“Bu işte sevdiğim taraf ele ihtiyacın olmuyor, paranı kazanabiliyorsun, kimseye ihtiyacın olmuyor. Hem hayvanları da seviyorum. Biraz yıprandık ama seviyorum işimi. Sevmesem yapamam zaten. 6 ay burada kimse kalmaz. Şimdi kadınlar buraya gelip de 6 ay durur mu? Bir gün durmazlar. Çocuklar hiç gelmiyor. Ama benim çocuklarımın üçü de burada büyüdüler. Hep birlikte bu işi yaptık.”
Türker, elinden gelen her işi yapmaya gayret ettiğini vurgulayarak, “Süt ve peynir de satarak evin ihtiyaçlarını görüyorum. Hayvancılık sayesinde bir şeylere sahip olabildik. Ele ihtiyacımız olmuyor.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilik himayesinde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce ilçeye bağlı İkizbağlar köyündeki bir bahçede program düzenlendi.
Vali Kemal Kızılkaya, programda yaptığı konuşmada, il genelinde üretimi yapılan Siirt fıstığı hasadının üreticilere bol ve bereketli kazançlar getirmesini diledi.
Yapılan desteklemelerle Siirt’in tarım ve hayvancılıkta önemli bir noktaya ulaştığını belirten Kızılkaya, “Bizler vatandaşımızın gelirinin, hayat standardının arttığını ve refaha kavuştuğunu, huzur ve güven içerisinde olduğunu gördükçe büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi.
Siirt fıstığının tarımsal üretim yapan ailenin doğrudan ya da dolaylı geçim kaynağı haline geldiğini belirten Kızılkaya, gelecek yıllarda da sulama projeleri ve modern yetiştirme teknikleriyle üretimin artırılmasını amaçladıklarını dile getirdi.
Kızılkaya, şu değerlendirmede bulundu:
“Siirt fıstığının oluşturduğu ekonominin memleketimizde nasıl bir çarpan etkisi yaptığını bizzat şahidiyim ve bunun her geçen gün daha da artması için elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Devletimiz her zaman üretenin, çalışanın yanında olmuştur. Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüz çok önemli bir görev üstlenmiştir ve dünden bugüne kadar Siirt fıstığı konusundaki çalışmaları örnek olacak düzeydedir.”
Siirt Fıstık Üreticileri Birliği Başkanı Şuayip Aslan da devlet desteğiyle üretimin gün geçtikçe artırıldığına tanık olduklarını söyledi.
Üreticilerden Eyüp Çiçek de bağ ve bahçelerde yılın son hasadını yaptıklarını belirterek, “Üretimden memnunuz. Geçen seneye oranla bu yıl daha fazla rekolte bekliyoruz.” dedi.
Konuşmaların ardından Kızılkaya, üretici ve çalışanların katılımıyla düzenlenen programda fıstık hasadı yapıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğrencilerin mesleki uygulama derslerindeki teorik bilgilerini pratiğe aktarmaları ve bilimsel çalışmalarla kentte tarımsal üretim çeşitliliğinin artırılması amacıyla merkeze bağlı Gümüşsu köyünde oluşturulan tarım uygulama ve araştırma sahasına bu yıl ilk kez kudret narı dikildi.
Kapalı alandaki üretimin ardından gelişimi oldukça iyi düzeyde gözlemlenen meyvenin hasadı gerçekleştirildi.
Özellikle sağlık sektöründe kullanılan ve yüksek kazanç sağlayan meyvenin üretiminin yörede yaygınlaştırılarak çiftçiler için alternatif ürün olması hedefleniyor.
Rektör Prof. Dr. Mutlu Türkmen, AA muhabirine, üniversite bünyesindeki geniş tarımsal uygulama alanlarında her yıl çok fazla çalışma yaptıklarını söyledi.
Kentteki üretim çeşitliliğini artırmak için her yıl yeni ürünleri test ettiklerini belirten Türkmen, “Üniversite olarak şehrimizde tarımsal üretime destek sağlamak amacıyla hem çiftçilerimizin üretimini yaptığı bitkilerle ilgili farklı değerlendirmeleri yapıyoruz hem de özellikle çiftçilerimizin tanımadığı ürünlerin şehrimize uygunluğuyla ilgili araştırmaları bilimsel perspektifle yürütüyoruz.” dedi.
Türkmen, bu kapsamda deneme ekimi yaptıkları kudret narını da başarılı şekilde ürettiklerini ifade etti.
Alandaki çalışmalarla ilgili bölgedeki üreticilerin bilgilendirildiğini anlatan Türkmen, şu değerlendirmede bulundu:
“Mevsim koşullarından dolayı yaz döneminde ağırlık verdiğimiz üretim çalışmalarıyla ilgili bilimsel bulguları da çiftçimizin faydasına sunmak üzere eğitim öğretim dönemi başladığı andan itibaren seminer ve çalıştay gibi eğitim faaliyetleriyle çiftçiler ve ilgili kuruluşlarla paylaşmaya özel önem gösteriyoruz. Yaptığımız çalışmalar, ileride hem katma değeri yüksek tarımsal ürünlerin sayısının artırılması hem de ürün çeşitliliğinin sağlanması açısından çok büyük katkı sağlayacaktır. Topluma, şehrimize katkı sağlama misyonuyla tarımsal alandaki faaliyetlerimizi titizlikle önümüzdeki yıllarda da yürüteceğiz.”
“Üreticilerimizi gelir kapısı daha yüksek ürünlerle tanıştırmak istiyoruz”
Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ümmügülsüm Erdoğan ise araştırma sahasında öğrencilerle birlikte her yıl yeni tür ve çeşitlerin adaptasyonu konusunda uygulamalar yaptıklarını söyledi.
Bu yıl ürün yelpazesine kudret narını da eklediklerini belirten Erdoğan, “Buradaki hedefimiz ilimiz ve bölgemizdeki ürün çeşitliliği sayısını artırmak ama bunu yaparken de aynı zamanda ilimizde birim fiyatı yüksek, üreticilerimizi gelir kapısı daha yüksek olabilecek ürünlerle tanıştırmak istiyoruz.” diye konuştu.
Erdoğan, kudret narının son dönemde dünyada olduğu gibi Türkiye’de de popüler meyveler arasında yer aldığını, özellikle tıbbi amaçlı kullanımının oldukça yaygınlaştığını belirtti.
Bayburt’ta örtü altı tarım yöntemiyle yetiştirilen kudret narından yüksek verim alınabileceğini ortaya koyduklarına dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:
“Ülkemizde genellikle Yalova ve Bursa ile Ege Bölgesi’nde yetiştirilen bir ürün. Bayburt sıcaklık anlamında o bölgelerden farklı ama kapalı ortamda, örtü altı yetiştiricilikle bunu başarmak mümkün. Aynı zamanda örtü altı yetiştiricilikle ilgili bölgemizde büyük destekler var. Örtü altı yetiştiricilikte farklı ürünler de ilave edilmesi anlamında değerlendirilebilecek bir ürün. Biz denedik, başarılı oldu ve ürünün verimi de oldukça yüksek. Tıbbi amaçlı kullanılan bir ürün ama aynı zamanda yaprakları, meyvesi, tohumları sebze olarak da değerlendirilebilen ürünler ancak dünyadaki en büyük kullanım alanı tıbbi hassasiyet olarak sağlık alanında kullanılıyor.”
Erdoğan, tarım uygulama ve araştırma sahasının 1200 metrekare olduğunu, kudret narı üretimini ise 400 metrekarelik bölümünde gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Hasadın ardından değerlendirme yaptıklarını anlatan Erdoğan, üreticilerin kudret narından dekar başına 2,5 ton ürün alabileceğini tahmin ettiklerini sözlerine ekledi.
İl genelinde patates, beyaz lahana, tarhun, fasulye ve mısır, üretim miktarı açısından öne çıkan ürünler arasında yer alıyor. Üniversitenin tarım uygulama ve araştırma sahasında daha önce yapılan aronya, mor patates ve Hokkaido kabağı üretiminde de başarı sağlanmıştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ajans destekleri, altyapıya ve kurumsallaşmaya yönelik desteklerle Amasya, Çorum, Samsun, Tokat illerinden oluşan Orta Karadeniz Bölgesi’nde bu alanda önemli bir farkındalık ve üretim altyapısı oluşturdu, mesleki eğitimler yanında kadınların, girişimcilik ve kooperatifçilik eğitimleri almasını sağladı.
2024 Yılı Girişimcilik Ekosisteminin Desteklenmesi Teknik Destek Programı kapsamında desteklenen S.S. BizimOra Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nin “BizimOra’nın Kadınlarından Sofralarınıza Şifalı Safran ve Sarımsak” isimli projesi uygulanmaya başladı. Proje ile kooperatifin dijital dönüşümünü sağlaması ve e-ticaret alanındaki varlığını güçlendirmesi amaçlanıyor.
“E-Ticaret” ve “Dijital Pazarlama” yoluyla büyümeyi hedefliyorlar
BizimOra Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, Çorum Merkez’de 2024 yılı Ocak ayından bu yana faaliyet gösteriyor. Kuruluş sürecinden itibaren OKA’nın güçlü desteğiyle yoluna devam eden kooperatif tıbbi ve aromatik bitkilerin yetiştirilmesi ve işlenmesi konusunda uzmanlaşmış durumda.
Kooperatif; sarımsak, kadim bir şifa kaynağı olan ve beyaz sarımsağın birkaç hafta boyunca 70-80 derece sabit bir ısı altında kurutularak fermente edilmesiyle elde edilen siyah sarımsak ve bal üretimi yapıyor. Proje kapsamında yürütülecek faaliyetler ile ürünlerin geleneksel satış kanallarının yanı sıra, e-ticaret ve dijital pazarlama yoluyla daha geniş bir kitleye ulaştırılması hedefleniyor.
S.S. BizimOra Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Çorum’da bir ilke imza atarak ilk kez safran üretimi gerçekleştiriyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı İyi Tarım Uygulamaları Programı kapsamında safran, sarımsak tohumu ve yumru desteği alan kooperatif, 27 Ekim’de ilk safran dikimini yaparak üretime başladı. Kooperatif, dünyanın en pahalı baharatlarından olan, sayısız faydası ve kullanım alanı bulunan safranın yanı sıra safran balı, safranlı sirke üretecek.
Tohumları Orta Karadeniz Bölgesinde yer alan Amasya ilinden tedarik edilerek yapılan safran dikim etkinliğine, OKA Girişimcilik Ekosisteminin Geliştirilmesi Birimi, OKA Çorum Yatırım Destek Ofisi, Çorum İl Tarım ve Orman Müdürlüğü temsilcileri ile kooperatif yetkilileri katıldı. – ÇORUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisalı çiftçi cinayete kurban gitti
MANİSA – Manisa’nın Salihli ilçesinde bir çiftçi üzüm bağında kimliği belirsiz kişiler tarafından silahla vurularak öldürüldü. Olayla ilgili gözaltına alınan 3 şüpheliden 2’si çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Olay, Yeşilova Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, çiftçilikle uğraşan İzzet Doğan (61), üzüm bağında kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürüldü. İhbar üzerine olay yerine gelen Manisa İl Jandarma Komutanlığına bağlı Salihli İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerinin yaptığı incelemede Doğan’ın ateşli silahla öldürüldüğünü tespit etti.
Olay yerinde yapılan incelemede 1 çekirdek ve 1 adet boş kovan bulan ekipler, şüphelilerin tespiti için çalışma başlattı. Manisa İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü, Jandarma Suç Araştırma Dedektifleri ve Salihli JASAT ekiplerinin çalışması sonucu İzzet Doğan ile akrabaları arasında husumetli olduğunu belirledi. Yeşilova Mahallesi’nde husumetli olduğu tespit edilen İ.E. ve E.E. isimli şahısların ikametlerinde arama yapıldı. Yapılan aramada 1 adet ruhsatsız tabanca 3 adet ruhsatsız kurusıkı tabanca, 1 adet havalı tabanca, 1 adet kurusıkı tabanca şarjörü, 1 adet tabanca şarjörü, 6 adet ruhsatsız av tüfeği, 1 adet kasatura, 27 adet kurusıkı tabanca fişeği, 4 adet bıçak, 6 adet 7,65 tabanca fişeği, 10 adet çakı, 121 adet av tüfeği fişeği ele geçirildi.
Husumetli akrabalardan İ.E. gözaltına alındı. Çalışmalarını sürdüren jandarma ekipleri, çevredeki kamera kayıtlarında husumetli 2 şahsın beyaz renkli bir araç ile değişik tarihlerde Yeşilova Mahallesine giriş yaptıklarını belirledi. Ekipler, şüphelilerin S.G. ve E.G. olduğunu tespit etti. Şüphelilerden S.G. İzmir’in Seferihisar ilçesindeki ikametinde yakalanıp gözaltına alınırken, E.G. ise Azerbaycan’ın Bakü şehrine gitmek üzereyken Sabiha Gökçen Havalimanında yakalandı. Yakalanan 2 şüpheli, Salihli’ye getirildi. Şüphelilerin kullandığı araç ise çekici vasıtasıyla İlçe Jandarma Komutanlığı önüne getirilip, Olay Yeri İnceleme Timleri tarafından detaylı arama ve inceleme yapıldı.
Jandarmadaki işlemlerinin adliyeye sevk edilen 3 şüpheliden S.G. ve E.G., çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp Salihli T Tipi Kapalı Cezaevine gönderilirken, İ.E. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İş Bankası, 1966 yılından bu yana faaliyet gösteren TekirdağMalkara Şubesi’ni de tarım ihtisas şubesi olarak yeni konsept ve tasarımıyla hizmete sundu.
Tekirdağ Malkara Tarım İhtisas Şubesi’nin açılışı, İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, bankanın yöneticileri, kamu kesimi yöneticileri ve çiftçilerin katılımıyla gerçekleşti.
“Ayçiçeğin diyarı Malkara ve Trakya, ülkemiz için önemli bir tarım merkezi”
İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, şubenin açılışında yaptığı konuşmada ayçiçeğin diyarı olarak bilinen Malkara ilçesi ve Trakya bölgesinin ülkenin önemli tarım merkezleri arasında yer aldığını; bölgede ayçiçeği, buğday ve yem bitkilerinin yanı sıra karpuz, kavun, kuru soğan, domates gibi sebzeler yetiştirildiğini söyledi. Malkara ilçesinin hayvancılık faaliyetleriyle de öne çıktığını, ayrıca Marmara Bölgesi’ndeki büyük şehirlere yakınlığı nedeniyle pazara ulaşma konusunda önemli bir avantaja sahip olduğunu belirten Sezgin Yılmaz, İş Bankası’nın tarım bankacılığı vizyonu doğrultusunda Malkara Şubesi’ni de tarım ihtisas şubesi olarak hizmete almaya karar verdiklerini ifade etti.
Tarım sektöründe artan girdi maliyetleri, kuraklık, sektördeki genç nüfusun azalması gibi zorluklara ve bu zorlukların çözümünde teknoloji kullanımının önemine dikkat çeken Sezgin Yılmaz, “Tarım teknolojileri çiftçilerimize destek vermek ve üretimi kolaylaştırmak için var. Bu teknolojilerle maliyetleri düşürürken aynı zamanda daha temiz ve doğa dostu bir üretim yapmak mümkün. Bizler elimizdeki tükenebilir kaynakların en doğru şekilde kullanılmasını sağlayarak üretimde verimlilik artışını ve sürdürülebilir bir tarımsal üretimi hedeflemek zorundayız. Bunun bizim gelecek nesillerimize, çocuklarımıza ve gençlerimize karşı boynumuzun borcu olduğunu biliyoruz” diye konuştu.
“Tarım yoksa gelecek de yok”
Malkara Şubesi’nin de bankanın diğer tarım ihtisas şubeleri gibi tarımda verimliliği artıracak yeni yöntemlerin ve teknolojilerin konuşulduğu, alanında uzman çalışanlar tarafından finansal, dijital, zirai ve ekolojik bilgilerin paylaşıldığı, bilginin yayıldığı ve tarım alanında sohbetlerin yapıldığı bir merkeze dönüşeceğini ifade eden Sezgin Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü.
“Tarımın geleceği olmazsa dünyanın da geleceği olmaz, tarımın gelişimi için atılacak her adım çok kıymetli. Sürdürülebilir bir tarıma her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Biz de ülkemizde tarımın gelişimi için sorumluluk alıyoruz. İş Bankası olarak, çiftçiye en çok kazandıran banka olmayı hedefliyoruz. Malkara şubemizin de tarıma sağlayacağı faydadan şüphemiz yok.”
Dünyada yaşanan savaşların gıdanın önemini gözler önüne serdiğini ifade eden Yılmaz, “Günümüze geldiğimizde ise daha da bir odaklanmanın ihtiyaç olduğunu gördük. Çünkü son dönemde yaşadığımız işte Rusya ve Ukrayna Savaşı ve arkasındaki gıda güvenliği krizini hep birlikte basından seyrettik. Yine daha yakın tarihte İsrail ve Filistin savaşı nedeniyle yaşanan sıkıntıyla gıda krizlerini hep beraber görüyoruz. Sürdürülebilirlik anlamında toprağa, suyu ilerideki çocuklarımıza emanet edebilmek, verimli bir şekilde emanet edebilmek için sürdürülebilir tarımın ne kadar önemli olduğunu, gıda güvenliğinin yanında ne kadar olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bu yörede gördüğüm kadarıyla özellikle bu sene kuraklık ciddi anlamda ayçiçeği verimini düşürdü. Aynı şekilde Anadolu’nun muhtelif ovalarında benzer kuraklık sebebiyle ya da yanlış sulamalar sebebiyle ciddi anlamda ülkemizin su stresi çektiğini görüyoruz. Dolayısıyla bizde gelecek yüzyıllara çocuklarımıza bir şeyler bırakmak istiyorsak, banka olarak hangi sektörlerde daha çok odaklanma ihtiyacı var. Bu konuya biraz daha kafa yoralım, gücümüzü ve finansal gücümüzün yanında teknolojik gücümüzü de birlikte paylaşalım istedik. Dolayısıyla tarım sektörüne önem vermeyi bu anlamda mevcut ve yeni açacağımız şubelerimizi Türkiye’nin verimli ovalarında tarım ihtisas şubesi adıyla çiftçilerin hizmetine sunmayı tercih ettik” dedi.
Malkara Tarım İhtisas Şube açılışında İş Bankası’nın Meraklı Tohum Projesi kapsamında 4-6 yaş arası çocuklara da tarım konulu drama atölyesi düzenlendi.
Açılış töreninin ardından, tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım çiftçilerle bir araya gelerek ülkemizin tarımsal üretimdeki potansiyeline, tarım alanında karşılaşılan zorluklara ve çözüm yollarına ilişkin bir sohbet gerçekleştirdi. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eskişehir Ticaret Odası (ETO) TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen fuara, çiftçilerden sanayicilere, akademisyenlerden tarımsal girişimcilere kadar geniş bir katılım sağlanırken 73 firma stant açtı. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü standı ise 6 Bin kişi tarafından ziyaret edilerek fuarın en çok ilgi gören stantlarından biri oldu.
Fuar süresince İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, ziyaretçilere tarımsal üretim ve kırsal kalkınma konularında bilgilendirmeler yaptı. Modern tarım teknikleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve dijitalleşme alanındaki yenilikler stantta tanıtıldı. Ayrıca yerel çiftçilere sağlanan destek programları, tarımsal hibe projeleri ve genç çiftçilere yönelik teşvikler hakkında da kapsamlı bilgi verildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün standında kendilerine ücretsiz olarak yer verilen Kadın Kooperatifleri Hediyelik Eşya Sergisi fuarın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri oldu. Gökçekuyu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Her Ev Bir Atölye Kadın Girişimi ve Üretimi Kooperatifi, Hanımeli Kadın Girişimi ve Üretimi Kooperatifi, Beyaz Gelincik Kadın Girişimi ve Üretimi Kooperatifi, Odunpazarı Kadın Girişimi ve Üretimi Kooperatifi, Mahmudiye Kadın Girişimi ve Üretimi Kooperatifi ve Mihalıççık Kadın Girişimi ve Üretimi Kooperatifi olmak üzere Eskişehir’in farklı yerlerinde kurulan 7 Kadın Kooperatifi ürettikleri ürünleri ziyaretçilerle buluşturdular. Fuar, Eskişehir’in tarım sektöründeki önemini bir kez daha ortaya koyarken, özellikle yerel üreticiler ve yatırımcılar için yeni iş fırsatları ve işbirlikleri yaratma potansiyeli taşıdı. Ziyaretçilere yenilikçi teknolojileri görme imkanı sunan, traktörler, biçerdöverler, tarımsal mekanizasyon ve teknolojileri, tohum, fide, fidan ve bahçecilik teknolojileri, sera, sulama teknolojileri ve zirai gübrelerin sergilenip tanıtıldığı 5’nci Eskişehir Tarım, Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı’nda, ekolojik tarım uygulamaları ve doğal kaynakların korunmasına yönelik çözümler, hayvan sağlığı, süt endüstrisi ve yem üretimi konularında güncel gelişmelere de yer verildi. Yerel çiftçilerin ve girişimcilerin sergilediği ürünler ise ziyaretçilerden tam not aldı. Eskişehir Valiliği, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir Ticaret Odası, Tarım ve Orman Bakanlığı gibi önemli kurumların destekleriyle gerçekleşen fuar 72 Bin 609 ziyaretçi ağırladı. Eskişehir Tarım Fuarı, her geçen yıl daha fazla katılımcı çekerek bölgenin tarım ve kırsal kalkınmasına önemli katkılar sağlıyor. Bu yılki etkinlik, tarım sektörünün geleceğine yönelik umut verici adımların atıldığı, bilgi paylaşımının ve yeniliklerin ön planda olduğu bir buluşma noktası oldu. 2025 yılı hazırlıklarına şimdiden başlayacak olan fuar tarım sektörünün öncülerinden biri olamaya devam edecek. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edirne’ye şahsi aracıyla gelen Kıraç, konser alanını bulamayınca yolu ilçedeki vatandaşlara sordu. Ünlü şarkıcı, kendi sosyal medya hesabından konser alanını bulamayınca yaşadıklarını paylaştı.
“Abi burada Kıraç’ın konseri varmış”
Kıraç, Havsa’da konser alanını bulamayınca bir vatandaştan, “Selamünaleyküm, abi Kıraç konseri varmış ne tarafta?” diyerek yardım istedi. Vatandaş ise ünlü şarkıcıya, “Aşağıda merkez var, terminalin hemen orası” şeklinde cevap verdi.
Ünlü şarkıcının vatandaş ile yaşadığı o anlar, sosyal medyada viral oldu. – EDİRNE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DENİZLERDE av yasağının bu gece sona erecek olmasıyla birlikte Trabzonlu balıkçılar, ağlarını denizle buluşturmak için limandan ayrıldı. Balıkçılar, mehter takımının marşları, folklor gösterileri ve dualarla açılışı gerçekleştirilen av sezonu için ‘Vira bismillah’ diyerek, denize açıldı.
Denizlerde 15 Nisan’da başlayan dip trol ve gırgır ağları ile avcılık için genel av yasağı, 1 Eylül itibarıyla sona eriyor. Trabzon’da, 2024- 2025 balıkçılık av sezonu, Çarşıbaşı ilçesi balıkçı barınağında düzenlenen törenle açıldı. Törene, Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Gürkan Üçüncü, Trabzon Tarım İl Müdürü İsa Kaplan, AK Parti Trabzon Milletvekilleri Vehbi Koç, Yılmaz Büyükaydın ile Sahil Güvenlik Doğu Karadeniz Grup Komutanı Binbaşı Aytaç Bayırlı, balıkçı kooperatifi üyeleri, gemi sahipleri ve tayfalar katıldı. Mehter takımının marşları, folklor gösterileri ve dualarla açılışı gerçekleştirilen av sezonu için ‘Vira bismillah’ diyerek denize açılan balıkçılar, ağlarını denizle buluşturmak için limandan ayrıldı.
‘YAKALADIKLARINIZ BEREKETLİ OLSUN’
Törende konuşan Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, ” Önümüzdeki sezon inşallah geçtiğimiz sezondan çok daha bereketli olsun. Çok daha üretimi bol olsun. Bütün balıkçılarımız kazasız belasız bir sezon geçirmelerini, inşallah bol miktarda balık yakalayıp denizleri kurutmamak şartıyla tezgahlara koyabilmelerini, tezgahlarda da daha ekonomik şartlarda satılabilmesini temenni ediyorum. Bereketli olsun diye dua ediyoruz. Bereket çoklukta değildir. Bereketin anlamı bizim kültürümüzde ve inancımızda farklıdır. O yüzden çok balık yakalamaktan öte yakaladıklarınız bereketli olsun diyorum” dedi.
HABER-KAMERA: Selçuk BAŞAR/TRABZON,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti heyeti, Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Devlet Su İşleri 4. Bölge Müdürlüğü ve Karayolları 3. Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret ederek çalışmalar hakkında yetkililerden brifing aldı. AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, Konya Milletvekilleri Tahir Akyürek, Orhan Erdem, Meryem Göka, Mehmet Baykan, Ziya Altunyaldız ve Mustafa Hakan Özer’in katıldığı programlar çerçevesinde ilk ziyaret Konya Ticaret Borsası’na gerçekleştirildi. Konya Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Büyükalim, Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik ve meclis üyeleriyle bir araya gelen AK Parti heyeti, şehrin tarımsal üretimi hakkında son gelişmeleri değerlendirdi. Konya İl Tarım ve Orman Müdürü Duran Seçen, Devlet Su İşleri 4. Bölge Müdürü Mehmet Alp ve Karayolları 3. Bölge Müdürü Gökhan Köroğlu ile de görüşme gerçekleştiren Başkan Angı ve milletvekilleri, Konya yatırımları ve yapılacak yeni hizmetlerle ilgili fikir alışverişinde bulundu.
“Hedeflerimizi gerçekleştiriyoruz”
Ziyaretleri değerlendiren AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, “AK Parti olarak iktidara geldiğimiz ilk günden beri kurum ve kuruluşlarımızla ortak işbirliğine büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda odalarımız, borsamız, kurum ve sivil toplum kuruluşlarımızla sık sık bir araya gelerek Konya’mızın güçlü yarınları için çalışıyor, sorunların çözümü için el ve fikir birliği yapıyoruz. Konya’mız son çeyrek asırda önemli mesafeler kat etti. Eğitimden sağlığa, tarımdan ticarete, ulaşım ve altyapıdan turizm ve savunma sanayine kadar onlarca farklı alanda devrim niteliğinde işlere imza atılırken, şehrimiz bu dönemde adeta altın çağını yaşadı. Şimdi ise Türkiye Yüzyılı’nın inşasına güçlü bir şekilde devam ediyoruz. İnşallah ülkemizin ve şehrimizin 2053 ve 2071 hedeflerini de yine milletimizle birlikte el ele inşa edeceğiz” dedi. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığında tarafından düzenlenen “Antalya’nın Kooperatif Buluşması” toplantısı ASAT Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.
Programda konuşan Başkan Muhittin Böcek, Antalya’nın tarım ve turizm sektöründe Türkiye için önemli bir şehir olduğunu, Büyükşehir Belediyesi olarak tarımda yapılması gereken çalışmaları sektörün bileşenleri ile bir araya gelerek yaptıklarını söyledi. Başkan Böcek, özellikle kooperatifçiliği geliştirmek adına önemli adımlar attıklarını belirterek, “Antalya’da destekliğimiz kooperatif sayısını 53’e çıkarttık. Kooperatiflerin enerji maliyetlerinin yüzde 80’ini ödüyoruz. Kooperatiflerimize bu yıl 80 milyon TL destek ayırdık. Tarımın önemli bir ihtiyacı olan kapalı devre sulama sistemine önem verdik ve 11 ilçemizde 20 kapalı devre sulama sistemi kurduk. 21’incisin yakın zamanda açacağız. Korkuteli’nin Beyiçsusuz Mahallesi’nde gri suyu denilen arıtma suyunu tarımda kullanacağız” diye konuştu.
“Türkiye birincisiyiz”
Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak uyguladıkları yerelden kalkınma modeli ile Türkiye’de birinci sırada yer aldıklarını söyleyen Başkan Muhittin Böcek, “Fidan, tohum, su, elektrik, fide gibi birçok alanda tarım sektörünü destekliyoruz. Konya yüzölçümü olarak Hollanda’dan büyük. Ancak tarımda Hollanda bizlerden çok önde. Hollanda devleti tarım sektörüne verdiği destekle birinci sırada yer alıyor. Çiftçimiz devletten destek görmeyince Büyükşehir Belediyesi olarak biz üstlendik. Antalyalı çiftçimizi yer alanda destekledik. Şimdi Antalya altın çağını yaşayacak diyorlar. Altın çağı mı Rantın çağı mı olacak” dedi.
“Hizmette siyasi görüşe bakmam”
Türkiye’nin örtü altı üretimin yüzde 50’sinin Antalya’da yapıldığına dikkat çeken Başkan Muhittin Böcek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Siyaset seçim zamanı yapılır. Ancak biz bu dönem tarımda bile siyaset yapıldığını gördük. Verimli topraklar üzerinde siyaset üstü davranmalıyız. Herkesin bir siyasi görüşü vardır. Hiçbir zaman halkımıza hizmet yaparken siyasi görüşüne bakmadım. Antalya’mızda Halk Ekmek özelleştirilmiş. Biz Halk Ekmek Fabrikasını yeniden kurduk ve halkımıza ekmeği 4.5 TL’den satıyoruz. Antalya’da 5 ton suyu bir ekmek parası yaptık. Ekmek şu anda 10 TL’ye buldu. 5 ton su yine aynı fiyatta hayvancılık sektörü için su önemlidir. Besicimize 50 ton suyu 50 TL yaptık”.
“Antalya model oldu”
Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, geçmiş dönemlerde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kooperatifçilikte model alındığını ancak Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in bu dönemde İzmir’i geride bırakarak yerelden kalkınma modelinde Antalya’nın İzmir’i yerini aldığını kaydetti.
Ali Ekber Yıldırım, şöyle konuştu:
“Başkan Böcek bir sistem üzerinde tarım sektörünü destekledi. Çok önemli destekler verdi. Süt tankı, üzüm sıkma makinası, ceviz kırma makinası, enerji desteği, sulama desteği, tohum, yem, fide, gübre, Antep fıstığı gibi her ilçeye uygun desteklemeler verdiğini gördük, izledik. Bu yapılan destekler çiftçinin yararına olan şeyler. Tarım her şeyin üzerinde diyoruz Milli Savunma kadar önemli diyoruz, ancak Milli Savunmanın yüzde biri kadar desteklenmiyor”.
Kooperatifçilik
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ise önümüzdeki sürecin en tehlikeli olayının iklim değişikliği olduğuna değinerek, “İklim krizi temelde bir su krizidir. Su krize girdiğinde her şey sekteye uğrar. Antalya gibi turizm ve tarımın en temel olmazsa olmaz kaynaklarından biri sudur. Üretmek zorundayız. Üretmek için birçok desteğe ihtiyacımız var bunlardan en önemlisi örgütlenme desteğidir. Örgütlenmenin en temel adı kooperatifçiliktir. Antalya Büyükşehir Belediyesi yerelden kalkınmayı önemsemiş ve kooperatifçilik alanında önemli destekler sağlıyor” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’ye anlatılmalı”
Ekonomist- gazeteci Meliha Okur moderatörlüğünde gerçekleşen ‘Tarımsal Örgütlenme’ konulu panelde Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, gazeteci Ali Ekber Yıldırım, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Simav konuşması olarak yer aldı. Toplantının moderatörü Meliha Okur, Antalya’nın kırsal kalkınma modelinde çok önemli bir model oluşturduğunu, bu modelin tarım sektörünün gelişmesinde, kooperatifçiliğin gelişmesinde tüm Türkiye’ye anlatılması gerektiğini vurguladı.
“Önemli destekler veriyor”
Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp ise çiftçilerin en önemli isteğinin ÖTV’siz mazot olduğunu belirterek, “Ülkenin kalkınması tarımdan geçer. Üretici her alanda desteklenmelidir. Bizim gibi sahil bandında üretim yapan çiftçilerin en büyük girdi maliyeti mazot, gübre ve ithal edilen ilaçlardır. Günlük yevmiye ücretleri 750 TL’den başlıyor. Tarım sektöründe istihdam edilen elaman kalifiyeli olmalı. Tarım artık bilgi ve teknoloji ile yapılıyor. Antalya Büyükşehir Belediyemiz sağolsun, üreticimize çok önemli destekler veriyor. Özellikte kooperatiflere verilen enerji desteği ile kooperatifler ayakta kalıyor. Kooperatiflerin ayakta kalması demek üretim demek” diye konuştu.
Toplantıya Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Ekonomist-gazeteci Meliha Okur, Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yılmaz, kooperatif ve sektör temsilcileri katıldı. – ANTALYA
]]>Tarım arazilerinin verimliliğinin her geçen gün azaldığı Dünya’da topraksız tarım önem arz etmeye başladı. Öğrenci değişim programı kapsamında Tayvan’dan Türkiye’ye gelen 23 öğrenci, Reyhanlı ilçesinde yaşayan Tuğba Alvanoğlu’nu topraksız tarımla tanıştırdı. Alvanoğlu, PVC boru içerisinde küçük kum taneleriyle ve suyla kurduğu sistemle, topraksız tarım yapmayı başardı. İlk olarak marul yetiştirmeyi başaran kadın, PVC boru içerisinde üretim yaparak gelir elde etmeyi başardı.
İş yerine kurduğu sistemin Tayvan’dan gelen 23 öğrencinin projesi olduğunu söyleyen Alvanoğlu, “Hatay’ın toprak bakımından çok zengin. Çok ciddi anlamda Türkiye’nin belirli ürünlerini de karşılayabiliyor. Ama ona rağmen buradaki gençlere ve en önemlisi depremde zarar gören gençlere bir örnek olmak. İlerleyen dönemlerde biliyorsunuz insanlar çoğalıyor ve toprak kalmayabilir, bunun küçücük bir bilim adamı şeklinde bir projeyle geldiler. Kendileri çok ciddi bir laboratuvar çalışması ile bize bu projeyi hayata geçirdiler. Çok ciddi anlamda da kısa bir süreçte verim aldık. Yapmış oldukları çalışma 3 aylık bir süreçti. 3 aylık süreçte gençlerimiz hem projeyi hayata geçirdiler hem de neler yetiştirilebilir bir de bunun takibini yaptılar. Yani farklı bir coğrafya da farklı bir olay nasıl hayata geçirilebilir, bunun çalışmasına resmen bizde şahit olduk. Çünkü insanların, acaba ‘nasıl yapılıyor, nasıl bir sistemle çalışıyor’ diye gerçekten dikkatini çekiyor. Çocukların ve gençlerin uğrak yeri olduğu için sürekli olarak bizler takip ediyoruz. Umarız ilerleyen dönemler de bu tür projeler hem gençlerimize örnek olur hem de tarım alanın da bu tür projelerle ekonomik yönden de ciddi anlamda bir destek olur” dedi.
Küçük kum tanelerinin su ile birleşiminden oluşan projede marul yetiştirmeyi başardıklarını belirten Alvanoğlu, “Teoride değil de pratikte belirli bir şekilde sizlere sunuyoruz. Sadece sudan ve küçücük kum taneleriyle beraber yapılan bir proje, suyun devir daim yapmasıyla çalışan bir sistem. Burada toprakta olan bütün alacağı maddeler neler varsa bu maddeleri bu sefer suyla beraber kayalarla suyun içine katarak yapıyorsunuz. Toprakta hangi ürün, hangi besleyici neler varsa, onu insan yapısı olarak su ve kumla birleştirerek böyle bir projeyi hayata geçiriyorlar. Şu anda marullarımız var. Dönem dönem mevsimsel olarak ürünler var. Önce ne kadar dayanaklıdır diye çiçeklerle denedik. Şimdi marullarımız var. Çok kısa sürede cevap verdi. Nerdeyse 10 günlük bile değil. Büyüyünce artık yemeye çalışıyoruz. Bu mevsim bittikten sonra daha farklı bir ürünle hayata geçireceğiz. Bu bizim biraz da pilot çalışmamız, bir pilot çalışmasında bunlar yapıldığı zaman, ilerleyen dönemde Reyhanlı’da yetişmeyen bir çilek ya da farklı ürünler olabilir. Bunları yapabiliriz” şeklinde konuştu. – HATAY
]]>Yılmaz, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla Kepez ilçesinde düzenlenen mitingde, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerden zaferle çıkacaklarına inandığını belirtti.
Yılmaz, adayları Hakan Tütüncü’nün belediyeciliği lafla değil icraatla yaptığını söyledi.
Tütüncü’nün Kepez’de elde ettiği tecrübelerle büyükşehir belediye başkanı olarak hizmetlerini katlayacağını ifade eden Yılmaz, Tütüncü’nün projelerinin takipçisi ve destekçisi olduklarını kaydetti.
Belediyenin reklam ve algı yeri olmadığını, millete hizmet edecek bir yer olduğunu vurgulayan Yılmaz, adayları Tütüncü’nün kimseyi ötekileştirmeyen bir anlayışla birlik siyaseti izlediğini dile getirdi.
Merkezi idare olarak 2002’den bu yana her zaman Antalya’nın yanında olduklarının altını çizen Yılmaz, “Antalya’ya yollar yaptık, havalimanları inşa ettik. Bugün de 1500 yataklı şehir hastanesi açılacak. Bu hastane ile Antalyamız sınıf atlayacak. Ulaşımda da Antalya- Alanya otobanı ihale edildi. Büyük bir kısmı 3 geliş ve 3 gidiş şeklinde modern bir yolu kente kavuşturuyoruz. EXPO’dan raylı sistemlere kadar birçok hizmete Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde kentte imza attık. Bundan sonra da aynı anlayışla devam edeceğiz.” diye konuştu.
Antalya’nın geçen yıl turizmde rekorlar kırdığını dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:
“Antalya’da 16 milyon, Türkiye genelinde de 57 milyonu aşkın turist ağırladık. Geçen yıl 54 milyar dolar gelir elde ettik. Bu yıl hedefimiz 60 milyon dolar. Antalya, bu yıl da turizmde öncü ilimiz olacak. Antalya aynı zamanda önemli bir tarım kenti. Örtü altı tarımcılık başta olmak üzere geçen yıl çiftçilerimize 400 milyondan fazla destek verdik. Tarımı daha da ileriye taşıyacağız. Planlı tarım kavramı çerçevesinde tarımdaki desteklerimizi çok daha sistemli ve etkili hale getirmek için çalışıyoruz.”
Cevdet Yılmaz, sağlığı, turizmi ve tarımıyla Antalya’yı “Türkiye Yüzyılı”nın öncü şehirlerinden yapmaya kararlı olduklarını vurguladı.
Güçlerini milletten aldıklarını belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bütün bu çalışmaların merkezi idare ve yerel yönetim olarak çok daha güçlü bir şekilde hayata geçmesi için 31 Mart’ta Antalya’yı Cumhur İttifakı renkleriyle boyamaya kararlı mıyız? Antalya’nın kaybedecek 5 yılı daha yok. Antalyalı hizmet bekliyor. Lafla olmuyor bu işler. Laf üstüne laf değil taş üstüne taş koyacak mıyız? Sosyal medyada, medyada oluşturulan algılara bakmayacağız. Sadece sosyal medya ile bu işler olmaz. Onu da kullanalım ama asıl olan yüz yüze konuşmaktır. Bu yapıldığı sürece Antalya’da 1 Nisan sabahı zafere ulaşacağız. Sonrasında kutlamalarla vakit geçirmeden işe koyulacağız. Merkezi idare ve yerel yönetim gönül ve akıl birliği içinde ortak bir şekilde uyum içinde Antalya’ya hizmet edeceğiz. Siyasetimiz eser ve hizmet siyaseti. Siyasetimiz, halkın ihtiyaçlarını karşılama, refahını arttırma siyaseti.”
Asrın felaketi depremi yaşadıklarını, sınırların ötesinde terörle mücadele ettiklerine dikkati çeken Yılmaz, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Depremin yaralarını sarıyoruz. Siyasi istikrarımız olmazsa güçlü bir liderimiz olmazsa bunları yapamazdık. Tüm gücümüzle ülkemizin daha ileriye gitmesi için gayret ediyoruz. Türkiye, dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri oldu. İstihdamımız 32 milyonu aştı, ekonomi büyüklüğümüz tarihimizde ilk defa 1 trilyon dolar seviyesini geçti. Şimdi daha büyük hedeflere yürüme, ‘Türkiye Yüzyılı’ zamanı. Ülkemizi en gelişmiş 10 ülke arasına sokma hedefimizi adım adım hayata geçireceğiz. Savunma sanayiinde geldiğimiz yeri görüyorsunuz. İhracatımız, turizm ve tarımımızda bütün ülkemizin gücünü kullanarak, 85 milyonun gayretiyle, alın teriyle, 81 ilin potansiyelini en yüksek düzeyde değerlendirerek ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa edeceğiz. Kalkınma, demokrasi yerelden başlar. Bu nedenle yerel seçimler önemli. ‘Türkiye Yüzyılı’nı merkezi idare ve yerel yönetim olarak el birliğiyle kuracağız.”
]]>Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün 2014 yılında hayata geçirdiği “Hayalet Av Araçları ve İstilacı Türler Farkındalık Projesi” ile Şanlıurfa’da geçmişte balıkçıların suda bıraktığı veya unutulan ağlar, baraj gölünden çıkarılıyor. Balıkçılığın her geçen gün geliştiği Şanlıurfa’da deniz canlılarının yaşam alanlarının iyileştirilmesi için çalışmalar sürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığının destekleri ile Tarım İl Müdürlüğüne bağlı ekipler, proje çerçevesinde çalışma başlattı. Çalışmada, teknelerle baraj gölüne açılan ekipler, yüzlerce metre uzunluğundaki balık ağlarını tek tek gölden çekerek kıyı dışına çıkardı. Ekiplerin çalışması bölge balıkçılarının takdirini kazandı.
Projeyle ilgili konuşan Şanlıurfa İl Tarım Müdürü Mehmet Aksoy, “2014 yılından beri Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü üzerinden uyguladığı proje ile iç sularımızda ve denizlerimizdeki hayalet ağların, denizde unutulmuş ağların çevresel ekosisteme, denizdeki ekosisteme zarar vermemesi için biz bu ağları topluyoruz. Halkımızın bu istilacı türleri ve çevreye zarar veren, çevrenin ekosistemini bozan hem ağlar hem de çöplerle ilgili denizlerimizi, göllerimizi, sularımızı kirletmemeleri için farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Bununla ilgili Tarım ve Orman Bakanlığımızın ayırdığı bir bütçe var. Biz bu bütçeyi de hem halkımızın hem de balıkçılarımızın hizmetine sunuyoruz. Böylelikle hem iç sularımızdaki balıkçılığın sağlıklı ve güvenilir bir şekilde sürdürülebilir bir dönemde devam etmesini sağlıyoruz hem de balıkçılarımızın ekonomik olarak zarar görmemesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Ben huzurlarınızda bu ekibe, bu çalışan balıkçı arkadaşlarımıza, iç sularda emekleriyle, alın terleriyle para kazanan balıkçı arkadaşlarımıza verdikleri bu gayret için teşekkür ediyorum. İnşallah bereketli ürünleri olur, bereketli avları olur, bereketli sezonları olur. Biz ne kadar çevremizi korursak, koruma kullanma dengesini sağlarsak, bu denizlerde, bu barajlarda ki balıkların bizim gelecek nesillerimize ulaşmasını, onların da sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağlamış olacağız” diye konuştu.
Tarım İl Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürü Hakan Akgün ise “Tabii 90 yılından bugüne kadar yani 30-35 yıllık bir süreç içerisinde elbette avcılık esnasında baraj gölü içerisinde unutulan veyahut ihmal edilen, sehven bırakılan veyahut akıntının veya dalganın götürmüş olduğu bazı ağlar var. Haliyle bunlar balıkçı tarafından yeri tespit edilemiyor. Bunlar su içerisinde kalıyorlar, baraj gölü içerisinde kalıyorlar. Sentetik madde olması hasebiyle bunların su içerisinde çözünmeleri 500 yıllık bir süreci buluyor. Bundan dolayı bunların su içerisinde bulunmaları balıkların göç yollarını olumsuz etkilerinden dolayı göç esnasında balık ağa takılmakta ve orada telef olmaktadır. Bundan dolayı bu sahipsiz ağların veya unutulmuş olan ağların mutlaka yerinin teslim edip alınması gerekiyor. Bugün Tarım İl Müdürümüz Mehmet Aksoy’un da katılmış olduğu program çerçevesinde suda önceden tespit edilmiş bir balık ağını sudan çıkarmış olduk. Bu manada sürdürülebilir balıkçılığa da aynı zamanda katkı sunulmuş olundu” ifadelerini kullandı.
Proje çerçevesinde çalışmada yer alan balıkçılar, gölün temizliğinde emeği geçenlere teşekkür etti. – ŞANLIURFA
]]>Geçtiğimiz günlerde seçimi kazanması halinde İzmir’de hayata geçireceği projeleri anlatan Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, bu kez de tarım projelerine yönelik bir lansman toplantısı yaptı. Hamza Dağ, tarım projelerini 5 ana başlık altında topladı.
Tarım ve hayvancılık alanında İzmir’in potansiyelini en üst seviyeye çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Hamza Dağ, “İzmir’in zengin tarımsal potansiyelini en iyi şekilde değerlendireceğiz. Çiftçilerimizin refahını artıracak ve yerel ekonomimize katkıda bulunacak projeleri hayata geçireceğiz” dedi.
“İzmir Makine Parkları” projesi
İzmir Makine Parkları projesiyle çiftçilerin yükünü hafifleteceklerini, üretim süreçlerini kolaylaştıracaklarını dile getiren Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, “İzmir Makine Parkları projesiyle, çiftçilerimizin temel ekipman ihtiyaçları, her daim kendilerinin hizmetine sunulacak. Kooperatif ve birliklerimizin yapmış olduğu üretimlerle ilgili de makine ve ekipman desteklerimizi vereceğiz. Günümüzde teknoloji, tarımsal üretimde büyük bir katma değer sağlamaktadır. Bizler de bu bilinçle sadece temel ekipmanları değil aynı zamanda teknolojik makine ve ekipmanları da çiftçilerimizin kullanımına sunacağız” dedi.
Tarım ve hayvancılıkta büyükşehir desteği
Destek programlarını hayata geçireceklerini ifade eden Dağ, “Bu toprakları yalnızca bir yaşam kaynağı olarak görmüyoruz; aynı zamanda geleceğimizin teminatı olarak değerlendiriyoruz. İzmir, her alandaki gücüyle daima bölgemizin öncü şehri olmuştur. Tarımsal üretimi, yerel ve ulusal düzeyde stratejik bir öneme sahiptir. Bu gerçeğin bilincinde olarak, kapsamlı destek programlarımızı hayata geçireceğiz” diye konuştu.
Büyükşehir tarım ve hayvancılık tesisleri
Yenilikçi tarım ve hayvancılık tekniklerinin geliştirilmesi için üniversiteler ile birlikte Tarım ve Hayvancılık Teknoparkı kuracaklarını açıklayan Hamza Dağ, “Bu merkezleri, ilgili alanlarda çalışma yapmak isteyen girişimcilerimizin vazgeçilmez alanı haline getireceğiz. Teknoparkımızda, tarım ve hayvancığa yönelik yenilikçi uygulamalar geliştirilecek. Tarım gelişecek, İzmir gelişecek ve inanıyoruz ki, eşsiz İzmir’imiz ülkemize ilham olacak. Tarım alanında kuracağımız organize sanayilerle belli başlı ürünlerde şehrimizi merkez haline getireceğiz” ifadelerini kullandı.
İzmir’in eşsiz köyleri
Köylerin güvenliğini üst seviyeye çıkarmak adına güvenlik kameraları sistemini hayata geçireceklerini anlatan Hamza Dağ, “Mahallelerimizin giriş ve çıkışları başta olmak üzere, kamusal alanlarda kurulacak bu kameralarla, mahalle (köy) sakinlerimizin huzur ve güven içinde yaşamalarını sağlayacağız. Bu sistemle, mahallerimize yönelik her türlü güvenlik tehdidini anında tespit edip, müdahale etmemizi artırırken, mahallelerimizin modern ve güvenli yaşam alanları olmasını garanti altına alacağız” dedi.
İzmir’in eşsiz köylerine kapsamlı destekler
Köylerdeki yaşam kalitesini arttıracaklarını söyleyen Hamza Dağ, şöyle devam etti:
“Merkezde ne varsa mahallelerimizde (köylerimizde) de her biri olacak. Bizler büyükşehir belediye bürokratlarımız ve ilgili kamu kurumlarının müdürleri ile birlikte ilçelerimize ve mahallelerimize sık sık geleceğiz. Masanın bir yanında yerel ve merkezi hükümetin temsilcileri, diğer tarafında ise vatandaşlarımız olacak. Onlar taleplerini, meselelerini iletecek, bizler de anında çözüm üreteceğiz. Kurumlar arası koordinasyonu sağlayarak eşgüdümlü bir şekilde hareket edeceğiz. Sorunları ötelemeyeceğiz.” – İZMİR
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Türkiye’nin önemli tarım bölgelerinden Yozgat’ta Mart ayına gelinmesine karşın yağışların istenilen düzeyde düşmemesi tarım sektörünü endişelendirmeye başladı. Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz, yağış olmaması halinde hem hububatta hem de baklagillerde yüzde 50, yüzde 60 kaybın olacağını söyledi. Yozgatlı çiftçilerden Mikail Avcı da, yağışların Mart ve Nisan aylarında da düşmemesi halinde çok zor durumda kalacaklarımı belirterek, “Mazot olmuş 45 lira, gübre olmuş 15-16 lira. Resmen batış” dedi.
Yozgat’ta kış aylarındaki hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, tarım sektöründe faaliyet gösterenleri endişelendiriyor. Hava sıcaklığını mevsim normallerinin üzerinde olması tarım alanlarında fare ve böcek popülasyonunu artırdı. Bölge çiftçisi bir taraftan tarımsal zararlılarla mücadele ederken diğer taraftan da beklediği yağışların düşmemesi halinde yaşayacağı sorunların üstesinden nasıl gelebileceğinin hesabını yapıyor.
“BU AYDA BU TARLAYA GİRMEK ESKİDEN MÜMKÜN DEĞİLDİ”
Yozgat Merkez Divanlı Mahallesinden çiftçi Mikail Avcı, şunları söyledi:
“Bir sefer sürmüştüm ama hoşuma gitmedi, tekrar bir daha sürüyorum. Kuraklık had safhada, korkuyoruz ne kadar olsa da, kuraklık herhalde bizi perişan edecek. eçtiğimiz 5-6 yılda olduğu gibi, inşallah olmaz. Şubat ayı da yağsız geçti. Bu ayda bu tarlaya girmek eskiden mümkün değildi ama şimdi havalar çok sıcak geçti. Çok kuraklık geçiyor. Allah hayırlısını versin. Nisan ayında zaten yağış olmazsa bizim halimiz harap. Ne olacağı belli, mazot olmuş 45 lira, gübre olmuş 15-16 lira. Resmen batış. Verim olmadıktan sonra mecbur batacağız. Habire küçülmeye devam. Korkuyoruz da endişe ediyoruz. Sonuç vahim, Allah hayırlısını versin, İnşallah olmaz ama çiftçi çok perişan bir duruma düşer. Allah yardım etsin. Şu kuru toprağa bu kadar parayı saçıp da geride üç beş kuruş ekmeğini, kazanabilen, kazanmayı bekleyen tek çalışan çiftçidir. Başka çalışan kesime bak, aylığını, aylığı gelir, maaşını alır ama çiftçi öyle değil. Çiftçi atar, saçıyor, saçıyor, Allah ne verirse alıyor, cebine koyuyor veya aldığını ödeyemiyor. Mesela geçtiğimiz yıllarda aldığım ürünü ödeyemediğim için ben çok küçüldüm. Hem traktörlerimi sattım hem araziyi küçülttüm. 2 bin dönümden 500 dönüme yakın araziye düştüm. 2 bin dönüm arazi işliyordum ama 500 dönüme, 400-500 dönüme geriledi. Allah hayırlısını versin. İnşallah geçtiğimiz 5-6 yıl gibi olmaz. Geçen yıl iyiydi ama tabii 5-6 yılın acısını da bir geçen sene çıkartmadı. Allah hayırlısını versin. Allah’a sığınıyoruz, sürüyoruz, ekeceğiz bakalım.”
“BAKLAGİLLERDE, BUĞDAYDA SIKINTI YAŞARIZ”
Yozgat Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz de açıklamasında, şu görüşlere yer verdi:
“2023-2024 yılı güzün 11’inci ayda, 10’uncu ayda yağmurlarımız güzeldi. Özellikle hububatta, buğdayda, köklenmede hiçbir sıkıntımız yok ama bahar itibariyle yani Ocak- Şubat’ta kar yağmadı. Kar yağmadığından dolayı arazide bir su eksikliği var. Ekinde köklenmede bir sıkıntı yok. Mart ayı içerisinde, Nisan’da yağış devam ederse kuraklık olacağını düşünmüyorum. Ekimlerde sıkıntı olmaz, köklenmesi güzel ama Mart’ta, Nisan’da da yağış yağmazsa ister istemez ekinlerde, baklagillerde buğdayda bir sıkıntı yaşarız. Baklagilleri de yeni başladık ekmeye, işte mercimeklere girdi, nohutlar ekilmeye başlıyor. Memleketimiz tarım memleketi. Kuru tarımla iştigal eden bir memleket. Ondan dolayı da kar, yağmur olması gerekiyor ama 2024 yılında daha kar görmedik. Kış bitti, kar görmedik. İnşallah yağışlarla bunu kapatacağız. Pazar günü bir yağış gözüküyor. Pazar günkü yağıştan da gübre atan arkadaşlar inşallah yararlanır. Tabanda nem var, nohut köklenir, mercimek köklenir. Köklendikten sonra yapraklanma döneminde iyi bir yağmur yağarsa orada da sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Yağmazsa hem buğdayda hem baklagillerde yüzde 50- 60 kaybımız olacağını düşünüyorum. İnşallah bu korkulan olmaz, biz de bu riskten kurtuluruz.”
]]>
Tarıma dayalı sanayisiyle köklü bir geçmişi bulunan ve yaygın tarımsal faaliyetler ile bereketli topraklara ev sahipliği yapan Karacabey, ’12. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı’na ev sahipliği yaptı. Karacabey Belediyesi tarafından Ömer Matlı Kapalı Pazar ve Fuar Alanı’nda düzenlenen fuarın açılış törenine, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, MHP İl Başkanı Muhammet Tekin, Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri ve vatandaşlar katıldı.
“Karacabey’i tanımıyorlar”
Fuarın açılış töreninde konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Karacabey Belediyesi tarafından bu sene 12’si yapılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın hayırlı olmasını diledi. Bazı belediye başkan adaylarının ilçeye gelerek ‘Karacabey’e tarım fuarı yapacağız’ dediğini hatırlatan Başkan Aktaş, “Bu adamlar şehirden bu kadar habersizler. Karacabey’i bu kadar tanımıyorlar. İlçede fuar meşalesini Karacabey Belediyesi eski Başkanı Ergün Koç’a yaktı, Ali Özkan da kendi boyu gibi deyim yerindeyse bu işi uzattı götürüyor. ‘İnşallah beraber fuar alanı yapalım’ dedi. Niçin olmasın. Ben bu hikayeyi ilçe belediye başkanlığı sürecinde yaşamış birisiyim. Sanayi, turizm bir toplumun gelişimi için çok önemli. Ama tarım en az bunlar kadar önemlidir. Karacabey’in çok mümbit toprakları var. Karacabey, Türkiye sathında birçok enlere sahip. Alın terini, emeğini, gayretini, sermayesini ortaya koyan Karacabeyliler, tarım da bugün ilçenin geldiği noktanın gerçek sahipleridir” diye konuştu.
Çiftçiye sonsuz destek
Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin tarım konusunda büyük çaba içerisinde olduğunu anlatan Başkan Aktaş, HAGEL’in, Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı’nın ve Tarım AŞ’nin bu işin emrinde olduğunu hatırlattı. Gölet yapımları, sulama havuzlarıyla Bursa’da tarımın gelişimi için ne gerekiyorsa yaptıklarını söyleyen Başkan Aktaş, 2017’de tarım ihracatı 184 milyon dolar tarım ihracatının 2022’de 569 milyon dolara ulaştığını, 2023’te ise bu rakamın 650-700 milyon dolara çıkacağını belirtti. Erken uyarı meteoroloji istasyonları kurduklarını, fide fidan destekleri verdiklerini dile getiren Başkan Aktaş, “Özellikle üzümsü meyvelerde gelirlerimiz arttı. 6 yıllık süreçte BESAŞ kanalıyla üreticilerimizden 25 milyon litreye yakın süt, 100 bin kilonun üzerinde siyez buğdayı aldık. Bu sayede çiftçilerimizi destekledik. 2023’te kadın kooperatiflerimizden 97 bin adet el emeği ürünler aldık. 2018-2023 arasında süt soğutma tankından salça makinesine, ceviz soyma makinesinden tohum selektör makinesine varana kadar 650 tane tarım aletini dağıttık. Pek çok noktada desteklerimiz aynen devam edecek. Tüm Karacabey’in altyapısını yaptık. 50-60 yıllık yatırım yaptık. 80 milyonluk bir proje olan arıtma tesisinde çalışmalar sene sonunda bitecek. Kültür merkezimiz bitmek üzere. İtfaiye binasını teslim ettik. Cenaze hizmetleri, aşevi ve köy yolları da yapılıyor” dedi.
“Karacabey’i ihya edeceğiz”
Karacabey halkının hem Ali Özkan’a hem de Cumhur İttifakı’na bugüne kadar güzel destekler verdiğini söyleyen Başkan Aktaş, “Bizler acı günde, tatlı günde, zor zamanda da her zaman yanınızda olduk. Bu şehrin değerleri, bizim de değerlerimizdir. Karacabey’i daha ileri götürebilmek için çalışıyoruz. Önümüzdeki dönem ihracat endeksli çalışmalarla Karacabey’i ihya edeceğiz. Fuarımızın bereketli, verimli ve hayırlı olmasını diliyorum. Birileri ‘göreve gelirsem tarım fuarı yapacağım’ dese de 12 senedir bunu kararlı bir şekilde devam ettiren Ergün Koç ve Ali Özkan başkanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Konuşmaların ardından Başkan Aktaş ve protokol üyeleri tarafından kurdele kesimiyle fuar ziyarete açıldı. Başkan Aktaş ve beraberindekiler daha sonra fuar alanını gezerek son teknolojiyle donatılmış tarım ekipmanlarını yakından inceleyerek, vatandaşlarla sohbet etti. – BURSA
]]>Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Yönetim Kurulu Başkanı Demir Şarman, tarım ve gıda sektörünün önündeki en temel sorunun girdi maliyetleri, işçilik ücretleri ve navlun bedelleri olduğunu söyledi. Şarman, bu sorunların önüne geçerek üreticilerin küresel piyasalarda rekabet edebilirliğini artırmak ve iç piyasadaki fiyat artışlarını dengelemek için etkili bir ihracat destek mekanizmasının gerekli olduğunu vurguladı. Şarman, bu kapsamda ‘Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ (DFİF) gibi bir mekanizmanın efektif şekilde uygulanmasının yararlı olacağını düşündüklerini kaydetti.
Şarman, küresel jeopolitiğin, tedarik zincirlerinin, enerji yollarının ve güç dengelerinin değiştiğini, Türkiye’nin yaşadığı birçok sorunun dünyanın sorunlarıyla ortak olduğunu belirterek, “Güvenilir gıdaya ulaşmak, gıda arz ve güvenliğinin sağlanması da en stratejik konulardan biri. Çünkü dünyada tarımsal üretimi etkileyen koşullar hızla değişiyor. Toprak ve su kaynaklarının azalması ve kirlenmesi, küresel gıda arz güvenliği, gıda milliyetçiliği, gıda ticaretindeki korumacı eğilimler ve tarımsal girdi fiyatlarındaki istikrarsızlık, küresel ısınma gibi etkenler, bu sektörde gelecek planlamamızı daha gerçekçi, verimli ve sürdürülebilir temeller üzerine oturtmamızı zorunlu hale getiriyor” diye konuştu.
“Tarım ve gıda sektörü artan üretim maliyetleri yüzünden güç kaybediyor”
Türkiye’nin tarım hasılasında Avrupa’da birinci ve dünyada ilk onda yer aldığının altını çizen Şarman, şöyle devam etti: “Ancak gerek ülke ekonomisine katkısı gerekse istihdama katkısı nedeniyle tartışmasız olarak stratejik bir sektör olan tarım ve gıda sektörü artan üretim maliyetleri yüzünden güç kaybediyor. Sektörün önündeki en önemli sorun; artan girdi maliyetleri, işçilik ücretleri ve navlun bedelleri gibi unsurların üretim maliyetlerini ciddi oranda artırması olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2023 yılı aralık ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) tarımda girdi maliyetlerinin bir yılda yüzde 41 arttığını gösteriyor.”
İşçiliğin çok yoğun olarak kullanıldığı tarım ve gıda sektöründe, aralık ayında açıklanan zam oranıyla birlikte Asgari Ücret’in yıllık bazda yüzde 99,9 oranında arttığını kaydeden Şarman, “Bir diğer temel girdimiz mazot ise yıllık bazda yüzde 68 yükseldi. Tarımsal girdi fiyatlarındaki artış sadece üreticiye değil, aynı zamanda tüketiciye de olumsuz yansıyor. Ayrıca bu durum üreticilerimizin küresel piyasalarda rekabet gücünü zayıflatmanın yanı sıra ihracat potansiyelini de olumsuz yönde etkiliyor” ifadelerini kullandı.
“Efektif bir DFİF uygulaması gerekiyor”
Sektördeki üreticilerin küresel piyasalarda rekabet edebilirliğini artırmak ve iç piyasadaki fiyat artışlarını dengelemek amacıyla etkili bir ihracat destek mekanizmasının gerekli olduğunu düşündüklerini vurgulayan Şarman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçmiş dönemlerde olduğu gibi DFİF mekanizmasıyla seçili sektör ve ürünlerde ihracatçıların desteklenmesi, tarım ve gıda sektöründeki bazı sıkıntıların çözümünde önemli bir adım olabilir. Yani efektif bir DFİF uygulaması gerekiyor. Bu yöntemle, enflasyon ve devalüasyon ile mücadele edilirken, ihracatçıların döviz kuru dalgalanmalarından olumsuz etkilenmesinin önüne geçilebileceği gibi, uluslararası piyasalarda rekabet gücünün artırılması, iç piyasada fiyat istikrarı ve tüketici refahının korunması gibi başlıklarda da katkı sağlanabilir.”
Şarman, “Enflasyon ve devalüasyon ile eşzamanlı mücadelede gıda sektörü ihracat desteği bekliyor. Sonuç olarak, mevcut ekonomik koşullar altında tarım ve gıda sektöründe girdi maliyetlerindeki artışla etkili şekilde mücadele etmek için ihracat yapan üreticilerimizin desteklenmesinin kritik öneme sahip olduğuna inanıyoruz. DFİF benzeri mekanizmaların devreye sokulması, tarım ve gıda sektörünün uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü artırabilir ve ekonomik istikrarın sağlanmasına katkı sunabilir” ifadelerini kullandı.
“Sanayi ve tarımda yüksek katma değerli üretimi artırmalıyız”
Çok zorlu, belirsizlik ve dönüşümlerin giderek daha yoğunlaştığı bir dönemde, ekonomide bazı adımlarının vakit kaybetmeden atılması gerektiğine dikkati çeken Şarman, “Ekonomide rasyonel politikalarla yürürken, enflasyonla mücadelede para politikasının sosyal politikalar, maliye politikası ve yapısal tedbirlerle de desteklenmesinin bu dönemdeki önemli adımlardan biri olması gerektiğine inanıyoruz. Üretim yapımızı daha planlı, verimli ve teknolojik gelişmelere uygun hale getirmeliyiz. Sanayi ve tarımda yüksek katma değerli üretimi artırmalıyız. Ekonomimizin rekabetçiliğini artırmak için, kayıt dışı ile mücadeleyi daha da güçlendirmeliyiz” dedi.
Şarman, sözlerini “TGDF üyeleri olarak, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında müreffeh, adil, çevreci ve saygın bir Türkiye hedefi için ortak akılla, yan yana, birbirimizden güç alarak üretmeye, yatırım yapmaya, istihdama katkı vermeye, ülkemiz ekonomisine katkıda bulunmaya devam edeceğiz” diyerek tamamladı. – İSTANBUL
]]>Ardahan Ticaret ve Sanayi Odasının (ATSO) girişimleri sonucu Türk Patent ve Marka Kurumundan “Ardahan Kavılca Buğdayı” adıyla alınan coğrafi işaret belgesi, hem ilgili kurumları hem de üreticileri sevindirdi.
Yörede yüzyıllardır ekilen ancak unutulmaya yüz tutan, “Anadolu buğdayının anası” olarak da bilinen kavılca buğdayının üretimi Ardahan’da, özellikle devletin tohum desteğiyle yaygınlaşıyor.
İl genelinde 200 çiftçi tarafından 4 bin dekar alanda ekimi yapılan kavılca buğdayından bin tona yakın ürün elde ediliyor.
Kuraklık ve soğuk iklime de dayanıklı bir ürün olarak bilinen kavılcanın, işlenerek farklı ürünlere dönüştürülüp farklı pazarlara açılması hedefleniyor.
Ardahan Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Çetin Demirci, AA muhabirine, kavılcanın bölge tarımı ve ekonomisi için önemli bir kazanç olduğunu, bundan dolayı coğrafi işaret aldıklarını söyledi.
Yöresel ürünlerin coğrafi işaret alması için yıllardır çalışma içinde olduklarını, sadece kavılca için 4 yıllık uğraş verildiğini anlatan Demirci, bu gelişmeler ışığında amaçlarının hem il hem de bölge ekonomisine katkı sunmak olduğunu belirtti.
Tarım ve Orman Bakanlığında yapılan genetik tahlillerde bu buğdayın 13 bin yıllık geçmişinin ortaya çıktığını işaret eden Demirci, “Bu aynı zamanda sadece ilimizin değil, Anadolu’nun da en eski tohumu. Gelinen noktada insan sağlığı açısından da çok önemli olduğunu biliyoruz. Son 2 yıl içinde ekilen tarım arazilerinde artış var. Bu ürün aynı zamanda kuraklık ve soğuk iklime de dayanıklı bir ürün.” dedi.
Demirci, glüten oranı düşük olan kavılcanın tercih edildiğini vurguladı.
“Organik ve doğal tarımın yapılacağı bir yerdeyiz”
Toprak Mahsulleri Ofisi’nden (TMO) alım garantisini beklediklerini belirten Demirci, şunları kaydetti:
“Kavılcanın sürdürülebilir bir hale gelmesini istiyoruz. Katma değerli hale getirebilirsek daha fazla ekiminin sağlanacağını düşünüyorum. Bu nedenle alım garantisi bizim için çok önemli. Bu Ardahan için önemli bir çıkış olacak. Doğamız bakir, ürünlerimiz doğal ve temiz kalmıştır. Organik ve doğal tarımın yapılacağı bir yerdeyiz. Bu yönüyle Ardahan biçilmiş bir kaftan. Ardahan bu açıdan desteklenmeli ve tanıtılmalı. Ardahan’ın gastronomisi bilinmeli.”
Bin tona yakın üretim yakalandı
Tarım ve Orman İl Müdürü Muhammet Fatih Cineviz de son yıllarda yapılan çalışmalarda kavılca üretimini belirli bir noktaya taşımanın sevincini yaşadıklarını anlattı.
Kavılca buğdayında bin tona yakın üretim yakaladıklarını dile getiren Cineviz, “Unutulmaya yüz tutmuş, üretimden uzak tutulmuş bu ürünü tekrar toprakla buluşturarak arazilerimizi şenlendirme anlamında yaptığımız çalışmaların bir neticeye varmış olması bizi sevindirdi. Gelinen aşamada üreticilerimizin katma değer kazanması noktasında çok ciddi bir ivme oluşturacağının farkındayız.” diye konuştu.
Bu çalışmalara bütünsel olarak baktıklarını ifade eden Cineviz, şöyle devam etti:
“Bu ürünlerimizi paketleyip makarna, un, bulgur ve erişte benzeri ürünlere dönüştürerek Ardahan’ın kendi markasıyla pazarda yer bulmasını sağlamak adına bir çalışma içindeyiz. Bu çalışmalarımızı destekler mahiyette tescil belgesi çok önemli bir argüman olmuştur. Pazarda karşılığını bulabileceğini sağlayacağımız anlamında bize güç verecektir.”
Üreticilerde sevinç ve umut bir arada
Kavılcayı üretip tesisinde işleyen Nejdet Kanbir ise “Organik tarım hız kazanacak. Bizler daha cesaretli olacağız. Örneğin işleme tesisimi büyütmeyi planlıyorum. Coğrafi işaret belgesi ufkumuzu açtı, cesaretimizi arttırdı. ” dedi.
İşletmeci Levent Bilgili de coğrafi işaret için çalışma yapan ATSO başta olmak üzere emeği geçenleri kutladığını belirterek, “Sonuçta bu bir belge. Ürün tescilli. Dolayısıyla bundan sonra kavılcanın ununu, buğdayını ve bulgurunu daha rahat satmış olacağız. Ardahan için güzel bir gelişme. İnşallah buğdayımız hak ettiği yerde olacak. Bu tür değerlerimizi bilmek bizim için önemli.” ifadelerini kullandı.
]]>Pazar gecesinden itibaren yüzlerce traktörle Brüksel merkezine gelen çiftçiler, havalimanına giden yolları kapattı.
Polis, çiftçilere karşı göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti.
Polise zaman zaman sıvı hayvan gübresi, şişe ve saman atan çiftçiler, AB Konseyi’ne ait binaların olduğu bölgedeki bir caddede saman balyalarını ve traktör lastiklerini ateşe verdi.
Belçika İçişleri Bakanı Annelies Verlinden, gösteriler sırasında olay çıkaran çiftçilerin kimliklerinin belirlenmesi talimatını verdi.
Yaklaşık 900 traktörle Brüksel’e gelen çiftçiler öğleden sonra havalimanına giden yollardaki ablukayı kaldırdı.
Eylem nedeniyle Brüksel’de toplu taşıma araçları çalışmadı, bazı yol ve tüneller trafiğe kapandı.
Çiftçi Sendikası, göstericilere şiddet eylemlerinden uzak durmaları çağrısında bulundu.
AB üyesi birçok ülkede çiftçiler, yüksek maliyetler, düşük ürün fiyatları, AB dışı ucuz ithalat ve katı AB çevre kuralları konusunda harekete geçilmesi talebiyle son birkaç aydır gösteriler düzenliyor.
Avrupalı çiftçiler neden gösteri düzenliyor?
Eyleme İspanya Tarım Örgütü Asaja üyesi yaklaşık 50 çiftçi de katıldı.
AB Komisyonu’nun getirdiği idari yük ve bürokrasiye tepki amacıyla Brüksel’e geldiklerini belirten İspanyol çiftçiler, Güney Amerika ülkeleriyle yapılması planlanan Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması’na da karşı çıkıyor.
Belçikalı çiftçilerin hedefinde de, AB’nin tarıma yönelik katı yasal düzenlemeleri ile birlik dışındaki ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmaları vardı.
Eyleme katılan Belçikalı çiftçiler, Avrupa dışından gelen ucuz ürünlerle rekabet etmekte zorlandıklarını belirterek AB yönetiminden, tarım kesiminin çıkarlarını daha fazla gözeten bir politika izlemesini istiyor.
AB yönetiminin, Rusya’nın işgali sonrası Ukrayna ile ticari engelleri kaldırması da çiftçilerin tepkisine neden oluyordu.
Avrupalı çiftçiler, AB sınırlamalarından muaf olan daha düşük maliyetli Ukrayna tarım ürünlerinin, pazarda dengesizlik yarattığını savunuyordu.
Bu nedenle AB Komisyonu, geçtiğimiz günlerde Ukrayna ile ticaret koşullarını yeniden sıkılaştırdı.
Belçikalı çiftçiler, birbiriyle çelişen çevre ve tarım yasalarına da tepki gösteriyor.
Tarım sektörünün, iklim hedefine ilişkin düzenlemelere karşı olmadığını vurgulayan çiftçiler, maliyetlerin düşürülmesi için AB dışından yapılan ithalatın sınırlandırılmasını istiyor.
AB yönetimi protestoları nasıl karşılıyor?
Yaklaşan Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi çiftçilerin taleplerine daha duyarlı yaklaşmak isteyen AB tarım bakanları, çiftçiler üzerindeki idari baskıyı hafifletecek önlemleri görüşmek üzere Pazartesi günü Brüksel’de toplandı.
AB Komisyonu toplantı öncesi, tarım sektörünün sorunlarına kısa vadede çözüm öngören bazı düzenlemeleri gündeme aldı.
Komisyon, çiftçilerin tepkisi üzerine, Mart ayında yürürlüğe girmesi beklenen bir düzenleme ile daha az miktarda tarım alanının zorunlu olarak nadasa bırakılması veya meraya dönüştürülmesini benimsedi.
Tarım kesimine yönelik bürokratik işlemlerin azaltılması; kuraklık, sel veya diğer öngörülemeyen durumlar nedeniyle Avrupa Ortak Tarım Politikası (CAP) kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getiremeyen çiftçilerin cezalandırılmaması için “mücbir sebeplerin” ortaya konması da AB’nin hedeflediği önlemlerden bazıları.
Avrupa genelindeki çiftçi protestoları nedeniyle AB yönetimi, tarımda pestisit kullanımın 2030 yılına kadar yüzde 50 oranında azaltılmasını öngören tasarıyı da rafa kaldırdı.
Brüksel’deki toplantıya başkanlık edecek olan AB Dönem Başkanı Belçika Tarım Bakanı David Clarinval, çiftçilerin taleplerine daha hızlı yanıt verilmesini umduğunu söyledi.
AB Komisyonu’nun toplantıya sunacağı yeni önerileri beklediklerini belirten Belçikalı bakan, “Çiftçilerin bizden çözüm üretmemizi istediklerini biliyorum ama Avrupa’da bu her zaman kolay olmuyor. Ama artık normalden daha hızlı kararlar alacağız” dedi.
AB yaklaşan seçimler öncesi çiftçilerin aşırı sağa yönelmesini istemiyor
Belçikalı kamu yayıncısı VRT’ye göre, toplantının ardından Belçika Tarım Bakanı Clarinval ve AB Komisyonu’nun Tarımdan Sorumlu Üyesi Janusz Wojciechowski, çiftçi temsilcilerinden oluşan bir heyeti kabul edecek.
Hollandalı kamu yayıncısı NOS’a göre, Haziran ayında yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimleri nedeniyle, tarım kesimine yönelik destek ve siyasi mesajlar önem taşıyor.
Bugüne kadar ağırlıklı olarak çiftçilerden oy alan merkez partiler, oylarını çiftçilerin duygularına yanıt veren radikal sağ partilere kaptırmaktan korkuyor.
NOS’a göre, bu nedenle Avrupa’daki merkez partiler, çiftçilerin taleplerine olumlu yanıt vererek, aşırı sağ partilerin rüzgarını kesmeyi amaçlıyor.
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı:
“Türkiye geneli 520 milyon TL’lik bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz; TAKE Projelerimiz yaklaşık 1.7 milyon dekarlık arazide uygulanacak”
“Kayseri yaptığı işlerde bir marka değeri oluşturmak üzere çalışan bir şehir”
KAYSERİ – Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri’de sektör paydaşları ile düzenlediği toplantıda, “Son dönemdeki yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindedir. Türkiye geneli 520 milyon TL’lik bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz; TAKE Projelerimiz yaklaşık 1.7 milyon dekarlık arazide uygulanacak” dedi.
Bir dizi ziyaret ve programlar kapsamında Kayseri’ye gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Başkan Büyükkılıç, başkanlık girişinde çiçekle karşıladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Bakan Yumaklı’ya Fuaye Alanı’nda dünya jeoloji tarihine ışık tutan 7,5 milyon yıllık fosillerin ayaklandırma çalışmalarının yer aldığı sergiyi gezdirerek, çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Daha sonra, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, beraberindeki heyet ile birlikte başkanlık makamına geçti.
Başkan Büyükkılıç, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Bakan Yumaklı’ya kentteki tarım ve hayvancılık alanında yapılan yatırımlar, hizmetler ve projeler ile ilgili detaylı bilgi verdi.
Bakan Yumaklı ise Başkan Büyükkılıç’a misafirperverliğinden dolayı teşekkür ederek, tüm Kayseri halkına sevgilerini ve teşekkürlerini iletti.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, günün anısına şeref defterini de imzaladı.
Bakan Yumaklı, sektör temsilcileri ile Büyükşehir’de buluştu
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Ayşe Böhürler, Murat Cahid Cıngı, Sayın Bayar Özsoy ile birlikte sektör paydaşlarının da katıldığı toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Tarımın hep stratejik bir sektör olduğunu söylüyoruz. Sizlerde zaman zaman duyuyorsunuz ama bunu stratejik hale getiren nedir bir ona bakmak lazım. Olmaz denilen şeyleri artık dünyada yaşıyor olduk. Bu salonlarda bundan birkaç sene evvel ağzımızda maske olmadan yan yana oturmanın imkanı yoktu. Ancak şu anda öyle bir şey yok. İnsan fıtratı gereği hızlı bir şekilde de unutuyoruz. Dolayısıyla salgın hastalıklar gibi ülkeler arasındaki savaşlar gibi doğal afetler gibi ki daha 1 sene oldu, tarihin gördüğü en büyük felaketlerden bir tanesini yaşadık. Hamdolsun ayağa kalktık. İklim değişikliği ve buna benzer hususlar gıdanın neden bir stratejik sektör olduğunu bize anlatıyor. Ülkeler için gıda arz güvenliği konusu birçok konuda olduğu gibi hakikaten ülkelerin milli güvenlik meselesidir. Bizim bir yandan üretmemiz gerekir, bir yandan da pandemiden beri dünyayı etkisi altına alan enflasyonla alakalı üretimi baskılayan girdi fiyatlarıyla alakalı süreçlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bizim görevimiz; bu baskıyı azaltacak tedbirleri almak. Bunun içinde gece gündüz uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.
“Kayseri yaptığı işlerde bir marka değeri oluşturmak üzere çalışan bir şehir”
Kayseri’nin işlerle marka değeri oluşturmak için çalışan bir şehir olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Kayseri yaptığı işlerde bir marka değeri oluşturmak üzere çalışan bir şehir. Dolayısıyla bizde kendi bakanlığımızla alakalı konuları bu anlamda değerlendiriyoruz. Yaklaşık son 21 yılda Kayseri’ye yapılan bütün yatırımlar ve bütün desteklerin toplam tutarının 60 milyar TL olduğunu söylemek istiyorum. Özellikle ihracat yapan firmalarımızın karşısına gelecek karbon ayak izi ve yeşil mutabakat konuları artık dünyada konuşulmaya başladı. Bunlar için bizim elimizde bir varlık olarak düşündüğümüz ormanlar ve yine yaklaşık 110 milyon tohum ve fidan Kayseri’de bu süreç içerisinde toprakla buluşturulmuş oldu. Birde Kayseri’de bizim en büyük diğer zenginliğimiz ve varlık sebebimiz olan topraklarımız; 6 ova var koruma altına alınan. 28 ürün var, markalaşmış ve coğrafi işaret alınmış. Bitkisel üretimimizin 2 buçuk kat artırıldığını ve süt üretimi ile alakalı da yine Kayseri’de o ivmeyi görüyoruz. Burada da yaklaşık 3 katlık bir süt üretiminde artış var. Herhangi bir deniz kıyısı olmamasına rağmen balık üretimi var. Kaldı ki bu konuda 2023 yılı sonu itibariyle 1.7 milyar dolarlık bir ihracata ulaştık bundan Kayseri’nin de son derece payı büyük. Bize göre bu rakamlar Kayseri’nin potansiyelinin hepsini yansıtmıyor” diye konuştu.
“Bizim daha fazla üretmemiz gerekiyor”
Türkiye’nin daha fazla, daha verimli ve daha kaliteli üretmesi gerektiğini dile getiren Yumaklı, “Bizim daha fazla üretmemiz gerekiyor. Bizim daha verimli üretmemiz gerekiyor. Bizim daha kaliteli üretmemiz gerekiyor. Kendi vatandaşlarımızın ihtiyacını, ülkemize gelen turistlerin ihtiyaçlarını karşılamamızın yanı sıra ihracatımızı da artırmamız gerekiyor ki 2023 yılı sonundaki tarımsal ürün ihracatımız 31 milyar dolar. Bu konuda da ülkemize döviz kazandırıcı çok ciddi bir potansiyel olduğunu söyleyebilirim. İşlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili düzenlemeler yaptık. Son dönemdeki yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindedir. Tarımsal üretim alanlarının tamamının kayıt altına alınmasıyla ilgili düzenlemeler yaptık. Suya göre tarım yapılması olgusunu getirdik. Suya göre tarım yapmamız gerekir. Çünkü su kaynaklarımız sonsuz ve sınırsız değil. Biz başta tarım olmak üzere sanayi, kentsel kullanım alanlarında da su kullanımını öncelememiz gerekiyor. Sözleşmeli üretim konusunu özellikle yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Maalesef bu konuda sözleşmenin koruyucu unsurunu ya da süreklilik unsurunu bir kenara bırakarak, bunu bir bağlayıcılık, kendisini bir kısıtlılık olarak görüyor. Bunun çok daha faydalı, çok daha sürekli üretimi sağlayacak konular olduğunu buradan tekrardan ifade etmek istiyoruz. Planlı üretime geçmeyle alakalı çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bizler 4.4 milyar TL tutarında sulama projemizi Kayseri’ye hızlı bir şekilde kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yatırımlar kapsamında Kayseri merkez, Develi ve Yeşilhisar ilçelerindeki toplam 47 bin 800 dekarlık arazinin sulama suyuna kavuşması için gayret sarf ediyoruz. Bu kapsamda 122 kilometre uzaklıktaki Gümüşören Barajı’ndan sulama suyu temini için 1 milyar 140 TL’ye mal olacak, Develi Ovası Sol Sahil Sulamaları İkmali 3. Kısım projesini geçen ay gerçekleştirdik. Kayseri’ye hayırlı uğurlu olsun. Dün gece Resmi Gazete’de yayımlanan 2 hususu da buradan paylaşmak istiyorum. Birisi TAKE projesi. 3 yılda yaklaşık 950 milyon TL tutarında bin 241 projeye destek sağlamıştık. Bu yıl içinde Türkiye geneli 520 milyon TL’lik bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz; TAKE Projelerimiz yaklaşık 1.7 milyon dekarlık arazide uygulanacak. Bir diğer hususta hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız bilir. Uygulanan aşı ve küpe bedellerini elden hiçte tasvip edilmeyen bir uygulamayla yapıyorlardı. Bunlarla alakalı artık böyle bir para alışı olmayacak. Kendilerine verilen destek içerisinden bunlar tahsil edilmiş olacak.”
Bakan Yumaklı’nın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı gerçekleşti.
]]>Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda sektör temsilcileriyle bir araya gelen Yumaklı, salgın hastalıklar, doğal afetler, ülkeler arasındaki savaşlar, iklim değişikliği gibi hususların gıdanın neden stratejik bir sektör olduğunu öğrettiğini söyledi.
Ülkeler için gıda arz güvenliğinin milli güvenlik meselesi olduğunu dile getiren Yumaklı, bir yandan üretmeye devam ederken bir yandan da bütün dünyayı baskısı altına alan enflasyonla, üretimi baskılayan girdi maliyetleri gibi süreçlerle karşı karşıya kaldıklarını, bu baskıyı azaltacak tedbirleri almak için de gece gündüz çalıştıklarını belirtti.
Bakan Yumaklı, son 21 yılda Bakanlığın Kayseri’ye yaptığı bütün yatırımların, desteklerin toplam tutarının yaklaşık 60 milyar lira olduğu bilgisini vererek şöyle devam etti:
“Kayseri’de 110 milyon tohum ve fidan toprakla buluşturuldu. Kayseri’de 28 ürün var, markalaşmış ve coğrafi işaret alınmış. Kayseri pastırmamızla alakalı Avrupa Birliği’nde tescil başvurusu var. Bu süreçleri titizlikle takip ediyoruz. İnşallah çok kısa zamanda Kayseri pastırmasına Avrupa Birliği coğrafi işaret tescili kazandırmış oluruz. Burada bir itiraz süreci var, çok da önemli olduğunu düşünmüyoruz açıkçası. O sürecin tamamlanmasını da yakından takip ediyoruz. Her ne kadar Memduh (Büyükkılıç) başkanımla Kastamonu pastırması mı Kayseri pastırması mı tartışması yapıyor olsak da… Biz her halükarda bu tatlı tartışmayı başkanımızla devam ettireceğiz. Ama şuna karar verdik, her ikisi de ayrı kategoriler, birbirleriyle yarıştırmayalım. Her ikisini de ayrı kulvarlarda takip etmiş olalım.”
“Sözleşmeli üretimi yaygınlaştırmaya çalışıyoruz”
İşlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili düzenlemeler yaptıklarını anımsatan Yumaklı, “Son dönemde yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindeki düzenlemelerdir. Tarımsal üretim alanlarının tamamının kayıt altına alınmasıyla alakalı düzenlemeler yaptık. Suya göre tarım yapılması olgusunu getirdik, suya göre tarım yapmamız gerekir çünkü su kaynaklarımız sonsuz ve sınırsız değil. Sözleşmeli üretim konusunu özellikle yaygınlaştırmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.
Yumaklı, sözleşmeli tarım konusunda bazı sektörlerin, sözleşmenin koruyucu ya da süreklilik unsurunu bir kenara bırakarak bunu bir bağlayıcılık olarak gördüklerini dile getirdi.
Planlı üretime geçişle alakalı çalışmaların hızla devam ettiğini vurgulayan Yumaklı, “Ülkemizde hangi üründen ne kadar üreteceğiz, ne kadar fazlamız var, ne kadar eksiğimiz var, hangi ili nereye yönlendireceğiz konusunu da çalışmak istiyoruz. Bu basit bir yasal düzenleme değildir, sizlerle beraber bizim Bakanlığımızın, tüm arkadaşlarımızın el ele, omuz omuza vererek ortaya koyması gereken bir husustur. Başladığı andan itibaren 3 yıllık bir planlamayı gerektirecek, yani sadece 1 yıla ait bir şey değil. Dolayısıyla üretim yapacak olanlar da önündeki 3 yılı görmüş olacaklar.” ifadesini kullandı.
Planlı ve suya göre tarıma örnek veren Yumaklı, Kayseri’de sulama amaçlı kullanılan Sarıoğlan Barajı’nın yağışların yetersiz olmasından dolayı yeterli doluluk oranına ulaşamadığını, bölgede şeker pancarı üreten üreticilerin endişelendiklerini, il müdürlüğü ve büyükşehir belediyesinin bir proje başlattığını ve üreticiye yüzde 100 hibe nohut tohumu dağıtılarak 10 bin dekarda ekim yapılmasının sağlandığını anlattı.
Bakan Yumaklı, tarımsal arazilerin boş kalmamasıyla ilgili TAKE projesi olduğunu dile getirerek, “Bununla ilgili de çiftçilerimize yine yüzde 50 hibeli, suyu az tüketen nohut, aspir ve yeşil mercimek tohumlarını Bakanlık olarak dağıtacağız.” dedi.
TAKE projesine ilişkin bilgi veren Yumaklı, şunları kaydetti:
“Resmi Gazete’de dün gece yayımlanan hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. TAKE projesiyle 3 yılda yaklaşık 950 milyon lira tutarında 1241 projeye destek sağlamıştık. Bu yıl için de Türkiye’ye 520 milyon liralık bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz TAKE projelerimiz yaklaşık 1,7 milyon dekarlık arazide uygulanacak. Bir diğer gelişme de hayvancılıkla uğraşan üreticilerimiz bilir. Onlar, uygulanan aşı ve küpe bedellerini elden, tasvip edilmeyen bir uygulamayla yapıyorlardı. Bunlarla alakalı artık böyle para alışverişi olmayacak. Kendilerine olan desteklerimiz içinden bunlar tahsil edilmiş olacak.”
Toplantı, sektör temsilcilerinin sorularının cevaplanmasıyla basına kapalı devam etti.
]]>Bir dizi ziyaret ve programlar kapsamında Kayseri’ye gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’yı Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Başkan Büyükkılıç, başkanlık girişinde çiçekle karşıladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Bakan Yumaklı’ya Fuaye Alanı’nda dünya jeoloji tarihine ışık tutan 7,5 milyon yıllık fosillerin ayaklandırma çalışmalarının yer aldığı sergiyi gezdirerek çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Daha sonra, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, beraberindeki heyet ile birlikte başkanlık makamına geçti.
Başkan Büyükkılıç, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Bakan Yumaklı’ya kentteki tarım ve hayvancılık alanında yapılan yatırımlar, hizmetler ve projeler ile ilgili detaylı bilgi verdi.
Bakan Yumaklı ise Başkan Büyükkılıç’a misafirperverliğinden dolayı teşekkür ederek tüm Kayseri halkına sevgilerini ve teşekkürlerini iletti.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, günün anısına şeref defterini de imzaladı.
Bakan Yumaklı, sektör temsilcileri ile Büyükşehir’de buluştu
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Ayşe Böhürler, Murat Cahid Cıngı, Sayın Bayar Özsoy ile birlikte sektör paydaşlarının da katıldığı toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, “Tarımın hep stratejik bir sektör olduğunu söylüyoruz. Sizler de zaman zaman duyuyorsunuz ama bunu stratejik hale getiren nedir bir ona bakmak lazım. Olmaz denilen şeyleri artık dünyada yaşıyor olduk. Bu salonlarda bundan birkaç sene evvel ağzımızda maske olmadan yan yana oturmanın imkanı yoktu. Ancak şu anda öyle bir şey yok. İnsan fıtratı gereği hızlı bir şekilde de unutuyoruz. Dolayısıyla salgın hastalıklar gibi ülkeler arasındaki savaşlar gibi doğal afetler gibi ki daha 1 sene oldu, tarihin gördüğü en büyük felaketlerden bir tanesini yaşadık. Hamdolsun ayağa kalktık. İklim değişikliği ve buna benzer hususlar gıdanın neden bir stratejik sektör olduğunu bize anlatıyor. Ülkeler için gıda arz güvenliği konusu birçok konuda olduğu gibi hakikaten ülkelerin milli güvenlik meselesidir. Bizim bir yandan üretmemiz gerekir, bir yandan da pandemiden beri dünyayı etkisi altına alan enflasyonla alakalı üretimi baskılayan girdi fiyatlarıyla alakalı süreçlerle karşı karşıya kalıyoruz. Bizim görevimiz; bu baskıyı azaltacak tedbirleri almak. Bunun içinde gece gündüz uğraşıyoruz” şeklinde konuştu.
“Kayseri yaptığı işlerde bir marka değeri oluşturmak üzere çalışan bir şehir”
Kayseri’nin işlerle marka değeri oluşturmak için çalışan bir şehir olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Kayseri yaptığı işlerde bir marka değeri oluşturmak üzere çalışan bir şehir. Dolayısıyla biz de kendi Bakanlığımızla alakalı konuları bu anlamda değerlendiriyoruz. Yaklaşık son 21 yılda Kayseri’ye yapılan bütün yatırımlar ve bütün desteklerin toplam tutarının 60 milyar TL olduğunu söylemek istiyorum. Özellikle ihracat yapan firmalarımızın karşısına gelecek karbon ayak izi ve yeşil mutabakat konuları artık dünyada konuşulmaya başladı. Bunlar için bizim elimizde bir varlık olarak düşündüğümüz ormanlar ve yine yaklaşık 110 milyon tohum ve fidan Kayseri’de bu süreç içerisinde toprakla buluşturulmuş oldu. Bir de Kayseri’de bizim en büyük diğer zenginliğimiz ve varlık sebebimiz olan topraklarımız; 6 ova var koruma altına alınan. 28 ürün var, markalaşmış ve coğrafi işaret alınmış. Bitkisel üretimimizin 2 buçuk kat artırıldığını ve süt üretimi ile alakalı da yine Kayseri’de o ivmeyi görüyoruz. Burada da yaklaşık 3 katlık bir süt üretiminde artış var. Herhangi bir deniz kıyısı olmamasına rağmen balık üretimi var. Kaldı ki bu konuda 2023 yılı sonu itibariyle 1,7 milyar dolarlık bir ihracata ulaştık bundan Kayseri’nin de son derece payı büyük. Bize göre bu rakamlar Kayseri’nin potansiyelinin hepsini yansıtmıyor” diye konuştu.
“Bizim daha fazla üretmemiz gerekiyor”
Türkiye’nin daha fazla, daha verimli ve daha kaliteli üretmesi gerektiğini dile getiren Yumaklı, “Bizim daha fazla üretmemiz gerekiyor. Bizim daha verimli üretmemiz gerekiyor. Bizim daha kaliteli üretmemiz gerekiyor. Kendi vatandaşlarımızın ihtiyacını, ülkemize gelen turistlerin ihtiyaçlarını karşılamamızın yanı sıra ihracatımızı da artırmamız gerekiyor ki 2023 yılı sonundaki tarımsal ürün ihracatımız 31 milyar dolar. Bu konuda da ülkemize döviz kazandırıcı çok ciddi bir potansiyel olduğunu söyleyebilirim. İşlenmeyen arazilerin üretime kazandırılmasıyla ilgili düzenlemeler yaptık. Son dönemdeki yaptığımız düzenlemeler, Türk tarımında devrim niteliğindedir. Tarımsal üretim alanlarının tamamının kayıt altına alınmasıyla ilgili düzenlemeler yaptık. Suya göre tarım yapılması olgusunu getirdik. Suya göre tarım yapmamız gerekir. Çünkü su kaynaklarımız sonsuz ve sınırsız değil. Biz başta tarım olmak üzere sanayi, kentsel kullanım alanlarında da su kullanımını öncelememiz gerekiyor. Sözleşmeli üretim konusunu özellikle yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Maalesef bu konuda sözleşmenin koruyucu unsurunu ya da süreklilik unsurunu bir kenara bırakarak, bunu bir bağlayıcılık, kendisini bir kısıtlılık olarak görüyor. Bunun çok daha faydalı, çok daha sürekli üretimi sağlayacak konular olduğunu buradan tekrardan ifade etmek istiyoruz. Planlı üretime geçmeyle alakalı çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Bakan Yumaklı, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Bizler 4,4 milyar TL tutarında sulama projemizi Kayseri’ye hızlı bir şekilde kazandırmak için çalışıyoruz. Bu yatırımlar kapsamında Kayseri merkez, Develi ve Yeşilhisar ilçelerindeki toplam 47 bin 800 dekarlık arazinin sulama suyuna kavuşması için gayret sarf ediyoruz. Bu kapsamda 122 kilometre uzaklıktaki Gümüşören Barajı’ndan sulama suyu temini için 1 milyar 140 TL’ye mal olacak, Develi Ovası Sol Sahil Sulamaları İkmali 3. Kısım projesini geçen ay gerçekleştirdik. Kayseri’ye hayırlı uğurlu olsun. Dün gece Resmi Gazete’de yayımlanan 2 hususu da buradan paylaşmak istiyorum. Birisi TAKE projesi. 3 yılda yaklaşık 950 milyon TL tutarında bin 241 projeye destek sağlamıştık. Bu yıl içinde Türkiye geneli 520 milyon TL’lik bir kaynak tahsis ettik. Bu ödeneği vereceğimiz; TAKE Projelerimiz yaklaşık 1,7 milyon dekarlık arazide uygulanacak. Bir diğer hususta hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımız bilir. Uygulanan aşı ve küpe bedellerini elden hiç de tasvip edilmeyen bir uygulamayla yapıyorlardı. Bunlarla alakalı artık böyle bir para alışı olmayacak. Kendilerine verilen destek içerisinden bunlar tahsil edilmiş olacak.”
Bakan Yumaklı’nın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı gerçekleşti. – KAYSERİ
]]>Ankara Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelere tarım ile hayvancılığın kalkınması ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla destek olmaya devam ediyor. Bu çerçevede ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, Güdül ilçesinde 5 yıl boyunca tarım, hayvancılık ve sulama alanında yapılan çalışmaları ve yeni dönemde hayata geçirilecek projeleri mahalle muhtarlarına ve vatandaşlara anlattı.
GÜDÜL İLÇESİNDE 53 MAHALLEYE KIRSAL DESTEK
Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için Güdül’de hayvan içme suyu oluğu (sıvat), tarımsal sulama borusu, gölet ve kanal bakım onarım konusunda destek sağlandı. Hayata geçirilen projeler kapsamında ilçenin 53 mahallesine toplam 5 milyon 343 bin 619 TL’lik yatırım yapıldı.
Güdül Çukurören Mahallesi’nde düzenlenen bilgilendirme toplantısında konuşan Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, şunları kaydetti:
“Güdül Çukurören Mahallesi ve civar mahallelerden muhtarlarımız ve vatandaşlarımızla bir istişare toplantısı yaptık. Yaptığımız projeleri anlattık. Önümüzdeki 5 yılda neler yapacağımız hakkında kendilerini bilgilendirdik. Aynı zamanda muhtarlar ve vatandaşlarımızın taleplerini dinledik. İmkanlarımız doğrultusunda hizmetlerimize 25 ilçemizde de devam edeceğiz. Amacımız üretimimizi artırmak. Yavaş yavaş desteklerimizi de artıracağız ve farklılaştıracağız.”
Kırsal ilçelerde hayvancılıkla uğraşan mahallelerde hayvancılığı teşvik etmek, yayla ve mera alanlarında hayvanların su kaynaklarına daha kolay ulaşmasını sağlayarak et ve süt verimini artırmak, yaban hayvanlarının su ihtiyaçlarını karşılamak, kısıtlı olan su imkanlarının daha verimli kullanılması ile ekolojik dengenin korunmasını sağlamak amacıyla olukları çatlamış, kırılmış ve atıl durumdaki bakımsız hayvan sulama olukları yenilendi.
Güdül’de 2022 yılından itibaren Adalıkuzu, Afşar, Akbaş, Akçakese, Aşağı, Boyalı, Çağa, Çukurören, Emirler, Garipçe, Güneyce, Güzel, Kadıobası, Kamanlar, Karacaören, Kavaközü, Kayı, Kırkkavak, Meyvebükü, Öz, Özçaltı, Salihler, Sapanlı, Sorgun, Tahtacıörencik, Taşören, Yelli, Yeşilöz ve Yukarı olmak üzere toplam 29 mahalleye 396 adet oluk dağıtılarak 518 bin 315 TL’lik yatırım yapıldı.
TARIMSAL SULAMA BORUSU DESTEĞİ
Bitkisel üretimi artırmak, sulu tarım ürünleri yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak, tarımsal sulama altyapısının güçlendirilmesini sağlamak ve bitkisel üretim verimini artırmak için iletilen talepler doğrultusunda 2021 yılından itibaren Akçakese, Boyalı, Çukurören, Güneyce, Kavaközü, Meyvebükü, Tahtacıörencik ve Yeşilöz olmak üzere 8 mahalleye dağıtılan 8 bin 642 metrelik çeşitli çaplarda sulama boruları ile 938 bin 369 TL yatırım yapılarak yaklaşık 3 bin 621 dekar arazi sulu tarım imkanına kavuşturuldu.
GÖLET VE KANAL BAKIM ONARIMI
Mülga Köy Hizmetleri ve İl Özel İdaresi tarafından yapılmış sulama kanalları, tarımsal sulama ve hayvan içme suyu göletlerinin zaman içerisinde rüsubat dolması sebebiyle verimleri düşmüş ve kullanım güçlükleri yaşanmaya başlamıştı. İhtiyaç olan yerlerde de yeni gölet yapım çalışmaları da tamamlandı. Bu kapsamda 13 mahallede gölet temizliği ve genişletilmesi çalışması yapılarak 25 bin 900 metreküp rüsubat uzaklaştırılmış; 3 mahalle de ise 92 bin 500 metreküp su tutma kapasiteli hayvan içme suyu göletinin yapımı tamamlanarak toplamda 16 mahalleye 3 milyon 886 bin 935 TL’lik yatırım yapıldı.
]]>Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesinin Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Karar 1 Ocak’tan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Yumaklı, karar kapsamında 81 ilde tarım arazilerinin etkin kullanımı amacıyla bitkisel üretimin geliştirilmesine yönelik proje uygulanacağını bildirdi.
2021’den bu yana 81 ilde öncelikle işlenmeyen ve nadasa bırakılan araziler ile işlemeli tarıma uygun olmayan alanlardaki bitkisel üretimin artırılması amacıyla TAKE Projesi’ni yürüttüklerini ve bu kapsamda üreticilere azami yüzde 75 hibeli olmak üzere tohum, fide ve fidan temin ettiklerini vurgulayan Yumaklı, şunları kaydetti:
“TAKE Projesi ile öncelikle işlenmeyen, nadasa bırakılan veya işlemeli tarıma uygun olmayan arazilerin, uygun münavebe planı ve ekim yöntemleri uygulayarak stratejik ürünlerin üretiminde kullanılmasını, iklim değişikliğini dikkate alarak uygun çeşitlerle hububat, baklagil ve yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin geliştirilmesini sağlıyoruz. Bunun yanında, çeltik üretiminin yoğun olarak yapıldığı Edirne, Balıkesir, Çanakkale, Karabük ve Samsun illerimizde iklim değişikliğini dikkate alarak su tüketiminin azaltılmasına yönelik de 2 bin 513 dekar alanda çeltik üretiminde damla sulama sistemlerini devreye aldık. Ayrıca Kastamonu, Diyarbakır, Çankırı, Kırıkkale ve Düzce illerinde de 18 bin 500 dekar alanda çeltik üretimine yönelik projelere kaynak tahsis ettik.”
Yumaklı, TAKE Projesi ile doğal ekolojilerde bulunan bitki türleri üzerinde aşılama ve çeşit değişimi gibi teknik uygulamalar gerçekleştirerek birim alandan elde edilen verimin artırılmasını sağladıklarını belirtti.
2023’te 4 bin 500 dekar alanda menengiç (Antep fıstığı), delice (zeytin) ve ahlat (armut) aşılaması yaptıklarını aktaran Yumaklı, doğal ekolojideki yabani ağaçları aşılayarak tarımsal üretime kazandırdıklarını ifade etti.
2023’te 390 projeye destek verildi
Yumaklı, bakanlığa bağlı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünce yürütülen proje ile ayrıca, tarla bitkileri ekim alanlarında artış olduğunu, nadas alanlarının azaldığını ve işlenmeyen alanların etkin kullanıldığını vurgulayarak şöyle devam etti:
“TAKE Projesi ile 2021-2022 yıllarında 500 milyon lira bütçe ile yaklaşık 3,4 milyon dekar alanda ekim, dikim ve aşılama çalışmaları gerçekleştirip beklenen hedefimize ulaştık. 2023’te ise Bakanlığımızın 450 milyon lira katkısı ile toplam 390 projeye destek verdik. Bu projelerden 110 bin çiftçimiz faydalandı. 2 milyon dekar alanda tarla bitkileri, 12 bin dekar alanda meyve ve 29 bin dekar alanda da sebze ekim ve dikimi yapıldı. Başta 6 Şubat depremlerinden etkilenen illerimiz olmak üzere, yaklaşık 23 bin ton sertifikalı tohum ile 42 milyon adet fideyi üreticilerimize temin ettik. Proje kapsamında ayrılan kaynağımızın 127 milyon lirasını deprem, 323 milyon lirasını da diğer illerimize tahsis ettik.”
Yumaklı, TAKE projeleri ile Kent Tarımı’nı da desteklediklerinin belirterek, “2023 yılında destek verdiğimiz 390 projenin 76’sını Kent Tarımı projeleri oluşturuyor. Bakanlığımız bu projeler kapsamında, 20 bin 875 çiftçimize toplam 58 milyon 298 bin 353 lira tutarında ayni destek sağladı. Böylece 29 bin 488 dekar alanda toprakla buluşturulan 42 milyon 785 bin fide ve 30 ton tohum, bitkisel üretimimize güç kattı.” ifadesini kullandı.
Ödeneğin 200 milyon lirası depremden etkilenen illere
Çalışmalar neticesinde TAKE projeleri kapsamında, 3 yılda 1241 projeye toplam 950 milyon lira tutarında ayni destek sağlandığını bildiren Yumaklı, “Ekim yapılmayan araziler, nadas alanları ve işlemeli tarıma uygun olmayan alanlar önceliklendirildi ve böylelikle 5,4 milyon dekar alanda bitkisel üretim gerçekleştirildi.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Yumaklı, bu yılda TAKE projelerini desteklemeyi sürdüreceklerini vurgulayarak, “2024 yılı için 520 milyon lira ödenek tahsis edilen, Cumhurbaşkanı kararında belirtilen başlıklardaki TAKE projeleri ile ülkemiz genelinde 1,73 milyon dekar arazide bitkisel üretim yapılmasını hedefliyoruz. Aynı zamanda 2024 yılı için il müdürlüklerimizden gelen 456 proje değerlendirmeye alınmış olup 120 bine yakın çiftçimizin yararlanmasını öngörüyoruz. Bu yılki ödeneğimizin 200 milyon lirası 6 Şubat depreminden etkilenen illerimize, 320 milyon lirası da diğer illerimize ayrıldı. Çiftçilerimize sağladığımız hibe ve desteklerimizi artırmaya, bitkisel üretimimize güç katmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir dizi inceleme ve açılışlara katılmak üzere geldiği Nevşehir’de sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Bakan Yumaklı toplantıda yaptığı konuşmada, “Gıdanın, su ve ormanın her geçen gün öneminin ve değerinin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sektörlerde küresel alandaki gelişmeleri takip ederken yereldeki potansiyelimizi tespit edip, etkin politikalarla süreci yürütmemiz gerekiyor. Tabii bu çalışmalar masa başından olmuyor. Yerelde veya sahada üreticimiz, çiftçimiz, sanayicimiz, STK’larımız ve mesai arkadaşlarımızla bir araya gelerek sektörün dününü, bugününü ve yarınını değerlendirmemiz gerekiyor. Bu nedenle görevi devraldığım günden bu yana illerimizi ziyaret ediyor, sektöre ait sorunlara el atıyoruz. Sorunların çözümü noktasında yapabileceklerimizi kısa, orta ve uzun vadeli çalışma ajandamıza not ediyoruz. Yapamayacaklarımız konusunda da neden olmayacağını gerekçeleri ile paydaşlarımıza aktarıyoruz” dedi.
Tarımın stratejik öneminin artmasına son dönemde yaşanan salgın hastalıklar, savaşlar, doğal afetler, iklim değişikliği ve nüfus artışının sebep olduğunu ifade eden Bakan Yumaklı, “Biz bunları yeni normal olarak tanımlıyoruz. Nüfus artışıyla bir yandan daha çok ürün üretmemiz gerekirken, üretimi baskılayan, girdi maliyetlerini yükselten süreçlerle de karşı karşıya kalıyoruz. Ben inanıyorum ki bu süreci etkin ve verimli politikalar üreterek ve çiftçimizin üretme azmiyle hep birlikte geride bırakacağız. Son dönemde yaşadığımız yeni normal çerçevesinde gıda arz güvenliğinde herhangi bir sorun yaşamadıysak, bunu illerimize sağladığımız güçlü üretim ve sanayi altyapısı, ayrıca siz değerli kardeşlerimizin üretimlerine borçluyuz. Su alanında 2,9 milyar lira yatırım yaparak 59 tesisi hizmete aldık. Kırsal kalkınma desteklerimizle Nevşehir’in tarım ve orman altyapısını güçlendirdik. 20 milyon 300 bin fidanı toprakla buluşturduk. ORKÖY kapsamında 43 milyon lira hibe ve kredi desteği sağlayarak, yaklaşık 221 projenin hayata geçmesine vesile olduk. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 366 bin dekar alana sahip Hacıbektaş ve Nevşehir Acıgöl ovalarımızı koruma altına aldık. Bu ovalarımızı gıda arz güvenliğimizin teminatı olarak görüyoruz. Bakanlık olarak verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlarla Nevşehirli üreticilerimiz hem modern tarımla buluştu hem de üretimde verimini arttırdı. Özellikle bitkisel ve hayvansal üretimde verilen destek ve yatırımlar ile son 21 yılda; sebze üretimini neredeyse 4 kat artırdı. Bakanlık olarak önümüzdeki dönemde politikalarımızı 5 eksen etrafında topladık. Bunlar; sürdürülebilirlik, verimlilik, kalite, kayıtlılık ve sektöre yatırımdır. Planlı üretim, suya göre tarım ve sözleşmeli tarım ile Nevşehir’in tarımsal üretim desenini yeniden ele alıyoruz. Bu çalışmaları yaparken üreticimizi belli bir ürün üretmeye zorlamayacağız, çiftçimizin ekonomik kazanç sağlayacağı, ülkemizin gıda arz ihtiyacının karşılanacağı bir sistem yürüteceğiz. Yani, kazan-kazan prensibi ile hareket edeceğiz. Kırsal kalkınma desteklerimizden gençlerimiz ve kadınlarımızın daha çok yararlanması için pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. 1,3 milyar lira tutarındaki 12 su ve sulama projemizi Nevşehir’e hızlı bir şekilde kazandırmak için çalışmalarımızı büyük bir gayretle sürdüreceğiz. İnşallah bizim teşvikimiz, sektör paydaşlarının da gayreti ile evelallah üstesinden gelemeyeceğimiz sorun yok. Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiği düsturuyla var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. – NEVŞEHİR
]]>KAYSERİ – Atlas Fuarcılık tarafından bu yıl 19.’su düzenlenen Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı ile Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Tarım Fuarı ziyaretçilerine kapılarını açtı.
Bu yıl 19.’su düzenlenen ve 22-25 Şubat tarihleri arasında ziyaretçilerini ağırlayacak olan Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı ile Türk Dünyası ve Akraba Toplulukları Tarım Fuarı düzenlenen program ile ziyaretçilerine kapılarını açtı. Programa Vali Yardımcısı Abdullah Kalkan, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yalçın, Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, Kayseri Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Saklav, Kayseri Ziraat Odaları Koordinatörü Abdulkadir Güneş ve protokol üyeleri katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Atlas Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Atasagun, “Fuarımızda şu anda 500 firma bin 900 marka var. Artık çok katılmak isteyen firmalar var ama biz çoğuna fuarda yer veremedik. Biz bu fuarı yaparken de Kayseri’yi merkez olarak aldık. Kayseri ve çevre illerden yaklaşık 300 binin üzerinde fuarımıza ziyaretçi geliyor. Fuarımızın bu şekilde büyümesine, gelişmesine en büyük destek de Kayserimizin ve çiftçilerimizin sahip çıkmasından dolayı fuarımız bu şekilde büyüdü. Türkiye’nin önde gelen fuarlarından biri haline geldi. İnşallah biz bu fuarı daha da büyüteceğiz. Geliştirerek bu devam edecek. Fuarımızın gelişmesine destek veren tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz. Fuarımız 22-25 Şubat tarihleri arasında saat 10.00 ile akşam 20.00’a kadar açıktır. Fuarımıza Organize Sanayi Bölgesi tramvay durağından 15 dakikada bir servis koyduk. Vatandaşlarımız da bu şekilde fuarımıza ulaşabilirler” dedi.
Kayseri Ziraat Odaları Koordinatörü Abdulkadir Güneş de, “Biz burayı açarken 50-60 firma ile başlamıştık. Çok şükür şimdi 500 firmaya ulaştık. Dışarıda Kayseri sanayi şehri, ticaret şehri olarak anılır ama Kayseri tarım ve hayvancılıkta hatırı sayılır bir seviyeye geldi. Kayseri’de bize destek veren öncelikle Büyükşehir Belediye Başkanıma, ilçe belediye başkanlarımıza ve milletvekillerimize her konuda üretime destek verdikleri için teşekkür ederim. Bizler üretmeye devam ediyoruz. Ben üretim esnasında bize destek veren herkese teşekkür ediyorum. Tarım fuarımızın açılışı hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.
Kayseri OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yalçın ise, “Fuarlar firmaların kendilerini ispat ettikleri ve birbirleriyle yarıştıkları bir ortam sunmaktadır. Bu tür fuarlar sayesinde tarım sektörünün gelişimi gözler önüne serilmektedir. Yeni geliştirilen teknolojilerin fuarlar aracılığıyla tanıtımı yapılarak çiftçinin ufkunun açılması sağlanmaktadır. Bugün açılışını yaptığımız Kayseri tarım Fuarı, çiftçiler ile tarım sektörünün paydaşları açısından büyük faydalar sağlamaktadır. Kayseri OSB yönetimi olarak bu tür fuarlara destek veriyoruz. İnşallah bu sene 2 fuarımız var, önümüzdeki fuar sayımız 10’a ulaşacak. Hep söylediğimiz bir slogan var; inşallah Kayseri’yi fuarlar şehri haline getireceğiz” dedi.
Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy da, “Bizim için fuarlar gerçekten önemli. Şehrimiz için çok önemli. Hem tanıtımını, hem reklamını yapıyor hem de ticarete büyük katkı veriyor. Fakat bu fuarın önemi başka. Bugün dünyaya baktığımız zaman iklim krizi, küresel ısınmadan bahsediyoruz ve gıdanın da ne kadar önemli olduğunu da görüyoruz. Biz diyoruz ki gelecek dünyada, önümüzdeki yaşamda 3 sektör söz sahibi olacak. Savunma sanayi ki çok şükür bugün ülkemizin savunma sanayide geldiği noktaya baktığımız zaman yüzde 80’e yakın bir yerli ve millilik oranı var. İkinci sırada insanoğlu doğduğundan bugüne kadar baktığımızda toprakla uğraşıyor, tarımla uğraşıyor. Dolayısıyla tarım ve hayvancılık bizim için çok önemli. Bunda da kendi kendimize yeten bir ülke olmalıyız. Üçüncüsü de sağlık diyoruz. İnşallah önümüzdeki süreçte kendimize yeten bir ülke olarak dünyada söz sahibi olacağız” ifadelerine yer verdi.
Kayseri Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış ise, “Ticaret ve sanayi şehri olan Kayseri’de bölgenin en büyük tarım fuarına ev sahipliği yapmanın mutluluğunu duyuyorum. Birçok üründe üretim miktarı olarak Kayseri Türkiye’de söz sahibi durumda. Başta kabak ve ay çekirdeği olmak üzere şeker pancarı, aspir, yumurta ve balıkçılık konusunda Kayseri’nin üretim olarak önemli bir yeri var. Tarım Fuarı’nın tarımdaki modern tekniklerin gelişmesi adına, verimliliğinin artması adına, gerek cihazların gerekse ürünlerin tanıtılması adına ilimize katkı sağlayacağına inanıyorum. Fuarlar bir ülkenin ve ilin tanıtımı adına katkı sağlarken, yöresel ürün verdiği yerlerin de daha geniş pazarlara ulaşmasında köprü görevi görmektedir. Bu önemli organizasyonda tarım ve hayvancılığın daha iyi yerlere gelmesi, çiftçilerimizin makine teçhizatlarını yakından takip etmeleri noktasında tanıtımlara ve bilgilendirmelere de fuarımızda yer verilecektir” dedi.
Kayseri Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Saklav da, “Bilindiği üzere Kayserimiz ticarette ve sanayide olağanüstü başarılarının yanında tarım ve hayvancılıkta da Türkiye’de önemli bir konumda bulunmaktadır. Kayserimiz ekili tarım alanında yaklaşık 600 bin hektar tarım arazisinin tamamı ekili olarak Türkiye’de 10. sırada şu anda. Bitkisel üretimde Türkiye’de 14 tane ürünle ilk 10’da olan ilimiz. Bu fuardaki amacımız çiftçilerimizin yeniliklerden faydalanması ve teknolojiyi benimsemeleri en büyük amacımız. Ben bu vesile ile bu fuarın gerçekleşmesine destek veren herkese teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise, “Kayserimiz ticaret ve sanayinin yanında tarım ve hayvancılıkta da ön plana çıkan bir şehir olmaya devam ediyor. Burada birbirimizi övme modunda değiliz, gerçekleri paylaşma modundayız. Biz tarım ve hayvancılığı olmazsa olmaz olarak görüyoruz. kendi kendine yeten şehir ve ülke olmak mecburiyetindeyiz. Tarım ve hayvancılık önemli, savunma sanayi önemli, gıda önemli, sağlık önemli. Teknolojide artık her zamankinden çok daha önemli olmaya başladı. Teknolojiyi en iyi kullanacak, dijitalize bir şekilde başka ülkelerin yaptığı gibi bu alanlarda bilimi ön plana çıkaracak ve bu bilim ışığında da maliyetlerin düşmesini sağlayacak, üretimin artmasını sağlayacak ve verimliliği sağlayacak. Ben hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum” dedi.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kesilen kurdele ile fuarın açılışı yapıldı. Açılıştan sonra protokol üyeleri fuarda bulunan stantları gezdi.
]]>Tarım-GFE’nin Aralık ayında aylık yüzde 2.62 ilan edildiğini belirten Çandır, “Bu rakam, endeksin ölçülmeye başladığı 2015 yılından itibaren yüzde 2,06 olan Aralık ayları ortalamasının yüzde 27 üzerinde olmuştur” dedi. Tarım-GFE’nin Aralık’ta yıllık yüzde 41,43 ilan edildiğini kaydeden Çandır, “Bu yıllık rakam, yüzde 32,40 olan son 9 yılın Aralık ayları ortalamasının yüzde 28 üzerinde olmuştur. Aralık ayı tarımsal girdi fiyat enflasyonu, aylık ve yıllıkta ortalamaların üzerinde ilan edildi” dedi.
Aralık ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerini de değerlendiren Başkan Çandır, “Tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 2,82 ve yıllıkta ise yüzde 37,64’lük artış ilan edildi. Aralık ayları itibariyle aylıkta 2021 yılından, yıllıkta ise 2021 ve 2022 yıllarından sonraki en yüksek değer kaydedildi” dedi. Aralık’ta aylık, tohumda yüzde 2,24, enerjide yüzde eksi 2,26, gübrede yüzde eksi 0,74, ilaçta yüzde 1,91, veteriner hizmetlerinde yüzde 1,26, yemde yüzde 5,21 ve diğer kalemlerde ise yüzde 6,37 olarak aylık değişimler ilan edildiğini belirten Çandır, Aralık ayındaki yıllık değişimlerin ise tohumda yüzde 44,15, enerjide yüzde 47,45, gübrede yüzde 9,69, ilaçta yüzde 24,75, veteriner hizmetlerinde yüzde 151,60, yemde yüzde 27,21 ve diğer kalemlerde ise yüzde 89,31 artış kaydedildiğini belirtti. Çandır, veterinerlik hizmetlerinin son 4 aydır ciddi artış gösterdiğini, Aralık ayında da bu artışın devam ettiğini söylerken, “Öyle ki yıllık yüzde 151,60’lık artış, tüm zamanların rekoru olmuştur. Diğer bir dikkat çekici olan gübrede ise aylık azalış ve yıllık tek haneli yükseliş, son 3 yılın en dikkat çekici düşüşü olmuştur” dedi.
TÜİK tarafından Aralık ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 6,81, yıllık ise yüzde 60,62 olarak ilan edildiğini kaydeden Ali Çandır, tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilimin, genel olarak üretici aleyhine seyrederken Mayıs ve Haziran aylarında aylık ve yıllık düzeyde Tarım-GFE, Tarım-ÜFE’nin altında kalarak üretici lehine döndüğünü bildirdi. Başkan Çandır, “Aralık ayında bu durum yeniden aylıkta ve yıllıkta üretici lehine ilan edilmiştir. 2024 yılında aylık ve yıllık eğilimin böyle devam etmesi, üretici kesimin birikmiş zararlarının azalmasına katkı sağlayacaktır” dedi.
Yurt içi ve yurt dışı üretici enflasyonlarının tarımı dolaylı olarak etkilediğini belirten Başkan Ali Çandır, yurt dışı üretici enflasyonu YD-ÜFE’nin Aralık’ta aylık yüzde 2,28, yıllıkta yüzde 58,40 arttığına dikkat çekti. Çandır, yurt içi üretici enflasyonu Yİ-ÜFE’nin aylıkta yüzde 1,14, yıllıkta yüzde 44,22 arttığını belirtirken, “Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 2,58 ve yıllık ise yüzde 63,75 artmıştı. Bu durum Aralık ayında da tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun tarımdan daha yüksek seyrettiğini göstermektedir” dedi.
Aralık ayında üretici kesimdeki bu enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 2,93, yıllık yüzde 64,77 arttığını belirten Ali Çandır, “Tüketici taraftaki gıda enflasyonu ise Aralık ayında aylık yüzde 4,81 ve yıllık yüzde 72,01 olarak ilan edilmişti. İşlenmemiş gıda enflasyonu Aralık’ta aylık yüzde 7,24, yıllık yüzde 91,23 düzeyinde ilan edilmişti. Yaş meyve sebze enflasyonu Aralık’ta aylık yüzde 11,39 ve yıllık 81,29 artış olarak ilan edilmişti. Tüketici taraftaki bu rakamlar, üreticilerin maruz kaldığı enflasyonun üzerinde bir tüketici enflasyonu olduğunu göstermeye devam etmektedir” dedi. – ANTALYA
]]>Antalya Ticaret Borsası Şubat ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Meclis Salonu’nda yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te, ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve kente ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Geçen hafta Antalya’da yaşanan sel felaketinde bir kişinin yaşamını yitirdiğini, felakette hem şehrin hem tarım alanlarının büyük zarar gördüğünü belirten Çandır, “Hepimizin bildiği bir gerçek de bu tür iklim olaylarının giderek artan şiddette devam edeceğidir. O halde şimdiye kadar geç kalmış olsak da bugünden yapmamız gereken, gelecek aşırı yağışlar ve iklim değişikliği için etkili tedbirler almaktır” dedi.
Ekonomik değerlendirme
Başkan Çandır konuşmasında ekonomiyle ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Yaşanan ekonomik zorluklara dikkat çeken Başkan Çandır, “Sadece ücret ve maaşla geçinenler değil üretim ve ticaret yapanlar da bu zorlukları iliklerine kadar yaşamaktadırlar. Aslında bu iki olay sadece bir yıldır değil, uzun yıllardır başımıza gelmektedir. Hayati derecede öneme sahip bu sorunlar gündemimizin ilk sıralarında yer almalıdır” diye konuştu. 2023 için yüzde 4 civarında milli gelir büyümesi ve yüzde sıfır civarında tarımsal mili gelir büyümesi tahmin edildiğini belirten Başkan Çandır, “Yani son 10 yıllık ortalama büyüme rakamlarının altında kaldığımız bir yılı geride bıraktık diye değerlendirmekteyiz. Kentimiz için durum ise ülkemiz ortalamasının üzerinde bir performans gösterdiğimiz yönündedir. Çünkü yıllık ihracatta, tarımda, ticarette ve diğer hizmetlerde ülkemiz ortalamasından daha iyi bir performans gösterdik. Buna rağmen potansiyelimizin altında bir büyüme gösterdiğimizin de farkındayız” dedi.
Antalya’da kurulan şirket azaldı, kapanan şirket arttı
2023 yılında kurulan şirket sayısının Antalya’da ülke geneline göre daha fazla azaldığını, kapanan şirket sayısının daha fazla arttığına dikkat çeken Başkan Ali Çandır, “2023 yılı toplamında kurulan şirket sayısı ülkede yüzde 8 azalırken, kentimizde bunun iki katı azalmıştır. Kapanan şirket ise ülkemizdeki yüzde 12’lik artışa karşılık bizde yüzde 27 artmıştır” dedi.
Karşılıksız çekte artış
Çekle işlem hacminde, ülke genelindeki yüzde 71’lik artışa karşılık Antalya’da yüzde 84’lük artış olduğunu belirten Çandır, “Karşılıksız çek tutarında nadir bir olay gerçekleşmiş ve ülkemizdeki yüzde 177’lik artışa karşılık kentimizde yüzde 281’lik artış yaşandı. Protestolu senet tutarlarında ise ülkemizdeki yüzde 59’luk artışa karşılık kentimizde yüzde 4 azalma oldu” dedi.
Tarım kentinde Antalya’da tarımsal kredi azaldı
2023 yılında toplam kredi büyümesi ülkede yüzde 57 olurken, Antalya’da yüzde 53 civarında kaldığını söyleyen Çandır, şunları söyledi:
“Bu büyümeler cari olduğu için yıllık resmi yüzde 65’lik enflasyonu dikkate alırsak aslında reel olarak kredi büyümesi negatif olmuştur. Sektörel kredi büyümesinde ise durum genel olarak sektörümüz aleyhine gerçekleşti. Örneğin ticari krediler ülkemizde yüzde 43 artmışken, Antalya’da yüzde 52 artmış, inşaat kredisi ülke genelinde yüzde 40 artmışken, Antalya’da yüzde 49 artmış ve turizmde ülke genelindeki yüzde 48’lik artışa yakın artış yaşandı. Tarım kredilerinde ise ülkemiz genelinde 2023 yılında yüzde 80’lik artış yaşanmışken kentimiz tarım kredilerinde yüzde 58’lik artış yaşanabildi. Yani reel olarak tarım kredileri ülke genelinde artmışken kentimizde yarı yarıya azalmıştır diyebiliriz.”
2024’e iyi başlamadık
2024 yılı Ocak ayı ekonomik rakamları da değerlendiren Çandır, “2024 Ocak ayında bazı öncü göstergeler Antalya’nın iyi bir başlangıç yapamadığını göstermektedir. Çekle işlem hacmi Ocak ayında ülkemiz ortalamasında artmışken karşılıksız çek tutarında ülkemiz genelindeki yüzde 257’lik artışa karşılık kentimizde yüzde 537’lik artış oldu. Yaş meyve sebze ihracatı ülkemizde yüzde 13’ten fazla artmışken kentimizde yüzde 11’den az artabildi. Benzer durum diğer tarım ürünleri ihracatında da yaşandı. Ancak toplam ihracatımız Ocak ayında yüzde 16’dan fazla artarak yüzde 2’lik ülke ortalamasının oldukça üzerinde gerçekleşti” diye konuştu.
Hale giren ürün miktarı azaldı
Antalya hallerindeki aylık işlem miktarı ve fiyatı olmak üzere meyve, sebze ve domates endekslerini Antalya Büyükşehir Belediyesi ile yapılan protokol kapsamında her ay düzenli olarak ilan ettiklerini belirten Çandır, paylaştıkları verilerin Antalya’daki meyve, sebze ve domates üretimi olmadığını, hallere getirilen miktarlar ve oluşan fiyatlarla ilgili olduğunu vurguladı. 2010 yılı öncesinde tüm meyve sebzelerin toptan ticaretinin hal sisteminden geçmek zorunda olduğunu, 2010 yılında çıkarılan 5957 Sayılı Hal Yasası gereğince hal içinde ve dışında yaş meyve sebze toptan ticaretinin mümkün hale getirildiğini anlatan Başkan Çandır, şunları söyledi:
“2015 yılından itibaren Antalya hallerindeki işlem miktarları her yıl giderek düşmüştür. Örneğin, yıllık işlem miktarı sebzede 2016 yılında 1.6 milyon tondan 2023 yılında 873 bin tona ve meyvede ise 320 bin tondan 210 bin tona geriledi. Yani sebzede yüzde 50’ye yakın meyvede ise yüzde 40’a yakın işlem miktarı azalması oldu. Buna karşılık aynı dönemde Antalya’mızın sebze üretimi yüzde 30’dan fazla ve meyve üretimi ise yüzde 60’dan fazla artmıştır. Yani hal sistemi dışında işlem görme miktarı çok ciddi arttı. Ancak bunların tamamının kayıt dışı olduğunu düşünmek doğru değil. Hal dışında işlem görme durumu da 5957 sayılı kanunla yasaldır. Mevzuata saygılı tüccarlarımız ve ihracatçılarımız kayıtlı ticaret yapmakta.”
Adaylara aynı yakınlıktayız
31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerin barış ve kardeşlik içerisinde geçmesini dileyen Başkan Çandır, “Seçimler demokrasinin son kalesidir ve nihai tercih anlarıdır. Milletimiz ve devletimiz için en hayırlı tercihlerin yapılacağına olan inancım tam. Bizler tabii ki farklı oy tercihlerinde bulunmaktayız. Ama amaçlarımız ortak. Esas olan da bu ortak amaçlarımız. Dolayısıyla temsil ettiğimiz üyelerimize ve kurumlarımıza olan sorumluluklarımız, bireysel tercihlerimizden her zaman daha önemli ve öncelikli oldu. Bu anlayışımız gereği her seçimde olduğu gibi bu seçimde de tüm adaylara aynı yakınlıktayız” diye konuştu.
Antalya Tarım Konseyi’nin tarım sektörünün muhtarlıklar, ilçe ve büyükşehir belediye başkanlıkları ile belediye meclis üyelerinden tarım sektörünün ve kent için beklentilerinin belirlemek üzere yaptığı toplantıyı hatırlatan Başkan Çandır, “Bu toplantıdan çıkan sonuçları 2 ana başlık ve 32 alt başlıkta derledik ve toplantıya katılanlarla paylaştık. Böylece hem seçim döneminde iletişimde bulunduğumuz adaylara deklarasyonumuzu iletmeyi hem de seçimden sonra seçilenlerin icraatlarını somut göstergelerle değerlendirmeyi amaçlıyoruz. Yerel seçimlerin milletimiz ve devletimiz için hayırlı sonuçlar doğurmasını diliyorum” dedi.
Meclis üyelerimiz bilgilendirildi
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve iştiraklerinin kurumsal yapılarını ve hizmetlerini tanımak, Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmak, meclis üyelerine çeşitli yönetim becerileri kazandırmak amacıyla düzenlenen meclis üyeleri bilgilendirme seminerine katıldıklarını hatırlatan Çandır. “Seminerde, TOBB’un ticareti kolaylaştırmaktan eğitime yaptığı yatırımlara, lisanslı depoculuğun geliştirilmesinden yeşil dönüşüme hazırlığa ve uluslararası arenada iş dünyamızın temsilinden kurumsal kapasitesine kadar birçok faaliyeti hakkında bilgi aldık ve mensubu olmaktan gurur duyduk. Seminer kapsamında TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu ile bir araya geldik. Başkanımıza üyelerimizin bilgilendirilmesi ve tavsiyeleri için teşekkür ediyorum” dedi.
Mecliste, üyeler sektörleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. – ANTALYA
]]>MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Samsun Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Havva Yurduseven, AKP’li Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin, Kürtün vadisinin birinci sınıf mutlak tarım arazilerini imara açmasına tepki gösterdi. Bayzat, “Kürtün çayı vadisinde yer alan mutlak tarım arazisinin kesinlikle tarım dışı amaçla imara açılması doğru değildir. Samsun ilinde yapılaşmaya ve imara açılabilecek alternatif araziler varken 1. sınıf mutlak tarım arazilerde tarım dışı kullanıma izin verilmemelidir. Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şubesi olarak yer aldığımız Toprak Koruma Kurulu’nda Kürtün Çayı vadisindeki sulu mutlak tarım arazilerinin imara açılarak tarım dışı kullanılmasına karşı oy vereceği bilinmelidir” dedi.
Samsun Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Havva Yurduseven Bayzat, Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin Kürtün vadisindeki tarım arazilerini imara açmasına tepki gösterdi. Bayzat konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“KÜRTÜN VADİSİNİN YAPILAŞTIĞINI GÖRÜYORUZ”
Havva Yurduseven Bayzat şunları söyledi:
“Kürtün Çayı, Samsun’un Kavak ilçesinden kaynağını alıp merkez ilçeden Karadeniz’e dökülen akarsuırmağın yağış alanı 320 kilometrekare olup akarsu boyu 47 kilometredir. 1100 metre rakımdan doğan akarsu, döküldüğü yerde küçük bir delta oluşturur. Kürtün çayının Çivril Köyünden başlayan ve denize döküldüğü yere kadar olan yaklaşık 10 kilometrelik bölümünün her iki yanını kapsayacak şekilde alüvyal toprak özelliğindedir. Bu kısımdaki topraklar binlerce yıl boyunca Kürtün çayının taşıdığı ince malzemelerin akarsuların yayıldıkları alanlarda birikmesi sonucunda oluşan verimli tarım arazileridir. Toprak etüt haritalarında bu kısımda yer alan topraklar derin profilli, alüvyal özellikte ve 1. sınıf sulu tarım arazisi olarak yer almaktadır. Bir diğer ifade bu toprakların büyük kısmı dikili sulu mutlak tarım arazisidir. Kürtün çayı vadisinde her türlü meyve ve sebzenin üretilmesine uygun bu alanların tarım dışına çıkarılarak imara açılması 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’na göre de uygun değildir. Ancak son yıllarda tarımsal girdi fiyatlarındaki artış tarımsal faaliyetlerin yürütülmesinde sınırlayıcı bir etken olmaya başlamıştır. Tarımsal üretim sonucunda elde edilen gelirler düştükçe çiftçilerin son yıllarda tarımsal faaliyetleri terk ettiğine şahit olunmaktadır. Kürtün vadisinin konumuna baktığımızda, Atakum ve İlkadım ilçe sınırları arasında kaldığını, Ankara karayolu kenarında, doğusu ve batısının yapılaşmaya açılmış olduğunu görmekteyiz. Kürtün vadisi konumu itibarıyla yapılaşmanın tüm baskılarını üzerinde hissetmektedir. Kürtün vadisinde tarımsal faaliyetle uğraşan çiftçilerimizin yeterli tarımsal geliri elde edemediklerinden ve yapılaşma baskıları nedeniyle arazilerinin imara açılmasını talep edebilmektedirler. Samsun ilimizin başta Deveci armudu ve şeftali olmak üzere muhtelif meyveliklerin bulunduğu vadinin imar rantına karşı korunması için çiftçilerimize hibe şeklinde girdi desteği verilmesi gerekmektedir.
“TELAFİSİ MÜMKÜN OLMAYAN SONUÇLAR DOĞACAK”
6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen deprem göstermiştir ki taban suyu yüksek tarım alanlarına yapılan yapıların büyük çoğunluğu yıkılmış ve yıkılan binalarda binlerce vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Kürtün vadisi de dere kenarında yer alan ve taban suyu yüksek olan bir konumdadır. Kürtün vadisinin imara açılması, meydana gelebilecek bir depremde zemin sıvılaşması nedeniyle telafisi mümkün olamayacak sonuçlar da doğurabilecektir. Kürtün çayı vadisinde yer alan mutlak tarım arazilerinin korunması amacıyla tarımsal faaliyette bulunan çiftçilerimize hibe şeklinde girdi desteği verilmeli, yapılaşmaya yönelik imar planlarının Samsun ilinde depreme dayanıklı zemini bulunan ve tarımsal potansiyeli düşük bölgelerde yoğunlaştırılması gerektiği düşünülmektedir. Yerel seçimler öncesinde rant için tekrar gündeme getirilen Kürtün çayı vadisinde yer alan mutlak tarım arazisinin kesinlikle tarım dışı amaçla imara açılması doğru değildir. Samsun ilinde yapılaşmaya ve imara açılabilecek alternatif araziler varken 1. sınıf mutlak tarım arazilerde tarım dışı kullanıma izin verilmemelidir. Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şubesi olarak yer aldığımız Toprak Koruma Kurulu’nda Kürtün Çayı vadisindeki sulu mutlak tarım arazilerinin imara açılarak tarım dışı kullanılmasına karşı oy vereceği bilinmelidir.”
]]>
Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Ankara’da faaliyet gösteren Tarım ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı üretici, kadın, sulama kooperatifi ve sulama birliklerinden 196 derneğin temsilcisi ile bir araya geldi. Yavaş, “Dünyada kendi kendine yeten ender ülkelerden birisiydik değil mi? Niye yurt dışından almak ihtiyacını hissettik? Niye kendi çiftçimizi desteklemiyoruz? Oysa Anayasa’ da da yazıyor bütçenin belirli yüzdesinin çiftçiye destek olarak verileceği. Ama gerçeği şu; uğraşmayın diyorlar, yurt dışından getirip vatandaşa ucuz yedireceğiz diye düşünürken, yarın bir gün doğal gazda olduğu gibi petrolde olduğu gibi fiyatı onlar belirleyecek ve yarın çiftçi bulunmayacak… Geleceğin en büyük zenginliği gıda olacak. Petrolden daha önemli. Gıda olmadığı zaman ölürüz. En büyük zenginliğimiz ürettiğimiz gıdalar olacak…Yeter ki Ankara’nın kırsalında bu tür üretimlere başlansın, biz sonuna kadar destek olacağız” dedi.
ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, bugün Ankara Kent Konseyi’nde “Kırsal Kalkınma Kooperatif, Birlik ve Dernekleri İstişare Toplantısı”na katıldı. Kırsal Kalkınma Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, AKK Çevre ve İklim Meclisi Başkanı Ömer Şan, Kırsal Kalkınma Çalışma Grubu Sözcüsü Ayfer Ulusoy, eski AKP Gümüşhane Milletvekili Feramuz Üstün ve Kooperatifçilik Uzmanı Necmettin Pehlivan’ın da katıldığı toplantıda konuşan Yavaş, şunları söyledi:
“30-40 YILDIR MAALESEF TARIMI ÖLDÜRDÜLER”
“Aynı politikayı bundan 30-40 yıl önce de şöyle başladılar; niye siz arpa, buğdayla uğraşıyorsunuz? Amerika’dan geçirseniz çok daha ucuza mal oluyor ve halk daha ucuza un alacak, daha ucuza gıdasını temine edecek gibi şeylerle bu tarımı kırsalda herkesin yapması yerine çok büyük karteller oluşturmak suretiyle onların yapması gerektiği iddia edilmeye başlandı. Ben kendi gözümle gördüm. Amerika’da bir çiftçinin yaptığı üretim neredeyse Türkiye’nin üretimine eşit. GDO’lu ürünlerle falan bir şekilde daha fazla ürün alıyor. Bunları gemilerle bize gönderiyorlar. Sonuçta ne oluyor? Böyle olunca Türk çiftçisi yavaş yavaş tarımı bırakmaya başlıyor. Bunun sonucu nedir? Gıdada dışarıya bağımlı olmak. Aynen petrolde bağımlı olduğumuz gibi. Daha sonra köy okulları kapatıldı. ve sürdürülen tarım politikaları nedeniyle artık insanlar uğraşmaz oldular. Hayvancılıkta da aynısı yaşandı. Hayvancılıkta ben yurt dışında gördüm. 100 bin başlık çiftlikler var. Tarımla uğraşan nüfus Amerika’da yüzde 14 tarımda hayvancılıkta Türkiye’de de bunun böyle olması lazım diye bunu bize kabul ettirdiler. Bunu kabul ettirirken şöyle olsaydı mantıklıydı; eğer siz bu çiftçilikle uğraşanların çocuklarına tarımın yerine sanayi ikame edip koyup bunları o şekilde yönlendirip çoluğuna çocuğuna bu şekilde iş bulacak hale getirseydiniz belki mantıklıydı. Ama Türkiye gerçekleri öyle değil. Türkiye’de hala Türkiye’nin her yerinde hatta köylerde, kırsalda yaşayan insanlar kendilerini hiç kimseye yük olmadan üreteceğiz diye uğraşıyorlar. Bunları ‘Bu işi bırak dediğiniz’ zaman yapacak iş yerleri yok, aç kalacaklar. ve sürdürmek istiyorlar. Bunu 30-40 yıldır sert bir şekilde yapıp maalesef tarımı öldürdüler. Peki sonuç ne oldu? Ben neden bu kadar destek olmak istiyorum? En basit örneği Ukrayna-Rusya Savaşı. Ukrayna-Rusya Savaşı olduğu zaman Dünya buğday krizine girdi. Ukrayna’nın arazileri bizden mi büyük? Halbuki bizdeki tarımsal üretim çok daha fazla. Ama bilinçli bir şekilde siz bunu yapmayın diye diye başkasını muhtaç olduk.
“UKRAYNA SAVAŞI’NDAN SONRA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ GÖSTERDİ Kİ ARTIK GIDA ERİŞİMİZ ZORLAŞIYOR. ÖNÜMÜZDEKİ YILLARIN EN BÜYÜK PETROLÜ GIDA OLACAK”
Dünyada kendi kendine yeten ender ülkelerden birisiydik değil mi? Niye yurt dışından almak ihtiyacını hissettik? Niye kendi çiftçimizi desteklemiyoruz? Oysa Anayasa’da da yazıyor bütçenin belirli yüzdesinin çiftçiye destek olarak verileceği. Ama gerçeği şu; uğraşmayın diyorlar, yurt dışından getirip vatandaşa ucuz yedireceğiz diye düşünürken, yarın bir gün doğal gazda olduğu gibi petrolde olduğu gibi fiyatı onlar belirleyecek ve yarın çiftçi bulunmayacak. İkincisi Ukrayna Savaşı’ndan sonra iklim değişikliği gösterdi ki artık gıda erişimi zorlaşıyor. Yani önümüzdeki 15-20, 50 yılın en büyük petrolü gıda olacak. Geçen televizyonda bir profesörden izleyerek dinledim. Diyor ki bakın dünyanın en zengin adamı dünyanın çeşitli yerlerinden binlerce dönüm tarla almaya başladı. Halbuki bunların hiçbirine ihtiyacı yok. Cep telefonundan, bilgisayardan bir uygulamayla tarımdan kazanacağı paranın yüz mislini kazanacak durumda. ve yerin altına depolar yaptırıyorlar. Ata tohumlarını saklıyorlar orada. Bunları televizyonlarda görüyoruz. Bunlar bunu niye yapıyorlar sanıyorsunuz? Çünkü iklim değişikliği nedeniyle artık ya aşırı yağışlar olacak tarladan ürününüzü alamayacaksınız ya da sık sık Türkiye’de de rastlıyoruz aşırı sıcaklar nedeniyle yine ürününüzü alamayacaksınız. Bu nedenle bizim Ankara’da tekrar tarıma yönelmemiz gerekiyor. Bunun bir sebebi de şu; bu bina dahil Ankara’da gördüğünüz ilçelerde gördüğünüz bütün binaların toplamı Ankara’nın arazisinin sadece yüzde üçüne eşit. Ankara’nın yüzde 97’si hala boş tarla, boş arazi. Bunların en az yüzde 50’si de tarıma uyuyor. Dolayısıyla zaten bizim petrolümüz var meydanda, mesele buna bir şekilde destek olup tekrar insanlar üretmesini sağlamak. Sorun nerede peki? Üretimdeki maliyetlerde. İşte eğer hükümetimiz, devletimiz gereğini yapsa, çiftçimizin bu maliyetlerini en aşağı indirse gerekli destekleri verse herkes para kazansa yapma deseniz de yapar öyle mi? Ama üretimdeki maliyetler artıyor, mazot fiyatları derken artık insanlar ekemez hale geldi.
Şimdi biz Kırsal Kalkınma Daire Başkanımız vasıtasıyla büyük bir çalışma başlattık, insanları üret teşvik etmek için ve başarılı olduğumuza inanıyorum. Beş yıl içerisinde verdiğimiz destek 880 milyon lira yani bir milyara yakın destek olduk. Bizim kendi bütçemize göre ancak bu kadar yaptık. Fakat pandemi dönemi ve arkasından gelen ekonomik sıkıntılar gösterdi ki bizim daha fazla destek olmamız lazım. Benim bir projem vardı. Köylere güneş enerjisi götürmek. Şimdi köylere güneş enerjisini götürdüğü zaman yönetmeliğe göre şöyle bir şey var; herkes kendi evinin üstüne yapabiliyor. Ben de köylerin birçoğuna köye ortak mal olarak bir taneyi koyalım. Bütün köylü oradan yararlansın dedim. Şu andaki yönetmeliğe göre uygun değil. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na bunu düzenleyin diye yazdık. Cevap dahi yazmadılar. ve sözümüzü tutmak için seçtiğimiz birkaç tane köyde en azından vatandaş görsün diye bazı yerlerin üzerine koyduk. Daire başkanımıza talimat verdim, sulama kooperatiflerin de enerjisine ayrıca destek olacağız. Onda yasal bir engel yok.
“YETER Kİ ANKARA’NIN KIRSALINDA ÜRETİMLERE BAŞLANSIN. BİZ SONUNA KADAR DESTEK OLACAĞIZ”
Şunu bilmenizi isterim; kooperatifleri çoğaltırsanız sadece tarımsal değil özellikle yöresel ürünlerle ilgili kooperatifler şimdi çok değerlendi. Yeter ki Ankara’nın kırsalında bu tür üretimlere başlansın, biz sonuna kadar destek olacağız. Evvelsi gün Elmadağ Belediye Başkanı’yla beraberdik. Onların da kendine has ekmeği var. Halk ekmek üzerinden satıyorlar ve yetiştiremiyorlar. Kent konseyi başkanımızın söylediği gibi Türkiye’de ilk defa Beypazarı’nın belediye başkanıyken kendi yerel ürünlerimize coğrafi işaret için ben başvurdum. Sizler de kendi bulunduğunuz bölgelerde yöreye has ürünler için coğrafi işaretlere de başvurabilirsiniz. Biz bunları değerlendirmeye hazırız. Sadece tarımsal üretimde değil, hayvancılıkla, yöresel ürünlerin satılmasında öncülük etmeye hazırız. Ne kadar çok üretirseniz, çoluğunuz çocuğunuz, bu işte uğraşırsa bana bir tane öz geçmiş az gelir. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak daha fazla destek olmak suretiyle inşallah hep birlikte bu işi başaracağız.
Başından beri söylüyorum. Çılgın proje yok. Proje yapıyorum deyip sizlerden aldıkları paraları çöp projelere gömdüler şimdiye kadar. Görüyorsunuz Ankara’ya girerken bu kapıların kime ne faydası var? İnanın o kapılara harcanan parayla bugün Ankara’nın bir ilçesi ayağa kalkardı. Onun için diyorum kanalizasyon ihtiyaçlarını bitireceğiz inşallah. Susuz köy kalmayacak inşallah. İlk önce onları yapacağız. Farz var ortada önce. Farz bunlar. ve ikinci olarak da dediğim gibi orada yaşanır hale gelmezsiniz, çocuklarınızı orada kalmaz. Onun için orada elektriği, suyu, interneti, her şeyi olmalı ki çoluğunuz çocuğunuz orada yaşamaya devam etsin ve sizlerin yaptığı iş sürdürmeye devam etsin. Hem kendileri kazansın hem Ankara kazansın.
Geleceğin en büyük zenginliği gıda olacak. Petrolden daha önemli. Çünkü arabaya binmezsiniz petrol yoksa birçok şeyi yapmazsınız ama gıda olmadığı zaman ölürüz. En büyük zenginliğimiz ürettiğimiz gıdalar olacak. Biz görevde olduğumuz sürece inşallah desteklerimizi bütçemizle bu işe ayırdığımız payı arttırarak sizleri desteklemeye devam edeceğiz.”
]]>
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine verdiği yanıtta; Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin, bunlardan sözleşmeli bitkisel üretim yapanların sayısının ise 167 bin 547 olduğunu belirtti. Yumaklı’nın yanıtını değerlendiren Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Gürer, Türkiye’deki çiftçi sayısı, organik tarım yapan çiftçiler ile sözleşmeli tarım yapan çiftçilerin sayısıyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti. Gürer, Bakan Yumaklı’ya şu soruları yöneltmişti:
“Ülkemizdeki çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli üretim yapan çiftçi sayısı kaçtır? Sözleşmeli şeker pancarı ve haşhaş üretimi yapan çiftçi üretici sayısı kaçtır? Serbest piyasada sözleşmeli tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Organik tarım yapan çiftçi sayısı kaçtır? Ülkemizde kaç organik pazar kurulmaktadır? Ülkemizde her hafta açılan semt pazar sayısı kaçtır?”
Gürer, Yumaklı’nın verdiği yanıtla ilgili açıklama yaptı. Gürer’in açıklamasına göre; Yumaklı, 2022 yılında ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 177 bin 880 kişi olduğunu, bunlardan 167 bin 547 çiftçininsözleşmeli bitkisel üretim yaptığını belirtti.
2022 yılında 77 bin 000 çiftçinin şeker pancarı üretimi gerçekleştirdiğini belirten Yumaklı, “Türkşeker tarafından 2022 yılında 1.241 köyde 28.427 üretici ile 1.037.470 dekar alanda, pancar ekimi gerçekleştirilmiştir” dedi.
“ORGANİK TARIMDAN VAZGEÇEN ÇİFTÇİ SAYISI DA 4 BİN GEÇMİŞ DURUMDA”
Yumaklı, Türkiye’de 21 adet organik pazar bulunduğunu da belirterek, 2022 yılında organik tarım yapan çiftçi sayısı 48 bin 244 olarak açıkladı.
Eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin soru önergesine verdiği yanıtta “2020 yılında iyi tarım uygulamaları yapan çiftçi sayısı 14 bin 051’dir. 2020 üretim yılı organik tarım yapan çiftçi sayısı 52 bin 590, organik yem bitkisi üretimi yapan çiftçi sayısı ise 7 bin 672’dir” dediğini anımsatan Gürer, “Görünen o ki organik tarımdan vazgeçen çiftçi sayısı da 4 bin geçmiş durumda. Tarım ülkesi olan 85 milyonluk Türkiye’de çiftçi sayısı 2 milyon 177 bine düştü” diye konuştu.
Gürer, bir tarım ülkesi konumundaki Türkiye’de AKP hükümetleri döneminde uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçi sayısında belirgin bir azalmanın görüldüğünü belirtti.
Ziraat odalarına kayıtlı çitçi sayısının 5 milyon civarında olduğuna işaret eden Gürer, ÇKS’ye kaydını yaptıranların ise 2 milyona kadar düştüğünün görüldüğünü vurguladı. Destekleme alabilmek için ÇKS’ye dahil olmak gerektiğini söyleyen Gürer, başta ithalat ve girdi maliyetleri düşürülmesi gerektiğini ve çiftçi tarım kanuna uygun desteklenmesi gerektiği ifade etti.
“BUNUN TEK NEDENİ AKP’NİN İŞ BİLMEZ YÖNETİCİLERİNİN HATALI TARIM POLİTİKALARIDIR”
AKP hükümetleri döneminde hem tarım alanlarının hem de çiftçi sayısının belirgin bir şekilde azaldığını belirten Gürer, “Bunun tek nedeni AKP’nin iş bilmez yöneticilerinin hatalı tarım politikalarıdır. Üretici başta gübre ve yem olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış karşısında tarım yapamaz duruma gelirken, siyasi iktidar çözümü ithalatta bulmaya çalıştı ama bu kez de artan ürün fiyatları tüketiciyi mağdur etti. Böylece bir tarım ülkesi olan Türkiye, ne yazık ki tarımsal ürünlerde de ithalatçı konusuna düştü. Ürününe değer bulamayan üretici ise üretimden uzaklaşmak zorunda kaldı” dedi.
]]>
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, İliç’te maden ocağında yaşanan toprak kaymasına ilişkin, “İliç’te karşılaştığımız felaket sonucunda tarımsal üretim, yaban hayatı, balıklar, insanlar ve tüm canlılar için yıkıcı sonuçlar doğacağı açıktır. Siyanür ve sülfürik asit nedeniyle Fırat havzasında sulanan geniş bir tarım alanının zarar göreceği hesaplanmalıdır. Şu anda en önemli adım, toprak, su ve hava ortamlarında olası toksik madde kirliliğini hızla tespit etmek için bir kontrol-izleme faaliyeti başlatmaktır. Ayrıca, bölgede üretilen gıda ürünlerinin bu kirlilikten ne kadar etkilendiği belirlenmelidir. Siyanür, direkt olarak suya karışmasa bile toprağa karıştıktan sonra yeraltı sularına ulaşabilir. Yeraltı suları kendi döngüsü gereği denizlere, nehir ve göllere ulaşır ve içme suyunu etkiler. Toprağa karışan bu madde, içinde yaşayan canlıları öldürür ve toprağın verimini kaybetmesine neden olur. Bu durum, bir süre sonra siyanürle kirlenmiş topraklarda herhangi bir ürünün yetişmemesine ve dolayısıyla bir gıda krizine yol açar” dedi.
CHP Tarım ve Orman Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, 13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan ilinin İliç ilçesinde Anagold Madencilik tarafından işletilen madende yaşanan toprak kayması sonucunda, bölgedeki tarım, hayvancılık ve yaban hayatında meydana gelebilecek olumsuzluklara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Adem’in açıklaması şöyle:
“SİYANÜR, DİREKT SUYA KARIŞMASA BİLE TOPRAĞA KARIŞTIKTAN SONRA YERALTI SULARINA ULAŞABİLİR. BU DURUM BU TOPRAKLARDA HERHANGİ BİR ÜRÜNÜN YETİŞMEMESİNE VE GIDA KRİZİNE YOL AÇAR”
“İliç’te karşılaştığımız felaket sonucunda tarımsal üretim, yaban hayatı, balıklar, insanlar ve tüm canlılar için yıkıcı sonuçlar doğacağı açıktır. Siyanür ve sülfürik asit nedeniyle Fırat havzasında sulanan geniş bir tarım alanının zarar göreceği hesaplanmalıdır. Şu anda en önemli adım, toprak, su ve hava ortamlarında olası toksik madde kirliliğini hızla tespit etmek için bir kontrol-izleme faaliyeti başlatmaktır. Ayrıca, bölgede üretilen gıda ürünlerinin bu kirlilikten ne kadar etkilendiği belirlenmelidir. Bu tür bir izleme ve kontrol faaliyeti, çevresel etkilerin hızla belirlenmesine ve gerekli önlemlerin alınmasına olanak sağlayacaktır. Siyanür, direkt olarak suya karışmasa bile toprağa karıştıktan sonra yeraltı sularına ulaşabilir. Yeraltı suları kendi döngüsü gereği denizlere, nehir ve göllere ulaşır ve içme suyunu etkiler. Toprağa karışan bu madde, içinde yaşayan canlıları öldürür ve toprağın verimini kaybetmesine neden olur. Bu durum, bir süre sonra siyanürle kirlenmiş topraklarda herhangi bir ürünün yetişmemesine ve dolayısıyla bir gıda krizine yol açar.
“ALTIN MADENLERİNİN HİÇ FAALİYETE GEÇMEMESİ GEREKİYORDU ANCAK BU SAĞLANAMADI”
Altın madenlerinin hiç faaliyete geçmemesi gerekiyordu ancak maalesef bunun sağlanamadığı görüldü. Şimdi yapılması gereken en önemli adım, toprak, su ve hava ortamlarında olası toksik madde kirliliğini hızla tespit etmek için bir kontrol-izleme faaliyeti başlatmaktır. Ayrıca, bölgede üretilen gıda ürünlerinin bu kirlilikten etkilenip etkilenmediği belirlenmelidir. Bu, çevreyi ve insan sağlığını korumak adına acil bir adım olarak görülmelidir. Bu tür denetim ve izleme faaliyetleri aslında Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı gibi ilgili kamu kurumlarının görevidir. Ancak, mevcut siyasi durumda bu kurumların görevlerini yerine getirmesini beklemenin pek de anlamlı olmadığı açıktır. Bu nedenle CHP olarak çevresel etkileri kontrol altına almak ve halk sağlığını korumak için kamu kurumlarını harekete geçmeye zorlamak ve acil önlemler alınması için gereken adımları atmak konusunda takipçi olacağız.”
]]>
ATAK’ın tarım paydaşlarını bir araya getirdiği toplantı, ATB Toplantı Salonu’nda yapıldı. ATAK Başkanı Ali Çandır, ATB Meclis Üyesi Erdoğan Ekinci, ATAK İcra Kurulu Üyeleri Ali Bahar, Ümit Mirza Çavuşoğlu, Ali Top, Nazif Alp ve danışma kurulu üyelerinin katıldığı toplantıda, tarım sektörünün yerel yönetimlerden beklentileri konuşuldu.
ATAK Başkanı Ali Çandır, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde büyükşehir, il ve ilçe belediye başkanları, belediye meclis üyeleri ve muhtarların seçileceğini belirterek, tarım sektörünün yerel yöneticilerden beklentilerini görüşmek üzere bir araya geldiklerini kaydetti. Toplantıda dile getirilen sorun, talep ve önerilerin rapor haline getirilerek seçim öncesinde, yerel yönetimlere aday olanlara ulaştırılacağını kaydeden Çandır, taleplerin takipçisi olacaklarını söyledi.
Toplantıda tek tek söz alan icra kurulu üyeleri ve danışma kurulu üyeleri, tarıma yönelik sorun, talep ve önerilerini dile getirirken, yerel yönetimlere aday olanların seçim taahhütlerinde tarıma yer vermesini beklediklerini kaydetti. Toplantıda sonunda hazırlanan ATAK raporunda, üyelerin talep ve önerileri içeren 32 madde yer aldı.
“Bütünşehir yasası maliyetleri arttırdı”
Raporda, Bütünşehir Yasası’nın kırsaldaki tarımsal faaliyetleri zorlaştırdığı vurgulanırken, maliyetleri yükselttiğine dikkat çekildi. Yerel yönetimlerle tarım sektörünün ilişkisinin büyük bölümünün harç ve vergi ödemelerinden ibaret olduğunu kaydeden ATAK üyeleri, yerel yönetimlerin ayda en az bir kere tarım sektörüyle toplantı yapmasını, sektörel plan, proje, destek ve yönlendirme faaliyetlerinin görüşülmesini talep etti. Raporda, “Kırsal alan ve tarımsal faaliyetler ile ilgili konulardaki planlamalar ve projelendirmeler yöredekilerle önceden paylaşılmalı ve görüşler dikkate alınmalıdır” ifadesi yer aldı.
“Kırsala destek önemli”
Kırsala yönelik tarımsal desteklerde amaca ulaşma ve etkili olma düzeyinin geliştirilmesi gerektiği kaydedilen raporda, “Gübre, ilaç, tohum, fide, yem gibi özellikli girdi destekleri kırsalın niteliklerine uygun, şeffaf ve yaygın şekilde verilmelidir. Enerji ve sulama gibi genel amaçlı destekler, tüm kırsalda yoğunluğa göre yaygınlaştırılarak verilmelidir. Tarımsal faaliyetlerde kullanılmak üzere yenilenebilir (güneş, rüzgar) enerji yatırımlarına kırsalın özelliklerine uygun etkili destek verilmelidir. Veteriner ve ziraat mühendisi danışmanlıkları tüm kırsala planlı ve etkili biçimde yaygınlaştırılarak sağlanmalıdır. Ürünlerin bollaştığı ve fiyatlarının maliyet altına geldiği dönemlerde doğrudan alım destekleri vermelidir. Küçükbaş hayvancılığa ve özellikle Teke yöresi değerlerine önem verilmeli ve etkili desteklenmelidir. Göçer hayvancılık artırılmalı ve desteklenmelidir. Sulak alanlar, eylek, yaylak ve meralar koruma altına alınmalı ve rehabilitasyonu yapılmalıdır. Kırsaldaki tarımsal faaliyetlerle ilgili acil konularda hızlı, etkili ve şeffaf destek vermelidir. Kırsalda damla sulamaya destek artmalıdır yerel yönetimlerin kırsaldaki sulama, enerji, atık, mera ıslah ve ulaşım gibi sektörel altyapı yatırımları geliştirilmelidir” talepleri yer aldı.
“Gençleri kırsalda tutacak proje beklentisi”
ATAK üyeleri, tarıma ve tarımsal kooperatiflere eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin verilmesini özellikle vurguladı. Tarım paydaşları, gençlerin kırsalda kalmasını sağlayacak eğitim, öğretim imkanlarının sağlaması ve gençlere yönelik tarımsal projelere özel önem vermesini istedi.
“Kırsala kreş talebi”
ATAK üyeleri, kırsalda okul öncesi çocukların eğitim alabileceği ana okulu, kreşlerin açılması, yine kırsalda okullaşmaya acilen geri dönülmesi, yerel yönetimlerin da buna destek vermesi beklentisini dile getirdi. Raporda, “Kırsalda yaşam refahını artırıcı eğitim, sağlık, kültür ve spor yatırımları yapılmalıdır” ifadesi yer aldı.
“Kırsalın altyapısı güçlendirilmeli”
Kırsaldan kente ulaşımın kolay hale getirilmesi gerektiğini dile getiren tarım sektörü paydaşları, bunun kırsaldan kente göçü önleyeceğine dikkat çekti. Raporda, yerel yönetimlerin kırsaldaki altyapı yatırımlarına önem vermesi istenirken, “Tarımsal atıkların toplanması, geri kazanılması ve dere yataklarının ıslah edilerek temizlenmesi sağlanmalıdır. Çay ve derelerin kadastro çalışmaları ile denize ulaşımı engellendiği için su basması-sel felaketleri yaşanmaktadır. Çay ve dere kenarlarına inşaat yapı izni verilmemelidir. Yağmur sularının tutulması ve yağmur hasadı projeleri geliştirilmelidir. Kırsalda yapılan evlerde elektrik, su ve diğer donatım hatlarıyla ilgili ruhsat sorunları çözülmelidir. Bu durum bile tersine göçü olumlu etkileyecektir. Belediye kırsalda iç taraflarda kalan tarlalara yol açmalıdır. Kırsal kesimdeki mera, tarım alanı ve benzeri taşınmazlarla ilgili muhtarların dava açma hakkı yeniden verilmelidir. Yerel yönetimler bu konuya destek olmalıdır” talepleri dile getirildi.
Konsey üyeleri, merkez hal’in Antalya’ya yaraşır ve cazip düzeye getirilmesini isterken, ilçe hallerinin ilçe belediyelerine devredilmesi ve ortak veri tabanı oluşturulması gerektiğini dile getirdi. Raporda, şehir merkezlerine yığılmış AVM’lere yenilerinin eklenmemesi görüşü de yer aldı. – ANTALYA
]]>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, tarımsal kalkınma için verdiği sözleri yerine getirerek, çiftçilerin ve üreticilerin her zaman yanında olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Toplam maliyeti 20 Milyon TL’yi bulan Beğiş Susuzu Kapalı Sistem Sulama Tesisi Projesi, bölgedeki tarımsal potansiyeli harekete geçirerek, ekonomik ve sosyal anlamda önemli katkılar sağlayacak. Yürütülen proje kapsamında, Antalya Korkuteli Atıksu Arıtma Tesisine “Çıkış Suyu Filtrasyon Dezenfeksiyon Ünitesi” yapılarak, arıtılmış atık su sulama suyu kriterlerine uygun hale getirildi. Korkuteli Atıksu Arıtma Tesisi’nde arıtılan su, depolanarak yaklaşık 16 kilometrelik boru hattıyla Beğiş Susuzu Ovası’na ulaştırıldı. Her 100 metrede bir su almacı ile dağıtımı gerçekleştirilen su, 2000 dekarlık araziyi ilk kez modern sulama sistemleriyle buluşturacak. Tarımsal Hizmetler Dairesi’nin görevli mühendisleri tarafından yapılan son kontrollerin ardından, projenin deneme aşamasına geçilerek sulama sezonunda hizmete sunulması planlanıyor.
“Son kontoller yapılıyor”
Beğiş Susuzu Sulama Suyu Projesinde son kontrollerin gerçekleştiğini ve arazide son incelemenin yapıldığını ifade eden Tarımsal Dairesi Başkanlığı’nda görevli Ziraat Yüksek Mühendisi Atilla Ünal proje hakkında bilgi verdi. Ünal, “Korkuteli Beğiş Susuzu Kapalı Sistem Sulama Tesisi Projesi, 50 hane ve 250 çiftçimizin faydalanabileceği bir proje. Proje yaklaşık olarak 20 Milyon TL’ye mal olacak. Bu tesisle bu güne kadar sulanamayan yaklaşık 2000 dekar arazi modern sulama sistemine kavuşmuş olacak. ASAT’ın Korkuteli Atıksu Arıtma tesisinden tekrar arıtılarak elde ettiğimiz 85 litre/saniye su depolanarak, buradan da çelik ve polietilen borulardan oluşan bir isale hattı ile Beğiş Susuzu ovasına iletilerek, 105 adet su almacı ile arazilere verilecektir. Tesisin son aşaması olan kontrolleri gerçekleştiriyoruz. Yakında denemeleri yapılacak, sulama sezonunda da çiftçimizin kullanımına sunacağız “dedi
“Beğiş Susuzu’nu suya kavuşturdu”
Beğiş Susuzu Mahallesi Muhtarı Hüseyin Yalçın, muhtarlar toplantısında köyün su sorunlarını Başkan Muhittin Böcek’e ilettiklerini ve çözümü noktasında hemen çalışmaların başladığını söyledi. Yalçın, “Başkanımıza Beğiş Susuzunun yer üstü ve yer altı olmak üzere hiçbir su kaynağının olmadığını ifade ettim. O da sağ olsun hemen çalışmaların başlaması için talimat verdi. Yapılan projeyle Korkuteli Atıksu Arıtma Tesisinde arıtılan suyu borular vasıtasıyla arazilerimize kadar ulaştırdılar. Şu anda son kontroller yapılıyor. Muhittin Böcek başkanıma çok teşekkür ediyorum. Yılların Beğiş Susuzu’nu suya kavuşturdu” diye konuştu.
“İçme suyunu kuyulardan alırdık”
82 yaşındaki Durmuş Yıldırım, Beğiş Susuzu köyünde eskiden içme suyunu bile arazide yer alan su kuyularından temin ettiklerini ve susuzluk yüzünden başka köylere göç ettiklerini söyledi.
Burada kalan arazilerde de yıllardır kuru tarım yaptıklarını ifade eden Yıldırım, “Eskiden yağmur yağdığı zaman mahsulümüz iyi olurdu. Tabi eski yağmurlar yok. Suyu getirenlerden Allah razı olsun ” diye konuştu. – ANTALYA
]]>1 dönüm ile 10 dönüm arazisi olan ve ilçe tarım müdürlüğüne belgeleri ile birlikte başvuran 114 kişiye yüzde yüz hibe destekli ceviz ve badem fidanı dağıtıldı. Ceviz yetiştiriciliğinde önde gelen yerlerden biri olan Sındırgı ilçesi coğrafi şartlar olarak da ceviz yetiştiriciliğine en uygun yerlerden birisi. Kaliteli ceviz ve badem üretimini arttırmak adına gerçekleşen projeden çiftçilerde oldukça memnun.
Doğal şehir Sındırgı’da tarıma desteğin artarak devam edeceğini belirten Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş “Bugün Büyükşehir Belediye Başkanımızın Sındırgı’da tam 16 bin adet badem ve ceviz fidanı dağıttığı bir gün. Bizlerde Sındırgı’da halkımızla çiftçimizle ciddi manada onları sevindirecek bir iş yapıldı. Tam 114 tane kişi 1 ile 10 dönüm arasındaki arazilerine bugün ceviz ve badem fidanı aldılar. Tamamen hibe olarak dağıtıldı bu. Daha önceki yaptığımız projelerle tarıma desteğimiz hakikaten çok had safhada. Hem meraları ıslah ediyoruz, hem arı kovanı dağıtıyoruz. Hem de burada yem silajla alakalı destekler yani aslında çiftçiyi tarımı besleyecek ve Türkiye’yi doyuran il Balıkesir’i temsil eden işler yapıyoruz. Bizlerde göletlerle destek verip halkımız çiftçi olarak büyüsün toprakla hemhal olsun istiyoruz. Sındırgı’da 114 çiftçimize tam 16 bin meyve fidanı yani ceviz ve badem ağaçları hayırlı ve uğurlu olsun. Allah toplatmayı nasip etsin inşallah” dedi.
Çiftçi Ömür Demircan, çocuklarına bırakmak için ceviz tarlası kuracağını belirterek, “Süreç çok kolay işledi. Çabuk ve kolayca geldi çabuk dağıtıldı. O yüzden memnunuz teşekkür ederim” şeklinde konuşurken, Mehmet Dönmez ise “Allaha şükür belediye başkanımız, büyükşehir belediye başkanımız ceviz aşılarımızı dağıttı. Biz de ceviz bahçesi yapıyoruz. Yapacağız Allaha şükür. Onlar mani olacak biz de bu aşama da yapacağız yani. Tarlamız var tapulu 220 tane ceviz ağacı aldık. Yani verildi. Allah razı olsun başkanlarımızdan tarafından ilçe başkanlarımız tarafından verildi. Bizde bahçe sahibi olacağız” dedi.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak farklı projelerle tarım ve hayvancılık desteklerinin en üst düzeyde olduğunu belirten Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Serkan Akça, “Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından bugün Sındırgı’da fidan dağıtımındayız. Tabi biz bu fidanları Balıkesir genelinde kooperatiflerimizden aldık. Bu sene de ceviz ve badem fidanı dağıtalım dedik çiftçilerimize ve ilçe tarım müdürlüklerimiz vasıtası ile talepler topladık. Şu anda 1000 kişi talepte bulundu. ve bu 1000 kişiye biz 100 bin ceviz 50 bin badem fidanı dağıtacağız inşallah Balıkesir genelinde. Sındırgı’ya 16.000 fidan dağıttık. 14 bini ceviz geri kalanda bin 600 badem olmak üzere 16.000 fidan dağıttık. İnşallah bol bereketli olur. Ürünlerinden de yemek nasip olur inşallah herkese amacımız Balıkesir’deki tarım sektörünü canlandırmak. Bu da meyveciliği de hareketlendirmiş oluyoruz Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak. İnşallah çiftçilerimize bol bereketli olsun” dedi. – BALIKESİR
]]>Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) işbirliğiyle İstanbul’da bir otelde düzenlenen forumda, “İttifaklar Yoluyla Gıda Güvenliği” oturumu gerçekleştirildi.
Moderatörlüğünü Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı Tarım ve Gıda İşleme Genel Müdürü Mohammed Alohaly’nin yaptığı oturumda, Suudi Arabistan Genel Gıda Güvenliği Otoritesi Vali Yardımcısı Saleh Alamri, Suudi Arabistan Ulusal Tarımsal Kalkınma Şirketi (NADEC) Kıdemli Ticari Direktörü Faisal Alghonime ve HDF FZCO Genel Müdürü Arda Cenk Topbaş konuştu.
“Türkiye’nin tarımsal üretim konusunda büyük bir potansiyeli var”
Suudi Arabistan Genel Gıda Güvenliği Otoritesi Vali Yardımcısı Alamri, Arap topraklarının su eksikliği konusunda ciddi sıkıntıları bulunduğunu belirterek, “Gıda güvenliği stratejimizin ana hedeflerinden biri, yerelde sürdürülebilir gıda üretimini sağlamak. Su güvenliğini de göz önünde bulunduruyoruz. Bunun yanı sıra ikinci hedefimiz de çeşitliliğin sağlanması ve gıda ithal edebileceğimiz ülkelere bağımlı olmamaktır.” ifadesini kullandı.
En önemli sorunlardan birinin gıda israfı olduğuna dikkati çeken Alamri, Suudi Arabistan’ın 2030’a kadar israfı yüzde 50 oranında azaltacak bir program üzerinde çalıştığını aktardı.
Alamri, Türkiye’nin tarımsal üretim konusunda büyük bir potansiyeli bulunduğunu vurgulayarak, “Farklı ürünlerde yüksek üretim elde etme konusunda daha fazla deneyime sahipler. Onlarla işbirliği yapmayı, deneyim alışverişinde bulunmayı ve tarım ürünleri ticaretimizi artırmayı dört gözle bekliyoruz.” diye konuştu.
“Dünyanın her yerinde size ham madde sağlayabilecek ortaklarınız olabilir”
Suudi Arabistan Ulusal Tarımsal Kalkınma Şirketi (NADEC) Kıdemli Ticari Direktörü Alghonime de gıda güvenliği açısından özel sektörün katkılarının olacağı önemli konular bulunduğunu, depolama tesisleri kurarak gerekli malların yeterli miktarda bulunmasını sağlamak ve ne kadar stoka sahip olduklarını gösteren erken uyarı sistemleri kurmanın bunlardan olduğunu söyledi.
Su ve diğer bazı hususlar dolayısıyla Suudi Arabistan’da tüm tarım ürünlerinin yetişmediğini belirten Alghonime, “Ancak dünyanın her yerinde size ham madde sağlayabilecek ortaklarınız olabilir. Siz de bu ham maddeyi alıp, işinize katma değer sağlayabilir ve istediğiniz büyümeyi gerçekleştirebilirsiniz.” ifadesini kullandı.
“Gıda güvenliği işbirliğini gerektirir, rekabeti değil”
HDF FZCO Genel Müdürü Topbaş, “Maalesef bugün toplam dünya nüfusunun yüzde 10’u, yani 800 milyondan fazla insan, açlık çekiyor. Tam olarak 828 milyon insan açlık çekerken, yaklaşık 2 milyar insan da bir tür kronik hastalık olan gıda obezitesi ve aşırı kilo ile gıda israfından muzdarip, bu bir ikilem. Bugüne kadar israf edilen tüm gıdaların üçte biri 10 milyar insanı besleyebilirdi.” diye konuştu.
Dünyanın gıda güvenliği konusunda işbirliği yapmasının bir zorunluluk olduğunun altını çizen Topbaş, “Gıda güvenliği işbirliğini gerektirir, rekabeti değil.” dedi.
Topbaş, dünyanın herhangi bir bölgesinde yaşanan kuraklığın gıda fiyatlarını etkilemesi nedeniyle herkes tarafından hissedilebileceğini ve bu bağlantısallığın Suudi Arabistan ve Türkiye için eşsiz bir işbirliği fırsatı sunduğunu vurguladı.
Türkiye ve Suudi Arabistan’ın önündeki bir diğer ortaklık fırsatının da üçüncü ülkelere yatırım yapmak olduğuna işaret eden Topbaş, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin tarımsal uygulamalar, ürün çeşitleri, teknolojiler ve benzeri konularda bilgi ve araştırma alışverişi için bir platform kurması teklifinde bulundu.
]]>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan altı ilde sürdürülebilirlik odaklı proaktif yaklaşımla elektrik dağıtımı hizmeti veren Dicle Elektrik, faaliyet gösterdiği illerde tarımsal sulama bilinçlendirme çalışmalarına katkı sunmayı sürdürüyor.
Şirketin hizmet verdiği Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt illerinde, tarımsal faaliyetler nedeniyle yer altı su kaynaklarının aşırı kullanımı ciddi bir çevresel tehdit oluşturuyor.
Türkiye’nin tarımsal üretiminde büyük bir paya sahip olan bölgede, toplam pamuk üretiminin yüzde 58’i, mısırın yüzde 25’i ve buğdayın yüzde 14’ü gerçekleştiriliyor.
-Yer altı suyu tüketimi kutuplardaki kaymayı tetikliyor
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki tarımsal sulama faaliyetlerinin sürdürülebilirliği üzerine odaklanan Dicle Elektrik, verimli sulamanın ve tarımsal kalkınmanın önemine dikkati çekmeye devam ediyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, Geophysical Research Letters dergisinde yapılan araştırmaya işaret ederek, “Son yapılan araştırmalar, aşırı yeraltı suyu tüketiminin, dünyanın coğrafi kutuplarındaki kaymayı etkileyebilecek sonuçlarının olduğunu gösteriyor. Jeofizik alanındaki bu önemli keşif, su kaynaklarımızın yönetimine dair stratejilerimizi yeniden düşünmemizi gerektiriyor.” ifadelerini kullandı.
Söz konusu araştırmanın detayları hakkında bilgi veren Arvas, “Araştırmacılar, 1993 ile 2010 yılları arasında yeraltından çekilen 2 trilyon ton suyun, yerkürenin dönüş ekseninde kaymalara neden olduğunu belirledi. Araştırmaya göre bu suyun çok önemli bir kısmı tarımsal sulama için kullanıldı ve sonrasında denizlere deşarj edildi, bu da büyük bir su kütlesinin yer değiştirmesine neden oldu. Araştırmada yer verilen ifadelere göre bu değişiklik, dünyanın dönüş ekseninde yıllık 4,36 cm hızda 64 derece doğuya bir kayma ile sonuçlandı. Söz konusu bulgular, sürdürülebilir olmayan su yönetiminin sadece yerel ve çevresel sorunları değil, aynı zamanda küresel ve jeofiziksel dengeleri de etkilediğini gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
-130 bin çiftçinin yüzde 70’i elektrikle sulama yapıyor
Dicle Elektrik’in hizmet bölgesindeki 130 bin çiftçinin yüzde 70’i tarımsal sulama için elektrikle çalışan motopomplar kullandığına dikkati çeken Arvas, “Bu yöntem, yılda ortalama 7,25 milyar kilovatsaat elektrik tüketimiyle milyarlarca metreküp değerli yeraltı suyunun çekilmesine yol açıyor. Bu miktar, Türkiye’deki tarımsal sulamada kullanılan elektriğin yaklaşık yüzde 47’sine denk geliyor ve ülke genelinde tarımsal faaliyetler için kullanılan yeraltı sularının yarısının bu bölgede tüketildiğini gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Arvas, yeraltı suyunun aşırı kullanımının toprak yapısının bozulmasına, erozyona, verimliliğin düşmesine ve çölleşmeye neden olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“Yaklaşık 4 milyon 708 bin 730 dönümü Şanlıurfa’da, 1 milyon 428 bin 87 dönümü ise Diyarbakır’da olmak üzere bölgede toplam 7 milyon 313 bin 614 dönüm alanda sulu tarım yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, durumun ciddiyeti daha da artıyor. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında Şanlıurfa’da 47 bin hektar, Mardin’de 26 bin hektar ve Diyarbakır’da 76 bin hektar yapımı tamamlanan sulama kanalları bu yıl işletmeye açılırsa, toplam 149 bin hektar alan yeraltı suyu kullanmadan sulanabilecek ve 1,5 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlanarak ekonomiye 3,8 milyar lira katkıda bulunabilecektir. DSİ tarafından yapılan kanalların bu yıl sulamaya açılması büyük önem arz etmektedir.”
8 bin 189 kaçak trafo tespit edildi
Arvas, Dicle Elektrik’in dağıtım bölgesindeki yer altı sularının tükenmesine yol açan ve tarım arazileri için kullanılan kaçak trafolar hakkında da bilgi verdi.
Tarımsal sulama için kurulan kayıtlı 26 bin 200 elektrik trafosuna ek olarak 8 bin 189 kaçak trafo tespit edildiğini belirten Arvas, şu ifadeleri kullandı:
“Kayıt dışı trafoların, özellikle Şanlıurfa’da 5 bin 834 adetle en yüksek sayıya ulaştı. Tarımsal sulamada bu denli fazla elektrik kullanılmasının bir diğer sebebi de yeraltı sularının yıllar geçtikçe azalmaya yüz tutması ve her defasında daha derindeki suyun çekiliyor olması. Bundan 10 yıl önce 100-150 metreden su çeken çiftçi, artık yer yer 600-700 metre derine inmek zorunda. Bu da aslında bize bölgede elektrik değil, sulama sorunu olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bilimsel araştırmaların ışığında sürdürdüğümüz tarımsal sulama kaynaklı kaçak elektrik kullanımıyla mücadelemiz de bu geniş çaplı sorunların üstesinden gelmemizde önemli bir rol oynuyor.”
]]>Uludağ’dan başlayıp, Marmara Denizi’ne dökülen 200 kilometrelik Nilüfer Çayı’ndan ayrılarak, bahçe ve bostanlar arasından geçen Demirtaş Deresi, bırakılan kimyasal atıklar nedeniyle turuncuya boyandı. Derenin kimi zaman mavi, kimi zaman kırmızı aktığını söyleyen çevre sakinleri, kimyasal atıkları nedeniyle derede dayanılmaz bir koku olduğunu belirtti. Bölgede inceleme yapan Doğayı Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) gönüllüleri, bir plastik fabrikasından dereye kimyasal bırakıldığını belirledi. DOĞADER gönüllülerinin ihbarı sonrası harekete geçen Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri, detaylı inceleme yaptı. Ekipler de dereye kimyasal atık bırakıldığını tespit etti. İnceleme sonunda söz konusu fabrikanın faaliyetleri, ‘çevre izin ve lisansı’ bulunmadığı gerekçesiyle durduruldu.
‘BU FABRİKALAR RUHSATLI FABRİKALAR DEĞİL’
Fabrikanın faaliyetlerinin durdurulmasının ardından derenin daha temiz hale geldiğini vurgulayan DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Demir, Bölge halkının derneğimize yaptığı şikayet üzerine dün buraya geldik. Yapmış olduğumuz incelemeler sonucunda derenin haftada birkaç kez renkli kimyasallarla kirletildiği ve derenin renkli aktığı tespitinde bulunduk. Yaptığımız incelemenin ardından dereyi buradaki bir fabrikanın kirlettiği tespit edildi. Yaptığımız şikayet üzerine de Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından cezai yaptırım uygulanarak fabrika kapatıldı. Bu tür tesislerin burada olmaması gerekiyor. Çünkü etrafımızda zeytin, şeftali, armut bahçeleri var. Burası, yaş sebze tarımının ve hayvancılığın yapıldığı doğal bir alan. Burada fabrika dediğimiz yerler de betondan oluşan, bildiğimiz fabrikalardan değil. Bunlar, plastik kaplamayla kaplı gecekondu fabrikası diyebileceğimiz formatta fabrikalar. Bu fabrikalar bakanlık tarafından ruhsatlı fabrikalar değil veya geçici ruhsatlarla çalışan fabrikalar. Bu bölge imara açık bir alan değil. İmar durumu, tarım alanı ve doğal alan olarak görünüyor. Sanayi ve imara kapalı olan bir alan. Bu bölgeye yakın olan Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayi faaliyeti var ama kontrollü bir şekilde yapılıyor dedi.
‘DERENİN KİMYASAL İLE KİRLETİLEREK RENKLİ AKTIĞINI GÖRDÜK’
Derenin aynı zamanda 2 bin 160 hektar tarım arazisinin su ihtiyacını karşılayan Demirtaş Barajı’na döküldüğünü söyleyen Demir, OSB’deki fabrikalar Sanayi, Teknoloji ve Çevre Bakanlığı prosedürlerine uyularak yapılan fabrikalar, kendi arıtma tesisi olan fabrikalardır. Burada fabrika faaliyetleri denetimden uzak, denetime tabi olmayan faaliyetlerdir. Derenin haftada 1-2 gün kimyasal ile kirletilerek renkli aktığını gördük. Yetkililerden, buralarda faaliyetlerin olmaması, ruhsatların verilmemesi ve bu fabrikaların buralardan kaldırılmasını istiyoruz. Burada tarım ve hayvancılığın devam ettirilmesini istiyoruz. Bu dere aynı zamanda Bursa’nın önemli bir kısmını sulayan, tarımsal sulama amaçlı kullanılan Demirtaş Barajı’nı besleyen derelerden bir tanesi. Kimyasal kirlilik bu dere aracılığı ile baraja ulaştığında, tarımsal faaliyetleri olumsuz şekilde etkileyecektir. Yetkililerden bir an önce bu duruma müdahale etmelerini talep ediyoruz diye konuştu. (DHA)
]]>Bakan Yumaklı, Mersin’de düzenlenen ‘topraktan geleceğe’ ana temalı, ‘Türkiye Yüzyılında Üretim Zirvesi’ne katıldı. Bir otelde düzenlenen toplantıda konuşan Yumaklı, tarımın avantajlı ya da dezavantajlı durumu olduğunu belirterek, “Şöyle bir gözlerimizi kapatalım ve tarımsal üretimin olmadığını düşünelim bir an. 3 gün olsun, 5 gün olsun, 1 hafta olsun, 1 ay olsun. Yok, yani tahayyül bile edemiyorsunuz. ya da suyu düşünelim. Suyla alakalı konularda şu anda problemiyle ilgili bizlerin de özellikle su verimliliğiyle alakalı çalışmalarımızı da dikkate alarak, suyun olmadığını düşünelim. Her ikisinde de belli bir süre sonra adeta hayatın yok olduğunu görmek mümkün. Peki bereketli hilalin merkezindeki Anadolu coğrafyasında, bizlere önemli zenginlikler sağlayan tarım arazilerimizi biz nasıl değerlendiriyoruz ya da nasıl değerlendirmeliyiz. İşte çok farklı toplantılarda, çok farklı konuşmacılar bunlara değinirken, biraz önce dedim ya tarımsal üretimin avantajları veya dezavantajları var zaman zaman. Maalesef çok zorlukla karşılaşma potansiyeli olmadan bunları konuşmuyoruz. Halbuki hayatın kaynağı olan bu hususları çok daha öncesinde konuşmalıyız. Geleceğe matuf bütün unsurları dikkate almalıyız ve hem kendi ülkemizin, hem de bizim ihracatını yaptığımız ülkelerin ihtiyacını karşılamak üzere planlamamızı tamamlamalıyız” diye konuştu.
“Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak hangi alanda, hangi ürünü ne kadar üretmemiz ve nasıl üretmemiz gerektiğini ortaya koyan bir programdır”
2023 yılında planlı tarımla ilgili bütün yasal düzenlemeleri bitirdiklerini kaydeden Bakan Yumaklı, “O dönemden itibaren bunun alt çalışmalarını da yaptık. Şu anda bütün arkadaşlarımız nisan ayı itibariyle kendi iç süreçlerini de bitirecekler ve sahada konuşmaya, anlatmaya başlayacağız. Tarımsal üretim planlaması, sadece toplantılarda konuşulan, tartışılan ondan sonra da bakalım nasıl olacak diyeceğimiz bir husus değil. Katılımcılığı gerektirir. Biz ne kadar iyi yasal düzenlemeler yaparsak yapalım, siz paydaşların mutlak surette desteğine ve omuz omuza olunmasına ihtiyacımız var. Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak hangi alanda, hangi ürünü ne kadar üretmemiz ve nasıl üretmemiz gerektiğini ortaya koyan bir programdır, bir disiplin manzumesidir. Eğer biz bunu yapar isek, bundan sonraki dönemde tarımsal üretimimizle alakalı hem kendi nüfusumuzu, hem gelecek olan misafirlerimizi hem de bu yıl 31 milyar dolar civarında tamamlanmış olan ihtiyacımızı çok daha yukarı rakamlara taşımız olacağız” ifadelerini kullandı.
“9 trilyon dolarlık bir ticaret hacminin döndüğü bir coğrafyada, daha fazla gayret göstermeliyiz”
Bu topraklarda yaşıyor olmanın çok önemli avantajları olduğunu vurgulayan Bakan Yumaklı, “Bu topraklarda aynı anda 4 mevsim ve 7 iklim yaşanıyor. Anadolu’nun, Avrupa’dan kat kat daha fazla bitki ve hayvan türleri barındırmasına sebep oluyor. ve hepsinden önemlisi sadece 4 saatlik bir uçuşla dünyanın 67 ülkesine ulaşacak Avrupa’nın, Asya’nın, Afrika’nın kesişim noktasında olan bir coğrafi pozisyonumuz var. Bizim bu bahsetmiş olduğumuz enerji kaynaklarına da yakın olmamızı gösteren veya bize önemli bir avantaj sağlayan bu coğrafi üstünlük, 9 trilyon dolarlık bir ticaret hacminin döndüğü bir coğrafyada, bizim çok daha fazla gayret göstermemizi de bize ortak akılla hareket etmeyi de getiriyor” şeklinde konuştu.
“Artık enerji için olan dünya ülkeleri arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak”
Dünyanın son dönemdeki gidişatına bakıldığında, tarımsal üretimin stratejik öneminin belirgin bir şekilde hissedildiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, şöyle devam etti; “Bunu zaten hem burada hem de buna benzer toplantılarda konunun tarafları dile getiriyor. Örneğin çeyrek yüzyıl önce gelecekte savaşların gıda ve su nedeniyle olacağı söyleniyordu, yazılıyordu. Ancak şöyle bir husus var. Bunun biz bu kadar da yakın olacağını tahmin etmiyorduk. Ama geldiğimiz noktada bu gerçeğe bizzat şahit oluyoruz. Artık enerji için olan dünya ülkelerinin arasındaki rekabet ve çekişme, bundan sonra su için olacak. Bunun da altını çizmek gerekir. 2050 yılındaki dünya nüfusundan bahsedelim; 10 milyar olacak. Türkiye’nin 2050 nüfusu ise 105 milyon olacak. Gelecek bir o kadar misafirimizi de düşünürsek, 2050 yılında 210 milyonluk en azından, en temel itibariyle bir nüfusun gıda ve su ihtiyacını karşılamamız gerektiği ortaya çıkıyor. Demek ki nüfus artışı ile birlikte iklim değişikliği gibi, göç gibi birtakım daha önce hiç adını duymadığımız hastalıklar gibi hususların bizi kısıtlayacağını da düşünürsek buradaki risk faktörünü görmüş oluruz. Biz bunların hepsini yeni normal olarak niteledik ve bakanlığımız bütün çalışmalarını buna göre dizayn etmeye başladı ve devam ediyor. Şöyle bir veri var. Nüfus artışına bağlı olarak 2050 yılında yüzde 55 daha fazla suya, yüzde 65’te daha fazla gıdaya ihtiyacımız olacak.”
Tarım politikalarını, hem bugüne hem de gelecek kuşaklara bırakacak bir vizyonla oluşturduklarını ve 2024-2028 stratejik planını yayınladıklarını aktaran Bakan Yumaklı, “Elbette son 21 yılda güçlü bir tarım ve orman altyapısı kurulmak için birçok çalışmalar yapıldı. Daha önce herhangi bir kurala bağlı olmayan konular, yasal mevzuata kavuştu. Ülke tarımının rekabeti için, dünya rekabeti için gerekli referansları oluşturuldu. Tarımsal desteklerle alakalı geçtiğimiz yıl bu rakam 64 milyar lira civarındaydı ki, bu yıl yaklaşık 91,5 milyar olacak bu. Aynı zamanda çiftçilerimizin finansman ihtiyaçları, kırsal kalkınma programları ile birlikte ülke tarımına getirilen modern boyut. Tarsim uygulaması ile yani sigorta kavramının ortaya konulması ile artık bundan sonra da bizleri çok daha fazla etkileyeceğini gördüğümüz dış etkenlerden üretimimizin, alın terimizin, emeğimizin yok olmasının bir şekilde tazminini sağlayacak sigorta konusu yine gündeme getirildi ve uygulanmaya başlandı” dedi.
“Türkiye, 1313 metreküp ile su stresi altında olan ülkelerden bir tanesi”
Dünyada uygulanan bir endeks olduğunu, bu endekse göre suyun eğer kişi başına miktarı 1700 metreküp ve üzeri ise ülke olarak zengin bir ülke olunduğuna dikkat çeken Bakan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı; “Ancak 1000 metreküpün altında ise siz fakir bir ülkesiniz. Peki Türkiye nerede? Türkiye, 1313 metreküp ile su stresi altında olan ülkelerden bir tanesi. Eğer bizler hiçbir şeye dokunmayıp, bu şekilde devam edersek, suyun yüzde 77’sini kullanan tarımı, geri kalan yüzde 11’ni kullanan sanayisini, kentsel ve diğer oranlarda hiçbir şey yapmayıp bu şekilde bırakırsak, 2030 yılında bin metreküpün altına düşüyoruz. O yüzden böyle geniş bir perspektifi anlattım. Tarımsal üretim planlaması, suyu merkeze alarak yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Bütün şehirlerde o şehrin dinamiklerinin, üreticilerinin, üretici birliklerinin, ticaret odalarının, sivil toplum kuruluşlarının bu üretim planlamasının ilk safhasında çalışması üzerine bir model kuruldu. Daha sonra bütün bunlar Türkiye bazında konsolide edilerek, Türkiye’nin üretim planlaması tamamlanacak.”
Arazi toplulaştırma konusunun da son derece önemli olduğuna dikkat çeken Bakan Yumaklı, “Bütün hızıyla devam ediyor. ve ormanla alakalı da yeşil vatanımızı koruma adına 7 milyar fidanı da toprakla buluşturarak tarihi ve doğal güzelliklerin bir arada olmasını sağladık. Bütün bunların hepsi, bu genel değerlendirmelerde, bizler ülkemizin tarımsal hasılada Avrupa’da birinci, dünyada da 10. sırada yer almasını sağlamış olduk” ifadelerini kullandı.
“Güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyoruz”
Kendilerine verilen sorumluluk kapsamında millete en iyi hizmeti yapma gayreti içerisinde olduklarını dile getiren Bakan İbrahim Yumaklı, şöyle devam etti; “Sektörümüz altyapısı itibariyle, üst yapısı itibariyle, kurumları itibariyle güçlü bir yapıya sahip. Bizlerin gerekli altyapı çalışmaları ve teşvikleriyle, sizlerin, sizler gibi ülkesini seven üreticilerimiz ve girişimcilerimiz sayesinde üstesinden gelemeyeceğimiz herhangi bir sorun olmadığını düşünüyorum. Ama tekraren altını çizmek istiyorum. Tarımsal üretim konusuna yaklaşım, çok önemli, her şeyden daha önemli, milli güvenlik sorunu diyerek konunun önemini anlatıp, ona mütenasip değeri vermemekle sonuçlanmamalıdır. Altını çizerek tekrar ediyorum. Teorik olarak değil pratik olarak. Devletiyle milleti, yani üreticisi ile girişimcisi omuz omuza vererek, bizim etki edebileceğimiz ya da edemeyeceğimiz birçok gelişmenin, bizi neden hangi yöne götüreceğine hep birlikte karar vermemiz gerekiyor ki, öyle yapacağız inşallah. Bizler Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi, güçlü Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyoruz.”
Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan, MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı, MÜSİAD Mersin Başkanı Mehmet Sait Kayan, AHBİB Başkanı Veysel Memiş ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir ve MÜSİAD Gıda Tarım Hayvancılık Sektör Kurulu Başkanı Cemal Özen’in konuşma yaptığı toplantıya, Akdeniz Belediyesi Başkanı Mustafa Gültak ile Cumhur İttifakı Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Serdar Soydan ve sektör temsilcileri katıldı.
Konuşmaların ardından ihracatçılara ödül verilirken, MÜSİAD Başkanı Asmalı, Bakan Yumak’a Filistin müzayedesinden aldıkları çalışmayı hediye etti. – MERSİN
]]>ÖZGÜR DEDEOLUK
Aydın’ın Karacasu ilçesinde kurulması planlanan Hacıhıdırlar Rüzgar Enerji Santrali projesinde ÇED Raporuna onay veren Bakanlığa karşı açılan dava sonucunda dün yürütmeyi durdurma kararı verildi. Aydın 2. İdare Mahkemesi’nde yapılan davanın duruşmasına avukat Akın Yakan, davacı 5 mahalle muhtarı ve bölge sakinleri katıldı.
Aydın ili Karacasu ilçesi Karacaören, Ataköy, Yeşilyurt, Hisar ve Kıranyer Mahallesi sınırları içerisinde, Enerjisa Enerji Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan Hacıhıdırlar Rüzgar Enerji Santrali (RES) rüzgar enerji santraline karşı mücadele yürüten Ataköy, Karacaören ve Dedeler mahalle sakinleri verdikleri mücadelede ilk bölümü kazandı. Aydın 2. İdare Mahkemesi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilen ÇED olumlu raporunun yürütmesini durdurdu.
“7 KÖYÜN VATANDAŞINI GÖÇE ZORLUYORLAR”
Duruşmanın ardından Adliye binası önünde açıklama yapan mahalle sakinlerinden Birol Ekşi, “EnerjiSA’nın Aydın’ın dört, Denizli’nin 3 köyü üzerinde yapmak istedikleri Hacıhıdırlar RES Projesi var. 2 bin parsel arazi üzerinde 3 yıldır şerh var, kaldırmıyorlar. Hayvancılık, arıcılık, oradaki arazilerdeki tüm üretimleri hiçe sayıyorlar. 7 köyün vatandaşını göçe zorluyorlar. Tütün, fasulye, börülce, arpa, buğday, yulaf, elma, kiraz, yeni yeni kestaneye geçtik. Bir türbinin olduğu yerde 2 bin- 2 bin 500 kestane üretimi var. Bunları hiçe sayıyorlar. Bu projenin iptalini istiyoruz” dedi.
“ÇEVRE KATLİAMININ DURDURULMASI İÇİN YARGIYA GÜVENİYORUZ”
Avukat Akın Yakan ise şunları söyledi:
“Hacıhıdırlar RES projesi ile birlikte 15 tane türbin yapılacak. Bunu takip eden alanda 25 tane daha mevcut türbin var Denizli RES’e ait. Tüm bu projenin bitmesi halinde 35 tane türbinlik çok büyük bir doku hem tarımsal anlamda hem hayvancılık anlamında olumsuz etkilenecek. Karacasu’nun 5 muhtarı davacı olarak dava açtı. Halk buradaki santralin yapılmasına açıkça karşı çıkıyor. Nitekim bu santralin yapılmasıyla çok ciddi bir ekolojik kıyım ve yok oluş gerçekleşecek. Yargılama süreci içerisinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde projenin yaratacağı etkiler hayvancılık ve ekolojik sistem üzerindeki etkileri açıkça ortaya konmuştur. Sayın Aydın 2. İdare Mahkemesi de bu hususta bilirkişi raporuna dayanarak yürütmeyi durdurma kararı verildi. Bunun sonunda 10-15 gün içerisinde mahkeme yeniden dosyayı değerlendirerek bunun kararını verecek. Biz buradaki hukuksuzluğun, çevre katliamının mahkeme kararıyla ortadan kaldırılacağına inanıyoruz ve yargıya güveniyoruz.”
“BÖLGEDE TARIM ARAZİLERİNİN ÖNEMİ BÜYÜKTÜR”
ÇED raporunda şu ifadelerin de yer alması dikkat çekti:
“Dağlık ve ormanlık yapıdan dolayı orman arazileri arasında arazi eğimi ve toprak yapısının nispeten uygun olduğu yerlerde yağışa bağlı olarak kuru tarım ve özellikle buğday, arpa, tütün tarımı yapıldığı görülmüştür. Bu nedenle tarım arazilerinin alan için önemi büyüktür. Tarım arazilerinin küçük ve parçalı şekillerde orman arazileri çevresinde oldukları mahkeme keşfi sırasında görülmüştür. RES proje sahası ve çevresinde böylesine az olan tarım arazilerinin bazılarında RES türbinlerinin planlandığı görülmektedir. Bu tarım alanlarında RES türbinlerinin yapılması yaşamlarını tarım ve hayvancılıkla sürdüren yöre halkının proje alanında zaten az konumda olan tarım arazilerinin alanlarının azalmasına neden olacağı açıktır. Ayrıca diğer önemli bir husus da proje alanında orman arazisi içinde yapılması planlanan türbin alanları açısından tarımsal üretim açısından bir sıkıntı olmadığı bu alanlara erişimi için kullanılacak yolların tarım arazilerin arasından geçtiği, inşaat ve türbin parçalarının kanat ve gövde parçalarının taşınımı sırasında kanat uzunlukları ve türbin gövde büyüklükleri nedeni ile bu yolların genişletilmesi gerektiği düşünüldüğünden tarım arazilerinde alan kaybı olacağı düşünülmektedir.”
]]>
Kırsal kalkınmanın sağlanması amacıyla tarımsal projelerin geliştirilmesi yönünde önemli çalışmalar ortaya koyan Nilüfer Belediyesi, Bursa Uludağ Üniversitesi ile yeni bir projenin protokolünü imzaladı. Projeyle Nilüfer’de ikamet eden ve tarımsal faaliyetlerle uğraşan kişilerle yüz yüze anket çalışması yapılacak. Böylece bitkisel ve hayvansal üretim performansı, tarım makinesi ve teçhizatlarının envanteri oluşturulacak. Muhtarların da programa katılımı ile sürdürülebilir tarımsal üretim envanter yönetimi yazılım programı ve network teknolojisi kullanımı güncellenecek bir web uygulaması geliştirilecek. Geliştirilen yazılımın mümkün olan en geniş kullanıcı kitlesine hitap etmesi ve kullanıcıların işletme yönetim sistemlerine en doğru şekilde entegre olmaları sağlanacak. Nilüfer’de tarımsal üretim açısından kapsamlı bir veri tabanının oluşturulmasının yanı sıra üretim artışının sağlanması, üreticinin girdi maliyetlerine ucuza ulaşması ve pazarlama sorunlarının giderilmesine yardımcı olarak hem üretim ve verimlilik, hem de rekabet etme gücü artırılacak.
Konuyla ilgili protokol imzalarının ardından açıklama yapan Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, bu çalışmanın tüm kente yayılması gerektiğini vurguladı. Hem tarımda verimliliği artırabilmek, hem de sağlıklı gıdaya ulaşabilmek konusunda önemli çalışmalar yürüttüklerini hatırlatan Erdem, hemen arkasından gelen pandeminin toprağın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini vurguladı. Açıklamasında kent için sanayinin de önemli olduğunu belirten Erdem, “Ama Bursa’da bir karar vermemiz lazım. Sanayiyi mi destekleyeceğiz? Tarımı mı? ya da ikisini nasıl bir araya getirip, entegre edip, daha verimli hale getireceğiz? Tabi bunun kararı sizin bilim yuvası üniversitenin vereceği değerler üzerinden açıklanmalı. Umarım iyi bir örnek olarak ortaya çıkar” diye konuştu.
BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz da büyük verinin tılsımlı bir kelime haline geldiğini belirterek, kurumlar ya da makro ölçekteki tüm yapıların kendi yapısına hakim olma ve yönetme gayretinde olduğunu kaydetti. Kendilerinin de üniversitede veriler peşinden koştuklarını söyleyen Yılmaz, “Üniversite, sanayi dilimize dolanmış durumda ama bunun içinde tarımsal sanayi ve temelde tarımın kendisi yatıyor. Özellikle uluslararası sistemin bu denli gerildiği ortamlarda kendine tarımsal üretim olarak yetebilme kıymet arz ediyor. O yüzden kıymetli proje” dedi.
Protokolle ilgili bilgi veren BUÜ Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Turhan da asıl amacın Nilüfer İlçesi’nde tarımsal üretim yapan tüm üreticilerin envanterini çıkarmak olduğunu söyledi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 14 Eylül 2023 tarihinde yeni bir yönetmelik çıkardığını ifade eden Turhan, “Tarımsal üretimde planlı döneme geçiş başladı. Bir senelik bir süreç var. Dolayısıyla Türkiye’nin her bölgesinde kurumsal üretimle ilgili tüm verilerin dikkatli şekilde hesaplanması gerekiyor. En büyük eksiklerimizden biri bu. ÇKS var ama maalesef ülkemiz genelinde yüzde 60 civarında da kayıtlı olmayan üreticimiz var. Bu projedeki amacımız Nilüfer Bölgesi’nde yer alan tarımsal üretimle ilgilenen tüm üreticilerin sayısını, arazi miktarını, hayvan varlığı ve bitkisel üretimle ilgili tüm verileri ortaya çıkarabilmek” dedi.
BUÜ Ziraat Fakültesi’nde hayvansal üretimle ilgili Prof. Dr. İbrahim Ak, bitkisel üretimle ilgili Doç. Dr. Oya Kaçar ve gıda mühendisliğinden de Prof. Dr. Ozan Gürbüz ile birlikte bu projeye başladıklarını anlatan Turhan, yüksek lisans ve doktora düzeyinde 15 öğrencinin de çalışma içinde yer alacağını ekledi. Bir bilgisayar programı aracılığıyla sisteme oturtmayı, düzenli olarak tüm verileri yıl bazında tutulmasını sağlamayı planladıklarını ifade eden Turhan, proje ekibinde yer alan yazılımcı bir arkadaşlarının FAMBOOST isimli bir çalışma ortaya koyacağını açıkladı. Projenin, Türkiye’de ilk olacağını söyleyen Turhan, Türkiye’nin diğer bölgelerine de yayılmasını sağlayacaklarını sözlerine ekledi. – BURSA
]]>Eskişehir Madencilik Kümesi Derneği (EMKD) tarafından gerçekleştirilen ‘Tarım, Orman, Meralarda Madencilik Faaliyetleri İstişare Toplantısı’ Eskişehir Sanayi Odası (ESO) ev sahipliğinde, Eskişehir Tarım İl Müdürlüğü, Küme Üyeleri, madencilik sektör temsilcileri ve muhtarların katılımıyla yapıldı.
Kendi kaynaklarımız önemli
Toplantının açılışında konuşan Eskişehir Madencilik Kümesi Derneği Başkanı Metin Çekiç, insanların gıdası tahıl, sanayinin hammaddesi de maden diyerek, “Tahıl olmadan tarım, maden olmadan da hayat düşünülemez. Pandemi, Ukrayna-Rusya savaşı, tedarik zincirlerinde yaşanan sıkıntılar, hammadde fiyatlarındaki artışlar da kendi hammadde kaynaklarımızın önemini bir kez daha gözler önüne serdi” yorumunda bulundu.
Türkiye’de ormanlık alanın yüzde 30 civarında olduğunu ve madencilik faaliyetleri de bu ormanlık alanların binde 2,9’da yapıldığını kaydeden Çekiç, “Bu alanın içerisinde tesisler, yollarımız dahildir. Gerçek çalışma alanı ise binde 1’dir. Eskişehir yereline geldiğimizde, şehrimizin yüzölçümü; 13 bin dokuz yüz altmış kilometrekare, orman alanımız dört bin 100 kilometrekare, tarım alanımız beş bin 800 kilometrekare, çayır, mera ise iki bin 900 metrekaredir. Şehrimizde yapılan madencilik faaliyetleri ise toplam yüzölçümümüzün sadece binde 5’i kadardır” dedi.
“Birlikte çözeceğiz”
Bazı çevrelerce yanlış bir algı oluşturulmaya çalışıldığına değinen Çekiç, “Her yer maden ruhsatlarıyla kapatılmış, ormanları, çevreyi yok eden, madenciyi terörist gibi gösteren bir algıyla karşı karşıyayız. Ülkemiz ve insanımızın refahı ve kalkınması için karşılaştığımız yapısal sorunları çözmek, istişare etmek üzere böyle bir toplantı düzenledik. Madencilerimizin tarım, mera ve ormanlarda karşılaştığı sorunlar, bu sorunlarla direkt muhatap olduğumuz kurumlardan birisi İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzdür. Ben şehrimizi bu anlamda diğer illere bakarak daha şanslı görüyorum. Sayın İl Müdürümüz, kurum yöneticilerimiz madencilerimizin sorunlarına yapıcı ve çözüm merkezli yaklaştıklarının da EMKD olarak şahidi olduk” diye konuştu.
“Her alanda iş birliği çok önemli ama tarım ve maden alanında daha önemli”
Eskişehir Tarım ve Orman İl Müdürü Ender Muhammed Gümüş ise toplantıda yaptığı konuşmada, soruları da yanıtlayarak, “Ülkemiz ve şehrimiz geleceği için üstümüze düşenin en iyisi yapmak zorundayız. Tarım sektörümüzün geleceğini sağlamak, gelişmesine katkı da bulunmak zorundayız. Ancak madencilik sektörü de tarım sektörümüz kadar değerli ve çok önemli. Birlikte, iş birliği içinde ve toplumsal faydayı gözeterek çalışacağız” dedi.
Eskişehir’de meraların nasıl kullanıldığı, ot fiyatlarının nasıl belirlendiği, toprak koruma projelerinin neler olduğu konusunda katılımcılara teknik ve detaylı bilgi veren Gümüş, “Maden izin süreçleri ya da faaliyetleriniz öncesi mutlaka bizimle iletişime geçin. Bizler çalışacağınız coğrafyayı yakından tanımanın ve analiz yapma kabiliyetinin yanı sıra bölgenin sosyolojik yapısını da sizlere açıklayabilecek yetkilikteyiz. Her alanda iş birliği çok önemli ama tarım ve maden alanında daha önemli” dedi.
ESO Meclis Salonu’ndaki toplantıya, EMKD Başkanı Metin Çekiç, Tarım ve Orman İl Müdürü Ender Muhammed Gümüş, EMKD Üyeleri, Şube Müdürleri katıldı. – ESKİŞEHİR
]]>Meclis toplantısında; 2023 yılı faaliyetleri değerlendirilerek, 2024’e yönelik hedefler ve gerçekleştirilmesi planlanan projeler hakkında istişarelerde bulunuldu.
Geçtiğimiz hafta cuma günü yapılan yılın son meclis toplantısının açılışında konuşan GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, sürdürülebilir tarımda dijital teknolojilerin önemi, iş dünyasının 2024 yılına yönelik beklentileri ve hububat ekim alanlarındaki bitki çıkışlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Kasım ayından itibaren artan yağışların ülke genelinde hububat ekim alanlarında bitki çıkışlarını olumlu etkilediğini kaydeden Tiryakioğlu, şuan için kuraklık stresinin olmadığı bir dönemin yaşandığını ve yağışların beklenilen şekilde devam etmesi halinde gelecek yıl verimli bir hasat sezonunun yaşanabileceğini ifade etti.
İklim değişikleri, savaşlar, salgın hastalıklar ve gelişen dünya nüfusunun tarım ve gıdanın önemini her geçen yıl daha da arttırdığına işaret eden Tiryakioğlu, “Büyük bir dönüşüm süreci yaşıyoruz. Bu dönüşüm sürecinde geride kalmamak ve tarımda oyun kurucu ülkeler arasında yer alabilmek için sürdürülebilir tarım teknolojilerinden en iyi şekilde istifade etmemiz gerekiyor. Bakış açımızı tamamen yapay zekayı tarımda nasıl kurgulayabiliriz ve dijital teknolojileri tarımsal üretimimize nasıl entegre edebilirize çevirmemiz gerekiyor” dedi.
2023 yılına yönelik genel değerlendirmelerde de bulunan Tiryakioğlu, ” Bizleri bu yıl en fazla üzen ve belleğimizde unutulmaz izler bırakan en sarsıcı olay 6 Şubatta yaşadığımız deprem felaketi oldu. Büyük yıkımlar ve kayıplara sebebiyet veren depremin bir daha yaşanmamasını ve dünyadaki tüm savaşların son bulmasını temenni ediyorum. Zor bir yılı geride bırakıyoruz 2024 yılının ülkemize, şehrimize ve tüm mazlum coğrafyalara hayırlar getirmesini diliyorum. İş dünyası olarak 2024’e büyük bir motivasyonla giriyoruz. Ülkemizin ve şehrimizin ekonomik kalkınmasına katkı sunacak, reel sektörün beklentilerini karşılayacak, odağına üretimi, istihdamı ve ihracatı alan hedefler için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı’da, Aralık ayı olağan meclis toplantısında, borsanın 2023 yılı faaliyetleri ve 2024 yılı hedefleri hakkında bilgiler verdi.
2024 yılının Gaziantep’e ve tüm Türkiye’ye hayırlar getirmesi temennisinde bulunan Akıncı, “Deprem felaketini yaşadığımız zor bir yılı geride bırakıyoruz. Tarifi mümkün olmayan acılar yaşadığımız bir dönem oldu. Rabbim ülkemize ve milletimize bu tür acılar bir daha yaşatmasın. Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı bir kez daha rahmetle anıyor, ailelerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Gazze’de yaşanan katliamlarda yine 2023’de bizleri derinden üzen diğer bir gelişme oldu. 2024’ün Gazze’de ve tüm dünyada yaşanan savaşların son bulduğu, barışın ve kardeşliğin hüküm sürdüğü bir yıl olmasını diliyorum” ifadelerine yer verdi.
Aralık ayı içerisinde hububat sektörünün tüm paydaşlarının katılımıyla gerçekleştirilen panel hakkında da bilgiler veren Akıncı, “Borsamız ve Ulusal Hububat Konseyi iş birliğiyle, bakanlık birimleri, sektör paydaşları ve akademisyenlerin katılımıyla “2023 Yılı Hububat Değerlendirme ve 2024 Yılı Beklentileri Paneli’ gerçekleştirdik. Hububat sektörünün kalbi Gaziantep’te attı. Sektörün genel durumunu değerlendirdiğimiz ve gelecek beklentilerimizi masaya yatırdığımız panel son derece verimli geçti. Organizasyonun gerçekleştirilmesine tüm emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>