İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Mamak’ta Çarşı İçi Caddesi’nde esnafı ziyaret etti. Akşener, vatandaşlarla sohbet edip fotoğraf çektirdi. Vatandaşların sorunlarını dinleyen Akşener, Fidan Çağlar isimli bir vatandaşla tartışma yaşadı. İYİ Parti lideri ile konuşan Fidan Çağlar, kıyafetlerini göstererek, “Üstümü başımı görüyorsun, daha ben eskilerimle duruyorum. Bari bölük bölük bölmeyin de, milletvekilliğinde güzelce aldınız da niye şimdi belediye başkanlığında ayrılıyorsunuz? Cumhurbaşkanlığı seçiminde Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu desteklediniz. Şimdi niye desteklemiyorsunuz. Perişan oluyoruz” dedi.
“DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfrediyorsunuz. Hadi be”
İYİ Parti lideri Meral Akşener ise, Çağlar’a “zamanında biz seçtirdik” diye konuşarak, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün de tek başımıza girelim, görelim dedik. Hangi milletvekilini aldık biz. Oy vermeyin siz de. Niye benim yüzümden perişan oluyorsun. Şu ana kadar elbisendeki bu eskiliğin sebebi ben miyim? Mansur Bey’i seçtik, niye bunu düzeltemedi o zaman? Cumhurbaşkanlığını niye seçtirmediniz? Sizin için mi parti kurduk biz? Biz bu millet için parti kurduk. Vermeyin kardeşim bize oy, gidin Cumhuriyet Halk Partisini destekleyin, seçtirin. DEM’e teşekkür ediyorsunuz, bize küfrediyorsunuz. Hadi be.”
Akşener, bu tartışmanın ardından “Bugün de CHP’liler organize oldu” yorumunu yaptı.
“Cumhuriyet Halk Partisini var etmek için mi kurulduk”
Akşener, esnaf ziyareti sırasında gazetecilerin sorusunu yanıtladı. Bir muhabirin ‘Yaşanan bu tartışma sizce provokasyon mu? Yoksa spontane mi?” sorusu üzerine şu yanıtı verdi:
“İster bir vatandaşa böyle deyin densin, isterse kendiliğinden desin can baş üstünedir. Orada bir sorun yok. Ben isteyenim, o kişi oy verir vermez ayrı bir şey. İstediğiniz süre içerisinde seçmen veli nimet olmalıdır. Türkiye bunu kaçırdı. Biz bir siyasi partiyiz. Vatandaşın karşısına kendimizi tarttırmak üzere çıkabiliriz. Vatandaş bana der ki; ‘Ey Meral Akşener kendini tarttırdın, seni sınıfta bırakıyorum’ o zaman bana düşen hadi bakalım eyvallah demektir. Bizim partimiz başkalarının varlığını sağlamak üzere kurulmuş bir parti değil. Sizin ihtiyaçlarınızı gidermek için proje üreten, onun üzerine rekabet yapan ortamı oluşturmak için partiyi kurduk. Sayın İmamoğlu ve sayın Mansur Yavaş ile ilgili problemli bir cümle, kelime etmemeye çalışıyorum. Seçilmelerinde ister toz zerresi ister de x miktar payı olan bir insanım. Aleyhlerinde yanlış bir kelam etmemeye gayret ediyorum. Bu arkadaşlarımızın karşısına aday çıkartmak ‘vurun kahpeye’ anlamına gelmez. Biz Cumhuriyet Halk Partisini var etmek için mi kurulduk? Bizim partimizin mensupları kadar ve şahsen benim kadar her 2 taraftan da hakaret yiyen yoktur.” – ANKARA
]]>Tuna Parkı’nda 13 Şubat’ta arkadaşı tarafından bıçakla yaralanan 17 yaşındaki Hüseyin Ünal, iki günlük yoğun bakım sürecinin ardından hayatını kaybetmişti.
Acılı anne ve doğuştan görme engelli babası, en küçük çocuklarının öldürülmesinin üzüntüsü yaşıyor.
Aile, katilin mahkemede en ağır cezayı almasını istiyor.
“Öğrendiğimde şok geçirdim ve çaresiz kaldım”
Doğuştan görme engelli baba İlhami Ünal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, olay anında Yozgat’ta bulunduğunu belirterek, karakoldan aranmasıyla olaydan haberdar olduğunu söyledi.
Yaşananları öğrendiğinde şok geçirdiğini ve çaresiz kaldığını ifade eden Ünal, şunları kaydetti:
“Çünkü görmüyorum ki herhangi bir şekilde bir başka çare bulayım. Sadece artık sesle temas kurmaya çalışıyorum insanlarla. Çocuğumun yüzünü görmemiştim. Bundan sonra da göremeyeceğim ama bana sesiyle yetiyordu. Hastaneye geldikten sonra da hastanenin bunda ihmali olduğunu düşünüyorum. Çünkü operasyon öyle arka arkaya üç defa aynı günde, iki gün içerisinde yapılacak bir şey değil. Zaten 5 ünite kan verilmiş. Yani vücutta kan bitmiş. Çocuğumu ilk yoğun bakımda gördüm. Zaten oraya çıkarıldım. Rica ettim çocuklarıma. Ben kalp hastasıyım. Dayanamayacağımı söylediler ama yine de rica ettim. Orada elinden tuttum, dokundum. O kanlı canlı çocuğum, o heyecanlı neşe satan çocuğum boylu boyunca yatıyordu.”
Çocuğuyla en son ara tatilde Yozgat’ta görüştüğünü anlatan Ünal, bir hafta boyunca birlikte vakit geçirdiklerini dile getirdi.
Ünal, “Öğrendiğim kadarıyla böyle herhangi bir alacak verecek yok. Sadece okulda bir iki tartışmadan sonra en son söylediği, ‘Bunu senin yanına koymam’. Çocuğum evdeyken yakın arkadaşı aracılığıyla çağırılıp aşağıya indirildikten sonra parkta öldürüldü. Bu bir cinayettir. Bu bir terör olayıdır. Hüseyin’im şu an toprak altında. Adalet istiyorum.” diye konuştu.
“Ben yandım başka anneler yanmasın”
Anne Nazire Ünal ise olayın yaşandığı gün oğlunun diş ağrısı için hastaneye gideceğini belirterek, olayı büyük kızından öğrendiğini anlattı.
Oğlunun bıçaklandığının haberini iş yerinde aldığını kaydeden anne Ünal, ardından oğlunun kaldırıldığı hastaneye gittiğini söyledi.
Hastanede tanımadığı bir kadının yanına geldiğini ve olay anına şahit olduğunu söylediğini ifade eden anne Ünal, “‘Ben gördüm senin çocuğunu. Ben gittiğimde yerde yatıyordu, üstünde birkaç kişi vardı resmini çekiyorlardı’ dedi. Niye bunu yapıyorsunuz? Allah’tan korkun. Niye müdahale etmiyorsunuz?” dedi.
Çocuğuna yaralı haldeyken bir kadın ve bir hemşire tarafından müdahale edildiğini söyleyen anne Ünal, çocuğunun daha sonra ambulansla hastaneye kaldırıldığını öğrendiğini belirtti.
Katil zanlısının gerekli cezayı almasını istediğini ifade eden Ünal, şunları söyledi:
“Oradan kurtulmamasını istiyorum. O çocuk oradan kurtulursa çok annelerin canı yanar. Çünkü cesaret alır. Nasıl olsa ben bir tavuk kestim. Girdim. Bir sene, iki sene yattım, çıktım. ‘Gene bir tavuk daha keserim’ der. O katil önce okula gidiyor. Benim çocuğumu soruyor. Raporlu diyorlar. Demiyorlar ki ‘Sen onu niye çağırıyorsun?’ En samimi arkadaşını götürüyor. Samimi olan arkadaşı da demiyor ki ‘Niye çağırıyorsunuz?’ Benim çocuğumu tuzağa düşürdüler. Çocuğum arkadaş kurbanı oldu. Çocuğum iyi niyetinin kurbanı oldu. Ben adalet istiyorum. Onun kurtulmasını istemiyorum. Benim kuzum gitti. Ben yandım başka anneler yanmasın.”
Öte yandan, hayatını kaybeden Ünal’ın son anları güvenlik kamerasınca kaydedildi. Bir büfenin kamerasına yansıyan görüntülerde Ünal’ın yaşamını yitirdiği parka yürüdüğü anlar görülüyor.
]]>