2021’de başlayan kazı çalışmaları, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesinin destekleriyle, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Işık başkanlığında yürütülüyor.
1890’lı yıllarda Rus mezaliminden kaçan KırımTatar Türklerinin yurdu haline gelen Savatra Antik Kenti, Anadolu’da Türk adının geçtiği ve 1071 öncesi Türk varlığını ispatlayan Türkopol (Türkoğlu) yazıtının olmasıyla dikkat çekiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Brezilya Ulusal Yerli Halklar Vakfı (Funai) tarafından yerleştirilen gizli kameralar, kabilenin günlük yaşamını belgeledi. Funai yetkilisi Altair Algayer, “Son keşif gezilerimizde yeni kulübeler gördük. Nüfuslarının 300’e yaklaştığını tahmin ediyoruz” dedi.
Batı Brezilya’nın Rondônia bölgesindeki 1 milyon dönümlük alanda yaşayan kabile, 3 metreden uzun yaylarla avlanıyor ve tamamen kendi kendine yetiyor. Araştırmacılar, kabilenin bu kadar uzun yayları nasıl kullandığını hala çözebilmiş değil.
Massaco’yu diğer Amazon kabilelerinden ayıran en önemli özellikler arasında uzun kulübeleri, hayvan kafataslarından yaptıkları totemler ve dış dünyaya karşı aldıkları sert önlemler yer alıyor. Kabile, bölgelerine yaklaşanları uzak tutmak için orman zemininde keskin ahşap kazıklardan oluşan tuzaklar kuruyor.
“Kabilenin varlığını belgelemek çok önemli,” diyen Algayer, “Çünkü ancak bu şekilde yaşam alanlarını koruma altında tutabiliyoruz. 1992’den beri bölgedeki çalışmalarımız devam ediyor ve kabile nüfusunun sürekli arttığını gözlemliyoruz” açıklamasında bulundu.
Funai yetkilileri, kabilenin mevsimsel hareketlerini takip ederek araştırmalarını sürdürüyor. Massaco’nun yağmur mevsimi başında çayırlık alanları yakıp, yeni bitkiler filizlendiğinde o bölgeye yerleştiği belirlendi.
Brezilya’da varlığı bilinen 28 izole kabileden biri olan Massaco’nun korunması, Amazon ormanlarının geleceği açısından da büyük önem taşıyor.



Kültür SanatBrezilyaAmazonYaşamDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fakülteye Dr. Öğr. Üyesi Emre Can’ın çabalarıyla bu sene kazandırılan, baskı malzemesi olarak seramik hamurundan yararlanılan 2 yazıcı öğrencilerin kullanımına sunuldu. Yazıcı sayesinde bilgisayar ortamında öğrenciler ve akademisyenler tarafından oluşturulan, elle şekillendirilmesi mümkün olmayan 3 boyutlu biblo, heykel ve saat gibi cisimleri yaklaşık 1,5 saatte ortaya çıkıyor.
Katmanlar halinde baskısı yapılan ürünler, 1100 derecelik fırında pişirilip sırlanmasının ardından hazır hale geliyor.
Teknoloji ile sanatı bir araya getiren ve seramikçiliğe farklı bir bakış açısı kazandıran yöntemle öğrenciler, çamura daha çağdaş metotlarla şekil veriyor.
Seramik ve Cam Bölüm Başkanı Doç. Leyla Kubat, AA muhabirine, seramik hamurunun 3 boyutlu yazıcıda şekillendirilmesinin bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Artık pek çok işin bilgisayarlar yardımıyla yapıldığını vurgulayan Kubat, “Emre hocam aldığımız 4 yazıcıdan 2’sini seramik hamuruyla çalışacak şekilde dönüştürdü. Lisans, yüksek lisans ve sanatta yeterlilik öğrencileri bu yazıcılardan yararlanıyorlar. Böylece istedikleri modeli seramik hamuruyla oluşturuyorlar. Aynı zamanda bilgisayarda model hazırlamayı da öğreniyorlar.” diye konuştu.
Kubat, baskısı yapılan ürünlerin yıl sonunda açılacak sergide beğeniye sunulacağını da sözlerine ekledi.
“Seramik malzeme basan ilk 3 boyutlu yazıcı atölyesi”
Seramik ve Cam Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Can da öğrencilerin 3 boyutlu yazıcılardan yararlanmasının eğitim sürecine büyük katkı sağladığını belirtti.
Daha karmaşık objeleri seramik hamuruyla oluşturabildiklerini, böylece öğrencilerin ufuklarının geliştiğini anlatan Can, şöyle devam etti:
” Türkiye’deki güzel sanatlar fakülteleri içinde seramik malzeme basan ilk 3 boyutlu yazıcı atölyesi. Daha çok sanatsal anlamda düşünüyoruz. Bu nedenle endüstriye çok uygun değil. Dışarıdan bakıldığında sanki düğmeye basıp şekillendiriliyor gibi dursa da bu sürecin çok kolay olmadığını söyleyebilirim.”
Can, yazıcıda kullandıkları hamurun çömlekçilikte kullanılan hamurdan farkının olmadığını bildirdi.
Gelecekte atölyeyi geliştirmek istediklerini kaydeden Can, “Süreci göreceğiz. Öğrencilerin burada öğrendikleriyle neler yapabildiklerine bakacağız. Hedefimiz, burada yetişen öğrencilerin yalnızca Türkiye’de değil aynı zamanda dünyada da söz sahibi olabilmeleri. Bu anlamda da önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Seramik ve Cam Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Melis Nisa Ayhan ise seramik hamuruyla çalışan 3 boyutlu yazıcıyla bu yıl tanıştıklarını, kendilerinde heyecan uyandırdığını ifade etti.
Derslerinin eğlenceli geçtiğini aktaran Ayhan, “Genelde çamurla, alçıyla uğraşıyoruz. 3D programları kullandığımız için kendimizi geliştiriyoruz. Ayrıca elle şekillendirmeden farklı bir yöntem kullandığımız için yeni metotlar öğreniyoruz.” bilgisini paylaştı.
Yüksek lisans öğrencisi 23 yaşındaki Muhammed Fatih Çoban, yazıcıyla çalışırken kendilerini çamurun büyülü dünyasına kaptırdıklarını, ileride daha farklı çalışmalara imza atacaklarını dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anadolu’nun işgale karşı haklı sesini duyurmak amacıyla 10 Aralık 1919’da Kastamonu’da yapılan ilk kadın mitinginin yıl dönümü kapsamında Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü öğretim üyeleri Prof. Seyhan Yılmaz ve Doç. Firdevs Müjde Gökbel Yavuzoğlu tarafından seramik sergisi hazırlandı.
Saray Hamamı Kültür Sanat Merkezi’ndeki serginin açılışı Kastamonu Valisi Meftun Dallı tarafından yapıldı.
Dallı, yaptığı konuşmada, 10 Aralık’ın önemine değinerek serginin açılmasında emeği geçen akademisyenleri kutladı.
Prof. Dr. Seyhan Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Son Bahar” sergisi oluşturduğunu söyledi.
Kastamonu’nun doğal zenginliklerine dikkati çeken Yılmaz, “Kastamonu doğal güzellikleri insanı kendisine çekmektedir ve sonbaharda bir şölene dönüşmektedir. Bu şöleni eserlerime yansıtmaya çalıştım. Eserlerimde daha çok ağaçları çalışıyorum ama yapraklara da yer verdim. 105 yıl önce kadınlarımızın verdiği bu mücadele, gösterdikleri çaba bize ışık oldu. Onların mücadelesine teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
Doç. Dr. Firdevs Müjde Gökbel Yavuzoğlu ise ilk kadın mitinginin 105. yılı vesilesiyle sergi açmak istediklerini belirtti.
Sergisine “Yörünge” ismini verdiğini anlatan Yavuzoğlu, “Ben tema olarak yörüngeyi tercih ettim. Farklı gezegenleri temsilen yörüngeler oluşturdum. Bunu seramik sanatının çok eski formlarından biri olan kase ile yapmak istedim. Her bir kase torna ile şekillendirme tekniği ile gerçekleşti. Tek tek elde boyandı. İçlerine bütün insanlığı temsilen farklı yörüngeler oluşturdum. Her insanın kendine dair yörüngesi olduğunu düşünerek yapıtlarımı değerli konuklarla paylaşmak istedim.” ifadelerini kullandı.
Yavuzoğlu, serginin 17 Aralık’a kadar gezilebileceğini kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇELİEVLER Belediyesi’nin düzenlediği 3’üncü Ulusal Kitap Fuarı, 14 Aralık tarihinde Bahçelievler Kongre Merkezi’nde kapılarını açıyor. 22 Aralık akşamına kadar sürecek olan fuarda 1 milyonun üzerinde kitap, kitapseverlerle buluşacak.
Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır kitap fuarı ile ilgili yaptığı açıklamada, “Kitaplar insanlığın ortak hafızasıdır. Biz de bu bilinçle milletimizin zengin kültürel mirasını vatandaşlarımızla buluşturmak istiyoruz. 14 Aralık’ta başlayıp 22 Aralık akşamına kadar devam edecek olan kitap fuarımızda birbirinden değerli yazarlarımızı okurlarımızla buluşturacağız. 100’ün üzerinde kitabevinin stant açtığı fuarımızda 1 milyon kitabı Bahçelievler’deki komşularımızla, İstanbul’un her köşesinden gelen kitapseverler ile buluşturacağız. Geniş yazar kadrosu ile kitap fuarımıza 100’ün üzerinde yazar katılacak. Burası sadece kitap stantlarının olduğu bir fuar değil. Burası aynı zamanda yazarlar ile okurların bir buluşma noktası. Burada düzenleyeceğimiz imza günleri, söyleşiler ile Bahçelievler’i bir kültür merkezi haline getiriyoruz. Geçtiğimiz yıl 2 milyon ziyaretçi sayısına ulaşan kitap fuarımızda bu yıl 3 milyon ziyaretçiyi hedefliyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YÜKSEKÖĞRETİM Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, “Türkçenin yurt dışında etkin bir şekilde öğretilmesi, Türkiye’nin uluslararası arenada kültürel etkisini güçlendirmesine büyük bir katkı sağlayacaktır” dedi.
YÖK himayesinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Yunus Emre Enstitüsü arasında iş birliği protokolü imzalandı. YÖK Başkanlığı’nda gerçekleşen protokol imza törenine, YÖK Başkanı Erol Özvar, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Kemalettin Aydın katıldı. Protokolle, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Türkçe eğitim verdiği Bosna-Hersek, Özbekistan, Filipinler, Sudan, Somali ve Suriye’deki yurt dışı birimlerinde, Türkçe hazırlık dil eğitimi vermek, muafiyet ve seviye tespit sınavlarını yapmak gibi alanlarda Yunus Emre Enstitüsü’nün Türkçe eğitimi tecrübesinden ve öğretmen kaynağından istifade edebilecek. Yunus Emre Enstitüsü, kültürel ve eğitsel faaliyetlerde Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin imkan ve tesislerini kullanabilecek.
YÖK Başkanı Erol Özvar, protokolün hem Türkçenin küresel bir dil olarak öne çıkması sürecine hem de Türk yükseköğretiminin uluslararasılaşma hedefine somut katkılar sunacağını belirtti. Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin yurt dışındaki birimlerinde Türkçe hazırlık dil eğitiminin verilmesi ve bu eğitimin Yunus Emre Enstitüsü’nün uzmanlığıyla desteklenmesinin önemini belirten Özvar, bu sayede Türkçe öğrenen bireylerin sayısının artıracağını ve uluslararası öğrencilerin Türkiye’ye olan ilgisinin güçleneceğini vurguladı. Özvar, ‘Türkçe’nin uluslararası düzeyde yaygınlaşmasını, Türkiye’nin yumuşak gücünü artıran stratejik bir unsur olarak gördüklerini belirterek, “Türkçe’nin yurt dışında etkin bir şekilde öğretilmesi, Türkiye’nin uluslararası arenada kültürel etkisini güçlendirmesine büyük bir katkı sağlayacaktır. Protokol, Türk yükseköğretiminin son yıllarda dünya çapında bir cazibe merkezi olma yolunda attığı adımları da destekleyecektir. Yükseköğretim Kurulu olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgesel ve küresel konularda önemli bir aktör olmaya yönelik politikalarını destekleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Bilim diplomasisini, uluslararası alandaki ilişkilerimizi ve iş birliklerimizi güçlendirme yönünde adımlar atıyoruz” dedi.
‘GÜÇ BİRLİĞİYLE HAREKET ETMEK ÖNEMLİ’
YÖK’ün gelecek dönem için belirlediği stratejik hedeflerden biri olan uluslararasılaşma konusunda Türkiye’nin bütün kurum ve kuruluşlarının tam bir anlayış ve güç birliğiyle hareket etmesini fevkalade önemli gördüklerini belirten Özvar, daha önce Maarif Vakfı ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile imzalanan iş birliği protokollerin de bu yönde atılan adımlar olduğunu ifade ederek, “Türkçe’nin etkili bir şekilde öğretilmesi, uluslararası öğrenci politikalarımızı destekleyen temel unsurlardan biridir. Yunus Emre Enstitüsü’nün yurt dışında sunduğu Türkçe eğitimi, öğrencilerin Türkiye’deki akademik hayata daha hızlı adapte olmalarını sağlayacak, onların dil becerilerini geliştirirken kültürümüze olan ilgilerini artıracaktır. Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin akademik ve mekansal kapasitesiyle Yunus Emre Enstitüsü’nün organizasyonel ve beşeri kapasitesi buluşarak hem Türkçemizin hem de Türk yükseköğretiminin dünya çapındaki etkisinin bu protokolle daha da artacağına inanıyoruz. Bu protokolü, yalnızca 2 kurum arasında bir iş birliği olarak değil, aynı zamanda Türk yükseköğretiminin uluslararasılaşma ve bilim diplomasisi vizyonunun somut bir tezahürü olarak görmek gerekir” diye konuştu.
Özvar, bu iş birliğinin başarıyla uygulanmasının ve bundan sonra atılacak diğer adımların, Türk yükseköğretiminin küresel etkisini artıracağını, Türkiye’yi küresel eğitimde lider ülkelerden biri haline getirme yolunda önemli bir adım olacağını ifade etti.
‘DAHA İLERİYE TAŞIMAK İSTİYORUZ’
Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy, yükseköğretim konusunda üst seviyede çalışmalar yaptıklarına işaret ederek, “Bunu kurumlar arası anlaşmalarla çok daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. Bu bir ilk adım, bunu daha da ileriye taşımak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Kemalettin Aydın da üniversite olarak öğrencileri bir doğu, bir batı dilinin yanında Türkçe öğreterek yetiştirme çabası içinde olduklarını belirterek, üniversitenin bu yolda ihtiyacı olan taleplerini karşılamasından dolayı YÖK’e teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HARBİN, 9 Aralık (Xinhua) — Çin’in kuzeydoğusundaki Heilongjiang eyaletinin merkezi Harbin’de bu kışın ilk dev kardan adamı tamamlandı. 20 metre yüksekliğinde olan ve 4.000 metreküp karla yapılan “Bay Kardan Adam”, pazar günü Güneş Adası manzara noktasında sergilenmeye başladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, 5 Aralık’ta başlayan ve 15 Aralık’a kadar devam edecek festivalde sahnelenen eser, farklı ülkelerden gelen sanatseverlerin de ilgisini çekti.
Festival boyunca Türk ve Alman tiyatro toplulukları arasında kültürel bir köprü kurularak, izleyicilere farklı kültürlerden özgün tiyatro eserleri sunuluyor.
İki temsille festivale katılan İstanbul Devlet Tiyatrosunun sahnelediği oyunu, Müge Oskay yazdı, Kubilay Karslıoğlu yönetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Protokol, iki üniversite arasındaki ortak çalışmaları teşvik etmek ve eğitim-öğretim faaliyetlerinde iş birliğini güçlendirmek amacıyla düzenlendi.
Protokol imza törenine Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş ve Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mutlu Türkmen katıldı. İmzalanan protokol ile iki üniversite arasında araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi, ortak bilimsel etkinliklerin düzenlenmesi, deneyim paylaşımı ve eğitim-öğretim süreçlerinde koordinasyon sağlanması hedefleniyor.
Protokol ile ayrıca bilimsel araştırma süreçlerinde iş birliğini teşvik ederek mevcut paydaşlıkların geliştirilmesi amaçlanıyor. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Babası gibi hafız olmayı isteyen 3 çocuk, 7 torun sahibi Kalkan, 2013’te Şevelli Kur’an Kursu’nda başladığı hafızlık eğitimini yaklaşık 2,5 yılda tamamlayarak hayalini gerçekleştirdi.
Geçen yıl sınava girerek icazet belgesini almaya hak kazanan Kalkan, Kütahya Müftülüğünce düzenlenen Hafızlık İcazet Töreni’nde belgesini Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Sedide Akbulut’un elinden aldı.
Kalkan, gazetecilere, gençlik yıllarından beri kurduğu hafızlık hayalini gerçekleştirdiği için mutlu olduğunu söyledi.
Hafızlığa hazırlandığı sürecin çok kolay geçmediğini ancak asla pes etmediğini belirten Kalkan, “Ev hanımıyım dolayısıyla işimiz çoktur bizim. Süreçte hayatıma da devam ettim. Yani oğlum bekardı, oğlumu evlendirdim. Torunlarım oldu. Ama hafızlık için ayrıca fedakarlık yaptım. Yani hepsini de yapabildim. Hafızlık yapacak olanlara da tavsiyem fedakarlık yapsınlar. ‘Zamanım yok, işim çok’ demesinler. Hemen bitirmek şart değil, 5 senede de olabilir, 10 senede de.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HELSİNKİ, 9 Aralık (Xinhua) — Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de yer alan Senato Meydanı’nda kurulan Noel pazarına ziyaretçiler yoğun ilgi gösterdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Müzeden yapılan açıklamaya göre, köşkte gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları, halılardan avizelere, saatlerden mobilyalara ve el yazmalarına kadar her ayrıntıya titizlikle odaklanılarak tamamlandı ve yapının depreme karşı dayanıklılığını artırmak amacıyla sabitleme sistemleri yenilendi.
Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu, Resim Koleksiyonu, Mobilya ve Dekoratif Eserler Koleksiyonu’nun yenilenen sergilemeleriyle kapılarını açan köşk, zenginleştirilmiş teşhiriyle sanatseverlere farklı bir deneyim sunacak.
Atlı Köşk’ün dijital arşiv platformu digitalSSM’in genişleyen içeriğiyle de müze destekleniyor.
Erişime açılan eser sayısı, Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’nda 610’a, Resim Koleksiyonu’nda 700’e, Emirgan Arşivi’nde 370’e ulaşırken, Arkeolojik Eserler ile Mobilya ve Dekoratif Eserler bölümlerinin katılımı digitalSSM’i sanat tarihi meraklıları için kapsamlı bir kaynak haline getiriyor.
Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu’nun sergilendiği salonlarda seçme eserlerin etiketlerine yerleştirilen QR kodlar ise ziyaretçilerin teşhirde sınırlı sayıda yaprağını görebildiği yazma kitapların tüm sayfalarını ve cilt kapaklarını, kendi telefonları ile seyredebilme imkanını sunuyor.
Sakıp Sabancı Müzesi, 13 Aralık’tan itibaren ocak ayı sonuna kadar her cuma günü tam bilete yüzde 30 indirimle ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İlçede tarihi eser kaçakçılığı yapılacağı yolunda ihbar alan Marmaris Jandarması dört şüphelinin bindiği taksiye takibe aldı. Adaköy yakınlarında taksiyi durduran jandarma ekipleri E.Ö. isimli şahsın çantasında yaptığı aramada, 307 adet tarihi eser olduğu değerlendirilen çeşitli ebat ve özellikte sikke ve obje ele geçirdi. Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen faaliyet kapsamında araçta yolcu olarak bulunan dört şüpheli gözaltına alınarak, adli işlemler başlatıldı.
Şüphelilerin gözaltına alınması üzerine ele geçirilen tarihi eserler müze müdürlüğü ve ilgili kurumlar tarafından incelenmek üzere yetkili kurumlara gönderildi. Olayla ilgili tahkikatın sürdürüldüğü öğrenildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TDED Genel Başkanı Ekrem Erdem, Eyüpsultan’daki TDED Genel Merkezindeki açılış töreninde yaptığı konuşmada, derneğin “Dilimiz kimliğimizdir” şiarıyla yayın ve faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.
Toplumda bir dil şuurunun oluşması ve geliştirilmesi meselesinin çocuklar için gerekli olduğunu vurgulayan Erdem, “Bu ihtiyaçtan yola çıkarak 2022’de Kardelen Çocuk dergisini yayımlamaya başladık. Çocuk Edebiyatı Yazarlık Mektebi, Türkçe hassasiyetini gözeten, çocuklar için temiz içerik üretebilen yazarlar yetiştirmeyi amaçlıyor.” dedi.
Çocuk Edebiyatı Yazarlık Mektebi’nin ilk kez hayata geçirildiğine işaret eden Erdem, “Çocuk edebiyatı alanındaki gelişmeler son yıllarda hareketlilik kazandı. Bu alanda kendi kültürüne, tarihine ve değerlerine vakıf yazarların yetişmesi, çeviri eserlerle yerli eserlerin dengelenmesi gerekiyor. İstiyoruz ki çocukların zihinsel ve duygusal gelişimi için faydalı, sanat şuuru kazandıran, kendi değerleriyle barışık eserlerin sayısı artsın.” ifadesini kullandı.
Erdem, çocukların dijital dünyayla içli dışlı olduğunu bilerek dil yozlaşmasının da önüne geçilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Bu da çocuklarımızın Türkçe kelime dağarcığını zenginleştirmek, dil şuuru aşılamakla mümkün. Çocukluk döneminde okunan eserlerin kalitesi hayal gücünün ve düşünce dünyasının gelişiminde çok önemli. Çocuk Edebiyatı Yazarlık Mektebi’nin de öncelikli hedefi bu niteliklere sahip, kaliteli eser üretebilecek yazarları sahaya kazandırmaktır.” değerlendirmesini yaptı.
Amaç çocuk edebiyatına nitelik kazandırmak
Kardelen Çocuk Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Elif Tokkal, çocuk edebiyatının her alanında ürün vermek isteyen yazar, çizer, eğitimci ve ebeveynlere yönelik iki aylık bir ders programı oluşturduklarını kaydetti.
Çocuk Edebiyatı Yazarlık Mektebi ile kendini çocuk edebiyatı alanında geliştirmek isteyen katılımcılara nitelikli bir çocuk edebiyatı eğitimi vermeyi hedeflediklerinin altını çizen Tokkal, şunları kaydetti:
“Yazar adaylarına editörlükte dikkat edilmesi gereken dil, üslup gibi temel hassasiyetler anlatılacak. Resimli çocuk kitaplarının yazımı ve editöryal süreciyle ilgili temel bilgiler verilecek, özellikle öğretmenlere ve ebeveynlere çocuklara yazı yazdırma teknikleriyle ilgili dersler anlatılacak, çocuk edebiyatının Türk ve Batı Edebiyatındaki dünü, bugünü konuşulacak, çocuk edebiyatı metinleri değer, kültür, medeniyet ve kutsalın anlatımı açısından incelenecek. Nitelikli çocuk kitabını nasıl seçeceğimiz, bir kitabı nasıl yazacağımızla ilgili kazanımları eğitim sonunda elde edeceğiz. Eğitim yazarlara, çizerlere, öğretmenlere ve ebeveynlere de bu yönleriyle hitap ediyor. Üniversitelerde bir çocuk edebiyatı kürsüsünün olmadığını biliyoruz. Özellikle alanla ilgili kendini yetiştirmek isteyen üniversite öğrencilerine öncelik vermek istedik.”
Tokkal, alandaki boşluğu doldurmak için çocuk edebiyatıyla ilgili temel bir eğitim planladıklarına dikkati çekerek, “Çocuk dergiciliği, çocuk kitabı yayımlama süreci, editör-yazar-çizer ilişkisi gibi konularla ilgili de derslerimiz mevcut. Ayrıca eğitim süresince çocuk edebiyatı alanına ciddi bir emek vermiş yazarlarla da katılımcılarımızı buluşturmak, tecrübelerinden faydalanmalarını sağlamak için sürpriz buluşmalarımız olacak. İki yüzü aşkın başvuru arasından iki gün süren mülakatlar sonucu toplam 55 kişi eğitimi almaya hak kazandı. Eğitimimiz iki ay sürecek. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi tarafından eğitime devam eden katılımcılara sertifika vereceğiz.” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından yazar Tülin Kozikoğlu, “Resimli Çocuk Kitapları” başlıklı açılış dersini verdi.
Çocuk edebiyatına ilgi duyan, bu alanda okuma ve yazma ufkunu genişletmek isteyenlere yönelik hazırlanan “Çocuk Edebiyatı Yazarlık Mektebi”nde yüz yüze gerçekleştirilecek eğitimler yaklaşık iki ay sürecek.
Çevrim içi derslerin de yer alacağı eğitimler Elif Tokkal, Halenur Çalışan, Kevser Şenel Yılmaz, Sümeyye Sel Odabaş ve Tülin Kozikoğlu tarafından verilirken, katılımcıların ürettiği metinler TDED tarafından iki ayda bir yayımlanan Kardelen Çocuk dergisinde yer bulacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEĞİŞİMİ GÜNDEM OLDU
Duru güzelliği ve “Ağam ben sana vurulmuşem” repliği ile dikkatleri üzerine çeken Nilgün Nazlı, aradan geçen yıllarda geçirdiği değişimle şimdilerde yeniden gündem oldu.
İşte Züğürt Ağa’nın Kiraz’ın son hali;

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>IGMG’den yapılan açıklamaya göre, Bielefeld kentinde 21’nci “Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışması” gerçekleştirildi.
Genç kızlar arasında düzenlenen yarışmanın finalinde, 10-13 yaş grubunda Hamburg’dan Zeynep Çelik birinci, Paris’ten Zehra Elif Özdemir ikinci, Kuzey Ruhr’dan Esilanur Kaşık üçüncü oldu.
14-18 yaş grubunda ise Hollanda’dan Elif Zehra Uysal birincilik, Fransa’dan İclal Apaydın ikincilik, Almanya’nın Bavyera eyaletinden Elif Saime Şahin üçüncülük elde etti.
IGMG Genel Başkan Kemal Ergün, bu tür etkinliklerin, insan olma onurunun en güzel şekilde takdim edilmesine vesile olduğunu belirtti.
IGMG Kadınlar Teşkilatı Başkanı Handan Yazıcı ise IGMG çatısı altında farklı ülkelerden, bölgelerden, dillerden ve kültürlerden kardeşlerle insanlığın hayrı için çalıştıklarını söyledi.
IGMG bünyesindeki 101 hafızlık kurumunda 2 bin 349 gencin hafızlığa devam ettiği belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları, 110. yıl etkinlikleri kapsamında Japonya’nın geleneksel davulu Wadaiko’nun temsilcilerinden Sai grubunu 9 Aralık’ta Japon kültürü meraklılarıyla bir araya getirecek.
Japonya ile Türkiye’nin diplomatik ilişkiler kurmasının 100. yıl dönümünün kapanış etkinliği olarak gerçekleştirilecek gösterinin biletleri ücretsiz ve 3 Aralık’tan itibaren “İstanbul Senin” uygulaması üzerinden temin edilebilecek.
Topluluk, bugüne kadar 35 ülkede 2 bin gösteri sundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ – “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut ÜnlüKayseri’de katıldığı söyleşide, “Zina eden varsa, içki içen varsa hemen tövbe etsin. Başka yapacağımız bir çare kalmadı” dedi.
BEYZADER Kayseri İl Temsilciliği ile Hoca Ahmet Yesevi Derneği tarafından organize edilen program Kadir Has Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından konuşan Ahmet Mahmut Ünlü, 15 yıl önce FETÖ’ye karşı uyarılarda bulunduğunu söyleyerek, “15 seneden fazla oldu yine bu salona gelmiştim. Dinler arası diyalog safsatasının iptali için Kayseri’ye geldim. O zaman kimse FETÖ’nün aleyhine konuşamıyor, Zaman Gazetesi aleyhine konuşamıyor, STV’nin aleyhine konuşamıyor. Ben size geldim, uyardım. Birçok belalardan, şerden uyardım. İŞİD’e karşı, İrancılara karşı uyardım. Ben size vazifelerimi yaptım, yapmaya çalışıyorum. Devamlı Müslümanlar sapıtmasın, gençlerimiz yanlışa meyletmesin diye. Niceleri bana teşekkür ediyor. Diyorlar ki; ‘Sen bizi FETÖ’ye karşı uyarmasaydın hapislerde sürünecektik’ diye dua ediyorlar” dedi.
“Bütün dünyadaki günahların hepsi İstanbul’da var”
Zina yapan, içki içenlerin bir an önce tövbe etmesi gerektiğini söyleyen Ünlü, “Öyle bir bereketsizlik var ki; insanlar musafaha etmekten korkuyor, mikrop var vesaire. Neden? Çünkü zina var, eşcinsellik çoğaldı, lezbiyenlik çoğaldı, içki, kumar, faiz çoğaldı. Öyle günahlar işleniyor ki. İstanbul’u hiç sorma, İstanbul’da bütün dünyadaki günahların hepsi var. Dünya da gidiyor, ahiret de gidiyor, mikroplar ürüyor, huzur bozuluyor, aileler yıkılıyor. Onun için bir an önce tövbe istiğfar edin. Başka yapacağımız bir çare kalmadı. Zina eden varsa, içki içen varsa hemen tövbe etsin. Önden fren yapsın, sonra freni patlamış araba gibi öndekine bindirmesin. Bir ay kaldı” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEYZADER Kayseri İl Temsilciliği ile Hoca Ahmet Yesevi Derneği tarafından organize edilen program Kadir Has Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından konuşan Ahmet Mahmut Ünlü, 15 yıl önce FETÖ’ye karşı uyarılarda bulunduğunu söyleyerek, “15 seneden fazla oldu yine bu salona gelmiştim. Dinler arası diyalog safsatasının iptali için Kayseri’ye geldim. O zaman kimse FETÖ’nün aleyhine konuşamıyor, Zaman Gazetesi aleyhine konuşamıyor, STV’nin aleyhine konuşamıyor. Ben size geldim, uyardım. Birçok belalardan, şerden uyardım. İŞİD’e karşı, İrancılara karşı uyardım. Ben size vazifelerimi yaptım, yapmaya çalışıyorum. Devamlı Müslümanlar sapıtmasın, gençlerimiz yanlışa meyletmesin diye. Niceleri bana teşekkür ediyor. Diyorlar ki; ‘Sen bizi FETÖ’ye karşı uyarmasaydın hapislerde sürünecektik’ diye dua ediyorlar” dedi.
“Bütün dünyadaki günahların hepsi İstanbul’da var”
Zina yapan, içki içenlerin bir an önce tövbe etmesi gerektiğini söyleyen Ünlü, “Öyle bir bereketsizlik var ki; insanlar musafaha etmekten korkuyor, mikrop var vesaire. Neden? Çünkü zina var, eşcinsellik çoğaldı, lezbiyenlik çoğaldı, içki, kumar, faiz çoğaldı. Öyle günahlar işleniyor ki. İstanbul’u hiç sorma, İstanbul’da bütün dünyadaki günahların hepsi var. Dünya da gidiyor, ahiret de gidiyor, mikroplar ürüyor, huzur bozuluyor, aileler yıkılıyor. Onun için bir an önce tövbe istiğfar edin. Başka yapacağımız bir çare kalmadı. Zina eden varsa, içki içen varsa hemen tövbe etsin. Önden fren yapsın, sonra freni patlamış araba gibi öndekine bindirmesin. Bir ay kaldı” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent Dakar’da bu yıl 5’incisi düzenlenen Dakar Karnavalının kortej yürüyüşü Bağımsızlık Meydanında başladı.
Yerel kıyafetler giymiş çeşitli etnik gruplar ve geleneksel dansçılardan oluşan yüzlerce kişilik kortej Büyük Tiyatro’ya yürüdü.
Renkli görüntülere sahne olan yürüyüş sırasında halk bol bol fotoğraf çektirdi.
Dakar Karnavalı, Senegal’in kültürel ve etnik yapısını tanıtmak için 2019’dan bu yana düzenleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Avengers.co tarafından düzenlenen törenle Global Avengers Awards 2024 ödülleri sahiplerini buldu. Törende İHA muhabiri Kaan Taşkın, “Yılın Çevre ve Tarım Muhabiri” ödülünü aldı. Törene katılamayan Taşkın’ın yerine ödülü İHA muhabiri Fazlı Çolak aldı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ Belediyesi ev sahipliğinde Ahmet Tevfik Ozan Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Makedonya, Özbekistan, Tataristan, İran, Kerkük, KKTC ve Kosova’dan gelen şairler, şiirlerini seslendirdi.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Demirbağ, gazetecilere, bu yıl Ziya Gökalp, Ganire Paşayeva ve Nuri Pakdil anısına “Kurgudan Gerçeğe Şiir” temasıyla gerçekleştirilen etkinliğin düzenlenmesinden mutluluk duyduğunu söyledi.
Birliğe en fazla ihtiyaç duyulan bu dönemde düzenlenen etkinliğin önemli olduğunu ifade eden Demirbağ, şöyle konuştu:
“Elazığ’ımızın kültür şehrimizin çok önemli dinamiklerinden biri, uzun soluklu uzun yıllardır Türk dünyasının önemli bölgelerinden çok önemli büyük şairleri misafir ettiğimiz, şehrimizde ağırladığımız ve kültür hayatımızla buluşturduğumuz bu güzel bir programın şehrimizde yine can bulması, yine bu şehrimizden bütün Türk dünyasına bu aziz milletin kültürle olan bağının yansıması bizi ayrıca mutlu ediyor. Şehrimiz kültüre değer kültürle yoğrulmuş, kültürün içerisinden gelen bir şehir. Haliyle bu şehrin bu topraklarında şiirlerin söylenmesi, şiirlerin bütün dünyaya yayılması ve farklı alanlarda bütün Türk dünyasını kapsayan Kudüs’ü de yine acılarımızı da paylaşan şiir yoluyla bütün dünyayı hem bize taşıyan hem de bizden bütün dünyaya kültürümüzü ve hüznümüzü, sevincimizi taşıyan önemli bir etkinliği yapmanın sevincini, gururunu yaşıyoruz.”
Programa Elazığ Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güçlükonak 75. Yıl Yatılı Bölge Ortaokulu Salonu’nda düzenlenen konsere, öğrenciler ve vatandaşlar ilgi gösterdi.
Marş ve türküleri seslendiren bandoya zaman zaman dinleyiciler de eşlik etti.
Konseri, Güçlükonak Kaymakamı Ökkeş Furkan Karakurt, Belediye Başkanı Selahattin Aktug, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Yusuf Gezer ve İlçe Emniyet Amiri Başkomiser Mehmet Eroğlu da takip etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açılışında fotoğraf tutkunları, influencerlar ve sektör liderlerinin bir araya geldiği sergi, “Kalpleri Isıtan Bir Dünya” temasıyla, Huawei Pura 70 Ultra ile çekilen ve 170 ülkeden gönderilen 4 milyondan fazla fotoğraf arasından seçilen eserlerden oluşuyor.
Serginin açılışına konuk olan Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolos Yardımcısı Shang Jian, Türkiye ve Çin’in binlerce yıllık kültürel mirasa sahip iki önemli ülke olduğunu belirterek, “Yüzyıllar boyunca İpek Yolu, Osmanlı İmparatorluğu üzerinden Çin’den Avrupa’ya giden ticaretin ana yolu olmuştur. Türk ve Çin halkları arasında yakın bir kültürel alışverişi beraberinde getirmiştir.” dedi.
Jian, serginin Türkiye ve Çin arasında kültürel etkileşim adına özel bir misyon taşıdığına işaret ederek, şöyle konuştu:
“Sergide, küratör tarafından seçilmiş 300’den fazla eser, dünyanın dört bir yanındaki farklı kültürlerin sıcaklığını ve güzelliğini aktarıyor. Fotoğraflar, tüm dünyadaki insanların ortak dili haline geldi ve cep telefonları bu yeni çağda giderek önemli bir rol oynuyor. Akıllı telefon fotoğrafçılığındaki yenilikler, görüntüleme endüstrisinde devrim yaratarak, insanların günlük bazda gördüklerini nasıl ifade ettiklerini yeniden tanımlamalarında yardımcı oluyor.”
“Bu sergiyle size farklı dünyaları göstermek istiyoruz”
Huawei Tüketici Elektroniği Grubu Pazarlama ve Satış Grubu Başkanı Louis Lu, ilk kez 16 yıl önce İstanbul’a geldiğini ve buradaki manzaraya, insanlara, doğaya hayran olduğunu dile getirdi.
Lu, Huawei’nin yenilikçi bir şirket olarak tanındığını söyleyerek, “Teknoloji inovasyonunun, topluma daha fazla sosyal ve toplumsal değer katması gerektiğine gerçekten inanıyoruz. Bu bizim vizyonumuz. Yani sadece teknoloji değil, aynı zamanda daha iyi bağlantılı, akıllı ve iç açıcı bir dünya inşa etmek vizyonumuz. Türkiye de bizim en önemli stratejik pazarlarımızdan biri. Burada son 3 yılda Huawei’nin marka imajının çok geliştiğini görebiliyoruz.” diye konuştu.
Huwaei Tüketici Elektroniği Grubu Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Wan Fei de “XMAGE”nin dünyanın en büyük mobil fotoğraf sergilerinden birisi haline geldiğini vurgulayarak, “Biz her zaman mobil fotoğrafçılıkla iç açıcı bir dünya yaratabileceğimize inanıyoruz. Bu sergiyle size farklı dünyaları göstermek istiyoruz. XMAGE, sadece bir sergi değil. Aynı zamanda Huawei’nin mobil fotoğrafçılıktaki liderliğini de gösteriyor. Özellikle dünyanın dört bir yanındaki muhteşem sanat eserlerini gösteriyor.” ifadelerini kullandı.
Sergi yarına kadar Divan Kuruçeşme’de
Serginin küratörü fotoğrafçı Attila Durak ise XMAGE’nin mobil fotoğrafçılığın yalnızca bir teknoloji değil, aynı zamanda güçlü bir sanatsal ifade aracı olduğunu anlattı.
Durak, serginin hazırlık aşamalarının zorlu geçtiğini belirterek, “Fotoğraf aslında üvey bir sanattır. Ama teknolojiyle ve artık telefonlarla gümbür gümbür geliyoruz diye düşünüyorum.” dedi.
Açılışta, Huawei Tüketici Elektroniği Grubu Kıdemli Marka Direktörü Pan Chaoyue ile İstanbul Büyükşehir BelediyesiTurizm Müdürü Hüseyin Gazi Coşan da konuşma yaptı.
Sergi, yarın akşama kadar ücretsiz ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Doç. Dr. Onur Tatar, Ayvacık ilçesi Şapköy köyündeki kadınların başarı hikayesini konu alan serginin açılışında, iştirakçi statüsünde yer alan Prof. Dr. Genç’e teşekkür ederek, proje süreçleri ve final etkinliği olan sergi hakkında bilgi verdi.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez de ÇOMÜ ile işbirliği halinde çalışmalar yapmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu ise Şapköy’de çok güzel başarı hikayelerinin olduğunu kaydederek, “Örneğin yaklaşık 50 yıl önce bir genç köye getirmiş olduğu bir Antep fıstığı dalıyla menengiç ağacını aşılayarak harikalar yaratmış. Şapköy kadınları kendi emek güçlerinin farkında olarak kooperatifleşme çalışmaları yapmış. Kadınların kooperatifleşme süreciyle elde ettikleri ekonomik kazanımlar onların varoluş hikayesini değiştirmiş.” ifadesini kullandı.
Törene, Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, akademisyenler, Şapköy sakinleri ve öğrenciler katıldı.
Şapköy kadınlarının kooperatifleşmeden elde ettikleri ekonomik kazanımları ve bu süreçte köyden kente göçün etkilerini sanatsal bir dille anlatmayı amaçlayan sergi, 10 Aralık’a kadar açık kalacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Erzurumlular ile yolumuza devam etmemiz gerekiyor dedik ve böylece Erzurum’a can ve kan bağıyla bağlanmış olduk. Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak. Çok güzel etkinlikler olacak” dedi.
Erzurum İktisadi Sosyal Araştırma ve Yardımlaşma Vakfı tarafından düzenlenen ve 4 gün sürecek olan 10.Erzurum Tanıtım Günleri Ankara’da Altınpark ANFA Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Etkinliğe Milli Eğitim BakanıYusuf Tekin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Erzurum Milletvekilleri, belediye başkanları emniyet müdürleri, rektörler, siyasi isimler ve Erzurumlular katıldı.
“Erzurum’da eğitim kongresi yapacağız”
Öğretmenler haftasını kutlayan Bakan Tekin, “Erzurum ile ilgili zaten gerekenler söylendi. Bu hafta öğretmenler günü haftası. Aramızdaki öğretmen arkadaşlarımızın öğretmenler gününü kutluyorum. Öğretmenlerini kaybetmiş arkadaşlarımız varsa onların da öğretmenler gününü kutluyorum. Bugün hayatta olmayan öğretmenlerimiz için Allah’tan rahmet temenni ediyorum. Yaşayan öğretmenlerimizeyse sağlık temenni ediyorum. Erzurum’da önümüzdeki yıl bayağı yoğun geçecek. Türkiye genelinde yaklaşık 500’e yakın öğretmen arkadaşımızla Erzurum’da eğitim kongresi yapacağız. Atatürk Üniversitesi ev sahipliği yapacak. Ben bir Erzurumlu olarak son nefesime kadar destek olacağım” diye konuştu.
“Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak”
Erzurum’un tanıtıma ihtiyacı olmadığını vurgulayan Bakan Tunç, “Erzurum’un tanıtıma ihtiyacı yok, Erzurum tarih kokan bir şehir. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar gerçekten Anadolu’nun kilidi olan bir şehir. Tam bağımsızlığı savunan bir şehir Erzurum. Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, Türk toprakları bölünemez diyen bir şehir Erzurum. Nene Hatunların şehri Erzurum. Erzurum kahramanlar diyarı, dadaşlar diyarı. Anadolu’nun kilidi, İslam ve Anadolu topraklarının kalesidir Erzurum. Erzurum yemeklerini evlendikten sonra öğrendim ama Erzurumlu olmaktan çok memnunum. Erzurumlular ile yolumuza devam etmemiz gerekiyor dedik ve böylece Erzurum’a can ve kan bağıyla bağlanmış olduk. Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak. Çok güzel etkinlikler olacak. O etkinliklerde bulunmak elbette isteriz ve Erzurum’a yatırıma hız kesmeden devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.
“İnşallah birlik beraberlik içinde güzel bir dört gün geçiririz”
Konuşmaların ardından Cağ Kebabı yeme yarışması düzenlendi. Yarışmayı kazanan Hülya Özer, “Amacımız gurbette olan Erzurumlular’ın birlik beraberlik ve dayanışma içinde olması. Erzurum kültürünü tüm Ankara’ya bu şekilde de tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Hepinizi davet ediyoruz. İnşallah birlik beraberlik içinde güzel bir dört gün geçiririz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Ersoy, Mersin’de 110 yaşında vefat eden Sümerolog, arkeolog ve dilbilimci Muazzez İlmiye Çığ için sosyal medya hesabından başsağlığı mesajı yayımladı.
Türk kültürüne ve tarihine eşsiz katkılar sunan Çığ’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendiğini belirten Ersoy, mesajında şunları kaydetti:
“Ömrünü insanlık tarihinin en eski izlerini aydınlatmaya adamış değerli bilim insanımız, araştırmaları ve eserleriyle nesiller boyu hatırlanacaktır. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine sabır diliyorum. Türk bilim dünyasının başı sağ olsun.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk arkeolog, dilbilimci ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın vefatı üzerine, Çığ’ın uzun yıllardır yaşadığı Mersin’in Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit taziye mesajı yayımladı.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer sosyal medya üzerinden yayımladığı taziye mesajında şu ifadelere yer verdi:
” Türkiye’nin aydınlanma mücadelesinin değerli bilim insanı, arkeolog, dil bilimci, sümerolog ve Cumhuriyet kadını Muazzez İlmiye Çığ’ın, yaşamını sürdürdüğü Mersin’de hayata veda ettiği haberini almanın üzüntüsünü yaşıyorum. Mersin’de defnedilecek olan Çığ’a insanlığa katkıları için şükran borçluyuz. Başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.”
Mersin Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit de sosyal medya üzerinden yayımladığı taziye mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Uzun yıllardır Mersin’imizde yaşayan Cumhuriyetin simge isimlerinden, değerli arkeolog, Sümerolog ve dil bilimci Muazzez İlmiye Çığ’ı kaybettiğimizi üzüntüyle öğrendim. Merhumeye Allah’tan rahmet diliyorum, başımız sağ olsun.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA – Kütahya’nın Domaniç ilçesinde duvarlarında çatlaklar bulunan ve su sızıntısı olduğu tespit edilen tarihi Sultan Alaaddin Camii yakıldı. Minare yıkım sürecinde özel koruma altına alınırken, caminin yeniden yapım çalışmaları ise önümüzdeki günlerde başlayacak.
2016 yılında yapılan yapı denetim testleri sonrasında, duvarlarda oluşan çatlaklar ve su sızıntısı olduğu tespit edilen tarihi Sultan Alaaddin Camii için yıkım kararı alındı. Aradan geçen 8 yılın ardından caminin yıkım süreci başlatıldı.
Deprem riskine karşı alınan yıkım kararıyla birlikte, caminin yeniden inşası için de çalışmalar başlatıldı. Tarihi minare ise yıkım sürecinde özel koruma altına alındı.
Yapılış tarihi tam olarak bilinmen Sultan Alaaddin Camii, 1837 yılında Sultan Alaaddin Vakfı tarafından inşa edildiği için bu ismi taşıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sinop Belediyesi ev sahipliğinde Kültür ve Turizm Derneği tarafından 5’incisi düzenlenen Lakerda Festivali sona erdi.
Sebahattin Ali Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve dört gün süren festival boyunca çocuk oyun etkinlikleri, konser, söyleşiler ve film gösterimleri gerçekleştirildi.
Festivalin kapanışı ise “Buzda değil, tuzda balık” sloganıyla gerçekleştirilen lakerda (tuzlu balık) yarışmasıyla yapıldı.
Altmış kişinin daha önce hazırladıkları lakerdalarla katıldığı yarışmada, tuzlu balıklar jüri tarafından tadılarak değerlendirildi.
Lakerdanın kokusu, tuz oranı ve diriliğine göre yapılan puanlamada, birinciliği Ali Dizdaroğlu elde ederken, ikinci Özgür Demirci, üçüncü ise Fatih Türe oldu.
Dereceye giren yarışmacılara ödülleri, CHP Sinop MilletvekiliBarış Karadeniz, Vali Yardımcısı Taner Bolat ve Belediye Başkanı Metin Gürbüz tarafından verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Arkeolog, dilbilimci ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın vefatı üzerine İYİ Parti Kurucusu Meral Akşener taziye mesajı yayımladı. Akşener sosyal medya hesabından paylaştığı taziye mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Bursa Kız Öğretmen Okulumuz’un yetiştirdiği değerli bilim insanlarından duayen Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ hocamızın vefatını üzüntüyle öğrendim. Kendisine Yüce Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Arkeolog, dilbilimci ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın vefatı üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş taziye mesajı yayımladı. Yavaş sosyal medya hesabından yayımladığı taziye mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Muazzez İlmiye Çığ, bilgiyle dolu 110 yıl, bilimle geçen bir ömür… Sümer tabletlerinden Cumhuriyet’in aydınlık geleceğine uzanan bu büyük çınar, her zaman yolumuzu aydınlatacak. Saygı, sevgi ve minnetle…”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mezitli ilçesindeki özel bir hastanede rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören 1914 doğumlu Sümerolog ve akademisyen Çığ, yoğun bakıma alındı.
Çığ, doktorların müdahalesine rağmen hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ORDU Dernekler Federasyonu tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ‘Ordu Tanıtım Günleri’ Yenikapı Etkinlik Alanı’nda gerçekleştirildi. Ordu Valiliği, Ordu Büyükşehir Belediyesi ve Ordu Dernekleri Federasyonu’nun (ORDEF) bir araya gelerek 13’üncüsünü düzenledikleri etkinliğin son gününde Ordulular bir araya geldi.
Ordu Dernekler Federasyonu tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ‘Ordu Tanıtım Günleri’ Yenikapı Etkinlik Alanı’nda gerçekleştirildi. 13’üncüsü düzenlenen etkinlikte Ordu Valiliği, Ordu Büyükşehir Belediyesi, Ordu Dernekleri Federasyonu (ORDEF) ve Ordulular bir araya geldi. Etkinlik kapsamında, ziyaretçilere fındık çorbası, yahni, cevizli helva, balık ekmek, lahana sarması, turşu, su böreği, fındıklı baklava, kivi, ayran aşı, ballı fındıklı sütlaç, mısır ekmeği, Ordu tostu, ısırgan otu ve pancar çorbası, keşkek yemeği, Akkuş fasulyesi, Ordu yağlısı ve yayla balı gibi yöresel yemekler sunuldu. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, “Büyük bir coşku, büyük bir katılım var, yoğunluk var bu da bizi memnun ediyor. Çünkü biz Ordu ve İstanbul arasında gönül köprüsü kurmak istedik böylece hem hemşerilerimizle hasret giderelim hem de hemşerilerimizle birlikte gelen misafirlerimize hem Ordu’nun güzelliklerini gösterelim. Kelimelerle ifade edilemeyen çerçevelere sığmayan güzelliğini tanıtalım istedik” dedi.
‘ZİHİNSEL ANLAMDA ENERJİ DOLUYORUZ’
Fatsa Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar, “Ordu tanıtım günlerimizin 4’üncü gününde de yoğun bir hemşire buluşması gerçekleştiriyoruz. Dünde çok yoğundu Cumartesi, Pazarları genelde tanıtım günlerimiz yoğun oluyor. İstanbul ve çevresinin dört bir tarafından hemşerilerimizin memleketin havasını almak, hasretini gidermek, fikir ve düşüncelerini iletmek, başkanlarını görmek, Ordu lezzetlerini tatmak adına Yenikapı etkinlik alanına geldiğini görüyoruz. Burada tabi ki fiziksel anlamda yorgunluk yaşasak da zihinsel anlamda ciddi bir enerji doluyoruz” dedi.
‘MEMLEKETİMİZİN İNSANLARINI GÖRMEK DAHA BİR GÜZEL’
Tanıtım günlerine gelen Hamza Yıldız, “Etkinlik çok güzel, gördüğüm kadarıyla rağbet baya güzel, insanlar hepsi gelmiş gelmeye devam ediyorlar. Memleket buluşması gibi bir şey burası, güzel bir ortam devamını dilerim” dedi. Emine Alkoyun İse “Ben bu sene her senekinden güzel buldum. Geçen sene pek beğenmemiştim ama bu sene çok harika, her şey çok güzel bir de memleketimizin insanlarını görmek daha bir güzel, devam etsin isterim” ifadelerini kullandı.
‘HAKİKİ BAL DONAR’
Bal üreticisi Abdülkadir, “Balımız kalitelidir. Köyümüzün balı, Fatsa İslamdağı baldır. Balımızda şeker, glikoz hile yoktur almak isteyen bir daha alır bizden. Hakiki bal, orijinal bal süner, hakiki bal donar bunları bilmek lazım” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MERSİN’de yaşayan Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ (110) tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Merkez Mezitli ilçesindeki özel bir hastanede rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören Sümerolog ve akademisyen Çığ, yoğun bakıma alındı.
Çığ, doktorların müdahalesine rağmen hayatını kaybetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dizinin 27’nci bölümünde ‘Üstad’ karakteri kadroya dahil oluyor.
Birsen Altuntaş’ın haberine göre, yeni karaktere karaktere ünlü oyuncu Murat Divitçioğlu hayat verecek.

“ÇAĞLA” KARAKTERİNİN EŞİ OLACAK
Diziye son olarak ‘Çağla’ rolüyle oyuncu Pelin Ermiş katılmıştı. Çağla’nın Duygu Sarışın’ın canlandırdığı ‘Hande’ karakteriyle yollarının kesişeceği gündeme gelmişti.
Divitçioğlu’nun rol alacağı ‘Üstad’ karakteri ise Çağla’nın eşi olacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Partisinin Küçükçekmece’de AtakentKültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen İstanbul İl Başkanlığı 2. Olağan Kongresi’nde konuşan Özdağ, Zafer Partisinin gerçekleştirdiği ilerlemenin sokakta her yerde görüldüğünü söyledi.
Kendisine ve partisine yönelik iftiralarda bulunulduğunu öne süren Özdağ, her krizden ve komplodan bir yol bulup güçlenerek yola devam ettiklerini aktardı.
Özdağ, bundan sonra da öyle yapacaklarını kaydederek, “Geldiğimiz nokta önemli. Hepimiz bunu görüyoruz. 3 seneyi aşan bir süredir zor şartlarda, saldırılar altında, kazıya kazıya bir noktaya geldik, güzel bir noktaya geldik. Daha net söyleyeyim. Hadi bu pazar seçime gidelim. Zafer parlamentoda. Burada sorunumuz yok. Ama yetmez.” diye konuştu.
Emeksiz zafer kazanamayacaklarını aktaran Özdağ, fedakarlık yapmadan zafere ulaşamayacaklarını dile getirdi.
Zafer Partisinin siyasal rant, makam, mevki mücadelesinin verildiği bir sistem partisi olmadığını söyleyen Özdağ, “Zafer Partisi gerçek idealistlerin, Türk milletinin hukukunu, refahını, egemenliğini ve güvenliğini sağlama mücadelesi verdikleri Kuvayımilliye’dir.” ifadelerini kullandı.
Özdağ, teşkilat olarak sokakta, pazarda, tarlada halkı örgütleyeceklerini ve Zafer Partisine kazandıracaklarını ifade etti. Teşkilatçılığın halkı severek, halkın düşüncelerine saygı duyarak ve dinleyerek yapıldığını dile getiren Özdağ, şunları söyledi:
“Halkı severseniz halk da sizi sever. Halk kendisine, yukarıdan bakanları tanıyor ve sevmiyor. Sokaklarda yürümeden, dedelerle, ninelerle, teyzelerle, halalarla konuşmadan, hatır sormadan zafere ilerleyemeyiz. Bulunduğumuz hiçbir makam bizi yüceltmez. Makamı yüceltecek olan halkın bize olan sevgisidir ve bu da halkla sürekli temas kurmakla, halka sokakta varlığımızı göstermekle olur ve hep birlikte bunu yapacağız. Seçimlerin 2028’te olacağı ifade ediliyor. Ne zaman olursa olsun büyük kurultayımız sonrasında biz sokaklarda seçime hazır olacağız. Parlamentoda değiliz ama bütün Türkiye’yi, sokakları, meydanları, parlamento yapacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SİNOP – Sinop Lakerda Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu. Sinop Kültür ve Turizm Derneği tarafından bu yıl 5.si düzenlenen Lakerda Festivali’nde en lezzetli lakerdalar belirlendi.
Sabahattin Ali Kültür Merkezi’nde düzenlenen yarışmada, jüri üyeleri tadım yaparak en lezzetli lakerdaları belirlemeye çalıştı. Torik, palamut gibi balıkların dilim dilim kesilerek salamura edilmesiyle yapılan lakerdaların yarıştığı programda renkli görüntüler oluştu. Birbirinden lezzetli lakerdaların tanıdımı yapan jüri üyeleri verdikleri puanlar ile yarışmanın dereceye giren isimlerini belirledi. Puanlamaya göre Lakerda festivalinde en iyi lakerdayı yapan Ali Dizdaroğlu olurken, ikinci Özgür Demirci, üçüncü ise Fatih Türe oldu. Yarışmada üçüncü olan Fatih Türe’ye ödülünü Sinop Kültür ve Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Saim Gürbüz’den aldı.İkinci Özgür Demirci ödülünü Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz’den alırken, birinci Ali Dizdaroğlu ise ödülünü Vali Yardımcı Taner Bolat’tan aldı. Lakerda yarışmasında; 1.olan Ali Dizdaroğlu 40 bin lira ödül, 2.olan Özgür Demirci 25 bin lira ödül alırken, 3. Fatih Türe de 15 bin lira ödül aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(MALATYA) –Malatya yöresinde geleneksel olarak her yıl 11. ve 12. aylarda yapılan ‘Abdal Musa Lokması’ etkinliği Engüzekliler Cem ve Kültür Evi’nde gerçekleştirildi. Engüzekliler Dernek Başkanı Zeynal Doğan, “Bağışlanan kurbanlarla Abdal Musa Yemeğini yapıyoruz ve bunu dayanışma içinde gerçekleştiriyoruz” dedi.
Malatya ve yöresinde her yıl geleneksel olarak yapılan ‘Abdal Musa Lokması’ etkinliklerinden biri de Engüzekliler Cem ve Kültür Evi’nde gerçekleştirildi. Engüzekliler Derneği tarafından düzenlenen etkinliğe Engüzeklilerin yanı sıra Malatya’da bulunan CHP İstanbulMilletvekili Ali Gökçek, PM Üyesi Saniye Barut, İl Başkanı Barış Yıldız, Yeşilyurt İlçe Başkanı Hakkı Ayas ve Belediye meclis üyelerinin yanı sıra Cem Vakfı Malatya Şube Başkanı Eşref Doğan, Zeyna Abidin Vakfı Başkanı Ergun Tuluk ve çok sayıda vatandaş katılım sağladı.
Engüzekliler Cemevi’ndeki etkinlik, Muhsin Topalcengiz dedenin yürüttüğü Cem Töreni ile başladı. Çerağ uyandırma ile başlayan Cem tevhit, mersiye, semah ve gülbanklerle devam etti. Cem töreni sonrası Süleyman Sönmez dedenin okuduğu ve CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçek’in de katılım sağladığı lokma duası sonrası lokmaların dağıtılmasıyla son buldu.
“Herkes kurbanı varsa bu aya bırakıyor”
Yemek sonrası ANKA Haber Ajansı’na konuşan Engüzekliler Dernek Başkanı Zeynal Doğan şunları söyledi:
“Engüzekliler Kültür Derneği, bizim dernek bin 500 haneden oluşuyor, toplum olarak. Her yıl 11’inci ayda gelenek haline getirdik, Abdal Musa Yemeğini yapıyoruz. Bu Abdal Musa Yemeği de şöyle oluşuyor. Herkes kurbanı varsa bu aya bırakıyor. Bir kişi araba ya da tarla almışsa ya da çocuğu üniversiteyi kazanmışsa bize birer kurban bağışlıyor. O bağışlanan kurbanlarla Abdal Musa Yemeğini yapıyoruz ve bunu dayanışma içinde gerçekleştiriyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Terme Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Ankara Samsun Dernekleri Federasyonu (ASDEF) tarafından organize edilen etkinlik, 1919 metre uzunluğundaki Türk bayrağıyla düzenlenen Samsun yürüyüşünün ardından başladı.
Tanıtım günlerinde Terme standı ilgi gördü.
Belediye Başkanı Şenol Kul, “Samsun Tanıtım Günleri’nde Terme olarak yer almak, kültürümüzü ve değerlerimizi başkentte tanıtmak bizler için büyük bir onur. Ziyaretçilerimize Terme’nin eşsiz lezzetlerini sunarken hemşehrilerimizle bir araya gelmekten mutluyuz.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>14 Kasım’da vücudunda oluşan enfeksiyon nedeniyle MersinMezitli’de özel bir hastanede tedavi altına alınan Muazzez İlmiye Çığ, Saat 17.30’da yaşamını yitirdi. Yaşamı boyunca azimle çalışan Çığ, son günlerine kadar aktif bir şekilde topluma katkı sağlamaya devam etti.
Muazzez İlmiye Çığ, 20 Haziran 1914 tarihinde Bursa’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Cumhuriyet’in ilk yıllarında tamamladı. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Hititoloji bölümünden mezun olan Çığ, uzun yıllar boyunca Sümeroloji, Hititoloji ve arkeoloji alanında önemli çalışmalara imza attı.
Bilimsel Katkıları ve Atatürk’e Bağlılığı
Çığ, özellikle Sümer kültürü üzerine yaptığı araştırmalarla tanındı. 1940 yılında İstanbulArkeoloji Müzesi’nde göreve başlayan Çığ, burada 30 yılı aşkın süre çalışarak Sümer, Akad ve Asur tabletlerinin araştırma ve tasnifinde görev aldı. Eserlerinin pek çoğu uluslararası arenada büyük ilgi gördü ve sayısız ödüle layık bulundu. Muazzez İlmiye Çığ, Türkiye’nin aydınlanma sürecine önemli katkılar yaptı ve Atatürk’ün mirasına olan sadakatiyle bilindi. 109 yaşında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk eserini televizyon kanallarında ezbere okuması, onun Cumhuriyet değerlerine olan bağlılığının kanıtı ve gelecek nesillere en güzel örneğiydi.
Toplumsal Katkıları
Hayatı boyunca bilim insanı kimliğinin yanı sıra bir eğitimci olarak da öne çıkan Çığ, özellikle gençlerin bilinçlenmesi ve Cumhuriyet değerlerinin yaşatılması için sayısız konferans ve seminer verdi. Yayınladığı kitaplar ve makalelerle tarihe ışık tutarak, yeni nesillere yol gösterici olmayı sürdürdü.
Muazzez İlmiye Çığ, yalnızca bilimsel çalışmalarıyla değil, aynı zamanda Atatürk ilke ve inkılaplarına olan bağlılığıyla Türkiye’nin önemli isimlerinden biri olarak hatırlanacak. Cumhuriyet’in aydınlık yüzlerinden biri Çığ, geride bıraktığı eserleri ve topluma kazandırdığı değerlerle her zaman hatırlanacak. Muazzez İlmiye Çığ, bilime ve Cumhuriyet’e adanmış yaşamıyla sonsuza dek anılacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nuri PakdilEdebiyat Müze Kütüphanesi’nde açılan sergide toz, pastel ve karakalem dallarından yapılan 41 eser yer aldı.
Serginin açılış kurdelesi Ankara Valisi Vasip Şahin, Adalet Bakan Yardımcısı Hurşit Yıldırım, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un eşi Şengül Kurum tarafından kesildi.
Vali Şahin, burada yaptığı konuşmada, Şair ve Yazar Nuri Pakdil’e atıfta bulunarak, “Nuri Ağabeyin isminin verildiği bir mekanda, Kudüs sergisinin açılmasının bambaşka bir anlamı var.” ifadelerini kullandı.
Sergide katkısı bulunan sanatçılara teşekkür eden ve Kudüs’ün manevi önemine değinen Şahin, şunları söyledi:
“Kudüs bizim açımızdan, kültürümüz açısından, canımız kadar önemli. Birinci kıblemiz, ikinci mukaddes beldemiz. Dolayısıyla Kudüs’ün bugün sadece bir şehir olmaktan, bir coğrafya olmaktan çok öte anlamı var. Bugün çektiğimiz ızdırabın da altında yatan bu anlamıdır.”
Ressam Merve Kösdağ da Filistin halkının bütün zorluklara ve uğradıkları soykırıma gösterdiği direnişe dikkati çekerek, “Burada zulüm altında mücadele eden insanlar, bütün dünyaya Müslümanca bir duruş sergilediklerini göstermektedir.” dedi.
“Şehrim Kudüs” resim sergisi, 9 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bitlis Eren Üniversitesi Rahva Yerleşkesi içerisinde bulunan kız yurdu önünde toplanan yaklaşık 150 kişi, ellerinde meşalelerle mehteran takımının çaldığı marşlar eşliğinde yürüyüş yaptı. Yaklaşık 2 kilometre yürüyen gençler, daha sonra kendileri için hazırlanan Kış Bahçesi’ndeki ateşin etrafında ısındı.
Türk Kızılay Bitlis Şube Başkanı Ali Cengiz, Kızılay’ın kuruluşu çerçevesinde bir haftalık etkinliklerin son gününde gençler ve gönüllülerle birlikte meşaleli yürüyüş yapıldığını belirterek, etkinliklere katkıda bulunan Bitlis Eren Üniversitesi Rektörlüğü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ve gönüllülere teşekkür etti. Cengiz, “Bugün Kızılay Haftamızın etkinliklerinin son gününü meşaleli ve mehteranlı bir yürüyüşle tamamlamayı düşündük. Üniversitemizden, Belediyemizden destek alarak gençlerimizi yurtlardan ve kampüs içerisinden toplayarak Sağlık Bilimleri Fakültemizin önünden bu alanımıza kadar yürüyüş yaptık. Ellerimizde meşaleler, bayraklar ve Kızılay bayrakları vardı. Amacımız Kızılay Haftası’nın üniversite içerisindeki kardeşlerimiz tarafından da bilinmesi, duyulmasıydı. Güzel bir katılımla programımızı tamamladık. Emeği geçen tüm gönüllülerimiz, gençlerimiz ve destek veren kurumlarımıza teşekkür ediyoruz” dedi. – BİTLİS
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkent’te bir alışveriş merkezinde, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Bandosu tarafından solist eşliğinde Cumhuriyet Bayramı ile ilgili eserler ile marşların seslendirildiği etkinliğe yurttaşlar yoğun ilgi gösterdi. Ellerinde Türk bayraklarıyla marşlara eşlik eden yurttaşlar, fotağraf ve video çekerek bu anı ölümsüzleştirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunusemre ilçesindeki 23 Nisan Ulusal Egemenlik İlkokulunda düzenlenen kutlama töreni, saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.
Günün anlamına ilişkin konuşmaların ardından öğrenciler şiirler okundu, gösteriler sundu.
Programın sonunda yaklaşık 200 öğrencinin, okul bahçesinde zeybek oynaması veliler ve izleyenlerden alkış aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR – Aliağa Belediyesi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın 101. yılına özel video hazırladı. Aliağa’da farklı meslek gruplarından vatandaşların yer aldığı video Aliağa Belediyesi Serkan Acar ve Aliağa Belediyesi sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. Aliağalıların gözünden Cumhuriyet tanımının tek kelimeyle yapılmasının istendiği video vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördü.
Cumhuriyet’in bu yıl 101. yaşı yurt genelinde coşkuyla kutlanıyor. Aliağa Belediyesi de kutlama programı kapsamında ‘Cumhuriyet Nedir’ başlığıyla özel bir video hazırladı. Aliağa’nın çeşitli yerlerinde yapılan çekimlerde öğretmen, öğrenci, sporcu, avukat, işçi, muhtar, gazi, engelli gibi toplumun farklı kesimlerini temsil eden birçok vatandaş videoda yer aldı. Vatandaşlara tek kelimeyle Cumhuriyetin onlara ne anlam ifade ettiği soruldu. Vatandaşlar bu soruya karşılık; okumaktır, okutmaktır, spordur, bilimdir, sanattır, yaşamaktır, emektir, ekmektir, alın teridir, dayanışmadır, eşitliktir, adalettir, özgürlüktür, demokrasidir, bağımsızlıktır cevaplarını verdi.
Milli mücadele ve bağımsızlığımızın simgesi Türk bayrağımızla başlayan videoda cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün tuvale işlenmiş görüntüsü dikkat çeken detaylar arasında yer alıyor. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlama mesajıyla son bulan video, kısa sürede birçok kişi tarafından paylaşılarak geniş bir kitleye ulaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AGC ve Nirvana Hotels işbirliğiyle Nirvana Cosmopolitan Hotel’de açılan sergide, geçmişten bugüne gazete sayfaları ve Cumhuriyet Bayramı kutlamalarından fotoğraf kareleri yer aldı.
Sergiye davetliler kadar turistler de ilgi gösterdi.
AGC Başkanı İdris Taş, burada yaptığı konuşmada, Cumhuriyet’in 101. yılını kutlamaktan gurur duyduklarını söyledi.
Türk basınının, Cumhuriyet döneminde haber verme, bilgilendirici ve kamuoyu oluşturma özelliğiyle birlikte Milli Mücadele’nin başlangıcında ve Cumhuriyet’in kuruluşunda büyük rol oynadığını belirten Taş, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türk basınının Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcında halkımızı örgütlemede büyük bir özverisi vardır. Sonrasında Cumhuriyet’in kuruluş aşamasında da her zaman Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmıştır. Bu yıl Cumhuriyet’imizin 101. yılını büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Gazete manşetleri, fotoğraflar, farklı bir sevgiyle karşınızdayız. Atatürk’ün bizlere armağan ettiği Cumhuriyet’imize sahip çıkmak, basının asli görevlerinden birisidir. Bu duruşumuz sonsuza dek değişmeyecektir.” dedi.
İlk kez böyle bir sergi açtıklarını söyleyen Taş, bundan sonra her yıl 28 ya da 29 Ekim’de bu sergiyi açacaklarını kaydetti.
Açılışa, CHP Antalya milletvekilleri Cavit Arı ve Aliye Coşar ile Saadet Partisi Antalya MilletvekiliŞerafettin Kılıç ile AGC yönetim kurulu üyeleri ve davetliler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zonguldak’ta bayram dolayısıyla Fener Alayı yürüyüşü düzenlendi. Yürüyüşe, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem ve yüzlerce vatandaşlar katıldı. Vatandaşlar ellerinde meşaleler eşliğinde İstasyon Caddesi’nden başlayıp Valilik önüne kadar yürüdü. Yürüyüş kortejine Fener Anadolu Lisesi bando takımı da eşlik etti. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

“BALIKLARLA GÜZEL BİR GÖRSEL ŞÖLEN OLUŞTURDUK”
Denizin dibinde açılan Türk bayrakları ile yüzen dalgıçlar balıklar ile ilginç görüntüler oluşturdu. Dalış Okulu eğitmeni Önder Diktaş, her yıl Cumhuriyet’in kuruluşunu deniz dibinde farklı gösteriler yaparak kutladıklarını söyledi.
Bu yılki gösteride 6 dalgıcın yer aldığını anlatan Diktaş, “Cumhuriyetimizin kuruluşunun 101. yıl dönümünü deniz dibinde yaklaşık 15 dakikalık bir gösteri ile kutladık. Bayrak geçişi gerçekleştirdik ve balıklar ile güzel bir görsel oluşturduk. Bu anları da su altı kamerası ile görüntüledik. Tüm halkımızın Cumhuriyet Bayramını kutluyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6 Şubat 2023’teki afetten etkilenen kentte düzenlenen etkinlikler kapsamında 3 gün boyunca çocuk tiyatroları, söyleşiler, VR deneyim alanları etkinlikleri ve atölye çalışmaları yapıldı.
Atatürk Anıtı’ndaki “Cumhuriyet Panayırı”nda depremzede çocuklar doyasıya eğlendi.
Programın son gününde yazar Hatice Kübra Tongar, “Bağırmayan Anneler” konulu seminer verdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞANLIURFA – Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Cumhuriyet’in 101. yıl dönümü coşkuyla kutlandı. Kutlamalar kapsamında düzenlenen fener alayı yürüyüşüne 7’den 70’e çok sayıda vatandaş katıldı.
Siverek’te gerçekleşen yürüyüş, Mehmetçik İlkokulu’ndan bir grup ile Kanlıkuyu Meydanı’nda toplanan bir başka grubun, Cumhuriyet alanında bulunan Atatürk Anıtı’na doğru meşalelerle ilerlemesiyle başladı. Ellerinde Türk bayrakları ve fenerlerle yürüyen kalabalık, “Yaşasın Cumhuriyet” sloganları attı. Yürüyüşe katılanlar, Atatürk Anıtı’nda bir araya geldi.
Fener alayı etkinliğine her yaştan vatandaş katılarak büyük bir coşkuya ortak oldu. Etkinlik sonunda hep bir ağızdan İstiklal Marşı okundu ve Cumhuriyetin 101. yılına özel hazırlanan sinevizyon gösterimiyle program son buldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunus Emre İlkokulu bahçesinde yapılan tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Gölyaka Kaymakamı Selver Esra Arık, Belediye Başkanı Muzaffer Coşkun, STK ve siyasi partilerin temsilcileri, muhtarlar, vatandaşlar, öğrenci ve öğretmenler katıldı.
Resim sergisinin açıldığı kutlamada, şiir dinletisi, halk oyunları ve çeşitli gösterileri sunuldu.
Yığılca Şehir Stadı’nda gerçekleştirilen kutlamalar da saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Öğrencilerin hazırladıkları çeşitli gösterilerin sunulduğu tören, geçit töreniyle son buldu.
Törene, Yığılca Kaymakamı Hüseyin Demirkol, Belediye Başkanı Selami Savaş, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Aldırmaz, siyasi partilerin ve STK’lerin temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101’inci yıl dönümü Antalya’da fener alayı ile kutlandı. Yürüyüşe katılan binlerce vatandaş ellerindeki bayrak ve meşalelerle marşlar söyleyerek Cumhuriyet’in kuruluşunun 101’inci yıldönümünü kutladı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 101’inci yılı tüm yurtta olduğu gibi Antalya’da da farklı etkinliklerle kutlanıyor. Kutlamalar son olarak binlerce kişinin katıldığı fener alayı ile devam etti. Vatandaşların ellerinde Türk bayrakları ve meşalelerle katıldığı yürüyüşe Antalya Valisi Hulusi Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, İl Emniyet Müdürü İlker Arslan, Antalya milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, STK üyeleri ve binlerce vatandaş katıldı.
Konyaaltı Caddesi üzerindeki varyantta toplanan binlerce kişi, ellerinde cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk posteri, bayrak ve meşaleler ile yürüyüşe başladı. Sloganlar atıp marşlar söyleyen grup, Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüşe kimi vatandaşlar çocuklarıyla, kimileri ise evcil hayvanlarıyla katıldı. Yürümekte güçlük çeken bir yaşlı kadının tekerlekli sandalye ile katıldığı yürüyüşte çok sayıda turistin de olduğu görüldü.
Etkinliğe katılımlar iki ayrı güvenlik aramasından geçerek alana alınırken, güzergah boyunca da demir bariyerler ile yoğun güvenlik önlemleri alındı. Yürüyüşün ardından kutlamalar meydanda Kenan Doğulu’nun konseri ile devam etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğünce, depremlerde hasar alan tarihi Kurtuluş Camisi’nin restorasyon çalışmaları sürüyor.
Valide Meryem Kilisesi olarak 1892 yılında yaptırılan, bir süre cezaevi olarak kullanıldıktan sonra 1960 yılında camiye dönüştürülen yapının depremlerde yıkılan kubbesi aslına uygun olarak tamamlandı.
Kentin simge mekanları arasında yer alan tarihi caminin 2025’te ibadete açılması planlanıyor.
Yüzde 70’i tamamlandı
Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürlüğü Sanat Eserleri ve Yapı İşleri Şube Müdürü Yahya Dilsizoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, Kurtuluş Camisi’nin 6 Şubat 2023’te depremlerde ağır hasar aldığını belirterek, “Depremde iki minaresi ve kubbesi yıkılan caminin restorasyonunda yüzde 70 seviyesine geldik. Bu hızla devam edersek 2025’te restorasyonu tamamlayacağız.” diye konuştu.
Dilsizoğlu, restorasyonun kaba inşaat kısımlarının bitmeye yaklaştığını, 2025’te de ahşap doğrama gibi ince işçilik kısımlarının tamamlanacağını ifade etti.
Açıklamanın ardından kubbeye son kilit taşı yerleştirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çatalca’daki evinde senaryo üzerinde çalıştığını belirten Yılmaz, yaşadığı ilginç bir anısını şu sözlerle paylaştı:
“‘Erşan Kuneri’nin yeni sezonunu yazarken eve kapandım ve İstanbul’a gelmeyeyim, dedim. Evde çalışan arkadaşım arada bir bana ‘Çay içer misiniz abi?’ diye soruyor. Bir süre sonra halime acıdı ve ‘Cem Bey, siz ne yapıyorsunuz?’ dedi. Ben de ‘Diziyi yazıyorum’ dedim. O da ‘Böyle mi yazılıyor?’ diye ağlamaklı sordu. Evet, böyle yazılıyor, süsleyerek söylemiyorum, çileli bir kısmı var.”
‘BİZ SEÇKİN FAKİRLERİZ’
Fatih Altaylı’nın, “Zaten para çok sende” yorumuna ise Yılmaz, esprili bir şekilde “Hayır, hayır aşk olsun. Nerede? Bu memleketin şu durumunda mı? Biz seçkin fakirleriz şu anda” yanıtını vererek, mizahi bir dille ekonomik sıkıntılara da değindi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çocuklarda hayvan sevgisini geliştirmek amacıyla hayata geçirilen proje çerçevesinde Cumayeri Gençlik Merkezi tarafından yaklaşık 1 yıl önce barınaktan 4 kedi yavrusu sahiplenildi.
Merkezde bakımları üstlenilen ve kısa sürede yeni ortamlarına alışan yavrulardan biri, karate kursu için gelen çocuklara eşlik etmeye başladı.
“Karate Cat” ismi verilen ve sevimli hareketleriyle dikkati çeken kedi, karate antrenmanlarına renk katıyor.
Merkez çalışanlarının ve sporcuların adeta maskotu haline gelen kedi, antrenmanlarda salonda dolaşarak çocuklar tarafından seviliyor.
“Merkezin bir parçası haline geldi”
Karate antrenörü Hüsnü Şentürk, AA muhabirine, kedinin çocuklarla kaynaştığını ve merkezin bir parçası haline geldiğini söyledi.
Kedinin yaklaşık 1 yıldır merkezde bulunduğunu dile getiren Şentürk, “Genellikle küçük yaş grubu çocukların antrenmanlarına ilgi gösteriyor. Antrenmanlarda araya kaynıyor ve dahil oluyor. Biz antrenman yaparken sesleri duyup antrenmana katıldı. Çocuklar da sevdi. Devamlı antrenmanlara girip çıkıyor.” diye konuştu.
Şentürk, kediye “Karate Cat” ismini verdiklerini belirterek, “Çocuklar Karate Cat ile mutlular. Antrenmanlarımız onun sayesinde neşeli geçiyor. Çocuklarımıza çok alıştı, onlar da kediye.” dedi.
Karate kursuna katılan çocuklar da hayvanları çok sevdiklerini ifade ederek, kedinin antrenmanlara katılmasından çok mutlu olduklarını kaydetti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Serginin açılışına Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, İran’ın Ankara Büyükelçiliği Kültür Müsteşarı Seyit Kasım Nazımi, İranlı karikatürist Mesud Shojai Tabatabai, yabancı misyonlardan ve siyasi partilerden temsilciler katıldı.
Belediye Başkanı Özarslan, İran’ın Türkiye için önem arz ettiğini dile getirerek, “Zalim İsrail’in Gazzemiz üzerinde gerçekleştirdiği saldırılar insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.” dedi.
Özarslan, uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı bu saldırıların binlerce masum sivilin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını belirterek, en büyük mağdurların kadınlar ve çocuklar olduğunu ifade etti.
İsrail’in orantısız güç kullanmasının Birleşmiş Milletler kararıyla sabit olan işgal altındaki topraklara yapılan ihlallerin açık bir göstergesi olduğunu vurgulayan Özarslan, bunun sadece Filistin halkının değil, tüm insanların vicdan hesaplaşması yaşadığı bir durum olduğunu kaydetti.
Özarslan, insan hakları ve uluslararası hukuk çerçevesinde adaletin sağlanması ve bölgede kalıcı bir barışın inşa edilmesinin zorunlu olduğuna dikkati çekerek, gelecek pazar günü düzenlenecek Gazze Yürüyüşüne tüm halkı davet etti.
Müsteşar Nazımi ise sanatın hakikatin dili olduğunu ve sanatçının hangi durumda olursa olsun sanatın ve hakikatin dilini kullanması gerektiğini belirterek, karikatür sanatının her yerde mevcut durumu eleştiren bir sanat olduğunu ifade etti.
Nazımi, İsrail’in cinayetlerini dünyaya göstermenin ve ifşa etmenin her sanatçının görevi olduğunu kaydederek, Tabatabai’nin geçmişte “ırkçı ve soykırımcı” kesimler tarafından tehditler aldığını anımsattı.
2025’in İran-Türkiye Kültür Yılı olduğunu belirten Nazımi, Keçiören Belediye Başkanlığına sergiye sağladıkları destekler nedeniyle teşekkür etti.
Karikatürist Tabatabai de Türkiye’deki karikatür sanatçılarıyla uzun yıllardır ilişkisi olduğunu ve bağlarının devam ettiğini anlatarak, son aylarda İsrail’in olimpiyatlara katılımıyla ilgili boykot adı altında bir karikatür yarışması düzenlediklerini, İran’dan sonra en çok katılımcının Türkiye’den olduğunu söyledi.
Tabatabai, Gazze’deki soykırımda son bir yılda 40 bini aşkın insanın öldüğünü ifade ederek, sergideki eserlerinde İsrail’in son 1 yıldaki cinayetleri üzerine çalıştığını söyledi.
Sergi, 6 Ekim saat 20.00’a kadar Estergon Kalesi’nde ziyarete açık olacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CUMA HANGİ DİZİLER VAR?
Cuma günü TV’de şu diziler var:
TRT 1: Kara Ağaç Destanı (20.00)
ATV: dizi yok
Kanal D: Arka Sokaklar (20.00)
Show TV: Kızılcık Şerbeti (20.00)
NOW TV: Kötü Kan (20.00)
Star TV : Yalı Çapkını (20.00)
NOW TV YAYIN AKIŞI 4 EKİM CUMA
13:30 En Hamarat Benim
16:30 Fatih Ürek İle Gelin Görümce
19:00 Selçuk Tepeli İle Now Ana Haber
20:00 Kötü Kan
01:00 Yabani
03:45 Kötü Kan
06:00 Şahane Hayatım
TRT 1 YAYIN AKIŞI 4 EKİM
13:10 Seksenler
15:40 Gönül Dağı
18:00 Lingo Türkiye
19:00 Ana Haber
19:55 İddiaların Aksine
20:00 Kara Ağaç Destanı
23:50 Mehmed: Fetihler Sultanı
02:40 Seksenler
03:20 Gönül Dağı
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MFÖ müzik grubundan Mazhar Alanson‘un kızı Eda Alanson (50), Ankara’da kanser tedavisi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.
Sanatçı Mazhar Alanson‘un opera sanatçısı Hale Alanson ile evliliğinden olan kızı Eda Alanson, Ankara’da kanser tedavisi gördüğü özel hastanede yaşamını yitirdi. Mazhar Alanson‘un, kızının cenazesini almak için İstanbul’dan Ankara’ya geldiği, cenazenin pazar günü İstanbul’da defnedileceği öğrenildi.
Eda Alanson ile kardeşi Hilmi Alanson’un annesi Hale Alanson, 2021’de hayata veda etmişti. Mazhar Alanson ile Hale Alanson, 1972-2002 arasında evli kalmıştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haberler.com ekibi, Bursa sokaklarında vatandaşlara “Babalar neden sevgisini göstermez?” sorusunu yöneltti. Röportaja katılan bazı vatandaşlar, babaların duygularını dışa vurmakta zorlandığını belirtirken, bunun kültürel ve toplumsal bir durum olduğunu dile getirdi. “Babalar, çocuklarına karşı sevgilerini daha çok davranışlarıyla gösterirler, sözlerle ifade etmeleri zor olabilir,” diyenler çoğunluktaydı.

TOPLUMSAL KODLAR ETKİLİ Mİ?
Bazı vatandaşlar ise babaların sevgilerini göstermemelerinin, geleneksel erkek rolü ve toplumsal beklentilerden kaynaklandığını ifade etti. “Babalar sert ve otoriter görünmeli diye bir algı var, bu yüzden duygularını ifade edemiyorlar,” şeklinde yorum yapanlar, özellikle geçmiş kuşakların bu algıyı daha fazla benimsediğini vurguladı. Bununla birlikte, genç nesillerde babaların çocuklarına karşı daha duygusal olma eğiliminde olduğu da belirtildi.

BABALAR SEVGİLERİNİ FARKLI ŞEKİLLERDE GÖSTERİYOR
Röportaja katılan bazı vatandaşlar ise babaların sevgilerini davranış ve sorumluluklarıyla gösterdiğini söyledi. “Babam sevgisini belki sözle söylemez ama bizim için çalışarak, eve ekmek getirerek sevgisini gösteriyor,” diyenler, babaların farklı yollarla duygularını ifade ettiğine dikkat çekti. Babaların sevgilerini gösterme şeklinin sözlerden çok, eylemlerle ortaya çıktığı görüşü yaygın bir kanaat olarak öne çıktı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Festivalde bir konuşma yapan Alpaslan, Kırşehir’in ve Çiçekdağı’nın tanıtımı için festivalin önemine değinerek, “Bugün 6. düzenliyoruz ama nice altılara, atmışlara uzanarak, bulguru, bölgemizin önemli bir ürünü yapacağız. Festivaller, bölgenin tanıtılması, insanların kaynaşması, kadim kültürün yaşatılması açısından son derece kıymetlidir. Biz de bunun farkında olarak, ülkemizin her bir köşesinden, o bölgenin özelliklerine göre düzenlenen festivallere çok önem veriyoruz, destekliyoruz. Diğer taraftan, artık bir dünya markası haline gelmiş olan ‘Türkiye Kültür Yolu’ festivallerini de başlattık, büyüterek devam ediyoruz.” dedi.
81 ilde festivali yayarak, dünyanın en önemli festivallerinden birisi yapmayı hedeflediklerini aktaran Alpaslan, insanları kültür ve sanatla buluşturduklarını, sanatçılara da sanatlarını yapabilme imkanı sağladıklarını da söyledi.
Çiçekdağı’nda bir kültür merkezi açacaklarını aktaran Alpaslan, ilçenin refahını ve yaşam kalitesini artıracak bir dizi çalışmayı da desteklediklerini sözlerine ekledi.
Kırşehir Valisi Murat Sefa Demiryürek ise geleneklerin devam etmesinin önemini hatırlattı.
Alpaslan, Vali Demiryürek ve protokol üyeleri konuşmaların ardından tokmakla soku taşında (dibek) bulgur dövdü.
Mehter takımı, yöresel halk oyunları ve davul zurna gösterilerinin ardından vatandaşlara bulgur pilavı ikram edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Tahtalıköy” deyiminin Tokat’ın Büyükyurt köyünde bulunan tahta mezarlardan türetildiği iddia edildi
TOKAT – Tokat’ın Büyükyurt köyünde, Orta Asya kökenli tahta mezar geleneği günümüze kadar ulaşarak, “Tahtalıköyü boyladı” deyiminin kaynağını oluşturuyor.
Tokat’ın Niksar ilçesine 23 kilometre uzaklıkta bulunan Büyükyurt köyünde, Orta Asya’dan günümüze kadar ulaşan ilginç bir mezarlık geleneği dikkat çekiyor. Köyde yer alan 5 mezar, Türklerin Orta Asya’dan getirdikleri kültürün bir uzantısı olarak kabul ediliyor. Eski Türklerde, kötü ruhların tahtadan uzak durduğuna inanıldığı için mezarlar ev ve bark şeklinde yapılarak cenaze anıtı işlevi görüyordu. Bu geleneğin de ölen birine Türkçede “Tahtalıköyü boyladı” denmesinin kökenini oluşturduğu düşünülüyor.
“Tahtalıköy tabiri ev şeklinde benzeyen tahta mezarlıklar için söylenmiş”
Tahta mezarların Göktürk kanunlarında ruhların ikametgahı olarak görüldüğünü söyleyen tarih araştırmacısı Aybike Gamze Gazioğlu, “Birisi vefat ettiğinde, hatta gündelik konuşmamızda, vefat eden birisi için ‘tahtalıköyü boyladı’ deriz. Bu deyimin nereden geldiğini söylemek istiyorum. Günümüzde bu durum pek bilinmese de tahta mezarlar biz Türklerin Orta Asya’dan beri gelenekleri arasındadır. Türkçemizde ev bark terimi aynı zamanda mezar anıtı anlamına da gelir ve Göktürk kanunlarında ruhların ikametgahı olarak görünür. Bark ulu kişilerin yaptıkları ve ziyaret konusu olan türbeleri de ifade eder. Derme çatma ağaçtan yapılan ev anlamına da gelir. Bu sebeptendir ki evlerin çatısı, tahta mezarlarının çatısı, cenazede taşınan tabutun üstü genelde düz değil baca şeklindedir. Ev bark dediğimiz deyim de bize ev yaşamayı bark ise ölümü hatırlatıyor. Türkçe’de ‘tahtalıköy’ tabiri ev şeklinde benzeyen tahta mezarlıkları için söylenmiş. Orta Asya’da ağaç mezarların kötü ruhların tahtadan uzak durduklarına inanırlarmış. Bu gelenekten günümüzde kalan şey vefat eden birisi defnedilirken baş ve ayak bölümünü belirten tahtalar dikilir. Bu gelenek o dönemden kalmadır. Orta Asya’da mezarlar tahtadan olduğu için 13’üncü yüzyılda Türk asıllı, İranlı Ozan Nizami tahta mezarları için ‘Kıpçak bozkırlarında toprağa saplanmış tahtalar, deniz kıyısında otlar kadar çoktur’ demiştir. Tokat’ın Niksar ilçesine 23 kilometre uzaklıkta bulunan Büyükyurt köyünde 5 tane tahta mezar vardır. Bu köydeki ağaç mezarlar ev barkı şeklinde yapılmış mezar sandukasıdır. Orta Asya’da bulunan tahta mezarlara ölü gömme geleneğinin de devamıdır” dedi.
“19 mezardan 5 tanesi kaldı”
Gazioğlu, Büyükyurt köyünde daha önce 19 tane tahta mezar olduğunu ifade ederek, “Şu anda 5 taneye düşmüş durumda. Yetkililerin bu son kalan 5 tane mezarlara da sahip çıkmasını istiyoruz” diye konuştu.
“Tahta mezarlar azaldı”
Büyükyurt köyü sakinleri ise köydeki tarihi tahta mezarların beton yapılarla yer değiştirmesinden endişeli. Köylüler, “Eskiden imkansızlıktan tahta kullanılırdı, ustalıklarını konuştururlardı. Şimdi beton mezarlar yaygınlaştı, tahta mezarlar azaldı” diyerek, bu geleneğin canlandırılmasını istiyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN’un Havza ilçesindeki Osmanlı döneminde kurulan Sekizgöz Un Fabrikası, turizme kazandırılacak. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Kurtuluş Yolu’ üzerinde bulunan fabrikada incelemelerde bulunan Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi’nden Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, atıl durumdaki Sekizgöz Un Fabrikası’nın Osmanlı’nın son döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında orduya dahi hizmet verdiğini söyledi.
Havza ilçesindeki Sekizgöz Un Fabrikası, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun‘da Milli Mücadele için çıktığı yolların adına verilen ‘Kurtuluş Yolu’ üzerinde bulunması ve endüstri mirasları arasında görülmesi ile büyük ilgi çekiyor. OMÜ Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, “Eğer bina endüstri binası olarak değerlendirilirse, çevresinde düzenleme yapılırsa, Samsun için çok önemli çekiciliklerden biri olacak” dedi.
Un fabrikasının Osmanlı döneminde kurulmasının en büyük özelliği olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, “Samsun’da endüstri mirası olarak 3-4 yapımız var. 1’incisi şu an alışveriş merkezi olarak değerlendirilen eski sigara fabrikasıdır. Bir diğeri Bafra’daki tütün müzesidir. Bu sigara fabrikasında üretim araçlarının sergilendiği bir yerdir. Endüstri mirasının bir parçasıdır. Onun dışında eski demir yolu araçlarının tamir edildiği bina vardır. Orası da şu an Mert Irmağı’nın ağız kısmında bulunan Cerrahi Aletler Müzesi’dir. Burayı da endüstri mirası olarak korumuş olduk. Tekkeköy tren istasyonu şu an koruma altında ve restore edildi. Endüstri miraslarından biri de Havza ilçesindeki Sekizgöz Un Fabrikası’dır. Bu un fabrikasının kendine has özellikleri vardır. En önemli özelliği Osmanlı’nın son dönem fabrikalarından biri olmasıdır. Yani Cumhuriyetten önce yapılmış olmasıdır. Tabi ki daha sonra burası geliştirildi. Sekizgöz olması çok önemli. O gün ki şartlarda büyük üretim kapasitesine sahipti. Böyle olunca hem Kurtuluş Yolu güzergahı üzerinde olması hem tarihsel önemi hem de ekonomik anlamda taşıdığı Samsun’un endüstri mirası turizmi anlamındaki en önemli eserlerden biri olması vesilesiyle Büyükşehir Belediyesi tarafından alan kamulaştırılmıştır. Bu alan daha sonra değerlendirilmek üzere şu an beklemekte. Böylece Samsun endüstri mirası turizminde de bir adım atmış olacak” diye konuştu. Atıl vaziyetteki fabrika, Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırılarak turizme kazandırılacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hınıs ilçesinde yaşarken ortaokulu yatılı okumak için il merkezine gelen Özyurt, burada aile hasretini gidermek için resim çizmeye başladı.
Lisans eğitiminin ardından 1985 yılında Erzurum İl Özel İdaresinde teknik ressam olarak işe giren ve kendini bu sanata adayan Özyurt, 2014 yılında kurumdan emekli olduktan sonra 7 yıl boyunca Halk Eğitim Merkezi’nde sanatını icra etti.
Daha sonra yaşadığı apartmanın bodrum katında kiraladığı daireye atölye kurup burada resim çizmeye devam eden Özyurt, eserlerini açtığı sergi ve internet üzerinden satarak aile ekonomisine de katkıda bulunuyor.
Bugüne kadar kişisel 14 sergi açan ve yaklaşık 800 tablo eser üreten Özyurt, çocukluğundan beri ömrünü sanatla geçiriyor.
“Resimden kopamadık”
Ressam Özyurt, AA muhabirine, ortaokulda yatılı okuduğu yıllarda ailesine olan hasretini resim çizerek giderdiğini söyledi.
Lise yıllarında yapılan resim yarışmalarına katıldığını ifade eden Özyurt, “O gün bugündür resimden kopamadık. Halen devam ediyorum. Şu anda da atölyemde çalışmalarımı sürdürüyorum. İlk sergimi 1998 yılında açtım ve bu yıl 14’üncü kişisel sergimi açtım. Onun dışında Ankara ve İzmir’de sergi açtım. 40 yıldır yaklaşık 800 resim tablosu yaptım. Şu anda atölyemde yaklaşık 100 tablo var.” diye konuştu.
Özyurt, Erzurum İl Özel İdaresinden emekli olduktan sonra Halk Eğitim Merkezi’nde hem kendini geliştirip hem de bilgi ve becerilerini kursiyerlere aktardığını belirtti.
“Özellikle Erzurum ağırlıklı resimler çiziyorum”
Emekli olduktan sonra ev ortamında çalışmanın zor olmasından dolayı evinin alt katındaki apartman dairesini sanat atölyesine çevirdiğini anlatan Özyurt, şunları kaydetti:
“Resim bende bir tutku haline geldi, terk etmek artık mümkün değil. Fırsat bulduğum her saatte atölyeye inip müzik eşliğinde resimlerimi yapıyorum. Özellikle Erzurum ağırlıklı resimler çiziyorum. Erzurum’u anlatan çalışmalar yapıyorum. Hava ve su insan için nasıl bir ihtiyaç ise resim de benim için öyle. Resim sanatını bırakamıyorsun. Resmen bir tutku haline geliyor ve bizi mutlu ediyor.”
Doğanın yanı sıra tarihte yaşanan önemli olaylar ve şahsiyetleri resmettiğini söyleyen Özyurt, “Kadın kahramanlarımızdan Nene Hatun’u, tarihimize mal olmuş veya hizmet etmiş, bu vatana canlarını feda eden şehitlerimiz, padişahlarımız, önderlerimiz ve şairlerimizin portrelerini çiziyorum. Amaç, yeni nesil bir Abdurrahim Karakuş’u, Mehmet Akif Ersoy’u, Necip Fazıl’ı ve Cumhuriyet’imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü tanıyabilsin.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilik himayesinde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce ilçeye bağlı İkizbağlar köyündeki bir bahçede program düzenlendi.
Vali Kemal Kızılkaya, programda yaptığı konuşmada, il genelinde üretimi yapılan Siirt fıstığı hasadının üreticilere bol ve bereketli kazançlar getirmesini diledi.
Yapılan desteklemelerle Siirt’in tarım ve hayvancılıkta önemli bir noktaya ulaştığını belirten Kızılkaya, “Bizler vatandaşımızın gelirinin, hayat standardının arttığını ve refaha kavuştuğunu, huzur ve güven içerisinde olduğunu gördükçe büyük mutluluk duyuyoruz.” dedi.
Siirt fıstığının tarımsal üretim yapan ailenin doğrudan ya da dolaylı geçim kaynağı haline geldiğini belirten Kızılkaya, gelecek yıllarda da sulama projeleri ve modern yetiştirme teknikleriyle üretimin artırılmasını amaçladıklarını dile getirdi.
Kızılkaya, şu değerlendirmede bulundu:
“Siirt fıstığının oluşturduğu ekonominin memleketimizde nasıl bir çarpan etkisi yaptığını bizzat şahidiyim ve bunun her geçen gün daha da artması için elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Devletimiz her zaman üretenin, çalışanın yanında olmuştur. Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüz çok önemli bir görev üstlenmiştir ve dünden bugüne kadar Siirt fıstığı konusundaki çalışmaları örnek olacak düzeydedir.”
Siirt Fıstık Üreticileri Birliği Başkanı Şuayip Aslan da devlet desteğiyle üretimin gün geçtikçe artırıldığına tanık olduklarını söyledi.
Üreticilerden Eyüp Çiçek de bağ ve bahçelerde yılın son hasadını yaptıklarını belirterek, “Üretimden memnunuz. Geçen seneye oranla bu yıl daha fazla rekolte bekliyoruz.” dedi.
Konuşmaların ardından Kızılkaya, üretici ve çalışanların katılımıyla düzenlenen programda fıstık hasadı yapıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul’da şehir merkezinden uzak ve temiz bir havaya sahip olan Heybeliada üzerinde kurulan sanatoryum yıllardır atıl bir durumda. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve edebiyatçı yazar Rıfat Ilgaz gibi ünlü isimlerin de tedavi gördüğü Heybeliada Sanatoryumu’na 1980 darbesi döneminde devlet tarafından bütçe desteği kesildi. Hastane en büyük darbeyi o yıllarda aldı. 1999 yılına kadar kısıtlı bütçe ile yapılan bakımlarla ayakta tutulmaya çalışılan hastanede 17 Ağustos 1999 depreminde büyük hasarlar meydana geldi. Hastanenin bir kısmının çatısı o yıl tamamen yıkıldı. 1 Ağustos 2005 tarihinde Sağlık Bakanlığı’nın verdiği onayla Heybeliada Sanatoryumu’nun kadro ve tıbbi donanımıyla Süreyyapaşa Göğüs Kalp ve Damar Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakledilmesine karar verildi.
Araştırmacı Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, “Sanatoryum, uzun dönem hastalıkların tedavileri için kullanılan hastaneye deniyor. Ülkemizde ilk sanatoryumun açılışı Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle 1924 yılında yapılıyor. Verem hastalıklarının tedavisine başlanıyor. Uzun dönem verem hastalıkları tedavi ediliyor. İlk kurulduğunda 16 yatak kapasitesine sahipti, daha sonra 1940’lı yıllarda hastane genişletiliyor. Ek binalar yapılıyor ve daha büyüyor. 1980’li yıllarda ise hastaneye darbeden sonra devlet desteği kesiliyor. 1980’li yıllara kadar Sağlık Bakanlığı tarafından desteklenen bir hastanedir. Darbe olması ile hastaneye verilen destek kesiliyor. Bu süreçten sonra hastane kendi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. 1999 depreminde hastane ağır hasar alıyor. Bazı bankaların yardımı ile tekrar toparlanmaya çalışıyor. 2005 yılında ise hastanenin ihtiyaçları karşılanamayacak bir seviyeye geliyor” dedi.
“Bu yıl hastanenin kuruluşunun 100. yılı”
Hastane adalarda olduğu için çok fazla hasta gelemediğinin altını çizen Yavaşçay, “Daha sonra Sağlık Bakanlığı tarafından hastane kapatılıyor. 2009 yılında ise ufak çaplı bir yangın oluyor. Ada itfaiyesi tarafından söndürülüyor. Bu hastanede verem başta olmak üzere göğüs hastalıkları tedavi ediliyordu. Sonraki yıllarda başka hastalıklar tedavi edilse bile başlangıcı verem ve göğüs hastalıklarıydı. Hastanenin adalara yapılmasının nedeni İstanbul’dan uzak, havası temiz, Heybelida’nın güney kısmında Çam Limanı mevkiinde bulunuyor. Bu yer havanın çok temiz olduğu bir bölgedir. Bu nedenle hastanenin bu bölgeye yapılması tercih edildi. Bu yıl hastanenin kuruluşunun 100. yılı. Bu nedenle orasının bir müzeye dönüştürülmesi gerekiyor” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İNCİ Taneleri’nin başarılı oyuncusu Hazar Ergüçlü, Dilber’i anlattı. Dilber’i çocuksu bulduğunu belirten Ergüçlü, “Dilber, başına ne gelirse gelsin her an kendinle dalga geçebileceğini öğretti bana. Her felaketin beş dakika sonrasında şakasını yapabiliyor. Ancak yetişkin olmayan bir insan bu kadar esnek olabilir” dedi.
Yılmaz Erdoğan imzalı İnci Taneleri, yeni sezonu ile yakında Kanal D’de ekrana gelecek. En az hikayesi kadar karakterleri ile de çok konuşulan dizide Dilber’i canlandıran Hazar Ergüçlü, oynadığı karakteri anlattı.
‘OYUNCULUĞUNU AÇAN BİR SET’
Hazar Ergüçlü, İnci Taneleri’ni ‘Oyunculuğunu açan bir set’ olarak niteledi. Seti çok sevdiğini, Yılmaz Erdoğan ile oynarken çok şey öğrendiğini kaydeden Ergüçlü, “Çok uzun sürede, uğraşarak ulaşacağım iki kelimelik cümleye o beni ‘Tak’ diye getiriyor. Çünkü yıllar önce onu çözmüş zaten” dedi.
‘KENDİSİYLE DALGA GEÇİYOR’
Ergüçlü, Dilber’e hayat verirken birçok şeyi de öğrendiğini vurgulayarak “Kendine harika sahip çıkıyor, her adımını savunuyor. Kendimle ilgili de çok şey öğreniyorum Dilber’e bakarken. Dilber, çocuksu bir karakter. Başına ne gelirse gelsin her an kendinle dalga geçilebileceğini öğretti bana. Her felaketin beş dakika sonrasında şakasını yapabiliyor. Ancak yetişkin olmayan bir insan bu kadar esnek olabilir” yorumunda bulundu.
‘ACIYA RAĞMEN HAYATI SEVMEK’
Geçen yıl babasını kaybeden Ergüçlü, ölümün insanı değiştirdiğini söyledi. Ergüçlü, daha merhametli bir insana dönüştüğünü belirterek “Acıya rağmen hayatı sevebilme, yaşadığından zevk alabilme, toleranslı olabilme gibi birtakım yetileri kazandığım bir dönemdeyim” ifadelerini kullandı.
İnci Taneleri yeni sezonda da Kanal D’de ekrana gelecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURDUR merkez Hacılar Köyü’nde bulunan Büyük Höyük’te bu yılki kazı dönemi buruk bir şekilde sona erdi. Kazı, geçen şubat ayında hayatını kaybeden Onursal Başkan Prof.Dr. Refik Duru’nun yokluğunda buruk tamamlandı.
Uzun yıllar Burdur bölgesinde kazılar yapan ve arkeolojinin duayenlerinden sayılan, ömrünün 69 yılını kazı alanlarında geçiren Prof. Dr. Refik Duru, geçen şubat ayında İstanbul’daki evinde vefat etti. Burdur Hacılar Köyü’nde bulunan Büyük Höyük’teki kazının başkanı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü ve Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gülsün Umurtak, 1984 yılında Prof.Dr. Refik Duru’nun asistanı olarak bu bölgeye geldiğini belirterek, “Kendisi 1978 yılından itibaren Kuruçay Höyüğünü kazmaktaydı. Ondan sonra da sürekli kendisiyle çalıştım. Höyücek, Bademağacı, Eski Hacılar yani İngilizlerin kazı yaptığı Hacılar’da çalıştık. Son olarak da 2011 yılında Hacılar Büyük Höyük’te benim başkanlığımda kazılara başladık” dedi.
Refik Duru’nun arkeoloji hayatının Osmaniye Kadirli’de Karatepe’de öğrenciyken başladığını belirten Umurtak, “Sonra Gaziantep bölgesinde hocası Bahadır Alkım ile Tilmen Höyük, Kırışkal Höyük, Gedikli Kara Höyük ve Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi kazılarında çalışmışlar. Kısa bir sürede Elazığ’da Değirmentepe kazılarını yürütmüştü. Ama Burdur ve çevresi onun bilimsel ve mesleki hayatında çok önemli yer tuttu. Hem bölgeyi çok seviyordu, hem de burada günümüzden 9 bin yıl öncesine uzanan en erken kültürleri araştırmaya uzun yıllarını verdi. Ben de 40 yıla yakın bir süredir bu bölgede çalıştım” dedi.
Refik Duru’nun kazıda olmamasının hayatlarında büyük bir boşluk yarattığını anlatan Umurtak, “Ama çalışırken güzel buluntular ele geçtikçe sanki onu görüp mutlu olabileceğini düşündük. Ama manevi varlığı her zaman bizimle birlikte” ifadelerini kullandı.
BU YILKİ KAZILAR
Bu yılki kazıların 29 Temmuzda başladığını ve dolu dolu, verimli bir sezon geçtiğini belirten Umurtak, şunları söyledi;
“Özellikle bu höyüğü temsil eden ilk Tunç Çağı I dönemi dediğimiz üçüncü bin yılın başlarına ait bir dönemde çalıştık bugüne kadar. Kazamatlı Sur sisteminde iki kapı ve 50 kadar yapı kazmıştık. Şehir içinde de genel olarak resmi depo binalarını kazmıştık. Bu sene ise daha özel yapılarda çalıştık. Çok verimli oldu. Kafamızda soru işareti olan birçok konuya zaman ayırabildik. Bir de o dönemi izleyen ilk Tunç II dediğimiz bir döneme ait büyük bir binayı kazdık. Buluntularımız çok güzel. Çanak çömlek, dönemleri hakkında bize önemli bilgiler veriyor. Yazının olmadığı bu daha erken çağlarda bize en önemli ipuçlarını çanak çömlek verir. Onun yanında mühürler, boncuklar, küçük hayvan bronz iğneler, deliciler ele geçti. Bunları kış aylarında bilim dünyasına bir makale ile tanıtmayı planlıyorum.”
Haber-Kamera: Mesut MADAN/BURDUR,
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sultan Vahideddin’in ve son Halife Abdülmecid Efendi’nin soyundan gelen Prenses Sabiha Fazile İbrahim, geçtiğimiz Cuma sabahı İstanbul’da hayatını kaybetmişti. 83 yaşında vefat eden Osmanlı Hanedan üyesi İbrahim için öğle namazını müteakip İstanbul Bebek Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene, çocukları ve yakınlarının yanı sıra tarihçi İlber Ortaylı ve gazeteci Murat Bardakçı da katıldı. Sabiha Fazile İbrahim’in cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından 1998’de vefat eden annesi Zehra Hanzade Sultan’ın Aşiyan Mezarlığı’ndaki kabrine defnedildi.
“Anılarıyla ve tarih sayfasıyla yaşayacak”
Sabiha Fazile İbrahim’in Osmanlı ailesinin ve Mısır Hanedanı’nın 20.yüzyıldaki tarih ve filoloji alanındaki en yetkili simalarından biri olduğunu söyleyen Tarihçi yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Genç denecek yaşta ayrıldı aramızdan. Hareketli bir hayatı oldu, onun isteği dışında gerçekleşti aslında inzivayı ve sükuneti seven biriydi. Türkiye’ye çok sık geliyordu son zamanlarda Fransa’da yaşamasına rağmen. Anılarıyla ve tarih sayfasıyla yaşayacak” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARTVİN’in Ardanuç ilçesinde bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Kültür ve Sanat Festivali’nin son gününde 65 boğa arenada güreşti. Güreşlerde 350 bin liralık ödül dağıtıldı.
Ardanuç ilçesinde birlik ve beraberliği sağlamak adına bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Ardanuç Kültür ve Sanat Festivali sona erdi. Cuma günü başlayan festivalde, pehlivanlar arenadaki güreşlerde mücadele etti. Geleneksel müzikler ve halk oyunları ile devam eden festivalin son gününde ise 65 boğa arenada karşı karşıya geldi. Katılımcıların heyecanla takip ettiği boğa güreşlerinde 350 bin liralık ödül dağıtıldı. Hafta sonunu geçirmek için festivale gelenler, eğlenerek güzel havanın keyfini çıkardı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANADOLU ve Mezopotamya bölgesinde yüzyıllarca hüküm süren Hititler’in bölgedeki en önemli yönetim merkezi olan Türkiye- Suriye sınırındaki Karkamış Antik Kenti’nin üzerine yapılan koruyucu çatı tamamlandı. Koruyucu çatı için düzenlenen tören, Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan’ın da katılımıyla yapıldı.
Karkamış Antik Kenti’nde, İtalya’nın Bolonya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nicolo Marchetti’nin başkanlığında yürütülen kazı çalışmaları devam ediyor. Çalışmalar sürerken, alana zarar vermeden hayata geçirilen tarihi eserleri koruyacak çatı tamamlandı. Karkamış Antik Kenti’ndeki Geç Hitit Saray alanı koruyucu çatı için tören düzenlendi. Törene, Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Karkamış Kazı Başkanı Prof. Dr. Nicolo Marchetti, milletvekilleri, kurum müdürleri, rektörler, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı.
‘BÖLGEYİ CAZİBE MERKEZİ HALİNE GETİRMEK ÖNEMLİ’
Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, buradaki çalışmaların bölgeyi cazibe merkezi haline getirmek için önemli olduğunu söyledi. Erdoğan, arkeolojik çalışmaların hızlıca devam etmesi gerektiğini belirterek, “Karkamış’taki çalışmalar burayı cazibe merkezi haline getirmek için büyük bir değer. Bu anlamda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Buradaki kazılardan 10 yıl öncesine kadar yapılan çalışmalardan ben de haberdarım. Kazı Başkanı Nicolo, hiçbir zaman kimseye yük olmamaya gayret ederek çalışmalarını sürdürüyor. Karkamış bir güven şehri oldu. Buradaki hemen sınırın yanı başındaki tarihi zenginlik, buz dağının görünen kısmı. Devamında olacak olan kazılar belki uzun yıllar devam edecek. O zamanki uygarlığın önemli merkezinden bir tanesi var. Şu anda gördüğümüzün daha büyüğü olacak, Karkamış. Hem Gaziantep’in hem Karkamış’ın turistik cazibesini artırması çok önemli. Burada arkeolojik çalışmaların olduğundan çok daha hızlı olması lazım. Bu tür yerlerin açığa çıkarılması, gençlerimizin de ilgisini çekmesi açısından ayrıca önemli. Bütün emeği geçenlere çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise kültürün başkenti olmak için çalışmalarına devam ettiklerini aktararak, “Biz buraya baktığımızda Evliya Çelebi’nin gözüyle bakıyoruz. Karkamış bizim dünümüz. Gılgamış Destanı’nın yazıldığı yer. Her medeniyet Fırat elinde tutmuş. Karkamış stratejidir. Bereketli topraklardır. Kültürün başkenti olma noktasındayız. Bu bir ekip işi. Bu ekip işinde Karkamış hep arkamızda durdu. Karkamış’ın önünde muhteşem bir gelecek var. Elimizde muhteşem eserler var” diye konuştu.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek açılış gerçekleştirildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında açılan sergi, Yeşilçam’ın değişim, dönüşüm hikayesini kronolojik ve biyografik bir temelde anlatıyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ve Türker İnanoğlu Vakfının katkılarıyla (TÜRVAK) hazırlanan serginin küratörlüğünü Zihni Tümer üstleniyor.
AA muhabirine açıklamalarda bulunan İstanbul Sinema Müzesi Müdürü Ceyhun Tuzcu, sergide Türker İnanoğlu’nun hayatının bütün noktalarının anlatıldığı bir evren oluşturulduğunu söyledi.
“Atlas 1948 Sineması’nı yaşatmak için elimizden geleni yapıyoruz”
Tuzcu, serginin asıl başarısını en doğru adreslerden birinde olması şeklinde açıklayarak, şöyle devam etti:
“Bizim için çok onur verici bir ağırlama oldu. Onun bütün sinema hayatını bir sergiyle anlatabilmek mümkün değil. Dolayısıyla biz de öncelikle Atlas 1948 Sineması’nı yaşatmak için elimizden geleni yapıyoruz. O isme layık olmak için festivalleri, yönetmen buluşmalarını devam ettiriyoruz.”
Serginin İnanoğlu’nun sinemaya başlangıç yıllarından Yeşilçam’ı keşfetmesine varan kronolojik bir sırayla devam ettiğini aktaran Tuzcu, “Ödüllerinden, kişisel eşyalarına, sinemaseverlerin özellikle kendisiyle bağı kurmasını sağlayacak bir dünya yaratılmasını sağladık.” dedi.
“Sinema tarihine yakından şahitlik edecekler”
Tuzcu, İstanbul Sinema Müzesi’nin kurulma sebeplerinden en önemlisinin Türk sinema tarihinin gelişimini sinemaseverlere sunmak olduğuna dikkati çekerek, “Bay Sinema-Türker İnanoğlu” sergisinin bu misyonu yansıtan bir etki oluşturduğunu ifade etti.
Türker İnanoğlu’na layık olmak için hem İstanbul Sinema Müzesi hem de Atlas 1948 Sinemasını sinemaseverlerin buluşma noktası yapmak için gayret edeceklerinin altını çizen Tuzcu, “Sergi önemli bir talep gördü. Dolayısıyla amacımız daha geniş kitlelere ulaşmak için elimizden geleni yapmak. İstanbul Sinema Müzesi’ndeki Türker İnanoğlu sergisi, sinema tarihine yakından şahitlik edecekleri çok önemli bir gün vaat ediyor.” açıklamasını yaptı.
İnanoğlu’nun kişisel eşyaları, Yeşilçam’ın sembol isimlerinin balmumu heykelleri ve kamera arkası fotoğraflarının yer aldığı sergi, 29 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

YENİ İMAJIYLA GEÇER NOT ALDI
Beğenilen oyuncu bu kez de katıldığı film festivali ile adından söz ettirdi. Altın KozaFilm Festivali jürisi olarak Adana’ya giden Serenay Sarıkaya sahneye çıkarak ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü Ahmet Rıfat Şungar’a verdi. Sahneye çıkmasıyla herkesi büyüleyen güzel oyuncu giydiği açık renk elbisesi ve kısa kestirdiği saçlarıyla geceye damga vurdu.

“ÖVGÜ YAĞMURUNA TUTULDU”
Yeni imajını sosyal medya hesabından sevenleriyle paylaşan oyuncuya beğeni yağmuru yağdı. Yüzbinlerce kişinin beğendiği gönderiye sevenleri, “Çok güzelsin”, “Gecenin starı belli” ” Altın olan ödül değil sensin”, “Güzelliğine bakmalara doyamıyorum” yorumları yaptı.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Babasının merkez Antakya ilçesindeki tarihi Uzun Çarşı’da yer alan atölyesinde 1954’te 7 yaşında çıraklığa başlayan Gürler, depremlere, ilerleyen yaşına ve teknolojik gelişmelere rağmen mesleğinden kopmadı.
Tenekeciliğin kentteki son temsilcilerinden 77 yaşındaki Gürler, Hatay Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliğince “Yılın Ahisi” seçildi.
Gürler, 70 yıldır yolunu tuttuğu atölyesinde sacı işleyip çay tepsisi, kova, tatlı kalıbı, huni ve kürek gibi gereçler üretiyor.
Çırak bulamamaktan yakınan Gürler, zanaatının yok olmasından endişe ediyor.
Kazancıyla 4 çocuğunu okuttu, evlendirdi
Mustafa Gürler, AA muhabirine, mesleğini severek sürdürdüğünü söyledi.
Yaptığı ürünlerin kazancıyla geçimini sağladığını dile getiren Gürler, “Babamdan mesleği öğrendiğim 8 metrekarelik dükkan sayesinde yuva kurdum, 4 çocuğumu okuttum, evlendirdim.” dedi.
Gürler, müşterilerinin memnuniyeti için çabaladığını belirterek, “İşlerini yaptığım müşterilerin güler yüzü bana haz veriyor. Önemli olan para değil müşterilerimi memnun etmek.” diye konuştu.
“Yılın Ahisi” seçilmenin gururunu yaşadığını vurgulayan Gürler, mesleği sürdürecek çırak bulamamaktan üzüntü duyduğunu anlattı.
Gürler, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’teki depremlerde oğlunu, gelinini ve torununu kaybettiğini, eşinin de yaralandığını ifade ederek, şöyle konuştu:
“Depremden sonra şehrimi terk etmedim. Antakya halkına hizmet vermek bana mutluluk veriyor. Çarşıdaki esnaf arkadaşlarımı arayıp ‘Gelin iş yerlerinizi açın, şehrimizi kalkındırmamız lazım’ dedim. Sonrasında bazı arkadaşlar dükkanını açmaya başladı.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DAKİKALARCA AYAKTA ALKIŞLANDI
Maria’nın oyuncu kadrosunda Jolie’ye eşlik eden isimlerin başında usta aktör Haluk Bilginer geliyor. Filmde ayrıca Valeria Golino, Kodi Smit-McPhee ve Pierfrancesco Favino da rol alıyor. İzleyiciler tarafından çok beğenilen film Maria, Venedik Film Festivali kapsamında Sala Grande Tiyatrosu’nda düzenlenen dünya prömiyerinde 8 dakika boyunca ayakta alkışlanmıştı. Pablo Larrain’in yönettiği filmin gösteriminin ardından seyirciler ayağa kalkıp kendisini alkışlarken Jolie de gözyaşlarına hakim olamamıştı.

FİLM İÇİN 7 AY BOYUNCA OPERA EĞİTİMİ ALDI
Venedik Film Festivali’ndeki basın konferansında konuşan Angelina Jolie, rolü için “neredeyse 7 ay” opera şarkıcılığı eğitimi aldığını belirtti. Jolie, “Buradaki herkes biliyor, çok gergindim. Neredeyse 7 ay eğitim aldım çünkü Pablo’yla çalıştığınızda hiçbir şeyi yarım yamalak yapamazsınız. O, en harika şekilde, gerçekten çalışmanızı ve gerçekten öğrenip çalışmanızı talep ediyor,” ifadelerini kullandı.

MARİA FİLMİ KONUSU
Peaky Blinders’ın yaratıcısı Steven Knight tarafından kaleme alınan Maria, Callas’ın 1970’lerdeki hayatını anlatıyor. Şilili sinemacı Larraín’in biyografik draması, Yunan asıllı Amerikalı sopranonun, kamuoyunun gözü önündeki ihtişamlı ama çalkantılı hayatının ardından Paris’e çekilmesini konu alıyor. Maria’nın 49 yaşındaki Jolie’yi 15 yıl sonra ilk kez En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar yarışına sokacağına kesin gözüyle bakılıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy; önümüzdeki yıl 20 şehirde gerçekleştirilecek festival noktalarına Kayseri’nin de eklendiğini açıkladı. Şehrin önde gelenlerinin hummalı çalışmalarının sonuç verdiğini ve müjdelerin arka arkaya geldiğini ifade eden AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm; “2021 yılında İstanbulBeyoğlu Kültür Festivali ile Kültür Bakanlığımız bu şekilde bir aksiyon aldı ve bir organizasyon başlattı. Sonra 2022 yılı içerisinde Ankara, Çanakkale, Diyarbakır ve Konya da buna dahil oldu. En son 2024 yılı itibariyle de 16 ilimizde Kültür Yolu Festivali düzenleniyordu. Bununla ilgili geçen sene Hulusi Akar Bakanımız başta olmak üzere Ayşe hanım, Şaban Çopuroğlu vekilimiz, Murat Cahid Cıngı ve Bayar bey gerçekten oldukça ısrarlı çalışmalar yaptı. Keza Memduh Başkanım dilinden hiç düşürmedi, Turizm Bakanımız ve bakan yardımcımızı ziyaretlerinde söyledi. Vali bey bu şehir için kazanç, kültür ve turizme verdiği önemi biliyoruz. Sonuçta şunu görüyoruz; Kayseri’de tek vücut; hem AK Parti’nin tüm milletvekilleri, hem büyükşehir belediye başkanı hem de vali bey bu yolda gayretli ve hummalı bir çalışma gerçekleştirdiler. Kayseri’miz de artık 2025 yılı için Kültür yolu Festivali’ne dahil oldu. Kültür Yolu Festivali; sanatı, kültürü, tarihi bir araya getiren çok önemli festivallerdir. İçerisinde konser, sergi, gastronomi, bale, tiyatro, opera, beceri atölyeleri gibi faaliyetlerle 7’den 77’ye herkese ulaşan faaliyetlerdir. Biz de gelecek sene Allah izin verirse Kayseri’nin Kültür Yolu Festivali’nde yer almasıyla bu keyfi yaşatacağız. Çalışmalarımız hummalı bir şekilde devam ediyor, müjdelerimiz arka arkaya geliyor. Allah’ın izniyle nice yeni icraatlar ile çalışmalarımız hızla devam edecek. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mudanya Mütarekesi’nin 102’nci yıl dönümü, görüşmelerin başladığı 3 Ekim’den, imzalandığı 11 Ekim’e kadar düzenlenecek etkinliklerle kutlanacak.
“Biz de her bir günü bu tarihi sürece adıyoruz”
Mudanya Belediye Başkanı Deniz Dalgıç, Mudanya Mütarekesi’nin 102’nci yıl dönümüne özel olarak hazırlanan kutlama programını, Mudanya Belediyesi’ne bağlı MUDAŞ’ta düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu. Mudanya Mütarekesi’nin, bağımsızlık sürecinde oynadığı role vurgu yapan Başkan Dalgıç, şöyle konuştu:
“Mudanya Mütarekesi, sadece Kurtuluş Savaşı’nı sona erdiren bir antlaşma değil, aynı zamanda Misak-ı Milli’yi hayata geçiren büyük bir diplomasi zaferidir. Bu antlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmıştır. Yıllar boyunca bu büyük olay ne yazık ki hak ettiği ilgiyi görmedi ve gerektiği gibi anılmadı. Ancak biz, bu tarihi yeniden hatırlatmayı ve her yıl büyük bir coşkuyla kutlanmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Cumhuriyetimizin temel taşlarından biri olan Mudanya Mütarekesi’ni her yıl daha güçlü bir şekilde anmak ve yeni nesillere aktarmak en önemli görevlerimizden biridir. Mütareke görüşmeleri tam dokuz gün sürdü. Biz de her bir günü bu tarihi sürece adıyoruz. Barışın, uzlaşının ve diplomasiyle kazanılan zaferin gücünü tüm Türkiye’ye yeniden hatırlatacağız.
“Mudanya’nın barış dolu ruhunu hep birlikte yaşatacağımıza yürekten inanıyorum”
Mudanya Mütarekesi, 11 Ekim 1922 tarihinde imzalanarak Kurtuluş Savaşı’nı fiilen sonlandıran bir barış anlaşmasıdır. 102 yıl önce bu topraklarda atılan diplomatik adım, Türkiye Cumhuriyeti’nin yolunu açmış, bağımsızlık mücadelemizin barışla taçlandığı önemli bir dönemeç olmuştur. Biz de bu tarihi olayın ruhunu yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için bu yıl çok özel bir kutlama programı planladık. Bu yılki etkinliklerimiz, 3 Ekim’de mütareke görüşmelerinin başladığı günden itibaren dokuz gün sürecek ve 11 Ekim’de anlaşmanın imzalandığı tarihte sona erecek. Bu süre zarfında Mudanyamızda tarih, kültür ve sanat dolu günler yaşanacak. Her gün, mütarekenin ruhuna uygun olarak farklı bir etkinlikle halkımızı buluşturacağız.
Birçok tarihçi, 11 Ekim 1922’yi Birinci Dünya Savaşı’nın fiilen sona erdiği gün olarak kabul eder. Mudanya, bir ilçe olarak ateşkes antlaşmasının imzalandığı tek yerdir. Bu, ilçemize ve bu topraklara ayrı bir önem katmaktadır. Türkiye’nin dört bir yanından vatandaşlarımızı bu önemli günü bizimle birlikte kutlamaya davet ediyoruz. Biz, Mudanya’nın ve Mütareke Müzesi’nin, tıpkı Anıtkabir ve Çanakkale gibi ruhunu hissettiren bir ziyaret noktası olmasını arzuluyoruz. Bu bilinçle 11 Ekim’in, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı gün olarak herkes tarafından anılması gerektiğine inanıyoruz. Ülkemizin her yanındaki Cumhuriyet sevdalılarını Cumhuriyetimiz için büyük önem taşıyan bu anlamlı günlerde Mudanya’ya davet ediyorum. Mudanya’nın barış dolu ruhunu hep birlikte yaşatacağımıza yürekten inanıyorum.”
Mudanya Mütarekesi ve barış konulu çeşitli söyleşi ve sergilerin yer aldığı program kapsamında Diplomasi Atölyesi, Uluslararası Mudanya Sempozyumu, tiyatro oyunları, konserler, mütareke imza canlandırması, barış sofrası ve çocuklar için atölyeler gerçekleştirilecek. 11 Ekim günü Mudanya Mütarekesi Barış Yolu Ödülü’nün de verileceği törenden sonra aynı gün akşam, dünyaca ünlü sanatçı Kerem Görsev Trio Mütareke Meydanı’nda unutulmaz bir konser verecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarihler 26 Eylül 1932’yi gösterdiğinde Dolmabahçe Sarayı’nda, Türkçe’nin zenginliğinin araştırılması ve ortaya çıkarılması için Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün katılımıyla Birinci Türk Dili Kurultayı toplandı. Kurultayın toplandığı ilk gün olan 26 Eylül’ün her yıl “Dil Bayramı” adıyla kutlanma teklifi oy birliği ile kabul edilerek ve o günden bu yana 26 Eylül günü ülkemizde “Dil Bayramı” olarak kutlanıyor. Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Kent Konseyi de Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük önem verdiği dile sahip çıkmak ve gelecek kuşaklara doğru aktarılmasını sağlamak için 26 Eylül Türk Dil Bayramı’nın 92’inci yıl dönümünde bir söyleşi düzenledi.
Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’nde Uludağ Üniversitesi Türk Dili Bölümü Öğretim Görevlisi Nilüfer İnceman Akgün’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide; Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Dili Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasene Aydın da Türkçe’nin doğru konumu ve özellikle sosyal medyadaki sıkıntılar hakkında bilgiler verdi.
“Türkçe’nin önemini bir kez daha hatırlatmak için buradayız”
Türkçe’ye gereken önemin verilmediğini düşündüğünü belirten Doç. Dr. Hasene Aydın, “Umursamaz bir tavır takındığımız bugünlerde Türk Dil Bayramı dolayısıyla Türkçe’nin önemini bir kez daha hatırlatmak için buradayız. Özellikle gençlerin internet üzerinde yaygınlaştırdığı yanlışlar bizi kuşatmış durumda. Sosyal medya, Türkçe konusunda kanayan yaramız. Ne yazık ki, özellikle gençler özendikleri için bazı yanlışları yapmaktan çekinmiyorlar. kelimeleri bozabiliyor, kuralları işletmeyebiliyorlar ve bunların el birliğiyle yaygınlaşmasına yol açıyorlar. Sosyal medya, bizi bir araya getiren bir mecra ama dilin yanlışlarının da bir o kadar hızla yayıldığı bir ortam. Bizler de bir dil bilinci oluşursa küçük yaşlardan itibaren bu tür sorunların ortadan kalkacağını düşünüyoruz.” dedi.
“Dili doğru kullanmak bireysel ve toplumsal mutluluk için şarttır”
Doğru Türkçe’nin kullanımı için gençlere bir öneride bulunan Aydın, “Bilgili, farklı, ya da güzel görünmek için yabancı kelimeler kullanmaya özenmesinler. Eğer kendileri parmakla gösterilecekse Türkçe’yi doğru kullandıkları için gösterilsin. Ne kadar güzel Türkçe konuşuyor, dilini ne kadar iyi kullanıyor diye parmakla gösterilsinler. Gençlerin birbirlerine bu anlamda örnek olmalarını istiyoruz. Anaokulundan itibaren çocuklarımıza Türkçe’nin önemini kavratabilirsek, ben o halkanın genişleyeceğini düşünüyorum. Mutlu olmak için dili doğru kullanmak zorundayız. Dilimizi doğru kullanmadığımızda anlaşılmayız, anlaşılmadığımızda daha çok çaba sarf etmek zorunda kalırız. Bu fiziksel olarak çaba gerektirir, zamanımızı çalar, karşı tarafla ilişkilerimizin bozulmasına yol açar. Dolayısıyla dili doğru kullanmak bireysel ve toplumsal mutluluk için şarttır” ifadelerini kullandı.
Türk Dil Bayramı’nı kutlamak için bir araya geldiklerini belirten Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Fatma Çil Yılmaz da, “Türk Dil Bayramı dolayısıyla bir araya geldik. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dile ne kadar önem verdiğini biliyoruz. Bundan tam 92 yıl önce Dolmabahçe Sarayında Türk dilinin zenginliğini ortaya çıkartmak ve bunu araştırmak üzere ilk defa dil tarih kurultayı yapılıyor. O kurultayda oy birliğiyle 26 Eylül tarihinin Türk Dil Bayramı olarak kutlanmasına karar veriliyor. O gün bugündür, bizler de Türk Dil Bayramını 26 Eylül tarihinde her yıl kutluyoruz. Bugün burada dilimizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlayacağız.” diye konuştu. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edirne’de Üç Şerefeli Camisi’nde gerçekleştirilen programda, cuma namazı öncesinde Kur’an-ı Kerim okunarak, hayatını kaybeden esnaflar için dua edildi.
Ticaret İl Müdürü Mahmut Altun, programın ardından, Ahilik kültürünün her daim yaşatılması gerektiğini belirtti.
Hayatını kaybeden esnaflara Allah’tan rahmet dileyen Altun, mesleğini icra eden esnaf ve sanatkarlara da bol kazanç dileyerek Ahilik Haftası’nı kutladı.
Programın ardından katılımcılara ahi pilavı ve ayran ikram edildi.
Kırklareli’nde de Ahmet Cevdet Paşa Camisi’nde gerçekleştirilen programda, mevlit okunarak dualar edildi.
Programa Kırklareli Valisi Uğur Turan, Ticaret İl Müdürü Mustafa Uzan, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ali Fuat Şeker ile oda temsilcileri ve esnaflar katıldı.
Cuma namazının ardından Ahmet Cevdet Paşa Parkı’nda pilav ve ayran ikram edildi.
Tekirdağ da Orta Camisi’nde mevlit okutuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bu yıl ilk kez gerçekleştirilen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen “Küçükçekmece Bilimin İzinde Şenleniyor” isimli Bilim Şenliği kapılarını ziyaretçilerine açtı. Küçükçekmece Fevzi ÇakmakEtkinlik Meydanı’nda gerçekleştirilen şenlikte teknoloji ve eğlence bir araya geliyor. Şenlik kapsamında 54 bilimsel atölye, 25 bilimsel etkinlik, 3 bilim temalı sergi, 5 bilim yarışması ve 4 bilimsel seminer hem öğrencilere hem de yetişkinlere açık olacak. Şenlik alanında özellikle lise öğrencileri tarafından hazırlanan ve uluslararası yarışmalarda ödüller kazanan insansız hava ve su altı araçları dikkat çekiyor.
Geliştirdikleri insansız su altı aracıyla uluslararası yarışmalarda derece yaptılar
Doğan Cüceloğlu Fen Lisesi teknoloji takımı olarak geliştirdikleri İnsansız Su altı sistemleri araçlarının Norveç’te düzenlenen ve alanında dünyanın en prestijli yarışmalarından birinde üniversite öğrencilerini de geride bırakarak derece aldıklarını belirten 12. Sınıf öğrencisi Hüseyin Selçuk Yıldız, “Biz Doğan Cüceloğlu Fen Lisesi Teknoloji Takımları olarak 3 takımımız bulunuyor. Burada insansız su altı takımları takımımız var. Bizim insansız su altı sistemleri takımımız olarak 3 tane insansız su altı aracımız var. Burada son olarak profesyonel yaptığımız Altay isimli aracımız var. Kendisi Norveç’te alanının en prestijli yarışmasına katıldık. Bu yarışmaya karma olarak lise ve üniversite öğrencileri dünyanın çeşitli ülkelerinden bu yarışmaya projeleriyle kabul alıyorlar. Biz finale kadar adımızı taşıdık finale de katılan iki lise takımından birisiydik. Ülkemizden İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi gibi köklü okullar yer aldı. Biz buna rağmen orada bulunan 20 takımdan dünya 8.’si olduk” diye konuştu.
Bilim Şenliğinin koordinatörlüğünü gerçekleştiren ve projeyi yazan Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü TÜBİTAK koordinatörü Leyla Arattan; şenliği 50 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiklerini belirterek, “Küçükçekmece’de TÜBİTAK 4007 projesi yazdık, ikinci kez geçirmeyi başardık. Aslında Küçükçekmece’de ilk kez. İlkini KahramanmaraşPazarcık’ta gerçekleştirmiştik depremin kalbinde. Bu da kendi ilçemizdeki ilk bilim şenliğimiz oldu. 54 atölyeye 25 bilimsel etkinlik bilişim tırı bilim münazarası, bilim tiyatrosuyla yaklaşık 50 bin kişinin katılımıyla harika bir bilimselliği gerçekleşiyor. Katılım çok güzel hatta Küçükçekmece dışında İstanbul’un biz hariç 38 tane daha ilçesi var o ilçelerin hepsinden akış var” dedi.
Öğrencilerin bilim okur yazarlığını geliştirmek için yoğun çaba sarf ettiklerini belirten TOKİ Güneşpark Kız İmam Hatip Lisesi öğretmenlerinden Doç. Dr. Veysi Aktaş, “Biz burada okulumuz olarak da bu tür çalışmaları atölye haline çevirmiştik TOKİ Güneşpark Evleri Kız İmam Hatip Lisesinde çocuklarla bilim okur yazarlığını geliştirmeye çalıştık öğrencilerin bir bilim okur yazarı olması dijital okur yazarlık için yaptığımız bu mücadele karşılığını buluyor. Karşılığını bulduğunu da burada saha da öğrencilerin yansımasından anlayabiliyoruz” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şevval CİNDİR/ İSTANBUL, İSTANBUL’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden senarist, yapımcı ve yönetmen Tomris Giritlioğlu için tören düzenlendi. Mecidiyeköy’deki İstanbulDevlet Tiyatroları sahnesinde düzenlenen törene ailenin yakınları ve çok sayıda sanatçı katıldı. Törende konuşan Giritlioğlu’nun erkek kardeşi Başar Arcak, ‘O kadar güzel şeyler söylediler ki o zaman daha da gurur duydum . İyi ki benim ablammış. Onu çok seviyorum’ dedi.
İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede 67 yaşında hayatını kaybeden senarist, yapımcı ve yönetmen Tomris Giritlioğlu için Mecidiyeköy’deki İstanbul Devlet Tiyatroları sahnesinde tören düzenlendi. Törene Giritlioğlu’nun erkek kardeşi, oğlu, aile yakınlarıyla, sanatçı dostları ve vatandaşlar katıldı. Törende bir konuşma yapan oyuncu Cansel Elçin, ‘Bizlerin sektördeki herkesin bir anısı vardır onunla. Onunla çalışanlar, onunla beraber olanlar yetim kaldı’ dedi. Konuşması sırasında gözyaşlarına boğulan erkek kardeşi Başar Arcak ise, ‘O kadar güzel şeyler söylediler ki o zaman daha da gurur duydum . İyi ki benim ablammış. Onu çok seviyorum’ diye konuştu. Sözlerine ‘Canım annem, büyük aşkım, sonsuz flörtüm’ diye başlayan oğlu Ilgaz Giritlioğlu ise, ‘Tomris’in oğlu olmak hem çok zor hem de çok kolay. Çetin ceviz bir hayat, uykusuz montaj odaları, bol sigara, çok fazla senarist, kostümler, güzel oyuncular ve kameralarda dolu, nefes kesen bir hayat. Seninle çok gurur duyuyorum’ şeklinde konuştu.
Tomris Giritlioğlu için, bugün ikindi namazına müteakip Teşvikiye Camiinde cenaze namazı kılınacak. 67 yaşında hayatını kaybeden Giritlioğlu’nun cenazesi 25 Eylül Çarşamba günü Antakya Asri Mezarlığında toprağa verilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ Belediyesi ve Elazığ Müftülüğü iş birliğiyle düzenlenecek program, 25 Eylül Çarşamba günü saat 19.30’da Elazığ Belediyesi Bünyamin Eroğlu Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilecek. Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed’in (sav) dünyaya teşriflerinin yıl dönümü etkinlikleri kapsamında düzenlenecek program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayacak. Elazığ İl Müftüsü İrfan Üstündağ’ın konuşmacı olarak yer alacağı programda, Mevlid-i Şerif okunarak dualar edilecek. Gecede, Elazığ Belediyesi Tasavvuf Ekibi tarafından da ilahi dinletisi sunulacak.
Elazığ Belediyesi Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “25 Eylül Çarşamba günü saat 19.30’da Elazığ Belediyesi Bünyamin Eroğlu Kültür ve Kongre Merkezinde düzenlenecek, ‘Peygamberimiz ve şahsiyet inşası’ konulu programa tüm hemşehrilerimiz davetlidir.” denildi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu yıl 5-12 Ekim 2024 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali öncesinde yola çıkacak Altın Portakal Sinema TIR’ı, ilçe ilçe gezerek Antalyalıları sinemayla buluşturacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin gezen sinema etkinliği kapsamında “Lohusa”, “Kardeş Takımı”, “Altın Gaga ve Macera Çetesi” isimli filmler gösterilecek.
İlk gösterim Kepez ve Aksu’da
Gezen Sinema etkinliğinin ilk durağı, 26 Eylül Perşembe günü Kepez ve Aksu ilçeleri olacak. Açık Sinema TIR’ı saat 20.00’de Kepez Çamlıbel Kapalı Pazar Yeri’nde “Lohusa” filminin gösterimini gerçekleştirecek. Aynı gün Aksu Belediyesi önünde Kapalı Sinema TIR’ında saat 16.00’da “Altın Gaga ve Macera Çetesi”, saat 18.00’de “Kardeş Takımı”, saat 20.00’de ise “Lohusa” filmi gösterilecek.
Konyaaltı ve Döşemealtı ile devam edecek
Gezen Sinema etkinliği, 27 Eylül Cuma günü ise Konyaaltı ve Döşemealtı’nda olacak. Konyaaltı Uncalı Kapalı Pazartesi Pazar Yeri’nde saat 20.00’de “Kardeş Takımı” seyirciyle buluşacak. Döşemealtı TOKİ’lerde ise saat 16.00’da “Altın Gaga ve Macera Çetesi”, saat 18.00’de “Kardeş Takımı”, saat 20.00’de ise “Lohusa” filmi gösterilecek.
Geçmiş yıllarda yoğun ilgi gören ve ücretsiz olarak gerçekleştirilen gösterimle, 4 Ekim 2024 tarihine kadar devam edecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Emir Sultan Mezarlığı’ndaki törene, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Mehmetçik Vakfının yöneticileri, Bursa Zeki Müren Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinin öğretmen ve öğrencileri, sanatçının yakınları ile sevenleri katıldı.
Zeki Müren’in yeğeni Özlem Güner, törende yaptığı konuşmada, onun yeğeni olmaktan gurur duyduğunu anlattı.
Sanatçının, “Ben herkesin Zeki Müren’i olabilirim ama sadece sizin dayınızım.” dediğini ifade eden Güner, “Bize, ‘Bunu sakın unutmayın. Beni koruyup kollayıp yaşatacak olanlar, sizlersiniz’ dedi. Artık ezberlediğim bir cümle bu. Defalarca yineledi. Hiç unutmadık, bu sözü ve unutmayacağız. Bizim görevimiz ancak son nefesimizi verdiğimizde sona erer.” ifadesini kullandı.
TEV Bursa Şube Başkanı Sertaç Şipka da Zeki Müren’in mirasçı olarak, TEV ve TSK Mehmetçik Vakfını kendine evlat edindiğini vurguladı.
Ebedi olarak onun mirasına sahip çıkmak ve hedefleri, istekleri doğrultusunda anısını yaşatmak için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Şipka, şunları söyledi:
“Zeki Müren’i Bursa’da daha fazla yaşatmak ve anmak için çalışıyoruz. Üzerimizde çok büyük bir görev var. Zeki Müren, Bursa’da 1931 yılında doğmuş, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Bursa’da yaşamış ve sanatıyla bütün dünyaya nam salmış bir sanatçı. Dolayısıyla onun engin, derin, hem sanatı, kişiliği, değerleri hem yaşam tarzıyla bilmemiz, öğrenmemiz gereken aslında daha çok fazla detayı var. Bursa kent kültürünün ve kent kimliğinin çok önemli bir parçası Zeki Müren. Bunu, günden güne daha fazla yaşatabiliyor olmak, bizlerin aslında bir nevi de boynunun borcu. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, ruhu şad olsun.”
Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız da herkesi, Müzeler Şube Müdürlüğü tarafından Bursa Kent Müzesi’nde devam eden, Müren’in yaşamı ve sanat hayatını anlatan “Elbet Bir Gün Buluşacağız” sergisini görmeye davet etti.
Tören, dua edilmesiyle sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUN – Samsun Bölge Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet SavcısıVedat Soğukpınar, aynı zamanda Türkiye’de bulunan 450 kuş türünden birçoğunu fotoğraflayan ve yaban hayattaki canlıların fotoğraflarını çeken bir ‘yaban hayat fotoğrafçısı’ olarak dikkat çekiyor.
Yıllardır kuş fotoğrafçılığı yapan Cumhuriyet Savcısı Vedat Soğukpınar, izinli olduğu günlerinde herkesin uyuduğu saatlerde kamuflajını giyip Samsun Kızılırmak Deltası’na giderek kuşları fotoğraflayabilmek için saatlerce bekliyor. Bir kuş türünün fotoğrafını çekmek için saatlerce kıpırdamadan bekleyen Savcı Soğukpınar, Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunan 350’ye yakın kuş türünü fotoğrafladı.
Çektiği fotoğrafların yanı sıra ilginç ve gözlemlenmesi zor anları da videoya alan Savcı Soğukpınar, bir kuşun yılan avlayarak yemesini, saz horozlarının besin aramasını, kuşların sürüler halinde uçmasını, mandaların geviş getirmesini, kuşların banyosunu, çapraz gaganın su içişini, sincapların nasıl ses çıkardığını, bahrilerin nasıl toplu olarak uçtuğunu, yalıçapkınının eşini balıkla beslemesini, yabani sülünün ötüş anını, guguk kuşunun ötüş anını, tayların koşuşturmasını, büyük ak balıkçılın avlanmasını ve birçok hayvanın davranışlarını doğal yaşam alanlarında kameraya kaydediyor.
“Tetiğe değil, deklanşöre bas”
“Tetiğe değil, deklanşöre bas. Öldürme, ölümsüzleştir” diyerek doğanın eşsiz güzelliğini ölümsüzleştiren Cumhuriyet Savcısı Vedat Soğukpınar, çektiği kuş ve diğer hayvanların fotoğraflarını, videolarını kendi sosyal medya hesabından da paylaşıyor. Sosyal medyadaki paylaşımlar, vatandaşlar tarafından büyük beğeni topluyor. Hayatlarında ilk kez değişik kuş türlerinin varlığından haberdar olan vatandaşlar, emeklerinden dolayı Savcı Soğukpınar’a teşekkürlerini sunuyor. Yakalanması oldukça zor olan kuş fotoğrafları, Samsun’un tanıtımına da vesile oluyor.
Savcı Soğukpınar’ın objektifine çoğu Kızılırmak Deltası olmak üzere yalıçapkını, kara karınlı kum kuşu, sincap, manda sürüsü, uzunbacak, saz horozu, kızkuşu, ak kuyruksallayan, küçük iskete, saka, flamingo, tilki, sığırcık, florya, çıkrıkçın, yılkı atları, guguk kuşu, boyunçeviren ve kızılgerdanlı incirkuşu gibi birçok hayvan türü yansıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tanır Mahallesi’ndeki höyükte, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle Ahi Evran Üniversitesi Doktor Öğretim Üyesi Elif Baştürk başkanlığındaki ekiple yürütülen kazı çalışmaları devam ediyor.
Kazı başkanı Baştürk, AA muhabirine, Yassıhöyük’ün, konumu itibarıyla her dönem önemsenen bir bölgede olduğunu söyledi.
Höyükteki çalışmalarda en heyecan verici bulgulara tarih öncesi döneme ait tabakalarda rastlandığını dile getiren Baştürk, şöyle konuştu:
“Höyüğün görece yüksek bir yerinde, hiç beklemediğimiz bir noktasında, Geç Demir Çağı yapılarının hemen altında Prehistorik dönem tabakalarını tespit ettik. Aslında bu arkadaki büyük yapılar Geç Demir Çağı’nda buraya teras şeklinde yapılmış bir yapı ve bu yapı alttaki tüm tabakaları M.Ö. 4000 yılına kadar sıyırıp atmış. 9 tane mezar tespit ettik ve bilimsel anlamda son derece önemli veriler açığa çıkartıldı. Bunlar içerisinde en önemlilerinden birini bilinçli kafatası şekillendirmesi adını verdiğimiz bir tür deformasyon oluşturuyor. Bir bireyin yaşarken kafasının alttan ve üsten iki bezle sarılarak şeklinin değiştirildiğini tespit ettik. Bu çömlek mezar içerisinde açığa çıktı. Yaklaşık 10-12 yaşında bir çocuğa ait bir iskelet ve seçilmiş, özel bir birey olduğunu düşünüyoruz. Mezar yapısı da diğer mezarlardan farklı olduğu gibi boncuktan ve kemikten yapılan takılarla daha zengin bir haldeydi ve tek bir bulgu olarak karşımıza çıktı. Olasılıkla seçilmiş özel bir bireyin toplum içerisinde yerinin fark edilmesi, diğerlerinden ayrılması için yapılmış bir uygulama.”
820 boncuklu kolye
Baştürk, M.Ö. 4000 yılına tarihlenen ve bir bebeğe ait olan dağılmış başka bir mezarda da 820 boncukla yapılmış bir kolyeye ulaştıklarını dile getirdi.
M.Ö. 4000 yıl önceki tabakaların altında ise M.Ö. 6000 yıllık Geç Neolitik dönem yapılarını ortaya çıkarmaya başladıklarını ifade eden Baştürk, bu tabakada da ata kültüyle bağlantılı olarak yaşadıkları evin tabanı altına gömülen bir kafatası bulduklarını bildirdi.
Kafatasının üzerindeki derinin ayrılma işlemi sırasında kesici aletin neden olduğu çiziklere ve kazıma izlerine rastladıklarını aktaran Baştürk, “Bunun daha farklı uygulama tipleri var fakat bizim elimizdeki veri daha da ileri bir detay için henüz yeterli değil. Yassıhöyük’teki her bir dönemde çok önemli bulgulara rastlıyoruz ve buranın sahip olduğu coğrafi konumu nedeniyle aslında çok önemli bir höyük olduğu ortaya konuluyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yavuz Sultan Selim Han’ın hayatının anlatıldığı yaklaşık 40 minyatürün yer aldığı serginin açılışı Yahya Kemal BeyatlıKültür Merkezi’nde yapıldı.
Katılımcılar cuma gününe kadar sergiyi gezebilecek.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada Yavuz Sultan Selim’in Tekirdağ’da vefat ettiğini vurguladı.
Hacıoğlu, Yavuz Sultan Selim’i anma programı kapsamında İstanbul’daki türbesini de ziyaret ettiklerini belirtti.
Vefat ettiği Tekirdağ’da anma programlarının devam ettiğine dikkati çeken Hacıoğlu, “Tarihçiler Yavuz’u ikindi güneşine benzetirler, ikindi güneşinin süresi kısadır ama gölgesi çok uzundur. 80 yılı 8 yıla sığdırmak tam da Yavuz Sultan Selim’i ifade ediyor. Yavuz Sultan Selim fetih etme duygusunun yüce olduğu bir padişahtı. Ruhu şad olsun.” dedi.
50 yaşında vefat etti
Türk Tarih Kurumundan elde edilen bilgiye göre, Yavuz Sultan Selim 10 Ekim 1470’de doğdu.
Babası Sultan İkinci Bayezid, padişah olduktan sonra, askeri sevk ve devlet idareciliğini öğrenmesi için, Şehzade Selim’i Trabzon Sancağı’na vali olarak tayin etti.
Cesur, mütevazı, iyi kılıç, ok kullanan ve Kanuni Sultan Süleyman, Hatice Sultan, Fatma Sultan, Hafsa Sultan, Şah Sultan’ın babası olan Yavuz Sultan Selim 22 Eylül 1520’de, “Aslan pençesi ya da şirpençe” denilen bir çıbanın vücuduna yaydığı enfeksiyon nedeniyle 50 yaşında Tekirdağ’ın Muratlı ilçesinde vefat etti. Naaşı İstanbul’da defnedildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DENİZLİ – Türkiye’nin önemli kuş cennetlerinden biri olan Denizli’nin Çardak ilçesindeki Acıgöl, pembe renkli flamingoların süslediği eşsiz doğasıyla ve tuz tarlalarıyla doğaseverleri mest ediyor. Acıgöl, kuş gözlemcileri ve doğa tutkunları için unutulmaz bir rota sunuyor.
Denizli’nin Çardak ilçesinde yer alan Acıgöl, doğal güzellikleri ve zengin ekosistemiyle Türkiye’nin en önemli kuş cennetlerinden biri olarak öne çıkıyor. Tuzlu su yapısı ve benzersiz doğal ortamı ile dikkat çeken bu göl, özellikle pembe flamingoların üreme alanı olarak büyük bir öneme sahip. Flamingolar, Acıgöl’ün tuzlu sularında beslenirken, kendilerine has pembe tüylerini kazanıyor ve göl üzerinde sergiledikleri gösterişli danslarıyla doğaseverlerin ve fotoğrafçıların ilgisini çekiyor. Flamingoların göz alıcı dansları, zengin kuş çeşitliliği ve eşsiz doğasıyla bu göl, kuş gözlemcilerinin ve doğa tutkunlarının vazgeçilmez bir noktası haline geliyor. Her yıl, bu doğal cenneti keşfetmek ve unutulmaz anlar yaşamak için gelen ziyaretçiler, Acıgöl’ün büyüsüne kapılmadan geçemiyor. Gölün sunduğu doğal güzellikler, hem görsel hem de ruhsal bir deneyim sunarak, ziyaretçilerine unutulmaz hatıralar biriktirme fırsatı tanıyor.
Ekosistemin Zenginliği
Acıgöl, yalnızca flamingolarla sınırlı kalmayan, birçok farklı kuş türüne de ev sahipliği yapıyor. Göl çevresinde yer alan gözlem kuleleri, kuş gözlemcilerine ve doğa meraklılarına kuşları yakından gözlemleme fırsatı sunuyor. Bu gözlem kuleleri, özellikle kuşların üreme döneminde ve göç yolculukları sırasında ziyaretçilere mükemmel manzaralar sunuyor. Gölün çevresindeki sulak alanlar, farklı kuş türleri için beslenme ve barınma alanı sağlıyor. Akça cılıbıt, flamingo, yeşilbaşlı ördek gibi birçok kuş türü burada gözlemlenebilir. Bu çeşitlilik, Acıgöl’ü kuş gözlemcileri için bir cennet haline getiriyor.
Flamingoların Göçü ve Üreme Dönemi
Eylül ve Ekim ayları, Acıgöl’deki flamingoların göç döneminin başlangıcını işaret ediyor. Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte, flamingolar sıcak iklimlere doğru hareket etmeye başlıyor. Bu dönem, doğa severler için bir görsel şölen sunarken, fotoğrafçıların da en yoğun olduğu zaman dilimi. Flamingoların dans edercesine hareketleri ve göldeki su yansımaları, unutulmaz anlar ve muhteşem kareler yakalamak için eşsiz bir fırsat sağlıyor.
Fotoğraf Tutkunları İçin Eşsiz Bir Rota
Acıgöl, sadece kuş gözlemcileri için değil, aynı zamanda fotoğraf tutkunları için de vazgeçilmez bir destinasyon. Flamingoların pembe tüyleri, gölün tuzlu suyu ve doğal ışıklar, fotoğrafçılar için muhteşem bir arka plan oluşturuyor. Özellikle sabahın erken saatlerinde veya gün batımında yapılan çekimler, gölün yansımalarıyla birleşerek etkileyici kompozisyonlar oluşturuyor. Göl çevresinde yürüyüş yaparken, doğanın sunduğu bu renk cümbüşünü ve sessizliği hisseden ziyaretçiler, stresli şehir hayatından uzaklaşarak ruhlarını dinlendiriyor. Doğa ile baş başa kalmanın verdiği huzur, Acıgöl’ü ziyaret edenlerin deneyimlerini daha da derinleştiriyor.
“Flamingoların göç yolculuğunu tanıklık etmek, büyük bir mutluluk kaynağı”
Doğa fotoğrafçısı ve gezgin Murat Abalı, her yıl bu dönemde Acıgöl’e geldiğini belirterek, “Havaların yavaş yavaş soğumaya başlamasıyla birlikte flamingolarında sıcak şehirlere göçü başladı. Bu yıl flamingoların sayısında geçen yıla göre belirgin bir artış gözlemledik. Flamingoların göç yolculuğuna tanıklık etmek, biz doğaseverler için büyük bir mutluluk kaynağı. Göl üzerinde dans edercesine hareket eden flamingoların görüntüleri, bu doğal güzelliğin ne denli etkileyici olduğunu bir kez daha kanıtlıyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kendine has mutfağı, birbirinden lezzetli yemekleriyle öne çıkan kentte erkek kebap ustalarının arasında, babasıyla aynı lokantada kebapçılık yapan 18 yaşındaki Sevgi Avur dikkati çekiyor.
Sabah 43 yaşındaki babası Necmi Avur ile evden çıkan Sevgi, günün hazırlıkları için ekmek kapısı olan dükkanlarını açıyor.
Babasıyla mutfakta doğradıkları etleri tek tek şişe saplayan Sevgi Avur, daha sonra mangalın başına geçip ciğer, Adana, Urfa ve patlıcan kebabını özenle pişiriyor.
Avur, etin kesiminden şişlenmesine, ocak başında pişirilmesinden ikramına kadar her aşamada görev yapıyor.
Babasından etkilenerek 4 yıl önce yemek sektörüne giren Sevgi Avur, AA muhabirine, lokantada her işi yaparak çalışmaya başladığını, babasından ve diğer ustalardan mesleğin püf noktalarını öğrendiğini anlattı.
Babasına destek olmaktan çok mutlu olduğunu dile getiren Avur, şöyle konuştu:
“Babama daha çok destek çıkmak istedim. Yani gelip burada sadece yiyip içeceğime babama yardımcı olmak beni daha çok mutlu ediyor. Beraber daha güzel lezzetleri ortaya koyuyoruz, daha güzel sunumlar yapabiliyoruz. Müşterilerimizin de bu durum hoşuna gidiyor, tebrik ediyor. Yabancı birisi olsa burada o kadar faydalı olamaz, kendi iş yerimiz diye biz daha çok faydalı oluyoruz. Babamla gayet güzel çalışıyoruz, akşam evde beraberiz, sabah geliyoruz beraber dükkanımızı açıyor, temizliğimizi yapıyoruz. Etimizi doğrayıp şişlere saplıyoruz. İş yerimizi daha güzel günlere getirmeye çalışıyoruz. Kimisi ‘Kadın şunu, bunu yapamaz.’ diyor ama bence kadınlar yaparsa erkeklerden daha güzel yapar, yeter ki istesin. Müşteriler geldiğinde, gördüğünde seviniyor, baba kız çalıştığımız için tebrik ediyorlar, bu da bizim hoşumuza gidiyor.”
“İşimizin yükü Sevgi ustanın elinde”
Baba Necmi Avur ise yaklaşık 20 yıldır kebapçılık yaptığını söyledi.
Kızıyla iş hayatında uyumlu çalıştıklarını belirten Avur, “Kızımla mesai yapmanın ayrı bir hazzı var. Yaklaşık 2 yıldır kızım başustalık yapıyor. Daha önce çok ustayla çalıştım, sonra kızımı yanıma aldım. Artık kendi işimizi kendimiz yapıyoruz. İşimizin kritik yükü Sevgi ustanın elinde, kendisi yapıyor, doğruyor, pişiriyor. Çok güzel bir şekilde işini yapmaya devam ediyor.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırında günümüze kadar ulaşabilmiş tek kalesi, Anadolu’da kazı çalışması yapılabilen ve 5 Roma imparatorunun ziyaret ettiği tek lejyon kalesi olan Satala Antik Kenti’nde önemli bir etkinlik yapıldı.
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Herkes İçin Spor Federasyonu işbirliğinde gerçekleştirilen etkinlikte binlerce yıllık geçmişi bulunan geleneksel Türk okçuluğu antrenmanı binlerce yıldır toprağın altında yatan Satala Antik Kenti üzerinde yapıldı.
Kelkit ilçesine bağlı Sadak köyündeki Satala Antik Kenti’nde gerçekleştirilen etkinlikte antrenörler eşliğinde alana giden sporcular, bir süre tarihi mekanda antrenman yaptı.
Geleneksel Türk Okçuluğu antrenörü Yusuf Yıldırım, “Avrupa Spor Haftası’nda gençlerimizle birlikte Kelkit ilçemiz sınırlarındaki Sadak köyünde bulunan Roma İmparatorluğu döneminden kalmış ve halen kazı çalışmaları devam eden Satala Antik Kenti’ne geldik. Burada geleneksel Türk okçuluğunu yaygınlaştırmak ve gelecek nesillere anlatabilmek adına böyle tarihi bir mekanda gençlerimizle birlikte bu sporu yaptık” dedi.
Sporculardan Eren Karaman da, “Her yıl kutlanan Avrupa Spor Haftası’nda sporu yaygınlaştırmak ve herkesi sporu tanıtmak adına milattan önce 5 binli yıllara kadar dayanan okçuluğu tanıtmak için buradayız ve herkesi spora davet ediyoruz” ifadelerini kullandı. – GÜMÜŞHANE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy, 18 Eylül’de hayatını kaybeden ressam Mustafa Ayaz’ın müzesinde yer alan ‘Tutkulu İki Yürek’ sergisini ziyaret etti.
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Ankara’da 21 Eylül tarihinde açılan ‘Tutkulu İki Yürek’ sergisini ziyaret etti. Bakan Ersoy ziyaret çerçevesinde, Türk resim sanatının iki unutulmaz ismi olan Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu’nun eserlerini inceledi. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 49’uncu ölüm yıl dönümünde gerçekleştirilen ve Eyüboğlu ailesinin izlerini günümüze taşıyan koleksiyon sunan sergide Bakan Ersoy’a küratör Siret Uyanık eşlik etti.
“Çağdaş Türk Resim Sanatının dünü kadar yarınlarına da izini ve ismini nakşeden bir büyük ustanın hatırasını barındırmakta”
Ziyaretin ardından Bakan Ersoy, 18 Eylül tarihinde hayatını kaybeden ressam Mustafa Ayaz’ın anı defterini imzaladı. Ersoy anı defterinde, “Bu çatı; eserleri, verdiği ilham, açtığı yol ve yetiştirdiği insanlarla Çağdaş Türk Resim Sanatının dünü kadar yarınlarına da izini ve ismini nakşeden bir büyük ustanın, bir öncünün ve öğretmenin derin hatırasını barındırmakta. Merhum Mustafa Ayaz’ı saygıyla anarken, büyük ustanın mirasının sanatı ve sanatçıyı desteklemeye devam ettiğini görmekten büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim. Ruhu şad olsun” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ilk katıldığı bienal olan 1957 Sao Paulo Bienali’nde ödül aldığı, nonfigüratif tarzdaki ‘Meyveler’ adlı eser başta olmak üzere birçok eserin görülebileceği sergide, Eren Eyüboğlu’ndan 30, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan ise 49 eser yer alıyor.
Mustafa Ayaz’ın kurduğu Mustafa Ayaz Müzesi’nde sanatseverlere buluşan sergi 17 Kasım tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Halk oyunları gösterisiyle başlayan törende yılın Ahisi Mehmet Demirok ile kalfa Dilara Adıyaman, çırak Hüseyin Alparslan Oğan ve yeni ustalara belgeleri verildi.
Törende konuşan Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ali Fuat Şeker, Ahiliğin din, dil, ırk ve cinsiyet farkı gözetmeksizin herkese eşit davranılan bir anlayışın da simgesi olduğunu söyledi.
Şeker, ticari ve toplumsal hayatta iş ve meslek ahlakında dürüstlük, güvenilirlik, hak ve hukuka saygılı, şefkatli, cömert ve güler yüzlü olmak ahiliğin en önemli kuralı olduğunu aktardı.
Konuşmaların ardından Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan unutulmaya yüz tutmuş mesleklere ait maket sergisi ile yöresel el sanatları sergisi gezildi. – KIRKLARELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ARNAVUTKÖY’de Erzurumlular Derneği ev sahipliğinde Erzurum tanıtım günleri gerçekleştirildi. Binlerce Erzurumlunun ziyaret ettiği etkinlikte türküler eşliğinde halay çekildi, yöresel lezzetler tanıtıldı.
Erzurum tanıtım günleri, geçtiğimiz hafta sonu Arnavutköy Belediyesi ve Erzurumlular Derneği iş birliğiyle şehir parkında gerçekleştirildi. Erzurumluların, buluştuğu etkinliğe Eski İçişleri BakanıSelami Altınok ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra İstanbul Milletvekili Şengül Karslı ile binlerce Erzurumlu katıldı. 3 gün süren Erzurum tanıtım günlerini ziyaret eden binlerce kişi bir yandan alışveriş yaptı diğer yandan da Erzurumlu sanatçıların söylediği türkülere eşlik ederek halay çekti. Arnavutköy Erzurumlular Derneği Başkanı Rıfat Aba, tanıtım günleri ile Erzurum’un birçok değerini İstanbul’daki hemşerileriyle buluşturmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğunu söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karabük’te Ahilik Haftası dolayısıyla tören düzenlendi
KARABÜK – Karabük Ticaret İl Müdürlüğü ile Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği tarafından Karabük’te ilk defa Ahilik haftası etkinlikleri düzenlendi.
Kemal Güneş Caddesi’nde düzenlenen programda, Osmanlı kültürü ile demirci çırağı şed kuşatılarak ustalık yemini yapıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okunarak başlayan programda konuşan Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, kentte ilk defa kapsamlı bir Ahilik haftası kutlandığını ifade ederek, ahiliğin sadece ticaretin ve ekonominin değil, aynı zamanda sosyal hayatın, adaletin, yardımlaşmanın temel taşlarından birisi olduğunu vurguladı.
Ahilik kültürünün esnaf ve zanaatkarların dürüstlük, kardeşlik ve dayanışma ilkeleri çerçevesinde bir araya geldiği, toplumsal huzuru ve güveni tesis eden köklü bir gelenek olduğunu anlatan Çetinkaya, “Bugün bizlere düşen, ahilik geleneğini yaşatarak birlik ve beraberliğimizi güçlendirmek, bu değerleri yeni nesillere kıymetli şekilde aktarmaktır. Karabük Belediyesi olarak bizler de esnaf ve zanaatkarlarımızın yanında olmaya, onlara her türlü desteği sağlamaya devam edeceğiz.” dedi.
Karabük Valisi Mustafa Yavuz ise, Anadolu’nun yüreğinde filizlenen, toprağın bereketi ve insanın emeğiyle yoğrulan, asırlara meydan okuyan ahlak ocağı ahilik, ticarette adaletin, sosyal hayatta da dayanışmanın simgesi olduğunu söyledi.
Ahiliğin nesiller boyu insana ticaretin bir ibadet olduğunu, kazancın yalnızca maddi değerlerle değil, manevi erdemlerle de ölçüldüğünü anlattığını belirten Yavuz, “El, harama uzanmamalı. Dil, yalanla kirletilmemeli. Gönül ise hep temiz kalmalıdır bu anlayışa göre. Ahilik ocağında pişen her birey yalnızca kendi kazancını değil, toplumu da gözetmelidir. ‘Elini, kapını, sofranı açık tut.’ diyen bu kadim öğreti, cömertliği, paylaşmayı ve dayanışmayı yüceltmiştir her gün. Nesiller boyu ahi kendi zenginliğini başkasının fakirliğinde görmemiş, bilakis her kazancın bir paylaşma, her lokmasını bir kardeşliğe dönüştürmüştür.” dedi.
Konuşmaların ardından mehteran takımı ve halk oyunu grubu gösteri sundu.
Program, Osmanlı kültür ve geleneğine göre şed kuşatma töreni yapıldıktan sonra, yılın ahisi, kalfası ve çırağına plaket takdimi yapıldıktan sonra Vali Yavuz ve Belediye Başkanı Çetinkaya tarafından ahilik pilavı ikramı yapıldı.
Programda ayrıca Karabük Valisi Mustafa Yavuz, demir döverek, Safranbolu lokumu üretimi için kazanda kürek çevirdi.
Törene, Cumhuriyet Başsavcısı Selçuk Akman, İl Emniyet Müdürü Mehmet Ali Hasan Köse, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay İsmail Gökcek, AK Parti İl Başkanı Ferhat Salt, MHP İl Başkanı Cenk Gedikoğlu, kurum müdürleri ve vatandaşlar da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl’ün öncülüğünde hayata geçirilen Mercan Jazz Günleri, Mercan Şehir Parkı’nda gerçekleşti. İki gün süren etkinliğin ilk gününde, Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl ve eşi Ayşegül Bingöl de etkinliğe katıldı.
Etkinliğe katılanlar, seramik boyama, bez çanta boyama, anahtarlık yapımı ve glitter boyama atölyeleri gibi çeşitli aktivitelerle eğlenceli anlar yaşadı. Mercan Jazz Günleri, katılımcılara sosyalleşme ve yeni deneyimler yaşama imkanı sundu.
Jehan Barbur sahneye çıkmadan önce, Belediye Gençlik ve Sanat Merkezi öğrencileri blues konseri vererek etkinliğe renk kattı. Ayrıca, ilçede el işi yapan kadınların ürünleri, stantlarda katılımcılara sunuldu.
Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Kültür sanatla buluşmanın önemini her şeyden önce bir genç olarak biliyorum. Bu buluşmalar bizim için çok anlamlı. Mercan Jazz Günleri ile Tuzla’nın kültürel dokusunu zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Bu tür etkinlikler hem genç yeteneklerimizi desteklemek hem de komşularımızı bir araya getirmek için çok önemli. Caz müziği, Tuzla’nın kalbinde yeni bir nefes aldırıyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Özel İdaresi Cazibe Merkezi’nde gerçekleştirilen tören, Kırklareli Belediyesi halkoyunları ekibinin gösterisi ve Ahilik kültürünü anlatan kısa film gösterimi ile başladı.
Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ali Fuat Şeker, törende yaptığı konuşmada, Ahiliğin Selçuklu ve Osmanlı Devleti döneminde kurulan en önemli kuruluş olduğunu belirtti.
Ahiliğin 12. yüzyılda temellerinin atıldığını ifade eden Şeker, milli kültürün de çok önemli bir temel taşı olarak görüldüğünü söyledi.
Sosyal hayatın düzenlenmesinde, iktisadi hayata ve vatan savunmasına kadar millet olmanın tüm özelliklerini içinde barındırdığını anlatan Şeker, “Türk milletine has sosyo ekonomik bir düzendir. Ahilik din, dil, ırk ve cinsiyet farkı gözetmeksizin herkese eşit davranılan bir anlayışın da simgesi olmuştur. Ticari ve toplumsal hayatta iş ve meslek ahlakında dürüstlük, güvenilirlik, hak ve hukuka saygılı, şefkatli, cömert ve güler yüzlü olmak ahiliğin en önemli kuralıdır.” diye konuştu.
Törende, yılın ahisi seçilen Mehmet Demirok ile kalfa Dilara Adıyaman, çırak Hüseyin Alparslan Oğan ve yeni ustalara belgeleri verildi.
Konuşmanın ardından açılışı yapılan yöresel el sanatları sergisi ile Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan kentte unutulmaya yüz tutmuş mesleklere ait maket sergisi gezildi.
Törene, Belediye Başkanı Derya Bulut, Ticaret İl Müdürü Mustafa Uzan ile oda başkanları ve öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, Ticaret İl Müdürü Recai Palabıyık, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Bedir Limon, oda başkanları ile Mesleki Eğitim Merkezi Müdürü Bahadır Sazlı ve beraberindekiler, Ahilik Haftası dolayısıyla Vali Hamza Aydoğdu’yu makamında ziyaret etti.
Ziyarette, hafta boyunca düzenlenecek etkinlikler hakkında Vali Aydoğdu’ya bilgi verildi.
Aydoğdu, ziyarette 37. Ahilik Kültür Haftası etkinlikleri kapsamında “Yılın Ahisi” seçilen 49 yıllık elektrikçi Murat Bingöl, “İlin Kalfası” seçilen çilingirci Abdullah Yıldırım ve “İlin Çırağı” seçilen elektrikçi Arda Kayıcı’yı kutlayarak plaket ve başarı belgesi takdim etti.
Vali Aydoğdu, iyi ahlak, doğruluk, cömertlik, yardımseverlik ve kardeşlik gibi çok kıymetli değerleri barındıran Ahilik kültürünün yaşatılmasının önemine değinerek, tüm esnaf ve sanatkarların Ahilik Haftası’nı kutladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ENKA Sanat tarafından ünlü Japon ressam Katsushika Hokusai’nin doğumunun 260. yılı için tasarlanan performans, Istanbul Fringe Festival 2024 programının bir parçası olarak sahnelendi.
“Cool Japan Matching Award” ile onurlandırılan performans, Hokusai’nin hayatındaki iç çatışmaları, dans ve dövüş sanatlarının bir karışımı olan geibu aracılığıyla tasvir ediyor. Ayrıca gösteride sanatçının eserleri, büyük bir projeksiyona yansıtıldı.
Sanatçıyı koreograf ve performans sanatçısı Katsumi Sakakura, kızı Oie’yi dansçı Karin Kato, eşi Koto’yu ise opera sanatçısı ve oyuncu Yasko Fujii canlandırdı.
Performansın konusu ise şöyle:
Kendisinin cennetin ve dünyanın enerjileri arasında bir köprü ve bir ejderhanın vücut bulmuş hali olduğuna inanan Hokusai, felç geçirdikten ve büyük bir yangında her şeyini kaybettikten sonra birçok başyapıt çizer. Kendini resme kaptırdığı yıllarda, ihmal ettiği karısı Koto’nun ani ölümünden sonra o kadar derin bir pişmanlık duyar ki sanatının anlamını sorgulamaya başlar.
Performans o yıllara odaklanırken, insanların dünyanın karmaşası içinde hayattaki önemli şeyleri nasıl gözden kaçırma eğiliminde olduklarını gözler önüne seriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Festivalde ilk olarak Şahinbey Kongre ve Kültür Merkezi’nde Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğünce Senfonik İncesaz konseri gerçekleştirildi.
Devlet Opera ve Balesi (DOB) Genel Müdürü Tan Sağtürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kültür Yolu Festivali’yle festival ağlarının büyüdüğünü söyledi.
AntalyaAspendos Opera Bale Festivali’yle 5. Gaziantep Opera ve Bale Festivali’ni aynı anda gerçekleştirdiklerini belirten Sağtürk, “İlk olarak açılışın yapılacağı konser, gençlerin ve çocukların ilgi odağı olacağı Bremen Mızıkacılarıyla devam edecek. Bütün sanatçılarımız ve orkestramız burada, La Traviata’nın konser tahtı ile ilk kez Gaziantep seyircisi bir klasik opera ile karşılaşmış olacak. Muhteşem Gatsby devreye girecek, dolu dolu bir programla Gaziantep seyircisiyle buluşmaya özen gösteriyoruz.” dedi.
Gaziantep’te böylesine güzel sahnelerin bulunmasından çok etkilendiğini dile getiren Sağtürk, sanatçı ve teknik ekibin de çok hayran kaldığını, bu yüzden Gazianteplilerin çok şanslı olduğunu düşündüğünü ifade etti.
Sağtürk, Gaziantep’in sadece gastronomi değil aynı zamanda kültür sanatta da Devlet Opera ve Balesi gibi büyük kuruluşların seyirciyle buluşma alanını yaratan çok güzel sahnelerinin bulunduğunu anlatarak, “Gurur duyuyoruz, önümüzdeki yılın planlamasını da bu heyecana göre 6. Opera ve Bale Festivali’ni önümüzdeki yıl gerçekleştiririz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ve temsilcileri, aileler ile vatandaşlar, Türk bayraklarıyla Saraçhane Parkı’nda toplandı.
Yaklaşık 400 sivil toplum kuruluşunun destek verdiği etkinlik için bir araya gelen kalabalık, “Dursun bu hayasızca akın”, “Aileyi korumak milli güvenlik meselesidir”, “Sosyokültürel teröre dur de”, “Ailemize anayasal koruma istiyoruz”, “Aileye savaş açanlara geçit verme”, “Aile hedefte, başını çevirme”, “Çocuklar için sesini yükselt” yazılı dövizler taşıyarak LGBT dayatmasına karşı sloganlar attı.
Alanda oluşturulan ekranda uzmanların cinsiyetsizleştirmeye yönelik konuşmalarının yer aldığı video gösterimi yapıldı.
” Fransa’daki Olimpiyat açılışında cinsiyetsizlik propagandasının proje olduğunu gördük”
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaptığı konuşmada, dünyada insanlığın spor, medya ve müzik kullanılarak uyutulduğunu söyledi.
Bu uykuyu bozan çok önemli bir olayın olduğunu belirten Tarhan, “Bu olay, ciddi bir farkındalık oluşturdu ve kafalardaki soru işaretlerine daha açıklık getirdi. Bu olay, Haziran 2024 tarihinde Fransa’da Olimpiyat açılışındaki o cinsiyetsizlik propagandasının aslında küresel bir proje olduğu ve küresel çeteler tarafından bunun organize edildiğini yani organize bir kötülükle insanlığın karşı karşıya kaldığını gördük.” dedi.
Bugünkü cinsiyetsizlik propagandalarının temelinin 1960’taki aile planlaması politikalarıyla atıldığını dile getiren Tarhan, “Aile planlaması adı altında başlayan propagandaları yöneticilerimiz fark edemedi. Aile kurumu zayıflasa da hala en sağlıklı kurum. Şu anda hiç vakit geçmiş değil. Şu anda farkına varılırsa eğer kendi cinsiyetiyle barışık çocuklar yetiştirebilirsek torunlarımızı, çocuklarımızı kurtarabileceksiniz.” ifadelerini kullandı.
Tarhan, konuşmasını şöyle tamamladı:
” Paris Olimpiyatları’ndaki cinsiyetsizlik propagandasını yapan küresel çetelerle şu anda Gazze’de soykırımı destekleyen çeteler aynı çeteler. Bu kötülük çetelerine karşı cinsiyetsizlik propagandası, ahlaka aykırı ırk propagandası, sapkınlık propagandası, gençliğimizi yozlaştırmak isteyen, aileyi çözmek ve çöktürmek isteyen bu propagandaya karşı ‘Yaşasın zalimler için cehennem’ diyorum.”
“Kimsenin ahlak bekçisi değiliz ama ahlakımıza, çocuğumuza dokundurtmuyoruz”
Sanatçı Ali Nuri Türkoğlu da kimsenin ahlak bekçisi olmadıklarını vurgulayarak, “Biz, çocuklarımızı, neslimizi, kültürümüzü, insanlığın geleceğini kurtarmak, korumak için teyakkuza geçmiş bir kalabalık, büyük bir aileyiz.” dedi.
Türkoğlu, Türkiye’nin manevi bir kale olduğunu bilen lobilerin hedefinde olduğuna işaret ederek, “Geçen sene yaptığımız vurguyu ve ondan önceki sene yaptığımız vurguyu yeniden yapıyoruz. Kimsenin ahlak bekçisi değiliz ama kendi ahlakımıza, çoluğumuza, çocuğumuza dokundurtmuyoruz. Büyük aileyi büyütmeye ve ailemize sahip çıkmaya devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Sakallı kadın, mini etekli erkek istemiyoruz”
2023’te Müslüman olan Macar aktivist Reka Szilagyi de Allah’ın kadını anne, erkeği baba olarak yarattığını ifade ederek, “Başka bir düzenleme olamaz. Allah onu mükemmel yarattı ve kimsenin onu dönüştürmeye hakkı yok.” diye konuştu.
Szilagyi, “Küçük erkek çocuklar önce erkek, sonra baba olacaktır. Küçük kızlar önce kadın, sonra anne olacaktır. Biz, sakallı kadın, mini etekli erkek istemiyoruz çünkü işler böyle yürümez. Allah onları böyle yaratmadı.” ifadelerini kullandı.
“Çocuk ve gençlerimizin tutsak alınması, aile kurumumuzun ve milli devletimizin yok edilmesi demektir”
Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Başkanı Tülin Oygür, “Halkımız, LGBT propagandasını ve örgütlenmesini yasaklayan bir kanun çıkarılmasını bekliyor. LGBT hareketinin eş cinsel veya transseksüel bireylerin sözde insan haklarını savunma meselesi olmadığını biz biliyorduk.” dedi.
Paris Olimpiyatları’nda yaşananları hatırlatan Oygür, “Bu yaz Paris Olimpiyatları’nda LGBT’nin bütün hayasızlıkları sergilendi de bu gerçeği görmek istemeyenlerin gözlerine sokulmuş oldu.” diye konuştu.
Oygür, şunları kaydetti:
“‘Cinsiyet doğuştan gelmez, cinsiyet toplumsal yaşamda öğrenilir. Yüzün üzerinde toplumsal cinsiyet vardır. Kadın ve erkek cinsiyetleriyle ve ilişkisinin normal, doğal olduğunu kabul etmek yanlıştır. Bu hatadan dönülecektir.’ diyorlar. İşte böyle bir ideolojinin propagandası ve örgütlenmesiyle ergenlerimiz ve gençlerimiz cinsiyetlerine yabancılaştırılıyor, kendi bedeniyle kavgalı hale geliyor. Bu durum gençlerimizde bunalımları, intiharları, madde ve alkol bağımlılığını tetikliyor. Şiddet eğilimini kışkırtıyor.
Çocuk ve gençlerimizin LGBT ve diğer yozlaşmış kültürel ögelerle tutsak alınması demek, kutsal aile kurumumuzun ve milli devletimizin yok edilmesi demektir.”
“24 devlet, LGBT’yi yasaklayan kanunlar çıkarttı”
Oygür, küresel bir saldırıyla karşı karşıya kalındığını belirterek, “Bu saldırının örgütler ve dernekler tarafı var. Medya, dijital dünya tarafı var. Ticari yaptırım, ekonomik baskı tarafı var. Bu, böyle bir saldırı. Böylesine devasa bir saldırı ancak devletin alacağı tedbirlerle ve kararlı mücadele adımlarıyla püskürtülebilir. Bakın bunu bilen 24 devlet, LGBT’yi yasaklayan kanunlar çıkarttı. Türkiye, 25’incisi olacak.” diye konuştu.
“Uyanık olalım ve karşılarında dik duralım”
Yurt Dışındaki Filistinliler Halk Kongresi Türkiye Temsilcisi Muin Naim, Gazze’den selam getirdiğini söyledi.
Gazze’de kadın ve çocuk hakları adı altında terbiyesizliğin yayılmaya çalışıldığını belirten Naim, “Ancak bu oyunun farkında olan Filistinli kahramanlar buna karşı dirayetli ve temkinli olup planlarını suya düşürdüler çünkü bu direnişin arkasında aile var çünkü bu direnişin arkasında toplum değerleri var, milli değerler var. Filistinli aileleri yok etmek için, parçalamak için çalışan bu lobi, soykırımcı, katil terör örgütü İsrail’in bugün de arkasında durmaktadır. Uyanık olalım. Birlik olalım ve karşılarında dik duralım.” ifadelerini kullandı.
Saraçhane’den Beyazıt’a sessiz yürüyüş
Konuşmaların ardından kalabalık, Beyazıt Meydanı’na kadar sessiz yürüyüş gerçekleştirdi.
Burada avukatlar Elif Nur Güvençer, Ali Ceylan, Alper Yılmazlar ve Asiye Baytürk tarafından basın açıklaması dönüşümlü okundu.
Basın açıklamasında Saraçhane’den Beyazıt’a sessizce yürüyen insan selinin son yılların en güzel aile fotoğrafını verdiği dile getirildi.
LGBT propagandası ve dayatmasının insanlığın varoluşuna yönelen tehdit olduğuna işaret edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Güçlü aile yapısını tahrip etmeye yönelik saldırılar düzenleyen emperyalist küresel odaklar, çarpık ve marjinal ilişki biçimlerini birçok araçla dayatıyor. Akademi, eğitim, hukuk, medya, kültür sanat, spor, iş dünyası, toplumların ahlak ve hukuk felsefeleri işgal edilerek hayatın her alanı LGBT propagandası ve dayatmasıyla esir alınmaya çalışılıyor.”
Toplumsal cinsiyet eşitliği ideolojisinin kadına karşı şiddet olduğu belirtilen açıklamada, “Bu yüzden toplumsal cinsiyet kavramı, mevzuattan silinmelidir.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:
“Kadını, erkeği, gençleri, çocukları ve temelde aileyi hedef alan bu sosyokültürel terör, tüm kirli faaliyetlerine rağmen hiçbir ahlaksızlığını ve suçunu temize çıkaramayacaktır. Dün gökkuşağımızı çalanlar, bugün insanlık onurumuzu çalamayacaklar. Annelerimizle, babalarımızla, büyüklerimizle, gençlerimizle gövdemizi siper etme ve bu hayasızca akını durdurma azim ve kararlılığına sahibiz. Büyük Aile Platformu olarak, insanlığın geleceği için LGBT sosyokültürel terörüne karşı verdiğimiz haklı mücadeleyi gerekli önlemler alınana kadar sürdüreceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Taksim CamiiKültür Sanat Merkezi’ndeki programda basın toplantısının yanı sıra imza günü ve çocuklar için Filistin temalı oyun etkinliği düzenlendi.
Eser ekibinin ve minik kitapseverlerin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte hikayesinin yanı sıra Hanzala motifi, haritaları, görselleri, kefiye deseni, P4C (çocuklar için felsefe) etkinlikleriyle dikkati çeken ve çocuklar için Filistin’e felsefi bakış sunan kitabın tanıtımı yapıldı.
“5 yaş üzeri çocuklara hitap eden bir kitap oldu”
Erdem Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Melike Günyüz, AA muhabirine, 7 Ekim’den bu yana Filistin’de yaşanan dramı çocukların anlayabileceği şekilde aktarmak için kafa yorduklarını belirterek, “Bugüne kadar üç farklı kitap yayımlamak kısmet oldu. Bunların ikisi çeviri kitaptı. Yerli olarak da 15 yaş üstü gençlerin ve yetişkinlerin okuyabileceği kitap yayımlamıştık. Filistin Atlası ise 5 yaş üzeri bütün çocuklarımıza hitap eden bir kitap oldu.” dedi.
Kitapta çocuk haklarının Filistin’deki çocukların eğitim hakkı üzerinden işlendiğini dile getiren Günyüz, şunları kaydetti:
“Yazarımız Ayşe Çam, aynı zamanda sosyal bilgiler öğretmeni ve harita okumayı çok önemsiyor. Dolayısıyla kitabın üç farklı özelliği var. Birincisi, Filistinli çocuklar üzerinden bütün çocukların eğitim haklarına vurgu yapıyor. İkincisi, Filistin’i muhayyel bir ülke olarak değil farklı şehirleriyle zihnimizde haritalandırabileceğimiz bir ülke olarak tasavvur etmemizi sağlıyor ve aynı zamanda ülkenin kültürel ögelerini de içinde barındırıyor. En son özelliği ise kitabın sonunda yer alan P4C etkinlikleriyle çocuklara düşünme becerileri üzerinden Filistin hakkında bilgi edindirmeyi sağlıyor.”
Günyüz, yazarın aynı zamanda P4C eğitmeni olduğunu, bu yönüyle çocukların farklı kazanımlar elde etmesini sağlayacağını, böyle bir kitabın yayıncısı olmaktan mutluluk duyduklarını söyledi.
“Filistin’in tüm şehirleriyle çocukların zihninde yer almasını istedik”
Yazar Ayşe Çam da eseri Filistin meselesine çocuk hakları ekseninde bakmak istediği için kaleme aldığını belirterek, “Bu çalışmayı yaparken Filistin’in tüm şehirleriyle, doğru bir mekan algısıyla, umut dolu bir hikayeyle çocukların zihninde yer almasını istedik.” dedi.
Çam, Yağız ile Kerime adlı kardeşlerin anneleriyle konuşmalarından Filistin’in şehirlerine uzanan kitabın hikayesine değinerek, iki kardeşin Filistin’deki çocuklara götürmek için hazırladıkları hediyeleri anlattıkları hikayeyi işlediğini dile getirdi.
Eserde Gazze, Kudüs, Hayfa ve Yafa gibi Filistin şehirlerinin kültürel yapısının, iklim özelliklerinin yer aldığının altını çizen Çam, şunları ifade etti:
“Çeşitli etkinlikleri anneleriyle ve kendileri yapabilecekleri şekilde tasarladık. En sonuna da yine Filistin’in kültüründen bu kadar sonra kefiyeyi ekledik ve orada da özgün bir tasarım istedik. İnşallah çocuk haklarının yaşandığı, çocukların ölmediği, haklarıyla donandığı, tüm çocukların okula gittiği ve Gazze’de okulların açıldığı günlere ulaşsın bu kitap. Kitabın bana ait telif gelirlerinin tamamı, Gazze’nin yeniden inşası için her yıl düzenli olarak bağışlanacak. Okuyucusu bol olsun, destekleri için tüm okuyuculara teşekkür ediyorum.”
Eser hakkında
Filistin’in özgürlük mücadelesini çocuk hakları perspektifinden ele alan “Filistin Atlası”, P4C (Philosophy for Children) yöntemi kullanılarak çocukları düşünmeye ve eleştirel bakış açısı geliştirmeye teşvik ediyor.
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin eğitim hakkına değinilen 28. maddesi üzerine inşa edilen kitabın kurgusu, çocukların eğitim hakkını merkeze alıyor.
Okuyuculara Filistin’in şehirlerini keşfetme imkanı sunan eser, sadece bir hikaye anlatmaktan öteye geçerek çocuklara P4C etkinlikleri aracılığıyla Filistin konusunda eleştirel düşünmenin ve felsefi sorgulamaların kapılarını açıyor.
Ayşe Çam’ın kaleme aldığı, Zeynep Yıldırım’ın illüstrasyonlarıyla renk kattığı, 5 yaş ve üzeri için hazırlanan hikaye kitabı, çocukları Filistin’in şehirlerinde düşündüren ve keşif dolu yolculuğa çıkarıyor.
İngilizce, Arnavutça, Arapça, Farsça, Azerbaycan Türkçesi, Bengalce, Kürtçe, Endonezce ve Malayca dillerinde de gelecek aylarda yayımlanması planlanan kitabın Arapça baskısı, Filistin’de faaliyet gösteren Shamel Yayınları tarafından yapılacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜÇ erkek çocuğuyla birlikte Ankara’da hayat mücadelesi veren bir kadının yaşanmış hayat öyküsünü anlatan Kanal D dizisi ‘Annem Ankara’nın çekimleri başladı. Başrollerini Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür’ün paylaştığı Annem Ankara’nın setinden ilk görüntüler geldi.
1990’lı yılların Ankara’sında kimseye evlat olamamış bir adam ile çocuklarına hakkınca bakabilmek için erken yaşta emekli olan karısının hikayesi Kanal D ekranlarına geliyor. “Benim annem Ankara’ydı. Denizi, boğazı yoktu ama direnişti, mücadeleydi!” mottosuyla dikkat çeken dizide Bergüzar Korel, bir evin içinde yalnız ama tüm zorluklara göğüs geren bir kadını canlandırıyor.
HER ŞEY ÇOCUKLARI İÇİN
Yakın dönem Ankara’sını çarpıcı bir biçimde anlatan Annem Ankara’da Mehmet Günsür de “Hasan” karakteriyle Zuhal’in hayatında hiç bağışlanmayacak günahlar işleyen bir koca rolünde. Zuhal’in çocuklarını tüm kötülüklerden korumak ve onlara mutlu bir hayat sunmak için tek başına verdiği hüzünlü mücadele, yürekleri burkacak.
YAKINDA KANAL D’DE
Yeni sezonda Kanal D ekranında izleyici ile buluşacak dizinin senaryosu Başak Angigün tarafından kaleme alındı, projenin yönetmenliğini ise Faruk Teber yapıyor. Dizinin oyuncu kadrosunda Korel ve Günsür’le birlikte Özgürcan Çevik, Gökçe Eyüboğlu, Sevinç Erbulak ve Celile Toyon, Sinem Uslu, Muharrem Türkseven, Mustafa Açılan, Dilek Çelebi, Hakan Akın, Yıldıray Şahinler ,Fatma Toptaş, Durukan Çelikkaya, Ezgi Gör, Selen Özbayrak, Başak Akan, Mustafa Enis Bilir, Beyza Şekerci, Cansu Dağdelen, Kerem Eren, Mert Tanık, Naz Özgülüş, Egemen Ulaş Önkal Mehmet Can Akça, Yasin Pehlivan yer alıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Muğla İl Müdürlüğü ile Marmaris Belediyesi ekipleri, komedyen ve oyuncu Şahan Gökbakar’ın Marmaris ilçesinde yer alan evini, inceleme yaptıktan sonra, yapı tatil tutanağı düzenleyerek mesken ile eklentilerinin kaçak olduğu gerekçesiyle mühürledi.
Mülkiyeti Şahan Gökbakar’ın ortağı olduğu Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ev ve eklentilerinin yapı kayıt belgeleri, kaçak yapılar nedeniyle 9 Kasım 2022’de Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu tarafından iptal edilmişti.
Konu ile ilgili olarak Marmaris Belediyesi’nden yapılan açıklamada, “Kamuoyunda sanatçı Şahan Gökbakar’ın evi olarak bilinen Turgut Mahallesi, eski 1931 parsel, yeni 243 ada, 1 parselde kayıtlı mülkiyeti Çamaşırhane Film Yapım A.Ş.’ye ait taşınmazla ilgili olarak Marmaris Belediyesi İmar Müdürlüğü ekiplerince gerekli teknik inceleme ve tespit çalışması gerçekleştirmiştir. Yapılan incelemede yapı tatil zaptı tutularak mühürleme işlemi tesis edilmiştir. Bundan sonraki süreç; ilgili mevzuat hükümleri ve mevzuat hükümlerinin belirlediği süreler doğrultusunda tesis edilecek işlemlerle göre devam edecektir. Marmaris Belediyesi olarak konuya hassasiyetle yaklaştığımızı bildirir, kamuoyuna saygılarımızı sunarız” denildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karahan’ın yorumu ve senfonik düzenlemelerle hazırladığı özel albümündeki şarkıların ilk kez seslendirildiği konsere, Şef Alper Kömürcü yönetimindeki Mozart Akademi Senfoni Orkestrası eşlik etti.
Bu gecenin sanat hayatının en önemli günlerinden biri olduğunu belirten Karahan, “Benim Habiye’de ikinci konserim. 15 gün önceden biletleri tükenen bir konser oldu. Hepinize çok teşekkür ederim.” dedi.
Karahan, “Biliyorsunuz ki bir opera sanatçısıyım. İlk Zeki Müren şarkıları projemizle başladığımızda esas amacım çok sesli müziği geniş kitlelere yayabilmekti. Ne mutlu ki bu sayede operayla alakası olmayan birçok izleyeceğimizi önce senfoni orkestralarına alıştırarak daha sonra da opera izleyicisi yaparak bugünlere geldik. Benim bir sanatçı olarak alabildiğim en büyük iltifat bu.” ifadelerini kullandı.
Sezen Aksu şarkıları konserinin uzun zamandır planlandığını kaydeden Karahan, “Sezen Aksu modern zamanların bence en büyük ozanlarından bir tanesi. Şu anda burada 5 binin üzerinde izleyicimiz var. Eminim ki bir Sezen Aksu şarkısıyla anısı, hikayesi olmayan kimse yoktur. Bence bu çok önemli. Bir sanatçıya kolay kolay nasip olmayacak bir şey. Bu projemizin içinde birçok şarkımız var.” diye konuştu.
Karahan, aralarında “Masum Değiliz”, “Kaybolan Yıllar”, “Her Şeyi Yak”, “Sen Ağlama” gibi eserlerin bulunduğu sevilen Sezen Aksu şarkılarını seslendirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖDÜLÜNÜ HAYATINI KAYBEDEN ANNESİNE İTHAF ETTİ
Törende 57 yaşındaki Kidman’ın ödülünü yönetmen Halina Reijn aldı. Yaptığı açıklamada Kidman, ödülünü annesine ithaf ettiğini söyleyerek “O beni şekillendirdi ve beni ben yaptı. Ona müteşekkirim” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa Büyükşehir Belediyesince Millet Bahçesi’nde düzenlenen konsere, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in konuşmasının ardından sahne alan Nilüfer, sevilen şarkılarını seslendirdi.
Sanatçıya eşlik eden Bursalılar, konser sonunda Nilüfer’i uzun süre alkışladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Akdeniz Mahallesi’ndeki pazar alanında hayranlarıyla buluşan Kıraç, sevilen eserlerini seslendirdi.
Konser alanını dolduran müzikseverler Kıraç’a eşlik etti.
Yaklaşık 2 saat sahnede kalan şarkıcı, müzikseverlerden büyük alkış aldı.
Etkinlikler kapsamında “Hayatıma Kastım Yok Kaskım Var” projesi kapsamında 100 kişiye ücretsiz kask hediye edildi.
Konserin ardından Gülnar Belediye Başkanı Fatih Önge, Kıraç’a çiçek takdim etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SOAC Sanat Danışmanlığı ve Küratörlüğü ile geleneksel Türk okçuluğu grubu Tirendaz tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cebeci Spor Kompleksinde düzenlenen gösteride, iki ülkenin geleneksel okçuluk teknikleri ele alındı.
Gösteri öncesinde konuşan SOAC Sanat Danışmanlığı ve Küratörlüğü kurucusu Dr. Okumura Sumiyo, Türkiye ile Japonya arasındaki diplomatik ilişkilerin başlamasının 100. yılı vesilesiyle iki ülkenin geleneksel okçuluğunu bir araya getirdiklerini söyledi.
Okumura, insanlar ile kültürler arasında köprü kurmayı hedeflediklerini belirterek, “Bugün, farklı kültürel geçmişlere sahip insanların bir arada var olduğu bir dünyada yaşıyoruz, ancak genellikle hayatlarımızı bu kültür zenginliğini fark etmeden, dikkat etmeden ve birbirimizi keşfetmeden sürdürüyoruz.” dedi.
Geleneksel kıyafetlerle atış yaptılar
Etkinlikte Türk ve Japon okçular farklı dönemlere ait geleneksel kıyafetler giyerek ok atışı gösterisi sundu.
Japon samurayların giydiği “Hakama” adı verilen geleneksel kıyafetle ok atışı gösterisi yapan Tsukuba Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Matsuo Makinori, katılımcılara Japon geleneksel okçuluğu hakkında bilgiler verdi.
Matsuo, asimetrik kabzalı geleneksel Japon yayı ile ok atışının nasıl yapıldığından ve Japon okçuluğunun atış tekniklerinden bahsetti.
Japon kıyafeti giyen Türk okçuluğu grubu Tirendaz’ın kurucusu Dr. Murat Özveri de Türk ile Japon okçuluğu arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ile geleneksel Türk okçuluğu atış tekniklerini anlattı.
Tirendaz’dan Harun Deniz Selçuklu dönemi kıyafeti ve yayı, Sevgi Yanar Osmanlı dönemi kıyafeti ve yayı, Kerem Ağacıkoğlu ise Osmanlı dönemi kıyafeti ve Tatar yayıyla Özveri’nin anlattıklarını uygulamalı olarak sergiledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arkeolog Özgünel’in cenazesi ilk olarak, 1980 ve 2019 yılları arasında kazı başkanlığını yürüttüğü Ayvacık’ın Gülpınar köyündeki Apollon Smintheion Antik Kentine getirildi.
Burada yapılan duanın ardından Babakale köyündeki cenazeye geçildi.
Özgünel’in yakınları burada taziyeleri kabul etti.
Prof. Dr. Ahmet Coşkun Özgünel’in cenazesi Babakale Köyü Camisinde ikindi vakti kılınan cenaze namazının ardından köy mezarlığında toprağa verildi.
Törene, İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez ve Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük’ün yanı sıra birlikte çalıştığı mesai arkadaşları, bölgedeki arkeolojik kazılarda görevli kazı başkanları, arkeologlar ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Farklı illerden gelen zurna ustalarının performanslarıyla başlayan etkinlikte, ünlü sanatçı Öykü Gürman da sahne alarak unutulmaz bir gece yaşattı. Gürman’ın şarkılarıyla coşan katılımcılar, zurna eşliğinde keyif dolu anlar yaşadı.
Festival, hem geleneksel müziğin hem de modern ritimlerin buluşma noktası olarak Menteşe’de unutulmaz bir kültürel etkinlik olarak kayıtlara geçti. Muğla’nın farklı renklerini ve seslerini bir araya getiren Zurnazen Festivali, bu yıl da büyük beğeni topladı. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>5 Eylül Nazilli’nin kurtuluşunun 102. yıldönümü ilçe genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Haluk Levent’in sahne alacağı kurtuluş etkinliklerinde, sanatçının sevilen şarkıları ve sürpriz performanslarıyla sanatseverlere keyifli bir müzik deneyimi sunulacak. Nazilli Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik, hem şehir halkını hem de çevre bölgelerden müzikseverleri bir araya getirecek. Nazilli’nin tarihi ve kültürel mirasını kutlamanın yanı sıra vatandaşların kurtuluş coşkusunu doyasıya yaşaması için düzenlenen programın detayları Nazilli Belediyesi’nin sosyal medya hesaplarından paylaşılacak.
Tüm Nazilli halkını kurtuluş etkinliklerine davet eden Belediye Başkanı Dr. Ertuğrul Tetik, “Nazillimizin kurtuluş yıldönümünü büyük bir coşkuyla kutlamak ve Haluk Levent’i şehrimizde ağırlayacak olmaktan mutluluk duyuyoruz. Güzel şehrimiz Nazillimizin tarihini ve kültürel değerlerini yüceltmek için çok kıymetli bir tarih. Nazillili hemşehrilerimiz başta olmak üzere bu coşkuyu bizimle paylaşmak isteyen herkesi 5 Eylül’de Belediye Meydanı’nda davet ediyorum” dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Kahraman Emmioğlu Kültür ve Sanat Merkezi’nde 7-16 yaş aralığındaki çocuklar ve gençler için açılan kurslarda tasarım, mozaik, resim, cam ve seramik başta olmak üzere toplamda 17 farklı branşta sanat eğitimleri veriliyor. Haftanın 5 günü açık olan merkezde istedikleri kurslara katılan çocuklar ve gençler, hayal güçleri ve el becerilerini birleştirerek geri dönüşüm malzemelerinden çeşitli eserler üretiyor.
Atık kartonlar, pet şişeler, bardaklar, kapaklar, ağaç ve yapraklar, kullanılmayan mutfak eşyalarını ve müzik enstrümanları ile kalem gibi atıkları sanat eserine dönüştüren çocukların ve gençlerin el emeği göz nuru ile bin bir zahmetle yaptıkları ürünler göz kamaştırıyor. Geri dönüşümden ve atık eşyalardan elde edilen malzemelerin çocukların ve gençlerin ellerinde birer sanat eserine dönüştüğü merkezde çocuklara ve gençlere atık malzemelerin çöp olmadığı ve çevresel sorunların farkında olmaları da öğretiliyor.
Merkezde kurslara katılan çocuklar ve gençler, aldıkları eğitimler sayesinde hem sosyalleşiyor hem de atıkları sanat eserine dönüştürüyor. Merkezde açılan kurslar sayesinde çevreye katkı sağlanırken, çocukların ve gençlerin el becerileri ile yetenekleri geliştiriliyor. Sanat merkezinin kurslarına katılan çocuklar ve gençler, yeteneklerini geliştirme ve kendi eserlerini üretmek fırsatı bulmanın yanı sıra kurslarda güzel vakit geçiriyor.
“Çalışmalarımız daha çok geri dönüşüm üzerine”
Merkezdeki tasarım atölyesinde çocuklara ve gençlere eğitim veren eğitmen Sevilay Göçer, genç yeteneklerle sanatsal faaliyet yürüttüklerini anlattı. Atık şişeleri, kavanozları, kağıtları ve diğer atık materyalleri tekrar dönüştürülerek süs eşyası olarak değerlendiklerini söyleyen Göçer, “Çalışmalarımız daha çok geri dönüşüm üzerinedir. Çocukların her türlü malzemeye ulaşılabilirliğini kolaylaştırmak için geri dönüşüm üzerine çalışıyoruz. Annelerimizin geri dönüşüm tavaları, çeyizlerinden kalan nakışlar, danteller, evdeki yumurta kolisi, atık kartonlar ve kağıt havlu rulosu yani akla gelebilecek her türlü inci, boncuk ve iplik gibi malzemelerden etkinlikler yapmayı amaçlıyoruz. Çocukların malzeme sıkıntısı çekmemesi ve atık durumda olan bir malzemeyi tekrar tasarım haline getirdiğimizi görmelerini amaçlıyoruz. Geri dönüşüm pet şişelerden bile bebek yapmayı amaçlıyorlar. Bunu nasıl olabileceğini merak ediyorlar. Pet şişenin nasıl bebeğe dönüşebileceğini ve hangi malzemelerle hayat verebileceğimizi merak ediyorlar. Süreci adım adım, aşama aşama kendileri yaptıkları için sonucunu merakla izliyorlar. Kursun sonunda da, bu eserin kendilerinin olabilmesi için ‘götürecek miyiz? Bu eser bizim olacak mı? Bu eseri biz mi yaptık ve nasıl yaptık?’ diye heyecanla sorular sorup neşeleniyorlar” dedi.
“Merkezde mozaik atölyesine geliyorum”
Mozaik atölyesine katılan öğrencilerden Deniz Gemicioğlu, “Yaz tatilini değerlendirmek için Çocuk Sanat Merkezine geldim. Merkezde mozaik atölyesine geliyorum. Mozaik atölyesinde yumurta ve fıstık kabuklarından mozaikler yapıyoruz. Taşları kırarak mozaik yapıyoruz. Bu atölyede çok güzel vakit geçiriyoruz. Bu merkezi çok seviyorum. Merkezde vaktimiz çok iyi geçiyor. Mozaik eser yapmak çok eğlenceli oluyor. Herkesi bu merkeze bekliyorum” şeklinde konuştu.
“Mozaik atölyesinde eğitim alıyorum”
Atık malzemelerden çok güzel sanat eserleri ortaya çıkardıklarını belirten Azra Ekici, merkezdeki mozaik kursunda aldıkları eğitim sayesinde arkadaşları ile birlikte atık malzemeleri sanat eserine dönüştürdüklerini belirterek, “Mozaik atölyesinde eğitim alıyorum. Bir buçuk yıldır bu merkeze geliyorum. Öğretmenim sayesinde çok güzel eserler yapıyorum. Eski atıkları sanat eserine dönüştürüyoruz. Eski tavalardan, fıstık ve yumurta kabuklarından birçok sanat eserleri ortaya çıkartıyoruz. Bu merkezde eğitim aldığım için çok mutluyum. Bu kurs sayesinde arkadaşlarımızla geri dönüştürmeyi, paylaşmayı, atıklarla sanat yapmayı öğreniyoruz. Arkadaşlarımızla birlikte çok güzel eserler ortaya çıkartabiliyoruz” diye konuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre Özkara’nın yönettiği filmin prömiyeri 25 Ağustos’ta festivalde gerçekleştirilecek.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Özkara, ilk filmiyle Toronto Kısa Film Yarışması’nda yer almaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, “Bu film gerçek bir hikayeye dayanıyor. Bana sinemayı sevdiren değerli hocam Suat Köçer’in başından geçen gerçek bir olay. Ondan yıllar önce bu olayı dinlemiştim, ilk filmimi çekmeye karar verdiğimde kendisi ile görüştüm. Sağ olsun bu hikayeyi bana senaryolaştırıp verdi. Umarım başarılı olmuşumdur. Filmin festivale seçilmesi çok değerli, dilerim festivalden ödülle döneriz.” ifadelerini kullandı.
Özkara, 3 haftada planladıkları filmi bir günde, 60 kişilik bir kadroyla çektiklerini kaydetti.
Sezen Aksu, şarkısıyla filme destek oldu
Ünlü sanatçı Sezen Aksu’nun da seslendirdiği “Manifesto” şarkısıyla filme destek olduğunu aktaran Özkara, “Filmde anlattığımız hikayenin bir benzerini Sezen Aksu yıllar önce bir röportajında anlatıyor. Senaristimizin olayı yaşadığı mekanla görüştük ancak özel sebeplerden dolayı çekimi orada yapamadık. Biz de benzer bir olaya şahit olan Sezen Aksu’nun röportajında bahsettiği mekana gittik. Filmimizi o mekanda çektik, aynı zamanda filmde kullanacağımız müziklerden birisinin de Sezen Aksu’nun müziği olmasını istemiştik. Konuyu Sezen Aksu’ya ulaştırdık. Sağ olsun, çok anlayışla karşıladı ve sözlerini yazdığı şarkı için izin vererek bize destek oldu. Müziğinde imzası olan Şehrazat da sağ olsun, aynı şekilde olumlu yaklaşarak izin verdi. Sezen Aksu ve Şehrazat’a bu vesileyle tekrar teşekkür ediyorum.” açıklamasında bulundu.
Senaryosunu sinema eleştirmeni Suat Köçer’in yazdığı, görüntü yönetmenliğini İsmail Kara’nın yaptığı filmde Osman Doğan, Suat Köçer, Azra Ateş ve Yavuz Demir rol aldı.
Filmde, kafede oturan bir grup insanın bir cenazeyle sürpriz biçimde yollarının kesişmesi ele alınıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
