Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde kentteki iş yerleri yıkılan veya zarar gören 10 altın ustası, Diyarbakır’da yeni bir yaşama başladı.
Ustalar, Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası’nın çatısı altında, kentteki çeşitli atölyelerde yeniden altın takı üretimine başladı.
Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası Başkanı Mehmet Yüksel, AA muhabirine, Kahramanmaraş’ın kuyumculuk sektörü açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, yaşanan depremle birlikte Kahramanmaraş’ta sektörün zarar görmesinin kendileri için üzücü olduğunu söyledi.
Bölgede üretimin büyük kısmının Kahramanmaraş’tan yapıldığını, depremin ardından bu sektörün sekteye uğradığını kaydeden Yüksel, depremden etkilenen üreticilerin olduğunu belirtti.
Kahramanmaraş’tan 10 altın ustasının Diyarbakır’a geldiğini, bu ustaların çeşitli atölyelerde çalışmaya başladığını bildiren Yüksel, ustaların kentte üretim yaptığını söyledi.
Ustalara her konuda yardımcı olduklarını ifade eden Yüksel, “Bizler onlara el, ayak olduk. ‘Yeter ki üretim yapın, biz de size yardımcı olalım.’ dedik. Onlara her türlü desteği veriyoruz. Kentte toplam 60 atölye var. Ustalarımız, 10 ayrı atölyede çalışıyor.” dedi.
“Depremde, çok kaybımız vardı ama mücadeleyi de bırakmamak lazım”
Usta Ali Çiftaslan, depremde iş yerlerini kaybettikten sonra bir süre devletin olanaklarından faydalandıklarını ve daha sonra da Diyarbakır’a ailesiyle birlikte yerleştiğini söyledi.
Diyarbakırlı dostlarıyla görüşmeleri sonucu Diyarbakır’a taşınmaya karar verdiklerini bildiren Çiftaslan, şöyle konuştu:
“Daha önce Diyarbakır’daki esnafla ticari ilişkilerimiz vardı. Bu ilişkiler sonra dostluğa dönüştü. Ayrıca, Diyarbakır ve Kahramanmaraş’ın takı tasarımları da benzer. Bunlardan dolayı Diyarbakır’a yerleştik. Burada işimize başladık. Kahramanmaraş’ta sürdürdüğümüz işi burada da devam ettiriyoruz. Diyarbakırlı hemşerilerimizin, dostlarımızın, esnafımızın misafirperverlikleri, bizi kabullenmeleri, kendilerinden ayırt etmemeleri, yaşadığımız olaydan sonra daha bir sarılmaları, samimi olmaları bizi sevindirdi. Depremden dolayı maddi ve manevi kayıplarımız oldu. Hayat devam ediyor. Depremde, çok kaybımız vardı ama mücadeleyi de bırakmamak lazım. Bir şekilde devam etmek gerekiyor.”
Eşiyle birlikte atölyede çalıştığını kaydeden Çiftaslan, Diyarbakır’da da ekmeklerini kazanmaya, hayatlarını idame ettirmeye çalıştıklarını aktardı.
Kahramanmaraş’tan gelen ustaların Diyarbakır’a renk kattığını aktaran Çiftaslan, “Sanatımızı yapıyoruz, kalfalarımızı yetiştirmeye çalışıyoruz. Bizden sonra da kısmet olursa onlar devam ettirecek. Kahramanmaraşlı bir sanatkar olarak Diyarbakır’da üretimimize devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Kahramanmaraş’ta düzenimiz dağıldı”
Usta Sıddık Denizdurduran da Kahramanmaraş’taki Kuyumcukent’te bulunan dükkanının depremde yıkıldığını söyledi.
“Asrın felaketini yaşadıktan sonra Kahramanmaraş’ta düzenimiz dağıldı. Biz de Diyarbakır’a geldik.” diyen Denizdurduran, Diyarbakır’da yeniden imalat gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Denizdurduran, “Orası da burası da evimiz. Diyarbakır’da yabancılık çekmiyorum. Burada bir şeyler üretebilirsek memnun oluruz.” diye konuştu.
Atölye sahibi Ali Topuz da bünyelerinde çalışmaya başlayan Kahramanmaraşlı ustalarla bir aile gibi olduklarını dile getirdi.
Kahramanmaraşlı altın üreticilerinin Diyarbakır’ın kuyumculuk sektörüne farklı bir bakış açısı getirdiğini anlatan Topuz, “Depremden etkilenen vatandaşlarımız yanımızda çalışıyor. Diyarbakır’ın üretimine de katkı sağlıyorlar.” dedi.
]]>Diyarbakır’da çocukların işledikleri altın, birçok ülkeye ihraç ediliyor
Diyarbakır’dan Avrupa, Asya ve Ortadoğu’ya uzanan ticaret yolu
DİYARBAKIR – Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar, bir yandan ustalığı öğrenirken diğer yandan ise ailelerine maddi olarak da katkıda bulunuyor.
Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.
HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.
Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.
“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.
“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”
Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.
Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:
“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”
5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.
Kaya, “5 yıl önce kuyumcu sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.
Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.
Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi.
]]>2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, Usta’nın ailesi ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Tutuksuz sanık B.C.A. ise duruşmaya katılmadı.
Söz alan baba Kenan Usta, keşifte ve bu aşamaya kadar bir hususun gözden kaçırıldığını öne sürerek, ev içerisinde masa üzerinde bir adet mermi bulunduğunu anımsattı.
Bu merminin kızının evde alıkonulduğu sırada sanığın, kızını korkutmak amacıyla masaya koyduğu kanaatinde olduğunu iddia eden baba Usta, sanığın cezalandırılmasını talep etti.
Usta, kızının eğitimini tamamlama konusunda kararlı ve hayat dolu olduğundan bahsederek, “Kendisini bu noktaya sürükleyen sanıktır. Zira benim kızım o evdeyken dışarı çıkmak istediğinde çıksaydı ve başına başka türlü bir zarar gelseydi farklı düşünebilirdik. Olaydan sonra yapılan alkol kontrolünde kızımda 1.70 civarında promil alkol çıkmasına rağmen sanıkta 0.40 promil alkol çıkması kızıma alkol içerildiğini göstermektedir. Sanık kendisi içmemiş, kızıma içirmiştir. Buradaki amacının başka emellere alet edip etmemek konusunda takdiri mahkemeye bırakıyorum.” dedi.
Duruşmaya, Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılan tanık E.A. ise Ayşe Özgecan Usta’nın her şeyi kendisiyle paylaştığını, Zonguldak’a gelmeden birkaç gün önce yanına geldiğini ve birlikte kaldıklarını anlattı.
Sanığın tutarsız davranışlarıyla Usta’yı arkadaş ortamlarında küçük düşürdüğünü ileri süren E.A, “Ayşe Özgecan Usta bana ağlayarak, ‘Yalandan da olsa benimle evleneceğini söylesin razıyım ama asla böyle bir şey demiyor.’ diyordu. Sonradan öğrendiğime göre B.C.A, Ayşe Özgecan Usta hakkında verdiği ifadelerde onunla evlenmek istediğini söylemiş ama böyle bir şey olsaydı Ayşe Özgecan bunu bana kesinlikle söylerdi. İlişkilerinde en büyük problem buydu. Sanık hiçbir zaman arkadaşıma ciddi düşündüğünü dahi söylememiştir. Arkadaşım bilinmezlikten bunaldığı için ayrılmak istiyordu. Her seferinde B.C.A. barışmak için adım atıyordu.” ifadelerini kullandı.
Özgecan Usta’nın tanık olarak dinlenen yengesi E.U. da Ayşe Özgecan ile telefon görüşmelerinin çoğunlukla uzun sürdüğünü, genellikle gündelik şeylerden konuştuklarını aktararak, “O gün beni kendisi aramıştı. Konuşmamız sonrasında herhangi bir olumsuz durum olduğundan bahsetmedi. Psikolojisi gayet yerindeydi. İntihar edebileceğine dair herhangi bir izlenimim olmamıştır.” diye konuştu.
Mahkeme heyeti, sanığın adli kontrol şartlarının devamına karar vererek duruşmayı 4 Temmuz’a erteledi.
Olay
İddiaya göre, 5 Şubat 2021’de Ankara’dan Zonguldak’ta yaşayan erkek arkadaşı B.C.A’nın yanına gelip kısa sürede evlenme teklifinde bulunan Ayşe Özgecan Usta’nın (28) talebi olumlu karşılanmayınca taraflar arasında tartışma çıkmıştı. B.C.A. tartışmanın büyümesi üzerine 8. kattaki dairenin terasına yönelen Usta’yı tutmaya çalışmasına rağmen başarılı olamamış, düşen kadın yaşamını yitirmişti.
Usta’nın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, düşmek üzere olan kız arkadaşını tutmaya çalışıp komşularından yardım isteyen B.C.A’nın, Usta’nın intihar girişiminde bulunma ihtimaline karşı yeterli dikkati göstermediği belirtiliyor.
Bu nedenle sanığın “taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapsi istenirken, sanık hakkında “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan da 1 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle iddianame düzenlenmişti.
]]>Olay, 5 Şubat 2021 günü İncivez Mahallesi Yavuzkent Sitesinde meydana geldi. İddiaya göre 28 yaşındaki Ayşe Özgecan Usta, erkek arkadaşı Bartu C.A.’nın yanına geldi. İddiaya göre Özgecan Usta ile erkek arkadaşı arasında evlenme konusunda tartışması çıktı. Tartışmanın devam etmesi üzerine genç kız, 8’inci kattaki dairenin terasından düşerek hayatını kaybetti. Emniyetteki işlemlerinin ardından Zonguldak Adliyesi’ne sevk edilen Bartu C.A. hakkında ev hapsi ve adli kontrolle yurt dışı çıkış yasağı kararı verildi.
Bartu C.A. hakkında ‘Taksirle ölüme neden olma ve kişiyi hürriyetten yoksun bırakma’ suçlarından 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya katılmadı. Sanık Bartu C.A. yerine avukatı ile Ayşe Özgecan Usta’nın ailesi ve avukatları katıldı.
Mahkeme heyeti duruşmada Ayşe Özgecan Usta’nın olay günü yengesi Ebru Usta ile yaptığı telefon görüşmesini sordu. Yenge Ebru Usta, “O gün aralarında kötü bir şey geçse mutlaka söylerdi. Telefon görüşmelerimiz genellikle uzun sürerdi. O gün de kızım ile ilgili sosyal medya hesabında bir paylaşım yapmış. Onunla ilgili soru sormuştum. Daha uzun konuşuyorduk ancak o gün annemin evindeydim. Görüşmeyi kısa kesmek durumunda kaldım. Konuşmamız sırasında herhangi bir olumsuzluktan bahsetmedi. Psikolojisi gayet yerindeydi” dedi.
Baba Kenan Usta, adli kontrol şartının arttırılmasını istedi
Kızının kendisinden kız arkadaşına gitmek için istediğini ancak Zonguldak’a geldiğini sonradan öğrendiğini anlatan baba Kenan Usta, kızı Ayşe Özgecan’ın hayat dolu olduğunu ve eğitim hayatını sürdürmek istediğine vurgu yaptı. Olay günü de Bartu C.A.’nın evin kapısını kilitleyerek dışarıya çıkmasına engel olduğunu hatırlatan baba Kenan Usta şöyle devam etti:
“Benim kızım o evdeyken dışarı çıkmak istediğinde çıksaydı başına başka türlü zarar gelseydi, farklı düşünebilirdik. Ancak sanığın ikrarı ile de belli olduğu üzere kızımın evden çıkmasına engel olması hatta masa üzerine mermi koyması, alt kattan duyulduğu üzere dışarı çıkmak konusunda direnmesi gibi hususlar birlikte değerlendirileceğinden “hürriyetten yoksun kılma’ durumu söz konusu. Olaydan sonra yapılan alkol kontrolünde kızımda 1.70 promil alkol çıkıyor sanıkta 0.40 promil alkol çıkmış olması kızıma alkol içirildiğini göstermektedir. Kendisi içmemiş kızıma içirmiştir. Sanığın cezalandırılmasını hatta adli kontrol şartının ayda birden haftada bire indirilmesini talep ediyorum.”
“Arkadaşım intihara meyilli biri değildi”
Ankara’dan Sesli Görüntülü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile duruşmaya katılan Ayşe Özgecan Usta’nın arkadaşı Esra Aydın, Özgecan’ın sıklıkla Bartu C.A. ile evlilik konusunda tartıştığını ancak Bartu’nun evlilik konusunda somut adımlar atmadığından yakındığını anlattı.
Arkadaşı Özgecan’ın intihar edebilecek birisi olmadığını ifade eden Esra Aydın, “Kavga ettik, param yok gelmek istiyorum demişti. Sonrasında barıştık demişti. Sürekli problemler yaşıyorlardı. Özge ayrıldığı zaman Bartu geliyordu. Olay günü de gayet iyiydi. Sadece Bartu ile kavgalıydı. Sonra aralarını düzeltmişler. O güne dair bildiğim bu. Özgecan’ı 12 yıldır tanıyorum. Arkadaşımı alıkoyduğu belli. Özge çıkmak istemiş izin vermemiş. Arkadaşım intihara meyilli biri değildi. Öncesinde de bende kalmıştı. Bana ‘yalandan da olsa evlenebileceğini söylemesine razıyım’ diyordu. Asla böyle bir şey demiyor. Sonradan öğrendiğime göre Bartu, Özgecan hakkında verdiği ifadelerde onunla evleneceğini söylemiş. Ama böyle bir şey olsaydı Ayşe Özgecan bana bunu kesinlikle söylerdi. Sanık hiçbir zaman arkadaşıma ciddi düşündüğünü dahi söylememiştir” diye konuştu.
Taraf avukatlarını dinleyen mahkeme heyeti sanık Bartu C.A.’nın adli kontrol şartının ayda bir olmak üzere devam etmesine, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşmayı 4 Temmuz 2024 tarihine erteledi. – ZONGULDAK
]]>Sanayi işletmeleri son dönemlerde çırak ve usta bulmak konusunda sıkıntı yaşıyor. Gençlerin sanayiye karşı ilgisizliği nedeniyle piyasada yetiştirecek çırak olmamasından yakınan ustalar, bugünlerde yetişen çırak sayısının azalması nedeniyle ilerleyen dönemlerde usta sayısının azalmasından endişe ediyor. Çırak olmadığı için bütün iş yükünü kendi başına üstelenen sanayiciler, gelen çıraklara ise meslek öğrenmeyi amaçlamadıkları ve sadece para kazanmak istediklerini öne sürerek tepki gösterdi. Ailelerin de sanayiye karşı olumsuz bir bakış açısı olması nedeniyle eski çırak kültürünün kalmadığından bahseden ustalar çırağın çekirdekten yetiştirilmesi gerektiğine vurgu yaparak meslek liselerine ve çıraklık okullarına gereken önemin gösterilmesini istedi.
“Benim arkamdan gelip bu işi yapacak adam kalmadı”
Sanayici Doğan Türkmenci, yetiştirecek çırak bulamamaları nedeniyle bulundukları durumdan şikayetçi olduklarını belirtti. Gelen çırakların da 1-2 gün burada çalışıp, mesleği öğrenemeden bıraktığını dile getiren Türkmenci, “Eskisi gibi değil. Çekirdekten yetiştirme kalmadı. Çırakların bu işleri öğrenmesi için sanayide çalışması lazım. Yetiştiremediğimiz zaman biz kendimiz çalışmak zorundayız. Çıraklığı yap, ustalığı yap, adamın arabasının parçasını getir. Hepsine git gel yapıyoruz. Biz bu konuda çok sıkıntıdayız. ya bu okulları komple bitirecekler, ya da ilkokuldan veya ortaokul bitirenler bu çıraklığa başlayacak. İşi öğrenecekler ya da bu işler bitecek. 16 yaşındaki adam bu işi öğrenmiyor. Geliyor, senin yanına anca takımı getiriyor. Parasını alıyor, işine bakıyor. Sonra da çekip gidiyor ve böyle kalıyor. Ben 20-25 senedir bu işle uğraşıyorum, yanımda çırak yetiştiremiyorum. Benim arkamdan gelip bu işi yapacak adam da kalmadı” dedi.
“Çırak yok ki usta yetişsin”
Motorcu İsmail Ünlüce, çırak sorunun sanayinin en büyük sorunlarından birisi olduğunu söyledi. Gelen çırakların okuldan olduğunu, onların da çok durmadığını ifade eden Ünlüce, “Zaten onların çalışma gibi bir amaçları yok. Bu sene ben meslek lisesinden 4 defa çırak aldım ama çocuklar çalışmıyor, devamsızlıkları çok oluyor. Eskiden bir kültür vardı, çıraklar alt yapıdan yetişiyordu. Şu anda artık çırak olayı da kalmadı. Gelen çocuklar çalışmıyor. Çırak yok ki usta yetişsin. Çıraklar gelmiyorlar, çalışmıyorlar. Yazın geliyorlar. Aslında yaz dönemlerinde 3 aylık tatilde ya da ara tatillerde gelenler vardı, artık onlar da gelmiyorlar. O çırak kültürü kalmadı” şeklinde konuştu.
“Gençler ne yazık ki artık sanayilerden iyice uzaklaştı”
Sanayideki çoğu kişinin aksine çırak sıkıntısı yaşamayan usta Ahmet Çelikel ise meslek liselerine gereken önemin verilmediğinden bahsederek şu şekilde konuştu:
“Komşu esnaflardan duyduğumuz kadarıyla bir çırak sıkıntısı mevcut. Yani okullarda yetişen eleman az. Anladığımız, duyduğumuz kadarıyla okullardaki eğitim seviyesi biraz düşükmüş. Yani tam bir eğitim alamıyorlar. Meslek liselerine eskisi gibi önem verilmiyor, stajyer öğrenci gelmiyor. Ondan dolayı böyle bir sıkıntı yaşanıyor. Bir de yeni nesil gençler ne yazık ki artık sanayilerden iyice uzaklaştı. Gelecek yıllarda usta da bulunmayacak. Yavaş yavaş bu şekilde problemler doğacak. Biz dışarıdan bir eleman aldık, onu çıraklık okuluna kaydettirdik ve oradan eğitimini devam ettiriyor. Haftada 1 gün eğitime gidiyor, onun haricinde bizim burada duruyor ve kendimiz eğitimini veriyoruz. Zaten insanlar artık kolay para kazanma peşindeler. Yani kimse buradaki soğuğu çekerek çalışmak istemiyor. Bunu aileler de istemiyor. Bundan dolayı da kimse sanayiyi tercih etmiyor.” – ESKİŞEHİR
]]>Çuvaldızla yaklaşık 2 bin 500 dikiş atılarak 5 günde üretilen herik için usta bulunamıyor
BİTLİS – Bitlis’te 27 yıl önce başladığı harik sanatını tek başına sürdüren Haydar Yılmaz, mesleği bıraktığı takdirde bu sanatı sürdürecek kimsenin olmadığını söyledi.
Bitlis’in son harik (yöresel ayakkabı) ustası olan Haydar Yılmaz, yöre halkının yüzyıllardır kullandığı ancak son yıllarda kaybolmaya yüz tutan el sanatlarından biri olan harik sanatını 27 yıldır tek başına sürdürmeye çalışıyor. Keçi kılı ve kendirden yapılan ve bir dönem yöre halkı ve sanat camiasının gözdesi olan Bitlis’e has harik sanatı, eski popülerliğini kaybetmiş durumda. İlginin her geçen gün biraz daha azaldığı harik sanatı yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutan halk sanatları arasındaki yerini almaya başladı.
Yöre halkının geçmişte ayakkabı olarak kullandığı harik; yazın serin, kışın ise ayakları sıcak tutan, ayaklarda mantar oluşumunu da önleyen ve bu anlamda ayak sağlığı için önerilen bir giyim eşyası olarak biliniyor. Zorlu bir üretim süreci olan harik sanatı, ustasının elinde 12 farklı yapım aşamasından geçerek tamamlanabiliyor.
Keçi kılı ve kendir kullanılarak tamamen el işçiliğiyle üretilen harik, çuvaldızla yaklaşık 2 bin 500 dikiş atılarak 5 günde üretilebiliyor. Yaklaşık 650 yıllık bir geçmişi bulunan sanatın son ustası olan Haydar Yılmaz ise bu değerli sanatın kaybolmaması için 27 yıldır mücadele veriyor.
1997 yılında başladığı harik sanatını sürdürmenin gayreti içerisinde olan devlet sanatçısı unvanına sahip Haydar Yılmaz, kaybolmaya yüz tutan harik sanatını yaşatmaya çalıştığını belirtti. Harikin üretiminden tanıtımına kadar her aşamasıyla ilgilenen Yılmaz, harik yapımının zorlu ve emek gerektiren bir süreç olduğunu ifade etti. Ülke genelinde düzenlenen fuar ve festivallere katılarak sanatını tanıtmaya çalışan Yılmaz, en çok ilgisizlikten yakındı. Yılmaz, bu mesleği yeni nesillere aktardıktan sonra gönül rahatlığı ile bırakacağını ifade ederek, “Kültür merkezinde çalışmalarıma 27 yıldır devam etmekteyim. 1997 yılında aldığım kursla mesleğe başladım. 1998 yılında yine kültür merkezinde Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne bağlı olarak kurslar açıyorum. O günden bugüne öğrencileri yetiştirdim. Şu ana kadar 150’nin üzerinde yetiştirdiğim kursiyer sayısı var. Fakat meslek zorlu ve malzemeyi bulmak sıkıntılı mevcut. Bir de pazar sorunu olduğu için maalesef öğrettiğim kursiyerler de devam ettiremiyorlar. Bu sebepten ötürü de 27 yıldır tek başıma mesleği sürdürmeye çalışıyorum. Bitlis’in geleneksel ayakkabısı olan harik, ayakkabı olmadan önce 600 yıl boyunca ayakkabı olarak kullanıldığı rivayet edilmektedir. Günümüzde daha çok hediyelik ve halk oyunları ekiplerinin siparişleri doğrultusunda üretimi yapılmaktadır. Ana ham maddesi keçi kılı ve kendirden oluşuyor. Tamamıyla el işi, yaklaşık 5 günde bir çift yapılıyor. Ayakta romatizma ağrısına yardımcı olduğu söylenmektedir. Ayrıca mantar hastalıklarına da iyi geliyor. Tek başıma kaldığım için mesleği bırakma gibi bir lüksümde kalmadı. Çünkü bıraktığım zaman meslek kaybolacak. Bu sebepten dolayı yeni nesillere aktarmak amacıyla çalışmalarımı yapıyorum. Yeni nesillere aktardığım zaman en azında meslek devam edecek. O zaman gönül rahatlığı ile bırakacağım. Çünkü 27 yıldan sonra gerçekten çok yoruldum artık. Halk eğitim ve kültür müdürlüklerinin kurs desteği olmazsa geçimimi idame edebilecek şansım bile yok. Onlar sayesinde yok olmaya yüz tutan bu sanatı ayakta tutmaya çalışıyorum” diye konuştu.
]]>Kentte farklı meslek liselerinde okuyan 12’nci sınıf öğrencisi 13 genç haftanın iki günü okulda teorik eğitim görüyor, 3 günü ise Batman Belediyesi Makine İkmal Bakım ve Onarım Müdürlüğü bünyesindeki atölyelerde işin ustalarıyla arızalanan araçların tamirini yapıyor.
Tecrübeli ustalara kaporta tamiri, araç boyama lastik değişimi ve onarımı, araç yağlama gibi alanlarda çıraklık yapan öğrenciler, hem el becerilerini geliştiriyor hem de mesleğin inceliklerini sahada öğrenme imkanı buluyor.
Otomobil, otobüs ve iş makinesi gibi farklı türden araçların tamirini öğrenen gençler, atölyelerde iş yaşamına hazırlanıyor.
“Usta çırak ilişkisi içinde işlerini yapıyorlar”
Batman Belediyesi Makine İkmal Bakım ve Onarım Müdürü Mücahit Kartal, AA muhabirine, belediye bünyesinde bulunan 348 aracın bakım ve onarım işlerini yaptıklarını söyledi.
Eğitim öğretim yılı içerisinde stajyer öğrenci kabul ettiklerini belirten Kartal, şartları uyan öğrencilerin belediye bünyesinde staj yaptığını, mesleğin inceliklerini öğrendiğini ifade etti.
Meslek liselerinde eğitim gören 13 öğrencinin 2023-2024 eğitim öğretim yılı içinde atölyelerinde staj yaptığını dile getiren Kartal, “Öğrencilerimizi müdürlüğümüz bünyesinde bulunan kaporta, iş makinesi, binek araçlar, otobüsler olmak üzere farklı birimlerde görevlendirdik. Stajyerlerimizi buradaki ustalarımızla geleceğe hazırlıyoruz.” dedi.
Kartal, müdürlükleri bünyesindeki atölyelerin dışarıdaki oto sanayi sitelerinden hiçbir farkı olmadığını belirtti.
Bünyelerinde görev yapan ustaların hepsinin daha önce sanayi sitelerinde çalıştığını ve tecrübeli olduğunu anlatan Kartal, ustaların stajyer öğrencilerle bire bir ilgilenerek onlara mesleği en iyi şekilde öğrettiğini söyledi.
9 ay süren staj ile onları donanımlı hale getirdiklerini belirten Kartal, “Amacımız iyi bir stajla eğitimlerini tamamladıktan sonra kendilerine bir iş yeri açabilecek veya iyi bir iş yerinde çalışabilecek deneyim ve tecrübeyi kazanmalarını sağlamak. Stajyer öğrencilerimiz usta çırak ilişkisi içerisinde işlerini yapıyor.” ifadelerini kullandı.
“Hedefim iyi bir staj eğitimiyle işi öğrenip tamir atölyesi açmak”
Staj yapan öğrencilerden Berzan Esin, Makine İkmal Bakım ve Onarım Müdürlüğünde staj yapma imkanı bulduğunu belirterek, burada ustalardan öğrendikleri bilgileri uygulama imkanına kavuştuklarını söyledi.
Eğitimin saat 08.00’de başladığını, 17.00’ye kadar sürdüğünü ifade eden Esin, “Gelecekte bu işi yapmak istiyorum. Ustalarımız bu işi severek yapıyorlar, bize de işi sevdiriyorlar. Hedefim ileride tamir atölyesi açmak.” diye konuştu.
Yunus Tunç da staj eğitiminde bir araçta anahtardan motora kadar her bölümle ilgili detaylı bilgi edindiklerini, araç tamirinde de görev aldıklarını belirtti.
Tunç, şunları söyledi:
“Önce dikkatli bir şekilde ustalarımızı izliyoruz ve tamiratın nasıl yapıldığını öğreniyoruz daha sonra uygulamalı şekilde tamir yapıyoruz. Gelecekteki hedefim burada iyi bir staj eğitimi alıp, işi öğrenip tamir atölyesi açmak.”
Şamil Akkaya ise farklı atölyelerde eğitim gördüklerini ve her atölyede bilgiler öğrendiklerini kaydetti.
Aletlerin kullanımı, motor tamiri gibi işin her kademesiyle ilgili bilgi sahibi olduklarını belirten Akkaya, ustaların çok başarılı olduğunu, onlardan bu işi en iyi şekilde öğrenmeye çalıştıklarını söyledi.
]]>