
İKİ SALDIRININ BİRBİRİYLE BAĞLANTILI OLDUĞU TESPİT EDİLDİ
Bahçelievler Devlet Hastanesi’nde 31 Ağustos günü saat 02.30 sıralarında meydana gelen olayda acil servis bölümünün önüne gelen şüpheliler, hastaneye doğru ateş açmıştı. Açılan ateşte o sırada dışarıda bulunan, bir hastane polisi, bir jandarma, hastane güvenlik görevlisi ve 2’si hasta yakını olmak üzere toplam 5 kişi yaralanmıştı. Aynı gece Mahmutbey Caddesi’nde yürüyen 3 kişiye de silahlı saldırı düzenlenmişti. Saldırıda 1 kişi olay yerinde ölürken, 1 kişi de yaralanmıştı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalarda, iki silahlı saldırı olayının da birbiriyle bağlantılı olduğu tespit edilmiş, emniyetteki işlemleri tamamlanan 11 şahıs tutuklama talebiyle adliyeye sevk edilmişti. 11 şüpheli, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince ‘Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

ŞÜPHELİLER ATIZ-CASPER ÖRGÜT ÜYESİ ÇIKTI
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca başlatılan soruşturma çerçevesinde gerçekleştirilen operasyonlarda 5 kişi daha gözaltına alındı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca ‘Atız-Casper’ adlı örgüt üyeleri oldukları tespit edilen 5 şüpheli de tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Şüphelilerden 4’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Adliyesi önünde avukatların tuttuğu Adalet Nöbeti’ni haberleştirmek isteyen basın mensupları engellenerek meydana, merdivenlerin yukarısına, demir kapıların arkasına “süpürüldü”
Can Atalay’ın Arkadaşları/Meslektaşları bugün İstanbul Adliyesi’nde, “İliç Madeni’nin kapatılması, iş cinayetlerinin ve çevre katliamlarının son bulması, hukukun uygulanması ve Can Atalay’ın meclisteki yerini alması için” açıklama yapmak istedi. Adliyenin C Kapı girişi önündeki merdivenlerde açıklama yapmak isteyen avukatlar, polis engeliyle karşılaştı. Adliye meydanında açıklama yapabilecekleri bildirilen avukatlar, bunu kabul etmeyerek C Kapısı önünde açıklama yaptı. Bu sırada avukatların basın açıklamasını görüntülemek isteyen basın mensupları engellendi ve polislerin tabiriyle adliye dışında demir kapıların arkasına “süpürüldü”. Gazeteciler meydana çıkarıldıktan sonra demir kapı kapatıldı, girişleri engellendi. Basın mensupları, demir kapılar ardından görevlerini yapmaya çalıştı. Bir süre demir kapının ardında tutulan basın mensupları, daha sonra adliyeye alındı. Açıklama yapmalarına izin verilmeyen avukatlar da oturma eylemi gerçekleştirdi. Avukatlar, engellemelere karşın açıklamalarını yapmaya devam etti.
“BURADA SOHBET ETMEMİZ YASAKSA KİME ŞİKAYET EDİYORSANIZ EDİN. AÇSIN BAŞSAVCI ODASI GELELİM ORADA SOHBET EDELİM”
Yasağı tanımayan avukatlar, adliyenin işyerleri olduğunu söyleyerek açıklamalarını yapmakta ısrar etti. Oturma eylemi yapan avukatlardan Kemal Aytaç, polis memurların görevlerini yaptıklarını söyleyerek, “Biz de kendi görevimizi yapalım. Onlar da bizim niye burada olduğumuzu biliyorlar. Yıllardır burada basın açıklaması yaptığımızı biliyorlar. Biz zaten burada barışçıl birşekilde oturup sohbet ediyoruz. Basın açıklaması falan da yapmıyoruz. Eğer burada sohbet etmemiz yasaksa kime şikayet ediyorsanız edin. Açsın Başsavcı odası gelelim orada sohbet edelim. Eğer misafir edecekse söyleyin kalkalım orada anlatalım”
“BÜTÜN BUNLAR BİR AVUÇ YABANCI SERMAYE VE TÜRKİYE’DEKİ İŞBİRLİKÇİLERİNİN CEPLERİNİ DOLDURMASI İÇİN”
İliç’te yaşanan maden katliamı için burada olduklarını kaydeden Aytaç, “İliç’te bir cinayet işlendi, bir katliam yaşandı. İşçiler ‘öldü’ demiyorum, işçiler öldürüldü. Çünkü İliç, son 4-5 yıldır bütün çevre örgütleri, bilim insanları tarafından bin defa uyarıldı. Bunlar niye devam etti: Sermaye! Aç gözlü sermaye. Bildiğimiz kadarıyla 9 insanımız orada öldü. Buna rağmen hala siyanürlü maden aramacılığı devam ediyor. Bu vahşi bir yöntem. Bunu yapan Kanadalılar kendi ülkelerinde bu yöntemle altın aramıyor, çıkaramıyor. Topraklarımızın yüzde 10’undan fazlasına ruhsat verilmiş. Dünyada böyle bir ülke yok. Bütün bunlar bir avuç yabancı sermaye ve Türkiye’deki işbirlikçilerinin ceplerini doldurması için. Buna karşı durmayacağız da ne yapacağız” dedi.
Bir başka avukat Muharrem Özay ise şunları söyledi:
“Bugün biz konuşulduğu her yerde olduğu gibi yine hak arayanlar, avukatlar ve emniyet görevlileri olarak. Emniyet görevlileri arkadaşlarımız bizim mesai arkadaşlarımız. Bunlar da bizim gibi mesailerde karakollarda, emniyetteyiz, çay ortağıyız. Aynı çay paylaşıyoruz. Bir polis memurunun yıllar önce söylediği bir şey hala içimde derttir. Demiş ki “Abi dedi çocuk sahibi olamıyoruz. Bağcılar’da oturuyorum. Güneşim yok, havam yok, rüzgarım yok. Çocuğun oynayacağı beş metrekarem yok. Ben nasıl çocuk doğurayım”. Bizim güneşimizin, bizim havamızı, bizim ağaçlarımızı ve bizim sularımızı çalanlar karşımızda. Siz bizim kardeşlerimizsiniz. Bu ülkenin halkı, güneşini, suyunu, taşını, toprağını yitirmekte. Buradaki hukukçular bir şekilde hakkınızı aramakta hepimizin. İliçli ölen 9 kişi sadece 9 kişi değil. Hepimizden 9 kişi. Altın maden işleticiliği, altın madeni hiçbir ülkenin ekonomisine, geleceğine bir katkı üretmiyor. Bir kumar işi, kumar oynanıyor. Ülkenin tarımını güçlendirmiyor, eğitimini güçlendirmiyor, sanayisini güçlendirmiyor. Erzincan İliçli’yım. Erzincanlı ve İliçli olanlardan hicap duyuyorum, utanıyorum. Anagold firması Erzincan’da öyle büyük bir baskı kurdu ki, öyle büyük lobi yaptı ki, öyle büyük bağlantılar kurdu ki, sosyal medyada arılarım ölüyor diyen benim akrabalarımı, köylü akrabalarımı soruşturmalara konu ettiler. Arılarım ölüyor diyenler sizlerin kollarında buraya adalet hakimlerin önüne getirildi. Bu hepimiz için bir utançtır. Hepimizin geleceğinin karartılmasına ilişkin bir hamledir. O yüzden yeni İliçler olmasın. Çevreyi, doğayı katlederek o doğacak çocuğun güneşini alarak yapılamaz, yapılmamalıdır”
]]>İstanbul’da DHKP/C’li teröristlerin adliye önündeki polis kontrol noktasına saldırarak bir vatandaşın şehit edilmesi, 3 polis ve 3 vatandaşın yaralanmasına ilişkin soruşturma sürüyor.
AA muhabirleri, terör örgütü DHKP/C üyesi Pınar Birkoç ve Emrah Yayla tarafından adliyeye yönelik gerçekleştirilmek istenen ancak devriye görevi yapan polisin hareketlerinden şüphelenerek kimlik sorması üzerine iki saldırganın polislerle vatandaşlara ateş açmasıyla son bulan eylemi derledi.
Teröristler 5 dakikada etkisiz hale getirildi
Buna göre adliye binasının karşısındaki metrobüs üst geçidinin önünde 11.35’te polis ekiplerinin dikkati çeken 2 terörist, şüpheli görülmeleri üzerine durdurularak GBT sorguları yapılmak istendi.
Bu sırada panikleyerek polislere biber gazı sıkıp kaçan 2 saldırgan, adliye binasının ana giriş kapısının karşısındaki meydana doğru ateş ederek koşmaya başladı.
Terörist Emrah Yayla, meydana ulaştığında burada bulunan polis kontrol noktasına silahla ateş etmeye devam etti.
Polisle çatışmaya giren ve hedef gözetmeksizin ateş eden Yayla, 11.39’da başından vurularak etkisiz hale getirildi.
Peşinden meydana koşarak gelen diğer terörist Pınar Birkoç da elindeki çantayı yere atarak polislere ateş etmeye başladı.
Polis ekiplerince açılan ateş soncu Birkoç da 11.40’ta başından vurarak etkisiz hale getirildi.
Bu sırada meydanda bulunan 4 vatandaş ile 3 polis memuru, isabet eden kurşunlar nedeniyle yaralandı. Akrabasının mevlidine gitmek için sabah evinden çıkan ve saldırıda yaralanan Dilfiraz Karataş kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Silahlı saldırı anında adliye önündekiler, bina içerisine kaçarken, adliye içindekiler de yere yattı.
Terör saldırısının ardından olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.
Çantada plastik kelepçeler ele geçirildi
Adliyenin meydan yakınında bulunan C kapısı kapatılırken, polis ekiplerince binanın çevresinde yoğun güvenlik önlemi alındı. Ayrıca, polis helikopteri de önlemlere havadan destek verdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ile Başsavcı vekili Mehmet Yılmaz 11.47’de saldırının gerçekleştiği alanda inceleme yaptı.
Kadın teröristin meydana bıraktığı şüpheli çantada, bomba imha uzmanları tarafından yapılan incelemede içeriği henüz belirlenemeyen bir düzenek, plastik kelepçeler, 48 mermi ve örgütsel doküman bulundu.
Saldırı sırasında adliyede teröristin ablasının örgüt davası görülüyordu
Saldırının ardından çalışma başlatan polis, olayda öldürülen Pınar Birkoç’un ablasının İstanbul Adliyesi’nde “silahlı terör örgütü üyesi olmak” suçundan duruşmasının olduğunu belirledi.
Bunun üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne giden ekipler, tutuklu sanık Necmiye Birkoç ile duruşmaya izleyici olarak katılan diğer kardeşi ve bazı kişileri 12.05’te gözaltına aldı.
Olay yeri inceleme ekipleri 12.12’de adliye çevresinde çalışma başlatıldı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca terör saldırısıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında, terör örgütü DHKP/C üyelerinin İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti veya duruşma savcısını hedef alınıp almadığına yönelik çalışma sürüyor.
Çatışmanın izleri demir korkuluklarda
Öte yandan, saldırganlarla polis arasındaki çıkan çatışmanın şiddeti, demir korkuluklara isabet eden kurşun izleriyle gün yüzüne çıktı.
Olay yeri inceleme ekiplerinin tebeşirle daire içine aldıkları kovan yerlerinin, adliye binasına çok yakın mesafede olduğu görüldü.
Çok sayıda polisin devriye attığı alanda, güvenlik üst seviyede tutulmaya devam ediyor.
Saldırganlar hakkında çeşitli davalar açılmıştı
Saldırıda öldürülen teröristlerden Emrah Yayla, 23 Kasım 2021’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava kapsamında 21 Haziran 2023’te 7,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Hakkında ikametine en yakın karakola imza atma ve yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbirleri uygulanan Yayla’nın dosyası İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi.
Adana’da 2007 yılında yakalanan Yayla, sırt çantası ve arabasında bomba yapımında kullanılan düzenekler ve patlayıcı maddeler ele geçirilmesi üzerine hakkında açılan dava kapsamında 14 yıl cezaevinde kaldıktan sonra salıverildi.
Ardahan’da 1998 yılında doğan diğer terörist Pınar Birkoç ise terör örgütü DHKP/C üyesi olmak ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tutuklu yargılandığı davada yaklaşık 6 yıl tutuklu kaldıktan sonra Şubat 2022’de tahliye edildi.
]]>