Odunpazarı İlçesi Gülpınar Mahallesi’nde akşam saatlerinde meydana gelen olayda, bir evin bahçesinde bulunan samanlıkta henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Hızla büyüyen ve bahçe içerisindeki eve sıçrayan alevlere, ihbar üzerine olay yerine sevk edilen itfaiye ekiplerince müdahale edildi. Bölgeye gelen 3 itfaiye ekibinin ve Odunpazarı Belediyesi tarafından yönlendirilen iş makinesinin yaklaşık 5 saat süren müdahalesi sonucunda yangın söndürüldü. Çıkan yangında yaklaşık 2 bin balya saman ve 1 adet traktör kullanılamaz hale geldi.
Ekipler samanlıkta soğutma çalışmalarını sürdürürken, yangının çıkış sebebinin belirlenmesi amacıyla çalışma başlatıldı. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kıratlı, yaptığı açıklamada, Alata tesisleriyle ilgili olarak son günlerde suni gündem oluşturulduğunu belirterek, söz konusu alanın birinci derece sit alanı olduğunu hatırlattı. Bölgenin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kesin korunacak hassas bölge olarak ilan edildiğini vurgulayan Kıratlı, “Son günlerde şehir gündeminde olan ‘Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü arazisinin sit derecesinin değiştirilerek farklı amaçlarla kullanılacağı’ şeklinde gerçeği yansıtmayan açıklamalar yapılmaktadır. Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü arazisi ve Alata sahili ile çevresi tarımsal amaçlı olarak kullanılmaktadır. Kumsal caretta caretta ve chelonia mydas türü deniz kaplumbağalarının üreme alanıdır. Alata sahili, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından birinci derece ‘doğal sit alanı’ olarak tescil ve ilan edilmiştir. Alata Sahili Ekolojik Bilimsel Araştırma Raporundaki öneriler ve komisyon kararı doğrultusunda ‘nitelikli doğal koruma alanı’, Cumhurbaşkanlığımızın 5 Ocak 2021 tarih ve 3360 sayılı kararı ile ‘kesin korunacak hassas alan’ olarak ilan edilmiş ve tescillenmiştir. Geriye kalan alanın birinci derece doğal sit statüsü devam etmektedir” ifadelerine yer verdi.
Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü arazisinin sit derecesinde herhangi bir değişiklik olmadığını kaydeden Kıratlı, şöyle devam etti: “Özellikle sevindiğim kısım ise başta milletvekillerimiz olmak üzere siyasetçilerimizin, sivil toplum kuruluşu temsilcilerimizin ve çevreye duyarlı vatandaşlarımızın Mersin’imizin korunması ve kalkınması konusunda göstermiş olduğu birlik ve hassasiyettir.” – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dededen babadan miras kalan tarlalarda çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaş üstündeki kadınlar oluşturuyor
Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan:
“Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor; Önerimiz, uzman eleman tedarik firmaları kurulsun”
TRABZON – Son yıllarda şehirlerde yaşamayı tercih eden yeni nesil dededen babadan kalan tarla işleri ile ilgilenmezken, tarlalarda çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaş üstündeki kadınlar oluşturuyor.
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde havaların sıcak gitmesi ile birlikte tarlalarda mesai bu yıl erken başladı. Yöre halkı güzel havayı da fırsat bilerek köyüne bahçesine giderken, tarla ve bahçelerde ise çalışanların büyük çoğunluğunu 40 yaşın üstündeki kadınlar oluşturuyor.
“Bizden sonra bu bahçelere kimsenin geleceğini zannetmiyorum”
Evinin sebze, meyve, mısır ve patates ihtiyacı için tarla yaptığını belirten Trabzonlu Fatma Sofuoğlu, kendilerinden sonra gençlerin bahçe ve tarlaları sahipsiz bırakacağını ve girmeyeceğini söyledi. Sofuoğlu “Gençler okuyor, okuduktan sonra iş sahibi olunca da artık köylere gelmiyorlar. Eskiden birlik beraberlik vardı, büyüklerimiz ile 8-10 kişi tarlalarda çalışıyorduk. Şimdi ise çocuklar şehirlerden köylere gelmek istemiyorlar. Biz de atalarımızın yadigarını sürdürmek için burada çalışıyoruz. Bizden sonra bu bahçelere kimsenin geleceğini zannetmiyorum, bu topraklar öylece kalacak” ifadelerini kullandı.
Yaza hazırlık yaptıklarını belirten Emine Sofuoğlu ise “Çocuklar tarla ayakkabılarını giyip bahçeye girmeye tiksiniyorlar. Onları eve alıştırdık, şehre alıştırdık. Bu yüzden gelmiyorlar. Bir de çocuklar köy koşullarına alışkın değil” şeklinde konuştu.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, yeni neslin bahçeye inmemesinin sadece Karadeniz Bölgesi’nin değil ülkemizin her yerinde önemli bir sorun oluşturduğuna dikkat çekerek “Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor” dedi.
Son yıllarda yeni neslin bahçeye inmemesine çözüm olarak uzman eleman tedarik firmaları kurulmasını öneren Pehlevan, “Bu büyük bir sorun. Sadece kendi bölgemiz için değil, Türkiye’nin diğer bölgeleri için çok büyük bir sorun. Bu soruna zaman geçirmeden çözüm bulunması gerekiyor. Bizim önerimiz, uzman eleman tedarik firmaları kurulsun. Budama, ayıklama, toplamada maliyetler çok yüksek. Alanlarımız çok küçük şehirdeki bir kişi köyüne gidip fındığını ilaçlayıp, toplayıp, geri döndüğünde maliyet yükseliyor. Tedarik firmalarıyla birlikte bu işi çözebiliriz” dedi.
“Ülkemizin 350 milyon nüfusu besleyecek kapasitesi var”
Herkesin şehirde yaşama tercini tarımsal alanları olumsuz etkilediğine dikkat çeken Pehlevan, “Herkes şehirde yaşamak istiyor dolayısıyla tarımsal alanlar olumsuz etkileniyor. Hayatımızda hava gıda ve su olmazsa olmazımızdır. Bizim bunun bir şekilde çözümünü ortaya koymamız gerekiyor. Ülkemiz şu an dört mevsimi bir anda yaşayan o kadar zengin bir ülke ki, biz bir şekilde bunu harekete geçirmemiz gerekiyor. Türkiye toprakları şu anda 350 milyonu besleyecek kapasitesi var. Ama baktığınız zaman ekonomik kaygılardan kaynaklı üretim alanları terk ediliyor. ya da lüks yaşamak için ya da şehirde yaşamak için müthiş bir göç var. Bunu bir şekilde durdurmamız gerekiyor. Köyde yaşayanları devlet teşvik etmeli teşviklerini artırmalı ve teşvik yöntemimizi değiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.
]]>Kulaç, AA muhabirine, merkezdeki çalışmalarda, son yıllarda iyice kendini hissettiren iklim değişikliğinin fındık üzerindeki olumsuz etkileri ve bu duruma karşı alınabilecek önlemleri araştırdıklarını söyledi.
İklim değişikliğine bağlı hava olaylarında anormallikler oluşmaya başladığına değinen Kulaç, “Ani ve aşırı yağışlar oluyor. Yağış süreleri arasında açılmalar meydana geliyor. Kış oluyor ama kar yağışlı geçmiyor. Soğuklama ihtiyacı olan ceviz, fındık gibi bitkiler yeterli soğuklamaya tabi olmadıkları zaman erken uyanmalar söz konusu olabiliyor.” dedi.
Kulaç, fındığın hem erkek hem dişi çiçeği üzerinde bulunduran tür olduğunu ve bu çiçeklerin hava şartlarına bağlı erken açabildiğini anlattı.
“Küresel iklim değişikliğinden özellikle sahil kesimi etkileniyor”
Fındık bahçelerinde birbirini tozlayan çeşitler yeteri kadar bulunmadığı takdirde verim kayıplarının söz konusu olduğuna değinen Kulaç, “Küresel iklim değişikliğinden özellikle sahil kesimi etkileniyor. Fındık da Karadeniz Bölgesi’nde yaygın yetişiyor. Yüksek rakımlar, belki mart-nisanda yaşanacak don olayından kaçabilir ama ocak-şubatta sıcak giden dönemlerin ardından nisan gibi don ihtimali yüksek. Dolayısıyla bu durum fındıktaki verimi etkileyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Kulaç, bu yıl özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nde iklim değişikliği nedeniyle fındık kaybının yaşanacağının öngörüldüğünü aktararak, söz konusu bölgede ocak ayının sonundan başlayarak şubatın sıcak geçtiğine dikkati çekti.
Doğu Karadeniz’de ara ara kar yağdığını ancak bu bölgede yağış olmadığı için bazı çeşitlerin soğuklamayı yeteri kadar alamadığını vurgulayan Kulaç, şunları kaydetti:
“Dolayısıyla çok soğuklama isteyen çeşitlerde problem olabilir. Onlar çiçek açtıkları zaman erkek tozlayıcı bulamamaktan boş tohum oranı yüksek olacaktır. Yani normal fındığı göreceksiniz ama içi boş olacak. Bir tehlike de nisan sonu veya mart ortasında olabilecek soğuk havalar. Devam eden sıcak havanın ardından yaprak açma söz konusu olacak ve yanmalara yol açabilecektir.”
Tozlaşma için bahçeye farklı çeşitleri dikme önerisi
Kulaç, son dönemlerde iklim değişikliğine karşı üreticinin yöneldiği “tek çeşit bahçe kurma” tercihinden kaçınılması gerektiğine de işaret ederek, merkez olarak, “tek ağaç aşılı fidan” veya “Türk fındığı” denilen üretim konusunda çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.
Bazı çeşitlerin birbirlerine tozlayıcı olabildiğini, farklı zamanlarda açan erkek çeşitlerini bahçeye dikerek tozlaşma döneminde yardımcı olmak gerektiği tavsiyesinde bulunan Kulaç, şöyle devam etti:
“Bunu hem ticari anlamda kullandığımız çeşitlerle yapabiliriz hem de yabani çeşitlerle. Şu zamanda açan, sararan yabani çeşitleri bahçemizde bulundurabiliriz. Bir de daha geç açan var, bu çakıldak için çok önemli. O çeşitten çakıldak bahçelerine mutlaka dikilmeli. Dekarda erkek çiçek açan yabani çeşit, bir de geç açan yabani çeşidi ocaklarımızın arasında bulundurmalıyız ve mümkün olduğu kadar uzun boylu yapmalıyız ki, rüzgar estiği zaman her tarafı tozlayabilsinler.”
Kulaç, uzun süreli yağışsızlık devam ettiği zamanlarda 50 santim derinlikteki su, bitki tarafından çekildiği için toprağın kuruduğuna dikkati çekerek, “Kuruyunca da fındığımızın içi dolmuyor. Bunun için ya sulu tarıma geçeceğiz ya da kök sistemini geliştirmemiz lazım. Onun için kazı kök sitemi yapan, Bolu fındığı olarak bilinen, literatürdeki adıyla Türk fındığı üzerine istediğimiz çeşidi aşılayıp bahçemizi kurmalıyız.” ifadelerini kullandı.
]]>