Samsunspor Teknik Direktörü Markus Gisdol:
“Odağım sözleşme değil, kalan maçlarımız”
“Başarı, bir zincirin halkaları gibi hepimizin başarısıdır”
SAMSUN – Samsunspor Teknik Direktörü Markus Gisdol, takımların çok kısa sürelerde çok fazla teknik direktör değişikliğine gitmesini Türk futbolu adına doğru bulmadığını belirerek, Avrupa’da böyle bir durumun olmadığını söyledi.
Samsunspor’da göreve geldikten sonra başarılı bir performans ortaya koyan Markus Gisdol, Trendyol Süper Lig’de 32 puan topladı. ‘Ligin en başarılı yabancı teknik direktörü’ olan Gisdol, söz konusu performansının sırlarını İhlas Haber Ajansı’na verdiği özel röportajda açıkladı.
“Avrupa’da Türkiye liglerine benzeyen bir lig yok”
Süper Lig’in, Avrupa’daki hiçbir lige benzemediğini ve farklı alışkanlıkların olduğunu dile getiren Markus Gisdol, “Muhtemelen Avrupa’da Türkiye liglerine benzeyen bir lig yoktur. Özellikle Almanya’da böyle bir şey olmuyor. Belki de bu Türk kültürünün bir parçasıdır. Bunu olduğu şekilde kabul etmemiz gerekiyor. Samsun’a gelmeden önce de bazı arkadaşlarım ile konuşmuştum. Bana buradaki riskin büyük olduğunu söylemişlerdi. Kendimi iyi hissetmiştim. Bu sebepten dolayı da risk almak istedim. Risk aldığım için de mutluyum. Bahsettiğimiz konu belki de Türk kültürüne özgü bir şeydir. Her 3-4 ayda bir teknik direktör değişimi oluyorsa bu Türk futbolu adına ‘iyi bir şeydir’ diyemem. Çünkü yeni bir hoca geldiğinde sistemini, oyun stilini ortaya koymaya ve takıma öğretmeye çalışıyor. Bu da zaman alabiliyor. Hocaların başarılı olması için biraz zamana ihtiyaç duyulabiliyor. Çok fazla hoca değişikliği olmasının doğru olduğunu düşünmüyorum. Bence bu sık değişimler Türk futbolu için de iyi bir şey değil” dedi.
“Odağım sözleşme değil, kalan maçlarımız”
Sezon sonunda sözleşmesi sona erecek Alman teknik adam, odağının sözleşme görüşmeleri değil, kalan 11 maç olduğunun altını çizerek, “Şu an zor bir yoldayız. Sözleşme konularını konuşmak için ligin bitmesini beklememiz gerekiyor. Ligin sonuna geldiğimizde zaten bu konuşmalar başkanımızla olacaktır. Şimdi bir yolda ilerliyoruz ve konsantrasyon eksikliğine sebep olsun istemiyorum. Odaklanmak istediğimiz şey, kalan maçlar. Bir sonraki deplasmanda oynayacağımız maç, Başakşehir maçına odaklıyız” diye konuştu.
“Başarı, bir zincirin halkaları gibi hepimizin başarısıdır”
Elde ettikleri başarılı sonuçların tek sorumlusunun kendisi olmadığını ve çok iyi bir çalışma ortamının bulunduğunu da vurgulayan Gisdol, “İyi bir teknik heyetim var. Fuat Çapa ve Yüksel Yıldırım bana çok destek oldular, beni yalnız bırakmadılar. Buradaki ambiyansa beni çok iyi hazırladılar. Video analizlerimiz çok iyi. Samsunspor’dan teklif gelince tereddüt etmeden kabul ettim. Burada neler yapabileceğim hakkında uzun süre düşündüm. Takım için en iyisinin ne olacağına karar verdim. Samsunspor’a gelmeyi kabul ettikten sonra da çalışmalarımı bu yönde ilerlettim. Geldiğim ilk günden beri şehir ve taraftarlar beni çok iyi karşıladılar. Bu da benim Samsun’daki çalışmalarımı daha kolay bir ortamda gerçekleştirmemi sağladı. Kulübün kendi analiz departmanı da bana çok iyi destek veriyor. Analizleri yapıp, sorularıma cevap veriyor. Bu da benim maçlara en iyi şekilde hazırlanmama imkan sağlıyor. Bunun dışındaki takımdaki liderlerle de iletişimim çok iyi. Bir sorun olduğunda ya da bir karar almam gerektiğinde onlarla oturup, birlikte karar alıyoruz. Kısacası hep birlikte başarılı oluyoruz. Bir başarı varsa bu başarı, bir zincirin halkaları gibi hepimizin başarısıdır” şeklinde konuştu.
Markus Gisdol, 7. hafta sonunda 1 puanla teslim aldığı Samsunspor’u 32 puan toplayarak, 27. hafta sonunda 11. sıraya kadar yükseltti. Kırmızı-beyazlılar, Gisdol yönetiminde çıktığı 20 maçta 9 galibiyet, 5 beraberlik ve 6 mağlubiyet aldı.
]]>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş, Romanya’nın başkenti Bükreş’te düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda madalya kazanan ASKİ Spor Kulübü sporcularını makamında kabul etti. Yavaş, sporcuların hem güreşte hem de halterde gösterdikleri başarıdan dolayı gururlandıklarını belirterek, “İnşallah olimpiyatlarda eksikleri telafi edeceğiz. Sporcu çalışmamızın meyvelerini de görmeye başladık. Desteklerimiz devam edecek, tesis gerekiyorsa tesis. Yeni yetişen gençlerin sayısını da mutlaka artırmamız gerekiyor. Onun çalışmalara aynen devam. Başarılarınızın devamını diliyorum” ifadelerini kullandı.
Abdullah Çakmar: “İstiklal Marşımız için altın madalyalarla başkentimize geldik”
Antrenör Abdullah Çakmar, Avrupa şampiyonasında hem güreşte hem de halterde başarılara imza attıklarını dile getirerek, “31 yıl aradan sonra Avrupa şampiyonluğu nasip oldu. Biz her zaman bir bütün olarak bakıyoruz. Hem güreşte hem de halterde çok ciddi başarılara imza attık. Orada öylesine bir mücadele verdik ki yenilseydik takım şampiyonluğu gidiyordu. Vatanımız, milletimiz için bayrak sevdası ve İstiklal Marşımız için altın madalyalarla Başkentimize geldik” diye konuştu.
Taha Akgül: “Kolay bir başarı değil”
Avrupa Güreş Şampiyonası’nda serbest stil 125 kiloda altın madalya kazanan Taha Akgül ise İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Milli güreşçi, girdiği her Avrupa Şampiyonasında altın madalya aldığını ve bunun tarihi bir başarı olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
“Dünyada böyle bir sporcu olduğunu düşünmüyorum. Dünya şampiyonasında bronz ve gümüş madalyam var ama Avrupa şampiyonunda hep altın madalya aldım. Bu Avrupa şampiyonasının şöyle bir önemi vardı; müsabakam Gürcistanlı sporcuylaydı. Ben o maçta yenilsem takım halinde onlar şampiyon oluyorlardı. Ben yenersem takım halinde biz şampiyon oluyorduk. Öyle de bir önemi vardı. Kazandığım maçla beraber 2 altın madalya getirdim. Hem kendi bireysel şampiyonluğum hem de takım şampiyonluğum geldi. Ender başarılardan bir tanesi de takım şampiyonluğuydu. 13 yıldır A Milli Takım’da ülkemi temsil ediyorum ama takım şampiyonluğu yaşamamıştım. 31 yıl sonra serbest güreş takımımız Avrupa şampiyonu oldu. Türkiye tarihinde üçüncü şampiyonluğu başardık. Kolay bir başarı değil. Bu anlamda 2 defa İstiklal Marşımızı orada okumamız, bizim için çok büyük bir gurur oldu.”
“Olimpiyatlar bu işin zirvesi”
Paris Yaz Olimpiyatları’na azimle çalışacağını da sözlerine ekleyerek Akgül, “Bu bizi rehavete kesinlikle götürmeyecek. Çalışmaya bir an önce başlayayım ki rehaveti atayım. 5 ay dile kolay, hemen geçecek. Olimpiyatlar da bu işin zirvesi. En iyi şekilde oraya hazırlanacağız. Elimden geleni yapacağım. Antrenmanlarda daha fazla zorlayacağım, canım yanacak. Kendimi üzmekten de korkmayacağım. Milletimiz bize dua etsinler. Onların dualarıyla, alnımızın akıyla oradan döneceğiz” cümlelerine yer verdi. – ANKARA
]]>Bodrumspor Wushu Kung Fu branşı milli sporcuları 16 Şubatta Yalova’da düzenlenen Türkiye Wushu Kung Fu şampiyonasında Muğla’yı temsilen rakiplerine karşı kıyasıya mücadele etti. 23 ilden 375 sporcunun katıldığı şampiyonada, Taolu branşında yarışan milli sporculardan Cansu Aydemir 1 altın, 1 gümüş, genç kız kategorisinde Sude Naz Çam 2 altın, yıldız erkekler kategorisinde Mehmet Ege Tezer 1 altın, 1 gümüş, genç erkekler kategorisinde Yavuzcan Parlak 2 bronz, 1altın, Baybars Altuntabak 2 gümüş ve Eren Ateş 2 altın madalya kazandı. Toplamda 8 altın 4 gümüş ve 2 bronz olmak üzere 14 madalya kazanan milli sporcular büyük sevinç yaşadı. Şampiyonadaki başarıların ardından Bodrum’a dönen 6 genç yetenek Bodrumspor Gümbet Tesislerinde Branşlardan Sorumlu Asbaşkan Fatih Öztarakçı ve antrenör Ali Top önderliğinde bir araya geldi.
Bodrum sancağını başarılarla dalgalandırıyoruz
Yüzlerce sporcu ile farklı branşlarda ivme yakaladıklarını söyleyen Branşlardan Sorumlu Asbaşkan Fatih Öztarakçı, ” Bodrumspor kulübü olarak çeşitli branşlarda faaliyet gösterdiğimiz sporcularımızın yerel ve ulusal anlamda katılım gösterdiği yarışmalarda göstermiş oldukları başarıları anlatmak için sizlerle bir aradayız. Bizler Bodrumspor kulübü olarak başkanımız Rıza Karakaya önderliğinde Bodrum yarımadamızda çeşitli branşlarımızla genç yeteneklerimizi amatör branşlarımızla tanıştırmayı ve bu yetenekleri geliştirerek yerel ve ulusal anlamda başarı göstermek için var gücümüzle yönetimimiz olarak çalışıyoruz. Kulübümüzün kıymetli branşı olan Wushu’da genç yeteneklerimiz Yalova’da yapılan şampiyonada kazandıkları çeşitli derecelerle ve madalyalarla bizleri mutlu ettiler. Bodrumspor kulübü olarak her zaman hedefleri olan bir kulübüz. Farklı branşlarda müsabakalara katılan 706 tane lisanlı oyuncumuz var. Bunlara baktığımızda yüzme, voleybol, Wushu, Judo, Masa tenisi, yelken gibi branşlarla farklı müsabakalarda Bodrum sancağını başarılarla dalgalandırıyoruz” dedi.
Bodrum’a tekrar gurur yaşattık
Sporcularının başarısından dolayı mutlu olduğunu ifade eden Wushu Kungfu Antrenörü Ali Top, “Desteklerinden dolayı kulübümüze ve Bodrum Belediyesine teşekkür ederiz. 2006 yılından beri bu branşı Bodrum’da yapıyoruz. Başta Türkiye şampiyonlukları olmak üzere ulusal ve uluslararası şampiyonalara katılıyoruz. Birçok milli sporcu yetiştirdiğimiz gibi şuanda aktüel olan sporcularımız Yalova’da yapılan Wushu Türkiye Şampiyonasında alınan başarılarından dolayı kutluyorum. 6 sporcuyla katıldık farklı kategorilerde yarıştık. Toplam 14 madalya aldık ve bunların içerisinde 8 birincilik, 4 ikincilik ve 2’de üçüncülük alarak Bodrum’a tekrar bu gururu yaşattık. Sporcularım geçen sene Avrupa şampiyonası ve Balkan şampiyonlarına katıldı ve burada da dereceler yaptılar. Hedefimiz sporcularımızın milli takımda devam etmeleri ve tekrar Avrupa ve dünyada derece yapmalarını sağlamak” diye konuştu.
Hedefinin dünya şampiyonluğu olduğunu belirten takım kaptanı Sude Naz Çam, “Yaklaşık 9 yıldır bu sporu yapıyorum. Çok sayıda Türkiye, Avrupa ve Balkan Şampiyonlukları olmak üzere 35’in üzerinde madalyam var. Hedefim uluslararası arenada başta dünya şampiyonluğu olmak üzere daha çok şampiyonluklar yakalamak” diye belirtti.
Genç yıldız Baybars Altuntabak ise, “11 yıldır bu sporu yapıyorum. Bu yıl Türkiye Şampiyonasında 2 ikincilik 1’de birincilik elde ettim. Çokça kez ulusal ve uluslararası turnuvalarda bulundum oralarda dereceler yaptım. 100’den fazla madalyam var, milli sporcuyum. Dünya şampiyonasında derece yapmayı hedefliyorum. Hocamız çok değerli ve o olmasaydı bu başarılar olmazdı” dedi.
Dünya şampiyonasına hazırlandığını söyleyen Eren Ateş, ” 12 yıldır bu sporu yapıyorum. Çokça kez ulusal ve uluslararası turnuvalarda bulundum 1’incilikler ve 2’incilikler elde ettim. Ali hocamıza çok teşekkür ederim onun sayesinde başardım. Şuan ki hedefim Sivas’a gidip dünya şampiyonlarıyla kamp yapacağız ve sonra dünya şampiyonasında derece elde etmek istiyorum” diye konuştu. – MUĞLA
]]>Alper Taşdelen, Dikmen Karapınar Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Uğur Böceği Gündüz Bakımevi’nin açılışını yaptı. Uğur Böceği Kreşi’nin kendi dönemindeki 11’inci, Çankaya’nın da 15’inci kreşi olduğunu söyleyen Başkan Taşdelen, “Öncelikle Karapınar’a, Dikmen’e hayırlı uğurlu olsun. Kreşleri çok önemsedik. Bugün kreşlerimiz de iki bin çocuğumuza çağdaş bir eğitim veriyoruz. Atatürkçü nesiller yetiştiriyoruz. İrfanı hür, vicdani hür nesiller yetiştiriyoruz” diye konuştu.
Taşdelen, Çankaya’ya 10 yıl hizmet ettiğini, göreve başlarken Ali Dinçerlerden, Ahmet İsvanlardan, Vedat Dalokaylardan gelen sosyal demokrat belediyecilik bayrağını dalgalandıracak bir belediye sözü verdiğini hatırlatarak, şunları söyledi:
“MAHKEME KADIYA MÜLK DEĞİL”
“Şükürler olsun verdiğim sözleri tutmuş olmanın gönül rahatlığıyla karşınızdayım. Başımız dik, alnımız ak. Tertemiz pırıl pırıl bir 10 yılı Çankaya’da geçirdik. O nedenle gönlümüz rahat. Siyasetle uğraşanlar siyasette her şeyin olabileceğini göze alarak siyaset yapar. Biz de devam etmek isterdik. Daha çok projelerimiz vardı ama siyasette her zaman hak yerini bulmuyor. Bunlar siyasetin içinde olan konular. Ayrıca mahkeme kadıya mülk değil. Geliyorsunuz hizmet ediyorsunuz. Nasıl geldiğinizden ziyade nasıl gittiğiniz önemli. Biz, başımız dik alnımız ak hizmet ettik ve verdiğimiz sözleri fazlasıyla yerine getirdik. Onun için gönlümüz rahat, yüreğimiz ferah. Bir belediye başkanı için en büyük mutluluk bıraktığı eserlerle yaşamaktır. Bizim dönemimizde açılan 113 park işte orada. Oradaki her bir tabelada Alper Taşdelen yazacak, kreşlerde ismimiz yaşayacak. Çankaya Evleri’nde, havuzlarda, engelli merkezlerinde, sosyal tesislerimizde orada eserlerimiz de Çankaya’da var olmaya devam edeceğiz.
“HİÇ KİMSENİN CHP’YE KÜSME HAKKI YOKTUR”
Bizler bu görevleri yerine getirmişsek, bunu CHP’ye borçluyuz. CHP her şeyden daha kıymetli ve önemlidir. Bizi bu görevlere nasıl partimiz getirdiyse, bundan sonra da partimiz için çalışmaya, CHP’nin altı okunu zirveye en tepeye taşımak için nefer olarak alın teri dökmeye devam edeceğiz. Hiç kimsenin CHP’ye küsmeye hakkı yoktur. Makamlar gelip geçicidir ama CHP nasıl 100 yıldır varsa yüzyıllar boyu da kurucu parti olarak, Atatürk’ün partisi olarak, insanca hakça bir düzen kurmak için var olmaya devam edecektir. Onun için partimizin başarısı, partimizin iktidarı için hem bu seçimlerde hem daha sonraki seçimlerde biz çalışmaya alın teri dökmeye devam edeceğiz. Ben CHP’liyim. Ben Atatürk’ün yoldaşıyım. Cumhuriyet sevdalısıyım. Bu anlamda adayımız Hüseyin Can Güner kardeşime de başarılar diliyorum. Bizim bıraktığımız bayrağı daha da yukarılara taşımasını diliyorum. Kazananın her zaman Çankaya olmasını diliyorum. Biz yüreğimizde sevgiden başka bir şey taşımayız. Çünkü bizim parolamız bellidir. Siyasette de bunlar olabilir bunlar gelir geçer, çünkü bizim parolamız ‘İncinsen de incitmeyeceksin.’ Biz incinsek de incitmeyeceğiz, biz yüreğimizde, ülkemize, partimize, Çankaya’mıza olan sevgimizi her zaman taşırız bize yakışan budur böyle olmaya da devam edecektir.
“PIRIL PIRIL BİR BELEDİYE DEVREDİYORUZ”
Çankaya ümit ediyorum daha da ileriye gidecek. Bizim dönemimizdeki tarihi başarıları yaşamaya devam edecek. Pırıl pırıl, başarılı örnek olan bir belediye devrediyoruz. Çankaya Belediyemizin 5 bin çalışanıyla, emekçisi ile geldiği noktanın daha da ileriye gitmesini canı gönülden diliyorum. Bu vesileyle on yıl boyunca birlikte bu başarıya imza attığım bu başarı hikayesini birlikte yazdığım başkan yardımcılarıma, müdür arkadaşlarıma, müdür yardımcısı arkadaşlarıma, bütün Çankaya Belediyesi personelime ve emekçi kardeşlerime huzurlarınıza yürekten, gönülden teşekkür ediyorum.
“BAŞINIZI ÖNE EĞDİRMEDİM”
Ben on yıl boyunca onların başını öne eğdirmedim eminim ki onlar bizden sonra da hiçbir zaman başımızı öne eğdirmeyecekler. 950 bin Çankayalı komşum on yıl boyunca bizi hiç yalnız bırakmadı, hep yanımızda oldu, hep destek oldu. Bizim çalışmalarımızı gördü. Seçimde bunu rekor oy olarak sandığa yansıttı. Anketler yapıldı, memnuniyet anketlerinde başkan olarak bizi zirveye taşıdı. On yıllık dönemde defalarca yapılan anketlerde Çankayalı komşularımız bizi Türkiye’nin en başarılı ilçe belediye başkanı seçti. Ankara’nın en başarılı ilçe belediye başkanı seçti, hep yanımda oldu hep destek oldu. Biz de onların bize olan güvenini boşa çıkarmamak için gece gündüz çalıştık. O nedenle 950 bin Çankayalı komşuma da huzurlarınızda destekleri ve takdirleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Tekrar kreşimizin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın güzel Çankaya’m, yaşasın ebedi başkomutan, Ebedi Önder Mustafa Kemal Atatürk aydınlığı.”
]]>Yazıcı, yerel seçim öncesi partisince 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, yağmura rağmen kendilerini yalnız bırakmayan vatandaşlara teşekkür etti.
“Siz bizi hiç yanıltmadınız.” ifadesini kullanan Yazıcı, “Biz de sizin desteğinize aykırı asla hiçbir iş yapmadık. Siz ne dediyseniz onu inşa ve icra ettik. Rize’yi değiştirdik, dönüştürdük. Türkiye’yi değiştirdik, dönüştürdük. Çünkü yola çıkarken, ‘Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde tek hedef milletin hukukunu koruyacağız, insanımızın hayat standardını yükselteceğiz, önündeki sosyoekonomik engelleri azaltacağız, hayatınızı rahatlatacağız.’ dedik, öyle yapmadık mı? Çünkü sözümüz söz.”
Yazıcı, işlerinin eser ve proje üretmek olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
“Türkiye’ye bir bütün olarak baktık. Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü, insanımızın birlik ve beraberliği her şeyin önünde ve üstünde. Dolayısıyla Türkiye’nin gücüne güç kattık ama bu gücün arkasında kim var? Siz varsınız, siz. Çünkü AK Parti siyasetinin temelinde millet var. Millet ne diyorsa o. Milletin önündeki engelleri, demokratik hakkını kullanmasına engel olacak unsurları, sizden aldığımız güçle liderimizin ve ekip arkadaşlarının duruşuyla bir bir bertaraf ettik. Ne derse milletle ‘Gücümüz millet, işimiz hizmet’ dedik ve öyle yürüdük ve 20 yılı aşkındır bu sözümüz bizim rehberimiz oldu, asla şaşmadık.”
Milletle gurur duyduklarını dile getiren Yazıcı, “Eksiğimiz var, onları da biliyoruz. Onları da imkanları çoğaltmak suretiyle bir plan dahilinde mutlaka biz çözeriz.” diye konuştu.
Yazıcı, seçimlerin demokrasinin en önemli mekanizması olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Siyasi partiler, seçimler yoluyla milletin huzuruna çıkar. Oy ve destek ister, yetki ister. İster iktidarda ister muhalefette olsun siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsudur. Demokratik rejimler böyle tanımlanır. Ama bugün dönüp baktığınız zaman muhalefette herhangi bir ümit görüyor musunuz? Tarumar olmuş, darmadağınık, aday bile belirlemekten aciz duruma düşmüş bir muhalefet var. Dolayısıyla siz süreçlerde milletin bu tarzını, demokrasinin bu erdemli ilkelerini gözetmek suretiyle süreçleri bir bir inşa ediyorsunuz.”
Türkiye’de 2002’den bugüne kadar 16 seçim yapıldığını ifade eden Yazıcı, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu seçimlerde, referandumlarda, milletvekilliği, yerel seçimlerin tamamında AK Parti’ye destek verdiniz, tek başına yetki verdiniz. Bunun farkındayız. Sizi asla mahcup etmedik ve asla mahcup etmeyeceğiz. Güç, sizin gücünüz. İnşallah 31 Mart’ta Rize ve ilçelerinde Cumhur İttifakı ile birlikte süreci daha muhkem şekilde inşa etmeye kararlı mısınız? Hanelerinizden bereket eksik olmasın, gönlünüzde sevgi coşsun, taşsın, birbirimizi çok sevelim.”
“İnsanımıza dokunan hizmetleri öncelikli hale getiriyoruz”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz, belediyeciliğin, yerel yöneticiliğin AK Parti’nin işi olduğunu söyledi.
Bu işi ne kadar iyi yaptıklarını muhalefetin de kabul ettiğini belirten Yılmaz, “Muhalefetten öteye de dünya ülkelerinin yerel yöneticileri de kabul ediyor. ‘Nasıl başarıyorsunuz, nasıl bu işleri yapıyorsunuz?’ dediklerinde, biz onlara diyoruz ki ‘AK Parti, bir belediyecilik okulu aynı zamanda. Çünkü bu okulun ilk kurucusu Cumhurbaşkanı’mız, dünya liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’dır.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, gece gündüz demeden hizmet esaslı çalıştıklarını dile getirerek, “İnsanımıza dokunan hizmetleri öncelikli hale getiriyoruz. Mazeret uydurmuyoruz. Algı yönetimi yapmıyoruz. Sosyal medya vasıtasıyla birtakım algılar yaparak, yapmadığımız, yapamadığımız işlerin palavrasını atmıyoruz.” diye konuştu.
Yılmaz, 31 Mart seçimlerinin çok önemli olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:
“Burada adeta bugüne kadar kaydettiğimiz başarı öykülerinden bir tanesini daha yazacağız. Allah’ın izniyle bugüne kadar her seçimde elde ettiğimiz başarılar gibi yeni bir başarının daha sizler sayesinde imzasını atacağız. Ama bu süre içinde durmadan, yorulmadan kapı kapı koşacağız. Yorulmadan, koşmadan, uğrunda uğraş vermeden elde edilmiş olan bir başarı, başarı sayılmaz. Onu da bizim başarımız gibi görmeyiz. Bu süre içerisinde biraz yorulalım, biraz koşalım ve Allah’ın izniyle 1 Nisan 2024 sabahı büyük bir başarı öyküsünü yazmış olmanın rahatlığıyla güne başlayalım.”
“Türkiye Yüzyılı’na koşuyoruz”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer İleri, Rize’nin mücadele etmek, çalışmak anlamına geldiğini söyledi.
“Rize demek, her şartta ve her durumda bu millet için bu memleket için ne gerekiyorsa yapmak demek.” ifadesini kullanan İleri, “Allah’a şükür liderimiz, Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde onun kadroları olarak inşallah sizlere yakışır bir şekilde, sizlere layık olacak bir şekilde bu memleket için bu millet için varımızla yoğumuzla çalışacağız ve çalışıyoruz.” dedi.
Ömer İleri, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Şu önümüzdeki dönem inşallah hep beraber Rize’mizle Samsun’umuzla Trabzon’umuzla memleketimizin batısıyla doğusuyla kuzeyiyle güneyiyle Türkiye Yüzyılı için hazırlanıyoruz. Türkiye Yüzyılı için ilerliyoruz. Türkiye Yüzyılı’na koşuyoruz. Yeri geliyor milli elektrikli aracımızı çıkartıyoruz, yeri geliyor milli muharip uçağımızı üretiyoruz, yeri geliyor uzaya uydu fırlatıyoruz, yeri geliyor Gabar’dan petrol çıkartıyoruz, yeri geliyor Karadeniz’den gaz çıkartıyoruz. Bizler biliyoruz ki bu millet, misyonu olan bir millettir. Bu millet, istikameti olan bir millettir. O istikametin adı da Türkiye Yüzyılı’dır. Türkiye Yüzyılı’nın doğacağı şehirlerden biri de pek tabii Rize’dir.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) organizasyonuyla düzenlenen “Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu” İstanbul’da bir otelde gerçekleştirildi.
Bakan Şimşek, forum kapsamında düzenlenen “Bakanlar Paneli Oturumu”nda yaptığı konuşmada, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın birçok başarı hikayesine sahip olduğunu ve iki ülkenin de bu başarı öykülerinden ilham aldığını dile getirdi.
-“Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar”
Uzun vadede bakıldığında verimlilik ve inovasyonun, sürdürülebilir bir refahın en önemli kaynakları olduğuna dikkati çeken Şimşek, bunun için mutlaka kaliteli kurumlar ve yanında rekabetin gerektiğini ifade etti.
Bakan Şimşek, Suudi Arabistan’ın Türkiye’nin üreticileriyle iş yapmaya yöneldiğini belirterek “Türkiye’nin müteahhitlerine, Türkiye’nin iş insanlarına doğru dönüyorlar. Türkiye’nin bu yolculuktan başarıyla geçtiğini biliyorlar ve onlar da aynı şekilde Türk şirketlerle çalışmak istiyorlar.” dedi.
Suudi Arabistan’ın iddialı planlarını gerçekleştirmek için çok büyük kaynakları bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, bu doğrultuda kamu yatırım fonlarının son derece önemli olduğunu kaydetti.
Suudi Arabistan’ın vizyonunda ciddi bir değişim ve dönüşüm programı olduğuna değinen Bakan Şimşek, kamu-özel sektör işbirliği (KÖİ) bakımından Türkiye’nin güzel bir örnek teşkil ettiğini vurguladı.
İstanbul Havalimanı’nın KÖİ projeleri açısından bir başarı öyküsü olduğunu anlatan Şimşek, şunları kaydetti:
“Havalimanı inşaatı özel sektör tarafından yapıldı ve bu sayede bölgedeki ekonomik faaliyetlerin önü açıldı. Bu noktada kritik olan husus ülkelerin bir iş modeli kurması, bunu yapmayı öğrenmesidir. Suudi Arabistan’a baktığımızda, kamu kaynaklarının büyüklüğü dikkat çekiyor. Kendilerinin belki de özel sektör parasına ihtiyacı yok. Ancak, özel sektörün becerilerine, bilgisine ve etkinliğine ihtiyaçları var. Bu yönde atılacak adımlar, kurulacak ortak girişimler gelecekte öyle durumlar yaratacaktır ki, Afrika havalimanları belki bizlerin müteahhitleri tarafından inşa edilecek ve işletilecektir. Yani bizim vizyonumuz bu olmalıdır. Sizde finansman ve kaynak var. Bizde kapasiteler var, beceriler var, yetkinlikler var. Özetle Türkiye’de önemli bir know-how kapasitesi var. Tabii ki bahsettiğim bu modeli Suudi Arabistan kendisi de yapabilir. Ancak, biz bunu birlikte yaptığımızda çok daha güzel sonuçlar sağlayabiliriz. Her iki taraf da bundan fazlasıyla yararlanabilir. Bu benim önerim olacak.”
İslam dünyasının geçmişte bilimsel araştırmalarda, refahı artırmada ve bu sayede büyük medeniyetler oluşturmada kendini kanıtladığını dile getiren Şimşek, “İşte DNA’larımızda olan bu özelliklerden ötürü ben bu değişimin zor olacağını düşünmüyorum. Liderlik lazım, vizyon lazım, iyi bir program lazım ve kaynakları verimli alanlara yönlendirmek lazım. Suudi Arabistan’ın aslında şu anda yaptığı da tam olarak bu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’de biz zaten bunu başarıyla gerçekleştirdik. Karşılaştığımız zorlulara rağmen, bölgesel şoklara rağmen, çok büyük başarı öykülerine imza attık ve bu yolculuğumuz da devam edecektir.” diyerek sözlerini tamamladı.
]]>İstanbul’da düzenlenen 2023 Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası’nda kadınlar üç adım atlamada altın madalya kazanan Tuğba Danışmaz, 2024 Paris Olimpiyatları’na ilişkin hazırlık sürecini AA muhabirine değerlendirdi.
Hazırlıklara ekim ayında başladıklarını anlatan milli atlet, sezon öncesi sağlık, antropometrik, biyomekanik ve performans testlerinin yapıldığını belirtti. Test sonuçlarına göre antrenörü Cahit Yüksel ile antrenman planı oluşturduklarını ifade eden Tuğba Danışmaz, şunları kaydetti:
“Daha sonra çalışmalarımıza yaklaşık 20 gün Antalya’da devam ettik. Antalya kampı sonunda havasının sıcak olması ve rakımının yüksek olması nedeniyle antrenmanlarımızı Güney Afrika’da sürdürdük. Oldukça başarılı ve verimli geçen bu süreçten sonra, salon sezonunun açılmasıyla Paris’te hem yarışmalara katılıp yaptığımız antrenmanların etkisini ve eksikliklerimizi görmek hem de ranking puanımızı artırmak için yarışmalara katılmayı planladık. Bu süreç, tamamen haziran ayındaki Avrupa Şampiyonası ve 2024 Paris Olimpiyatları’na hazırlık sürecimizin birer parçası olacak.”
Üç adım atlama kadınlarda 14,55 metrenin olimpiyat kotası olarak belirlendiğini vurgulayan milli sporcu, “Ancak bununla beraber yarışmalardan kazanılan puanlarla genel sıralama da yapılmakta. Ben 14,55’lik barajı geçmemiş olmama rağmen (14,31) 32 kişinin davet edileceği yarışmada dünyanın en iyi 11’inci sporcusu durumundayım. Tabii ki hedefimiz 14,55 ve daha iyi bir derece atlamak.” diye konuştu.
En büyük güvencesi antrenörü Cahit Yüksel
Tuğba Danışmaz, kazandığı Avrupa şampiyonluğunun ardından sorumluluğunun arttığını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sorumluluğun artması bu hayatın ve sporun olağan akışında olan bir durum. Bizim tecrübelerimiz bunu kaldırabilecek kadar fazla. O nedenle çok takılmadan, yapılması gerekenleri yaparak, plan ve programımıza sadık kalarak, akılcı bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Stres ve kaygılarımız bulunmuyor. Rotamızı ve bu rotadaki zorluklarımızı biliyoruz. Her tecrübeli kaptan gibi gemiyi limana sakin ve başarılı bir şekilde getireceğine inandığım, bilgi ve tecrübesinin beni buralara kadar getirirken, öngördüğü her şeyin gerçekleştiğine inandığım antrenörüm Cahit Yüksel ile huzurlu bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz. Cahit Yüksel hocamın da hep söylediği gibi birileri bir şeyleri başarabiliyorsa biz de başarabiliriz.”
Şampiyonluğun hayatında önemli bir değişikliğe neden olmadığını dile getiren milli atlet, “Yine hayatımız kamplarda ve atletizm pistinde geçiyor. Çünkü daha yapılacak çok işimiz, hedeflerimiz var. Daha çok çalışmamız ve bu başarıları tekrarlamamız için daha büyük sorumluluğumuz var. Elbette manevi olarak çok şey kattı. Maddi olarak çok şey kattı diyemem. Çünkü ödül konusunda beklediğimiz ödülü alamadık. Bu konuda biraz sıkıntı yaşadık ve bu sıkıntı hala devam etmekte. Avrupa Şampiyonası’nda kazandığımız ödülün ancak yüzde 20’sini alabildik. Açıkçası bu beni çok üzdü ama olsun. Ben, Avrupa şampiyonu olup, İstiklal Marşı’nı tüm Avrupa’ya dinlettim. Bu benim hayatımda birçok şeyden daha önemli. İşin maddi kısmı önemli ama en önemli kısmı değil. Başarının manevi kısmı daha çok önemli diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Rakiplerle kamp yapıyor
Tuğba Danışmaz, antrenmanlarını kuvvet, sürat ve teknik çalışma üzerine planlandıklarını vurgulayarak, “En önemli bölümünü, teknik hataları düzeltici ve performansı artıracak teknik becerileri kazanarak mükemmelleştirmeye çalıştığımız bölüm oluşturuyor. Halter, sıçrama ve koşu antrenmanları ile de bu sürece katkı sağlamaya çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Zirveye yarışan sporcularla aynı ortamda kamp yaptıklarını belirten milli atlet, şöyle devam etti:
“Rakiplerimizin neler yaptığını görmek, onlarla aynı havayı soluyup, antrenmanlarımızı karşılaştırarak hangi seviye de olduğumuzu görmek açısından avantaj. Bu zaman içerisinde gördüğümüz, onlardan hiçbir eksiğimiz olmadığı ve antrenman anlamında iyi bir yerde olduğumuzdur. Ancak tek farkımız onların atletizm kültürü bizim çok önümüzde ve onların yaşanan süreçlere tamamen başarı veya başarısız olarak bakmamaları. Başarı ve başarısızlığın olası olduğu, yaşamın içerisinde olan bu durumun ortadan kalkması için daha çok çalışmanın gerektiği konusundaki farklılığımız. Yani başarılı olunduğunda göklere çıkarıp, başarısız olunduğunda yerden yere vurulmuyorlar. Yaşamın kendisi gibi inişler ve çıkışlar olabileceğini öğrenmemiz gerekiyor.”
Atletizmin dünya yıldızlarıyla aynı ortamı paylaşmanın yurt dışı kampının güzelliklerinin biri olduğunu anlatan Tuğba, “Onlarla aynı ortamda antrenman yapmak ve kendimi oralarda görmek çok önemli ve güzel. O nedenle onlarla aynı seviyede olduğumu görmek beni yarışmalarda daha da fazla motive etmekte. Benim için yurtdışı kamplarının en kötü tarafı ise yemekler. Yemek yemeyi seven biri olarak damak tadımızın farklı olması ve Türk yemeklerini özlemek. Arkadaşlarımdan ve ailemden uzunca bir süre ayrı kalıp, otel odalarında kalmak en sevmediğim şeyler.” diye konuştu.
Avrupa şampiyonluğunun ardından atletizm dünyasından tanınırlığının arttığını aktaran Tuğba Danışmaz, “Dünya yıldızlarının gelip beni tebrik etmesi tarif edilemez bir mutluluk. Dünya atletizmi artık beni tanıyor ve benim dünyada bir yerim olduğunu, beni takip edenler, neler yaptığımı merak edenler olduğunu görmek beni mutlu ediyor. Bana düşen görev, bunu devam ettirebilmek ve ülkemi dünyada en güzel şekilde temsil edebilmek.” şeklinde görüş belirtti.
]]>Manisalı engelli milli yüzücü Sefa Yurtkölesi, Alaşehir Belediyespor’un Şehit Fethi Sekin Gençlik Merkezi’nde düzenlediği ‘Sporcunun Gelişimine Özgü Temel Eğitim Semineri’ne konuşmacı olarak katıldı. Programa Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Türkiye Karate Federasyonu Başkan adayı Dünya ve Avrupa Uluslararası Hakemi Hüseyin Akdemir, Alaşehir Belediyesi Kadın Kooperatifi Başkanı Selen Öküzcüoğlu katıldı.
Alaşehir Belediyespor bünyesinde 220 karateci
Milli Yüzücü Yurtkölesi ile birlikte 220 sporcu ve ailesine Alaşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü Psikologlarından Yağmur Uyar, Alaşehir Emniyet Müdürlüğü Uzman Polislerinden Cüneyt Sezer ile Duygu Çelik öğrenciler ve velilere yönelik spor yapmanın sosyal ve fiziki olarak etkilerini anlattı. Programın sonunda da 12 küçük sporcuya hak ettikleri siyah kemerleri törenle takıldı.
Programı tertip eden Alaşehir Belediyespor Karate Antrenörü Bilal Gültekin, Alaşehir’de karate branşında toplam 270 öğrencilerinin bulunduğunu anlattı. Sadece Alaşehir merkezde değil aynı zamanda Uluderbent, Yeşilyurt, Killik, Kemaliye mahallelerinde de kurslar açtıklarını kaydeden Antrenör Bilal Gültekin, her geçen gün öğrenci sayılarının arttığını ve bunun da beraberinde yarışmalarda madalyalar getirdiğini aktardı.
“Çocuklarımızı sporla buluşturuyoruz”
Spordan hiçbir zaman vazgeçmediklerini ve her zaman da özellikle amatör olarak görülen branşlara destek verdiklerini açıklayan Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, “Spor vazgeçilmezimizdir” dedi. Sporun çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimine katkı sağladığını anlatan Başkan Öküzcüoğlu, “Çocuklarımızın beyinlerini sporla, sanatla, bilimle doldurmalıyız. Yazın bin 300 çocuğumuza yüzme kursu verdik. Yüzün üzerinde çocuğumuza stratejik oyun olan satrançla buluşturduk. Voleybol, tiyatro gibi daha birçok çocuğumuzu sanatla, sporla buluşturuyoruz” diye konuştu.
“Severseniz başarırsınız”
Trombositopeni-radius yokluğu (TAR) sendromu kaynaklı kemik eksikliği nedeniyle kol ve bacaklarını büyük ölçüde kullanamayan bedensel engelli milli yüzücü Sefa Yurtkölesi, kendi hayatından örnekler vererek konuştu. Aşılması imkansız gibi görünün bir çok engeli sevgi, kararlılık ve başarıya olan inançla aştığının altını çizen engelli yüzücü Yurtkölesi, “İşin sırrının sevgi olduğunu söyleyebilirim. Başarılı olmak için önce seveceksiniz. Bu hayatta da böyledir. Önceliğimiz sevgi olmalıdır. İnsanları, doğayı, hayatı, yaşamayı seveceksiniz. Yaptığınız her işi seveceksiniz ve en önemlisi de güzel yapacaksınız. Sevdiğiniz zaman zaten başarı arkasından geliyor. Çocuklarınızın mutlaka ama mutlaka en az bir spor branşıyla ilgilenmesini sağlayın. Çocuklarınızı da istediğiniz değil, çocuklarınızın istediği bir branşta spor yapmasını sağlayın. Çocuğunuz istediği branşta spor yapmaya başladığında da hem kötü alışkanlıklardan uzak durduğunu hem sağlıklı bir birey olduğunu hem de başarılı bir sporcu olduğunu göreceksiniz” şeklinde konuştu.
Lise öğretmeni öncülük etti
Lise okurken beden eğitimi öğretmeninin aracılığı ile yüzmeye başladığını ve iki ay çalışmanın ardından Türkiye şampiyonu olduğunu, 4 kulvarda 4 altın madalya alınca milli takım kampına davet edildiğini hatırlatan Yurtkölesi, daha sonra Türkiye’ye Kıtalararası Yüzme Şampiyonası’nda bronz madalya kazandırdığının altını çizdi. “Manisa’ya uluslararası madalya getiren ilk ve tek bedensel engelli sporcuyum” diyen Yurtkölesi, şunları söyledi: “Şundan emin olun sizler de geleceğin öğretmenleri, antrenörleri olacaksınız. Belki siz de başkalarının hayatlarını değiştirebilirsiniz. Onun için farkındalığınızı geliştirin ve gücünüzün ve değerinizin farkına varın. Çok çalışarak yarınlarınız için bugünden yatırım yapın.”
Konuşmasının ardından Yurtkölesi, salondakilerle ayak selfi çekti. Programın sonunda hak eden sporculara siyah kemerleri takıldı. Tüm sporculara başarı belgeleri takdim edildi. Alaşehir’de karate sporuna emeği geçenlere de plaketleri takdim edildi. – MANİSA
]]>Daha önce katıldığı uluslararası birçok müsabakada Türkiye’ye ilkleri yaşatan Furkan, Polonya’da 12-14 Ocak’ta gerçekleştirilecek Avrupa şampiyonasının hazırlıklarını Erzurum’daki Yakutiye Buz Pateni Salonu’nda sürdürüyor.
Furkan Akar, olimpiyat ve dünya şampiyonasında 6. olmanın yanı sıra Polonya’daki 2023 Avrupa Kısa Kulvar Sürat Pateni Şampiyonası’nda bronz madalya alarak bu alanda Türk bayrağını göndere çeken ilk Türk sporcu olma başarısını gösterdi.
Milli sporcu, son katıldığı dünya kupasının 1000 ve 1500 metre yarışlarında mücadele etti ve organizasyonun genel sıralamasında 9’uncu, 1500 metre B finalini ise 2. sırada tamamlayarak ilk 10’a girmeyi başardı.
Söz konusu müsabakaların ardından sürat pateninde yeni yılın ilk organizasyonu olan Avrupa şampiyonasına katılacak olan Furkan Akar, önceki şampiyonada kazandığı başarının üzerine koyarak Türkiye’yi en iyi şekilde temsil etmek istiyor.
“Birkaç madalya ile dönmek istiyorum”
Milli sporcu Furkan Akar, yeni yılın ilk organizasyonuna katılmak için çalışmalarını devam ettiğini söyledi.
Önceki Avrupa şampiyonasındaki başarısını sürdürmek istediğini belirten Akar, “Bu 2024’ün ilk müsabakası olacak. Geçen sene ve ondan önceki seneki rekorların üstüne rekorlar katmak istiyorum.” dedi.
Akar, takım ve bireysel olarak yarışacağını ifade ederek, “2024’ün ilk müsabakasında geçen sene aldığım gibi madalya almak istiyorum. Olimpiyat ve Avrupa’da aldığımız başarılar çevremdeki insanların beklentisini artırdı. Önümüzdeki yarışlarda bu beklentileri karşılayıp üstüne koyarak daha iyi başarılar, daha iyi madalyalar alarak ülkeme döneceğim. Bireysel 3 farklı metre ve takım olarak 5 bin metre yarışacağız. Bireysel olarak ülkem adına elimden geleni yapıp Türk bayrağını göndere çıkarmak istiyorum. Takım olarak yarışmaya 5 kişi katılacağız. Orada hepimiz elimizden gelenin fazlasını yapacağız.” diye konuştu.
Yarışmaların sporcu kariyeri açısından önemli bir tecrübe olduğunu dile getiren Akar, “Bu yarıştan sonra 5-6 Dünya Kupası’na katılacağım. Her yarış benim için bir tecrübe. Hatalarımı, doğrularımı öğreniyorum. Dünya şampiyonası da olacak, orada da en iyi sıralamayı elde etmeye çalışacağım. Sonra 3-4 federasyon kupası ve Türkiye şampiyonası ile sezonu kapatacağız. Daha çok odaklıyım geçen senelerden aldığım motive ve destekle yoluma son sürat devam ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Milli sporcu Akar, her sporcu gibi zirvede yer almak istediğini anlatarak, şunları kaydetti:
“Belirli bir başarı elde ettim ve bu başarıyı daha yükseğe çekmek lazım. Bunun için de sabah akşam antrenman yapıyorum. Daha profesyonel çalışıyorum çünkü bir sporcu her zaman zirveye oynamak, kendi başarısının üstüne çıkmak ister. Mesela 1000, 1500 ve 500 rekorları şu an bende. Avrupa şampiyonasında bu rekorların üstüne koyarak üçüncü, ikinci, birinci olmak veya tek bir madalya ile değil birkaç madalya ile dönmek istiyorum.”
]]>