Hukuk fakültesinden 1998 yılında mezun olmasına rağmen başörtüsü nedeniyle avukatlık yapmasının önüne çeşitli engeller çıkarılan Yıldız, 2012’den itibaren fiili olarak mesleğini icra etmeye başladı.
İlerleyen süreçte kurulan İstanbul 2 No’lu Baronun kurucu başkanı olan avukat Gönül Yıldız, AA muhabirine, 28 Şubat döneminde Marmara Üniversitesinde son sınıfta okuduğunu, mezun olduktan sonra stajını tamamlamasına rağmen başörtüsü nedeniyle İstanbul Barosu tarafından kendisine avukatlık ruhsatı verilmediğini söyledi.
Avukatlık ruhsatını Konya Barosundan almasına karşın başörtüsü nedeniyle mesleğini fiili olarak yapmasına yıllarca müsaade edilmediğini ifade eden Yıldız, şöyle konuştu:
“2012’de Danıştay kararı çıkana kadar hiçbir şekilde duruşmalara giremedik. İcra dairelerinde hapsedildik. Hapsedilmekten kastım da şudur, sadece icra dairesinde çalışabilir hale getirildik. Avukatsınız, ruhsatınız var, büronuz var, baroya aidat ödüyorsunuz, baroya kaydınız var ama sadece icra müdürlüklerinde çalışabiliyorsunuz, hukuka aykırı şekilde dini inancınız gereği taktığınız başörtüye müdahale edildiği için.”
Yıldız, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) eğitimi almak için baronunun Taksim’de bir otelde düzenlediği seminerde yaşadıklarını şöyle anlattı:
“İnsanlar eşofmanlarıyla parmak arası terlikle derslere geliyor. Biz de normal kıyafetimiz ve başörtümüzle. Baronun görevlisi, ‘Sizi bu şekilde derslere kabul edemeyiz. Lütfen terk edin’ dedi. Ben de ‘Hangi gerekçeyle? Bir otelde ders alıyoruz. İnsanlar parmak arası terlikle eşofmanla şortla geliyor. Siz beni derse almayacağınızdan bahsediyorsunuz’ dedim. ‘Biz derse türbanlı almıyoruz’ dediler. ‘Devam edeceğim, böyle bir yasak yok’ dedim. Hakkımda tutanak tuttular. Baronun CMK’den sorumlu yönetim kurulu üyesi, ‘Sizi meslekten ihraç edeceğiz, eğer burayı terk etmezseniz’ dedi. Ceza da verdiler. Niye ceza verdiler? Sırf mesleki eğitim almak istiyorsunuz, kendinizi geliştirmek istiyorsunuz diye. Hukuki olarak bir yasak olmadığı halde düşünün yaşadığımız mağduriyetleri.”
“Çok şükür bugünleri gördük”
Avukat Gönül Yıldız, mesleğe fiili olarak 2013 yılında başlayabildiğini ifade ederek, “Duruşmalara girmeye başladık. Nihayetinde bizim hayatımızdaki kayıp 15 yıl. 1998 mezunuyum. 2013’e kadar fiili olarak avukatlık yapmadım. Sadece icra dairelerinde yaptım. Aradaki 15 yılın telafisi ne parayla ne malla, ne başka bir şeyle mümkün. Düşünün aradaki hak kaybını, psikolojiyi.” diye konuştu.
Yıldız, baro yönetimlerinin değişimi için 2 yılda bir seçimler yapıldığını anımsatarak, “Genel kurula 2 yılda bir oy kullanmaya gittiğimizde hakkımızda tutanak tutup cezai işlem uyguluyorlardı.” dedi.
Zaman içerisinde ihtiyaçlar doğrultusunda İstanbul 2 No’lu baronun kurulduğunu anımsatan Yıldız, “Elhamdülillah ben de o baronun kurucu başkanı oldum. Nereden nereye diyorum. Çok şükür bugünleri gördük.” diye konuştu.
Yıldız, 28 Şubat mağdurlarının sayısının yüz binlerle ifade edilemeyecek kadar çok olduğunu dile getirdi.
Kendisini en çok etkileyen olayın ise o dönem 70 yaşındaki Medine Bircan’ın Çapa Tıp Fakültesinde yaşadıkları olduğunu, sağlık karnesindeki fotoğrafında başı kapalı olduğu için doktorların tedaviyi reddettiğini söyleyen Yıldız, çocuklarının photoshoplu bir fotoğraf ayarlayıp sağlık karnesine ekleyinceye kadar kadının hayatını kaybettiğini söyledi.
“İnandığım şey için sonuna kadar direndiğim için gururlanıyorum”
Kendisinin 25 yıllık avukat olması gerekirken 10 yıllık avukat olduğunu belirten Yıldız, “Madden de benimle başlayanlarla aynı konumda değilim. Manevi olarak da çok ciddi sıkıntılar yaşadık. İnandığım şey için sonuna kadar direndiğim için kendi adıma gururlanıyorum ama tersini yaşayan çok meslektaşım var. Mağdur edildiğini, hayatlarının çalındığını düşünen birçok meslektaşım var.” diye konuştu.
Yıldız, yasakçıların hala aynı zihniyette olduğunu dile getirerek, “Buldukları ilk fırsatta aynı şeyleri yapmaya devam edeceklerine inanıyorum.” dedi.
Yasağın o dönem de hukuki değil fiili olduğunu anlatarak, “O zihniyet hiç değişmedi. Yasakçı kesim kafa yapısı olarak hala aynı. Buldukları her fırsatta başörtüsüne, dine karşı nasıl ilerleyebiliriz, nasıl önlerini kesebiliriz çabası içerisindeler. Öyle olunca ister istemez biz de bunlar yine geldiklerinde yine aynı şeyi zorlayacaklar kaygısını hala yaşıyoruz. Biz aynı mücadeleyi yine verir miyiz? Yine sonuna kadar veririz. Allah’ın bize verdiği nefes ne zaman biterse mücadelemiz de o zaman biter.” değerlendirmesinde bulundu.
“Başörtülü bir meslektaşıma ruhsatını verirken hüngür hüngür ağladım”
Yıldız, aynı şeylerin yaşanmaması için anayasal değişiklik yapılabileceğini ancak her şeyden önce toplumun karşısındakinin haklarına sonuna kadar saygı duymayı öğrenmesi gerektiğini söyledi.
Başörtülü ilk hakimi gördüğünde ve baro başkanı olduğu dönemde başörtülü bir meslektaşına ruhsatını verirken hüngür hüngür ağladığını anlatan Yıldız, yıllarca avukatlık yapamazken İstanbul 2 No’lu Baronun kurucu başkanı olmasının kendisi için gurur verici olduğunu ve kendisini zafer kazanmış bir kumandan gibi hissettiğini dile getirdi.
Yıldız, 28 Şubat sürecinde “kamusal alan” diye bir alanın icat edildiğini anlatarak, “Nasıl bir alansa yatak odasının dışındaki her yer kamusal alan. Onun haricinde başörtülü dolaşamazsınız. Ben avukatım. Sadece duruşmalara başörtülü girememem gerekir o zamanki mevzuata göre. Ama seminere girdiğinizde de soruşturma geçiriyorsunuz. Genel kurula gittiğinizde de soruşturma geçiriyorsunuz. Yani hiçbir şekilde size yaşam alanı vermiyorlar.” ifadelerini kullandı.
]]>Ordu Barosu Başkanı Sibel Torun, kentte, son günlerde, avukatların isimleri, ünvanları ve fotoğrafları kullanılarak vatandaşların dolandırılmaya çalışıldığını açıkladı. Son olarak 10 Ocak’ta baro üyesi bir avukatın ismi ve fotoğrafı kullanılıp WhatsApp’tan ismi açıklanmayan vatandaşa müstehcen videoları olduğuna yönelik mesaj atılıp, kendisinden para talep edildiğini söyledi. Kişinin avukata ulaşmasıyla konuyla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirten Torun, “Son dönemlerde sosyal medya üzerinden dolandırıcılık çok revaçta ve biz de bu alanda meslektaşlar olarak nasibimizi almış durumdayız. Son olarak yine bir meslektaşımızın ünvanı ve fotoğrafı kullanılarak, bir vatandaşın hakkında soruşturma yürütüldüğü, hakkında bazı müstehcen videolar olduğu ve kendisinden bir para talep edildiğiyle ilgili bir ihbar geldi. Bu ihbar üzerine biz de gerekli mercilere suç duyurusunda bulunduk. Sosyal medya hesabımızdan duyuru yaparak vatandaşlarımızı ve meslektaşlarımızı uyardık. Bu ilk değil. Daha öncelerinde de bazı meslektaşlarımızın isimleri kullanılmak suretiyle uzlaştırma bürosundan arıyoruz, ara buluculuk bürolarından veya şu hukuk bürosundan arıyoruz diyerek şu kadar borcunuz vardır, bize öderseniz şöyle indirim yapacağız şeklinde bazı şikayetler de bize geldi. Vatandaşlarımız her duydukları ve her gördükleri mesajlara itibar etmesinler. Baromuzun sitesinden avukat olup olmadıklarını veya baromuzu arayarak teyit etmelerini istiyoruz. Ayrıca, bu anlamda borcu olup olmadığını da sorgulayarak teyit etmelerini talep ediyoruz” diye konuştu.
‘SAHTE NUMARALAR VE ADRESLER KULLANILIYOR’
Sahte telefon numarası ve adres kullanılması nedeniyle şüphelilere ulaşılamadığını kaydeden Torun, “Son olayda paradan ziyade uygunsuz görüntüleri olduğu, bu görüntülerin başka insanlara da gönderileceğiyle ilgili bir mesaj gönderilmiş. Durumdan şüphelenen vatandaşımız, ismi kullanılan avukat arkadaşımıza ulaşıyor. Meslektaşımız da bu konuyla ilgili bize başvuru yaptığı için ilgili işlemleri yaptık. Son dönemlerde aslında çok faydalı olarak kullanabileceğimiz sosyal medya ne yazık ki dolandırıcıların yeni meskeni haline geldi. Bundan önceki konularla ilgili yapmış olduğumuz şikayetlerde henüz bu kişilere ulaşamadık. Çünkü sahte numaralar kullanılarak, sahte adresler veriliyor. Bu son şikayetimiz daha çok yeni. Soruşturmayı baro olarak da takip ediyoruz” ifadelerinde bulundu.
‘HER MESAJA İTİBAR EDİLMEMELİ’
Torun, vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında bulunarak, şöyle konuştu: “Bu konuda İçişleri Bakanlığı tarafından, hem Adalet Bakanlığı tarafından, sürekli uyarılar yapılıyor. Sürekli kamu spotları paylaşılıyor. Öncelikle iş, vatandaşa düşüyor. Vatandaşın çok sağlıklı davranması gerekiyor. Bunun yanı sıra sosyal medyanın daha güvenilir bir hale getirilmesi gerekiyor. Bunu da artık iletişim uzmanları çözecektir. Ama en büyük görev vatandaşa düşüyor. Her duydukları indirim mesajlarına, borçlusunuz mesajlarına veya terör örgütü tarafından aranıyorsunuz mesajlarına itibar etmesinler. Özellikle hiçbir avukat mesaj çekerek, ‘Hakkınızda bir soruşturma vardır’ diyerek, bilgilendirme yapmaz. Hiçbir avukat, ‘Hakkınızda soruşturma vardır, bana şu kadar para yatıracaksınız’ demez. Avukatlar dosyalarıyla, dilekçeleriyle ve resmi yollarla konuşur. O yüzden avukat tarafından gönderildiğini iddia ettikleri mesajlara, maillere itibar etmemelerini diliyorum.” (DHA)
]]>