Deprem bölgesi Adıyaman’da, vatandaşların 31 Mart seçimlerinde daha rahat oy kullanabilmeleri ve her hangi bir mağduriyet yaşamamaları için çalışmalar yaptıklarını dile getiren Yüksek Seçim Kurulu Üyeleri Mahmut Akgün ve İsmail Kalender, ilk olarak Adıyaman Adliyesi’ni ziyaret ederek burada Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Şahin’i makamında ziyaret etti. Gerçekleşen ziyaret sonrası hakimler, savcılar ve seçim kurulu yetkilileriyle bir araya gelerek toplantı düzenlendi.
Seçim öncesi ve seçim sonrası deprem bölgesinde vatandaşların daha rahat bir şekilde oy kullanabilmeleri için yapılacak uygulamalar ve aynı zamanda alınması gerekilen tedbirler masaya yatırıldı. Basına kapalı bir şekilde gerçekleştirilen toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Yüksek Seçim Kurulu Üyesi Mahmut Akgün, “YSK adına deprem bölgesindeki seçmenlerin anayasal oy haklarının sağlıklı bir şekilde sağlanmasını teminen yerinde incelemeler yapmak ve özellikle burada çalışan seçim kurulundaki arkadaşlarımızın da seçim işlerine bakan başsavcılık ile komisyon başkanlarımızı hem moral ve motivasyon hem destek hem de varsa ihtiyaçlarını tespit etmek için geldik. Deprem bölgesinde yaşayan seçmenlerin anayasal oy haklarının daha rahat kullanabilmeleri için bizler yasaların el verdiği ölçüde pozitif uygulamalar benimsedik bu seçim döneminde. Hem genel seçimlerde hem de 31 Martta yapılacak mahalli idareler genel seçimlerinde yeter ki seçmenlerimiz depremin mağduriyetinin aynı zamanda seçimde de mağduru olmamaları için biz anayasal haklarını kullanırken rahat olmaları için her türlü bürokratik kırtasiyeden ve sandığa gitmekte yormadan, bıkmadan rahat oy kullanmalarını sağlamak için her türlü tedbiri almıştık. Bizler sahayla sürekli iletişim içerisindeyiz ama mahallinde bizlerde kendimiz görmek istedik. Malumunuz burada ciddi bir deprem yaşandı. Hem okullar yıkıldı hem de seçmenlerimizin bir kısmı başka illere gittiler, bunların geri dönüşlerinde rahat bulacakları yerde oy kullanmaları için kolaylaştırıcı uygulamalar getirdik. Yine konteyner kentlerde yaşayan vatandaşlarımızın daha rahat oy kullanmaları için de her türlü tedbiri aldık. Yine yıkılan okullara ve diğer tesislerde oy kullanılan sandık kurulan yerler için de özellikle valilik ve diğer kamu kurumlarından destek almak suretiyle her türlü çalışma yaptık. Biz bugün ilk etapta başsavcımız ve il seçim kurulu başkanımızın ev sahipliğinde bir toplantı yaptık. Bundan sonra hem seçim personelimizle ve sonrasında da valimiz ile diğer kolluk amirlerimizle beraber bir toplantı yapacağız. Adıyaman’daki çalışmalarımızı tamamladıktan sonrada Urfa’ya geçeceğiz bugün. Arkadaşlarımızın şimdiden bu seçim döneminde gösterdikleri fedakarlık nedeniyle ben hepsine teşekkür ediyorum. ve yine başsavcımıza da destekleri ve ev sahipliği için teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Yapılan açıklamaların ardından Yüksek Seçim Kurulu Üyeleri Mahmut Akgün ve İsmail Kalender, daha sonra Adıyaman Valiliği’ne geçerek burada Adıyaman Valisi Osman Varol, Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Şahin, İl Emniyet Müdürü Cihat Dağdeviren ve İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Hikmet Uz ile bir araya geldi. – ADIYAMAN
]]>Gömeç ilçesinde yaşayan 40 yaşındaki Mevlüde Talan’a, 2013’te başvurduğu hastanede polikistik (her iki böbrekte yer alan çok sayıda kistle kendini gösteren, karaciğer, pankreas gibi diğer organlarda da kistlere neden olabilecek genetik geçişli bir hastalık) böbrek hastalığı teşhisi konuldu.
Haftanın üç günü diyalize girerek yaşamını sürdüren Talan, 7 yıl önce organ nakli için ÇOMÜ Organ Nakli Merkezine başvurdu.
Nakil sırası 3 yıl önce kendisine geldiğinde telefon aramasına cevap veremediği için bulunan organ başkasına nakledilen ve beklemeye devam eden kadın, kısa süre önce ikinci kez arandığında hemen eşiyle hastaneye gitti.
Bilecik’te 22 yaşındaki gencin trafik kazası sonrası beyin ölümü gerçekleşince ailesi tarafından bağışlanan böbreği, Talan’a operasyonla nakledildi.
Mevlüde Talan, AA muhabirine, 11 yıl sonra rahatlıkla su içebildiği ve ağrılarından tamamen kurtulduğu için mutlu olduğunu söyledi.
Böbrek hastalığının kendisini bu süreçte çok etkilediğini, hayatını sürdüremez hale geldiğini belirten Talan, 3 yıl önce nakil sırasının geldiğini ancak telefonu duymadığını, çağrıyı cevaplayamayınca bir sonraki hastaya nakil yapıldığını anlattı.
Nakil bekleyen hastalara telefonlarını yanlarından ayırmamalarını tavsiye eden Talan, “Nakil işleminin ne zaman olacağı belli değil. Ben ilk hakkımı kaybettim, sonra telefonumu yanımdan hiç ayırmadım. Bavulumu hazırladım bekledim.” dedi.
Diyaliz sürecinin çok zor geçtiğini vurgulayan Talan, cihaza girdikten sonra birkaç gün kendisine gelemediğini dile getirdi.
Talan, su içemediğini, bazı gıdaları yiyemediğini aktararak, “Nakilden sonra çok mutluyum. Çok rahatım. Hayatım normale döndü. Nakilden sonra ilk yaptığım şey su içmek oldu. Sağ olsun hemşireler su verdiler. Rahat rahat su içtim. 11 yıl sonra yeniden hayata döndüm. Herkesi organ bağışına davet ediyorum.” ifadesini kullandı.
Kazada yaşamını yitiren gence Allah’tan rahmet dileyen Talan, organlarını bağışlayıp hayata tutunmasına vesile olan aileye teşekkür etti.
Eşi Cemil Talan da hastanede kendileriyle çok yakından ilgilenildiğini ifade ederek, tedavi sürecinde yanlarında olan nakil ekibine teşekkürlerini iletti.
“3 günde bir diyalize giriyordu”
ÇOMÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cabir Alan ise böbrek hastalığının insanları en çok etkileyen rahatsızlıklardan olduğunu belirtti.
Kazada yaşamını yitiren gencin, bağışlanan organlarıyla 5 kişiye umut olduğunu vurgulayan Alan, şunları kaydetti:
“Nakil bekleyen hastalar için bu haberler yeni bir hayat demek. Mevlüde Talan, 11 yıldır neredeyse hiç idrara çıkamamış, idrarın ne olduğunu unutmuş. Nakilden hemen sonra, birinci gün itibarıyla 1 litreye yakın idrar çıkardı. Diyalizde hastaların en büyük sıkıntısı sıvı alımıyla alakalı çünkü böbrek çalışmadığı için içtikleri sıvı vücutta birikim yapıyor. Bu da ödem ve nefes problemi yapıyor. Bu hastalarımız daha önce suyu yudum yudum içerler. Mevlüde Hanım da sıvı almadığı için idrar çıkışı sıfır noktasındaydı. 3 günde bir diyalize giriyordu. Kendisinin en çok özlediği şey kana kana su içmekti. 11 yıldır bir bardak bile su içemiyordu. Artık bundan sonra rahat rahat su içebilecek ve gezebilecek.”
Türkiye’de yaklaşık 28 bin hastanın nakil beklediğini dile getiren Alan, Kovid-19 salgınından sonra organ bağışının durma noktasına geldiğine dikkati çekti.
Prof. Dr. Alan, 100 hasta böbrek yetmezliği sürecine girdiğinde yaklaşık yüzde 50’sinin ilk yılın sonunda yaşamını yitirdiğine işaret ederek, “10’uncu senenin sonunda hayatta kalan kişi sayısı ise 10’dur. Bu hastaların tek yaşama tutunma şekli nakildir. Diyaliz sadece geçici bir süreçtir. Bu nedenle vatandaşlarımızdan organ bağışı konusunda destek olmalarını, bu insanlara yardımcı olmalarını talep ediyorum.” diye konuştu.
ÇOMÜ Organ Nakli Merkezi’nde 2017’den bu yana 200 nakil operasyonu gerçekleştirdikleri bilgisini veren Alan, başarı oranlarının yüzden 90’ın üzerinde olduğunu sözlerine ekledi.
]]>