ŞANLIURFA’da yenileme çalışmaları sırasında devrilen direğin altında kalan işçilerden Ömer Uğraş (40) hayatını kaybetti, Mehmet Kılıç (37) yaralandı.
Olay, öğle saatlerinde Gelibolu Mahallesi’nde meydana geldi. Elektrik dağıtım şirketi tarafından yürütülen direk yenileme çalışmaları sırasında, vinçle kaldırılan tonlarca ağırlığındaki direk, çalışma yapan işçilerin üzerine devrildi. İhbarla bölgeye jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler tarafından direğin altından çıkarılan işçiler Ömer Uğraş ve Mehmet Kılıç, Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Ömer Uğraş kurtarılamazken, Mehmet Kılıç’ın hastanedeki tedavisi sürüyor. Vinç operatörü C.D. gözaltına alınırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Atatürk ve Gazi ortaokullarını ziyaret etti.
Öğrencilerle bir araya gelen ekipler, siber suçların engellenmesi ve internet teknolojilerinin güvenli kullanımına yönelik bilgilendirme yaptı.
Ekipler, eğitimin sonunda öğrencilerin sorularını yanıtladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Talaytepe Mahallesi Mesut Yılmaz Caddesi’ndeki kıraathanede henüz belirlenemeyen nedenle iki grup arasında başlayan tartışma silahlı kavgaya dönüştü.
Kavgada biri ağır 4 kişi yaralandı.
Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından kentteki hastanelere kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİ bir araştırma, kuru yemiş tüketmenin, ileri yaşlarda demans riskini azalttığını gösterdi.
Birleşik Krallık’ta yapılan araştırma, her gün bir avuç kuru yemiş yiyen kişilerin tüm nedenlere bağlı demans riskini azaltabileceğini ortaya koydu. 60 yaş üstü kuru yemiş yemeyen kişilerle karşılaştırıldığında, günde 30 grama kadar kuru yemiş tükettiğini bildirenlerin gelecek yıllarda demansa yakalanma riski yüzde 16 daha düşük olduğu belirlendi.
İspanya’da Bruno Bizzozero-Peroni, Valentina Diaz-Goni ve Nuria Beneit liderliğinde yürütülen bir başka araştırma ise her gün bir avuç tuzsuz kuru yemiş tüketmenin, yaşlı ve orta yaşlı kişilerin demansa yakalanma olasılığını düşürdüğünü gösterdi. Yaklaşık 7 yıl süren çalışmada, çoğunluğu 50’li yaşlarında olan 50 bin 300 yetişkin incelendi.
Araştırmada, bin 400 demans vakası tespit edilirken, her gün kuru yemiş tüketmenin demans riskini yüzde 12 oranında azalttığı ortaya çıktı. Tuzsuz kuru yemiş tercih edenlerde bu oran yüzde 16 oldu. Katılımcılar ortalama 7 yıl boyunca takip edildi. Araştırma boyunca tüm nedenlere bağlı demans oranı yüzde 2,8 oldu. Günde yaklaşık bir avuç kuru yemiş yediklerini söyleyenlerin bu risk kategorisine girme olasılıkları ise daha düşüktü.
Uzmanlar, kuru yemişlerin sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin sadece beyin ile sınırlı olmadığını söylüyor. Büyük çaplı epidemiyolojik araştırmalara göre, haftada yaklaşık 140 gram veya daha fazla kuru yemiş tüketen kişilerin kalp hastalığı riski yüzde 35 ila yüzde 50 oranında azalıyor. Kilo kontrolüne ve sindirim sorunlarının çözümüne yardımcı olan kuru yemişler, içerdikleri yüksek lif oranı ile bağırsak sağlığını da koruyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mardin’in Dargeçit ilçesinin Ulaş köyünden sabah saatlerinde çoban arkadaşıyla küçükbaş hayvanlarını otlatmaya çıkaran Muhsin Gök (26) Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinin Damlabaşı köyü kırsalında kayboldu.
Gök’ten haber alamayan arkadaşı, durumu ailesine ve jandarmaya bildirdi.
Bölgede başlatılan arama çalışmasında Gök’ün bastonu ve kıyafetleri Dicle Nehri’nin kenarında bulundu.
Çobanın suda boğulduğu ihtimali üzerine AFAD’dan destek istendi.
Bölgeye sevk edilen AFAD ile Cizre Belediyesi Su Altı Arama ve Kurtarma ekipleri nehirde arama çalışması başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“HER EVİN 3 ÇOCUĞU OLMALI”
Toplumun 3 tane riski olduğunu belirten Memişoğlu şu ifadelere yer verdi: “Bunları hep beraber çözmemiz gerekiyor. Birincisi; hareketsizlik ve kilo. Çünkü bu toplumun yüzde 60’ı kilolu. İki; Cumhurbaşkanımız çok kızıyor; sigara ve madde bağımlılığı artı şimdi çocuklarımızın bulaştığı internet bağımlılığı. Üçüncüsü, aile; ailemiz küçülüyor. Nüfusumuz azalıyor. Bugün doğurganlık oranımız 1,5’un altına düşmüş durumda.
Bu gelecekte nüfusumuzun yaşlandığını değil, azaldığını gösterir; risktir bu. Bugün o kötülük medeniyeti dediğimiz 45 bin kişiyi katleden canilerin, doğurganlık oranı 4, bizde 1,5. Onun için Cumhurbaşkanımızın dediği gibi her evin 3 tane çocuğu olması lazım. Bu konuda da toplumun farkındalığıyla bunu başaracağına inanıyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘HEDEFİMİZ EDİRNE’Yİ BALKANLARIN SAĞLIK MERKEZİ YAPMAK’
Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, AK Parti kongresinin ardından Edirne Valiliği’ni ziyaret etti. Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne MilletvekiliFatma Aksal, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, CHP Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın ile siyasi parti, kurum ve kuruluş temsilcileri tarafından karşılanan Memişoğlu, ziyaretinin ardından açıklamalarda bulundu. Edirne’nin Osmanlı’ya başkentlik yapmış önemli bir şehir olduğunu söyleyen Memişoğlu, “Bugün Serhat şehrimiz Edirne’deyiz. Osmanlı’nın payitahtı, kültürümüzün en önemli şehirlerinden bir tanesi. Edirne’de sayın valimizin ve milletvekilimizin, başkanımızın misafiriyiz. Burada sağlık hizmetlerini değerlendireceğiz, daha iyi nasıl yapabiliriz? Neler yapabiliriz? Malum biliyorsunuz Trakya Üniversitesi Tıp Fakültemiz çok kültürü olan, geçmişi olan bir tıp fakültesi. Sağlık hizmetlerini, sağlık bilimini öğretiyorlar. Hep beraber bunları değerlendireceğiz. Hedefimiz Edirne’yi esasında Balkanlar’ın sağlık merkezi yapmak. Bununla ilgili hedefleri koyduk, inşallah başarırız. Bizler bu konuda dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunan bir sisteme ve insan gücüne sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 sene gerçekten sağlıkla iyi yerlere geldik, daha da iyi olacak. Sağlığın sadece hizmetini değil her zaman söylediğimiz gibi bilimini de üreteceğiz. Sağlıklı Türkiye yüzyılı programı kapsamında şehirlerimizi dolaşıyoruz, neler yapabileceğimize bakıyoruz” diye konuştu.
‘EBE GÖZETİMİNDE NORMAL DOĞUM TERCİH EDİLMELİ’
Türkiye’deki doğurganlık oranlarının düştüğünü belirten Bakan Memişoğlu, bu konuda yaptıkları çalışmalara değinerek, “Özellikle doğurganlık oranımızın düşmesi, sezaryen gibi ameliyatın maalesef çok tercih edilmesi ve bu konuda da ebelerin çok daha etkili olabilmesi için çabalıyoruz. Bugün de biliyorsunuz özellikle anne adaylarının eğitimiyle ilgili bir mevzuat daha yayınladık. Böylece doğumun normal olduğunu, doğalın normal doğum olduğunu her zaman ifade ediyoruz ve bu normalin sürecini takip edenin ebeler olduğunu, ebenin gözetiminde normal doğumun tercih edilmesi gerektiğini, önceliğin bu olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü maalesef bugün primer sezaryen dediğimiz yüzde 50’nin üzerinde olan oranlarımızı Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği yüzde 15’e düşürmemiz gerekir. Hem anne sağlığı açısından hem bebek sağlığı açısından hem de toplumun bu konudaki gelişimi açısından bunun olmazsa olmazı olarak görüyoruz” dedi.
‘RANDEVU SORUNLARINI RAHTLATACAK ÇALIŞMA İÇERİSİNDEYİZ’
Ülke genelinde 2-3 ay içerisinde randevu konusunda rahatlama sağlayacak sistemi işlevsel hale getireceklerini de belirten Memişoğlu, “Bunun yanında özellikle randevu konusunda da çalışmalarımız devam ediyor. Malum bazı branşlarda halen daha sıkıntılarımız var. 2-3 ay içinde bunlarla ilgili de hem randevuyu rahatlatacak hem de sistemimizi daha işlevsel hale getirecek bir çalışma içindeyiz. İnşallah bunu da kamuoyuyla paylaşıp, iki üç ay içinde de randevu sorunlarını minimize ederiz. Bunun yanında özellikle özel hastaneler, gibi sağlık meslek mensupları gibi mevzuat değişikliğiyle ilgili çalışmalarımız var. Bunları da yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Biz Edirne’mize, güzel şehrimize bizi ağırladıkları için, bize gönülden misafirperverlikleri için çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Valilik ziyaretinin ardından Sultan 1’inci Murat Devlet Hastanesi’nde değerlendirme toplantısına katılıp, Sultan 2’nci Beyazıt Külliyesi Sağlık Müzesi’ni ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, daha sonra kentten ayrıldı.
Haber – Kamera: Olgay GÜLER – Umut IŞIK/ EDİRNE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HARTUM, 14 Aralık (Xinhua) — Paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’nin Sudan’ın batısındaki Kuzey Darfur eyaletinin başkenti El Faşir’deki bir hastaneye düzenlediği füze saldırısında 9 kişi öldü, 20’den fazla kişi de yaralandı.
Kuzey Darfur Eyaleti Sağlık Bakanlığı Genel Müdürü İbrahim Khatir Xinhua’ya yaptığı açıklamada, “Milisler cuma günü erken saatlerde bir insansız hava aracından Suudi Hastanesi’ndeki hasta refakatçilerinin bulunduğu bölgeleri hedef alan dört güdümlü füze fırlattı ve bu saldırı sonucunda dokuz hasta refakatçisi öldü, 20’den fazla kişi de yaralandı” dedi.
Suudi Hastanesi El Faşir’de halen faaliyet gösteren, cerrahi ve tedavi kapasitesi olan tek sağlık tesisi.
Hızlı Destek Kuvvetleri olayla ilgili henüz bir yorum yapmadı.
El Faşir’de 10 Mayıs’tan bu yana Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amasya Üniversitesi Sağlık Gönüllüleri Kulübü, Gençlik ve Spor Bakanlığının Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında desteklenen “Sanal Hayattan, Gerçek Hayata” projesi çerçevesinde “Ekrandan Uzaklaş, Sağlığın İçin Hareket Et” temalı bir etkinlik gerçekleştirdi.
Etkinlik kapsamında, proje koordinatörü hemşirelik 4. sınıf öğrencisi Seyit Can Çetin öncülüğünde bisiklet turları düzenlendi.
Ayrıca kulüp akademik danışmanı Doç. Dr. Nurhan Doğan Aydın eşliğinde öğrenciler doğada yaklaşık 10 bin adım attı.
Etkinlik, güç, denge ve esneklik kazanmayı hedefleyen diyafram nefes egzersizleri ile son buldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlikte, NARKO tır projesiyle Çerkezköy, Çorlu, Kapaklı ve Süleymanpaşa ilçelerinde öğrencilere ve vatandaşlara uyuşturucu bağımlılığı ve zararları hakkında detaylı bilgiler aktarıldı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı olup buraya getirilen tır, 5 günlük program süresince özellikle gençler ve ailelere ulaşarak farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Tırda bulunan gelişmiş teknoloji cihazları ile uyuşturucu kullanan insanların etkilendiği zararlar çeşitli görsellerle yerinde anlatılıyor.
Narkotik Şube personeli Mehmet Özdoğan, projenin kapsamını şu sözlerle ifade etti: “Daire Başkanlığımızın geliştirdiği NARKO tır projesiyle ilimizdeki dört ilçede toplam 20 bin kişiye uyuşturucu maddelerin zararları, bağımlılık süreçleri ve korunma yöntemleri hakkında bilgiler verdik. Ayrıca ‘En İyi Narkotik Polisi Anne’ projesi ve NARVAS yazılımı hakkında da vatandaşlarımızı bilgilendirdik. Önümüzdeki dönemlerde de farkındalık çalışmalarımıza devam edeceğiz.”
Atatürk Meydanı’nda gün boyu vatandaşlara açık olan NARKO tır, öğrencilere yönelik özel sunumlar ve rehberlik çalışmalarıyla da dikkat çekti. NARKO tır projesinin, uyuşturucuyla mücadelede önemli bir farkındalık aracı olarak etkinliğini sürdürdüğü vurgulandı.
Tırı Tekirdağ İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı da ziyaret ederek incelemelerde bulundu. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1 AY BOYUNCA AÇ KARNINA…
Antiseptik ve tıbbı etkileri olan ılık limonlu suyun sağlık açısından çeşitli faydaları bulunuyor. 1 ay boyunca aç karnına ılık içilen limonlu suyun sağlığınıza olan etkilerini merak ediyorsanız işte cevapları…

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Enfeksiyon ve hastalıklara neden olan patojenik bakterilerin büyümesini ve çoğalmasını önlemeye yardımcı olur. Bağışıklık sisteminin yükselmesine yardımcı olur. Böylece grip gibi enfeksiyon hastalıklarından korunmanızı sağlar.
ROMATİZMAYI ÖNLER
Limonlu su ürik asidi eritmeye yardımcı olur. Böylece düzenli tüketildiğinde romatizma gibi hastalıklarının önlenmesine ve tedavi edilmesine yardımcı olur..
KARACİĞERE ENERJİ VERİR
Mide ekşimesi durumunda abir bardak içilen limonlu su rahatlamanıza yardımcı olur. Aynı zamanda limonlu su karaciğerdeki kalsiyum ve oksijen seviyelerini dengelemeye yardımcı olur. Karaciğere enerji vererek kuvvetlendirir.
KANSER RİSKİNİ AZALTIR
Limonlu su içmek, kanseri önlemede faydalıdır. Araştırmalar, limonun tümör önleyici özellikleri ile kanser riskini azaltmada yardımcı olduğunu gösteriyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
5 ÜNİVERSİTEDEN BİLİM İNSANLARI BİR ARAYA GELDİ
Şeker hastalığının takibinde kritik öneme sahip olan kan şekeri ölçümünü anlık verilerle, doğru ve pratik olarak hasta ve doktoruna ulaştırmayı sağlayacak bir teknoloji geliştirmek üzere bir araya gelen İzmir‘deki 5 üniversiteden bilim insanlarının 2023’te başladıkları projede prototip aşamasına gelindi.

TÜBİTAK’ın da destek verdiği çalışmayla parmaktan alınan kandan şeker ölçümü yapabilen “glukometre probu” geliştiren bilim insanları, bu cihazın cep telefonu şarj girişine takılması yoluyla ölçüm verilerini uygulama üzerinden hastane ya da doktora anlık gönderme seçeneği sunuyor.

TEKNOFEST’TEN ÖDÜL
Patent başvurusu yapılan cihaz, TEKNOFEST 2024 Akdeniz’de “İnsanlık Yararına Teknoloji Yarışması Sağlık ve İlk Yardım” kategorisinde ikincilik ve “en iyi sunum” ödüllerine layık görüldü.

“ŞEKER ÖLÇÜM CİHAZLARININ TAŞINABİLİR OLMASINI HEDEFLEDİK”
Şeker hastalarının yaşam kalitelerini arttırmak için bu teknolojiyi geliştirdiklerini anlatan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dilek Büyükkaya Besen, “Şeker ölçüm cihazlarının taşınabilir olmasını ve şeker hastalarının cep telefonu ya da akıllı saatini kan şekeri ölçer hale getirmeyi hedefledik.” dedi. Besen, cihazın prototip aşamasında olduğunu, laboratuvar testleri ve izin süreçlerinin ardından kullanıma sunulacağını aktardı.

HASTA VERİLERİ UYGULAMA ÜZERİNDEN ANLIK OLARAK GÖRÜLEBİLECEK
DEÜ Hemşirelik Fakültesi Araştırma Görevlisi Merve Dervişoğlu ise sağlık profesyonellerinin bu cihaz sayesinde takip ettikleri hastanın verilerini uygulama üzerinden anlık olarak görebildiğine dikkat çekti. “Entegre edilebilir glukometre probu” cihazını geliştiren ekipte Doç. Dr. Dilek Büyükkaya Besen, Araştırma Görevlisi Merve Dervişoğlu ve uzman hemşire Merve Günbaş’ın yanı sıra Bakırçay Üniversitesi Bilgisayar Donanımı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Er ile İzmir Ekonomi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Yalın Kılıç da görev aldı.
Cep TelefonuTeknofestTeknolojiSağlıkİzmir
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BEBEKLER BUNLARI GİYEMEDEN ÖLDÜ”
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığı bütçe görüşmeleri CHP’li vekillerin Yenidoğan Çetesi protestosu ile başladı. Muhalefet milletvekilleri Bakan Memişoğlu’na komisyona getirdikleri zıbın, patik, tulum, bebek eldiveni gösterdi. Vekiller “Bebekler bunları giyemeden öldüler” diye tepki gösterdi. CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba Memişoğlu’na, “Ülkede istifa yok utanma da yok” dedi.

“SIRITMAYA GELMİŞSİN BURAYA”
Bakan Memişoğlu’nun muhalefet sıralarından yükselen istifa çağrılarına gülerek karşılık vermesi üzerine milletvekilleri “Sırıtmaya gelmişsin, istifa etmen için daha ne gerekiyor” tepkisinde bulundu.
AK PARTİLİLERDEN “ŞOV YAPIYORSUNUZ” ÇIKIŞI
Milletvekilleri “Sağlık Bakanı istifa” pankartı da açtı. CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, “Sağlık Bakanı Memişoğlu’nu istifaya davet ediyoruz” dedi. Tüm muhalefet milletvekilleri “İstifa, istifa” diyerek slogan attı. AK Partililer “Şov yapıyorsunuz” derken, muhalefet ise “Ülkede şov 2002’de başladı” diye yanıt verdi.
TANSİYON YÜKSELDİ, ARA VERİLDİ
Muhalefet milletvekilleri “Sağlık tarihinin en büyük rezilliği ile karşı karşıyayız, istifa etmeniz için daha ne olması gerekiyor” diyerek tepki gösterdi. Tansiyon yükselince Bakan Memişoğlu sunumuna başlamadan bütçe görüşmelerine ara verildi.
TBMM Plan ve Bütçe KomisyonuYenidoğan ÇetesiSağlık BakanlığıKemal MemişoğluSağlık BakanıYenidoğanTansiyonPolitikaSağlıkGüncelBebek
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, olay ilçe merkezine 15 kilometre uzaklıkta Alacayer Mahallesi kırsalında meydana geldi. Davut İnçamur ve Yakup İnçamur kendilerine ait hayvanları Bekirağa Yaylası’nda otlatmaya çıkardı. Çobanlar dinlenmek ve yağan yağmurdan korunmak için durdukları sırada dağdan kopup yuvarlanan kaya parçalarının altında kaldı. 2 çocuk babası Davut İnçamur (32) hayatını kaybederken, 5 çocuk babası Yakup inçamur (45) yaralandı. Yakup İnçamur’un olayı yakınlarına bildirmesi üzerine yakınları yetkilileri arayarak yardım talebinde bulundu. Bölgeye sevk edilen jandarma, AFAD, UMKE, sağlık ve Çatak İtfaiye Grup Amirliği ekipleri, olay yerine gelen vatandaşların yardımıyla arama kurtarma çalışması başlattı. Çobanların bulunduğu alana yol olmadığı için ulaşım güçlükle sağlandı. Havanın kararması ve yağışın devam etmesi nedeniyle çobanlar olay yerinden yola 4 saat sonra indirilebildi. Yaralı çoban ambulansla Çatak Devlet Hastanesine götürülürken, hayatını kaybeden çobanın cansız bedeni de hastane morguna götürüldü. – VAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>C.K’nin kullandığı 58 AET 289 çekici plakalı tır, Dilek Mahallesi mevkisinde karşı yönden gelen Y.T. yönetimindeki 44 DJ 544 çekici plakalı tırla çarpıştı.
Kaza yerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Kazada yaralanan ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan sürücü Y.T’nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN’de yaşayan Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ (110) tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Merkez Mezitli ilçesindeki özel bir hastanede rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören Sümerolog ve akademisyen Çığ, yoğun bakıma alındı.
Çığ, doktorların müdahalesine rağmen hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAŞKENT Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Özlem Sangün, Türkiye’de 18 yaş altı yaklaşık 30 bin çocuğun diyabetle yaşadığını belirterek “Çocuklarda diyabet, seyrek görüldüğü için belirtilerin fark edilmesi gecikebiliyor” dedi.
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Özlem Sangün, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında diyabet hastalığı ve çocuklarda Tip 1 diyabetle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin, kan şekerinin yükselmesi sonucu oluşan bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Sangün, “Çocuklarda en sık görülen diyabet türü, insülin bağımlı diyabet olarak bilinen Tip 1 diyabettir. Tip 1 diyabet, pankreasın yeterli insülin üretemediği durumlarda ortaya çıkar. Bu nedenle hastaların yaşamlarını sürdürebilmesi için eksik olan insülini dışarıdan almaları gerekmektedir” diye konuştu.
Türkiye’de 18 yaş altı yaklaşık 30 bin çocuğun diyabetle yaşadığını belirten Prof. Dr. Sangün, “Çocuklarda diyabet, seyrek görüldüğü için belirtilerin fark edilmesi gecikebiliyor. Bu nedenle farkındalık oldukça önemli” diyerek Dünya Diyabet Günü’nün amacının diyabet hastaları, aileler, sağlık çalışanları ve toplumun diyabet hakkında bilinçlenmesini sağlamak olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Sangün, bu özel günün, insülin hormonunu bularak Tip 1 diyabetli hastalara yaşam hakkı kazandıran Frederick Banting’in doğum günü olan 14 Kasım’da kutlandığını da hatırlattı.
SENTÖR TEKNOLOJİSİNİN ÖNEMİ
Bir çocuğa diyabet tanısı konduğunda, sadece çocuğun değil, tüm ailenin yaşam tarzında değişiklikler gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Sangün, bu sürecin başlangıçta zorlayıcı olabileceğini ancak diyabet ekibi, aile ve çocuk arasında uyum sağlandığında başarılı sonuçlar elde edilebileceğini belirtti. Prof. Dr. Sangün, “Bu başarının temel unsurları arasında sağlıklı beslenme bilgisi edinmek, kan şekerini düzenli takip etmek ve insülin enjeksiyonlarını aksatmamak yer alıyor” dedi.
Günümüzde diyabetli çocukların hayatını kolaylaştıran teknolojilerden biri olan cilt altı glukoz izlem sistemlerinin (sensörlerin) dünya çapında yaygın olarak kullanıldığını belirten Sangün, şöyle konuştu:
“Maalesef bu cihazlar ülkemizde henüz geri ödeme kapsamında değil ancak Türkiye’de de her diyabetli bireyin bu sensörlere erişimini sağlayacak düzenlemelerin yakın zamanda yapılacağını umuyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kaçakçılıkla mücadele kapsamında, kentte “kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma” suçunu işlediği gerekçesiyle 1 şüpheliyi takibe aldı.
Şüphelinin adresine ekiplerce yapılan operasyonda, 508 kaçak botoks ilacı ele geçirildi.
Olayla ilgili 1 şüpheli gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEKİRDAĞ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İlker Yıldırım, gelecek yıl 95 yatak kapasiteli Onkoloji Hematoloji ve Palyatif Bakım Merkezi’nin temelini atacaklarını söyledi.
NKÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İlker Yıldırım, hastane yönetimiyle birlikte düzenlediği basın toplantısında yeni kurulacak hastane ve yeni projeler hakkında açıklama yaptı. Sağlık turizmini hedeflediklerini belirten Yıldırım, “Özellikle Balkanlar’da yaşayan soydaşlarımız sağlık sorunları için sık sık ülkemize gelmekte. Biz de onlarla ilgili olarak çeşitli turizm acenteleriyle protokoller imzalayarak, orada yaşayan hastaları sağlık sorunlarını, ameliyatlarını kendi bünyemizde, bir nebze de Balkanlar’da yaşayan soydaşlarımıza desteğimizi hissettirmek amacıyla, sağlık turizmini aktifleştirmek istiyoruz. Bu yıl içerisinde turizm acenteleriyle ilgili görüşmelerimiz bitiyor. Onlar bize bölgeden özellikle koroner baypas gereken, diz protezi gereken, diyaliz, nefroloji ile ilgili hastalar bulmaya başlayacaklar” dedi.
’51 BİN MUAYENE İÇİN 500 BİN TALEP GELİYOR
Yılda 610 bin normal poliklinik gerçekleştirdiklerini söyleyen Yıldırım, “102 bin de özel öğretim üyesi muayenesi gerçekleştirerek toplam 712 bin muayeneye ulaşıyoruz. Aynı zamanda 12 ameliyathanemiz, 8 diyaliz merkezimiz, 6 yataklı uyku laboratuvarımız ve acil servis bölümümüzle günde ortalama 3 bin hastaya, yılda ise 22 bin hastaya yatarak hizmet sağlıyoruz. Ayrıca yıllık olarak da 60 bin civarında tıbbi operasyon ve cerrahi müdahale gerçekleştiriyoruz. Asıl sorunumuz, belki de bu bizim de değil, tüm ülkemizin sorunu. Arz talep dengesizliği de diyebiliriz aslında buna. Görmüş olduğunuz gibi aylık 51 bin muayene randevusu için ortalama 450 bin ile 500 bin arasında randevu kanallarımıza başvuru oluyor. Yani yaklaşık 10 katı kadar bir talep var. Biz ancak bu talebin 10’da birini karşılayabiliyoruz. Büyük ihtimalle ülkemizdeki diğer sağlık kurumları da bu durumdadır diye düşünüyoruz. Ancak tabii biz Trakya’nın büyük bir hastanesi olduğumuz için tabii ki hastalarımız sadece Tekirdağ’dan değil. Biliyorsunuz İstanbul’un hemen yanında olan bir iliz ve ulaşım da bayağı kolay. Ondan dolayı hem İstanbul tarafından çok hastamız geliyor, yaz dönemi yazlıklarına gelenler oluyor. Edirne, Kırklareli orada da çözülemeyen sağlık problemleri olmak üzere, özellikle Kırklareli olmak üzere, oradan çok gelenler oluyor. Çanakkale, Gelibolu, Keşan bu bölgelerden de çok sayıda hastalarımız geliyor” diye konuştu.
‘ONAYLI RANDEVU SİSTEMİYLE VERİMLİLİK SAĞLANDI’
İlker Yıldırım, Sağlık Bakanlığı’ndaki gibi onaylı sağlık sistemini uygulamaya koyduklarını belirterek, “Bu onaylı sağlık sistemiyle, hasta gelmediği zaman randevusu yanıyordu ama o gün poliklinikte 2 eksik hasta bakılıyordu. Biz artık hasta randevu aldıktan sonra, randevusundan 1 gün önceye kadar hastayı arayarak randevusunu teyit etmesini istiyoruz. Eğer randevusuna geleceğini teyit ediyorsa bu iptal edilmiyor ama gelmeyecekse iptal edilerek yerine yeni bir hasta geçiriliyor. Biz buradaki rakamları incelediğimizde yüzde 20’ye kadar randevularda verimlilik yaşadık. Yani eskiden 5 randevudan 1’i yanıyormuş, şimdi en azından başka 1 hasta bakılmış oluyor. Bu şekilde de verimliliğimiz arttırıldı” dedi.
‘DEPREME DAYANIKLI VE MODERN BİR BİNA OLACAK’
Onkoloji ve Hematoloji Hastanesi kuracaklarını söyleyen Yıldırım, “En önemli müjdelerimizden birisi de buydu. Yeni açılacak bir hastanemiz var, yeni inşaatına başlanacak bir projemiz var. Artık hematoloji ve onkoloji hastalarındaki artış o kadar çok ki, mevcut kapasiteler yetişmiyor. Bununla ilgili olarak rektörlüğümüzün almış olduğu bir kararla Onkoloji Hematoloji ve Palyatif Bakım Merkezi inşaatına başlayacağız. İnşallah 2025 yılının ilk çeyreğinde temeli atılacak. Bu hastanemiz 95 yataklı bir hastane olarak açılacak, daha sonra üzerine yatak sayısı eklenmesi ile biraz daha fazla yatak sayısına ulaşmayı hedefliyoruz. Depreme dayanıklı ve modern bir bina olacak, hem Tekirdağ’a hem de Marmara Bölgesi’ne onkoloji ve hematoloji konusunda destek olacak. Aynı zamanda çeşitli görüntüleme merkezleri de olacak içerisinde PET CT ve SPEC CT üniteleri ilimizde zor gerçekleşen özellikle randevuları yoğun olan bölümler. PET CT’nin bizim hastanemize gelmesi, kemoterapi ünitesinin bina içerisine alınmasıyla beraber olanaklarımız daha çok artacak” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nevşehir İl Jandarma Komutanlığı’nca, Kızılay Haftası nedeni ‘Cumhuriyetimizin 101’inci Yılında 101 Ünite Kan Bağış’ mottosu ile kan bağışı kampanyası düzenlendi. Türk Kızılayı Nevşehir Şubesi’nin yürütmüş olduğu kan bağışı etkinliğine destek vermek amacıyla jandarma personeli de kan verdi. İlk kanı Nevşehir İl Jandarma Komutanı Albay Numan Öksüz verdi. Gerekli sağlık kontrollerini takiben karşılıklı bilgilendirmelerin ardından kan bağışında bulunan İl Jandarma Komutanı Albay Numan Öksüz, kan verme işleminin sağlıklı bir faaliyet olduğunun altını çizerek; “Vatandaşlarımızın 6 ayda/yılda bir kez kan vermeleri onların sağlıkları açısından önemlidir. Vatandaşlarımızı bu manada kan vermeye davet ediyorum. Aynı zamanda gerçekleştirdiğimiz bu kan bağışları ile ülkemizin her yerinde kana ihtiyaç duyan vatandaşlarımızın tedavi olmaları sağlanacaktır. Kan bağışında bulunan tüm personelimize de teşekkür ediyorum” dedi. – NEVŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Şehir HastanesiOrgan Nakli Koordinatörlüğü, Organ Bağışı Haftası kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla Trendyol 1. Lig ekiplerinden Erzurumspor FK’lı futbolcular ile kulüp doktoru ve yönetim kadrosunu ziyaret etti.
Koordinatörlük, ziyaretin ardından, teknik heyet, futbolcular ve kulüp doktorunun organ bağışına dikkati çekip bağışçı sayısını artırmak amacıyla paylaştığı mesajlardan video hazırladı.
Erzurum Şehir Hastanesinin sosyal medya hesaplarından paylaşılan videoda, “Kalbine sor hayat vermek ister mi, şimdi belki sağlıklısın ama bir gün belki sen de bu hayatı yaşamak için başkasının bağışladığı organa muhtaç olabilirsin”, “Bağışlanan her organ hayata bağlanan bir candır”, “Organ nakli ile mucizeler gerçekleştiğini biliyor musun”, “Organlarımıza cennette değil bu dünyada ihtiyaç var”, “Yılda yaklaşık 2 bin 500 hasta organ nakli beklerken ölmekte” ve “Organ bağışlayarak bir hayat kurtarabilirsin” mesajlarına yer verildi.
Futbolcular ayrıca, “Organ bağışı hayat kurtarır” pankartı açıp fotoğraf çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, organ bağışına dikkati çekmek ve farkındalığı artırmak amacıyla Organ Bağışı Birimi görevlilerince hastanede açılan stantta vatandaşlara hem broşür dağıtılıyor hem de bilgilendirme yapılıyor.
Hasta, hasta yakınları ve personelin organ bağışında bulunmalarını teşvik etmek amacıyla kurulan standı ziyaret eden başhekim Gökmen Reyhanlı ve hastane yöneticileri, etkinliğe destek verdi.
Organ bağışının önemine dikkati çeken Reyhanlı, organ bağışının yalnızca bireylerin değil, herkesin üzerine düşen önemli bir sorumluluk olduğunu belirtti.
Bağışlanan her organın hayata umutla tutunmaya çalışan hastalar için yeni bir yaşam anlamına geldiğini ifade eden Reyhanlı, şunları kaydetti:
“Hastanemizde açtığımız organ bağışı standında hem hastane çalışanları, hasta ve yakınlarının bilinçlenmelerine olanak sağlanıyor hem de merak edilen sorular yanıtlanıyor. Etkinlik çerçevesinde hasta ve hasta yakınlarına dağıtılan broşürlerle organ bağışının nasıl gerçekleştirildiği, kimlerin organ bağışında bulunabileceği ve organ bağışının hangi organları kapsadığı konularında detaylı bilgiye sahip olabiliyorlar. Organ bağışı bir hayat kurtarma aracıdır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR’da kemik erimesi nedeniyle doğuştan engelli olan ve Demirören Haber Ajansı’nın gündeme getirdiği, annelerinin sırtında 4 kat taşıyıp hava aldırmak için dışarı çıkardığı 3 kardeşten Mehmet Hadi (24), nefes darlığı şikayetiyle hastaneye kaldırılırken, yolda hayatını kaybetti.
Bismil ilçesi Fırat Mahallesi’nde 5 katlı binanın 4’üncü katında yaşayan ve kemik erimesi nedeniyle doğuştan engelli olan Mahmut (28), Mehmet Hadi ve Ömer Faruk Şenses (21) kardeşlerin yaşamını, 17 Ekim’de DHA, haberleştirerek gündeme getirmişti. Asansör olmayan binada oturdukları 4’üncü kattaki dairelerinden, hava almak için her gün anneleri Sultan Şenses’in sırtında dışarı çıkarılan kardeşlerden Mehmet Hadi Şenses, sabah saatlerinde nefes almakta zorluk çekince yakınları tarafından hastaneye götürülmek istendi. Şenses’in yolda hayatını kaybettiği belirlendi. Mehmet Hadi Şenses’in cenazesi, otopsinin ardından Çınar ilçesi Kırsal Aktepe Mahallesi’nde toprağa verilecek.
‘BİR GÜN EVDEN ÇIKMASAM HASTA OLUYORUM’
DHA’nın röportaj yaptığı Şenses, “Lise mezunuyum. Annem beni okuttu. Bu halime de şükrediyorum. Allah vergisidir. Sürekli Arka Sokaklar dizisini izliyorum. Bugüne kadar hiçbir bölümünü kaçırmadık. Arka Sokaklar dizisindeki ekiple tanışmak, onlarla sohbet etmek istiyorum. Zafer Ergin, Şevket Çoruh ve Özgür Ozan ile tanışmak, çay içmek istiyorum. Galatasaray ve Amedspor’u tutuyorum. Onlara merhaba demek en büyük hayalimdir. Annem bizi 4’üncü kattan aşağı indiriyor ve arkadaşlarımın yanına ara sıra da berbere gidiyorum, annem benimle geliyor. Eve de geldiğim zaman yine annem beni sırtına alıp 4 kat yukarı getiriyor. Günlük hayatım da böyle geçiyor. Asansörümüz olursa hem benim için hem de annem için rahatlık olur. Asansörümüz olursa arkadaşlarımızla daha fazla vakit ve parklarda daha uzun süre zaman geçireceğiz. Annemin sırtında gidip gelmek, ona da yük olmak çok zor. Benim ve kardeşlerimin hastalığı kemik erimesi. Tedavi olmak istiyorum. Arkadaşlarımla futbol ve voleybol oynamak istiyorum. Boş zamanlarımızda evde telefonla oynuyoruz. Ara sıra hikaye okuyoruz, televizyon izliyoruz. Başka türlü evde zaman geçirmek çok zor. Ben bir gün evden çıkmasam o gün hasta oluyorum” demişti.
Haber ve Kamera: Gıyasettin TETİK,Seyfettin EKEN/DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıldırım, hastanede düzenlenen basın toplantısında, üniversite hastanesi olarak vatandaşlara en iyi şekilde hizmet vermeye çalıştıklarını belirtti.
Hastanelerinde Tekirdağ’ın yanı sıra İstanbul, Çanakkale, Edirne ve Balıkesir gibi kentlerden çok sayıda hastanın şifa bulduğunu anlatan Yıldırım, “Hastane 430 yatak kapasitesi ve 43 farklı bölümle hizmet vermeye devam ediyor. Normal hizmetlerimizin dışında sağlık turizmi için de gerekli görüşmelerimizi yaptık. Özellikle Balkan ve Avrupa ülkelerinden gelecek hastalara da hizmet vereceğiz.” dedi.
Yıldırım, aylık 50 bin muayene için randevu kanallarına 450 bin ile 500 bin talep geldiğini dile getirdi.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi bünyesinde Onkoloji Hematoloji ve Palyatif Bakım Hastanesi’nin yapımına gelecek yıl başlanacağını bildiren Yıldırım, bu hastanenin 95 yatak kapasitesinde olacağını aktardı.
Hastanenin bölgeye önemli bir hizmet sunacağını vurgulayan Yıldırım, “Modern ve depreme dayanıklı bir tesis olarak inşa edilecek Onkoloji ve Palyatif Bakım Hastanesi, Tekirdağ’a ve Marmara’ya hizmet verecek. Onkoloji hastalarında artış nedeniyle zaman zaman sıkıntı yaşanabiliyor. En kaliteli şekilde sağlık hizmeti sunulacak.” diye konuştu.
Toplantıya, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gülsüm Özkan ve başhekim yardımcıları da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mutluca köyü mevkisinde 01 ADG 693 plakalı otomobil ile 34 RU2845 plakalı otomobilin çarpıştığı kazada 6 kişi yaralandı. 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi. 1’i ağır 6 yaralı, ilk müdahalenin ardından Beytüşşebap Devlet Hastanesine sevk edildi.
Yol daha sonra kontrollü bir şekilde ulaşıma açıldı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. – ŞIRNAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yakakent Belediyesi zabıta ekipleri, ekmek ve unlu mamullerin sağlıklı ve hijyenik koşullarda üretildiğini kontrol etmek amacıyla fırınlara yönelik denetim yaptı.
İşletmelerin temizlik standardı, çalışanların kişisel hijyen kurallarına uyumu ve ürünlerin saklama koşullarını kontrol eden zabıta, ayrıca, gramaj denetimi de yapılarak, satışa sunulan ürünlerin belirtilen standartlara uygun olup olmadığına baktı.
Kontroller sırasında eksikleri bulunan işletmelere uyarıları yapılarak, belirtilen eksikliklerin en kısa sürede giderilmesi talep edildi.
Halk sağlığını korumak amacıyla gıda denetimlerine devam edileceği, işletmelerin gıda güvenliği standartlarına uyum sağlaması için gerekli destek ve bilgilendirmelerin sürdürüleceği bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa’nın Alaşehir ilçesine bağlı Killik Mahallesi’nde bulunan özel bir zeytin işleme fabrikasında saat 15.00’da iş yeri bahçesinde bulunan plastik kasalar, henüz bilinmeyen bir nedenle yanmaya başladı. Olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Manisa Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri yangına kısa sürede müdahale ederek, yangının iş yerine ve çevreye yayılmasını önledi. Plastik kasaların yanında bulunan kamyonu kurtarmaya çalışan Erdal Korkmaz (55) isimli bir kişi ise dumandan etkilendi. İlk müdahalesi 112 ekiplerinin tarafından yapılan Erdal Korkmaz, Alaşehir Devlet Hastanesi acil servisine kaldırıldı. Erdal Korkmaz tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Jandarmanın yangınla ilgili tahkikatı devam ediyor. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Narkorehber eğitim faaliyeti kapsamında 441 vatandaşa eğitim verilirken, Narkogençlik faaliyetleri kapsamında 241 üniversite öğrencisine, Kolluk Görevlileri için Metamfetamin Eğitim Modülü kapsamında 47 polis memuruna eğitim verildi.
Narkonokta faaliyetleri kapsamında 77 vatandaşa broşür dağıtılarak UYUMA aplikasyonu ve NARVAS projeleri tanıtıldı. İlçe genelinde toplamda 806 kişiye bilgilendirme faaliyeti yapıldığı belirtildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAHRAMANMARAŞ Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Tiyekli, yeni doğan çetesi soruşturmasının genişletilmesi gerektiğini belirtti. Deprem soruşturmalarını örnek gösteren Tiyekli, ” Kahramanmaraş’ta bir deprem oldu, inşaat şirketlerinin sahipleri o yıkılan binalardaki kusur nedeniyle tutuklandı. Niye bu hastane sahiplerine soruşturma yapılmıyor” dedi.
Kahramanmaraş Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Tiyekli, oda yönetimiyle birlikte basın toplantısı düzenledi. Yeni doğan çetesinin ortaya çıkması ve yürütülen soruşturmayı değerlendiren Tiyekli, olayın Türkiye’nin en büyük sağlık skandallarından biri olduğunu söyledi.
Yeni doğan çetesinin her yönüyle soruşturulması gerektiğini kaydeden Lütfi Tiyekli, “Yasak olmasına rağmen hastanelerin yoğun bakımlarını kiralıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin mevzuatının hiçbir yerinde hastanelerin yoğun bakım kiralanması diye bir mevzuat yok. Ama buna rağmen göz yumuluyor. İstanbulİl Sağlık Müdürlüğü tarafından buna göz yumuluyor veya görmezden geliniyor ve bu kişiler bütün kirli yolları kullanarak, çeşitli insanları satın alarak bu yoğun bakımları çalıştırmaya çalışıyorlar. Tabii amaç para kazanmak olduğu için de bu servislerde yetkin olan kişiler çalıştırılmıyor. Bu çete elemanları parayı düşündükleri için bu buldukları herkesi buralarda çalıştırmışlar ve sonuçta maalesef acı olarak yaşandı. Tabii bu olay belki savcımız tehdit edilmese ortaya bile çıkmayacaktı. Ama şu an ortaya çıktı, iyi ki de ortaya çıktı” diye konuştu.
Kahramanmaraş Tabip Odası olarak soruşturmanın sonunu nereye giderse gitsin, kime dayanırsa dayanırsın devam etmesinden yana olduklarını belirten Tiyekli, “Burada suçu olan kim varsa mutlaka yargılanması gerektiğini istiyoruz ve bu olayların çok iyi incelenmesini istiyoruz. Biliyorsunuz Kahramanmaraş’ta bir deprem oldu, inşaat şirketlerinin sahipleri o yıkılan binalardaki kusur nedeniyle tutuklandı. Şu anda bir kısmı da cezaevinde. Bu hastanelerde de canlarımız, çocuklar vefat etti. Peki bu şirket sahiplerinin sorunu yok mu? Aynı sorumluluk değil mi? Onlar da bilinçte bilinçli taksirle ölüme sebep oldu hastanelerde bilinçli taksirle ölüme sebep oldu. Niye bu hastane sahiplerine, kim olursa olsun soruşturma yapılmıyor? Biz bu soruşturmanın sonu ucu nereye giderse gitsin yapılması taraftarıyız. Bu işin mali boyutu da ele alınmalı. Kamunun uğradığı zarar bu hastane şirketlerinden tahsil edilmeli” dedi.
‘HASTANELERİN BÜTÜN İŞLEMLERİ DİDİK DİDİK EDİLMELİ’
Tiyekli, özel hastanelerin yeterince denetlenmediğini öne sürerek, şunları söyledi:
“Eğer bir kurum denetlenmiyorsa, yoğun bakımları kiraya veriliyorsa o hastanenin diğer birimlerine de bakmak lazım. Şimdi diğer birimlerini kim istetiyor bunların? Sadece yeni doğanla mı kayıtlı? Belki erişkin yoğun bakımda, yaşlı bakımlarda bunlarda yapılı. Bunları bilemiyoruz. Az önce de söyledim, yeni doğan yoğun bakım bir savcının tehdit edilmesiyle ortaya çıktı. Yoksa bizim belki bundan haberimiz bile olmayacaktı. Bu yüzden bu soruşturmalar yeni doğan soruşturması baz alınarak genişletilmeli ve ucu nereye giderse gitsin yapılmalı. O hastanelerin bütün işlemleri didik didik edilmeli. Bugün vatandaşın aldığı ilacı didik didik inceleyen, ‘Siz bu ilacı aldınız mı?’ diye telefon eden SGK oralara gidip ‘Siz bu işlemleri yaptınız mı?’ diye tek tek hesap sorulmalı. Yani orada eğer bu iş yeni doğanda yapıldıysa başka servislerde başka şekilde yapılmadığını kim garanti edebilir? Orada bir hırsızlık varsa bu hırsızlığın devamı olması da çok muhtemeldir.”
Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayseri’de 16 yaşındaki doğuştan böbrek hastası Tolgacan Yüksel, 6 senedir kadavradan nakil olabilmek için sıra bekliyordu. Babasının böbreğini bağışlayacağını söylemesi üzerine umutları yeşeren Tolgacan, hayallerine kavuştu. Yapılan tetkiklerde babası 50 yaşındaki Dursun Yüksel’in böbreği uyumlu çıkınca Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde nakil yapıldı. Babasının böbreği ile yeniden hayata tutunan Tolgacan, diyalizden önceki hayatına yeniden döndü. Yaşadığı süreci anlatan Tolgacan Yüksek; “6 senedir diyalize giriyorum. Nakil süreci zordu. Şimdi nakil oldum ve eskisi gibi hayatıma devam ediyorum. kadavradan nakil için bekledik ama çıkmadı. En son babam böbreğini verdi. Nakil için ameliyat oldum ve 2 ay bu süreç sürdü. Hiç beklemediğim anda oldu. Şimdi durumum iyi. İstediğim gibi gezebiliyorum, oynayabiliyorum. Diyaliz vücudu bitiriyor. Şimdi eskisi gibi iyiyim. Eski hayatıma devam ediyorum. Eğitimim de yarı da kalmıştı. Devam etmeyi düşünüyorum. İnsanlar da organ bağışlarlarsa iyi olur. O kadar kişi bekliyor. Hayatlarını kurtarabilirler. İnsanlar dua da kazanır” ifadelerini kullandı.
Baba Dursun Yüksel de; “Tolgacan’ı 16 senedir hastaneye götürüp getiriyorduk. Nakil için sıraya yazılmıştık. 6 senedir diyalize giriyordu. Çıkmayınca ben böbreğimi verdim. Bu şekilde hayatımızı sürdürüyoruz. Çok güzel duygu. Böbreğimi verdim ama aynı hayatıma devam ediyorum. Herkesin de bağış yapmasını isterim” dedi.
“Hayatının önemli bir kısmını sıkıntıyla geçirdi”
Erciyes Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Pediatri Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sibel Yel de, “Tolgacan 1 yaşındayken kemik eğrilikleri ve kanında düşüklük gibi böbrek hastalığının belirtileri ile bize başvurmuştu. Çok erken yaşta böbrek yetmezliği geliştiği için hayatının önemli bir dönemini çeşitli sıkıntılar ile geçirdi. Son 6 yılda da çocuklarda kullandığımız karnına katater koyarak günlük karnına su verip alma şeklinde diyaliz yapıyorduk. Bunun da hastayı zorlayan tarafları var. Özellikle hastanın sosyal yönünü çok etkiliyor. Bu şekilde süreç geçirdikten sonra babasından böbrek nakli şansını yaşadık. Doku uyumu sağlandı ve çeşitli testlerden geçerek yakın zamanda nakil oldu. Ortak bir çalışma ve emekle Tolga’nın nakli gerçekleşti ve nakil sonrasında da çeşitli sıkıntılar açısından izlendi. Halen de takibimiz altında. Böbrek yetmezliğinde olan ve son döneme gelmiş olan hastaların tedavi şekilleri hemodiyaliz veya periton diyalizidir. Hiçbir diyaliz modalitesinin gerçek bir böbrek dokusunun yaptığı işi yaparak tam bir üre kreatinin temizliği sağlamayacağını da akıllarımızda bulundurmamız gerekir” şeklinde konuştu.
“Organ bağışını vasiyet edin”
Nakli gerçekleştiren uzmanlardan Erciyes Üniversitesi Genel Cerrahi Uzmanı ve Organ Nakil Cerrahı Doç. Dr. Tutkun Talih da, organ bağışını yaygınlaştırmak için bağışın vasiyet edilmesi gerektiğini söyleyerek; “Genel Cerrahi ve Bu durum Tolgacan için iyi bir şey. Babasının böbreği uydu ve taktık. Babası canından canını bağışladığı ama herkes Tolgacan gibi şanslı değil. Ülkemizde 30 bine yakın insan organ bekliyor. Ailelerinden birinin organı tutsun verir. O kişilerde beklemez ama olmayınca olmuyor. Bizim en büyük hedefimiz kadavralardan nakilleri artırmak. Birçok beyin ölümü oluyor ama bu hastaların birçoğu organ bağışında bulunmuyor. Bunu vasiyet etmemiz lazım. “Bir şey olursa organlarımı bağışlıyorum. Birileri benim organlarımla hayatını sürdürsünler. Onlar top oynarken, yürürken, işini yaparken onda beni görün” diye vasiyet edelim. Ben bunun denenmesi gerektiğine inanıyorum. Tolgacan’a da keşke babasından değil de kadavradan çıksaydı. Bu büyük bir emek. Çok büyük bir organizasyon” diye konuştu. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Isparta’nın Yalvaç ilçesinde, emekli Havacı Bando Astsubay Kıdemli Başçavuş Arslan Erdoğdu (64) hayatını kaybetti. Bir süre önce lösemi teşhisi konulan ve tedavi sürecine rağmen mücadeleyi kaybeden Erdoğdu, 5 çocuk babasıydı.
Yalvaç ilçesinden emekli polis memuru Yılmaz Arıkan da (74) mide kanseri nedeniyle yaşamını yitirdi. 4 yıl boyunca kanser tedavisi gören Arıkan, 2 çocuk babasıydı. Cenazeleri Devlethan Camii’ne getirilen Erdoğdu ve Arıkan’ın naaşları, burada düzenlenen törenle uğurlandı. Yapılan duaların ardından, Arıkan’ın cenazesi askeri törenle Görgü Orta mahalle mezarlığına defnedilirken, Erdoğdu’nun cenazesi ise Abacılar mahallesi mezarlığına defnedildi. – ISPARTA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saat 13.30 sıralarında Kocaeli’nin Körfez ilçesinde bulunan rafineride kompresör bakım çalışmaları sırasında patlama meydana geldi. Patlamanın ardından yangın çıkarken, rafineri ekipleri olaya anında müdahale etti. Hafif şekilde yaralanan 12 personel, ilk müdahalelerinin ardından hastaneye kaldırıldı.
Olay yerine giden Vali İlhami Aktaş, yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek patlama ile ilgili yetkililerden bilgi aldı. Aktaş, incelemelerin ardından DerinceEğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geçerek, burada tedavi edilen 12 yaralıyı ziyaret etti. Genel durumları hakkında hastane yetkililerinden bilgi alan Vali Aktaş, yaralılara ve yakınlarına geçmiş olsun temennilerini iletti. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Novo Nordisk, Türkiye’de son dönemde artış gösteren sahte ilaçların yarattığı tehlikelere dikkati çekmek amacıyla basın toplantısı düzenlendi.
Novo Nordisk Türkiye Kıdemli Klinik, Medikal ve Ruhsat Direktörü Dr. Ömer Buğra Bahadır’ın ev sahipliğinde ve Türk Diyabet Cemiyeti Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva’nın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, sahte ilaçların güncel durumu verilerle ortaya koyulurken eczaneden alınmayan ilaçların hastalar için yarattığı tehlikelere dikkati çekildi.
Toplantıda konuşan Novo Nordisk Türkiye Kıdemli Klinik, Medikal ve Ruhsat Direktörü Dr. Ömer Buğra Bahadır, sahte ilaçların dünya genelinde artan bir sorun olduğuna işaret ederek, “Bugün küresel sahte ilaç pazarının yıllık 200 milyarla 432 milyar dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor. Bu, yaklaşık 150 ülkenin yıllık ekonomisinden daha büyük bir rakam. Yine bu veriler, düşük ve orta gelirli ülkelerde tahminen her 10 ilaçtan 1’inin merdiven altı veya sahte olduğu anlamına geliyor. Sahte ilaç kullanımı nedeniyle dünya genelinde her yıl 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.” diye konuştu.
İlaç Güvenliği Enstitüsü’nün (Pharmaceutical Security Institute) verilerine göre, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrasya Bölgesi’nin dünyada yasadışı ilaç faaliyetlerinin en yüksek olduğu bölgeler arasında 5’inci sırada yer aldığını dile getiren Bahadır, dünyadaki artış eğilimine paralel olarak, son dönemde Türkiye’de de özellikle diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan enjeksiyon kalemlerinin sahte versiyonlarında dikkati çekici bir artış gözlemlediklerini söyledi.
“Hastalar ve hasta güvenliği en büyük önceliğimiz”
Bahadır, “Sahte ürün tehlikesine karşı ilaçların hekim kontrolünde kullanılması konusunda bilincimizi artırmamız gerekiyor. Novo Nordisk olarak kurulduğumuz günden bugüne, hastalar ve hasta güvenliği en büyük önceliğimiz. Aradan geçen bir asır sonunda hasta hayatlarını iyileştirmek için tedavi alanlarımızda çığır açan bilimsel atılımlara öncülük etmeyi sürdürmeye ve bunu yaparken de hasta güvenliğinden ödün vermemeye kararlıyız. Bu yaklaşımla, insanlık tarihinin en eski suçlarından biri olan ve hasta güvenliğini tehdit eden sahte ilaçlarla mücadeleye küresel ve ulusal ölçekte devam ediyoruz. ” ifadelerini kullandı.
İlaçların doktor kontrolünde kullanılmasının ve eczaneden temin edilmesinin hayati önem taşıdığının altını çizen Bahadır, hasta güvenliğini tehdit eden sahte ilaç tehlikesine karşı hem sağlık profesyonelleri hem de hastalar için bilinçlendirme faaliyetleri yürüttüklerinin bilgisini verdi.
Bahadır, kısa bir süre önce sahte ilaç kullanmanın riskleri hakkında “İlaç Sahteye Gelmez” sloganıyla farkındalığı artırmayı amaçlayan sosyal medya kampanyasını yayına aldıklarını açıklayarak, şöyle konuştu:
“Sahte ürünlerden korunmanın en güvenli yolu, doktor kontrolünde ilerlemek. İlaç Sahteye Gelmez kampanyası kapsamında, internet sitelerinden, elden ve sosyal medya üzerinden ilaç satışı yapanlara itibar edilmemesinin ve ilaçların yalnızca eczanelerden temin edilmesinin gerçek anlamda hayati önemini hatırlatmak istedik. Bu kampanyanın kamuoyunda dikkati çekerek hasta güvenliği için önemli bir farkındalık yaratacağına inanıyoruz. Öte yandan haber aldığımız her sahtecilik vakasını geçerli mevzuata uygun olarak araştırıyor ve yetkili yerel makamlara bildiriyoruz. Mücadelemizi destekleyici fiziksel araştırmalar da yürütüyoruz. Bu mücadelemizde yalnız değiliz. Türkiye’de konuyu bizim kadar önemseyen sağlık makamları, eczaneler ve sağlık mesleği mensuplarıyla yakın diyalog ve işbirliği içindeyiz. Devletimiz de sahte ilaç konusunu son derece ciddiye alıyor ve bütün gücüyle bu konuyla mücadele ediyor. Sahte ilaç faaliyetleri artıyor ancak onunla doğru orantılı olarak mücadele de güçleniyor. Tüm kolluk kuvvetleri seferberlik halinde sahte ilaç operasyonları düzenliyor ve bu suçlulara göz açtırmıyor.”
“Türkiye’de halihazırda her 3 yetişkinden 1’i obeziteli, 1’i ise fazla kilolu”
Türk Diyabet Cemiyeti Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva, obezite ve zayıflama tedavilerine yönelik tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük talep olduğunu anlattı.
Bu durumun obezitenin gittikçe daha fazla insanı etkilemesinden kaynakladığını vurgulayan Siva, sözlerine şöyle devam etti:
“Bugün küresel olarak 2 milyardan fazla yetişkinin aşırı kilolu, 800 milyondan fazlasının ise obeziteli olduğu biliyoruz. 18 yaşın üzerindeki bireylerin yaklaşık yüzde 40’ı aşırı kilolu, yüzde 13’ü ise obeziteyle mücadele ediyor. Daha da önemlisi, obezitenin çocukları giderek artan bir hızla etkilemesi. Günümüzde 5-19 yaş grubundaki çocuk ve gençlerde kilo fazlalığı oranı yüzde 20’ye yaklaşmış durumda. Gereken önlemler ivedilikle alınmazsa 2030 yılına kadar dünyadaki obeziteli kişi sayısının iki kat artarak 1 milyarı geçeceği ve her iki kişiden birinin kilo sorunu yaşayacağı tahmin ediliyor. Ülkemizde de durum hiç iç açıcı değil. Türkiye’de halihazırda her 3 yetişkinden 1’i obeziteli, 1’i ise fazla kilolu. ve ne yazık ki yine bu verilere göre, Avrupa sıralamasında birinci sırada yer alıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre, Türkiye, obezitenin en hızlı arttığı ülkeler arasında yer alıyor. Aynı rapor, 2060’a kadar küresel obezite oranının yüzde 70’e ulaşacağını öngörürken, Türkiye’deki obezite oranının ise yüzde 94’e çıkabileceğini söylüyor.”
Son dönemde obezite tedavisinde doktor kontrolü olmadan, eczaneler dışında ticareti yapılan enjeksiyon kalemlerinin kullanımının artmasının da bundan kaynaklandığını belirten Siva, reçetesiz bir şekilde, ağırlıklı olarak internetten temin edilen bu ilaçlarda sahtelere rastladıklarının bilgisini paylaştı.
Siva, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Denetimsiz üretilen ve zayıflama amacıyla kullanılan sahte ilaçlar toksik kimyasallar, ağır metaller, bakterilerle kontamine bileşikler, sibutramin, tiroid hormonu, iyot gibi bazı aktif maddeleri, efedrin, amfetamin gibi uyarıcıların toksik ve zararlı dozları dahil pek çok maddeyi içerebilmektedir. Sahte ilaçlar, hafif yan etkilerden yaşamı tehdit eden durumlara kadar geniş bir yelpazede sağlık riskleri taşıyor. Aşırı iyot veya tiroid hormonu içeren ilaçları kullandığı için hipertiroidi gelişen ve bu nedenle başvuran olgularımın sayısı hiç de az değil. Aşırı tiroid hormonuna bağlı çarpıntı, tansiyon yüksekliği, ellerde titreme, terleme ve aşırı sinirlilikle gelen obeziteli hastalarımın sayısındaki artış, sahte ilaçlarla ilgili durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre Malatya istikametinden Adıyaman istikametine gitmekte olan Abbas Bozkurt idaresindeki 34 FGD 621 plakalı otomobil sürücüsü Çelikhan yol kavşağına dönmek istediği esnada karşı istikametten gelen Cuma Turşu idaresindeki 31 ATS 201 tır sürücüsü ile çarpıştı yaşanan kazada hafif ticari araçta yolcu olarak bulunan Sevim Bozkurt yaralandı. Yaralı ihbar üzerine Kaza yerine gelen sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından Doğanşehir Devlet hastanesine kaldırıldı.
Kaza ile ilgili soruşturma sürüyor. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’nın Mudanya ilçesinde sürücüsünün geri manevra yaptığı hafif ticari araç, sokakta yürüyen yayaya çarptı. O anlar, kameraya yansıdı.
Kaza, saat 11.00 sıralarında Ömerbey Mahallesi 2’nci Pınar Sokak’ta meydana geldi. Sürücüsünün geri manevra yaptığı hafif ticari araç, sokakta yürüyen yayaya çarptı. Yaya yaralanırken, sürücü çevredekilerin uyarısıyla aracı durdurdu. İhbarla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, yaralı ambulansla kaldırıldığı Mudanya Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı. Kaza güvenlik kamerasına yansırken, soruşturma başlatıldı.
Haber: Yiğithan HÜYÜK Kamera: MUDANYA (Bursa),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Daha önce kurulan ve Tekirdağ, Çanakkale, Edirne ve Kırklareli sınırlarında bulunan 33 hız ihlal tespit sisteminin yanı sıra, Tekirdağ Süleymanpaşa ilçesi Çevre Yolu üzerinde Ramada Otel- Muratlı Kavşağı ve Muratlı Kavşağı- Beyazköy arasında iki yönlü olarak yeni hız koridorları eklendi. Marmaraereğlisi ilçesi İstanbul Yolu üzerinde ise Marmaraereğlisi BOTAŞ Kavşağı ile Silivri ilçesi arasında iki yönlü olarak ortalama hız tespiti yapılmaya başlandı.
EDS-PTS sistemleriyle denetimlere 1 Kasım 2024 itibariyle başlanırken, hız limitleri Karayolları Trafik Yönetmeliği’ne göre düzenlenmiş durumda. Otomobiller için 110 kilometre, panelvanlar için 100 kilometre, motosikletler için 90 kilometre, otobüs ve minibüsler için 90 kilometre, kamyonlar için 85 kilometre, açık kasa kamyonetler için ise 85 kilometre olarak hız sınırları belirlendi. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son dönemde yaşanan dijital güvenlik ihlalleri, kullanıcıların hesap güvenliğini sorgulatmaya başladı. Sosyal medyada gündem olan bir dizi siber güvenlik vakasında, özel bir bankanın müşterileri, hesaplarının ele geçirildiğini, izinsiz kredi çekildiğini ve büyük miktarlarda para transferi yapıldığını iddia etti. Bu vakaların giderek artması, bireylerin ve kurumların siber güvenlik konusundaki zafiyetlerine ışık tutuyor.
“Sosyal mühendislik tehditleri ciddi boyutlara ulaştı”
Fazlanet Bilgi Teknolojileri A.Ş. CTO’su Barış Bayram, özellikle sosyal mühendislik yöntemleriyle yapılan dolandırıcılıklara dikkat çekti. Bayram, “Dolandırıcılar, kullanıcıları hedef alarak güvenlik açıklarını kolayca suistimal edebiliyorlar. Sahte müşteri hizmetleri ya da resmi gibi görünen sahte siteler, kullanıcıların kişisel verilerini ele geçirmek için kullanılıyor. Bu nedenle, bireylerin dikkatli olmaları ve özellikle bankacılık işlemlerinde çift aşamalı doğrulama gibi güvenlik önlemlerini mutlaka kullanmaları gerekiyor” dedi.
Bayram, “Sızan bu tür kritik veriler, kimlik avı saldırılarının önünü açabilir. Bu bilgilerle dolandırıcılar daha gerçekçi sosyal mühendislik taktikleri geliştirip kullanıcıları tuzağa çekebilirler” diyerek konuya dikkat çekti. Bayram, bu tür verilerin ele geçirilmesinin, banka dolandırıcılıkları ve sahte kredi başvuruları ya da hesap açma gibi vakalara zemin hazırladığını da ifade etti.
Kullanıcıların dijital güvenlik için alabileceği önlemler
Barış Bayram, dijital güvenlikte kullanıcıların kendi önlemlerini almasının da büyük önem taşıdığını belirterek, güvenli bir dijital deneyim için şu adımları önerdi:
“Çift aşamalı doğrulama; banka gibi platformlarda çift aşamalı doğrulama, hesap güvenliğini önemli ölçüde artırır. Şifre güvenliği; güçlü ve benzersiz şifreler oluşturulmalı, aynı şifre birden fazla platformda kullanılmamalı. Resmi kaynaklardan işlem; e-postalar veya mesajlar yerine doğrudan resmi sitelerden işlem yapılmalı. Sahte çağrılara karşı uyanık olmak; banka veya kamu kurumu gibi davranarak yapılan sahte çağrılara dikkat edilmeli, kişisel bilgi paylaşılmamalı. Kişisel bilgileri korumak; sosyal medya gibi platformlarda fazla kişisel bilgi paylaşmamak, dolandırıcıların işini zorlaştırır.” – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Etlik Şehir Hastanesi’ndeki yaralıları ziyareti sonrası açıklamalarda bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sosyal ve kültürel birçok aktiviteyi vatandaşlarla buluşturan Bilecik Belediyesi tarafından gerçekleştirilen konferansta meme kanserine yönelik farkındalık oluşturulması amaçlandı. 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık ayı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen konferansta Acıbadem Hastanesi Tıbbi Onkolog Doç. Dr. Hatice Yılmaz ve Genel Cerrah Doç. Dr. Hayrettin Dizen, birçok başlıkta bilgiler verdi. Gerçekleştirilen konferans sonunda yapılan çekilişle 5 katılımcıya ücretsiz tarama testi hakkı verildi.
Bilecik Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürü Gülnur Genç Ay, konferans sonunda konuşmacılara Bilecik Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyeleri tarafından yapılan el emeği ürünleri hediye etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığınca ilçelerde konuşlandırılan mobil araçlarda görev yapan sağlık ekipleri, kanserde erken tanı ve tedavi için bilgilendirme faaliyetlerini sürdürüyor.
Bu kapsamda kırsal mahallelerde bilgilendirme çalışması yapan, kadınları minibüslerle mobil araçların bulunduğu yere ulaştıran sağlık ekipleri, burada meme, rahim ağzı ve kolon kanseri taramalarını yaptıktan sonra tekrar evlerine bırakıyor.
İki mobil araçla kentin tüm ilçelerini dolaşan ekipler, 9 ayda 47 bin 200 kadının mamografi çekimini yaptı, 93 kadına meme kanseri tanısı koydu.
Kanser tanısı konulan hastaları, hastanelerdeki ilgili servislere yönlendiren ekipler, teşhis sonrası tedavi süreçlerini de yakından takip ediyor.
Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Muhammed Taha Bostanci, AA muhabirine, meme kanseri taramalarında 40-69 yaş arası kadınların iki yılda bir mamografi çekimlerini yaptıklarını söyledi.
Kadınları meme kanseri konusunda bilgilendirdiklerini belirten Bostanci, “Kanser taramaları için mobil araçlarımız dışında, Sağlıklı Hayat Merkezi ve hastanelerimizin yanı sıra Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi temas noktalarımız var. Mobil araçlarla 13 ilçemizde yılda iki defa olmak üzere ilçenin nüfus ve talep yoğunluğuna göre planlamalar yapıyoruz. Gönderdiğimiz araçlar, ilçelerde önceden yapılan planlama dahilinde gelen vatandaşlarımızın çekimini yapıyor.” diye konuştu.
İlçeye mobil araçların gideceğini Kaymakamlıklar aracılığıyla muhtarlara ilettiklerini anlatan Bostanci, böylece vatandaşların daha hızlı gelip taramalarını yapmalarını sağladıklarını ifade etti.
Taleplere göre herkese ulaşmaya çalıştıklarını vurgulayan Bostanci, “Van’da 9 ayda 47 bin 200 kişinin mamografi çekimini yaptık. Bunlardan 2 bin 401’i şüpheli pozitif tanısı aldı. Bunları da en geç 10 gün içinde ileri uzman hekimlerimize ulaştırıyoruz, takiplerini yapıyoruz. Riskli olan 2 bin 401 kişiden 93’ü maalesef meme kanseri tanısı aldı. Bizi sevindiren kısmı erken dönemde bu tanıyı aldılar. Meme kanseri nedeniyle vefat etmeden ya da daha ileri komplikasyonlar gelişmeden biz bu kişilerin tespitini yaptık. 93 kişiden 92’sine tedavi verdik, bir kişi tedavi almak istemiyor, onu da ikna etmeye çalışıyoruz.”
“Amacımız meme kanseri ölümlerini en az seviyelere çekmek”
Saray Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı doktor Zeliha Gülan ise ekim ayında Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında etkinliklerinin devam ettiğini belirterek, “Kırsal kesimlerdeki kadınları arayıp bilgilendirdikten sonra tahsis edilen araçlarla onları mobil araçlarımıza getiriyoruz. Meme kanseri ülkemizde kadınlarda en çok görülen hastalıklardan biri. Amacımız erken tanı ve erken tedavi. Bu şekilde hayatta kalma oranını artırabiliyoruz.” diye konuştu.
Toplum Sağlığı Merkezi doktorlarından Serhat Yaman da kadınlar arasında bilgilendirme seviyesi artıkça talebin de yoğunlaştığını ifade ederek, “Kırsal kesimlerdeki vatandaşlarımızı arayarak özelikle bu tür konularda bilgilendiriyoruz. Amacımız meme kanseri ölümlerini en az seviyelere çekmek.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Embiyacan Akbaş (20) olası depremlerde arama kurtarma birimleri arasındaki iletişimi hızlandırıp, ihtiyaca göre hareket edebilmelerini sağlamak amacıyla mobil uygulama geliştirdi. Akbaş’a, uygulama ile Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nden ‘altın pusula genç iletişimci ödülü’ verildi.
Üniversiteli Embiyacan Akbaş, olası İstanbul depremini düşünerek, Dr. Fatih Özkoyuncu danışmanlığında, mobil uygulama tasarladı. Uygulama ile arama-kurtarma çalışmalarının verimli şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Kamu, özel ve gönüllülerden oluşan arama-kurtarma ekipleri arasındaki iletişimi güçlendirmek, bilgi dezenformasyonunu da en aza indirerek, kurtarma çalışmalarının etkin yürütülmesini hedefleyen uygulama ile Akbaş, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nin ‘altın pusula genç iletişimci ödülü’nü aldı. Uygulama, Türkiye’deki kurumlara, iletişim ajanslarına ve genç iletişimcilere açık olan yarışmada, 20 ana ve 18 alt kategori olmak üzere toplam 38 kategoride 231 kurum projesi ve 114 genç iletişimci projesi içinde 4’üncü olarak ödüle layık görüldü.
Üniversite öğrencisi Akbaş, amacının bütünleşik afet yönetim sistemi kurmak olduğunu söyleyerek, “Aktif olarak öğretim hayatıma devam ederken aynı zamanda çeşitli aplikasyonlar üreterek iletişim kısmında ülkeme hizmet etmek istiyorum. Olası İstanbul depremi için bütünleşik afet yönetim sistemi kurmaktı hedefim. Temel amacımız İstanbul’da çalışan kurumlar başta olmak üzere depremden sonra kurumlar arası iletişim kurabileceğimiz bir aplikasyon sistemi oluşturabilmek. Aplikasyonda sadece kurumlar değil aynı zamanda deprem bölgesinde çalışmak isteyen gönüllülerin de kendi aralarında iletişim kuramasa bile yönetim merkeziyle dolaylı yoldan iletişim kurarak, bu sayede yönetim merkezinin ihtiyaç duyduğu yerlere sevkleri sağlanabilecek. Aynı zamanda STK’larla da beraber çalışma fırsatı yakalayacağımız ayrı bir ara yüz tasarladık” dedi.
‘3 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR’
Akbaş, uygulamanın ‘kamu ara yüz’, ‘STK ara yüz’ ve ‘gönüllü ara yüz’ olmak üzere 3 bölümden oluştuğunu anlatarak, “Aslında burada yapmak istediğimiz şey; yönetim merkezinde sürecin yönlendirilmesi sırasında bir dezenformasyonun önüne geçmek. Yani 3 grubun da neler yaptığını görebilmek ve 3 grubun insan gücünü deprem esnasında şehrin afetten sonraki kalkınma sürecinde etkin kullanabilmek. Hatta şu an projenin bir kısmını alıp ekstra bir entegreye çevirmeye çalışıyoruz. Bu entegrede 6 Şubat deprem döneminde yani ‘asrın felaketi’ diye adlandırdığımız depremlerde motokuryelerin çalışmalarını gördük. Biz de bu projeden ayrı deprem sırasında motokuryelerin İstanbul’da aktif çalışması için bir entegre geliştiriyoruz aynı zamanda. Bütün deprem paydaşlarını tek bir çatı altında toplayabileceğiz. Günümüz çağında, her şeyin dijitale çevrildiği dönemde sadece tüketim değil aynı zamanda dönüşüm de önemli. Yani afet yönetim sürecini dijital dönüşüm içerisine sokmak bizim için çok kıymetli. Motokuryeler deprem bölgesinde çok aktif çalıştı ve herhangi bir iletişim mekanizması olmadan bunu yaptılar. İstanbul’un yapılanma durumunu biliyoruz. Çok sık bir yapılanma var. Arabanın giremediği her noktada motokuryelerin girebileceği bir entegre üzerinde durmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Haber-Kamera: Ruken KADIOĞLU- Ali Eren İĞDE/ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİ DELHİ – Hindistan’da 1 buçuk milyon kişinin akın ettiği hava gösterisinde, 5 kişinin sıcak çarpması sonucu öldüğü belirtildi.
Hindistan’ın Chennai kentinde dün Hindistan Hava Kuvvetleri’nin 92. yıl dönümü çerçevesinde düzenlenen hava gösterisine binlerce kişi akın etti. Marina Plajında gerçekleştirilen gösteriyi en az 1 buçuk milyon kişi izledi. Organizasyonun yetersiz kalması nedeniyle tren istasyonlarında izdiham yaşandı. Hava sıcaklığının 35 dereceye ulaşması sonucu onlarca kişi hastanelik oldu, en az 5 kişi ise sıcak çarpması sonucu hayatını kaybetti.
Yerel basında yer alan haberlere göre etkinlik alanında yeterli içme suyu bulunmazken, aşırı kabalık nedeniyle seyirciler alana ulaşmak için uzun mesafeler yürümek zorunda kaldı. Ayrıca otobüs ve trenlerdeki yoğunluğun saatlerce sürdüğü belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Medipol Bahçelievler Hastanesi’nden Doğumhane Ekip Lideri Selen Aslan, Kişiye Özel Doğum Ünitesi olarak bilinen LDRP’nin öneminİ anlattı. Aslan, “Doğum öncesi, doğum anı ve sonrasındaki süreç aynı odada gerçekleştiği için anne ve bebeğin bağı çok daha güçlü olmaktadır. Anne psikolojik olarak doğuma daha iyi hazırlanmaktadır” dedi.
Medipol Bahçelievler Hastanesi’nden Doğumhane Ekip Lideri Selen Aslan 1-7 Ekim Normal Doğum Haftası kapsamında Kişiye Özel Doğum Ünitesi olarak bilinen LDRP’yi tüm yönleriyle ele aldı. Aslan, “LDRP odamız doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası sürecin gerçekleştiği bir odadır. Anne adayımız buraya geldiğinde doğum öncesi bakımları, doğum esnası ve doğum sonrasındaki süreci aynı odada gerçekleşmektedir” diye konuştu.
‘BEBEK ANNEDEN AYRILMIYOR’
Odada bulunan yatağın doğum esnasında bir doğum masası haline dönüştüğünü dile getiren Aslan, “Anne, ilk odaya geldiği andan çıkacağı ana kadar tüm süreci anbean takip ediyoruz. Doğum öncesi pilates, yürüyüş ve suyun rahatlatıcı etkisiyle annenin üzerindeki stresi azaltmaya çalışıyoruz. Doğum gerçekleştikten sonra bebeği alıp anne ile olan ten tene temasını sağlıyoruz. Ardından bebeğin ve annenin gerekli bakımlarını yapıyoruz. Bebek, doğum süreci ve lohusalık süreci boyunca aynı odada anneden ayrılmamış oluyor. Doğum sonrası enfeksiyon riski de büyük öneme sahip. Anne ve bebeği görmeye gelen ziyaretçileri direkt olarak yanlarına almıyoruz. Oda içerisinde bulunan refakatçi bölümüne alıyoruz. Bu sayede temas ve enfeksiyon riskini en aza indirmiş oluyoruz” diye konuştu.
‘ANNEYİ EMZİRMEYE TEŞVİK EDİYORUZ’
Aslan, anne sütünün önemine de değinerek konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bebeğin ilk doğduğu andan itibaren ilerleyen süreçlerdeki en doğal besin kaynağı anne sütüdür. Anne sütü bebeği enfeksiyonlardan korur. Bağışıklık sisteminin oluşmasına yardımcı olur. Bu nedenle anneyi düzenli aralıklarla emzirmeye teşvik ediyoruz. Bununla birlikte emzirmek anne ile bebek bağının güçlenmesini de sağlıyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’De bebek ve çocuk sağlığına yönelik olarak; emzirmenin korunması, özendirilmesi ve desteklenmesi amacıyla yürütülen ‘Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları’ programı çerçevesinde ve Emzirme Haftası dolayısıyla panel gerçekleştirildi. Bu panelde anne sütünün yararları ve emzirmenin önemi vurgulanarak, emziren annelerin sık karşılaştıkları sorunlar ve çözümleri tartışıldı. Panelde ESOGÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ndeki mevcut ‘Anne Sütü Teşviki’ ve ‘Bebek Dostu Hastane’ uygulamaları ile Emzirme Polikliniği’nde anne ve bebekler için sürdürülen çalışmalarla ilgili bilgi paylaşıldı.
“Bir bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için ideal beslenme yöntemi emzirmedir”
Doç. Dr. Meltem Dinleyici, anne sütü ve emzirme ile ilgili olarak bilgilendirici açıklama yaptı. Dinleyici, açıklamasında, “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 2024 yılı için ‘Açığı kapatmak: Herkes için emzirme desteği’ teması belirlenmiştir. Bir bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için ideal beslenme yöntemi emzirmedir. Anne sütü, bebeklere ihtiyacı olan tüm besin ögelerini tek başına 6 ay sağlayabilen en ideal besindir. Anne sütü ile beslenen bebeklerin başka bir ek besine veya suya ihtiyaçları yoktur. Anne sütüyle beslenen bebeklerde ishal, zatürre, orta kulak iltihabı, alerjik hastalıklar, diyabet, hipertansiyon, kanser, alerji, astım, obezite, diş yapısı bozuklukları ve bazı ruhsal hastalıkların daha az görüldüğü belirtilmektedir. Anne sütüyle beslenmenin bebeğe olduğu kadar anneye, ülke ve aile ekonomisine ayrıca çevreye de katkısı vardır” ifadelerini kullandı.
“Bebekler ilk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenmeli”
Emzirme ile anne ve bebek arasındaki bağın kuvvetlendiğine de dikkat çeken Dinleyici, “Bebeklerde mutluluk ve güven duygusu gelişir, bebeğin çene ve diş gelişimi sağlanır; emzirme anneyi meme kanseri, yumurtalık kanseri gibi kadınlara özel kanser türlerinden korur, emzirme annenin doğum sonu kanamalarını azaltır, anneyi ilerleyen yaşlarda kemik erimesinden de korumaktadır. Toplumun ve onu oluşturan bireylerin sağlıklı ve güçlü olarak yaşamasında ekonomik ve sosyal yönden gelişmesinde, refah düzeyinin artmasında mutlu, huzurlu ve güvence altında varlığını sürdürebilmesinde yeterli ve dengeli beslenme en temel şartlardan biridir. Beslenme yetersizliklerinin önlenmesi için atılması gereken ilk adımlar emzirmenin doğumdan sonra en kısa sürede başlatılması, bebeklerin ilk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenmesi, 6’ncı ayın ardından uygun ek besinlerle emzirmenin 2 yaş ve ötesine kadar devam ettirilmesidir” dedi.
Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panele ESOGÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Neonatoloji Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Neslihan Tekin, Prof. Dr. Özge Aydemir, Prof. Dr. Özge Sürmeli Onay, Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Barsan Kaya, Sosyal Pediatri Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Meltem Dinleyici ve Emzirme Destek Polikliniği Hemşiresi Ayşe Özdemir katılım sağladı. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Engelsiz Bilişim Platformu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi iş birliğiyle organize edilen etkinlik, devlet kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdi.
KSBÜ Engelli Öğrenci Birimi Koordinatörü Ali Osman Altınay ve BEKO BT Test ve Kalite Yönetim Uzmanı Sarper Arıkan, “Sesli Betimleme Açıklama İçerik Oluşturucu” projesini tanıttı. Proje, kampüs içerisinde engelli bireylerin bilişim teknolojilerine erişimini kolaylaştırmaya yönelik bir adım olarak büyük ilgi gördü.
Kongre, evrensel tasarım ve erişilebilirlik temalarına odaklanarak engelli bireylerin bilişim teknolojilerine erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Bu alanda farkındalık oluşturmak ve çözüm odaklı iş birliklerini güçlendirmek hedefleniyor. Türkiye Engelsiz Bilişim Platformu Kütahya İl Temsilcisi Ali Osman Altınay da kongrede sunduğu çalışmasıyla bu sürece önemli katkılar sundu. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1991 yılında başlatılan 3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü, fiziksel olarak aktif olmanın ve fiziksel hareketsizliğin küresel krizine karşı basit ve eğlenceli bir kutlama yöntemi sağlıyor. Kızılay ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından lise öğrencilerine yönelik düzenlenen yürüyüş Korugöl Tabiat Parkında yapıldı. Lise öğrencilerinin katıldığı yürüyüşte gençler Korugöl etrafından yürüyüş yaptı. Yürüyüşe Kızılay Düzce Şube Başkanı Halil Aydın, Gençlik ve Spor Müdürlüğü yetkilileri, sevilen sinema ve tiyatro oyuncusu Nurullah Çelebi ve öğrenciler katıldı.
Kızılay Düzce Şube Başkanı Halil Aydın, 3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Gününde Kızılay ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüyle ortaklaşa yürüyüş düzenlediklerini belirterek “Çeşitli okullardan gelen öğrencilerle birlikte doğa ile iç içe bir yürüyüş gerçekleştirdik. Gençleri spora yönlendirilmesi noktasında Gençlik ve Spor Müdürlüğümüz ile birlikte bu tür etkinlikleri devam ettireceğiz” ifadelerinde bulundu.
Uzun bir yürüyüşün ardından gençler Kızılay’ın ikramları, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün ikramlarıyla kahvaltı yaptı. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet MüdürlüğüNarkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Atakum ilçesinde K.K.’nin aracında ve evinde arama yaptı. Yapılan aramada, kutular içinde 703 adet sentetik ecza uyuşturucu hap ele geçirildi. Olayla ilgili K.K. gözaltına alındı. Soruşturma devam ediyor. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, Konya – Adana karayolu Karapınar ilçesi Akören Mahallesi yakınlarında yaşandı. Edinilen bilgiye göre, A.G. idaresindeki 27 RK 210 plakalı otomobil, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüje çarptı. Kazada sürücü ile otomobilde bulunan 3 kişi yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla Ereğli Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Kazayla ilgili tahkikat başlatıldı. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Y.K idaresindeki 10 AIA 395 plakalı otomobil, Malatya Adıyaman kara yolu Sürgü Mahallesi mevkiinde yol kenarında park halinde bulunan 44 ADK 178 plakalı kamyonetin yanında bulunan Y.T’ye çarptı.
112 Acil Çağrı Merkezinden yardım istenmesi üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi
Ağır yaralanan Y.T. ambulansla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri uyuşturucuyla mücadele kapsamında çalışma yürüttü.
Düzenlenen operasyonda 2 şüphelinin üzerinde ve bulundukları araçta yapılan aramada, kalem parfüm şişesine konulmuş 38,97 gram sıvı esrar ve pürmüz çakmak ele geçirildi.
Şüpheliler, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bozüyük Devlet Hastanesi Gebe Okulunda 10 yıldır anne adaylarına doğuma hazırlık eğitimleri devam ediyor. Yılda ortalama yüz anne adayına ulaşılarak birebir danışmanlık hizmeti veriliyor. Gebe okulunda doğuma hazırlık eğitimleriyle anne adaylarına bilimsel ve güncel bilgiler sunuluyor. Yapılan uygulamalarla bilgilerin pekiştirilmesi sağlanıyor. Okulun amacı; Doğumla ilgili doğru ve bilinçli kararlar verilmesini sağlamak, sağlıklı, normal doğum yaptırabilmek, doğum sonrası emzirme ve bebek bakımı konusunda bilgilendirmek, gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemi sağlıklı ve güvenli bir şekilde geçirmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Bu bağlamda çalışmalarına devam eden Gebe Okulu Eylül ayı mezunlarına sertifikalarını vererek eğitim sürecini tamamladı. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da şehir merkezinden uzak ve temiz bir havaya sahip olan Heybeliada üzerinde kurulan sanatoryum yıllardır atıl bir durumda. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve edebiyatçı yazar Rıfat Ilgaz gibi ünlü isimlerin de tedavi gördüğü Heybeliada Sanatoryumu’na 1980 darbesi döneminde devlet tarafından bütçe desteği kesildi. Hastane en büyük darbeyi o yıllarda aldı. 1999 yılına kadar kısıtlı bütçe ile yapılan bakımlarla ayakta tutulmaya çalışılan hastanede 17 Ağustos 1999 depreminde büyük hasarlar meydana geldi. Hastanenin bir kısmının çatısı o yıl tamamen yıkıldı. 1 Ağustos 2005 tarihinde Sağlık Bakanlığı’nın verdiği onayla Heybeliada Sanatoryumu’nun kadro ve tıbbi donanımıyla Süreyyapaşa Göğüs Kalp ve Damar Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakledilmesine karar verildi.
Araştırmacı Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, “Sanatoryum, uzun dönem hastalıkların tedavileri için kullanılan hastaneye deniyor. Ülkemizde ilk sanatoryumun açılışı Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle 1924 yılında yapılıyor. Verem hastalıklarının tedavisine başlanıyor. Uzun dönem verem hastalıkları tedavi ediliyor. İlk kurulduğunda 16 yatak kapasitesine sahipti, daha sonra 1940’lı yıllarda hastane genişletiliyor. Ek binalar yapılıyor ve daha büyüyor. 1980’li yıllarda ise hastaneye darbeden sonra devlet desteği kesiliyor. 1980’li yıllara kadar Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenen bir hastanedir. Darbe olması ile hastaneye verilen destek kesiliyor. Bu süreçten sonra hastane kendi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. 1999 depreminde hastane ağır hasar alıyor. Bazı bankaların yardımı ile tekrar toparlanmaya çalışıyor. 2005 yılında ise hastanenin ihtiyaçları karşılanamayacak bir seviyeye geliyor” dedi.
“Bu yıl hastanenin kuruluşunun 100. yılı”
Hastane adalarda olduğu için çok fazla hasta gelemediğinin altını çizen Yavaşçay, “Daha sonra Sağlık Bakanlığı tarafından hastane kapatılıyor. 2009 yılında ise ufak çaplı bir yangın oluyor. Ada itfaiyesi tarafından söndürülüyor. Bu hastanede verem başta olmak üzere göğüs hastalıkları tedavi ediliyordu. Sonraki yıllarda başka hastalıklar tedavi edilse bile başlangıcı verem ve göğüs hastalıklarıydı. Hastanenin adalara yapılmasının nedeni İstanbul’dan uzak, havası temiz, Heybelida’nın güney kısmında Çam Limanı mevkiinde bulunuyor. Bu yer havanın çok temiz olduğu bir bölgedir. Bu nedenle hastanenin bu bölgeye yapılması tercih edildi. Bu yıl hastanenin kuruluşunun 100. yılı. Bu nedenle orasının bir müzeye dönüştürülmesi gerekiyor” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son zamanlarda sigara kullanmak istemeyen kişilerin en çok tercih alternatif elektronik sigara oldu.
Sigara kadar zararlı olmadığı düşünülen elektronik sigaralar, büyük bir tartışma konusuydu.
“EN AZ SİGARA KADAR AKCİĞERLERE ZARAR VERİYOR”
İngiltere’de bulunan Manchester Metropolitan Üniversitesi araştırmacıları, bu konuya bir açıklık getirmek istedi.
Üniversite araştırmacıları tarafından yürütülen araştırmada, elektronik sigara kullanan kişilerin en az sigara kullananlar kadar akciğerlerine zarar verdikleri ifade edildi.

ARAŞIRMA KAPSAMINDA 60 KİŞİ İNCELENDİ
Araştırma kapsamında, elektronik sigara kullananlar ve sigara kullananlar iki grup halinde incelendi.
Bu kapsamda, 20’li yaşlardaki 60 kişiden, egzersiz bisikleti kullanırken akciğer kapasitelerinin kaydedilmesi istendi.
“ELEKTRONİK SİGARA KULLANANLAR DAHA FAZLA NEFES NEFESE KALDI”
Bulgular sonucunda yapılan açıklamada, “60 katılımcının 20’si en az iki yıldır elektronik sigara kullanıyordu, 20’si en az iki yıldır sigara içiyordu ve kalan 20’si ise sigara içmiyordu. Katılımcıların kalp, akciğer ve kas tepkilerini maksimuma ulaşana kadar daha zorlu seviyelerde analiz ettik.
Ayrıca, atardamarlarının ne kadar iyi çalıştığını analiz etmek için kan testleri ve ultrason taraması yapıldı. Kan testleri ve ultrason taramalarına göre, hem sigara içen hem de sigara içmeyen grupta kan damarlarının sigara içmeyen grup kadar iyi çalışmadığına dair işaretler görüldü.
Hem sigara içen hem de elektronik sigara kullanan grup daha fazla nefes nefese kalmış, yoğun bacak yorgunluğu yaşamış ve kanlarında daha yüksek laktat seviyeleri görülmüştür.” denildi.

“ELEKTRONİK SİGARA İÇMEK, SİGARA İÇMEKTEN DAHA İYİ DEĞİL”
Araştırmanın yazarlarından Azmy Faisal açıklamasında, “Bu çalışmada, akciğer hasarı belirtisi göstermeyen bir grup genç insanı inceledik. En az iki yıldır elektronik sigara veya sigara içen kişiler arasında, egzersizle ne kadar iyi başa çıktıkları konusunda önemli farklılıklar gördük.
Sigara içenler ve elektronik sigara kullananlar egzersiz bisikletlerini kullanırken ölçülebilir derecede fazla nefes aldılar. Nefes almakta zorlandılar, kasları daha fazla yoruldu ve genel olarak daha az formda kaldılar.
Bu bağlamda araştırmamız, elektronik sigaranın sigara içmekten daha iyi olmadığını göstermiştir.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir İktisat Kongresi binasında düzenlenen toplantının açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, İzmir Körfezi’nde yaşanan balık ölümlerinin sadece bölgesel ekosistemi değil ülkenin biyolojik çeşitliliği, balıkçılık sektörü ve kıyı topluluklarının sürdürülebilirliği açısından da büyük bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
Bu tehdide karşı birlikte harekete geçmek için toplandıklarını aktaran Varank, “Balık ölümleri, çevresel sorunların çok boyutlu ve karmaşık doğasını bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu olay iklim değişikliğinden su kalitesine, kentsel kirlilikten deniz ekosisteminin bozulmasına kadar birçok farklı sektörün bir araya geldiği bir krizi işaret etmektedir. Bu nedenle bu soruna karşı geliştirilecek çözümlerin bilimsel temellere dayanması ve tüm paydaşların katılımıyla uygulanması büyük bir önem taşımaktadır.” dedi.
Bakan Murat Kurum’un acil yapılması gerekenlerle ilgili yol haritası çıkarılması talimatı verdiğini hatırlatan Varank, bu kapsamda ilk etapta bilim insanları ve yetkililerle birlikte İzmir Körfezi Bilim Kurulunun oluşturulması kararının alındığını ifade etti.
Eylül ayı sonuna kadar İzmir Körfezi’yle ilgili acil eylem planının açıklanacağını aktaran Varank, şöyle konuştu:
“Bugün burada İzmir Körfezi Koordinasyon Kurulunun ilk toplantısında alınan karar doğrultusunda Bilim Kurulu üyeleriyle çalışma gruplarını oluşturmak ve ivedi olarak eylem planı çalışmalarına başlamak üzere toplanmış bulunuyoruz. Bugün ve yarın gerçekleştireceğimiz toplantılarda bilimsel verilerin ışığında acil eylem planımızı şekillendirecek İzmir Körfezi’nin ekosistemini koruyacak ve bu tür olayların tekrar yaşanmasını önleyecek adımları belirleyeceğiz. Bakanlığımızın çevreyi koruma konusundaki kararlılığı tamdır ve buradan çıkacak sonuçların gelecek nesillerimize daha yaşanabilir bir çevre bırakma hedefimizde önemli bir rol oynayacağına da inanıyoruz.”
Varank, 35 akademisyenin yer aldığı Bilim Kurulunun “İklim Değişikliği ve Doğa Temelli Çözümler Çalışma Grubu”, “Atık su Altyapısı ve Dereler Çalışma Grubu” ile “Deniz Alanlarının Değerlendirilmesi ve Ekosistemin İyileştirilmesi Çalışma Grubu” olarak üç ana başlıkta çalışmalarına devam edeceğini bildirdi.
Çalışma sürelerinin çok kısıtlı olduğunu dile getiren Varank, sözlerini şöyle tamamladı:
“Değerli bilim insanlarımızın yapmış olduğu çalışmalar ve uzmanlıkları ile şekillenecek bu acil eylem planımızın uzun ve orta vadeli eylem planında kasım ayı sonunda netleşecek şekilde çalışmalarımız aralıksız bir şekilde hocalarımızla birlikte devam edecektir. Hazırlanacak eylem planı, İzmir Körfezi’mizi gelecek nesillere sağlıklı olarak aktarmak üzere gerekli adımları içerecek ve sorumlulara yol gösterecek bir kılavuz niteliğinde olacaktır.”
Daha sonra basına kapalı devam eden toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Cemil Tugay ve ilgili kurumların temsilcileri de katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ohio Eyalet Üniversitesi’nden ZhiPing Zhong liderliğindeki ekip, buzuldan alınan örneklerdeki DNA’ları yeniden yapılandırdı. Bu çalışma sonucunda ortaya çıkan virüslerin yaklaşık %75’inin modern insanlar tarafından daha önce bilinmediği anlaşıldı.
Keşfedilen virüslerden biri, özellikle dikkat çekici. Bu virüs, son büyük iklim geçişinin yaşandığı yaklaşık 11.500 yıl öncesine dayanıyor. Araştırmacılar, bu keşfin virüslerin iklim değişikliğine nasıl tepki verdiğini anlamak açısından önemli olduğunu vurguluyor.
İlginç bir şekilde, buzul Çin’de bulunmasına rağmen, bazı virüslerin Orta Doğu ve Arktik bölgelerinden geldiği de tespit edildi. Bu durum, antik dönemlerde bile virüslerin geniş coğrafi alanlara yayılabildiğini gösteriyor.
Zhong, bu keşfin önemini şöyle açıklıyor: “Virüslerin yoğun iklim dönemlerinde nasıl evrimleştiğini anlamak, gelecekte yaşanabilecek iklim değişikliklerinde virüslerin nasıl davranacağını tahmin etmemize yardımcı olabilir.”
Araştırmacılar, bulunan virüslerin insanlar için tehlikeli olup olmadığı konusunda net bir açıklama yapmadı. Ancak bu keşfin, antik dönemlerdeki yaşam ve iklim hakkında yeni bilgiler sağlayabileceğini belirtiyorlar.
Guliya Buzulu, dünyanın en yüksek platosu olan Tibet Platosu’nun bir parçası. Bu bölge, yaklaşık 2,5 milyon kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. Daha önce de bu buzulda 15.000 yıl öncesine ait örnekler bulunmuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HEKİM Birliği Sendika Genel Başkanı Dr. Yakup Gökhan Doğramacı, İzmirCumhuriyet Meydanı’nda düzenlene basın açıklamasında yaptığı konuşmada, “Türk hekimleri olarak, emeğimizin değersizleştirilmesine karşı mücadele ediyoruz” dedi.
Hekim Birliği Sendikası, çalıştırma koşullarının ve eğitimin iyileştirilmesi, teşvik ödemelerinin zamanında yapılması ve hekimlere karşı şiddetin önüne geçilmesine ilişkin İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya 25 şube başkanı ve üyeleri katıldı. Açıklamayı yapan Hekim Birliği Sendikası Genel Başkanı Dr. Yakup Gökhan Doğramacı, “100 yıldır Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahramanlarımızın izinde yürüyoruz, yürümeye de devam edeceğiz. Tıpkı 1922’deki kahramanlarımız gibi, biz de bugün sağlık alanında mücadele veriyor, Türk hekimleri olarak, emeğimizin değersizleştirilmesine karşı mücadele ediyoruz” dedi.
‘HEKİMLERİMİZE YAPILAN HAKSIZLIKLAR KABUL EDİLEMEZ’
Teşvik ödemelerinin zamanında yapılmadığını ve sürekli azaldığını belirten Doğramacı, “Hekimler olarak ‘teşvik’ adı altında daha fazla çalıştırılıp, daha az ücret ödenen bu havuç – sopa ikilemindeki sömürü düzenine karşı tepkiliyiz. Bu durum, sadece bizim emeğimizin değersizleştirilmesi anlamına gelmiyor; aynı zamanda sağlık hizmetlerinin kalitesini de düşürüyor. Her ay keyfi olarak açıklanmayan ve belirlenmeyen teşvik oranları, çözümden çok sorunun bir parçasıdır. Maaşla birlikte ödenmesi gereken teşvik ek ödemelerinin haftalarca geciktirilmesini kabul etmiyoruz. Bu belirsizlik, çalışma motivasyonumuzu olumsuz etkiliyor, mesleki onurumuzu zedeliyor” diye konuştu.
Taleplerinin tüm gelirlerinin yüzde 80’inin tek kalem maaş olarak ödenmesi ve yüzde 15 sabit vergi diliminin uygulanması olduğunu dile getiren Doğramacı, “Bu taleplerimiz, yalnızca ekonomik bir talep değil aynı zamanda mesleğimizin saygınlığına duyduğumuz saygının da bir gereğidir. Bizler, emeğimizin karşılığını almak istiyoruz ve bu uğurda kararlılıkla mücadele edeceğiz” dedi.
‘HEKİMLERİMİZİN MOTİVASYONUNU KIRILMAKTADIR’
Diş hekimlerine yönelik adaletsizliklerin kabul edilemez bir başka gerçek olduğunu söyleyen Hekim Birliği Sendikası Genel Başkanı Yakup Gökhan Doğramacı, şöyle devam etti:
“Ek ödemeler tüm hekimlerimiz için düşerken pandemi kahramanları diş hekimlerimizin ek ödemeleri daha dramatik şekilde düşüyor. Bu durum, sağlık sistemimizin genelinde bir zafiyet yaratmakta ve hekimlerimizin motivasyonunu kırmaktadır. Diş hekimlerimizin emeklerinin değersizleştirilmesine asla izin vermeyeceğiz. Ayrıca, üniversitelerde görev yapan hekimlerimizin, kamuda çalışan meslektaşlarına göre daha az ek ödeme alması da büyük bir adaletsizliktir. Üniversite hekimlerimiz, aylık sadece 2 bin TL ek ödeme alabiliyor. Bir aylık emeğin karşılığı, bir günlük yevmiyeye denk gelmiyor. Hekimlerimizin aldığı saatlik nöbet ücretleri, asgari ücretin de altında kalıyor. Emeğimize, eğitimimize ve sorumluluğumuza uygun, adil bir ücret sistemi kurulmalıdır. Bu adaletsizliklerin son bulması için tüm gücümüzle çalışacağız.”
‘AİLE HEKİMLERİNİN ROLÜ HAYATİDİR’
Aile hekimliğinin, sağlık sistemin bel kemiği olduğunu belirten Doğramacı, “Vatandaşlarımızın sağlık sorunlarının ilk çözüm noktası olan aile hekimleri, sevk sekreteri değildir. Aile hekimleri, sağlık sisteminin dinamik ve vazgeçilmez bir parçasıdır; onların asli görevi, hastaları doğru bir şekilde yönlendirmek, koruyucu sağlık hizmetlerini sunmak ve toplum sağlığını geliştirmektir. Ancak, aile hekimlerimizi sadece birer sevk memuru gibi görmek hem mesleki saygınlığımızı zedelemekte hem de sağlık sistemimizin etkinliğini azaltmaktadır. Halkımızın sağlık sorunlarında ilk başvurularını aile hekimlerine yapması, doğru tanı ve tedavi sürecinin en önemli adımıdır. Bu nedenle, aile hekimlerimizin rolü ve sorumluluğu çok büyüktür. Onların iş yükünü artıracak, mesleki saygınlığını zedeleyecek her türlü uygulamaya karşıyız. Aile hekimlerimizin hak ettiği saygıyı görmesi ve uygun çalışma koşullarına sahip olması, sağlık sistemimizin güvencesidir” dedi.
Sağlıkta şiddet konusuna ‘sıfır toleransla’ yaklaşılması gereken bir diğer önemli sorun olduğunu söyleyen Doğramacı, sağlıkta şiddetin, sadece bireylere değil, tüm topluma zarar verdiğini kaydetti. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının güvenli bir çalışma ortamında hizmet vermelerinin, toplum sağlığı açısından kritik öneme sahip olduğuna dikkati çeken Doğramacı, “Şiddet olaylarının önüne geçmek, sadece yasal düzenlemelerle değil aynı zamanda toplumun bilinçlenmesi, hekim ve sağlık çalışanlarına saygı duymasıyla mümkündür. Sağlıkta şiddete karşı topyekün bir mücadeleye ihtiyaç var. Bu konuda kararlılıkla duracağız ve gerekli tüm adımların atılmasını sağlayacağız” dedi.
‘ASİSTAN HEKİMLERİMİZİN HAKLARINI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ’
Asistan hekimlerinin, sağlık sisteminin bel kemiği olarak büyük sorumluluklar taşıdığını ifade eden Doğramacı, “Ancak bu genç meslektaşlarımız, sadece mesleki yükümlülüklerle değil, aynı zamanda eğitim zorlukları, ağır iş yükü ve adaletsiz uygulamalarla da mücadele ediyor. Bu durum, mesleki gelişimlerini engelliyor ve tükenmişlik sendromuna yol açıyor. Asistan hekimlerimizin nöbet ertesi izin haklarının ihlal edilmesi hem onların sağlığını hem de hastaların güvenliğini riske atıyor. Ayrıca, eksik ödenen nöbet ücretleri ve zorunlu icap nöbetleri, adaletsiz bir çalışma ortamı yaratıyor. Bu durumu kabul etmiyoruz ve sonuna kadar mücadele edeceğiz. Eğitim sürecinin kalitesizleşmesi de geleceğimizi tehdit ediyor. Asistan hekimlerimiz, yoğun iş yükü nedeniyle yeterli eğitim alamıyor. Bu gidişat durdurulmalı. Eğitim standartları iyileştirilmeli ve hekimlerimizin mesleki gelişimi sürekli desteklenmelidir” diye konuştu.
Doğramacı, “Hekimlerimize yönelik baskılar sadece çalışma koşullarıyla sınırlı kalmamakta aynı zamanda hukuka aykırı görevlendirmelerle de kendini göstermektedir. Geçici görevlendirmelerin hukuka aykırılığı bir yana en son Sinop’ta hayatını kaybeden genç meslektaşlarımızın daha yerdeki kanı kurumadan, geçici görevlendirmeler aynı şekilde devam ettirilmektedir. Bu durum, kabul edilemez ve derhal son bulmalıdır. Hukuka aykırı ve keyfi geçici görevlendirmelerle hekimlerimizin hayatını tehlikeye atanlara karşı sessiz kalmayacağız. Genç meslektaşlarımızın yaşamını yitirdiği bu acı olaydan ders çıkarılmalı ve hekimlerin güvenliğini tehlikeye atan tüm uygulamalara son verilmelidir. İş kazalarının önlenmesi için etkili tedbirler alınmalı, hekimlerimize gereken saygı gösterilmelidir” dedi.
‘SAYGI GÖRMEYİ HAK EDİYORUZ’
‘Türk hekimleri olarak, emeğimizin karşılığını almayı ve saygı görmeyi hak ediyoruz’ diyen Doğramacı, şöyle devam etti: “30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusuyla, ülkemizin dört bir yanında büyük bir özveriyle görev yapan hekimlerimiz, tıpkı Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlarımız gibi, her türlü zorluğa karşı mücadele etmeye devam edecektir. Tek bir hedefimiz var; hekimlik emeğimizin karşılığını almak ve bu saygın mesleği layıkıyla icra edebilmek. Bu mücadelede kararlıyız ve asla geri adım atmayacağız. Bir araya geldiğimiz bu an, mücadelemizin gücünü ve birliğini perçinleyen önemli bir buluşmadır. Birlikte güçlüyüz. Beraber çalışarak daha da güçleneceğiz. Bugün, temiz bir sayfa açıyor ve hep birlikte, yeniliklerle dolu bir döneme adım atıyoruz. Hepinizin ve hepimizin değerli olduğunu, bu büyük mücadelede her birinizin önemli bir yere sahip olduğunu bilmenizi isterim. Kurumsal bir yapı kazandırarak, temellerimizi sağlamlaştırdık. Ama bu sadece bir başlangıç; daha da genişleyecek, daha da büyüyeceğiz.”
‘DEPREMZEDE HEKİMLERİMİZİ UNUTMADIK’
Deprem gölgesinde çalışan hekimlere de değinen Doğramacı, “Deprem felaketinin yaralarını sarmaya çalışan hekimlerimiz ve depremzede hekimlerimiz, tıpkı Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlarımız gibi, insanüstü bir gayretle görev yapmaktadır. Hekimlerimizin gösterdiği fedakarlık, dayanışma ve azim, milletimizin güçlü ve birleştirici ruhunun bir yansımasıdır. Ancak, bu hekimlerimizin de desteklenmeye ve hak ettikleri saygıyı görmeye ihtiyacı vardır. Deprem bölgelerinde görev yapan hekimlerimiz halen daha zor şartlar altında çalışmaktadır. Hekimlerimizin çalışma koşulları iyileştirilmeli, onlara gereken tüm imkanlar sağlanmalıdır. Deprem bölgesinde görev yapan hekimlerimiz ve depremzede hekimlerimiz yalnız değildir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi için gelen vatandaşlar artık şehir içine gitmeden Osmaneli’ne geri dönebilecek. Bilecik Belediyesi vatandaşların yaşadığı sıkıntıyı değerlendirerek eğitim ve araştırma hastanesinin karşısında bulunan Osmaneli istikameti yönüne durak koyarak ulaşım sorununa el attı. Osmaneli Belediyesi ulaşım sorununu çözüme kavuşturan Bilecik Belediyesine teşekkür etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, kanser erken teşhisi, kronik hastalıkların takibi, kadın ve üreme sağlığı gibi birçok koruyucu sağlık hizmetlerinin sunulduğu Sağlıklı Hayat Merkezleri, sigara ile mücadelede de önemli rol oynuyor.
Günde 2,5 paket sigara içen Sevimli, eşinin ilaçla bu bağımlılıktan kurtulmasını örnek alarak Yıldırım Sağlıklı Hayat Merkezine başvurdu. Sigara Bırakma Polikliniğinde yapılan değerlendirme sonrası ilaç verilen Sevimli, sigarayı bırakmayı başardı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Burhan Sevimli, askerlik görevi sırasında sigaraya başladığını, 45 yıllık tiryaki olduğunu belirtti.
Kızının aldığı randevuyla Sağlıklı Hayat Merkezine gidip doktorla görüştüğünü ifade eden Sevimli, şunları kaydetti:
“İlaç verdiler. ‘Bu ilaçla 11’inci günde sigara içmezsin’ dediler. Dedikleri gibi oldu, 11’inci günde sigara içmedim. O gün bugündür içmiyorum. Hiç de aramıyorum. Düşmanı cebimden attım gitti. Rahatlama oldu. Ciğerlerim Allah’a şükür temiz. Sigara içenlere tavsiye ediyorum; Alo 171’i arayın. Bir ilaç veriyorlar. Çok faydasını görürsünüz, siz de bırakırsınız sigarayı. Ben şimdi hiç aramıyorum, siz de aramazsınız.”
Sigarayı bırakma sürecinde eşine destek olan 61 yaşındaki Perihan Sevimli ise Sağlık Bakanlığının Alo 171 hattını arayarak sigarayı 7 yıl önce bir kutu ilaç kullanarak bıraktığı bilgisini vererek, bunu tüm tiryakilere tavsiye etti.
8 ayda 500 başvuru
Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlu Hekimi Dr. Azize SelçukÇelebi ise polikliniğe başvurmak isteyenlerin Alo 171’i ya da Yıldırım Sağlıklı Hayat Merkezini arayarak randevu alabildiğini aktardı.
Poliklinikte yapılan işlemler hakkında bilgi veren Çelebi, şu ifadeleri kullandı:
“Danışanların önce genel değerlendirmesini yapıyoruz. Bağımlılık düzeylerini tespit ediyorum. Uygun olan hastalarımıza Bakanlığımız tarafından gönderilen sigara bırakma ilaçları var. Ücretsiz olarak hastalara veriliyor. Tabii bazı hastalarda ilaç kullanamadığımız durumlarda farklı tedavi yöntemlerini konuşuyoruz. Hastalarla samimiyetle bu süreci götürüyoruz. Sonuçta pek çok hastamız sigarayı bırakıyor. Polikliniğimize 5 bin civarı hasta başvuru yaptı. Bu yıl da 500 civarında başvuru var. Düzenli şekilde hasta kabulü yapıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEVLETTEKİ DOKTORLAR “OLMAZ” DEDİ AMA…
Bir süre önce kanser teşhisi konulan Şahismail Kömür, yakınları tarafından Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. Burada durumu ağırlaşan Kömür, bir süre sonra entübe edildi. Hastanın durumunu yakından takip eden doktorlar, olası bir ameliyatın çok riskli olduğunu ve hastayı kaybedeceklerini belirterek “Kesinlikle ameliyat edilemez” şeklinde karar aldı. Bu esnada tavsiye üzerine özel bir hastane ile iletişime geçen hasta yakınları “Bu imkansız ameliyatı biz yaparız. Bunun için 550 bin lira ödemeniz gerekiyor” yanıtını aldı. Hastalarının kurtulması için parayı borç harç denkleştiren hasta yakınları, ameliyat için de özel hastanedeki doktora onay verdi. Devlet hastanesinden alınıp özel hastaneye götürülen Şahismail Kömür, apar topar girdiği ameliyat sonrası yaşamını yitirdi.

“FABRİKATÖR DEĞİLİZ, KANDIRDILAR BİZİ”
Bu gelişme sonrası hastanenin ihmali olduğunu ve kandırıldıklarını öne süren Şahismail Kömür’ün oğlu Fırat Kömür, yayınladığı videoda “Babam entübe edilmiş bir şekilde yatıyordu. Akciğer kanseriydi ve oradaki doktorlar yapacak bir şey yok dediler. Ondan sonra biz bu özel hastaneden bir doktora ulaştık. Bu doktor da bize ‘bu imkansız ameliyatı ben gerçekleştiririm. Siz hastanızı buraya getirin’ dedi. Bizden kredi kartı talep ettiler. 550 bin TL’yi tek çekim olarak bizim kredi kartımızdan yaptılar. Parayı aldıktan sonra hastamızı alıp hastanelerine götürüp ameliyatı yaptılar. İki gün yoğun bakımda kaldıktan sonra babam vefat etti. Biz fabrikatör değiliz. Kandırdılar bizi… Paramızı da iade etmediler. Batırdılar bizi. Bizim canımızı yaktılar. Bize bir umut verdiler biz de o umudun peşinden gittik. İnşallah birileri sesimizi duyar” diyerek hastane tarafından mağdur edildiklerini ifade etti.

“YILIN AMELİYATI OLMAYA ADAY”
Öte yandan Şahismail Kömür’ün hayatını kaybettiği ameliyat sonrası operasyonu yapan doktorun sosyal medya hesabından “Yılın ameliyatı olmaya aday… Tüm meslektaşlarımın eline sağlık” notuyla bir paylaşım yapması da dikkat çekti.
HASTANEDE YETKİLİ BİRİ YOK
İlkeli yayıncılık gereği konuyla ilgili iletişime geçtiğimiz ve iddiaları sorduğumuz özel hastaneden “Mesai saatleri bittiği için konuyla ilgili bilgi verecek herhangi bir yetkili yok. En kısa sürede arkadaşlarımıza tarafınıza dönüş sağlayacak” şeklinde bir açıklama yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet Meydanında 5 gün devam eden kan bağışı kampanyasında vatandaşlar kan verdi. Konya Kızılay ekibinin kan alımı yaptığı kampanyada, 5 gün boyunca 344 ünite kan alımı yapıldı. Vatandaşlar kan vermek için gerekli formları doldurarak sağlık kontrolünden geçti, ardından kan verdi.
Kızılay yetkilileri, trafik kazası, ameliyat ya da hastalıkta kana ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “Kan, yaşamımızda sürekli bir ihtiyaç ve tek kaynağı da insan. İnsanlarımızın bir ünite kan bağışı üç hayat kurtarıyor. Kan stokunda sürekliliği sağlamanın tek yolu ise bağıştan geçiyor. İnsanlarımızın duyarlı olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şahbaz, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, AK Parti iktidarlarında, sağlıkta dönüşüm politikalarıyla birlikte şehir hastanelerinin sağlık hizmetleri sunumunun merkezine yerleştirildiğini söyledi.
Kamu Özel İşbirliği adı altında, “Yap-Kirala-Devret” modeliyle yapılan 18 şehir hastanesinin “kamu sağlık harcamaları içerisinde tam bir kara deliğe dönüştüğünü” ileri süren Şahbaz, “2023 yılı bütçesinden kira ve hizmet bedeli olarak 46 milyar 662 milyon lira ödenirken, 2024 bütçesinden 26 milyar 143 milyon hizmet, 57 milyar 554 milyon kira olmak üzere 83 milyar 694 milyon lira aktarılacağı belirtilmiştir. Bu da Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 11,4’ü anlamına gelmektedir.” ifadelerini kullandı.
Şehir hastanelerinin sözleşmelerinin tek tip olmadığını ve hastaneden hastaneye önemli farklılıklar içerdiğini kaydeden Şahbaz, “Bazı şehir hastanelerinde Sağlık Bakanlığınca hiçbir şekilde tıbbı cihaz alınmaz ve bakım onarım masrafı yapılmazken, bazı hastanelerde yüz milyonlarca lira tutarında tıbbı cihaz alındığı, tıbbı cihaz bakım onarım masraflarının Sağlık Bakanlığınca karşılandığı anlaşılmaktadır.” dedi.
Şahbaz, şehir hastaneleri için “Devletin cebinden 1 kuruş harcanmayarak yapılacak” denilmesine rağmen hastaneler için kamu kaynaklarından yüz milyonlarca liralık tıbbı cihaz alındığının tespit edildiğini belirterek, şunları söyledi:
“2023 şubat ayında faaliyete başlayan Ankara-Etlik Şehir Hastanesine 285 milyon 170 bin 652 lira tutarında tıbbı cihaz alındığı, Ankara-Bilkent ve Konya şehir hastanelerinde bir kısım tıbbı cihaz bakım onarım ve kalibrasyon bedellerinin kamu tarafından karşılandığı tespit edilmiştir. İktidarın söylemine göre devletin kasasından 1 kuruş harcamadan inşa edilmesi gereken şehir hastaneleri için alınan tıbbı cihaz ve bakanlıkça karşılanan bakım onarım giderleri 676 milyon 823 bin 689 lira olup, bu harcamanın sözleşme tarihindeki dolar kuruna göre karşılığı 26 milyon 612 bin 700 dolar, günümüz döviz kuruna göre lira karşılığı ise 903 milyon 501 bin 165 liradır.”
CHP’li Şahbaz, şehir hastanelerinin sözleşmelerinin “ticari sır” gerekçesiyle kamuoyundan gizlendiğini söyleyerek, “Kamu tüzel kişileri tarafından yapılan sözleşmelerde şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri geçerli olduğundan bir tarafında kamunun olduğu sözleşmeler ticari sır olarak kabul edilemez.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, “Kamu-özel iş birliği adı altında yap-kirala-devret modeli ile yapılan toplam 18 şehir hastanesi, kamu sağlık harcamaları içerisinde tam bir kara deliğe dönüşmüştür” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Şahbaz, “Kamu-özel iş birliği adı altında yap-kirala-devret modeli ile yapılan toplam 18 şehir hastanesi, kamu sağlık harcamaları içerisinde tam bir kara deliğe dönüşmüştür. 2023 yılı bütçesinden kira ve hizmet bedeli olarak 46 milyar 662 milyon TL ödenirken, 2024 bütçesinden 26 milyar 143 milyon hizmet, 57 milyar 554 milyon kira olmak üzere 83 milyar 694 milyon lira aktarılacağı belirtilmiştir. Bu da Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 11,4’ü anlamına gelmektedir” dedi.
‘MASRAFLARI KAMU TARAFINDAN KARŞILANDI’
Bir kuruş harcanmadan yapılacağı belirtilen şehir hastaneleri için kamu kaynaklarından yüz milyonlarca liralık tıbbi cihaz alındığını aktaran Şahbaz, “Tıbbi cihazların bakım onarım masraflarının kamu tarafından karşılandığı tespit edilmiştir. ‘Devlet bir kuruş harcamadan bu hastaneler yapılacak ve doktorlar sadece önlüklerini alıp, göreve başlayacak’ denmesine karşılık 2023 Şubat ayında faaliyete başlayan AnkaraEtlik Şehir Hastanesi’ne 285 milyon 170 bin 652 lira tutarında tıbbi cihaz alındığı, Ankara Bilkent ve Konya şehir hastanelerinde bir kısım tıbbi cihaz bakım onarım ve kalibrasyon bedellerinin kamu tarafından karşılandığı tespit edilmiştir. İktidarın söylemine göre devletin kasasından bir kuruş harcamadan inşa edilmesi gereken şehir hastaneleri için alınan tıbbi cihaz ve bakanlıkça karşılanan bakım onarım giderleri 676 milyon 823 bin 689 lira olup, bu harcamanın sözleşme tarihindeki dolar kuruna göre karşılığı 26 milyon 612 bin 700 dolar, günümüz döviz kuruna göre lira karşılığı ise 903 milyon 501 bin 165 liradır” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çorum’dan 25 Ağustos Pazar günü ailesiyle Samsun’a gezmeye gelirken Kavak ilçesinde geçirdikleri trafik kazasında annesi ve kardeşini kaybeden Esmanur Arslan’ın tedavi gördüğü Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde dün beyin ölümü gerçekleşti.
Hastanenin Organ Doku Koordinatörlüğü ekiplerinin görüştüğü ailesi, genç kızın organlarını bağışlama kararı aldı.
Ailenin olumlu yanıtının ardından gerekli yerlere bilgi verilerek genç kızın organlarının alınması için harekete geçildi. Organları çıkartılan Arslan’ın sol böbreği Erzurum, sağ böbreği Ankara, karaciğeri ile 2 göz korneası Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne gönderildi.
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Recep Erik, gazetecilere yaptığı açıklamada, acılı aileye sabır diledi.
Genç kızın beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından aile ile irtibata geçtiklerini ve onların da kızlarının organlarının başkalarına hayat vermesi için organ bağışını kabul ettiğini anlatan Erik, 5 organın alınarak Erzurum, Ankara ve Samsun’daki hastalara nakil olması için gönderildiğini ifade etti.
Esmanur Arslan’ın halası Ferdiye Çamoğlu ise yeğeninin liseyi bitirdikten sonra hayalinin tıp alanında okumak olduğunu belirterek, “Tıbbı sekreter veya hemşire olmak istiyordu. Ama nasip olmadı. Organların toprakta çürümektense bir cana umut olması çok güzel. Aile olarak öyle düşündük ve organlarını bağışladık.” dedi.
Esmanur Arslan’ın çıkartılan organları ambulanslara konulurken halası Çamoğlu ile amcası Ayhan Aslan ve eniştesi Satılmış Hatun gözyaşı döktü.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından bir kamu hastanesinde bulunan çeşitli ecza depolarından yasadışı ilaç alınıp satıldığı, kaçakyollarla ülke içerisinde ticaretinin yapıldığı, kaçak botoks ve dolgu ürünlerinin güzellik merkezlerinde uygulandığı belirlendi. Bunun üzerine 23.08.2024 tarihinde ise İstanbul merkezli Adana, Kırklareli, Samsun, Kastamonu ve Ankara illerinde 19 şüpheli şahsın yakalanmasına yönelik operasyon başlatıldı. Eş zamanlı yapılan operasyonlarda aralarında 2 doktorunda bulunduğu 18 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alındı. Yürütülen çalışmalarda, ecza deposu olarak kullanılan 2 ayrı adrese ise 24.08.2024 tarihinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 1 şüpheli şahıs daha yakalanarak gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda ise, bin 547 adet botoks ve dolgu ürünleri ile çeşitli tıbbi malzemeler, 21 adet dijital materyal, 3 gr. uyuşturucu madde, yurt dışı ilaç ihracatına konu evraklar ele geçirildi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul‘da bir devlet hastanesindeki ecza depolarından aldıkları ilaçları yasadışı yollarla satan kişilere operasyon düzenlendi. İstanbul merkezli 6 ilde düzenlenen operasyonda aralarında 2 doktorun da bulunduğu 19 kişi gözaltına alındı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında, bir kamu hastanesinde bulunan çeşitli ecza depolarından yasadışı ilaç alınıp satıldığını belirledi. İlaçların kaçak yollarla ülke içerisinde ticaretinin yapıldığını, kaçak botoks ve dolgu ürünlerinin güzellik merkezlerinde uygulandığı belirleyen ekipler şüphelilere yönelik operasyon düzenledi. İstanbul merkez olmak üzere Adana, Kırklareli, Samsun, Kastamonu ve Ankara illerinde 19 şüphelinin yakalanmasına yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda aralarında 2 doktorunda bulunduğu 18 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Çalışmaların devamında ecza deposu olarak kullanılan 2 ayrı adres daha tespit eden ekipler, 1 şüpheliyi daha gözaltına aldı. Şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda ise bin 547 adet botoks ve dolgu ürünleri ile çeşitli tıbbi malzemeler, 21 dijital materyal, 3 gram uyuşturucu madde, yurt dışı ilaç ihracatına konu evraklar ele geçirildi. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarsus Belediyesi tarafından gerçekleştirilen denetimlerde, son kullanma tarihi geçmiş toplam 70 bin ürün tespit edildi. Denetimlerde süt ve süt ürünleri, temizlik malzemeleri, sağlık ve hijyen ürünleri gibi çeşitli ürünlerin yanı sıra menşei belli olmayan 700 litre zeytinyağı ve 300 kilogram kıyılmış tütüne el kondu. İşletmeye ekipler tarafından cezai işlem uygulandı. Ürünler, Tarsus Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde imha edildi.
Başkan Boltaç, denetimlerle ilgili, “Ekiplerimiz, halk sağlığını tehlikeye atanlara karşı kararlı bir şekilde mücadele ediyor. Bu tür denetimlerimiz hız kesmeden devam edecek. 7 gün 24 saat halkımızın sağlığı için çalışıyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa Büyükşehir Belediyesi, hasta nakil ambulansı hizmeti ile desteğe ihtiyaç duyan dezavantajlı yurttaşların yanında olmayı sürdürüyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan uzman ekipler eşliğinde evinden alınan hastalar, sağlık kontrolleri için randevu aldıkları hastaneye götürülüyor. Tedavileri tamamlanan hastalar, daha sonra tekrar ambulansla evlerine bırakılıyor. Manisa il sınırları içerisinde ücretsiz olarak hizmet veren hasta nakil ambulansı hizmeti, 2024 yılının başından bu yana 864 kişiye ulaştı.
Hasta nakil ambulansı, 2017 yılında belinden rahatsızlık geçiren emekli memur Nurdan Gümüşbaş’a da destek veriyor. Nurdan Gümüşbaş, “Belediye’nin bu hizmeti vermesinden ve çalışanlarından aşırı memnunum. 3 senedir bu hizmeti alıyorum ve en ufak bir hata görmedim. Çok memnunum” dedi.
Sağlık İşleri Daire Başkanı Erhan İnce ise hizmete ilişkin şu bilgileri verdi:
“Özellikle yatalak durumda olan ve engelli vatandaşlarımız, sağlık tesislerine ulaşım sağlamak için bizleri arıyor. Profesyonel ekiplerimizle yurttaşlarımızı sağlık tesislerine götürüyoruz. Tedavileri tamamlandıktan sonra tekrar evlerine bırakarak hizmet veriyoruz. Vatandaşımızın ihtiyaç duyduğu her an yanlarında olmaya devam edeceğiz. Hasta veya dezavantajlı vatandaşlarımız, sağlık tesislerine ulaşmak için bizleri 444 99 45 veya 0531 373 59 15 numaralı hatlardan arayabilirler.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da karıştığı bir kavgada bıçaklanarak hastaneye kaldırılan Yunus Emre Özdemir (19), taburcu edildikten yaklaşık 4 ay sonra tekrar rahatsızlandı. 6 ay basur olduğunu sanarak yaşayan Özdemir’in, geçirdiği ilk ameliyatta karnında havlu büyüklüğünde gazlı bez unutulduğu ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı‘ndan alınan bilgiye göre ise hastane tarafından konu ile ilgili idari inceleme başlatıldığı öğrenildi.
Yunus Emre Özdemir, geçen yıl ekim ayında Altındağ ilçesinde karıştığı bir kavgada karnından bıçaklanarak Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede, ince bağırsak ameliyatı geçirdikten sonra 2 gün yoğun bakımda, 7 gün de normal odada gözetim altında tutulan Özdemir, tedavisinin ardından taburcu edildi. Normal yaşantısına geri dönen Özdemir, tedavinin ardından yaklaşık 4 ay sonra bağırsaklarında ağrılar hissetmeye başladı. Özdemir, yaklaşık 6 ay boyunca basur olduğunu sandı ancak ağrılarının iyice artması üzerine 8 Ağustos’ta Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Özdemir’in yapılan tetkiklerinde, bağırsaklarında havlu büyüklüğünde gazlı bez bulunduğu tespit edildi. Özdemir’in 10 ay önce geçirdiği ince bağırsak ameliyatı sırasında karnında gazlı bez unutularak dikiş atıldığı ortaya çıktı. Gazlı bez ameliyatla çıkarılırken, Özdemir’in tedavisine devam ediliyor.
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir, konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve Sağlık Bakanlığı’na başvurdu. Sağlık Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre; hastane konu ile ilgili idari inceleme başlattı.
Yunus Emre Özdemir, hastane odasında yaptığı açıklamada, “Bağırsağımı dışarı çıkardılar yeniden. Torba takılı şu an, 6 ay takılı kalacakmış torba. Hastaneyi şikayet etmeyi, tüm haklarımı kullanmayı düşünüyorum. Çalışıyordum, elektrik işiyle uğraşıyordum. İşe yeni başlamıştım; ama yeniden ameliyat oldum” dedi.
‘AMELİYATA ALININCA GAZLI BEZ OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI’
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir ise “Lavaboda fenalaştı, bana ‘Anne bir bakar mısın?’ dedi. Ben bakınca bez olduğunu anladım. Acil olarak hastaneye getirdik. Hemen hastaneye getirildi, ameliyata alındı. Ameliyata alınınca da gazlı bez olduğu ortaya çıktı. Benim çocuğumun sosyal hayatı tamamen bitti. Savcılığa, Sağlık Bakanlığı’na her yere başvurdum, CİMER’e yazdım. Şikayetçiyiz biz. Bu süreçte karın ağrısı oldu, yemesi içmesi kesildi, zayıfladı. 10 ay boyunca gazlı bezi içinde taşıdı Yunus Emre. Şu an sürekli ateşi çıkıyor. Torbadan rahatsız oluyor, onun için çok zor sonuçta. Enfeksiyon kapıyor, kan değerleri yükseliyor. Ben hastane ve hastane personelinden, doktordan şikayetçiyim” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hindistan’ın Batı Bengal eyaletine bağlı Kalküta kentindeki bir devlet hastanesinde 36 saatlik mesainin ardından seminer odasında uyuyan stajyer doktorun cinsel saldırıya uğradıktan sonra öldürülmesine yönelik tepkiler sürüyor. Hindistan Tabipler Birliği’nin (IMA) çağrısıyla ülke genelinde doktorlar, yerel saatle 06.00’dan itibaren greve gitti. Acil servisler hariç tüm hizmetler, 24 saat süreyle durduruldu. “Adalet istiyoruz” sloganları atan doktorlar, sağlık çalışanlarını şiddetten korumayı amaçlayan Merkezi Koruma Yasası’nın yürürlüğe girmesini talep etti. Greve 1 milyondan fazla doktorun katılması bekleniyor.
Batı Bengal Eyalet Başbakanı Mamata Banerjee protestolara destek vererek soruşturmanın hızlandırılmasını ve suçluların mümkün olan en sert şekilde cezalandırılmasını talep etti.
Hindistan’ı sokağa döken skandal
Öte yandan 9 Ağustos’ta RG Kar Hastanesi’nde uyuduğu sırada cinsel saldırıya uğrayan 31 yaşındaki doktor, meslektaşları tarafından yarı çıplak bir şekilde bulunmuştu. Olayla ilgili 1 hastane çalışanı tutuklanmıştı. Kalküta polisi tarafından yürütülen soruşturma, kamuoyunda “saldırının örtbas edildiği ve kötü yönetildiği” yönündeki eleştirilerin giderek artması nedeniyle Federal Merkezi Soruşturma Bürosu’na devredilmişti.
Ulusal Suç Kayıtları Bürosu’na (NCRB) göre verilerin toplandığı son yıl olan 2022’de ülkede 31 binden fazla tecavüz vakası kayda geçti. – KALKÜTA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şen, sözlerine şöyle devam etti;
“HONTEL, ÇALIŞILAN GÜN TAKILMALI”
“Kişi, iş yerinde geriliyor. O gerginliğe bağlı tansiyon yükseliyor. Bu kişinin honteli çalıştığı gün takılmalı. O kişiye bunu anlatmazsanız, hontel istirahat ettiği gün takılırsa sonuçları normal çıkar. ‘Tansiyon hastası değilsin’ dersiniz gönderirsiniz. Bir gün iş yerinde birisine sinirlenir, tansiyonu yükselir ve beyin kanamasıyla acil servis, yoğun bakıma kadar gelir olay.”
“ENSEDE BİR AĞRI VARSA TANSİYON OLMA İHTİMALİ VAR”
“O yüzden ensede bir ağrı varsa tansiyon olma ihtimali var. Bana göre, yoğun bakımda beyni kanamış olanları, damar tıkanıklığı olanları çok sık görüyoruz. İstiyoruz ki bunlar bize gelmesin, o yüzden öncelikle bunu vurguluyorum. Mutlaka kardiyoloji uzmanına görünüp ona uygun tedavi görmesi lazım.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Kızılay’dan yapılan açıklamada, başta İzmir, Bolu ve Aydın olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinde orman yangınlarının devam ettiği kaydedildi.
İzmir’in Karşıyaka, Manisa’nın Gördes, Aydın’ın Bozdoğan, Bolu’nun Göynük ve Karabük’ün Ovacık ilçelerinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen orman yangınları nedeniyle söndürme çalışmalarının 2 gündür sürdüğü hatırlatılan açıklamada, yangının ilk anından itibaren Afet Müdahale Merkezleri ve şubelerinden bölgeye personel ve gönüllülerin gönderildiği ifade edildi.
Açıklamada, Kızılay’ın ikram araçları, mobil mutfaklar, öncü araçlar, haberleşme ve müdahale araçlarıyla yangın söndürme çalışmalarına destek verdiği vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi:
“Sahadaki 38 personeli ve 18 aracıyla müdahale ekiplerini ve yangından etkilenen vatandaşları yalnız bırakmayan Kızılay, çorba, kumanya, ikram malzemesi, soğuk-sıcak içecek ve su dağıtımını sürdürüyor. Yangınların devam ettiği illerde 10 binden fazla sıcak yemek, 9 bine yakın ikramlık, yaklaşık 2 bin 500 kumanya, 20 binden fazla su ve 35 bini aşkın içecek dağıtımı yapan Kızılay, orman yangınlarıyla ilgili teyakkuz halinde olmayı sürdürüyor.” – ANKARA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Habertürk ekranlarında katıldığı bir canlı yayında dünyaya hızla yayılmaya devam eden maymun çiçeği virüsüne ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu
“BİLİM İNSANLARI AGRESİF SEYREDECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYOR”
Maymun çiçeği virüsünün Covid gibi bir virüs olmadığını söyleyen Bakan Memişoğlu, “Maymun çiçeği RNA virüsü değil, DNA virüsü. Ne demek? Yani farklı bir virüs çeşidi bu. Daha agresif seyredeceğini bilim insanları düşünmüyorlar. Birincisi o. İkincisi bu 20 yıldır zaten o bölgede, Kongo’da olan bir hastalık esasında. Yeni çıkan bir hastalık değil. Özellikle son 2022 Temmuz’unda orada, Kongo’da bu bölgesel olan bir yerde bu hastalık yaygın hale geliyor. Özellikle uzun süreli temasla bulaşan, uzun süre yan yana kalmakla veya cinsel ilişkiyle bulaşan bir hastalık türü. Kovid gibi bir nefes alınımı yoluyla bulaşmıyor. Ve temasla bulaştığı için de yaygınlığı lokalize kalıyor genelde.” dedi.
VİRÜS TÜRKİYE’DE VAR MI?
Bakan Memişoğlu, “Bilim insanlarıyla oturup konuştuğumuzda Türkiye’de 2024’te bu virüs görülmedi. Yani bunu hem bizim bilim insanları hem altyapımızda şu ana kadar herhangi bir ülkemizde bu son maymun çiçeği hastalığıyla ilgili bir tanı konulmadı. Özellikle söylemek istiyorum çünkü bazen insanlar bazı inanmak istedikleri şeyleri duyurmaya çalışıyorlar ama yok yani bizde şu ana kadar yok inşallah da olmasın.” ifadelerini kullandı.

“BÜTÜN PLANLARIMIZI, HAZIRLIĞIMIZI YAPTIK”
Maymun çiçeği virüsü konusunda bütün hazırlıkların yapıldığını belirten Memişoğlu, “Biz bu acil durumdan sonra bilim kurulumuzu oluşturduk ve bilim kurulu ile beraber bu hastalıkla ilgili nasıl eğer olursa eğer gelirse ülkemize nasıl bir önlem alınması gerekir? Gelmeden nasıl bir önlem alacağız? Gelirse ne yapacağız? Bunlarla ilgili bütün planlamalarımız ve hazırlığımızı yaptık. Bu bilim kurulu, bununla mücadele rehberi esasında bu. Hastalıkla mücadelenin rehberi. Zaten Dünya Sağlık Örgütü esasında ilanında bunu söylüyor. Hazırlıklı olun ama yayılıp yayılmayacağı konusunda bir netlik yok çünkü lokalize kalıyor genelde Afrika’da bu hastalık.” dedi.
“Bütün bilim insanları Kovid gibi bir pandemi beklemiyorlar.” diyen Memişoğlu, “Pandemi olacağını düşünmüyorlar. Tabii ki sağlıkta iki kere iki hiçbir zaman dört olmaz. Onun için net konuşulmaz. Bunu toplumun da bilmesi lazım. Çünkü o virüsün yapısı bir anda değişir, başka bir virüse dönüşebilir. Veya başka bir virüs de salgın yapabilir.” ifadelerini kullandı.

“ÇİÇEK AŞISI YÜZDE 85 ORANINDA KORUYOR”
Virüsten korunma yollarına ilişkin olarak da konuşan Memişoğlu, “Aslında bu şu anda söylenen, bilim insanlarının bize söylediği, bununla ilgili zaten çiçek aşısı olanların yüzde 85 korunduğu konusunda. 1980’e kadar da ülkemizde zaten çiçek aşısı olmayan yok biliyorsunuz. Ama yine de biz her türlü önlemimizi alıyoruz. Bugün bizim bakanlığımızdaki bilim kurulumuzun ilan ettiği rehber, ‘Nasıl davranacağız? Hastalık nedir? Nasıl dolaşıyor?’ Bunların hepsini rehberimizde yayınladık. Ve nasıl mücadele edeceğimizi, ne yapacağımızı da orada ayrıntılı bilim insanları tarafından belirlendi. Bu rehberi bizim web sayfalarımızdan ulaşabilirler.” dedi.
MAYMUN ÇİÇEĞİNİN BELİRTİLERİ NELER?
Maymun çiçeği virüsünün belirtilerini anlatan Bakan Memişoğlu, “Şu anda nefesle bulaşmadığını biliyoruz. O yüzden önce ateş ve baş ağrısıyla başlıyor bilindiği kadarıyla. Sonra bu cilt ve görünür bulgular ortaya çıkıyor. Tabii ateş ve baş ağrısı dediğinizde esasen birçok hastalık da olabilir. Ama şu bilinsin yani biz Afrika’dan hikayesi olan işte bu tür vakaları takip etmeye çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.

“ŞU AN İÇİN ALARM DURUMU YOK”
“Bir salgın hastalık endişemiz yok.” diyen Bakan Memişoğlu, “Yani şu an için alarm durumu yok. Milletimiz rahat etsin. Şöyle, bu son varyantı öldürme oranının biraz daha yüksek olduğunu gösteriyorlar. Kongo’da 15 bin kişi etkilenmiş. Dünya Sağlık Örgütü’nün söylemesine göre 517 ölü var. Ama bu genelde “immunosuppressive” dediğimiz başka hastalıklar olan düşkün insanlarda ölüm oranının yüksek olduğunu ifade ediyor. O nedenle de takip ediliyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunus Emre Özdemir, geçen yıl ekim ayında Altındağ ilçesinde karıştığı bir kavgada karnından bıçaklanarak Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede, ince bağırsak ameliyatı geçirdikten sonra 2 gün yoğun bakımda, 7 gün de normal odada gözetim altında tutulan Özdemir, tedavisinin ardından taburcu edildi. Normal yaşantısına geri dönen Özdemir, tedavinin ardından yaklaşık 4 ay sonra bağırsaklarında ağrılar hissetmeye başladı.
BASUR OLDUĞUNU DÜŞÜNÜRKEN KARNINDAN GAZLI BEZ ÇIKTI
Özdemir, yaklaşık 6 ay boyunca basur olduğunu sandı ancak ağrılarının iyice artması üzerine 8 Ağustos’ta Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Özdemir’in yapılan tetkiklerinde, bağırsaklarında havlu büyüklüğünde gazlı bez bulunduğu tespit edildi. Özdemir’in 10 ay önce geçirdiği ince bağırsak ameliyatı sırasında karnında gazlı bez unutularak dikiş atıldığı ortaya çıktı. Gazlı bez ameliyatla çıkarılırken, Özdemir’in tedavisine devam ediliyor.

AİLE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir, konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve Sağlık Bakanlığı’na başvurdu. Sağlık Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre; hastane konu ile ilgili idari inceleme başlattı.
“İŞE YENİ BAŞLAMIŞTIM AMA YENİDEN AMELİYAT OLDUM”
Yunus Emre Özdemir, hastane odasında yaptığı açıklamada, “Bağırsağımı dışarı çıkardılar yeniden. Torba takılı şu an, 6 ay takılı kalacakmış torba. Hastaneyi şikayet etmeyi, tüm haklarımı kullanmayı düşünüyorum. Çalışıyordum, elektrik işiyle uğraşıyordum. İşe yeni başlamıştım; ama yeniden ameliyat oldum” dedi.
“BEN BAKINCA BEZ OLDUĞUNU ANLADIM”
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir ise “Lavaboda fenalaştı, bana ‘Anne bir bakar mısın?’ dedi. Ben bakınca bez olduğunu anladım. Acil olarak hastaneye getirdik. Hemen hastaneye getirildi, ameliyata alındı. Ameliyata alınınca da gazlı bez olduğu ortaya çıktı. Benim çocuğumun sosyal hayatı tamamen bitti. Savcılığa, Sağlık Bakanlığı’na her yere başvurdum, CİMER’e yazdım. Şikayetçiyiz biz. Bu süreçte karın ağrısı oldu, yemesi içmesi kesildi, zayıfladı. 10 ay boyunca gazlı bezi içinde taşıdı Yunus Emre. Şu an sürekli ateşi çıkıyor. Torbadan rahatsız oluyor, onun için çok zor sonuçta. Enfeksiyon kapıyor, kan değerleri yükseliyor. Ben hastane ve hastane personelinden, doktordan şikayetçiyim” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maymun Çiçeği virüsü Afrika'nın dışına çıktı. İsveç'te ilk maymun çiçeği vakası görüldü. Avrupa sınırlarına da sıçrayan hastalık için gözler şimdi resmi makamlarda.
DSÖ, Çarşamba günü aldığı kararla Afrika'yı etkisi altına alan M çiçeği (Mpox) virüsü salgını nedeniyle "küresel acil durum" ilan etti. DSÖ, kasım ayında yaptığı açıklamada, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DRC) virüsün cinsel yolla bulaştığını ilk kez doğrulamış, Afrikalı bilim insanları ise bu durumun hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırabileceği uyarısında bulunmuştu.
Kuzey Amerika ve Avrupa'daki M çiçeği salgınları, aşılar ve antiviral tedavilerin yanı sıra yüksek risk gruplarına yönelik halk sağlığı mesajlarının yardımıyla kontrol altına alındı. Ancak geçtiğimiz aylarda çok sayıda ülkede salgınların görüldüğü Afrika escort eryaman kıtasının bazı bölgelerinde neredeyse hiç aşı bulunmuyor.
Afrika kıtasında bu gelişmeler yaşanırken virüs Avrupa'da da ilk kez İsveç'te görüldü. İsveç Sağlık ve Sosyal İşler Bakanı Jakob Forssmed düzenlediği basın toplantısında, "Öğleden sonra İsveç'te daha ciddi bir tür olan ve Clade I olarak adlandırılan bir maymun çiçeği vakası olduğunu teyit ettik" dedi.
İsveç Halk Sağlığı Kurumu tarafından yapılan açıklamada, söz konusu vakanın maymun çiçeği virüsünün tehlikeli bir varyantı olan Clade I'in Afrika dışında ilk kez tespit edildiği aktarılarak, hastanın başkent Stockholm'de olduğu ifade edildi.
Afrika'da en kötü etkilenen ülke, bu yıl en büyük salgında 12 binden fazla vaka ve en az 470 ölüm kaydeden Demokratik Kongo Cumhuriyeti oldu.
Ülke, teşhis için yapılan testlerde belli olmadığı anlaşılan tehlikeli yeni bir türün yanı sıra düzensiz hastalık gözetimi ve aşı ve tedavi eksikliğiyle mücadele ediyor.
En son 2022 yılında bir M çiçeği vakası kaydeden Güney Afrika da eryaman escort bayan bu yıl yeni bir salgın bildirdi. Enfeksiyonun en çok uzak bölgelerde görüldüğü Orta Afrika Cumhuriyeti'nde yetkililer, hastalığın yayılmasını yavaşlatmak için hükümet tarafından yürütülen çabalara yardımcı olmak üzere halka destek çağrısında bulundu.
Doğu Afrika Topluluğu bölgesel bloğu da, bölgedeki beş ülkeye sınırı olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ndeki hastalık konusunda üye ülkeleri uyaran bir bildiri yayınladı. Bu ülkelerden biri olan Burundi şimdiden üç vakayı doğruladı.
]]>Sağlıklı yaşam sürdürebilmeleri için doğru beslenmeye ve uygun diyetlere ihtiyaç duyan evcil hayvanlar, verilen ev yemekleri nedeniyle sağlık sorunları yaşayabiliyor.
Evcil hayvanların beslenme sorunlarına çözüm üretmek amacıyla AÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’nde kurulan “Veteriner Beslenme ve Diyetetik Birimi”nde hem sağlıklı hem de hastalıkları olan evcil hayvanların doğru beslenmesi için özel programlar hazırlanacak, sahiplerine beslenme danışmanlığı hizmeti verilecek.
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Saçaklı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Türkiye’de ilk kez” evcil hayvanlara yönelik böyle bir birim kurulduğunu söyledi.
Saçaklı, evde beslenen hayvan sayısındaki artışa paralel olarak, beslenmeye karşı bilinç ve ilginin de arttığını belirtti. Hayvan sahiplerinin herhangi bir hastalık, obezite ve yaşlılık durumunda “patili dostlarını” nasıl besleyecekleri hakkında bilgi eksikliği olduğunu dile getiren Saçaklı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kedi ve köpekler için böyle bir hizmetin verildiği bir bölüm bu zamana kadar kurulmamıştı. Beslenmeye ilişkin sorunlara uzman çözümü sunmak için bu bölümü kurduk. Hayvan sahipleri doğru besleme konusunda tereddüt yaşayabiliyor. Medyadan ya da birbirlerinden duydukları bilgileri sentezleyip doğrulara yönelemiyorlar. Hayvanseverlerin kafaları çok karışık. ‘Nasıl besleyeceğim, ne kadar besleyeceğim, hangi mamayı vereceğim?’ gibi o kadar çok sorun var ki normal sağlıklı hayvanlar için de biz burada bir beslenme modeli oluşturabileceğiz.”
Hayvanlardaki, böbrek hastalığı, diyabet, obezite gibi rahatsızlıklarda ilgili klinik birimlerdeki takibin yanı sıra beslenmenin de düzene sokulması gerektiğini vurgulayan Saçaklı, iyileşme süreçleri, hastalığın şiddetinin azalması, hatta hayvanların ömürlerinin uzaması için doğru beslemenin çok önemli olduğunu anlattı.
“Hayvanlar bireysel olarak değerlendirilecek”
Birime getirilen sağlıklı hayvanların öncelikle genel sağlık durumunun kontrol edileceğini, altta yatan bir hastalık yoksa günlük hayatı için gerekli enerji, mineral ve vitamin ihtiyacına göre program hazırlanacağını ifade eden Saçaklı, şöyle konuştu:
“Altta yatan başka önemli hastalıklar varsa o zaman burada mutlaka ilgili klinik birimlerde takibi yapılacak. Klinik tedavinin yanı sıra beslenme desteği de sağlayacağız. Çünkü bu tip hayvanların beslenmesinde özel olarak dikkat edilecek şeyler var. Hayvanlar bireysel olarak değerlendirecek. Örneğin bir böbrek hastası geldiğinde, onun klinik tedavi süreci devam edecek, fakat beslenmesine ilişkin o hayvanın durumuna özel program verilecek.”
Saçaklı, evcil hayvan sahiplerinin beslenme konusunda yaptıkları hatalara ilişkin de şunları kaydetti:
“Hayvanları ev yemekleriyle beslemenin doğru, hazır mamaların sakıncalı olduğu yönünde düşünceleri var, bu böyle değil. Eğer hayvanı, ihtiyacına uygun kaliteli mamayla besliyorlarsa başka hiçbir takviyeye gerek yok. Ev yemekleriyle beslediğiniz zaman o dengeyi sağlayamıyorsunuz. Sadece, hazır bir mamayı alıp vermek sahipleri için çok duygusal gelmiyor. İster istemez kendileri, çocukları gibi evde de bir şeyler vermek, beslemek istiyorlar. Bu yapılamaz değil ama mutlaka bir veteriner diyetisyen kontrolünde, uygun bir ev mama formülasyonuyla yapılmalıdır. Ondan sonra evde bunu hazırlayarak devam ederler. Ama çok sık kontrollerinin de yapılması lazım. Çünkü bizim ‘marjinal eksiklik’ dediğimiz durumlar oluşuyor. Bunu tespit edemezsek, gözden kaçarsa bu marjinal eksiklik veya fazlalık nedeniyle ileri dönemlerde çok ciddi problemlerle karşılaşabiliyoruz.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni’nde bir konuşma yaptı.
Türkiye’nin sağlık alanında gerçekleştirdiği atılımların sembolü olarak gördüğü şehir hastanelerinden birinin daha hizmete açmak üzere Antalya’da olduklarını belirten Erdoğan, en ileri tıp teknolojileriyle donatılan Antalya Şehir Hastanesinin 1500 yatak kapasitesiyle en değerli turizm ve üretim markalarından biri olan kente önemli bir katkı sağlayacağını söyledi.
Açılışı yapılan 5 kilometre uzunluğundaki bağlantı yoluyla da Antalya Şehir Hastanesine ulaşımın en rahat şekilde yapılabilmesine imkan verileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Şehir Hastanesi ile bağlantı yolunun ülke ve şehre hayırlı olmasını diledi.
Hastanede görev yapacak personellere kolaylıklar dileyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bu eserleri şehrimize kazandıran bakanlıklarımızı, kurumlarımızı yüklenici firmaları tebrik ediyorum. Hastanemizde dertlerine derman arayacak Antalyalı kardeşlerimize şimdiden Allah’tan şifalar diliyorum. İktidara gelirken milletimize, ülkemizi 4 temel sütun üzerinde yükseltme sözü vermiştik. Bunları da eğitim, sağlık, adalet ve güvenlik olarak sıralamıştık. Ardından bunlara ülkemizin diğer tüm başlıklardaki yatırım eksiklerini de ilave ettik. Altyapısı, sistemi ve insan kaynağıyla bu alanlarda yaptığımız reformlar sayesinde huzurlu ve güvenli bir ülkede yaşıyoruz. Mesela eğitim ve sağlık alanlarının her birinde sayıları yaklaşık 1,2 milyonu bulan personelle vatandaşımıza hizmet veriyoruz.
Sağlıkta, eski Türkiye manzaralarını, yaşı 35-40’ın üzerinde olanlar iyi bilir. Her bakımdan tel tel dökülen hastaneleri hatırlayın. Hastanelerde rehin kalan vatandaşlarımızı hatırlayın. Doktorunu bulmanın ayrı, ilacını temin etmenin ayrı dert olduğu o çarpık sistemi hatırlayın. Sağlam girenin bile hasta çıktığı o köhne düzeni kökten değiştirmek için çok çalıştık. Şehir hastanelerimiz işte bu gayretin bir ürünüdür. Nereden nereye? Bu modelle pek çok farklı teşhis ve tedavi birimini aynı çatı altında buluşturan bir sistem kurduk. Böylece hastası ve hasta yakınıyla vatandaşımızın şehrin bir ucundan diğerine koşturmasının önüne geçtik.”
“Böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri, aksaklıkları elbette çıkabilir”
Şehir hastanelerinin sistem olarak Türkiye’ye mahsus ve yeni bir sağlık hizmeti olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dolayısıyla böylesine yeni ve orijinal bir sistemin eksiklikleri, aksaklıkları elbette çıkabilir. Vatandaşlarımızın bu konudaki kimi serzenişlerinin farkındayız. İnşallah bunları da en kısa sürede gidereceğiz. Şehir hastanelerini, eşi benzeri olmayan birer şifa merkezi olarak milletimizin hizmetine sunmaya devam etmekte kararlıyız.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşların eskiden teşhis ve tedavi için yurt dışına gittiğini şimdi ise Türkiye’nin hemen hemen tüm branşlarda dünyanın önde gelen sağlık merkezlerinden biri haline geldiğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Kanuni ne diyor? ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.’ Bu yola böyle koyulduk. Yani Kanuni devleti yok farz ederek, ‘devlet feda olsun ama insanımızın yeter ki sağlığını, sağlık sorununu halledelim.’ demiş. Bu gelişme kendi kendine olmadı. Arkasında çok büyük bir mücadelenin, emeğin, kaynağın yattığı bu iftihar tablosunun kıymetini iyi bilmeliyiz. Hamdolsun milletimiz, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gayet iyi biliyor ve hayır duasını her fırsatta ifade ediyorum.
Şu anda biz Antalya’dayız. 31 Mart’ta Antalya bir karar verecek. Neyin kararını verecek? ‘Durmak yok, artık yeter.’ diyecek. ‘Yeni bir adım atalım.’ diyecek ve bu yeni adımda evet birilerinin dediği gibi herkesin başkanı. ‘Herkesin başkanı’ ne yaptı Antalya’da? Hiçbir şey yok, tabelalarda ‘herkesin başkanı’ ifadesi kusura bakmayın bunlar yalan ifadeler, çarpık ifadeler, dürüst olmayan ifadeler. Biz bütün yatırımları 21 yılda, Türkiye’nin bir başından bir başına nasıl yaptığımızı artık herkes biliyor.”
“Hayırlı projeleri takdir etmek kimseyi küçültmez”
Antalya’nın bir turizm kenti olarak doğru dürüst havalimanı, terminalleri yokken AK Parti iktidarıyla terminal binalarından pistlerine, uçak seferlerine varıncaya kadar hepsinin bir başka olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayatlarında ülkeye eser kazandırmamış, millete hizmet etmemiş olanların bu tür yatırımları, değersizleştirmeye çalıştıklarını söyledi.
Sağlıkta, ulaştırmada, enerjide savunma sanayinde, turizmde ve diğer alanlarda hayata geçirilen hayırlı projeleri takdir etmenin kimseyi küçültmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama bugün eğer Türkiye 60 milyon turiste yürüyorsa ve 60 milyon turiste yürürken sadece turizm gelirleriyle bir patlamayı yaşıyorsa işte bu atılan adımların neticesidir. Güzel işleri takdir etmek erdem işaretidir. Türkiye’nin avantajı geçmişte sağlam ve işler bir altyapısı olmadığı için ihtiyaçlarını en son teknolojiye ve sisteme dayalı olarak karşılama imkanına sahip olmasıdır. Hastanelerimiz kadar modern, okullarımız kadar yeni, yollarımız kadar konforlu, havalimanlarımız kadar ferah eserleri dünyada zor bulursunuz.” diye konuştu.
Merhum gazeteci Savaş Ay’ın programlarını anımsatan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bir de buna genç, eğitimli, kabiliyetli, çalışkan ve üretken nüfusumuzu eklediğinizde ortaya bambaşka bir tablo çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin 50 yıl, 100 yıl, 150 yıl önce tamamladıkları altyapıyı biz büyük ölçüde son çeyrek asırda kurarak onlarla rekabet edebilir hale geldik. Küresel krizlere rağmen ülkemizin rekor büyüme oranlarıyla yoluna devam etmesinde bu gerçeğin çok büyük etkisi vardır. Cumhuriyetimizin ikinci asrına armağanımız olan Türkiye Yüzyılı vizyonuyla daha büyük hedeflere yöneldik. Artık amacımız gelişmiş ülkelere yetişmek değil, onların en ön sıralarındaki yerimizi almaktır. Gençlerimize, siyasetiyle, ekonomisiyle, savunmasıyla her alanda iftihar edeceğimiz bir ülke bırakmak istiyoruz. Bunun için de gece gündüz çalışıyoruz. Hizmete açtığımız her yeni yatırımı bu yolda atılmış yeni bir adım olarak görüyoruz. Antalya Şehir Hastanemizin sadece Antalya’ya değil, çünkü Antalya bir turizm kenti olduğuna göre buraya yurt dışından turistler tedaviye gelecektir. Hayırlı olmasını diliyorum.”
Törenden notlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından beraberindeki heyet ve sağlık çalışanları ile birlikte Antalya Şehir Hastanesinin açılış kurdelesini kesti.
Açılış törenine, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti ve MHP milletvekilleri ile Cumhur İttifakı Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hakan Tütüncü de katıldı.
Törende, Antalya Şehir Hastanesi’nin tanıtım filmi gösterildi.
]]>Koca, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen Kepez ilçesindeki Antalya Şehir Hastanesi ile bağlantı yolları açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Sağlıkta Türkiye Yüzyılı” hedeflerinden birine daha ulaşmanın, Antalya Şehir Hastanesi’nin açılışını yapmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.
“Çok sayıdaki hastaneyi tek çatı altında toplayan şehir hastanelerimizle 2013’te, Türkiye olarak, sağlıkta yeni bir dönem açmıştık. Bugün bu hastanelerin sayısı 24’e ulaştı. Sağlık hizmetlerinin dörtte birini artık şehir hastanelerimizde vermekteyiz.” diyen Koca, bu muazzam gelişmenin geçmişle kıyaslanamayacak bir güç ve konfor olduğunu anlattı.
Koca, 2002 yılından bu yana Antalya’da 26 hastane, 2 ağız ve diş sağlığı merkezi, 38 birinci basamak sağlık tesisi olmak üzere 66 sağlık tesisini hizmete açtıklarını bildirdi.
Antalya’da Bakanlık olarak sağlık kuruluşlarında hizmet veren sağlık çalışanı sayısını 4 kat artırdıklarını vurgulayan Koca, “Uzman hekim sayısını ise 450’den 2 bin 110 uzman hekim sayınına çıkardık. Yani uzman hekim sayısını, sadece Bakanlığımız sağlık kuruluşlarında yaklaşık 5 kat artırdık. Bugün Bakanlığımız, Antalya’da yaklaşık 23 bin personeliyle hizmetinizde.” diye konuştu.
Her atılımın devamı olduğuna işaret eden Koca, şunları kaydetti:
“300 yataklı Manavgat Devlet Hastanesi, 300 yataklı Aksu Devlet Hastanesi, 200 yataklı Alanya Devlet Hastanesi, 150 yataklı Konyaaltı Devlet Hastanesi ve 150 yataklı Döşemealtı Devlet Hastanesi’nin aralarında bulunduğu yatırım değeri 7 milyarı aşan, 9 sağlık tesisimizi süratle hizmete açacağız. Buradan müjdelemek istiyorum. Döşemealtı Devlet Hastanemizin inşaatı bitti, altyapı çalışmaları devam ediyor. Çok yakında hasta kabulüne başlayacağız. Öte yandan, yeni yatırım programımızda ihale, proje ve arsa tahsisi aşamasında olan 38 yeni sağlık tesisimiz daha bulunuyor. Bizim için hiçbir hizmet final değildir. Tamamlanan yatırım, yenisi için başlangıçtır. Şehir Hastanesi dahil. Türkiye’miz 24, Antalya’mız da kendi Şehir Hastanesi’ne kavuşuyor. Merkezi bütçeden yapılan Antalya Şehir Hastanemiz, 1500 yatak kapasitesine ve 285 bin metrekare kapalı alana sahiptir. Hastanemizde, Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi, Kalp Damar Hastalıkları Hastanesi, Genel Hastane ve Onkoloji Hastanesi bulunmaktadır. Şehir Hastanemiz, 300 poliklinik ve 43 ameliyathane yanında, Yanık Merkezi, Uyku Laboratuvarı, İnme Merkezi, Organ Nakli Merkezi, Perinatal Merkezi ve Genetik Hastalıklar Merkezi gibi özellikli birimlere sahiptir. Antalya Şehir Hastanesi, şuna yeni örnektir: Sağlık yatırımlarında gerçek, hayali aştı.”
Ulaşılan her hedefin yerini, yenisinin aldığını aktaran Koca, hizmet yolunda aldıkları güç sayesinde bir gün bile mola vermeyerek hizmet ettiklerini vurguladı.
130 bine yakın hasta muayene edildi
Yeni eserler, daha da gurur verici günler olacağına dikkati çeken Koca, Antalya Şehir Hastanesi’nin 4 Aralık’ta hasta kabulüne başladığını, bugün resmi açılışını yaptıklarını hatırlattı.
Koca, üç ayda 130 bine yakın hastanın muayene, 1500’e yakın hastanın ameliyat edildiğini vurgulayarak, şu anda 2 bin 150 personelle sağlık çalışanıyla hizmet ettiklerini bildirdi.
Hastanede, 400’ü aşan uzman hekim ve akademisyen kadrosuyla hizmet verdiklerinin altını çizen Koca, “Günlük bakılan poliklinik hasta sayısı 4 bine ulaştı. Acilde verilen hizmetle birlikte 5 bin hasta. Hastanemiz tam devreye girdiğinde günlük 20 bin hastanın muayene edildiği hastane olacak. Hastanemiz 32 ayda hizmete açılmış oldu.” ifadelerini kullandı.
]]>AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, Osmangazi ilçesi Gülbahçe Mahallesi’ndeki açılış töreninde yaptığı konuşmada, güzel eserin mahalleye, ilçeye ve Bursa’ya hayırlı olmasını diledi.
Yaptıkları hizmetlerin birer marka olduğunu belirten Ala, “Bu eserin meydana gelmesinde devlet-millet işbirliği var. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a, önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye teşekkür ediyorum. Hayırsever Davut Çalışkan’a ise tebrikimi, teşekkürümü, minnettarlığımı sunuyorum. Ne güzel bir memleketimiz var. Hizmet bizim işimiz. Belediye başkanlarımız canla başla çalışıyorlar. Hayırlı uğurlu olsun.” dedi.
AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe de Bursa’nın güzel bir açılışa daha ev sahipliği yaptığını dile getirdi.
Bu açılışı uzun zamandır beklediklerini anlatan Altepe, “Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bursa güzel ve özellikli bir şehirdir. Bursa’da yaşamak bir şans. Bu eserleri bırakmak hepimize nasip oldu. Bundan sonra da buna benzer eserler verilmeye devam edilecek. Hastane ayarında sağlık merkezinin kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bursa’ya, bölgemize hayırlı uğurlu olsun.” diye konuştu.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Yıldırım Bayezid Han tarafından 1397’de yaptırılan “Yıldırım Darüşşifası”nın Osmanlı Devleti’nin ilk hastanesi olarak kabul edildiğini hatırlattı.
Darüşşifanın bugün bile şifa dağıtmaya devam ettiğini vurgulayan Aktaş, Bursa’nın hem sakinlerine hem de misafirlerine sağlık turizmi açısından zengin imkanlar sunduğunu belirtti.
Önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe zamanında başlayıp kendi döneminde çalışmaları süren eserin bugün ortaya çıktığını ifade eden Aktaş, şunları söyledi:
“Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren muhtarımız ve mahalle sakinlerinin özellikle ifade ettiği konuydu. Davut Çalışkan daha öncesinde okul yaptırmış bir büyüğümüz. Ben kendisine teşekkür ediyorum. Allah sayılarını arttırsın. Hayırseverlik için ele cebe tam atmak lazım. Davut Çalışkan bunu başarabilen ve becerebilen hayırseverlerden birisidir. Nihayetinde İl Sağlık Müdürlüğünün de destekleriyle hekimlerimiz hizmet vermeye başladığı bir alana dönüştü. Mini hastane gibi oldu desek hiç mübalağa olmaz.”
“Yeni dönem kentsel dönüşüm dönemidir”
Bursa Büyükşehir Belediyesinin çok önemli sağlık hizmetleri sunduğunu anlatan Aktaş, Evde Sağlık Biriminin 156 personel, 48 binek araç ve 20 ambulansla tam bir sağlık ordusu gibi görev yaptığını dile getirdi.
17 ilçedeki evde sağlık hizmetleri kapsamında 79 bin doktor muayenesi, 135 bin fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti, 336 bin hemşirelik hizmeti, 235 bin bakım ve refakat hizmeti, 16 bin sosyal inceleme ve 20 bin psikolojik destek hizmeti sunulduğunu aktaran Aktaş, şöyle devam etti:
“Bunun yanında 12 bin hastanın evine temizlik hizmeti verilirken, bini şehir dışı olmak üzere toplam 178 bin hastanın da ambulansla hastaneye sevki sağlandı. Hikmet Şahin döneminde başlayıp, Recep Altepe döneminde geliştirilmiş, dönemimiz itibarıyla da artırılarak devam eden bu tip projeler var. Bu merkezimiz toplamda 840 metrekare inşaat alanına sahip Aile Sağlığı Merkezi ve Acil Sağlık Hizmet stasyonu, sağlık konusunda hastanelere gitmeden önce ihtiyaca cevap verecek. Davut Çalışkan’a ve evladı Cengiz Çalışkan’a çok teşekkür ediyorum. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak 18 milyon küsur lira harcadık. Helali hoş olsun. Sizin aldığımız paraları size harcıyoruz. Yakınındaki yerde de 10 gün içinde park inşaatına başlıyoruz. Hizmet etmekten onur ve mutluluk duyduğum bu kutlu şehirde Allah bu görev kapısını bizlere nasip etti. Tekrar halkımızın destek vereceğinden şüphem yok. Yeni dönem kentsel dönüşüm dönemidir. Yeni yollar açmak, yeni yeşil alanlar yeni parklar yeni sağlık ve eğitim alanları açmak bizim boynumuzun borcudur. Bu milletin derdiyle dertleniyoruz. Bu güzel mekan hayırlı uğurlu olsun.”
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, İl Sağlık Müdürü Dr. Orkun Yıldırım, hayırsever Davut Çalışkan’ın oğlu Cengiz Çalışkan ve Gülbahçe Mahalle Muhtarı Bayram Saygılı da katılımcılara hitap etti.
Davut Çalışkan İlkokulu Halk Oyunları ekibinin gösteri sunduğu program, açılış kurdelesinin kesilmesiyle sona erdi.
Konuşmaların ardından Efkan Ala ve Alinur Aktaş, hayırsever Davut Çalışkan ve eşi Beyaze Çalışkan’a günün anısına plaket takdim etti. Sağlık Merkezinde çalışan sağlık personeli de günün anısına hayırsever Çalışkan ailesine plaket ve çiçek verdi.
Hayırsever işadamı Davut Çalışkan’ın destekleriyle 640 metrekare alana inşa edilen Aile Sağlığı Merkezi bölümünde 7 doktor muayene odası, 1 engelli odası, 2 gebe izleme odası, 2 aşılama odası, 2 acil müdahale odası, 1 emzirme odası, 1 laboratuvar ve kan alma odası, bekleme salonu, tuvaletler ve diğer birimler yer alıyor. 200 metrekare alana sahip Acil Sağlık Hizmet İstasyonu’nda ise personel dinlenme odaları, depo ve ortak alan, ambulans park alanı bulunuyor.
]]>Ulaşımdan altyapıya, eğitimden spora kadar her alanda Bursa’yı marka şehir yapma yolunda çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, sağlık yatırımlarında hız kesmiyor. Vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay erişimini sağlamak amacıyla mahallelere modern aile sağlığı merkezleri kazandıran Büyükşehir Belediyesi, Gülbahçe Mahallesi’nde de benzer yatırımı hizmete aldı. Hayırsever işadamı Davut Çalışkan’ın destekleriyle 640 metrekare alana inşa edilen Aile Sağlığı Merkezi kısmında, 7 doktor muayene odası, 1 engelli odası, 2 gebe izleme odası, 2 aşılama odası, 2 acil müdahale odası, 1 emzirme odası, 1 laboratuvar ve kan alma odası, bekleme salonu, tuvaletler ve diğer birimler yer alıyor. 200 metrekare alana sahip Acil Sağlık Hizmet İstasyonu’nda ise personel dinlenme odaları, depo ve ortak alan, ambulans park alanı mevcut.
Gülbahçe Mahallesi’nde sağlık hizmetlerinin daha nitelikli verilmesini sağlayacak merkezin açılış törenine AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ve eşi Sevinç Aktaş, hayırsever işadamı Davut Çalışkan, eşi Beyaze Çalışkan ve ailesi, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, MHP İl Başkanı Muhammet Tekin, Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, İl Sağlık Müdürü Dr. Orkun Yıldırım, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı.
“Mini hastane gibi oldu”
Davut Çalışkan İlkokulu Halk Oyunları ekibi gösterisiyle başlayan açılış töreninde konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Yıldırım Bayezid Han tarafından 1397’de yaptırılan ‘Yıldırım Darüşşifası’nın Osmanlı Devleti’nin ilk hastanesi olarak kabul edildiğini hatırlattı. Darüşşifanın bugün bile şifa dağıtmaya devam ettiğini söyleyen Başkan Alinur Aktaş, Bursa’nın hem sakinlerine hem de misafirlerine sağlık turizmi açısından zengin imkanlar sunduğunu belirtti. Önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe zamanında başlayıp, kendi döneminde çalışmaları süren eserin bugün ortaya çıktığını ifade eden Başkan Aktaş, Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren muhtarımız ve mahalle sakinlerinin özellikle ifade ettiği konuydu. Davut Çalışkan daha öncesinde okul yaptırmış bir büyüğümüz. Ben kendisine teşekkür ediyorum. Allah sayılarını arttırsın. Hayırseverlik için ele cebe tam atmak lazım. Davut Çalışkan bunu başarabilen ve becerebilen hayırseverlerden bir tanesidir. Nihayetinde İl Sağlık Müdürlüğü’nün de destekleriyle hekimlerimiz hizmet vermeye başladığı bir alana dönüştü. Mini hastane gibi oldu desek hiç mübalağa olmaz açıkçası” dedi.
Başkan Aktaş’tan park müjdesi
Bursa büyükşehir Belediyesi’nin çok önemli sağlık hizmetleri sunduğunu anlatan Başkan Aktaş, evde sağlık biriminin 156 personel, 48 binek araç ve 20 ambulansla tam bir sağlık ordusu gibi görev yaptığını dile getirdi. Bursa’nın 17 ilçesindeki evde sağlık hizmetleri çerçevesinde 79 bin doktor muayenesi, 135 bin fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti, 336 bin hemşirelik hizmeti, 235 bin bakım ve refakat hizmeti, 16 bin sosyal inceleme ve 20 bin psikolojik destek hizmeti sunulduğunu söyleyen Başkan Aktaş, “Bunun yanında 12 bin hastanın evine temizlik hizmeti verilirken, bini şehir dışı olmak üzere toplam 178 bin hastanın da ambulansla hastaneye sevki sağlandı. Hikmet Şahin döneminde başlayıp, Recep Altepe döneminde geliştirilmiş, dönemimiz itibariyle de arttırılarak devam eden bu tip projeler var. Bu merkezimiz toplamda 840 metrekare inşaat alanına sahip aile sağlığı merkezi ve acil sağlık hizmet istasyonu, sağlık konusunda hastanelere gitmeden önce ihtiyaca cevap verecek. Davut Çalışkan’a ve evladı Cengiz Çalışkan’a çok teşekkür ediyorum. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak 18 milyon küsur para harcadık. Helali hoş olsun. Sizin aldığımız paraları size harcıyoruz. Yakınındaki yerde de 10 gün park inşaatına başlıyoruz. Hizmet etmekten onur ve mutluluk duyduğum bu kutlu şehirde Allah bu görev kapısını bizlere nasip etti. Tekrar halkımızın destek vereceğinden şüphem yok. Yeni dönem kentsel dönüşüm dönemidir. Yeni yollar açmak, yeni yeşil alanlar yeni parklar yeni sağlık ve eğitim alanları açmak bizim boynumuzun borcudur. Bu milletin derdiyle dertleniyoruz. Bu güzel mekan hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
AK Parti Genel Başkanvekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala, güzel eserin mahalleye, ilçeye ve Bursa’ya hayırlı olmasını diledi. Yaptıkları hizmetlerin birer marka olduğunu belirten Ala, “Bir eserin açılışını yaparken öbür eserin müjdesini aynı cümle içerisinde Büyükşehir Belediye Başkanımız verdi. Bu eserin meydana gelmesinde devlet-millet işbirliği var. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a, önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’ye teşekkür ediyorum. Hayırsever Davut Çalışkan’a ise tebrikimi, teşekkürümü, minnettarlığımı sunuyorum. Ne güzel bir memleketimiz var. Hizmet bizim işimiz. Belediye başkanlarımız canla başla çalışıyorlar. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.
AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı Recep Altepe, Bursa’nın güzel bir açılışa daha ev sahipliği yaptığını dile getirdi. Bu açılışı uzun zamandır beklediklerini anlatan Altepe, “Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bursa güzel ve özellikli bir şehirdir. Bursa’da yaşamak bir şans. Bu eserleri bırakmak hepimize nasip oldu. Bundan sonra da buna benzer eserler verilmeye devam edilecek. Hastane ayarında sağlık merkezinin kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bursa’ya, bölgemize hayırlı uğurlu olsun” diye konuştu.
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, ilçenin neresinde olursa olsun her sıkıntı ve talebe koşturarak orada olduklarını ifade etti. Hayırseverlerin de bu tip hizmetlere destek olmasının sevindirici olduğunu belirten Dündar, merkezin hayırlı uğurlu olmasını diledi.
İl Sağlık Müdürü Dr. Orkun Yıldırım, sağlık hizmetleri konusunda Türkiye’de her zaman liderlik yapan Bursa’ya bu tesisin çok yakıştığını belirterek emeği geçen herkese teşekkür etti.
Hayırsever Davut Çalışkan’ın oğlu Cengiz Çalışkan, geçtiğimiz sene temelleri atılan merkezin açılışında bulunmaktan büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi. Annesi Beyaze Çalışkan’ın adını taşıyan sağlık merkezinin her vatandaşa kaliteli temel sağlık hizmetleri sunacağını söyleyen Çalışkan, projede emeği olan herkese teşekkür etti.
Gülbahçe Mahalle Muhtarı Bayram Saygılı da yıllardır bekledikleri tesisi mahalleye kazandıran herkese teşekkür etti.
Konuşmaların ardından Başkan Alinur Aktaş ve AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, hayırsever Davut Çalışkan ve eşi Beyaze Çalışkan’a günün anısına plaket takdim etti. Sağlık Merkezi’nde çalışan sağlık personeli de günün anısına hayırsever Çalışkan ailesine plaket ve çiçek verdi. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardından Başkan Aktaş ve beraberindekiler, sağlık merkezini gezerek yetkililerden bilgi aldı. – BURSA
]]>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ), Türkiye Sağlık Endüstrileri Başkanı (TÜSEB) Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ı ağırladı. İlk olarak SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ı makamında ziyaret eden Akdoğan, daha sonra Senato Toplantı Salonu’nda sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme temaları etrafında gerçekleştirilen toplantıda SUBÜ’nün ilgili yönetici ve akademisyenleri ile bir araya geldi. Toplantıda Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsü’nü (TÜSPE) temsilen SUBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Şimşir, TÜSEB Proje Destek Daire Başkanı Batuhan Yeşilyurt, SUBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Fuat Boz, Nehir Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Boru, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Alaylı, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Tatlı, Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Prof. Dr. Murat Çankaya, Biyomedikal Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Zahid Yıldız, Teknoloji Yarışmaları Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Ali Furkan Kamanlı ve Proje Geliştirme Şube Müdürü Arzu Saygıner Çil yer aldı.
Toplantıda bölgesel kalkınma odaklı girişimleri bulunan SUBÜ bünyesinde sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme konularında yürütülen Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetleri değerlendirildi. Ayrıca TÜSEB’in sağlık bilimi ve teknolojilerine yönelik vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilebilecek stratejik çalışmalar ile destek modelleri üzerinde istişarelerde bulunuldu. Toplantının ardından SUBÜ’nün laboratuvarları, atölyeleri, uygulama ve araştırma merkezleri ile Teknoloji Yarışmaları Koordinatörlüğü ziyaret edilerek TÜSEB Başkanı Akdoğan’a sağlık alanında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verildi.
“Ürüne dönüşebilecek çalışmalar”
TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın ziyaretinden memnuniyet duyduklarını dile getiren SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, “Sayın hocamız gerek gerçekleştirdiğimiz toplantıda gerekse birim ziyaretlerimizde çalışmalarımıza yoğun ilgi gösterdi. Özellikle biyomedikal teknolojiler ile sağlıkta yapay zeka alanında önemli çalışmalar yürütüyoruz. Geliştirdiğimiz kanser cihazı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Üstün Başarı Ödülü’ne layık görülmüştük. Teknofest’in Sağlıkta Yapay Zeka Kategorisi üzerine yoğunlaştığımız bir alan. Teknofest 2024 için 7 takımımız başvuru yaptı. Patenti alınarak ürüne dönüşebilecek birçok çalışmamız bulunuyor. İnşallah bunlarla ilgili olumlu gelişmeler yaşayacak, yeni çalışmalarımız için yürüteceğimiz projelerimizde de TÜSEB’ten destek alabileceğiz” diye konuştu.
“Sağlık teknolojisi alanında bir atılım var”
Bilginin teknolojiye dönüşümünde Türkiye’nin önemli mesafe kat ettiğini, enerji, ulaşım, yazılım alanlarında olduğu gibi sağlık dikeyinde de stratejik çıktılar üretildiğini vurgulayan TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan, “Üniversitelerimiz Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları ile bu teknoloji ekosisteminin önemli bir parçası oluyorlar. Üniversitelerin bünyesinde yer alan teknoparklarda başarılı çalışmalar yürütülüyor. Akademisyenler interdisipliner çalışmalarla sağlık ürünleri geliştiriyor. Şehir hastanelerimiz, üniversite hastanelerimiz ve eğitim araştırma hastanelerimiz, geliştirilen prototiplerin klinik araştırmalarına katkı sunuyorlar. Bugünkü toplantımızda ve birim ziyaretlerimizde SUBÜ’nün de katma değeri yüksek ürünler geliştirme noktasında önemli çalışmalarının olduğunu gördük. Prototipten ürüne geçiş noktasında daha önce ortaya konan modeller ile önemli başarılar elde eden TÜSEB, bu tecrübesini üniversitelerimiz bünyesinde bilimsel bilgiden teknolojiye dönüşen ürünler için takip etmeye ve desteklemeye devam edecektir. Misafirperverlikleri için SUBÜ’ye teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>The Lancet dergisinde yayınlanan araştırmanın 2022 verilerine göre, bu kişilerin yaklaşık 880 milyonunu yetişkinler ve 159 milyonunu çocuklar oluşturuyor.
Ada ülkeleri Tonga ve Amerikan Samoası, obeziteyle yaşayan kadınların oranında başı çekiyor. Amerikan Samoası ve yine bir ada ülkesi olan Nauru ise obez erkeklerin oranında ilk sırada geliyor.
Uluslararası bilim insanları ekibi, acilen obeziteyle mücadelede büyük değişikliklere ihtiyaç duyulduğunu söylüyor.
Obezite, kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve bazı kanserler dahil olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununun oluşma riskini artırabilir.
Araştırmacılar, küresel obezite oranlarını (yaş farklılıkları hesaba katıldıktan sonra obez olarak sınıflandırılan nüfusun yüzdesi) sıralarken şu verilere ulaştı::
Imperial College London’dan kıdemli araştırmacı Profesör Majid Ezzati BBC’ye, “Bu ada ülkelerinin çoğunda sorun sağlıklı gıda yerine sağlıksız gıdanın bulunması” dedi.
“Bazı durumlarda sağlıksız gıdaları teşvik eden pazarlama kampanyaları sorun olurken, daha sağlıklı gıdaların maliyetli olması ve bulunabilirliği de sorun yaratabiliyor.”
Yıllardır küresel verileri inceleyen Prof. Ezzati, pek çok ülkenin artık obezite kriziyle karşı karşıya olduğunu söylüyor, insanların düşük kilolu olmasının endişe yarattığı yerlerin sayısının azaldığı bir tabloda, bu kadar hızlı değişime şaşırdığını belirtiyor.
Çocuklar ve ergenlerde dört katına çıktı
1990 ile 2022 yıllarını kapsayan araştırma, çocuklar ve ergenler arasında obezite oranının dört katına çıktığını ortaya koydu. Yetişkinlerde ise bu oran kadınlarda iki katın üzerine, erkeklerde ise neredeyse üç katına çıktı.
Aynı zamanda, düşük kilolu olarak sınıflandırılan yetişkinlerin oranı %50 oranında düştü, ancak araştırmacılar bunun özellikle yoksul ülkelerde hala acil bir sorun olmaya devam ettiğini vurguluyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu yeni çalışma, obeziteyi küçük yaşlardan yetişkinliğe kadar beslenme, fiziksel aktivite ve yeterli bakım yoluyla önlemenin ve yönetmenin önemini vurguluyor” dedi.
Bunun hükümetlere ve topluluklara sorumluluk yüklediğini ve “ürünlerinin sağlık üzerindeki etkilerinden sorumlu tutulması gereken özel sektörün işbirliğinin gerektiğini” ekledi.
Küresel sorunlar kötü beslenmeyi artırabilir
Araştırmanın yazarlarından, Madras Diyabet Araştırma Vakfı doktoru Guha Pradeepa, küresel sorunların kötü beslenmeyi artırma riski taşıdığını söylüyor.
“İklim değişikliği, Covid-19 salgınının neden olduğu aksaklıklar ve Ukrayna’daki savaş gibi sorunların etkisi, yoksulluğu ve besin açısından zengin gıdaların maliyetini artırarak, hem obeziteyi hem de düşük kilolu olma oranlarını kötüleştirme riski taşıyor” diyor.
“Bu, bazı ülkelerde ve hanelerde yetersiz beslenmeyle, diğerlerinde ise daha az sağlıklı gıda tüketmeyle sonuçlanacaktır.”
Dünya Sağlık Örgütü ile işbirliği yapan 1.500’den fazla araştırmacıdan oluşan ağ, 5 yaş ve üzeri yaklaşık 220 milyon kişinin boy ve kilo ölçümlerini analiz etti.
Vücut kitle indeksi adı verilen bir ölçüm kullandılar.
Bunun vücut yağının oranına ilişkin kesin bir ölçüm olmadığını kabul edip, bazı ülkelerin diğerlerinden daha iyi verilere sahip olduğunu söyleseler de, bunun en yaygın kullanılan ölçüm olduğunu ve küresel analizi mümkün kıldığını söylüyorlar.
]]>Bakan Göktaş, Ümraniye Site Mahallesi’nde bulunan Kutlu Sokak Bölge Parkı’nın açılışında yaptığı konuşmada, büyükşehirlerde parkların büyük önem arz ettiğini söyledi.
Ümraniye’de 87 park ve 3 millet bahçesi açıldığını aktaran Göktaş, “31 Mart akşamında Ümraniyeliler ve İstanbullular eser ve hizmet siyasetine yeniden destek verecek. Çünkü kıymetli başkanlarımızın çok güzel hizmetleri var. Biliyorsunuz, İstanbul Büyükşehrimiz 5 yıl gibi bir zamanı boşa geçirdi. İnşallah 1 Nisan itibarıyla İstanbul eser ve hizmet siyasetine yeniden kavuşacak. İstanbul muradına kavuşacak. Gerek ulaşım gerek kentsel dönüşüm gerek parklar ve İstanbul’u güzelleştiren bütün imkanlarımızla inşallah İstanbullularımıza güzel hizmetler sunmaya devam edecekler. Çünkü herkes bilir, eser ve hizmet siyaseti, gerçek belediyecilik AK Parti’dedir.” diye konuştu.
Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım’ın 271 projesini okuyup gözlemlediğini dile getiren Göktaş, gelecek 5 yıldaki projeler için çok heyecanlı olduğunu kaydetti.
Göktaş, “Ben inanıyorum ki inşallah İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Murat Kurum ile İstanbul’un 5 yıllık fetret devrini bitireceğiz. Ümraniye de eser ve hizmet siyasetine İsmet Yıldırım Başkan’ımızla devam edecek.” ifadelerini kullandı.
Ümraniye Belediye Başkanı Yıldırım ise ilçede ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin sayısının 125 bin, toplam nüfusun ise 750 bin olduğunu dile getirdi.
Bu nedenle boş buldukları yerlere park yaptıklarına dikkati çeken Yıldırım, “6 tane çok değerli okul yaptık. Bunları hayır sahipleriyle yaptık. Hayır sahipleriyle birlikte 17 tane mahalle mescitleri ve camiler yaptık. Bir cemevini bitirmek üzereyiz, yine hayır sahibi vasıtasıyla. Yani sadece belediye imkanlarıyla, belediye bütçemizle bu kadar büyük 271 eser yapılamaz. Onun için iş bilenin, kılıç kuşananın. Biz AK Parti belediyeciliğinde işimiz eser yapmak, vatandaşın arasında gönlünü almak, vatandaşın hizmetine koşmak.” değerlendirmesini yaptı.
Açılışa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak, İlçe Kaymakamı Abdulaziz Aydın, AK Parti Ümraniye İlçe Başkanı Salim Çetinkaya ile bazı vatandaşlar katıldı.
“Çok güçlü ve çok iyi işleyen bir sağlık sistemine sahibiz”
Bakan Göktaş, Site Mahallesi Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışına da katıldı.
Burada konuşma yapan Göktaş, aile sağlığı merkezlerinin AK Parti Hükümetleri döneminde Türkiye’nin sağlıkta nereden nereye geldiğinin güzel bir örneği olduğu söyledi.
Bakanlık olarak da hizmetlerinin odağına aileyi yerleştirdiklerini vurgulayan Göktaş, şunları kaydetti:
“Ülke olarak çok güçlü ve çok iyi işleyen bir sağlık sistemine sahibiz. Özellikle pandemide sağlık sistemimizin gücünü de gördük. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine kolay erişimine yönelik de adımlar güçlü bir şekilde atıldı. Ne demişlerdi? ‘Yok, bu şehir hastaneleri buraya fazla, hiç gerek yok, ne gerek var?’ Ama gördük ki her birimizin buna ihtiyacı var. Vizyon budur. Yurt dışında yıllarca görev yapmış bir kardeşiniz olarak şunu net olarak ifade edebilirim ki sağlık konusunda, sosyal hizmet konusunda, Türkiye pek çok konuda bir devrim yaşadı.”
Ümraniye Belediye Başkanı Yıldırım, İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Kıbrıs gazileri, sağlık çalışanları ve bazı vatandaşlar katıldı.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek merkezin açılışı yapıldı.
]]>İSTANBUL – İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri İşlevselliği ve Farkındalığı’ ve ‘Yurdum Spor Yapıyor Projesi’ başlıklı organizasyon Güngören Fatih Sultan Mehmet Erkek Yurdu’nda bulunan spor sahasında gerçekleştirildi.
İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri İşlevselliği ve Farkındalığı Spor Organizasyonu’ ve ‘Toplum Spor Yapıyor Projesi’ sloganlarıyla spor etkinliği düzenlendi. Güngören’de bulunan Fatih Sultan Mehmet Erkek Yurdu’nun spor sahasında yapılan etkinliğe, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç, Hami Mandıralı, Engin Baytar, Ali Eren Beşerler, Recep Çetin ve birçok spor dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleşti. Sporla büyüyen nesilleri yetiştireceklerini aktaran İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, “Hem sporu tabana yaymak, hem sporu yurtlarımıza kadar getirmek hem de gençlerimizi kötü alışkanlıklardan korumak için ortak yürüttüğümüz projelerden biri. Sayın bakanım Osman Aşkın Bak olmak üzere Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Sağlık İl Müdürlüğü’ne, Sağlık Bakanlığı’na teşekkür ediyorum. Üniversitelerden başladık ilkokullara, anaokullarına kadar sporu indireceğiz” diye konuştu.
Kemal Memişoğlu: “Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım”
“Sağlıklı spor, sporda sağlık diyerek” sözlerine başlayan İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, “Spor, beslenmeyle kötü alışkanlıklardan uzak durmak gerekiyor. Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım. En önemli spor ve aktivite. Toplumla uyum içinde uyumlu bir şekilde yaşayabilecek hastalarımızın ruh sağlığı tedavilerinin yapıldığı toplumla bir yaşadığı birimlerimiz var. Bakanlığımız bununla emekler sarf ediyor. Sağlıklı bedenin sağlıklı ruhta, sağlıklı fiziğin sağlıklı beyinde olduğunu görüyoruz. Böyle bir etkinlik düzenledik. Bakanlıklarımıza teşekkür ediyorum. Hem spor yapacağız, hem sağlıklı olacağız, hem de gençlere örnek olacağız” ifadelerini kullandı.
Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç ise düzenlenen etkinlikle ilgili, “Bedende dinçlik, ruhsal iyilik ve her an daim gençlik parolasıyla yola çıktık. Bakanlığımıza, müdürlerimize desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.
Hami Mandıralı: “İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım”
Organizasyonun çok güzel olduğuna değinen eski futbolcu Hami Mandıralı, “Bende 8 yaşından beri futbol oynuyorum. İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım. O yüzden böyle bir organizasyona geldik. Çok kıymetli spor adamları, sağlık adamları, rektörler, iş insanları var aramızda. Burayı izlemeye gelen herkese futbolun, sporun güzel bir şey olduğunu anlatmaya, göstermek için buradalar. Güzel bir nostalji yapmaya geldik. Amaç çok güzel. Bütün insanları spor yapmaya davet ediyorum. Lütfen spor yapın, sağlıklı kalın” dedi.
Ali Eren Beşerler: “Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım”
Farkındalık oluşturmak için güzel bir organizasyon olduğunu aktaran eski futbolcu Ali Eren Beşerler, “Eski dostlarımızla bugün buluştuk, hep beraberiz. Uzun zamandan beri birbirimizi görmüyorduk. Tabii burada tanıdığımız doktor arkadaşlarımız da var. Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım. Herkesin bu organizasyondan tat alması lazım. Aslında sporu çok seven bir milletiz ama imkanlar doğrultusunda maalesef bu işlerde yurt dışından gerideyiz. Mutlaka bunda bir farkındalık olması ve tabana tamamen yayılması gerekiyor” diye sözlerini sonlandırdı.
]]>İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ‘Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri İşlevselliği ve Farkındalığı Spor Organizasyonu’ ve ‘Toplum Spor Yapıyor Projesi’ sloganlarıyla spor etkinliği düzenlendi. Güngören’de bulunan Fatih Sultan Mehmet Erkek Yurdu’nun spor sahasında yapılan etkinliğe, İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç, Hami Mandıralı, Engin Baytar, Ali Eren Beşerler, Recep Çetin ve birçok spor dünyasının önde gelen isimlerinin katılımıyla gerçekleşti. Sporla büyüyen nesilleri yetiştireceklerini aktaran İstanbul Gençlik ve Spor İl Müdürü Muhittin Özbay, “Hem sporu tabana yaymak, hem sporu yurtlarımıza kadar getirmek hem de gençlerimizi kötü alışkanlıklardan korumak için ortak yürüttüğümüz projelerden biri. Sayın bakanım Osman Aşkın Bak olmak üzere Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, Sağlık İl Müdürlüğü’ne, Sağlık Bakanlığı’na teşekkür ediyorum. Üniversitelerden başladık ilkokullara, anaokullarına kadar sporu indireceğiz” diye konuştu.
Kemal Memişoğlu: “Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım”
“Sağlıklı spor, sporda sağlık diyerek” sözlerine başlayan İstanbul İl Sağlık Müdürü Kemal Memişoğlu, “Spor, beslenmeyle kötü alışkanlıklardan uzak durmak gerekiyor. Bedenimiz bize emanet. Ona iyi bakmamız lazım. En önemli spor ve aktivite. Toplumla uyum içinde uyumlu bir şekilde yaşayabilecek hastalarımızın ruh sağlığı tedavilerinin yapıldığı toplumla bir yaşadığı birimlerimiz var. Bakanlığımız bununla emekler sarf ediyor. Sağlıklı bedenin sağlıklı ruhta, sağlıklı fiziğin sağlıklı beyinde olduğunu görüyoruz. Böyle bir etkinlik düzenledik. Bakanlıklarımıza teşekkür ediyorum. Hem spor yapacağız, hem sağlıklı olacağız, hem de gençlere örnek olacağız” ifadelerini kullandı.
Bayrampaşa Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Sorumlu Hekimi ve Psikiyatrist Oktay Kılıç ise düzenlenen etkinlikle ilgili, “Bedende dinçlik, ruhsal iyilik ve her an daim gençlik parolasıyla yola çıktık. Bakanlığımıza, müdürlerimize desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.
Hami Mandıralı: “İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım”
Organizasyonun çok güzel olduğuna değinen eski futbolcu Hami Mandıralı, “Bende 8 yaşından beri futbol oynuyorum. İnsanları spora yönlendirmek, sevdirmek lazım. O yüzden böyle bir organizasyona geldik. Çok kıymetli spor adamları, sağlık adamları, rektörler, iş insanları var aramızda. Burayı izlemeye gelen herkese futbolun, sporun güzel bir şey olduğunu anlatmaya, göstermek için buradalar. Güzel bir nostalji yapmaya geldik. Amaç çok güzel. Bütün insanları spor yapmaya davet ediyorum. Lütfen spor yapın, sağlıklı kalın” dedi.
Ali Eren Beşerler: “Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım”
Farkındalık oluşturmak için güzel bir organizasyon olduğunu aktaran eski futbolcu Ali Eren Beşerler, “Eski dostlarımızla bugün buluştuk, hep beraberiz. Uzun zamandan beri birbirimizi görmüyorduk. Tabii burada tanıdığımız doktor arkadaşlarımız da var. Keyifli bir organizasyon, böyle etkinliklerin ara ara olması lazım. Herkesin bu organizasyondan tat alması lazım. Aslında sporu çok seven bir milletiz ama imkanlar doğrultusunda maalesef bu işlerde yurt dışından gerideyiz. Mutlaka bunda bir farkındalık olması ve tabana tamamen yayılması gerekiyor” diye sözlerini sonlandırdı. – İSTANBUL
]]>MELTEM KARAKAŞ
Aile Sağlığı Merkezlerinin ödediği vergilere dikkati çeken SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Birtürk Özkavak, “Mart- Nisan ayından itibaren çalışanlar yüzde 35’in üzerinde vergi vermeye başlıyorlar. Zaten çok düşük olan ücretlerinin üzerinde aldıkları gelirlerin yüzde 35’ini vergi olarak ödemek durumunda kalıyorlar. Yani devlet, yani yöneticiler bir taraftan çok yakından da gördüğümüz gibi siyanürle halkı zehirleyen altın madencilerinin vergilerini affederken emekçilerden kat ve kat vergi almaya devam ediyor. Onların vergilerini affederken, patronların vergilerini silerken emekçilerin vergilerini habire artırıyor” dedi.
Sağlık ve Sosyal hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eskişehir Şubesi tarafından geçtiğimiz yıllarda depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılan ve hala inşaatına başlanmayan Aile Sağlığı Merkezi önünde basın açıklaması yapıldı. SES Eskişehir Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve aile sağlığı merkezinde görev yapan doktor Birtürk Özkavak, nitelikli ve ücretsiz sağlık hizmeti vurgusu yaptı.
Özkavak, şöyle konuştu:
“Son yıllarda görülmemiş ölçüde ekonomik sorunlar yaşıyoruz. Emekçiler yoksullaşıyor, hayat pahalılaşıyor ve iğneden ipliğe bütün emekçiler daha çok çalışmak, daha çok emek harcamak zorunda kalıyorlar ailelerini geçindirmek için. Bunlardan birisi de aile sağlığı merkezinde çalışanlar yani orada çalışan hekimler, hemşireler, tıbbi sekreterler, laborantlar ve orada çalışan hizmetli arkadaşlarımız. Bütün emekçilerin çok büyük sorunları var ama bugün özellikle konumuz aile sağlığı merkezinde çalışan emekçilerin ödediği ek vergiler çünkü bununla ilgili Türkiye’de bütün aile sağlığı merkezlerinde çalışan emekçiler olarak eylemlilik başlattık. Bundan böyle her çarşamba günü bir aile sağlığı merkezinde özellikle vergi dilimleriyle ilgili olan sorunlarımızı dile getireceğiz.
“EMEKÇİLERİN VERGİLERİNİ HABİRE ARTIRIYOR”
Mart- Nisan ayından itibaren çalışanlar yüzde 35’in üzerinde vergi vermeye başlıyorlar. Zaten çok düşük olan ücretlerinin üzerinde aldıkları gelirlerin yüzde 35’ini vergi olarak ödemek durumunda kalıyorlar. Yani devlet, yani yöneticiler bir taraftan çok yakından da gördüğümüz gibi siyanürle halkı zehirleyen altın madencilerinin vergilerini affederken emekçilerden kat ve kat vergi almaya devam ediyor. Onların vergilerini affederken, patronların vergilerini silerken emekçilerin vergilerini habire artırıyor. Aile hekimliğiyle ilgili, aile hekimleri birinci basamak çalışanlarıyla ilgili yaptığımız açıklamaları özellikle bu meydanda seçiyoruz çünkü arkamızdaki alan Eskişehir’in tarihi binalarından biriydi ve depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkıldı. Tam da yerel seçimler arifesinde biz Eskişehir’in sağlık emekçileri olarak bu alana da dikkat çekmek istiyoruz. Yıllardır boş kalan bu alanı yerel seçimler arifesinde bir kez daha hatırlatıyoruz ve buranın halkın sağlık ihtiyaçlarını gözetmek üzere değerlendirilmesi gerektiğini ifade diyoruz.
“EKONOMİK SORUNLAR DERİNLEŞTİKÇE İLAÇ FİYATLARI ARTMAYA BAŞLAYACAK”
Bu ekonomik sorunlar derinleştikçe yoksulluk artacak, yoksulluk derinleşecek, ilaç fiyatları olağanüstü artmaya başlayacak ve birçok ilaç eksilecek. Yurttaşlarımız hastanelerde istedikleri sağlık hizmetlerine zaten ulaşamıyorlar. Giderek daha fazla ulaşamayacakları günler gelecek. Biz istiyoruz ki bu sorunlar giderilsin, biz istiyoruz ki bu ülkenin onurlu emekçileri olarak insanca yaşayalım. Bütün halkımız insanca yaşasın, derdimiz tasamız budur. SES olarak bundan böyle her Çarşamba farklı bir aile sağlığı merkezinde sorunları dile getirmeye devam edeceğiz. Yurttaşlarımızın desteğini bekliyoruz çünkü derdimiz iyi bir sağlık hizmeti, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti. Kolaylıkla, daha düşük ücretlerle, hatta ücretsiz ilaçlara ulaşmak, nitelikli sağlık hizmeti alması için yurttaşlarımızın çaba harcıyoruz. Bütün yurttaşlarımızdan destek bekliyoruz.”
]]>
CHP Ankara Milletvekili Aylin Yaman, sağlık sistemindeki sorunların sadece uzman hekim sayısını artırarak çözülemeyeceğini belirtti. Yaman, iktidarın sağlık politikasını eleştirdi ve “sözleşmeli çalışma, performansa dayalı çalışma gibi yöntemler hekimi güvencesiz bırakmakta, tüketmekte ve etik değerleri bozmaktadır” dedi.
Yaman yaptığı açıklamad, Türkiye’de hekim sayısının yetersiz olduğunu ve bölgeler arasında sadece hekim sayısının artırımının da eksik olacağını belirterek, “sağlık bir ekip işidir ve tükenmişliğin ve tırmanan şiddetin önüne geçmede en önemli yaklaşım görev tanımı belli, yetkin kadrolarla donanmış bir sağlık ekibidir. Beş dakikada hasta bakmaya zorlanan hekimler için yardımcı sağlık personelinin önemi büyüktür. Sistemi kurarken branşa göre hekim/ hemşire oranları mutlaka gözetilmelidir” ifadesini kullandı.
“BÖLGELER ARASINDA DAĞILIM SORUNU MEVCUT”
Çözüm önerileri sunarken esas olanın her zaman sorunun doğru tespiti olduğunun altını çizen Yaman, şunları kaydetti:
“Bu nedenle, sorunlara bakacak olursak hekim sayısının az olduğu doğrudur. Nitekim, 100 bin kişiye düşen hekim sayısı 228’dir, bu sayı hala açıklanmamış olan 2022 yılı sağlık istatistiklerinden değil, haber bülteninden temin edilmiştir ve Avrupa Birliği ortalaması olan 397’nin çok altındadır fakat hekim azlığından daha çok dağılım sorunu mevcuttur. Batı Anadolu’da 100 bin kişiye 346 hekim düşerken Güneydoğu Anadolu’da 100 bin nüfusa sadece 151 hekim düşmektedir. Uzman hekim özelinde baktığımızda ise tablo daha vahimdir. Batı Anadolu’da 100 bin kişiye 157 uzman hekim düşerken Güneydoğu Anadolu’da sadece 69 uzman hekim düşmektedir.”
“KADRO ARTIRILMASI GEREKLİDİR”
Pratisyen hekimler özelinde durumun daha da vahim olduğunu kaydeden Aylin Yaman, şöyle devam etti:
“Tüm ülkede 100 bin kişiye düşen pratisyen hekim sayısı sadece 63’tür. Üstelik uzman egemenliği olan İstanbul’da pratisyen hekim sayısı ülke ortalamasının çok daha altındadır. Bu durum, hekimleri tüketen temel konulardan biridir. Yapılması gereken açıktır, birinci basamak koruyucu hekimliğin merkeze konulması ve güçlendirilmesidir. Bu nedenle, aile hekimi uzmanı ve pratisyen kadrosunun da artırılması gerekmektedir. Bununla birlikte, kontrollü akışının sağlanması için sevk zincirinin mutlaka konulması gerekmektedir.
Sağlık sistemi maalesef sadece hekim sayısına endekslenmiştir. Sağlık bir ekip işidir ve tükenmişliğin ve tırmanan şiddetin önüne geçmede en önemli yaklaşım görev tanımı belli, yetkin kadrolarla donanmış bir sağlık ekibidir. Beş dakikada hasta bakmaya zorlanan hekimler için yardımcı sağlık personelinin önemi büyüktür. Sistemi kurarken branşa göre hekim/ hemşire oranları mutlaka gözetilmelidir.”
“SÖZLEŞMELİ ÇALIŞMA HEKİMİ GÜVENCESİZ BIRAKMAKTADIR”
Kamuda istihdam biçimi sözleşmeli çalışmaya yönlendirilmek üzerine kurgulanmıştır. Bu tür çalışmayla sağlık çalışanı daha yüksek ücret alabilmektedir. Önerimiz, sözleşmeli çalışana verilecek yüksek ücretin temel ücret olarak 657 sayılı yasaya bağlı olarak kadrolu şekilde verilmesidir. Sözleşmeli çalışma, performansa dayalı çalışma gibi yöntemler hekimi güvencesiz bırakmakta, tüketmekte ve etik değerleri bozmaktadır. Bazı uzmanlık dallarını artırırken mutlaka uzun vadeli programlar yapılmalıdır. Örneğin, dahiliye uzmanlık dalı çoğunlukla yan dal geçişi olarak kullanılmaktadır. Genel dahiliye yaklaşımı gereken hastalık grupları için dahiliye uzmanı bulunamamaktadır. Planlama yapılırken sadece sayıya değil, bölüme özel duruma da bakılmalıdır.
Tükenmişlik, hekimin önündeki en büyük engeldir. Tükenmişliğin önüne geçmenin en önemli yolu ise hekime kaybettiği itibarı geri vermektir. İadeiitibar hekimi sözleşmeyle çalıştırarak değil güvence altına alarak gerçekleşebilir. Verdikleri emeğin karşılığını hem maddi hem de manevi olarak sunmak gerekir. Tek sorun maddiyat da değildir; özendirilmiş hasta şikayet hatları, bu kanun teklifiyle konulan disiplin ve para cezaları, sopa gibi her an üstlerinde gezdirilen idari takip mekanizmaları, hekimi yoğun hasta yükünden daha fazla tüketen ve değersiz hissettiren konulardır.”
]]>AR-GE, inovasyon, yazılım geliştirme, entegrasyon ve çözüm sağlama alanlarında Türkiye dışında Katar, Amerika Birleşik Devletleri ve Fas’ta faaliyetlerini sürdüren MİA Teknoloji, Türkiye’de var olan güçlü işbirliklerini tüm dünya ülkelerine taşımaya devam ediyor.
Şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans hakları ile ilgili olarak sağlık yazılımında önde gelen Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir firma ile yaptıkları yatırım bazlı görüşmeler sonuçlandı.
Görüşme sonrasında şirketin sağlık alanında sahip olduğu yazılımlara ilişkin lisans haklarının, Amerika’da kurulan New York merkezli MIA Tech Corporation unvanlı iştirak şirketine devredilmesi ve yine bu iştirakin yüzde 51 hissesinin ABD merkezli yatırımcı firmaya satılmasına ilişkin sözleşme imzalandı.
MİA Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Ünal, MİA Teknoloji’nin iştiraki MIA Tech Corporation’ın ABD merkezli bir şirketten aldığı yatırıma ilişkin düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, MİA Teknoloji olarak sağlık bilişimi alanında hizmet ve tedarik zinciri işlevlerini kolaylaştıran, ülke sağlık sisteminin yazılımsal ihtiyaçlarını karşılayan faaliyetlerine hız kesmeden devam ettiklerini belirtti.
Sektörde var olan 17 yıllık deneyimlerine güvenerek piyasadaki değişen ve gelişen taleplere teknolojik çözümler ile dönüş yaptıklarını ifade eden Ünal, “Sağlık sektörünün ihtiyaçlarını kapsayarak hastanelerin günümüz rekabetçi ortamına ve teknolojik gelişmelerine ayak uydurmasını sağlayacak birçok yazılım projesini hayata geçiriyor ve güçlü iş birlikleri ile bunu tüm dünya ülkelerine taşıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Ünal, “ABD merkezli yatırımcı bir firma ile yaptığımız anlaşma doğrultusunda sağlık teknolojileri yazılımlarımızın satın alınması ile başlayan müzakere sürecimiz New York merkezli iştirakimiz MIA Tech Corporation’a ürünlerin satış ve pazarlaması ile ilgili olarak lisans verilmesi, yüzde 51 payının ABD merkezli bir yatırımcıya satılması ve şirketimizin sağlık alanında geliştirdiği yazılımların yurt dışı satış ve pazarlama faaliyetlerinin MIA Tech Corporation üzerinden gerçekleştirilmesi noktasında nihayete erdi. Gerçekleştirdiğimiz bu sözleşme ile küresel sağlık teknolojileri pazarında önde gelen merkezlerden biri olmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.
Türkiye’nin sağlık sektörü yazılımları açısından dünyada lider bir ülke olduğunu belirten Ünal, “Amerika’da ve Avrupa’da bu görülebiliyor. Belki öyle bir kıvılcım gerekiyordu. Bundan sonra inşallah farklı yerel firmalar da bu yolu takip ederek devam eder.” dedi.
Dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolar büyüklüğe ulaşması hedefleniyor
Yatırım alan yerli ve milli yazılımın, bir ülkenin tüm sağlık faaliyetlerini merkezi bir platform üzerinden entegre bir şekilde yönetilmesini sağladığına değinen Ünal, geliştirdikleri yerli ve milli yazılımın sağlık sistemlerinde kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak ölçekte bir sistem sunduğunu dile getirdi.
Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesinde uzun vadeli yatırımlar ve işbirlikleri gerçekleştirmeyi planladıklarını ifade eden Ünal, “Orta Doğu ve Kuzey Amerika bölgesi başta olmak üzere dijital sağlık sektörünün 2030 yılında 18 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Biz de buradaki potansiyeli görüyor ve projelerimizi bu bölgelerde yoğunlaştırıyoruz.
İştirak şirketimiz MIA Tech Corporation uluslararası sağlık bilişim piyasasında iş geliştirme faaliyetlerine başladı. Aynı zamanda şirketimiz bu bölgelerdeki iş geliştirme operasyonları, pazar payı büyümesi ve AR-Ge faaliyetlerini de destekleyerek uzun vadeli iş birlikleri ile çeşitli yatırımlar gerçekleştirmeyi planlıyor.” dedi.
Ünal, “Kuzey Amerika ve MENA bölgesi dediğimiz Orta Doğu Bölgesi başta olmak üzere bütün dünyaya burada yazılımlarımızı açmak istiyoruz zaten. Burada, Amerika’nın özellikle MENA bölgesinde çerçeve anlaşmaları var. Çok büyük avantajları var bu bölgede. Hazır limitleri, parası olan işler var. Bunların içerisinde hemen katılmak istiyoruz.” diye konuştu.
Uzaktan sağlık hizmeti yazılımlarını milyonlarca üyeye ulaştırmayı hedefliyor
Ünal, dijital sağlık alanındaki yatırım ve hedeflerine değinerek, yeni yatırımları ile birlikte bulundukları bölgelerdeki sağlık merkezlerinin altyapısı güçlendirilerek, tıbbi ekipman ve çözüm odaklı teknolojilerin temin edilmesini sağlayarak, dijital sağlık platformları aracılığıyla hastaların takibi ve yönetiminin kolaylaştırılmasında destek sağlayacaklarını aktardı.
Kuzey Afrika’daki sağlık hizmetlerine erişimi artırmak için yerel sağlık kuruluşlarıyla işbirliği yapılması yönündeki faaliyetlere ağırlık vereceklerine işaret eden Ünal, “Bölgelerin ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştireceğiz. Orta Doğu’da kronik hastalıkların yönetimi için yenilikçi çözümler sağlarken, Kuzey Amerika’da ise yaşlanan nüfusa yönelik sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi noktasında aktif rol alacağız.” diye konuştu.
Ünal, en büyük hedeflerinin uzaktan sağlık hizmeti yazılımları globalde bu sisteme entegre olan ve kullanan milyonlarca üyeye ulaşacak bir sistemi geliştirmek ve tüm bu süreçleri karma gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik teknolojileri ile yönetilmesini sağlamak olduğunu dile getirdi.
“Türkiye genelinde Elektrikli Araç Şarj Ağ Operatörleri arasında ilk 5’e girmeyi hedefliyoruz”
Ünal, 2024 yılı için teknoloji ve inovasyon başta olmak üzere ajandalarında çeşitli stratejik gündem konularına yer ayırdıklarını belirterek, gündem konuları arasında işlerinin gelecekteki büyümesini ve sürdürülebilirliğini desteklemek amacıyla, yapay zeka ve makine öğrenimi, dijital dönüşüm, IoT ve akıllı cihazlar, siber güvenlik ve veri koruma, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik, veri analitiği ve tahmin modelleri, eğitim ve yetenek geliştirmenin yer aldığını kaydetti.
Bu yıl yüzde 90 oranında DC istasyon ağına sahip olmayı ve Türkiye genelinde Elektrikli Araç Şarj Ağ Operatörleri arasında ilk 5’e girmeyi hedeflediklerini aktaran Ünal, “Bu hedefe ulaşmak için gerekli altyapı çalışmalarımızı sürdürerek, daha fazla şarj istasyonunu faaliyete geçirmeyi planlıyoruz.” dedi.
Ünal, 2024 yılında paylaşımlı araçlarını da şarj ağı sistemlerine entegre ederek sıfır karbon salınımı ile kesintisiz sürdürülebilir bir ulaşım ağı sağlamayı amaçladıklarına dikkati çekerek, “Bu şekilde, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ulaşım sağlayarak insanlar için güvenli ve konforlu bir seyahat imkanı yaratacağız. Bu amaca yönelik ise kısa vadeli planlarımız arasında 2024 yılının son çeyreğine doğru, şarj istasyonlarının elektriğini karşılamak adına güneş enerji santrali kurma projemiz yer alıyor.” yorumunu yaptı.
“Enerji tarafında da yatırımlarımız olacak”
Enerji tarafında da yatırımlarının olacağına dikkati çeken Ünal, Çin’in en büyük beşinci firmasıyla şu anda masada olduklarını ve yatırım yapmak istediklerini belirterek, “Şimdi böyle firmaların radarına girebilmek bizim için çok büyük bir gurur. Bunlar çok büyük firmalar. Yatırım yapmak istiyorlar ve bizi yatırım yapılabilir görüyorlar. Bu bizim için çok önemli.” ifadelerini kullandı.Ünal, “Yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren Enerjey firmamız ile başta Türkiye’de GES (Güneş enerji santrali) ve enerji depolama alanında yaptığımız başvuru süreçleri ile de bu alanda büyük yatırımlar hayata geçirerek sürdürülebilir ekosisteme katkı sunmayı hedefliyoruz” yorumunu yaptı.
Dul ve çocuklu kadınlar ve çocuklarının sosyal hayat içerisinde yer edinmeleri, çocuklarının eğitimlerinin ve temel ihtiyaçlarının sağlanması ile bu kadınlara karşı toplumsal baskıların ortadan kaldırılmasına destek olmak amacı ile MİA Yardım Kültür ve Eğitim Vakfı kurduklarını söyleyen Ünal sözlerini şöyle tamamladı:
“Vakfımızı yardıma ihtiyacı olan ve doğal felaketlerden etkilenen kişilere yardımda bulunmak, bu yardımların kurumsal hale gelmesini sağlamak ve bununla birlikte hem bakımevi, huzurevi ve rehabilitasyon merkezi kurmak hem de halihazırda kurulu olanları desteklemek amacıyla kurduk. Hedefimiz; eğitim, adalet, sağlık, verimlilik, inovasyon, teknoloji, sanatsal faaliyetler, denizcilik ve su spor faaliyetleri ile tüm spor dallarında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınmasına faydalı olacak konularda destekleyici faaliyetlerde bulunmak ve sokak hayvanlarının barınma, sağlık ve yiyecek ihtiyaçlarının karşılanması ile hayvan hakları bilincinin yerleşmesini sağlamak.”
]]>Ankara Diş Hekimleri Odası ve sağlık emek meslek örgütleri, TBMM Çankaya Kapısı yanındaki Milli Egemenlik Parkı’nda TBMM’de görüşülmekte olan ve sağlıkla ilgili düzenlemeler içeren torba kanun ve talepleriyle ilgili; “Diş hekimleri ve tüm sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin son bulması için, caydırıcı yasal düzenlemeler, ivedilikle yapılmalıdır. Özel sağlık kuruluşlarında ücretli çalışan diş hekimlerinin, özlük haklarını ortadan kaldıran, taşeron çalışma biçimi engellenmelidir. Muayenehane ve klinik ruhsatında, bina iskanı yeterli olmalıdır. Diş hekimi olmayan şahısların, ağız diş sağlığı merkezlerine ortak olmalarını sağlayan yönetmelik maddesi değiştirilmelidir. Fiili hizmet zammı, muayenehane sahibi diş hekimleri için de uygulanmalıdır. Kamuda diş hekimi istihdamı artırılmalıdır” açıklamasını yaptı.
Ankara Diş Hekimleri Odası ve sağlık emek meslek örgütleri, TBMM Çankaya Kapısı yanındaki Milli Egemenlik Parkı’nda sağlıkla ilgili düzenlemeleri kapsayan torba kanuna karşı basın açıklaması yaptı.
İstanbul Diş Hekimleri Odası Başkanı Berna Aytaç, diş hekimlerinin meslek sorunları nedeniyle zorluklar yaşadığını belirterek, “Diş hekimliği, hem bedenen hem de zihinsel olarak hassas çalışmayı gerektiren, zor ve yıpratıcı bir meslektir. Diş hekimliği mesleğinde özellikle iş yükünün ağır olduğu kötü çalışma koşullarında, meslek hastalıkları riski çok yüksektir. Halkın, ağız diş sağlığının korunması ve diş tedavi hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesi, diş hekimlerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Ağız ve diş sağlığı, genel sağlığın bir parçasıdır ve ağız sağlığı bozulduğunda, insan sağlığı olumsuz etkilenir. Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları, diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olur” dedi.
İstanbul Diş Hekimleri Odası Başkanı Berna Aytaç tarafından okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“KORUYUCU AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİ, KAMUDA NEREDEYSE YOK DENECEK DÜZEYDEDİR”
Ne yazık ki, ülkemizde, uzun yıllar, 1. basamak sağlık hizmetleri içerisinde, ağız ve diş sağlığı hizmetlerine yer verilmediği için, toplumun ağız sağlığı seviyesi, çağdaş standartların çok altında kalmıştır. Diş çürükleri, diş kayıpları ve diş eti hastalıkları çok yaygındır. Ağız ve diş sağlığı hizmetleri, genel sağlık hizmetleri içinde, ciddi ölçüde geri planda bırakılmıştır. Koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri, kamuda neredeyse yok denecek düzeydedir.
Toplumun ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimi, yeterli düzeyde değildir. Sağlıklı bir toplum için, kamu sağlık hizmetlerinin ülke çapında yaygın ve erişilebilir şekilde sunulması ve ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması çok büyük önem taşımaktadır. Kamuda, diş hekimi istihdamı yetersizdir. Kamuda çalışan diş hekimleri, performans baskısı ve ağır iş yükü altında ezilmektedirler.
Merkezi Randevu Sistemi ile diş tedavi randevuları çok kısa aralıklarla verilmektedir. Kısa aralıklarla verilen randevular nedeniyle de diş hekimleri stresli bir ortamda çalışmak zorunda kalmaktadır. Performans baskısı altında çalışma, hizmet kalitesini düşürmekte ve hasta ile hekimi karşı karşıya getirerek sağlıkta şiddetin kaynağı haline gelmektedir.
“TAŞERON ÇALIŞMA BİÇİMİ DAYATILMAKTADIR”
Ciddi bir istihdam planlaması yapılmadan kontrolsüzce, vakıf ve özel diş hekimliği fakültesi açılmaktadır. Uzun ve yıpratıcı bir eğitim süreci sonunda, büyük emek vererek aldığımız diplomalarımız değersizleştirilmiştir. Özveriyle çalıştığımız diş hekimliği mesleği, mesleki bağımsızlığımızın yok edildiği, gençlerin gelecek kaygılarının arttığı, derin bir mutsuzluk ortamına sürüklenmektedir. Özel hastahane ve ADSM’lerde, gerçekte ücretli çalışan diş hekimlerine, kağıt üzerinde şirket kurdurmak suretiyle, özlük hakları yok sayılarak ‘Taşeron’ çalışma biçimi dayatılmaktadır. 6 Ekim 2023 tarihinde çıkarılan Ağız ve Diş Sağlığı Yönetmeliği ile diş hekimlerinin muayenehane ve klinik açmaları, zorlaştırılmıştır. Tıp hekimi, Eczacı, Avukat, mali müşavir gibi serbest meslek sahipleri için, iş yeri açılan binaların iskanlı olması yeterli görülürken; bina fiziki şartları bakımından, diğer serbest meslek sahiplerinden istenmeyen, ‘Müellif Onaylı Mimari Proje, Deprem Güvenlik Raporu, Yangın Ruhsatı’ gibi ek koşullar, diş hekimlerine dayatılmaktadır. 2022 yılında İstanbul’da, 481 muayenehane ve diş kliniği açılmışken, çıkarılan yönetmelik nedeniyle 2023 yılında, yalnızca 56 muayenehane ve diş kliniği açılabilmiştir. Emeklilik ile ilgili, sosyal güvenlik kurumları arasındaki farklılıklar nedeniyle, SSK ve Bağ-Kur’lu dişhekimleri büyük mağduriyet yaşamaktadırlar. Emekli Sandığı mensubu dişhekimlerine, 2018 yılında çıkarılan 7146 Sayılı Kanunda yapılan bir düzenlemeyle, emekli maaşlarına ek olarak her ay, hazineden karşılanan, yaklaşık 20.000 TL tutarında ilave ödeme verilmekte iken, SSK ve Bağ-Kur emeklisi diş hekimleri kapsam dışı bırakılmıştır.
“UYARI YAPILMAKSIZIN DOĞRUDAN EN AZ 50 BİN TL PARA CEZASI VERİLMEKTEDİR”
Aynı mesleki eğitimi almış ve aynı nitelikte hizmet vermiş olan diş hekimleri arasında, 2019 Ocak ayından itibaren, emeklilik hakları bakımından, hakkaniyet ölçüleriyle bağdaşmayan, adaletsiz bir uygulama söz konusudur. Sağlık Komisyonunda görüşülen, 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi içerisinde; muayenehanelerde diş hekimi istihdam edilmesine ilişkin talebimizin, yer alması olumludur. Ancak, TBMM Sağlık Komisyonu’nda kabul edilen torba kanun içerisinde, kayıt tutmayan ve veri göndermeyen sağlık kuruluşlarına uyarı yapılmaksızın doğrudan, en az 50.000 TL para cezası verilmektedir. Uyarı yapılmaksızın, doğrudan yüksek miktarda para cezası verilmesine itiraz etmekteyiz.
Basın açıklamasında konuşan Ankara Diş Hekimleri Odası Başkanı Serkan Er ise şunları kaydetti:
AĞIR CEZALARIN YÜKLENMESİ DEYİM YERİNDEYSE AĞZA BİR PARMAK BAL ÇALMAKTIR”
Mesleğimizdeki tüm olumsuzluklara rağmen bizler, kanundan aldığımız yetkiyle meslektaşlarımızın ve mesleğimizin genel menfaatlerini öncelerken diğer yandan toplumun ve bireylerin ağız diş sağlığının iyileştirilmesini ve nitelikli ağız diş sağlığı hizmetinin sunulmasını amaç edinmiş, bu politikalar çerçevesinde çalışmaya devam sağlık ordusunun neferleri olarak görüyor, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetini önceleyen-güçlendiren politikalara geçilmesini savunuyoruz.
Son torba yasada, kamuda ve özelde çalışan meslektaşlarımıza haksız ceza niteliğinde olan, Anayasa’ya aykırı ve demokratik hakları kısıtlayıcı maddeler içeren bu yasayı kabul etmemiz mümkün değildir. Yeni torba yasada belirtilen cezai müeyyidelerde belirtilen miktarların çoğunluğu özel sektör olan diş hekimliği hizmetinde fahiş öngörülerle tasarlandığı, neoliberal temellerle ucuz işgücü sömürüsünü kuvvetlendirdiği sermayenin açgözlü isteklerine yanıt verdiği görülmektedir. Devletin yapması gereken istihdamı sağlamaya yönelik muayenehanelerde diş hekimi istihdamına kapı açmasıyla beraber torba yasada bu kabul edilemez ağır cezaların yüklenmesi deyim yerindeyse ağza bir parmak bal çalmaktır.”
“BU SESİ DUYMANIZ İÇİN İLLA DİŞ AĞRISI ÇEKMENİZ GEREKMİYOR”
Diş hekimlerinin gerçekleştirdiği basın açıklamasına destek veren DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise şöyle konuştu: “Yasa teklifi görüşmelerinde diş hekimi arkadaşların sorunlarını gündeme getirdik. Belki bir kısmında adımlar atıldı ama önemli bir kısmında adımlar atılmadı. Diş hekimleri arkadaşlarımız itirazlarını gündeme getiriyorlar. Diş hekimi arkadaşlarımızın sesini duyun diyoruz. Cumhurbaşkanı’na söylüyoruz. Biz muhalefet olarak diş hekimi arkadaşların isteklerini gündem ettik. Bu sesi duymanız için illa diş ağrısı çekmeniz gerekmiyor.”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise “Biz bir araya gelerek, örgütlenerek bir şeyler elde edebileceğiz. Meclis’in çoğunluğu iktidar partisi ve ortağının elinde. Yasaları kendi istedikleri gibi geçiriyorlar. Keyfi uygulamalar ve düzenle karşı karşıyayız. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının bile tanınmadığı bir düzenle karşı karşıyayız. Ancak değiştirebiliriz.” dedi.
DİŞ HEKİMLERİNİN TALEPLERİ ARASINDA ŞU MADDELER YER ALDI;
“Kamuda diş hekimi istihdamı arttırılmalı ve öncelikle koruyucu temelli ağız diş sağlığı hizmetleri, verilmelidir. Kamu sağlık kuruluşlarında şiddeti doğuran temel sebeplerden biri olan performans baskısı kaldırılmalı ve günlük hasta sayısı azaltılmalıdır. Diş hekimleri ve tüm sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin son bulması için, caydırıcı yasal düzenlemeler, ivedilikle yapılmalıdır. istihdam planlaması yapılmaksızın, yeni diş hekimliği fakültesi açılmamalıdır. Özel sağlık kuruluşlarında ücretli çalışan diş hekimlerinin, özlük haklarını ortadan kaldıran, taşeron çalışma biçimi engellenmelidir. SSK ve Bağ-Kur emeklisi diş hekimlerine de, mesleki eğitimi ve çalışma niteliği gözetilerek, ‘ek ödeme’ verilmelidir. Kentsel dönüşümde, muayenehanelere, geçici ruhsat verilmelidir. Muayenehane ve klinik ruhsatında, bina iskanı yeterli olmalıdır. Diş hekimi olmayan şahısların, ağız diş sağlığı merkezlerine ortak olmalarını sağlayan yönetmelik maddesi değiştirilmelidir. Fiili hizmet zammı, muayenehane sahibi diş hekimleri için de uygulanmalıdır. Meslekte 15 yıl çalışan diş hekimlerine yeşil pasaport hakkı verilmelidir. Sağlık hizmetlerinde KDV yüzde 1’e düşürülmelidir.”
]]>
HABER: ECE AZAK – KAMERA: KERİM UĞUR
İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, Aile Hekimi Ekin Hürel Günay’a saldıran üç kişi hakkında verilen 7 yıl 6’şar ay hapis cezasını değerlendirdi. Kaynak, “İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Hukuk Bürosu olarak bu davayı çok yakından takip ettik ve verilecek olan cezanın indirimlerden yararlanmaması ve olabildiği kadar üst düzeyden tutulması konusunda, İzmir Tabip Odası Hukuk Bürosu’nun girişimleri mahkeme tarafından dikkate alındı. Bunun da yine çok önemli bir husus olduğunu vurgulamak isterim. Mahkemelerin bu tür caydırıcı kararları sağlıkta şiddette herhangi bir indirim yapmaksızın verilebilecek en üst düzeyden cezalarla bu saldırganları durdurmaları ve caydırmalarını bekliyoruz” dedi.
İzmir’in Torbalı ilçesinde, Aile Hekimi Ekin Hürel Günay’ı Aile Sağlığı Merkezi’nde yaşadıkları tartışmadan aylar sonra ekmek almak için durduğu fırının önünde sopalarla saldıran üç sanık hakkında görülen davada sanıklara ayrı ayrı 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verildi. İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, sanıklara verilen cezayı ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Prof. Dr. Süleyman Kaynak, “Torbalı’da darp edilmiş bir aile hekimi arkadaşımızın mahkemesi sonuçlandı. Birinci derece mahkeme, üç saldırganın her birine yedi yıl altı ay olmak üzere bir hapis cezası öngördü. Bu aslında son derece önemli bir karar diye düşünüyorum. Çünkü sağlıkta şiddet aslında toplumun diğer alanlarında olduğu gibi özellikle de sağlık alanında günlük hayatımızı, sağlık çalışanlarını, hekimleri, hemşireleri ve tüm sağlık çalışanlarının günlük hayatını çok ciddi ve olumsuz etkileyen süreçlerden birisidir” diye konuştu.
“BU KARAR CAYDIRICI NİTELİKTE BİR KARAR KABUL EDİLEBİLİR”
Sağlıkta şiddete özendirici, sağlıkta şiddeti kolaylaştırıcı hiçbir harekette, hiçbir özendirici demeçte ve söylemde bulunulmaması gerektiğinin altını çizen Kaynak, şunları söyledi:
“Ne yazık ki şimdiye kadar kamu yöneticilerinin bir kısmı sağlıkta şiddeti meşrulaştırıcı bir söylem içerisinde de olabildiler. Bu son derece üzücüdür. Bugün verilen karar sağlıkta şiddeti aslında caydırıcı nitelikte bir karar diye kabul edilebilir. Çalışma alanının dışarısında sosyal yaşamda hekim arkadaşımız daha evvel tartışmış olduğu kişiler tarafından takip edilmek suretiyle çok ağır bir şekilde darp edilmiştir ve bu saldırganların daha sonra tutuksuz yargılanmaları ve şu anda da mahkemenin yedi yıl altı aylık her birine verilen cezayla sonuçlandırılması bir anlamda caydırıcı bir unsur olarak caydırıcı bir karar olarak görülebilir. Bu mahkeme sürecinde İzmir Tabip Odası olarak, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Hukuk Bürosu olarak bu davayı çok yakından takip ettik ve verilecek olan cezanın indirimlerden yararlanmaması ve olabildiği kadar üst düzeyden tutulması konusunda İzmir Tabip Odası Hukuk Bürosu’nun girişimleri mahkeme tarafından dikkate alındı. Bunun da yine çok önemli bir husus olduğunu vurgulamak isterim. Mahkemelerin bu tür caydırıcı kararları sağlıkta şiddette herhangi bir indirim yapmaksızın verilebilecek en üst düzeyden cezalarla bu saldırganları durdurmaları ve caydırmalarını bekliyoruz”
Kaynak, sağlıkta şiddetin, hekimler, hemşireler ve tüm sağlık sağlık çalışanlarının hem ruhsal hem fiziksel olarak yıpranmalarına yol açtığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Sağlıkta şiddet gerçekten sağlık ordumuzun yirmi dört saat kesintisiz bir şekilde tüm toplumun sağlığını iyileştirmeye yönelik çabalarını engelleyici bir etki göstermektedir ve sağlık çalışanlarının hem moral olarak hem fizik olarak tükenmelerine yol açmaktadır. Bu moralsizlik ve şiddet riski gerçekten başta hekimler, hemşireler ve tüm sağlık çalışanlarının iş barışını, iç huzurunu, çalışma ortamına heveslerini ve insanlara yardım konusundaki çabalarını engelleyici çok önemli bir unsur haline gelmiştir. Bu nedenle bu kararın çok önemli olduğunu ve sağlıkta şiddet konusunda caydırıcı bir nitelik kazanacağını umuyoruz.”
]]>Kanunla, mesleğini serbest olarak icra eden diş tabipleri, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilecek ve bu sayı birden fazla olamayacak.
Ebelerin görevlerine ilişkin kanunla düzenleme yapılacak.
Ebeler, normal doğum ve riskli durumlarda tıbbi bakım ve desteğe erişimin sağlanmasında, kadın sağlığının korunması, üreme sağlığı ve çocuk bakımı konularında aile ve topluma verilecek danışmanlık ve eğitim hizmetlerinde görev alacak. Gebeliğin tespitini, gebe izlemini ve bu amaçla gerekli muayene ve değerlendirmeleri yapacak olan ebeler, normal doğum eylemini gerçekleştirecek, normal doğum sırasında gereken küçük tıbbi müdahaleleri yapacak. Küçük tıbbi müdahalelerin kapsam ve sınırları Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Kanunla acil tıp ana dal uzmanlarına yoğun bakım yan dal, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarına da sosyal pediatri yan dal uzmanlık yapabilme imkanı getiriliyor.
İlaç üretimi ve ilacı piyasaya arz eden tüzel kişilerin taşıması gereken nitelik ve koşullar Sağlık Bakanlığınca belirlenecek, bu doğrultuda Bakanlık düzenleme yapma yetkisine sahip olacak.
Beşeri tıbbi ürün güvenliğinin daha etkin olarak sağlanması ve ruhsatlandırma sürecinin hızlandırılarak hastaların ihtiyaç duydukları ilaca daha hızlı erişimi amacıyla ruhsatlandırmaya esas Sağlık Bakanlığınca yapılan analizler, ürünün ruhsatlandırılmasını takiben yapılacak.
Ruhsatlandırma işlemlerinde Avrupa Birliği müktesebatına uyum düzenlemeleri gerçekleştirilecek.
İlaçlara ilişkin numuneler ve tahlil masrafları ruhsatname sahipleri tarafından karşılanacak.
Beşeri tıbbi ürün üzerinde yer alan karekodun okutulması ile fiyat bilgisine ulaşılabilmesi mümkün olduğundan beşeri tıbbi ürünün sekonder ambalajında ayrıca sabit fiyat bilgisinin yer almasına gerek olmayacak.
Kanunla, eczanelere yönelik yapılacak teftişlere eczacılar da eklendi. Buna göre teftişler, sağlık müfettişleri veya sağlık müdürleri veya Sağlık Bakanlığı veya müdürlüğünce tensip edilecek resmi tabipler veya eczacılar tarafından yapılacak.
Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanununda yapılan değişiklikle, kanun kapsamında istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.
Yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan arttırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.
Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.
Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirilmemesi nedeniyle, savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak, hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.
Norm kadro sayısı Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek
Kanunda, ilaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.
Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.
Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.
Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.
Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.
Birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için birden fazla üniversiteyle de protokol yapılabilecek. Birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ile ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için 2 yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabilecek.
Ayrıca tıp ve diş hekimliği fakültesi kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelle ve bu fakültelerin dışındaki üniversite personeli ile de ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak sözleşme yapılabilecek.
Öğretim elemanlarına Bakanlıkça ek ödeme yapılabilmesi için hizmet sözleşmesi akdedilmesi şart olacak. Bu sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi yer alacak.
Düzenleme ile ayrıca öğretim elemanları ile akdedilecek sözleşmenin konusuna ve feshedileceği hallere açıklık kazandırılıyor.
İnsanlar üzerinde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar
Kanunla, herhangi bir tedavi yöntemi veya ruhsat veya izin alınmış olsa dahi beşeri tıbbi ürünler ile tıbbi cihazların bilimsel araştırma amacıyla insanlar üzerinde kullanılabilmesi için Sağlık Bakanlığından izin alınacak.
Bu iznin yanı sıra araştırmanın, öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması insan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması, araştırmanın, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması, araştırma sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması, araştırmayla varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması, üzerinde araştırma yapılacak ilgilinin, araştırmanın mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı rızasının olması ve bu rızanın herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması ve yapılacak araştırmayı ilgili etik kurulun uygun görmesi şart olacak.
Kozmetik ürünlerin insanlar üzerinde yapılacak çalışmaları Sağlık Bakanlığınca belirlenen etik kurul onayının ardından Sağlık Bakanlığından izin alınarak başlatılacak.
İnsanlardan alınan biyolojik materyaller üzerinde vücut dışı tanı amaçlı tıbbi cihazları konu alan, amacı yalnızca performans değerlendirmek olan ve cerrahi prosedürler yoluyla numune alımının yapıldığı performans değerlendirme çalışmaları yürütülmesinde ilave girişimsel prosedürler veya gönüllüler için başka riskler bulunan performans değerlendirme çalışmaları, test sonuçlarının hasta yönetimi kararlarını etkileyebildiği veya tedaviye yön vermek üzere kullanılabildiği performans değerlendirme çalışmaları, Sağlık Bakanlığınca belirlenen etik kurul onayı ve Sağlık Bakanlığından izin alınarak başlatılacak.
Uygunsuzluk giderilinceye kadar araştırmanın devamına izin verilmeyecek
Destek tanı cihazlarına ilişkin performans değerlendirme çalışmaları, bilimsel esaslara, mevzuat hükümlerine veya etik ilkelere uygun olmaması durumunda araştırmanın geçici olarak durdurulmasına karar verilecek ve uygunsuzluk giderilinceye kadar araştırmanın devamına izin verilmeyecek.
Belirtilen araştırmalar, üzerinde araştırma yapılacak kimselerin emniyetini sağlamaya ve araştırmanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesine, takibine ve gereğinde acil müdahale yapılabilmesine elverişli ve araştırmanın vasfına uygun personel, teçhizat ve laboratuvar imkanlarına sahip olan sağlık kurum ve kuruluşları ile araştırma ve geliştirme merkezlerinde yapılacak.
Bu yerlerde yapılabilecek araştırma türleri, Sağlık Bakanlığınca belirlenecek. Bu araştırmalarda, bireyin hakları ve sağlığının korunması her şeyin üstünde tutulacak. Üzerinde araştırma yapılacak veya yapılan gönüllü, muvafakatini araştırmanın her aşamasında ve hiçbir şarta bağlı olmaksızın geri alabilecek.
Araştırma türlerine bağlı olarak gönüllülerin araştırmadan doğabilecek zararlara karşı güvence altına alınması amacıyla sigorta yaptırılması zorunlu tutulacak.
Araştırma sonucunda elde edilecek bilgilerin yayımlanması durumunda gönüllünün kimlik bilgileri açıklanamayacak.
Sağlık Bakanlığı, araştırmanın yürütülmesi sırasında araştırmaya izin verilirken mevcut şartlardan birinin ortadan kalktığını tespit ederse klinik araştırma derhal durdurulacak.
Bu şartların belirlenen süre içerisinde yerine getirilmemesi veya yerine getirilmesinin mümkün olmadığının anlaşılması veyahut gönüllü sağlığının tehlikeye girmesi hallerinde doğrudan araştırma sonlandırılacak.
Belirtilen araştırmalara veya çalışmalara katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğinin korunmasını sağlamak ve araştırmaları etik ve bilimsel yönden değerlendirmek amacıyla etik kurullar kurulacak. İlgili etik kurullar, Sağlık Bakanlığının izni sonrası görevlerine başlayacak. Etik kurullar bağımsız, tarafsız ve şeffaf şekilde faaliyet gösterecek.
İdari cezalar
Kanunla, Türk Ceza Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, salt akademik amaçlı bilimsel çalışmalar veya araştırmalar hariç olmak üzere, Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyette bulunan destekleyiciler ile araştırmayı devralanlar hakkında, fiillerinin niteliğine göre 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyet gösteren veya gönüllülerin güvenliğini ve esenliğini tehlikeye atacak şekilde yükümlülüklerini yerine getirmeyen araştırmacılar, fiillerinin niteliğine göre 6 aydan 2 yıla kadar belirtilen araştırma ve çalışmalara katılmaktan men edilecek.
Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilen etik kurulların, belirlenen çalışma usul ve esaslarına bir yıl içerisinde üç kez aykırı hareket etmesi halinde etik kurulun kuruluş onayı iptal edilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen çalışma usul ve esaslarına aykırı davranan etik kurul üyelerinin, etik kurullarda üye olmaları bir yıl süre ile yasaklanacak.
Yetkisiz sağlık hizmeti verenlere hapis cezası
Sağlık turizmi kapsamındaki her türlü kuruluşun faaliyetleri Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenecek.
Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız veya yetkisiz olarak sağlık hizmeti veren veya verdirenler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.
Özel izne tabi hizmet birimlerini ve sağlık kuruluşlarını Sağlık Bakanlığından izin almaksızın açan veya buralarda verilecek hizmetleri sunanlar, 250 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yarısına kadar idari parayla cezalandırılacak.
Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşlarına 50 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde ikisi kadar idari para cezası verilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına; personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hallerinde 100 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanacak.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası
Kanunla idare, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine sebep olan ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının yerine geçecek.
Sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı, idare tarafından ödenen tazminat sigorta şirketinden talep edilecek.
Kanunun Genel Kurul’daki görüşmeleri sırasında kabul edilen önergeye göre, devlet üniversitelerinden görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak 6 ay içerisinde nihai karar verilecek.
Sözleşmeli pozisyon sayısı 36 bine çıkarılıyor
Kanunla, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde personel istihdamını teşvik etmek, devlet hizmeti yükümlülük süresini tamamlayan tabip ve uzman tabiplerin bulundukları yerde hizmete devam etmelerini teşvik ederek kamu sağlık hizmetlerinde devamlılığı sağlamak gayesiyle sözleşmeli pozisyon sayısı 27 binden 36 bine çıkarılacak.
Kanunla sözleşmeli personel; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının harekat ve benzeri ihtiyaçları ile genel hayatı etkileyen afet, salgın hastalık durumlarında, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde yurt içi ve yurt dışında her takvim yılı için 2 aya kadar; hizmet içi eğitim faaliyetleri kapsamında her takvim yılı için bir aya kadar, pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlerde geçici olarak görevlendirilebilecek.
Kanunla ayrıca sözleşmeli personele uygulanacak disiplin cezaları yeniden düzenleniyor.
Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, halk sağlığının geliştirilmesine destek olmalarını, halkın birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştırmalarını ve düzenli hizmet sunmalarını temin etmek için ödüllendirilmeleri ve motivasyonlarının artırılması amacıyla destek ödemesi yapılacak.
Kanunla, hastanelerde oluşturulacak koordinasyon kurulu, disiplin cezası gerektiren fiilleri tespit etmek ve bildirmekle yetkili olacak.
Ayrıca birlikte kullanım kapsamındaki hastanelerde, hastane hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli yürütülmesini temin etmek için hizmet birimleri arasında koordinasyonun sağlanması görevi, kurulun görevleri arasında yer alacak.
]]>Özenoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, beyin fonksiyonlarını daha iyi kullanabilmek için çocuklarda uyku düzeni ve beslenmenin önemli olduğunu vurguladı.
Çocukların okula gitmeden önce kahvaltı yapmaları gerektiğini ancak günümüzde çocukların genellikle akşam geç saatlere kadar bilgisayar, telefon ve tablet gibi cihazlarla vakit geçirdikleri için uyku saatlerinde aksamalar olduğuna işaret eden Özenoğlu, şöyle devam etti:
“Geç saatlere kadar uyanık kalan çocuklar bu süre zarfında sıklıkla bir şeyler yeme ve içme eğilimindedirler. Bu düzensizlik, çocukların sabahları tok bir şekilde uyanmalarına neden olmakta ve yaşamın biyolojik dengesinde bozulmaya yol açmaktadır. Kahvaltıya erken başlamak, okula giden bir çocuk için zihinsel performans açısından son derece önemlidir. Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmeleri ile birlikte ruh ve zihin sağlıkları için zamanında ve yeterli süre uyumaları büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, özellikle okul çağındaki çocukların akşam saat 22.00 civarında yatmaları ve 8 saat uyumaları önerilir. Çocuklar büyürken, sağlıklarını koruyacak şekilde beslenmelerini ve yaşam tarzlarını planlamak ve sağlıklı alışkanlıkları sürdürmeleri için desteklemek önemlidir.”
“Kahvaltı yapmak kadar kahvaltıda ne tüketildiği de önemli”
Kahvaltı öğünü kadar kahvaltıda tüketilen besinlerin de önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özenoğlu, “Düzenli kahvaltı yapmanın yanı sıra, kahvaltıda tercih ettiğimiz besinler de sağlığımız üzerinde büyük etkiye sahiptir. Sağlıklı gıdalar tükettiğimizde, bağırsaklarımızdaki iyi bakterilerin çoğalmasıyla bağışıklık sistemimiz güçlenir ve beyin fonksiyonlarımız gelişir. Ancak şekerli, işlenmiş ve doymuş yağ içeren yiyeceklerin tüketimi bağırsak sağlığımızı olumsuz etkileyebilir. Bağırsaklarımızdaki mikroorganizmalar, bağırsak-beyin ekseni aracılığıyla ruh halimizi ve zihinsel faaliyetlerimizi etkilerler. Sağlıklı beslenme, beyin fonksiyonlarını ve ruh halimizi olumlu yönde etkiler. Özellikle okul çağındaki çocuklar için kahvaltıda protein kaynaklarına ek olarak tam tahıllı ekmek, mevsim yeşillikleri ve taze sıkılmış meyve suyu veya süt tercih edilmelidir.” ifadelerini kullandı.
“Beslenme şeklimiz yaşamsal fonksiyonlarımızı etkiliyor”
Çocukların büyümesi için alması gereken enerji ve besin maddelerinin yetersiz olması durumunda gelişiminin yavaşlayacağına işaret eden Özenoğlu, “Ergenlik döneminde, büyüme hızlanır ve besin ögeleri ihtiyacı artar. Bu dönemde kemikler için maksimum yatırım yapılır. Yetersiz beslenme, boyun kısalmasına ve zihinsel performansın azalmasına neden olabilir. Dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü ve öğrenme zorlukları da görülebilir, bu da akademik başarıyı olumsuz etkiler. Yetersiz beslenme ayrıca ruh halini, motivasyonu ve sosyal ilişkileri de etkiler. Beslenme, sadece fizyolojik değil aynı zamanda ruh halini, zihinsel fonksiyonları ve sosyal ilişkileri de etkileyen temel bir ihtiyaçtır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Çocuğun, ne yediğinin farkına varması gerekiyor”
Çocuktaki iştahsızlıkla baş edemeyen ebeveynlerin mutlaka bir uzmandan yardım alması gerektiğinin altını çizen Özenoğlu, şunları kaydetti:
“Günümüzde sıkça karşılaşılan çocuğun telefon, tablet veya televizyon eşliğinde yemek yeme alışkanlığı, tercih edilmemesi gereken bir yöntemdir. Bu durumda çocuğun yemeğe odaklanması zorlaşır ve doyup doymadığını anlamak güçleşir. Açlık ve tokluk merkezleri, ne zaman ve ne kadar yemek yiyeceğimize karar vermekte önemli rol oynar. Ancak, bu alışkanlıkla beslenen çocuklar bu sinyalleri doğru bir şekilde öğrenemezler. Ebeveynlerin çocuğu yemeğini bitirmeye zorlaması da bu durumu daha da karmaşık hale getirir. Sonuç olarak, çocuklar kendi açlık-tokluk sinyallerini doğru bir şekilde algılayamazlar ve ileride yeme bozuklukları, obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi sağlık sorunlarına yatkın hale gelirler. Çocuğun yeme alışkanlığını ve davranışlarını sağlıklı hale getirmek için yemeğe odaklanması ve yeme farkındalığı kazanması önemlidir.”
]]>MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Samsun Tabip Odası ve Diş Hekimleri Odası, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi. Tabip Odası Başkanı Ömer Faysal Çadır, “Bu kanun teklifi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin haklarına ve toplumun sağlığına daha da zarar veren düzenlemeler içermektedir. Hekimlerin,sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” dedi.
Samsun Tabip Odası ve Samsun Diş Hekimleri Odası, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine ilişkin dün basın toplantısı düzenledi. Samsun Tabip Odası Başkanı Ömer Faysal Çadır, şunları söyledi:
“GÜVENCELİ İŞ BİR ÖDÜL DEĞİL, ALIN TERİMİZİN KARŞILIĞIDIR”
“TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülmeye devam edilen sağlıkla ilgili bazı kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, ilgili Meclis komisyonuna geldiğinden beri hem Meclis’te hem de bugünkü gibi alanlarda itirazımızı dile getiriyoruz. Türk Tabipleri Birliği ve birçok sağlık emek-meslek örgütüne danışılmadan hazırlanmış bu kanun teklifi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin haklarına ve toplumun sağlığına daha da zarar veren düzenlemeler içermektedir. Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. İkinci bir disiplin cezası olarak değerlendirdiğimiz, disiplin cezası sonucu hastanelerde çalışanlarda ek ödemelerde kesintilerin ve aile sağlığı merkezi çalışanlarında destek ödemelerindeki kesintilerin bu düzenlemeyle kanuna alındığı görülmektedir. Bu düzenlemeler mevcut haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen, yasal olmayan hususlarda düzenleme yapılmadan tekrardan kanun teklifine konulması; Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımama anlamına da gelmektedir. Üstelik Sağlık Bakanı’nın bu konuda Meclis koridorlarında sarf edip sosyal medya hesabından paylaştığı sözler, hem ekonomik haklarımızın gaspının ve güvencesizliğin savunulması hem de hekimlik onurumuzun yok sayılmasıdır. İnsanca yaşayacağımız ve emekliliğe yansıyan bir ücret, güvenceli iş ve güvenceli gelecek bir ödül değil, alın terimizin karşılığıdır.
“İLAÇ ŞİRKETLERİNİN LEHİNE OLAN DÜZENLEMELER İÇERMEKTEDİR”
Aynı zamanda teklif ile oluşturulması önerilen Hastane Koordinasyon Kurulu tarafından ikaz edilen iş birliği ve ortak kullanım kapsamındaki hastanelerde görev yapan öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenleme de Anayasa’ya aykırıdır. Halihazırda hekimler, Milli Savunma Bakanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmekte ancak kurumlar arası geçici görevlendirme için zorunlu olan ‘memurun muvafakatinin aranması’ zorunluluğu yerine getirilmemektedir. Geçici görevlendirmeler, ilgili kural ve ilkelere aykırı olarak yapılmakta, yeterli süre tanınmamaktadır. Getirilmek istenen düzenlemede bu konuda da meslektaşlarımızın haklarını koruyacak hükümler bulunmamaktadır. Esasen 4924 sayılı kanun, çalışan temininde güçlük çekilen yerlerde istihdamın sağlanması amacıyla yapıldığından, bu kanun kapsamında çalışanların bir başka yere geçici görevlendirilmesi kanunun temel mantığına aykırıdır. Ayrıca kanun teklifinde ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56. maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti.
“SAĞLIK SİSTEMİNİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”
Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması, ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması, üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretinin pratisyen hekimlerin üçte biri olması, dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesidir. Beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması, altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması. Görüldüğü üzere belirtilen konuların hiçbirine ilgili kanun teklifinde yer verilmediği gibi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin şiddet ve güvencesiz çalışma gibi sorunlarına da öncelik verilmemiştir. Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğu açıktır. Son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis gündeme alınmadı. Hekimlerin sorunlarının çözümünün bizlerin önerdiği kanun teklifleriyle mümkün olabileceğini yeniden ifade ediyor ve şu an Meclis’teki kanun teklifinin geri çekilerek önerdiğimiz tekliflerin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz. Hekimlerin,sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”
]]>
Teklifin ikinci bölümünde yer alan 3 maddenin daha kabul edilmesiyle toplam kabul edilen madde sayısı 17’ye yükseldi.
Kabul edilen maddelere göre, Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, bu kapsamda istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.
Düzenlemeyle yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan artırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.
Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.
Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.
Norm kadro sayısı, Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek
İlaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.
Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.
Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.
Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.
Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.
Görüşmelerden
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Türkiye’nin, kişi başına düşen hekim sayısı açısından OECD ülkeleri arasında son sırada bulunduğunu belirterek, “Hekim az, hasta sayısı çok. Dolayısıyla, ne oluyor? 1 hekimin 1 hastaya ayırdığı ortalama süre, çok kısıtlı bir süre oluyor.” dedi.
Doktorların stratejik personel olarak ilan edildiğini anlatan Şahin, “Stratejik personel oldukları için eşi özel sektörde çalışan doktorlarımız ve o stratejik personele göre daha alt seviyede olan, eşi kamu görevlisi olan doktorlarımız mazeret tayin hakkından yararlanamıyor. Sonra ne oluyor? Aile birlikleri bozuluyor.” diye konuştu.
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu, Tekirdağ’da SMA TİP-1 hastası Yağız Batu Demirtaş ve Güney Elmacı’nın fotoğraflarını göstererek, “Şimdi sorsam, ‘Türkiye SMA tedavisini karşılayan ülkeler arasında’ diyecekler. Öyleyse bu çocuklar neden iyileşemiyorlar? Bu çocuklar tedavi olabildikleri için mi ölüyorlar?” diye sordu.
MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, hastaların ilaca kolay erişimi için yerli ilaç politikalarının uygulanması, yerli ilaç sanayi desteklenerek ilaçta dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyledi.
DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, özgürlüğün olmadığı yerde toplumsal sağlıktan bahsedilemeyeceğini belirterek, “Sadece ana dilde sağlık hizmetinde değil, yaşamın her alanında, baskılayıcı zihniyetin olduğu her yerde toplum sağlığının iyileşmesi mümkün olmaz.” dedi.
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, ilaç sektörünü bağımsızlaştırmak için acilen bir seferberlik ilan edilmesi gerektiğini söyleyerek, “‘İlaçların ruhsatlandırma sürecini hızlandıracağız’ diyerek, halk sağlığını tehlikeye atacak düzenlemeler yapıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
Sarı, hastaların denetimsiz ilaç kullanmaya itildiğini savundu.
Kanun teklifinin 17. maddesinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aradan sonra Komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>TUNCAY TÜRKGÜLÜ
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Düzce örgütü bugün Düzce Devlet Hastanesi önünde açıklama yaparak Meclis’te görüşülmekte olan sağlıkla ilgili yasa teklifinin geri çekilmesini talep etti. SES Düzce Temsilcisi Cemal Yılmaz, “Sağlıkla ilgili bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile ilgili 5 Şubat 2024 tarihli kanun teklifi geçtiğimiz hafta Meclis’te görüşmeye başlanmıştır. Meclis’e sunulan Sağlık, Aile Komisyonu’nda TTB, SES ve diğer sağlık meslek örgütleri görüşlerini ifade etmişlerdir ancak öneri ve eleştirilerimiz dikkate alınmadan TBMM komisyonundan yasa olduğu gibi geçirilmiş ve TBMM Genel Kurulu’na hızlıca getirilerek görüşmelerine başlanmıştır. Yasa teklifinin görüşmelerinin durdurulmasını, geri çekilerek sağlık meslek örgütlerinin görüşleri de alınarak yeniden düzenlenmesini bekliyoruz.” dedi.
SES Düzce Temsilcisi Cemal Yılmaz, “Halkımızın sağlık hakkını ve sağlık emekçilerinin özlük haklarını öngören bir yasa için halkımızı ve tüm sağlık emekçilerini de bu konuda birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Son bir söz de son günlerde yurdun dört bir yanında artan şiddet olayları ile ilgili olarak; sağlık emekçileri kimsenin öfkesini çıkaracağı kum torbası değildir. İşte tam da Meclis’te görüşülen yasada şiddete karşı etkin önlem alınması artık kaçınılmazdır” diye konuştu.
“SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN BİRÇOK ÖZLÜK HAKKI YOK”
Cemal Yılmaz şunları söyledi:
“Sağlıkla ilgili bazı kanunlarda değişiklik yapılması ile ilgili 5 Şubat 2024 tarihli kanun teklifi geçtiğimiz hafta Meclis’te görüşmeye başlanmıştır. Meclis’e sunulan Sağlık, Aile Komisyonunda TTB, SES ve diğer sağlık meslek örgütleri görüşlerini yasaya ait görüşlerini ifade etmişlerdir ancak öneri ve eleştirilerimiz dikkate alınmadan TBMM komisyonundan yasa olduğu gibi geçirilmiş ve TBMM Genel Kurulu’na hızlıca getirilerek görüşmelerine başlanmıştır. Meclis’te görüşülen yasada, halkımızın ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir sağlık hakkı, sağlığı geliştirici, koruyucu sağlık hizmetlerine önem veren maddeler, sağlık alanında ihtiyaç karşılayacak atama, iş, iş yeri ve ücret güvencesi, sağlık emekçilerinin özlük hakları, mevcut haklarını koruyan, geliştiren maddeler, sağlıkta şiddeti önleyecek caydırıcı hükümler, tüm lisans mezunu sağlık işkolundaki mesleklerin 3600 ek gösterge hakkı, sağlık emekçilerinin tümünü kapsayan fiili hizmet hakkı, günün şartlarında giyim yardımı, 24 saat hizmet veren sağlık kurumları için kreş talebi, aile hekimliği çalışanlarının anayasal hakkı olan birçok özlük hakkı yoktur.
“SAĞLIK ANAYASAL BİR HAKTIR”
Bizler sağlık meslek örgütü olarak; aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına yapılan destek ödemesinin disiplin cezası alınması halinde kesintiye uğraması ile ilgili düzenlemenin iptalini defalarca mahkemelerce kesin karar verilerek ikili ceza uygulanmayacağına dair kararlara istinaden getirilmeye çalışılan maddenin iptalini, sağlık emekçilerinin özlük haklarına ilişkin düzenlemelerin ivedilikle yapılması, görüşülen yasaya maddelerin eklenmesi, eğitim araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinin birlikte kullanım protokollerine karşı yıllardır açtığımız davalar ve itirazlarımızın dikkate alınmasını, TSK’nın yurt içi ve yurt dışı operasyonlarında ihtiyaç duyduğu sağlık personelini herhangi bir özel eğitim almayan sağlık personelinden geçici görevlendirme yolu ile temin edilmeden doğrudan TSK’ya ait sağlık kurumlarının açılarak kendi bünyesinden görevlendirilmesi, ebelerin meslek tanımlarına dair düzenlemede belirsizliğin giderilmesini, yasanın görüşmelerinin durdurulması, geri çekilerek sağlık meslek örgütlerinin görüşleri de alınarak yeniden düzenlenmesini bekliyoruz. Halkımızın sağlık hakkını ve sağlık emekçilerinin özlük haklarını öngören bir yasa için halkımızı ve tüm sağlık emekçilerini de bu konuda birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Son bir söz de son günlerde yurdun dört bir yanında artan şiddet olayları ile ilgili olarak; sağlık emekçileri kimsenin öfkesini çıkaracağı kum torbası değildir. İşte tam da Meclis’te görüşülen yasada şiddete karşı etkin önlem alınması artık kaçınılmazdır. Şiddet uygulayanları şiddetle kınıyoruz. Sayın Sağlık Bakanımızdan da biz sağlık emekçilerinin can güvenliğini sağlamasını bekliyoruz. Sağlık bir anayasal haktır. Can güvenliği anayasal haktır. Bizler sağlık hakkımız, can güvenliği hakkımız için yılmadan mücadeleye devam edeceğiz.”
]]>
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Vedat Bilgin ile Komisyon üyelerini ve milletvekillerini ziyaret eden Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, Mecliste görüşmeleri devam eden sağlıkla ilgili kanun teklifine sağlık çalışanlarının nöbet ücretini artıracak ve gece çalışma tazimatı ödenmesini sağlayacak düzenleme eklenmesini talep etti. TBMM Genel Kurulunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin maddelerinin oylanmasına devam ediliyor. Görüşmeler sürerken, Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan ile Genel Başkan Yardımcıları Sinan Kuluöztürk, Yasin Barutcu ve Mustafa Irgatoğlu, sağlık çalışanlarının gündeminde olan birçok konunun da görüşülen kanun teklifine girmesi için TBMM’de çeşitli temaslarda bulundu.
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Vedat Bilgin ile Komisyon Üyeleri Zeki Korkutata, Fevzi Zırhlıoğlu, Cüneyt Aldemir ve Ak Parti Adıyaman Milletvekili Doç. Dr. İshak Şan ve Konya Milletvekili Abdullah Ağralı’yı ziyaret eden Sağlık-Sen heyeti, taleplerini dile getirdi.
Komisyon başkanı Bilgin’e rapor sunuldu
Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, hekiminden hemşiresine, tıbbi sekreterinden paramediğine tüm sağlık çalışanlarının birçok talebi olduğunu söyleyerek, hazırladıkları raporu Sağlık Komisyonu Başkanı Vedat Bilgin ve milletvekilleri ile paylaştı.
Birçok maddenin kanun teklifine eklenmesi istendi
Ziyaretlerde sabit ücretlerin emekliliğe yansıtılması, taban ücretlerinin artırılması, nöbet ücretlerinin artırılması, icap nöbet ücreti sorununun çözülmesi, aile hekimlerinin teşvik ve destek ödemelerinin düzenlenmesi, üniversite hastanelerinde çalışanlara tayin hakkı verilmesi gibi birçok konunun Genel Kurulda görüşülen kanun teklifine eklenmesi talep edildi.
Sağlık-Sen tarafından taleplere ilişkin hazırlanan raporda şu maddeler yer aldı:
“Sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması, sağlık çalışanlarının taban ücretinin artırılması, nöbet ücretlerinin artırılması, icap nöbet ücreti sorununun çözülmesi, sağlık çalışanlarının giydiği formanın 112 Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarında olduğu gibi özel görev kıyafeti sayılması ve ayni olarak verilmesi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması ve 3600 düzenlenmesinden tüm çalışanların faydalandırılması, aile hekim ve aile sağlığı çalışanlarının teşvik ve destek ödemelerinin düzenlenmesi, hizmetler sınıfında çalışanların genel idari hizmetler sınıfına aktarılması, sağlık lisansiyerlerinin ek ödeme kat sayılarının artırılması, araştırmacıların ek gösterge ve ek ödeme mağduriyetlerinin giderilmesi, 4/C’den 4/B’ye aktarılan personelin zorunlu emeklilik sorununun çözülmesi, üniversite hastaneleri çalışanlarına tayin hakkının verilmesi, kadroları döner sermayede bulunan sağlık çalışanlarının merkezi bütçeye geçirilmesi, Sağlık Bakanlığı merkez teşkilatı ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) ile Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü (THSGM) kadrolarında bulunan personelin tamamının, sabit ek ödeme ile taban ve teşvik ek ödemeden yararlandırılması.” – ANKARA
]]>BBC’ye konuşan bir doktor, “Ağrı kesici eksikliği nedeniyle bazen hastaların saatlerce çığlık atmasına göz yummak zorunda kalıyoruz” diyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Gazze’de sağlık hizmetlerindeki son durumu “kelimelerin ötesinde” diye niteliyor.
DSÖ, Pazar gününden bu yana Gazze’de 23 hastanenin çalışmalarını durdurmak zorunda kaldığını, 12 hastanenin kısmen, bir hastanenin ise minimum düzeyde çalıştığını paylaştı.
DSÖ, hava saldırıları ve tıbbi malzeme eksikliğinin “halihazırda yetersiz kaynaklara sahip bir sistemi tükettiğini” söyledi.
İsrail ordusu Hamas’ın “hastaneleri ve sağlık merkezlerini terör aktivitelerinin merkezi olarak kullandığını” söylüyor.
BBC’ye açıklama yapan ordu yetkilileri, “ordunun hastanelere saldırmadığını, bunun yerine Hamas altyapısını etkisiz hale getirmek ve Hamas teröristlerini yakalamak için dikkatli bir şekilde hareket ederek belirli bölgelere girdiğini” söyledi.
Ordu yetkilileri Gazze’ye insani yardım ve tıbbi malzeme girişine izin verildiğini belirtti.
Uyarı: Bu haber bazı okuyucuları rahatsız edebilecek detaylar içeriyor.
Hastaneler kapasitelerinin çok üstünde çalışıyor
Sağlık çalışanları, Gazze’deki hastanelerin çoğunun sınırlı malzemeye sahip olduğunu, bazılarının yatak kapasitelerinin yüzde 300’ün üzerinde çalıştığını söylüyor.
Her geçen gün çalışmalarını durdurmak zorunda kalan hastane ve sağlık merkezinin sayısı artıyor.
DSÖ, Gazze’nin güneyindeki Nasır Hastanesi’nin Pazar günü İsrail güçleri tarafından düzenlenen bir baskının ardından hizmet dışı kaldığını söyledi.
Yakınındaki hastanelerde çalışanlar, Nasır’daki durumun kendi operasyonlarını zorlaştırdığını paylaşıyor.
Gazze’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde bulunan Gazze Avrupa Hastanesi’nin müdürü Yusuf el-Akkad, durumu “savaşın başından bu yana karşılaştığımız en kötü durum” diye niteliyor.
El-Akkad, “Durum bunun öncesinde de ciddiydi. Yerinden edilen ve şu anda (hastane) koridorlarında kalan binlerce kişinin gelmesiyle şimdi nasıl olduğunu düşünüyorsunuz?” diyor.
Hastanede tedaviye ihtiyacı olan hastalar için yeterli yatak bulunmadığını söyleyen El-Akkad, bu nedenle personelin metal çerçeveler ve ahşap üzerine çarşaf serdiğini, “birçok hastayı ise hiçbir şey olmadan yere yatırdığını” söylüyor.
Gazze Şeridi’nin dört bir yanından gelen diğer doktorlar da benzer şartlarda çalıştıklarını anlatıyor.
Refah’taki Şehit Muhammed Yusuf el-Neccar Hastanesi’nin müdürü olan Dr. Mervan el-Hams, “Kalbi durmuş ya da kalp sorunu olan biri olsa bile onu yere yatırıp tedavisine başlıyoruz” diyor.
Ameliyatlar anestezisiz yapılıyor
Doktorlar sınırlı tıbbi malzemeyle çalışmakta zorlandıklarını söylüyor.
BBC’ye konuşan bir doktor, “Bir damla oksijen bulamıyoruz” diyor.
Dr. Yusuf el-Akkad, “Anestezi, yoğun bakım ünitesi için gerekli malzeme, antibiyotik ve ağrı kesici eksikliği yaşıyoruz. Ciddi yanıklarla gelen çok sayıda insan var. Onlar için uygun ağrı kesicimiz yok” diye anlatıyor.
Bir doktor ameliyatların anestezi yapılmadan gerçekleştirildiğini doğruladı.
Gazze’nin kuzeyindeki El-Avda Hastanesi’nin yardımcı müdürü olan Dr. Muhammed Salha, insanların tedavi için eşek ve atlarla taşındığını söylüyor.
Doktorların elektrik kesintileri nedeniyle ameliyatları fenerlerle yaptığını söyleyen Salha, “Felaket, yaralar iki ya da üç haftadan uzun süre açık kaldığı için çürümesiyle yaşanıyor” diyor.
İnsanlar akla gelen her tür yarayla hastanelere başvuruyor
DSÖ, Gazze’de yaklaşık 20 bin sağlık çalışanı olduğunu, ancak büyük çoğunluğunun “hayatta kalmakta zorlandıkları ve ailelerine baktıkları için” çalışamadığını söylüyor.
Doktorlar bazı hastanelerde gönüllülerin yardım ettiğini ancak gelen kişi sayısı ve yaralanma türleri göz önünde bulundurulduğunda bunun yeterli olmadığını belirtiyor.
Dr. Yusuf el-Akkad, bombalı saldırılardan sonra insanların hastaneye “köfteye benzer” şekilde geldiğini söylüyor.
El Akkad, “Tek bir kişi beyin hasarlarıyla, kırık kaburgayla, bazen gözünü kaybetmiş şekilde, aklınıza gelebilecek her tür yarayla gelebiliyor” diyor.
Gazze’de çalışan doktorlardan bazıları ailelerinden ayrı düştüklerini anlatıyor.
Dr. Muhammed Salha, “Ailem üç aydan uzun süredir benden uzakta ve onlarla kucaklaşmayı özlüyorum. Tek tesellim, burada çocuklara, kadınlara ve yaşlılara sağlık hizmeti veriyor ve hayatlarını kurtarıyor olmam” diyor.
Kronik hastalıkları olanlara yer bulunamıyor
BBC’ye konuşan doktorlar Gazze’de kronik rahatsızlıkları olan hastaların “büyük bir bedel ödediğini” söylüyor.
Dr. Yusuf el-Akkad, “Açıkçası onlar için yatağımız ya da onları takip edecek imkanımız yok. Haftada dört kez diyaliz tedavisi alan biri şimdi haftada bir kez alabiliyor” diyor.
Bazı kadınlar hiçbir tıbbi destek almadan çadırlarda doğum yaparken, ebelik hizmeti veren hastaneler kapasitelerinin sınırlı olduğunu söylüyor.
Dr. Muhammed Salha, “Bir bölümde bir insan ölüyor ve diğer bölümde bir bebek doğuyor. Çocuklar doğuyor ve onlar için süt yok. Hastane her çocuk için bir kutu süt sağlayabiliyor” diyor.
İnsanlar hastanelere aşırı kalabalık ve hijyenik olmayan koşullarda yayılan hastalıklarla da başvuruyor.
Gazze’nin güneyindeki Refah’a göç eden 54 yaşındaki Ebu Halil, “Hastalıklar var ve hiçbir tedavi bulamıyoruz” diyor ve devam ediyor:
“Sabah erkenden dışarı çıkıp kuyruklara girmemiz gerekiyor ve belki önümüzde 100 kişi daha oluyor. Elimiz boş dönüyoruz.”
Bu habere Muath El Hatib de katkı verdi.
]]>İzmir’de sağlık çalışanları, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi. İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, teklifin hekimlerin ve sağlık emekçilerinin haklarına ve toplum sağlığına zarar verecek düzenlemeler içerdiğini söyledi.
İzmir Sağlık Platformu üyeleri, bugün İzmir Tabip Odası’nda düzenledikleri basın açıklamasıyla, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi.
İzmir Sağlık Platformu adına ortak açıklamayı okuyan İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Yüce Ayhan, söz konusu kanun teklifinin Türk Tabipleri Birliği ve birçok sağlık emek-meslek örgütüne danışılmadan hazırlandığını ve kanun teklifinin hekimlerin ve sağlık emekçilerinin haklarına ve toplum sağlığına zarar verecek düzenlemeler içerdiğini öne sürdü. Ayhan, şunları söyledi:
“Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti, hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. İkinci bir disiplin cezası olarak değerlendirdiğimiz, disiplin cezası sonucu hastanelerde çalışanlarda ek ödemelerde kesintilerin ve aile sağlığı merkezi çalışanlarında destek ödemelerindeki kesintilerin bu düzenlemeyle kanuna alındığı görülmektedir. Bu düzenlemeler mevcut haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen yasal olmayan hususlarda düzenleme yapılmadan tekrardan kanun teklifine konulması; Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımama anlamına da gelmektedir. Üstelik Sağlık Bakanı’nın bu konuda Meclis koridorlarında sarf edip sosyal medya hesabından paylaştığı sözler, hem ekonomik haklarımızın gasbının ve güvencesizliğin savunulması hem de hekimlik onurumuzun yok sayılmasıdır. İnsanca yaşayacağımız ve emekliliğe yansıyan bir ücret, güvenceli iş ve güvenceli gelecek; bir ödül değil, alın terimizin karşılığıdır.”
“KANUN TEKLİFİ ANAYASAYA AYKIRI”
Kanun teklifi ile oluşturulması önerilen “Hastane Koordinasyon Kurulu” tarafından ikaz edilen öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenlemenin de Anayasa’ya aykırı olduğunu savunan Ayhan, “Halihazırda hekimler, Milli Savunma Bakanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmekte ancak kurumlar arası geçici görevlendirme için zorunlu olan ‘memurun muvafakatinin aranması’ zorunluluğu yerine getirilmemektedir. Geçici görevlendirmeler, ilgili kural ve ilkelere aykırı olarak yapılmakta, yeterli süre tanınmamaktadır. Getirilmek istenen düzenlemede bu konuda da meslektaşlarımızın haklarını koruyacak hükümler bulunmamaktadır. Esasen 4924 sayılı kanun, çalışan temininde güçlük çekilen yerlerde istihdamın sağlanması amacıyla yapıldığından, bu kanun kapsamında çalışanların bir başka yere geçici görevlendirilmesi kanunun temel mantığına aykırıdır” diye konuştu.
“TOPLUM SAĞLIĞI İÇİN MÜCADELEMİZİ BÜYÜTEREK SÜRDÜRECEĞİZ”
Ayhan, açıklamalarının devamında ise şunları kaydetti:
“Ayrıca kanun teklifinde ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56. maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti. Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması; ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması; üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretinin pratisyen hekimlerin üçte biri olması; dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesi; beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması; altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması. Görüldüğü üzere, belirtilen konuların hiçbirine ilgili kanun teklifinde yer verilmediği gibi, hekimlerin/sağlık emekçilerinin şiddet ve güvencesiz çalışma gibi sorunlarına da öncelik verilmemiştir. Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğu açıktır. Son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis gündeme alınmadı. Hekimlerin sorunlarının çözümünün bizlerin önerdiği kanun teklifleriyle mümkün olabileceğini yeniden ifade ediyor ve şu an Meclis’teki kanun teklifinin geri çekilerek önerdiğimiz tekliflerin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz. Hekimlerin/sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”
]]>GİRESUN – Giresun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sürdürülen “Her Ay Bir İlçedeyiz” adlı örnek sağlık projesi kapsamında Giresun merkeze yaklaşık 90 km uzaklıktaki Doğankent ilçesinde aynı gün içerisinde 9 ayrı branşta 816 hastaya muayene, tetkik ve tedavi uygulaması gerçekleştirildi.
Giresun İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Muhammet Bulut başkanlığında, alanında uzman hekimlerden oluşan ekiple; çocuk sağlığı ve hastalıklarında 40, çocuk ve ergen ruh sağlığı hastalıklarında 27, kadın doğumda 63, kulak, burun, boğazda 110, kardiyolojide 127, gastroenterolojide 58, fizik tedavi ve rehabilitasyonda 90, göz hastalıklarında 165 ve dahiliyede 136 olmak üzere toplam 9 branşta 816 hasta muayene edilerek tedavileri yapıldı.
Giresun’daki çeşitli hastanelerde görev yapan uzman hekimlerin, gönüllülük esasıyla hayata geçirdikleri “Her Ay Bir İlçedeyiz” adlı örnek sağlık projesi vatandaşlar tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanırken Giresun İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Muhammet Bulut yaptığı açıklamada projenin temel amacının merkeze uzak ilçelerde uzman hekim bulunmayan branşlardaki ihtiyacın karşılanması olduğunu belirterek, “Her Ay Bir İlçedeyiz adlı örnek sağlık projemizi ilk olarak Çamoluk ilçemizde, ardından Alucra ve üçüncüsünü de Doğankent ilçemizde yapıyoruz. Özellikle merkeze uzak ilçelerde branş eksikliği olan, daha küçük, güçlendirilmiş hastane olmayan ilçelerimizde vatandaşlarımıza nitelikli sağlık hizmetini ulaştıralım diye başlattık. Bugün Doğankent ilçemizdeyiz. Gün içerisinde yaklaşık bine yakın hasta muayene ettik. Buradaki temel amacımız; merkezi hastanelerimize ulaşamayan, sağlık hizmetlerine ya da rapora ihtiyacı olan hastalarımıza, kronik hastalık takibi olan ve bir hastaneye gitme imkanı olmayan hastalarımıza yerinde ulaşmak. Tabii çok çeşitli hastalar geliyor. Kulak, burun, boğaz, birkaç kanser hastası, göz hastalıklarında özellikle katarak, fizik tedavide kemik erimeleri, çocuklarda yine kronik hastalıklar, çocuk psikiyatri hastaları ve daha bir sürü hastanın burada yerinde tetkiklerini ve tedavilerini yapıyoruz. Ultrason ve eko gibi görüntüleme, tetkik ve tedavi hizmetlerini yine burada Doğankent ilçemizde bugün vatandaşlarımıza sunduk” ifadelerini kullandı.
Bulut, sunulan hizmetin ardından vatandaşlardan çok olumlu geri dönüşler aldıklarını vurgulayarak; “Önümüzdeki aylarda yine merkeze uzak olan Çanakçı ve Yağlıdere gibi biraz daha iç kesimlerdeki ilçelerimizde bu hizmeti vatandaşlarımıza sunmaya devam edeceğiz. Tabii vatandaşlarımızdan çok olumlu geri dönüşler oluyor. Özellikle daha önceden hastalığı olan takibi olmayan, sağlık raporu çıkaramayan, ilaç raporu alamayan hastaların yerinde tedavilerini ve tetkiklerini yapmış olduk. Bunlar bizim için aynı zamanda tedavi öncesinde, hastalık oluşmadan önceki aşamalarda bir halk sağlığı taraması gibi oluyor. Her ne kadar bir poliklinik hizmeti olsa da, daha çok bir halk sağlığı organizasyonu da oluyor. Çünkü birçok hastamız tarama amaçlı da geliyor. Biz burada gelen her hastanın rahatsızlığı olsun olmasın tetkiklerini yapıyoruz” dedi.
Uyguladıkları projenin ülkemizde ilk olma niteliği taşıdığını sözlerine ekleyen Bulut, “Başhekimlerimiz ve bazı branşlardaki hekim arkadaşlarımızla bunu istişare edip, güzel bir uygulama olacağını düşünerek başladık. Güzel sonuçlar aldık. İnşallah diğer illerimiz için de özendirici olur ve oralarda da başlar. Açıkçası hem hekimlerimiz, hem bizler vatandaşlarımızla buluştuğumuz için çok mutluyuz. Çünkü gerçekten gönüllü hizmet için bir araya geliyoruz. Sabah bir bölgede bir araya gelip toplanıp, kendi araçlarımızla ilçemize geliyoruz. Vatandaşlarımız mutlu oluyorlar, bizlerde onların hayır duasını alıyoruz” şeklinde konuştu.
]]>EDİRNE – Edirne’de tıp fakültesi öğrencilerinin terör, soykırım ve İsrail’in Gazze’yi işgalini protesto etmek amacıyla başlattığı sessiz yürüyüşün bu hafta 14’ncüsü gerçekleştirildi. Eski Cami önünde bir araya gelen tıp fakültesi öğrencileri ve hekimler, ellerinde dövizler ve pankartlar sessiz yürüyüş yaptı.
Saraçlar Caddesi’ne kadar yürüyüş yapan tıp fakültesi öğrencileri, sessiz yürüyüşün 14’ncisini gerçekleştirdi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları protesto eden öğrenciler, Saraçlar Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Muammer Morkoç okudu.
“İsrail şiddetini arttırarak sürdürüyor”
Terör devleti İsrail’in yıllardır sürdürdüğü sistematik işgal politikasını 7 Ekim’den bu yana şiddetini arttırarak sürdürdüğünü söyleyen Morkoç, “‘İsrail insanlıktan daha ne kadar çıkabilir?’ diye düşündükçe her geçen gün hiçbir vicdanın kabullenemeyeceği yeni acılarla güne uyanıyoruz. Biz akıl sağlığımızı korumak için Gazze’deki haberlere bakamıyorken oradaki kardeşlerimiz güne bombalarla uyanmaya devam ediyor. Gazze’nin kuzeyinde 400 bin civarında Gazzeli kardeşimiz topraklarını terk etmeyi reddedip işgalci terörist İsrail’in bombardımanı altında açlık, susuzluk ve soğukla mücadele ediyor. Han Yunus bölgesinde işgalci teröristler özellikle hastane çevrelerinde keskin nişancılar ile sivilleri öldürüyor. Gazze’nin güneyine sıkışmış 1.5 milyon insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. Güneyin son noktası Mısır sınırında, Refah kentinde 1.2 milyon insan bir mahalleye sıkışmış durumda ve İsrail bu bölgeyi bombalamaya, sınır bölgesine sığınan sivilleri öldürmeye devam ediyor. Gazze’ye giren su vanaları kapatıldı. Tarlalar bombalanıyor” ifadelerine yer verdi.
“30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldı”
30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldığını belirten Morkoç, “Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’ne sığınan sivilleri kuşatma altına alan işgal birlikleri hastaneyi zorla tahliye ediyor. Yine de meslektaşlarımız, sağlık çalışanları; elektriksiz, susuz, oksijensiz, ilaçsız şartlarda tedavi vermek için destansı biçimde mücadele ediyor. Bütün bu saldırılar yetmiyormuş gibi Gazze’ye insani yardımın girilmesine izin verilmiyor. Filistin’in ger gün binlerce tır yardıma ihtiyacı varken günde 3-5 tırın girmesine izin veriliyor. Mısır, Gazze sınırına beton barikatlar kurup jiletli teller ile sınırı güçlendiriyor. İsrail işbirlikçisi devletlerin ve şirketlerin, soykırıma olan aleni desteği artarak sürüyor. Bir avuç mazlumun karşısında bütün dünya zalimleri tek safta saldırmaya devam ediyor. Biz hekimler ve sağlık çalışanları olarak buradan bütün meslektaşlarımıza ve halkımıza sesleniyoruz! Hayatımızın her alanında ve mesleklerimizde ‘boykot’ çağrımızı tekrarlıyoruz. Şirketlerin açıkladığı son rakamlardan anlıyoruz ki; günlük hayatımızda gösterdiğimiz en ufak boykot çabası, hep birlikte olunca çığ olup büyüyor” şeklinde konuştu.
“Filistin halkının yararına olacak tüm adımları destekliyoruz” dedi.
Filistin halkının yararına olacak bütün adımları desteklediklerini söyleyen Morkoç, “Sağlık çalışanları olarak gereken bütün desteği gücümüz yettiğince vermeye hazırız. 14. haftasında toplandığımız ‘Sessiz Yürüyüş’ümüzde, tutuklansalar da öldürülseler de görevleri başından ayrılmayan Gazzeli meslektaşlarımızı tekrar selamlıyoruz! İnsanlık dışı bütün eylemlerden kurtulmak için verdiğimiz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu minvalde tüm hekimleri, sağlık çalışanlarını ve bütün vicdan sahibi insanları harekete geçmeye, bu onurlu yürüyüşte yer alarak zulme karşı durmak adına Sessiz Yürüyüş kervanımızda ses olmaya davet ediyoruz! ifadelerini kullandı.
]]>Mehmet Fatih Kacır, Acıbadem Üniversitesi Kerem Aydınlar Kampüsü’nde düzenlenen “İstanbul Tanısız ve Nadir Hastalıklara Çözüm Platformu Projesi Tanıtım Toplantısı ve Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi (TEKMER) Açılış Töreni”ne katıldı.
Bakan Kacır, etkinlikte yaptığı konuşmada, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin yeni bir çağın başlangıcının kapısını araladığını belirterek, 4. Sanayi Devrimi olarak adlandırılan bu sürecin insanlığın gelişimi ve refahını desteklemenin yanı sıra, yeni zorlukları da beraberinde getirdiğini ifade etti.
Türkiye’nin bu süreçte “Milli Teknoloji Hamlesi” ile kendi özgün yol haritasını hayata geçirdiğini aktaran Kacır, “Kritik teknolojilerde ‘Tam Bağımsız Türkiye’ anlayışıyla teknolojide öncü bir ülke olma iradesini gösteriyoruz. Bilimin, teknolojinin ve refahın sadece birkaç ülke veya şirketin elinde asimetrik şekilde toplanmasının karşısında duruyoruz.” dedi.
Kacır, insanlık yararına bilim ve teknoloji yaklaşımıyla, milli ve özgün teknolojik ürünler geliştirmeyi sadece milletin değil tüm insanlığın huzur ve refahı adına önemli bir araç olarak gördüklerini ifade ederek, “İnsan genom projesinin tamamlanması sonrasında geliştirilen yeni nesil tedavi yöntemleri ile yapay zeka, artırılmış gerçeklik, büyük veri ve analitik, robotik gibi bilgi teknolojilerinin sağlık sektöründe kullanımının yaygınlaşması; vatandaşlarımızın maliyet etkin ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişim imkanı sunuyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin sağlıktaki dönüşümü göğüslerken AR-GE, inovasyon kabiliyeti, nitelikli insan kaynağı ve güçlü sağlık altyapısı gibi önemli avantajlara sahip olduğuna dikkati çeken Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Güçlü sağlık altyapımızı, AR-GE ve inovasyon yetkinliklerimizle buluşturarak küresel ölçekte ürün, teknoloji ve hizmet geliştirmenin önünü açacak kritik politika ve proje önerileri belirledik. Klinik ve bilişim teknolojilerindeki patent sayılarını, AR-GE harcamalarını ve sağlık alanındaki girişimlerin sayılarını artırmayı kendimize hedef olarak koyduk. İlaç, tıbbi cihaz ve sağlık bilişim teknolojilerinde yerlileştirme hamlemize hız verdik.
Sadece 2023 yılında sağlık sektöründe 315 yatırıma teşvik belgesi düzenleyerek 55 milyar liranın üzerinde yatırımı harekete geçirdik ve yaklaşık 9 bin nitelikli istihdamın önünü açtık. Katma değerli üretimi teşvik etmek ve cari açığı azaltmak üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında, biyobenzer ilaçlardan kanser ve otoimmün ilaçlara, ortopedik cihazlar ve protezlerden yenilikçi eşdeğer ilaçlara kadar toplam büyüklüğü 22 milyarı geçen 56 yatırım projesini destekliyoruz. TÜBİTAK destek programlarımızda AR-GE ve yenilik konu başlıkları altında sağlık sektöründe pek çok alanda çalışmalara öncelik veriyoruz.”
“27 teknoloji merkezimizin 15’i yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine öncülük ediyor”
Bakan Kacır, TÜBİTAK burs ve destek programları kapsamında son 22 yılda sağlık alanında 9 binden fazla projeye ve 15 binden fazla kişiye toplam 40 milyar lira destek sağladıklarını dile getirdi.
KOSGEB destekleriyle hayata geçen teknoloji merkezlerinin sağlık alanında teknoloji geliştirme kabiliyetlerine son dönemde önemli bir ivme kattığını belirten Kacır, “27 teknoloji merkezimizin 15’i sağlık girişimlerine ev sahipliği yaparak yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine öncülük ediyor.” dedi.
Kacır, Acıbadem Üniversitesinin sahip olduğu bilgi birikimi ve enerjisini sağlık teknolojilerinde faaliyet gösteren girişimci ve işletmelere aktarmasını sağlayacak bir projenin açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirerek, “Girişimcilerimizin ihtiyaçlarını dikkate alarak tasarlanan altyapı, şimdiden 25 teknoloji girişimimize ev sahipliği yapıyor.
TEKMER bünyesinde yer alan girişimlere sağladığımız vergisel avantajlarla girişimcilerimizin yanında yer alıyoruz. İnanıyorum ki burada kurduğumuz altyapı önümüzdeki yıllarda sağlık alanında Turcorn’larımızın adresi olacak. Yenilikçi ürün ve hizmetlerin ticarileştirmeleri için uygun platform sunarken 85 milyonumuzu daha nitelikli sağlık hizmetiyle buluşturmamızı sağlayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Nadir hastalıklarda yeni tanı ve tedavi yöntemlerine ışık tutacak veri tabanı oluşturuyoruz”
Bakan Kacır, önleyici sağlık hizmet kapasitesini güçlendirerek evlilik öncesi ve yeni doğan tarama programlarının kapsamını Sağlık Bakanlığı öncülüğünde genişlettiklerini aktardı.
Risk grubundaki bireylere genetik danışmanlık hizmetleri sunarak onların bilgi ve bilinç düzeyini yükselttiklerini kaydeden Kacır, “SGK tarafından geri ödeme kapsamına alınan tüp bebek tedavisiyle; hasta veya taşıyıcı çiftlerimizin sağlıklı bebeklerini kucaklarına almalarına imkan sağlıyoruz.” dedi.
Kacır, “İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle hayata geçirdiğimiz ‘İstanbul Tanısız ve Nadir Hastalıklara Çözüm Platformu-İSTisNA’ projesi bünyesinde hayata geçirdiğimiz çalışmalarla da bireylerin nadir ve tanısız hastalıklardan kaynaklanan sosyal ve fiziksel dezavantajlı durumlarının etkilerinin azaltıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Nadir hastalıklarda yeni tanı ve tedavi yöntemlerine ışık tutacak veri tabanı oluşturduklarını aktaran Kacır, “İstanbul Kalkınma Ajansımızla bugüne kadar 28,5 milyon lira destek sağladığımız İSTisNA projesi nadir hastalıklar alanında kabiliyetlerimizi güçlendirmenin yanında İstanbul’u, Orta Doğu ülkeleri, Türk Devletleri ve Balkan ülkeleri gibi yakın coğrafya için nadir hastalıklar alanında danışmanlık alınabilecek bir referans ve çekim merkezi haline getirecek.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Saraçlar Caddesi’ne kadar yürüyüş yapan tıp fakültesi öğrencileri, sessiz yürüyüşün 14’ncisini gerçekleştirdi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları protesto eden öğrenciler, Saraçlar Caddesi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Muammer Morkoç okudu.
“İsrail şiddetini arttırarak sürdürüyor”
Terör devleti İsrail’in yıllardır sürdürdüğü sistematik işgal politikasını 7 Ekim’den bu yana şiddetini arttırarak sürdürdüğünü söyleyen Morkoç, “‘İsrail insanlıktan daha ne kadar çıkabilir?’ diye düşündükçe her geçen gün hiçbir vicdanın kabullenemeyeceği yeni acılarla güne uyanıyoruz. Biz akıl sağlığımızı korumak için Gazze’deki haberlere bakamıyorken oradaki kardeşlerimiz güne bombalarla uyanmaya devam ediyor. Gazze’nin kuzeyinde 400 bin civarında Gazzeli kardeşimiz topraklarını terk etmeyi reddedip işgalci terörist İsrail’in bombardımanı altında açlık, susuzluk ve soğukla mücadele ediyor. Han Yunus bölgesinde işgalci teröristler özellikle hastane çevrelerinde keskin nişancılar ile sivilleri öldürüyor. Gazze’nin güneyine sıkışmış 1.5 milyon insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. Güneyin son noktası Mısır sınırında, Refah kentinde 1.2 milyon insan bir mahalleye sıkışmış durumda ve İsrail bu bölgeyi bombalamaya, sınır bölgesine sığınan sivilleri öldürmeye devam ediyor. Gazze’ye giren su vanaları kapatıldı. Tarlalar bombalanıyor” ifadelerine yer verdi.
“30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldı”
30 hastane ve 53 sağlık merkezinin hizmet dışı bırakıldığını belirten Morkoç, “Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’ne sığınan sivilleri kuşatma altına alan işgal birlikleri hastaneyi zorla tahliye ediyor. Yine de meslektaşlarımız, sağlık çalışanları; elektriksiz, susuz, oksijensiz, ilaçsız şartlarda tedavi vermek için destansı biçimde mücadele ediyor. Bütün bu saldırılar yetmiyormuş gibi Gazze’ye insani yardımın girilmesine izin verilmiyor. Filistin’in ger gün binlerce tır yardıma ihtiyacı varken günde 3-5 tırın girmesine izin veriliyor. Mısır, Gazze sınırına beton barikatlar kurup jiletli teller ile sınırı güçlendiriyor. İsrail işbirlikçisi devletlerin ve şirketlerin, soykırıma olan aleni desteği artarak sürüyor. Bir avuç mazlumun karşısında bütün dünya zalimleri tek safta saldırmaya devam ediyor. Biz hekimler ve sağlık çalışanları olarak buradan bütün meslektaşlarımıza ve halkımıza sesleniyoruz! Hayatımızın her alanında ve mesleklerimizde ‘boykot’ çağrımızı tekrarlıyoruz. Şirketlerin açıkladığı son rakamlardan anlıyoruz ki; günlük hayatımızda gösterdiğimiz en ufak boykot çabası, hep birlikte olunca çığ olup büyüyor” şeklinde konuştu.
“Filistin halkının yararına olacak tüm adımları destekliyoruz” dedi.
Filistin halkının yararına olacak bütün adımları desteklediklerini söyleyen Morkoç, “Sağlık çalışanları olarak gereken bütün desteği gücümüz yettiğince vermeye hazırız. 14. haftasında toplandığımız ‘Sessiz Yürüyüş’ümüzde, tutuklansalar da öldürülseler de görevleri başından ayrılmayan Gazzeli meslektaşlarımızı tekrar selamlıyoruz! İnsanlık dışı bütün eylemlerden kurtulmak için verdiğimiz mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu minvalde tüm hekimleri, sağlık çalışanlarını ve bütün vicdan sahibi insanları harekete geçmeye, bu onurlu yürüyüşte yer alarak zulme karşı durmak adına Sessiz Yürüyüş kervanımızda ses olmaya davet ediyoruz! ifadelerini kullandı. – EDİRNE
]]>Bakanlığın 257 sağlıklı hayat merkezinden biri olan Yalova’daki SHM, 2020 yılının ekim ayından itibaren 39 personelle sorumlu hekim kontrolünde diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, çocuk gelişimi uzmanı ve sosyal çalışmacılarla danışmanlık, halk sağlığı eğitimleri, kanser ve diğer sağlık taramaları konularında görev yapıyor.
SHM personeli eğitim, ağız ve diş sağlığı, kanser erken teşhis, tarama ve eğitim merkezi (KETEM), aile planlaması eğitim merkezi (APEM), üreme sağlığı eğitim merkezi (ÜSEM), sigarayı bırakma, bulaşıcı hastalıklar, psikolog, çocuk gelişimi, sosyal çalışma, fizyoterapist ile diyetisyen poliklinikleriyle her gün insanlara daha sağlıklı bir yaşam için destek oluyor.
Yalova’daki SHM’de 2023 yılında 4 bin 680 kişiye danışmanlık hizmeti verildi. Görevliler, kurum dışında eğitim, stant gibi faaliyetlerle 109 bin 117 kişiye ulaştı.
Merkezde görevli Halk Sağlığı Uzmanı Dr. İdil İlke Aslan, AA muhabirine, aile hekimlerinin tavsiyesi veya çevrelerinden duyarak gelenlerin yoğun olduğunu söyledi.
Toplum sağlığının geliştirilmesi ve sağlıklı hayatın sürdürülmesi için daha fazla kişinin danışmanlık hizmeti almasını istediklerini belirten Aslan, “En çok rağbet gören alanımız psikoterapi ve beslenme danışmanlığı oluyor. Bunun dışında yoğunluğu artmakta olan fizyoterapi danışmanlığımız da mevcut. Halkımız gelip bunları ücretsiz şekilde talep ederek danışmanlık da alabiliyor.” dedi.
Çocuk Gelişim Uzmanı Şeyma Yıldız da 0-18 yaşlarında olup normal ve anormal gelişim gösteren çocuklar için danışmanlık hizmeti verdiğini bildirdi.
“Okullardan gelen çok fazla çocuk danışanımız var”
Fizyoterapi Danışmanı Seda Şahin, aile hekimlerinin kendilerine yönlendirdiği hastaların fiziksel olarak aktivitelerini düzenlediklerini, bu konuda danışmanlık hizmeti verdiklerini anlattı.
Yoğun talep aldıklarına dikkati çeken Şahin, “Onlara bireysel olarak egzersizlerini öğretiyoruz. Gerekirse burada haftada iki gün şeklinde grup tedavileri yapıyoruz. Bize daha çok egzersiz öğrenmek isteyen, tansiyon, kolesterol, obezite, duruş bozukluğu ya da şekeri olan danışanlarımız başvuruyor. Böyle bir hizmeti aldıkları için mutlu oluyorlar. Daha çok kadınlarımız bize başvuruyor, onlar geliyor.” diye konuştu.
Diyetisyen Gül Hanım ise merkezin asıl amacının eğitim olduğunu, bu nedenle zayıflama merkezi mantığına karşı sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirmeyi hedeflediklerini aktardı.
Hastanelere göre SHM’de danışanlara daha fazla zaman ayırabildiklerini, beslenmede dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili ayrıntılı bilgiler verdiklerini kaydeden Hanım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hedefimiz kişiyi belli bir sürede zayıflatmaktan ziyade buna ek olarak doğru beslenme alışkanlıklarını kalıcı hale getirmek. Görüşme sıklığımız da hastaya göre değişiyor. Hastanın duruma göre 15 günde veya haftada bir çağırdığımız hastalar olabiliyor. Poliklinik hizmetinin yanında okullarda eğitimler veriyoruz, kantinlerdeki yiyeceklerle ilgili bilgi alıyoruz. Okullardan gelen çok fazla çocuk danışanımız var.”
“Hastalanırsanız doğru yerdesiniz”
Yalova SHM’ye gelen Mete Gencer, boynundaki rahatsızlık nedeniyle aile hekiminin fizyoterapi birimine yönlendirdiğini belirtti.
Merkezin kolay erişilebilir ve ücretsiz olmasının büyük avantaj sağladığını vurgulayan Gencer, “Burada gösterilen ilgi, güler yüz beni tatmin etti. Allah hastalık vermesin ama hastalanırsanız doğru yerdesiniz. Ücretsiz olduğunu duyunca şaşırdım. Çünkü fizik tedavi hizmetleri genelde uzun süreli işler ve profesyonellik gerektiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Şentürk Kul da beslenmeyle ilgili sorun yaşadıkları 11 yaşındaki kızı Zeynep için merkeze geldiklerini aktardı.
Kul, ilk basamak sağlık hizmetlerinde SHM’nin önemli bir işlevi yerine getirdiğine işaret ederek, “Kızımla üçüncü seansımız ve gayet iyi gidiyor. Tabii burayı öğrendikten sonra lisede okuyan oğlumuz için de geldik. O şekilde de destek alıyoruz. Hem ücretsiz hem erişilebilir olması hem de buradaki arkadaşlarımızın hoş davranması, iyi yönlendirme yapmaları süreçte bizleri daha da motive ediyor.” ifadesini kullandı.
Zeynep Kul ise yemek yerken genellikle mide bulantısı olduğunu, bu nedenle kilo alamadığını anlatarak, “Gelişimde yaşıtlarımdan gerideyim. Burada gerçekten çok yardımcı oluyorlar. Teşekkür ediyorum.” dedi.
]]>TBMM Genel Kurulunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediliyor.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, hekimlerin iş yükünün arttığını söyledi.
Sağlık sisteminin ana unsuru olan personele yapılan ödemenin düştüğünü savunan Torun, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet dolayısıyla “beyaz kod” başvurusunun yükseldiğini öne sürdü.
İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, sağlık sisteminde bozulmalar yaşandığını iddia etti.
Muayene randevusu alınmasında vatandaşların sorunlar yaşandığını dile getiren Türkkan, “Hekimler 5 dakikada bir muayene yapmak zorunda, bazen bu 2 dakikaya düşüyor. Bir hekim, bir hastayı 2 dakikada nasıl muayene edecek?” diye sordu.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının yaşandığını anımsatan Türkkan, hekimlerin muayene yapmaya korktuğunu savundu.
Hekimlerin mobbing ve şiddet yüzünden yurt dışına gitmenin yollarını aradığını ileri süren Türkkan, “Hekimlerin gördüğü şiddet konusunda toplumda bireylerin yeterli tepkiyi göstermediğini düşünüyorum.” ifadesini kullandı. Lütfü Türkkan, teklifin yeterli hizmetleri verecek maddeleri içermediğini söyledi.
“Ebelerin normal doğuma daha aktif katılmalarına imkan tanınmıştır”
MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu, teklifin 10 farklı Kanun’da değişiklik öngördüğünü bildirdi.
Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kalitesinin artırılmasına yönelik önemli gelişmelerin sağlandığını vurgulayan Zırhlıoğlu, sağlık alanında fiziki ve beşeri alt yapının iyileştirildiğini anlattı.
Zırhlıoğlu, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinin, sağlık çalışanlarına verilen önem ve değerle doğru orantılı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Teklifle, mesleğini serbest olarak icra eden diş hekimlerinin ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş hekimi çalıştırılabilmelerine, ebelerin görev tanımlarının güncellenmesine ve normal doğuma daha aktif olarak katılmalarına imkan tanınmıştır. Pek çok konu başlığını içeren kanun teklifi vatandaşlarımızın daha etkin sağlık hizmeti almasını sağlamak, sağlık çalışanlarımızın çalışma şartlarının iyileştirilmesi, sağlık sistemimizin daha iyi, etkin ve verimli işlemesi için hazırlanmıştır.”
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, teklifte yer alan diş tabiplerinin, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine yönelik düzenlemenin bulunduğunu hatırlatarak, verilecek ücretlerin belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Kamudaki diş hekimi sayısının artırılması gerektiğini belirten Gergerlioğlu, teklifle ilaç sektörünün karlarının artmasının kolaylaştırıldığını savundu.
“Acil servislerimiz Türkiye’nin her yerinde dolu”
CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, teklifin sağlık çalışanlarının haklarını savunmaktan uzak olduğunu öne sürdü.
Diş tabiplerinin, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine yönelik düzenlemenin olumlu olduğunu ifade eden Karaoba, bu düzenlemeyi yetersiz bulduklarını söyledi.
Ali Karaoba, “Acil servislerimiz Türkiye’nin her yerinde dolu. Acil servislere başvuru sayısı diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda beş kat daha fazla. Acil tıp uzmanlarımız, canla başla çalışırken bile vatandaşların talebine yetişemezken bu alanın yoğun bakım yan dal uzmanlık programına dahil edilmesi acil uzman hekim sayısını azaltacaktır. Yan dal yapan uzman kendi ana dalında hasta bakamamaktadır.” diye konuştu.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü, kanun teklifiyle Türkiye’nin sağlık alanındaki rekabet gücünün korunması için çeşitli düzenlemeler yapılmasının amaçlandığını vurguladı.
Teklifle, Sağlık Bilimler Üniversitesinin kadrolarına yönelik belirleme işleminin Sağlık Bakanının yetkisinden çıkarıldığını ifade eden Hülagü, “Dünyada tıbbın gelişmesiyle hekim uzmanlık alanları ileri seviyelere ayrılmış, bu bölümler yan dal olarak adlandırılmıştır. Yan dal eğitim uzmanlıklarında üç yıllık bir süre var. Bu eğitim yılını tamamlamayan kişilere kesinlikle sertifika verilmesi söz konusu değildir. Yüzde 20 oranında daha fazla tazminat almaları sağlanarak bu alandaki ihtiyacın giderilmesi düşünülmüştür. Kanun teklifi, sağlık alanındaki vizyon çalışmalarımıza yeni bir hız verecektir. ” ifadelerini kulandı.
Sadettin Hülagü, teklifle ilaç ve tıbbi cihaz mevzuatı ve malpraktis uygulamalara ilişkin de düzenlemelerin yer aldığını kaydetti.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Buca Sosyal Yaşam Kampüsü Semt Polikliniği içerisinde yer alan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi hizmete girdi. Başkan Soyer’in ev sahipliğinde düzenlenen açılış törenine, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Yavuz Uçar, Büyükşehir Belediyesi bürokratları ile yurttaşlar katıldı.
En büyük dileğinin törene katılarak Başkan Soyer’i dinlemek olduğunu söyleyen Buca Sosyal Yaşam Kampüsü bünyesindeki huzurevinin sakinlerinden 69 yaşındaki Ayfer Demir de hasta yatağıyla birlikte açılışta yer aldı. Demir, “Beni ameliyat ettirdiniz, yardım eli uzattınız. Çok büyük sevap kazandınız” diye konuştu.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Hidroterapi Birimi’nin sağlık hizmetlerinde dönüşümün en son halkası olduğuna dikkat çeken Soyer, şunları kaydetti:
“Modern tıbbın temellerinin atıldığı, binlerce yıllık sağlık kenti olan İzmir’de, bu görkemli mirasa sahip çıkmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sağlık hizmetlerine erişimin eşit olmadığı bir toplumda, ne adaletten ne demokrasiden ne de özgürlükten bahsedebiliriz. Sağlık hakkı, insan onuruna yakışır bir yaşamın en temel ilkesidir. Bu ilkeyle, 5 yılda İzmir’in 30 ilçesinde sağlık hizmetlerine eşit erişim için büyük bir seferberlik başlattık. Nerede yardıma ihtiyacı olan bir hemşehrimiz varsa orada olduk. Hiçbir İzmirliyi belediyemizin sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmadık. Bugün, bu gurur tablosunu bir adım daha ileriye taşıyan çok değerli bir uygulamayı daha İzmir’e kazandırıyoruz. Fizik Tedavi Birimimizde, uzman hekimlerimiz ve özel eğitimli tecrübeli fizyoterapistlerimiz tam donanımlı sağlık hizmeti sunacak. Burada tamamen ücretsiz hizmet vereceğiz ve dileyen vatandaşlarımıza ücretsiz servis hizmeti sunacağız. Eşrefpaşa Hastanemiz bünyesinde, böylesine değerli bir sağlık hizmetini daha İzmir’e kazandırdığımız için çok mutluyuz. Çok gururluyuz. Sizlere yöneltilen her türlü haksızlığa karşı mücadeleye devam edeceğiz. En zor anlarımızda yanımızda olan siz değerli sağlık emekçilerimizi, hiçbir zaman yalnız bırakmadık. Bırakmayacağız.”
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Hidroterapi Birimi, fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında hidroterapi yani su içi tedavi ve rehabilitasyonun da olduğu tam donanımlı bir sağlık merkezi olarak faaliyet gösterecek. Merkez engelli bireyler ile gazilere de hizmet verecek. Toplam 2 bin 500 metrekarelik alanda, 3 katlı binada hizmet veren Eşrefpaşa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde engelli, yaşlı ve sporcular için su altı tedavilerinin yapılacağı iki adet hidroterapi havuzu, muayene odaları, egzersiz ve rehabilitasyon salonu ile masaj üniteleri yer alıyor.
]]>Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay yerle bir olmuş 25 bine yakın insan vefat etmişti. Afetin ilk saatlerinden itibaren Türkiye’nin dört bir yanından kurtarma ekipleri ve sağlık çalışanları bölgeye yardıma koşmuştu. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli 38 yaşındaki Acil Tıp Teknisyeni Havva Aydanur Ertuğrul, asrın felaketinin ilk saatlerinden itibaren bölgedeki afetzede vatandaşların hayata tutundurmak için mücadele etti. Depremin 3. gününde enkazdan kurtarılan Gürkan Öztürk, üniversite sınavı için sağlıkçı Ertuğrul’dan kitap istemişti. Kendisinden istenen kitapla beraber bölgede seferberlik başlatan Ertuğrul, kurucusu olduğu Ülkem Kitap Okuyor Derneği aracılığıyla afet bölgesine 21 çadır okul açtı ve 7 bin 700’den fazla öğrenciye 100 binden fazla kitap ulaştırdı. Deprem bölgesinde vatandaşların sadece eğitimine destek olmakla kalmayan iyilik meleği Acil Tıp Teknisyeni (ATT) Ertuğrul, asrın felaketinde evi yıkılan Yağar ailesi içinde ev yaptırma kararı aldı. Derneği aracılığıyla Yağar ailesine Antakya ilçesi Maşuklu Mahallesi’ne ev yaptırma sürecini başlatan ATT Ertuğrul, yaptıklarıyla afetzede vatandaşların takdirini topladı.
Yeni yuvası için destek olan yardım meleği Sağlıkçı Havva’ya teşekkürlerini dile getiren Sibel Yağar, “Ben kızıma 1 saniye bile geç kalsam bilgi kızım vefat etmişti. Kızımın elini tutup çekmemle kolonun yıkılması bir oldu. Çok şükür kızıma bir şey olmadı, evim depremde yıkıldı. Rabbim Havva hanım başta olmak üzere yardım edenlerden binlerce kez razı olsun. Destek veren herkesten rabbim razı olsun” dedi.
“Sözümü hem gençlerimiz için hem de hayalleri enkazda kalan tüm afetzedeler için tutmaya özen gösteriyorum”
Asrın felaketinin ilk saatlerinden itibaren bölgede görev almaya başladığını belirterek Havva Aydanur Ertuğrul, “Depremin ilk dakikalarında yola çıkan ekiplerden bir tanesiyim. Hatay’da depremzedelerle birlikte ıslanan onlarla birlikte depremin ilk şokunu yaşayan sağlıkçılardan bir tanesiyim. Depremzedelerle gönül bağı kurdum ve 1 yıldır depremzedelerle Hatay’da hem eğitime hem de yardım işlerine destek olmaya çalışıyorum. Depremin 3. gününde Gürkan isimli bir çocuğumuz enkazdan çıktı ve kitaplarım enkazda kaldı diye üzüldü. Ben ona bir söz verdim, sen iste sana kitap yığarım dedim. Bu sözümü hem gençlerimiz için hem de hayalleri enkazda kalan tüm afetzedeler için tutmaya özen gösteriyorum. Arkamda çok güçlü bir ekibim var” dedi.
Afet bölgesinde 7 bin 700’den fazla öğrenciye 100 binden fazla kitap ulaştırdığını ifade eden Ertuğrul, “100 binden fazla kitabı 7 bin 700 ‘den fazla çocuğa ulaştırdık. 21 tane çadır okul açtık. Okullarımızı açtığımızda o çocukların kitap, kırtasiye, forma ve ayakkabı gibi ihtiyaçlarını karşıladık. Bir çadıra gittiğimizde, bizden ne istersiniz dedik. Bir evladımızın annesi kışlık kıyafet getirebilirmisiniz soğuk oluyor dedi. Çocuğumuz; oyuncak, kitap ve çikolata istemiyordu. Sana ne yapalım dediğimde ‘ben çok üşüyorum bana ev yapın’ dedi. Nur’a bir söz verdik ve sözümüzü tutmaya gayret gösteriyoruz. Şuanda depremzede ailemize ev yapıyoruz. Bir hayalimiz var, biz bu evde Nur’la birlikte kitap okumak istiyoruz” şeklinde konuştu. – HATAY
]]>Sağlık-Sen tarafından, Memur-Sen Genel Merkezi’nde ‘Hemşirelik Mesleğine İnovatif Yaklaşımlar Çalıştayı’ düzenlendi. Çalıştayda, ‘Hemşirelikte Eğitim’, ‘Yetkinlik ve Yeterlilik’, ‘Hemşirelik Mevzuatının Günümüz Hemşirelik Hizmetleri Sunumuna Uygunluğu’, ‘Hemşirelik Hizmetlerinde Saha Uygulamaları ve Eksiklikler’, ‘Hemşirelikte Kariyer Basamakları’, ‘Hemşirelik Hizmetlerinde Performansa Dayalı Ücret Politikaları’, ‘Hemşirelikte Mesleki İletişim ve Saygınlık’, ‘Hemşirelikte İstihdam İhtiyacı ve Sendikal Beklentiler’ konuları olmak üzere 7 başlık üzerinde duruldu.
‘HEMŞİRELİK YILLARDIR GERİDEN GELİYOR’
Çalıştayda konuşan Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, dünyadaki en tecrübeli hemşirelerin Türkiye’de bulunduğunu söyledi. Doğan, hemşirelik mesleğinin hak ettiği değeri en üst seviyede alması için gayret gösterdiklerini belirterek, “Sağlıkta 39 ayrı branş var. Her bir meslek kendine özgü meslekler. Hemşirelik mesleğini ön planda tutmadığımız için yıllardır hemşirelik mesleği geriden geliyor, özlük hakları geriden geliyor. Yoğun bakımda bir hastaya, hasta yakını dokunamazken hemşire arkadaşlarımız 7 gün 24 saat ilgileniyor. Çocuk servisinde yeni doğmuş bir bebeğe annesi bile dokunmaktan korkarken hemşire arkadaşımız damar yolu açıyor. Gerçekten zor şartlarda görev yapıyoruz. Bu çalıştaydan çıkan sonucu tüm yetkililerle paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
‘NÖBET ÜCRETLERİ ALT SEVİYELERDE’
Doğan, toplu sözleşme sürecinde hemşirelerin temel sorunlarını masaya yatırdıklarını ifade etti. Toplu sözleşmede elde edilen iyileştirmelerin gerekli tüm meslek gruplarına yapılması için çaba sarf ettiklerinin altını çizen Doğan, “En azından ‘Yoğun bakımda çalışan veya Aile Sağlığı Merkezi’nde çalışan hemşire arkadaşımızın, hakkının burada verilmesi gerekiyor’ dedik ve taban ek ödeme katsayısının 5 puan artışını sağladık. Nöbet ücretlerinde de 10 puan artış sağladık, fakat bunlar kesinlikle yeterli değil. Yoğun bakımda yanımızda çalışan bir işçi arkadaşımızın nöbet ücreti yüksek seviyelerde. Hemşire arkadaşımızın nöbet ücreti ise alt seviyelerde. Bu kesinlikle adil bir durum değildir” açıklamasında bulundu.
‘ALIN TERİ DÖKÜYORUZ AMA KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ’
Daha önce nöbet ücretlerindeki sorunları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a ilettiklerini aktaran Doğan, “Sayın Bakanımızdan bu konuda destek istiyoruz. Hemşirelerin gece nöbet ücretlerinin arttırılması gerekiyor. Biz ailemizi bırakarak nöbetlere geliyoruz. Nöbetlerde alın teri döküp emek harcıyoruz ama karşılığını alamıyoruz. Biz nöbet ücretinin artırılması için gece çalışma tazminatının verilmesi için çalışıyoruz” dedi.
Hemşirelik mesleğinde ücrette adaletin sağlanması gerektiğini kaydeden Doğan, “Hakkaniyeti ve adaleti sağlamak için yoğun bakımda çalışan hemşireyle hemşirelik yapmayan hemşire aynı maaşı almamalı. Hemşirelik mesleğini icra etmeyen birine hemşirelik maaşı verilmemesi gerekiyor” dedi.
Doğan, sağlık alanında yapılacak 35 bin atamanın hemşirelerin iş yükü dikkate alınarak yapılması gerektiğini de dile getirerek, “İş yükümüz gerçekten çok fazla. Bu iş yükünün azaltılması gerekiyor. Bunun da çözümü; şu anda 35 bin sağlık personeli ataması var. Fakat bu sayı yeterli gelmiyor. Çözüm için atama bekleyen hemşire arkadaşlarımızın bir an önce atanmasını bekliyoruz” diye konuştu. (DHA)
]]>Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, hemşirelerin sağlık sisteminde iş yükünün çok fazla olduğunu belirterek, “Bu iş yükünün azaltılması gerekiyor. Bunun da çözümü; şu anda 35 bin sağlık personeli ataması var. Fakat bu sayı yeterli gelmiyor. Çözüm için atama bekleyen hemşire arkadaşlarımızın bir an önce atanmasını bekliyoruz” dedi.
Sağlık-Sen tarafından, Memur-Sen Genel Merkezi’nde ‘Hemşirelik Mesleğine İnovatif Yaklaşımlar Çalıştayı’ düzenlendi. Çalıştayda, ‘Hemşirelikte Eğitim’, ‘Yetkinlik ve Yeterlilik’, ‘Hemşirelik Mevzuatının Günümüz Hemşirelik Hizmetleri Sunumuna Uygunluğu’, ‘Hemşirelik Hizmetlerinde Saha Uygulamaları ve Eksiklikler’, ‘Hemşirelikte Kariyer Basamakları’, ‘Hemşirelik Hizmetlerinde Performansa Dayalı Ücret Politikaları’, ‘Hemşirelikte Mesleki İletişim ve Saygınlık’, ‘Hemşirelikte İstihdam İhtiyacı ve Sendikal Beklentiler’ konuları olmak üzere 7 başlık üzerinde duruldu.
‘HEMŞİRELİK YILLARDIR GERİDEN GELİYOR’
Çalıştayda konuşan Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, dünyadaki en tecrübeli hemşirelerin Türkiye’de bulunduğunu söyledi. Doğan, hemşirelik mesleğinin hak ettiği değeri en üst seviyede alması için gayret gösterdiklerini belirterek, “Sağlıkta 39 ayrı branş var. Her bir meslek kendine özgü meslekler. Hemşirelik mesleğini ön planda tutmadığımız için yıllardır hemşirelik mesleği geriden geliyor, özlük hakları geriden geliyor. Yoğun bakımda bir hastaya, hasta yakını dokunamazken hemşire arkadaşlarımız 7 gün 24 saat ilgileniyor. Çocuk servisinde yeni doğmuş bir bebeğe annesi bile dokunmaktan korkarken hemşire arkadaşımız damar yolu açıyor. Gerçekten zor şartlarda görev yapıyoruz. Bu çalıştaydan çıkan sonucu tüm yetkililerle paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
‘NÖBET ÜCRETLERİ ALT SEVİYELERDE’
Doğan, toplu sözleşme sürecinde hemşirelerin temel sorunlarını masaya yatırdıklarını ifade etti. Toplu sözleşmede elde edilen iyileştirmelerin gerekli tüm meslek gruplarına yapılması için çaba sarf ettiklerinin altını çizen Doğan, “En azından ‘Yoğun bakımda çalışan veya Aile Sağlığı Merkezi’nde çalışan hemşire arkadaşımızın, hakkının burada verilmesi gerekiyor’ dedik ve taban ek ödeme katsayısının 5 puan artışını sağladık. Nöbet ücretlerinde de 10 puan artış sağladık, fakat bunlar kesinlikle yeterli değil. Yoğun bakımda yanımızda çalışan bir işçi arkadaşımızın nöbet ücreti yüksek seviyelerde. Hemşire arkadaşımızın nöbet ücreti ise alt seviyelerde. Bu kesinlikle adil bir durum değildir” açıklamasında bulundu.
‘ALIN TERİ DÖKÜYORUZ AMA KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ’
Daha önce nöbet ücretlerindeki sorunları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a ilettiklerini aktaran Doğan, “Sayın Bakanımızdan bu konuda destek istiyoruz. Hemşirelerin gece nöbet ücretlerinin arttırılması gerekiyor. Biz ailemizi bırakarak nöbetlere geliyoruz. Nöbetlerde alın teri döküp emek harcıyoruz ama karşılığını alamıyoruz. Biz nöbet ücretinin artırılması için gece çalışma tazminatının verilmesi için çalışıyoruz” dedi.
Hemşirelik mesleğinde ücrette adaletin sağlanması gerektiğini kaydeden Doğan, “Hakkaniyeti ve adaleti sağlamak için yoğun bakımda çalışan hemşireyle hemşirelik yapmayan hemşire aynı maaşı almamalı. Hemşirelik mesleğini icra etmeyen birine hemşirelik maaşı verilmemesi gerekiyor” dedi.
Doğan, sağlık alanında yapılacak 35 bin atamanın hemşirelerin iş yükü dikkate alınarak yapılması gerektiğini de dile getirerek, “İş yükümüz gerçekten çok fazla. Bu iş yükünün azaltılması gerekiyor. Bunun da çözümü; şu anda 35 bin sağlık personeli ataması var. Fakat bu sayı yeterli gelmiyor. Çözüm için atama bekleyen hemşire arkadaşlarımızın bir an önce atanmasını bekliyoruz” diye konuştu.
]]>Adana ve Mersin’deki şehir hastanesi, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ilk anından itibaren “Hastane Afet ve Acil Durum Planı”nı devreye aldı.
Teknolojik altyapısı dolayısıyla kapasitesini 1,5 kat artırabilme yeteneğine sahip Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk etapta 780 yaralı depremzede helikopterle getirilerek tedavilerine başlandı.
Hastane yoğun bakım kapasitesi bir günde 237’den 380’e çıkarıldı. Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerin ardından toplam 5 bin 37 yaralının tedavi edildiği hastanede 2 bin 154 ameliyat gerçekleştirildi.
Başhekim Mehmet Volkan Harput, AA muhabirine, Kovid-19 sürecinde olduğu gibi 6 Şubat depremlerinde de Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde büyük rol üstlendiklerini söyledi.
Tüm sağlık çalışanlarıyla deprem bölgesinden getirilen hastalara üst düzey sağlık hizmeti sağladıklarını belirten Harput, “Depremin ilk saatlerinde helikopterlerle getirilen 780 hasta depremzede ve akabinde toplamda 5 bini geçen depremzedeye sağlık hizmeti verildi. Burada sadece sayıların çokluğu değil verilen sağlık hizmetinin niteliği de çok önemli. Bu depremzedelerimiz sağlıklarına kavuşturularak buradan taburcu edildi.” diye konuştu.
Harput, bölgedeki tek kamu hiperbarik ünitesine sahip olduklarını belirterek, ünitede 100’den fazla depremzede hastaya uygulanan tedaviyle uzuv kayıplarının önlendiğini dile getirdi.
Hastanenin 1300’den fazla deprem izolatörü üzerinde kurulmuş 5 bloktan oluştuğunu vurgulayan Harput, şöyle devam etti:
“Depremin ilk saatlerinden başlamak üzere tüm sağlık çalışanlarımız, doktorlarımız hiçbir talimat beklemeden hastanede görev başındaydılar. Berberinde bütün Türkiye’den sağlık çalışanları, doktorlar gönüllü olarak gelerek burada bize destek oldu.”
Mersin
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ilk anından itibaren “Hastane Afet ve Acil Durum Planı”nı devreye alan, yatak kapasitesini artıran Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi de helikopter pistinin bulunması ve Tarsus-Adana-Gaziantep Otoyolu’na bağlantısı sayesinde afetzede yaralıların ilk ulaştırıldığı hastanelerden biri oldu.
Hastane, Mersin Uluslararası Limanı’na 10 kilometre uzaklıkta olmasının avantajıyla Hatay’dan gemiyle gelen yaralılara da hızlı tedavi imkanı sundu.
Afetin ardından 8 bin 704 depremzedenin tedavi gördüğü Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2 bin 181 ameliyat yapıldı.
Başhekim Bahar Aydınlı, afetten en çok etkilenen 11 kente en yakın konumlardan birinin Mersin olduğunu söyledi.
Hastanenin ulaşım konusundaki avantajının önemine değinen Aydınlı, “Hastanemizin üzerinde helikopter pistinin bulunması, kara yolu ulaşımının sağlanabilmesi, İskenderun Limanı’ndan hareket eden geminin yanaşabileceği ilk limanın burada olması dolayısıyla 8 binden fazla depremzedeye sağlık hizmeti sunduk.” dedi.
Aydınlı, daha önce tatbikatlarını yaptıkları “Hastane Afet ve Acil Durum Planı”nı ilk kez uygulamaya koyduklarını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Şehir hastanesi olmanın getirdiği artıları hemen kullandık. Hastanemizin açılışındaki yatak kapasitesi 1294. Tescilimizi 2 yıl önce 1340’a çıkardık. Depremin ikinci günü 1789 hastayı ağırladığımızı duyurmuştum. Biz 2 gün içerisinde yatak kapasitesini 500 esnetebildik. Bu durum, hastanenin fiziksel koşullarının sağladığı bir konfor aslında. Bakanlığımızın şehir hastaneleri projesi bunun için yapılmış.”
Büyük özveriyle çalışan sağlık personelini kutlayan Aydınlı, çalışanların ailelerini evde bırakıp hastalara bakmayı sürdürdüğünü anlattı.
“Depremde test ettik, şehir hastaneleri iyi ki varmış”
Aydınlı, depremzedelere hizmet etmeye devam ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:
“O dönemde amputasyon yaptığımız hastalarımızın artık ortez ve protezlerini yapıyoruz. O pilot hastanelerden biriyiz. Onları tekrar hayata kazandırmaya çalışıyoruz. Psikiyatri hekimlerimizin oluşturduğu gruplarla onlara psikoterapi desteği veriyoruz. Allah bir daha göstermesin ama Mersin Şehir Hastanesi olarak pandemi ve depremde test ettik, şehir hastaneleri iyi ki varmış. Biz, vatandaşımızın tedaviye ulaşabilmesini sağlamışız. Teknik altyapı, çalışılabilir alan ve fiziki yeterlilik çok önemli. Kimseyi dışarıda koymadık, herkesi bağrımıza bastık ve tedavi etmeye çalıştık.”
Bünyelerindeki hiperbarik ünitesi sayesinde enkazdan çıkarılan yaralıların uzuv kayıplarının önlenmesine katkı sağladıklarının altını çizen Aydınlı, deprem döneminde hiperbarik tedavisini 24 saat aralıksız verdiklerini kaydetti.
]]>2023 yılı Selçuklu’da sağlık yatırımları açısından birçok açılış, temel atma ve işbirliği protokollerinin imzalandığı bir yıl oldu. Selçuklu Belediyesi, Konya İl Sağlık Müdürlüğü ve hayırseverlerin katkısı ile ilçenin farklı noktalarında birçok sağlık hizmeti hayata geçirildi. Bu çalışmalar içerisinde yer alan Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonları önemli yer tutuyor. Yapılan yatırımlar, ilçenin sağlık altyapısının güçlenmesine katkı sağlayacak. Yıl içerisinde yapımı tamamlanan Bedir Sosyal Tesisi Aile Sağlığı Merkezi, Selçuklu Aile Gelişim Merkezi, Şehit Yaşar Nuri Küçükkaya Aile Sağlığı Merkezi, 12 No’lu Saliha Hayati Güvenç 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun resmi açılışı gerçekleştirilirken, yapımı devam eden Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, Sağlıklı Hayat Merkezi ve yapımı tamamlanıp faaliyete geçmeyi bekleyen Ardıçlı Sağlık ve Sosyal Tesisi ile beraber Selçuklu Belediyesi 2024 yılında da sağlık hizmeti faaliyetlerini sürdürecek.
“Bedir Sosyal Tesisi Aile Sağlığı Merkezi bölgenin sağlık alanındaki ihtiyacını karşılıyor”
2023 yılı içerisinde yapımı tamamlanıp resmi açılışı gerçekleştirilerek hizmete sunulan Bedir Sosyal Tesisi Aile Sağlığı Merkezi, 4 kattan oluşuyor. Tesisin bodrum katında 1 adet sığınak ve 1 adet teknik oda yer alıyor. Zemin katta Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu bulunuyor. Aile sağlığı merkezinde 4 adet aile hekim odası, 4 adet hemşire odası, 1 adet bebek ve gebe izlem odası, 1 adet acil müdahale odası, 1 adet kan alma odası ve 1 adet de mutfak yer alıyor. Zemin katta bulunan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda da acil servis bölümü, personel odaları, bekleme salonu ve ambulans garajı bulunuyor. Tesisin 1. katında ise Aile Gelişim Merkezi bulunmakta.
Şehit Yaşar Nuri Küçükkaya Aile Sağlığı Merkezi’nin resmi açılışı yapıldı
Şehit Yaşar Nuri Küçükkaya’nın adının verildiği ve tek katlı olarak inşa edilen aile sağlığı merkezinde her biri 15 metrekare büyüklüğünde 6 adet muayene odası ve 6 adet de aile sağlığı çalışanı odası bulunuyor. Sağlık merkezinde ayrıca 1 adet tıbbi müdahale odası, 1 adet aşılama ve bebek – çocuk izlem odası, 1 adet gebe izlem ve aile planlaması odası, 1 adet emzirme odası ve 1 adet de mutfak yer alıyor. 2023 yılı içerisinde yapımı tamamlanıp resmi açılışı gerçekleşen merkezde 4 aile hekimi, 4 aile sağlığı çalışanı, 1 yardımcı sağlık personeli ve 1 de hizmetli personel görev yapıyor.
Arsası Selçuklu Belediyesi tarafından tahsis edilen ve yapımı hayırsever iş insanı Mehmet Güvenç tarafından yapılan 12 Nolu Saliha- Hayati Güvenç 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu bölgenin sağlık alanındaki ihtiyacını karşılayacak. Bu çerçevede faaliyette bulunan 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda acil servis bölümü, personel odaları, bekleme salonu ve ambulans garajı yer alıyor.
Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi’nin yapımı sürüyor
Selçuklu Belediyesi tarafından Yazır Mahallesi’ne kazandırılacak olan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi’nin yapımı da devam ediyor. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi içerisinde 1 adet spor salonu, 4 gözlem ve tedavi odası, 1 psikolog odası, 1 ekip odası, 1 sosyal görüşme odası, 1 kütüphane, 9 atölye, 1 çok amaçlı salon, 1 doktor odası yer alacak. Sağlıklı Hayat Merkezi’nde ise 1 adet çok amaçlı salon, 1 adet röntgen odası, 1 kan alma odası, 1 adet mamografi odası, 1 adet laboratuvar, 2 adet üreme sağlığı ve muayene odası, 1 adet KETEM odası, 1 adet üreme ve KETEM danışma odası, 1 adet USG, 1 adet gebe sınıfı, 1 adet acil müdahale odası, 1 adet fiziksel aktivite koçu, 2 adet sigara bırakma odası, 3 adet fiziksel aktivite alanı – fizyoterapist, 1 adet pedagog, 2 adet diyetisyen, 1 adet ağız ve diş sağlığı, 1 adet ergoterapist, 2 adet psikolog, 2 adet sosyal hizmet odası, 2 adet çocuk gelişim odası ve 1 adet hasta eğitim odası ile vatandaşlara hizmet verecek.
Ardıçlı Sağlık ve Sosyal Tesisi’nin yapımı tamamlandı
Selçuklu Belediyesi tarafından Ardıçlı TOKİ konutlarının yer aldığı alana çok amaçlı bir tesis olarak kazandırılan Ardıçlı Sağlık ve Sosyal Tesisi bölgenin sağlık ve sosyal alandaki önemli ihtiyacını giderecek. Yapımı tamamlanan ve faaliyete geçmek için gün sayan Ardıçlı Sağlık ve Sosyal Tesisi içerisinde Aile Sağlığı Merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Millet Kıraathanesi ve Muhtarlık Ofisi gibi donatılar bir arada yer alıyor. 2 katlı olarak planlanan tesisin zemin katı Aile Sağlığı Merkezi, bodrum katı ise 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Millet Kıraathanesi ve Muhtarlık Ofisi olarak hizmet verecek. – KONYA
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>

