Sosyal yardım ve destek projeleri ile tüm kent sakinlerini kucaklayan Kuşadası Belediyesi, yaşama geçirilen çalışmalarla küçük ilçelilerin de yüzünü güldürüyor.
SÜT DESTEĞİ SÜRÜYOR
Kuşadası Belediyesi tarafından geçen mart ayında ihtiyaç sahibi ailelerin 2-5 yaş aralığındaki çocukları için başlatılan süt desteği projesi sürüyor. Çocukların kemik gelişimlerine ve sağlıklı büyümelerine katkıda bulunmak amacıyla uygulanan proje kapsamında her çocuk için haftada 2, ayda 8 litre süt ailelere ulaştırılıyor. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından Süt Dağıtım Araçları ile ihtiyaç sahibi ailelerin adreslerine teslim edilen sütler, Tire Süt Kooperatifi’nden temin ediliyor. Ayda 1626 çocuğun yararlandığı süt desteği projesi kapsamında 11 ayda 85 bin litre süt evlere ulaştırıldı.
BESLENME ÇANTALARINI KUŞADASI BELEDİYESİ DOLDURUYOR
Kuşadası Belediyesi, süt desteğinin yanı sıra geçen eğitim-öğretim yılında yaşama geçirdiği beslenme çantası desteğine bu yıl da devam ediyor. İhtiyaç sahibi ailelerin çocukları için hazırlanan ve çiğ kuruyemiş, mevsim meyveleri, meyve suyu, su, süt ve sandviç ekmeğinin yer aldığı beslenme çantaları, her hafta düzenli olarak ailelere teslm ediliyor. Veliler, belirlenen noktalara gelerek beslenme çantalarını Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü görevlilerinden alıyor. Proje kapsamında her ay 3082 öğrenciye 193 bin 500 beslenme paketi sağlanıyor.
İLK EĞİTİMLERİNİ ANNE BABA ÇOCUK MERKEZİ’NDE ALIYORLAR
Kuşadası Belediyesi tarafından İkiçeşmelik Mahallesi’nde bulunan Cafer Kotan Yaşam Parkı’ndaki Güler Aydın Süzgeç Sosyal Tesisi bünyesinde kente kazandırılan Anne Baba Çocuk Merkezi, ebeveynler kadar çocukların da çok yönlü gelişimine katkı sunuyor. Ebeveynlerin çocuk gelişimi konusunda bilgi edinmeleri amacıyla çeşitli eğitim ve etkinliklere ev sahipliği yapan Kuşadası Belediyesi Anne Baba Çocuk Merkezi, 3-6 yaş arası çocuklar için düzenlediği okul öncesi eğitim, etkinlik ve atölye çalışmaları ile de çocukların gelişimine katkı sunuyor.
KUŞADALI ÇOCUKLAR BİLGİYE RAHATÇA ULAŞIYOR
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel tarafından çocuklar için yaşama geçirilen bir diğer proje olan ve Güler Aydın Süzgeç Sosyal Tesisleri bünyesinde bulunan Kütüphane ve Kitap Kafe ise küçük ziyaretçilerine ders çalışıp kitap okumak için ortam sunuyor. 1 yılda üye sayısını 1120’ye, sahip olduğu kitap sayısını da bağışlarla birlikte 5 bin 47’ye yükselten Kuşadası Belediyesi Kütüphane ve Kitap Kafe, 8 adet internet erişimli bilgisayarı ve yazıcıları ile öğrencilerin ödev ve araştırmalarını rahatlıkla yapabilmelerini sağlıyor. İhtiyaç sahibi öğrenciler için askıda kitap uygulamasıyla dayanışma kültürüne de katkıda bulunan Kütüphane ve Kitap Kafe’nin sunduğu hizmetlerden bugüne kadar 1931’i yetişkin, 8 bin 518’i çocuk olmak üzere toplam 10 bin 449 kişi yararlandı.
SEYAKMER İLE BİNLERCE KİTAP “BİR TIK” UZAKLIKTA
Kuşadası Belediyesi ile Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı (KEGEV) iş birliğinde 2020 yılının Ağustos ayında açılan Sevil-Yaşar Altaş Eğitim ve Kültür Merkezi (SEYAKMER) Dijital ve Materyal Çocuk Kütüphanesi, çocuklar için düzenlediği eğitici ve eğlenceli etkinliklerle ön plana çıkarken ziyaretçi, üye ve kitap sayısını da her geçen gün artırıyor. 3 yıl boyunca binlerce çocuğu ağırlayan ve çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yapan SEYAKMER Dijital ve Materyal Çocuk Kütüphanesi, sunduğu sessiz ve konforlu ortamla ders çalışmak isteyen öğrencilerin de uğrak noktası olmayı sürdürüyor. SEYAKMER 10 binin üzerinde basılı, 25 binin üzerinde dijital kitaba ulaşma olanağı sunuyor.
İSTASYON KUŞADASI ÇOCUKLARIN UFKUNU AÇIYOR
Kuşadası Belediyesi tarafından Habitat Derneği ve META iş birliğinde ileri teknoloji ve girişimcilik eğitimleri vermek amacıyla açılan İstasyon Kuşadası Topluluk Merkezi’nde düzenlenen eğitim ve atölye çalışmaları, çocukların dijital gelişimlerine önemli bir katkı sunuyor. Kent sakinlerinin internet dünyası ve buna bağlı olarak ortaya çıkan mesleklere kolay uyum sağlayabilmesi amacıyla halka açık ve ücretsiz sunulan ileri teknoloji eğitimleri ve atölyeleri çocukların ufkunu açıyor.
]]>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatifleri marketlerinde satılan Ramazan kolisi fiyatlarının bile son derece yüksek olduğuna işaret etti. Gürer, İçinde et, süt ve peynir gibi temel gıdaların yer almadığı kolilerin bile bu yıl 449 liradan satıldığına dikkat çekti. Gürer, yaptığı açıklamada söyledi:
“TARIM KREDİ KOOPERATİFİ MARKETLERİNDE RAMAZAN KOLİSİ 449 LİRA 99 KURUŞ”
“Ramazan kolisi, Ramazan ayından önce ya bir hayırsever tarafından alınır, dağıtılır ya da vatandaş Ramazan kolisi alarak Ramazan boyunca ihtiyaçlarını karşılardı. 2018 yılında Ramazan kolisi, 49 liraydı. Son 3 yıldır Tarım Kredi Kooperatifleri’ne gidiyorum, Ramazan kolisini alıyorum. 2022 yılında 169 lira; 2023 yılında 320 lira; bu yıl ise 449 lira 90 kuruştan Ramazan kolisi veriliyor ve içinde aynı ürünler var. ramazan kolisinin yanına dahi yaklaşmak sorunlu hale geldi. İçinde et, süt, peynir, zeytin; et ve sütten mamul ürünler de yok. Pişirme giderini düşünün, bunun yanı sıra soğan, sebze bunun yanına katkı olarak değerlendirdiğiniz zaman Ramazan kolisi dahi artık vatandaşın erişimi için sorunlu hale geldi.”
“ENFLASYON DURMUYOR, GIDADA FİYATLAR ARTIYOR, YANLIŞ TARIM POLİTİKALARI RAFA DA YANSIYOR”
Gürer, kolinin içindekileri inceleyerek şunları söyledi:
“2 adet çorba, 2 adet 500 gramlık makarna, yarım kilo tuz, yarım kilo çay, 1 kilo kırmızı mercimek, 1 kilo pilavlık pirinç, 1 kilo nohut, 1 kilo şeker, 1 kilo pilavlık bulgur, 830 gram salça, 1 kilo un ve 1 litre yağ bulunuyor. Bunları bir aile Ramazan boyunca değil, birkaç gün içinde tüketir. Artan fiyatlar Ramazan kolilerine de yansıdı. Tarım Kredi Kooperatifinde dahi 449 lira 90 kuruştan satılıyor. Enflasyon durmuyor, gıdada fiyatlar artıyor, yanlış tarım politikaları rafa da yansıyor. Üretici ürettiği üründen para kazanamazken tüketici pahalı ürün alıyor. Ramazan pidesinin 250 gramı 15 lira olarak açıklandı, yani kilosu 60 liraya çıktı. Pideyi, bu ürünleri pişirmek için alınacak malzemeleri de katarsanız artık mutfaktaki yangının büyüklüğünü daha net görmüş olursunuz.”
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in “Başka Bir Tarım Mümkün” vizyonu doğrultusunda başlatılan ve çiftçinin, köylünün doğduğu yerde doymasını sağlayan kırsal kalkınma destekleri aralıksız devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Kırsal Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi” projesi kapsamında Menderes’te 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üreticiye 267 küçükbaş hayvanı dağıtıldı. Hayvan dağıtım törenine İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İzmir Köy Koop Birliği Başkanı Neptün Soyer, Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, Cumhuriyet Halk Partisi geçmiş dönem İzmir Milletvekili Musa Çam, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Murat Aydın, muhtarlar, kooperatif başkanları, meclis üyeleri ve çok sayıda çiftçi katıldı.
“Toprağımızın bereketine sahip çıktık”
Törende konuşan Başkan Tunç Soyer, “Türkiye tarımının geldiği noktaya rağmen İzmirli çiftçiyle beraber zorlukları aştıklarını ifade etti. Başkan Tunç Soyer, “Her geçen gün maliyetler katlanarak artarken, yanlış devlet politikaları toprağımızın bereketini yok ederken, biz hiçbir zaman vazgeçmedik. Köylünün, doğduğu ata topraklarını terk etmek zorunda kaldığı, çiftçilerimizin elindeki ürünleri yollara döktüğü, kırsaldaki gençlerimizin, şehirlerde karın tokluğuna iş aradığı, kısacası milletin efendilerinin yerinden yurdundan edildiği böylesine hazin bir dönemde enseyi karartmadık. Omuz omuza verdik. İzmir’de çiftçimizle, çobanımızla bu milletin efendileriyle kocaman bir aile olduk. Toprağımızın bereketine sahip çıktık. ve dedik ki hiçbir İzmirli yatağa aç girmeyecek. Bu şehirde refahı ve adaleti büyüteceğiz. Aradan geçen 5 yılın ardından sözümüzü misliyle yerine getirdiğimizi görmekten şeref duyuyorum. Hep birlikte, az zamanda büyük işler başardık. İzmir’i Türkiye tarımını kalesi haline getirdik” şeklinde konuştu.
“İzmir tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir”
Başkan Soyer, “Milliyetçilik hamasetle olmaz. Bu vatanı sevmek demek, onun dağlarını, ağaçlarını, derelerini korumak demektir. Bu cennet yurdun, toprağını yaşatmak, dağlardaki çoban ateşini korumak demektir. Bereketi çoğaltmak, yerli ve milli olana yani bu ülkenin öz değerlerine sahip çıkmak demektir. Bizim için vatanseverlik budur. Eğer bu ülkenin topraklarına, nehirlerine siyanür zehrinin akmasına müsaade ediyorsan, küçük üreticinin hakkını, dev gıda tekellerine peşkeş çekiyorsan, İthal ve bereketsiz tohumlarla, yanlış tarım politikalarıyla bu ülkede üretimi durma noktasına getiriyorsan, tarımın doğduğu toprakları, Anadolu’yu kuraklığa ve yoksulluğa mahküm ediyorsan, kimse kusura bakmasın. Bunun adı en hafif tabirle hıyanettir. Bu hıyanete asla müsaade etmeyiz. Çünkü biz ‘Köylü milletin efendisidir’ diyen Mustafa Kemal’in evlatlarıyız. Cepheye çıplak ayaklarıyla, kağnılarla mermi taşıyan Anadolu köylüsüyüz. Hasan Tahsin’iz, Biz İzmiriz. Tarımda dışa bağımlılığımızı sonlandırmak, bu toprakların bereketini artırmak için başlattığımız İzmir Tarımı hareketimiz bir Cumhuriyet devrimidir. Egemenliğin, yeniden kayıtsız şartsız milletin olması için başlattığımız bu refah projesinin iki ana hedefi var. Kuraklık ve yoksullukla mücadele etmek” şeklinde konuştu.
“Küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik”
Başkan Soyer, konuşmasında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatını yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirlendiği çiftçilere müjdeleyerek, “İzmir Tarımı programımızın en önemli ayaklarından biri Mera İzmir projemiz. Bu çalışmamız kapsamında, İzmir’in dağlarını, köylerini, meralarını bucak bucak, ağıl ağıl gezdik. 5 bin 117 çobanımızın kapısını çaldık; Çoban Haritamızı geliştirdik. Hayvanlarını merada otlatarak besleyen çobanlarımıza ve küçük üretici kooperatiflerimize alım garantisi sunduk. Süt ve et alımı yaptığımız çobanlarımızın yerli ve atalık tohumlardan üretilen yemleri kullanmasını teşvik ettik. Çobanlarımızın sütünü piyasanın iki katı bedelle satın aldık. İzmir’de üretilen sütün sadece 10’da 1’ine talip olmamıza rağmen küçükbaş sütünün fiyatını yüzde yüz regüle ettik. Topraklarımızın öz değerini yeniden ekonomiye kazandırdık. Bugünkü törenimiz vesilesiyle size müjdeli bir haber vermek istiyorum. 2024 yılında çiğ küçükbaş hayvan sütü alım fiyatımızı yüzde 76 artırarak keçi sütünün litre fiyatını 30, koyun sütünü 37 lira olarak belirledik. Hayırlı, uğurlu, bereketli olsun” diye konuştu.
“Ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem”
Başkan Soyer, “Tüm dünyada tarım çökerken, Avrupa’nın her yerinde çiftçiler sokağa dökülmüşken, ekonomik kriz tavan yapmışken, İzmir’de gerçekleştirdiğimiz bu göz kamaştırıcı dönüşümün tek bir sebebi var. Çiftçimiz açsa kentlimiz de aç. Bugün soframıza bir somun ekmek koyabiliyorsak, çocuklarımıza süt içirebiliyorsak sizin sayenizde. Ayağınıza taş değmesin. Sadece İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum 5 yıl boyunca değil, ömrüm boyunca son nefesime kadar sizin yanınızda olmaya devam edeceğim. Daha gideceğimiz çok yol var. Ben uzun yol koşucusuyum, maraton koşucusuyum. Son nefesime kadar ne sizden, ne sizin eserinizden asla vazgeçmem. Nerede olursam olayım, gücüm ne kadarına yeterse yetsin, sizin sorunlarınızın çözümü için Allah ne verdiyse sonuna kadar yanınızdayım. Emin olun birlikte yürüyecek çok yolumuz var. Çünkü bizim için üreticiyi korumak, kutsal vatan toprağını korumak demektir. Kimse bizi bu yoldan döndüremez. Mücadelemize geçim derdi yaşayan tek bir çoban, umut ışığının söndüğü tek bir ağıl kalmayıncaya dek devam edeceğiz. Bu toprakları rant çetelerine ve tohum tekellerine teslim etmeyeceğiz. Mutlaka ama mutlaka başaracağız” ifadelerini kullandı.
Başkan Soyer’in konuşması İzmirli çiftçiler tarafından ayakta alkışlanarak, “İzmir seninle gurur duyuyor” sloganları atıldı.
“Büyükşehir’in büyük desteğini gördük”
Menderes Belediye Başkan Vekili Erkan Özkan, “Tüm üreticilerimiz adına Tunç başkanımıza teşekkür ederim. Başka bir tarım mümkün sloganıyla başlayan ve İzmir’in kırsalında her noktaya ulaşan bu proje, üreticilerimize büyük bir katkı sağladı. Menderes Belediyesi olarak bünyemizde kurduğumuz Tarımsal Hizmetler Müdürlüğü’yle çiftçimizin sesi olduk. Yaptığımız çalışmalarda Büyükşehir’in büyük desteğini gördük. Ücretsiz toprak analizi kapsamında 5 bin vatandaşımıza destek sağladık. 30 dönüm arazide yerel tohum merkezini kurduk. Atalık yerel tohumları fide haline getiriyoruz. Bütün bu destekler için başkanımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç”
İzmir Köy Koop Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Neptün Soyer, “Biz İzmir Köy Koop Birliği olarak, İzmir’de 1971’den beri köylünün örgütlü gücüyüz. Bu güç, aslında kendi içimizden, topraktan aldığımız bir güç. Tabii ki yerelle buluştuğu zaman Türkiye’ye örnek projeler çıktı. Tunç başkanım, en son Sünger Kent projesiyle Bademli’de bize can suyu oldunuz. O zaman da aynı şeyi söyledik, şimdi de aynı şeyi söylüyoruz; teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Başka bir tarım mümkünmüş”
S.S. Kozak Çamavlu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Kocataş, “4 yıl önce çıktığımız bu yolda Tunç başkanımız elimizden tuttu; biz de kooperatifçilikle tanıştık. Zorluklarla ve umutla başladığımız yolda başarılı olduk. Ben ilk günden bu yana şunu söyledim; Tarım Bakanımızın yapması gerekeni Tunç başkanımız yapıyor dedim. Başka bir tarım mümkün denildi, biz acaba mümkün mü diye düşündük. Ama gördük ki başka bir tarım mümkünmüş. Sizin hakkınız bizim üzerimizde çok başkanım” şeklinde konuştu.
“Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin eğitimlerini tamamlayarak küçükbaş hayvan almaya hak kazanan üreticilerden Sevda Akıcı, “5 yıldır hayvancılıkla çiftçilikle uğraşıyorum. Tunç başkanımız biz kadın üreticilere hem destek oldu, hem iş imkanı sundu” dedi.
Üretici Merve Akçaoğlu ise, “Bu projeyi bize sundukları için Tunç başkanımıza, Neptün hanıma çok teşekkür ederim. Sayenizde güzel bir eğitim aldık, şimdi de hayvanlarımızı alıyoruz. Bizi bu zor günlerde yalnız bırakmadınız” diye konuştu.
73 üreticiye 267 küçükbaş
Törenin ardından Başkan Soyer eşliğinde kura çekimine geçildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Menderes’te düzenlediği eğitimlerde 11 mahalleden 21’i kadın olmak üzere 73 üretici küçükbaş hayvan almaya hak kazandı. 73 üreticiye 180 kıvırcık ırkı koyun, 83 kıvırcık ırkı koç, 3 maltız ırkı keçi ve 1 Maltız ırkı teke olmak üzere 267 küçükbaş hayvan dağıtıldı.
530’u kadın 3 bin 706 üreticiye destek
İzmir Büyükşehir Belediyesi, ekonomik olarak dezavantajlı köylerde ve dağ köylerinde hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirilen kırsal kalkınma projesi kapsamında, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Dikili, Foça, Güzelbahçe, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla ilçelerinde, 530’u kadın olmaz üzere 3 bin 706 üreticiye toplam 14 bin 431 küçükbaş hayvan dağıtımı yaptı. Menderes’te ise 16 mahalleden 65 üreticiye 260 küçükbaş hayvan dağıtılırken, küçükbaş hayvancılığın desteklenmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla 17 mahallede 67 üreticiye 2 bin 523 çuval (126 ton) kuzu büyütme yemi dağıtıldı. – İZMİR
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, partisinin Ulukışla Belediye Başkan Adayı Hüseyin Toker’in seçim çalışmalarına destek vermek amacıyla gittiği ilçede, pazar yerini gezdi ve esnafla konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçen yıla göre iki katından fazla artış yaşanan peynir fiyatlarına dikkat çekti.
“TULUM PEYNİRİ 125 LİRADAN 300 LİRAYA ÇIKTI”
Ulukışla ilçe pazarında peynir satan pazarcı esnafı geçen yıl 125-130 lira arasında satılan koyun tulum peynirinin bu yıl 300 liraya, geçen yıl 100 lira olan bidon peynirin de bu yıl 220 liraya satıldığını belirtti. Geçen yıl 170 liraya kadar çıkan Kars kaşar peynirinin bugün pazar yerinde 330-350 lira bandında satıldığına dikkati çeken esnaf, “Geçen yıl 100 lira olan tereyağı bu yıl 200 liraya çıktı. Haftaya da 230 lira olur. Marketlerde peynir fiyatları daha da pahalı. Sattıklarımızın yerine aynı parayla yenisi alamıyoruz” dedi.
“400 LİRAYA KADAR PEYNİR SATILIYOR”
Pazaryerinde peynir satan başka bir esnaf da geçen yıla göre peynir fiyatlarının yüzde 100’den fazla arttığına işaret ederek, “Burada pazar yerinde 400 liraya kadar fiyatlarla peynir satılıyor. En ucuz peynir 100 liraya sattığımız çökelek ve lor peyniri. Vatandaş, pahalı olmasına rağmen peynirler arasında en ucuz olduğu için en çok çökelek alıyor” diye konuştu.
“EMEKLİ BU FİYATLARLA NASIL PEYNİR ALACAK?”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise peynir fiyatlarındaki artışın, ülkemizde hayat pahalılığın geldiği noktası göstermesi açısından önemli olduğunu belirtti. Dar ve sabit gelirli vatandaşlar ile emeklilerin bırakın marketleri Pazar yerinden bile peynir alamaz duruma geldiğini aktaran CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Peynir, hayvancılıkla geçimi olan birçok yerde üretimi yapılagelmiştir. 5-6 kilo sütten bir kilo beyaz peynir elde ediliyor. Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt tavsiye fiyatını 13,5 TL olarak belirledi. Niğde’de ise halen çiğ süt litresi üreticiden 11,5 TL olarak alınmaktadır. Yem fiyatlarındaki artış, hayvancılığın sürdürülebilirliğini zorluyor. Girdi maliyetleri ile süt fiyatları üreticiyi memnun etmiyor. Ahır giderleri artarken hayvan varlığı azaldıkça, küçük aile tipi işletmelerin sayısal azalması sütten mamül üretiminin daha çok sanayi ürününe dönüşmesine neden olmaktadır. Marketlerde markasına göre kilosu 600 liraya kadar değişen peynir fiyatları, türüne göre pazar yerinde de kilosu 400 liraya kadar tırmanmıştır. Böyle giderse, fakirin alabildiği çökelek ve lor peynirde gözde olacak. Pazarda daha çok bu peynirler satılıyor.” dedi.
]]>CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın, plan ve projelerini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Akın, “12 milyonun üzerinde zeytin ağacımız var ancak yaklaşık bunun yarısında bakımsız veya ortaklıklardan dolayı gerekli destek verilmemiş, terk edilmiş zeytin ağaçlarımız var. Biz bu zeytin ağaçlarını Büyükşehir Belediyesi olarak kontrol altına alacağız. Gerekli desteği vereceğiz ve bunlardan ürettiğimiz zeytinlerle yani dışarıda kalan artık üretim dışı bırakılmış olan zeytinliklerimizi hayata getireceğiz. ve bu vesileyle oradan gelen o zeytinin bereketiyle, zeytinyağıyla, zeytin tanesiyle 6 bin genç kardeşime burs vereceğim. Üniversiteye giden genç kardeşlerim yol masrafını düşünmeyecek. Orada büyükşehir belediyemiz bunları karşılayacak. Yurt sorunu diye bir şey Balıkesirimizde kalmayacak” dedi.
CHP Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Akın, hedefledikleri projeleri ve planları Balıkesir’de ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Akın şunları söyledi:
“BALIKESİRİMİZİ KALKINDIRMAK İÇİN BİR YOL HARİTASI ÇİZDİK. BUNU DA ‘5T VE 3 YENİ’ OLARAK BELİRLEDİK”
Balıkesir’in hakkını alması gerekiyor. Balıkesir maalesef Bursa, İstanbul ile İzmir arasında sıkışmış kalmış ve bir türlü istediği olması gereken gelişimi sağlayamamış, hakkını alamamış bir yer. Büyük bir kasaba gibi. Biz bunu gerçek anlamda bütün Türkiye’nin göz bebeği olan ve doğasıyla, insan kaynağıyla, güzellikleriyle ve sütüyle, hayvancılığıyla, tarımıyla büyük bir büyükşehir haline getireceğiz. ve iddia ediyorum; Eskişehir’den daha güzel bir yer olacak. Burada hakikaten yapılacak çok iş var. Biz Balıkesirimizi kalkındırmak için bir yol haritası çizdik. Bunu da 5T ve 3 Yeni olarak belirledik. Şehrin yeni bir vizyona, yönetime ve yeni bir anlayışa ihtiyacı var. Bunlarla birlikte ‘5T’ dediğimiz yani turizm, taşıma, tarım, tarih ve teknoloji ile birlikte düşünerek ilerlemeyi sağlayacağız. Bu yeni vizyonumuzda ortaya koyacağımız işlerin başında kalkınma geliyor. Kalkınmayı ikiye ayırmak lazım. Bir ekonomik olarak kalkınma, kırsal kalkınma ve en başta da planlama. Yapacağımız işlerin başında şu var; planlama. Balıkesir Planlama Ajansı’nı kuruyoruz. Bunu kurarak 5T’nin ayaklarını planlama ile çizeceğiz. Mesela turizmi çeşitlendireceğiz bu şekilde istihdam artacak. Taşıma ve lojistik merkezi olacağız. Konumumuz tam orta konumda ve bir lojistik üssü olmaya aday.
“MİLLİ MÜCADELE VE KUVA-YI MİLLİYE PARKI’NI HAYATA GEÇİRECEĞİZ”
Bakıyorum havalimanımız var değil mi? Ama uçağımız yok. Böyle bir şey olabilir mi? Adında fuar olan bir yerimiz var ama fuar yok. Bizim gerçek anlamda bir fuar merkezine ihtiyacımız var. Taşımayı, ulaştırmayı lojistik anlama getirecek bir yol haritasına ihtiyacımız var. Tarım ve hayvancılığın normalde başkenti olmamız lazım. Ama yıllar geçtikçe azalıyor. Azaldığı zaman ne oluyor? Burası sütün memleketi, etin memleketi ama maalesef süt hayvanları mezbaya gidiyor ve bunu mezbaya gönderen, hayvancılıkla uğraşan hemşerilerim de bunları ağlayarak gönderiyor. Çünkü çok büyük emek. Vatandaş tarımı, çiftçiliği terk ediyor. Bir kişi bu işi terk ettiği zaman tekrar bunu yapması zor. Çünkü kolay işler değil. Biz bunu canlandıracağız ve planlamayla desteklerimizi tam ihtiyaca göre tespit edip kendilerine vereceğiz.
Burası tarih, Kuva-yı Milliye’nin baş şehrindesiniz. Balıkesir’desiniz. Milli mücadele ve Kuva-yı Milliye Parkı’nı hayata geçireceğiz. Neden biliyor musunuz? Bu memleket nasıl kuruldu? Nasıl bu aşamalara geldik? Burası nasıl vatan toprağı olarak bize emanet edildi işte bunu evlatlarımıza anlatacağız. Bunun için büyük bir Kuvayı Milliye parkına ihtiyacımız var anlatmak için. Baktığınız zaman istiklal madalyası sahibi bir ailenin torunuyum ben. Dedemin adı Ahmet Akın, ben de Ahmet Akın istiklal madalyası sahibi ancak Balıkesir istiklal madalyasını hak ediyor. Bununla ilgili defalarca önergeler verdim. Ancak şu anda İçişleri komisyonda bekliyor. İşte bunun da en büyük mücadelesini halkımızla birlikte vereceğiz ve köklü tarihimizi Türkiye’ye ve bütün dünyaya tanıtacağız.
“12 MİLYONUN ÜZERİNDE TERK EDİLMİŞ ZEYTİN AĞACIMIZI KONTROL ALTINA ALACAĞIZ. ORADAN GELEN ZEYTİNİN BEREKETİYLE, ZEYTİNYAĞIYLA, ZEYTİN TANESİYLE 6 BİN KARDEŞİME BURS VERECEĞİM”
Balıkesir’i teknolojiyle kalkındıracağız. Balıkesir maalesef gençlerin göç ettiği bir yara haline gelmiş. Ben genç kardeşlerimin göç etmesini değil, burada yerleşip hizmet etmesini istiyorum ve bunun için de mücadele edeceğim gençlerle birlikte. Zaten Türkiye Cumhuriyeti de gençlere emanet edildi. Onları birlikte beraberce başkanlarıyla beraber bir kardeş bir abi ilişkisiyle çok daha yukarı noktaya taşıyacağız. Balıkesirimizi teknolojiyle kalkındıracağız. Mesela dijital ikiz ve yapay zekayla geleceğe taşıyacağız. Bu çok önemli. Şunu söylemek istiyorum; ben Balıkesir’de oyun oynayan, -oyun da oynayacak tabi ama- oynayan değil, oyunu kodlayan bir gençlik meydana gelecek. Burada üreten bir gençlik meydana gelecek. Üretirken teknolojik anlamda aynı zamanda da ülkesine, memleketine, Balıkesir’e hizmet eden ve Balıkesir’de yaşamak isteyen bir gençlik meydana gelecek. Fablab’ı Balıkesir’e getiriyoruz. Biliyorsunuz İstanbul’da ve İzmir’de var. Üçüncü şubesi Balıkesir’de açılacak. Aynı zamanda bu şekilde gençlerin göçü tersine dönecek.
Vizyonu planlamayı gençlerle birlikte tasarlayacağız ve gençler tekno girişimci olacak. Türkiye’de tekno girişimcilik nedir? Balıkesir’de gençlerimizle birlikte hayata geçireceğiz. Şunu da söylemek istiyorum, bizim Balıkesirimiz biliyorsun en iyi zeytinin olduğu yer. 12 milyonun üzerinde zeytin ağacımız var ancak yaklaşık bunun yarısında bakımsız veya ortaklıklardan dolayı gerekli destek verilmemiş, terk edilmiş zeytin ağaçlarımız var. Biz bu zeytin ağaçlarını Büyükşehir Belediyesi olarak kontrol altına alacağız. Gerekli desteği vereceğiz ve bunlardan ürettiğimiz zeytinlerle yani dışarıda kalan artık üretim dışı bırakılmış olan zeytinliklerimizi hayata getireceğiz. ve bu vesileyle oradan gelen o zeytinin bereketiyle, zeytinyağıyla, zeytin tanesiyle 6 bin genç kardeşime burs vereceğim.
“ÜNİVERSİTEYE GİDEN GENÇ KARDEŞLERİMİN YURT SORUNU DİYE BİR ŞEYİ KALMAYACAK”
Üniversiteye giden genç kardeşlerim yol masrafını düşünmeyecek. Orada Büyükşehir Belediyemiz bunları karşılayacak. Yurt sorunu diye bir şey Balıkesirimizde kalmayacak. Bunu üstüne basa basa söylüyorum, iki tane üniversitemiz var ve bu burada olan kardeşlerimizin yurt sorunlarını çözeceğiz.
“BİZİ GELECEĞE TAŞIYACAK ÇOCUKLARIMIZ İÇİN KREŞLER AÇACAĞIZ. ÇOCUK HASTANESİ KURACAĞIZ”
Çocuklarımız da unutmuyoruz. Bizi geleceğe taşıyacak çocuklarımız için kreşler açacağız. Kadınların iş hayatına girmesi, evinin ekonomisine destek vermesi için elimden ne geliyorsa yapacağım. Açık net söyleyeyim, kreş ihtiyacı olan her yerde kreş açılacak. İlk yıl içerisinde minimum yeni 20 kreşi inşa edeceğiz ve çocuk hastanesi kuracağız. Çocuk hastanesine ihtiyacımız var ve biz burada sütün memleketindeyiz. Ancak süt üretimimiz gün geçtikçe düşüyor. Her sabah çocuk çocuklarımıza ihtiyaç sahibi çocuklarımız başta olmak üzere günlük sütü ekiplerimiz evin kapısına bırakacak. Ben evlatlarımı Balıkesirli üreticinin ürettiğini sütle buluşturacağım.
“31 MART SONRASINDA HAYAL ETTİĞİM BİR BALIKESİR VAR. BİZİM VERDİĞİMİZ SÖZLER HAYAL SATMAK DEĞİL, GERÇEKLEŞTİRMEK ÜZERİNE KURULMUŞTUR”
Bakın 31 Mart sonrasında hayal ettiğim bir Balıkesir var. Gerçekten bunu yıllardır yılladır bunun üstüne basa basa söylüyorum 2019 yılında adaydım. O zaman da söylemiştim. Şimdi inşallah Allah’ın izniyle milletimizin taktiriyle bu hayallerimizi gerçekleştireceğiz. Ancak bunlar hayal olmaktan öteye geçmiştir. Hepsi planlanmıştır ve hepsi yapılacaktır. Onu da söyleyeyim. Çünkü bizim verdiğimiz sözler hayal satmak değil, gerçekleştirmek üzerine kurulmuştur. Verdiğimiz sözler, vaatler bizim namus, şeref borcumuzdur. Onun için vaat olsun diye değil, gerçek olsun diye bunu ortaya koyuyoruz. Mesela kasaba değil büyükşehir. Biz kasaba değiliz. Balıkesir cennet gibi bir bölge. İstanbul’un üç misli alanına sahip. Yani 15 bin kilometrekareye sahip bir alanımız var.
Adaletli bir belediye başkanı olmamız lazım. ve adaletli bir belediye başkanı olacağımın sözünün her yerde söylüyorum. Çünkü herkesin hakkının hukukunun korunduğu bir yer olması lazım buranın. Örnek olacak Türkiye’yi bunu göreceksiniz. Ayrımcılık son bulacak. Ayrımcılık 1 milyon 300 bin kişi için son bulacak. Baktığınız zaman sosyal yardımlarda bile bir adaletsizlik var. Yani hak eden hak ettiğini, ihtiyacı olan, ihtiyacını alacak ve bu sosyal yardımlar yapılırken sağ elin verdiğini sol el görmeyecek. Neden? Önce insan diyen bir anlayışa sahibiz. Onun için insan onuru her şeyin üstündedir. Siyaset değil, hizmet ve eser ortaya koyacağız. Şunu net olarak söyleyeyim, Balıkesir Büyükşehir Belediyemizde siyaset değil, hizmet olacak. Orada liyakatli kardeşlerimle, gençlerimle Balıkesirli evlatlarımızla, Balıkesirli insanlarımızla, Balıkesirimizi yöneteceğiz.
“KİŞİLER ÜZERİNDEN SİYASETE SON VERECEĞİZ”
İşçilerimiz var. Balıkesir’de emekçilerimiz var. Gerek taşeron efendim gerekse iyi kadrolu çalışıyor. Bu kardeşlerimiz içlerinden olmayacak alnının teriyle, liyakatle, öz güvenle çalışan ve hakkını veren bütün genç kardeşlerimle evlatlarımızla birlikte çalışacak ve maaşlarında da adalet olacak. Şu anda büyük adaletsizlikler var. Onun da altını çizmek istiyorum. Bakın oy vermeyenler iddia ediyorum, keşke oy verseydim diyecek. Ben her yerde söylüyorum, sizin aracılığınızla da söylüyorum, bütün Balıkesirli hemşerilerimin ayrım yapmadan bütün oylarına talibim. Çünkü ben yapacağım belediye başkanlığımda adaletli olacağım ve kimseyi ayırmayacağım. Balıkesir belediyesinde siyasete de izin vermeyeceğim. Orası hizmet yeri olacak ve milletimizin ayağına giderek her türlü hizmeti göstereceğiz. Hesap veren, şeffaf ve büyüdükçe küçülen bir anlayışı Balıkesirimizde inşa edeceğiz. Büyüdükçe küçülmek bir erdemdir.
Halka çıkacağız diye her yerde afişler yaptırdım. Neden? Halka çıkmamız gerekir. Ben yıllardır bütün siyaset hayatım boyunca halka çıkmaya mücadele ettim. Çünkü biz halkız, halka inmek diye bir söylem var. Ne demek o yani estağfurullah halka inmek ne demek? Bizler halka çıkıyoruz, halkımızla iç içeyiz, yan yanayız, kol kolayız ve birlikte mücadele edeceğiz. Kişiler üzerinden siyasete son vereceğiz. Kişilerin değil, ortak kolektif aklın önde olduğu bir Balıkesir’i göreceksiniz.
“10 NUMARA KARTI GETİRİYORUZ”
10 numara kartı getiriyoruz Balıkesir’e. 10 numara kart nedir biliyor musunuz? 10 numara kartla emeklilerimize maddi yardım yapacağız kış aylarında yakacak yardımı yapacağız. Aynı zamanda her ay ihtiyaç sahiplerimize sosyal yardımlar yapacağız. Bunları 10 numara kart adı altında gerçekleştireceğiz.
Bütün ayrımcılıkların son bulacağını söyledim. Ben Balıkesir’de siyasetime Balıkesir benim ailem diyerek başladım. Onun için Balıkesir ailesinin bir evladı olarak annelerimin, babalarımın, kardeşlerimle onların evladı gibi, abileri, kardeşleri gibi çalışmaya devam edeceğim.
“BALIKESİR’İN GELMİŞ GEÇMİŞ EN ÇALIŞKAN BELEDİYE BAŞKANI OLACAĞIM”
Hiçbir kimseye ‘Hangi partindensin?’ diye sormadım. Tek sorum şu oldu: ‘Size nasıl yardımcı olabilirim?’ Çünkü biz Kuva-yı Milliye’nin evlatlarıyız. Kuva-yı Milliye demek milli birlik beraberlik demektir. Bu milli ve beraberlikte bizler ayrımcılık yapamayız, herkesi kucaklarız. İddia ediyorum. Büyük bir özveriyle, büyük bir özgüvenle söylemek istiyorum. Balıkesir’in gelmiş geçmiş en çalışkan belediye başkanı olacağım. Aynı zamanda hiç kusura bakmasınlar. Bundan sonra Türkiye’de Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin adaletli hizmetleri ve vatandaşlara yakınlığı konuşulacak. Bunu bütün Türkiye’mize ispat edeceğiz. Balıkesir, hakkını alacak. Süt üreticimiz sütünü dökmeyecek.
Merkezde olan imkanların köylerimizde, yeni ismiyle mahallelerimizde var olması lazım. Bunun var olması için hizmetlerin gitmesi lazım. Şu an kırsal mahallelerimizde maalesef elektriklerimiz bile doğru düzgün yok. Yolumuz yok doğru dürüst. Ulaşım konusunda büyük sıkıntılarımız var. Topraklarımız ekilmiyor. Topraklar ekilecek. Satamadıkları ürünleri biz Büyükşehir Belediyesi olarak satın alacağız. Toprakta ürün kalmayacak.
Köy pazarlarında benim annelerimin, babalarımın emeklerle ürettiği bütün ürünler, satamadığı ürünleri satın alacak Büyükşehir Belediyemiz olacak. Çünkü bizim zaten sosyal yardımlarımız var. Bizim aşevlerimiz daha da çok artacak. Biz Balıkesirlilerin ürettiği ürünleri kullanacağız. Balıkesir menşeili ürünlerimizi kullanacağız. 10 Numara Kart’ta da kendi esnafımızdan, kendi bölgemizden yapacağımız ticarette geçerli olacak.
“42 BİN İŞSİZİMİZ VAR. KARİYER VE İSTİHDAM OFİSLERİ KURARAK, O KARDEŞLERİMİ İŞ SAHİBİ YAPACAĞIM”
Toprağından bereket saçan, altın sarısı o güzel zeytinyağının ve zeytincinin kazandığı, sütü ve etiyle Türkiye’yi doyuran, üreticisini zenginleştiren, kalkındıran ve etiyle de insanlarımıza büyük bir keyif veren Balıkesir’i Türkiye’nin bir numaralı markası yapıp, kalkınan Balıkesir’i inşa edeceğiz. Bunu inşa ederken Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan bütün ihaleler şeffaf olacak, açık olacak, net olacak. İsrafa son vereceğiz. Arttırdığımız her kuruşu milletimize, evlatlarımıza, hemşerilerimize ve tarımımıza harcayacağız. Bizim etimiz Türkiye’de markadır. Ama marka demekle marka olunmuyor. Sürdürülebilir olması lazım. Bizim sütümüz markadır. Ama süt sağmakla bizim üreticimiz kazanamıyor. Onun için Et Entegre tesisi kuracağız. Süt tozu tesisi yapılmaya çalışılıyor birliklerle birlikte. Bu birliklerin bütün altyapısını sağlayacağız. Büyükbaş Organize Sanayi, Küçükbaş Organize Sanayi ve bizim en büyük gücümüz olan Tarıma Dayalı Sanayi ile alakalı Türkiye’de büyük bir atak yapacağız. 42 bin işsizimiz var. Kariyer ve İstihdam Ofisleri kurarak, o kardeşlerimi iş sahibi yapacağım. En büyük kötülükler işsizlikle geliyor. Onun için işsizlik, en büyük kötülüklerin anasıdır. İşsizlik olan bir evde huzur olmaz. Benim en büyük vaatlerimden bir tanesi de Balıkesir’e huzur gelecek.
“YAŞAM KÖYÜ PROJEMİZ VAR”
Balıkesir’de gençlik mutlu olacak. Engelliler, zor durumda olan insanlar, yaşlılarımız, yaş almışlarımız mücadele edecek. Yaşam Köyü projemiz var. Bakıma muhtaç olan kişilerimiz, evlatlarımız, büyüklerimiz, alzheimer hastalarımız, ihtiyaç sahibi kardeşlerimizi ve bunlara bakmakla hükümlü olan anneler, babalar, gençleri rahatlatmak için o engelleri kardeşlerimizi, alzheimer hastalarımızı Ahmet Akın kardeşlerine, evlatlarına emanet edecekler. Sabah onları evinden alacağım, akşam evlerine bırakacağım. Bırakırken yemek ve bütün ihtiyaçlarını kendileriyle birlikte teslim edeceğiz.
“BALIKESİR MOLASI PROJEMİZLE KADINLAR EV İŞLERİNİ, EMEKLERİNİ KOOPERATİFLER MODELİYLE ÜRETECEK”
İstiyorum ki kadınlar evdeki ev işlerini, emeklerini kooperatifler modeliyle üretsinler. Biz alalım, biz satalım. Balıkesir Molası adı altında projemiz var. Balıkesir’de üretilen el oyaları, iğne oyaları, el emekleri, kendi evlerinde ürettikleri o göz nuru olan imkanları veya etimizi, sütümüzden Balıkesir markasıyla üreteceğimiz birçok çeşit peynirimizi Balıkesir Molası adı altında kuracağımız tesislerde tanıtacağız, göstereceğiz, tattıracağız. Balıkesirli süt üreticimiz, et üreticimiz kalkınacak, kazanacak.
Tarım kalkınmadan kalkındıramayız. Köylüyü, milletin efendisi nasıl yapılır? Balıkesir’de ben bunu bütün Türkiye’ye göstereceğim. İnşallah bunların hepsini çok kısa bir sürede gerçekleştireceğiz. Yani o kadar çok projemiz var. Bakarsanız taşıma ulaşım yani merkezimizde trafik kitleniyor. Neden plansız, programsız bir ulaştırma, taşıma yol haritası var. Bunları da değiştiriyoruz.
“TEMATİK PARKLAR YAPIYORUZ. SÜT NASIL ÜRETİLİR, HAYVANCILIK NASIL YAPILIYOR KÜÇÜK EVLATLARIMIZA GÖSTERECEĞİZ”
Müthiş bir doğamız var. Doğa sporlarını, Kapıdağ Yarımadamız var. İnsanların nefes alması için, bütün Türkiye’nin nefes alması için İstanbul’dan, İzmir’den, Ankara’dan Türkiye’nin her noktasından insanlar buraya gelecek. Tematik parklar yapıyoruz iki tane. Tematik parklarda süt nasıl üretebiliriz? Hayvancılık nasıl yapılıyor? Bu nasıl bir büyük bir emektir? Küçük evlatlarımıza, çocuklarımıza bunu özendirmek için, beyinlerinde o peyniri yerken bunu nasıl yapıldığını öğrenmeleri için ve bu işten zevk duyup, keyif alıp özenmeleri için küçük minyatür dünya misali bir sistemle öğreteceğiz, göstereceğiz. ve bunları yaparken de anneleri dinlendireceğiz. Balıkesirimizde sosyal yaşam alanları yeteri kadar yok. Bunları inşa etmemiz lazım. Şunu istiyorum, gençlerimiz kendi memleketimde kalsın, genç göçü dursun, tam tersine göç olsun, Balıkesir’e hizmet etsinler, sanayimiz büyüyecek, tarımımız büyüyecek, halkına büyüyen ve adaletle bütün yardımlardan tutun, da imar konularından tutun da şeffaf olan bir Balıkesir’i inşallah birlikte inşa edeceğiz.
“GEÇEN SEFERDE YARIM KALAN SEVDAMI, AŞKIMI, HASRETİMİ ÖNÜMÜZDEKİ 31 MART SEÇİMİNDE BİRLİKTE TAMAMLAYACAĞIZ”
Balıkesir’de nereye gitseniz, kiminle konuşsanız her mahallesinde, her ilçesinde şunu söylerler; Balıkesir halkına en yakın, bize en yakın Ahmet Akın derler. İşte ben onlara en yakınım. Onların evlatlarıyım ve onların her zaman yanındayım. 2019 yılında adaydım büyük bir mücadeleyle sevgiyle, coşkuyla beni vatandaşlarım bağrına bastı. O süreçte adaylığım biliyorsunuz, Millet İttifakı sürecinde İyi Parti’ye verildi. O süreçte büyük bir üzüntü yaşandı. İnşallah geçen seferde yarım kalan sevdamı, yarım kalan aşkımı, yarım kalan hasretimi ve Balıkesirli hemşerimin o güzel duygularını ve dualarını inşallah önümüzdeki 31 Mart seçiminde birlikte tamamlayacağız. Kaybedeni olmayan kazanan bir Balıkesir’i Kuva-yı Milliye’nin başşehrine yakışır bir anlayışla adaletli bir şekilde yönetip, herkesin yüzünün güldüğü bir Balıkesir’i inşa edeceğiz.
]]>İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünden 2000 yılında mezun olan 45 yaşındaki Boybeyi, okullarda ve hastanelerde bireysel psikologluk yapmaya başladı.
Kliniğini 2008’de açan, bazı gazetelerdeki köşe yazılarının yanı sıra bir kitap kaleme alan Boybeyi, 2020’den itibaren karavan hayatını tercih etti.
İstanbul’un kalabalığı ve yoğunluğundan sıkılan Boybeyi, babasının Burhaniye ilçesi kırsal Çoruk Mahallesi’nde hobi amaçlı kurduğu 16 dönüm alandaki çiftliği işletmeye çevirdi ve 1,5 yıl önce buraya yerleşti.
Arkadaşından ilham alan ve onu yalnız bırakmayan spor okulu mezunu Elif Bahar Bekiroğlu (35) da eşi ve çocuğuyla 8 ay önce Boybeyi’nin yanına geldi.
Çiftlikte 90 büyükbaş hayvanı bulunan iki arkadaş, hayvanların beslenmesinden çiftliğin temizliğine birçok işle ilgileniyor, sağdıkları sütü ilçe merkezine götürüp megafonla sokaklarda anonslar yaparak satıyor.
“Prenses gibi yaşardım”
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Laborant ve Veteriner Sağlık ön lisans programında eğitimine devam eden Şeyda Nur Boybeyi, AA muhabirine, kendisine göre Burhaniye’nin Türkiye’nin en güzel yeri olduğunu söyledi.
Çiftlik hayatından çok memnun olduğunu belirten Boybeyi, “Çok doğal, üretken bir hayatımız oldu. Şu anda kendi potansiyelimi daha çok ortaya çıkarttığım bir hayatın içindeyim. İstanbul’da çok kaosun içinde yaşıyormuşum. Mesleki olarak çok güzel şeyler yaptım, çok fazla insana ulaştım. Bununla ilgili de çok mutluyum ama hayatımın o dönemi bitti ve kendimi yeniden doğmuş hissediyorum.” dedi.
Boybeyi, İstanbul’dayken yardımcısıyla yaşadığını, evinde günlük işleri kendisinin yapmadığını dile getirdi.
Hayatında çok farklı bir pencere açtığını vurgulayan Boybeyi, şöyle konuştu:
“Daha prenses gibi yaşardım, karavan hayatıyla minimalize olmayı öğrendim ve buraya geldikten sonra da insanın üretken olmasının önemini öğrendim. Bu insana büyük bir yaratıcılık katıyor, iç potansiyelini daha fazla görmesini sağlıyor. Yoğurdumu, turşumu, peynirimi her şeyimi kendim yapıyorum; bu çok büyük bir keyif. Burada uyandığım her sabah şükrediyorum, buradaki hayvanlar, toprak ve havası da şükür sebebim. İstanbul’un çok kaotik bir enerjisi var, burası daha izole bir bölge, onun için burada uyanmak bana daha sağlıklı hissettiriyor.”
“İstanbul’da uyandığımda genelde korna sesi duyuyordum”
Elif Bahar Bekiroğlu da İstanbul’da spor salonu işletmeciliği yaptığını aktardı.
Hem büyük şehir yoğunluğu hem de deprem riski nedeniyle arkadaşının yanına gelmeye karar verdiğini, işin çoğunlukla süt satışı bölümüyle ilgilendiğini ifade eden Bekiroğlu, yeni yaşantısında çok mutluğu olduğunu anlattı.
Haftada 300-350 litre süt sattıklarını söyleyen Bekiroğlu, şunları kaydetti:
“Sabah mutlu kalkıyorum çünkü İstanbul’da metroya bindiğinizde kimse nötr değil herkes ekstra öfkeli, sinirli ve mutsuz. Burada kalktığımda kuş sesi duyabiliyorum, orada uyandığımda genelde korna sesi duyuyordum. Oranın kaosunun beni çok yorduğunu düşünüyorum. Bir de çocuğun gelişimi için metropolü çok doğru bulmuyorum. Çocuğumun burada daha özgür olacağını düşünüyorum. Haftada 3 gün süt satışına çıkıyoruz, sokaklarda bağıra çağıra sütümüzü satıyoruz. Zaten bir süre sonra müşteri kitlemiz de oluştu, artık telefonla arayıp sipariş veriyorlar.”
]]>Türkiye’nin en yüksek rakımlı ikinci ilçesi Karayazı, zengin bitki örtüsüne sahip meraları ve hayvan varlığıyla dikkati çekiyor. Yaklaşık 90 bin büyükbaş ve 125 bin küçükbaş hayvan varlığının bulunduğu ilçede, çoğunluğu kadınlardan oluşan 312 süt üreticisi faaliyet gösteriyor.
Üreticiler, Karayazı Belediyesinin geçen yıl eylül ayında hayata geçirdiği süt toplama merkezi projesiyle hayvanlardan elde ettiği sütü hem değerinde satıyor hem de emeklerinin karşılığını alıp aile bütçelerine katkı sağlıyor.
Yazları günlük ortalama 20 ton ve üzeri, kışın ise günlük 5 ila 10 ton civarında toplanan sütler, proje kapsamında Erzurum Ticaret Borsası ve çeşitli kurumlara satılıyor.
Karayazı Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Muammer Sarıdoğan, AA muhabirine, 2 bin 300 rakımlı ilçede Erzurum ölçeğinde örnek bir projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.
İlçede hayvancılık noktasında ciddi potansiyelin olduğunu belirten Sarıdoğan, “İklimden dolayı ilçede tarımda çok aktif değiliz. Yaklaşık 90 bin büyükbaş,125 bin civarında küçükbaş hayvana sahibiz. Buradaki hayvancılık potansiyelini görünce Sayın Valimizin de önderliğinde Karayazı Belediyesi olarak süt toplama merkezini kurduk.” dedi.
Sarıdoğan, merkezi kurmadan önce piyasadaki süt toplayıcılarının ilçedeki üreticilerden sütü düşük miktarlarda “çerçi usulü” domates ve ekmek gibi ürünler karşılığında satın aldığını anlattı.
Proje kapsamında köylünün ürettiği sütün gerçek değerinde satılmaya başladığını vurgulayan Sarıdoğan, şöyle devam etti:
“Merkezimizde en fazla mayıs ayında süt toplanıyor ve bu ayda 312 üreticimize 1 milyon 842 bin lira ödeme yapmıştık. 1 ayda kişi başı 35 bin lira süt parası ödediğimiz üreticilerimiz var. Yani çiftçimiz, beslediği hayvandan ürettiği sütü gerçek değerinde satıp hem aile ekonomilerine hem de Erzurum ölçeğinde kent piyasasına olumlu etkisi oldu.”
Sarıdoğan, hayvanların bakımını ve süt üretimini genellikle kadınların yaptığına, toplanan sütler için verilen hesap numaralarının çoğunun da kadınlara ait olduğuna işaret etti.
“Üreticilerimiz yapmış olduğu hizmetin, çektikleri zahmetin karşılığını aldı”
Belediye olarak İl Tarım ve Orman Müdürlüğüyle ortaklaşa Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı’na sundukları yeni bir projenin de kabul edildiğini ifade eden Sarıdoğan, “Süt toplama merkeziyle kadınlarımız, üreticilerimiz yapmış olduğu hizmetin, çektikleri zahmetin karşılığını aldı. Erzurum’da ilk diyebileceğimiz kabul edilen yeni projemiz kapsamında 7 mahallemizde süt toplama tanklarını konuşlandırdık, bazı eksikler var onları gideriyoruz.” diye konuştu.
Sarıdoğan, 7 kişinin çalıştığı süt toplama merkezinde sütün litresini piyasa değerinde topladıklarını sözlerine ekledi.
İlçe Tarım ve Orman Müdür Vekili Halim Ceylan da süt toplama merkezine ilk etapta 5 tonluk süt soğutma tankıyla başlanıldığını, daha sonra ilgili kurumların desteğiyle kapasiteyi artırdıklarını anlattı.
İlçedeki 25 mahallede üreticilerden topladıkları sütlerin gerekli laboratuvar ve sağlık kontrollerinin ardından soğutma depolarına sevk edildiğini dile getiren Ceylan, “Merkezin en önemli özelliği, insanlar hayvancılığa verdiği emeğin karşılığını gördü. Devlet memuru maaşı kadar para kazandıklarını görünce bu işi daha çok önemseyip hayvancılığın gelişmesine ve gelir kaynaklarının artmasına sebep oldular. Aylara göre rakam değişebiliyor ama ortalama günlük 10 ila 20 ton arasında toplanan sütü Ticaret Borsası alıyor.” bilgilerini verdi.
Üreticiler sütü değerinde satıp parasını zamanında alıyor
Süt üreticisi 58 yaşındaki Hürriyet Bahtiyar da sağdıkları sütü belediye aracılığıyla kolayca satabildiklerini belirterek, “Zamanında paramızı alıyoruz, emeği geçenlerden Allah razı olsun. Sütümüzü değerinde satıyoruz. Emeklerimizin karşılığını alıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Ürettikleri sütü değerinde sattıkları için mutlu olduğunu dile getiren Dilek Çelik de “Belediye ve İlçe Tarım Müdürlüğü hizmetlerinden memnunuz. Süt toplama merkezi sayesinde sütümüzün değeri arttı, sattığımız sütle aile ekonomisine katkı sağlıyoruz.” dedi.
Çelikli Mahallesi’nde süt üreticisi Ayfer Çiçek ise kış şartlarında bile sütlerini rahatlıkla sattıklarını aktararak, “Hizmetten çok memnunuz, süt toplama merkezinin bize önemli katkısı oldu. İlçe tarım yetkilileri ve belediyemize desteklerinden dolayı teşekkür ederiz.” diye konuştu.
]]>