49 yaşındaki Oscar’lı oyuncu Phoenix ile 39 yaşındaki meslektaşı Mara’nın ikinci çocuk haberi ilk olarak şubat ayında gerçekleştirilenBerlin Film Festivali’nde alınmıştı. Mara, kırmızı halı pozu verirken hamile olduğu anlaşılmıştı.
2012 yılında ‘Her’ adlı filmin setinde tanışan, 2016 yılında birlikte rol aldıkları ‘Mary Magdalenen’ fiminde ilişkileri başlayan çift, ilk olarak 2017 Cannes Film Festivali’nde ilişkilerini ilan etti.
Phoenix’in ‘You Were Never Really Here’ filmindeki performansıyla ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü aldığı festivalde çift, el ele poz vermekten çekinmedi.
2019 yılında nişanlanan ilk çocuğu, 2020’de dünyaya geldi.
Çift oğullarına, Phoenix’in 1993’te hayatını kaybeden kardeşi River’ın adını verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Göktaş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) işbirliğinde Şişli’de bir otelde gerçekleştirilen 4. Medya Buluşması İstişare Toplantısı’na katıldı.
Burada konuşan Göktaş, dizi ve filmlerin hayatın bir parçası olduğunu, bu anlamda çocuk, kadın ve aile konularında karşılıklı istişarelerde bulunmanın çok kıymetli ve değerli olduğunu söyledi.
Türkiye’nin dizi ve sinema sektöründe çok önemli bir yere geldiğini belirten Göktaş, bu süreçte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde, sektörün sorunlarının çözümüne dair önemli atılımların gerçekleştirildiğini dile getirdi.
Göktaş, yapılan düzenlemelerle Türk sinema ve dizi sektörünün uluslararası alanda rekabet gücünü her geçen gün daha da artırdığını kaydederek, “Bu atılımlarla Türkiye, Amerika’dan sonra dünyanın en çok dizi ihraç eden üçüncü ülkesi konumundadır. Fransa’dan Asya ve Orta Doğu’ya, Japonya’dan Latin Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanında Türk yapımı dizilere olan ilginin yoğunluğu bizler için bir gurur vesilesidir.” diye konuştu.
Bu konuda yapımcılar başta olmak üzere, yönetmenlerden senaristlere, oyunculardan kameramanlara kadar sektöre emek ve gönül veren çalışanların katkısının çok büyük olduğunu ifade eden Göktaş, perdeden dijitale doğru bir geçişin yaşandığı bu dönemde, Türk dizi ve sinemasının uluslararası alanda çok daha güçlü bir yere gelmesinin en büyük temennisi olduğunu ifade etti.
“Aile değerlerimizin korunması, üzerinde hassasiyetle durduğumuz konuların başında geliyor”
Bakan Göktaş, Türklerin kökleri asırlar ötesine giden bir medeniyetin mensupları olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
“Türkiye, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, Doğu’nun ve Batı’nın kesiştiği emsalsiz bir ülkedir. Sadece kültürel anlamda değil, coğrafi olarak da büyük bir zenginliğe sahibiz. Anadolu birbirinden kıymetli hikayelerle dolu. Bu anlamda sahip olduğumuz bu değerlerin, zenginliklerin, geleneklerin korunması ve aktarılmasında hepimizin üzerine büyük bir sorumluluk düşmektedir. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz ki dizi ve sinema, insanları etkileyen, farklı farklı yaşam tarzları sunan, hatta toplumları birleştiren ve kültürel zenginliği arttıran önemli bir mecradır.”
Dizi ve sinemanın bir sanat formu olmanın ötesinde kültürel, politik ve toplumsal etkileri olan önemli bir iletişim aracı olduğunu vurgulayan Göktaş, “7’den 77’ye hepimiz vaktimizin önemli bir kısmını ekran karşısında geçiriyoruz. Özellikle olumsuz etkilenme faktörünü göz önünde bulunduracak olursak, sizlerin ürettiği içerikler bizim için daha da büyük bir önem arz ediyor. Bu anlamda kadın ve çocukların her alanda temsili, aile değerlerimizin korunması, üzerinde hassasiyetle durduğumuz konuların başında geliyor.” ifadesini kullandı.
Göktaş, Türk kadınının medyadaki temsilinin halen iyi bir noktaya gelmediğini kaydederek, “Bugün pek çok medya içeriğinde şiddetin sıradanlaştırıldığını görüyoruz. Kadına yönelik şiddette failin eylemini meşrulaştıran bir dil kullanıldığına şahitlik ediyoruz. Özellikle şiddet, sadece kadınları ilgilendiren bir sorun değildir. Şiddet, toplumun temellerini sarsan ciddi bir sorundur.” değerlendirmesinde bulundu.
“Medya, özellikle kadın temsilinde ciddi sorunlar barındırıyor”
Gazetecilerin yaptığı haberlere değinen Göktaş, şiddete uğrayan ve hatta şiddet nedeniyle hayatını kaybeden kadınlara dair yapılan haberlerde kullanılan magazin dilinin terk edilmesi gerektiğini söyledi.
Göktaş, haberlerin kişilik haklarına saygı ve özen gösterilerek yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Cinsel suçlar haberleştirilirken duyarlı olunmalıdır. Suçlayıcı, yargılayıcı, aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadelerden özellikle kaçınılması gerekmektedir. Mahremiyeti alenileştiren, şiddeti duyarsızlaştıran, olumsuz davranışları özendiren içerikler bireye ve topluma faydadan ziyade yalnızca zarar üretir. Bu hususlara dikkat edilmesi, medyada çalışan tüm arkadaşlarımızdan en büyük beklentimizdir.” görüşünü paylaştı.
Aile değerlerini gözü gibi korumuş, kadını her daim baş tacı etmiş, çocukları medeniyetin temsilcileri olarak görmüş bir milletin ferdi olduğunu belirten Göktaş, şöyle devam etti:
“Biz, kadınlarıyla var olmuş güçlü bir devletiz. Gençleriyle büyüyen bir ülkeyiz. Fakat ne yazık ki medya, özellikle kadın temsilinde ciddi sorunlar barındırıyor. Öyle olmadığı halde, kadınlar daha çok bakıma muhtaç, mağdur, çaresiz bireyler olarak sunuluyor. Aile içi ilişkilerden çocuk yetiştirme tarzlarına kadar pek çok konuda önemli değişikliklere sebep olan yapımlar, aile değerlerimizi doğrudan etkiliyor. Özellikle çocukların ve gençlerin izledikleri içeriklerin, aile değerleri ile uyumlu olup olmadığı konusu her geçen gün büyük önem kazanıyor.”
Göktaş, iyi seçilmiş yayınların çocukların öğrenme süreçlerine katkısı olurken, şiddet içerikli yayınların çocukları olumsuz şekilde etkilediğini herkesin gördüğüne işaret ederek, şunları kaydetti:
“Bu anlamda, tüm çocukların, ihmal, istismar ve şiddet başta olmak üzere her türlü riskten korunmaları, çocukların üstün yararı ilkesi gözetilerek yayınların yapılması büyük önem arz ediyor. Bunun yanı sıra yapacağınız her bir yayınla engelli ve yaşlıların sesini duyururken, toplumda farkındalığın artmasına, davranış kalıplarının dönüşmesine destek olacak sosyal mesajlara yer verilmelidir. Saydığım tüm bu hususlarda yapımcılarımızın üstleneceği sorumluluğun toplumda çok kıymetli yansımaları olacaktır. Bu anlamda her bir yapımcımızın, toplumun farklı dinamiklerini de göz önünde bulundurarak içerik üretmeleri en büyük beklentimizdir.”
“Toplumu bir ve bütün kılan yapımların ekranlarda daha çok yer almasını istiyoruz”
Mahinur Özdemir Göktaş, medya ve toplum ilişkisinin karmaşık ve etkileşimli bir yapıya sahip olduğunu, her geçen gün medyanın toplumu değiştirme ve dönüştürme gücünün daha da arttığını anlattı.
Bu karmaşık yapının ve etkileme gücünün üstesinden gelmenin, sorunlara çözüm üretmenin, etkili bir işbirliğiyle gerçekleştirilebileceğini aktaran Göktaş, “Biz artık kadın ile ayrımcılık kelimesini yan yana kullanmak istemiyoruz. Kadın bedeninin metalaştırıldığı yapımları ve programları izlemek istemiyoruz. Kadınları daha çok başarı hikayeleriyle görmek istiyoruz. Biz her zaman ‘güçlü birey, güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ diyoruz.” dedi.
Ekranlarda rol model olacak güçlü ve başarılı kadınlar görmek istediklerini kaydeden Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aile, bizim en hassas olduğumuz konu. Toplumun sağlam bir temel üzerinde inşası aile kurumunun istikrarına bağlıdır. Bu anlamda aile bütünlüğüne öncelik veren, toplumu bir ve bütün kılan yapımların ekranlarda daha çok yer almasını istiyoruz. Ailelerimizle birlikte gönül rahatlığıyla izleyebileceğimiz yapımların artmasını arzu ediyoruz. Entrika, şiddet ve manipülasyon üzerine kurulmuş aile içi ilişkileri değil, eşler arası sadakatin ve olumlu ebeveyn rol modellerinin yer aldığı içerikler izlemek istiyoruz. Aile içi iletişim, eşler arası ilişki, ebeveyn tutumları, okul, aile ve bağımlılık gibi konularda rehberlik edici program ve yapımları daha çok görmek istiyoruz. Medeniyetimizi yansıtan, aile kültürümüzü aktaran yapımlara öncelik vermenizi diliyoruz.”
RTÜK ve medya kuruluşlarının bu zamana kadar yaptığı çalışmaların çok değerli ve kıymetli olduğunu belirten Göktaş, yıllardır süregelen bu olumsuz tablonun değişmesinin güçlü bir işbirliğiyle mümkün olduğunu kaydetti.
Göktaş, burada bulunan bütün yapımcılara da açık bir işbirliği teklifinde bulunduğunu vurgulayarak, “Gelin hep birlikte medyada kullanılan olumsuz dili ve görüntüyü el birliğiyle ortadan kaldıralım. Bu konuda hepimizin ortak bir sorumluluğu var. Reyting, çok tıklanma gibi önceliklerden ziyade önceliğimizin kadınlar, çocuklar, gençler, velhasıl toplumumuzun her bir ferdi olması gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Bakan Göktaş, konuşmaların ardından toplantının basına kapalı gerçekleştirilen bölümünde, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ile birlikte katılımcılarla fikir alışverişinde bulundu.
]]>İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele Çocuk Kısım Amirliği ekipleri, kent merkezlerinden en ücra yerleşim yerlerine kadar ulaşarak, kahvehanelerde erkeklerle görüşüp şiddetin önlenmesi için bilgi veriyor.
Şiddete karşı “Sıfır tolerans” ve “Kadına el kalkmaz” sloganlarıyla kanun maddelerine dair erkeklere bilgilendirme yapan kadın astsubaylar, ziyaret ettikleri evlerde de kadınlara şiddet veya cinsel saldırı gibi zor durumlarda KADES uygulamasından nasıl faydalanacaklarını anlatıyor.
Bu kapsamda yola koyulan ekiplerin bir adresi de kent merkezine yaklaşık 120 kilometre uzaklıktaki Çüngüş ilçesinin kırsal Atalar Mahallesi oldu.
İlk olarak köy kahvesinde soba etrafında toplanan erkeklere bilgiler veren kadın astsubaylar, onlardan gelen soruları yanıtladı.
Daha sonra da evleri gezen astsubaylar görüştüğü kadınlara broşür dağıttı, telefonlarına indirdikleri KADES programını nasıl kullanacaklarını anlattı.
“Kanun ve yaptırımlar hakkında bilgilendirme yapıyoruz”
Aile İçi Şiddetle Mücadele Çocuk Kısım Amiri Astsubay Üstçavuş Karanfil Tayfur, AA muhabirine, fabrikalar, tarlalar, kahvehaneler başta olmak üzere her bir noktaya ulaşıp, aile içi ve kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin bilinçlendirme eğitimi vermek için azim ve kararlılıkla görev yaptıklarını söyledi.
Jandarma Genel Komutanlığı olarak kadına yönelik şiddetle mücadelede kalıcı ve etkin bir başarının elde edilmesi için “Sıfır tolerans” ilkesiyle hareket ettiklerini ifade eden Tayfur, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve yaptırımlar hakkında bilgilendirme yapıyoruz. Ayrıca KADES uygulaması, 183 Kadın Destek Hattı ve 112 Acil Çağrı Merkezine ilişkin afiş ve broşürler vasıtasıyla eğitimler veriyoruz. Kadınlarımızın KADES uygulamasını telefonlarına yüklemesini sağlamaktayız.” dedi.
Türkiye genelinde Jandarma Genel Komutanlığınca yürütülen çalışmalarla 5 milyon erkeğe ilgili kanunun ve yaptırımların anlatıldığını dile getiren Karanfil, ziyaretlerde hem erkeklere hem de kadınlara fiziksel, ekonomik, psikolojik ve cinsel şiddet konularında bilgilendirmede bulunduklarını aktardı.
Karanfil, ayrıca sorumluluk bölgelerinde yer alan okullarda öğrencilere ve ailelerine yönelik de kaybolma ve kaçırılma, güvenli internet kullanımı, uyuşturucu ve alkolün zararları hakkında bilgilendirme faaliyeti yürüttüklerini kaydetti.
“Komutanlarımız kilometrelerce yol geldi”
Atalar Mahallesinde çiftçilik yapan Zülfü Kızılelma (58), bu eğitimi faydalı bulduğunu belirterek, “Kadına el kaldırmak acizliktir. Komutanlarımız Diyarbakır’dan kalkıp kilometrelerce yol geldi. Gençlerimiz var, bilen var bilmeyen var. Bu eğitim güzel bir şey.” dedi.
Köydeki gençlerden Gurbet Başkurt, bilgilendirmenin kadınlar için çok önemli olduğunu ifade etti.
Öğrenci olduğunu, il dışında okuduğunu belirten Başkurt, şunları söyledi:
“Dışarda güvende olamayabiliyoruz. Bunun için KADES uygulaması telefonumda kayıtlı. Kendimi güvende hissetmediğim bir durum yaşarsam uygulamayı kullanırım. Köyümüz merkeze çok uzak. Ulaşımı zor olduğu için kimse kolay kolay buraya gelmez diye düşünüyordum. Jandarma ekibimiz buraya geldi. Böyle bir uygulama yaptıkları için çok sevindim. Bu uygulama çok yararlı çünkü burada KADES’i bilmeyen, uygulamadan haberi olmayan çok insan var. Köyümüze geldikleri için çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar ve KADES uygulaması çok iyi.”
]]>Göktaş, kentteki bir kafede basın mensupları ile bir araya geldi. Tarihi geçmişi, doğal güzellikleriyle Trakya’nın incisi Tekirdağ’da olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Göktaş, “Tekirdağ’ın gelini” olduğunu, bundan dolayı memleketinde bulunmanın ayrı mutluluğunu yaşadığını belirtti.
TÜİK’in 2023 yılına ilişkin evlenme ve boşanma istatistiklerini yayımladığını anımsatan Göktaş, buna göre, geçen yıl evlenen ve boşanan çiftlerin sayısının 2022’ye göre biraz düştüğünü söyledi.
Söz konusu verileri “çok önemli” olarak nitelendiren Göktaş, “Bu veriler ışığında sosyal politikalarımızı sürekli güncelliyoruz, yeniliyoruz.” diye konuştu.
Göktaş, Türkiye’deki evlenme ve boşanma ile ilgili son istatistiklerin dünya genelindekine benzer bir seyir izlediğine dikkati çekerek, “Bu, nüfusun yaşlanması ve nüfus artış hızının düşmesiyle ilgili son verilerle beraber değerlendirilmesi gereken bir durum. Pek çok ülkede bu konuyla ilgili çalışmalarda artış olduğunu görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakanlık olarak verileri hassasiyetle değerlendirdiklerini dile getiren Göktaş, “Aileyle ilgili politikalarımızın stratejik önemde olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. TÜİK’in güncel verileri, aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik sosyal politikalarımızın ne kadar önemli ve kritik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.
“Bu sabah itibarıyla 2914 çift başvurmuş durumda”
Bakan Göktaş, başvuruları alınmaya başlanan “Aile ve Gençlik Fonu”na yönelik de değerlendirmelerde bulunarak, “Aile ve Gençlik Fonu ile gençlerimizi evlilik yolunda destekliyoruz. 15 Şubat itibarıyla ilk etapta Adıyaman, Gaziantep’in İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’daki gençlerimizin başvurularını almaya başladık. Şu ana kadar gençlerimizin yoğun bir ilgisi söz konusu. Bu sabah itibarıyla 2914 çift başvurmuş durumda. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız.” dedi.
“Erken yaşta evlilikle kararlılıkla mücadele ediyoruz”
Erken yaşta ve zorla evlilikler konusuna da değinen Göktaş, şunları söyledi:
“Erken yaşta ve zorla evliliklerle ilgili son 22 yılda yaptığımız çalışmalarla çok önemli mesafe kaydettik. Erken yaşta evlilikle kararlılıkla mücadele ediyoruz. Hem hukuki altyapısı hem meselenin sosyal boyutuna dair önemli çalışmalar yapıyoruz. Sivil toplum kuruluşları ve ilgili tüm paydaşlarla ortak çalışmalar yapıyoruz. Türkiye’de erken yaşta ve zorla evliliklerin yoğun olarak görüldüğü 28 ilde eylem planlarını uygulamaya koyduk.
8 Mart’ta Cumhurbaşkanı’mızın teşrifleriyle açıklayacağımız Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nda da erken yaşta zorla evliliklerle mücadeleye yönelik kız çocuklarının eğitim alanında güçlendirilmesi ayrıca yer alacak. Erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri. Burada oldukça proaktif, hızlı ve yerel dinamikleri göz önünde bulunduran çözümler üretmeyi önemsiyoruz.”
“Kimseyi geride bırakmayan bir sosyal hizmet anlayışı”
Seçim dönemlerini “demokrasi şenliği” olarak nitelendiren Göktaş, “Seçim ikliminin demokratik rekabet çerçevesinde, sağlıklı ve huzurlu geçmesini diliyorum.” diye konuştu.
AK Parti olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’te başlattığı hizmet odaklı belediyecilikte 22 yılı geride bıraktıklarını dile getiren Göktaş, şunları kaydetti:
“Hava kirliliği, çöp dağları, bozuk yollar, yetersiz altyapı, musluktan çamur akan şehirler, AK Parti belediyelerinin eser ve hizmet belediyeciliği ile tarihe karıştı. Toplumun her kesiminin ihtiyaçlarına odaklanarak, huzurlu bir sosyal yapı inşa etmek için çalıştık, çalışmaya devam ediyoruz. Kimseyi geride bırakmayan bir sosyal hizmet anlayışıyla ihtiyaç sahiplerine yönelik sosyal yardımlarımızı sürdürüyoruz.”
AK Parti belediyelerinde, güçlü bir belediyecilik anlayışıyla, üretken projelerle kadın istihdamını desteklediklerini vurgulayan Göktaş, “Gençlerimize imkanlar sunarken, yaşlılarımızı sosyal hayata daha aktif bir şekilde dahil ediyoruz. Engellilerimizin sosyal hayata uyumunu sağlayacak erişilebilir projeler geliştiriyoruz. İhtiyaç sahibi vatandaşlarımız için yeni imkanlar sunuyoruz. Dolayısıyla seçim kampanyamızın sloganı olan ‘Gerçek Belediyecilik’ deyince gerçekten de akla AK Parti belediyeleri geliyor.” ifadesini kullandı.
Bakan Göktaş, sosyal belediyecilik anlayışıyla tüm toplumu daha da güçlendirmeye yönelik adımlar atmaya devam edeceklerinin altını çizerek, “Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda belediyecilik hizmetlerimizi ilerleteceğiz.” dedi.
Toplantıda AK Parti’nin Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkan adayı Cüneyt Yüksel de kente yönelik projelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
]]>Edirne’de şehir merkezindeki Özel Dent Edirne Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde görev yapan Yunan diş hekimi O.M., tedavi ettiği 16 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu. Daha sonra mağdur çocuğun ailesine çok kötü durumda olduğunu ve canına kıymak istediğini söylemesi üzerine aile ne olduğunu anlamak için kızını dinleyerek yaşanan iğrenç olayı anlamış oldu.
Ailenin şikayette bulunması üzerine harekete geçen polis ekipleri şüpheli diş hekimini gözaltına aldı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 42 yaşındaki diş hekimi O.M., çıkarıldığı sulh ceza mahkemesi tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
“53 gün sora adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı”
53 gün boyunca cezaevinde tutuklu kalan Yunan diş hekimi O.M., kovuşturma aşamasındaki ilk duruşmada adli kontrol kararı verilerek serbest bırakıldı. Mağdur aile, diş hekiminin Yunanistan’a kaçmasından, cinsel istismara uğrayan mağdur çocuklarına ve tanıklara baskı yapılmasından korktuklarını belirtti.
Edirne Adliyesi önünde konuşan kız çocuğun annesi E.K., gözyaşları içinde çocuğunun hakkını aradı.
Çocuğun avukatı Şencan Taştan ise en kısa sürede adaletin tecelli edeceğini inandığını ifade etti.
İddiaya göre, diş hekimi O.M. hastası olan çocuğa, “Ben 42 yaşında olsam da cinsellik bizim için çok normal, bence yaşın küçük değil ve sen benim için çok özelsin” şeklinde mesajlar gönderdi.
Daha sonra kapalı Libra Terrace otoparkında merdivenlerinde zorla çocuğa sarılarak, öpüp kokladığı iddia edildi.
“Kızım intihara kalkıştı”
Cinsel istismarda bulunulan küçük kızın acılı annesi E.K., “16 yaşında bir kızım var. Diş probleminden dolayı özel bir diş kliniğine tedavi olmaya gidiyordu. Bu şahıs kızıma otoparkta sarılarak ve koklayıp, öpmeye çalışarak cinsel istismarda bulundu. Şahıs kızıma ben 42 yaşındayım, benimde 2 kızım var ve 16 yaşında olsan bile benim için cinsel birliktelik problem değil diyerek mesajlar atıyordu. Kızımdan, deneme kabininde resim istemekte, dekolteli fotoğraflar göndermesini istemektedir. Ayrıca eve gel şeklinde mesajları da var. Mesajların resimlerini mahkemeye sunduk. Biz bu konuda hakkımızı aramaya çalışıyoruz ve ailemizle psikolojik olarak zor durumdayız. Kaç hafta boyunca kızım okula da gidemiyor ve en son intihar etmeye kalkıştı” dedi.
“Adaletin tecelli etmesini istiyoruz”
Edirne Barosuna kayıtlı Avukat Şencan Taştan, yaşanan iğrenç olayı kınayarak, “16 yaşındaki mağdur çocuk müvekkilim, sağlık hizmeti veren sanık diş hekimi tarafından, mağdur çocuğun özel bölgelerine kısa süreliğine dokunarak cinsel istismarda bulundu. Ayrıca cinsel yönde mesajlar atarak sürekli rahatsız ediyordu. Bu sanık sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismar suçundan 53 gün boyunca tutuklu kalmıştır. Daha sonra ise mahkemenin ilk celsesinde serbest bırakılmıştır. Bu durum ailesini ve çocuğun psikolojisini çok kötü bir şekilde bozmuştur. Adaletin tecelli etmesini istiyoruz. Sonuçta burada söz konusu olan bir çocuktur. Başka çocukların zarar görmesini istemiyoruz. Hukuk herkese lazım olacaktır. Son olarak da Edirne Diş Hekimleri Birliğine şikayette bulunduk. Bu konuda da gereğinin yapılması istiyoruz” şeklinde konuştu. – EDİRNE
]]>Merkez Seyhan ilçesine bağlı Dağlıoğlu Mahallesi’nde yaşayan 25 yaşındaki Muhammet Akan, yaklaşık 2 sene önce arkadaşı A.B. (27) ile Reşatbey Mahallesi’nde giyim mağazası açtı. İddiaya göre, işlerin bir süre sonra kötü gitmesi üzerine A.B., tefeciden para aldı ve Muhammet Akan’ı borçlandırdı ancak Akan, borçları ödeyemedi.
Askere giderken kaçırıldı
2022 yılının Aralık ayında Muhammet Akan için ailesi asker kınası düzenledi ve genç askere gönderildi. Aile 20 gün evlatlarıyla askerdeymiş gibi konuşurken 20 gün sonra A.B., Akan’ın ailesini arayıp, ‘Oğlunuz benim yanımda. Bana borcu var. Borcunu ödemeniz karşılığında onu bırakırım’ dedi. Çaresiz baba İsmail (55) ise evladını serbest bırakması karşılığında A.B.’ye 500 bin lira para verdi.
Oğlu geldi, hiçbir şey anlatmadı
Ocak ayında ise Muhammet Akan serbest bırakıldı, geri eve döndü ancak hiçbir şey anlatmadı. Akan, sosyal medya üzerinden kıyafet satarak yeniden çalışmaya başladı.
8 Şubat’ta ortadan kayboldu
8 Şubat 2023 tarihinde ise Muhammet Akan, sabah saatlerinde ‘işe gidiyorum’ diyerek evden çıktı. Akşam saatlerinde ise karşı komşu M.Ç. (25), Akan’ın ortağı A.B. ve aileleri eve gelip, ‘Oğlunuz ortadan kayboldu. Bize 4 milyon lira borcu var. Tefeciden onun adına biz para çektik’ dedi. Aile ise evlatlarını her yerde aradı ancak bulamayınca polise gidip başvurdu.
3 Temmuz’da ortaya çıktı
3 Temmuz’da polis ekipleri aileyi arayıp ‘Oğlunuz şu anda Adana Adliyesi’nde ifade veriyor’ deyince İsmail ve Emine Akan çifti hemen adliyeye gitti ve evlatlarını buldu. Acılı anne ve babanın bütün ısrarlarına rağmen Muhammet Akan eve dönmeyi kabul etmeyip, “Borcum var. Antalya’da kalıyorum 1-2 ay sonra geleceğim. Aralık ayında bedelli askerliğim var. Oraya gideceğim” dedi.
7 aydır hiç haber alınamadı
Acılı aile evlatlarını bırakıp eve dönerken, Muhammet Akan birkaç kez ailesini aradı. En son Temmuz ayında alacaklılar tekrar eve gelip aileye, “Muhammet borcunu ödemezse senin engelli evladını, Muhammet’i ve sizi öldüreceğiz” tehdidinde bulundu. Muhammet Akan ise o günden sonra ailesini hiç aramadı ve Aralık ayında gitmesi gereken bedelli askerliğe de gitmediği ortaya çıktı.
Polis ekiplerine de durumu anlatan aile, polis ekipleriyle birlikte her yerde evlatlarını arıyor.
“Onu çok özledim”
İhlas Haber Ajansı’na konuşan anne Emine Akan, “Benim oğlum öldürüldüyse bir mezarı olsun. Gidip toprağıyla avunayım. Onu çok özledim. Hayatından endişe ediyorum. Oğlum bize çok düşkündü ama aylardır haber alamıyoruz. En son Temmuz ayında gördüm. Eve gelsin diye yalvardım ama gelmedi” diyerek gözyaşlarını tutamadı.
“Oğluma her şeyi yapmış olabilirler”
Baba İsmail Akan ise evladının hayatından endişe duyduğunu belirterek, “Oğlum öldürüldüyse mezarı ya da hapisteyse bilelim. Ne olduğunu bilelim, belirsizlik içinde yaşamak istemiyoruz. Alacaklılar tehdit ettiler. Biz korktuk ama bu kadar uzayacağını bilmedik. Oğlumuz gelsin, çalışsın borcu varsa ödesin dedik. Bizim oğlumuzun niye borcu var. Herkes gelip ‘oğlun günde 15 bin lira para kazanıyor’ diyorlardı. Ne oldu o para biz bilmiyoruz. Bu borç niye azalmıyor. Oğlumun hayatından endişe ediyoruz. Oğluma her şeyi yapmış olabilirler” ifadelerini kullandı.
“Oğlumun hayatından endişe duyuyorum”
Oğlunun askere giderken kaçırıldığını da anlatan Akan, “Bu A.B., benim oğlumun asker kınasına geldi, eğlendi sonra da otobüsün önünü kesip oğlumu kaçırdı. 20 gün boyunca biz oğlumuzla asker diye konuşuyorduk. En son oğlumun kaçırıldığını öğrendim. Ben borçların bir kısmını ödedim, oğlumu geri aldım ama benim ödediklerim çok ufak bir kısmıymış. Ben 500 bin lira ödedim ama şu anda 4 milyon lira borç var diyorlar. Benim oğlum bedelli askerliğe de gitmedi. İnsan ateşin içinde olsa dahi gidip askerliğini yapar. Ben oğlumun hayatından endişe duyuyorum” dedi.
Öte yandan, alacaklıların eve geldiği anlar da güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. – ADANA
]]>Alınan bilgiye göre, A.A., Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/95605 soruşturma sayılı dosyası kapsamında uyuşturucu madde ticareti suçundan 8 Aralık 2022 tarihinde tutuklandı. A.A., koğuşundaki bir mahkumun yardımıyla avukat M. A.B.’i bularak ailesinin görüşmesini istedi.
495 bin TL vermeleri halinde oğlunun 2-3 ay içerisinde tahliye edileceğini söyledi
İddiaya göre aile ile görüşen avukat, 80 bin TL karşılığında dosyayı takip edebileceğini, ancak oğlunun 2-3 ay içerisinde cezaevinden erken tahliye edilmesini istiyorlarsa kendisinin alacağı vekalet ücreti dışında 150-200 bin TL civarında olduğunu tahmin ettiği bir meblağ karşılığında dosyaya bakan hakim/savcılar ile görüşüp, erken tahliyesini sağlayabileceğini söyledi. İddiaya göre görüşmeden 1 hafta sonra avukat aileyi tekrar arayarak, dosyaya bakan hakim ve savcıların 450 bin TL para istediğini, kendisinin de 80 bin TL yerine 40 bin TL alabileceğini, 5 bin TL de dosya masrafına gideceğini, bu şekilde 495 bin TL vermeleri halinde oğlunun 2-3 ay içerisinde tahliye edileceğini ve dosyadan beraat edeceğini söyledi. Aile çevresinden para toplayarak bu parayı ödedi. Paranın bir kısmı avukatın eşinin banka hesabına, 7 bin dolar ise elden ödendi. 4 Nisan 2023 tarihinde yapılan ilk celsede ise A.A. hakkında mahkumiyet kararı verildi. Aile A.A.’in cezaevinden tahliyesini sağlamak amacıyla 450 bin TL’sini dosyaya bakan hakim/savcılara vermek üzere, 45 bin TL’sini de avukatlık ücreti ve masraf olarak alarak kendilerini dolandıran avukattan şikayetçi oldu.
Konuşma kaydı ortaya çıktı
Dosyada şüpheli avukata ait ses kayıtlarına da yer verildi. İddia edilen kayıtlarda ise şu ifadeler yer aldı:
“İddianame diyor yazılırsa fiyat değişir, şartlar değişir. Ha garanti yapar mıyız, yapamaz mıyız, belki aksi bir mahkemeye denk gelecek. Bu savcı tıfıl bir savcı dedi başsavcı. Ben bunu yönetirim alırım dedi merak etme. Gider dedi gerekli talimatı veririm yaptırtırım çıkartırım çocuğu. Yüzde doksan dokuz bu şekil çıkacak. Savcı tutuksuz yargılanmasına diye karar yazacak salacak. İddianameyi de içicilik üzerine yazacak. İlk duruşmada çıkarırım. Tahliyesini veririm ilk duruşmada yine içiciliğe gönderirim olayı satıcılıktan beraat ettiririm. İşte bizim hem avantajımız var hem dezavantajımız var. Diyor bitirip çıkacağım. Hatta bana dedi yarın getir dedi, dedim abi yarın getiremem. Çünkü ailenin durumunu biliyorum. Bana dediler ev var, araba var. Satmaya çalışacağız. Nerden baksan bir hafta, on gün sürer dedim. Dedi ben bir hafta, on gün bekleyemem. Sana vereceğim en kısa süre çarşamba gününe kadar hallet.”
İncelenen hesap hareketlerinde söz konusu para gönderimlerinin doğrulandığı, müştekinin bu paraları verirken şikayet edilenin kendilerini dolandırabileceğinden şüphelenmesi ve başka delil elde etme imkanlarının bulunmaması nedeniyle kaydettikleri görüşmelerin hukuka uygun olarak elde edilen delil niteliğinde olduğu değerlendirildi. Yine şikayet edilen avukatın daha öncesinde de başka mağdurlardan, tanıdığı yargı görevlilerine iş gördüreceği vaadiyle menfaat temin ettiğine yönelik iddialar bulundu.
Mağdur yakınlarını çeşitli vaatlerde bulunarak dolandırdığı iddiası ile hakkında 15 Mayıs 2023 tarihinde inceleme fezlekesi düzenlenen şüpheli avukatın Antalya 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2024/150 sorgu sayılı kararı ile tutuklanmasına karar verildi. – ANTALYA
]]>Ayni ve nakdi sosyal yardımlarını Güvercin Masa ile Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne yapılan başvurular ve muhtarlıklardan elde edilen bilgiler doğrultusunda yapan Kuşadası Belediyesi, kadın, çocuk, yaşlı, hasta ve engelliler başta olmak üzere ihtiyaç sahibi hiç bir hemşehrisini yalnız bırakmıyor. Bu kapsamda son 5 yılda 4685 kişiye 4 milyon 528 bin TL nakdi yardımda bulunan Kuşadası Belediyesi, gıda, yakacak, soba yardımı gibi çeşitli başlıklar altında ayni yardımlarını da sürdürüyor.
YAKACAK VE GIDA DESTEĞİ
Son 5 yıl boyunca her kış ortalama 2500 aileye yakacak desteğinde bulunan Kuşadası Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri, 5 yıl boyunca toplam 9765 kişiye 2 bin tonun üzerinde kömür desteğinde bulundu. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri ise kent genelinde budanan ağaçlardan elde edilen atık dalları kışlık odun haline getirerek kömür yardımıyla koordineli olarak vatandaşlara ulaştırdı. Öte yandan, 5 yılda 20259 gıda kolisini ihtiyaç sahibi ailelere ulaştıran Kuşadası Belediyesi, ihtiyaç sahibi ailelerin elektrik ve su faturalarını ödemeleri için de destek sağlıyor.
ÇOCUK VE GENÇLERE BASLENME DESTEĞİ
Kuşadası Belediyesi tarafından ihtiyaç sahibi ailelerin 2-5 yaş aralığındaki çocukları için başlatılan süt desteği projesi kapsamında 11 ayda 85 bin litre süt evlere ulaştırıldı. Süt desteğinin yanı sıra Kuşadası Belediyesi tarafından geçen yıl başlatılan ve her ay 3082 öğrencinin yararlandığı beslenme çantası desteği projesi kapsamında da toplam 193 bin 500 beslenme paketi ailelere teslim edildi. Kuşadası Belediyesi’ne ait Arya A.Ş’ye bağlı Gazibeğendi Tesislerinde üniversite öğrencileri için sürdürülen ücretsiz akşam yemek uygulaması ise 3 yıldır sürüyor. Ücretsiz akşam yemeği uygulamasından günde ortalama 300 üniversite öğrencisi faydalanıyor.
EĞİTİME KATKI
Kuşadası Belediyesi tarafından kentte öğrenim gören ilk, orta, lise ve üniversite öğrencileri için verilen destek kapsamında 5 yılda ihtiyaç sahibi olduğu tespit edilen 3265 öğrenciye toplam 2 trilyon 343 bin TL nakdi eğitim desteği sunuldu. Öte yandan 5 yılda 1707 öğrenciye 749 bin 91 TL tutarında kırtasiye yardımı yapıldı.
EVDE BAKIM BİRİMİ
Kuşadası Belediyesi tarafından yaşlı, engelli veya hasta olmaları nedeniyle ev işlerini ve kişisel bakımlarını yapmakta güçlük çeken kent sakinleri için sunulan evde bakım hizmeti sürüyor. 5 yılda 3267 kişiye düzenli olarak evde bakım hizmeti sunan Kuşadası Belediyesi Evde Bakım Birimi, 16180’i kadın, 7606’sı erkek olmak üzere 23 bin 786 kişiye banyo, 429 kişiye ise kuaförlük ve berberlik hizmeti verdi.
KADIN DANIŞMA MERKEZİ
Kuşadası Belediyesi Kadın Danışma Merkezi aracılığıyla başta aile içi şiddet olmak üzere kadın, çocuk ve gençlerin yaşadığı sorunlar ile ilgili psikolojik ve sosyal danışmanlık hizmeti sunuluyor. Merkez bünyesinde istihdam edilen uzman psikologlar ve psikolojik danışmanlar aracılığıyla yaşama geçirilen çalışma kapsamında 5 yılda 4946 kişiye ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti verildi. Aile danışmanlığı hizmeti de sunan Kuşadası Belediyesi Kadın Danışma Merkezi, kısa süre içerisinde Türkmen Mahallesi’nde yapımı sürmekte olan yeni binasında hizmet vermeye başlayacak.
HOŞ GELDİN BEBEK
Kuşadası Belediyesi tarafından yeni çocuk sahibi olan ailelerin sevincine ortak olmak amacıyla yaşama geçirilen Hoş Geldin Bebek ziyaretleri, yıl boyunca kesintisiz sürüyor. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan ziyaretlerde, çiçeği burnunda ebeveynlere yenidoğan bebek çantaları hediye ediliyor. 5 yılda 1264 bebeğe ‘hoş geldin’ diyen Kuşadası Belediyesi, ziyaretlerini yıl boyunca sürdürüyor.
]]>Otogardaki taksi durağında bekleyen şoförlerin boş oldukları halde Gaziosmanpaşa’ya gidecek 3 kişilik aileyi araçlarına almadıkları iddia edildi
Otogarda yaşanan tartışma anı kameraya yansıdı
İSTANBUL – Bayrampaşa’daki 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda iddiaya göre, yeğenini askere gönderdikten sonra Gaziosmanpaşa’daki evlerine dönmek isteyen 3 kişilik aileyle kendilerini götürmeyen taksiciler arasında tartışma çıktı. Taksicilerin, “sizi şikayet edeceğim” diyen adama “git kime şikayet edersen et” diyerek azarladığı öne sürüldü. Tartışma anı ise cep telefonu kamerasına yansıdı.
Olay 2 hafta önce 15 Temmuz Demokrasi Otogarı’nda yaşandı. İddiaya göre, eşi ve 2 yaşındaki çocuğu ile birlikte yeğenini askere uğurlayan Mevlüt Polat, ardından evlerine gitmek için otogar içinde bulunan taksi durağına gelerek araç istedi. Durakta bekleyen boş taksileri gören Polat, sıranın hangi takside olduğunu öğrenmek istedi. Bunun üzerine durakta bulunanlardan birisi nereye gideceklerini sordu. İddiaya göre ailenin Gaziosmanpaşa’ya gideceğini öğrenen taksiciler dolu olduklarını, askerler gittiği için trafik olduğunu ve bu yüzden gidemediklerini söyledi. Duruma sinirlenen Polat ile taksi şoförleri arasında tartışma çıktı. Polat, karakola giderek şikayetçi olacağını söyleyince ise tüm taksiciler durakta bekleyen yolcuları alarak duraktan hızla ayrıldı.
Ailesiyle taksiye binmeye çalışan adam o anları anlattı
Yaşanan olayı anlatan Mevlüt Polat, “2 hafta önce ben otogarda yeğenimi yolcu ettim. Eşim ile ben yanımızda da 2 yaşındaki çocuğumuz vardı. Saat 00.30’da çocuğu yolcu ettik ve eşime taksiyle gideceğimizi söyledi. Durağa gittik ve arkadaşa sıranın hangi arabada olduğunu sordum. Durakta 4 tane araba vardı. Yolcular da vardı orada bekliyorlardı. Nereye gideceğimi sorunca Karayollarına gideceğimi söyledim. Beklememi söyledi. ve arkadaşlarına Karayollarına gideceğimi boş olup olmadıklarını sordu. Tüm şoförlerden hayır yanıtını aldı. Halbuki arabalar orada sırada bekliyor. Sonra onlara arabanın boş olduğunu neden götürmediklerini sordum. Bana askerlerin gittiğini trafik olduğu için gidemediklerini söyledi. Ben ‘otoyoldan gideceğim ve zaten askerler otogara geliyor otogardan çıkmıyor ki şuan gittiğimiz yolda trafik yok’ dedim. O zaman bana yürüyerek gitmemi ben bu saatte araba çıkartamayacağını söyledi. Öyle deyince ben de kızdım ve eşim de o esnada video çekiyormuş haberim yok. Ben karakola gideceğimi söyledim. Durakta aile var çoluk çocuk var. Onlar da bekliyorlar ve birşey de demiyorlar. Ben onlara anlaştıklarını havalimanına gitmeleri halinde koşarak götüreceklerini ve yaklaşık 3 bin lira para alacaklarını ama kendimin gideceği yolun 200 lira tuttuğunu söyledim. Ben öyle deyince kızdı ve ‘git nereye istersen şikayet et’ dedi. Biraz ilerledim arkama döndüm ne araba var ne de yolcu var. Adamlar kaçıp gittiler” dedi.
Eve geldiğinde eşinin olayı videoya çektiğini öğrendiğini ifade eden Polat, “Baktım ki adamlar üzerimize gelmişler haberim yok ben orada kızdım ve kendimi kaybetmiştim. Durağın içindeki arkadaşlardan birisi eşime laf söylemiş. Daha sonra adam dışarıya çıktı. Benim üzerime geliyor. Senin eşin niye bizi çekiyor diye. Bizi yanımda ailem olduğu halde neden mağdur bıraktıklarını yabancı olmadığımızı söyledim. Daha sonra konu orada kapandı. Devletimiz buna bir çözüm bulsun. Yani her taksici ve her durak aynı değil. Müşteri seçmenin bir anlamı yok ki. O da insan bu da insan. Turist mi olmamız lazım. Bu ülkede ve bu bayrağın altında yaşıyorsak eğer birbirimize hizmet vermek zorundayız ama maalesef yapmıyorlar” dedi.
Olay anı kamerada
Aile ile birlikte evine gitmek için taksiye binmek isteyen vatandaş ile trafik var bahanesi ile yolcuyu almayan taksiciler arasında çıkan tartışma cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde taksiciler ile vatandaşın arasında tartışma yaşandığı görülüyor.
]]>İZMİR – İzmir’de, evlerinde çıkan yangında kızını kaybeden 54 yaşındaki Fatma Bülbül, engelli maaşıyla aralarında bir epilepsi hastalığı bulunan 2 kızına ve 4 torununa bakıyor. Bülbül, hijyenik olmayan şartlarda adeta yaşam mücadelesi veriyor.
Konak ilçesi Ege Mahallesi’ndeki müstakil bir evde yaşayan Fatma Bülbül (54), 31 Temmuz 2022’de evlerinde çıkan yangının ardından 33 yaşındaki kızı Gamze Kaymaz’ı kaybetti. Daha sonra Kaymaz’ın emaneti olan kızların bakımı da, anneanne Fatma Bülbül’e düştü. Anneanne Bülbül, aynı evin içinde 4 torunu ve aralarında bir epilepsi hastası da bulunan 2 kızıyla beraber yaşıyor.
Havanın soğuk olmasına rağmen evinin pencereleri yeni takılan ve sobaları bile bulunmayan Bülbül ailesi, Fatma Bülbül’ün aldığı yaşlılık maaşı ve yardımseverlerin desteğiyle hayatlarını sürdürüyor. Çeşitli sağlık sorunları da bulunan Bülbül, sağlığı el verdiği zamanlarda ise hurdacılık yaparak çocuklarına bakıyor.
“Evde; soba, buzdolabı, yemek, hiçbir şey yok”
Bülbül’ün ve ailesinin yaşadığı evde içler acısı bir durum olduğunu aktaran İzmir Toplumsal Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Yalçın, “Bu evde yetim çocuklar var. Babaları olmadığı için anneanne Fatma ablamız tek başına, kendi imkanlarıyla hurda toplayarak bu çocuklara bakmaya çalışıyor. Bize aile geldiğinde, eve gidip yerinde inceleme yaptık. Baktık ki burada içler acısı bir durum var. Evde; soba, buzdolabı, yemek, hiçbir şey yok. Fatma ablamız tek başına bu yetimleri kimseye muhtaç etmemeye çalışıyor; fakat günün şartlarında da bu çok zor. Biz de dernek olarak ve hayırseverlerin de desteğiyle ailemizi arkadaşlarımızla paylaştık” şeklinde konuştu.
Aileye yapılan yardımlardan da bahseden Yalçın, “Çamaşır makinası, buzdolabı, ocak, tüp aldık. Evde cam yoktu, dün camları taktırdık. Yardımseverlerin kimisi 100, kimisi 500, kimisi de bin lira göndererek yardımda bulundu. Çocukların battaniyeleri, yastıkları alındı. Aklınıza gelebilecek bireysel olarak ihtiyaçları olan her şeyi aldık. İki gün önce Büşra kardeşimizle beraber markete gidip sadece yaklaşık 11 bin TL’lik gıda aldık; fakat hala bitmedi. Buraya alınacak çok şey lazım. Ustamız tesisatı yapıyor. Hazır mutfağa gelecek, çatılar yapılacak” dedi.
“50 milyon TL değerindeki dairelerin 100 metre ilerisinde böyle bir yokluk var”
Evin arka tarafında bulunan dairelerin tanesinin yaklaşık 50 milyon TL değerinde olabileceğini vurgulayan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“50 milyon TL değerindeki dairelerin 100 metre ilerisinde böyle bir yokluk var. Bunları elimizden geldiği kadar bizler destek olacağız. Burada şöyle de bir sıkıntı var; belediyelerden buna benzer kurumlardan yardım almak için ailelerden çok inanılmaz prosedürler istiyorlar. Çok inanılmaz evrak kalabalığı istiyorlar. Bu durum da başvuruyu zorlaştırıyor. Fatma ablamızın belki okuması yazması bile yok. Bu evrakları yerine getirmesi bile imkansız. Yetkililerden bu tarz olaylarda, ailelere biraz kolaylık sağlamalarını istiyoruz.”
“10 seneye yakın ben susuzum”
Yapılan yardımlarla normal yaşantılarına devam edeceklerini anlatan Fatma Bülbül, “Arka tarafta binalardan su taşıyorum. Kızım, klima tamir edildiği sırada klimadan çıkan yangın sebebiyle hayatını kaybetti. Şimdi normal yaşantımıza devam edeceğiz. Her şeyden önce susuz yaşanmaz. Suyumuz var. Evlerin üstü akıyor. Bir de çoluk çocuk üşüyor, öksürüyorlar. Camlarımız takıldı; fakat gelirimiz yok. Sadece engelli maaşım var” diye konuştu.
]]>Konak ilçesi Ege Mahallesi’ndeki müstakil bir evde yaşayan Fatma Bülbül (54), 31 Temmuz 2022’de evlerinde çıkan yangının ardından 33 yaşındaki kızı Gamze Kaymaz’ı kaybetti. Daha sonra Kaymaz’ın emaneti olan kızların bakımı da, anneanne Fatma Bülbül’e düştü. Anneanne Bülbül, aynı evin içinde 4 torunu ve aralarında bir epilepsi hastası da bulunan 2 kızıyla beraber yaşıyor.
Havanın soğuk olmasına rağmen evinin pencereleri yeni takılan ve sobaları bile bulunmayan Bülbül ailesi, Fatma Bülbül’ün aldığı yaşlılık maaşı ve yardımseverlerin desteğiyle hayatlarını sürdürüyor. Çeşitli sağlık sorunları da bulunan Bülbül, sağlığı el verdiği zamanlarda ise hurdacılık yaparak çocuklarına bakıyor.
“Evde; soba, buzdolabı, yemek, hiçbir şey yok”
Bülbül’ün ve ailesinin yaşadığı evde içler acısı bir durum olduğunu aktaran İzmir Toplumsal Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitim Derneği (İZMİRTUMED) Yönetim Kurulu Başkanı Bedri Yalçın, “Bu evde yetim çocuklar var. Babaları olmadığı için anneanne Fatma ablamız tek başına, kendi imkanlarıyla hurda toplayarak bu çocuklara bakmaya çalışıyor. Bize aile geldiğinde, eve gidip yerinde inceleme yaptık. Baktık ki burada içler acısı bir durum var. Evde; soba, buzdolabı, yemek, hiçbir şey yok. Fatma ablamız tek başına bu yetimleri kimseye muhtaç etmemeye çalışıyor; fakat günün şartlarında da bu çok zor. Biz de dernek olarak ve hayırseverlerin de desteğiyle ailemizi arkadaşlarımızla paylaştık” şeklinde konuştu.
Aileye yapılan yardımlardan da bahseden Yalçın, “Çamaşır makinesi, buzdolabı, ocak, tüp aldık. Evde cam yoktu, dün camları taktırdık. Yardımseverlerin kimisi 100, kimisi 500, kimisi de bin lira göndererek yardımda bulundu. Çocukların battaniyeleri, yastıkları alındı. Aklınıza gelebilecek bireysel olarak ihtiyaçları olan her şeyi aldık. İki gün önce Büşra kardeşimizle beraber markete gidip sadece yaklaşık 11 bin TL’lik gıda aldık; fakat hala bitmedi. Buraya alınacak çok şey lazım. Ustamız tesisatı yapıyor. Hazır mutfağa gelecek, çatılar yapılacak” dedi.
“50 milyon TL değerindeki dairelerin 100 metre ilerisinde böyle bir yokluk var”
Evin arka tarafında bulunan dairelerin tanesinin yaklaşık 50 milyon TL değerinde olabileceğini vurgulayan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“50 milyon TL değerindeki dairelerin 100 metre ilerisinde böyle bir yokluk var. Bunları elimizden geldiği kadar bizler destek olacağız. Burada şöyle de bir sıkıntı var; belediyelerden buna benzer kurumlardan yardım almak için ailelerden çok inanılmaz prosedürler istiyorlar. Çok inanılmaz evrak kalabalığı istiyorlar. Bu durum da başvuruyu zorlaştırıyor. Fatma ablamızın belki okuması yazması bile yok. Bu evrakları yerine getirmesi bile imkansız. Yetkililerden bu tarz olaylarda, ailelere biraz kolaylık sağlamalarını istiyoruz.”
“10 seneye yakın ben susuzum”
Yapılan yardımlarla normal yaşantılarına devam edeceklerini anlatan Fatma Bülbül, “Arka tarafta binalardan su taşıyorum. Kızım, klima tamir edildiği sırada klimadan çıkan yangın sebebiyle hayatını kaybetti. Şimdi normal yaşantımıza devam edeceğiz. Her şeyden önce susuz yaşanmaz. Suyumuz var. Evlerin üstü akıyor. Bir de çoluk çocuk üşüyor, öksürüyorlar. Camlarımız takıldı; fakat gelirimiz yok. Sadece engelli maaşım var” diye konuştu. – İZMİR
]]>DİYARBAKIR – Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan arazi anlaşmazlığı olayına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. İddianamede muhtar Behçet Taş’ın olaydan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları belirtildi.
İlçenin Serçeler Köyünde 15 Haziran 2023 tarihinde arazi anlaşmazlığı nedeniyle kalaşnikof silahların kullanıldığı, 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayla ilgili soruşturma tamamlandı. İddianamede, olayı gerçekleştiren Taş ve Alyamaç ailelerine mensup 31 kişi hakkında birden fazla kişiye karşı tasarlayarak kasten öldürme suçunu işledikleri gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis istendi.
Sanıkların tarlada birbirlerine karşı vahim nitelikli silahlarla gerçekleştirdiği saldırıda Halil, Orhan, Serhat ve Mehmet Can Taş ile Mehmet Emin, Mehmet Selim, Ömer, Yunus ve Muhammet Alyamaç’ın öldürüldükleri belirtildi.
Olay yerine giden jandarma timlerine de yaralılara müdahale etmeyi engellemek için araziye hakim olup silahlı kontrolü sağlayarak güvenlik güçlerine de ateş açtıkları belirlendi.
Yaralılara yardım ve ilk müdahale edildiği sırada arazinin hakim tepelerine yerleşen faillerin jandarma timlerine kesintisiz yoğun yaylım ateşi açtıkları, jandarma timlerinin tüm uyarılarına rağmen siren ve tepe lambalarını açan jandarmaya ait resmi araçlara ve timlere yoğun ateş açmaya devam ettikleri kaydedildi. Yerde yatan ölü ve yaralıların güvenli bir bölgeye taşınmak istediği sırada tepelere yerleşen faillerin seri atışa devam ettikleri belirtildi.
İddianamede, olay yerindeki bir traktör ile pulluğun arkasına siper alan timleri gören saldırganların bu kez yoğun biçimde traktörü yaylım ateşine tuttukları, jandarma timlerinin kafalarının üzerinden birbiri ardına kalaşnikof mermilerinin geçtiği ve timlerin ölü ve yaralılara müdahalesini geciktirdikleri yer aldı.
Saldırganların arazi yapısını ve kırsal patika yollarını iyi bildikleri için araçlarla toz bulutu oluşturup plakası belirlenemeyen bir araçla olay yerinden kaçtıkları belirtildi. Ateşin kesilmesi üzerine tarlada üzerlerinde hücum yeleği ve 5 kalaşnikof ile 3 tabanca bulunan 6 cesedin hastaneye kaldırıldığı, bunlar arasında yaralı olanlardan 3’ünün de daha sonra hayatını kaybettiği belirtildi.
İddianamede, ölü ve yaralılara müdahale etmek için olay yerine giden ve saldırıya uğrayan jandarma timi ile mağdur-sanıkların da ifadelerine ayrıntılı yer verildi. Dehşet anını anlatan timler, kaçan saldırganları da fotoğraflarından teşhis ettiler. Otopsi raporlarında ise katliamın boyutu yer aldı. Ölü muayenesi yapılan cesetlerin topuklarından, kafa ve vücutlarına kadar mermi çekirdeği olduğu bildirildi. Olay yeri inceleme ekiplerince geniş bir alanda yürütülen arama ve tarama faaliyetinde ise yüzlerce boş kovan ve mermi çekirdekleri bulunduğu belirtildi.
Ambulans kamerasına yakalandılar
İddianamede, sanıkların katliam öncesi ve sonrasında araç içinde ve açık arazide yüzleri poşu ile ellerinde kalaşnikof tüfeklerle biçilmemiş buğday tarlasında yürürken ve güvenlik güçlerinin yaralılara müdahalesini engellemek için araçlara ve jandarma timlerine rastgele ateş açtıklarını gösteren fotoğraflar da delil olarak yer aldı. Bu fotoğrafların bir kısmının sanıklar üzerinde, bir kısmının da ambulansa ve olay yerine giden güvenlik güçlerine ait araçların kamera görüntülerinden alındığı yer aldı.
İddianamede, geçmişte de anlaşmazlık nedeniyle mahkemelik olan arazinin büyüklüğü ve maddi değerinin yüksek olması, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı nedeniyle aileler arasında husumet başladığı ve devamında 9 kişinin öldüğü olayın yaşanmasıyla noktalandığı vurgulandı. Taş ailesinden maddi gücü olan ve aynı zamanda eski muhtar olan Behçet Taş’ın, Alyamaç ailesinden ise Mehmet Selim ile Ahmet Alyamaç’ın aile meclisinde söz sahibi oldukları kaydedildi.
Alyamaç ailesini öldürmek için yangın çıkarıp araziye çekmişler
Muhtar Behçet Taş’ın katliamdan 1 ay önce aile meclisinde, “Alyamaç ailesini bitireceğim. Kim ölecekse ölsün. Ölen ölür” dediği, Taş ailesinin olayı birkaç gün önceden planladığı, hatta araziye silahla gelinmesi için kendi aralarında fikir ve eylem birliğine vardıkları ifade edildi.
Taş ailesinin uzun namlulu silah ve tam teçhizat ekipmanlarla olay yerine çatışma amacıyla gidildiği belirtilen iddianamede, amaçlarının Alyamaç ailesinin mülkiyetinde bulunan araziyi ateşe vererek Alyamaç ailesini araziye çekmeye çalışarak katliamın fitilini ateşledikleri vurgulandı. Çıkan yangını görünce söndürmek amacıyla olay yerine giden Alyamaç ailesinin tarlaya gittiklerini gören Taş ailesi ve akrabalarının daha sonra birbirleriyle yoğun telefon trafiğine girerek olay yerine uzun namlulu silahlarla gitme şeklini planladıkları ifade edildi.
“PALA” yoğun silah kullandı
Yangına müdahaleye giden Alyamaç ailesine mevzi ve siper alarak organize biçimde ateş açtıkları ve karşılıklı çatışmada Alyamaç ailesinden 5, Taş ailesinden 4 olmak üzere 9 kişinin öldüğü kaydedildi. Şaban Taş tarafından aile bireylerinin kışkırtıldığı, Behçet Taş tarafından azmettirildiği, Ömer Taş tarafından da aile bireylerinin olay yerine toplandığı, Ömer Taş’ın bizzat traktör üzerinde bulunan Alyamaç ailesine yoğun ateş açıldığı bildirildi.
Nurettin Taş’ın telefon dinlemesinde, “O öldürdü Serçeler’dekileri” dediği, Pala lakaplı Mehmet Taş’ın da yoğun silah kullandığı ve ölenlerden bazılarını bizzat kendisinin vurduğu ifade edildi.
Katliamdan sonra ölen ve tutuklanıp cezaevine girenlerin ailelerine de muhtar Behçet Taş tarafından bir ömür bakılması için aile meclisinin de kendi aralarında karar aldıkları belirtildi.
Behçet Taş’ın gözlerinin görmediği için her yere oğlu Aziz ile birlikte gittiği ve Aziz’in de katliam sonrasında alacağı cezadan kurtulmak için başkasına ait pasaportla yurtdışına kaçmaya çalıştığı vurgulandı. Bazı sanıkların ise katliamdan hemen sonra silah kullandıkları için üzerlerinde atış artığı ve svap örneği çıkan elbiselerini evlerine yakın noktadaki tandırın içinde yakarak, duş aldıkları ve delilleri gizlemeye çalıştıkları kaydedildi.
Bazı sanıkların ısrarla olay yerinde olmadıklarını ve suçsuz olduklarını belirtmiş olmalarına rağmen, cenaze ve yaralılara almaya gelen ambulansa ait kamera görüntülerinde ellerinde uzun namlulu silahlarla olay yerinde oldukları da tespit edilerek bu kayıtlar dosyaya delil olarak konuldu.
İddianamede, bölgenin sosyal ve kültürel yapısı, aile meclisi kararlarının bağlayıcılığı, aile meclisinde alınan kararlarına tüm aile bireyleri tarafından uyulmasının yaptırıma tabi olduğu, aile bireylerinin olaya katılmaması halinde hak iddia edemeyeceklerine dikkat çekildi. Bu nedenle her iki aile meclisince alınan kararlara aşiret kararı gibi aile fertlerinin kesin olarak katılmasının esas alındığını vurgulandı.
Olaya katılmayı reddeden aile bireylerinin dava konusu arazi üzerinde bir hak edemeyeceği gibi, bundan sonraki süreçte de meydana gelen olaylarda aile fertleri tarafından dışlanarak korunmayacaklarını bildikleri için tüm aile bireyi olan sanıkların fikir ve eylem birliği içinde çatışmaya katılarak 9 kişinin ölümünden sorumlu olduklarına işaret edildi. Olayda 7 kalaşnikof tüfek ile 4 tabanca ele geçirilmiş olsa da, olay yerinden toplanan boş kovanların kriminal incelemesinde, katliamda 17 ayrı kalaşnikof tüfek kullanıldığı tespit edildi.
Mahkeme nakil istedi
Sanıkların 9 kişiyi tasarlayarak öldürmek, ölü ve yaralılara müdahaleye giden 9 jandarma timini de öldürmeye teşebbüs etmek suçundan 19 kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi. İddianameyi kabul eden Ağır Ceza Mahkemesi ise, taraflar arasında husumetin devam etmesi nedeniyle davanın güvenlik gerekçesiyle naklini talep etti. Davanın Diyarbakır’da görülmesinin güvenlik açısından sakıncalı olacağı gerekçesiyle başka bir ilde görülmesi için Valilikten nakil talebinde bulunuldu.
]]>Göktaş, İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Samsun Milletvekili Erhan Usta’nın, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremler sonrası kaybolan çocuklara ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının, çocukların korunmasını, haklarının güvence altına alınmasını amaçladığını bildiren Göktaş, çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde tüm risklere karşı bilinçli ve duyarlı nesiller yetiştirmek üzere koruyucu, önleyici ve destekleyici çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.
Çocuklara yönelik tüm hizmetlerin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde gerçekleştirildiğini aktaran Göktaş, deprem bölgesinde enkaz altında çıkarılmış ve yakınlarına ulaşılamayan kimliksiz veya kendini ifade edemeyen, refakatçisi olmayan ya da yakını vefat ettiği tespit edilen çocuklara ilişkin güncel bilgilerin deprem sürecinde kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına Bakanlığın resmi sosyal medya hesaplarından şeffaf bir şekilde düzenli olarak paylaşıldığını hatırlattı.
Deprem felaketi nedeniyle ailesinden ayrı düşmüş veya refakatçisi olmayan 1912 çocuğun Aile Bilgi Sistemi Afet Yönetim Çocuk Modülünde kayıt altına alındığını dile getiren Göktaş, deprem bölgesinde, enkaz altından çıkarılmış, yakınlarına ulaşılamayan kimliksiz veya kendini ifade edemeyen hastanelerde tedavisi devam eden çocukların yakından takip edildiğini, tedavisi tamamlanan çocukların Bakanlığın çocuk bakım kuruluşlarında korunma ve bakım altına alındığını bildirdi.
Bakan Göktaş, şunları kaydetti:
“Kuruluşlarımıza alınan çocuklarımızın öncelikle ailesi ve yakınlarına ulaşılmasına yönelik çalışmalarımız titizlikle yürütülerek çocuklar ailelerine teslim edilmiştir. Bakanlığımız ile TÜBİTAK arasında yapılan işbirliği neticesinde TÜBİTAK tarafından geliştirilen “DerinGÖRÜ” yüz tanıma programı kullanılmıştır. Yapılan DNA eşleşmeleri ve kimlik kontrolü, kimliklendirme ve mesleki çalışmalar sonucunda 1874 çocuk ailesine/aile yakınlarına teslim edilmiştir. Halen hastanede tedavisi devam eden 1 çocuğumuz yakından takip edilmektedir. 6 çocuğumuz da aile odaklı hizmetlerden faydalandırılmıştır. 15 çocuğumuz bakım ve koruma altındadır. Çocuklar, yaş ve cinsiyet durumlarına uygun Bakanlığımıza bağlı çocuk bakım kuruluşlarında bakılmakta ve korunmaktadır. Kayıtlarımızda olan 16 çocuğumuz vefat etmiştir. Kimliği belirlenemeyen çocuğumuz bulunmamaktadır.”
Çocuk Koruma Kanunu kapsamında olduğu tespit edilen çocukların Bakanlık tarafından korunma ve bakım altına alınarak kuruluş bakımı hizmeti veya yakın evre/akraba koruyucu aile hizmetinden faydalandırıldığını belirten Göktaş, Bakanlığın hizmet modellerinden faydalandırılan çocukların izleme ve takiplerinin ilgili mevzuat çerçevesinde yapıldığını aktardı. Göktaş, “Yakınlarına ulaşılamayan kimliksiz veya kendini ifade edemeyen çocuklar hiçbir şekilde üçüncü şahıs, kurum, dernek, vakıf gibi yerlere yerleştirilmemektedir.” ifadesini kullandı.
Depremden etkilenen çocukların risk ve ihtiyaçlarının belirlenmesi için Çocuklar Güvende Ekipleri ile öksüz ve yetim hizmet birimleri aracılığıyla izleme ve takip çalışmalarının yapıldığını ifade eden Göktaş, depremden etkilenen çocuklara yönelik hane ziyaretleri gerçekleştirildiğini ve ihtiyaçları doğrultusunda gerekli sosyal hizmet müdahalelerinde bulunulduğunu kaydetti.
]]>EŞİK Platformu, Medeni Kanun’un kabulünün 98. yıl dönümü dolayısıyla bugün yazılı bir açıklama yaptı. 13 Şubat Salı günü Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden faciasına da değinilen açıklamada, “Bugün, İliç’te ve ülkenin birçok yerinde bile bile tüm canlıların, ‘doğa ana’ denilen toprağın, havanın, suyun siyanür zehrine boğulduğu eko-kırımı ve kimsenin umursamadığı iş cinayetlerini konuşuyoruz. Ama bir yandan da zihinlerin zehirlenerek, medeni hayatın anayasası olan Medeni Yasa’yı ve laik toplumsal yaşamı tehdit eden, tıpkı siyanür gibi yavaş yavaş yok eden girişimleri konuşmak zorundayız” ifadelerine yer verildi.
Medeni Kanun’da yapılmak istenilen değişikliklere dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Kadınların mücadelesiyle aile reisliğinin kaldırıldığı, evlilikteki tüm hak ve görevlerin yanı sıra edinilen malların da eşit paylaşıldığı yenilenmiş Medeni Yasa, 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girmişti. 1926’da kabul edilen Medeni Yasa’ya karşı çıkanlar, yenilenmiş haline daha da düşmanca bir saldırı yürütüyorlar. ‘Aileyi koruma’ yalanına sığınarak eşitsiz güç ilişkilerinin egemen olduğu, adil paylaşımın olmadığı reisli, ataerkil aile modelini getirmek istiyorlar. Medeni Yasa’nın laik ve eşitlikçi özünü değiştirerek, kadınların yasayla garanti altında olan tüm haklarına el koymak, hayatlarına el koymaktır. Medeni Yasa’yı erkekler lehine değiştirmek isteyenlere 17 Şubat sözü: İzin vermeyeceğiz.
Kadınlar, genellikle mülkiyeti erkek üzerine kayıtlı olan aile konutundan çocuğu ile birlikte apar topar çıkarılabilecek. Kadının evlilikten kaynaklanan tazminat, nafaka, evlilikte edinilmiş malların paylaşımı gibi ekonomik haklarını alması boşanma sonrasına kalacak, yıllar sürecek davalar ile geciktirilecek ve tırpanlanacak. Aynı şekilde çocukların velayetinin eşlerden hangisinde olacağı da boşanma sonrasında yıllar sürebilecek davalar sonucu belirlenebilecek, boşanma sürecinde kadın ve çocukların mağdur olmasını engelleyen tedbir nafakası uygulamadan kalkacak. ‘Ailenin korunması’ adı altında getirilmek istenen aile arabuluculuğu sistemiyle kadınların boşanması zorlaştırılacak.
“‘ŞİDDETE BOYUN EĞ YUVANI YIKMA’ BASKISI BU KEZ DEVLET ELİYLE YAPILACAK”
Aileyi korumak sadece kadının görevi imiş gibi, ‘Şiddete boyun eğ yuvanı yıkma’ baskısı bu kez devlet eliyle yapılacak, kadınlar yeni şiddet riskleri ile karşı karşıya kalacak. Kadınlar, kendilerine hukuk dışı telkinlerde bulunma ihtimali yüksek, hukukçu olmayan arabuluculara mecbur bırakılacak. Üstüne bir de arabuluculuk ücreti diye yeni bir masraf çıkarılacak. ‘Nafaka erkekleri mağdur ediyor’, ‘Haramdır, sadakadır’ gibi maksatlı söylemlere dayanarak, kadına ödenen yoksulluk nafakasına el konulacak. Zaten çoğunlukla bağlanmayan, bağlansa da ödenmeyen, ortalaması asgari ücretin onda biri bile etmeyen yoksulluk nafakası 2-3 yıl gibi sürelerle sınırlandırılacak. Okula gönderilmeyen, meslek edinmesine ve çalışmasına izin verilmeyen, evlilikleri boyunca evine ve eşine çalışan kadınlar boşanma halinde daha da mağdur edilecek. Çocukların nafakasını sınırlayıcı, nafaka ödemelerini keyfi hale getirecek düzenlemeler yapılacak.
“DEPREM FONLARI BİLE ÇARÇUR EDİLEN BU ÜLKEDE, KADINLAR ‘NAFAKAYI DEVLET ÖDEYECEK’ DENİLEREK OYALANACAK”
Deprem fonları bile çarçur edilen böylesi bir ülkede, kadınlar, ‘nafakayı devlet ödeyecek’ denilerek oyalanacak. Daha kötüsü boşanan kadının hayatını bu kez devlet kontrol etmeye başlayacak. ‘Ailenin reisi erkektir’ düzenlemesi geri gelecek; tüm haklarımız koca ya da babanın takdirine bırakılacak. Evlilik süresince edinilen malların boşanma ya da ölüm durumunda eşit paylaşılmasına son verilecek. Kadının miras hakkı tırpanlanacak.
Evlilik yaşı düşürülecek, bir erkeğin bir başka erkeğe 6 yaşındaki kızını ‘eş’ olarak hediye edebildiği zihniyetin önü açılacak. Kız çocuklarının okuması babanın; evli kadının çalışması kocanın iznine tabi olacak. Din ya da göçmenlerin hukuku kullanılarak meşrulaştırılmaya çalışılan erkek çokeşliliği iyice meşrulaştırılacak.
“YAPILMAK İSTENEN KADINLARIN EŞİT YURTTAŞLIK HAKKINI GASP ETMEKTİR”
Sonuç olarak; yapılmak istenen aslında kadınların eşit yurttaşlık hakkını gasp etmektir. Konunun gündemde tutulmasının nedeni sadece; toplumun dikkatini ekonomik çöküşten uzaklaştırmak veya yerel seçimlerde eşitlik karşıtı kesimlerin oy desteğini almak için taktik uygulamak değildir. Aksine, laiklik ve demokrasiden yana tüm çevreler kendi içlerine dönmüşken, eşitlik ve laiklikten uzaklaşmada 22 yılda fiilen alınan mesafeyi yasalaştırmaktır.
“HAYATLARIMIZA, HAKLARIMIZA VE HAYALLERİMİZE EL KOYMALARINA HEP BİRLİKTE İZİN VERMEYELİM”
İstenen örneklerini IŞİD ve Taliban uygulamalarında gördüğümüz gibi kadınların nefes almasını bile erkeklerin iznine bağlamaktır. Olmaz demeyin! Unutmayın! Taliban rejimi kadınların hayatını bir günde cehenneme çevirmişti. Dindar, dindar olmayan, zengin yoksul, genç yaşlı tüm kadınlara ve demokrasiden yana herkese sesleniyoruz; hayatlarımıza, haklarımıza ve hayallerimize el koymalarına hep birlikte izin vermeyelim. Medeni Yasa medeni hayatın anayasasıdır!”
]]>
Göktaş, bir termal otelde düzenlenen “Kadınlarla Büyük Afyonkarahisar Yolunda Buluşması”nda, kadınların desteğiyle nice engelin aşıldığını, nice başarılara ulaşıldığını anlattı.
Kadınlar her zaman çalışarak, üreterek güçlendiğini belirten Göktaş, “Bugün yine işimiz çok. Milletimizin varlığını koruyan ve geleceğini inşa edecek nesilleri yetiştirmek için her alanda bütün samimiyetimizle çalışıyoruz.” ifadesini kullandı.
Göktaş, AK Parti’nin kurulduğu ilk günden itibaren cesur ve azimli kadınların çalışmalarıyla hızla tanındığını, büyüdüğünü dile getirdi.
AK Parti olarak kadın bakış açısının sağladığı bütüncül yaklaşımla insan odaklı politikalar belirlendiğini aktaran Göktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Milletimizin gönül hanesine bir anne, bir abla, kız kardeş ya da evlat olarak girmeyi başardık. Kuşaktan kuşağa, milletimizden hiç kopmadan milletimiz için çalıştık. Kadın Kolları, AK Parti siyasetinin dinamiklerini illerimize doğrudan yansıtıyor. Şehrimizde siyasetin dışında girişimci ve esnaf olarak ticari faaliyetler yürüten kadınlarımız da var. Kadınların ekonomik hayata dahil olması, kadının ve ailenin güçlenmesini sağlayan çok önemli etkenlerden biri. Aynı zamanda ülkemizin kalkınma hızının artmasına ve refah seviyemizin yükselmesine de önemli bir katkı sunuyor. Biz de Bakanlık olarak kadın girişimciliğini sonuna kadar destekliyoruz. Kadın ve annelerin şefkati ve sağduyusu, halkımıza hizmette her zaman ilham aldığımız duygulardan oldu. Özellikle yaşlı ve engelli bireylerin bakımıyla yakından ilgilenen kadınlarla biz de huzurlu bir nefes alıyoruz. Elbette üstlendikleri bu hassas görevlerde onları yalnız bırakmıyoruz.”
“Ailelere sunduğumuz istihdam haklarıyla onları devletimizin himayesine aldık”
Göktaş, gerek yaşlı gerek engelli vatandaşlar için sağladıkları kurumsal bakım hizmetleriyle gece gündüz çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.
Evde bakım yardımıyla ailelerin sorumluluğunu paylaştıklarına dikkati çeken Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Millet için unutulmaz fedakarlıklar yapan şehit ve gazi ailelerini de hiçbir zaman unutmadık. Aziz şehitlerin yadigarı anne babaları, eş ve çocukları için birçok sosyal hizmetimizde öncelik tanıdık. Ailelere sunduğumuz istihdam haklarıyla onları devletimizin himayesine aldık. 20 yılı aşkın süredir milletçe birlik beraberlik ruhunu güçlendirdik. Artık hep beraber büyük Türkiye hedeflerine daha kolay ulaşacağımıza inanıyoruz. 31 Mart yerel seçimlerine aynı birlik ruhu ve hizmet aşkıyla hazırlanıyoruz. Afyonkarahisar’a 2003-2023 döneminde yaklaşık 4,47 milyar lira sosyal yardım tahsis ettik. Siyasette kadın vizyonuyla kapsayıcılığımız artıyor. Ticari ve ekonomik faaliyetlerimiz kadın girişimciliğiyle bereketleniyor. Sivil toplum örgütlerimiz kadın duyarlılığıyla insanımızın yüreğine dokunuyor. Şehit annelerimizin dualarıyla yollarımız açılıyor. Biz de hem sosyal politikalarımız hem kadınlara sunduğumuz hizmetler hem de söylemlerimizle bu çabayı görünür kılmaya özen gösteriyoruz. Kadınlarla omuz omuza güçlenen milletimizin Türkiye Yüzyılı’nda da önemli başarılara ulaşacağına inanıyorum.”
Programda, AK Parti Afyonkarahisar Kadın Kolları Başkanı Ferda Ertürk de konuşma yaptı.
Konuşmaların ardından Göktaş’a hediye takdim edildi.
]]>Denizli’nin Acıpayam ilçesine bağlı Kelekçi Mahallesi’nde 16 Eylül 2023 tarihinde meydana gelen olayda; kırsal mahallede tek başına yaşayan Şahin Demirten’in (64) komşusu Cihan G., 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak Demirten’in evine 500 metre kala tek taraflı motosiklet kazasına karıştığı ihbarında bulundu. Komşunun ihbarı üzerine bölgeye ulaşan sağlık ekipleri, yaşlı adamın hayatını kaybettiğini belirledi. İlk incelemede kalp krizi geçirdiği için kaza yaptığı değerlendirilen 2 çocuk babası Demirten, görünürde şüpheli bir durum olmaması nedeniyle ertesi gün mahalle mezarlığında toprağa verildi.
Çocuklarının kuşkuları haklı çıktı
Babalarının bugüne kadar hiç kaza yapmaması, olay yerinde gördükleri kırık sopa parçaları ve bölgedeki parça parça kan izlerinden kuşkulanan Şahin Demirten’in çocukları, kazanın meydana geldiği bölgedeki tüm unsurları tek tek kayda alarak Cumhuriyet Savcılığına normal ölüm olarak rapor edilen dosyanın yeniden incelenmesi için dilekçe verdi. Ailenin kuşkularını dikkate alan savcılık, dosyayı araştırılması için Denizli İl Jandarma Komutanlığına bağlı JASAT dedektiflerine teslim etti. Giresun İkranur Tirsi cinayeti, Konya Büyükşen cinayeti ve Diyarbakır’da meydana gelen 9 yaşındaki çocuğun ölümü gibi faili meçhul olayları aydınlatan Denizli JASAT’ın uzman ekibi, Ekim ayının ortalarında adli tıp raporlarının çıkmasının ardından iğneyle kuyu kazar gibi 4 ay titiz bir çalışma yürüttü.
5 ay sonra itiraf ettiler
Olay yerindeki delillerin titiz bir şekilde toplanması ve kaza yaptığı iddia edilen motosiklette herhangi kırık bir parça bulunmamasından yola çıkan jandarma dedektifleri, yaptığı çalışmalarda 450 kişiyle yapılan mülakat, alınan ifadeler, teknik ve fiziki takiple olayı aydınlattı. Şahin Demirten’in komşusu olan aile tarafından sopalarla dövülerek öldürüldüğünü tespit edildi. Olayla ilgili olarak Demirten ile aralarında geçmişe dayalı husumet bulunan Hasan G., eşi Makbule G., oğlu Cihan G. ve kızı Serap G. gözaltına alındı. Jandarma karakolunda sorgulanan şüphelilerden Cihan G., suçunu itiraf ederek olay günü yaşananları anlattı.
Sahte fren izi yapıp, kaza süsü verdiler
Madde bağımlısı olduğu iddia edilen Cihan G.’nin geçmişte Şahin Demirten’in yolunu keserek para istemesi ve yaşanan tartışmaların husumete dönüşmesiyle devam eden olayda, cinayet günü yine Cihan G.’nin Şahin Demirten’in önüne çıkıp tartışmanın ardından başına sopa ile vurduğu ve sonrasında ailenin diğer üyelerinin de kavgaya dahil oldukları tespit edildi. Cinayete kaza süsü vermek isteyen ailenin, Şahin Demirten ve motosikletini 50 metre sürükledikleri, yaralı şahsı taşların üzerine yüzüstü yatırdıkları anlaşıldı. Suçtan kurtulmak için plan yapan hatta 112’yi arayarak kaza ihbarında bulunan aileyi, olay yerinde unuttukları ve evlerinin önündekilerle aynı olan odun parçaları ele verdi.
Şahin Demirten’i sopalarla döverek öldürdüklerini itiraf eden aile fertleri, dün olay yerinde yaptırılan keşfin ardından bu sabah saatlerinde Acıpayam Adliyesine sevk edildi. Demirten’in çocukları Ceyhun Demirten ve Ceylan Kaçar ile eski eşi, adliye getirilen şüphelilere tepki gösterdi. Şahin Demirten’in eski eşi Zühra Erten, güvenlik tedbirleri altına adliyeye sevk edilen şüphelilere “Katiller. Biz size ekmek AŞ verdik. Çocuklarıma acı çektirdiniz. Cuma günü öldürdünüz, Cuma günü tutuklandınız” diye bağırdı.
Savcılıktaki sorguları devam eden şüphelilerin, ‘Kasten adam öldürmek” suçlamasıyla mahkemeye sevk edilecekleri öğrenildi. – DENİZLİ
]]>Şahin, AFAD İl Müdürlüğü’ndeki Afet Koordinasyon Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, kentte yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Kent merkezinde 13 Şubat’ın ilk saatlerinde yoğun bir yağış ve dolunun meydana geldiğini hatırlatan Şahin, 3 ayda yağacak yağmurun 24 saatte ve dar bir alana düştüğünü dile getirdi.
Özellikle Kepez ve Muratpaşa ilçelerinde bazı mahallelerde taşkınların ve su baskınlarının yaşadığını belirten Şahin, “Bu su baskınında maalesef bir vatandaşımız hayatını kaybetti. 3 vatandaşımız da yaralandı. Vatandaşımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum. 3 yaralı vatandaşımız da şu anda taburcu oldu, durumları iyi.” dedi.
Şahin, yağışın ilk anından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yakın takibiyle devletin tüm imkanlarının seferber edildiğini anlattı.
“2 bin 687 konumda su tahliyesi yaptık”
Kentteki çalışmalarda 2 bin 783 personel, 442 araç, 442 motopomp, 7 bot, 20 vidanjör ve 60 arazözün görev yaptığını kaydeden Şahin, mükerrer olanlar düşüldüğünde 112 Acil Çağrı Merkezine 3 bin 300’ün üzerinde ihbar olduğunu söyledi.
Şahin, 2 bin 687 konumda su tahliyesi yapıldığını ve bu işlemlerin dün akşam saatlerinde tamamlandığını belirterek, konut ve iş yerlerindeki çamur birikmeleri için de ekipler oluşturduklarını ifade etti.
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kepez Devlet Hastanesi, Sema Yazar Semt Polikliniği ve Muratpaşa Nüfus Müdürlüğünde oluşan hasarların giderilerek, hizmet vermeye devam edildiğini kaydeden Şahin, 120 okuldan ise sadece 3 okulda trafoya bağlı problemin devam ettiğini ve onun da pazartesi günü çözüleceğini söyledi.
“Orta ve ağır hasarlı binalarda ikamet mümkün değil”
Şahin, yağış esnasında alt geçitlerin biriken suların tahliye edilmesiyle trafiğe açıldığını, tramvay hatlarının da hizmet vermeye başladığını aktardı.
Zarar tespiti için 360 kişiden oluşan bir ekibinde sahada faaliyet gösterdiğini anlatan Şahin, şöyle konuştu:
“Şu an itibarıyla tespitleri hemen hemen bitirmiş durumdayız. Yeni taleplerin değerlendirilmesi sürecini zannediyorum yarın öğlene kadar tamamlayacağız. Hasar tespit faaliyetleri de yapıyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekiplerimiz hasar tespitlerinde 78 binada çalışma yaptı. 54 binamız hasarsız, 15’i az, 7’si orta ve 2’si ağır hasarlı olarak tespit edildi. Orta ve ağır hasarlı binalarda ikamet mümkün değil. Bu binalarımızda 66 aile mevcut. Bunların tahliyelerini yapıyoruz.”
Tahliye edilecek binalardaki vatandaşlar için Türk Silahlı Kuvvetlerine ait Karpuzkaldıran tesislerinin tahsis edildiğini dile getiren Şahin, diğer bölgelerde su baskını nedeniyle talepte bulunan 16 ailenin de misafirhanelere yerleştirildiğini belirtti.
“Zararların tazmini için başvuruda bulunacağız”
Yağışlar sonrası tarım alanlarında da zararlar oluştuğuna dikkati çeken Vali Şahin, “Tespitlerimize göre 299 üreticimizin bin 343 dekar örtülü ve 605 dekar açık olmak üzere bin 948 dekar alanda su baskını olmuştur. Aksu ve Kepez ilçelerimizde 10 çiftçimizin 7 büyükbaş, 70 küçükbaş hayvanı, 70 tavuk, 210 arı kovanı telef olmuştur. Tespitlerimizin hemen sonrasında Cumhurbaşkanlığı Güvenlik İşleri Genel Müdürlüğüne zararların tazmini için başvuruda bulunacağız.” diye konuştu.
İçişleri Bakanlığınca 20 milyon lira acil AFAD ödeneği gönderildiğini aktaran Şahin, şunları kaydetti:
“Vefat eden vatandaşımızın yakınına 100 bin lira nakdi yardım yaptık. Sosyal yardımlaşma vakıflarımız ilk etapta 273 aileye 1 milyon 70 bin lira nakdi, 86 kişiye de giyim yardımı yaptı. Büyükşehir Belediyesi bin 600, Kepez Belediyesi 349, Muratpaşa Belediyesi de 1000’e yakın aileye nakdi ve ayni yardımda bulundu. Tespitlerden sonra eşya yardımlarını Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız üzerinden destekleyeceğiz. Ayrıca KOSGEB destek paketleri hazırlıyor, onları da iş yerlerimizin hizmetine sunacağız. Antalya 13 Şubat’ta çok zor bir gece yaşadı. Fakat 2 gün içinde devletimizin tüm imkanları seferber edilerek çok hızlı bir iyileşmeyi de sağladık. Vatandaşlarımızın maddi zararlarını da kısa sürede inşallah gidereceğiz ve Antalya tekrar hayatın normal döngüsüne dönecektir.”
]]>Mersin Büyükşehir Belediyesi Halkkent Çocuk Gelişim Merkezi’nde eğitim gören çocuklar, 14 Şubat Sevgililer Günü’nü aileleriyle kutladı. Öğretmenleriyle birlikte bir süredir özel güne hazırlık yapan çocuklar, annelerine hazırlamış olduğu gösterileri sundu. Etkinlikte ailelerin mutluluğuna, Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer de ortak oldu.
Etkinlikte, öğretmenleriyle birlikte sevgi duvarı oluşturarak annelerine söylemek istediklerini mektuba yazıp duvara asan çocuklar, annelerine duygu dolu anlar yaşattı. Mandala yaparak keyifli zaman geçiren ve ikramlıklar eşliğinde bol bol sohbet eden aileler, kucaklaşmanın ve paylaşmanın tadını çıkardıkları sevgi dolu bir gün geçirdi.
Halkkent Çocuk Gelişim Merkezi’nden faydalanan annelerle bir araya gelmekten dolayı mutlu olduğunu belirten Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Seçer, Büyükşehir’in Çocuk Gelişim Merkezleri’nin oldukça güvenli bir ortamı olduğunu söyledi. Seçer, şöyle konuştu:
“Öğretmenler burada çocuklarımıza gereken özeni ve önemi gösteriyorlar. Çocukların özgüveni gelişiyor, paylaşmayı ve birlikte hareket etmeyi öğreniyorlar. Bunun da eğitmenler eşliğinde olması çok avantajlı. Ergenliklerinde ve yetişkinliklerinde bunun etkisi ortaya çıkıyor, altyapısı buralarda oluşuyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne, Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hanım’a ve tüm eğitmenlerimize çok teşekkür ediyorum. Hepinizin Sevgi Günü kutlu olsun.”
Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Çocuk Gelişim Merkezleri Eğitim Koordinatörü Özlem Tanışık da 14 Şubat Sevgililer Günü’nde kapsamında Halkkent ve Adile Teyze Çocuk Gelişim Merkezleri’nde eş zamanlı etkinlikler düzenlediklerini kaydetti Tanışık, şu bilgileri verdi:
“Ebeveynlerimizle birlikte bir paylaşım çemberi oluşturduk. Onlarla birlikte boyamalar yaptık. Sevgiye dair sohbet ettik. Öz şefkat çalışması yaptık. Sevginin en başta merkezde, kendi içimizden başlayıp diğer kimliklerimize uzandığından bahsettik. Çocuklarımız bu süreçte ebeveynlerine kartlar hazırladılar ve onlara mektuplar yazdılar. Sevgi kavramının onlarda uyandırdığı etki ve duyguyu ifade eden ve ebeveynleri ve sevgi denince akıllarına ne geldiklerine dair notlarını yazıp, mektuplarıyla birlikte ebeveynlerine ilettiler.”
Çocuğu Halkkent Çocuk Gelişim Merkezi’nde eğitim gören Özlem Karağan, etkinliği çok beğendiğini dile getirerek, şunları söyledi:
“Mandala etkinliği yaptık. İlk defa yaptım ama çok keyif aldım. Evde de kızımla birlikte yapmayı planlıyorum. Çalıştığım için ayrı kalıyoruz ve kızım bu aralar sürekli sarılmak istiyor ve sevgisini o şekilde gösteriyor. Notta da ‘Sarıl bana’ yazıyordu. Çok mutlu oldum, çok da duygulandım. Burası Belediye’nin kreşi değil de özel bir yer gibi. Hiç bu kadarını beklemiyordum, çok hoşuma gitti.”
Etkinliği çok eğlenceli bulduğunu söyleyen anne Sümeyye Yeter de “Etkinlik kalbime dokundu. Evladımdan sevgi kartı almak beni çok memnun etti. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Etkinliğe ilk defa katılan annelerden Büşra Karakuyu, “Çok güzeldi ve gayet memnun kaldık. Kızım burada çok mutlu ve huzurlu. O burada mutlu ve huzurlu olunca biz daha çok heyecanlanıyoruz. Kızımı buraya göndermeden önce başka kreşlerle de görüşmüştüm. Kızım bana çok düşkün. Herkes ‘Kızın seni asla bırakamaz’ diyordu ama biz bir hafta gibi kısa bir sürede, öğretmenlerim sayesinde bunu hallettik” dedi.
]]>Trabzon’da tarihi çok eski yıllara dayanan Of ilçesi belki de Türkiye’ye hiç örneği olmayan bir özelliği ile dikkat çekiyor. 1874 yılında kurulan Of Belediyesi’nde Sarıalizade Ömer Lütfü Bey’in 52 süren belediye başkanlığı görevinin ardından ilçe belediyesi hep ‘Saral’ ailesi tarafından yönetildi. 150 yıldır bozulmayan gelenekte ilçede 14 kez belediye başkanlarının isimleri değişse de soyadı hep aynı kaldı. Karadeniz’de göreve gelen ikinci kadın belediye başkanı olan Semahat Sarıalioğlu 1998-1999 yılları arasında görev yaptığı ilçede 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden sonra belediye başkanlığı görevini sürdüren Salim Salih Sarıalioğlu tekrar AK Parti’den aday olarak gösterildi. İlk belediye başkanının torunu olan Salim Salih Sarıalioğlu’nun ilçe belediyesi için rakiplerinin çoğunluğu da ‘Saral’ soy isimli adaylar oldu.
Cumhuriyet Halk Partisi’nden Halil Saral, Yeniden Refah Partisi’nden ise Güngör Saral belediye başkanlığına aday gösterilirken, 4 adayın seçim yarışında soyadı tek farklı olan isim de İYİ Parti adayı Emine Bodur oldu.
Kökenleri Osmanlı İmparatorluğu’na dayanan ve ilk olarak Of ve çevresine yerleşen Saral ailesi, Soyadı Kanunu’ndan önce ‘Sarıalizade’ olarak biliniyordu. Kanunla birlikte ailenin bazı mensupları ‘Saral’ soyadını bazıları ise ‘Sarıalioğlu’ soyadını kullanıyor.
“Seçimlere idmanlıyız”
Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan ve seçimlere aile olarak idmanlı olduklarını belirten Of Belediye Başkanı Salim Salih Sarıalioğlu, “Bundan önceki seçimlerde olduğu gibi muvaffak olmak istiyoruz. Bu amaçla bütün kadrolarımızla sahadayız. Zaten hep sahadaydık. Biz seçimlere idmanlıyız. İnanıyorum ve temenni ediyorum ki Of halkı bundan önceki seçimlerde olduğu gibi desteğini ve teveccühünü bizden esirgemeyecek Recep Tayyip Erdoğan’a, Büyükşehir’de Ahmet Metin Genç’e ve Of’ta da Salim Salih Sarıalioğlu kardeşlerine sahip çıkacaklar. AK Parti kadroları 1994 yılında Cumhurbaşkanımızın gerçek belediyeciliğin ne olduğunu o yılda başlatarak bir ışık yaktı. O ışığa bütün vatandaşlarımız sahip çıktı” dedi.
“Belki dünyada bir örneği yok”
İlçelerindeki ilk belediye başkanının babasının dedesi olduğuna dikkat çeken Başkan Sarıalioğlu, “Halkımızın kararı bu şekilde teveccüh ediyor. Belki dünyada bir örneği yok. 1874’te belediyemiz kuruldu. İlk belediye başkanı benim babamın dedesiydi. O 52 yıl belediye başkanlığı yaptı. Ben ailemizin ve ilçemizin 14. belediye başkanıyım. Halkımızın teveccühü ve desteği sayesinde onlarla et ve tırnak oluyoruz. Hep birlikte Of ailesi olarak sadece bizim kendi ailemiz değil, biz Of ailesi olarak bütün bir aileyiz. Burada yaşayan herkes bizim kardeşimizdir. O anlayışla hizmet etmeye devam ediyoruz. Sağ olsunlar Oflu hemşirelerimiz destek olduğu sürece hep beraber Of’u kalkındıracağız. İlçemizde gayet medeni, gayet kardeşhane bir seçim yarışı var. Bundan önce nasılsa öyle devam ediyor. Biz yarışı önde bitireceğimize, ipi göğüsleyeceğimize ve AK Parti bayrağını tekrar burca dikeceğimize inanıyorum. Hem de açık ara bunu sahada görüyoruz. Yapılan yatırım ve hizmetler ortada. Devam etmemesi için bir sebep yok. AK Parti bu yarışı önde bitirecek. Diğer aday arkadaşlarıma başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve ve Etimesgut Belediye Başkan adayı Erdal Beşikçioğlu ile birlikte Etimesgut SKM açılışı programına katıldı.
Programda konuşan Yavaş, şunları söyledi:
“SİZLERİN PARASINI KENDİ PARAMIZ GİBİ HARCIYORUZ. KENDİ PARAMIZI HARCAMAYACAĞIMIZ HİÇBİR YERE SİZİN PARANIZI HARCAMIYORUZ”
Aşağı yukarı beş yıldır birlikteyiz. Beş yıl boyunca Ankara’nın sokaklarında benim hiçbir fotoğrafımı görmediniz. Çakar konvoylu makam araçlarımızı görmediniz. Daima sizin içinizde sade bir şekilde yaşadık. Belediyede rant için dolaşanları görmediniz. Sadece Ankara halkının gerçek ihtiyaçları için çalıştık. Ortak akılla çalıştık. Üniversiteler, meslek odalarıyla birlikte çalıştık. ‘Ben yaptım oldu’ dönemi bitti. Dört binden fazla ihalemizi canlı yayınladık. Bunların hepsini herkes gördü. Yetmedi. Tüm harcamalarımızı belediyemizin Web sayfasında kuruşana kadar görüyorsunuz. Hesap veriyoruz. Bütçe hazırlarken vatandaşa soruyoruz. Sayıştay raporlarını açıklıyoruz. Hiçbir şeyden çekinmiyoruz. Bugünler hesap verme zamanı. Başkaları gibi ‘Ben hesabımı öbür dünyada veririm’ demiyoruz. Çünkü bu dünyada hesabını veremeyen asla öbür dünyada da hesabını veremeyecek demektir. Sizlerin parasını kendi paramız gibi harcıyoruz. Kendi paramızı harcamayacağımız hiçbir yere sizin paranızı harcamıyoruz.
“‘ÇALIYOR AMA ÇALIŞIYOR’ FELSEFESİNİ ANKARA’NIN KALDIRIMLARININ DİBİNE KADAR GÖMDÜK”
Alın terinizi belediyeye verdiğiniz paralar gerçek ihtiyaç sahiplerine gidiyor ve her mekanda hesabını veriyoruz. Yaptığımız işleri parklara, kavşaklara ne hizmet yapıyorsak kaç paraya mal olduğunu açık açık vatandaşa duyuruyoruz. Artık meşhur muhafazakar kesme bile kabul ettirilen kul hakkını adeta göz ardı ettiren, ‘çalıyor ama çalışıyor’ felsefesini Ankara’nın kaldırımlarının dibine kadar gömdük. İsraf edecek paramız yok. Bu paraları kolay kazanılmıyor. Halkın temiz alın terinden gelen paralar bunlar. Dolayısıyla nerede ihtiyaç var oraya harcıyoruz. Değerli Etimesgutlular bu caddeyi biliyorsunuz. 25-30 yıldır üç tane başbakan, bir cumhurbaşkanı, belediye başkanlığı bakanlar, İstasyon Caddesi’ni her seçimden önce geldiler. ‘Burayı çözeceğiz’ dediler. Çözmek bize nasip oldu. Önceliğimiz Sincan ve Etimesgut’un çilesini bitirmek oldu.135 milyon liraya İstasyon Caddesi’ne alternatifini yaptık ama 250-300 milyon lira da yine buranın altyapısına harcadık. Türk Kızılayı’na iki adet köprülü kavşak, Şaşmaz’a iki adet kavşak, Koru-Bağlıca’nın metro bağlantısının projesi bu ay içerisinde bitiriyor. İnşallah temelini atmak da nasip olsun.
“ORTAOKUL VE LİSE ÖĞRENCİLERİ EĞER OTOBÜSLE OKULUNA GİDİYORSA YETER Kİ OKUSUN DİYE ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE TARAFINDAN ÜCRETSİZ TAŞINIYOR”
Doğumundan ölümüne kadar vatandaşın her türlü ihtiyaçlarıyla ilgilenen kurumdur belediye. Dolayısıyla bir çocuk doğdu. Okula gidecek. Okula giderken sosyal destek alan aileyse öbür yaşıtları gibi aynı avantajlarla gidebiliyor mu? Gidemiyorsa onu çözmek bizim görevimiz. Birçoğu kreşe giderken okuluna giderken serviste gidiyor. Gidemeyen mi var? Ankara Büyükşehir bunu karşılar. Ortaokul ve lise öğrencileri eğer otobüsle okuluna gidiyorsa yeter ki okusun diye Ankara Büyükşehir Belediye’si tarafından ücretsiz taşınıyor. ve bütün derdimiz onların okuması. Okusun ki onlar da desteğe ihtiyaç olmasın. Hem ailesine hem ülkemize faydası olsun. Bu destekleri yaparken artık eskisi gibi kapı kapı paket dağıtma işi ortadan bitti. Üç yıldır Başkent Kart’a para yüklemek suretiyle onların ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Bir esnaftan alınıyordu. Şimdi Ankara’daki bütün esnaflar o esnafa verilen parayı paylaşıyor. Esnaf mutlu o ailenin ihtiyacını en iyi anneler bilir. Onlar gidiyor, ihtiyacına göre alışveriş yapıyor. Onlar bu mutlu. Kırtasiye yardımı yapılıyor, sırtında bilmem ne belediyesi, içinde defter dolu çantalar dağıtılıyor. Kırtasiye yardımını kartlara yatırıyoruz. Ama AVM’lerde geçmiyor. Sadece kırtasiyeci esnafından alıyorlar. Kırtasiyeciler kazanıyor.
“BİZ PROTEİN YARDIMI YAPIYORUZ. O BUT VERİYORMUŞ. TAVUK BUDU OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI, O DA 15 KİŞİYE. KENDİ BELEDİYESİNDE 50 BİN DESTEK ALAN AİLE VAR KEÇİÖREN’DE. SADECE YARDIM 2 BİN 500 KİŞİYE YAPILMIŞ”
İki yüz bin aileye protein yardımı yapıyoruz. Kasaplar kazanıyor ve Türkiye’de ilk defa üç yıldır Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden başka yok. Belediyeyle kıyaslamayın. Hükümet de yapmıyor. Üç yıldır doğalgaz yatırıyoruz 200 bin aileye. Üşütmüyoruz. Aç bırakmıyoruz. Bize ‘Projeleri yok’ derken İstanbul’daki çorba dağıtmaya başladılar. Ben çorba dağıtırken dalga geçiyorlardı. Emeklileri benden başka destek olan yok. ‘Projesi yok’ diyorlar. İstanbul’daki aday iki bin lira Ankara’daki beş bin lira verecekmiş. Biz protein yardımı yapıyoruz. O but veriyormuş, tavuk budu olduğu ortaya çıktı. O da 15 kişiye. Kendi belediyesinde 50 bin destek alan aile var Keçiören’de. Sadece yardım 2 bin 500 kişiye yapılmış. Dolayısıyla şimdi bizim yaptıklarımız yeni bir proje gibi ortaya koyup ‘Biz daha çok vereceğiz’ diye taklit etmeye başladılar. Eğer gerçekten taklit etmek istiyorlarsa, proje arıyorlarsa, mansuryavasneyaptı veya MY 2024 mobil uygulamamız var. Oraya girsinler. Oradaki projeleri okusunlar. Ankara’nın köylerine kadar Mansur Yavaş ne yapmış bir görsünler. ‘Aynılarını yapacağız’ diye de iddia etsinler. Tohum dağıtacakmış kırsal kalkınma da biz geçecekmiş. Şimdi bazı ilçe belediyeleri verdi. Haksızlık etmeyeyim AK Parti ilçe belediyeleri. Ama şu anda Keçiören Belediyesi’nde bir kişiye bir kilo tohum verildiğini de duymadık.
“BELEDİYE MECLİSİNDE ÇOĞUNLUK İSTİYORUZ”
Vatandaşın kimine dokunduk, özellikle pandemi döneminde. Fakat biz vatandaşa dokunduk derken onları elle bir dokunmayı sanıyorlar. Öyle bir şey yok. Vatandaş nerede darda, Ankara Büyükşehir huzur gibi yanında oldu, herkesin. Şimdi inşallah bu anlayışı şeffaf hesap verebilir. Katılımcı anlayışı Etimesgut’ta da sürdüreceğiz. Aynı şekilde el ele verip inşallah Etimesgut’un bütün sorunlarını birlikte çözeceğiz.
Ben Erdal Başkanım’ı size emanet ediyorum. Kendimi de size emanet ediyorum. Ama bir sıkıntımız var. Geçen dönem yüzde 51 oy aldık ama mecliste 148’de 40 kişiydik. Olmuyor. Görüyorsunuz. Orada yaşananları görüyorsunuz. Orada yapılan iğrenç sözler ve bunları söyleyenler siyasetin çöplüğüne gömüldü gitti. Öyle mi? Ben de diyorum ki; artık yeter. Biz de bir rahat edelim şöyle. Hizmetler yaparken engel olunmadan işlediğimizi yapalım. Rahat rahat yapalım Elbette kafamıza göre yapmayacağız. Acil projeleri yapacağız inşallah. Bu nedenle belediye meclisinde çoğunluk istiyoruz. Belediye meclisinde çoğunluk alması için ilçe belediyelerimizin de hepsini almamız gerekiyor.
]]>Yeşilay Isparta Şubesi tarafından Isparta Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde ‘Kalpten Kalbe Bağımlılıkla Mücadele’ sloganı ile 3’üncü kez ‘Beni Dinler Misiniz? projesi düzenlenecek. İl genelinde 4. sınıf öğrencilerine yönelik uygulanacak olan proje 156 okul ve 5 bine yakın öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilecek. Proje çerçevesinde öğrenciler ebeveynlerine bağımlılıklarla ilgili mektup yazacaklar ve bu mektupları ailelerine iletecek.
2019 yılından bu yana ‘Beni Dinler Misiniz?’ projesini Başdeğirmen’in desteğiyle gerçekleştirdiklerine değinen Fatih Meydan, “2019 yılında belediye başkanı olmadan önce projemize destek oldunuz. O dönemde il merkezinde 3 bin öğrenciyle bu projeyi yapmıştık. Belediye başkanı olduktan sonra da 5 bin 200 öğrenciyle gerçekleştirdik. 2024 yılında projemizi 12 ilçe ve il merkezimizde gerçekleştirmek istiyoruz. İlkokul 4’üncü sınıf öğrencilerimizle bu projeyi yapıyoruz. Çocuklarımızın ailelerindeki tütün ve teknoloji bağımlılığıyla alakalı yaşadıkları problemlerde bu farkındalığın artırılabilmesi, bağımlılıklardan kurtulabilmesi, aile içi iletişimin kuvvetlenmesi adına bir kıvılcım yakmak istedik. Bu proje 81 ilde Yeşilay tarafından takdirle karşılandıktan sonra tüm Türkiye’de uygulanmaya başlandı. Rutin belediyecilik anlayışınızın dışında sosyal belediyecilik anlayışınız bizler için çok önemli. Projelerimize destek vermenizle binlerce aileye sizlerin sayesinde ulaşmış oluyoruz” görüşlerinde bulundu.
Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, çocukları kötü alışkanlıklardan korumak için birlik ve beraberlik içerisinde hareket edilmesi gerektiğini, bu anlamda Yeşilay’ın ekibiyle güzel hizmetler verdiğini, göreve geldikleri günden bu yana da Yeşilay’la birlikte işbirliği halinde hareket ettiklerini söyledi. Göreve geldikten sonra Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nin yerini tahsis ettiklerine değinen Başdeğirmen, bağımlılık konusunda uyarılarda bulundu.
Teknoloji bağımlılığının da günümüzün en büyük sorunlarından bir tanesi olduğunu ifade eden Başdeğirmen, “Eğer bir genç bağımlılığa yöneldiyse boşluk bulmuştur. Onu takip edebilir ve anlatabilirsek konuyu çözmek mümkün. Tütün bağımlılığı veya diğer bağımlılıkları bırakabilmek için öncelikle ailelere konunun önemini anlatabilmemiz lazım. Yeşilay bu konuda bilgilendirmeler yapıyor. Biz de Yeşilay’ın yanındayız” dedi.
“Örnek proje”
‘Beni Dinler Misiniz’ projesinin Türkiye’ye örnek bir proje olduğunu kaydeden Başdeğirmen, “Çocuklarımızın yazdığı mektuplardan sonra ailelerin verdiği tepkilerin video çekimlerini izlemiştim. Orada çok duygulandık. Çocuklarımız çok bilinçli ve geleceğe iyi bakarak yetişiyor. Bugünün çocukları her şeyi iyi bilerek bazı şeyleri görüyor. Bilemeyenler de çok kötüye gidiyor. Daha çok çalışmamız lazım. Daha çok konularda birbirimize destek olmamız, birbirimize olumsuzlukları anlatabilmemiz lazım. Çocuğu madde bağımlısı olan bir baba çocuğunun problemini kimseyle paylaşamıyor. Onu tedavi edebilecek birimler var ama gidip de benim çocuğum madde bağımlısı diyemiyor. Böyle durumda sizin gibi bu işte gönüllü arkadaşlarımızın yanına gelip dertlerini anlatabilmesi lazım ki çare bulunsun” görüşlerinde bulundu.
“Gençleri daha çok kültürel etkinliklerle buluşturacağız”
Isparta Belediyesi olarak çocukları ve gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için spor alanlarını artırdıklarını belirten Başdeğirmen, “Göreve geldikten sonra gece aydınlatmalı 22 semt sahası kazandırdık. IBKM’de bir kütüphane açtık. Isparta’ya 3 tane daha kütüphane açacağız. Bir tanesi Vatan Mahallesi’ndeki gençlik merkezinde olacak, bir tanesini Davraz Mahallesi’ne hazırladık, diğerini de Akkent Mahallesi’nde açıyoruz. Şuandaki otogarı kaldıracağız ve onu yeni otogara taşıyacağız. Oraya bin 500 öğrencimizin aynı anda ders çalışabileceği, bir bölümü de 7 gün 24 saat kullanılabilecek, modern yapıda bir kütüphane yapacağız. Amacımız gençlerimizi daha çok dersle, güzel etkinliklerle buluşturabilmek. Yapmış olduğumuz protokolle çocuklarımızın aileleriyle etkileşimlerini arttıracağız. İl Milli Eğitim, belediyemiz ve Yeşilay olarak bir olumsuzluğu bile önleyebilirsek bu bizim için önemli. Bu amaçla sizlerle beraberiz, bundan sonraki her türlü çalışmalarınızda yanınızdayız” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, Yeşilay Isparta Şubesi Başkanı Fatih Meydan ve İl Milli Eğitim Müdür Vekili Dr. Özgür Uygur tarafından ‘Beni Dinler Misiniz?’ projesinin işbirliği protokolü imzalandı. – ISPARTA
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Türkiye’nin onur konuğu olduğu, Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Forumu dolayısıyla geldiği Katar’ın başkenti Doha’da temaslarına devam etti. Göktaş, yaptığı açıklamada pilot olarak deprem bölgesinden başlanacak Aile ve Gençlik Fonu için başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınacağını belirterek, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi.
Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret ederek Mehmetçik ile bir araya gelen Göktaş, tören mangası tarafından selamladı. Daha sonra birlik komutanından faaliyetlere ilişkin bilgi alan Bakan Göktaş, personelle bir araya geldi. Katar ile Türkiye arasındaki derin ve tarihi dostluğa vurgu yapan Göktaş, “Katar’ın, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’ye verdiği destek ve gösterdiği dayanışma, iki ülke arasındaki bağların ne denli güçlü olduğunun en somut örneğidir. Her iki ülkenin de karşılaştığı zorluklara omuz omuza vererek göğüs germemiz, birliğimizin ve kardeşliğimizin en güçlü ifadesidir” ifadelerini kullandı.
Mehmetçiğin Katar’da üstlendiği görevlerle iki ülke arasındaki iş birliğini pekiştirdiğini ifade eden Göktaş, “Katar’da yürüttüğünüz misyon, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanmasında kilit bir role sahiptir, bu nedenle her birinizin çabası takdire şayandır. Göreviniz, sadece askeri bir vazife değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin bir simgesi olarak önem taşımaktadır. Hem bölgesel hem de global düzeyde barış ve istikrarın korunması için yaptığımız katkılar, Türkiye’nin dünyadaki konumunu güçlendiriyor” açıklamalarında bulundu.
“TÜRKİYE FORUMUN ONUR KONUĞU OLDU”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulunarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Formu kapsamdaki temasları sorulması üzerine Göktaş, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik iyi uygulamalardan dolayı Türkiye’nin forumun onur konuğu olduğunu vurguladı.
Forum sonucunda kabul edilen Doha Deklarasyonu’nda bu konudaki çalışmalarından dolayı Türkiye’ye teşekkür edildiğini ifade eden Göktaş, Katar, Filistin, Mısır ve Ürdünlü mevkidaşlarıyla da görüştüğünü söyledi.
Bakan Göktaş, görüşmelerine ilişkin, “İlişkilerimizi geliştirmek, sosyal hizmet alanında iş birliğimizi artırmak ailenin güçlendirilmesine yönelik uluslararası alanda ortak bir dil oluşturmak konusunda görüş birliğinde olduğumuzu bir kez daha gördük. İş birliğimizi daha da artırmak konusunda mutabakata vardık” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’in Filistin’e yönelik insanlık dışı saldırılarının da görüşmelerin bir diğer konusunu oluşturduğunu aktaran Göktaş, “Bir an önce ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların bölgeye sınırlandırılmadan ulaştırılmasına yönelik görüşmelerimizi ve birlikte yapılabilecek konuları ele aldık” dedi.
AİLE VE GENÇLİK FONU’NA BAŞVURU ŞARTLARI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların başlayacağına yönelik açıklaması hatırlatılarak, başvuru şartlarına ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınmaya başlanacağını belirtti.
Başvuru için Bakanlığın “aile.gov.tr” internet sitesini işaret eden Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda oluşturulan Aile ve Gençlik Fonu’nda pilot bölge olarak deprem bölgesini belirledik. Deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tutuyoruz. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecek. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken para ile orantılı şekilde süreci yürüteceğiz.”
Göktaş, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi. Başvuru için gerekli diğer şartların da yakın zamanda açıklanacağını belirten Göktaş, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacak, onların hizmetine sunacağız” dedi.
“DİZİ YAPIMCILARI VE MEDYA SEKTÖRÜ TEMSİLCİLERİYLE TOPLANTI YAPACAĞIZ”
Dizilere yönelik tartışmaların ardından “dizi yapımcıları ile bir araya geleceği yönündeki” açıklaması hatırlatılarak bu konudaki son durumun sorulması üzerine Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye yolunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtti. Aileyi “medeniyetin kilit taşı” olarak nitelendiren Göktaş, şunları söyledi;
“Dünya genelinde yaşlanan nüfus, doğurganlığın düşmesi ve demografik tehditler söz konusu. TÜİK’in son verilerinde ülkemizde de azalan doğurganlık ve yaşlanan nüfustan bahsediliyor. Bu kapsamda, ailenin her türlü tehdit ve tehlikeden korunması için önemli çalışmalar yürütüyoruz. Aile Eğitim Programı, Evlilik Öncesi Eğitim Programları ve aile danışmanlığı gibi hizmetlerimizi yaygınlaştırarak koruyucu ve önleyici bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Son olarak, aile konusunu detaylı ele aldığımız ‘Aile Çalıştayları’nı 81 ilde gerçekleştirdik. Yoğun bir katılımla Aile Şurası’nı gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmalarımızın tespitlerini ilgili paydaşlarla paylaşmak ve istişare etmek için çeşitli toplantılar planlıyoruz. Bu tespitler ışığında eylem planımızı hazırlıyoruz.”
RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlatan Göktaş, şu ifadeleri kullandı;
“Bu protokol çerçevesinde, dizi yapımcıları ve medya sektörü temsilcileri ile 29 Şubat’ta önemli bir toplantıyı gerçekleştireceğiz. Akademisyenlerin de katılacağı toplantıda hassasiyetlerimizi aktaracağız, sorunları beraberce ele alacağız ve gerekli adımları atacağız. Bu sene 15 Mayıs’ta BM’nin Aile Günü ilanının 30’ncu yılını kutlayacağız. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor.”
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş Türkiye’nin onur konuğu olduğu, Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Forumu dolayısıyla geldiği Katar’ın başkenti Doha’da temaslarına devam etti. Göktaş, yaptığı açıklamada pilot olarak deprem bölgesinden başlanacak Aile ve Gençlik Fonu için başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınacağını belirterek, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi.
Katar Türk Birleşik Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nı ziyaret ederek Mehmetçik ile bir araya gelen Göktaş, tören mangası tarafından selamladı. Daha sonra birlik komutanından faaliyetlere ilişkin bilgi alan Bakan Göktaş, personelle bir araya geldi. Katar ile Türkiye arasındaki derin ve tarihi dostluğa vurgu yapan Göktaş, “Katar’ın, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türkiye’ye verdiği destek ve gösterdiği dayanışma, iki ülke arasındaki bağların ne denli güçlü olduğunun en somut örneğidir. Her iki ülkenin de karşılaştığı zorluklara omuz omuza vererek göğüs germemiz, birliğimizin ve kardeşliğimizin en güçlü ifadesidir” ifadelerini kullandı.
Mehmetçiğin Katar’da üstlendiği görevlerle iki ülke arasındaki iş birliğini pekiştirdiğini ifade eden Göktaş, “Katar’da yürüttüğünüz misyon, bölgesel istikrar ve güvenliğin sağlanmasında kilit bir role sahiptir, bu nedenle her birinizin çabası takdire şayandır. Göreviniz, sadece askeri bir vazife değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin bir simgesi olarak önem taşımaktadır. Hem bölgesel hem de global düzeyde barış ve istikrarın korunması için yaptığımız katkılar, Türkiye’nin dünyadaki konumunu güçlendiriyor” açıklamalarında bulundu.
“TÜRKİYE FORUMUN ONUR KONUĞU OLDU”
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulunarak, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.Çok Boyutlu Sosyal Kalkınma İçin Arap Formu kapsamdaki temasları sorulması üzerine Göktaş, ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik iyi uygulamalardan dolayı Türkiye’nin forumun onur konuğu olduğunu vurguladı.
Forum sonucunda kabul edilen Doha Deklarasyonu’nda bu konudaki çalışmalarından dolayı Türkiye’ye teşekkür edildiğini ifade eden Göktaş, Katar, Filistin, Mısır ve Ürdünlü mevkidaşlarıyla da görüştüğünü söyledi.
Bakan Göktaş, görüşmelerine ilişkin, “İlişkilerimizi geliştirmek, sosyal hizmet alanında iş birliğimizi artırmak ailenin güçlendirilmesine yönelik uluslararası alanda ortak bir dil oluşturmak konusunda görüş birliğinde olduğumuzu bir kez daha gördük. İş birliğimizi daha da artırmak konusunda mutabakata vardık” değerlendirmesinde bulundu.
İsrail’in Filistin’e yönelik insanlık dışı saldırılarının da görüşmelerin bir diğer konusunu oluşturduğunu aktaran Göktaş, “Bir an önce ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların bölgeye sınırlandırılmadan ulaştırılmasına yönelik görüşmelerimizi ve birlikte yapılabilecek konuları ele aldık” dedi.
AİLE VE GENÇLİK FONU’NA BAŞVURU ŞARTLARI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Aile ve Gençlik Fonu’na başvuruların başlayacağına yönelik açıklaması hatırlatılarak, başvuru şartlarına ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, başvuruların 15 Şubat’tan itibaren alınmaya başlanacağını belirtti.
Başvuru için Bakanlığın “aile.gov.tr” internet sitesini işaret eden Bakan Göktaş, “Cumhurbaşkanımızın vizyonu doğrultusunda oluşturulan Aile ve Gençlik Fonu’nda pilot bölge olarak deprem bölgesini belirledik. Deprem bölgesi için şartları özellikle esnettik, farklı tutuyoruz. Gençlerimizin hem evlilik hayallerine hem de farklı projelerine destek olmayı hedefledik. Aile kurma yolunda ilk adımı atacak gençlerimize faizsiz kredi imkanı sunacağız. Gençlerimiz bu destek ile aynı zamanda kendi projelerini de hayata geçirebilecek. İlerleyen süreçte ise programı tüm gençlerimizi kapsayacak şekilde bütün Türkiye’de yaygınlaştıracağız. Programın ekonomik destek kısmı ile başvurusu onaylanan kişilere toplam 48 ay vadeli 2 yılı geri ödemesiz 150 bin lira kredi desteği sunulacak. Fonda biriken para ile orantılı şekilde süreci yürüteceğiz.”
Göktaş, “Programdan yararlanmak isteyenlerin Bakanlığımızın evlilik öncesi sunacağı eğitim ve danışmanlık hizmetinden yararlanmaları ve evlenmelerinin ardından sunulacak eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmayı taahhüt etmeleri gerekiyor” dedi. Başvuru için gerekli diğer şartların da yakın zamanda açıklanacağını belirten Göktaş, “Bu fonla Türkiye’nin yeraltı zenginliklerinden elde edilecek gelirlerle gençlerimizin geleceğine yatırım yapacak, onların hizmetine sunacağız” dedi.
“DİZİ YAPIMCILARI VE MEDYA SEKTÖRÜ TEMSİLCİLERİYLE TOPLANTI YAPACAĞIZ”
Dizilere yönelik tartışmaların ardından “dizi yapımcıları ile bir araya geleceği yönündeki” açıklaması hatırlatılarak bu konudaki son durumun sorulması üzerine Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye yolunda kararlılıkla ilerlediklerini belirtti. Aileyi “medeniyetin kilit taşı” olarak nitelendiren Göktaş, şunları söyledi;
“Dünya genelinde yaşlanan nüfus, doğurganlığın düşmesi ve demografik tehditler söz konusu. TÜİK’in son verilerinde ülkemizde de azalan doğurganlık ve yaşlanan nüfustan bahsediliyor. Bu kapsamda, ailenin her türlü tehdit ve tehlikeden korunması için önemli çalışmalar yürütüyoruz. Aile Eğitim Programı, Evlilik Öncesi Eğitim Programları ve aile danışmanlığı gibi hizmetlerimizi yaygınlaştırarak koruyucu ve önleyici bir yaklaşım ortaya koyuyoruz. Son olarak, aile konusunu detaylı ele aldığımız ‘Aile Çalıştayları’nı 81 ilde gerçekleştirdik. Yoğun bir katılımla Aile Şurası’nı gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmalarımızın tespitlerini ilgili paydaşlarla paylaşmak ve istişare etmek için çeşitli toplantılar planlıyoruz. Bu tespitler ışığında eylem planımızı hazırlıyoruz.”
RTÜK ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesine Yönelik İş Birliği Protokolü’nü imzaladıklarını hatırlatan Göktaş, şu ifadeleri kullandı;
“Bu protokol çerçevesinde, dizi yapımcıları ve medya sektörü temsilcileri ile 29 Şubat’ta önemli bir toplantıyı gerçekleştireceğiz. Akademisyenlerin de katılacağı toplantıda hassasiyetlerimizi aktaracağız, sorunları beraberce ele alacağız ve gerekli adımları atacağız. Bu sene 15 Mayıs’ta BM’nin Aile Günü ilanının 30’ncu yılını kutlayacağız. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor.”
]]>Gösterime Bülent Eczacıbaşı, Gülse Birsel, İrem Sak, Salih Bademci, Can Bonomo, Öykü Karayel, Caner Cindoruk, Engin Günaydın ve Onur Buldu’nun da aralarında yer aldığı çok sayıda ünlü isim katıldı.
Filmin yönetmeni ve senaristi Haki Biçici gösterim öncesi basın mensuplarına yaptığı açıklamada, müthiş bir ekibin filmde bir araya geldiğini söyledi.
Bir aile hikayesi çektiklerini belirten Biçici, şöyle konuştu:
“Aslında hepimizin birbirine ne kadar benzediğini anladım senaryoyu yazıp herkesle paylaşınca. Şunu da gördüm, kendi ailem gibi düşündüğüm ya da biraz kurmaca yaptığım aile, aslında herkesin ailesiymiş. Ben bu ailenin çocuğuyum. Bütün ailemiz kültürlerimiz birbirine çok benziyor. Bu benzerlik üzerinden ironik bir mizah yakalamaya çalıştık. Çok mutluyuz. Filmimiz, oyuncu olarak içinde yer almak istediğimiz, iyi bir gişe komedi filmi oldu. Arzu Film ekolü benim için çok iyi. Kemal Sunal’lar, Şener Şen’ler ile büyüdük ve şu an böyle bir ekibe dönüştü İyi Bir Aile Değiliz ekibi. İlk yönetmenliğim, çok mutluyum.”
“Murat” karakterini canlandıran Kaan Yıldırım ise çok heyecanlandığı, sevdiği, severek okuyup kabul ettiği bir projede yer aldığını dile getirerek, “Bence hepimiz için öyle. Hepimizin içine sinen bir senaryo okuduk ve onu hayata geçirmek için Haki ile beraber bir yola çıktık. Haki’nin yönetmenliğinde, kaptanlığında biz de elimizden geleni yaptık. Bizim çok içimize sinen bir iş oldu. Umarız izleyenler de sever.” diye konuştu.
“Okuduğumda çok heyecanlandım”
Oyuncu Şinasi Yurtsever ise iyi bir ekip bir araya geldiği için güzel bir iş çıktığını ifade ederek, “Hem eğlenceli hem toplumsal ve sosyolojik çözümlemeleri olan bir film oldu. İstanbul’a göç ve insanların orada yaşadığı hayatı anlatan, aynı zamanda eğlenceli bir film.” diye konuştu.
Oyuncu Nergis Çorakçı da çağdaş yeni bir masalcı geldiğini aktararak, “Okuduğumda çok heyecanlandım. Kayıtsız, ‘Evet, orada olmalıyım’ dedim. Mutluyum, keyifliyim, çünkü herkesin hikayesi.” ifadelerini kullandı.
“Hızır karakterini oynayan Erkan Kolçak Köstendil ise galaya gelenlere teşekkür ederek, şunları söyledi:
“Bizim için en önemli olan kısmı, sinema salonlarına bu sezon dönüş başladı. Ne güzel ki dönüp dolaşıp geleceğimiz yer burası, çok şükür. Çünkü sinema salonları bizim mabedimiz. Asıl işimizi gösterdiğimiz er meydanı. İnsanların bilet alıp, sizi seyretmek için riske girdiği yerler. O yüzden sinemalardaki bu hareketlilik bizi çok sevindiriyor. Onun bir parçası olduğumuz için de çok mutluyuz. Umarım bizim de bir katkımız dokunur.”
Oyuncu Derya Karadaş da eşi Haki Biçici’ye, şahane bir hikayeyi yazıp oyuncu arkadaşlarını bir araya getirdiği için teşekkür ederek, “Yıllardır hayranı olduğum oyuncu arkadaşlarımla bu projede buluştuğum için çok mutluyum. Filmi hep beraber şimdi izleyeceğiz. Bu kadroyu ve hikayeyi çok seviyoruz. Umarım herkes de sevecek. Bu tatlı hikayenin çok izlenmesini çok isterim.” dedi.
Sinan karakterini canlandıran Sarp Apak ise yönetmen Biçici ile çok eski arkadaş olduklarını dile getirerek, “Haki hayallerini gerçekleştirirken yanında bulunduğum için çok mutluyum. 9 Şubat’ta sinemadayız. Erkan’ın dediğine katılıyorum, sinema bizim için bir mabet ve en kıymetli yerlerden birisi. O yüzden sinemanın bir parçası bu hareketin içinde olmak benim için büyük bir gurur.” değerlendirmesinde bulundu.
Yapımını Olympos, yapımcılığını Mustafa Sönmez, ortak yapımcılığını ise Dilek Aydın, Sinan Eczacıbaşı ve Alihan Yalçındağ’ın üstlendiği filmin konusu kısaca şöyle:
“Murat, babasını kaybetmenin üzüntüsü içindeyken, bir de bu hengamede cenaze kaybolur. Artık Murat’ın gözünde tüm aile üyeleri şüpheli durumdadır. İlaçlarını içse aslında iyi çocuk olan kuzen Hızır, rahatsız edici şekilde yardımsever diğer kuzen Sinan, ailenin ayaklı gazetesi Çiçek, işbirlikçi kapıcı ve tüm diğer garip aile üyeleri, 24 saat süren bu hengamede Murat’ı giderek çileden çıkartır.”
Filmde Asiye Dinçsoy, Melisa Doğu, Tarhan Karagöz, Nergis Çorakçı, Yakup Turgut ve Vedat Erincin de rol aldı.
]]>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş:
“Sosyal yardım ödemelerinde yapılan artışlarla birlikte yaşlı aylığını 2 bin 348 liradan 3 bin 504 liraya yükseltiyoruz”
“Yüzde 40-69 arası engelli oranına sahip vatandaşlarımızın aylıklarını 1874 liradan 2 bin 797 liraya, yüzde 70 ve üzeri engelli raporu bulunan vatandaşlarımızın aylıklarını 2 bin 811 liradan 4 bin 196 liraya çıkartıyoruz”
“Aylık ortalama 560 bin engelli vatandaşımıza Evde Bakım Yardımı yapıyoruz. Daha önce 5 bin 97 lira olan Evde Bakım Yardımı bu yılın ocak-temmuz dönemi için 7 bin 608 lira olacak”
“SED hizmetinde çocuk başına yapılan ekonomik destek tutarını ortalama 3 bin 571 liradan 5 bin 330 liraya yükselttik”
“Koruyucu ailelere çocuk başına yapılan ödemelerin aylık ortalaması 5 bin 705 liradan 8 bin 895 liraya çıkarıldı”
“Şubat ayından itibaren söz konusu aylık ödemelerini artışlı bir şekilde hak sahiplerinin hesaplarına yatıracağız”
ANKARA – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal hizmet modelleri kapsamındaki yaşlı ve engelli aylıklarıyla birlikte evde bakım yardımı ile sosyal ve ekonomik destek ödemelerinde yüzde 50’ye yakın artışa gidildiğini açıkladı.
Göktaş, yaptığı açıklamada, ocak ayı memur maaş katsayısındaki yeni düzenleme sonrasında sosyal hizmet modelleri kapsamındaki ücretlerde düzenlemeye gidildiğini belirtti.
“Türkiye Yüzyılı”nda tüm toplumu hedefleyen sosyal hizmet ve yardımların kapasitesini ve hizmetlerini iyileştirmeyi hedeflediklerini dile getiren Bakan Göktaş, yeni hizmet modelleri ve alanları geliştirmeye, ortaya çıkacak yeni zorluklara ve risklere çözümler üretmeye devam edeceklerini bildirdi.
Uygulanan sosyal hizmet modelleriyle düşük gelirli birey ve ailelerin ihtiyaçları doğrultusunda desteklendiğini belirten Göktaş, “Sosyal yardım ödemelerinde yapılan artışlarla birlikte yaşlı aylığını 2 bin 348 liradan 3 bin 504 liraya yükseltiyoruz. Buna ek olarak yüzde 40-69 arası engelli oranına sahip vatandaşlarımızın aylıklarını 1874 liradan 2 bin 797 liraya, yüzde 70 ve üzeri engelli raporu bulunan vatandaşlarımızın aylıklarını da 2 bin 811 liradan 4 bin 196 liraya çıkartıyoruz” diye konuştu.
Bakan Göktaş, 18 yaş altı engelli yakını olan vatandaşlara ödenen engelli yakını aylığının da 1.874 liradan 2 bin 797 TL’ye yükseldiğini ifade etti.
Geçen sene 116,2 milyar lira “Evde Bakım Yardımı”
Engellilerin kendi sosyal çevrelerinden ayrılmadan, aileleri ve yakınlarıyla birlikte yaşayarak aile birliğinin korunmasının ve güçlenmesinin önemine vurgu yapan Göktaş, bu kapsamda Evde Bakım Yardımı uygulamasını hayata geçirdiklerini hatırlattı.
Geçen sene toplam 116,2 milyar lira “Evde Bakım Yardımı” yaptıklarını dile getiren Bakan Göktaş, “Aylık ortalama 560 bin engelli vatandaşımıza Evde Bakım Yardımı yapıyoruz. Bu yılın ocak-temmuz dönemi için Evde Bakım Yardımı’nı 5 bin 97 liradan 7 bin 608 liraya çıkardık” dedi.
Çocukların, öncelikle aile yanında desteklenmesi ilkesini esas aldıklarını vurgulayan Göktaş, ihtiyaç sahibi ailelere çocukları için Sosyal ve Ekonomik Destek hizmeti sunduklarını belirtti.
SED’e yönelik ekonomik destek tutarlarında da düzenlemeye gidildiğini vurgulayan Göktaş, “SED hizmetinde çocuk başına yapılan ekonomik destek tutarını ortalama 3 bin 571 liradan 5 bin 330 liraya yükselttik. Ayrıca koruyucu ailelere çocuk başına yapılan ödemelerin aylık ortalaması da 5 bin 705 liradan 8 bin 895 liraya çıkartıyoruz” diye konuştu.
“Hiçbir ayrım yok”
Bireyin, ailenin ve toplumsal değerlerin korunmasına, güçlendirilmesine ve geliştirilmesine yönelik bütüncül ve adil sosyal hizmet modelleri uygulamaya devam edeceklerini dile getiren Göktaş, şunları söyledi:
“Vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım yapmadan eşit ve adil hizmet prensibiyle toplumun tüm kesimlerine arz odaklı ve erişilebilir hizmet ağımız ile ulaşıyoruz. Dezavantajlı durumdaki bireyleri çeşitli hizmet ve sosyal yardım modelleri ile destekliyoruz. Yapılan yeni düzenleme sonrasında şubat ayından itibaren sosyal yardım programlarımızın aylık ödemelerini artışlı bir şekilde hak sahiplerinin hesaplarına yatıracağız.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Pençe-Kilit operasyonu bölgesinde 12 askerin şehit olması ardından TBMM’de ortak bildiriye CHP’nin imza atmamasıyla ilgili, “CHP, sorumluluğu olan ve sorumluluğu gereği Meclis’i bilgilendirmeyen Adalet ve Kalkınma Partisi ile bir A4 kağıdı üzerinde ortaklaşıp da onların yaptıkları bütün eksiklikleri, bütün kusurları meşrulaştırmaya itiraz etmiştir. Kendi bildirgesini yayınlamıştır. İki bildirge yan yana konulduğunda bir bildirgede büyük ihtimalle gözden kaçmıştır; ama terörü kınamaktadırlar. Oysa böyle bir terör örgütü kınanmaz, lanetlenir” dedi.
2’nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün vefatının 50’nci yılı nedeniyle Anıtkabir’de anma töreni düzenlendi. Törene İnönü’nün kızı Özden Toker, torunu Ayşe Gülsün Bilgehan ve bazı aile fertlerinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürü Bilal Şentürk ve askeri erkan ile vatandaşlar katıldı.
Törende ilk olarak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kabrine çelenk konuldu, saygı duruşunda bulunuldu. Heyet, daha sonra İnönü’nün kabrinin bulunduğu alana geçti. İsmet İnönü’nün öz geçmişinin okunmasının ardından Cumhurbaşkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, CHP ve ailesi adına kabre çelenk bırakıldı. Saygı duruşunda bulunulmasının ardından İnönü ailesine taziye dilekleri iletildi.
‘TEMSİLİN ALT DÜZEYDE TUTULMASINI MİLLETİMİZE ŞİKAYET EDİYORUZ’
Törenin ardından gazetecilere açıklama yapan Özgür Özel, Cumhuriyetin 2’nci Cumhurbaşkanı, Atatürk’ün silah arkadaşı ve CHP’nin 2’inci Genel Başkanı İsmet İnönü’yü Anıtkabir’de hep birlikte bir kez daha andıklarını söyledi. Özel, törene Cumhurbaşkanı ya da Cumhurbaşkanı düzeyinde değil bir temsilci düzeyinde katılım olduğunu belirterek, “İsmet İnönü’nün bu ülke için yaptıklarına karşı canını ortaya koyarak, Lozan Fatih’i olarak bu ülkenin tapu senedini dünyaya kabul ettiren bir kişinin karşısında devletin çok daha güçlü bir şekilde temsil ediliyor olması lazımdı. CHP dışındaki kurumlarda bu temsiliyetin alt düzeyde tutuluyor olmasını milletimize şikayet ediyoruz ve bu durumun ilerleyen senelerde tekrar etmemesi gerektiğini hatırlatıyoruz” dedi.
‘CHP’NİN TERÖRE KARŞI DURUŞU ORTAKTIR’
Özgür Özel, dün Manisa’da katıldığı Şehit Piyade Sözleşmeli Er Enes Budak’ın cenaze töreninde protesto edilmesi ile ilgili, bir gün öncesinden büyük bir algı operasyonu başlatıldığını söyleyerek, “CHP, sorumluluğu olan ve sorumluluğu gereği Meclis’i bilgilendirmeyen Adalet ve Kalkınma Partisi ile bir A4 kağıdı üzerinde ortaklaşıp da onların yaptıkları bütün eksiklikleri, bütün kusurları meşrulaştırmaya itiraz etmiştir. Kendi bildirgesini yayınlamıştır. İki bildirge yan yana konulduğunda bir bildirgede büyük ihtimalle gözden kaçmıştır; ama terörü kınamaktadırlar. Oysa böyle bir terör örgütü kınanmaz, lanetlenir. Öyle kınanacak bir kusur işlememişlerdir. Lanetlenmeleri gerekmektedir. CHP’nin teröre karşı duruşu ortaktır. Ancak iktidar partisi bu konuda yapmış olduğu dezenformasyonu provokasyona çevirmiştir. Partinin sözcüleri tarafından söylenen sözler ortadadır. Dün sabah erken saatlerden itibaren hem koruma ekibimize hem Manisa’da partimize hatta civar illerden Adalet ve Kalkınma Partisi’ne geçmişte çok yakın olmuş isimlerden bir provokasyon olacağı, bir saldırı olacağı söylenmiştir. Hatta bana bu cenazeye katılmayı yeniden değerlendirmem söylendi. Dün gün boyunca şehit cenazemize katılacağımı, şehidimize sahip çıkacağımı ifade ettim ve bu provokasyonların amacının ne olduğunu bildiğimi söyledim. Dün cenazeye katıldığımız andan itibaren o organize meseleyi hep birlikte takip ettik” ifadelerini kullandı.
‘CHP, DOĞRU BİLDİĞİNİ YAPACAK’
Özel, kendisini protesto edenlerin isimlerinin bugün itibari ile tespit edilmeye başlandığını söyleyerek, sözlerine şöyle devam etti:
“Manisa’da olanların parti aidiyeti olduğu çok açık ortada. Ama civar illerden getirilenlerde de aynı kümelenme belli. Milletimiz dünkü yapılan provokasyonu, Manisalıların şehit cenazesine kendi isteği ile gelmiş kişilerin olmadığını biliyor. Şehit ailesi dün cenaze sırasında da gelip bu sloganları attıranlara tepki gösterdi. Dün uçağa binmeden önce şehit ailesi taziye evinden arayarak, sonra uçaktan indikten sonra bir kez daha arayarak yaşananlardan üzüntü duyduklarını, şehidin bizimle olan samimiyetini, yakınlığını bildiklerini, dün orada yaşanan saygısızlığın şehide yapıldığını ve Enes’in hatırasına saygısızlık olduğunu defaten söylediler. Hatta şehit ailesi, hiçbir günahları olmamasına rağmen aile büyükleri kanalıyla özür dilemeye kalktı. Bizim böyle bir şey kabul edemeyeceğimizi, esas şehide yeterli saygının gösterilememesi noktasında bütün yaşananlardan dolayı biz üzüntülerimizi ve özürlerimizi ilettik. Milletimiz her şeyi biliyor. ve bundan sonra da istedikleri kadar provokasyon yapsınlar, istedikleri kadar bu tip tertipler içerisine girsinler CHP, doğru bildiğini yapacak.”
‘ESAS VATANA İHANET BUDUR’
Bir kez daha Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’i Meclis’i bilgilendirmeye davet eden Özel, “Hadi dün gelmediniz. Yarın Meclis olağan gündemine dönüyor. Ne zaman gelip Milli Savunma Bakanı gerekli bilgilendirmeleri yapacak? Pençe-Kilit Operasyonu ile ilgili geçmişte çok önemli görevlerde bulunmuş askeri kişiler önemli hataları ifade ediyorlar. Operasyonun hedefinin ne olduğunu sorguluyoruz. Bu hedefe ulaşılıp ulaşılmadığını söylesinler. Ulaşıldıysa ne için oradayız? Ulaşılmadıysa kusur kimde? Lojistik imkansızlıklara dikkat çekiyor askerlerimiz. Bu lojistik imkansızlıklar nedeni ile askerlerimizin bazen orada yemeğe erişemediklerini, bazen gerekli lojistik sağlanamadığı için hayatlarının tehlikeye girdiği ortaya çıkıyor. Bunların hepsi konuşulması gerekirken ve Pençe-Kilit’ten durup durup bir günde 6 şehit gelen bir durum ortadayken hiçbir şey olmamış gibi sorunu bir A4’e imza atarak çözülmüş gibi göstermek milleti kandırmaktır. Esas vatana ihanet budur” ifadelerini kullandı.
‘MİLLİ YAS, 12 MEHMETÇİKTEN ESİRGENİYOR’
Özel, 12 şehidin anısına milli yas ilan edilmesi gerektiğini de vurgulayarak, “12 vatan evladı ölmüş, şehit olmuşlar. Kimsenin aklına milli yas ilan etmek gelmiyor. Ama Sudi Arabistan Kralı öldüğünde 3 günlük milli yas ilan ediyorlar. İşte size Recep Tayyip Erdoğan. İşte size yerli ve milli Adalet ve Kalkınma Partisi anlayışı. Suudi Arap Kralı’na gösterilen 3 gülük yas, 3 günlük vefa 12 Mehmetçikten esirgeniyor. Buna da ‘yerli ve milli siyaset’ diyorlar. Yere batsın böyle yerlilik, yere batsın böyle millilik. Gerçekten yerli ve milli bir siyaset istiyorsanız İsmet Paşa’ya bakacaksınız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bakacaksınız. CHP’nin iktidarda olduğu dönemlere, Bülent Ecevit’in Kıbrıs Barış Harekatı’na, ambargo tehditlerine rağmen doğruyu yapmasına bakacaksınız. Öyle dünyanın öbür liderlerinin ya da körfez liderlerinin karşısında sus pus olup da burada sözde yerli ve milli olanlara söyleyecek sözümüz şudur; hadi oradan o kolay siyaset durumunuz bitti artık” diye konuştu.
]]>Sosyal ve Gönül Belediyeciliği anlayışıyla hareket eden Karatay Belediyesi, bugüne kadar olduğu gibi 2023 yılında da ilçede yaşayan tüm ihtiyaç sahibi tüm vatandaşlara yardım elini uzattı ve onların yüzünü güldürmeyi sürdürdü. Karatay Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülen söz konusu çalışmalar çerçevesinde ilçe genelindeki birçok kesime yönelik projeler üretilerek vatandaşın sosyal yaşamına katkı sunuluyor.
“2023’te 10 bin vatandaşa 50 milyon liralık sosyal destek sağlandı”
Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü ekipleri, yıl boyunca sosyal hizmetler alanına giren aşevi faaliyetlerinden nakdi yardıma, Karatay Şefkat Evleri’nden gıda yardımına, Asker Ailesi Maaşı’ndan “Sosyal Kart” uygulamasına, “Hoşgeldin Bebek” ve daha birçok projeyle ihtiyaç sahiplerine yardım elini uzattı. Karatay Belediyesi, 2023 yılı boyunca sosyal hizmetler alanındaki tüm proje ve destekler için ilçede yaşayan 10 bin vatandaşa ulaştı ve bu kapsamda yaklaşık 50 milyon liralık katkı sundu. 2019’dan bu yana geçen yaklaşık 5 yıllık süre içerisinde ise söz konusu projelere 82 milyon TL’nin üzerinde bir kaynak ayrıldı ve harcandı.
“Aşevi sıcak yemek desteği sağlıyor”
Karatay Belediyesi, evlerinden çıkamayan ve yemek yapma imkanı olmayan vatandaşları da unutmuyor. 2023’te 316 kişiye hijyenik ortamda hazırlanan sıcak yemekler, iki öğün olarak ihtiyaç sahibi ailelerin evlerine kadar ulaştırıldı. Bu projeye 2023’te 4 milyon 106 bin TL harcandı. Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarla 2023’te Karatay’da ikamet eden ve herhangi bir geliri olmayan, maddi yönden de sıkıntı içerisinde olduğu tespit edilen ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi yardım yaptı. Karatay Belediyesi’nin ihtiyaç sahibi vatandaşlara sunduğu “Sosyal Kart” projesinden 2 bin 875 kişi faydalandı. Söz konusu çalışma sayesinde ihtiyaç sahibi vatandaşlar, evine en yakın marketten dilediği gibi alışveriş yapabilme imkanı buldu. Bu projeye ise toplamda 23 milyon 194 bin TL ayrıldı.
Karatay Belediyesi, bugüne kadar olduğu gibi 2023 yılında da vatani görevlerini yapmak üzere askere giden Mehmetçikler ve ailelerini unutmadı. Bu kapsamda askere giden evliyse eşlerine, bekar ise annelerine 6 ay boyunca her ay 1500 TL maaş verildi. Asker maaşı desteği kapsamında 2023’te ailelere toplamda 2 milyon 240 bin TL destekte bulunan Karatay Belediyesi, bu sayede hem askerin hem de ailesinin bir nebze de olsa rahatlamasına katkı sunmuş oldu.
“Gıda paketleri sofralara katkı sağlıyor”
Karatay Belediyesi, ihtiyaç sahibi ailelere gıda paketi desteğini de sürdürüyor. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından yardıma muhtaç aileleri tespit ederek vatandaşa destek olunuyor. 2023’te bir evin mutfağının bütün ihtiyaçlarının bulunduğu toplamda 450 bin TL tutarındaki koliler, ihtiyaç sahibi 338 aileye dağıtılarak ailelerin sofralarına katkıda bulunuldu.
Karatay Belediyesi, Şefkat Evleri projesiyle de geliri olmayan, barınma sıkıntısı yaşayan ve yetim veya dul ihtiyaç sahibi vatandaşlara kucak açmaya devam ediyor.
Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından araştırılan söz konusu vatandaşlar, yakınlarıyla birlikte aile maddi durumunu düzeltene kadar Şefkat Evleri’nde kira ve yakıt bedeli alınmaksızın barınmaları sağlanıyor. 2023’te bu projeden 78 ailedeki 202 vatandaş faydalandı.
Depremzedelere 15 milyonluk temel ihtiyaç yardımı
Karatay Belediyesi, 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ilimizde derinden etkileyen 7,7 ve 7,6’lık iki büyük depremlerin ardından bölgede yaraların bir an önce sarılabilmesi için de bütün imkanlarını seferber etti. Deprem bölgesinin yanı sıra depremin vurduğu 11 ilden Konya’ya gelen depremzedeler için de yoğun bir çaba gösterildi. Karatay Belediyesi bu kapsamda yiyecek, giyecek, temizlik malzemesi gibi temel ihtiyaçları kapsayan desteklere 15 milyon TL’lik bir katkı sağladı.
Karatay Belediyesi’nin vatandaşlar tarafından büyük beğeni toplayan bir başka projesi ise “Hoş Geldin Bebek Projesi.” Proje, ilçe genelinde yeni doğan tüm bebekleri kapsıyor. Söz konusu proje kapsamında çanta ve içerisinde yeni doğan bir bebeğin ihtiyaç duyabileceği bütün malzemelerin bulunduğu ve bebek bakım çantası, Karatay Belediyesi Sosyal Hizmetler Destek Müdürlüğü’nce ailelere evlerinde ulaştırılıyor. Bu proje çerçevesinde ise 2023’te 3 bin 970 aileye, toplamda da 2 milyon 183 bin 500 TL’yi bulan hediyeleri verildi.
“Hemşehrilerimizin gönlünde güzel bir yer edinmek istiyoruz”
Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, ihtiyaç sahibi ailelerin yanında olmayı sürdüreceklerini ifade ederek; göreve geldikleri günden bugüne kadar sosyal belediyecilik faaliyetlerine toplamda 82 milyonluk bir destek sağladıklarını aktardı. “Tüm çabamız vatandaşlarımızın gönlünde güzel bir yer edinebilmektir” diyen Başkan Hasan Kılca, “Gönül belediyeciliğinin gereğini yerine getirmek ve her haneye dokunabilmek amacıyla elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. Vatandaşlarımızın her biri bizim için çok kıymetli. İlçemizde düzenli geliri olmayan ailelerimiz var. İhtiyaç sahibi olan ailelerimize sahip çıkmak ve onların yanında olmak, bizim en önemli insani görevimiz. Belediye olarak sosyal yardımlarımızdan, gerçek ihtiyaç sahibi ailelerin faydalanmasına yönelik çok hassas davranıyoruz. Göreve geldiğimiz günden bugüne kadar hemşehrilerimize toplamda 82 milyon 40 bin TL tutarında bir sosyal destek sağladık. Bir yandan fiziksel yatırımlar diğer taraftan sosyal yardımlar, kültürel, eğitim ve sportif hizmetlerimizle her alanda hizmet üretiyoruz. Belediye olarak ihtiyaç sahibi ailelerimizin hangi alanda bir hizmete ihtiyacı varsa onu yerine getirmek için özen göstermeye devam edeceğiz. Amacımız hemşehrilerimizin gönül dünyalarında güzel bir yer edinebilmek” ifadelerini kullandı. – KONYA
]]>