Kacır, DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen’in Milli Uzay Programı kapsamındaki hedeflere ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı.
Son yıllarda uzay alanında önemli kazanımların elde edildiğini belirten Kacır, 2018’de Türkiye Uzay Ajansının (TUA) kurulması ve 2021’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Milli Uzay Programı’nın ilan edilmesiyle uzay çalışmalarının ön plana çıktığını vurguladı.
Bakan Kacır, Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı’nın 19 Ocak’ta Uluslararası Uzay İstasyonu’na gönderilerek, ilk kez insanlı uzay operasyonlarında yer alındığını ve bu alanda önemli bir eşiğin geride bırakıldığını aktardı.
Türkiye’nin uzay çalışmalarında çok sayıda uydu ve roket projesinin bulunduğunun altını çizen Kacır, uydu üretiminde birçok yerli firmayla çalışıldığını ifade etti.
“Yerlileştirme ve geliştirme çalışmaları yapılmaktadır”
Mehmet Fatih Kacır, TÜRKSAT’ın haberleşme uyduları ile GÖKTÜRK uzaktan algılama uydularının sabit yörüngede hizmet verdiğini anımsatarak, şöyle devam etti:
“Kendi ürettiğimiz TÜRKSAT 6A uydusunun 2024 yılı içinde fırlatılıp yörüngesine yerleştirilmesi planlanmaktadır. 2017 yılında başlanan metre altı çözünürlüğe sahip yerli ve milli ilk gözlem uydusu İMECE Projesi vasıtasıyla ise sıfırdan yer gözlem uydusu ve yer istasyonu alt sistemlerini tasarlayıp üretebilecek kabiliyete sahip ülke konumuna gelinmiştir. Ayrıca gelecekteki gözlem ve haberleşme uydularının yurt içinde üretilmesine yönelik kritik bir altyapı olan Uydu Montaj, Entegrasyon ve Test Merkezi kurulmuştur. Önümüzdeki dönemlerde küp uydu geliştirme faaliyetlerine devam edilmesi de planlanmakta, uydu itki sistemleri ve diğer alt sistemler üzerine yerlileştirme ve geliştirme çalışmaları yapılmaktadır.”
Yerli uyduları uzaya çıkaracak bağımsız ve yerli fırlatma sistemlerinin tasarlanmasına yönelik yurt içi ve yurt dışı ortaklıklar üzerinden çalışmaların sürdüğünü aktaran Bakan Kacır, Milli Uzay Programı kapsamındaki “Ay Projesi” için gerekli yerli ve milli Hibrit İtki Sistemleri, uçuş bilgisayarı ve çeşitli yerli uydu ekipmanlarının tasarımına, geliştirilmesine devam edildiğini bildirdi. Mehmet Fatih Kacır, gözlem ve haberleşme uydu projelerinde elde edilen bilgi ile tecrübenin “Ay Projesi”ne taşınacağını kaydetti.
Uzay Havası Uygulama Merkezi’nin bu yıl içerisinde kurulmasının öngörüldüğünü ifade eden Kacır, yerli ve milli kaynakların verimli, etkin kullanılması amacıyla TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi ile Doğu Anadolu Gözlemevi’nin entegre edilerek tek bir ulusal araştırma alt yapısı haline getirildiğini belirtti.
Uzay Kanunu vurgusu
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, uzay farkındalığını artırmak, insan kaynağının geliştirilmesi amacıyla TEKNOFEST, bilim şenlikleri, kariyer fuarları gibi proje ve etkinliklerde çalışmalar yapıldığını, çeşitli illerde gökyüzü gözlemlerini kolaylaştırmak için “Karanlık Gökyüzü Parkları”nın inşasına başlandığını anlattı.
Milli Eğitim Bakanlığının programı kapsamında Türkiye Uzay Ajansı tarafından uzay konusunda ihtiyaç görülen alanlarda eğitim almaları için yurt dışına öğrenci gönderildiğini bildiren Kacır, şunları kaydetti:
“Öncelikli hedeflerimiz, uzaya uydu sistemleri götürebilecek roket sistemleri vasıtasıyla uzaya bağımsız erişim sağlamak ve uzay limanı kurma projesidir. Önümüzdeki dönemde insanlı uzay araştırmaları, uzay keşifleri, uzay istasyonları gibi bütün değer zincirinde daha fazla rol üstlenebilmek amacıyla Türk sanayi ve teknoloji ekosisteminin güçlü şekilde desteklenip yönlendirilmesine devam edilecektir. Bu bağlamda; Türkiye’de uzay alanında uluslararası bir çalıştay düzenlenmesi, TUA’nın uzun vadeli programlar başlatmasına imkan tanıyacak düzenlemeleri kapsayacak bir uzay kanununun TBMM’ye sunulması ve Ankara’da bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurulması da planlanmaktadır. Ülkemizin, Milli Uzay Programı kapsamında 2030 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedeflediği önemli projeleri bulunmaktadır. Uzay teknolojisi alanındaki çalışmalara yoğun bir şekilde devam edilerek, önümüzdeki 10 yıl içerisinde bölgede ve dünyada uzay ekosisteminin önemli oyuncularından biri olunması hedefine doğru kararlı adımlarla ilerlenmektedir.”
]]>Devlet Meteoroloji İşleri Umum Müdürlüğü Kuruluş Kanunu 10 Şubat 1937’de kabul edildi, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, tarafından 19 Şubat 1937’de Kuruluş Kanunu’nun imzalanmasının ardından kurum faaliyetlerine başladı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü, kuruluşunun 87’nci yıl dönümünde kapılarını Anadolu Ajansına açtı.
Türkiye genelinde 3 bin personeliyle 7 gün 24 saat hizmet veren genel müdürlük, Ankara dışındaki meteoroloji uzmanlarıyla günlük yapılan çevrim içi toplantılarda, ülke genelindeki sıcaklık ve hava tahminlerini yerinden teyit ederek vatandaşlara ulaştırıyor.
Tahminler Dairesi Başkanı Yüksel Yağan, AA muhabirine, hava tahmini hazırlanırken neler yapıldığını anlattı. Yağan, “Hava tahmini, meteorolojik gözlemlerin işlenmesi ve birtakım hesaplanmaların yapılmasından sonra tahmin haritalarının oluşturulması ve haritaların meteoroloji uzmanları tarafından değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan bir sürecin ürünüdür.” dedi.
Meteorolojik gözlemlerin temel olarak iki ana grupta yapıldığını belirten Yağan, bunların “meteorolojik yer gözlemleri” ve “yüksek atmosfer gözlemleri” olduğunu söyledi.
Elde edilen verilerin gerektiğinde saatlik olarak yayınlanıp, vatandaşlarla paylaşıldığını dile getiren Yağan, gözlemlerin detaylarını şöyle aktardı:
“Meteorolojik yer gözlemleri hali hazırda otomatik olarak yapılıyor, yer seviyesindeki basınç, sıcaklık nem, rüzgar gibi birçok meteorolojik parametre elde ediliyor. Yüksek atmosfer gözlemleri de ‘radyosonde rasatları’ dediğimiz balonla yapılan, halkımızın daha çok ilgisini çeken gözlemlerdir. Yer seviyesinden 30 kilometreye kadar Türkiye’de belirli noktalarda bu gözlemleri yapıyoruz ve bu gözlemleri yurt dışına uluslararası yayınlıyoruz. Dolayısıyla atmosferi üç boyutlu olarak gözlemlemiş oluyoruz.”
Türkiye’de 2057 gözlem sistemi var
Gözlem sistemlerinin sayısına ilişkin bilgi veren Yağan, “Türkiye’de içerisinde yer ve yüksek atmosfer gözlemleri ile meteorolojik radar gözlemlerinin de yer aldığı toplam 2057 gözlem sistemi bulunmaktadır. Buna ilave, üyesi olduğumuz Avrupa Meteoroloji Uyduları İşletme Teşkilatı’ndan (EUMETSAT) da uydu görüntüleri elde edilip değerlendirilmektedir.” dedi.
Yağan, ölçüm işlemlerinin, hava tahmini sürecinin başlangıcı olduğunu dile getirerek, “Daha sonra yer ve yüksek atmosfer gözlemlerine meteorolojik uydu ve radar gözlemleri de dahil ediliyor. Hatta ikincil planda gemilerde yapılan meteorolojik gözlemler ile uçaklarda yapılan meteorolojik gözlemler de ekleniyor.” diye konuştu.
Dünyadaki havacılık sektöründe kullanılan birçok uçağın, uçuş esnasında meteorolojik veriler elde ettiğini aktaran Yağan, bu gözlem verilerinin yayınlandığı uluslararası platformlardan da yararlandıklarını söyledi.
Sonuçlar elde edildikten sonra, kontrolden geçirilip, doğruluğunun teyit edildiğini ve sayısal hava tahmin modelleri olarak adlandırılan “atmosferik simülasyon programları”na aktarıldığını kaydeden Yağan, sayısal hava tahmin modellerinin hesaplamalarından sonra meteorolojik tahmin haritalarının ortaya çıktığını anlattı.
Yağan, bu haritaların meteoroloji uzmanları tarafından değerlendirildiğine işaret ederek, “Sayısal hava tahmin modelleri bu simülasyonu yapar ama bu tahmin sonuçları yüzde 100 doğru değildir. Burada tecrübe, insan faktörü devreye girer bu sayısal hava tahmin modellerinden çıktıları değerlendirilir, analiz edilir ve süreç sonunda hazırlanan hava tahminleri kamuoyu ile paylaşılır.” diye konuştu.
Yapılan tahminlerde ve değerlendirmelerde kuvvetli bir meteorolojik hadise olduğunda meteorolojik uyarıların hazırlanarak, SMS, Meteoroloji’nin Sesi Radyosu, e-posta, genel müdürlüğün web sayfası ve mobil uygulamaları üzerinden yayınlandığını dile getiren Yağan, “Bu meteorolojik uyarılar, valiliklerimiz, belediyelerimiz başta olmak üzere bütün yetkili ve ilgili kurum kuruluşlarla paylaşılıyor. Bu sayede ilgililerin ve sorumluluğu olan insanların vaktinden önce tedbir alması sağlanarak, can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi sağlanıyor.” dedi.
Balon yardımıyla yüksek atmosfer gözlemi yapılıyor
Öte yandan, Meteoroloji Genel Müdürlüğü yerleşkesi içerisinde her gün yüksek atmosfer gözlemi için balonla radyosonde rasatları yapılıyor. Bu gözlemler, günde 2 kere 14.30 ve 02.30’da dünya ile eş zamanlı olarak gerçekleştiriliyor.
Radyosonde hasadı yapılırken ilk aşamayı, cihazı atmosfere ulaştırması için balonun şişirilmesi oluşturuyor. Yanıcı gaz kullanıldığı için tedbir amaçlı özel kostümlerle şişirilen balona, radyosonde cihazı bağlanarak, atmosfere gönderiliyor. Radyosonde cihazı, balonun yardımıyla serbest atmosferde yukarı çıkarken meteorolojik bilgileri de eş zamanlı olarak ölçerek ve istasyona gönderiyor.
“Yerli ve tamamen milli olan cihazlarımızı kullanıyoruz”
Meteoroloji 9. Bölge Müdürlüğü (Ankara) Teknik Şube Müdürü Ümit Gülbağ, yüksek atmosfer gözlemlerine ilişkin bilgi vererek, “Türkiye’de 9 merkezimizden, dünyada ise yaklaşık 800 merkezden yüksek atmosfer gözlemleri yapılıyor.” dedi.
Gözlem sırasında balon, cihaz ve paraşüt kullanıldığını aktaran Gülbağ, şöyle devam etti:
“Balonumuz lateksten oluşmakta cihaz olarak da Genel Müdürümüz Volkan Mutlu Coşkun’un talimatlarıyla 2-3 yıldır yerli ve tamamen milli olan cihazlarımızı kullanıyoruz, yurt dışından herhangi bir cihaz almıyoruz. Cihazımız basınç, rüzgar, sıcaklık nem gibi değerleri ölçüp yerdeki sistemimize iletiyor. Yerdeki sistemimizden de bunlar kodlanıp genel müdürlüğümüze gönderip modeller ve sübjektif tahminlerde kullanılıyor. Cihazımız dakikada 160 metre kadar yükseliyor, 35 kilometreye kadar çıkıyor. Basınç düşük olduğu için genişliyor ve o civarda patlıyor ve düşüyor.”
Gülbağ, tek kullanımlık olarak üretilen cihazın paraşüt yardımıyla düştüğünü belirterek, 100 gram ağırlığında olması dolayısıyla da herhangi bir zarara sebebiyet vermediğini kaydetti.
]]>