Yargı – Karadeniz Haber Tv http://www.karadenizhabertv.com.tr Sat, 14 Dec 2024 08:33:55 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Antalya’da Tek Yumrukla Cinayet: 25 Yıla Kadar Hapis Cezası Talep Edildi http://www.karadenizhabertv.com.tr/antalyada-tek-yumrukla-cinayet-25-yila-kadar-hapis-cezasi-talep-edildi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/antalyada-tek-yumrukla-cinayet-25-yila-kadar-hapis-cezasi-talep-edildi/#respond Sat, 14 Dec 2024 08:33:55 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/antalyada-tek-yumrukla-cinayet-25-yila-kadar-hapis-cezasi-talep-edildi/ ANTALYA’da attığı tek yumrukla çiçekçi Eşref Yunus Yıldırıcı’yı (29) öldüren Kıvanç Şensöz (31) hakkında hazırlanan iddianamede, 25 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Sosyal medya hesaplarında çiçek satışı yapan boksör Kıvanç Şensöz’ün yabancı uyruklu eşi Dara Şensöz, oluşturulan hesaplarından çiçek buketi ile birlikte kendi fotoğrafını paylaştı. Aynı bölgede çiçekçilikle uğraşan Eşref Yunus Yıldırıcı’nın kız kardeşi Firdevs Yıldırıcı, Şensöz’ün eşinin paylaşımının ekran görüntüsünü alarak, kendi iş yerlerinin sosyal medya hesaplarından paylaştı. Firdevs Yıldırıcı’nın paylaştığı ve yüzü net görünmeyen fotoğrafı fark eden Kıvanç Şensöz, “Neden karımın fotoğrafını paylaşıyorsunuz, emek hırsızısınız” diyerek tepki gösterdi.

TUTUKLANDI

Firdevs Yıldırıcı, tepki sonrası fotoğraftaki kadının yüzünün buzlandığını, kırpıldığını, hata yaptığını belirterek özür diledi. Kıvanç Şensöz, Eşref Yunus Yıldırıcı ile yüz yüze görüşmek istedi ve 12 Ekim’de saat 19.00 sıralarında Kepez ilçesi Altınova Mahallesi’ndeki çiçek deposuna gitti. Bu sırada Şensöz, bir anda yumruk atarak Yıldırıcı’yı yere düşürdü. Yıldırıcı’ya defalarca tekmeleyen Şensöz’ü, dayısı Ali Okur kurtardı. Kısa sürede gelen sağlık ekibi, bilinci kapalı Yıldırıcı’yı Kepez Devlet Hastanesi’ne götürdü. Komaya giren Eşref Yunus Yıldırıcı, bir süre sonra hayatını kaybetti. Gözaltına alınan Kıvanç Şensöz, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanarak cezaevine konuldu.

‘HAKSIZ TAHRİK UYGULANMASIN’

Kıvanç Şensöz hakkında hazırlanan iddianame, Antalya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, Kıvanç Şensöz’ün 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. Savcılık tarafından yapılan incelemelerde, cinayete konu olan fotoğraflarda dekoltenin görünmediği, çiçeklerin ön plana çıkarıldığı ve sosyal medyada paylaşılan görselin herkese açık olarak yayınlandığına kanaat getirildi. Kıvanç Şensöz hakkında ‘haksız tahrik’ hükümlerinin uygulanmamasını talep eden savcılık, sanığın ‘Kasten adam öldürme’ suçundan yargılanmasını istedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/antalyada-tek-yumrukla-cinayet-25-yila-kadar-hapis-cezasi-talep-edildi/feed/ 0
9. Yargı Paketi Resmi Gazete’de Yayınlandı http://www.karadenizhabertv.com.tr/9-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayinlandi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/9-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayinlandi/#respond Thu, 14 Nov 2024 00:41:23 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/9-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayinlandi/ (ANKARA)–  Kamuoyunda “9. Yargı Paketi” olarak bilinen ve geçen hafta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen, yargı alanında birçok düzenlemenin yer aldığı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Kanuna göre, elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışta teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın muhammen kıymetinin binde beşinden ve her halde 1000 Türk lirasından az olamayacak.

İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay’ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.

Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Avukatlık Kanunu’nda değişikliğe gidilecek. Buna göre, adli yardım ödeneğinin barolar arasındaki dağıtımında, birden fazla baronun bulunduğu illerde, her 5 bin nüfus için tespit edilecek toplam puanın yüzde 30’u o ilde bulunan barolar arasında eşit olarak, kalanı ise o ilde levhaya kayıtlı toplam avukat sayısına bölündükten sonra elde edilen rakamın her baronun üye sayısına çarpımı sonucu elde edilecek puana göre dağıtılacak.

Yeni sınav konuları

Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı’nda soru sorulacak alanlar arasına “milletlerarası hukuk”, “milletlerarası özel hukuk”, “genel kamu hukuku ve sosyal güvenlik hukuku” eklenecek. İhtiyaç duyulması halinde bu alanlara, yönetmelikle yeni hukuk alanları eklenebilecek.

Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı’nda soru sayısı 100’den 120’ye çıkarılacak. Sınavlara yeni alanların eklenmesi ve sınavların yapılma şekli ile sınavlara ilişkin diğer hususlar Hakimler ve Savcılar Kurulu, YÖK, ÖSYM, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Noterler Birliğinin görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.

Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin 7’nci maddesindeki parasal sınırlar; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanacak. Tek hakimle çözümlenecek davaların belirlenmesinde dava tarihindeki, miktar artırımı yapılan hallerde ise artırımın yapıldığı tarihteki parasal sınır esas alınacak.

Hakimler ve Savcılar Kanunu’ndaki değişiklikle adalet müfettişlerinin görev ve yetkileri belirlenecek.

Yediemin otoparklarında sahipsiz araçların satışı

Karayolları Trafik Kanunu’ndaki değişiklikle buluntu olması nedeniyle veya kanun hükümleri gereğince trafikten men edilerek alıkonulan ve sahipleri tarafından 6 ay içinde teslim alınmayan veya aranmayan yediemin otoparklarındaki araçların satış usulü yeniden belirleniyor. Bu durumdaki araçların sicilinde bulunan satılamaz, devredilemez, haciz, ihtiyati haciz, rehin gibi şerhler için ilgili kurumlara, bu araçların satılacağı hususu bildirilecek ve satış işlemlerine başlanacak; araçların üzerinde bulunan tüm şerhler ayrıca bir işleme gerek olmaksızın, satış tarihinden itibaren kalkmış sayılacak varsa tescil kayıtları buna göre düzeltilecek.

Satış kapsamında dosyaya ödenen tutardan; sırasıyla muhafaza ve satış için yapılan giderler, aracın tanıtımına yarayan numaraların tespitine ve tamamlanmasına dair giderler ve vergi, resim veya harç gibi malın aynından kaynaklanan alacaklar ödendikten sonra kalan tutarın tüm alacaklıların alacağını karşılaması halinde hak sahiplerine Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde dağıtılacak ve bakiye bir tutar bulunması halinde bu tutar, muhafaza edilecek; kamu bankalarında nemalandırılacak ve satıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde müracaat halinde nemalarıyla birlikte hak sahiplerine ödenecek. 5 yıl içinde herhangi bir müracaatın olmaması halinde söz konusu bedeller Hazine’ye irat kaydedilecek.

Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödeme kapsamına alınacak.

Soybağı reddi davası

Koca, ana veya çocuk, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilecek. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılacak. Ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorunda olacak.

Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına, birlikte evlat edinmede ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları, tek başına evlat edinmede ise ana veya baba adı olarak evlat edinenin adı yazılacak. Evlat edinilen diğer kişiler hakkında, talepleri halinde bu hüküm uygulanacak.

Hakaret suçu ve uzlaştırma

Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yılı geçemeyecek.

Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu, uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödeme kapsamına alınacak.

Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren 7 gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılacak.

Uzlaşmanın sağlanması halinde uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacak.

Uzlaştırmacı olmak için hukuk mezunu olma şartı getirilecek. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilecek.

Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini defaten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verecek. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde durma kararı verilecek. Durma süresince zaman aşımı işlemeyecek. Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam edilecek.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki parasal sınırlarla ilgili düzenlemeye göre, parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacak. Bu şekilde belirlenen sınırların 1000 lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmayacak.

İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.

Arabuluculuk

Arabuluculuk konusunda, anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilecek. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilecek. Ayrıca taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilecek ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacak. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilecek.

Arabuluculuk eğitimini tamamlayan ve mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip olanlar, yazılı sınava girmeden arabuluculuk siciline kayıt olabilecek.

Kanunun, 21’inci maddesi 29 Haziran 2024, 23’üncü maddesi 12 Eylül 2024 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer hükümler ise Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girecek.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/9-yargi-paketi-resmi-gazetede-yayinlandi/feed/ 0
HSK, Yargıtay ve Danıştay’a Yeni Üyeler Seçti http://www.karadenizhabertv.com.tr/hsk-yargitay-ve-danistaya-yeni-uyeler-secti/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/hsk-yargitay-ve-danistaya-yeni-uyeler-secti/#respond Wed, 02 Oct 2024 17:41:28 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/hsk-yargitay-ve-danistaya-yeni-uyeler-secti/

(ANKARA) – Hakimler Savcılar Kurulu (HSK), Yargıtay‘a 8, Danıştay‘a 3 üye seçti.

HSK Genel Kurulu’nda bugün yapılan toplantıda, Yargıtay ve Danıştay‘ın boş bulunan üyelikleri için seçim yapıldı.

Buna göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcısı Ali Rıza San, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 19’uncu Hukuk Daire Başkanı Daire Başkanı Osman Kiper, İstanbul BAM Başkanı Murat Boylu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Kapıcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Murat Çağlak, HSK Genel Sekreter Yardımcısı Murat Pala ve İstanbul Anadolu 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Cengiz Doğan, Yargıtay üyeliğine seçildi.

Kurul ayrıca, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Ahmet Cüneyt Yılmaz, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10’uncu İdari Dava Dairesi Başkanı Cengiz Aydemir, Danıştay Genel Sekreter Yardımcısı Burakhan Melikoğlu da Danıştay üyeliğine seçti.

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/hsk-yargitay-ve-danistaya-yeni-uyeler-secti/feed/ 0
Kırgız Yargısının 100. Yılı Kutlandı http://www.karadenizhabertv.com.tr/kirgiz-yargisinin-100-yili-kutlandi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/kirgiz-yargisinin-100-yili-kutlandi/#respond Fri, 20 Sep 2024 13:20:22 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/kirgiz-yargisinin-100-yili-kutlandi/ Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te Kırgız yargısının 100. yıl kutlama etkinliğine katıldı.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un katılımıyla Bişkek Büyük Konser Salonu’nda yargı sisteminin 100. yıl dönümü dolayısıyla kutlama etkinliği düzenlendi.

Etkinliğe, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in yanı sıra, Çin, Azerbaycan, Moldova, Belarus, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan ve Ermenistan yüksek mahkemelerinin başkanları, Kırgızistan Yüksek Mahkeme Başkanı Zamirbek Bazarbekov, bakanlar, milletvekilleri, yabancı diplomatlar ve uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı.

Cumhurbaşkanı Caparov, burada yaptığı konuşmada, ülkedeki yargı sisteminin Sovyetler Birliği devletinin Kırgız halkına 1924’te verdiği özerkliğin ardından kurulduğunu anımsatarak, bu bağlamda Kırgız yargısının 100’üncü yılı dolayısıyla yargı teşkilatının temsilcilerini tebrik etti.

Etkinliğin ardından Caparov, Yargıtay Başkanı Kerkez’in de aralarında bulunduğu yabancı ülkelerin Yargıtay başkanları, yardımcıları ve temsilcilerini Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti.

Caparov, yargı başkanlarına “bu tarihi etkinliğe” katılımından dolayı şükranlarını sunarak, Kırgızistan’ın diğer ülkelerle çok taraflı entegrasyon süreçlerini desteklediğini vurguladı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/kirgiz-yargisinin-100-yili-kutlandi/feed/ 0
Depremde Yıkılan Binaların Müteahhitlerine Adalet Arayışı: Firari Sanıkların İadesi İçin Adımlar Atılıyor http://www.karadenizhabertv.com.tr/depremde-yikilan-binalarin-muteahhitlerine-adalet-arayisi-firari-saniklarin-iadesi-icin-adimlar-atiliyor/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/depremde-yikilan-binalarin-muteahhitlerine-adalet-arayisi-firari-saniklarin-iadesi-icin-adimlar-atiliyor/#respond Tue, 03 Sep 2024 10:55:27 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/depremde-yikilan-binalarin-muteahhitlerine-adalet-arayisi-firari-saniklarin-iadesi-icin-adimlar-atiliyor/ HABER: MEHMET OFLAZ

(ADANA) – Adana’da 6 Şubat depremlerinde yıkılan ve 40 kişiye mezar olan Sami Bey Apartmanı’nın müteahhidi Eda Aybaba Çelik’in, Türkiye’ye iade edilmesi için Birleşik Krallık yetkili adli makamlarına yazı gönderildi. Sami Bey Apartmanı’nda annesi, kardeşlerini ve akrabalarını kaybeden Naim Emin Ünvar, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, “Adli tatil bitiminin hemen ertesinde böyle güzel bir haber almak umudumu tazeledi. Devamının gelmesini temenni ediyorum” dedi.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adana’nın Çukurova İlçesi Güzelyalı Mahallesi’nde bulunan Sami Bey Apartmanı da yıkıldı. Enkaz yığınına dönen apartmanda 40 kişi yaşamını yitirdi. Sami Bey Apartmanı’nın müteahhitleri Abdullah Aybaba ile kızı Eda Aybaba Çelik’in yurt dışına kaçtığı tespit edilmiş ancak baba-kız yakalanamamıştı.

ANKA Haber Ajansı’nın edindiği bilgiye göre; Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Eda Aybaba Çelik’in yakalanarak Türkiye’ye iade edilmesi için Birleşik Krallık yetkili adli makamına yazı gönderdi.

Sami Bey Apartmanı’nda annesi, babası, iki kardeşi, anneannesi ve akrabalarını kaybeden Naim Emin Ünvar, Çelik hakkında çıkartılan yakalama kararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Ünvar, “Adli tatil bitiminin hemen ertesinde böyle güzel bir haber almak umudumu tazeledi. Annemin doğum gününe denk gelmiş olmasını da onun için bir hediye olarak görüyorum. Devamının gelmesini temenni ediyorum” diye konuştu.

Ne olmuştu?

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 19 ay geçerken, depremde yakınlarını kaybeden ailelerin adalet arayışı sürüyor. Depremde yıkılan ve 970 vatandaşın hayatını kaybetmesine neden olan binalarda sorumluluğu olan 14 firari sanık hala aranıyor.

Davalarda yıkılan binalarda hayatını kaybedenler ve aranan firari sanıklar şöyle:

Emlakbank Konutları: Hatay’ın Antakya ilçesinde 370 kişinin hayatını kaybettiği Emlakbank Konutları’nın şüphelilerinden Aytaç Kınay, firari olarak aranıyor.

Rönesans Rezidans: Hatay’daki rezidansın şantiye şefi ve şirket ortağı Hüseyin Yalçın Coşkun, firari olarak aranıyor. Coşkun hakkında kırmızı bülten çıkarıldı.

Üzümkent Sitesi: Adıyaman’daki Üzümkent Sitesi’nde sorumluluğu bulunan Ahmet İşitmen, aranıyor. İşitmen’in yurt dışında olduğu tespit edilmişti.

Sueda Kent Sitesi: Adıyaman’daki sitenin şantiye şefi ve statik proje müellifi Ömer Yılmaz yakalanamadı.

Furkan Apartmanı: Gaziantep’teki Apartmanı’nın müteahhitleri Hasan Hüseyin Sever ve Abdullah Devrim Sever, firari olarak aranıyor. Kırmızı bülten çıkarıldı.

Sami Bey Apartmanı: Adana’nın Çukurova ilçesindeki binanın müteahhitleri Abdullah Aybaba ile kızı Eda Aybaba Çelik bulunamadı. Firarilerin yurt dışına kaçtığı tespit edildi, iadesi istendi.

Ezgi Apartmanı: Kahramanmaraş’taki apartman için hazırlanan bilirkişi raporunda binanın giriş katında bulunan ve tadilat yapan Kervan Pastanesi’nin yıkımda asli kusurlu oldukları belirtildi. Yakalama kararı çıkarılan ve aylardır firari olan Kervan Pastanesi sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’in avukatı Ersan Şen’in talebiyle hazırlanan son bilirkişi raporunda kusurlu bulunmadı. Firari Kervancıoğlu ve Pekel aranıyor.

Kavak Apartmanı: Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde 26 kişinin hayatını kaybettiği Kavak Apartmanı’nın şantiye şefi Serdar Çelebi Köse, aranıyor.

Fazilet Apartmanı: Kahramanmaraş’taki apartmanının yıkılmasına neden olan zemin kattaki fırının işletmecileri firari Akın Yağcı ve eşi Ferihan Yağcı hala bulunamadı.

Burak Yapı Sitesi: Adıyaman’ın Merkez ilçesinde 12 kişinin hayatını kaybettiği Burak Yapı Sitesi’nin şantiye şefi Metin Bekir Sarıkaya, firari olarak aranıyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/depremde-yikilan-binalarin-muteahhitlerine-adalet-arayisi-firari-saniklarin-iadesi-icin-adimlar-atiliyor/feed/ 0
26 Ağustos 2024 Resmi Gazete ATAMA KARARLARI! Bugünün kararları neler? 26 Ağustos Resmi Gazete yayımlandı! 32266 sayılı Resmi Gazete atamalar listesi! http://www.karadenizhabertv.com.tr/26-agustos-2024-resmi-gazete-atama-kararlari-bugunun-kararlari-neler-26-agustos-resmi-gazete-yayimlandi-32266-sayili-resmi-gazete-atamalar-listesi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/26-agustos-2024-resmi-gazete-atama-kararlari-bugunun-kararlari-neler-26-agustos-resmi-gazete-yayimlandi-32266-sayili-resmi-gazete-atamalar-listesi/#respond Mon, 26 Aug 2024 01:30:28 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/26-agustos-2024-resmi-gazete-atama-kararlari-bugunun-kararlari-neler-26-agustos-resmi-gazete-yayimlandi-32266-sayili-resmi-gazete-atamalar-listesi/ 26 Ağustos 2024 tarihli Resmi Gazete bugünün kararlarında neler var? 26 Ağustos 2024 günü yayımlanan Resmi Gazete’de, günün ilanlarını ve alınan kararların detaylarını görüntülemek için PDF halini indirme seçeneği de bulunuyor. Yasama Bölümü Kanunları, Yürütme ve idare bölümüne ilişkin gelişmeler, Yargı Bölümü kanunları ve günün ilanları Resmi Gazete’de yer alıyor. Peki, Resmi Gazete bugünkü kararları neler? 26 Ağustos 2024 Resmi Gazete’de yayımlanan kararlar nelerdir? İşte detaylar…

RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER?

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ

YÖNETMELİKLER

–– Abdullah Gül Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu İngilizce Hazırlık Programı Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

–– Beykoz Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

–– Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Yabancı Dil Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği

–– İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Biyoanalitik İlaç Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği

–– Malatya Turgut Özal Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği

–– Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

–– Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

–– Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Kazak Kültürü ve Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

İLÂN BÖLÜMÜ

a – Yargı İlânı

b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları

c – Çeşitli İlânlar

– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri

TÜMÜ

Osman DemirOsman DemirHaberler.com – Gündem

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/26-agustos-2024-resmi-gazete-atama-kararlari-bugunun-kararlari-neler-26-agustos-resmi-gazete-yayimlandi-32266-sayili-resmi-gazete-atamalar-listesi/feed/ 0
Birçok kişi bilmiyordu! Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak fena şaşırttı! http://www.karadenizhabertv.com.tr/bircok-kisi-bilmiyordu-baharin-timuru-mehmet-yilmaz-ak-fena-sasirtti/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/bircok-kisi-bilmiyordu-baharin-timuru-mehmet-yilmaz-ak-fena-sasirtti/#respond Mon, 19 Aug 2024 18:52:14 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/bircok-kisi-bilmiyordu-baharin-timuru-mehmet-yilmaz-ak-fena-sasirtti/ Birçok kişi bilmiyordu! Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak fena şaşırttı!

İçerde, Çukur, Ramo ve Yargı dizilerinden tanıdığımız şimdilerde Bahar dizisiyle karşımıza çıkan Mehmet Yılmaz Ak başarılı oyunculuğu ile dikkat çekiyor…

Birçok kişi bilmiyordu! Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak fena şaşırttı!

Yargı dizisindeki Pars Savcı performansından sonra Bahar ile ekranlara hızlı bir dönüş yapan yetenekli oyuncu Mehmet Yılmaz Ak sosyal medyanın konuşulanlarından olmayı başarıyor.

GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Birçok kişi bilmiyordu! Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak fena şaşırttı!

Demet Evgar, Buğra Gülsoy, Ecem Özkaya gibi sevilen oyuncular ile Bahar dizisinde başrolü paylaşan Mehmet Yılmaz Ak özel hayatıyla merak konusu oluyor.

Birçok kişi bilmiyordu! Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak fena şaşırttı!

Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak başarılı oyunculuğunun yanı sıra sempatik halleriyle de büyük ilgi görüyor.

Birçok kişi bilmiyordu! Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak fena şaşırttı!

Bekar olan 38 yaşındaki Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak’ın aslen nereli olduğunu ilk defa duyan hayranları ise oldukça şaşırıyor…

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/bircok-kisi-bilmiyordu-baharin-timuru-mehmet-yilmaz-ak-fena-sasirtti/feed/ 0
CHP Milletvekili Tanrıkulu, emeklilere verilecek ikramiyenin hak temelli ele alınması gerektiğini söyledi http://www.karadenizhabertv.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-emeklilere-verilecek-ikramiyenin-hak-temelli-ele-alinmasi-gerektigini-soyledi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-emeklilere-verilecek-ikramiyenin-hak-temelli-ele-alinmasi-gerektigini-soyledi/#respond Sat, 20 Jul 2024 21:30:15 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=9729 CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 8. Yargı Paketi’nin ikinci bölüm görüşmelerinde ” Bu (emeklilere verilecek ikramiye) bir sadaka değildir, bağış değildir, bir lütuf değildir. Bakın, 2018’de çıkmıştır, 2021’de artırılmıştır, 2 bin lira olmuştur; bunun hak temelli ele alınması lazım. Bu, hak temelli ele alınsaydı, TÜİK yine enflasyon oranlarına göre artırmış olsaydı 10 bin liranın üzerinde olacaktı, bizim önerdiğimiz asgari ücret seviyesinde olsaydı 17 bin lira olacaktı. Dolayısıyla, bunun iki üç yılda bir önümüze gelmemesi lazım, hak temelli ele alınması lazım ve objektif kriterlere bağlanması lazım, bu nedenle bu önerimizin de burada dikkate alınması lazım” dedi.

CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerine söz alarak partisi adına konuştu. Tanrıkulu, Genel Kurul’da yaptığı açıklamada, özetle şunları söyledi:

“BİR İDARİ MAKAM, YARGITAY’DA OLUŞAN BİR MAĞDURİYETİ DEĞERLENDİREMEZ”

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarını, 13’üncü maddeyi ve 40’ıncı maddeyi okuduğumuzda bu ihtiyaçları karşılayacak kriterlere uygun bir komisyon getirmiyorsunuz. Şimdi, bugüne kadar oluşturulan komisyonlar, tazminat komisyonları idarenin işlem ve eylemlerine ilişkin ortaya çıkan ihlallerden kaynaklı komisyonlardı ve şu andaki komisyon da belirli bir zamana ilişkin görev yapan ve kanunla belirli görevleri verilmiş bir komisyondu ama şimdi biz bu yasayla komisyonu kalıcı hale getiriyoruz, kalıcı hale ve görevlerini genişletiyoruz. Yargıdan kaynaklanan, mağduriyete ilişkin oluşmuş ihlalden sonra bir iç hukuk yolu oluşturuyoruz ama oluşturduğumuz iç hukuk yolu idari bir kurul yani bakanlığa bağlı bir kurul, dolayısıyla yani bir yargıdan, yargısal bir işlemden yani hukuk mahkemesinde, idare mahkemesinde, ceza mahkemesinde, Yargıtay’da, Danıştay’da uzun yargılamadan dolayı oluşan bir mağduriyetten dolayı idari bir kurul oluşturuyoruz. Bu olmaz yani bir idari kurul, bağımsızlığı ve tarafsızlığı olmayan, yargı yetkilerini kullanamayan bir kurul yargıdan kaynaklı bir mağduriyeti değerlendiremez, işin esasında bir yanlışlık var. Bir idari makam, Yargıtay’da oluşan bir mağduriyeti değerlendiremez.

“ÖNCE ÖNLEYİCİ MEKANİZMALARI OLUŞTURMAK LAZIM”

Bir mazeretiniz yok, 22 yıldır iktidardasınız, yargıyı bağımsız ve tarafsız hale getiremediniz. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açıldı, 90 bine yakın başvuru yapıldı makul süreden. Neden yapıldı bunlar? Yerel mahkemelerin yeterince çalışmamasından, zamanında karar vermemesinden. Peki, buna ilişkin olarak bir tedbir var mı bu kanunda? Yok. Dolayısıyla, önce önleyici mekanizmaları oluşturmak lazım ama yargının hızlı, tarafsız, adaleti sağlayıcı biçimde bir düzenleme yapmadan, şimdi sonuçları üzerine Anayasa Mahkemesi kararından sonra bir düzenleme yapmaya çalışıyoruz. Böyle olmaz, bir kez daha uyarıyoruz. Anayasa Mahkemesinden alıyoruz başvuru hakkını, idari bir kurula veriyoruz ama yıllarca dava takip etmiş, emek vermiş avukatın emeğini yok sayıyoruz. ‘Hiç olmazsa Avukatlık Yasası’na bir ek düzenleme yapalım ve avukatlara emeklerinin karşısında nakdi veya nispi, neyse, ücret verilsin’ dedik, bu da kabul edilmedi. 180 bin avukatın mesleki emeği de bu kanunla sömürülmüş olacak aynı zamanda, yok sayılacak.

“OBJEKTİF KRİTERLERE BAĞLANMASI LAZIM”

Bu (emeklilere verilecek ikramiye) bir sadaka değildir, bağış değildir, bir lütuf değildir. Bakın, 2018’de çıkmıştır, 2021’de artırılmıştır, 2 bin lira olmuştur; bunun hak temelli ele alınması lazım. Bu, hak temelli ele alınsaydı, TÜİK yine enflasyon oranlarına göre artırmış olsaydı 10 bin liranın üzerinde olacaktı, bizim önerdiğimiz asgari ücret seviyesinde olsaydı 17 bin lira olacaktı. Dolayısıyla, bunun iki üç yılda bir önümüze gelmemesi lazım, hak temelli ele alınması lazım ve objektif kriterlere bağlanması lazım, bu nedenle bu önerimizin de burada dikkate alınması lazım diyorum. Bu meselelere sığ bakmamak lazım, müzakere etmek lazım, danışmak lazım ve toplumda bundan sonra oluşacak zararları önceden karşılamak lazım.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/chp-milletvekili-tanrikulu-emeklilere-verilecek-ikramiyenin-hak-temelli-ele-alinmasi-gerektigini-soyledi/feed/ 0
Adalet Bakanı: Türkiye’nin seçimleri örnek seçimlerdir http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-turkiyenin-secimleri-ornek-secimlerdir/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-turkiyenin-secimleri-ornek-secimlerdir/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:39:12 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=9353 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, seçim güvenliğiyle ilgili, “Dünyada bu kadar şeffaf bir seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur. Onun için Türkiye’nin seçimleri örnek seçimlerdir.” dedi.

Kastamonu Valiliği’nde açıklamada bulunan Tunç, suçla mücadelenin önemine değindi.

8. Yargı Paketi’nde önemli adımlar atıldığını vurgulayan Tunç, “Suçla etkin mücadele bakımından, para cezasına çevrilen suçlar bakımından, para cezasından hapis cezasına dönüşen suçlarla ilgili caydırıcılığı arttıracak yeni güncelleme yapmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Bakan Tunç, şunları söyledi:

“Adli para cezalarında da bir artırım söz konusu. Usule ilişkin birçok düzenleme var. Kanun yolları, istinaf, itiraz, temyiz yollarında süreler çok karışık. 7-8 günlük, 15 günlük süreler var. Bunda da vatandaşlarımız, avukatlarımız için bir hak kaybına neden olabiliyor. Dolayısıyla burada düzenleme yapıyoruz. Tüm itirazlar, istinaf, temyize başvuruda süre tebliğden itibaren 2 hafta şeklinde düzenleme yapıyoruz. Bazı davalarda tefhim yüze karşı okumayla başlıyordu, onu da kaldırıyoruz. Artık bütün kanun yollarında süreler tebliğden sonra 2 haftadır.”

Suç örgütlerine ilişkin önemli düzenlemeler olduğunu belirten Tunç, şöyle devam etti:

“Basit yargılama usulüne ilişkin Anayasa Mahkemesinin iptalleri söz konusuydu. Orada da itiraz yollarında, özellikle hak arama yolunu genişleten, hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına ilişkin itirazların İstinaf Mahkemesine yapılması ile ilgili ve diğer usul konularında da önemli düzenlemeler var. Suç örgütleri ve terör örgütleri ile teröre finansman sağlanmasının önlenmesine yönelik önemli bir düzenleme var. O da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum tayin edilmesi. Terör örgütleri açısından bu mümkün, ancak süresini uzatıyoruz. Suç örgütleri bakımından da TMSF’nin, terör örgütlerine, suç örgütlerine, çetelere, finansman sağlayan şirketler bakımından ya da mal varlığı bakımından kayyum tayin edilmesi ile ilgili önemli bir düzenlememiz var. Milletvekillerimiz seçim öncesi yorucu bir çalışma ile yargı paketi ile karşı karşıya kaldılar. Onlara da kolaylık diliyorum. İnşallah bu gece yargı paketimiz sonuçlanır, TBMM’deki çalışmalar neticesinde Cumhurbaşkanı’mızın onayı ve Resmi Gazete’de yayımlanması ile yürürlüğe girecektir.”

“Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir”

Yerel seçimlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tunç, Türkiye’nin şeffaf bir seçim sistemine sahip olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de seçim güvenliğine ilişkin hiçbir endişe yok. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’de seçimler dünyaya örnek şekilde gerçekleşir. Gerek sandık kurulları üyeliklerinde, ilçe seçim kurulları, il seçim kurulları ve ardından Yüksek Seçim Kurulu hem partilerin gözetimi ve denetimindedir hem de yargının gözetimi ve denetimindedir.” ifadelerini kullandı.

Bakan Tunç, şunları kaydetti:

“Tarafsız ve bağımsız yargı gözetiminde gerçekleşir seçimler. Kimin nerede oy kullanacağı internette yayınlanır. Herkes sandığında oy kullanacakları görür. Seçim sonrasında bütün tutanaklar ysk.gov.tr’de yayınlanır. Dünyada bu kadar şeffaf bir seçim yapan belki ikinci bir ülke yoktur. Onun için Türkiye’nin seçimleri örnek seçimlerdir. Dolasıyla seçim güvenliği bakımından gerek güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirler, yargımızın da, Yüksek Seçim Kurulumuzun da aldığı tedbirler vardır. Aylar öncesinde bu tedbirler alınmıştır. Hiçbir sorun olmadan bu sürecin gerçekleşeceğine inanıyoruz. Tabii adaylıklara yönelik itirazlar söz konusu. Bu itirazlar ilgili İlçe Seçim Kurullarının vermiş olduğu kararlar, İl Seçim Kurulları tarafından denetlenir. Orada da bir hata varsa, Yüksek Seçim Kurullarına gider. Yüksek Seçim Kurulunun da vereceği karar da kesin olur ve bu şekilde hak kayıplarına neden olmadan süreç devam eder.”

(Bitti)

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-turkiyenin-secimleri-ornek-secimlerdir/feed/ 0
8. Yargı Paketinin İçerisinde “Örgüt Adına Suç İşleme” Maddesinin de Olduğu 16 Madde TBMM Genel Kurulu’nda Kabul Edildi… http://www.karadenizhabertv.com.tr/8-yargi-paketinin-icerisinde-orgut-adina-suc-isleme-maddesinin-de-oldugu-16-madde-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/8-yargi-paketinin-icerisinde-orgut-adina-suc-isleme-maddesinin-de-oldugu-16-madde-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/#respond Wed, 10 Jul 2024 21:18:15 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=9081 TBMM Genel Kurulu’nda, 8. Yargı Paketi olarak bilinen “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin birinci bölümde yer alan 16 maddesi kabul edildi.  Teklifte TCK’nın 220. ve 314. maddelerini kapsayan 10. ve 11. maddeleri Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenleyen madde de kabul edildi.

Teklifte, TCK’nın 220. ve 314. maddelerini kapsayan ve muhalefet tarafından tepki çeken 10. ve 11. maddeleri Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenleniyor.

Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza, yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak. Örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürümünden ayrı ayrı cezalandırılacak.

Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlemeler yapılacak. Buna göre de TCK’da belirtilen ‘devletin güvenliğine karşı suçlar ile anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar’ bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişiklikle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerin kapsamı genişletiliyor. Düzenlemeye göre, yakalama ve tutuklama işlemlerinin yanı sıra adli kontrol işlemlerine karşı da kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmayan kişiler, tazminat isteminde bulunabilecek.

“İŞ CİNAYETLERİ, KADIN CİNAYETLERİ… HİÇBİR ŞEY YOK”

CHP İzmir Milletvekili Sevda Erdan Kılıç, getirilen yargı paketinin ‘hayal kırıklığı’ olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Ne iktidarın vaatleri var, ne de kamuoyunun beklentileri karşılandı. Mesela infaz düzenlemesi yok, ehliyet affı yok, çek mağdurlarına ilişkin gelişme yok, disiplin affı yok, kader mağdurlarına ilişkin af beklentisi yok, bu pakette. İş cinayetleri, kadın cinayetleri, sokak cinayetleri ve mafyalara ilişkin onların cezalandırılmasına dair bir şey yok. Anlayacağınız dağ yine fare doğurdu.

Anayasa’ya aykırı torba yasalarla yamalı bohçaya dönen kanunlarımıza bir tanesi daha eklenmiş oldu. Anayasa Komisyonu başta olmak üzere diğer komisyonlarda da görüşülmesi gereken birçok madde yine es geçildi ve yine konunun paydaşlarından görüş alınmadı. Maddelere bakınca Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği maddeleri aynı anlama gelecek halde ama ısrarla iptal gerekçelerini karşılamadan hazırlanmasını gerçekten anlayamıyoruz. ya neyin ısrarı bu? Siz Anayasa’yı, Anayasa Mahkemesi’ni tanımazsanız kimse de sizi tanımaz. Aslında devletin kurumlarının yaptığı bütün işlemlerde tanınmaz ve hepsi de yok hükmüne düşer. Kabile devletinin bile bazı kuralları vardır. Maalesef sayenizde bu koskoca ülkede hiçbir kural, hukuk, yargı hiçbir şey kalmadı. Gerçekten içler acısı durum. Bizler hukukçuyum demekten utanır hale geldik. Ama siz hukuk tanımamazlıktan utanmadınız.

Örneğin Türk Ceza Kanunu’nda yapılacak değişikliğin kendilerini eleştiren herkesi terörist yaftası yapıştıran bu zihniyetle bir ceza avına dönüşeceğini, yoldan geçen herkesi terör örgütü üyesi olarak yargılatacağını görmek için gerçekten hukukçu olmaya da gerek yok siyasetçi olmaya da gerek yok.”

“BİR GÜN ŞU KÜRSÜ DE ’10 EKİM’ DEDİĞİNİZİ DUYMADIM”

Maddeler üzerine söz alan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk şunları söyledi:

“Yargı paketinin 6. maddesinin birçok boyutu üzerine konuşuldu ama zaten paketteki genel sorunların bir tezahürünü görüyoruz burada da. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını tanımama, arka kapıdan çıkıp ön kapıdan girme bir tür aslında herkese yönelttiğiniz yargısal aktivizm. Ben söz hakkımı başka bir noktada kullanacağım. Dün 28 Şubat’tı ve 28 Şubat üzerine söz alanlar travmalardan söz ettiler, tanklarla göz dağı verilmesinden söz ettiler. İrade gaspından söz ettiler. Her şeyden evvel 28 Şubat’ı ben de bu ülkenin tarihindeki bir utanç sayfası olarak tanımlıyorum. Bu tür modern postmodern neyse… Darbe girişimlerinin mağdurları bu ülkede her zaman sol ve sosyslistler olmuştur. Fakat şubat ayında çok şey oldu. 7 şubat 2016’dan bugüne geçen 7 yıldır tekrar eden bir 28 Şubat… Tanklar mı dediniz, travmamı dediniz elinizi vicdanınıza koyun. Bir gün ‘biz neden bu ülkenin bunca travması içinden bir tek kendi travmalarımızı seçiyoruz, neden başka hiçbir şeyden bahsetmiyoruz’ deyin. Bu ülkede Ankara’nın göbeğinde 2 kilometre ötede 10 Ekim’de 100 insan paramparça edildi. Barış istediği için bir gün şu kürsüde ’10 Ekim’ dediğinizi duymadım. Sonra gelip sizinle bir duygudaşlık kurmamızı bekliyorsunuz.”

“İSTİNAFA RAĞMEN, BASİT BİR İŞ DAVASI İKİ YIL SÜRÜYOR”

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin ise yargının en önemli sorunlarından birinin ‘liyakat’ sorunu olduğuna dikkati çekerek şunları söyledi:

“Liyakat sorunu yargı camiasının en önemli sorunlarından birisidir. Haksız mülakat sistemi maalesef yargı organını tıkayan uygulamalardan birisidir. Sınavlarda yüksek puan alan ancak torpil bulamayan gariban vatandaşın oğlu, kızı sınavlarda eleniyor ama sınavlarda düşük puan alan Ankara’da dayısı olan torpili olan vatandaşın çocukları maalesef haksız bir şekilde sınavları kazanabiliyorlar.

Yargılamaların uzaması yargı sisteminin önemli bir sorunu. Geciken adalet, adalet değildir. Sayın Bakan yardımcım davalar bitmiyor. Yargı sistemini hızlandırmak için İstinaf kurumu getirildi. Allah aşkına basit bir iş davası iki yıl sürüyor. İstinafa gidiyor 2-3 yıl sürüyor. Burada liyakatsiz hakimlerin de yargılamaların uzamasına sebep olmaları önümüzde duruyor. Sadece hukuki değerlendirme gerektiren konularda bile dosyalar bilirkişiye gönderiliyor.”

Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ, maddelerin devamının görüşülmesi için Meclis Genel Kurulu’nu 1 Mart’ta tekrar açılmak üzere kapattı.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/8-yargi-paketinin-icerisinde-orgut-adina-suc-isleme-maddesinin-de-oldugu-16-madde-tbmm-genel-kurulunda-kabul-edildi/feed/ 0
CHP Milletvekili Bülent Tezcan, 8. Yargı Paketi’ndeki ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’ maddesine tepki gösterdi http://www.karadenizhabertv.com.tr/chp-milletvekili-bulent-tezcan-8-yargi-paketindeki-orgute-uye-olmamakla-birlikte-orgut-adina-suc-isleme-maddesine-tepki-gosterdi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/chp-milletvekili-bulent-tezcan-8-yargi-paketindeki-orgute-uye-olmamakla-birlikte-orgut-adina-suc-isleme-maddesine-tepki-gosterdi/#respond Fri, 05 Jul 2024 21:57:15 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8794

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren 8. Yargı Paketi’nde yer alan ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’ maddesine ilişkin “Anayasa Mahkemesi iptal etti. O maddeden ifadeyi çıkarıp aynı madde olarak tekrar yazmışsınız. Tekrar yazdığınız şeyle ‘bunu düzenledik’ diyorsunuz. Bu evrensel hukuk ilkelerine uygun değil. Anayasa Mahkemesi’nin kararına uygun değil. Mesele düzenleme yapmanız değil, durumu kurtarmak. ‘Terör örgütüyle irtibatlı’ sizin sihirli cümleniz. Bütün hukuksuzluğun gerekçesini bu cümleye dayandırabiliyorsunuz. Bütün adaletsizliğin gerekçesini buna dayandırabiliyorsunuz. Yetkiyi kendinizde görüyorsunuz” dedi.

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, TBMM Genel Kurulu’nda dün 8. Yargı Paketi’nin tümü üzerine söz alarak maddelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Bu teklif bir kere daha gösterdi ki ne Saray’ın gündeminde ne AK Parti’nin ne de MHP’nin gündeminde Türkiye’de hukukun üstünlüğünü sağlamak gibi bir mesele yoktur. Hukuk devletini kurmak gibi bir mesele yoktur” diyen Tezcan şunları söyledi:

ORTADA BİR YARGI REFORMU YOK: 8. Yargı Paketi’ni görüşüyoruz. Dışarıda özellikle iktidar çevresi paketi savunanlar, iktidara yakın olanlar, bu paketin kerameti olduğunu iddia edenler, bu bir yargı reformu paketi gibi ifade ediyorlar. Ancak paketin gerekçesinde ‘yargı reformu’ ifadesi kullanılmamış. Doğru olarak kullanılmamış çünkü anlatıldığı gibi ortada bir yargı reformu yok. Her zaman olduğu gibi bir torba paket var. AK Parti’nin bu zamana kadar Anayasa’ya aykırı biçimde hukuki güvenliği ortadan kaldıracak biçimde… Hukukçu olanlar çok iyi bilir. Uygulamada, uygulayıcıların neyi nerede bulabileceklerini bilemediği tuhaf bir sistem yaratan torba yasa sistemiyle toplanan maddeleri bir çuvalın içerisine koymuşlar. Yargıyla hükümler getiriliyor. Bu hükümlerin bir kısmı Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları neticesinde ortaya çıkan boşluğu doldurmak için zaruri olarak Meclis’in yasama organının yapması gereken düzenlemeler. Onun talebi doğrultusunda, tespitleri doğrultusunda yapılmıyor. Maddelerde arkadaşlarımız onları anlatacaklar.

YARGI PAKETİNE DEĞİL, REFORMA İHTİYAÇ VAR: Emekli ihtiyaçlarını gidermek bir ihtiyaç ama onu bu paketin içerisine sokmak bir tuzak. Miktar belli…2 bin lirayı, 3 bin liraya çıkarıyorsunuz. Bir kere bu projenin sahibi biziz. Sizleri emeklilere şikayet ediyorum. Emeklilere bayram günü asgari ücret tutarında ikramiye vermekten neden kaçtınız? Ortalama baklava bin lira ila bin 500 lira. Ramazan bayramında ayıp değil mi? Yaptığınız zam bir kilo baklava parası. Bir diğeri deprem yardımları… Kimsenin buna bir şey dediği yok. Keşke bir senedir depremin yaralarını sarma konusunda atmanız gereken adımları atmış olsaydınız. Bir sene geçti. Şimdi bunu da bu paketin içerisine koyuyorsunuz. Ayrı tek bir kanun maddesi getirin. Üzerinde konuşalım ve çıkaralım. Ama mesele o değil. Mesele bir şeyi yapıyormuş gibi görünüp, üstünü örtmek. Türkiye’nin bir yargı reformuna ihtiyacı var, bir yargı paketine değil. Bunu iktidar ve Cumhur İttifakı milletvekilleri kendi müktesebatlarına baksalar bunun dayanaklarını görürler.

EVRENSEL HUKUK İLKELERİNE UYGUN DEĞİL: Onuncu madde… ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’ maddesi. Anayasa Mahkemesi iptal etti. O maddeden ifadeyi çıkarıp aynı madde olarak tekrar yazmışsınız. Tekrar yazdığınız şeyle ‘bunu düzenledik’ diyorsunuz. Bu evrensel hukuk ilkelerine uygun değil. Anayasa Mahkemesi’nin kararına uygun değil. Mesele düzenleme yapmanız değil, durumu kurtarmak. Bir başka konu TMSF’de kayyumlara koruma getirme… ‘Terör örgütüyle irtibatlı’ sizin sihirli cümleniz. Bütün hukuksuzluğun gerekçesini bu cümleye dayandırabiliyorsunuz. Bütün adaletsizliğin gerekçesini buna dayandırabiliyorsunuz. Yetkiyi kendinizde görüyorsunuz. Bir şirkete kayyumu tayin edeceksiniz. Arkasından ‘ne yaparsan yap’ diyeceksiniz. Herkes milletvekilliğini bırakıp, kayyum olmaya çalışır. Ne güzel iş. Arkadaşlarımız ne gerekirse söyleyecekler. Bu teklif bir kere daha gösterdi ki ne Saray’ın gündeminde ne AK Parti’nin ne de MHP’nin gündeminde Türkiye’de hukukun üstünlüğünü sağlamak gibi bir mesele yoktur. Hukuk devletini kurmak gibi bir mesele yoktur. Yargı bağımsızlığını sağlamak gibi bir mesele yoktur. Kul düzenini ortadan kaldırmak gibi bir mesele yoktur. Ama sandığa gidiyoruz ve inşallah bu milletin gündeminde kul düzenini yerle bir etme olacaktır.”

]]> http://www.karadenizhabertv.com.tr/chp-milletvekili-bulent-tezcan-8-yargi-paketindeki-orgute-uye-olmamakla-birlikte-orgut-adina-suc-isleme-maddesine-tepki-gosterdi/feed/ 0 8. Yargı Paketi TBMM Genel Kurulunda http://www.karadenizhabertv.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/#respond Mon, 24 Jun 2024 21:39:21 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8467 TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmeleri sürüyor.

Teklif üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, yasa teklifinde itiraz ettikleri bazı maddeler olduğunu söyledi.

Kanun teklifiyle kayyımlara yasal güvence getirildiğini savunan Kaya, “Akçeli işlere kayyım olarak tayin olan kişilere dokunulmazlık getiriyorsunuz.” diye konuştu.

İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, yargı paketinin çoğu maddesinin Anayasa Mahkemesinin hukuka aykırılığı nedeniyle iptal ettiği konulara ilişkin olduğunu söyledi.

Anayasa Mahkemesinin örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenlerin örgüt üyesi gibi cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeyi iptal ettiğini belirten Poyraz, “Suç amacıyla kurulmuş örgüte üyeliğin cezası 2 yıldan 4 yıla kadar, ‘keşke örgüt üyesi olsaydım’ dedirtecek bu düzenleme ile örgüt üyesi olmadığını tescil ettiğiniz kişiye örgüt üyeliğinden daha fazla ceza öneriyorsunuz.” diye konuştu.

-“Yapılmak istenen şey tam olarak yargısal aktivizmdir”

MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Anayasa Mahkemesinin kendi etki alanını genişletmeye çalıştığını belirtti.

Anayasa Mahkemesinin zaman zaman kendisini TBMM’nin üstünde görmekten geri kalmadığını dile getiren Yıldız, “Anayasa Mahkemesi hatta bazen hızını alamayıp kürsüden yasa yapmaya bile çalışıyor. Gündemi meşgul eden bazı davalar üzerinde uygulanan iletişim stratejisi ile mevcut Anayasal düzen bir kenara bırakılarak, ‘Anayasa Mahkemesi süper temyiz mahkemesi’ olduğu şeklinde toplumsal bir algı oluşturulmak isteniyor.” dedi.

Anayasa Mahkemesinin böyle bir rolünün olmadığını kaydeden Yıldız, yapılmak istenenin yargısal aktivizm olduğunu ve bunun da kuvvetler ayrılığı ile demokrasinin düşmanı olduğunu söyledi.

Bireysel başvurunun mecrasından çıkarıldığını ve yargı sistemini zayıflatan sistemsel sorun haline geldiğini ifade eden Yıldız, Anayasa Mahkemesi Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun bireysel başvuru hakkını düzenleyen 45, 46, 47, 48, 49 ve 50. maddelerinin yeninden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

Anayasa Mahkemesinin görevlerine işaret eden Yıldız, bu görevleri tek tek Genel Kurulda saymayacağını kaydederek, “Yeni bir Anayasa ile bu görevlerini elbette sınırlandıracağız.” dedi.

DEM Parti Van Milletvekili Zülküf Uçar da kanun telifinin acele olarak Meclis’e getirildiğini ve komisyon aşamasında görüşlerinin dikkate alınmadığını anlattı.

-“Aynı hassasiyeti görmek istiyoruz”

CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver ise mevcut Anayasa hükümlerinin yanı sıra Anayasa Mahkemesinin verdiği bazı kararların uygulanmadığını belirterek, önlerine yargı paketinin getirildiği söyledi. Yargı paketindeki en önemli gerekçenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen yasa hükümlerini, iptal kararlarına uyumlu hale getirmek olduğunu belirten Ünver, “Madem iktidar olarak böyle bir hassasiyetiniz var, Anayasa Mahkemesinin bazı siyasi içerikli davalara ilişkin kararları söz konusu olduğunda da aynı hassasiyeti sizden görmek istiyoruz.” dedi.

Yapılan değişikliklerin sonuç verebilmesi için öncelikle hakimin kafasındaki hukukun değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Ünver, “Hakim kafasına sokulan hukuka göre karar vermeye devam ettiği sürece kanunlara ne yazarsak yazalım yapılan değişiklikler iyi bile olsa bu yönde sonuç vermez, Yargıtay’ın Can Atalay kararında olduğu gibi.” diye konuştu.

AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de 8. yargı paketiyle yargının hızlandırılması, vatandaşların yargı hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesine ilişkin önemli düzenlemelerin getirildiğini söyledi. Teklifle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasında sanığın kabul etmesi şartının kaldırıldığını belirten Gözgeç, bunun mahkemenin taktirine bırakıldığını ifade etti.

Gözgeç, Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda, Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenleme yapılarak örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenlediklerini anlattı.

Koruma tedbirlerinin uygulanmasında hak ihlali iddialarında Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanı getirdiklerini bildiren Gözgeç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkında Tazminat Komisyonuna başvurma imkanıyla birlikte, erişilebilir, hızlı işleyen, birincil nitelikte bir başvuru yolu oluşturulmakta. Düzenlemeyle temel hak ve özgürlüklerin daha güçlü bir şekilde korunması ve muhtemel hak ihlallerinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Bugüne kadar yaptığımız yargı paketlerindeki değişikliklerde olduğu gibi bu yargı paketinde de amacımız, hak ve özgürlüklerin korunması ve vatandaşın adalete erişiminin hızlandırılması, güçlendirilmesi.”

“Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldı”

Konuşmalarından ardından soru-cevap işlemine geçildi. Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Anayasa Mahkemesinden Tazminat Komisyonuna gelen dosya sayısına ilişkin bilgi verdi. Yüksel, 2018 yılında kabul edilen 7145 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 8 bin 407 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını söyledi. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 7 bin 370 kabul, 843 ret, 7 esas kaydının kapatılması ve 187 birleştirme kararı vermiştir. 2023 yılında kabul edilen 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 19 bin 883 başvuru yapılmış olup Komisyon bu başvuruların 941’i hakkında karar vermiştir. Bu kapsamda peyderpey dosyalar da gelmektedir.” ifadelerini kullandı.

Tazminat Komisyonuna Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden (AİHM) kaç adet bireysel başvuru dosyası geldiğine ilişkin sorusu üzerine Yüksel, Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını belirtti. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 3 bin 541 kabul, 2 bin 147 ret, 1840 birleştirme kararı vermiştir.” diye konuştu.

Yüksel, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf kanun yolunun açılması suretiyle bu kararların daha güvenli şekilde denetlenmesinin sağlandığını söyledi. Yüksel, bu kararlara karşı istinaf kanun yolunun açılmasının bölge adliye mahkemelerinin iş yükünde yaklaşık yüzde 14 artış meydana getireceğinin öngörüldüğünü, halihazırda bu kararları itirazen inceleyen ağır ceza mahkemelerinin iş yükünün azalmasına da neden olacağını bildirdi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/8-yargi-paketi-tbmm-genel-kurulunda/feed/ 0
TBMM Genel Kurulunda 8. Yargı Paketi görüşmeleri tamamlandı http://www.karadenizhabertv.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/#respond Mon, 24 Jun 2024 21:15:23 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8456 TBMM Genel Kurulunda, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Teklif üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, teklifin “torba kanun” niteliğinde olduğunu söyledi.

Torba kanunların, Anayasa’daki hukuk devleti ilkesini ihlal ettiğini savunan Özbudun, hukuk devletiyle çelişen hususların tekliften çıkarılmasını istedi.

Özbudun, emekli bayram ikramiyesinin 3 bin liraya çıkarılmasına yönelik düzenlemenin de teklifte yer aldığını hatırlatarak, “Bu madde, metinden çıkarılıp münferit kanun teklifine dönüştürülsün. Bu bağımsız teklif metnini burada 600 milletvekili olarak oy birliğiyle kabul edelim. 3 bin lira doğru bir rakam değildir. En az 10 bin liralık ikramiye düzenlensin ve tek kanun maddesi olarak Meclis’ten derhal geçirilsin.” dedi.

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, yargıdaki sorunların giderilmesi gerektiğini ifade etti.

Teklifin “emeklilere bayram ikramiyesi müjdesi” olarak duyurulduğunu dile getiren Olgun, kanun teklifinin çok sayıda önemli kanunda değişiklik öngördüğünü belirtti.

Kanun teklifinin hızla yasalaştırılmasının istendiğini söyleyen Olgun, “Bu kanun teklifi, maddeler arasına sıkıştırılmış Anayasa ve hukuka aykırı düzenlemeler içermektedir.” diye konuştu.

Olgun, Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerde muhalefet partilerinin verdiği değişiklik önergelerinin dikkate alınmadığını ileri sürdü.

Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna ilişkin düzenlemenin “yargı yetkisinin devri” niteliğinde olduğunu savunan Olgun, emekli bayram ikramiyesinin miktarını yetersiz bulduklarını dile getirdi.

“Türkiye Cumhuriyeti’ni yeni bir anayasa ile buluşturmak kaçınılmaz bir hal almıştır”

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, hukukun üstünlüğü ilkesinin Türk milletinin vazgeçilmez unsurları arasında yer aldığını belirtti.

Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu ifade eden Öztürk, 100 yıllık Cumhuriyet tecrübesinin hukuk alanında da kılavuz olduğunu kaydetti.

Öztürk, son yıllarda çok sayıda alanda adımlar atıldığını vurgulayarak, Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’ni önemsediklerini söyledi.

Teklif için “evet” oyu vereceklerini bildiren Halil Öztürk, şöyle devam etti:

“Darbecilerden kalma bu Anayasa artık milletimize dar gelmekte ve ihtiyaçları karşılayamamaktadır. Bizler de bu mecburiyeti sorumluluk olarak görüp gerekli adımları atmalıyız. Yapılacak çalışmalar, hukukun üstünlüğü ilkesini besleyeceği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını da yükseltecektir. Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin mutabakat metnidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni değişen, gelişen siyasi ve sosyal şartlar çerçevesinde yeni bir anayasa ile buluşturmak, bu anlamda oluşturulacak metni Türk milletinin takdirine sunmak kaçınılmaz bir hal almıştır.”

DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, teklifte hukukun ve demokrasinin bulunmadığını iddia etti.

İktidarın “torba kanunu” Meclis’in olağanı haline getirdiğini savunan Ayan, teklifte hukuksuzlukları devam ettiren düzenlemelerin bulunduğunu, emekli bayram ikramiyesinin harçlık niteliğinde olduğunu söyledi.

“Kopyayı bile düzgün çekemiyorsunuz”

CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, teklifin “torba kanun teklifi” olduğunu ve farklı alanlarla ilgili düzenlemeler içerdiğini belirtti.

Teklifte emekli bayram ikramiyesine yönelik düzenlemenin de bulunduğunu anımsatan Tezcan, şunları kaydetti:

“Bunun, bu pakette ne işi var? Emekli bayram ikramiyesini artırmak ihtiyaç ama bunu paketin içine sokmak bir tuzak. 2 bin lira 3 bin liraya çıkarılıyor, bir kere bu projenin sahibi biziz, CHP. 2015 yılı Haziran ayında Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Emekliye, Ramazan ve Kurban Bayramı’nda birer maaş ikramiye’ dedi. Kıyamet koptu. Haziran seçimleri kaybedildi, Kasım seçimlerine gidilince ‘Biz de vereceğiz’ dediler. Kopyayı bile düzgün çekemiyorsunuz.”

Teklifin komisyondaki görüşmeleri sırasında parti olarak asgari ücret seviyesinde emekli bayram ikramiyesinin verilmesini önerdiklerini anlatan Tezcan, bunun kabul edilmediğini belirtti.

“Emekliye bayram gününde asgari ücrette ikramiye vermekten neden kaçtınız?” sorusunu yönelten Tezcan, emekli bayram ikramiyesine yapılan zamla sadece bir kilogram baklava alınabileceğini söyledi. Bülent Tezcan, yargıya güvenin azaldığını öne sürdü.

Teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin, teklifin yargı alanında önemli düzenlemeler içerdiğini dile getirdi.

Kanun teklifiyle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda da düzenlemeler yapılacağını aktaran Şahin, “Teklif, 17 farklı kanunun 78 maddesinde değişiklik veya düzenleme içermektedir. Biri geçici olmak üzere toplam 42 maddeden oluşmaktadır. Teklifle, ceza yaptırımlarının etkinliğinin artırılması amacıyla adli para cezası miktarları ile kesinlik sınırları yükseltilmektedir. Kanun yoluna başvuru süreleri yeknesak hale getirilmektedir. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerine ilişkin önemli düzenlemeler hayata geçirilmektedir.” şeklinde konuştu.

Cem Şahin, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemenin müstakil suç olacağını, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler verileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planının açıklandığını hatırlatan Şahin, teklifle hak arama hürriyetinin güçleneceğini, suçla etkin mücadelenin sağlanacağını, yargılamaların hızlanacağını sözlerine ekledi.

“10 bayram için toplam 166,2 milyar lira bayram ikramiyesi ödemesi yapılmıştır”

Genel Kurulda, teklifin tümü üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.

Milletvekillerinin soruları üzerine TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, 2018’deki düzenlemeyle Ramazan ve Kurban bayramlarında emeklilere bin lira ikramiye verilmesine başlandığını, bu tutarın 2021’de 1100 liraya, 2023’te 2 bin liraya çıkarıldığını anımsattı.

Teklifte bayram ikramiyesinin 3 bin liraya yükseltilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Yüksel, “2018 yılından bugüne kadar 10 bayram için toplam 166,2 milyar lira bayram ikramiyesi ödemesi yapılmıştır. Emekli bayram ikramiyelerinin 3 bin liraya yükseltilmesi halinde ilave maliyet 27,5 milyar lira olarak tahmin edilmektedir. 2024 yılında toplamda 82,5 milyar lira ikramiye ödemesi yapılmış olacaktır.” bilgisini paylaştı.

Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler verileceğini aktaran Yüksel, Komisyonun hakimlerden oluştuğunu dile getirdi. Cüneyt Yüksel, uzun yargılamadan kaynaklı tazminat istemlerinin komisyon tarafından hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığını belirtti.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından teklifin maddelerinin görüşülmesine geçildi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/tbmm-genel-kurulunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/feed/ 0
Adalet Bakanı: Yargımız tarafsız ve bağımsızdır, darbeciler hesap verecek http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yargimiz-tarafsiz-ve-bagimsizdir-darbeciler-hesap-verecek/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yargimiz-tarafsiz-ve-bagimsizdir-darbeciler-hesap-verecek/#respond Fri, 21 Jun 2024 21:45:16 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8344 Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak kazınan ve “Postmodern darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat’ın yıl dönümünde İstanbul Üniversitesi’nde sempozyum düzenlendi. Sempozyumda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonrada herhangi böyle bir şeyi aklından geçirenlere karşıda teyakkuzdadır” dedi.

Türkiye siyasi tarihine kara bir leke olarak kazınan ve “postmodern darbe” olarak adlandırılan 28 Şubat’ın yıl dönümünde İstanbul Üniversitesi’nde sempozyum düzenlendi. ’28 Şubat Sempozyumu’na Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, AK Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı, yargı üyeleri, akademisyenler, 28 Şubat mağdurları ve öğrenciler katıldı.

“15 Temmuz’da yargı, darbecilere teslim olmadı”

Sempozyumda konuşan İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı, “28 Şubat post modern darbesinde anayasa mahkemesi tarafından iktidar partisi kapatılmasaydı, o hukuka aykırı yargılamalar olmasaydı, o darbenin de başarılı olması mümkün değildi. Bu söylediklerimi şununla test edebiliriz; 15 Temmuz’da yargı, darbecilere teslim olmadı, onların bildirileri altında ezilmedi, reddetti. Daha 15 Temmuz gecesi yakalama kararları çıkarıldı ve o darbe başarılı olamadı. Dolayısıyla darbeler açısından yargı bu kadar önemli” dedi.

“Duvarsız üniversite, açık bilim, açık kapı, bilimli toplum arasındaki kapının kapatılması, bilgi toplumu olmak dedik”

İstanbul Üniversitesi’nin ziyaretçilere açılmasıyla ilgili eleştirilere yanıt veren İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, “Son günlerde kurumumuza yöneltilen haksız, mizansız ve insansız eleştiriye değinmek istiyorum. Duvarsız üniversite, açık bilim, açık kapı, bilimli toplum arasındaki kapının kapatılması, bilgi toplumu olmak dedik. Akla hayale sığmayan eleştiriler oldu. Yalnızca fotoğraflarla amfimizde olan personelimizi sığınmacı gibi gösteren bu nefis mekanlarda dizi, film çekmek isteyenleri işgalci olarak gösterenler oldu. Ama ne yazık ki bu hakikaten ön yargılı eleştirileri, basında bunları kendi araştırmadan, soruşturmadan sundu. Çok şükür aklı selim basın mensupları bu yazılanların provokasyon olduğunu gördü. ve doğrularla iş yerine oturdu” ifadelerini kullandı.

“Milli irade düşmanları Türkiye’nin kalkınmasına, o güçlü yürüyüşünü durdurmak için harekete geçtiler”

Başarılı darbelerle anılan bir Türkiye tarihi olduğunu belirterek son 20 yılda darbelerin ve darbe girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığı yıllar olarak tarihe geçtiğini ifade eden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Türkiye ne zaman istikrarı yakalasa, ne zaman tek başına iktidarla bir kalkınma sürecine girse şer güçler, demokrasi düşmanları, milli irade düşmanları devredeydi. Türkiye’nin kalkınmasına, o güçlü yürüyüşünü durdurmak için harekete geçtiler. 1971’den, 12 Eylül 1980 darbesine kadar sürede çok çalkantılı, zor geçti. Her yıl bir hükümet değişti, koalisyonlar ve istikrarsızlık süreci, sağ – sol kargaları, Kürt – Türk, Alevi – Sünni çatışmaları ve gençlerimiz birbirine kırdırıldı. Üniversitelerde olaylar ve 12 Eylül 1980 darbesine giden süreç hazırlandı. 90’lı yılların başında sona erdi. 90’lı yıllardan itibaren yine koalisyonlar, krizler sıkıntılı bir süreç başladı. 90’lı yılların başında terörün zirveye çıktığı, 1993 yılında PKK terörünün iyice azdırıldığı, faili meçhullerin hat safhada olduğu, gazeteci suikastlarının peşi sıra ülkenin bir kaosa sürüklendiği o dönemleri yaşadık” şeklinde konuştu.

“2000’li yılların başına geldiğimizde tüm bu olumsuzluklar, siyasi krizler ekonomiye büyük darbe vurdu”

28 Şubat darbesinin sürecini anlatan Adalet Bakanı Tunç, “Gerek askeri çevreler, gerek darbeci ve vesayetçi anlayışı destekleyen medya, yargı çevreleri ve o dönemde gerek işveren sendikaları, gerek işçi sendikaları, sivil toplum kuruluşlarının o dönemdeki temsilcileri maalesef demokrasinin yanında değil de hükümetin aleyhindeki kampanyaya katıldılar. 28 Şubat 1997 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu toplandı. Milli Güvenlik Kurulunda kararlar alındı. Başbakanın boncuk boncuk terletildiği, Milli Güvenlik Kurulu toplantısının belgesellerde gençlerimiz gördüğünde hatırlıyorlar. O toplantıda, alınan kararlardan en önemlilerden bir tanesi kılık kıyafet serbestliğine sınırlama getirilecek, 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulanarak imam hatiplerin orta kısımları kapatılacak, Kur’an kursları 13 yaşına kadar yasak hale getirilecek, Anadolu sermayesine kısıtlama getirilecek, irtica tehlikesi gösteren bazı medya kuruluşlarının kapatılma gibi 18 maddelik bir bildiriyi Milli Güvenlik Kurulu yayınladı. Başbakan bu Milli Güvenlik Kurulu bildirisini imzalamadı. Sonrasında tabii yine süreç devam etti. 2000’li yılların başına geldiğimizde tüm bu olumsuzluklar, siyasi krizler ekonomiye büyük darbe vurdu. Bu süreçte 21 banka boşaltıldı ve bu ülkenin sırtına 300 milyar dolar ekonomik kayıp olarak vuruldu. Maalesef millet bu parayı sonrasında ödemek zorunda kaldı” diye konuştu.

“Milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdik”

Türkiye’de bir daha darbe olmaması için yapısal dönüşüm gerçekleştirdiklerine değinen Bakan Tunç, “Bir taraftan vesayetçi anlayışla mücadele ederken bu 2000’li yıllarda geçtiğimiz 22 yılda diğer taraftan da ülkemizin kalkınması, milletimizin refahı içinde çok önemli icraatlara imza atıldı. Bu engellemeler olmasaydı bugün ekonomimiz 3 kat değil belki 5-6- 7 kat büyük olurdu. Hem gezi olaylarının maliyeti yaklaşık 250 milyar dolar. Değişik rakamlar konuşuluyor. 28 Şubat’ın maliyeti, 15 Temmuz’un maliyeti tüm bunların ülkeye ekonomik faaliyetleri olmasaydı bugün milletimizin refahı çok daha yüksek olurdu. İşte bu vesayetçi anlayışta, hem demokrasiye hem milli iradeye hem ekonomimize hem ülkemize zararı var. Tabi tüm bunları anlattık. Hafızamızdan film şeridi gibi geçti. Hepimiz anlatıyoruz asıl olan bir daha bu süreçleri çocuklarımızın, gençlerimizin bir daha yaşamamasıdır. İşte bunun için neler yapıyoruz, neler yaptık, önemli olan bu onun için de çok şeyler yaptık. Bir daha bu ülkede darbe olmasın, milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdik” dedi.

“Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır”

‘Sessiz devrimi anlatan Bakan Tunç, “Milletimiz için ne yapsak azdır. Ülkemizin geleceği için özellikle bundan sonra demokrasi dışı müdahalelerin olmaması için gerekli yapısal dönüşümleri anayasamızda ‘sessiz devrim’ diyebileceğimiz şekilde gerçekleştirdik. Zihniyet, dönüşüm önemli. Gelecek kitapların bilinçlendirilmesi önemli darbenin ne kadar ülkeye zarar verebileceğini, demokrasi dışı müdahalelerin bu ülkeye nasıl zaman kaybettirdiğini çocuklarımıza, gençlerimize aktarmamız önemli. Yapısal reformlar bakımından anayasamızda o sessiz devrim sayılan o düzenlemelerin daha kalıcı hale gelmesi, daha demokratik daha sivil katılımcı bir anayasayı yapma noktasında da aslında siyaset kurumuna, Türkiye Büyük Millet Meclisine önemli görevler düşüyor. Gerek Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısı çünkü Milli Güvenlik Kurulu toplantısı 28 Şubat diyoruz. O toplantıda alınan kararlar, o Milli Güvenlik Kurumu yazısını sivilleştirdik, demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdi, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdık. Yargımız her zamankinden daha tarafsız ve bağımsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonrada herhangi böyle bir şeyi aklından geçirenlere karşıda teyakkuzdadır. 6 milyon insan fişlendi. O demokrasi dışı müdahalelerin bir daha gerçekleşmeyeceği bir ülkeyi 2000’li yıllarda bu yapısal dönüşümde sağladık. İnşallah bundan sonra da bu tür hareketlere tevekkül etmek isteyenler hiçbir zaman başarılı olamayacaklar çünkü milletimize güveniyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yargimiz-tarafsiz-ve-bagimsizdir-darbeciler-hesap-verecek/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugun-yargimiz-her-zamankinden-daha-bagimsiz-ve-tarafsizdir/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugun-yargimiz-her-zamankinden-daha-bagimsiz-ve-tarafsizdir/#respond Fri, 21 Jun 2024 09:15:27 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8296 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Bugün Türk yargısıyla ilgili laf edenler, ‘Yargı bağımsız, tarafsız değil’ diyenler aslında 27 Mayısların, 12 Eylüllerin, 28 Şubatların yargısını özleyenler. Tüm açıklığıyla söyleyebiliriz ki bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır.” dedi.

İstanbul 2 Nolu Barosu tarafından İstanbul Üniversitesi (İÜ) Doktora Salonu’nda düzenlenen “28 Şubat Sempozyumu”nda konuşan Tunç, demokrasiye kara lekenin çalındığı 28 Şubat darbesinin 27. yıl dönümünde bu sempozyumu düzenleyenlere teşekkür etti.

Tunç, 1995 seçimlerinde birinci çıkan Refah Partisi Hükümetinin daha ilk yıllarında, sürekli irtica tehlikesinin pompalanmaya başlandığını, 28 Şubat 1997’de ise toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) 18 maddelik bir bildiri yayımladığını hatırlattı.

1990’lı yıllardan 2000’lerin başına kadar parlamenter sistemdeki koalisyonların, siyasi krizlerin yol açtığı bunalımlı yıllar olarak tarihe geçtiğini kaydeden Tunç, “O günleri yaşadı bu ülke. Şimdi hatırladığımız zaman ne kadar çirkin, ne kadar kötü, ne kadar demokrasi düşmanlığı yapıldığını hafızalarımızı tazelediğimizde görüyoruz.” ifadesini kullandı.

“15 Temmuz’da milletimiz meydanlara inmeseydi yine ülkemizin önü kesilecekti”

Kendisinin de 1990’lı yıllarda İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olduğunu belirten Tunç, o dönem başörtülü kız arkadaşlarının derslere alınmadığını anlattı.

Vesayetçi anlayışın hem demokrasiye hem milli iradeye hem de ekonomiye zararının olduğunu vurgulayan Tunç, darbenin yüz kızartıcı bir suç ve milli irade hırsızlığı olduğunu, Türk Ceza Kanunu’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiğini kaydetti.

Tunç, 12 Eylül ve 28 Şubat darbelerini yapanların yargı önüne çıktığını ve hesap verdiklerini hatırlatarak, “Aslolan bu süreçleri çocuklarımızın, gençlerimizin bir daha yaşamaması. Bunun için neler yapıyoruz, önemli olan bu.” dedi.

Bu ülkede bir daha darbe olmasın, milli irade hırsızları sahneye çıkamasın diye çok önemli yapısal dönüşümleri gerçekleştirdiklerini kaydeden Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu, Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve kararlılığı sayesinde siyasetçilerimizin, parlamentomuzun yoğun çalışması ve milletimizin yoğun desteği sayesinde gerçekleştirdik. Milletimizin destekleri olmasaydı, o referandumlarla anayasa değişikliklerine ‘evet’ dememiş olsalardı bunları gerçekleştiremezdik. 15 Temmuz’da milletimiz meydanlara inmeseydi yine ülkemizin önü kesilecekti. O nedenle biz milletimize şükran borçluyuz. Milletimiz için ne yapsak azdır. Ülkemizin geleceği için, özellikle bundan sonra demokrasi dışı müdahalelerin olmaması için gerekli yapısal dönüşümleri, anayasamızda sessiz devrim diyebileceğiniz şekilde gerçekleştirdik.”

“Anayasa’da temel hak ve özgürlükleri genişleten önemli düzenlemeler yaptık”

Tunç, Anayasa’da temel hak ve özgürlükleri genişleten, hak arama yollarını arttıran önemli düzenlemeler yaptıklarını, darbelere gerekçe gösterilen yasa maddelerini ve uygulamaları kaldırdıklarını söyledi.

Milli Güvenlik Kurulu’nu ve Yüksek Askeri Şura’yı, yapısını sivilleştirip demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdiklerini hatırlatan Tunç, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırdıklarını aktardı.

Bakan Tunç, özel yetkili mahkemeler, Hakimler ve Savcılar Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin yapısının daha demokratik, hukuk devleti ilkelerine uygun hale getirilmesi gibi önemli yapısal düzenlemeleri gerçekleştirdiklerini dile getirdi.

Tunç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş gibi, özellikle halkın doğrudan doğruya yürütmeyi ve cumhurbaşkanını belirlediği bir sisteme geçerek, Cumhuriyet rejimini ve demokrasiyi güçlendiren bir yönetim sistemine de adım attıklarını vurguladı.

Fazilet Partisinde ilçe başkan yardımcısı olduğu dönemde “Başörtüsüne özgürlük” diye bir metin imzaladıklarını anlatan Tunç, o zamanki İstanbul Barosunun isimlerini ve adreslerini bildirmesi üzerine Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandıklarını dile getirdi. Tunç, Türk Ceza Kanunu’nda yer alan 312. maddenin suç olmaktan çıkarılması üzerine, o davanın ortadan kalktığını anımsattı.

“Darbecilere anayasa hazırlayan anayasa hukukçularını gördük”

Adalet Bakanı Tunç, “Özellikle vesayetçi-darbeci anlayışının kök saldığı en önemli kurumlardan birisi de yargımızdı. Türk hukuk tarihine baktığımız zaman özellikle 60 darbesi sonrası maalesef o günkü yargı mensupları darbecilerin yanında durdu, darbe mağdurlarını idama mahkum etti. Darbecileri ise baş tacı etti ve onları korudu. Darbecilere anayasa hazırlayan anayasa hukukçularını gördük.” ifadesini kullandı.

Sonrasında 12 Eylül 1980 darbesinin gerçekleştiğini aktaran Tunç, “Yine o günkü yargı, darbe mağdurlarını yargıladı. Yaşlarını büyüterek gençleri astılar ve darbecilerin yanında durdu, darbecilere destek verdi. 28 Şubat’a geldiğimizde Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yargıtay Başkanı, Danıştay Başkanı, bütün yüksek mahkeme başkanları ve daire başkanlarını alıp doğru Genelkurmaya götürdüler, askerlerin karşısında hazır ola geçirttiler.” diye konuştu.

“Demokratik, sivil bir anayasayı milletimize olan borcumuzu yerine getirerek inşallah sağlayacağız”

Adalet Bakanı Tunç, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti savcılarının adliyelere koşarak darbeciler hakkında gözaltı ve yakalama kararları çıkardığını vurguladı.

Millet meydanlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile beraber darbecilere karşı koyarken Türk yargısının da adliyelerde darbecileri soruşturmak için mücadele ettiğini kaydeden Tunç, şunları paylaştı:

“Bugün Türk yargısıyla ilgili laf edenler, ‘Yargı bağımsız, tarafsız değil’ diyenler aslında o 27 Mayısların, 12 Eylüllerin, 28 Şubatların yargısını özleyenler. Tüm açıklığıyla söyleyebiliriz ki bugün yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Darbeciden hesap sormaktadır. Bundan sonra da eğer böyle bir tehlike karşısında, böyle bir şeyi aklından geçirenlerle ilgili de zaten teyakkuzdadır. 28 Şubatları bundan sonra yaşamamak için elbette ki bu önemli günlerle hafızalarımızı tazeleyeceğiz ama bu yapısal dönüşümlerin daha kalıcı olması için de inşallah yeni, demokratik, sivil bir anayasayı, milletimize olan borcumuzu yerine getirerek inşallah sağlayacağız.”

Tunç, 28 Şubat sürecinde yüz binlerce insanın fişlendiğini belirterek, demokrasi dışı müdahalelerin bir daha gerçekleşmeyeceği bir ülkeyi 2000’li yıllarda yapısal dönüşümle sağladıklarını ifade etti.

“Darbe yapan bütün darbeciler yargılandı”

İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı ise her darbenin milletin bilimsel, teknolojik, ekonomik ve askeri alanda, her türlü gelişmesine engel olmak amacıyla yapıldığını anlattı.

Şamlı, 28 Şubat sürecinde başörtülü öğrencilerin ve memurların tamamının kurumlardan atıldığını belirterek, “Bütün vakıf ve dernekler hakkında kapatma davaları açıldı. O günün sözüm ona hukukçularına göre Müslüman kadının örtüneceği tek yer evleri olarak kalıyordu.” ifadesini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, bütün darbecilerin yargılandığını aktaran Şamlı, “2012’de 12 Eylül darbecileri yargılanmaya başlandı. 2013’te 28 Şubat postmodern darbecileri yargılanmaya başladı. 2016’da 15 Temmuz darbecileri yargılandı ve gerekli cezaları aldılar.” diye konuştu.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugun-yargimiz-her-zamankinden-daha-bagimsiz-ve-tarafsizdir/feed/ 0
Gelecek Partisi Milletvekili Serap Yazıcı, 8. Yargı Paketi’ni eleştirdi http://www.karadenizhabertv.com.tr/gelecek-partisi-milletvekili-serap-yazici-8-yargi-paketini-elestirdi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/gelecek-partisi-milletvekili-serap-yazici-8-yargi-paketini-elestirdi/#respond Wed, 19 Jun 2024 21:30:32 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8209

Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: ONUR BİNGÖL

Gelecek Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı, TBMM Genel Kurulu gündeminde bulunan 8. Yargı Paketi’ne ilişkin “Eğer yargı kuruluşları tarafından bir şirket, işletme terörle ilişkili görülürse, o takdirde bu şirkete kayyum atanabiliyor. Kayyumluk yetkisi TMSF’ye ait. Görevi azami beş yıl sürecek. TMSF’nin o şirket üzerinde yapacağı işlemler neticesinde hiçbir idari cezai mali hukuki sorumluluğu olmayacak. Yani bundan çıkacak sonuç, çok keyfi olarak işletmelere el konulabilir. Böylece Anayasamızın 35. maddesiyle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile garanti edilen mülkiyet hakkı tamamen ihlal edilebilir” dedi.

TBMM Genel Kurulu’nun, 8. Yargı Paketi’nin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından yerel seçim nedeniyle çalışmalarına ara vermesi bekleniyor.

“BİR REFORM DEĞİL, SIKINTILI HÜKÜMLERE YER VERİYOR”

Anayasa profesörü Gelecek Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, paketle ilgili olarak ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Yazıcı Özbudun, teklife “yargı paketi” denmesinin doğru olmadığını belirterek, “Çünkü bir pakete, yargı reformu dediğiniz zaman o paketin içeriğinde usul hukukuna ilişkin, ceza hukukuna ilişkin, insan hakları hukukuna ilişkin iyileştirilmelerin olduğunu düşünürsünüz. Şimdi bu paket, usul hukuku, ceza hukuku, ceza muhakemeleri hukukuna ilişkin hatta insan hakları hukukuna ilişkin birtakım hükümler içeriyor ama bunlar iyileştirme mahiyetinde değil. Aksine mevcudun daha gerisine anlamını taşıyor. Bu bakımdan bu bir reform değil maalesef Türkiye açısından gayet sıkıntılı hükümlere yer veriyor.

“SUÇU TANIMLAMA KONUSUNDA YARGIYA ÇOK GENİŞ TAKDİR YETKİSİ SUNMUŞLAR”

Yazıcı Özbudun, teklifin AYM tarafından iptal edilen “örgüt üyesi olmadan suç işleme” maddesine ilişkin şunları söyledi:

“Bu hüküm çok önemli. Çünkü bir kez yazımında suçun tanımını öylesine muğlak ifadelerle gerçekleştirmişler ki bu şu anlama geliyor, yargı organı bir fiili anayasal hürriyet niteliği taşısa dahi hürriyetin meşru alanında olsa dahi, onu bu suçun nitelemesine dahil edebilir. Böylece kişilere anayasal hürriyetlerini kullandıkları halde cezalandırabilir. Oysa bu maddeye ilişkin daha önce Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bir iptal kararı var. Pakete baktığınızda diyorlar ki ‘Biz bu Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçelerine uygun bir formülasyon yaptık.’ Tam aksine… Mahkeme kararlarının gerekçelerinin kararında ne belirtilmişse o gerekçelerde belirtilen her hususu göz ardı etmişler. Suçu tanımlamak konusunda yargı kuruluşuna çok geniş bir takdir yetkisi sunmuşlar. Böylece aslında hukuk devletlerinin ‘kanunsuz suç ve ceza olmaz’ ilkesi ihlal ediliyor. Biz bu maddeye baktığımız zaman suçu yaratacak makam yargı organı olmaktadır bu da hem hukuk devletine hem de Anayasamızın 38. maddesini ihlal ediyor.

“ANAYASAL BİR HÜRRİYET SUÇ HALİNE GELEBELİR…”

Örneğin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, kadınlar haklarının daha genişletilmesi amacıyla yürüyüş yapabilirler. Bu Anayasa’ya uygun bir fiildir. Yargı organı bu fiili anayasal hürriyet olarak nitelememiş olabilir, suç olarak nitelendirilebilir. Böylece meşru bir anayasal hürriyet suç haline gelebilir yargı kuruluşunun takdirine bağlı olarak.”

“TMSF CEZAİ, MALİ SORUMLULUĞU OLMAYACAK…MÜLKİYET HAKKI TAMAMEN İHLAL EDİLEBİLİR”

Teklife göre, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde kayyum atanmasına karar verildiğinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanabilecek. Özbudun, bu maddeye ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:

“Teklifin 22. maddesinde yer alıyor. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na geçici 6. maddeyi ekliyor. Bu maddenin beşinci fıkrasında çok karmaşık olarak ifade edilen bir hüküm var. Bir kere böyle karmaşık hukuk metni yazılmaz. Bu Anayasamızın ikinci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkemizin belirlilik unsurunu ihlal ediyor. Bir hukuk normunu okuyan ortalama bir yurttaş o hükmün ne anlama geldiğini anlamalıdır. Bu hükmün ne anlama geldiğini anlamak için bırakın ortalama yurttaş, çok yetenekli bir hukukçu olmak da yetmiyor. Defalarca okumak ve incelemek gerekiyor. Bu hükümle mealen ifade ediyorum. Eğer yargı kuruluşları tarafından bir şirket işletme terörle ilişkili görülürse, o takdirde bu şirkete kayyum atanabiliyor. Kayyumluk yetkisi TMSF’ye ait. Görevi azami beş yıl sürecek. TMSF’nin o şirket üzerinde yapacağı işlemler neticesinde hiçbir idari cezai mali hukuki sorumluluğu olmayacak.

Yani bundan çıkacak sonuç, çok keyfi olarak işletmelere el konulabilir. Böylece Anayasamızın 35. maddesiyle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti edilen mülkiyet hakkı tamamen ihlal edilebilir. Ama bu ihlal fiilini gerçekleştirenlerin hiçbir hukuki sorumluluğu olmayacaktır.

2010 yılında Türkiye bir anayasa değişikliği yaptı. Gene aynı iktidar çoğunluğu bunu gerçekleştirdi. Anayasamızın geçici 15. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ilga edildi. Bu fıkralar, Milli Güvenlik Konseyi yöneticilerine, yani gençler için söyleyeyim, 12 Eylül’de Türkiye’de yönetime el koyan 5 generale ve onların emirleri altında karar veren bütün asker ve sivillere benzer bir koruma zırhı getiriyordu. Şimdi bir hukuk devletinde kimsenin suç işleme hürriyeti olamaz. Herkes eylemin ve işleminden dolayı hukuken sorumludur, cezaen sorumludur. Şimdi o zamanlar Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti bize bu yaptıkları reformu nasıl takdim ettiler? Türkiye’de hukuk devletini güçlendiriyoruz dediler. Biz de onları destekledik. Tabii ki hukuk devletini güçlendiren bir reformdu bu. Şimdi bakın aynı hüküm TMSF için getiriliyor. Ben de şu soruyu soruyorum. 14 yılda zihin alemlerinde bu kadar köklü değişikliği ne ile açıklayacaklar? Bu hukuk devletinin yok edilmesidir. Bu belli bir gruba suç işleme hürriyetinin tanınmasıdır ve bu mülkiyet hakkının açık ihlali sonucunda olacaktır.”

]]> http://www.karadenizhabertv.com.tr/gelecek-partisi-milletvekili-serap-yazici-8-yargi-paketini-elestirdi/feed/ 0 DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 8. Yargı Paketi’ni eleştirdi http://www.karadenizhabertv.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulistan-kilic-kocyigit-8-yargi-paketini-elestirdi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulistan-kilic-kocyigit-8-yargi-paketini-elestirdi/#respond Tue, 11 Jun 2024 21:45:41 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=7851 DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, TBMM Genel Kurul’da görüşülecek olan 8. Yargı Paketi’ni eleştirdi. Koçyiğit, “8. yargı paketini getirirken ağdalı laflar edildi. Bu paketin içerisinde AYM’nin iptal ettiği bütün maddeler neredeyse farklı cümlelerde ifade edilerek paketin içerisine yedirildiğini görüyoruz. Aslında Meclis şu anda Anayasasızlığa alet edilmiş oluyor. Bugün yargı darbesi meclis eliyle devam ettirilmeye çalışılıyor” dedi.

Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, 41 maddelik 8. Yargı Paketi’nin TBMM Genel Kurul’a geleceğini hatırlatarak şunları söyledi:

“Pratikte 8 yargı paketi Meclis’e getirildi. AKP paket paket götürdü. Her gelen paket bedenden et koparırcasına aslında hak ve adaletten bir parçanın yok edilmesine yol açtı diyebiliriz. Aslında temel haklarımız askıya alındı, temel haklarımız yok sayıldı. O nedenle buna reform demenin kendisi trajikomik bir durum. Çünkü reformlar halk yararına yapılır, özgürlüğü, adaleti geliştirmek için yapılır.

“YARGI DARBESİ MECLİS ELİYLE DEVAM ETTİRİLİYOR”

8. yargı paketini getirirken ağdalı laflar edildi. Bu paketin içerisinde AYM’nin iptal ettiği bütün maddeler neredeyse farklı cümlelerde ifade edilerek paketin içerisine yedirildiğini görüyoruz. Aslında Meclis şu anda Anayasasızlığa alet edilmiş oluyor. Bugün yargı darbesi meclis eliyle devam ettirilmeye çalışılıyor. AKP bu yargı paketini getirerek aslında AYM’yi tanımadığını, AYM’nin ‘Şu maddelerde düzenleme yapın’ demesine rağmen o maddelerde ısrar ettiğini görüyoruz.

“ANAYASAL HAKLARINI KULLANANLAR…”

220’ye 6. madde, yani örgüte üye olmamak için örgüt adına suç işleme. Bu düzenlemeyi ne zaman getirmişlerdi. Zamanın cemaatçileri yargıda da etkinken beraber yol yürüdüklerinde bu düzenlemeleri getirdiler. AKP, şu anda cemaatin aklıyla yol yürüyor. Aslında bu maddede şunu  görüyoruz. Toplumun en temel haklarının askıya alınmasının maddesi olduğunu ifade edebiliriz. Basın toplantısına katılmaktan, yürüyüş yapmaya Anayasal bütün haklarını kullanan kişiler AKP’nin hoşuna gitmediği zaman sanık sıfatıyla kendilerini adliye salonlarında buluyorlar. Bunun üzerinden demokratik siyaset dizayn ediliyor.

“KAYYıMLARIN YARGI ZIRHIYLA KORUNDUKLARINI GÖRÜYORUZ”

Bütün bu düzenlemeye baktığımız zaman bu düzenlemenin toplum yararına olmadığını ifade edelim. Paketin içerisinde önemli bir düzenleme daha var. Onu da özellikle truva atı gibi gizlemişler. Sayılan suçlarda bir şirketin faaliyetleri içerisinde işlendiğine dair yargısal bir süreç başlatıldığında şirkete TMSF tarafından yönetici atanabilecek. Bu yöneticiler fon yönetimince atanan kayyumlara, Anayasa’ya hukukun temel ilkelerine aykırılıkta tam sorumsuzluk zırhıyla kuşanmış oluyorlar. Cemaatin birçok şirketine  de kayyum atandı. Kayumların yaptığı işlemlerin korunduğunu görüyoruz. Bir şirket o suçtan beraat etmiş olsa bile döndüğünde mal varlığını harcamış, kayyumun hepsi mal varlığını tasviye etmiş olsa bile bunlara yönelik bir soruşturma ve kovuşturma açılmadığını tam bir yargı zırhıyla korunduklarını, neredeyse bir dokunulmazlar haline getirildiklerini görüyoruz.

“MEHMET UÇUM BİR ÖYLE, BİR BÖYLE”

Bir şeyi daha konuşmamız gerekiyor. Sarayda oturup sabah akşam yargı fetvası veren Mehmet Uçum’u konuşmak gerekiyor. Mehmet Uçum bir öyle bir böyle. Geçmişte ne söylemiş, ‘Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar herkesin kabul edeceği kararıdır.’ Şimdi bütün Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını kesinlikle hukuksal olarak doğru olmadığını yargısal aktivizm yaptığını söylüyor. Sayın Mehmet Uçum’a seslenelim, vallahi Erdoğan’ın danışmanı oldun. Sarayın hukuk manipülatörü oldun, ülkeyi çöküşe götüren yargı darbesinin baş aktörü oldun ama bir tek hukukçu olamadın. Bugün AYM kararlarının tartışmaya açılmasında sarayın hukuk biriminin ve Mehmet Uçum’un özel rolüne dikkati çekmek istiyorum. Haksız ve hukuksuz karar olan Can Atalay kararının vekiliğinin düşürülmesini de bu Meclis’te gerçekleştirilmesinde de bu yargısal darbeyi derinleştiren önemli bir başlık olduğunu da ifade etmek isiyorum.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/dem-parti-grup-baskanvekili-gulistan-kilic-kocyigit-8-yargi-paketini-elestirdi/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç, canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu Açıklaması http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/#respond Mon, 10 Jun 2024 21:33:39 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=7825 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden sahasında meydana toprak kaymasında sorumlulukları bulunanların yargı tarafından ortaya çıkarılacağını belirterek, “Kim sorumluysa bu kazadan, yargı önünde elbette ki hesabını verecektir.” dedi.

Bakan Tunç, Haber Global televizyonunun canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı.

Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanındaki Gazze sunumuna ilişkin soru üzerine Tunç, İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’de insanlık suçu işlediğini, uluslararası hukuka uymadan, bir devlet gibi değil, bir örgüt gibi davrandığını dile getirdi.

Gazze’de akan kanın durması adına Türkiye’nin çeşitli girişimlerde bulunduğunu anımsatan Tunç, Uluslararası Adalet Divanının ülkelerden “danışma görüşü” istediğini, Türkiye’nin bu görüşü veren ilk ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Güney Afrika’nın açtığı davada Uluslararası Adalet Divanının “tedbir” kararı verdiğini hatırlatan Tunç, ayrıca Uluslararası Ceza Mahkemesi savcısının, suçu işleyen kişiler hakkında da yürüttüğü bir soruşturmanın bulunduğunu belirtti.

Soruşturmanın bir an önce davaya dönüşmesi gerektiğini vurgulayan Tunç, “Uluslararası Ceza Mahkemesinin soruşturmasının bir an önce davaya dönüşmesi lazım. Özellikle savaş suçunu, insanlık suçunu, soykırımı işleyenlerin cezalandırılması anlamında.” görüşünü paylaştı.

Uluslararası Adalet Divanında devletlerin yargılandığına işaret eden Tunç, Soykırımın Önlenmesi Sözleşmesi kapsamında Güney Afrika’nın açtığı davada verilen “tedbir” kararının uygulamaya konulması gerektiğini, bunun da Güvenlik Konseyi’nin kararıyla mümkün olduğunu söyledi.

Yılmaz Tunç, “Temennimiz bir an önce orada akan kanın durması. Çocuk katliamının bir an önce sona ermesi. İnsanlığın gözü önünde bunların artık olmaması gerekiyor. Uluslararası hukukunu, insan haklarını, adaleti, mazlumun hakkını savunmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Maden kazalarına ilişkin soruşturmalar sürüyor

Bakan Tunç, soru üzerine, Erzincan’ın İliç ilçesindeki ve Elazığ’daki maden sahalarında meydana gelen göçük olaylarının ardından adli soruşturmaların derhal başlatıldığını bildirdi.

İliç’teki olaya ilişkin soruşturma kapsamında ilk etapta 8 kişinin gözaltına alındığını, 6 kişinin tutuklandığını anımsatan Tunç, adli soruşturmanın önemli olduğunu, ancak önceliklerinin arama-kurtarma çalışmaları olduğunu anlattı.

Yılmaz Tunç, “Yargımıza güveneceğiz. En detaylı bir şekilde bu kazanın neden kaynaklandığını ve buna neden olan sebeplerde kimlerin sorumlu olduğunu elbette ki bağımsız ve tarafsız yargımız ortaya çıkaracak. Kim sorumluysa bu kazadan, yargı önünde elbette ki hesabını verecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Elazığ’daki göçük nedeniyle başlatılan soruşturmanın da sürdüğünü bildiren Tunç, İliç’teki maden kazasına ilişkin TBMM’de de komisyon kurulduğunu, Meclis’in de bu konuyu araştıracağını anımsattı.

“Kira artışında yüzde 25 sınırı Meclis’in takdirinde”

Adalet Bakanı Tunç, fahiş kira artışları nedeniyle getirilen “yüzde 25 zam” düzenlemesinin süresinin 1 Temmuz’da dolacağına dikkati çekerek, söz konusu düzenlemenin süresinin uzatılıp uzatılmayacağının TBMM’nin takdirinde olduğunu ifade etti.

Tunç, “Maliye Bakanımızın enflasyon oranının düşürülmesi noktasında çabaları var. Bir hedef de var. Hedefin tutturulması durumunda bu tür sınırlamalara gerek kalmayabileceğini söyledim. Önceliğimiz enflasyon hedefinin tutturulması.” sözlerini sarf etti.

Kovid-19 salgını, depremler ve diğer etkenler nedeniyle ekonominin olumsuz etkilendiğini, kiracıların korunması konusunda birtakım tedbirlerin alınması ihtiyacının doğduğunu ifade eden Tunç, “Meclis böyle bir tedbiri düşündü. Şimdi bunun uzatılıp uzatılmayacağıyla ilgili husus o günkü şartlara göre belirlenecek.” dedi.

Kira uyuşmazlıklarına ilişkin arabuluculuğun zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Tunç, bugüne kadar arabuluculara 132 bin 60 başvuru yapıldığını, anlaşma sayısının ise 71 bin 112 olduğunu aktardı.

“FETÖ ile mücadelede kesinlikle bir zafiyet olamaz”

Bakan Tunç, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından ihraç edilen bazı hakimlerin, Danıştay tarafından görevlerine iade edildikleri hatırlatılarak, “FETÖ ile mücadelede zafiyet mi var?” sorusuna, “FETÖ ile mücadelede kesinlikle bir zafiyet olamaz.” yanıtını verdi.

Türkiye’nin bütün terör örgütleriyle kararlı bir mücadele sürdürdüğünü kaydeden Tunç, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 4 bin 6 hakim ve savcının da ihraç edildiğini hatırlattı.

İhraç edilen hakim ve savcılardan 3 bin 888’inin Danıştay’a dava açtığını belirten Tunç, 387’sinin göreve iadesinin kararlaştırıldığını, bu kişilerden 371’inin göreve iade edildiğini bildirdi.

Göreve iadeler konusunda HSK’nin Danıştay’a itirazlarını yaptığını, temyiz aşamasında olan davaların bulunduğunu vurgulayan Tunç, şöyle devam etti:

“Bu 371 kişiyle ilgili kamuoyundaki endişeyi de ortadan kaldırmak adına, eğer incelemede bir hata varsa, sonradan çıkan bir delil de olabilir, sonradan ifadelerde adı geçen, ByLock kayıtlarında adı geçenlerle ilgili HSK yeni bir inceleme başlattı. Teftiş Kurulu görevli bu noktada. Her dosya tek tek incelenecek. Hatalı davranılmaması noktasında titiz davranılacak. Eğer bir hata söz konusuysa bu konuda yeniden bir soruşturma açılabilir bu kişiler bakımından. Soruşturma açılıp açığa alınabilir. O süreç kendi mecrasında devam eder. Burada FETÖ ile mücadeledeki kararlılığımızdan hiçbir zaman taviz veremeyiz. Yargı süreçlerinde gözden kaçan bir husus olursa da gerekli inceleme ve soruşturma yine HSK’nin elindeki bir husus.”

Can Atalay

Adalet Bakanı Tunç, Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından CHP’nin ve Atalay’ın avukatlarının yaptığı başvuruda Anayasa Mahkemesinin “karar verilmesine yer olmadığına” dair kararına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin kararın TBMM Genel Kurulunda okunduğunu, bir oylamanın yapılmadığını belirten Tunç, “Burada ‘Meclis’in aldığı bir karar yoktur, bir işlem yoktur’, bu nedenle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmişse ‘ret’ kararına yakın olur. Ama Meclis’te okunan kesin hükmün ‘hukuki değeri yoktur, Yargıtay kararı usulsüzdür’ diye bir karar verir de karar verilmesine yer olmadığına derse o Anayasa’ya, hukuka aykırı bir karar olur. Onu gerekçeli karar okunduktan sonra göreceğiz.” ifadesini kullandı.

Anayasa’nın 83. maddesinde yer alan dokunulmazlığın “bir milletvekilinin seçimden önce ya da sonra işlediği bir suç için tutuklanamaz” şeklinde düzenlendiğini aktaran Tunç, Anayasa’nın 14. maddesi kapsamındaki “devletin güvenliğine ilişkin suçlar”ın ağır cezalık suç üstü hali ile seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olunması durumlarının ise bu durumun dışında olduğunu söyledi.

Yüksek Mahkemeler arasındaki görüş farkının Anayasa ya da yasa değişikliği ile giderilebileceğini belirten Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçimden önce soruşturmasına başlanan terör suçları, dokunulmazlık kapsamında mı değil mi? Yani Kandil’deki bir terörist elebaşı aday gösterildiğinde, Türkiye’de bir sabıkası yok, yargılanamadı çünkü, bu kişi aday gösterildiğinde Kandil’den gelip Meclis’te yemin edebilsin mi? ya da Pensilvanya’daki FETÖ elebaşı seçildiğinde gelip TBMM’de yemin edebilsin mi? Anayasa bu güvenceyi şöyle koymuş; ‘seçimden önce soruşturması başlamışsa terör suçları dokunulmazlık kapsamında değildir’ demiş. Yargılaması devam eder, yargılaması bittiğinde de kesin hüküm Meclis’te okunur ve milletvekilliği düşer. Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki görüş farkı buradan kaynaklandı. Anayasa’nın 83. ve 14. maddelerinin Anayasa Mahkememiz tarafından farklı yorumlanması nedeniyle buralara gelindi ve uyulmamayla sonuçlanacak bir duruma geldik. Bu tür tartışmaları sona erdirmenin çözümü anayasa değişikliği, uzlaşma olmadığı takdirde ise kanun değişikliği.

Bireysel başvuru 2010 yılında Anayasa’mıza girdi. Bireysel başvuru, kesinleşmiş hükümlerden kaynaklanan hak ihlallerinin incelenmesi durumunda, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya bakan bölümünün özellikle Yargıtay ve Danıştay’dan gelen üyelerden oluşmasına yönelik bir anayasa değişikliği yapılabilir. Anayasa’nın 148. maddesine kanun koyucu, bu görev karmaşasının olmaması için ‘bireysel başvuruda kanun yolunda yapılması gereken inceleme yapılamaz’ demiş. Süper temyiz mahkemesi olmaması için. Ama maalesef gelinen noktada bu karmaşayı görüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararları, ceza muhakemesi kanunumuzda yargılamanın yenilenmesi sebebidir. ‘Anayasa Mahkemesi kararları da yargılamanın yenilenmesi sebebidir’ diye ceza muhakemesi kanunumuza koyduğumuz zaman aslında bu sorun çözülmüş oluruz. Bu da Meclisimizin takdirinde olan bir husus.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-tunc-canli-yayinda-gundeme-iliskin-aciklamalarda-bulundu-aciklamasi/feed/ 0
İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, darbecilerin ayrı bir suçtan cezalandırılması önerisinde bulundu http://www.karadenizhabertv.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/#respond Thu, 06 Jun 2024 21:42:45 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=7728 İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, darbecilerin, milletin silahını millete karşı kullandıkları için Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs” suçundan değil, özel olarak ayrı bir maddede tanımlanan suçtan cezalandırılması önerisinde bulundu.

Yasin Şamlı, “postmodern darbe” olarak tanımlanan ve çok sayıda insanın mağdur olmasına neden olan 28 Şubat döneminde; mağdur kesimde yer alan başörtülü öğrenci, öğretmen ve ihraç edilen memurların avukatlığını yaptı.

Darbenin yıl dönümünde AA muhabirine açıklamalar yapan Şamlı, Türkiye’de milletin iradesiyle iktidara gelen kişilerin, iktidarı kullanıp milleti yönetmemesi için her 10 yılda bir darbe yapıldığınık, 28 Şubat postmodern darbesi öncesinde de iktidarın muktedir olma ihtimalinin görülmesi üzerine darbe gerçekleştirildiğini söyledi.

Bu postmodern darbenin başarıya ulaşmış bir darbe olduğunu belirten Şamlı, “28 Şubat sürecinin neticesinde iktidar düşürülmüştür. İktidarı, daha çok vesayet odakları, darbeciler ele geçirmiştir. Onların kararları icra edilmiştir o dönemde. Hükümete rağmen icra edilmiştir ve sonuç itibarıyla hükümet şeklen dahi varlığını devam ettirememiş ve Anayasa Mahkemesi, iktidar partisini kapatmıştır.” diye konuştu.

Süreçte sembol olarak “başörtüsü” özelinde bütün bir milletin mağdur edildiğini aktaran Şamlı, üniversitelerde başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin okullardan atıldığı, kamuda çalışan memurların, orduda eşi başörtülü olan veya namaz kılan personelin ve yurt dışında okuyan öğrencilerin denkliklerinin iptal edilip ihraç edildiğini hatırlattı.

Vakıf ve derneklerin kapatılması için davalar açıldığını, mütedeyyin kesimdeki iş insanlarının “yeşil sermaye” diye gruplandırılarak iflas etmeleri için uğraşıldığını vurgulayan Şamlı, “kamusal alan” kavramı adı altında, ev haricinde hastane, bahçe, park, sokak ve cadde gibi yerlerde başörtüsünün yasak olması gerektiğinin tartışıldığını kaydetti.

“Özgürlüklerin kısıtlanması korkunç boyutlara ulaşmıştı”

Tıp fakültesini bitiren başörtülü bir öğrencinin diplomasını almak için okuluna giremediğini, Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde 71 yaşındaki Medine Bircan’ın başörtülü olduğu için tedavisinin yapılmadığını anlatan Şamlı, “Özgürlüklerin kısıtlanması, hakların ihlal edilmesi 28 Şubat postmodern darbesiyle korkunç boyutlara ulaşmıştı, zulüm boyutlarına ulaşmıştı.” dedi.

Şamlı, darbe dönemlerinde yaşananları gençlere anlatmanın zorluklarına dair, “Şu anda gençlerin birçoğuna bunları anlatmak mümkün değil. Çünkü onlar böyle zamanları hiç görmediler. Türkiye’nin gündemini siyasilerin değil de askerlerin belirlediğini, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarının belirlediğini bilmiyorlar ama o günlerde maalesef böyleydi. Türkiye gündemini takip etmek isteyenler, ülkede yakın gelecekte neler olacağını merak edenler, siyasilerin değil tam aksine askerlerin söylediklerine bakıyorlardı. Çünkü gündemi maalesef onlar belirliyordu.” ifadelerini kullandı.

“Amaç, Türkiye’nin her alanda gelişmesinin önünü kapatmaktı”

Türkiye’de her 10 yılda bir yapılan darbelerin arkasında emperyalistlerin bulunduğu ve darbelerle ülkenin gelişmesinin önlenmesinin amaçlandığı değerlendirmesini yapan Şamlı, “28 Şubat postmodern darbesinin amacı da tam buydu. Türkiye’nin her alanda gelişmesinin önünü kapatmaktı. Bu görüşümü şu şekilde test edebilirsiniz; 15 Temmuz’da darbelerin başarısız olacağı ortaya çıkıp vesayet odakları tek tek temizlenmeye başlandıktan sonra Türkiye’deki her türlü gelişmenin önünün açıldığını görürsünüz.” diye konuştu.

Üniversite, bilim, teknoloji ve savunma sanayisi alanında çok ciddi hamlelerin yapıldığına işaret eden Şamlı, milli muharip uçağı KAAN’ı örnek göstererek, Türkiye’nin dünyadaki ilk 4 ülkenin arasına girdiğini ve darbeler olmasa, bu uçağın yıllar önce yapılabileceğini söyledi.

Yasin Şamlı, “Bu teknolojik gelişmelerin darbe dönemlerinde yapılması asla mümkün olmazdı. Türkiye Cumhuriyeti tarihi bunun bir yazılı delilidir. Olmadı. Ne zamanki vesayet odakları ortadan kaldırıldı, bu gelişmelerin önü açıldı ve bu gelişmeler sağlandı.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de son 20-30 yılda çok ciddi gelişmeler yaşandığını, bunlardan bir tanesinin de darbecilerin yargılanması olduğunu kaydeden Şamlı, 1980 darbesi, 28 Şubat postmodern darbesi ve 15 Temmuz darbe girişiminde darbecilerin yargılandığını hatırlattı. Ancak 1960 darbecilerinin hayatta olmamaları nedeniyle yargılanamadığını ve darbeden sonra kurulan Yassıada Mahkemesi’nin bütün kararlarının hukuka aykırı olduğunun bir kanunla tespit edildiğini dile getiren Şamlı, darbecilerin yargılanmasının, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir dönüm noktası olduğunu ve çok önemli bir gelişme olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

Başkan Şamlı, “Darbecilerin yaptıkları yanlarına kar kalmadı. Cezalarını aldılar, yargılandılar. Biz bunlara şahit olduk. Ben bu darbe davalarının birçoğunda bulundum. Onların yargılandığını görmek adalet açısından hakikaten mükemmel bir şeydi.” görüşünü paylaştı.

Darbelerde yargı kurumlarının konumuna işaret eden ve Türkiye’de yapılan bütün darbelerin kendini yargı eliyle tamamlattığına işaret eden Şamlı, “Eğer yargı mensupları, darbecileri desteklememiş olsa ya da darbecilerin istedikleri kararları vermemiş olsa darbenin, darbecilerin başarılı olması mümkün değildir.” dedi.

Yasin Şamlı, 28 Şubat sürecinde Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere bütün yargı kurumlarının, darbecilerin istedikleri kararları verdiğini de hatırlattı.

“15 Temmuz, yargı açısından dönüm noktasıdır”

15 Temmuz darbe girişiminde ise yargının alkışlanacak bir tavır aldığını vurgulayan Şamlı, “Hukukçuya, hukukçulara yakışan bir tavır aldı. Daha darbe gecesi, darbeciler hakkında yakalama kararları çıkarıldı. Bu da Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Artık darbecilerin emirlerine kulak kesilen, onların dediklerini yapan, onların istedikleri gibi karar veren bir yargı yoktu. Tam aksine darbecileri yargılamayı, daha darbe gecesi hedefleyen ve buna ilişkin yakalama kararları çıkaran bir yargı vardı. Ben bu yargı mensuplarımızı, bu vesileyle tekrar tebrik ediyorum.” ifadelerini kullandı.

“O döneme baktığınız zaman şu dönem tam özgürlükler dönemi.” diyen Şamlı, günümüzde isteyen kişinin başını açabildiğine veya örtebildiğine, isteyenin istediği gibi giyinebildiğine ve kimsenin kıyafetine karışılmadığına işaret etti.

Şamlı, Türkiye’de darbecilerin ceza aldıkları Türk Ceza Kanunundaki (TCK) maddenin değişmesi gerektiği önerisinde bulunarak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Darbe suçları, ceza kanununda ayrı bir madde olarak tanımlanmalıdır. Şu anda öyle değil. Darbeciler, ‘Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs’ suçundan ceza alıyor. Esasen diğer örgütler de bu suçtan ceza alıyor. Diyelim ki 10-15 kişilik silahlı bir örgüt, ‘Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüsten’ yargılanabiliyor. Bu silahlı örgüt, kendi silahlarını kendi temin ediyor ama darbecilerin konumları çok farklı. Çünkü darbeciler, bu milletin silahını, millete karşı kullanıyor ve silahları da milletin silahları. Yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin savaş uçakları, tankları ve askeriyede bulunan her türlü silah, darbecilerin suç aleti haline geliyor. Dolayısıyla TCK’da darbe suçunun, spesifik olarak ayrıca bir maddede tanımlanması ve bu suçlar açısından da zaman aşımının olmaması gerekiyor.”

“Milletimizin her yönüyle teyakkuzda olması gerekiyor”

15 Temmuz darbe girişiminin ardından darbecilerin ve onların arkasındaki emperyalistlerin, başka planlar uygulamaya başladıklarını da anlatan Şamlı, şunları kaydetti:

“Düşünülen darbelerin bir daha başarılamaması için milletimizin her yönüyle teyakkuzda olması gerekiyor. Birinci olarak seçeceği liderlerin bu dirayeti, bu cesareti gösterecek liderler olmasını gözetmesi gerekiyor. İkincisi de seçtiği liderin iradesinin her zaman arkasında kuvvetli bir şekilde durması gerekiyor. Bizim bu darbeleri unutmamamız ve unutturmamamız gerekiyor. Özellikle bu darbe dönemlerini, o dönemlerde yaşanmış zulümleri gören, şahit olan bizlerin bunları unutturmamamız gerekiyor. Bunu milletimiz için yapmamız gerekiyor. Ülkemizin gelişmesi için yapmamız gerekiyor. Milletimizin iradesinin iktidar olması için yapmamız gerekiyor. Özgürlüklerimize sahip çıkmamız için bunu yapmamız gerekiyor. Yani siyasetçiler belli bir dönem için seçilirler. Ondan sonra eğer milletimiz onların icraatlarını beğenmezse yeni dönemde seçmezler. Bu kadar basit. Ancak darbeciler böyle değil. Darbeciler, darbe yapıp iktidara geldikleri zaman istediklerinde giderler.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-yasin-samli-darbecilerin-ayri-bir-suctan-cezalandirilmasi-onerisinde-bulundu/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Bugünkü yargı bağımsız ve tarafsızdır http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugunku-yargi-bagimsiz-ve-tarafsizdir/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugunku-yargi-bagimsiz-ve-tarafsizdir/#respond Sat, 18 May 2024 21:45:39 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=7216 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, bugünkü yargının her zamankinden daha bağımsız ve tarafsız olduğunu belirterek, “Adalet Bakanlığının bir mottosu var: Bizim iktidar dönemimizde güvenilir adaleti tesis etmek, güven veren bir adaleti tesis etmek. Biz, bu konuda 22 yıldan bu yana küçümsenmeyecek işler yaptık.” dedi.

Tunç, TBMM Filizi Köşk Sosyal Tesisi’ndeki Türk Parlamenterler Birliği toplantısında yaptığı konuşmada, hukuk devletinin gerçekleşmesi için öncelikle yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini söyledi.

Muhalefette bugünkü yargıdan rahatsız olanların, geçmiş vesayet anlayışını özleyenlerin bulunduğunu ifade eden Tunç, “Bugünkü yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Adalet Bakanlığının bir mottosu var: Bizim iktidar dönemimizde güvenilir adaleti tesis etmek, güven veren bir adaleti tesis etmek. Biz, bu konuda 22 yıldan bu yana küçümsenmeyecek işler yaptık.” diye konuştu.

Tunç, adliyelerdeki teknolojik imkanları arttırdıklarını, Ulusal Yargı Ağı Projesi, görüntülü duruşma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ve cezaevlerinde elektronik sistemleri getirip uyguladıklarını kaydederek, sosyal medyayla birlikte hukuki konularda görünürlüğün arttığını vurguladı.

Bakan Tunç, Başakşehir’de yılbaşı gecesi bir kedinin asansörde sıkıştırılıp tekmelenerek öldürüldüğünü anımsatarak, şunları söyledi:

“Bir karar çıktı. ‘Eros’ diye bir kedi basında çok yer aldı. Apartmanın çok sevdiği, sürekli beslediği kedi, bir psikopat tarafından parçalandı ve öldürüldü. Bu şüphelinin yargılaması yapılmış ve yargılamada da cezası verilmiş. Şimdi bu duyulduğu anda infial oldu. Savcımız buna itiraz etti ama itirazı o kadar duyulmadı. Şimdi tekrar o karar kaldırıldı, yeniden yargılanacak. Buna benzer eleştirilerin de faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle yargı mensuplarının kararlarını verirken görünürlüğün artması nedeniyle kendilerine çekidüzen verip daha doğru kararlar alma noktasında da faydalı olacağına inanıyoruz yani kamuoyunun denetimini önemsiyoruz.”

“Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor”

Tunç, özellikle cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerinin olduğunu belirterek, “Hakim ve savcıların birinci sınıfa ayrılabilmeleri için Adalet Akademisinde en az üç kez belli süre eğitim görmeleri şartını kanuni zorunluluk haline getirdik ve o uygulanmaya başladı. Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor. Adalet yüksekokullarından hukuk fakültelerine geçiş vardı, bunu kaldırdık. Hukuka girmek isteyen sınavını kazanacak, puanı tutturacak.” ifadelerini kullandı.

Hukuk fakültesinden mezun olanların avukatlık stajına başlamadan önce ön elemeden geçmeleri için hukuk mesleklerine giriş sınavını koyduklarını dile getiren Tunç, “Hakim ve savcılık sınavına girmek isteyenler de yine bu hukuk mesleklerine giriş sınavını kazandıktan sonra hakim, savcılık sınavına girebilecekler. Hakim, savcı olabilmek için hakimlik, savcılık sınavını kazandıktan sonra mülakat, ardından da iki yıl adaylık söz konusuydu. İki yıl adaylığı kaldırdık, yerine üç yıl süren hakim, savcı yardımcılığını getirdik.” diye konuştu.

Hakim ve savcı adaylarının üç yıllık eğitimin bir yılında Adalet Akademisinde eğitim alacaklarını belirten Tunç, diğer iki yılında ise yargının her kademesinde hakim ve savcı yardımcısı olarak tecrübeli hakim ve savcıların yanında yardımcılık yapacaklarını anlattı.

Bakan Tunç, adayların hakim ve savcı yardımcılığı süresinde alacakları eğitim ve kazanacakları tecrübeyle kürsüye çok daha donanımlı çıkacaklarını vurguladı.

Toplantıya çok sayıda Türk Parlamenterler Birliği üyesi katıldı.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-bugunku-yargi-bagimsiz-ve-tarafsizdir/feed/ 0
Bakan Yılmaz Tunç’tan Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay kararı açıklaması http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-yilmaz-tunctan-anayasa-mahkemesinin-can-atalay-karari-aciklamasi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-yilmaz-tunctan-anayasa-mahkemesinin-can-atalay-karari-aciklamasi/#respond Sat, 04 May 2024 21:57:37 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=6826 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Can Atalay için Anayasa Mahkemesinin verdiği kararla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Yılmaz Tunç, “Anayasa Mahkemesi’nin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama karar verilmesine yer olmadığına şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir” dedi.

Devrek ilçesinde açıklamalarda bulunan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Anayasa Mahkemesinin Can Atalay’ın milletvekilliğiyle ilgili kararına dair gerekçeli kararın henüz yayınlanmadığını belirtti. Anayasa Mahkemesinin “karar verilmesine yer olmadığı” yönünde bir karar verdiğini aktaran Tunç, gerekçeli kararın yayınlanmasının ardından yorum yapmanın daha doğru olacağını ifade etti.

Anayasa’nın 84. maddesine atıfta bulunan Bakan Yılmaz Tunç, “Anayasa mahkemesinin gerekçeli kararı henüz yayınlanmadı. Gerekçeli karar gördükten sonra yorum yapmak daha doğru olur. Tabii Anayasa Mahkemesi’nin yok hükmünde değil de karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiğini öğrendik. Gerekçeli karar yayınlandığında da bunun hangi gerekçeyle verildiğini öğrenmiş olacağız. Burada Anayasamızın 84. Maddesi açık. 84. maddede milletvekilliğinin düşme sebepleri yazar. Orada devamsızlık nedeniyle, milletvekilliğiyle bağdaşmayan bir iş yaptığında ya da kesin hüküm nedeniyle milletvekilliği düşer. İstifa ve ölüm nedeniyle düşer. Tabii bu düşme sebeplerinden kesin hüküm nedeniyle düşme durumunda Anayasanın 85. maddesine göre Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılamaz. Anayasamızın açık hükmüdür bu. Can Atalay’ın milletvekilliği de kesin hüküm nedeniyle mecliste kesin hükmün okunması nedeniyle milletvekilliği düşmüştür. Bu durumda tabii Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yapılmıştır. Burada Anayasa Mahkemesi’nin henüz daha gerekçeli kararını görmedik ama karar verilmesine yer olmadığına şeklinde değil de burada yetkisizlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir. Çünkü anayasanın açık hükmü söz konusu. Karar verilmesine, yer olmadığına karar vermenin gerekçesini ancak gerekçeli kararda görebileceğiz. Eğer Anayasa Mahkemesi’nin bu yöndeki kararı mecliste okunan kesin hükmün tartışılması nedeniyle ise burada bu doğru değildir. Kesin hüküm kalkmamıştır” dedi.

“Kesin hüküm mecliste okunmuştur”

TBMM genel kurulunca alınan bir karar olmadığı sürece kesin hükmün okunduğu ve milletvekilliğinin de kendiliğinden düştüğünü ifade eden Bakan Yılmaz Tunç şöyle devam etti:

“Kesin hüküm mecliste okunmuştur. Ama karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar eğer ilgili bu konuda Anayasa’nın 85. Maddesi gereğince Anayasa Mahkemesi’ne gidemeyeceği ve ortada Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından alınan bir karar olmadığı sadece çünkü kesin hüküm okunuyor ve milletvekilliği kendiliğinden düşüyor. Milletvekilleri bir oylama yapmıyor. Dolayısıyla böyle bir işlem olmadığı için karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilse durum farklıdır. Dolayısıyla burada Anayasa Mahkemesi’nin önceki içtihatları söz konusu önceki başvurularda bu tür başvurularda ret kararı vermiştir. Ama burada farklı bir durum söz konusu. Gerekçeli karar ortaya çıktıktan sonra göreceğiz. Anayasamızın milletvekili dokunulmazlığını düzenleyen 83. maddesi açık. 83. maddesinde seçimden önce soruşturmasına başlanmış olan anayasal düzene ilişkin suçlar terör suçları dokunulmazlık kapsamın dışındadır. Dokunulmazlığın istisnasıdır. Burada da bir yargı süreci gerçekleştirmiştir. Seçimden önce başlayan Gezi olayları nedeniyle başlayan bir ceza soruşturması vardır. Yerel mahkeme istinaf ve Yargıtay bu suçu değerlendirmiştir. ve bir kesin hükme ulaşmıştır. Dolayısıyla bu kesin hüküm de ortadan kaldırılmış değildir. Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu bireysel başvuru neticesinde verdiği ihlal kararıyla ilgili olarak da Yargıtayımız Anayasanın 83. ve 14. maddelerinin uygulanamaz hale getirilmesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi kararına uyulmaması yönünde karar vermiştir.”

“İki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle bugünlere gelmiş bulunuyoruz”

İki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle sürecin bu günlere geldiğini ifade eden Bakan Yılmaz Tunç “Burada iki yüksek mahkeme arasındaki görüş farkı nedeniyle bugünlere kadar gelmiş bulunuyoruz. Tabii bunun çözümü var. Bunun çözümü de yine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılacak olan yasal ve anayasal değişikliklerdir. Anayasa değişikliği bir uzlaştırma, uzlaşma gerektirir. Tabii eğer bu yapılamıyorsa bu sorunun çözümü yine kanunlarımız da yapılacak değişikliklerledir. Özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararları, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre yargılamanın yenilenmesi sebebi sayılır. 311. Maddeye göre. Ama Anayasa Mahkemesi kararlarıyla ilgili olarak farklı bir düzenleme vardır. Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararları Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş kanununun 50. maddesinde yeniden yargılamaya karar verir ve yapılacaklara da hükmeder şeklinde bir düzenleme söz konusudur. Burada tabii adliye mahkemelerinin görev alanı ve bir kesin hükmün ortadan kaldırılması usulü yargılamanın yenilenmesiyle mümkün olabilecek bir husustur. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi Kuruluş Kanunu’nun 50. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde yapılacak olan değişikliklerle bu sorun ortadan kaldırılabilir. Bu takdirde tabii Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin elindedir” ifadelerine yer verdi.

8. Yargı Paketi önümüzdeki hafta TBMM’de

Sekizinci Yargı Paketi’nin Adalet Komisyonu’nda görüşmelerinin tamamlandığını ve kabul edildiğini önümüzdeki hafta meclis genel kurulunda görüşmelerinin gerçekleştirileceğini ifade eden Bakan Yılmaz Tunç, yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması, yargının hızlandırılması, hak arama yollarının genişletilmesi ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili önemli düzenlemelerin bu pakette yer aldığını açıkladı

Meclisin çalışma takvimi nedeniyle seçim sonrası getirilecek düzenlemelerin de olacağını ifade eden Bakan Yılmaz Tunç şöyle devam etti:

“Sekizinci Yargı Paketi adalet komisyonunda görüşmeleri tamamlandı ve kabul edildi. Önümüzdeki hafta meclis genel kurulunda görüşmeleri gerçekleştirilecek. Burada yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması, yargının hızlandırılması, hak arama yollarının genişletilmesi ve kişisel verilerin korunmasıyla ilgili önemli düzenlemeler var. Tabii paket seçim takvimi nedeniyle meclisin çalışma takvimi nedeniyle ikiye ayrıldı. Seçim sonrası da getireceğimiz düzenlemeler var. Özellikle Ceza Muhakemesi Kanunu’nda cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik önemli çalışmalar var. Bunların da bu süreçte seçim sonra değerlendirileceğini umut ediyoruz. Tabii şu anda Adalet Komisyonu’nda görüşmeleri tamamlanan, 41-42 maddelik kanun teklifi komisyonda görüşmeleri tamamlandı. Genel kurulda görüşmeleri yapılacak. Burada ana hatlarıyla özellikle yargıyı hızlandıracak, sadeleştirmeye yönelik önemli düzenlemeler var. İstinaf, temyiz ve itiraz sürelerinin çok farklı farklı süreler, yedi günlük, sekiz günlük, on beş günlük bir haftalık süreler var. Tüm bunları ortadan kaldırıyoruz. Artık istinaf, itiraz ve temyiz süreleri bütün dava iki hafta olarak belirliyoruz. Yüze karşı okumadan mı yoksa tebliğ edildiğinden sonra mı başlar süre? Bu tartışmaları da ortadan kaldırıyoruz. Bütün davalar bakımından itiraz, istinaf ve temyiz süreleri iki hafta olarak belirlenecek. Yine uzun yargılamalardan dolayı vatandaşlarımız tazminat talebinde bulunuyorlardı. Anayasa Mahkemesi’ne gidiyorlardı. Tabii hem Anayasa Mahkemesi’nin buradaki dosya sayısını fazlalaştıran bir durum söz konusuydu. Hem uzun süren bir süreçti. Bunu da kısaltan vatandaşlarımızın özellikle hak arama hürriyetini genişleten Adalet Bakanlığı bünyesindeki tazminat komisyonuna müracaat edip hakkını öncelikle oradan arayabilmesiyle ilgili bir düzenleme var. Yine Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki koruma tedbirleriyle ilgili eğer gözaltı süresinin uzatılması ya da beraat etmiş ve öncesinde tutuklu kalmışsa, buna yönelik tazminat taleplerinin de yine tazminat komisyonu ve Ağır Ceza Mahkemesi’nden talep edilmesiyle ilgili düzenlemeler var. Yine kişisel verilerin korunmasıyla ilgili, özel hayatın korunmasıyla ilgili biliyorsunuz 2010 anayasa değişikliğiyle, kişisel verilerin korunması, anayasal güvenceye kavuşmuştur. Sonrasında yasal düzenlemeler yapmıştı. Tabii bu yasal düzenlemelerin özellikle Avrupa Birliği veri koruma tüzüğüne uyum sağlaması bakımından bir takım düzenlemeler yapılıyor. Burada özellikle vatandaşlarımızın kişisel verilerin işlendiği durumda bunların özellikle kişisel verilerin başka birilerinin eline geçmemesi anlamında birtakım müeyyideler getiriliyor. Veri sorumlularına yeni sorumluluklar ve cezai müeyyideler getiriliyor.”

“Küresel şirketlerden alışveriş vatandaşlarımızın kişisel verilerini korumayı amaçlayan düzenlemeler var”

Özellikle küresel şirketlerden alışveriş yapan vatandaşların kişisel verilerinin bu şirketlerce işlenebildiğine değinin Bakan Yılmaz Tunç, söz konusu yargı paketinde vatandaşların kişisel verilerini korumayı amaçlayan düzenlemelerin de olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Özellikle küresel şirketler var. Bunlardan alışveriş yapan vatandaşlarımız var. Vatandaşlarımız o şirketlerden alışveriş yaptığında kişisel verileri oralarda işlenebiliyor, bu şirketlerle yapılan sözleşmelerde. Tüm bunlarda sorumlulukları belirleyen veri sorumlularının yükümlülüklerini belirleyen bir düzenleme ve vatandaşlarımızın kişisel verilerini korumayı amaçlayan düzenlemeler var. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına itiraz müessesesi getiriyoruz. İstinaf sürecine. Yine özellikle terörle mücadele açısından hassasiyetimizi korumaya devam ediyoruz. Bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin Türk Ceza Kanunu 220 örgüt suçları ve 314-2 silahlı örgüt suçları bakımından terör örgütü üyesi olmamakla beraber örgüt adına suç işleyen örgüt üyesi gibi cezalandırılabileceği hükmünü Anayasa Mahkemesi iptal etmişti. Şimdi burada bir boşluk doğmaması lazım. Eğer örgüt üyesi değil ama örgüt adına suç işliyorsa ceza kanunundaki o boşluğu doldurarak örgüt üyesi olmasa bile örgüt adına suç işleyen kişilerin cezasının müstakil bir suç olarak düzenlenmesini Ceza Kanunu’nda sağlayarak terörle mücadele konusunda bir zafiyetin oluşmaması noktasındaki yasal düzenleme ihtiyacını meclisimizle paylaşmıştık. Sağ olsun milletvekillerimiz de bunu teklife dönüştürdüler. ve Adalet Komisyonumuzda görüşmeleri buna benzer usulü bir takım değişiklikler var. İşte vasi tayini bir yıldan fazla cezaevinde bulunan hükümlülere otomatik vasi tayin ediliyordu. Burada kişinin isteğine bırakılacak. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda bir düzenleme söz konu su oluyor. Yine tasarruf mevzuatı sigorta fonunun terör örgütlerine yardım yataklık yapan şirketler bakımından kayyum tayini mümkündü. Bunun özellikle organize suç örgütlerinin işlediği suçlar bakımından da kayyum tayini imkanını getiren düzenlemeler var. Çok sayıda usulü düzenlemeler de var. Tüm bunların yasalaşması durumunda hem hak arama hürriyetinin genişletilmesi hem de yargı hizmetlerinin etkinliğinin arttırılması ve kişisel verilerin korunması anlamında önemli iyileştirmeler sağlanmış olacak. Tabii önceki yargı paketlerinde de yine çok önemli Yapmıştık. İnşallah seçim sonrasında yargı reformu strateji belgemiz ve insan hakları eylem planımızla Cumhurbaşkanımız tarafından seçimden sonra kamuoyuyla paylaşacak. Orada ortaya konulan uygulamadan bizlere gelen, vatandaşlarımızdan bizlere gelen adaletin tecellisi ve güvenilir adaletin tesisi anlamında gerekli olan gerek yasal düzenlemeler gerek idari uygulamalarla ilgili yargı reformu strateji belgesi, seçim sonrası açıklanacak belgede de önemli hedefleri ortaya koyacağız ve o hedefler doğrultusunda da yeni düzenlemeleri inşallah hayata geçireceğiz.”

“Erzincan’daki soruşturma tüm detaylarıyla, titizlikle devam ediyor”

Erzincan İliç’te meydana gelen toprak kaymasında 9 işçinin toprak altında kaldığı olaya ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Yılmaz Tunç, hem işçilerin kurtarılması hem de yargılama sürecinin devam ettiğini söyledi. Kusurlu olduğu düşünülen kişilerin tutuklandığını ve adli sürecin de devam ettiğini belirten Bakan Tunç sözlerini şöyle tamamladı:

“Erzincan İliç’te meydana gelen toprak kayması, maden sahasındaki kaymağı hepimizi derinden üzdü. Tabii orada kaybolan dokuz madencimizin, işçimizin arama çalışmaları uzun süredir devam etti. Tabii oradaki toprak kayma tehlikesi ve arama kurtarma çalışmalarındaki risk nedeniyle de bir süre ara verildi. İnşallah temennimiz bir an önce o dokuz vatandaşımıza ulaşmak. Ailelerin acısını bir kez daha paylaşıyorum. Onlara sabır diliyorum tabii bu kazanın sebepleriyle ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir Araştırma Komisyonu kuruldu. Bu tür kazaların bundan sonra olmaması için alınması gereken tedbirler noktasında da kurulan araştırma komisyonu önemli. Hem bu kazanın nedenlerini araştıracaklar hem de bu tür kazalar meydana gelmemesi için gerekli tedbirleri yasama üyelerimiz, milletvekillerimiz araştıracaklar. Ama diğer yandan konunun adli boyutu var tabii. Hemen olay olur olmaz. İliç Cumhuriyet Başsavcılığımız soruşturma başlattı. Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığı’mızın koordinasyonunda dört cumhuriyet savcımız görevlendirilmişti. Sekiz bilir kişi görevlendirdik. İnşaat, iş güvenliği, çevre, kimya ve bütün o alanı ilgilendiren konularla ilgili sekiz bilirkişi de olay yerinde incelemeler yaptılar. Bir ön rapor hazırladılar. ve bu ön rapora göre kusurlu olduğu düşünülen kişiler oldu. İlk etapta sekiz kişinin kusurlu olduğu belirlendi. Bunlardan altısı tutuklamaya sevk edildi ve tutuklandılar. İkisi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma devam ediyor. Tabii şirketin yabancı şirketin yabancı temsilcisiyle ilgili de tutuklama kararı verildi. Sonrasında 6 Şubat tarihi itibariyle şirketin Türkiye yöneticisi olarak atanan kişiyle ilgili olarak da ifadeleri alındı. O da adli kontrol şartıyla şu anda soruşturma kapsamında ve bu soruşturma neticesinde kusurlu olan kimlerse bu kazaya sebebiyet veren olaylar, nedenler, kişiler kimse bu tabii ki yargımız tarafından bağımsız ve tarafsız yargımız tarafından ortaya çıkarılacaktır. Bunun tabii tüm teknik boyutları incelenerek bu kazada kimler kusurlu? Bunun tespitini yargımız yapacaktır. Soruşturma şu anda tüm detaylarıyla tüm titizlikle devam ediyor. Hep beraber biz de süreci Erzincan Cumhuriyet Başsavcımız ve Cumhuriyet Başsavcımız koordinasyonunda takip ediyoruz. İlgili bakanların Enerji bakanımız, Çevre Şehircilik Bakanımız, İçişleri Bakanımız konuyla ilgili gerekli açıklamaları da zaten zaman zaman yapıyorlar. Adli süreçle ilgili de biz bilgilendirme, hem Cumhuriyet Başsavcılığımız, hem bizler yaptık. Bundan sonra da inşallah temennimiz o dokuz vatandaşımıza ulaşılması ama bundan sonra bu kazaların meydana gelmemesi için alınması gereken tedbirleri belirlemek ve bu kazaya neden olan kişileri de tabii yargımız ortaya çıkarıp soruşturma neticesinde yargılama süreci elbette ki başlayacak ve kimler sorumluysa, kimler bu kazaya sebebiyet verdiyse yargı huzur elbette ki hesabını verecektir.” – ZONGULDAK

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-yilmaz-tunctan-anayasa-mahkemesinin-can-atalay-karari-aciklamasi/feed/ 0
TBMM Adalet Komisyonunda 8. Yargı Paketi görüşmeleri tamamlandı http://www.karadenizhabertv.com.tr/tbmm-adalet-komisyonunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/tbmm-adalet-komisyonunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/#respond Sun, 07 Apr 2024 09:03:38 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=6008 TBMM Adalet Komisyonunda, kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı.

Teklif üzerinde söz alan CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, “torba kanun” tekniğinden vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.

Kanun teklifinde yer alan düzenlemeleri hatırlatan Uzun, Türkiye’nin ve ekonominin doğru yönetilmediğini savundu.

Cumhur Uzun, ” Anayasa Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde verdiği pilot kararla adeta havlu attı ve ‘Bu dosyalara bakma imkanım kalmadı, o nedenle bunun bir başka yöntemle idari olarak düzenlenmesi, bu alandaki yükün yargının üzerinden alınmasına mecburiyet var.’ dedi. Hak ihlali nedeniyle tazminat ödemek suretiyle yargı alanından idari alana düzenleme yapılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Emeklilere açlık sınırının altında ücret ödendiğini belirten Uzun, teklifle emeklilerin bayram ikramiyelerinin 2 bin liradan 3 bin liraya yükseltileceğini, para cezalarının ise yaklaşık 5 kat artırılacağını söyledi.

CHP’li Uzun, “İstersek burada bayram ikramiyelerini insanımıza yakışır ikramiye haline getirebiliriz. Bu bizim yaşlılarımıza, emeklilerimize borcumuzdur.” ifadelerini kullandı.

“Adli para cezaları artırılmaktadır”

DEM Parti Van Milletvekili Zülküf Uçar, teklifin torba yasa olarak sunulduğunu, iktidarın yasa yapma tekniğini yanlış bulduklarını ifade etti.

Hükümetin uyguladığı yöntemin “kanun dayatma” olduğunu savunan Uçar, toplumun ihtiyaçlarına cevap veren yasaların ortaya konulması gerektiğini belirtti.

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, teklifle, ceza infaz kurumunda bulunmanın doğrudan kısıtlama nedeni olmaktan çıkarılacağını dile getirdi.

Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemenin müstakil suç olarak düzenleneceğini aktaran Öztürk, “Teklifte, suç ve suçlularla mücadele etmek adına önemli düzenlemeler bulunuyor. Adli para cezaları artırılmaktadır.” şeklinde konuştu.

“Teklifi yetersiz buluyoruz”

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, kanun teklifleri hazırlanırken etki analizlerinin yapılmasını istedi.

Olgun, “Deprem bölgesindeki sanayi altyapısı destek uygulamalarının uzatılmasına, emeklilere ödenen bayram ikramiye tutarının artırılmasına yönelik maddeleri olumlu karşılıyoruz ancak teklifi yetersiz buluyoruz. Deprem bölgesine daha çok destek sağlanmalı, bayram ikramiyeleri de en az 7 bin lira olmalıdır.” dedi.

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ise Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayıldığını iddia etti.

Bugüne kadar görüşülen kanun tekliflerinin ve 8. Yargı Paketi’nin, insan hakları ihlallerine, Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretmediğini öne süren Yeneroğlu, hukuk devletinden uzaklaşıldığını savundu.

“Yargı bağımsızlığına aykırıdır”

Milletvekillerinin ardından Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan’a söz verdi.

Meclis çalışmalarını önemsediklerini vurgulayan Sağkan, “Sürelerin tek tipleştirilmesi, para cezalarının artırılması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve basit yargılama gibi düzenlemeleri gayet olumlu bulduğumuzu ifade etmek istiyoruz.” diye konuştu.

Sağkan, Anayasa gereğince yargı yetkisinin tarafsız ve bağımsız mahkemelerce kullanıldığını dile getirdi.

Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuyla ilgili düzenlemeden endişe duyduklarını belirten Sağkan, şunları kaydetti:

“Bağımsız yargı makamının yetkisini alıp, tamamen ve sürekli olarak bir Tazminat Komisyonuna devretmek açıkça yargı yetkisinin devridir. Anayasanın 9’uncu maddesine çok açıkça aykırıdır. Buradan çıkacak kararların, yargının bağımsız olması kadar bağımsız görünmesi ilkesine de ters olacağı bütün hukukçuların bildiği gerçektir. Devlete karşı açılacak tazminat davasının Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonu tarafından görülmesi, tek başına görüntüsel olarak yargı bağımsızlığına aykırıdır.”

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu nedeniyle avukatlık yapılamadığını öne süren Sağkan, bu konuda düzenleme yapılmasını istedi.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/tbmm-adalet-komisyonunda-8-yargi-paketi-gorusmeleri-tamamlandi/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yüksek yargı kurumları arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlari-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlari-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:39:35 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5936

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı’ndaki ‘Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde; “Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan, dolayısıyla hiyerarşiden ziyade vazife tanımıyla konumları belirlenen yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde, ülkemizin terörle mücadelesi başta olmak üzere ali menfaatlerine halel getirme potansiyeli taşıyan bu tartışmaların sürüp gitmesi kaçınılmazdır” dedi. Erdoğan ayrıca, “Yeni anayasa mümkün olmasa bile yargıdaki sorunu giderecek bir anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki ‘Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı. Erdoğan özetle şöyle konuştu:

“ADALETİN GÜCÜ YERİNE, GÜÇLÜNÜN ADALETİNİN HAKİM OLDUĞU DÖNEMLER TRAVMALARA SEBEP OLDU”

“Bugünkü kura törenimizle görev yerleri belli olacak 148 hakimimizi ve cumhuriyet savcımızı tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum. Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcılarımız ülkemizin dört bir yanında milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Her şeyden önce adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz.

Vazifenizi icra ederken hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum. Türkiye, geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumların başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülkedir. Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemler milletimizin hafızasında çok derin izler bıraktı, travmalara sebep oldu. Vatandaşın devlete olan itimadına telafisi imkansız zararlar verdi. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarına imza atarken adalet sistemimizi güçlendirmeyi dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik.

Bir dönem tek parti faşizminin, bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?

“TERÖRİSTLER ADLİYEYE GİRMEYİ BAŞARIP HAKİM VE SAVCILARIMIZA ULAŞABİLSELERDİ, NELER YAŞANABİLECEĞİNİ TAHMİN BİLE EDEMİYORUZ”

Merdiven altı bir anlayışla yürüyen sistem vardı. Ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak, koyun bir kenara, dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var. Terör örgütlerinin güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Daha geçtiğimiz haftalarda, İstanbul’da, Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin, neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz. Bu vesileyle, terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Mehmet Selim Kiraz savcımız başta olmak üzere tüm yargı mensuplarımızı, güvenlik görevlilerimizi, vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum.

Adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz. Daha önce hayata geçirdiğimiz çalışmaların bir üst safhasını oluşturan Yargı Reformu Strateji Belgemizi 2019 yılında kamuoyuyla paylaştık.

“BU KONUDA TARAF DEĞİL HAKEM MEVKİNDE BULUNDUĞUMUZU ÇEŞİTLİ VESİLELERLE AÇIKLADIK”

Kurumların birbirleriyle uyumlu çalışmaları, her kurumun Anayasa’da ve yasalarda belirtilen sınırlar içinde faaliyetini yürütmesi devletin ahenkli işleyişi bakımından hayati öneme haizdir. Yüksek yargı kurumlarımız arasında son dönemde hem kendilerini yıpratan hem de vatandaşlarımızın adalete olan güvenini ve inancını sarsan bazı müessif tartışmalara şahit oluyoruz. Biliyorsunuz bu konuda taraf değil, hakem mevkinde bulunduğumuzu çeşitli vesilelerle açıkladık. Bu tavrımızı halen muhafaza ediyoruz ve edeceğiz. Yürütmenin başı ve yasama organındaki en büyük gruba sahip partinin Genel Başkanı sıfatıyla bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Siyaset müessesesinin emanetini taşıdığı millete karşı göreve Meclis’te nümayiş yapmak, mahkeme önünde eylem yapmak asla değildir. Kanun yapıcı konumunun hakkını vermelidir. Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir. Biz ülkenin ve milletin her meselesi gibi yargıdaki sıkıntıları çözmenin de görevimiz olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz.

“YÜKSEK YARGI KURUMLARIMIZ ARASINDAKİ İHTİLAFI GİDERMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Şu gerçeği artık hepimiz görebiliyoruz: yüksek yargı kurumlarımızın Anayasa’da belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Esasen bu kurumlarımız arasında eskiden beri bir hiyerarşi tartışması yaşandığını biliyoruz. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan, dolayısıyla hiyerarşiden ziyade vazife tanımıyla konumları belirlenen yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde, ülkemizin terörle mücadelesi başta olmak üzere ali menfaatlerine halel getirme potansiyeli taşıyan bu tartışmaların sürüp gitmesi kaçınılmazdır.

“YENİ ANAYASA MÜMKÜN OLMASA BİLE YARGIDAKİ SORUNU GİDERECEK BİR ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN UZLAŞMA YOLLARINI ARAYACAĞIZ”

Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor. Bu doğrultuda ilk adımları biraz önce ifade ettiğim 8. Yargı Paketimiz ile atmaya başladık. Ancak yargıdaki bu dağınık görüntüyü ortadan kaldırmak için hem anayasa, hem yasa düzeyinde çalışılması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Anayasa değişikliği gerektiren hususlarda Meclis’te geniş bir uzlaşma zemini oluşturulması gerekiyor. Biliyorsunuz, uzunca bir süredir ülkemizin sivil ve günün değil geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunu dile getiriyoruz. Son dönemdeki tartışmalar başta olmak üzere yaşadığımız her hadise bize böyle bir anayasanın Türk demokrasisinin selameti açısından ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Eğer bu konuda Meclis’te bir mutabakat temin edebilirsek zaten meseleyi kökten çözmüş olacağız. Yeni anayasa mümkün olmasa bile yargıdaki sorunu giderecek bir anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan bir an önce kurtulmalıdır.”

]]> http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlari-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/feed/ 0 Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz” http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:51:37 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5905 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde konuştu.

Kura töreniyle görev yerleri belli olacak 148 hakim ve Cumhuriyet savcısını tebrik edip başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcılarımız ülkemizin dört bir yanında milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Her şeyden önce adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim insanlık tarihine baktığımızda adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir” dedi.

Adaletin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskiler adalet olunca yiğitliğe gerek kalmaz derler. Sizler devlet ve toplum hayatı bakımından işte böylesine hayati bir görevi yerine getirmek üzere seçilmiş, eğitilmiş, görevlendirilmiş kişilersiniz. Türk milleti adına karar verme mesuliyeti gibi bir vazifeyi inşallah alnınızın akıyla yerine getireceksiniz. Vazifenizi icra ederken hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumlarının başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülke olduğunu belirterek, “Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemler milletimizin hafızasında çok derin izler bıraktı, travmalara sebep oldu. Vatandaşın devlete olan itimadına, telafisi imkansız zararlar verdi. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma hamlelerine imza atarken, adalet sistemimizi güçlendirmeyi, dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik. Ülkemizi sağlık, eğitim ve güvenlikle birlikte adalet üzerinde yükseltme sözüyle milletimizin huzuruna çıktık. Bir yandan anayasamızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclisimizle hayata geçirmek, diğer yandan adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Bir dönem tek parti faşizminin bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık” dedi.

“Merdiven altı bir anlayışla yürüyen sistem vardı”

“Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yargının, personelinden binasına kadar, vazifesini hakkıyla yerine getirmesini zorlaştıran fiziki eksikliklerini giderirken, aynı zamanda adalet teşkilatımızı darbeci zihniyetten de temizlemeye çalıştık. Bu süreçte darbe girişiminin yanı sıra terör başta olmak üzere demokrasimize kasteden, milli iradeyi devre dışı bırakmayı amaçlayan pek çok badireyle de karşılaştık. Az önce de söylendiği gibi ‘merdiven altı’ bir anlayışla yürüyen sistem vardı, ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak koyun bir kenara, dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren, yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var” açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerinin, güvenlik güçleriyle birlikte yargı mensuplarını da hedef aldığı dönemler yaşandığını hatırlatarak, “Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin, neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz. Bu vesileyle terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Mehmet Selim Kiraz savcımız başta olmak üzere tüm yargı mensuplarımızı, güvenlik görevlilerimizi, vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz” dedi.

“Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ülkemizin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla ülkemizin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda verdiğimiz mücadeledeki onurlu duruşumuz, evlatlarımıza miras bırakacağımız birer iftihar beratı hükmündedir. Böylesine kutlu bir vazifenin manevi hazzını başka hiçbir dünyevi karşılıkla mukayese etmek mümkün değildir. Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe, Allah’ın izniyle, bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz” değerlendirmesini yaptı.

Yasama gibi, yürütme gibi, yargının da hala çözüm bekleyen sorunları, sıkıntıları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların bir kısmı anayasa ve yasalarımızda yapılması gereken değişikliklerle ilgilidir. Sıkıntıların bir kısmı da kurumsal işleyişlerden, kurumlar arası anlayış farklılıklarından ve eski alışkanlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat altyapısını geliştirmek için başlattığımız reformları kesintisiz devam ettiriyoruz. Daha önce hayata geçirdiğimiz çalışmaların bir üst safhasını oluşturan Yargı Reformu Strateji Belgemizi, 2019 yılında kamuoyuyla paylaştık. Bu belgede yer alan yol haritamızı adım adım takip ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde gazi Meclisimizin takdirine sunulan 8. yargı paketi, bu strateji belgesinin adımlarından biridir. Mecliste son hali verilecek 8. yargı paketiyle getirilen yeniliklerden bazıları şunlardır: İtiraz, istinaf ve temyiz yollarındaki başvuru süreleri yeknesak hale getirilmek suretiyle iki hafta olarak düzenleniyor. İstinaf ve temyiz sürelerinin başlangıcı hükmün tebliğ tarihi olarak belirleniyor. Adli para cezalarının miktarı günümüz şartlarına göre yeniden tespit edilerek caydırıcılık niteliği güçlendiriliyor. Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarının doğrudan Anayasa Mahkemesi yerine Adalet Bakanlığı’nda kurulacak Tazminat Komisyonu tarafından karara bağlanması öngörülüyor. Hükümlülere vasi atanması işlemi otomatik olmaktan çıkartılarak bu bireylerin kendi kararlarına bırakılıyor. Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri dikkate alınarak örgüt üyesi olmamakla birlikte, örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç haline getiriliyor. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına özellikle buna karşı istinaf yoluna başvurulmasına imkan sağlanıyor. Kişisel verilerin işlenmesi ve yurt dışına aktarılması konusunda, bireylerin haklarının daha güçlü korunmasını temin edecek güvenceler getiriliyor. Meclisimizin takdiriyle hayata geçirileceğine inandığım bu yargı paketimizi, önümüzdeki dönemde yenileri takip edecektir” dedi.

“Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi, siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir”

Kurumların birbirleriyle uyumlu çalışmalarının, her kurumun anayasada ve yasalarda belirtilen sınırlar içinde faaliyetini yürütmesi devletin ahenkli işleyişi bakımından hayati öneme haiz olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüksek yargı kurumlarımız arasında son dönemde hem kendilerini yıpratan hem de vatandaşlarımızın adalete olan güvenini ve inancını sarsan bazı müessif tartışmalara şahit oluyoruz. Biliyorsunuz bu konuda taraf değil, hakem mevkiinde bulunduğumuzu çeşitli vesilelerle açıkladık. Bu tavrımızı halen muhafaza ediyoruz ve edeceğiz. Yürütmenin başı ve yasama organındaki en büyük gruba sahip partinin genel başkanı sıfatıyla bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Siyaset müessesesinin emanetini taşıdığı millete karşı görevi, Mecliste nümayiş yapmak, mahkeme önünde eylem yapmak asla değildir. Kanun yapıcı konumunun hakkını vermektir. Yargıya dair hemen her tartışmada belli çevreler tarafından sokağın adres gösterilmesi, siyaset kurumunun asli görevini inkar etmek demektir” değerlendirmesini yaptı.

“Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz”

“Biz ülkenin ve milletin her meselesi gibi yargıdaki sıkıntıları çözmenin de görevimiz olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sorunlardan beslenmek yerine çözümlerle milletimizin karşısına çıkmanın gayreti içindeyiz. Şu gerçeği artık hepimiz görebiliyoruz. Yüksek yargı kurumlarımızın, anayasada belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Esasen bu kurumlarımız arasında eskiden beri bir hiyerarşi tartışması yaşandığını biliyoruz. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan, dolayısıyla hiyerarşiden ziyade, vazife tanımıyla konumları belirlenen yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde ülkemizin terörle mücadelesi başta olmak üzere, ali menfaatlerine halel getirme potansiyeli taşıyan bu tartışmaların sürüp gitmesi kaçınılmazdır” açıklamasını yaptı.

“Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarını hayata geçirmeyi başarmış bir yönetim olarak, bu meselenin çözümünü de biz sağlayacağız”

Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazılarıyla ilgili verdiği tartışmalı kararların da, bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ettiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

“Bu doğrultuda ilk adımları, biraz önce ifade ettiğim 8. yargı paketimizle atmaya başladık. Ancak yargıdaki bu dağınık görüntüyü ortadan kaldırmak için hem anayasa hem yasa düzeyinde çalışılması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Anayasa değişikliği gerektiren hususlarda, Mecliste geniş bir uzlaşma zemini oluşturulması gerekiyor. Biliyorsunuz, uzunca bir süredir ülkemizin sivil ve günün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da karşılayacak yeni bir anayasa ihtiyacı olduğunu dile getiriyoruz. Son dönemdeki tartışmalar başta olmak üzere yaşadığımız her hadise, bize böyle bir anayasanın Türk demokrasisinin selameti açısından ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor. Eğer bu konuda Mecliste bir mutabakat temin edebilirsek, zaten meseleyi kökten çözmüş olacağız. Yeni anayasa mümkün olmasa bile, yargıdaki sorunu giderecek bir anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız, ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan bir an önce kurtulmalıdır. İnşallah Cumhuriyet tarihinin en önemli reformlarını hayata geçirmeyi başarmış bir yönetim olarak, bu meselenin çözümünü de biz sağlayacağız.” – ANKARA

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargi-kurumlarimiz-arasindaki-ihtilafi-gidermek-mecburiyetindeyiz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hakimlerimiz ve savcılarımızın vazifelerini yürütmesine kimse mani olamaz http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hakimlerimiz-ve-savcilarimizin-vazifelerini-yurutmesine-kimse-mani-olamaz/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hakimlerimiz-ve-savcilarimizin-vazifelerini-yurutmesine-kimse-mani-olamaz/#respond Wed, 03 Apr 2024 21:15:29 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5887 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe Allah’ın izniyle bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz.” dedi.

Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 12. Dönem Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı konuşmada, bugünkü kura töreninde görev yerleri belli olacak 148 hakim ve Cumhuriyet savcısını tebrik etti. Erdoğan, sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcıların ülkenin dört bir yanında millet adına adaleti tesis etmenin mücadelesini verdiğini ifade etti.

Adaletin, içinde yaşanılan evrenin ruhu olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şayet bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Nitekim, insanlık tarihine baktığımızda adalet temelinde yükselen toplumların güvenlik ve refah içinde yaşadığını, adaletin kaybolduğu toplumların da kısa sürede yıkılıp gittiğini görürüz. Bunun için bizim medeniyetimizde, devlet yönetiminde adaletin önemine bilhassa vurgu yapılır. Zaten medeniyet dediğimiz olgu da ancak adaletin bulunduğu yerde ortaya çıkabilir ve gelişebilir. Eskiler, ‘Adalet olunca yiğitliğe gerek kalmaz’ derler. Sizler devlet ve toplum hayatı bakımından işte böylesine hayati bir görevi yerine getirmek üzere seçilmiş, eğitilmiş, görevlendirilmiş kişilersiniz. Türk milleti adına karar verme mesuliyeti gibi bir vazifeyi inşallah alnınızın akıyla yerine getireceksiniz. Vazifenizi icra ederken, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı kalmaya itina göstermenizin altını özellikle çizmek istiyorum.”

“Yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte adaleti sağlaması gereken kurumların başka güçlerin emrine girmesinin yol açtığı sancıların bedelini ağır ödemiş bir ülke olduğunu dile getirdi.

Adaletin gücü yerine, güçlünün adaletinin hakim olduğu olağanüstü dönemlerin milletin hafızasında çok derin izler bıraktığını, travmalara sebep olduğunu, vatandaşın devlete olan itimadına telafisi imkansız zararlar verdiğini anlatan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma atılımlarına imza atarken, adalet sistemimizi güçlendirmeyi dört temel önceliğimizden biri olarak belirledik. Ülkemizi sağlık, eğitim ve güvenlikle birlikte adalet üzerinde yükseltme sözüyle milletimizin huzuruna çıktık. Bir yandan Anayasa’mızda ve temel kanunlarımızda gereken düzenlemeleri Meclisimizle birlikte hayata geçirmek, diğer yandan adalet teşkilatımızı güçlendirmek için zorlu bir mücadele yürüttük. Bir dönem tek parti faşizminin, bir dönem vesayetin, bir dönem FETÖ’nün güdümüne giren adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17/25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle darbe teşebbüsünde bulunulduğuna da şahit olmadık mı?”

Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargının personelinden binasına kadar vazifesini hakkıyla yerine getirmesini zorlaştıran fiziki eksikliklerini giderirken aynı zamanda adalet teşkilatını darbeci zihniyetten de temizlemeye çalıştıklarını ifade etti.

Bu süreçte darbe girişiminin yanı sıra terör başta olmak üzere demokrasiye kasteden, milli iradeyi devre dışı bırakmayı amaçlayan pek çok badireyle de karşılaştıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Az önce de söylendiği gibi, merdiven altı bir anlayışla yürüyen bir sistem vardı. Ama şimdi öyle değil. Şimdi artık merdiven altı olmak bir yana dört dörtlük fiziki imkanlarla halkına hizmet veren, yargıyı bu noktada artık değerlendiren bir yapı var. Terör örgütlerinin, güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Çağlayan Adliyesi’ne yapılan menfur saldırı girişimini biliyorsunuz. Şayet teröristler adliyeye girmeyi başarıp orada görev yapan hakim ve savcılarımıza ulaşabilselerdi, Allah göstermesin neler yaşanabileceğini tahmin bile edemiyoruz.”

Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı andı

Erdoğan, terör örgütlerinin saldırılarında şehit olan Savcı Mehmet Selim Kiraz başta olmak üzere tüm yargı mensuplarını, güvenlik görevlilerini, vatandaşları rahmetle andı.

Yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla, ülkenin güvenliğini, esenliğini, huzurunu güçlendirmek için hep birlikte çalışmayı sürdüreceklerine dikkati çeken Erdoğan, “Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda verdiğimiz mücadeledeki onurlu duruşumuz, evlatlarımıza miras bırakacağımız birer iftihar beratı hükmündedir. Böylesine kutlu bir vazifenin manevi hazzını başka hiçbir dünyevi karşılıkla mukayese etmek mümkün değil. Hakimlerimiz ve savcılarımız, milletimizin omuzlarına yüklediği sorumluluğun bilinciyle vazifelerini yürüttüğü müddetçe Allah’ın izniyle bu ülkenin hedeflerine ulaşmasına kimse mani olamaz.” dedi.

(Sürecek)

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-hakimlerimiz-ve-savcilarimizin-vazifelerini-yurutmesine-kimse-mani-olamaz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Yüksek yargıdaki tartışmalarda taraf değil hakem mevkiindeyiz http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargidaki-tartismalarda-taraf-degil-hakem-mevkiindeyiz/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargidaki-tartismalarda-taraf-degil-hakem-mevkiindeyiz/#respond Tue, 02 Apr 2024 21:57:20 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5872 Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüksek yargıdaki yetki tartışmalarına değinerek “Bu konuda taraf değil hakem mevkiindeyiz. Bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir” ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN’DAN ZİRVEYE DAMGA VURAN SÖZLER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde Adli Yargı Hakim ve Cumhuriyet Savcıları ile İdari Yargı Hakimleri Kura Töreni’ne katıldı. Erdoğan’ın açıklamaları şöyle; “148 hakimimizi ve cumhuriyet savcımızı tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum. Artık sayıları 24 binin üzerine çıkan hakim ve savcımız milletimiz adına adaleti tesis etmenin mücadelesini veriyor. Adalet içinde yaşadığımız evrenin ruhudur. Bu ruhu kaybedersek diğer hiçbir şeyin değeri kalmaz.

“REFORMLARI DEVAM ETTİRİYORUZ”

Türkiye geçmişte adaleti salması gereken kurumların başka güçlerin etkisi altına girmesinin bedelini ağır ödedi. Adalet teşkilatımızı yeniden milletimiz adına karar veren bir güç haline getirmek için çok uğraştık. Hep birlikte 28 Şubat döneminde yargı desteğiyle postmodern darbe yapıldığına da 17-25 Aralık’ta ve 15 Temmuz’da yine yargı desteğiyle yine darbe teşebbüsünde bulunulduğuna şahit olmadık mı? Merdivenaltı bir anlayışla yürüyen sistem vardı. Şimdi artık 4 4’lük fiziki imkanlarla hizmet veren bir yapı var. Terör örgütlerinin güvenlik güçlerimizle birlikte yargı mensuplarımızı da hedef aldığı dönemler yaşadık. Büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolunda onurlu duruşumuz miras bırakacağımız bir iftihar beratı. Bu çerçevede adalet sistemimizin mevzuat alt yapısını geliştirmek için başlattığımız reformları devam ettiriyoruz.

“İTİRAZ, İSTİNAF VE TEMYİZ BAŞVURU SÜRELERİ 2 HAFTA OLACAK”

Yargımızın hala çözüm bekleyen sorunları var. Bir kısmı Anayasa ve yasalarda yapılması gereken değişiklilerle ilgili. 8. Yargı Paketi ile itiraz, istinaf ve temyiz yollarındaki başvuru süreleri 2 hafta olarak düzenleniyor. Meclisimizin takdiri ile hayata geçirileceğine inandığım bu yargı paketimizi önümüzdeki dönemde yenileri takip edecektir.

YÜKSEK YARGIDA YETKİ TARTIŞMASI

Bu konuda taraf değil hakem mevkiindeyiz. Danıştay’ın FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarından bazıları ile ilgili verdiği tartışmaları kararlar da bazı hususların daha kesin bir şekilde ortaya konulmasının şart olduğuna işaret ediyor. Anayasamıza göre her birinin görev alanı farklı olan yüksek yargı kurumlarımız arasındaki ihtilafı gidermek mecburiyetindeyiz.

“ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN UZLAŞMA YOLLARINI ARAYACAĞIZ”

İlk adımları 8. Yargı Paketi ile atmaya başladık. Hem Anayasa hem yasa düzeyinde çalışması gereken daha pek çok husus olduğunun farkındayız. Bize düşen, yüksek yargı kurumları arasındaki tartışmalarda taraf olmak değil, sorunu çözecek mekanizmaları işletmektir. Yüksek yargı kurumlarımızın Anayasa’da belirtilen görev tanımları, sınırları ve onlara yüklenen misyonlar konusunda bir belirsizlik söz konusudur. Yeni Anayasa mümkün olmasa bile yargıdaki sorunu giderecek bir Anayasa değişikliği için de uzlaşma yollarını arayacağız. Amacımız, ülkemiz bu gereksiz ve yargıya zarar verecek tartışmalardan kurtulmalıdır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-yuksek-yargidaki-tartismalarda-taraf-degil-hakem-mevkiindeyiz/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: 8. Yargı Paketi ile hak kayıplarının önüne geçilecek http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-ile-hak-kayiplarinin-onune-gecilecek/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-ile-hak-kayiplarinin-onune-gecilecek/#respond Tue, 12 Mar 2024 21:39:38 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5105 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, TBMM Başkanlığına sunulan 8. Yargı Paketi’ne ilişkin, “Bütün davalarda temyiz, itiraz ve istinaf süreçlerinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu ortadaki karışıklığın, hak kayıplarının önüne geçilecek bir düzenleme.” dedi.

Ziyaretlerde bulunmak üzere Zonguldak’a gelen Bakan Tunç, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Tunç, Erzincan’da maden ocağındaki toprak kaymasına ilişkin soru üzerine olayın herkesi derinden sarstığını söyledi.

Bölgede 9 kişiyi toprak altından kurtarma çalışmalarının devletin ilgili kurum ve kuruluşlarınca sürdürüldüğünü belirten Tunç, temennilerinin bir an önce onlara ulaşmak olduğunu kaydetti.

Tunç, olayda kusuru olan kişilerin bulunması ve nedenlerinin ortaya çıkarılması için hemen adli soruşturma başlattıklarını hatırlatarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarının idari soruşturmalarını başlattığını, Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda İliç Cumhuriyet Başsavcılığınca görevlendirilen 4 savcının adli soruşturmayı başlattığını anlattı.

Soruşturma kapsamında 8 bilirkişinin görevlendirildiğini dile getiren Tunç, “Jeoloji mühendisliği, inşaat, kimya, iş güvenliği uzmanı ve diğer alanlarda 8 uzman bilirkişi bölgede incelemelerine devam ediyor. Bir ön rapor verdiler. Bu ön rapor neticesinde de 8 gözaltı yapılmıştı. Yabancı firmanın başkan yardımcısı olarak görev yapan şahsın da aralarında bulunduğu, saha sorumlusu ve oradaki operasyonlardan görevli, iş güvenliğinden sorumlu firma yetkilileriyle ilgili 8 gözaltı vardı.” diye konuştu.

Tunç, şüphelilerden 6’sı hakkında tutuklama, 2’si hakkında da adli kontrol kararı verildiğini aktararak, süreci hep beraber takip ettiklerini vurguladı.

Bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Meclis Araştırma Komisyonu da kurulduğuna işaret eden Tunç, “Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama olarak bir taraftan onlar araştıracak, diğer taraftan yargımız soruşturmayı titizlikle takip ediyor. Bilirkişiler de uzman bilirkişiler de incelemelerine devam ediyor. Süreç içerisinde kimlerin sorumluluğu varsa bu faciaya kim sebep olmuşsa tabii ki yargı huzurunda hesap vereceklerdir. Temennimiz 9 canımızın bir an önce toprak altından çıkarılması, bütün dileğimiz onlara kavuşmak.” ifadelerini kullandı.

“Önemli düzenlemeler var”

Bakan Tunç, dün TBMM Başkanlığına sunulan 8. Yargı Paketi’nin getireceği yeniliklere yönelik soru üzerine, bakanlık olarak yargının hızlandırılması, vatandaşların yargı hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesi anlamında gerek uygulamayla gerekse de mevzuatla ilgili iyileştirmeleri yapmaya devam ettiklerini söyledi.

Daha önce Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında 7 yargı paketinin önceki yasama döneminde hayata geçirildiğini belirten Tunç, 8. Yargı Paketi’nin de bunun devamı olarak TBMM Başkanlığına sunulduğunu kaydetti.

Tunç, gelecek günlerde TBMM’de görüşmelere başlanacağını aktararak, “Burada yargıyı hızlandıracak, yargı hizmetlerinin etkinliğini artıracak, hak arama hürriyetini daha da güçlendirecek, kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeler var. Yaklaşık 70 maddeden oluşan bir paketti. Meclisin çalışma takvimi, seçimin de yaklaşmış olması nedeniyle özellikle süreli olan, aciliyeti olan bazı hususlar öne alınarak milletvekillerimiz 41 madde, emekli maaşları, emekli ikramiyesi de ilave edilerek 42 madde olarak Meclise sevk edildi. İçerisinde önemli hususlar var.” şeklinde konuştu.

Kanun yollarında belli süreler olduğuna, her davada sürenin farklı olduğuna dikkati çeken Tunç, şöyle devam etti:

“Bazı davalarda 8 gündür temyiz süresi. Bazı davalarda 7 gündür, bazılarında 15 gündür, bazılarında bir haftadır. Dolayısıyla bu da bir karışıklığa neden oluyor. Yani özellikle hem avukatların takibi açısından hem vatandaşlarımızın takibi açısından temyiz sürelerini, itiraz sürelerini kaçırmaları, ‘Acaba o davada kaç gündü?’ tartışmalarını, o karışıklıkları sona erdirecek bir madde düzenlememiz var. Yani bazı davalarda tefhimden itibaren, kararın yüze karşı okunmasından itibaren süre başlar. Bazısında tebliğden başlar. Bu da karışıklığa neden oluyordu. Tüm bunları artık ortadan kaldırıyoruz. Bütün davalarda temyiz, itiraz ve istinaf süreçlerinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu ortadaki karışıklığın, hak kayıplarının önüne geçilecek bir düzenleme.”

Tunç, bunun yanı sıra kişisel verilerin, özel hayatın korunmasıyla ilgili bir düzenleme de olduğuna değinerek, “Küresel şirketler artık müşterilerinin kimlik bilgilerini alarak işlemler yapıyorlar. Bunlar yurt dışı kaynaklı şirketler de olabiliyor. Burada vatandaşlarımızın, özellikle kişisel verilerinin korunması anlamında birtakım güvencelere ihtiyaç duyuluyordu. Bu güvenceleri ortaya koyan, özel nitelikteki kişisel verilerin korunmasını daha etkin sağlayabilecek madde düzenlemeleri var.” şeklinde konuştu.

“Hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak”

Anayasa Mahkemesinin, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezalandırılmasına yönelik maddeyi kanunilik ilkesi açısından iptal ettiğini belirten Tunç, “Terörle mücadeledeki kararlılığımızdan taviz vermemiz mümkün değil. Hem Anayasa Mahkemesi kararının gerekçelerini dikkate alarak hem de terör örgütü üyesi olmamakla beraber terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezasız kalmaması anlamında, onların özellikle ceza kanununda belli bir ceza, terör örgütü üyeliğinin cezasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapıyoruz. Bu da terörle mücadeledeki kararlılığımızı ortaya koyan önemli bir düzenleme.” ifadelerini kullandı.

Tunç, uzun yargılamalar nedeniyle Anayasa Mahkemesinin önüne giden çok sayıda dosya olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak. Özellikle vatandaşlarımızın adil yargılanma hakkı bakımından yargıyı daha da hızlandıracak, etkinliğini daha da artıracak düzenlemeleri de hayata geçiriyoruz. Gerek hakim, savcı yardımcılığı sistemi gerek hukuk mesleklerine giriş sınavı, kürsüdeki hakim ve savcılarımızın adalet akademisindeki eğitimlerine varıncaya kadar özellikle yargıyı hızlandıracak, yeni mahkemelerin kurulması, istinaf dairelerinin artırılmasıyla ilgili çalışmalarımız sürerken diğer yandan da vatandaşlarımızın uzun yargılamalardan dolayı Anayasa Mahkemesine başvurması nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce bir ara mekanizma dediğimiz Adalet Bakanlığı bünyesinde tazminat komisyonuna başvurup hakkını orada öncelikle arayabilmesi, alabilmesi anlamında… Tabii o karara karşı da tatmin olmuyorsa Anayasa Mahkemesi yolu yine açık.”

Bakan Tunç, özellikle soruşturmadaki koruma tedbirleri bakımından hak ihlalinde bulunduğunu iddia edenlerin maddi manevi tazminat için ağır ceza mahkemesine başvurduğunu anlatarak, “Burada da yine Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanını getiriyoruz. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması diye bir müessese var ceza hukukumuzda. Anayasa Mahkemesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla ilgili bir itiraz yolunun olmaması, bir kanun yolunun olmaması nedeniyle bir iptal kararı vermiştir. Bununla ilgili de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının istinaf yolunu, istinaf kanun yolunu açarak burada da hak arama yolunu genişletme noktasındaki düzenlemeler içeriyor bu paket.” şeklinde konuştu.

Özellikle toplumda “cezasızlık algısını” ortadan kaldırmaya yönelik birtakım çalışmalarının da olduğunu vurgulayan Tunç, “Milletvekillerimizle belirli bir aşamaya getirmiştik. Özellikle denetimli serbestliğin maktu 1 yıl yerine bir oran getirerek, kısa süreli hapis cezasına mahkum olanların da cezasını çekmesi anlamında ve bunun dışında ceza mevzuatıyla ilgili bazı düzenlemeler de Meclisin çalışma takvimi açısından o konular bölünerek ikinci pakete, yani Meclis seçimden sonraki çalışmalara aktarılmış oldu.” diye konuştu.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-8-yargi-paketi-ile-hak-kayiplarinin-onune-gecilecek/feed/ 0
Adalet Bakanı Tunç: “Danıştay’ın karar verdiği göreve iade dosyaları yeniden incelenecek” http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-tunc-danistayin-karar-verdigi-goreve-iade-dosyalari-yeniden-incelenecek/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-tunc-danistayin-karar-verdigi-goreve-iade-dosyalari-yeniden-incelenecek/#respond Tue, 12 Mar 2024 21:12:37 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5091 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Danıştay 5. Dairesi tarafından FETÖ’den ihraç edilen yargı mensuplarının göreve iadesi kararı ile ilgili, “HSK olarak yeniden bir inceleme başlattık ve bu inceleme neticesinde de bu dosyalar yeniden değerlendiriecek” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç bir dizi ziyaretler için Zonguldak’ın Alaplı ilçesine gitti. Burada açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, olağanüstü hal çerçevesinde 2016 yılından itibaren 4006 hakim ve savcının meslekten ihraç edildiğini hatırlatarak, “Bunlardan dava açanlardan 387’sinin mesleğe iadesine karar verdi Danıştay. Bu karar gereğince de mesleklerine geri dönmüş oldular. Tabii burada özellikle temyiz süreci, Danıştay İdari Dava Dairelerinde devam eden dosyalar da söz konusu. İlk derece olarak Danıştay’da devam eden ilgili dairede devam eden de 64 dosya var. Bin 286’sının da temyizi devam ediyor. Dava açılan dosyalarla alakalı olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu özellikle iadesine karar verilmiş olan 387 davayla ilgili olarak da itirazları o zaman içerisinde yapılmış, temyiz süreçleri sağlanmıştı. Temyizde devam eden kesinleşmeyen dosyalarda söz konusu. Şimdi tabii bu 387 iade kararı sonrasında da yani yaklaşık 2021, 2022 ve 2023 yıllarını kapsayan dönemlerde bu kararlar verilmişti. Şimdi bu kararın neticesinde mesleklerine geri dönen 387 isimle alakalı olarak Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) olarak biz yeniden bir inceleme başlattık ve bu inceleme neticesinde de yeniden bu dosyalar incelenecek. Bir hatalı karar olmamasına özen gösteriliyor” dedi.

FETÖ ile mücadeledeki kararlılıktan hiçbir zaman taviz verilmeyeceğini ifade eden Tunç, “Çünkü bu bizim kırmızı çizgimiz. Tüm terör örgütleriyle mücadelemizi sürdürdüğümüz gibi özellikle FETÖ’nün devlet kurumlarından özellikle yargı, emniyet gibi bu noktalarda özellikle bu hassasiyetin korunmasını istiyoruz. Cumhurbaşkanımız da sorular üzerine Danıştay kararıyla ilgili olarak gerekli açıklamaları yapmıştı ve Hakimler ve Savcılar Kurulumuz da bu dosyalarla ilgili olarak yeniden inceleme başlattı . Bu inceleme neticesinde eğer bir soruşturmaya dönüşecek olan dosyalar varsa yine bunun kararını verecek olan tabii ki Hakimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kuruludur ve ilgili dairesidir. Teftiş kurulunun incelemeleri neticesinde bu süreci hep beraber takip ediyoruz” diye konuştu.

“Temennimiz bir an önce o canlara ulaşılması”

Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden kazası ile ilgili değerlendirmede bulunan Tunç, şunları söyledi: “Erzincan’daki maden kazası hepimizi derinden sarstı. Şuanda 9 canımızı enkaz altından kurtarma çalışmaları devletimizin ilgili kurum ve kuruluşları tarafından devam ediyor. Temennimiz bir an önce o canlara ulaşılması. Tabii kazada kimin kusuru var, bu kazanın nedenleri nedir, hemen bir adli soruşturma başlatmıştık. Çalışma Bakanlığımız ve diğer Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız kendi idari soruşturmalarını başlattıkları gibi özellikle bu kazaya neden olan sebepler ve kimlerin bunda kusuru varsa ortaya çıkarılması anlamında adli soruşturma Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda İliç Cumhuriyet Başsavcılığımızca görevlendirilen 4 savcımız soruşturmayı başlatmışlardı ve 8 bilirkişi görevlendirildi.”

“Kimlerin sorumluluğu varsa yargı huzurunda hesabını vereceklerdir”

Bilirkişinin hazırladığı rapor neticesinde 8 gözaltının yapıldığını hatırlatan Tunç, “Şirketin yabancı firmanın başkan yardımcısı olarak görev yapan şahsın da aralarında bulunduğu, orada saha sorumlusu ve oradaki operasyonlardan görevli iş güvenliğinden sorumlu şirket firma yetkilileriyle ilgili olarak da 8 gözaltı vardı. Bu 8 kişi ön kusur durum raporuna göre savcılığa ve ardından sorguya sevk edildiler. 6’sı hakkında tutuklama kararı verildi. İkisi hakkında da adli kontrol kararı verildi. Burada tabii süreci hep beraber takip ediyoruz. Bu kaza hepimizi derinden üzdü. Erzincanlı hemşerilerimizi derinden sarstı. Bu tür kazaların bir daha meydana gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması noktasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Meclis Araştırma Komisyonu da kuruldu. Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama olarak bir taraftan onlar araştıracak diğer taraftan yargımız soruşturmayı titizlikle takip ediyoruz. Bilirkişiler de incelemelerine devam ediyorlar ve bu süreç içerisinde kimlerin sorumluluğu varsa bu faciayı kim sebep olmuşsa tabii ki elbette ki yargı huzurunda hesabını vereceklerdir. Tabii ki temennimiz 9 canımızın bir an önce toprak altından çıkarılması. Bütün dileğimiz onların kavuşmak” şeklinde konuştu.

Yargı paketi hakkında da bilgi veren Tunç, “Adalet Bakanlığı olarak yargının hızlandırılması, vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden daha etkin bir şekilde yararlanabilmesi anlamında gerek bu uygulamayla ilgili olarak gerekse de mevzuatla ilgili olarak iyileştirmelerimizi yapmaya devam ediyoruz. Daha önce yargı reformu strateji belgesi kapsamında 7 tane yargı paketi önceki yasama döneminde hayata geçirilmişti. Bu da onun devamı. Sekizinci yargı paketi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. Önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşmelerine başlanacak. Burada yargıyı hızlandıracak, yargı hizmetlerinin etkinliğini arttıracak, hak arama hürriyetini daha da güçlendirecek. Kişisel verilerin ve özel hayatın korunmasına yönelik önemli düzenlemeler var. Yaklaşık 70 maddeden oluşan bir pakettir. İçerisinde önemli hususlar var. Özellikle yargıyla ilgilendiren önemli hususlar var” ifadelerini kullandı.

“Biliyorsunuz kanun yollarında belli süreler vardır” diyen Bakan Tunç, “İşte her davada süre farklıdır. Bazı davalarda temyiz süresi 8, bazı davalarda 7, bazılarında 15 gündür. Dolayısıyla bu da bir karışıklığa neden oluyor. Yani özellikle hem avukatların takibi açısından hem vatandaşlarımızın takibi açısından temyiz sürelerini itiraz sürelerini kaçırmaları acaba o davada kaç gündü tartışmalarını o karışıklıkları sona erdirecek bir madde düzenlememiz var. Bütün davalarda temyiz itiraz ve istinaf süreçlerinde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulabilecek. Bu ortadaki karışıklığı, hak kayıplarının önüne geçilecek bir düzenleme. Bunun yanı sıra tabii kişisel verilerin korunmasıyla ilgili özel hayatın korunmasıyla ilgili bir düzenleme var. Biliyorsunuz küresel şirketler artık tabii müşterilerinin kimlik bilgilerini alarak işlemler yapıyorlar. Bunlar tabii yurt dışı kaynaklı şirketler de olabiliyor. Burada vatandaşlarımızın özellikle kişisel verilerinin korunması anlamında birtakım güvencelere ihtiyaç duyuluyordu. Bu güvenceleri ortaya koyan, kişi özel nitelikteki kişisel verilerin korunmasını daha etkin sağlayabilecek madde düzenlemeleri var. Yine Anayasa Mahkemesi’nin süreç içerisinde İptal ettiği hususlar var. Terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezalandırılmasına yönelik maddede Anayasa Mahkemesi kanunilik ilkesi açısından maddeyi iptal etmişti. Burada tabii ki bizim terörle mücadeledeki kararlılığımızdan taviz vermemiz mümkün değil. Hem Anayasa Mahkemesi kararının gerekçelerini dikkate alarak hem de terör örgütü üyesi olmamakla beraber terör örgütü adına suç işleyen kişilerin cezasız kalmaması anlamında onların özellikle ceza kanununda belli bir ceza terör örgütü üyeliğinin cezasını sağlayacak şekilde bir düzenleme yapıyoruz. Bu da terörle mücadeledeki kararlılığımızı ortaya koyan önemli bir düzenleme” ifadelerine yer verdi.

Uzun yargılamalardan dolayı Anayasa Mahkemesi’nin önüne giden çok sayıda dosyanın bulunduğunu aktaran Tunç, “Tabii bizim hedefimiz uzun yargılamaları ortadan kaldırmak, özellikle vatandaşlarımızın adil yargılanma hakkı bakımından yargıyı daha da hızlandıracak, daha etkinliğini artıracak düzenlemeleri de hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımızın uzun yargılamalardan dolayı Anayasa Mahkemesi’ne başvurması nedeniyle Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce bir ara mekanizma dediğimiz Adalet Bakanlığı bünyesinde Tazminat Komisyonuna başvurup, hakkını orada öncelikle arayabilmesi anlamında. Tabi o karara karşı da eğer tatmin olmuyorsa Anayasa Mahkemesi yolu yine açık. Yine Ağır Ceza Mahkemelerimizin vermiş olduğu kararlar vardı. Özellikle soruşturmadaki koruma tedbirleri bakımından hak ihlalinde bulunduğunu iddia edenler Ağır Ceza Mahkemesine başvuruyorlardı. Maddi manevi tazminat için. Burada da yine Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanını getiriyoruz. Burada hükmün açıklanmasının geri bırakılması diye bir müessese var ceza hukukumuzda. Anayasa Mahkemesi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla ilgili olarak bir itiraz yolunun olmaması, bir kanun yolunun olmaması nedeniyle bir İptal kararı vermişti. Bununla ilgili de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının istinaf kanun yolunu açarak burada da hak arama yolunu genişletme noktasındaki düzenlemeler içeriyor bu pakette” dedi. – ZONGULDAK

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-tunc-danistayin-karar-verdigi-goreve-iade-dosyalari-yeniden-incelenecek/feed/ 0
Gazeteci Tolga Şardan’a 5 yıla kadar hapis talebi http://www.karadenizhabertv.com.tr/gazeteci-tolga-sardana-5-yila-kadar-hapis-talebi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/gazeteci-tolga-sardana-5-yila-kadar-hapis-talebi/#respond Thu, 07 Mar 2024 21:24:38 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=4918 Gazeteci Tolga Şardan’a 5 yıla kadar hapis talebi

İSTANBUL – Bir internet sitesinde yazdığı yazıda kullandığı sözler nedeniyle tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Bir internet sitesinde yazdığı yazıda suç oluşturacak sözler kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan, soruşturma çerçevesinde tutuklandıktan sonra tahliye edilen gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Tolga Şardan’ın bir internet sitesinde yazdığı yazıda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun unsurlarını oluşturacak nitelikte sözler bulunduğu gerekçesiyle re’sen soruşturmaya başlandığı aktarıldı.

Şüpheli Şardan’ın ifadesine yer verilen iddianamede, haberin kamuoyunun bilgisi dahilinde olan güncel bir konu olduğunu, konunun başlangıcının İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın kamuoyuna yansıyan dilekçesi olduğunu, olayın kamuoyunda geniş yankı uyandırması üzerine ismini vermek istemediği farklı kaynaklardan gelişmeleri takip ettiğini, söz konusu yazının yayınlandığı andan ifadesinin alındığı dakikaya kadar geçen sürede yazının içinde taraf olarak görülen Cumhurbaşkanı makamı ve MİT Başkanlığı tarafından herhangi bir yalanlama veya açıklama yapılmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini söylediği kaydedildi.

Herhangi bir delil sunamadığı belirtildi

Hazırlanan iddianamede, şüpheli Şardan’ın yazı içeriğinde Mili İstihbarat Teşkilatı tarafından ‘yargı raporu’ adı altında rapor düzenlendiği şeklinde kesin yargı içeren cümlelerin yer aldığı, şüpheli tarafından her ne kadar yazısında yer alan bilgileri teyit ederek yayınladığı iddia edilmiş ise de, soruşturma dosyasına buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı belirtildi. Ayrıca, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın cevabında da böyle bir rapor olmadığının açıkça belirtildiği, dolayısıyla köşe yazısı içeriğinde yer alan ve adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı olarak işlemler yapıldığı iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği, bu bilginin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve halkı yanıltıcı mahiyette olduğu, köşe yazısı içeriğinde yer alan ifadelerin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu bağlamda somut olayda ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunun yasal unsurlarının oluştuğu aktarıldı.

Yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiği aktarıldı

Şüphelinin köşe yazısında doğrudan devletin yargı organlarında usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapılarak kararlar verildiği ifadelerinin bir bütün olarak yargı teşkilatını zan altında bıraktığı ve toplumda yargı teşkilatına olan güveni zedeler mahiyette olduğunun belirtildiği iddianamede, şüphelinin devletin yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerektiği, şüphelinin hakaret içerikli sözlerini internet sitesi üzerinden yapmış olması ve köşe yazısının çok sayıda kişi tarafından görülmüş, okunmuş olması nedeniyle aleniyet unsurunun da bulunduğu da belirtildi.

5 yıla kadar hapis talebi

Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame gönderildiği İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildiği takdirde Şardan önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/gazeteci-tolga-sardana-5-yila-kadar-hapis-talebi/feed/ 0
Gazeteci Tolga Şardan Hakkında Soruşturma Tamamlandı http://www.karadenizhabertv.com.tr/gazeteci-tolga-sardan-hakkinda-sorusturma-tamamlandi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/gazeteci-tolga-sardan-hakkinda-sorusturma-tamamlandi/#respond Thu, 07 Mar 2024 09:03:45 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=4900 Bir internet sitesinde yazdığı yazıda kullandığı sözler nedeniyle tutuklanan ve daha sonra serbest bırakılan gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Bir internet sitesinde yazdığı yazıda suç oluşturacak sözler kullandığı gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan, soruşturma çerçevesinde tutuklandıktan sonra tahliye edilen gazeteci Tolga Şardan hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Tolga Şardan’ın bir internet sitesinde yazdığı yazıda “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun unsurlarını oluşturacak nitelikte sözler bulunduğu gerekçesiyle resen soruşturmaya başlandığı aktarıldı.

Şardan’ın ifadesine yer verilen iddianamede, haberin kamuoyunun bilgisi dahilinde olan güncel bir konu olduğunu, konunun başlangıcının İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın kamuoyuna yansıyan dilekçesi olduğunu, olayın kamuoyunda geniş yankı uyandırması üzerine ismini vermek istemediği farklı kaynaklardan gelişmeleri takip ettiğini, söz konusu yazının yayınlandığı andan ifadesinin alındığı dakikaya kadar geçen sürede yazının içinde taraf olarak görülen Cumhurbaşkanı makamı ve MİT Başkanlığı tarafından herhangi bir yalanlama veya açıklama yapılmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini söylediği kaydedildi.

Herhangi bir delil sunamadığı belirtildi

İddianamede, şüpheli Şardan’ın yazı içeriğinde Mili İstihbarat Teşkilatı tarafından ‘yargı raporu’ adı altında rapor düzenlendiği şeklinde kesin yargı içeren cümlelerin yer aldığı, şüpheli tarafından her ne kadar yazısında yer alan bilgileri teyit ederek yayınladığı iddia edilmiş ise de, soruşturma dosyasına buna ilişkin herhangi bir delil sunamadığı belirtildi. Ayrıca, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın cevabında da böyle bir rapor olmadığının açıkça belirtildiği, dolayısıyla köşe yazısı içeriğinde yer alan ve adliyelerde usulsüz ve yasaya aykırı olarak işlemler yapıldığı iddiasının halkın devlet kurumlarına olan güvenini olumsuz etkileyeceği, bu bilginin kamu düzeni ile ilgili olduğu ve halkı yanıltıcı mahiyette olduğu, köşe yazısı içeriğinde yer alan ifadelerin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu, bu bağlamda somut olayda ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunun yasal unsurlarının oluştuğu aktarıldı.

Yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiği aktarıldı

Şüphelinin köşe yazısında doğrudan devletin yargı organlarında usulsüz ve yasaya aykırı işlemler yapılarak kararlar verildiği ifadelerinin bir bütün olarak yargı teşkilatını zan altında bıraktığı ve toplumda yargı teşkilatına olan güveni zedeler mahiyette olduğunun belirtildiği iddianamede, şüphelinin devletin yargı organlarını aşağılama kastıyla hareket ettiğinin kabulü gerektiği, şüphelinin hakaret içerikli sözlerini internet sitesi üzerinden yapmış olması ve köşe yazısının çok sayıda kişi tarafından görülmüş, okunmuş olması nedeniyle aleniyet unsurunun da bulunduğu da belirtildi.

5 yıla kadar hapis talebi

Hazırlanan iddianamede şüpheli Şardan’ın ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ve ‘devletin yargı organlarını alenen aşağılama’ suçlarından toplamda 1 yıl 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Hazırlanan iddianame gönderildiği İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildiği takdirde Şardan önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak. – İSTANBUL

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/gazeteci-tolga-sardan-hakkinda-sorusturma-tamamlandi/feed/ 0
AK Parti, yargı alanında düzenlemeler içeren kanun teklifini TBMM Başkanlığına sundu http://www.karadenizhabertv.com.tr/ak-parti-yargi-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifini-tbmm-baskanligina-sundu/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/ak-parti-yargi-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifini-tbmm-baskanligina-sundu/#respond Wed, 06 Mar 2024 21:27:09 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=4881 AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasına yönelik düzenlemeler içeren 8. Yargı Paketi’nin TBMM Başkanlığına sunulduğunu bildirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, teklifin ilk imza sahipleri AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı ve AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin ile Meclis’te gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Kanun teklifinin “8. Yargı Paketi” olarak değerlendirilebileceğini ve 43 maddeden oluştuğunu açıklayan Zengin, amaçlarının yargı hizmetlerinin daha etkin olarak sağlanması olduğunu söyledi.

Yargılamaya dair başvuru sürelerinde karmaşık bir yapılanma olduğunu ve kişilerin haklarıyla alakalı bu süreleri takip etmesinde zorluklar yaşadığını anlatan Zengin, “Bu sebeple, bundan sonraki düzenlemelerimizi ‘hafta’ ve ‘ay’ olarak ifade etmiş olacağız.” dedi.

Bu düzenlemelerin tamamını eşitleyerek “2 hafta” olarak belirlediklerini dile getiren Zengin, sürelerin tebliğle birlikte ve standart olarak 2 haftalık uygulamayla devam edeceğini, bu uygulamanın 1 Haziran’dan itibaren yürürlükte olacağını bildirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Zengin, “Ceza yaptırımlarının etkinliğini artırmak amacıyla adli para cezalarında alt ve üst sınırları yeniden belirliyoruz. Buna göre bir günlük adli para cezasının alt sınırını 20 TL’den 100 TL’ye, üst sınırı ise 100 TL’den 500 TL’ye çıkarılmış olacak. Ayrıca ön ödeme miktarı hesaplanırken de bir gün karşılığı olarak 30 TL’den 100 TL’ye çıkmış olacak. 1 Haziran 2024 tarihinden itibaren işlenecek olan suçlar için bunlar hayata geçmiş olacak.” bilgisini verdi.

Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerine ilişkin önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerini söyleyen Zengin, konutu terk etmemek, bağımlılıklardan arınmak amacıyla hastanelerde tedavi altında bulundurmak için adli kontrol yükümlülükleri uygulandıktan sonra haklarında kovuşturulmaya yer olmadığına ya da beraatına karar verilenlerle ilgili olarak kendilerinin tazminat talep etme imkanı getirileceğini belirtti.

“Tazminat Komisyonuna yeni görevler vererek yeni bir tanımlamaya, yeni bir hüviyete kavuşturmuş oluyoruz.” diyen Zengin, Anayasa Mahkemesine uzun yargılamalarla ilgili olarak devam eden birçok bireysel başvuru olduğunu, buraya dair bir ara müessese olarak Adalet Bakanlığı’ndaki Tazminat Komisyonuna farklı görevler yükleneceğini dile getirdi.

Zengin, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılan manevi tazminat taleplerine ilişkin başvuruların bundan sonra Anayasa Mahkemesi yerine Tazminat Komisyonuna yapılacağını açıkladı.

Ceza Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde bazı koruma tedbirleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerinin ağır ceza mahkemeleri yerine, Komisyon tarafından karara bağlanacağını dile getiren Zengin, “Bireysel başvurulardaki yığılmalar artık olmayacak ve 5 heyet halinde Adalet Bakanlığı bünyesinde çalışacak olan Tazminat Komisyonundaki hakimler bu dosyaları hızlıca eritmiş olacaklar. Hem mevcut olan Anayasa Mahkemesi’ndeki (AYM) dosyaları alarak sonuçlandıracaklar hem de yeni başvurular buraya yapılmış olacak. Bunlarla ilgili yine bireysel başvuru hakkını kullanmak mümkün olacak.” dedi.

Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararları doğrultusunda yapılan düzenlemeler

Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararları doğrultusunda bazı düzenlemeler yaptıklarını anlatan Zengin, özgürlüğü bağlayıcı cezalar sebebiyle kısıtlanma kurumu değiştirilerek, ceza infaz kurumunda bulunma halinin doğrudan doğruya kısıtlama nedeni olmaktan çıkarıldığını söyledi. Zengin, ceza yaptırımı uygulanan kişiye otomatik olarak vasi atanması usulünden vazgeçildiğini söyledi.

Zengin, hekim ön raporu üzerine sağlık kuruluşuna yerleştirilen kişinin bu yerleştirme kararına karşı başvurabileceği bir itiraz mekanizması oluşturulduğunu anlatarak, “Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerini dikkate almak suretiyle örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini, müstakil bir suç olarak tanımlıyoruz, cezasını belirlemiş oluyoruz.” bilgisini verdi.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı da istinaf yoluna başvurulabilmesine imkan tanıdıklarını dile getiren Zengin, müsadere kararı verilmişse, müsadere kararını infaz ettiklerini söyledi. Zengin, buna dair uygulamaların da 1 Haziran’dan itibaren verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları için uygulanacağını dile getirdi.

Kişisel verilerin işlenme şartlarıyla ilgili düzenleme

Kişisel verilerin korunmasıyla alakalı kanunda bir düzenleme yaptıklarını anlatan Zengin, özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları ile kişisel verilerin yurt dışına aktarılması usulünde değişiklik yaparak bu düzenlemeyi Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü ile uyumlu hale getirdiklerini söyledi.

Özlem Zengin, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) kayyım olarak atanmasına imkan veren kanuni düzenlemenin süresini uzattıklarını belirtti.

Zengin, “Telifimizdeki maddelerden biri de emeklilerin Ramazan ve Kurban bayramlarında alacakları ödemelerle alakalı. Yüzde 50 oranında bir artış yaparak emeklilerimize verdiğimiz bayram ikramiyesini 2 bin TL’den 3 bin TL’ye çıkarmış oluyoruz.” diye konuştu.

Tazminat Komisyonunda görev yapacaklar hakimlerden oluşuyor

Tazminat Komisyonuna ilişkin bir soruya Zengin, “Anayasa Mahkemesinin iptal kararını okuyacak olursanız, Anayasa Mahkemesi, bu konularda birincil başvuru mercii olmak istemediğini söylüyor ve diyor ki ‘Bir ara kurum ihdas etmeniz gerekiyor.’ ya idari ya da adli başka bir kurum oluşturmamız gerektiğini bize tavsiye ediyor. Böyle bakıldığı zaman aslında bu tekrar bir yargılama değil.” yanıtını verdi.

Yapılmak istenen şeyin bu yargılamanın uzun sürmesiyle alakalı olarak sürecin gözden geçirilmesi olduğunu kaydeden Zengin, Komisyonda görev yapacakların da hakimlerden oluştuğunu açıkladı.

Zengin, bu kararlarla ilgili olarak tekrar Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru hakkını kullanabileceğini söyleyerek, Anayasa Mahkemesinden gelenlerle ilgili olarak 9 aylık bir süre içerisinde bu kararlar hızlıca toparlanacağını belirtti.

Tazminat Komisyonuna gelenin, makul sürede yargılanma hakkıyla alakalı bireysel başvurular olduğunu dile getiren Zengin, Komisyona AYM’den gelen başvurular için 9 ve 16 aylık iki süre belirlendiğini, yeni başvurular için bir düzenleme olmadığını söyledi.

Zengin, sorulması üzerine Anayasa Mahkemesinin görevlerinin yeniden düzenlenmesiyle ilgili bir düzenleme olmadığını bildirerek, “Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinde, son yaşanan olaylardan gördüğümüz genel anlamda bir fikir ayrılığı, çatışma var. Bize düşen şey TBMM olarak bu çatışmayı ortadan kaldırmak. Bunların bizim çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.

Teklifte bununla alakalı bir düzenleme olmadığını, Nisan ayında gelmesi beklenen teklifin içerisinde de olmayacağını dile getiren Zengin, daha sonra TBMM’nin bir sorumluluk alarak bunu yapabileceğini ya da yeni anayasada bu görev tanımlarını daha sarih bir hale getirilebileceğini söyledi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/ak-parti-yargi-alaninda-duzenlemeler-iceren-kanun-teklifini-tbmm-baskanligina-sundu/feed/ 0
AYM Başkanı Zühtü Arslan: AYM kararlarına uyulması anayasal bir sorumluluktur http://www.karadenizhabertv.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-aym-kararlarina-uyulmasi-anayasal-bir-sorumluluktur/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-aym-kararlarina-uyulmasi-anayasal-bir-sorumluluktur/#respond Thu, 08 Feb 2024 21:21:21 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=3430 ANAYASA Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, “Elbette AYM’nin kararlarını ve Anayasa hükümlerini beğenmeyebilir, bunlara katılmayabilirsiniz; ancak bir hukuk devletinde katılsak da katılmasak da bu kararlara uyulması anayasal bir sorumluluktur. AYM kararları kesin olup; yasama, yürütme ve yargı organları, irade makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar” dedi.

AYM üyeliğine seçilen Yılmaz Akçil için AYM Yüce Divan Salonu’nda ant içme töreni düzenlendi. Törene; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, yüksek yargı üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. AYM Başkanı Arslan, başkanvekilleri ve yeni üye Yılmaz Akçil, konukları kapıda karşıladı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmasını yapan AYM Başkanı Arslan, AYM üyeliğine Danıştay kontenjanından seçilen Yılmaz Akçil’i tebrik ettiğini belirterek, üzerlerinde bulunan cübbelerin topluma, adalete güveninin sembolü olduğunu söyledi. Arslan, “Bireysel başvuru, yargı tarihinin en büyük reformların biridir. Türk hukukunun en büyük kazanımlarından biridir. Bireysel başvurunun kabul edilmesindeki amaç, bireylerin sahip oldukları temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunmasını sağlamak ve bu suretle sorunu, ülke sınırları içinde çözerek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvuru sayısını azaltmaktır. Anayasa Mahkemesi, yaşama hakkından ifade özgürlüğüne, mülkiyet hakkından örgütlenme özgürlüğüne kadar bireysel başvuru kapsamındaki tüm hak ve özgürlüklerle ilgili olarak yüz binlerce karar vermiş, bunu yaparken de başvurucunun kimliğine hiçbir zaman bakmamıştır. Bu bağlamda aralarında ağır cezalara mahkum edilmiş ve cezaları kesinleşmiş olanların da bulunduğu hemen hemen her siyasi görüşten milletvekilinin ve siyasetçinin hak ihlali iddiaları incelenmiş, bunların bir kısmında ihlale hükmedilmiştir” dedi.

‘KARARLARA UYULMASININ TEMELİ YOKTUR’

Arslan, bireysel başvuru sürecinden önce temyiz mercileri dahil tüm mahkemelerin Anayasa’yı yorumlayabileceğini; ancak Anayasa’nın 148’inci maddesine göre bireysel başvurunun olağan kanun yolları tüketildikten sonra temyiz aşamasından geçip, AYM’nin önüne geldiğini vurguladı. Arslan, şöyle dedi:

“Kesinleşen bir karara karşı bireysel başvuru yapıldığında da artık Anayasa’yı yorumlamak ve uygulamak konusunda nihai karar, AYM’ye verilmiştir. Bu bağlamda temyizden geçerek kesinleşmiş yargı kararlarından sonra AYM’nin verdiği karar ve yaptığı yorumdan sonra, görüş farklılıklarının, yorum farklılıklarının bulunduğu gerekçesiyle AYM’nin kararlarına uyulmamasının hiçbir anayasal ve yasal zemini yoktur, temeli yoktur. Bireysel başvurunun etkili olabilmesi, ihlalin giderilmesine ve sonuçların ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Bu sebeple AYM, ihlalin tespiti yanında bu ihlalin nasıl giderilebileceği ve ihlalin sonuçlarının nasıl ortadan kaldırılacağını da göstermek zorundadır. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması da kural olarak ihlal öncesi hale getirmeyi gerektiriyor. Bunun yolu da ihlal şayet yargı kararından kaynaklanıyorsa; bu yargı kararının ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir. Elbette AYM’nin kararlarını ve Anayasa hükümlerini beğenmeyebilir, bunları katılmayabilirsiniz; ancak bir hukuk devletinde katılsak da katılmasak da bu kararlara uyulması anayasal bir sorumluluktur. Nitekim Anayasa’mızın 153’üncü maddesine göre; AYM kararları kesin olup; yasama, yürütme ve yargı organları, irade makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Esasen Anayasa’da 153’üncü madde olmasaydı da sonuç değişmeyecekti. Zira ihlal kararlarının icrası sadece Anayasa’nın 153’üncü maddesinin bir gereği değildir. Kararların uygulanması aynı zamanda ve her şeyden evvel Anayasa’nın hepimizi bağlayan ve kullandığımız yetkilerin meşruiyetini sağlayan bir toplum sözleşmesi olmasının bu sözleşmeye sadakat yükümlülüğünün ve ahde vefa ilkesinin zorunlu bir konusudur.”

Konuşmanın ardından AYM üyeliğine seçilen Akçil’in özgeçmişi okundu. Akçil’e AYM Başkanı Arslan tarafından cübbe giydirildi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/aym-baskani-zuhtu-arslan-aym-kararlarina-uyulmasi-anayasal-bir-sorumluluktur/feed/ 0
Eski Yargıtay Tetkik Hakimi Necmeddin Özmen Hakkında Dava Açıldı http://www.karadenizhabertv.com.tr/eski-yargitay-tetkik-hakimi-necmeddin-ozmen-hakkinda-dava-acildi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/eski-yargitay-tetkik-hakimi-necmeddin-ozmen-hakkinda-dava-acildi/#respond Thu, 01 Feb 2024 21:06:25 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=3070 CEMİL MURAT BUDAK/NERİMAN SENANUR TORUN – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliğinden 7 yıldır aranan eski Yargıtay tetkik hakimi Necmeddin Özmen hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak”, “başkalarına ait kimlik belgelerinin kullanılması” ve “terörizmin finansmanı” suçlarından 32 yıl 3 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca hazırlanan ve Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, son olarak Yargıtay tetkik hakimi olarak görev yapan Özmen’in FETÖ’nün yargı yapılanması içerisinde yer aldığı gerekçesiyle 7 yıldır arandığı belirtildi.

ByLock kullanıcısı olan sanığın örgüt içerisinde “Necip Bey” kod adını kullandığı bildirilen iddianamede, Özmen’in 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi öncesi yüksek yargı seçimleri, hakimlik ve savcılık yükselmelerinde örgüt mensuplarının önerilmesi ve seçilmesi için çalıştığı, FETÖ tarafından “yüksek yargı sorumlusu” olarak görevlendirildiği kaydedildi.

Tablet ve telefonunda özel şifrelendirme

Özmen yakalandığında üzerinde başkasına ait kimliğin yanı sıra elindeki poşet ve bel çantasında 18 bin 240 dolar, 34 bin 870 avro, 500 İsviçre frangı ile 20 bin lira bulunduğu bilgisi paylaşılan iddianamede, paraların yanında bazı isimler ve tablolar bulunan notlar ele geçirildiği, sanığın bu paraları örgüt adına topladığı ve dağıttığı anlatıldı.

Sanığın dijital materyallerine ilişkin inceleme raporuna da yer verilen iddianamede, “Özmen’in cep telefonun IP bloğunun değiştirilerek VPN üzerinden bağlantı kurduğu, mezkur tabletin de aynı şekilde şifreli olduğu, yine tabletin hafıza birimi olan ve verilerin depolandığı bellek alanının tamamen şifrelendiği tespit edilmiştir. Bu durumun, sanık hakkındaki ifadeler nazara alındığında örgütsel gizlilik amacıyla yapıldığı değerlendirilmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

Yargıtayda FETÖ’nün fişleme biriminin başında

Ayrıca Özmen’in yargı içerisindeki hakim savcıların örgüte yaklaşımlarını takip ettiği ve fişlemeler yaptığı tanık beyanlarına yansıdı.

İddianamede ifadesine yer verilen tanık S.N.B, Özmen’in tetkik hakimliği döneminde Yargıtayın her dairesinde örgütün bir çalışma grubu olduğunu, örgüt üyesi hakimlerin haftada bir toplandığını, bu grupların sorumlularından birinin de Özmen olduğunu belirtti.

S.N.B, “Bu toplantılarda Yargıtay bünyesinde çalışan yargı mensuplarıyla ilgili fişlemeler yapılırdı. Bunlarla ilgili bilgi alışverişinde bulunulurdu. Bunun dışında örgütün yargı yapılanması kapsamında bir birim oluşturulmuştu. Bu birimin tüm yargıdaki örgüt aleyhine hareket eden yargı mensuplarını fişleme görevi vardı. Necmeddin Özmen de bu birimin başındaydı.” şeklinde bilgi verdi.

Tanık M.Ö. de Özmen’in askeri hakimlik yaptığı dönemde FETÖ’nün Isparta ve Antalya bölgesindeki hakim-savcı sorumlusu olduğunu, daha sonra Yargıtayda çalıştığı dönemde de örgüt adına toplantılar düzenlediğini ifade etti.

32 yıl 3 aya kadar hapis istemi

İddianamede, Özmen’in “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl 6 aydan 15 yıla, “başkalarına ait kimlik belgelerinin kullanılması” suçundan 1 yıldan 4 yıla ve “terörizmin finansmanı” suçundan da 6 yıl 6 aydan 13 yıl 3 ay kadar hapisle cezalandırılması istendi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/eski-yargitay-tetkik-hakimi-necmeddin-ozmen-hakkinda-dava-acildi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Verilen yargı kararları eleştirilebilir http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-verilen-yargi-kararlari-elestirilebilir/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-verilen-yargi-kararlari-elestirilebilir/#respond Tue, 30 Jan 2024 21:15:29 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=3004 Antalya’da düzenlenen HSK Teftiş Kurulu Başkanlığı Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Verilen yargı kararları eleştirilemez mi? Elbette eleştirilebilir, eleştirilmelidir de. Eleştirilecek ki en doğru karara ulaşılabilsin. Sosyal medyada bir algı oluşturarak ‘İşte adalet budur’ şeklindeki eleştirileri ağır ve haksız buluyoruz. Son 2 yılda 24 milyon davada karar verildi” dedi.

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Teftiş Kurulu Başkanlığı Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı Antalya’nın turizm bölgesi Kundu’da bulunan Adalet Teşkilatını Güçlendirme Vakfı tesislerinde gerçekleştirildi.

“‘İşte adalet budur’ şeklindeki eleştirileri ağır ve haksız buluyoruz”

Toplantının açılışında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Adalet mülkün temelidir, adalet her şeyin yerli yerine konulmasıdır. Toplumsal barışısın sigortasıdır. Her zaman her yerde söylüyoruz, en iyi reform kötü uygulayıcının elinde en kötü mevzuat olarak ortaya çıkabilir. Verilen yargı kararları eleştirilemez mi? Elbette eleştirilebilir, eleştirilmelidir de. Eleştirilecek ki en doğru karara ulaşılabilsin. Bu eleştirileri yaparken birkaç karar üzerinden yola çıkılarak, tüm yargı mensuplarımızı 24 bin hakim ve savcımızın verdiği milyonlarca kar var. Özellikle ilk derecede verilmiş henüz daha kesinleşmemiş, kanunun yolu denetiminden geçmemiş kararları hemen sosyal medyada bir algı oluşturarak ‘İşte adalet budur’ şeklindeki eleştirileri ağır ve haksız buluyoruz. Bu eleştirileri yapılırken özellikle yargının kendi mekanizması içerisinde bunların düzeltileceğini bilmemiz gerekir. Türk yargısının siyasi veya başka bir konumla yıpratılmasına müsaade etmememiz gerekir” dedi.

“Son 2 yılda 24 milyon davada karar verildi”

Yargının ağır bir iş yükü olduğuna dikkat çeken Tunç, “Yargımız bu iş yükünün altından kalkıyor mu kalkamıyor mu? Eksiklerimiz var, yapılması gerekenler var, yargının hızlanması gerekir. Geciken adalet değildir. Mahkemenin bir an önce sonuçlandırılması önemlidir. 2022 yılında Cumhuriyet savcılıklarında 5 milyon 40 bin karar veridi. Ceza mahkemelerinde 1 milyon 916 bin karar, hukuk mahkemelerinde 2 milyon 688 bin karar, idare ve vergi mahkemelerinde 386 bin karar, bölge adliye ve idare mahkemelerinde 1 milyon 471 bin karar verildi. Yargıtay ve Danıştay tarafından ise 643 bin karar verildi. Toplamda baktığımız zaman 12 milyondan fazla karar verildi. 2023 yılında ise Cumhuriyet savcılıklarında 5 milyon 180 bin karar veridi. Ceza mahkemelerinde 1 milyon 909 bin karar, hukuk mahkemelerinde 2 milyon 856 bin karar, idare ve vergi mahkemelerinde 532 bin karar, bölge adliye ve idare mahkemelerinde 1 milyon 477 bin karar verildi. Yargıtay ve Danıştay tarafından ise 445 bin karar verildi. Toplamda baktığımız zaman 12 milyondan fazla karar verildi. Son 2 yılda 24 milyon davada karar verildi” ifadelerine yer verdi.

“Türk yargısı bağımsız ve tarafsız bir şekilde görevini yerine getirmeye devam ediyor”

2024 yılında önlerinde 11 milyondan fazla derdest dosya bulunduğunu ifade eden Tunç, sözlerine şöyle devam etti:

“Yargı mensuplarımız inşallah bu 11 milyon dosyayı bitirerek, dosya sayısını azaltacak. Milyonlarca dosya var ama hem sosyal medyada hem de basının önüne düşen bazı olaylarda nasıl haksızlık yapıldığını görmek mümkün. Tabii bu eleştirilere yol açacak kararların olmaması da milletimizin yargımızdan beklentisidir. Bu eleştiriler en aza indirilmesini yargımızdan, savcı ve hakimlerimizden beklediğimiz bir husustur. Türk yargısı bağımsız ve tarafsız bir şekilde görevini yerine getirmeye devam ediyor. Yargının hatalı kararları yargı mekanizması içerisinde düzeltilebilir. Bu noktada teftiş kurullarının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.”

Toplantı HSK Teftiş Kurulu Başkanı Osman Nuri Yiğit’in Bakan Tunç’a çeşitli hediyelerinin taktimi ve anı fotoğrafının çekilmesinin ardından sona erdi. – ANTALYA

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-verilen-yargi-kararlari-elestirilebilir/feed/ 0
AYM, Can Atalay’ın haklarının ihlal edildiğine karar verdi http://www.karadenizhabertv.com.tr/aym-can-atalayin-haklarinin-ihlal-edildigine-karar-verdi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/aym-can-atalayin-haklarinin-ihlal-edildigine-karar-verdi/#respond Wed, 27 Dec 2023 09:00:33 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=1530 Anayasa Mahkemesinin (AYM), Türkiye İşçi Partisinden (TİP) milletvekili seçilen Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkındaki ihlal kararına uyulmaması nedeniyle yapılan ikinci başvuruda, “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma”, “kişi hürriyeti ve güvenliği” ile “bireysel başvuruda bulunma” haklarının ihlal edildiğine ilişkin kararının gerekçesi açıklandı.

AYM Genel Kurulu, 21 Aralık’taki gündem toplantısında, Gezi Parkı davası kapsamında 18 yıl hapse mahkum edilen Atalay hakkında AYM’nin verdiği ihlal kararına uyulmaması nedeniyle yapılan ikinci bireysel başvuruyu inceleyerek karara bağlamıştı.

Yüksek Mahkeme, Atalay’ın, “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma”, “kişi hürriyeti ve güvenliği” ile “bireysel başvuruda bulunma” haklarının ihlal edildiğine hükmetmiş, ayrıca Atalay’a 100 bin lira tazminat ödenmesini kararlaştırmıştı.

AYM, ihlal kararının gerekçesini açıkladı.

Kararda, Yüksek Mahkemenin daha önce verdiği ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediği anımsatılarak, AYM kararlarının yerine getirilmemesinin, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı hükmü ile çatışan bir durum olduğu belirtildi.

Yargıtayın yeniden yargılama yetki ve görevi bulunmamakta

Yüksek Mahkemenin kararında, Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararlarına uyma ve bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama, yürütme ve yargı organları ile idare makamlarına herhangi bir takdir yetkisinin tanınmadığı veya bu konuda bir istisnaya da yer verilmediği aktarıldı.

Kararda, “Öte yandan somut başvuruya konu yargılamada Anayasa Mahkemesi, ilk derece mahkemesini ilgili mahkeme olarak belirlediği için Yargıtayın 6216 sayılı Kanun kapsamında yeniden yargılama yetki ve görevi bulunmamaktadır. İhlal kararının gönderildiği ilk derece mahkemesi ise Anayasa Mahkemesinin kararı uyarınca önüne gelen dosyada yeniden yargılamayla ilgili görevini yerine getirmemiş; başvurucunun anayasal haklarını da gözeten bir yargılama yapmamıştır.” ifadesi kullanıldı.

Kararda, kamu gücünün eylem, işlem ve ihmallerinin Anayasa’ya uygunluğunu kesin ve bağlayıcı olarak karara bağlama yetkisinin münhasıran Anayasa Mahkemesine ait olduğu belirtildi.

Bu bağlamda AYM’nin bireysel başvuru yoluyla bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiğine karar verdiğinde, herhangi bir merciin bu kararın Anayasa’ya veya kanuna uygun olup olmadığını inceleme ve denetleme yetkisinin bulunmadığına vurgu yapılan kararda, şunlar kaydedildi:

“Anayasa ve kanunlar, Anayasa Mahkemesi kararını yerine getirme yükümlülüğü altında olan kamu makamlarına ve somut olayda ilk derece mahkemesine dosyayı farklı bir yargı merciine gönderme yetkisi vermediği gibi herhangi bir yargısal makamı da Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını tartışma konusunda yetkilendirmemiştir. Anayasa Mahkemesi kararının bağlayıcılığı, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenleri kapsadığı gibi ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak merciin belirlenmesini de kapsar. Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasının reddedilmesi ve hukukun emrettiği yöntemler izlenerek ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmaması Anayasa’nın 153. maddesinin sözüyle açıkça çelişen, Anayasa koyucunun iradesine aykırı bir yorum ve uygulama olmuştur.”

Kararda, “Sonuç olarak ilk derece mahkemesinin yetkisi dahilindeki bir dosyayı Yargıtaya göndermesiyle başlayan, Yargıtayın da Anayasa hükümlerini göz ardı ederek verdiği bir kararla şekillenen süreç Anayasa’nın sözüne açıkça aykırılık oluşturmuş ve neticede başvurucunun bireysel başvuru hakkı, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaline yol açmıştır.” ifadelerine yer verildi.

Daha önce de ihlal kararı verilmişti

28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde TİP’ten Hatay milletvekili seçilen Can Atalay’ın avukatları, “müvekkillerinin milletvekili seçilmesi nedeniyle hakkındaki yargılamanın durması ve tahliye edilmesi” talebiyle Yargıtaya başvurmuştu.

Yargıtayın talebi reddetmesi üzerine Atalay, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, mahkeme de “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine ve Atalay’ın yeniden yargılanarak tahliyesine karar verilmesine hükmetmişti.

Anayasa Mahkemesince Atalay’ın yeniden yargılanması ve tahliyesi istemiyle yerel mahkemeye gönderilen dosya, yerel mahkemece karar verilmeden Yargıtay 3. Ceza Dairesine iletilmiş, söz konusu ceza dairesi ihlal kararına uymamıştı.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/aym-can-atalayin-haklarinin-ihlal-edildigine-karar-verdi/feed/ 0