Siyanür – Karadeniz Haber Tv https://www.karadenizhabertv.com.tr Wed, 27 Mar 2024 21:09:42 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Erzincan’daki maden faciası köylüleri tedirgin ediyor https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincandaki-maden-faciasi-koyluleri-tedirgin-ediyor/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincandaki-maden-faciasi-koyluleri-tedirgin-ediyor/#respond Wed, 27 Mar 2024 21:09:42 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5627 Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: UĞUR DEMİRCİ

Erzincan İliç’te Anagold Madencilik’in işlettiği maden ocağında meydana gelen facianın üzerinden 7 gün geçti. Göçük altındaki 9 işçinin çıkarılması için bekleyiş sürerken;  bölgede “siyanür sızıntısı” iddiaları madenin yakınındaki köylüleri tedirgin etmeye devam ediyor. Maden alanına 11 km uzaklıkta hayvancılıkla geçinen Bağıştaş köylüleri, “siyanür tehlikesi” nedeniyle süt ve peynirlerini satamadıklarından yakındı. Kemal Yıldırım, “Ben süt satmayla geçinen bir insanım. Bu patlamadan sonra benden süt isteyen yok. Memuru, jandarması herkes benden süt alırdı şu anda yok. Burası vatanımız, göçecek yerimiz yok. Benim de oğlum Çiftay’da (taşeron maden şirketi) çalışıyor” dedi. Kayacık köyünden Ahmet Temel ise, ” Geçen gün bizim orada binlerce balık öldü. 50 metre baraja benim evim. Doğru dürüst meyve alamıyoruz. Dağdan gelen bir su ondan bile korkuyoruz” diye konuştu.

Çalık Holding’in ortağı olduğu Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş., Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çalık Çöpler Altın Madeni’nde 13 Şubat saat 14.28’de madende kimyasal madde karışımlı liç yığınının kaymasıyla beraber 9 işçi göçük altında kaldı. Olayın üzerinden 7 gün geçti. Ailelerin toprak altında kalan yakınlarının çıkarılması için bekleyişi sürüyor.

Maden sahasına 9 km uzaklıktaki Bağıştaş köyü de madenden olumsuz etkilendi. Geçimini hayvancılıkla sağlayan köylüler, “siyanür tehlikesi” nedeniyle süt ve peynirlerini satamadıklarından yakınıyor. “Siyanür tehlikesi” iddiasıyla içme suyunu kullanamayan Bahçecik köyü de Bağıştaş köyünün mezrası, iki köy karşı karşıya. Bahçecik ve Bağıştaş köyleri meraları ortak kullanıyor. Maden şirketinin meraları madene açmasının ardından Bağıştaş’taki hayvancılık da etkileniyor.

BU PATLAMADAN SONRA BENDEN SÜT İSTEYEN YOK”

Bir köylü, “Mera mı kaldı, her yeri çepeçevre sardılar. Dağı taşı gördün. Madenden gelirimiz, torpilimiz yok. Millet parayı düşünüyor. ‘Para gelsin ne olursa olsun’ diyor. Orada 9 kişi yatıyor ne oldu? Para… para…” diye konuşurken Bağıştaş’ın mezrası olan Bahçecik köyünde yaşayan Kemal Yıldırım (60) ise, içme sularındaki siyanür tehlikesine karşı yetkililere ulaştıklarını belirterek, şunları söyledi:

“Şirketin insan kaynaklarıyla konuştum. ‘Bugün sizin depodan tahlil alınacak. Gerekirse İliç Belediyesi ile görüşülüp sizin depoya su pompalayacağız’ dediler. Suyumuzun yöreden geldiğini bize söylediler. Ben geçimimi büyükbaş hayvancılıktan sağlıyorum. Merayı gördünüz, bizim hayvanlarımız orada otluyordu. Gittik çevirdik durdurduk. Jandarma geldi muhtarla beni aldı gitti. Ben de muhtardan sonra birinci azayım burada. Bize dediler ki, ‘Bir daha engellerseniz tutuklarız’ Dava açmadık sadece gittik durdurduk ‘burada çalışma’ yapamazsınız diye. Orada tapulu arazilerimiz var. Kadastro geldikten sonra orayı Çöpler köyünün içine geçirmişler. Özel kadastro getirmişler. Ondan sonra sahayı genişlettiler yani. Ben süt satarak geçinen bir insanım. Bu patlamadan sonra benden süt isteyen yok. Memuru, jandarması herkes benden süt alırdı şu anda yok. Burası vatanımız, göçecek yerimiz yok. Benim de oğlum Çiftay’da (taşeron maden şirketi) çalışıyor.

“BÜTÜN BU ÇEVRE KÖYLER PEYNİRİNİ, HAYVANINI SATAMAYACAK”

Bağıştaşlı Soner Özmen ise, meralarının maden şirketine “peşkeş” çekildiğini belirterek ANKA’ya şunları söyledi:

“Bizim merayı peşkeş çekip Çöpler köyüne  verdiler. Biz avukat tuttuk, davacı olduk ama kaybettik. Tapulu arazilerimiz var. Kadastro getirmişler kendi kendine onaylamışlar. Maden sahası dediler, Çöplerin yeri dediler elimizden aldılar. Bütün bu çevre köyler hayvancılık yapanlar, şu anda öyle bir şey ki bundan sonraki dönemlerde kimse peynirini, koyununu satamayacak. Hep diyorlar ki, ‘Maden sahasında otluyor, zehirleneceğiz. Maden sahasında otluyor peynirini satamayacağız.’ Millete büyük bir sıkıntı var şu anda.”

“BİR BALİK TUTUP DA YİYEMİYORUZ, GEÇENLERDE BİNLERCE BALIK ÖLDÜ”

87 yaşındaki Ahmet Temel ise, Kayacık köyünde yaşıyor. Temel köylerinin Fırat’a 50 metre mesafede olduğunu belirterek, geçtiğimiz günlerde nehirde toplu balık ölümleri olduğunu söyledi. Temel, “Önceden bizde meyve de ceviz de olurdu. Bitkilerin bile menfaatini alamıyoruz. Madenden sonra biz mağdur duruma düştük. Zararı çok. Bir balık tutup da yiyemiyoruz. Neden? Tehlikeli diye. Korkuyoruz. Bu nedir nereye kadar gidecek bu iş. Tedbir de almıyorlar asla. Geçen gün bizim orada binlerce balık öldü. 50 metre baraja benim evim. Doğru dürüst meyve alamıyoruz. Doğru dürüst suyumuzu içemiyoruz. Dağdan gelen bir su ondan bile korkuyoruz. 50 sene gurbette kaldım buraya geldim huzurum kaçtı” dedi.

]]> https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincandaki-maden-faciasi-koyluleri-tedirgin-ediyor/feed/ 0 İliç’teki Maden Kazası Sonucunda Tarım ve Çevre İçin Uyarı https://www.karadenizhabertv.com.tr/ilicteki-maden-kazasi-sonucunda-tarim-ve-cevre-icin-uyari/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/ilicteki-maden-kazasi-sonucunda-tarim-ve-cevre-icin-uyari/#respond Sun, 24 Mar 2024 21:45:36 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5546

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, İliç’te maden ocağında yaşanan toprak kaymasına ilişkin, “İliç’te karşılaştığımız felaket sonucunda tarımsal üretim, yaban hayatı, balıklar, insanlar ve tüm canlılar için yıkıcı sonuçlar doğacağı açıktır. Siyanür ve sülfürik asit nedeniyle Fırat havzasında sulanan geniş bir tarım alanının zarar göreceği hesaplanmalıdır. Şu anda en önemli adım, toprak, su ve hava ortamlarında olası toksik madde kirliliğini hızla tespit etmek için bir kontrol-izleme faaliyeti başlatmaktır. Ayrıca, bölgede üretilen gıda ürünlerinin bu kirlilikten ne kadar etkilendiği belirlenmelidir. Siyanür, direkt olarak suya karışmasa bile toprağa karıştıktan sonra yeraltı sularına ulaşabilir. Yeraltı suları kendi döngüsü gereği denizlere, nehir ve göllere ulaşır ve içme suyunu etkiler. Toprağa karışan bu madde, içinde yaşayan canlıları öldürür ve toprağın verimini kaybetmesine neden olur. Bu durum, bir süre sonra siyanürle kirlenmiş topraklarda herhangi bir ürünün yetişmemesine ve dolayısıyla bir gıda krizine yol açar” dedi.

CHP Tarım ve Orman Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Adem, 13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan ilinin İliç ilçesinde Anagold Madencilik tarafından işletilen madende yaşanan toprak kayması sonucunda, bölgedeki tarım, hayvancılık ve yaban hayatında meydana gelebilecek olumsuzluklara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Adem’in açıklaması şöyle:

“SİYANÜR, DİREKT SUYA KARIŞMASA BİLE TOPRAĞA KARIŞTIKTAN SONRA YERALTI SULARINA ULAŞABİLİR. BU DURUM BU TOPRAKLARDA HERHANGİ BİR ÜRÜNÜN YETİŞMEMESİNE VE GIDA KRİZİNE YOL AÇAR”

“İliç’te karşılaştığımız felaket sonucunda tarımsal üretim, yaban hayatı, balıklar, insanlar ve tüm canlılar için yıkıcı sonuçlar doğacağı açıktır. Siyanür ve sülfürik asit nedeniyle Fırat havzasında sulanan geniş bir tarım alanının zarar göreceği hesaplanmalıdır. Şu anda en önemli adım, toprak, su ve hava ortamlarında olası toksik madde kirliliğini hızla tespit etmek için bir kontrol-izleme faaliyeti başlatmaktır. Ayrıca, bölgede üretilen gıda ürünlerinin bu kirlilikten ne kadar etkilendiği belirlenmelidir. Bu tür bir izleme ve kontrol faaliyeti, çevresel etkilerin hızla belirlenmesine ve gerekli önlemlerin alınmasına olanak sağlayacaktır. Siyanür, direkt olarak suya karışmasa bile toprağa karıştıktan sonra yeraltı sularına ulaşabilir. Yeraltı suları kendi döngüsü gereği denizlere, nehir ve göllere ulaşır ve içme suyunu etkiler. Toprağa karışan bu madde, içinde yaşayan canlıları öldürür ve toprağın verimini kaybetmesine neden olur. Bu durum, bir süre sonra siyanürle kirlenmiş topraklarda herhangi bir ürünün yetişmemesine ve dolayısıyla bir gıda krizine yol açar.

“ALTIN MADENLERİNİN HİÇ FAALİYETE GEÇMEMESİ GEREKİYORDU ANCAK BU SAĞLANAMADI”

Altın madenlerinin hiç faaliyete geçmemesi gerekiyordu ancak maalesef bunun sağlanamadığı görüldü. Şimdi yapılması gereken en önemli adım, toprak, su ve hava ortamlarında olası toksik madde kirliliğini hızla tespit etmek için bir kontrol-izleme faaliyeti başlatmaktır. Ayrıca, bölgede üretilen gıda ürünlerinin bu kirlilikten etkilenip etkilenmediği belirlenmelidir. Bu, çevreyi ve insan sağlığını korumak adına acil bir adım olarak görülmelidir. Bu tür denetim ve izleme faaliyetleri aslında Çevre Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı gibi ilgili kamu kurumlarının görevidir. Ancak, mevcut siyasi durumda bu kurumların görevlerini yerine getirmesini beklemenin pek de anlamlı olmadığı açıktır. Bu nedenle CHP olarak çevresel etkileri kontrol altına almak ve halk sağlığını korumak için kamu kurumlarını harekete geçmeye zorlamak ve acil önlemler alınması için gereken adımları atmak konusunda takipçi olacağız.”

]]> https://www.karadenizhabertv.com.tr/ilicteki-maden-kazasi-sonucunda-tarim-ve-cevre-icin-uyari/feed/ 0 Erzincan’daki zehirli liç kayması sonrası Türk Toraks Derneği’nden uyarı https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincandaki-zehirli-lic-kaymasi-sonrasi-turk-toraks-derneginden-uyari/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincandaki-zehirli-lic-kaymasi-sonrasi-turk-toraks-derneginden-uyari/#respond Tue, 05 Mar 2024 21:36:29 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=4837 Türk Toraks Derneği (TTD), 13 Şubat’ta Erzincan İliç’te meydana gelen ve 9 işçini altında kaldığı zehirli liç kaymasına ilişkin, “Bölgede akut siyanür zehirlenmesine karşı uyarılarda bulunulması gerekmektedir. Bölgede hava, su ve toprakta siyanür ölçümlerine ek olarak kurşun, bakır, civa gibi diğer ağır metallerle ilgili gerekli ölçümler de yapılmalı ve halka bilgi verilmelidir. Siyanürün uzun etkileri için bölgeden örnekler alınmalı düzey belirlenmeli tüm canlıların maruziyeti için eylem planı oluşturulmalı ve önlem alınmalıdır. Ayrıca siyanür yarılanma ömrü 1-3 yıla kadar uzayabildiği için uzun dönem ölçümleri ve sağlık kontrolleri de yapılmalıdır” açıklamasını yaptı. Açıklamada hidrojen siyanürün solunum yoluyla da zehirleyebileceğine dikkat çekildi.

TTD, 13 Şubat’ta Erzincan İliç’te Anagol Madencilik’e ait Çöpler Maden Ocağı’nda meydana gelen zehirli liç kayması sonucu yaşanan faciaya ilişkin bugün yazılı açıklama yaptı. TTD Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Nilüfer Aykaç ve TTD Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Sebahat Genç’in ortak yaptığı çıklamada şunlar ifade edildi:

OLUŞAN GÖÇÜK NEDENİYLE SİYANÜR VE KURŞUN, CİVA GİBİ SAĞLIĞA ZARARLI AĞIR METALLER İÇEREN ATIKLARIN NEHRE ULAŞMA TEHLİKESİ VAR”

“3 Şubat 2024 Salı günü öğleden sonra yine bir facia haberiyle sarsıldık. Haziran 2022’de Fırat Nehri’ne sızıntı nedeniyle gündeme gelen Anagold Madenciliğe ait Erzincan İliç Çöpler Altın Madeni yine acı bir olayla gündemde. Madende siyanür ve ağır metallerin bulunduğu toprağın istiflendiği yığında göçük olduğunu, 9 madencinin göçük altında kaldığını üzülerek öğrendik. Maalesef felaket yine geliyorum dedi. Şirketin olması gerekenden daha fazla yığın yapmasının göçük oluşmasına zemin hazırladığı haberler arasında yer alıyor. Türkiye’nin ikinci büyük madeni olan Çöpler Madeni, Fırat Nehri’ne 350 metre mesafede ve fay hattı üzerindedir. Uzmanların uyarılarına, açtıkları davalara rağmen maden yıllardır çalışmaya, kapasite artırmaya devam ediyor. Oluşan göçük nedeniyle siyanür ve kurşun, bakır, çinko, civa ve kadmiyum gibi sağlığa zararlı ağır metaller içeren atıkların (liç) nehre ulaşma tehlikesi vardır. Nehre ulaşmasa bile yağmurlarla havaya, toprağa-yeraltı sularına karışabilir ve tüm canlıların sağlığına zarar verebilir.

MADENDE KULLANILACAK KİMYASALLARIN HEMEN HEPSİ İNSAN SAĞLIĞI VE ÇEVRE İÇİN ZARARLI”

2017’de Çöpler Kompleks Madeni Kapasite Artışı Projesi Nihai ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) Raporu ile ilgili olarak, raporda yer alan kimyasallar ve olası sağlık etkileri konusunda derneğimize yapılan başvuruya istinaden hazırlanan görüş raporunda, madende kullanılacak kimyasalların (başta sülfürik asit ve siyanür olmak üzere) hemen hepsinin insan sağlığı ve ekoloji için zararlı olduğu konusunda uyarı yapılmış ve kaza/afet durumunda oluşabilecek olumsuz etkilerin, nehir havzasındaki tüm coğrafyayı ve ekosistemi etkileyebileceği belirtilmiştir.

Madencilikte açığa çıkabilecek atıkların kontrolünü sağlamak üzere 15.07.2015 tarihli Resmi Gazete’de ‘Maden Atıkları Yönetmeliği’ yayınlanmış, Madde-5 Genel Hükümler başlığı altında, maden atıklarının tanımı, miktarı, bertaraf yöntemleri ve gerekli bütün hükümler açıkça belirtilmiştir. Kullanılan siyanürün ve işlemler sırasında açığa çıkan ağır metallerin bu işletmelerdeki patlatma, deprem, yağmur ve diğer etkilerle sızma veya taşma yoluyla etrafa dağılması doğal ortam için ciddi bir potansiyel tehdittir. 2000 yılında Romanya’da meydana gelen maden kazası sonucunda nehirlere karışan baraj atıkları su canlılarının ölümüne neden olmuş, Çernobil nükleer kazasından sonraki en yıkıcı endüstriyel kazalardan biri olarak kayıtlara geçmiştir. Ülkemizde de daha önce Kütahya (2011) ve Giresun Şebinkarahisar’da (2021) benzer kazalar yaşanmıştır.

ATIK SUYUNUN EVAPORATÖRLERLE HAVAYA VERİLMESİ DE HAVADAKİ HİDROJEN SİYANÜR MİKTARINI ARTIRARAK SOLUNUM YOLUYLA ZEHİRLENMELERE YOL AÇABİLİR”

Daha önce toprak yapısının geçirgenliği, gerekli kontrollerin eksikliğiyle atık barajları çevresinde çeşitli sızıntılar yaşanmıştır. Ayrıca açık havuzlardaki siyanürün hidrojen siyanür olarak havaya salınımı da belirli derişimlerde ciddi tehdit oluşturarak hem işletmede çalışanlar hem de atık barajlarına yakın yaşayan her canlı için ciddi bir tehdit oluşturmasına rağmen, baraj etrafında ve belirli yerleşim yerlerinde serbest hidrojen siyanürü izleyen herhangi bir ölçüm ve değerlendirme yönteminin olmayışı, bu etkinin göz ardı edildiğini göstermektedir. Atık suyunun evaporatörlerle havaya verilmesi de havadaki hidrojen siyanür miktarını artırarak solunum yoluyla zehirlenmelere yol açabilir.

BÖLGEDE AKUT SİYANÜR ZEHİRLENMESİNE KARŞI UYARILARDA BULUNULMASI GEREKMEKTEDİR”

Bölgede akut siyanür zehirlenmesine karşı uyarılarda bulunulması gerekmektedir. Siyanür solunum ya da ağız yoluyla vücuda girer ve belli değerlerin üzerinde zehirlenme etkileri ortaya çıkar. Akut zehirlenmede solunum zorluğu, hızlı ve derin solunum, sara nöbetleri, bilinç kaybı, öksürük, burunda tıkanıklık, kanama, deride hassasiyet, ağrı, çarpıntı, bulantı-kusma, koma ve ölüm görülebilirken, uzun süreli maruziyete bağlı tiroid hormon bozuklukları, yorgunluk, baş dönmesi, baş ağrısı, kulak çınlaması, davranış bozuklukları, hafıza kaybı, görme bozuklukları, bayılma, kollarda-bacaklarda uyuşma gibi şikayetler ortaya çıkabilir.

SİYANÜRÜN UZUN ETKİLERİ İÇİN BÖLGEDEN ÖRNEKLER ALINARAK DÜZEY BELİRLENMELİ, TÜM CANLILARIN MARUZİYETİ İÇİN EYLEM PLANI OLUŞTURULMALI”

Bölgede hava, su ve toprakta siyanür ölçümlerine ek olarak kurşun, bakır, civa gibi diğer ağır metallerle ilgili gerekli ölçümler de yapılmalı ve halka bilgi verilmelidir. Siyanürün uzun etkileri için bölgeden örnekler alınmalı düzey belirlenmeli tüm canlıların maruziyeti için eylem planı oluşturulmalı ve önlem alınmalıdır. Ayrıca siyanür yarılanma ömrü 1-3 yıla kadar uzayabildiği için uzun dönem ölçümleri ve sağlık kontrolleri de yapılmalıdır.

ÜLKEMİZDE BİLİMSEL, HALKI, EKOLOJİYİ VE ÇEVREYİ ÖNCELEYEN ÇED RAPORLARI HAYATA GEÇİRİLMELİ”

Eski Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un onayladığı ÇED raporunda, proje alanında toprak kayması riski bulunmadığı belirtilmiş olması ve ardından bu felaketin ortaya çıkması dikkat çekicidir. Bu durum ÇED raporlarının bilimsel ve kamu yararına alınmadığının bir göstergesi olduğunu düşündürmektedir. Ülkemizde bilimsel, halkı, ekolojiyi ve çevreyi önceleyen ÇED raporları hayata geçirilmeli ve ÇED yanında Sağlık Etki Değerlendirme (SED) mutlaka yürürlüğe konulmalıdır.

Türk Toraks Derneği, sürdürebilir gelecek ve yaşamı temel hedefe koymaktadır. Kalkınma öncelikli ve çevreyi, doğayı, ekosistemi öncelemeyen yatırımların karşısındadır. Göçük altında kalan işçilerimizden iyi haberler almak yüreğimizi biraz olsun ferahlatacaktır. İnsan hayatına rağmen bir ekonomik faaliyet yapılamaz.”

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincandaki-zehirli-lic-kaymasi-sonrasi-turk-toraks-derneginden-uyari/feed/ 0
Erzincan’daki maden ocağındaki siyanür ölçümleri açıklandı https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincandaki-maden-ocagindaki-siyanur-olcumleri-aciklandi/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincandaki-maden-ocagindaki-siyanur-olcumleri-aciklandi/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:27:17 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=4487

Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler köyünde liç yığını kayması meydana gelen maden ocağı sahasında incelemelerde bulunan bilim insanları, siyanür ölçümleriyle ilgili açıklama yaptı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi Farmasötik Toksiloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Erdem, “Çok büyük bir kütle hareketi var. Farklı farklı riskler de var. Sadece siyanür değil. Fakat bu risklerin hem siyanür hem de ağır metaller düzeyinde çevre ve insan sağlığı boyuntunda hem toprak hem hava hem suda bir takım analizlerle izlendiğini gördük” dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Sağlık Bilimleri Üniversitesi Farmasötik Toksiloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Erdem, şunları söyledi:

“İnsanların şu anda en çok cevabını merak etiği siyanürle ilgili tartışmaları yerinde görme imkanımız oldu. Araziye de gittik bugün iki sefer çıktık. Siyanürle ilgili yoğunlaşan tartışmalar normal elbette ki. Şu an sahada AFAD’ın, Sağlık Bakanlığı’nın ölçüm cihazları var. Şu anda da sürüyor bu ölçümler. Bu ölçümlerden aldığımız verilere baktığımızda aslında siyanür açısından şu an değerlerin çok da risk teşkil etmediğini gördük. Bu ölçümler işin insan sağlığı ve çevre boyutuna bakarsanız çok büyük bir olay. Çok büyük bir kütle hareketi var. Farklı farklı riskler de var. Sadece siyanür değil. Fakat bu risklerin hem siyanür hem de ağır metaller düzeyinde çevre ve insan sağlığı boyuntunda hem toprak hem hava hem suda bir takım analizlerle izlendiğini gördük. Bu konudaki önerilerimizi de devletimizin yetkilerine sunduk zaten. Bu konuda bizi buraya çağırma nedenleri de budur. Şu anda çevre ve insan sağlığı açısından da benim gördüğüm verilere bakaraz şu an çok acil bir risk oluşturmadığı…”

Bölgedeki zehirli gazlara ilişkin maske takmayı gerektiren bir durum olmadığını söyleyen Erdem, “Aldığımız veriler uluslararası limitlerin oldukça altında. Şu anda öyle bir risk görülmüyor. Şu anda kütlenin hareketlerinden hava değerleri gayet iyi gidiyor hava ölçümleri anlamında” dedi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eczacılık Fakültesi Kimyasal Biyolojik Radyolojik Nükleer Tehditler (KBRN) Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sermet Sezigen ise “İnsan sağlığını tehdit edecek bir siyanür miktarı ölçülmedi” dedi.

Sahada çalışan personelin olası siyanüre maruz kalmamaları için gerekli tedbirlerin alındığını vurgulayan Sezigen, şunları kaydetti:

“Siyanür noktasında bir risk olup olmadığını tespit etmek için AFAD’ın bölgede görevli personelinin dedektörleri var. Bunun dışında, kurumda görev yapan şirket personelinin kendi taşıdıkları kişisel ölçüm cihazları var. Sonrasında, Çevre Bakanlığı düzenli olarak her gün, su ve toprak örneklerinde ölçüm yapıyor. Bir de ilave olarak, bu şirketin baştan beri Çevre Bakanlığı’na bildirdiği bir istasyonu var yerleşim yerine yakın. Şu ana kadar, Çevre Bakanlığı’na kurduğumuz koordinasyon neticesinde, insan sağlık edilecek düzeyde bir siyoner tespit edilmedi. AFAD’taki arkadaşlarımızın da sabit olarak bölgedeki belirli noktalardan günlük olarak yaptıkları, dedektörlerle yaptıkları ölçümlerde olağan dışı bir değer tespit edilmedi. Bununla birlikte, şu an için biz burada bir değeri tespit etmemekle birlikte, ilk müdahalecilerimizin olası bir siyanür maruziyetinde sıkıntı yaşamaması için, kişisel koruyucu, donanım, solunum cihazları dahil olmak üzere görevlerine devam ediyorlar.

“BİZ DE MASKE OLMADAN GÖREVİMİZİ YAPIYORUZ”

“Ama şu aşamada özellikle siz de görüyorsunuz biz de kişisel koruyucu donanımı maskesi olmadan görevimizi yapıyoruz. Ama sahadaki arkadaşlarımız kesinlikle kişisel koruyucu donanımı kullanarak işlerini yapıyorlar. Olay sahasındaki arkadaşlarımızda tüm koruyucu donanımlar mevcut. Onlar zaten öyle çalışıyorlar. Çünkü risk var. Biz de bugün sahanın yakınında bulunduk. Onlarda her türlü donanım var zaten. Fakat orada da aslında siyanur düzeyi anlamında korkutucu bir seviyenin olmadığını biliyoruz ama… Onların takması gerekiyor.”

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincandaki-maden-ocagindaki-siyanur-olcumleri-aciklandi/feed/ 0
İYİ Parti: İliç’teki maden faciası ikinci Çernobil vakasıdır https://www.karadenizhabertv.com.tr/iyi-parti-ilicteki-maden-faciasi-ikinci-cernobil-vakasidir/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/iyi-parti-ilicteki-maden-faciasi-ikinci-cernobil-vakasidir/#respond Wed, 21 Feb 2024 21:45:17 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=4286

İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkanı Taner Demirer, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden faciasına ilişkin “Bu büyük bir felakettir. Bunun örneği de yoktur. Özellikle Doğu Avrupa – Türkiye çizgisinde ikinci Çernobil vakası yaşanmaktadır. Üzerine yağmur gelmesiyle birlikte hidrojen siyanür gazı da atmosfere yayılacaktır. Bu gazın nerelere gideceği bilinmez. Basra Körfezi’ne kadar gidecektir” dedi.

İYİ Parti Milli Güvenlik Politikaları Başkanı Ali Demir ve İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkanı Taner Demirer, Erzincan’ın İliç ilçesinde maden faciasının yaşandığı bölgede incelemelerde bulundu. Bölgede faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları ve bilim insanlarının uyarılarına rağmen bunların dikkate alınmadığını ifade eden Demir, “Dikkate alınmadığı gibi büyük bir umursamazlık içerisinde 2021 yılında Murat Kurum’un Çevre ve Şehircilik Bakanı olduğu dönemde Çöpler Kompleksi Madeni’nin kapasite artırımına da izni verilmiştir” dedi.

İYİ Parti’yi temsilen 2021 yılında bölgeye gelerek incelemelerde bulunan parti heyetinin alınması gereken tedbirleri rapor haline getirerek ilgili kurumlara ilettiğini aktaran Demir, bir sonraki sene ise İYİ Parti Milletvekili Şenol Sunat tarafından soru önergesi verildiğini hatırlattı.

İliç’te 21 Haziran 2022’de yaşanan siyanür sızıntısı ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından işletmenin faaliyetlerinin durdurulduğunu belirten Demir, “Ancak bakanlık bir süre sonra belirlenen eksikler için 16 milyon 400 bin TL idari para cezası yaptırımı uyguladıktan sonra işletmeci firmaya tekrar faaliyet izni vermiştir” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, 29 Haziran 2022 tarihli TBMM grup toplantısı sırasında konuyu tekrar gündeme getirdiğini kaydeden Demir, tüm uyarılara rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını vurguladı.

Demir şöyle devam etti:

“İLİÇ’TE 2 YIL ÖNCE YAŞANAN SİYANÜR SIZINTISI FELAKETİ HEPİMİZ İÇİN BİR DERS OLMALIYDI”

“Bugün itibariyle, ilgili maden firmasının faaliyetinin durdurulmasına neden olan eksikliklerin giderilip gidermediğini ve ayrıca hangi gerekçe ile 2021 yılında kapasite artırımına izni verildiğini kamuoyu gibi bizler de merak ediyoruz. Ödenen 16 milyon 400 bin TL idari para cezasının bölgedeki risk ve tehditleri ortadan kaldırmadığını dün hep birlikte çok acı bir şekilde gördük. Oysa, İliç’te 2 yıl önce yaşanan siyanür sızıntısı felaketi hepimiz için bir ders olmalıydı. Benzeri felaketlerin bir daha yaşanmaması için dünkü olaydan ders çıkarılmalı ve olay tüm boyutlarıyla değerlendirilmelidir.”

Çöpler Madeni Bölgesi’ni işleten maden firmasının yurtdışı ortağına ait yaklaşık 221 milyon lira vergi borcunun silindiğine yönelik haberlere de işaret eden Demir, bu borcun hangi gerekçe ile silindiğini sordu.

İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkanı Taner Demirer ise şunları söyledi:

“DOĞU AVRUPA – TÜRKİYE ÇİZGİSİNDE İKİNCİ ÇERNOBİL VAKASI YAŞANMAKTADIR”

“Yaşanan olay doğal bir toprak kayması değildir. Maden firması tarafından işlenmiş toprağın uygun şekilde yerleştirilmemiş olması sebebiyle meydana gelmiş bir kaymadır. Bu toprak siyanürlü dolu, ağır metal içeren, adeta jöle kıvamında su gibi akan bir toprak büyük bir çukuru doldurmuştur. Bu büyük bir felakettir. Bunun örneği de yoktur. Özellikle Doğu Avrupa – Türkiye çizgisinde ikinci Çernobil vakası yaşanmaktadır. Üzerine yağmur gelmesiyle birlikte hidrojen siyanür gazı da atmosfere yayılacaktır. Bu gazın nerelere gideceği bilinmez. Basra Körfezi’ne kadar gidecektir.”

Avrupa Birliği tarafından tasfiye edilen bir metodun bölgede uygulanmaya devam ettiğini dile getiren Demirer, “Bu toprak yığınından yer altı sularımıza siyanür sızıntısı devam edecektir. Bölgedeki barajlara ve göllere, zaman içerisinde Fırat’a sızacaktır. Özellikle toprakta yaşamı sonlandıracaktır. Yer altı suları siyanürlü olacaktır. Akarsulardaki balıklar ölecektir” diye konuştu. Yaşananların kısa vadede olduğu gibi uzun vadede de sonuçları olacağının altını çizen Demirer, bölgedeki köylerin gözetim altına alınması gerektiğine dikkat çekti.

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/iyi-parti-ilicteki-maden-faciasi-ikinci-cernobil-vakasidir/feed/ 0
Erzincan’da altın madeninde toprak kayması: 9 işçi hala kayıp https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincanda-altin-madeninde-toprak-kaymasi-9-isci-hala-kayip/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincanda-altin-madeninde-toprak-kaymasi-9-isci-hala-kayip/#respond Mon, 19 Feb 2024 09:18:15 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=4155 Erzincan’ın İliç ilçesindeki Çöpler altın madeninde meydana gelen toprak kaymasında toprak altında kalan 9 işçiyi arama çalışmaları halen devam ediyor.

Uzmanlar maden ocağıyla ilgili yıllardır pek çok uyarı yapıldığını, böyle bir kazanın meydana gelebileceğinin bilindiğini ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını belirtiyor.

Altın madenciliği dünyada oldukça yaygın bir madencilik türü.

İstatistik sitesi Statista’ya göre 2022 yılında dünyada yaklaşık 3 bin ton altın üretildi.

Dünya Altın Konseyi verileri, 2022 yılında dünyanın en büyük altın üreticisinin, küresel üretimde yaklaşık yüzde 10’luk bir pay ile Çin olduğunu gösteriyor.

Çin’i Rusya, Avustralya, Kanada ve ABD izliyor.

En çok altın üreten madencilik şirketleri ise ABD ve Kanada ortaklığındaki Newmont ile merkezi Toronto’da bulunan Barrick Gold.

Peki altın madenciliği dünyada nasıl yapılıyor? Siyanür her yerde kullanılıyor mu? Kazalar ne kadar yaygın?

Altın madenciliği yöntemleri

Altın madenciliği, 10 yıla kadar sürebilen bir araştırma süreciyle başlayan, daha sonra geliştirme ve sondaj aşamalarıyla devam eden çok aşamalı bir süreç.

Üretimin yapıldığı madenler 30 yıla kadar aktif kalabiliyor.

Altın madenciliğinin farklı yöntemleri var:

Altını ayrıştırma

Altın, çıkarılan kayaçların arasında gözle görülür büyüklükte ise siyanür kullanmadan ayrıştırılabiliyor.

Düşük maden potansiyeline sahip yataklarda ise siyanür kullanılıyor.

Bu işlemde kayaçtan elde edilen cevher siyanür ile işleniyor ve siyanür altını çekiyor.

Geriye kalan siyanürlü atık, su ile arındırılıyor ve bir havuzda tekrar kullanılmak üzere tutuluyor.

Birçok uzman siyanürün en etkili ve ekonomik yöntem olduğunu söylerken bazıları bu sürecin tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor.

Cıva da altını ayrıştırmak için kullanılan bir kimyasal.

Cıvanın beyin hasarına, ağır hastalıklara ve doğumda komplikasyonlara yol açtığı gerekçesiyle 2013 yılında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 140’tan fazla ülke, cıva kullanımını küresel çapta ortadan kaldırmayı taahhüt etmişti.

Büyük ölçekli madenlerde cıva kullanımı sona erse de dünyanın birçok yerinde küçük ölçekli madencilikte kullanımının devam ettiği bildiriliyor.

Siyanür her yerde kullanılıyor mu?

Maden Mühendisleri Odası’na göre dünyada altın üretiminin yaklaşık yüzde 85’inde siyanür kullanılıyor.

Dünyanın en büyük şirketlerine bakıldığında siyanürün yaygın bir şekilde kullanıldığı görülüyor.

Ancak bazı ülkelerde siyanür kullanımına yönelik çeşitli kısıtlamalar var.

Avrupa Parlamentosu, 2010 yılında Avrupa Komisyonu’nu siyanür madenciliğinin tamamen yasaklanması için harekete geçmeye çağıran bir karar tasarısını oyladı.

Ancak Komisyon böyle bir yasağı uygulamak için mevzuat önermeyi reddetti.

Güney Afrika Madencilik ve Metalurji Enstitüsü’ne (SAIMM) göre ABD’de altın işlemede siyanür kullanımı Montana ve Wisconsin eyaletlerinde yasak.

Arjantin’de de bazı eyaletler siyanür madenciliğini yasakladı, ancak federal düzeyde bir yasak bulunmuyor.

2002 yılında Çekya Parlamentosu, altın madenciliğinde siyanürü yasaklama kararı aldı.

Macaristan’da da 2009 yılında siyanür ile madenciliğin tamamen yasaklanmasına karar verildi.

Geçmişte yaşanan kazalar

Maalesef altın madenciliğinde de insanları ve çevreyi olumsuz etkileyen kazalar oldukça yaygın.

Romanya’da 2000 yılında yaşanan maden kazası, Çernobil’den sonra Doğu Avrupa’daki en yıkıcı endüstriyel kazalardan biri olarak kayıtlara geçti.

Baia Mare siyanür sızıntısı olarak anılan olayda nehre karışan zehirli madde büyük bir çevre felaketi yarattı.

Macaristan ve Sırbistan’a da ulaşan sızıntı nedeniyle Tuna Nehri’nde toplu balık ölümleri yaşandı.

Yakın geçmişte altın madenlerinde yaşanan diğer büyük kazalarsa şöyle:

1971: Romanya’daki Certej adlı altın madeninde yaşanan bir kazada atık suyun depolandığı barajın patlaması sonucu 300 bin metreküp zehirli su Certeju de Sus adlı kasabayı bastı. Olayda 89 kişi hayatını kaybetti.

1984: Papua Yeni Gine’deki Ok Tedi madeninde 2 milyar tondan fazla işlenmemiş atık su maden çevresine boşaltıldı. Zehirli atıkların bölgede yaşayan en az 50 bin kişiyi etkilediği düşünülüyor.

Aynı yıl Kanadalı şirket Galactic Resources’un ABD’de işlettiği Summitville adlı altın madeninde siyanür kullanılması üzerine 610 bin metreküp zehirli atık suyun biriktiği anlaşıldı. Şirketin iflas etmesi üzerine ABD hükümeti, atık suyun temizlenmesi için yüzlerce milyon dolar harcamak zorunda kaldı.

1995: Kanadalı Omai Gold Mines şirketinin Guyana’da işlettiği madende büyük bir sızıntı yaşandı. Yaklaşık 3 milyon metreküp siyanürlü atık suyun bölgedeki Omai ve Essequibo nehirlerine karıştığı ortaya çıktı.

1996: Filipinler’deki Marcopper Mining adlı Kanadalı şirketin işlettiği Mt. Tapian altın madeninin tünellerinde oluşan çatlak zehirli atıkların Makulapnit-Boac nehrine taşmasına neden oldu. Sızıntı, kısa sürede bölgeye yayılırken, çok sayıda köy tahliye edildi. Tarım alanları kullanılamaz hale geldi.

1998: Kanadalı Centerra Gold şirketinin Kırgızistan’da işlettiği Kumtor altın madenine sodyum siyanür taşıyan bir kamyon Barşkaun nehrine düştü.

2000: Avustralyalı Dome Resources adlı şirketin Papua Yeni Gine’deki Tolukuma altın madenine malzeme taşıyan helikopterden siyanür içeren bir tonluk kargo ormana düştü.

2006: Avustralya’da Beaconsfield Madeni çöktü. Bir madenci hayatını kaybetti ve iki madenci iki hafta boyunca yer altında mahsur kaldı.

2009: ABD’li Newmont Mining şirketinin Gana’daki Ahafo madeninden bölgedeki akar sulara siyanür sodyum karıştığı tespit edildi. Olayın ardından çok sayıda balık ölümü kayıtlara geçti.

2014: Güney Afrika’da 2009’dan bu yana meydana gelen en kötü maden kazalarından birinde Johannesburg’da Harmony Gold’un Doornkop adlı madeninde yer altında çıkan yangında mahsur kalan sekiz maden işçisi ölü bulundu.

2015: Kanadalı Barrick Gold adlı şirketin Arjantin’de işlettiği Veladero altın madeninde siyanür sızıntısı yaşandı. Bin metreküpten fazla siyanürlü atık su Potrerillos nehrine karıştı. Yetkililer olayın bir vana sorunundan kaynaklandığını söyledi. İlerleyen günlerde siyanürlü suyun beş nehre ulaştığı tespit edildi.

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincanda-altin-madeninde-toprak-kaymasi-9-isci-hala-kayip/feed/ 0
Gökhan Günaydın: Bu Kapasite Artırımlarının Sonrasında Orada O Felaket Meydana Gelmiştir. https://www.karadenizhabertv.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/#respond Sun, 18 Feb 2024 21:00:29 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=4085

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Çöpler Altın Madeni’nde yaşanan facia ile ilgili açıklamalarda bulundu. Günaydın, “Bu ÇED raporunu yazan firmanın, o firmada bu rapora imza atanların bu işte bir sorumluluğu var mıdır, yok mudur? Yoksa bu rapordan aldıkları ve ceplerine koydukları paralar yanlarına kalmaya devam edecek midir? TMMOB, bu raporların tamamının doğru, bilimsel olmadığını, bölgenin son derece tehlikeli olduğunu açıklamasına rağmen bu ÇED raporunu veren Murat Kurum, şu anda neden Erzincan İliç’te değil de İstanbul’da siyasi faaliyetlerine devam edebilmektedir? Bu rahatlığının sebebi nedir? Çünkü bu kapasite artırımlarının sonrasında orada o felaket meydana gelmiştir. 9 işçi kardeşimizin hesabını Murat Kurum vermeyi düşünmekte midir acaba? Bundan dolayı acaba uykusu kaçmakta mıdır? 10 milyon metreküp liç yığınından siyanür sıkıntısını nasıl önleyeceksiniz ” diye sordu.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Günaydın, şunları söyledi:

“Erzincan’da, İliç’te Anagold firması tarafından işletilen altın madeninde meydana gelen maden kazasından daha çok aslında bir madencilik cinayeti sonrasında, 9 işçi kardeşimin liç yığınları altında kalmasından çok büyük üzüntü duyuyoruz. Bütün ümidimiz onlarladır ki bir an evvel kendilerine ulaşılsın ve yine diliyoruz ki nefes alırken ve sağlıkla yaşama döndürülsünler, ailelerine, evlerine dönebilsinler. Bu facia, çok yönlü bir araştırmayı gerektiriyor. Çünkü göz göre göre gelen, tüm ikazlara rağmen, bu ikazlara aldırmaksızın yapılan faaliyetler sonrasında tablo bu noktaya geldi. Daha ilginç olan bir şey var ki TBMM’de bugün 2/1959 sayılı, madenciliği daha da liberalize eden, kamu yararından uzaklaştıran, çok daha fazla şirket karına odaklatan bir düzenleme TBMM gündemine gelecekti. Ancak bugün itibarıyla bunun görüşmelerini geri çektiler ve başlamamaya karar verdiler. Bugün Sağlık Bakanlı ile ilgili bir teklif görüşülecek. Çarşamba-perşembe görüşülecek, haftaya bu gelecek mi?

“KAMUOYUNUN HİSSİYATI, DUYARLILIĞI AZALINCA MADENCİLİKLE İLGİLİ BU LİBERAL DÜZENLEMEYİ BİR KERE DAHA GETİRMEYİ DENEYECEKLER”

Yapacaklarını söyleyeceğim: Kamuoyunun hissiyatı, duyarlılığı azalınca madencilikle ilgili bu liberal düzenlemeyi bir kere daha getirmeyi deneyecekler. O halde soruyu şöyle soralım mı? Mesele duyarlılığın arttığı zamanlarda dikkatli olma meselesi midir yoksa Türkiye’nin taşını, toprağını, ekosistemini, doğasını, insanını, işçisini koruma meselesi midir? Ben iktidarı bu alanda duyarlı olmaya çağırıyorum.

“2000 YILINDA ÇEK CUMHURİYETİ, 2002’DE ALMANYA, 2009’DA MACARİSTAN SİYANÜRLE ALTIN MADENCİLİĞİ FAALİYETLERİNE SON VERDİLER”

İliç’te meydana gelen altın madeni faciası neyle yapılan bir madencilikti? Siyanürle yapılan bir madencilikti. Bugün bize anlatabilirler, dünyanın her tarafında böyle yapılıyor. 20 yıl evvel bu böyleydi ama 2000 yılında Romanya’da meydana gelen bir siyanürün Tuna Nehri’ne karışması sonrasında neredeyse Sırbistan’ın, Macaristan’ın tatlı su kaynakları yok edildi. Yüzlerce ton su balığı yaşamını yitirdi ve bu, büyük bir çevre felaketine yol açtı. Bunun sonrasında 2000 yılında Çek Cumhuriyeti, 2002’de Almanya, 2009’da Macaristan siyanürle altın madenciliği faaliyetlerine son verdiler. 2010 yılından itibaren de AB, siyanürle altın madenciliğinin AB topraklarında yapılmamasına yönelik bir tavsiye kararı aldı ve yayınladı.

“TÜRKİYE’DE ÇED RAPORU DEMEK, ÇED FİRMASI SAHİPLERİNİ ZENGİN ETME DEMEK. ÇÜNKÜ ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞINA VERİLEN ÇED RAPORLARININ YÜZDE 99’U OLUMLU RAPORLAR”

Bizde değişen bir şey oldu mu? Olmadı. 2010 yılından beri bu maden faaliyetlerine devam ediyor. Bir Kanadalı firma ve onun yerli ortağı var. Anagold. 2010 yılından sonra kapasite genişlemesine yönelik talepleri oldu mu? 2014 ve 2021 yılında iki kez kapasite artırımı söz konusu oldu. Bu kapasite artırımları sonucunda, 687 hektarlık alanda yapılan altın madenciliği, bin 746 hektara yükseltildi. Bununla ilgili ÇED raporları var mı? Türkiye’de ÇED raporu demek, ÇED firması sahiplerini zengin etme demek. Çünkü Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verilen ÇED raporlarının yüzde 99’u olumlu raporlar. Yani adeta dosyayı tamamlamak için kamu kaynaklarından ÇED firması sahipleri zengin ediliyor. Burayla ilgili verilen ÇED raporunda ne denmiş? ‘Toprak kayması riski genellikle kayalıkların çok çatlak olduğu, sıvılaşmaya hazır yüzeysel topraklar, killerin bulunduğu yerlerde daha yüksektir. Oysa çalışma alanı düşük miktarda yağış aldığından ve yüzeyde bitki örtüsü az masif kireç taşı ve mermer kütleleri bulunduğundan heyelan potansiyeli taşımamaktadır.’

“BU ÇED RAPORUNU YAZAN FİRMANIN, O FİRMADA BU RAPORA İMZA ATANLARIN BU İŞTE BİR SORUMLULUĞU VAR MIDIR, YOK MUDUR”

ÇED raporu diyor ki ‘TMMOB ve bazı çevreler buralarda toprak kayması olabilir. Liç yığınları kayabilir. Buradan siyanürler yeraltı sularına ve Fırat Nehri’ne karışabilir’ diyorsa da ‘Biz orada gözlem yaptık. Yağışlar azdır. Ayrıca bitki örtüsü de vardır. Dolayısıyla orada bir heyelan olmaz’ diyor. Oldu mu bir heyelan. Evet. Toplam 300 dekardan fazla alana 10 milyondan fazla metreküp liç yığını yığıldı. O halde bu ÇED raporunu yazan firmanın, o firmada bu rapora imza atanların bu işte bir sorumluluğu var mıdır, yok mudur? Yoksa bu rapordan aldıkları ve ceplerine koydukları paralar yanlarına kalmaya devam edecek midir? İlk sorum bu.

“9 İŞÇİ KARDEŞİMİZİN HESABINI MURAT KURUM VERMEYİ DÜŞÜNMEKTE MİDİR ACABA? BUNDAN DOLAYI ACABA UYKUSU KAÇMAKTA MIDIR”

TMMOB, bu raporların tamamının doğru, bilimsel olmadığını, bölgenin son derece tehlikeli olduğunu açıklamasına rağmen bu ÇED raporunu veren Murat Kurum, şu anda neden Erzincan İliç’te değil de İstanbul’da siyasi faaliyetlerine devam edebilmektedir? Bu rahatlığının sebebi nedir? Çünkü bu kapasite artırımlarının sonrasında orada o felaket meydana gelmiştir. 9 işçi kardeşimizin hesabını Murat Kurum vermeyi düşünmekte midir acaba? Bundan dolayı acaba uykusu kaçmakta mıdır?

“TÜRKİYE’NİN DOĞASIYLA, İNSANIYLA HİÇ EDİLDİĞİ, RANTA KURBAN EDİLDİĞİ BİR MEMLEKETİN EVLATLARIYIZ”

Binali Yıldırım diyor ki ‘Bunlar birkaç kepçeyle alınabilecek şeyler değildir.’ Biz de biliyoruz, doğru. 10 milyon metreküp. Sonra, ‘Fırat’a gitmekte olan Sabırlı Deresi ile Fırat arasına menfez koyduk. Bir su karışması mümkün değildir.’ Membran koymuşlar. Membranlar bunları önleyecekmiş. Fırat’ın önüne menfez koydunuz. Peki 10 milyon metreküp liçli, siyanürlü topraktan sızan siyanürün toprak altı su kaynaklarına erişebilmesini nasıl engellemeyi düşünüyorsunuz? Eğer burada bu kapasite artırımları verilmeseydi orada 300 metreyi bulan dev gibi yığınlar yığılır mıydı ve onlar bir toprak kütlesi halinde değil de adeta bir sel gibi vadiye böyle akabilir miydi? Türkiye’nin doğasıyla, insanıyla hiç edildiği, ranta kurban edildiği bir memleketin evlatlarıyız.

“TÜRKİYE’NİN ALTINI DİĞERLERİ TARAFINDAN PAYLAŞILIYOR. BİZE DE BUNUN DOĞA FELAKETİNİ ÇEKMEK KALIYOR”

AKP, altın madenciliği faaliyetiyle övünüyor. 2020’de 41 ton altın çıkartıldı. Şimdi de 30 tonlar civarında bir uygulamayla gidiliyor. Bu altın madenciliğinin bu memlekete bir kuruş faydası var mıdır? Benim memleketime gelecekler. Karadeniz’den Kaz Dağları’na, Erzincan’ın İliç’ine Bergama’sına, Uşak’ına kadar, Türkiye’nin her tarafını siyanürle liçleyecekler. Çıkartılan altının yüzde 98-99’unu götürecekler. Siyanürü, liçi ve doğa felaketi bize kalacak. Burada büyük bir rant ortaklığı vardır. Yabancı firmalar ve siyasetin durumuna göre onlara eşlik eden, geçen dönemin FETÖ’cü firmaları, bu dönemde onların yerine gelen iktidarın yandaşı firmalar, o yabancıların Türkiye’deki halkla ilişkiler faaliyetlerini, bürokrasideki izinlerini, siyasetle ilişkilerini düzenliyorlar. Rant hep beraber bölüşülüyor. Türkiye’nin altını diğerleri tarafından paylaşılıyor. Bize de bunun doğa felaketini çekmek kalıyor.”

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/gokhan-gunaydin-bu-kapasite-artirimlarinin-sonrasinda-orada-o-felaket-meydana-gelmistir/feed/ 0