Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World Editörü Ghida Fakry’nin üstlendiği “Suriye’de İstikrara Giden Yol” paneline, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen, Müzakere Komisyonu Başkanı Bedir Camus, BM Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Suriye Krizi Bölgesel İnsani Koordinatörü Muhannad Hadi ve Atlantic Council’da araştırmacı Rich Outzen katıldı.
Panelde konuşan BM Genel Sekreteri’nin Suriye Özel Temsilcisi Pedersen, Suriye’deki duruma ilişkin bir ilerleme kaydedilemediğini belirterek ülkedeki savaş bölgelerindeki halkın yarısından fazlasının evlerini terk ederek geri dönemediklerini söyledi.
Pedersen, tüm göstergelerin her alanda yanlış yönü gösterdiğine işaret ederek insani ihtiyaçların arttığını ancak uluslararası desteğin azaldığını vurguladı.
Güvenlik durumuna ilişkin iki unsur olduğunu ve bunlardan birinin Gazze’deki savaşla alakalı olduğunu kaydeden Pedersen, bunun Suriye’ye de sıçradığını dile getirdi.
Pedersen, terör örgütü DEAŞ’in de Suriye’de kol gezdiğine işaret ederek, Suriye konusunda BM kapsamında özellikle Güvenlik Konseyinin ve daimi üyelerin desteğine ihtiyaçları olduğunun altını çizdi.
Suriye’de Rusya’nın rolünün arttığını, İsrail’in saldırıda bulunduğunu, uyuşturucu kaçaklığı sorununun ortaya çıktığını anlatan Pedersen, bu sorunların tüm tarafların çabalarıyla çözülebileceğini belirtti.
Tüm taraflar masaya oturmalı
Pedersen, tüm paydaşların masanın etrafından oturması gerektiğine dikkati çekerek ABD, Türkiye İran ve Rusya gibi aktörlerin de masada olması gerektiğini ifade etti.
Suriye’de Mart 2020’den bu yana cephelerin çok fazla değişmediğine işaret eden Pedersen, bu krizin askeri alanda çözülemeyeceğini ve savaşın kazanılamayacağını aktörlerin anladığını kaydetti.
Pedersen, meselenin artık savaşı kazanmak değil, barışı kazanmak olduğunun da altını çizdi.
Suriye’de askeri bir çözümden bahsedilemeyeceğini siyasi tarafının olması gerektiğini vurgulayan Pedersen, Gazze’deki savaşın Suriye’ye sıçramamasını amaçladıklarını dile getirdi.
İnsani yardımın artırılması gerektiğini vurgulayan Pedersen, şöyle devam etti:
“Suriye konusunda tek başına çözüm üretilemez. Burada muhalefet, devlet, hükümet bir araya gelmeli, ortak paydada buluşmak zorunda. Aynı zamanda bütün farklı faktörleri de dahil etmemiz gerekiyor, Suriye’deki krize neden olan unsurları değerlendirmemiz gerekiyor. Politik sürece daha geniş kapsamlı bakmamız lazım, Suriye’nin egemenliği ve bağımsızlığından bahsetmemiz gerekiyor. Türkiye’nin ABD ile ilintili olarak bu politik sürecin değerlendirmesinde ve buna çözüm bulması gerekiyor, güvenlik meselesini değerlendirmemiz gerekiyor, terörizmle savaşmamız gerekiyor, bunu BM ve kararlarla beraber nasıl yapacağımızı değerlendirmemiz gerekiyor, sivil halkı nasıl koruyacağımızı düşünmemiz lazım.”
“Suriye çatışması bertaraf edilmezse diğerleri de edilemez”
Müzakere Komisyonu Başkanı Bedir Camus, 2012’den bu yana süreç içinde müzakerelere başlandığını aktararak birçok girişim olduğunu ancak hiçbir şey elde edilemediğini ve partnerlerinin de olmadığını söyledi.
Camus, daha fazla sorumluluk alınması gerektiğini vurgulayarak bir masa etrafında toplanıp çözüm aranması gerektiğini ifade etti.
2011’den bugüne kadar Orta Doğu’daki sorunların devam ettiğini kaydeden Camus, “Suriye çatışmasını bertaraf edilmezse diğerlerini de edemezsiniz. Biz Suriye’den başlamaya hazırız, her zaman müzakereler için hazırız.” dedi.
Camus, BMGK’nin verdiği kararların uygulanması için çalıştıklarını belirterek Suriye’de muhalefetin daima olumlu sonuçlar istediğini ve müzakereler için uğraştığını dile getirdi.
Camus, Suriye’deki terör örgütlerine ilişkin, “PKK-YPG, Suriye için terör örgütüdür, kuzeydoğudaki yerleşik örgütler bizim için terör örgütüdür.” ifadesini kullandı.
“Suriye’de gereken çözüm siyasi, insani değil”
BM Genel Sekreter Yardımcısı Hadi de insani yardım için de siyasetçilerin çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “Suriye için yapılacak çözüm siyasidir, insani bir çözüm değildir. Herkes de birinci günden bu yana insani yardım çözümüne odaklanıyor, bu esas mesele değil.” diye konuştu.
Hadi, Suriyelilerin gittikçe daha zor duruma girdiğine dikkati çekerek eğitim, kadın ve çocukların korunması, ekonomi ve sağlık gibi alanlarda da sorunların büyüdüğünü söyledi.
İnsani yardımın siyasallaştırıldığına ilişkin eleştirilere yönelik Hadi, tarafsız davranarak ayrım yapmadıklarını belirterek, siyasi bir çözüm bulunmazsa bütün bölgenin istikrarsız olacağını ifade etti.
Hadi, Suriyelilerin desteklenmesinin bir gereklilik olduğuna işaret ederek “Suriye halkı için geri dönülmez bir noktaya geldiğimizden, onların geleceği için korkuyorum. Bunların hepsi bir kırmızı alarm. Siyasi çözüm beklemek, zarar vermektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
Suriye’de insani yardım konusunun çözülmesi gerektiğine vurgu yapan Hadi, “Suriye’de çok erken bir zamandan beri gördüğümüz üzere insani yardım boşluğu kapatılmazsa başkaları bu boşlukları negatif yönde kapatıyor. Bunu dünyanın birçok yerinde gördük. Sadece o ülkeyi bölgeyi değil, bütün dünyayı etkileyebildiğini görüyoruz.” ifadelerini kullandı.
“ABD-Türkiye oldukça olumlu adımlar atıyor”
Düşünce kuruluşu Atlantic Council’da araştırmacı Outzen ise siyaset, diplomasi ve insani yardımın güvenlikle bağlantılı olduğunu belirterek dünyadaki krizlerin genişlemeye başladığına dikkati çekti.
Outzen, Şam yönetimine yeterli miktarda baskının yapılmasıyla müzakerelerin sağlanabileceğine işaret ederek “ABD ya da Avrupa’ya bakıldığında normalleşme yapıldığında bunun başarısız olduğunu gördük. Şam bütün yaptığı suçlardan ellerini yıkayıp çıkması söz konusu olmamalı.” dedi.
Bu krizinin çözümü için etkin şekilde Türkiye ile çalışılması gerektiğini belirten Outzen, çok istikrarsız bir durumun bulunduğunu kaydetti.
Outzen, ABD-Türkiye ilişkilerine dair, “Oldukça olumlu adımlar atılıyor, umarım ileride daha güzel işbirlikleri sağlayacaktır. Değişim için bir motor gücü gerekiyor.” değerlendirmesini yaptı.
]]>MELTEM KARAKAŞ
Eskişehir Köprübaşı’nda bir araya gelen TOKİ mağdurları Ulus Anıtı’na yürüyüş düzenledi. Burada mağdurlar adına konuşan Hasan Kurt, “Biz sizden para pul istemiyoruz. Biz sadece KDV’yi yüzde 1’e ve 240 ay vadeye sabitlenmesini, istiyoruz. Biz alt gelir grubuyuz fakat biz devlet memuru değiliz. Bizim ortalama maaşımız 11- 12 bin lira arasında fakat buna rağmen biz devlet memuru olmadığımız halde Sayın Cumhurbaşkanı veya TOKİ’ciler ‘burada senede iki defa zam’ yapacağız diyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bundan 25 gün önce ne dedi televizyonlarda, ‘ey ev sahipleri insaf’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanım bu insaf kelimesini Çevre ve Şehircilik Bakanına ve TOKİ başkanına söylemenizi rica ediyorum” dedi.
Eskişehir Köprübaşı’nda bir araya gelen TOKİ mağdurları Ulus Anıtı’na yürüyüş düzenledi. ‘Çözüm yoksa oy yok’, ‘mağdurlar burada sorumlular nerede’, ‘mağdurlar uyuma hakkına sahip çık’ sloganları atarak yürüyen TOKİ mağdurlarına CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, DSP Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Garip Yıldırım, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Bağımsız Belediye Başkan Adayı Kasım Karakaş da destek verdi.
“SİYASİLER BİZİ GÖRMEZDEN GELDİ”
Mağdurlardan Neslihan Aras, şunları söyledi:
“Biz isimlerimizin ardına eklenen TOKİ mağdurları sıfatı ile aylardır derdimizi anlatmaya, haklarımızı savunmaya çalıştık. Gayet insani bir hak olan barınma hakkımızı kaybetmemek için çözümler aradık çünkü biliyoruz ki şartlar değişmediği sürece, elimizden alınan haklar bize geri verilmediği sürece yüzlercemiz bu evleri alamayacak ve 5 yıldır hayalini kurduğu evlerinden vazgeçmek zorunda kalacak. Tam da bu sebepten Eskişehir’de elimizden geldiğince her kapıyı çaldık, herkesten çözüm için adımlar bekledik ama gördük ki bu şehrin mevcut yöneticileri, yönetimine aday olan bazı isim bizi yok saydı. Bizde bundan sonra Eskişehir’de mücadele yürütmenin ya da çözüm aramanın anlamı kalmadığını düşünüyoruz. Biz en başından beri sadece bize verilen sözlerin tutulmasını istiyoruz, hibe istemiyoruz diye anlattık. Biz böyle anlattıkça ‘beni seçin işinizi çözeyim’ sözlerine maruz kaldık, hakkımız olanı almak için oy vermek zorundaymışız gibi. ‘Sesinizi çıkarmayın elinizdekileri de kaybedersiniz’ tehditlerine maruz kaldık, sanki suç işliyor ya da hakkımız olmayan bir şeyi istiyormuşuz gibi. ‘Almazsanız almayın, evleri sırada alacak binlerce bekleyen var’ diye azarlandık, sanki ceplerinden bize ev hibe ediyorlarmış gibi. Dolayısıyla bizim artık burada söyleyecek sözlerimiz tükendi. Bu saatten sonra dernek olarak, tüm iller ve mağdurlarla birlikte çözümü Ankara’da aramaya, bu işin asıl muhatapları ile çözüm aramaya karar verdik. Bundan sonra sesimizi tüm mağdurlar olarak tek bir yerden daha güçlü olarak duyuracağız. Eskişehir’de bizi görmeyen, duymayan, düşmanmışız gibi tavır takınan, tehditlerle sindirmeye çalışan siyasilere son sözümüz şudur ki; artık bizim size verecek oyumuz yok. Çözüm yoksa oy yok dedik, gördük ki ne çözmeye ne gönlümüzü almaya ne de oyumuzu almaya niyetiniz yok.”
“CUMHURBAŞKANINA BİR MEKTUBU DAHİ ULAŞTIRAMADIK BİZ”
Mağdurlardan Hasan Kurt ise şunları kaydetti:
“Sayın Cumhurbaşkanımızın sözüne güvenerek devlet sözüdür, baba sözüdür dedik, her şeyine güvendik fakat güvendiğimiz dağlara karlar yağdı. Bize 15 Temmuz’da sokağa çıkın dediler, çıktık. Bize TOKİ’ye yazılın dediler. Bizden alt gelir grubuna ait belge istediler. Onu da belgeledik. Onun için biz hak ettik fakat bize verilen sözlerin hiçbiri tutulmuyor. Sayın Cumhurbaşkanı, buraya aday tanıtımına geldiğinde kendisine ulaşmak isteyen bayanların cebindeki ojelerine, rujlarına kadar el konuldu. Bunlar çok ayıp. Ey sayın cumhurbaşkanı; sana bir mektubu dahi sana ulaştıramadık biz. Sağır sultan dahi sesimizi duydu. Biz sizden hiçbir şey istemiyoruz. Biz sizden para pul istemiyoruz. Biz sadece KDV’yi yüzde 1’e ve 240 ay vadeye sabitlenmesini, istiyoruz. Biz alt gelir grubuyuz fakat biz devlet memuru değiliz. Bizim ortalama maaşımız 11- 12 bin lira arasında fakat buna rağmen biz devlet memuru olmadığımız halde Sayın Cumhurbaşkanı veya TOKİ’ciler burada senede iki defa zam yapacağız diyor. Sayın Cumhurbaşkanı, bundan 25 gün önce ne dedi televizyonlarda, ‘ey ev sahipleri insaf’ dedi. Sayın Cumhurbaşkanım bu insaf kelimesini Çevre ve Şehircilik Bakanına ve TOKİ başkanına söylemenizi rica ediyorum.”
“ÇÖZÜM İÇİN TALEPLERİMİZİ AK PARTİ VE MHP REDDETTİLER”
Yürüyüşe destek veren CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer şu ifadeleri kullandı:
“TOKİ Çevre şehircilik Bakanlığı’na aittir. TOKİ’nin size bu sözmüş veren olan bakanı şu an İstanbul’da adaydır. İstanbul’a 650 bin konut sözü vermektedir. O zaman önce verilen sözleri tutmalarını istememiz gerekmektedir. Şu anda bu konu bence birçok mağduriyet gibi çözülebilecek konudur. Biz çok açık bir şekilde AK Parti’de siyaset yapan kişilere şunu söyledik; kanunu siz getirin, biz destekleyelim. Getirmiyorsanız biz verelim, siz destekleyin. Sizler gittiniz, partilerle konuştunuz. Aynısını ilettiniz. Onun üzerine hangi parti yanınızda olsaydınız ben particilik anlamında söylemiyorum, biz araştırması önergesini sunduk. O önergeye CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Dem Parti destek verdi. AK Parti ve MHP hayır böyle bir sorun görmüyoruz dediler reddettiler. Bu konunun, sorunun nereden kaynaklandığını hepiniz iyi biliyorsunuz. Çözümü kolay. Zor değil. Meclis’te onlarca torba kanun geçti. Bu torba kanunlara müteahhitlerin lehine çok madde kondu ama TOKİ mağdurlarının talebini bir daha hatırlatmakta fayda var. Size 5 yıl önce verilen söz şuydu; yüzde 0.49 sabit faizle, 240 ay vadeyle ve yüzde 1 KDV ile sizler evinizi alacaktınız. Peşinatlarınız belliydi ama şu anda 180 ay vade var, sabit faiz yok, memur maaş artışına endeksli, KDV de yüzde 10 bugün ama yarın öbür gün ne olacağı belli değil. Oyunun kuralını değiştiren bu iktidardır. O yüzden sözlerini tutmalarını bekliyoruz. Kanun teklifini bir torbaya koyalım. Bu hafta Meclis’in son haftası. Hak, hukuk, adalet deniyorsa adalet paketinin içinde olması gereken madde TOKİ mağdurlarının mağduriyetini giderecek maddedir. Bu konunun baş sorumlusu AK Parti’nin size bu sözleri veren yetkilileridir. Çözme imkanı Meclis’te vardır. Çok zor bir şey değil.”
]]>
Efkan Ala: “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır”
Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları verildi
BURSA – AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Siyaset Akademisi Sertifika Töreni düzenlendi. Sertifika töreninde konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır” dedi.
Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’ne AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu katıldı.
Siyasetin AK Parti’de çözüm bulma sanatı olduğunu belirten AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz siyasete en yüksek seviyede vatandaşlarımızın sıkıntısını giderme sanatı diyoruz. Vatandaşlarımızın bize gelen taleplerini çözme noktasında duvar oluyorsak siyaseti farklı algılıyoruz demektir. Eğer köprü oluyorsa siyaseti tanımaya başlamışız demektir. Siyaset bizim partimizde çözüm bulma sanatıdır. Siyaset içerisinde vatandaşlarımızın sorunlarına bulabiliyorsak o zaman siyaseti kavrıyoruz demektir. Siyasete merak herkesin işi değildir. Bu hayatta insanın bir üst kimliğe ihtiyacı var. Toplumun yararına faydalı bir şeyler yaptığımız zaman üst kimlik ortaya çıkmaya başlıyor. Onun en güzel göstergelerinden bir tanesi de siyaset ile ilgilenmektir. Siyaset bizim üst kimlik dediğimiz farkındalığı oluşturan bir husus. Senin gibisinin siyasette ne işi var? Siyaset ile niye uğraşıyorsun diye söylerler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızı siyasete cesaretlendirmemiz lazım. Üst kimliğimizi toplumda iyi ifade edebiliyorsak, bize verilen sorumlulukları yerine getirebiliyorsak o zaman bu toplumun faydalı ferdi olmaya başlıyoruz demektir. Bizim siyasette en büyük hocamız öğreticimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlar ile ilgili en meşhur sözü “Kadınlar siyasetin nesnesi değil öznesi”. Bu çalışmalar da her daim bütün kapıları açtıran kadın kollarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Siyasetin toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatı olduğunu belirten AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Bursa’da 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli siyasi aktörlerinin bir araya gelip sıkıntısını paylaştığı ve nasıl daha iyi siyaset yaparız konusunda tartışmalar yürüttüğü AK Parti Kadın Kolları’nı görüyorum. Bunu başaramayan ülkelerin ne hale geldiğini görmek için Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a ve Libya’ya bakmak yeterli. Keşke orada kadınların da daha çok siyasete katılma imkanı bulsalar da gecelerini gündüzlerini katarak siyasetin içerisinde olsalardı da ülkeler o hale gelmeseydi. Hep birlikte bir başarı hikayesinin aktörleriyiz. Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır. Zamanımı harcarız ama insanımızı değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız gençlerinizi koruyamazsınız ve onları harcamaya başlarsınız. Her birinizi siyasete duyduğu ilgiden ve bütün başarılara yaptığınız katkılardan dolayı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları takdim edildi.
]]>Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’ne AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu katıldı.
Siyasetin AK Parti’de çözüm bulma sanatı olduğunu belirten AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz siyasete en yüksek seviyede vatandaşlarımızın sıkıntısını giderme sanatı diyoruz. Vatandaşlarımızın bize gelen taleplerini çözme noktasında duvar oluyorsak siyaseti farklı algılıyoruz demektir. Eğer köprü oluyorsa siyaseti tanımaya başlamışız demektir. Siyaset bizim partimizde çözüm bulma sanatıdır. Siyaset içerisinde vatandaşlarımızın sorunlarına bulabiliyorsak o zaman siyaseti kavrıyoruz demektir. Siyasete merak herkesin işi değildir. Bu hayatta insanın bir üst kimliğe ihtiyacı var. Toplumun yararına faydalı bir şeyler yaptığımız zaman üst kimlik ortaya çıkmaya başlıyor. Onun en güzel göstergelerinden bir tanesi de siyaset ile ilgilenmektir. Siyaset bizim üst kimlik dediğimiz farkındalığı oluşturan bir husus. Senin gibisinin siyasette ne işi var? Siyaset ile niye uğraşıyorsun diye söylerler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızı siyasete cesaretlendirmemiz lazım. Üst kimliğimizi toplumda iyi ifade edebiliyorsak, bize verilen sorumlulukları yerine getirebiliyorsak o zaman bu toplumun faydalı ferdi olmaya başlıyoruz demektir. Bizim siyasette en büyük hocamız öğreticimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlar ile ilgili en meşhur sözü “Kadınlar siyasetin nesnesi değil öznesi”. Bu çalışmalar da her daim bütün kapıları açtıran kadın kollarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Siyasetin toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatı olduğunu belirten AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Bursa’da 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli siyasi aktörlerinin bir araya gelip sıkıntısını paylaştığı ve nasıl daha iyi siyaset yaparız konusunda tartışmalar yürüttüğü AK Parti Kadın Kolları’nı görüyorum. Bunu başaramayan ülkelerin ne hale geldiğini görmek için Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a ve Libya’ya bakmak yeterli. Keşke orada kadınların da daha çok siyasete katılma imkanı bulsalar da gecelerini gündüzlerini katarak siyasetin içerisinde olsalardı da ülkeler o hale gelmeseydi. Hep birlikte bir başarı hikayesinin aktörleriyiz. Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır. Zamanımı harcarız ama insanımızı değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız gençlerinizi koruyamazsınız ve onları harcamaya başlarsınız. Her birinizi siyasete duyduğu ilgiden ve bütün başarılara yaptığınız katkılardan dolayı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları takdim edildi. – BURSA
]]>KONYA – Konya’da birçok fırında başlatılan ‘askıda ekmek’ uygulamasından yola çıkan bir özel eğitim kurumu öğretmenleri, öğrencilerin çözemediği soruların çözümü için ‘askıda soru pano’ uygulaması başlattı. Öğrenciler arasında kaynaşmanın ve paylaşma duygusunun arttırılması amaçlanan uygulama ile öğrenciler, çözemedikleri soruyu askıya asarak farklı öğrencinin çözümlemesi sağlanıyor.
Konya’da bir özel eğitim kurumu ‘askıda ekmek’ kampanyasından yola çıkarak ‘askıda soru pano’ uygulaması başlattı. Öğrenciler arasında paylaşma duygusunun arttırılması amaçlanan uygulama ile öğrenciler, çözümleyemedikleri soruyu panoya asarak farklı bir öğrenci tarafından çözümlenmesi sağlanıyor. Panoda bir süre boyunca çözüm bulamayan soru ise sınıf ortamında öğretmen eşliğinde çözüme kavuşturuluyor.
“O yüzden çözülen soruların herkese bir faydası oluyor”
Çözülemeyen soruların bu uygulama sayesinde çözüm bulduklarını ifade eden eğitim kurumu öğrencilerinden Muhammed Yahya Karakol, “Askıda soru uygulaması bence gayet güzel bir uygulama. Nedeni ise insanlar gerçekten bazen vakit bulamıyor. Birbirilerini denk düşüremiyorlar veya ben burada hocamı bulamadığım zaman sorumu asıyorum hocam çözemese bile bir arkadaşım çözüyor. Beni tanıyorsa bana getiriyor, beni tanımıyorsa askıya asıyor. Bu süreçte de arkadaşlarımla iletişime geçmiş oluyorum hem de sorularım çözülüyor. Bende birkaç kere astım çözülmesi beni çok mutlu etti. Öğrenciler için çok güzel bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Buradaki arkadaşlarımızın çözemediği sorular gerçekten çok zor. O yüzden çözülen soruların herkese bir faydası oluyor” dedi.
Askıda soru panosunun kendisine faydalı olduğunu belirten Mehmet Muhammed Sönmez ise, “Askıda soru uygulaması ile ilk olarak sosyalleşme, ikincisi ise daha çok soru tarzı görme fırsatımız oluyor. Buradaki sorular özel sorular olduğu için daha nitelikli sorular oluyor. Bir soru bankasını taramaktansa burada zor soruların çözümü ile incelemek daha güzel bence” şeklinde konuştu.
“Uygulamanın hem eğitime, hem de arkadaşlık bağının güçlendirilmesi anlamında katkılarını gördük”
Bu uygulamayla birlikte öğrencilerin çok fazla soru tipi gördüğüne dikkat çeken Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, “Bu sayede öğrenciler yapamadığı zor olan seçilmiş soruları panoya asıyorlar ve bazen arkadaşları onlarında yapamadığı zor soruları ise sınıfta öğretmenlerinin anlatımıyla tüm sınıf olarak çözüyorlar. Bu sayede öğrencilerimiz çok fazla soru tipi görmüş oluyor ve öğrenciler arasında kaynaşmanın, arkadaşlığın, paylaşma duygusunun arttığını gördük. Bu da öğrencilerimiz açısından güzel bir uygulama oldu. Bazı öğrencilerde öğretmen ve arkadaşlarına soru sormakta çekince içerisindeydiler bu sayede öğrenci, ismini yazarak panoya soruyu astığı zaman belki de bir arkadaşı ile muhatap olmadan sorusunu çözdürmüş oluyor. Bu uygulamanın hem eğitime hem öğretime hem de arkadaşlık bağının güçlendirilmesi anlamında katkılarını gördük. Tabi askıda soru uygulaması ecdadın askıda ekmek uygulamasından gelen bir uygulama. Öğrenciler ilk gördüğü zaman şaşırdılar. Bu panonun ne işe yaradığını merak ettiler ama rehberlik servisi bu panonun işlevi ve amacının anlattığı zaman oldukça iyi bir ilgi ile karşılaştık. Bu sayede öğrenciler fazlaca soru tipi görüyorlar. Sınava hazırlık sürecinde motivasyonunu arttırmış oluyorlar” ifadelerini kullandı.
“Öğrenciler gibi çözmese bile soruyu öğrenmiş oluyor”
Matematik Öğretmeni Abdullah Öztürk de, “Öğrencilerin genellikle bir kişi tarafından çözülemeyen sorular değil, bir öğrenci bir soruya takıldıysa birkaç hatta daha fazla öğrenci buna takılmış olabilir. Öğrenci bu sayede aklına gelmeyen belki karşılaşmadığı ama takılabileceği soruları bu panoda görüyor. Çözümlerini de görüyor. Bu sayede diğer öğrenciler gibi çözmese bile soruyu öğrenmiş oluyor daha önce karşısına geldiği için. Bu sorular aslında kitaplarda öğrenciler tarafından yapılamayan seçilmiş sorular” şeklinde konuştu.
Fizik Öğretmeni Şeref Koyuncu ise, “Bu uygulamayla birlikte daha çok birbiri ile yakınlaşma, daha çok sosyalleşme imkanı buldu öğrencilerimiz. Ben fizik öğretmeniyim bu açıdan bakıldığı zaman fizik açısından daha fazla yorum tarzı, birbirilerine yorum yapma anlamında geliştirme özelliği taşıdılar. O yüzden askıdan soruyla birlikte bu uygulamanın çok büyük bir faydası oldu” diye konuştu.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları’nın, Cumhuriyetin 100’üncü yılına özel düzenlediği “100 Yıllık Ayna” tiyatro çalıştayı sona erdi. Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, “Bu çalıştayda en önemli ana başlık; herkesin ayrıştığı bir dönemde, herkesin hiçbir araya, yan yana gelemediği bir dönemde bir araya gelmek. Burada bence en önemli şey, paydaşlarımızın sorunlarını bire bir dinlemek, birbirimizden haberdar olmak, sorunlarımızı birbirimize iletmek ve çözümlerini aramak, bu çok önemliydi” dedi.
Cumhuriyetin 100’üncü yılı çalışmaları kapsamında İBB Şehir Tiyatroları, 11-14 Şubat tarihlerinde “100 Yıllık Ayna” başlıklı tiyatro çalıştayı düzenledi. İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki bir otelde düzenlenen çalıştay, dün akşam sona erdi.
“SİYASİ İRADENİN ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMASI GEREKİYOR”
Çalıştayın değerlendirmesini ANKA Haber Ajansı’na yapan Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşegül İşsever, 31 başlıkta konuların ele alındığını dile getirdi. İşsever, şöyle konuştu:
“Bu çalıştayda en önemli ana başlık; herkesin ayrıştığı bir dönemde, herkesin hiçbir araya, yan yana gelemediği bir dönemde bir araya gelmek. En önemli üst başlık buydu burada. Bence çok kıymetliydi. Herkesten de bu yönde cümleler duydum. Ne kadar güzel oldu. Aynı dili konuştuğumuz insanlar, bir araya geldik. Burada bence en önemli şey, paydaşlarımızın sorunlarını bire bir dinlemek, birbirimizden haberdar olmak, sorunlarımızı birbirimize iletmek ve çözümlerini aramak, bu çok önemliydi. Bu 4 günün sonunda çok keyifli, güzel sonuçlar çıktı. Biz şimdi bu sonuçların dokümantasyonunu yapıyoruz. Bütün paydaşlarımızla bunları paylaşacağız. Daha sonra bir kitapçık haline getireceğiz ve herkese açık hale gelecek. Bence kıymetli bir çalıştay oldu. Herkesin ortak fikri, siyasi iradenin gündelik sanat politikalarıyla bu işin yürüyemeyeceği, uzun süre devam edemeyeceği, bunun için siyasi iradenin de elini taşın altına koyması ve kalıcı politikalarla, iştahla, isteyerek, çözüm odaklı düşünerek bu konuda bize yardımcı olması gerekiyor. Yoksa biz ne yapacağımızı gayet iyi biliyoruz. Bu çalıştaydan da çok güçlü sonuçlar çıkacağını düşünüyorum. Bence güzel bir şey oldu. İhtiyacımız varmış böyle bir çalıştaya.”
“SONUÇLARIN ÇÖZÜME ULAŞMASI İÇİN GAYRET SARF EDECEĞİZ”
Çalıştaya 310 kişinin katıldığını vurgulayan İşsever, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu 310 kişi içerisinden 10 kişi yurt dışındandı. 10 kişi de çevrim içi katıldı. 60 kişi şehir dışından geldi. Tiyatroya emek veren bütün paydaşlarımızla bir araya gelip bu sonucu almak istedik biz. İstedik ki çözüm önerileriyle, sorunlarıyla bir yüz yılın muhasebesini yapalım ve bir yüz yıla ayna tutalım; bundan sonraki yüz yılda bizim arkamızdan bu işi yapacak olan neferlerin elinde bir el kitabı olsun. Niyetimiz çok iyi. Bunun takipçisi olacağız. Sonuçların çıkması ve bu sonuçların çözüme ulaşması için gayret sarf edeceğiz bu saatten sonra. Bu konuda bu çalıştayı çok kıymetli buluyorum. Bütün paydaşlarımıza burada olmayı tercih ettikleri için sizin aracılığınızla da çok teşekkür ediyorum.”
]]>Netanyahu, ABD’nin gelecekteki bir Filistin devleti konusundaki baskısını açıktan reddetti ve saldırının “tam zafere kadar” devam edeceğinde ısrar etti.
Ancak savaş kabinesi üyesi Gadi Eisenkot, Hamas’ın “mutlak yenilgisini” savunanların “doğruyu söylemediğini” belirtti.
Emekli general Eisenkot’un oğlu Gazze’de savaşırken öldürülmüştü.
Ayrıca Netanyahu’nun 7 Ekim’de ülkesini koruyamadığı için “kesin ve açık bir sorumluluğu” paylaştığını söyledi ve İsrail’in mevcut liderliğine “güven olmadığını” belirterek yeni seçimler yapılması çağrısında bulundu.
Hamas, İsrail’in güneyine düzenlediği saldırıda yaklaşık 1300 kişiyi öldürmüş ve 240 kişiyi rehin almıştı.
Başbakan Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın neredeyse hiç konuşmadıklarına dair haberlerle birlikte kabine içindeki gerilim, İsrail ve Batılı müttefikleri arasındaki uçurumun genişlediği bir döneme denk geldi.
Netanyahu’nun Filistin devletine ilişkin yorumlarının ardından Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Kirby, ABD ve İsrail’in “olayları açıkça farklı gördüğünü” söyledi.
Bir Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de İsrail’in güvenlik sorunlarının bir Filistin devleti olmadan çözülemeyeceğini söyledi.
Beyaz Saray, Başkan Joe Biden’ın Cuma günü yaptığı telefon görüşmesinde Netanyahu ile iki devletli çözüm konusunu ele aldığını açıkladı.
Daha sonra Washington’da gazetecilere konuşan Biden, bir gazetecinin Netanyahu’nun görevde olduğu bir dönemde iki devletli bir çözümün imkansız olup olmadığı sorusuna “Hayır, öyle değil” diye yanıt verdi.
Biden “İki devletli çözümün çeşitli türleri var. BM üyesi olup da… kendi orduları olmayan bir dizi ülke var” dedi.
Ancak Netanyahu kariyeri boyunca Filistin devletine karşı çıktı ve daha geçen ay bunu engellemiş olmaktan gurur duyduğunu söyleyerek övündü.
Hamas yönetimindeki sağlık bakanlığına göre Gazze’de ölenlerin sayısı 25.000’e yaklaştı.
Biden yönetiminin Netanyahu’nun iki devletli çözüme yaklaşımına dair yeni yalanlamasının zamanlaması, artan uluslararası izolasyon hissini artırabilir.
ABD bu çatışma sırasında İsrail’in askeri stratejisini etkilemeye çalıştı: Gazze’de kapsamlı hava saldırıları yerine daha hassas güdümlü saldırılar düzenlenmesi; kara harekatının ertelenmesi ya da sona erdirlmesi; ve İsrail’in gelecekteki bir Filistin devletine komşu olacağı ve Filistin Yönetimi’nin de bir rol üstleneceği iki devletli bir çözüm için görüşmeler yapılması çağrısında bulundu.
Ancak bu çağrılar ABD’li yetkililerle yapılan gergin toplantılarda Netanyahu tarafından sık sık reddedildi ve bazı Amerikan çevrelerinde Başkan Biden’ın İsrail’e verdiği koşulsuz destekten duyulan hayal kırıklığını derinleştirdi.
Savaşta ölümlerin arttığı bir ortamda İsrail’in müttefikleri, kalıcı barışı sağlamanın tek yolu olarak iki devletli plana yeniden hayat verilebileceğini umuyor.
Ancak Netanyahu’nun yorumları bunun tam tersini istediğini gösteriyor. Bu pozisyonun ABD’de bu yıl yapılacak başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin adayı olması beklenen Donald Trump’ın seçilmesi halinde gelecekteki yönetimiyle daha uyumlu olacağını umuyor ve ona İsrail yanlısı destekçilerini toparlamak için malzeme sağlıyor.
İsrail’de giderek daha az sevilen bir başbakan, hükümetini destekleyen aşırı sağa geri dönüyor.
Yakın zamanda yapılan bir ankete göre İsraillilerin sadece yüzde 15’i savaştan sonra da onun görevde kalmasını istiyor.
İsraillilerin çoğu Hamas’a karşı askeri harekâtı desteklemeye devam ederken, çoğunluk artık Hamas’ı yok etmek gibi imkânsız bir hedef yerine kalan 130 kadar rehineyi geri getirmeye öncelik verilmesini istediklerini söylüyor.
Netanyahu’nun gelecekte kurulacak bir Filistin devletine ilişkin son yorumları da Arapların çatışmada arabuluculuk yapma girişimlerinin reddedilmesi anlamına geliyor.
Suudi Arabistan, iki devletli bir çözümü içeren bir ateşkes anlaşmasının parçası olarak İsrail ile ilişkileri normalleştirme ödülünü önüne koydu.
Ancak İsrail başbakanı siyasi geleceğini sert bir Filistin karşıtlığına bağlamış görünüyor.
İsrail tarihinin en kötü saldırıları onun döneminde gerçekleştikten sonra “güvenlik” söylemiyle öne çıkamaz.
Artık ” Bağımsız Filistin Yok” söylemine sarılacak. Bu pozisyonun, başbakanını giderek daha fazla sevmese de yanı başında bir Filistin devletini düşünemeyecek kadar travma geçiren halkın ruh haliyle uyuşacağına inanıyor.
]]>Başkan Özakalın’ın, SGK, İŞKUR, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü, Ticaret İl Müdürlüğü, Milli Eğitim İl Müdürlüğü, TSE, KUDAKA, TKDK, KOSGEB, Vergi Dairesi Başkanlığı, DAİB ve Organize Sanayi Bölgelerinin yöneticileriyle bir araya geldiği 2. ‘Paydaş Kurumlar İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda, 20 Temmuz 2023’te düzenlenen ilk toplantıdaki veriler, sorun ve çözüm önerileri güncellendi.
ETSO yöneticilerinin de yer aldığı toplantı sonunda elde edilen bilgiler ışığında, “İş Dünyası ve Çalışma Hayatıyla İlgili Ülke Geneli, Bölge ve Erzurum Özelinde Uygulanan Teşvik ve Desteklerle İlgili Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı rapora son şekli verildi. Raporda; ilgili kurumların iş dünyası ve çalışma hayatını destekleyen, üretim ve istihdam anlamında reel sektörün yükünü hafifletmeye yönelik desteklerinin aksayan yönleri, uygulamada yaşanan sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik çözüm önerileri sıralandı.
Özakalın, “Raporumuz, sorunların çözümüne katkı sunacak”
ETSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın, iş dünyası ve çalışma hayatını ilgilendiren raporun güncel halini daha önce olduğu gibi yine Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara ulaştırılacağını söyledi. Özakalın, “Odamızın, şehrimizdeki paydaş kurumların kıymetli idarecileriyle gerçekleştirdiği toplantılar neticesinde hazırlanan bu raporlar, sorunlara rasyonel çözümler sunması açısından büyük ilgi ve takdir gördü. Toplantılarımıza katılan her kurumun yöneticisiyle iş dünyası ve çalışma hayatına sağladıkları teşvik ve destekleri istişare ediyor, aksayan yönlerinin çözümü için çareler üretmeye gayret gösteriyoruz” diye konuştu.
Reel sektörün ayakta kalabilmesi, üretim ve istihdamını sürdürebilmesi açısından sağlanan desteklerin aksatılmadan uygulanması ve dile getirilen taleplerin karşılanmasının önemine dikkati çeken Başkan Özakalın şu ifadeleri kullandı; “Raporumuzda özellikle, 2023 Eylül ayında açıklanan, ‘2024-2026 Orta Vadeli Program (OVP)’ gereği uygulanacak sıkı para politikası sebebiyle, kamu kurum ve kuruluşlarının sağlayacağı teşvik ve desteklerin, finansmana erişimin zor olduğu bir dönemde KOBİ’lerimiz için hayati önem taşıdığını ifade ettik. Yaptığımız istişareler sonucu hazırlanan bu raporun, iş dünyamıza ve çalışma hayatımıza pozitif katkılar sunacak düzenlemelerin hayata geçirilmesinde faydalı olacağına inanıyoruz.”
Başkan Özakalın, ETSO’da düzenlenen 2. ‘Paydaş Kurumlar İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na iştirak eden ve katkı sunan; SGK İl Müdürü Nizamettin Durmuş, İŞKUR İl Müdürü Abdulkadir Mutlu, KOSGEB İl Müdürü Lütfullah Aktaş, Vergi Dairesi Başkanı Selahattin Atabek, KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven, TSE İl Müdürü İbrahim Seyhan, TKDK İl Koordinatörü Mustafa Kılıç, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Mustafa Küçükler, Ticaret İl Müdür Vekili Elif Tan, İl Milli Eğitim Şube Müdürü Bünyamin Pehlivan, 2. OSB Müdürü Fırat Karakaya, ETSO Genel Sekreteri Osman Ömeroğlu ile Doğu Anadolu İhracatçılar Birliği’nden Emre Hancığaz ve Zafer Bayrak’a teşekkür etti. – ERZURUM
]]>