
İki çocuk annesi olan Neşe Özkan’ın karın germe ameliyat ve göğüs küçültme ameliyatı sırasında kalbinin durduğu iddia edildi.

Neşe Özkan, bugün Bursa’da ikindi namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlanacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ebru Gündeş ile hasret gideren Demet Akalın, arkadaşı ile fotoğraf çektirdi ve “En çok özlenenle kavuştuk” notuyla sosyal medyadan yayımladı.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Daha önce Mauro Icardi ile mesajlaşmalarını ifşa eden Wanda Nara, dün de annesi Nora Colosimo’nun yıldız golcüye attığı mesajları sosyal medya hesabından paylaşmıştı.
Wanda Nara, bu kez de, Mauro Icardi ile çocuklarının velayeti konusunda yaşadıkları fikir ayrılıklarını gözler önüne serdi.
Mauro Icardi, geçtiğimiz günlerde, kızları Francesca ve Isabella’nın velayetini almak için Wanda Nara’ya İstanbul’da dava açmıştı. Wanda Nara, kızları nedeniyle Icardi ile Whatsapp üzerinden yaşadığı tartışmayı Instagram hesabından paylaştı.
İkili arasında geçen diyalog şu şekilde;
Wanda Nara: Asla alamayacağın velayeti isteyerek ve kızlarının annesini inciterek kendini mahvediyorsun.
Mauro Icardi: Göreceğiz bakalım.
Wanda Nara: Beni küçük düşürmek seni mutlu edecekse bu senin sorunun.
Mauro Icardi: Kızlar seni bu numaradan arayacak. Telefon numarası bu. Senin hayatın umurumda değil. Tüm güvenilirliğini kaybettin. Bana başka bir şey gönderme. Güle güle.
Icardi sonrasında Wanda Nara’nın sevgilisi L – Gante hakkında da konuştu: Bu çocuğa (L-Gante) izin vermemeni söylemiştim. Çünkü bunun böyle olacağını biliyordum. Hayatımıza karşımasına olanak tanıyorsun bu inanılmaz! Tarzını, aileni, gururunu bir hiç uğruna harcıyorsun. Bugün tüm kredini kaybettin. Tüm zarafetini kaybettin. Her şeyi kaybettin… Kendini böyle cezalandırmak nasıl mümkün olabilir?
Ben hiç kin tutmuyorum. Bu bende kıskançlık değil, başkası adına utanç, tiksinti yaratıyor… Seni gören, yorum yapan ve konuşan yüzde 99,9 kişide olduğu gibi…
20 yaşında, uyuşturucu bağımlısı, alkolik, cahil, silah taşıyan, hüküm giymiş bir mahkumla sevgili olduğun için nasıl kin tutabilirim ki? Daha devam etmemi ister misin?
Çocukların adına, benim kızlarım adına ve onlara her zaman verdiğimiz aile imajı adına senin adına utanıyorum.
Icardi, dün kızlarıyla yer aldığı bu fotoğrafına; “Kahkahalarında koşulsuz ve sonsuz sevginin yankısını duyuyorum” notunu düştü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sağlık durumu hızla ağırlaşan ünlü şarkıcı, yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı. Daha önce tedavi gördüğü Antalya’daki doktorunun talebi üzerine, gece saatlerinde ambulans uçakla Antalya’ya sevk edilmişti.
Ferdi Tayfur, burada tekrar yoğun bakım ünitesine alınmış ve ardından bir operasyon geçirmişti. Ameliyatı başarılı geçen Ferdi Tayfur’un sağlık durumu hakkında yeni gelişmeler yaşandı.
REKLAM
Ferdi Tayfur’un menajeri Şirin Gözalıcı, ünlü şarkıcının hastane odasındaki son halini paylaşıp doktoru Prof. Dr. Asuman Yavuz’un açıklama yaptığı videoyu; “Doktorumuz Sn. Prof. Dr. Asuman Yavuz gerekli açıklamayı yapmıştır. Sayın Ferdi Tayfur’un sağlık durumu iyi olup bir süre gözetim altında tutulacaktır, tüm sevenlerine duyurulur” notuyla yayımladı.

Davalık olduğu babası Ferdi Tayfur’un sağlık durumu hakkında haberi olmadığını dile getiren Tuğçe Tayfur bu konuda şu açıklama yapmıştı; “Ben yaklaşık 6-7 aydır Ferdi Bey adına verilmiş kararları sizler gibi avukatı aracılığıyla sosyal medyadan öğreniyorum. Buna şu an rahatsızlığı da dahil. Necla Hanım ne kadar bir şeyleri kenara bırakıp sonuçta sağlık bu deyip öğrenmeye çalışsa da herhangi bir cevap alamamıştır. O yüzden siz ne biliyorsanız biz de onu biliyoruz. Allah nerede sağlık bekleyen, şifa bekleyen birileri varsa yardımcısı olsun.”

Ferdi Tayfur ameliyat oldu Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>54 yaşındaki İngiliz yönetmen, dün Buckingham Sarayı’nda düzenlenen törende Kral Charles tarafından ‘sir’ ilan edildi.
Yönetmenin, 53 yaşındaki yapımcı eşi Emma Thomas’a da sinema sektörüne katkılarından dolayı ‘dame’ ünvanı verildi.
“KRAL, FİLMİMİ İZLEMİŞ”
Çiftin yapımcı ve yönetmen olarak ortaklıklarından ‘Kara Şövalye’ ve 2024 ödül törenlerini silip süpüren epik biyografik film ‘Oppenheimer’ dahil olmak üzere büyük gişe rekorları kıran filmler çıktı.
Christopher Nolan, kraliyet tarafından onurlandırılmasıyla ilgili konuşurken, Kral Charles’ın ‘Oppenheimer’ filmini izlediğini söyleyerek, “Çalışmalarımızı bilmesi ve farkında olması çok güzeldi ve evet, bu ünvanın daha fazlasını yapmam için bir teşvik olacağını umduğunu söyledi” ifadesini kullandı.
ORTAK ÇALIŞTILAR
‘Oppenheimer’ ile çift ilk kez ‘En İyi Film’ Oscar’ını ve ‘En İyi Film’ BAFTA’sını kazandı. Daha önce 2010’un bilimkurgu filmi ‘Inception’ ve 2017’nin savaş gerilim filmi ‘Dunkirk’ bu ödüllere aday gösterilmişti.
Çift, 1997’de evlendikten sonra gişe rekorları kıran filmlerinin çoğunun arkasında olan bir yapım şirketi kurdu.
“İYİ BİR EŞ BULUN”
Christopher Nolan, bir keresinde genç yönetmenlere tavsiyesinin ne olduğu sorulduğunda “İyi bir eş bulun” yanıtını vermişti.
Nolan, ‘dünyanın en yenilikçi ve etkili film yönetmenlerinden biri’ olduğu için İngiliz Film Enstitüsü Bursu’na layık görüldüğünde de eşine teşekkür etmişti.
KİMLER ŞÖVALYE İLAN EDİLDİ?
İngiltere’de sanat, iş, siyaset, spor gibi alanlardan üstün hizmetlerde bulunmuş başarılı isimler, şövalyelik nişanı ile ödüllendiriliyor.
Bugüne dek Elton John, Anthony Hopkins, Kevin Spacey, Paul McCartney, Patrick Stewart, Angelina Jolie ve Judi Dench gibi pek çok ünlü isme şövalyelik ünvanı verildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>49 yaşındaki Jolie’nin Haluk Bilginer ile birlikte rol aldığı ‘Maria’ filminin setinde Angelina Jolie’nin 23 yaşındaki oğlu Maddox ve 21 yaşındaki Pax, yapım asistanı olarak çalıştı.
Biyografik filmde Callas’ı canlandıran Jolie, karakterin çok fazla acı çektiğini söylerken, bunu oğullarının önünde yeniden canlandırmanın farklılığına değindi.
BBC’ye konuşan Angelina Jolie, “Elbette birçok şey yaşadığımı gördüler, ancak bir ebeveynin çocuğundan genellikle gizlediği acıların çoğunu ifade etmesini deneyimlememişlerdi” dedi.
Angelina Jolie, Maddox ve Pax’in duygusal sahnelerden sonra kendisine sarıldıklarını veya ona fincanlarca çay getirdiklerini paylaştı.
Ünlü oyuncu, gerçek hayatta saklamayı tercih ettiği duygusal çöküş anlarının bir benzerini çocuklarının karşısında canlandırmanın, ailesine karşı duyguları hakkında dürüst olması gerektiğini hatırlattığını belirtti.
Brad Pitt ile 2016’da ayrılan altı çocuk annesi Jolie, geçtiğimiz günlerde verdiği röportajda, “Sevdiğim çocuklarım var ama bir yetişkin olarak çoğu zaman yalnızım” itirafında bulunmuştu.
Maria Callas hakkında konuşurken Jolie, “Kendimi onun sahip olduğu yalnızlıkla özdeşleşirken buluyorum” ifadesini kullanmıştı.
Angelina Jolie, ailesinin ona büyük mutluluk vermesine rağmen, zamanının çoğunu yalnız geçirme gerçeğiyle mücadele ettiğini anlatmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet tarihinin en çok tarihi eser iadesinin sağlandığı bir dönem geçirdiklerinin altını çizen Zeynep Boz, şunları söylemişti; “Tarihi eserlerimiz; geldi, geliyor, gelecek”…
Eserlerimiz; geldi, geliyor, gelecek” Haberi Görüntüle
Zeynep Boz, 2024’ün bitmesine günler kala bu yıl; hangi ülkeden kaç tarihi eser iadesi alındığı anlattı. Boz, aynı zamanda tarihi eser kaçakçılığının önlenmesi için de yoğun çalışma içinde olduklarını belirtti. Boz, bu konuda şunları söyledi: Türkiye, 2024’te de kültür varlıklarının korunması ve yasadışı yollarla yurt dışına çıkarılmış eserlerin iadesi konusundaki mücadelesini kararlılıkla sürdürdü. Bu yıl aralarında Boubon heykelleri, M.Ö 5. yüzyıla ait sikkeler, Milet kökenli bir kore torsosu ve Mustafa Dede tarafından istinsah edilmiş bir Kur’an-ı Kerim’in de bulunduğu önemli eserleri ülkemize kazandırdık.
Ancak bu mücadelede temel hedefimiz sadece eserlerin iadesi değil; bu suçun tamamen önlenmesi. Bu amaçla 2024’te farkındalık ve eğitim çalışmalarına yoğunlaştık. Köylerde, ören yerlerinde ve okullarda binlerce kişiye ulaştık. Muhtarlarımızdan; öğretmenlerimize, kolluk kuvvetlerinden; yargı mensuplarına kadar geniş bir kitleyi eğittik. Uluslararası platformlarda Türkiye’yi başarıyla temsil ettik ve UNESCO ile AB eğitimlerinde eğitici olarak yer aldık.
2025’te de halkımızın desteğiyle bu suçun önlenmesi ve kültür varlıklarımızın korunması için daha büyük adımlar atmayı hedefliyoruz. Türkiye, kültür mirasını korumada örnek bir ülke olmaya kararlıdır.

2024’te 1.149 tarihi eser iadesi ağlandı. O eserler ve iade alınan ülkeler şöyle;
2024’TE TÜRKİYE’YE İADESİ SAĞLANAN TARİHİ ESERLER
• Fransa’dan Gönüllü İadesi Sağlanan Eserler (2 Adet)
Fransa’da ikamet eden bir kişi tarafından iki sikke gönüllü olarak ülkemize iade edildi. Türkiye’ye getirilen sikkeler 03.01.2024 tarihinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’ne teslim edildi.
Bizans İmparatorlarından Justin I (518-527) dönemine tarihli olan sikke bronz bir follistir. Sikkenin arka yüzünden Konstantinopolis (İstanbul) darphanesinde basıldığı anlaşılıyor. Önyüzde sağa dönük imparator başı etrafında “DN IVSTINVSPP[AVG], arka yüzünde ise sikke biriminin 40 nummi olduğunu gösteren büyük M, solda yıldız, sağda ve üstte haç, altta ise silik halde CON yazılı.

Artuklu Beylerinden Nasreddin Artuk-Aslan (1200-1239) dönemine tarihli diğer bronz sikkenin önyüzünde yer alan sağa dönük insan başı etrafında Arapça “El-melik, el-mansur Nasır ül-Dünya ved-din Artuk Aslan, arka yüzünde ise “El-nasr el-din Allah emir-ül müminin El melikül Kamil” yazılı.
REKLAM
• Almanya’dan Gönüllü İadesi Sağlanan Roma Dönemine Ait Pişmiş Toprak Vazo (1 Adet)
Bir Alman vatandaşı tarafından, 30 yıl önce ülkemizden çıkarıldığı ifade edilerek Stuttgart Başkonsolosluğu’na teslim edilen Roma Dönemine ait Pişmiş Toprak Vazo diplomatik kargo yoluyla ülkemize getirilmiş ve 03.01.2024’te Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’ne teslim edildi.
Roma Dönemine tarihlendirilen pişmiş toprak vazonun üzerinde Grekçe ‘PKH’ harfleri bulunuyor. Yoğun bir kireç tabakasıyla kaplı olan vazonun ağız kısmı kırık ve eksik.

• İngiltere’den İadesi Sağlanan Milet Kökenli Kore Torsosu (1 Adet)
İngiltere’nin Londra şehrinde faaliyet gösteren Christie’s Müzayede Evi’nin 8 Aralık 2021 tarihli ‘Antiquities’ isimli müzayedesinde yayımlanan kataloğunda 65 lot numarasıyla satışa sunulan mermer Kore Torsonun ülkemiz kökenli olabileceği tespit edildi.
Torsoya ilişkin müze uzmanlarımız ve akademisyenlerce yapılan incelemeler sonucu ülkemiz kökenli olduğu anlaşılmış ve konuya ilişkin uzman raporları hazırlandı. Bununla birlikte sürece eş zamanlı olarak eserin satışının durdurulması talep edildi.
İadeye konu eserin gövdesi; alt bölümü büyük çarkta şekillendirilmiş kil heykellerin etkisini taşır biçimde silindirik gövdeli. Torsonun küçük boyutlarda olması ve elinde tuttuğu alışılmış dışı atribü onun adak hediyesi olabileceğini düşündürüyor.
Yapılan girişimlerin ardından eserin satışı askıya alınmış ve yasadışı yollarla ülkemizden çıkarıldığına ilişkin ek olarak delil niteliğinde bilgi ve belgeler talep edildi. Bu doğrultuda eserin kökenine ışık tutabilecek arşiv belgeleri taranarak İngiliz makamlarına sunuldu.
Ayrıca; konuya ilişkin Didim Cumhuriyet Başsavcılığı da bir soruşturma başlatarak soruşturma kapsamında eserin ülkemize iadesi için bir adli istinabe talebi hazırlandı. Adli istinabe talebi, Adalet Bakanlığı kanalıyla ilgili ülkeye gönderildi.
Bakanlığımız girişimleri sonucu sunulan somut bilgi, belge ve delillerle birlikte yürütülen adli yardımlaşma talebimiz kapsamında esere el konuldu. 26 Ocak 2024’te ülkemize getirilen heykel geçici olarak Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bulunuyor.
REKLAM
• İngiltere’den Gönüllü İade Alınan Bronz İmparator Heykeli (1 Adet)
Boubon Antik Kenti kökenli anıtsal boyutlardaki bronz imparator heykelinin Christie’s Müzayede Evi tarafından 2011’de New York’ta satışa çıkarıldığı tespit edildi. Soruşturmayla ilgili haberlerin uluslararası basında geniş bir şekilde yer bulması üzerine bu eseri, 2011’de yasadışı geçmişini bilmeden satın alan kişi durumdan haberdar edildi. Söz konusu kişi, İngiltere’deki konutunda bulundurduğu heykeli, iyi niyet göstererek Türkiye’ye iade etmeyi kabul etti.
Anıtsal bronz imparator heykeli ağırlığı sağ bacağına verilmiş şekilde bir duruşa sahip. Sağ kolu kayıp olmasına rağmen, omzun pozisyonundan heykelin sağ kolunun havada olduğu anlaşılıyor. Eser M.S. 2’nci yüzyıl sonu ve 3’üncü yüzyıl başına tarihleniyor.
2 Şubat 2024’te Antalya Müzesinde gerçekleştirilen bir törenle kamuoyuna tanıtılan eser Antalya Müzesi’nde sergileniyor

• İtalya’dan İadesi Sağlanan Pişmiş Toprak Eserler (11 Adet)
Floransa Savcılığı tarafından gerçekleştirilen bir soruşturma kapsamında; 11 adet pişmiş toprak eserin ülkemiz kökenli olup olmadığını ve kanun kapsamında bulunup bulunmadığını gösteren bilimsel bir rapor sunulması talep edildi.

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından hazırlanan raporla bu eserlerin Anadolu’da M.Ö 3 binden Demir Çağına kadar ülkemiz sınırları içerisinde bulunan eserlerin olduğu belirtilerek 2863 Sayılı Kanun kapsamında oldukları ifade edildi.
Konuya ilişkin hukuki prosedürün tamamlanması akabinde anılan eserler, 24 Ocak 2024’te Roma Büyükelçiliği’nde düzenlenen bir törenle teslim alındı.

• İsviçre’den Gönüllü İade Alınan Mermer Yazıt Parçası (1 Adet)
Graubünden Kantonu Arkeoloji Servisi, İsviçre Federal Kültür Ofisi (FOC) ile temasa geçerek Milet Antik Kenti kökenli olduğu anlaşılan bir mermer yazıt parçasını Türkiye’ye gönüllü olarak iade etmek istediklerini iletti. Dışişleri Bakanlığı ile Kültür ve Tanıtma Ataşeliği aracılığıyla Türkiye’ye getirilen yazıt parçası 22.03.2024’te Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’nde muhafaza altına alındı.
Milet Antik Kentine ait olduğu anlaşılan mermerden yapılmış 13 cm uzunluğa, 10 cm genişliğe ve 3 cm derinliğe sahip yazıt parçasının korunabilen kısmında, kısmen 5 satırdan oluşan Grekçe yazıt görülüyor.
REKLAM
• ABD’den Gönüllü İade Alınan ‘Lekytos’ Görünümlü Pişmiş Toprak Vazo (1 Adet)
ABD’nin Florida eyaletinin Tampa şehrinde yaşayan bir ABD vatandaşı tarafından ülkemize gönüllü olarak iade edilmek üzere Miami Başkonsolosluğu’na teslim edilen ülkemiz kökenli “lekythos” türü pişmiş toprak vazo, Dışişleri Bakanlığı ile Miami Başkonsolosluğu aracılığıyla Türkiye’ye getirildi.
Roma Dönemi’ne tarihlenen ‘Lekytos” görünümlü, devetüyü renginde pişmiş toprak vazo 16,21 cm yüksekliğe, 4,5 cm genişliğe ve 2,4 cm ağız çapına sahiptir. Söz konusu pişmiş toprak vazo 04.04.2024 tarihinde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’nde muhafaza altına alındı.

• İngiltere’den İadesi Sağlanan Mustafa Dede Tarafından İstinsah Edilen Kuran-I Kerim (1 Adet)
İngiltere’de 2017’de satışa çıkarılan Mustafa Dede tarafından istinsah edildiği belirlenen Kuran-ı Kerim, yoğun bir delilleme süreci ve takibin ardından yasadışı yollarla kaçırıldığı tespit edilerek ülkemize kavuşturuldu.
Söz konusu eserin Sultan II. Abdülhamit’in koleksiyonunda yer aldığı, Türkiye’den yakın bir zamanda gasp sonucu ele geçirilerek kaçırıldığı dair bilgilere ulaşılmasını müteakip, Christie’s Müzayede Evi tarafından satışı gerçekleştirilecek eserin müzayededen çekilmesi ve ülkemize iadesiyle ilgili gerekli işlemlerin başlatılması, Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’ndan talep edildi.

Ülkemizce sağlanan gasp tutanağı, eserin Türkiye’deyken çekilmiş fotoğrafı gibi deliller sayesinde Londra Metropolitan Polisi tarafından esere el konuldu Kur’an-ı Kerim’i satışa sunan yabancı uyruklu kişilerce, el koyma işlemine karşı bir hukuki süreç başlatılmış ve bu süreç ülkemiz lehine sonuçlandı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na iletilen adli yardımlaşma talebimiz çerçevesinde, Bakanlığımız Yazma Eserler Başkanlığı, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın işbirliği ile gerçekleştirilen iade çalışmaları sonucunda ülkemize getirilen Mushaf, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü’nde muhafaza altına alındı.
Eser, Osmanlı hat ekolünün kurucusu, hattat Şeyh Hamdullah’ın oğlu Mustafa Dede imzalı bu Kur’an-ı Kerim nesih hat ile 13 satır halinde yazılmıştır. Ketebe kaydında Mustafa Dede imzası yer alan eserde herhangi bir tarih yer almamaktadır. 16’ncı yüzyılın başında yazılmış mushafın en dikkat çeken özelliği ise yazılı bölümlerin hat sanatında “vassale” olarak tanımladığımız teknikte farklı bir kâğıdın üzerine yapıştırılarak hazırlanmasıdır. Cildinin yanı sıra serlevha, hizip ve aşir gülleri gibi tezhipli bölümlerdeki üslup 18. yüzyıla ait karakterde olup yoğun altın sarısı kullanımı da göze çarpmaktadır. Bu da eserin 18’inci yüzyılda kapsamlı bir restorasyon geçirdiğini ve vassale uygulamasının da bu dönemde yapıldığını gösteriyor.
REKLAM
• ABD’den Gönüllü İade Alınan Heykel Başı (1 Adet)
Hellenistik Döneme tarihlenen mermer bir heykel başı elinde bulunduran kişinin vefatı üzerine varisleri Anadolu kökenli olduğunu düşündükleri heykeli ülkemize iade etmek istediler. Müze uzmanlarımız tarafından görselleri üzerinden de incelenen eserin ülkemiz kökenli olduğu anlaşıldığından gönüllü iadesine ilişkin işlemler başlatılmış ve eser 2 Mayıs 2024’te Amerika Birleşik Devletleri’nden Türkiye’ye ulaştırıldı.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde muhafaza altına alınan mermer baş Büyük İskender’e aittir. Makedonya Kralı Büyük İskender Antik dönemde önemli bir yere sahip olan Büyük Pers seferini başlatmış ve M.Ö 334’te Anadolu’ya giriş yaptı.. Bu büyük seferde özellikle Anadolu şehirlerini Pers boyunduruğundan kurtarmak için Anadolu’nun her yerinde siyasi ve askeri faaliyetlerde bulunmuştur. Büyük İskender’in bu faaliyetlerinden geriye kalan birçok kültür mirası günümüzde Anadolu’da görülmektedir. Büyük İskender betimli sanat ürünleri, ordusu için kurduğu darphanelerde basılan sikkeler ve daha birçok kültür varlığı günümüze ulaştı. M.Ö 356 – 323 arasında yaşamış olan Makedonya kralı Büyük İskender zamanı Klasik Sanat ile Helenistik dönem arasında bir geçiş dönemi oldu.
Gönüllü iade alınan eser 35 cm yüksekliğe ve 30 cm genişliğe sahip olup göze çarpan özellikleri arasında ise badem göz, bukleli saç tasarımı ve Büyük İskender’in hükümdarlığı sırasında moda olan anastoleli (saçın önden arkaya doğru yatırılması) saç modeli görülüyor. Başının omzuna doğru eğik duruşu ve çok hafif arkaya doğru atışıyla alnının ortasından çıkan saç tutamı aynı bir aslanın yelesi gibidir ve her iki yandan düzensiz kıvrımlarla inmektedir. Bu Büyük İskender’e özgü bir saç tipidir. Ağır göz kapakları ile yuvarlak gözleri, kalın kirpikleri ve dişlerini pek ortaya çıkarmayan hafif açık ağzı gibi özelliklerin tümü, Büyük İskender heykellerinin genel karakteristiğidir. Yakın zamanda Bakanlığımızca gerçekleştirilen Düzce, ‘Prusias ad Hypium’ Antik Kenti müze kazılarında da benzer bir Büyük İskender portresine bulundu.

• ABD’den İadesi Sağlanan Bronz Kline (1 Adet)
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Amerika Birleşik Devletleri Los Angeles’da yer alan, Jean Paul Getty Müzesi arasında yapılan müzakereler sonucunda Manisa’da 1979’da gerçekleştirilen kaçak kazılarla ülkemizden yasadışı yollarla çıkarıldığı anlaşılan bronz klinenin iadesi sağlandı.
Ölçüleri; 75×187.5 cm olan klinenin iskeleti ve ayakları dökme bronzla kaplanmış demirden yapılırken, yatak yüzeyi kafesli bir görünüm yaratmak için elmas şeklindeki kesiklerle delinmiş ince bakır levhadan oluşmaktadır. Yer yer lotus ve palmet süslemelerinin de görüldüğü kline, dönemin ince işçiliğini göz önüne seriliyor.
Klinenin ayaklarının üst yüzeyleri ve üst kısımlarında tekstil kalıntılarına rastlanıyor. Alahıdır tümülüsünde 1979’da gerçekleştirilen kurtarma kazılarında, Tümülüs odasında keten kumaş parçaları yanı sıra bazı küçük ‘bronz levha’ parçaları ve ahşap parçaları bulunmuştur. Bulunan bu kumaş parçalarının, Getty Müzesinden iadesi sağlanan klinedeki kumaş kalıntıları ile uyum göstermesi, eserin iade süreci kapsamında önemli rol oynadı.
Lidya dönemine ait bu kline, M.Ö 530’a tarihlendirildi.
REKLAM
• ABD’den İadesi Sağlanan Eserler (14 Adet)
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Amerika Birleşik Devletleri Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturma Birimi (HSI) ile sürdürülen işbirliği kapsamında tamamlanan soruşturmalar sonucunda arkeolojik ve etnografik kültür varlıklarının yurdumuza iadesi sağlandı.

Ülkemize yeniden kazandırılan eserlerimiz arasında Burdur İli, Gölhisar İlçesi, İbecik Köyü’nde bulunan Boubon Antik Kentinde yoğun olarak 1960’lı yıllarda gerçekleştirilen kaçak kazılar neticesinde elde edilerek yurt dışına çıkarılmış eserlerin yanı sıra, çeşitli dönemlere ait sikkeler, pişmiş toprak eserler, bir mücevher parçası ve Osmanlı Dönemine ait iki adet hançer yer alıyor.
Eserler, 12 Eylül 2024’te Amerika Birleşik Devletleri’nin New York Şehrinde bulunan Türk Evi’nde Bakanlığımız yetkililerinin de hazır bulunduğu bir törenle teslim alındı.

• ABD’den İadesi Sağlanan Bintepeler Nekropol Alanı Kökenli Kolye (1 Adet)
Amerika Birleşik Devletleri’nin Massachusetts eyaletinde bulunan Boston Güzel Sanatlar Müzesi koleksiyonunda bulunmaktayken kaçak kazılar sonucu yasadışı yollarla ülkemizden çıkarıldığı tespit edilen Manisa ili, Bintepeler Nekropol Alanı kökenli kolyenin ülkemize iadesi sağlandı.
Boston Güzel Sanatlar Müzesi, 1982’de Anadolu kökenli olması dışında herhangi bir köken bilgisine sahip olmadan satın aldığı kolyenin kökenini araştırmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Boston Başkonsolosluğu ile temasa geçti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan bilimsel ve arşiv araştırmaları sonucunda, kolyenin 1970’li yıllarda yüzden fazla Lidya tümülüsünün bulunduğu Bintepeler Nekropol Alanından kaçak kazılar sonucu çıkarıldığı ve yasadışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı tespit edildi.
Kolye, altın ve karnelyan taşından yapılmış olup yaklaşık 20 santimetre uzunluğunda ve toplam 30 küresel boncuktan oluşmaktadır. M.Ö 6.-5. Yüzyıllar arasına tarihlenen kolye Arkaik Dönem Lidya sanatının karakteristik özelliklerini taşımaktadır. Günümüze kadar iyi korunmuş durumda gelen eser, Manisa Müze Müdürlüğü envanterinde yer alan Bintepeler Nekropol Alanı kökenli diğer eserlerle benzerlik göstermesi açısından önem taşıyor.
REKLAM
• Danimarka’dan İadesi Sağlanan Eserler (49 Adet)
1960’lı yıllarda Boubon Antik Kenti’nin maruz kaldığı yoğun kaçak kazı faaliyetleri kültürel mirasımıza büyük zarar vermiştir. Bu süreçte pek çok eser, sahte belgeler ve köken bilgileriyle İsviçre üzerinden ya da doğrudan ABD’ye kaçırılmış ve müzeler ile koleksiyoncular tarafından satın alınmıştır. Bu eserlerden Septimius Severus heykel başının, Danimarka’daki Ny Carlsberg Glyptotek Müzesi’nde bulunduğu tespit edildi.

Kopenhag Büyükelçiği ile Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinasyon içinde yürüttüğü müzakereler sonucunda Glyptotek Müzesi, sunulan deliller ve kendi bilimsel incelemeleri doğrultusunda eseri etik nedenlerle Türkiye’ye iade etmeyi kabul etti.
Söz konusu eserlerin 2024’te ülkemize iadesi sağlanmıştır.

• İsviçre’den İadesi Sağlanan Kandil, Madalyon ve Sikkeler (9 Adet)
İsviçre’nin Cenevre kenti yakınlarında gerçekleştirilen gümrük denetlemesi sonucunda ele geçirilen M.S 5’nci ve 7’nci yüzyıllar arasına tarihlenen bir kandilin ülkemize iadesi sağlandı.
Kandil ile birlikte ele geçirilen belgeler ve İsviçre makamlarının yürüttüğü soruşturma neticesinde, özellikle Orta Doğu ülkelerinden kültür varlıklarını toplayarak Avrupa’ya kaçıran bir şebeke ortaya çıkarılmış ve çökertildi.
Bununla birlikte; yine İsviçre’den farklı bir soruşturma kapsamında ülkemiz kökenli İstanbul, Balıkesir ve İzmit basımı MS 4-6’ncı yüzyıllar arasına tarihlenen Bizans Dönemi’ne ait 7 sikke ile bir altın madalyonun da iadesi sağlandı.

• Yunanistan’dan İadesi Sağlanan Sikkeler (1055 Adet)
Yunanistan’ın Kipi Sınır Kapısında 2019’da gerçekleştirilen bir aramada 1055 adet sikke ele geçirildi. Bu eserler üzerinde Yunanistan makamlarınca sağlanan görüntüler üzerinden gerçekleştirilen incelemeler sonucunda 1055 adetten oluşan sikke grubunun ülkemize ait olduğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca raporlanmıştır. Sikkelere ilişkin olarak ayrıca Doç. Dr. Hüseyin Köker ile bilgi alışverişinde bulunuldu.
Bu sikkelerin arasında Anadolu’da M.Ö 7’nci yüzyıldan M.Ö 5’inci yüzyıla kadar süren tarih aralığında darp edilmiş gümüş sikkeler yer alıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın takibi ve adli sürecin tamamlanmasının ardından söz konusu kültür varlıkları, 19 Aralık 2024’te Yunanistan’ın başkenti Atina’da Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve bakanlık yetkililerinin de hazır bulunduğu bir törenle teslim alınacak.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hollanda ve Almanya turnelerinden yeni dönen ‘Güldür Güldür Show’, bu kez 20 Aralık’ta Diyarbakır’a gidecek. Ekip, bu sefer Diyarbakır oyunu için hem oyuncular, hem seyirci büyük bir heyecan içinde. Yıllar sonra yeniden Diyarbakır seyircisi ile buluşacak olan ‘Güldür Güldür Show’, Diyarbakır turnesinden sonra 2025’te şubat, mart ve nisan aylarında Avrupa ve Türkiye turnelerine devam edecek ve seyircisinin karşısında olacak.

Ali Sunal’ın moderasyonuyla gerçekleşen ‘Güldür Güldür Show’da; Onur Buldu, Doğa Rutkay, Onur Atilla, Uğur Bilgin, Ecem Erkek, Meltem Yılmazkaya, Erdem Yener, Aylin Kontante, Mahir İpek, Aziz Aslan, Açelya Topaloğlu, Toygan Avanoğlu, Özgün Aydın, Özgün Bayraktar, Burak Topaloğlu, Berkay Tulumbacı ve Hasibe Özlem Eren yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İngiltere’de kansere yakalanan Kral Charles’ın durumu “stabil.”
Ancak her ne kadar Kral Charles, tahtta kalmaya ve kraliyet adına gezilere katılmaya devam etse de durumunun pek parlak olmadığı söyleniyor.
Bu söylenti ise İngiltere’de kraliyet üzerine yazılar yazan Sally Bedell Smith tarafından ortaya atıldı.
TAHT HAZIRLIKLARI BAŞLADI
Kraliyet biyografileri yazan ünlü gazeteci Sally Bedell Smith, “Galler Prensi William ve Kate Middleton’ın beklenenden çok daha yakın bir tarihte kral ve kraliçe olmaya hazırlanıyorlar” dedi.
Sally Bedell Smith, People’a yaptığı açıklamada “Kral görevlerini tipik bir kararlılıkla yerine getirmesine rağmen, kanser tedavisi sırasında sınırlamaları kabul etmek zorunda kaldı” dedi.

KRALİYETİN GÜNDEMİ DEĞİŞİYOR
Kraliyet kaynakları bir süredir William ve Kate için “Sırada hayatlarının en büyük görevi var ve elbette Kate’in sağlığı öncelikli ama bu aynı zamanda herkesin bir adım geri çekilip şu anda neyin önemli olduğunu anlamasına da olanak sağladı” yorumları yapıyor.

NE OLMUŞTU?
Prenses Kate, mart ayında bir video paylaşarak kansere yakalandığını açıklamıştı.
Tedavi sürecinde sessizliğe bürüne Prenses Kate, eylül ayında paylaştığı videoyla da kemoterapisinin bittiğini duyurmuştu.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2019 yılında evlendiği Uğur Akkuş’tan boşanmanın eşiğinden dönen ve evliliğine bir şans daha veren eski manken Ebru Şallı son paylaştığı market videosula gündem oldu.
Spora olan düşkünlüğüyle bilinen Ebru Şallı, markette hem alışveriş hem de pilates yaptı.
ELEŞTİRİLDİ
O anları kayıt altına alarak Instagram hesabından “Süper market pilatesi” notuyla paylaştı.
Şallı, elle dokunulan yerlere ayakkabısıyla temas ettiği için takipçilerinden tepki aldı.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karagül, Hayat Sevince Güzel, Söz ve Kuruluş Osman dizileriyle tanınan ünlü oyuncu Burak Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımla dikkatleri üzerine çekti.
Şu sıralar Hudutsuz Sevda dizisinde yer alan yakışıklı oyuncu, denize girmek için soluğu İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı Anadolu Feneri’nde aldı.
SOĞUK ETKİLEMEDİ
Aralık ayındaki soğuğu önemsemeden denize giren oyuncu, o anları da 1.9 milyon takipçisinin bulunduğu Instagram hesabından paylaştı.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR’da Beşar Esad’a benzerliğiyle dikkat çeken kişi, sosyal medyada gündem oldu.
Silvan ilçesinde dün öğle saatlerinde telefoncudan çıkan kişi, eski Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a benzerliğiyle dikkat çekti. Telefoncunun karşısında berberlik yapan Muhterem Tayinmak, o anları cep telefonuna kaydedip sosyal medyada paylaştı. Paylaşım binlerce etkileşim alırken, kişinin yüz hatları ve mimiklerinin Beşar Esad’a benzerliği dikkat çekti.
‘ESAD’A NE KADAR BENZİYOR DEDİM VE VİDEOYA ALDIM’
Esad’a benzeyen kişinin adını Cemal olarak bildiğini söyleyen Muhterem Tayinmak, “Ben dükkanda otuyordum. Yağmur yağıyordu ve ben de dışarı bakıyordum. Telefon dükkanına bakıyordum. Baktım bir adam dükkandan çıkıyor. Dedim bu Beşar Esad’a ne kadar benziyor ve videoya aldım. Videoda, ‘Arkadaşlar Diyarbakır Silvan’dan Beşar Esad telefoncu dükkanından çıkıyor’ dedim. Komik video olarak paylaştım ama bu duruma geldi. Adam telefoncu dükkanından çıkıp direkt aşağı tarafa gitti. İsmi de Cemal’dirö dedi.
‘BENZERLİĞİ ÇOK’
Esad’a benzeyen kişiyi, motosikletiyle geçerken gördüğünü söyleyen Vedat Başar ise “Silvanlılar olarak çok şaşırdık. Ben oradan geçerken siması aynıydı. Motosikletle gidince acaba o mu, değil mi diye baktım. Herkes oraya odaklandı. Benzerliği çok vardı. Ben de yoluma devam ettim. Silvan’da ve sosyal medyada da gündem oldu diye konuştu.
Haber ve Kamera: İhsan YILMAZ/DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AMERİKALI motosikletli gezgin Crystal Fong (36), 3 yıl önce başladığı ve 42 ülke gezdiği dünya seyahatinin Türkiye ayağındaki son durağı Adana’da kadın motosikletçilerle buluştu. Fong, “Türkiye’nin güzelliklerinden çok etkilendim” dedi.
ABD’den ayrıldıktan sonra gittiği Hırvatistan’da 3 yıl önce motosiklet satın alan mimar Crystal Fong, dünya turuna başladı. Şimdiye kadar 42 ülke gezip, 65 bin kilometre yol kateden Fong rotasına Türkiye’yi de ekledi. Çok sayıda kent gezen Crystal Fong’un son durağı Adana oldu. Burada Adana Kadınlar Motosiklet Grubu’nun da olduğunu öğrenen Fong, grup üyeleriyle bir araya geldi. Kadınlarla motosiklet konvoyu halinde kent turu atan Crystal Fong, etkinliğin sonunda grupla kahvaltı yaptı.
Crystal Fong, işe gidip gelirken kullandığı motosikletinin bir tutku haline dönüştüğünü söyledi. Fong, “Eskiden motosikletle işe gidip gelirdim ancak geniş kapsamlı bir seyahate karar verdim. Dünya turuna çıkmadan önce ABD’yi boydan boya gezdim. Hayata karşı daha cesur olmak için kendi başıma bazı uluslararası seyahatlere çıkmaya başladım ve cesaret kazandım. Avrupa ülkelerini ve Afrika’nın bazı ülkelerini gezdim. Türkiye’de en çok Kapadokya bölgesini sevdim. Çok güzel, büyülü bir manzara eşliğinde motosikletinize binebilirsiniz. Peri bacaları sanki oldukları yere taşınmış gibiler. Ayrıca yürüyüş ve fotoğraf çekmek için de harika. Adana’yı da çok beğendim, insanlar bana karşı çok nazik. Burada Kadınlar Motosiklet Kulübü ile tanıştım ve bana çok ilgili davrandılar. Türkiye’nin güzelliklerinden çok etkilendim” dedi.
‘SIRADAKİ DURAĞIM IRAK’
Crystal Fong, Orta Doğu’ya yoğun ilgi gösterdiğine değinerek, “Türkiye’den sonra sıradaki durağım Irak çünkü orada olmak istiyorum. Dünyanın dört bir yanındaki insanların benimle aynı olup olmadığını görmek istiyorum. Bu kendimi bulmak için başladığım bir yolculuk. İlk başladığımda Orta Doğu için bir yıl demiştim fakat sanırım biraz daha uzun süre Orta Doğu’da olacağım. Avrupa’yı bitirmem tam olarak 3 yılımı aldı ve şimdi yolculuğumun 2’nci yarısındayım. Belki bir süre Suudi Arabistan’da olacağım, belki de Katar. Yolculuğun nasıl devam edeceğine dair şu anda hiç emin değilim. Rüzgar nasıl eserse öyle ilerleyecek” diye konuştu.
‘CRYSTAL İLE GÜZEL BİR KÜLTÜR ALIŞVERİŞİ YAPTIK’
Adana Kadınlar Motosiklet Grubu Başkanı Esra Bayramoğlu ise şöyle konuştu:
“Biz sadece kadınlardan oluşan, motosiklete ve iki tekere gönül vermiş bir kulübüz. Crystal bize sosyal medya üzerinden ulaşarak bizimle tanışmak istediğini söyledi. Biz de seve seve kabul ettik. Birkaç gündür beraberiz, kültür alışverişinde bulunduk. Gayet mutluyuz, kendisi de umarım mutludur. Bize gezdiği yerleri ve dünyayı anlattı. Biz de kendisine elimizden geldiğince Adana’yı ve kültürünü anlattık. Ayrıca ‘Cg’ diye tabir ettiğimiz motosiklet kültürünü de tanıttık. Kendisi iyi bir uyum sağladı. Cg diye tabir ettiğimiz motosikleti sürmeyi çok sevdi. Geldiğinden beri çok samimi ve mütevazı bir şekilde davrandı. Bizimle dans etti, sohbet etti. Çok şey paylaştık. Türk ve Adana yemek kültürünü çok beğendiğini söyledi. Bundan sonraki rotası Irak, dönüşte tekrar görüşmek istiyoruz”
Haber-Kamera: Muhammet Fatih YAVUZ/ADANA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE’Yİ ESRA NUR TÜRKER TEMSİL EDECEK
The St Regis New Capital Cairo Hotel’de düzenlenecek yarışmanın bu yılki Türkiye temsilciliğini model ve sunucu Esra Nur Türker üstlenecek. 9 Aralık’ta yapılacak yarışmaya, Azerbaycan, ABD, Kazakistan, İngiltere, Fransa, Moldova, Gürcistan, Filipin ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu 50 ülke katılacak.

KAFTAN KIYAFETİYLE PODYUMDA YÜRÜYECEK
10 gündür kampta olan güzeller, yarışmada ülkelerini tanıtan kısa bir konuşmanın yanı sıra yöresel kıyafetleriyle podyumda yürüyecek. Esra Nur Türker ise Türk ve İslam dünyasında kullanılan kaftan kıyafetiyle ülkemizi uluslararası alanda tanıtacak.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin erkek giyim moda perakende markası Kiğılı, Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği’nin (AYD), AKADEMETRE Türkiye iş birliğiyle düzenlediği “En Beğenilen ve Tercih Edilen Perakende Markaları” araştırmasında 11’inci kez ödüle layık görülerek önemli bir başarı elde etti. Marka, erkek giyim kategorisinde ‘En Beğenilen Marka’ ve ‘En Beğenilen Erkek Marka Yüzü’ kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. Barış Arduç’un marka yüzü olarak yer aldığı kampanyalar, tüketicilerden büyük beğeni toplayarak bu ödülün kazanılmasında önemli bir rol oynadı.
Köklü marka geçmişini Barış Arduç ile daha ileri taşıdı
Kiğılı, son dönemde Barış Arduç’un marka yüzü olduğu kampanyalarla büyük bir ivme kazandı. “Üstüme Rahat Bi’ Şeyler Alayım” ve “Üstünde Ne Var?” kampanyaları hem tüketicilere ilettiği mesajlarla hem de markanın smart casual ve rahatlık temasını vurgulayan yaklaşımıyla geniş kitlelere ulaştı. Bu kampanyalar, özellikle genç nesil tarafından sahiplenilirken, Kiğılı’nın şıklık ve rahatlık anlayışını en iyi şekilde temsil etti.
“Bu ödül, marka olarak doğru bir yolda olduğumuzun kanıtıdır”
Kiğılı CEO’su Sena Suerdem ödül töreninde yaptığı konuşmada, tüketicilerin güveni ve bağlılığı sayesinde markanın elde ettiği başarıyı vurguladı. Suerdem, “Marka olarak erkek giyim kategorisinde kazandığımız ödül yıllardır süregelen müşteri güveninin ve sadakatinin somut bir yansımasıdır. 11’inci kez erkek giyim kategorisinde ‘En Beğenilen Marka’ ünvanına layık görülmek, sadece bir başarı değil, aynı zamanda sorumluluğumuzun da bir ifadesidir. Barış Arduç’un marka yüzümüz olarak yer aldığı kampanyalar, özellikle genç nesillerle bağ kurmamızda ve Kiğılı’nın ‘rahatlık ve şıklık’ anlayışını geniş kitlelere ulaştırmamızda büyük rol oynadı. Tüketicilerimiz, bu kampanyalarla hem markamızı yeniden keşfettiler hem de Kiğılı’nın hayatın her anında yanlarında olan bir marka olduğunu bir kez daha deneyimlediler. Bu ödül, yalnızca bugüne kadar yaptıklarımızın bir tescili değil, gelecekte daha büyük hedeflere ulaşmamız için bir motivasyon kaynağıdır” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

YABANİ İKİ HAFTA YAYINLANMAYACAK
Gazeteci Birsen Altuntaş’ın haberine göre; kararın dün kanala tebliğ edildiği ve bu nedenle bu cumartesi ve haftaya Yabani dizisinin ekrana gelmeyeceği öğrenildi. Dizinin yayın saatinde RTÜK’ün gönderdiği belgeseller yayınlanacak.

FİNAL TARİHİ DEĞİŞTİ
Aralık sonunda 51. bölümde final yapması planlanan dizinin ekrana veda ediş tarihi de bu sebepten ötürü değişti. Her yılbaşından sonra verilen reklam arasının süresine göre final tarihi yeniden belirlenecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEĞİŞİMİ GÜNDEM OLDU
Duru güzelliği ve “Ağam ben sana vurulmuşem” repliği ile dikkatleri üzerine çeken Nilgün Nazlı, aradan geçen yıllarda geçirdiği değişimle şimdilerde yeniden gündem oldu.
İşte Züğürt Ağa’nın Kiraz’ın son hali;

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da, velayetini aldığı oğlu U.L.A.’nın (2) adına açtığı sosyal medya kanalında, çektiği kendisine ait uygunsuz görüntüleri izlemek isteyenlere 5 bin lira abonelik ücreti karşılığı satan anne N.K. (23) hakkında Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından inceleme başlatılmasının ardından, Bursa 11’inci Aile Mahkemesi’nce çocuğun velayeti tedbiren baba Serdar A.’ya (27) verildi. Oğlunu almak için polis ve pedagog eşliğinde İstanbulPendik’te yaşayan eski eşinin adresine giden, ancak evde kimseyi bulamayan Serdar A., çocuğunun kaçırıldığına dair Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Nilüfer ilçesinde oturan Serdar A. ile N.K., 2021’de severek evlendi. Çiftin, 8 ay süren evliliğinden 1 erkek çocuk dünyaya geldi. Bir süre sonra şiddetli geçimsizlik yaşayan çift boşanırken, oğulları U.L.A.’nın velayeti ise annesi N.K.’ye verildi. Boşanma davasının ardından Serdar A., Bursa’da kalırken, N.K. ise şu anda 2 yaşında olan oğluyla İstanbul’a yerleşti. Bir süre sonra N.K., iddiaya göre, sosyal medyada oğlu U.L.A. adına kanal açıp, çocuğunu emzirdiği ve kendisine ait çektiği uygunsuz görüntüleri yükleyip, izlemek isteyenlere ise abonelik ücreti olan yaklaşık 5 bin lira karşılığında satmaya başladı.
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Kanalda eski eşinin, çocuğu emzirirken yaptığı çekimleri paylaştığını belirten Serdar A., suç duyurusunda bulunup, oğlunun velayetini almak için dava açtı. DHA muhabirinin telefonla ulaştığı N.K. ise geçimini bu işten kazandığını belirterek, “Gelirimin büyük bölümünü oğluma harcıyorum” diye kendini savundu. N.K. hakkında, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından, ‘5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’ kapsamında inceleme başlatıldı.
DAHA ÖNCE DE ŞİKAYET ETMİŞ
DHA’nın haberinin ardından, Serdar A. ile 9 Kasım’da görüşme yapıldığı ve mayıs ayında babanın şikayeti üzerine, anne ve çocuk İstanbul’da yaşadığı için, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden sosyal inceleme yapılmasının istendiği ve inceleme sonunda Danışmanlık Tedbiri Kararı verildiği kaydedilen açıklamada, bir kez daha inceleme talep edileceği vurgulandı.
DEVLET KORUMASINA ALINIP, 1 HAFTA SONRA ANNESİNE GERİ VERİLDİ
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından başlatılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda, anne yanında kalan U.L.A.’nın bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliğinin tehlikede olduğu, bu nedenle hakkında acil koruma kararı verilmesi gerektiği belirtildi. İstanbul Anadolu Çocuk Mahkemesi tarafından verilen ‘acil koruma’ kararının ardından devlet korumasına alınan çocuk, itirazı üzerine 1 hafta sonra, 27 Kasım’da anneye geri verildi. Bunun üzerine Serdar A. velayetin değiştirilmesi için dava açtı. Bursa 11’inci Aile Mahkemesi, 28 Kasım’da verdiği kararla U.L.A.’nın velayetinin tedbiren babasına verilmesine hükmetti. Oğlunu almak için polis ve pedagog eşliğinde İstanbul Pendik’te yaşayan eski eşinin adresine giden Serdar A., evde kimseyi bulamadı. Eski eşine ve ailesine, cep telefonları kapalı olduğu için ulaşamayan Serdar A., çocuğunun kaçırıldığına dair Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
‘OĞLUMU KAÇIRMIŞ OLABİLİR’
Oğluna 5 gündür ulaşamadığını söyleyen Serdar A., “Oğlumu almaya gittiğimde evinde yoktu. Kendisine de ulaşamıyorum, ailesi de telefonlarımı açmıyor. Oğlumu kaçırmış olabilir, belki de yurt dışına çıktı. Lütfen oğlumu bana verin. Ben onun odasını hazırladım. Ona oyuncaklar aldım. Hatta çocuğumu alsaydım, onunla pikniğe gidecektim. Lütfen neredeyse çıksın çocuğumu bana geri versin” diye konuştu.
DHA muhabirinin telefonla ulaştığı N.K. ise oğluyla birlikte tatile gittiğini ve rahatsız edilmemek için cep telefonunu kapattığını söyledi. Sık sık tatil yaptığını ve eski eşinin de bu durumu bildiğini söyleyen N.K., “Ben 3 gündür İstanbul’dayım. Karardan haberim var ama eski eşim çocuğumuzu almak için beni aramadı” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığlı voleybolcu Elif Ulutürk, uluslararası arenada adını duyurmayı başardı. Ekol Voleybol Spor Kulübü’nün yetenekli sporcusu Elif Ulutürk, İtalya’nın Pallavolo Pozzuoli takımına transfer oldu. Ekol Voleybol Kulübü’nün altyapısından yetişen ve kısa sürede dikkatleri üzerine çeken Elif Ulutürk, İtalya’nın köklü voleybol kulüplerinden birine transfer olmasıyla Elazığ’ın gururu oldu. Genç yaşına rağmen üstün kendini kanıtlayan Ulutürk, İtalya’daki yeni kulübünde de büyük bir başarı sergilemeye hazırlanıyor. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“RIZAM OLMADAN ÇEKİLMESİNİ İSTEMEDİM”
‘Muhabbet Kralı’ adlı programa konuk olan Milor, o gün restoranda neler yaşandığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Milor, “Orada benim tepki verdiğim olay şu. Kendimiz gidiyoruz ve videoyu bir arkadaşım çekiyor, kendi YouTube kanalımda paylaşıyoruz. Habersiz gidiyoruz ve paramızı ödüyoruz. Ben zaten çekiyorum. Ben fark etmeden karşımda kamera var, lokantacı birini tutmuş 10 dakikadır benim videom çekiliyor. İstemediğim şeyler de var. Özel hassasiyetim de var. Çünkü yıllar önce çok ciddi bir civa zehirlenmesinden dolayı motor fonksiyonlarımı etkileyen bir rahatsızlığım var. Bunu da göstermek istemiyorum. Ya da ağzım açıkken göstermek istemiyorum. Benim rızam olmadan videomun çekilmesini istemedim. Bunun dışında böyle bir şey olmasa da insanın temel hakkı var. Mahremiyet hakkı. Benim iznim rızam olmadan videomun çekilmesini ben istemem bunu kimse istemez” dedi.
“TABELAYI DA GÖSTER DEYİNCE…”
Rahatsız olduğunu belli ettiği halde işletme sahibinin kayıt almaya devam ettiğini belirten Milor, “Bunu söylediğimde beyefendi videoyu durdurmak yerine ‘Estağfurullah’ diyor ama çekime devam ediyor. İlk defa böyle bir şey başıma geldi. Zaten çok beğendim lahmacunu, çok başarılıydı onu da söyledim. Benim tepkim kendimi korumak. Karşı taraf daha çok mağduru oynayıp kaçak dövüşüyor. Beni rencide ediyor aslında. Şu ana kadar kaç kişi fotoğraf çektirmek istenmesi sevgi belirtisi olarak alıyorum tek bir ricam oluyor o da fotoğraflarda tabela olmasın. Orada şef arkamdan ‘tabelayı da göster’ deyince tepkim ortaya çıktı” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Japon futbolcu Junichi Inamoto aktif futbol kariyerini noktaladı. Sosyal medya hesabından forma giydiği kulüplerin olduğu bir görsel paylaşan Inamoto, ‘Teşekkürler futbol’ notunu da ekleyerek emeklilik kararını duyurdu.
45 yaşında futbolu bırakan Junichi Inamoto kariyerinde; Gamba Osaka, Arsenal, Fulham, West Bromwich Albion, Cardiff City, Galatasaray, Eintracht Frankfurt, Rennes, Kawasaki Frontale, Hokkaido Consadole Sapporo, SC Sagamihara ve Nankatsu SC takımlarında oynadı.
2006-2007 sezonunda Galatasaray’da forma giyen Inamoto 34 resmi maçta, 1 gol kaydetti.
Junichi Inamoto ayrıca Türkiye’de ve Premier Lig’de forma giyen ilk Japon futbolcu olmuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sesi ve güzelliğiyle sahnede adeta devleşen isimlerdendi Şebnem Paker. Dalgalı saçları, siyah elbisesi ve eşsiz sesi ile Eurovision sahnesinde bir yıldız gibi parlayan Şebnem Paker, Türkiye’nin 1997 yılına kadarki Eurovision tarihinde elde ettiği en büyük başarılardan birini kazanmıştı.. Eurovision’dan sonra kendisini bekleyen büyük şöhreti adeta elinin tersi ile iten Şebnem Paker, gerçek mesleği olan müzik öğretmenliğine geri dönmüştü.

1997 yılında Türkçe sözlü şarkısı Dinle ile katıldığı Eurovision Şarkı Yarışması ile adını duyuran Şebnem Paker şimdi ne yapıyor? Paker uzun süredir sanat camiasından uzak.

Eurovision Şarkı Yarışması’ndaki başarısının ardından müzik kariyerini sonlandıran Şebnem Paker, o günden sonra sayısız öğrenci yetiştirdi ve bir ses eğitimi kitabı yayımladı. İşte 1997 Eurovision Şarkı Yarışması üçüncüsü Şebnem Paker’in son hali…

Müzik öğretmenliği yapan Şebnem Paker geçtiğimiz aylarda ‘Dünden bugüne Eurovision’ konseptiyle Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen etkinlikte sahne aldı.

25 yıl sonra yeniden aktif müziğe döneceğinin müjdesini veren Şebnem Paker sosyal medyada da heyecan yarattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kırmızı halının merkezine oturan prenses kesim kırmızı elbisesi Didem Ömeroğlu Couture imzasını taşıyor. 18 yıl boyunca Türk modasının duayeni Yıldırım Mayruk’un yanında çalışarak deneyim kazanan Ömeroğlu, modanın ustası tarafından “Yeni Yıldırım Mayruk” olarak anılan genç bir isim. Özdemir’in bu yıl kırmızı halıda bir ilki gerçekleştirerek Yıldırım Mayruk arşivlerinden bir tasarım tercih etmesi hâlâ hafızalarda.

Tercih edilen yol ne olursa olsun yıldız bir ismin stil çizgisi ve ilerlediği bir yolu olması çok değerli. Zira hiçbir yolda ilerlemeden savrulan isimleri gördükçe çizgisini devam ettiren isimleri görmek bana büyük keyif veriyor.
HEYECANLANDIRAN İŞ BİRLİKLERİ
H&M markasının uzun yıllardır öncülüğünü yaptığı tasarımcı iş birliği trendi artık Zara’nın ellerinde! Ünlü perakende devi moda dünyasının en önemli stil ikonlarından Kate Moss ile kapsül koleksiyonu hazırladı. Sonbahar 24/25 Parti Koleksiyonu, 70’ler esintilerini, rock’n roll ruhunu ve Moss’un ikonik “sokak ile podyum” tarzını harmanlayarak güçlü bir estetik sunuyor.

Bu koleksiyonun kampanya çekimleri de Mert Alaş &Marcus Piggott imzası taşıyor. Koleksiyon, 30 Kasım itibarıyla Zara mağazalarında yerini aldı ve şimdiden büyük bir ilgiyle karşılandı. Zara, iş birlikleri konusunda son dönemde büyük adımlar atıyor. Geçtiğimiz sezon, Yves Saint Laurent’ın eski tasarım direktörlerinden Stefano Pilati ile bir koleksiyon hazırlayan marka, ünlü süper model Gisele Bündchen’i kampanya yüzü olarak seçmişti.
Lüks modayı canlandıran bir haberle karşı karşıyayız: Takashi Murakami ve Louis Vuitton, 2024/2025 sezonunda ikonik iş birliklerini yeniden canlandırıyor. İlk kez 2003 yılında Marc Jacobs’ın kreatif direktörlüğü döneminde karşımıza çıkan bu iş birliği, Louis Vuitton’un klasik monogram desenini Murakami’nin renkli ve dinamik tasarımlarıyla buluşturarak moda tarihinde iz bırakmıştı. Ve bu efsanevi koleksiyonun yeni versiyonuyla tanışmaya sayılı günler kaldı. Yayınlanan ilk görseller, Murakami’nin ikonik gülen çiçek motiflerini ve canlı pop-art estetiğini bir kez daha Louis Vuitton’un zarif işçiliğiyle bir araya getirdiğini gösteriyor. Çağdaş sanatın en tanınmış isimlerinden biri olan Takashi Murakami, pop-art tarzını geleneksel Japon sanatıyla harmanlayarak hem sanat hem de moda dünyasında eşsiz bir yer edinmiş isim. Tablolarıyla olduğu kadar moda, müzik ve popüler kültüre yaptığı katkılarla da tanınan Murakami için yaratıcılığıyla sınırları zorlayan bir vizyoner diyebilirim.

SERVET DEĞERİNDE KEREVİZ
Murakami iş birliğine ait parçaların rafine aurasının aksine Moschino’nun yeni “kereviz” çantası, absürd lüks anlayışının sınırlarını bir kez daha zorluyor. Kereviz şeklindeki, sahte deri ve 154 bin 500 TL’lik fiyat etiketine sahip bu çanta, sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Görenler çantaya birbirinden komik yorumları yaparken işin trajikomik olan kısmı ise şu ara bu çantaya çok büyük bir ilginin olması.

BAŞARISIYLA GÖĞSÜMÜZÜ KABARTTI
Son yıllarda uluslararası güzellik yarışmalarında arzu ettiğimiz başarıyı yakalayamasak da, 26 yaşındaki Ege Karabenli ile yeniden gururlandık. Vietnam’da gerçekleşen Mr. World 2024 Erkek Güzellik Yarışması’nda Türkiye’yi temsil eden sporcu ve model Karabenli, 60’tan fazla ülkenin yarışmacıları arasından sıyrılarak ilk 10 finalist arasında yer almayı başardı. Bu prestijli yarışmada yalnızca fiziksel güzellik değil, yetenek ve kültürel mirasın da önemli kriterler arasında olduğunu belirtmekte fayda var. Karabenli’nin sosyal medyada viral olan görüntülerindeki özgüvenli duruşunu ve kendinden emin tavırları takdir topladı. Yarışmada ülkemizi Zeybek kostümüyle temsil edip Zeybek oynayarak kültürümüze ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e de anlamlı bir atıfta bulunması daha da sevilmesini sağladı. Kendisini ünlü oyuncu Tom Holland’a benzettiğimi söylemeden de geçemeyeceğim. Hatta Holland’ın daha fizikli ve dikkat çekici hali diyebilirim. Kendisini parlak bir geleceğin beklediğine eminim, yolu açık olsun!
MODA TARİHİNİN EN PAHALI ELBİSELERİ AÇIKLANDI
Moda dünyası, tarih boyunca yalnızca estetik bir ifade değil, aynı zamanda güç, zenginlik ve prestij göstergesi olarak da yorumlanmıştır. Şimdi ise, bu dünyanın en pahalı elbiseleriyle tanışma vakti. Tasarımcıların yaratıcı vizyonlarının ve mücevher zanaatkarlarının ince işçiliğinin buluştuğu bu eserler, modanın sınırlarını bir kez daha zorlayarak lüksün tanımını yeniden yapıyor. Hindistan merkezli Luxurious sitesi moda tarihinin en pahalı elbiselerini açıkladı.

4 MİLYON $
Jennifer Lawrence’ın En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldığı 2013 Oscar Töreni’nde giydiği Dior elbisenin değeri tam 4 milyon $.

4.8 MİLYON $
Marilyn Monroe’nun başkan John F. Kennedy’ye unutulmaz “Happy Birthday, Mr. President” performansında giydiği ve 4,8 milyon dolara satılan elbisesi yer alıyor.

5.6 MİLYON $
Marilyn Monroe’nun ikon haline gelen bir diğer kostümü ise “Subway” filminin sahnesinde rüzgarla dans eden beyaz elbisesi. 5.6 milyon dolarlık değeriyle sinema tarihinin moda dünyasına bıraktığı en çarpıcı miraslardan biri olarak kabul ediliyor.

8.5 MİLYON $
Japon tasarımcı Yumi Katsura’nın beyaz altın ve değerli taşlarla işlediği gelinliği listedeki ilk gelinlik ve değeri 8,5 milyon $

10.7 MİLYON $
İspanya Kraliçesi Letizia’nın kraliyet düğününde tercih ettiği 10,7 milyon $’lık gelinliği ihtişamıyla kraliyet modasının doruk noktasını temsil ediyor. Gelenek ve modernite arasındaki kusursuz dengeyi sergileyen bu tasarım, moda tarihine kazınmış en sofistike parçalardan biri.

15 MİLYON $
Listenin üst sıralarında yer alan Hany El Behairy ‘nin 15 milyon $’lık gelinliği, Mısır’ın zengin kültürel mirasını haute couture sahnesine taşıyor.

15 MİLYON $
Onunla aynı fiyat bandında yer alan Red Diamond Abaya, Orta Doğu’nun geleneksel çizgilerini kırmızı elmaslarla buluşturarak bölgenin zenginliğini gözler önüne seriyor.

16.2 MİLYON $
Martin Katz ve Renee Strauss iş birliğiyle yaratılan 16.2 milyon $’lık gelinlik gerçek bir mücevher niteliğinde. Elmaslarla süslenen bu gelinlik, zarafetin ve zenginliğin gelinlik tasarımlarında nasıl birleştiğinin çarpıcı bir örneği.

30 MİLYON $
Listenin zirvesinde ise 30 milyon $’lık değeriyle The Nightingale of Kuala Lumpur yer alıyor. Bu tasarım, yalnızca bir elbise değil, tasarımcısının sanatsal vizyonunun ve lüksün somut bir ifadesi. Paha biçilemez detaylarıyla moda dünyasının en büyük başyapıtı olarak kabul edilen bu eser, zarafeti ve mükemmel işçiliğiyle adeta büyüleyici bir masal dünyasını çağrıştırıyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başrollerinde Kemal Sunal, Tarık Akan, Münir Özkul, Adile Naşit ve Halit Akçatepe’nin yer aldığı Hababam Sınıfı filminde “Semra hoca” karakterine hayat veren Semra Özdamar’ın son hali sosyal medyada gündem oldu.

Öğrenciler tarafından canından bezdirilen Semra Hoca’nın son hali yıllar acımamış dedirtti.

Hababam Sınıfı ile akıllara kazınan Semra Özdamar, gözlerden uzak bir yaşam sürüyor. Semra Özdamar’ın son halini görenler, usta oyuncuyu tanımakta zorlandı.

Şimdilerde 68 yaşında olan Özdamar, yıllar içindeki değişimiyle görenleri şaşırttı.

Hababam Sınıfı’nda rol aldıktan 3 yıl sonra sinemayı bırakan usta oyuncu, öykü yazarlığı yapmaya karar verdi. Almanya’da yaşayan Özdamar, geçmişte belgesel yapımcısı Süha Arın ile nikah masasına oturmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Oya kültürünü desteklemek, uluslararası alanda bilinirliliğini artırmak ve geleneksel özelliklerini koruyarak bir kültür mirası olarak yarınlara aktarabilmek amacıyla 2014 yılında başlatılan Oya Projesi, kitaplar ve belgesel film çalışmalarının tamamlanmasının ardından ilk kez tanıtıldı. Bu kapsamda Dr. Gönül Paksoy’un “Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı” isimli eseri ile akademisyen ve yazar Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un hazırladığı “Özgün Bir Sanatın Tarihi Boyutu” isimli eserler İngilizce olarak basıldı.

Bunlara ek olarak yönetmen ve senarist Sevinç Baloğlu’nun hazırladığı Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı Oya isimli belgesel de dünyanın önemli film festivallerinde izleyiciyle buluşmaya başladı. Meksika, Azerbaycan, Kanada, Yunanistan, Brezilya, İtalya ve Nijerya’daki 10 ayrı festivale kabul edilen belgesel, proje kapsamında hazırlanacak mobil sergiye de eşlik edecek.
KISA FİLMCİNİN PARASIYOKTUR BÜYÜK FİKRİ VARDIR
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve TÜRSAK Vakfı iş -birliği ile sinema öğrencilerinin kısa film projelerini hayata geçirmeleri için 21’incisi gerçekleştirilen; “Geleceğin Sineması Yarışması” nda kazanan projeler ödüllendirildi. TÜRSAK Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Okan, ’21 yıldır düzenlediğimiz yarışmanın bu yılki projeleri, sinemamızın geleceği adına hepimize umut verdi.’ derken Sinema Genel Müdürü Birol Güven’in söyledikleri ilginçti. ‘Kısa film dünyanın en değerli şeyidir.

İçinde bulunduğumuz dijital uygarlığın çağına uygundur.’ diyen Güven şöyle devam etti: ‘Kısa filmcinin parası yoktur. O yüzden büyük fikirleri vardır. Kısa film derdini zamana karşı anlatan bir mecradır. Kısa filmlere sanki futbolda alt yapı vardır ya, sen bugün kısa film çek ileride uzun film çekersin gibi bakıyorlar. Hiç öyle bir şey değildir. Kısa film kendi başına ayakta durabilen bir sanat eseridir.

Bir insan ömrünün sonuna kadar kısa film çekebilir. Ben de öyle yapacağım inşallah’ diye konuştu. Öte yandan Güven başkanlığında, Benhür Güzeler, Demet Özdemir, Emre Kızılırmak, Gürcan Keltek, Pınar Bulut ve Doç. Dr. Rıfat Becerikli’den oluşan ana jüri Beyin Bakanlığı filmiyle Furkan Çakmak’ı birinci seçti.
GENÇ OPERACILARÖDÜLLENDİRİLDİ
Türk opera sanatının genç yeteneklerine kapılarını açan Siemens Türkiye Opera Yarışması sonuçlandı. Bu yıl 26’ncısı düzenlenen ve yetenekli genç sanatçıların kariyer basamaklarında önemli bir fırsat sunan yarışmada birinci Güneş Uluçay, ikinciliği Berke Tükenmez ve Nazlıcan Karakaş paylaşırken üçüncü ise Emre Parlar oldu.

Yarışmanın birincisi Uluçay, Komische Oper Berlin’de odisyon ve Dutch National Opera’da odisyon davetinin yanı sıra 3 bin euro para ödülünün sahibi oldu. İkinciler ise İstanbul Devlet Opera ve Balesi sezonunda bir rol ve biner euro para ödülünün sahibi olarak, kariyerlerine nitelikli bir başlangıç yapma fırsatı yakaladı.

Şu an İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürü olan Opera Sanatçısı Caner Akgün’ün de 2007 yılında aynı yarışmada üçüncülük kazandığını ve bugün geldiği noktada gençlere destek olmaya devam ettiğini belirtmekte fayda var.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Görenlerin anlattığına göre; Cüneyt-Yonca Ortan çifti, Numan Ceyhan’ın eşi Arzu Hanım ile oturduğu en öndeki masaya oturmak istemiş. Numan Bey, “Siz bu masaya oturamazsınız, burası size uygun değil, arka masalara gidin” deyince ortam gerilmiş ve Yonca Ortan, Numan Bey’e tokat atmış. Numan Ceyhan, misliyle cevap verip tekme-tokat girişmiş ve Yonca Hanım’ı yere düşürmüş.

Ortalık iyice karışmış, güvenlik görevlileri müdahale etmiş ve dördünü de konserden çıkarmış. Her ne kadar önce Ceylan Ortan tokat atsa da Numan Bey’in tekmeyle cevap vermesi kabul edilebilecek bir şey değil. Numan Ceyhan’ın, öyle bir ortamda, bir kadına, bu denli şiddet uygulamasını sosyete affetmeyecektir herhalde! Bir süre sosyete davetlerine çağrılmazsa hiç şaşırmam.

ÜNLÜ BOŞANMAAVUKATINI TUTTU
Bir dönemin gözde mankeni Güzide Duran’a, 16 yıllık eşi Adnan Aksoy’un boşanma davası açtığını tüm Türkiye benim haberim ile öğrenmişti. İki çocukları olan çift, yine Adnan Aksoy’un 2022 ve 2023’te açtığı davalarla boşanmanın eşiğinden döndüğü için; belki bu sefer de evliliklerini kurtarırlar, diye temenni etmiştim. Ancak bu seferki çok ciddi. Eşi ve çocuklarını Roma’da bırakıp İstanbul’a gelen Güzide Duran da karşı atağa geçmiş ve ünlü boşanma avukatı Aslı Çelik Hatemi ile anlaşmış. Güzide Hanım ile avukatını, önceki gün Nişantaşı’nda gördüm, hararetli bir şekilde konuşuyorlardı.

HEMCİNSLERİNİ ŞIKLAŞTIRACAK
Yıllar önce kızları Melisa Mutlu ve Fulya Özkanca ile cam ürünleri tasarlamaya başlayan, ardından dekorasyon mağazası açan Asuman Tokgöz, bu kez hemcinslerinin giyim kuşamına el attı. Şıklığı hayatının her anında taşımak isteyen kadınlar için günden geceye uzanan özel bir gardırop yaratmayı hedeflediğini söyleyen Asuman Hanım, Beykoz’un popüler sitesinde yer alan mağazasını bir davetle açtı. Başta kızları olmak üzere, yakın dostları Asuman Hanım’ı bu mutlu gününde yalnız bırakmadı.

GENÇ SANATÇILARADESTEĞE DEVAM
Yeni mezun sanatçıların yaratıcılıklarını desteklemek ve onları sanat profesyonelleri ve sanatseverlerle buluşturmak için düzenlenen BASE’in 8. edisyonu görkemli bir açılış ile başladı. Taksim’de bir otelde açılan ve 1 Aralık’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek olan BASE etkinliği, 33 şehirde, 40 üniversiteden yeni mezun 132 sanatçıyı ağırlıyor. Farklı disiplinlerde üretilmiş 150 eserin sergilendiği fuarı ziyaret ederek siz de gençlere destek olabilirsiniz.

ACABAAMACINEYDİ!
Eski Türkiye güzeli şarkıcı Defne Samyeli, geçenlerde katıldığı bir etkinlikte basının sorularını cevaplarken “Karşıma doğru insan çıkarsa 24 saatte evlenirim” dedi! Evlenmek istiyor da evlenecek birini mi bulamıyor yoksa gündem olmaya mı çalışıyor bilemedim ama çok şaşırdım doğrusu. Bu açıklaması, “Bana bir koca lazım o da bu gece lazım” şarkısını aklıma getirdi. Gerçek duygularıysa bunu uluorta söylemesi pek şık olmadı. Yok gündem olmak için söylediyse de; tescilli bir güzele ‘koca meraklısı’ gibi görünmek hiç yakışmadı. Güzel kadınsın, ‘şarkıcı’ da oldun, gündeme gelmek için bunlara ihtiyacın yok bence.

ŞIKLIĞINIBOTA FEDA ETMİŞ!
Sergilediği performansla 7’den 70’e birçok kişinin gönlünde taht kuran ünlü oyuncu Nurgül Yeşilçay, son zamanlarda verdiği kilolarla da sık sık konuşuluyor. İstediği forma kavuştuktan sonra daha sık sosyalleşmeye başlayan Nurgül Hanım, cesur seçimleriyle de adından söz ettiriyor. Hafta içinde Tarkan’ı izlemeye giden güzel oyuncu, kahve tonlarında bir elbise tercih etmişti. Altın rengi ve elbisesinin uyumu çok başarılı olmuş ancak ayakkabı seçimi maalesef çok yanlıştı. Nurgül Yeşilçay, bot yerine zarif bir ayakkabı tercih etmeliydi.

Çok amaçlı tasarımlar bu sezon çok popüler oldu. Hem şık hem de konfor sunan bu tasarımların arasında bu sezon öne çıkan ise kendinden atkılı montlar olacak.

Gerçek gibi görünen Faux Fur montlar bu sezon uzadıkça uzuyor. Ayaklara kadar inen sahte kürkler gösterişli stiller yaratacak.

Kışın gelmesi ile tüylü tasarımlar da öne çıkıyor. Özellikle tüylü çantalar sezonun sempatik aksesuarlarından biri.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Osman Bey ve Bala Hatun’un çocukları Halime yaşıyor mu?
atv’nin fenomen dizisi Kuruluş Osman, güçlü hikayesi ve zengin karakterleriyle izleyiciyi ekrana kilitlemeye devam ediyor. Dizi, 172. bölümün finaliyle seyirciyi merak içinde bıraktı. Öte yandan 173. bölüm tanıtımında yer alan Sofia’nın, Osman Bey ve Bala Hatun’un öldüğü zannettikleri çocukları Halime’yi kaçırma sahnesiyle tanıtım kısa sürede milyonlarca izlenerek rekor kırdı.

atv’nin reyting rekortmeni dizisi ‘Kuruluş Osman’ın çarşamba akşamı saat 20.00’de yayınlanacak 173. bölümünde Halime karakteriyle Asya Ağca diziye dahil oluyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kuruluş Osman’ın bu hafta yayınlanacak yeni bölümünde küçük yaşlarda ailesi tarafından günlerce aranan ve annesi Bala Hatun tarafından cesedi bulunan Halime’nin hikayesi aralanıyor. Osman Bey ve Bala Hatun’un çocukları Halime, Sofia tarafından küçük yaşlarda kaçılırken Sofia, o’nun yerine başka bir çocuğu dereye atmıştır.
Kuruluş Osman 173. Bölüm Fragmanı yayınlandı izle!

Tanınmaz halde, kızı zannettiği cesedi bulan Bala Hatun karalar bağlarken Halime’nin hikâyesi burada bitmemiş, yıllar sonra diziye güçlü bir geri dönüş yaparak yeni dönemin kapılarını aralayacaktır.

Yapım ve proje tasarımı Mehmet Bozdağ’a ait; yönetmenliğini Ahmet Yılmaz’ın ve başrolünü Osman Bey karakteriyle Burak Özçivit’in üstlendiği ‘Kuruluş Osman’, atv ekranında çarşamba akşamlarına damga vurmaya devam edecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HANGİSİNİ ALMALI?
Keçiboynuzunun ister meyvelerini satın alıp çiğneyerek tüketin, ister özünü ya da pekmezini tercih edin. Keçiboynuzu özü, pekmez gibi sıvı formda olmasına rağmen keçiboynuzu pekmezinden daha yoğun kıvamlıdır. Her ikisi de soğuk sıkım dediğimiz presleme yöntemi ile elde edilir. Keçiboynuzu özü çekirdekleri ile birlikte sıkılır. Keçiboynuzu pekmezi ise çekirdeklerinden ayrıştırılarak soğuk sıkım işleminden geçer.
LOKMAN HEKİM’İN FAVORİSİ
Lokman Hekim, günlerden birinde Anadolu’nun güneyindeki insanların dertleriyle ilgilenmek üzere yola çıkar. Toros Dağları’ndan aşağıya inip Akdeniz’e doğru ilerlerken limon ağaçlarını görür. Orada yaşayan insanların daha sağlıklı olabileceğini düşünerek ilerlerken yolunun sağının solunun keçiboynuzu ağaçlarıyla örtülü olduğunu görür. Orada durup yanındakilere “Buranın insanlarının bana ihtiyacı olmaz” deyip geri döner. Keçiboynuzunun faydalarını sıralamaya başlar fakat saymak ile bitiremez.

GÜVENİLİR ÖLÇÜ BİRİMİ
Neredeyse 5000 yıllık bir geçmişi olan keçiboynuzunun yüzyıllarca ölçü birimi olarak kullanıldığını daha önce duymuş muydunuz? Keçiboynuzunun en önemli fiziksel özelliklerinden bir tanesi çekirdeklerinin kuru haldeyken hep aynı ağırlıkta olmasıdır. Kentleşme ile birlikte insanlığın tarıma geçmesi, ticaretin yapılması, mal değiş tokuşu, mesafelerin ölçülmesi ile matematiksel bir ihtiyaç doğar.
İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK
Yüzyıllar önce keçiboynuzu çekirdeklerinin kuru haldeyken ağırlıklarının değişmemesi, alışverişlerde keçiboynuzu çekirdeklerini ölçü birimi olarak kullanılmasına sebep olmuştur. Batı dillerine ‘carob’ adı ile geçen keçiboynuzu aynı zamanda elmas ayarı için kullanılan ‘kırat/karat’ sözcüğünün kökeninde yer alır. Öyleyse keçiboynuzunun uygarlıkların büyümesindeki yardımı sadece tadındaki lezzet değildir. Hesaplara göre 4 çekirdek 1 dirhem ediyordu. Mücevher satıcısı iyi bir alıcısı var ise 2 dirhemlik değerli taşı satarken bir çekirdek daha koyarmış. Böylece alıcının aldığı değerli taş 2 dirhemden fazla çekermiş. “2 dirhem 1 çekirdek” deyimi bu şekilde hayatımıza girmiştir.

NEREDE YETİŞİR?
Kıbrıs, Libya ve ABD’de kolaylıkla yetişen keçiboynuzu ağacı Türkiye’de Antalya Manavgat, Mersin Anamur, Muğla Datça gibi birçok şehirde yetişmektedir. Keçiboynuzu doğal ortamda ormanların içerisinde yetişen bir ağaç türü olarak yetişmektedir.
NEDEN KEÇİBOYNUZU TÜKETMELİYİZ?
Keçiboynuzu, zengin besin içeriğinin yanı sıra, yüksek düzeyde antioksidan maddeler içermesiyle ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi açısından oldukça büyük öneme sahiptir.
Keçiboynuzu, potasyum, kalsiyum, sodyum, magnezyum ve demir mineralleriyle zengin bir besin kaynağıdır. Antioksidan özelliğiyle doğal bir antibiyotik özelliği de vardır. Kalp ve damar sağlığına faydalıdır. Kanı temizleme ve damar tıkanıklıklarını giderme özelliği vardır.
Kış aylarında artan astım atakları ve bronşit hastalıklarına iyi gelen keçiboynuzu şiddetli öksürüklere karşı çok etkilidir. Balgam söktürücüdür, bu sayede öksürüğü azaltır.
Bağırsak ve sindirim sistemine de olumlu etkiler sağlar.
İçerdiği lifler dolayısı ile genel anlamda sindirim sistemini koruyucu özelliği vardır ve zengin lif içeriği ile kilo vermeye yardımcı olduğu bilinmektedir.
Kalsiyum açısından zengindir, kemik sağlığına çok faydalıdır.
Çeşitli alerjik hastalıklara karşı engelleyici ve tedavi edici özelliği vardır.
Vücuttan ağır metallerin ve radyasyonun atılmasını sağlar. Karaciğer, akciğer ve bağırsakları temizler.
Diş etlerini güçlendirerek düzenli kullanım halinde dişleri beyazlatır.
Aneminin tedavisinde etkilidir, içeriğindeki E vitamini ile özellikle keçiboynuzu pekmezi anemiye iyi gelir.
Keçiboynuzu, diyabetle savaşır. Kan şekerini düzenleyerek kötü kolesterolü azaltmaktadır ve bu bakımdan da şeker hastalığına karşı önemli bir antioksidan görevi görmektedir.
Çikolata tüketimi için iyi bir alternatiftir; kakaoya oranla 2 kat kalsiyum içerir. Tatlı krizlerine cevap verebilen sağlıklı bir alternatiftir.

KEÇİBOYNUZLU KEK
MALZEMELER
3 yumurta
Yarım su bardağı keçiboynuzu özü
1 çay bardağı zeytinyağı
1 kabartma tozu
1 vanilya
1 çay bardağı ceviz
1 çay kaşığı tarçın
2.5 su bardağı buğday unu
YAPILIŞI: İlk önce yumurta ve keçiboynuzu özünü iyice çırpıyoruz. Ardından zeytinyağını ekleyip tekrar çırpmaya devam ediyoruz. Karışımın içerisine tarçını, kabartma tozunu ve vanilyayı da ekliyoruz. Azar azar unu da ilave edip en son cevizleri ekliyoruz ve iyice karıştırıyoruz. Daha sonra zeytinyağı ile yağladığımız kalıbımıza hamurumuzu döküyoruz ve 180 derecelik fırında pişiriyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VÜCUT ISISINI ARTIRIR
İnsanın içini ısıtan bir içecek olmasının yanı sıra baş ağrısı, yorgunluk, stres, öksürük hatta soğuk algınlığı gibi istenmeyen durumlarda faydasını görebilirsiniz. Saf salep yapısında bolca A ve C vitamini, ayrıca protein içerir. Gelişme çağındaki çocukların süt tüketimini arttırabilmek adına lezzetli bir yöntem oluşturabilir; elbette ev yapımı olduğunda.
Kahve ve çay kadar tercih edilen salep, kış aylarında en sık tüketilen içeceklerden biridir. Soğuk günlerde içilmesinin birçok nedeni vardır. Vücut ısısını artırması en önemli etkilerinden biridir. Ayrıca hoş kokusu ve enfes lezzetiyle de en çok tüketilen içecekler arasında yer alır. Dolayısıyla kış aylarının vazgeçilmezi olan salep faydaları bakımından oldukça değerlidir.

TARÇINLA İÇİLİR
Salepgiller familyasına ait olan salep aslında otsu bir bitki türüdür. Çiçek kısımları mor veya kırmızı renktedir. Gövdesi dik ve silindirik biçimdedir. Salebin yumrularından elde edilen toz, kış aylarında tüketilen içeceğin oluşturulmasına yarar. Başlangıçta Ortadoğu şehirlerinde yetiştirilen salep, 8. yüzyılda kullanılmaya başlamıştır. Fakat eski dönemlerde tıp ve ticaret alanlarında kullanımı daha fazla tercih edilmiştir. Günümüzde ise sıcak içecek alternatifi olarak tüketilir ve salep faydaları göz ardı edilmemelidir.
Hazır toz saleplerin içindekiler bölümünü incelediğinizde maalesef şeker de göreceksiniz. Şeker ve tatlandırıcı içeriğinin yüksek olması nedeniyle ‘sağlıklı içecekler’ kategorisinde ilk sıralarda yer almayacağı belli olsa da ismini vermek istemediğimiz birtakım kahve zincirlerinin bol kremalı içeceklerinden daha masum olduğunu söyleyebiliriz.
Daha sağlıklı bir salep için saf salep tozunu yarım yağlı sütle karıştırarak pişirebilir, üzerine de en faydalı baharatlardan olan tarçını bolca serpebilirsiniz.
FAYDALARI NELER?
Orkide çiçeğinden alan naif kokusu ve karşı konulamaz yumuşacık lezzetini kış soğuklarında sık sık tercih ettiğimiz 1 bardak salep (200 ml) 188 kcal’dir. 1 kahve fincanı (150 ml) salep ise 141 kcal. 250 ml salep 235 kcal içerir.
Peki toz salep kaç kalori?
1 paket (17 gr) toz salep 65 kcal içerir.
Bu içeceğin bilinen en popüler faydalarından biri mideye olan etkisidir. Salep hazmı kolaylaştıran, mideyi ve bağırsakları yumuşatan bir içecektir.
Sıcak salep boğazları da yumuşatır. Kışın kuru öksürük ya da boğaz şişliği gibi durumlarda tercih edilebilir.
Sindirim sistemi ve hazımsızlığın yanı sıra kabızlığa da iyi geldiği bilinmektedir.
Özellikle kalsiyum başta olmak üzere; potasyum ve sodyum oranı da yüksek olduğundan kemik gelişimini destekler.

METABOLİZMAYI HIZLANDIRIR
Soğuk günlerde yavaşlayan metabolizmayı hızlandırabileceği gibi enerji de verir.
Üzerine tarçın ilave ederek tüketeceğiniz salep, tarçının şeker dengesini sağlamasıyla ara öğünlerde tatlı isteğinizi bastırabilir. Baş ağrısı, stres ve yorgunluğu hem kokusu hem aromasıyla anında geçirir.
Basur şikayetleri olanlar belirli aralıklarla salep tüketebilir. Ancak kullanım öncesi doktorunuza danışmalısınız.
Regl döneminde düzensizlik yaşayan kadınlar salep tercih edebilir.
ÇOK İÇERSENİZ KİLO YAPAR
Ne kadar içtiğinize bağlı olarak değişken bir cevabı olsa da salep kilo aldırır mı sorusunun çoğunlukla yanıtı evet. Bunun sebebi içeriğindeki şekerin yüksek olması en başta. Bunu takip eden diğer bir ayrıntı da klasik saleplerin hazırlanışında kullanılan sütteki yağ oranı. Eğer salep tozunu light ya da yarım yağlı sütle küçük bir fincan hazırlar ve üzerine de bolca tarçın eklerseniz kalori miktarı azalacaktır. Kışın ara öğünlerde her gün düzenli olmamak kaydıyla- salep tüketebilirsiniz. Eğer yarım yağlı sütle hazırlarsanız 205 gramında 104 kalori içerecektir. Ayrıca şeker ilavesi yapmaktan da kaçınmanızı tavsiye ederiz. Dilerseniz hiç süt kullanmadan yalnızca su ile de salep hazırlayabilirsiniz. Metabolizmayı hızlandıran ve kan şekerini düzenleyen tarçın baharatı ile daha sağlıklı bir içecek elde edebilirsiniz.
Kutularda satılan hazır salepler yerine toz paketleri satın alıp yağsız sütlerle hazırlayabileceğiniz salepler çok daha sağlıklı olacak. Böylelikle diyet menüleri için tehdit oluşturmayan bu versiyonu ara öğünlerinizde tercih edebilirsiniz. Şeker hastalarının bu içecekten uzak durmaları gerektiğinin altını çizelim.
EV YAPIMI SALEP
MALZEMELER
1 lt. süt
1 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı saf toz salep
Tarçın veya zencefil tozu
YAPILIŞI: Toz şeker ve salep topaklanmaması için karıştırılır. Süt bir tencerede kaynatılır. Altı kısıldıktan sonra şeker ve salep karışımı yavaş yavaş ilave edilir, sürekli olarak çırpma teli ile çırpılır. Köpük oluşmaya başladığında yavaş yavaş servise hazır hale gelir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Canlandırdığı karakterlerin yanı sıra sesiyle de projelerde ön plana çıkan Şimşek, yer aldığı projelerin dışında özel hayatıyla gündemde olmayı sevmeyen isimlerden. 2011 yılında Zeynep Kocabeyoğlu ile evlenen ve iki çocuk sahibi olan Şimşek, sessiz sakin ve doğayla iç içe bir yaşamı tercih etti.
Olgun Şimşek, geçtiğimiz yıllarda gözlerden uzak yerleri keşfe çıktı. Bursa doğumlu olan ünlü oyuncu, rotasını bu bölgeye çevirdi. Bursa’nın Keleş ilçesi Menteşe köyünde güzel bir yer keşfeden Şimşek, babası Kekil Şimşek’i de buraya götürüp onun da rızasını aldıktan sonra burayı satın almaya karar verdi.

Tam 3.5 dönüm araziyi, babası için alan Şimşek, burada bulunan küçük evi dönüştürerek babasının yaşayacağı güzel bir taş ev yaptırdı.
Ünlü oyuncu, çocuklarıyla da burada sık sık vakit geçirmeye başladı. İstanbul’da yaşarken hafta sonları çocuklarıyla birlikte babasının yanına gidip köy yaşantısını çocuklarına aşılamaya çalıştı. Kekil Şimşek de bu geniş araziyi ekip biçerek hem sakin, hem de doğal bir yaşam içinde keyifli vakit geçirmeye başladı.

BODRUM’A TAŞINDI
ÜNLÜ oyuncu Olgun Şimşek de karmaşık ve gürültülü şehir yaşamından sıkılıp doğal yaşama geçen ünlüler kervanına katıldı. Şimşek, bir süre önce İstanbul’a veda eden sanatçılardan oldu. Ünlü oyuncu, eşi ve çocuklarıyla birlikte daha doğal ve gözlerden uzak bir yaşamda olmayı tercih edip Bodrum’a taşındı. İşlerine Bodrum’dan gidip gelen Şimşek, tatillerde ailesiyle birlikte babasını ziyaret edip köyde vakit geçiriyor. Umarım, herkes Şimşek gibi hayallerini bir an önce hayata geçirebilir…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Popstar” yarışmasında kendine has tarzıyla dikkat çeken Bayhan Gürhan bu kez eviyle gündemde…

Türkiye’ye damgasını vuran Popstar, jüri üyeleri ve yarışmacılarıyla bir neslin hafızasına kazındı. Popstar yarışmasından adını bugünlere taşıyan birçok isim çıktı. Bu isimlerden biri de Popstar Bayhan…

Uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam süren Popstar Bayhan yıllar sonra ortaya çıktı.

Ercan Saatçi, Armağan Çağlayan ve Deniz Seki’nin jüri üyeliği yaptığı Popstar yarışmasıyla adını tüm Türkiye’ye duyuran Bayhan Gürhan, yıllar sonra son haliyle ortaya çıktı.

Kendine has şarkı yorumu ve performansıyla hafızalara kazınan Popstar Bayhan’ı görenler gözlerine inanamadı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Demet Özdemir, törende ‘Uluslararası En İyi Oyuncu’ ödülüne lâyık görüldü.
Demet Özdemir, tören için kırmızı, kabarık bir elbise giymeyi tercih etti.
“İSMİM AÇIKLANDIKTAN SONRA ÇOK MESAJ ALDIM”
Ünlü oyuncu, ödülünü aldıktan sonra sevincini; “Burada sizlerle birlikte olmak çok heyecan verici. İsmim açıklandıktan sonra çok mesaj aldım. Kilometrelerin sadece sayılar olduğunu bana fark ettirdiniz” sözleriyle ifade etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çiftten Lucas Torreira, dün sevgilisiyle eğlenceli anlarını sosyal medya hesabından yayımladı. Topla Devrim Özkan’ı vuran futbolcu o anları; “İki kaleciye karşı… Ne gol ama” notuyla paylaştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öncesinde asılsız bir iddiaya cevap veren Tanyeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “İnşallah bu son olur. Operasyona girmeden önce bu paylaşımı yapmayı borç bilirim. Allah korusun, girerim de sağ çıkamam diye açıklama yapma ihtiyacı duydum. Bugün kendini bilmez bir densiz, arkadaşlarımı arayıp , bütün dostlarımın hastane kafeteryasına borcu olduğunu söylemiş. Öyle bir şey yok.
Hastane sadece tedavi ücreti alıyor ve bu tedavi ücretinde de 3 milyon liradan 500 bin liraya düşürdüler. Bunlar ilaç paraları. Bunları da Hakan Altun, Haluk Levent ve Avusturalya’daki dostlarım ödedi. Hepsine teşekkür ederim. Allah, razı olsun.”
Fotoğraflar: DepoPhoto, Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>77 yaşındaki Schwarzenegger, Hollenbeck Gençlik Merkezi’ne giderek ailelere Şükran Günü geleneği olarak hindi dağıtımı yaptı.
Schwarzenegger, 30 yıldan fazla bir süredir bu geleneği sürdürüyor.
Ünlü oyuncuya hindi yardımı için 65 yaşındaki oyuncu ve komedyen Tom Arnold da eşlik etti ve ikili birlikte fotoğraf çektirdi.
Schwarzenegger, yardım dağıttığı etkinlikte, üzerinde Amerikan bayrağı ve California bayrağı olan bir kıyafetle görüntülendi.
DEMOKRAT ADAYI DESTEKLEMİŞTİ
Uzun yıllar Cumhuriyetçi Parti üyesi olarak California valiliği yapan Schwarzenegger, 5 Kasım başkanlık seçiminde Demokrat aday Kamala Harris’e oy vereceğini açıklamıştı.
Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’ın 4 yıl daha ABD’yi yönetmesini istemediğini belirten ünlü oyuncu, “Görüşlerimi paylaşmaktan çekinmiyorum ama siyasetten nefret ediyorum ve çoğu siyasetçiye güvenmiyorum” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İncelemeye göre 29 ağacın taşınmadığı, 11 ağacın ise korunması gerekirken yok edildiği tespit edildi. Arazinin kuzeybatısında bulunan park alanında da benzer bir doğa katliamı yaşandığı ortaya çıktı. Alanda bulunan tüm ağaçların kesildiği ve yalnızca bir zeytin ağacının bırakıldığı görüldü.

Ağaçsız bırakılan park alanının durumu, ekiplerce yerinde kayıt altına alındı. Projeye uygunluk denetiminde yalnızca ağaçların değil, yapıların da usule aykırı olduğu tespit edildi. Projede 50 santimetre yüksekliğinde taş duvar olarak belirtilen yapıların mahallinde tuğla ile inşa edildiği ve üzerlerine sıva ya da taş kaplama yapıldığı belirlendi.
REKLAM
BODRUM BELEDİYESİ’NE UYARI
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, yaşanan usulsüzlükler ve tahribatla ilgili detaylı inceleme başlatırken, arazinin imar hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi amacıyla Bodrum Belediyesi’ne resmi uyarı yazısı gönderdi. Yetkililer, projeye aykırı uygulamaların sorumlularıyla ilgili gerekli işlemlerin yapılacağını ifade etti.

“ARAZİMİ ORMANLAŞTIRAN BİZ OLDUK”
Kendisine telefonla ulaşılan Suavi Saygan, bölgeyi 2000 yılında satın aldıklarını ve 2005’ten 2018’e kadar aktif olarak orada yaşadıklarını belirtti. Saygan, “Araziyi aldığımızda birkaç ağaç vardı. O dönemde çevreyi ağaçlandırdık. 2017’de imar planı geçtikten sonra yüzde 50 kat karşılığı bir protokol imzaladık. İnşaat tamamlandıktan sonra yeniden burada yaşayacağız” dedi.

Çevreye zarar vermediğini vurgulayan Saygan, “Ağaçlarımı söküp taşıdım, peyzaj çalışmasıyla yeniden yerine dikeceğim. Bu alan daha önce orman değildi, burayı ormanlaştıran biz olduk. Ayrıca çevreyi korumak için 20 yıl önce sızdırmaz fosseptik sistemi yaptım” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Barda’da; geçmişin günümüze kıyasla masum kaldığı, eskisinden daha vahşi, daha karanlık, daha acımasız sosyal çevremizde, dokunsak patlayacak gibi duran toplumsal kutuplaşmaların tam ortasında, şehrin bambaşka bir yerinde bambaşka bir barda, tüm kabuslarınızın ötesinde bir gece adım adım ilerliyor.
Gösterime 29 Kasım’da girecek olan ‘Barda’nın galası gerçekleştirildi. Filmin yönetmeni Hande Türkel ile oyuncuları duygu ve düşüncelerini paylaştı.
REKLAM
Hande Türkel: Filmde 17 yılda neler değiştiğini anlatıyoruz. 17 yıl sonra o bara kimler girdi? 17 yıl içinde suçlu ve suçun tanımı nasıl değişti Türkiye’de? İlk Barda’da büyük bir aşağılık kompleksi izlemiştik biz ve ondan kaynaklı bir şiddet hikâyesi vardı. Şimdi ise bir üstünlük kompleksinden bir hikâye var. Her şeyi yapabileceğine ve bundan dolayı yargılanmayacağına inanan insanların hikâyesini izleyeceğiz. Aslında 17 yılda Türkiye’de neler değiştiyse filmde de onu izleyeceğiz. Filmin yaratım aşamasını Serdar Akar ile birlikte gerçekleştirdik. Serdar hoca ile çalışmak benim için çok keyifliydi.

İdris Nebi Taşkan: Psikolojik olarak zorlu bir süreç geçirdik. Bu kadar yetenekli ve harika insanlarla aynı projede olduğum için kendimi çok kıymetli ve özel hissediyorum. Umarım beklentileri karşılar.

Melisa Berberoğlu: Hande hocama ve oyuncu arkadaşlarıma cesaretinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Biz cesur bir proje yaptık. Biz bu filmle adaletsizliğin ve haksızlığın sesi olmaya çalıştık, umarım ses olabilmişizdir.
REKLAM
Berkan Şal: Biz aslında herkesin yaptığı gibi susmamayı denedik, bir tepki vermeye çalıştık. Bizim de tepkimiz bu.

Cem Söküt: Buradan bütün ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Psikolojik olarak afalladığımız anlar oldu ama yine de kalkıp toparlayabildik kendimizi. Biz aslında gerçekleri göz önüne sunduk. İnsanların bakış açısına göre gerekli mesajın alınacağını düşünüyorum. Zevkli geçti diyemeyeceğim set hiç eğlenmedim umarım herkes bir ders çıkarır.

Melissa Değer: Hande hoca gibi oyunculara müthiş alan sağlayan bir yönetmenle çalıştığım için çok mutluyum. Psikoloji çok ağır bir filmde oynadığımız halde iyi atlattığımızı düşünüyorum. Filmin çok doğru bir zamanda çıktığını düşünüyorum.
REKLAM
Kıvanç Baran Arslan: Ben bu filmde hayatımda şiddet görmemiş bir insan olarak şiddet gören bir insanın empatisini kurabildim. Hepimizin artık alıştığı ve kabul ettiği şeylerin kabul edilmemesi gerektiğini bir kez daha anlayabileceğimiz bir film olduğunu düşünüyorum.

Doğa Yiğit: O setin içinde büyük resme hep birlikte bakabiliyor olmak bence çok güzeldi. Bu hikâyeyi tekrar anlatma cesaretinin bir parçası olduğum için çok mutluyum.

İlker Kızmaz:Ben sette ve filmde çok az bulunabildim fakat şöyle bir şey fark ettim. ‘Bu bir şiddet filmi mi?’ diye soranlara bir şey söylemek istiyorum. Filmdeki şiddetle gerçek hayattaki şiddeti bir karşılaştırırlarsa bir farkındalıkları olacaktır diye düşünüyorum. Nerede daha çok şiddet var ve kimler şiddet görüyor anlayabilecekler diye düşünüyorum.
REKLAM
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maye Musk, Donald Trump tarafından Hükümet Verimliliği Departmanı’nın (DOGE) sorumlusu olarak atanan 53 yaşındaki oğlunun başarışarından övgüyle bahsetti.
Maye Musk; SpaceX, Tesla ve X’in sahibi olan oğlu Elon Musk ile ilgili konuşurken, onun seçimden bu yana Trump’la ne kadar iyi anlaştıklarını da anlattı.
“Onları birlikte gördüm ama çok kısa sürdü. New York’ta yaşıyorum ve onlar ya Mar-a-Lago’da ya da SpaceX lansmanındalar. Birlikte eğleniyor gibi görünüyorlar” diyen Maye Musk, “Her ikisinin de eğlenmesi güzel ve Elon ona gerçekten çok saygı duyuyor. Artık Amerika’nın bir geleceği olduğu için gerçekten mutlu” ifadesini kullandı.
Maye Musk, oğlunun her konuda en iyisi olduğunu vurgularken, sürekli onun devasa servetine atıfta bulunulmasının aşağılayıcı olduğunu ileri sürdü. “Zengin veya milyarder kelimelerini ya da buna benzer şeyleri sevmiyorum çünkü bunun aşağılayıcı olduğunu düşünüyorum. Bence o dünyanın dehası ve insanlar onu bu yüzden seviyor” diyen Maye Musk, “Yaptığı işten dolayı onu seviyorlar ve ona saygı duyuyorlar. Onunla çok gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.
Elon Musk hakkında annesinin yaptığı yorumlar, kısa sürede sosyal medyada yayıldı ve alay konusu oldu. Maye Musk’ın sözlerinin ‘utanç verici’ olduğu şeklinde yorumlar yapıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ardından Erbil ve Ortaç hakkında, 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlanmıştı.

Ünlü isimler hakkında dün ve bugün yeni gelişmeler yaşandı. Dün akşam saatlerinde Serdar Ortaç’ın ev hapsi cezası kaldırıldı. Bugün de, yapılan itiraz üzerine nöbetçi sulh ceza hâkimi tarafından Mehmet Ali Erbil’in ev hapsi kararı kaldırıldı.
REKLAM
Mehmet Ali Erbil, karar sonrasında şu açıklamayı yaptı:

Bir süre önce, ‘Elektrikli kelepçe takılmak suretiyle, konutu terk etmemek şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanması’ yönünde verilmiş olan karar, mahkemelerimizin bugün verdiği kararla adli kontrol kararı kaldırılmış olup, haftada bir imza şartıyla yeniden güncellenmiştir. Konuyla ilgili dava süreci ise devam etmektedir.
Kamuoyuna saygılarımla,
Mehmet Ali Erbil
İlerleyen saatlerde Mehmet Ali Erbil’den yeni bir açıklama geldi. İşte o açıklama;

Ortaç; 24 Aralık’ta, Erbil ise 30 Aralık’ta 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkacak.
Ev hapsi cezasında yeni gelişme Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Evrim Alasya ile Kerem Alışık, fırsat buldukça yurt dışı tatiline bile çıkıyor.
Evrim Alasya, Fransa tatilinden sosyal medya hesabı üzerinden paylaşımlarda bulunarak Paris sokaklarında geçirdiği keyifli anları takipçileriyle paylaştı.
Evrim Alasya, 423 bin takipçili sosyal medya hesabından bulnduğu paylaşımlara; “Aylardan kasım” notunu düştü.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
REKLAM
Defne Samyeli, yılbaşı gecesi toteminin bir dönem kırmızı iç çamaşırı giymek olduğu itirafında bulundu. Yılbaşı gecesini kutlarken aile bireylerine de iç çamaşırı aldığını söyleyen Defne Samyeli; “Zaman zaman oluyordu eskiden. Şöyle itiraf edeyim; bir ara kırmızı iç çamaşır totemim vardı. Hatta aile toplantıları düzenlediğim zamanlarda yanında belki getiren olmaz diye ben herkese alıyordum. Eski kayınvalideme falan da. Gülmemiz için bir nedendi. Totem devam etmiyor bir işe yaradığını düşünmüyorum” şeklinde konuştu.

Öte yandan; iş adamı Necmettin Karabacak, Defne Samyeli ile beraber olduğu yönündeki iddiaları; “Defne benim çok yakın arkadaşım. Keşke Defne Samyeli gibi bir kadınla beraber olsam. Bence Türkiye’nin en güzel kadını ama maalesef öyle bir şey yok” şeklinde yalanladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İki öğretmenim benim için özeldir.
Biri; Mersin Tevfik Sırrı Gür Lisesi’nde okurken tarih öğretmenim Ümran Uğuz.
Tarihi; ezberletmez, öğretirdi.
“Mehmetçiğim! Ödevi, istediğim tarzda yapmamışsın ama çok güzel makale yazmışsın” diyerek zihnimde şimşekler çakmıştı.
Allah, sağlıklı uzun bir ömür nasip etsin.
Diğeri; Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okurken Basın Yayın Tarihi dersimize giren dekan yardımcısı Mehmet Nuri İnuğur.
Nedense ne burs ne de yurt hakkı çıkmıştı.
“Birilerinin yaptığı hatayı biz telafi edelim” diyerek en zor zamanımda üniversitenin vakfından burs sağlamıştı.
Allah, mekânını cennet eylesin.
Öğretmenlerin, çağdaş uygarlık yolunda yeni nesillerin yetiştirilmesindeki değerinin hatırlatılması amacıyla birçok ülkede öğretmenler günü kutlanıyor.
Bakanlar Kurulu; Mustafa Kemal Atatürk’e ‘Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ payesini 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda verdi. Bu paye, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayımlanmasıyla resmileşmişti.
Türkiye’de öğretmenler günü; ‘Atatürk Yılı’ olan 1981’den bu yana Mustafa Kemal Atatürk‘ün başöğretmen olduğu gün olan 24 Kasım’da kutlanıyor.
Mustafa Kemal Atatürk, öğretmenlerin ne denli değerli kişiler olduğunu birçok özlü sözüyle ortaya koydu. O özlü sözlerinden ikisi şöyle;
• “Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.”
• “Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.”

Mustafa Kemal Atatürk, 20 Eylül 1928’de Kayseri’de kara tahta başında yeni harfleri vatandaşlara öğretirken.
Aşağıda göreceğiniz ünlüler, Mustafa Kemal Atatürk‘ün; “Sanatçı, alnında ışığı ilk hissedendir” şeklinde özlü sözünün rehberliğinde ülkemizin milli eğitimine destek vermek amacıyla okul yaptırdı.
• TÜRKAN ŞORAY
Türk sinemasının ‘Sultan’ı Türkan Şoray, gerçekleştiremediği okuma ve öğretmen olma arzusunu 1973’te İstanbul’un Sarıyer ilçesinde yaptırdığı ‘Türkan Şoray Ortaokulu’ ile giderdi.

Derslik Sayısı… 13
Öğretmen Sayısı… 23
Öğrenci Sayısı… 246

Türkan Şoray, Habertürk‘e yaptığı açıklamada; “Keşke çok zengin olabilsem. O zaman daha çok okul yaptırmak için bütün imkânlarımı kullanırdım” dedi.
“Bana hep sorulur; “Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?” Tabii ki öğretmen olmak isterdim. Öğretmen olma arzumu birkaç filmde öğretmen rolüyle biraz da olsa giderdim. O filmlerden biri; Murat Soydan ile başrolü paylaştığım 1967 yapımı ‘Bir Dağ Masalı’… Öğretmen rollerinde kendimi gerçekten o çocukların öğretmenleri gibi hissettim. Onlara bir şeyler vermek, onlardan bir şeyler almak, onlarla o anlarda yaşadığım mutluluk bana o kadar iyi gelirdi ki… O duygu canlılığını hiç yitirmedi. Hâlâ çok taze bir şekilde hissediyorum. Beni yakından tanıyan herkes bilir ki öğrenim hayatımın yarım kalması bende derin üzüntülere neden oldu. Hâlâ da devam ediyor. Ancak, hayat bana başka bir yol açtığı için okul hayatım yarım kaldı. Öğretmenler, benim için çok çok kıymetli. Özellikle kendi öğretmenlerimin hiçbirini asla unutmam. Bütün öğretmenlerin, çocuklara karşı sevgi, şefkat dolu ve sebatlı olmalarını diliyorum. Çünkü öğretmenler, ailemizden sonra en çok kıymetli ve güvendiğimiz insanlardır. Bazen ailemizden bile daha ötedir. Kaç yaşına gelirsek gelelim, çocukken bir öğretmenimizin söylediği bir sözü, başımızı okşamasını asla unutmayız. Bu yüzden çok genç yaştayken kendi adıma bir okul yaptırmak istemiştim. O okul, hayatımdaki ilklerden biridir. Keşke imkânım olsa, keşke çok zengin olabilsem. O zaman daha çok okul yaptırmak için bütün imkânlarımı kullanırdım. Bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü sevgiyle, saygıyla kutluyorum. Hepsine bütün kalbimle sarılıyorum.”
• EROL EVGİN
Erol Evgin ile kardeşi Cengiz Evgin, babaları Cevdet Evgin’in adını taşıyan ilköğretim okulunu yaptırdı.
‘Cevdet Evgin İlköğretim Okulu, Van’ın Erciş ilçesi Taşlıçay Köyü’nde bulunuyor.

Derslik Sayısı… 7
Öğretmen Sayısı… 9
Öğrenci Sayısı… 143

• HÜLYA AVŞAR
Hülya Avşar, 1998’de kaybettiği babası Celal Avşar’ın adını taşıyan ‘Celal Avşar Ortaokulu’nu İstanbul’un Maltepe ilçesinde yaptırdı.

Derslik Sayısı… 32
Öğretmen Sayısı… 52
Öğrenci Sayısı… 486

• EBRU YAŞAR GÜLSEVEN
Ebru Yaşar Gülseven, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde adını taşıyan Ebru Yaşar Gülseven Ortaokulu’nu yaptırdı.

Derslik Sayısı… 8
Öğretmen Sayısı… 23
Öğrenci Sayısı… 392

• İBRAHİM TATLISES
“Şanlıurfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık?” cümlesiyle okuyamamasının üzüntüsünü dile getiren İbrahim Tatlıses, hemşehrilerinin kendisiyle aynı kadere sahip olmaması için Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesinde ‘İbrahim Tatlıses İlkokulu’nu yaptırdı.

Derslik Sayısı… 25
Öğretmen Sayısı… 26
Öğrenci Sayısı… 833

• SİBEL CAN
Sibel Can, henüz 42 yaşındayken hayatını kaybeden babası Engin Can Güre’nin adına 2002’de İstanbul’un Esenler ilçesinde ‘Engin Can Güre İlkokulu’nu yaptırdı.

Derslik Sayısı… 27
Öğretmen Sayısı… 69
Öğrenci Sayısı… 2.511
Sibel Can, ayrıca Van’ın Çatak’a 28 kilometre uzaklıktaki Büyükağaç Mahallesi’ndeki ilköğretim okulunu baştan aşağı yeniletti. Okula; Can’ı annesi Emine Gül Sezer Cangüre’nin adı verildi.

• SEDA SAYAN
Seda Sayan, Tokat’ın Pazar ilçesinde annesi ve kendi adını taşıyan ‘Ayşe Ak Seda Sayan Çok Programlı Anadolu Lisesi’ni yaptırdı.

Derslik Sayısı… 15
Öğretmen Sayısı… 33
Öğrenci Sayısı… 280

* Derslik, öğretmen ve öğrenci sayıları; 2024 – 2025 öğrenim yılındaki sayılardır.
REKLAM
Yukarıda adı geçen ünlüler, okul yaptırarak eğitime; katkıda bulundu.
Bir de öğretmenlik yaparak öğrenime katkıda bulunan ünlüler var.
• ŞENER ŞEN
Şener Şen; öğrenim gördüğü İstanbul Erkek Lisesi’nde başarısız bir öğrencilik dönemi geçirdiği için sık sık sınıfta kaldı. Bunun sonucunda da liseyi bitiremedi. Şen, bunun üzerine bir iplik fabrikasında çalıştı, işportacılık yaptı.
Ali Şen, oğlunun kendisi gibi oyunculuk yapmasını istiyordu ama Şener Şen, liseyi bitirememiş olmanın burukluğuyla bir uyanış dönemine girerek liseyi dışarıdan bitirme sınavlarına katıldı.
Sınavda başarılı olan Şener Şen, lise diplomasını aldıktan sonra Lüleburgaz Kepirtepe İlköğretmen Okulu’nun yaz dönemi eğitimlerine katılarak 1963 – 1964 öğretim yılında öğretmen olarak mezun oldu. Mezuniyetin hemen ardından da Muş’un Malazgirt ilçesinin en uzak köyü olan Fenek’e tayin edildi.

Şener Şen, babasının oyunculuk yapması konusundaki ısrarlarına daha fazla karşı koyamayarak 1964’te okulun tatil döneminde Sırrı Gültekin’in yönettiği, Ali Şen’in de rol aldığı ‘Yaşasın Hayat’ ile ilk kez kamera karşısına geçti.
Bu filmden sonra yine babasının da rol aldığı Nejat Saydam yönetimindeki ‘Hizmetçi Dediğin Böyle Olur’da rol alan Şener Şen, film çekimlerinden sonra Fenek’e dönerek öğretmenliğe devam etti. Şener Şen, 1967’de öğretmenlikten istifa ederek baba mesleği oyunculuğa yöneldi.

• CANDAN ERÇETİN
Galatasaray Lisesi’nde müzik öğretmenliği yaptığı dönemde müzik albümü yaparak şöhreti yakalayan Candan Erçetin, öğretmenliğe 2017’de aynı lisede döndü. Erçetin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Yakın Doğu Üniversitesi’nde müzik tarihi dersleri verdi.

• ZARA
Zara, 1998’de dereceyle mezun olduğu İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretmenlik de yaptı.

• OSMAN YAĞMURDERELİ
2008’de hayatını kaybeden Osman Yağmurdereli, 1973’te Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü’nden mezun oldu. Yağmurdereli, iki yıl öğretmenlik yaptıktan sonra 1975’te müzik kariyerine başladı.

• HAKKI BULUT
Adana Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra Adana Öğretmen Okulu’nu bitiren Hakkı Bulut, mezun olduktan sonra 12 yıl boyunca öğretmenlik ve okul yöneticiliği yaptı.
REKLAM
YABANCI ÖĞRETMEN ÜNLÜLER
Sylvester Stallone… Oyuncu olmadan önce beden eğitimi öğretmenliği yaptı.
Kris Kristofferson… Hayatını iki ay önce kaybeden ünlü oyuncu, bir dönem İngilizce öğretmenliği yaptı.
Hugh Jackman… İngiltere’deki Uppingham Okulu’nda beden eğitimi öğretmenliği yaptı.
Sting… Ünlü olmadan önce bir manastırda İngilizce, müzik ve futbol öğretmenliği yaptı.
J.K Rowling… Ünlü ‘Harry Potter’ serisinin yazarı J.K Rowling, Portekiz’de İngilizce öğretmenliği yaptı.
Dan Brown… Ünlü yazar Dan Brown, ülkesi ABD’de İngilizce ve İspanyolca öğretmenliği yaptı.
Gabriel Byrne… Oyunculuğa başlamadan önce Dublin’de öğretmenlik yaptı.
İzindeyiz Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sık sık birlikte tatile çıkan ünlü çift, bu kez rotalarını Mısır’a çevirdi.
Her tatilinde sosyal medyada aktif olan ünlü oyuncu, Mısır tatilinden de kareler paylaşmayı ihmal etmedi.
Erçel, Mısır’ın başkenti Kahire’de bir müzeyi ziyaret ederek buradan çektiği fotoğrafları takipçileriyle paylaştı.
Paylaşımları arasında dikkat çeken bir detay da sevgilisi Hakan Sabancı’nın fotoğraflara dahil olmasıydı.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hiçbir assolistin alt kadrosunda çıkmayı kabul etmeyen Ayşe Mine, 19 yaşında assolist olarak gazinolarda boy göstermeye başladı. 1978’de ise ‘Yılın Ümit Veren Sanatçı’sı seçildi. 15 yaşında çıkardığı ilk 45’lik plağı “Demek Ki Öyle”ile büyük bir şöhret yakaladı.
Şarkıları kadar güzelliğiyle de o dönem dikkatleri çeken Ayşe Mine ile sohbet ettik. Bir süredir kanserle mücadele eden sanatçıyla hem müzik yolculuğunu hem de şimdiki hayatını konuştuk.
Müziğin içine doğduğunu ifade eden Ayşe Mine; “Evimizde Türk sanat müziği dinlenirdi. Dayım ,12 yaşından itibaren beni musiki cemiyetlerine götürmeye başladı. Hüner Coşkuner ile Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne beraber gittik” dedi.
Ayşe Mine; “Söz yazarı Seda Akay benim çocukluk arkadaşımdı. Müziğe başlamamda sadece o rol oynamıştır. 15 yaşındayken, ‘Benim arkadaşım sesi güzel’ diyerek, Onno Tunç ve Nino Varon ile tanıştırdı. Zaten en büyük şansım da onlarla birlikte çalışmaktı” ifadelerin kullandı.
19 yaşında assolist olan şarkıcı, dönemin ünlü mekânı Çakıl Gazinosu’nda sahne almaya başladı. Henüz daha 17 yaşındayken Fahrettin Aslan’ın hafif Türk pop müziği için kendine sahne teklifini ettiğini ancak bunu geri çevirdiğini söyledi: Fahrettin beye ‘Ben bir gün assolist olarak çıkacağım’ dedim. 19 yaşında da assoslist oldum gerçekten. Ben kimsenin alt kadrosunda da çalışmadım. Müzik hayatımda yıllarca Nirvana’yı yaşadım.
Ayşe Mine’nin ‘Demek Ki Öyle / Sıkı Fıkı’ 45’lik plağı Hey Dergisi’nin “Haftanın 45’likleri” listesinde birinci sıraya yükseldi.
‘Sıkı Fıkı’ şarkısıyla o dönem müzik listelerini kasıp kavuran Ayşe Mine, “Pop’tan neden arabeske yöneldiniz?” sorusuna ise çarpıcı bir yanıt verdi: 15 yaşındaydım ilk 45’liğimi çıkardım. Altın Kelebek dâhil pop müzik kategorisindeki bütün ödülleri topluyordum. Şöhretin zirvesindeki herkes gibi benim de önümü kesmek isteyenler çoktu. Dönemin popçularının ısrarı üzerine Nino Varon size arabesk okuttu ve ben kendisini hiç affetmedim. Ben hayata küstüm orada. Kendimi geriye çektim. Üsküdar Musikisi’ne devam ettim. 45 yaşına kadar Türk Sanat Müziği eğitimi aldım. Bana yapılan tuzağın önüne geçmeğe mecburdum.
Pop müziğine devam etseydim, Ajda Pekkan hariç bugün pop müzikte alkışladığınız bazı isimler olmazdı. Bugün ‘büyük’ diye saydığınız bazı kişiler benim için büyük değil. Onların her zaman arkalarında birileri vardı, benim arkamda kimse olmadı. Ben Türk sanat müziği sanatçısıyım aslında. Herkes kadar arabesk söyledim. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Zerrin Özer ve Nilüfer ne kadar söylediğiyse ben de o kadar söyledim ama onlar popçu olarak anıldı. Bu sözlerimle arabeski küçümsediğim düşünülmesin.
Herkese ‘sanatçı’ denilmesine de karşı çıktığını sözlerine ekleyen Ayşe Mine; “Sanatçı olmayanlara sanatçı diyorlar. ‘Sanatçı’ kelimesi herkes için çok kolay kullanılıyor. Sanatçı kelimesinin içini doldurmak kolay değil” dedi.
“ŞARKILARIM BAŞKALARINA MÂL EDİLDİ”
Ayşe Mine’nin sitemlerinden biri de, kendi söylediği şarkıların daha sonrasında başkalarının seslendirmesi ve parçaların onlara mâl edilmesi: Pek çok unutulmaz eseri ilk ben seslendirdim ama besteciler o dönemlerde para kazanmak için şarkılarını başkalarına da verdi. ‘Kullar Affetmez’, ‘Gözlerin Doğuyor Gecelerime’, ‘Günün Birinde’ ve ‘Unutamazsın’ şarkılarını ilk ben söyledim ama ben sonra söyleyenlere mâl edildi. Ayşe Mine’nin yarattğı şarkıkları, Zeki Müren Bülent Ersoy, Müslüm Gürses, Kibariye ve Adnan Şenses gibi isimlerin seslendirmesi beni de onore etti ama…
Yeni nesil şarkıcıları ve müzikleri de sert bir dille eleştiren Ayşe Mine; “Şarkıcıların birçoğunun sesi yok. Sesleri olmadıkları için dış görünüşleriyle ve dekolte tercihlerle açıklarını kapatmaya çalışıyor. Üretilen müzikler de zaten akılda da kalmıyor. Unutuluyor gidiyor. Cover şarkılar söyleniyor hep… Yeni nesilden sadece Semicenk’i dinliyorum desem yeridir. Çok güçlü bir sese sahip” ifadelerini kullandı.
Ayşe Mine, 1980 ve 1990’larda üretilen çoğu şarkının zamansız olduğu için hâlâ bugünlerde dinlendiğini de sözlerine ekledi.
1980’li yıllarda arabesk ses sanatçılarının sinema filmleri aracılığıyla şarkılarını hayranları ile buluşturuyordu. Sadece ‘Erkek Milleti’ isimli bir film çeken Ayşe Mine, “Neden başka film çekmediniz?” sorusuna karşılık; “Sinemadan uzak durdum. Film çevirenlerin çoğu aynı zamanda bir ay aşkını yaşıyordu. (Gülüyor) Ben o filmi yazlığımda çektim akşam olunca evine gidip uyuyordum. Benim filmime Murat Soydan eşiyle geliyordu. O şekilde çekildi film” dedi. Bir de o dönem filmlerde dublaj yapılıyordu. Yapımcılar dublajda diretiyordu, bunu istemedim. Şarkıcı ama kendi sesiyle konuşmuyor garip geliyordu. Aslında film yapmama nedenim buydu” dedi.
Ayşe Mine; “Eğer yakılacak fotoğraflarım olsaydı bugün daha gündemde olurdum gibi geliyor. Bu saatten sonra da basılacak fotoğraf çektirmem çok zor. (Gülüyor)” ifadelerini kullandı.
“HÜLYA AVŞAR DEMOSUNU İLK BANA DİNLETTİ”
Bir dönem yakın arkadaş olan Hülya Avşar ile Ayşe Mine’nin arası açılmış. Ayşe Mine, nedenini ise şöyle aktardı: Hülya (Avşar) benimle tanışmak için sürekli randevu talep etmişti. Şarkıcı olmak istediğinde ilk Muzaffer Özpınar’ın bir playback üzerine okuttuğu şarkıyı dinletti. Aslında şarkıcılık konusunda başlarda çekimser kalmıştı ama ona destek oldum ve kulağının çok iyi olduğunu söyleyerek, çalışırsa başarabileceğini söyledim.
Hülya sonrasında bir televizyon kanalında program yapmaya başlayınca oldu. Asistanı beni arayıp, “Ayşe Hanım, Hülya Hanım sizi programına çağırıyor” dedi. Ben de “Hülya ile arkadaşız, neden o değil de siz arıyorsunuz?” dedim. Halbuki kendi arasa hiç düşünmeden koşar giderdim. Açıkçası arkadaşımın böyle davranmasını beklemezdim.
Ayşe Mine, ayrıca; “Bizim dönemimizde tek kanal vardı. Herkes TRT’yi izliyordu özel kanalların çıkması ve internet ağının gelişmesiyle ve teknolojiyle insanlar sanki birbirinden daha da uzaklaştı. Her şey çok çabuk tüketilir oldu” açıklamasında bulundu.
“ŞU AN ÇOK DAHA İYİYİM”
Temmuz ayında kolon kanseri teşhisi konulan Ayşe Mine, sağlık durumu hakkında şunları söyledi: Bayağı uzun bir süreç ama çok şükür iyiyim. Sahneme çıkıp, programlarımı yapabiliyorum. Teşhis konulmadan önce kendimi daha hasta hissediyordum, şu an çok daha iyiyim. Sahneye çıkmak beni iyileştiriyor. Aslında ‘doktor hatası’ yaşadım diyebilirim. Yaklaşık bir yıl önce göbek fıtığından ameliyat oldum. Sonra ameliyat olmama rağmen benzer semptomlarım devam etti. Aslında ameliyattan önce bana kolonoskopi yapmaları lazımmış ama yapmadılar. Belki kolonoskopi yapsalar daha önce öğrenip, tedavime çoktan başlamış olacaktım.
23 YILLIK YALNIZLIĞI BİTTİ
Bir süredir ABD’li Kevin Costner ile aşk yaşayan şarkıcı, “Yaklaşık 23 yıldır yalnızdım. Hayatıma kimseyi almadım. Güzel bir birliktelik. Hem karşıma çıktığı için hem de sevgisi için teşekkür ediyorum. ABD’de doğup, büyümüş. Türkiye’ye gelip, gidiyor. İlk defa hayatımda böyle bir şey yaşadığım için bunu övünçle söylüyorum. Aramızda 12 yaş fark var ama ben onu kendimdem küçük hissediyorum” diye konuştu.
“SINGLE ÇIKARACAĞIM”
Yeni şarkı hazırlığında olduğu belirten Ayşe Mine, “Sıra sıra single çıkarmayı düşünüyorum. Sahnelerim de devam ediyor. 5 Aralık’ta Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde konserim var, sevenlerimi bekliyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yarışmada çeşitli etkinliklere katılarak başarılar elde eden Karabenli, 60’tan fazla ülkenin yer aldığı organizasyonda ilk 10’a girmeyi başardı.
Ancak Ege Karabenli, bir sonraki aşama olan ilk 4’e yükselmeyi başaramayarak yarışmadan elendi.
Mr. World 2024 Erkek Güzellik Yarışması’nın birincisi Porto Riko’dan Daniel Mejía oldu.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Furkan Aksoy, geçtiğimiz gün, Yüsra adını verdikleri bir kız çocuk sahibi oldu.
Bu mutlu anını sosyal medya hesabından, kızını kucağına aldığı ve yüzünü kalp emojisiyle kapattığı bir kareyle paylaşan Furkan Aksoy, paylaşımına; “Hayatımıza hoş geldin canım kızım” notunu düştü.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hamdi Alkan, kaybettiği arkadaşı Metin Uca’yı ölüm yıl dönümünde andı.
Uca ile yıllar önce çektirdiği bu fotoğrafını sosyal medya hesabından yayımlayan Alkan, ” Bir yıl oldu bizden gideli canım Metin… Sevgiyle, özlemle selamlıyorum seni” ifadelerini kullandı.

Seda Bakan da “Sevgili Metin Uca’yı kaybedeli bir sene oluyor.
Her şey rüya gibi… Seni çok seviyoruz. Allah rahmet eylesin” notuyla paylaşımda bulundu.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sinema dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri olan Oscar Ödülleri, 97’nci kez düzenlenecek. Akademi, bu büyük etkinliği sunacak ismi açıkladı; Emmy ödüllü talk show sunucusu ve komedyen Conan O’Brien.

Törenin sunuculuğunu üstlenecek olan 61 yaşındaki Conan O’Brien, duyurunun ardından esprili bir açıklama yaparak, “ABD, bunu talep etti ve şimdi oluyor” dedi. Akademi CEO’su Bill Kramer, O’Brien’ın törene liderlik etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: Conan O’Brien’ın bu yıl Oscar’ları sunmasından büyük heyecan ve onur duyuyoruz. Muhteşem mizahı, filmlere sevgisi ve canlı yayın tecrübesiyle törene liderlik etmek için mükemmel bir kişi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uğur Karaaslan‘ın yönettiği; Sema Ali Erol, Mahir Erol, Ayşenur Sıkı ve Türküler Özgül’ün senaryosunu yazdığı ‘Kalpazan‘ dizisinin kadrosunda; Timuçin Esen (Adem), Çağlar Ertuğrul (Kartal), Şükran Ovalı (Canan), Deniz Baysal (Ayşe), Sarp Akkaya (Tarık), Deniz Hamzaoğlu (Bulgary Bayram), İlker Kızmaz (Sinan), Çağla Naz Kargı (Naz), İlker Yağız Selçuk (Arda),Ali Seçkiner Alıcı (İrfan) ve Osman Alkaş (Orhan) gibi birbirinden başarılı isimler yer alıyor.
‘Kalpazan‘da ‘Bulgary Bayram‘ karakterine hayat veren Deniz Hamzaoğlu, Habertürk‘e diziyle ilgili görüşlerini; “Bu denli farklı hikâyeleri anlatmamız her zaman mümkün olmuyor” sözleriyle ifade etti.
REKLAM
* SHOW TV’de ekrana gelen ‘Kalpazan’ dizisinin oyuncu kadrosunda yer alıyorsunuz. Projeye nasıl dâhil oldunuz? Oradan başlayalım.
Senaryo bana haziranda geldi. Okur okumaz içinde bulunmak istediğim bir projeydi. Bu denli farklı hikâyeleri anlatmamız her zaman mümkün olmuyor.

* Dizide rol gereği eğlenceli ama bir o kadar da ürkütücü bir karakteri canlandırıyorsunuz. Canlandırdığınız karakteri analiz etmenizi istesem ne söylersiniz?
Çok zeki ve potansiyeli olan biri ama potansiyelini, kolay olanda ustalaşmakta değerlendirmiş. Kızına çok bağlı ve eğlenmeyi kesinlikle çok seviyor.

* ‘Bayram’ dizide dengeleri değiştireceğe benziyor. Dizinin temposu ve gerilimi artacak diyebilir miyiz?
Dizinin temposu ve gerilimi her bölümde giderek artacak. Tabii ki ‘Bayram’ işlerin karışmasında oldukça etkin rol oynuyor.

* ‘Kalpazan’, izleyicilerine ne söylüyor?
Bunu tek cümleyle özetlemek mümkün değil ama en erdemli insanın dahi ailesi söz konusu olduğunda neler yapabileceğini anlatıyor diyebilirim.
REKLAM
* Sosyal medya hesabınızda özel hayatınıza dair paylaşımlar yapmaktan hoşlanmıyor gibisiniz. Göz önünde olmayı sevmeyen oyunculardan mısınız?
Açıkçası sosyal medya meselesine alışamadım. O nedenle tercih etmiyorum.

* Tabii bir yanda tiyatro da hayatınızda 2002’den beri seyirci ile haşır neşirsiniz. Bundan 21 yıl önceki Deniz Hamzaoğlu ile bugünkü arasında nasıl farklar var?
Tecrübe herhalde hem aktör hem insan olarak.

* Kariyeriniz boyunca birçok projede yer aldınız. Kökeni tiyatroya dayanan bir oyuncu olarak şimdilerde tiyatromuzun hal ve gidişini nasıl buluyorsunuz?
Her sezon onlarca nefis oyun ve gencecik harika oyuncular izliyorum. Bence her geçen yıl çok daha iyiye gidiyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2 yıl önce İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Feridun Düzağaç, maddi – manevi zarara uğratıldığını öne sürerek izinsiz kullanımın durdurulmasını talep etmişti.

Mahkeme dosyayı bilirkişiye gönderdi. Bilirkişi raporunda, Feridun Düzağaç’ın eserlere ilişkin dijital iletim hakkını davalı iki şirkete devretmediği belirtildi.
Kararını açıklayan mahkeme, iki şirketin eserler üzerindeki haksız tecavüzünün durdurulmasına, bu eserleri dijital platformlarda kullanmalarının yasaklanmasına hükmetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son olarak Ata Ayyıldız ile Paris’e tatil yapmaya giden Sıla Türkoğlu, bu kez sevgilisini ailesiyle tanıştırdı.
Sıla Türkoğlu, sevgilisi ve ailesiyle objektif karşısında poz vermeyi ihmal etmedi.
Sıla Türkoğlu ve Ata Ayyıldız’ın keyifli halleri ise dikkatlerden kaçmadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kısa süreli bir ayrılık yaşadıktan sonra aşklarına ikinci bir şans veren çift, sık sık romantik fotoğraflarını paylaşıyor. Özkan ve Torreira, bu kez yıldız futbolcunun doğup, büyüdüğü evi ziyaret etti.
REKLAM
Ünlü oyuncu, sevgilisinin doğduğu evi paylaşarak, Torreira’ya övgü dolu sözler söyledi. Özkan; “Lucas’ın doğup büyüdüğü ev. Ne savaşçı ama! Çevresindeki herkese ama herkese yardım etmeye çalışması, buradaki samimi insanlar, herkesin onunla gurur duyması… Büyüdüğü, ilk topunu koşturduğu sokakları görmek, ilk gittiği okulu görmek ne güzeldi. Seni çok seviyorum ve seninle gurur duyuyorum savaşçı… Unutma en iyisisin” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sinema dünyasının ünlü ismi Nejat İşler yine alkol tüketimiyle gündemde…
Sık sık aşırı alkollü görüntüleri kamuoyuna yansıyan İşler, bu kez Beyoğlu Asmalımescit’te kameralara yakalandı.
Arkadaşları ile alkol alan İşler, mekanın bahçesinde eğlendi.
GARSONU TOKATLADI
tv100 Magazin Hattı’ndan İsmail Şen’in haberine göre; alkolü fazla kaçıran ünlü oyuncu, bu sırada yanına gelen bir garsonu tokatladı.
Tokat yiyen garson neye uğradığını anlamaya çalışırken, İşler’in arkadaşları da şaşkınlığını gizleyemedi.

ÖZÜR DİLERKEN YERE YIĞILDI
Nejat İşler, daha sonra attığı tokattan pişman olarak garsonun yanına gitti. Garsondan özür dileyen İşler’in ayakta durmakta güçlük çektiği görüldü.
Kameraların kayıtta olduğu sıralarda İşler, garsondan özür dilerken bir anda yere yığıldı.
Aşırı alkolden ayakta duracak hali kalmayan İşler, arkadaşlarının kolunda sendeleyerek olay yerinden uzaklaştı.
Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birlikteliklerini sosyal medyadan da gözler önüne seren Sıla Türkoğlu ile Ata Ayyıldız, tatil yapmak için Paris’e gitti.
Çift, Tuileries Bahçesi’ne gitti. Ata Ayyıldız, sevgilisinin bu fotoğrafını beyaz kalp emojisiyle yayımladı.
Şehri adeta karış karış gezen Sıla Türkoğlu ile Ata Ayyıldız, daha sonra birlikte çektirdikleri bu fotoğrafı da sosyal medya hesabından yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fazla alkol içen Asil Gök, mekândan çıkarken fazla yürüyemeyip merdivenlere oturdu. Merdivenlerde arkadaşlarıyla fotoğraf çekindikten sonra mekâna tekrar giren Gök, ardından hızlı bir çıkış yaparak otomobiline bindi.
Doğum günüyle ilgili sorulan sorulara sadece; “Çok kötüyüm” yanıtını veren Asil Gök, otomobiline biner binmez uykuya daldı.
Ardından mekândan çıkan sevgilisi Derya Uluğ, arkadaşlarıyla güzel bir gece geçirdiklerini söyledi. Geçtiğimiz günlerde ailesini ziyarete giden Uluğ, enerji dolduğunu ve her şeyin güzel geçtiğini belirtti.
Derya Uluğ, ortaya atılan hamilelik iddiaları sorulduğunda ise “Yok canım, öyle bir şey olur mu?” dedi.
Asil Gök’ün doğum gününe katılan yeni evli çift Ural Kaspar ve İrem Helvacıoğlu, gergin tavırlarıyla dikkat çekti.
Çift, Ural Kaspar’ın düğün röportajında ‘heyecanım yok’ sözleriyle ilgili yöneltilen sorulara cevap vermedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hemen hemen her adımımızı sosyal medyadan gözler önüne serdiğimiz paylaşımlar, kısa sürede binlerce hatta milyonlarca kişiye ulaşıyor. Bu noktada bizler kadar özellikle ciddi etkileşimler alan ünlülerin paylaşımlarını süzgeçten geçirmesi ise oldukça önemli. Çünkü sosyal medyanın avantajları olduğu kadar dezavantajları da var.
Bu durumda hepsini kapsamasa da bazı ünlülerin mutlulukları, hayatlarında yaşadığı sorunları ve sitem dolu paylaşımları ise gündem oluyor.
Bu haftanın olay paylaşımı ise;
İDİL BİLGEN
YİNE LİNÇLENDİ
REKLAM
Miss Turkey 2024’te birinci seçilen Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu İdil Bilgen, yarışmadan sonra “Türkiye güzeli olacak kadar güzel değil” içerikli paylaşımlarla sosyal medyada linçlenmişti.
İdil Bilgen, yarışmadan 37 gün sonra tacıyla bulunduğu paylaşımlarla yine linçlendi.

İdil Bilgen, bulunduğu ilk paylaşımda, Türkiye güzeli seçilmesiyle yaşadığı heyecanı ve mutluluğu dile getirerek; “Miss World Türkiye 2024 olarak seçilmek benim için büyük bir onur ve ayrıcalık oldu. Tıp fakültesinden yeni mezun olmuş, ihtisasını radyasyon onkolojisi alanında yapmak isteyen biri olarak onkoloji dalında naçizane de olsa bir fark yaratabilmeyi hayal ediyorum. Miss Türkiye tacıyla bu amacımı daha geniş ve etkin bir çerçevede gerçekleştirebilmeyi ümit ediyorum. Sağlık konusunda bir farkındalık yaratabilmek için bu platformu yararlı bir bilgilendirme kanalına dönüştürmeye gayret edeceğim. Bana inandığınız ve destek verdiğiniz için içtenlikle teşekkür ederim! Güzel ülkem adına faydalı şeyler yapabilmek için sabırsızlanıyorum” şeklindeki ifadeleri kullandı.
REKLAM
Daha sonra, tacıyla ikinci paylaşımda bulunan İdil Bilgen; “Her zaman hayallerinizi gerçeğe dönüştürme gücüne sahip olduğunuza inanın. Attığınız her adım, gücünüzün ve kararlılığınızın bir kanıtı olsun. Tutkunuzun sizi yönlendirmesine izin verin, engelleri aşın ve daha parlak bir gelecek yaratın. Potansiyeliniz sınırsızdır; korkusuzca hedefinize koşun” şeklinde mesaj paylaştı.

İdil Bilgen, son olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kapsamında tacıyla verdiği bir pozu paylaşarak Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı. Bilgen, paylaşımına; “Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, Cumhuriyet’i bize armağan eden tüm kahramanlarımızı saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun! Cumhuriyet’in sağladığı ayrıcalıkla; ben İdil Bilgen, bir Türk kadını, idealist bir hekim ve ülkesini temsil etmeye gönüllü bir Türkiye Güzeli olarak, Atam’ın gösterdiği yolda ilerlemeye söz veriyorum. Cumhuriyetimiz ilelebet var olacaktır. Ne mutlu Türküm diyene” notunu düştü.
REKLAM
24 yaşındaki İdil Bilgen’in bu paylaşımları sosyal medyada bir hayli eleştiri aldı. Birçok kişi, Bilgen’in fotoğraflarını fotoşoplu olduğunu belirterek “Fotoşoplu güzel’ yorumunda bulundu.
ÜNLÜLERDEN KONTEYNER İSYANI
Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın derslikleri yetersiz kalınca öğrencilerin bir kısmı geçici olarak konteyner dersliklerde öğrenim görecek.
İki oyuncu; Mine Kılıç ile Eda Akalın, geçici çözüme isyan etti.
Mine Kılıç
Mine Kılıç ile Eda Akalın, tepkilerini; “Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı yeni yıla bu konteyner derslikleriyle başlıyor. Bu yeni binanın eğitim için elverişsiz olduğu en başından beri belliydi. Şimdi de yetersiz derslik sebebiyle ‘Geçici bir çözüm’ denerek bahçeye kurulan bu kutularda ders yapılamaz!” sözleriyle dile getirdi.
REKLAM
Eda AkalınSERPİL ÖRÜMCER
‘AYAĞIM KESİLEBİLİR’ DEDİ YARDIM İSTEDİ
1967’de güzellik yarışmasında dereceye girerek adından söz ettiren oyuncu ve şarkıcı Serpil Örümcer, uzun yıllardır maddi olarak zorlu günler geçiriyor.

Bir dönemin ünlü ismi şimdi de sağlık problemleri yaşıyor.

Serpil Örümcer; “Sevgili dostlarım ve ilgili sağlık kurumları. Ben yılların sanatçısı Serpil Örümcer. Geçirdiğim talihsiz bir kaza sonucu bacağımda oluşan kırıklar nedeniyle şu an yatağa bağlı durumdayım. Gittiğim sağlık kurumları da ileri tarihe ameliyat günü veriyorlar. Geçici alçıda şu an zor süreçteyim. Özel hastanelerde ameliyat olmam mümkün değil. Siz değerli camiamın ve devletimin yardımlarını bekliyorum. Çünkü ayağımın kesilme riski varmış. Tekrar teşekkürlerimle, acil yardım bekliyorum” dedi.
REKLAM
NATALIE PORTMAN
İSTANBUL’A GELDİ AMA PAYLAŞMADI
Son dönemlerde İstanbul; küresel şöhrete sahip Pedro Alonso O’choro, Theo James, Elton John, Jared Leto ve Natalie Portman’ı ağırladı.

Sir Elton John, İstanbul’a; Ömer Koç’un özel daveti üzerine birkaç saatliğine geldi. John, Telezzüz’de yemek yiyip İstanbul’dan ayrıldı.

Theo James’in sosyal medya hesabı bulunmuyor. Dünyaca ünlü oyuncunun İstanbul’da olduğu, hayran paylaşımlarıyla ortaya çıkmıştı.
REKLAM
Pedro Alanso ile Jared Leto, İstanbul gezisini sosyal medya hesaplarından paylaştı.

Pedro Alanso’nun takipçi sayısı; 8 milyon 500 bin.

Jared Leto’nun takipçi sayısı; 11 milyon 900 bin.
Jared Leto, Kuzguncuk’ta makarna yedikten sonra bir halk otobüsüne bindi.
9 milyon 100 bin takipçisi olan Natalie Portman’ın ise İstanbul gezisinden hiçbir paylaşımda bulunmaması dikkat çekti.
BEREN SAAT
DAĞ KEÇİLERİNİ ELLERİYLE BESLEDİ
Beren Saat, dağ keçileriyle bir süre vakit geçirdi. Sosyal medya hesabından “Keçi Kulübü” notuyla paylaştığı videolarda keçileri beslediği görülen oyuncuya arkadaşı Hande Atıcı Miras eşlik etti. Ünlü oyuncu, keçilere yakın olmak için bir yükseltiye çıktı ve kendisine verilen yemleri elleriyle yedirdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güvenlik kamerası kayıtlarını izleyen polis ekipleri, şahsın Ümit Gündeş olduğunu tespit etti.

Genellikle Avcılar bölgesinde yaşaya Ümit Gündeş, polis tarafından saklandığı adreste dün akşam yakalandı. Oyuncunun, emniyetteki işlemlerinin ise devam ettiği öğrenildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oyunculuğuyla ilgili kendisine gelen eleştiriler hakkında Pelin Akil, “Bazıları hariç herkese saygı duyuyorum. Herkesin yorumu kendine. Ben oyuncuyum, yazılanı oynarım” şeklinde yanıt verdi.
Dubai çikolatası hakkında da konuşan Pelin Akil, “Tadına baktım, nasıl yapıldığını izledim, sonrasında midem çok bulandı ama güzeldi” ifadelerini kullandı.
Geceye katılanlar arasında; Ebrar Karabakan ve Jennifer Boyner de vardı. Karabakan; “Yeni projeleri değerlendiriyorum, yakın zamanda sevenlerime güzel haberleri vereceğim” dedi.
Gazetecilerin son günlerde gündemi meşgul eden Dubai çikolatası ile ilgili sorularına yanıt veren oyuncu, “Ben denemek zorunda bırakıldım. Çok yakın arkadaşım maalesef bağımlısı oldu, çok tercihim değil” dedi.
Jennifer Boyner
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlk kez anne olacak olacak olmanın heyecanını yaşayan Pınar Deniz, hamilelik fotoğraflarını sosyal medya hesabı üzerinden takipçileriyle paylaşmaya devam ediyor.
Yeni bir paylaşımda bulunan oyuncu, hamilelik öncesi ayna karşısında çektiği bu fotoğrafını hamilelik fotoğrafıyla kıyaslayıp “Nereden…” notuyla yayımladı.
Pınar Deniz, ardından yine ayna karşısında çektiği bu fotoğrafını da “Nereye…” notuyla yayımladı. Paylaşımda Deniz’in karnının iyice belirginleştiği görüldü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Hazal Kaya, 2019 yılında meslektaşı Ali Atay ile nikah masasına oturmuştu.

Fikret Ali ve Leyla Süreyya adından iki evladı bulunuyor.

Hazal Kaya son zamanlarda verdiği kilolarla dikkatleri çekiyor.

Tiroit ve şeker hastalığı olduğunu söyleyen Hazal Kaya, “Tiroidim var şekerim var bu iki sağlık durumu da tetikleyen şeyler. Dedim ki ben sette zayıflarım hep. Arkadaşlar ben bu işi başarıyorum diye başladım. Çok kilo verdim. ” dedi.

Sağlığını, kilosunu korumaya çalıştığını belirten Kaya şunları söyledi:
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Motor sporlarında çığır açtınız.Şimdi de öğrenciler yetiştiriyorsunuz.
Her şeyden önce, ben motor sporlarınıseven biriyim ve motor sporlarınaçocukluğumdan beri çok büyük ilgimvardı. Allah bana motosiklet yarışmalarınagirmeyi ve orada şampiyonluklaralmayı nasip etti. Şimdide sporcu yetiştiriyorum.Şu anda dünyada eniyi diyebileceğimiz sporcuToprak Razgatlıoğlu’nuyetiştirdim. Biliyorsunuz,2024 Superbike Şampiyonasınakatıldı ve 2.kez dünya şampiyonu oldu. Öte yandanoğlum Zayn’ı yetiştiriyorum. Zayn’ı otomobilsporlarında yetiştirmek istiyorum.Biz motosiklet dalında güzel işler yaptıkama Türkiye çok büyük bir ülke, otomobildalında iyi yetiştirilmiş sporcu ile Formula1 hayalinin gerçek olacağına inanıyorum.Sadece Zayn değil tabii, nice gençlerimizvar yetiştirilen. Bu gençlerimizde inşallah bir gün Formula 1’de yarışır.Federasyonun verdiği özel izinle Zayn’ıTürkiye Şampiyonası’nda yarıştırıyoruz.Normalde 6 yaşında bu yarışa katılabiliyorsunuzama ben federasyona Zayn’ıdenemelere bir alın, başarı sağlayamazsabir sene bekleyelim dedim. Zayn bugünekadarki en iyi dereceyi aldı. Bu vesileylede sezonda başlamasına izin verildi.Şu anda genel klasmanda birinci durumda.Motosiklet yarışmasında da birincilikaldık. Hedefimiz kartingde de bunu başarmaktı.Bunu da başardık. Çok çalışıyoruzve emek veriyoruz. Türkiye şampiyonlarınaböyle ilgi yoktu ve Zayn ile beraberartık insanları, yarışları izlemeye getiriyoruz.Bu bizi çok mutlu ediyor. Adımadım gidiyoruz. Bu yol uzun ve meşakkatlibir yol. İnşallah İngiltere, İtalya ve Avrupa’nınbirçok ülkelerindeki şampiyonalarakatılacağız.

100 MİLYONUN ÜZERİNDE İZLENDİ
Zayn sosyal medyada da büyük ilgigörüyor. Neler söylemek istersiniz?
Zayn ile yaptığımız işler dünyada sesgetirsin istiyoruz. Çok da ilgi çekiyor. Bazıvideoları 100 milyonun üzerinde izlendi.Daha önce kimsenin yapmadığı şeyleriyapıyor. 5 yaşında ulaştığı hızlar, kırdığırekorlar dünyadaki herkesin çokilgisini çekiyor. Amerika’da, Avrupa’da,Asya ülkelerinde çok takipçisi var. Bizde hem spor hem de sosyal medya tarafınıaynı anda yürütmeye çalışıyoruz. Bugünündünyasında sosyal medya çok önemli.Bu tanınırlığın Zayn’a ilerideki kariyerineavantajlar sağlayacağı düşündüğüm içinsosyal medyaya önem veriyorum.

ZAYN FENOMEN DEĞİL!
Sosyal medyanın karanlık bir tarafıda var özellikle gençler açısından…
Ben Zayn’ı sosyal medya fenomeni olarakyetiştirmiyorum. Ben babası olarakZayn’a hedef koydum, sporcu olarak ilerleyecek.Biz sosyal medyayı bu işin birparçası olarak kullanıyoruz. Bu iş sonuçtasponsorlukla yürüyen, hayran kitlesineihtiyaç olan bir spor dalı. Bu açıdansosyal medyayı önemsiyorum. Kendi sosyalmedya hesabımdan yılda bir kere paylaşımyapıyorum. Ama Zayn ile hemenhemen her gün paylaşım yapıyoruz.Zayn’ın tanınırlığı sayesinde Türkiye KartingŞampiyonası, Türkiye MotosikletŞampiyonası hınca hınç seyirci ile doluyor.Daha önceki şampiyonlarda böyleseyirci görülmedi. Yarış dışında dagüzel işler çıkarmaya çalışıyoruz.Bazen eleştiri de alıyoruz. Zayn’ınyaptığı işler 5 yaşındaki çocuğunişi değil. Ama siz evde büyüyen5 yaşındaki çocukla, Zayn’ıkıyaslarsanız yanlışa düşersiniz.Zayn inanılmaz bir eğitimalıyor, bunu da göz ardıetmemek lazım. Bir de şuvar tabii, siz 5 yaşındakiçocuğa hiçbir şeyi zorlayaptıramazsınız. Zaynçok meraklı, ilgili. Anne-babasıolarak biz de korkuyoruz. En çokda Zayn’a nazar değmesinden korkuyoruz.Allah nazardan korusun.

Sizin kullandığınız arabalar da çokkonuşuluyor..
Ben motor sporları, otomobil meraklısıbir insanım. Çocukluğumdan beri, hayalimpara kazanırsam özel arabalar almaktı.Kariyerimde kazandığım paralarla, şampiyonluklarlaböyle arabalar almaya başladım.Ama bu arabalarım da gündememilletvekili dönemimde çıkmaya başladı.Tabii, bu beni çok üzdü. Benim milletvekiliöncesinde de bir kariyerim vardı. Ben 5kez dünya şampiyonu oldum. Ben milletvekiliolmadan önce de bu arabalara biniyordum.Eşim yabancı olduğu için arabaalma hakkım da var. Ben kanuna, devletinkurallarına uyarak hakkım ne varsa kullanıyorum.İnsanlar bunu farklı yerlere çekmeyeçalıştı. Bunları geride bıraktım. Artıközel araba alayım diye hevesim de yok.Benim için özel arabalar Zayn ile yapacağımprojeler için önemli. Artık trafikteözel arabalara binmiyorum.

ÇOCUKLARINIZIN HOBİSİNE DESTEK OLUN
Gençlerimizin birspor dalıyla uğraşmasıçok önemli. Neler söylemekistersiniz?
Sporun her dalını çok seviyorum. Ben yakın çevremdeki herkese söylüyorum, çocuklarınızın peşinden koşun. Büyük oğlum futbolu seviyor peşinden koşuyorum, Zayn motosiklet sporunu seviyor peşinden koşuyorum. Ebeveynlerin çocuklarının sevdiği dalı bulmasında yardımcı olması gerekiyor. Sonra da onun peşinden koşması gerekiyor. Anne-babalar önce benim hayatım, benim hobilerim derse bu iş olmaz. Fedakarlık gerekiyor. Benim hobilerim geçmişte kaldı. Çocuklarımın hobileri var artık. Ben hayata böyle bakıyorum. 30 yaşında baba oldum. Çocuklarımı hep anlamaya çalıştım, onların hobilerini anlamaya çalıştım ve peşlerinden koştum. Çocuklarınız için siz fedakarlık yapacaksınız. Anne-baba olmak fedakarlık gerektiriyor.

FORMULA 1HAYALİ GERÇEKOLACAK
Boynuz kulağı geçti mi? Oğlunuzu kendinizdendaha yetenekli buluyor musunuz?
Zayn’ın yetenekli olduğuna inanıyorum. Ama konuşmak için çok erken. Ülkemizde kendini kanıtladı ama dünya arenasında da kanıtlaması gerekiyor. Türkiye’de kendi kategorilerinde hem motosiklette hem de karting’de zirvede. Ama şöyle de bir dezavantajı var, Zayn, 9 yaşındaki çocuklara karşı yarışıyor. İlkokul 1’e giden bir çocuğu Ortaokul 1’e giden bir çocuğu aynı sınava sokuyorsunuz gibi. Buna rağmen çok iyi gidiyor Zayn. İnanıyorum, iyi bir eğitimin ardından Formula 1 hayali gerçek olacak.

YARIŞMAYIZİRVEDEYKENBIRAKTIM
Zirvedeyken bıraktınızyarışmayı… Pişmanoldunuz mu?
Cumhurbaşkanımız istediği için bıraktım. Tam zirvedeyken bıraktım. İyi ki bıraktım. Hiç pişman değilim. Bırakmasaydım, performansım düşmeye başlayacaktı. Cumhurbaşkanımızla ilk gün nasılsa hâlâ öyleyiz. Zaman zaman görüşüyoruz. Benim ona olan sevgim gönülden sevgi. Benim ona olan gönül bağım değişmez. Cumhurbaşkanımız hayatımda, kariyerimde hep bana sahip çıktı. Ona olan sevgim hiç değişmez.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SODALI KÖFTE
MALZEMELER
500 gram yarım yağlı kıyma
1 tane soğan
1 çay bardağı sade soda
Tuz
Karabiber
Pul biber
Kırmızı toz biber
1 çay kaşığı kimyon
1 avuç galeta unu ya da kurutulmuş ekmek içi
Yarım kaşık hamur kabartma tozu
YAPILIŞI: İlk önce bir kaba kıyma ve sırasıyla diğer malzemeleri ekliyoruz. İster yuvarlak ister uzun şekiller yapıyoruz. Tavada arkalı önlü kızartıyoruz.

BAHARATLI TAVUK KÖFTESİ
MALZEMELER
750 gram kadar tavuk göğsü
1 büyük soğan
5-6 diş sarımsak
Yarım demet maydanoz
1 çay kaşığı karabiber
2 çay kaşığı kimyon
2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı kırmızı toz tatlı biber
2 yemek kaşığı salça
1 adet yumurta
3 yemek kaşığı galeta unu
YAPILIŞI: Tavuk göğsünü robottan çekiyoruz. Soğan, sarımsak, maydanozu da robottan geçiriyoruz. Baharatları ekliyoruz. Yumurta ilave edip yoğuruyoruz. En az 2 saat buzdolabında bekletiyoruz. Kızgın tavada arkalı önlü kızartıyoruz.

SEBZELİ KÖFTE
MALZEMELER
1/ 2 kg. patates
1/2 kg havuç
250 gr. kıyma
1 adet soğan
1 adet yumurta
2.5 dilim ekmek içi
Yeteri kadar maydanoz
Tuz
Nane ve kimyon
YAPILIŞI: Patatesi ve havucu rendenin en ince tarafı ile rendeliyoruz. Rendelenen patatesi sıkıp suyunu döküyoruz. İçine soğanı rendeliyoruz. Geriye kalan malzemeyi ilave ediyoruz. İyice yoğuruyoruz. Derince bir tava ya da tencereye bolca sıvı yağı döküyoruz. Yuvarladığımız köfteleri içine atıyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Evet, her uygulamanın kaçağını, açığını bulmada üzerimize yok. Ancak e-devlet’teki sözleşme baki kalacak!
Gelecekte herhangi bir anlaşmazlıkta kiracı, konut sahibini suçüstü yakalatabilir! Konut sahibine elden kira vermeyi kesebilir.
Bu uygulama emlak vergisini arıtacağı için konut sahipleri de kiraları daha yüksek tutabilirler.
Ve bu işten yine kiracılar zararlı çıkabilir ama her şeye rağmen e-devlet güvenceli sözleşmeler hem konut hem de kiracıların mevcut haklarını korumanın en garanti yolu gibi gözüküyor.
Bu uygulama ihtiyaca göre revize de edilebilir.
Kiracıların sözleşme bittiği ve konut sahibi istediği halde evi boşaltmayıp, mahkemeye gidip, anlaşmazlık sürecini 3-4 yıla uzatmasını engelleyecek kurallar uygulamak mümkün.
Örneğin konut sahibi sözleşme bitiş tarihinden altı ay önce e-devlet üzerinden bildirim yapıp kiracısından evi boşaltmasını isteyebilir.
Yine mahkeme süreci başlasa da eğer konut sahibinin haklı gerekçeleri varsa davalar kısa zamanda sonuçlanır.
Örneğin sözleşmenin süresi iki yıllık ama hukuk sistemi bir yıllık sözleşmeye bile 10 yıl ömür biçebiliyor. Bunun gibi haksızlıklar da ortadan kaldırılmalı.
Özetle hem konut sahiplerine hem de kiracılara adil şartlar sunacak yasaya da ihtiyaç var!

BURSASPOR SATILACAK MI?
Galatasaray’ın efsane golcüsü Didier Drogba’nın, TFF 3. Lig ekiplerinden Bursaspor’u satın almak için harekete geçtiği iddia edildi.
Bu tarz iddialar zaman zaman ortaya atılıyor ama henüz bir zenginin Türkiye’den köklü bir kulübü aldığına şahit olmadık.
Dernek statüsü içinde olan kulüp yapıları yabancı ortak alamaz. Ama birçok kulübün aynı zamanda Spor AŞ tarafı var; şirketleşmiş olan ve borsada işlem gören tarafı…
Spor AŞ kulübün tamamına sahip olmadığı için yatırımcılar kulüp satın almaya çekiniyorlar.
Taraftarlar kulüplerin satılmasına başta karşı çıkabilirler lakin kulüplerin asıl sahibinin taraftarlar olduğu da unutulmamalı.
Manchester City, Newcastle United, Paris Saint German, Manchester United gibi dev kulüplerin sahipleri genelde büyük şirketler olmasına rağmen taraftarın onayı olmadan bir şey yapamıyorlar!
Şirketler için kulüp sahibi olmanın hedefi kar etmek. Kar etmek için de sportif başarı gerekiyor. Yıldız futbolcular transfer edilip, sportif başarı elde edilince de çoğu zaman taraftarlar kulüplerin sahiplerinin adını hatırlamıyorlar bile.
Mevcut sistemde yöneticiler tarafından arpalık olarak görülen kulüplerin çoğunun batık olması rastlantı değil!
Drogba’nın Bursaspor’u satın alacağı haberini yapanlar keşke kulübün 1 milyar 539 milyon 708 bin 800 lira borcu olduğu bilgisini de yazsalardı!
Türkiye’de kulüplerin şirketleşmesi İngiltere’deki gibi olsa bu devasa borca rağmen Bursaspor’u almak uzun vadede karlı bir yatırım olabilirdi. 3. Lig’de evindeki her maçta stadyumu tıklım tıklım dolu olan kaç Süper Lig takımı var?
Böyle sadık bir taraftar desteğine sahip olan kulübe hangi yatırımı yapsanız geri döner!
Asıl tartışmamız gereken ise her maçı ortalama 40 bin taraftarın takip ettiği Bursaspor 3. Lig’de mücadele ederken tribün ortalaması 4-5 bin olan kulüplerin nasıl Süper Lig’de varlıklarını sürdürebildikleri!

NE ÇOK ‘ÇAKAR’KULLANAN VAR!
Emniyet ve jandarma trafik ekipleri 3-10 Ekim 2024 tarihleri arasında gerçekleştirdikleri denetimlerde 2 milyon 829 bin 271 araç denetlendi.
Ve kural ihlali yapan 522 bin 427 sürücü hakkında işlem yapıldı.
Cezalar arasında en dikkatimi çeken; mevzuatta aykırı ‘çakar’ kullanan 10 bin 22 sürücüye ceza kesilmesi oldu. Çıkan haberlere bakılırsa her ay 7-10 bin arası çakar usulsüzlüğü belgeleniyor. Yani izinsiz ‘çakar’ kullanan sürücülerin sayısı tahmin edilenin çok üstünde! Para cezasının çözüm olmadığı da ortada. İzinsiz ‘çakar’ kullananların ehliyetlerine bir yıl el konulur ya da araçları trafikten men edilirse sorun çözülür!

MİLYARDERLERE EKSTRA VERGİ!
Fransa’da geçtiğimiz cuma günü, 1 milyar Euro’nun üzerinde mal varlığı olan kişilerin yüzde 2 oranında vergilendirileceği yeni yasa tasarısı önerisi Meclis’te yeterli desteği buldu.
Yine de önerilen varlık vergisinin Senato’nun incelemesinden geçmesinin pek mümkün olmadığına inanılıyor.
Yine Fransa’da varlık vergisi önerisine vekillerin destek vermesi sembolik açıdan anlamlı.
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyarderlerin sayısı artıyor.
Pandemi sonrası yaşanan ekonomik krizler ve enflasyondaki artışların zenginlere yaradığı ortada!
Varlık vergisi, toplumun genelinde olumlu karşılanabilir ve bu da vergilerdeki genel artışa karşı toplumda “Milyarderlerden daha çok alınıyor. Herkes özveride bulunuyor” algısı oluşturabilir.

Altyazı
“İyi hikayeler abartılmayı hak eder.” (Hobbit)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2016 yılında dünya evine girdiği Kadir Doğulu ile evliliğinde yaşadığı krizlerle konuşulan Neslihan Atagül Doğulu, şimdilerde bambaşka bir heyecan yaşıyor.

32 yaşındaki oyuncu “Bir süre daha bu ‘mutluluğumuzu’ mahrem tutmak isterdik. Hakkımız da buydu açıkçası… Velhasılkelam; Biz mutluyuz, memnunuz ve iyiyiz.” bu sözlerle hamile olduğunu duyurdu.

Bir erkek bebek bekleyen 5 aylık hamile ünlü oyuncu şimdi de abisiyle gündeme geldi.

Babaları Türk, anneleri Beyaz Rus (Belarus) olan Atagül kardeşler, adeta ikiz gibi benziyorlar.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir dönem Yeşilçam’ın zirvesinde olan Sevtap Parman şimdi ne yapıyor? Yeşilçam oyuncularının son halleri görenleri şoke etti.

Hakan Ural, İbrahim Tatlıses, Kadir İnanır, Yalçın Dümer, Tarık Akan, Cüneyt Arkın ve daha birçok isim ile kamera karşısına geçen ve oynadığı rollerle Yeşilçam’a damga vuran Sevtap Parman’ın son hali merak konusu oldu.

Yeşilçam’ın en güzel kötü kadın karakterlerine hayat veren Sevtap Parman’a da yıllar acımadı… Yaşı ilerledikçe gündemden düşen ve diğer Yeşilçam yıldızları gibi kabuğuna çekilen Sevtap Parman’ın son hali olay oldu.

Sevtap Parman, Yeşilçam’ın “Bayan popo” lakaplı oyuncusuydu.

Aktif olduğu dönemlerde verdiği cesur pozlarla, oynadığı filmlerde sınır tanımayan sahneleriyle hep gündemdeydi. İşte Yeşilçam’ın güzel yıldızı Sevtap Parman’ın son hali…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
168.Bölüm:
SÖĞÜT’TE BÜYÜK İSYAN
Uç topraklarda artık kılıçlar çekildi. Osman Bey’in bütün tuzaklardan kurtulması Lucas’ı da Karesi Bey’i de çok öfkelendirir. Lucas, Osman Bey’i alt etmek için yeni bir hamlesi olduğunu söyler.

Karesi Bey bu hamlede nasıl bir rol oynayacaktır? Kayı Obası’nda düğün toyu sürerken Lucas yapacağını yapmış, Söğüt’te ki Rum ahaliyi kışkırtarak büyük bir isyan ateşi yakmıştır, haber toya yıldırım gibi düşer. Osman Bey isyan ataşını söndürmek için nasıl bir hamle yapacaktır?
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

OSMAN BEY İKİ ATEŞ ARASINDA
Lucas bir yandan Söğüt’te isyan ateşini yakmışken öte yanda ordusunu Karadin Kalesi hududuna dayamıştır. Bir tarafta isyanı bastırmaya çalışan Osman Bey, Karadin Kalesi’nin haberini alır. İki ateş arasında kalan Osman Bey bu cendereden nasıl çıkacaktır?

ORHAN BEY VE HOLOFİRA’NIN DÜĞÜN TOYUNDA NELER YAŞANACAK?
Osman Bey ve alpları kendilerine kurulan tuzaktan kurtulmuştur. Lucas’ın adamları tarafından köşeye sıkıştırılan Orhan Bey ve Holofira ise nasıl bir hamleyle kurtulacaklardır?

Orhan ve Holofira’nın evlenmesinin önünde artık hiçbir engel kalmamıştır. Osman Bey oğlu için anlı şanlı bir düğün toyu kuracaktır, bütün obada düğün telaşı başlar.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖN SATIŞI BAŞLAYAN FİLMİN BİLETLERİNE BÜYÜK TALEP
25 Ekim’de sadece sinemalarda izleyici ile buluşacak olan, Türkiye İş Bankası‘nın katkılarıyla çekilen ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’nın vizyonuna sayılı günler kalmışken ön satışa açılan biletler yoğun ilgi gördü.
Filmin teaser ve fragmanı yayınlanır yayınlanmaz tüm platformlarda milyonlarca kez izlenmişti.

BU FİLM UMUT AŞILIYOR!
1930’lu yılların Türkiye’sinde, bir avuç genç, yetenekli ve azimli insanın bir ülkede sanatla nasıl devrim yaptığının nefes kesen hikayesini anlatan filmin oyuncu kadrosunda yer alan; Salih Bademci, Ertan Saban, Ahmet R. Şungar, Birce Akalay, Melis Sezen, Şifanur Gül, Mehmet Özgür, Burak Bilgili, ve Emre Karayel ve Bensu Soral ve Okan Yalabık gerçek bir hikâyenin gerçeküstü mücadelesini güçlü oyunculukları ile gözler önüne serecek.
‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’ 25 Ekim’de sadece sinemalarda.

“Milli bir gurur” Haberi Görüntüle
En büyük hedefini açıkladı Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şoray, kızı Yağmur Ünal’ın bir fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşarak doğum gününü kutladı.

Ünlü oyuncu, yaptığı paylaşımın altına, “Yağmur’umun yeni yaşından, yeni bir fotoğraf. Hayatımın en değerli varlığı kızım, yeni yaşın mutluluk ve başarıyla geçsin. Seni seviyorum…” şeklindeki ifadelerle duygularını dile getirdi.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>42 yaşındaki pop yıldızının çekilecek biyografik filminin müzikleri için yaptığı hazırlıkların Spears’a yeni bir albüm hazırlama konusunda ilham verdiği öne sürüldü.
Ruh sağlığıyla ilgili sorunlar yaşadığı için 13 yıl boyunca babasının vasiliğini üstlendiği, bu vasilikten 2021’de kurtulan Spears, o zamandan bu yana yalnızca iki parça yayınladı: Elton John ile iş birliği yaptığı ‘Hold Me Closer’ şarkısı ve Will.i ile ortak çalışması ‘Mind Your Business’.
Spears’a yakın kaynaklar, ünlü şarkıcının merakla beklenen biyografik filmi için yepyeni bir müzikle heyecanı yakalaması gerektiğini bildiğini aktardı.
Buna göre Spears, yaklaşan biyografik filminin müziğine dahil edilecek müziği yapıyor ve bu süreçte yoğun bir şekilde çalışıyor.
Daily Mail’e konuşan bir kaynak, “Eski parçalarından bazılarını filmin havasına uyacak şekilde yeniden kaydedecek ve ayrıca müziğinin bir kısmını da yeniden düzenleyecek. Ancak filmle ilgili heyecanı gerçekten harekete geçirmek için yeni bir şarkıya ihtiyacı olduğunu biliyor” dedi.
İlk iki stüdyo albümü olan ‘Baby One More Time’ (1999) ve ‘Oops!… I Did It Again’ (2000) ile dünya çapında şöhrete ulaşan Spears’ın her iki albümü de tüm zamanların en çok satan albümleri oldu.
Bu albümlerden sonra yedi albüm daha çıkaran Spears, dünya çapında 150 milyon albüm sattı.
En son 2016’da ‘Glory’ adlı albümünü çıkardı. 31 Aralık 2017’de ‘Piece of Me’ programının bir parçası olarak Las Vegas’ta canlı performans sergiledi.
2022’de vasilikten kurtulma mücadelesinden sonra sahneye dönemeyecek kadar travma yaşadığını söyledi ve bir daha sahnelerde görünmedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü şarkıcı, kendisini dinlemeye gelen dinleyicilerine 10 yaşındaki oğlunu ‘Küçük Emrah’ diye tanıttı.

İkili, Emrah Erdoğan’ın 1996 yılında çıkardığı ‘Götür Beni Gittiğin Yere’ adlı şarkısını birlikte seslendirdi.

Fotoğraflar: X
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İDDİALARI YALANLAMIŞTI
İkili hakkında ortaya atılan aşk iddialarının ardından Reyhan Karaca, yaptığı açıklamada; “Aşk insanın ruhunu besleyen çok özel bir duygudur. Doğru kişiyle bunu yaşamak ve sürdürebilmek hayatta insana sunulan en büyük şanstır. Gerçek aşkı bulduğumda elinden tutup, sizlerle paylaşacağımdan şüpheniz olmasın. Hakkımda çıkan asılsız aşk dedikodusu haberlerine itibar etmemenizi rica ediyorum. Aşkla kalın…” ifadelerini kullanarak aşk iddialarını yalanlamıştı.
GERÇEK AŞKIYLA GÖRÜNTÜLENDİ
Habertürk‘ten Nazif Şahin Karpuz’un haberine göre; Berksan, yaklaşık bir yıldır birlikte olduğu ismi Kübra olduğu öğrenilen sevgilisiyle Etiler’deki bir mekân çıkışında objektiflere yansıdı.
İkiliye Volga Tamöz ile eşi Gülsen Karatoprak Tamöz eşlik etti.
Basın mensuplarının sorularını yanıtsız bırakan Berksan, sevgilisinin elini bir an olsun bırakmadı.
Ünlü şarkıcı, daha sonra sevgilisi ve arkadaşlarıyla aynı otomobile binip başka bir mekâna geçip eğlencelerine devam etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İbrahim Tatlıses’e, geçtiğimiz günlerde oğlu İdo’nun kendisi için “Adamlığı babamdan öğrendim” şeklindeki açıklaması hatırlatıldı.
“BEN İYİ BİR BABAYIM”
İbrahim Tatlıses; “Adam olduğu için öğrenmiş. İdo adamdır. Ben iyi bir babayım, tüm evlatlarıma karşı bir kişi hariç. 72 yaşındayım, hâlâ köpek gibi çalışıyorum. İnşallah onların çocukları da bir gün onlara yaptıklarının aynısını yaparlar. Ben iyi bir adam olduğuma inanıyorum. Ben babamdan bir şey getirmedim, Allah verdi” ifadelerini kullandı.
“HERKESİ İFŞA EDECEĞİM”
Kariyeri boyunca çok çalıştığını ifade eden ve İbrahim Tatlıses, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü; “Köpek gibi çalıştım. Mağaradan geldim, aslımı hiçbir zaman inkâr etmem ama bana edenler mutlaka belasını bulur. Kim benim paramı çalıyorsa, bana kötülük yapıyorsa Allah onların başına versin. Ben hesap sormam, Allah sorsun. Ne diyor Allah: ‘Yanına bırakırım ama yarına bırakmam,’ inşallah yarına bırakmaz. Urfa’dan sonra bir basın toplantısı yapacağım, her şeyi açıklayacağım. Herkesi ifşa edeceğim. Ben halkın adamıyım. Urfalıyım, Türk’üm, Türk olduğum için iftihar ediyorum. Türkoğlu Türk’üm, anam Kürt, babam Arap. Sizleri seviyorum” şeklinde yanıt verdi.
“BENİM HAYATIM FİLME SIĞMAZ”
İbrahim Tatlıses’e hayatının film yapılması isteyip istemediği sorulduğunda ise “Müslüm Gürses’in hayatında ben vardım ama filmde yokum. Benim hayatım öyle bir saatlik, bir dönemlik değil. En az beş – altı dönem olur. Netflix’e bile beş döneme sığmaz benim hayatım. Ben tarih istemem, ben tarihim” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öte yandan Bülent Ersoy, geçtiğimiz haftalarda ünlü isimlerin vefat etmesi ile beraber cenaze törenlerine vefa gösterilmemesiyle ilgili “Cenazeme kimse gelmesin. Ben kendim giderim” şeklindeki açıklamalarda bulunmuştu. Ersoy’a bu sözleri hatırlatıldı.
“BEN HAYATIMDA BİR KERE DÖNDÜM BİR DAHA DÖNMEM”
Bülent Ersoy, gazetecilerin “Bu düşünceniz hâlâ geçerli mi?” sorusuna “Ben hayatımda bir kere döndüm, bir daha dönmem” dedi.
“CİDDİYE ALMIYORUM”
Ardından Murat Övüç’ün kendisiyle ilgili “Bülent Ersoy’un takıları sahte” şeklindeki sözleri hatırlatıldı. Ersoy, “Ben bu tarz söylemleri ciddiye alıp cevap vermem” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vural Çelik, Gülse Birsel ile ilgili şunları söylemişti;
Bunun nedeninin ise Birsel’in ‘Avrupa Yakası’nda Vural Çelik’in hakkını aramadığı olduğu konuşuluyordu.
Gülse Birsel’in Vural Çelik’in çelenk gönderdiği cenazesine katılmaması, sosyal medyada tepki çekti.
Vural Çelik’in kardeşi ve annesinin cenazedeki feryatları, yürekleri dağladı.

Gülse Birsel, hem küslükle hem de cenazeye katılmamasıyla ilgili dün akşam açıklamada bulundu:
Vural’a vedam; birkaç yıldır cenazelere gidemiyorum. (Çözmem gereken bir anksiyete.) Cenazeler, dini tören bölümünü ayrı tutarsak vefat edeni yad etmek, veda etmek için vardır. Ben bunu yazarak yapacağım.
REKLAM
Bir iş arkadaşımı çok erken kaybettim. Şaşkın ve üzgünüm. Vural Çelik, ‘Avrupa Yakası’nın ikinci sezonuna tek bölümlük Kubilay rolü için gelmişti. Çok tatlı bir performans gösterdi. O hafta yapımcıya “Mümkünse her bölüm yazmak istiyorum” dedim ve Vural, ekibe katılmış oldu.
Nevi şahsına münhasır biriydi. Setin çocuğu gibiydi. Herkese kendi kendine küser, nedenini bilmediğimiz konulara alınır, sonra barışmak için hediyeler isterdi. Bu hediye konusu setin şakası haline geldikçe “Bu hafta bana ne alıyorsun Gülse?” cümlesiyle girmeye başlamıştı stüdyoya. Beraber çok güldüğümüz, keyfi yerinde olsun diye hep kollamaya çalıştığımız bir çocuksu ruhtu. Özellikle bana ve Engin Günaydın’a çok nazı geçerdi. Sette biraz da bizi güldürmek için oynadığı bir “Mağdur persona”sı vardı. Şenay Gürler’le bir kahve içmeye mi çıkıyoruz, “Vaay tabii sosyete bizi davet etmez”! “Ya iki kız dedikodu yapacağız, sen niye geliyorsun?” “Yok ben garibanım zaten, bir kahve ısmarlamazsınız bu fakire, ben hangi parayla kahve içeceğim” filan derken bu sefer abarttığını fark edip onu gülme tutardı.

Hale Caneroğlu – Vural Çelik – Gülse Birsel – Sarp Apak – Şenay Gürler – Engin Günaydın; ‘Avrupa Yakası’nın setinde…
REKLAM
Setin bu geleneksel şakasından, bu dinamikten zenginliğine rağmen hep mağdur hep ezik ‘Gülenay’ı yazdım. Vural nefis oynadı. ‘Birinin bizi durduramadığı’ günlerdi.
Son sezona girerken, ayrılmak istediğini söylediğinde ben dahil birkaç oyuncu arkadaşım vazgeçirmeye çalıştık. Ücret, saatler, senaryodaki yeri gibi şikayetleri vardı.
Yapımcılarla konuşup, bana alıngan tonlu bir mesajla ayrıldığını söyledi ve teşekkür etti. Belki ısrar etmemi, yapımcıyı arayıp onsuz olmaz dememi bekledi. Yanlış karardı bence.
Keşke son sezonda da beraber oynasaydık. Ve keşke birkaç ay sonra bir TV programında benimle ilgili mana verilemez, yakışıksız cümleler etmeseydi. (Tabii kimse iş arkadaşıyla tek sebepten 16 yıl iletişimi kesmez. Ama sonraki yıllardaki hataları, yanlışları burada anlatmaya gerek de yok, yakışık da almaz.) Ben oyuncu arkadaşlarımla olan anlaşmazlıklarda kavga, polemik, magazin… (Devamı yorumlarda)
Gülse Birsel, birçok sosyal medya takipçisinden gelen tepki üzerine kısa bir süre sonra paylaşımını kaldırdı.
Vural Çelik açıklaması Haberi Görüntüle REKLAM
Gülse Birsel’in sonradan sildiği açıklamaları, Vural Çelik’in ailesini bir hayli incitti.
Vural Çelik’in kız kardeşi Kadriye Çelik, ailesi adına Gülse Birsel’e yazılı bir açıklamayla cevap verdi:
Kamuoyunun dikkatine,
Hayatımızın en zor dönemlerinden birini yaşıyoruz. Çok sevgili ağabeyim Vural Çelik aramızdan ayrıldı ve derin bir acı bıraktı. Onun sıcak gülümsemesi, sevgi dolu yüreği ve hayatımıza kattığı güzellikler her zaman hatırlanacak.
Unutmayalım ki, ağabeyim yaşamı boyunca birçok insanın kalbinde iz bıraktı. Bizlere öğrettiği değerleri, paylaştığı anıları ve verdiği sevgiyi asla unutmayacağız. Bu zor günlerde, birbirimize destek olmanın ve onun hatırasını yaşatmanın en önemli şey olduğunu biliyoruz.
Çelik ailesi olarak acımız henüz çok tazeyken Gülse Birsel’in haddini aşan açıklamalarına üzülerek tanık olduk. Ağabeyim hakkında yapılan bu tür yorumların, savunma fırsatımız olmadan yapılmasının ne kadar yerinde olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir insanın kalemi yetenekli olabilir; ancak bu, onun iyi bir insan olduğu anlamına gelmez. Ağabeyim, insanları mutlu etmeyi ve onları güldürmeyi çok seven, gördüğü her tebessümle mutlu olan bir insandı. Bu onun en büyük zenginliğiydi.
Ağabeyim hayatı boyunca görme engelli bir anneye, bir kız kardeşe ve iki yeğene bakan, hayat mücadelesi veren, ekmeğinin peşinde koşarken kimseye boyun eğmeyen biriydi. Onuruyla yaşadı ve onuruyla aramızdan ayrıldı.
Çelik ailesi olarak Gülse Birsel’e tavsiyemiz; ağabeyimin mezarına gidip helallik istemesidir. Bu, belki de bu zor günlerde bir nebze olsun kalplerimize su serper. Ağabeyim yüce gönüllüdür, umarız affeder…
Başımız sağ olsun, acımız paylaşıldıkça azalacak.
Çelik Ailesi
Ünlü oyuncu hayatını kaybetti Haberi Görüntüle
Vural Çelik’e veda Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk‘ten Onur Aydın’ın haberine göre; Bloomberg HT TV, Bloomberg HT Radyo, Habertürk TV, Habertürk Radyo’nun ana medya sponsorluğunu üstlendiği 19. Contemporary İstanbul, bugün itibariyle sanatseverlerin ön izlemesi için kapılarını açtı. Fuara, Burcu Esmersoy, Aslı Tandoğan ve Burcu Biricik gibi ünlü isimler de katıldı.
Aslı Tandoğan“EVİMDE BOŞ DUVAR KALMADI”
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Burcu Esmersoy, “Ben her sene gelmeye çalışıyorum. O kadar güzel ki… Bütün günümü geçirebilirim burada” dedi.
Kendisinin de bir koleksiyoner olduğunu dile getiren Burcu Esmersoy, “Ben koleksiyonerim aynı zamanda. Utanıyorum bunu söylemeye ama fena değilimdir. Benim de bayağı iyi eserlerim vardır. Heykel çok toplarım, resim çok toplarım. Benim evimde artık boş duvar kalmadı. Bazı koleksiyonerler alırlar ve duvara yaslayıp bırakırlar. Hepsinin böyle şeyleri olmuştur. Ben de duvara yaslamadan direk duvara asabileceğim eserleri almayı tercih ediyorum. Bazen arkadaşlarımın evlerine hediye ederim ama geri almak karşılığında. Biraz onların evinde dursun diye arada sırada veriyorum” diyerek güldü.
Burcu EsmersoyREKLAM“GALERİ AÇMAYA UTANIRIM”
Kendisine ait bir sanat galerisi açmak isteyip istemediği sorulunca ise Burcu Esmersoy, “Küçük bir Burcu Esmersoy galerisi… Utanırım herhalde sanatçı olarak olamaz tabii. Bütün galeriler neredeyse yakın dostlarım” dedi. Eşi Nazım Akmandil’in ise evdeki duvarların doluluğu ile ilgili isyanda olmadığını dile getiren Esmersoy, “O bayılıyor dolu duvarlara. Çok seviyor. Benim eşimin bana ilk hediyesi en çok beğendiğim eseri bana hediye olarak aldı. İlk hediyesi de odur zaten” şeklinde konuştu.
Burcu Biricik ile kardeşi Bekir BiricikKIZI İLE VAKİT GEÇİRMEK İÇİN ÇALIŞMIYOR
Burcu Biricik de fuara kardeşi Bekir Biricik ile katıldı. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Biricik, “Bu sezonu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “Bence kıyasıya bir yarış ile başladı. Diziler harika gidiyor. Çok güzel diziler var” yanıtını verdi.

Eşi Emre Yetkin ile temmuz ayında kızı Luna’yı kucağına alarak ilk kez anne olma sevincini yaşayan Burcu Biricik, ayrıca “Ben çocuğum ile biraz vakit geçirmek istediğim için bu sezon yokum. Onunla vakit geçirmek bu hayattaki en güzel şey, çok huzurlu” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

10 BİN DOLAR ÖDÜL KAZANDI
Yarışmayı kazanmanın yanı sıra Alekseeva, bir milyon ruble (yaklaşık 10 bin dolar) nakit ödülün de sahibi oldu. Baleyi, sporu ve sağlıklı yaşamı seven genç yarışmacı, bölgesel bir güzellik yarışmasında birinci olarak ulusal etkinliğe katılma hakkı elde etmişti.

JÜRİDE 2001 VE 2002 GÜZELLERİ VARDI
Yarışmanın diğer kazananları arasında Tolyatti’den İrina Mironova ikinci, St. Petersburg’dan Ulyana Evdokimova ise üçüncü sırada yer aldı. Final, Barvikha Luxury Village konser salonunda gerçekleşti ve jüride Miss Russia 2001 ve Miss Universe 2002 birincisi Oksana Fedorova, tasarımcı Igor Chapurin ve besteci Vladimir Matetsky yer aldı.

85 BİN KADIN KATILDI
1993 yılından bu yana düzenlenen Miss Russia yarışmasına bu yıl 85 bini aşkın genç kadın başvurdu. Katılım şartları arasında 18-23 yaş aralığında, bekar ve çocuksuz olma koşulu bulunuyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çatalca’daki evinde senaryo üzerinde çalıştığını belirten Yılmaz, yaşadığı ilginç bir anısını şu sözlerle paylaştı:
“‘Erşan Kuneri’nin yeni sezonunu yazarken eve kapandım ve İstanbul’a gelmeyeyim, dedim. Evde çalışan arkadaşım arada bir bana ‘Çay içer misiniz abi?’ diye soruyor. Bir süre sonra halime acıdı ve ‘Cem Bey, siz ne yapıyorsunuz?’ dedi. Ben de ‘Diziyi yazıyorum’ dedim. O da ‘Böyle mi yazılıyor?’ diye ağlamaklı sordu. Evet, böyle yazılıyor, süsleyerek söylemiyorum, çileli bir kısmı var.”
‘BİZ SEÇKİN FAKİRLERİZ’
Fatih Altaylı’nın, “Zaten para çok sende” yorumuna ise Yılmaz, esprili bir şekilde “Hayır, hayır aşk olsun. Nerede? Bu memleketin şu durumunda mı? Biz seçkin fakirleriz şu anda” yanıtını vererek, mizahi bir dille ekonomik sıkıntılara da değindi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>53 yaşındaki oyuncu, bu süreçte Türk arkadaşlarıyla birlikte zaman zaman İstanbul sokaklarında bazen de bir mekân çıkışında objektiflere yansıdı.
Pedro Alonso O’choro, bu sefer şarkıcı Murat Boz ile bir araya geldi.
Murat Boz, ‘La Casa de Papel’ dizisindeki ‘Berlin’ karakteriyle dünya çapında geniş bir hayran kitlesine sahip olan Pedro Alonso O’choro ile çektirdiği bu fotoğrafını sosyal medya hesabından yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“MÜDAHALE”
47 yaşındaki oyuncu, gözaltı ve burnunun üzerindeki siyah noktalara yönelik bakım yaptı.
Onur Saylak, gözaltı kırışıklıkları ve morlukları için nemlendirici bant yapıştırıp, burnunun üzerindeki siyah noktaları temizlemek için de maske yaptı.
Saylak, yayımladığı fotoğrafına “Müdahale” notunu düştü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarık Ünlüoğlu’nun vefatına alışamayan Gülenay Kalkan, her sene olduğu gibi bu yıl da eşinin yıl dönümünde duygusal bir paylaşımda bulundu.
“BEN SENİ YOK OLMANIN ÖTESİNDE SEVMİŞİM”
Gülenay Kalkan, eşine duyduğu özlemi Ahmet Arif’in; “Uçurum gibi büyür içimde hasretin. Ve ben seni var olmanın sınırında yok olmanın ötesinde sevmişim” şiiri ile ifade etti.
“HER ZAMAN KALBİMDESİN”
Eşinin fotoğrafını yayımlayan Gülenay Kalkan, şiirin ardından “5’inci yıl… Daima ve her zaman kalbimdesin” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde düzenlenen ödül töreni, büyük bir heyecana sahne oldu.
Yılın en iyi filmi; Murat Fıratoğlu’nun yönettiği “Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri” seçildi. Film; Venedik Film Festivali’nde Orizzonti bölümünde de ‘Jüri Özel Ödülü’ almıştı.
Yılın en iyi filmi belli oldu Haberi Görüntüle
‘Altın Koza’ kazananlar, mutluluklarını gururla harmanladı. Kariyerleri adına yeni bir heyecana bürünüp şevklerini artırdı.

Adana Altın Koza Film Festivali’nin kazananlarından biri de Serenay Sarıkaya oldu.
Festivalde; Serenay Sarıkaya’nın rol aldığı bir film yoktu. Dolayısıyla ödül almadı, hatta ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında ‘Altın Koza’ kazanan Erdem Şenocak (Ölü Mevsim) ile Ahmet Rıfat Şungar’a (Gecenin Kıyısı) ödüllerini takdim etti.
REKLAM
Nuri Bilge Ceylan – Serenay Sarıkaya – Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar
Serenay Sarıkaya’nın kazancı; ustalardan oluşturulmuş jüride üye olmasıydı. Ki o jürinin başkanlığını Nuri Bilge Ceylan’ın yaptığını düşünecek olursak, Sarıkaya’nın jüri üyeliğinin kariyeri için ne ölçüde değerli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Serenay Sarıkaya, Adana Altın Koza Film Festivali’nin ‘Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Yönetmen – senarist Nuri Bilge Ceylan’ın başkanlığındaki jüride; oyuncu – yönetmen Mehmet Aslantuğ, yazar – senarist Nermin Yıldırım, yönetmen – senarist Mustafa Kara, kurgucu Ayris Alptekin ve yazar – film eleştirmeni ve küratör Müge Turan ile birlikte yer aldı.

Serenay Sarıkaya, özel geceye, bir hayli özenli hazırlandı. Saç stili, ruj rengi, ayakkabı ve kıyafet seçimiyle desteklediği güzelliğiyle dikkatleri üzerine çekti.
Festivalde yarışanlardan rol çalmak istemese de bu durum, kendi iradesi dışında gerçekleşti.

Serenay Sarıkaya, ödül töreninin başlamasını beklerken, otel odasında çektirdiği bazı fotoğrafları paylaştı.

Hayatı ‘Plajda’ değişti Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Prenses Thedora’nın yakın dostları ve ailesini Atina Metropolitan Katedrali’nde bir araya geldi. Prenses, kiliseye kardeşi Veliaht Prens Pavlos eşliğinde girdi.
Prenses Theodora ile Matthew Kumar, cuma gecesi Bizans ve Hristiyan Müzesi’nde düğün öncesi yemeğine ev sahipliği yaptı. Düğün sonrası akşam yemeği için ise konuklar bir otelde bir araya geldi.
Yunanistan Kralı II. Konstantin ile Kraliçe Anne-Marie’nin dördüncü çocuğu olan 41 yaşındaki Prenses Thedora, Celia Kritharioti imzalı gelinliğiyle beğeni topladı.
Aslen Connaught Prensesi Margaret’e ait olan aile yadigarı dantel duvağını zarif ve ışıltılı Mısır Hidiv tacıyla tamamladı.
Moda tasarımcısı Celia Kritharioti’nin ünlü müşterileri arasında Nicole Kidman ve Gwyneth Paltrow gibi isimler yer alıyor.
Prenses Theodora ile Matthew Kumar’ın ilk düğün tarihi Mayıs 2020 olarak belirlenmişti. Ancak düğün iki kez ertelenmişti. İlki koronavirüs salgını nedeniyleydi. İkinci erteleme ise Prenses Theodora’nın babası Kral Konstantin’in ölümü üzerine yapıldı.
Prenses Theodora’nın düğün gününde hangi başlığı takacağı, merak konusuydu. Annesi Kraliçe Anne-Marie, teyzesi Kraliçe II. Margrethe, Prenses Benedikte ve kız kardeşi Prenses Alexia da dahil olmak üzere ailedeki diğer kraliyet gelinleri arasında bir gelenek olduğu için pek çok kişi haklı olarak Mısır Hidivi tacının onun ilk tercihi olacağını varsaydı.
Aslen Connaught Prensesi Margaret’e ait olan taç, tıpkı duvak gibi, 1920’deki ölümünün ardından kızı Prenses Ingrid’e devredildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Menopozdan bahsettiklerini söyleyen Halle Berry, eşi KiKi ile konuştuk ve ona ‘Seni anladım, zamanı geldiğinde merak etme, bu konuyla ilgili her şeyi öğreteceğim’ dedim” diye açıkladı.
Halle Berry, Mike Tyson’ın kendisine “Bu menopoz nedir?” diye sorduğunu söyleyerek, aralarında geçen diyaloğu şöyle anlattı; “Menopoz hakkında konuşmaya başladık ve o şöyle dedi: ‘Bu sizin cinsiyetinizi etkilemiyor, değil mi? ‘Ben de ‘Olabilir’ dedim.”
Halle Berry, menopoz sürecinden geçerken kendisinin yardım alamadığını da sözlerine ekledi. Bunun ona, daha kolay bir deneyim yaşamaları için başkalarına elinden geldiğince yardım etme konusunda ilham verdiğini anlattı.
MENOPOZ YASASI İÇİN ÇALIŞIYOR
Bu yılın başlarında Halle Berry, menopoz semptomlarıyla uğraşırken bir doktorun kendisine yanlış teşhisle genital uçuk olduğunu söylediğini açıklamıştı.
Bir dergiye konuşan oyuncu, doktorun kendisine; “Aman tanrım! Şu anda hayatımda gördüğüm en korkunç herpes (genital uçuk) ile karşı karşıyayız. Hemen tedavi edilmesi gerek” demesiyle anında test yaptırdıklarını ve bu bulaşıcı hastalık sonucunun negatif çıktığını, oysa gerçeğin menopoza girme belirtileri olduğunu söylemişti. Doktorunun bu hatasını affetmediğini, hemen bir platform kurarak menopoza girme sürecinin bir tabu olmaktan çıkması için yasaların peş peşe çıkartılması amacıyla uğraş verdiğini belirtmişti.
“MENOPOZDAN UTANMANIN SON BULMASI GEREKİYOR”
Halle Berry, menopoza yönelik araştırma ve eğitime 275 milyon dolar tahsis edecek yasanın çıkarılması için elini taşın altına koymuş, mayıs ayında ABD Kongre Binası’nda hem Cumhuriyetçi hem Demokrat partili senatörlerle bir araya gelmişti.
Görüşme sonrası konuşan Halle Berry, orta yaştaki kadınların adet döngülerinin sonunu işaret eden en büyük hormon değişimini deneyimledikleri menopoza kendisinin de girdiğini gururla açıklamıştı. “Menopozdayım, tamam mı? Menopozdan utanmanın son bulması gerekiyor. Hayatımızın bu çok normal kısmı hakkında konuşmalıyız. Doktorlarımız bırakın yolculuk boyunca bize yol göstermeyi, tek kelime bile edemiyorlar” demişti.
1986’da güzellik yarışmasında ABD ikinci güzeli seçilen Halle Berry, modelliğin ardından başladığı oyunculuk kariyeri boyunca Emmy ve Oscar ödülleri kazandı. Oyunculuktaki tanınırlığını ırkçılığa ve ekosistemin bozulmasına karşı aktivist duruşunda kullandı.
Ünlü Hollywood yıldızı bugüne dek ‘X-Men’, ‘Kod Adı Kılıçbalığı’ ve ‘Cat Woman’ gibi birçok filmde rol aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BURAYA TAŞINMAK İSTİYORUM”
Burada konser vermekten dolayı mutluluk duyduğunu dile getiren Buika; “Turnemizin son konseri. Yaklaşık 10 gündür Türkiye’deyiz. Çok harika bir ülke. İstanbul, Antalya, Bursa, Ankara’da konserler yaptık. Buraya taşınmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının ardından Buika, ‘No Habra Nadie En El Mundo’, ‘La falsa moneda’ ve ‘Mi nina Lola’ isimli eserlerin de olduğu sevilen şarkılarını seslendirdi.

Besteci, söz yazarı ve yorumcu Buika, eserlerinde flamenko, soul, Afrika müzikleri, R&B, rumba ve caz gibi farklı müzik türlerini bir araya getiriyor.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“YEDİ SENE OLDU”
Taner Ölmez, gazetecilerin, “İlk günkü heyecan var mı?” sorusuna “İlk günkü heyecan kalmadı. Artık tecrübeyle birlikte daha farklı bir heyecan var. 7 sene oldu grup kurulalı” yanıtını verirken Serkan Keskin de; “Taner ile ben müzisyen değiliz. Bizim dışımızdaki herkes müzisyen. Onlarla bir araya gelmek heyecanlıydı. Elimizden geldiğince onlara yetişmeye çalıştık. Onlara ayak uydurmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Ölmez, Keskin’in ardından “Öğrenim sürecimiz devam ediyor” dedi.
“BAŞKA KARAKTERLERLE VAR OLMAK HOŞUMA GİDİYOR”
Taner Ölmez, “Sahne mi oyunculuk mu zor?” şeklindeki soruya da; “İkisi de sahne aslında” cevabını verirken Keskin, “Bu çok daha eğlenceli çünkü hâkim olmadığımız alan. Sahnede kendimiziz. Sahnede Serkan’ım. Öteki mesleğim olduğu için başka karakterle var olmak hoşuma gidiyor. Sahnede Serkan olarak sevmediğimi fark ettim” diye cevap verdi.
ÇOCUK SORULARINA YANIT
Öte yandan kendisi gibi oyuncu olan Meriç Aral ile 19 Eylül’de evlenen Serkan Keskin; “Düğün güzel geçti. 2 – 3 gün dinlendik. Sonra çalışmaya başladık” ifadelerini kullandı. Keskin ardından gazetecilerin çocuk sahibi olmakla ilgili sorularına “Hayat akıyor. Her şey olacağına varır. Her şeyin hayırlısı. Sağlık ve güzel olsun. Bir acelemiz yok” yanıtını verdi.
“KEYİFLİ BİR EKİBİMİZ VAR”
SHOW TV‘de ekrana gelen ‘Deha’ dizisinin oyuncu kadrosunda yer alan Taner Ölmez de diziyle ilgili; “Güzel açılış yaptı. Tekrarları bile izlenildi. İyi başladık, umudum daha yükseldi. Keyifli bir ekibimiz var” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>29 yaşındaki Hadid, aralarında siyah deri kıyafetiyle yanında yürüyen rapçi Travis Scott’un da olduğu bir grup modele podyumda liderlik etti.
Ancak zor kıyafetle yürürken Gigi Hadid için her şey yolunda gitmedi. Çünkü koli bandıyla sarılmış ayakkabısının topukları sallanınca neredeyse düşüyordu ancak kendini bu durumdan kurtararak yürüyüşüne devam etti.
Ünlü modelin ilginç kıyafetli yürüyüşünü aralarında Ice Spice, Bella Thorne, Normani ve Tom Daly’nin bulunduğu bir grup ünlü isim seyretti.
Gigi Hadid ile Kylie Jenner’in geçen yıl ayrıldığı sevgilisi Travis Scott, podyumdan el ele tutuşarak ayrıldı.
Defilede sergilenen koleksiyonun tasarımcısı Guram Gvasalia da Hadid’in yanındaydı ve elinden tutarak ona destek oldu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yılın en iyi filmi belli oldu Haberi Görüntüle
Her yıl olduğu gibi ödül töreninde, bir önceki ödül töreninden sonraki süreçte hayatını kaybeden sinemacılar, adları okunarak, fotoğrafları ekranda yayınlanarak anıldı.
Ne var ki bu yıl hayatını kaybeden 6 sinemacı için bu durum geçerli olmadı.

Ki o sinemacılardan biri olan Ahu Tuğba‘nın defin işlemi Adana Altın Koza Film Festivali’nin ödül töreniyle aynı gündü.
Anılmayan diğer sinemacılar ise Tuncay Akça (17 Ağustos 2024), Aydemir Akbaş (17 Ağustos 2024), Hikmet Taşdemir (25 Ocak 2024), Günay Kosova (1 Ağustos2024) ve Yılmaz Atadeniz (13 Aralık 2023) oldu.
Aileleri, merhum sinemacıların anma programı içinde olmamalarına bir hayli üzülürken: “Sinemaya onlarca yıl emek verenler, meslektaşları tarafından hemen unutuldu” yorumunda bulundular.
Ahu Tuğba’ya veda Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hacı Sabancı, bunun üzerine avukatı Yunus Egemenoğlu aracılığıyla iddiaların asılsız olduğunu açıklamıştı.
Habertürk‘ten Nazif Şahin Karpuz’un haberine göre; Hacı Sabancı, eşi Nazlı Sabancı ile Etiler’deki bir mekândan çıkarken objektiflere yansıdı.
Hacı Sabancı, basın mensuplarının çocuk iddialarını sorması üzerine sessiz kalmayı tercih etti.
Hacı Sabancı, daha sonra eşi Nazlı Sabancı ile gazetecilere teşekkür ederek otomobillerine binip oradan ayrıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hem bu serinin beşinci filmini hem de ‘The Passion of the Christ’ın devam filmini yöneteceğini açıklayan Mel Gibson, her iki filmin de çalışma listesinde yer aldığını ancak hangi projenin seçileceği konusunda yazı tura atmaktan başka bir şey olmadığını belirtti.
Planlarının henüz netleşmediğinden bahseden 68 yaşındaki oyuncu ve yönetmen, ComicBook’a yaptığı açıklamada; “Bilmiyorum ve komik olan da bu. Demek istediğim, herhangi bir filmi ayağa kaldırmanın önünde çeşitli engeller var ve bu sadece bütçeyle ilgili değil, aynı zamanda bir şeyin neden ilerlediği ve neden ilerlemediği hakkında 1.000.001 neden var” dedi.

Bu yılın başlarında ‘Cehennem Silahı 5’ filmini yönetmeyi planladığını bir podcast yayınında anlatan Mel Gibson, şu açıklamayı yapmıştı: Cehennem Silahı serisinin beşinci filmini yöneteceğim. Diğer dördünü yapan Richard Donner ne yazık ki vefat etti ve kendisi iyi bir arkadaştı ve bu filmde bayrağı taşımakla beni bir nevi görevlendirdi. Yani bunu yapmak benim için bir onur olacak. Senaryoyu yazarken oldukça iyi bir yol kat etmişti ve biz de orada olanı kullandık, üzerinde çalıştık ve bundan oldukça memnunum. Bu iyi, bunu yaparken çok eğlendim.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sanat hayatında 57 yılı deviren usta müzisyenle hem nostalji yolculuğu yaptık, hem de bugünlerini konuştuk.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olsa da hiçbir zaman avukatlık yapmayan Alpay’ın müzik tutkusu çocuk yaşlarda başlamış. 18 yaşında profesyonel olarak müziğe adım atan şarkıcı, 1964’te ‘Norma Mia’ adındaki ilk 45’liğini çıkardı.
Kariyerine çoğunlukla İspanyolca şarkılar söyleyerek başlayan Alpay; “Bizim zamanımızda Türkçe ve yabancı müzik ayrımı çok yoktu. Müzik tek başına da mesajına verebiliyordu. O dönemlerde pek çok çıkan şarkı, yabancı şarkılara çok aranjman yapılıyordu. O dönemlerde yapılan bir anket sonucunda, ‘Tüm zamanların en iyi yorumcusu’ seçildim” dedi.
“800 ŞARKIM VAR”
Türkiye’de en çok şarkı yapan ismin kendisinin olabileceğini söyleyen Alpay, yaklaşık 800 tane şarkısının olduğunu açıkladı: Bazen şarkılarımı unutuyorum bile… Radyoda, televizyonda duyduğum da ‘bu şarkıyıyı ben yazmıştım’ dediğim zamanlar oluyor. Şarkılarımı hiç ayırmıyorum. Bir insan nasıl çocuklarını birbirinden ayırmıyorsa şarkılarım da benim için öyle…
Özdemir Erdoğan, İlhan Şeşen ve Edip Akbayram ile dostluklarının hâlâ sürdüğünü de ifade eden 89 yaşındaki müzisyen; “Türkiye’de çok iyi ve zamanının ötesinde şarkılar yapıldı. Artık böyle şarkılar maalesef çıkmıyor. Şimdi şarkıları kulağımın ucuyla bile dinlemiyorum” diye konuştu.
“YENİ ŞARKILAR BERBAT”
Alpay, “Günümüzde üretilen şarkıları nasıl buluyorsunuz?” sorusuna, “Kadın müzisyenler çıkıyor ama erkek şarkıcılar çıkmıyor. Türkçe’yi yanlış kullanıyorlar. Bizim dönemlerimizde Türkçe’yi doğru konuşmak, doğru ifade etmek çok önemliydi. Kendimizi kritik ederdik, yanlışlarımızı düzeltmek için başkalarının eleştirilerini de dikkate alırdık. Günümüzde üretilen müzikler ise maalesef berbat” yanıtını verdi.
Eleştirilerini sürdüren sanatçı; “Zaman içerisinde müzik yozlaştı. Şarkı söylemeye hakkı olmayan kişiler şarkıcı oldu. Vaziyet böyle olunca, müzik kalitesi de düştü” dedi.
Alpay, ‘Eylülde Gel’ ve ‘Fabrika Kızı’ şarkıları hakkında şunları söyledi: ‘Eylülde Gel’in aranjmanını Fecri Ebcioğlu yapmıştı. ‘Muhakkak bu şarkıyı söylemen lazım’ dedi. Şarkı büyük bir patlama yaptı. Ardından Bora Ayanoğlu aradı; “Benim için Türkiye’nin en iyi şarkıcısı sizsiniz” dedi. ‘Fabrika Kızı’ şarkısıyla da yolumuz böyle öyle kesişti.
Alpay; “Müzikten iyi paralar kazandım ama bir o kadar da para dağıttım” dedi.
Türk pop müziğinin yaşayan efsanesi, yakın dostu Selçuk Yöntem’in hayatını film yapmak istediğini de sözlerine ekledi. Alpay, bu fikre sıcak baktığını dile getirdi.
“FUTBOLU BIRAKTIĞIM İÇİN PİŞMANIM”
Lise yıllarında futbola merak saran şarkıcı, profesyonel de olmuş. Alpay Nazikioğlu; “Ankara Demirspor ve Gençlerbirliği’nde oynadım. 16 yaşında Türkiye Ümit Milli Futbol Takımı’na seçildim. Sol açık ve sağ açık oynuyordum. Yakın zamanda bir teknik direktörün makalesini okudum. ‘Gördüğüm en yetenekli futbolcu Alpay’dı’ ifadesini kullanmış. İki ayağımı da çok iyi kullanıyordum. Futbolu çok erken bıraktım. Hayatta en büyük pişmanlığım futbolu bırakmamdır. Müzikle ikisini birlikte sürdürebilirdim ama yapmadım” diye konuştu.
Alpay, 2022’de 55’inci sanat yılını bir tribute albümle taçlandırmıştı. ‘Alpay’a Saygı’ albümünde sanatçının şarkılarını Fuat Güner, Kubat, Gökhan Tepe, Emre Altuğ, Mirkelam, Gripin, Cemil Demirbakan, Demet Sağıroğlu, Gözde Ural, Cemil Sağyaşar ve Hülya Yıldız yorumlamıştı.
JÜBİLE KONSERİ YAPACAK
Yakın zamanda bir jübile konseriyle müziğe veda edeceğini belirten sanatçı, Tarkan’a da bir çağrıda bulundu: Tarkan’ın gerek insanlığına gerekse de müzisyenliğine hayranım. Jübile konserimde kendisinin de olmasını çok istiyorum.
BODRUM’DA YAŞIYOR
Yaklaşık 25 yıl önce İzmit’ten bir ev alan Alpay buraya yerleşmiş. Ancak dostlarının vefatının ardından oradan ayrılan Alpay’ın son durağı Bodrum olmuş. Alpay, yaklaşık bir yıldır da burada yaşıyor.
Ünlü müzisyen; “İstanbul çok kalabalıklaştı. Çok fazla gürültü var. 15 yıl Kocaeli’de yaşadım. İyi dostlar edindim. Oradaki insanlar göçünce dostluk yapabileceğimiz bir insan kalmadı. Sağlığım da çok şükür iyi. Bodrum’a temelli yerleşmek istiyorum” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yıllar önce yayınlanmasına rağmen hala ekranlarda tekrarı izlenmeye devam eden Kavak Yelleri dizisindeki ‘Aslı Zeybek’ karakteri ile hayatımıza giren Pelin Karahan, uzun zamandır herhangi bir projede yer almıyordu.
KİRLİ SEPETİ’NDE
Şimdilerde Ayça Bingöl, Ceren Moray ve Cansu Tosun’un başrollerini paylaştığı Kirli Sepeti dizisinin kadrosuna dahil olan Pelin Karahan, son pozlarıyla dikkat çekti.
SARI ELBİSE GİYDİ
Sosyal medyayı oldukça aktif kullanan ünlülerden biri olan Pelin Karahan, sarı derin sırt dekolteli elbisesiyle verdiği pozları yayınladı.
Ünlü ismin, bu karelerine kısa sürede beğeni ve yorum yağdı.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuklarının babası eşi Offset’e boşanma davası açtığını açıklamasından hemen sonra üçüncü bebeğini beklediğini duyuran 31 yaşındaki rapçi Cardi B, 8 gün önce doğum yaptı.
Ünlü rap şarkıcısı, lohusalığının sekizinci gününde, soluğu spor salonunda aldı.
ÇOCUĞU BIRAKIP SPORA GİTTİ
Doğumun ardından spor yapmaya başladığını sosyal medya takipçileriyle paylaşan Cardi B, “Bu gece izinliyim, gece geç saatlerde spor salonuna gidiyorum… Ağır kaldırma yok, ağırlık yok, sadece önümüzdeki haftaya kadar dümdüz merdiven çalışması yapacağım.” dedi.
Ancak rapçinin doğum yaralarının iyileşmeden spora gitmesi eleştirildi.
“SAHTE”
Cardi B, spor salonu videosunda “Hanımlar unutmayın, bu benim üçüncü bebeğim. İlk iki bebeğimle ilk hafta hala yatakta dinleniyordum.” açıklamasını yaptı.
“Bazen doğum sonrası depresyondan kaçınmak için zihninizi meşgul tutmanız gerekir ve benim için bu çalışmak ve aktif kalmaktır.” diyen Cardi B, “Komik olan ne biliyor musunuz? 5 aylık hamileyken 7 kilo aldığımda beni aşağı çektiniz ama şimdi sahte bir endişe içindesiniz ve baskıdan mı bahsetmek istiyorsunuz?” dedi.





Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YouTube’da yaptığı programla dikkatleri üzerine çeken Berfu Yenenler, sosyal medya paylaşımlarıyla da dikkat çeken ünlü isimlerden.
Berfu Yenenler, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini uyardı.
Ünlü fenomen, ‘Şimdi herkes beni dinlesin dolandırılma hikayesi anlatıyorum’ diyerek paylaştığı videoda, dolandırıcıların kendisini Anıl Altan’ın oynadığı bir polisiye dizideki kimliğini kullanarak dolandırmaya çalıştıklarını anlattı.
Yenenler, Instagram hesabının hikaye bölümünden paylaştığı videolarda Anıl Altan’ı etiketledi ve şu ifadeleri kullandı:
“KİMLİĞİNİ GÖNDERDİ”
“Bugün bana bir telefon geldi ve ‘Kimliğiniz yakın zamanda çalındı mı ya da başkasına verdiniz mi?’ diye sorular soruldu. Ben de ‘Hayır’ cevabını verdim. Bunun üzerine telefondaki kişi, ‘Kimliğinizi birileri kullanıyor, sizin adınıza işlemler yapıyor. Bunu engellememiz ve suç duyurusunda bulunmanız gerekiyor’ şeklinde konuştu. Ben de ‘Kimliğim bende, böyle bir şey yok’ dedim. Bu sefer telefondaki kişi, WhatsApp’tan kendini tanıtmak amacıyla, Anıl Altan’ın polisiye bir dizide Volkan Eroğlu adlı bir komiseri canlandırdığı karaktere ait polis kimliğini gönderdi.
“BU ADAM BENİM ARKADAŞM”
‘Beyefendi lütfen kendinize gelin’ yazdığı başka bir paylaşımda ‘Bu kişi benim arkadaşım. Sanırım beni dolandırmaya çalışıyorsunuz, ama maalesef dolandıramayacaksınız çünkü bu kimlik, arkadaşımın bir dizide polis rolünü canlandırırken kullandığı kimlik. Bunun üzerine dolandırıcılar, beni her yerden engelledi. Ben de bütün konuşmaların ekran görüntüsünü alıp suç duyurusunda bulundum. Anıl’a ayrı, insanların böyle dolandırılmasını ayrı üzüldüm. Anıl’ın kimliğini kullanarak kimseyi dolandıramazsınız.”



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Galatasaray forması giyen Yunus Akgün, “Bu sene hedeflerim var. Daha fazla şans bulduğum takdirde Adana Demirspor’daki performansımın üstüne çıkmak istiyorum. Benim için önemli olan daha fazla oynamak. Bir oyuncu daha fazla oynadığında özgüveni gelir ve maç ritmini yakaladığında daha iyi gözükür. İnşallah bu sene takımıma en iyi şekilde katkı sağlamak istiyorum” dedi.
Galatasaray, Süper Lig’in 3’üncü hafta erteleme maçında sahasında konuk ettiği Gaziantep FK’yı 3-1 mağlup etti. Mücadelenin ardından takımının ikinci golünü kaydeden Yunus Akgün, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kerem Aktürkoğlu’nun Galatasaray’da çok büyük işler yaptığını söyleyen Yunus Akgün, “Her gün konuşuyoruz Kerem’le. Ona bir sözüm vardı, gol attığımda sana armağan edeceğim diye. Bugün de nasip oldu. Zaten hemen yazmış, fotoğrafı da atmış. Kerem burada çok büyük işler yaptı” şeklinde konuştu.
“ELİMDEN GELENİN EN İYİSİNİ YAPMAK İSTİYORUM”
Fenerbahçe ile deplasmanda oynayacakları derbi hakkında konuşan Yunus Akgün, “Şu an şans buluyorum. Elimden gelenin en iyisini yapmak istiyorum. Fenerbahçe maçını kazanmak için gideceğiz. Lider gidiyoruz, son iki senenin şampiyonu olarak gidiyoruz. Hedefimiz belli. Bu sezon şu anki hedefimiz ilk yarının bütün maçlarını kazanmak. Tabii ki de Fenerbahçe maçları, büyük maçlar. Kazanmak için orada olacağız” ifadelerini kullandı.
24 yaşındaki futbolcu sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Her futbolcu gol attığı zaman, asist yaptığı zaman özgüveni artar. Benim de gole ihtiyacım vardı açıkçası. Ama benden önce takımın kazanması daha önemli. Daha fazla şans buluyorum, daha iyi olacağıma inanıyorum. İnşallah böyle devam ederim.”
“ONLARA GOL ATTIRMAK BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”
Victor Osimhen, Mauro Icardi ve Michy Batshuayi gibi isimlere gol attırmanın kendileri için çok önemli olduğunu aktaran Yunus Akgün, “Tabii ki aramızda konuşuyoruz; neler yapabiliriz, top bana geldiğinde nereye koşacak diye. Onlara gol attırmak bizim için çok önemli. Ortamımız çok güzel, arkadaşlık çok iyi. İnşallah onlara daha fazla gol attırmayı umuyorum” sözlerini sarf etti.
“ADANA DEMİRSPOR’DAKİ PERFORMANSIMIN ÜSTÜNE ÇIKMAK İSTİYORUM”
Hedefinin Adana Demirspor performansının üzerine çıkmak olduğunu söyleyen Yunus, “Bu sene hedeflerim var. Daha fazla şans bulduğum takdirde Adana Demirspor’daki performansımın üstüne çıkmak istiyorum. Benim için önemli olan daha fazla oynamak. Bir oyuncu daha fazla oynadığında özgüveni gelir ve maç ritmini yakaladığında daha iyi gözükür. İnşallah bu sene takımıma en iyi şekilde katkı sağlamak istiyorum” dedi.
“KADIKÖY’DE GOL ATMAK HAYALLERİMDEN BİR TANESİ”
Kadıköy’de Fenerbahçe’ye karşı gol atmanın hayallerinden bir tanesi olduğunu belirten Yunus Akgün, “Galatasaray’da büyüdüm, yetiştim. Bu maçların hayaliyle büyüyoruz. Benim için de çok özel bir gün olacak, oynadığım takdirde. Orada gol atmak hayallerimden bir tanesi. İnşallah gol atıp, orada kazanmak nasip olur. Oynayıp kazanmak daha da anlamlı olabilir” diyerek sözlerini noktaladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yagı dizisindeki Ceylin karakteriyle milyonların gönlüne yerleşen Pınar Deniz, oyuncu sevgilisi Kaan Yıldırım ile nikah masasına oturdu. Ünlü çift dünyaevine girmek için Roma’yı tercih etti. Pınar Deniz ve Kaan Yıldırım, nikah merasiminden sonra yakın dostlarıyla bu özel günü akşam yemeği yiyerek kutladılar.
PINAR DENİZ 1,5 AYLIK HAMİLE
Pınar Deniz, bir süredir gündemden düşmeyen hamilelik sorusuna yanıt vererek “Kıpkırmızı oldum” demişti. Deniz’in 1.5 aylık hamile olduğu ortaya çıktı.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ENKA Sanat tarafından ünlü Japon ressam Katsushika Hokusai’nin doğumunun 260. yılı için tasarlanan performans, Istanbul Fringe Festival 2024 programının bir parçası olarak sahnelendi.
“Cool Japan Matching Award” ile onurlandırılan performans, Hokusai’nin hayatındaki iç çatışmaları, dans ve dövüş sanatlarının bir karışımı olan geibu aracılığıyla tasvir ediyor. Ayrıca gösteride sanatçının eserleri, büyük bir projeksiyona yansıtıldı.
Sanatçıyı koreograf ve performans sanatçısı Katsumi Sakakura, kızı Oie’yi dansçı Karin Kato, eşi Koto’yu ise opera sanatçısı ve oyuncu Yasko Fujii canlandırdı.
Performansın konusu ise şöyle:
Kendisinin cennetin ve dünyanın enerjileri arasında bir köprü ve bir ejderhanın vücut bulmuş hali olduğuna inanan Hokusai, felç geçirdikten ve büyük bir yangında her şeyini kaybettikten sonra birçok başyapıt çizer. Kendini resme kaptırdığı yıllarda, ihmal ettiği karısı Koto’nun ani ölümünden sonra o kadar derin bir pişmanlık duyar ki sanatının anlamını sorgulamaya başlar.
Performans o yıllara odaklanırken, insanların dünyanın karmaşası içinde hayattaki önemli şeyleri nasıl gözden kaçırma eğiliminde olduklarını gözler önüne seriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BU İFADEYİ İFTİRA ATAN KADIN İÇİN KULLANAMAZSINIZ”
Ömer ile daha önce ilişki yaşadığı ortaya çıkan Görkem, Fatih’le tartışırken kendisini camdan aşağı attı. Hastaneye kaldırılan Görkem, ilk ifadesinde kendisini Fatih’in ittiğini söyleyerek şikayetçi oldu. Anne ve babası ile ifade vermeye giden Fatih hakkındaki iddiayı yalanlarken Abdullah Bey de emniyet müdürüne “Müdür bey az çok bizi tanıyorsunuz. Söylediğiniz şey olmuş olabilir mi hiç? diyor. Emniyet müdürünün “Maalesef yapabileceğim bir şey yok. Kadının beyanı esastır” sözleri seyirciyi kızdırdı. Kötü bir karakteri oynayan ve eşine iftira atan Görkem için kullanılan “Kadının beyanı esastır” ifadesi “Bunu ne hakla iftira atan bir kadın için kullanabilirsiniz” yorumları yağdı.

ŞİDDET TEHDİDİ ALTINDAKİ KADINLAR İÇİN KULLANILIR
“Kadının beyanı esastır” ilkesi 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun tarafından düzenlenmektedir. Bu ilke, şiddet tehdidi altında olduğunu beyan eden kadının, ilave delil aramaksızın koruma mekanizmalarına dahil edilmesidir.
İşte sahne için yapılan bazı yorumlar…

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Merinos Parkı’nda gerçekleştirilen konsere Bursalı müzikseverler ilgi gösterdi.
Şarkıcı Koç sevilen şarkılarından oluşan bir repertuvara yer verdi.
Gecede Koç, “Kendime Sardım”, “Heyecandan ” ve “Ben Hala Rüyada” gibi şarkılarını Bursalı sevenleri ile birlikte söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ERKEKSİ HATLARI VAR”
Konser öncesi Muhabir Online’a konuşan Bülent Ersoy, İdil Bilgen için “Bu şimdi güzel mi! Erkeksi hatları var, Şabaniye gibi” dedi. Sözleriyle herkesi şaşkına çeviren Ersoy, durumu toparlamaya çalışarak “Genç çocuk kırmayalım, üzmeyelim onu” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE GÜZELİ’NE ŞABANİYE BENZETMESİ
Berfu Yenenler, Selen Soyder, Gizem Karaca, Amine Gülşe ve Neşe Erbek gibi isimlerin jüri olduğu Miss Turkey 2024 önceki akşam görkemli bir törenle seçildi. Tıp fakültesinden mezun olan 1.80 boyundaki İdil Bilgen, yarışmada birinci oldu. Görüntüleri kısa sürede gündem olan Bilgen, Kemal Sunal’ın unutulmaz karakterlerinden Şabaniye’ye benzetildi.
ELEŞTİRİLERE CEVAP: ÖNEMSEMİYORUM
Günlerdir eleştirilerin hedefinde olan İdil Bilgen, dün katıldığı canlı yayında yorumları önemsemediğini belirterek “Ben bir Türk kadınıyım. Türk Cumhuriyetimizi temsil etmek için bu unvanı aldım. Bununla çok gurur duyuyorum. Şu an ülkemizde kadın ve çocuk cinayetleri gibi birçok acı yaşanırken bana yazılan negatif yorumları insanların boşluğuna veriyorum. Bilgi sahibi olmayıp fikirleri olan insanlarımız bunlar. Yorumları hiç önemsemiyorum” ifadelerini kullandı.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜÇ erkek çocuğuyla birlikte Ankara’da hayat mücadelesi veren bir kadının yaşanmış hayat öyküsünü anlatan Kanal D dizisi ‘Annem Ankara’nın çekimleri başladı. Başrollerini Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür’ün paylaştığı Annem Ankara’nın setinden ilk görüntüler geldi.
1990’lı yılların Ankara’sında kimseye evlat olamamış bir adam ile çocuklarına hakkınca bakabilmek için erken yaşta emekli olan karısının hikayesi Kanal D ekranlarına geliyor. “Benim annem Ankara’ydı. Denizi, boğazı yoktu ama direnişti, mücadeleydi!” mottosuyla dikkat çeken dizide Bergüzar Korel, bir evin içinde yalnız ama tüm zorluklara göğüs geren bir kadını canlandırıyor.
HER ŞEY ÇOCUKLARI İÇİN
Yakın dönem Ankara’sını çarpıcı bir biçimde anlatan Annem Ankara’da Mehmet Günsür de “Hasan” karakteriyle Zuhal’in hayatında hiç bağışlanmayacak günahlar işleyen bir koca rolünde. Zuhal’in çocuklarını tüm kötülüklerden korumak ve onlara mutlu bir hayat sunmak için tek başına verdiği hüzünlü mücadele, yürekleri burkacak.
YAKINDA KANAL D’DE
Yeni sezonda Kanal D ekranında izleyici ile buluşacak dizinin senaryosu Başak Angigün tarafından kaleme alındı, projenin yönetmenliğini ise Faruk Teber yapıyor. Dizinin oyuncu kadrosunda Korel ve Günsür’le birlikte Özgürcan Çevik, Gökçe Eyüboğlu, Sevinç Erbulak ve Celile Toyon, Sinem Uslu, Muharrem Türkseven, Mustafa Açılan, Dilek Çelebi, Hakan Akın, Yıldıray Şahinler ,Fatma Toptaş, Durukan Çelikkaya, Ezgi Gör, Selen Özbayrak, Başak Akan, Mustafa Enis Bilir, Beyza Şekerci, Cansu Dağdelen, Kerem Eren, Mert Tanık, Naz Özgülüş, Egemen Ulaş Önkal Mehmet Can Akça, Yasin Pehlivan yer alıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Üzerinde bornozla sahneye koşan Yıldız Tilbe, “Ne Zamandır Sendeyim” şarkısında Madrigal ile düet yaptı. Sesiyle kendine hayran bırakan Tilbe ve grup dakikalarca alkışlandı. Kıyafetine aldırmayan Tilbe, enerjisiyle de dikkatleri üzerine çekti. Anıl Erdem Cevizci (vokal ve elektro gitar), Ceyhun Kaan Karakaş (elektro gitar), Kaan Alıcı (bas gitar), Burak Emir Kamacı (klavye ve geri vokal) ve Sanlı Akgün’den (davul ve geri vokal) oluşan Madrigal, özgün tarzları ve şarkılarıyla İzmirlilere unutulmaz bir konser verdi.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Transfer döneminin bitmesine az süre kala Galatasaray kadrosuna takviye yaptı. Sarı-kırmızılılar bu kapsamda Alman ekibi Freiburg forma giyen 27 yaşındaki futbolcu Roland Sallai’yi transfer etti.
Sallai aynı zamanda Galatasaray’ın ilk Macar futbolcusu oldu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’nın sahip olduğu zengin mutfak kültürünü turizme kazandırmak ve dünyaya açmak amacıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Damağımdaki Bursa’ temasıyla düzenlenen 3. Gastronomi Festivali, Merinos Parkı’ndaki ilk gününde şehir içinden ve şehir dışından gelen binlerce misafiri ağırladı. Kortej yürüyüşle başlayan festival, hem göze hem de damaklara hitap eden etkinleriyle gastronomi tutkunlarına unutulmaz anlar yaşattı. Çölyak ile Yaşam Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen ‘Glutensiz Süt Helvası Tadım yarışması’nda renkli görüntüler yaşandı. Yarışma sonunda katılımcılara günün anısına hediye verildi.
‘Gastro Söyleşi ve Tadım’ bölümünde ise Şef Dr. Esat Özata moderatörlüğünde Prof. Dr. Fügen Durlu Özkaya ve Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya ‘Sağlıklı yaşamın iksiri zeytinyağı’ konusunda dinleyicilere önemli bilgiler verdi.
Karagöz gölge oyunuyla bol kahkahalı anlar yaşayan çocuklar, kendileri için oluşturulan özel alanlarda keyifli anlar yaşadı. Festival alanında oluşturulan ‘Bursa Lezzetleri ve Gastronomi Müzesi’ ise ziyaretçilere görsel şölen yaşattı.
‘Bursa’nın Yaşayan Kültürü’ bölümünde ise Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu tarafından tavuk alma ritüeli sahnelendi. Bursa’ya özgü geleneklerin yansıtıldığı gösteriye, Bursalılar da oldukları yerden katıldı.
3. Bursa Uluslararası Gastronomi Festivali’nin ilk günü ise Bursalı sanatçı Oğuzhan Koç’un konseriyle sona erdi. Merinos Parkı’nı dolduran binlerce hayranı için sevilen şarkılarını seslendiren Oğuzhan Koç, Bursa’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Konseri eşi Seden Bozbey ile birlikte izleyen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, gece sonunda Oğuzhan Koç’a günün anısına Bursa bıçağı, çini tablo ve çiçek takdim etti. Oğuzhan Koç’un Bursa’nın gururu olduğunu söyleyen Başkan Bozbey, Gastronomi Festivali’nin tüm hızıyla süreceğini belirtti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Muğla İl Müdürlüğü ile Marmaris Belediyesi ekipleri, komedyen ve oyuncu Şahan Gökbakar’ın Marmaris ilçesinde yer alan evini, inceleme yaptıktan sonra, yapı tatil tutanağı düzenleyerek mesken ile eklentilerinin kaçak olduğu gerekçesiyle mühürledi.
Mülkiyeti Şahan Gökbakar’ın ortağı olduğu Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ev ve eklentilerinin yapı kayıt belgeleri, kaçak yapılar nedeniyle 9 Kasım 2022’de Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu tarafından iptal edilmişti.
Konu ile ilgili olarak Marmaris Belediyesi’nden yapılan açıklamada, “Kamuoyunda sanatçı Şahan Gökbakar’ın evi olarak bilinen Turgut Mahallesi, eski 1931 parsel, yeni 243 ada, 1 parselde kayıtlı mülkiyeti Çamaşırhane Film Yapım A.Ş.’ye ait taşınmazla ilgili olarak Marmaris Belediyesi İmar Müdürlüğü ekiplerince gerekli teknik inceleme ve tespit çalışması gerçekleştirmiştir. Yapılan incelemede yapı tatil zaptı tutularak mühürleme işlemi tesis edilmiştir. Bundan sonraki süreç; ilgili mevzuat hükümleri ve mevzuat hükümlerinin belirlediği süreler doğrultusunda tesis edilecek işlemlerle göre devam edecektir. Marmaris Belediyesi olarak konuya hassasiyetle yaklaştığımızı bildirir, kamuoyuna saygılarımızı sunarız” denildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Bodrum Belediyesi’nin destekleriyle Gümbet Dolgu Alanı’nda düzenlenecek festivalde birçok markanın yeni ürünleri meraklılarıyla ilk kez buluşacak. Halka açık olarak gerçekleştirilecek festivalde, adrenalin dolu motosiklet gösterileri, sahne şovları ve Dj performansları yer alacak. Nefes kesen gösterilere imza atan Birkan Polat’ın gösterisi, motosiklet tutkunlarına eşsiz görsel şölen oluşturacak. Festivalinin açılışında Necati ve Saykolar sahne alırken, 2’inci günde Retröbüs ve 3’üncü günde Kasamam grubu müzik severlere eğlenceli ve unutulmaz dakikalar yaşatacak.
Festivalin en önemli özelliği de etkinlik süresince düzenlenecek olan çekilişlerden elde edilecek gelirin tamamı sokak hayvanlarına mama desteği olarak aktarılacak. Ayrıca katılımcılara daha güvenli sürüş teknikleri ve trafik kuralları hakkında bilgi verilecek.
Festival öncesi Trafo Kafe’de bir basın toplantısı düzenlendi. Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit, Belediye Başkan Yardımcısı Tanju Aksu, İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Gökhan Kurgan, İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Darendeli ve Türkiye Motosiklet Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Faysal Şefkatlioğlu’nun katıldığı toplantıda açılış konuşmasını festivali düzenleyen Selim Turan yaptı.
Festival fikrinin Bodrum’da motosiklet tutkunu gençlerin motosiklet pisti talebinden çıktığını hatırlatan Turan şöyle konuştu;
“Bodrum, Ege ve Akdeniz’in incisi olarak yalnızca denizi, güneşi ve tarihiyle değil, kültürel etkinlikleriyle de dünya çapında bilinen bir turizm cenneti haline gelmiştir. Turizmdeki bu büyük potansiyel, böylesine uluslararası bir organizasyonla daha da güçleniyor. Uluslararası Bodrum Motofest, yalnızca motor sporlarının adrenalin dolu dünyasını yaşatmakla kalmıyor, aynı zamanda Bodrum’un adını uluslararası arenada daha güçlü bir şekilde duyuruyor. Bu etkinlik, Bodrum’un turizmine yepyeni bir enerji katacak ve bu güzel şehrin cazibesini daha da artıracaktır. Bodrum Motofest, hız ve heyecanın buluşma noktası olarak motor sporları tutkunlarını bir araya getirirken, aynı zamanda Bodrum’un kültürel ve turistik değerlerini de gözler önüne seriyor. Her birimiz, bu festival sayesinde Bodrum’un uluslararası platformda nasıl bir marka haline geldiğine şahit olacağız. Turizm sektöründe elde ettiğimiz başarılar, Motofest gibi organizasyonlarla daha da anlam kazanıyor ve Bodrum’u dünya sahnesine taşıyor”
Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit ise festivalin Bodrum için faydalı olacağına inandığını ifade ederek şöyle konuştu;
“Bodrum motosiklet kullanımının yoğun olduğu bir yer. Son zamanlarda da motosiklet kazalarında ciddi anlamda bir sıkıntımız var. Ciddi yaralanmalı ve ölümlü kazalar, motosikletten kaynaklanıyor. Bu festival onu da sağlayacak, güvenli sürüş eğitimi verilecek. Festivalden elde edilecek gelirle de sokaktaki dostlarımız için mama alınacak. Ben festivale destek veren herkese teşekkür ediyorum”
Bodrum’daki kask takma oranının yüksek olmasının sevindirici olduğunu dile getiren Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Tanju Aksu da “Kask takma oranımız yüksek ama gençlerimiz trafikte motosikletle makas atarak ilerliyor. Ben tehlikeli motosiklet kullanımına dikkat çekmek istiyorum. Bu festival, hem güvenli motosiklet kullanımı eğitimi, hem eğlence hem de bir arada olma açısından Bodrumumuza bir fayda sağlayacaktır” dedi.
Türkiye Motosiklet Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Faysal Şefkatlioğlu da federasyon olarak bu tür etkinliklere her zaman destek verdiklerini ifade ederek şu sözlere yer verdi;
“Bu yıl birincisi yapılıyor. İnşallah bundan sonra her yıl daha da güzel şekilde yapılmaya devam eder. Ben de Selim Turan’a güveniyorum bu konuda. Biz de elimizden gelen desteği vereceğiz. Hem festival hem eğlence amaçlı hem de eğitim amaçlı güzel bir festival olacağını düşünüyorum. Bodrum için de çok güzel olacağını düşünüyorum” – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karahan’ın yorumu ve senfonik düzenlemelerle hazırladığı özel albümündeki şarkıların ilk kez seslendirildiği konsere, Şef Alper Kömürcü yönetimindeki Mozart Akademi Senfoni Orkestrası eşlik etti.
Bu gecenin sanat hayatının en önemli günlerinden biri olduğunu belirten Karahan, “Benim Habiye’de ikinci konserim. 15 gün önceden biletleri tükenen bir konser oldu. Hepinize çok teşekkür ederim.” dedi.
Karahan, “Biliyorsunuz ki bir opera sanatçısıyım. İlk Zeki Müren şarkıları projemizle başladığımızda esas amacım çok sesli müziği geniş kitlelere yayabilmekti. Ne mutlu ki bu sayede operayla alakası olmayan birçok izleyeceğimizi önce senfoni orkestralarına alıştırarak daha sonra da opera izleyicisi yaparak bugünlere geldik. Benim bir sanatçı olarak alabildiğim en büyük iltifat bu.” ifadelerini kullandı.
Sezen Aksu şarkıları konserinin uzun zamandır planlandığını kaydeden Karahan, “Sezen Aksu modern zamanların bence en büyük ozanlarından bir tanesi. Şu anda burada 5 binin üzerinde izleyicimiz var. Eminim ki bir Sezen Aksu şarkısıyla anısı, hikayesi olmayan kimse yoktur. Bence bu çok önemli. Bir sanatçıya kolay kolay nasip olmayacak bir şey. Bu projemizin içinde birçok şarkımız var.” diye konuştu.
Karahan, aralarında “Masum Değiliz”, “Kaybolan Yıllar”, “Her Şeyi Yak”, “Sen Ağlama” gibi eserlerin bulunduğu sevilen Sezen Aksu şarkılarını seslendirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Miss Turkey 2024 yarışma sonucunun tartışması devam ediyor.
Yarışmanın birincisi İdil Bilgen oldu. Bilgen’in birinciliği sosyal medyada tepki çekti. Miss Turkey sonucu bazı kullanıcıları tatmin etmedi.
Tepki gören 24 yaşındaki Bilgen için ‘Şabaniye’ yorumları dâhi yapıldı.
İdil Bilgen’e yapılan eleştirilere karşı bazı ünlü isimlerden destek gecikmezken ünlü şarkıcı Demet Akalın da sonuca tepki gösterenler tarafında oldu.
Akalın, İdil Bilgen’in fotoğrafını paylaşarak şunları yazdı:
“BELKİ TACI GERİ VERİR”
‘Belki geri vermek ister tacı ya da halk oylaması diye bir şey olsa… Bütün yorumlara da kapamış kendini.. Çok istiyormuş birinci olmak. Aşkım sen istiyorsun da yarışma güzellik yarışması kayırma yarışması değil.’
Ünlü ismin bu yorumu da sosyal medyayı ikiye böldü. Bazı kullanıcılar Akalın’a destek verirken bazı kullanıcılar da ‘Haksızlık ediyorsunuz’ diyerek tepki gösterdi.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Reyting rekorları kıran Kızılcık Şerbeti’nde Nilay karakterine hayat veren Feyza Civelek, gerek açıklamaları gerekse de tavırlarıyla gündemden düşmüyor.
Oyunculuğu beğenilmeyen Civelek’in diziye annesinin torpili sayesinde girdiği iddia edilmişti.
Yine torpil iddialarıyla gündeme gelen isim, bu sefer kendisine torpilli diyen bir kullanıcıya mesaj atarak sert yanıt verdi:
“NİLAY’SIZ DİZİ OLMAZ”
“Senin annen de yazsa sen de oynarsın. Bir oyuncu ol da görelim. Ben bu işe girerken annem yazmasına rağmen auditiona girdim hak geçmesin diye. Bilip bilmeden konuşan insanlardan sıkıldım. Şu an en popüleri Nilay. Nilay’sız dizi asla olmaz. Ha diziyi mahvettiğimi düşünüyorsan o senin zevksizliğin ama saçma sapan paylaşma bilmeden okey?”

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“I Like It”, “Bodak Yellow” ve “Drip” gibi şarkılarla tanınan ünlü şarkıcı Cardi B, geçtiğimiz aylarda anne üçüncü kez hamile olduğunu açıklamıştı.
“GÜCÜMÜ YENİLEDİN”
Belirginleşen karnıyla poz veren yıldız, paylaşımında “Her son yeni bir başlangıç demektir! Bu mevsimi seninle paylaştığım için çok minnettarım, bana daha fazla sevgi, daha fazla hayat getirdin ve en önemlisi gücümü yeniledin!” ifadelerini kullanmıştı.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan 31 yaşındaki yıldız, üçüncü kez anne olduğunu sosyal medya hesabından duyurdu.
Hastaneden doğum anının fotoğrafını bile yayınlayan ünlü şarkıcı, karelerine “En güzel şey” notunu düştü.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Canım Ailem’, ‘Küçük Sırlar’, ‘Yalan Dünya’, ‘Anne’ ve ‘Hedefim Sensin’ gibi yapımlarda yer alan Gonca Vuslateri, geçtiğimiz aylarda anne olmuştu.
Vuslateri, kızıyla birlikte çekildiği yeni pozlarını Instagram’da paylaşmıştı. Oyuncu, bebeğinin yüzünü kalp emojisiyle kapatmayı tercih etmişti.
MÜJDAT GEZEN’E GÖTÜRDÜ
Vuslateri, kızı Asya’yı aldı ve usta sanatçı Müjdat Gezen’in yanına gitti. Sosyal medyadan paylaşım yapan ünlü isim, ilk kez kızının yüzünü gösterdi.
38 yaşındaki oyuncuya takipçilerinden yorum yağdı. Asya bebeği herkes annesine benzetti.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü oyuncu Eser Yenenler’in fenomen eşi iki çocuk annesi Berfu Yenenler, Miss Turkey’in bu yıl düzenlenen organizasyonunda jüri koltuğunda oturdu.
20 genç kızın dereceye girmek için mücadele ettiği Miss Turkey 2024 final gecesinde; 24 yaşında ve 1.80 boyundaki İdil Bilgen, Türkiye’nin en güzel kızı seçildi.
“HAZIRLANMAM 30 SAAT SÜRDÜ”
Ünlü isim, geceye 30 saattir hazırlandığını, bunun için otelde oda tuttuğunu ama yine de son dakikada yetişebildiğinden gülerek anlattı:
Çok güzel bir kültür bu yarışma, bunun devam etmesi ve buna eşlik etmem beni mutlu ediyor. Bu geceye 30 saattir hazırlanıyorum. Otelde hazırlanmaya karar verdim. Çok tembel olduğum için rahat rahat hazırlanırken baktım ki geç kalıyorum, koşa koşa buraya geldim.
Tescilli güzel, sosyal medyada hesaplarından yaptığı paylaşımlar nedeniyle zaman zaman tepki çekmesiyle ilgili yöneltilen soruyu da cevapladı:
“NÖTR BİRİ SEKTÖRDE OLAMAZ”
Herkes hem seviliyor hem de sevilmiyor. Düşünce biriyle ilgili nötrse, hiçbir fikri yoksa o kişi bu sektörde var olamaz. Umarım bunu başlık yapmazsın. Biriyle ilgili fikrin ya pozitiftir ya da negatiftir. Nötr olan kimse bu sektörde var olamaz.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aşk hayatıyla gündemden düşmeyen ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, kendisinden 40 yaş küçük sevgilisi Gülseren Ceylan ile yaşadığı aşkla konuşulmaya devam ediyor.
Ünlü çift, geçtiğimiz haftalarda ayrılık haberi ile gündeme gelmişti.
“YOLLARIMIZI AYIRDIK”
Ceylan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile “Her şeyi bugüne kadar göz önünde yaşadığımız için açıklama ihtiyacı duyuyorum. Mehmet Ali ile yollarımı ayırdım. Ayrılık sebebi ile ilgili saçma sapan uydurma haberleri yapmayıp umarım bu defa bize saygı duyarsınız, anlaşamadığımız noktalar olduğundan dolayı birbirimize daha çok zarar vermeden yollarımızı ayırdık.” ayrılığı duyurmuştu.
Ayrılığın ardından başka bir fenomen isimle canlı yayın dahi açan Mehmet Ali Erbil, ayrılığa daha fazla dayanamadı ve genç sevgilisi ile yeniden barıştı.
Gece birlikte bir mekanda görüntülenen çiftten Erbil, barışma ile ilgili şöyle konuştu;
SERDAR BARIŞTIRDI
‘Serdar ikimizi de aradı siz birbiriniz olmadan yapamazsınız dedi. Ben de dedim ki Gülseren olmadan olmuyor.’
Aynı mekandan çıkan Serdar Ortaç da Mehmet Ali Erbil ve Gülseren Ceylan’ın yanına gelerek ‘Evet ben barıştırdım.’ dedi.

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Ateşe Düştüm’, ‘Cehennemin Dibi’ gibi şarkılarla tanınan Mert Demir ile bir süredir aşk yaşayan Serenay Sarıkaya, aşk hayatıyla gündemden düşmüyor.
Önceki gün katıldığı bir etkinlikte ilişkisine dair açıklamalarda bulundu. Ünlü oyuncu, kendisine yöneltilen ‘evlilik’ sorularına da yanıt verdi.
“HER ŞEY YOLUNDA”
Evlilik soruları üzerine sessiz kalmayı tercih eden ünlü isim, ilişkisine dair “Her şey yolunda. Gayet iyi. Teşekkür ederim.” dedi.

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bilecik’in Söğüt ilçesinde ‘Ertuğrulgazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri’nde konser veren Haluk Levent, sahnede sevilen şarkılarını seslendirirken bir helva satıcısının dikkatini çekmesi sonrası konserine ara verdi.
Yaptığı yardımlar ile konuşulan Levent, bu kez sahneden inerek helvalarını satamayan helvacıya destek oldu.
DOĞAÇLAMA ŞARKI BESTELEDİ
Levent, helvalarını satamayan satıcının ürünlerini alarak başının üstüne koydu.
Vatandaşların arasında dolaşarak helvaları satmaya çalışan ünlü sanatçı, o anlarda doğaçlama bir şarkı da besteleyip seslendirdi.
“SABAHTAN BERİ SATMAYA ÇALIŞIYORDU KARDEŞİMİZ”
Tüm kağıt helvaları satın alarak izleyicilere dağıtan Haluk Levent, sahneye yeniden çıkarak “Sabahtan beri satmaya çalışıyordu kardeşimiz, ben de satmak istedim. 30 yıllık sahne kariyerimde ilk kez böyle bir şey yaptım.” açıklamasında bulundu.
Takdir toplayan o anlarda Levent, satıcıyı sahneye davet ederek ona sarıldı.

Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir döneme damga vuran Aşk-ı Memnu dizisindeki Pelin karakteriyle adını milyonlara duyuran Hayal Köseoğlu, yeni proje için anlaşma imzalamıştı.
Tam sete girmeye hazırlanan Köseoğlu, yüksek ateş nedeniyle hastaneye kaldırıldı.
“NAZAR”
Oyuncu“Nazar değdi. Kem gözler benden uzak dursun.” dedi.
Hastaneye ziyaretine giden arkadaşları da Hayal’e nazar boncukları götürdü.
Güzel oyuncu en son Hudutsuz Sevda dizisinde Nergis’in kızı Damla’yı canlandırıyordu.

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başrollerini Mert Yazıcıoğlu, Özgü Namal ve Özcan Deniz’in paylaştığı Kızıl Goncalar dizisi yeni sezon için geri sayıma başladı.
Uzun bir aradan sonra setlere dönen ünlü oyuncu Özgü Namal, çalıştığı için mutlu olduğunu kaydetmişti.
Önceki gün bir etkinlikte görüntülenen ünlü oyuncu, projesi hakkında dikkat çeken bir açıklamada bulundu.
“HIRSIZ DEĞİLİZ”
Özgü Namal, ‘Kızıl Goncalar’ın Necati Şahin imzalı senaryosu için “Yüzde 100 yerli ve Türk malı. Devşirme ya da hırsızlık yapmıyoruz.” dedi.
Ünlü oyuncunun bu açıklaması sosyal medyada gündem oldu. Bir kesim Özgü Namal’ı eleştirse de bazıları da haklı buldu.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SLOGANI DİKKAT ÇEKTİ
Hayata ve her şeye yetişmeye çabalarken savrulan Zuhal’in aşkı tanıdığında karanlıktan aydınlığa doğru dönüşme ve dönüştürme hikayesi izleyenleri ekran başına kilitleyecek. Dizideki “Küçük pişmanlıklar iyidir, bazen hepimize lazım” sloganı da dikkat çekti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Daha yazımın mürekkebi kurumadan, Aslan Kemal St. Tropez’de tanıştığı sevgilisine Atina’da evlenme teklif etti ve “evet” cevabını aldı.

15 Eylül’de de, Mariam’ın ailesinin yaşadığı Moskova’da söz yüzükleri takılacak. Düğün için önümüzdeki yılı bekleyeceklerini duyduğum genç çift umarım bir ömür mutlu olur.
AŞKA DEVAM
Uzun süreli ilişkilerin adamı olarak nam salan işadamı Önder Fırat, bu özelliğinden ödün vermiyor! Yıllarca flört ettiği Sezen Aksu ve Tuğba Coşkun ile evliliğin eşiğinden dönen 67 yaşındaki Fırat, 2021 yılı başında eski basketbolcu ve spor spikeri Şükran Albayrak ile flört etmeye başlamıştı.

İlişkilerinin mutlu-mesut devam ettiğini duyuyordum; doğruymuş. Hatta Önder Bey, hafta sonu İstanbul’un elitlerinin çıkarma yaptığı Eskişehir’deki OMM- Odun Pazarı Müze’nin 5. yıl kutlamasına, Şükran Albayrak ile birlikte gitti. Bakalım Şükran Hanım, Önder Bey’i nikah masasına oturtabilecek mi?
HAMİLE EŞİNİNÜZERİNE TİTRİYOR
Geçen ay anne-baba olacaklarının müjdesini veren ünlü oyuncular Zeynep Tuğçe Bayat ile eşi Cansel Elçin, Çeşme’de tatilde.

Hamileliğinde dördüncü ayı geride bırakmaya hazırlanan anne adayı Zeynep Tuğçe Bayat’ın karnı artık iyice belirmiş. Çok rahat bir hamilelik geçirdiğini duyduğum Zeynep, oğlunu sağlıkla dünyaya getirir inşallah.

Bu arada 20 Eylül’de 51 yaşına basacak olan ve ilk kez baba olacağı için mutluluktan havalara uçan Cansel Elçin’in de eşinin elini sıcak sudan soğuk suya sokturmadığı konuşuluyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Peki hesabını verdi mi ki o kansız?
Ondan sebep Giresun’da iki bebe daha katledildi.
Tıpkı Narin gibi onlar da sadece ekrandan seyredildi.
Belli ki yine karakolda doğru söyleyip, mahkemede şaşacaklar.
Çocukları melek yapmakla -tövbe ki- Yaradan’a şirk koşacaklar.
İfadeleri değişecek amcaların, dayıların.
Büyümeden istatistik oldu bebeler, ne hükmü var ki sayıların.
Kim bilir belki de bundan kelli cesaret bulmuşlardır hâlâ geziyor diye Leyla’ya kıyanlar.
Belki de suçlusu biziz, muhtemeldir ki sebep, kalkmadığımız o kıyamlar.
Güzelliği lâyıktı fırça ile tuvale.
Gel gör ki tıktılar bedenini bir çuvala.
Bugün her kelime boğazımda bir yumru.
Narin artık göğüs kafesimde hıçkıran bir kumru…
Dünya Karması nerede?
Eskiden Dünya Karması maçlarını dört gözle beklerdik, dünya yıldızlarını bir arada izleyebilmek için.
Dikkat ediyorum da artık bu tür organizasyonlar yapılmıyor. Nedeni hakkında biraz kafa yordum:
Futbolun ekonomik bir sektöre dönüşmesi yüzünden kulüpler, futbolcular ve menajerleri artık para almadan kıllarını kıpırdatmıyor olabilir.

Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası, Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası, Afrika Kupası, Copa America, Konfederasyon Kupası, Milletler Kupası derken Dünya Karması maçlarına takvimde yer kalmadığını da düşünüyorum.
Malum, bir futbol maçının “yayın ve reklam cazibesi” içermesi de gerekiyor. Yani bir yayıncı kuruluşa ve bolca reklama ihtiyaç duyuluyor. Futbolseverin ekranında yıldızları izlemek için neredeyse sonsuz alternatifi varken kimse tek maçlık bu riske girmek istemiyor anlaşılan.
Hayatımız 2X hızında
Önce bilmeyenler için 2X’in ne olduğunu açıklayayım: Müzik ya da videoyu dijital ortamda iki katı hızlı dinlemek ya da izlemek demek. Bu yeni akım sosyal medyada başladı ve büyük bir hızla yayılıyor. Özellikle Z kuşağı artık müzikleri 2X’de dinliyor, klip ve videoları da iki katı hızlandırarak tüketiyor.
Peki her şeyi hızlandırmak iyi bir şey mi? Bence pek değil. Hızla geçtiğiniz her bir nota, atladığınız her sekans, “bütünün vereceği hazzı ve anlamı” ıskalamanıza sebep oluyor.
“Bakalım gençler bu işten ne anlıyor?” diyerek Bolero’yu 2X hızında dinlemeye kalktım. O şahane klasik, bir anda iğrenç ötesi bir gülünçlüğe büründü.
Daha önce yazmıştım, cep telefonunda önüne gelen her görüntüyü hemen kaydırıp bir diğerine geçen genç neslin giderek sabrı, sebatı azaldı. Lokantalar fast food, trenler hızlı, banka havaleleri fast işlem üzerinden olduğu günden beri kırmızı ışık yeşile dönmeden kornaya asılır olduk.
Peki bu kadar hıza gerek var mı? Sindirmeden bünyeye indirilince gaz yapacak olanlar arasında hayat da yok mu?
Sevgili gençler; hızlı yaşamak sadece genç ölmeye yarar. O da “Cesedim yakışıklı olsun” diye bir kaygınız varsa eğer…
Gaf kürsüsü
Adana’da bir motosiklette 6 kişi. Dahası, çocuklar marketten alınmış gibi poşette… Allah selamet versin.

Zap’tiye
Size de gına gelmedi mi? Artık Milyoner’de “Buranın havası çok farklıymış” diyen yarışmacı direkt elensin!
Ne demiş?
Kim Milyoner Olmak İster’de telefon jokerini kullanan yarışmacı Sümeyye’nin hiç gizlisi saklısı yoktu: “Umarım bilgisayarını açmıştır.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
EZMESİ MEŞHUR
Haşhaş; sıcak iklimlerde, yağış alan bölgelerde yetişen bir bitki türüdür. Türkiye’de en çok Ege Bölgesi’nde, kontrollü bir şekilde, izin verilen yerlerde yetişir. Haşhaşın tohumu, ezmesi ve yaprağı, mutfaklarımızda sıklıkla kullanılır; çoğunlukla da haşhaş ezmesi olarak. Haşhaş ezmesi; haşhaş tohumunun kavrulup iyice ezilmesi ile elde edilir ve her yerde kullanılır, özellikle de hamur işlerinde… Öte yandan çöreklerde, böreklerde, poğaçalarda ve mayalı birçok hamur işinin yanı sıra daha birçok yerde de kullanılır. Tam bir şifa kaynağı olan ve insan vücudu için birçok faydası bulunan haşhaş ezmesi, tek başına sade olarak yendiği gibi birçok farklı şekilde de tüketilir. Haşhaş ezmesini başka bir şekilde tüketmek isterseniz, hamur mayalayıp haşhaş ezmesini biraz sıvı yağ ile açabilirsiniz. Bugünlük benden bu kadar. Mutlu sofralarda buluşabilmek dileği ile…
HAŞHAŞLI KURABİYE
MALZEMELER
1 adet yumurta
125 gr. yumuşamış margarin
Yarım su bardağı şeker
Yarım su bardağı sıvı yağ
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
ÜZERİNİ BULAMAK İÇİN:
Mavi haşhaş
Toz şeker
YAPILIŞI: Yumurtayı, margarini, sıvı yağı ve şekeri bir kapta güzelce karıştırıyoruz. Vanilyayı ve kabartma tozunu ekliyoruz. Unu da, elimize yapışmayacak kıvamda hamur elde edene kadar ekleyip yoğuruyoruz. Ceviz kadar parçalar kopartıp yuvarlıyoruz, kapta karıştırdığımız şekerli haşhaşa buluyoruz. Yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye yerleştiriyoruz. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişiriyoruz.

EV YAPIMI HAŞHAŞ EZMESİ
MALZEMELER
1 su bardağı süt
50 gr. tereyağı
1. 5 su bardağı haşhaş tohumu
3/4- 1 su bardağı toz şeker
2 adet çırpılmış yumurta
1 tutam tuz
YAPILIŞI: Haşhaş tohumlarını kahve değirmeninde birkaç seferde çekin. Orta ateşte süt, tereyağı, tuz ve şekeri, şeker eriyene kadar karıştırın. Yumurtaları köpürene kadar çırpıp sıcak sütlü karışımdan az miktarda içine ilave edip karıştırın. Yumurtalı karışımı sütlü karışıma iki seferde hızlıca karıştırarak ilave edin. Puding gibi bir kıvam alıncaya kadar orta ateşte karıştırarak pişirin. En son çekilmiş haşhaş tohumlarını ekleyip iyice karıştırın ve altını kapatın. Kavanoza döküp soğuduğunda buzdolabında muhafaza edin.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Çevreciyim’ dedin, denize sıfır villan kaçak çıktı. Üstelik sit alanına ev yaptın!

Solcu geçiniyorsun, milletin denize girdiği sahili parselleyip devletin malına çökmeye kalktın!

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medyada merak konusu oldular… 2000’lerin başlarında ortaya çıkan evlilik- gelin – kaynana yarışmaları furyasının kuşkusuz en unutulmaz isimlerinden oldu Tülin – Caner ikilisi.

Tülin Koca ile Caner Toygar isimlerini tüm Türkiye katıldıkları ‘Benimle Evlenir Misin?’ adlı yarışma ile duymuştu. Birbirlerini tanıyıp, evlenme ümidi ile geldikleri yarışmadaki dikkat çeken çiftlerden olan Tülin ile Caner’in kavuşması bir dönem bazı kesimin neredeyse tek derdi olmuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Benimle Evlenir Misin? Yarışmasıyla tanınan hatta yarışma sonrası kısa bir oyunculuk ve şarkıcılık serüveni de olan Caner Toygar şöhret olma yolunda şansını denese de beklediği ilgili bulamayınca bir süre ortalardan kaybolmuştu.

Şimdilerde ise Esra Erol’un programında muhabirlik yapan Caner Toygar yakın zamanda da evlenmişti.

Caner Toygar, geçtiğimiz yıl nikah masasına oturmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Böyle bir yasa olsa beş yılda bir evliliğinizi tazelemeyi düşünür müydünüz? Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de boşanma oranı hızla artıyor.
Türkiye’de son 20 yılda evlenme oranı düşerken, boşanma oranı yüzde 89 arttı. Boşanmaların yüzde 33,4’ü evliliğin ilk 5 yılı içinde gerçekleşirken, boşanmalar kadınlarda en çok 30- 34, erkeklerde 35-39 yaş grubunda görülüyor.
Çiftler anlaşmalı boşanmayınca dava süreci uzuyor. Hem çiftler hem de çocuklar bu süreçte çok yıpranıyor.
Bu yasa en azından bireyler arasında boşanma korkusunu ortadan kaldırır. Kimse kimseye mobbing yapmaz.
Beş yılın sonunda ‘tamam’ mı ‘devam’ mı diye karar verilir.
Beş yılda bir evlilik sözleşmesi yenilense boşanma oranı daha da artar! Bu da doğum oranlarını daha çok düşürür.
Böyle bir yasa olsa evli insanlar birbirine sürekli kaç yılın kaldı diye sorar herhalde.
Bu işten düğün sektörü de kazançlı çıkabilir. Beş senedi bir düğün yapma trend olur!
Eminim bu yasanın çıkmasını en çok Mağdur Erkekler Derneği ve ‘gold digger’lar (zengin koca avcıları) ister! Cinsiyetçilik yapmayalım! Elbette zengin eş avcısı erkekler de var! Beş yılda yeterli servete ulaşınca, yeni bir zengin eş arayanlar çıkabilir.
Ee beş yılın sonunda ayrılınca nafaka ve mal paylaşımı nasıl olacak?
Bu durumdan en çok çocuklar zarar görür!
Aslında evliliklerin son kullanma tarihini çiftlerin arasındaki sevgi, saygı ve tutku belirliyor.
En kötüsü ise karı ve kocanın istemedikleri halde evliliğe maddi zorunluluktan ya da toplumsal değerler yüzünden devam etmeleri.
İşte bunu ortadan kaldırmak için beş yılda bir evlilik sözleşmesi yenilemek mantıklı olabilir.
Aslında boşuna kafa yoruyoruz. Birçok devlet düşen doğum oranlarını artırmak ve evlilik kurumunu ayakta tutmaya çalışıyor.
Böyle bir yasa zor çıkar!
***
KANTİN FİYATLARI!
Dün beşinci sınıfa başlayan kızımı okula götürdüm. Tören, tanışma vs. derken kızım ve arkadaşı “Tost alır mısın” dediler.
Kantine gittim iki çift kaşarlı tost için 100 TL ödedim.

Dışarıya göre normal bir fiyat. Ama bir devlet okulunda iki tostun 100 TL olması bana pahalı geldi.
Kızımın okulu bir üniversiteye bağlı olduğu için öğlen yemekleri çok ucuz ama normal okullarda bir çocuk öğlen yemeğini kantinden yese ve arada bir de atıştırmalık alsa günlük 200 TL harçlık vermek gerekiyor.
Okul servisleri ve kırtasiye ürünlerinin pahalı olduğunu tartışıyorken kantin fiyatlarını da gözden geçirmekte fayda var diye düşünüyorum.
***
KEDİ SEVMEK PARAYLA!
Bir sosyal medya içerik üreticisi, gittiği Japonya’da kedi sevmek için para ödedi ve bunun videosunu paylaştı.
Japonya’da sokakta nadiren kedi görülüyormuş. Kedileri çok seven, onlarla vakit geçirmek isteyenler de ‘neko cafe’lere (kedi kafeler) gidiyormuş.
Kedi kafelere giriş ücreti 200 TL. Her +10 dakika ise 50 TL olarak ücretlendiriliyor.

Kedi beslemek isterseniz de ekstra para ödemeniz gerekiyor. Kafelerdeki ortalama kahve fiyatları ise 75-80 TL.
Müthiş bir ticari zeka!
Ülkemizde her sokakta 10-15 kedi var, sevmekte beleş! Japonlar için kedi turizmi geliştirebilir miyiz dersiniz?
Kedilerin yanında köpekleri de bonus olarak sevdirebiliriz.
***
TUĞLA TELEFON!
HMD şirketi, Barbie marka ‘tuğla’ telefonunu piyasaya sürdü. Tuğla denmesinin nedeni ise bu telefonun dokunmatik ekranı ve ön kamerasının olmaması.
Sınırlı internet erişimi olan telefonda uygulama da indirilmiyor. Tek bir oyun var o da Nokia’nın meşhur yılan oyunu ‘Malibu Snake’.
Sosyal medyaya da erişimi engelleyen ‘tuğla’ telefon WhatsApp uyumlu olmadığı için sadece SMS atılabiliyor.
Yani bu telefonda birinin mesajınızı ne zaman okuduğunu göremiyorsunuz. Instagram, X, YouTube gibi sosyal medya platformlarına da erişemiyorsunuz.

Retro tasarımı ve Barbie pembesi rengiyle de dikkat çeken telefon ‘tuğla’ ismini sonuna kadar hak ediyor.
“Bu telefon tam yaşlılara ya da çocuklara yönelik” diyorsanız yanılıyorsunuz. HMD’nin hedef kitlesi ‘dijital detoks’ yapmak isteyen gençler ve yetişkinler.
Son yıllarda gençler ve yetişkinlerde yaşamları üzerindeki “dijital etkiyi” azaltma eğilimi arttı.
Bunun nedeni ise bağımlılık yaratan sosyal medya ve oyunların insanların zamandan çok çalması, mutsuz yapması, hareketsiz yaşama sevk etmesi.
Geçenlerde yine çocukları telefonla fazla vakit geçirmeyin diye uyarırken kendi ekran süreme baktım ve dehşete kapıldım.
Tamam, medya çalışanları işleri gereği telefonla fazla vakit geçiriyor ama işin dışında da telefonu çok kullandığımı gördüm.
Üzüm üzeme baka baka kararır! Çocukları telefondan uzaklaştırmak istiyorsak önce biz ebeveynler telefon kullanımını azaltmalıyız!
Dijital detoks için ‘tuğla’ telefona da gerek yok aslında. Sağlam bir iradeyle telefon bağımlılığından da kurtulabiliriz!
***
Altyazı
“Ama tüm yaşamın boyunca akıllı olmaya çalışırsın ve sonunda hiçbir şey tecrübe edemezsin.” (Life is Miracle)

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edirne’ye şahsi aracıyla gelen Kıraç, konser alanını bulamayınca yolu ilçedeki vatandaşlara sordu. Ünlü şarkıcı, kendi sosyal medya hesabından konser alanını bulamayınca yaşadıklarını paylaştı.
“Abi burada Kıraç’ın konseri varmış”
Kıraç, Havsa’da konser alanını bulamayınca bir vatandaştan, “Selamünaleyküm, abi Kıraç konseri varmış ne tarafta?” diyerek yardım istedi. Vatandaş ise ünlü şarkıcıya, “Aşağıda merkez var, terminalin hemen orası” şeklinde cevap verdi.
Ünlü şarkıcının vatandaş ile yaşadığı o anlar, sosyal medyada viral oldu. – EDİRNE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖDÜLÜNÜ HAYATINI KAYBEDEN ANNESİNE İTHAF ETTİ
Törende 57 yaşındaki Kidman’ın ödülünü yönetmen Halina Reijn aldı. Yaptığı açıklamada Kidman, ödülünü annesine ithaf ettiğini söyleyerek “O beni şekillendirdi ve beni ben yaptı. Ona müteşekkirim” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
EŞİNİN ELİNİ ÖPTÜ
Cezaevinden çıkarken eşi Dilan Polat tarafından karşılanan Engin Polat “Çok mutluyuz ailemizle kavuştuk” dedi. Hemen aracının direksiyon koltuğuna geçen Engin Polat, yanına oturan Dilan Polat’ın elini öperek uzaklaştı. Polat, 10 aylık cezaevi sürecinde beslediği kuşu da yanına aldı.

4 TUTUKLU SANIK TAHLİYE
“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından haklarında dava açılan Dilan ve Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 28 sanık davanın üçüncü gününde tekrar hakim karşısına çıktı. Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Ahmet Gün, tutuksuz sanık Dilan Polat, Sinem Sıla Doğu, Can Doğu ve diğer tutuksuz sanıklar katıldı. Tutuklu sanık Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ise SEGBIS (Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi) ile katıldı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanık Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve Ahmet Gün’ün tahliyesine karar verdi.

EMNİYETTEKİ TÜM DİJİTAL MATERYALLER İADE EDİLECEK
Mal varlığı üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılması talebinin reddine karar verdi. Sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, imza atma şeklindeki adli kontrolleri kaldırdı. Başsavcılığa müzekkere yazılarak sanıklar hakkında vergi usul kanununa muhalefet suçundan yürütülen soruşturma bulunup bulunmadığının varsa soruşturmaların akıbetlerinin sorulmasına karar veren mahkeme, adli emniyette bulunan ve imajları alınan cep telefonu, sim kart, bilgisayar gibi dijital materyallerin sahiplerine iadesine karar verdi. Mahkeme ayrıca yasadışı bahis lideri olarak bilinen Derkan Başer’in de aralarında bulunduğu ve İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘yasa dışı bahis organizasyonu’ davası ile bu davanın birleştirilmesi önerisinde bulundu. Soruşturmada tanık olarak ifade veren isimlerin mahkemece dinlenmesine de karar verdi. Duruşma 19 Aralık 2024 tarihine ertelendi.
DİLAN POLAT SEVİNÇ ÇIĞLIKLARI ATTI
Öte yandan tahliye kararını duyan Dilan Polat sevinç çığlıkları atarak gözyaşlarına boğuldu. “Şükürler olsun Allah’ım” diyerek sevinçten zıpladı. Kızı Nilda’yı arayan Dilan Polat, ‘baban tahliye oldu’ dedi. Kardeşi Sıla Doğu’nun ise, “Adalet yerini buldu” dediği duyuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“SANIKLARIN KAÇMA ŞÜPHESİ VAR”
Başsavcılık, sanıklar Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve Ahmet Gün’ ün lehlerine tahliyeyi gerektirecek ölçüde henüz bir değişikliğin bulunmaması, tutuklama kararındaki gerekçelerin halen mevcudiyetini koruyor olması, sanıkların üzerine atılı suçlara dair delillerin mevcudiyeti, sanıklar üzerine atılı suçların vasif ve mahiyeti, sanıkların kaçma şüphesinin bulunmasını gerekçe gösterdi. İtiraz yazısında, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi gerekirken İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sanıkların tahliyesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu kaydedildi. Bu gerekçelerle tahliye kararının kaldırılmasını isteyen Başsavcılık, sanıklar Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve Ahmet Gün’ün tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

ADLİ KONTROLLERİ KALDIRILDI
Mal varlığı üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılması talebinin reddine karar verdi. Sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, imza atma şeklindeki adli kontrolleri kaldırdı. Başsavcılığa müzekkere yazılarak sanıklar hakkında vergi usul kanununa muhalefet suçundan yürütülen soruşturma bulunup bulunmadığının varsa soruşturmaların akıbetlerinin sorulmasına karar veren mahkeme, adli emniyette bulunan ve imajları alınan cep telefonu, sim kart, bilgisayar gibi dijital materyallerin sahiplerine iadesine karar verdi. Mahkeme ayrıca yasadışı bahis lideri olarak bilinen Derkan Başer’in de aralarında bulunduğu ve İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘yasa dışı bahis organizasyonu’ davası ile bu davanın birleştirilmesi önerisinde bulundu. Soruşturmada tanık olarak ifade veren isimlerin mahkemece dinlenmesine de karar verdi. Duruşma 19 Aralık 2024 tarihine ertelendi.
EMNİYETTEKİ TÜM DİJİTAL MATERYALLER İADE EDİLECEK
Mal varlığı üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılması talebinin reddine karar verdi. Sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, imza atma şeklindeki adli kontrolleri kaldırdı. Başsavcılığa müzekkere yazılarak sanıklar hakkında vergi usul kanununa muhalefet suçundan yürütülen soruşturma bulunup bulunmadığının varsa soruşturmaların akıbetlerinin sorulmasına karar veren mahkeme, adli emniyette bulunan ve imajları alınan cep telefonu, sim kart, bilgisayar gibi dijital materyallerin sahiplerine iadesine karar verdi. Mahkeme ayrıca yasadışı bahis lideri olarak bilinen Derkan Başer’in de aralarında bulunduğu ve İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘yasa dışı bahis organizasyonu’ davası ile bu davanın birleştirilmesi önerisinde bulundu. Soruşturmada tanık olarak ifade veren isimlerin mahkemece dinlenmesine de karar verdi. Duruşma 19 Aralık 2024 tarihine ertelendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hilton, arkadaşı Bebe Rexha ile samimi bir röportaj gerçekleştirdi. Kariyeri, yeni albümü ve DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) ile mücadelesi hakkında konuştu. “İnsanlar artık beni ‘aptal sarışın’ olarak görmüyor. Beni gerçek ve duyguları olan biri olarak görüyorlar,” dedi.
Yıllar içinde Hilton, ergenlik döneminde yaşadığı travmalarla baş etmek için yarattığı “aptal sarışın” imajından kurtulmak için çabaladı. Ünlü yıldız, Sia ile yaptığı müzik çalışmasından bahsederken, “Sia’nın bana inanması, kendime olan inancımı artırdı,” diye konuştu.
Hilton, DEHB’yi bir “süper güç” olarak gördüğünü açıkladı. Yeni albümünde bu konuyu işleyen bir şarkısı olduğunu ve insanlara ilham vermek istediğini belirtti.
Aile kurduktan sonra şöhrete bakışının değiştiğini söyleyen Hilton, “Artık hayatta neyin önemli olduğunu daha iyi anlıyorum,” dedi.
Yaklaşan albümünde Megan Thee Stallion ile işbirliği yapacağını ve Sia’nın kendisine 60 farklı şarkı gönderdiğini anlattı.
Son olarak, ünlü olmanın zorluklarından bahseden Hilton, bazen ailesiyle normal vakit geçirebilmek için kılık değiştirdiğini söyledi. “Siyah peruk, büyük güneş gözlükleri ve kapüşonlu sweatshirt giyiyorum,” diye ekledi.





Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“OĞLUMUN VEFATIYLA TÜRKİYE YERİNDEN OYNADI”
Oğlunun çok sevdiği Ağlasun ilçesi Yeşilbaşköy’ü hiç unutmayacaklarını söyleyen Safiye Soyman, “Vallahi o kadar güzel bir topluluk oldu ki oğlumu yalnız bırakmadılar. Oğlumun vefat ettiği köy Yeşilbaşköy. Kırkını burada yapalım dedik. Allah razı olsun köy halkı bizi yalnız bırakmadı. Binlerce insan geldi. Allah razı olsun, duasını yaptırdık. Evde de biraz sonra mevlit yapacağız, Kur’an-ı Kerim okunacak. Köyde oğlumun anısına yemek verdik. Gelenlerin ayaklarına sağlık. Burası hep yaşayacak. Oğlum çok seviyordu Yeşilbaşköy’ünü. Altı ay burada yaşıyordu, altı ay da Bodrum’da yaşıyordu. Onun için hiç unutmayacağız. Gelen bütün köydeki dostlarımız şeref verdiler, Allah razı olsun. Diyecek hiçbir şey bulamıyorum. Oğlumun mekanı cennet olsun. Zaten biliyorsunuz çok genç vefat etti. Bütün arayan soran herkese, gelen giden herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Oğlumun vefatıyla Türkiye yerinden oynadı, ne kadar seviliyormuş benim oğlum. Allah razı olsun herkesten, çok teşekkür ederim” dedi.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güldür Güldür Show’un Paşa’sı olarak hafızalarda yer edinen Toygan Avanoğlu, 2019 yılında İranlı sevgilisi Şiva Behrouzfar ile dünya evine girmişti.
TATİL POZLARI ÇOK BEĞENİLDİ
Ünlü oyuncunun eşi Şiva Behrouzfar, güzelliğiyle sosyal medyada gündem oldu.
Sosyal medya hesabından tatil pozlarını paylaşan Şiva Behrouzfar beğeni topladı.
“BENİM ŞANSIM”
Toygan Avanoğlu ve Şiva Behrouzfar, Veda Partisi filminde beraber yer almıştı.
“Şiva benim şansım” diyen Toygan Avanoğlu bir açıklamasında “Eşim Şiva’yla tanıştığımda ‘Seninle evleneceğimizi hissediyorum’ dedim” açıklamasında bulunmuştu.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki evinden çıkan ve bir daha da haber alınamayan Narin Güran için günlerdir süren aramalar devam ediyor.
Tüm Türkiye, tek yürek Narin’in bulunmasını beklerken, sosyal medyada da tepkiler çığ gibi büyümeye devam ediyor.
Herkesin dikkatini çeken acı olaya bir yorum da Demet Akalın’dan geldi.
“TADIM TUZUM YOK”
Çok üzüldüğünü dile getiren ünlü şarkıcı “Ahhh düşünmek bile istemiyorum!! Aklımdan geçiremiyorum bile… ‘Şahane bir hayatımız vardı’ diyor baba ahh. Hiç tadım yok şu kız bir bulunsa.” diye yazdı.
“İDAM CEZASI OLSAYDI”
Akalın’ın bir sonraki paylaşımındaki “İdam cezası olsaydı bu kadar kolay olmazdı bu işler…” yorumu ise tartışma yarattı.
Bazı kullanıcılar Akalın’ın çıkışına destek verirken, bazı kullanıcılar da idamın çözüm olmadığını savundu.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İki ünlü oyuncu Neslihan Atagül, meslektaşı Kadir Doğulu ile “Fatih Harbiye” setinde tanışmış ve evlenmişlerdi.
2016 yılından bu yana mutlu evlilikleri süren ünlü çiftten birkaç hafta önce müjdeli haber gelmişti.
KIZ BEBEK GELİYOR
Güzel oyuncu sosyal medya hesabı üzerinden hamile olduğunu açıklamıştı.
Ünlü çift Neslihan ile Kadir Doğulu’nun bebeklerinin cinsiyeti de belli oldu. İkili, kız bebek bekliyor.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ameliyat ile kilo verdikten sonra değişimiyle gündeme gelen fantezi müziğin güçlü seslerinden Cengiz Kurtoğlu,son paylaşımıyla kafaları karıştırdı.
KÖYÜNE GİTTİN
Gece yarısı bir paylaşımda bulunan Cengiz Kurtoğlu, “Köyüme geri döndüm.” dedi.
Kurtoğlu’nun paylaşımında ise şu not yer alıyordu:
“Bu benim el yazım bundan sonra ne düşmanım ne de dostum olsun.”
Sosyal medyada şarkıcının fanları bu mesaja anlam veremedi.
“HER ŞEY HAZIR”
“Artık gerçekten uğraşamıyorum, hatta 6 yıldır her şeyi hazır olan bir şarkım var, stüdyoya girip okuyamadım.” diyerek yeni şarkı yapmadığını ifade eden Kurtoğlu, hayatının film olmasını da istemiyordu.
“Kimse beni oynayamaz, oynamasın. Böyle bir şeye de izin vermem.” diyen Kurtoğlu’ndan garip bir paylaşım geldi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oyuncu Ezgi Mola, yaklaşık dört yıldır aşk yaşadığı işletmeci Mustafa Aksallı ile 8 Mayıs’ta sade bir törenle dünyaevine girmişti. Ünlü oyuncu, 23 Kasım 2023 tarihinde de oğluna kavuşmuştu.
İlk kez anne baba olmanın mutluluğunu yaşayan çift, çocuklarına Can adını vermişti.
Doğduğu günden beri oğlu Can’ın yüzünü göstermeyen ünlü oyuncu, sosyal medya hesabından bugün yaptığı paylaşımla güldürdü.
CAN BEBEK ŞAŞIRDI
Oğlu Can ile kendisine uyguladığı birbirinden komik filtrelerle vidolar yayınlayan Mola, takipçilerini güldürdü. TikTok kullanıcılarıyla da dalga geçen ünlü oyuncu, kendisini eleştirenlere de cevap verdi.
Mola, oğlu Can’ın şaşkın bakışlarını paylaşınca gündem oldu.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuklarının annesinden olaylı bir şekilde boşanan Berdan Mardini aradığı aşkı kendisinden 15 yaş küçük genç sevgilisi Dilara Talay’da bulmuştu.
Daha önce verdiği bir röportajda gazetecilerin ‘evlilik yakın mı?’ sorusuna ‘Oldu bitti’ şeklinde açıklama yapan Berdan Mardini, şimdi de genç aşkıyla fotoğraflarını kolaj yaparak kalp emojisiyle paylaşınca gündem oldu.
Türkücünün aşk pozları “Kızın gibi”, “Yaş farkı çok belli” yorumları aldı.





Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bergüzar Korel ile Halit Ergenç, ilk çocukları Ali’yi 2010 yılında, Han’ı 2020 yılında ve kızları Leyla’yı ise geçen yıl Kasım ayında kucağına aldı.

YENİ YAŞINI KUTLADI
Ünlü oyuncu bugün 42’nci yaş gününü kutladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

TEBRİK MESAJLARI YAĞDI
Evinde ailesiyle birlikte bir kutlama yapan ünlü oyuncuya birçok isimden de tebrik mesajı yağdı.

“DOKUNSAN AĞLARIM…”
Özellikle Korel’in yakın arkadaşı Esra Erol’un kutlaması dikkatlerden kaçmadı. Erol paylaşımında, “Bergüz’üm dostum, kardeşim, arkadaşım! Sağlam, cömert, gönül kırmayan, hep yapıcı dostluğun için minnettarım. Çok üzülürken sen vardın, çok gülerken de. Uzaklarda olduğunda daha yakındık. Yaş aldıkça, yıllar geçtikçe ve seni daha ama daha çok seviyorum. İyi ki doğdun güzel suratım. Biraz duygusalım, dokunsan ağlarım. İyi ki…” ifadelerini kullandı.

İşte Bergüzar Korel’in doğum gününden kareler!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Teşekkür Belgesi’; Kadıköy Vergi Dairesi tarafından her yıl oluşturulan listede, belirli bir tutarın üzerinde vergi ödeyen, vergisini düzenli olarak aksatmayan ve vergi borcu bulunmayan kişiler yer alıyor.
Uraz Kaygılaroğlu da bu yılki listede yer alarak örnek bir vatandaşlık duruşu sergiledi. Kaygılaroğlu, aldığı ‘Teşekkür Belgesi’ni sosyal medya hesabında takipçileriyle paylaştı.
37 yaşındaki oyuncu; “Bugün, pek değerli Kadıköy Vergi Dairesi Müdürü ve Yardımcıları beni ‘Teşekkür Belgesi’ ile onurlandırdılar. Kendilerine ve tüm çalışanlarına ben de teşekkürü borç bilirim. Vatandaşlık görevimi yerine getirmenin gururu içerisindeyim” ifadelerini kullandı.
Foroğraflar: Instagram, DHA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pazar günü 64 yaşındaki eşi DeAnna Madsen’e şiddet uyguladığı gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alınan ve tutuklanan 66 yaşındaki oyuncu, 20 bin dolar kefaletle serbest bırakılmıştı.
Yaşanan olayda Michael Madsen’ın eşini evden dışarı ittiği ve üzerine kapıyı kilitlediği iddia edilmişti.
Oyuncunun avukatı Perry Wander, Hollywood Reporter’a yaptığı açıklamada, müvekkilinin eşiyle ayrı olduğunu söyleyerek, ‘aile içi şiddetten suçlu olmadığı’nı vurguladı. Ayrıca DeAnna’yı, iddia edilen olayın meydana geldiği pazar günü, Michael Madsen’in evine zorla girmekle suçladı. Wander, “Michael, onunla yüzleşti ve gitmesini istedi” dedi. Ayrıca çiftin aralarında devam eden bir sorun olduğunu da iddia etti.
Avukat, “Michael bu dönemde görüşmediği karısına karşı büyük bir şefkat ve itidal gösterdi. Kesinlikle aile içi şiddetten suçlu değil” diye ekledi.
“KİŞİSEL SORUNLARLA BOĞUŞUYOR”
Buna yanıt olarak DeAnna Madsen, görüşmediği eşinin kişisel sorunlarla boğuştuğunu iddia ederek şunları söyledi: Ben ve çocuklarımız elimizden geldiğince ona destek oluyoruz. Şu anda mahremiyet talep ediyoruz.
Malibu polisi, perşembe günü çiftin anlaşmazlığına ilişkin soruşturmanın devam ettiğini açıkladı.
BİR OĞULLARI ÖLDÜRÜLDÜ
Michael ve DeAnna Madsen çifti 1996’da evlendi. Çiftin Hudson, Luke ve Calvin adlarında üç çocuğu oldu. Oğulları Hudson, 2022’de silahla vurularak öldürüldü. Oğullarının trajik ölümünden sonra çift ayrı yaşamaya başladı.
Michael Madsen, Quentin Tarantino imzalı ‘Rezervuar Köpekleri’ (Reservoir Dogs), ‘Kill Bill’, ‘Bir Zamanlar Hollywood’da’ (Once Upon a Time in Hollywood), ‘Nefret Dolu’ (The Hateful Eight) gibi filmlerdeki rolleriyle hafızalarda. Ünlü oyuncu ayrıca ‘Thelma & Louise’, ‘Sin City’ ve ‘Köstebek’ (Donnie Brasco) ile James Bond filmi ‘Başka Gün Öl’ (Die Another Day) gibi yapımlarda da rol aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uğur Dündar, meslektaşı Reha Muhtar’ın sağlık durumu hakkında açıklamada bulundu.
Dündar; “Sevgili arkadaşım, meslektaşım Reha Muhtar’dan güzel haberler aldım. Beyin kanaması durmuş ve hayati tehlikeyi atlatmış durumda. Biraz zaman alabilir ama sağlığına kavuşacak. Büyük geçmiş olsun” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ronaldo’nun ‘UR Cristiano’ adlı kanalı, ilk 24 saat içinde 22 milyon aboneye ulaşarak dünya üzerinde 1 günde en fazla abone kazanan kanal oldu.
BİRAZ AİLE, BİRAZ FUTBOL
Ronaldo, kanalında kız arkadaşı Georgina Rodriguez ve çocuklarıyla olan videoları ile sahadaki başarısını nasıl koruduğuna dair derinlemesine incelemelere yer veriyor.
YouTube verilerine göre kanalın açılış tarihi 8 Temmuz 2024 olarak görünüyor, ancak Ronaldo, kanalın tanıtımını önceki gün yaptı.
Sosyal medya hesaplarından yayınladığı video ile YouTube kanalını duyuran Ronaldo’nun kanalına ilk 90 dakikada bir milyondan fazla abone katıldı. İki günde ünlü futbolcunun kanalı 30 milyon takipçiye yaklaştı.
311 MİLYONU GEÇMESİ GEREKİYOR
Ronaldo’nun en çok abonesi olan YouTuber olmak için biraz daha beklemesi gerekecek. Çünkü şu anda en yüksek aboneli YouTube kanalı olan MrBeast’in 311 milyon takipçisi var.
MESSİ GERİDE KALDI
Ronaldo ile birlikte dünyanın en iyi futbolcularından biri olarak gösterilen, şu sıralar ABD takımı Inter Miami’de forma giyen Arjantinli futbolcu Mesi’nin ise 2,6 milyon abonesi bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gözyaşlarını tutmakta zorlanan Seher Dilovan; “Dualarınıza ihtiyacım var” dedi.
Seher Dilovan şunları söyledi: Jinekolojik anlamda çok ciddi bir sıkıntı başıma geldi ve Cenevre’de beni hastaneye zor yetiştirdiler. Gerçekten sıkıntılı anlardı. Bu rahatsızlığım biraz daha uzun sürse acilen ameliyata alınabilirdim. Yine ameliyat olacağım. Bu kesin. Daha önce de ameliyat olmuştum. Sezaryen olmuştum, safra kesesi… Yine bir ameliyat olmam gerekecek. İnşallah iyi geçer. Acaba Türkiye’de mi olsam diye düşündüm. Burada rylül gibi ameliyat olacağım. O yüzden dualarınıza ihtiyacım var. Korkunç bir durum yok. Şifa dileyenlere teşekkür ediyorum. Beni bilirsiniz. Enerjik biriyim. Kendimi ihmal etmiş olabilirim, etmemek gerekiyor…
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Peker Açıkalın’ın konuşma yetisini kaybettiği ve bir dizi ameliyat geçireceği belirtilmişti.
Çıkan haberlerin ardından oyuncunun eşi Çilem Akalın açıklama yaparak; “Çilem Akalın, “Eşim 4 ay önce ameliyat olduğunu. Gayet iyi ve sağlıklı. Lütfen bu asılsız haberlere inanmayın” demişti.
Günler sonra Peker Açıkalın’dan da bir açıklama geldi.
Doktoru Serdar Demir ile kamera karşısına geçen ünlü oyuncu; “Yalan yanlış haberlere inanmayın, sağlığım yerinde. Konuşmamda ve yürümemde bir sakatlık yok” dedi.
Oyuncunun doktoru da; “Peker bey her zamanki gibi sağlıklı, esprilerine devam ediyor. Böyle de devam edecektir inşallah” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İkilinin, aşklarına yeniden şans verdiği öğrenildi.
Özkan ve Torreira, 8 aylık ayrılığından ardından yeniden bir araya geldi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>38 yaşındaki Hadise, BKM imzalı dizinin çekimlerine başlandığını sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaştığı bir videoyla duyurmuştu.
Ünlü şarkıcıdan set pozları geldi.
‘Ceren’ karakterine hayat verecek olan Hadise’nin fotoğrafları yoğun ilgi gördü.
Hadise, rol arkadaşı Seda Bakan’ın küçük kızı Ela ile de poz verdi.
Yönetmen koltuğunda Şenol Sönmez’in oturduğu dizide, başrolleri Hadise, Seda Bakan, Şükrü Özyıldız ve Serhat Teoman paylaşıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Serel Yereli, paylaşımına gelen “Benim atalarım ve askerlerim bayrak dalgalansın diye şehit oldular. Bayrak bizim kutsalımızdır. Allah belanızı versin” yorumuna sessiz kalmadı.
Yereli, o yoruma; “Bu bayrağın dalgalanmasının anlamını tarihinden okumamış, ninesinden ve dedesinden dinlememiş kişilerin bize bayrağımız hakkında ahkam kesmesi ne üzücü. Bu bayrak sayesinde özgürce denize giriyorum, topraklarında koşup oynuyorum ve kimi öpeceğimi ben seçiyorum.
Bu bayrak sayesinde İran değilim; bikinimi giyip sevgilimi öpebiliyorum. Allah dökülen o kandan razı olsun. Peki sen, dökülen kanı bana anlatacak ne sıfatla geldin? Kurtuluş Savaşı’ndaydın da haberimiz mi yoktu? Hadi kardeşim, işinize bakın. Varsa” şeklindeki yanıtı verdi.
Daha sonra, takipçisiyle olan bu yazışmalarını kendi sosyal medya hesabından yayımlayarak; “Onun ataları ve askeri çünkü kendisi başkomutanmış” notunu düştü.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Card B, cildini daha beyaz göstermek için özel çaba harcamadığını açıklarken, “Hamileyken cilt beyazlatmak mı? Neden bu kadar aptal olmak zorundasınız?” diye yazdı.
Her zamankinden daha solgun göründüğünü ancak bunun hamilelikten kaynaklandığını söyleyen Cardi B, “Hamileyim ve biraz kansızım. Bu bebek vücudumdaki tüm enerjiyi solgunlaşana kadar emiyor. Gözlerim çökmüş, damarlar yeşil, güneş altında bronzlaşamıyorum çünkü çok hızlı ısınıyorum ve başım dönüyor” diye yazdı.
Cardi B, ayrıldığı eşi Offset’ten üçüncü çocuğuna hamile olduğunu bu ayın başlarında açıklamıştı.
BOŞANMA DAVASI AÇTI
Altı yıllık evliliğinin ardından 32 yaşındaki eşi Offset’e boşanma davası açtığı öğrenilen Cardi B, bu haberin hemen ardından hamileliğini sosyal medyada, “Her sonla birlikte yeni bir başlangıç gelir” notuyla paylaşmıştı.
BİR DARGIN BİR BARIŞIK
6 yaşında Kulture adında kızı ve 2,5 yaşında Wave adında oğlu olan Cardi B, Offset ile bir dargın bir barışık ilişki yaşadı.
Eylül 2017’de evlenen çiftin ayrlıkları hep Offset’in sadakatsizlik iddiasının bir sonucuydu. 2018’de ayrılacaklarını duyurdular ve barıştıktan sonra Cardi B, Eylül 2020’de boşanma davası açtı ancak daha sonra boşanmayı iptal ettiler.
Cardi B, Aralık 2023’te de ayrıldıklarını duyurmuştu. Ardından mayıs ayında Offset, verdiği bir röportajda, Cardi B ile ilişkilerinin iyi olduğunu söylemişti.
Öte yandan Offset, önceki ilişkilerinden 14 yaşındaki Jordan ve 8 yaşındaki Kody ile 9 yaşındaki Kalea Marie’nin de babası.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>33 yaşındaki ünlü model, eski Chicago Bulls oyuncusu eşi Joakim Noah ile ilk çocuğunu, kendisinin ikinci çocuğunu bekliyor.
Ribeiro’nun önceki ilişkisinden 15 yaşında Alexandre adında bir oğlu bulunuyor.
39 yaşındaki eski NBA oyuncusu Noah’ın da Emaan ve Leia adında iki çocuğu var.
Ribeiro, büyüyen karnını gösteren fotoğrafını sosyal medyada paylaşarak, 25 haftalık hamile olduğunu açıkladı.
Ünlü model, bir başka paylaşımında da “Yaz bizim için güzel” diye yazdı.
Lais Ribeiro ve Joakim Noah çifti Temmuz 2022’de evlendi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOŞANMA DAVASI AÇTI
BBC’nin haberine göre; Jennifer Lopez, salı günü Los Angeles’taki mahkemeye başvurarak boşanma davası açtı.
Basında çıkan haberlere göre; Jennifer Lopez herhangi bir evlilik öncesi anlaşmanın olduğunu belirtmedi. Bu da çiftin servetleri hakkında yasal bir çekişme yaşamasına yol açabilir.
Boşanma davası kapsamında mahkeme, çiftin mali kayıtlarının, gelirlerinin, masraflarının, tapulu mallarının ve borçlarının bildirilmesini istiyor.
Daha önce yapılan haberlerde çiftin Beverly Hills’teki villalarını 65 milyon dolara satışa çıkardığı belirtilmiş, ikisi de alyansları olmadan görüntülenmişti.
52 yaşındaki Affleck, 2015’te meslektaşı Jennifer Garner’den boşanmıştı. Çiftin beraber üç çocuğu var.
Jennifer Lopez’in ise meslektaşı Marc Anthony ile evliliğinden ise Emme ve Maximilian adında ikiz çocuğu bulunuyor.
Fotoğraflar: AP
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Antik Olimpiyat oyunlarından günümüze kadar uzanan geniş bir yelpazede spor oyuncaklarını barındıran sergide ziyaretçiler, sporun tarihsel gelişimini oyuncaklar aracılığıyla deneyimleme fırsatı buluyor. Antik Yunan’daki at arabası yarışlarından Muhammed Ali Clay’in oyuncak bebeğine kadar pek çok farklı oyuncağın yer aldığı sergi, aynı zamanda çocuklara ve gençlere sporun farklı dallarını tanıma fırsatı sağlıyor.
REKLAM
ZİYARETÇİ SAYISI BEKLENENİN ÜSTÜNDE
Şair ve yazar Sunay Akın ile Aslı Nuhoğlu’nun küratörlüğünde Trendyol’un katkılarıyla düzenlenen sergi, her yaştan sporseverin ilgisini çekti. Olimpiyat oyunlarının coşkusunu İstanbul’a taşıyan serginin ziyaretçi sayısı beklenenin oldukça üzerine çıktı. Sergiyi bugüne dek 4 bine yakını öğrenci olmak üzere yaklaşık 8 bin kişi ziyaret etti.

Trendyol ve İstanbul Oyuncak Müzesi, spor ve oyuncak tarihini ilk kez bir araya getiren serginin uzatılması kararını şu sözlerle açıkladı; “Spor sevgisini oyuncakların dünyasına taşıyan ‘Sporun Oyuncakları’ sergisinin gördüğü yoğun ilgiden büyük mutluluk duyuyoruz. Sporun birleştirici gücüne katkı sunmak ve Olimpiyatların evrensel değerlerini daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak bizler için çok değerli. Bu nedenle, daha önce 19 Temmuz-19 Ağustos arasında açık kalmasını planladığımız sergiyi uzatma kararı aldık. Henüz ziyaret etme fırsatı bulamamış olan herkesi, 31 Ağustos’a kadar ‘Sporun Oyuncakları’ sergisine bekliyoruz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kendisinden 25 yaş küçük Çağlar Ökten’de yeniden aşkı bulan Seda Sayan nikah masasına oturmuştu. 61 yaşında kendisi gibi şarkıcı Çağlar Ökten’de yeniden aşkı bulan Seda Sayan’ın mutluluktan ayakları yerden kesildi. Seda Sayan ile Çağlar Ökten mutluluklarıyla düşman çatlatmaya devam ediyor.
Şarkıcı Çağlar Ökten’le evlenen Seda Sayan, kızlık soyadını kullanmak için açtığı davayı kazandı. Eşinin soyadını kullanmak istemeyen Seda Sayan’a Çağlar Ökten’in tepkisi ne oldu?

Ünlü sanatçı, evlendikten sonra İstanbul Aile Mahkemesi’ne başvurarak kızlık soyadını kullanmak için dava açmıştı. Sayan’ın avukatı, mahkemeye sunduğu dilekçede sanatçının isminin nüfus kayıtlarında ‘Aysel Gürsaçer’ olarak geçtiğini belirterek “Müvekkilim, Çağlar Ökten’le evlendikten sonra nüfus kayıtlarında soyadı ‘Gürsaçer Ökten’ olarak değişmiştir. Bu da resmi işlemlerde sorun yaratmaktadır. Müvekkilim, işlerinden dolayı kızlık soyadı olan ‘Gürsaçer’i kullanmak istemektedir.
Çağlar Ökten’in de bu konuda rızası vardır” ifadelerini kullanmıştı. Duruşmada sanatçının ‘Ökten’ soyadının iptaline karar veren mahkeme, bundan sonra kızlık soyadı ‘Gürsaçer’i kullanmasına karar vermişti…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Öte yandan; Çağlar Ökten ile nisan ayında evlenen Seda Sayan, eşinin soyadını kullanmayacağına dair iddialar için şu açıklamayı yapmıştı:

“Boşanacağımız, hatta evi terk ettiğim bile yazıldı. Öyle bir şey yok. Kadınların kendi soyadını kullanma hakkı var.

Eğer ben eşimin soyadını alacak olursam bir sürü evrakta değişikliğe gidilecekti, bunlarla uğraşmak istemedim. Yoksa kurban olurum ben onun soyadına…”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni nesil bilgi yarışması Alan, televizyonların başarılı ve sevilen ismi Oktay Kaynarca sunumuyla atv ekranlarında izleyiciyle buluşmaya devam ediyor!

Rakiplerini ele, alanını genişlet, en sona kal ve büyük ödülü kazan!
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Ekranların en neşeli, en heyecanlı bilgi yarışması Alan, 22 Ağustos Perşembe akşamı 11. bölümüyle ekranlara geliyor. Yayınlanacak yeni bölümde 57 yarışmacı ve 57 kategori ile devam ediliyor. Yarışmacılardan biri gecenin sonunda haftanın ödülü olan 100 Bin TL’yi kazanacak.
Alan 11. Bölüm Fragmanı yayınladı | Video

Finalde ise bütün alanı alması durumunda kazanacağı büyük ödül ise 1 Milyon TL olacak. Rakiplerini ele, alanını genişlet, en sona kal ve büyük ödülü kazan!

Alan Oktay Kaynarca’nın sunumuyla 22 Ağustos Perşembe akşamı yeni bölümüyle atv’de!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güzel oyuncu Gamze Özçelik, kariyerinin zirvesindeyken radikal bir karar almış ve maneviyata yönelmişti. Umuda Koşanlar Derneği’ni kurarak yaptığı sayısız iyilikle yediden yetmişe herkesin gönlüne taht kuran Gamze Özçelik, mutluluğu buldu.

Gamze Özçelik, 42 yaşındaki Boşnak asıllı Avustralyalı aktör Reshad Strik’le sürpriz şekilde nikah masasına oturdu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

SÜRPRİZ NİKAH SONRASI İLK İŞİ
Reshad Strik’le evlenen Gamze Özçelik, Instagram’daki adına eşinin soyadını da ekledi. Eski oyuncu adını Gamze Özçelik Strik yaptı.

Ünlü isim, Gamze Özçelik ile düğün fotoğraflarını duygusal bir notla Instagram sayfasında yayımladı.

Strik, paylaştığı mesajda şunları yazdı:
“İki yıldan fazla süren yalnızlığın ardından yeni bir başlangıç için Elhamdülillah. Gamze Özçelik seni seviyorum ve inşallah ailemizle çok iyi anlaşacağımız bir hayatımız olacak. İnşallah Cennet’te de biz beraber olacağız. Şimdi birlikte umuda koşma zamanı…”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Annesi Katie Holmes’un yardımıyla Carnegie Mellon’daki öğrenci yurduna taşındı.
Uzun yıllardır görüşmediği babası Tom Cruise ise şu sıralar sekizinci ‘Görevimiz Tehlike’ (Mission: Impossible) filminin çekimleri için Londra’da bulunuyor.
Artık üniversite birinci sınıf öğrencisi olan Suri, hafta sonu Pittsburgh’daki özel araştırma üniversitesinin kampüsünde 45 yaşındaki annesi katie Holmes ile birlikte görüldü. Anne kız, öğrenci yurduna bavul taşıyordu.
Bir gün sonra ise Katie Holmes New York sokaklarında yalnız başına görüntülendi. Holmes’ün artık birlikte yaşamadığı kızıyla mesajlaştığı öğrenildi.
Henüz beş aylıkken dergiye kapak olan, bebeklik ve ilk çocukluk döneminde bir magazin figürüne dönüşen, ancak Katie Holmes ile Tom Cruise’un 2012’deki boşanmasının ardından Holmes’un kameralardan uzak tuttuğu kızı Suri, yıllardır kendisiyle görüşmeyen babasıyla son bağını soyadını bırakak koparmıştı.
Suri’nin Hollywood yıldızı babasının soyadını bıraktığı ve bunun yerine yeni bir lakap kullandığı öğrenilmişti.
Bu da bir zamanların en ünlü bebeğinin, babasıyla hiçbir ilgisi olmadığına dair bir işaret olarak görülmüştü. Holmes ve Cruise ikilisinin kızı, artık Suri Noelle adını kullanıyor. Okul prodüksiyonu olan ‘Head Over Heels’ adlı müzikalin reklam afişinde Suri’nin bu adı kullandığı görülmüştü.
Tom Cruise’un, kızını en son 2012’de gördüğü biliniyor. Suri, son 12 yıldır annesinin kanatları altında yaşıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu sırada müştemilattan yükselen alevler kısa sürede villaya da sıçradı.
Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale etti. İtfaiye ekiplerinin çalışmasıyla yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.
Yangın sonrası herhangi bir yaralanma ve can kaybı yaşanmazken, villada hasar meydana geldi. Yangın çıkan villanın ünlü oyuncu Aras Bulut İynemli’ye ait olduğu öğrenildi.
İtfaiye ekipleri yangının çıkış sebebini araştırırken, polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suavi sahnede şarkılarını söylediği sırada geçmişte terörist taziyesine gittiği gerekçesi ve terörün siyasi temsilcilerine destek verdiği gerekçesiyle seyircilerin içindeki bir grup kişi bozkurt işareti yaparak, “Beykoz’da terörist istemiyoruz” sloganlarıyla protesto etti.
Sahneye doğru sloganlarla yönelen kişileri alanda bulunan polis ekipleri zorlukla durdurdu.
Konser alanında yaşanılan o anlar ise vatandaşların cep telefonu kamerasına yansıdı.
Suavi, konser sonrasında şu açıklamayı yaptı: Merhaba; Anadolu’da çok güzel bir söz vardır dostlar. ‘İt ürür kervan yürür’ derler. Dün gece Beykoz’da durum tam da buydu. Biz; Beykoz halkıyla çok keyifli bir gece yaşadık. Teşekkürler.
HALUK LEVENT’TEN DESTEK
Yaşananların ardından Haluk Levent, Suavi’ye destek verdi. Levent, “Benim de Suavi ile görüş ayrılıklarım olabilir ama Suavi’ye de vatanseverlik konusunda laf ettirirsem kendimi affetmem” dedi.
Haluk Levent şu mesajı yayımladı: Birkaç hafta önce Merih Demiral’ın bozkurt işareti yaptığı için UEFA tarafından cezalandırılmasını yazmıştım. UEFA ya lanet okumuştum. Fikirler ayrı olabilir demiştim.
“Merih Demiral depremde bu halk için çok çalıştı” demiştim, bayağı linç yemiştim. Yeni bir linç yükleniyor şimdi. Olsun.
Suavi. Depremde gecesini gündüzüne kattı. Benden çok daha fazla Hatay’da kaldı. Halkını, milletini seven onları korumak için canını dişine takan adamdır Suavi.
Herkesi tek bir cümleyle tek bir kelime ile vatan haini, terörist ilan etmek artık sokağın sesini yansıtmıyor. Sokakta deprem hâlâ konuşuluyor.
Her 7 kişiden 1 inin akrabası dolaylı dolaysız bu depremden etkilendi. Hepimiz herkes gibi olmak zorunda değiliz. Ortak paydalarımız var.
Şimdi diyeceksiniz ki; “Yine Haluk Levent gibi değil, Ahbap başkanı gibi konuştu.” Evet Ahbap başkanlığını bırakana kadar politik konulara girmeyeceğim. Oportünist takılacağım.
Suavi ile birçok konuda farklı görüşlerde olabilirsiniz. Ama ayrıştırma yapmak, bölmek bu ülkeye yakışmaz. Benim de Suavi ile görüş ayrılıklarım olabilir ama Suavi’ye de vatanseverlik konusunda laf ettirirsem kendimi affetmem.
İyi ki varsın Suavi. Hatay halkı yaptıklarını unutmayacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Deniz Çakır, eşi Bilgehan Baykal ile birlikte teknede tatilde sarılıp poz verdiği anları sosyal medya hesabından paylaştı.

Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mayıs ayında 18 yaşına bastığı doğum gününde mahkemeye başvuran Shiloh, nüfusundan babasının soyadını resmen sildirdi. Böylece Shiloh Nouvel Jolie-Pitt olan adı Shiloh Nouvel Jolie olarak değişti.
AVUKAT PARASINI KENDİ ÖDEDİ
Dans etmeyi çok seven ve bu alanda bir kariyer çizmeye başlayan Shiloh’nın mahkemede kendisini temsil edecek avukatın parasını kendisinin ödediği öğrenildi. Aileye yakın kaynaklar, Shiloh’nın soyadı değişikliği kararında annesinin rolü olmadığını öne sürdü.
California eyalet yasalarına göre, bir kişi isim değişikliği başvurusu yaptığında, bu başvuru gazetede ilan ediliyor. Dolayısıyla Shiloh’nın isim değişikliği de Los Angeles Times gazetesinde yayımlanmıştı. O dönemde ABD basınında, Shiloh’nın değişikliği duyurmak için özel olarak çaba harcadığını ve reklam verdiğini söyleyen haberler yer almıştı.
“REKLAM DEĞİL YASAL ZORUNLULUK”
Shiloh’nın avukatı, değişiklikle ilgili yanlış bilgileri açıklığa kavuşturmak için Entertainment Weekly dergisine konuşmuş ve “Shiloh Jolie herhangi bir isim değişikliğini duyuran ‘reklam’ yayınlamadı. Shiloh’nın avukatı olarak yasal bir bildirim yayınlamam gerekiyordu, çünkü California yasalarına göre, adını değiştirmek isteyen herkesin bunu yapması gerekiyor. Bu yasal bildirim, gerektiği gibi Los Angeles Times’ta yayımlandı” demişti.
Shiloh’un isim değişikliğine ilişkin duruşmanın başlangıçta temmuz ayında yapılması planlanmıştı, ancak mahkeme, gerekli özgeçmiş kontrolünü zamanında tamamlamadığı için duruşma ertelenmişti.
İKİ KIZI DAHA ÖNCE ADINI DEĞİŞTİRMİŞTİ
2016’da ayrılan ve 2019’da resmen boşanan Angelina Jolie ve Brad Pitt ikilisinin üçü biyolojik, üçü de evlatlık olmak üzere altı çocuğu var. Çocuklarıyla arasına mesafe girdiği öğrenilen Brad Pitt’e karşı soyadı hamlesini ilk gerçekleştiren Shiloh değildi.
Bu yılın başlarında, küçük kızları Vivienne, annesi Angelina Jolie ile birlikte prodüksiyonunda yer aldığı ‘The Outsiders’ adlı oyunun afişinde adını ‘Vivienne Jolie’ olarak yazdırmıştı.
Jolie ve Pitt çiftinin en büyük kızları Zahara da Kasım 2023’te kız öğrenci yurduna kabul töreni sırasında kısaltılmış adını gururla söylemişti. Ancak Zahara ve Vivienne’in isim değişikliklerinin resmi olarak yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>49 yaşındaki Oscar’lı oyuncu Phoenix ile 39 yaşındaki meslektaşı Mara’nın ikinci çocuk haberi ilk olarak şubat ayında gerçekleştirilenBerlin Film Festivali’nde alınmıştı. Mara, kırmızı halı pozu verirken hamile olduğu anlaşılmıştı.
2012 yılında ‘Her’ adlı filmin setinde tanışan, 2016 yılında birlikte rol aldıkları ‘Mary Magdalenen’ fiminde ilişkileri başlayan çift, ilk olarak 2017 Cannes Film Festivali’nde ilişkilerini ilan etti.
Phoenix’in ‘You Were Never Really Here’ filmindeki performansıyla ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü aldığı festivalde çift, el ele poz vermekten çekinmedi.
2019 yılında nişanlanan ilk çocuğu, 2020’de dünyaya geldi.
Çift oğullarına, Phoenix’in 1993’te hayatını kaybeden kardeşi River’ın adını verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açar, 2022’de evlendiği Evren Bölek’in soyadını sosyal medya hesaplarından kaldırdı.
1995’te Türkiye 3’üncü güzeli seçilen Beste Açar’ın bu hamlesi, “Boşanıyor mu?” sorusunu da beraberinde getirdi.
4’ÜNCÜ KEZ EVLENMİŞTİ
Beste Açar, ilk evliliğini şarkıcı Tayfun Duygulu ile yapmıştı. İkili, 1 yıl sonra boşanmıştı. Beste Açar, ardından Onur Berberoğlu ile evlenip bir çocuk sahibi olmuştu. Bu evliliğinde de mutluluğu bulamayan Açar, 2011’de Engin Havaron ile nikâh masasına oturmuş ve ikinci oğlunu dünyaya getirmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü oyuncu, sosyal medya hesabından Kaspar ile barıştığını duyurdu.
Helvacıoğlu, sevgilisiyle yer aldığı yatak pozuna; “Ben aşırı seviyorum” notunu düştü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arkadaşları ve aile bireylerinin yer aldığı bir düğün gerçekleştiren oyuncu çiftin mutlu anı objektiflere yansıdı.
MESLEKTAŞLARI YALNIZ BIRAKMADI
Rol aldıkları dizide tanışıp arkadaşlıkları aşka dönüşen Beril Pozam ile Ersin Arıcı’yı bu mutlu günlerinde meslektaşları yalnız bırakmadı.
Oyuncu çiftin, rol arkadaşları da düğünde yerini aldı.
NİKÂHI ROL ARKADAŞLARI KIYDI
Düğünde Beril Pozam ve Ersin Arıcı’nın nikâhını ise dizide Pozam’ın babası ‘Kazım Ağa’ karakterini canlandıran Diren Polatoğulları kıydı.
Düğüne; Afra Saraçoğlu, Mert Ramazan Demir, Çağatay Ulusoy, Diren Polatoğulları, Buçe Buse Kahraman, Öznur Serçeler, Sezin Bozacı, Gözde Kansu ve Tarık Emir Tekin gibi birçok ünlü isim katıldı.
“KIZIMIZI VERDİK”
Dizide Beril Pozam’ın anne ve babasını canlandıran Sezin Bozacı ile Diren Polatoğulları, o anları “Kızımızı verdik” notuyla yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜÇ ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ
29 Temmuz’da Taylor Swift temalı bir dans kursuna yapılan saldırıda 6 yaşındaki Bebe King, 9 yaşındaki Alice Dasilva Aguiar ve 7 yaşındaki Elsie Dot Stancombe sınıfta bıçaklanarak öldürülmüş, 10 kişi de yaralanmıştı.
Swift, Londra’daki Wembley Stadyumu sahnesinde olaya değinmemiş olsa da kurbanların ailelerine bizzat ulaştığı anlaşıldı.
The Sun gazetesine konuşan bir kaynak, “Taylor sahnede Elsie Dot, Alice ve Bebe hakkında konuşmamış olabilir ama ailelerine ulaştı. Bu onun zihnini çok meşgul eden bir konu” dedi.
Taylor, 29 Temmuz’da yaşanan trajedinin ardından, “Bu ailelere taziyelerimi nasıl ileteceğimi hiç bilmiyorum” şeklinde bir açıklama yayımlamıştı.
Swift, “Dün Southport’ta meydana gelen saldırının bıraktığı dehşet hissi sürekli üzerime çöküyor ve tamamen şoktayım. Yaşamların ve masumiyetin kaybedilmesi ve orada bulunan herkesin, ailelerin ve ilk müdahale ekiplerinin yaşadığı korkunç travma. Bunlar sadece dans kursuna giden küçük çocuklardı. Bu ailelere taziyelerimi nasıl ileteceğimi hiç bilmiyorum” diye yazmıştı.
TERÖR ŞÜPHESİYLE KONSERLERİ İPTAL EDİLDİ
Terör saldırısı şüphesiyle Viyana’da planlanan konserleri iptal edilen Swift, ‘Eras’ adlı dünya turnesine İngiltere’de devam ediyor. Avusturya’daki yetkililer, sanatçının kapalı gişe performanslarından birinde büyük bir saldırı planladığından şüphelenilen iki genci gözaltına almıştı. Biri 19, diğeri 17 yaşında olan iki gencin DAEŞ ile bağlantısı ortaya çıkarılmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİLAN POLAT TAHLİYE EDİLDİ
“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından hakkında açılan dava kapsamında tutuklu bulunan Dilan Polat hakkında tahliye kararı verildi. Dilan Polat, tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Polat hakkında yurt dışına çıkış yasağı verildi.
“BEYAZLARINI BOYAYACAĞIZ KARDEŞİM”
Dilan Polat’ın açıklama yapıp yapmayacağı merak edilirken, kardeşi Sıla Doğu’dan dikkat çeken bir paylaşım geldi. Instagram hesabından Dilan Polat’la birlikte evde çekildiği fotoğrafı paylaşan Doğu, “Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederiz. Beyazlarını ben ve Nilda boyayacağız. Toparlanacaksın kardeşim.” notunu düştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkeme, 40 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan Dilan Polat hakkında tahliye kararı verdi. Tutuksuz yargılanacak Polat’ın Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndan bugün çıkması bekleniyor. 9 aydır cezaevinde olan genç kadının sağlık sorunları yaşadığı, geçirdiği bunalım nedeniyle kendisine zarar verdiği konuşuluyordu.
DİLAN POLAT’IN AVUKATLARINDAN ÖZEL AÇIKLAMALAR
Gazeteci Emrullah Erdinç, Dilan Polat’ın tutuksuz yargılanma kararını getiren savcılık mütalaasını paylaştı. Savcı,
KAYINVALİDESİ PAYLAŞTI
Öte yandan; Engin Polat’ın annesi Şükran Polat tahliye haberini sosyal medya hesabında paylaşarak “Şükürler olsun” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bayrampaşa’dan çıkıp dünyanın en önemli takımlarındaoynadınız. Kariyerinizde sizi en çok motiveeden şey neydi?
Mücadele. Hayatımda elde etmek istediğim her şeyiçin mücadele ettim. Başarma duygusunun yeri benimiçin ayrı. Galatasaray altyapı seçmelerine girdim, kazandım.Performansımla A takıma seçildim. Milli takımdaunutulmaz günler yaşadım. Sonrasında Galatasaray kaptanıoldum. La Liga’ya transfer oldum. Atletico’da şampiyonoldum, sonra Barcelona’ya transfer oldum. Sadecefutbol oynamak hayaliyle yola çıkan bir çocuk içinrüya gibi. Ben hayatım boyunca parayla motive olmuşbiri değilim. Dönün bakın benim kariyerime ve sözleşmesüreçlerime, en çok kullanılan kelime ‘Boş mukaveleyeimza’dır. Bu bazen doğru olmayabilir, süreçleribelki daha profesyonel yürütmek daha doğru ama bu dabenim. Benim karakterim bu. O yüzden ben mutlulukla,mutlu olduğum ortamlarda bulunmayla motive olurum.

HAKSIZLIĞA KARŞI HEP TEPKİ GÖSTERDİM
Duygularınızla hareket eden birisiniz. Bu açıdanyaşadığınız en büyük pişmanlık neydi?
Bu, benimle ilgili yapılan en büyük eleştiri. Bu özelliğiminbana negatif etkiler olmuş mudur? Elbet olmuştur.Mantığı ön plana koymak insanı her zaman dahakorunaklı bir alanda tutuyor. Ama bu benim karakterim;duygularım sıklıkla ön planda oluyor. Yaş aldıkça bunudengelemeyi daha fazla öğrendim. Geriye dönüp baktığınızda20’li yaşlarda yaptığınızbirçok şey şimdi anlamsızgelebiliyor. Ama şuna eminimArda’ya 20’li yaşlarımdan baksambelki bugünkü birçokhareketim ona saçma gelebilir.Artık daha rafinebir hayatım var. İşim,ailem, çocuklarım.Bir pişmanlıktanbahsetmenindoğru olduğunudüşünmüyorum.Hepsi benibugün olduğumArda yaptı. Hâlâeksiklerim var amageldiğim noktadanmutluyum.
Öfkenizi kontrol edemediğiniziçin kavga haberleriylebasına birçok defa konuoldunuz. Kariyerinizi bu açıdandoğru yönetemediğinizi düşünüyor musunuz?
Bu konuyu kariyer yönetimi ekseninde değerlendirmekdoğru değil. Evet, zaman zaman öfkeme hakim olamadığımolaylar yaşadım. Geriye dönüp baktığımda bunlarıfarklı iletişim yöntemiyle çözebilir miydim? Evetama hepsinde bir haksızlığa tepki veriyorum. Haksızlığakarşı tepkisiz kalamıyordum. Yine haksızlık karşısındasessiz kalmam; ama daha sakin çözümler üretmeyi öğrendim.Bu da hayatın insana zamanla öğrettiği bir şey.

GÜÇ ZEHİRLENMESİ YAŞADIM
Genç yaşınızda çok büyük takımlarda oynadınız.Bu durum sizde ‘güç zehirlenmesine’ mi neden oldu?
Kariyerimde yaptığım hataların çoğu bireysel inişlerve çıkışlar. Onların temeline bakarsanız birçoğu da etrafımdakiinsanları koruma, sahip çıkma duygusu olduğunugörebilirsiniz. Her gerginliğimi buna bağlamak doğruolmaz ama geneli böyle. Büyük takımlarda oynamak,büyük başarılara imza atmak insan hayatında değişikliklermeydana getirebiliyor, bu doğal. Yaşadığım güç zehirlenmesindebunun da payı olabilir. Ama ben hep haksızlığakarşı elimden gelen mücadeleyi vermiş, gerektiğiyerde kavgayı göze almış biriyim. Yöntemimi sorgulayabiliriz.Geriye dönüp kendimle yüzleşince ben de sorguluyorum.Bazı aksiyonlarımda o güç zehirlenmesiyle yanlışyapmış olabilirim. Bunların hepsinin bedelini de ödedim.
Milli Takım’daki son döneminizde hep medyanıngündeminde oldunuz. Bazı gazetecilerin size haksızlıkyaptığını söylediniz belgeselde. Size karşı neden böylebir tavır aldılar?
Belgeselde bu konuya değiniyoruz. Çekimleri yaptığımızsüreçte bu konuları tekrar konuşmak biraz zor geldibana. Yüzleşme anlamındadeğil. Başından itibarengünah keçisi ilan edildiğimbir konuydu. Ortada milliforma var, ben hayatımboyunca parayıülke ve futbol sevgiminönüne koymamışbiriyim amaorada tüm ihalebana kalmıştı.O dönemöyle birtavırla karşılaşmıştım.Abi dediğiminsanlartarafından hiçbirsuçum yokken ateşeatıldım. Ama belgeseldekonunun taraflarıyla konuşulup,olayın daha net anlaşılmasındanmemnunum.

FATİH TERİM KARİYERİMDEKİ EN ÖNEMLİ FİGÜRLERDEN BİRİ
Kariyerinizde Fatih Terim’in ayrıbir yeri var..
Fatih Terim kariyerimdeki en önemlifigürlerden biri. Hep yol gösterici olmuştur,zor günlerimizde yanımızdaolmuştur. Her zaman büyüklüğünügöstermiştir. Teknik direktörlüğündenilham aldığım birkaç farklı hoca var.Fatih Hoca da bu isimlerin başında geliyor.Ondan, şartlar ne olursa olsun aslapes etmemeyi ve doğru zamanda doğruriskleri almayı öğrendim. Mücadele kavramınakattığı anlam, Fatih Hoca’nın ençok saygı duyduğum özelliklerindendir.Simeone’den savunma noktasında kıymetlişeyler öğrendim, Luis Enrique’denoyunun ofansif kodlarını ve bireyselyetenekleri nasıl ön plana çıkarabileceğimi…Çalıştığım tüm teknik adamlardanedindiğim çok tecrübe var. Şu anda daöğrendiklerimi en iyi şekilde kendi takımımdauygulamaya çalışıyorum.

ÇOK KIYMETLİ OYUNCULARIMIZ VAR
Türk futbolunun yeni nesil futbolculararasında sizin başarınızı yakalayacakbir isim var mı?
Elbette var. Arda Güler, Barış Alper Yılmaz, Ferdi Kadıoğlu, Kenan Yıldız, Kerem Aktürkoğlu… Liste daha uzar gider. Hakan Çalhanoğlu zaten şu anda geldiği noktada muhteşem bir kariyere sahip. Çok kıymetli oyuncularımız var bizim. Onlara bakınca içimde çok güzel duygular uyanıyor. Euro 2024’te bize milli takım heyecanını yaşattılar. Bizi yeniden bir araya getirdiler. Çok özel bir takım oldular. Umuyorum ki hepsi beni yakalayacak ve geçecek. O zaman benim yaptıklarım daha çok anlam kazanır.

HAYATIM BOYUNCA KALABALIK SOFRALARI, ARKADAŞLARI SEVDİM
İspanya’daki futbol kariyerinizdeözel hayatınızla gündemolmuştunuz. Evinize çokmisafir geldiği, futbola kanalizeolmadığınız gibi eleştirilerde vardı.
Prime Video’da yayınlanan belgeselde bir cümlem var, “Bir daha asla 24 yaşında Atletico Madrid futbolcusu olmayacağım” diye. Ben hayatım boyunca kalabalık sofraları, arkadaşları sevdim. Çevremde olmaları bana hep güç verdi. Ben Atletico Madrid’de şampiyonluklar kazanırken de çevremde arkadaşlarım vardı. Sanki sonrasında yaşadığım sportif düşüşün tek sebebi oymuş gibi gösteriliyor, ben onun yanlış olduğunu söylüyorum. O yaşlarda, o enerjiyi o duyguyu seviyordum. Belgeselde Filipe Luis bu konuyu çok güzel anlatıyor. Bizim evdeki ortamı, buluşmalarımızı, mangal partilerini… Bu Türkiye’de her zaman konu oldu ama İspanya’da kimse bu adamın çevresinde neden arkadaşları var demedi.

FUTBOL BANA HAYALLERİMİN ÖTESİNDE BİR HAYAT SUNDU
Dünyadaki başarılı futbolcularabaktığımızda dar gelirli ailelerdengeliyor. Dar gelirli ailedengelmek sizin futbol yaşamınızınasıl etkiledi?
Benim için aile her şeydir. Onların mutlu olması, kendilerini güvende hissetmeleri ve huzur içinde yaşamaları benim en önemli önceliklerimden biri. Refah içinde bir çocukluk geçirmedim. Her orta gelirli aile gibi bizim de kendimize göre ekonomik sıkıntılarımız vardı. Futbol bana hayallerimin de ötesinde bir hayat sundu. Hiç unutmam, bir gün eve geldiğimde annem ağlıyor. Yanına gidip ne olduğunu sorduğumda “Bu ev çok küçük, çok rutubetli” diye cevap vermişti. Ben de ona “Sen hiç merak etme annem, sen 40 yaşına gelmeden sana daha büyük çok güzel bir ev alacağım” demiştim. Çok şükür ki annem 40 yaşına gelmeden o sözümü tutabildim. Geriye dönüp baktığımda bu kadar büyük bir kariyer yapamamış da olsaydım, sırf anneme o ev sözünü tutmuş olabilseydim yine dünyanın en mutlu insanı olurdum.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SUSAMLI TEREYAĞLI KURABİYE
MALZEMELER
1 paket tereyağı
1 su bardağı susam
1 su bardağı sıvı yağ
4 yemek kaşığı pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
1 paket şekerli vanilya
Aldığı kadar un

ÜZERİNE:
Pudra şekeri
Tarçın (isteğe bağlı)
YAPILIŞI: Susamları, yağsız teflon tavada kavuruyoruz. Karıştırma kabına yumuşamış tereyağını, sıvı yağı, pudra şekerini ve kavurduğumuz susamı koyup karıştırıyoruz. Unu azar azar ekliyoruz, vanilya ve kabartma tozuyla birlikte kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yoğuruyoruz. Hamurdan parçalar alıp yuvarlıyoruz. Yağlanmış ya da yağlı kağıt kullandığımız tepsiye diziyoruz. Önceden ısıtılmış 170-180 derecelik fırında hafif kızarana kadar pişiriyoruz.
SUSAMLI TAHİNLİ KEK
MALZEMELER
3 büyük boy yumurta
1 su bardağı şeker
Yarım su bardağı oda sıcaklığında süt
Yarım su bardağı tahin
1 su bardağından iki parmak eksik sıvı yağ
2 su bardağı + 2 yemek kaşığı un
1’er paket kabartma tozu ve vanilya
1 çay kaşığı karbonat
1 büyük çay bardağı çiğ susam
Kalıbı yağlamak için margarin veya tereyağı
YAPILIŞI: Önce kek kalıbımızı hazırlıyoruz. Kek kalıbının her yerini bir miktar tereyağı veya margarinle yağlıyoruz. Bir büyük çay bardağı susamı kek kalıbının her tarafına dökerek yayıyoruz. Kek kalıbını bir kenarda bekletip kekimizi hazırlamaya başlıyoruz. Yumurtaları derin bir kaba kırıyoruz. 1 su bardağı şekeri ekleyip krema kıvamına gelene kadar iyice çırpıyoruz. Daha sonra tahin, sıvı yağ ve süt ekliyoruz ve mikserle karıştırmaya devam ediyoruz. Elediğimiz un, kabartma tozu, karbonat ve vanilyayı ilave ederek yavaşça karıştırıyoruz. Karışımı kek kalıbına döküp önceden ısıtılmış 170 derece fırında üstü kızarana kadar pişiriyoruz.
SUSAMLI KEPEKLİ SİMİT
MALZEMELER
1 çay bardağı yoğurt
1 yemek kaşığı sıvı yağ
Yarım paket margarin
1 adet yumurta (akını üzeri için ayırın)
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar kepek unu
YAPILIŞI: Yumurtanın akı dışında tüm malzemeleri bir kaba koyarak hamuru şekil verecek kıvama gelinceye kadar yoğuruyoruz. Daha sonra hamurdan parçalar kopararak şekillendiriyoruz ve üste gelecek kısmını önce ayırdığımız yumurta akına, daha sonra ise bir tabağa koyduğumuz susama batırıyoruz ve tepsiye diziyoruz. 160 derece önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İçerde, Çukur, Ramo ve Yargı dizilerinden tanıdığımız şimdilerde Bahar dizisiyle karşımıza çıkan Mehmet Yılmaz Ak başarılı oyunculuğu ile dikkat çekiyor…

Yargı dizisindeki Pars Savcı performansından sonra Bahar ile ekranlara hızlı bir dönüş yapan yetenekli oyuncu Mehmet Yılmaz Ak sosyal medyanın konuşulanlarından olmayı başarıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Demet Evgar, Buğra Gülsoy, Ecem Özkaya gibi sevilen oyuncular ile Bahar dizisinde başrolü paylaşan Mehmet Yılmaz Ak özel hayatıyla merak konusu oluyor.

Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak başarılı oyunculuğunun yanı sıra sempatik halleriyle de büyük ilgi görüyor.

Bekar olan 38 yaşındaki Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak’ın aslen nereli olduğunu ilk defa duyan hayranları ise oldukça şaşırıyor…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
10 – CARA DELEVİNGNE
Genel sonuç: 89.99
Dudakları ve kaşları en yüksek puanı alan Cara, listenin 10. sırasında yer alıyor..

9 – KATY PERRY
Genel sonuç: 90.08
Katy Perry burnunun konumu ile altın oran hesaplamasında yüksek bir puan alarak 9. sıraya yerleşti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

8 – NATALİE PORTMAN
Genel sonuç: 90.51
Natalie’nin kaş bölgesi notunu düşürse de, bu listede 8. sırada yer alarak dünyanın en güzel yüzlerinden birine sahip.

7- SCARLETT JOHANSSON
Genel sonuç: 90.91
Dünyanın en güzel yüzlerinden biri olarak kabul Johansson’ın yüzü, ince kaşları medeniyle puan kırılmasına sebep oldu. Fakat 7. sırada yerini aldı.

6 – KATE MOSS
Genel sonuç: 91.05
Dünyanın en güzel modellerinden biri olarak bilinen Kate Moss alnında ve kaşlarındaki yapı sayesinde yüksek puan aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şişli’de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 88 yaşındaki oyuncu Aydemir Akbaş’ın cenaze namazı Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camisi’nde kılındı. Cenaze namazı için camiye gelen sanatçı İbrahim Tatlıses’in tekerlekli sandalye ile gelişi sırasında arbede yaşandı. Yaşanan anlar saniye saniye kaydedildi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özenç KILIÇ/ 88 YAŞINDA hayatını kaybeden senarist, yönetmen ve oyuncu Aydemir Akbaş için ilk tören mezunu olduğu Galatasaray Lisesi’nde düzenlendi. Akbaş’ın cenazesi ilk törenin ardından Levent’teki Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrasında Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. Tören boyunca gözyaşlarına hakim olamayan Akbaş’ın yakın dostu İbrahim Tatlıses, “Son nefesinde beni görmek istediğini hissettim. Yoğun bakıma gittim. Bembeyaz bir suratı vardı, uzanmış. Sağ elimi sol dizinin üstüne koydum. ‘Aydoş ben geldim buradayım’ dedim. Ben gittikten yarım saat sonra canını teslim etmiş. Beni mi bekledin Aydemir” dedi.
Yeşilçam’ın simge isimlerinden senarist, yönetmen ve oyuncu Aydemir Akbaş 88 yaşında hayatını kaybetmişti. Akbaş evinde geçirdiği rahatsızlık nedeniyle 15 Ağustos’ta Okmeydanı’ndaki Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi’nde yoğun bakıma alınmış, tedavisi sürerken entübe edilmişti. Yaklaşık 1.5 senedir kanserle mücadele eden Akbaş dün hastanede vefat etmişti. Hayatını kaybeden Akbaş için ilk tören sabah saatlerinde mezunu olduğu Galatasaray Lisesi’nde düzenlendi. Törene, sanatçı İbrahim Tatlıses, oyuncu Şafak Sezer, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, yapımcı Polat Yağcı, yapımcı Birol Güven ile spor ve sanat camiasından birçok isim, Akbaş’ın dostları ve sevenleri katıldı.
TATLISES: SAĞ KOLUMU KAYBETMİŞ GİBİYİM
Oyuncunun yakın dostu İbrahim Tatlıses tören sırasında gözyaşlarına hakim olamadı. Tatlıses Akbaş’ın Galatasaray bayrağına sarılı tabutunun başından tören boyunca ayrılmadı. Tatlıses, “Aydoş benim canımdı. Bir güne bir gün kalbini kırmadım. O da benim kalbimi kırmadı. Aydoş’um yok. 45 seneye dayanan bir dostluktu bu. Hiçbir dostumdan Aydemir’den gördüğüm dostluğu görmedi. Balığı bana o öğretti, ben de onu kebabı, lahmacunu öğrettim. Ben balık sevmezdim, sayesinde sevdim. Aydemir kimseden, para yardım istemez, herkesten sevgi beklerdi. Aydemir’e paran var mı diye sorsam? Var sen kendine bak. İyi misin desen, sen kendine bak. Durumun nasıl desen, iyiyim sen kendine bak, hep böyle derdi. Aydoş’u kaybetmek; sağ kolumu kaybetmiş gibiyim. Severdim, o da beni çok severdi. Çok anımız var ama 2 dakikaya sığmaz. Hepinizi seviyorum, saygılarımı iletiyorum” dedi.
“AYDOŞ BEN GELDİM BURADAYIM DEDİM, YARIM SAAT SONRA CANINI TESLİM ETMİŞ”
Tatlıses, “Son nefesinde beni görmek istediğini hissettim. Gittim, evlat Polat sağ olsun ayarladı. Yoğun bakıma gittim. Bembeyaz bir suratı vardı, uzanmış. Sağ elimi sol dizinin üstüne koydum. “Aydoş ben geldim buradayım” dedim. Ben gittikten yarım saat sonra canını teslim etmiş. Beni mi bekledin Aydemir” diye konuştu.
“HASTANEDEN ÇIKIP SETE GELİYORDU”
Oyuncu Şafak Sezer ise, “Benim söyleyebilecek bir şeyim yok, başımız sağ olsun. Son nefesine kadar, ‘Sinema, sinema sinema’ dedi” ifadelerini kullanırken yapımcı Polat Yağcı ise, “Kolpaçino filminde kanser tedavisi görmesine rağmen, tedavi görüp, hastaneden çıkıp sete geliyor, setten çıkıp hastaneye gidiyordu. ‘Ben bu filmi mutlaka çekeceğim’ diyordu. Israrla, acı çekmesine rağmen yine de geldi o filmde geldi oynadı” şeklinde konuştu.
“GALATASARAY SPOR KULÜBÜNE DÜŞEN UNUTTURMAMAK”
Törene katılan Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek de bir konuşma yaptı. Özbek, “Çok önemli bir Galatasaraylıydı, kaybettik. Kendisi yaşam boyunca Galatasaray’ın arkasında durmuş, Galatasarayla iftihar etmiş biriydi. Türkiye’de aşağı yukarı herkesin sevdiği bir sinema, tiyatro oyuncusuydu. Kendisinin eksikliğini her zaman hissedeceğiz. Galatasaray Spor Kulübü’ne düşen, kendisini unutturmamak, anısını yaşatmak. Unutulması mümkün olmayan bir Galatasaraylıydı” dedi.
“ONU ÇOK SEVERDİK”
Akbaş’ın Kolpaçino serisinde birlikte rol aldığı oyuncu Serkan Şengül ise, “Büyük bir ustaydı. Kolpaçino serilerinde onla karşılıklı oynamaktan çok keyif almıştım. Son o filmdeki duygusal sahneyi de karşılıklı oynamak bana nasip olmuştu. Çok üzgünüm, çok değerli bir insan, ansiklopedi gibidir, çok kültürlüdür. Son nefesine kadar derken; kanser hastasıydı. Sete tedavisini olur gelirdi, o kadar işine bağlıydı, sinemayı seviyordu. Düşünün 87 yaşında bir insan kanser hastası, hastanede tedavi olur sete gelirdi. Böyle insanlar Türk sinemasına zor gelir” dedi. Sanatçı Candan Erçetin ise, “Bizim ağabeyimizdi, uğurlamak için buradayız. Son görevimiz, onu çok severdik” şeklinde konuştu.
FERİKÖY MEZARLIĞINDA TOPRAĞA VERİLDİ
Galatasaray Lisesi’ndeki törenin ardından Aydemir Akbaş’ın cenazesi Levent’teki Barbaros Hayrettin Paşa Camii’ne getirildi. Cenaze törenine İstanbul Valisi Davut Gül, sanatçılar İbrahim Tatlıses, Mehmet Ali Erbil, Candan Erçetin, yapımcılar Polat Yağcı, Birol Güven ve Derya Tuna’nın yanı sıra Akbaş’ın sevenleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrasında Akbaş’ın cenazesi toprağa verilmek üzere Feriköy Mezarlığı’na götürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık durumu kötüleşerek Şişli’de hastaneye kaldırılan 88 yaşındaki Yeşilçam oyuncusu Aydemir Akbaş hayatını kaybetmişti. Aydemir Akbaş’ın cenaze namazı, Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camisi’nde kılındı. Cenaze namazına, İstanbul Valisi Davut Gül, sanatçı İbrahim Tatlıses, oyuncu Şafak Sezer, Mehmet Ali Erbil, Bülent Bilgiç, GalatasaraySpor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Sinema Genel Müdürü Birol Güven ve sanatçı Candan Erçetin’in yanı sıra çok sayıda seveni ve ünlü isim katıldı.
“Ustayı kaybettik”
Akbaş’ın cenaze törenine gelen oyuncu Serkan Şengül, “Biz ustayı kaybettik. Değerli bir ağabeyimizi kaybettik. Son sahneyi de herhalde beraber çekmiştik. Türk sineması değerini kaybetti. İyi ki onu tanımışım. İyi ki onunla filmler çekmişim. Çok eğlenceli birisiydi. Mekanı cennet olsun. Yattığı cennet olsun” diye konuştu.
“Usta bir kalemdi”
Cenaze törenine katılan oyuncu Gani Rüzgar Şavata ise, “Basın medyası bu insanı tanıyor biliyor. Sinemadan ve tiyatroya geldi. Usta bir kalemdi. Usta bir yönetmen, usta bir yazardı. Örnek bir insandı ahlakı ve edebiyle. Aynı zamanda paralelinde sporu da götürdü. Sporu da taşıdı. Galatasaray’ın fanatiğiydi ama bütün sporu da severdi. Aslında Türkiye sporunun da öncüsüydü. Varını yoğunu sanat için harcayan ve onuru ve şerefiyle yaşayan bir insandı. Örnek bir kimlikti” dedi.
Akbaş’ın cenazesi kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
4 yıldır birlikte olduğu pilot Çağrı Terlemez ile 2021 yılında dünya evine giren ünlü şarkıcı Ece Seçkin’den üzen haber geldi.

32 yaşındaki Seçkin’in annelik sevinci yarım kaldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Hürriyet’in haberine göre, 2 aylık hamile olan şarkıcı bebeğini kaybetti.

Bebeğin kalbi durunca ünlü şarkıcı önceki gün acilen ameliyata alındı.

Seçkin, geçirdiği operasyon sonrası sosyal medya hesabından sağlık durumu hakkında bilgi verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başrollerini Kemal Sunal, Tarık Akan, Halit Akçatepe, Münir Özkul ve Adile Naşit gibi isimlerin paylaştığı Hababam Sınıfı filmi, Türk Sineması’nın unutulmaz yapımları arasında yer alıyor.

Yeşilçam’ın sevilen isimlerinden Akil Öztuna, Hababam Sınıfı serisinde felsefe hocasını canlandırmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN
Usta oyuncu, Türk Sinemasını en unutulmaz klasiklerinden biri olan 1976 yapımı Tosun Paşa filmindeki Tellioğulları’nın reisi Tellioğlu Akil karakteriyle de hafızalara kazınmıştı.

TOSUN PAŞA’NIN ÇEKİMLERİNDE DEVEDEN DÜŞEREK ÖLMÜŞTÜ…
Kült filmler arasında yer alan Tosun Paşa filmi, meğer arkasında bir trajediyi de saklıyormuş. Filmin çekimleri sırasında Akil Öztuna, deveden düşerek hastaneye kaldırılmış ve ardından geçirdiği iç kanama sebebiyle hayatını yitirmiş.

Akil Öztuna’nın yaşadığı kaza sürecinde Tosun Paşa ve Hababam Sınıfı filmlerinin çekimleri ise aynı anda sürdürülüyormuş.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Unutulmaz ‘Hababam Sınıfı’ filminde ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolüyle tanınan Tuncay Akça kalp krizi sonucu İstanbul’da hayatını kaybetti.

Tuncay Akça, 2022 yılında hayat hikâyesine yer verdiği “Bir Gülücük Hikâyesi” kitabını çıkarmıştı. “Bir gülüşle hayatım değişti” diyen Akça, Yeşilçam’daki keşfediliş hikâyesini bu sözlerle anlatmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

YEŞİLÇAM’A İLK OLARAK AYAKKABI BOYACISI OLARAK GİDİYOR
“Hababam Sınıfı”ndaki ‘Bacaksız’ rolü ve gülüşüyle hafızalara kazınan oyuncu, Yeşilçam’a ilk olarak ayakkabı boyacısı olarak gidiyor.

“O GÜLÜŞÜM ERTEM EĞİLMEZ’İN HOŞUNA GİTMİŞ”
Tek bir gülüşün hayatını değiştirdiğini söyleyen Akça, yönetmen Ertem Eğilmez’in kendisini keşfediş hikâyesini kitapta şöyle anlatıyor: “Ertem Eğilmez, kameranın arkasında Adile Naşit’e bir sahneyi anlatıyordu. Ama müstehcen bir şekilde… Anlatırken, ben bir kahkaha attım. O küfrünü daha önce duymadığım için bana çok komik gelmişti. Bir başladım mı üç dakika filan gülüyordum. O sırada Ertem Eğilmez ‘stop’ deyip bana şöyle bir baktı. Oradan kaçıp saklandım. Ertem Abi, yanına çağırdı, ‘Ayıp değil mi, iş yapıyoruz niye gülüyorsun?’ dedi. Fakat o gülüşüm Ertem Eğilmez’in hoşuna gitmiş. Böyle bir tarafı varmış, insanı keşfedermiş.

BU SAHNE İÇİN 60 LİRA ÜCRET ALMIŞ…
Hababam Sınıfı” filminde Tuncay Akça, Halit Akçatepe ve Kemal Sunal’ın karşısına geçip güldüğü sahne için 60 lira ücret almış…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

BARONLARIN ANLAŞMAZLIKLARI SİSTEMİ ORTAYA ÇIKARDI
Cezaevine girdikten sonra da Derkan Başer ile irtibatının devam ettiğini belirten tanık E.Ç., “Bahsettiğim gibi ceza evine girmiş olsam da Derkan Başer ile irtibatım 2023 yılı Temmuz ayında bana yanlış yapana kadar devam etti. Aslında Derkan Başer’e yanlışı yapan onun ortağı olan Veysel Şahin isimli bir başka bahis organizatörüdür. Bu şahıs beni devre dışı bırakmak için Derkan’a benim hakkımda olumsuz şeyler söylemiş bu sebeple Derkan benimle irtibatı kopardı. Bende bu duruma kızdığım için gerçekleri sizinle paylaşmak istedim” diye konuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

TÜM YETKİ ENGİN POLAT’A VERİLDİ
Kurulan yasa dışı bahis ağına Veysel Şahin’in 2017 yılında dahil olduğunu, bir süre sonra cezaevinde bulunan E.Ç.’yi ziyarete gelen bir kişi Engin Polat’ın 2017 yılında KKTC’ye gelerek bu sisteme dahil olduğunu söyledi. Yasa dışı bahis sitesi olan “Jasminebet” isimli sitenin tüm yetkisinin ise Engin Polat’a verildiğini belirtti.

ENGİN POLAT’IN ŞİRKETLERİ İLE SİSTEM YÜRÜTÜLDÜ
Gizli tanık E.Ç. davanın seyrini değiştirebilecek nitelikteki itirafları Engin Polat’ın bu sistemi nasıl yürüttüğünü de ortaya koydu. Veysel Şahin’in Türkiye’deki sistemi Engin Polat ve onun himayesinde kurulan şirketleri kullanarak yürütmek istediği, Yine Veysel’in adamı olarak bildiği ve şirket kurulması işlerinden çok iyi anlayan Ahmet Gün’nde bu yapının içerisinde olduğu ifade etti.

PARALAR ENGİN’İN ŞİRKETLERDEN KKTC’YE AKTARILDI
Tanık, Engin Polat ve Ahmet Gün üzerinden işletilen bu sistemin sorunsuz işlediği, paraların şirketlerde gezdirilip KKTC’ye soğuk cüzdanlar eliyle aktarıldığını itiraf etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İclal Aydın son olarak aynı isimli kendi romanından uyarlanan Üç Kız Kardeş dizisinde hayat verdiği Nesrin karakteri ile boy göstermişti.

Sevilen yazar, sunucu ve oyuncu İclal Aydın verdiği kilolar sonrası değişimi ile de son dönemde adından söz ettirmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Adeta 30’lu yaşlarına geri dönen güzel oyuncu İclal Aydın hayranlarından övgü dolu yorumlar almıştı.

52 yaşındaki güzel oyuncu ve yazar tüm maharetlerinin yanında aynı zamanda çok da iyi bir anne.

Kızına olan düşkünlüğü ile bilinen İclal Aydın, onu magazinden uzak büyütmeyi tercih etti. İclal Aydın’ın kızıZeynep Lal’i 31 yaşında kucağına almıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son olarak ‘Kolpaçino 4 4’lük’ filminde rol alan 88 yaşındaki usta oyuncu Aydemir Akbaş’tan kahreden haber geldi. Evinde baygın bulunduktan yoğun bakıma alınan Yeşilçam yıldızı dün entübe edildi. Ancak oyuncu tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.Aydemir Akbaş 88 yaşında aramızdan ayrıldı.

Bir süredir akciğer kanseri tedavisi gören usta oyuncu Aydemir Akbaş evinde baygın bir şekilde bulunmuş ve apar topar hastaneye kaldırılmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yoğun bakımda tedavi altına alınan Yeşilçam yıldızı entübe edildi.

HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU
Usta oyuncudan acı haber geldi. Akbaş, 88 yaşında hayatını kaybetti.

Akbaş’ın 45 yıllık can dostu İbrahim Tatlıses de sanatçı için dua istemişti.
Sosyal medyadan açıklama yapan Tatlıses, dün yaptığı paylaşımda “45 yıllık değerli dostum, değerli ağabeyim Aydemir Akbaş şu anda yoğun bakımda… Siz değerli sevenlerimden Aydoşuma dua bekliyorum. Saygılarımla” ifadelerini kullanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatipoğlu takım arkadaşlarına zehir zemberek sözlerde bulunurken, ikinci dokunulmazlık oyunu öncesi oyun alanını terk etti. Heyecan dolu yarışmadan önce çıkanlar şu şekilde:

‘TATSIZ İKİ MAĞLUBİYET ALDIK’
Poyraz, “Üç dört gündür tatsız bir hastalığa yakalandım üst solunum yolları enfeksiyonu tadında, ciğerimi ve solunumumu engelleyen, Seda da aynı hastalıktan muzdarip şu an.
Hem Seda hem ben olmayınca, ikimizde istatistikte ilk 5’te yer alan iki yarışmacı olarak takıma katkımız ortadan kalkınca tabi tatsız iki mağlubiyet aldık ama Seda ve benim olmamama rağmen son iki oyundur çok uç uca geçiyor.
O yüzden bu bir yerde takımımızın kalitesini gösteriyor.” dedi.

HAKAN HATİPOĞLU’NDAN ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER
Hakan Hatipoğlu, “Derler ya dünyada en tehlikeli insan kaybedecek bir şeyi olmayan insandır. Benim şu an kaybedecek hiçbir şeyim yok. Zaten adayım, beni aday yapmışlar, şimdi onlar düşünsün.
Esas mesele şimdi başlıyor. Bugün Survivor’da bence yapmam gereken en keskin hareketlerden birini yapacağım. Kafaya taktım bunu yapacağım. Bugün ikinci dokunulmazlık oyunu günü şimdi kaybedersek bizden biri yazılacak.
Ben burada kibir abidesi Ogeday için mi mücadele edeceğim, yalan söyleyen bir Poyraz için mi ya da ayrı ayrı oynayan bir Yasin için mi?” ifadelerini kullandı.

‘İYİ BİR ENERJİYLE GİDİYORUZ’
Bozok, “Ben Hakan’ın çıkacağını biliyordum. Hakan kendi de biliyordu. Bence Hakan takımıyla iyi anlaşamıyor, bireysel olmuş, iki üç tane de kız var yanında, onlarla beraber takılıyor.
İlk dokunulmazlığı aldık. Tabi ki de iyi bir enerjiyle gidiyoruz. Fazla konuşmuyoruz bu konu hakkında, bugünü kesin alacağız gibi bir totem yapmadık.” dedi.

‘DÜNE GÖRE DAHA MOTİVEYİZ’
Hilmi Cem, “İkinci erkek dokunulmazlığına gideceğiz. Düne göre daha motiveyiz, daha neşeliyiz çünkü almış olduğumuz galibiyet var. Kazandığın zaman kazanma ruhu denir ama bu oyunda devam edecek mi, göreceğiz.” ifadelerine yer verdi.

HAKAN HATİPOĞLU OYUN ALANINI TERK ETTİ
Murat Ceylan ilk eleme adayı olması sonrasında oyuna başlamadan Hakan Hatipoğlu’na duygu ve düşüncelerini sordu. Hakan Hatipoğlu şu ifadeleri kullandı:
Bizde ne olursa olsun bir liste var koşulsuz, değişmeyen. Bence burada ağzınızda kuş tutsanız bu listenin dışına çıkamazsınız. Sevdiğim bir parkur. Burada oynamayı çok istiyorum açık söyleyeyim ama bugün ne için oynayacağım onu bilmiyorum.
Kadın haftası olsa çok istekli olurdum. Şu an önümde düello var yani burada bazı insanlar için oynamak istemiyorum açıkçası.

Hakan Hatipoğlu sözlerinden sonra Murat Ceylan’dan izin alarak oyun alanını terk etti.
DOKUNULMAZLIK OYUNU
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyunu nefes kesti. Son oyunda Mavi takımdan Yağmur ve Yasin ile Kırmızı takımdan Yunus Emre ile Gizem Meriç yarıştı. Yasin ve Yağmur’un kazanmasıyla Mavi takım 12-7’lik skorla dokunulmazlık sembolünün sahibi oldu.

ELEME ADAYI
Kırmızı takımda konseyde en fazla Mustafa Kemal’in ismi çıktı. Mustafa Kemal, ikinci eleme adayı oldu.
]]>Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti. Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi dükkanında çalıştı.
14 yaşındayken Adana’da ses yarışmasına katıldı
Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.
Usta sanatçı, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.
Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.
Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı bir açıklamada, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.” ifadelerini kullanmıştı.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” büyük başarı yakaladı
Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.
Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu’nda, canlı olarak türküler söyledi.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.
Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babasının annesini öldürmesiyle büyük sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi.
Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.
Gürses, “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.
Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.
1990’lı yıllarda müzik dünyasında ikinci çıkışını yakaladı
Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı.
Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.
Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.
Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, “Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmez’ diyor. Bizse ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyoruz” sözleriyle ifade etmişti.
2006’da “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünde sınırlarını aştı
Müslüm Gürses, “Gönül Teknem” adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.
David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile seslendirdi.
Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da “Sandık”, 2010’da ise “Yalan Dünya” albümlerine imza attı.
Onlarca albüm ve plak yaptı
Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı “Müslüm Gürses” adlı albümü yayımlanırken, 1976’da “Öldürdüğün Yetmedi mi”, 1979’da “Gazla Şoför”, “Bağrıyanık”, 1980’de “Umutsuz Hayat”, “Esrarlı Gözler”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1982’de “Müzik Ziyafeti”, “Tanrı İstemezse”, 1983’te “Anlatamadım”, “Dertliler Meyhanesi”, 1984’te “Yaranamadım”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “Gitme”, 1986’da “Sevda Yolu”, “Yıkıla Yıkıla”, “Küskünüm”, “İlk Aşkım Son Sevgilim”, “Hayatımı Sen Mahvettin”, 1987’de “Farketmez”, “Talihsizler”, 1988’de “Aldatılanlar”, “Dertler İnsanı”, “Vefasız Alem”, “Maziden Bir Demet”, 1989’da “Arabeskin Devleri”, “Bir Fırtına Kopacak”, “Bir Kadeh Daha Ver”, “Mahsun Kul”, “Müslüm Gürses Konser albümü”, 1990’da “Meyhaneci/ Kırık Sazım”, “Hüzünlü Günler”, “Arkadaş Kurbanıyım”, “Güle Güle Git”, 1991’de “Bir Bilebilsen/ Zalim”, “Sen Nerdesin Ben Nerdeyim”, “Yüreğimden Vurdun Beni”, “Bir de Benden Dinleyin”, “Her Şey Yalan”, “Yaşamalısın”, 1992’de “Müslümce 92”, 1993’te “Ah Gülüm”, “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Kralların Müzik Şöleni”, 1994’te “Senden Vazgeçmem”, “İnsaf – Kahire Resitali”, 1995’te “Benim Meselem”, “Bir Avuç Gözyaşı”, 1996’da “Topraktan Bedene”, “Şiirlerim Şarkılarım”, 1997’de “Sultanım”, “Usta – Ne Yazar”, “Nerelerdesin”, 1998’de “Müslüm Gürses Klasikleri” albümleri yayımlandı.
“Arkadaşım”, “Garipler” ve “Vay Canım” albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de “Biz Babadan Böyle Gördük”, “Zavallım”, 2001’de “Müslümce Türküler”, “Sadece”, “Yanlış Yaptım”, “Dünya Yalan”, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, “Müslüm Baba ile Yolculuk”, “Paramparça”, 2003’te “Yanarım”, “İkimizin Yerine”, 2004’te “Uyanma Zamanı”, 2005’te “Ayrılık Acı Bir Şey”, 2005’te “Bakma”, 2006’da “Gönül Teknem”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, 2009’da “Sandık”, 2010’da “Yalan Dünya”, 2013’te “Veda – Ervah-ı Ezelde”, 2013 ve 2014’te “Baba Şarkılar 1-2” albümleri çıktı.
38 filmde rol aldı
Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen “İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti.
Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.
Sanatçı, 1980’de “Bağrı Yanık”, “İtirazım Var”, “Hasret”, “Kul Sevdası “Zeytin Gözlüm”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1983’te “Anlatamadım”, 1984’te “Ağlattı Kader”, “Bir Yıldız Doğuyor”, “Çare Sende Allah’ım”, “Garibanlar”, “Sev Yeter”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “İkizler”, “Kul Kuldan Beter”, “Yaranamadım”, 1986’da “Beleşçiler”, “Çığlık”, “Seher Vakti”, “Töre”, “Yıkıla Yıkıla”, “Kader Rüzgarı”, “Kısmetin En Güzeli”, “Küskünüm”, 1987’de “Oğlum”, “Talihsizler”, 1988’de “Yalnızlık Korkusu”, 1990’da “Dertler İnsanı”, “Dünya Boştur”, 2000’de “Sevmemeli”, 2002’de “Bir Akıllı Bir Deli”, “Muhabbet Kuşları”, “Ömerçip”, 2005’te “Balans ve Manevra”, 2006’da “Amerikalılar Karadeniz’de 2”, 2008’de “Esrarlı Gözler”, 2011’de “Şov Bizinıs” filmlerinde oynadı.
Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu
Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.
Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, “Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.
Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.
44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.
Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçı solunum cihazına bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti, cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi ise sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.
]]>PINAR’IN KARDEŞİ: KADINA ATILAN TEKME VE YUMRUKLARA GÜLÜNÜYOR
Pınar Saka’nın erkek kardeşi yaşanan şiddetten dolayı insanların gülerek alay etmesi tepki gösterdi. Instagram hesabından sitem eden Hakan Saka şu ifadeleri kullandı: “Belli bir kesim hariç bütün ülke bir olmuş. Sosyal medyada etkileşim uğruna televizyonda bir kadına atılan tekmelere, yumruklara gülüyor. Sesimizi çıkarmayalım dedik ama sustukça yemediğimiz hakaret, küfür kalmadı ve sabrımız taştı. Bu konuyla eğlenen, ‘oh iyi olmuş’ diyen istisnasız herkes Türkiye’nin en büyük kanayan yaralarından biri olan ‘Kadına şiddeti’ şu anda alenen destekliyor.”

“Empati yapamayacak kadar insanlıktan çıktığınız bildiğim için umarım bir gün çekirdek ailenizden birisi bunu yaşar da Pınar Saka’nın ailesinin ve sevenlerinin neler hissettiğini anlarsınız. Son olarak bu durumu meşrulaştırmaya çalışan herkesin attığı twit ve yorum inceleme altına alınıyor. Yazık bu millete.”

PINAR’IN EŞİ: KÜFÜRLERİNİZİN KONUĞU BİZİZ
Pınar’ın eşi Erhan Seçkin ise “Söz her zaman sahibine aittir. Küfürlerinizin şimdilik konuğu biziz. İleride ismimizi bile düşünerek hatırlayacağınız zamanda kim bilir hangi isimler konuk olacak. Ben devlet sanatçılığına, eşim de üst düzey yöneticilik hayatına devam edecek. Ama siz çekirdek çıtlarken yine birilerine küfürler yağdıracaksınız. Sizin yapınız bu, maalesef ki bundan besleniyorsunuz” ifadelerini kullandı.

SEMA, PINAR’I DÖVDÜ
Survivor’ın önceki akşam yayınlanan bölümünde Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

DİSKALİFİYE EDİLDİ
Sema için acil durum konseyi düzenleyen Acun Ilıcalı ise yarışmacının diskalifiye edildiğini duyurarak “Olayı defalarca seyredip diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk. Sonrasında da bir kanaate ulaştık. Değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan bize de çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin çok yüksek. Sen bana göre örnek bir annesin. Fevri bir olaydan bir yere varmak bence insanı yanlışa götürür. Ancak yaşanan bu olay yarışmanın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’ten ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun.
Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı.
Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap.
Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar.
İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım.
Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu.
Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler.
Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık.
Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada.
Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu hafta; Masal (Yeni Çocuk Oyunu), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (28 Şubat-3 Mart 2024)
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir.
Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun. Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı. Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap. Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar. İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım. Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu. Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler. Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık. Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada. Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu ay; Masal (Yeni Oyun), Parkta Güzel Bir Gün (Lefkoşa Belediye Tiyatrosu)(Konuk Oyun), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, İfigenya, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Oscar, Ben Medea Değilim, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Öldün, Duydun mu?, Cadı Kazanı, Yatak Odası Komedisi, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Rüya, Fındıkkıran, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Behçet Necatigil, Gülten Akın ve Edip Cansever Şiirleri İstanbul Şiirle Buluşuyor Etkinliğine Konuk Oluyor
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10, 24 Mart 2024 tarihlerinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 17 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Mart 2024 Programı
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3, 10, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
Parkta Güzel Bir Gün(Lefkoşa Belediye Tiyatrosu-Konuk Oyun)
Oyunda, parkta güzel bir gün geçirmek isteyen Olivia ve Arthur’u bir ülkenin bantla çizilen yeni sınırı ikiye ayırır. İşe yeni başlayan sınır muhafızının sert bakışları altında iki ülke arasında sıkışıp kalan çift, giderek içinden çıkılmaz bir hal alan bu absürd durumun esiri olurlar. Bizi ayıran hayali çizgileri ve bu çizgileri kırmanın ağır yaptırımlarını konu alan acı-tatlı bir komedi Parkta Güzel Bir Gün. Kieran Lynn’in yazdığı, Kıymet Karabiber’in yönettiği oyunda Aytunç Şabanlı, İzel Seylani, Melihat Beşe Günalp rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 30 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
AY, CARMELA
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde,
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 16 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 23 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir… Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İFİGENYA
Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..
Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Ayşecan Tatari, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
ÖLDÜN, DUYDUN MU?
İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde,
KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)
Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)
Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır.
Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Acun Ilıcalı acil durum konseyini toplayarak yarışmacıları dinledi. Ilıcalı kavga eden yarışmacılar hakkında karar verildi.

SEMA İLE PINAR’IN KAVGASI
Sema Aydemir, ‘Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen’ diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da ‘Sana mı soracağım’ cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, ‘Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma’ derken ikili birbirine tekrardan temas etti.
Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına ‘bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?’ dedi.
Pınar da ‘Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece.’ cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

SEMA ARKADAŞLARINA KENDİNİ İFADE ETMEYE ÇALIŞTI
Atakan’ın uzaklaştırmasıyla biraz da olsa sakinleşen Sema Aydemir, arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Sema şu ifadeleri kullandı:
Ben onların sayesinde olimpiyata gitmişim bakar mısın? Bu zamana kadar Atakan ben böyle bir şey yapmadım ama insanın emeğiyle… Bak sana dese ki sen benim sayemde dünya şampiyonu oldun dese ne yaparsın?
Bunlar bu rahat böyle yaşarken ben hem çocuğuma baktım, kamplara çocuğumla gittim. Ben kolay Olimpiyat barajı geçmedim. Benim emeğime kimse şey yapamaz.

SEMA’NIN PINAR’A NEDEN SALDIRDIĞI ORTAYA ÇIKTI
Nagihan, Pınar’la Sema’nın kavgası sonrası toplanan acil durum konseyinde ikili arasındaki tartışmanın nedenlerini anlattı.

Nagihan, ‘Sadece bu Survivor değil. Bir önceki Survivor ve 2011 yılına dayanan bizim, benim, Merve Aydın’ın, Pınar Saka’nın dünya şampiyonasında madalya aldıktan sonra 4*400 metre bayraklı yarışaca çıkacaktık.
Aslında bütün hikaye oradan başlıyor. 2017’ye de yansıdı. Bu seneye yansıdı. Bu konu açılınca açıkçası biz çok oralı olmak istemedik çünkü bizlik bir durum yok. Biz hem kendi bireysel madalyalarımızı almışız.
Hem de bayrakta da nasıl ki Survivor’ı Acun Ilıcalı yönetiyorsa, Milli Takımı da bir teknik direktör yönetiyor. Burada Pınar ile Sema’nın bir türlü anlaşamadığı anlaşmak istemediği bir kan davası var. Yok benim hakkımdı, yok senin hakkındı.
Aslında net olan bir şey vardır. Saniyeler konuşur, saniseler konuşur. Atletizmde de bu böyle olmuştur. O zaman ki madalyamızı aldığımız içinde formda olduğumuz içinde teknik direktörümüz yani hocamız bizi dörtlüyü öne sürdü ve çıktığımızda da en iyi saniyeyi yapıp madalya getirdik ülkemize ama bu buruk sevinci bir türlü atlatamadık üzerimizden 13 sene geçmesine rağmen.
Burada da Survivor adı altında ama hiçbir olay olmadan birbirlerine bilenmiş iki yarışmacı vardı. Ben Pınar’ı sivil hayatta tanırım, ikisi de benim milli takım arkadaşım. İkisiyle de iyi anlaşırım ne kadar rekabet içerisinde olsak da, tartışırız kavga ederiz, rakip oluruz ama tabii ki koruma noktasında da ne yapacağımı açıkçası bende bilemedim.
Bir anda kargaşa oldu. Zifiri karanlık zaten hiçbir şey yok. Bir anda olayın içerisinde kendimi buldum. Tekmeler, yumruklar yani açık konuşmak gerekirse Sema benim rakibim.
Pınar çok fazla şiddete dayalı birisi değil ama burası gerçekten çok hep söylüyorum da. Herkes belki benden bekliyordu bunu ama gerçekten buranın zorluğunu anlatmakla bitiremeyiz.” ifadelerini kullandı.

SEDA SİNİRLERİNE HAKİM OLAMADI
Oyun alanında Sema ve Pınar’ı göremeyen Seda, ‘Merak ettim yine ne yaptı? Çünkü dün konseyden çıkarken Sema’ya dedim ki artık o kadar amacını anladım ki dedim.
İnsan hani düşmanı bile kaliteli olsun derler ya, sal Sema dedim, dalga geçelim. Yani düşünüyorum, düşünüyorum. İnsanın kalbi bu kadar kirli olur mu’diye düşünüyorum. Sorunu sadece Sema’yla olsaydı Sema daha gelmeden bana, Aleyna’ya sıçramazdı.
Pisliğe vurdukça, sıçrar ve yayılır. Dedim ki Sema salalım. İçimde bir şey vardı yine bir şey olur mu acaba diye, çünkü zaten elenecek, zaten performansı kötü ya giderken birilerine de götüreyim istiyor ya da ilk defa bir Survivor’dan sonra akılda kalayım, kötü ya da iyi fark etmez diyor ama ben onun tuzağına düşmeyeceğim.
Umarım Seda’da düşmemiştir. Ne derece bilmiyorum. Elim ayağım titriyor sinirden. Keşke onunla aynı yerde olabilseydim o anda. Kopacaksa toptan kopsaydı yani her şey. O benim gözümde o kadar değersiz ki. Bir kadının kalbi bu kadar kirli olmamalı diye düşünüyorum.” dedi.

DOKUNULMAZLIK OYUNU
Survivor All Star’ın dokunulmazlık oyununun son müsabakası Mavi takımdan Yağmur ve Furkan ile Kırmızı takımdan Gizem ve Sercan Yıldırım arasında gerçekleşti. Furkan ve Yağmur’un kazanmasıyla dokunulmazlık sembolünün sahibi 12-9’luk skorla Mavi takım oldu.

SEMA GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI
Sema kavga sonrası konseyde Acun Ilıcalı’nın karşısına tek başına çıktı. Acun Ilıcalı, Sema’dan kendini ifade etmesini istedi. Sema şu ifadeleri kullandı:
Bende çok utanıyorum burada olmaktan. Geldiğimden beri kendime bir atış alanı hazırladım. Ben çalışacağım çünkü eksiğim var. Çekil benim düellom var çalışacağım. Sürekli bir şeyler. Sahra gitti, bana iftira attı.
Arkadaşlarıma demiş ki ben onun seçtiği atışı ve o atışı çalıştığını Sahra’ya söylemişim. Sahra burada bir haksızlık var. Ben düelloya çıkmıyorum demiş ve yarışmayı bırakmış. İşin acısı arkadaşlarım dedi ki hakkını helal et, vallahi biz bile düşündük acaba o yüzden mi gitti kız dedik dedi.
Ben bunu yaşamak zorunda değilim. Çünkü ben böyle bir şey yapmadım. Sonra işte lohusa kadın, Alman turist, ekip senden çok pişman seni getirdiklerine, bir sürü şeyler söyledi. En son yılan yaptı biliyorsunuz konseyde ve sürekli yapıyor yapıyor ben sesimi çıkarmıyorum.
Konseyden sonra biz kampa gittik ama ben dedim ki Sema sen neden bu kadar eziliyorsun ki yani, ben bunları hak etmedim. Duramadım, gittim, içimde kalırdı yani. Pınar ne yaptın? Şimdi ne yaptın?
Neden dedim mesela birbimizden uzak durmuyoruz. Sen dedi Seda’nın istatistiği için uğraşıyorsun. Seda için uğraşsam ya derim ki beni seç ya da en kötü ihtimalle Pınar’ı seç derdim. Ne olursam olayım, ne fiziğimi ne yarışmayı bunları hakedecek bir şey yapmadım.
En kötüsünüde söyleyeyim ben 3 sene konteyner da kaldım. Bana da gelip sen bizim sayemizde olimpiyatlara gittin dedi. Çok hırslandım. Tutun şunu falan diyordu ama onun da eli armut toplamıyordu. Masuma yatmasın.
Sema Aydemir yaşadıklarını anlatıp utancını dile getirirken gözyaşlarına hakim olamadı.

SEMA AYDEMİR DİSKALİFİYE OLDU
Acun Ilıcalı, Sema Aydemir’i çok iyi anladığını ifade ederek, ‘Arkadaşlarımızla konuyu değerlendirdik. Baya da uzun süren toplantı sonrasında olayı defalarca seyredip, diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk ve sonrasında da bir kanaate ulaştık.
Yaptığımız değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan, bize de yıllarca çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin her zaman çok yüksek.
Sen bana göre örnek bir annesin. Hayatı tek hareketle değil, geneliyle değerlendirmekten yanayım her zaman. Fevri bir olaydan bir yere varmak, benim için insanı her zaman yanlış yere götürür.
Senin karakterinle ilgili bir değerlendirme değil bu ancak yaşanan olay bizim yarışmamızın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’den ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
]]>Survivor’a geçen haftalarda katılan Sema Aydemir ile Pınar arasında tansiyon yükseldi. Sema’nın Pınar’a karşı sert ifadeleriyle başlayan olay kavgaya dönüştü. Eleme adaylarından ilki Begüm ikincisi de Pınar Saka olmuştu. Eleme adayının belirlendiği konsey sonrasında Sema Aydemir ile Pınar Saka arasında büyük kavga çıktı.

SEMA AYDEMİR DİSKALİFİYE OLDU
Temaslı kavgada Acun Ilıcalı acil durum konseyini toplayarak yarışmacıları dinledi. Ilıcalı kavga eden yarışmacılar hakkında kararını verdi. Karara göre Sema Aydemir yarışmadan diskalifiye oldu.
Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat salladı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

Atakan’ın uzaklaştırmasıyla az da olsa sakinleşen Sema Aydemir, arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Sema şu ifadeleri kullandı: “Ben onların sayesinde olimpiyata gitmişim, bakar mısın? Olimpiyat barajını da mı sen geçirdin bana? Bu zamana kadar Atakan ben böyle bir şey yapmadım ama insanın emeğiyle… Bak sana dese ki sen benim sayemde dünya şampiyonu oldun dese ne yaparsın? Bunlar bu rahat böyle yaşarken ben hem çocuğuma baktım, kamplara çocuğumla gittim. Ben kolay Olimpiyat barajı geçmedim. Benim emeğime kimse şey yapamaz.”

KAVGANIN NEDENİ ORTAYA ÇIKTI
Yarışmacı Nagihan, Pınar’la Sema’nın kavgası sonrası toplanan acil durum konseyinde ikili arasındaki tartışmanın nedenlerini anlattı. Nagihan, “Sadece bu Survivor değil. Bir önceki Survivor ve 2011 yılına dayanan bizim, benim, Merve Aydın’ın, Pınar Saka’nın dünya şampiyonasında madalya aldıktan sonra bayraklı yarışa çıkacaktık. Aslında bütün hikaye oradan başlıyor. 2017’ye de yansıdı. Bu seneye yansıdı. Bu konu açılınca açıkçası biz çok oralı olmak istemedik çünkü bizlik bir durum yok. Biz hem kendi bireysel madalyalarımızı almışız. Hem de bayrakta da. Nasıl ki Survivor’ı Acun Ilıcalı yönetiyorsa, Milli Takımı da bir teknik direktör yönetiyor. Burada Pınar ile Sema’nın bir türlü anlaşamadığı anlaşmak istemediği bir kan davası var. Yok benim hakkımdı, yok senin hakkındı. Aslında net olan bir şey vardır. Saniyeler konuşur, saniseler konuşur. Atletizmde de bu böyle olmuştur. O zaman ki madalyamızı aldığımız içinde formda olduğumuz içinde teknik direktörümüz yani hocamız bizi dörtlüyü öne sürdü ve çıktığımızda da en iyi saniyeyi yapıp madalya getirdik ülkemize ama bu buruk sevinci bir türlü atlatamadık üzerimizden 13 sene geçmesine rağmen.” ifadelerini kullandı.

Nagihan açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Burada da Survivor adı altında ama hiçbir olay olmadan birbirlerine bilenmiş iki yarışmacı vardı. Ben Pınar’ı sivil hayatta tanırım, ikisi de benim milli takım arkadaşım. İkisiyle de iyi anlaşırım ne kadar rekabet içerisinde olsakta, tartışırız kavga ederiz, rakip oluruz ama tabii ki koruma noktasında da ne yapacağımı açıkçası ben de bilemedim. Bir anda kargaşa oldu. Zifiri karanlık zaten, hiçbir şey yok. Bir anda olayın içerisinde kendimi buldum. Tekmeler, yumruklar yani açık konuşmak gerekirse Sema benim rakibim. Pınar çok fazla şiddete dayalı birisi değil ama burası gerçekten çok hep söylüyorum da. Herkes belki benden bekliyordu bunu ama gerçekten buranın zorluğunu anlatmakla bitiremeyiz.”
]]>Megapiksel sayısı, bir kameranın veya bir akıllı telefonun kamerasının görüntü çözünürlüğünü belirleyen önemli bir faktördür.
Ancak, daha fazla megapikselin her zaman daha iyi görüntü kalitesi sağladığına dair yaygın bir yanılgı bulunuyor.
Telefonların megapiksel değerleri artıyor
Akıllı telefon üreticileri, son yıllarda piyasaya çıkardığı telefonlarla adeta megapiksel savaşına girdi.
8, 16, 24, 32 ve 64 derken, günümüzde 200 MP kameralara sahip telefonlar karşımıza çıkmaya başladı.
Üreticiler, yüksek megapiksel değerine sahip kameraları yalnızca bir pazarlama stratejisi olarak kullanıyor. Peki yüksek megapiksel değerleri daha iyi kalite mi demek?
Önce megapikselin tam olarak ne anlama geldiğinden bahsedelim.
Megapiksel nedir
Megapiksel, bir görüntünün çözünürlüğünü ifade eden bir ölçü birimidir. Bir kamera ne kadar çok megapiksele sahipse, o kadar çok piksele sahip bir görüntü yakalar.
Bu da genellikle daha fazla detay ve netlik anlamına gelir. Ancak, megapiksel sayısı yalnızca bir faktördür ve görüntü kalitesini belirleyen tek etmen değildir.
Bir kameranın veya akıllı telefonun görüntü kalitesini etkileyen diğer önemli faktörler arasında sensör boyutu, lens kalitesi, görüntü işleme yetenekleri ve ışık koşulları bulunur.
Örneğin, daha büyük bir sensöre sahip bir kamera, daha iyi düşük ışık performansı ve daha iyi renk doğruluğu sunabilir. Aynı şekilde, kaliteli bir lens, daha keskin ve detaylı görüntüler elde etmenizi sağlayabilir.
Basitçe söylemek gerekirse, bir megapiksel bir milyon pikseldir. Bu nedenle, bir görüntünün çözünürlüğünü biliyorsanız, içindeki megapikselleri hesaplayabilirsiniz.
Örneğin bilgisayar ekranı için mevcut en iyi çözünürlük genellikle 1920 x 1080’dir. Bu nedenle, bu boyutta net bir resim 1920 x 1080 = 2.073.600 piksel olacaktır.
Büyük MP değerlerine ihtiyacınız var mı
Yukarıdaki örneğin kanıtladığı gibi, niyetiniz sadece Instagram hesabınıza koymaksa, büyük megapiksellerin hiçbir önemi yoktur.
Tek başına çekilen megapiksel sayısı, fotoğraf kalitesinin garantisi değildir. Aslında insanlar, yüksek megapiksel değerlerine iki şekilde ihtiyaç duyarlar:
1. Bir görüntüyü basmak gerektiğinde
Fotoğraf basmak artık popüler bir trend değil. Çoğu insan, fotoğrafları bastırmak için çaba harcamak yerine, fotoğrafları çevrimiçi olarak yüklemek ve dijital kopyalarını kaydetmekten oldukça memnun.
Fotoğrafı bastırmakla ilgileniyorsanız, megapiksel sayısına dikkat etmelisiniz. Açıkçası, daha fazla piksel daha keskin bir görüntüye dönüşür ve bu da görüntüyü çok daha büyük baskılar için büyüttüğünüzde bile net görünmesini sağlar.
Bununla birlikte, göz önünde bulundurmanız gereken başka bir faktör daha vardır – baskıdan izleme mesafesi.
Örneğin reklam panolarını ele alalım. Kabul edilebilir derecede net görünen bir görüntüye sahip bir reklam panosu, daha yakından bakarsanız genellikle çok piksellidir. Ancak, uzaktan baktığınızda oldukça kaliteli görünür.
İster inanın ister inanmayın, iyi bir 16 megapiksel kamera, reklam panosu boyutunda baskılar için ihtiyacınız olan tek şey!
Daha fazla günlük ihtiyaç söz konusu olduğunda, çoğu poster genellikle 7 megapikselden fazlasını gerektirmez!
2. Bir görüntüyü kırpmak veya yakınlaştırmak gerektiğinde
Çok fazla yakınlaştırmanın olumsuz etkilerini hepimiz biliyoruz. Güzel ve renkli görüntünüz, yakınlaştığında oldukça kötü görünüyor.
Neyse ki, bugün kameraların sensörlerine çok fazla piksel sığdırılmış olduğundan, bu artık bir sorun değil.
Megapiksellerin bir fotoğrafçı olarak size yardımcı olmasının bir başka yolu da, çektiğiniz fotoğraflarla oynamanız için size daha fazla alan sağlamasıdır.
Yüksek megapiksel değerine sahip fotoğrafları daha etkili bir şekilde yakınlaştırabilir ve kalite kaybı endişesi duymadan fotoğrafları kırpabilirsiniz.
Ancak bu durumlarda bile çoğu telefon ve kamera şirketinin sunduğu kadar megapiksele ihtiyacınız yok.

Sonuç olarak, daha fazla megapiksel her zaman daha iyi görüntü kalitesi anlamına gelmez.
Bu nedenle, bir kamera satın alırken veya bir akıllı telefon seçerken sadece megapiksel sayısına odaklanmak yerine, genel görüntü kalitesini etkileyen diğer faktörleri de dikkate almalısınız.
Kaliteli bir kamera veya telefon seçmek isteyen tüketicilerin, megapiksel sayısının yanı sıra sensör boyutu, lens kalitesi ve diğer teknik özellikleri de göz önünde bulundurmaları öneriliyor.
Neden daha yüksek megapiksel değerine sahip kameraların reklamları yapılıyor
Yüksek megapiksel tek başına kaliteli fotoğraf anlamına gelmiyorsa, neden hala üreticiler megapiksel savaşlarına giriyor?
Gerçekte bu, daha yeni ve “daha iyi” bir telefon veya kamera satın almak istemenizi sağlayan bir pazarlama stratejisidir.
Gerçek şu ki; 5 megapiksel kameradan çekilen bir fotoğraf, 12 megapiksel kamerayla çekilmiş bir fotoğraf kadar iyi olabilir. Fotoğrafın kalitesi, tamamen kameradaki sensörlere bağlıdır.
Görüntü sensörü, sunulan megapiksel sayısını işleyemezse, resimlerin kalitesi açıkça düşük olacaktır.
Samsung: Megapiksel savaşlarında yokuz
2021 yılında bir açıklama yapan Samsung, müşterilerine en yüksek megapiksel değerini sunabilmek için adeta birbirleriyle yarışan üreticiler arasında yer almayacağını açıklamıştı.
Samsung, megapiksel değerinden çok piksel boyutu ile sensör çözünürlüğü arasında dengeyi sağlamaya çalışıyor.
Öte yandan, yıllardır yeni iPhone modellerini piyasaya süren Apple da benzer bir yol izliyor.
Şirket, geçtiğimiz eylül ayında piyasaya sürdüğü iPhone 15 serisinin en güçlü modelinde bile 48 MP değerinde kameralar kullandı.
]]>İSTANBUL – Son zamanlar da çekilen dizi ve filmler de sırf takipçi sayısı yüksek diye oyunculuk geçmişi olmayan sosyal medya fenomenlerinin rol alması yeni nesil tiyatro oyuncularının tepkisine neden oldu. Yıllarca tiyatro eğitimi alan ve oyunculuk yapan oyuncular diziler de kendilerinin yerine sosyal medya fenomenlerinin yer almasının dizi ve filmler de kaliteyi düşürüyor.
Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu.
]]>Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi (CBİKO) koordinasyonunda, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde gerçekleşen EGEKAF 24 ikinci gününde de öğrenci ve mezunların yoğun ilgi odağı oldu.
EGEKAF 24’ün ikinci günün devamında gerçekleştirilen kariyer söyleşi etkinliklerinden bir diğeri ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile yapılan “Değişime Cesaretiniz Var Mı” adlı söyleşi oldu. Öğrencilik hayatından ve kariyer hayatından bahsederek başlayan söyleşide ayrıca Tamer Karadağlı öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.
“Değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir.”
Sanatçı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “İyi ki gelmişim, bana da çok büyük bir moral oldu bu. Siz de hoş geldiniz. Ben normalde aslında böyle kalabalıklar karşısında konuşmaya çok alışkınım ama o kadar güzel bir kalabalık var ki şimdi ben heyecanlandım sizin yanınızda. Pamukkale Üniversitesi’ni kutluyorum, müthiş bir iş başarmış. Biraz önce fuar alanını biraz dolaştım, insana gurur veriyor gerçekten. Hocam, canıgönülden tebrik ediyorum, müthiş gerçekten. Birazdan soru cevaba gireceğiz. Sizler merak ettiğiniz şeyleri bana sorun özellikle kariyer ile ilgili ben de bütün samimiyetimle, dürüstlüğümle size cevap vereyim. Başlığımız şuydu: “Değişime cesaretiniz var mı?” bu gerçekten çok önemli bir şey. Çünkü değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir. Sizler şimdi o kadar şanslı bir nesilsiniz ki dünya çok küçük artık. İnternet sayesinde o kadar çok bilgiye o kadar çabuk ulaşabiliyorsunuz ki bu çok büyük bir avantaj. Ben kendi gençliğimi, kendi çocukluğumu düşündüğümde bizde hiçbir şey yokmuş. O yüzden sizler çok şanslısınız. Bizler aslında değişmeye çalışıyoruz. Şimdi, bu soruyu biz de benim jenerasyonum da kendisine soruyor: ‘Değişebilecek miyiz biz? Zamana ayak uydurabilecek miyiz?’ Çünkü bu gerçekten cesaret isteyen bir şey ve buna cesaret etmek gerçekten çok meşakkatli. Ben kendi kariyerimde o kadar çok inişler çıkışlar yaşadım ki çünkü siz beni dizilerden biliyorsunuz. Ama bunun öncesi var: dört yıl oyunculuk bölümünü okudum, bitirdim. Ondan önce kolej yıllarım var TED Ankara Koleji, şimdi TED deniyor. Bizim zamanımızda Ankara Koleji idi ve ben Amerika’dan gelmiştim. 1975’te Amerika’dan geldim. Dokuz yaşındaydım Ankara Koleji’ne yazıldım. Çok küçük yaşta oyuncu olmaya karar verdim. Sebebi de şu: Arkadaşlarım, orta sonda iken lise birde iken zaten karar vermişti ne olmak istediklerine. Ben bir türlü karar verememiştim. Bari oyuncu olayım, bir sürü mesleği oynarım dedim. Sonra güzel kızlarla tanışırım dedim. Sonra tiyatro grubuna girdim okulda ve çok keyif aldım. Bu keyfi profesyonel hayatıma taşımaya karar verdim. Çok meşakkatli bir eğitim aldıktan sonra profesyonel hayatıma başladım. Sürekli karar vermem gerekti. Sürekli bir seçim yapmam gerekti. Sizler de aynı şeyi yaşayacaksınız. Sürekli seçim yapacaksınız ve karar vereceksiniz. İnisiyatif kullanacaksınız. Şunu unutmayın hepiniz kendi hayatınızın mimarısınız. Nasıl bir hayat yaşamak istediğinize siz karar vereceksiniz. Her şey hayal etmekle başlıyor. Ben eğer bugünkü durumumu hayal etmeseydim. Hiçbir zaman yaşayamazdım. Bahsettiğim genel müdürlük kısmı değil oyunculuk kısmı. Genel müdürlük kısmı hiç hayal ettiğim bir şey değildi. Hayatımda bir değişime sebep oldu. ve ben buna cesaret ettim çünkü elli yaşında bürokrasiye girmek gerçekten çok meşakkatli çünkü otuz beş sene boyunca serbest piyasada mücadele ettim.”
“Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim” diyen Karadağlı, şöyle konuştu:
“Başarılarımdan çok başarısızlıklarım oldu. Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim. Sürekli başarılı olmak da sizi bir yere getirmiyor. Başarısızlıklarınız sizi bir yere getiriyor. Çünkü mücadele etmeyi öğreniyorsunuz. Başarının merdivenleri elleriniz cebinde çıkılamıyor ne yazık ki Tırnaklarınızın arasının kirlenmesi gerekiyor. ve benim gerçekten tırnaklarımın arası çok kirlendi. Tam rahat edeceğim, belli bir yaşa geldim, kanıtlayacak bir şeyim yok derken yeni bir mücadele başladı. Bu sefer Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldum. Altı aydır gece gündüz çalışıyorum. Çok yoruluyorum ama inanılmaz keyifli bir yorgunluk.”
Etkinlik sonrası Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Tamer Karadağlı ile birlikte PAÜ kampüsünde bulunan ve Devlet Tiyatrolarının Denizli gösterilerinin gerçekleştiği Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi’ni gezdi ve Merkez hakkında bilgi verdi. – DENİZLİ
]]>KAPALI OTURUM TALEBİ REDDEDİLDİ
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ender Saraç katılırken; Benan Saraç ve mağdur çocuk katılmadı. Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve çocuk adına baronun atadığı avukatlar ile Ender Saraç’ın avukatları da hazır bulundu. Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, müvekkilinin kişilik hakları ve çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme, şartlar oluşmadığı gerekçesiyle kapalı oturum talebini reddetti.

“BU SUÇU KESİNLİKLE REDDEDİYORUM, TUZAKTIR”
Savunması sorulan Ender Saraç, “Kesinlikle bu suçu tümüyle reddediyorum. Bu önceden hazırlanmış tuzaktır. Ucundan kıyısından dahi geçmedim, komplodur” dedi. Oğlunun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ikinci ifadesinde tüm suçlamaları geri çektiğini söyleyen Saraç, eşi Benan Saraç ile aralarındaki boşanma sürecinin Eylül 2023’te başladığını, oğlunun okuluna giden Benan Saraç’ın, avukatı Yücel Önder ile telefonda konuşarak oğluna ne yazdırması gerektiğine dair talimat aldığını da iddia etti.
“MONTAJLANIP MUHAMMED YAKUT’A GÖNDERİLDİ”
Ender Saraç, söz konusu tutanak tutulduktan sonra Benan Saraç’ın bu tutanağı ve montajlanarak hazırlandığını öne sürdüğü video kayıtlarını, çeşitli suçlardan hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunan firari Muhammed Yakut’a gönderdiğini ve Yakut aracılığıyla sosyal medyada paylaştırıldığını, bu görüntülerin yapay zekayla oluşturulduğunu öne sürdü. Kendisi ve yanında çalışanlar hakkında çeşitli iftiralarda bulunulduğunu anlatan Saraç, “Bunların FETÖ bağlantısı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili Benan Saraç organize suçlar şubesi tarafından gözaltına alındığını öğrendik. Dün de serbest bırakılmıştır. Bunların tüm iddiaları yalan” diye konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRAYA UĞRADIM”
Ender Saraç, “Çok büyük bir iftiraya uğradım. Trafik cezam bile yok. Vergi cezam yok. 40 yıllık doktorum, 200 bin hastam oldu. Bu olaylardan sonra ilk 24 saat kusmak istedim. Üzüntüden hasta oldum. Benan Saraç tarafından iki kere darp edildim. Bir keresinde öldürmeye teşebbüs etti. Bir kere boğuluyordum, son anda elemanım kurtardı. Erkek olarak negatif ayrımcılık var maalesef. Tek yapabildiğim kendimi savunmaktı. Boşanma davasından sonra çok yüksek bir para istendi. Sonra bunlar iddia edildi. Oğlum ve annesi ikinci ifadelerinde gerçeği söylüyorlar. Burada olmaktan dolayı çok üzgünüm. Çocuklarımı 4 aydır göremiyorum ve onları çok özledim” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.
“MÜVEKKİLİM BİR KOMPLOYLA KARŞI KARŞIYA”
Saraç’ın avukatı Altın Mimir de davanın tarafları ile aynı apartmandan komşu olduklarını, daha sonra Ender Bey’in avukatı olarak boşanma davasını üstlendiğini, tüm olanların kurgudan ibaret olduğunu, örgütlü şekilde planlandığını ifade ederek “Müvekkilim bir komployla karşı karşıya. Boşanma davasında alamadığını bu yolla almaya çalışmış biri vardır karşıda. Kişisel hırsı uğruna evladını mağdur etmiştir. Annenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz” dedi.
AİLE BAKANLIĞI AVUKATI TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP ETTİ
Mağdur çocuğun avukatı, çocuğun ilk ifadesinde olayı detaylı anlattığını belirterek bunları yaşamadan anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. Aile Bakanlığı avukatı ise Ender Saraç’ın tutuklu yargılanmasını talep etti.

TANIK DİNLENDİ
Daha sonra Ender Saraç’ın komşusu avukat Murat Aksu duruşmada tanık olarak dinlendi. Aksu, 25 senedir Ender Saraç’la hem doktor, hasta hem de dostluk ilişkilerinin olduğunu, Benan Saraç ile de dolayısıyla dostluklarının olduğunu ifade ederek Benan Saraç’ın kendisini arayarak elinde kasetler olduğunu ve Ender Saraç’tan boşanmak istediğini söylediğini, bir görüntüyü ısrarı üzerine birkaç saniye izledikten sonra kendisinin dostlukları nedeniyle davayı almasının etik olmayacağını, ancak anlaşmalı boşanma isterse yardımcı olacağını Ender’le görüşeceğini söylediğini anlattı.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti mazeret sunan Benan Saraç’ın bir defalık mazeretinin kabul edildiği ihtarında bulunarak gelecek celse dinlenmesine, mağdurun uzman eşliğinde ifadesinin alınmasına ve rehber öğretmenlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Benan Saraç’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması talebini reddeden heyet, Aile Bakanlığı avukatının duruşmaya kabulüne karar verdi. Ender Saraç’ın tutuklanması talebini reddeden heyet, duruşmayı erteledi.

“YARGILAMANIN BÜTÜN GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞINA İNANCIMIZ TAM”
Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, basın mensuplarının soruları üzerine, “Duydunuz müvekkilimin nasıl bir komploya maruz bırakıldığını. Biz yüce Türk adaletinin yargılamasının bütün gerçekleri ortaya çıkaracağına inancımız tam. Müvekkilim gerçekten çok büyük bir iftirayla karşı karşıya bunun bütün delillerini dosyaya sunduk. Kısa sürede yargılamanın sonuçlanmasını bekliyoruz” dedi.
İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, mağdur çocuk M.S’nin 5 Aralık 2023 günü öğrenim gördüğü okuldaki öğretmenlerine, babasından cinsel istismar gördüğüne dair beyanda bulunduğu, öğretmenlerinin ve okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirildiği ve savcılıkça soruşturma başlatıldığı belirtildi. Mağdur çocuğun 7 Aralık 2023 günü Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) ilk verdiği ifadesinde, istismara uğradığını anlattığı, ancak 13 Aralık 2023’te ÇİM’de ek ifade vererek bu kez babasının annesine ve kendilerine kötü davrandığı için babasına ders vermek amacıyla cinsel istismara maruz kaldığını söylediğini, istismara maruz kalmadığını, şikayetçi olmadığını söylediği iddianamede yer aldı. Benan Saraç’ın da 13 Aralık 2023 tarihinde polise ek ifade verdiği, çocuğu ile yapmış olduğu görüşmede oğlunun babası hakkında yalan beyanda bulunduğunu kendisine bildirdiğini, babasını ailelerinden uzak tutmak için çocuğun babası hakkında cinsel istismar olayını uydurduğunu, bu nedenle şüpheli hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini söylediği belirtildi. İddianamede, mağdur çocuğun ilk aşamada vermiş olduğu ayrıntılı beyanlarının samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği, olay yargıya taşındıktan ve basında yer aldıktan sonra mağdur çocuğun şikayetten vazgeçmesine itibar edilmediği vurgulandı. Ender Saraç’ın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan 12 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi.
]]>Bu hafta; Maviydi Bisikletim (Yeni Oyun), Fosforlu Cevriye, Ben Medea Değilim, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Yatak Odası Komedisi, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Zehir, Sivrisinekler, Kuğunun Şarkısı, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 25 Şubat 2024 Pazar tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Bu Haftanın Programı (21-25 Şubat 2024)
MAVİYDİ BİSİKLETİM (Yeni Oyun)
Gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemle, ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.
Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 24 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Bir önceki bölümden süre yetersiz olduğu için cezalar açıklanamamış sadece ikinci eleme adayı belli olmuştu konseyde. İkinci eleme adayı Mustafa Kemal olduktan sonra bu bölümde Acun Ilıcalı Acun Ilıcalı yarışmacıları dinledikten sonra verilecek cezaları açıkladı.
Heyecan dolu yarışmadan öne çıkanlar şu şekilde:

PINAR YAŞADIĞI TARTIŞMAYI ANLATTI
Pınar Saka, “Bugün seçmeleri yaparken birbirimizle konuşmadan iletişim eksikliği yaşadığımız bir durum söz konusu oldu ve Mavi takımın geri almak için ölüp bittiği Nefise maalesef oyun dışı kaldı.
Kendi aramızda konuşurlarken de ben hafif olduğum için seçtim bana mı yükleniyorsunuz diye Sema söze girdi. Ben ona buradaki konumuz hafiflik ağırlık değil, burada Nefise’nin oyun dışı kalmaması gerekiyordu.
Konuşmadan çıkmayalım diyoruz bunu söylüyoruz sadece ama hafiflik konusuna giriyorsan da çokta hafif değilsin dedim. Sinirlendi, sen böyle birisinin işte, senin hakkında ben biliyorum neler konuşacağımı, neler yapacağımı gibi şeyler söyleyince konuyu orada kapattık.
Sonrasında tabi çadırımıza gittiğimiz zamanda tekrar bu konu konuşuluyordu. Kızlar da tekrar biz kendi aramızda belirleyip ona göre çıkıyoruz konusu konuşuluyordu. Ona kimse bir şey söylemediği halde bana sen kes sesini, sen işine bak, sana mı soracağım?
Tarzında yaklaşımı olunca otomatikman beni tahrik etmiş oldu. Bende ona bir şeyler söylemiş bulundum.” dedi.

SEMA KENDİNİ İFADE ETTİ
Sema Aydemir, ” Kötü bir niyetim yoktu. Nefise de biliyor zaten ben Nefise’yi dışarıda bırakmak için zaten bir hamle yapmam. Zaten Gizem’le o seçseydi olay buralara gelmiyordu. Ben bunu açıklamaya çalıştım dedim ki, kiloyu konuşmuştuk ya önce üstekinin zayıf olmasını o yüzden bende
Damla’yla yakınız diye seçtim. Sende Gizem’den az değilsin dedi. Gizem’i hem boy olarak hem de kilomuz farklı bizimle. Sonra kavga başladı, işte Hürrem Sultan dönemi bitti. Artık hiçbir şey istediğin gibi olmayacak. Lohusa kadın gibi gelmişsin, bir kurdelen eksik, zorla geldin.
Birincisi ben iki ağır ameliyat geçirdim. Zaten normalde beyaz bir insanım, beyazım diye de birsürü şey söylendi. Hiç kimseye alınmadım. Him kimseye kırılmadım. Çok iyi olduğum dönemde de hiç kimseye böyle davranmadım. Kimsenin kilosuyla nesiyle böyle kırıcı konuşmadım” ifadelerine yer verdi.

‘SENDE NE DEĞİŞİM OLDU?’
Kardeşine söylenen sözlerden sonra dayanamayıp Pınar’ın üstüne koşan Seda şu ifadeleri kullandı:
Kardeşlik bağı bu hayattaki en önemli bağdır. Ayrıca biz tek yumurta ikiziyiz. Hiç kimse benim kardeşimin fiziksel görüntüsüyle dalga geçemez, laf sokamaz. O zaman bende sorarım 3 günlük gelmiş Sema, iki ameliyat geçirdi.
Antreman yaptığı süreçte yemeğini bile yapamayan kardeşime ben baktım ama sorarım ki iki aydır sen buradasın sende ne değişim oldu? O her zaman Sema Aydemir’dir. Senin kardeşliğin nasıldır bilmem, benim kardeşliğim böyle.

HAKAN HATİPOĞLU YAŞADIKLARINI ANLATTI
Hakan Hatipoğlu, “Kötü söz için her zaman üzülüyorum söylediğim zaman ama bende çok yüksekken kendimi tutamıyorum. Bugün onu düşündüm söylediğim kavga ya da tartışma anında söylediğim laflar evet kötü söz ama içeriğinde söylediğim şeyler değil.
Belki burada ağzımdan otomatikman çıkıyor. Belki karşı tarafı kırıyor. Hasar veriyor ya bi aksiyona geçmesini sağlıyor. O kelimeyi anlamıyla söylemediğimi düşünüyorum.
Belki kendimi böyle teselli ediyorum ama o lafı içeriğiyle söylemek gibi bir amacım yok. Hiç kimseye karşı, çünkü üzülüyorum.” dedi.

‘HERKESE VİTESİM BU OLABİLİR’
Ogeday, “Önce bizi izleyenlerden kendi ailemden ve onun ailesinden özür diliyorum. Çünkü bu görüntüleri vermemiz gerekiyordu. 3.sezonumdayım bu zamana kadar hiç bu noktaya gelmedim ama eğer ki benim şahsım üzerinden benim canım kanım dediğim birisine kötü söz kullanıyorlar kimse kusura bakmasın.
Herkes için söylüyorum ve kimseye yapmayacağım için söylüyorum herkese vitesim bu olabilir” ifadeleri kullandı.

YASİN VE ATAKAN ARASINDA GERİLİM
Avatar Atakan, ‘El kol sallayarak gelirsen geri dönemeyebilirsin’ dedi. Yasin’in davranışlarına cevap verdiği için de Yasin kayıtsız kalamadı. Yasin, ‘Hayırdır nereye geri dönemiyorsun’ cevabını verdi. İkili arasında küçük çaplı bir gerilim yaşansa da tatlıya bağlandı.

ACUN ILICALI CEZALARI AÇIKLADI
Hakan’a 2 ödül, Bozok’a 2 ödül, Ogeday ve Seda’ya da fiziksel çabalarından ötürü 2 ödül ceza verildi
ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyununu Mavi takım kazandı. Kırmızı takımdan konseyde en fazla Bozok’un ismi çıktı. Hakan ve Mustafa Kemal’den sonra üçüncü eleme adayı Bozok oldu.
]]>Bu müjdeyi duyan yarışmacılar sevinç çığlıkları attı. Konsey’de Hakan’ın yaptığı kural ihlalini açıklayan Ilıcalı herkesi şoke etti. Hakan yaptığı bu hata ile 3 ödülden men edildi.

DOKUNULMAZLIK KIRMIZI TAKIM’IN
Survivor’da dokunulmazlık oyununda Kırmızı takım 12-6 gibi farklı bir skorla Mavi Takım’ı yendi ve ortam bir anda gerildi. Mavi Takım’daki Ogeday ile Begüm arasında oyunu kaybedince sözlü atışma yaşandı.
Ogeday, atışlarda Begüm’ün durduğu noktaya kızdı. Begüm de “Ne alakası var sen hiç hata yapmıyor musun? 2 ay oldu diyerek beni ne yerine koyuyorsun” dedi ve kısa süreli gerginlik yaşandı.
ANKETİN SONUCU BELLİ OLDU
Acun Ilıcalı sosyal sayfasından yapılan anketi açıkladı. Ankette hangi takımın güçlü olduğu sorulmuştu. Kullanılan oy sayısı 2.5 milyon. Oylamada Kırmızı Takım daha güçlü diyen seyircilerin yüzdesi 69, Mavi Takım da 31 yüzde.
Biz yine seyirciler tarafından maalesef “eşitler” belgesini alamadık. Biz yine son bir deneme yapacağız, takımları yine seyircimize sunacağız. Sonra yine başka şeyler olacak. Bu sene seyircimizi daha fazla oyunun içerisine sokacağız. Sonra sürprizler olacak.

HAKAN 3 ÖDÜLDEN MEN CEZASI ALDI
Acun Ilıcalı “iletişim ödülü daha başlamadı ama sürprizlerimiz olacak” dedi. Ilıcalı, Hakan iletişim ödülü güzel dimi diyerek imalarda bulundu. Çok oldu mu görüşmeyeli? dedi.
Hakan’ı iyice köşeye sıkıştıran Ilıcalı ” Rio’da görüştün mü?” dedi. Hakan da “denedim” dedi. Ilıcalı “Survivor’da bu bir kural bozmaktır. Kural bozmanın çeşitleri var. Yiyecek temin etmeye çalışmak, temin etmek, iletişim vb gibi.
Yarışmacı kuralları bozmaya çalışmakla ilgili girişimlerde bulunur. Başarılı olabilir veya başarısız olabilir. Bu hırsızlık değil. Bu tamamen yarışmacının aldığı risktir. Ama biz öğrenirsek de Hakan yakın olduğum yarışmacılardan biri ama bizim için burada her yarışmacı eşit.
Dolayısıyla Rio’da eşi ile iletişim kuran Hakan’a yaptırım yapmak zorundayız. Hakan’a 2 ödülden men ve ilk iletişimden men olmak üzere toplam 3 ödülden men cezası verildi.

Hakan “Zaten çocuğa iletişim kurduruyorsunuz teşekkür ediyoruz. Yanında Gizem vardı ve kısa süreli konuşma yapabildim. Zaten konuşmamın da yüzde 80’i Survivor dışıydı. Sadece Nagihan sana ne yaptı diye sordu. Hata idi benim için ama kusura bakmayın” dedi.
YARIŞMACILAR İÇİN BÜYÜK MÜJDE GELDİ
Acun Ilıcalı “Sizlere doktorlarımız ile aldığımız bir kararı duyuracağım. Bu sezon şartlarınız açlık ile ilgili çok ağır olmayacak. Bu sene oyunlarımız ve eleme sistemimiz performansa göre. Halk oylaması da yok biliyorsunuz.
Sakatlıklarla ilgili problem yaşamamak adına size doktorlar eşliğinde proteinsel takviyeler olacak. Yarışmacılar 6 saat güneşin altında bekleyerek performans sergiliyor.
Herkesin fiziksel problem yaşamaması adına zaman zaman takviyeler olacak” dedi. Bu açıklama yarışmacılar arasında sevinçle karşılandı.

SAHRA’NIN ADA’DAN AYRILMASI
Ilıcalı “Sahra kendi isteği ile ayrıldı. Survivor, 2 kere geldim rahat geçer 3 kere geldim rahat geçer yeri değil. Burada bazı problemlerin büyümesi, iletişimsizlik, bazı arkadaşlar için yıpratıcı olabiliyor. Sahra da devam edemeyeceğini söyledi ve kendi isteği ile ayrıldı” dedi.

İLK GİTME ADAYI HAKAN OLDU
Konsey’de yapılan oylamada 7 oy çıkan Hakan 1. gitme adayı oldu. Kısa bir konuşma yapan Hakan “Takdiri ilahi, buraya performans için geldik düelloya ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Kendi performansımı görüp elimden geleni yapmaya çalışacağım” dedi.
]]>HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İbrahim K. katılırken, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu’nu avukatı temsil etti. Sanık İbrahim K. savunmasında “Tebligat dağıtımı konusunda bize herhangi bir bilgi verilmedi. Ben işe girerken sadece kargo dağıtacağımı düşünmüştüm. Ancak işe başlayınca bunun böyle olmadığını gördüm. Hülya Avşar’a daha önce de tebligat yapmıştım. Hatta bir keresinde almadığı için tebligatı muhtara bırakmıştım” dedi.
“TELAŞTAN İMZASINI ALAMADIM”
Olay tarihinde Avşar’ın adrese gittiğin, sitenin güvenlik personelinin haber verdiğini söyleyen İbrahim K., “Hülya hanımın olmadığını, kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu söylediler. Bunun üzerine icra tebligatı olduğu için tebligatı kızına yapabileceğimi bildiğimden evine doğru gittim. Yanlış hatırlamıyorsam asansör inişinde Zehra Çilingiroğlu ile karşılaştım. Acelesi olduğundan bahsediyordu. Ben tebligatı ona verdim. Bunu çok net hatırlıyorum. Telaştan imzasını almadım. Daha doğrusu almayı unuttum” diye konuştu.
“İMZAYI BEN ATTIM, KÖTÜ NİYETİM YOKTU”
Sanık yaptığının suç olduğunu bilmediğini ifade ederek “PTT’de imzasız tebligat parçasını sisteme giriş yapılamadığı için ve tebligatı bizzat Zehra Çilingiroğlu’na verdiğimden bir şey olmaz düşüncesiyle imzayı ben attım. Suç işleme kastım bulunmamaktadır. Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Kötü niyetim yoktu” diyerek beraatını talep etti.
AVŞAR’IN AVUKATI SANIĞIN CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ
Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu’nun avukatı ise sanıktan şikayetçi olduklarını ifade ederek, “Sanığın eyleminden dolayı müvekkillerim 600 bin TL’lik teminat senedi vermişlerdir. Mallarına haciz gelmiş maddi ve manevi olarak zor günler geçirmişlerdir” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti.
İMZA VE İSİM SANIĞA AİT ÇIKTI
Tebligatın üzerinde teslim alan olarak yer alan Zehra Çilingiroğlu isimli ile imzanın incelenmesi için alınan bilirkişi raporu da dosyaya eklendi. Raporda isim ve imzanın Zehra Çilingiroğlu’na ait olmadığı tamamıyla sanık İbrahim K.’nın elinden olduğu tespit edildi. Esas hakkında mütalaasını sunan savcı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etti.
HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILDI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık İbrahim K. hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan önce 2 yıl hapis cezası verdi. Sanığın duruşmalardaki davranışlarını dikkate alan heyet, cezayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına indirdi. Mahkeme, sanığın daha öncesinden hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Sanık 5 yıl içinde herhangi kasıtlı bir suç işlemezse hakkındaki dava düşecek.
]]>Hesabını ele geçirenlerden şikayetçi olan Sürmeli, sessizliğini bozdu. Yaşananlardan 2 yıllık sevgilisini sorumlu tutan Sürmeli, ortak banka hesaplarındaki paralarının da gittiğini söyledi.
“HESABIMDAKİ TÜM PARAYI BOŞALTINCA KÜSTÜM, GERİ ALMAK İÇİN DE BARIŞMIŞ GİBİ YAPTIM”
Gazeteci Birsen Altuntaş’a konuşan Ali Sürmeli, “Hesabımdaki paylaşımları 2 yıl boyunca sevgili olduğum bir kadın tarafından yapılmış olduğundan şüpheleniyorum. Bunu da zaten savcılığa söyledim.
Bizim ortak bir hesabımız vardı. Kasa almıştık. Oraya bütün çalışmışlığımdan elde ettiğim mal varlığımı koyduk, anahtarları ondaydı… Bütün mali mali işlerimden kendisi sorumluydu.
Kasayı boşaltınca ben de ona küstüm. Geldi sonra barıştık… Bugüne kadar elimde olan tüm mal varlığımı tekrar geri almak için barışmış gibi yaptım.
Oyuncu olduğum için, hayat bazen oyunculara çok yardım ediyor. Kasanın anahtarlarını ondan aldım. Sonra sosyal medya hesabının hesabımdan o paylaşımlar yapıldı” dedi.

“OĞLUM, YEĞENİM, MENAJERİM VE ARKADAŞLARIMLA İLGİLİ İDDİALAR ASILSIZ”
16 yıl önce tanıştığı Emine adındaki sevgilisinin gerçek adının Kader olduğunu öğrenen 64 yaşındaki usta oyuncu, “Benim üzüldüğüm bir şey var…
Etrafımda oğlum, yeğenim, menajerim arkadaşlarım kim varsa onları da suçlamış asılsız iddialarla… Psikolojimle ne oynamaya kalktı ama ben oynatmadım. Geçirdiğim beyin ameliyatından dolayı kontrollerim vardı.
Travma geçirdiğimi belirtip beni doktora götürdü. Doktor sakinleştirici verdi. O sakinleştirici beni çok sakinleştirdi. Bu da benim sınavım, bu iftiralar, hakaretler ama iyilik iyidir. Ben iyi tarafımdan vazgeçmeyeceğim.
Bir kadın kızınca neler yapabiliyor onu gördüm. Allah düşmanımın başına vermesin” şeklinde konuştu.
NE OLMUŞTU?
Ali Sürmeli’nin dün Instagram hesabından peş peşe yapılan paylaşımlarda ortalığı karıştıracak iddialar gündeme geldi. Sürmeli’nin Instagram hesabından yapılan ilk paylaşımda “Önemli günahlarımı itiraf etmeye karar verdim, çünkü bu suçluluk duygularımla yaşamak beni kirletiyor” denildi.
Kısa bir süre sonra yeni bir paylaşım yapılarak bu sefer de Sürmeli’nin oyuncu Didem Karataş’ı kürtaj yaptırmaya zorladığı ileri sürülerek “Torunum yaşındaydı diye çocuk istemedim. Zorla hastane ebesi kız kardeşim Gülben Sürmeli tarafından kürtaj yaptırdım” ifadelerine yer verildi.
“ALINAN PARALARIN YARISI ELDEN YARISI HESABA YATIYORDU”
Yapılan bir diğer paylaşımda ise Sürmeli’nin vergi kaçırdığı iddia edilerek “Menajerim Cem Tatlıtuğ’un kız arkadaşının adına şirket üzerinden diziler ve sinema filmleri için anlaştığım ücretin yüzde 50’si resmi olarak bana geliyordu.
Kalan yüzde 50 miktar oğlum Eren Sürmeli hesabına ve elden veriliyordu” denildi.
MENAJERLİK ŞİRKETİ: HESABI HACKLENDİ
Paylaşımların kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturmasının ardından oyuncunun menajerlik şirketinden açıklama geldi. Açıklamada Ali Sürmeli’nin telefonunu kaybettiği ve Instagram hesabı hacklenerek paylaşımlar yapıldığı söylendi.
ALİ SÜRMELİ: PAYLAŞIMLAR GERÇEKLİKTEN UZAK
Paylaşımların ardından yeni bir sosyal medya hesabı açan Ali Sürmeli, ise “Dün öğlen saatlerinde sosyal medya hesabım bazı kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirildi ve hesabından yanlış, gerçeklikten uzak paylaşımlar yapıldı.
Konu ile ilgili gerekli yerlere şikayetlerimizi yapmış bulunmaktayım. Ben göründüğü gibi işimdeyim, çalışıyorum. Sizden ricam bu paylaşım ve iftiralara itibar etmemeniz” demişti.
]]>Sinemacı Şahan Gökbakar, yazdığı ve başrolü oynadığı “Erdal ile Ece” isimli yeni filmini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Gökbakar, “Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman ‘A biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. Aynı bizim gibi’ diyeceği bir hikaye” dedi. Filmin başrolünü paylaşan Seda Türkmen de “Ece ile ortak noktam var. Aslında Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak” diye konuştu. Şahan Gökbakar, ANKA muhabirinin sorusu üzerine İliç’te ve diğer bölgelerde yaşadıkları yerleri, vatanlarını korumak için mücadele edenleri yürekten desteklediğini söyledi.
Akıllara “Recep İvedik” filmi serisi ile kazınan Şahan Gökbakar, daha önce “Celal ile Ceren” filmine benzer yeni bir projeye imza attı. Gökbakar, senaryosunu yazdığı “Erdal ile Ece” filminde Seda Türkmen ile başrolü de paylaştı. Yönetmen koltuğunda ise Şahan’ın kardeşi Togan Gökbakar’ın oturduğu filmde, bugünün evlilik ilişkilerinde sıkça rastlanan acı-tatlı çatışmalar, iniş-çıkışlar gözler önüne seriliyor. Yaşanan olayları hem kadın hem de erkek gözüyle ayrı ayrı izleyicilere aktarmaya hazırlanan aşk komedisi filmi, “diyet, kıskançlık ve östrojen” başlıkları altında üç ayrı bölüm olarak toplanda 105 dakika beyazperdeye yansıyacak. Vizyona 23 Şubat’ta girecek film eş zamanlı olarak tüm Avrupa’da da sinemaseverlerle buluşacak.
Filme ilişkin Şahan Gökbakar ve Seda Türkmen, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Gökbakar, şunları dile getirdi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“HERKESİN İZLEDİĞİ ZAMAN A BİZ DE BÖYLEYİZ, A SEN DE AYNI BÖYLESİN, AYNI BİZİM GİBİ DİYECEĞİ BİR HİKAYE”
Erdal ile Ece evli bir çiftin başından geçen komik üç tane ayrı hikayeyi izleyeceğimiz bir film. Diyet, kıskançlık ve östrojen adlı üç ayrı bölümü var. Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman a biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. aynı bizim gibi diyeceği bir hikaye. Bir karakterlerden oluşan bir film. Benim açımdan böyle.
– Celal ve Ceren filminizde bekardınız. Erdal ve Ece filminizde şu an evlisiniz. Bunları yazarken hayatınızdan esinleniyor musunuz?
“YAZARKEN KENDİ EVLİLİĞİMDEN ESİNLENİYORUM”
Yazarken kendi evliliğimden esinleniyorum tabii. Yani bu kaçırılmayacak bir şey. İnsan yaşadığı şeyleri mutlaka bir yerde kaydediyor ve hani bir şey yazarken ortaya çıkıyor. Zaman zaman çok da böyle spesifik olarak kendi eşimle yaşadığım şeyler de bazen diyorum bak bunu koyacağım filme eşim aa sakın filan diyor. Bak koyacağım, koyacağım diyorum. Öyle yazdığım şeyler oluyor. Esinleniyor insan. Bu filmde de birkaç sahnede var. Tam olarak şimdi hangisi desen belki çıkartamam ama üzerine böyle geçerken buydu buydu derim.
– Partneriniz Seda Türkmen’i seçmenizdeki en büyük etken neydi?
Vallahi kendisi çok ısrarcı oldu. Günlerce gecelerce sosyal medyadan yazmalar, kapılara gelmeler illa ben illa ben diye. Hatta birkaç düşündüğümüz aday vardı onların ayağını kaydırmaya çalıştı bu tarz şeylerle bu rolü aldı diyebilirim. ya şaka bir yana Seda (Türkmen) benim hep takip ettiğim ve bir gün beraber inşallah çalışırım dediğim yetenekte böyle bir kadın oyuncu. Komediye çok yatkın, acayip yetenekli ve doğaçlamaya çok açık bir oyuncu. O yüzden inşallah çalışırız diyordum. Bu projeye kısmet oldu. Biz kendisine teklifte bulunduk. İşte biz kendisine böyle bir şey yazdık. Sen de bunu oynamak ister misin diye. O da sağ olsun çok mutlu oldu bundan. ve ortaya böyle bir şey çıktı.
-Daha önceki projelerinizde gişe sıralamasında ilk sıralardaydınız. Bu projenizdeki gişe beklentiniz nedir?
“FİLMİN ÇEKİMİ İKİ BUÇUK, ÜÇ AY SÜRDÜ”
Yok açıkçası öyle bir gişe rakamı kafamızda. Gişe insanların ne kadar eğlendiği, ne kadar mutlu olduğu, ne kadar mutlu ayrıldığıyla çok orantılı. İnşallah bunu yakalarız diye düşünüyorum. Böyle bir rakam soruyorsan öyle bir rakam yok kafamda. Herhalde bir altı ayı bulmuştur total bütün projenin yazımı. Filmin çekimi de yaklaşık bir iki buçuk, üç ay sürdü.
-İleri de sizi televizyonda Talk Show’da veya her hangi bir dize görebilecek miyiz?
“DİZİ YAPMAK İSTEMİYORUM”
Televizyonda dizi yapmak istemiyorum. Talk Show, yok,yok. Ben arada böyle bir film yapıp böyle bakıp çıkıyorum ortama. Öyle benim durumum.
– Muğla’da cennet koyunda yaşanan gelişmeler hakkında görüşünüzü kamu oyu merak ediyor?
“KEŞKE ÜLKEMİZİN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ HUKUKLA YASALARLA KORUYUCU OLABİLSEK”
Sadece Muğla’da Cennet Koyunda değil. Yani takip ediyorum. Çok da fazla bu konuyla ilgili birçok yerde olduğuyla ilgili çok da fazla şey görüyorum sosyal medyada. Üzücü tabii. Yani keşke bizim ülkemizde aslında ülkemizin en büyük özelliklerinden biri olan bu doğal güzellikler, tabiat bu coğrafyanın en alametifarikası o. Keşke ona birazcık daha özen gösterebilsek, keşke birazcık daha hani hukukla yasaları koruyucu olabilsek ama maalesef işte her zamanki gibi para hırsı, rant, çeşitli değişik amaçlar sonucu buraya getiriyor. Ama bütün bu konuda mücadele eden, haklarını koruyan, memleketlerini korumak isteyen, yaşadıkları yeri, vatanlarını korumak isteyen insanların da yanındayım canı gönülden ve yürekten her zaman desteklerim.
– Daha önce Recep İvedik filminizde doğa katliamlarıyla ilgili çalışma yapmıştınız. Geçtiğimiz gün Erzincan’da bir felaket yaşandı. Daha önce de maden faciaları yaşandı bunun ilgili de ileri de bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
DEDİĞİM GİBİ BU BU İŞLERDE HER ZAMAN DESTEKÇİ KONUMUNDAYIM VE YÜREKTEN ONLARIN YANINDAYIM
Erzincan’da yaşanan olay çok üzücü bir olay. Bir kere orada kaybedilen yaşamların hepsine bir kere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına da baş sağlığı diliyoruz. Çok üzücü bir olay. Bu tür işler hani bizim yaptığımız işler daha mizah ağırlık. İşler belirli bir yerinden, ucundan, köşesinden tabii ki böyle konulara da değinmek de fayda var çünkü bizim seyircimiz çok büyük kitlelere ulaşabiliyor, bizim filmlerimiz. O anlamda hani Recep İvedik 7’de biraz aslında yapmaya çalıştık onu. Bu doğa katliamlarıyla ilgili bir mücadeleyi film ettik. Dediğim gibi bu bu işlerde her zaman destekçi konumundayım ve yürekten onların yanındayım. Yaşanan bu kötü olayda da kazada da herkese iyi geçmiş olsun İnşallah daha yaşanmaz böyle bir şey. Gereken önlemler alınır. İnşallah. Ama her seferinde de aynı şeyleri konuşuyoruz o da biraz üzücü tabii.
– Recep İvedik karakteri ne zaman gelecek ve yeni sorunlara nasıl hikayeler içinde çözüm bulurken göreceğiz?
“RECEP İVEDİK 8 GELECEK AMA KONUSU NE OLUR NE ZAMAN GELİR BİLMİYORUM ŞUAN”
Recep İvedik 8, ile ilgili emin olun hiç bir fikrim yok düşünmedim henüz konusu ne olur diye. Geleceği konusunda bir bilgim var. Gelecek. Ama ne zaman olacağıyla ilgili, konusu ne onu bilmiyorum şuan.,
Başarılı oyuncu Seda Türkmen ise şunları söyledi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“FİLM BİZLERİN YANSIMASI”
Benim açımdan da Şahan’ın anlattığı gibi tam olarak böyle. Yani çok keyifli bir iş. İzlerken Şahan’ında dediği gibi çok bizim yansımamız, perdeye yansımamız. Samimi, doğal bir evlilik komedisi.
“ŞAHAN GÖKBAKAR’LA ZATEN ÇALIŞACAK OLMAK AYRI BİR KONFOR YARATIYOR İNSANDA”
Yok öyle gerçekten bir de çok samimi bir proje olacağı belliydi. Daha önce işte Celal ile Ceren çok sevdim. Şahan’ın en sevdiğim işlerinden biriydi. Bir evlilik hikayesi deyince az çok da konuşunca üzerine. Zaten ilk karşılaştığımızda da hemen böyle bir aynı mizah tonunda yani aynı aynı tonda konuştuğun zaman biriyle zaten o çok iyi bir partnerlik doğuruyor. Böyle gelişti. Şahan Gökbakar’la zaten çalışacak olmak ayrı bir konfor yaratıyor insanda çalışmak. Zaten sandığımın çok daha üstünde bir büyük bir mutlulukla ayrıldım açıkçası.
– Ece ile ortak noktanız var mı?
“ECE’YLE BENİM DEĞİL BÜTÜN KADINLARIN ORTAK NOKTASI OLACAK”
Ece ile ortak noktam var. Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Hani o yüzden de böyle hani ay şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak. Çünkü belirli bazı tepkiler oluyor hepimiz de. Daha ince gördüğümüz daha çok analiz ettiğimiz vesaire. O yüzden de var tabii ki ortak yönümüz.
– Çekimler nasıl geçti? Çekerken neler yaşadınız?
“ÇEKİMLERDE ÇOK ACI ÇEKTİM GÜLMEKTEN”
Çekimlerde çok acı çektim gülmekten. Haddini aştı gülme, eğlenme kısmı. Büyük kitlendik. Bazen Togan (Gökbakar) artık ‘ne olur gülmeyin. Lütfen gülmeyin’ diye bizi uyardı. Tabii ki çok güzel anılar var içinde. Çok güzel iki ay geçirdim o sette. Sayelerinde. Çıkan şey de çok güzel oldu bence. Film çok güzel oldu.
– Yeni projeleriniz var mı?
“OLABİLDİĞİMİZ HER YERDE OLMAKTAN ZİYADE OLDUĞUMUZ YERDE İYİ İŞ YAPMAK EN ÖNEMLİSİ”
İki tiyatro oyunum var. ‘Hakikat elbet bir gün. ve İzdirap korusun’ diye. Bir sinema filmim. Aslında sinema filmi geçen sene çekmiştik. Bir de televizyon dizimiz var. ‘Sandık kokusu’. Yani hepsi aynı anda denk geldi. Aslında denk gelmedi de. Amin diyelim bu dönem için. Çalışacağız tabi ne yapacağız başka yani? Hani oyunculuk alanlarımız belli. Olabildiğimiz her yerde olmaktan ziyade olduğumuz yerde iyi iş yapmak en önemlisi. Elimizden geleni yapıyoruz”.
]]>
Serhat Tekin’in “Emre Altuğ hiç değişmiyor. Nedir bunun sırrı? Bir estetiğiniz var mı?” sorusuna, Emre Altuğ ” Anne ve babamın genetiği diyebiliriz. Estetiğim yok.
İlerleyen zamanlarda belki düşünürüm ama benim bir diğer işim olan oyunculuk maalesef estetik operasyon kaldıran bir meslek değil. Doktor arkadaşım dolgu, botoks yapmak istediği zaman ‘Hayır’ diyorum. Vitamin iğneleri yapıyor bazı zamanlar. Hepsi o kadar.” cevabını verdi.
Estetik bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz
“Erkek şarkıcıların estetiklerine yapılan eleştirilere yorumunuz nedir?” sorusuna,” Kim kendini nasıl iyi hissedecekse yaptırabilir. Bu bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz.
Yargılamaya karşı bir insanım. İnsan neyi istiyorsa yaptırmakta özgürdür.” cevabını veren Emre Altuğ, estetiğe karşı olmadığını söyledi.
Çapkın değilim
Programda ‘Yalı Çapkını’ dizisinde çapkın bir karakteri canlandırıyorsunuz. Normal hayatta da çapkın mısınız? sorusuna Emre Altuğ,” Çapkın değilim. Çapkınlık yapmaya ihtiyaç duymadım çok şükür.
Yapı olarak böyle bir şeyin peşinde koşan bir adam değilim. Çapkınlık bir mesai ister. Ben böyle bir şeye dediğim gibi hiç ihtiyaç duymadım. Hayatımdan memnunum.” cevabını verdi.
Aşık olmayı zaman zaman özlüyorum
Programda Serhat Tekin’in ” Yalnız mısınız? Bir ilişkiniz yok mu?” sorusuna Emre Altuğ, ” Evet yalnızım. Bu durumu seviyorum da. Yalnız olmayı, evde yalnız vakit geçirmeyi, yalnız yemek yemeyi seviyorum. Kendimle ilgili düşünmeyi seviyorum.
Arkadaşlarımı görmek istediğimde onlarla görüşüyorum. Benim bu konuda çok bir şikayetim yok. Ama zaman zaman aşık olmayı özlediğimi söyleyebilirim. Güzel bir duygudur o. Aşkın senin yükselttiği, ayaklarını yerden kestiği, biraz gerçeklikten uzaklaştırdığı o ilk dönemi özlüyorum zaman zaman.” cevabını verdi.
Serhat Tekin’in ” Emre Altuğ aşkın hakkını verebildi mi?” sorusuna Altuğ, ” Aşık oldum mu veririm tabi ki. İyi bir aşığımdır.” cevabını verdi.
Mert Ramazan Demir kardeşim gibi
Serhat Tekin’in ” “Yalı Çapkını” dizisinde oğlunuzu oynayan Mert Ramazan Demir ile normal hayatta görüşüyor musunuz?” sorusuna ” Evet görüşüyoruz. Biz çok güleriz.
Mert benim çok küçüğüm, kardeşim gibi oldu. Hayata bakış açıları yakın insanlarız. Sette de çok eğleniyoruz.” cevabını veren Emre Altuğ, ekibin kendisini sahnede sık sık izlemeye geldiğini söyledi.
Dışarıda olmayı artık sevmiyorum
Serhat Tekin’in “Biraz asosyallik var mı sizde?” sorusuna Emre Altuğ, ” Son yıllarda var. Sıkıldım. Çok dışarı çıktık, gezdik, eğlendik. Son yıllarda sahnede olmadığım zamanlar dışarıda olmayı sevmiyorum.
Kalabalıklar içerisinde olmayı çok sevmiyorum. Yakın arkadaşlarımla yemek yemeyi, sohbet etmeyi tabii ki çok seviyorum ama eskisi gibi çıkalım eğlenelim coşalım gibi bir duygu yok içimde.
Herhalde yaşımın ve doymuşluğun getirdiği bir durum var. Dışarısı çok değişmiyor. Hatta bizim zamanımızda daha keyifliydi.” cevabını verdi.
Şevket Altuğ babam değil
Programda ” Hakkınızda dolaşan şehir efsanesi var mı?” sorusuna Emre Altuğ, ” Bence en büyük şehir efsanelerinden biri Şevket Altuğ’un oğlu olduğumdur.
Hatta bir seferinde radyocu bir arkadaş o kadar emindi ki oğlu olduğumdan, değilim dememe rağmen benden nüfus cüzdanımı görmek istemişti. Kendisine ” Ben bir diş hekiminin oğluyum. Babamın adı Tuncer Altuğ.
Şevket Altuğ’un oğlu olmak da eminim çok güzel bir duygu olurdu ama babamdan memnunum.” demiştim.” cevabını verdi.
Çıplaklıktan çekinen bir adam değilim
Serhat Tekin’in son çıkardığınız ” “Ne Ala” şarkısının video klibinde üstsüz olmanız bazı kişilerce eleştirildi. Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Emre Altuğ,” Ben çıplaklığı seven bir adamım. Çıplaklıktan çekinen biri değilim. Kaldı ki o klipteki bir çıplaklık da değil. Bir saflık ifadesi anlatmak için yapılan imajinasyondu. Ben bugüne kadar sağdan soldan gelen bu tip eleştirileri çok takmadım biliyorsun. ” cevabını verdi.
]]>Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Oyuncu kadrosuna da değinen Oğuz, “Onlar beni seçti. İnandılar bana. Beraber yürüdük.” ifadelerini kullandı.
Yapımda Fenerbahçe’nin kurucu üyesi ve efsane kaptanı Galip Bey’i oynayan Kubilay Aka, gurur duydukları bir iş yaptıklarını söyleyerek, “Fenerbahçe takımı 100 yılı aşkındır kötü hiçbir şeye bulaşmamış ve Atatürk’ün izinden gitmiş bir takım. Gururla setteydim, oradaydım. İyi ki de oradaydım. Ağabeylerimle bütün arkadaşlarımla çok eğlendik. Hem çekerken bizim eğlendiğimiz hem de gerçekten saygı duyduğumuz bir iş oldu. O yüzden güzel, unuttuğumuz duygularla baş başa kalacağımızı düşünüyorum, izlerken.” diye konuştu.
– “Kariyerimde manevi değeri en yüksek iş”
Fenerbahçe başkanı rolünü üstlenen Nejat İşler, filmin renginin sarı lacivert olduğunu vurgularken, tek bir sahnede yer aldığını kaydeden Birce Akalay ise “Tek bir sahne ama umarım hakkını verebilmişimdir.” dedi.
Oyuncu Yiğit Özşener de kariyerinde manevi değeri en yüksek iş olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Bir memlekette çok özel şeyler yapacak, çok büyük başarılara imza atacak, çok farklı insanlar bulunabilir ama önemli olan onunla beraber yürüyebilecek, aynı yöne bakabilecek, onunla koşabilecek insanları bulabilmek. Bu bir Mustafa Kemal filmi değil, Mustafa Kemallerin filmi. Dolayısıyla filmi seyrettikçe Mustafa Kemalleri, kurtarıcı beklemeyenleri, kendisini kurtarıcı kabul eden, kendisinde o gücü bulan insanları göreceksiniz.”
Oyuncu Timuçin Esen de güzel bir ekiple çalıştıklarını aktararak, “Güzeldi bu filmin içinde yer almak, bir Fenerbahçeli olarak özellikle, başka bir değeri var. Güzel bir film çıktığını düşünüyor, ümit ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Vera” karakterini canlandıran oyuncu Gonca Vuslateri, çok kıymetli bir hikayede çok kıymetli bir rolü kendisine verdiği için yönetmen Abdullah Oğuz’a teşekkür etti.
– “Biz sahada yapalım işimizi”
Fenerbahçeli futbolcu İrfan Can Kahveci, hem Türkiye’nin hem de Fenerbahçe tarihinin en önemli günlerini anlatan filmin galasında olduklarını belirterek, “Biz de çok heyecanlıyız. Çok özel oyuncular var kadroda, bazıları da arkadaşlarımız. Onlar olunca ayrı bir heyecanlıyız. Bütün detayları izlemek için sabırsızlanıyoruz. Kubilay Aka’yla sürekli konuşuyoruz. Nejat abimiz de sürekli maçlara geliyor. Kulübümüzün ve ülkemizin en önemli olaylarından birisini izlemek için geldik.” diye konuştu.
Kendisi için futbol oynamanın önemine değinen Kahveci, Çaykur Rizespor maçına işaret ederek, “Biz sahada yapalım işimizi. Önümüzdeki her maçı kazanmak istiyoruz. Sahaya çıkıp elimizden geleni yapacağız.” dedi.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ da hayırlı olsun temennisinde bulunarak, “Filmi heyecanla ve merakla bekliyorum. Güzel bir film olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
2023’te oynadıkları müsabakalardan başarıyla çıkan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın yaz mevsiminde yapılacak olimpiyatlarda altın madalya kazanması durumunda filminin çekilip çekilmeyeceği yönündeki soru üzerine Üstündağ, şunları aktardı:
“Bizim belgeselimiz çekiliyor. Her yıl çıtanın nereye çıktığını görüyoruz. Bu belgeseli yaptık. Olimpiyatlarda altın madalya gelirse, hiçbir ülkeye nasip olmayan, Avrupa Şampiyonluğu, Milletler Ligi şampiyonluğu, namağlup olimpiyat elemeleri şampiyonluğu kazanılmış olacak. Böyle bir durumda film neden çekilmesin, tabii ki çekilir. (Filmde) Ben oynamam. Ben sahada dahi oynamadığıma göre, filmde de oynamam. Sizin gibi merakla bekler ve seyrederim.”
– “Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor”
Fenerbahçe Kulübü Eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Fenerbahçe Kulübü Eski Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük de filmi heyecanla beklediğine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Fenerbahçe’nin kuruluşu, ülkemizin o dönemde içinde bulunduğu zor şartlar, Çanakkale savaşları, ardından Kurtuluş Savaşı… O dönemde futbolcular askere alınarak savaşa katıldı. Anadolu’ya silah kaçırdılar. Sonra da Harington Kupası’nı kazanarak ülkemize sevinç kattılar. Lozan müzakereleri sırasında, bu galibiyet oradaki heyete büyük moral verdi. Bu film Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor.”
Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk yarışına da değinen Küçük, “Lig yarışında Fenerbahçe inşallah ipi göğüsleyecek. Temennimiz o.” dedi.
Fenerbahçe Eski Yöneticisi ve Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran ise “Burada olmak da böyle bir filmin yapılmış olması da gurur verici. Hep beraber keyifle izleyeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Süper Lig ve TFF 1. Lig’in yayın haklarıyla ilgili Saran Holding’in ihaleyi alıp almayacağına dair yöneltilen, “Yayın haklarını almak istiyor musunuz?” sorusuna ise Saran, “İnşallah. Onu sonra konuşalım. Bu gece Fenerbahçe gecesi.” cevabını verdi.
Saran, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un haziran ayında gerçekleştirilecek seçimli genel kurulda aday olmayacağını açıklaması üzerine kendisinin Fenerbahçe başkanlığına adaylığıyla ilgili olarak “Ali Bey, Divan Kurulu’nda gerekeni söyledi. Bu gece film için buradayız.” diye konuştu.
Galaya katılanlar arasında Ali Koç’un yanı sıra Fenerbahçeli yöneticiler, sporcular ve ünlü oyuncular da yer aldı.
– Film hakkında
“Zaferin Rengi”, 1919’da işgal altındaki İstanbul’da düşman kuvvetlerine karşı örgütlenerek Anadolu’da başlatılan direnişin hikayesini, General Harington Kupası etrafında kurgulayarak beyazperdeye taşıyor.
Yarın vizyona girecek filmde Kubilay Aka, Gülper Özdemir, Nejat İşler, Timuçin Esen, Yiğit Özşener, Gonca Vuslateri, Yılmaz Adam Bayraktar ve Birce Akalay rol aldı.
]]>TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen dizinin ilk bölüm izlemesine, TRT yönetimi, dizinin yapımcısı Cemil Cengiz, yönetmen Metin Balekoğlu, dizinin başrol oyuncularından Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Ushan Çakır, Özgür Çevik ve Gizem Güneş katıldı.
Kül Masalı, Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı’nın, yoksul ve mütevazi bir geçmişten gelen Özge ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenmelerini ve evliliklerindeki gizemi konu alıyor.
Etkinlik önce AA muhabirine konuşan oyuncu Sevda Erginci, modern bir Kül Kedisi hikayesi anlattıklarını belirterek, “Bütün karakterlerin daha gerçekçi ve kusurlu olduğu bir Kül Kedisi hikayesi. Özge, Bursa’da kardeşi ve kendi için verdiği mücadeleden aşık olduğu adam için İstanbul’da zorlu bir hayata atılıyor.” dedi.
“İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız”
Oyuncu Gökhan Alkan, kendi karakterinden bahsederek, “Birini sevmenin akılla, mantıkla alakalı olmadığını, gönülden, yürekten olduğunu ve onu hesaplayamadığımızı bize gösterecek ve anlatacak bir karakteri canlandırıyorum. Herkesin gerçek olduğu bir hikaye. İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız.” ifadelerini kullandı.
Oyuncu Başak Gümülcinelioğlu da bir aşk hikayesinin yanında seyircinin her bölüm bir olay örgüsünü geçmiş, gelecek ve bugünle harmanlayabileceği bir işe imza attıklarını söyledi.
Gümülcinelioğlu, izleyiciyi karakterlerin net iyi ya da kötü olmadığı bir dizi beklediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Herkesin gerçekten sorunları, soruları ve gerçekten niyetleri ve aşkları olduğu bir iş aslında bu iş. Dolayısıyla her karakterin kişisi kendini çok severken bir yandan da herkese hak verdiğimiz bir hikayemiz var. Bugün başlıyoruz. Bu yolculukta da bize eşlik etmelerini çok istiyoruz.”
Oyuncu Berfu Öngören ise dizide “Süreyya” karakterine hayat verdiğini ifade ederek, “Sürprizli bir karakter, atacağı adımı çok kestiremiyoruz. Süreyya kendi hırslarına kapılan ve hırsları tarafından yönetilen bir karakter. Yaşadıkları olay sebebiyle Özge’nin peşine düşüyor. Bundan sonrasını zaten izleyip göreceğiz. Çok heyecanlıyız, bekliyoruz.” diye konuştu.
Yönetmen koltuğunda Metin Balekoğlu’nun oturduğu, hikayesini Nesrin Aytamay, senaryosunu ise Sılan Aras Erdem ve Filiz Küçük Yücel’in kaleme aldığı dizinin oyuncu kadrosunda, Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Hülya Darcan, Ushan Çakır, Özgür Çevik, Gizem Kala ve Gizem Güneş gibi başarılı isimler yer alıyor.
Perşembe akşamları TRT 1’de izleyiciyle buluşacak dizinin konusu ise şöyle:
“Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı (Gökhan Alkan), yoksul ve mütevazı bir geçmişten gelen Özge (Sevda Erginci) ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenirler. Özge yaklaşık 6 yıldır bir restoranda aşçılık yapmaktadır. Özge’nin Arat’ın ailesinin yaşadığı konağa gelin olarak girmesi onu bir anda bir aşk masalından entrikalarla dolu bir dünyaya sokar. Kocasının geçmişinden gelen öfke patlamaları, Özge’nin kız kardeşi Behiye’nin (Gizem Güneş) zenginlik ihtirası ve Arat’ın şaibeli şekilde ölen eşi Jale’nin (Başak Gümülcinelioğlu) peşini bırakmayan gölgesi Özge’nin bu zorlu yolculuğunu daha da karmaşık hale getirir.”
]]>Özellikle büyük platformlar, reklamcılık ve kişiselleştirilmiş içerik sunma amacıyla geniş kapsamlı veri toplama işlemleri gerçekleştiriyor.
Bu uygulamaların, kullanıcı gizliliği ve veri koruması konularında da sık sık eleştirildiğini görüyoruz.
Son yıllarda, özellikle Facebook kişisel verilerin kötüye kullanımı ve gizlilik ihlalleri nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kaldı.
Hem Google Play Store’da hem de App Store’da verilerinizi toplayıp, çeşitli amaçlar için kullanan binlerce uygulama var.
Üstelik en çok veriyi, genellikle kullanıcıların en fazla kullandığı uygulamalar topluyor.
En çok ücretsiz uygulamalar veri topluyor
ücretsiz uygulamaların veri toplama olasılığı, ücretli uygulamalara göre 7 kat daha fazla.
Aynı zamanda popüler uygulamalar, pek fazla bilinmeyen uygulamalara göre 6 kat daha çok veri topluyor.

Hangi veriler toplanıyor
Şirketlerin toplayabileceği veri türleri; adınız, doğum tarihiniz ve e-posta adresiniz olabileceği gibi; evcil hayvanlarınız, hobileriniz, boyunuz, kilonuz ve hatta neler yapmaktan hoşlandığınız gibi daha detaylı da olabiliyor.
Platformlar, bu verileri çoğunlukla hedeflenen reklamcılık faaliyetleri için kullanıyor.
En fazla veri toplayan uygulamalar
Mesajlaşma ve görüntülü arama kategorisinde en fazla veriyi Facebook Messenger topluyor. Bu kategoride en az veri toplayan uygulama ise Cisco Webex Meetings.
Sosyal medya uygulamaları arasında da veri rekoru yine Facebook’a ait. Koronavirüs döneminin popüler sesli konuşma uygulaması Clubhouse ise en az veri toplayan sosyal medya uygulamalarından biri.
Ödeme yöntemleri arasında en fazla veriyi PayPal topluyor. En az veri ise MoneyGram’da depolanıyor.
Video izleme siteleri arasında en fazla veri, Google’ın popüler uygulaması YouTube’da toplanıyor.
İnternetten alışverişte Amazon en çok veriyi depolarken, Etsy listenin sonunda yer alıyor.

iOS’ta en çok veriyi YouTube ve TikTok topluyor
iOS’ta yapılan araştırmaya göre 14 ağ bağlantısı ile YouTube ve TikTok, en çok kullanıcı verisi toplayan sosyal medya platformlarının başında geliyor.
YouTube, kullanıcıların çevrimiçi arama geçmişi ve konumu gibi kişisel verilerini izliyor ve bu verileri kişiselleştirilmiş reklamlar için kullanıyor.
TikTok ise çerezler yardımıyla kullanıcıların tarama geçmişleri hakkında bilgi topluyor ve bu bilgileri reklam şirketlerine gönderiyor.
TikTok, daha öncesinde de bazı kişisel kullanıcı bilgilerini Çin’de bulunan sunuculara ilettiği iddiaları nedeniyle tartışılmıştı.
Android’de zirvede Meta uygulamaları var
Incogni’nin bir araştırmasına göre, Android ekosisteminde en fazla veriyi Meta’ya bağlı Facebook, Messenger ve Instagram gibi uygulamalar topluyor.
Her ne kadar bu uygulamalar neredeyse tüm verileri toplasa da çok azını başkalarıyla paylaştıklarını söylüyorlar.

Nelere dikkat etmeniz gerekiyor
İndirmeden önce her uygulamanın topladığı bilgileri araştırın. App Store’da uygulamaya tıklayıp Uygulama Gizliliği bölümüne gidip Ayrıntıları Gör’e tıklamanız yeterli.
Android kullanıcıları uygulamayı Google Play Store’da bulabilir, üzerine tıklayıp Veri Güvenliği’ni seçebilir.
Bir uygulamayı yüklemeden veya güncellemeden önce uygulama izinlerini gözden geçirin. Bazı uygulamalar kameranıza, mikrofonunuza, konumunuza, kişilerinize veya diğer hassas verilerinize erişim isteyebilir. Gereksiz veya uygulamanın işlevselliğini ihlal ettiğini düşünüyorsanız bu izinleri reddetmeyi veya iptal etmeyi seçebilirsiniz.
Çevrimiçi gezinirken veya alışveriş yaparken VPN kullanın. VPN (sanal özel ağ), internet trafiğinizi şifreler ve IP adresinizi gizleyerek üçüncü taraf şirketlerin çevrimiçi etkinliğinizi izlemesini ve verilerinizi toplamasını zorlaştırır.
Önbelleğinizi ve çerezlerinizi düzenli olarak temizleyin. Önbellek ve çerezler, tarama geçmişiniz, tercihleriniz ve oturum açma ayrıntılarınız hakkında bilgi depolayan dosyalardır.
Ayrıca reklam verenler ve izleyiciler tarafından çevrimiçi davranışınızı izlemek ve sizi reklamlarla hedeflemek için de çerezleri kullanılabilirler. Önbelleğinizi ve çerezlerinizi tarayıcı ayarlarınızdan temizleyebilir veya bunları saklamayan özel bir tarama modunu kullanabilirsiniz.
Kişiselleştirilmiş reklamları ve veri paylaşımını devre dışı bırakın. Bazı uygulamalar ve web siteleri size kişiselleştirilmiş reklamları ve üçüncü taraf şirketlerle veri paylaşımını devre dışı bırakma seçeneği sunabilir.
Bu, sizi reklamlarla hedeflemek için toplanan ve kullanılan veri miktarını azaltabilir. Bu seçenekleri genellikle uygulama veya web sitesi ayarlarında, gizlilik politikasında veya hizmet koşullarında bulabilirsiniz.

Uygulamaların sizi takip etmesini nasıl engellersiniz
iPhone’larda istediğiniz zaman uygulamanın eylemlerinizi takip etmesine izin verebilir veya verdiğiniz izni geri alabilirsiniz.
Gizlilik ayarlarına giderek eylemlerinizi takip etmek isteyen uygulamaların listesini görebilirsiniz.
Ayarlar > Gizlilik ve Güvenlik > Takip Etme’ye gidin.
Belirli bir uygulama için takip iznini kapatmak veya açmak üzere dokunun. Dilerseniz bu özelliği tamamen kapatabilirsiniz.

Android telefonlarda ise uygulamalara verdiğiniz izinleri kapatabilirsiniz. Bunun için şu adımları izleyin:
Ayarlar uygulamasını açın. Uygulamalar’a dokunun.
Değiştirmek istediğiniz uygulamaya dokunun. Uygulamayı bulamıyorsanız Tüm uygulamaları göster’e dokunun.
Ardından uygulamanızı seçin. İzinler’e dokunun.
Uygulama için herhangi bir izni onayladıysanız veya reddettiyseniz burada görebilirsiniz.
Bir izin ayarını değiştirmek için izne dokunun, ardından İzin ver veya İzin verme’yi seçin.

Bu hafta; Ayak Bacak Fabrikası (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun), Yaftalı Tabut, İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Ay, Carmela!, Godot Geldi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Oscar, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.
Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (14-18 Şubat 2024)
AYAK BACAK FABRİKASI (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun)
İnsanlık tarihi boyunca ezenlerin, ezilenler üzerinde kurduğu otorite, baskı ve kandırmacanın değişmediğini vurgulayan oyun, bilinmeyen bir ülkede geçiyor ve aslında çok iyi bilinen bir konuyu, çarpıcı bir anlatımla ele alıyor.
Sermet Çağan’ın yazdığı, Murat Karasu’nun yönettiği oyunda Ali Eyidoğan, Hakkı Kuş, Ecren Can Serim, Korel Cezayirli, Zafer Ergül, Başak Boran Oksal, Mustafa Kılıkçı, Özlem Boyacı, Serhat Onbul, Nigar Berktin, Ceyda Çınar Onbul, Onur Birgi, Ahmet Barut, Kutan Gökkaya, Sinan Aktezcan, Emel Alnady rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
İKİ EFENDİNİN UŞAĞI
Pantolone, kızı Dottore’yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone’nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi’nin bu törene gelmesiyle işler karışır.
Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte’nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino’nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni’nin yazdığı Aslı Öngören’in yönettiği oyunda Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır.
Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir…
Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK
Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.
Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 17 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada,
sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Survivor’da zaman ilerledikçe çekişme ve heyecan doruklara ulaştı. Oyunda Ogeday ile Yunus Emre bir kez daha gerginlik yaşadı.
Dokunulmazlığı da kaybeden Kırmızı Takım’da sinirler iyice gerilmiş durumda. Mavi Takım’da Oyun esnasında Gizem’in kafasına yanlışlıkla Aysu’nun dirseği geldi ve kaşı açıldı.
DOKUNULMAZLIK MAVİ TAKIM’IN
Başa baş geçen mücadelede Mavi Takım oyun finalinde 12-8 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığın sahibi oldu. Büyük sevinç yaşayan Mavi Takım’da dokunulmazlık sembolünün sahibi ise Poyraz oldu.

Söz alan Yunus Emre “Bugün oyunu kaybettik ama arkadaşlarım elimden geleni yaptı. Issız bir adada sessiz bir gecede Allah’a sığınırım Ogeday beyefendi.
Bugün iyisin yarın düşeceksin. O suratın kireç gibi olacak oyun kaybettiğinde. Ben o takımdayken her zaman yensem de yenilsem de centilmen davrandım, sevdim. Bu takıma gelince aynı sempatikte olamıyorum.
Beni şurada oyun kenarında yakalayıp el hareketi yapıyorsun. Balıksan sana her şeyi hatırlatamam. Bende kurt gibi hafıza var” dedi.

Cevap veren Ogeday “Sen bence benle hiç konuşma zararlı çıkarsın. Sen üslubunla terbiyeli konuşsan hiçbir şey olmayacak. Atakan abin geldi onunla tartışıyoruz biz tatlı-sert ondan öğrenebilirsin.” dedi.
GİZEM’İN KAŞI AÇILDI
Gizem “Aysu bilerek yapmadı. Hiç önemli değil geçecek. Sadece gözümde bir baskı var. Dikiş atılacak, onunda dışında iyiyim” dedi.

KIRMIZI TAKIM NEDEN KAYBETTİ?
Acun Ilıcalı ada konseyinde sordu: Kırmızı Takım neden kaybetti? Sözün verildiği Sercan “Bugün bana sıra gelmedi. Takımın yeni gelen arkadaşlar adına zamana ihtiyacı var fakat çok fazla zamana ihtiyacı yok. Kalitelerini en başında gösterdiler.
Çok kısa zamanda alışacaklarını ve takıma katkılarını devam ettireceklerini düşünüyorum. Bazen ayrışmalar olabiliyor. Birlik olursak iyi bir ivme yakalarız” diye düşünüyorum dedi.
Merve de “Yeni klanların gelmesiyle pozitif bir enerji oluştu. Karşı takımla tartışmalar oluyor ve bu tartışmaların kısa sürmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık tartışma görmek istemiyorum.
Bugün de kaybettikten sonra bir tartışma olunca bir mutsuzluğa dönüşünce artık yeter oyuna dönelim oyun kazanalım dedim. Herkes sağ olsunlar oyuna döndü.
Fikir ayrılıklarımız var bu doğru. Ama birbirimizi huzursuz edecek derece değil. Bazı şeyleri konuşarak hallediyoruz artık” dedi.
YUNUS EMRE İLE ORTAM YİNE GERİLDİ
Acun Ilıcalı “Şu net bir şekilde görülüyor ki Yunus Emre’ye uyarılarımın çok bir önemi yok. Oyun kaybedip karşı takıma sürekli sataşan, üslubuyla söylediği sözlerle, programın içerisinde sanki kontrolsüz biri.
Her gün bir sebep bulan, Geçen de söylemiştim, benim çok ümidimin olmadığı, devam etme ihtimalini çok görmediğim bir yarışmacı. Sözü şimdi ona verelim” dedi.
“UYMUYORSA HİÇ PROBLEM DEĞİL”
Söz alan Yunus Emre “Ben bu adamlarla hepsiyle yarıştım. Hepsiyle de yendim yenildim. Özgür abiyle de yarıştım Ersin abi de vardı. Hiçbirisine saygısızlık yaptım mı?
Oyun alanında hareketler yapan bir arkadaş var mıydı burada. Ben de seviyeli bir şekilde yarışmamı sürdürdüm. Ogeday beyefendi ben ne zaman bir kazanç sağlasam döndüm takımımla sevindim. Dönmüş bana ‘seni garanti sayım yaptım’ falan, hayırdır.
Sen kimi nerede oynatıyorsun. Yani ben adamına göre muamele yaparım. Seviye oraya inerse ben daha da alçalabilirim Acun abi. Uymuyorsa bu programa hiç problem değil.
Sizinle burayı paylaşmak çok güzeldi. Sizleri çok seviyorum. Yapacak bir şey yok abi” dedi.
“DAVRANIŞ ŞEKLİN UYMUYOR BİZE”
Acun Ilıcalı da bu sözlerin üzerine Yunus Emre’ye “Davranış şeklin uymuyor bize” dedi.
Ogeday da “Yunus Emre ile biz helalleştik, Dostuz yani, ben ona yükseldim, o bana yükseldi. O benden ben ondan birbirimizden özür diledik. Bir kez daha özür diliyorum kendisinden. Kendi aramızda toparladık ve bir daha da böyle bir şey yaşamayacağız abi” dedi.

Ilıcalı “Daha önce defalarca uyardığım Yunus Emre bu şekilde abuksubuk laflar kullanamaz. Kendini haklı görebilirsin. Ben de diyorum ki; BİZE NE. Ne yapacaksın yani birisi bir şey deyince birini mi döveceksin. O zaman birisi bir şey deyince git ona saldır. Bana böyle dediler şöyle dediler…
Ben seni severim. Bu konu senle benim aramdaki sevgi konusu değil. Senin aşırı derece tehditler saydırman. Duelloya çıksan çıktığın adama saldırıyorsun.
Bugün konuşmaların son derece kabul edilmez. Her dakika tehditler yapıyorsun. Seni şöyle yaparım böyle yaparım. Burası senin tehdit alanın değil” dedi.
3 ÖDÜL CEZA DAHA
Acun Ilıcalı Yunus Emre’ye “Sana 3 ceza daha veriyoruz. Cezandan 3 kalmıştı 3 daha ekliyoruz. Bir daha yaparsan 5 daha vereceğiz. Bir daha yaparsan 5 daha verilecek. Seni de burada zorla tutmuyoruz” dedi.

4. ELEME ADAYI BELLİ OLDU
Konseyde yapılan oylamada Aleyna 4, Gizem 4, Nagihan 2, Merve 2 ve Nefise 2 oy aldı. Bu durumda takım kaptanı Sema eleme adayını belirledi. Sema bir ismi düelloya yolladı. Takım kaptanı olan Sema “Biz direkt dokunulmazlık oyunlarına geldik.
Şu an bir söz hakkımız yok. Şimdi çok alakasız bir şekilde tam da kader kararı bana kaldı. O yüzden Gizem oynadı Aleyna oynamadı. Gizem’in düelloya girmesini istemediğim için, Aleyna diyorum” dedi. Böylelikle Aleyna 4. eleme adayı oldu.
EŞLEŞMELER DE BELLİ OLDU
Eleme adayları; Aysu, Pınar, Sahra ve Aleyna. İlk eşleşme Pınar ile Sahra arasında. İkinci eşleşme ise Aleyna ile Aysu arasında olacak.
]]>Kırmızı takımda konseyde en çok takım kaptanı olan Pınar Saka’nın ismi çıktı. Bu bölümde Özgür’ün de kendi adını yazdığını öğrenen Pınar yerle bir oldu. Nagihan ve Nefise nasıl böyle bir şey olduğuna inanamadı.
Dokunulmazlık oyununda fark geldi. Üçüncü eleme adayı belli oldu. Nefes kesen yarışmadan öne çıkanlar şu şekilde:

‘GÖZ GÖRE GÖRE SUSTUKLARIMI KULAK DELE DELE HATIRLATACAĞIM’
Merve Aydın konseyde en fazla Pınar’ın adının çıkması hakkında değerlendirmede bulundu. Aydın şu ifadeleri kullandı:
Dünkü konseyde Pınar’ın adı çıktı. Buna çok şaşırdığımı söyleyemeyeceğim açıkçası. Son dönemde çok fazla gerilim yaşadık, çok fazla strese girdik.
Çok fazla kavga, çok fazla kaos var. Bana göre baktığımda genel olarak kaosların sebebinin başlangıçlarının nedense Pınar olduğunu düşünüyorum. Şu an gözlemdeyim.
Sadece Pınar’ı gözlemliyorum. Her yaptığı hareketi gözlemliyorum. Bu demek değildir ki konuşmayacağım. Göz göre göre sustuklarımı zamanı geldiğinde kulak dele dele hatırlatacağım.
Bunun altını çizmek istiyorum. Adının çıkmasına neden bu kadar şaşırıyor, anlamış değilim. Oyundaki dengeyi, dinamiği bozabiliyor. Bunu herkes görüyor ki yazıyor.

AĞLAYARAK İÇİNİ DÖKTÜ
Pınar Saka önceki dokunulmazlık oyunundan sonra gittikleri konseyde adının çıkmasından çok Özgür’ün onun ismini yazmasına kırıldı. Özgür takım kaptanıyken, takım arkadaşları tarafından yazıldığına Pınar ve Nagihan ona çok fazla destek olmuş, Özgür’e haksızlık yapıldığını ifade etmişlerdi.
Ondan ötürü Pınar takım kaptanı olduğu sırada Özgür’ün onu yazması çok yaraladı.

Nagihan ve Nefise böyle bir şeyin gerçekleştiğine inanamadı. Pınar Saka, “Yemin ederiyorum üzüntüden falan değil. Kırgınlıktan ağlıyorum. Hiç bu kadar sırtımdan bıçaklandığımı hatırlamıyorum’ dedi.

EŞLEŞME SIRASINDA GERİLİM
Kırmızı takımda dokunulmazlık oyunu öncesinde Nagihan ile Aleyna arasında ipler gerildi. Aleyna’nın ‘Kırmamız lazım’ Nagihan, ‘Kır o zaman’ diyerek katıldı.
Aleyna Kötü bir şey mi söylemedim diye sorarak Nagihan’ın neden böyle tepki verdiğini anlayamadı. Nagihan da ‘Karışma sen de, seç o zaman’ cevabını verdi. İkili arasında yapıcı olamama tartışması yaşanırken takım arkadaşlarının araya girmesiyle tartışma son buldu.

YASİN SAKATLANDI
Dokunulmazlık oyununda Yasin ile Mustafa Kemal yarıştığı esnada Yasin parkurda koşarken feci şekilde yere düştü.
Takımlar arkadaşları hızlı bir şekilde yanına geldi, doktor müdahale etti. Yasin arkadaşlarının desteğiyle kenara geldi.

ATAKAN, YAMAN’A PATLADI
Dokunulmazlık oyununda sona yaklaşırken Hakan ile Yunus Emre arasında gerginlik yaşandı. İlk başta ikili yatıştırmak için olay yerine giden Atakan, Hakan’la girdiği ikili iletişim sonrası sinirlendi.
Atakan’ı sakinleştirmek için Hilmi Cem ile Yaman tutarak uzaklaştırmaya çalıştı. Avatar Atakan, Yaman’ı iterek ‘Beni bırak… Bana kimse dokunmasın’ dedi.

KAZANAN TAKIM
Dokunulmazlık oyununun finalinde Kırmızı takımdan Atakan ile Merve, Mavi takımdan Begüm ile Dora yarıştı. Oyunu Atakan ile Merve kazanmasıyla 12 -7’lik skorla dokunulmazlık sembolünün sahibi Kırmızı takım oldu.

ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI
Konseyde Mavi takımdan en çok Sahra’nın ismi çıkarak üçüncü eleme adayı o oldu.
]]>Bu hafta; Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi? (Yeni Oyun), Savaş ve Barış, Cadı Kazanı, Fosforlu Cevriye, Geçit, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Uçurtmanın Kuyruğu, Çingene Boksör, Zehir, Rüya, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Fındıkkıran, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Bir Gün Ayakkabımın Teki adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 11 Şubat 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (7-11 Şubat 2024)
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ?(Yeni Oyun)
Polonya’nın başkenti Varşova 1 Eylül 1939 yılında işgal edildiğinde, Varşova Tiyatrosu’ndaki oyuncular; Hitler’in önderliğinde işgalci Nazi’lere, savaşa karşı tiyatro mesleği ile destansı bir direnişe başlarlar. Hayatlarını yok sayarak, bağımsızlıklarını yeniden kazanmak için mücadele ederler. Başarısız oldukları anda Polonya’nın başkenti Varşova’da direnişin beli kırılacak, savaş kaybedilecek, ülke bağımsızlığı son bulacak, Nazi’lere teslim olacaklardır.
Kara komedi tarzındaki oyunda; 1974’te Kıbrıs’ta savaşı yaşamak zorunda kalan Hüseyin Köroğlu rejisi ile savaşlara uzaktan nasıl tanıklık ettiğimizin ve barışın ne kadar kıymetli olduğunun aynasını tutuyor bize. Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Necdet Berk Bacdar, Baran Yusuf Polat rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 10 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde,
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Yaşanan gerilimin ardından gözler Acun Ilıcalı’nın alacağı karara çevrildi. Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması merak uyandırdı. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışması 2024 Survivor All Star’da tansiyon düşmüyor. Mavi ve kırmızı takım arasında kıran kırana mücadele devam ederken, zaman zaman yarışmacılar arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor.
Son olarak 6 Şubat Salı akşamı yayınlanan Survivor 27. Bölümde gerilim tavan yaptı. Konseyde yaşanan Nefise, Aleyna ve Nagihan kavgası gündeme bomba gibi düştü. Bazı sosyal medya kullanıcıları Nagihan’ın diskalifiye olacağını iddia ederken gözler ise Acun Ilıcalı açıklamasına çevrildi.
Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması dikkat çekti. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE İDDİASI GÜNDEMDE!
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışma programı Survivor 2024 All Star, 6 Şubat 2024 Salı akşamı 27. bölümüyle izleyici karşısına çıktı.
Yeni bölümde haftanın son dokunulmazlık oyunu oynandı. Oyun alanında yarışmacılar arasında tansiyon bir an olsun düşmedi. Aleyna ve Nefise tartışması ortamın gerilmesine neden oldu.
Bu tartışmaya Nagihan’ın da dahil olmasıyla sosyal medyada şoke eden bir iddia ortaya atıldı. Bazı sosyal medya hesapları tarafından Survivor Nagihan’ın diskalifiye olduğu öne sürüldü.
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE Mİ OLDU, ELENDİ Mİ?
Tansiyonun bir an olsun düşmediği dokunulmazlık oyunu sonrası kırmızı takım yarışmacıları ada konseyinde bir araya geldi.
Nefise, Aleyna ve Nagihan arasındaki gerilim konseyde de devam etti. Nagihan, Aleyna’yı itince Acun Ilıcalı, adeta çileden çıktı.
Nagihan’ın bu tavrına aşırı öfkelenen Ilıcalı, sert sözler sarf etti:
“Sizin hakkınızda kimse konuşamaz mı? Her gün olay çıkarıyorsunuz kız ağlayarak gitti şimdi. Siz ne istiyorsunuz? Sizinle program çekemeyecek miyiz?
Aleyna’ya yaptığını doğru mu? Kaos mu istiyorsunuz, kendinizden başka bir şeyi düşünemiyor musunuz? Hakaret etmeden hayat yok mu? Herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın.”
Survivor All Star’da nefes kesen mücadeleyi Mavi Takım kazandı. Belinden sakatlık geçiren Ogeday, son oyunda da acılar içinde kalarak takımına dokunulmazlığı getiren galibiyeti aldı. Mavi Takım, 12-9 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığı kazandı.

Mavi Takım’ın dokunulmazlık sembolü Ogeday’a verildi. Kısa bir konuşma yapan Ogeday “Birinci oyunda Özgür abi ile havuza girme sahnesinde belim terse döndü. Biraz sıcağı sıcağına fark etmedim ama her ara verilişlerde daha da kötü oldum ama belli etmek istemedim.
Son eşleşmelerde de takımın yanında olmak istedim. İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama sonuç olarak bugün kazandık. Belimin ağrısı umarım geçer. Ben kazanmadım, biz kazandık. Mavi Takım çok yaşa” dedi.

Konsey’de konuşma yapan Acun Ilıcalı “Survivor’da çizginin aşıldığı durumlar artmaya başladı. Ciddi uyarılar yapıyoruz. Bazı durumlarda bizim de ummadığımız yerlere gidiyor olaylar. Bugünkü oyun alanında Mustafa Kemal ben oynamıyorum, gereği neyse yapın, ben böyle şeyin içinde olmak istemiyorum.
Olayın Nagihan ve Nefise bölümü de var. Seyircilerin de rahatsız olacağı, tehdit içeren bölümleri, görmelerini istemediğimiz bir çok olayı yayınlamadık. Devamında Nefise ve Nagihan gerilimi oldu. İkisi de yaptıkları şeyin olmaması gerektiğini düşünerek oyuna döndüler.
Mustafa Kemal, Survivor’un konsepti olan bir konuya, ben böyle şeye gelmem, yaptırmam, bırakıyorum yarışmıyorum, hadi bakalım… Biz bunu görmedik hiç. Biz burada en az 20 yarışmacıya başka zaman alırız diyerek sizi davet ettik. ‘Adayım ben oynamıyorum’ diyerek olayı başka yere taşıyorsun.
Özgür de aday oldu aslan gibi savaştı. Öbür tarafta Yaman aday o da hayal kırıklığı yaşadı. Şimdi kaybeden bir Kırmızı Takım, tam anlamıyla çok büyük problemler içerisinde. Tam toparlanır derken, takım yeni krizlerle buluştu” dedi.
NAGİHAN İLE ALEYNA ARASINDA BÜYÜK GERİLİM
Nagihan “Bütün erkekleri dolduruyorsun” dediği Aleyna “Neyi dolduruyorum, takımı ilk satan sensin” dedi. Nagihan Yunus Emre’ye de yükseldi ve Aleyna’yı göstererek “Sen bunun gazıyla her şeyi yapıyorsun” dedi
. Aleyna da tepki gösterince Nagihan “Ya sus be sus, sarı yılan” diyerek Aleyna’yı sert bir şekilde itti.
Kırmızı Takım’da Nagihan’ın Aleyna hakkında söyledikleri ortalığı karıştırdı. Nagihan “O kadın zehirledi sizi. Önce Sercan’ı sonra Yunus Emre’yi.
Sercan akıllandı, kenara çekti arabasını. Adam akıllı, zeki bir adam” diyerek Kırmızı Takım’da gülüşmeler yaşandı.

ACUN ILICALI RESMEN ÇILDIRDI SANDALYEYİ DEVİRDİ
Acun Ilıcalı “Bu kıza yaptıklarınız oldu mu şimdi? Kahkahalar atıyorsunuz, yarışmacı bir kızı ağlattınız. Durun diyorum duramıyorsunuz. Hepimize yazıklar olsun. Böyle bir şey olur mu ya. Oy kullanırken kızı itiyorsun.
Bu programda sizin hakkınızda kimse konuşmayacak mı? Siz ne istiyorsunuz, ne istiyorsunuz. Her gün olay çıkartıyorsunuz. Kız ağlayarak gitti şimdi. Ne istiyorsunuz, kavga mı kaos mu ne istiyorsunuz” diyerek sandalyeyi devirdi.
Ilıcalı “Rahat durulamıyor mu bu programda ne battı size. Kendinizden başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Bana onu dediler bana bunu dediler… Normal duramıyor musunuz? Hakaret etmeden bir hayat yok mu?
Tamam abi herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın” dedi ve programı yarıda kesti. Böylelikle dördüncü eleme adayı da belirlenemedi.

Büyük olayların yaşandığı gecede Nagihan’ın elenip elenmeyeceği merak konusu oldu.
]]>
Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca ile son eşi İlkim Karaca arasındaki tartışma ise gündem oldu.
BABAMIN MİRASINI SATTI
Emrah Karaca, İlkim Karaca’nın dedesi Mehmet İbrahim Karaca, babaannesi İrma Toto Karaca ve babası Cem Karaca’ya ait evdeki tabloları satışa çıkardığını, babasının şarkı haklarını da 2018 yılında sattığını söyledi.

Emrah Karaca, şu açıklamayı yaptı:
“Bana soruyorsunuz neden diye, bu kadın ne istiyor diye? Size birkaç örnekle anlatmaya çalışayım bu kadının aslında ne olduğunu! Bu gördüğünüz tablolar yıllardır bizim evimizde asılı olan tablolardı ve bu kadın bu tabloları, ki biri dedem Mehmet İbrahim Karaca’ya diğeri babaannem İrma Toto Karaca’ya ve bir diğeri de babam Muhtar Cem Karaca’ya ait tablodur, bunları bu sayfa aracılığıyla satmak için bu kişilere vermiştir.
Hani mirastan, haktan ve hukuktan bahsediyor ya! Alın size hak, hukuk, adalet…”
“Bizler Karaca mirasını yaşatmaya çalışırken bu hastalıklı zihniyetler karalamaya ve iftiralarla lekelemeye ant içmiş gibi… Tıpkı bu tablolar gibi bir sanatçının en büyük mirasını yani eserlerini de (şarkı haklarını da) 2018 yılında satmıştır.
Tekrar yazayım da iyice anlaşılsın. Babamın yani Cem Karaca’nın kendisine kalan 4/1 mirasını satmıştır. Şimdi ne hakla ortaya çıkıp bu şarkılar üzerinde hak iddia etmektedir? Adalete güvenmek istiyorum! Çünkü haklıyım, haklıyız. Umarım yanılmam.”
CAHİT BERKAY’DAN BOMBA İDDİA
Tartışmaya Cem Karaca’nın yol arkadaşı, can dostu Cahit Berkay da katıldı. Berkay sosyal medyasında yaptığı paylaşımda Karaca’nın ölümüyle ilgili bomba bir iddiada da bulundu.

İlkim Karaca’yı işaret eden Cahit Berkay şu ifadeleri kullandı: “O gece Cem fenalaştığında taksi çağırmak yerine karşı dairedeki Emrah’a haber verse ya da ambulans çağırsa acaba Cem hala aramızda olur muydu diye de düşünmeden edemiyorum. Şoförün sırtında Cem’i hastaneye götürürken kim bilir ne kadar zaman kaybedildi sorusu hep aklımda.”

Berkay ayrıca herkesi filme sahip çıkmaya çağırdı, “Fırsatını bulduğu anda Cem Karaca’nın aile yadigarlarını, şarkıları üzerindeki 1/4 haklarını satan kadının ne olduğunu iyi bilenlerden biriyim!
Herkesten ricamdır; Cem Karaca’nın Göşyaşları’nı sinemalardan geri çekmeye çalışanlara Cem’e ve filme sahip çıkarak cevap verelim!” dedi.

‘UTANMADAN İFTİRA ATIYOR’
12punto’ya konuşan İlkim Karaca, Emrah Karaca’nın öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Karaca, “Mazlumun ahını alıyorlar. Milyonların önünde şahsıma utanmadan asılsız iftiralar atılıyor. Cem’e ait tabloları satmadım. Benden hatıra olarak isteyenlere vermişimdir hepsi bu. Bir zamanlar Cem Karaca’ya ait müze ev yapmak istemiştim. Ancak buna Emrah Karaca karşı çıkmıştı” deyip ekledi:
“Eğer bulabilirsek 3.5 milyon TL’yi yatırıp filmin gösterimden kalkmasını istiyoruz”
İlkim Karaca’nın açıklamalarının tamamı şu şekilde:
“Çok sevgili eşim Cem Karaca, bildiğiniz üzere 8 Şubat 2004 tarihinde hayatını kaybetti. O günden beri aziz Türk halkını gerçekte var olmayan hikayelere inandıranlar tarafından maddi, manevi ve de psikolojik şiddet görüyorum. Bu haksız, kaba ve saygısız tutum karşısında, ilk kez hakkımı arıyorum.
Gündemdeki film bahanesiyle “Cem Karaca’ya sahip çıkın” diyerek beni doğrudan hedef gösteriyorlar. Yani, halkı açıkça kin ve düşmanlığa teşvik ediyorlar. Daha da ileri giderek, şahsıma, milyonların önünde utanmadan asılsız iftiralar atıyorlar.
Buna cesaret edebilecek kadar gözleri dönmüş vaziyetteler. Oysa 20 yıldır her istediklerini dikte ettirdiler. Çok yüksek menfaat elde etmelerine rağmen sürekli bir ajitasyonla mağdur edebiyatı yaptılar, hala da yapmaya devam ediyorlar.
Bilgi kirliliği yaratarak bana ve kıymetli eşim Cem Karaca’ya ağır zararlar vermek niyetindeler. Eşim Cem Karaca hayatta olsaydı; bu insanlar onun karşısında konuşmaya bile cesaret edemezlerdi.
Cem, bu hadsizlere hemen hadlerini bildirir ve daha önce de yaptığı gibi büyük bir hukuk savaşı başlatırdı.
Ben, eşim Cem Karaca’nın filmi çekilirken onun gerçek hikayesi anlatılsın istiyorum. Bol kurguya dayanmasın. İnsanlar gerçek Cem Karaca’nın bir başyapıt olduğunu görsün.
Cem’i sanatçı ve insani yönüyle bir bütün olarak tanısınlar ve Cem yeni nesillere eksiksiz tanıtılsın. Şahsıma karşı işlenen suçlara ve üzerime atılı mesnetsiz iftiralara cevap olarak kanuni haklarımı sonuna kadar kullanacağım”

OLAY YERİ İNCELEMEDE BALDIZININ DA CANSIZ BEDENİ BULUNDU
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunarak Müge Anlı ile Tatlı Sert programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, canlı yayında masum olduğunu söyledikten saatler sonra kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalandı. Boyacı, ilk ifadesinde kurye Ali Diken’i (32) karısı hakkında konuştuğunu ve küfür ettiği için öldürdüğünü itiraf etti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği eşliğinde kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı. Boyacı’nın bir kişinin daha cesedinin olduğunu söylemesi üzerine aynı yere yakın noktada toprak altında bir cesede daha ulaşıldı. Battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin, baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu belirtti. Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

“ALİ DİKEN’İ İPLE BOĞUP BALDIZIMI DA EVDE ÖLDÜRDÜM”
Şüphelinin, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde verdiği ifadede Ali Diken’i eşine karşı ağır sözler kullanarak hakaret ettiği gerekçesiyle öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Ali Diken ile buluştuktan sonra “Kız arkadaşlarla buluşacağız” diyerek çocukluğunun geçtiği Aksu’daki boş araziye götürdüğünü belirten Zeynel Boyacı ifadesinde şunlar söyledi: “Diken’i burada darbettikten sonra yanımda bulunan iple boğarak öldürdüm. Ardından da araziye gömdüm. Daha önce de baldızımı da darbederek evde öldürüp aynı yere gömmüştüm. Baldızımı da kıskandığım için evimde öldürdüm. Baldızımı öldürdüğüm için pişmanım. Baldızımı otomobille o araziye taşımıştım. Gömme işlemlerini tek başına yaptım.
“ÇOCUKLUK ARKADAŞIMI DA ÖLDÜRECEKTİM AMA VAZGEÇTİM”
Çocukluk arkadaşım M.Ç.’yi de baldızım ile ilişkisi olduğunu düşünerek öldürmek istedim. Onu da ‘Kayınpederimin arazisini iple ölçmeye gideceğiz’ diye cesetleri gömdüğüm araziye götürdüm ama nedense öldürmekten vazgeçtim.”

CEP TELEFONLARINI SATARAK MAAŞINI ÇEKMİŞ
Şüphelinin Ali Diken’i öldürdükten bir gün sonra da Diken’e ait telefonları satarak maaşını bankamatikten çektiği tespit edildi. Poliste 16 suçtan kaydı bulunduğu tespit edilen şüphelinin ardından Gürcistan ya da Suriye’ye kaçmaya çalıştığı öğrenildi. Diğer taraftan şüphelinin evde darp ederek öldürdüğü baldızı Zeynep Ece Aksay’ı, kiralık otomobille araziye götürüp gömdüğü tespit edildi. Şüphelinin eşinin battaniye nereye gittiği sorusuna, “Kirlenmişti ben de çöpe attım” dediği öğrenildi. Zeynep Ece Aksay’ın kaybolduktan sonra doktor randevularına gitmemesinin ise polisin dikkatini çektiği ifade edildi.
KATİL ZANLISI TUTUKLANDI, EŞİ EV HAPSİ ALDI
İfade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından Zeynel Boyacı, eşi İ.B. ve bir diğer şüpheli M.Ç., Cinayet Büro Amirliği ekiplerince adliyeye sevk edildi. Zanlı Zeynel Boyacı, ‘kasten adam öldürme’den tutuklanırken, eşi İ.B. konut alanını ihlal etmemek kaydıyla serbest, M.Ç. ise her gün imza vermesi şartıyla serbest bırakıldı.

KIZLARININ CENAZESİNİ ALAN AİLE KAHROLDU
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumunda yapılan testin sonucunun olumlu olduğu ve cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olduğu kesinleşti. Cenaze otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından baba Mustafa ve anne Fatma Aksay’a teslim edildi. Cenazeyi alan anne ve baba gözyaşlarına hakim olamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken anneyi yakınları teselli etti. Cenazenin Aksu ilçesi Karaöz Mahallesinde toprağa verileceği öğrenildi.

“KIZIMA VERİLEN EV HAPSİNİ KABUL ETMİYORUM, CEZA ALMASINI TALEP EDİYORUM”
Olayın aydınlatılmasını istediklerini belirten baba Mustafa Aksay, “Olay günü ablası yanında mıydı? Yanında ise kardeşini neden kurtarmadı? Cinayetten sonra Zeynep’in araziye taşındığı battaniye evde yokmuş, Zeynel Boyacı battaniyeyi çöpe attığını ifade ediyor. Neden kardeşine sahip çıkmadı, kızıma verilene ev hapsini kabul etmiyorum. Daha çok ceza almasını talep ediyorum. Biz olayı duyduğumuz zaman yaşananlara inanamadık. Kızım Ece kaybolduktan sonra ablası bizi yanlış yönlendirdi, işten gelmediğini söyledi. Biz kayıp başvurusu yapmadan önce oldu bunlar. İşyerinin telefonunu istedim, onu da bilmediğini söyledi. Sonra biz kayıp başvurusu yaptık. Kızımın otobüse bindiği görülmüş ama ardından nereye gittiği belli değildi” dedi.
“KIZIMI ÖLDÜRÜP BİR DE GELİP SOFRAMIZA OTURDU”
Olayın ne zaman meydana geldiğini bilmediğini belirten Mustafa Aksay, “Olayda hem kızımdan hem de damadımdan yana açık olmayan yönleri var, bunların hepsi araştırılsın. Ben kızıma kardeşini sorduğumda bana kardeşinin iyi olduğunu ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızım beni yanlış yönlendirdiği için olaylar bu kadar gecikti. Biz Müge Anlı’ya daha önce çıkacaktık. Katil zanlısı damadımla sık sık görüşürdük, bize gelirdi. Kızımı öldürdükten sonra bizimle oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi, bize kızımı ararken yardım etti. Biz hiç şüphe etmedik, kızım bizi yanlış yönlendirmese Ali Diken yaşıyor olabilirdi” dedi.

“HEM DAMADIM HEM DE KIZIM ÖMÜR BOYU YARGILANSIN”
Anne Fatma Aksay ise şu ifadelere yer verdi: “Ben de olayın aydınlatılmasını istiyorum, yüreğim yanıyor. Ömür boyu içeriden çıkamasın. Kızım da yargılansın, bizi oyaladı. Kardeşinin geleceğini ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızımızı vicdanen evlatlıktan reddediyoruz. Bir anne ve babaya bu yapılır mı? En ağır cezayı alsınlar.”
]]>
Büyük üzüntü yaşayan Merve “Çok kaybediyoruz. Çok sakatımız var. Motivasyon eksikliği çok büyük. Kimse birbirine inanmıyor. En son 4 dokunulmazlık kaybettik. Bizim acilen önce kendimize inanmamız lazım.
Daha sonra da birbirimize inanmamız lazım. Eşleşmeler yapılıyor, seçim yapılırken ‘nasıl olsa olsun modunda’ herkes. Yanlış seçilmeler yapılıyor daha sonra. Bugün şans bir kere bizden yana olsun ya. Çıldırıyorum, gerçekten çıldırıyorum ya” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

TAKIMI NE AYAĞA KALDIRACAK?
Kırmızı takımdaki Turabi “Tek çare doğru eksilme. Doğru eksildikten sonra bu çukurdan çıkacağız. Kemik kadro kalınca yenmeye başlayacağız. Bu Survivor’ın cilvesi.
2014’te de 45 gün hiç kazanamadık, doğru eksildikten sonra yenmeye başlıyorsunuz. Yenilen takım doğru azalırsa diğer takımı ard arda yener. Bunu da ilerleyen zamanda göreceğimize inanıyorum” dedi.

DOKUNULMAZLIK SEMBOLÜ YASİN’E VERİLDİ
Son dönemlerde değil aslında uzun zamandır başarılı gidiyordu. Bugün de başarılı oyun sergilemesi sembolün Yasin’e verilmesine neden oldu. Yasin arkadaşı Yaman’ı da yanına çağırarak sembolü takımına götürdü.

ÖNCE BU KONUYU KONUŞMAMIZ GEREKİYOR
Konsey’de Acun Ilıcalı “Takım değerlendirmesine geçmeden önce bizim için çok önemli bir konu var ve bunu konuşmamız gerekiyor açık bir şekilde” dedi.
Ilıcalı “Survivor’da belli kurallarının olduğu, yarışmacıların birbirlerine saygı çerçevesinde medeni çerçevelerde konuşması gerektiğini unutuyoruz. Maalesef oyun alanında istemediğimiz şeyler yaşandı. Konu Nagihan ile Sahra arasındaydı.
Seyircilerimiz bunları görmedi. Konu özel hayat ile ilgili çok ciddi derecede kötü söz olduğu için biz bu görüntüleri yayınlamak istemedik. Kadın yarışmacı ve maalesef özellikle Nagihan tarafından çok üzücü duymak istemediğimiz kelimeler vardı. Hep beraber çok üzüldük prodüksiyon olarak” dedi ve sözü Nagihan’a verdi.

“SADECE SUÇLU BEN DEĞİLİM”
Nagihan “Acun bey siz sadece burada olanları duydunuz. Dışarda yaşananları hiç bilmiyorsunuz. Bana karşı çok çirkin sözler vardı burada söyleyemem.
Bunun yanında burada hep özel hayatlar buraya yansıtılmamalı deniliyordu ve biz hiç özel hayatımızı buraya yansıtmadık. Ama karşı takım bizi hep özel hayatımızdan vurdu, başta Turabi olmak üzere çirkin sözler sarfedildi.
Turabi ile baş edemeyince sonra sıra bana geldi. Sahra ile benim geçmişte yaşadığımız olaylar vardı konu kapandı buraya taşımadık. Ta ki bir oyunda bana bir yakıştırması oldu takımdan arkadaşlar bana söyleyince gidip Sahra’ya sordum ‘Bana bunu söyledin mi’ dedim.
Ve söylediğini öğrenmiş oldum. O da benim kırmızı çizgimdi. Özel hayat madem buraya taşınmayacaktı, o çirkin sözlerle o kapıyı araladı. Kendileri yapınca çok normal biz karşılık verince mi anormal oluyor.
Ben buraya savaşmaya geldim ben buraya mücadele etmeye geldim. Beni kimsenin özel hayatı ilgilendirmiyor. Ama bu arkadaş sözden anlamıyor. Sözden anlamadığı için de ben yapmam gerekeni yapmak zorunda kaldım.
Bazı şeyleri bilmiyorsunuz ama tepki gösterince suçlu ben oluyorum. Benim özel hayatımı neden buralara taşıyorlar. Böyle olursa da Nagihan normal duramaz. Diskalifiye ettirmek için her yolu deniyorlar.
Kendilerinin söyledikleri akla hayalin almayacağı şeyler. Bilmiyorsunuz ama bizim aramızda yaşananları ikimiz biliyoruz. Bana bulaşmasınlar. Bana belaltı kimse vurmasın. Sadece suçlu ben değilim. Sahra’nın burada bana bir takıklığı var.
Ben de biliyorum özel hayata girmemek gerektiğini ama bu kız bundan anlıyordu başka türlü susmayacaktı. Yılanın başını ezmek zorunda kaldım. İsterseniz beni eleyin isterseniz ceza verin ben durup dururken kimseye saldırmıyorım. Ben durup dururken bu suçu işlemedim, işlettirildim” dedi.

“SENİNLE UZLAŞMA ŞANSIMIZ YOK”
Ben kendi değerlendirmemi söyleyeyim diyen Ilıcalı “Şu anlattıkların benim gördüğüm yaşadığım olayların bir açıklaması olamaz. Senin yaşadığın sinir stresi anlarım ama sen şunu mu istiyorsun, kötü sözü bağıra çağıra söyleyecek misin?
Yok ben tahrik edildim vs. Bu konuda uzlaşma şansımız çünkü sen gösterdiğin çirkin tavrı gözümün içine baka baka meşrulaştırmaya çalışıyorsun. Sen benim sözümü kesme dinleyeceksin. Şu anda ben konuşuyorum ve dinlemen gerekiyor.
Senin gösterdiğin tavır, ben bunları yaptım yapmam gerekiyordu yılanın başını ezmem gerekiyordu yaptım, diyorsun. Benim açımdan da hiçbir kimsenin kimseye hakaret etme şansı yok.
Biri bir şey söyledi ağzından kaçar biz bunları tolere ediyoruz. Sen diyorsun ki bana bir şey söylerse oradan girer buradan çıkarım diyorsun. Bu programda bunlara izin veremem” dedi.

“BAM TELİNE DOKUNULDU”
Pınar Nagihan için “Burada zikredilmeyen sözleri ben bildiğim için, bam teline dokunulduğu için Nagihan delirdi. Burada Nagihan’ı korumak için söylemiyorum. Söylediği sözler o kadar uzun süre söylemesi onu şu an haksız gösteriyor.
Sahra’nın o sözleri yüzünden olay buralara geldi. Olay çok hızlı büyüdü ve çok büyüdü. Herkesin siniri bozuldu. O kelime onu vuran bir kelime. Bence o söz de yanlış ve bu kadar tepki de yanlış. Başlatanın Nagihan olmadığını biliyorum” dedi.

İKİ ÖDÜLDEN MEN KARARI
Acun Ilıcalı “Bununla ilgili bir yaptırım olacak. Bu hareket kabuledilebilir bir hareket değil. Eğer bunu bir daha yaparım söylerim diyorsan ben bu kardeşlerime bir daha bunu yaşatmayacağım.
Nagihan 2 ödülden men kararı verildi senin için ve 2 ödülden faydalanamayacaksın. Bizim kararımız bu. Sinir dayanmıyorsa o zaman devam etmeyeceksin. Sakinleşince değerlendir ve kararını ver. Ben haklıyım deyip de terör estiremezsin.” dedi.

BİRİNCİ GİTME ADAYI KARDENİZ
6 oy alarak en fazla oyu alan Kardeniz gitme adayı oldu. Kardeniz “Kötü bir haftaydı benim için, fakat hepimiz kendimizi temsil etsek de bazen takımdaki gerginlikler birilerinin kaderini belirleyebiliyor.
Bu hafta tamamen motivasyon kaybıyla çıktım. İnançsız çıktım. Bu beni çok etkiliyor. Umarım takımca bu gerginlikler olmaz ve ben de duellodan çıkarım” dedi.
]]>12 Ocak’ta Irak’ın kuzeyinde yer alan Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesinin evi, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yıkılmıştı.

“EVLENMEDEN ÖNCE SİZE EV ALACAĞIM” DEMİŞ
Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin komşularından Nazire Keskin, “Şehidimizin komşusuyuz. Annesiyle sürekli konuşurum ben, bugün yine konuştum. ‘Evlenmeden önce size bir ev alacağım’ demiş. Bekardı, askere gitti, çok terbiyeli bir çocuktu, asil bir çocuktu.
Evleri 2 katlıydı, amcaları üst katta oturuyordu, alt katta da bunlar oturuyordu. Depremde de ev gitti. Çadırda yaşıyorlardı” diye konuşmuştu.

“ANNEMİZE EV ALACAĞIZ”
AHBAP Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, konserinden elde edilen gelirle Müslüm Özdemir’in ailesine ev alacaklarını belirterek; “Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin ev hakkı mevcut.
Bu konuda Kahramanmaraş Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer bizleri aydınlattı ama bizler de bir ucundan tutalım dedik. Bursa konserimin geliri Hasan Can Kaya kardeşimin bir gösteri hasılatıyla birlikte haftaya annemize bir ev alacağız” demişti.

EV SÖZÜNÜ TUTTU
Haluk Levent, Hasan Can Kaya ile birlikte Şehit Müslüm Özdemir’in ailesine ev aldıklarını duyurdu. Levent, evin eşyalarını da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.

ÇİFTE STANDARDA SİTEM ETTİ
Haluk Levent, yas günlerinde çifte standart yapıldığını belirterek sitemde bulundu. Levent, sitemini şöyle dile getirdi: İçimdekileri söyleyeyim: Bunu aşamadık ülkece. Ben belki de 100 yakın konser iptal etmişimdir müzik yaşamımda.
İptal edilen her konserin ekonomiye de zararı oluyor. 16 – 17 kişilik müzik ekibinin alın terinden o bölgedeki esnafa kadar. Sonra ben bir karar aldım. Şehidimiz olduğu gün kendi adıma o konseri ailesine bağışlamaya başladım.
Hem emekçi müzisyenler hem esnaf kaybetmesin hem de konsere gelenler şehidimiz için şarkılarıma eşlik etsin istedim. Bu böyle devam etti. Geçtiğimiz hafta şehit Müslüm Özdemir’in ailesini aradım. Çadırda yaşadıkları görüntüyü gördüm. Aileye sordum.
Onlar da Kahramanmaraş Valiliği’nin ve Dulkadiroğlu Kaymakamlığın ziyaret ettiğini, ilgilendiğini hatta yapılacak evlerden hakkı olduklarını bana söylediler. Ben de “Madem öyle şehidimizin size ev sözü var biz bu geçici süreyi evde geçirmenizi istiyoruz” dedim. ve ev teklifinde bulundum.
Kabul ettiler. Hasan Can Kaya da ‘Ağabey, yarısını ben karşılarım’ dedi. ve evi annemizin üstüne aldık. Az önce 12 Şubat ilçesi Tekerek caddesinde 2+1 dairenin tapusunu aldılar.
Ev yeni yapılmış. Deprem yönetmeliği evraklarını inceleyip teslim ettik. Eşyalarını da Melek Mosso karşılayacak. 3 gün içinde eve yerleşmiş olacaklar. Bölgede AHBAP gönüllülerine bu konuda desteğini esirgemeyen Kahramanmaraş Valimiz sayın Mükerrem Ünlülere, güzel indirim yapan ev sahibine, emlak komisyonu almayan emlakçı Taner Barışık’a, ev için “Nasıl destek olabilirim?” diye yazan sanatçı, dizi oyuncusu ve spor dünyasından her arkadaşıma tek tek teşekkür ediyorum. Tüm konu tüm açıklığı ile böyle arkadaşlar. Bilginize…”
]]>Kensington Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre Kate Midleton, Londra Marylebone’da bulunan London Klinik’te dün bir operasyon geçirdi.
Operasyonun karın bölgesinden olduğu belirtildi. Prenses’in hayatını tehdit edecek bir durum olmadığı vurgulansa da 10 ile 14 gün arasında hastanede kalacağının açıklanması hayranlarını da telaşlandırdı.

Kate Middleton’ın nasıl bir operasyon geçirdiği açıklanmadı. Resmi duyuruda sadece operasyonun karın bölgesinden olduğu belirtildi.
Önceden planlandığı belirtilen operasyon sonrası Kate’in bu ay ve önümüzdeki aylarda katılması gereken bütün programlarını iptal ettiği de Kensington Sarayı’nın açıklamasında yer aldı. Hasta hakları gereği Kate’in net olarak nasıl bir operasyon geçirdiği gizli tutuldu.
Haberin duyulmasından sonra Kate’in dünyanın dört bir yanındaki hayranları telaşlandı. Her ne kadar resmi açıklamada kanser şüphesi bulunmadığı belirtilse de hastanede kalış süresinin uzunluğu kaygı uyandırdı.
Kate’in hastaneden taburcu olduktan sonra iyileşme sürecini de Windsor’da çocuklarıyla birlikte geçireceği düşünülüyor.

NEDEN 14 GÜN HASTANEDE KALIYOR?
Kate ile ilgili en çok merak uyandıran ayrıntı ise hastanede kalış süresinin uzun olması. Ama konuya hakim uzmanlara göre 10 ile 14 gün hastanede kalacak olması durumunun o kadar süre hastanede kalmasını gerektirecek kadar ciddi olduğu izlenimi uyandırıyor.
Kate’in iyileşmesinin iki ya da üç ay süreceğinin açıklanması da onunla ilgili endişeleri artırdı.
Kate Middleton bu ameliyat nedeniyle iyileşinceye kadar halkın karşısına çıkmayacak. Bu arada bazı önemli etkinlikleri de kaçıracak. BAFTA Ödülleri bunlardan biri. St Patrick Günü de Kate’in operasyon sonrası katılamayacağı etkinlikler arasında.
Kate’in operasyonu sosyal medyada da gündem oldu. Çeşitli platformlarda Prenses’e iyi dileklerini sunanların yanı sıra endişelerini dile getirenler de çıktı.
Bir kullanıcı planlı bir operasyon için 14 gün hastanede kalmanın çok uzun bir süre olduğu yorumunu yaptı.
Bir başkası kendisinin de karın bölgesinden ameliyat olduğunu ve iyileşmenin uzun sürdüğünü belirtti.

23 GÜNDÜR ORTALARDA GÖRÜNMÜYORDU
İngiliz kraliyet ailesinin bir numaralı veliahtı Prens William’ın eşi olan Kate Middleton, tam 23 gündür de kamuoyunun karşısına çıkmamıştı.
Kate en son Sandringham’daki Noel ayinine katıldı. O gün William ve Kate, üç çocukları George, Charlotte ve Louis ile birlikte hem ayine katıldı hem de halkla buluştu.
ÜNLÜLERİN HASTANESİ
Hastalığının ne olduğu tam olarak açıklanmayan Kate Middleton, Londra’da özel bir hastanede tedavi görüyor.
Bu hastanede Kraliçe 2. Elizabeth’in kocası Prens Philip, Prenses Margeret gibi İngiliz kraliyet ailesi üyelerinin yanı sıra ünlü oyuncu Elizabeth Taylor ile suikaste kurban giden ABD Başkanı John F Kennedy de yatmıştı.
Galler Prensesi’nin ameliyat olduğu hastane 1932 yılından bu yana faaliyet gösteriyor.

14 gün hastanede kalacak olan Middleton, BAFTA da dahil birçok etkinliğe katılamayacak. Prens William’ın da bu operasyon nedeniyle bazı etkinliklerini iptal edeceği ileri sürülüyor.
]]>Bugün ise bu yan dizilerden biri olan ve yakın zamanda seyirciye sunulacak “The Walking Dead: The Ones Who Live” için dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Görünen o ki yapımcı şirket AMC, kesenin ağzını açmış…
Not: Haberin devamında spoiler bulunmaktadır.
The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesi dikkat çekti!
The Walking Dead izleyicilerinin bileceği üzere ana karakterler Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira), dizinin son sezonlarına doğru kadrodan ayrıldı. Serinin yaratıcıları ise Grimes efsanesinin böyle bitmesini istemediler. Bu doğrultuda önce bir sinema filmi planlandı, ancak proje iptal edildi.
Hayranların umutları tam sönmüşken The Walking Dead: The Ones Who Live dizisi üzerinde çalışılmaya başlandı. Aradan bir süre geçtikten sonra Grimes hikayesini devam ettirecek bu yapım için bir tarih açıklandı.
Uzun bir süre boyunca birbirinden ayrı kalan Rick Grimes ve Michonne’un birbirlerini bulma çabalarını anlatacak The Walking Dead: The Ones Who Live için geri sayım başlamışken, diziye ayrılan bütçe ortaya çıktı. Miktar, sosyal medyada çok konuşuldu.
Mr and Mrs Smith dizi olarak ekrana dönüyor!
New Jersey Ekonomik Kalkınma Kurumu tarafından paylaşılan bilgilere göre AMC, The Walking Dead: The Ones Who Live dizisinin ilk sezonu için 82 milyon dolar bütçe ayırdı. Bu da bölüm başına 13.7 milyon dolara denk geliyor. Burada çok dikkat çeken bir nokta var.
Ana dizi The Walking Dead’in bölüm başı ortalama bütçesi 3 milyon dolardı. Yani yan dizinin bütçesi, ana dizinin dört katından daha fazla. Sosyal medyada tartışma konusu olan nokta da tam olarak burası. Öte yandan The Walking Dead evreninde geçen diğer yan dizi olan The Walking Dead: Dead City’nin toplam bütçesi ise 72 milyon dolardı.
Buna göre The Walking Dead: The Ones Who Live, sadece ana ve diğer yan yapımları değil, bütün dizileri de geride bırakarak şimdiye kadarki en yüksek bütçeli zombi dizisi olma unvanını eline aldı.
Bütçe neden bu kadar yüksek?
Aslına bakacak olursak The Walking Dead: The Ones Who Live’ın bütçesini dünyanın en popüler dizileri ile karşılaştırdığımızda pek de yüksek olmadığını görebiliriz. Öyle ki Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri’nin her bölümü için 58 milyon dolar, Stranger Things 4. sezonundaki bölümler içinse 30 milyon dolar bütçe ayrılmıştı.
Tabii bu The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesinin az olduğu anlamına gelmiyor. Karşılaştırma yapıldığında yanlarında küçük kalsa da yine de yüksek bir miktardan söz ediyoruz.
Bütçenin bu kadar yüksek olmasının en büyük sebebi, oyuncu maaşları. Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira) karakterlerine ciddi miktarda maaş ödemesi yapılıyor. Öte yandan enflasyon, prodüksiyon masrafları ve reklamlar da bütçeyi artıran etmenler arasında yer alıyor.
The Walking Dead: The Ones Who Live, 25 Şubat’ta seyirciye sunulacak. Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Diziden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
]]>Nuri Bilge Ceylan’la bahsedildiği gibi yakın arkadaş olmadıklarını belirten Demirkubuz, “Hiçbir zaman söylendiği gibi çok yakın arkadaş değildik. Aç kalsam ekmek parası isteyeceğim biri değildi.
Ama işte Semih Kaplanoğlu gibi, ya da başka arkadaşlar gibi görüştüğüm bir arkadaştı. Ama ben midem bulanınca uzaklaştım ama ilişkimiz kopmadı” dedi.

“İKLİMLER FİLMİNİN KURGUSUNDA BANA ÇOK ÇİĞ BİR HAREKET YAPTI”
2006 yılında Kader filminin “En İyi Film” ödülünü aldığı Antalya Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’ın bayılmasıyla ilgili konuşan Demirkubuz, sözlerine şöyle devam etti:
“İklimler’in kurgusu sırasında çok çiğ ve pis bir hareket yaptı. O onu çekti, ben Kader’i çektim. O sene Kader ağlarını Antalya Film Festivali’nde ördü; en iyi film ödülünü 300 bin liraya çıkardılar. 230 bin dolar. Dünyada eşi yok.
Ödül töreninin açıklanacağı gün otelin lobisinde otururken bu geldi, böyle havalı havalı gevrek gevrek… Jüride de bir Cannes’dan bir lavuk var, bunun bir arkadaşı. Hatta orada bunun esprisi oldu, herhalde sinyal aldı bu ondan keyfi yerinde diye. Benimle de konuşuyor, geldi masamıza oturdu, sohbet ettik.”
“TÖRENDE EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ AÇIKLANACAKKEN BİRDEN BAYILDI”
“Aynı akşam bunlar geldi yapımcısı, karısı, kendisi, tören sırasında önümüze oturdular, hiç konuşmadılar benimle… Ebru iki gün önce Kader’i izleyince allak bullak olduğunu söyledi, aramız iyiydi. Neyse geldiler, konuşmuyor.
Arkasından seslendim de, bakmadı bile. Neyse vardır bir derdi dedim. İki tane ödül aldı, çıktı acayip küskün falan. Sonra her şeyin üstüne yemin ediyorum bir tane bile Kader’e şey yok… Bizim zaten bir beklentimiz de kalmadı.
Tam böyle en iyi film ödülü açıklanmadan önce bu pat bayıldı. Gitti kaldırdılar, hatta ben de yardım etmeye çalıştım… Törenden sonra ‘iyi misin’ demek için aradım. Konuşmak istemedi ve o günden itibaren konuşmadı. 2 gün sonra Mis Sokak’ta yüz yüze geldik ‘iyi misin’ dedim. Yüzünü çevirdi. Bir tane tokat atmak istedim…”
“SEN CANNES FİLM FESTİVALİ’NİN MUHTARI MISIN?”
“Çok yakınındaki bir akrabasına sordum. Cannes Film Festivali aleyhinde konuştuğum için benimle konuşmadığını söyledi. Lan Cannes Film Festivali’nin muhtarı mısın, nesin sen? Sana ne. Ben onunla ilgili yaşanan her şeyi akrabasına anlattım.
Bunları ona da anlatmalarını istedim. Haksızlığa uğradığını düşünüyorsa arasın ona da anlatayım. Kendisi de her şeyi biliyor. Yıllar sonra günlük ayağına çıkıp bir şey söylüyor. Arkadaşına sordum o da ‘vardır bir çıkarı’ dedi. Kendini o kadar akıllı zannediyor ki…
Çok akıllı bir insan ama sadece akıllı olmak yetmiyor. Zaten akıllı olsaydı 17 yıl sonra konuşup beni de buraya çıkıp konuşmak zorunda bırakmazdı. Arkasında kesin para işi var.
Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan
NURİ BİLGE CEYLAN: AŞAĞILANAN BEN OLDUM AMA ASIL AŞAĞILIK OLAN KENDİSİ
2014’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandığı “Kış Uykusu” filminin kitabı geçtiğimiz günlerde yayımlayan Nuri Bilge Ceylan, “Üç Maymun” filmini Zeki Demirkubuz’un senaryosundan intihalle çektiği iddiasıyla ilgili sessizliğini bozmuştu.
Demirkubuz’un gerçeği bildiğini söyleyen Ceylan “Öyle bir şey yok ama nedense öyle bir şey varmış gibi bir izlenim yaratmayı tercih ediyor. Bence çok ayıp ediyor. Bunca yıl arkadaşlık ettik, birbirimize ne yardımlar ettik sonuçta.
Yıllar sonra yaptığı bir söyleşide ‘Üç Maymun’ filmini seyretmediğini de söylemiş üstelik. İnsan izlemediğini iddia ettiği bir film için nasıl böyle şeyler ima eder? Bilmiyorum. Evet, aşağılanan ben oldum belki burada ama aşağılık olan kesinlikle ben değilim” demişti.
DEMİRKUBUZ: TEK KELİME EDERSE YOUTUBE KANALI AÇAR YAYIN YAPARIM
Dün akşam katıldığı canlı yayında Nuri Bilge Ceylan’ın bu sözlerine de cevap veren Zeki Demirkubuz, “Üç Maymun’u izlemedim. Susacak, dişini sıkacak ve bir daha tek kelime etmeyecek.
Ederse, Youtube kanalı açarım, her gün düzenli yayın yaparım. Bu ülkenin en sevdiği şey unutmaktır. Her yaptığımız yanımıza kar kalmıyor. Biraz düşüneceksin.”
]]>ERDİNÇ: 11 EVİN PARASINI HANGİ YÖNTEMLE ÜLKEDEN ÇIKARDIN?
Fenomenlerle ilgili sık sık açıklamalar yapan Emrullah Erdinç, Öztürk çiftinin paralarının kaynağında sorun olduğunu, çiftin Amerika’da 24 evi olduğunu ve haberlerin ardından evlerin bir kısmını başkalarının üzerine devrettiğini söyledi. Erdinç aynı zamanda çiftin milyonlarca dolar sermaye ile iş yerleri açtığını söyledi. Gazeteci, son katıldığı yayında da “11 ev aldım diyor, 11 evi alırken paraları nasıl, hangi yöntemle buradan çıkarttınız? Bankayla mı? Başka yöntemle mi?” deyince ortalık karıştı.
ÖZTÜRK: KANAL KANAL GEZİP DEVLETİ ACİZ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ
Erdinç’in sözlerinden sonra adeta deliye dönen Eylül Öztürk, Instagram hesabından peş peşe videolar yayınlayarak gözdağı verdi. Daha önce yayınladığı videoda Amerika’da evleri nasıl aldığını bir çocuğa anlatır gibi anlattığını söyleyen fenomen, şu ifadeleri kullandı: “Buyurun sayın araştırmacı gazeteci Emrullah Erdinç. Bir ilkokul çocuğuna anlatır gibi anlatmıştım oysa ki. Tam 13 gün önce. Ama siz hala ısrarla hem kamuoyunu hem de insanları yanıltmaya devam ediyorsunuz. Hala ısrarla kanal kanal gezip insanları aldatmaya devam ediyorsunuz göz göre göre. Devleti aciz göstermeye çalışmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Türk bankasından Amerika’daki bankaya yolladım paraları. Dekontlarım da var. Devlet zaten benim yaptığım harcamaları bir tıkla görebiliyor. Bu paraları çıkartırken hesabını veriyorsunuz zaten.”
“HUKUK ÖNÜNDE HEPSİNİN BEDELİNİ ÖDEYECEKSİNİZ”
“Televizyon televizyon gezip ısrarla kamuoyunu yanılttınız. ’10 milyon lira sermayeyle şirket kurdunuz’ dediler olmadı, ‘4 milyon lirayla şirket kurdular’ dediniz olmadı, ’24 tane ev almış ve başkalarının üstüne geçirmiş’ dediniz yine olmadı. Hepsini de kamuoyuna açık bir şekilde ispatladım. Sizin gibi telefon ekranına bakarak konuşmadım, belgeleri koydum. Hepsinin belgesini sundum. Uğrattığınız manevi hasarı bir yere koyuyorum o başka bir dava konusu. Benim elimde ispatlanabilir çok büyük bir maddi kayıp var. Hepsinin hukuk önünde bedelini ödeyeceksiniz Emrullah Bey.”
“TARİHİMDEKİ EN BÜYÜK TAZMİNAT DAVASINI AÇACAĞIM”
“Olayları artık öyle bir noktaya getirdiniz ki; özel jet hosteslerine kaçak bir şekilde branda taşıttırıp para verdiğine kadar söylediniz. Bütün bir meslek grubunu zan altında bıraktınız. Milyon dolarlık evde yaşadığımı söylediniz. Hepsi belge belge bende var. Emrullah Bey siz ileride okullarda bir gazetecinin ne yapmaması gerektiğiyle ilgili ders olarak okutulacaksınız. Benim size açacağım o dava var ya tarihimde benim açtığım en büyük maddi tazminat davası olacak. Benim de adım Eylül Öztürk ise bana bunları yaşattığınız için bunun hesabını hukuk önünde sizden kuruş kuruş soracağım.”

Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>