SAÇ TELİNDEN İNCE
ACS Sensors adlı dergide yayımlanan çalışmayı yürüten ekip, saç telinden binlerce kat daha ince bir sensör geliştirdi. Araştırmacılar, platin, indiyum ve nikel içeren nanopul sensörün nefesteki izopren seviyesini milyarda iki oranında (2 ppb) bile ölçebildiğini kaydetti. Ayrıca sensör izoprene, insan nefesindeki diğer bileşiklerden daha iyi tepki verdi. Ekip daha sonra 5’i akciğer kanseri hastası 13 kişiyle bu sensörü test etti. Hastalarda 40 ppb’den daha düşük, sağlıklı olanlardaysa 60 ppb’den daha yüksek izopren seviyeleri saptandı. Bilim insanları yeni teknolojinin akciğer kanserinin erken teşhisini sağlayarak pek çok hayat kurtarabileceğini düşünüyor. Ancak sensörün başarısı hakkında net bir şey söylemek için henüz erken. Katılımcı sayısının az olmasının yanı sıra izopren ve akciğer kanseri arasındaki ilişkinin de doğrulanması gerekiyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, Sun’un Çin hükümeti için çalıştığı belirtildi.
İddianamede Sun, Çin Halk Cumhuriyeti ve Çin Komünist Partisi’nin gizli ajanı olarak hareket etmekle, onların talebi üzerine “Tayvan hükümetinin temsilcilerinin New York Eyaletinin üst düzey yetkililerine erişimini engellemek” ve “Çin hükümetinin gündemini gizlice desteklemek” gibi siyasi faaliyetlerde bulunmakla suçlandı.
Sun’un ayrıca eyalet valiliğindeki görevi sırasında ismi açıklanmayan New York’tan üst düzey bir politikacının Çin’e “seyahat etmesini kolaylaştırmaya” ve Çin’den gelen resmi heyetler için New York hükümet yetkilileriyle toplantılar ayarlamaya çalıştığı iddia edildi.
Açıklamada, Sun’un kocası Chris Hu’nun da suç ortaklığı, kara para aklama, banka dolandırıcılığı ve kimlik bilgilerini kötüye kullanma suçlamalarıyla yargılanacağı belirtildi.
Sun ve Hu, bu sabah Long Island’ta bulunan evlerinde FBI tarafından gözaltına alındı.
Hochul’un basın sekreteri Avı Small, suçlamalar konusunda CNN’e yaptığı açıklamada, “Bu kişi on yıldan fazla bir süre önce işe alınmış. Uygunsuz davranışa dair kanıtlar bulduktan sonra Mart 2023’te işine son verdik, eylemlerini derhal kolluk kuvvetlerine bildirdik ve bu süreç boyunca yetkililere yardımcı olduk.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çin Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamalara göre, Şi, bu hafta Pekin’de düzenlenecek Çin-Afrika İşbirliği Forumu (FOCAC) için ülkesini ziyaret eden Afrika ülkelerinin liderleriyle ikili görüşmeler yaptı.
Şi, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa ile görüşmesinde, FOCAC’ın Afrika kıtası ile işbirliğine öncülük eden, Güney-Güney işbirliği açısından örnek nitelikte bir oluşum olduğunu belirtti.
REKLAM
Dünyanın yüzyılda görülmeyen hızlı dönüşümlerden geçtiğini ve toplumun benzersiz meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Şi, “Uluslararası durum giderek daha karmaşık hale geldikçe, ‘Küresel Güney’ ülkelerinin bağımsızlık, dayanışma ve eşgüdüm içinde uluslararası adaleti ve eşitliği savunması daha büyük önem taşıyor.” dedi.
Görüşmenin ardından iki lider, Çin ile Güney Afrika arasındaki ilişkileri “Çok Yönlü Stratejik İşbirliği Ortaklığına” yükselttiklerini duyurdu.
“ÜÇ TİP ORTAKLIK”
Çin lideri, Kenya Devlet Başkanı William Ruto ile görüşmesinde, iki ülkenin üç tip ortaklığı ilerletmesi gerektiğini dile getirdi.
Çin ve Kenya’nın öncelikli olarak “karşılıklı güvene dayalı ortaklığı” sürdürerek birbirinin ulusal egemenliğini ve kendi ulusal koşullarına uygun kalkınma yolunu seçmesini desteklemesi gerektiğine işaret eden Şi, ikinci olarak, “karşılıklı faydaya dayalı kazan-kazan işbirliği ortakları” olarak yeni çığırlar açması, kalkınma stratejileri ve planları arasında sinerji yaratması, dijital ekonomi, yeni enerji, yoksullukla mücadele ve tarımsal kalkınma alanlarında işbirliğini geliştirmesi gerektiğine dikkati çekti.
REKLAM
Şi, üçüncü olarak, iki ülkenin “uluslararası eşitliği ve adaleti savunan stratejik ortaklar” olarak uluslararası ve bölgesel meselelerde iletişimi ve eşgüdümü artırma, “Küresel Güney”in ortak çıkarları için birlikte çalışmasının önemine işaret etti.
“MADEN KASABASı”
Çin Devlet Başkanı Şi, Doğu Afrika takımada ülkesi Komorlar Birliği’nin Cumhurbaşkanı Azali Assoumani ile görüşmesinde, iki ülke arasında yıllar içinde gelişen işbirliğinin farklı büyüklükteki ülkeler arasında eşitlik, dayanışma ve işbirliğine örnek teşkil ettiğini söyledi.
“Maden Kasabası” adlı Çin televizyon dizisinin Komorlar’da popüler olduğunu öğrendiğini ifade eden Şi, Çin’in Komorlar halkının yoksullukla mücadelesinde işbirliği yapmaya, coğrafi avantajlarını ve deniz kaynaklarını kalkınma ivmesine dönüştürmesine yardım etmeye hazır olduklarını vurguladı.
Görüşmenin ardından iki lider, Çin ile Komorlar Birliği arasındaki ilişkileri “stratejik ortaklığa” yükselttiklerini duyurdu.
“MAVİ EKONOMİ”
Şi, Hint Okyanusu’nda Afrika’ya bağlı bir takımada ülkesi olan Seyşeller’in Cumhurbaşkanı Wavel Ramkalawan ile görüşmesinde de ülkeyi Çin-Hint Okyanusu Kalkınma İşbirliği Bölge Forumu’na katılmaya davet ederek, deniz kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını hızlandırarak mavi ekonomiyi kalkınma gücüne dönüştürme çağrısında bulundu.
REKLAM
Çin’in Seyşeller ile acil durum yönetimi, afet önleme ve indirgeme alanlarında işbirliğini güçlendirmeye, denizlerde korsanlık ve diğer yasa dışı faaliyetlerle mücadelesini destelemeye hazır olduğunu aktaran Şi, iki ülke arasında doğrudan uçuşlar başlatarak iki yönlü turizmi teşvik etmeyi hedeflediklerini dile getirdi.
“YÖNETİM DENEYİMİNİ PAYLAŞMAK”
Şi, Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afwerki ile görüşmesinde, Çin’in Afrika Burnu ülkesi ile her düzeyde temasları artırarak devlet yönetimi deneyimini paylaşmaya, Kuşak ve Yol Girişimi, FOCAC ve Afrika Burnu’nda Barışçı Kalkınma Girişimi gibi platformları kullanarak enerji, altyapı ve tarım alanlarında işbirliğini geliştirmeye, Eritre’nin sanayileşmesine ve tarımda modernleşmesine katkı sağlamaya hazır olduklarını belirtti.
Çin ve Eritre’nin uluslararası ve bölgesel sorunlarda benzer görüşleri paylaştığını vurgulayan Şi, gelişmekte olan ülkelerin meşru haklarını ve çıkarlarını, daha eşit ve adil uluslararası düzeni savunmak için işbirliği ve eşgüdümü güçlendirmeyi istediklerini kaydetti.
“PRATİK İŞBİRLİĞİNİ GELİŞTİRMEK”
Şi, Sahra Altı Afrika ülkesi Gine’nin Cumhurbaşkanı Mamady Doumbouya ile görüşmesinde, Afrika ile dayanışmayı ve işbirliğini güçlendirmenin Çin diplomasisinin köşe taşı olduğunun, FOCAC’ın yalnızca pratik işbirliğini geliştirmek için etkili bir araç değil, aynı zamanda “Güney-Güney işbirliğinin bayrağı” olduğunun altını çizdi.
REKLAM
Çin ile Gine’nin forumda alınacak kapsamlı kararları hayata geçirmek üzere birlikte çalışması gerektiğini belirten Şi, altyapı, yer altı kaynaklarını geliştirme, kırsal kalkınma, yoksullukla mücadele, tıp ve sağlık alanlarında işbirliğini güçlendirerek, Gine’nin kaynak avantajlarını kalkınmasının itici gücü haline getirmesine destek olmayı istediklerini dile getirdi.
“ULUSAL EGEMENLİK VE GÜVENLİK”
Şi, Çad Cumhurbaşkanı Muhammed İdris Debi İtno ile görüşmesinde, Sahra ülkesinin Çad’ın ulusal egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını korumasını, bağımsız gelişim yolu izlemesini desteklediğini, Küresel Güvenlik Girişimi kapsamında işbirliğine hazır olduğunu ifade etti.
Çad lideri de Çin ile egemenlik ihtilafı içindeki Tayvan’ı ülkenin ayrılmaz parçası olarak gördükleri ve “tek Çin” ilkesine bağlı oldukları mesajını verdi.
Görüşmenin ardından iki lider, Çin ile Çad arasındaki ilişkileri “stratejik ortaklığa” yükselttiklerini duyurdu.
“ÇİN MODERNLEŞMESİNİN YARATTIĞI FIRSATLAR”
Şi, Malavi Cumhurbaşkanı Lazarus McCarthy Chakwera ile görüşmesinde, Çin’in Doğu Afrika ülkesinin kendi ulusal koşullarına uygun kalkınma yolunu keşfetmesini desteklediğini, Çin modernleşmesinin yarattığı fırsatları Malavi ulusal kalkınması ile paylaşmaya hazır olduğunu dile getirdi.
REKLAM
Malavi ile tarım, telekomünikasyon, altyapı ve diğer alanlarda işbirliğini güçlendirmeye hazır olduklarını, Çin şirketlerini Malavi’ye yatırım yapmaya teşvik edeceklerini aktaran Şi, Malavi Üniversitesinde kurulan Konfüçyüs Enstitüsünün halklar arası bağları güçlendirmek, Malavi’nin Çin’in güneyindeki Hunan eyaletinin merkezi Çangşa’da kurduğu Başkonsolosluğu da ulus-altı idari birimler ve yerel yönetimler arasında temasları artırmak ve işbirliğini geliştirmek için kullanma çağrısında bulundu.
Görüşmenin ardından iki lider, Çin ile Malavi arasındaki ilişkileri “stratejik ortaklığa” yükselttiklerini duyurdu.
“AFRİKA DÜNYANIN ÖNEMLİ BİR (GÜÇ) KUTBU”
Çin Devlet Başkanı Şi, Afrika Birliği (AfB) Komisyonu Başkanı Musa Faki Muhammed ile görüşmesinde, dünyada yüzyılda görülmeyen hızlı dönüşümlerin yaşandığına, Çin ve Afrika’nın dahil olduğu “Küresel Güney”in giderek güçlendiğine işaret etti.
Afrika’nın “dünyanın önemli bir (güç) kutbu” ve Çin diplomasisinin önceliği olduğunu vurgulayan Şi, “Çin ve Afrika, eşit ve düzen içinde çok kutuplu dünya ile kapsayıcı ekonomik küreselleşmeyi savunmalı, uluslararası eşitliği ve adaleti, gelişmekte olan ülkelerin ortak çıkarlarını birlikte korumalı.” diye konuştu.
FOCAC
Çin-Afrika İşbirliği Forumunun (FOCAC) 9’uncusu 4-6 Eylül’de Pekin’de düzenlenecek. Çin ile Afrika Birliği (AfB) üyesi 53 ülkeyi ve Afrika Komisyonunu bir araya getiren zirveye 50’den fazla ülkenin devlet ve hükümet başkanı katılıyor.
AfB üyesi Esvatini, Çin ile egemenlik ihtilafı içindeki Tayvan ile diplomatik ilişkisi olduğu için forumda yer almıyor.
*Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>PEKİN – Çin’in Shandong eyaletinde okul servisinin kalabalığa dalması sonucu 5’i öğrenci 11 kişi hayatını kaybetti.
Çin’in Shandong eyaletine bağlı Tai’an kentinde yaşanan olayda, okul servisi sürücüsü okula yaklaştığı sırada direksiyon hakimiyetini kaybederek kalabalığa daldı. Okul servisinin öğrenci ve ailelerin okul kapısında beklediği sırada kalabalığa dalması sonucu 5’i öğrenci 11 kişi hayatını kaybetti. Biri durumu kritik aralarında öğrenci ve velinin bulunduğu 12 kişinin yaralandığı olaya ilişkin soruşturma başlatılırken servis sürücüsü gözaltına alındı.
Yaralıların tedavisi hastanede sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ohio Eyalet Üniversitesi’nden ZhiPing Zhong liderliğindeki ekip, buzuldan alınan örneklerdeki DNA’ları yeniden yapılandırdı. Bu çalışma sonucunda ortaya çıkan virüslerin yaklaşık %75’inin modern insanlar tarafından daha önce bilinmediği anlaşıldı.
Keşfedilen virüslerden biri, özellikle dikkat çekici. Bu virüs, son büyük iklim geçişinin yaşandığı yaklaşık 11.500 yıl öncesine dayanıyor. Araştırmacılar, bu keşfin virüslerin iklim değişikliğine nasıl tepki verdiğini anlamak açısından önemli olduğunu vurguluyor.
İlginç bir şekilde, buzul Çin’de bulunmasına rağmen, bazı virüslerin Orta Doğu ve Arktik bölgelerinden geldiği de tespit edildi. Bu durum, antik dönemlerde bile virüslerin geniş coğrafi alanlara yayılabildiğini gösteriyor.
Zhong, bu keşfin önemini şöyle açıklıyor: “Virüslerin yoğun iklim dönemlerinde nasıl evrimleştiğini anlamak, gelecekte yaşanabilecek iklim değişikliklerinde virüslerin nasıl davranacağını tahmin etmemize yardımcı olabilir.”
Araştırmacılar, bulunan virüslerin insanlar için tehlikeli olup olmadığı konusunda net bir açıklama yapmadı. Ancak bu keşfin, antik dönemlerdeki yaşam ve iklim hakkında yeni bilgiler sağlayabileceğini belirtiyorlar.
Guliya Buzulu, dünyanın en yüksek platosu olan Tibet Platosu’nun bir parçası. Bu bölge, yaklaşık 2,5 milyon kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. Daha önce de bu buzulda 15.000 yıl öncesine ait örnekler bulunmuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te m?oderatörlüğünü Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesi S. Rajaratnam Uluslararası İlişkiler Fakültesi öğretim üyesi emekli diplomat Lawrence Anderson’ın üstlendiği panele Malezya Yüksek Öğrenim Bakanı ve eski Dışişleri Bakanı Zambri Abdülkadir, Bangladeş Dışişleri Bakanı Muhammed Hasan Mahmud, Sri Lanka’nın Dış İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Tharaka Balasuriya ve Vietnam Dışişleri Bakan Yardımcısı Nguyen Minh Hang katıldı.
Malezyalı Bakan Zambri, bölgede “Asya-Pasifik” ve “Hint-Pasifik” gibi yeni adlandırmaların nereden, hangi saftan bakıldığına bağlı olarak karmaşıklaşan çok katmanlı ilişkiler ağını ortaya çıkardığını, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkeleri olarak saflaşmadan kaygı duymakla birlikte aynı zamanda büyük güçlerin ilgisini ve hedeflerini anlamak istediklerini belirtti.
ASEAN’ın bakış açısından, barış içinde bir arada yaşama ilkesine uyumlu olduğu sürece bölgede farklı fikirlerin, ilgilerin ve çıkarların varlığını desteklediklerini ifade eden Zambri, “İster Asya-Pasifik deyin ister Hint-Pasifik, biz buranın bir barış ve refah bölge olacağından emin olmak istiyoruz.” dedi.
Zambri, Çin’in bölgedeki artan rolüne ilişkin, iyi niyetli oldukları sürece tüm taraflarla işbirliğini geliştirmek istediklerini vurgulayarak “Güneydoğu Asya’da Çin fobisi yaratmamalıyız. Soğuk Savaş’ın uzantısı olan ikili tercihlere, çevreleme mantığına hapsolmamalıyız, onu ya da bunu seçmek zorunda değiliz, kimse bize ne yapacağımızı dikte etmemeli.” diye konuştu.
Bölgenin bir ekonomik işbirliği ve kalkınma alanı olması için bölge ülkelerinin yeni teknolojileri, yeni ekonomileri ve özellikle de dijital ekonomiyi kucaklaması gerektiğini vurgulayan Zambri, Malezya’nın Türkiye ile dostane ilişkileri önemsediğini, diplomatik ilişkilerin yanı sıra ekonomik ilişkileri ve teknoloji alanında bağları genişleterek Malezya’yı Türk ekonomisinin Güneydoğu Asya’da limanı haline getirmek istediklerini vurguladı.
“Çin ve Hindistan işbirliği yaparsa küresel mimari değişir”
Sri Lankalı Bakan Tharaka Balasuriya da büyük güçlerin bölgeye ilgisinin artmasında Çin’in yükselişini durdurma niyeti ve ülkelerini piyon olarak gören yaklaşımın hissedildiğini ifade etti.
Sri Lanka’nın 1950’lerden bu yana bağlantısızlık siyaseti izlediğini, gelecekte de duruma bağlı bağımsız seçimlerini yapmak istediğini vurgulayan Balasuriya, “Biz Sri Lanka’nın Çin ve Hindistan ile ilişkilerini birbirine zıt tercihler olarak görmüyoruz. Hem Çin ile güçlü tarihsel ilişkilerimiz, Hindistan ile de uygarlık bağımız var.” dedi.
Kovid-19 salgınında Batı’dan aşı beklerken Çin’in Sri Lanka’ya yardım eli uzattığını, ekonomik kriz yaşadıklarında Hindistan’ın yardımı sayesinde hem mali durumu düzeltip hem de ülkede gıda güvenliği sağladıklarını hatırlatan Balasuriya, “Bu iki ülke de bizim için önemli.” ifadesini kullandı.
Balasuriya, Suudi Arabistan ve İran’ın diplomasi yoluyla vardığı uzlaşmayı örnek göstererek “Çin ve Hindistan işbirliği yaparsa hem küresel mimari hem de Küresel Güney’in mimarı değişir. Çin ile ABD arasındaki San Francisco Zirvesi’nin benzerine Asya’da ihtiyaç var.” değerlendirmesinde bulundu.
“ASEAN ülkeleri birlikte hareket etmeli”
Vietnam Dışişleri Bakan Yardımcısı Nguyen ise ülkesinin de major aktörlerin Asya-Pasifik’e ilgisinin artmasının ekonomik gücün bölgeye kaymasıyla bağlantılı olduğuna dikkati çekerek “Bölgedeki durumun karmaşıklığı göz önüne alındığında açık, kapsayıcı, dengeli ve kurallara dayalı bir mimari için ASEAN ülkelerinin birlikte hareket etmesi gerekiyor.” dedi.
Asya-Pasifik’in yükselişinin barış, istikrar ve işbirliği ruhunun başarısına tanıklık ettiğini vurgulayan Nguyen, bunun devam edebilmesi için ASEAN’ın merkeziliğinin korunması gerektiğini vurguladı.
Nguyen, büyük güçler arasındaki rekabetin ve işbirliğinin tarih boyunca görüldüğünü, önemli olanın bu güçlerin barış ve refahın korunması için aralarındaki rekabeti sağlıklı ve sorumlu şekilde yönetmesi ve küçük ülkeler üzerinde olumsuz etkilerini minimize etmesi gerektiğini belirtti.
ASEAN’ın bölgenin geri kalanı ile daha yapıcı tarzda ilişki kurması, büyük güçler tarafından ortaya atılan girişimleri bölgede barışa ve işbirliğine katkı sunduğu sürece desteklemesi, çok taraflılık anlayışı içinde bir ekonomik kalkınmanın motoru olmayı hedeflemesi gerektiğinin altını çizdi.
“Bangladeş’te deniz seviyesi 1 metre artarsa 35 milyon insan yerinden olacak”
Bangladeş Dışişleri Bakanı Muhammed Hasan Mahmud, küresel iklim değişikliğinin etkilerine işaret ettiği konuşmasında, bölge ülkelerinin iklim kaynaklı sorunların “masum kurbanları” olduğu, sera etkisi yaratan gazların oluşumundaki sorumlulukları sınırlı olmasına karşın coğrafi nedenlere, yıkıcı etkilerine en açık konumda olduklarına dikkati çekti.
Bundan 20 yıl önce Sibirya’da kuraklık, Pakistan’da sel olabileceğini hiç kimsenin öngöremeyeceğine dikkati çeken Mahmud, “Eğer Bangladeş’te deniz seviyesi 1 metre artarsa ülkenin kıyı bölgelerinde yaşayan 35 milyon insan yerinden olacak. Daha şimdiden dünyada binlerce insan iklim nedeniyle yurtlarını kaybetti; ya evleri sular altında kaldı ya da geçim kaynakları yok oldu. Acı gerçek bu, küresel toplum bu soruna çözüm aramalı.” ifadelerini kullandı.
Mahmud, Bangladeş’in halihazırda iklim kaynaklı göçlerin etkilerini yaşadığını, uluslararası göç hukukunda bu doğrultuda değişiklikler yapılması ve “iklim mültecisi” kavramının tanımlanması gerektiğinin altını çizdi.
Ülkelerin Paris İklim Anlaşması’nda sera etkisi yaratan gazların salınımını azaltmaya yönelik taahhütlerini yerine getirmesinin önemine işaret eden Mahmud, “Tüm taahhütler yerine getirilse bile küresel ortalama sıcaklık 3,2 ila 4 santigrat derece artacak. Şu anda 1 derecelik sıcaklık artışında bile aşırı yağmur, aşırı kar gibi mevsim değişikliklerin yıkıcı etkilerini yaşıyoruz. Sıcaklık artışı daha fazla artarsa olacakları hayal etmek dahi güç.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı çerçevesinde dün akşam görüşme gerçekleştirdi. Wang Yi, görüşmede Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Joe Biden arasında Kasım ayında ABD’nin San Francisco kentinde gerçekleştirilen görüşmede alınan kararların hayata geçirilerek sağlam, istikrarlı ve sürdürülebilir ikili ilişkiler geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Wang, iki tarafın karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan iş birliği ilkelerine bağlı kalması, iki büyük ülkenin birbiriyle geçinebilmesi için doğru yolu keşfetmesi gerektiğini ifade etti. Washington’dan Çin’in kalkınmasını nesnel ve makul şekilde değerlendirerek Çin’e yönelik olumlu ve pragmatik bir politika benimsemesini isteyen Wang, Biden’ın taahhütlerinin somut eylemlerle hayata geçirilmesini beklediklerini kaydetti.
“Tayvan, Çin topraklarının parçası”
Tayvan sorunuyla ilgili değerlendirmede de bulunan Wang, “Dünya üzerinde yalnızca bir Çin var ve Tayvan, Çin topraklarının parçası. Bu, Tayvan sorunundaki gerçek durum. Statükoyu değiştirmeye çalışanlar, Tayvan’ın bağımsızlığını savunan ayrılıkçı eylemler ile dış güçlerin suç ortaklığı ve desteği” ifadelerini kullandı.
Çinli Bakan, “ABD, gerçekten Tayvan Boğazı’nda istikrar umuyorsa ‘Tek Çin’ ilkesine ve Çin ile ABD arasındaki üç ortak bildiriye bağlı kalmalı, Tayvan’ın bağımsızlığını desteklememe yönündeki taahhütlerine uymalı” dedi. Wang Yi ayrıca ABD’yi Çinli şirketlere ve şahıslara yönelik “yasa dışı yaptırımlarını” kaldırmaya çağırdıklarını vurguladı.
“Yapıcı ve samimi görüşme”
Çin Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, görüşmenin “samimi, kapsamlı ve yapıcı bir görüşme” olduğu ifade edildi. İki bakanın, beşeri temaslar ve personel değişimi konularında da fikir alışverişinde bulunduğu, farklı alanlardaki diyalog ve iletişimi sürdürme üzerinde de mutabık kaldığı aktarıldı. İki bakanın ayrıca Çin ile ABD arasında uyuşturucuyla mücadele iş birliği çalışma grubunun faaliyetlerinden övgüyle bahsettiği belirtildi. Tarafların dış politika, Asya-Pasifik ile ilgili konular, denizlere dair meseleler ve yapay zeka alanlarında diyalog ve istişareyi ilerletme, iki ordu arasındaki iletişimi sürdürme konularında da mutabık kaldığı, Ukrayna krizi, Filistin-İsrail çatışması, Kore Yarımadası ve diğer bölgesel meseleler üzerinde fikir alışverişinde bulunduğu bilgisi verildi.
“Yapıcı görüşme gerçekleştirdik”
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise görüşmeye dair sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Münih Güvenlik Konferansı oturum aralarında Çin Dışişleri Bakanı Wang ile bir araya geldik. Orta Doğu, Kuzey Kore ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı da dahil olmak üzere bazı ikili, bölgesel ve küresel meselelere ilişkin samimi ve yapıcı bir görüşme gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Joe Biden, San Francisco’da düzenlenen Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği Zirvesi çerçevesinde bir araya gelmiş, yapay zeka, fentanil ve ordular arası iletişim gibi konularda uzlaşılar sağlamıştı. İki ülkenin oluşturduğu uyuşturucuyla mücadele çalışma grubunun ilk toplantısı Ocak ayı sonunda Pekin’de düzenlenmişti. – MÜNİH
]]>Önder, “Dünyadaki dönüşümü her yerde görüyoruz, e-ticarette pandemi sonrası oran yüzde 20’leri aştı. 3-4 yıl için çok büyük bir büyüme. Bu dönüşümü üretimde de görüyoruz. Daha az elektrik tüketen makineler görmeye başladık” dedi.
Enflasyonun zirveden düşüşe geçtiğini ifade eden Önder, ” Uzak Doğu’nun özellikle Asya Kıtası’nın dünya büyümesinde 2024’te de belirleyici rol oynayacağını küresel raporlardan görüyoruz. Asya çok önemli. Çin şu anda dünya ekonomisinin büyümesine yüzde 40 etki ediyor. Çin, daha önceleri batı için ideolojik rakipti. Sonra ekonomik rakip oldu, sonra teknolojik rakip oldu şimdi de politik rakip oluyor. Çin, ABD’nin daha güçlü olduğu bölgelerde son 2-3 yıldır çok önemli çalışmalar yaptı. Çin’in etkin olmaya başladığı bölgeler ana pazarlarımız olduğu için bizim için de çok önemli. Orta Doğu, Avrupa, Afrika’nın kuzeyi bizim ana pazarlar. ABD’nin çok etkili olduğu Orta Doğu coğrafyasında Çin’in her geçen gün hegemonyasını arttırdığını görüyoruz. Çin, Batı’nın “İnsan hakları, demokrasi” gibi yöntemlerinden farklı olarak ticareti ön plana çıkarıyor. Çin’in bu yöntemi daha olumlu bir etki oluşturduğu için özellikle Orta Doğu’da güçleniyor. Çin, bu yıl Orta Asya’daki 5 devlet başkanıyla beraber bir zirve yaptı ve buradaki boşluğu değerlendirmeye çalışıyor. Yuan’ın son zamanlarda güçlenmesiyle Çin, kendi yerel parasıyla ticaret yaparak dünya ekonomisinde her geçen gün ağırlığını arttırıyor. Batı Hindistan ve Vietnam’ı Çin’e karşı koz olarak kullanıyor. Batı Asya’da denge politikası yapmaya çalışıyor. Hindistan’a destek vermeye çalışıyor. Batı bu süreçte Çin’le uğraştı, Hindistan’ı destekledi, diğer taraftan Ukrayna- Rusya savaşı oldu. Burada Hindistan çok güzel bir denge politikası izledi. Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşından çok etkilendi. Bu işte en zararlı çıkan Almanya bizim için önemli ve iyi takip edilmesi gereken bir ülke. Çünkü bizim her türlü en iyi ticaret ilişkimizin olduğu, en çok vatandaşımızın yaşadığı ülke. Ama Almanya, 2024 içinde gelişmiş ülkelerden negatif büyüyecek tek ülke. Avrupa’nın diğer ülkelerinde az da olsa bir büyüme sağlanacak. Türkiye için ise bu zamanlarda yakın coğrafyayla olan ticari münasebetler uzak pazarlara göre daha önemli bir hal alacak. Yani yakın pazarlar ihracat stratejimizde daha önemli bir hale geliyor. 2024’te de bunu göreceğiz. Bu yıl içinde 70 ülkede seçim olacağının bilgisini paylaşan Önder, “Bizim açımızdan, dünya ihracat açısından önemli bir yıl olacak. Dünyada paradoksal bir durum söz konusu. Bir yandan serbest ticaret anlaşmaları ve bölgesel birlikler, uluslararası koridorlar; diğer yandan korumacılık ve tarife dışı engeller var. Korumacılık artıyor, korumacılık arttıkça zamanla çevre ülkelerle ticaret daha önemli bir hal alıyor. Türkiye’de seçimlerden sonra her ne kadar faizler artsa da ekonomik bir güven ortamı ve pozitif ibareler var. Türkiye’nin önünde bir seçim var onu göreceğiz. Ama sonuç olarak PMI endekslerimiz, ihracat iklim endeksimiz 6 aydır düşüyor. İhracat pazarlarında enflasyon geriledi. Artık batıda enflasyonun tezahürü de farklı oluyor” dedi. değerlendirmesinde bulundu.
Önümüzdeki süreçte dünya ile ilgili bir tahmin yapmanın zor olduğunu belirten Önder, “Büyük belirsizlikler var. Rusya-Ukrayna savaşı ne olacak, İsrail-Hamas gerginliği ne olacak, Uzak Doğu’da Çin-Vietnam gerginliği nasıl bir hal alacak. Özellikle gelişmiş ülkelerin enflasyonunda bir gerileme var. Bu bir şekilde faizi etkileyecektir. Çünkü onlar için de ekonomik büyüme önemli. Bu ülkelerin özellikle Asya’da, Avrupa’da savunma harcamalarını arttırmaya çalıştıkları bir yıl oluyor. Çünkü bu siyasi belirsizliklerden, savaşlardan dolayı Avrupa gayrisafi milli hasılasının (GSMH) yüzde 3’ünü artık savunma sanayisine veriyor. Korumacılık dünyada arttı. Türkiye’nin 2024 ihracatında Avrupa’nın, Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun ve Kuzey Afrika’nın daha belirleyici olacağını düşünüyorum. İhracat 2024 için çok önemli ve bu yıl ihracatta bir büyümenin olacağını düşünüyorum. İhracatın geçen yıldan daha iyi olacağını ve en kötünün geride kaldığını ama birçok belirsizliğin olduğunu söyleyebilirim” dedi. – İSTANBUL
]]>Çin geleneğinde her yıl, Çin burçlarında yer alan 12 farklı hayvandan biri ile temsil ediliyor. 2024’te Tavşan Yılı’ndan Ejderha Yılı’na geçeceğiz.
Peki bu ne demek? Bilmeniz gerekenleri derledik.
‘Ay Yeni Yılı’ ile ‘Çin Yeni Yılı’ aynı şey mi?
Bazı kişiler bu ikisini birbirinin yerine kullansa da, aralarında bir fark var.
Çin Yeni Yılı, kışın sonunu ve baharın başlangıcını simgelediği için Çin’de genellikle Bahar Bayramı olarak anılır.
Ülkedeki en önemli dört geleneksel festivalden biri ve Çin ay takvimine göre yeni yılın başlangıcı kutlanır.
Çin geleneklerinin ve kültürünün kutlandığı yeni yıl etkinlikleri düşünüldüğünde, Çin Yeni Yılı olarak anılabilir.
Ancak birçok Doğu ve Güneydoğu Asya ülkesi de aynı bayramı kutluyor ve kutlamalar farklı kültürlere göre değişiklik gösteriyor.
Ay Yeni Yılı, ay takvimine göre belirlenen yeni yılı kutlayan tüm etkinlikleri kapsayan daha genel bir terim.
Diğer ülkelerde Ay Yeni Yılı ifadesi, Çin Yeni Yılı veya Bahar Bayramı ifadelerine tercih edilir.
Ancak Çin’de bu terime karşı çıkanlar, bayramın kökeninin Çin’in Ay-Güneş takvimine (Ay ve Güneş’in döngülerine dayanır) ve Çin’in bölge ülkeleri üzerindeki tarihsel etkisine dayandığını savunuyor.
Bu nedenle ifade seçimi tartışmalara neden olabilir.
Ay Yeni Yılı nerelerde kutlanıyor?
Bu yıl dünya çapında 1,5 milyardan fazla kişi Ay Yeni Yılı’nı kutlayacak.
Milyonlarca insan yeni yıla aileleri veya arkadaşlarıyla girmek için seyahat ettiğinden, dünyanın en büyük göçü de her yıl bu dönemde gerçekleşiyor.
Vietnam’da bu güne ‘Tet Nguyen Dan’ veya kısaca ‘Tet’ deniyor, yani İlk Günün İlk Sabahı Festivali.
Kuzey Kore ve Güney Kore’de insanlar ‘Seollal’ı kutluyor. Moğolistan’da festivale ‘Tsagaan sar’ deniyor; ‘Beyaz Ay Festivali’ olarak adlandıranlar da var.
Yeni yıldan önceki günlerde Çinli aileler evlerinde bahar temizliği yapıyor. Temizlikle, kötü şansı süpürmek ve odaları iyi şansın girmesine hazır hale getirmek amaçlanıyor.
Aileler ve arkadaşlar bir araya gelerek, bir sonraki yıl için şans getirdiğine inanılan Çin eriştesi, Çin mantısı, pirinç keki, turp keki, balık ve mandalina yiyor.
İnsanlar ayrıca havai fişek gösterilerini izliyor, özel kıyafetler giyiyor ve yeni yılı kutlamak için kırmızı fenerler asıyor.
Ay Yeni Yılı’nda, arkadaşlara ve aileye, yeni yıl için iyi dilekleri ve şansı temsil eden, içinde para bulunan parlak kırmızı bir zarf (‘hongbao’ olarak bilinir) vermek de gelenekten.
Çin’de Yeni Yılı tatili ne kadar sürüyor?
Yeni yılın tarihi ay takvimine göre belirliyor. 21 Aralık’taki kış gündönümünden sonraki ikinci yeni aya, genellikle 21 Ocak ile 20 Şubat arasına denk geliyor.
Kutlamalar genellikle 15 gün sürüyor. Yeni ayın oluştuğu gün başlıyor ve bir sonraki dolunaya kadar devam ediyor.
Bu yıl Çin Devlet Konseyi, Bahar Bayramı için resmi tatili 10 ile 17 Şubat tarihleri arasında, toplam sekiz gün olarak planladı.
Çin Yeni Yılı’nın öncesindeki gün resmi tatil takvimine dahil edilmiyor, ancak işverenler o gün çalışanlara ücretli izin vermeleri için teşvik ediliyor.
Çin Yeni Yılı’nın kökenleri
Çin Yeni Yılı’nın, Şang Hanedanlığı’nın hüküm sürdüğü M.Ö. 14. yüzyıla dayandığı düşünülüyor ve kökenleri efsanelerle dolu.
Çin mitolojisine göre kökeni, Nian (Çince’de “yıl” anlamına gelir) adlı bir canavara karşı yapılan savaşa dayanıyor.
Nian yeni yılın ilk gününde köylüleri tehdit etmek için gelir. Ancak köylüler Nian’ın yüksek sesten, parlak ışıklardan ve kırmızı renkten korktuğunu keşfeder.
Bu nedenle her yeni yılda köylüler Nian’ı korkutmak için kırmızı fenerler asar ve havai fişek kullanırlar. Nian bir daha ortaya çıkmaz.
Çin Yeni Yılı’nın bu yılki hayvanı ejderha
Çin geleneğinde her ay yılı, Çin burçlarında yer alan 12 farklı hayvandan biriyle temsil ediliyor: Fare, öküz, kaplan, tavşan, ejderha, yılan, at, keçi, maymun, horoz, köpek ve domuz.
Her hayvan bir elementle bağlantılı: Metal, tahta, su, ateş ve toprak. Ayrıca her 12 yılda bir, bir yıla isim verir.
2024, Tavşan Yılı’ndan Ahşap Ejderha Yılı’na geçişi işaret ediyor.
Ahşap Ejderha Yılı yalnızca 60 yılda bir denk geliyor. En son Ahşap Ejderha Yılı 1964’te ve ondan önce de 1904’te kutlandı.
İnsanların doğdukları yıla göre, müstesna bir dizi kişilik özelliğine sahip olduğuna inanılıyor.
Ejderha, Çin burcundaki beşinci hayvan. Çin kültüründe iyi şansı, gücü, sağlığı ve erkek elementi ‘yang’ı temsil ediyor.
Ahşap Ejderha Yılı’nda doğan bazı ünlüler:
Çinli komünist lider Deng Şiaoping (22 Ağustos 1904); Dünyanın en büyük e-ticaret işletmelerinden biri olan Alibaba Grubu’nun kurucularından Jack Ma (10 Eylül 1964); İspanyol sanatçı Salvador Dali (11 Mayıs 1904) ve eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson (19 Haziran 1964).
]]>TÜRKİYE’nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Kapadokya bölgesinde, 2023 yılında 4 milyon 826 bin 622 yerli ve yabancı turist ile ziyaretçi rekoru kırıldı. Nevşehir Valisi Ali Fidan, “Kapadokya ören yerlerini ziyaretçi sayısı açısından değerlendirdiğimizde 2023 yılı boyunca, 2022’yılına oranda yaklaşık yüzde 21’lik artışla 4 milyon 826 bin 662’ye ulaştığını görmekteyiz. Bu rakam tüm zamanların en yüksek rakamıdır, bir rekordur. İlimiz ve bölgemiz cazibe merkezleri olmaya devam etmektedir” dedi.
Kapadokya bölgesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak ziyarete açık tutulan Nevşehir, Ürgüp ve Hacıbektaş Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Karanlık, El Nazar ve Gülşehir, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak, Tatlarin ve Mazı yer altı şehirleri, Göreme Açık Hava Müzesi, Zelve Ören Yerleri, Gülşehir Açık Saray Harabeleri, Hacıbektaş Veli Müzesi ve Hacıbektaş Atatürk Evi’ni 2023 yılında 4 milyon 826 bin 622 yerli ve yabancı turist ziyaret etti. Kapadokya’da bugüne kadar görülen en yüksek ziyaretçi sayısına ulaşıldı. Nevşehir Valisi Ali Fidan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Kapadokya ören yerlerini ziyaretçi sayısı açısından değerlendirdiğimizde 2023 yılı boyunca, 2022 yılına oranla yaklaşık yüzde 21’lik artışla 4 milyon 826 bin 662’ye ulaştığını görmekteyiz. Bu rakam tüm zamanların en yüksek rakamıdır, bir rekordur. İlimiz ve bölgemiz cazibe merkezleri olmaya devam etmektedir. Doğal, kültürel ve tarihsel değerleriyle, istihdam imkanları ile refah payının arttığı önemli olan Kapadokya bölgesindeki tüm zamanların ziyaretçi rekorunun kırılması oldukça sevindirici. 2024 yılında da ziyaretçi grafiğinin daha da üst noktalara çıkarak 5 milyonu aşan bir oranda gerçekleşmesi en büyük beklentimiz. Bu oranın elde edilmesine katkı sunan başta Kültür ve Turizm Bakanlığımız olmak üzere, turizm işletmelerinin yöneticilerine, turizm çalışanlarına, turizmdeki STK’larımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Kapadokya Turistik İşletmeciler Derneği (KAPTİD) Başkanı Teyfik Ölmez’de 2023 yılında yüzyılın depreminin yaşanmasına rağmen Kapadokya bölgesindeki turizm hareketinin beklenilen düzeyde olmasa da kötü geçmediğini belirterek, “2023 turizmde kötü geçmedi ama biz beklentimizi çok yukarıda tuttuğumuz için bazı işletmelerde hayal kırıklığı olmuş olabilir. Sonuç itibariyle Kapadokya bölgesi 2023 yılını kötü atlatmadı. Maalesef yaşanmış bazı sıkıntılar vardı. Mesela çok büyük bir deprem atlattık. Depremin yaşandığı şubat ayı içinde normalde insanlar turlarını planlayıp tatillerini satın alırlardı. Ama tam tatillerini satın alacakları döneme denk geldiği için biz sezonun ilk yarısını kaybettik. Sezonun ikinci yarısı itibariyle ağustosta biraz kıpırdama oldu” dedi.
‘HAFTADA 21 UÇAĞA ULAŞTIK’
2023 yılında dünyanın birçok ülkesinden azımsanmayacak oranda bir turist hareketliliğine tesislerin sahne olduğunu söyleyen Ölmez, sözlerine şöyle devam etti:
“Kapadokya olarak Latin Amerika, Meksika, Brezilya, Güney Amerika ve Kolombiya pazarından çok fazla talep aldık. Asya pazarından Güney Koreliler geçen yıl çoktu. Bunun yanında Malezya ve Endonezya var. Japonya pazarından bu yıl istediğimizi tam alamadık ama 2024 için çok umutluyuz. Geçen yıl Çin pazarı bir ara açıldı, sonradan yeniden açıldı ancak şu günlerde Çinlilerden yoğun bir talep var. Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Çinliler de olabilir ama Çin yılbaşısı ile birlikte 2024 yılının ocak ayının sonu itibariyle yoğunluk kazanacağını bekliyoruz. Haftada 21 uçağa ulaştık. Bunlara ilave olarak Çin devletinin de 4 uçağı ile birlikte haftada 25 uçağa çıkacağına inanıyoruz. 2024’te rezervasyonlar fena gitmiyor. İnşallah bir sıkıntı olmaz.”
]]>Büyükelçiliğin açıklaması, kayıp olduğu bildirilen 17 yaşındaki Çinli öğrenci Kai Zhuang’ın, 31 Aralık’ta Utah eyaletindeki ıssız bir yerde, bulunmasından sonra yapıldı.
Kai’nin anne ve babası, okuduğu okulun yetkililerine kendilerinden fidye istendiğini ve oğullarının kaçırıldığını gösteren bir fotoğrafının gönderildiğini söyledi.
Kai Zhuang bir çadırın içinde “çok üşümüş ve korkmuş” bir halde bulundu.
Polise göre, sanal rehin alma kurbanları, zanlılar yanlarında olmasa bile, kendilerini izole etmeye ve hatta rehin tutuluyorlarmış gibi gösteren kendi fotoğraflarını çekmeye ikna ediliyor. Zanlılar kurbanlarını, Facetime ya da Skype üzerinden gözlemliyorlar.
Daha sonra, hem kurban hem de aileleri, denilenleri yapmamaları durumunda zarar göreceklerine ikna ediliyorlar.
Polis, Kai’nin ailesinin Çin’deki banka hesaplarına 80 bin dolar fidye ödemesi yaptıklarını belirtti.
Sanal rehin alma nedir?
Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI’a göre, kolluk güçleri en az 20 yıldır ‘sanal rehin alma’ olaylarını biliyor.
Birçok şekilde yapılabiliyor ama daima kurbanlar, şiddet ya da ölüm tehlikesi altında olduğuna inandıkları bir sevdiklerinin serbest kalması için fidye ödemeye zorlanıyorlar.
FBI “geleneksel” rehin alma olaylarının tersine, sanal rehin alma vakalarında kimsenin gerçekten kaçırılmadığını söylüyor. Bunun yerine hile ve tehditlerle, kurbanlar olayın ortaya çıkmasından önce hızla fidye ödemeye zorlanıyorlar.
Çinli öğrenciler nerelerde hedef alınıyor?
Polis güçlerine göre, Batılı ülkelerde okuyan Çinli öğrenciler sanal rehin alma vakalarında hedef alınıyor.
Eylül 2023’te İngiltere’deki Güney Yorkshire bölgesi emniyetinin Sahtecilik Koordinasyon Ekibi, ülkenin kuzeyindeki Sheffield kentinde öğrenim gören yabancı öğrencilere bir uyarı yapmıştı.
Uyarıda, dolandırıcıların genelde İngiltere’de okuyan Çinli öğrencileri hedef aldığına dikkat çekilmişti.
Buna göre kurban, Çin Büyükelçiliği, Göç İdaresi, Çin Polisi ya da posta idaresinden olduğunu iddia eden bir dolandırıcı tarafından aranıyor.
Uluslararası bir suç şebekesini araştırdıklarını ve kurbanın Çin’e büyük miktarlarda para yollaması gerektiğini iddia ediyorlar.
Kurbanın kendileriyle işbirliği yapması için tehditte bulunuyorlar ve başka kimseye anlatmamasını istiyorlar.
Avustralya’daki New South Wales (NSW) eyaleti polisi, Ekim 2023’te “sanal rehin alma” dolandırıcılıklarının giderek daha sofistike bir hale geldiği uyarısında bulundu.
Dedektif, Joseph Doeihi dolandırıcılıkların Çin ana karasında tezgahlandığını söyledi.
Dolandırıcılar, kurbanı kandırıp Çinli bir yetkili rolü oynamaya da ikna edip, başka bir kurbana da yaklaşıyorlar.
Douehi “Bu dolandırıcılıklarda, kurbanlar eyaletler arası seyahate zorlanıyorlar. Hatta iş öyle bir hale geldi ki, bazı kurbanlarımızın Tayland ve Kamboçya’ya gitmeye zorlandıklarını da gördük” dedi.
Avusturalya Yayın Kurumu (ABC) NSW Polisine atıfla, sadece ekim ayında 20 ila 23 yaşındaki iki kurbanın Çinli yetkililer olduklarını iddia eden dolandırıcı şebekeleri tarafından hedef alındığını belirtti.
Kurbanlardan yaklaşık 340 bin ABD Doları fidye ödemeleri, aksi takdirde bir suça karıştıkları Çin’e sınır dışı edilecekleri söylendi.
Bir vakada da Sydney’deki 20 yaşındaki bir erkek kendisini kelepçelemeye ikna edildi ve daha sonra Şangay Polisi adına Adelaide ve Victoria’daki başka kurbanlara “resmi belgeler” götürmeye zorlandı.
Aileden 135 bin dolardan fazla fidye istendi, ancak aile reddetti ve NSW polisine ihbarda bulundu.
2020’de NSW polisi en az sekiz “sanal rehin alma” vakası ve 1 milyon 355 bin fidye ödendikten sonra bir uyarı yayımladı.
Nisan 2020’deki bir vakada da, Çinli bir aile Çin polisinden olduğunu söyleyen bir dolandırıcının Sydney’deki kızlarının kaçırıldığını söylemesi üzerine, 200 bin dolardan fazla fidye ödedi.
Soruşturmanın ardından, kadın bir gün sonra evinde güvende bulundu.
Ağustos 2023’te Japan Times gazetesi, bazı Çinli öğrencilerin dolandırıcılar tarafından benzer yöntemlerle tehdit edildiğini yazdı.
Bir vakada, Çinli bir kız öğrencinin ailesi, kızlarının saldırıya uğramış gibi göründüğü bir fotoğraf aldıktan sonra, Çin’deki bir hesaba 42 bin dolardan fazla para yatırdı.
Daha sonra örğncinin, Çin kamu güvenliği yetkilisi olduğunu söyleyen birinden telefon aldığı ortaya çıktı.
Dolandırıcı, hakkında bir tutuklama emri çıktığını söylemiş ve ailesinin tutuklanmasını önlemesi adına para vermesi için sahte bir kaçırılma hikayesi uydurması gerektiğini belirtmişti.
Polis güçleri, Çinli öğrencilerin aldıkları telefonları kontrol etmelerini, herhangi bir “resmi” talebi, Çin Konsolosluğu’nda teyit etmelerini ve hedef alınmaları durumunda ihbarda bulunmaları çağrısı yapıyor.
]]>