Haliç Kongre Merkezi’nde partisinin “İstanbul Proje ve Aday Tanıtım Toplantısı”nda konuşan Akşener, Türk siyasetinde milletin derdi ve geleceğinin konuşulmadığını, varsa yoksa makam sahiplerinin kaybetme telaşlarının konuşulduğunu söyledi.
Adına ‘ittifak sistemi’ denilen bu milletsiz siyaset döneminde kazanan kim olursa olsun kaybedenin her zaman millet olduğunu belirten Akşener, “İşte biz İYİ Parti olarak farklı gözüken ama birbirinin aynadaki sureti olan bu iki kutuplu sözde siyaset anlayışını reddettiğimiz için kutlu bir yola çıktık. Millete tepeden bakan, seçmeni çantada keklik gören, millet iradesini de kendisine mahkum bilen bu buyurgan siyasete son vermek için şanlı ama zorlu bir yola çıktık. Kayıkçı kavgalarına ayna tutarak, kuyruk siyasetini reddederek teslimiyetçiliğe meydan okuyarak, yepyeni bir yola çıktık.” diye konuştu.
Geldiğimiz noktada iktidarın da ana muhalefetin de yegane amacının koltuklarını korumaktan ve iktidar alanlarını sürdürmekten ibaret olduğunu söyleyen Akşener, iki tarafın da millete sunduğu tek vaadin, diğer tarafın kazanmaması olduğunu ifade etti.
Meral Akşener, Türk milletinin bu kısır döngüye, tarafların birbirini var ettiği danışıklı dövüşe mecbur olmadığını belirterek, şöyle konuştu:
“Ülkemiz için güvenliği özgürlüğe, kalkınmayı adalete, vatan sevgisini de demokrasiye tercih etmeye mecbur değilsiniz. Sesinizi duymayanlara, halinizi görmeyenlere, derdinizi umursamayanlara, sorumluluktan kaçanlara mecbur değilsiniz. Buyruklarıyla hükmettiğini sananlara, kendi çıkarlarını umut diye satanlara, milletin istikbali için değil, kendi ikballeri için çalışanlara mecbur değilsiniz. Verdiği sözü tutmayanlara, bol keseden vaatler uyduranlara, sıkışınca tehditlere, hakaretlere, iftiralara, sarılanlara, kötüyle daha kötü arasında tercihe zorlayanlara mecbur değilsiniz. Çünkü artık en iyisini sunanlar var. Çünkü artık hür ve müstakil İYİ Parti var.”
“Hala çözülemeyen birçok sorun var”
Kadim bir şehir olan İstanbul’u kutsal emanet olarak gördüklerini dile getiren Akşener, bu şehrin dertlerin düğümlendiği bir şehir haline geldiğini, deprem tehlikesiyle yaşayan, sığınmacılarla dolup taşan, yoksullukla boğuşan ve ranta boğulan bir şehir olduğunu ifade etti.
Türkiye’de olduğu gibi İstanbul’da da problemlerin kronikleştiğini, sorunların derinleştiğini, insanların ötekileştirildiğini savunan Akşener, “Elbette bir şeyleri değiştirmeye çalışanlar da oldu. Elbette sorunlara çözüm arayanlar da oldu. Elbette İstanbul’a hizmet etmeye çalışanlar da oldu. O yüzden hakkı hakka teslim etmemiz lazım. Şimdiye kadar İstanbul için taş üstüne taş koyan herkesten Allah razı olsun. İstanbullunun faydalandığı her hizmet için emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Ancak görüyoruz ki her ne kadar çaba sarf edilse de hala çözülemeyen birçok sorun var, hala aşılamayan birçok engel var, hala yetersiz kalan birçok hizmet var. Neden biliyor musunuz? Çünkü siyasetin geldiği noktada İstanbul’a hep paranın şehri olarak bakıldı. İstanbul’a hep şahsi hırs ve intikam aracı olarak bakıldı. İstanbul’a hep kariyer basamağı olarak bakıldı.” şeklinde konuştu.
İstanbul’u artık iki ayağı da yere sapasağlam basanların yönetmesi gerektiğini anlatan Akşener, şunları kaydetti:
“Bu şehri artık yalnızca çaba sarf edenlerin değil, İstanbul yoluna baş koyanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık aklı sadece İstanbul’da olanların, kalbi sadece İstanbul’la atanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık ilgisi ve odağı sadece İstanbul’un sorunlarında olanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri artık amacı sadece İstanbullunun derdine derman olmak olanların yönetmesi gerekiyor. Mesela eli genel merkezlerinde, gözü başka mevkilerde, boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez. Mesela, aklı şahsi siyasi hesaplarında, sureti İstanbullularda olanlar bu şehri yönetemez. Mesela sırtında ihmallerin, hataların, veballerin yükünü taşıyanlardan, elinde parti içi çıkarların, koltuk kavgalarının taht oyunlarının bayrağını tutanlar da bu şehri yönetemez. Mesela gölgesine sığındıklarının emriyle hareket edenler de kendi gölgesinden cesaret alıp kibirle hareket edenlerle bu şehri yönetemez. Aziz İstanbullular, hal böyleyken gelin artık bu vasatlık son bulsun.”
İstanbul’a ihanet edenlere de İstanbul’u ihmal edenlere de milletin mecbur olmadığını söyleyen Meral Akşener, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) adayı Buğra Kavuncu’ya oy istedi.
Akşener, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarına, asker selamı ile karşılık verdi.
Daha sonra İYİ Parti İBB adayı Kavuncu projelerini anlattı. İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun’un da konuşma yaptığı programda, son olarak partinin ilçe belediye başkan adayları tanıtıldı.
İYİ Parti İstanbul ilçe belediye başkan adayları şöyle:
Adalar’da Ayşe Gülnur Şakir, Arnavutköy’de İsmail Yaşar, Ataşehir’de Ali Coşkun, Bağcılar’da Eyüp Ali Özdemir, Bahçelievler’de Tugay Çapun, Bakırköy’de Ataner Orkunoğlu, Başakşehir’de Tevfik Atakan Şakar, Bayrampaşa’da Vahit Çelik, Beşiktaş’ta Nurettin Sağırkaya, Beykoz’da Tuba Alaylı Özgüç, Beylikdüzü’nde Erol Karapınar, Beyoğlu’nda İsmail Hakkı Çavuşoğlu, Büyükçekmece’de Nejat Durmuş, Çatalca’da İsmail İp, Esenler’de Şeh Ömer Kara, Eyüpsultan’da Emel Bilenoğlu, Fatih’te Barbaros Hayrettin Mahiroğulları, Gaziosmanpaşa’da Erhan Özkan, Güngören’de H. Pelin Sellitepe Turan, Kadıköy’de Kübra Dursun, Kağıthane’de Mustafa Kürşat Ceylan, Kartal’da Altınok Öz, Maltepe’de Ramazan Uğural, Pendik’te Süleyman Turan, Sancaktepe’de Cemal Doğan, Silivri’de Bihter Akbaş Sezer, Sultanbeyli’de Fatih Karataş, Sultangazi’de Hüseyin Öndeş, Şile’de Demet Alkan Tekdemir, Şişli’de Ahmet Ünal, Tuzla’da Taha Orhun Ertürkmen, Ümraniye’de Serkan Yalçın, Üsküdar’da Prof. Dr. Ertaç Ergüven, Zeytinburnu’nda Prof. Dr. Kürşat Özer aday gösterildi.
Avcılar, Çekmeköy, Esenyurt, Küçükçekmece ve Sarıyer’de ise henüz aday gösterilmediği belirtildi.
]]>MERAL AKŞENER’DEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR
İYİ Parti Genel Başkanı Genel Başkanı Meral Akşener konuşmasına İstanbul’un 39 ilçesine selam göndererek başladı. Akşener’in açıklamasından öne çıkan başlıklar şu şekilde; “Siyasi partiler millete rağmen millete egemen olabilmenin peşinde koşuyor. Adına ittifak sistemi denilen sistemde kaybeden her zaman millet oluyor. Farklı görünen ama aynadan birbirinin aynısı olan iki kutuplu siyaset anlayışını reddettiğimiz için kutlu bir yola çıktık. Bu buyurgan siyasete son vermek için zorlu bir yola çıktık. Kuyruk siyasetini reddederek hür ve müstakil yepyeni bir yola çıktık. Bizim siyaset anlayışımızda seçim demek koltuk demek değildir. Kazanmak demek de kirli pazarlıkların peşinde koşmak değildir. Bizim için siyaset milletine faydalı iş yapabilmektir. Bu kısır döngüye mecbur değilsiniz. Bu danışıklı dövüşe mecbur değilsiniz. Ülkemiz için güvenliği özgüre, kalkınmayı adalete, vatan sevgisini de demokrasiye tercih etmeye mecbur değilsiniz.
“İSTANBUL BİZİM İÇİN TÜRK TARİHİNİN SERVETİ DEMEKTİR”
İstanbul kadim bir şehir. İstanbul bizim için kutsal emanet demektir. İstanbul bizim için Türk tarihinin serveti demektir. İstanbul bizim için Türk milletinin gözünün bebeği demektir. Ne yazık ki o aziz İstanbul, dertlerin düğümlendiği bir şehir. İstanbul bugün deprem tehlikesiyle yaşayan bir şehir. İstanbul bugün sığınmacılarla dolan taşan, yoksullukla boğuşan bir şehir. Şimdiye kadar tüm Türkiye’ye olduğu gibi İstanbulumuzda da problemler kronikleşti. İnsanlarımız ötekileştirildi.
“İSTANBUL’A HEP KARİYER BASAMAĞI OLARAK BAKILDI”
Bir şeyleri değiştirmeye çalışanlar da oldu. Sorunlara çözüm arayanlar da oldu. İstanbul’a hizmet etmeye çalışanlar da oldu. O yüzden hakkı hakka teslim etmek lazım. Şimdiye kadar İstanbul için taş üstüne taş koyan herkesten Allah razı olsun. Ancak görüyoruz ki ne kadar çaba sarf edilse de hala çözülemeyen birçok sorun var. Hala yetersiz kalan birçok hizmet var. Çünkü siyasetin geldiği noktada İstanbul’a hep paranın şehri olarak bakıldı. İstanbul’a hep intikam aracı olarak bakıldı. İstanbul’a hep kariyer basamağı olarak bakıldı.
“BOŞ ZAMANLARINDA İSTANBUL’DA OLANLAR BU ŞEHRİ YÖNETEMEZ”
Doğu ile batının birleştiği bu şehri iki ayağı yere sağlam basanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri sadece aklı İstanbul’da olanların İlgisi ve odağı sadece İstanbul’da olanların Amacı sadece İstanbul’un derdine derman olmak olanları yönetmesi gerekiyor. Eli genel merkezlerinde gözü başka mevkilerde boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez.”
]]>Gençliğinden bu yana düzenli olarak Fenerbahçe’nin, Ülker Stadı’nda yaptığı maçlara giden 50 yaşındaki Kodjadjık, Kadıköy’deki yaşadığı heyecanı kendi ülkesine taşımak amacıyla Fenerbahçe Fan Club isimli mekanı kurarak, Fenerbahçe taraftarlarını bir araya getiriyor.
Geçmiş yıllarda futbol da oynayan ve stili İtalyan futbolcu Daniele Massaro’ya benzetildiği için “Massaro” lakabıyla anılan Kodjadjık, Fenerbahçe sevdasıyla ilgi çekiyor.
Sosyal medya hesabından da Türkiye’deki sarı-lacivertli taraftarlarca takip edilen Kodjadjık, Makedonya’daki Fenerbahçelilerin yanı sıra Türkiye’den ve yurt dışından gelen misafirlerini de Fenerbahçe Fan Club’ta ağırlıyor.
AA muhabirine açıklamalarda bulunan Muamer Kodjadjık, çocukluğundan beri Fenerbahçe sevdalısı olduğunu ve kendisinin dışında Makedonya’nın birçok şehrinde de sarı-lacivertli taraftarın yer aldığını söyledi.
“İstanbul benim favori şehrim, ikinci evim Şükrü Saraçoğlu”
Derbi maçlarını sabırsızlıkla beklediğini ve sürekli telefonundan karşılaşmaların takibini yaptığını dile getiren Kodjadjık, “Maç günü geldiğinde bütün işlerimi bir kenara bırakıyorum ve sadece derbiyi düşünüyorum. Bir an evvel İstanbul’a gitmek için can atıyorum. İstanbul benim favori şehrim, ikinci evim Şükrü Saraçoğlu. Her zaman söylediğim bir şey var, benim için hayatta iki önemli şey birincisi annem, ikincisi Fenerbahçe, üçüncüsü yok. Nefes aldığım sürece de böyle olacak.” dedi.
“Fenerbahçelilerin kendilerini Kadıköy’de hissedebilecekleri bir ortam oluşturmaya çalıştım”
Arkadaşlarının bir araya gelebilmesi adına bir lokal ya da kafeterya kurma planı yapmaya başladığını vurgulayan Kodjadjık, “Bu idealimi gerçekleştireceğim bir zaman belirlemem gerekiyordu ve karar verdim. 19 Temmuz 2016’da saat 19.07’de Fan Club Fenerbahçe’yi açmayı kararlaştırdık.” dedi.
Kodjadjık, mekanın açılışına ülkenin farklı şehirlerinden birçok misafiri geldiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Burayı açmamdaki en büyük istek Fenerbahçelilerin bir arada toplanmasıydı. Tabii ki kolay olmadı. Çok detaylı düşündük ve bütün eşyaların Fenerbahçe logolu olması gerekiyordu. Günbegün, aydan aya İstanbul’a gidip, Fenerium’dan bardaklar, fincanlar alıyordum. Çünkü burada başka bir şey kullanamazdım. Bu şekilde olmasına hep özen gösteriyorum. İstanbul’dan, Ankara’dan gelen bütün misafirlerimizin burada kendilerini aynı Türkiye’de gibi hissetmesini istiyorum. Nerede olursa olsun bütün Fenerbahçelilerin kendilerini evlerinde, Kadıköy’de hissedebilecekleri bir ortam oluşturmaya çalıştım. Biliyoruz ki hepimiz Kadıköy’de olamayız ama hepimiz burada bir aradayız. Başkan Ali Koç’u da ne zaman vakti olursa Makedonya’ya bekliyoruz. Burayı ziyaret etmesini isteriz.”
“Hayatımda Fenerbahçe ile ilgili yapmak istediğim her şeyi yaptım”
Tüm hayatı boyunca sadece Fenerbahçe armalı elbiseler giyen Kodjadjık, “Herkes tarafından sadece giydiğim Fenerbahçe kıyafetlerimle tanınıyorum. Dolabımda da sadece Fenerbahçeli kıyafetler var. Başka da bir şey giymem. Hayatımın sonuna kadar da böyle olacak.” diye konuştu.
Duvarlardan sandalyelere, çay bardaklarından fincanlara kadar her şeyin sarı lacivert olduğu Fenerbahçe Fan Club’ı sosyal medyadan görüp merak ederek, yurt dışından da ziyaret edenlerin olduğunu aktaran Kodjadjık, şunları kaydetti:
“Hayatımda Fenerbahçe ile ilgili yapmak istediğim her şeyi yaptım. Son olarak ne yapabilirim diye düşünürken aklıma arabamı sarı lacivert boyamak geldi. Eşimin bu konuda itirazı oldu. Her şeyimin, dükkanımın, giysilerimin, sarı lacivert olduğunu arabamı da sarı laciverde boyamam gerektiğini söyledim. Hatta ‘sen bile sarı lacivert giyinebilirsin, buna itirazım olmaz’ dedim. Sadece bir problemimiz vardı. Arabamın plakasını da 1907 FB yapmam lazımdı. İlgili kurumlarla iletişime geçtim. Buradaki memur arkadaşlarım yardımcı oldular. Bu plaka benim için mozaiğin bir parçasıydı ve tamamlanması gerekiyordu, bunu da yapabildiğim için çok mutluyum. Bugün arabam sarı lacivert ve plakası 1907 FB.”
Muamer Kodjadjık, mekanda Fenerbahçe maçlarını izlemeye gelen herkese sarı lacivert giyinme şartı koyduğuna da işaret ederek, atmosferin aynı Ülker Stadı’ndaki gibi olmasını istediğini söyledi.
Kodjadjık, Kırçova’da 1980’li yıllarda Fenerbahçe adlı bir salon futbolu kulübünün kurulduğunu ve 1990’dan itibaren de kulübü kendisinin idare ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi:
“Fenerbahçe futbol ekibine sahip olduğum için çok mutluyum. Burada oluşturduğumuz bu ekiple senede 8-10 turnuvaya katılıyoruz. Bu oynadığımız turnuvalarda yüzde 90 oranında başarılıyız. Kazandığımız ödüller ve kupalar burada. Bu takımımız burada bir markadır. Herhangi bir yerde turnuva olacağı zaman Fenerbahçe takımının katılıp, katılmayacağını sorarlar. Takımımız turnuvaların hem marka değerini hem de popülaritesini arttırıyor.”
]]>