CHP’yi karıştıran skandalın sahibi Edirne Milletvekili Ediz Ün’den yazılı açıklama geldi..
Edirne Emniyet Müdürlüğü ekipleri, 20 Eylül’de, CHP Milletvekili Ediz Ün’ün üzerine kayıtlı Fatih Anıl’ın kullandığı 34 EKE 86 plakalı cipi TEM Otoyolu’nun Edirne gişelerinde durdurup, sürücüsünün rızasıyla arama yaptı.
Aramada, gümrük kaçağı 530 boş elektronik sigara kutusu, 2 bin 242 elektronik sigara kiti, 2 bin 790 elektronik sigara başlığı, 1275 elektronik sigara ateşleyicisi, 130 likit haznesi ve 18 sigara likidi bulundu.
Gözaltına alınan Fatih Anıl ile Çağatay Rahmi Çetin, ‘gümrük kaçakçılığı’ suçundan işlem yapılarak serbest bırakıldı, kaçak ürünlere ise el konuldu.
CHP’DEN İSTİFA ETTİ
Olay üzerine CHP’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada Ediz Ün’ün partiden istifa ettiği duyuruldu. Açıklamada, hukuki sürecin sonucuna göre, Ün’ün partiye geri dönüp dönmeyeceğine karar verileceği bildirildi.
Ediz Ün, olaya ilişkin yazılı açıklama yaptı.
“CİPİ KULLANAN FATİH ANIL’I VEKİL OLMADAN ÖNCE TANIYORDUM”
Ün, kaçak ürünlerin yakalandığı cipi kullanan Fatih Anıl’ı, milletvekili olmadan önce tanıdığını ve Bulgaristan’da oturumu bulunduğunu söyledi.
Bulgaristan’ı iyi bilen Anıl’ın, bu ülkede kendisine şoförü olarak yardımcı olduğunu belirten Ediz Ün, şunları söyledi:
Söz konusu olayın yaşandığı günde Fatih Anıl, Bulgaristan dönüşü beni Edirne’deki ikametime bıraktı. Ben de kendisine aracın servis zamanının geldiğini, tamir ve bakım için yetkili servise götürülmesi gerektiğini belirterek, aracımdan indim. Aracımın İstanbul’da servise götürülmesi konusunda sözleştikten sonra evime geçtim.
Şahıs, ben evimde istirahatte olduğum esnada aracıma hiçbir suretle haberim olmadan suça konu elektronik sigaraları yükleyip yanına Çağatay Rahmi Çetin isimli şahsı da alarak yola çıkmış, daha sonrasında polis ekipleri tarafından durdurulmuştur. Olayın tamamı bundan ibarettir.
İLGİLİ HABERAracıyla kaçakçılık yapılan CHP’li Ediz Ün’ün direksiyon başında görüntüleri ortaya çıktı
“ŞÜPHELİLERİN CEZALANDIRILMASI İÇİN ELİMDEN GELEN HER TÜRLÜ MÜCADELEYİ VERECEĞİM”
Açıklamasında, Fatih Anıl’ın ifadesini de yer veren Ün, “Basında yer alan çokça yalan haber arasında, Cumhuriyet savcısının beni arayıp araçta arama yapılacağına söylediği, benim ise buna karşı çıktığım, şeklinde haberler de var. Bunların tamamı asılsızdır. Aksine durumdan haberim olur olmaz adli makamların araçta arama yapmasına hem muvafakatimin hem de sonuna kadar desteğimin mevcut olduğu hususu, olayla ilgilenen tüm adli makamlarca bilinmektedir. Keza olayın hemen ertesi günü 21/09/2024 tarihinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’na şüpheliler hakkında ivedilikle suç duyurusunda bulundum. Dosya şu anda açık halde olup avukatlarım aracılığıyla tarafımca takip edilmektedir. Şahsımın adını ve itibarını lekeleyen şüphelilerin, yargı önünde cezalandırılması için elimden gelen her türlü mücadeleyi vereceğim” ifadelerini kullandı.
Mağdurken fail gibi gösterilmeye çalıştığını belirten Ün, “Medya ile sosyal medyadaki kirli bilgilerin ve yalan haberlerin Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliğini zedelememesi amacıyla gönülden bağlı olduğum partimden istifa etmiş bulunmaktayım. Umuyorum ki çok kısa zamanda gerçekler apaçık ortaya çıkacak ve ben de yuvama döneceğim. Ancak herkes bilsin ki; bu işin peşini bırakmayacağım. Soruşturma dosyalarının sonuna kadar takipçisiyim. Bundan sonra yalan haber yapanlarla, sosyal medya trolleriyle, hakaret edenlerle, teker teker yargı önünde hesaplaşacağım” dedi.
İLGİLİ HABERCHP’li Ediz Ün’ün kaçak mal yakalanan aracıyla ilgili ‘Bulgaristan’ detayı
“AKLANIRSA GERİ DÖNÜŞÜ DEĞERLENDİRİLECEK”
Öte yandan CHP Edirne İl Başkanı Harika Taybıllı da konuyla ilgili soruşturmanın yargıda devam ettiğini söyledi.
Kendisi de avukat olan Taybıllı, “Şu anda Ediz Bey, kendisinin aslında mağdur olduğunu dile getiriyor. Bu mağduriyetten dolayı mağduriyetine sebep olan kişilerle ilgili şikayetçi olduğunu biliyoruz. Süreç şu anda soruşturma aşamasında yargıda. Ne şekilde ilerleyeceğini biz de sizler gibi takip edeceğiz. Bu esnada genel başkanımızın talimatıyla kendisi grup başkanvekilleriyle görüştü, bu nedenle partinin zarar görmemesi adına, böyle bir konuyla adının dile gelmemesi adına milletvekilliğini parti çatısı altında sürdürmemek konusunda talebini ortaya koydu. Bu talebi de genel merkez tarafından uygun görüldü. Dolayısıyla şu an Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında yürütmüyor faaliyetlerini. Soruşturma aşaması tamamlandıktan sonra soruşturmanın neticesine göre yeniden bununla ilgili değerlendirme yapılacak. Kendisinin aklanma durumunda tekrar partiye dönüşü değerlendirilecek” diye konuştu.
İLGİLİ HABERAracıyla kaçakçılık yapılan CHP’li Ediz Ün’ün istifası istendiKaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Dilay Yalçınkaya Kaynak
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP Tekirdağ Milletvekili İlham Özcan Aygun’un oğlu Kaan Aygun, hayatını Eda Yılmaz ile birleştirdi.
Tekirdağ’da bir tesiste yapılan nikah törenine CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile eski CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın da katıldı.
ÖZEL VE KILIÇDAROĞLU ŞAHİT OLDU
Süleymanpaşa İlçe Belediye Başkanı CHP’li Volkan Nallar’ın kıydığı nikahta çiftin şahitliğini Özel, Kılıçdaroğlu ve Karayalçın yaptı. Özel, nikahta yaptığı konuşmada, çifti kutlayarak, mutluluklar diledi.

TAZİYEYE GİTTİLER
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra, uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Süleymanpaşa Belediye Meclis üyesi Mustafa Can Ekiciler’in ailesine taziye ziyaretinde bulundu.



Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
CHP’nin tüzük değişikliği tamamlandı.
ATO Congresium’da toplanan 20. Olağanüstü Kurultayı sona erdi.
Kurultayda parti tüzüğünde yapılan değişiklikler dikkat çekti.
Buna göre yeni tüzükle CHP’de 3 dönem kuralı geldi.
3 DÖNEM KURALI CHP TÜZÜĞÜNE GİRDİ
Bir kişi en fazla üç dönem üst üste milletvekili, belediye başkanı, belediye veya il genel meclis üyesi seçilebilecek.
TBMM üyeliği için adayların belirlenmesine yönelik yöntemlerin, ön seçim, örgüt denetiminde ön seçim, aday yoklaması, örgüt denetiminde aday yoklaması, merkez yoklaması olduğu belirtildi

2018 SEÇİMLERİ MİLAT ALINACAK
Milletvekillerinde dönem kuralı uygulaması 24 Haziran 2018 seçimleriyle oluşmuş TBMM 27. yasama dönemi itibarıyla başlayacak.
Böylelikle gelecek seçimlerde birçok CHP’li bu kurala takılacak.
Başta milletvekilleri olmak üzere birçok CHP’li listelerin dışında kalacak.
İşte yeni kuralla birlikte bir sonraki seçimde milletvekili adayı olamayacak CHP’nin demirbaşları:

3 DÖNEMDEN FAZLA MİLLETVEKİLLİĞİ YAPAN İSİMLER
Erdoğan Toprak; 7. dönemi
Faik Öztrak; 6. dönemi
Engin Altay; 7. Dönemi
Oğuz Kaan Salıcı; 4. Dönemi
İlhan Kesici; 5. Dönemi
Bülent Tezcan; 5. Dönemi
Orhan Sarıbal; 4. Dönemi
Veli Ağbaba; 5. Dönemi
Seyit Torun; 4. Dönemi
Mahmut Tanal; 5. Dönemi
Yaşar Tüzün; 6. Dönemi
Tekin Bingöl; 5. Dönemi
Uğur Bayraktutan; 5. Dönemi
Sezgin Tanrıkulu; 5. Dönemi


Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, zincirleme şekilde “suçu ve suçluyu övme” suçundan iddianame hazırlandığı öğrenildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 27. Dönem milletvekili ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcıları Feti Yıldız, İzzet Ulvi Yönter ve İsmail Faruk Aksu’nun 5 Şubat 2020’deki şikayet dilekçesi üzerine Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi.
KILIÇDAROĞLU’NUN PKK VE YPG’Yİ ÖVDÜĞÜ İDDİASIYLA İLGİLİ ŞİKAYET DİLEKÇESİ
İddianamede yer verilen şikayet dilekçesinde, Kılıçdaroğlu’nun İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinde “PKK terör örgütü propagandası yapmak” suçundan yargılanan ve 4 yıl 8 ay hapis cezası kesinleşen Selahattin Demirtaş’ı işlediği sabit olan suçlardan dolayı övdüğü savunuldu.
Kılıçdaroğlu’nun 21 Ekim 2014’te İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Kulübü söyleşisinde “YPG bizim için terör örgütü değildir. YPG, kendi vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşumdur.” dediği aktarılan dilekçede, “Kılıçdaroğlu, bu açıklamasıyla, YPG’yi bağımsızlık ve özgürlük savaşçıları olarak gördüğünü açıkça beyan etmiştir.” ifadelerine yer verildi.
Yıldız, Yönter ve Aksu’nun şikayet dilekçesinde, Kılıçdaroğlu’nun 2016- 2019 yıllarındaki sosyal medya paylaşımları ve konuşmalarında FETÖ ve PKK terör örgütleri mensuplarını övdüğü ileri sürüldü.

“SİYASİ DEĞERLENDİRME”
İddianamede, Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik’in savunma dilekçesine de yer verildi.
Dilekçede, Kılıçdaroğlu hakkındaki soruşturmaya konu edilen beyanlarının, kişisel görüş çerçevesinde yapılmış siyasi değerlendirme mahiyetinde olduğu öne sürüldü ve bu nedenle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi talep edildi.
“Şüphelinin beyanlarının kamu düzenini bozmaya elverişli boyutta olması, toplumun dirlik ve düzeni açısından açık, yakın ve somut bir tehlike hali yaratacak koşullarda bulunması nedeniyle atılı zincirleme şekilde suçu ve suçluyu övme suçunun unsurları itibariyle oluştuğu anlaşılmıştır.” değerlendirmesine yer verilen iddianamede, Kılıçdaroğlu’nun “zincirleme şekilde suçu ve suçluyu övme” suçundan cezalandırılması istendi.
Haber Kaynağı: Anadolu Ajansı (AA)
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Dr. Cemil Tugay, Foça Seçim ve Koordinasyon Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. CHP Parti Meclis Üyesi (PM) ve İzmir Milletvekili Rıfat Nalbantoğlu, Foça Belediye Başkanı Fatih Gürbüz, CHP Foça İlçe Başkanı Günal Biçer, CHP Foça Belediye Başkan Adayı Saniye Bora Fıçı, partililer ve yurttaşların katılımıyla marşlar ve sloganlar eşliğinde yapılan açılış, miting havasında gerçekleşti.
“İZMİR, TÜRKİYE’YE UMUT OLDU”
Açılışta konuşan Cemil Tugay, yerel seçimlere kısa bir süre kaldığını, yurttaşların sandıkta yeni belediye başkanlarını seçeceğini anımsattı. Sosyal demokrat duruşu nedeniyle herkesin İzmir’i ayrı bir yere koyduğunu ifade eden Başkan Cemil Tugay, “İzmir bugüne kadar sosyal demokrat ve aydın duruşuyla, Cumhuriyet’e sahip çıkışıyla, Cumhuriyet’in kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkışıyla Türkiye için umut oldu. Her zaman ‘İyi ki İzmir var’ dendi. ‘İzmir bu duruşuyla var oldukça, umut devam edecek’ dendi. Bizim duruşumuz her zaman olduğu gibi bu seçimde de değerli. İzmir yine umut olacak” dedi.
“PUSULAMIZI ALIP YÖNÜMÜZÜ HATIRLAYALIM”
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krize değinen Cemil Tugay, şunları söyledi: “Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik tablo, yoksulluk, sosyal adaletsizlikler, kafa karıştırdı. Yandaş medya ve sosyal medyada yaratılan bilgi kirliliği ve kafa karmaşası, insanları kendilerini sorgular hale getirdi. Artık bunları aklımızdan çıkarıp, elimize pusulamızı alıp, yönümüzü hatırlatmalıyız. Yönümüz elbette ki çağdaş, laik, demokrat Cumhuriyet yönü. Yüzümüzü medeni dünyaya dönük. Ama bu yolda bugüne kadar yaptığımızdan fazlasını yapmalıyız. İzmirliler bu görevi bana verirlerse, 5 yıl için tüm sorumluluğu üstüme alıp gereğini yapacağıma söz veriyorum.”
“BİZ, İZMİR’İ KORUDUK”
İzmir’de 25 yıldır devam eden sosyal demokrat yerel yönetim geleneği olduğunu vurgulayan başkan adayı Cemil Tugay, “Bu geleneği de İzmir’i de koruyacağız. İzmir, Türkiye’de nefes alınan şehirlerden biri. İzmir’i 25 yılda CHP’li belediyeler değil de başka partiler yönetseydi bu tablo böyle olmayacaktı. Biz İzmir’i koruduk. Demokratik yapısını ve özgür ruhunu, doğasını koruduk. İzmir’i, ranta peşkeş çekilmesine karşı koruduk. Kirletilmeye karşı direndik. Ne zaman iktidar eliyle bir istismar alanı açılmaya çalışılsa, karşısında durduk. Biz de bekledik ki Türkiye’de siyasi ortam değişsin. İçinde bulunduğumuz ekonomik tablo düzelsin. Üretim artsın, istihdam gelişsin, büyüme halka adil şekilde yansısın. Büyümeyle halk zenginleşsin istedik. Bekledik ki adalet olsun, refah artsın, denizlerimiz, orman ve kıyılarımız daha çok güzelleşsin, temiz olsun. Ne yazık ki öyle olmadı. Bizi yönetenler her şeyi daha kötü yaptılar” diye konuştu.
“YENİ BİR YEREL YÖNETİM MODELİ ORTAYA KOYACAĞIZ”
Yeni bir yerel yönetim modeli yaratacaklarını açıklayan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Artık yerel yönetimler sadece şehir düzenini sağlayıp, temizlik yapan, standart belediyecilik hizmetlerini yerine getiren kurumlar olmayacak. Kentimizin ekonomik olarak adil ve şeffaf şekilde gelişmesi için çalışacağız. Bunu başarmak için her imkanımız var. İlçelerimizi, kentimizi gözümüz gibi koruyacağız. Foça’da kimsenin mağdur olmaması için çalışacağız. Burası sosyal yaşam açısından çok zengin. Kültürel mirası açısından keyifle yaşadığı bir yer olması için elimizden geleni yapacağız. Geleceğe dair umut vaat ediyoruz.”
“KENTLERİMİZİ KRİZLERE HAZIR HALE GETİRECEĞİZ”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Dr. Cemil Tugay, konuşmasında hizmetlerinden dolayı tüm partililere de teşekkür ederek, “Tunç Başkanımıza da teşekkür ediyorum. Bu bir bayrak yarışı. Bu bayrağı bu kez biz alacağız. Daha hızlı koşarak, hizmetlerimizi daha ileriye taşıyacağız. Bu bir hizmet yarışı. Alnımızın akıyla bizden sonraki arkadaşlara bu görevleri onurumuzla teslim edeceğiz. Planlama ile alt yapı ve üst yapı sorunlarını düzelteceğiz. Burayı geleceğin krizlerine hazır hale getireceğiz. Denizlerimizi, balıkçılarımızı koruyacağız. Bunlar bizim görevimiz. Bunun için 24 saat çalışacağız. Tüm varlığımızla mücadele edip emek harcayacağız. Diyeceğiz ki; biz buraya getirdik, siz devam edin” diye konuştu.
“BİZE GÜVENMEKTEN ASLA VAZGEÇMEYİN”
İzmir’in hak ettiğini kendilerinin yönetiminde alacağını vurgulayan Tugay, seçmenden CHP’li başkan adaylarına güven duymasını isteyerek, “Bize güvenmekten asla vazgeçmeyin. O sandıklar aydınlık Cumhuriyet’in yanındaki insanların oyuyla patlasın. O sandık sonuçları bu ülkeyi Menemen’de öğrencileri gericilerin mezarlarını zorla ziyaret ettiren insanlara karşı bir cevap olsun. Cumhuriyet’ten, Atatürk’ten, aydınlık devrimci ruhunuzdan asla vazgeçmeyin. Yaşasın Foça, Yaşasın İzmir, Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti” dedi.
“GÜZEL BİR TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”
Foça Belediye Başkanı Fatih Gürbüz de 5 yıl boyunca Foça’da yaşayan herkese hizmet için mücadele ettiklerini belirtti.
CHP’nin Foça Belediye Başkan Adayı Saniye Bora Fıçı ise Foça’dan İzmir’e ve tüm Türkiye’ye umudu yaymak istediklerini vurguladı. Fıçı, “Birlikte daha güzel bir Türkiye için omuz omuza çalışacağız. Burayı sadece yaşadığımız yer değil, gurur duyduğumuz yuva haline getireceğiz” diye konuştu.
CHP Foça İlçe Başkanı Günal Biçer de ilçeyi ranta karşı korumak için çalıştıklarını belirterek, “CHP demokrasinin ve tam bağımsız Türkiye yolculuğunun en büyük şemsiyesi. Herkesi bu şemsiye altına davet ediyorum” dedi.
Konuşmaların ardından Foça Seçim ve Koordinasyon Merkezi’nin açılışı yapıldı.
]]>Partisinin Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ferdi Zeyrek’in Kültür Sitesi Lale Salonu’nda düzenlenen Proje Tanıtım Toplantısı’nda konuşan Özel, yerel seçimlerde, büyükşehir dahil birçok belediyeyi kazanmak istediklerini söyledi.
Özel, anket sonuçlarına göre Manisa’daki pek çok ilçede AK Parti ile yarıştıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Geçen seçim CHP olarak bağrımıza taş bastık. CHP’ye ‘Büyükşehir, Şehzadeler ve Yunusemre İYİ Partide olacak dediler’, ‘Tamam’ dedik. Gittik oylarımızı İYİ Partiye verdik. Bu seçimde de İYİ Partinin adayı var iki tarafta… Keşke ittifak kurabilseydik, birimizin olduğu yerde öbürümüz olmasaydı. Büyükşehirde de her yerde de çok daha rahat olsaydık ama olmadı. Ama ben Manisalı hemşehrilerimden, iyi insanlardan, güneş yüzlü insanlardan, gözlerinde güneş açanlardan kendi memleketimde bir beklentim var. Siz geçen birlikte mücadele edip yenemediğimiz AK Parti’yi bu sefer Gülşah (CHP Şehzadeler Belediye Başkan adayı Gülşah Durbay) değiştiriyor, aman ha arkamızda durun sakın bize kaybettirmeyin. Ayrıca şunu unutmayın ‘eski dosttan düşman olmaz’, o belediye İYİ Partiye gönül vermiş herkesin de belediyesi olacak.”
Özel, Yunusemre ilçesinde de adayları Semih Balaban’ın önde olduğunu öne sürdü.
Manisa’daki İYİ Parti seçmeninden destek beklediklerini vurgulayan Özel, “Ben söyleyince, hep ‘abla’ dediğim, çok sevdiğim Meral Hanım biraz da kızmaya başladı ama geçen seçimde bize İYİ Parti söylendiği anda Büyükşehirde, Yunusemre’de hep birlikte İYİ Partiye verdik, canla başla çalıştık. Herhalde Manisa’daki İYİ Partililer hepimizden çok İYİ Partiye sahip çıkan Semih Balaban’a gönül borçlarını bu sefer ödeyecekler.” ifadelerini kullandı.
DEM Parti ile görüşmelerine yönelik eleştirilere de değinen Özel, şöyle konuştu:
“Efendim ‘DEM Parti ile görüşüyor’, önümüzde bayram var. Bana bir şeyle övünebilirsin deseler ne ile övünürüm biliyor musunuz? Biz Türkiye’deki tüm siyasi partilerle bayramlaşabilen tek partiyiz. Çünkü biz Türkiye’nin temel direğiyiz, taşıyıcı kolonuyuz. Ben 6,5 milyon oy veren yurttaşın hatırına ve saygısına DEM Parti ile bayramlaşırım. MHP, İYİ Parti, AK Parti ve DSP ile bütün partilerle bayramlaşabilen tek parti CHP’dir. O yüzden CHP’liler partisiyle gurur duysun. İşbirliği yaparsak açık söyleriz, ittifak yaparsak açık yaparız. Bu sefer de ‘Bir ittifak var açıkla’ diyorlar, Açıklıyorum. İttifakımızın adı Türkiye ittifakıdır, rengi ay yıldızlı al bayrağın rengidir.”
Zeyrek, projelerini anlattı
CHP Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ferdi Zeyrek de seçilmesi halinde Manisa’da ilk 2 tonluk şebeke suyunu 1 liradan vatandaşlara sunacaklarını belirtti.
250 gramlık halk ekmeği 5 liradan satacaklarını, 3 yılda tamamlayacağı raylı sistem projesiyle günde 45 bin yolcuyu taşıyacaklarını, 15 yılda kendisini finanse edecek raylı sistem projesiyle şehirde ulaşımın yüzde 50 ucuzlayacağını söyleyen Zeyrek, ayrıca İzmir ile Manisa’yı raylı sistemle birbirine bağlayarak iki kent arasındaki ulaşımı 15 dakikaya düşüreceklerini anlattı.
Zeyrek, pek çok ilçedeki otogarları yenileyeceklerini, altyapı ve üstyapıyı modernleştirerek kente yeni meydanlar kazandıracaklarını, kavşakları yenileyip otopark sayısını arttırarak şehirdeki ulaşımı rahatlatacaklarını sözlerine ekledi.
]]>Manisa programı öncesi, 2 gün önce Bursa’da açmış olduğu CHP Osmangazi İlçe Başkanlığa gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilçe binalarının görünür olmasını, il binalarının görünür olmasını, partimize layık olmasını çok önemsiyorum. Çünkü boşuna söylenmiş bir söz değildir, baba evi. Cumhuriyet Halk Partisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partidir. Kuruluş tarihi olarak da Sivas Kongresi’ni 1919’da 5 Eylül günü toplanan Sivas Kongresini işaret etmektedir. Öyle olunca Atatürk’ün kurduğu partinin ilçe başkanlıkları, il başkanlıkları kendisine ve partimize layık olmak durumundadır. Bursalıları, Osmangazi’deki herkesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin Osmangazi’deki baba evine bir çayımızı içmeye davet ediyorum. Adresi dünyanın öbür ucundan tarif etsek elinizle koymuş gibi bulursunuz. Bursa’da Ulu Cami’nin tam karşısındayız” diye konuştu.
Yoğun bir seçim temposu içerisinde olduklarını belirten Özel, “Bu tempo içinde sürekli gelişmeler oluyor. Son olarak da bir gelişme oldu. Gerçekten hani yanıt vermek, gazeteci arkadaşlar soruyorlar, insan utanç duyuyor, hicap duyuyor. Dün AK Parti İstanbul Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, ’31 Mart seçimlerinin sonucunu Gazzelilerin, Filistinlilerin ve Batı Şeria’nın beklediğini, 31 Mart seçim sonuçlarından Gazze’nin umutlanacağını söylemiş. Ayrıca, kendisi kazanırsa, Gazze’ye insani yardımda bulunacağını bu yüzden Filistinli çocuklar için 31 Mart seçiminin önemli olduğunu da söylemiş. Bir tarafı utanmazlık, bir tarafı riyakarlık ve bir tarafı sahtekarlıktır. Bu kadar ucuz siyaset olmaz. Türkiye’nin bütün belediyelerimizin Kızılay’ın AFAD’ın tırları Refah Sınır Kapısı’nda duruyor. Refah Sınır Kapısı’nda Filistinli çocuklara yardım ulaştırmayı başaramıyor” diye konuştu.
Yerel seçimlerin tek bir gündemi olduğunu belirten Özel, ekonomik kriz dışında, hayat pahalılığı dışında, zam dışında hiçbir konunun olmadığını söyledi. Özel, “Açlık sınırı, 16 bin 200 lira olarak açıklandı. Yani emekli 10 bin lira alacak ve tek başına yaşıyor bile olsa açlık sınırının 6 bin lira altında yaşayacak. Büyük bir haksızlık. Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundum. Tekrar bulunuyorum. 10 bin lirayı, 17 bin 2 lira olan asgari ücret düzeyine derhal çıkarmalıyız. Ben diyorum ki en düşük emekli maaşını asgari ücret yapalım. O diyor ki bunu böyle yaparsam çalışanlara maaş ödeyemem. Emekli karta ihtiyaç olduğunu bir kez daha yeniliyorum. Emeklilerin kartına aradaki 7 bin 2 liranın hemen yüklenmesine ihtiyaç var. Bunun için de çok büyük bir paraya değil, 800 milyon liraya ihtiyaç var. Biz bütün emeklileri 31 Mart’ta oy kullanırken size para bulamayan Erdoğan’a hesap sormaya davet ediyoruz. Ben bütün işçileri, 31 Mart’ta oy kullanırken sizi açlığa, yoksulluğa iten Erdoğan’a hesap sormak üzere oy kullanmaya davet ediyorum. Ben esnafı, çiftçiyi, mağdurları, bütün herkesi 31 Mart’ta bu iktidara güçlerini göstermeye ve bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum. Son sözüm şudur. Bursa’dayız. Osmangazi’deyiz. Osmangazi’de de. Bursa Büyükşehir’de de seçim çok çok iyi gitmektedir. Ben Osmangazi’ye iki gün önce geldim. Bugün gelip ilçe başkanlığımızda çay içmek, ziyaret etmek için geldim. Bir Nisan günü sabah, Ankara’da da olsam, Manisa’da da olsam, mazbatayı ne gün alırlarsa ertesi günü başkanımın kahvesini içmeye Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyorum. Osmangazi’de, Erkan Başkan’ın çayını içeceğim. Onunla birlikte, bütün örgütümüzle birlikte sade kahve içmeye Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gidiyoruz. Bursa Büyükşehir Belediyesi Bursalıların olacak. Bakın ben Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğimde yakasında CHP rozeti görmeyeceğim. Ay yıldızlı bayrak olacak. Neden? Mustafa Bozbey CHP’lilerin belediye başkanı olmayacak. AK Parti’nin de kızgını var, küskünü var. Hizmet isteyeni var. MHP’linin de var. Bütün Bursa’nın belediye başkanı olacak. Bizim ittifakımız Türkiye ittifakı rengi kırmızı beyaz. Bursa’nın ittifakının adı. Bursa ittifakı, rengi yeşil beyaz” dedi. – BURSA
]]>Erdoğan, partisinin Turgut Özal Spor Salonu önünde düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Antalya’nın dünya şehri vasfını, her alanda güçlendirme sözlerini yerine getireceklerini söyleyen Erdoğan, siyasi hayatları boyunca her zaman “ne aldanan olacağız ne aldatan olacağız” anlayışına sıkı sıkıya bağlı kaldıklarını söyledi.
Millete asla yalan söylemediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizi aldatmaya kalkanlar da eninde sonunda kendi kazdıkları kuyulara düştüler ama ülkemizde tüm sermayesi yalan ve aldatma üzerine kurulu bir zihniyet var ki bir türlü ıslah olmuyor. Bir türlü milletin safına katılamıyor. Bu faşist zihniyet tercihini ya vesayetçilerden ya darbecilerden ya emperyalistlerden, son dönemde de terör örgütlerinden yana kullanıyor.” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in 31 Mart seçimlerine yönelik parti teşkilatıyla yaptığı konuşmayı hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Geçtiğimiz günlerde CHP’nin yeni genel başkanı, parti teşkilatının yöneticilerine seçim dönemine özel öğütler veriyor. Ne diyor? ‘Gerçek niyetinizi saklayın’, konuşmayın ki tepki almayın, polemiğe girmeyin ki zararlı çıkmayalım, susun ki yüreğinizdekilerden vatandaş haberdar olmasın.’ diyor. Yani ‘şu seçim geçene kadar sahte olun, gerçek yüzünüzü saklayın, milleti kandırın’ diyor. Kim bu? CHP’nin genel başkanı. Akla bakar mısınız? Parti yöneticilerine, ‘millete saygılı olun’ demiyor da ‘riyakarlık yaparak milleti kandırın’ diyor. Teşkilatlarına ‘dürüst davranın’ demiyor da ‘seçime kadar maskelerinizi takın ve sakın çıkarmayın.’ diyor.”
Tabii ne yapsalar boş, ne yapsalar beyhude. Hangi maskeyi takarsa taksınlar milletimiz bunların ne olduğunu artık gayet iyi biliyor ama niyetlerini ve taktiklerini kendi ağızlarıyla ikrar etmelerinden açıkçası biz memnuniyet duyduk. Görüldüğü gibi sandıkta hesaba çekilecekleri günler yaklaştıkça bunların ayakları titremeye başladı. Hangi kılığa gireceklerini, hangi yalana sarılacaklarını, hangi istikamete koşturacaklarını şaşırdı. CHP’nin genel başkanı önce İstanbul’da, Mersin’de ve kimi başka yerlerde DEM ile demlendi, ittifak yaptı. Bu iki parti aralarında yaptıkları gizli kapaklı anlaşmalarla belediye başkan adaylıklarını, meclis üyeliklerini, belediye yönetimlerini paylaştı.”
“Riyakarlık bunların karakteri haline gelmiş”
CHP Genel Başkanı Özel’in, CHP ve DEM Parti arasında yerel seçimlerdeki işbirliği iddialarına ilişkin açıklamasını anımsatan Erdoğan, “CHP Genel Başkanı çıkıp utanmadan, ‘bizim DEM ile ittifakımız yok’ diye demeç veriyor. Yalan bunların ağzına yuva yapmış, riyakarlık bunların karakteri haline gelmiş. Herkesi kör, alemi sersem sanıyorlar.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Milletin feraset şamarı yüzlerine defalarca indiği halde bu aymazlıklarından bir türlü vazgeçmiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, nafile. Milletimiz sadece maskelerin arkasına sakladıkları gerçek yüzlerini değil, onların ciğerlerini biliyor. Bukalemun gibi renkten renge girseler de bu millet onları gördüğü her yerde tanır ve layık olduğu cevabı verir.
Biz milletimize sözümüz olan eser ve hizmet siyasetine devam ediyoruz. Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma eksiklerini telafi ettiğimiz gibi bugünkü sıkıntılarını da yine biz çözeceğiz. Ülkemizi siyasetiyle, diplomasisiyle, sanayisiyle, teknolojisiyle, tarımıyla, turizmiyle dünyanın en üst sıralarına nasıl taşıdıysak Türkiye Yüzyılı ile zirveye de öyle çıkaracağız. Gerisinde 10 yıllık zorlu bir mücadelenin, bölgesel ve küresel krizin olduğu ekonomik sıkıntılarımızın çözümünde önemli mesafe katettik. İşte büyüme rakamları açıklandı. Türkiye geçtiğimiz yıl yüzde 4,5 oranında büyürken milli gelirimiz ne oldu? 1,1 trilyonu ve kişi başına milli gelirimiz ne oldu? 13 bin doları aştı. Nereden, nereye?”
“Antalya böyle zübük siyasetçi oyunlarına gelmez”
Tesis ettikleri kesintisiz büyüme iklimi sayesinde istihdamda üretimde, ihracatta, turizmde her yıl yeni rekorlar kırarak yola devam ettiklerini vurgulayan Erdoğan, “Tüm bunları söylerken çalışanları ve emekliler başta olmak üzere vatandaşlarımızın yaşadıkları zorlukları asla görmezden gelmiyoruz. Tam tersine bu sıkıntıların çözümünün üretiminin, büyümenin, yatırımdan, çalışmaktan, kazanmaktan geçtiğini de söylüyoruz.” dedi.
Türkiye’nin kimi yerler gibi zahmetsiz gelir kaynaklarına sahip bir ülke olmadığını söyleyen Erdoğan, kendilerinin ne yapıyorlarsa alın teriyle yapacaklarını söyledi.
Bu şekilde ortaya çıkacak kazancı 85 milyonla bölüşeceklerinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
“Antalya her yıl milyonlarca turisti ağırlamazsa bereketli topraklarında yaz, kış üretim yapmazsa sahip olduğu refah seviyesini nasıl koruyacak? Aynı durum 81 vilayetimizin tamamı için de geçerlidir. Her kim karşınıza çıkıp da hesapsız kitapsız atıp tutuyorsa bilin ki size hiçbir şey vermeyeceği gibi elinizdekinden olmasına yol açacaktır. Antalya böyle zübük siyasetçi oyunlarına gelmez. Antalya, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya, ana kademe, kadın kolları, gençler hazır mıyız? Antalya ile birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Antalya’nın altın çağını başlatmaya var mıyız?”
(Sürecek)
]]>CHP, 1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilmesinin ekonomik, sosyal ve siyasal sonuçlarının araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi için TBMM Genel Kurulu’na grup önerisi verdi. Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, şunları söyledi:
“YÜREĞİNİZ VARSA ELİNİZİ KALDIRIN, BU KAPALI OTURUM TUTANAKLARINI YAYIMLAYALIM”
“28 Şubat için konuşma yapanlardan önemli bir bölümünün 1 Mart için ağızlarını dahi açmadıklarını gördük. Oysa şunu ima ediyorsunuz: 28 Şubat bu memlekette milli ve yerli olanların önünü kesmek için yapıldı. Sizin de bu sürecin devamını izleyen bir siyasal parti olarak antiemperyalist, ulusalcı, halktan yana bir çizgi izlemeniz lazım. Tezkerede sizlerin imzası vardı ama tezkerenin sahibi George Bush’tu. Ona işbirlikçiliği yapabilecek İngiltere Başbakanı çıktı, Tony Blair. Peki, ne yapmaya çalışıyorlardı bunlar? Amerikan askerlerini Irak’a sokacaklardı ve Irak’ın bütün kaynaklarını Irak’ı destabilize etmek suretiyle Batının, emperyalizmin çıkarlarına alet edeceklerdi. George Bush ve Tony Blair’in yanına dönemin Başbakanı Abdullah Gül’ün imzasını eklediniz. Peki, bugün ‘reis’ diye andığınız Recep Tayyip Erdoğan ne yapıyordu? Henüz milletvekili olamamıştı ve Meclise girememişti ama Genel Başkanınız olarak bu tezkerenin geçmesi için hepinize ayrı ayrı baskı yapıyordu. Bütün AKP milletvekillerine karşı burada yine onurlu, direnç gösteren bir CHP Grubu vardı. Allah’tan korkmuyordunuz Amerika’dan korkuyordunuz ve siz bu çerçevede gittiniz o tezkerenin altına imza attınız. Siz bu tezkerenin imzasına öyle bir teşneydiniz ki bu memlekette tezkere daha geçmeden Amerikan askerleri İskenderun Limanı’na yerleşmeye başlamıştı. Türkiye’nin limanlarını, havaalanlarını, bölgesini Amerikan emperyalizmine daha tezkereyi çıkartmadan kullandırtmaya başladınız. CHP burada gerçekten şanlı bir direniş gösterdi ama CHP’nin oyları yetmiyordu. O zaman var ya, bu sıralarda oturmasına rağmen gelen talimatlara karşı çıkıp vicdanını dinleyen AKP’li vekiller vardı. Burada görülüyor ki hamasetle dünya dönmüyor. Ne zaman bayrağın arkasına saklandıysanız, ne zaman ezanın arkasına saklandıysanız aslında siz emperyalizmin çıkarlarına uygun hareket ettiniz. İç Tüzük’ün 71’inci maddesi diyor ki, ‘Kapalı oturumların tutanakları 10 yıl geçtikten sonra açıklanır.’ Maalesef, sizin işaret oyunuza ihtiyacımız var. Böyle bağıran var ya ‘Kahrolsun emperyalizm’ falan diye, ağababalarınız 21 yıl evvel buralarda ne konuşmuşlar, Amerika’nın çıkarlarını nasıl savunmuşlar? Yüreğiniz varsa elinizi kaldırın, bu kapalı oturum tutanaklarını yayımlayalım ne kadar Amerikancı olduğunuzu da hepiniz görün.”
CHP’nin grup önerisi için Saadet Partisi Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Bülent Kaya, şunları ifade etti:
“HEP GERİDEN GELİYORSUNUZ, BİZİM SİZİ UYARMAMIZA RAĞMEN KAFANIZI DUVARA ÇARPIYORSUNUZ”
“1 Mart öncesinde, 11 Eylül 2001 tarihindeki ikiz kule saldırılarıyla Irak ve Afganistan’ın işgalinin aslında gerekçeleri oluşturulmaya başlandı. Bu işgale katılan İngiltere’nin Başbakanı Tony Blair Chilcot Raporu’yla rapor verdi çünkü kimyasal silah olmamasına rağmen böyle bir katliama ortak olduğu için kendi ülkesinde hesap verdi hesap ama Türkiye’de 1 milyondan fazla Iraklının ölümüne sebep olup İncirlik’ten o uçakları kaldıranlar maalesef 22 yıldır hala hesap vermediği gibi sütten çıkmış ak kaşık gibi burada millilik ve yerlilik taslamaktadırlar. Peki, 1 Mart sürecini çok konuştuk; sonrasında ne oldu? 4 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup subayların başına çuval geçirildi. Niye? 1 Martta bu tezkereyi buradan çıkarmayı becerememenizin bir cezasıydı. Sonra ne oldu? Ergenekon, Balyoz süreçleri başladı. Ergenekon, Balyoz süreçleri Türkiye’de askeri vesayeti bitirmek için mi, yoksa Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki farklı eğilimdeki insanları tasfiye edip bir başka kullanışlı aparatı işbaşına getirmek için miydi? Kıbrıs’ta da biz milli ve yerliydik, 1 Martta da biz milli ve yerliydik. Ergenekon, Balyoz operasyonlarının baş mimarlarıydınız. Sonradan nedamet duydunuz ama bu ülkeyi 15 Temmuzun eşiğine kadar getirmiş oldunuz. Yani Saadet Partililer olarak bizler sizlerin dostlarınızız, tuzağa düşmemek için sizleri uyarıyoruz ama maalesef siz hep geriden geliyorsunuz, bizim sizi uyarmamıza rağmen kafanızı duvara çarpıyorsunuz, ondan sonra bizi anlıyorsunuz.”
İYİ Parti Grubu adına söz alan Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu da şöyle konuştu:
“TÜRK MİLLETİNİN KUKLACILARIN ELİNE HİÇBİR DÖNEMDE, HİÇBİR SEBEPLE VERİLECEK İPİ YOKTUR”
“1 Mart, 11 Eylül ve ABD’nin Afganistan’ı işgaliyle başlayan, 6 Şubat 2003’te Amerikan askerlerinin işgalde kullanacakları üs ve limanların modernizasyonu için Türkiye’ye gelmesini öngören, ilk tezkerenin kabulünden sonra da tıkır tıkır işleyeceği varsayılan bir küresel senaryonun bozulan ilk ve tek paragrafıdır. Türkiye açısından, başta, o güne kadar stratejik ortak varsaydığı Amerika’nın Türk askerinin başına çuval geçirilmesiyle de beliren, Türkmeneli’deki bütün Türk izlerinin, tapu kayıtlarının silinmesi, nüfus değişimiyle de beliren açık düşmanlığı ve AB merkezli başka bir rotaya yönelmesi gibi analize değer etkileri olmuştur. Diğer yandan, tezkere reddedilmiş de olsa iktidar 20 Mart 2003’te hava sahasını açarak, Türk askeri hastanelerini Amerikan askerlerine açarak, Türkiye’de bulunan Amerikan askeri varlığının Irak’a intikalini sağlayarak, ticari tedarik güzergahı oluşturarak, Amerikan işgalcileri için gerekli lojistik malzemenin Irak’a ulaştırılmasını sağlayarak TBMM’nin duruşunun hilafına bir tavırdan da zaten geri durmamıştır.”
CHP’nin grup önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Biz Ahmet Akın’ı aday yaptık ve İYİ Parti’nin bu jesti yapmasını açıkça bekledik” sözlerine ilişkin; “Ben CHP’nin bu jest isteme işlerinden bıktım usandım, midem bulanıyor artık. Bu netlikte söyleyeyim çünkü bir 15 milletvekili ve biz o arkadaşlarımızı zora düşürecek hiçbir şey yapmadık. Teşekkür ede ede gezdik, bir vefa sistemi içinde gezdik” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde esnafı ziyaret etti. Akşener’e İYİ Parti Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cengiz Topel Yıldırım ile İYİ Parti Gölbaşı Belediye Başkan adayı Fehmi Kandemir eşlik etti.
Akşener’in esnaf dükkanlarından birinde “Ben beyefendiye (Fehmi Kandemir) oy istemeye geldim. Durumumuz ne” sorusuna, esnaf “İnşallah” yanıtını verdi.
Akşener, başka bir dükkanda ise, “Öncelikle hayırlı işler diliyorum. Bu yerel seçimlerde de oy kullanacaksanız hem ilçenize hem büyükşehre…Oy istemek için geldik ben. Hem hemşehriniz Fehmi kardeşim hem Cengiz Topel kardeşim büyükşehirden aday dolayısıyla oy istemeye geldik” dedi. Esnafın, “Hayırlısı” cevabı verince Akşener, Fehmi Kandemir’i işaret ederek, “Hayırlısı, inşallah olunca biraz soru işareti vardır, buraya tekrar gel kardeş” dedi. Akşener’in “Bir genel başkan olarak bir tek ben geldim değil mi” sorusuna esnaf “Evet” yanıtını verdi.
Akşener, esnaf ziyareti programında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Akşener, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Biz Ahmet Akın’ı aday yaptık ve İYİ Parti’nin bu jesti yapmasını açıkça bekledik. Ben hala bekliyorum. Bu jesti İYİ Partili yöneticilerden görmüyorsak da Balıkesir’deki İYİ Partililerden göreceğimizi ümit ediyoruz” açıklamasının sorulması üzerine şunları söyledi:
“Sonuçta biz başaramadık, ittifak siyasetiyle öyle ya da böyle başaramadık. İYİ Parti olarak tek başımıza hür, müstakil seçim girmeye karar verdik. O günden beri inanılmaz bir çirkinlikle karşı karşıya kalıyoruz.
“BEN BÖYLESİNE BİR ÇİRKİNLİĞE İLK DEFA RASTLIYORUM”
Bugün bir ilginç bir fotoğraf gördüm. Bizim Gölbaşı Belediye Meclis üyelerimizden 2. sırada bulanan arkadaşımız hem Mansur Bey’in hem CHP’ye bizim il başkanlığımızı yapıp sonra genel müdür olan Mesut Özarlsan arkadaşımızın, onun seçim bürosunda bir fotoğrafını gösterdi arkadaşlar halen bizim listemizden aday. Bu güzel bir şey değil. Bu siyasetçiye olan inancın, saygının ortadan kalktığı bir çirkin tavırdır. O listede yer alıp, istifa etmeyip fotoğraf vermek ve buna da müsaade etmek hem büyükşehir belediye başkanının hem de o ilçenin adayının buna müsaade etmesi, bunu fotoğraf olarak paylaşması, 30 yıldır aktif politika yapıyorum, DYP-ANAP kavgasını yaşamış bir insanım, 1980 öncesinde sağ sol kavgasını yaşamış bir insanım. Ben böylesine bir çirkinliğe ilk defa rastlıyorum. 30
“BEN CHP’NİN BU JEST İSTEME İŞLERİNDEN BIKTIM USANDIM, MİDEM BULANIYOR ARTIK”
Ben CHP’nin bu jest isteme işlerinden bıktım usandım, midem bulanıyor artık. Bu netlikte söyleyeyim çünkü bir 15 milletvekili ve biz o arkadaşlarımızı zora düşürecek hiçbir şey yapmadık. Teşekkür ede ede gezdik, bir vefa sistemi içinde gezdik. En ufak incitici bir cümlemiz olmadı o15 arkadaşımıza ve Kılıçdaroğlu’na, o dönemin CHP yöneticilerine en ufak incitici sözümüz olmadı ama o kadar enteresan ki, dön baba dönelim, 15 milletvekili… Ömer Seyfettin’in bir diyet hikayesi vardır. Biz 15 milletvekiliyle seçime girdik ve bir grup kurduğumuz andan itibaren AK Parti tek başına hükümet olmayı kaybetti. O günden beri AK Parti’nin anayasayı değiştirecek gücü olacaktı. Biz olmadığımız zaman. Biz bunların teşekkürünü almadık. Başımıza vurula vurula bir çekiç gibi geziyoruz.
“BALIKESİR BİZE BIRAKILDIĞINDA ANTALYA’YI DA CHP’YE BIRAKTIK”
Genel başkanların biraz daha dikkatli bir dil kullanmasında fayda var diye düşünüyorum. Bir yanlışlık daha yapılıyor, onu da manidar buluyorum. Covidden kafalar mı gitti, ondan da emin değilim. İsmail Ok doğrudur belediye başkan adayı oldu, seçilemedi. Dokuz bin 900 oyla seçilemedi. O dönemde yapılan karşılıklı didişmeyle seçilemedi. Seçimi kaybettikten sonra hepimize sinir oldu, ondan sonra da AK Parti’ye milletvekili olarak geçti. ‘Belediye Başkanı oldu, AK Parti’ye gitti deniliyor’, bu kocaman bir yalan. Ben Sayın Ahmet Akın’a karşı bir zarif cümle kurdum, fi tarihinde. Çünkü Ok gidince, Akın ‘Ben artık İYİ Parti’nin de milletvekiliyim Balıkesir’de’ diye beyanat verdi. Ben de ‘Çok teşekkür ediyorum, beni borçlandırdın’ dedim. Ama Balıkesir bize bırakıldığında Antalya’yı da CHP’ye bıraktık. Döndür baba döndür. Demek ki bilgileri yok arkadaşların bu konuda, şimdi ben hatırlatmış olayım. Bundan sonra teşekkür etme eylemlerime, jest yapma, zarif davranma konularında aşırı dikkat edeceğimi söyleyebilirim.”
]]>
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Ege Bölgesi Diyarbakır Dernekleri Federasyonu’nun düzenlediği buluşmada yurttaşlarla bir araya geldi. Bayraklı Belediyesi Düğün Salonu’nda düzenlenen toplantıda renkli anlar yaşandı. Davul zurna eşliğinde çekilen halaya Başkan Tugay da eşlik etti. Fotoğraf çekmek isteyenleri kırmayan Tugay, masaları da tek tek dolaşarak hemşehri derneklerinin üyeleriyle sohbet etti.
“SORUNLARA ÇÖZÜM ÜRETEN BAŞKANLAR OLACAĞIZ”
Başkan Cemil Tugay, ülkede ve dünyada siyasetinin beklentileri karşılamaktan, sorunları çözmekten uzak olduğunu söyledi. Tugay, şöyle konuştu:
“Son seçimlerin ardından CHP içerisinde bir yenilenme olması gerektiğine dair görüşler ortaya çıktı. Bizler de onların verdiği kararın doğru olduğuna inandık ve yanlarında yer aldık. Şimdi halkımız tarafından bunun doğru anlaşılması lazım. Bizler bulunduğumuz makamları keyfi kullanan insanlar değiliz. CHP bu dönemde belediye başkan adayları gösterirken yeni insanları tercih etti. Eğer halkımız takdir ederse ve göreve gelirsek daha fazla çalışan, sorunları çözen, her türlü derde kulak veren, birikmiş sorunlara çözüm üreten başkanlar olacağız. Güzel çalışmalar hayata geçirdiğimiz zaman yurttaşlar da değişimin ülkeye fayda sağladığını görecek. Türkiye’de de değişim başlayacak. Türkiye’nin siyasi ortamının tüm vatandaşların eşit görüldüğü, kimsenin ayrıştırılmadığı, toplumun içerisinde yaşarken hiçbir şekilde inancı, siyasi düşüncesi ile dışlanmadığı bir dönem olsun.”
TEMİZ SİYASETİN ÖNEMİNE DEĞİNDİ
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, temiz siyasetin önemine dikkat çekti. Yurttaşların takım tutar gibi parti tutmaması gerektiğini vurgulayan Tugay, “Sizden ricam bu dönemde sandıkta CHP’nin ortaya koyduğu değişimden yana olun. Değişimin temsilcisi olarak gösterilen adaylara destek verin. Alnımız açık şekilde bu sınavı tamamlarsak sizin için de ülkemiz için de güzel bir yol açmış olacağız. Seçmenin doğru değerlendirme yapması için süre var. Bu süre zarfında bizler de kendimizi, projelerimiz anlatacağız. Dilerim ki 1 Nisan’da sonra bizler bu şehre verdiği sözleri tutmaya hazır belediye başkanları olarak huzurunuza çıkarız” dedi.
“LÜTFEN KARARINIZI VERİRKEN İYİ DÜŞÜNÜN”
Bir öğretmen çocuğu olduğunu ve bulunduğu konuma gelmesini demokrasiye borçlu olduğunu vurgulayan Tugay, “Birileri bizi torpil yaparak bir yerlere getirmedi. Ne yaptıysak emeklerimizle yaptık. Emeğimizi destekleyenler vardı. Namuslu, temiz, dürüst insanlar olduk. Ülkemizi, insanlarımızı sevdik, haksızlıklara karşı mücadele ettik. Millet adına, halk adına başarılı olmalıyız. Bizler gibi insanlar başarılı olmazsa bunun faturası bu ülkeye ağır olur. Bizden çok daha fazla bedel öder bu ülke. Lütfen kararınızı verirken iyi düşünün. Diliyorum ki bu halkın çocukları, bu milletin çocukları bu görevin altından başarıyla kalkar. Ondan sonra derin bir soluk alır geleceğe doğru yürürüz. Ülkemiz için birlik beraberlik diliyorum. İyi günlerde her zaman hep beraber olmayı diliyorum” diye konuştu.
BİRLİK VE BERABERLİK MESAJLARI VERİLDİ
Ege Bölgesi Diyarbakır Dernekleri Federasyon Genel Başkanı Doç. Dr. Ahmet Alınca da “Sadece İzmir’de değil Ege’de yaşayan Diyarbakır’dan pek çok kişiye ulaşmayı hedefledik. Tüm derneklerle buradayız. Yaklaşan seçim sürecinde dayanışma ve tanışma gecesi yapmak istedik. Başkanlarımızla bir arada olmaktan onur duyuyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde güzel bir seçim dönemi yaşanmasını diliyoruz” dedi.
Programda Başkan Tugay’a “Geçmişten Günümüze Diyarbakırlı İlim Adamları Yazarları ve Sanatçılar” kitabı hediye edildi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TV100’de “Özel Röportaj” programına katıldı. Özel, burada gazeteciler Gürkan Hacır, Başak Şengül ve Erdoğan Aktaş’ın sorularını yanıtladı. Özel, gündemdeki konulara ilişkin şunları söyledi:
“PARTİ MECLİSİ’NDE BURSA, HİÇ TARTIŞILMADAN GEÇEN AZ SAYIDA İLDEN BİRİ OLDU”
“Bursa’da yarım kalan bir işi tamamlıyoruz. Geçen seçimlerde biliyorsunuz çok geriden başladığımız bir yarışı, çok küçük bir farkla kaybetmiştik. Hatta anketler kazanmaya yakın olduğumuzu söylüyordu. ve bu konuşulduğunda kimse inanmıyordu ama biraz da geçen sefer kesin kazanıyoruz motivasyonunun eksikliğinden birkaç puan farkla kaybetmiştik. O günden bu güne kadar Mustafa Bozbey, çalışıyor. Kemal Kılıçdaroğlu da o dönemde Sayın Bozbey’in adaylığını gayri resmi olsa da müjdelemişti. ‘Çalışacak bir aday olacak’ demişti. Sayın Bozbey, o günden bu güne çalıştı. Biz de arkasında durduk. Bursa’da özel çalıştık. Yerel seçim adaylarının belirlenmesinde çok farklı yöntemler, bazı yerlerde gecikmeler oldu falan ama Bursa’nın hassasiyetini ve önemini de biliyoruz. Parti Meclisi’nde Bursa hiç tartışılmadan geçen az sayıda ilden bir tanesi oldu. Biz adaylaşmadan sonra ilk kontrol anketlerini yaptırıyoruz. Bu konuda bayağı keyfimizi yerine getiren sonuçlar geliyor.
“ANKET YETKİLİSİ SUNUMUNUNDA DA ANKARA’DA ‘YARIŞ BİTTİ’ DEDİ”
Biz toplam 390 bin tekil anketle adaylarımızı belirledik. Şu anda da memnuniyet anketleri yapıyoruz. Aday performans anketleri yapıyoruz. O anketlerde iyi sonuç alıyoruz. Aday belirleme sürecindeki toplam anket sayısından bahsediyoruz. 90 bin tekil görüşme, toplam 350 bine yakın anket var. Bunlar aday belirleme sürecinin anketleri. Sonrasında da devam ediyoruz. Bu anketlerde de iyi sonuç var ama orada 390 bin kişiyle konuştunuz falan değil. Heralde onlar da 60 – 70 bin kişi olmuştur. Ankara’da yarış artık ‘CHP kaç belediye çıkaracak? CHP belediye meclisinde çoğunluğu sağlayacak ama farkı açacak mı? Açmayacak mı?’ Ankara Büyükşehir Belediyesi yarışı tamamlanmış görünüyor. Her ölçüm daha ileri gidiyor. Anket yetkilisi sunumununda da Ankara’da ‘yarış bitti’ dedi. Ankara’da AK Partililere de sorsanız Mansur Yavaş’ın her seferinde farkı açtığını görüyoruz. Zaten rakip adayın motivasyon düşüklüğünden de gözlüyorsunuzdur. Ekrem İmamoğlu, İstanbul’daki her ölçümde 1,5 – 2 puan farkı açıyor. Kurum gelene kadar, DEM’in adayı çıkana kadar… Olmayan adaylar ölçülemiyor. Fikir, sonuç vermiyor. Bütün adaylar belli olduktan sonra gelen her ankette 1 puan, 1,5 puan farkı açıyoruz.
“YENİDEN REFAH PARTİSİ’NİN ADAYLIĞI DA AK PARTİ’YE OY KAYBETTİRİYOR”
Bu seçim özel bir seçim. Birincisi, CHP’nin tek başına girdiği bir seçim. Herhangi bir ittifak yok. Geçen seçimde şöyle bir şey vardı: Yüksek bir motivasyonu vardı HDP’nin ve diyordu ki ‘Biz AK Parti’ye kaybettirmek üzere aday çıkarmıyoruz. Kazanacağımız yerlerde kendimiz yarışıyoruz. Şansımızın olmadığı bir yerde aday çıkarmıyoruz. AK Parti kaybetsin yeter.’ Bu kendi seçmenine AK Parti karşısında kim güçlüyse oy ver demekti. Hatta bir ara İYİ Parti’nin birkaç yerde, Ahlat’ta ve Iğdır’da aday çıkarmasının ardından İYİ Parti’nin olduğu yerlere aday çıkardılar. Birçok yerde adayları yoktu. İki; İYİ Parti ile belirli şehirlerde biz belirli şehirlerde onlar ittifak halindeydik. Yarışmıyorduk hemen hemen hiçbir yerde. Orada da İYİ Parti seçmeninin yüksek bir motivasyonu vardı. Bu ikisini topladığınızda neredeyse yüzde 2 gibi bir şey çıkıyor ortaya. Bugünkü anketlerin üzerine yüzde 2 koysanız, biz böyle Anadolu coğrafyasını kendi rengimize boyamış oluruz. Tabii ki bu yüzde 20 bazı yerlerde daha düşük, bazı yerlerde o boyutlardaki geçmiş seçimlerde gelen oy olmadığında neyi nerede başarı sayacağınıza bakmak lazım. Bu arada sadece aleyhimize olanları konuşmayalım… Yeniden Refah Partisi’nin adaylığı da AK Parti’ye oy kaybettiriyor. Bazı yerlerde çok farklı partilerin adaylıkları, farklı etkiler yapıyor. Mesela Zafer Partisi’nin adayı kimden alıyor belli değil. MHP’den mi alıyor, CHP’den mi alıyor… O yüzden bu seçim çok özel bir seçim.
“20’Lİ RAKAMLARDAN ŞU PARTİYİ BİR KURTARALIM İSTİYORUM”
CHP açısından şöyle bir gerçeklik var. Kimseyi oyumuz çok, gücümüz çok diye küçümsemek istemem. O niyette değilim. Şunu söylemek gerekiyor ki, Millet İttifakı’nı kurduğumuz partilerle birlikte değiliz. ve geçen seçimlerde kayıtsız şartsız muhalefete destek veren bir parti de ortada yok ama Millet İttifakı’nı oluşturan seçmen bir yere gitmedi ve itirazları sürüyor. Onlar Saray’a, tek adama, ekonomik şartlara itiraz ediyorlar. ya da MHP kökenliyse, ‘Kongremizi kazanacakken Saray ile anlaştılar, kongremizi iptal ettirdiler. Biz MHP’de hakettiğimiz genel başkanlık ve parti yönetimine gelemedik Gittik parti kurduk’ diyen seçmen bu. Bu seçmenin AK Parti ve MHP ile bir araya gelmesini bekleyemezsiniz. Kimse bize mecbur değil. Herkesten büyük bir samimiyetle, büyük bir iştah ve taleple oy istiyoruz. Kimse bize mecbur değil. O seçmenin de temel itirazları duruyor. CHP’de yaz boyunca dile gelen yaptıkları bazı itirazlar da ortadan kalkmış durumda. Örneğin gizli protokolden bahsediyorlardı. ‘Bu bizi kandırmak’ diyorlardı. Biz o gizli protokol mevzusunda parti adına özeleştirimizi vermiş durumdayız. İYİ Partilileri sahada görüyorum ve abi-kardeş gibiyiz. Partiler açısından kendi adayının kazanmasını ister herkes. Kazanamıyorsa, en istemediğini kaybettirecek adayda birleşir. Böyle bir sürecin içindeyiz. İttifaklar yapabilseydik bambaşka şeyler olabilirdi. Yüzde 35’i zorlardık. Yüzde 40’a yaklaşırdık. Şu anda CHP’nin kendi gücüyle, bu adaylarla benim gördüğüm, geçmem gerekir ve iyi olur dediğim rakam yüzde 30 psikolojik sınırını aşmak. 20’li rakamlardan şu partiyi bir kurtaralım istiyorum.
“‘CHP GELİRSE SOSYAL YARDIMLARI KESECEK’ DİYORLARDI. SONUÇ, BEŞ KATINA ÇIKARILDI”
Kaybedecek bir tane belediyemiz yok. Kaybetmek istemiyoruz. Çok özel olarak üzerinde hassasiyetle anketlerin üzerinde durmamızın sebebi de eğer bir yerde sıkıntı görürsek oralarda çok daha fazla dikkat ve enerji vermek. Genel başkan olarak girdiğim yerel seçimlerde partimizin belediye kaybetmesini istemem. Geçen seferki ittifak ve destek ortamından çok geride bir yerdeyiz ama partinin bir enerjisi var. Toplumun beklentileri var. Adaylarımız var. En önemli güvencem; Mansur Yavaş’ın, Ekrem İmamoğlu’nun Vahap Seçer’in, Zeydan Karalar’ın yani belediye başkanlarımızın bir de gerçekten yatsınamayacak performansları var. Eğer kötü bir dönem geçirmiş olsalardı partinin başında kim olursa olsun öyle beğenilmeyen belediye başkanını öyle sizin beğendirtmeniz çok kolay değil. Çok net söyleyeyim, pandemide yaptıkları özellikle… ‘CHP gelirse sosyal yardımları kesecek’ diyorlardı. Sonuç, beş katına çıkarıldı. AK Partili belediyeler pandemide gözlerine ışık tutulmuş tavşan gibi kaldılar. Uzun bir süre kaldılar.
“KANDİL’LE ANLAŞMAYA ÇALIŞANLARIN, HEYET YOLLAYANLARIN YAPTIKLARI İŞLER ORTADA”
Geçen seçimde DEM Parti, AK Partiye kaybettirme motivasyonuna sahipti. Bu seçimde AK Partiye kaybettirme gibi bir motivasyonları yok. Bazı yerde çıkardıkları aday bize kaybettirmeye yönelik. Bazı yerde AK Parti’ye kaybettirebilir. Ama bu seçimde bizim DEM ile olan ilişkimizde ne onların kayıtsız şartsız desteği söz konusu ne de bizim DEM ile kazanmaya yönelik iş birliğimiz söz konusu.Bazı yerlerde Kent Uzlaşısı olarak adlandırılan uzlaşılar sağlanmış durumda. Ama DEM’in adayları var. Bize de kaybettirebilecekleri bir çok yer olabilir. İmza, sözleşme, kaşe, protokol falan yok böyle bir şey. Yüzde 15, yüzde 10 DEM seçmeninin ya da Kürtlerin oy kullanacağı bir seçime gidiyorsunuz. Bir belediye başkan adayınız var ve o belediye başkan adayınız bir belediye meclis listesi yapıyor. Yüzde 15 Kürt seçmen ve disiplinli DEM seçmeni, bu seçmeni gözardı ederek bir belediye meclis listesi oluşturamazsınız. Kürt seçmen oy kullanırken kendisinin tanıdığı, itimat ettiği, bildiği bazı isimlerin bulunmasının kime ne mahsuru var? Bundan normal bir şey yok. Kandil’le anlaşmaya çalışanların, heyet yollayanların yaptıkları işler ortada. Abdullah Öcalan’dan mektup alıp, Taksim’in ortasında okutmadı mı? Devlet Bahçeli çıkıp ‘Artık HDP seçmeni kimi dinleyeceğini bilir’ dedi mi, demedi mi?
“EĞER HALK BELEDİYE BAŞKANINA SEÇİLDİĞİNDEN İLERİDE BİR DESTEK VERİYORSA, MEMNUNİYETİ PARTİNİN OYUNUN ÜSTÜNDEYSE YENİDEN ADAY YAPIYORUZ”
Yüzde yüz anketten çıkan sonucu uygulamadık, uygulayamazsınız ama anket sonuçlarının aksine çok az iş yaptık. Bazı yerlerde bazı zaruretler vardı ama mesela belediye bizdeyse memnuniyet anketi yapıyoruz. Eğer halk belediye başkanına seçildiğinden ileride bir destek veriyorsa, memnuniyeti partinin oyunun üstündeyse yeniden aday yapıyoruz. Zaman saman ‘Kurultay’da Kemal Beyi destekleyenleri adaylaştırmadınız’ deniyor. Bugün geldiğim Bursa, Kemal Beyin en kuvvetli savunucularından bir tanesiydi Sayın Bozbey. Ahmet Akın, kurmayı. Zeydan Karalar, Allah razı olsun kurultayı bana zindan edecekti. Mersin, Vahap Seçer. Kurultay’da ben bir tane oy almadım Mersin’den. Hepsini teker teker atadım, neden? Millet memnunsa ben de memnunum. Bazen anket kötüyse belediye başkanına önceden söylüyorum. Bazen başkan ‘Hayır’ diyor, bazen ‘Bendeki anketler o değil’ diyor, bazen ‘Aday göstermezseniz başka partiye giderim’ diyor. MYK’ya girene kadar bir fikrin oluyor. MYK’da 10-12 kişi başka bir şey diyor.
“BİR KADIN VE GENÇ DEVRİMİ YAPTIK”
Memnuniyet anketinde başkan başarısızsa ankete sokmuyoruz ama biz İzmir’in hassasiyetinden dolayı sayın başkanımızın kendisine de gösterdim. İzmir’de memnuniyet anketini 2 kez yaptık. 3 kez adayları sorduğumuza başkanı da koyduk. 4., sadece 5 adayı sorduğumuz yerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’mız da vardı ve ankette kendisinden daha yukarıda olan bir arkadaşımız atandı. Anketlerimiz için 16 firmaya çağrı yapıldı, 8’i kabul etti. Bizim dijital dinleme ve yedekleme yapabildiğimiz şekilde yapılıyor anketler. Şüpheye düşünce dinleyebiliyoruz anketi. Adaylarda ankete baktık ama zaman zaman ‘Önseçim yapacaktınız, niye yapmadınız’ diye konuşuldu. 890 birimde önseçim yapma yetkisini örgütlerimize verdik. 199’unda önseçim oldu. Eğer bir il önseçim istiyorsa, ‘Sen önseçim falan yapamazsın’ demedik. Geçen seçimlerde CHP, 800 küsur yerde aday göstermişti. Bu seçimlerde bin 160 yerde aday gösterdik. Geçen seferkinin 2 katı kadın adayımız var. Seçilecek yerde bakarsanız 5 kat kadın adayımız var. 200 tane 40 yaş altında seçilecek adayım var benim. Bir kadın ve genç devrimi yaptık.”
Kadıköy Belediye Başkan aday adayı Gürsel Tekin’in istifası üzerine sorulan soruya, Özel şöyle cevap verdi:
“30 TANE ADAY ADAYI VAR. BİRİ SEÇİLİYOR, 29 TANESİ İSYAN EDERSE BU PARTİYİ NASIL YÖNETECEĞİZ BİZ?”
“Birkaç yerde belediye başkanımız aday oluyor, listelerin görüşüldüğü gece partiyi savunuyor aslanlar gibi. Aday olmadığını öğreniyor, ertesi sabah bombalamaya başlıyor, istifa ediyor, başka partiye geçiyor. Sen bu partinin milletvekilliğinden emekli olacaksın, gittiğin her yerde saygı göreceksin; bir gece önce adaysın, ertesi sabah da isyandasın. 30 tane aday adayı var. Biri seçiliyor, 29 tanesi isyan ederse bu partiyi nasıl yöneteceğiz biz? Gürsel abiyle Kadıköy adaylığı sürecinde konuştuk. Ben kendisini çok severim, ona saygım çoktur. Gürsel abinin gönlünü alırız, bir serinleme süresine de ihtiyacı var, kendisi de bu heyetlerde yer aldı. Serinledikten sonra babaevine döner.”
Özel, yerel seçimlere ve sonrasına ilişkin tartışmalarla ilgili değerlendirmelerine şöyle devam etti:
“HATAY İL YÖNETİMİYLE MÜZAKERE EDİLDİ. SONUÇ ŞU: ‘ADAY DEĞİŞTİRMEYE KALKTIĞIMIZ TAKDİRDE KAZANACAĞIMIZ BAZI İLÇELERİ KAYBEDEBİLİRİZ'”
“Hatay Belediye Başkan adayı belirlemek, herhangi bir belediye başkan adayı belirlemekten farklı çünkü Hatay’da çok büyük bir travma var. Bu travmadan sonra kendisi de orada depremzede olan, sonrasında da İBB’nin desteğiyle Hatay’da önemli işler yapmış, çalışmış ama bazı beyanları da kamuoyunda tartışma yaratmış bir isim. (Lütfü Savaş) Hatay’da aday belirleme sürecine ilişkin parti dışı etkenler de kendilerine siyasi meşruiyeti olmayan bir işi toplumsal bir meşruiyetle tanımlıyorlar. Hatay’la ilgili kabul ettiğim heyeti toplam 10 ilden kabul etmemişimdir. Lütfü Savaş’la ilgili 5 anket yaptık. Bunların her birinde de Lütfü Savaş’ı da sorduk, Savaş’a itirazların da bir kısmını gördük ama Twitter’ın yankı odasından ya da İstanbul’dan bakınca görünenin dışında Hatay’da bir başka Lütfü Savaş olduğunu da gördük. Anketlerde AKP ve Lütfü Bey kafa kafayaydı. Hatay il başkanı, bütün ilçe başkanları ve ilçe belediye başkanlarıyla müzakere edildi. Sonuç şu: ‘Kazanırsak Lütfü Beyle kazanırız. Aday değiştirmeye kalktığımız takdirde kazanacağımız bazı ilçeleri kaybedebiliriz. Lütfü Bey ivmelenen şekilde gidiyor.’ PM üyelerine, ‘Aday olarak önerebileceğiniz isimleri bana iletin’ dedim. Mert Fırat Hataylı, kendisine ‘Seni ankete koyalım mı’ dedik, ‘Yok abi’ dedi. Haluk Bey de değerlendirmiş, ‘Olmaz’ demiş ve resmi bir teklif götürmedik ama PM ya da MYK üyemiz söyleyip onay alsaydı ankete koyacaktık.
“YATILI OKUL ARKADAŞLARIMLA ARAMDAKİ İLİŞKİ NEYSE EKREM BEYLE ARAMDAKİ İLİŞKİ ODUR”
Saray rejiminin tek umudu 1 Nisan’dan sonra birbirine düşmüş bir CHP. CHP’deki bazı sonuçları hazmedemeyen çok az sayıda partinin köklerinden gelmeyen, nereden geldiği belirsiz kişilerin de tek umudu, partinin kavga etmesi. 10 yaşında yatılı okula gittim, 17 yaşında mezun oldum. O aradaki 6 sene yatılı kaldığım arkadaşlarım ve eşleriyle her sene bir hafta tatil yaparım. Hayatta dost bildiğimi düşmana çevirmedim, arkada kimseyi bırakmadım. Ekrem İmamoğlu’yla hem partinin kaderini değiştirmek hem Türkiye’nin kaderini değiştirmek üzere kader birliği yaptık. Bugüne kadar birbirimize ‘Öf’ demedik, birbirimizin hukukunu kendimizinken fazla koruyoruz çünkü böyle ‘Acaba kavga edeler mi’ çabaları olduğunda ve normalde en yakınlarınla paylaşmadığım bilgileri, Ekrem Bey de en yakınlarıyla paylaşmadığı bilgileri birbirimizle paylaşırız. Bu kadar kardeşlik hukuku içinde ilerleyen bir ilişki yok. Yatılı okul arkadaşlarımla aramdaki ilişki neyse Ekrem Beyle aramdaki ilişki odur.
“İSMAİL OK, İKİ ELİYLE SEÇİMİ AKP’YE BIRAKTI, YANİ KAYBETTİ”
Eski dosttan düşman olmaz, birinci prensibimiz bu. İkinci prensibimiz, İYİ Parti’yle ilişkilerimizi ikiye ayırıyoruz: Bir, Balıkesir özelindeki ilişkilerimiz. Orada İYİ Partililerden beklentimiz var. Geçen sefer biz Balıkesir’de Ahmet Akın’ı aday gösterdik, ortak adayımızdı. Seçimi almaya yakın değil, almıştı Ahmet Akın. İYİ Parti’nin İsmail Ok diye bir milletvekili vardı. İnanılmaz bir ısrarla ‘Balıkesir’i bize bırakın’ diye Meral Hanım istedi. Kemal Bey kabul etti. İsmail Ok, iki eliyle seçimi AKP’ye bıraktı, yani kaybetti. Sonra partisinden istifa edip AKP’ye katıldı. Şimdi yeniden milletvekili yapıldı. Meral Hanım’ın ‘Bunların hiçbirine bir borcum yok, sana var Ahmet. Bir gün borcumu ödeyeceğim’ dediğine şahit oldum. Biz Ahmet Akın’ı aday yaptık ve İYİ Parti’nin bu jesti yapmasını açıkça bekledik. Ben hala bekliyorum. Bu jesti İYİ Partili yöneticilerden görmüyorsak da Balıkesir’deki İYİ Partililerden göreceğimizi ümit ediyoruz.
“SOKAĞA ÇIKACAĞIZ, HAKKIMIZI ALACAĞIZ, EVİMİZE DÖNECEĞİZ”
TÜRK-İŞ açlık sınırı olarak 16 bin 200 lira ilan etti, bunlar emeklilere 10 bin lira veriyorlar. Açlık sınırının neredeyse yarısına emekliyi yokluğa, yoksulluğa mahkum etti. Yüzünü kapatan anneler, ablalar pazarda ezilmiş sebze-meyve topluyorlar. Bugün marketlerde çürümeye yüz tutmuşları olgunlaşmış sebze diye yarı fiyatına satıyorlar, millet onu kapışıyor. Bu tutmuş diyor ki, ‘Birileri emekliyi kışkırtıyor.’ Sen bu yaptıklarınla emekliyi kışkırtmıyorsun da ben bunu söyleyince mi emekliyi kışkırtıyorum? Keşke kışkırtabilsem, ümit ederim emeklileri sokağa dökebilsem, emekliler ve işçiler haklarını aramak için yürüseler, keşke 500 bin tane emekli Taksim’e gitse de zapt etse. Demokrasi, tepki ve protesto rejimidir. Bununla tanışacaklar. 10 bin lira verdiğin emekli susuyorsa ona hakkını arattırmak benim görevim. Biz bu milleti sokağa dökeceğiz kardeşim. Sokağa çıkacağız, hakkımızı alacağız, evimize döneceğiz. Sendikal haklar için de mücadele edeceğiz, zamlara karşı da direneceğiz. Kan akıtmayacağız, cam-çerçeve kırmayacağız ama hakkımızı arayacağız.”
]]>Özgür Özel’den Devlet Bahçeli’ye eleştiri
BURSA – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Ben ağır bir suç işlemişim. Ben de bugün o suçu Bursa’da işlemeye geldim. Suçum emeklileri tahrik etmek. Emeklileri tahrik ediyormuşum, biraz da Bursa’daki emeklileri tahrik edeyim” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da aday tanıtım toplantısına katıldı. Bursa Akademik Odalar Birliği’nde düzenlenen toplantıya çok sayıda partili ve basın mensubu ilgi gösterdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kızının adının Bursa ipeğinden geldiğini ve eşinin Bursalı olduğu belirterek konuşmasına başladı. CHP tarafından yönetilen şehirlerde insanların yaşamak istediğini ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey’in Nilüfer’de neler yaptığını bildiğini söyleyen Özel, bundan sonraki seçimlerde Bursa’da da olmak üzere çoğu yerde genç ve kadın adayların daha fazla olacağını belirtti. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a da eleştirilerde bulunan Özel, Bursa’yı ve birçok şehri kazacaklarına vurgu yaptı.
Bahçeli’ye sert eleştiriler
Sinan Ateş cinayeti ile ilgili de konuşan Özel, bu davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını söyledi. Özel, “Sinan Ateş cinayetine taziye bile vermeyen o partinin genel başkanı, kendi evlatlarının cenazesine gitmeyenler bugün CHP’ye laf ediyorlar. Ben geçen grup konuşmasında 81 il başkanımızın gözüne baktım ve dedim ki; ‘Başkanlarım kalkın ayağa gidin memleketinize ve Atatürk’ün partisini iktidar yapın. Atatürk sizden bunu bekliyor. Cumhuriyetin 100 yıl önce kurucu kadroları memleketi işgalden kurtaranlar, bu memleketin kuruluşunu örgütleyenler bugün cumhuriyeti kurtarmanızı bekliyor’ dedim. Devlet Bahçeli, çıkmış bugün, ‘Özgür Bey’in akıl sağlığı yerinde mi? Atatürk öldü, kendisi ruh mu çağırmış da Atatürk’le görüşmüş’ diyor. Sayın Bahçeli, kim ruhla, kim cinle, kim nereden besleniyor, fikri bir günde 180 derece değişiyor, bilmem. Dün övdüklerine bugün küfretmenin, dün tükürdüğü suratı bugün öpmenin, dün ak dediğine bugün kara demenin, nerden estiğini ben bilmem. Onu seninle, zihninle baş başa bırakıyorum. Ama bilmen gereken bir şey var; Atatürk öldü diyorsan, sen bu Cumhuriyet düşmanlarına, bu Atatürk’e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü” diye konuştu.
“CHP Atatürk’ün partisidir”
“Konuşurken alt tarafa yazıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi, DEM işbirliği ile” ifadelerini kullanan Özel, “Yıllardır işinize geldi ahbap oldunuz. İşinize geldi, masa kurdunuz. İşinize geldi çadır mahkemeleri kurdunuz. Gün oldu birlikte halaya durdunuz, gün oldu göstermelik düşman oldunuz. CHP, Cumhuriyetin, Atatürk’ün partisidir. Mecliste bulunan her partiye aynı mesafededir ama CHP esas olarak 6 okun partisidir. Siz dediniz diye kimseyle konuşmazlık, siz istiyorsunuz diye onunla düşmanlık yapıp arkanıza dizilecek bir parti değildir. Şunu bilin ki, CHP’nin herhangi bir üyesinin milliyetçiliğine, devletçiliğine, halkçılığına, devrimciliğine, cumhuriyetçiliğine ve vatanseverliğine laf söyleyecek adamın alnını karışlarım” dedi.
“İstanbul Sözleşmesi AK Parti’nin 22 yıllık döneminde tek doğruydu”
Kadın cinayetlerinin Türkiye’nin en büyük utancı olduğunu belirten Özel, “Bu kadın cinayetleri son 15 yılda sadece 1 yıl düşüş kaydetmiştir o da İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanarak yürürlüğe girdiği 2011 yılıdır. Sebebi de kadın cinayeti işleyenler, ‘Namus derim, ağır tahrik derim kurtulurum. Kravatı giyer iyi halden yararlanırım kurtulurum derken, 2011 İstanbul Sözleşmesi ile beraber ‘Bu işler artık eskisi kadar kolay değil, cezalar ağırlaştı. Devlet kararlı, meclis oyladı. Bundan sonra pabuç pahalı’ dedikleri için o sene aşağı düşmüştür. Daha dün bir günde 8 kadın eski ya da mevcut kocaları tarafından katledildi. Bir tanesi de babası tarafından öldürüldü. Kadın cinayetlerin önüne geçmek için bizler çalışıyoruz. Bu mesele toplumsal meselesidir. İstanbul Sözleşmesi AK Parti’nin 22 yıllık dönemimde yaptıkları tek doğdurur. AK Parti’ye takılacak bir maşallah varsa o da buydu. Gecenin birinde Hizbullahçılar öyle istiyor diye, yakında yaklaşan seçimde Hizbullah bağlantılı HÜDAPAR’la ittifak şartının ön şartı olduğu için, domuz bağcıların, kadın katillerinin, her fırsatta ‘kadınları sahiplendirmek lazım’ diyerek aşağılayanların ittifakına ve onların bir avuç oyuna tamah ettikleri için tek başına İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı” diye konuştu.
“Birazda emeklileri tahrik edeyim”
“Dünden beri Tayyip Bey, dönüp dönüp bana saldırıyor ve şunu söylüyor; ben ağır bir suç işlemişim. Ben de bugün o suçu Bursa’da işlemeye geldim” diyen Özel, “Suçum; emeklileri tahrik etmek. Emeklileri tahrik ediyormuşum, biraz da Bursa’daki emeklileri tahrik edeyim. Bugün sabah TÜRK-İŞ rakamlarını yeniledi, açlık sınırının 15 binden 16 bin 250 lira olduğunu ilan etti. Bu ülkede emeklilerin çok önemli kısmı 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşı ile geçinmek zorunda kalıyorlar. Ben de o günden bu güne kadar sürekli bunun haksızlık olduğunu, emekliye 10 bin lira vermenin mümkün olamayacağını söylüyorum. En düşük emekli maaşı Recep Tayyip Erdoğan’ın geldiği 3 Kasım 2002 günü bir buçuk asgari ücret düzeyinde olduğunu, bugün o korunuyor olsa şu an da emeklileri verilmesi gereken paranın 25 bin lira olduğunu, 2 buçuk kat farkla 10 bin liraya mahkum edildiklerini anlatıyorum. Tayyip Bey’e diyorum ki, bayram ikramiyesini biz söylemiştik. 7 Haziran’da veremem dedin. Baktın seçimi kaybettin 1 Kasım’da bizde vereceğiz dedirttin. O zaman güya tarafsız cumhurbaşkanıydı. 2018’e kadar verdirtmedin, 2018’de bin TL, 2020’de 2 bin lira, bu seçimde 5 bin yapacaklarını söylediler, 3 bin liraya çıkardılar. Bu ikramiye ilk verildiğinde bin lira 24 kilo kıyma alıyordu, şu anda 3 bin lira 6 kilo kıyma oluyor. O ikramiye 2018’den bugüne kadar emeklinin sofrasından 18 kilo kıyma çalmış” dedi.
“Bu defa Türkiye İttifakı”
CHP Genel Başkan Özgür Özel sözlerine şöyle devam etti:
“Geçen sefer kıl payı kaçırıldığımız Bursa’yı bu seçimde alıyoruz ama, birlikte olsak seçim yapmaya neredeyse gerek kalmayacak düzeyde fark vardı. Balıkesir, Manisa, Denizli garanti. ‘Hep birlikte olsak hiçbir büyükşehir kaybetmeyiz’ dedik. ‘Hür ve müstakil olacağız’ dediler. Anlayış gösteriyoruz. Geçen seçimde birlikte olduğumuz iyi insanlar buradan bir yere gitmediler. Hala Bursa’nın sokaklarındalar. Her yerdeler. Birlikte olduğumuz sadece sosyal demokratlar değil. Milliyetçi, muhafazakar demokratlar yine sandık başındalar. Onların Saray’a da Bahçeli’ye de itirazları bitmedi. Çünkü bu sömürü düzenine karşı hep birlikte ayakta durmanın tek kurtuluş olduğunu, aksi taktirde bu ülkeyi nasıl tükettiklerini herkes biliyor. Hep birlikte bu ülkede başka bir ittifakın içindeyiz. Bu ittifakın adı Türkiye İttifakı. Biz kurduk ve hepimizin bu ittifakın içindeyiz. Türkiye İttifakı’nın 2 rengi var. Renklerini partimizin renklerinden değil, ay yıldızlı al bayraktan alıyor. Türkiye İttifakı Milli takım gol atınca, ayağa kim sıçrıyorsa hepsinden oy ister.”
]]>CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile yaptığı görüşme sonrasında konuştu. Genel Müdür’ün ‘TRT bir yayın kuruluşudur. ve TRT, haber değeri taşıyan haberleri vermekle yükümlüdür” dediğini, kendilerinin de “Bu CHP’nin haberlerinin haber değeri taşımadığı anlamına geliyor mu? Böyle bir değerlendirmeniz olabilir mi?” diye sorduklarını ve “Hayır. Asla böyle bir değerlendirme olamaz. CHP Türkiye’nin köklü bir siyasal partisidir. Dolayısıyla sözleri haber değeri taşır” karşılığını aldıklarını söyledi. Günaydın, “Biz sorumlu bir siyasetçi anlayışı içerisinde TRT Genel Müdürüne görüşlerimizi açık olarak ifade ettik. TRT yayınlarını izlemeye devam edeceğiz. ” dedi.
TRT’nin seçim döneminde tarafsız yayın politikası yürütmediği gerekçesiyle TRT Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapacağını açıklayan Günaydın, kendisine görüşme randevusu verilmesinin ardından TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ile görüştü. Görüşme sonrasında CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ile basın açıklaması yapan Günaydın şunları söyledi:
“Önceki gün itibariyle TRT Genel Müdürü’nden yayınlarında görülen açık adaletsizlikler karşısındaki tutumunu değerlendirmek ve CHP’nin görüşlerini aktarmak üzere bir randevu talep etmiştik. Dün bütün gün boyunca ne zaman uygun olursa bu randevunun bizim için uygun olacağını söylemiştik. Bugün de o randevunun gelmemesine göre saat 11.00’de bir basın toplantısını TRT önünde yapmayı planlamıştık.
Bu sabah itibariyle saat 09: 15’te TRT Genel Müdürlüğü özel kaleminden bugün 16.30’a bir randevu verildiği ifade edildi. Bunun üzerine sabah yapmayı planladığımız basın açıklamasını iptal ettik. TRT Genel Müdürü ile 67 dakika süren bir görüşme yaptık. Açıkçası kurumların önüne gelen, kurumların yöneticileriyle görüşmeden çeşitli açıklamalar yapan bir siyasi tutum geliştirmek istemedik. Çünkü muhataplarımızın kamu kurumlarının yöneticilerinin nasıl bir ruh hali içerisinden olduklarını, nasıl bir tutum içerisinde olduklarını anlamak isteriz. Türkiye’nin daha temiz, daha sağlıklı bir siyasal ortama da kavuşmasını isteriz. Bu bağlamda bu görüşmeyi biz de uygun gördük ve kendisiyle görüştük.
“CHP KÖKLÜ BİR PARTİDİR. HABER DEĞERİ TAŞIR”
Sayın Genel Müdür der ki ‘TRT bir yayın kuruluşudur. ve TRT, haber değeri taşıyan haberleri vermekle yükümlüdür’ Dedik ki peki bu CHP’nin haberlerinin haber değeri taşımadığı anlamına geliyor mu? Böyle bir değerlendirmeniz olabilir mi? Kendisi, ‘Hayır. Asla böyle bir değerlendirme olamaz. CHP Türkiye’nin köklü bir siyasal partisidir. Dolayısıyla sözleri haber değeri taşır’ dedi.
Bunun üzerine yayın saatlerindeki açık adaletsizliği nasıl tanımlayabiliyorsunuz? Bunu nasıl açıklayabilirsiniz? Dedik. Orada editöryal bağımsızlık ve tarafsızlığın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Biz de dedik ki, bir insan editöryal olarak bağımsız olabilir ama tarafsız olmayabilir. Burada da zaten bu çok açık olarak görülüyor. Kendisiyle ilgili kamuoyuna da yansıyan sürelerle ilgili açıklama yapmasını bekledik. Sayın Genel Müdür, ‘Kamuoyuna sürelerle ilgili yansıyan açıklamalar, RTÜK’ün bazı üyeleri tarafından saptanan açıklamalardır. Dolayısıyla bu açıklamaların doğru olmadığını düşünüyoruz’ dedi.
“YANLI YAYINLARA TAHAMMÜL ETMEYECEĞİZ”
Ayrıca ben yetkisi ve görevi olmayan hangi bilimsel ölçütlere göre saptandığı belli olmayan yayın saati tartışmasının içine TRT’yi sokmak istemem’ dedi. Kendi sözcükleri bunlardır. Biz de bu sözler üzerine TRT gibi bir yayın kuruluşunun yapması gereken görevler var. Her ayın son günü itibariyle siyasi yayınlarında hangi siyasi partiye, hangi lidere, hangi kritere göre ne kadar zaman ayırdığını bilimsel ölçütlerle bunu saptar ve yayınlar. Bu saptamayı ve verileri de kamuoyu denetimine açar. Böylece iddia ettiğiniz yanlış olgu ortadan kalkar. ve gerçek ortaya çıkar. Örneğin, Erdoğan’a ayrılan sürenin bin 942 saat olduğu söyleniyor. Siz diyebilirsiniz ki bunun 942 saati Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı işler. Ama bin saati de örneğin Kütahya mitinginde olduğu gibi ya da Meclis’te grupta yaptığı konuşma gibi AKP Genel Başkanı sıfatıyla yaptığı işlerdir. O halde de bununla örneğin CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e ayrılan zaman arasındaki bir süreyi karşılaştırabilir hale gelebiliriz. Kendisine kuvvetle yaptığımız tavsiye, bu ayrımı yapınız. Bu ayrım yalnızca kamuoyunun sizin hakkınızda bir fikir oluşturmasına neden olmaz. Aynı zamanda TRT Genel Müdürü ve TRT’nin üst kadrosu, Ocak ayında AKP’ye, CHP’ye ne zaman ayırdığını görür. Şubat ayında kendisini buna göre düzeltme ihtiyacı içerisinde olur. Böylece bu TRT için de önemli ve olumlu bir adım olabilir. Bunun üzerine TRT içerisinde bir iç değerlendirme yapacağına ilişkin bir söylemi oldu. Elbette kendilerinin bileceği iştir. 2022 başından bu yana 12 milyar dolar, bugünkü rakamlara göre 375 milyar TL bütçe kullanan, 8 bin 500 çalışanı bulunan ve her birimizin bütçeleriyle kendisine kaynak oluşturan TRT’nin yanlı yayınlarına daha fazla tahammül etmeyeceğiz.
“TRT AÇIK SİYASİ ALGILARIN BİR PARÇASI YAPILMAMALIDIR”
Örneğin son genel seçimden evvel, TRT yaptığı bir dizide bir teröriste ‘Geliyor gelmekte olan’ sözcüğünü kullandırıyor. Sayın Genel Müdür, bu sözcüğün kendisiyle ilgili olmadığını, her senaristin sözünü kendisinin kontrol edemeyeceğini söyledi. Elbette doğru olabilir. Bunun bir mekanizması olmalıdır. TRT, son derece açık siyasi algıların bir parçası yapılmamalıdır. Sayın Özgür Özel’in en son yaptığı grup konuşmasında TRT’yi eleştirmesi üzerine yayının kesilmesinden bahsettik. O da ‘Ben bu yayını izlemedim. Arkadaşlarıma sordum. Özgür Özel, TRT’yi eleştirmeye başlamadan evvel, üç dakikalık bir yayından sonra yayın kesilmişti’ dedi. Peki AKP Genel Başkanı sıfatıyla Recep Tayyip Erdoğan, grupta toplantı yaparken bu toplantıyı naklen ve tam olarak veriyor musunuz? Diye sorduk. ‘Evet veriyoruz’… Vermezseniz sizi burada bir dakika oturturlar mı? ‘Oturtmazlar…’
Peki o halde neden CHP’nin yaptığı grubu tam olarak vermiyorsun? Neden üç dakika veriyorsun? Neden TRT aracılığıyla CHP’nin sözünü halka ulaştırmayı görev saymıyorsun?… Biz sorumlu bir siyasetçi anlayışı içerisinde TRT Genel Müdürüne görüşlerimizi açık olarak ifade ettik. TRT yayınlarını izlemeye devam edeceğiz. RTÜK’ün burada bir denetim yapması gerekir. RTÜK başkanının sıfatına bakılırsa, bu denetimin yapmayacağı açıktır. Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerde siyasal partilere demokratik, adil ve eşit bir süre paylaşımı konusunda 20 Ocak 2023 tarihinde genelgesini yayınlamıştır. Yüksek Seçim Kurulu’nu genelgesini takip etmeye davet ediyorum.”
]]>ÖZEL: ATATÜRK SİZDEN PARTİSİNİ İKTİDAR YAPMANIZI BEKLİYOR
CHP lideri Özgür Özel, geçtiğimiz günlerde Meclis kürsüsünde partililere seslenerek “Atatürk sizden partisini iktidar yapmanızı bekliyor. Atatürk Sinop’a gidin diyor. Atatürk Erzurum’da çalışın diyor” demişti.

BAHÇELİ: ÖZEL’İN NE İÇİP YEDİĞİNE DİKKAT ETMESİ TAVSİYEMDİR
Bu sözlere yönelik MHP lideri Devlet Bahçeli “Özgür Bey’in halüsinasyon görerek grup toplantısında yaptığı konuşma ruh sağlığı konusunda hepimizi kaygılandırmıştır. ‘Atatürk sizden partisini iktidar yapmasını bekliyor’ diyerek tuhaf bir açıklamada bulunmuştur. Bugünkü CHP, Atatürk’ün partisi değil, DEM’in oyun uşağı, Türkiye düşmanlarının altı oklu uydusudur. Neymiş Atatürk dile gelmiş… Böyle konuşan Özgür Bey’in ne yiyip içtiğine dikkat etmesi samimi tavsiyemdir. CHP’de Atatürk’ten geriye hiçbir şey kalmamıştır.” dedi.

ÖZGÜR ÖZEL’DEN BAHÇELİ’YE YANIT
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Bursa Akademik Odalar Birliği Salonu’nda düzenlenen belediye başkanları aday tanıtım toplantısına katıldı. Özel konuşmasında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye sert sözlerle yanıt verdi.
Özel, şunları söyledi: “Sinan Ateş cinayetine taziye bile vermeyen partinin genel başkanı, kendi evlatlarının cenazesine gitmeyenler, taziyesine gitmeyenler bugün dönmüşler CHP’ye laf ediyorlar. Ne için laf ediyorlar biliyor musunuz? Ben geçen grup konuşmasında 81 il başkanımızın gözüne baktım ve dedim ki ‘Kalkın ayağa, gidin memleketinize ve Atatürk’ün partisini iktidar yapın. Atatürk sizden bunu bekliyor. Cumhuriyet’in 100 yıl önce kurucu kadroları, memleketi işgalden kurtaranlar, düşmandan temizleyenle, bu memleketi kuruluşunu örgütleyenler sizden bugün 100 yıl sonra memleketi, Cumhuriyeti bir daha kurmanızı bekliyor’ dedim. Devlet Bahçeli, bugün çıkmış ‘Özgür Bey’in akıl sağlığı yerinde mi? Atatürk öldü. Kendisi ruh mu çağırmış da Atatürk’le görüşmüş’ diyor. Sayın Bahçeli, kim ruhla, kim cinle, kim nereden besleniyor, fikri bir günde 180 derece değişiyor bilmem. Dün övdüklerine bugün küfretmenin, dün tükürdüğü suratı bugün öpmenin, dün ak dediğine bugün kara demenin, neyin nesi olduğunu, nereden estiğini ben bilmem. Onu senin zihninle baş başa bırakıyorum.

“ATATÜRK SENİN İÇİN ÖLDÜ”
Ama bilmen gereken bir şey var. Atatürk öldü diyorsan, sen bu Cumhuriyet düşmanlarına, Atatürk’e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere, koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü. Atatürk senin için öldü. Ama Atatürk onun ilkeleri için yaşayanlar için, onun eseriyle gurur duyanlar için, onun emanetini, canı pahasına savunmayı göze alanlar için, iktidarda olmasa yıllarca muhalefette kalsa da birkaç tayin, birkaç çıkar, birkaç iş, üç beş mevki için, partisinin kurultayını kaybetmemek için onu satmayanların partisidir. Atatürk bizim yüreğimizde yaşıyor Sayın Bahçeli. Atatürk, 6. filoyu denize dökenlerin, her seferinde bu memleketi düşman işgaline kaptırmamak için ölmeyi göze alanların, öyle senin yanında durduğun gibi çağırdığında havaalanına gidip kot üstüne perdeli kumaştan kefen çekenlerin değil Çanakkale’nin dedesi kefensiz yatanların partisidir. Bu memlekette ilkokul 1’de ‘Atatürk ölmedi, içimizde yaşıyor’ şiirini okuyan, gözü yaşla bu şiiri burasında hisseden on milyonlar, seksen milyon yaşıyor. Atatürk senin için öldü. Senin için ölsün zaten Atatürk. Atatürk’ün adını anma sen.”
]]>Partisinin aday tanıtım toplantısı için kente gelen Özel, Bursa Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi’ndeki toplantının ardından İhsaniye Mahallesi’ndeki Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nin açılışına katıldı.
Özel, açılışta yaptığı konuşmada, müzenin kurulmasına öncülük eden 26. Dönem CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil’e ve ona katkı sağlayanlara teşekkür etti.
Bu müzenin yaşatılması için eczacılara, diş hekimlerine ve doktorlara önemli görevler düştüğünü belirten Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Eczacı odaları, sürekli evlerinde geçmişten değerli olduğunu düşündükleri birtakım materyalleri, ilaçları, reçeteleri getiren ve ‘Bunları ne yapalım?’ diye danışılan yerlerdir. Özel müzeler var ama Türkiye’deki en kapsamlı sağlık müzesi burası olunca artık herhalde bizim de temel başvuracağımız katkı sağlayacağımız yapı burası olacak. Burasının her siyasi görüşten insana açık olduğunu ifade etmek isteriz. Bu meseleleri siyaset üstü değerlendiririz ve her görüşten, her partiden siyasileri de buraya sahip çıkmaya davet ediyorum.”
Konuşmaların ardından beraberindekilerle açılış kurdelesini kesen Özel, müzeyi gezdi.
“Erkan Aydın gelirse Osmangazi’nin yüzünü güldürecek”
Özel, Atatürk Caddesi’nde CHP Osmangazi İlçe Başkanlığının yeni binasının açılışında, Osmangazi Belediye Başkan adaylarının Erkan Aydın olduğunu hatırlattı.
Kendisi gibi eczacı olan Aydın’ın, milletvekilliği döneminde Bursa için TBMM’de yoğun çalışmalar yaptığını dile getiren Özel, “Ben onu ilk tanıdığımda gönlünde Osmangazi Belediye Başkanlığı vardı. Ben ona ‘Erkan sende milletvekili kumaşı var’ dedim. O zaman bana dedi ki ‘Yok Başkanım ben Osmangazi’ye, memleketime belediye başkanı olacağım.’ Önce olamadı, Allah nasip etti milletvekili oldu. Gayet güzel çalışmalar yaptı.” ifadesini kullandı.
Özel, Aydın’ın yeniden Osmangazi Belediye Başkan adayı olarak seçime gireceğini anımsattı.
Erkan Aydın’a destek isteyen Özel, şunları dile getirdi:
“Şimdi bir sefer daha Osmangazi diyor. Bugün eğer Osmangazi’ye Erkan Aydın’ı getirirseniz Türkiye’deki CHP’li belediyeler ve dünyada siyasi akrabalarımızın yönettiği çok güzel kentler var. Harika dağlık alanları olan, mesire yerleri olan ve kente çok önemli katkılar sağlayabilecek dünya projeleri, Dünya Bankasının fonları, siyasi akrabalarımızın dayanışma fonları var. Eğer Osmangazi’ye Erkan Aydın gelirse Özgür Özel arkasında Osmangazi’nin yüzünü güldürecek. Söz veriyorum.”
Emekli maaşlarına değinen Özel, “Tayyip Erdoğan’a buradan açık çağrımdır. Eğer 10 bin liralık emekli halinden memnunsa, 16 bin 250 lira olmuş açlık sınırı TÜRK-İŞ bugün açıkladı. 17 bin lira alan asgari ücretli halinden memnunsa, köylüler, çiftçiler halinden memnunsa, şu Bursa esnafı halinden memnunsa, gençler, işsizler halinden memnunsa, o zaman oyu sana versinler ama yokluk varsa, işsizlik varsa, enflasyon varsa ve bu ülkedeki herkes büyük bir ızdırap içindeyse o zaman 31 Mart’ta sana gerekli cevabı sandıkta verecekler.” diye konuştu.
Konuşmaların ardından ilçe başkanlığının açılış kurdelesi kesildi.
“Şu andaki halinden memnun olmayan herkesi davet ederiz”
Yıldırım ilçesi Ortabağlar Mahallesi’nde CHP Yıldırım İlçe Başkanlığı binasının açılışına da katılan Özel, bu binayı babaevi olarak nitelendirdi.
İlçe başkanlığının tapusunun kendisinde ve kendisinden önceki genel başkanlarda olmadığını vurgulayan Özel, şunları kaydetti:
“Buranın tapusu bir kişiye kayıtlıdır, o da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu babaevine Yıldırım’daki şu andaki halinden memnun olmayan herkesi davet ederiz. Yıldırım’da gencecik bir adayımız var. 38 yaşında Mehmet Önder Mutlu hepimizin göz bebeği genç bir kardeşimiz. Bursa’da adayımız, bir büyük mücadelenin sonunda geçen sefer az daha menzile ulaşacak olan ve o koltuğa oturup hizmet etmek için sadece 32 günü kalan Mustafa Bozbey’dir. Yeniden Bursa’ya, yeniden buraya geleceğim. Şimdilik hem Mehmet Önder Mutlu kardeşimi hem Mustafa Bozbey’i sizlere emanet ediyorum.”
Özel’e ziyaretlerinde CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Bozbey, ilçe belediye başkan adayları, Ceyhun İrgil ile partililer eşlik etti.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa’da aday tanıtım toplantısına katıldı. Bursa Akademik Odalar Birliği’nde (BAOB) düzenlenen toplantıya çok sayıda partili ve basın mensubu ilgi gösterdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kızının adının Bursa ipeğinden geldiğini ve eşinin Bursalı olduğu belirterek konuşmasına başladı. CHP tarafından yönetilen şehirlerde insanların yaşamak istediğini ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey’in Nilüfer’de neler yaptığını bildiğini söyleyen Özel, bundan sonraki seçimlerde Bursa’da da olmak üzere çoğu yerde genç ve kadın adayların daha fazla olacağını belirtti. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’a da eleştirilerde bulunan Özel, Bursa’yı ve birçok şehri kazacaklarına vurgu yaptı.
Bahçeli’ye sert eleştiriler
Sinan Ateş cinayeti ile ilgili de konuşan Özel, bu davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını söyledi. Özel, “Sinan Ateş cinayetine taziye bile vermeyen o partinin genel başkanı, kendi evlatlarının cenazesine gitmeyenler bugün CHP’ye laf ediyorlar. Ben geçen grup konuşmasında 81 il başkanımızın gözüne baktım ve dedim ki; ‘Başkanlarım kalkın ayağa gidin memleketinize ve Atatürk’ün partisini iktidar yapın. Atatürk sizden bunu bekliyor. Cumhuriyetin 100 yıl önce kurucu kadroları memleketi işgalden kurtaranlar, bu memleketin kuruluşunu örgütleyenler bugün cumhuriyeti kurtarmanızı bekliyor’ dedim. Devlet Bahçeli, çıkmış bugün, ‘Özgür Bey’in akıl sağlığı yerinde mi? Atatürk öldü, kendisi ruh mu çağırmış da Atatürk’le görüşmüş’ diyor. Sayın Bahçeli, kim ruhla, kim cinle, kim nereden besleniyor, fikri bir günde 180 derece değişiyor, bilmem. Dün övdüklerine bugün küfretmenin, dün tükürdüğü suratı bugün öpmenin, dün ak dediğine bugün kara demenin, nerden estiğini ben bilmem. Onu seninle, zihninle baş başa bırakıyorum. Ama bilmen gereken bir şey var; Atatürk öldü diyorsan, sen bu Cumhuriyet düşmanlarına, bu Atatürk’e husumet duyanlara, Kurtuluş Savaşı yoktur diyenlere, keşke Yunan kazansaydı diyenlere koltuk değneği olduğun gün Atatürk senin için öldü” diye konuştu.
“CHP Atatürk’ün partisidir”
“Konuşurken alt tarafa yazıyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi, DEM işbirliği ile” ifadelerini kullanan Özel, “Yıllardır işinize geldi ahbap oldunuz. İşinize geldi, masa kurdunuz. İşinize geldi çadır mahkemeleri kurdunuz. Gün oldu birlikte halaya durdunuz, gün oldu göstermelik düşman oldunuz. CHP, Cumhuriyetin, Atatürk’ün partisidir. Mecliste bulunan her partiye aynı mesafededir ama CHP esas olarak 6 okun partisidir. Siz dediniz diye kimseyle konuşmazlık, siz istiyorsunuz diye onunla düşmanlık yapıp arkanıza dizilecek bir parti değildir. Şunu bilin ki, CHP’nin herhangi bir üyesinin milliyetçiliğine, devletçiliğine, halkçılığına, devrimciliğine, cumhuriyetçiliğine ve vatanseverliğine laf söyleyecek adamın alnını karışlarım” dedi.
“İstanbul Sözleşmesi AK Parti’nin 22 yıllık döneminde tek doğruydu”
Kadın cinayetlerinin Türkiye’nin en büyük utancı olduğunu belirten Özel, “Bu kadın cinayetleri son 15 yılda sadece 1 yıl düşüş kaydetmiştir o da İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanarak yürürlüğe girdiği 2011 yılıdır. Sebebi de kadın cinayeti işleyenler, ‘Namus derim, ağır tahrik derim kurtulurum. Kravatı giyer iyi halden yararlanırım kurtulurum derken, 2011 İstanbul Sözleşmesi ile beraber ‘Bu işler artık eskisi kadar kolay değil, cezalar ağırlaştı. Devlet kararlı, meclis oyladı. Bundan sonra pabuç pahalı’ dedikleri için o sene aşağı düşmüştür. Daha dün bir günde 8 kadın eski ya da mevcut kocaları tarafından katledildi. Bir tanesi de babası tarafından öldürüldü. Kadın cinayetlerin önüne geçmek için bizler çalışıyoruz. Bu mesele toplumsal meselesidir. İstanbul Sözleşmesi AK Parti’nin 22 yıllık dönemimde yaptıkları tek doğdurur. AK Parti’ye takılacak bir maşallah varsa o da buydu. Gecenin birinde Hizbullahçılar öyle istiyor diye, yakında yaklaşan seçimde Hizbullah bağlantılı HÜDAPAR’la ittifak şartının ön şartı olduğu için, domuz bağcıların, kadın katillerinin, her fırsatta ‘kadınları sahiplendirmek lazım’ diyerek aşağılayanların ittifakına ve onların bir avuç oyuna tamah ettikleri için tek başına İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı” diye konuştu.
“Birazda emeklileri tahrik edeyim”
“Dünden beri Tayyip Bey, dönüp dönüp bana saldırıyor ve şunu söylüyor; ben ağır bir suç işlemişim. Ben de bugün o suçu Bursa’da işlemeye geldim” diyen Özel, “Suçum; emeklileri tahrik etmek. Emeklileri tahrik ediyormuşum, biraz da Bursa’daki emeklileri tahrik edeyim. Bugün sabah TÜRK-İŞ rakamlarını yeniledi, açlık sınırının 15 binden 16 bin 250 lira olduğunu ilan etti. Bu ülkede emeklilerin çok önemli kısmı 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşı ile geçinmek zorunda kalıyorlar. Ben de o günden bu güne kadar sürekli bunun haksızlık olduğunu, emekliye 10 bin lira vermenin mümkün olamayacağını söylüyorum. En düşük emekli maaşı Recep Tayyip Erdoğan’ın geldiği 3 Kasım 2002 günü bir buçuk asgari ücret düzeyinde olduğunu, bugün o korunuyor olsa şu an da emeklileri verilmesi gereken paranın 25 bin lira olduğunu, 2 buçuk kat farkla 10 bin liraya mahkum edildiklerini anlatıyorum. Tayyip Bey’e diyorum ki, bayram ikramiyesini biz söylemiştik. 7 Haziran’da veremem dedin. Baktın seçimi kaybettin 1 Kasım’da bizde vereceğiz dedirttin. O zaman güya tarafsız cumhurbaşkanıydı. 2018’e kadar verdirtmedin, 2018’de bin TL, 2020’de 2 bin lira, bu seçimde 5 bin yapacaklarını söylediler, 3 bin liraya çıkardılar. Bu ikramiye ilk verildiğinde bin lira 24 kilo kıyma alıyordu, şu anda 3 bin lira 6 kilo kıyma oluyor. O ikramiye 2018’den bugüne kadar emeklinin sofrasından 18 kilo kıyma çalmış” dedi.
“Bu defa Türkiye İttifakı”
CHP Genel Başkan Özgür Özel sözlerine şöyle devam etti:
“Geçen sefer kıl payı kaçırıldığımız Bursa’yı bu seçimde alıyoruz ama, birlikte olsak seçim yapmaya neredeyse gerek kalmayacak düzeyde fark vardı. Balıkesir, Manisa, Denizli garanti. ‘Hep birlikte olsak hiçbir büyükşehir kaybetmeyiz’ dedik. ‘Hür ve müstakil olacağız’ dediler. Anlayış gösteriyoruz. Geçen seçimde birlikte olduğumuz iyi insanlar buradan bir yere gitmediler. Hala Bursa’nın sokaklarındalar. Her yerdeler. Birlikte olduğumuz sadece sosyal demokratlar değil. Milliyetçi, muhafazakar demokratlar yine sandık başındalar. Onların Saray’a da Bahçeli’ye de itirazları bitmedi. Çünkü bu sömürü düzenine karşı hep birlikte ayakta durmanın tek kurtuluş olduğunu, aksi taktirde bu ülkeyi nasıl tükettiklerini herkes biliyor. Hep birlikte bu ülkede başka bir ittifakın içindeyiz. Bu ittifakın adı Türkiye İttifakı. Biz kurduk ve hepimizin bu ittifakın içindeyiz. Türkiye İttifakı’nın 2 rengi var. Renklerini partimizin renklerinden değil, ay yıldızlı al bayraktan alıyor. Türkiye İttifakı Milli takım gol atınca, ayağa kim sıçrıyorsa hepsinden oy ister.” – BURSA
]]>Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, “Çünkü Tarsus’ta Haluk Bozdoğan’ın kazanacağını biliyorsunuz. Onun için iptal ettiriyorsunuz. Ey YSK, sana nasıl güveneceğim? CHP’ye sesleniyorum. Tarsus’ta adaylığımızı iptal ettiriyorsunuz. Peki size büyükşehirin mazbatasını verecek mi bu YSK? Hiç orasını düşünmüyorsunuz değil mi? İşinize geliyorsa İYİ Partili, MHP’li AKP’liyi her yerden aday yapıyorsunuz ama Memleket Partisi’nin adaylarına itiraz edip onları düşürtüyorsunuz. Yargı siyasetin tam göbeğindedir. YSK bu seçimleri sağlıklı bir şekilde yapamayacağını artık göstermiştir. Güvenimiz sıfırdır” dedi.
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Tarsus ve Güzelbahçe Belediye Başkan adaylıklarına gösterdikleri adaylara itiraz edilmesine ilişkin bugün YSK önünde parti üyeleri ile birlikte basın açıklaması yaptı. Tarsus Belediye Başkan adayı Haluk Bozdoğan’ın adaylığına CHP itiraz etti. Bozdağan, halen Tarsus Belediye Başkanlığı görevini yürütüyor.
İnce, şunları söyledi:
“Bir yanda bizi seçmezseniz ‘Size hizmet gelmez’ diyen Erdoğan var. Öbür yanda ‘Bize vermezseniz oyunuzu AKP gelir’ diye korkutan muhalefet var. Birisi tehdit ediyor, birisi korku salıyor. Bir de bunların içinde YSK var. Millette seçenek bırakmayan bir YSK. Seçimlerin Anayasa’ya, yasalara uygun bir şekilde yapılmasını sağlayacak olan kurum YSK’dır. YSK’ya güvenmekten başka bir şansımız kalmadı. Fakat bu ülkede tuz koktuğu için YSK da farklı farklı kararlar alıyor. Örneğin Tarsus’ta farklı karar alıyor. Mezitli’de farklı karar alıyor. Dikili de farklı karar alıyor. Güzelbahçe’de farklı karar alıyor. İl seçim kurulu başka bir şey söylüyor. İlçe seçim kurulu başka bir şey söylüyor. YSK başka bir şey söylüyor. İlçe seçim kurulundaki hakim ve iki memur ‘Üye olabilirsin’ diyor. İl seçim kurulu ‘Olamazsın’ diyor.
“HANGİ HAKLA KİŞİLERİN SEÇİME GİRMESİNİ ENGELLİYORSUNUZ”
Sayın hakimlere şunu hatırlatıyorum. Siyaseti bilmeden kararlar veriyorsunuz. Merkez yoklamasında şöyle mi yapmışlar? Beş aday adayı var. Beşini Parti Meclisi’ne getirmişler. Beşini de oylamışlar. Böyle mi yapmışlar? Hayır. Tek bir kişinin ismini getiriyorlar oraya. Diğerlerinin asla adını bile almıyorlar. O bir kişinin ismini oylatıp geçiriyorlar. Siyasi partiler Türkiye’de sahtekarlık yapıyor. Sayın yargıçlar da bu sahtekarlığa alet oluyorlar. Bu doğru değildir. Bir kişi süresi içerisinde bir partiden istifa etmişse o her şeyden istifa etmiş demektir. Bir kişi partiden istifa etmişse aday adaylığından da çekilmiş demektir. Yani hangi hakla kişilerin seçime girmesini engelliyorsunuz? Yani ön seçimi mi kaybetmiş bu arkadaşlarımız? Bu arkadaşlarım partinin üyelerinin önüne sandık koyulup seçime girmişler böyle bir seçimi mi kaybetmişler? Hayır böyle bir şey yok. O zaman siz bunların adaylığını nasıl engelliyorsunuz?
YSK’daki yargıçlara sesleniyorum. Polatlı’nın CHP adayı MHP’liydi, MHP’li belediye başkanıydı. Bunu nasıl aday yaptınız? Peki CHP’nin Keçiören Belediye Başkan adayı İYİ Parti’nin İl Başkanıydı. Bunu nasıl aday yaptınız? CHP’lilere sesleniyorum. CHP’nin yöneticilerine ne utanmaz insanlarsınız siz? İYİ Parti’den, AKP’den, MHP’den ne kadar adam varsa hepsini alıp aday yaptınız. Yenimahalle, Mamak hariç hiçbir adayınız CHP’li değil. İYİ Partili, MHP’li. Bunları aday yaptınız. Ama Memleket Partisi’nden aday olmak isteyen insanlara itiraz ediyorsunuz. Bunların adaylıklarını iptal ettiriyorsunuz. Hiç utanma yok mu sizde, utanmıyor musunuz? Koca koca hakimler de bunlara alet oluyor. Dizayn ediyorlar.
“YARGI SİYASETİN TAM GÖBEĞİNDEDİR”
Çünkü Tarsus’ta Haluk Bozdoğan’ın kazanacağını biliyorsunuz. Onun için iptal ettiriyorsunuz. Siyaseti dizayn ediyorsunuz. Ey YSK, sana nasıl güveneceğim? CHP’ye sesleniyorum. Tarsus’ta adaylığımızı iptal ettiriyorsunuz. Peki size büyükşehirin mazbatasını verecek mi bu YSK? Hiç orasını düşünmüyorsunuz değil mi? İşinize geliyorsa İYİ Partili, MHP’li AKP’liyi her yerden aday yapıyorsunuz ama Memleket Partisi’nin adaylarına itiraz edip onları düşürtüyorsunuz. Yargı siyasetin tam göbeğindedir. YSK bu seçimleri sağlıklı bir şekilde yapamayacağını artık göstermiştir. Güvenimiz sıfırdır. Biz bildiğimiz yoldan devam edeceğiz. Biz bu ülkenin üçüncü yoluyuz. Ne Cumhur ne Millet. Millet zaten dağıldı. Cumhur da çıkar ortaklığı. Biz doğru bildiğimizi yapmaya devam edeceğiz. Buralarda seçime gireceğiz. Bunu göreceksiniz. Ama yargının, YSK’nın bu şekilde alet olmasını şiddetle kınıyorum. Aldıkları kararları tanımıyorum. Memleket Partisi olarak doğruları söylemeye devam edeceğiz diyorum.”
İnce, bir gazetecinin, “Bahsi geçen ilçelerde aday gösteremeyeceksiniz. Kimin adayını destekleyeceksiniz?” sorusuna, “Arkadaşlarımla değerlendireceğiz. Oralarda arkadaşlar başka aday çıkarmak isterlerse zamanımız var. Buna devam edeceğiz” yanıtını verdi.
]]>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) Toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu. MHP’nin gündemi ve siyaseti belirleyen bir parti olduğunu belirten Bahçeli, “İrade ve itibarını teçhiz eden sadece ve sadece büyük Türk milletidir. Milletimizden aldığımız veya alacağımız desteği yine milletimize hizmet olarak tahvil etmekle mesulüz. Zira sevdamız millet, gücümüz devlettir. Allah’ın izniyle daha yapacağımız çok işler, ulaşacağımız çok hedefler vardır. Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in müessir ve mümtaz mevcudiyeti yeminli Türkiye düşmanlarının uykularını kaçırmakta, alayını birden tir tir titretmektedir” diye konuştu.
“Macron’un Ukrayna’ya asker göndermeyi telaffuz etmesi, kabus senaryolarına canlılık kazandırmaktadır”
“Kuzeyimizde süregelen Rusya-Ukrayna savaşı, bu savaşın yayılması, hatta küresel mahiyet alması için yapılan provokatif tertip ve telkinler barış ümitlerini maalesef sabote etmektedir” diyen MHP lideri Bahçeli, şunları söyledi:
“Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Ukrayna’ya asker göndermeyi telaffuz etmesi, bu ülkenin savunma bakanının Ermenistan’a uzun menzilli füze vereceklerini duyurması kabus senaryolarına maalesef canlılık kazandırmaktadır. Macaristan’ın geçtiğimiz günlerde İsveç’in NATO’ya katılımını onaylamasından hemen sonra bu tartışmanın alevlenmesi, üstelik Kremlin yönetimi tarafından Macron’un sözlerinin fiiliyata yansıması halinde NATO ile çatışmanın kaçınılmazlığına vurgu yapılması hafife alınacak bir güvenlik riski değildir. Rusya’nın NATO’yla savaşması demek Türkiye için beka düzeyinde bir sorun ve sancıdır. Bölgesel barış, huzur ve istikrarın temelinden dinamitlenmesi, mütecaviz ve mütehakkim zorlamaların dip akıntı halinde ilerleyiş kaydetmesi insanlığı felakete sürükleyecektir. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın üçüncü yılında aklıselimin öne çıkmasından, sağduyunun hakim olmasından, diplomasi ve diyalog kanallarının açılmasından başka makul bir alternatif yoktur. 2022 yılında İstanbul’da kurulan müzakere masasının tekrar güncellenerek silahların susması, sıkılı yumrukların açılması, bölgemizde barış ikliminin tesis edilmesi Rusya, Ukrayna ve Türkiye başta olmak üzere her ülkenin çıkaranıdır.”
“İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir”
İsrail ile Filistin arasında derhal ateşkes yapılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, “Kalıcı çözüm ve barış beklentileri kuvveden fiile geçmelidir. Akan kan durmalıdır. Soykırımcı İsrail hesap vermelidir. Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanı’na sunduğu sözlü beyanı mazlum Filistin halkına tercüman olmuş, İsrail’in maskesini bir kez daha indirmiştir. Filistin halkına yapılan haksızlıklar sebebiyle kurallara dayalı uluslararası sistem bugün çöküş aşamasına geçmiştir. 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal eden İsrail’in aleyhine açılan bir davada yargılanması, bu yargılamaya Türkiye’nin hak, hukuk ve insani temelde müdahil olması tarihe düşülen cesur bir not, çok değerli bir mücadele timsalidir. İsrail’in Uluslararası Adalet Divanı’nın açıkladığı geçici tedbirlere tam ve eksiksiz riayeti gecikmeksizin sağlanmalı, saldırılarına son vermesi için ihtiyaç duyulan mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Filistin halkının istediği adalettir, eşitliktir, bağımsızlıktır. Hiç kimse, uluslararası nitelikli hiçbir kurum ve kuruluş, bu meşru taleplere sırtını dönmemelidir. İsrail’in Doğu Kudüs, Gazze ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarının kimliğini ve statüsünü değiştirme amacı gayrimeşrudur, gayri hukukidir, gayri ahlakidir. Böylesi bir dayatma insanlık vicdanında asla karşılık bulmayacaktır. ABD Başkanı Biden’ın önümüzdeki pazartesi günü ateşkesin olacağını söylemesi en azından ihtiyatlı iyimserliğimizi desteklemiştir. İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Bir halkın onuru ve şerefi yok sayılırken, bir halkın varlığı ve güvenliği inkar edilirken, bir halkın hak ve hürriyeti çiğnenirken sessiz ve seyirci kalmak zulme ortaklıktır. İki devletli çözüm dışında barış ortamına davetiye çıkaracak bir başka seçenek kesinlikle yoktur. 1967 sınırlarına haiz, başkenti Doğu Kudüs olan; egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını tescillemiş bir Filistin devletinin kurulması tarihen, siyaseten, vicdanen ve hukuken kaçınılmaz bir zorunluluktur” dedi.
“Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır”
Türkiye yüzyılında sosyal ve ekonomik sorunların, terör ve bölücülük melanetinin üstesinden gelineceğini söyleyen Bahçeli, “Hayat pahalılığı kaderimiz değildir ve bitecektir. Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır. Enflasyonla mücadele başarıya ulaşacak, fiyat ve finansal istikrar Türkiye ekonomisinin zincirlerini kıracaktır. Faiz, döviz ve enflasyon siperine yatıp ekonomik ve siyasi istismar operasyonunu dört bir koldan ilerletenlerin hevesleri inşallah kursaklarında bırakılacaktır. Türkiye, öngörülebilir bir ülkedir. Türkiye, yatırımcılara kucak açan, özel mülkiyete saygı duyan, hukukun üstünlüğüne bağlı ve demokratik güvenliği tartışmasız olan bir ülkedir. Türkiye, geleceğin parlayan yıldızı ve süper gücüdür. Hiç kimse ülkemiz hakkında kuşku uyandıracak, güven ve istikrarı baltalayacak bir komploya tevessül etmemelidir. Hiç kimse ülkemizi kötü gösteren, karamsarlık tabloları çizen bir art niyetliliğe umut bağlamamalıdır. Türkiye hepimizindir. Ekonomik huzur ve diriliş her insanımızın hakkıdır ve yararınadır” dedi.
“Yerel yönetimlerde kaos ve karmaşa son bulmalıdır”
Muhalefetin Türkiye’yi karalama ve kundaklama yarışında olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:
“İflah olmaz bir hastalık seviyesindedir. Bu muhalefetin özlemi örselenmiş, sesi kısılmış, nefesi kesilmiş, takati bitmiş, tasallut altına alınmış, her yerinden yaralanmış zayıf bir Türkiye’dir. Bu muhalefetin hedefi içine kapanan, etrafına yabancılaşan, milli haklarından ve kutlu hedeflerinden vazgeçen bağımlı bir Türkiye’dir. Bu muhalefet Türkiye’ye hepten yabancılaşmış, Türk milletiyle gönül bağını ve ahlaki bağlantısını çoktan koparmıştır. Şu hususu herkesin anlamasında fayda vardır; Türkiye’yi aç hürler, tok esirler ülkesi yapmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimleri’nde merkezi yönetimin hedefleriyle örtüşecek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin doğasıyla uyum içinde olacak muazzez bir sonucun çıkması yeni yüzyılın en önemli demokrasi başarısı olacaktır. Yerel yönetimlerde kaos ve karmaşa son bulmalıdır. Her şeyi eline yüzüne bulaştıran, adeta kriz üretim merkezine dönüşen, DEM’lendikçe şuurunu ve dengesini kaybeden CHP’nin halihazırda yönetimi altındaki belediyelerin milletin iradesiyle toparlanması ve düzlüğe çıkması başlıca amaç ve arzumuzdur.”
“Kent uzlaşması dedikleri PKK ittifakıdır”
“CHP, yerel yönetimlerde başarısızdır. CHP, yerel yönetimlerde acizdir. CHP, yerel yönetimlerde iflastadır, itibarsızdır. CHP, yerel yönetimlerde bölücülere teslimdir, boyun bükmüştür” ifadelerini kullanan Bahçeli, şöyle konuştu:
“Zilletin anaforuna kapılmış yerel yönetimlerle yeni yüzyılın lider ülke Türkiye’sine ulaşmak takdir edersiniz ki ham bir hayal, boşuna bir gayrettir. Ne kadar gizleseler de, ne kadar kaçak güreşip zaman zaman zevahiri kurtarmak adına kayıkçı kavgasına tutuşsalar da, CHP ile DEM yan yana, diğerleri de yedektedir. Zillet masanın altıyla üstü yer değiştirmiştir. Oyunu görüyoruz, rol paylaşımını okuyoruz. Kent uzlaşması dedikleri PKK ittifakıdır. Kent uzlaşması dedikleri ülkemize karşı beşinci kol faaliyetidir. CHP düştüğü denizde yılana sarılmıştır. İstanbul’da davetiye polemiği çıkaran, cumhurbaşkanı yardımcılığı peşine düşerek şehremini görevini terk eden, partisinin eş başkanı gibi hareket eden mahut şahıs için son görünmüştür. Aynı şey Ankara, İzmir ve diğer CHP’li ve DEM’lenmiş belediyeler için de aynen geçerlidir. Ülkemizin önüne takoz koyanları kenara çekmek, Türk ve Türkiye Yüzyılı yürüyüşüne destek vermek aziz milletimizin artık demokrasi ve irade meselesi haline gelmiştir.”
“Atatürk bugünkü CHP’yi görseydi emin olunuz ki çizmelerini giyip mavzerini kuşanır, bu defa da partisi için kurtuluş mücadelesi başlatırdı”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in Türkiye Büyük Millet Meclisindeki konuşmasına değinen Bahçeli, şunları söyledi:
“Özgür Bey’in halüsinasyon görerek grup toplantısında yaptığı konuşma ruh sağlığı hakkında hepimizi kaygılandırmıştır. Bu konuşmasında milletvekillerine, ‘Atatürk sizden partisini iktidar yapmanızı bekliyor’ diyerek tuhaf bir açıklamada bulunmuştur. Bizim anlayamadığımız Özgür Bey’in hangi ara aziz Atatürk’le temas kurduğu, nasıl konuştuğu, mesajları ne şekilde aldığıdır. Şayet ruh çağırma seanslarına katılıp bir sonuca ulaştığını iddia ederse kendisine yazık olacak, hayalleri gerçekmiş gibi sunmasının fahiş sonuçlarına yakın vadede katlanacaktır. Yok uyduruyorsa, bu defada palavracı ve siyasi meddah olarak anılmayı hak edecektir. Bugünkü CHP, Atatürk’ün partisi değil, DEM’in oyun uşağı, Türkiye düşmanlarının altı oklu uydusudur. İddiaya bakar mısınız, neymiş Atatürk dile gelmiş de partisinin iktidar olmasını istemiş. Böyle konuşan Özgür Bey’in ne yiyip ne içtiğine biraz dikkat etmesi samimi tavsiyemizdir. Teröristlerle DEM’lenen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Terörle mücadeleye hayır diyen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Bölücülerin elini eteğini öpen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Yerli ve milli silah sanayiine karşı çıkan, Karabağ’ın azatlığına şaşı bakan, ağzına Türk milletini alamayan, Milli Mücadele’den rövanş almak isteyen mihraklarla can ciğer kuzu sarması olan bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Hayatlarında bir kez dahi olsa ‘Ne mutlu Türküm diyene’ sözünü haykıramayanların ambargosu altında bulunan bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Köylüyü küçük gören, milletin demokratik seçimini aşağılayan, depremzedeleri suçlayan, yabancı ülkelerde Türkiye’yi kötüleyen bir parti Atatürk’ün partisi olamaz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk demek Türkiye Cumhuriyeti ve soylu milli kahraman demektir. Onun miras ve emanetlerine ihanet edenlerin adını anması yüzsüzlüktür. CHP’de Atatürk’ten geriye hiçbir şey kalmamıştır. Atatürk bugünkü CHP’yi görseydi emin olunuz ki, çizmelerini giyip mavzerini kuşanır, bu defa da partisi için kurtuluş mücadelesi başlatırdı. DEM’lenen CHP, Dumlupınar’da ezilenlerin, İzmir’de denize dökülenlerin varisidir.”
“Hizmet siyasetinin yerini hezimet siyaseti almamalıdır”
“TOGG yapılır, kulp takarlar, boşuna uğraşıyorlar dedikodusu yayarlar” diyen Bahçeli, “Kızılelma havalanır, rahatsız olurlar, çılgına dönerler, başlarını kuma gömerler. İHA’ları, SİHA’ları dünya konuşur, hayırdır savaşa mı giriyoruz diyerek göle maya çalarlar. TCG Anadolu denize iner, karalamak için geceyi gündüze katarlar. Yol, köprü, tünel, metro, şehir hastanesi, hızlı tren, baraj yapılır, bunlara ne gerek var bahanesinin altına saklanarak yolsuzluk iddiasını dillendirirler. Beşinci nesil milli muharip uçağımız KAAN hamd olsun kanat açar, hepimizin göğsü kabarır; müflisler ve müfteriler ise motor yerli değil, KAAN’ın yazılışı hatalı, uçsa bile devamı gelmez, gelse bile işe yaramaz çarpıtmalarıyla yapılanı yıkmak, milli sevinci köreltmek için uğraşırlar. Dedim ya, bu CHP, iktidarın değil, Türkiye’nin karşısındadır. Korkmasınlar, itiraf etsinler, kaçmasınlar gerçeklerle yüzleşmeyi denesinler. Hizmet siyasetinin yerini hezimet siyaseti almamalıdır. 31 Mart’ta zafer Türk milletinin olmalıdır. 31 Mart’ta zafer Cumhur İttifakı’nın hanesine yazılmalıdır. 31 Mart’ta, 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri teyit edilip, yeni yüzyıla Türk milletinin mührü vurulmalıdır. Yapamayanlar gitmeli, vatan ve millet sevdalıları gelmelidir. Türkiye’nin gelişmesiyle sevinmek, milli gurura ortak olmak; önemle ifade ediyorum ki ne Özgür Bey’i ne de arkadaşlarını MHP’li veya AK Partili yapmaz, yalnızca insan yapar, yalnızca bu milletin evladı yapar, yalnızca adam gibi adam yapar” ifadelerini kullandı.
MHP lideri Bahçeli, geçtiğimiz hafta TBMM’de DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın’ın Kürtçe konuşmasının ardından Meclis Başkanvekili Celal Adan’ın mikrofonu kapattırmasına ilişkin de, “Huzurlarınızda MHP’nin Başkanvekili Celal Adan beyefendinin Mecliste Kürtçe konuşma hevesiyle Türkiye’yi bölmeye adım atanlara karşı sabırlı, soğukkanlı şekilde konuşmayı kesmesi Türkiye’yi bir bölünme eşiğinden vazgeçirmiştir” dedi. – ANKARA
]]>Bahçeli’nin konuşmasından satırbaşları;
“Tüm kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum. Gönülden anlamayanın insan ömrüne anlam katamayacağını biliyoruz. MHP milliyetimizin hali ile hallenen, gönlü ile şereflenen siyasi meşrebe sahiptir. Bunun ispati sizlersiniz. 13. olağan büyük kurultayımızda görev alan, 3 yıllık dönemde yüksek dava ahlakı ile çalışan arkadaşlarım partimizin şahsiyetini temsil etmiştir. Tüm kardeşlerimize selamlarımı iletiyorum.
Gönülden anlamayanın insan ömrüne anlam katamayacağını biliyoruz. MHP milletimizin hali ile hallenen, gönlü ile şereflenen siyasi meşrebe sahiptir. Bunun ispati sizlersiniz. 13. olağan büyük kurultayımızda görev alan, 3 yıllık dönemde yüksek dava ahlakı ile çalışan arkadaşlarım partimizin şahsiyetini temsil etmiştir.
“İSRAİL YAPTIKLARININ BEDELİNİ EN AĞIR ŞEKİLDE ÖDEMELİDİR”
İsrail’in saldırılara son vermesi için ihtiyaç duyulan gerekli mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Hiçbir kurum bu meşru taleplere sırtını dönmemelidir. İsrail, yaptıklarının bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Sessiz kalmak zulme ortaklıktır. İki devletli çözüm dışında başka seçenek yoktur. Cumhurbaşkanımızın gayretleri ziyan olmayacak adalet muhakkak tecelli edecektir. Rusya’nın NATO ile savaşması demek Türkiye için beka düzeyinde sorun ve sancıdır. İnsanlığı felakete sürükleyecektir. Rusya Ukrayna savaşının 3ç yılında sağ duyunun hakim çıkmasından makul bir alternatif yoktur. İstanbul’daki müzakere masasının güncellenerek bölgemizde barışın tesisi sağlanması her ülkenin çıkarınadır. Kalıcı çözüm beklentileri fiile geçmelidir. Soykırımcı İsrail hesap vermelidir.
HAYAT PAHALILIĞI VE ENFLASYON
Hayat pahalılığı kaderimiz değildir, bitecektir. Enflasyon ile mücadele başarıya ulaşacaktır. Faiz, döviz enflasyon siperine yatıp operasyon sürdürenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Türkiye öngörülebilen, yatırımcılarına kucak açan, hukukun üstünlüğünün olduğu ülkedir. Geleceğin parlayan yıldızıdır. Türkiye’nin yükselişi hızlanacaktır. Kimse güveni zedeleyecek komploya tevessül etmemelidir. Art niyetliliğe umut bağlamamalıdır. Marketlerde etiketleri her gün değiştiren kim olursa olsun düzgün olamaz. daha önce temas ettiğim gibi FETÖ tarafından kumanda eden, fırsatçı ahlaksızlara göz açtırılmamalı, denetimler sıklaştırılmalıdır.
EMEKLİLERE HAK VERDİ
Ekonomik sorunların üstesinden gelinecektir. Hayat pahalılığı kaderimiz değil, bitecektir. Emeklilerimizin çağrıları haksız değildir, gerekli iyileştirmeler cömertçe yapılacaktır. Enflasyonla mücadele başarıya ulaşacak, fiyat ve finansal istikrar Türkiye ekonomisinin zincirlerini kıracaktır. Faiz, döviz ve enflasyon siperine yatıp ekonomik ve siyasi istismar operasyonunu dört bir koldan ilerletenlerin hevesleri kursaklarında kalacak.
“KENT UZLAŞISI PKK İTTİFAKIDIR”
Muhalefet millet ile gönül bağını koparmıştır. 31 Mart’ta merkezi yönetimin hedefleri ile örtüşecek, muazzez bir sonucun çıkması yeni yüzyılın en önemli başarısı olacaktır. DEM’lendikçe şuurunu kaybeden yönetimi altındaki belediyelerin milletin iradesi ile toparlanması arzumuzdur. CHP DEM’lendikçe şuurunu kaybetti, yılana sarıldı. CHP yerel yönetimlerde başarısızdır. İflastadır, itibarsızdır. Bölücülere teslimdir, boyun bükmüştür. Ne kadar gizleseler de, kaçak güreşip kayıkçı kavgasına tutuşsalar da Cumhur İttifakı yan yanadır. Oyunu görüyor, rol paylaşımını okuyoruz. Kent uzlaşısı PKK ittifakıdır, beşinci kol faaliyetidir. Davetiye polemiği çıkaran şahıs için son görülmüştür. Aynı şey diğer belediyeler için de geçerlidir. Özgür bey, Atatürk sizden partisini iktidar yapmasını bekliyor diye tuhaf açıklama yapmıştır. Bizim merak ettiğimiz mesajları nasıl aldığıdır. Bugünkü CHP Atatürk’ün partisi değil DEM’in oyun uşağıdır. Özgür Bey’in ne yiyip ne içtiğine dikkat etmelidir. Teröristlerle demlenen parti Atatürk’ün partisi olamaz.
“CHP’DE ATATÜRK’TEN HİÇBİR ŞEY KALMAMIŞTIR”
Milleti aşağılayan, depremzedeleri kötüleyen parti Atatürk’ün partisi olamaz. Atatürk demek soylu kahraman demektir. Onun mirasına ihanet edenlerin adını anması yüzsüzlüktür. CHP’de Atatürk’ten hiçbir şey kalmamıştır. Atatürk bugünleri görse partisi için kurtuluş savaşını başlatırdı. Kızılelma havalanır başlarını kuma gömerler, SİHA’lar havalanır hayırdır savaşa mı gidiyoruz derler. Projeler yapılır bunlara ne gerek var diye yolsuzluk iddialarını dillendirirler. KAAN kanat açar göğsümüz kabarır, bular motor yerli değil diye yapılanı yıkmak için uğraşır. CHP Türkiye’nin karşısındadır. Hizmet siyasetinin yerini hezimet siyaseti almamalıdır. 31 Mart’ta zafer Cumhur’un hanesine yazılmalıdır. 31 Mart’ta zafer Türk milletinin olmalıdır.
TBMM’de Türkçeye rakip çıkarmaya çalışanlar bölünmez bütünlük konusunda Anayasa’ya aykırı hareket ederek suç işlemiştir. Bu suçu görmezden gelmek zımmen onay vermek demektir. MHP vatandaşımızı bütün olarak kucaklayan bir anlayışın temsilcisidir. Milleti oluşturan temel unsur kan bağı değil kültür ortaklığıdır. TBMM’deki konuşmaya müdahale eden Celal Adan beye teşekkür ediyorum. Meclis’te başka dille konuşanlar zalimlerin yerli figüranıdır.
Bizim için her dil saygıdeğerdir. Kim özel hayatında ana dili ile konuşmak istiyorsa konuşsun. Buna saygı duyarız. Şarkıların söylenmesinden şiirlerin okunmasından tedirgin olmanın anlamı yoktur. Özel hayattaki kullanım serbestisinin kamusal alana girmesi, ayrı kimliğin uyandırılması için sinsi tahriktir.”
]]>Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve Adayı Muhittin Böcek, CHP Demre Belediye Başkan Adayı Fahri Duran ile birlikte Demre Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Demre Halk Buluşması’na, CHP İl Başkanı Nail Kamacı, ilçe başkanları, ilçe belediye başkanları ve adayları, muhtarlar, STK temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Törende Demre’ye yapılacak hizmetlerin anlatıldığı film izlendi.
Herkese eşit hizmet
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve Adayı Muhittin Böcek, 5 yıllık süre içerisinde kimseyi ötekileştirmeden Antalya’nın 19 ilçesine eşit hizmet verdiklerini belirterek, “Tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruduk, tasarruflara gittik. En iyi hizmeti verdik. 70’li yıllardan kalma asbestli boruları değiştirdik. Berlin Türkiye arası 2 bin 901 kilometredir, biz 3 bin 311 kilometre su hattı döşedik. 517 kilometre kanalizasyon hattı yaptık. Milletimizin parasını milletimize harcadık. Ranta dönük değil, halka dönük projeler gerçekleştirdik” dedi.
Demre’ye önemli yatırımlar yaptık
Başkan Böcek, Demre’ye 48 kilometre içme suyu, 19 kilometre kanalizasyon, 39 kilometre yol, katı atık transfer istasyonu, gemi atık alım istasyonu, çevre dostu çiftçi kart, kapalı devre tarımsal sulama suyu gibi projeler kazandırdıklarını söyledi. Noel Baba Meydanı’nı yenilediklerini kaydeden Başkan Böcek, şunları aktardı:
“Çiftçinin sulamada enerji parasının yüzde 80’ini ödüyoruz. Yerelden kalkınma adı altında birçok proje gerçekleştiriyoruz. Çiftçimize destek vermeyenlere sözümüz var. Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmayacaktır. Ben göreve geldiğimde mazot 6 liraydı şimdi 46 lira olmuş. Üreticiyi desteklemeye devam edeceğiz.”
Afişlerinin indirilmesine tepki gösterdi
Başkan Böcek, bir haftadır afişlerinin indirildiğine dikkat çekerek, “Ama bilmedikleri bir şey var. Bu Yörük çocuğunu Demre’nin Antalyalıların bağrından söküp alamayacaklar. Bunu da çok iyi biliyorlar. Onlar gibi ağa babalarının paralarıyla afiş asmıyoruz. Biz Türkiye ittifakı kurduk. Oy veren vermeyen herkesin başkanı olduk. Demre ve Antalya’mız için el ele gönül gönüle, emeklimize, köylümüze, çiftçimize sahip çıkacağız” dedi.
En ucuz su ve ekmek Antalya’da
Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek’in 4.5 lira olduğunu hatırlatan Başkan Muhittin Böcek, “30 büyükşehir içinde en ucuz suyu Antalya içiyor. Demre’de 1 Nisan’da güneş doğacak. Burada ele ele gönül gönüle olmanız beni mutlu etti. Demre’miz Antalya’mız için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Azimle gururla 5 yıl daha desteğinizi istiyorum” diye konuştu.
“Demre kazansın”
CHP Demre Belediye Başkan Adayı Fahri Duran da yaptığı konuşmada, “Demre’nin en iyi belediye başkanı olmak istiyoruz. Demre için çivi çakanlardan Allah razı olsun. Biz çakılan çivilerin üzerine inşaatlar yapacağız, büyük projeler çizeceğiz, Demre’yi dünyanın en mutlu ilçesi yapacağız. Demre’nin menfaati için her şeyi yapacağız. Yeter ki Demre kazansın. Büyükşehir Belediye Başkanımızla turizmi omuz omuza vererek yayacağız. Bütün Demre turizmden yararlanacak” ifadelerini kullandı.
CHP Demre Belediye Başkan Adayı Fahri Duran Başkan ve Adayı Muhittin Böcek’e çiçek takdim etti. Ardından tüm katılımcılarla birlikte Başkan Böcek, Demre Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılış kurdelesini kesti.
Başkan Böcek Kaş’ta
Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Muhittin Böcek, daha sonra Kaş Seçim Koordinasyon Merkezi açılışı ve Kaş Halk Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Başkan Muhittin Böcek, Kaş Halk Buluşması’nda yoğun sevgi gösterisiyle karşılandı. Kaş girişinde meşalelerle karşılanan Başkan Muhittin Böcek, alana Kaşlı vatandaşların sevgi gösterisi arasında girdi.
Adeta bir mitinge dönüşen Kaş Halk Buluşması’nda konuşan Başkan Muhittin Böcek, hiç kimseyi ötekileştirmeden bütün vatandaşların dertleriyle dertlendiklerini belirterek, “Kaş için önemli projelere hayata geçiriyoruz. Yerelden kalkınma projeleri kapsamında Kaşlı vatandaşlarımıza önemli tarımsal destekler verdik. Kaş Ova Spor Salonu, Kaş Çocuk Kreşi gibi halka dokunan hizmetlerimizi hayata geçirdik. Kaş Kınık Hal projemizi tamamlıyoruz. Köy yollarımızın sıcak asfalt ile kaplıyoruz. Şimdi de yeni dönem hedeflerini belirledik ve sizlerle tekrar bir araya gelerek projelerimizi paylaşacağız. Erol Başkanımızla birlikte Kaş’ımıza Antalya’mıza hizmetlerimize devam edeceğiz” dedi.
Erol Demirhan projeleri
CHP Kaş Belediye Başkan Adayı Erol Demirhan ise Kaş için çok güzel projeler hazırladıklarına değinerek, “Büyükşehir Belediyemizle birlikte yeni kreş alanları oluşturacağız. Gençlere yönelik çok amaçlı salonlar yapacağız. Kaş’ın bütün mahallerinde meydan düzenlemelerini tamamlayacağız. Belediyenin kapısı herkese açık olacak. Bugün git yarın gel belediyeciliği yapılmayacak. Vatandaşın sorunu ya çözülecek, ya çözülecek” diye konuştu.
Daha sonra Başkan Muhittin Böcek, CHP İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Kaş Belediye Başkan Adayı Erol Demirhan, meclis üyeleri, meclis üyesi adayları ve eski belediye başkanlarıyla birlikte Kaş Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılış kurdelesi kesti. – ANTALYA
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla’da, partisinin Aday Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Özel, şunları söyledi:
“Hayat; siyasetçiler için, siyaseti halk için yapanlar için, ülke için yapanlar için, ideali için yapanlar için bir başkalarında olduğu gibi değil; CHP siyasetinde öyle çevresini zenginleştirme oradan kendisine, ailesine, çocuklarına çıkar sağlama işi değil. Bizim işimiz her şey bittiğinde, ‘Arkamdan nasıl konuşulacak, ne söyleyecekler ve ne kadar dost biriktirdim’ işimiz o iş. Ben bugüne kadar çok dost biriktirdim ama ilk günden beri tam 5 dönemdir Muğla’ya hizmet eden; ‘İşte cumhuriyetin, işte CHP’nin belediye başkanı’ dedirten; birileri Türkiye’nin kredi notunu B-‘ye çıkarmaya çalışırken yönettiği büyükşehir belediyesinin kredi notunu AAA’da tutan ve Muğla’da 5 dönem görevden sonra, tekrar aday gösterilse tekrar seçilecekken ‘Şimdi bu belediyeyi gençlere emanet etme zamanı, bu deneyimlerden başkalarını yararlandırma zamanı’ diyerek görev yaptığı dönemle ilgili hakkında bir kişinin bir kuruşla ilgili arkasından konuşmayacağı; emanet ettiğimiz bu güzel Muğla’nın koylarını yağmalamak isteyenlerin aşamadıkları; onun için MUÇEV diye özel vakıflar kurup arkadan dolaşmaya çalıştıkları; kent suçlarına, talana karşı durmuş; birileri ‘İstanbul’a ihanet ettik. Bu gökdelenleri diktik, hançer gibi sapladık’ derken Muğla’da 4 kattan fazla dikey mimariye izin vermeyen; emanet aldığı Muğla’yı yıllar sonra ihanet etmeden şimdi gençlere teslim eden bir dostum, büyüğüm, ağabeyim var benim burada: Osman Gürün.
“BÜYÜKERŞEN’İN GENEL KOORDİNATÖRLÜĞÜNDE, OSMAN GÜRÜN’E GÖREV TEKLİF EDİYORUZ”
Başkan’a bir teklifte bulunmaya geldim. CHP’nin belediye başkanları çok iyi çalışıyor. Ama bunu bütün Türkiye’ye anlatmakta birazcık eksik kalıyorlar. Aynı işi hepsi bir yapıyor ama ortak zeminde buluşturmakta bazen eksik kalıyorlar. Birinin bir yerde yaptığını, öbürü boşu boşuna masraf edip uğraşıyor, aslında proje hazır. 1 Nisan’dan itibaren seçilen belediye başkanlarımızı koordine edecek, iyileri birbiriyle buluşturacak, hizmetleri görünür kılacak, Türkiye’ye ‘Bakın, bu kentleri nasıl güzel yönetiyoruz, bu ülkeyi de böyle yönetiriz’ diyecek, bir yandan da kendi denetimini yapacak, üç ayda bir belediye başkanlarına karnelerini sunacak bir sistem kuralım dedik. Yılmaz Büyükerşen’in genel koordinatörlüğünde, onun yanı başında Osman Gürün’e bu görevi teklif ediyoruz. Bütün Türkiye’deki belediyeleri onlara emanet edeceğiz. Osman Başkan’ın yanında çok çalışkan bir arkadaşı vardı, o da şimdi görevi Menteşe’de bir kadın belediye başkanına teslim ediyor ama kendisi de Muğla’ya hizmet etmeye devam edecek: Bahattin Başkan. ve Milas’ta uzun yıllar hizmet edip bu süreçte yeniden aday olmayan CHP’nin en önemli değerlerinden bir tanesi: Muhammet Başkan. Bu üç cumhuriyet çocuğuna baktığınızda, kendilerine emanet edilen kamu görevini dört dörtlük yaptılar, ortak özellikleri; kırgınlık, küskünlük, yılgınlık yok. Gerçek partililik budur.
Bir değişim, bir gençleşme yaşıyoruz. Kadınların CHP’de hak ettiği noktaya gelmesini istiyoruz ve böyle bir vizyonda 43 yaşında bir kadın adayımızla Gonca Köksal ile, Bodrum’da 30 yaşında Tamer Mandanlinci ile, Seydikemer’de 34 yaşında Özgür Can ile, Dalaman’da 36 yaşında Sezer Durmuş ile ve benim yaşım olan 49 yaşındaki bir ortalamayla bundan sonra Muğla’yı kendisi de 53 yaşında olan Ahmet Aras’a emanet ediyoruz. Sizinle birlikte 33 gün daha koşacaklar. En sonunda mazbatalarını alıp göreve başlayacaklar. Mazbatalarını aldıklarında 9’u CHP’nin yönettiği belediyeler şu anda bizde. Bu sayının 15’e, 16’ya yükselmesini ümit ediyoruz. Göreve başlamak için devir teslime gidecekler. Orada kapıdan girerken camın yanında duracaklar. Ceplerinden mal varlıklarını çıkaracaklar. Mal varlıklarını göreve başladıkları gün, belediyelerinin kapısına asacaklar. Görevi bıraktıkları gün, yeni mal var varlıklarını oraya asacağız. Biz belediye başkanlarımızı mal varlıklarıyla, açık alınlarıyla, şeffaf bir belediyecilik yaparak ve emanet aldıkları Muğla’yı ranta değil, halka açarak yöneteceklerine yürekten inanıyorum.
“MUĞLA’YI HARAMİLERE DEĞİL, MİLLETE TESLİM EDECEĞİZ”
Muğla’da MUÇEV diye bir vakıf kurdular. Bir vakfı ve derneği birleştirdiler. Kim var yönetiminde? Eski milletvekilleri, AK Partili siyasetçileri, bürokratları koydular. Ne yapıyor? Osman Gürün’ün, belediye başkanlarımızın geçit vermediği işleri onlara yaptırtıyorlar. Koyları, yandaşlara kiralıyorlar. Buna karşı, CHP olarak mücadele verdik, vermeye devam edeceğiz. Muğla’yı haramilere değil, millete teslim edeceğiz. Söz veriyoruz. Buraya geçmişte partimizde milletvekilliği yapmış bir adayı görevlendirmişler. ‘İktidara yakın olursam şu, bu olur’ diyor. Bir yandan kibirle yukarıdan bakıyor, belediye emekçilerini işinden edeceğini söylüyor. Bürokratları tehdit ediyor ama en büyük tehdidi Muğla’nın yeşiline ve mavisinedir. Burası Adalet ve Kalkınma Partisi’nin her şeye rağmen ranta açamadığı, çok katlıları dikemediği, her çevre felaketinde karşısına toplumla birlikte yerel yöneticilerin kol kola girdikleri, Muğla’yı, Muğla’yı sevenlerin yönettiği, Muğla’da doğanların, doyanların, karnını namusluca ekmeğiyle kazandığı, ekmeğiyle doyuranların, namerde avuç açmayanların iktidarından, Muğla’yı talan ettirmeye memur kılınmış birine asla teslim etmeyeceğiz.
“MUĞLA’NIN ÇIKARINI KORUMAYA SÖZ VERİYORUZ”
Bundan sonraki süreçte nasıl ki Akbelen ormanlarında İkizköylülerin yanında olduysak, nasıl ki zeytin ağaçlarını koruduysak, nasıl ki çevremizi katledenlere, ağacımızı kesmeye, koylarımızı betonlaştırmaya çalışanlara karşı mücadeleyi verdiysek, bundan sonra da eski, yeni, mevcut kadrolarımızla, gençlerimizle, Muğla’nın genç il başkanıyla, tüm ilçe başkanlarımız ve sizlerle birlikte Muğla’yı korumaya, ona gözümüz gibi bakmaya, Muğla’nın çıkarını, namusumuz gibi korumaya hep birlikte bir kez daha söz veriyoruz.
“…BİR MİLYONLUK NÜFUSA GÖRE PARA YOLLUYORLAR”
Buradan Recep Tayyip Erdoğan’a bir hatırlatmada daha bulunmak istiyorum: Muğla, 1 milyon nüfuslu bir yerdir. Kışın, siz sizeyken 1 milyonsunuz. Yazın, 5-6 milyon oluyor. Buraya hizmet yapılsın diye bir milyonluk nüfusa göre para yolluyorlar. 5 milyon için hizmet bekliyorlar. Çok önemli altyapı yatırımları, çalışmalar yapılıyor. Yurt dışından krediler bulunuyor. Özel finans yöntemleri kullanılıyor. Ancak, Türkiye’nin göz bebeği, her bir ilçesi bütün dünyanın dilinde olan bu güzel memlekete daha iyi hizmet yapılması için, daha önce Antalya’da ifade etmiştim. Cep telefonu sinyalinden, bir şehirde kaç kişinin hangi gün olduğu belli. Biz 5-6 milyona 12 ay ücret ödeyin, demiyoruz. Ama kim bir şehre gelip hizmetinden yararlanıyorsa, altyapısını meşgul ediyorsa, o kişi için devletin genel bütçeden ayırdığı payın verilmesi gerekir. Bunu, sırf kıyı şeridindeki bu güzel kentleri CHP’liler yönetiyor diye yapmıyorlar.
“KİRA FİYATLARI ÇOK ÖNEMLİ SORUN”
Kira fiyatları deyince bu Türkiye’de çok önemli bir sorun. Ocak 2024’te Muğla’daki ortalama kira 17 bin 926 lira. Asgari ücretten 924 lira daha fazla. Burada asgari ücret verdiğin birisi ortalama bir ev tutsa suyunu bağlatacak, elektriğini ödeyecek, çay demleyecek parası kalmıyor. Bu oranlar son derece fazla. 2 yıl öncesine göre yüzde 171 artmış. Burada dinlenmeye gelen, konut stokuna talebi arttıran, ekonomisi iyi olanlar tamam da Muğla’nın evlatları ne olacak? Muğla’daki polisler, askerler, öğretmenler, emekçiler ne olacak? Bu yüzden biz şehirlerde sabit, yerleşik yaşayanların bu kira fiyatlarından etkilenmemeleri için bir dizi öneriyi hazırladık. Meclis’teki ilgili komisyonlara sunuyoruz. Muğla’daki yüksek kira sorununun bir an önce çözülmesi, Muğla’nın büyük sıkıntılar çeken, yoksullaşan orta direğine sahip çıkılması, Muğla’da çalışan turizm emekçilerinin kışın işsiz kalma sorununa karşı mutlaka çözüm üretilmesi, sıkıntıya düşen Muğla esnafının tüm yönleriyle desteklenmesi lazım. CHP olarak üzerine titrediğimiz bir ildeyiz. Seçim sonuçlarıyla ilgili hiç endişe duymadığımız, liyakatli, çalışkan yöneticilerinin işini iyi yaptığı, sizin de ziyadesiyle memnun olduğunuz, bundan sonra da ilerleyen günlere umutla bakacağımız günlerdeyiz.
“BİR ŞEY YAPACAKSANIZ 31 MART’TA SANDIK BAŞINDA YAPACAKSINIZ”
31 Mart seçimleri, sadece yerel seçimler değil. 31 Mart yerel seçimleri bundan sonra 4 yıl boyunca bir daha herhangi bir seçimin olmayacağı seçimler. Mehmet Şimşek’in ağzında bir bakla var. Diyor ki ‘1 Nisan’dan sonra sıkı para politikasına geçeceğiz.’ Bunun emekçiler için anlamı hak edilen zammı almamaktır. Emekliler için bugünkü açlık sınırından 7 bin lira aşağıdaki en düşük emekli maaşını arttırmamaktır. Küçük esnaf için yeni vergi yükleri, artan enflasyon, zamlar ve hayat pahalılığı demektir. 1 Nisan geldiğinde artık ertesi gün yapacak bir şey kalmamıştır bunlara engel olmak için. Eğer bir şey yapacaksınız, 1 Nisan’dan bir gün sonra yapamazsınız. 1 Nisan’dan bir gün önce, 31 Mart’ta sandık başında yapacaksınız. Daha önce her ne sebeple olsun, AK Parti’ye, MHP’ye oy vermiş ama hayat pahalılığı karşısında ezilmiş, enflasyon yüzünden tükenmiş, alım gücü kalmamış, borcunu ödeyemeyen, kredi kartını başka yerden kredi çekerek kapatan, borcu borçla çevirenler, geçen seneye göre bu sene daha yoksul hissedip gelecek seneden endişe edenler, boynu bükük çiftçiler, kaderine terk edilmiş hayvancılıkla uğraşanlar, sorunları hiç dile getirilmeyen Marmaris’teki arıcılar, esnaf, memur, çalışan, herkes. Bunlarla ilgili endişe duyan herkes 31 Mart’ta bu iktidara gücünü göstermek zorundadır.”
Her şeye rağmen oy alırsa, her şeye rağmen AK Partililer, MHP’liler sıkıntılarını ifade etmezlerse, hiç değilse bir sarı kart göstermezlerse, bir kırmızı ışık yakmazlarsa, ‘Hep zengine çalışıyorsun, bizi ezdirdin’ demezlerse 1 Nisan’dan sonra acı reçete geliyor. 31 Mart’ta Cumhur İttifakı’nın gücünü dengelemek, onların karşısına bir gücü koymak zorundayız. Bunu yerel seçimlerle yapmak zorundayız. O yüzden ben CHP’nin Genel Başkanı olarak Cumhur İttifakı’nın karşısında en büyük ittifakı aramak için elimden geleni yaptım. Çiçeği yaptırdım, arkadaşlarımı yanıma aldım ve ziyaretlerde, temaslarda bulundum, ‘Birlikte olalım. Buraları AK Parti’ye, MHP’ye teslim etmeyelim’ dedim. Biz Ankara’da bir ittifak, bir iş birliği gerçekleştiremedik. Ama 2019’da büyük zaferi yaşayanlar ve yaşatanlar buradalar, seçmen bir yere gitmedi. Ben o yüzden CHP olarak Cumhur İttifakı’nın karşısındaki büyük Türkiye İttifakı’nın içinde hep birlikte yer aldığımızı görüyorum.
“TÜRKİYE SENDEN BÜYÜKTÜR”
Hani dış politikada konuşup da gelip iç politikaya malzeme ediyor ya ‘Dünya beşten büyüktür’ diye. Bak, Türkiye senden büyüktür. O karınca gibi görüp ezmeye çalıştığın emekçinin, kardeşi vardır; karıncanın kardeşi vardır. O da CHP’dir, cumhuriyetçilerdir, bütün Türkiye’dir, Türkiye İttifakı’dır. Yok saydığın, Atatürk’ün ‘Milletin efendisidir’ dediği çiftçinin kardeşleri vardır. CHP’lilerdir, Türkiye İttifakı’dır, Türkiye’dir. Hepinizin arkasındayız. ve gençlerimiz, Türkiye’de umudu kalmayanlar, yurt dışına gitmek isteyip geleceği orada aramak isteyenler gençlerimize hep birlikte sesleniyoruz: Kimse enseyi karartmasın, umudunu kaybetmesin. Umut var, umut 31 Mart’tadır. Umut; geçtiğimiz sene çok üzüldüğünüz, geçtiğimiz sene mayıs ayında belki de çok karamsarlığa kapıldığınız noktada hep birlikte ayağa kalkan, motive olan, 100 yıl önce kurtardığı ülkeyi yine kurtarmaya azmetmiş olan, kurduğu cumhuriyetin kıymetini bilen cumhuriyetçilerdir, Atatürkçülerdir. Biz buradayız, hep birlikteyiz ve hiçbir yere gitmiyoruz.”
CHP lideri Özgür Özel, konuşmasının ardından, Memleket Partisi’nden istifa edip CHP’ye katılan İbrahim Şimşek ve Murat Gökalp’in rozetlerini taktı ve “Hangi partide olursa olsun tüm cumhuriyetçileri, tüm Atatürkçüleri, tüm vatanseverleri, tüm milliyetçileri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün baba ocağına CHP’ye davet ediyorum” dedi.
]]>Demirhan Şerefhan, CHP’li belediye başkan adaylarının spor konusundaki çalışmalarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Şerefhan’ın açıklaması şöyle:
“CHP’li belediye başkan adayları, seçimler sonrasında ülke sporunu çağa uygun hale getirecek adımlar atacaklar. Öncelikli hedefimiz spor yoluyla madde bağımlılığıyla mücadele, sağlıklı bir nesil yetiştirmek, sağlık ekonomisine katkıda bulunmak, çocukları ve gençleri dijital obeziteden uzaklaştırmak olacak. Bunun yanında kitle sporlarını özendirmek, amatör spor kulüplerinin durumlarını iyileştirmek ve elit sporcu yetiştirmek gibi hedeflerimiz de var. Günümüzde aile ortamında ve sosyal yaşantılarında çocuklarımızın ellerinden cep telefonlarının düşmediğini üzülerek görmekteyiz. Bu alışkanlıklarından düzenli olarak spor yaparak uzaklaşabileceklerdir. Belediyelerimizin yapmış olduğu rekreasyon alanlarındaki spor tesislerinden gençlerimizin ücretsiz olarak faydalanmaları sağlanacaktır. Ayrıca CHP’li belediyeler, özellikle çocuklarımızın gelişiminde faydası olan yüzme, basketbol, jimnastik, tenis, voleybol gibi branşlarda spor okulları açacaklar. Yaz ve kış spor okullarında çocuklarımızın gelişimi takip edilecek ve sportif kabiliyetleri arttırılacak. ‘Her mahalleye en az bir spor tesisi’ sloganıyla yola çıkan belediye başkan adaylarımız, ülkemizi diğer Avrupa ülkelerindeki spor alt yapısı standartlarına sahip bir duruma getirecekler.
“AMATÖR SPOR KULÜPLERİNİN DURUMLARI HİÇ İYİ DEĞİL”
Amatör spor kulüplerinin fiziksel ve maddi durumları hiç iyi değil. Gençlik ve Spor Bakanlığı, amatör kulüplere eşit yardımlarda bulunmuyor. Belediye başkan adaylarımız amatör spor kulüplerinin durumunu çok iyi bilmekte ve problemlerine çözüm üretecek projeler hazırlamakta. Mevcut belediyelerimizin spora ne kadar destek olduğunu tüm spor camiası çok iyi bilmektedir. Spora aktarılan kaynakların arttırılması spor camiasıyla birlikte hazırlanacak müşterek projelerle mümkün olmaktadır. CHP olarak kitle sporlarını çok önemsiyoruz. İskandinav ülkelerinde spor yapan nüfusun oranı yüzde 50’lerdeyken bizim ülkemizde bu oran yüzde 3’lerde gezinmektedir. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği, ‘Esas olan bütün yaştaki Türkler için beden eğitimi sağlamaktır. Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir’ sözünü kendimize şiar edinmemiz gerekmektedir.
“ENGELLİ ARKADAŞLARIMIZIN REHABİLİTASYON SÜREÇLERİ…”
CHP’li belediye başkan adaylarımızın önem verdiği diğer bir konu başlığıysa engelli çocuklarımızın spor yoluyla evlerinden çıkmalarını ve toplumla kaynaştırılmalarını sağlamak. Ülkemiz nüfusunun yüzde 10’u engelli, çoğu da çocuk ve genç yaştalar. Ailelerinin engelli çocukları için verdiği mücadeleyi çok iyi biliyoruz. Bu arkadaşlarımızın rehabilitasyon süreçlerine en iyi katkıyı spor yoluyla sağlayabiliriz. Bunun için projelerimiz hız kesmeden devam edecektir. Bu çocuklarımızı ve gençlerimizi evlerinden alıp sporla buluşturacağız. Onları da belediyelerimizin açacağı yaz ve kış spor okulu kamplarına dahil edeceğiz, sistemli bir şekilde spor yaptıracağız. Spor yoluyla daha sağlıklı, birbirine daha saygılı, daha başarılı ve dünyada söz sahibi olacak bir nesil yetiştirmeyi kendimize hedef koyduk. Önümüzdeki belediye seçimlerinden CHP, başarıyla çıkacak ve bu projeler teker teker hayata geçirilecek.”
]]>Mahalli İdareler seçimine 32 gün kala seçim heyecanı artarken CHP’den yeniden aday olan Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır, ev ve esnaf ziyaretlerine devam ediyor. Amasra Kum Mahallesi’nde geçekleşen esnaf ziyaretlerine Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır’ın yanı sıra Amasra Belediyesi Meclis Üyesi adayları Nuri İslam Çil, Ali Demircioğlu, Kahlibar Dönmez, Galip Kaan Başaran, Osman Arslan, Hızır Sarı, Eren Gültepe, CHP Bartın İl Genel Meclisi Adayı Hasan Atay ve Amasra CHP İlçe Başkanı Ogün Basançelebi de katıldı.
Sabahın erken saatlerinden itibaren Amasra’da esnaf ziyaretleri gerçekleştiren Recai Çakır ve CHP meclis üyesi adayları, esnafların talep ve önerilerini dinledi. Çözüm önerilerini paylaşan CHP’li adaylar, samimi diyalogların yer aldığı ziyaretlerde, seçim vaatlerini anlatarak, vatandaşların görüşlerini aldı.
“Esnafın beklentilerini önemsiyoruz”
Başkan Çakır, yaptığı açıklamada, “Amasra’yı daha yaşanabilir, daha güzel bir yer haline getirmek için geçtiğimiz dönem çok çalıştık. Amasra’ya hizmet için çıktığımız bu yolda bugün Amasra Belediye Başkan adayı olarak Meclis üyesi aday arkadaşlarımızla esnafımıza bol kazançlar diledik, desteklerini istedik. Arkadaşlarımızla beraber bir an önce Amasra’ya projendirdiğimiz hizmetleri kazandırma arzusu içerisindeyiz. 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde Amasra halkının vereceği destekle başladığımız işleri tamamlama, yeni projelere imza atma fırsatı yakalayacağız. Değerli Belediye Meclis üyesi adayı yol arkadaşlarımla birlikte Amasra’ya hizmet etmenin mutluluğunu yaşarız inşallah. Halk için halkla beraber iş yapan belediyecilik anlayışımızla, kardeş belediyecilik felsefesiyle inşa ettiğimiz Amasra Modeli ile kentimize iki yeni meydan, parklar, envanterimize araçlar kazandırdık. Turizm sezonu başlamadan tüm yollarımızı ve kaldırımlarımızı yeniledik. Esnafımızın yüzünü güldüren, Amasra’da ekmeği büyüten kruvaziyer gemisi Astoria Grande’yi getirerek kentimizin turizm sezon süresini uzattık. Esnafımızın görüşlerini, beklentilerini önemsiyoruz. Onların sorunlarına çözüm bulmak, birlikte daha güçlü bir Amasra inşa etmek için buradayız. Onlardan hazırladığımız projelere katkı ve öneri vermelerini istedik” şeklinde konuştu.Meclis üyesi adayları da, seçim sürecinde mahalle mahalle dolaşarak vatandaşlarla buluşmaya devam edeceklerini belirttiler. Adaylar, Amasra’nın sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınması için ortak akıl ve dayanışma vurgusu yaparak, seçim çalışmalarına hız kesmeden devam edeceklerini ifade etti.
“Oylarımızı katlayarak kazanacağız”
Cumhuriyet Halk Partisi Ogün Basançelebi ise, “Amasra, Cumhuriyetin kalesi. 2019’da enkaz halinde devraldığımız Amasra Belediyesini 5 yıllık sürede Recai Başkanımızın vizyonu ve gayretleriyle düze çıkarmayı başardık. Genel Merkezimizin, CHP’li belediyeler arasında kardeş belediyeciliği teşvik etmesi sayesinde kentimize meydanlar, parklar, araçlar kazandırdık. 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Seçimlerinde Amasra’da solun, cumhuriyetin tek adayı olarak oylarımızı katlayarak kazanacağız” diye konuştu.
Amasra halkı da CHP adaylarının samimi ziyaretlerini olumlu bir şekilde karşılarken, CHP’den aday gösterilen siyasetin yeni yüzlerine yoğun ilgi gösterdiler. Hem esnaf hem Amasra halkı Amasra Belediye Meclisi’ne aday gösterilen yeni isimleri çok uzun süredir tanıdıklarını, Amasra’nın sevilen simalarından olduklarını dile getirirken; aralarında birçok ismin tecrübe ve liyakatları ile Amasra’ya çok şey katacaklarına inandıklarını söylediler. – BARTIN
]]>CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, Bornova Seçim Ofisi’nin açılışını yaptı. Miting havasında gerçekleşen açılış törenine İzmir’de 3 dönem Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Aziz Kocaoğlu’nun yanı sıra CHP Bornova Belediye Başkan Adayı Ömer Eşki, CHP Bornova İlçe Başkanı Ertürk Çapın, Bornova Belediye eski Başkanı ve CHP eski Genel Sekreteri Kamil Okyay Sındır, CHP İzmir eski Milletvekili Atila Sertel ve CHP Bayraklı Belediye Başkan Adayı İrfan Önal katıldı. Davul ve zurna eşliğinde coşkulu bir kalabalığın da bulunduğu açılışta konuşan Cemil Tugay, seçim çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini söyledi.
“KOCAOĞLU’NUN YANIMIZDA DURMASINDAN GURUR DUYUYORUM”
Tugay, “İzmir’in dört bir yanında 31 Mart seçimleri için arkadaşlarımızla birlikte alanlardayız. Sabahın erken saatlerinden, gecenin geç saatlerine kadar yurttaşlarla buluşmaya, kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Haklılığımızı anlatmaya çalışıyoruz. Davamızı anlatmaya çalışıyoruz. Son birkaç gün içerisinde Menderes’in, Torbalı’nın ve Selçuk’un sakinleriyle bir araya geldim. Bana ‘Aziz Kocaoğlu vardı. Buralarda sürekli bizim aramızda gezerdi. Onu hiç unutmadık, onu halen ilk günkü kadar çok seviyoruz’ dediler. Bunu zaten bütün İzmir biliyor. Burada söylemek istedim. Çünkü şu anda değerli başkanımız, büyük başkanımız Aziz Kocaoğlu’nun tam yanımızda durmasından büyük gurur duyuyorum. Kendisine çok teşekkür ediyorum” dedi.
“BİZ BU DAVANIN TAM GÖBEĞİNDEN GELİYORUZ”
Atila Sertel ve Kamil Okyay Sındır’a da çalışmalarından dolayı teşekkür eden Cemil Tugay, “Bizler CHP’liyiz. Burada gördüğünüz bu tabloda yıllarca bu partiye onurla hizmet etmiş, bu davayı almış, taşımış insanları görüyorsunuz. Dün onlar fedakarca koşturdu, bugün bizler, yanımızda ailelerimizle beraber, eşlerimiz, çocuklarımızla beraber huzurlarınızdayız. Size şunu diyoruz; evet biz CHP’liyiz. Biz bu gördüğünüz altı oklu bayrağın gölgesinde yaşamayı onur sayan, Atatürk’ün partisinde mücadele etmeyi, onur sayan insanlarız. Biz halkız. Biz başka yerlerden gelmiyoruz. Biz bu davanın tam göbeğinden geliyoruz. Biz Cumhuriyete inanmış insanlarız. Biz Atatürkçü insanlarız. Onun için boğazımız yırtılana kadar Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyebiliyoruz. Bu onuru yaşayabiliyoruz” dedi.
“CHP’Lİ BAŞKAN ADAYLARININ YANINDA OLUN”
Çeşme’nin mevcut Belediye Başkanı Ekrem Oran’ın, CHP tarafından Çeşme Belediye Başkan Adayı gösterilen Lal Denizli’ye desteğini açıkladığını hatırlatan Cemil Tugay, partililere çağrıda bulunarak, şunları söyledi:
“Bugün Çeşme’de Ekrem başkanımız, Lal Denizli’ye bayrağı teslim edeceğini ve onun arkasında olduğunu söyledi. Hep beraber el kaldırdık. Bugün de burada Aziz Kocaoğlu başkanım yanımda. Şu anda CHP’li olan bütün belediye başkanı arkadaşlarımız kendisinden sonra başka birine adaylık verildiyse eğer, kendilerine çağrım şudur. O adayla birlikte lütfen miting alanlarında ve onların yanında durun. Size yakışacak olan budur. Çünkü siz bu bayrakla beraber o koltuklara oturdunuz. Siz Cumhuriyet Halk Partili olduğunuz için seçildiniz ve oraya geldiniz. Bugün üzerinize düşen görev yeni adayların yanında yer almak. Onlara destek olmak. Gerçek Cumhuriyet Halk Partililere yakışan budur. Benimle aynı düşüncede misiniz? Hepsini bundan sonra mitinglere bekliyorum. Yanımızda yer almalılar.”
“KARŞIYAKA BELEDİYESİ 5 YIL TERTEMİZ ÇALIŞTI”
Karşıyaka Belediye Başkanı olarak 5 yıl görev yaptığını anımsatan Cemil Tugay, şunları söyledi:
“5 yıl alnıma bir gram leke sürdürmeden çalıştım ve yaşadım. Asla o yalanlara, uydurulan o saçma sapan şeylere, trollerin uydurduklarına bakmayın. Karşıyaka Belediyesi 5 yıl tertemiz çalıştı. Ben çalışma arkadaşlarımın hepsiyle gurur duyuyorum. Onlara bu onurlu görevi yaparken bana yoldaşlık ettikleri için çok teşekkür ediyorum. Bundan sonra da tüm İzmir için, kentin en ücra köşesinde kalan köyler için çalışacağım. Şehrin altyapısını iyileştirmek boynumuzun borcu olsun. Üstündeki insanları mutlu etmek, onların yaşamlarını konforlu hale getirmek boynumuzun borcu olsun. Bizler bu görevlere durup dururken gelmedik. Bu görevlere durup dururken gönderilmedik. Hepimizin hazırlıkları var. Hepimizin deneyimleri var. Hepimizin arkasında aslında koskoca bir Cumhuriyet Halk Partisi ordusu var. Başımız sıkıştığı zaman gidip yardım isteyeceğimiz kocaman bir örgütümüz var. Bu şehrin bilim insanları var. Bu şehrin meslek örgütleri var. İzmir çok büyük ve güçlü bir şehir. O nedenle bugüne kadar her türlü uğradığı haksızlığa rağmen dimdik ayakta durmuş olan bir şehirdir.”
“İZMİRLİ’NİN HAKKINI ÇALMAK İSTEYENLERİN ÖNÜNDE DURDUK”
İzmir’e hizmet etmek isteyen kimsenin elini kolunu tutmadıklarını vurgulayan Cemil Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ancak hizmet etme niyetinde olmayan, rant peşinde olanların, şehrin hakkını yemek isteyen, İzmirliler’in hakkını çalmak isteyenlerin önünde aslanlar gibi durduk. Daha önce diğer başkanlarımız yaptı bu mücadeleyi. Bugünden sonra biz yapacağız. Ben sakin bir insanım. Normal yaşamımda sesimi bile yükseltmem. Mütevazılık benim için bir erdemdir. Ailem bana bunu öğretti. Hele hele millet huzurunda efendi gibi duracaksın. Ama ne zaman birisi bu milletin hakkını yemeye kalkarsa onun karşısında en yüksek sesle bağıracaksın. Duracaksınız. Duracaksınız ve İzmir’i durduramayacaksınız. O yüzden biz güçlü belediyelerimizle, güçlü halkımızla beraber dimdik bu şehrin her türlü hizmetini yerine getirmeye devam edeceğiz. Burada en büyük gücü arkadaşlığımızdan, kardeşliğimizden, yoldaşlığı alacağız.”
“SANDIKTA BİRLEŞELİM”
CHP’li tüm yol arkadaşları ile direne direne kazanacaklarını söyleyen Tugay, iddiasını şu sözlerle ifade etti:
“Bugün bir sürü yalana, yanlışa kanıp da başka yerlerde çözüm arayanlar bu seçimi kaybedeceğini bile bile Cumhuriyet Halk Partisi’ni kaybettirmeye niyetli olanlar. Onları bir kenara koyuyorum. Ama gerçek İzmirliler’e gerçek halkımıza seslenmek istiyorum. Bu şehre sahip çıkmak istiyorsanız birleşelim, birleşelim ve hep beraber kazanalım. Sandıkta birleşelim. Milletin ittifakını, İzmir’in ittifakını birlikte kuralım. Asıl mesele CHP’ye kaybettirmek değil. CHP’ye yüzyıldır kimse kaybettiremedi. Bundan sonra da kimse kaybettiremeyecek. Bir sürü partiler geldi geçti. Açıldılar, kapandılar. Tarihin sayfalarına gömüldüler. Bizim bu sene 101’inci yılımız. 101 yıldır dimdik ayaktayız ve bu gördüğünüz güçlü, büyük, değerli insanlarla beraber, geçmişiyle ve geleceğiyle beraber buradayız. Kazanacağız. Bu şehri asla hiç kimseye vermeyeceğiz. En kısa zamanda partimizi iktidar yapacağız.”
“GENÇLERİ BU MÜCADELEYE KATILMAYA DAVET EDİYORUM”
Tugay, konuşmasında gençlere de seslenerek, şunları söyledi:
“Her geçen gün daha fazla genci meydanlarda görüyorum. Genç arkadaşlarımızı bu vatan ve millet mücadelesine katılmaya davet ediyorum Sessiz bir köşede durmasınlar. Haksızlıklara boyun eğmesinler. Bu devrimci mücadelenin yanında yer alsınlar. Hepsini bu mücadeleye katılmaya davet ediyorum. Yüzlerinizdeki yorgunluklar, yüzlerinizdeki mutsuzluklar gitsin. Geleceğe umutla bakın. Bundan sonra kısa çöp, uzun çöpten hakkını alacak. Bunu biz sağlayacağız. Burada artık hak olacak, hukuk olacak, adalet olacak. İnsanlarımıza yerel yönetimler eliyle adalet dağıtacağız. Küçücük çocuklara ücretsiz bedava süt dağıtma fikri nereden çıktı? İzmir’den çıktı. Sosyal belediyeciliğin en değerli örneklerini, tarımı, çiftçiyi destekleyen politikaları bu şehrin insanları, bu şehrin politikacıları, CHP’liler başlattı. ve bütün Türkiye’ye örnek oldu. Buradan yayıldı. Bundan sonra da yenilerini beraber yapacağız. Bu şehirde kimsenin aç kalmasına izin vermeyeceğiz. Evsiz olup sokakta yatmasına izin vermeyeceğiz. Kimsenin yokluk çekmesine izin vermeyeceğiz. Gencimize el uzatacağız ve yanında yer alacağız. Böyle olduk bugüne kadar. Bundan sonra da böyle olmaya devam edeceğiz.”
“İZMİR PARLAYAN BİR YILDIZ OLACAK”
İzmir’in kendi olanaklarıyla kalkınması için kalkınma belediyeciliğini kentte devreye sokacaklarını anlatan Tugay, “Yapacağımız yerel hizmete bugünden itibaren ekonomisini bozdukları, insanlarımızı yoksullaştırdıkları, gelir adaletsizliği yarattıkları, insanları kiralarını ödeyemez, yemeklerini alamaz hale getirdikleri bu ülkede bundan sonra İzmir’in kendi olanaklarıyla kalkınması için kalkınma belediyeciliğini de İzmir’de devreye sokacağız. En güzel örnekleri burada yaşatacağız. İşsiz çocuklarımıza, işsiz gençlerimize iş bulacağız. Yeni iş sahaları açacağız. Üretim potansiyelimizi artıracağız. Bu şehrin daha fazla markası olacak. Markalarını daha fazla pazarlayacak, yurt içinde, yurt dışında, turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle, her sektörüyle, girişimciliğiyle, girişimiyle İzmir parlayan bir yıldız olacak. Ben İzmir’e inanıyorum. Sizlerin de inanması gerektiğini düşünüyorum. Lütfen sokaklara çıkın. Kapıları çalarak mücadele yapın. Bu zafer bizim olacak. 31 Mart gecesi Gündoğdu Meydanı’nda milyonlarla buluşalım” dedi.
KOCAOĞLU: İZMİR HİÇBİR ÇIKAR İÇİN TAVİZ VERMEDİ
Programda konuşan Aziz Kocaoğlu ise İzmir’in ülkedeki diğer şehirlere benzemediğini belirterek, “İzmir kendi kendine yetebilen, kendi göbeğini kesebilen bir kenttir. Hiçbir çıkar için ilkesinden taviz vermeyen, kan kusup kızılcık şerbeti içen bir kenttir. İzmir zapt edilemeyecek. Tarih boyu zapt edilemeyecek. Atatürk’ün, Cumhuriyetin, Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin, demokrasinin kalesidir. Bu bayrağa biz şimdi gençlere teslim ediyoruz. Gençler de daha ileriye taşıyarak kendisinden sonraki kuşaklara teslim edecek. Hepinize başarılar diliyorum. Başarı bizimdir. Çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız ve başaracağız” dedi.
“İZMİR’İ HAM ETTİRMEYECEĞİZ”
CHP Bornova Belediye Başkan Adayı Ömer Eşki ise İzmir’de çok genç bir kadro ile sahaya çıktıklarını söyledi. Ekşi, “Bu heyecan verici bir durum ama çok büyük bir mirasın takipçisi olmaya aday olduk. Aziz Başkan yıllarca ‘İzmir ham etmeye geliyorlar’ dedi. Ham ettirmedik İzmir’i. Ettirmeyeceğiz de” dedi.
“KORDON’DA MEYHANE DOLAŞIP, İZMIR SEÇMENİNİ KANDIRABİLECEKLERİNİ DÜŞÜNMESİNLER”
CHP Bornova İlçe Başkanı Ertürk Çapın da İzmir’in her yerinde CHP’nin seçim çalışması yürüttüğünü ifade ederek, “Öyle Kordon’da meyhane dolaşıp, İzmir seçmenini kandırabileceklerini düşünmesinler. Bir avukat arkadaşımızı şeriata karşıyız diye kaç gün gözaltında tuttular? Bunlara mı inanacak İzmir halkı” dedi.
Konuşmaların ardından seçim ofisinin açılışı gerçekleştirildi.
]]>Rezalete tepki gösteren çok sayıda partili eylem yaptı
EDİRNE – Edirne’de CHP içinde yapılan ön seçimle büyük bir farkla belediye başkan adayı seçilen ve daha sonra sağlık sorunları nedeniyle adaylıktan çekildiği ifade edilen Şükrü Ciravoğlu’nun sevenleri eylem yaptı. CHP binası önünde toplanan partililer, yaşanan duruma tepki göstererek CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef gösterdi. Hastanede tedavisi süren Şükrü Ciravoğlu’nun oğlu Berk Civaroğlu ise, babasına narkoz etkisindeyken imza attırıldığını düşündüğünü belirtti.
CHP Edirne Belediye Başkan Adayı olarak açıklanan Şükrü Ciravoğlu, geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi görürken, alınan karar ile adaylıktan çekildiğini duyurmuştu. Ciravoğlu’nun adaylıktan çekilmesinin ardından CHP Edirne Belediye Başkan Adaylığına Filiz Gencan Akın atandı.
Edirne’de yaşanan olaya eylem yaparak tepki gösteren Ciravoğlu’nun CHP’li üyeleri ve sevenleri CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e hak, hukuk, adalet sloganları atarak seslerini duyurmaya çalıştı.
Öte yandan tedavisi hastanede tedavisi süren Şükrü Ciravoğlu’nun oğlu Berk Civaroğlu, babasına narkoz etkisindeyken imza attırıldığını düşündüğünü belirtti.
Öte yandan, CHP üyesi olan İbrahim Işık’ın iddialarına göre Şükrü Ciravoğlu, tedavi gördüğü hastanede, Genel Başkan Özgür Özel’in yoğun baskılarıyla hastaneye noter gönderilerek görevden el çektirildi.
Diğer partililer de açıklamalarda bulunarak yaşanan olaya tepki gösterdi.
“Edirne halkının iradesi ipotek altına alınamaz”
Şükrü Ciravoğlu’nun adaylıktan çektirilmesine tepki gösterdiklerini belirten CHP’li İbrahim Işık, “Biz Cumhuriyet Halk Partililerle binamızın önünde bulunma nedenimiz İl ve Merkez ilçe yönetimin dışında gelişen. Genel Merkezden gelişen, bir irade gaspına karşı buradayız. Ön seçimde açık farkla Şükrü Ciravoğlu, kazandı ve Genel Merkeze iletildi. Bunun takipçisi denetimcisi de Genel Merkezdi. Parti meclisi üyesi bir milletvekilimiz Genel Merkezden gelmiş onların denetiminde Cumhuriyet Halk Partililer mükemmel bir ön seçim yaşatmıştır. Bunu yok sayamazlar. Bunu madem yaptılar; buna uygun hareket etmek, buna göre devam etmek zorundalar. Seçimi açık farkla kazanmış bir aday varken, gereksiz doktorların raporlarında uymayan, sadece hastanede dinlenmesi istenen bir süreçte hasta diye, bu süreci yürütemeyecek diye uydurma bahanelerle Şükrü Ciravoğlu’nun iradesi, dolayışı ile Edirne halkının iradesi ipotek altına alınamaz. Elimizden alınamaz. Biz bunu haykırıyoruz. ve tekrar hak hukuk adalet isteyeceğiz. Bundan sonra süreci bekleyeceğiz” dedi.
“Hastaneye apar topar noter gönderilmesi olayını asla doğru bulmuyoruz”
Eylemde basın metnini okuyan CHP üyesi Hüseyin Taşkan ise, “Genel Başkanımız Özgür Özel, Belediye Başkan atamalarında ön seçim sonuçlarına uyulacağını ifade etmişti. Edirne’mizde yapılan ön seçimde 1591 oy almış olan Şükrü Ciravoğlu yerine, 683 oy alan Filiz Gencan Akın’ın atanmasına hak, hukuk ve adalet savunucusu olan partimiz adına anlam veremedik. Edirne’mizde 35 yıl sonra ilk defa Belediye Başkanlığı için ön seçim yapılmıştır. Edirne halkının büyük çoğunluğunun duyguları CHP’li üyelerce sandığa yansıtılmış, Şükrü Ciravoğlu açık farkla seçimi kazanmıştır. Sonuçta sadece partililerce değil, toplumun büyük bir kesimi tarafından seçim çalışmalarına başlanmış, geziler ve reklam panolarında seçim vaatlerimiz halka duyurulmaya başlanmıştır. Şükrü Ciravoğlu, geçirdiği küçük rahatsızlık neticesinde kalbinin tek damarına stent takılması sonrası, Ankara’ya aday tanıtım toplantısına çağrılmış ve gitmiştir. Sonrasında anjiyografi kateter giriş noktası olan kasık bölgesinden cilt altına oluşan küçük kan damlası sızıntısının tedavisi için hastaneye başvurulmuştur. Doktorlar kalbinde büyük kalıcı bir sorun olmadığını ifade etmiştir. Kendisinin sadece birkaç gün istirahat etmesi gerektiği bildirilmiştir. Yatışının hemen ertesi günü adaylıktan çekilmesi yönünde yapılan söylemleri ve hastaneye apar topar noter gönderilmesi olayını asla doğru bulmuyoruz. Edirne’de dürüst ve onurlu bir kişilik olarak tanınan adayımıza yapılan bu uygulama sadece üyeler değil, halk tarafından da yadırganmıştır. Biz bu zihniyete karşıyız” şeklinde konuştu.
“Ankara sesimizi duysun”
Şükrü Ciravoğlu’un adaylıktan çekilmesi üzerine CHP İl binası önünde gerçekleştirilen açıklamaya katılan Keşan Belediye Başkan Aday Adayı Mustafa Bezbaş, “Örgütün iradesi yok sayıldı. Edirne’nin en dürüst namuslu şerefli insanlarından birisi, 70 yaşına kadar partiye hizmet etmiş, bir tane de maaş kursağından geçmemiş bir insanın farkla kazandığı ön seçiminde hakkıyla atandığı bir görevin gasp edilmesi, elinden alınması ve haksızlığa uğradığı için toplandık. Şükrü ağabeyi geri istiyoruz Genel Merkez. Anti demokratik nedir? CHP düzelirse Türkiye düzelir. Şükrü ağabeyi geri getirin. Seçim kaybedilirse vebali sizin üzerinizdedir.
Genel başkan, bırakın jurnalcileri, dedikoducuları, yalan atanları bırakın. Sadece tertemiz üyeler burada, Şükrü ağabeyi geri istiyoruz. Edirne siyasetini dizayn etmeyi bırakın. Kişilerle işimiz yok. Şükrü ağabey geri gelecek, Edirne’de CHP’si yerel iktidarına devam edecek. Ankara sesimizi duysun” dedi.
“Karar alma sürecinde ben narkozun da etkisi olduğunu düşünüyorum”
Babasının sağlık durumun iyi olduğunu belirten Berk Ciravoğlu, “Babam hastaneye ilk yattığı zaman bir işlemi yarım kalmıştı. 5 gün yatması gerekirken 3 gün erken çıktı. Doktorlar sonraki süreçte ‘kalp ritmini düzeltelim, tertemiz çıkaralım’ dediler. Daha sonra Ankara’dan geldiğimiz boş bir zamanda hastaneye yatarak bu işi bitirip, tamamen düzelerek çıkmak istedi. Bu nedenle geçtiğimiz perşembe günü hastaneye yattı. Ama bilgiler Ankara’ya kendisinin acayip kötü durumda olduğu yönünde iletildi. Sanki durumu daha da kötüleşmiş gibi iletildi. Aslında şu anda hiçbir şeyi yok, bir serum bile takılı değil. Bence bu süreçte babamın çok üzerine gelindi. Karar alma sürecinde ben narkozun da etkisi olduğunu düşünüyorum. Tabii bu durum daha bilgili kişilerce de öğrenilebilirdi” dedi.
“CHP’de adaletin olmadığı anlamına geliyor”
Hastane sürecinde tüm yaşananlara tanıklık ettiğini ifade eden Ciravoğlu’nun yardımcısı CHP’li üye Erkan Ak, Ciravoğlu’nun çok baskıcı tavırlarla görevden el çektirildiğini belirterek şunları ifade etti:
“Genel Başkan 4-5 kez aradı telefonları ben açtım. ‘Bu işin sürdürülebilirliği kalmamıştır, seninle değil kadın adayla devam etmek istiyoruz’ dedi. Sonra 3 kez daha aradı, hastaneye İl Başkanı’yla birlikte noter gönderdiğini, noter huzurunda istifa etmesi gerektiğini söyledi. Israrla, çok baskıcı bir tavırla görevden el çektirildi. Sağlık sorunu olmadığı halde bunun yaptırılması CHP’de adaletin olmadığı anlamına geliyor.”
“Şu an ilçe seçim kurulunda itirazımız”
Yaşanan sürecin haksız ve hukuksuz olduğunu düşündüğü için bir avukat olarak il seçim kuruluna itiraz ettiğini söyleyen Avukat Cansın Çoğal, “Ben bu süreci duyduğumda haksız ve hukuka aykırı bir süreç olduğunu düşündüğüm için bu karara itiraz etmek istedim. Şu an ilçe seçim kurulunda itirazımız. Bu anti demokratik karar karşı çıkıyoruz. Bu şikayetten sonra kanaatimce Şükrü Bey’in adaylığı düşmez ve süreç devam eder” şeklinde konuştu.
]]>CHP Edirne Belediye Başkan Adayı olarak açıklanan Şükrü Ciravoğlu, geçirdiği sağlık sorunları nedeniyle hastanede tedavi görürken, alınan karar ile adaylıktan çekildiğini duyurmuştu. Ciravoğlu’nun adaylıktan çekilmesinin ardından CHP Edirne Belediye Başkan Adaylığına Filiz Gencan Akın atandı.
Edirne’de yaşanan olaya eylem yaparak tepki gösteren Ciravoğlu’nun CHP’li üyeleri ve sevenleri CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e hak, hukuk, adalet sloganları atarak seslerini duyurmaya çalıştı.
Öte yandan tedavisi hastanede tedavisi süren Şükrü Ciravoğlu’nun oğlu Berk Civaroğlu, babasına narkoz etkisindeyken imza attırıldığını düşündüğünü belirtti.
Öte yandan, CHP üyesi olan İbrahim Işık’ın iddialarına göre Şükrü Ciravoğlu, tedavi gördüğü hastanede, Genel Başkan Özgür Özel’in yoğun baskılarıyla hastaneye noter gönderilerek görevden el çektirildi.
Diğer partililer de açıklamalarda bulunarak yaşanan olaya tepki gösterdi.
“Edirne halkının iradesi ipotek altına alınamaz”
Şükrü Ciravoğlu’nun adaylıktan çektirilmesine tepki gösterdiklerini belirten CHP’li İbrahim Işık, “Biz Cumhuriyet Halk Partililerle binamızın önünde bulunma nedenimiz İl ve Merkez ilçe yönetimin dışında gelişen. Genel Merkezden gelişen, bir irade gaspına karşı buradayız. Ön seçimde açık farkla Şükrü Ciravoğlu, kazandı ve Genel Merkeze iletildi. Bunun takipçisi denetimcisi de Genel Merkezdi. Parti meclisi üyesi bir milletvekilimiz Genel Merkezden gelmiş onların denetiminde Cumhuriyet Halk Partililer mükemmel bir ön seçim yaşatmıştır. Bunu yok sayamazlar. Bunu madem yaptılar; buna uygun hareket etmek, buna göre devam etmek zorundalar. Seçimi açık farkla kazanmış bir aday varken, gereksiz doktorların raporlarında uymayan, sadece hastanede dinlenmesi istenen bir süreçte hasta diye, bu süreci yürütemeyecek diye uydurma bahanelerle Şükrü Ciravoğlu’nun iradesi, dolayışı ile Edirne halkının iradesi ipotek altına alınamaz. Elimizden alınamaz. Biz bunu haykırıyoruz. ve tekrar hak hukuk adalet isteyeceğiz. Bundan sonra süreci bekleyeceğiz” dedi.
“Hastaneye apar topar noter gönderilmesi olayını asla doğru bulmuyoruz”
Eylemde basın metnini okuyan CHP üyesi Hüseyin Taşkan ise, “Genel Başkanımız Özgür Özel, Belediye Başkan atamalarında ön seçim sonuçlarına uyulacağını ifade etmişti. Edirne’mizde yapılan ön seçimde 1591 oy almış olan Şükrü Ciravoğlu yerine, 683 oy alan Filiz Gencan Akın’ın atanmasına hak, hukuk ve adalet savunucusu olan partimiz adına anlam veremedik. Edirne’mizde 35 yıl sonra ilk defa Belediye Başkanlığı için ön seçim yapılmıştır. Edirne halkının büyük çoğunluğunun duyguları CHP’li üyelerce sandığa yansıtılmış, Şükrü Ciravoğlu açık farkla seçimi kazanmıştır. Sonuçta sadece partililerce değil, toplumun büyük bir kesimi tarafından seçim çalışmalarına başlanmış, geziler ve reklam panolarında seçim vaatlerimiz halka duyurulmaya başlanmıştır. Şükrü Ciravoğlu, geçirdiği küçük rahatsızlık neticesinde kalbinin tek damarına stent takılması sonrası, Ankara’ya aday tanıtım toplantısına çağrılmış ve gitmiştir. Sonrasında anjiyografi kateter giriş noktası olan kasık bölgesinden cilt altına oluşan küçük kan damlası sızıntısının tedavisi için hastaneye başvurulmuştur. Doktorlar kalbinde büyük kalıcı bir sorun olmadığını ifade etmiştir. Kendisinin sadece birkaç gün istirahat etmesi gerektiği bildirilmiştir. Yatışının hemen ertesi günü adaylıktan çekilmesi yönünde yapılan söylemleri ve hastaneye apar topar noter gönderilmesi olayını asla doğru bulmuyoruz. Edirne’de dürüst ve onurlu bir kişilik olarak tanınan adayımıza yapılan bu uygulama sadece üyeler değil, halk tarafından da yadırganmıştır. Biz bu zihniyete karşıyız” şeklinde konuştu.
“Ankara sesimizi duysun”
Şükrü Ciravoğlu’un adaylıktan çekilmesi üzerine CHP İl binası önünde gerçekleştirilen açıklamaya katılan Keşan Belediye Başkan Aday Adayı Mustafa Bezbaş, “Örgütün iradesi yok sayıldı. Edirne’nin en dürüst namuslu şerefli insanlarından birisi, 70 yaşına kadar partiye hizmet etmiş, bir tane de maaş kursağından geçmemiş bir insanın farkla kazandığı ön seçiminde hakkıyla atandığı bir görevin gasp edilmesi, elinden alınması ve haksızlığa uğradığı için toplandık. Şükrü ağabeyi geri istiyoruz Genel Merkez. Anti demokratik nedir? CHP düzelirse Türkiye düzelir. Şükrü ağabeyi geri getirin. Seçim kaybedilirse vebali sizin üzerinizdedir.
Genel başkan, bırakın jurnalcileri, dedikoducuları, yalan atanları bırakın. Sadece tertemiz üyeler burada, Şükrü ağabeyi geri istiyoruz. Edirne siyasetini dizayn etmeyi bırakın. Kişilerle işimiz yok. Şükrü ağabey geri gelecek, Edirne’de CHP’si yerel iktidarına devam edecek. Ankara sesimizi duysun” dedi.
“Karar alma sürecinde ben narkozun da etkisi olduğunu düşünüyorum”
Babasının sağlık durumun iyi olduğunu belirten Berk Ciravoğlu, “Babam hastaneye ilk yattığı zaman bir işlemi yarım kalmıştı. 5 gün yatması gerekirken 3 gün erken çıktı. Doktorlar sonraki süreçte ‘kalp ritmini düzeltelim, tertemiz çıkaralım’ dediler. Daha sonra Ankara’dan geldiğimiz boş bir zamanda hastaneye yatarak bu işi bitirip, tamamen düzelerek çıkmak istedi. Bu nedenle geçtiğimiz perşembe günü hastaneye yattı. Ama bilgiler Ankara’ya kendisinin acayip kötü durumda olduğu yönünde iletildi. Sanki durumu daha da kötüleşmiş gibi iletildi. Aslında şu anda hiçbir şeyi yok, bir serum bile takılı değil. Bence bu süreçte babamın çok üzerine gelindi. Karar alma sürecinde ben narkozun da etkisi olduğunu düşünüyorum. Tabii bu durum daha bilgili kişilerce de öğrenilebilirdi” dedi.
“CHP’de adaletin olmadığı anlamına geliyor”
Hastane sürecinde tüm yaşananlara tanıklık ettiğini ifade eden Ciravoğlu’nun yardımcısı CHP’li üye Erkan Ak, Ciravoğlu’nun çok baskıcı tavırlarla görevden el çektirildiğini belirterek şunları ifade etti:
“Genel Başkan 4-5 kez aradı telefonları ben açtım. ‘Bu işin sürdürülebilirliği kalmamıştır, seninle değil kadın adayla devam etmek istiyoruz’ dedi. Sonra 3 kez daha aradı, hastaneye İl Başkanı’yla birlikte noter gönderdiğini, noter huzurunda istifa etmesi gerektiğini söyledi. Israrla, çok baskıcı bir tavırla görevden el çektirildi. Sağlık sorunu olmadığı halde bunun yaptırılması CHP’de adaletin olmadığı anlamına geliyor.”
“Şu an ilçe seçim kurulunda itirazımız”
Yaşanan sürecin haksız ve hukuksuz olduğunu düşündüğü için bir avukat olarak il seçim kuruluna itiraz ettiğini söyleyen Avukat Cansın Çoğal, “Ben bu süreci duyduğumda haksız ve hukuka aykırı bir süreç olduğunu düşündüğüm için bu karara itiraz etmek istedim. Şu an ilçe seçim kurulunda itirazımız. Bu anti demokratik karar karşı çıkıyoruz. Bu şikayetten sonra kanaatimce Şükrü Bey’in adaylığı düşmez ve süreç devam eder” şeklinde konuştu. – EDİRNE
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mudanya Belediye Başkan Adayı Deniz Dalgıç ve Belediye Meclis Üyesi adaylarının tanıtım toplantısı Mütareke Meydanı’nda Mudanyalıların yoğun katılımı ve büyük coşkusuyla gerçekleştirildi. CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey, CHP İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve CHP Mudanya İl Başkanı Kurtuluş Furkan Atalay’ın katıldığı mitingde Bursa’nın bütün ilçeleri ve Büyükşehir’de birlikte kazanma sözü verildi. CHP Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu CHP’nin Mudanyalının hakkını yedirmeden, hizmet öncelikli anlayışla on yıldır Mudanya’yı yönettiğine dikkat çekerek, “Mudanya ülkemizin ve Bursamızın bir incisi. Hep birlikte Mudanya’yı hak ettiği yere taşıyacağız” dedi. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ise, Mudanya’nın barışın kenti olduğuna dikkat çekerek, “Dayanışma ve birliktelikle, ortak yaşama kültürü ile Mudanya’ya sahip çıkma zamanıdır” diye konuştu.
Metrobüs müjdesi
Mudanya ile ilgili projelerini açıklayan CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey, metrobüs ve kentsel dönüşüm müjdesi verdi. Bozbey, “Ulaşımla ilgili sorun yaşıyorsunuz. Size bir müjde, ilk defa burada açıklıyorum. Mudanya’ya metrobüs hattını getireceğiz. Mudanyalılara, Bursalılara sürpriz!” dedi.
Mudanya’nın ulaşım, otopark ve deprem gibi sorunlarının olduğuna dikkat çeken Bozbey, şöyle konuştu: “AK Parti yönetimindeki Bursa Büyükşehir Belediyesi Mudanya’ya üvey evlat gibi davrandı. Ama biz önemsiyoruz. Herkes eşit ve adil bir şekilde hizmet alacak. Mudanya’daki ulaşım sorunlarını çözeceğiz. Depremle ilgili hazırlıklarımıza hızlıca başlayacağız. Kentsel dönüşüm ile Mudanya’yı depreme dayanıklı bir kent haline getireceğiz. Mudanya’nın denizini temizleyerek insanlarımızın gönül rahatlığı ile denize girebileceği bir yer haline getireceğiz. Üreten kadınlarımıza destek vereceğiz. Sorunlara vakıfız, çözümleri biliyoruz. Biz bilime inanıyoruz. Onun için yaptığımız işler doğru oluyor.”
Deniz Dalgıç’a destek
Seçim otobüsünün üstüne Mudanyalıların büyük sevgi gösterileri ve “Mudanya seninle kazanacak” sloganları eşliğinde çıkan CHP Mudanya Belediye Başkan Adayı Deniz Dalgıç, “Biz; mübadelesine, mücadelesine, mütarekesine saygı gösterenlerdeniz. Poyrazına, imbatına, mis gibi havasına gönül verenlerdeniz. İncirinin, üzümünün, zeytinin, taşının, toprağının anlamını bilenlerdeniz. Tarihiyle, tarımıyla, turizmiyle, Mudanya’nın hak ettiği değeri görmesi gerektiğini düşünenlerdeniz. Mudanya’yı hak ettiği yere getirmek, değişimi inşa etmek için yola çıktık” dedi. “Mudanya huzurdur, saygıdır, berekettir, bilgeliktir. Mudanya mütarekedir, barıştır ama hepsinden önemlisi Mudanya cumhuriyettir. Mudanya, savaş alanlarında kazandığımız zaferlerden sonra masadan başımızın dik ayrıldığı yerdir. Bu yüzden hepimizin Mudanya’ya vefa borcu var.” diye konuştu.
Dalgıç, Mudanya için önceliklerini şöyle açıkladı: “Belediye başkanının görevi halkın sağlık, huzur, mutluluk ve refahını sağlamaktır. Can güvenliği olmayan, geçim derdi olan bir halk mutlu olabilir mi? O nedenle bizim birinci önceliğimiz Mudanya’yı deprem dirençli bir kent haline getirmek olacak. İkinci önceliğimiz ise gelir düzeyini yükseltmek. Bunun için maddi kaynağa ihtiyacımız var ama bunu uzakta aramayacağız. Tarihimiz, kültürümüz, tarımımız ve denizimiz var. Şimdi de Deniz’iniz var. Deniz’inizin hayalleri, umutları var. Mudanya’yı dünya çapında bir tarım ve turizm kenti yapacağız. Çünkü sizlere çok güveniyorum. Birlikte kazanırız, birlikte başarırız.”
“Meşaleyi Mudanya’dan yakıyoruz”
Herkesin mutlu olduğu bir Türkiye inşa etmek için mücadele edeceklerini dile getiren CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ise “Türkiye’nin tarihini yazmak için Mudanya’dan bir meşale yakıyoruz. Emeklinin yoksullaştığı, asgari ücretlinin enflasyonun altında ezildiği, saltanat düşkünlerinin düzenine son vereceğiz. Bursa’da 1 Nisan’dan itibaren sevmek bile gönülden olacak. Bursa, gülümseyecek, herkes gülümseyecek. Mudanya’da inandığımız Deniz Dalgıç’ı ve belediyecilikte marka olan Mustafa Bozbey’i siz Mudanyalılara emanet ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Mudanya’nın geçtiğimiz on yıl boyunca sosyal belediyecilik ile yönetildiğini belirten CHP Mudanya İlçe Başkanı Kurtuluş Furkan Atalay ise, “10 yıldır Mudanya’da kazandığımız zaferi Bursa’ya yayacağız” şeklinde konuştu.
Aday tanıtım toplantısının ardından CHP Mudanya Belediye Başkan Adayı Deniz Dalgıç’ın seçim ofisinin açılışı CHP Bursa Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu ve Orhan Sarıbal, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ile CHP Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey’in katılımıyla yapıldı. Açılışta konuşan Deniz Dalgıç, desteklerinden dolayı Mudanyalılara teşekkür etti. CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey ise Mudanya seçmeninden rekor düzeyde oy beklediğini duyurdu. – BURSA
]]>CHP Milli Savunma Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, şehit aileleri ve gazilerin sorunları ile ilgili bugün yazılı açıklama yaptı. Bağcıoğlu, şunları kaydetti:
“TSK ve emniyet güçlerimizin hain terör örgütlerine karşı gerçekleştirdiği amansız mücadelede canını vermiş şehitlerimizin ve yaralanmış gazilerimizin her biri, bizim için milli birer kahramandır. Şehitlerimiz bizim toprak altındaki ulu köklerimiz, gazilerimiz ise ebedi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi ‘Yaşayan Anıtlarımız’ olarak onurumuz ve gururumuzdur. Toplumda el üstünde tutulması gereken şehit aileleri ve gazilerimiz, Anayasa’mızda da ayrıcalıklı bir konumda yer almışlardır. Bu çerçevede devlete aşağıdaki görev ve sorumluluklar verilmiştir:
Anayasa Madde 10: Harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Anayasa Madde 61: Devlet harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle malul ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar.
Tüm bu Anayasal güvencelere rağmen, şehit yakınları ve gazilerimizin var olan birçok sorunu bulunmaktadır. Sağlık, eğitim, istihdam, terörle mücadelede yaralanıp gazi sayılmama gibi birçok alanda sorunlar halen devam etmektedir. Bunlardan özellikle sağlıkla ilgili olan ve acil çözümüne ihtiyaç duyulan bazı sorunlar aşağıda özetlenmiştir.
“DÖVİZ KURUMDAKİ DALGALANMA VE FAHİŞ FİYATLAR YÜZÜNDEN GAZİLER ESKİYEN PROTEZLERİNİ YENİLEYEMİYOR”
? Terörle mücadelede uzuvlarını yitiren gazilerimiz, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sabit fiyat politikası ve kurdaki dalgalanma yüzünden protezlerini yenileyemez duruma gelmişlerdir.
? Gazilerimiz için protez, ortez, tekerlekli sandalye ve sonda gibi malzemeler hayati önemdedir. Ancak; Sosyal Güvenlik Kurumu bunları temin edemeyecek noktadadır.
? Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki yoğunluğa bağlı olarak, Gazilerimiz 4-5 aya varan bekleme sürelerine maruz kalabilmektedir. Türkiye’nin birçok ilinden Ankara’ya gelen gazilerimiz, uzun uğraşlar sonucu hastanede kalarak malzemelerini alabilmektedir.
? Döviz kurumdaki dalgalanma, fiyatları fahiş biçimde artırmış olup protezi eskiyen gazilerimiz, tamir ettirerek tekrar kullanmak zorunda kalmaktadırlar.
? Gazilerimiz sağlık işlemleri için Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittiklerinde ‘yatış’ işlemi yapmak zorunda kalmaktadırlar.
? Yatan hasta olarak işlem gördükleri için ise Sosyal Güvenlik Kurumu’na ek yatak ücreti de fatura edilmektedir.
? Kurul, ilk hafta protezin kullanılamaz durumda olup olmadığını görüşmekte, ikinci hafta başka bir kurul uygun görülen protezin tespitini yapmakta ve üçüncü hafta ise protezle işlem yapmaya hak kazanılmaktadır.
? Yoğunluk nedeniyle 3-4 ay sonrasına randevu verilmektedir.
“TERÖRLE MÜCADELE SIRASINDA YARALANIP GAZİ SAYILMAYANLARA VERİLEN SÖZLER MUTLAKA TUTULMALI”
Güneydoğu’daki bir terör operasyonunda mayına basarak bacağını kaybeden ve İzmir’de yaşayan gazimizin anlattıkları gerçekten üzücüdür. Gazimiz, ‘Ankara’ya tek başıma gidemiyorum, eşim de geliyor. Kalma ve ulaşım masrafını karşılamakta zorlanıyoruz. Bazı gazilerin protezi yok, yurt dışından gelmesini bekleyen Gaziler var’ şeklinde durumunu dile getirmektedir. Terörle mücadele sırasında yaralanıp gazi sayılmayan kahramanlarımızın durumu da mutlaka dikkate alınmalıdır. Bu kahraman evlatlarımıza iktidar tarafından verilen ancak şimdi unutulan sözler mutlaka tutulmalıdır.
“CHP, ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERİMİZ YARARINA OLACAK TÜM KANUN TEKLİFLERİNİ HER ŞARTTA DESTEKLEYECEK”
Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm bu sorunların takipçisi olunmuş, gündeme getirmekten ve çözüme kavuşturulmaları için gayret göstermekten asla vazgeçilmemiştir. Şehit ve Gazilerimiz konusunda TBMM’ye verilen kanun teklifleri incelendiğinde, yüzde 71’nin CHP tarafından verildiği görülmektedir. CHP bundan sonra da TBMM’de çözümler için en önde mücadele eden parti olacak, kimden gelirse gelsin şehit aileleri ve gazilerimiz yararına olacak tüm kanun tekliflerini her şartta destekleyecek, özellikle şehit aileleri ve gazi dernekleri ile kesintisiz iletişimini sürdürecektir.
“CHP, ŞEHİT AİLELERİMİZ VE GAZİLERİMİZ İÇİN SORUN VE SIKINTILARINI ANLATABİLECEKLERİ LİMANLARDIR”
Buradan bir kez daha ifade ediyorum; CHP Genel Merkezi, İl Başkanlıkları ve İlçe Başkanlıkları şehit ailelerimiz ve gazilerimiz için sorun ve sıkıntılarını anlatabilecekleri limanlardır. Seslerini duyurmak için elimizden geleni yapacağımıza emin olabilirler. Ayrıca, aziz şehitlerimizin aileleri ve kahraman gazilerimiz, sıkıntı, dilek ve önerilerini CHP Genel Merkezi’nin chp@chp.org.tr e-yazışma adresine elektronik ortamda iletebilirler.”
]]>Yerel seçimlere sayılı günler kala Antalya’da İYİ Parti Muratpaşa İlçe Başkanı Erdal Özçivi, eski Kepez İlçe Başkanı Mesut Emrah Yıldırımlar, İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Başak Karataş ve ilçe yöneticilerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 150 İYİ Partili istifa ederek CHP’ye katıldı. Aynı zamanda CHP’nin Muratpaşa Belediye Başkan adayı da olan Ümit Uysal’a yerel seçimlerde destek vereceklerini ilan eden İyi Partililer için tören Uysal’ın seçim koordinasyon merkezinde gerçekleşti. Törende CHP İl Başkanı Nail Kamacı, Muratpaşa İlçe Başkanvekili Can Okan Kıran da yer aldı.
“Ortak bir hayalimiz var”
Uysal burada yaptığı konuşmada, Antalya İttifakının ilk kıvılcımının Muratpaşa’dan çaktığını belirtti. Bu ittifakın ortak paydasının beraber bir Türkiye hayali kurmak olduğunu söyleyen Uysal, şöyle konuştu:
“Toplumsal beraberlik, beraber düşünme, beraber hayal kurma, iyiliği ve kötülüğü paylaşma, geleceğe umutla bakma, kalkınma, üretme, demokratik yaşam ve dayanışma duygusu tasfiye edilme durumunda. Her gün erozyona uğrayan ortak duyarlılıklara, bu duyarlılıklarımızın her gün aşındırılmasına, insanların otoriter yaklaşımlar içinde bölünmesine, milletimizin birbiriyle konuşamaz hale getirilmesine, milletimizin televizyonlarını dahi ayırmış duruma getirilmesine, birbirini dinleyemez hale getirilmesine ‘Hayır’ diyoruz”
Sürecin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde, CHP çatısı altında birleşip Milli Mücadele’nin kazanılmasından bir anlamda farkı olmadığını dile getiren Başkan Uysal, “Bugün de ülkemizin umudunu, geleceğe olan güvenini, milletimizin birliğini ve beraberliğini, bağımsız ve adil bir yargı düzenini, kalkınmayı, dünyadaki medeni ülkelerden biri olabilme hayalini, birbiriyle dayanışma içinde olma duygusunu yeniden tahakkuk ettireceğiz” diye konuştu.
“Hep birlikte”
Bu mücadelenin başarıya ulaşacağını söyleyen Uysal, “Bu birlik, bunun beraberliğidir” dedi. Türkiye’nin ortak hedeflerinden uzaklaşmasına, ortak umutlardan uzaklaşmasına tahammüllerinin olmadığını dile getiren Başkan Uysal, “Demokrasi içinde, demokratik yöntemlerle ülkemizin sürüklendiği bu olumsuz gelişmelere hep birlikte karşı koymak üzere bir araya geldik” diye konuştu.
“Yuvanıza hoş geldiniz”
CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı ise partisine katılan İYİ Partililere, “Yuvanıza hoş geldiniz. Bu yuvaya giren herkes CHP’nin eşit üyesidir. Hiç kimse dışlanmaz” diye seslendi. Muratpaşa İlçe Başkanvekili Okan Can Kıran da, “Bizler özünde adaleti, demokrasi ve cumhuriyeti savunan insanlar olarak aslında Türkiye İttifakı’nı temelde çoktan kurmuş vaziyetteyiz” dedi.
‘Oy birliğini, güç birliğini kurduk’
İYİ Parti Muratpaşa İlçe Başkanı Erdal Özçivi ise istifa eden yönelim kurulu üyeleriyle seçimlerde Uysal’ı destekleyeceklerini belirtti. Özçivi, “Bu ittifakta Muratpaşa halkımız yer alıyor. Yol arkadaşlarımız, dostlarımızla birlikteyiz. Muratpaşa’da ittifakımızı sağladık. Başkanımız Sayın Uysal’ın da dediği gibi ‘oy birliğini’, ‘güç birliğini’ kurduk, el ele verdik. Şimdi yeni hedefler için birlikte, daha ileri adımlar atacağız. Hepimize hayırlı olsun” diye konuştu.
Konuşmaların ardından İl Başkanı Kamacı ve Başkan Uysal, CHP’ye katılan İYİ Partililere rozetlerini taktı. Diğer yandan Başkan Uysal’ın salı günü gerçekleşen Seçim Koordinasyon Merkezi açılışında Gelecek Partisi Antalya İl Başkanı Muhammed Acar da yer almıştı. – ANTALYA
]]>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir Ekonomi Üniversitesi Siyaset Platformu Kulübü’nün düzenlediği “Yerel Politikalar Ekseninde Dünden Bugüne İzmir” paneline katılarak gençlerle buluştu. Gençler arasında siyaset bilincini artırma, demokrasiye katkıda bulunma ve toplumda olumlu değişiklikler yaratma amacını taşıyan etkinlikte konuşan Başkan Soyer, 2019-2024 yılları arasında kentin gelişimi hakkında konuştu. Başkan Soyer ayrıca gençleri ilgilendiren konularda bilgi aktarımı yaparken yerel siyaset hakkında gözlemlerini paylaştı. Buluşmada kent geleceği hakkında fikir ve öneriler de gündeme geldi.
SOYER: “O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ”
Siyaset hayatına nasıl atıldığını anlatarak konuşmasına başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, vicdan ve merhameti keşfederek yoluna devam ettiğini kaydetti. Başkan Soyer, “Bu adaletsiz ve haksız dünya nasıl değişebilir, bunun değişimi için ben ne yapabilirim gibi birçok soru işareti ile başlayan sorgulama dönemi. Sonunda geldiğim nokta herkesin hayatının bir anlamı vardır ya, benim hayatımın manası da bu memlekete duyduğum aşk. O kadar çok seviyorum ki; doğasını insanlarını tarihini köklerini geleceğini. Sevda için; makam, koltuk, mevki gerekmiyor. Onu içinizde hissetmeniz gerekiyor. Nerede olursanız olun, ne iş yaparsanız yapın sonunda o sevdayı aşkı gösterecek bir şeyler yapmaya devam ediyorsunuz” dedi.
“CHP’DE KALACAĞIM”
Başkan Soyer, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında çalışmaya devam edeceğini vurgulayarak, “CHP’de kalacağım. Çünkü bizim gibi ülkelerde eğer iktidar çok büyük bir güç biriktiriyorsa, o gücü frenleyecek en büyük güç ana muhalefet partisidir. O iktidarın gücünü denetleyecek, kontrol edecek mekanizmaları kurmak lazım. CHP bu ülkenin sigortasıdır. Bu yolculuğa CHP çatısı altında devam edeceğim. Ama ben toplumsal sivil muhalefete çok inanıyorum. Kadın, çevre ve eğitim. Bu 3 başlıkta platformlar, vakıf ve dernekler tüm siyasi partilerin önünde. Bütün hayalim toplumsal sivil muhalefeti, bir toplumsal bileşik muhalefete dönüştürmek. Bu iki aks birbirini destekleyecek. Ben CHP için çalışırken bu çalışmanın o muhalefete de fayda edeceğini düşünüyorum” diye konuştu.
“HER KOŞULDA İZMİR”
Siyasete yerelde devam etmeyi istediğini, yerelin gücüne inandığını belirten Başkan Soyer, “İzmir’den asla vazgeçemem, her koşulda İzmir” şeklinde konuştu. Popülist bir siyasetçi olmadığını ifade eden Başkan Soyer, “Popülist siyaset maalesef bugünün dünyasında, bir de otoriterlikle birleştiği zaman çok tahrip edici oluyor. Sadece rakamlar üzerinden, yani sizin kamuoyunda yarattığınız algı üzerinden, sempati üzerinden değerlendirmeyi eksik bulurum. Bir belediye başkanının, örneğin bilançosundaki yatırım yüzdesi çok önemli bir göstergedir. ya da görevi devraldığındaki borç tutarıyla, görev süresinin sonundaki borç tutarının karşılaştırılması çok önemlidir. Sosyal politikalarda ne yaptığı çok önemlidir, demokrasi için ne tür platformlar yarattığı ve verdiği katkı önemlidir. Sadece anketler üzerinden, kamuoyundaki beğeni düzeyi ölçülerek yapılan değerlendirmelerin doğru olmadığını düşünüyorum. Acaba doğru siyaset yaptığı için mi, popülist siyaset yaptığı için mi böyle? Doğru siyaset için uğraşması gerekmez mi, örneğin CHP’nin sosyal demokrat belediyecilik ilkeleri üzerinden değerlendirme yaparak, o parametreler çerçevesinde aday belirlemesi güzel olmaz mı?” dedi.
“PROJELERİ YARIM BIRAKIRSANIZ BU ŞEHİR KAYBEDER”
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 150 yıllık tarihiyle kendine has bir çalışma kültürü olduğunu ve güçlü bir yapısı bulunduğunu söyleyen Başkan Soyer, hükümetten gerekli desteği alamamalarına rağmen bunu mazeret haline getirmediklerini söyledi. Sürekliliğin önemine vurgu yapan Soyer, “Eğer kurumsal kapasiteyle üretilmiş yola çıkılmış projeleri yarım bırakırsanız bu şehir kaybeder. Hem mali, hem gelecek vizyonu anlamında kaybeder. Bizim yaptığımız başlangıç şehrin gelecek 50 yılını kurtarmaya yönelikti. Devam etmesi lazım” diye konuştu.
“DAHA ERKEN BİTİRECEĞİZ”
Buca Metrosu için çalışmaların sürdüğünü hatırlatan Soyer, “Buca metrosunun parası cebimizde. Onay, imza hiçbir şey yok. 4 TBM çalışıyor. Olağanüstü hızlı yürüyor. İlk etabı bitirmek için sayaç koyduk Şirinyer’de. Söylediğimiz tarihte, hatta daha erken bitireceğiz” dedi.
“KENDİNİZE GÜVENİN”
Gençlere de tavsiyelerde bulunan Başkan Soyer, “1923 kuşağını ne olur hatırlayın. Sizin yaşlarınızda, çok daha zor koşullarda çok büyük sıkıntılar içinde yaşayan insanlardı. Gözlerini kapatıp koşa koşa ölüme gittiler. Bunu aklınızdan çıkardığınız anda gelecek inşa edemezsiniz. Şunu bilin; Cumhuriyetin ikinci yüzyılına giderken onlar sizsiniz. Bu ülkeye demokrasiyi getirecek, yaşanan büyük sefaleti, yoksulluğu bitirecek, özgür düşünceyi geliştirecek sizlersiniz. Neden batıdaki akranlarınız kadar demokrasiyi hak etmiyor olasınız? Hepsinden daha çok hak ediyorsunuz. Arkamızda kadim bir kültür var, çok daha iyisini hak ediyorsunuz. Kendinize güvenin, sevin. Siyasetten asla vazgeçmeyin” diye konuştu.
]]>Kurum, Kanal D’deki “Neler Oluyor Hayatta” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
İstanbul’da taksi sorununun görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Kurum, taksi çağırmak için birçok uygulama bulunduğunu ve bunları tek bir çatı altında toplamak zorunda olduklarını söyledi.
Kurum, “Merkezi Taksi Sistemi” adı altında hayata geçirecekleri “Biz İstanbul” uygulamasıyla taksinin ve sürücüsünün durumunun dijital ortamda görülebileceğini belirterek, İstanbul’un taksisinin bir marka haline geleceğini kaydetti.
Vatandaşın beklentisi olan hizmet kalitesini artıracaklarını aktaran Kurum, mevcut yönetimin sorunu çözmek yerine taksicilik yapmak istediğini ifade etti.
Kurum, kimsenin mağdur olmadığı, sıkıntı yaşamadığı bir süreci işleteceklerini belirterek, taksilerle ilgili projelerinin detaylarını paylaştı.
İSPARK’la ilgili planlarını anlatan Kurum, 5 yılda 250 bin araçlık otopark yapacaklarını söyledi.
Kurum, kentin neredeyse her mahallesinde otopark sorunu olduğunu, 39 ilçede 964 mahalleye yayılacak biçimde, üstü toplanma alanı ve yeşil alan, altı otopark şeklindeki yapıları inşa edeceklerini aktardı.
Okul bahçelerine de otopark yapacaklarını kaydeden Kurum, Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzalayacaklarını, veliler ile öğretmenlerin kullanacağı otoparkların üstünün çocukların yeşille buluşacağı bahçeler olacağını anlattı.
“Bölücü terör örgütünün bizi hedef almasını gayet doğal görüyoruz”
CHP ve DEM Parti’nin “Kent Uzlaşısı” söylemleri ile Kandil’den Cumhur İttifakı’yla ilgili yapılan açıklamaların sorulması üzerine Kurum, bölücü terör örgütünün sözde elebaşının kendilerini hedef alan bir açıklama yaptığını ve ittifaka işaret ettiğini belirterek, “Yani diyor ki, ‘Oradaki ittifak, var olan o ittifakları sahiplenmeli.’ diye yönlendirme yapıyor. Bölücü terör örgütünün bizi hedef almasını gayet doğal görüyoruz. Çünkü onların dertleri ülkemizin birliği değil. Onların dertleri bu ülke bölünsün, parçalansın, ayrışsın. Maalesef bu düşünce içerisindeler.” ifadelerini kullandı.
Kurum, terör örgütlerine gereken cevabı her yerde verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini vurgulayarak, “Allah’ın izniyle ülkemizin 780 bin kilometrekare toprağını, ay yıldızlı bayrağımızı gönderde, yükseklerde tutmak adına, ülkemizi her alanda güçlü, muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak adına adımlarımızı Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde atmaya devam edeceğiz. Kandil’in, elebaşının işaret ettiği bir ittifaktan bahsediyorlar. Adına da ‘Kent Uzlaşısı’ diyorlar. Aslında bu ‘Kandil uzlaşısı’. Maalesef Kandil’le yapılan uzlaşmadır. Maalesef Atatürk’ün kurduğu partinin bugün gaflet ve dalalet içine düştüğünü görüyoruz.” diye konuştu.
CHP’nin, özgür ve bağımsız bir parti olmadığı değerlendirmesinde bulunan Kurum, “Bugün CHP, Kandil’in işaret ettiği ‘Kent Uzlaşısı’nı yapmak üzere bir gayret içerisindedir. Masa arkasında, kapı arkasında kirli ittifaklar kurup, bu ittifakları söyleyememe, adını da ‘Kent Uzlaşısı’ olarak tarif etme çabası içerisindeler. Bunu milletimiz çok iyi görüyor. Peki ne olacak? Yani ‘Kent Uzlaşısı’ olduğu zaman DEM Partisi terör örgütüne mesafe mi koyacak? Bu parti, terör örgütü propagandasını yapmaktan vaz mı geçecek?” ifadelerini kullandı.
“CHP’li seçmenin de alternatifsiz olmadığını düşünüyorum”
Kurum, ittifakın adının “Kent Uzlaşısı” konulmaya ve gizlenmeye çalışıldığını ifade ederek, “Ama gizleyemezler. CHP’ye gönül veren kardeşlerimiz de bundan oldukça rahatsızlar, isyan ediyorlar. Daha önce parti yönetiminde olan ama bugün bu ittifaktan rahatsız olanlar bunları da dile getiriyorlar. Bugün baktığınızda CHP’li seçmenin de alternatifsiz olmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla o alternatifleri bugün, bu yerel seçimde, 31 Mart’ta sandığa yansıtacaklarına da yürekten inanıyorum.” açıklamasında bulundu.
İstanbul’un, en iyi projeyi yapacak, hizmeti getireceklerin arkasından gideceğine yürekten inandığını dile getiren Kurum, o yüzden İstanbulluların oyuna talip olduklarını kaydetti.
Kurum, yerel seçimlerle ilgili anket sonuçlarının sorulması üzerine, en güzel anketin, sahaya gittiklerinde insanların ilgisi, alakası ve sevgisi olduğunu belirtti.
Sahaya çıktıklarında bunu gördüklerini anlatan Kurum, “Öyle güzel bir motivasyon var ki… İnsanlarımız artık sabırsızlıkla o 39 gün bitsin, artık hizmet siyaseti gelsin, İstanbul hizmete kavuşsun beklentisi içerisindeler ve bu coşku her geçen gün büyüyor. Bir kadın hareketi, gençlik hareketi olacak demiştim. Şimdi bu dalga dalga büyüyor. Bu, sonuçta sevgiyle, karşılıklı güven ilişkisiyle olacak bir iş.” diye konuştu.
Kurum, bu durumun anketlere de yansıdığını vurgulayarak, “Aslında şu anki CHP’li yönetimin kafa karışıklığı da buradan kaynaklanıyor. Yani algıyı başka yere çekme, gündem değiştirme çabası… Ne yapacaklarını bilemiyorlar, şaşırmış durumdalar. ‘Ne söylesek, nasıl bir algı oluştursak, nasıl davransak da bu sevgiyi koparsak.’ diye çalışma arzusu içerisindeler. Ama ne yaparlarsa yapsınlar nafile.” ifadelerini kullandı.
]]>Başarır, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin döviz kurundaki farktan dolayı sadece ocak ayındaki borç tutarının 101 milyar lira daha fazla olduğunu, bu durumun sadece bir ayla sınırlı kalmadığını belirtti.
İktidarın ekonomi politikalarının ülkeyi ve ekonomiyi bu hale getirdiğini savunan Başarır, “Bu borcu sadece bugün yaşayanlar ödemeyecek, doğmamış çocuklarımıza ve torunlarımıza da bu borç kalacak.” diye konuştu.
Türkiye ve Almanya’daki emeklilerin ekonomik koşullarını karşılaştıran Başarır, Almanya’daki bir emeklinin maaşı 1700 avroyken, Türkiye’deki en düşük emekli maaşının 298 avroya denk geldiğine işaret etti.
Emekli bayram ikramiyesinin 2 bin liradan 3 bin liraya yükseltilmesine yönelik düzenlemeyi eleştiren Başarır, “Fark bin lira. Çocuğuna, torununa bu bin liralık farkla emekli bayramda kıyafet, ayakkabı, pantolon alabilir mi? Alamaz. CHP olarak en azından asgari ücret kadar, 17 bin 2 lira bayram ikramiyesi verilmesini istedik. Çok şey istemedik. Açlık sınırı 22 bin lira, en düşük emekli maaşı 10 bin lira, emekli ikramiyesi 3 bin lira. Utanç verici bir tablodur bu.” ifadelerini kullandı.
Ali Mahir Başarır, 8. Yargı Paketi’nin yargıdaki hiçbir sorunu çözmediğini söyleyerek, “Türkiye’de bir adalet sorunu vardır, bu adaletsizliğin sebebi tek adamdır, yargıyı kendisine bağlamasıdır. Ondan aldığı yüzle yerel mahkeme ve Yargıtay, Anayasa ve Anayasa Mahkemesini tanımamaktadır. Ama paket olarak bize yargı değil, sarayın paketi gelmektedir. Önümüzdeki hafta tüm milletvekili arkadaşlarımız, Adalet ve Anayasa komisyonu üyelerimiz, Hukuktan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, hukukçu milletvekilleri uzun uzun bu konuyu konuşacaklar.” değerlendirmesinde bulundu.
Yerel seçimlerin 31 Mart’ta gerçekleşmesi durumunda 4,5 yıl seçim olmayacağına dikkati çeken Başarır, “Eğer bu iktidara bir uyarıyı sandıkta yapmazsak, yapılan bu zulmün hesabını 31 Mart’ta sormazsak, tüm haksızlıklara rağmen insanları açlığa terk eden Erdoğan’a bir şans daha verirsek 4,5 yıl geçmez. Hemen seçimden sonra iğneden ipliğe kadar her şeye katbekat zam gelecek. 31 Mart’ta sandığa gidelim. Sefalete, açlığa olan tepkiyi sandıkta verelim.” dedi.
“Tüm işletmeleri, yapıları kontrol edeceksin, fay hattı nerede bakacaksın”
CHP Grup Başkanvekili Başarır, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye Erzincan İliç’teki maden sahasının fay hattı üzerinde yer aldığı iddiasının sorulması üzerine, Özhaseki’nin bu konuyu araştıracağını söylediği aktarılarak, Başarır’a değerlendirmesi soruldu.
Başarır, “Beyefendi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, fay hattının geçtiğinden haberi yokmuş. Sen, Türkiye’de bırak bir madeni, tüm işletmeleri, tüm yapıları hepsini kontrol edeceksin, fay hattı nerede diye bakacaksın.” ifadesini kullandı.
Bakan Özhaseki’nin, İliç’teki maden ocağında yaşanan toprak kayması sırasında ameliyat geçirdiğini belirttiğini anlatan Başarır, Özhaseki’nin 8 gün sonra İliç’e gelmesini eleştirdi.
Ali Mahir Başarır, İliç’teki maden ocağına ÇED raporu verilmesine ilişkin bir soruya da, “Acı bir şey söyleyeyim, İstanbul’da büyük bir deprem bekleniyor. ‘ÇED raporundan mı oldu?’ Tabii ki ÇED raporundan oldu. Sen ÇED raporunu vermeseydin, tehlikeyi görseydin, o toprağın kat kat birikeceğini, siyanürün karışacağını, Fırat Nehri’nin tehlikede olacağını görseydin bu olmayacaktı.” yanıtını verdi.
Başarır, CHP’nin İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkan adaylarının tanıtım fotoğraflarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel bulunmazken, AK Parti’nin bu illerdeki adaylarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile karelerinin yer aldığını belirterek, “Bu bir tercih mi?” sorusuna, “İstanbul’da şöyle bir karışıklık var; Recep Tayyip Erdoğan mı, Murat Kurum mu aday belli değil. Kurum’u öne sürmüş Erdoğan ‘Asıl aday benim.’ diyor. Hele hele şu açıklamalardan sonra, İliç faciasından sonra Erdoğan sadece kendi resmini paylaşsa daha hayırlı bir iş yapmış olur.” yanıtını verdi.
]]>Saruhanlı’nın CHP’li Belediye Başkanı ve Başkan adayı Zeki Bilgin, yerel seçimlere Saadet Partisi logosu ile girecek
MANİSA – CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in memleketi Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde CHP’nin Belediye Başkanı ve Başkan adayı Zeki Bilgin ile meclis üyeleri aday listesi, süresi içinde teslim edilmediği gerekçesiyle İlçe Seçim Kurulu tarafından kabul edilmedi. Saruhanlı’da seçime giremeyecek olan CHP, uzun saatler yapılan görüşmede Saadet Partisi ile anlaştı. CHP’nin belediye başkan adayı Zeki Bilgin ve bazı meclis üyesi adayları, seçime Saadet Partisi’nin logosu altında girecek.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in memleketi Manisa’da CHP geçtiğimiz seçimde yüzde 55’in üzerinde oy aldığı Saruhanlı’da seçime katılamayacak. Başkan adayı ve meclis adayı listelerini 20 Şubat’ta saat 17.00’dan sonra ilçe seçim kuruluna teslim etmek isteyen CHP’nin başvurusu kabul edilmedi ve yaptıkları itiraz da reddedildi. Bunun üzerinde sabah erken saatlerden itibaren Saadet Partisi ile görüşmeye başlayan CHP heyeti, saatler sonra açıklama yaparak seçimlere Saadet Partisi’nin logosu ve çatısı altında girme konusunda anlaştıklarını duyurdu. Yapılan açıklamaya CHP Manisa Milletvekilleri Bekir Başevirgen, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Saadet Partisi Manisa İl Başkanı Abdullah Yılmaz, Saruhanlı Belediye Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Zeki Bilgin ile partililer katıldı.
“Kimse halkın iradesine ipotek koyamaz”
Saruhanlı Belediyesi önünde bir açıklama yapan Saruhanlı Belediye Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Zeki Bilgin, “Dünden beri Saruhanlı’da seçim kuruluna liste verilmesiyle ilgili bir kaos yaşıyoruz. Bu ne partimiz ne de benim şahsımla alakalı. Saat 17.00’a 5 kala ilçe başkanım evraklarla birlikte ilçe seçim kurulu başkanının odasına gidiyor ancak müdür odasında değil. Müdür geldiğinde de geç kalındığını söylüyor. Elektrikler kesik. Bizim ilçe başkanımıza saat 17.30’da 17.08 diye belge veriliyor. Elektrik yok, sistem olmamasına rağmen böyle bir belge veriliyor. Bu doğru değildir. Yaptığımız görüşmelerde Cumhur İttifakı’nın adayı itirazda bulunmayacaklarını söylüyorlar ancak bizim itirazımıza itiraz ediyorlar. İYİ Parti’de aynı şekilde açıklama yapıyor. Biz Zeki Bilgin’in seçime girmesi için destek verdik diyor ama külliyen yalan. MHP de seçime katılmamamız anlamında oy kullanıyorlar. Bunlar hem insanı öldürüyorlar hem de cenaze namazı kılıyorlar. Sevgili hemşehrilerimin bundan bilgisi olmasını istiyorum. Halkın oylarıyla gelmiş iki aydır sahada mücadele eden Zeki Bilgin’i, halkın iradesine ipotek koyuyorlar. Buradan söylüyorum. Daha önceki seçimlerde de yaşadık. Trafoya kedicikler giriyor, elektrikler kesiliyor, bunun faturasını halk ödüyor. Alın teri ile dürüstçe mücadele edenler ödüyor. Buna 31 Mart’ta Saruhanlı hemşehrilerimiz dur diyecekler. 31 Mart’ta ayarını bozdukları kantarın onları tartacağından hiç şüpheniz olmasın” dedi.
“Saadet Partisi ile Türkiye ittifakını kuruyoruz”
Başkan Bilgin’İn açıklamasının ardından CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise şunları söyledi:
“Saadet Partisi il başkanımız ile birlikteyiz. Bundan sonraki süreçte daha önceki ittifak ortağımız, şimdi de Türkiye ittifakını kuracağımız Saadet Partisi ile birlikte Zeki Başkanımız Saadet Partisi’nden belediye başkan adaylığı başvurusunu yapacak Saadet Partisi logosu ile.”
Açıklamanın ardından Zeki Bilgin’in adaylık başvurusu Saadet Partisi’nde İlçe Seçim Kuruluna yapıldı. Saadet Partisi’nin başkan adayı Sezai Zeytinli ise adaylıktan çekildi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in memleketi Manisa’da CHP geçtiğimiz seçimde yüzde 55’in üzerinde oy aldığı Saruhanlı’da seçime katılamayacak. Başkan adayı ve meclis adayı listelerini 20 Şubat’ta saat 17.00’dan sonra ilçe seçim kuruluna teslim etmek isteyen CHP’nin başvurusu kabul edilmedi ve yaptıkları itiraz da reddedildi. Bunun üzerinde sabah erken saatlerden itibaren Saadet Partisi ile görüşmeye başlayan CHP heyeti, saatler sonra açıklama yaparak seçimlere Saadet Partisi’nin logosu ve çatısı altında girme konusunda anlaştıklarını duyurdu. Yapılan açıklamaya CHP Manisa Milletvekilleri Bekir Başevirgen, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Saadet Partisi Manisa İl Başkanı Abdullah Yılmaz, Saruhanlı Belediye Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Zeki Bilgin ile partililer katıldı.
“Kimse halkın iradesine ipotek koyamaz”
Saruhanlı Belediyesi önünde bir açıklama yapan Saruhanlı Belediye Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Zeki Bilgin, “Dünden beri Saruhanlı’da seçim kuruluna liste verilmesiyle ilgili bir kaos yaşıyoruz. Bu ne partimiz ne de benim şahsımla alakalı. Saat 17.00’a 5 kala ilçe başkanım evraklarla birlikte ilçe seçim kurulu başkanının odasına gidiyor ancak müdür odasında değil. Müdür geldiğinde de geç kalındığını söylüyor. Elektrikler kesik. Bizim ilçe başkanımıza saat 17.30’da 17.08 diye belge veriliyor. Elektrik yok, sistem olmamasına rağmen böyle bir belge veriliyor. Bu doğru değildir. Yaptığımız görüşmelerde Cumhur İttifakı’nın adayı itirazda bulunmayacaklarını söylüyorlar ancak bizim itirazımıza itiraz ediyorlar. İYİ Parti’de aynı şekilde açıklama yapıyor. Biz Zeki Bilgin’in seçime girmesi için destek verdik diyor ama külliyen yalan. MHP de seçime katılmamamız anlamında oy kullanıyorlar. Bunlar hem insanı öldürüyorlar hem de cenaze namazı kılıyorlar. Sevgili hemşehrilerimin bundan bilgisi olmasını istiyorum. Halkın oylarıyla gelmiş iki aydır sahada mücadele eden Zeki Bilgin’i, halkın iradesine ipotek koyuyorlar. Buradan söylüyorum. Daha önceki seçimlerde de yaşadık. Trafoya kedicikler giriyor, elektrikler kesiliyor, bunun faturasını halk ödüyor. Alın teri ile dürüstçe mücadele edenler ödüyor. Buna 31 Mart’ta Saruhanlı hemşehrilerimiz dur diyecekler. 31 Mart’ta ayarını bozdukları kantarın onları tartacağından hiç şüpheniz olmasın” dedi.
“Saadet Partisi ile Türkiye ittifakını kuruyoruz”
Başkan Bilgin’İn açıklamasının ardından CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise şunları söyledi:
“Saadet Partisi il başkanımız ile birlikteyiz. Bundan sonraki süreçte daha önceki ittifak ortağımız, şimdi de Türkiye ittifakını kuracağımız Saadet Partisi ile birlikte Zeki Başkanımız Saadet Partisi’nden belediye başkan adaylığı başvurusunu yapacak Saadet Partisi logosu ile.”
Açıklamanın ardından Zeki Bilgin’in adaylık başvurusu Saadet Partisi’nde İlçe Seçim Kuruluna yapıldı. Saadet Partisi’nin başkan adayı Sezai Zeytinli ise adaylıktan çekildi. – MANİSA
]]>Başkan Uysal, Meydankavağı Mahallesi 12. Cadde üzerinde Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdi. Açılışa, CHP İl Başkanı Nail Kamacı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Muhittin Böcek, Muratpaşa İlçe Başkanı Hasan Şahin, CHP Kepez Belediye Başkan adayı Mesut Kocagöz, belediye meclis üyesi ve adayları, muhtarlar katıldı.
“STANDART OLUŞTURDUK”
Başkan Uysal, Muratpaşa’da 10 yıldır devam ettirdikleri belediyecilikle tüm toplum kesimleri için yaşam standardı oluşturduklarını söyledi. Muratpaşa’da ‘şapkadan tavşan çıkaran’ değil toplumun ihtiyaçlarına göre şekillenen bir belediyeciliği hayata geçirdiklerini aktaran Başkan Uysal, şunları kaydetti:
“Bir yere bir kule dikelim de ‘Vay kuleye bak desinler’ demedik. Sadece ihtiyaçlara para harcadık. Millete para harcadık. Milletin ihtiyaçlarına para harcadık. Muratpaşa’mızda Turunç Masa sistemimizle müthiş disiplinli bir hizmet ağı kurduk. Arayan her insana, belediyenin koşarak gittiği bir düzen kurduk. Muratpaşa’mızda bütün atıkların paraya dönüştüğü bir atık toplama sistemi kurduk. Muratpaşa’mızda bütün kıyı şeridindeki topluma açık olması gereken yerleri milletin malı yapan, topluma açık tutan bir düzen kurduk. Muratpaşa’mızda güneyli, kuzeyli, sağcı, solcu kim varsa toplanıp şehir için fikir üretebileceği, şehrine faydalı olmaya çalışacağı bir sivil toplum merkezi kurduk. Okul alanlarına spor salonları yaptık ve bir spor olanağı ortalaması kurduk. 10 bin kişi her yıl kurslarımıza katıldı. Her hafta ritmik ortalaması olan bir kültür faaliyetleri toplamı kurduk. Bir standart kurduk. Doğal gazımızı getirdik ve bütün yolları söküp yeniden yaptık. 500 kilometre kendi ürettiğimiz asfaltta Muratpaşa’mızda hep bir standardı tesis etmeye çalıştık. Engelli yurttaşlarımızın yalnız kalmayacağı bir düzen kurduk. Kadınlarımızla ilgili bir düzen kurduk. Yılda 12 bin yaşlımıza uzanan bir düzen kurduk. Bin 500 eve her gün yemek götüren bir düzen kurduk. Muratpaşa’mızda bir hayat standardı kurduk.”
HEDEF 19 İLÇE
Bu yaşam standardını tüm ekonomik zorluklara rağmen asla bozmayacaklarını, yeni hizmetler, yeni yaklaşımlar ekleyerek daha da yükselteceklerini aktaran Başkan Uysal, “Şimdi bir yola çıkıyoruz. Muratpaşa’da, 19 ilçemizde ve Büyükşehir Belediyemizde bir yola çıkıyoruz. Muhittin Böcek Başkanımızı yeniden Büyükşehir Belediye Başkanımız yapacağız. 19 ilçemizin tamamını almaya gayret edeceğiz. Varlığı yokluğu paylaşacağız, millete yüreğimizi, ciğerimizi açacağız” diye konuştu.
“YİRMİ SENENİN ÖZETİ”
Belediye başkanı ve iktidarın, aynı partiden olması gerektiğine yönelik yanlış bir kabulün dayatılmaya çalışıldığını vurgulayan Başkan Uysal, iktidarın Antalya’ya hak ettiği değeri vermediğini söyledi. Son 20 yıl içinde alt geçitler ve Antalya- Kemer yoluna yapılan tüneller dışında Antalya’nın yatırım almadığını belirten Başkan Uysal, “İşte 20 küsur senenin toplamı bu. Antalya’mıza reva görülen muamele bu” dedi.
Başkan Uysal, konuşmasına şöyle devam etti:
“Her yıl 15 milyon turist ağırlamamıza, her yıl turfanda sebzeciliğin başkenti olmamıza rağmen temel ve yapısal sorunlarımızı çözecek bir hamle bu iktidardan göremedik. Muhittin Böcek başkanımızın mücadelesine destek vereceğiz. Turizm bize yakışır. Dünyanın bütün ülkelerinden buraya insan geliyor. Burada barış, sevgi, saygı ortamında yaşamak, rahat etmek, geçici bir süre dinlenmek ve ülkelerine gitmek istiyorlar. Buraya çok sayıda insan da farklı kültürlerden geliyor. Bunu göğüsleyebilecek hoşgörü çınarı, bunu kucaklayabilecek yaklaşım CHP’li belediyelerin yaklaşımıdır. İstikametimizi bozmayalım. Hep birlikte kenetleneceğiz. Hep birlikte birlik beraberlik içinde büyükşehir belediyemiz başta olmak üzere 19 ilçe belediyemizi kazanmak için varımızı, yoğumuzu, bütün gücümüzü ortaya koyacağız.”
“BAZILARINI ÜZMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Büyükşehir Belediye Başkanı Böcek de “Bizim ayrımız gayrımız yok. Biz hep birlikteyiz. Ata’mız ‘Hiç şüphesiz ki dünyanın en güzel yeri Antalya’ dedi. Herkesin gözü burada. Seçimi kaybedince üzülenler oluyor biliyorsunuz. Herhalde biz hep birlikte bazılarını üzmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
“MURATPAŞA, DAMGA VURACAK”
CHP İl Başkanı Kamacı ise “Bu seçim Türkiye’nin önündeki bir genel seçimin önünü açacaktır. Böyle çalışalım, böyle düşünelim ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılını daha iyi şekilde geçirelim” dedi.
Muratpaşa İlçe Başkanı Hasan Şahin de “Antalya’nın en güçlü örgütüyüz. Biz Muratpaşa’yız. Muratpaşa örgütü bu seçimlere damga vuracak” diye konuştu.
Konuşmaların ardından merkezin açılışı alkışlarla gerçekleştirildi. Başkanlar ve adaylar, hep birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Erdoğan, muhalefeti kendi içinde tartışmalara çekmeye çalışıyor, baktı, olmadı, muhalefete ayna tutuyormuş, CHP’nin seçmenine sesleniyormuş. CHP’ye ayna tuttuğunda, o aynayı sana çevirirler. O aynaya baktığında, varlığını borçlu olduğun millete şantaj yapan bir tükenmişi göreceksin. O ayna baktığında, 6 Şubat depremlerinde söz verip de bir yılın sonunda yüzde 92’sini hala çadıra, konteynere muhtaç ettiğin depremzedeyi orada bırakan bir vicdansızı göreceksin. O aynaya baktığında kendi çevresini güvende tutup, zenginleştirip milleti yoksulluğa, sefalete, güvensiz bir yaşama terk eden bir kalpsiz göreceksin. O aynaya baktığında yerel seçimleri kaybedeceğini anladığında, İstanbul seçiminin gittiğini anladığında Abdullah Öcalan’dan mektup okutacak kadar çürümüş bir siyasetçiyi göreceksin” dedi. Hatay’da yola Lütfü Savaş ile devam etmeye karar verdiklerini söyleyen Özel, “Hatay AK Parti’nin eline geçerse ne olacağı bellidir. Hatay’a bir belediye ne yapacaksa fazlasını yapacağımıza söz veriyoruz” diye konuştu. Özel, ayrıca ‘Osmanlıyı süren soysuzları lanetliyorum’ diyen Refah Partisi eski Rize Milletvekili Şevket Yılmaz için de “Şevki Yılmaz’la siyasi mücadele edemezsiniz. Onunla mücadelenin bir yolu var, bir tane foseptik kamyonu bulacaksınız, onunla layık olduğu yere taşıyacaksınız” ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM’de partisinin Grup Toplantısı’nda konuştu. Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
“ORADA YAŞANAN BİR HEYELAN YA DA TOPRAK KAYMASI DEĞİL; HESAPSIZCA OLUŞTURULMUŞ YAPAY BİR DAĞIN ÇÖKMESİ VE 9 CANI ÖLÜME SÜRÜKLEMESİDİR”
“Erzincan İliç’teki altın madeninde, 9 emekçimizin toprak altında kalmasının üzerinden tam 1 hafta geçti. CHP olarak başta Erzincan Milletvekilimiz Sayın Sarıgül olmak üzere bölgeye derhal 2 genel başkan yardımcımız ve 3 milletvekilimizden oluşan bir heyet görevlendirdik. İlk andan beri oradaydılar. Bir ön rapor yazdılar, ardından raporlarını olgunlaştırdılar. Şu anda da genel başkan yardımcımız ve 2 milletvekilimiz bölgeyi takip ediyor. Televizyonlarda, gazetelerde haberi bir toprak kayması, bir heyelan ve kaçınılmayacak bir felaket gibi göstermeye çalışan bir iktidar medyası var. Orada yaşanan bir heyelan ya da toprak kayması değildir; orada yaşanan işlenen madenden arta kalan yığınların liç halinde üst üste konmasından oluşan, hesapsızca oluşturulmuş yapay bir dağın çökmesi, kaymaya başlaması ve önüne kattığı her şeyi altına alarak 9 canı ölüme sürüklemesidir. Orada üst üste parayı istifleyenlerin insan hayatını hiçe sayarak maden atıklarını bir yerde bir dağ şeklinde istiflemesinin sonucudur. Bir yanda birileri para kazanırken, zenginliğine zenginlik katarken 9 tane vatan evladı şu an durdurulan arama-kurtarma çalışmalarıyla ümitlerin neredeyse tamamen tükendiği bir noktada bu para kazanma hırsının kurbanı olmuşlardır.
“İKİ SOMA FACİASI’NI BİR ARADA YAŞAYABİLECEĞİMİZ BİR FELAKETTEN SON ANDA KURTULDUĞUMUZUN HEPİMİZİN BİLİNCİNDE OLMASI LAZIM”
Arama-kurtarma çalışmalarını dikkatle takip ettik. Oradaki hem etkisizliği hem çaresizliği gözlerimizle gördük. Ben milletvekili arkadaşlarımızın ulaştırdığı ön raporu okuduğumda, geçmişte yaşadığım bir felaketin travmasıyla bir kere daha tanışmış oldum. Soma’da 301 madencimizi kaybettiğimizde, 4 gün boyunca maden ocağının ağzında acılı anneler, eşler, çocuklar, babalarla birlikte beklerken hep ağlamaların, ağıtların, Allah’a yakarışların arasında şunları duyuyorduk: ‘Söylüyordu, maden çok sıcak diyordu. Çizmelerim yarıya kadar ter doluyor. 4-5 saatte bir boşaltıyorum, yoksa yürüyemiyorum, ayağım kayıyor diyordu. Akşam geliyordu, uyku uyuyordu ama uykusunu alamıyordu. Başının ağrısı hiç geçmiyordu. Hep ‘Bu maden bir gün başımıza bela olacak’ diyordu’ sözleri hala kulağımdayken ön raporu açtık. Son günlerde basına, sivil toplum örgütlerine konuşmalarının, büyükşehirlerden dayanışma için gitmiş sosyal hizmet görevlilerinin, psikologların bile ziyaretine, temasa engel olunan ailelerin ön raporda söyledikleri, ‘Bu dağ bir gün başımıza bela olacak. Yığ yığ nereye kadar? Çatlaklar oluştu. Bir kayarsa hepimizi altına alır. Burada kimse kalmaz.’ Bunları görünce ve o alanda zaman zaman 600-700 kişinin birden çalıştığı düşünüldüğünde, 9 kayıp çok büyük, yüreğimizdeki acı çok büyük ama nasıl bir büyük felaketin daha kenarından geçtiğimizin, bu sefer belki iki Soma Faciası’nı bir arada yaşayabileceğimiz bir felaketten son anda kurtulduğumuzun da hepimizin bilincinde olması lazım.
“İLİÇ MESELESİ NORMAL ŞARTLARDA, BİR DEMOKRASİDE TURNUSOL KAĞIDI GİBİDİR. DEĞİL BİR BAKAN, CUMHURBAŞKANI İSTİFA ETSE ANCAK YERİDİR”
İliç meselesi normal şartlarda, herhangi bir demokraside turnusol kağıdı gibidir. Bu yaşandığında iktidarın -yapmıyorlar ama- öz eleştiri yapması da onları kurtaramaz; -dilemiyorlar ama- özür de onları kurtaramaz. Değil bir bakan, başka ülkede olsa başbakan, cumhurbaşkanı istifa etse ancak yeridir. Çünkü bu İliç’i ilk kez duymuyoruz. Bu Erzincan İliç’teki altın madeni, yılların çevre mücadelesinin,; demokratik kitle örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin, meslek örgütlerinin ve dahi CHP’nin bizzat çevreden sorumlu genel başkan yardımcılarımızın geçmişte gidip orada açıklamalar yaptığı, tehlikelere dikkat çektiği bir yerdir. Siyaset; haklı çıkanın, söylediği doğru olanın karşılığını gördüğü; haksız çıkanın da hesabını verdiği bir müessesedir esasen. Ama öyle bir medya düzeni, öyle bir susturulmuş düzen, öyle bastırılmış sesler ve öyle haksız şekilde gündemin değiştirilmesiyle karşı karşıyayız ki grup kürsümüzün hem tüm televizyonların yayında olduğu ilk dakikalarında bunları ifade etmeyi çok önemli görüyorum. Yıllarca ‘hain, provakatif, marjinal gruplara CHP destek veriyor’ dedikleri o çevre mühendisliği odaları, akademik odalar, çevreciler, CHP2liler hep tehlikeye dikkat çekti. Bundan 3 yıl kadar önce orada siyanür sızıntısı oldu. Buna karşılık ortalık ayağa kalktı. Göstermelik 3 aylığına durdurdular madeni. O günkü durdurma, kapatmaya dönüşse bu felaket oluşmayacak. O madeni, durdurdular, incelediler, suçlu buldular ve o madene tam 16 milyon 440 bin lira ceza kestiler. İlk duyunca, ‘Büyük para, caydırıcı’ diye düşünüyorsun. Bu ceza kesildi, sadece aylar son bu Meclis’te, Plan Bütçe Komisyonu’nda bazı şirketlere vergi affı getirdiklerinde bu şirkette yararlandı. Bu şirkete kesilen ceza 16 milyon küsür affedilen vergisi 222 milyon lira.
“222 MİLYON LİRA CEBİNE PARA KOYULAN MADEN, İLİÇ’İ ZEHİRLEYEN MADENDİR”
İliç’i zehirlemenin, siyanürü sızdırmanın ve insanlara kast etmenin cezası 16 milyon, birkaç ay sonra burada kedilerine yapılan kıyak 222 milyon lira. Bütün vatandaşlarımız duymalıdır, bilmelidir ki Recep Tayyip Erdoğan’ın haberi olmadan değil 222 milyon lira, 2 milyon lira Türkiye’de el değiştiremez. 222 milyon lira cebine para koyulan maden, İliç’i zehirleyen madendir. Bu madenler önce izin alıyorlar, almış. ÇED raporu düzenlenmiş. Küçük bir izni sonra büyütüyorlar. 4-5 kat büyümek için başvurduğunda bir ÇED raporu hazırlanmış, o raporun altında bir imza var: Bakan .Murat Kurum. ve biz Murat Kurum’a bu sorumluluğunu hatırlatıyoruz, Murat Kurum hiç üstüne alınmıyor. Onu atayan Recep Tayyip Erdoğan, hiç bu konulara girmiyor. En nihayetinde bugün Devlet Bahçeli gelmiş, diyor ki ‘Murat Kurum görevi layığıyla yapmıştır, oradaki hata verilen raporu düzenleyenlerde, altına izin için imza atanlardadır. Murat Kurum’un konuyla alakası yoktur.’
“BELGE, MESELENİN TEK SORUMLUSUNUN MURAT KURUM OLDUĞUNU SÖYLÜYOR”
İstanbul’u yönetmeye talip, Cumhur İttifakı’nın adayı Murat Kurum söz konusu olunca Sayın Bahçeli, ‘Kurum’un konuyla alakası yok’ dedi. Raporun altında Devlet Bey’in dediği gibi, Mehrali Ecer ÇED Değerlendirme İzin ve Denetim Genel Müdürü’nün imzası var. İmzayı bakan adına genel müdür atıyor. Devlet Bey siz devleti, devlet geleneğini, devlet işleyişini bilen bir partinin genel başkanı olarak bakanın ‘Benim adıma, yani kalem, mürekkep, yetki, izin benim. Benim yerime imzayı sen at’ dediği genel müdürün imzasından Bakan Murat Kurum’un sorumlu olmadığını söylüyorsun. Oysa belge, meselenin tek sorumlusunun Murat Kurum olduğunu söylüyor. Eğer bakan adına atılan bu imzayla İliç’te bunlar yaşandıysa ve hala bu bakan bundan sorumlu değil deniyorsa ben bunu sizlerin vicdanına havale ediyorum.
“BU SORUNLARI 1978’İN GÜCÜYLE, BÜLENT ECEVİT’İN CESARETİYLE, DENİZ BAYKAL’IN KARARLILIĞIYLA CHP ÇÖZER”
Sayın Baykal, 1978’de Ecevit Hükümeti’nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’ydı. Yatığı bir iş, CHP’nin tarihindeki en önemli işlerden bir tanesiydi. Madenlerin talan edilmesi, yağmalanması, yandaş şirketlere peşkeş çekilmesine Bülent Ecevit Hükümeti’nin 39 yaşındaki Bakanı Deniz Baykal, ‘dur’ diyecek ve bütün madenleri kamulaştıracaktı. O gün Anayasa’ya uygun bir karar verildi, çünkü Anayasa halen ‘Madenler devletindir’ der. Ama o dönemde bir yoluyla madenler özel sektöre açılmıştı, Baykal durdurdu. 1985, cunta sonrası 1983’te seçimlerden sonra gelen ANAP Hükümeti’nde madenler yavaş yavaş yeniden özel sektöre açılmaya başlarken ‘Türkiye’de çıkarılacak her madende yüzde 10 devlet hakkıdır’ diye madde kondu. 2004 yılına kadar böyle devam etti. 2004 yılında AK Parti, devlet hakkını yüzde 2’ye indirdi. Bu yüzden halkın uzun vadeli çıkarları yerine, ayrıcalıklı grupların kısa vadeli çıkarlarını üstün tutanların, hukuki denetim mekanizmalarını ortadan kaldıranların, ülkeye, ekonomiye değer katmak yerine birilerine rant yaratanların nasıl hem ekonomimizin canına okuduklarını hem de 9 canımızı nasıl felakete sürüklediklerini hep birlikte yaşadık, bunu takip etmeye devam edeceğiz. Bu sorunları herhangi bir muhalefet partisi çözemez. Bu sorunları sadece ve sadece 1978’in moraliyle, gücüyle, Bülent Ecevit’in cesaretiyle, Deniz Baykal’ın kararlılığıyla CHP çözer.
“HEM ÜRETİMİ SEKTEYE UĞRATIP HEM BİR BAŞKA YERDEN ZENGİNLEŞEN AYRICALIKLI BİR ZÜMRE OLUŞTU”
Üretimin ve toplumsal refahın değil de rantın peşine düşülen, aklın ve bilimin değil küçük çıkar gruplarının faydalarının gözetildiği bir ekonomi düzeni içinde yaşıyoruz. Gelinen aşamada artık, ekonominin başındakiler de gerçekleri saklayamaz hale geldiler. Geçmişte büyük, bilinçli hatalar yapıldı. Şimdiki yönetim ‘irrasyonel yani akıl dışı dönem’ diyor. Yaptıklarına da sözde rasyonel diyorlar. Bir takım çıkar grupları dudak uçuklatan teşviklerle, başka kimseye verilmeyen ucuz kredilerle hem üretimi sekteye uğratıp hem bir başka yerden zenginleşen ayrıcalıklı bir zümre oluştu. Bu zümrenin en büyük karlarından bir tanesi bu ülkenin geleceğine inanmayan, Türk parasının değer kaybedeceğini gören ve dolara sarılan bunlara şunu söylediler: ‘Aman siz dolar almayın, biz size Kur Korumalı Mevduat (KKM) yapalım. Siz paranızı TL’de tutun. Doların artma ihtimalini de biz size sigorta edelim.’ Peki farkı kim ödedi? Ücretliler, garibanlar, emekliler ödedi. Bu ülkenin hazinesinden, bütçesinden ödediler.
“SON SİLAHINIZ, SON ÇARENİZ, SON GÜCÜNÜZ VE KULLANIRSANIZ SON YETKİNİZ 31 MART SEÇİMLERİDİR. GÜCÜNÜZÜ BU HÜKÜMETE GÖSTERİN”
1 Nisan sonrası acı reçete konuşuluyor. Bütün dünya piyasaları, bütün ekonomistler 1 Nisan’dan sonra, Türkiye’nin sıkı para politikası uygulayacağını, yani kemerleri sıkacağını, yoksulun daha yoksullaşacağını, dolaylı vergilerin artacağını, milletin gırtlağına çöküleceğini ve yabancı yatırımcılar için yeni fırsatlar çıkacağını konuşuyor. 31 Mart akşamının bambaşka bir önemi daha var. Yoksullar, garibanlar, emekçiler, emekliler için eğer bu iktidar gücüne güç katacak, beklediği desteği görecek olursa ya da beklemediği bir hezimetle cezalandırılıp sert bir uyarı almazsa, bu gidişata kırmızı ışık yakılmaz, bu hükümete bir sarı kart gösterilmezse 1 Nisan’dan sonrası felakettir. Emekçileri emekliler ilk mesajı 31 Mart’ta verirse herkes ayağını denk alacak. Ben vatandaşlarımıza 4 yıl boyunca bir daha seçim olmaması, zenginin kayrılması sizin yine sömürülmeniz, 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşına mahkum edilmenizin önünde son silahınız, son çareniz, son gücünüz ve kullanırsanız son yetkiniz 31 Mart seçimleridir. Gücünüzü bu hükümete gösterin. Sizi buna davet ediyorum.
“VATANDAŞIN CEBİNDEN ÇIKANLARIN SANKİ AK PARTİ’NİN BİR HİZMETİYMİŞ GİBİ GÖSTERİLDİĞİ BİR İLETİŞİM SÜRECİNİN İÇİNDEYİZ”
OECD, 2015’teki ev kiralarını 100 birim kabul ederek 2023 ev kiralarını karşılaştırmış. Endeksin en tepesinin bir altında, Macaristan -Tayyip Erdoğan’ın yakın dostu Orban’ın memleketi- var. Macaristan’da 2015’ten 2023’e konut kiraları OECD ülkeleri içinde en çok artan ülke olmuş. Yüzde 70 artmış konut fiyatları. Orban’ın üstünde, sevgili dostu, birincilik kürsüsünde Recep Tayyip Erdoğan ve maalesef onun yönettiği Türkiye var. O hesaba göre Türkiye ortalaması, yüzde 530. Bütün OECD ülkelerini en kötüsü yüzde 70’ken bizde 530. Bunu bizim söylememiz, sizin sahada yaşamanız ayrı ama OECD’nin raporu da son derece çarpıcı. Son günlerde, köprü geçişleriyle ilgili rakamlar ortaya çıktı. Vatandaşın cebinden çıkanların sanki AK Parti’nin bir hizmetiymiş gibi gösterildiği bir iletişim sürecinin içindeyiz. ‘Şerit şerit yollar, köprüler, otoyollar yaptık’ diye övünüyorlar. Yaptıklarının sanki vatandaşa maliyeti yokmuş gibi. Oysa tamamına geçiş garantisi verilmiş bu köprülerin, otoyolların Ocak 2023’te bize maliyeti 14,2 milyon TL’ydi. Ocak 2024 gerçekleşmesi, yüzde 157 artışla 36 buçuk milyon TL olmuş.
“BU MEMLEKETTE İYİ İŞLERİ AK PARTİ, KÖTÜ İŞLERİ DEVLET YAPIYOR”
Bu memlekette iyi işler oluyor, kötü işler oluyor. İyi işleri AK Parti yapıyor, kötü işleri devlet yapıyor. Örneğin Oslo görüşmelerini devlet yapıyor, bölünmüş yolları AK Parti yapıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı Osman Gazi Köprüsü’nden ceberut devlet 290 lira geçiş ücreti alıyor. Cumhurbaşkanımızın açtığı Avrasya Tüneli’nden tek geçiş, devleti yöneten lanet adamlar yüzünden 80 liraya çıkmış. Gebze Orhan Gazi-İzmir Yolu, Tayyip Bey’in kullandığı araçla açılmıştı, 710 lira para alıyor devlet bundan. Malkara-Çanakkale otoyolundan 410 lira ücret alanlara yazıklar olsun, ‘reis’in haberi olsa çok kızar. Bu ülkede iyi bir şey yapılıyorsa hepimizin emeğiyle, emek emek kazandığımız paradan ödediğimiz vergiyle yapılıyor. Övünmesi birilerine, cefası bizim üzerimize olamaz.
“‘EZANI SUTURURLAR’ DEDİKLERİ CHP İKTİDARA GELİRSE O EZANI OKUYAN MÜEZZİNİN HAKKINI SAVUNMAYA HER ZAMAN HAZIRDIR”
14 Mayıs seçimleri öncesi Recep Tayyip Erdoğan’ın, Devlet Bahçeli’nin, Cumhur İttifakı’nın temel söylemi şuydu: ‘Benim arkama gelmelisin, yoksa ezanı susturacaklar, bayrağı indirecekler, ülkeyi böldürecekler.’ Bu korku edebiyatıyla yoksul, borçlu, işsiz, güvencesiz vatandaşı korkuta korkuta oylarını aldılar. Aynı Hitler gibi. Buna inanan oldu, inanmayan oldu ama seçimin sonucuna çok ciddi etkisi oldu. Susmayı ezan diye oy atıp bu memlekette açlığa, yoksulluğa mahkum olanların günde 5 vakit dinlediği ezanı okuyan müezzinler, namazı kıldıran imamlarımızın sendikası var, Diyanet Sen. Diyanet Sen bir araştırma yaptırmış. Diyanet Sen üyesi imam ve müezzinlerin yüzde 80’i Diyanet İşleri Başkanlığı’nda torpil olduğunu düşünüyor. Torpil liyakate değil, sadakata önem vermek demek. Bir siyasi partiyi kayırmak demek, şüphesiz kul hakkı yemek. Artık bu noktadan sonra sözün bittiği yerdeyiz. Bunun nasıl sömürü, hile olduğunu bütün vatandaşlarımıza anlatmak hepimizin boynunun borcudur. Diyanet Sen araştırmasına göre, Diyanet İşleri personelinin yüzde 45’i yoksulluk, sefalet içinde olduğunu, her geçen gün yoksullaştığını söylüyor. ‘Ezanı sutururlar’ dedikleri CHP iktidara gelirse o ezanı okuyan müezzinin hakkını savunmaya; ‘Vatanı böldürür’ dedikleri CHP, orada canı pahasına nöbet tutan uzman çavuşun, sözleşmeli erin hakkını savunmaya; ‘Bayrağı indirecekler’ dedikleri CHP, günü gelirse o bayrak için can verecek milliyetçiliği göstermeye her zaman hazırdır.
“AKŞENER’E VERECEĞİM CEVAP ÇO SERT VE İKİ KELİME: CANI SAĞ OLSUN”
Sayın Akşener’in açıklamalarını dikkatle takip ettim. Ona karşı vereceğim cevap, çok sert ve iki kelime: Canı sağ olsun. Biz geçtiğimiz seçimde, cumhurbaşkanlığı yardımcılığına layık gördüğümüz büyükşehir belediye başkanlarımızın da cumhurbaşkanlığına layık gördüğümüz Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun da liyakatlerine kefiliz, verdiğimiz her oy da helal olsun. Biz muhalefetle kavga edip Recep Tayyip Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmeyeceğiz. Erdoğan, muhalefeti kendi içinde tartışmalara çekmeye çalışıyor, baktı, olmadı, muhalefete ayna tutuyormuş, CHP’nin seçmenine sesleniyormuş. Biz geçen sene mart ayının 14’üne kadar terörist, terör sevici, hain değil miydik? Erkeklerimiz çürük, kadınlarımız sürtük değil miydi? Bu ne yüzssüzlük kardeşim? Yumuşak bir üslup kullanıyor ve CHP’lilere sesleniyor. Bir kere CHP’liler şunu da unutmaz: Ey Erdoğan, sen değil miydin Hatay’da ‘Belediye başkanı benden olmazsa hizmet gelmez mahsun kalırsınız. Bakın Hatay mahsun kalmadı mı’ diyen? Bu taş kalplinin kalbindeki taşın yumuşadığına inanacak enayi var mı karşında? Ordu’ya ‘Tayyip Erdoğan varsa doğal gaz var yoksa doğal gaz yok’ diyen şantajcıya prim vereni görecek birini görüyor musun karşında?
“CHP’YE AYNA TUTTUĞUNDA, O AYNAYI SANA ÇEVİRİRLER. O AYNAYA BAKTIĞINDA VARLIĞINI BORÇLU OLDUĞUN MİLLETE ŞANTAJ YAPAN BİR TÜKENMİŞİ GÖRECEKSİN”
CHP’ye ayna tuttuğunda, o aynayı sana çevirirler. O aynaya baktığında, varlığını borçlu olduğun millete şantaj yapan bir tükenmişi göreceksin. O ayna baktığında, 6 Şubat depremlerinde söz verip de bir yılın sonunda yüzde 92’sini hala çadıra, konteynere muhtaç ettiğin depremzedeyi orada bırakan bir vicdansızı göreceksin. O aynaya baktığında kendi çevresini güvende tutup, zenginleştirip milleti yoksulluğa, sefalete, güvensiz bir yaşama terk eden bir kalpsiz göreceksin. O aynaya baktığında yerel seçimleri kaybedeceğini anladığında, İstanbul seçiminin gittiğini anladığında Abdullah Öcalan’dan mektup okutacak kadar çürümüş bir siyasetçiyi göreceksin.
ŞEVKİ YILMAZ’LA SİYASİ MÜCADELE EDEMEZSİNİZ. ONUNLA MÜCADELENİN BİR YOLU VAR, BİR TANE FOSEPTİK KAMYONU BULACAKSINIZ, ONUNLA LAYIK OLDUĞU YERE TAŞIYACAKSINIZ
Tabii anası böyleyken, danası ne yapmasın aşağıda da danaları tepişiyor. Şevki Yılmaz, çıkmış Abdülhamit’in dördüncü kuşak torunu Orhan Osmanoğlu’nun kızı Berna Osmanoğlu’nun düğününde nikah şahitliği yapıyor. Utanmadan sıkılmadan, ‘Osmanlıyı süren soysuzları lanetliyorum’ demiş. Şevki Yılmaz gibi bir çukura, seviyesine inmeye utanacağım birisine… Şevki Yılmaz’la siyasi mücadele edemezsiniz. Normal siyasi yöntemlerle mücadele olmaz. Onunla mücadelenin bir yolu var, bir tane foseptik kamyonu bulacaksınız, onunla layık olduğu yere taşıyacaksınız. Aziz milletin önünde bir hatırlatma yapalım: Birileri, çok sevdikleri bir soydan geliyor olabilirler. İşgal donanması, boğaza demirlediğinde kırmızı halı serip ona selam duranların, kahve içmeye saraya davet edenlerin soyundan geliyor olabilirler. Biz o donanmanın arasından Kartal İslimbotu’nun ucunda geçerken yaverine ‘Geldikleri gibi giderler’ diyenlerin soyundan geliyoruz. Şevki Yılmaz, Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinden İngiliz zırhlısına kaçanların soyundan geliyor. Biz onları denize dökenlerin soyuyuz.
“ÖRGÜTÜMÜZÜN TALEBİ, İNANCI VE ANKETLERDEKİ SEYRE BAKTIĞIMIZDA HATAY’DA YOLA LÜTFÜ SAVAŞ İLE DEVAM ETMEYE KARAR VERDİK”
Yerel seçimlere giderken biz Hatay ile ilgili kararı vermek için biz çok ince eledik, sık dokuduk. En çok üzerine titizlendiğimiz il oldu. Yüzde 80’inde 1 araştırma yaptık, Hatay için toplam 5 büyük araştırmak yaptık. 10 Ocak’ta anketlerde en üstte yer alan Belediye Başkanımız Lütfü Savaş’ı yeniden adaylaştırdık. Daha sonra bir kısmı Hatay’dan bir kısmı yurdun diğer illerinde yaşayan vatandaşlardan çeşitli eleştiri ve tepkiler yükseldi. Hükümetin bütün sorumluluğunun bir yere yüklenmesi doğru değildi. Ama biz oradaki mesajı aldık. Hatta Sayın Lütfü Savaş dedi ki ‘Ben reklam filminde oynamayayım.’ Anlayışla karşıladık. Lansman toplantısında da müziğin, sevincin, alkışın olduğu bir yerde olmadı. Ertesi gün Genel Merkezimizde toplandık. Önümüze bütün anketleri, bütün ilçe belediye başkan adaylarını, bütün ilçe başkanlarımızı toplam 40 kişi oturduk. Bütün anketler, ihtimaller değerlendirildi. Bir yanda AK Parti’nin tehdit ettiği, şantaj yaptığı depremzedeler; bir yanda anket sonuçlarımız ve örgütümüzün talepleri doğrultusunda, dün gece saat 3’e gelirken biz üzerime düşen bütün eleştiriyi yaparak Lütfü Savaş’ın kendisinin de bir depremzede olarak ilk günlerde kullandığı bazı ifadelerden kendisinin de duyduğu üzüntüyü, yaptığı özeleştiriyi not ederek ama bir yandan Hatay’ı ele geçirip demografisini değiştirmek isteyen ve Hatay’ı Hatay olmaktan çıkaracak olanlara karşı, örgütümüzün talebi, inancı ve anketlerdeki seyre baktığımızda Hatay’da yola Lütfü Savaş ile devam etmeye karar verdik.
“BUGÜN 17.01’DEN İTİBAREN ARTIK TARTIŞMANIN, KONUŞMANIN DEĞİL; HEP BİRLİKTE ÇALIŞMANIN, RECEP TAYYİP ERDOĞAN’I YENMENİN VAKTİDİR”
Hatay AK Parti’nin eline geçerse ne olacağı bellidir. Hatay’a bir belediye ne yapacaksa fazlasını yapacağımıza söz veriyoruz. Hatay’ı mahzun bırakmakla, geçmişte verdikleri oyun cezasını çektiklerini ima etmekle, gelecekte verecekleri oy için şantaj yapan, tehdit eden birine boyun eğmeyecek bir şehir varsa o da Hatay’dır. Bunu da Recep Tayyip Erdoğan 31 Mart’ta görecek. Bugün, seçim takviminde önemli bir gün. Artık aday listelerinin teslim edilmesinin son günü. 17.01’den itibaren artık tartışmanın, konuşmanın değil; hep birlikte çalışmanın, Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmenin vaktidir. Yarından itibaren bu partinin üyelerinin görevi; 31 Mart seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’a, Devlet Bahçeli’ye, çevreye, kente, yoksula, işçiye, sendikaya düşman bu anlayışa karşı hepsinin dostu olan halkın partisinin üyelerini büyük bir mücadeleye davet ediyorum. Cumhur İttifakı’nın renkleri koyu gri, kentin üstüne çöken bulut gibiler. Hiçbir renge tahammülleri yok. Her şey gri olsun istiyorlar. Oysa biz birbirimizden farklıyız ama ortak yanımız bu ülkeyi sevmemiz. Cumhur İttifakı’nın koyu gri rengine karşı, Türkiye İttifakı’nın rengi kırmızı ve beyazdır.”
]]>
Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, geçiş garantisi verilen köprü ve otoyollar için sadece ocak ayında vatandaşların 36,5 milyon lira ödediğini söyledi.
“Türkiye’de iyi işleri AK Parti’nin, kötü işleri ise devletin yaptığını” ifade eden Özel, “Örneğin Oslo görüşmelerini devlet, bölünmüş yolları AK Parti yapıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı Osmangazi Köprüsü’nden ceberut devlet 290 lira geçiş ücreti alıyor. Malkara-Çanakkale Otoyolu’ndan 410 lira ücret alanlara yazıklar olsun. Reisin haberi olsa çok kızar. Bu ülkede iyi bir şey yapılıyorsa hepimizin emeğiyle, biriktirdiğimiz, kazandığımız paradan ödediğimiz vergiyle, hepimizin alın teriyle yapılıyor. Övünmesi birilerine, cefası bizim üzerimize olamaz.” diye konuştu.
Diyanet-Sen tarafından yaptırılan bir araştırmanın sonuçlarını paylaşacağını söyleyen Özel, Diyanet-Sen üyesi imam ve müezzinlerin yüzde 80’inin “diyanet işlerinde torpil olduğunu düşündüğünü” öne sürdü. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Artık sözün bittiği noktadayız. Bunu bütün vatandaşlarımıza anlatmak, Adalet ve Kalkınma Partisinin ‘ezanı durduracaklar oyu bana ver ey gariban’ demesinin nasıl bir sömürü, nasıl bir hile olduğunu anlatmak hepimizin boynunun borcudur. ‘CHP iktidara gelirse ezanı susturur’ dediği CHP, o ezanı okuyan müezzinin hakkını savunmaya; ‘vatanı böldürür’ dedikleri CHP, orada canı pahasına nöbet tutan uzman çavuşun, sözleşmeli erin hakkını savunmaya; ‘bayrağı indirecekler’ dediği CHP, günü gelirse o bayrak için can verecek milliyetçiliği göstermeye her zaman hazırdır.”
“Millete faydası olmayan hiçbir tartışmanın tarafı olmayacağız”
Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarıyla ilgili gazetecilerden çok soru aldığını ifade ederek, “Sayın Akşener’in açıklamalarını dikkatçe takip ettim. Ona karşı vereceğim cevap çok sert ve iki kelime; canı sağ olsun.” dedi.
Muhalefetle kavga etmeyeceklerini belirten Özel, “Biz, geçtiğimiz seçimlerde cumhurbaşkanı yardımcılığına layık gördüğümüz büyükşehir belediye başkanlarımızın da cumhurbaşkanlığına layık gördüğümüz Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun da liyakatlerine kefiliz, verdiğimiz her oy da helal olsun. Biz muhalefetle kavga edip Recep Tayyip Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmeyiz. Millete faydası olmayan hiçbir tartışmanın tarafı olmayacağız, hiçbir gerilimin içinde yer almayacağız. Bize ne söylenirse söylesin, bu laf bize eğer muhalefetten geliyorsa cevabımız iki kelime; canınız sağ olsun.” değerlendirmesinde bulundu.
Özel, eski milletvekillerinden Şevki Yılmaz’ın, 2. Abdulhamid’in torunlarından Orhan Osmanoğlu’nun kızının düğün töreninde “Osmanlı’yı süren soysuzları lanetliyorum.” dediğini aktardı. Özel, “Şevki Yılmaz gibi bir çukura, seviyesine inmeye utanacağım birisine, Şevki Yılmaz ile siyasi mücadele edemezsiniz. Onunla mücadelenin bir yolu var, bir tane fosseptik kamyonu bulacaksınız, alıp onu layık olduğu yere deşarj edeceksiniz.” diye konuştu. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Birileri çok sevdikleri bir soydan geliyor olabilirler. İşgal donanması boğaza demirlediğinde kırmızı halı serip, ona selam duranların, kahve içmeye saraya davet edenlerin soyundan geliyor olabilirler. Biz, o donanmanın arasından Kartal İstimbotu ile geçerken ‘ne olacak paşam?’ diyen yaverine, ‘Geldikleri gibi gidecekler çocuk’ diyenlerin soyundan geliyoruz. Şevki Yılmaz, Yıldız Sarayı’nın arka bahçesinden İngiliz zırhlısına kaçanların soyundan geliyor, biz onları denize dökenlerin soyuyuz. Bu ülkede Şevki Yılmazlar bir avuçtur, biz bütün Türkiye’yiz. Memleketimizle gurur duyuyoruz.”
“Hatay’da Sayın Lütfü Savaş’la yola devam etmeye karar verdik”
Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ı, 31 Mart’taki seçimlerde yeniden CHP’den aday gösterme kararı aldıklarını belirten Özel, bu kararı vermek için ince eleyip sık dokuduklarını vurguladı.
Hatay’ın üzerinde titizlikle durduklarını ve 5 büyük araştırma yaptırdıklarını aktaran Özel, anketlerde en üstte yer alan Lütfü Savaş’ı 10 Ocak’ta yeniden aday gösterdiklerini anımsattı. Savaş’ın yeniden aday gösterilmesinin ardından hem Hatay’dan hem de Türkiye’nin çeşitli yerlerinden eleştiri ve tepkiler yükseldiğini anlatan Özel, yaşanan süreci, şu şekilde aktardı:
“Biz oradaki mesajı aldık. Arkadaşlarımız ‘üzerinde çalışacağız, gereğini yapacağız’ dediler. Hatta bir reklam filmi çekiliyordu, Sayın Lütfü Savaş ‘ben reklam filminde oynamayım’ dedi, anlayışla karşıladık. Son güne kadar sahada olan bir anket istedik. Sayın Savaş da anlayış gösterdi, lansman toplantısında olmadı. Ertesi gün genel merkezde toplandık. MYK salonumuzda Hatay’da aday gösterdiğimiz tüm adaylarımız, ilçe başkanlarımız ve il başkanımızla birlikte toplam 40 kişi oturduk. Bütün anketler, bütün ihtimaller değerlendirildi. Bir yanda Adalet ve Kalkınma Partisinin tehdit ettiği, şantaj yaptığı depremzedeler, bir yanda anket sonuçlarımız ve örgütümüzün talepleri doğrultusunda dün gece saat 03.00’e gelirken CHP olarak üzerimize düşen bütün öz eleştiriyi yaparak, Lütfü Savaş’ın deprem sonrası yakınlarını kaybeden bir depremzede olarak ilk günlerde kullandığı bazı ifadelerden kendisinin de duyduğu üzüntüyü not ederek ama bir yandan da Hatay’ı ele geçirip demografisini değiştirmek isteyen, Hatay’ı Hatay olmaktan çıkaracaklara karşı bütün veriler, bütün bilgiler, örgütümüzün talebi, inancı ve anketlerdeki seyre baktığımızda Hatay’da Sayın Lütfü Savaş’la yola devam etmeye karar verdik. Hepimize hayırlı olsun.”
Özel, 31 Mart’ta kazanacakları tüm il ve büyükşehir belediyelerinin yanı sıra siyasi akrabalıkları bulunan dünyadaki yerel yönetimlerle Hatay’ı ayağa kaldırmak için ellerinden gelenin fazlasını yapacaklarını söyledi.
“Herkesi Türkiye İttifakı’nda birleşmeye davet ediyorum”
Siyasi partilerin aday listelerinin saat 17.00’ye kadar Yüksek Seçim Kuruluna sunulacağını anımsatan Özel, “Bugün saat 17.00’ye kadar konuştuk, tartıştık. Kırılanımız, üzülenimiz oldu, hak verdik. Hakkı yenmiş olanlar olabilir, helallik istedik, geleceğe dönük olarak hanemize borç kaydettik ama 17.01’den itibaren artık tartışmanın, konuşmanın değil hep birlikte çalışmanın, Recep Tayyip Erdoğan’ı yenmenin vaktidir.” dedi.
“Cumhur İttifakı’nın karşısında CHP’ye değil Türkiye’nin bütün milliyetçilerini, Atatürkçülerini, Cumhuriyetçileri, vatanseverleri; haram ve yalandan korkan, talana karşı çıkan herkesi Türkiye İttifakı’nda birleşmeye davet ediyorum.” ifadelerini kullanan Özel, şunları kaydetti:
“‘Türkiye İttifakı’ndan kime oy istiyorsun?’ diye sorana şöyle yanıt veriyorum; Milli takım gol atınca kim ayağa kalkıyorsa onlardan, Filenin Sultanları şampiyon olunca kim gözyaşı dökerek İstiklal Marşı okuyorsa onlardan istiyoruz. Türkiye İttifakı’na inanıyoruz, güveniyoruz. Bu seçimleri Türkiye İttifak’ı kazanacak, Türkiye kazanacak. Gidin bu seçimi kazanın, hepinize güveniyorum.”
(Bitti)
]]>Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Erzincan’ın İliç ilçesinde toprak kayması sonucu meydana gelen maden kazası nedeniyle 9 işçinin toprak altında kalmasının üzerinden bir hafta geçtiğini belirtti.
CHP’nin bölgeye heyet gönderdiğini, ön rapor hazırlandığını aktaran Özel, “Orada yaşanan bir heyelan ya da toprak kayması değildir. Orada yaşanan işlenen madenden arta kalan yığınların liç halinde üst üste konmasından oluşan yapay bir dağın çökmesi, kaymaya başlaması ve önüne kattığı her şeyi altına alarak dokuz canı ölüme sürüklemesidir.” diye konuştu.
Arama kurtarma çalışmalarını dikkatle takip ettiklerini bölgedeki çaresizliği gördüklerini kaydeden Özel, ön raporda ailelerin “Bu dağ bir gün başımıza bela olacak” ifadelerinin yer aldığını dile getirdi.
İliç’teki altın madeninde yıllardır çevre mücadelesi verildiğini söyleyen Özel, “Bundan üç yıl kadar önce orada siyanür sızıntısı oldu, göstermelik üç aylığına durdurdular madeni. O günkü durdurma kapatmaya dönüşse bu felaket oluşmayacak. O madene 16 milyon 440 bin lira ceza kestiler. İlk duyunca büyük para, caydırıcı diye düşünüyorsun. Bu ceza kesildi, aylar sonra bu Mecliste Plan Bütçe Komisyonunda bazı şirketlere vergi affı getirdiklerinde bu şirket de yararlandı. Bu şirkete kesilen ceza 16 milyon küsur, affedilen vergisi 222 milyon lira.” dedi.
Üretim izni alınan madenlerde daha sonra sahayı dört, beş kat büyütmek için başvuruda bulunulduğunu belirten Özel, İliç’de toprak kaymasının yaşandığı maden sahasına ilişkin ÇED raporunun bir örneğini kürsüden gösterdi.
Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın 1978’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğunu anımsatan Özel, “Geçmişteki madenlerin talan edilmesi, yağmalanması, yandaş şirketlere peşkeş çekilmesine Bülent Ecevit hükümetinin bakanı Deniz Baykal ‘dur’ diyecek ve bütün madenleri kamulaştıracaktı. O gün Anayasa’ya uygun bir karar verildi.” dedi.
-“Bu sorunları sadece ve sadece Cumhuriyet Halk Partisi çözer”
CHP Genel Başkanı Özel, halkın çıkarlarını gözeterek, yaşanan maden faciasında sorumluluğu olanların ceza alması için konunun takipçisi olacaklarını vurgulayarak, “Bu sorunları sadece ve sadece 1978 gücüyle, Bülent Ecevit’in cesaretiyle, Deniz Baykal’ın kararlılığıyla Cumhuriyet Halk Partisi çözer.” ifadesini kullandı.
Rantçıların ve küçük çıkar gruplarının faydasının gözetildiği bir ekonomi düzeni içinde yaşandığını savunan Özel, dudak uçuklatan teşvikler ve ucuz kredilerle zenginleşen ayrıcalıklı bir zümre oluşturulduğunu öne sürdü.
Kur Korumalı Mevduat uygulamasını eleştiren Özel, bu uygulamadan faydalananlara ödenen paranın ülkenin bütçesinden verildiğini söyledi.
Özel, uygulanan ekonomi politikaları sonucunda vatandaşı 1 Nisan’dan sonra acı bir reçete beklediğini ifade ederek, dünya piyasalarında 1 Nisan’dan sonra Türkiye’de sıkı para politikası uygulanacağı, acı reçetenin garibana, yoksula dayatılacağı senaryolarının konuşulduğunu kaydetti.
Vatandaşa acı reçete dayatılırken, yabancı yatırımcılara da tarihi fırsatlar sunulacağını ileri süren Özel, şunları kaydetti:
“Peki böyle bir felakete doğru gidecek miyiz? Yoksa 1 Nisan meselesini 31 Mart akşamı kendi lehimize çevirecek miyiz? 31 Mart seçimlerinin hem demokrasi açısından hem de ülkenin kuvvetlerinin dengesi açısından bambaşka bir önemi var. Yoksullar için, garibanlar için, emekçiler için, emekliler için eğer bu iktidar, gücüne güç katacak olursa beklediği desteği görecek olursa ya da beklemediği bir hezimetle cezalandırılıp, ‘Ne oluyoruz ya? Vatandaş bizden desteğini çekiyor’ diye sert bir uyarıyı almazsa bu gidişata bir kırmızı ışık yakılmaz, bu hükümete sarı kart gösterilmezse 1 Nisan’dan sonrası felakettir.
Ancak emekçiler, emekliler, yoksullar, işsizler, kendi geleceklerine sahip çıkacaklarsa hükümetin durumu garanti değil. ‘Bizi ezerse onu oradan indiririz’ diye ilk mesajı 31 Mart’ta verirsek herkes ayağını denk alacak. Ben vatandaşlarımıza 4 yıl boyunca bir daha seçim olmaması, 4 yıl boyunca zenginin kayırılıp sizin yine sömürülmeniz, 10 bin lira gibi en düşük emekli maaşına mahkum edilmenizin önünde son silahınız, son çareniz, son gücünüz ve kullanırsanız son yetkiniz 31 Mart seçimleridir. Gücünüzü bu hükümete gösterin. Sizi buna davet ediyorum.”
(Sürecek)
]]>CHP Didim İlçe örgütünde istifa şoku yaşandı. Belediye meclis üyelikleri sıralamasından kaynaklı olarak CHP Didim İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz ve yönetim kurulu üyeleri toplu olarak istifa etti. İlçe binasında gerçekleştirilen basın açıklamasına ilçe yöneticileri hazır bulundu.
Basın açıklamasını okuyan CHP Didim İlçe Başkanı Ahmet Yılmaz şunları kaydetti:
“Burada bugünkü toplanma amacımız ile ilgili olarak sizleri bilgilendirmek ve önümüzde ki süreçte örgütümüzle ilgili almış olduğumuz bir takım kararları sizinle paylaşmak istiyoruz. İlçe delege seçimlerinden başlayıp, bizleri bu makama taşıyan Didim’de ki üyelerimize bir söz vermiştik. Seçildiğimiz takdirde, örgütümüz ile üyelerimizin seçim ile ilgili taleplerini (ön seçim eğilim yoklaması) il başkanlığımıza ve genel merkezimize ileteceğimize ve karar alınması noktasında ısrarcı olacağımızı belirtmiştik. Gelmiş olduğumuz yerel seçim sürecinde, yönetim kurulumuzun talep etmiş olduğu, ön seçim, eğilim yoklaması ve anket çalışması yapılması konusunda ki örgütümüzün taleplerini il başkanlığımız ve genel merkezimize iletmiş olmamıza rağmen, bu konuda bir sonuç alınamadığını belirtmek isteriz. Partimizin, büyük kurultayımızdan bu yana yoğun bir süreç yaşadığının farkındayız. Keza büyük kurultayımızda genel başkanımızın ifade ettiği, bizim de tam desteklediğimiz “Bundan sonra karar, güç, yetki örgütündür. Ön seçimin teminatı olan bir genel başkan olacağıma söz veriyorum. Örgütün iradesini ön plana alan bir ön seçimi mutlaka yapacağız” söylemlerinin yerine getirilmediğini üzüntü içerisinde yaşamış bulunmaktayız. Belediye başkan adayının atanmasından sonra, ilçemizde kendisi ile yapmış olduğumuz toplantıda basın ve üyelerimiz önünde, adayımızın vermiş olduğu beyanat da, örgüt ile ortak hareket edileceği, örgütün gücünün önemli olduğu ve birçok konuda ortaklaşarak seçim sürecinin yürütüleceğini ifade etmiştir. Fakat kısa zaman içerisinde söylemler ile eylemlerin farklı ve tezat olduğu tarafımızdan görülmüştür. Belediye meclis üyesi adaylarının belirlenmesi sırasında, örgütümüzün ve ilçemizde bulunan STK’ların, odaların önerilerinin de hiçbir şekilde dikkate alınmadığını gördük. Bizler de bu davranışın, örgütümüzün yok sayılmasının CHP’nin geleneği ve ilkeleri ile bağdaşmadığı bu süreçte görevde kalmamızın bir anlam ifade etmediğini, yönetim kurulumuzda değerlendirerek, istifa kararı almış bulunmaktayız. Hiçbir şahsın CHP örgütünün üzerinde olmadığını belirtmek isteriz. Bizler her zaman CHP’nin bir neferi olarak, partimizin başarılı olması için, her platformda mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu zamana kadar ilçemizde faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları, hemşeri dernekleri, odalara, emek ve demokrasi platformu içerisinde bulunan tüm bileşenlerin, bugüne kadar vermiş olduğumuz mücadelede bize vermiş oldukları katkıdan desteklerinden dolayı teşekkürlerimizi ifade ediyoruz. Bundan sonraki süreçte emekten yana demokrasiden yana olan bileşenlerle alanlarda omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğimizi de bilmenizi isterim.” – AYDIN
]]>Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantısında konuştu. Bahçeli,geçtiğimiz günlerde Erzincan İliç’teki maden kazasına ilişkin devletin tüm imkanlarıyla seferber olduğunu belirterek, “İlgili bakan ve bürokratlarımız kısa süre içinde maden sahasına giderek arama-kurtarma faaliyetlerine refakat etti. Bir haftadır AFAD ekipleri, gönüllü yardım kuruluşları, hatta yöre insanımız çalışmalarını fedakarlıkla yürütmektedir. İşçilerimize ulaşmak ve gün ışığına çıkarabilmek amacıyla maden alanına yığılan devasa toprak kütlesinin tahliye ve temizlik işlemi dikkatle ve kararlılıkla sürdürülmektedir. Ancak heyelan bölgesinde hala riskli alanların varlığı, bu kapsamda yeni toprak kaymalarının zaman zaman yaşanıyor olması ister istemez arama kurtarma ekiplerini zora sokmakta, çalışmalarını da aksatmaktadır. Üstelik bölgenin yağışlar sebebiyle çamur ve balçıkla kaplanmış olması araştırma ve incelemelerin metal dedektörlerle yapılmasını mecburi hale getirmektedir. Kayaçların içindeki altın cevherini siyanürleyip ayrıştıran, müteakiben kalan siyanürlü atıkları suyla arındırıp tekrar kullanılmasını sağlayan, yani çok zor şartlarda damla damla dökülen alın terlerinin bereketiyle helal lokmasını arayan işçilerimizin hayata döndürülmesi yegane dilek ve beklentimizdir. Ümitlerimizi diri tutarak bölgeden gelecek müjdeli haberlere kulağımızı çevirmiş durumdayız. Nitekim Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan kazanın tüm yönleriyle araştırılması ve benzer kazaların önlenmesine yönelik tedbirlerin belirlenmesi amacıyla; Anayasa’nın 98, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri kapsamında Meclis Araştırması Komisyonunun kurulmasını isabetli bir karar olarak görüyor ve yanında duruyoruz” diye konuştu.
“Acılarımız üzerinde siyasi ve ideolojik geçim kapısı açmaya heveslenmek vicdansızlıktır”
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın maden kazasının yaşandığı yere maske ve özel koruyucu kıyafetle gitmesine değinen MHP lider Bahçeli, “Adeta uzaya çıkar gibi, özel koruyucu kıyafetlerin üstüne dehşet uyandıran maskeler takan ve ikinci Çernobil hezeyanını telaffuz edip siyanür atıklarının Sabırlı Deresi’ne akıtıldığını ve bu atıkların yağışla beraber yeraltı sularına karışarak Fırat Nehri’ni kirlettiğini söyleyenler iddialarını ispatla. Ağzıyla değil de karnıyla konuşanların şımarıklıkları tahammül sınırlarından taşmıştır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının konuyla ilgili kamuoyuyla paylaştığı, toprak kayması sırasında akan malzemenin Fırat Nehri’ne ulaşmasının engellenmesi amacıyla Sabırlı Deresi’nin Fırat Nehrine ulaştığı menfezin kapaklarının kapatıldığına dair açıklama ortadayken, halen dedikodu üretmenin, halen kaygıları diri tutmanın ahlaken tutarlı bir yanı var mıdır? 9 canı, 9 hayatı kurtarma çalışmaları sürüyorken, kayan toprak kütlesinin içinde hangi ağır metallerin bulunduğuyla ilgili resmi ağızlardan bir açıklama yapılmadığını eleştirenlerin amacı bize göre üzüm yemek değil, bağcı dövmek için mevzi almaktır. Acılarımız üzerinde siyasi ve ideolojik geçim kapısı açmaya heveslenmek vicdansızlıktır, insafsızlıktır, izansızlıktır, pis bir fırsatçılıktır” ifadelerini kullandı.
“ÇED raporunu veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı değildir”
Erzincan İliç’teki maden kazasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un hedef alındığını söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:
“İliç’i konuşuyorken konunun Sayın Kurum’un bakanlık dönemine geçiş yapması, nihayetinde haksız ve hayasız eleştirilerin sökün etmesi sinsi bir propagandanın tedavülde olduğuna işaret etmiştir. İstanbul’da havlu atacaklarını şimdiden fark eden müflis zihniyetler Sayın Kurum’u yıpratmak için devreye girmişlerdir. Bir defa madenin yüklenici firmasına ÇED raporunu veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı değildir. Söz konusu bakanlık yalnızca çevresel etkileri değerlendirip denetlemektedir. Bunun yanında altın madeninin çevreye zarar verip vermediğini incelemektedir. Bahsi geçen altın madeni geçmişte defalarca denetlenmiş, 21 Haziran 2022 tarihinde de 20 metreküplük siyanür sızıntısı nedeniyle sorumlu görüldüğünden bu madeni işleten firmaya Çevre Kanunu’nda belirlenmiş en üst sınırdan para cezası verilmiştir. Dahası ilgili firmanın faaliyetleri geçici süreyle durdurulmuştur. Anlaşılacağı üzere, Sayın Murat Kurum görevini layıkıyla yapmıştır. Verilemeyecek bir hesabının olmadığı ortaya çıkmıştır. Altın madeni felaketinin sızısı yüreklerimizi titretiyorken, çok geçmeden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sürecinin bir malzemesi haline getirilmesi baştan ayağa yanlıştır, maksatlıdır, utanmazlıktır. Menfur ve melun emel sahiplerinin çabaları boşuna, çırpınışları beyhudedir; Allah’ın izniyle, Türk milletinin teveccühüyle Ankara altın çağına ulaşacak, İstanbul Muradına kavuşacak, yerel yönetimler zilletin ayak bağlarından mutlaka kurtarılacaktır.”
“Cumhurbaşkanımızın gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve bilhassa Mısır ziyareti hakikaten de tarihi niteliktedir”
“Dış politikada doğası gereği, ülkeler arası gerginlikler veya yakınlıklar zaman zaman farklılaşıp şekil değiştirmektedir” diye konuşan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“Uluslararası ilişkiler akışkan ve dinamik bir süreçtir; tarihin, kültürün, coğrafyanın, jeo-politik ve jeo-stratejik müktesebatın, aynı şekilde milli hedeflerin bileşkesinde hakiki mana ve muhtevasını bulmaktadır. Şayet uluslararası ilişkiler statükonun çekim alanına sabitlenip diyalog ve diplomasi kanalları tıkanırsa sıcak çatışmalar tetiklenecek, bölgesel ve küresel savaşlar ortaya çıkacaktır. Devletlerarası ilişkilerde kalıcı dostluktan, kategorik düşmanlıktan bahsetmek mümkün değildir. Esas olan mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde değerlerle pekişmiş karşılıklı anlayış ve çıkarlara saygıdır. Türkiye’miz böylesi çalkantılı ve fırtınalı bir ortamda yüksek öngörü, manevra kabiliyeti, milli ve manevi değerlerle zenginleştirilmiş diplomasi gücüyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Hem sahada hem de masada muktedir bir Türkiye gerçeği elbette taraflı tarafsız herkesin takdirini toplamaktadır. Çok yönlü ve tesirli diplomasi demek, farklı zaman ve dönemlerde, farklı taraflarla aynı anda görüşmek, konuşmak ve temas kurmak demektir. Türkiye’nin yaptığı da budur. Bu sayede milli güvenliğimize, milli varlığımıza ve egemenlik haklarımıza yönelik tehdit ve sınamalar etkisiz hale getirilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen hafta gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ve bilhassa Mısır ziyareti hakikaten de tarihi niteliktedir. Mefluç ve mahvı perişan vaziyette olan muhalefet hangi ezberleri telaffuz ederse etsin, atılan sağlam adımları karalamak için nasıl bir bozuk dil kullanırsa kullansın, biz bu ziyaretin hem doğru hem de zamanlama itibariyle çok yararlı ve yerinde olduğunu değerlendiriyoruz. İnanıyorum ki Türkiye-Mısır ilişkileri olması gereken mevkie tırmanacak, kurulan dostluk ve kardeşlik bağları iki ülkenin de çıkarına hizmet edecektir. Mısır ile asırlara dayanan tarihi, kültürel ve inanç temelli köklü bir ortak geçmişimiz vardır. Bu geçmişin kutlu bir geleceğe köprü olması iyi niyetli temennimizdir. Daha düne kadar İstanbul ile Kahire’nin yazgısı çizgisi bir ve aynıydı. Türkiye ile Mısır’ın ayrı düşmesi, birbirine sırtını dönmesi, ilişki ağlarının zedelenmesi müşterek tarih ve coğrafyanın bizatihi ruhuna terstir ve bununla birlikte olumsuz faturası da kabarık olacaktır. İki ülke arasında, Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi Toplantılarının Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Ortak Bildirinin imzalanmasının yanında ticaret hacminin 15 milyar dolara çıkarılma hedefi sevindirici ve umut verici bir gelişmedir. Ekonomi, ticaret, enerji, turizm, eğitim, kültür ve savunma sanayi alanlarında Türkiye ile Mısır’ın yakın temas ve irtibatı iki ülkenin stratejik avantaj ve kazancını tahkim edecektir. Muhalefet partilerinin koro halinde “dün şunu demiştin, bugün böyle diyorsun” çıkışları Türk dış politikasının yüksek misyon ve vizyonunu idrak ve itiraf edemeyen sefil bir anlayışın hezeyanıdır. Çevresiyle buzları eriten, anlaşmazlıkların düğümünü çözen ve yükseliş halinde olan Türkiye başta CHP olmak üzere zillete düşen diğer muhalefet partilerini kıskandırmakta ve çatlatmaktadır. Onlar umudunu yapay zekaya bağlaya dursunlar, Cumhur İttifakı Türk milletinin muazzam zekasıyla daha çok işleri başaracak, çağın alnına Türk ve Türkiye Yüzyılının mührünü inançla basacaktır.”
“DEM Parti, artık CHP’nin karar ve kumanda odasına kadar nüfuz etmiş”
“Bölücü terör örgütü PKK’yla DEM’lenerek bağ kurmak, FETÖ’yle taşeronlar eliyle bağlantıya geçmek ülkemize ve milletimize yapılabilecek en vahim kötülüktür” diyen Bahçeli, “CHP sadece kendi içinde kavgalı değil, Türk milletiyle de sorunludur. Bu CHP’nin yerel yönetimlerde yedek kulübesine çekilmesi, ıslah ve terbiye edilmesi milli bir görevdir. DEM’lenmiş CHP’nin doğrusu ile yanlışı birbirine karışmış, milli ve manevi aidiyeti kalmamıştır. DEM’lenmenin maskesi kent uzlaşması, sandık uzlaşması, Türkiye ittifakı olarak açıklanmaktadır. DEM Parti, artık CHP’nin karar ve kumanda odasına kadar nüfuz etmiş, kimin aday yapılıp yapılmayacağını tayin eden vesayetçi bir konuma sahip olmuştur. Esenyurt’tan Kadıköy’e ve Mersin’in bazı ilçelerine kadar görünen çarpıcı gerçek budur ve aslında her seçim çevresinde adı konulmamış kokuşmuş ittifak ilişkisi DEM’lenen ve boyunduruk altına alınan CHP’nin iç yüzünü deşifre etmiştir. CHP ile DEM iç içe geçmiş, birisini diğerinden ayırt etmek zorlaşmıştır. Özgür Beyin irade ve siyasetinin şifreleri DEM’in eline geçmiştir. Kuklalar belli, kuklacılar bilinmektedir. 31 Mart’ta Türkiye’yi DEM’lemeye ve devirmeye çalışanlara Türk milleti müsaade etmeyecek, müsamaha göstermeyecektir. Cumhur Bizim Türkiye Hepimizindir. Aziz Atatürk’ün adını ve anılarını hiçe sayanları, elleri öpülesi ecdadımıza hakaret edenleri, Türklüğü rafa kaldıranları, İstanbul’u Ermenilerin şehri olarak gösterenleri Türk milleti affetmeyecektir. Bu zillete aziz milletimiz müstahak değildir ve olmayacaktır. Sırf oy avcılığı uğruna, sırf bazı odaklara şirin ve sevimli görünmek adına milli varlığımızı tartışmaya açmak, etnik ve mezhep ayrımcılığını kamçılamak düşman dilidir, milliyetsizlerin ağzıdır. CHP, DEM’lenmekle ekseninden kaymıştır. CHP kayış koparmış, dingil kırmış, dengeyi kaybetmiştir. DEM’lenmiş CHP sakat ve skandal bir siyasetin pençesinde kıvrana kıvrana tükenişe ve inişe geçmiştir. Nihayet yerel yönetimleri Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefleriyle buluşturma vakti gelip çatmıştır” dedi.
Anayasa Mahkemesi ile Danıştay’ın verdiği bazı kararların doğrudan devlet onuruna, milli varlık ve güvenliği ruhuna zarar verdiğini ifade eden Bahçeli, şunları kaydetti:
“Sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarın güvencesi hukuktur. Milletimizin sinir uçlarını tahriş eden, FETÖ’cülerle PKK’lılara alan açan sözü geçen yüksek mahkemelerin, sıra fiyat istikrarını hedef alan fiyat anarşistleriyle ilgili önleyici kararlar almaya geldiğinde üç maymunu oynaması işgüzarlık ve ikiyüzlülüktür. Ekonomik büyümenin dizginlenmesi, istihdamın geriletilmesi, cari dengenin bozulması için el ovuşturan, fiyat etiketlerini sürekli olarak yukarı yönlü güncelleyen fırsatçıların, azgın fiyat anarşistlerinin ve bunların arkasındaki FETÖ’cülerin hukuken hesabı sorulmadan sosyal ve ekonomik huzur nasıl temin edilecektir? İnsanımızın ekmeğine ve cüzdanına ambargo koyanların yakasından adalet ne zaman tutacaktır? 15 Temmuz FETÖ darbe teşebbüsü sonrasında, hain örgütle ilişki ve iltisakı belirlenen yaklaşık 4 bine yakın hakim ve savcı meslekten ihraç edilmişti. FETÖ’cüler diğer alanlarda olduğu gibi, yıllar içinde adalet müessesine de yuvalanmışlardı. Türk hukuk sistemi zehirlenmiş, haksızlık ve hukuksuzluk habis bir ur gibi yayılmıştı. Danıştay 5.Daire’nin FETÖ’den ihraç edilen 387 hakim ve savcıyı tekrar mesleğe iade eden kararı çok tehlikelidir, çok sakıncalıdır, hukuki bir temeli yoktur. Bu dairenin göreve iade kararı verdiği kişiler arasında ankesörlü hatlarla haberleşen, mahrem imamlarla irtibatı olan, ByLock yazışmalarında adı geçen, terör örgütüne bağış yapan, hakkında örgüt üyeliğinden işlem yapılan isimlerin olması nasıl izah edilecektir? Danıştay 5.Daire nereye hizmet etmektedir? Bu karar alınırken 5. Daire üyeleri maklube mi yiyorlar, haşhaşilerin vaazlarını mı dinliyorlardı? FETÖ’cüleri aklamak vatana, millete ve adalete ihanet değil midir? FETÖ’cüleri göreve iade etmek cinayet değil midir? FETÖ’ye merhamet şehitlerimize hakaret değil midir? Danıştay 5. Dairesi adalet ve hukuka göre karar vermemiştir. Allah’tan Hakimler ve Savcılar Kurulu devreye girmiş ve mesleğe iadesi yapılan 387 kişi hakkında yeni bir inceleme başlatmış, aynı zamanda Danıştay İdari Davalar Genel Kuruluna da gerekli itirazlar yapılmıştır. Tam da böyle bir zamanda ahı gitmiş vahı kalmış bir yazar müsveddesi sosyal medya hesabından 15 Temmuz ile ilgili demiş ki; ‘Hükümet 4 ay önceden darbe olacağını bütün ayrıntılarıyla biliyordu. Halk ne olduğunu bilmeden darbeye karşı meydanlara çıktı. Sonuçta olan bu ülkeye oldu’ şayet bu şahıs iddialarının ispatını yapmazsa, şerefli bir Türk savcısının huzurunda yazdıklarını tevsik etmezse dünyanın en namert insanıdır. FETÖ’nün propagandasına çanak tutulması, 15 Temmuz’a tiyatro denilmesi alçaklığın dibidir. Aynı anda Danıştay 5. Daire’nin kararı, iş birlikçilerin iddiaları, ülkemize giriş yaparken 4 FETÖ’cünün yakalanması ve Pensilvanyalı hainin Yusuf Suresi üzerinden gizemli mesajlar vermesi gizli bir toparlanmanın emaresidir. Fakat o günler geçmiştir. Gelecekleri varsa görecekleri de vardır. Eğer yanılıp yenilip üstümüze gelen olursa, tavsiyem boy ölçüsüne uygun kefen biçtirmesidir, çünkü yatacağı yer sadece mezardır, hesabı da Yüce Allah’a verecektir.” – ANKARA
]]>Büyükataman, Bozüyük ve Söğüt ilçelerinde partisinin seçmen iletişim merkezlerinin açılışına katıldı.
Büyükataman, partisinin Bozüyük Seçmen İletişim Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmada,Türk milletinden aldıkları güç ve üretken belediyecilik vizyonlarıyla MHP’yi zafere ulaştırmayı amaçladıklarını söyledi.
Hedefleri doğrultusunda tüm teşkilatlarıyla tam kadro sahada olduklarını anlatan Büyükataman, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Milletimizi ve devletimizi kuşatma altına almak isteyen, her gün farklı isimle karşımıza çıkan, bayatlamış zillete karşı büyük Türk milletiyle omuz omuza yürüyoruz. 31 Mart 2019’daki yerel seçimlerden bu yana başta büyükşehirlerimiz olmak üzere, CHP’nin elinde bulunan belediyelerin tamamı vatandaşa hizmet götürmekten acizdir ve liyakatsiz kadroların yönetimi altındadır. Bugünkü CHP, çizgisinden çıkmış, tükenmiş ve kırmızı halılarla karşıladığı DEM Parti’nin işgaline uğramıştır. CHP, artık ne yazık ki Mustafa Kemal Atatürk’ün CHP’si değildir.”
“İş bilmeyenlere Bozüyük, daha fazla tahammül etmeyecektir”
CHP belediyeciliğinin sınıfta kaldığını belirten Büyükataman, hizmetten mahrum kentlerin CHP’nin elinden kurtarılması gerektiğini savundu.
Büyükataman, “İş bilmeyenlere, üretmeyenlere, insanımıza dokunmayanlara Bozüyük, daha fazla tahammül etmeyecektir. Yerel yönetimler vasıtasıyla, Türkiye’nin yükselişini sekteye uğratmaya çalışan bu zihniyete aziz milletimiz, sandık önüne geldiğinde kırmızı kartı gösterecektir. İnanıyorum ki, 31 Mart akşamı Bozüyük’te üç hilal dalgalanacak, aziz milletimiz Milliyetçi Hareket Partisinin insanı ve hizmeti önceleyen belediyecilik anlayışına kavuşacaktır.” dedi.
Büyükataman, daha sonra Söğüt’teki Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret ederek açılış törenine geçti.
Söğüt’te de partililere hitap eden Büyükataman, belediyecilik anlayışlarının temelinde insan sevgisinin bulunduğunu anlattı.
Cumhur İttifakı ve MHP yönetimindeki belediyelerde esas ve bağlayıcı unsurun hizmet olduğunun altını çizen Büyükataman, şunları kaydetti:
“Hizmet edenin himmet göreceğine, dürüst ve samimi olanın dua ve rıza kazanacağına, helal haram ayrımı yapanın iki dünyasını da kurtaracağına iliklerimize kadar inanırız. Bizler, günübirlik siyasi hesap ve mevzi kazanımlarının peşinde değiliz. Bizim için vatandaşlarımızın huzuru, refahı ve güvenliği her şeyden önceliklidir çünkü milletimiz huzursuz ve memnuniyetsizse geleceğe umutla bakamayız. Milletin desteği olmadan hiçbir siyasi hedef başarıya ulaşamaz.”
“Ne destek olursa, omuz omuza bu gayreti göstereceğime söz veriyorum”
AK Parti Bilecik Milletvekili Halil Eldemir de Cumhur İttifakı olarak birlik ve beraberlik içinde bulunduklarını vurguladı.
Cumhur İttifakı’nın adaylarının projeleriyle konuştuğunu ifade eden Eldemir, şunları dile getirdi:
“Başkanımız burada göreve başladığından itibaren milletvekiliniz olarak, Söğüt’e ne yapmam gerekiyorsa, Söğüt Belediye Başkanı’nın benden istediği, bizden talep ettiği projeleriyle ilgili ne destek olursa, onunla birlikte, omuz omuza bu gayreti göstereceğime söz veriyorum. MHP’nin, AK Parti’nin, Sayın Devlet Bahçeli’nin ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın adayı Ferhat Durgut’tur. Sayın Cumhurbaşkanı’mızı ve onun her ortamda yol arkadaşı Sayın Devlet Bahçeli’yi bu konuda mahcup etmeyeceğinize inanıyorum.”
Programlara AK Parti İl Başkanı Serkan Yıldırım, MHP İl Başkanı Talha Özkan, Merkez İlçe Başkanı Önder Çakır, MHP Bozüyük Belediye Başkan adayı Bahadır Çetin, Cumhur İttifakı’nın Söğüt Belediye Başkan adayı Ferhat Durgut, AK Parti ve MHP’nin il ve ilçe yönetim kurulu üyeleri ile partililer katıldı.
]]>KEMAL ONUR ATALAY
Aksaray CHP İl Örgütü, Aksaray belediye başkan adayları tanıtım programı düzenledi. CHP İl Başkanı Bilal Özdemir, “Aday arkadaşlarımızın tamamı kampanya süresinde ve başkan olarak Aksaray’a damga vuracak. Aksaray, hak etmediği belediyecilikten kurtulmak için gün sayıyor. 44 gün sonra Aksaray’ı merkeziyle taşrasıyla sosyal belediyeciliğe teslim edeceğiz” dedi.
Aksaray CHP İl Örgütü, Aksaray belediye başkan aday tanıtım programı düzenledi. Gerçekleştirilen toplantıya CHP Aksaray Belediye Başkan Adayı Pelinsu Yıldırım Demir, CHP Aksaray İl Örgütü, CHP PM Üyesi Ali Abbas Ertürk, CHP Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, CHP Yurtiçi Örgütlenme Koordinatörü Yalçın Görgöz, CHP İl Teşkilatı ve partililer katılım gösterdi.
“RANTA DEĞİL HALKA HİZMET ETMEK İÇİN BELEDİYELERE TALİBİZ”
Program açılışında konuşan CHP İl Başkanı Bilal Özdemir, “Aday arkadaşlarımızın tamamı kampanya süresinde ve başkan olarak Aksaray’a damga vuracak. Aksaray, hak etmediği belediyecilikten kurtulmak için gün sayıyor. 44 gün sonra Aksaray’ı merkeziyle taşrasıyla sosyal belediyeciliğe teslim edeceğiz. 20 yıldan hatta 1995’ten bu yana belediyecilik anlamında ne yaptınız ki kendinizi referans gösteriyorsunuz. Aksaray halkı musluktan akan suyu içebiliyor mu? 5 yıllık iktidarınızda bir araçlık otopark yaptınız mı? kaç metre yeni yol açtınız, kaç ağaç diktiniz?”
“KADINLARIN ÖNÜNÜ AÇACAĞIZ DEMİŞTİK, BİR KADIN ADAY KARŞINIZDA”
CHP PM Üyesi Ali Abbas Ertürk, “Ön seçimde Türkiye’nin birçok bölgesinde ilk 5 sıraya 30 yaş altındaki gençlerimiz, sandıkları patlatarak en üstlere tırmandı. Burada CHP örgütü bir mesaj veriyor. Değişim, kadınlarla ve gençlerle var. Bu mesajı ilçe başkanımızdan genel başkanımıza kadar hepimiz aldık ve gereğini yapıyoruz. Aksaray’da merkez belediye başkan adayımızı açıkladık. Kurultayda bir vaatte bulunmuştuk, gençlerin önünü açacağız diye. Kadınların önünü açacağız demiştik, bir kadın aday karşınızda. CHP’nin örgütünün sesine kulak vereceğiz demiştik, Gençlik Kollarından İl Sekreterliğine kadar birçok aşamada çalışmış, bir kardeşiniz aday oldu. Pelinsu Yıldırım Demir’in adaylığı 4 ay önceki kurultaydaki toplumsal değişimin tam da örneği karşımızdadır. Aynı zamanda ilçelerimizde, beldelerimizde partimizin bayrağını sallayan birbirinden kıymetli 15 adayımıza kocaman bir alkış istiyorum” dedi.
“AKSARAY’IN KALKINMASI İÇİN ELİMDEN GELENİ YAPACAĞIM”
CHP Aksaray Belediye Başkan Adayı Pelinsu Yıldırım Demir, “Bu topraklarda yaşamak, bir aileye katılmak demektir. Kadınlarımızın güvenli caddelere erişim eksikliğiyle kendini gösteriyor bu sorunlar. Şehrimizin fiziksel görüntüsünü değil yalnızca şehrimizin ruhu da yaralanıyor. Bu şehir yepyeni bir başlangıca hazırlanıyor. Biz Aksaray’a hizmet için buradayız. Eksikleri onaracağız, şehrimizin geleceğini inşa edeceğiz. Şehircilik alanında uzmanlaşmış biri olarak Aksaray’ın kalkınması için elimden geleni yapacağım. Altyapı sorunlarını tamamlayacağız, kanalizasyon olmadığı için foseptik kullanan mahallelerimiz var. Aksaray’ı bir an önce bu durumdan kurtaracağız. Deprem gerçeğini kısa bir zaman önce yaşadık. Aksaray’ımızda kentsel dönüşümü tamamen uygulayacağız. Rantsal değil kentsel dönüşüm düsturuyla bir kent inşa edeceğiz” diye konuştu.
“BUNU KAZANMAK ZORUNDAYIZ”
Yurtiçi Örgütlenme Koordinatör Yalçın Görgöz ise konuşmasında, “Önümüzdeki mart ayında, Ramazan geliyor. Her zamanki gibi Cumhurbaşkanı çıkacak, ‘Bu asgari ücrete verilen az oldu, bu benim vatandaşıma reva görülmemeli’ diyebilir. Arkasından bak göreceğiz diyecek ki ‘Ya bunu reva gördüm ama mübarek gün geliyor, seçim de var ben 2 bin lira daha veriyorum bir kereye mahsus’ diyecek ve tuzak kuracak. Milyonlarca asgari ücretlimiz, emeklilerimiz, bu güzide ülkemizin güzel insanları asla dönüp bakmayacak. Bu verdiği parayı cebinden vermiyorsun. Benim paramı bana veriyorsun. Parayı alacaksınız ama oy vermeyeceksiniz buna inanıyorum. 30 yıldır belediyeyi yönetmiyoruz. Bunu kazanmak zorundayız. Başkanımızla birlikte bu kez kazanmak zorundayız. Her şey değişiyor. İzmir, Aydın, Muğla başkasının kalesiydi. Şimdi CHP’nin kalesi. Bu kalelere Amasya’yı, Kırıkkale’yi ekleyeceğiz ve Aksaray’ımızı ekleyeceğiz, buna inanıyorum” açıklamasını yaptı.
“AKSARAY’IMIZIN SORUNLARINI 20 YILDIR BU İLİ YÖNETEN AKP ZİHNİYETİ HALA ANLAMADI”
Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün ise Aksaray’a liyakatli bir ismi aday gösterdiklerini belirterek, “Kendini yetiştirmiş, harita yüksek mühendisi olmuş, kent konusunda master yapmış, belediyeciliği en iyi uygulayabilecek bir arkadaşımızı CHP olarak Aksaray Belediye Başkan adayı gösterdik. Bunun kıymetini sizler benden daha iyi biliyorsunuz. Aksaray’ımızın sorunlarını 20 yıldır bu ili yöneten AKP zihniyeti hala anlamadı. Çünkü bu zihniyetin halktan yana değil ranttan yana siyaset yaptığını hepiniz biliyorsunuz. Bu seçim önümüzdeki yapılacak ilk genel seçimin provasıdır. Biz illerde ve ilçelerde iktidara sarı kart göstermek zorundayız” dedi.
CHP AKSARAY BELEDİYE BAŞKAN ADAYLARI TANITILDI
Konuşmaların ardından CHP’nin yerel seçimler için belirlediği adaylar tek tek tanıtıldı. Helvadere Belediye Başkan Adayı Süleyman Sevdi, Yeşiltepe Belediye Başkan Adayı Tahsin Çelik, Taşpınar Belediye Başkan Adayı İsmail Yılmaz, Bağlıkaya Belediye Başkan Adayı Ali Aydoğdu, Saratlı Belediye Başkan Adayı Zeki Türker, Güzelyurt Belediye Başkan Adayı Ramazan Pala, Eskil Belediye Başkanı Adayı Resul Güç, Ortaköy Belediye Başkan Adayı Ramazan Balıkçı, Sultanhanı Belediye Başkan Adayı İsmail Söylemez, Eşmekaya Belediye Başkan Adayı Veli Bakıcı, Demirci Belediye Başkan Adayı Arif Ar, Gülpınar Belediye Başkan Adayı Yavuz Teğmen, Gülağaç Belediye Başkan Adayı Buğra Demir oldu.
]]>Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Vahap Seçer’in Seçim Koordinasyon Merkezi açıldı. Açılışa Başkan Seçer’in yanı sıra, CHP Mersin Milletvekilleri Gülcan Kış ve Talat Dinçer, İl Başkanı Koral Ömür, kadın ve gençlik kolları başkanları, ilçe belediye başkan adayları, il ve ilçe yöneticileri ile partililer katıldı.
Alanı dolduran yüzlerce Mersinli, ellerinde ‘Seninle 5 Yıl Daha’, ‘Memnuniyetle Başkanım’, ‘Vahap Seçer Mersin Geçer’ yazılı dövizleri ve ‘Mersin Seninle Gurur Duyuyor’ sloganları eşliğinde Seçer’i karşıladı.
Konuşmasına Mersin’in her köşesinden açılışa katılan yurttaşları selamlayarak başlayan Başkan Seçer, her daim birlik ve beraberlik içerisinde olduklarını söyledi. Mayıs ayında yapılan seçimlerde Mersin’den çıkan sonuçların, çalışıp emek edince, azim ve kararlılıkla insanlara ulaşılarak başarılı olunduğu gerçeğini gözler önüne serdiğini belirten Seçer, “Mersin bunu başardı. Mersin açık ara farkla CHP’yi Mersin’de birinci yaptı. Teşekkürler Mersin. Ancak daha bitmedi. Başarılar devam edecek” diye konuştu.
31 Mart 2019 tarihinde partisine ve adaylarına inanan CHP’lilerin yanı sıra Mersinlilerle çıktıklarını hatırlatan Seçer, geçen 5 yıllık süre içerisinde parti ayrımı yapmaksızın herkesin yanında olarak gece-gündüz çalıştıklarını söyledi. Her daim yurttaşın yanında olduklarını aktaran Seçer, şöyle konuştu:
“Onların yanında durduk. Onlarla bugünlere geldik. Çalışıyoruz, çalışacağız, çalışmaya da devam edeceğiz. Mersin değişiyor, Mersin kabuğunu kırıyor, büyüyor, kalkınıyor. Mersin’de çok şey değişiyor. Önceden televizyonlarda tasvip etmediğimiz kötü olaylarla duyulurdu, şimdi Mersin mutlulukla, umutla, barışla, kardeşlikle anılıyor. Belediyesiyle, belediye başkanıyla anılıyor. Belediyecilik tarihinde büyük bir kalkınma hamlesi başlattık. Kadının, çocuğun, yaşlı dedemin, nenemin yanında olduk, elini tuttuk, onlarla beraber olduk. Dezavantajlı grupların yanında olduk. Türkiye’de örnek sosyal demokrat belediye olduk. Tarım alanında yaptığımız desteklerle, sağlıkta ortaya koyduğumuz politikalarla Türkiye’de bir model olduk. Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de sosyal belediyecilikte tarih yazan belediye oldu. Bunları 11 binden fazla çalışanımızla yaptık. Onların emeğiyle, alın teriyle yaptık. Mersinlinin inancıyla, desteğiyle, bize güvenliğiyle yaptık. Mersinde yaşayan 2,5 milyon nüfusa hizmet eden mesai arkadaşlarıma, belediye çalışanlarına teşekkür ediyorum.”
CHPli ve Atatürkçü olduğunu söyleyen Seçer, buna karşın hiçbir ayrım yapmadıklarını belirterek, şöyle devam etti:
“Bizim gözlerimize ağma iner, farklılıkları görmeyiz. Farklıklar bizim zenginliğimizdir. Her yurttaşımın etnik kimliği onun onurudur. Herkese saygı duyarız. Mut’a gidin, Mut’tan Tarsus’a gelin, oradan Çamlıyayla’ya çıkın, Anamur’a, Gülnar’a, Mersin merkeze gelip herkesle konuşun, ‘Belediyeniz size hizmet ediyor mu?’diye sorun. Herkes, ‘CHP’li Belediye Başkanımız bize hizmet ediyor’ cevabını verir. Bunu devam ettireceğiz, durmayacağız, dinlenmeyeceğiz. Bizi çalışmak kurtarır, çalışacağız. Mersin’i daha güzel yapacağız. Yollarımız, refüjlerimiz, parklarımız daha güzel olacak. Bu mücadele ve çalışma devam edecek. Bu 5 yıl herkes gördü, bunu sürdüreceğiz. Buna canı gönülden inanıyorum. Hepinizi bu seferberliğe davet ediyorum. Hep beraber başaracağız.
Herkesin fikirleri, projeleri kendilerine göre doğrudur, bize de saygı göstermek kalır. Ama birileri çıkıp; daha ortada fol yok, yumurta yok, senin anlatacağın bir proje yok, daha anlattığın bir şey yok, sen yapılanlara kulp takarsan hop arkadaş derim. 11 bin insanın emeği var 5 yılda. Bu belediye başkanının, kadrolarının emeği var. Şimdi burada sizlerin huzurunda sesleniyorum; Mersin’in trafiğini eleştirmeyi, yolları eleştirmeyi bırak. Bırakın bu lafı güzaf işleri. Bin arabana şöyle bir Mersin’i dolaş; 2. Çevre Yolu, GMK, 3. Çevre Yolu, Adnan Menderes Bulvarı’na gir, kavşaklara bak. Türkiye’de örneği var mı? Yeni açılan 4. Çevre Yolu’na bir bak. Yaklaşık 2 bin 250 metrelik yolu açıyoruz birkaç gün sonra. 35 metre bulvar var. Bir gör; yol, altyapı nasıl yapılıyor, bisiklet yolu, yeni refüj modelleri, kavşak modelleri nedir? Şehirciliği önce bir öğren, sonra eleştiri yap bize. Anamur’a git. İskele Caddesi’ne in. Gör yol nasıl yapılıyor? Köy yollarına çık. Gidemiyorsan da köylüne; ‘Yolların nasıl, ürününü pazara sağlıklı getiriyor musun?’ diye bir sor bunları.
Sen bir sor bakalım yaş almış yurttaşa, kimsesize; ‘Her akşam belediyenden evine sıcak yemek geliyor mu?’ diye. Sor, tekstilde, tarlada çalışan bacıma sor. Güneş’te Günyurdu’nda oturan bacıma sor, Şevket Sümer’de oturan, Fahrettin Paşa’da oturan, Yenimahalle’de oturana sor. ‘Bacım iş çıkışı Mahalle Mutfağı’ndan 10 TL’ye yemek alıyor musun?’ diye bir sorsana. Sor vatandaşa; ‘Çocuğun belediyenin eğitim merkezlerine gidiyor mu?’ diye bir sor. Bir dershanenin aileye maliyeti 40 bin TL. Bu belediyenin 7 bin öğrencisi, 350 eğitimcisi, öğretmeni var. Bir sor da öğren neler oluyor. Şu sahile bir in. Alışık değilsiniz değil mi? Öyle rant yerleri, ranta açarsınız ama bu belediye başkanı sahili halka açtı, halk.
Sahilde bulunan Okuma Salonu gibi yeni nesil 12 okuma salonu olduğunu hatırlatan Seçer, şunları dile getirdi
“Bu başkan orayı sizlerin çocuklarına, eğitime açtı. Bunları öğrenecekler. Bu memlekette CHP’li belediyeciliğin, ayrım yapmadan hizmet yaptığını görecekler. Paranın, kaynağın israf etmeden, çalmadan, çaldırmadan; gereksiz, akıllı olmayan yatırımlar yapmadan nasıl iyi kullanıldığını gördüler, görmeye devam edecekler. Açık ara, en fazla farkla alınan Büyükşehir Belediye Başkanlığı sonucu 2024’te gelecek. Tarihi bir oy farkıyla alacağız.”
]]>Alper Taşdelen, Dikmen Karapınar Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Uğur Böceği Gündüz Bakımevi’nin açılışını yaptı. Uğur Böceği Kreşi’nin kendi dönemindeki 11’inci, Çankaya’nın da 15’inci kreşi olduğunu söyleyen Başkan Taşdelen, “Öncelikle Karapınar’a, Dikmen’e hayırlı uğurlu olsun. Kreşleri çok önemsedik. Bugün kreşlerimiz de iki bin çocuğumuza çağdaş bir eğitim veriyoruz. Atatürkçü nesiller yetiştiriyoruz. İrfanı hür, vicdani hür nesiller yetiştiriyoruz” diye konuştu.
Taşdelen, Çankaya’ya 10 yıl hizmet ettiğini, göreve başlarken Ali Dinçerlerden, Ahmet İsvanlardan, Vedat Dalokaylardan gelen sosyal demokrat belediyecilik bayrağını dalgalandıracak bir belediye sözü verdiğini hatırlatarak, şunları söyledi:
“MAHKEME KADIYA MÜLK DEĞİL”
“Şükürler olsun verdiğim sözleri tutmuş olmanın gönül rahatlığıyla karşınızdayım. Başımız dik, alnımız ak. Tertemiz pırıl pırıl bir 10 yılı Çankaya’da geçirdik. O nedenle gönlümüz rahat. Siyasetle uğraşanlar siyasette her şeyin olabileceğini göze alarak siyaset yapar. Biz de devam etmek isterdik. Daha çok projelerimiz vardı ama siyasette her zaman hak yerini bulmuyor. Bunlar siyasetin içinde olan konular. Ayrıca mahkeme kadıya mülk değil. Geliyorsunuz hizmet ediyorsunuz. Nasıl geldiğinizden ziyade nasıl gittiğiniz önemli. Biz, başımız dik alnımız ak hizmet ettik ve verdiğimiz sözleri fazlasıyla yerine getirdik. Onun için gönlümüz rahat, yüreğimiz ferah. Bir belediye başkanı için en büyük mutluluk bıraktığı eserlerle yaşamaktır. Bizim dönemimizde açılan 113 park işte orada. Oradaki her bir tabelada Alper Taşdelen yazacak, kreşlerde ismimiz yaşayacak. Çankaya Evleri’nde, havuzlarda, engelli merkezlerinde, sosyal tesislerimizde orada eserlerimiz de Çankaya’da var olmaya devam edeceğiz.
“HİÇ KİMSENİN CHP’YE KÜSME HAKKI YOKTUR”
Bizler bu görevleri yerine getirmişsek, bunu CHP’ye borçluyuz. CHP her şeyden daha kıymetli ve önemlidir. Bizi bu görevlere nasıl partimiz getirdiyse, bundan sonra da partimiz için çalışmaya, CHP’nin altı okunu zirveye en tepeye taşımak için nefer olarak alın teri dökmeye devam edeceğiz. Hiç kimsenin CHP’ye küsmeye hakkı yoktur. Makamlar gelip geçicidir ama CHP nasıl 100 yıldır varsa yüzyıllar boyu da kurucu parti olarak, Atatürk’ün partisi olarak, insanca hakça bir düzen kurmak için var olmaya devam edecektir. Onun için partimizin başarısı, partimizin iktidarı için hem bu seçimlerde hem daha sonraki seçimlerde biz çalışmaya alın teri dökmeye devam edeceğiz. Ben CHP’liyim. Ben Atatürk’ün yoldaşıyım. Cumhuriyet sevdalısıyım. Bu anlamda adayımız Hüseyin Can Güner kardeşime de başarılar diliyorum. Bizim bıraktığımız bayrağı daha da yukarılara taşımasını diliyorum. Kazananın her zaman Çankaya olmasını diliyorum. Biz yüreğimizde sevgiden başka bir şey taşımayız. Çünkü bizim parolamız bellidir. Siyasette de bunlar olabilir bunlar gelir geçer, çünkü bizim parolamız ‘İncinsen de incitmeyeceksin.’ Biz incinsek de incitmeyeceğiz, biz yüreğimizde, ülkemize, partimize, Çankaya’mıza olan sevgimizi her zaman taşırız bize yakışan budur böyle olmaya da devam edecektir.
“PIRIL PIRIL BİR BELEDİYE DEVREDİYORUZ”
Çankaya ümit ediyorum daha da ileriye gidecek. Bizim dönemimizdeki tarihi başarıları yaşamaya devam edecek. Pırıl pırıl, başarılı örnek olan bir belediye devrediyoruz. Çankaya Belediyemizin 5 bin çalışanıyla, emekçisi ile geldiği noktanın daha da ileriye gitmesini canı gönülden diliyorum. Bu vesileyle on yıl boyunca birlikte bu başarıya imza attığım bu başarı hikayesini birlikte yazdığım başkan yardımcılarıma, müdür arkadaşlarıma, müdür yardımcısı arkadaşlarıma, bütün Çankaya Belediyesi personelime ve emekçi kardeşlerime huzurlarınıza yürekten, gönülden teşekkür ediyorum.
“BAŞINIZI ÖNE EĞDİRMEDİM”
Ben on yıl boyunca onların başını öne eğdirmedim eminim ki onlar bizden sonra da hiçbir zaman başımızı öne eğdirmeyecekler. 950 bin Çankayalı komşum on yıl boyunca bizi hiç yalnız bırakmadı, hep yanımızda oldu, hep destek oldu. Bizim çalışmalarımızı gördü. Seçimde bunu rekor oy olarak sandığa yansıttı. Anketler yapıldı, memnuniyet anketlerinde başkan olarak bizi zirveye taşıdı. On yıllık dönemde defalarca yapılan anketlerde Çankayalı komşularımız bizi Türkiye’nin en başarılı ilçe belediye başkanı seçti. Ankara’nın en başarılı ilçe belediye başkanı seçti, hep yanımda oldu hep destek oldu. Biz de onların bize olan güvenini boşa çıkarmamak için gece gündüz çalıştık. O nedenle 950 bin Çankayalı komşuma da huzurlarınızda destekleri ve takdirleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Tekrar kreşimizin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın güzel Çankaya’m, yaşasın ebedi başkomutan, Ebedi Önder Mustafa Kemal Atatürk aydınlığı.”
]]>Esenyurt’ta yerel seçim öncesinde belediye başkan adayı tartışmaları devam ediyor. İlçede üç dönem sonra yüzde 51,56’lık bir oy oranı ile CHP’li belediye başkanı olarak göreve getirilen ve 4 yıldır Esenyurt’a yeni projeler kazandıran Kemal Deniz Bozkurt’un tekrar aday gösterilmemesi üzerine kentin bileşenleri toplanarak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Esenyurt Göle Derneği’nde gerçekleştirilen basın açıklamasında, içerisinde Kars-Ardahan-Iğdır dernek temsilcilerinin ve vatandaşların bulunduğu Esenyurt bileşenleri Kemal Deniz Bozkurt’u tekrar aday görmek istediklerini belirtti. Başkan Bozkurt’un aday gösterilmemesinin CHP’nin adalet anlayışına ters olduğunu söyleyen grup sözcüsü Ahmet Kaya, “Kemal Deniz Bozkurt, birçok olumsuzluğa, tehdide, zorluğa rağmen çok başarılı bir şekilde görevini yürüten, hiçbir ahlaksızlığa bulaşmayan, onurlu ve başarılı bir şekilde görevini yürüten bir başkandır. Henüz birinci dönemi olmasına rağmen tekrar aday gösterilmemesini bizim aklımız almıyor, yüreğimiz de bu durumu kabul etmiyor” ifadelerini kullandı.
“Tekrar aday gösterilmemesini bizim aklımız almıyor, yüreğimiz de bu durumu kabul etmiyor”
Basın açıklamasına Kemal Deniz Bozkurt’un Belediye Başkanlığı sürecinde nasıl bir ilçe devraldığına ve yaptığı çalışmalara atıfta bulunarak başlayan grup sözcüsü Ahmet Kaya, “Kemal Deniz Bozkurt CHP İlçe Başkanlığı döneminde 2009 yılında 28 ay kira borcu olan, elektriği ve suyu borcundan dolayı kesik olan bir ilçeyi devralıp, mülkiyeti kendisine ait binası olan, kasasıda 40 bin TL parası olan bir ilçe olarak 2014 yılında devretti. İlçe başkanlığı döneminden önce, genel seçimde Esenyurt’ta yüzde 23 olan parti oyunu yüzde 30 oranında oy alan bir ilçeye dönüştürdü. 2019 yılından bugüne kadar Esenyurt’ta alınmış en yüksek oy oranı olan yüzde 51,56 ile belediye başkanı seçilmiştir. CHP gurubunun mecliste azınlıkta olmasına, bütçesinin 4 katı borcu olmasına, aleyhinde 15 bin dava açılmasına, bütün planları mahkeme tarafından iptal edilmesine ve yönetilmesi neredeyse imkansız olmasına rağmen bu belediyeyi alıp Türkiye’nin en iyi yönetilen belediyelerinden biri yapan, vaatlerinin yüzde 90’ına yakın kısmını uygulayan, birçok olumsuzluğa, tehdide, zorluğa rağmen çok başarılı bir şekilde görevini yürüten, hiçbir ahlaksızlığa bulaşmayan, onurlu ve başarılı bir şekilde görevini yürüten bir başkandır. Henüz birinci dönemi olmasına rağmen tekrar aday gösterilmemesini bizim aklımız almıyor, yüreğimiz de bu durumu kabul etmiyor” dedi.
Kemal Deniz Bozkurt’un ilçede yaptığı çalışmalara rağmen aday gösterilmemesini Esenyurt’a yapılan bir haksızlık olarak gördüklerinin altını çizen Ahmet Kaya şöyle devam etti:
“Bu yapılan ne yoldaşlık hukukuna, ne dostluğa ne de ahlaka sığar. Bu durum bizim CHP’nin adalet anlayışına olan inancımızı ve güvenimizi sarsmıştır. Bu yanlışın bir an önce düzeltilmesi Kemal Deniz Bozkurt un tekrar Esenyurt belediye başkanlığına aday gösterilmesi bizim için tartışmaya açık olmayan bir durumdur. Zira başkanın aday gösterilmemesi gençlerin geleceğinin tehlikeye atılması, Esenyurt’ta ki huzurun bozulması, Esenyurt’un geleceğinin tehlikeye atılması demektir. Eğer başkanımızın bizim bilmediğimiz bir kabahati varsa bize bildirilmeli eğer böyle bir şey yoksa ve adaylaştırılmıyorsa bunu bize yapılmış bir hakaret algılayacağımızı bildirmek isteriz. O zaman biz de bizi yok sayanları yok sayar, gereğini yaparız. Bu bir uyarı mesajıdır. Aksi taktirde kentimizin diğer bileşenleri ve ortak aklı ile yarından başlayarak kitlesel bilgilendirmelere başvuracağımızı kamuoyuna saygıyla bildirmek isteriz.” – İSTANBUL
]]>İZMİR – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bergama ve Kınık ilçelerinde düzenlenen halk buluşmasında yaptığı konuşmalarda, yerel seçimlerde partisinin adaylarına destek istedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında ilk olarak Dikili’deki etkinliğini tamamladıktan sonra Bergama ve Kınık’a gelerek halk buluşmasına katıldı. Programda CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay, CHP Bergama Belediye Başkan adayı Dr. Tanju Çelik, CHP Bergama İlçe Başkanı İsmail Durmaz, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP Kınık Belediye Başkan adayı Sema Bodur, CHP Kınık İlçe Başkanı Salih Barut ve partililer yer aldı.
Bergama’nın 5 senedir halkçı belediyecilikten uzakta olduğunu ifade eden Özel, “Temiz belediyeciliğe ihtiyacımız var. Dışarıdan gelen ithal adaya değil Bergama’nın bir evladına ihtiyacımız var” dedi.
CHP’nin Bergama Belediye Başkan adayı Tanju Çelik ile ilgili görüşlerini de aktaran Özel, “Köy demedi, yayla demedi, ev ev gitti. Hasta çocukları iyi etti. Siz koşup geldiniz, şifayı ona buldunuz. Evladının ateşi olunca, anne babadaki duyguyu biz biliriz. Onu iyileştirene de minnetimiz çoktur. Şimdi ise Bergama’yı iyileştirmeye geliyor. Dr. Tanju Çelik, Bergama’ya iyi gelecek. Biz halkçı belediyeciyiz. Biz gitmeden bir yere hemen yalan ulaşıyor. AK Parti’nin yalanı. Diyor ki ‘sosyal yardımları kesecekler’. Bakın bakalım Bergama’da geçmişte yapılanları bir kefeye koyun. Son 5 yılda yapılanlara bir bakın” ifadelerini kullandı.
“Bergama’yı hak ettiği yere taşımakta kararlıyım”
1 Nisan’dan sonra Bergama’da bayrağı taşıyacağını vurgulayan CHP Bergama Belediye Başkan adayı Dr. Tanju Çelik, “137 mahallesiyle birlik olacağız, bir olacağız, kazanan Bergama olacak. Bu bir bayrak yarışı. 1 Nisan’dan sonra bu bayrağı ben taşıyacağım. Sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlıkta, tarımda, turizmde Bergama’yı hak ettiği yere taşımaya kararlıyım. Şehir girişlerimizi, meydanlarımızı, yürüyüş yollarımızı elden geçirerek; hem burada yaşayan halkımızın hem de yerli ve yabancı turistlerimizin ilgisini çekecek duruma getireceğim. Tarihi mirasımıza sahip çıkacağım. Yaşanabilir bir Bergama için çalışacağım. ‘Bergama iktidar partisinde olmazsa bu hizmetlerin hiçbirini alamazmış’ diyorlar. Sevgili hemşehrilerim, devlet hepimizin devletidir, hepimizin vergileriyle yaşamaktadır. Biz Bergama’daki ihtiyaçlar için devletimizin kapısını çalar, alana kadar o kapıdan ayrılmayız. Bu böyle bilinsin. Biz Bergama için çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Özel, Kınık’ta vatandaşlara seslendi
Özel Kınık’ta seçim otobüsü üzerinden vatandaşlara seslenerek, “2014 yılından beri yüreğimin bir parçası Soma’daki madende kaldı ama benim memleketim hem Soma hem Kınık hem Bergama hem Savaştepe. 31 Mart günü iki dönemdir AK Parti’de olan belediyeyi alın ben sizinle gurur duyayım. Kınık’ın cumhuriyet tarihindeki ilk kadın başkanını seçmeye hazır mısınız? Kalbindeki Kınık sevgisi hiç bir zaman bitmedi, şimdi borcunu ödemeye geldi. Aliağa spor’un basket takımını kurmuş, çalıştırmış. 1. lige çıkana kadar antrenörlük yapmış biri. Kendisi de sporcu olduğu için önemli spor yatırımları yapacağız. Halı sahalar, basket sahaları, gençlerin istediği tesisleri sunacağız. Ben partinin genel başkanı olarak Türkiye’nin en güçlü belediyeleri hangisini seçerse Kınık Belediyesi ile kardeş belediye yapacağım” dedi.
Kınık Belediye Başkan adayı Sema Bodur ise Kınık’ı altı okun ışığıyla tarihe, bölgeye yakışır şekilde el ele yöneteceğini aktararak, “Ben bu şehrin evladıyım. Dağına, ovasına, suyuna, insanlarına sevdalıyım. Kınık için kanımın son damlasına kadar savaşacağım. Ben gücümü sizlerden alıyorum. İşimiz Kınık, gücümüz Kınık” ifadelerini aktardı.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında ilk olarak Dikili’deki etkinliğini tamamladıktan sonra Bergama ve Kınık’a gelerek halk buluşmasına katıldı. Programda CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay, CHP Bergama Belediye Başkan adayı Dr. Tanju Çelik, CHP Bergama İlçe Başkanı İsmail Durmaz, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP Kınık Belediye Başkan adayı Sema Bodur, CHP Kınık İlçe Başkanı Salih Barut ve partililer yer aldı.
Bergama’nın 5 senedir halkçı belediyecilikten uzakta olduğunu ifade eden Özel, “Temiz belediyeciliğe ihtiyacımız var. Dışarıdan gelen ithal adaya değil Bergama’nın bir evladına ihtiyacımız var” dedi.
CHP’nin Bergama Belediye Başkan adayı Tanju Çelik ile ilgili görüşlerini de aktaran Özel, “Köy demedi, yayla demedi, ev ev gitti. Hasta çocukları iyi etti. Siz koşup geldiniz, şifayı ona buldunuz. Evladının ateşi olunca, anne babadaki duyguyu biz biliriz. Onu iyileştirene de minnetimiz çoktur. Şimdi ise Bergama’yı iyileştirmeye geliyor. Dr. Tanju Çelik, Bergama’ya iyi gelecek. Biz halkçı belediyeciyiz. Biz gitmeden bir yere hemen yalan ulaşıyor. AK Parti’nin yalanı. Diyor ki ‘sosyal yardımları kesecekler’. Bakın bakalım Bergama’da geçmişte yapılanları bir kefeye koyun. Son 5 yılda yapılanlara bir bakın” ifadelerini kullandı.
“Bergama’yı hak ettiği yere taşımakta kararlıyım”
1 Nisan’dan sonra Bergama’da bayrağı taşıyacağını vurgulayan CHP Bergama Belediye Başkan adayı Dr. Tanju Çelik, “137 mahallesiyle birlik olacağız, bir olacağız, kazanan Bergama olacak. Bu bir bayrak yarışı. 1 Nisan’dan sonra bu bayrağı ben taşıyacağım. Sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlıkta, tarımda, turizmde Bergama’yı hak ettiği yere taşımaya kararlıyım. Şehir girişlerimizi, meydanlarımızı, yürüyüş yollarımızı elden geçirerek; hem burada yaşayan halkımızın hem de yerli ve yabancı turistlerimizin ilgisini çekecek duruma getireceğim. Tarihi mirasımıza sahip çıkacağım. Yaşanabilir bir Bergama için çalışacağım. ‘Bergama iktidar partisinde olmazsa bu hizmetlerin hiçbirini alamazmış’ diyorlar. Sevgili hemşehrilerim, devlet hepimizin devletidir, hepimizin vergileriyle yaşamaktadır. Biz Bergama’daki ihtiyaçlar için devletimizin kapısını çalar, alana kadar o kapıdan ayrılmayız. Bu böyle bilinsin. Biz Bergama için çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Özel, Kınık’ta vatandaşlara seslendi
Özel Kınık’ta seçim otobüsü üzerinden vatandaşlara seslenerek, “2014 yılından beri yüreğimin bir parçası Soma’daki madende kaldı ama benim memleketim hem Soma hem Kınık hem Bergama hem Savaştepe. 31 Mart günü iki dönemdir AK Parti’de olan belediyeyi alın ben sizinle gurur duyayım. Kınık’ın cumhuriyet tarihindeki ilk kadın başkanını seçmeye hazır mısınız? Kalbindeki Kınık sevgisi hiç bir zaman bitmedi, şimdi borcunu ödemeye geldi. Aliağa spor’un basket takımını kurmuş, çalıştırmış. 1. lige çıkana kadar antrenörlük yapmış biri. Kendisi de sporcu olduğu için önemli spor yatırımları yapacağız. Halı sahalar, basket sahaları, gençlerin istediği tesisleri sunacağız. Ben partinin genel başkanı olarak Türkiye’nin en güçlü belediyeleri hangisini seçerse Kınık Belediyesi ile kardeş belediye yapacağım” dedi.
Kınık Belediye Başkan adayı Sema Bodur ise Kınık’ı altı okun ışığıyla tarihe, bölgeye yakışır şekilde el ele yöneteceğini aktararak, “Ben bu şehrin evladıyım. Dağına, ovasına, suyuna, insanlarına sevdalıyım. Kınık için kanımın son damlasına kadar savaşacağım. Ben gücümü sizlerden alıyorum. İşimiz Kınık, gücümüz Kınık” ifadelerini aktardı. – İZMİR
]]>31 Mart yerel seçimleri öncesinde bugün Ordu’nun ardından Giresun’a gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Valilik binası yanındaki miting alanında Giresunlular’a seslendi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Giresun’un daha önceki seçimlerde her zaman Türkiye ortalamasının üzerinde AK Parti’ye destek verdiğini ve yine kendine yakışanı yapacağını söyledi. Erdoğan, “Biliyorsunuz önümüzde çok kritik bir seçim daha var. Bundan 45 gün sonra hep birlikte tekrar sandıklara gideceğiz. Bu sefer il, ilçe ve beldelerimizi yönetecek kadroları belirleyeceğiz. Giresun’dan yine rekor bir oy alacağımızdan şüphe duymuyorum. Giresun’un 31 Mart’ta da sandıkları patlatacağını yürekten inanıyorum” diye konuştu.
“Ukrayna, Rusya krizinde ise başkaları gibi ateşe benzin dökmek yerine tüm imkanlarımızla yangını söndürmeye çalıştık”
Ülkemizin içinde yer aldığı coğrafyanın sancılı günlerden geçtiğini belirten Erdoğan “Karadeniz’in hemen öte yakasında iki komşumuz arasındaki savaş 2. yılını doldurmak üzere. Rusya ve Ukrayna savaşında şimdiye kadar on binlerce insan öldü, on binlercesi yaralandı yüz binlerce insan göç etmek zorunda kaldı. Küresel ekonomi, enerji ve gıda fiyatlarındaki aşırı artış sebebiyle çok ciddi sıkıntılarla karşılaştı. Sizlerde o günleri çok iyi hatırlıyorsunuz. Doğalgaz fiyatlarının zirveye ulaştığı dönemlerde öyle günler gördük ki kimi Avrupa ülkelerde lambalar söküldü, kombiler kapatıldı, devlet daireleri çalışanlarına battaniye dağıttı. Ama benim ülkemde doğalgaz aynı şekilde devam etti. Şuanda Karadeniz doğalgazı devam ediyor. Hani olmayacaktı ama bak bizde oluyor. Gabar’da petrol çıkıyor. Gıda krizinden dolayı dünyanın birçok ülkesinde ciddi sıkıntılar, açlıklar, yokluklar yaşandı. Muhalefet tarafından sürekli bize örnek gösterilen ülkelerin esasında kağıttan birer kaptan olduğu böylece anlaşılmış oldu. Türkiye tüm zor süreçleri en başarılı yöneten ülkelerden biri oldu. Salgın döneminde üretimden istihdamdan taviz vermedik. Destek ve hibe programlarımızda toplumumuzun yanında yer aldık. Güçlü ve modern sağlık altyapımız sayesinde hiçbir vatandaşımızı çaresiz bırakmadık. Ukrayna, Rusya krizinde ise başkaları gibi ateşe benzin dökmek yerine tüm imkanlarımızla yangını söndürmeye çalıştık. Hatırlarsanız o dönem CHP ve ortakları bizi savaşa sürüklemek için çok uğraştı, çok çaba harcadı. Eksen kayması diye bir şey uydurarak Türkiye’yi birilerinin yanında savaşa davet etmek için pek çok yol denediler. Savaş çığırtkanlığını en son 14-28 seçimlerinde asılsız iddialarla Rusya’yı suçlamaya varacak kadar ileri taşıdılar. Ama biz bunlara kulak asmadık. Muhalefetin savaş tellallığını asla prim vermedik. CHP ve ortakları gibi meselelere Batılıların gözünden değil milletimizin zaviyesinden baktık. Siz ne diyorsanız o dedik. Türkiye’nin çıkarları neyi gerektiriyorsa milletimiz için en iyisin en doğrusu neyse onu yapmanın gayretinde olduk” şeklinde konuştu.
“Zaman bizi haklı muhalefeti yine haksız çıkardı”
“Kardeşlerim zaman bizi haklı muhalefeti yine haksız çıkardı” diyen Erdoğan “Bunun elimizi vicdanımıza koyup şöyle bir muhasebe yaptığımızda ne kadar basiretli davrandığımızı çok daha iyi anlıyoruz. Tüm kışkırtmalara tüm kirli senaryolara rağmen Karadeniz’in huzuru bozulmadı. Bölgemizdeki yangının kıvılcımı ülkemize sıçramadı. Giresun ile birlikte Karadeniz’deki tüm illerimizi tedirgin edecek ekonomik ve güvenli açısından zora sokacak hiçbir hadise yaşanmadı. Ne muhalefetin gazını geldik ne Batılı güçlerin tuzağına düştük. Usta bir satranç oyuncusu gibi yapacağımızı aynen yaptık. Çok iyiplanlad7ık ve kararlılıkla hayatı geçirdik. Böylece Türkiye’yi çok tehlikeli bir süreçten tek bir vatandaşımız kılına dahi zarar gelmeden çıkarmayı başardık. Bugünde attığımız her adımı Türkiye eksenli atıyor milletimizin ve devletimizin menfaatlerini düşünüyoruz. Karadeniz’den Orta Doğu’ya bölgemiz bir yangın yerine dönmüşken yeni düşmanlıklar, yeni gerilimler olmasın diye çaba harcıyoruz. Çok açık ve net ifade etmek isterim bizim dış politikada tek bir amacımız vardır o da dostlarımızın sayısını mümkün olduğunca çoğalmaktır. Türkiye yüzyılının aynı zamanda barışın yüzyılı olmasını istiyorsak dost ve kardeş ülkelerle işbirliğimizi geliştirmek başka yolumuz yok. Emperyalist güçlerin bölgemize yönelik oyunlarını bozmak istiyorsak kardeş ülkelerle birbirimize kenetlenmek mecburiyetindeyiz. Görüş ayrılıkları takılıp kalmak yerine işbirliği alanlarına odaklanmak zorundayız” ifadelerini kullandı.
“Vahdet olmadan rahmet olmaz”
Konuşmasına “Vahdet olmadan rahmet olmaz” diyerek sürdüren Erdoğan, “Bilhassa Gazze’de akan kanı durdurmak İsrail’in katliamların önüne geçmek istiyorsak kardeşlerimizle saflarımızı sıklaştırmak gerekiyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır ziyaretimiz bu açıdan çok başarılı geçti. Devlet başkanları ile ticaret ve yatırımların yanı sarı Filistin meselesini de detaylıca görüştük. Her iki ülkeyle de işbirliğimizi güçlendirmeye karar verdik. Biliyorsunuz 7 Ekim’den beri Gazze’deki kardeşlerimize insani yardım malzemesi gönderiyoruz. Gazze’ye yaptığımız yatırımların ulaştırılmasında Mısır makamlarıyla hep koordinasyon içerisinde hareket ettik. Mısır’ın desteğiyle 34 bin tondan fazla insani yardım malzemesini bölgeye sevk ettik. Önümüz Ramazan. İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamları giderek artıyor. Gazze halkının direniş ve mücadele azmini bombalarla kıramayan İsrail açlıkla Gazzelileri teslim olmaya zorluyor. Amacımız bir an önce ateşkesin sağlanması ve Gazze’ye insanı yardımların kesintisiz ve ihtiyaç miktarınca ulaştırılmasıdır. Ramazan’dan Gazze’ye daha fazla el uzatmamız daha fazla yardım etmemiz bizim kardeşlik görevimizdir. Unutmayın kim sabrederse zafere o ulaşır. Bu yardımların sevkinde de Mısır’la işbirliği içinde olacağız. Ayrıca Gazze halkının kendi topraklarından sürgün edilmesine karşı da Mısır ile beraber hareket edeceğiz” dedi.
“Onların gündeminde ne Gazze’deki vahşet ne Filistin’deki işgal ve yıkım var”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu hassasiyetlerini CHP ve şurekasının anlamadığını ifade ederek “Üzülerek söylemek isterim ki onların gündeminde ne Gazze’deki vahşet ne Filistin’deki işgal ve yıkım var. CHP yönetimi ne Balkanlarda ne Kafkasya’da ne Afrika ile ne de Gönül coğrafyamızın diğer yerlerindeki krizlerin hiçbiriyle ilgilenmiyor. Bunların nelerle meşgul olduklarını sizlerde görüyorsunuz. CHP’nin acemi Genel Başkanı, sabık genel başkanı ve sütre gerisinden bu partiyi yönetenlerin tamamının öncelikli gündemi kupon belediyeleri kimin adamının yöneteceği meselesidir. Bunun dışında inanın dünya batsa, kıyamet kopsa üçüncü cihan harbi çıksa bunların zerre kadar umurlarında olmaz. Siyasi ikballeri haricinde hiçbir şeyi görmüyorlar, duymuyorlar. Varsın bu krizlerle ilgilenmesinler. Varsın CHP ve şurekası anlamasın. Milletimiz bizim doğru yolda olduğumuzu çok iyi biliyor ve görüyor. Bundan dolayı biz dış politikada adımlarımızı atarken daha önlerini dahi görmekten aciz muhalefete değil size bakıyoruz. Milletimize bakıyoruz. Milletimizden ne derse onu yapıyor devletimizi neyi gerektiriyorsa devletimizle onu yapıyoruz. İnşallah bundan sonra milletin çizdiği istikamette yürüyeceğiz. Bize uzatılan barış elini havaya kesinlikle bırakmayacağız. Türkiye’nin dostluğunu arayan hiç kimseye sırtımızı dönmeyeceğiz. Fitnecilerin aramıza nifak tohumları ekmesine müsaade etmeyeceğiz. Türk ve İslam dünyası olarak birlik, beraberlik dayanışma içerisinde hak ve adalet mücadelemizi sürdüreceğiz. Rabbim ülkemizin her alanda yar ve yardımcısı olsun. Dayanışma hak ve adalet mücadelemizi sürdüreceğiz. Rabbim ülkemizin her alanda yar ve yardımcısı olsun diyoruz. CHP’li yöneticilerin verdiği belediyeler meydan muharebesi öncelikle CHP’ye gönlü veren vatandaşlarımızı ilgilendirir. Tek bildikleri iş kavga, ayak oyunu, kumpas ve dalavere olanlarla bizim boşa harcayacak tek bir saniyemiz dahi bulunmuyor. Biz iş yapmanın eser üretmenin, hizmet etmenin gayretindeyiz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının son bölümünde Giresun’a iktidarları döneminde yaptıkları hizmetleri tek tek sıralarken, ardından partisinin il, ilçe ve belde belediye başkanlarını tanıttı. – GİRESUN
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında geldiği Dikili’de ilk olarak partisinin ilçe başkanlığına ziyaret gerçekleştirdi. Ardından Atatürk Meydanı’nda düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Programda CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, CHP Dikili Belediye Başkan Adayı Adil Kırgöz, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP Dikili İlçe Başkanı Emre Kırlı ve partililer yer aldı.
“Anketler Dikili’de konuşacak ve tartışacak bir şey olmadığını gösteriyor”
Dikili’de vatandaşlara seslenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Dikili’nin kendisi için çok farklı bir yer olduğunu belirterek, “Bir siyasi parti olarak belediye başkanı tercihinde bulunacağız. 11 aday başvurdu. Hepsi çok kıymetli. Biz bir tercih yapmak durumundaydık. Genel kural memnuniyet anketidir. İzmir seçmeninin beklentisi yüksek notu kıttır. Ankete baktık ve Dikili’de konuşacak ve tartışacak bir şey yok dedik. Adil Kırgöz 5 yıl boyunca belediyenin mali tablosunu düzeltmiş, yeni projeleri bitirmiş, bunu sizlere iyi anlatmış ve sizlerden de çok büyük destek aldığı noktadaydı. İş büyükşehir belediye başkanının belirlenmesine gelince, orada CHP’nin profil çalışmalarında ortaya çıkan, işi gücü İzmir olacak, Bergama olacak, Kınık olacak, sorunu doğru tespit edecek, sakin, kararlı, en üst düzeyde hizmet vermesi istenen ve belediyeciliği bilen bir isim için çalışmaların sonunda karşınızda Cemil Tugay. Bundan sonra Adil Kırgöz’ün işi gücü Dikili, Cemil Tugay’ın işi gücü İzmir” dedi.
2019 yılında seçime ittifakla girdiklerini aktaran Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“CHP’nin yanında ittifak ortağı partiler vardı. Bu seçimde kurumsal ittifaklar yok. Önümüzde seçim var ve beklentisi olanlar var.”
“Türkiye İttifakı’na güveniyoruz”
Ankara’da ittifakın olmadığını, bir anlaşmanın da yapılmadığını vurgulayan Özel, “Bu seçimlere kendi adaylarımızla giriyoruz. Fakat geçen seçimleri kazandığımız seçmen yerinde duruyor. O seçmen Atatürkçü, demokrat. Hala İzmir’de, Ankara’da, İstanbul’da birlikte. Sosyal, muhafazakar, milliyetçi demokratlar burada. Hepiniz birleşin ve Cumhuriyet’i koruyun. Kültür sanat faaliyetlerini yasaklayan, onların yaşam biçimlerine müdahale eden anlayışa kentlerimizi teslime etmeyeceğiz. İzmir, kimsenin kimseye bakmadığı, insanların rahatlıkla dolaşabileceği kentler arasında olmaya devam edecek. Geçtiğimiz seçimde bizimle birlikte Dikili İttifakı’nı kuranlara güveniyoruz. Türkiye İttifakı’na güveniyoruz” şeklinde konuştu.
Dikili’de yapılan projelere de değinen Özgür Özel, şu ifadelere yer verdi:
“Sosyal market, kreşler, gündüz bakım evleri, doğalgaz, U-19 Dünya Voleybol Şampiyonası ve say say bitmeyen projeler. Adil Kırgöz hepsini yapıyor. Fakat yapılmayanlar da var. Balıkçı barınağının yapılması lazım, Dikili’de okul sorunu var yapmıyorlar. Dikili tarihi bir rekorla Adil Başkanı yeniden seçecek. Size söz CHP’li Özgür Özel sizi namerde muhtaç etmeyecek.”
Programda konuşan CHP Dikili Belediye Başkan Adayı Adil Kırgöz, “2019 yılında göreve geldiğimizde nasıl bir belediye teslim aldığımızı biliyorsunuz. İzmir’in en borçlu belediyesini aldık. Bugün geldiğimiz nokta neredeyse hiç borcu olmayan, sadece kamu kurum ve kuruluşlara borcu olan bir belediyeye sahibiz. Bununla sizler adına gurur duyuyorum. Dikili’de göreve geldiğimizde ne kadar eksik olduğunu biliyorsunuz. Sosyal belediyecilik kapsamında birçok iş yaptık. Yeni çıktığımız bu yolda bizimle olmaya var mısınız?” ifadelerini kullandı.
İzmir’de bütün ilçelerde 1 Nisan’dan itibaren ev sahibi olacağını söyleyen CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, “Cemil Tugay, bundan sonra siz neredeyseniz orada olacak. Bayrağı daha ileriye taşımak için mücadele edeceğiz. Altyapı ve üstyapı ile ilgili her çalışmayı yapacağız. Dikili’de özellikle tarım ve turizm desteklenecek. Gelecek dönem dikili çok güzel bir ilçe olacak” dedi. – İZMİR
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir programları kapsamında, Karşıyaka ilçesinde gerçekleştirdiği aday tanıtım toplantısının ardından Karabağlar’daki halk buluşmasına katıldı. Uğur Mumcu Parkı’nda yapılan açık hava toplantısına CHP Genel Başkan Yardımcıları, Parti Meclisi ve Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, milletvekilleri, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay, ilçe belediye başkan adayları ile partililer katıldı. Yeniden aday gösterilmeyen Karabağlar belediye Başkanı Muhittin Selvitopu’nun buluşmaya katılmaması ise dikkat çekti.
“9 adayımız kadın”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, buluşmada yaptığı konuşmada İzmir’de oy anlarının yüksek olduğu 9 ilçeye kadın aday belirlediklerini söyledi. Özel, “Adaylarımızın yaş ortalaması 45, 9 tanesi de kadın. Kent suçlarıyla mücadelede başarılı, ranta, talana direnen, mücadele eden, sizin aranızda koşarak her sabah başka mahallede kahvaltı edip, her akşam başka taksi durağında günü sonlandıracak adayımız Helil Kınay’ı size emanet etmeye geldik. Bir bütün olarak adaylarımız son derece inançlı, kararlı, iyi eğitimli. Biz bu adaylarla bir niyet ettik, İzmir’de yaptığımız tüm ölçümlerde, beklenti anketlerinde, profil çalışmalarında bizden daha çok kadın ve genç aday istedi. Kadınlar ve gençler için Cumhuriyetin önemini bilen İzmir seçmenine kadın ve genç adaylarımızı emanet etmeye geldim” dedi.
“Adaylarımız iyi eğitimli, hepsi yabancı dil biliyor”
Konuşmasında ilçe belediye başkan adaylarıyla birlikte önemli bir yol yürüyeceklerine vurgu yapan Özel, “Mesleğinde başarılı, son derece önemli görevleri yapmış, yöneticilik vasıfları yüksek, kent sorunlarını gören bir adayımız var. Bugüne kadar söyledi bugünden sonra bunları yapacak, Karabağlar’ın yüzünü güldürecek Helil Kınay. Bu büyük yürüyüşü birlikte başlatıyoruz. Adaylarımız iyi eğitimli, hepsi yabancı dil biliyor, yüksek lisans yapmış arkadaşlar. Bunlar İzmir’e iyi gelecek, 20 yıl sonra da Türkiye’deki en önemli görevlerde de onları ve kadrolarını göreceğiz. Biz Cumhuriyetin ilk yüzyılında yokluğu, açlığı bitirdik, salgın hastalıkları bitirdik. Toplu iğnesi olmayan ülkeye uçak, motor fabrikası yapar, üretir hale getirdik. Cumhuriyetin ilk yüzyılının son 25 yılında CHP yoktu. Değişim sloganıyla yola çıktık. Şimdi yeniden Cumhuriyetçilerin, Atatürk milliyetçilerinin, halkını sevenlerin damgasını vurmak için yola çıktık. Bu yürüyüşte var mısınız. Bu partiyi iktidar yapacağız diye yola çıktığımızda, önceki genel başkanlara vefa borcuyla yüklüyüz. Vefa partiyi iktidar yaparak gösterilir. Vefamızı Cumhuriyetin ikinci yüzyılında partilerini, ilkelerini iktidar yaparak göstereceğiz” sözlerine yer verdi.
“Sütte leke var onda yok”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay hakkında övgüyle söz eden Özgür Özel, “Bu yola çıktığımda inançlı, kararlı, cesur, makam mevki endişesi duymayan, doğrunun arkasında duran, duyarlı bir siyasetçi, yol arkadaşım, iftiralara rağmen üstüne leke yapışmayan, sütte leke var onda leke yok arkadaşımızı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yaptık” diye konuştu.
Soyer açıklaması
Aday gösterilmeyen mevcut İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile ilgili açıklama yapan Özel, “Tunç Soyer ile önce ve sonra konuştum. Onun İzmir’in, partinin bir değeri olduğunu konuştuk. Tüm emekleri için sizlerden Tunç Başkan’a da teşekkür alkışı rica ediyorum. Bu partinin yürüyüşü Cumhuriyet, demokrasi, kalkınma yürüyüşüdür” dedi.
“İzmir’i çocuğuyum ben”
Programda konuşan CHP İzmir Büyükşehir belediye Başkan Adayı Cemil Tugay ise, “Her geçen gün birbirimizi biraz daha tanıyoruz. Birbirimize ısınıyoruz. İzmir’in çocuğum ben. Bir olduğumuzu anlatmak istiyorum. Hayatımdan bir anekdot vereceğim. İzmir’in 30 ilçe belediye başkanını tanıttık. Bu görevlere aday olmak büyük bir onur. Sizlerin desteği ile seçildikten sonra büyük bir sorumluluk. Bu sorumluluktan korkmuyoruz. Ben doktorum, uzman cerrahım. Burada 5 sene çalıştım. 80’lerin başları, babam öğretmen. Pazarlarda limon satıyordum. Asla utanmıyorum o günlerden. Bir gün bir akşam babam yanında bir öğretmen arkadaşıyla Yeşilyurt Pazarı’nda pazarcılık yaptı. Daha fazla gelir elde etmek için çalışıyordu. Türkiye’yi düşündüm, Atatürk’ü düşündüm. Atatürk’e milletvekili maaşı ne kadar olsun dediklerinde öğretmen maaşını geçmesin dediğini hatırladım. Bu süslü kıyafetlere bakmayın, sokaklarda büyüdük biz. Her sokağını biliriz buranın. Mutlaka bizleri başkanlık görevine seçeceksiniz. ‘Siz bir takımsınız’ dedi genel başkan. Bu halkın yanında yer alacaksınız dedi. Kimsenin size haksızlık yapmasına karşı yalnız bırakmayacağız. İhtiyacımız olan tek şey sizden gelecek sevgi ve saygı. Her zaman yanımızda olacağınızı biliyoruz” sözlerine yer verdi. – İZMİR
]]>Tunç Soyer’den aday tanıtım toplantısına katılmadı, Özgür Özel’den açıklama geldi
İZMİR – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’nin İzmir adayları tanıtım toplantısının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Tunç Soyer ile ilgili açıklamalarda bulunan Özel, “İzmir seçmeninin beklentileri yüksek, notu kıttır” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimler için İzmir’de partisinin belediye başkan adaylarını tanıttı. Özel, toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“İzmir seçmeninin beklentisi yüksek notu kıttır”
Tunç Soyer’e ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, “Tunç Başkanımızı seviyoruz, objektif kriterler uyguladık. İzmir’de CHP belediyeciliği engellemelere rağmen önemli işler yapmıştır; ancak İzmir seçmeninin haklı olarak beklentileri yüksek notu da kıttır. İzmir seçmeni çok daha yüksek beklentileri vardı, bunu sayın başkanla da konuştuk. İzmir genelinde belki ülkenin başka coğrafyalarında yüksek beğeni toplayacak başkanlar İzmir’de dinamizm ve gençleşme istiyordu. İzmir’e cumhuriyet kadınlarının elinin değmesi yönünde talep vardı. O yüzden, 9 kadın listede. Bu bir kadın devrimidir. O yüzden 12 tane 40 yaş altı genç listelerde. Biz buradan İzmir’in ve Türkiye’nin geleceğini yönetecek çok önemli isimlere görev verdik. Önceki dönem belediye başkanlarımızın her bir tanesinin de emeği başımızın tacıdır. Başka görevler yapacaklar, partimize katkılar sağlayacaklar. Bugün bu kadro yarın İzmir’de CHP Belediyeciliği anlamında bir devrimi gerçekleştirmeye aday. Birbiriyle son derece uyumlu, ortak gelecek stratejimize son derece yatkın ve onu sahiplenmiş bir ekibimiz var. İzmir CHP’nin seçimlerden sonra bambaşka bir dinamizmle muhteşem bir belediyecilik hizmeti verdiğini görecek. İzmir adayları sevdi, 1 Nisan’dan sonra oy veren, vermeyen herkes bu listeye olan memnuniyetini ifade edecek” dedi.
Adaylık sürecinde randevu isteyen herkesle görüştüklerini vurgulayan Özgür Özel, “Tunç Bey ile 3 kere görüştük. Hiç görüşmediğimizle 2 kere görüştük. Bundan sonra da görüşmeye devam edeceğiz. Bazı arkadaşlarımıza görevler verdik. Bu görevleri kabul eden arkadaşlarımız var, düşünmek isteyen arkadaşlarımız var. Bundan sonraki süreçte bu arkadaşlarımızın birikimlerinden, deneyimlerinden istifade edeceğiz. Partililik şunu gerektirir; bir yere 40 kişi aday olur, 1 kişi seçilir. Çeşitli kriterlerle, profil anketine bakarak uygun profilde olanları aday anketine sokuyorsunuz. Anket sonuçlarına bakıyorsunuz. Sahadan 46 vekil arkadaşımız bize rapor ulaştırdı. İl ve ilçe raporlarına bakarak karar veriyor. Geri kalan 39 kişi seçilmedim diye küserse burası parti olmaz. Bugün Türkiye’de bir kaç tane istifa var. Gazete manşetlerinde onlar yer buluyor. Bu partinin 3 bin 600 tane adaylaşmayan kahramanları var. Ertesi sabah adayımız diyor ki, ‘8’de aday adayımız beni arayıp emrindeyim’ dedi. İşte particilik bu. Partilik aday olmayınca küsmek, kaçmak, başka yere gitmek, rakip gördükleri ve gelseler İzmir’in iliğini sömürecek partilere katkı sağlamak değildir. Particilik aday olduğun güne kadar iddianı korumak, adaylaşamadığı noktada kent için parti için çalışmaktır. Bu partinin isyan edip başka partilere gidenleri değil, hiç bunlara tenezzül etmeyip, partisi için çalışan kahramanları tebrik ediyorum. Esas manşet olması gerekenler bu kahramanlardır” dedi.
“Değişimler saha çalışması ve anket sonuçlarının göstergesiydi”
İzmir’de 2 ilçede yapılan değişime dikkat çeken Özel, “Bu değişimler yaptığımız saha çalışmaları ve anket sonuçlarının göstergesiydi. Bazen seçmen ses verir. Sesi duymanız gerekiyor. Uygar ile dün görüştük ve birlikte siyaset yapmaya karar verdik. Diğer arkadaşımızla da akşam saatlerinde görüştük, o da birkaç gün düşündükten sonra bize nasıl katkı sağlayabileceğine karar verecek. Hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Partilerde bir değişim olur. Bugün ortalama belediye başkan adayının yaşı 45. Böyle bir devrim İzmir’e yakışırdı. 9 tane kadın aday var. Türkiye’de kadın aday oranına bakın, İzmir’de 30’da 9’luk oran bir kadın devrimidir. İzmir Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın başkana sahip oldu. 1 Nisan’da 9 kadın belediye başkanımız olacak. Bu devrimi İzmirli kadınlara, Atatürk’ün kadınlarına, kızlarına gençlerine emanet ediyorum” ifadelerine yer verdi.
Başka değişim olmayacak
Çeşme Belediye Başkan adayının değişme ihtimalleri üzerine de açıklama yapan Özel, “CHP adaylarını tanıtmıştır. Bundan sonra yapılacak değişim devir teslimde yapılacak değişimdir” dedi.
Öte yandan düzenlenen aday tanıtım toplantısına bazı ilçe belediye başkan adaylarının da katılmadığı gözlemlendi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün İzmir Belediye Başkan Adayları Tanıtım Töreni’ne katıldı, CHP’nin seçim filmini izletti. Burada konuşan Özel, şunları söyledi:
“BUGÜN CHP’NİN SANCAK GEMİSİNDEYİZ, BUGÜN MİLLİ MÜCADELEDE İLK KURŞUNUNUN ATILDIĞI YERDEYİZ”
“Bugün CHP’nin sancak gemisindeyiz, bugün milli mücadelede ilk kurşununun atıldığı yerdeyiz. Bugün kadınlar, gençler için bir imparatorluğun tebaası, bir padişahın kulu olmaktan çıkıp da bir cumhuriyetin onurlu, eşit vatandaşları olma erdemine kavuşmanın en önemli mücadelesinin hem başladığı hem nihayetlendiği yerdeyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın emanet edildiği yerdeyiz. Bugün Asteğmen Kubilay’ın başını verdiği ama onlara başını eğmediği kentteyiz. Bugün, ‘İki büyük eserim var. Birisi Cumhuriyet, diğeri CHP diyen’ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evindeyiz. Şuracıkta doğdum, ilkokul son sınıfta öğretmenim dedi ki ‘İki sınava gireceksin. Bir tanesi Anadolu Lisesi sınavı, bir tanesi devlet parasız yatılı burs sınavı.’ Formumu doldurdu Gülseren Öğretmen, beni sınava soktu. İki sınavı da kazandım ve 10 yaşında Bornova Anadolu Lisesi’ne geldim. Ortaokul, lise, üniversite; hatta sonra sınavda ikinci olunca ‘Dilediğin yerde askerlik yap’ dediler. Askerliğimi dahi şurada, Ege Deniz Bölge Komutanlığı’nda yaptım. Bugün ben, boğazımdan 7 yıl devlet ekmeğinin geçtiği, ömrümün en güzel 12 yılının geçtiği, hayat arkadaşım Didem ile tanıştığım ve aşık olduğum bu güzel kente bugün Genel Başkan olarak geldim.
“CHP OLARAK GÖĞSÜMÜZ DİK, BAŞIMIZ İLERİDE, ALNIMIZ AÇIK; İZMİR BİZİ, BİZ İZMİR’İ BİLİYORUZ. HİÇ HEVESLENMESİNLER”
Biz burada kötünün yerine iyiyi getirmeye gelmedik. Biz burada dürüst, namuslu çalışan, bütün engellemelere rağmen görevini yapan kıymetli arkadaşlarımızla bir büyük devrimi, kadın devrimini, gençlik devrimini, İzmir’in bizden beklediği dinamizmi ve yarınların yöneticilerini bugünden İzmir ile tanıştıracağımız, İzmir’i ayağa kaldıracak, İzmir’i dünyanın en önemli kentlerinden birisi haline getirecek dinamik kadroların bayrak devir teslimine geldik. Bu kenti 1999’dan beri sosyal demokratlar yönetiyor. Bu kente emeği olan Yüksel Çakmur’a; bu kente büyük katkılar vermiş İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni mali disipliniyle, kredi notlarıyla, büyük projeleriyle çok önemli bir noktaya getirmiş Sevgili Aziz Kocaoğlu’na; ondan bayrağı devralıp bugüne kadar getirmiş, başımızı öne eğdirmemiş Sevgili Tunç Soyer’e; Allah gani gani rahmet eylesin İzmir’in efsane belediye başkanı ve İzmir’i yıkılmaz bir kale haline getiren Piriştina’ya çok şey borçluyuz. Önümüzdeki süreçte kampanyada yine AK Parti tarafından elbette birçok iftira, hakaret, yalan sıralanıyor ve devam edecek. Ancak CHP olarak göğsümüz dik, başımız ileride, alnımız açık; İzmir bizi, biz İzmir’i biliyoruz. Hiç heveslenmesinler.
“9 CUMHURİYET KADINIYLA KARŞINIZDAYIZ. 30 BELEDİYE BAŞKAN ADAYIMIZDAN 12’Sİ 40 YAŞIN ALTINDA”
Birazdan buraya 30 belediye başkan adayı ve onlarla birlikte bir takım kaptanı çıkacak. Bu ekip benim çok önem verdiğim bir büyük devrimin ilk adımını burada atacak. Biz namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanlarımızla övünüyoruz. Bu süreçte İzmir’in beklentilerine baktığımızda İzmir bir dinamizmi, madem ki Cumhuriyetin sancak gemisidir, kadının gücünü, Atatürk’ün kentinde, Zübeyde Anne’nin kentinde Cumhuriyet tarihi boyunca 6 kadın belediye başkanımız varken bugün, hepsi de seçilecek yerden 9 Cumhuriyet kadınıyla karşınızdayız. Deniz Baykal, Bülent Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı, Önder Sav ve niceleri, 30’lu yaşlarında bakanlık görevlerini üstlendiler. Şimdi İzmir belediyelerinde 30 belediye başkan adayımızdan tam 12’si 40 yaşın altında. İzmir’e emanet olsun, İzmir onlara emanettir. 32 yaşında gencecik belediye başkan adayını gösteriyorsunuz, bir akıl çıkıyor karşınıza, ‘Bu yaşta belediye mi yönetebilir? O bütçeyi mi yönetebilir’ diyor. 35 yaşında Deniz Baykal, Türkiye hazinesini yönettiyse, 36 yaşında, 38 yaşında Bülent Ecevit, Ahmet Taner Kışlalı bakanlıklar yaptılar, 40 yaşında bu memleketi yönettilerse CHP’nin birbirinden genç, birbirinden dinamik, en az bir yabancı dil bilen, eğitimleriyle, kültürleriyle, vizyonlarıyla bu gençlerin yapacağı devrim İzmir’i devleştirecek, ülkeyi de şaha kaldıracak. Onlara yürekten inanıyoruz.
“CHP’Yİ KİMSE KÜÇÜK İKTİDAR ALANLARININ PARTİSİ OLARAK GÖRMESİN”
Bundan sonraki süreçte CHP’yi kimse küçük iktidar alanlarının partisi olarak görmesin. CHP, cumhuriyetin ilk yüzyılında büyük bir ayağa kalkış, şahlanış, ekonomik devrim ve siyasal devrimi hayata geçirmiş bir partidir. Altı okundan bir tanesi devrimcilik olan partidir. Cumhuriyetin 100’üncü yılındaki seçimleri çok istemesine, hak etmesine rağmen kazanamamış, sizlerin başını öne eğmiş, sizlerin o büyük 100’üncü yıl umutlarını, hayallerini hayata geçirememiş ancak cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini iktidar yapmaya and içmiş kadrolar tarafından yönetiliyor. Hepiniz şunu bilmelisiniz: Bugün İzmir’de ortaya koyduğumuz, iyi eğitimli, yaş ortalaması 45 olan, İzmir’in belediye başkanlarına bütün olarak baktığınızda, her birisi iyi düzeyde yabancı dil bilen, aldıkları eğitim ve geçmişte verdikleri mücadeleyle kentin yüzünü güldürecek, kent suçlarına geçit vermeyecek, kentin dokusunu, tarihini bilip yarınlarını planlayabilecek, İzmir’e yakışan ve İzmir’i ranttan ve talandan kendilerini, evlatlarını korur gibi koruyabilecek kadrolara emanet etmek üzere yola çıktık. Önümüzdeki 5 yıl boyunca yapacakları her hizmetle İzmir bu kadrolar ile gurur duyacak. Türkiye bu kadroları görecek ve bu kadroların yönettiği İzmir, cazibe merkezi olma noktasındaki ilerlemesini bir devrime dönüştürecek. İzmir’deki iyi yönetim, Türkiye’ye örnek olacak. ve gün gelecek Türkiye, İzmir’deki iktidarı CHP’nin Cumhuriyetin ikinci yüzyılındaki iktidarıyla ödüllendirecek. Söz veriyoruz. Buna yürekten inanıyoruz.
“ÇOK İSTEDİK AMA BAŞARAMADIK. İTTİFAKLARIN DIŞINDA KALMAYI TERCİH ETTİLER”
Biz bugün CHP’lilerden, sadece sosyal demokratlardan oy istemiyoruz. Çünkü 2019 seçimleri, 2018’deki büyük moral bozukluğunun üzerine milletin iradesiyle 11 büyükşehirde ülkenin kaderine el konulması sonucuna ulaşan bir büyük başarıyla bitmişti. İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Mersin’i, Antalya’yı, İzmir’in ve Eskişehir’imizin, Aydın’ımızın, Muğla’mızın yanına katmıştık. Şimdi mayıs ayında çok hak edip ulaşamadığımız zaferden sonra herkes bakıyor. Recep Tayyip Erdoğan, iktidarını perçinleyecek mi; yoksa Atatürkçü, cumhuriyetçi, Cumhuriyet değerlerine saygılı kurucu kadrolarına husumet değil, hayranlık duyan kadrolar acaba yeniden hem bu 11 kentte, hem de devamında hakim olup bir denge sağlanacak, geleceğe umutla bakılacak mı? İşte bu dengeyi sağlamak için bir büyük ittifaka, işbirliğine ihtiyaç vardı. Bunun için ben göreve geldiğim günden itibaren bütün Türkiye’nin gözü önünde üzerime düşen ne varsa yaptım. Arkadaşlarım yaptı. Yapmaya da devam ediyoruz. Ancak bir yerden sonra bunu başaramadık. Çok istedik ama geçen seçimden sonra çeşitli ve elbette asla sorgulayamayacağımız, kendilerinde anlamlandırdıkları gerekçelerle ittifakların dışında kalmayı tercih ettiler.
“ANKARA’DA BİR İTTİFAKA İMZA ATAMADIK ANCAK İZMİR’İN DEMOKRATLARI; İZMİR’E, CUMHURİYETE VE GELECEĞİMİZE HEP BERABER SAHİP ÇIKACAKLAR”
Biz Ankara’da bir ittifak kuramadık, Ankara’da anlaşıp Türkiye’de ittifak kuramadık ama bir şeye inanıyoruz. 2019’da, o 11 büyükşehri adaylar, partiler kazanmadı. Cumhuriyetin kıymetini bilen seçmen kazandı, o seçmen değişmedi duruyor. O seçmenin itirazı Tayyip Erdoğan’a, saray rejimineydi, değişmedi, duruyor. O seçmenin itirazı Devlet Bahçeli’nin U dönüşüneydi, değişmedi ve duruyor. O seçmenin korkusu İstanbul’da, Ankara’da parsel parsel satılan arsaların, birilerine peşkeş çekilen kentin İzmir’e de bu yönetim anlayışının sirayet etmesinden korkuyordu; korku, endişe, tehlike baki ama seçmen duruyor. Biz Ankara’da bir imza atamadık ancak İzmir’in demokratları, sosyal demokratlar, muhafazakar demokratlar, milliyetçi demokratlar, Kürt demokratlar; İzmir’e, Cumhuriyete ve geleceğimize hep beraber sahip çıkacaklar. İzmir ittifakına, İstanbul ittifakına, Türkiye ittifakına güveniyorum. İstanbul’da satacak arsa kalmadığından İstanbul’a bir hançer dayayıp Kanal İstanbul yapıp, etrafını Katarlılara söz veren anlayış, İstanbul’a geri gelmesin diye; Bülent Arınç’ın tabiriyle Ankara’yı parsel parsel satan, Ankara’nın bütün varlıklarını dinozor parklarına peşkeş çeken, oraları yaptırdığı müteahhitlere peşkeş çeken anlayış Ankara’ya geri gelmesin diye ve gözlerini diktikleri göz bebeğimiz İzmir’in bir kum tanesi bile gözden çıkarılmasın diye Türkiye İttifakı 31 Mart seçimini bir zafere dönüştürecek, buna yürekten inanıyorum.
“ANKETLER İZMİR’DE BİR HAYAL OLARAK GÖRÜLEN 30’DA 30’U MÜJDELİYOR”
Biraz önce bir gazeteci arkadaşım geldi, elimi tuttu, ‘Beni hatırladın mı’ dedi. Kurultayda fotoğrafımı çekip demişti ki ‘Sen bu işi başaracaksın. Beni unutma’ dedi. Şimdi geldi, çekti fotoğrafı dedi ki ‘Bak söylüyorum, İzmir’de rekor kırılacak. İzmir’deki bütün belediyeler alınacak.’ Önce bir müjdem ve sonra bir sürprizim var. Müjde şu: Adayları gösterdik, 4 gün sonra sahaya indik, anketlerimizi yaptırdık, yapılan anketlerin sonucunda gördüğümüz odur ki aldığımız yol, adayların gördüğü kabul, sahada yarattıkları heyecan, önümüzdeki süreç için bugün belki bir hayal olarak görülen 30’da 30’u müjdeliyor. Size söz veriyoruz. Hiçbir belediyemiz kaybedilme noktasında değil. Kiminde çok açık öndeyiz. Örneğin Karşıyaka. Pek çoğunda garanti bir farkla öndeyiz. Ama 4-5 ilçede de ciddi şekilde yarışıyoruz. Birkaç puan ya önde ya gerideyiz. CHP, şimdiden 24-25’i gördü. İnanır, kenetlenirseniz, çalışırsanız İzmir’de 30’da 30 yapacağız. Buna inanın, buna güvenin. Bütün Türkiye’nin çok merak ettiği bir şey var. Seçimlerde seçim şarkısı ve seçimlerin tanıtım filmi var. Bugün akşam saat 20.00’de bütün Türkiye’ye görecek.
“İZMİR, YÜZDE 93 İLE DEĞİŞİMİ İSTEYEN KENTTİ. DEĞİŞİMİN BAŞKENTİYDİ”
İzmir’de harika bir kadro ve müthiş bir takım var ama bu takımın bir de kaptanı var. Biz 14 ve 28 Mayıs’tan sonra büyük bir üzüntü, moral bozukluğu, herkesin bahsettiği seçmendeki küskünlük, duygusal kopuş ve bir şey yapmazsak önümüzdeki belediye seçimleri çok büyük bir tehlike ve Recep Tayyip Erdoğan bu moral bozukluğu ile bizi yakalarsa Allah muhafaza dediğimiz günlerde, dedik ki ‘Biz bir yola çıkıyoruz.’ Bunun adına ‘Yüzyılın değişimi, değişimin yüzyılı’ dedik. Zaman zaman Türkiye’de seçmen değişimi ne kadar istiyor diye baktığımızda, farklı sonuçlar gördük. Ama İzmir sonucu kimseyi şaşırtmadı. İzmir, yüzde 93 ile değişimi isteyen kentti. Değişimin başkentiydi. İşte o günlerde sokağı duyan, seçmeni hisseden, yapılması gereken adımı atmaya İzmir’de ilk karar veren ve bana telefon açıp da ‘Sonu ne olursa olsun, sonuna kadar yanınızdayım’ diyen, bütün süreç boyunca Türkiye’deki bütün belediyeleri inanılmaz bir dinamizmle gezen, ben yorulduğumda yorulmayan, ben düştüğümde morali düşmeyen, bozulmayan, sakin, kararlı, soğukkanlı ama iyi organizatör, çok iyi organizatör, bir cerrah titizliği ve bir büyük yöneticilik vasfı olan, soğukkanlılığını hiç kaybetmeden heyecanı en üstte tutabilen bir yol arkadaşım vardı. Şimdi o arkadaşım, o sevgili dostum, o hem çok sevdiğim, hem güvendiğim ve bu takıma kaptanlık edeceğini, çok iyi başarıları birlikte kazanacaklarına yürekten inandığım Cemil Tugay’ı buraya davet ediyorum.”
]]>Partisinin Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu’ndaki belediye başkan adayları tanıtım törenine katılan Özel, İzmir’de daha önce görev yapan belediye başkanlarına teşekkür etti.
Seçimleri kazanacaklarını kaydeden Özel, şöyle devam etti:
“Cumhuriyet Halk Partisi olarak göğsümüz dik, başımız ileride, alnımız açık, İzmir bizi, biz İzmir’i biliyoruz. Hiç heveslenmesinler. Bugün birazdan buraya 30 belediye başkan adayı ve onlarla birlikte bir takım kaptanı çıkacak. Bu ekip benim çok önem verdiğim bir büyük devrimin ilk adımını burada atacak. Biz namuslu, dürüst, çalışkan belediye başkanlarımızla övünüyoruz.”
CHP’de siyaset yapmış birçok ismin 30’lu yaşlarda önemli görevler üstlendiğini belirten Özel, İzmir adaylarının da 12’sinin yaşının 40’ın altında olduğunu söyledi.
Mahalli idareler seçimi öncesinde ittifak kurmayı çok istemelerine rağmen bunu başaramadıklarını kaydeden Özel, “Ben İzmir ittifakına güveniyorum, ben İstanbul ittifakına güveniyorum, ben Türkiye ittifakına güveniyorum.” dedi.
“30’da 30 yapacağız”
Özel, İzmir’de yaptırdıkları anketlerin sonuçlarını paylaşarak, şöyle konuştu:
“Gördüğümüz odur ki, aldığımız yol, adayların gördüğü kabul, sahada yarattıkları heyecan, önümüzdeki süreç için, bugün belki bir hayal olarak görülen 30’da 30’u müjdeliyor. Size söz veriyoruz, hiçbir belediyemiz kaybedilme noktasında değil, kiminde çok açık öndeyiz. Örneğin Karşıyaka’da çok açık öndeyiz, kiminde açık öndeyiz, pek çoğunda garanti bir farklı öndeyiz ama 4-5 ilçede de ciddi şekilde yarışıyoruz. Birkaç puan ya önde ya gerideyiz. Cumhuriyet Halk Partisi şimdiden 24’ü, 25’i gördü. İnanırsanız, kenetlenirseniz, çalışırsanız İzmir’de 30’da 30 yapacağız.”
CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cemil Tugay, CHP’nin kentte modern, özgür, birbirine saygı ve sevgi dolu bir yaşam tarzının, demokrasinin, eşitliğin, adaletin teminatı olduğunu kaydetti.
İzmir’in her zaman nefret dilinden uzak durduğunu anlatan Tugay, şunları söyledi:
“Şunu kimse unutmasın; İzmir’i siyasi dillerinde küçümseyen, ayrıştıran, bölen, öfkeli dile İzmirlinin tertemiz oyları gitmez. İzmirliler, kendilerine şirin gözükmek için kılıktan kılığa girmeye çalışanları da çok kolay tanır. Özünde rant ve yağma olan, gerçekçi olmayan projelerle insanlarımızın ağzına bir parça bal çalmaya çalışanlara da gerekli cevabı her zaman vermiştir, yine verir. Artık anlamaları lazım ki İzmir’i hiçbir zaman alamayacaklar.”
Toplantıda, CHP’nin bu akşam televizyonlarda yayınlanacak seçim şarkısı ve videosu da gösterildi.
Öte yandan tanıtım toplantısına, aday gösterilmeyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in katılmadığı gözlendi.
Adaylar
Törende CHP ilçe belediye başkan adayları tanıtıldı.
Karaburun’da daha önce ismi aday olarak açıklanan Nurşen Balcı yerine mevcut belediye başkanı İlkay Girgin Erdoğan’ın ismi açıklandı.
Aliağa’da Çağatay Güç, Balçova’da Onur Yiğit, Bayındır’da Davut Sakarsu, Bayraklı’da İrfan Önal, Bergama’da Tanju Çelik, Beydağ’da Şakir Başaran, Bornova’da Ömer Eşki, Buca’da Görkem Duman, Çeşme’de Lal Denizli, Çiğli’de Onur Emrah Yıldız, Dikili’de Adil Kırgöz, Foça’da Saniye Bora Fıçı, Gaziemir’de Ünal Işık, Güzelbahçe’de Mustafa Günay, Karabağlar’da Emine Helil İnay Kınay, Karşıyaka’da Behice Yıldız İşçimenler Ünsal, Kemalpaşa’da Mehmet Türkmen, Kınık’ta Sema Bodur, Kiraz’da Nasuh Coşkun, Konak’ta Nilüfer Çınarlı Mutlu, Menderes’te İlkay Çiçek, Menemen’de Deniz Karakurt, Narlıdere’de Erman Uzun, Ödemiş’te Mustafa Turan, Seferihisar’da İsmail Yetişkin, Selçuk’ta Filiz Ceritoğlu Sengel, Tire’de Hayati Okuroğlu, Torbalı’da Övünç Demir, Urla’da Selçuk Balkan, aday olarak gösterildi.
]]>Erdoğan, partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen yerel seçim öncesi mitinginde yaptığı konuşmada, Erzincan’ın İliç ilçesinde toprak kayması sonucu meydana gelen maden kazası nedeniyle vatandaşlara ve işçilere geçmiş olsun dileklerini iletti.
Yaklaşık 9-10 milyon metreküp toprağın kaydığı bu afette 9 işçinin toprak altında kaldığının tespit edildiğini belirten Erdoğan, bakanlıklardan, kurumlardan, belediyelerden, ordudan, özel sektörden ve sivil toplum kuruluşlarından binlerce kişinin arama kurtarma faaliyetlerine destek verdiğini, ihtiyaç duyulan her türlü araç gerecin de bölgeye ulaştığını bildirdi.
Erdoğan, “İşçilerimizin konteyner ve araç içinde olmaları, kendilerine canlı ulaşma ümidimizi artırıyor. İnşallah toprak altından hayırlı haberler almayı ümit ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Marmara Denizi’nde bugün içinde 6 kişilik mürettebatın bulunduğu kargo gemisinin battığını hatırlatan Erdoğan, “Dalgaların boyunun 3 metreye ulaştığı çok zorlu hava şartlarına rağmen bu kardeşlerimizin de bir an önce kurtarılması için çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Rabb’im ülkemizi her türlü afetten, kazadan muhafaza eylesin. Bir kez daha Erzincan’a, bilhassa da toprak kayması olan yerde yaşayan ve çalışan kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum. Rabb’im ülkemizi her türlü afetten, kazadan muhafaza eylesin.” diye konuştu.
Erdoğan, Milli Mücadele meşalesinin yakıldığı Samsun’da olmaktan, Samsunlularla hasret gidermekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, şehrin kendilerinden desteğini esirgemediğini, mayıs ayındaki cumhurbaşkanı ve milletvekili seçiminin her ikisinde de Samsunluların yüzde 62’şer oy oranıyla şahsına ve Cumhur İttifakı’na teveccüh gösterdiğini kaydetti.
Türkiye Yüzyılı hedeflerine verdikleri güçlü destek için Samsunlulara şükranlarını sunan Erdoğan, “Samsun, 31 Mart’ta da büyükşehir ve ilçeleriyle Cumhur İttifakı adaylarının yanında yer alarak yeni bir destan yazacaktır.” diye konuştu.
Erdoğan, bu seçimlerde niyetlerinin ülkenin tamamını gerçek belediyecilikle, vatandaşın her anında yanında bulunacak belediye başkanlarıyla buluşturmak olduğunu vurguladı.
“Hepsinin tek gündemi, seçim sonrası CHP’sinin yönetimini ele geçirmek”
Siyasetlerinin eser ve hizmet siyaseti olduğunu belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Atakum, bu seçimde gümbür gümbür geliyor mu? Söz mü? Ben de size inanıyorum. Bizde millete tepeden bakmak, millete dayatmada bulunmak, millete rağmen herhangi bir işe kalkışmak asla yoktur. İşte sizler de takip ediyorsunuz. Tek parti dönemi alışkanlığıyla milleti tıpış tıpış sandığa gidip oy verecek kitle olarak gören CHP zihniyeti, bu seçimlerde de aynı kafayla yoluna devam ediyor. Benim milletim, ‘Tıpış tıpış gidecek, oy verecek.’ diyenlere sandıkta dirsek gösterir.
Kendi aralarında öyle bir çıkar kavgasına tutuşmuş durumdalar ki dünyada ve ülkede kıyamet kopsa umurlarında değil. Kendi bireysel hedeflerine öyle kilitlenmiş durumdalar ki ülkenin ve milletin geleceği için ne hayalleri ne programları ne de projeleri var. Eski ve yeni genel başkanlarıyla, belediye başkanları adaylarıyla ve aday olamayanlarıyla, perde gerisindekilerle hepsinin tek gündemi, seçim sonrası CHP’sinin yönetimini ele geçirmek. Şimdi ona çalışıyorlar. ‘Acaba hangimizin elinde kalacak?’ Bu uğurda birbirlerine çelme takmaktan, birbirlerinin kuyusunu kazmaktan, dün beraber yoldaşlık ettiklerini bugün hançerlemekten dahi çekinmiyorlar. Böyle bir zihniyetin şehirlerimize hizmet etmek, eser kazandırmak, yatırım yapmak gibi bir gayesi olabilir mi?”
“CHP’nin yönetiminde olan kimi şehirlerimizin içler acısı durumu ortadadır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1989 seçimlerinde tepki oylarıyla şehirlerin önemli bir kısmında belediyelerin bu zihniyete mensup başkanların yönetimine geçtiğini söyledi.
Türkiye’nin 1994 seçimlerine kadar geçen 5 yıllık CHP zihniyeti döneminin ağır faturalarını uzun yıllar boyunca ödemek mecburiyetinde kaldığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizzat şahsımın 1994’te İstanbul’a Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde karşılaştığımız manzarayı anlatmaya kelimeler yetmez. Neydi? Görevi aldığımda çöp, çukur, çamur. İstanbul bu haldeydi. Zaten sizin çoğunuz İstanbul’un ne halde olduğunu gayet iyi bilirsiniz. Gerçekten de şehirlerimizin hemen hepsinde böylesine büyük bir felaket söz konusuydu.
Bugün de CHP zihniyetinin ideolojik istismarı sebebiyle uzun yıllardır bu partinin yönetiminde olan kimi şehirlerimizin içler acısı durumu ortadadır. Sadece bir dönemliğine bile bu zihniyetin gadrine uğrayan şehirlerimiz, bırakın yeni hizmetlere kavuşmayı, mevcut seviyesinin bile hep gerisine düştü.”
Erdoğan, mayıstaki cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde “Türkiye Yüzyılı vizyonuyla bu habis zihniyetin ülkeye musallat olmasının önüne geçtiklerini” belirterek, şunları kaydetti:
“Rabb’imizin inayeti ve milletimizin desteğiyle 31 Mart’ta da şehirlerimizden aynı müjdeyi alacağımıza inanıyorum. Samsun, buna hazır mı? Her zaman Samsun yol açıcı, istikamet gösterici, ilk adımı atan vasfıyla öne çıkmış bir şehrimizdir. Bu seçimlerde sizlerden yine aynı liderliği bekliyoruz. Türkiye Yüzyılı şehirlerini inşa etmek için sizlerden bir kez daha destek istiyoruz. Unutmayınız, sandık başına gittiğinizde vuracağınız mühürle sadece kendinizin değil çocuklarımızın nasıl bir şehirde, nasıl bir ülkede yaşayacağının kararını da vereceksiniz. Bu vatan bize ecdadın emaneti.”
(Sürecek)
]]>CHP’nin Ankara’nın Etimesgut ilçesinde seçim koordinasyon merkezi açıldı. Açılış törenine CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yanı sıra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP’nin Etimesgut Belediye Başkan adayı Erdal Beşikçioğlu, Milletvekilleri ve vatandaşlar katıldı.
“Etimesgut’un gelecek otuz yılını planladık”
CHP Etimesgut Belediye Başkan adayı Beşikçioğlu, yaptığı konuşmada, “Tüm Etimesgut’u kucaklayıp çıkacağız. Hedefimiz net. Sosyal belediyecilik ve marka bir Etimesgut. Biz bu gerçekle hareket ederek çalışmalarımıza şimdiden başladık. Göreve geldiğimizde hizmetlerimizi en güzeliyle ve layığıyla yaparken Etimesgut’un gelecek otuz yılını planladık” diye konuştu.
“Etimesgut, Türkiye’nin marka ilçesi olacak”
Önceliklerinin sürdürülebilir bir Etimesgut’u inşa etmek olduğunu belirten Beşikçioğlu, “Bunun içinse olmazsa olmazımız katılımcılık ve ortak akıl. Etimesgut’u kalkındırma eylem planı ile ülkemize değer katan Türkiye’nin marka ilçesi olacak” dedi.
“Ülkemizin tüm sorunlarını ortaklaşarak çözeceğiz”
Tek hedeflerinin Etimesgut halkının mutluluğu olduğunu dile getiren Beşikçioğlu, “Zaman halkımızın derdine derman olan hizmetleri büyüterek her alanda başarılı olmak için var güç çalışacağız. Halkımıza hesap vermeyi onurlu bir görev sayarak hizmet etmek önceliğimiz olacak. Ülkemizin tüm sorunlarını önce halkımız emekçiler, işverenler, kamu kurumları, meslek odaları, akademisyenler ve sivil toplum Temsilcileriyle, ortaklaşarak çözeceğiz” ifadelerini kullandı.
“İsraf edecek paramız yok”
ABB Başkanı Yavaş ise yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
“Parklara, kavşaklara ne hizmet yapıyorsak kaç paraya mal olduğunu açık açık duyuruyoruz. İsraf edecek paramız yok. Bu paralar kolay kazanılmıyor. Halkın temiz alın terinden gelen paralar bunlar. Dolayısıyla Nerede ihtiyaç var oraya harcıyoruz.”
“Ne ihtiyaç varsa paraları oraya harcadık”
İstasyon Caddesine yapılan kavşakları hatırlatan Yavaş, “Burayı çözeceğiz dediler çözmek bize nasip oldu. Önceliğimiz Sincan ve Etimesgut’un bu çilesini bitirmek oldu. 135 milyon liraya istasyon caddesine alternatifini yaptık ama 250 ve 300 milyon lira da yine buranın altyapısına harcadık. Görünmezler diye yapılmayan ve buralarda sel baskınları ortaya çıkıyordu. Onları ortadan kaldırdık. Nereye, ne ihtiyaç varsa, paraları oraya harcadık” ifadelerine yer verdi.
“CHP’nin yönettiği kentlere hizmet geliyor”
CHP Genel Başkanı Özel ise şöyle konuştu:
“Etimesgut çok farklı bir ilçe. Etimesgut gelişen, çoğalan, kabına sığmayan ama birileri tarafından kıymeti bilinmeyen bir ilçe. Çok dikkatimi çekti. Beni Ata kavşağına getirdiler. Dediler ki ‘Burası Türkiye’nin CHP belediyeciliği açısından en önemli noktası’. Sincan orada, öbür tarafında Yenimahalle. Bir tarafında Etimesgut. Aynı kavşak Yenimahalle tarafa gidince evler 10 milyon lira. Etimesgut tarafına ilerleyince 6 milyon lira. Sincan tarafa gidince evler 3 milyon lira. Çünkü bir tarafı Cumhuriyet Halk Partili belediye yönetiyor. Bir tarafı yıllardır AK Parti’nin kötü belediyeciliği perişan etmiş. Bir tarafta da ikisinin arasında kalmış bir Etimesgut var. CHP’nin yönettiği kentlere hizmet geliyor. Yatırım geliyor. Kent güzelleşiyor ve sosyal demokrat belediye o kentin gücüne güç, değerine değer katıyor. Bunu yapmaya geliyoruz Etimesgut’a.”
Öte yandan Özel, ABB Başkanı Yavaş’ın yarın akşam reklam filminin yayınlanacağını duyurdu. – ANKARA
]]>Yapılan incelemelerin ardından Erdoğdu'ya ait villa, Çeşme Belediyesi tarafından mühürlendi ve inşaatı durduruldu. Site sakinleri konuyla ilgili açıklama yapmazken, yönetim tarafından alınan karar ile 'Site sınırları içerisine konuyla ilgili bilgi alacak kimsenin giriş yapamayacağı' bildirildi. Öte yandan villanın eklenti bölümlerinin önümüzdeki süreçte yıkılacağı öğrenildi.
Tadilata bağlı mühürlemenin bölgede sıklıkla gerçekleştiğini söyleyen Ildır Mahallesi Muhtarı Erdem Yavuz, "Bahçeli evlerin ve site alanlarının yoğun olduğu bir bölgedeyiz. Site içinden ev satın alan vatandaşlarımız özellikle bu ev eskiyse tadilat yaptırmak istiyorlar. Bölgede bu tarz durumlarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Site yönetimiyle bir anlaşmazlık olduğunda gerekli incelemeler yapılıyor ve gerekirse tadilat durduruluyor" dedi.
Ildır bölgesindeki villa değerlerinin 500 bin ila 1,5 milyon lira arasında değiştiğini söyleyen gayrimenkul danışmanı Özgür Avşaroğlu ise "Her sitenin kuruluşunda alınmış olan kararlar vardır. O kararlarda site içerisindeki durumlar çerçevelenmiştir. O çerçevenin dışına çıkıldığı zaman site yönetimi ile mülk sahibi problem yaşayabilir. Site içerisinde bir eviniz varsa site yönetimine danışmadan, yönetimin almış olduğu kararları bilmeden herhangi bir şeye girişilmemesinde fayda vardır" diye konuştu.
ERDOĞDU: KOMŞULARIM NE YAPMIŞSA BENZER TADİLAT
İddialarla ilgili açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu ise "Diğer komşularım ne yapmışsa benzer tadilatların yaptırılmasını rica ettim" dedi.
]]>“KIZANLAR, ÜZÜLENLER OLACAK”
CHP İstanbul ilçe adayları İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve partinin İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in katıldığı tanıtım toplantısıyla duyuruldu. İmamaoğlu, salondan protesto seslerinin yükselmesi üzerine”Duygusal tepkinizi ya da birtakım kırgınlıklarınızı dile getirin, saygıyla karşılıyorum ama burası CHP kürsüsüdür bu kürsünün size duyduğu saygı gibi burada bulunan herkesin de bu kürsüye saygı duyması gerekir.” dedi. İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
“Kızanlar üzülenler olacak herkes bir şekilde bir zaman dilimi içerisinde bu partide belediye başkanı olarak atandı aday oldu kazandı kazanamadı her biri bir süreç. İçinde yüz tane hikâye çıkar, tartışmalar yapılabilir. sizi burada temin ediyorum ben hepinizin huzurunda il başkanımıza teşekkür ediyorum.
Adaylarımız partimize hayırlı olsun. il başkanım sana teşekkür ediyorum, bu kadar net. İstanbul seçimi a kişisi b kişisi seçimi değil. Bir yol arkadaşınız olarak söylüyorum sonsuz bir mücadele gücüyle sonsuz bir idealizm yolculuğunda gözünü kırpmadan her türlü mücadeleyi vereceğimden hiçbir Allah’ın kulunun kuşkusu olmasın. Bu yoldan dönmek yok. Bu sadece İstanbul’da bir seçim kazanma yolculuğu değil.
“BURASI CHP KÜRSÜSÜDÜR”
Bugün ortaya konan siyaset manzarası gereği bütün oluşumlara rağmen halkın ittifakını, kentin uzlaşmasını, farklı siyaset görüşünde olan insanların bu şehrin çıkarını son damlasına kadar koruyacak şekilde yapılacak büyük bir yolculuk. O bakımdan duygusal tepkinizi ya da birtakım kırgınlıklarınızı dile getirin saygıyla karşılıyorum ama burası CHP kürsüsüdür bu kürsünün size duyduğu saygı gibi burada bulunan herkesin de bu kürsüye saygı duyması gerekir.”
CHP İstanbul Belediye Başkan Adayları şu şekilde:
Adalar Belediye başkan adayı Ali Ercan Akpolat
Arnavutköy Belediye Başkan adayı Tekin Aras
Ataşehir Belediye Başkan adayımız Onursal Adıgüzel
Avcılar Belediye Başkan adayı Utku Caner Çaykara
Bağcılar belediye Başkan adayı Cem Kılıç
Bahçelievler Belediye Başkan adayı Emine Gülizar Emecan
Bakırköy Belediye Başkan adayı Ayşegül Özdemir Ovalıoğlu
Başakşehir Belediye Başkan adayı Mesut Öksüz
Bayrampaşa Belediye Başkan adayı Hasan Mutlu
Beşiktaş Belediye Başkan adayı Rıza Akpolat
Beykoz Belediye Başkan adayı Alaattin Köseler
Beylikdüzü Belediye Başkan adayı Mehmet Murat Çalık
Beyoğlu Belediye Başkan adayı İnan Güney
Büyükçekmece Belediye Başkan adayı Hasan Akgün
Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel
Çekmeköy Belediye Başkan adayı Orhan Çerkez
Esenler Belediye Başkan adayı Hasan Dalkıran
Esenyurt Belediye Başkan adayı Ali Gökmen
Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen
Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat
Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı Hakan Bahçetepe
Güngören Belediye Başkan adayı Temel Akkoç
Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağı
Kağıthane Belediye Başkan adayı Tonguç Çoban
Kartal Belediye Başkan adayı Gökhan Yüksel
Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Kemal Çebi
Maltepe Belediye Başkan adayı Esin Köymen
Pendik Belediye Başkan adayı Tarık Balyalı
Sancaktepe Belediye Başkan adayı Alper Yeğin
Sarıyer Belediye Başkan adayı Mustafa Oktay Aksu
Silivri Belediye Başkan adayı Bora Balcıoğlu
Sultangazi Belediye Başkan adayı Ferhat Epözdemir
Sultanbeyli Belediye Başkan adayı Ayhan Koç
Şile Belediye Başkan adayı Özgür Kabadayı
Şişli Belediye Başkan adayı Emrah Şahan
Tuzla Belediye Başkan adayı Eren Ali Bingöl
Üsküdar Belediye Başkan adayı Sinem Dedetaş
Zeytinburnu Belediye Başkan adayı Onur Soytürk
]]>CHP’nin 4’üncü Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ölüm yıl dönümü dolayısıyla bugün Ankarada’ki Devlet Mezarlığı’nda anma töreni düzenlendi. Anma törenine, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, Etimesgut Belediye Başkan Adayı Erdal Beşikçioğlu, CHP genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri katıldı. Özel, Baykal’ın mezarına çelenk bıraktı, saygı duruşunda bulunuldu, ardından dua okundu ve kabre karanfil bırakıldı.
ATAÇ BAYKAL: “BABAMI KAYBEDELİ 1 YIL OLDU, BUNUN YARATTIĞI BÜYÜK BİR BOŞLUK VAR”
Deniz Baykal’ın oğlu Ataç Baykal, şunları söyledi:
“Babamı, Deniz Baykal’ı kaybedeli 1 yıl oldu. Bunun yarattığı büyük bir boşluk var. Günümüzde o boşluğun doldurulmasına çok ihtiyaç var. CHP’de yeni bir genel başkanımız, yeni bir yönetimimiz var. Siyaset çok dinamik bir süreç, insanlar değişiyor, koşullar değişiyor. Değişen bilim-teknoloji insanları, koşulları değişmeye zorluyor. CHP’nin kuruluşundan beri 100 yıl geçti. İnşallah yeni yönetimimizle biz de bu değişen koşullara ayak uyduracağız. Önümüzdeki yıllarda göğsümüz kabarık olarak gelip babamın mezarı başında hatıralarla buluşacağız inşallah.”
MUHARREM İNCE: “BİR DEVLET ADAMIYDI. BENİM USTAMDI. MEKANI CENNET OLSUN”
Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, şunları söyledi:
“Sayın Baykal, rahmetli Baykal beni tahtanın başından alıp milletin karşına çıkaran kişidir. Seçilir seçilmez kendisine muhalefet demiştim. Sonra sordum, genel başkanlıktan ayrılınca, ‘2007’de beni neden harcamadınız’ dedim. ‘Düşündüm ama çok yetenekli bir çocuktun. Sana kıyamadım’ dedi. Çok özel sohbetlerimiz oldu genel başkanlıktan ayrıldıktan sonra. Sadece şunu söyleyebilirim: Bir devlet adamıydı. ‘Partinin oyu önemli değil, önemli olan memleket’ dediğini çok kere duymuşumdur ağzından. Allah rahmet etsin. Benim ustamdı diyorum. Mekanı cennet olsun.”
ÖZGÜR ÖZEL: “CHP’YE EMEK DEĞİL, BİR ÖMÜR VERMİŞ BİR GENEL BAŞKAN’IN HUZURUNDAYIZ”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise şöyle konuştu:
“Bugün, Genel Başkanımız Deniz Baykal’ın vefatının 1’inci yıl dönümünde mezarı başında hep birlikteyiz. Kendisini rahmetle ve minnetle anıyoruz. CHP’nin 35 yaşında milletvekili, 36 yaşında maliye bakanı, 40 yaşında enerji ve tabii kaynaklar bakanı olmuş; talan edilmekte olan madenleri bir kez daha kamulaştırarak bu ülkeye kazandırmış; sosyal demokrasiye, CHP’ye emek değil, bir ömür vermiş bir Genel Başkan’ın huzurundayız. Kıymetli ailesinin acısını ve onurunu paylaşıyoruz. Çünkü Türkiye’nin en büyük ailesinin uzun süre bir neferi ve genel başkanı olmuş Deniz Baykal’ın huzurundayız CHP ailesi olarak. Her birimiz kendisinden çok şey öğrendik.
“HİKAYEM TAM 15 YIL ÖNCE O TELEFONLA BAŞLADI”
Bundan tam 15 yıl önce, sadece 2 gün farkla Sayın Deniz Baykal, Manisa’da belediye başkan adayı olmam için belediye başkan adayımız sağlık sorunlarından dolayı yoğun bakımdaydı, seçimlere çok kısa bir süre kala telefonla beni aradı. Ben Ankara’da, Türk Eczacıları Birliği’nde görevliydim. Kendisine seçimin bu zamandan sonra kayıp olduğunu, benim bu görev için çok erken yaşta olduğumu ve hazır olmadığımı söylediğimde, ‘Sen iyi bir CHP’lisin. Partililer, bazı günlerde partileri için görev yaparlar. O görev hiçbir zaman unutulmaz. Bu görevi yapman için aradım. Yoksa sana belediye başkanlığı teklif etmiyorum. Partinin bayrağını yere düşürmemeyi teklif ediyorum’ demişti. Onun üzerine de görevi kabul ettim ve benim aktif siyasetteki bir adaylaşmayla beraber -elbette parti üyesiydik, aktif siyasetteydik- hikayem tam 15 yıl önce o telefonla başladı. O telefondan 1 ay sonra, 2009 yılının mart ayında, Manisa’da Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı konuşmanın sonunda beni sahneye alıp Manisalılar’a, ‘Ona bakınca ben, 35 yıl önceki Deniz Baykal’ı görüyorum. Ona bakınca ben, 35 sene önce 35 yaşında bakan olan Deniz Baykal’ı görüyorum. Özgür de bugün 35 yaşında’ dedi. Deniz Baykal’ın bakanlığının üzerinden 50 sene, bu sözü söylediğinin üzerinden 15 sene geçti.
“DENİZ BAYKAL HAYATIMDA ÇOK FARKLI İZLER BIRAKMIŞ BİRİSİDİR”
O adaylıktan sonra Manisa’da bir esnaf lokantasında yemek yedik. Kendisi yemeğini bitirip çayını içince, ‘Sayın Genel Başkanım kalkalım mı’ dediğimde dedi ki ‘Bak yarın öbür gün sen de bu görevlere geleceksiniz. Akşam yemeğinden erken kalk. Seni ağırlayanlar rahat etsin. Ertesi günü de ona göre planlasınlar. Öğle yemeğinden en son kalk’ dedi, eliyle gösterdi. Dışarıda daha yeni yemek verilen korumalar vardı. Şoförler vardı. ‘Sana eşlik edenleri aç bırakmayasın’ dedi. Geçtiğimiz günlerde bir öğle yemeğinden kalkmaya davrandığımda arkaya baktım, daha çorbasını içen koruma arkadaşlar vardı. Deniz Baykal sadece siyaseten söyledikleriyle değil; bir siyasetçi nasıl yetiştirilir, bir siyasetçiyle ilgili nasıl öngörülü olunur hepsi açısından hayatımda çok farklı izler bırakmış birisidir. Manisa’da ertesi gün Deniz Bey ayrıldıktan sonra yerel gazetelerde -hala saklarım- ‘Deniz Baykal partinin belediye başkan adayını değil ama gelecekteki genel başkanı tanıttı’ gibi iddialı ifadeler vardı. Manisa’da hep konuşuldu, hep konuşuldu.
“ATATÜRK’ÜN, BAYKAL’IN, İNÖNÜ’NÜN, ECEVİT’İN VE KILIÇDAROĞLU’NUN DA PARTİSİNİ İKTİDAR YAPTIĞIMIZDA VEFAMIZI GÖSTERMİŞ OLACAĞIZ. MEZARI BAŞINDA SÖZ VERİYORUZ”
Bugün huzuruna 1’inci ölüm yıl dönümünde, partinin genel başkanı olarak varmış olmak beni açımdan hem büyük bir onur hem omuzlarımda çok büyük bir yük. Çünkü siyasette vefa tartışmaları yapılıyor. Bir partinin önceki genel başkanına vefa gösterecekseniz bunun bir yolu var. Bu ilk genel başkan da son genel başkan da olsa partisini iktidar yaparsanız vefanızı göstermiş olursunuz. Biz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini de Deniz Baykal’ın partisini de İnönü’nün, Ecevit’in ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisini de iktidar yaptığımızda önceki genel başkanlarımıza vefamızı göstermiş olacağız. Mezarı başında buna söz veriyoruz. Bundan sonra CHP ailesinin hep birlik ve beraberlik içinde, iyi günlerde Türkiye’ye iyi günleri yaşatmasını ümit ediyorum. Partimizde çok önemli görevlerde bulunmuş, bana da emeği olan Sayın Genel Başkanımız Muharrem İnce’ye ve örgütüne de burada bizimle birlikte oldukları için bu büyük ailenin birer zaferi olarak çok teşekkür ediyorum.”
]]>Deniz Baykal’ın 1’inci ölüm yıl dönümü nedeniyle Devlet Mezarlığı’ndaki kabri başında tören düzenlendi. Törene, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Deniz Baykal’ın ailesi, partililer ve vatandaşlar katıldı. Baykal’ın kabrine çelenk bırakıldıktan sonra saygı duruşunda bulunuldu ve dua edildi. Törenden sonra basın mensuplarına açıklamada bulunan Muharrem İnce, Baykal’ın bir devlet adamı olduğunu belirterek, “Partinin oyu önemli değil, ‘önemli olan memleket’ dediğini çok kez duymuşumdur. Allah rahmet eylesin, benim üstadımdı. Mekanı cennet olsun” dedi.
‘KENDİSİNDEN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİK’
CHP Genel Başkanı Özel de Deniz Baykal’ın sosyal demokrasiye ve CHP’ye emek değil; ömür vermiş bir genel başkan olduğunu vurgulayarak, Baykal’ın ailesinin acısını ve onurunu paylaştıklarını ifade etti. Özel, şunları kaydetti:
“Her birimiz kendisinden çok şey öğrendik. Bundan tam 15 yıl önce Sayın Baykal, Manisa’da Belediye Başkan adayı olmam için seçimlere kısa bir süre kala beni aradı. Ankara’da Türk Eczacıları Birliği’nde görevliydim. Kendisine benim bu görev için çok erken yaşta olduğumu ve hazır olmadığımı söylediğimde, ‘Sen iyi bir CHP’lisin, partililer bazı günlerde partileri için görev yaparlar, o görev hiçbir zaman unutulmaz, bu görevi yapman için aradım. Sana Belediye Başkanlığı teklif etmiyorum. Partinin bayrağını yere düşürmemeni teklif ediyorum’ demişti. Onun üzerine görevi kabul ettim. Aktif siyasetteki hikayem, tam 15 yıl önce o telefonla başladı.”
‘İKTİDAR OLDUĞUMUZDA VEFAMIZI GÖSTERECEĞİZ’
Baykal’ın kendisinin hayatında çok farklı izler bıraktığını dile getiren Özel, “Bugün huzurunda, 1’inci ölüm yıl dönümünde partinin genel başkanı olarak var olmak; benim açımdan büyük bir onur. Hem omuzlarımda çok büyük bir yük; çünkü siyasette vefa tartışmaları yapılıyor. Bir partinin önceki genel başkanına vefa gösterecekseniz; bunun bir yolu var; iktidar yaparsanız vefanızı göstermiş olursunuz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini de Deniz Baykal’ın partisini de İnönü’nün, Ecevit’in ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisini de iktidar yaptığımızda, önceki genel başkanlarımıza vefamızı göstermiş olacağız. Mezarı başında buna söz veriyoruz” diye konuştu.
‘ERDOĞAN BİZİ KAVGAYA ÇEKMEK İSTİYOR’
Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’da ve Zonguldak’taki açıklamaları ile DEM Parti ve Yeniden Refah Partisi’nin İstanbul’da aday çıkarmasına ilişkin, “Dün Zonguldak’ta, daha önce Hatay’da yaptığı açıklamanın devamını getirdi; ‘Cumhurbaşkanının eli, Zonguldak’ın üzerinde olursa hizmet gelir’ diyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın milli iradenin üzerinden elini çekmesi lazım. Bu yaptığı iş tamamen milli irade gasbıdır. Hatay’da yaptığı taş yürekliliğe devam ediyor. Aslında Hatay’da söylediği ifadeleri idame ettiriyor, hatırlatıyor. Eğer Erdoğan’ın söylediğinin bir karşılığı varsa, yerel seçimler niye var? Niye belediye başkanı seçiyoruz? Bu anayasa tanımamazlık hali sonunda oraya mı gelecek? En sonunda; siz birini seçin, geri kalan her şeyi o seçsini nasıl merkezi yönetimde uyguluyorlarsa; siz bir Cumhurbaşkanına oy verin, geri kalan her şeyi iğneden ipe o belirlesin, en son belediye başkanlarını da o belirlesin. Niye o zaman bu aziz milletin önüne sandık koyuyoruz?” dedi.
Milli iradenin kutsal olduğunu söyleyen Özel, şöyle devam etti:
“Bugün Recep Tayyip Erdoğan’a en sert cevapları vermek, onun istediği bir şey. Bizi kavgaya çekmek istiyor. Dün sesleniyor; ‘Daha önceki genel başkanlarla kavga ederdik. Özgür Efendi’nin sesi çıkmıyor, kavga etmiyoruz diyor’. Oysaki Özgür Efendi ona 10 bin liralık en düşük emekli maaşını hatırlatıyor. Ona 17 bin liralık sefalet asgari ücretini hatırlatıyor. Geçim sıkıntısını, enflasyonu hatırlatıyor. Türkiye’de bunu konuşuyoruz. O istiyor ki hakaretine hakaret edelim ve mesele konuşulmasın. Onun düzeyine inmemeye çok kararlıyım.”
‘MİLLET ONA 31 MART’TA EĞRİYİ DE DOĞRUYU DA GÖSTERECEK’
Erdoğan’a cevap verme niyetinde olmadıklarını söyleyen Özel, “Sizin 31 Mart günü kalkıp, sabahleyin evden çıkıp kiminiz bastonla, kimi tekerlekli sandalyeyle, kimi gencecik yaşında heyecanla ilk kez koşup gideceği sandığı önemsizleştirmeye, ‘Oyu bana verirseniz olur, vermezseniz pişman olursunuz’ diye milleti tehdit etmeye, vatandaşa şantaj yapmaya kalkışıyor. Sandık tam da bunun için var. Millet ona 31 Mart’ta eğriyi de doğruyu da gösterecek” diye konuştu. Özel, diğer partilerin aday çıkarmasına ilişkin de “Aday çıkarmak, her partinin en demokratik hakkıdır. Kimsenin adayını çıkarmasına, çıkarmamasına karışmayız. Bir partinin aday çıkarması kendisiyle ilgili bir hesaptır. Bir parti aday çıkarmazsa demlenip, aday çıkardığında demlenmemiş iftirasını bu sabah höpürdete höpürdete demli çay içenlere, Devlet Bahçeli’yle Erdoğan’a sorun. Şunu söyledik; bütün siyasi partilerle açık iletişim halindeyiz. Bizim DEM’le yaptığımız görüşme, gözünüzün önündedir. Ama bazı görüşmelerin hangi mecralarda, kimlerin ne şekilde ne vaatlerle yürüttüğünü millet sormaktadır. Bizim kimsenin çıkaracağı adaya da çıkardığı adaya da lafımız da minnetimiz de yoktur” dedi.
Özel ayrıca hem DEM Parti’nin hem Yeniden Refah Partisi’nin adaylarına başarılar dileyerek, dün saldırıya uğrayan AK Parti belediye başkan adayını dakikalar içinde aradığını ve demokrasiye yapılmış bir saldırı olduğunu, kendi adaylarına yapılmış bir saldırı olarak gördüklerini söyledi.
‘ANKETLERDE BİR ŞEY GÖRÜRSEK MÜDAHALE EDERİZ’
Yerel seçimler için Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük ittifakıyla, ‘Türkiye İttifakı’yla yola çıktıklarını söyleyen Özel, CHP Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Lütfü Savaş hakkındaki soruya ise “Tabii Hatay’da protestolar yaşandı. Hepinizin gözünün içine bakarak söylüyoruz ki yüz protesto vardıysa 99’u hükümete yönelikti. Evet, Lütfü Bey’e yönelik cümleleri de hep birlikte duyduk. Siyaset, vatandaşın söylediğini duyma sanatıdır, verdiği mesajı alma sanatıdır. CHP olarak bütün bölgelerde adaylarımızı çok yoğun anketlerle belirledik” diye konuştu. Adaylık açıklamasından sonra yapılan anketlere de önem verildiğini ifade eden Özel, “Anketler bize bir şehirde yanlış yaptığımız sinyalini veriyorsa ya da verirse bu değerlendirilir. Milletin sesini duymak elbette meydanda yükselen bazı sesleri duymak da önemlidir. Fikir verir ama milletin sesini duymak sandıktan önceki en önemli gösterge, çok yüksek örneklerle yapılan anketlerdir. Anketlerde bir şey görüyorsak müdahale ediyoruz, görürsek müdahale ederiz” dedi.
]]>CHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Dr. Cemil Tugay ve Bornova Belediye Başkan Adayı Ömer Eşki, Bornova Çamdibi’nde düzenlenen mitingde vatandaşlarla buluştu. Tugay, “Bizler, kendi çıkarlarımız için değil, rant için değil, cebimizi doldurmak için değil, yandaşları beslemek için değil; biz bu ülkeye sevdalı olduğumuz için, biz Cumhuriyet’e aşık olduğumuz için, biz Atatürk’e yürekten bağlı olduğumuz için bu görevi istiyoruz” dedi.
CHP’nin 31 Mart 2024 yapılacak yerel seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterdiği Dr. Cemil Tugay ve Bornova Belediye Başkan Adayı Ömer Eşki, bu akşam Bornova’daki Çamdibi Kapalı Pazar Yeri önünde düzenlenen mitingde vatandaşlara seslendi. Mitinge, eski CHP Genel Sekreteri Kamil Okyay Sındır, eski Bornova Belediye Başkanı Olgun Atila, CHP İzmir Gençlik Kolları Başkanı Burak Kotan, CHP Gençlik Kolları MYK üyeleri de katıldı.
Seçim startını Bornova Çamdibi’nden veren Ömer Eşki, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Bizler, birbirimizle yarışırız, birbirimizle çekişiriz, yeri gelir birbirimizi kızdırırız ama söz konusu Cumhuriyet ise, söz konusu Mustafa Kemal Atatürk ise, söz konusu CHP iktidarı ise biz aynı cephede omuz omuza ölmeye razıyız. Bu kaleyi asla Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz. Seçimlere 50 gün kala seçim startı vermek istedik. Şöyle İzmir’e bir coşku gelsin istedik. Birileri sahte anketler, sahte anket şirketlerinde sahte raporlar yayınlıyorlar. İzmir’i, rozetini takamadıkları partiye kazandırabileceklerini düşünüyorlar.
“GERÇEK BELEDİYECİLİK NASIL YAPILDI, GÖRÜYORLAR”
Diyorlar ki İzmir’e yeniden bir belediyecilik getireceklermiş. Yıllardır aynı yalanı söyleyip durdular. İstanbul’la Ankara’yı aldık. Gerçek belediyecilik nasıl yapıldı, görüyorlar. Aylarca aradılar, Ekrem Başkan’ın karşısına bir aday bulamadılar. En sonunda kimle kaybedeceklerine karar verdiler. İmar affının katili, Türkiye’de on binlerce insanın ölümüne sebebiyet vermiş bir eski Çevre Şehircilik Bakanı getirdiler. İzmir’de yepyeni genç bir kadro var. O kadronun çok önemli bir teknik direktörü var. Sevgili Cemil Başkan’ımız.
“BU YOLUN SONUNDA ÇOCUKLARIMIZA BİR BORCUMUZ VAR”
Bornova’ya hizmet etmiş yerel yönetim uzmanlarından bir bayrak teslim aldığını söyleyen Eşki, “Sizlerden de bu sorumluluğu alacağım. Omuzlarımdaki yük çok ağır. Umarım mahcup olmam. Umarım onların getirdiği bayrağı daha da ileriye dikeriz. Çok başarılı bir belediyecilik yapmak için yola çıktık. Bu genç yaşta nasip olan bu görevi, umarım sizlerin de desteğiyle başarılı yerlere taşırız. Cemil Başkan’ımızla ve İzmir’in her noktasında tüm belediye başkanlarımızla bir arada yol yürüyeceğiz. Sizlere layık olmaya çalışacağız. Çünkü bu yolun sonunda bizim, çocuklarımıza bir borcumuz var. Buraları CHP iktidarında aldıysak yarın ben de bir CHP iktidarındaki bir kardeşime teslim etmek istiyorum. O yüzden hep beraber yol yürüyeceğiz. Hep beraber zorlukları aşacağız. Hep beraber kazanacağız. Bornova’da da 2028’de Türkiye’de de CHP iktidarını yeniden inşa edeceğiz.”
“BİZLER, RANT İÇİN DEĞİL, CUMHURİYET’E AŞIK OLDUĞUMUZ İÇİN BU GÖREVİ İSTİYORUZ”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı Dr. Cemil Tugay ise şöyle konuştu:
“Bazı insanlar CHP’nin hangi ideolojide, hangi idealde birleştiğini anlamakta zorluk çekiyor olabilirler. Bizler, kendi çıkarlarımız için değil, rant için değil, cebimizi doldurmak için değil, yandaşları beslemek için değil; biz bu ülkeye sevdalı olduğumuz için, biz Cumhuriyet’e aşık olduğumuz için, biz Atatürk’e yürekten bağlı olduğumuz için bu görevi istiyoruz. 2019’da bana Karşıyaka Belediye Başkanlığı şerefi verildi. Geçen beş yıl içerisinde alnımın akıyla, en ufacık bir leke sürdürmeden kendime görevimi yaptım, buna emin olabilirsiniz. Bundan sonraki beş yılda da eğer sizler layık görürseniz aynı şekilde tertemiz, o kararlı mücadeleye devam edeceğiz.
“ATATÜRK’ÜN ŞEHRİNİN PARLAYAN BİR YILDIZ OLMASINI SAĞLAYACAĞIZ”
Hep beraber, Atatürk’ün şehrinin bu ülkeye parlayan bir yıldız olmasını sağlayacağız. Cumhuriyet’in şehrinin, Cumhuriyet’in insanlarının bu şehirde çok mutlu olduğunu herkese göstereceğiz. Yapılamayacak hiçbir şey yok. Baş edilemeyecek hiçbir sorun yok. Yüreğimizde o inanç var, o sevgi var. Onunla birlikte, bir aile olarak hep beraber çalışacağız.
“İZMİR, CUMHURİYET’İN GURUR ŞEHRİDİR”
Lütfen yanımızda olun. Lütfen birilerinin kurduğu o hayallerin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini kendilerine gösterin. Onlara deyin ki İzmir, Cumhuriyet’in gurur şehridir. Değerli kardeşlerim; ben, size namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum. Mahcup olmayacağız. Mahcup etmeyeceğiz kendimizi. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağım.”
]]>AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, 3 Şubat’ta Buca’da yaptığı konuşmada, “İnşallah göreve geldiğimizde ilk iş olarak en büyük, en temel ihtiyaç olan suyun ücret tarifesinde yüzde 50 oranında indirime giderek vatandaşlarımızın su faturalarını yarı yarıya indireceğiz” demişti. CHP Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Deniz Yücel, Dağ ve İnan’ın bu sözlerine yazılı bir açıklamayla yanıt verdi. Yücel, şunları söyledi:
“DAĞ’IN YAPILMAKTA OLANLARI, SANKİ İLK KEZ KENDİSİ YAPACAKMIŞ GİBİ ANLATMASI, DERSİNE İYİ ÇALIŞMADIĞI GİBİ İZMİR’DEN DE BİHABER OLDUĞUNU GÖSTERİYOR”
“AKP İzmir adayı, İzmir’de altyapı ve su politikalarıyla ilgili çalışmalar yapacakmış. Zahmet etmesin ama İzmir’i biraz takip etsin. İzmir’de CHP belediyeciliği sayesinde yağmursuyu ayrıştırma ve toplama çalışmaları, sünger kent projesi gibi bir çok proje hali hazırda zaten uygulanıyor. Yapılmakta olanları, sanki ilk kez kendisi yapacakmış gibi anlatması, dersine iyi çalışmadığı gibi İzmir’den de bihaber olduğunu gösteriyor. Sanki suyun, elektriğin, akaryakıtın tüm ülkede bu kadar pahalı olmasının sebebi kendi iktidarları değilmiş gibi konuşan Sayın Dağ, Genel Başkan Yardımcısı olarak AKP iktidarının yarattığı krizlerden, hayat pahalılığından, yokluktan kendisinin de sorumlu olduğunu unutmamalı. İzmirli rüşvet siyasetine, gerçek dışı vaatlere, ak gibi gözüken ama sonunun kapkara olduğu belli olan yollara girmez. Böylesine ciddiyetsiz vaatlerle ne ülke ne de İzmir yönetilir. AKP İzmir adayı bu yolda devam ederse kimin kimi ciddiye almadığını 1 Nisan sabahı görecektir. Tıpkı Binali Yıldırım’ın ve Nihat Zeybekçi’nin gördüğü gibi…
“MADEM SEÇİMDEN SONRA SUYA YÜZDE 50 İNDİRİM YAPABİLİYORSUNUZ, O ZAMAN ADAMA SORMAZLAR MI NEYİ BEKLİYORSUNUZ DİYE”
AKP’nin İzmir Adayı Hamza Dağ’ın ve Eyyüp Kadir İnan’ın yüzde 50 su indirimini İzmirlilere adeta bir rüşvet gibi sunmaları, tam da AKP iktidarına yakışan bir anlayış. Madem seçimden sonra suya yüzde 50 indirim yapabiliyorsunuz, o zaman adama sormazlar mı neyi bekliyorsunuz diye? Mevcut AKP’li büyükşehir belediyelerinin olduğu tüm illerde neden suya yüzde 50 indirim yapmıyorsunuz? Niye seçimi bekliyorsunuz? İzmir kıyılarına, doğasına göz dikenlere geçit vermez. İzmir, CHP’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla yönetilmeye devam edecek. Kimse boş hayallere kapılmasın.”
“İNAN, İZMİR ADAYIMIZ TUGAY’A LAF SÖYLEMEK İSTERKEN KENDİ İKTİDARLARININ ÜLKEYİ DÜŞÜRDÜĞÜ DURUMU İLAN ETMİŞ”
AKP İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan ise CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cemil Tugay hakkında, “Cemil Tugay diyor ki, ‘Siz ülkedeki enflasyonu indirin, biz suyu bedava veririz.’ İşte senin belediyecilikten anladığın bu kadar. Sadece enflasyon İzmir’de mi var? Konya’da, Ordu’da, Trabzon’da, Şanlıurfa’da, Antep’te, Afyon’da enflasyon yok mu? Sen İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak 25 senedir bu şehre en büyük pahalı suyu içiriyorsun. O nedenle böyle belediyecilikte zaten uzaktan yakından alakanız yok” demişti. CHP’li Yücel, İnan’ın bu sözlerine şöyle yanıt verdi:
“Eyyüp Kadir İnan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Sayın Cemil Tugay’a aklınca ‘belediyecilik’ dersi vermeye kalkmış. Yetmemiş, bir de enflasyon itirafında bulunmuş. Evet, haklı. AKP’nin 22 yıllık iktidarı sonucunda, enflasyon sadece İzmir’de değil; Türkiye’nin 81 ilinde var. Başka neler var? Gerçek enflasyonu açıklamaktan korkan TÜİK, döviz karşısında günden güne eriyen Türk Lirası, 5 yılda 5 başkan değiştirdiğiniz eksi rezervdeki Merkez Bankası, ekonomik buhran, derinleşen yoksulluk, 10 bin liralık emekli maaşı, 17 bin 2 liralık asgari ücret ve 15 bin 48 liraya çıkan açlık sınırı var. Daha sayalım mı? Yoksa bu ülkeyi ekonomide de adalette de yerin dibine sokan AKP’nin icraatlarını anlatmaya devam edelim mi? İzmir’de AKP’ye rağmen sosyal belediyeciliği başarıyla hayata geçiren CHP’li belediyeler varken size sadece susmak düşer. AKP milletvekili Sayın İnan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Cemil Tugay’a laf söylemek isterken kendi iktidarları ve genel başkanlarının ülkeyi düşürdüğü durumu ilan etmiş. Bozuk saat bile günde iki kere doğru zamanı gösterir misali, AKP iktidarının bozduğu düzeni, yol açtığı hiper enflasyonu kabul etmiş. Enflasyonun tüm Türkiye’de can yaktığını, hayat pahalılığına yol açtığını farkında olmadan itiraf etmiş.”
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kastamonu Milletvekili olarak 22’nci Yasama Dönemi’nde görev alan ve görev süresi boyunca Taşköprü Sarımsağı ve Kastamonu’nun yöresel ürünlerini Türkiye gündemine taşıyarak üreticiye destek sağlamak amacıyla seferber olan Mehmet Yıldırım, 2 yıldır kanser hastalığı ile mücadele ediyor. Kastamonu’daki evinde tedavisi devam eden Yıldırım, İHA muhabirine konuştu. 44 yıllık siyaset hayatı boyunca Kastamonu’nun gelişmesi için mücadele verdiğini ve siyasi hayatının bu amaç doğrultusunda şekillendiğini söyleyen Yıldırım, Kastamonu ve Türkiye’de yaşanan siyasi gelişmelerle ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Milletvekilliği görevi sırasında Çin sarımsağına savaş açan ve memleketinin dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağını eline alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çıkması ile yıllarca gündemde kalan Yıldırım, 2 yıldır gördüğü kanser tedavisi sırasında ise tam 40 yıl hizmet verdiği partisi tarafından yalnız bırakıldığını ifade etti.
“Seçim zamanı ile geçim zamanını birbirine karıştırmadık”
Siyaset hayatı boyunca öğretmeninin verdiği görevleri yerine getirmeye çalıştığını belirten Yıldırım, “Ben milletvekili adayı olduğumda öğretmenim, Taşköprü’de, ‘öğrencim geliyor, öğrencim. Elime sarımsağı, sırtına kendirin bağını bağlayıp meclise göndereceğim. Eğer onların hakkını hukukunu, üreticinin hakkını hukukunu korumazsa ona öğretmenlik hakkımı helal etmem demişti. Ben de o görevi mecliste yerine getirdim. 1983 yılından itibaren aktif siyasete girdim ve 2002’ye kadar 40 yıllık emek var. SODEP’in il başkanlığı görevini üstlendiğim zaman 80 darbesi olmuştu ve kimse siyasi görüşünü açıklayamıyordu. Ben cımbızla eski Cumhuriyet Halk Partisi üyelerini toplayarak harekete geçtim. Mücadele ettik. Dönemin belediye başkanı Ali Köse ile karşı karşıya mücadele ettik, birbirimizi hiç kırmadık, saygısızlık etmedik. O seçimi kazandı, benim de projem olan toplu konut projesi ile Kuzeykent’i beraber yaptık. Seçim zamanı ile geçim zamanını birbirine karıştırmadık. Şimdi aynı partinin milletvekilleri birbirini yiyor. Bırakın aynı bölgenin milletvekillerini, aynı partiden milletvekilleri birbiriyle çekişiyor” dedi.
“İktidarı paylaştık”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Taşköprü sarımsağı için verdiği destekten dolayı teşekkür eden Yıldırım, “Ben milletvekili olduğumda 5’inci oturumda elimde kürsüye sarımsakla çıktım. O gün o sarımsaktaki mücadele farklıydı. Ben Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür ediyorum. O da bana destek verdi. Hemşehrimiz dönemin bakanlarından Murat Başesgioğlu, o günün diğer milletvekilleri de destek verdiler. Beraber çalıştık. İktidarı paylaştık. Ben dile getirdim, Murat Başesgioğlu, Cumhurbaşkanı onay verdi” diye konuştu.
“Ben bu hastalığa yakalanalı bir gün geçmiş olsun dileğini duymadım”
2 yıl boyunca kanser tedavisi görmesine rağmen CHP Milletvekili Hasan Baltacı ve CHP Kastamonu İl Başkanlığı yöneticilerinin kendisini telefonla dahi aramadıklarını belirten Yıldırım, “Ben kimseye dargın değilim. Hasan Bey ile karşılaştığımızda selam veriyorum, lakin bunların kafasında başka şeyler var, evimin 100 metre uzağında oturuyor. Ben bu hastalığa yakalanalı bir gün ‘geçmiş olsun’ dediğini duymadım. Benim bir kırgınlığım yok ama üzüldün” şeklinde konuştu.
“Şu an parti bütünlüğü var mı, bence yok”
CHP’nin Afyon’daki genel kurulu sırasında CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, CHP Kastamonu eski il başkanı Hikmet Erbilgin ile Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal arasında yaşanan ve Türkiye gündemine oturan tartışmayı da değerlendiren Yıldırım, “Misafir olarak gelmiş olan milletvekili ve il başkanına o şekilde davranılması bardağı taşıran son damladır. Ama aralarında ne yaşandı bilmiyorum. İncelemeyi bile kayda almam. Ama doğru değil. Beni incitti. Orada, ‘çıkın dışarı, hırsızlar dışarı ‘demek Kastamonuluları kovalamaktır, beni, Hasan Beye oy veren herkesi kovalamaktır. Ama doğru bulmam, orada sizin ne işiniz var? Davet edilmediğiniz yeri karıştırmaya ne hakkınız var. Sen önce kendi evinin önünü süpür. Sen partiyi burada darmadağın etmişsin! Şu an parti bütünlüğü var mı, bence yok, ben bilmiyorum” ifadelerini kullandı.
“Diyelim ki muhalefetin adayı kazandı, belediye işçisinin maaşını ödeyemez”
CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’nın Kastamonu Belediye Başkan adayı olması ile ilgili de konuşan Yıldırım, “Hasan Bey belediye başkan adayı oldu, hayırlı olsun. Yerel seçimlerde bir adayın niteliği, niceliği, mensup olduğu siyasi parti, siyasi partinin Türkiye içerisindeki konumu ve durumu, göz önüne alınmalı. Şimdi AK Parti 2028 yılına kadar iktidar mı? Farz edelim, belediye başkanlığını muhalefetin adayı kazandı, belediye işçisinin maaşını ödeyemez. Şu an İller Bankasından gelen payla bin 350 belediye işçisinin maaşını ödeyemez. Emlak Vergileri ile altyapı gibi çalışmalar yapılamaz. Bunun için bizim Ankara’nın desteğine ihtiyacımız var, kaynağa ihtiyacımız var” dedi.
“Deniz Baykal’dan sonra marjinaller, CHP’ye sığınma evi olarak daldılar”
CHP’de marjinal kesimlerin yönetimi ele geçirdiğini ifade eden Yıldırım, “Deniz Baykal’dan sonra marjinaller, Cumhuriyet Halk Partisi’ne sığınma evi olarak daldılar ve CHP’ye doldular. Bunlar yönetimleri, Ankara’da, İzmir’de, İstanbul’da, hatta Kastamonu’da ele geçirdiler. Kendilerinden başkalarına yaşam hakkı vermiyorlar” diye konuştu.
“Hasan Baltacı burada EMEP’in il başkanıydı”
CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’nın daha önce EMEP Kastamonu il başkanı olarak görev yaptığını kaydeden Yıldırım, “Hasan Baltacı burada Anayasa Mahkemesi tarafından teröre yardım ve yataklık tan kapatılan EMEP’in il başkanıydı, onu biliyorum. Ben milletvekili oldum. Hasan Baltacı ve Hasan Akkün’ün kızı o dönemde beni ziyarete geldi. Sayınız ne kadar dedim, ‘400 civarında’ dediler. Benim adaylığımda oy verdiniz mi dedim, ‘vermeyiz’ dediler, vermediklerini itiraf ettiler” diye belirtti.
“Bunlar bir üçgen kurmuşlar, üçgenin içine kimseyi koymuyorlar”
CHP’de Kastamonu Belediye Başkan adaylığı için farklı alternatiflerin olmasına rağmen değerlendirilmediğini kaydeden Yıldırım, “Ben Kastamonu Belediye Başkanlığı adaylığı için Ender Karahasan’la konuştum, aday olmasını tavsiye ettim. Burada bir alternatif olsun dediğim de Ender Karahasan, CHP il başkanı, Hasan Baltacı ve Hikmet Erbilgin ile görüştü. Geçit vermediler. Bunlar bir üçgen kurmuşlar, üçgenin içine kimseyi koymuyorlar. Bunlar hem parti için hem de ülke için iyi şeyler değil” şeklinde konuştu.
Siyasette pek çok hayalini gerçekleştirdiğini, ancak ikisini gerçekleştiremediğini kaydeden Yıldırım, “Siyasi hayatım boyunca iki şeyi başaramadım. Bunlardan birincisi Özel Uğurlu Hastanesi’nin yeniden hizmete girmesiydi. Diğeri de kapatılan Taşköprü Sigara Kağıdı Fabrikası’nın(SEKA) yeniden hizmete girmesiydi. Amacım kamulaştırmak ve geri almak suretiyle hastane ile fabrikayı faaliyete geçirerek bin kişiye istihdam sağlamaktı” dedi. – KASTAMONU
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ak Parti Aday Tanıtım Toplantısına katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan “İstanbul Belediye Başkanlığı adaylığımızdan itibaren siyasi hayatımızın her safhasında biz bunlarla karşılaştık, bunlarla mücadele ettik. Bu kibirli cehaletin nerelere varabileceğini 28 Şubat döneminde iktidarımızın ilk yıllarındaki müessif hadiselerde hep birlikte gördük. Samimi bir üzüntüyle ifade etmek isterim ki, bu kirli oyunun siyasetteki en büyük aparatı da maalesef hep CHP oldu. Şimdilerde her ne kadar oy oranları düşük de olsa kimi başka partilerin de bu sinsi oyunda rol almak için adeta can attığını görüyoruz. Her şey değişiyor ama CHP ve şürekasının baş rolünü kimseye bırakmadığı, toplum ve siyaset mühendisliği senaryoları aynı kalıyor. Puslu dönemlerin, kadrolu provokatörlerine yeniden iş başı yaptırılırken 30 yıl öncesinin senaryolarının güncellemeye ihtiyaç dahi duyulmuyor. Yine hayat tarzı, köken, mezhep, inançlar ve semboller üzerinden pis bir oyun oynanmaktadır. Cumhuriyetimiz ve onun kurucu Gazi Mustafa Kemal her zamanki gibi yine istismara, en elverişli malzeme olarak öne sürülüyor. Oysa bu milletin ne Cumhuriyetle ne de Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal’le bir sorunu, sıkıntısı, derdi, problemi vardır. Şunu çok açık ve net ifade etmek istiyorum. Bu kavramların arkasına saklanarak siyaset yapmak, hassasiyet emaresi asla değildir. Tam tersine olur olmaz bahanelerle, yalan yanlış söylemlerle bu yönde yapılan çıkışlar, siyasi tükenmişliğin kirli senaryolarda rol alma gayretkeşliğinin işaretidir. Türkiye bu tuzağa düşmeyecek kadar demokrasisini derinleştirmiş, kalkınmasını ilerletmiş, bölgesi ve dünya ile bütünleşmiş bir ülkedir. Yine de tedbiri elden bırakmadan bu çirkin senaryoları ve oyuncularını izlemeyi gerçek niyetleri ve yüzleri milletimize ifşa etmeyi sürdüreceğiz.” dedi.
“ÖZGÜR EFENDİ’Yİ DE ÖZGÜRLEŞTİRECEĞİZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Her karışı terle ve kanla sulanmış vatan toprakları üzerinde ameliyat yapmaya kalkanlara meydanın boş olmadığını, milletimizin İstiklaline ve İstikbaline sıkı sıkıya sarıldığını göstermek boynumuzun borcudur. Riyad’dan size ekmek çıkmaz. Tişörtleri farklı bir şekilde boyamak, size bir şey kazandırmaz. Samimiyseniz, dürüstseniz bunu ülke genelinde milli ve yerli olarak ifade edin. İpleri emperyalist güçlerin elinde olan terör örgütleriyle, milletimizle ve devletimizle meselesi olan marjinal kesimlerin bize yönelik husumetlerini anlayabiliyoruz. Bunların hepsi de var oluşlarının gereğini yapıyorlar. Bizi üzen ülkemizin ikinci büyük siyasi partisi hüviyetine sahip CHP’nin Türkiye düşmanlığına kuyruk olmasıdır. Açıkçası CHP uzunca bir süredir siyaseten iflas etmiş durumdadır. Ne millete umut verebiliyorlar, ne de proje ve vizyon namına ortaya bir fikir koyabiliyorlar. Bu partinin emanetçi genel başkanı milleti tahkir ve tahrik ederek parti içi iktidar kavgasını unutturmaya, bundan başka hiçbir işe yaramıyor. Özgür Efendi’nin genel başkanlık macerası daha başlamadan vesayet gölgesi altında bitmeye yüz tuttu. İnşallah 31 Mart seçimlerinde sadece şehirlerimizi gerçek belediyecilikle buluşturmakla kalmayacağız, bu seçimlerle elde edeceğimiz zaferle aynı zamanda Özgür Efendi’yi de özgürleştireceğiz” diye konuştu.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beşiktaş Belediyesi tarafından yenilenen Barbaros Meydanı ve Barbaros Bulvarı için açılış töreni gerçekleştirildi. Törende konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Hem Beşiktaş’a hem Beşiktaşlıya hem de 16 milyon insana yakışır bir alanı hizmete açıyoruz” dedi. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ise “Ekonomik ve ekolojik ömrünü tamamlayan Beşiktaş Barbaros Bulvarı ve Meydanı’nın açılışını gerçekleştirdik. Beşiktaş’ı hak ettiği yere İBB ile birlikte getireceğiz” diye konuştu.
Beşiktaş’ta dün İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Beşiktaş Belediyesi iş birliğiyle yenilenen Barbaros Bulvarı ve Meydan’ı açılış töreni düzenlendi. Açılışa; Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP İstanbul Milletvekilleri Engin Altay, Yunus Emre, Suat Özçağdaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç, Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık, Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Parti Meclis üyeleri Sevgi Kılıç ve Sinem Kırçiçek, CHP Beşiktaş İlçe Başkanı Alican Şen, CHP İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı Erdem Kara katıldı. Tören, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
İMAMOĞLU: 16 MİLYON İNSANA YAKIŞIR BİR ALANI HİZMETE AÇIYORUZ
Konuşmasını yapmak üzere sahneye çıkan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ne güzel sizlerle Beşiktaş’ta bir araya gelmek. Şimdi burayı hatırlıyorsunuz. Beşiktaş Meydan’ı meydan değildi. Büyük bir kısmı işgal altındaydı. Yukarıdan bir köprü geçiyordu ve uzun yıllardır bir işe yaramayan bir köprüydü. Biz gelir gelmez bu ihmal edilmiş alanları nasıl çözeriz diye yoğun bir çalışma sürdürdük. Köprüyü kaldırınca burada pırıl pırıl bir meydan oluştu. Şimdi ne oldu biliyor musunuz hem Beşiktaş’a hem Beşiktaşlıya hem de 16 milyon insana yakışır bir alanı hizmete açıyoruz. Bugün aynı zamanda bayraklarınızla ve her renkle buradasınız. Ne güzel sizleri bu renklerle birlikte karşılamak ve Beşiktaş Meydanı’nda olmak. İstanbul’un renkleri burada. Fenerbahçe burada, Galatasaray burada, hem de Beşiktaş’ın ev sahipliğinde burada. Artık İstanbul’un tüm ilçeleri İBB tarafından eşit hizmet almaya başladı. İstanbul’da 2019 yılında fetret devri sona erdi, yatırım ve atılım devri başladı” diye konuştu.
AKPOLAT: BEŞİKTAŞ’I HAK ETTİĞİ YERE İBB İLE BİRLİKTE GETİRECEĞİZ
Beşiktaş’ın yıllardır çözümlenemeyen sorunlarını İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun göreve gelmesiyle aşıldığını belirten Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ise konuşmasında “Biz Beşiktaş’ı tanımlarken, iki kıtanın birleştiği Kaptan-ı Deryaların, Barbaros Hayrettin’in kenti olarak tanımlıyoruz. En önemlisi Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evinin olduğu ve hayata gözlerini yumduğu yerin adıdır Beşiktaş. Biz çalışmalarımızı sürdürürken bu tarihi sorumluluğun bilinciyle yerine getiriyoruz. Dün biliyorsunuz ki bir olay yaşadık. O kadar büyük ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Galatasaray ve Fenerbahçelileri Beşiktaş’ta buluşturdu. Kaç yüzyıl geçerse geçsin bu birlikteliğimiz devam edecek. Biz yine belediye meclisimizden alacağımız kararla, Atatürk’ün yol arkadaşı, Çöl Aslanı Fahrettin Paşa’mızın adını Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nun olduğu sokağa vereceğiz. Artık Beşiktaş’ta o değeri de yaşatacağız. Yıllarca Beşiktaş siyasi tercihlerinin cezasını çekti. Bu yeni yapılan tarihi noktaların hiçbirisi yıllarca hizmet alamadı. İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu göreve geldikten sonra Beşiktaş’ta yer alan tüm sorunları çözmeye başladık. Altyapı sorununu çözdük. Sonra Barbaros Bulvarı’nı Nispetiye Caddesi’ni, Şair Nedim’i, Arnavutköy’ü, Kuruçeşme’nin sorunlarını çözdük. İlçemizi su baskınlarından İBB ile birlikte kurtardık. Şimdi bu tarihi alanı yeniliyoruz. Bugün bu alanın bir kısmını açacağız, bir kısmı da seçime kadar açılacak. Ortaköy Vadisi’nin de altyapı hizmetleri başladı ve çok yakın bir zamanda da temeli atılacak. Beşiktaş’ı hak ettiği yere İBB ile birlikte getireceğiz” ifadelerini kullandı.
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kılıç, Genel Başkan Fatih Erbakan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu toplantısı sonrası parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Kılıç, Irak’ın kuzeyinde şehit olan 12 askere Allah’tan rahmet, aileleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) sabır dileklerini ileterek, “TBMM’de terör örgütlerini ve terörist faaliyetleri lanetleyen bildiriye imza koyma konusunda ortaya net tavır koyamayan CHP’yi de bu vesileyle kınıyoruz. CHP, DEM Parti ile birlikte demlenmeye devam etmektedir. Bu tavır doğru bir tavır değildir. Türkiye’nin tek meselesi iktidar meselesi değil, Türkiye’nin tek problemi iktidarın eksikleri, yanlışları, kusurları değildir. Bir diğer problem CHP’nin ana muhalefet görevini ihya edemiyor olmasıdır. Böylesi acı bir günde vatandan, milletten, Anayasa’dan yana tavır koyan parti grupları bildiriyi imzalarken CHP’nin bunun dışında kalması anlaşılabilir bir durum değildir” ifadelerini kullandı.
PKK elebaşı Abdullah Öcalan’dan ‘Sayın’ diye bahseden milletvekillerinin TBMM çatısı altında bulunmasını kabul etmediklerini kaydeden Kılıç, “Daha trajik bir durum ise DEM Parti, 1 Ocak 2024 tarihinden itibaren devletten seçim yardımı olarak 658 milyon TL alacak. Bu paranın ne kadarı dağa, ne kadarı kampanyaya gidecek bilmiyoruz. Devletin kesesinden, milletin kesesinden millete düşmanca faaliyetler içerisinde olanların finanse edilmesini istemiyoruz” dedi.
‘İSVEÇ’İ NATO’DA İSTEMİYORUZ’
TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşülen İsveç’in NATO üyeliğinin onaylanması protokolüne olumlu bakmadıklarını bildiren Kılıç, “İsveç’i NATO’da görmek istemiyoruz. Biz TBMM’de İsveç’in üyeliğine ret oyu vereceğimizi şimdiden ifade ediyoruz. PKK ve FETÖ’nün sığınağı, terör örgütlerinin para kaynağı olan, Kur’an-ı Kerim yakanların ana kucağı İsveç’in bir savunma birlikteliği olan NATO’da yeri yoktur” diye konuştu.
‘ASGARİ ÜCRET, AÇLIK SINIRININ ÜSTÜNE ÇIKSIN’
Bu hafta açıklanması beklenen asgari ücrete de değinen Kılıç, “Rakama ilişkin belirsizlik artık son bulmalı, asgari ücret istisnai bir ücret olmaktan çıktı. Asgari ücret bir kısım çalışanın doğrudan aylık geliri. Aralık ayı itibariyle ülkemizde 4 kişilik bir ailenin dengeli ve yeterli beslenebilmesi için gerekli olan harcama 15 bin TL, bu rakamın teknik adı açlık sınırı. Türkiye’de bugün 4 kişilik ailenin açlık sınırı 15 bin TL’nin üzerine çıktı. Hükümetin asgari ücretin belirtilen açlık sınırının altında hiçbir şekilde kalmayacak bir rakamı baz almasını ve üstüne çıkmasını bekliyoruz. İnsanlarımızın açlık sınırına mahkum kalmaması için bu kaçınılmaz bir ihtiyaçtır” dedi.
‘MİLLİ YAS İLANI DOĞRU OLURDU’
Kılıç, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. 12 şehidin ardından muhalefet partilerinin milli yas çağrısı ile ilgili soruya Kılıç, şu yanıtı verdi:
“Ulusal milli yas ilan edilebilirdi. Yeniden Refah Partisi olarak sadece Meclis’te yapılmış olan mutabakatı yeterli görmüyoruz. Bu mutabakatın ötesinde millete daha kapsamlı açıklamaların yapılmasında elbette yarar olacaktı. Terörle mücadele eden TSK’nın moralini yüksek tutmak adına TBMM’de bir mutabakatın ortaya konulmuş olmasını değerli buluyoruz. Bu mutabakatın Meclis’te temsil edilen parti gruplarıyla sınırlandırılmasını yanlış buluyoruz. Allah bir daha bu millete böyle bir şehit acısı yaşatmasın. Benzer bir durumun yaşanmaması için iktidar grubunu uyarıyoruz. Sadece gruplarla sınırlı tutmayın. Bireysel olarak da böylesi mutabakatları milletvekillerine açık hale getirin. Eğer bu olmuş olsaydı Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Sayın Fatih Erbakan ve TBMM’de bizi temsil eden milletvekillerinin imzaları o mutabakatın altında olacaktı. Her ne kadar CHP kurumsal olarak o mutabakata imza atmamış olsa bile CHP içinde biliyoruz ki imza atmaya gönüllü nice milletvekili arkadaşlarımız var. Milli yas ilan edilmiş olsaydı esasında çok doğru olurdu. Hele ki önümüz yılbaşı. Böyle bir acının haftası dolmadan yılbaşı ekranı çıkacak önümüze. Herkesin samimiyetini, ilkesini bekliyoruz. Belediyeler yılbaşı etkinliklerini iptal etmelidir. Milli yas kararını halkımız vicdanında almalıdır.”
‘AK PARTİ’NİN İADEİZİYARETİNİ BEKLİYORUZ’
Dün AK Parti ve Yeniden Refah Partisi heyetlerinin İstanbul, Ankara ve İzmir’de yerel seçimde iş birliği yapıp yapmama hususunda gerçekleştirdiği görüşmeyi değerlendiren Kılıç, “Genel Başkanımız Sayın Fatih Erbakan ile AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın geçtiğimiz haftalarda yapmış olduğu görüşmeler sonrasında heyetlerimizin görüşmelerine karar verilmişti. AK Parti’den gelen davet üzerine arkadaşlarımız görüşmeye gitti. Ön görüşmeyi yaptılar. Bu hafta içinde olması kaydıyla AK Parti heyetinin Yeniden Refah Partisi’ne iadeiziyarette bulunmasını bekliyoruz. Yeniden Refah Partisi gücünün farkındadır. Yaklaşmakta olan yerel seçim sürecinde hangi partinin ne önemde olduğunun da farkındadır. Biz siyasetin felsefesini de matematiğini de biliyoruz. Neyin neye yarayacağının elbette ki farkındayız. Farklı siyasi partilerin benzer söylemler ya da yaklaşımlar üzerinden yakınlaşmaları, seçim iş birlikleri yapmasını esasında yerinde ve gereğinde doğru da buluyoruz. Yeniden Refah Partisi için öncelik kendi adaylarını çıkarmak, kendi adayları ve bayrağıyla yarışmak ve oy oranını sandığa yansıtmaktır. Eğer bizimle iş birliği yapmak isteyen siyasi partiler eşit ve adil koşullarda, dengeli bir iş birliği teklifinde bulunacak olurlarsa, Yeniden Refah Partisi olarak iş birliğine hazır olduğumuzu; Ankara, İstanbul ve İzmir illeriyle sınırlı olmak kaydıyla ifade ettik. İş birliği teklifi Yeniden Refah Partisi’nin gücünü görmezden gelmek, önemsememek, eksik ya da küçük görmek şeklinde tezahür ederse en baştan açıkladığımız gibi kendi adaylarımızla tüm illerde yarışma kararlılığımızın da arkasındayız” ifadelerini kullandı. (DHA)
]]>HASTANEYE KALDIRILMIŞTI
Okuyan, geçtiğimiz günlerde sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. Okuyan’ın kızı Ülkü Okuyan, babasının durumuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Babam Yaşar Okuyan, tedavi gördüğü Başkent Üniversitesi Hastanesi’nde, dün sabah geçirdiği iç kanama sonrası müdahale edilerek yoğun bakıma alınmış ve entübe edilmiştir.” ifadelerini kullanmıştı.

YAŞAR OKUYAN CHP’DEN İHRAÇ EDİLMİŞTİ
Eski Bakan Yaşar Okuyan, İYİ Parti lideri Meral Akşener hakkında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na bir yıl önce bir dosya halinde bazı bilgiler verdiğini öne sürmüş, Akşener’in ‘bu bilgiler sebebiyle cumhurbaşkanı adayı olamayacağını’ iddia etmişti.
Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Okuyan, ‘Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına engel çıkaranın Akşener olduğunu’ da iddia etmişti. Okuyan, CHP içinden veya CHP’ye yakın çevreler tarafından yürütülen ‘Kılıçdaroğlu karşıtı kampanyaların arkasında da İYİ Parti ve Akşener’in bulunduğunu’ öne sürmüştü. Kılıçdaroğlu söz konusu iddiaları yalanlamıştı. Okuyan 2019 yılında katıldığı CHP’den ihraç edilmişti.
YAŞAR OKUYAN KİMDİR?
Yaşar Okuyan 1949 yılında İstanbul’da doğdu. Aslen Rizeli olan Okuyan, Ankara Atatürk Lisesi’nde okudu. İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulundan mezun oldu. Bir dönem gazetecilik yaptı. 21 yıl çeşitli gazete, dergi ve ajansta muhabir, foto muhabir, istihbarat müdürü ve köşe yazarı olarak görev yapmış ve sürekli Basın Kartı almaya hak kazanmıştır. İmbat Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı oldu. Aktif siyasete 1970’li yılların başında MHP’de başladı. O sıralar Hergün gazetesinin köşe yazarı ve Ülkücü Gazeteciler Cemiyeti’nin başkanlığı yaptı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Yaşar Okuyan da gözaltına alındı.
Eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu – Yaşar OkuyanÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI YAPTI
1982 yılında hapisten çıkar çıkmaz işadamı kimliği ile İmbat Fuarcılık ve bilahare Türker İnanoğlu ile Ulusal Video şirketlerini kurdu. Türkiye’nin ilk ciddi kitap fuarı organizasyonlarını İmbat Fuarcılık yaptı. ANAP kurulurken de Turgut Özal’ın yanında yerini aldı.1991 yılında Mesut Yılmaz’ın ANAP Genel Başkanlığı’na seçildiği kongrede aktif rol oynadı. Daha sonra da partide Genel Başkan Danışmanlığı, Basın ve Propaganda Başkanlığı ve Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. Yalova’nın il olmasından sonra 20. dönem 21. Dönemde Yalova Milletvekili seçildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaptı.
2004’TE DEMOKRAT TÜRKİYE PARTİSİ’NİN BAŞINA GEÇTİ
Mesut Yılmaz’la ters düşünce bakanlık görevinden ve ANAP’tan ayrıldı. ANAP’tan istifa etmesinin ardından 2002 yılında eski partisi MHP’ye girdi. 2004 yılında 28 Şubat sürecinde Hüsamettin Cindoruk ve ekibi tarafından kurulmuş olan Demokrat Türkiye Partisi’nin başına geçti. Mayıs 2005 olağan kongresinde partinin ismini Hürriyet ve Değişim Partisi olarak değiştirtti. Partinin amblemi de ‘yeşil zemin üzerinde güneş’ oldu.
2008 yılında genel başkanlığını yaptığı Hürriyet ve Değişim Partisi’ni kapatarak, kadrosuyla birlikte Halkın Yükselişi Partisi’ne katıldı. Daha sonra Yaşar Nuri Öztürk tarafından partiden ihraç edildi. 2011 yılında Yalova’dan bağımsız milletvekili adayı oldu, seçilemedi. Siyasete MHP’de başlayan ve ANAP’ın kurucuları arasında yer alan Okuyan 2019 yılının şubat ayında CHP’ye katılmıştı.
Yaşar Okuyan, 1989 yılında peyzaj mimarı ressam Öcal Hanım’la evlendi. Eşinden boşandı. Üç kız çocuğu olan Okuyan, 2012 yılında kendisinden 27 yaş genç maden mühendisi Özlem Hanım ile evlendi.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde 12 askerin şehit olması ardından TBMM’de ortak bildiriye CHP’nin imza atmamasıyla ilgili, “CHP, sorumluluğu olan ve sorumluluğu gereği Meclis’i bilgilendirmeyen Adalet ve Kalkınma Partisi ile bir A4 kağıdı üzerinde ortaklaşıp da onların yaptıkları bütün eksiklikleri, bütün kusurları meşrulaştırmaya itiraz etmiştir. Kendi bildirgesini yayınlamıştır. İki bildirge yan yana konulduğunda bir bildirgede büyük ihtimalle gözden kaçmıştır; ama terörü kınamaktadırlar. Oysa böyle bir terör örgütü kınanmaz, lanetlenir” dedi.
2’nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün vefatının 50’nci yılı nedeniyle Anıtkabir’de anma töreni düzenlendi. Törene İnönü’nün kızı Özden Toker, torunu Ayşe Gülsün Bilgehan ve bazı aile fertlerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ve askeri erkan ile vatandaşlar katıldı.
Törende ilk olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kabrine çelenk konuldu, saygı duruşunda bulunuldu. Heyet, daha sonra İnönü’nün kabrinin bulunduğu alana geçti. İsmet İnönü’nün öz geçmişinin okunmasının ardından Cumhurbaşkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, CHP ve ailesi adına kabre çelenk bırakıldı. Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İnönü ailesine taziye dilekleri iletildi.
‘TEMSİLİN ALT DÜZEYDE TUTULMASINI MİLLETİMİZE ŞİKAYET EDİYORUZ’
Törenin ardından gazetecilere açıklama yapan Özgür Özel, Cumhuriyetin 2’nci Cumhurbaşkanı, Atatürk’ün silah arkadaşı ve CHP’nin 2’inci Genel Başkanı İsmet İnönü’yü Anıtkabir’de hep birlikte bir kez daha andıklarını söyledi. Özel, törene Cumhurbaşkanı ya da Cumhurbaşkanı düzeyinde değil bir temsilci düzeyinde katılım olduğunu belirterek, “İsmet İnönü’nün bu ülke için yaptıklarına karşı canını ortaya koyarak, Lozan Fatih’i olarak bu ülkenin tapu senedini dünyaya kabul ettiren bir kişinin karşısında devletin çok daha güçlü bir şekilde temsil ediliyor olması lazımdı. CHP dışındaki kurumlarda bu temsiliyetin alt düzeyde tutuluyor olmasını milletimize şikayet ediyoruz ve bu durumun ilerleyen senelerde tekrar etmemesi gerektiğini hatırlatıyoruz” dedi.
‘CHP’NİN TERÖRE KARŞI DURUŞU ORTAKTIR’
Özgür Özel, dün Manisa’da katıldığı Şehit Piyade Sözleşmeli Er Enes Budak’ın cenaze töreninde protesto edilmesi ile ilgili, bir gün öncesinden büyük bir algı operasyonu başlatıldığını söyleyerek, “CHP, sorumluluğu olan ve sorumluluğu gereği Meclis’i bilgilendirmeyen Adalet ve Kalkınma Partisi ile bir A4 kağıdı üzerinde ortaklaşıp da onların yaptıkları bütün eksiklikleri, bütün kusurları meşrulaştırmaya itiraz etmiştir. Kendi bildirgesini yayınlamıştır. İki bildirge yan yana konulduğunda bir bildirgede büyük ihtimalle gözden kaçmıştır; ama terörü kınamaktadırlar. Oysa böyle bir terör örgütü kınanmaz, lanetlenir. Öyle kınanacak bir kusur işlememişlerdir. Lanetlenmeleri gerekmektedir. CHP’nin teröre karşı duruşu ortaktır. Ancak iktidar partisi bu konuda yapmış olduğu dezenformasyonu provokasyona çevirmiştir. Partinin sözcüleri tarafından söylenen sözler ortadadır. Dün sabah erken saatlerden itibaren hem koruma ekibimize hem Manisa’da partimize hatta civar illerden Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçmişte çok yakın olmuş isimlerden bir provokasyon olacağı, bir saldırı olacağı söylenmiştir. Hatta bana bu cenazeye katılmayı yeniden değerlendirmem söylendi. Dün gün boyunca şehit cenazemize katılacağımı, şehidimize sahip çıkacağımı ifade ettim ve bu provokasyonların amacının ne olduğunu bildiğimi söyledim. Dün cenazeye katıldığımız andan itibaren o organize meseleyi hep birlikte takip ettik” ifadelerini kullandı.
‘CHP, DOĞRU BİLDİĞİNİ YAPACAK’
Özel, kendisini protesto edenlerin isimlerinin bugün itibari ile tespit edilmeye başlandığını söyleyerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Manisa’da olanların parti aidiyeti olduğu çok açık ortada. Ama civar illerden getirilenlerde de aynı kümelenme belli. Milletimiz dünkü yapılan provokasyonu, Manisalıların şehit cenazesine kendi isteği ile gelmiş kişilerin olmadığını biliyor. Şehit ailesi dün cenaze sırasında da gelip bu sloganları attıranlara tepki gösterdi. Dün uçağa binmeden önce şehit ailesi taziye evinden arayarak, sonra uçaktan indikten sonra bir kez daha arayarak yaşananlardan üzüntü duyduklarını, şehidin bizimle olan samimiyetini, yakınlığını bildiklerini, dün orada yaşanan saygısızlığın şehide yapıldığını ve Enes’in hatırasına saygısızlık olduğunu defaten söylediler. Hatta şehit ailesi, hiçbir günahları olmamasına rağmen aile büyükleri kanalıyla özür dilemeye kalktı. Bizim böyle bir şey kabul edemeyeceğimizi, esas şehide yeterli saygının gösterilememesi noktasında bütün yaşananlardan dolayı biz üzüntülerimizi ve özürlerimizi ilettik. Milletimiz her şeyi biliyor. ve bundan sonra da istedikleri kadar provokasyon yapsınlar, istedikleri kadar bu tip tertipler içerisine girsinler CHP, doğru bildiğini yapacak.”
‘ESAS VATANA İHANET BUDUR’
Bir kez daha Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’i Meclis’i bilgilendirmeye davet eden Özel, “Hadi dün gelmediniz. Yarın Meclis olağan gündemine dönüyor. Ne zaman gelip Milli Savunma Bakanı gerekli bilgilendirmeleri yapacak? Pençe-Kilit Operasyonu ile ilgili geçmişte çok önemli görevlerde bulunmuş askeri kişiler önemli hataları ifade ediyorlar. Operasyonun hedefinin ne olduğunu sorguluyoruz. Bu hedefe ulaşılıp ulaşılmadığını söylesinler. Ulaşıldıysa ne için oradayız? Ulaşılmadıysa kusur kimde? Lojistik imkansızlıklara dikkat çekiyor askerlerimiz. Bu lojistik imkansızlıklar nedeni ile askerlerimizin bazen orada yemeğe erişemediklerini, bazen gerekli lojistik sağlanamadığı için hayatlarının tehlikeye girdiği ortaya çıkıyor. Bunların hepsi konuşulması gerekirken ve Pençe-Kilit’ten durup durup bir günde 6 şehit gelen bir durum ortadayken hiçbir şey olmamış gibi sorunu bir A4’e imza atarak çözülmüş gibi göstermek milleti kandırmaktır. Esas vatana ihanet budur” ifadelerini kullandı.
‘MİLLİ YAS, 12 MEHMETÇİKTEN ESİRGENİYOR’
Özel, 12 şehidin anısına milli yas ilan edilmesi gerektiğini de vurgulayarak, “12 vatan evladı ölmüş, şehit olmuşlar. Kimsenin aklına milli yas ilan etmek gelmiyor. Ama Sudi Arabistan Kralı öldüğünde 3 günlük milli yas ilan ediyorlar. İşte size Recep Tayyip Erdoğan. İşte size yerli ve milli Adalet ve Kalkınma Partisi anlayışı. Suudi Arap Kralı’na gösterilen 3 gülük yas, 3 günlük vefa 12 Mehmetçikten esirgeniyor. Buna da ‘yerli ve milli siyaset’ diyorlar. Yere batsın böyle yerlilik, yere batsın böyle millilik. Gerçekten yerli ve milli bir siyaset istiyorsanız İsmet Paşa’ya bakacaksınız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bakacaksınız. CHP’nin iktidarda olduğu dönemlere, Bülent Ecevit’in Kıbrıs Barış Harekatı’na, ambargo tehditlerine rağmen doğruyu yapmasına bakacaksınız. Öyle dünyanın öbür liderlerinin ya da körfez liderlerinin karşısında sus pus olup da burada sözde yerli ve milli olanlara söyleyecek sözümüz şudur; hadi oradan o kolay siyaset durumunuz bitti artık” diye konuştu.
]]>