Bahçelievler Şule Yüksel Şenler Bilim Merkezi ve Kütüphanesi açılış törenine katılan Kacır, “7’den 77’ye tüm vatandaşlarımızın bilim ve teknolojiye merakını artıracak bu merkezin Bahçelievler’e, İstanbul’a hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.” diye konuştu.
Konuşmasında 28 Şubat Darbesi’ne atıf yapan Kacır, “Hafızalarımız taze, hafızalarımız diri. Hafızalarımızı diri tutmamıza vesile olan bayrak isimlerden biri de bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bilim merkezi ve kütüphanemizin de adını taşıyacak olan Şule Yüksel Şenler’dir.” ifadelerini kullandı.
Kacır, Şenler’in yaşantısıyla, şahsiyetiyle, asaletiyle topluma rehberlik ettiğini vurgulayarak, “Cezaevi günlerinde sergilediği duruşla, güçlü kalemi ve güçlü kelamıyla verdiği mücadeleyle gerçek bir yol göstericiydi. Ne mutlu ki bugün onun mirasını yaşatanlar bilimden sanata, siyasetten bürokrasiye toplumsal hayatın her yerinde özgürce ve hiçbir ayrıma tabi tutulmadan kendilerine yer buluyor. ” diye konuştu.
“Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji geliştirme üssü haline getirdik”
Türkiye’nin sanayileşmede, bilimde ve teknolojide akamete uğratılmış hikayelerle dolu tarihine ve talihine yeni bir istikamet kazandırdıklarını söyleyen Kacır, araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi küresel bir üretim ve teknoloji geliştirme üssü haline getirdiklerini vurguladı.
Kacır, Cumhuriyet’in ikinci asrına bilim ve teknolojide iddia kazanmış, savunma teknolojilerinde mucize sayılabilecek başarılara imza atmış ve yeryüzünde adalet ve merhameti hakim kılmayı amaç edinmiş bir Türkiye olarak adım attıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ve şimdi Milli Teknoloji Hamlesiyle ülkemizde son 22 yılda elde ettiğimiz kazanımları daha ileriye taşıyoruz. Ekonomik ve siyasi bağımsızlığın teknolojik bağımsızlıktan geçtiği düsturuyla kritik teknolojileri milli olarak geliştirmemize, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmamıza imkan tanıyacak program ve projeleri hayata geçiriyoruz.
Bayraktar TB-2, Akıncı, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, TCG Anadolu, Togg, Kızılelma ve Kaan… Milli Teknoloji Hamlemizin bu vizyon eserlerinin hepsinde ömür sermayesini bu ülkenin kalkınması ve güçlenmesi için adayan bir gençliğin alın teri var, akıl teri var.”
TEKNOFEST gençliğinin gümbür gümbür geldiğini anlatan Kacır, gençlerin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkarmaya devam ettiklerinin altını çizdi.
Kacır, Türkiye genelinde teknolojiye yönelik farkındalığı artırmak için 81 ilde Deneyap teknoloji atölyeleri kurduklarının vurgulayarak, “Ortaokul ve lise öğrencimize geleceğin teknolojilerini şekillendirecek yenilikçi disiplinlerde 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunuyoruz. ‘Stajyer Araştırmacı Burs Programı’ kapsamında, 7 binden fazla öğrencimizin üniversite lisans eğitimleri esnasında AR-GE projelerinde yer almasını destekliyoruz. İstanbul ve Kocaeli’de açtığımız yeni nesil yazılım okullarımızda öğrencilerimize ücretsiz yazılım eğitimi veriyoruz. Bugüne kadar büyük ölçekli 10 bilim merkezimizi bilim gönüllülerimizin hizmetine sunduk. 6 ilimizde daha bilim merkezi kurulması için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde bugüne kadar 10,5 milyon vatandaşımızı ağırladık.” değerlendirmesinde bulundu.
Bugüne kadar 13 ilçedeki bilim merkezlerinde gerçekleştirilen eğitim atölyelerine 775 binin üzerinde gencin katıldığına işaret eden Kacır, “Dün ilçe ölçeğinde 14. bilim merkezimizi, Çekmeköy’e kazandırmıştık. Bugün de 15.sinin açılışını gerçekleştirmenin gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz.” dedi.
Kacır, hükmettiği her coğrafyada asırlara meydana okuyan kütüphaneler inşa eden bir ecdadın torunları olarak kitapların mana yolculuğunda en kıymetli yol arkadaşları olduğunun da bilincini taşıdıklarını söyleyerek, “İşte bu anlayışla ülkemizin dört bir yanında birçok modern kütüphaneyi hizmete aldık. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ni, Rami Kütüphanesi’ni gençlerimiz başta olmak üzere, yediden yetmişe farklı yaş gruplarından vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Geçtiğimiz hafta Gaziantep’teydim. Şahinbey’de bir ilçe belediyemizin hizmete almaya hazırlandığı muhteşem bir kütüphane gördüm. Bizim ilçe belediyelerimizin ürettiği hizmetlere, başkalarının tatil yaparak yönettikleri büyükşehir belediyeleri yetişemiyor.” diye konuştu.
“Biz karıncalar gibi milletimizin emrinde çalışıyoruz”
AK Partili belediye başkanlarının Türkiye’nin dört bir yanında eser siyaseti ile gayretlerini sürdürdüğüne işaret eden Kacır, şunları söyledi:
“Biz karıncalar gibi milletimizin emrinde çalışıyoruz. Başkaları ağustos böcekleri gibi günlerini tatilde geçirdiler. Milletimiz ne diyorsa bizim için baş tacı. Yeter ki milletimiz, şu yaşadığımız şehirleri güzelleştirmek, bu şehirleri geleceğe taşımak adına önümüzdeki 5 yıl gecesini gündüzüne katacak adaylarımıza destek veriyor olsun. Biz inanıyoruz ki bizim adaylarımız Allah’ın izniyle önümüzdeki 5 yılda bu şehirlerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için canla başla çalışacaklar. Neredeyse Bahçelievler’in tüm okullarında spor salonları var. Sordum arkadaşlarıma ‘Rahmetli Kadir Başkan Bahçelievler’de kaç spor salonu yapmış?’ Dediler ki 10 spor salonunu rahmetli Kadir Topbaş, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Bahçelievler’e kazandırmış”
‘Son 5 yılda okullarımızda yapılan ilave bir spor salonu var mı?’ diye sordum. ‘Büyükşehir belediyesi tarafından yok’ dediler. Karar Bahçelievler’in, karar milletin. Türkiye’de Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Murat Kurum, Bahçelievler’de Hakan Bahadır. Allah’ın izniyle bu üçlü hem Türkiye’yi hem İstanbul’u hem Bahçelievler’i geleceğe taşıyacak.”
]]>TÜBİTAK ve Çekmeköy Belediyesince yapılan Çekmeköy Murat Çobanoğlu Bilim Merkezi’nin açılış töreninde konuşan Kacır, son 22 yılda inşa ettikleri güçlü sanayi altyapısı, nitelikli insan kaynağı, yenilikçiliği teşvik edecek AR-GE ekosistemiyle, Türkiye’nin muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne çıkma yolculuğunda mihenk taşı konumunda nice projelere imza attıklarını söyledi.
Bakan Kacır, savaşla, terörle, siyasi çekişmelerle yıllar kaybeden Türkiye’ye yeni bir istikamet tayin ederek asırlık kazanımlar elde ettiklerini belirterek, “Türkiye Yüzyılı”nın tuğlalarını döşediklerini ve Milli Teknoloji Hamlesi istikametinde Türkiye’yi yeni teknolojilerin pazarı yerine üretim üssü yapmak için gece gündüz gayret ettiklerini vurguladı.
Kacır, “Özgüveni yüksek, fikir ve dava sahibi Türk gençliği; Vecihi Hürkuş’un, Nuri Demirağ’ın, Şakir Zümre’nin, Nuri Killigil’in yaşadığı hayal kırıklarını yaşamasın diye hayallerinin peşinden gitme yolculuğundaki engelleri bir bir kaldırıyoruz. Tüm imkanlarımızı gençlerimiz için seferber ediyoruz. Çünkü, gençlerimiz bizim en değerli varlığımız. Gençlerimiz yarınlara giden yolda mimarlarımız. ‘Türkiye Yüzyılı’nda gençlerimizin yıldızı parlayacak. Gençlerimiz, inandıkları yolda dosdoğru yürürken, desteğimiz her zaman onlarla olacak.” diye konuştu.
“Gençlerimize ilham olacak projeler gerçekleştirmeye devam ediyoruz”
TEKNOFEST ile Türk gençliğine teknoloji geliştirme yolculuğunun kapılarını araladıklarını kaydeden Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi adımlarını büyük bir gururla sergilerken, büyüyen, güçlenen, sınırları aşan, özgüven ve iddia sahibi Türkiye’nin yükselişine şahit olduklarına dikkati çekti.
Kacır, “Atak, Anka, Gökbey, Bayraktar TB-2, Kızılelma gibi projelerimize dokunan gençlerimizde ‘Bu asır Türk’ün asrı olacak’ inancı pekişiyor. Benzer şekilde, geçtiğimiz hafta ilk uçuşunu başarıyla tamamlayarak göğsümüzü kabartan milli muharip uçağımız Kaan, yarının mühendislerinin, bilim insanlarının, teknisyenlerinin geleceğe umutla bakmasını sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
Geçen ay tarihte bir ilki gerçekleştirdiklerini ve ilk astronot Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’na gittiğini hatırlatan Kacır, Gezeravcı’nın ilk bilim misyonu kapsamında gerçekleştirdiği 13 bilimsel deneyden birinin de Muş Bilim ve Sanat Merkezi’ndeki ortaokul ve lise öğrencilerinin hazırladığı bilimsel deney olduğunu dile getirdi.
Kacır, “Muş’tan uzaya uzanan bir bilimsel çalışma. 81 şehrimizin 922 ilçemizin birini diğerinden ayırmadan gençlerimize ilham olacak projeler gerçekleştirmeye devam ediyoruz.” dedi.
“Yarışmada derece alan lise öğrencilerini Antarktika’ya, Güney Kutbu’na bilim seferlerine dahil ediyoruz”
Kacır, TEKNOFEST kuşağının inşası için Bilim Olimpiyatları ve Araştırma Projeleri Yarışmaları düzenlediklerini anlatarak, öğrencilerin ekip ruhunu güçlendirirken aynı zamanda bilim ve teknolojiye ilgilerini artırmak adına gayret ettiklerinin altını çizdi.
Lise öğrencileri için küresel ısınma konusunda farkındalık kazandıracak Kutup Araştırmaları ve İklim Değişikliği konulu proje yarışmaları tertip ettiklerini aktaran Kacır, bu yarışmada derece alan lise öğrencileri Antarktika’ya, Güney Kutbu’na bilim seferlerine dahil ettikleri bilgisini paylaştı.
İstanbul ve Kocaeli’de açtıkları yeni nesil yazılım okullarında gençlere yazılımcılık eğitimleri verdiklerine değinen Kacır, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sektör Kampüste Programı ile binlerce üniversite öğrencimizi; blokzincir, yapay zeka, dijital dönüşüm, kuantum gibi alanlarda sektör profesyonelleri ile buluşturuyoruz. 81 şehrimizde Deneyap Teknoloji Atölyeleri kurduk. Buralarda bilim ve teknoloji dünyasıyla gençlerimizi 11 yaşından itibaren buluşturuyoruz. Türkiye’nin tüm şehirlerinde, ilçelerinde, kasabalarında, köylerinde özel yetenekli öğrencilerimizi tek tek tespit ediyor, onları geleceğin teknoloji yıldızı programıyla geleceğe hazırlıyoruz.
17 bini aşan geleceğin bilim insanı, mühendisi, astronotuna bu Deneyap Teknoloji Atölyeleri’nde yenilikçi ve vizyoner bir eğitim sunuyoruz. Toplumda bilim ve teknoloji kültürünü yaygınlaştırmak için, yurdun dört bir yanında bilim merkezleri kurduk. Ülkemizde bilimsel farkındalığı oluşturmak amacıyla bu bilim merkezlerimiz çok önemli bir işlev görüyor. Bugüne kadar büyük ölçekli bilim merkezlerimizi 10 şehrimizde bilim gönüllülerinin hizmetine sunduk. 6 şehrimizde daha bilim merkezleri kurmaya dönük çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ziyarete açık olan bilim merkezlerimizde bugüne dek 11 milyona yakın vatandaşımızı ağırladık.”
“Gençler bilim ve teknolojiyle erken yaştan itibaren bir yolculuğa çıkacak”
Bakan Kacır, ilçe ölçeğinde de bilim merkezleriyle bilim ve teknolojiyi gençlerle, öğrencilerle buluşturmaya devam ettiklerini ifade ederek, ilçe ölçeğindeki bilim merkezlerinden en öncelikli kurduklarından merkezlerinden birisinin de Çekmeköy’deki Murat Çobanoğlu Bilim Merkezi olduğunu ifade etti.
Kacır, “Niçin ilklerden biri Çekmeköy’de; Çünkü Çekmeköy’de, gece gündüz, 7/24 şehrinin, ilçesinin gençleri için, çocukları için seferber olan bir belediye başkanımız var. Bu eser öncelikle Çekmeköy Belediyemizindir, Çekmeköy Belediye Başkanımız Ahmet Poyraz’ındır. Biz ona sadece destek olduk ve Türkiye’de ilklerden birini daha burada gerçekleştirmiş olduk. Bugüne kadar ilçelerimizde kurduğumuz bilim merkezlerinde 775 binden fazla öğrencimizi bilim atölyelerinde ağırladık. 14’üncüsünü İstanbul’da Çekmeköy’e kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” şeklinde konuştu.
Astronomi, uzay ve havacılık, doğa bilimleri, tasarım ve teknoloji gibi alanlarda hazırladıkları atölyelerde gençlerin bilim ve teknoloji ile erken yaştan itibaren bir yolculuğa çıkacaklarını kaydeden Bakan Kacır, şu açıklamalarda bulundu:
“Gençlerimizin bilim ve teknolojiye ilgisini artırırken, geleceğin bilim insanlarını bu merkezlerde keşfedeceğiz. Farklı yaş gruplarından, farklı birikime sahip bireylere bilim ve teknolojiyi daha anlaşılır ve ulaşılır kılacağız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, Çekmeköy’de böyle bir bilim merkezinin kurulmasından büyük heyecan ve mutluluk duyuyoruz. Tüm bu gayretlerimiz, gözlem yapan, merak eden, merakının peşinden koşan ve karşılaşacağı problemlere bilimsel çözümler üretebilen bireyler yetiştirmek için.
Bilim ve teknoloji yolculuğunda, gençlerimizin yanında olmaya, onlarla yol yürümeye devam ediyor olacağız. ‘Türkiye Yüzyılı’nın kapılarını; gençlerimizin bilim, teknoloji ve girişimcilik dünyasına yönelik heyecanı ve motivasyonuyla aralıyoruz. Çünkü bizler; gençlerimizi, fikirleriyle, cesaretleriyle ve kararlılıklarıyla ülkemizi geleceğe taşıyacak vizyoner bireyler olarak görüyoruz. Güçlü ve ‘Tam Bağımsız Türkiye’ için, Milli Teknoloji Hamlemizin başarıyla gerçekleştirilmesinde, elimizdeki en büyük güç, kuvvet gençlerimizdir.”
“Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışması çok çok önemli”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, “Türkiye Yüzyılı”nın gençlerle ulaşacakları hedeflerle ve geleceğin Türkiye’sini inşa edecekleri projelerle mümkün olacağını vurgulayarak, Bakanlık olarak TUBİTAK destekleriyle belediyelerle işbirliği içinde gençlerin bilim, teknoloji ve girişimcilik alanındaki heyecanına ortak olmayı sürdüreceklerini dile getirdi.
Kacır, “Yurdun dört bir yanında bilim ve teknoloji yolculuğumuzu gençlerimizle birlikte devam ettireceğiz. Tabi eser ve hizmet siyasetimizin ürünü olarak bu bilim merkezimizin faaliyete geçmesi sürecinde istişare, planlama ve uygulama çok önemli. Yerel yönetimle merkezi yönetimin uyum içinde çalışması çok çok önemli. Elindeki kaynakları israf etmek yerine bu ülkenin geleceği için kullanarak istikbali şekillendirmenin derdinde olan, büyük Türkiye hedefi için durmaksızın koşan, gayret eden bir belediyecilik anlayışı olması çok kıymetli.” diye konuştu.
Kacır, vatandaşlardan yerel seçim için destek istedi, esnafı ziyaret etti
Yaklaşan yerel seçimlere de değinen Kacır, Çekmeköy Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi için vatandaşlardan destek istedi.
Kacır, “Buradan verdiğimiz ses, Allah’ın izniyle Murat Kurum başkanımıza yine bir kuvvet olacak, güç verecek ve inşallah 1 Nisan sabahında 7/24 çalışacak bir ekip hem Çekmeköy’de hem İstanbul’da iş başına gelecek. Bizler de onlara destek vermeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde inşallah Cumhuriyetimizin ikinci asrını ‘Türkiye Yüzyılı’ yapacak eserlerle, projelerle milletimizi buluşturacağız.” dedi.
Bakan Kacır, açılışın ardından bilim merkezini gezip öğrencilerle sohbet ederek, hediye dağıttı.
Bilim merkezi açılışının ardından Kacır, Çekmeköy Belediye Başkanı Ahmet Poyraz ile ilçedeki esnafı ziyaret etti.
Kacır, daha sonra Crea Center’ı ziyaret edip öğrenciler ve girişimcilerle sohbet etti.
Ardından Beykoz’a geçen Kacır, Vizyon 360 Sertifika Programı’na katıldıktan sonra AK Parti Beykoz İlçe Teşkilatı Vefa Yemeği Buluşması’na iştirak etti.
]]>NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları Açılış Töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla yapıldı.
Kacır, buradaki konuşmasında, tesisin, yenilenebilir enerji ve dijital altyapısı, döngüsel ekonomi yaklaşımıyla sektörün yeni nesil sanayi tesislerinden olduğuna dikkati çekti.
Son 22 yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde ülke tarihine istikrar kazandırıldığını dile getiren Kacır, dünyanın kriz üstüne kriz yaşadığı bir dönemde, yarım asır sonrasına ışık tutan vizyon projelerin hayata geçirildiğini söyledi.
Bakan Kacır, ulaştırmadan eğitime, sağlıktan çevre ve şehirciliğe kadar her alanda bu vatanın her karış toprağı yatırımlarla ilmek ilmek dokunarak Türkiye’ye çağ atlatıldığını ifade etti.
Siyasi istikrarla tahkim edilen ekonomik istikrar iklimiyle sanayide ve teknolojide muazzam bir atılım gerçekleştirdiklerinin altını çizen Kacır, şöyle devam etti:
“Zat-ı alinizin güçlü liderliğinde son 22 yılda askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada lider, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, çimento üretiminde Avrupa’da birinci Türkiye’yi inşa ettik. Savunma sanayisinde ülkemizi liderliğe taşıyan yeni nesil endüstri politikasını sivil alana taşıyarak yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobilimiz Togg’u başarıyla yollara çıkardık. Şimdi Türkiye Yüzyılı’nda, Milli Teknoloji Hamlesi’ni gerçekleştirerek ekonomik ve siyasi bağımsızlığımızı tahkim etmek üzere sanayide ve teknolojide yeni atılımlar gerçekleştiriyoruz. 81 şehrimizi de yeni eserlerle, hizmetlerle buluşturuyoruz.”
“Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı”
Kacır, “Halka hizmet Hakk’a hizmettir” şiarıyla yatırım teşvikleri, sanayi alanları, KOBİ’lere sağladıkları imkanlar ve bölgesel kalkınma projeleriyle Kütahya’yı Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı haline getirdiklerini söyledi.
Kütahya sanayisinin gelişiminde şehrin ihracatının yüzde 60’ını, imalat sanayi istihdamının yüzde 40’ını gerçekleştiren seramik sektörünün öneminin büyük olduğunu belirten Kacır, şunları ifade etti:
“Son 22 yılda 91 milyar lira tutarında sabit yatırım için 856 yatırım teşvik belgesi düzenledik. 31 bin 300’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. KOSGEB destek programlarımızla KOBİ’lerimize can suyu olduk. 22 yıl önce Kütahya’da KOSGEB desteklerinden yararlanan KOBİ’lerin sayısı iki elin parmağını geçmiyorken AK Parti döneminde bu sayıyı 895 milyon lira destekle 8 bin 500’e çıkardık. Zafer Kalkınma Ajansı’mız ile şehrimizde 398 projeye 841 milyon lira destek verdik. Şehrimize, katma değer ve teknoloji odaklı kalkınmayı hızlandırmak için 1 teknopark, 9 AR-GE ve 2 tasarım merkezi kazandırdık. Kütahya’mıza son 22 yılda 3 yeni OSB kazandırdık. OSB’lerimizdeki istihdamı 1200’den 25 binin üzerine taşıdık.”
“Türkiye, seramik karo ihracatında Avrupa’da üçüncü”
Kacır, sektörün yerli girdi oranı en yüksek sektörlerinden biri olması ve net ihracatçı konumunda bulunması sebebiyle aynı zamanda Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasında stratejik öneme sahip olduğunu belirtti.
Yalıtım malzemeleri, havacılık ve uzay gibi birçok yüksek teknoloji sahasında seramiğin yenilikçi kullanımının geleceğin teknolojilerine kapı araladığını vurgulayan Kacır, şöyle dedi:
“Toplam yatırım tutarı 85,6 milyar lirayı aşan 493 yatırımı desteklediğimiz seramik sektörümüz dünyada söz sahibi bir konuma erişti. Bugün Türkiye, seramik karo ihracatında Avrupa’nın üçüncü, dünyanın beşinci ülkesidir, seramik sağlık gereçleri ihracatında Avrupa’nın birincisidir. Sektörümüz giderek artan üretim kapasitesi, modern teknoloji ve çevre yatırımları, tasarım ve kalite odaklı yaklaşımıyla önümüzdeki yıllarda daha üst sıralarda kendine yer bulacak. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni fabrikamız da inşallah sektörümüzün, Kütahya’mızın yatırım ve istihdam odaklı büyüme yolculuğuna katkı sağlayacak.”
28 Şubat mesajı
Bakan Kacır, bu günün, bu ülkenin evlatlarının eğitim ve ilim öğrenme haklarından, devletlerine hizmet etme imkanından mahrum bırakıldığı, yatırımlarla ülkelerini büyütmek için çabalayan iş insanlarının önlerinin kesildiği, sermayenin renklerle tarif edilerek ayrıştırıldığı ve 1000 yıl sürecek zannedilen “postmodern darbenin” yıl dönümü olduğuna işaret etti.
“Ev sahibinin üzerine kapıyı kapadığını zanneden kendisi dışarda kalırmış” diyen Kacır, şunları kaydetti:
“Hamdolsun liderliğinizde (Cumhurbaşkanı Erdoğan) o günler geride kaldı. Bugün bu ülkede herkes birinci sınıf vatandaş. Bizler gösterdiğiniz hedef doğrultusunda hiçbir ayrım yapmadan taş üstüne taş koyan herkesin yanında olmaya, yatırımcıların önünü açmaya devam ediyoruz. Türkiye’mizin kalkınması için alın ve akıl terini esirgemeyen herkesin destekçisi olacağız.”
]]>Bilimler tarihi alanında dünyanın sayılı isimlerinden olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in “Arap-İslam Bilimler Tarihi” isimli 17 ciltlik eserinin Almancadan Türkçeye çevirisi, İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı tarafından yapıldı.
Bakan Kacır, eserin Atatürk Kültür Merkezi’ndeki tanıtım etkinliğinde, 94 yıllık ömrünü medeniyetin ilmi birikimini gün yüzüne çıkarmaya vakfeden Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, aynı zamanda yüreği Türkiye için çarpan, Türkiye’nin istikbali için fikir çilesi çeken, emek veren, mücadele gösteren gerçek bir vatansever olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, paha biçilemez eserleri ömrüne nasıl sığdırdığını soranlara, “Eğer arkanızda inancınız varsa, o sizi yapıcı olmaya itiyorsa çok şeyler başarırsınız. Benim hayatımın sırrı budur.” derken, nasıl bir hayat yaşanması gerektiğini ifade ettiğini belirten Kacır, şöyle konuştu:
“İlim yolunda gayretten vazgeçmeyen, inançlı ve dosdoğru bir hayat. Fuat Sezgin hoca gibi bir ilim denizinin, ülkemizin ilerleyişine engel olan askeri yönetimler sebebiyle yurdunu terk etmek zorunda kalması, bu topraklar açısından büyük kayıp teşkil etmişti. Hocamızın değerini ancak geç zamanlarda idrak edebildik. Ülkemizin vesayetle, darbelerle boğuştuğu bir dönemde ülkesinden uzak yaşamak zorunda bırakılan hocamız, İslam bilim ve teknoloji tarihi bakımından eşi bulunmaz eserlerini, çalışmalarını yürüttüğü ülkenin diliyle yani Almanca olarak yayınlamak zorunda kalmıştı.”
“İslam kültür ve medeniyetinin zengin mirasını gelecek nesillere aktarıyoruz”
Bakan Kacır, bu günün 28 Şubat olduğuna işaret ederek, “Bu milletin evlatlarını eğitim hakkından, ilim çabasından, devletine hizmet etme gayretinden mahrum bırakmak isteyenlerin gerçekleştirdiği ve 1000 yıl sürecek zannettikleri postmodern darbenin yıl dönümündeyiz. Hocamızı andığımız bu günde burada buluşuyor olmak enteresan bir tevafuk oldu. Allah’a hamdolsun 28 Şubat 1000 yıl sürmedi çünkü o haklarından mahrum etmek istedikleri insanlar, bu ülkenin öz evlatları, bu toprakların ev sahipleriydi. Ev sahibinin üstüne kapıyı kapattığını zanneden kendisi dışarıda kalırmış.” dedi.
Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, “Bunları geleceği değiştirmek, kıpırdatmak için yapıyorum. Ben bunu bütün insanlık için yapıyorum ama benim gizli ve esas hedefim memleketim, milletimdir.” diyerek, gurbette geçen yıllara rağmen kalbinin her daim vatan sevgisiyle çarptığını, vatanına duyduğu bağlılığı her fırsatta dile getirdiğini anlatan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yaptığı her çalışmanın, her araştırmanın altında yatan asıl motivasyonun bu topraklar ve bu toprakların insanları için daha iyi bir gelecek inşa etme arzusu olduğunu gözler önüne seriyordu. Almanya’daki kütüphanesini Türkiye’ye getirmek, eserlerinin Türkçeye çevrildiğini görmek kıymetli hocamızın en önemli hedeflerinden biriydi. Bu anlayışla Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Şeref Üyesi hocamızın Batı dünyasını merkeze alan bilim tarihine eleştirel bir çözümlemeyle yaklaşan İslam’da Bilim ve Teknik eserini, TÜBA tarafından yapılan çevirisiyle Türkçe olarak yayınladık.
Ülkemizin bilim yolculuğunu en üst düzeyde himaye eden Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat takip ettiği çalışmayla; eserlerini, kitaplarını, birikimini ülkemize kazandırarak İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni kurduk. Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı ile de İslam kültür ve medeniyetinin zengin mirasını gelecek nesillere aktarıyoruz. Müslüman ilim insanlarının oluşturduğu bilgi birikiminin, insanlığın yolunu nasıl aydınlattığını hep birlikte keşfediyoruz. Önceki dönem yönetim kurulu üyesi olarak hizmet etmekten şeref duyduğum Vakfımız tarafından yürütülen titiz bir çalışmayla Fuat Sezgin hocamızın İslam bilim tarihinde başvuru eser niteliğindeki Arap-İslam Bilimler Tarihi, Almancadan Türkçeye çevrilmiş oldu.”
“Köklü bir medeniyetin varisi olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz”
Bakan Kacır, bilimin birçok sahasında İslam ilim adamlarının katkılarına ışık tutan 17 ciltlik bu şaheserin Türkçeye tercümesini başarıyla gerçekleştiren İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfına ve bu projeye emek veren herkese teşekkür etti.
Tarih boyunca Müslüman toplumlar için bilimin, sadece bilgi edinme aracı olmanın ötesinde derin bir medeniyet ve kültürün temel taşı olageldiğini vurgulayan Kacır, “Bizim medeniyetimiz, ilk ifadesi ‘oku’ olan Kur’an-ı Kerim’e sımsıkı sarılıp, onun çizdiği çerçevede ilim talep edenlerin medeniyeti. Bizim medeniyetimiz, ‘İlim Çin’de de olsa gidiniz alınız’ diyen Peygamber Efendimizin ümmeti olma bilinciyle hareket edenlerin medeniyeti. Farabi, İbn-i Sina, Fergan, Biruni gibi tarihin yönünü değiştiren bilimin abide isimleri hep bizim gönül coğrafyamızdan çıktı. El Cezeri, Ali Kuşçu, Hezarfen Ahmet Çelebi gibi kıymetli isimler, hizmetlerini ve icatlarını hep bizim medeniyet sancağımız altında ortaya koydu.” dedi.
Kacır, kendilerinden sonra gelen bilim insanlarına adeta birer kutup yıldızı olarak yol gösteren bu müstesna şahsiyetlerin kazandırdıkları birikimin, bugün dahi insanlığın yolunu aydınlatmayı sürdürdüğünü ifade etti.
3 kıtada boy göstermiş, hüküm sürmüş ecdadın bıraktığı tarihi ve kültürel mirasın da medeniyette yer etmiş bilim anlayışının tezahürü olduğuna işaret eden Kacır, şunları söyledi:
“Döneminin çok ötesinde mimariye ve tekniğe sahip camilerimiz, medreseler, rasathaneler, hanlar, kervansaraylar ve köprülerimiz, medeniyetimizin bilime ve tekniğe bakışı konusunda bize ışık tutmaya devam ediyor. Medeniyetler tarihini İslam medeniyetini görmezden gelerek yazmak asla mümkün değildir. Bilimde ve teknolojide çağ atlamış bir Türkiye inşa ederken köklü bir medeniyetin varisi olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz.
Son 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yaptığımız atılımlarla, uyguladığımız politikalarla, bilimsel çalışmaların ve teknolojideki gelişmelerin her daim destekçisi olduk, olmaya devam ediyoruz. Bilimsel çalışma kapasitemizi güçlendirerek, sadece elitlere açık olsun istenen bilim hazinelerinin kapılarını milletimizin tüm evlatlarına açıyoruz. Mazimizde olduğu gibi bu coğrafyayı, tekrar bilimin ve teknolojinin önde gelen merkezlerinden birine adım adım dönüştürüyoruz.”
“Türkiye artık küresel bir teknoloji üssüdür”
Bakan Kacır, 2002’de 40 şehirde sadece 76 üniversite olduğunu belirterek, “Bilimsel araştırmalar için kısıtlı imkanlara sahiptik. Bugün ise 81 şehrinde 208 üniversitesiyle milyonlarca genci yüksek öğrenimle buluşturan bir Türkiye’den söz ediyoruz. Bu adımları atarken hep karşı çıkanlar, üniversite sayısındaki artışın bilimde yükseliş anlamı taşımadığını söyleyenler oldu. Oysa aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısını 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükselttik. Dünyada en fazla bilimsel yayın üreten ülkeler arasında 22. sıradan 16. sıraya çıktık.” ifadesini kullandı.
Teknolojide taşıdıkları bağımsızlık şiarının, Türkiye’nin siyasi bağımsızlığının da teminatı olduğu inancıyla bilimsel çalışmaların raflara hapsolmasını engellediklerini belirten Kacır, şunları kaydetti:
“Sıfırdan inşa ettiğimiz AR-GE ve inovasyon ekosistemiyle bilimin kalkınma yolculuğumuza hız vermesini sağladık. Bilimin ve teknolojinin ülkemizin dört bir yanında 7’den 70’e adeta toplumsal bir seferberlik ruhuyla benimsenmesi amacıyla Milli Teknoloji Hamlesi vizyonumuzu milletimizle paylaştık. Bugün 101 teknoparkı, 1600’ü aşan AR-GE ve Tasarım Merkezi, ülkemiz için stratejik projelere ev sahipliği yapan TÜBİTAK ve tüm üniversitelerdeki enstitülerimiz, 272 bin AR-GE personelimizle Türkiye artık küresel bir teknoloji üssüdür.
Bayraktar TB2, Gökdoğan, Bozdoğan, Akıncı, Anka, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, Togg, İmece, Kaan ve insanlı ilk uzay bilim misyonumuz işte bu altyapının eseridir. Tüm bu eserleri milletimize kazandırırken, ışığın bu topraklardan yükselmesini bekleyen, Türkiye’nin düşmemesi için yeryüzünün dört bir köşesinde dua eden masumların mesuliyetini taşıdığımız şuuruyla hareket ediyoruz. İnsanlık tarihinde yeni ve keskin bir dönemeçten geçmekte olduğumuz bir hakikat.
Yüz milyonlarca insanın harplerde öldürüldüğü 20. yüzyılın ardından insanlık ailesinin daha olgun bir düzeye erişeceği, çatışmaların sönümleneceği, liberal kapitalist düzenin herkesçe kabullenileceği ve her yere yeterince refah dağıtacağı gibi kabuller hızla geçerliliğini yitirdi. Müesses nizamın kural koyucuları hızla kendi vazettikleri prensipleri terk ediyorlar. Serbest ticaret artık eskisi kadar popüler değil, yerine korumacılık daha revaçta. Çatışmasızlık şöyle dursun, sorunsuz coğrafya kalmadı dünyada.”
“Bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi inşa etmeye devam edeceğiz”
Kacır, toplam refah artışının yaşanıyor gibi olduğunu ancak yeryüzündeki adaletsiz paylaşımın can yakıcı bir gerçek olduğunu belirterek, “Sahra Altı Afrika ülkelerinde halen beklenen yaşam süresi 50 yılın dahi altında. Elektrik, su, ilaç gibi en temel ihtiyaçlara erişimi kısıtlı yüz milyonlar var.” diye konuştu.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan neredeyse hiçbir müessesenin fonksiyon icra edemediğinin gün yüzü gibi ortaya çıktığını söyleyen Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bunun da ötesinde güçlünün hukuku korunurken gerçek hak sahibinin ezildiği, doğada en vahşi kabul edilen canlılarınkinde dahi görülmeyecek çarpıklıkta hukuksuz bir dünyada yaşayakaldık. Bu hukuksuz dünyanın ömrünün uzun olmayacağını tahmin etmek zor değil, ancak bu hukuksuz dünyanın insanlığın canını daha ne kadar yakacağını tahmin etmek de pek kolay değil. Bütün bu hukuksuzlukların ivmesi, bilim ve teknolojide ilerlemeyle yükseliyor.
Yıkıcı teknolojilerde dönüşüm rüzgarı hiç olmadığı kadar hızlı esiyor. Yapay zekanın, biyoteknolojinin ve kuantumun bir arada ortaya çıkaracağı etkinin boyutunu kestirmek çok zor. İnsani değerlerden yoksun güçlerin elinde olduklarında, insanlığın sonunu getirme potansiyeli taşıdıkları da yine bir gerçek. Belki iç karartıcı bu tabloda yeryüzünde bir umut ışığı parıldıyorsa eğer inanın bu Türkiye’mizin ışığıdır.
Yüzyıllar sonra yeniden bilim ve teknolojide iddia kazanmış, savunma teknolojilerinde mucize sayılabilecek başarılara imza atabilmiş ve yeryüzünde adalet ve merhameti hakim kılmayı amaç edinmiş bir Türkiye, tarihten bu yana taşıdığı medeniyet misyonuyla insanlık umudunun adeta kalesi gibi. Bu anlayışla bugün buradaki birlikteliğimizi çok kıymetli görüyorum. Bu umudu yükseltebilmek adına Türkiye Yüzyılı’nda hep birlikte daha çok çalışacağız ve bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde inşa etmeye devam edeceğiz.”
]]>Eskişehir’e gelen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, bir fabrika açılışına katıldıktan sonra ‘Eskişehir’i TÜBİTAK Yayınlarıyla Buluşturuyoruz Projesi’nin imza töreni için Milli İrade İlkokulunda düzenlenen programa katıldı. Kısa bir tanıtım filminin izletilmesiyle başlayan programda konuşmaların ardından imza törenine geçildi. Program, toplu fotoğraf çekilmesinin ardından sona erdi.
Programda konuşma yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Kacır, “Bilimi toplumla buluşturan proje çerçevesinde, Eskişehir’de anaokulundan liseye kadar geniş bir yelpazede 395 okulumuza on binlerce popüler bilim kitabı ve dergisi hediye etmenin heyecanını yaşıyoruz. İstanbul’da başladığımız ve Eskişehir ile devam ettiğimiz bu projenin başta TEKNOFEST kuşağı gençlerimiz olmak üzere tüm Eskişehirli öğrencilerimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Cumhuriyetimizin ikinci asrında ‘tam bağımsız ve müreffeh Türkiye’ hedefine emin adımlarla ilerliyoruz. Ülkemizin en kıymetli hazinesi insan kaynağımıza yatırım yaparak ülkemizin tarihine ve talihine yeni bir yön tayin ediyoruz. Bilimde ve teknolojide akamete uğramış serüvenimizin yeniden doğuşunu gururla izliyoruz. Artık özgüven ve iddia sahibi, büyüyen ve güçlenen Türkiye’nin yükselişine hep birlikte şahitlik ediyoruz. Biliyoruz ki eğer gençlerimizi doğru yetkinliklerle buluşturursak, onlara hayallerinin peşinden gitme fırsatı sunarsak Türkiye Yüzyılı’nın mimarı gençlerimiz başarı hikayelerimize yeni sayfalar ekleyecek” dedi.
“Geniş bir yelpazede düzenlenen 44 teknoloji yarışmasına 1 milyon genç katıldı”
Havacılık, uzay ve teknoloji festivali olan TEKNOFEST’i gerçekleştirerek, gençlere ‘ben de yapabilirim’ özgüvenini kazandırdıklarını belirten Bakan Kacır, “Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında, milletimize İstanbul, Ankara ve İzmir’de 3 TEKNOFEST armağan ederek, 4,5 milyon ziyaretçinin katılımıyla Milli Teknoloji Hamlesi’nin coşkusunu yaşadık. Biyoteknolojiden roket mühendisliğine, yapay zekadan iklim teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede düzenlenen 44 teknoloji yarışmasına 1 milyon genç katıldı. Hepimizin gurur duyması gereken bu tablo, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Türkiye’nin parlak geleceğini şekillendirecek TEKNOFEST kuşağının ve Türk gençliğinin muhteşem yükselişinin ispatıdır. TEKNOFEST kuşağı, yapamazsınız diyenlere inat imkansız denileni gerçeğe dönüştüren, hayallerine giden yolda alın ve akıl terini esirgemeyen, hiçbir engel tanımayan güçlü iradenin bayrak taşıyıcısıdır. Beşeri sermayemizin güçlendirilmesi için kritik adımlar atmaya devam ediyoruz. Bu doğrultuda 81 şehrimizin tümünde kurduğumuz 125 Deneyap Teknoloji Atölyesinde 16 bin ortaokul ve lise öğrencimize, geleceğin teknolojilerini şekillendirecek yenilikçi disiplinlerde 36 aylık ücretsiz eğitim imkanı sunuyoruz” ifadelerini kullandı.
“Bugüne kadar yayımladığımız bin 167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık”
Bilimin derin bir meraktan ve öğrenme arzusundan beslendiğine vurgu yapan Bakın Kacır, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Okumak ise bu sonsuz yolculuğun en güçlü yelkenlerinden biridir. İşte bu nedenle, TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları’yla 30 yılı aşkın bir süredir her yaştan okuru kucaklıyor, bilime olan ilgiyi ve sevgiyi her geçen gün biraz daha artırıyoruz. Bugüne kadar yayımladığımız bin 167 eserde, 28 milyonu aşan baskı adedine ulaştık. Sadece geçtiğimiz yıl, 37’si yeni olmak üzere toplam 204 kitapta, 2 milyon 700 bini aşan basım adedine eriştik. Yarım asırdan fazla bir süredir yayımladığımız Bilim ve Teknik’ten Bilim Çocuk ve Meraklı Minik’e TÜBİTAK Popüler Bilim Dergilerimizle de her ay 300 bin vatandaşımıza ulaşarak merakın keşfin ateşini yakıyoruz. Basılı yayınlarımızın yanı sıra popüler bilimin dijital adresi Bilim Genç web sitesi ile her ay yaklaşık 400 bin kullanıcıya erişiyoruz. Eskişehir’de TÜBİTAK akademik Ar-Ge destekleri çerçevesinde son 22 yılda, 575 projeye 1,5 milyar liranın üzerinde kaynak sağladık. Son 22 yılda TÜBİTAK eliyle 2 bin 201 bilim insanımıza 585,5 milyar lira destek verdik. 10 Özel sektörün 399 Ar-Ge projesine 2 milyar lira kaynak aktardık. Biz Eskişehir’i başta bilim ve teknoloji olmak üzere her alanda desteklemeye devam edeceğiz. Bugün de on binlerce popüler bilim kitabını ve dergiyi Eskişehir’deki 395 okulumuza sunarak, bilim ve teknoloji kültürünün tohumlarını ekiyoruz. Ayrıca, Eskişehir’deki tüm ilçelerimizde, TÜBİTAK kitaplıkları kurarak, gençlerimizin bilgiye erişimini kolaylaştırıyor, onların ufkunu genişletiyoruz.”
“Bizler bu yolculukta gençlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz”
Konuşmasında gençlere de seslenen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Medeniyetimiz ‘Oku. Yaradan Rabbinin adıyla oku’ emri üzerine bina edilmiştir. Elbette, bu ilahi mesajın, özünde kainatın anlamlandırılması manası taşıdığına inanıyoruz. Fakat bununla birlikte, kitapların bu mana yolculuğunda en kıymetli yol arkadaşlarımız olduğunun da bilincindeyiz. Kitaplarla kurduğumuz bağ güçlendikçe ve düşünceye olan bağlılığımızı sürdürdükçe, ülkemizin ve insanlığın yararına olacak pek çok bilimsel ve teknolojik gelişmeyi hayata geçireceğimize inancım tamdır. Düşünce kalıplarına hapsolmadan, Allah’ın en şerefli varlığı olarak, özgür düşüncenin ve insan olmanın bilinciyle kitaplar aracılığıyla hayatınıza mana katacaksınız. Bizler bu yolculukta sizlerin destekçisi olmaya devam edeceğiz. Siz yeter ki okumaktan düşünmekten, hayal etmekten vazgeçmeyin. Sözlerime son verirken, Eskişehir’i TÜBİTAK Yayınları ile Buluşturuyoruz Projesi’nin şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyor sunduğu katkı için TEİ’ye teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini bitirdi.
Programa Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, İl Milli Eğitim Müdürü Sinan Aydın, TEİ Genel Müdürü Mahmut Akşit, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, il protokolü, eğitimciler ve öğrenciler katılım gösterdi. – ESKİŞEHİR
]]>Kacır, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren beyaz eşya firması Haier’in pişirici ürünleri fabrikasının açılış töreninde yaptığı konuşmada, Cumhuriyet’in ikinci asrında ihracatta önemli paya sahip olan beyaz eşya sektörünün hız kesmeden yüksek teknolojili ve inovatif yatırımlarına devam ettiğini anlattı.
Haier Europa’un vizyoner projeleri ve yeni yatırımlarıyla Türkiye’nin küresel pazarlarda beyaz eşya ve elektrikli ev aletleri endüstrisinde söz sahibi olmasında önemli yere sahip olduğunu belirten Kacır, kurulduğu günden bu yana Türkiye’de gerçekleştirdiği yatırımları 200 milyon avroyu bulan ve üretiminin yüzde 95’ini ihraç eden firmanın bugün de bu güzel topraklara duyduğu güvenle yatırımlarına bir yenisini daha eklediğini kaydetti.
Kacır, Haier Europe’un sanayileşme kültürü, kaliteli sanayi altyapısı, ulaşım ağlarının ortasında yer alan konumu ve nitelikli iş gücü ile yatırımlar için biçilmiş kaftan olan Eskişehir’e pişirici ürünler fabrikası kazandırdığını dile getirerek, “23 Ekim 2021’de Sayın Cumhurbaşkanı’mız tarafından açılışı gerçekleştirilen yatırımlarına yenisini ekleyen Haier’in bu tesisi aslında Türkiye’ye yatırımcılarımızın duyduğu inancının da göstergesidir. Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken ülkemizin potansiyeline ve parlak geleceğine inanan Haier’in 70 milyon dolarlık bu yatırımının ülkemize, milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.
“Avrupa’da lider, dünyada ikinci büyük üretici konumuna yükseldik”
Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 22 yılda oluşturulan siyasi istikrar iklimi, araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye’yi katma değerli ve nitelikli üretimin küresel merkezi haline getirdiklerini vurguladı.
Organize sanayi bölgesi sayısını 22 yıl içinde 192’den 361’e çıkardıklarını aktaran Kacır, şöyle devam etti:
“Çelik ihracatını 4 kat artırarak 15 milyar dolara yükselttik. Makine ihracatını 12 kat artırarak 25,2 milyar dolara, kimya ihracatını 10 kat artırarak 30 milyar dolara, otomotiv ihracatını 15 kat artırarak 35,7 milyar dolara, Türkiye’nin toplam ihracatını, 36 milyar dolarlık ihracatını 255,8 milyar dolarlık rekor seviyeye hep birlikte yükselttik. Dünya ile rekabet edebilir konuma taşıdığımız Türk sanayisi bugün yatırım, istihdam, üretim ve ihracat rotasında ülkemizin büyümesine öncülük ediyor. Katma değer ve üretim odaklı kalkınma yolculuğumuzda beyaz eşya ve elektrikli ev aletleri sektörü de öncü sektörlerimiz arasında. Temelleri 1950’lerin sonlarında atılan ve uzun bir süre montaj sanayi olarak serüvenine devam eden Türk beyaz eşya sanayisi, son 22 yılda ihtisas edilen yatırım iklimini, AR-GE teşviklerimizi, nitelikli insan kaynağımızı ve güçlü lojistik bağlantılarımızı fırsata dönüştürdü. Rekabetçiliği günbegün yükselterek Avrupa’da lider, dünyada ikinci büyük üretici konumuna yükseldik. Sektörümüz, bugün ülkemizde en fazla yerli patent geliştiren sektörler arasında başı çekiyor.”
Kacır, 5,5 milyar dolar ihracatla net ihracatçı konumunda olan beyaz eşya sektörünün doğrudan 60 bin, dolaylı 600 bin istihdamla ekonomiye güç kattığına işaret ederek, “Türkiye’de üretilen beyaz eşya ürünleri, ülkemiz sanayisinin yenilikçi ruhunu, AR-GE ve kalite odaklı üretim yaklaşımını dünyanın dört bir yanındaki evlere taşıyor. Türkiye’nin adını tüm dünyada gururla temsil ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Güçlü sanayi, güçlü Türkiye” anlayışıyla sektördeki yeni yatırımları desteklediklerini vurgulayan Kacır, “Beyaz eşya sanayimizin sürdürülebilirliğini ve rekabetçiliğini odağımıza alıyoruz. Bu düşünceden hareketle beyaz eşya sanayimizi, katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programlarını hayata geçirdik. Bugüne kadar sektörde 464 yatırım teşvik belgesi düzenledik ve 76 milyar liralık sabit yatırımı teşvik ederek 16 bin 200 nitelikli istihdamın önünü açtık.” dedi.
Akıllı ev aletlerinde siber güvenlik standartları belirlenecek
Kacır, ev aletleri ve ev gereçlerinde AR-GE ve yenilik kapasitesinin gelişiminde kilit rol üstlenen 41 teknopark firmasına ve biri de Haier Europe’a ait olmak üzere 20 AR-GE merkezine 15 milyar liralık vergi avantajı sağladıklarını belirtti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörün geleceğine yön veren iki önemli gündem maddesine, ikiz dönüşüm ve nesnelerin internetine odaklandıklarını ifade eden Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ev aletlerimizin veri toplama, analiz etme kabiliyetleri ve bu veriler ışığında kararlar alması, artık ev aletlerimizin gündelik hayatımızdaki rolünün yeniden tanımlanmasına neden oluyor. Bugün evlerimizde kullandığımız beyaz eşyaları sadece günlük işlerimizi kolaylaştıran araçlar olmanın ötesinde akıllı cihazlar olarak ifade etmemiz mümkün. Önümüzdeki dönemde, sektörümüzle işbirliği içerisinde akıllı ev aletlerinde siber güvenlik standartlarının belirlenmesi ve uygulanması için birlikte çalışacağız. Diğer yandan yeşil dönüşüm odaklı çalışmalarımızla sektörümüzün karbon ayak izini azaltıyor, beyaz eşya sanayimizin Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesinden en az düzeyde etkilenmesini sağlıyoruz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının da desteğiyle hazırladığımız karbonsuzlaşma yol haritalarıyla, sektörümüzün önemli girdileri arasında yer alan çelik ve alüminyum sektörlerinde net sıfır emisyon hedefimiz doğrultusunda ihtiyaç duyulan alternatif teknolojileri, gerçekleşecek emisyon azaltımlarını, gerekli yatırım ihtiyaçlarını belirledik.”
“Türkiye, Çinli yatırımcıların adresi olmaya devam edecek”
Bakan Kacır, “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” ile Türk sanayisini yeşil dönüşümde örnek ve öncü hale getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.
Avrupa’nın sınırda karbon düzenlemesiyle uyumlu ulusal emisyon ticaret sistemi kurmak üzere paydaş bakanlıklarla çalışmalarının sürdüğüne değinen Kacır, “Önümüzdeki dönemde de beyaz eşya sektörümüzün gücüne güç katacak politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz. Türkiye, rekabetçi iş ortamı, cazip teşvik paketleri, istikrarlı finansal altyapısı ve makroekonomik dengesi ile yatırımcılar için karlı ve güvenilir bir adresidir. Yatırım yaparak Türkiye’nin parlak geleceğine inanan her girişimci, her işletme bu kararının meyvelerini toplamaya devam edecektir. Bizler her zaman bu ülkeye yatırım yapanın, bu ülkenin potansiyeline, insan kaynağına güvenenin yanında olmaya devam edeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.
Çin’in Ankara Büyükelçisi Liu Shaobin’e Türkiye’deki yatırım fırsatlarını dile getirdiği için teşekkür eden Kacır, “Önümüzdeki dönemde ülkemiz nitelikli ve genç insan kaynağı, üretim ve AR-GE ekosistemi, Gümrük Birliği ve 30’a yakın ülkeyle imzaladığımız serbest ticaret anlaşmalarıyla 1 milyardan fazla nüfusa doğrudan erişim fırsatlarıyla Çinli yatırımcıların adresi olmaya devam edecek. Biz de dünyanın tüm ülkelerinden gelen ve Türkiye’ye değer katan yatırımcıların yanında olmaya, onları desteklemeye, teşvik etmeye devam ediyor olacağız.” diye konuştu.
Kacır, Eskişehir’in potansiyelinin daha fazla olduğuna dikkati çekerek, “Eskişehir’i Milli Teknoloji Hamlesi’nin merkez üssü yapabiliriz. Eskişehir buna hazır. Şimdi Eskişehir’i yönetmeye talip olan, Büyükşehir Belediye Başkan adayımız ki kendisi de bir sanayici, sanayinin, yatırımın, üretimin, istihdamın, ihracatın ne olduğunu, nasıl yapıldığını ve bütün bu süreçlerin Eskişehir’e ne kadar değer katacağını en iyi bilen insanlardan biri. İnşallah biz kendisiyle el ele vermek, omuz omuza Eskişehir’e hep birlikte hizmet etmek istiyoruz.” dedi.
Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy da fabrikayı Eskişehir’e kazandıran yatırımcılara teşekkür ederek, tekstilden gıdaya, otomotivden havacılık sektörüne kadar birçok alandaki ürünlerin Eskişehir’den dünyaya ihraç edildiğini anlattı.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez, sanayide yenilenebilir enerji kaynaklarının önemine işaret ederek, “Eskişehir’de yaklaşık 1000 fabrika ile yaklaşık 100 bin çalışanımız var. Bu tür yatırımların Eskişehir’e gelmesinde lojistik imkanların gelişmiş olması, enerjiye erişim ve insan kaynağı önemli rol oynuyor.” ifadelerini kullandı.
Programda, Büyükelçi Liu, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nadir Küpeli ve Haier Europe Üst Yöneticisi Yannick Fierling de katılımcılara hitap etti.
Konuşmaların ardından Bakan Kacır, kurdeleyi işçilerle kestikten sonra pişirici ürünleri fabrikasını gezdi.
Açılışa, AK Parti Eskişehir Milletvekili Ayşen Gürcan, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Hasan Mandal, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan adayı Nebi Hatipoğlu ile diğer davetliler katıldı.
]]>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Türk-Alman Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Dijitalpark Teknokent) Ataşehir Yerleşkesi Açılış Töreni’nde konuşan Kacır, bu açılışla İstanbul’un küresel finans teknolojileri sahnesinde parlayan bir merkez olma yolculuğunda önemli bir dönüm noktasına imza attıklarını söyledi.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ile Türk-Alman Üniversitesi işbirliğinde teknoloji ve inovasyon ekosistemlerine değer katan altyapıyı İstanbul’a ve Türkiye’ye kazandırdıklarına dikkati çeken Bakan Kacır, fikirlerin girişimciliğin toprağa ekilen tohumları gibi olduğunu, bu tohumların doğru teknoloji ve inovasyon ikliminde elverişli girişimcilik ekosistemiyle buluştuğunda, can suyu yatırımlarla sulandığında, ekonomik büyümenin ve toplumsal refahın bereketli bahçesine dönüştüğünü anlattı.
Kacır, “İşte bu anlayışla daha güçlü, daha büyük, daha müreffeh ve tam bağımsız bir Türkiye’yi inşa ederken kurduğumuz teknoparklar, kuluçka merkezleri, TEKMER gibi yapılarla yenilikçi iş fikirlerinin ticarileşmesini mümkün kılacak teknoloji ve inovasyon altyapımızı büyütüyor ve güçlendiriyoruz.” diye konuştu.
“22 yılda teknoparkların sayısını 2’den 101’e çıkardık”
Kacır, girişimcileri, üniversiteleri ve yatırımcıları buluşturarak işbirliği imkanları oluşturduklarını vurgulayarak, kurdukları altyapıların bünyesinde teknoloji geliştirme yolculuğuna devam eden firmalara sundukları desteklerle, hızlandırma programlarıyla, girişimcilerin ölçeklenmesinde öncü rol üstlendiklerine işaret etti.
22 yılda gerçekleştirdikleri yatırımlarla girişimciler için girişimcilik ekosisteminin can damarı teknoparkların sayısını 2’den 101’e çıkardıklarını anlatan Kacır, şöyle devam etti:
“Teknoparklarımızı 90 binin üzerinde AR-GE personelinin çalıştığı ve 10 binden fazla teknoloji girişimine ev sahipliği yapan, yapay zekadan siber güvenliğe, finans teknolojilerinden yeşil teknolojilere pek çok alanda ‘Milli Teknoloji Hamlesi’nin vizyon projelerinin yürütüldüğü mekanlara dönüştürdük. Sayıları 1600’ü aşan AR-GE ve tasarım merkezleriyle de firmalarımızın AR-GE ve inovasyonu içselleştirerek katma değer odaklı ürün ve hizmetler sunmalarını destekliyoruz. Bu altyapılar kadar girişimcilik ekosisteminin önemli gündem maddelerinden biri de girişimlerin can suyu finansmana erişimi.
Hayata geçirdiğimiz Teknoloji ve İnovasyon Fonu, Bölgesel Kalkınma Fonu, Bölgesel Girişim Sermayesi Fon Çağrıları ve Bilişim Vadisi Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, Tech-InvesTR Programı gibi fonlar ve fonların fonu mekanizmalarıyla kamu kaynaklarının teknoloji girişimciliği için çarpan etkisi oluşturmasını sağlıyoruz. Bu fonların yanı sıra TÜBİTAK Bireysel Genç Girişimci (BİGG) Programı aracılığıyla, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini, yüksek katma değer ve nitelikli istihdam potansiyeline sahip girişimlere dönüştürme sürecinin destekçisi oluyoruz.”
“Milyar dolar değerlemeyi aşan 7 Turcorn’a ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz”
Bakan Kacır, geçen yıl ilkini düzenledikleri TEKNOFEST Girişim yarışmalarıyla da dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivalinde takımların ortaya çıkardığı iş fikri ve ürünlerin girişime dönüşmelerini gururla ve heyecanla izlediklerini dile getirdi.
Kacır, tüm bu çalışmalarla 2002’de yalnızca 29 bin olan AR-GE personeli sayısını 272 binin üzerine çıkardıklarının altını çizerek, “Aynı dönemde AR-GE harcamalarımız, özel sektörün öncülüğünde 1,2 milyar dolardan yıllık 12 milyar dolara ulaştı yani 10 katına çıktı. 22 yıl önce ülkemizde bir yılda yapılan patent başvuru sayısı ancak 404 iken, bu koca memlekette günde ancak bir patent başvurusu yapılıyorken, bu sayı 8 bin 663’e yükseldi.” şeklinde konuştu.
Teknoloji girişimciliğinde başarı hikayeleri oluşturmanın uzun soluklu çaba sonucunda ortaya çıktığını söyleyen Kacır, son 22 yılda inşa ettikleri altyapının, oluşturdukları yatırım ikliminin ve girişimcilere sundukları finansman kaynaklarının meyvelerini almaya son dönemde başladıklarını ifade etti.
Kacır, “Milyar dolar değerlemeyi aşan 7 teknoloji girişimine, bizim tarifimizle Turcorn’a ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 7 Turcorn’umuzun 6’sının Bakanlığımız destekleriyle bu başarıyı yakalamış olması, oluşturduğumuz hedef odaklı destek mekanizmalarının başarısını, girişimcilik politikalarımızın istikametinin doğru yönde olduğunu teyit ediyor.” diye konuştu.
“Hedef 100 Turcorn, 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklarda yükselmesi”
Kacır, başarılı girişimcilik politikasının bir ayağını da girişimci dostu mevzuat düzenlemelerinin oluşturduğuna dikkati çekerek, ekosistemle işbirliği ve iletişim içinde, girişimcilerin ihtiyaçlarını göz önüne alarak hayata geçirdikleri mevzuat düzenlemeleriyle girişimcilerin, çalışanların yanında olmaya devam ettiklerini vurguladı.
Kovid-19’un ilk günlerinde teknoparklarda uzaktan çalışmaya imkan tanıyarak salgının girişimcilere etkisini en aza indirdiklerini dile getiren Kacır, şu ifadeleri kullandı:
“Çalışanlarımıza önemli bir esneklik sağladık. Salgın sonrasında teknoloji dünyasının yerleşik pratiği haline gelen zaman ve mekan kısıtı olmadan nitelikli insan kaynağıyla buluşmasına imkan tanıyan esnek ve uzaktan çalışma modelini mevzuatımıza kalıcı olarak yerleştirdik. Uydu kuluçka merkezleriyle girişimcilerimizin pazara, mentörlük ve yatırım ağlarına erişimini kolaylaştırdık. Terzi usulü desteklerle Turcorn adayı firmalarımızın küresel pazarlara açılmasını sağlamak üzere hayata geçirdiğimiz Turcorn100 Programı’yla, yeni altyapılarla, finansman mekanizmalarıyla, girişim dostu mevzuat düzenlemeleriyle hedef, 2030 yılında Türkiye’den 100 teknoloji girişiminin milyar dolar değeri aşması yani 100 Turcorn, 100 bin teknoloji girişiminin bu topraklarda yükselmesi.”
“İnanıyorum ki bu merkez, Turcorn yolculuklarında yeni bir sıçrama tahtası olacak”
Bakan Kacır, bugüne kadar Bakanlık tarafından 216 milyon lira destek sağlanan İstanbul-Çekmeköy Yerleşkesi Projesi’nin kısa sürede sunduğu altyapı ve hizmetlerle girişimciler için çekim merkezine dönüştüğünü söyledi.
Kacır, “24 bin metrekare kiralanabilir alana sahip bu merkezimizle de girişimlerimize finans sektörüyle yakın işbirliği içerisinde inovatif ürün ve çözümler geliştirme olanağı sağlıyor olacağız. İnanıyorum ki bu merkez, girişimlerimizin doğru ürünü doğru pazarla buluşturma arayışlarına ivme katacak, Turcorn yolculuklarında yeni bir sıçrama tahtası olacak. 2030 yılında 100 Turcorn ve 100 bin teknoloji girişimi hedefimize daha güçlü, daha kararlı yürüyeceğiz.” şeklinde konuştu.
“Üniversitelerin yaptığı her katkı bu şehre değer katıyor”
İstanbul Valisi Davut Gül, bu merkezle Rize ile İstanbul’daki üniversiteler arasındaki mesafenin avantaja çevrildiğini dile getirerek, üniversitelerin yaptığı her katkının bu şehre değer kattığını vurguladı.
Dijitalpark Teknokent Yönetim Kurulu Başkanı Nusret Bayraktar da süreçte emeği geçen herkese teşekkür ederek, ilk kez Türkiye’de İstanbul’da bulunan bir üniversiteyle Anadolu’daki bir üniversitenin işbirliğiyle Dijitalpark Teknokent kurulduğuna dikkati çekti.
Bayraktar, “Anadolu’da bir üniversitenin kendi bölgesi dışında faaliyet sürdürmesinin zor olduğunu biliyoruz ama bizim, lokomotif sektörlerin eğitim camiası, siyaset camiası, iş dünyası İstanbul’da olduğuna göre, İstanbul’da bir mutlaka bir bağ kurmanız gerekiyordu.” diye konuştu.
Dijitalpark Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin de 100’ü geçen teknoparkların Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkış vizesi olduğunu belirterek, “3 yıl önce İstanbul Çekmeköy’de ve Rize’deki Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi kampüs alanında faaliyete geçirdiğimiz Dijitalpark Teknokent, an itibarıyla yazılım ve bilişim başta olmak üzere toplam 166 teknoloji tabanlı yerli ve yabancı girişime ev sahipliği yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Törene Bakan Kacır’ın yanı sıra eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, Türk-Alman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemal Yıldız, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ve milletvekilleri de katıldı.
]]>Kacır, Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi Akıllı Teknolojiler Tasarım, Geliştirme ve Prototipleme Merkezi’nin (AKİTEK) açılışında, sanayi ve teknolojiye bütüncül bir bakış açısı getiren Milli Teknoloji Hamlesiyle, kritik teknolojileri milli olarak geliştiren, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunan politikaları hayata geçirdiklerini söyledi.
Yeni nesil elektrikli ve akıllı milli otomobil Togg’la 60 yıl öncesinin devrim otomobili hayalini devrin otomobilini üreterek gerçeğe dönüştürdüklerini vurgulayan Kacır, “Önümüzdeki dönemde kamu öncülüğünde yürüteceğimiz etkin sanayi politikalarıyla ülkemiz için stratejik önemi haiz sektörlerde büyük atılımlar gerçekleştireceğiz.
Yatırım ve Ar-Ge teşviklerinde daha yönlendirici davranarak katma değerli üretim altyapımızı güçlendireceğiz.” diye konuştu.
Uydu destekli kontrol sistemleri, görüntü işleme teknolojileri, dijital sensörlerle donatılmış tarım makinelerinin artık tarımsal üretimin her aşamasında daha fazla hassasiyet ve sürdürülebilirlik sağladığını aktaran Kacır, böylece su ve enerji tüketiminin en aza indirildiğini dile getirdi.
“Destek programları uygulamaya devam ediyoruz”
Kacır, son 22 yılda üretim ve teknoloji geliştirme altyapısıyla makine sektörünün, birçok kolunda olduğu gibi tarım makineleri alanında kabiliyetlerini ve yetkinliklerini küresel standartların da üzerine çıkardığını belirterek, şöyle konuştu:
“Yıllık 2,8 milyar dolar üretim kapasitesine ulaşan tarım makineleri sektörümüz bugün 25 binden fazla vatandaşımıza istihdam imkanı sunuyor. Sektörümüz, güçlü ihracat performansıyla yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve büyüme rotasında ekonomik kalkınmamızda öncü rol üstleniyor. Ülkemizin tarımsal modernizasyonda ihtiyaç duyduğu ürün ve teknolojileri yerli imkanlarla karşılamamızı destekliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak sektörümüzü katma değerli üretime yönlendirecek ve uluslararası rekabetçiliğini güçlendirecek destek programları uygulamaya devam ediyoruz. Bu alanda teknoparklarımızda faaliyet gösteren 60’tan fazla teknoloji girişimi, 30 Ar-Ge ve tasarım merkezine sunduğumuz vergisel avantajlarla yenilikçi tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve ticarileştirilmesini destekledik.”
Bugüne kadar KOSGEB aracılığıyla da 600’den fazla KOBİ’ye 244 milyon lira destek sağladıklarını aktaran Kacır, “TÜBİTAK’la tarım makineleri alanında 198 projeye 645 milyon liranın üzerinde bir kaynak ayırdık. Kalkınma ajanslarımızla tarımda endüstriyel uygulamalar, tarım makineleri mükemmeliyet, prototipleme, laboratuvar merkezleri gibi altyapılarımız için 152 projeye 1,46 milyar lira destek verdik. Tarım makineleri imalatının yaygınlaşması için düzenlediğimiz 577 teşvik belgesiyle 34 milyar liralık yatırımın ve 10 binden fazla istihdamın önünü açtık.” ifadesini kullandı.
Konyalı tarım makineleri üreticilerinin Türkiye genelinde hasat, gübre dağıtma, ekim ve seyyar süt sağım makineleri imalatında birinci, traktör, pulluk ve su pompası üretiminde ise ikinci konumda olduğuna değinen Kacır, traktörlerde kullanılan parçaların yüzde 80, tarım makinelerinde kullanılan parçaların ise yüzde 90’dan fazlasını üretebilme kabiliyetine sahip olduklarına dikkati çekti.
“Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir”
Kacır, Konya’da kurulan AKİTEK ile KOBİ’lere kendi imkanlarıyla erişemeyeceği bütüncül bir altyapı sunulduğunu dile getirdi.
Üniversite-sanayi işbirliğinin örnek bir projesi olan bu merkez ile 21. yüzyılın en stratejik sektörlerinden biri olan gıda sektöründe verimliliği artırmaya yönelik tarım makinelerinin teknolojik modernizasyonunun gerçekleştirileceğini anlatan Kacır, şöyle devam etti:
“Tarım makinelerinin yanı sıra ülkemizin kritik ve güçlü sanayileri olan havacılık ve otomotiv sektörlerinde kullanılan stratejik parçalar için prototipleme çalışmaları yürüteceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye hedefinin köşe taşı, yapay zekadır, teknolojidir. Eğer ekonomimizi büyütmek, vatandaşımızın refahını artırmak istiyorsak, bunun yolunu teknolojide aramalıyız. Tam bağımsız Türkiye yolunda ilerliyorsak, milli teknoloji bilincine sahip olmaktan başka çaremizin olmadığını net bir şekilde kavramalıyız. Bunu her alanda teknolojiyi uçtan uca yerlileştirerek, zamanın ruhuna uygun şekilde başarmalıyız. AKİTEK’in bu yolda önemli kazanımlarımızdan biri olacağından hiç şüphem yok. Bu merkezin, başta tarım teknolojileri olmak üzere, daha birçok alanda, hem bölgesine hem de ülkemize sağladığı katma değeri, önümüzdeki günlerde görmeye başlayacağız.”
AKİTEK’i gezen Kacır ve beraberindekiler, daha sonra Konya Büyükşehir Belediyesi Kapsül Teknoloji Platformu’nu ziyaret etti, çalışmalar hakkında bilgi aldı.
]]>Kacır, birtakım programlara katılmak için geldiği kentte önce Konya Valiliğini ziyaret etti.
Burada Valilik şeref defterini imzalayan Kacır, ardından Vali Vahdettin Özkan ve il protokolüyle toplantı yaptı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ı da ziyaret eden Kacır, Konya Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Merkezi’nde düzenlenen, Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı Mali Destekleri Protokol İmza Töreni’ne katıldı.
“Tam bağımsız ve müreffeh Türkiye hedefine emin adımlarla ilerliyoruz”
Bakan Kacır, burada yaptığı konuşmada, Konya’da 2024’te, toplam bütçesi 128 milyon lira olan 22 projeyi hayata geçireceklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde 22 yıldır büyük ve güçlü Türkiye’ye doğru emin adımlarla yürürken, araştırma ve inovasyon ekosistemi, planlı sanayi alanları, girişimcilik kültürü ve nitelikli insan kaynağıyla ülkeyi küresel üretim ve inovasyon üssü haline getirdiklerini ifade eden Kacır, “Hayalden gerçeğe dönüşen sayısız projeye, sayısız esere hep birlikte imza attık ve şimdi Türkiye Yüzyılı’nı milli teknoloji hamlesiyle taçlandırarak, tam bağımsız ve müreffeh Türkiye hedefine emin adımlarla ilerliyoruz.” dedi.
Kacır, yatırım, istihdam, üretim, ihracat yoluyla büyüme üzerine kurulu ekonomi yaklaşımından taviz vermeden milletin refahını yükseltme ve devleti güçlendirme mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Organize sanayi bölgelerinde çalışan sayımızı 415 binden 2 milyon 600 bine, ihracatımızı 36 milyar dolardan 255,8 milyar dolara, Ar-Ge harcamalarımızı 1,2 milyar dolardan 12 milyar dolara, Ar-Ge personeli sayımızı 29 binden 272 bine çıkardık. Askeri insansız hava aracı üretiminde dünyada, ticari araç, güneş paneli, beyaz eşya, demir-çelik, çimento üretiminde Avrupa’da lider Türkiye’yi inşa ettik. Silahlı kuvvetlerinin kullandığı piyade tüfeğini dahi üretemeyen, savunma envanteri neredeyse tümüyle dışa bağımlı Türkiye’yi, 22 yılda kendi insansız hava araçlarını, artık evet dünkü uçuştan sonra gururla söylüyoruz ki; savaş uçağını, uçak gemisini, uydularını yerli ve milli imkanlarla üretebilen ve geliştirebilen bir ülke konumuna taşıdık. 60 yıllık hayalimiz, yerli ve milli otomobilimiz Togg’u ürettik ve aziz milletimizin hizmetine sunduk. İnsanlı ilk uzay bilim misyonumuzu gerçekleştirdik.”
“81 ilimize çağ atlatmaya devam ediyoruz”
5G teknolojilerinden uçan akıllı mobilite sistemlerine, bataryadan çip teknolojilerine, güneş panellerinden rüzgar türbinlerine, biyoteknolojik ilaçlardan yeni nesil uydu teknolojilerine, hızlı trenlere kadar birçok alanda büyük atılımlar gerçekleştirme hedefiyle yollarına devam ettiklerini aktaran Kacır, “272 bin kişilik Ar-Ge ordumuzla, milyonlarca gencimizin akın ettiği Teknofest’lerde doğan, teknoparklarda büyüyen binlerce teknoloji girişimiyle, rekabet gücü yüksek sanayimizle ‘Vakit Türkiye vaktidir’ diyoruz. 81 ilimize çağ atlatmaya devam ediyoruz.” diye konuştu.
Bakan Kacır, büyüme ve kalkınma yolculuğunda Konya’nın kendileri için müstesna bir yere sahip olduğuna değinerek, kente değer katan yatırımları anlattı.
Son 22 yılda 263 milyar lira tutarında 5 bin 28 yatırım için teşvik belgesi düzenlediklerini, 83 bin 469 nitelikli istihdamın önünü açtıklarını vurgulayan Kacır, kalkınmanın sac ayaklarından biri sayılan KOBİ’lere can suyu olmaya devam ettiklerini dile getirdi.
Kacır, 22 yıl önce 200’den az KOBİ KOSGEB desteklerinden faydalanırken, bu sayıyı 4,9 milyar liranın üzerinde bir destekle 38 bin 500’e çıkardıklarını belirtti.
Konya’da yürütülen projeler
Planlı sanayileşme hamlesiyle Konya’yı sanayide öncü bir şehir haline getirdiklerini aktaran Kacır, TÜBİTAK özel sektör, Ar-Ge ve bilim insanı destek programlarıyla 1279 proje ve 2007 bilim insanına 3,8 milyar lira destek sağladıklarını söyledi.
Kacır, Mevlana Kalkınma Ajansı ve Konya Ovası Projesi (KOP) Bölge Kalkınma İdaresi tarafından desteklenen projelerle Konya’nın tarihi ve doğal güzelliklerini korumanın yanında zengin kültürel mirasını ekonomik değere dönüştürdüklerini ifade etti.
Konya’nın toprağının daha verimli kullanılmasına yönelik projeler geliştirdiklerini belirten Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün imza atacağımız 22 proje kapsamında kuracağımız modern sulama sistemleri ve seralar, sağlayacağımız makine ve ekipman destekleri, eğitim ve yayım faaliyetleriyle şehrimizde tarım ve hayvancılıkta kalite ve verimliliğin artırılmasına katkı vereceğiz. Çiftçinin ambarı artık sabanın ucunda değil. Medeniyet harcını erenlerin kardığı, hoşgörü diyarı, Anadolu’nun kadim hafızası Konya’ya eser kazandırmaya, hizmet üretmeye devam edeceğiz. İnşallah Konya, Anadolu’daki varlığımızın, birliğimizin, dirliğimizin sembolü olduğu gibi Türkiye Yüzyılı’nın da teminatı olacaktır.”
Vali Özkan, Büyükşehir Belediye Başkanı Altay ve KOP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanı Murat Karakoyunlu da konuşma yaparak, protokolün bölge ve ülke için hayırlı olmasını diledi.
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Kacır ile YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, sektör çalışanları ve üniversite öğrencilerini bir araya getirmeyi hedefleyen “Sektör Kampüste Programı” kapsamında işbirliği protokolünü imzaladı.
Protokolle, Bakanlık ve YÖK Başkanlığı öncülüğünde, gelişen teknolojilere yönelik ihtiyaç duyulan yetkinlikleri uygulamalı çalışmalarla geliştirmek için iş dünyası ile iç içe bir eğitim modelinin geliştirilmesi, iş dünyasının üniversiteye dahil edilmesi, firma ve üniversitelerin karşılıklı olarak gelişimlerine katkıda bulunulması hedefleniyor.
Bakan Kacır, imza töreninde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Türkiye Yüzyılı”nı inşa ederken, kritik teknolojilerde “tam bağımsızlık” amacına emin adımlarla yüründüğünü, Türkiye’yi dünyanın devler ligine yükseltmek için insan kaynağını harekete geçirdiklerini ifade etti.
Gençlerin önlerindeki engelleri kaldırarak, onlara yönelik araştırma desteklerinden bilim merkezlerine, burslardan festivallere kadar bilimi ve teknolojiyi daha yakından tanımalarını yönlendirecek adımlar attıklarını bildiren Kacır, TEKNOFEST ve Deneyap Teknoloji Atölyeleri’yle gençlerin bilim ve teknoloji dünyasıyla tanıştırıldığını kaydetti.
Kacır, bilim merkezlerine yönelik desteklerle bilim kültürünü yaygınlaştırıldığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:
“Geleceğin teknoloji yıldızlarını yetiştirmek, gençlerimize gelişen teknoloji yetkinliklerini hızla kazandırmak amacıyla araştırma, geliştirme ve inovasyona liderlik eden firmalarımızla üniversitelerimiz arasında köprüler kurduğumuz ‘Sektör Kampüste Programı’nı hayata geçiriyoruz. Gençler; blokzincir, yapay zeka, bulut bilişim, dijital dönüşüm, ileri imalat gibi konularda kendi alanlarının öncü teknoloji firmaları ve sektör profesyonelleriyle buluşacak.”
Yenilikçi öğrenme imkanı
Gençlere, sektör liderlerinden aldıkları derslerle, ileri teknolojilerdeki son eğilimleri, iyi uygulama örneklerini ve yenilikçi projeleri öğrenme imkanı sunduklarına işaret eden Kacır, öğrencilerin staj olanakları ve işbirliği projeleriyle edindiği teorik bilgileri, pratik deneyimlerle harmanlamalarına destek olduklarını belirtti.
Kacır, teknoloji üreten ve teknolojiyi en iyi kullanan firmalara da birikimlerini üniversiteler ve gençlerle paylaşma imkanı sunduklarını ve böylece ülkenin nitelikli insan kaynağını ve beşeri sermayesini güçlendirdiklerini ifade etti.
Üniversitelerin de bu işbirliğinde, öğrencilere sundukları eğitim olanaklarını yenilikçi bir modelle zenginleştirmek üzere çok önemli bir inisiyatifi üstlendiklerini bildiren Kacır, ilk uygulamasını 2022-2023 döneminde devreye aldıkları programda 36 farklı ders içeriğini 1500’ü aşkın öğrenciyle buluşturduklarını ifade etti.
Kacır, gelinen noktada ASELSAN, Arçelik, Baykar, Cezeri, TUSAŞ, Turkcell, TÜBİTAK, Türksat gibi alanlarında öncü onlarca firma ve kurumun, 84 üniversiteden on binlerce öğrencinin faydalandığı devasa bir üniversite-sanayi işbirliği platformunun temellerini atabilme noktasına geldiklerine dikkati çekti.
En büyük yatırımı insan kaynağına yapmaya devam edeceklerini belirten Kacır, “İnanıyorum ki gençlerimiz de Milli Teknoloji Hamlesi’ni en üst düzeyde sahiplenmeye devam edecekler. Onların katkılarıyla büyüyen, güçlenen, sınırları aşan, özgüven ve iddia sahibi Türkiye’nin yükselişine şahitlik edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Kacır, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde, Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu’nu gerçekleştiren ülkenin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın da bir seminer programıyla öğrencilerle buluşacağı bilgisini verdi.
Böylece gerçekleştirdikleri uzay misyonu ve insanlı uzay araştırmalarının gençlerin yakından bilgi sahibi oldukları alanlar olacağına işaret eden Kacır, şunları kaydetti:
“Önümüzdeki dönemde nice insanlı uzay misyonunu hazırlayacak insan kaynağının yetişmesine TUA’nın koordinasyonuyla, İTÜ’nün ev sahipliğiyle gerçekleşecek bu seminer programı da önemli katkılar sunacak. Türkiye’nin araştırma, geliştirme, inovasyon ekosistemini üniversiteler ve gençlerin emrine amade hale getirmeye dönük adımlar atmayı çok önemsiyoruz. Her bir gerçekleşen milli projenin kazanımının Türkiye’nin beşeri sermayesine sunduğu katkı olduğunu değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz ortak çalışmalar da bu süreci bugünkünden de çok daha ileri bir noktaya taşıyacak.”
“Sektörler nitelikli iş gücüne daha kolay ulaşabilecek”
YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar da protokolle, iş dünyası ve sektörlerin talepleri doğrultusunda, üniversitelerde seçmeli derslerin açılabileceğini ve bu derslerin verilmesinde Bakanlığa bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarda görev yapanlar veya sektör kuruluşlarından alanında uzman kişilerin görev alabileceğini bildirdi.
Bu şekilde, üniversite-sektör işbirliği açısından bir başka somut adımı atacaklarını belirten Özvar, şu ifadeleri kullandı:
“Üniversite-sektör iş birliği sayesinde üniversite öğrencileri, daha eğitim sürecinde, sektörel gelişmelere ve dinamiklere vakıf olabilecektir. Bu şekilde, hem mezunlarımızın istihdam piyasasına daha hazır bir şekilde girebilmesi hem de sektörlerin ihtiyaç duydukları nitelikli iş gücüne daha kolay ulaşabilmeleri mümkün olacaktır.”
]]>Kacır, DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen’in Milli Uzay Programı kapsamındaki hedeflere ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı.
Son yıllarda uzay alanında önemli kazanımların elde edildiğini belirten Kacır, 2018’de Türkiye Uzay Ajansının (TUA) kurulması ve 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Milli Uzay Programı’nın ilan edilmesiyle uzay çalışmalarının ön plana çıktığını vurguladı.
Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın 19 Ocak’ta Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilerek, ilk kez insanlı uzay operasyonlarında yer alındığını ve bu alanda önemli bir eşiğin geride bırakıldığını aktardı.
Türkiye’nin uzay çalışmalarında çok sayıda uydu ve roket projesinin bulunduğunun altını çizen Kacır, uydu üretiminde birçok yerli firmayla çalışıldığını ifade etti.
“Yerlileştirme ve geliştirme çalışmaları yapılmaktadır”
Mehmet Fatih Kacır, TÜRKSAT’ın haberleşme uyduları ile GÖKTÜRK uzaktan algılama uydularının sabit yörüngede hizmet verdiğini anımsatarak, şöyle devam etti:
“Kendi ürettiğimiz TÜRKSAT 6A uydusunun 2024 yılı içinde fırlatılıp yörüngesine yerleştirilmesi planlanmaktadır. 2017 yılında başlanan metre altı çözünürlüğe sahip yerli ve milli ilk gözlem uydusu İMECE Projesi vasıtasıyla ise sıfırdan yer gözlem uydusu ve yer istasyonu alt sistemlerini tasarlayıp üretebilecek kabiliyete sahip ülke konumuna gelinmiştir. Ayrıca gelecekteki gözlem ve haberleşme uydularının yurt içinde üretilmesine yönelik kritik bir altyapı olan Uydu Montaj, Entegrasyon ve Test Merkezi kurulmuştur. Önümüzdeki dönemlerde küp uydu geliştirme faaliyetlerine devam edilmesi de planlanmakta, uydu itki sistemleri ve diğer alt sistemler üzerine yerlileştirme ve geliştirme çalışmaları yapılmaktadır.”
Yerli uyduları uzaya çıkaracak bağımsız ve yerli fırlatma sistemlerinin tasarlanmasına yönelik yurt içi ve yurt dışı ortaklıklar üzerinden çalışmaların sürdüğünü aktaran Bakan Kacır, Milli Uzay Programı kapsamındaki “Ay Projesi” için gerekli yerli ve milli Hibrit İtki Sistemleri, uçuş bilgisayarı ve çeşitli yerli uydu ekipmanlarının tasarımına, geliştirilmesine devam edildiğini bildirdi. Mehmet Fatih Kacır, gözlem ve haberleşme uydu projelerinde elde edilen bilgi ile tecrübenin “Ay Projesi”ne taşınacağını kaydetti.
Uzay Havası Uygulama Merkezi’nin bu yıl içerisinde kurulmasının öngörüldüğünü ifade eden Kacır, yerli ve milli kaynakların verimli, etkin kullanılması amacıyla TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi ile Doğu Anadolu Gözlemevi’nin entegre edilerek tek bir ulusal araştırma alt yapısı haline getirildiğini belirtti.
Uzay Kanunu vurgusu
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, uzay farkındalığını artırmak, insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla TEKNOFEST, bilim şenlikleri, kariyer fuarları gibi proje ve etkinliklerde çalışmalar yapıldığını, çeşitli illerde gökyüzü gözlemlerini kolaylaştırmak için “Karanlık Gökyüzü Parkları”nın inşasına başlandığını anlattı.
Milli Eğitim Bakanlığının programı kapsamında Türkiye Uzay Ajansı tarafından uzay konusunda ihtiyaç görülen alanlarda eğitim almaları için yurt dışına öğrenci gönderildiğini bildiren Kacır, şunları kaydetti:
“Öncelikli hedeflerimiz, uzaya uydu sistemleri götürebilecek roket sistemleri vasıtasıyla uzaya bağımsız erişim sağlamak ve uzay limanı kurma projesidir. Önümüzdeki dönemde insanlı uzay araştırmaları, uzay keşifleri, uzay istasyonları gibi bütün değer zincirinde daha fazla rol üstlenebilmek amacıyla Türk sanayi ve teknoloji ekosisteminin güçlü şekilde desteklenip yönlendirilmesine devam edilecektir. Bu bağlamda; Türkiye’de uzay alanında uluslararası bir çalıştay düzenlenmesi, TUA’nın uzun vadeli programlar başlatmasına imkan tanıyacak düzenlemeleri kapsayacak bir uzay kanununun TBMM’ye sunulması ve Ankara’da bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurulması da planlanmaktadır. Ülkemizin, Milli Uzay Programı kapsamında 2030 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedeflediği önemli projeleri bulunmaktadır. Uzay teknolojisi alanındaki çalışmalara yoğun bir şekilde devam edilerek, önümüzdeki 10 yıl içerisinde bölgede ve dünyada uzay ekosisteminin önemli oyuncularından biri olunması hedefine doğru kararlı adımlarla ilerlenmektedir.”
]]>Kacır, Şebinkarahisar Yardımlaşma Derneği 50. Olağan Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci asrını “Türkiye Yüzyılı” yapabilmek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gayret gösterdiklerini söyledi.
Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğuna büyük bir coşkuyla devam edildiğini dile getiren Kacır, “Türkiye bugün kritik teknolojileri kendi imkanlarıyla geliştirebilen, üretebilen ve böylelikle başta güvenlik güçleri olmak üzere devletinin ihtiyaçlarını, yerli ve milli sistemlerle karşılayabilen bir ülke olmuştur. Türkiye bugün yüksek teknoloji sistemlerini dünyaya rekabetçi şekilde ihraç edebilen bir ülke olmuştur.” şeklinde konuştu.
İnsansız hava araçlarında Türkiye’nin bugün dünyada bir numara olduğunu vurgulayan Kacır, bu ülkenin, milletin, devletin neye ihtiyacı varsa kendi evlatlarının alın, akıl teriyle, emeği, gayretiyle yerli ve milli olarak geliştirildiğini ve güvenlik güçlerine teslim edildiğini belirtti.
Kacır, Türkiye’nin, savuma sanayisinde tarih, destan yazdığını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Şimdi Türkiye’nin başarılarını bütün dünya konuşuyor. Bütün dünya yakından takip ediyor. Dostlarımız güven duyuyor, itimat duyuyor, huzur hissediyor. Hasımlarımız kıskanıyor, endişeye kapılıyor ama daha gidecek çok yolumuz var. Allah’ın izniyle hem savunma sanayisi hem sanayinin diğer alanlarında önümüzdeki dönemde daha büyük işlere hep birlikte imza atacağız. İşte bugün geldiğimiz nokta itibarıyla kendi topraklarımızdan terörü kazıdık attık, sildik attık.”
Kacır, sadece bugünü değil, yarını da düşünmek zorunda olduklarını, mücadelenin sınır ötesine taşındığını ve sınırların ötesinde kurulmaya çalışılan terörist haritalarını yırtıp attıklarını söyledi.
“İstanbul’da da tercihlerimiz çok kıymetli ve önemli”
Mehmet Fatih Kacır, teknolojik bağımsızlık olmadan ekonomik bağımsızlığın mümkün olmadığını belirterek, “Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık mümkün değil. Yüz yıl önce tam bağımsızlık iddiasıyla kurduğumuz Cumhuriyet’imizi ancak teknolojik bağımsızlıkla geleceğe taşıyabiliriz. Bunu sadece savunma sanayisinde başarmamız yetmez, teknolojinin bütün alanlarında tam bağımsızlık mücadelesini sürdürüyoruz.” dedi.
Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunun tamamlandığını hatırlatan Kacır, bu milletin çocuklarının, başka milletlerin çocuklarına ait olduğu gerekçesiyle vazgeçecekleri hiçbir hayalin kalmadığını dile getirdi.
Türkiye’nin bugün sadece insansız hava araçlarında bir numara olmadığını, güneş paneli, ticari araç ve beyaz eşya üretiminde Avrupa’da çok önemli konumda olduğunu anlatan Kacır, bugün 255 milyar doları aşan ihracatıyla ülkenin dünyanın önemli bir üretim üssü olmayı başardığını vurguladı.
Bakan Kacır, hiçbir başarının tesadüf olmadığına, tüm bunların 22 yıla varan gayretin, emeğin, çabanın bir sonucu olduğuna dikkati çekerek, Türkiye’yi bir üretim ülkesi haline getirdiklerini, Şebinkarahisar’ın da bu üretim kervanında daha güçlü şekilde rolünü alması gerektiğini söyledi.
Giresun’da yaptıkları yatırımları aktaran Kacır, Şebinkarahisar’ın da eğitim ve üretim hamlesini gerçekleştirmek için çalışmalara devam edeceklerini ifade etti.
Kacır, algı siyaseti yapanların değil, hizmet siyaseti, eser yapanların yanında olduklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Taş üstüne taş koyanlara inanıyorum ki Şebinkarahisarlılar destek vermeye devam edecektir. Sadece Şebinkarahisar’da değil, tabii burada, yaşadığımız bu güzel şehirde, İstanbul’da da tercihlerimiz çok kıymetli, çok önemli. İstanbul’un kaybedecek bir dakikası daha kalmamıştır. İstanbul çok hızlı şekilde depreme hazırlanmak durumundadır. Bu hazırlıkları en iyi şekilde gerçekleştirmek, yüz binlerce yeni, güvenilir, sağlam konutu inşa etmek durumundayız. Bu şehrin trafik sorununu çözmek için yeni metrolar yapmalıyız. Bütün bunlar, açılış törenleri yapacağımız projelere imza atmakla olur, değil mi? Açılışını iptal etmek üzere bir araya geldiğimiz törenlerle olmaz. İnşallah, önümüzdeki dönemde nice projeleri, nice eserleri, bu şehre kazandıracak belediye başkanlarımızı, hem ilçelerimizde hem İstanbul’umuzda seçeceğiz.”
]]>Mehmet Fatih Kacır, Acıbadem Üniversitesi Kerem Aydınlar Kampüsü’nde düzenlenen “İstanbul Tanısız ve Nadir Hastalıklara Çözüm Platformu Projesi Tanıtım Toplantısı ve Acıbadem Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Merkezi (TEKMER) Açılış Töreni”ne katıldı.
Bakan Kacır, etkinlikte yaptığı konuşmada, bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin yeni bir çağın başlangıcının kapısını araladığını belirterek, 4. Sanayi Devrimi olarak adlandırılan bu sürecin insanlığın gelişimi ve refahını desteklemenin yanı sıra, yeni zorlukları da beraberinde getirdiğini ifade etti.
Türkiye’nin bu süreçte “Milli Teknoloji Hamlesi” ile kendi özgün yol haritasını hayata geçirdiğini aktaran Kacır, “Kritik teknolojilerde ‘Tam Bağımsız Türkiye’ anlayışıyla teknolojide öncü bir ülke olma iradesini gösteriyoruz. Bilimin, teknolojinin ve refahın sadece birkaç ülke veya şirketin elinde asimetrik şekilde toplanmasının karşısında duruyoruz.” dedi.
Kacır, insanlık yararına bilim ve teknoloji yaklaşımıyla, milli ve özgün teknolojik ürünler geliştirmeyi sadece milletin değil tüm insanlığın huzur ve refahı adına önemli bir araç olarak gördüklerini ifade ederek, “İnsan genom projesinin tamamlanması sonrasında geliştirilen yeni nesil tedavi yöntemleri ile yapay zeka, artırılmış gerçeklik, büyük veri ve analitik, robotik gibi bilgi teknolojilerinin sağlık sektöründe kullanımının yaygınlaşması; vatandaşlarımızın maliyet etkin ve nitelikli sağlık hizmetlerine erişim imkanı sunuyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin sağlıktaki dönüşümü göğüslerken AR-GE, inovasyon kabiliyeti, nitelikli insan kaynağı ve güçlü sağlık altyapısı gibi önemli avantajlara sahip olduğuna dikkati çeken Kacır, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Güçlü sağlık altyapımızı, AR-GE ve inovasyon yetkinliklerimizle buluşturarak küresel ölçekte ürün, teknoloji ve hizmet geliştirmenin önünü açacak kritik politika ve proje önerileri belirledik. Klinik ve bilişim teknolojilerindeki patent sayılarını, AR-GE harcamalarını ve sağlık alanındaki girişimlerin sayılarını artırmayı kendimize hedef olarak koyduk. İlaç, tıbbi cihaz ve sağlık bilişim teknolojilerinde yerlileştirme hamlemize hız verdik.
Sadece 2023 yılında sağlık sektöründe 315 yatırıma teşvik belgesi düzenleyerek 55 milyar liranın üzerinde yatırımı harekete geçirdik ve yaklaşık 9 bin nitelikli istihdamın önünü açtık. Katma değerli üretimi teşvik etmek ve cari açığı azaltmak üzere hayata geçirdiğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı kapsamında, biyobenzer ilaçlardan kanser ve otoimmün ilaçlara, ortopedik cihazlar ve protezlerden yenilikçi eşdeğer ilaçlara kadar toplam büyüklüğü 22 milyarı geçen 56 yatırım projesini destekliyoruz. TÜBİTAK destek programlarımızda AR-GE ve yenilik konu başlıkları altında sağlık sektöründe pek çok alanda çalışmalara öncelik veriyoruz.”
“27 teknoloji merkezimizin 15’i yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine öncülük ediyor”
Bakan Kacır, TÜBİTAK burs ve destek programları kapsamında son 22 yılda sağlık alanında 9 binden fazla projeye ve 15 binden fazla kişiye toplam 40 milyar lira destek sağladıklarını dile getirdi.
KOSGEB destekleriyle hayata geçen teknoloji merkezlerinin sağlık alanında teknoloji geliştirme kabiliyetlerine son dönemde önemli bir ivme kattığını belirten Kacır, “27 teknoloji merkezimizin 15’i sağlık girişimlerine ev sahipliği yaparak yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesine öncülük ediyor.” dedi.
Kacır, Acıbadem Üniversitesinin sahip olduğu bilgi birikimi ve enerjisini sağlık teknolojilerinde faaliyet gösteren girişimci ve işletmelere aktarmasını sağlayacak bir projenin açılışını gerçekleştirdiklerini dile getirerek, “Girişimcilerimizin ihtiyaçlarını dikkate alarak tasarlanan altyapı, şimdiden 25 teknoloji girişimimize ev sahipliği yapıyor.
TEKMER bünyesinde yer alan girişimlere sağladığımız vergisel avantajlarla girişimcilerimizin yanında yer alıyoruz. İnanıyorum ki burada kurduğumuz altyapı önümüzdeki yıllarda sağlık alanında Turcorn’larımızın adresi olacak. Yenilikçi ürün ve hizmetlerin ticarileştirmeleri için uygun platform sunarken 85 milyonumuzu daha nitelikli sağlık hizmetiyle buluşturmamızı sağlayacak.” değerlendirmesinde bulundu.
“Nadir hastalıklarda yeni tanı ve tedavi yöntemlerine ışık tutacak veri tabanı oluşturuyoruz”
Bakan Kacır, önleyici sağlık hizmet kapasitesini güçlendirerek evlilik öncesi ve yeni doğan tarama programlarının kapsamını Sağlık Bakanlığı öncülüğünde genişlettiklerini aktardı.
Risk grubundaki bireylere genetik danışmanlık hizmetleri sunarak onların bilgi ve bilinç düzeyini yükselttiklerini kaydeden Kacır, “SGK tarafından geri ödeme kapsamına alınan tüp bebek tedavisiyle; hasta veya taşıyıcı çiftlerimizin sağlıklı bebeklerini kucaklarına almalarına imkan sağlıyoruz.” dedi.
Kacır, “İstanbul Kalkınma Ajansı desteğiyle hayata geçirdiğimiz ‘İstanbul Tanısız ve Nadir Hastalıklara Çözüm Platformu-İSTisNA’ projesi bünyesinde hayata geçirdiğimiz çalışmalarla da bireylerin nadir ve tanısız hastalıklardan kaynaklanan sosyal ve fiziksel dezavantajlı durumlarının etkilerinin azaltıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Nadir hastalıklarda yeni tanı ve tedavi yöntemlerine ışık tutacak veri tabanı oluşturduklarını aktaran Kacır, “İstanbul Kalkınma Ajansımızla bugüne kadar 28,5 milyon lira destek sağladığımız İSTisNA projesi nadir hastalıklar alanında kabiliyetlerimizi güçlendirmenin yanında İstanbul’u, Orta Doğu ülkeleri, Türk Devletleri ve Balkan ülkeleri gibi yakın coğrafya için nadir hastalıklar alanında danışmanlık alınabilecek bir referans ve çekim merkezi haline getirecek.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>Bakan Kacır, 2023’ü Bağcılar’da öğrencilerle uğurladı, yeni yılı taksicilerle ve Belediye çalışanları ile birlikte karşıladı.
Bağcılar Belediyesi Ateştuğla Etüt Merkezi’nin açılışına katılan, öğrencilerle yakından ilgilenip aileleri ile sohbet eden Kacır, burada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile telefonda konuştu. Kacır, Erdoğan’a öğrencilerin ve ailelerinin selamlarını iletti. Erdoğan da Kacır aracılığıyla selam yolladı.
Ateştuğla Etüt Merkezi’ndeki öğrencilerle sohbetinde, 2024’ün hayırlı olması temennisinde bulunan Kacır, 2023’te yaşanan deprem felaketini anımsatarak, orada yaşanan ortak acıya, o günlerde yaşanan dayanışmaya işaret etti.
Konuşmasında depremde hayatını kaybedenleri ve şehitleri anan Kacır, şunları kaydetti:
“2023 Cumhuriyetimizin 100. yılıydı, coşkuyla kutladık. 100 yılın muhasebesini yapacak olursak da başladığımız andan bugüne muazzam işler başardık. Türk milleti bağımsızlığından ödün vermedi ve Cumhuriyeti kurdu. 100 yaşına adım attığında o Cumhuriyet, şimdi bölgesinin en istikrarlı, en kuvvetli ve sadece kendi milletine değil, tüm dost ve kardeş coğrafyalara uzanabilecek kadar da kudretli bir devlete dönüştü. Türk milleti çok çalışkan, azimli, gayretli, imanlı ve nihayetinde Cumhuriyetin ikinci asrına şimdi Türkiye Yüzyılı damgasını vuracak kadar da iddialı.”
Savunma sanayisinde, milli teknolojide atılan adımlar hakkında bilgi veren Kacır, bu alanlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde muazzam bir başarı hikayesi yazıldığını söyledi.
Kacır, gençlerle birlikte Cumhuriyetin ikinci asrında daha büyük işlere hep beraber imza atılacağına dikkati çekerek, “Birliğimizden, dirliğimizden taviz vermeyeceğiz, teröre, teröriste aman vermeyeceğiz. Bu mücadeleden bir adım, bir milim bile geri adım atmayacağız. Bu topraklarda tam bağımsızlık ruhunu asla zedeletmeyeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi ‘Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet’ olmaya devam edeceğiz. Yılın son günlerinde şehitlerimiz oldu, içimiz yandı. Bu topraklar gerçek manada şehit kanlarıyla sulanmış topraklar ama biz o kadar kuvvetli olacağız ki her bir gencimizin bu topraklarda dünyanın en başarılı işlerine imza atması için, buraları huzur ülkesi yapmak adına gayret ortaya koyacağız.” ifadelerini kullandı.
“İnsanlık tarihinin utanç sayfaları İsrail tarafından yazıldı”
2023’ün dünya ölçeğinde de güçlükler senesi olduğunu anlatan Kacır, Gazze’de yaşananları anımsattı. Kacır, insanlık tarihinin utanç sayfalarının İsrail tarafından yazıldığını, insanlığın bunun mesuliyetini, sorumluluğunu ve utancını tarih boyunca yaşayacağını ve hatırlayacağını dile getirdi.
Kacır, “Maalesef bu adaletsizliğe, bu zulme, bu soykırıma insanlığın dur deme noktasında olduğunu ifade edecek durumda değiliz. Bu meseleyi de çözecek olan Türk milletidir. Türk milletinin azmi, kararlılığı, inancı, dünyaya merhameti, adaleti yeniden getirecek. Gördük ki adalet, merhamet, insanlık değerleri yoksa, bilim de teknoloji de boşuna.” diye konuştu.
Gençlere milli ve manevi değerlerle yükselen bir bilim ve teknoloji inşa etmeleri tavsiyesinde bulunan Kacır, Türk gençliğinin bunu başaracağını ve yapacağını, kendilerinin de bu anlamda ellerinden gelen tüm desteği verdiklerini ve vereceklerini söyledi.
Kacır, Bağcılardaki tüm kütüphanelere TÜBİTAK’ın tüm yayınlarını hediye edeceklerinin müjdesini vererek, konuşmasının ardından gençlerle fotoğraf çektirdi.
Kacır, taksiciler ve Belediye çalışanları ile buluştu
Gençlerle buluşmasının ardından Bağcılardaki Mega Taksi durağını ziyaret eden, yeni yılı burada taksicilerle karşılayan Kacır, taksi durağında gelen telefonu da yanıtladı.
Burada taksicilerle sohbet eden Kacır, iyi dileklerini paylaşarak, çalışanlarla fotoğraf çektirdi.
Taksi durağının ardından Bağcılar Belediyesi, Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü, Fen İşleri Müdürlüğü ve Park Bahçeler Müdürlüğü çalışanları ile buluşan Kacır, işçilerle sohbet etti.
Bakan Kacır, burada da işçilerle aile fotoğrafı çektirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’a ???????Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir de eşlik etti.
]]>