Kadınlar – Karadeniz Haber Tv https://www.karadenizhabertv.com.tr Mon, 19 Aug 2024 08:02:54 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Plaj sapığı suçüstü yakalandı: Kadınları değil gemileri çektim! https://www.karadenizhabertv.com.tr/plaj-sapigi-sucustu-yakalandi-kadinlari-degil-gemileri-cektim/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/plaj-sapigi-sucustu-yakalandi-kadinlari-degil-gemileri-cektim/#respond Mon, 19 Aug 2024 08:02:54 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/plaj-sapigi-sucustu-yakalandi-kadinlari-degil-gemileri-cektim/ Plaj sapığı suçüstü yakalandı: Kadınları değil gemileri çektim!

İğrenç olay Tekirdağ Şarköy’de meydana geldi. Plajdaki kadınlar, E.K.’nin kendilerini kumsalda güneşlenirken ve denize girip çıkarken cep telefonu ile görüntü ve fotoğraflarını çektiğini fark etti.

Plaj sapığı suçüstü yakalandı: Kadınları değil gemileri çektim!

PLAJ SAPIĞI YAKALANDI!

E.K.’yi tartaklayan kadınlar, elindeki cep telefonuna el koyarak polis çağırdı. Kadınlar, gelen ekiplere E.K.’nin el koydukları telefonunu teslim edip, şikayetçi oldu.

GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Plaj sapığı suçüstü yakalandı: Kadınları değil gemileri çektim!

TELEFONUNDAN KADINLARIN GÖRÜNTÜLERİ ÇIKTI
Gözaltına alınan ve polis merkezine götürülen E.K.’nin telefonunda yapılan incelemede kadınların çekilmiş yakın plan fotoğraf ve görüntüleri bulundu.

Plaj sapığı suçüstü yakalandı: Kadınları değil gemileri çektim!

Kadınlardan S.Ö., tanımadığı E.K.’nin kendisini cep telefonu ile izinsiz görüntü ve fotoğraflarını çektiğini belirterek, şikayetçi oldu.

Plaj sapığı suçüstü yakalandı: Kadınları değil gemileri çektim!

İlçede inşaatlarda çalışan evli ve 9 çocuk babası E.K. ise ifadesinde, hakkındaki suçlamayı kabul etmediğini belirterek, kadınları değil, denizdeki gemileri çektiğini söylediği öğrenildi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/plaj-sapigi-sucustu-yakalandi-kadinlari-degil-gemileri-cektim/feed/ 0
Erzurum’da düzenlenen 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nda ilk madalyalar verildi https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzurumda-duzenlenen-20-isitme-engelliler-kis-olimpiyat-oyunlarinda-ilk-madalyalar-verildi/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzurumda-duzenlenen-20-isitme-engelliler-kis-olimpiyat-oyunlarinda-ilk-madalyalar-verildi/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:39:28 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=10391 Erzurum’da düzenlenen 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyat Oyunları’nda (Deaflympics) ilk madalyalar verildi.

Alp disiplini, kros kaya ve satrançta ilk müsabakalar yapıldı ve bu branşlarda madalyalar sahiplerini buldu. Futsal ve curlingte ise grup müsabakaları devam etti.

Alp disiplini Super Giant kategorisinde erkeklerde altın madalyayı Fransız sporcu Niccolas Sarremejane, 53.30’luk derecesiyle aldı. Gümüş madalya Polonya’da 53.36’yla Bruno Lukaszyk’e, bronz madalya ise Fransa’dan 53.38’le Thomas Luxcey’e gitti.

Bu kategoride piste çıkan Türk sporculardan İdris Şişmek 1.00.52’yle 16’ıncı, Hamdi Yağcı 1.01.01’le 17’nci, Ali Çat ise 1.08.44’le 18’inci olarak yarışı tamamladı.

Kadınlar Super Giant’ta ise altın madalyayı Avusturyalı sporcu Melissa Koeck 55.18’le, gümüş madalyayı Japonya’dan Yuki Tanae 56.85’le, bronz madalyayı ise Almanya’dan Nele Schutzbach 57.55’lik derecesiyle aldı.

Alp disiplini Super Giant kategorisinde madalyalar:

Erkekler:

1- Niccolas Sarremejane (Fransa) 53.30

2- Bruno Lukaszyk (Polonya) 53.36

3- Thomas Luxcey (Fransa) 53.38

Kadınlar:

1- Melissa Koeck (Avusturya) 55.18

2- Yuki Tanae (Japonya) 56.85

3- Nele Schutzbach (Almanya) 57.55

Kros kayak

Kros kayakta erkeklerde 10 km, kadınlarda ise 5 km bireysel yarışlarda madalyalar verildi.

Kadınlar 5 kilometrede madalya alan sporcular şöyle:

1- (Yelizaveta Noprienko (Ukrayna) 14.40.7

2- Weiqin Zhang (Çin) 15.19.9

3- Xiangxxiang Mao (Çin) 15.36.8

Erkekler 10 kilometre madalya alanlar:

1-Ruslan Denysenko (Ukrayna) 26.09.1

2-Andriy Andriyishyn (Ukrayna) 27.44.4

3-Dmytro Mazhaiev (Ukrayna) 28.14.4

Futsal kadınlarda ikinci maçlar oynandı

Futsalda kadınlarda ikinci karşılaşmalar yapıldı.

Türkiye, organizasyona gelmeyen Kenya’nın sahaya çıkmamasıyla rakibini hükmen 5-0 yenerek ilk galibiyetini elde etti.

Futsalda günün sonuçları şöyle:

A Grubu:

Kenya-Türkiye: 0-5 (Hükmen)

Almanya-Polonya: 6-3

B Grubu:

İtalya- Brezilya: 0-5

Japonya-İrlanda: 3-0

Curling karışık takımlarda grup maçlarına devam edildi

Türkiye, organizasyona katılmayan Kenya’yı hükmen 2-0 yenerek ilk galibiyetini aldı. Günün ikinci maçında ise milli takımımız Ukrayna’ya 14-1 yenildi.

Curlingte günün sonuçları:

Polonya-Ukrayna 3-9

Kenya-Türkiye: 0-2 (Hükmen)

Macaristan- İsviçre: 7-3

Japonya-Çin 6-8

İsviçre-Kenya: 2-0 (Hükmen)

Japonya- Güney Kore: 1-9

Ukrayna-Türkiye: 14-1

Polonya-Macaristan: 6-7

Satrançta bltiz kategorisinde şampiyonlar belli oldu

Satrançta blitz (Yıldırım) kategorisinde madalyalar sahiplerini buldu.

Erkeklerde 61 sporcunun katıldığı müsabakalarda Türk sporculardan Ahmet Taha İnal 29’uncu, Oktay Kılıç. 53’üncü, Ahmet Oğuz Coşar 55’inci, Onur Üzülgü 56’ncı, Mahfuz Ateş 57’nci, Alpasla Coşar 59’uncu oldu.

Kadınlarda ise 33 sporcu arasından Türk sporculardan Fatma Çapaklı 26’ncı, Ayşe Uyanık 27’nci, Gülçin Sungul 28’inci, Nazlı Malkoç Tandıverdi 30’uncu oldu.

Madalya kazanan sporcular şöyle:

Erkekler:

1-Pawel Piekielny (Polonya)

2- Bogdan Bozinovic(Hırvatistan)

3- Dragan Zivil (Sırbistan)

Kadınlar:

1- Anastasija Parhomenko (Letonya)

2- Zuzazanna Lukasik (Polonya)

3- Viktoria Cseke (Macaristan)

Madalya sıralaması:

Madalya sıralamasında Ukrayna 2 altın, 1 gümüş ve 1 bronz madalyayla zirvede yer aldı. Sıralama şöyle:

Takım Altın Gümüş Bronz Toplam

1- Ukrayna 2 1 1 4

2- Polonya 1 2 – 3

3- Fransa 1 – 1 2

4- Letonya 1 – – 1

4- Avusturya 1 – – 1

6- Çin – 1 1 2

7- Japonya – 1 – 1

7- Hırvatistan – 1 – 1

9 -Almanya – – 1 1

9- Sırbistan – – 1 1

9- Macaristan – – 1 1 – ERZURUM

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/erzurumda-duzenlenen-20-isitme-engelliler-kis-olimpiyat-oyunlarinda-ilk-madalyalar-verildi/feed/ 0
Şehitkamil Belediyesi Arzum Türkiye Kadınlar Satranç Şampiyonası’na Ev Sahipliği Yapıyor https://www.karadenizhabertv.com.tr/sehitkamil-belediyesi-arzum-turkiye-kadinlar-satranc-sampiyonasina-ev-sahipligi-yapiyor/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/sehitkamil-belediyesi-arzum-turkiye-kadinlar-satranc-sampiyonasina-ev-sahipligi-yapiyor/#respond Mon, 29 Jul 2024 21:15:18 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=10308 Şehitkamil Belediyesi, Türkiye Satranç Federasyonu (TSF) tarafından düzenlenen Arzum Türkiye Kadınlar Satranç Şampiyonası’na ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin en prestijli satranç şampiyonlarından biri olan organizasyonda, bu yıl 9 tur boyunca 100 kadın sporcu şampiyonluk için mücadele edecek.

Şehitkamil Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen açılış seremonisine; Şehitkamil Kaymakamı Ömer Hilmi Yamlı, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı Gülkız Tulay, Gaziantep Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Fikret Alıncak, Gaziantep Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Spor Hizmetleri Müdürü Levent Demir, Şehitkamil Belediye Spor Kulübü Başkanı Hüseyin Rahmi Açıkkol, Türkiye Satranç Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri, kulüp yöneticileri, antrenör ve sporcular katıldı.

“Kadınların Her Hamlesi, Her Adımda Başarı Hikayesi” mottosu ile gerçekleştirilen Arzum Türkiye Kadınlar Satranç Şampiyonası, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de içine alan 3-9 Mart 2024 tarihleri arasında Şehitkamil Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde devam edecek. Şehitkamil Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen şampiyonada dereceye giren sporculara toplam 250 bin TL nakdi ödül verilecek. Dereceye giren sporculara aynı zamanda Arzum tarafından çeşitli hediyeler de armağan edilecek.

“Milli Takım’a sporcularımızı gönderdik”

Satranç branşı özelinde Türk sporuna destek olmaya devam edeceklerini belirten Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Arzum Türkiye Kadınlar Satranç Şampiyonası açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Şehitkamil Belediyesi olarak göreve geldiğimiz andan itibaren seçmiş olduğumuz ana branşlardan birisi satranç. Bu noktada Sürekli Satranç Eğitim Merkezimiz ile birlikte yalnızca kendi eğitim merkezlerimizde değil, tabana yayılabilecek şekilde, ana sınıflarından başlamak üzere minik hamleleri de beraber başlattığımız bir çalışmamız var. Ben, Federasyon Başkanımıza teşekkür ediyorum. Gerçekten önemsiyoruz ve bu önemseme de yalnızca kendi belediyemizi önemsemenin ötesinde istediğimiz tek bir şey var. Milli sporcular yetiştirmek. Yarın, dünyanın her köşesinde ay-yıldızlı bayrağımızı göndere çektirip, İstiklal Marşımızı okutturmak istiyoruz. Çok şükür, şu anda Milli Takım’a sporcularımızı gönderdik. İnşallah bugünkü gerçekleşecek olan bu turnuvayla birlikte 2024’ün enlerini çıkartmış olacağız. Avrupa yolunda tüm sporcularımıza başarılar diliyorum. Ben, katılımlarınızdan dolayı herkese ayrı ayrı teşekkür ederken, Federasyon Başkanımızın şahsında tüm ekip arkadaşlarımla birlikte emeği geçen bu organizasyondaki her bir bireye yürekten teşekkür ediyorum” dedi.

“Son derece mutlu olduğumu belirtmek isterim”

Şampiyonanın Gaziantep’te yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Şehitkamil Kaymakamı Ömer Hilmi Yamlı, “Satranç Federasyonumuzu, şehrimizde, ilçemizde görmekten son derece mutlu olduğumu belirtmek isterim. Bireylerin zihinsel gelişimlerine bu kadar olumlu katkı sağlayan bir sporun şehrimizde, ilçemize, ülkemizde bu kadar gelişmesi de ayrı bir mutluluk kaynağı. Ben, federasyonumuza ve buraya gelen sporcularımıza, ev sahipliğinden dolayı da Belediye Başkanımıza ve belediyemize çok teşekkür ederim. Sporcularımıza da başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

“Belediyemizin desteğiyle bu önemli organizasyonu yapıyoruz”

Türk satrancının son 11 yıldaki yükselişinin dünya satranç otoritelerinin de dikkatini çektiğini ve takdir topladığını belirten TSF Başkanı Gülkız Tulay, Türk satrancının yükselişinde kadınların başarısı önemli role sahip olduğunu vurguladı. Federasyon Başkanı Tulay, “Yıllardan beri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü içine alan haftada yapmaya gayret ettiğimiz Türkiye Kadınlar Satranç Şampiyonası, Türkiye Satranç Federasyonu’nun ön önemli etkinliklerinden, turnuvalarından biridir. Bugün, burada ülkemizin değişik illerinden gelmiş 100 kıymeti kadın sporcumuz var. Özellikle kadınların son zamanlarda satranç sporuna ilgi duymaları ve yöneticilik vasfında da yer almaları, bizler için son derece önemli. Kadınlarımızın, kızlarımızın, sporun her alanında olmalarıyla gurur duyuyoruz ve böylesine organizasyonların, şampiyonaların da tüm ülkeye örnek olmasını arzu ediyoruz. Son yıllarda yerel yönetimlerimizin desteğini almak, Türkiye Satranç Federasyonunun gücüne güç katmıştır. Burada, ülkemizin en güzel illerinden biri olan Gaziantep’te, Şehitkamil Belediyemizin desteğiyle bu önemli organizasyonu yapıyoruz. Ben özellikle sadece bu şampiyonasının içindeyim. Son yıllarda Türk satrancına, Gaziantep satrancına ve Milli Takım sporcularına verdikleri desteklerden dolayı Belediye Başkanımıza özellikle teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. Belediye Başkanlarımızın desteği, bizim satranç sporunda; dünyada, Avrupa’da söz sahibi olmamızı elbette sağlayan etkenlerden biri. Türk kadınlarına yaraşır bir şekil almış bu şampiyonada emek veren, destek olan herkese gönül doğusu teşekkür ediyorum ve sporcularıma başarılar diliyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/sehitkamil-belediyesi-arzum-turkiye-kadinlar-satranc-sampiyonasina-ev-sahipligi-yapiyor/feed/ 0
Dünyanın en düşük doğum oranına sahip Güney Kore’de kadınlar neden çocuk sahibi olmuyor? https://www.karadenizhabertv.com.tr/dunyanin-en-dusuk-dogum-oranina-sahip-guney-korede-kadinlar-neden-cocuk-sahibi-olmuyor/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/dunyanin-en-dusuk-dogum-oranina-sahip-guney-korede-kadinlar-neden-cocuk-sahibi-olmuyor/#respond Mon, 24 Jun 2024 21:42:24 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8470 Yağmurlu bir Salı gününde Yejin, yalnız yaşadığı evinde arkadaşlarına öğle yemeği hazırlıyor.

Yemek yerken kadınlardan bir tanesi telefonunda “Dikkat edin. Bizim gibi soyunuzun tükenmesine izin vermeyin” diyen bir dinozorun görselini gösteriyor.

Kadınlar gülüyor.

Televizyon yapımcısı olan 30 yaşındaki Yejin, “Bu hem komik hem de çok trajik. Yok oluşumuza yol açabileceğimizin farkındayız” diyor.

Ne kendisi ne de arkadaşlarından herhangi biri çocuk sahibi olmayı planlamıyor.

Onlar çocuksuz yaşamı seçen, giderek büyüyen bir kadın topluluğunun parçası.

Güney Kore, dünyadaki en düşük doğum oranına sahip ve her yıl kendi rekorunu kırmaya devam ediyor.

Son nüfus verilerinde doğum oranının 2023 yılında yüzde 8 daha düşerek 0,7’ye gerilediği görüldü.

Bu veri bir kadının yaşamı boyunca sahip olması beklenen çocuk sayısı.

Nüfusun sabit kalması için bu sayının 2,1 olması gerekiyor.

Eğer bu şekilde devam ederse Güney Kore nüfusunun 2100 yılına kadar yarıya düşmesi bekleniyor.

‘Ulusal acil durum’

Dünyadaki birçok gelişmiş ülkede doğum oranları düşüyor.

Ancak hiçbirindeki düşüş Güney Kore kadar hızlı değil.

50 yıl içinde ülkede çalışma çağındaki insanların sayısının yarıya düşmesi, zorunlu askerlik hizmetine katılmaya uygun kişi sayısının yüzde 58 oranında azalması ve nüfusun neredeyse yarısının 65 yaşın üzerinde olması bekleniyor.

Bu durum ülkenin ekonomisi, emeklilik fonları ve güvenliği için o kadar kötü ki siyasetçiler ‘ulusal acil durum’ ilan etti.

Birbirini izleyen hükümetler yaklaşık 20 yıl boyunca sorunu harcama yaparak çözmeye çalıştı.

Şimdiye kadar yaklaşık 379,8 trilyon KRW (286 milyar dolar) değerinde yatırım yapıldı.

Çocuk sahibi olan çiftlere aylık ödemeler, sübvanse edilmiş konutlar ve ücretsiz ulaşım gibi yardımlar yapılıyor.

Hükümet çocuk yapmak isteyen evli çiftlerin hastane masraflarını ve tüp bebek tedavilerini bile karşılıyor.

Ancak bu tür teşviklerin işe yaramaması nedeniyle siyasetçiler daha yaratıcı çözümler bulmaya yöneliyor.

Örneğin Güneydoğu Asya’dan çocuk bakıcıları getiriliyor ve asgari ücretin altında çalıştırılıyor veya 30 yaşından önce üç çocuk sahibi olan erkekler askerlik hizmetinden muaf tutuluyor.

Ancak gençler ve özellikle de kadınlar, siyasetçilerin kendilerine kulak vermediğini söylüyor.

BBC, geçen yıl ülkeyi dolaşarak çocuk sahibi olmamaya karar veren kadınlarla konuştu ve bu kararın arkasındaki sebepleri anlamaya çalıştı.

Yejin henüz 20’li yaşlarındayken tek başına yaşamaya karar verdiğinde sosyal normlara meydan okudu.

Güney Kore’de yalnız yaşamak büyük ölçüde kişinin hayatında geçici bir aşama olarak görülüyor.

Yejin beş yıl önce de evlenmemeye ve çocuk yapmamaya karar verdi.

Yejin, “Kore’de ev işlerini ve çocuk bakımını paylaşacak bir erkek bulmak zor. Tek başına çocuk sahibi olan kadınlar hakkında da kötü düşünülüyor” diyor.

2022 yılında Güney Kore’deki doğumların yalnızca yüzde 2’si evliliklerin dışında gerçekleşti.

‘Sürekli bir çalışma döngüsü’

Kariyerine odaklanmayı tercih ettiğini söyleyen Yejin, televizyon yapımcısı olarak çalıştığı işinin ona çocuk sahibi olma fırsatı vermediğini belirtiyor.

Güney Kore’de çalışma saatleri oldukça uzun.

“İşimi çok seviyorum ve beni tatmin ediyor” diyen Yejin, “Ama Kore’de çalışmak zor. Sürekli bir çalışma döngüsü içindesiniz” diye devam ediyor.

Yejin, işinde daha iyi olmak için boş zamanlarında ders çalışması yönünde de baskı olduğunu söylüyor:

“Koreliler, sürekli kendilerini geliştirmeye çalışmazlarsa geride kalacaklarını ve başarısız olacaklarını düşünüyorlar. Bu korku bizi iki kat daha fazla çalışmaya itiyor.”

“Hafta sonu geldiğinde, Pazartesi günü işe dönecek enerjiyi toplamak için bazen serum taktırdığını” söyleyen Yejin, aynı zamanda çocuk sahibi olmak için izin alması durumunda işine geri dönemeyeceğinden endişeleniyor.

Bu Kore’de oldukça yaygın bir korku.

Ücret eşitliği, işsizlik ve ev fiyatları

İnsan kaynakları alanında çalışan 28 yaşındaki bir başka kadın, doğum iznine ayrıldıktan sonra işten ayrılmak zorunda kalan ya da promosyon alamayan insanlar gördüğünü ve bu durumun kendisini asla bebek sahibi olmamaya ikna etmeye yettiğini söylüyor.

Güney Kore’de hem erkekler hem de kadınlar, çocuklarının ilk sekiz yılında bir yıllık izin hakkına sahip.

Ancak 2022 yılında, yeni babaların sadece yüzde 7’si izinlerinin bir kısmını kullanırken, bu oran yeni annelerde yüzde 70’ti.

Çalışma, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) göstergelerine göre dünyada en yüksek eğitim seviyesine sahip kadınlar Güney Kore’de yaşıyor.

Buna rağmen Güney Kore, ücret eşitliği ve işsiz kadın oranında en kötü ülkeler arasında.

Araştırmacılara göre kadınlar kariyer yapmak ya da aile kurmak arasında bir seçim yapmaya zorlanıyor.

Giderek daha fazla kadın ise kariyerini seçiyor.

5 yaşındaki çocuklara İngilizce öğreten Stella Shin 39 yaşında ve kendi çocuğu yok.

Stella bunun kendi tercihi olmadığını söylüyor.

6 yıldır evli ve çocuk istemesine rağmen çalışmak ve hayatını yaşamakla meşgul olduğunu söyleyen Stella, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını ve artık yaşam tarzının çocuk yapmayı “imkansız” hale getirdiğini anlatıyor.

“Annelerin ilk iki yıl boyunca çocuklarına bakmak için işi bırakması gerekiyor, bu da beni çok mutsuz eder” diyen Stella, “Kariyerimi ve kendime bakmayı çok seviyorum” diye devam ediyor.

Çocuk sahibi olunca işten 2-3 yıl izin alma beklentisi kadınlar arasında yaygın.

Çocuk bakımını erkeklerle paylaşmak ise çok sık görülen bir şey değil.

İşinden vazgeçmek istese veya bir şekilde idare etmeye çalışsa bile Stella, ev fiyatlarının çok yüksek olması nedeniyle bunu göze alamayacağını belirtiyor.

Seul’da doğum oranı yüzde 0,59

Güney Kore nüfusunun yarısından fazlası başkent Seul’da ve çevresinde yaşıyor.

Bu da konut talebi ve diğer hizmetler üzerinde ciddi bir baskı yaratıyor.

Seul’de doğum oranı 0,59’a düşerek ülkedeki en düşük oran oldu.

Barınmanın yanı sıra özel eğitim maliyetleri de kadınların çocuk yapmama tercihinde önemli bir etken.

Çocuklar 4 yaşından itibaren matematik, İngilizce, müzik ve tekvando gibi bir dizi pahalı, müfredat dışı kursa gönderiliyor.

Bu o kadar yaygın bir alışkanlık ki, vazgeçmek çocuğunuzu başarısızlığa sürüklemek olarak görülüyor.

Bu da aşırı rekabetçi bir ülke olan Güney Kore’de akıl almaz bir düşünce.

Güney Kore bu yüzden çocuk yetiştirmek için dünyanın en pahalı ülkesi haline geldi.

2022’de yapılan bir çalışmaya göre ülkedeki ailelerin yüzde 94’ü özel eğitimin ekonomik bir yük olduğunu, ancak sadece yüzde 2’sinin özel eğitimi tercih etmediğini tespit etti.

‘Kore, çocukların mutlu yaşayabileceği bir yer değil’

Minji (gerçek ismi değil) de hikayesini paylaşmak istiyor ama ailesine çocuk sahibi olmayacağını henüz söylemedi.

Kocasıyla birlikte sahil kenti Busan’da yaşayan Minji, “Çok şaşıracaklar ve hayal kırıklığına uğrayacaklar” diyor.

Minji 20’li yaşlarının zor geçtiğini ve sanatçı olmak istemesine rağmen hayatını ders çalışarak geçirdiğini söylüyor:

“Hayallerime ulaşmak için değil, sadece vasat bir hayat yaşamak için durmadan rekabet etmek zorunda kaldım. Bu çok yorucuydu.”

Şimdi 32 yaşında olan Minji, sonunda kendisini özgür hissettiğini ve hayatın tadını çıkarabildiğini anlatıyor.

Çocuğunu kendisine benzer, rekabetçi bir mutsuzluğun içine sürüklemek istemeyen Minji, “Kore, çocukların mutlu yaşayabileceği bir yer değil” diyor.

İç karartıcı bir sosyal olgu

Daejeon şehrinde yaşayan Jungyeon Chun, kendi deyimiyle “tek ebeveynli bir evlilik” sürdürüyor.

7 yaşındaki kızını ve 4 yaşındaki oğlunu okuldan aldıktan sonra yakındaki oyun parklarını geziyor ve kocası işten dönene kadar vakit geçiriyor.

Jungyeon, “Çocuk sahibi olurken çok büyük bir tercih yaptığımı düşünmüyordum, oldukça hızlı bir şekilde işime dönebileceğimi sandım” diyor.

Ancak Jungyeon kısa süre sonra sosyal ve ekonomik baskıların devreye girdiğini ve kendini tek başına ebeveynlik yaparken bulduğunu söylüyor.

Son 50 yılda Kore ekonomisi baş döndürücü bir hızla gelişerek kadınları yüksek öğrenime ve iş gücüne itti.

Ancak eş ve anne rolleri aynı hızda gelişmedi.

Hayal kırıklığına uğrayan Jungyeon, diğer anneleri gözlemlemeye başladı:

“Çocuk yetiştiren arkadaşım da depresyonda, karşı sokakta oturan arkadaşım da depresyonda. Bu bir sosyal olgu.”

Jungyeon, kadınların içinde bulundukları “trajik durum” nedeniyle annelik mucizesinden mahrum bırakıldığı için üzüldüğünü söylüyor.

‘Elimde olsa 10 çocuk yapardım’

Yejin’in evine dönelim. Öğle yemeğinden sonra arkadaşları kitapları ve diğer eşyalarını karıştırıyor ve onunla pazarlık yapıyor.

Kore’deki yaşamından sıkılan Yejin, Yeni Zelanda’ya taşınmaya karar verdi.

Bir sabah uyandığında kimsenin onu burada yaşamaya zorlamadığını fark ettiğini söylüyor.

Yejin hangi ülkelerin cinsiyet eşitliği konusunda üst sıralarda yer aldığını araştırdı ve Yeni Zelanda’nın açık arayla birinci sırada olduğunu gördü.

Yejin ve arkadaşlarına fikirlerini değiştirmeleri için onları ikna edebilecek bir şey olup olmadığını soruyorum.

Minsung’un cevabı beni şaşırtıyor:

“Çocuk sahibi olmayı çok isterim. Elimde olsa 10 çocuk yapardım.”

Onu durduran ne diye sorduğumda 27 yaşındaki kadın bana biseksüel olduğunu ve aynı cinsiyetten bir partneri olduğunu söylüyor.

Güney Kore’de eşcinsel evlilik yasal değil ve evli olmayan kadınların hamile kalmak için sperm donörlerini kullanmalarına genellikle izin verilmiyor.

Minsung, “Umarım bu bir gün değişir ve ben sevdiğim kişiyle evlenip çocuk sahibi olabilirim” diyor.

Minsung’un arkadaşları, Güney Kore’deki duruma bakıldığında anne olmak isteyen bazı kişilere izin verilmemesinin ironik olduğuna dikkat çekiyor.

Ancak görünen o ki siyasetçiler krizin derinliğini ve karmaşıklığını yavaş yavaş kabulleniyor.

Bu ay Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, şimdiye kadar yapılanların “işe yaramadığını” ve Güney Kore’nin “aşırı ve gereksiz düzeyde rekabetçi” bir ülke olduğunu kabul etti.

Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, hükümetinin artık düşük doğum oranını “yapısal bir sorun” olarak ele alacağını söyledi.

Ancak bunun ülkenin politikalarına nasıl yansıyacağı henüz belli değil.

Geçtiğimiz haftalarda Yeni Zelanda’da üç aydır yaşayan Yejin ile tekrar görüştüm.

Yeni hayatı, arkadaşları ve bir barın mutfağında çalıştığı işi hakkında çok heyecanlıydı:

“İş-yaşam dengem çok daha iyi. Hafta içinde arkadaşlarımla buluşabiliyorum. İş yerinde çok daha fazla saygı gördüğümü hissediyorum ve insanlar önyargılı değil. Bu da eve dönmek istemememe neden oluyor.”

Bu haber, Leehyun Choi ve Hosu Lee’in katkılarıyla hazırlandı.

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/dunyanin-en-dusuk-dogum-oranina-sahip-guney-korede-kadinlar-neden-cocuk-sahibi-olmuyor/feed/ 0
Alaşehir’de Yaban Mersini Üretiminde Artış Bekleniyor https://www.karadenizhabertv.com.tr/alasehirde-yaban-mersini-uretiminde-artis-bekleniyor/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/alasehirde-yaban-mersini-uretiminde-artis-bekleniyor/#respond Tue, 18 Jun 2024 21:42:15 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8162 Manisa’nın Alaşehir ilçesinde ilk kez geçen yıl 55 ton ürün elde edilen ve yarısından fazlasının ihraç edildiği yaban mersini üretiminde bu yıl yaklaşık 3 kat artış bekleniyor. Özellikle kadınlara istihdam sağlayan ve saksı içinde yetiştirilen yaban mersinlerinde budama işlemlerini de kadınlar gerçekleştiriyor.

ODTÜ Makine Mühendisliği bölümü mezunu olan ve kurumsal bir firmada çalışan başarılı iş kadını Pınar Ünsal Atıcı, yurt dışında tanıştığı yaban mersini sayesinde kurumsal hayatı bir tarafa bırakarak, çiftçiliğe başlaması sonucu 66 dönüm arazide 28 bin saksı içinde yetiştirdiği yaban mersini, Alaşehir’de başta kadınlar olmak üzere yeni bir iş sahası oluşturdu. Geçen yıl üretilen 55 ton yaban mersininin yarısı ihracat, yarısı yurt içinde zincir marketlere pazarlanırken, bu yıl ki hedefin ise 150 ton ve daha fazla ihracat olduğu öğrenildi. Geçen yıl ilk hasat olarak 55 ton yaban mersini elde edilirken, bunun için geçen yıl 2 bin 500 yevmiye çalıştığını anlatan girişimci iş kadını Atıcı, bu yıl 150 ton hasat yapılacağını ve 5 bin civarında bir yevmiye sağlanacağını belirtti. Girişimci kadın tarafından Alaşehir’de ilk kez yetiştirilen yaban mersini meyvelerinin budamaları da başladı. Yaban mersininin ilçede yeni bir ürün olması nedeniyle önce budama ve toplama eğitimi verildiği ve ardından da eğitim alan kadınların uygulamaya geçtikleri bildirildi.

Kadın girişimci Pınar Ünsal Atıcı, “Alaşehir bölgesi üzümüyle meşhur bir ilçemiz. Yaygın olarak burada üzüm yetiştiriciliği, biraz da zeytin yetiştiriliyor. Ancak yaban mersini hiç yoktu. Burada bu meyvenin yetiştirilmesi ile büyük bir istihdam sağladığımızı düşünüyoruz. Bu bahçe 60 dönüm bir alana yapıldı. Topraksız tarım ve saksıda yetiştiriyoruz. Geçen sene 55 ton hasadı 2 bin 500 yevmiye harcayarak yetiştirebilmiştik. Bu sene fidanlar büyüdüğü için, iki katı bir yevmiye yani 5 bin yevmiye harcayacağımızı düşünüyoruz. Alaşehir’in kadın işçileri bu işi çok beğendi. Kadın da bir dayı başımız var. İlk başlarda biraz çekinmişlerdi, bilmedikleri bir işti bu. Budama işinin erkek işi olduğuna dair yaygın bir anlayış vardı ama kadın işçilerimiz çok da güzel budama yapabiliyorlar. Bilmedikleri bir bitki olduğu için sabah ilk olarak budama eğitimi veriyoruz. Budama işinde kuru dalları çıkarma, meyve gözlerini bırakma olarak anlatıyoruz. Dolu hasarına karşı korunmak için bahçe üzerinde dolu tülü örttük. Tam otomatik bir sulama sistemimiz var. Her saksıya tek tek gübre ve su karışımı gidiyor. Yaban mersini ülkemiz için yeni bir meyve. Ben bunu ilk defa yıllar önce Amerika’da tatmıştım. Ülkemizde yetiştiriciliği çok az fakat yetiştirildiği zaman topluma çok faydalı bir meyve. Hem antioksidan hem bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Kalp damar hastalıklarına karşı koruma özelliği var. Şeker hastalığına iyi geliyor. Çocuklarımızın mutlaka tüketmesi gereken bir meyve. Umarım yetiştirenler çoğaldıkça satış fiyatları daha da aşağıya inecek ve toplumun tüketimi yaygınlaşarak artacaktır. Burada 28 bin adet saksımız ve fidanımız var. Geçen sene 55 ton hasat aldık. Bu sene hedefimiz 150 ton ton hasat elde etmek. Tek tek elle toplandığı için çok fazla bir işçilik gerektiriyor” dedi.

Kadınlara yeni bir sahası açıldı

Alaşehir’de çok yaygın olan üzüm bağlarında budama işini erkekler yaparken, yaban mersini budamasını ise aldıkları eğitim sonrası kadınlar yapmaya başladı. Kadınlar budak yaparken, erkekler de yere dökülen yaprak ve dalları süpürüp topluyor. Kadın Dayıbaşı olan Özgül Tağ, “Alaşehir’de yeni yetiştirilen yaban mersini budaması ve toplamasında ilk işçi olduk. Budama ve toplama eğitimi alarak, bu işe başladık. Erkeklerin budama işinde olmayışının tek sebebi, bayanlara iş imkanı sağlanması ve bayanların da bu işi yapabileceğini göstermek. Bizim için de güzel bir sektör açıldı. Geçtiğimiz yıl 2 bin 500 işçi kapasitesi, bu yıl iki katı olabilir” diye konuştu.

İşçiler budama işini sevdiklerini, kadınlar için yeni bir sektör ve iş sahası olduğunu belirterek, mutlu olduklarını dile getirdi.

Pınar Ünsal Atıcı ayrıca, geçen yıl ürettikleri 55 ton yaban mersini meyvesinin yarısını Avrupa, Orta Doğu ve Uzak Doğu ülkelerine ihraç ettiklerini, yarısını da yurt içinde zincir marketlere pazarladıklarını belirterek, bu yıl daha fazla ihracatı hedeflediklerini sözlerine ekledi. – MANİSA

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/alasehirde-yaban-mersini-uretiminde-artis-bekleniyor/feed/ 0
Japonya’da Çıplak Festivaline Kadınlar da Katılıyor https://www.karadenizhabertv.com.tr/japonyada-ciplak-festivaline-kadinlar-da-katiliyor/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/japonyada-ciplak-festivaline-kadinlar-da-katiliyor/#respond Fri, 24 May 2024 21:54:42 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=7403 Yarı çıplak erkeklerden oluşan kalabalık kitle “Vaşoi! Vaşoi!” (Hadi gidelim. Hadi gidelim!) diye bağırarak itiş kakış halinde tapınağa doğru ilerliyor.

Hadaka Matsuri ya da Çıplak Festivali, Japonya’nın orta kesimindeki Konomiya Tapınağı’nda 1250 yıldır neredeyse hiç değişmeyen bir sahne.

Ancak bu yıl büyük bir değişiklik var.

Erkeklerin toplandığı yerden uzakta bir grup kadın, festivale katılan ilk kadınlar olma yolunda.

Burada toplanan kadınlar tarih yazdıklarının farkındalar. Geleneksel olarak erkek egemen alanlarda yer bulmak her yerde zor. Ancak geçen yıl Dünya Ekonomik Forumu’nun cinsiyet uçurumu endeksinde 146 ülke arasında 125. sırada yer alan Japonya’da bu daha da zor.

Ailesi nesillerdir Konomiya festivalinde çalışan Atsuko Tamakoshi, “Arka planda, kadınlar festivaldeki erkekleri desteklemek için her zaman çok sıkı çalıştılar” diyor.

Ancak erkeklerin tapınakta mutluluk için dua etmeden önce kötü ruhları uzaklaştırmaya çalıştığı festivale fiilen katılma fikri daha önce hiç gündeme gelmemiş gibi görünüyor.

Naruhito Tsunoda’ya göre, hiçbir zaman gerçek bir yasak söz konusu olmamış. Sadece hiç kimse sormamış.

Sorduklarında ise cevabı hazırdı.

“Bence en önemli şey herkes için eğlenceli bir festival olması. Sanırım Tanrı da en çok bundan mutlu olurdu.”

Ancak topluluktaki herkes bu kadar uzlaşmacı değildi.

“(Katılmamız konusunda) endişeli olan pek çok kişi vardı. ‘Kadınların erkek festivalinde ne işi var?’, ‘Bu bir erkek festivali, ciddi bir şey’ diyenler vardı,” diye açıklıyor 56 yaşındaki Tamakoshi.

“Ama hepimiz yapmak istediğimiz şeyde birleşmiştik. Samimi olursak Tanrı’nın bizi izleyeceğine inandık.”

Sıralarını bekleyen kadınlar gerçekten de samimi. Ama çıplak değiller.

Birçoğu erkeklerin peştamallarının aksine uzun, mor tunikler ve beyaz şortlar giyiyor ve kendi bambu sunularını taşıyorlar.

Erkeklerin tapınağa koşuşturmasına eşlik eden büyük mücadeleye ya da Shin Otoko’ya ya da tapınak tarafından seçilen bir erkek olan ‘erkek tanrıya’ dokunmak için birbirlerinin üzerine atlamalarına katılmayacaklar. Geleneğe göre ona dokunmak kötü ruhları uzaklaştırmak anlamına geliyor.

Bu, günün önemini ortadan kaldırmıyor.

Yumiko Fujie “Zamanın nihayet değiştiğini hissediyorum” diyor. “Ama aynı zamanda bir sorumluluk duygusu da var.”

Bu kadınlar katılımlarıyla sadece cinsiyet engellerini aşmakla kalmıyor, bir geleneği de canlı tutuyorlar.

Bu hafta, Japonya’nın kuzeyindeki Kokuseki Tapınağı’nda düzenlenen bir başka çıplak festival, bunun düzenleyecekleri son festival olacağını söyledi. Festivali devam ettirmek için yeterli sayıda genç insan yok.

Japonya dünyanın en hızlı yaşlanan nüfuslarından birine sahip. Geçen yıl ilk kez her 10 kişiden biri 80 yaş ve üzerindeydi. Bu arada, doğum oranı kadın başına sadece 1.3 ve geçen yıl sadece 800.000 bebek doğdu.

Kadınların tapınağa doğru ilerleme vakti geldi.

İki paralel sıra halinde duruyorlar ve iç içe geçmiş kırmızı ve beyaz kurdelelere sarılı uzun bambu çubukları taşıyorlar.

Atsuko Tamakoshi önden gidiyor; düdüğünü çalarak erkeklerin onlarca yıldır söylediğini duydukları ritmik ilahiyi başlatıyor.

“Washoi Washoi,” diye bağırıyor kadınlar.

Kadınlar haftalardır çalıştıkları hareketlere odaklanıyor. Bunu doğru yapmaları gerektiğini biliyorlar.

Medyanın ve seyircilerin gözlerinin üzerlerinde olduğunun farkında ve heyecan içindeler.

Dondurucu soğukta ilerlerken onları izleyen kalabalıktan destek çığlıkları yükseliyor, bazıları “Gambatte” (“Devam et!”) diye bağırıyor.

Konomiya Şinto tapınağının avlusuna giriyorlar ve tıpkı erkekler gibi üzerlerine soğuk su püskürtülüyor. Bu onlara daha da enerji veriyor sanki.

Adakları kabul edildikten sonra kadınlar töreni iki selam, iki alkış ve son bir selamdan oluşan geleneksel selamlama ile bitiriyor.

Kadınlar sevinç çığlıkları atıyor ve ağlayarak birbirlerine sarılıyorlar.

Kalabalık şimdi onları alkışlıyor.

Michiko Ikai, “Çok ağladım,” diyor. “Katılabileceğimden emin değildim ama şimdi bir başarı duygusu hissediyorum.”

Tapınaktan çıkarken kadınlar, kendileriyle fotoğraf çektirmek isteyen halk ve röportaj yapmak isteyen medya mensupları tarafından durduruluyor. Onlar da memnuniyetle kabul ediyorlar.

“Başardım. Çok mutluyum,” diyor Mineko Akahori. “Bir kadın olarak ilk kez katılabildiğim için gerçekten minnettarım.”

Hiromo Maeda “Zaman değişiyor” diyor. “Bence dualarımız ve dileklerimiz aynı. Kadın ya da erkek olması fark etmiyor.”

Bu günün organizasyonunda önemli bir rol oynayan Atsuko Tamakoshi hem duygusal hem de rahatlamış bir şekilde ekliyor:

“Kocam her zaman bu festivalde yer aldı. Ben ise her zaman izleyiciydim. Şimdi minnettarlık ve mutlulukla doluyum.”

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/japonyada-ciplak-festivaline-kadinlar-da-katiliyor/feed/ 0
Depremzede Kadınlara Dikiş Eğitimi Veren Terzi https://www.karadenizhabertv.com.tr/depremzede-kadinlara-dikis-egitimi-veren-terzi/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/depremzede-kadinlara-dikis-egitimi-veren-terzi/#respond Wed, 01 May 2024 21:00:46 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=6731 İstanbul’da 30 yıldır terzilik yapan Züleyha Akgül, Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Hatay’da çadırda oluşturduğu atölyede depremzede kadınlara dikiş öğreterek, aile bütçelerine katkı sağlamaları için destek oluyor.

Züleyha Akgül, uzun yıllardır yaptığı terzilik mesleğine, 2 yıl tasarım 2 yıl da modellik eğitimi aldıktan sonra başladı.

Bir taraftan okula gidip bir taraftan çalışan Akgül, bir süre Nişantaşı’nda çalıştıktan sonra sonunda hayallerini kurduğu butiğini Kadıköy’de açtı.

Burada eskiyle yeniyi birleştirerek kendine has bir stil oluşturan Akgül, diktiği kıyafetlerle semt sakinlerinin de dikkatini çekti. Akgül, terzilik mesleğini sürdürürken bir yandan da kadınlara dikiş eğitimi vermeye başladı.

Akgül’ün öğrencileri arasında ev hanımlarının yanında, diş hekimi, doktor, avukat gibi çeşitli mesleklerden kadınlar da yer aldı.

Verdiği bu eğitimler sayesinde bir şey dikmenin, ortaya koymanın kadınlar üzerindeki olumlu etkisini gören Akgül, bu etkiyi depremzede kadınlar üzerinde de oluşturmak için harekete geçti.

Züleyha Akgül, 6 şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgedeki kadınlara destek olmak amacıyla Hatay’a gitti.

Burada, çadırda kurduğu atölyede depremzede kadınlara dikiş eğitimi vermeye başlayan Akgül, onların hem meslek sahibi olmalarını hem de aile bütçelerine katkıda bulunmalarını sağlıyor.

“Depremzedelere nasıl dokunurum düşüncesiyle yola çıktım”

Züleyha Akgül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 11 ili etkileyen ve asrın felaketi olarak nitelendiren depremlerin ardından, bir terzi olarak, “Depremzedelere nasıl dokunurum.” düşüncesiyle yola çıktığını söyledi.

İlk önce aklına çocuklara oyuncak yapmak geldiğini aktaran Akgül, şöyle konuştu:

“Defne’de ilk kez Ramazan Bayramı’nda çocuklarla buluştuk. Bezlere pamuk doldurup, kaş, göz çizerek birlikte oyuncaklar yaptık. Oyuncak yapmanın çocuklar üzerinde ne kadar olumlu etki yaptığını görmek bizi de çok mutlu etti. Daha planlı ve programlı ne yapılabilir düşüncesiyle Kırkyama Kadın Dayanışması ve Çağdaş Yaşam Atölyesi ile irtibata geçtim. Onlar sayesinde çadırda, konteynırda, bahçede çocuklarla bir araya gelip oyuncaklar yaptık.”

Akgül, çocuklarla oyuncak yapma etkinliğine annelerin de katılım gösterdiğini fark etmesi üzerine “Neden annelere de dikiş öğretmiyoruz?” sorusunun aklına geldiğini ve bunun için kollarını sıvadığını anlattı.

“Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik”

Züleyha Akgül, daha sonra hayırseverlerin yardımıyla Hatay’a makine, kumaş ve dikişle ilgili malzemeler götürüp, kadınlar için bir terzilik kursu başlattıklarını aktardı.

Depremzede kadınlarla ilk terzilik kursunu Kurban Bayramında başlattıklarını dile getiren Akgül, “Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik. Bu eğitimin ardından hayırseverler ve yerel yönetimlerin katkısıyla makina sayımızı artırdık bir anlamda sanayileşmiş olduk. Eğitime devam edip, projeye yeni kadınlar ekledik. Depremzede kadınlar meslek edinsin, ev bütçesine katkı sağlasın ve fason atölyelerine iş yapabilsin istedik. Şu an atölyemizdeki kadınlar dikiyor ve ürettiğini satıyor.” şeklinde konuştu.

Akgül, hala çadırda atölye çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirerek, “Başta bir konteynır ya da prefabrik bir yapıya ihtiyacımız var. Kumaş ve makinanın yanı sıra kadınların yaptıkları ürünleri satacakları yeni pazarlara da ihtiyacımız var.” dedi.

“Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik”

Bir meslek öğrenip, dikiş dikmeye başlayan kadınların psikolojilerinde olumlu yönde bir farklılık gözlemlediğini vurgulayan Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kadınlar, dikiş diktikleri sürece yaşadıkları acıdan uzak kalmış oldular. Bir depremzede kadının aldığı eğitimden sonra ‘İlk kez kendi paramı kazandım ve cebime koydum, bunu beni çok mutlu etti.’ demesi bizi ondan çok daha mutlu etti. Kadınlar ne yapabildiklerini gördükçe daha çok motive oldular. Bir şey üretmenin hissiyatı onları bir anlamda hayata bağladı. Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik. Şimdi bu kadınlar kendi ayaklarının üzerinde durup, ailelerinin geçimine katkı sağlıyor. Gerek yeni şeyler dikerek, gerekse paça tadilatı gibi basit işlemler yaparak ekmeklerini kazanıyorlar.”

Akgül, yaklaşık 10 aydır devam eden projenin daha çok kadına ulaşmasını istediklerinin altını çizdi.

Hatay’daki bu projeyi tam anlamıyla oturtabildiklerinde diğer deprem bölgelerine giderek başka kadınlara da dikiş eğitimi vermek istediklerini aktaran Akgül, “11 ilde tüm kadınlara ulaşmak istiyoruz. Bir kadına dokunmak, onun çocuğuna ailesine dokunmak demek. Anne mutlu olunca çocuk da ailede mutlu oluyor.” ifadelerini kullandı.

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/depremzede-kadinlara-dikis-egitimi-veren-terzi/feed/ 0
AK Parti İBB Başkan Adayı Kurum: “İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız” https://www.karadenizhabertv.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulu-yoneten-kadinlar-meclisimizi-1-nisan-sabahi-itibariyla-kuracagiz/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulu-yoneten-kadinlar-meclisimizi-1-nisan-sabahi-itibariyla-kuracagiz/#respond Sun, 28 Apr 2024 21:57:38 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=6683 AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Bizim dönemimizde İstanbul’a yön veren doğrudan kadınlar olacak. 1 Nisan’dan itibaren bu şehri kadınlarımızla birlikte yöneteceğiz. İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız” dedi.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Beşiktaş’ta düzenlenen ‘İstanbul’u Büyüten Kadınlar’ programında kadınlarla bir araya geldi. Programda Kurum’a eşi Şengül Kurum, eski Başbakan Tansu Çiller, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Saliha Demirer eşlik etti. Protokol konuşmalarıyla başlayan program, Kurum’un çalışmalarının olduğu tanıtım filmi ile devam etti.

“4 bin yıllık asaletinizle her alanda tarih yazmaya devam ediyorsunuz”

Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum, “Dün konuşmama hazırlanırken Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu güzel cümlesini bir kez daha okudum. Atatürk ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınları, bütün Türk tarihinde olduğu gibi bugün de en şerefli varlığımızdır.’ Sizler bu sözlerin bizzat ispatısınız. Çünkü bugün, 4 bin yıllık asaletinizle her alanda tarih yazmaya devam ediyorsunuz. İstanbul’un neresine gitsek sizin eserlerinizi görüyoruz. Zaten İstanbul tarihinin hangi dönemine bakarsanız, bu şehrin bir kadınlar şehri olduğuna şahit olursunuz. İstanbul’umuz güzelliğiyle sizlere benzemektedir, şefkatiyle sizleri andırmaktadır. İstanbul’un ilk kuruluş efsanesi bile dünyanın en güzel kadınının hikayesiyle başlar. Kız Kulesi, İstanbul’un tarihindeki en güzel efsanelerden birini temsil eder. İstanbul Şah Sultan’ın, Haseki sultanların külliyeleriyle, Mihrimah ve Valide sultanların camileriyle, Osmanlı’nın o zarif kadınlarının yaptırmış oldukları binlerce vakıfla kadınların ellerinde adeta bir dantel gibi işlenmiştir. Bu şehrin kadim mahallelerinde bulunan evlerin, meydanların, hanların tamamının altında kadınların imzaları vardır. Seyyahlar da bu durumu kabul etmiş olmalılar ki notlarında ‘İstanbul, dünyada en çok kadın elinin değdiği şehirdir’ derler. İşte İstanbul’un en güçlü şirketlerinin, sivil toplum kuruluşlarının, kamunun yöneticisi olan kadınlarımız buradalar. İstanbul’umuz inşaattan tekstile, savunma sanayisinden sivil topluma, hukuktan spora, gazetecilikten sanata kadar her alanda liderlik eden Türk kadınının emekleriyle 1 Nisan sabahı itibarıyla yeniden tarih yazmaya hazırlanmaktadır. 39 gün sonra İstanbul’umuz gerçek belediyecilikle tanışacak ve ‘Kadınların İstanbul’u’ dönemi başlayacak” dedi.

“İstanbul’u teknolojinin, bilişimin, bilimin merkezi yapmak için çalışacağız”

İstanbul’u her alanda örnek bir şehir yapmak için çalışacağını belirten Kurum, “Kadınlarımızın inceliğini, özgüvenini örnek alan bir yönetim anlayışı sunacağız. Bugün nasıl sizler insanımızın, emekçimizin daha güzel bir geleceğe uzanması için canla başla mücadele ediyorsanız, biz de aynı geleceği kurgulamak için ter dökeceğiz. Bugün aranızdaki hocalarımız, nasıl muhteşem sanatkarlar yetiştiriyorsa biz de bu şehrin kültürle, sanatla yaşaması için çaba sarf edeceğiz. Sizler nasıl yenilikçi projelerinizle gençlerimize kariyer fırsatları sunuyorsanız, biz de gençlerimize yeni iş alanları açacağız. Şirketlerinizde Türkiye’nin büyümesi için nasıl çalışıyorsanız, biz de İstanbul’u her alanda dünyaya örnek bir şehir yapabilmek, yarınlara güven ve huzur içerisinde hazırlayabilmek için koşacağız. İstanbul’u teknolojinin, bilişimin, bilimin merkezi yapmak için çalışacağız. Göreve geldiğimizde kadın yönetici, işçi ve memur sayımızı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tarihindeki en yüksek seviyeye çıkaracağız. İstanbul’un kadınları, bu aziz şehri nasıl bugüne taşıdıysa biz de İstanbul’u yeniden yükselişe geçirecek projelerimizi sizlerle birlikte yapacağız” şeklinde konuştu.

“İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız”

1 Nisan’dan itibaren İstanbul’u kadınlara birlikte yöneteceğini dile getiren Kurum, “Biz iktidarda olduğumuz 22 yıl boyunca kadınlarımızın, annelerimizin hep yanı başında olduk. Kadınların özgürlüğü ve özgüveni için her adımı kararlılıkla attık. İş gücüne katılım düzeylerini olabildiğince artırdık. Bugün, kadınlarımızın her alanda güçlendiklerini gördükçe, geleceğe daha umutla bakıyoruz, kadınlarımızla gurur duyuyoruz. Bizim dönemimizde İstanbul’a yön veren doğrudan kadınlar olacak. 1 Nisan’dan itibaren bu şehri kadınlarımızla birlikte yöneteceğiz. İstanbul’u Yöneten Kadınlar Meclisimizi 1 Nisan sabahı itibarıyla kuracağız. Sizlerle bugün ilkini yaptığımız bu toplantıyı düzenli olarak yapacağız” ifadelerine yer verdi.

“İstanbul’umuzu sıfır atığın model şehri yapacağız”

Sıfır atık ile ilgili konuşan Murat Kurum, “Bir çevre hareketi olarak doğan, daha sonra hızla Türkiye’nin en büyük kadın hareketine ve ardından da küresel bir çevre hareketine dönüşen sıfır atık hareketimiz saygı değer Emine Erdoğan hanımefendinin öncülüğünde yürüttüğümüz Sıfır Atık Projesi’dir. İstanbul’umuzu sıfır atığın model şehri yapacağız. İstanbul Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da ortaya koymuş olduğu 2053 net sıfır emisyon hedefini yakalayan ilk şehir olacak. 2040 yılına geldiğimizde gerçekleştireceğimiz çalışmalarla birlikte İstanbul’da net sıfır emisyona ulaşacağız. İstanbul’un güçlü kadınlarından sadece sıfır atık hedefimizde istifade etmeyeceğiz. Sizlerin bu şehrin diğer kadınlarına da destek olacağı tüm kanalları açacağız. Hep birlikte kadınların işgücüne katılımını ve kadın girişimcilerimizi tüm gücümüzle İBB olarak destekleyeceğiz. Bunun için de ihtiyaç duyulan eğitim, istihdam fırsatlarına ve finansal erişime dair eşitsizlikleri bir bir ortadan kaldıracağız” dedi.

“Kadınlarımız üreten, istihdam oluşturan tarafta olacaklar”

Kurum, kadınlara vereceği destekler hakkında şöyle konuştu:

“Mevcut yönetim kadınlarımızın bin bir emekle kurduğu İSMEK’lerimizi artık işletilemez hale getirdi. İSMEK ve diğer meslek edindirme faaliyetlerimizle 39 ilçede kadınlarımıza hizmet edecek atölyelerimizi süratle yaygınlaştıracağız. Kadınlarımız hangi sektörde iş yapmak isterse, biz tam o karar noktasında hemen yanlarında olacağız. İlk işini kuran 100 bin girişimci kadınımıza 100 bin lira destek sunarak, büyükşehir yanında diyeceğiz. Kadınlarımız üreten, istihdam oluşturan tarafta olacaklar. Başta kadın emeklilerimiz olmak üzere ihtiyaç sahibi büyüklerimizin İstanbul kartlarına her ay 2 bin 500 TL destek ödemesi yapacağız. Bugün İstanbul’da çalışan her bir kadınımız, tam 288 saati trafikte heba ediyor. Algı belediyeciliği ile sosyal medya belediyeciliği olarak tarif ettiğimiz anlayışla İstanbul trafikte çile çekilen bir şehir haline geldi. Türkiye Yüzyılı’nda açıkladığımız projelerimizde yeni metrolarla, tünellerle, otopark projeleriyle bir çok sorunu süratle çözeceğiz. Kadınlarımıza rahat bir nefes aldıracağız.”

“Deprem gerçeğini bir milli güvenlik meselesi olarak görmek zorundayız”

Kentsel dönüşüm sürecinin nasıl işleyeceğine de değinen Kurum, “Deprem gerçeğini bir milli güvenlik meselesi olarak görmek zorundayız. Bu kapsamda da yapılacak tek şey, kentsel dönüşümdür. Bilim insanları 1 buçuk milyon deprem riskiyle yaşayan ailemiz olduğunu söylüyor. 600 bin konutu ise acilen dönüştürmemiz gerektiğini ifade ediyorlar. Biz 650 bin konut yapıp, bir seferberlik anlayışıyla İstanbul’umuzu dönüştüreceğiz dediğimizde mevcut CHP’li yönetim ne diyor biliyor musunuz? ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ diye açıklama yapıyor. Ben buradan Ekrem Bey’e soruyorum: ‘650 bin konutu dönüştürmeyerek, İstanbul’la ilgilenmeyerek, boş zamanlarında belediyecilik yaparak, İstanbul’daki deprem riskini ortadan kaldırmayı nasıl hedefliyorsunuz? Vatandaşımızın kaygılarını, o iradeyi sahada göstermeden, milletimizle el ele vererek o dönüşümü gerçekleştirmeden, insanlarımızın korkularını nasıl gidermeyi düşünüyorsunuz?’ Sizin böyle bir derdiniz olmadığını biz çok iyi biliyoruz, milletimiz de çok iyi biliyor. Siz, İstanbul’un deprem dönüşümünü çözmek üzerine zaten 5 yılda herhangi bir irade ortaya koymadınız. Bari yapılana mani olmayın, yapılanı engellemeyin. İstanbul’umuz, depreme hazır olana kadar bu mücadeleyi gece gündüz sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

“Mal varlığımız resmi olarak Meclis kayıtlarında vardır”

CHP’li başkan adaylarının mal varlığını açıklamayı düşünüp düşünmediğini soran gazeteciye Kurum, şu şekilde cevap verdi:

“Biz mal varlığımızı düzenli olarak bildiriyoruz. Mal varlığımız resmi olarak Meclis kayıtlarında vardır. Açıklamakta da hiçbir sıkıntı yok.”

“CHP’li yönetimin yaptığı gibi 650 bin konut yapmaya ne gerek var gibi bir söylem içerisinde olmayacağız”

Kentsel dönüşümde kira yardımı ile ilgili soru üzerine ise Kurum, “Vatandaşımıza kentsel dönüşümde hem 100 bin TL taşıma ve kira yardımı vereceğiz, hem de 100 bin kiralık konut yapacağımızı açıklamıştık. Bir taraftan kentsel dönüşümü yapacağız, bir taraftan da kentsel dönüşüme girmiş vatandaşlarımızın bu kiralık konutlarda ikametini sağlayacağız. Bu konutlar uygun kiralarlar vatandaşımız tarafından kiralanacak ve hiçbir şekilde satılmayacak. İstanbul genelinde yapacağımız bu kiralık konutlarla birlikte kira fiyatlarının düşmesini de sağlayacağız. Vatandaşlarımıza vereceğimiz kira desteğiyle bu soruna ilişkin de önemli bir iradeyi ortaya koymuş olacağız. Kentsel dönüşüm bizim olmazsa olmazımız. CHP’li yönetimin yaptığı gibi 650 bin konut yapmaya ne gerek var gibi bir söylem içerisinde olmayacağız. İstanbul depremi bir gerçek, bunu bilim insanları söylüyor. Mevcut yönetimin danışman olarak tuttuğu ve bilgisine inandıkları hocalar da bunu söylüyor” ifadelerini kullandı.

Programda ilgiyle karşılanan Kurum, programa katılan kadınlarla hatıra fotoğrafı çektirdi. Program çıkışı gazetecilerin sorularını yanıtlayan eksi Başbakan Tansu Çiller ise, “İlk kadın kredilerini veren birisi olarak bu beni heyecanlandırdı. Bu alanda belediyecilikle birleştirilerek bir demokratik atılım haline de getirilebilir. İstanbul için çok şey yapılacaktır. İstanbul için hayırlı olsun” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/ak-parti-ibb-baskan-adayi-kurum-istanbulu-yoneten-kadinlar-meclisimizi-1-nisan-sabahi-itibariyla-kuracagiz/feed/ 0
Emine Erdoğan: Tüm çabamız, çocuklarımızın hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir https://www.karadenizhabertv.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-cocuklarimizin-hayallerine-giden-yoldaki-engelleri-kaldirmak-icindir/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-cocuklarimizin-hayallerine-giden-yoldaki-engelleri-kaldirmak-icindir/#respond Sat, 10 Feb 2024 09:30:15 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=3537

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, “Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tıpkı ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Ankara’da ‘Altındağ Alev Alatlı Bilim Merkezi’nin açılışını yaparak, burada düzenlenen ‘Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Etkinliği’ne katıldı. Programda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ankara Valisi Vasip Şahin, Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Hasan Mandal da yer aldı.

Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmasında, tarihsel süreçte kadınların bilimden uzak tutulduğunu belirtti. Bugün kız çocuklarının ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna ‘mucit’, ‘astronot’, ‘uçak tasarımcısı’, ‘yazılım mühendisi’ cevaplarının verdiği bir Türkiye olduğuna işaret eden Erdoğan, “Milli ve manevi değerlerinden beslenerek, ilmini ülkesinin ve insanlığın yararına kullanmaya gönüllü, vicdanı da zekası gibi güçlü bir TEKNOFEST gençliğimiz var. Türkiye Yüzyılı’nda Mevlana’nın pergel benzetmesindeki gibi genç kızlarımızın bir ayağı Türkiye’ye sabit, diğer ayağı ise sınır çizilmemiş ufuklara seyahat eden mütefekkirler olmalarını diliyorum. Tüm çabamız, çocuklarımızın elinden tutarak, hayallerine giden yoldaki engelleri kaldırmak içindir. Tarihimizden aldıkları ilmi mirastan korkmadan, bugünün dünyasının ilerlemesine vicdanlı bir akılla öncülük etmelerini sağlamak içindir. Tıpkı bu merkezin adını aldığı, ülkemizin en önemli değerlerinden birisi olan Alev Alatlılar yetiştirebilmek içindir” dedi.

‘ALATLI, BİR ÜLKE UĞRUNA SAVAŞTI’

Alev Alatlı’nın, halktan beslenen vicdanla güçlü bir aklı birleştiren, birikimini bu topraklarda edinip yine bu topraklara ekmiş çok kıymetli bir dava insanı olduğunu söyleyen Erdoğan, “Alev Alatlı, idrakimize vurulan zincirleri kırmaya, bizi bizden ayıran, özümüze ve medeniyetimize yabancılaştıran bütün duvarları yıkmaya adamıştı kendisini. Kaleminin keskinliğiyle bir nesil, bir millet uğruna, bir ülke uğruna savaştı. Ardında ise bilhassa sevgili gençlere paha biçilmez bir fikir ve düşünce mirası bıraktı. Vasiyetindeki şu sözleri yeniden paylaşmak istiyorum; ‘Unutmayın ki düz akıllı anlaşılmaz, pergele, cetvele gelmez, kendine has bir kimliği vardır Türkiye’nin.’ Bizlerin, onun ifadesiyle, ‘Gezegenin iyiliği yaşatılması elzem bir medeniyetin son temsilcileri’ olduğumuzu aklınızdan çıkarmayın” diye konuştu.

BAKAN KACIR: BİLİMSEL YAYIN SAYISI 48 BİN 619’A YÜKSELDİ

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise Türkiye’nin son 22 yılda bilimde ve teknolojide büyük adımlar attığını dile getirdi. Bilimin kapılarının milletin her ferdine açıldığını belirten Bakan Kacır, “2002’de 40 şehrimizde 76 üniversitemiz varken, bugün 81 şehrimizde 208 üniversitemizde milyonlarca gencimizi yükseköğretimle buluşturuyoruz. Aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısının 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükseldiğine şahitlik ediyoruz. Bilimsel üretimde sadece nicelikte değil, nitelikte de belirgin gelişmeler kaydediyoruz. Araştırmacılarımız, uluslararası ortak yayınlar içinde artık 9 kat daha fazla yer alıyor. Ar-Ge harcamalarımızı 22 yılda 10 kat artırarak 12 milyar dolara yükseltirken, patent başvuru sayımızı 414’ten 21 misline, 8 bin 663’e çıkardık. 2002’de ancak bin bilim insanı ve öğrenciyi destekleyen TÜBİTAK, geçtiğimiz yıl 57 bin bilim insanı ve öğrenciye destek verdi” ifadelerini kullandı.

‘143 BİN KADIN ARAŞTIRMACIYA 15,7 MİLYAR LİRA DESTEK VERDİK’

Türkiye’nin kadınlarının bilim ve teknolojide birçok Avrupa ülkesindeki kadınlardan daha fazla temsil edildiğini ve önemli başarılara imza attığını belirten Bakan Kacır, “Öğretim üyelerimizin yüzde 46’sını oluşturan 85 bin kadın bilim insanımız; Ar-Ge, ve inovasyon kültürümüzün gelişiminde öncü rol üstleniyor. Bugün, insansız hava araçlarında dünya lideri olmamızda, yerli ve milli otomobilimizi milletimizin hizmetine sunmamızda, Antarktika’da Türk bayrağını dalgalandırmamızda, kadınlarımız irade ve çalışkanlıklarıyla büyük pay sahibidir. Hayatın her alanında olduğu gibi bilim dünyasında da kadınlarımızın yetenek ve üretkenliklerinin önünü açıyoruz. Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle, bilim insanlarına yönelik destek programlarımız kapsamında 143 bin kadın araştırmacıya 15,7 milyar lira destek verdik. Akademi ve kamuya yönelik programlarımızda 18 bin kadın araştırmacımızı destekledik. TEKNOFEST kuşağında da kadınların güçlü yeri, gelecek adına bizleri umutlandırıyor. TEKNOFEST’i düzenlediğimiz ilk yıl sadece yüzde 17 olan kadın yarışmacı oranı, 2023’te aldığımız 407 bin başvuruyla yüzde 40’a ulaştı. 81 şehrimizdeki 125 Deneyap Teknoloji Atölyemizde 6 bin 500’den fazla kız öğrencimiz; geleceğin bilim insanı, mühendisi, astronotu olma yolunda, yenilikçi teknolojilerde eğitim görüyor” dedi.

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/emine-erdogan-tum-cabamiz-cocuklarimizin-hayallerine-giden-yoldaki-engelleri-kaldirmak-icindir/feed/ 0