AA tarafından AAtölye’de, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile çok sayıda davetlinin katılımıyla “Gazze’de Soykırım: Yeni Kanıtlar” paneli düzenlendi.
AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz, panelin açılışında yaptığı konuşmada, İsrail yönetiminin, Gazze’de yaşayan Filistinlilere yönelik yoğun saldırılar gerçekleştirdiğini söyledi.
Gazze’de 7 Ekim 2023 yılından bu yana görülen tablonun, vicdan, izan ve akıl sahibi herkesin yüreğini sızlattığını kaydeden Karagöz, akla hayale gelmeyecek, ancak film senaryolarında olabilecek ve gözle inanılamayacak boyutta bir vahşet yaşandığını ifade etti.
Karagöz, AA olarak bu vahşeti dünyaya servis ettiklerini belirterek, her saniye Gazze’de yeni bir insanlık suçuna şahit olduklarını söyledi.
Bu durumu tüm gerçekliğiyle dünyaya aktarmanın gazeteciler olarak görev ve sorumlulukları olduğunu vurgulayan Karagöz, “Anadolu Ajansı olarak, ekim ayından bu yana İsrail’in, İsrail yönetiminin Gazze’ye saldırılarını anbean hem ülkemize hem de dünyaya geçtik. 26 arkadaşımız, Gazze’nin bizzat içinde görev yapıyor. Maalesef arkadaşlarımızdan biri, İsrail’in kasıtlı saldırıları sonucu şehit oldu, hayata veda etti. Muntasır es-Savvaf ismini, Anadolu Ajansı ailesi olarak sonuna kadar yaşatacağız. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Karagöz, pek çok gazetecinin bu saldırıların muhatabı olduğunu vurgulayarak, şu ana kadar 130’a yakın gazetecinin şehit olduğunu söyledi.
Gazze’de yaralanan, ailelerini kaybeden pek çok gazeteci bulunduğunu anımsatan Karagöz, “26 arkadaşımızın hemen hemen hepsinin evinde bir cenaze var, bir şehit var. Oradaki arkadaşlarımız hem hayatta kalmaya çalışıyorlar hem de bu durumu dünyaya duyurmaya çalışıyorlar. İkisini de ellerinden geldiğince en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar. Bugün uluslararası medyada gördüğümüz pek çok fotoğraf, Gazze içinden Anadolu Ajansının bu kahraman gazetecileri, foto muhabirleri tarafından kayda alınmış görsellerdir.” diye konuştu.
“Bir triloji tasarladık. Kanıt, Tanık ve Sanık”
Karagöz, AA olarak geçen yılın ekim ayından itibaren şahit oldukları savaş suçlarını dünya kamuoyuna göstermeye gayret ettiklerini, bu çerçevede bugün Lahey’de görüşülmekte olan soykırım davasında delil olarak teşkil edilen Kanıt kitabını yayına hazırladıklarını anımsattı.
Kitapta Roma Sözleşmesi’ne göre, uluslararası hukuk çerçevesinde savaş suçu kabul edilen delillerin görsellerinin yer aldığına dikkati çeken Karagöz, şöyle devam etti:
“Biz bir triloji tasarladık. Önce Kanıt. Kanıt’ı Gazze’de görev yapan arkadaşlarımız Roma Statüsü çerçevesinde ele aldılar. Bugün Lahey’de görülen davada Kanıt kitabından pek çok delil davaya müdahil olmuş durumda. Daha sonra Tanık kitabını hazırladık. Tanık kitabı, şu an taslak halinde, henüz basılmadı. Tanık kitabında da biz aynı şekilde Gazze’de görev yapan ve bu soykırıma, bu vahşete tanık olmuş, aramızda tanıklar da var. Görüyorum Akif Bey var, Serkan Bey yine bölgedeydi, tanıkları dinledik, tanıkların tecrübelerini kitaplaştırdık. Trilojimizin üçüncü kitabı ise Sanık, yani suçlular. İsrail’de bu vahşete, bu soykırıma sebep olan failler.
Üçüncü kitabımız Sanık da yine çok yakında basılacak, yayına hazırlanıyor. Dolayısıyla biz Kanıt, Tanık ve Sanık kitaplarıyla tarihe bir not düşmek istedik. Bu bizim en büyük sorumluluğumuz. Belki de bu hayata katacağımız en ciddi katkı olacak. Çünkü 7 Ekim’den bu yana yaşadıklarımız, dünyanın son anına kadar, kıyamete kadar unutulmayacak bir vahşeti gösteriyor. Bunu en uygun, en stratejik, en kalıcı şekilde kaydetmek Anadolu Ajansı olarak bizlerin sorumluluğu.”
Genel Müdür Karagöz, bu üç kitabın üç ayrı belgeselinin de yapılacağını ifade ederek, program öncesinde Kanıt kitabının belgeselinin fragmanının gösterildiğini dile getirdi.
Bu belgeselin yakında galasını yapacaklarını anlatan Karagöz, lansmanın ise İstanbul ve Londra’da gerçekleştirileceğini söyledi.
Daha sonra Tanık belgeselinin hem Türkiye’de hem yurt dışında lansmanının yapılacağı bilgisini veren Karagöz, “Sanık belgeseli için biraz bekleyeceğiz. Çünkü Sanık belgeseline konu olacak kişilerin listesi her geçen gün kabarıyor. Sadece bizzat emri verenler değil onu destekleyenler, göz yumanlar, alkış tutanlar da yine Sanık belgeselinin ve Sanık kitabımızın konusu olacaklar.” dedi.
Gazze’deki savaş suçlarını gösteren yeni fotoğraflar Kanıt kitabında
Anadolu Ajansı olarak, bugün kamuoyuyla Gazze’deki soykırıma ilişkin bazı yeni kanıtları paylaşmak istediklerini dile getiren Serdar Karagöz, AA muhabiri ve foto muhabirlerinin Gazze’de çektiği fotoğrafları ekrana yansıttı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü’nde, “soykırım”, “insanlığa karşı suçlar” ve “savaş suçları”nın kapsamının belirlendiğini hatırlatan Karagöz, fotoğraflarla kayıt altına alınan suçların, Roma Statüsü’nün hangi maddelerini içerdiğini söyledi.
Karagöz, pek çok kanıt fotoğrafında imzası olan Ali Jadallah ile ilgili, “Hemen hemen ailesinin tamamını kaybetti. Hatta bizim Yılın Kareleri fotoğraf yarışmamızda kendisinin bir fotoğrafı var. Fakat fotoğrafı çeken olarak değil fotoğrafın öznesi olarak Ali Jadallah orada gözüküyor. Enkaz altında kalmış kardeşinin elini öpüyor. Yine o fotoğrafı da dünya kamuoyu yakından biliyor.” ifadelerini kullandı.
Roma Statüsü’ne göre, ambulansa saldırının da savaş suçu sayıldığını belirten Serdar Karagöz, şöyle devam etti:
“Dünya kamuoyunda çok büyük ilgi uyandıran Hind Receb isimli küçük bir çocuk biliyorsunuz. Amerikalı medya kurum ve kuruluşlarının yakın takip ettiği, aynı şekilde sürekli basın toplantılarında akıbeti sorulan bir çocuk. Küçük Hind Receb’in cansız bedenine 12 gün sonra ulaşılıyor. Fakat orada bir hikaye var. Hind Receb, ilk saldırıda canlı, yardım istiyor Filistin Kızılay’ından. Filistin Kızılay’ı ambulans gönderiyor ve o ambulans vuruluyor. Bu fotoğrafın da yine Lahey’de en büyük delillerden biri olacağına inanıyoruz.”
“Savaş suçu ve Gazze’nin geçmişini hatırlatan her şeyden arındırma stratejisi”
Ali Jadallah’ın 4 Şubat’ta çektiği ve İsrail saldırıları nedeniyle büyük hasar alan Eş-Şuheda Camisi’ni gösteren fotoğrafına ilişkin Karagöz, “İsrail yönetimi din, eğitim, sanat, bilim veya yardım amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi eserlere, hastanelere, hasta ve yaralıların toplandığı yerlere kasten saldırı düzenliyor. Bu bir yönüyle savaş suçu bir yönüyle de tamamen Gazze’deki tarihi yapıları yok ederek, Gazze’yi sadece insandan arındırmak değil, tarihinden, kültüründen ve Gazze’nin geçmişini hatırlatan her şeyden arındırma stratejisi görüyor. Bu da yine büyük bir savaş suçu.” şeklinde konuştu.
Karagöz, bu fotoğrafların, Kanıt kitabını bastıktan sonra ortaya çıkan yeni deliller olduğuna dikkati çekerek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Mahkeme devam ediyor. Her gün Anadolu Ajansı, mahkeme süreçlerini simültane çeviriyle veriyor. Yeni delilleri de mahkemeye sunmaya devam edeceğiz. Bugün burada Kanıt kitabımıza yeni fotoğrafları dahil ederken tarihe düştüğümüz bu notun, daha stratejik, daha kalıcı olması için hep beraber büyük bir sorumluluk içerisinde çalışmamız gerektiğini ifade etmek istiyorum. Katılımlarınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Umarım en kısa sürede Sanık kitabının sonuçlarını ele alan bir panelle, bir toplantıyla bir araya geliriz ve faillerin cezalandığını, ceza aldığını bizler bu dünyadan göçmeden önce dünya gözüyle görmüş oluruz.”
]]>İstanbul’da yaşamını tekerlekli sandalyeye bağımlı sürdüren doğuştan engelli Burak Kumaş (23), Trabzonspor sevgisini anlatmak için ellerinde sadece hareket ettirebildiği sol orta parmağını kullanarak bilgisayarda, ‘Bana da her yer Trabzon’ adlı kitap yazdı. Kumaş, 3 yılda tamamladığı 183 sayfalık kitabında, bordo-mavi tutkusunun yanında Karadeniz’in kültürel zenginliklerini tanıtıp, kendi azim ve mücadele ruhunu da paylaştı. Kumaş, “Hayallerimi gerçekleştirmek için mücadele ettim. Hiçbir zaman pes etmedim” dedi.
İstanbul’da yaşan Giresunlu ailenin 2 çocuğundan Burak Kumaş, doğumundan sonra engelli olarak yaşamını sürdürmeye başladı. İlk ve ortaokul eğitimi sonrası kaynaştırma öğrencisi olarak liseyi bitiren Kumaş’ın yüzde 95 engeli, onu ne Trabzonspor sevgisinden ne de hayallerini gerçekleştirmekten alıkoyamadı. Yaşamını tekerlekli sandalyeye bağımlı sürdüren Kumaş, bordo-mavi sevgisini anlatmak için ellerinde sadece hareket ettirebildiği sol orta parmağını kullanarak bilgisayarda, ‘Bana da her yer Trabzon’ adını verdiği kitabı yazmaya başladı. Klavyede tek tuşa basarak, kurduğu cümleleri sabırla bilgisayara kaydeden Kumaş, hayali olan 183 sayfalık kitabını 3 yılda tamamladı. Çevresindeki engelli bireylerin hayata tutunma mücadelesine yaşam öyküsü, azmi ve heyecanıyla ilham veren Kumaş, yeni hayali olan ‘Yapamadığım askerliğimin anıları’ ile ‘Engellilerin sorun ve çözüm önerileri’ isimli 2 kitap için kolları sıvadı, çalışmalarına başladı.
“HAYALLERİM İÇİN MÜCADELE ETTİM”
Tek parmağı ile yazdığı kitabının baskı sürecinin uzaması nedeniyle Trabzonspor’un lig şampiyonluğunu da kitabına koyma fırsatı bulduğunu anlatan Burak Kumaş, “Şampiyonluk beni çok mutlu etti. Bu sürecinde kitapta yer almasıyla ayrı bir mutluluk yaşadım. Ben hep hayal ettim; hayalimi hayata geçirebilmek için de mücadele ettim. Hiçbir zaman pes etmedim. ‘Bir gün mutlaka hepimiz öleceğiz’ düşüncesinden hareketle hayatımı komple anlatmak, Trabzonspor sevgimi yansıtmak istedim” dedi.
FORMASI ÜZERİNDE, PARMAĞI KLAVYEDE
Kitabının basım süreci sonrası Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın kendisine gönderdiği imzalı formayı üzerinden çıkarmayarak, klavye başında kitap çalışmalarını sürdüren Kumaş, “Kitabımı yazarken, Trabzonspor’un lisanslı ürünlerinin satıldığı TS Club’larda satılacağını hayal etmiştim. Yemedim, içmedim, uyumadım ve hep bu hayalle, düşünceyle yaşadım. Teknik direktörümüz Abdullah Avcı’yı sosyal medyadan da takibe aldım. Onun da beni takibe almasını istiyorum. Ayrıca kitabımın da TS Club’larda yer almasını istiyorum. Böyle bir şey olursa çok mutlu olurum” diye konuştu.
ÖZEL EĞİTMENİ NURAY YAVUZ: ONUN İÇİN SADECE İTİCİ BİR GÜÇ OLDUM
Burak Kumaş’ın özel eğitmeni Nuray Yavuz da, “2019 yılında Burak’la tanıştım. 2 sene kadar ona ablalık yaptım. O sırada ‘Bana Her Yer Trabzon’ isimli kitabı da yazmaya başlamıştı. Önce olur mu, olmaz mı diye tereddütleri vardı. Ancak ‘birlikte yaparız’ dedik ve inandık. Her gün saatlerce çalıştık. Ben onun için sadece itici bir güç oldum. Onun inancı, azmi, hayata bakışı, merhameti, insanlığı ve hep güçlü durması bana da çok iyi geldi. Burak kitabında; hem Trabzon’dan hem Trabzon’un yemek kültüründen, farklı kültürlerinden, ziyaret edilecek güzel yerlerinden bahsetti. En önemlisi de Trabzonspor’la ilgili çok güzel anıları. Trabzonsporlu değildim Burak’la tanıştıktan sonra Trabzonsporlu oldum. Dolu dolu bir kitap oldu” ifadelerini kullandı.
“HER BİR HARFİ TEK PARMAKLA YAZDI”
Burak’ın, Trabzonspor camiasının ünlü ‘Bize Her Yer Trabzon’ sloganına atıfta bulunup, kendisinin de bu hayatta var olduğunu ifade etmek adına kitabına ‘Bana da Her Yer Trabzon’ adını koyduğunu sözlerine ekleyen Nuray Yavuz, “İki parmağının arasına kalemi koyarak kendi ismini yazarak kitaplarına imza attı. Her şeyiyle, bütün emek ondadır. Çok büyük bir emek var. Ben şahit olduğum için söylüyorum. Bazen gözyaşları ile Burak’ı izledim. O kadar büyük bir emek ki tarif edemem. Bir kitabı bilgisayardan tıkır tıkır yazabilirsiniz. Ancak o her bir harfi tek parmakla yazdı. Gayreti, gözündeki ışık ve içindeki o heyecan hiç sönmeden Burak, bunun üstesinden geldi. Çok değerli bir ailesi var. Burak çok büyük ve inanılmaz bir şey başardı. Burak, dünyadaki gelişmelere karşı duyarlı; inancı çok yüksek bir çocuk. Zaten o inancı sayesinde ayakta duruyor. Lise mezunu ancak o kadar faal ki ‘Ben yaparım’ diyerek hep önde gitmek isteyen bir çocuk. Her gün kitap okur” dedi.
]]>İSTANBUL’da yaşamını tekerlekli sandalyeye bağımlı sürdüren doğuştan engelli Burak Kumaş (23), Trabzonspor sevgisini anlatmak için ellerinde sadece hareket ettirebildiği sol orta parmağını kullanarak bilgisayarda, ‘Bana da her yer Trabzon’ adlı kitap yazdı. Kumaş, 3 yılda tamamladığı 183 sayfalık kitabında, bordo-mavi tutkusunun yanında Karadeniz’in kültürel zenginliklerini tanıtıp, kendi azim ve mücadele ruhunu da paylaştı. Kumaş, “Hayallerimi gerçekleştirmek için mücadele ettim. Hiçbir zaman pes etmedim” dedi.
İstanbul’da yaşan Giresunlu ailenin 2 çocuğundan Burak Kumaş, doğumundan sonra engelli olarak yaşamını sürdürmeye başladı. İlk ve ortaokul eğitimi sonrası kaynaştırma öğrencisi olarak liseyi bitiren Kumaş’ın yüzde 95 engeli, onu ne Trabzonspor sevgisinden ne de hayallerini gerçekleştirmekten alıkoyamadı. Yaşamını tekerlekli sandalyeye bağımlı sürdüren Kumaş, bordo-mavi sevgisini anlatmak için ellerinde sadece hareket ettirebildiği sol orta parmağını kullanarak bilgisayarda, ‘Bana da her yer Trabzon’ adını verdiği kitabı yazmaya başladı. Klavyede tek tuşa basarak, kurduğu cümleleri sabırla bilgisayara kaydeden Kumaş, hayali olan 183 sayfalık kitabını 3 yılda tamamladı. Çevresindeki engelli bireylerin hayata tutunma mücadelesine yaşam öyküsü, azmi ve heyecanıyla ilham veren Kumaş, yeni hayali olan ‘Yapamadığım askerliğimin anıları’ ile ‘Engellilerin sorun ve çözüm önerileri’ isimli 2 kitap için kolları sıvadı, çalışmalarına başladı.
‘HAYALLERİM İÇİN MÜCADELE ETTİM’
Tek parmağı ile yazdığı kitabının baskı sürecinin uzaması nedeniyle Trabzonspor’un lig şampiyonluğunu da kitabına koyma fırsatı bulduğunu anlatan Burak Kumaş, “Şampiyonluk beni çok mutlu etti. Bu sürecinde kitapta yer almasıyla ayrı bir mutluluk yaşadım. Ben hep hayal ettim; hayalimi hayata geçirebilmek için de mücadele ettim. Hiçbir zaman pes etmedim. ‘Bir gün mutlaka hepimiz öleceğiz’ düşüncesinden hareketle hayatımı komple anlatmak, Trabzonspor sevgimi yansıtmak istedim” dedi.
FORMASI ÜZERİNDE, PARMAĞI KLAVYEDE
Kitabının basım süreci sonrası Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın kendisine gönderdiği imzalı formayı üzerinden çıkarmayarak, klavye başında kitap çalışmalarını sürdüren Kumaş, “Kitabımı yazarken, Trabzonspor’un lisanslı ürünlerinin satıldığı TS Club’larda satılacağını hayal etmiştim. Yemedim, içmedim, uyumadım ve hep bu hayalle, düşünceyle yaşadım. Teknik direktörümüz Abdullah Avcı’yı sosyal medyadan da takibe aldım. Onun da beni takibe almasını istiyorum. Ayrıca kitabımın da TS Club’larda yer almasını istiyorum. Böyle bir şey olursa çok mutlu olurum” diye konuştu.
‘ONUN İÇİN SADECE İTİCİ BİR GÜÇ OLDUM’
Burak Kumaş’ın özel eğitmeni Nuray Yavuz da, “2019 yılında Burak’la tanıştım. 2 sene kadar ona ablalık yaptım. O sırada ‘Bana Her Yer Trabzon’ isimli kitabı da yazmaya başlamıştı. Önce ‘olur mu, olmaz mı?’ diye tereddütleri vardı. Ancak ‘birlikte yaparız’ dedik ve inandık. Her gün saatlerce çalıştık. Ben onun için sadece itici bir güç oldum. Onun inancı, azmi, hayata bakışı, merhameti, insanlığı ve hep güçlü durması bana da çok iyi geldi. Burak kitabında; hem Trabzon’dan hem Trabzon’un yemek kültüründen, farklı kültürlerinden, ziyaret edilecek güzel yerlerinden bahsetti. En önemlisi de Trabzonspor’la ilgili çok güzel anıları. Trabzonsporlu değildim Burak’la tanıştıktan sonra Trabzonsporlu oldum. Dolu dolu bir kitap oldu” ifadelerini kullandı.
‘HER BİR HARFİ TEK PARMAKLA YAZDI’
Burak’ın, Trabzonspor camiasının ünlü ‘Bize Her Yer Trabzon’ sloganına atıfta bulunup, kendisinin de bu hayatta var olduğunu ifade etmek adına kitabına ‘Bana da Her Yer Trabzon’ adını koyduğunu sözlerine ekleyen Nuray Yavuz, “İki parmağının arasına kalemi koyarak kendi ismini yazarak kitaplarına imza attı. Her şeyiyle, bütün emek ondadır. Çok büyük bir emek var. Ben şahit olduğum için söylüyorum. Bazen gözyaşları ile Burak’ı izledim. O kadar büyük bir emek ki tarif edemem. Bir kitabı bilgisayardan tıkır tıkır yazabilirsiniz. Ancak o her bir harfi tek parmakla yazdı. Gayreti, gözündeki ışık ve içindeki o heyecan hiç sönmeden Burak, bunun üstesinden geldi. Çok değerli bir ailesi var. Burak çok büyük ve inanılmaz bir şey başardı. Burak, dünyadaki gelişmelere karşı duyarlı; inancı çok yüksek bir çocuk. Zaten o inancı sayesinde ayakta duruyor. Lise mezunu ancak o kadar faal ki ‘Ben yaparım’ diyerek hep önde gitmek isteyen bir çocuk. Her gün kitap okur” dedi.
]]>