Diyabet – Karadeniz Haber Tv https://www.karadenizhabertv.com.tr Thu, 07 Nov 2024 01:34:48 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Diyabet, körlüğün bir numaralı sebebi https://www.karadenizhabertv.com.tr/diyabet-korlugun-bir-numarali-sebebi/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/diyabet-korlugun-bir-numarali-sebebi/#respond Thu, 07 Nov 2024 01:34:48 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/diyabet-korlugun-bir-numarali-sebebi/ Türkiye’de diyabetli hasta sayısı Avrupa ülkelerinden daha yavaş artarken, son yıllarda Avrupa ülkelerinden daha hızlı artış gösteriyor. Bugün ülkemizde bilinen, yaklaşık 12 milyon diyabet hastası var. “Diyabet, kanda bulunan glikoz ve şeker oranlarının artmasıyla ortaya çıkan ciddi bir metabolik hastalık” diyen Dünyagöz Ankara Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Numan Alp, “Retina damarlarının tıkanması sebebiyle göz rahatsızlıklarının oluşmasına yol açan bu hastalığa sahip kişilerin, düzenli göz muayenelerini aksatmadan gerçekleştirmeleri, görme yetisinin korunması açısından çok büyük önem taşıyor” uyarısında bulundu. Prof. Dr. Alp, diyabetin olumsuz etkilerinden gözlerimizi korumak için neler yapmamız gerektiğini en ince ayrıntılarına kadar anlattı.

ERKEN TEŞHİS GÖRME KAYBINI ÖNLÜYOR
Diyabetin en çok zarar verdiği organlardan birisinin gözler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alp, “Diyabet tanısı konulan bir hastanın mutlaka uzman bir göz hekimine muayene olması önemlidir. Diyabet hastalarında gelişebilen, gözün ağ tabakasındaki kanamalar veya sarı noktadaki ödem, görme kaybına yol açabiliyor. Bu kanamaların ve ödemin erken teşhis edilmesi görme kaybının önlenmesinde büyük önem taşıyor. Ancak göz muayenesini ihmal eden bir diyabet hastası, geri dönüşü olmayan görme kayıplarıyla karşı karşıya kalabilir” dedi.

ÇOK GEÇ OLMADAN ÖNLEM ALIN!
Diyabetli hasta gruplarında, zamanında ve düzenli göz muayenesi yaptıranların sayısının oldukça düşük olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alp, “Bu hastaların çoğunluğu semptomlar görülmeye başladığında, yaklaşık yüzde 3’ü ise görme yetisini kaybettiğinde göz doktoruna başvuruyor. Bu durumda gelen hastanın tekrar görmesini sağlamak mümkün olmuyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’de diyabet hastalarının yüzde 82’si bu hastalık yüzünden günlük aktivitelerini yapmakta zorluklar yaşıyor. Araştırmaya katılan hastaların tamamı ise bu hastalığın, mental sağlıklarını olumsuz etkilediğini söylüyor” şeklinde konuştu.

BUNLARI YAPIN HASTALIĞI YAVAŞLATIN
DİYABET gelişimindeki en önemli etkenlerden birisinin obezite olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alp, şu önerilerde bulundu: “Hareketli bir yaşam tarzının seçilmesi, bunun yanında açlık ve tokluk kan şekeri arasındaki değişkenliğin kontrol altına alınarak, kan şekeri regülasyonunun sağlanması gerekir. İşlenmiş gıda tüketiminin azaltılması, etkileri yavaşlatmaya yardımcı olacaktır. Erken teşhis konulan hastalarda ise sarı nokta ödemi gelişmişse, düzenli göz içi ilaç enjeksiyonu ve kanayan damar oluşanlarda argon lazer tedavisi ile görmenin uzun süre korunması mümkün. Kronik bir hastalık olan diyabetten kurtulmak mümkün değilken, diyabetik retinopatide de tedavilerin temel amacı hastalığın hızını yavaşlatmaktır.”

3-4 AYDA BİR MUAYENE ŞART!
Diyabetik retinopati etkilerini de anlatan Prof. Dr. Alp, “Bu hastalık görme yetisinde yüzde 5 ile yüzde 90 arasında kayıplar yaşanmasına sebep oluyor ve 50 yaş altındaki bireylerde körlüğe yol açan bir numaralı sebep olarak öne çıkıyor. Diyabet hastalarının, özellikle hastalığın 5’inci yılından itibaren yılda en az 1 kez göz muayenesi olmaları ve göz diplerini kontrol ettirmeleri gereklidir. Diyabetik retinopati teşhisi konulan hastalarda ise 3-4 aylık süreçlerde düzenli muayenelerini gerçekleştirmeleri, görme yetisinin kaybedilmemesi açısından olmazsa olmazlardan bir tanesi” dedi.

‘DİYABETİK RETİNOPATİ’ KABUS GİBİ
GÖZLERDE diyabet sebebiyle oluşan hastalıklar arasında en sık görüleni olan ‘diyabetik retinopati’nin görme oranında yaratabileceği yüzde 90’a varan kayıplara neden olması sebebiyle kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Alp, şunları söyledi: “Şeker hastalığı, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak, hücre kaybına yol açmaya, damar geçirgenliğinin bozulmasına, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak, beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşur. Retinanın önünde ve içinde oluşan kanamalar gözün arka boşluğuna sızabilir. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmeleri meydana gelir.”

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/diyabet-korlugun-bir-numarali-sebebi/feed/ 0
Diyabetik yaralarda uzuv kayıpları, kronik yara üniteleriyle engelleniyor https://www.karadenizhabertv.com.tr/diyabetik-yaralarda-uzuv-kayiplari-kronik-yara-uniteleriyle-engelleniyor/ https://www.karadenizhabertv.com.tr/diyabetik-yaralarda-uzuv-kayiplari-kronik-yara-uniteleriyle-engelleniyor/#respond Mon, 01 Jan 2024 21:36:41 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=1841

Diyabetik yaralarda uzuv kayıpları, kronik yara üniteleriyle engelleniyor

PROF. Dr. Mevlüt Recep Pekcici, Türkiye’de yaklaşık 9 milyon civarında diyabet hastası olduğunu ve uluslararası yayınlara göre bunların yüzde 30’unda diyabetik yara gelişme ihtimali olduğunu belirterek, “Diyabetik yaralar, kronik yaralardan olduğu için bu yaralara yakın zamana kadar ampütasyon öneriliyordu. Fakat Bakanlığımız 2021 ve 2022 yıllarında kronik yara ünitelerinin kurulmasıyla ilgili 2 tane genelge çıkardı. Artık multidisipliner bir yaklaşımla yaraları mümkün olduğunca ampütasyona götürmeden iyileştiriyoruz” dedi.

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Mevlüt Recep Pekcici, Türkiye’de diyabetin çok yaygın bir hastalık olduğunu ve ülkede yaklaşık 9 milyon civarında diyabet hastası olduğunu söyledi. Diyabet hastalığının kontrolsüz olmasından dolayı da diyabetik yaraların ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Pekcici, bu yaraların vücudun herhangi bir yerinde oluşabileceğini ancak en çok ayakta meydana geldiğini ifade etti. Diyabetin tek başına şeker metabolizmasına bağlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Pekcici, “Toplumda bilinenin aksine diyabet hastalığı atardamarı tutan bir damar hastalığı. Bu nedenle de özellikle beslenmesi bozuk olan organların hepsinde diyabete bağlı komplikasyonlar gelişebiliyor. Gözde, böbreklerde gelişebiliyor. Bunun yanında ayakta da gelişebiliyor. Çünkü bu hastalıkta ayağın beslenmesi bozulabiliyor, amboliler atabiliyor. Bu da ayağın ve parmakların kaybına kadar gidebilen çok problemli yaralara yol açabiliyor” dedi.

‘BİRÇOK HASTANADE KRONİK YARA BAKIM ÜNİTELERİ KURULDU’

Uluslararası yayınlara göre diyabet hastalarının yüzde 30’unda diyabetik yara gelişme ihtimali olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Pekcici, “Bu da Türkiye için kaba bir hesapla potansiyel 3 milyon adayımızın olduğunu gösteriyor. Kronik yaralar, uğraşması zor yaralar. Diyabetik yaralar da kronik yaralardan olduğu için ve çoğunlukla tedavisi müşkül olduğu için bu yaralara yakın zamana kadar ampütasyon öneriliyordu. Fakat bakanlığımız 2021 ve 2022 yıllarında kronik yara ünitelerinin kurulmasıyla ilgili 2 tane genelge çıkardı. ve bu noktadan sonra da ülkemizdeki birçok hastanede kronik yara bakım üniteleri ya da merkezleri kurulmaya başladı. Bizim de küçük bir ünitemiz mevcut. Artık multidisipliner bir yaklaşımla yaraları mümkün olduğunca ampütasyona götürmeden iyileştiriyoruz” diye konuştu.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Kronik yara ünitelerindeki tedavi yöntemlerine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Pekcici, “Yaptığımız yeni uygulamalar var; örnek vermem gerekirse halk arasında ‘negatif basınç yara tedavisi’ olarak bilinen ya da ‘VAC tedavisi’ olarak bilinen bir tedavi var. Ayağa bazı özel cihazlar uyguluyoruz ve bu cihazlarda ayakta iyileşmeler üzerine çalışıyoruz. Onun dışında geçmişte çok az ünitede olup şimdi Bakanlığımızın hastanemize kurmuş olduğu hiperbarik tıp üniteleri var ve bu ünitelerde yüksek oksijen basıncı altında hastaların tedavi edilmesine çalışılıyor ve bu tüm Türkiye sathında yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Yine bunun dışında geçmişte çok yaygın olmayan ama pek çok merkeze kurulan girişimsel radyoloji üniteleri var. Girişimsel radyoloji ünitelerinde de diyabete bağlı olarak tıkalı olan damarlar, girişimsel radyoloji uzmanları tarafından açılıyor ve böylelikle o uzva tekrar kan gitmesi sağlanıyor. Bu da tabii yara iyileşmesini hızlandıran bir faktör. Bütün bunları hastanemizde uygulamaya çalışıyoruz” dedi.

]]>
https://www.karadenizhabertv.com.tr/diyabetik-yaralarda-uzuv-kayiplari-kronik-yara-uniteleriyle-engelleniyor/feed/ 0