“PROGRAMIMIZIN ÖZÜ ENFLASYONU TEK HANEYE İNDİRMEK”
Bakan Şimşek Habertürk TV’deki açıklamalarında “Kurala dayalı, uluslararası normlara dayalı bir program çerçevesi koyduk. Eylül ayında programı koyduk ama fiili uygulama daha erken başladı.” diyerek “Programımızın özü enflasyonu tek haneye indirmektir. Şu anda fiyat istikrarından uzağız ama hedefimiz bu.” şeklinde konuştu. Bakan Şimşek’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
“Programımızın 3 temel hedefi var. En öncelikli hedefimiz enflasyonu tek haneye indirmekti. Enflasyonu ideal olarak düşük tek haneye indirmek. Fiyat istikrarından çok uzağız ama hedefimiz bu. Programın özü dezenflasyondur. İkinci hedefimiz bunu destekleyecek nitelikte mali disiplinin yeniden tesis edilmesidir. Mali disipline baktığımızda bütçe performansı iyi. Deprem felaketi yaşadık. Bütçe açığı çok arttı. Bütçe açığının yüzde 3’ün altına çekilmesi ana hedeflerimizden bir tanesidir. Borcun da milli gelire oranını kalıcı şekilde yüzde 40’ın altında tutmaktır. Cari açığı uygulayacağımız politikalarla milli gelire oranla yüzde 2,5’in altına çekmek. Sürdürülebilir cari açık. Dış borcu aşağı çekmek, ihtiyaç duyulan rezervi kalıcı şekilde sağlamak. Bu da üçüncü hedefimiz.
“KKM’DEN TAM OLARAK ÇIKACAĞIZ”
Bu yolculukta iki unsur daha öne çıkıyor. Bu hedeflere ulaşmada ayak bağı olan KKM’den çıkış stratejimiz var. Rezerv birikimi de gereklidir. KKM’den kademeli olarak tam çıkış öngörüyoruz. Bütün bunları kalıcı hale getirecek, mali disiplini kalıcı hale getirecek yapısal reform hedefimiz var.
“RİSK PRİMİ 300’E KADAR DÜŞTÜ”
Program çalışıyor. Bizim bazı alanlarda öngördüğümüzden çok daha güçlü çalışıyor. İçeride ve dışarıda tüm kesimlerin, piyasa aktörlerinin programa inanmasıdır. Risk priminde özetlendiği kanısındayım. Türkiye’nin dış kaynağa çok daha makul maliyetlerle erişmesinin önünü açtı. Baktığınız zaman Türkiye’nin Ağustos’a kadar risk primi farkı gelişmekte olan ülkelerin çok üstündeydi. Ağustostan itibaren gelişmekte olan ülkelerden çok daha düşük spreadlerle uluslararası finansmana erişim sağladık. 700 CDS’ten 300’e gerileme piyasanın bu programa inandığını gösterir.
“ENFLASYONU AŞAĞI ÇEKMENİN KOŞULLARI HAZIRLANIYOR”
Reel sektöre geldiğimizde geçen sene Ocak-Mayıs döneminde 100 dolar borç ödediklerinde 73 dolar borç buluyorlardı. Bizim için uzun vadeli perspektif daha önemli. Biz dedik ki ekonomide yeniden dengelenme, iç talebin ılımlı hale geldiği, dış talebin büyümeyi destekleyici noktaya geldiği bir yapı istiyoruz dedik. Böyle bir ekonomide büyümenin kompozisyonda enflasyonu aşağı çekmemizi ve cari açığı aşağı çekmeyi sağlayacak temel koşuldur. 2023’ün ikinci çeyreğinde yurt içi talebin büyümeye katkısı 10.2 puan. Net ihracatın etkisi -6,3 puan. 3. çeyrekte düzelmeye başlıyor. Net ihracatın etkisi -6,3’ten -2,6’ya düşüyor. 4. çeyrekte 2023 yılı yurt içi toplam talebin büyümeye katkısı 4,6 puana iniyor. Net ihracatın etkisi -0,6, yani sıfıra yaklaşıyor. Net ihracatın etkisi pozitife dönmüştür. Bizim istediğimiz bu. Enflasyonu aşağı çekmenin bütün koşulları şu anda hazırlanıyor. Kalıcı şekilde.
“ÖNÜMÜZDEKİ 12 AY ENFLASYON DÜŞECEK”
12 aylık cari açık 60 milyar doların üzerine çıkmıştı. Aralık’ta 45 milyar dolara geriledi. 2 aylık dış ticaret rakamlarına bakarsak 13,2 milyar dolarlık iyileşme var. Cari açık Şubat-Mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına inecek. Cari açık dramatik şekilde daralıyor, program çalışıyor. Bunlar değerli şeyler. Finansal piyasaların gördüğü resim var, bir taraftan bizim sürekli şekilde ana hedefimiz enflasyon düşmesi. Bugünkü enflasyon rakamı son 12 ayın enflasyon rakamıdır. Önümüzdeki 12 ay enflasyon düşecektir. Çok net şekilde piyasalar diyor ki inanıyoruz, enflasyon düşecek diyor.
“KURDA DEĞERSİZLEŞME ÖNGÜRMÜYORUZ”
Önümüzdeki senenin ilk yarısı dahil enflasyon yüksek kalacak dedik ve yükselecek dedik. Baz etkisi var, para politikası gecikmeli olarak çalışır. Aktarım mekanizmasının etkili olduğu ülkelerde dahil 18 aya yayılan aktarım mekanizması var. Para politikası gecikmeli olarak çalışacak. Dolayısıyla önümüzdeki aylarda iç talepte ılımlı seyri net olarak göreceğiz. 2021’de dolar/TL kuru 18’e çıkıyor, 2023’ün ilk çeyreğinin sonuna kadar aynı seviyede kalıyor. Kuru serbest bıraktık, geçici olarak enflasyonist.
Geçen sene gelir politikalarının etkisi var, deprem olmuş, inşaat malzemeleri özellikle orada inşaat malzemelerinde çok ciddi artış var. Bu sene böyle bir şey olmayacak. Vatandaşlar deprem bölgesinden göçmek zorunda kaldı, kiralar arttı. 2023’ü besleyen bir sürü enflasyon faktörü ortadan kalkacak. Kurda reel olarak değersizleşme öngörmüyoruz. Deprem etkisi sistemden çıkacak. Vergilerin etkisi çıkacak.
“KDV VE MTV’DE DÜZENLEME YAPILMAYACAK”
Para politikası MB’nin uhdesinde, orada çok değerli benden çok daha birikimli arkadaşlarımız var. Onlar işlerini biliyorlar. Onlara saygım var. Biz enflasyonu çıpalayacak noktaya geldik diyorlarsa onlara saygım var. Biz vatandaşımıza da piyasalara da iş alemine de sürpriz yapmayacağız. İlk geldiğimiz gün dedik ki, öngörülebilirlik, şeffaflık. OVP’de bizim maliye politikası konusunda ortaya koyduğumuz vizyon neyse onu uygulayacağız. Biz vergi istisnalarını gözden geçireceğiz diyor. O istisnalardan verimli olmayanla ilgili çalışma yapacağız diyor. KDV genel artışı olmayacak. Kurumlar vergisinde artış olmayacak. Gelir vergisi oranlarında artış olmayacak. MTV’de yeni düzenlemeyi aklımızın ucundan geçirmedik. Polemiklere sosyal medyayı dikkate almıyorum. Piyasalarda belirsizliği artımak, seçime yönelik olarak spekülatif amaçlı bir sürü iddia ortaya konuyor. Koyanlar da saygın olması gereken kişilikler. Kaynağını sormadan. Arasınız bana ulaşamazsan basın danışmanına ulaşırsın, iddiaları sorarsın. Bunların niyeti kötü. Gündemimizde kayıt dışılıkla mücadele dışında ve bazı istisnaların verimli olup olmadığı dışında özel çalışmamız yok.
“VATANDAŞ BİZDEN BUNU BEKLİYOR”
Harcamaları kalem kalem gözden geçiriyoruz. Her bakanlık gelecek, bir sonraki sene için parayı ne için istediğini ortaya koyması lazım. Şu anda biz harcamaları gözden geçirme çalışmasını başlattık. Vatandaş bizden de tasarruf istiyor. Vatandaş bizden bunu bekliyor. Konya’da depremden sonra Ankara’da Hazine binası var. Kolonları çatladı ve 20 kişilik bir uzman ekip inceledi ve çok riskli dediler. 1 metrekare biz yer kiralamadık. 1950 kişiyi kendi bünyemizde maliyenin diğer binalarına yerleştik, 1 metrekare yer kiralamadık. Taşıtlar konusunda ne gerekiyorsa taşıt talebi varsa yerli üretim ve elektrikli alabilirsin diyoruz. Yeni araç istiyorsanız mevcudu satacaksınız. Geçen sene kurumlara hatırlattım, kurumlara hesap soracağız. Maliye ayağında dezenflasyonu destek olacağız çok net. Bütçe hedefimiz var, bunu tutturduk.”
]]>Ankara Diş Hekimleri Odası ve sağlık emek meslek örgütleri, TBMM Çankaya Kapısı yanındaki Milli Egemenlik Parkı’nda TBMM’de görüşülmekte olan ve sağlıkla ilgili düzenlemeler içeren torba kanun ve talepleriyle ilgili; “Diş hekimleri ve tüm sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin son bulması için, caydırıcı yasal düzenlemeler, ivedilikle yapılmalıdır. Özel sağlık kuruluşlarında ücretli çalışan diş hekimlerinin, özlük haklarını ortadan kaldıran, taşeron çalışma biçimi engellenmelidir. Muayenehane ve klinik ruhsatında, bina iskanı yeterli olmalıdır. Diş hekimi olmayan şahısların, ağız diş sağlığı merkezlerine ortak olmalarını sağlayan yönetmelik maddesi değiştirilmelidir. Fiili hizmet zammı, muayenehane sahibi diş hekimleri için de uygulanmalıdır. Kamuda diş hekimi istihdamı artırılmalıdır” açıklamasını yaptı.
Ankara Diş Hekimleri Odası ve sağlık emek meslek örgütleri, TBMM Çankaya Kapısı yanındaki Milli Egemenlik Parkı’nda sağlıkla ilgili düzenlemeleri kapsayan torba kanuna karşı basın açıklaması yaptı.
İstanbul Diş Hekimleri Odası Başkanı Berna Aytaç, diş hekimlerinin meslek sorunları nedeniyle zorluklar yaşadığını belirterek, “Diş hekimliği, hem bedenen hem de zihinsel olarak hassas çalışmayı gerektiren, zor ve yıpratıcı bir meslektir. Diş hekimliği mesleğinde özellikle iş yükünün ağır olduğu kötü çalışma koşullarında, meslek hastalıkları riski çok yüksektir. Halkın, ağız diş sağlığının korunması ve diş tedavi hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesi, diş hekimlerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Ağız ve diş sağlığı, genel sağlığın bir parçasıdır ve ağız sağlığı bozulduğunda, insan sağlığı olumsuz etkilenir. Diş çürükleri ve diş eti hastalıkları, diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olur” dedi.
İstanbul Diş Hekimleri Odası Başkanı Berna Aytaç tarafından okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“KORUYUCU AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI HİZMETLERİ, KAMUDA NEREDEYSE YOK DENECEK DÜZEYDEDİR”
Ne yazık ki, ülkemizde, uzun yıllar, 1. basamak sağlık hizmetleri içerisinde, ağız ve diş sağlığı hizmetlerine yer verilmediği için, toplumun ağız sağlığı seviyesi, çağdaş standartların çok altında kalmıştır. Diş çürükleri, diş kayıpları ve diş eti hastalıkları çok yaygındır. Ağız ve diş sağlığı hizmetleri, genel sağlık hizmetleri içinde, ciddi ölçüde geri planda bırakılmıştır. Koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri, kamuda neredeyse yok denecek düzeydedir.
Toplumun ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimi, yeterli düzeyde değildir. Sağlıklı bir toplum için, kamu sağlık hizmetlerinin ülke çapında yaygın ve erişilebilir şekilde sunulması ve ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması çok büyük önem taşımaktadır. Kamuda, diş hekimi istihdamı yetersizdir. Kamuda çalışan diş hekimleri, performans baskısı ve ağır iş yükü altında ezilmektedirler.
Merkezi Randevu Sistemi ile diş tedavi randevuları çok kısa aralıklarla verilmektedir. Kısa aralıklarla verilen randevular nedeniyle de diş hekimleri stresli bir ortamda çalışmak zorunda kalmaktadır. Performans baskısı altında çalışma, hizmet kalitesini düşürmekte ve hasta ile hekimi karşı karşıya getirerek sağlıkta şiddetin kaynağı haline gelmektedir.
“TAŞERON ÇALIŞMA BİÇİMİ DAYATILMAKTADIR”
Ciddi bir istihdam planlaması yapılmadan kontrolsüzce, vakıf ve özel diş hekimliği fakültesi açılmaktadır. Uzun ve yıpratıcı bir eğitim süreci sonunda, büyük emek vererek aldığımız diplomalarımız değersizleştirilmiştir. Özveriyle çalıştığımız diş hekimliği mesleği, mesleki bağımsızlığımızın yok edildiği, gençlerin gelecek kaygılarının arttığı, derin bir mutsuzluk ortamına sürüklenmektedir. Özel hastahane ve ADSM’lerde, gerçekte ücretli çalışan diş hekimlerine, kağıt üzerinde şirket kurdurmak suretiyle, özlük hakları yok sayılarak ‘Taşeron’ çalışma biçimi dayatılmaktadır. 6 Ekim 2023 tarihinde çıkarılan Ağız ve Diş Sağlığı Yönetmeliği ile diş hekimlerinin muayenehane ve klinik açmaları, zorlaştırılmıştır. Tıp hekimi, Eczacı, Avukat, mali müşavir gibi serbest meslek sahipleri için, iş yeri açılan binaların iskanlı olması yeterli görülürken; bina fiziki şartları bakımından, diğer serbest meslek sahiplerinden istenmeyen, ‘Müellif Onaylı Mimari Proje, Deprem Güvenlik Raporu, Yangın Ruhsatı’ gibi ek koşullar, diş hekimlerine dayatılmaktadır. 2022 yılında İstanbul’da, 481 muayenehane ve diş kliniği açılmışken, çıkarılan yönetmelik nedeniyle 2023 yılında, yalnızca 56 muayenehane ve diş kliniği açılabilmiştir. Emeklilik ile ilgili, sosyal güvenlik kurumları arasındaki farklılıklar nedeniyle, SSK ve Bağ-Kur’lu dişhekimleri büyük mağduriyet yaşamaktadırlar. Emekli Sandığı mensubu dişhekimlerine, 2018 yılında çıkarılan 7146 Sayılı Kanunda yapılan bir düzenlemeyle, emekli maaşlarına ek olarak her ay, hazineden karşılanan, yaklaşık 20.000 TL tutarında ilave ödeme verilmekte iken, SSK ve Bağ-Kur emeklisi diş hekimleri kapsam dışı bırakılmıştır.
“UYARI YAPILMAKSIZIN DOĞRUDAN EN AZ 50 BİN TL PARA CEZASI VERİLMEKTEDİR”
Aynı mesleki eğitimi almış ve aynı nitelikte hizmet vermiş olan diş hekimleri arasında, 2019 Ocak ayından itibaren, emeklilik hakları bakımından, hakkaniyet ölçüleriyle bağdaşmayan, adaletsiz bir uygulama söz konusudur. Sağlık Komisyonunda görüşülen, 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi içerisinde; muayenehanelerde diş hekimi istihdam edilmesine ilişkin talebimizin, yer alması olumludur. Ancak, TBMM Sağlık Komisyonu’nda kabul edilen torba kanun içerisinde, kayıt tutmayan ve veri göndermeyen sağlık kuruluşlarına uyarı yapılmaksızın doğrudan, en az 50.000 TL para cezası verilmektedir. Uyarı yapılmaksızın, doğrudan yüksek miktarda para cezası verilmesine itiraz etmekteyiz.
Basın açıklamasında konuşan Ankara Diş Hekimleri Odası Başkanı Serkan Er ise şunları kaydetti:
AĞIR CEZALARIN YÜKLENMESİ DEYİM YERİNDEYSE AĞZA BİR PARMAK BAL ÇALMAKTIR”
Mesleğimizdeki tüm olumsuzluklara rağmen bizler, kanundan aldığımız yetkiyle meslektaşlarımızın ve mesleğimizin genel menfaatlerini öncelerken diğer yandan toplumun ve bireylerin ağız diş sağlığının iyileştirilmesini ve nitelikli ağız diş sağlığı hizmetinin sunulmasını amaç edinmiş, bu politikalar çerçevesinde çalışmaya devam sağlık ordusunun neferleri olarak görüyor, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetini önceleyen-güçlendiren politikalara geçilmesini savunuyoruz.
Son torba yasada, kamuda ve özelde çalışan meslektaşlarımıza haksız ceza niteliğinde olan, Anayasa’ya aykırı ve demokratik hakları kısıtlayıcı maddeler içeren bu yasayı kabul etmemiz mümkün değildir. Yeni torba yasada belirtilen cezai müeyyidelerde belirtilen miktarların çoğunluğu özel sektör olan diş hekimliği hizmetinde fahiş öngörülerle tasarlandığı, neoliberal temellerle ucuz işgücü sömürüsünü kuvvetlendirdiği sermayenin açgözlü isteklerine yanıt verdiği görülmektedir. Devletin yapması gereken istihdamı sağlamaya yönelik muayenehanelerde diş hekimi istihdamına kapı açmasıyla beraber torba yasada bu kabul edilemez ağır cezaların yüklenmesi deyim yerindeyse ağza bir parmak bal çalmaktır.”
“BU SESİ DUYMANIZ İÇİN İLLA DİŞ AĞRISI ÇEKMENİZ GEREKMİYOR”
Diş hekimlerinin gerçekleştirdiği basın açıklamasına destek veren DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise şöyle konuştu: “Yasa teklifi görüşmelerinde diş hekimi arkadaşların sorunlarını gündeme getirdik. Belki bir kısmında adımlar atıldı ama önemli bir kısmında adımlar atılmadı. Diş hekimleri arkadaşlarımız itirazlarını gündeme getiriyorlar. Diş hekimi arkadaşlarımızın sesini duyun diyoruz. Cumhurbaşkanı’na söylüyoruz. Biz muhalefet olarak diş hekimi arkadaşların isteklerini gündem ettik. Bu sesi duymanız için illa diş ağrısı çekmeniz gerekmiyor.”
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu ise “Biz bir araya gelerek, örgütlenerek bir şeyler elde edebileceğiz. Meclis’in çoğunluğu iktidar partisi ve ortağının elinde. Yasaları kendi istedikleri gibi geçiriyorlar. Keyfi uygulamalar ve düzenle karşı karşıyayız. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının bile tanınmadığı bir düzenle karşı karşıyayız. Ancak değiştirebiliriz.” dedi.
DİŞ HEKİMLERİNİN TALEPLERİ ARASINDA ŞU MADDELER YER ALDI;
“Kamuda diş hekimi istihdamı arttırılmalı ve öncelikle koruyucu temelli ağız diş sağlığı hizmetleri, verilmelidir. Kamu sağlık kuruluşlarında şiddeti doğuran temel sebeplerden biri olan performans baskısı kaldırılmalı ve günlük hasta sayısı azaltılmalıdır. Diş hekimleri ve tüm sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin son bulması için, caydırıcı yasal düzenlemeler, ivedilikle yapılmalıdır. istihdam planlaması yapılmaksızın, yeni diş hekimliği fakültesi açılmamalıdır. Özel sağlık kuruluşlarında ücretli çalışan diş hekimlerinin, özlük haklarını ortadan kaldıran, taşeron çalışma biçimi engellenmelidir. SSK ve Bağ-Kur emeklisi diş hekimlerine de, mesleki eğitimi ve çalışma niteliği gözetilerek, ‘ek ödeme’ verilmelidir. Kentsel dönüşümde, muayenehanelere, geçici ruhsat verilmelidir. Muayenehane ve klinik ruhsatında, bina iskanı yeterli olmalıdır. Diş hekimi olmayan şahısların, ağız diş sağlığı merkezlerine ortak olmalarını sağlayan yönetmelik maddesi değiştirilmelidir. Fiili hizmet zammı, muayenehane sahibi diş hekimleri için de uygulanmalıdır. Meslekte 15 yıl çalışan diş hekimlerine yeşil pasaport hakkı verilmelidir. Sağlık hizmetlerinde KDV yüzde 1’e düşürülmelidir.”
]]>
Kadir Has Kongre Merkezi Erciyes Konferans Salonu’nda gerçekleşen toplantıya Başkan Büyükkılıç’ın yanı sıra AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya, Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı, Konya Milletvekili Meryem Göka, Uluslararası Demokratlar Birliği Genel Başkanı Kenan Arslan, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Şaban Çopuroğlu, Murat Cahid Cıngı, S. Bayar Özsoy, AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm ve partililer katıldı.
Toplantıda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, organizasyonun Kayseri’de yapılmasından dolayı memnuniyet duyduklarını belirterek, “Kayseri’mizin böyle güzel bir ekip ile buluşması bizim için önemli ve anlamlı. Bu güzel organizasyonun yapılmasında, Kayseri’mizde buluşulmasından keyif aldık, memnun olduk” dedi.
“Kayseri’miz Huzur Şehri”
Başkan Büyükkılıç, Kayseri’nin huzur şehri olduğuna işaret ederek, “Kayseri’miz huzur şehri, güvenli bir liman, aynı zamanda kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış olmanın da zenginliğini ve izlerini taşıyan bir şehir. 7 bin yıl öncesinde ticaretin merkezi Kayseri’de kurulmuş. Çıkan tabletlerimiz onları göstermekte. Biz de şehrimizi geleceğe taşıma adına çok değerli bakanlarımızla, milletvekillerimizle, teşkilatlarımızla dayanışma içerisinde adeta ilmek ilmek örmek suretiyle Kayseri’yi, büyükşehirlerin konforunu taşıyan büyükşehirlerin sıkıntısını yaşatmayan bir şehir olarak ifade ediyoruz” diye konuştu.
Kayseri modeli belediyecilik anlayışı doğrultusunda birlik, beraberlik vurgusu yapan Büyükkılıç, “İhracattaki hamleleriyle, yatırımlardaki yaklaşımlarıyla kendi kendine yeten bir şehir olma anlayışıyla devletimizin her zaman yanında yer alan ve Cumhur’un da kalesi olarak bilinen bir şehirden söz ediyoruz. Yerli ve milli bir anlayışın sahibi bir şehirden söz ediyoruz. 1994’ten bu yana yerel yönetimlerde söz sahibi olan felsefemiz Kayseri’mizi parmakla gösterilen ve Kayseri modeli belediyecilik diye nitelendirilen anlayış içerisinde, en önemlisi birliğin, beraberliğin, dayanışmanın, bereketin ve hayırseverleriyle anılan bir şehrin anlatımı olarak tanımlıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Genç, Dinamik Bir Şehir”
Başkan Büyükkılıç, Kayseri’nin 5 üniversitesi ve 75 bin üniversite öğrencisi, 325 bin ortaöğrenim öğrencisi olan genç, dinamik bir şehir olduğuna vurgu yaparak, “4 organize sanayisi, 1 serbest bölgesi, 1 seracılıkla ilgili organize sanayisi, 2 teknoparkı olan, şehrini seven ve şehrini geleceğe taşımaya çalışan insanların bulunduğu bir şehir. 16 ilçe belediye başkanı kardeşimle el ele verirken merkezde ya da taşrada yaptığımız bir yatırım, İngiltere’deki hemşehrilerimiz tarafından, Almanya’daki hemşehrilerimiz tarafından, yapılan hizmetlerle ilgili bizlere mail atılıp teşekkürler ediliyor. Şehrin her yerde olumlu olarak paylaşılması bizleri keyiflendiriyor. Çok şükür çalışıyoruz, koşturuyoruz, yakınmıyoruz yekiniyoruz” şeklinde konuştu.
“Birliğin, Beraberliğin Sembolü Olan Kayseri”
Birliğin, beraberliğin sembolü olan Kayseri’den verilecek mesajların çok önemli olduğunun altını çizen Büyükkılıç, şunları söyledi:
“Altyapısını bitirmiş bir şehirden söz ederken turizmde, sağlıkta, eğitimde, sportif alanlarda, gastronomide, kültürel alanda şehrimizi inovatif anlayış ile akıllı şehir projelerimiz ile geleceğe taşıyacak şekilde hazırlamaya devam ediyoruz. Bizleri seven, güvenen ve bizlere sahip çıkan, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zaman yanında yer alan Kayseri’mizin güzel insanlarına teşekkür ederken, sizlere de tekrar hoş geldiniz diyor, sevgiler, saygılar sunuyorum.”
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya’ya Kültepe Kaniş-Karum’da çıkarılan tarih öncesi kil tabletlerin replikasını hediye ettiği esnada yaptığı konuşmada, tarihi 7 bin yıl kadar önceye giden Kayseri’nin 150’nin üzerinde ülkeye ihracat yapan, üniversitelerinde de on binlerce yurt dışında misafirlerin olduğu uluslararası boyutta kendisinden söz ettiren ve uluslararası ticaretin başladığı bir şehir olduğunu söyledi. Büyükkılıç, Kültepe’de 3 bin 500 metrekare büyüklüğünde Türkiye’nin en büyük kayadan oyma Kültepe müzesi çalışmalarının bitmek üzere olduğunu söyledi.
“Kayseri, Alimlerin, Üretimin, Turizmin, Bereketin, Sevdanın, Muhabbetin Medeniyet Kentlerinden Birisi”
AK Parti Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya da bölgenin, gönül coğrafyasının, Avrupa’nın ve dünyanın meselelerini konuşmak, tartışmak ve sorunlara insani ve girişimci dış politika doğrultusunda çözüm önerisi üretebilmek üzere buluştuklarını belirterek, alimlerin, üretimin, turizmin, bereketin, sevdanın, muhabbetin medeniyet kentlerinden birisi olan Kayseri’de bulunmaktan memnuniyet duyduklarını kaydetti.
“Sizlerin Burada Gösterdiğiniz Gayreti, Bizler de Yurt Dışındaki Vatandaşlarımız için Gözetiyoruz”
Uluslararası Demokratlar Birliği Genel Başkanı Kenan Arslan ise konuşmasında Uluslararası Demokratlar Birliği tarihi ve çalışmaları hakkında bilgiler vererek, “Sizlerin burada gece gündüz demeden gösterdiği gayreti, aynı hassasiyetle bizler de yurt dışındaki vatandaşlarımız için gözetiyoruz” diye konuştu ve yaklaşan seçimlerde başarılar diledi.
“Yüz Yılın Destanını Birlikte Yazdık”
AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı, Konya Milletvekili Meyrem Göka da yüz yılın destanını birlikte yazdıklarını ifade ederek, AK Parti dönemindeki demokrasi, kalkınma, gelişme adımlarını anlattı. Türkiye’nin dış ilişkileri konusunda da bilgiler paylaşan Göka, başarılı bir dış politika ortaya koyan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sayesinde, daha önce asimetrik bir yaklaşım sergileyen ülkelerle ilişkilerin gelişme gösterdiğini söyledi.
“Büyükkılıç’ın Girişimleri ile Kayseri Türkiye’de Bir Numaralı Şehir”
Birlik beraberliğin çok önemli olduğunu vurgulayan AK Parti Kayseri Milletvekili Şaban Çopuroğlu, ilçelerdeki başta tarım olmak üzere gerçekleştirilen çalışmaları anlatarak, Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın girişimleri sayesinde Kayseri’nin, kırsal kesimdeki aspir ve aspir yağı üretiminde Türkiye’de bir numaralı şehir olduğunu aktardı.
Kayseri olarak üst düzey, güzel bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan onur duyduklarını ifade eden AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahid Cıngı ise “Orta Anadolu’nun göbeğinde sizlerle beraber yaptığımız toplantı da aslında AK Parti vizyonu içerisinde dış politikaya ne kadar önem verdiğimizin bir ifadesidir. Büyükşehir Belediyemiz, Bosna’dan Libya’ya varıncaya kadar çok sayıda ülke ile kardeş şehirlik ilişkisi kurdu. İnşallah önümüzdeki dönemde de bu kardeş şehirlerle olan ilişkimizi biraz daha geliştirerek ülkemizin diplomasi politikalarına katkı sağlayabilecek bir yer edinebiliriz” ifadelerini kullandı.
Milletvekili Cıngı, Kayseri’nin turizmde bir dünya markası olma yolunda hızla ilerlediğini kaydederek, “Erciyes Kayak Merkezi’miz Büyükşehir Belediyemizin desteği ile işletilen, oradaki o turizm altyapısı artık tüm dünyaya açıldı. Şuan dahi şehrimizde çok sayıda ülkeden çok sayıda turist var. Bir şehrin ülkenin uluslararası ilişkiler politikalarına katkıları ancak böyle olabilir. Şehrimizin uluslararası politikadaki marka değerini ve etkisini her geçen gün güçlendiriyoruz. Bu toplantıda alınacak kararlar da ümit ediyoruz bu süreç içerisinde etki edecek. Hayırlı, isabetli kararlar alınmasını ve uygulanmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.
AK Parti Kayseri Milletvekili Bayar Özsoy da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış ilişkilere verdiği öneme değinerek, toplantının Kayseri’de düzenlenmesine vesile olan herkese teşekkür etti.
AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm ise toplantının hayırlara vesile olmasını diledi. – KAYSERİ
]]>TBMM Genel Kurulunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediliyor.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, hekimlerin iş yükünün arttığını söyledi.
Sağlık sisteminin ana unsuru olan personele yapılan ödemenin düştüğünü savunan Torun, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet dolayısıyla “beyaz kod” başvurusunun yükseldiğini öne sürdü.
İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, sağlık sisteminde bozulmalar yaşandığını iddia etti.
Muayene randevusu alınmasında vatandaşların sorunlar yaşandığını dile getiren Türkkan, “Hekimler 5 dakikada bir muayene yapmak zorunda, bazen bu 2 dakikaya düşüyor. Bir hekim, bir hastayı 2 dakikada nasıl muayene edecek?” diye sordu.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının yaşandığını anımsatan Türkkan, hekimlerin muayene yapmaya korktuğunu savundu.
Hekimlerin mobbing ve şiddet yüzünden yurt dışına gitmenin yollarını aradığını ileri süren Türkkan, “Hekimlerin gördüğü şiddet konusunda toplumda bireylerin yeterli tepkiyi göstermediğini düşünüyorum.” ifadesini kullandı. Lütfü Türkkan, teklifin yeterli hizmetleri verecek maddeleri içermediğini söyledi.
“Ebelerin normal doğuma daha aktif katılmalarına imkan tanınmıştır”
MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu, teklifin 10 farklı Kanun’da değişiklik öngördüğünü bildirdi.
Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kalitesinin artırılmasına yönelik önemli gelişmelerin sağlandığını vurgulayan Zırhlıoğlu, sağlık alanında fiziki ve beşeri alt yapının iyileştirildiğini anlattı.
Zırhlıoğlu, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinin, sağlık çalışanlarına verilen önem ve değerle doğru orantılı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Teklifle, mesleğini serbest olarak icra eden diş hekimlerinin ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş hekimi çalıştırılabilmelerine, ebelerin görev tanımlarının güncellenmesine ve normal doğuma daha aktif olarak katılmalarına imkan tanınmıştır. Pek çok konu başlığını içeren kanun teklifi vatandaşlarımızın daha etkin sağlık hizmeti almasını sağlamak, sağlık çalışanlarımızın çalışma şartlarının iyileştirilmesi, sağlık sistemimizin daha iyi, etkin ve verimli işlemesi için hazırlanmıştır.”
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, teklifte yer alan diş tabiplerinin, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine yönelik düzenlemenin bulunduğunu hatırlatarak, verilecek ücretlerin belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Kamudaki diş hekimi sayısının artırılması gerektiğini belirten Gergerlioğlu, teklifle ilaç sektörünün karlarının artmasının kolaylaştırıldığını savundu.
“Acil servislerimiz Türkiye’nin her yerinde dolu”
CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, teklifin sağlık çalışanlarının haklarını savunmaktan uzak olduğunu öne sürdü.
Diş tabiplerinin, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine yönelik düzenlemenin olumlu olduğunu ifade eden Karaoba, bu düzenlemeyi yetersiz bulduklarını söyledi.
Ali Karaoba, “Acil servislerimiz Türkiye’nin her yerinde dolu. Acil servislere başvuru sayısı diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda beş kat daha fazla. Acil tıp uzmanlarımız, canla başla çalışırken bile vatandaşların talebine yetişemezken bu alanın yoğun bakım yan dal uzmanlık programına dahil edilmesi acil uzman hekim sayısını azaltacaktır. Yan dal yapan uzman kendi ana dalında hasta bakamamaktadır.” diye konuştu.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü, kanun teklifiyle Türkiye’nin sağlık alanındaki rekabet gücünün korunması için çeşitli düzenlemeler yapılmasının amaçlandığını vurguladı.
Teklifle, Sağlık Bilimler Üniversitesinin kadrolarına yönelik belirleme işleminin Sağlık Bakanının yetkisinden çıkarıldığını ifade eden Hülagü, “Dünyada tıbbın gelişmesiyle hekim uzmanlık alanları ileri seviyelere ayrılmış, bu bölümler yan dal olarak adlandırılmıştır. Yan dal eğitim uzmanlıklarında üç yıllık bir süre var. Bu eğitim yılını tamamlamayan kişilere kesinlikle sertifika verilmesi söz konusu değildir. Yüzde 20 oranında daha fazla tazminat almaları sağlanarak bu alandaki ihtiyacın giderilmesi düşünülmüştür. Kanun teklifi, sağlık alanındaki vizyon çalışmalarımıza yeni bir hız verecektir. ” ifadelerini kulandı.
Sadettin Hülagü, teklifle ilaç ve tıbbi cihaz mevzuatı ve malpraktis uygulamalara ilişkin de düzenlemelerin yer aldığını kaydetti.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.
]]>