MMU KAAN F-35’ten daha mı büyük? İşte MMU KAAN tasarımı!
Milli Muharip Uçak KAAN geçtiğimiz günlerde ilk uçuş testini tamamladı. Başarılı bir kalkış ve inişin ardından büyük beğeni toplayan uçak ilk kez tam anlamıyla tasarımını da göstermiş oldu. Gelen ilk tepkiler arasında “F-35’ten daha mı büyük?”, “Gereğinden daha büyük olmamış mı?” gibi ifadeler yer aldı. Peki bu iddialar ne kadar doğru?
Öncelikle “MMU KAAN mı daha büyük yoksa F-35 mi daha büyük?” sorusuna cevap vererek başlayalım. Evet MMU KAAN, F-35’ten daha büyük. Her iki uçağı da sizler için boyut olarak kıyasladığımız bir tablo hazırladık. İşte tablonun detayları:
Tablo üzerinde de görüldüğü üzere MMU KAAN, F-35A, B ve C uçaklarından yaklaşık 6 metre daha uzun ve kanat açıklığı olarak 1 ile 4 metre arasında daha büyük. Yükseklik bakımındansa yaklaşık 1.43 metre daha büyük diyebiliriz. Burada yapılan yorumlar “uçağın yanlış tasarlandığı” vb. yönünde. Konuyla ilgili olarak TUSAŞ tasarım ekibi uçağın tüm boyutlarının gerektiği ölçülerde olduğunu ve radar konusunda uçağın yeterli donanıma sahip olduğunu bildirmekte.
Milli Muharip Uçak KAAN uçtu! KAAN özellikleri (Video)
Peki F-35 mi daha iyi yoksa MMU KAAN mı? Bu sorunun cevabı olaraksa sizler için yine bir tablo hazırladık. İşte tablomuzun detayları:
Aviyonikler bakımından iki uçağın kıyaslandığı tablo:
Akyol, “Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı” için bulunduğu Antalya’da AA muhabirine, hava savunma alanında Türkiye’nin çok önemli mesafeler aldığını belirtti.
Hava savunmanın en alçak irtifa, alçak irtifa, orta ve yüksek irtifa şeklinde katmanlı bir yapı olduğunu söyleyen Akyol, mühimmatı parçacıklı KORKUT sisteminin çok yakın hava savunmasında önemli olduğunu kaydetti.
Bu sistemin TSK’ya önemli sayıda teslimatını yaptıklarına dikkati çeken Akyol, “İhracatıyla birçok ülke ilgileniyor. Türkiye artık bunları kendi imkanlarıyla üretiyor, kullanıyor ve harekatta da olumlu sonuçlar alıyoruz. İçindeki akıllı mühimmatına kadar, ASELSAN paydaş kuruluşlarıyla üretebiliyor.” dedi.
Hava savunmada önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olacak”
Tam bağımsız savunma sanayii için çalıştıklarını ifade eden Akyol, bunun için kritik bileşenlerden olan radarda olağanüstü performans ve başarı sağladıklarını bildirdi.
Ahmet Akyol, hava savunma sistemleri için geliştirdikleri radarlarla, Türkiye’nin üzerinden geçen Alper Gezeravcı’nın vardığı ISS’nin tespit edildiğini belirtti.
SİPER’in bu yıl envantere gireceği bilgisini veren Akyol, sözlerini şöyle sürdürdü:
“SİPER ile uzun menzil yüksek irtifa hava savunmayı da envantere kazandırmayı sağlamış olacağız. ASELSAN, TÜBİTAK, ROKETSAN ve binlerce KOBİ’nin katkıları ile Türkiye bu seviyeye geldi. Devletimizin liderliğinde uçtan uca hava savunma katmanını 2024’te tamamlamış olacağız. SİPER Blok-2 ve SİPER Blok-3 var. Hibrit hava savunma dediğimiz GÜRZ sistemimiz var. Onda da önemli aşamaları geçtik. Bir platform üzerinden hem parçacıklı mühimmat atabilme hem kısa mesafe önleyebilen füzeler atabilme gibi değişik senaryolarda aynı anda angajman yapabilme gibi birkaç yeteneği bir arada bulunduran bir sistem. Bu anlayışla hava savunmada da önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olacağını söyleyebilirim.”
“HİSAR-O ve HİSAR-O+ da envantere girdi”
HİSAR-A ve HİSAR-A+’nın envantere girdiğinin altını çizen Akyol, şöyle konuştu:
“Bir üst katmanındaki HİSAR-O ve HİSAR-O+ da envantere girdi. Bazı geliştirmelerle menzili biraz daha uzatmak üzere paydaş kuruluşumuz ROKETSAN ile çalışıyoruz. Hava savunma, arayıcı başlıklarından, bu başlığın yapımındaki tozdan başlayarak malzemesine kadar yerlileştirdiğimiz bir alan. Bugün Türkiye’nin karşılaştığı zaman zaman haksız ambargolar artık bizi toz metalinden başlayacak seviyede yerlileştirmeye götürmüş durumda. Hava savunma, arayıcı başlıklardan haberleşme sistemlerine, radarlarından elektro optik sistemlerine, komuta kontrolünden navigasyonuna, dost düşman tanıma sistemlerinden atış kontrol algoritmaları komuta kontrol sistemlerine kadar tüm teknolojileri tek platformda buluşturduğumuz büyük bir sistem.”
Akyol, 2023’te ASELSAN olarak 20’ye yakın yeni ürün çıkardıklarını dile getirdi.
Geçen yıl Türkiye’nin ilk insansız deniz aracı MARLİN’in Türkiye’nin envanterine girdiğini hatırlatan Akyol, kara ve denizde olduğu gibi denizaltında da insansız sistemlere yöneldiklerini kaydetti.
İnsansız denizaltı aracı DERİNGÖZ’ün bir kamu kurumunun su altı faaliyetleri için kullanıma sunulmak üzere son çalışmalarının yapıldığını vurgulayan Akyol, “Su altında DERİNGÖZ, su üstünde MARLİN, karada da TUNGA ve ERTUNGA gibi ürünleri 2023’te önemli aşamaya getirdik, hatta bazılarının ihracatını yaptık. 2024’te de insansız yeni ürünler ve yeni ihracat çalışmalarına odaklanacağız.” diye konuştu.
ASELSAN’ın insansız araçlara kattığı çok sayıda hareket konseptinin olduğuna dikkati çeken Akyol, su altındaki sensörlerden radarlara, elektro optik sistemlerden haberleşme sistemlerine kadar birçok fonksiyonu insansız sistemlere katma yeteneklerinin bulunduğunu dile getirdi.
“Yüksek hızlı ağırlık ölçüm sistemi geliştirdik”
Savunma sanayii teknolojilerini sivile aktarmak için de çalıştıklarına değinen Akyol, metro ve TCDD Taşımacılık’ta geliştirdikleri yerli ve milli sinyalizasyon sistemlerinin kullanılmaya başlandığını anımsattı.
Ulaştırma sektöründe de çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Akyol, sözlerini, “Yük taşıyan araçları, 120 kilometre hıza kadar durdurmadan ağırlıklarını ölçebilecek, boyutlarını, aks başına düşen ağırlık miktarını ölçebilecek, plakasını anlık tanıyabilecek ve bütün bunları trafiği durdurmadan yapabilecek yüksek hızlı ağırlık ölçüm sistemini geliştirdik. Bu sistemin ihracatını dost bir ülkeye yaptık. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına milli teknolojilere sahip çıktığı için teşekkür ediyorum.” diye tamamladı.
]]>Şirket açıklamasına göre, yeni Opel Combo Elektrik’teki; elektrikle etkinleşen güneş koruması ve çok yönlü baş üstü saklama alanlarına sahip panoramik tavan, yolculara konforlu seyahat deneyimi sunuyor. Toplamda 27 adet saklama alanıyla 186 litreye varan geniş depolama alanı, seyahat veya günlük eşyalar için kullanıcıya geniş bir alan sunuyor. Opel’in hayatı kolaylaştıran pratik yeniliklerinden biri olan ve bagaj kapağından bağımsız olarak açılan arka cam, kargo alanına pratik erişim imkanı sunuyor.
Opel’in yüksek teknolojiyle donatılmış elektrikli motoruyla güçlendirilen yeni Combo Elektrik, tamamen elektrikli yapısıyla uzun seyahatleri verimli ve çevreci bir deneyim haline getiriyor. Zemin altında konumlandırılan 50 kWh boyutundaki batarya, yolcu ve bagaj bölmesinde kullanım pratikliği ve ek hacim sağlıyor. WLTP’ye göre tek bir şarjla 330 kliometreye kadar yol kat edebilen Combo Elektrik, maksimum verimlilik ve düşük tüketimi ile öne çıkıyor. Isı pompası, bataryayı koruyarak Combo Elektrik’in bir önceki nesle göre 50 kilometre daha fazla menzil sunmasına katkı sağlıyor.
Yeni Combo Elektrik, 100kW/136 HP güç ve 260 Nm tork ile performans beklentilerini iyi bir şekilde karşılıyor. 135km/s maksimum hıza uluşabilen Opel Combo Elektrik, sürüş gereksinimlerine bağlı olarak Eco, Normal ve Power olmak üzere 3 farklı sürüş modu arasında seçim imkanı sağlıyor. Opel’in sürdürebilir mobilite yaklaşımı, Combo Elektrik’in rejeneratif enerji kazanım sistemi sayesinde bir kez daha kendini gösteriyor. Enerji açısından verimli bir sürüş sağlaması amaçlanan Combo Elektrik, direksiyon arkasında yer alan kulakçıklar sayesinde üç farklı enerji kazanım seviyesi sunabiliyor. Böylece sürüş esnasında harcanan enerjinin bir kısmı rejeneratif frenleme teknolojisiyle geri kazanılabiliyor. En üst düzey verimlilik sunması için geliştirilen 50 kWh boyutundaki batarya, 7,4 kW entegre şarj cihazıyla 100 kW’a kadar hızlı şarj sistemini destekliyor. Combo Elektrik, yaklaşık 30 dakikada batarya kapasitesinin yüzde 80’ine kadar şarj olabiliyor.
18 farklı ileri teknoloji sürüş destek sistemi
Combo, tarihinde ilk kez uyarlanabilir, karşıdan gelen sürücünün gözünü kamaştırmayan IntelliLux LED Matrix farlar ile donatılıyor. IntelliLux LED Matrix far sistemi, her bir aydınlatmada 7 adet olmak üzere toplamda 14 LED hücresiyle, karanlık yol koşullarında yoldaki diğer kullanıcıların gözlerini kamaştırmadan en iyi şekilde yolun aydınlatılmasını sağlıyor. Zafira Elektrik de sürücüye en iyi görüş alanını sağlayan Full LED far teknolojisiyle donatılıyor.
Yeni Combo Elektrik ve Zafira Elektrik üst düzey güvenlik donanımlarıyla her yol koşulunda maksimum güveni sunuyor. Her biri toplamda 18 adede kadar ileri teknolojiye sahip sürüş destek sistemleri, her iki modelde de yer alıyor. Hız Sabitleme Sistemi, Yüksek Çözünürlüklü 180 Derece Geri Görüş Kamerası ve her yol koşulunda en üst düzey yol tutuşu sunmayı vadeden Intelli-Grip teknolojisi bunlardan bazıları.
Eğim-iniş kontrolüne sahip Intelli-Grip teknolojisi kar, çamur veya kum gibi zorlu yüzeylerde yol tutuş sağlıyor. Ön ve arka sensörler ile Yan Koruma ve Kör Nokta Uyarısı gibi işlevler manevra yapmayı kolaylaştırırken, Sürücü Yorgunluk Tespit Sistemi, Trafik İşareti Tespit Sistemi, Şerit Koruma Özelliği ile Şerit İhlali Uyarı Sistemi ve Aktif Acil Frenleme Sistemi ile Ön Çarpışma İkazı gibi çok sayıda gelişmiş güvenlik teknolojisi sunuluyor.
Yeniden tasarlanan ergonomik kokpit ile her iki modelde de güvenlik ve konfor daha da artırıldı. Yeni kokpit, Qualcomm Technologies’in entegre Snapdragon Cockpit platformunu kullanıyor. 10 inç boyutundaki renkli dokunmatik ekranlı yeni bilgi-eğlence sistemi, diğer birçok içeriğin yanı sıra en önemli görevleri “Hey Opel” özelliğiyle de yönetebiliyor. Bunun dışında kullanıcılar, uyumlu akıllı telefonları ile Apple CarPlay ve Android Auto üzerinden Opel’in gelişmiş bilgi-eğlence sistemlerine kablosuz olarak bağlanabiliyor; telefonlarını yine kablosuz olarak şarj edilebiliyorlar.
Yeni Zafira Elektrik
Tamamen elektrikli Zafira 75 kWh batarya ile sunuluyor. Daha da geliştirilen 75 kWh kapasiteli üst düzey verimli batarya, WLTP verilerine göre 350 kilometreye kadar menzil sunuyor. Opel, Zafira Elektrik’te yer alan rejeneratif frenleme özelliği sayesinde verimliliği daha da artıyor. Çok fonksiyonlu direksiyon simidinin arkasında yer alan kulakçıklarla ayarlanabilen üç farklı enerji geri kazanım modu, Zarifa Elektrik’in şehir içi kullanımlarında çok daha verimli olmasını sağlıyor. Zafira Elektrik, 7,4 kW entegre şarj cihazı kullanılarak alternatif akımla hızlı bir şekilde şarj edilebiliyor. 75 kWh batarya, 100 kW DC hızlı şarj istasyonunda 45 dakikada yüzde 80 kapasiteye kadar şarj olabiliyor.
Zafira Elektrik, 100 kW/136 HP elektromotorla yollara çıkıyor. İlk hareket anından itibaren 260 Nm maksimum tork değeri ile tamamen emisyonsuz bir sürüş deneyimi sunan Zafira Elektrik, 130 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor.
Combo Elektrik’te olduğu gibi Zafira Elektrik’te de her sürüş ihtiyacına yönelik Normal, Eco ve Power olmak üzere 3 farklı sürüş modu sunuluyor.
]]>DEMOKRAT Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, “Son 20 yılda çiftçilerimizden başlayarak, esnafımız, dar gelirli vatandaşlarımız sosyoekonomik statüsünü yitirdi. Siyasilere düşen vazife de bu büyük ülkeyi, o büyük potansiyeliyle buluşturabilmektir” dedi.
DP Osmaniye İl Başkanlığı’nın 14’üncü Olağan İl Kongresi, Ticaret Odası Konferans Salonu’nda yapıldı. Mevcut başkan Muhammet Güloğlu’nun tek aday olduğu kongrede, DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, milletvekilleri, il, ilçe yöneticileri ve partililer yer aldı. Geçmiş dönem faaliyet ve gelir-gider raporu sunumuyla başlayan kongrede konuşan Genel Başkan Gültekin Uysal, “Her şeye rağmen, bütün dayatmalara, kısıtlamalara rağmen Millet İttifakı’ndan yana irade koymuş, demokrasiden yana taraf olmuş yüzde 48’i büyütmek bizim sorumluluğumuzdur. Onu örselemek, bizim sorumluluğumuz değildir. Milletin umudunu örselemektir. Milletin halinin kötü olmasından daha kötüsü büyük bir ümitsizlik içerisine düşmesidir. Bugün, içerisine düşmüş olduğumuz bu ümitsizlik sarmalından çıkaracak olan da yine bizleriz, siyasi partilerdir. Bu noktada sorumluluğumuzun bilinci içerisinde, demokrasiyi bir sorumluluk rejimi olarak addederek, Demokrat Parti olarak makul, yapıcı anlayışımızı, dün olduğu gibi bugün de sürdürmenin gayreti içerisindeyiz” dedi.
Ülkenin, tarihinin görmediği yolsuzlukların sistematik hale geldiği bir süreci yaşadığını ifade eden Uysal, “Yakınlarda İstanbul’da Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı adeta Türkiye’deki hukuk sisteminin nasıl bir çöküş yaşadığını ortaya koyacak şekilde bir ihbarda bulundu. Bu zamana kadar tek tük açılan soruşturmalar, birkaç yeri değiştirilen hakim savcıdan ibaret bu meselenin üzerine yatılmış durumda. Bugün ülkede Anayasa Mahkemesi kararlar veriyor, yerel mahkemeler tanımıyor, Yargıtay tanımıyor, üstüne üstelik bir de Anayasa Mahkemesi üyeleriyle ilgili suç duyurusunda bulunuluyor. Burada mesele, iki yargı kurumunun kendi arasındaki mücadele değil. Burada mesele, Türkiye’deki bu çarpık sistemin, sınırsız yetki, sıfır denetim mantığı içerisinde ortaya konulmuş, adına da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen bu sistemin getirdiği yerdir. Bu sistemin getirdiği noktada bir kişinin, hem yargıya, hem yürütmeye, hem de yasamaya hükmediyor olabilmesidir” diye konuştu.
‘TÜRKİYE’NİN BU SÜRDÜRÜLMEZ HALİ YÖNETEBİLMESİNİN İMKANI YOKTUR’
Çiftçi, esnaf, dar gelirli vatandaş ile emeklilerin meselesinin, Türkiye’de çözülemez halde olduğunu söyleyen Uysal, şöyle devam etti:
“Eğer bir problemi çözmek istiyorsanız kurumların kadrajına girmesinin hiçbir hükmü yok, sadece ve sadece bir kişinin kadrajına girecek, o da Sayın Erdoğan. Son 20 yılda çiftçilerimizden başlayarak, esnafımız, dar gelirli vatandaşlarımız sosyoekonomik statüsünü yitirdi. Maalesef insanlarımızı yoksulluğa mahkum edip, sosyal yardımlarla, siyasi sadakatini alarak Türkiye’nin bu sürdürülmez hali yönetebilmesi, sürdürebilmesi imkanı yoktur. Yeniden bu büyük ülkede kazanmadan harcayan, üretmeden tüketen bir ülke olmaktan çıkıp, kendi coğrafyasında, uluslararası konjonktüründe pek çok imkanından yararlanarak bu ülkeyi tarihi bir rol oynayabilme potansiyeline sahip olduğunu biliyoruz. Bizlere düşen, siyasilere siyasetçilere düşen vazife de bu büyük ülkeyi, o büyük potansiyeliyle buluşturabilmektir. Dün yaptık, Allah’ın izniyle yarınlarda da yapacak gücümüz de kudretimiz de aklımız da kadrolar da vardır.”
]]>