Washington – Karadeniz Haber Tv http://www.karadenizhabertv.com.tr Fri, 15 Nov 2024 15:11:38 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Donald Trump’ın bakan adayı ABD’li milyarder Elon Musk’tan ilk hamle http://www.karadenizhabertv.com.tr/donald-trumpin-bakan-adayi-abdli-milyarder-elon-musktan-ilk-hamle/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/donald-trumpin-bakan-adayi-abdli-milyarder-elon-musktan-ilk-hamle/#respond Fri, 15 Nov 2024 15:11:38 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/donald-trumpin-bakan-adayi-abdli-milyarder-elon-musktan-ilk-hamle/ ABD’li milyarder Elon Musk’ın, Tahran- Washington arasındaki tansiyonu düşürmek için İran‘ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani ile görüştüğü ileri sürüldü.

GÖRÜŞME NEW YORK’TA YAPILDI

New York Times gazetesinin haberine göre, adlarının açıklanmasını istemeyen İranlı 2 yetkili, ABD’nin yeni başkanı Donald Trump tarafından Devlet Verimlilik Bakanı olarak aday gösterilen Musk ile İrevani arasındaki görüşmenin New York’ta yapıldığını söyledi. İkili arasındaki toplantının bir saati aştığını belirten yetkililer, toplantının “pozitif” bir ortamda yapıldığı ve “iyi sonuçlar” doğuracağı değerlendirmesinde bulundu.

Yetkililer, toplantının, Musk’ın talebi üzerine, İran ile ABD arasındaki tansiyonun düşürülmesi amacıyla yapıldığını kaydetti. İrevani’nin Musk’a, yatırımlarını Tahran’a yönlendirmesi yönünde öneride bulunduğunu aktaran yetkililer, bunun için de “ABD Hazine Bakanlığından, İran’a yönelik yaptırımlardan muafiyet” talebinde bulunmayı tavsiye ettiğini dile getirdi.

TRUMP’IN SÖZCÜSÜNDEN AÇIKLAMA

İran’ın BM Daimi Temsilciliği görüşmeye ilişkin herhangi bir yorum yapmayacağını belirtirken, ABD’nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump’ın sözcüsü Steven Cheung ise toplantıya ilişin bir soruya, “Yapılıp yapılmadığı kesin olmayan gizli toplantılar hakkındaki haberlere ilişkin yorum yapmıyoruz” yanıtını verdi.

Trump’ın seçim kampanyası sözcüsü Karoline Leavitt de Amerikan halkının, Trump’ı “ülkeyi yönetme ve küresel barışı tesis etme” konusunda verdiği güven nedeniyle seçtiğini kaydederek “O (Trump), Beyaz Saray’a dönünce bunu (küresel barışın tesisi) gerçekleştirmek için gerekli adımları atacaktır” dedi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, dün sosyal medya hesabından, ülkesinin nükleer programı konusundaki anlaşmazlıklara ilişkin, “Anlaşmazlıklar iş birliği ve diyalog yoluyla çözülebilir” paylaşımında bulunmuştu.

Donald Trump'ın bakan adayı ABD'li milyarder Elon Musk'tan ilk hamle

Erdem AksoyErdem AksoyHaberler.com – DünyaBirleşmiş MilletlerDonald TrumpWashingtonElon MuskPolitikaEkonomiTahranDünyaİran

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/donald-trumpin-bakan-adayi-abdli-milyarder-elon-musktan-ilk-hamle/feed/ 0
Rusya’dan Batı’ya savaş tepkisi: Siyasi çözüme engel oluyorlar http://www.karadenizhabertv.com.tr/rusyadan-batiya-savas-tepkisi-siyasi-cozume-engel-oluyorlar/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/rusyadan-batiya-savas-tepkisi-siyasi-cozume-engel-oluyorlar/#respond Thu, 05 Sep 2024 13:30:43 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/rusyadan-batiya-savas-tepkisi-siyasi-cozume-engel-oluyorlar/ Rus “İzvestiya” gazetesine röportaj veren Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna krizi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Ukrayna krizinin başından beri siyasi ve diplomatik yollarla çözülmesinden yana olduklarını dile getiren Peskov, şunları kaydetti:

“Bizim için önemli olan belirlediğimiz hedeflere ulaşmak. Bunu ne şekilde yapacağımız ikinci planda. Elbette bunun barışçıl yollarla yapılması daha iyi olur. Ancak ne Washington, ne Avrupa devletleri, ne de önderliğindeki Ukrayna, siyasi diplomatik yöntemlere yanaşmıyor. Bu nedenle Ukrayna’daki özel askeri operasyonumuz belirlenen hedeflere ulaşana kadar devam etmeli.”

Rusya’nın Ukrayna’da ilhak ettiği Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporijya bölgelerinin durumuna da değinen Peskov, “Bunlar, Rus topraklarının ayrılmaz parçası. Bu bölgeler Rusya’nın. Elbette, bu bölgelerde özel durum söz konusu.” şeklinde konuştu.

Peskov, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin meşruiyeti ile ilgili ise “Zelenskiy, yasalara göre meşru başkan değil. Aslında, Ukrayna’da iktidarın meşruiyeti 2014 yılında yapılan darbeyle sona erdi.” ifadelerini kullandı.

Hindistan’ın hem Rus hem de Ukrayna tarafıyla temasları sürdürdüğünü ve bu nedenle Ukrayna krizi çözümünde yardımcı olabileceğini dile getiren Peskov, Rusya’da yeniden seferberliğin ilan edilmesi konusunun gündemde olmadığını söyledi.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/rusyadan-batiya-savas-tepkisi-siyasi-cozume-engel-oluyorlar/feed/ 0
GÖRÜŞ-Trump’ın tehditleri: NATO Türkiye gerçeğine yeni uyanıyor http://www.karadenizhabertv.com.tr/gorus-trumpin-tehditleri-nato-turkiye-gercegine-yeni-uyaniyor/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/gorus-trumpin-tehditleri-nato-turkiye-gercegine-yeni-uyaniyor/#respond Wed, 05 Jun 2024 21:39:47 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=7709 Dr. Adam McConnel, Donald Trump’ın yaptığı son açıklama üzerine, ABD’nin NATO’dan çıkması halinde AB’nin durumunu ve Türkiye’nin NATO üyesi ülkelerle geleceğini AA Analiz için kaleme aldı.

***

“Taraflar Avrupa veya Kuzey Amerika’da içlerinden birine veya birkaçına karşı yapılacak silahlı bir saldırının hepsine karşı yapılmış bir saldırı sayılacağı ve dolayısıyla böyle bir silahlı saldırının vuku bulması halinde her birinin Birleşmiş Milletler (BM) şartının 51. maddesi ile tanınan bireysel veya toplu meşru müdafaa hakkını kullanarak silahlı kuvvet kullanılması da dahil olmak üzere gerekli gördüğü her türlü tedbiri bireysel olarak ve diğer taraflarla birlikte derhal almak suretiyle saldırıya uğrayan taraf veya taraflara yardım edeceği hususunda mutabık kalmışlardır.”[1]

“Türkiye’nin, NATO Müttefiklerinin tam rızası ve anlayışı olmadan Sovyet müdahalesine yol açacak bir adım atması durumunda, NATO müttefiklerinizin Türkiye’yi Sovyetler Birliği’ne karşı koruma yükümlülükleri olup olmadığını değerlendirme şansına sahip olmadıklarını umarım anlayacaksınız.”[2] Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya yönelik son tehditlerinin yarattığı şok [3] ve panik [4] halini izlemek eğlenceli olmakla birlikte son derece trajik tonlar içeriyordu. Günün teması şaşkınlıktı. Bu nedenle ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris sinirleri yatıştırmakla görevlendirildi. Ancak tarihi anın farkındalığını ifade etmek ve dikkatli davranmak yerine, kendisi ya da konuşma yazarları son derece sönük bir söylemi tercih etti; “Uluslararası kural ve normları savunmalıyız.”[5] Bunu tam da ABD’nin Gazze’de ateşkes çağrısı yapan bir dizi Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararını veto ederken ve İsrail’in bu “uluslararası kural ve normları” en kanlı ve iğrenç şekilde ihlal etmesini engellemekten tamamen aciz olduğunu kanıtladığı bir zamanda söyledi. Washington’daki yetkililer sözde ideallerini yerine getirmezken ya da getiremezken bu tür basmakalıp sözlere kim inanır?

Türkiye’nin NATO gerçeği

Türkiye-ABD ilişkilerinin 25 yıllık bir gözlemcisi olarak, Trump’ın savunma harcamalarında payına düşeni yapmayan NATO üyelerini Rusya’yla tehdit etmesinin ardından aklıma tek bir özlü söz geldi; “Peki, nasıl bir hismiş?” Açıkçası, Trump’ın tehdidinin NATO başkentlerinin çoğunda yol açtığı telaş ve endişeye hiç sempati duyamadım. Türkiye, Haziran 1964’ten bu yana NATO Anlaşması’nın tüm üyeleri eşit derecede bağlayan bir karşılıklı savunma sözleşmesi olmadığı gerçeğiyle yaşadı. 5. madde sadece Washington’ın karar vermesi halinde uygulanabilirdi. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz’un iddia ettiğinin aksine, Türkiye NATO’nun tam olarak “hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için”[6] olmadığını uzun zamandır biliyordu. Scholz da hiçbir tarihsel farkındalık göstermeden ve anın aciliyetine yenik düşerek, “NATO’nun yardım garantisinin herhangi bir şekilde göreceli hale getirilmesi sorumsuzca ve tehlikelidir ve yalnızca Rusya’nın çıkarınadır”[7] ifadelerini kullandı. Buna yürekten katılıyorum. Ancak eski ABD Başkanı Lyndon Baines Johnson’ın Ankara’ya gönderdiği kötü şöhretli mektup kamuoyuna yansıdığında, diğer NATO üyeleri Başkan’ın tutumunun NATO Anlaşması’nın ihlali anlamına gelebileceği veya ABD’nin kararlılığına duyulan genel güvenin bu tür duygular nedeniyle zayıflayabileceği yönünde özel bir endişe ifade etmemişlerdi. Tam tersine, Türkiye “güvenilmez” aktör olarak yaftalanmıştı ve ABD, Türkiye’nin 1974 Kıbrıs müdahalesinden sonra Ankara’ya silah ambargosu uygulayacak kadar ileri gitti.[8]

Washington’ın bu tutumu Türkiye’yi son 40 yılda kendi yerli savunma sanayisini geliştirmeye zorladı.[9] Türkiye ayrıca İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımını diğer NATO üyelerinden taviz koparmak için bir levye olarak kullanmak zorunda kaldı çünkü NATO’da Türkiye’ye eşit meşruiyet tanınmadı. Bu tavizlerin ilgili olduğu konular – F-16 modernizasyon kitleri, İsveç ve Kanada’nın uyguladığı silah ve teknoloji ambargoları, NATO’nun hem Suriye’de hem de Avrupa’da terör örgütü PKK/SDF’ye yönelik samimiyetsiz tutumu – asla böyle bir siyasi zorlamaya ihtiyaç duyan konular olmamalıydı. Aslında bu konulardaki politikalar Washington ya da Brüksel’deki yetkililerin aklına geldiği andan itibaren hatalıydı. Eğer Washington ve diğer NATO başkentleri bu konulara mantıklı, tarafsız ve dürüst bir şekilde yaklaşsalardı, Ankara ile NATO’nun geri kalanı arasındaki ilişkiler son 10 yılda herkesin yararına olacak şekilde çok daha sorunsuz olurdu.

ABD’siz NATO mu?

Trump’ın ABD’yi NATO’dan çıkarma tehdidi de bir o kadar çılgıncaydı ve görebildiğim kadarıyla açıkça dile getirilmeyen sonuçları Brüksel’de tüyleri diken diken etti. Zira Washington’ın olmadığı bir NATO, Türkiye’yi İngiltere’yle birlikte ittifakın iki baskın askeri gücünden biri haline getirecektir. Türkiye büyük bir farkla NATO’nun en büyük 2’nci konvansiyonel ordusuna sahip ve önde gelen bir insansız hava aracı gücü olarak ortaya çıktı. Ankara önemli yerli savunma üretim kapasitelerine sahip ve son 10 yıldır Suriye, Libya ve Kafkas Dağları gibi çeşitli yerlerde Rus kuvvetleriyle karşı karşıya geldi. İlginçtir ki Trump’ın tehditleri ve Avrupa’nın askeri kapasite eksikliği hakkındaki son analizler, Türkiye hakkında kayda değer bir şey söylemekten özenle kaçınıyor. [10]

ABD’nin NATO’dan çıkmasıyla birlikte, yıllardır Türkiye’yi 2’nci sınıf bir üye olarak gören bazı NATO başkentlerinin Ankara’nın ittifak içindeki liderlik rolünün artmasını kabul etmekten başka çareleri kalmayacak. Daha önce Türkiye’nin NATO’nun Doğu Akdeniz güvenlik düzenlemelerinin lideri haline getirilmesi gerektiğini savunmuştum.[11] Ancak ABD’nin NATO’dan çıkması bir adım daha ileri giderek Türkiye’yi Orta ve Batı Avrupa’nın tüm güvenlik düzenlemelerinin lideri haline getirecektir.

Türkiye-ABD işbirliği yenileniyor mu?

Türk parlamentosunun İsveç’in NATO üyeliğini onaylamasının, diğer NATO üyelerinin Türkiye için önemli konularda attıkları telafi edici adımların ve Ankara ile Washington arasındaki son görüşmelerin ardından, birçok analist ilişkilerin yenilenmesinden bahsetmeye başladı.[12] New Jersey Senatörü Bob Menendez’in ayrılması Türkiye için Kongre atmosferini iyileştirmiş gibi görünüyor. Geçmişte Menendez’in agresif Türkiye karşıtı söylemini yineleyen New Hampshire Senatörü Jeanne Shaheen bile geçtiğimiz hafta Ankara’da olmaktan gerçekten memnun görünüyordu.[13]

Öte yandan, ABD’li yetkililerin son 10 yılda Türkiye’ye karşı attığı pek çok üzücü adım ve ABD’nin PKK’nın Suriye kolunu desteklemeye devam etmesi, ilişkilerin yenilenmesine yönelik umutların yeni gelişmelere kadar beklemesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Sonuç olarak, kasım ayındaki ABD seçimleri yaklaşır, Rusya Ukrayna’daki konumunu iyileştirirken ve Gazze’deki çatışma azalma belirtisi göstermezken, ABD ve NATO yetkililerinin Ankara ile ilişkileri yeniden inşa etmeleri için bir fırsat penceresi açılmış olabilir. Trump odaklı kıyamet senaryolarının hiçbiri gerçekleşmese bile, aynı ABD ve NATO yetkilileri Türkiye hakkındaki önyargılarını daha rasyonel ve dengeli bir şekilde değerlendirebilirlerse daha kalıcı bir ilerleme sağlanabilir.

[1] Kuzey Atlantik Anlaşması’nın 5. maddesi.

[2] U.S. President Lyndon Baines Johnson (LBJ) to Türkiye’s President İsmet İnönü, 5 June 1964. Referans için bakınız: The Middle East Journal, Summer 1966, s. 387.

[3] https://www.nytimes.com/2024/02/15/us/politics/trump-nato-threat.html#: ~: text=News%20Analysis-,Trump’s%20NATO%20Threat%20Reflects%20a%20Wider%20Shift%20on%20America’s%20Place,segment%20of%20the%20American%20public.

[4] https://www.nytimes.com/2024/02/16/world/europe/biden-putin-navalny.html

[5] Ibid.

[6] https://www.nytimes.com/2024/02/14/world/europe/europe-nato-trump-ukraine.html

[7] Ibid.

[8] The official U.S. documents from the era make clear that Washington saw Greece as the primary impediment to a solution in Cyprus, but Türkiye was treated as the malcontent. See: https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1964-68v16

[9] Örneğin, bakınız: Füsun Türkmen, Türkiye-ABD İlişkileri, s. 98-105; Nasuh Uslu, Türk-Amerikan İlişkileri, s. 177-179; Suha Bölükbaşı, “The Johnson Letter Revisited,” Middle Eastern Studies, Temmuz 1993, s. 505-506.

[10] https://www.nytimes.com/2024/02/14/world/europe/europe-nato-trump-ukraine.html; https://www.nytimes.com/2024/02/18/world/europe/europe-russia-munich-conference.html

[11] https://www.aa.com.tr/en/analysis-news/-turkey-s-new-regional-security-role-70-years-late/1350816

[12] https://www.aa.com.tr/en/turkiye/turkish-president-erdogan-receives-us-senators-in-ankara/3143313; https://www.reuters.com/world/us-turkey-ties-now-have-significant-momentum-senator-murphy-says-2024-02-21/; https://www.mfa.gov.tr/sayin-bakanimizin-abd-li-senatorler-jeanne-shaheen-ve-chris-murphy-yi-kabulu–20-subat-2024–ankara.en.mfa; https://carnegieendowment.org/2024/02/12/can-f-16-deal-revive-turkish-american-partnership-pub-91606

[13] https://www.aa.com.tr/en/world/interview-us-senator-lauds-positive-relations-with-very-important-ally-turkiye/3144760

[Dr. Adam McConnel, 9 yıl boyunca Türk Tarihi dersleri verdiği Sabancı Üniversitesinde Tarih alanında yüksek lisans ve doktora derecesine sahiptir.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/gorus-trumpin-tehditleri-nato-turkiye-gercegine-yeni-uyaniyor/feed/ 0
Türkiye, Washington Büyükelçiliği’ne Sedat Önal’ı atadı http://www.karadenizhabertv.com.tr/turkiye-washington-buyukelciligine-sedat-onali-atadi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/turkiye-washington-buyukelciligine-sedat-onali-atadi/#respond Wed, 24 Apr 2024 21:36:35 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=6576 Türkiye, Ocak ayı başından bu yana boş bulunan Washington Büyükelçiliği’ne Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi olarak görev yapan Sedat Önal’ı atama kararı aldı. 2018-2023 yılları arasında Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak çalışan ve o dönem Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan gerilimi başarıyla yönettiği bilinen Önal’ın bu göreve getirilmesi ilişkilerin geleceği açısından olumlu bir adım olarak görülüyor.

Ankara, Washington’a siyasi atama yerine kariyer diplomatı göndererek ilişkilerin kurumsal zemine dönmesi niyetini de göstermiş oldu.

Son dönemin en dikkat çeken büyükelçi atamalarından biri olan Sedat Önal’la ilgili karar, Anadolu Ajansı’nın (AA) dün akşam geçtiği bir haberle kamuoyuna duyuruldu. Haberi diplomatik kaynaklara dayandıran AA, halen Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi olarak New York’ta görev yapan Önal’ın Washington’a atandığını, yerine de Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız’ın getirildiğini duyurdu.

Diplomatik kaynaklar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın her iki ismi arayarak yeni görevlerini tebliğ ettiğini söyledi.

Atamalara ilişkin Dışişleri Bakanlığından henüz resmi bir bilgilendirme yapılmadı. Atamaların resmiyet kazanması için kararnamelerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanması ve Resmi Gazete’de yayımlanması gerekiyor.

Sedat Önal, Washington Büyükelçiliği görevini, 2021-2024 yılları arasında ABD’de Türkiye’yi temsil eden Murat Mercan’dan devralacak.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) önde gelen isimlerinden Mercan, siyasi bir karar sonucu Washington’a büyükelçi olarak atanmıştı. ABD de Türkiye’nin bu adımına eski Arizona Senatörü Jeff Flake’i Türkiye Büyükelçisi olarak atayarak yanıt vermişti.

Hükümetin Washington gibi çok önemli bir başkente siyasi atama yapması o dönem çok tartışılmış ve eleştirilmişti. Mercan sonrası Washington’a bu kez Sedat Önal gibi deneyimli bir diplomatın atanması genel olarak olumlu bulundu.

Washington’la yakın çalışan bir isim

Türkiye’nin yeni ABD Büyükelçisi, Washington’da yakından bilinen bir isim. 2018-2023 yılları arasında Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler dışındaki tüm siyasi dosyaları takip eden Önal, Amerikalı muhataplarıyla hem ikili ilişkiler hem de bölgesel ve uluslararası konularda mesai yaptı.

Türkiye-ABD ilişkilerinin en sıkıntılı döneminde bakanlığın iki numarası olarak görev yapan Önal, ABD ile Rahip Brunson ve S-400 krizi gibi önemli ikili gerilimlerle Suriye ve Doğu Akdeniz’den kaynaklanan bölgesel sorunların yönetiminde, muhatapları ABD Dışişleri Bakan Yardımcıları Wendy Sherman ve Victoria Nuland ile birlikte önemli rol oynadı.

Büyükelçi Önal, Türk-Amerikan ilişkilerinin özellikle 2021 sonundan itibaren normalleşmesi sürecinde de etkili oldu. Önal, Joe Biden’ın ABD Başkanı seçilmesinin ardından Türk-Amerikan ilişkilerini kurumsal düzeyde yeniden rayına oturtmayı amaçlayan Stratejik Mekanizma’nın oluşturulması sürecini Dışişleri Bakanlığı adına yürüttü.

Bu çalışmaların, iki ülke dışişleri bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Antony Blinken’ın temaslarını olumlu etkilediği, Ankara ve Washington’da yapılan değerlendirmeler arasında. Bu da Önal’ın atamasının ABD’de olumlu karşılandığı yorumlarına neden oldu.

Kurumsal zemine dönüş

Diplomatik kaynakların yaptıkları değerlendirmelerde, Ankara’nın Washington için bu kez siyasi bir atama düşünmemiş olmasının önemi ön plana çıkıyor. İlişkilerde son dönemde yaşanan olumlu gelişmelerin Türkiye-ABD diyaloğunu daha kurumsal zeminde yürütme motivasyonunu güçlendirdiği kaydediliyor.

Bu süreçte, Mayıs 2023 seçimlerinin ardından Dışişleri Bakanlığı’na atanan Hakan Fidan’ın da etkisinin olduğu, Fidan’ın özellikle Blinken ile çok daha sık görüşüyor olmasının önemli olduğu değerlendiriliyor. Türk-Amerikan ilişkilerinin yürütülmesinde önceki döneme oranla iki ülke dışişleri bakanlıklarının ağırlığının artması da olumlu görülen bir başka unsur.

Stratejik Mekanizma’nın ilerki aylarda dışişleri bakanları düzeyinde ABD’de toplanması öngörülen planlar arasında. Fidan ve Blinken, en son G20 Dışişleri Bakanları toplantısı sırasında ikili bir görüşme gerçekleştirdi ve ikili planda üst düzey ziyaret takvimini ele aldı. Fidan’ın ilkbaharda ABD’yi ziyaret etmesi öngörülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Temmuz ayında Washington’da yapılacak olan NATO’nun 75. Yıl Zirvesi’ne katılması planlanıyor.

Türk-Amerikan ilişkilerinde gündem yoğun

Türk-Amerikan ilişkilerinde önemli bir eşik Ankara’nın yaklaşık 1,5 yıl beklettiği İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü onaylamasıyla Ocak ayında aşılmıştı. Ankara’nın bu hamlesinden hemen sonra 40 yeni F-16 savaş uçağı ve 79 modernizasyon kitinin Türkiye’ye satışı için harekete geçen Washington, Şubat ayında süreci sorunsuz tamamlamış ve satışın önünü açmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Şubat’ta gazetecilere yaptığı bir açıklamada, Türk-Amerikan ilişkilerindeki gelişmeleri değerlendirirken, “ABD ile aramızda bu son attığımız adımlar neticesinde olumlu bazı gelişmelerden söz edebiliriz. Şu anda Kongre’deki hava olumlu. Aynı şekilde Senato’dan da olumlu sesler geliyor. ABD ile benzer düşündüğümüz ya da üzerinde uzlaştığımız konuların sayısı artıyor diyebiliriz. Şu anda olumsuz bir gidiş yok, tam aksine olumlu bir gelişme var. Bu konuyla ilgili olarak ilgili bakanlar da bizdeki muhataplarına olumlu gelişmelerin olduğunu söylüyorlar” demişti.

Erdoğan’ın bahsettiği olumlu ortamın sonuçlarından biri de Ankara’ya son dönemde ABD’den yapılan üst düzey ziyaretlerdeki artış oldu. ABD Senatosu’ndan Demokrat Parti üyeleri Jeanne Shaheen ve Chris Murphy, hafta başında ziyaret ettikleri Ankara’da önce Dışişleri Bakanı Fidan, sonra da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü.

Her iki senatör de geçmişte Türkiye aleyhine Amerikan Kongresi’nde yapılan girişimlere aktif destek vermeleriyle biliniyor. İki senatörün Ankara’ya yaptıkları ziyaret ve verdikleri mesajlar, Türk-Amerikan ilişkilerinde son dönemde artan olumlu ortamın Amerikan Kongresi’ne de yansıdığını göstermesi açısından önem taşıyor.

Bu olumlu tabloya rağmen Önal’ı yeni görevinde önemli zorluklar da bekliyor. Bunların başında ABD’nin Kuzey Suriye’de Türkiye’nin “terör örgütü” olarak tanımladığı Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) desteğini sürdürmesi geliyor.

ABD, Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Irak–Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüyle ile mücadele etmesi için YPG’ye yıllardır siyasi ve askeri destek veriyor. Türkiye ise YPG’nin “PKK’nın Suriye ayağını” oluşturduğunu ve amacının Suriye’nin kuzeydoğusunda bir devlet kurmak olduğunu vurguluyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Kuzey Suriye’deki YPG hedeflerine operasyonlarını artırarak bu coğrafyada “terörle mücadele” faaliyetlerinin devam edeceği mesajını veriyor.

ABD’nin bu politikasından yakın gelecekte geri adım atmasının beklenmemesi ise Ankara-Washington diyaloğunu etkileyecek bir unsur olarak görülüyor.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/turkiye-washington-buyukelciligine-sedat-onali-atadi/feed/ 0