Tarihi – Karadeniz Haber Tv http://www.karadenizhabertv.com.tr Sun, 14 Jul 2024 21:03:14 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Hatay Valisi Mustafa Masatlı, depremden etkilenen tarihi yapılardaki çalışmaları değerlendirdi http://www.karadenizhabertv.com.tr/hatay-valisi-mustafa-masatli-depremden-etkilenen-tarihi-yapilardaki-calismalari-degerlendirdi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/hatay-valisi-mustafa-masatli-depremden-etkilenen-tarihi-yapilardaki-calismalari-degerlendirdi/#respond Sun, 14 Jul 2024 21:03:14 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=9321 Hatay Valisi Mustafa Masatlı, 6 Şubat 2023’teki depremlerden etkilenen tarihi yapılarda sürdürülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Depremlerde ağır hasar alan ve restorasyonu devam eden tarihi meclis binasının çalışma alanında incelemelerde bulunan Masatlı, AA muhabirine, Hatay’ın depremlerin yıkıcı etkisinin en fazla hissedildiği şehir olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiyle depremin ilk dakikalarından bu yana her alanda olduğu gibi, tarihi eserlerin de yeniden ihyası ve inşası kapsamında çalışmalara aralıksız devam edildiğini belirten Masatlı, şöyle devam etti:

“Çalışmalarımız 4 farklı alanda devam etmektedir. Bunlardan birincisi İl Kültür ve Turizm Bakanlığımız koordinesinde yürüttüğümüz çalışmalardır. Bu kapsamda, Hatay Şehir Müzesi, Hatay Edebiyat Müze Kütüphanesi, St. Pierre Anıt Müzesi, Kırıkhan Nuriye Civelek Çocuk Kütüphanesi onarım ve restorasyon çalışmaları için proje ihaleleri yapılarak çalışmalara başlanmış, St. Pierre Anıt Müzesi restorasyonu tamamlanarak hizmete açılmıştır. Hatay Şehir Müzesi restorasyonu devam etmektedir, diğer yapıların ise proje çalışmaları sürüyor.”

Depremden zarar gören tescilli taşınmazlara yönelik, bugüne kadar 4 defa hibe programı dönemi açıldığını ve 409 başvurunun alındığını ifade eden Masatlı, 167 mülk sahibiyle proje, 3 mülk sahibiyle de uygulama sözleşmesi yapıldığını, tescilli taşınmazlara yönelik 239 projenin de değerlendirilmesinin devam ettiğini anlattı.

Vali Masatlı, kültür molozlarının Kültür Enkazı Döküm Sahası ve Ayrıştırma Merkezi’ne taşındığını, enkaz ayrıştırmadan çıkan 550 eserin de koruma altına alındığını söyledi. Bugüne kadar 257 tescilli yapının enkazının da kaldırıldığını aktaran Masatlı, Vakıflar Bölge Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen yeniden ihya ve inşa çalışmalarının da sürdüğünü dile getirdi.

Valilik bünyesindeki Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca yürütülen çalışmalara da değinen Masatlı, Valilik binası ve konutu ile Reyhanlı Müderris Konağı, Tabiat Şifahanesi-Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi gibi tarihi yerlerde de ihya ve inşa faaliyetlerinin devam ettiğini belirtti.

Tarihi meclis binası ve bitişindeki konaktaki çalışmalar

Masatlı, protokoller çerçevesinde gerçekleşen ve bu kapsamda Doğuş Grubu tarafından finanse edilen Hatay Meclis Binası ve Adalı Konağı’ndaki çalışmaları anlatarak, “Hatay meclis binamızda, ayrıştırma işlemleri tamamlanmıştır. Rölöve, rekonstrüksiyon (yeniden yapım) projeleri koruma kurulu tarafından onaylanmıştır. Şu an itibarıyla tüm alanda yaklaşık 197 fore kazık işlemi yapılacak. Bunlardan şu an itibarıyla 65’i tamamlanmış durumdadır.” dedi.

Adalı Konağı’nda da ayrıştırma işlemlerinin bittiğini, zemin iyileştirme çalışmalarının devam ettiğini dile getiren Masatlı, her iki tarihi yapının da 2025’in sonlarına doğru tamamlanmasını öngördüklerini söyledi.

Uzun Çarşı ve Kurtuluş Caddesi’ndeki çalışmalar

Tarihi Uzun Çarşı ve dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Kurtuluş Caddesi’nde de çalışmalar yapıldığını vurgulayan Masatlı, şöyle devam etti:

“Tarihi Uzun Çarşı’mızda, şu an için 654 dükkanın yeniden, eskisinden daha güçlü ve modern yapımı için çalışmalarımıza başladık. 6 etap şeklinde inşa edilecek, çarşımızın yenilenmesi projemizdeki çalışmalarda yapılan her şey çok kıymetlidir. İlaveten Kemal Paşa Caddesi tarafında yer alan dükkanlarımızın da yeniden yapım çalışmalarına başlandı. İkinci olarak tarihin aydınlatılan ilk caddesi olması sebebiyle ülkemizin ve dünyanın önemli yapılarından Kurtuluş Caddemizde de çalışmalarımız devam etmektedir. Kurtuluş Cadde’mizde yer alan 56 tescilli yapının aslına sadık kalınarak yeniden ihya ve inşa edilmesi yönünde proje çalışmalarına başlanılmıştır. 6 yapımızın da koruma kurul onayı çıkmıştır.”

Masatlı, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden Hatay’ı gelecek nesillere eskisinden daha güçlü şekilde miras bırakmak için sahada çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini kaydetti.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/hatay-valisi-mustafa-masatli-depremden-etkilenen-tarihi-yapilardaki-calismalari-degerlendirdi/feed/ 0
Manisa’da 29 Şubat’ta doğan bebeklerin doğum günü sevinci http://www.karadenizhabertv.com.tr/manisada-29-subatta-dogan-bebeklerin-dogum-gunu-sevinci/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/manisada-29-subatta-dogan-bebeklerin-dogum-gunu-sevinci/#respond Fri, 05 Jul 2024 09:18:27 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8708 MANİSA (İHA) – Takvimlere göre 4 yılda bir kez gerçekleşen ’29 Şubat’ gününde Manisa’da dünyaya gelen bebekler ailelerine büyük mutluluk yaşatırken, bu yıl 29 Şubat’ta doğanlar 4 yıl sonra ilk kez doğum günlerini tam gününde kutlayabilecek.

Manisa Şehir Hastanesi’nde, 4 yılda bir denk gelen 29 Şubat tarihinin ilk bebekleri dünyaya geldi. 6 yıldır çocuk sahibi olamayan Raziye-Emrah Yılmaz çiftinin bebekleri bugün dünyaya geldi. Doğum öncesi gazetecilerin sorusunu yanıtlayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Hekimi Op. Dr. Murat Özşahin, “Bugünün ilginç bir öyküsü var. Hastamızın 6 yıldır çocuğu olmuyordu. 1 yıl öncesinde tüplerini açtık ve gebe kaldı. 9 ay boyunca hastamızı takip ettik. Doğum gününü farkında olmadan 29 Şubat’a yani bugüne vermişiz. İlginç bir tesadüf de oldu. Hastamızın ağabeyi de 29 Şubat tarihinde doğmuş. Kendi çocuğunun da doğumu 29 Şubat tarihine denk geldi. 29 Şubat bilindiği üzere 4 yılda bir gerçekleşiyor. Hastamız 6 yıldır bu çocuğu bekliyordu. Güzel ve mutlu bir anı olacak onlar için de inşallah. Hastamızı birazdan doğumhaneye alacağız. Bütün çocuklarımız kıymetli. Bu çocuğumuzun da yeri biz de ayrı, çünkü 6 yıldır beklenen bir çocuktu. Kısmet 29 Şubat’a denk gelmesi” dedi.

Doğum tarihini 29 Şubat istemeyenler de oldu

Gün içerisinde 1 doğumun gerçekleştiğini ve planlı olarak 6 doğumun daha olduğunu belirten Özşahin, “Şu anda planlı 6 sezaryenimiz var. Sabaha doğru da bir normal doğumumuz oldu. Planlı olmayan bir doğumdu ve 29 Şubat’a denk geldi. Doğum günleri bazen birkaç gün öncesinden belli olduğu için 29 Şubat tarihini isteyenler oldu. Doğum gününü bir sonraki sene kutlayamayacağını düşünen hastalarımızdan istemeyenler de oldu” diye konuştu.

“Bizim için ilginç bir tesadüf oldu”

6 yıldır çocuk hasreti çeken Raziye Yılmaz ise doğacak çocuğuna Emre ismini vereceklerini belirterek, çok mutlu olduğunu söyledi. Yılmaz, “6 senedir çocuğumu bekliyordum. Allah’ın ve hocamızın da sayesinde bugün çocuğumuzu kucağımıza alacağız inşallah. Benim ağabeyimin de doğum tarihi 29 Şubat. Bizim için ilginç bir tesadüf oldu. 4 yılda bir kez doğum günü denk geliyor ama biz yine de 28 Şubat ya da 1 Mart gününe doğum gününü yapacağız” dedi.

Öte yandan röportajın ardından doğumhaneye alınan Raziye Yılmaz’ın doğumunun gerçekleştiği ve bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına aldığı bildirildi.

“Doğum gününü de babasıyla birlikte kutlarız”

Manisa Şehir Hastanesi’nde 29 Şubat tarihinin ilk bebeği ise İsmail-Şule Bilgin çiftinin Ahmet Müştak ismini verdikleri oğulları oldu. Sabah saatlerinde plansız olarak doğumu gerçekleşen Şule Bilgin, “İlk bebeğim çok heyecanlıyım. Yarın da nasipse babasının doğum günü. Doğum günleri arka arkaya denk geldi. Sürpriz yaptı bize. Tamamen kendi tercihi ile bugün doğum oldu. Bundan sonra inşallah doğum günün de babasıyla birlikte kutlarız” ifadelerini kullandı. – MANİSA

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/manisada-29-subatta-dogan-bebeklerin-dogum-gunu-sevinci/feed/ 0
İYİ Parti Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nusret Cömert, Hatay’ın yeniden inşası için vizyon oluşturdu http://www.karadenizhabertv.com.tr/iyi-parti-hatay-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-nusret-comert-hatayin-yeniden-insasi-icin-vizyon-olusturdu/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/iyi-parti-hatay-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-nusret-comert-hatayin-yeniden-insasi-icin-vizyon-olusturdu/#respond Sun, 23 Jun 2024 21:00:29 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8412 İYİ Parti Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nusret Cömert, adaylık sürecinde Atatürk’ün “Hatay benim şahsi meselemdir” sözünün belirleyici olduğuna vurgu yaparak, “Dedelerim de Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılması için uğraşmışlar. Evlerinin avlusuna bombalar bırakılmış. Böyle bir mücadeleyi veren insanları torunu olarak hayatımın bu bölümünü Hatay’a adamak istedim” dedi.

İYİ Parti Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Nusret Cömert, deprem felaketinde büyük yıkımların yaşandığı Hatay’ın yeniden inşası için oluşturduğu vizyonu ve yapacağı çalışmaları anlattı. Cömert, Hatay’ın yeniden inşası için yerel, ulusal ve uluslararası kaynakları değerlendiren, birleştirici ve kaynaştırıcı bir anlayış temelinde “Hatay Yeniden” isimli vizyon oluşturduğunu açıkladı. Habertürk Yerel Seçim 2024 programına katılan Nusret Cömert, adaylık sürecinde Atatürk’ün “Hatay benim şahsi meselemdir” sözünün belirleyici olduğuna vurgu yaparak, “Dedelerim de Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne katılması için uğraşmışlar. Evlerinin avlusuna bombalar bırakılmış. Böyle bir mücadeleyi veren insanları torunu olarak hayatımın bu bölümünü Hatay’a adamak istedim” dedi.

“Hataylıların da fikirlerini alarak şehrimizi yeniden inşa edeceğiz”

Deprem felaketinde çok ağır yara alan Hatay’ın yeniden ayağa kalkması için seferberlik anlayışıyla sorumluluk üstlendiğini ve hemşehrilerinin teveccühüne talip olduğunu belirten Cömert, şunları söyledi:

“Yaptığım çalışmalar sonucunda Hatay’ın yeniden inşası için bir vizyon oluşturdum. İsmini de ‘Hatay Yeniden’ koydum. Bu vizyon ile tarihi ve kültürel dokuyu koruyarak, modern, uygar, yaşanabilir bir şehir inşa etmek istiyorum. Tabi bunun tüm ekosistemini de yaparak, bir bütün olarak ilerleyeceğim. Katılımcı bir anlayışla, Hataylıların da fikirlerini alarak şehrimizi yeniden inşa edeceğiz. Doğru bir planlamayla bunu başaracağız. Çünkü aynı hataları yaparak farklı bir sonuç bekleyemeyiz. Öncelikli olarak konteynerlerde yaşayan hemşehrilerimin koşullarını iyileştirmek için çalışmalar yapacağım. Sonrasında kültürel ve tarihi dokuyu koruyarak modern, uygar ve yaşanabilir bir şehir ortaya çıkarmak için planlarımızı, projelerimizi uygulamaya koyacağız.”

“Tarihi dokunun içinde depremde yıkılmayan çarpık yapıları ben yıkacağım”

Hatay’ın yeniden inşası için imar planlarını hazırlarken Antakya, Defne, İskenderun ve diğer ilçeler için ayrı ayrı çalışmalar yapacağını dile getiren Nusret Cömert, Antakya’da tarihi dokuyu ayağa kaldırırken depremde yıkılmayan gecekondu tarzı çarpık yapıları da yıkacağını açıkladı. Cömert, tarihi mirası gecekondulardan arındırırken hak sahiplerini mağdur etmeyeceklerini, uygun yerlerde konutlar ve işyerleri yapacaklarını ifade etti.

Antakya’da dünyanın ilk ışıklandırılan caddesi olarak bilinen Kurtuluş Caddesi’nin, Defne ilçesinin ve Hatay’ın pek çok yerinin büyük arkeolojik değere sahip olduğunu belirten Nusret Cömert, bu bölgelerde restorasyon projelerini uygularken Asi Nehri’ni de tekrar kente kazandıracaklarını, nehir boyunca yeşil alan düzenlemeleri, parklar ve spor alanları yapacaklarını ifade etti.

“Birleştirici, kaynaştırıcı bir anlayışı hakim kılacağım”

Hatay’ın yeniden inşa ederken projelerin finansmanı için yerel ve ulusal kaynakları değerlendirirken uluslararası kurum ve kuruluşların finans ve bilgi kaynaklarını harekete geçireceğini söyleyen Nusret Cömert, “Hatay’ın yeniden inşası için tarihi bir aşamayız. Doğru planlamalar, doğru projeler hazırlamak zorundayız. Ben birleştirici, kaynaştırıcı bir anlayışı hakim kılarak koordinatör görevi yürüteceğim. Sayın bakanlarımıza gideceğim, izah edeceğim. Çünkü elinizdeki projeniz doğruysa bunu izah edebilirsiniz” dedi.

“Doğu Akdeniz’deki doğal gaz rezervinden Hatay faydalanmalı”

Enerji sektöründe 40 yılı aşkın birikime, enerji ve enerji jeopolitiği alanında uluslararası deneyimlere sahip olduğunu anımsatan Nusret Cömert, Doğu Akdeniz’de doğal gaz rezervleri bulunduğunu, bu alanda halihazırda yapılan çalışmalara Hatay’ı dahil edeceğini ve şehrin ekonomik gelişimine katkı sağlayacağını ifade etti.

Hatay’ın yeniden inşası için siyasi referansının Atatürk ilkeleri ve Atatürk milliyetçiliği olduğunu söyleyen Nusret Cömert, “Bunlar benim kırmızı çizgimdir” dedi. – HATAY

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/iyi-parti-hatay-buyuksehir-belediye-baskan-adayi-nusret-comert-hatayin-yeniden-insasi-icin-vizyon-olusturdu/feed/ 0
Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa Programı Paneli Düzenlendi http://www.karadenizhabertv.com.tr/prof-dr-fuat-sezgine-vefa-programi-paneli-duzenlendi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/prof-dr-fuat-sezgine-vefa-programi-paneli-duzenlendi/#respond Fri, 21 Jun 2024 09:06:37 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8288 “100. Doğum Yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa” programı kapsamında panel düzenlendi.

Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı (İBTAV) tarafından yayımlanan, “Arap-İslam Bilimler Tarihi” adlı 17 ciltlik eserin tanıtımı ve “100. Doğum Yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa” programı, Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirildi.

Almancadan Türkçeye çevrilen ve Müslümanların 8. ila 16. yüzyıllar arasında bilim dünyasına öncülük ettiği döneme dair temel başvuru kaynağı niteliği taşıyan eserlerin tanıtımının ardından, “100. Doğum Yılında Prof. Dr. Fuat Sezgin’e Vefa” programı kapsamında panel düzenlendi.

Kırıkkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ersan Aslan yönetimindeki panelde, Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı (İBTAV) Mütevelli Heyeti Üyesi Bilal Erdoğan, YÖK üyesi Prof. Dr. Mahmut Ak ve Prof. Dr. Mahmut Karakuş konuşma yaptı.

Panelde konuşan Bilal Erdoğan, Fuat Sezgin Hoca’nın aslında Cumhuriyet tarihinin önemli travmalarının adeta bir mağduru ve sembolü denilebilecek biri olduğunu söyledi.

İslam medeniyetinin bilimler tarihindeki yerinin hakkıyla bilinmesinin ciddi politik ve ideolojik bir yönünün olduğunu dile getiren Erdoğan, “Medeniyetler savaşının öngörüldüğü bir atmosferde yaşıyoruz. Böyle bir ortamda tabii ki ciddi bir aşağılık kompleksi yaşayan koca bir İslam medeniyetinin bakiyesi olan 2 milyara yakın insanın bir hesaplaşma öngörüsünün de olduğunu zaten Batılı bilim insanları, oryantalistler yazmış.” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, Prof. Dr. Fuat Sezgin’in kitabında yazan “Arap” kelimesinin bütün Müslümanları kastettiğine vurgu yaparak, “Dolayısıyla buradaki Arap tepkisini gördüğünüz zaman sadece Arap bilim insanlarının tarihi anlatılıyor diye düşünmeyin. Burada Türk de var, Fars da var. Yani bilimler tarihinde iz bırakan bütün önemli Müslüman bilim insanları var.” diye konuştu.

Fuat Sezgin’in hamasetle iş yapmadığını, “Batı şöyle bizi görmedi, Batı böyle bizi görmedi” şeklinde yaklaşımlarının olmadığını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hocamızın ortaya koymaya çalıştığı, bunu biz yapabildiysek tekrar yapabiliriz. Müslüman bilim insanlarının bilimlere yaptığı yüzyıllar süren katkının olduğunu tespit etmek ve ondan sonra da Batı’nın bıraktığı bayrağı alıp bu bilimler mirasını daha ileriye taşımak ve bunda bir Müslüman medeniyeti olarak öncü olmak. Yani hocamız bunu yapabileceğimizi bu kadar çalışarak ortaya koyuyordu. Onun için bu buluşmalarımızda hocamızın çalışkanlığına ciddi anlamda vurguyu yapıyoruz.”

Erdoğan, Fuat Sezgin’in eserlerine ilişkin enstitü, kütüphane ve müze kurduklarına dikkati çekerek, sonraki süreçte bu eserlerin yaygın erişimini sağlamak için dijitalleştireceklerini, Almanca ve Türkçenin yanı sıra İngilizce ve Arapçaya da çevirisini yapacaklarını kaydetti.

Söz konusu eserlerin önemli bir kaynakça olduğunu belirten Erdoğan, bilimler tarihi alanında çalışma yapacak insanların bundan sonra yazacakları eserlere kaynak olabileceğini vurguladı.

Bilal Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, bilim tarihi lisans programlarından mezun olanların bu dersleri verebilmesine ilişkin duyurusunun kendileri için çok hayati önem taşıdığını ifade etti.

Üniversite bünyesindeki enstitünün güçlenmesi, buraya gelen öğrencilerin rağbetinin artmasının önemine işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bütün bunları tamamladığımız zaman artık yeni nesillerin kendi medeniyetimizle ilgili bir özgüveni olacak. ‘Türkiye Yüzyılı’ dediğimiz zaman bu elbette ki bir kızıl elma, bir ideal. Dolayısıyla bunun altını doldurmamız için bilimsel sahada yapılacak çalışmalar var. Tabii ki teknolojide rekabet edeceğiz. Batı’nın bıraktığı yerde geçeceğiz. Çünkü Batı’nın teknolojik önderliğinin başat durumunun sürdürülebilir olmadığını görüyoruz.”

Çeviri ekibine sertifika verildi

Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyeti ve Yönetim Kurulu Başkanı Mecit Çetinkaya da konuşmasında, vakfın kurulmasında ve eserlerin hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.

Programda, Bilal Erdoğan, Arap-İslam Bilimleri Tarihi’nin çeviri ekibine sertifikalarını takdim etti.

Eserlerin birer cildi ayrıca Çetinkaya tarafından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır’a, Erdoğan tarafından da Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e hediye edildi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/prof-dr-fuat-sezgine-vefa-programi-paneli-duzenlendi/feed/ 0
İmamoğlu’ndan Erdoğan’a: “İstiyor Ki, Her Şeyi Ona Teslim Edelim. Neyse; Biz Onu Yavaş Yavaş Emekli Etmeye Hazırlanıyoruz Merak Etmesin” http://www.karadenizhabertv.com.tr/imamoglundan-erdogana-istiyor-ki-her-seyi-ona-teslim-edelim-neyse-biz-onu-yavas-yavas-emekli-etmeye-hazirlaniyoruz-merak-etmesin/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/imamoglundan-erdogana-istiyor-ki-her-seyi-ona-teslim-edelim-neyse-biz-onu-yavas-yavas-emekli-etmeye-hazirlaniyoruz-merak-etmesin/#respond Thu, 20 Jun 2024 09:12:47 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8237 Haber: OKTAY YILDIRIM Kamera: SADIK KARAKULOĞLU

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, şehrin yedinci tepesi olarak tanımlanan Kocamustafapaşa Tepesi’nde konumlu tarihi Bulgur Palas’ı, İstanbulluların kullanımına açtı. İstanbul’un tarihinin en çok restorasyon yapılan dönemini yaşadığını belirten İmamoğlu, “İstanbul’un çehresini değiştiriyoruz. İstanbul’un tarihi ve turistik değerlerine yeniden, daha güçlü bir şekilde kazandırıyor, aynı zamanda değer katıyoruz. Bugün İstanbul’un hizmet alması için farklı görüşleri olanlar var. Ne diyorlar? İlla hükümetle belediye, aynı partiden olmalıymış. Bak sen. Bak sen. Seçim yapmayalım o zaman. Muhtarlar da gitsin otursun evinde. İstiyor ki, her şeyi ona teslim edelim. Neyse; biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz, Merak etmesin. Yıllarca İstanbul’u, hükümetle el ele yönettiler. O şımarıklık, o kibir, İstanbul’un her köşesini ihmale boğdu” dedi.

İBB iştirak şirketleri KİPTAŞ, İGDAŞ, İstanbul İmar AŞ, İSTAÇ ve İSTON girişimiyle; kentin hafıza tarihi açısından çok değerli bir yapı olan ve yıllardır kaderine terk edilen Bulgur Palas’ı 2021 yılında satın alındı. İBB Kültür Varlıkları Dairesi Başkanlığı’na bağlı İBB Miras ekipleri, tarihi yapıyı, KİPTAŞ koordinasyonunda titiz bir çalışmayla restore etti. Tarihi yapı; 135 kişilik kütüphanesi, sergi salonu, öğrenci kulüplerinin kullanımına tahsis edilen alanlar, restoran, çok amaçlı etkinlik alanları ve benzersiz İstanbul manzarasına sahip seyir terasıyla yeni nesil bir yaşam merkezi olarak tüm İstanbullularla buluştu. Böylece, Cerrahpaşa’da, şehrin yedinci tepesi olarak tanımlanan Kocamustafapaşa Tepesi’nde bulunan görkemli yapı, yeniden İstanbulluların oldu. Bulgur Palas’ın açılışı; İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Parti Meclisi üyesi Berker Esen, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli, CHP’nin Fatih Belediye Başkan adayı Mahir Polat, Zeytinburnu Belediye Başkan adayı Onur Soytürk ve Eyüpsultan Belediye Başkan adayı Mithat Bülent Özmen’in katılımlarıyla gerçekleştirildi.

“Tarihe sahip çıkmak, insan olmanın ve millet olmanın bir gereğidir, yoksa gerçekten eksik kalırız” diyen İmamoğlu, konuşmasında özetle şu ifadelere yer verdi:

“İSTANBUL’UN MİRASI BEŞ YILDIR EMİN ELLERDEDİR”

Tarihe sahip çıkmak, uygarlığın önemli bir göstergesidir. Hele hele İstanbul gibi kadim bir şehirde tarihe sahip çıkmak, aynı zamanda çok özenli davranmayı da gerektirir. Mutlaka bilimin, uzmanlığın yol göstericiliğinde hareket etmelisiniz. Ne yazık ki İstanbul’un tarihi ve kültürel mirası, bu anlamda uzun yıllar ihmal edilmiştir. Pek çok yanlış ve zararlı işler yapılmıştır. Özenli davranılmamıştır. ve İstanbul’a, tabiri caizse, gözünün nuru gibi bakmak gerekirken, sıradan davranışlar sergilenmiştir. Her alanda olduğu gibi, İstanbul’un mirasını koruma konusunda da ciddi anlamda liyakat sorunu vardı. Beş yıldır bu değişti. 2019’da bu anlamda yepyeni bir dönem başladı. ve inanınız ki bu yönüyle de birçok yönde olduğu gibi, İstanbul’un mirası beş yıldır emin ellerdedir.

“İBB MİRAS ORGANİZASYONUYLA, MUAZZAM GÜZEL İŞLER YAPIYORUZ”

İstanbul’un tarihi ve kültürel mirasına sahip çıkmak üzere kurduğumuz İBB Miras organizasyonuyla, muazzam güzel işler yapıyoruz. İBB Miras markası, baştan sona uzmanlığa, tecrübeye, liyakate dayalı bir yapı ve bu yapıya azami dikkat gösteriyor. İBB mirasın başarıları restorasyonla da sınırlı değil. Tarihi alan ve eserlere yeni işlevler kazandırıp, şehir hayatının bir parçası haline getirme konusunda da dünya çapında iş yapıyor. Hemen yanı başımızdaki Yedikule Gazhanesi’ndeki dönüşüm, böyle bir dönüşüm. Yine Hasanpaşa Gazhanesi’nde elde ettiğimiz, hayata kazandırılan alanlar böyle bir dönüşüm. Açılışını yaptığımız bugün burada bulunduğumuz Bulgur Palas’ta aynı şekilde, iştirak şirketimiz KİPTAŞ koordinasyonunda, İBB Miras’ın birlikte dayanışmayla, bilgiye, sevgiye, özene dayalı ellerinde şekillenerek, bugüne gelmiştir. Burada özellikle İBB Miras gibi, KİPTAŞ’a da ayrı bir paragraf açmak isterim. Ortaya koyduğumuz bu özenli davranışı pratik bir eyleme dönüştürmek adına, farklı iştiraklerimizi bu yönde seferber etme kararlılığını gösterdik. Buranın mülkünün alınmasında ve sürecin yapılmasında azami gayret gösteren kurumumuz olmuştur KİPTAŞ.

“İBB OLARAK MİLLETİN MALINI SATMAYIZ”

Uzun yıllar Osmanlı Bankası’nın arşivinin bulunduğu bir depoydu bu bina. Bu binayı İBB olarak, 2021 yılında satın aldık. Ben şimdi buranın hikayesini halkımdan gizleyecek değilim. Benim özel yaşamımla ilgili alandan; benim ailemde eski esere, işte yapıya, bazen belgelere, sanata, resme olan ilgimi bilir, kişisel olarak hukuki alanımla ilgilenen avukatım, bir gün bir bankanın satışa çıkardığı ve çok cazip bir alan diye tariflediği bu binanın dosyasını bana gönderdi. Ben, bu dosyayı görür görmez bu neresi diye baktım. Hiç unutmuyorum aynı gün Saraçhane’den çıkıp, arabamı aşağıda Yenikapı’ya çekip, arabadan inip yukarıya doğru baktım binayı görmek için. Bina muhteşem bir bina, tepede duruyor. ya dedim, ‘Bu binayı ben nasıl görmem?’ İnanın bir gün sonra -arkadaşlarım biliyorlar- çağırdım dedim ki, ‘Bu binayı İBB’ye alıyoruz. ve o gün karar verdik bu binayı almaya. Tabii aldıktan sonra gelip gezdiğimde, ne güzel bir karar verdiğimizi görüp, çok mutlu oldum. O gün aldığımız paranın, yani şöyle söyleyeyim, bugün bana yüz katını verseler, biz burayı İBB olarak milletin malını satmayız.

“BİZE İTİNAYLA DAVRANSIN”

İnsanlar buraya Yenikapı’dan, metro durağından yürüyecek. Tramvaydan buraya yürüyecek. Yürüyüş alanlarıyla ilgili de çalışmalarımız var. Bu sahanın kazandırılmasıyla ilgili de ekstra çalışma var. Çocuk parkını yaptık. Muhtarım diyor ki, burada bir kreş talebi var. Burada olmaz ama kreşimizi bu bölgeye yakın bir yerde yapacağız muhtarım. Hiç endişen olmasın. Yenikapı’dan buraya gelirken, orada çok değerli bir arkeoloji alanımızı, bir müze olarak İstanbul’a kazandırıyoruz. Orada çalışmalarımıza başladık. Ne hikmetse TIR’ların, kamyonların buradan kaldırılarak taşınması için, Alibeyköy’de dünya para harcayarak, çok modern bir tesisi yaptık. Ama garip bir biçimde… Ben buradan kaymakamlığa olan duygumu ifade edeyim. Hala o TIR’ları, kamyonları orada muhafaza etmek adına bir gayret gösteriyorlar. Biz de çıksınlar diye uğraşıyoruz. Ama çıkaracağız eninde sonunda. Kaymakamlığa çağrı yapıyorum. Bize yardımcı olsun. Sayın Valimize de çağrı yapıyorum. Bize itinayla davransın. Orası muazzam bir park olacak. Oradan insanlar yürüyüp buraya gelecekler, burayı görecekler. Burada oturan insanlar da buraya gelen misafirlerin, o nezih insanların keyfini yaşayacak. Harala gürele bir ortam değil, tam aksine böyle çok nezih, kültür kokan, öğrenciler, dostlar, komşular bir arada çok keyifli bir zaman dilimi yaşayacaksınız.

“‘İSTANBUL SENİN’ UYGULAMASI ÜZERİNDEN BULGUR PALAS KİTAPLIK’A GİRENE İBB KÜLTÜR KAFE’DE 1 KAHVE BEDAVA”

Bu arada es geçmeyeyim. Bulgur Palas Kitaplık’ta, İBB Kültür Kafe’de, ‘İstanbul Senin’ uygulaması üzerinden giriş yaparsanız, arkadaşlarım bir kahve de ikram edecekler mi? Onu duyurmamı istediler. Ama İstanbul senin uygulaması üzerinden giriş yapacaksınız ona göre.

“BİZDEN ÖNCE İSTANBUL’UN KAMUYA AİT TARİHİ ALANLARI, YAPILARIŞAHISLARIN, İMTİYAZLI BAZI DERNEK VE VAKIFLARIN KULLANIMINA VERİLİRDİ”

Bulgur Palas, aslında bizden önceki yönetimle aramızdaki zihniyet farkını ortaya koyan çok özel örneklerden birisi. Bizden önce İstanbul’un kamuya ait tarihi alanları, yapıları, bazı şahısların, imtiyazlı bazı dernek ve vakıfların kullanımına verilirdi. Biz ise, tam tersini yapıyoruz. Kamuya ait alanları, yapıları yeniden halka açmakla kalmıyor, Bulgur Palas örneğindeki gibi, ihmal edilmiş özel mülkleri de tüm İstanbulluların yararlanabileceği hale getiriyoruz. İstiklal Caddesi’ndeki çok özel Casa Botter’i biliyorsunuz. Mutlaka gezin. Aynen orasını da öyle yaptık. Bu önemli bir anlayış farkıdır. Zihniyet farkıdır. Ahlak farkıdır. Tarihe sahip çıkmak, öyle lafla olmaz. İş yapacaksınız. İcraat yapacaksınız. Bizim yaptıklarımızı, gerekirse kopyalayacaksınız. Sorun yok, kopyalayabilirsiniz yani. Problem değil.

“İSTANBUL’UN TARİHİ MEYDANLARI, TERK EDİLMİŞ ENDÜSTRİYEL MİRAS ALANLARI, UNUTULMUŞ, DEĞERSİZLEŞMİŞ KÜLTÜR VARLIKLARI İBB MİRAS İLE TEK TEK HAYATA DÖNMEYE DEVAM EDİYOR”

İBB Miras’ın hassas çalışmaları ve ince işçiliğiyle, 19 tarihi türbeyi restore ettik. Görseniz o türbelerin teslim aldığınızdaki halini; içler acısı. Her biri önemli şahsiyetler, önemli insanlar. 588 tarihi mezar ve hazineyi restore ettik. Liyakatli bir ekiple bunları yaptık. 42 tarihi caminin rutin olarak bakımını gerçekleştiriyoruz. Yine 63 anıt eser ve sivil mimarlık eserini, 34 kamusal sanat eserini restore ettik. Bugüne kadar tam 943 miras alanını koruma altına aldık. İstanbul’un yıllardır suyu akmayan 197 tarihi çeşmesinin, bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayıp, suya kavuşturduk. Bizim bu suya kavuşturmamızla dalga geçtiler. Şimdi aynı projeyi valilik açıklıyor. Ben de memnun olduğumu dile getiriyorum. Çünkü biz; tarihine, geçmişine, bu medeniyet beşiği şehrimize sahip çıkmanın çok asil bir sorumluluk olduğunu biliyoruz. Bu sorumluluk, sadece bu şehrin insanlarına değil, sadece milletimize değil, inanınız bütün insanlığa karşı sorumluluğumuz. Onun için İstanbul’un tarihi meydanları, terk edilmiş endüstriyel miras alanları, unutulmuş, değersizleşmiş kültür varlıkları İBB Miras ile tek tek hayata dönmeye devam ediyor.

“İSTANBUL, TARİHİNİN EN ÇOK RESTORASYON YAPILAN DÖNEMİNİ YAŞIYOR”

İstanbul, tarihinin en çok restorasyon yapılan dönemini yaşıyor. İstanbul’un çehresini değiştiriyoruz. İstanbul’un tarihi ve turistik değerlerine yeniden, daha güçlü bir şekilde kazandırıyor, aynı zamanda değer katıyoruz. Bugün İstanbul’un hizmet alması için farklı görüşleri olanlar var. Ne diyorlar? İlla hükümetle belediye, aynı partiden olmalıymış. Bak sen. Bak sen. Seçim yapmayalım o zaman. Muhtarlar da gitsin otursun evinde. İstiyor ki, her şeyi ona teslim edelim. Neyse; biz onu yavaş yavaş emekli etmeye hazırlanıyoruz. Merak etmesin. Yıllarca İstanbul’u, hükümetle el ele yönettiler. O şımarıklık, o kibir, İstanbul’un her köşesini ihmale boğdu. Sarayburnu’na gidin; biblo gibi şimdi. Çöplüktü. Beyazıt çöplüktü, biblo gibi.Haliç kıyıları pırlanta gibi, yemyeşil. Öyle değil mi? Bakın sadece burayı anlatıyorum. İşte Bulgur Palas, Beyazıt Meydanı… ya kara surlarının içine yüzlerce kamyon çöp yığdılar, çöp. Şimdi pırıl pırıl. Onun için işi bilene, ehline verince bu işler güzel oluyor. O bakımdan demokrasiye inancını kaybetmiş insanlara, demokrasiyi güçlü şekilde hatırlatacağız.  Nerede? Az kaldı. 31 Mart’ta sandıkta. Bu sandığı biz çok seviyoruz.

“25 YILDA YAPAMADIKLARINI, BİZ 5 YILDA YAPTIK”

Farkında mısınız; İstanbul’un bu 5 yılını, son 25 yılla kıyaslıyorlar. Olsun, kıyaslasınlar. Çünkü o 25 yılda yapamadıklarını, biz 5 yılda yaptık. Gururla anlatıyoruz. Hükümet, belediye el ele olduğu dönemde, bizim yaptığımız kadar metroyu yapamadılar. Yeni metroları biz yapacağız, yapmamamız için imzayı erteliyorlar. 31 Mart’ta, demokrasi dersini alsın, bak bir hafta içinde imzalayacak. Göreceksiniz. Yapamazlar. Çünkü niye yapamazlar biliyor musunuz? Bunlar şöyle bakıyorlar, ‘Bizden mi onlardan mı!’ Bu milletin hepsi bizim. Anlayamadılar bunu hala. Biz, insanı insan olduğu için çok seviyoruz. Vatandaşları, ‘Bize oy verenler vermeyenler’ diye bölenlerin yaptığı işten var ya, kimseye hayır gelmez kardeşim. Biz kocaman bir aile, bir arada yaşardık. Benim babamın malı başkaydı, amcamın malı başka. Hiçbiri benim değildi, hep ‘bizim’ derdik. Ben çocukken öyle büyüdüm. Allah nasip etti, şimdi İstanbul’da da ‘İstanbul hepimizin’ diyoruz. Çocukluktan gelen terbiyenin böyle bir güzelliği varmış demek.

“ATOM KARINCAYI DA GEÇERİM”

Biz; tarihimizi, inançları, dini ve milli duyguları istismar etmeden, 16 milyon İstanbulluyu eşit ve değerli kabul eden bir anlayışla devam edeceğiz çalışmaya. Hem de çok çalışacağız, onu söyleyeyim. Yani ben artık, ‘atom karınca’ diyorum ama, atom karıncayı da geçerim, onu söyleyeyim. Durmak yok. Biz, tarihimizi bu anlamda daha da güzel günlere eriştireceğiz. Emanetlerimizi, bu milleti birleştiren, bütünleştiren, manevi köprüleri, duygusal bağları güçlendirip, büyütmeye devam edeceğiz. Gönülleri kazanmaya devam edeceğiz. Bizim yolumuz, sevginin ve kardeşliğin yoludur. Bizim yolumuz, adalet ve eşitliğin yoludur. Onun için siz de diyorsunuz ya, ‘Tam yol ileri’ yolumuzdur. Hak, hukuk ve adaletli bir dünya; hak, hukuk ve adaletli bir Türkiye ve İstanbul var etmek için, bu şehrin sorumlulukları var. Onu yerine getireceğiz. İstanbul’a, ayrı bir renk katacak olan Bulgur Palas’ın açılışında sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum. Emeği geçen herkese, başta KİPTAŞ’a ekibine, Genel Müdürü’ne, İBB miras ekibine ve İBB mirasın kuruluştan bugüne çok emeği geçmiş olan geçmiş olan Mahir Polat arkadaşıma teşekkür ediyorum. Ekibine, Oktay Bey’e teşekkür ediyorum. Fatih ilçemize ve İstanbul’umuza hayırlı ve uğurlu olsun.

İmamoğlu ve beraberindeki heyet, açılış töreninin ardından Bulgur Palas ve çevresini gezdi.

BULGUR PALAS KAPILARINI, “MAGNUM İSTANBUL’DA” SERGİSİYLE AÇIYOR

Yapımı 1912 yılına tarihlenen ve İtalyan Mimar Giulio Mongeri’nin imzasını taşıdığı düşünülen Bulgur Palas, dünyadaki toplumsal değişimlerin görsel hafızasını, bir sergi aracılığıyla da İstanbullularla bir araya getirdi. Dünyaca ünlü fotoğraf ajansı Magnum Photos ve İBB’nin kalıcı iş birliğiyle, Magnum’un 77. yıl özel sergisi “Magnum İstanbul’da” ile kapılarını açan görkemli yapı; kültür ve sanat etkinliklerinin yanı sıra, eşsiz İstanbul manzaralı seyir terasıyla şehrin yeni cazibe merkezi olacak. “Magnum İstanbul’da” sergisi, bazıları dünyanın en ikonik fotoğrafları arasında değerlendirilen 200’ün üzerinde eserden oluşuyor. Sergide; Jonas Bendiksen, Henri Cartier-Bresson, Cornell ve Robert Capa, Ara Güler, David Seymour, Olivia Arthur, Raymond Depardon, Bieke Depoorter, Elliott Erwitt, Stuart Franklin, Leonard Freed, Eve Arnold, Paul Fusco, Cristina Garcia Rodero, Burt Glinn, Jim Goldberg, Marilyn Silverstone, Sergio Larrain, Susan Meiselas, Wayne Miller, Marc Riboud, Alessandra Sanguinetti, Chris Steele-Perkins, Dennis Stock ve Alex Webb gibi önemli fotoğrafçıların da aralarında bulunduğu 70 sanatçının çalışmaları yer alıyor. Eserleri TIME, New York Times, Washington Post, Der Spiegel, Le Monde, Paris Match, Newsweek gibi dünyaca ünlü medya kuruluşlarınca yayınlanan; World Press Photo Multimedia yarışmalarında jüri üyeliği yapan Emin Özmen’in fotoğrafları da “Magnum İstanbul’da” sergisinde özel bir bölüm olarak karşımıza çıkıyor.

Pazartesi hariç, her gün 10.00 – 19.00 arası ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek olan Bulgur Palas’ın kütüphanesi ise, her gün 22.00’ye kadar açık olacak.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/imamoglundan-erdogana-istiyor-ki-her-seyi-ona-teslim-edelim-neyse-biz-onu-yavas-yavas-emekli-etmeye-hazirlaniyoruz-merak-etmesin/feed/ 0
Bakan Kacır, “Arap-İslam Bilimler Tarihi” kitabının tanıtım etkinliğinde konuştu Açıklaması http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-kacir-arap-islam-bilimler-tarihi-kitabinin-tanitim-etkinliginde-konustu-aciklamasi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-kacir-arap-islam-bilimler-tarihi-kitabinin-tanitim-etkinliginde-konustu-aciklamasi/#respond Wed, 19 Jun 2024 21:39:42 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=8218 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, eserlerinin Türkçeye çevrildiğini görmenin Prof. Dr. Fuat Sezgin’in en önemli hedeflerinden biri olduğunu belirterek, “Yürütülen titiz bir çalışmayla Fuat Sezgin hocamızın İslam bilim tarihinde başvuru eser niteliğindeki Arap-İslam Bilimler Tarihi, Almancadan Türkçeye çevrilmiş oldu.” dedi.

Bilimler tarihi alanında dünyanın sayılı isimlerinden olan Prof. Dr. Fuat Sezgin’in “Arap-İslam Bilimler Tarihi” isimli 17 ciltlik eserinin Almancadan Türkçeye çevirisi, İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı tarafından yapıldı.

Bakan Kacır, eserin Atatürk Kültür Merkezi’ndeki tanıtım etkinliğinde, 94 yıllık ömrünü medeniyetin ilmi birikimini gün yüzüne çıkarmaya vakfeden Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, aynı zamanda yüreği Türkiye için çarpan, Türkiye’nin istikbali için fikir çilesi çeken, emek veren, mücadele gösteren gerçek bir vatansever olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, paha biçilemez eserleri ömrüne nasıl sığdırdığını soranlara, “Eğer arkanızda inancınız varsa, o sizi yapıcı olmaya itiyorsa çok şeyler başarırsınız. Benim hayatımın sırrı budur.” derken, nasıl bir hayat yaşanması gerektiğini ifade ettiğini belirten Kacır, şöyle konuştu:

“İlim yolunda gayretten vazgeçmeyen, inançlı ve dosdoğru bir hayat. Fuat Sezgin hoca gibi bir ilim denizinin, ülkemizin ilerleyişine engel olan askeri yönetimler sebebiyle yurdunu terk etmek zorunda kalması, bu topraklar açısından büyük kayıp teşkil etmişti. Hocamızın değerini ancak geç zamanlarda idrak edebildik. Ülkemizin vesayetle, darbelerle boğuştuğu bir dönemde ülkesinden uzak yaşamak zorunda bırakılan hocamız, İslam bilim ve teknoloji tarihi bakımından eşi bulunmaz eserlerini, çalışmalarını yürüttüğü ülkenin diliyle yani Almanca olarak yayınlamak zorunda kalmıştı.”

“İslam kültür ve medeniyetinin zengin mirasını gelecek nesillere aktarıyoruz”

Bakan Kacır, bu günün 28 Şubat olduğuna işaret ederek, “Bu milletin evlatlarını eğitim hakkından, ilim çabasından, devletine hizmet etme gayretinden mahrum bırakmak isteyenlerin gerçekleştirdiği ve 1000 yıl sürecek zannettikleri postmodern darbenin yıl dönümündeyiz. Hocamızı andığımız bu günde burada buluşuyor olmak enteresan bir tevafuk oldu. Allah’a hamdolsun 28 Şubat 1000 yıl sürmedi çünkü o haklarından mahrum etmek istedikleri insanlar, bu ülkenin öz evlatları, bu toprakların ev sahipleriydi. Ev sahibinin üstüne kapıyı kapattığını zanneden kendisi dışarıda kalırmış.” dedi.

Prof. Dr. Fuat Sezgin’in, “Bunları geleceği değiştirmek, kıpırdatmak için yapıyorum. Ben bunu bütün insanlık için yapıyorum ama benim gizli ve esas hedefim memleketim, milletimdir.” diyerek, gurbette geçen yıllara rağmen kalbinin her daim vatan sevgisiyle çarptığını, vatanına duyduğu bağlılığı her fırsatta dile getirdiğini anlatan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yaptığı her çalışmanın, her araştırmanın altında yatan asıl motivasyonun bu topraklar ve bu toprakların insanları için daha iyi bir gelecek inşa etme arzusu olduğunu gözler önüne seriyordu. Almanya’daki kütüphanesini Türkiye’ye getirmek, eserlerinin Türkçeye çevrildiğini görmek kıymetli hocamızın en önemli hedeflerinden biriydi. Bu anlayışla Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Şeref Üyesi hocamızın Batı dünyasını merkeze alan bilim tarihine eleştirel bir çözümlemeyle yaklaşan İslam’da Bilim ve Teknik eserini, TÜBA tarafından yapılan çevirisiyle Türkçe olarak yayınladık.

Ülkemizin bilim yolculuğunu en üst düzeyde himaye eden Cumhurbaşkanı’mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat takip ettiği çalışmayla; eserlerini, kitaplarını, birikimini ülkemize kazandırarak İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni kurduk. Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı ile de İslam kültür ve medeniyetinin zengin mirasını gelecek nesillere aktarıyoruz. Müslüman ilim insanlarının oluşturduğu bilgi birikiminin, insanlığın yolunu nasıl aydınlattığını hep birlikte keşfediyoruz. Önceki dönem yönetim kurulu üyesi olarak hizmet etmekten şeref duyduğum Vakfımız tarafından yürütülen titiz bir çalışmayla Fuat Sezgin hocamızın İslam bilim tarihinde başvuru eser niteliğindeki Arap-İslam Bilimler Tarihi, Almancadan Türkçeye çevrilmiş oldu.”

“Köklü bir medeniyetin varisi olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz”

Bakan Kacır, bilimin birçok sahasında İslam ilim adamlarının katkılarına ışık tutan 17 ciltlik bu şaheserin Türkçeye tercümesini başarıyla gerçekleştiren İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfına ve bu projeye emek veren herkese teşekkür etti.

Tarih boyunca Müslüman toplumlar için bilimin, sadece bilgi edinme aracı olmanın ötesinde derin bir medeniyet ve kültürün temel taşı olageldiğini vurgulayan Kacır, “Bizim medeniyetimiz, ilk ifadesi ‘oku’ olan Kur’an-ı Kerim’e sımsıkı sarılıp, onun çizdiği çerçevede ilim talep edenlerin medeniyeti. Bizim medeniyetimiz, ‘İlim Çin’de de olsa gidiniz alınız’ diyen Peygamber Efendimizin ümmeti olma bilinciyle hareket edenlerin medeniyeti. Farabi, İbn-i Sina, Fergan, Biruni gibi tarihin yönünü değiştiren bilimin abide isimleri hep bizim gönül coğrafyamızdan çıktı. El Cezeri, Ali Kuşçu, Hezarfen Ahmet Çelebi gibi kıymetli isimler, hizmetlerini ve icatlarını hep bizim medeniyet sancağımız altında ortaya koydu.” dedi.

Kacır, kendilerinden sonra gelen bilim insanlarına adeta birer kutup yıldızı olarak yol gösteren bu müstesna şahsiyetlerin kazandırdıkları birikimin, bugün dahi insanlığın yolunu aydınlatmayı sürdürdüğünü ifade etti.

3 kıtada boy göstermiş, hüküm sürmüş ecdadın bıraktığı tarihi ve kültürel mirasın da medeniyette yer etmiş bilim anlayışının tezahürü olduğuna işaret eden Kacır, şunları söyledi:

“Döneminin çok ötesinde mimariye ve tekniğe sahip camilerimiz, medreseler, rasathaneler, hanlar, kervansaraylar ve köprülerimiz, medeniyetimizin bilime ve tekniğe bakışı konusunda bize ışık tutmaya devam ediyor. Medeniyetler tarihini İslam medeniyetini görmezden gelerek yazmak asla mümkün değildir. Bilimde ve teknolojide çağ atlamış bir Türkiye inşa ederken köklü bir medeniyetin varisi olduğumuz bilinciyle hareket ediyoruz.

Son 22 yılda Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde yaptığımız atılımlarla, uyguladığımız politikalarla, bilimsel çalışmaların ve teknolojideki gelişmelerin her daim destekçisi olduk, olmaya devam ediyoruz. Bilimsel çalışma kapasitemizi güçlendirerek, sadece elitlere açık olsun istenen bilim hazinelerinin kapılarını milletimizin tüm evlatlarına açıyoruz. Mazimizde olduğu gibi bu coğrafyayı, tekrar bilimin ve teknolojinin önde gelen merkezlerinden birine adım adım dönüştürüyoruz.”

“Türkiye artık küresel bir teknoloji üssüdür”

Bakan Kacır, 2002’de 40 şehirde sadece 76 üniversite olduğunu belirterek, “Bilimsel araştırmalar için kısıtlı imkanlara sahiptik. Bugün ise 81 şehrinde 208 üniversitesiyle milyonlarca genci yüksek öğrenimle buluşturan bir Türkiye’den söz ediyoruz. Bu adımları atarken hep karşı çıkanlar, üniversite sayısındaki artışın bilimde yükseliş anlamı taşımadığını söyleyenler oldu. Oysa aynı dönemde ülkemizdeki bilimsel yayın sayısını 9 bin 13’ten 48 bin 619’a yükselttik. Dünyada en fazla bilimsel yayın üreten ülkeler arasında 22. sıradan 16. sıraya çıktık.” ifadesini kullandı.

Teknolojide taşıdıkları bağımsızlık şiarının, Türkiye’nin siyasi bağımsızlığının da teminatı olduğu inancıyla bilimsel çalışmaların raflara hapsolmasını engellediklerini belirten Kacır, şunları kaydetti:

“Sıfırdan inşa ettiğimiz AR-GE ve inovasyon ekosistemiyle bilimin kalkınma yolculuğumuza hız vermesini sağladık. Bilimin ve teknolojinin ülkemizin dört bir yanında 7’den 70’e adeta toplumsal bir seferberlik ruhuyla benimsenmesi amacıyla Milli Teknoloji Hamlesi vizyonumuzu milletimizle paylaştık. Bugün 101 teknoparkı, 1600’ü aşan AR-GE ve Tasarım Merkezi, ülkemiz için stratejik projelere ev sahipliği yapan TÜBİTAK ve tüm üniversitelerdeki enstitülerimiz, 272 bin AR-GE personelimizle Türkiye artık küresel bir teknoloji üssüdür.

Bayraktar TB2, Gökdoğan, Bozdoğan, Akıncı, Anka, Aksungur, Hürkuş, Hürjet, Togg, İmece, Kaan ve insanlı ilk uzay bilim misyonumuz işte bu altyapının eseridir. Tüm bu eserleri milletimize kazandırırken, ışığın bu topraklardan yükselmesini bekleyen, Türkiye’nin düşmemesi için yeryüzünün dört bir köşesinde dua eden masumların mesuliyetini taşıdığımız şuuruyla hareket ediyoruz. İnsanlık tarihinde yeni ve keskin bir dönemeçten geçmekte olduğumuz bir hakikat.

Yüz milyonlarca insanın harplerde öldürüldüğü 20. yüzyılın ardından insanlık ailesinin daha olgun bir düzeye erişeceği, çatışmaların sönümleneceği, liberal kapitalist düzenin herkesçe kabullenileceği ve her yere yeterince refah dağıtacağı gibi kabuller hızla geçerliliğini yitirdi. Müesses nizamın kural koyucuları hızla kendi vazettikleri prensipleri terk ediyorlar. Serbest ticaret artık eskisi kadar popüler değil, yerine korumacılık daha revaçta. Çatışmasızlık şöyle dursun, sorunsuz coğrafya kalmadı dünyada.”

“Bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi inşa etmeye devam edeceğiz”

Kacır, toplam refah artışının yaşanıyor gibi olduğunu ancak yeryüzündeki adaletsiz paylaşımın can yakıcı bir gerçek olduğunu belirterek, “Sahra Altı Afrika ülkelerinde halen beklenen yaşam süresi 50 yılın dahi altında. Elektrik, su, ilaç gibi en temel ihtiyaçlara erişimi kısıtlı yüz milyonlar var.” diye konuştu.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan neredeyse hiçbir müessesenin fonksiyon icra edemediğinin gün yüzü gibi ortaya çıktığını söyleyen Kacır, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bunun da ötesinde güçlünün hukuku korunurken gerçek hak sahibinin ezildiği, doğada en vahşi kabul edilen canlılarınkinde dahi görülmeyecek çarpıklıkta hukuksuz bir dünyada yaşayakaldık. Bu hukuksuz dünyanın ömrünün uzun olmayacağını tahmin etmek zor değil, ancak bu hukuksuz dünyanın insanlığın canını daha ne kadar yakacağını tahmin etmek de pek kolay değil. Bütün bu hukuksuzlukların ivmesi, bilim ve teknolojide ilerlemeyle yükseliyor.

Yıkıcı teknolojilerde dönüşüm rüzgarı hiç olmadığı kadar hızlı esiyor. Yapay zekanın, biyoteknolojinin ve kuantumun bir arada ortaya çıkaracağı etkinin boyutunu kestirmek çok zor. İnsani değerlerden yoksun güçlerin elinde olduklarında, insanlığın sonunu getirme potansiyeli taşıdıkları da yine bir gerçek. Belki iç karartıcı bu tabloda yeryüzünde bir umut ışığı parıldıyorsa eğer inanın bu Türkiye’mizin ışığıdır.

Yüzyıllar sonra yeniden bilim ve teknolojide iddia kazanmış, savunma teknolojilerinde mucize sayılabilecek başarılara imza atabilmiş ve yeryüzünde adalet ve merhameti hakim kılmayı amaç edinmiş bir Türkiye, tarihten bu yana taşıdığı medeniyet misyonuyla insanlık umudunun adeta kalesi gibi. Bu anlayışla bugün buradaki birlikteliğimizi çok kıymetli görüyorum. Bu umudu yükseltebilmek adına Türkiye Yüzyılı’nda hep birlikte daha çok çalışacağız ve bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde inşa etmeye devam edeceğiz.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-kacir-arap-islam-bilimler-tarihi-kitabinin-tanitim-etkinliginde-konustu-aciklamasi/feed/ 0
Yozgat’ta tarihi un öğütme tesisi özel sektör tarafından işletiliyor http://www.karadenizhabertv.com.tr/yozgatta-tarihi-un-ogutme-tesisi-ozel-sektor-tarafindan-isletiliyor/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/yozgatta-tarihi-un-ogutme-tesisi-ozel-sektor-tarafindan-isletiliyor/#respond Mon, 22 Apr 2024 09:03:34 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=6482

SEYFİ ÇELİKKAYA

Anadolu’da Atatürk’ün talimatı ile hububat üretiminin artmasıyla birlikte ortaya çıkan depolama ihtiyacını karşılamak amacıyla Devlet Demir Yolları’nın geçtiği bölgelerde kurulan buğday silolarından birisi de 1937 yılında Yozgat’ın Yerköy ilçesinde tesis edildi. Buğdayın işlenip, un haline getirilmesi amacıyla siloların bulunduğu Bağlarbaşı Mahallesi’nde 1941 yılında hububat öğütme tesisi kuruldu. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), hububat depolamasını özel sektöre devretmesi sonucunda tarihi hububat siloları atıl kalırken, tarihi un öğütme tesisi özel sektör tarafından işletiliyor, bölgenin kaliteli un ihtiyacını karşılamaya devam ediyor.

Yozgat’ın Yerköy ilçesinde, 1935-1937 yılları arasında Fransız Müteahhit Froment-Clavier firması tarafından yaptırılan, 24 Haziran 1938 tarihinde ise TMO’ya devri yapılan Buğday Silosu yakınında, 1941 yılında buğday işleme tesisi kurulup, un fabrikası olarak üretime açıldı. Tasfiye edilme kararı nedeniyle atıl durumda kalan TMO’ya ait siloların hemen yanı başında, bin 850 metrekare alan üzerinde 5 katlı olarak buğday öğütme tesisi inşa edildi. 25 metre yüksekliğindeki bacasının tepesinde yaz aylarında leylekleri konuk eden tesis, 1991 yılında el değiştirdi, tesisi alanlar tarafından yapımındaki teknoloji güncelleştirildi, buğdayı un haline dönüştürme işlevini halen sürdürüyor.

GÖVDESİ TAŞ, İÇ DÖŞEMESİ AHŞAP FABRİKA

Hacı Ali Aksoy isimli işadamı tarafından 1991 yılına kadar, kurulduğunda monte edilen teknoloji ile çalıştırılan buğday işleme tesisi, bu tarihten sonra teknolojisini yenileyip, un fabrikası olarak hizmete başladı. Fabrikayı satın alarak yenileyen Hacı Murat Savaş’ın oğlu Uğur Savaş, fabrika hakkında bilgi verdi, tesisin daha önce 8 saatte ancak 130 torba un işleyebildiği, makinaların önemli bölümünün yenilenerek, 8 saatte 480 torba un üretilmeye başlanıldığını aktardı. Tesisteki eski makinalar da söküp atmayıp, koruyan, bazılarını da kullanan tesisin yeni sahipleri, 400 kilowatt gücünde yeni bir trafo ile fabrikanın elektrik tesisatını yeniletip, otomatik kumanda sistemi ile modern hale getirdikleri fabrikada yerel buğday işlenip, un haline getiriyor. Uğur Savaş, her buğdayı işlemediklerini, buğday alımında seçici davrandıklarını belirterek, “Babam ve amcamın daha önce değirmenleri vardı, burayı almadan önce. Burayı satın aldılar, yerli buğdayı işliyoruz, katkı maddesi yok. Ekmeklik, baklavalık, böreklik, mantılık, makarnalık velhasıl her türlü unlu mamuller için un üretiliyor. Yerköy bölgesindeki ekmek fabrikalarına ve vatandaşlara satışını yapıyoruz” dedi.

Fabrikada buğday yıkama, temizleme, eleme makineleri ile birlikte 5 tanesi Rus, biri Alman, diğeri İtalyan olmak üzere toplam 7 buğday kırma makinesi ile elektrik üretiminde kullanılan İngiliz yapımı buhar makinesinin de çalışır durumda olduğu kaydedildi.

“BAKLAVA, TATLI GİBİ ŞEYLER ÇOK GÜZEL OLUYOR, İYİ BİR FABRİKA”

Fabrika ve TMO silolarının bulunduğu Bağlarbaşı Mahallesinde doğup, büyüyen 63 yaşındaki Mehmet Yavuz, fabrikada çok kaliteli un öğütüldüğünü vurgulayarak, şöyle konuştu:

“Doğma büyüme buralıyım. Çocukluğum buralarda geçti. Fabrikanın tarihi 1941’de yapıldığını söylüyorlar. Ben şimdi 30 torba un alacağım, buraya un almaya geldim. Çok güzel ekmeği oluyor, baklavalık falan çok güzel. Baklava, tatlı falan bu gibi şeyler çok güzel oluyor, iyi bir fabrika, unu çok güzel, tarihi bir fabrika, güzel fabrika. Bir zamanlar bu fabrika ofisle yarış ederdi, çok alım yapardı. Şu gördüğün meydanlar, şuralar, arkalar ve depoları, içerisi hep buğday alımı yapardı ve burada da kamyonu vardı. Kamyon ile tren istasyonuna gönderilirdi. Oradan vagonlara yükler. Başka illere un gönderilirdi. Tabii ki o zamanlar nakliyecilik az olduğu için trenle gönderirlerdi.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/yozgatta-tarihi-un-ogutme-tesisi-ozel-sektor-tarafindan-isletiliyor/feed/ 0
Ankara Palas Müzesi Cumhuriyetin İlk Yıllarının Anıtsal Yapılarından Biridir http://www.karadenizhabertv.com.tr/ankara-palas-muzesi-cumhuriyetin-ilk-yillarinin-anitsal-yapilarindan-biridir/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/ankara-palas-muzesi-cumhuriyetin-ilk-yillarinin-anitsal-yapilarindan-biridir/#respond Tue, 16 Apr 2024 21:06:39 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=6294 Cumhuriyetin ilk yıllarının anıtsal yapılarından olan ve 2018’de başlatılan restorasyonu Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığınca tamamlanan Ankara Palas Müzesi, yarın ziyarete açılıyor.

Birinci Ulusal Mimarlık Akımının önemli temsilcilerinden Ahmet Kemaleddin Bey tarafından tamamlanan Ankara Palas binası, 1928’de hizmet vermeye başladı.

1975 yılına kadar Vakıflar İdaresine bağlı olarak işletilen, 1976-1982 yılları arasında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından ofis ve sergi alanı olarak kullanılan yapı, 2018’de Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığına devredildi ve tarihinin en büyük restorasyonu gerçekleştirildi.

Müze haline getirilen Ankara Palas binasında, Milli Saraylar koleksiyonlarında bulunan 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar nadide parçaların yanı sıra Cumhuriyet değerlerini yansıtan ve Atatürk döneminde kullanılan eserler de yer alıyor.

Tablolar, saatler, teknolojik araçlar, gümüşler, sofra takımları, yazma ve matbu eserler, Atatürk’ün kullandığı eşyalar, diplomatik hediyeler, Hereke dokumaları, Beykoz camları, Yıldız porselenleri, madalya ve nişanlar, mühür ve sikkeler, hazine koleksiyonundan seçkiler bulunuyor.

Atatürk’ün kullandığı oturma takımı ve çalışma masası, Osmanlı Sultanlarına takdim edilen özel hediyeler, albümler ve Palas’ta kullanılan yemek takımlarıyla kurulmuş yemek masası, müzede öne çıkan eserlerden.

Ankara’nın tarihi yapılarından Ankara Palas Müzesi, yarın kapılarını ziyaretçilerine açacak.

Müze pazartesi günleri hariç 09.00-17.00 saatleri arasında gezilebilecek.

Zemin ve temelde güçlendirme yapıldı

Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, açılışı yapılacak müzenin tamamlanan restorasyon sürecine ilişkin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Yaşı ve kullanımı itibarıyla bina için ciddi bir restorasyon ihtiyacı ortaya çıkmasıyla 2019’un başında çalışmaların başlatıldığını kaydeden Yıldız, binanın zemininde ve temelinde güçlendirme yapıldığını bildirdi.

Restorasyonun yaklaşık 2,5 yıl içinde tamamlandığını belirten Yıldız, restorasyonun ardından 1,5 yıllık sürede ise müze projesi kapsamında salonlardaki tefriş düzeninin gerçekleştirildiğini anlattı.

Müzede, 1200 parça taşınabilir tarihi eser sergilendiğini bildiren Yıldız, çok çeşitli koleksiyonlara ait sergilerin bulunduğunu söyledi.

Yıldız, şunları kaydetti:

“Özellikle Osmanlı döneminden başlayıp Cumhuriyet dönemine kadar ülkemize diplomatik yolla gelmiş pek çok hediyeyi de burada sergiliyoruz. Milli Sarayların envanterinde çok önemli iki royal fabrikamız bulunuyor. Yıldız Porselen ve Hereke fabrikalarının tarihi eserlerinden de bir koleksiyonu bu yılki sergileri olarak buraya getirdik. Bu koleksiyonlar her yıl yenilenecek. Her yıl farklı Milli Saraylar koleksiyonundan hazineler Ankara Palas’la buluşacak. Müzemizin ana teması bu.”

“Atatürk’ün eşyaları özgün düzeninde görülebilecek”

Cumhuriyet tarihinin önemli olaylarına tanıklık eden Ankara Palas’ta başta Atatürk’ün kullandığı eserlerin bir bölümünü de ziyarete açtıklarını ifade eden Yıldız, “Atatürk’ün gerek şahsi eşyaları gerek buradaki etkinliklerde kullanmış olduğu mobilyaları ziyaretçilerimiz özgün düzeninde görebilecek.” dedi.

Yıldız, müze bünyesinde 200 kişilik konferans salonu, çocuk atölyesi, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin istifade edebileceği kültürel ve tarihi miras, mimari sanat tarihi alanlarında yaklaşık 7 bin eserden oluşan bir kütüphane bulunduğu bilgisini verdi.

“Yarından itibaren müzemiz, Ankaralılar, yerli ve yabancı turistlerin hizmetinde olacak.” diyen Yıldız, “Ramazan Bayramı sonuna kadar bu müzeyi Ankaralılarla ücretsiz olarak buluşturmayı düşünüyoruz.” dedi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/ankara-palas-muzesi-cumhuriyetin-ilk-yillarinin-anitsal-yapilarindan-biridir/feed/ 0
Orduevleri restore edilerek kent meydanına kazandırılacak http://www.karadenizhabertv.com.tr/orduevleri-restore-edilerek-kent-meydanina-kazandirilacak/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/orduevleri-restore-edilerek-kent-meydanina-kazandirilacak/#respond Thu, 04 Apr 2024 21:15:39 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5922 Orduevleri restore edilerek kent meydanına kazandırılacak

BALIKESİR – Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, Balıkesirlilerin bir hayalini daha gerçeğe dönüştürüyor. Şehrin en merkezi konumunda bulunan orduevleri, imzalanan protokol çerçevesinde taşınacak hemen ardından başlayacak restorasyon çalışmalarıyla vatandaşların kullanıma açık müze, sanat ve kültür merkezi olarak bütüncül bir projeyle kent meydanına kazandırılacak.

Gece gündüz demeden Balıkesir için çalışan ve 5 yıllık dönemde şehrin çehresini aydınlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, tarihi bir projeyi hayata geçiriyor. Bölge için yeniden bir milat kabul edilecek projeyi hazırlayan Başkan Yücel Yılmaz ‘Koruma Amaçlı Balıkesir Kent Meydanı Düzenlemesi’ni başlatıyor. Balıkesirlilerin on yıllardır hayalini kurduğu; toplu taşıma merkezinden Orduevlerini, belediye binasını, Şeyh Lütfullah Camisi ve çevresini içine alan bölge, şehrin tarihi siluetini ortaya çıkaracak aynı zamanda modern, nitelikli, konforlu ve işlevsel alanlarla vatandaşların kullanımına açık olacak. “Koruma Amaçlı Balıkesir Kent Meydanı Düzenlemesi” çerçevesinde en önemli adım olan Balıkesir Orduevlerinin müzeye ve sanat merkezine dönüştürülmesi protokolü; Milli Savunma Bakanlığı ile Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının onayıyla Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ile Milli Savunma Bakanlığı yetkilileri tarafından imzaladı.

Her şey en ince ayrıntısıyla düşünüldü

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Başkan Yücel Yılmaz, Balıkesir için çok önemli ve tarihi bir protokole imza attıklarını ifade ederek “Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Milli Savunma Bakanlığı arasında arkamda görmüş olduğunuz tescilli 2 bina artık Balıkesir Büyükşehir Belediyesi uhdesinde şehre hizmet vermeye başlayacak. Orduevi olarak hizmet veren tesislerin yerine başta Onhann Otel olmak üzere tüm subay, astsubaylarımız geçici bir süre burada hizmet alacak. Daha sonra Balıkesir Büyükşehir Belediyemiz; kaliteli, güncel şartlara uygun, askerlerimiz ve yakınları için Orduevi inşa edecek, anahtar teslim olarak. Amacımız; burada Cumhuriyet Meydanı’nı genişletmek ve ferahlatmak. Orduevinin hemen arkasında lokal olarak kullanılan ve tescili olmayan binanın yıkımını hızlı bir şekilde gerçekleştireceğiz. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Karesi ve Altıeylül Belediyesi olarak kullanılan binayı da yıkarak burayı tarihi görünümüne kavuşturup, meydanı açacağız.” dedi.

“Balıkesir’in tarihi dokusuna önemli bir dokunuş”

Çok kısa bir sürede çalışmaları tamamlayacaklarını vurgulayan Başkan Yücel Yılmaz “Bu şekilde Balıkesir’imizi hem tarihi siluetine kavuşturmuş olacağız hem de kentimize iki tane değerli eser kazanmış olacak. Atatürk’ün istasyondan gelip, kaldığı tarihi Subay Orduevi Atatürk ve Kuvayı Milliye Müzesi olacak. Astsubay Orduevi olan bina da şehrimize sanat galerisi, kültür evi olarak hizmet edecek. Her ikisinin de imzasını atmış olmanın hemşehrilerim adına gururunu yaşıyorum. Bu şehrin on yıllardır arzu ettiği bir beklentiydi. Biz de bunu gerçekleştirdik. Çok kısa zaman içerisinde yeni haliyle Balıkesir’e hizmet etmeye devam edecek iki tarihi binamız. Bu tarihi imzanın altında başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Milli Savunma Bakanımıza çok teşekkür ediyoruz. Bizzat kendileri konuyla yakından ilgilendi. Balıkesir Kent Meydanı’na, Balıkesir tarihi dokusuna çok önemli bir dokunuş yapıldı.” diye konuştu.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/orduevleri-restore-edilerek-kent-meydanina-kazandirilacak/feed/ 0
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş: Türkiye Yüzyılı’nda büyük işler planlamalıyız http://www.karadenizhabertv.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiye-yuzyilinda-buyuk-isler-planlamaliyiz/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiye-yuzyilinda-buyuk-isler-planlamaliyiz/#respond Thu, 14 Mar 2024 21:15:34 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5177 TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Şimdi 2023’ten sonra yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açıldı. Türkiye Yüzyılı adını verdiğimiz Cumhuriyet’in ikinci asrında çok büyük işleri planlamak ve gerçekleştirmek zorundayız.” dedi.

Kurtulmuş, Üsküdar Belediyesi tarafından Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 9. Üsküdar Kitap Fuarı’nın açılışı dolayısıyla düzenlenen programa katıldı.

Üsküdar’ın tarihi kimliğe sahip güzel bir ilçe olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in uzun zamandır yürüttüğü çabaların da İstanbul’un tarihi kimliğine katkılar sunduğunu belirtti.

Kurtulmuş, kitap ve okumanın hayatın en önemli iki temel dinamiğinden birisi olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

“Aslında kitap insanın bilgisini, geçmişten gelen tecrübelerini, bugün hissettiklerini, bilimsel olarak elde ettiklerini aktardığı ve ifadelerinin kalıba dönüşmüş halidir. Ama elimize aldığımız ebatları küçük olan o kitapların bir kısmında bile nice büyük emeklerin, tecrübelerin olduğunu, sadece bir kişinin ya da o kitabı yazan kişilerin değil, aynı zamanda o kişilerin yetişmesine imkan sağlayan bütün o muhitin ve birikimin de kitaptaki cümlelerin içerisine yansıdığını biliyoruz. Esasında bu özelliğiyle baktığımız zaman kitap sadece cümlelerden, sayfalardan ibaret bir birikim değil, aynı zamanda hayatın bizatihi kendisidir.”

Bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilen Üsküdar Kitap Fuarı’nın da önemli bir emek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “İnşallah uzun yıllar bu kitap fuarının artan bir ilgiyle devam etmesini Cenabıallah nasip eylesin.” temennisinde bulundu.

“İstanbul’un neresine bakarsanız bakın büyük bir tarihi, farklı medeniyetleri görüyoruz”

Kurtulmuş, gençlerin önünde büyük bir birikimin olduğuna işaret ederek, “Türk milleti olarak büyük bir ayrıcalığa sahip olduğumuzun farkında olmalıyız. Nevzuhur bir millet değiliz. Üsküdar’ın herhangi bir sokağında yürürken sadece bir sokaktan geçmiyor, o sokağın içerisinde şimdiye kadar asırlar boyunca geçmiş olan nice insanın, nice büyüğümüzün birikimlerine de şahit oluyor, onları da görüyoruz. İstanbul’un neresine bakarsanız bakın, büyük bir tarihi, büyük bir kültürü, büyük bir medeniyeti, hatta farklı medeniyetleri görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Böylesine büyük bir şehirde yaşamanın, bu kadar büyük imkana sahip olmanın dünyada çok az gence nasip olan bir ayrıcalık olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öncelikle İstanbul’daki bu tarihi ve kültürel güzellikleri en iyi şekilde anlamak, özümsemek mecburiyetindeyiz. Hani diyoruz ya ‘Kökü mazide olan bir ati…’ Aslında geleceğe ilişkin ne konuşacaksak, hele bunu İstanbul’da konuşuyorsak mutlaka köklerimizi her vesileyle hatırlıyor, daha doğrusu köklerimiz kendisini her vesileyle bize hatırlatıyor. Kökü sağlam olmayan hiçbir ağacın yeryüzünde güçlü olmayacağı gibi, kökü sağlam olmayan hiçbir milletin de uzun süreli hedeflerinin olması mümkün değildir. Onun için mutlaka geçmişle bağımızı kitap üzerinden, kültür üzerinden, medeniyet üzerinden kurarak ama sadece orada kalmaksızın bunu yeniden bugünün anlayışıyla ve ileriki çağlara dönük bir söz olarak üreterek yolumuza devam edeceğiz.”

“Okumayı bir eylem olarak tasavvur etmek ve uygulamak zorundayız”

Her bir kültürel faaliyetin hem tarihi okuma hem de insanın kendiyle ilgili bir gelecek hayali kurma anlamına gelen önemli bir çaba olduğunu ifade eden Kurtulmuş, bu açıdan bakıldığında okumanın pasif bir şey değil, bizatihi büyük bir eylem olduğunun altını çizdi.

Kurtulmuş, “Okumayı, hayatı iyi anlamak, kendimizi iyi anlamak, kendimizin varoluş alemindeki yerini ve geleceğini tespit etmek, milletimize ait hedefleri daha güzel kurabilmek için bir eylem olarak tasarlamak, bir eylem olarak tasavvur etmek ve uygulamak zorundayız.” ifadesini kullandı.

Cumhuriyet’in ikinci asrına girilen bu dönemde, büyük bir gelecek tasarımı içerisinde hareket etmek gerektiğine işaret eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz bir asır tarih okumalarına baktığımız zaman diyebiliriz ki, milletimizin tarihi içerisindeki en zor asırlardan birisidir. Nice zorluklar, nice savaşlar, nice iç türbülanslar, nice bölgesel çatışmalar, nice yokluklar ve nice yoksunluklar içerisinden bugüne kadar geldik. Ama hiç şüphesiz bunlarla birlikte çok büyük başarıları da kazandık, çok büyük kazanımlar da elde ettik. Dolayısıyla geçtiğimiz yüzyılı sadece bir asırlık hikayeyi ve tarihi okumak şeklinde değil, bundan sonraki asırları daha iyi tasarlamak için okumak mecburiyetindeyiz. Şimdi 2023’ten sonra yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açıldı. Türkiye Yüzyılı adını verdiğimiz Cumhuriyet’in ikinci asrında çok büyük işleri planlamak ve gerçekleştirmek zorundayız. Bunun ana aktörü de sevgili gençler sizlersiniz. Türkiye’nin gelecek asrı, sizin omuzlarınızda ve sizin ufkunuzla gerçekleşecektir. Sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye’nin yüzyılını kurmak zorundayız.”

Kurtulmuş, Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılının gençlerinin belirlenen bütün hedeflere ulaşabileceğini belirterek, gençlerin sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye’yi kurabileceğine inandığını dile getirdi.

Programda konuşmaların ardından Üsküdar Belediye Başkanı Türkmen, Kurtulmuş’a hediye takdim etti.

Kurtulmuş ve beraberindekiler, daha sonra kurdele keserek fuarın açılışını gerçekleştirdi.

Yazarlar İbrahim Tenekeci ve Erhan Afyoncu ile fotoğraf çektiren Kurtulmuş, fuar alanında incelemelerde bulunarak, kitapseverlerle sohbet etti.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, fuarda, İz Yayıncılık standına gelen vatandaşlara da “Türkiye’yi Yarınlara Taşımak” isimli kitabını imzaladı.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/tbmm-baskani-numan-kurtulmus-turkiye-yuzyilinda-buyuk-isler-planlamaliyiz/feed/ 0
Çanakkale Savaşları’nda İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesi kutlandı http://www.karadenizhabertv.com.tr/canakkale-savaslarinda-itilaf-devletlerinin-gelibolu-yarimadasini-tahliyesi-kutlandi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/canakkale-savaslarinda-itilaf-devletlerinin-gelibolu-yarimadasini-tahliyesi-kutlandi/#respond Tue, 09 Jan 2024 21:39:22 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=2191 ÇANAKKALE Savaşları’nda yenilgiye uğrayan İtilaf Devletleri’ne ait güçlerin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 108’inci yıl dönümü, Seddülbahir köy meydanında düzenlenen törenle kutlandı. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, “9 Ocak 1916 tarihi, Çanakkale Deniz Zaferi’mizin kara harekatında da başarısız olan düşmanlarımızın artık sadece donanmalarıyla değil, askeri tüm işgal materyalleriyle topraklarımızı terk etmek zorunda kaldığı gündür” dedi.

İtilaf Devletleri’nin Gelibolu Yarımadası’nı tahliyesinin 108’inci yıl dönümü, Seddülbahir Kalesi’nde düzenlenen törenle kutlandı. Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nca gerçekleştirilen törene, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çanakkale Vali Yardımcısı Abdül Kadir Duran, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Gelibolu 2’nci Kolordu Komutanı Tümgeneral Rasim Yaldız, Çanakkale İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Sadi Akman ve protokol üyeleri katıldı. Program saygı duruşunda bulunulması, saygı atışının yapılması ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

‘ÇANAKKALE ZAFERİMİZ HEPİMİZE KUTLU OLSUN’

Tarihi bir yıl dönümünü anmak ve tarihin kırılma noktasını yeniden hatırlamak amacıyla bir arada olduklarını söyleyen Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Yazgı, “Bu vesileyle Çanakkale’yi, vatanımızın girilmez kalesine dönüştüren şehitlerimize, gazilerimize ve adları, şanları hiç anılmayan 45 bin kilometreye yayılmış gönül coğrafyamızdan gelerek, bu aziz topraklarda şehit düşen kahramanlarımızı rahmetle anıyor ve aziz hatıralarının önünde saygıyla selamlıyorum. 9 Ocak 1916 tarihi, Çanakkale Deniz Zaferi’mizin kara harekatında da başarısız olan düşmanlarımızın artık sadece donanmalarıyla değil, askeri tüm işgal materyalleriyle topraklarımızı terk etmek zorunda kaldığı gündür. Bir yanıyla aziz milletimizin; ‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım, hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım’ diyerek Akif merhumun İstiklal Marşı’mızın dizelerinde ruh verdiği haykırışın askeri alanda tecessüm ettiği ve asla hürriyetine pranga vurulamayacağını gösterdiği bir gündür. Milletimizin bu sene 100’üncü yaşını kutladığımız Cumhuriyetimizi kurması sürecinde milli benliğinizi önemli bir mihenk taşı olan Çanakkale Zaferi’miz hepimize kutlu olsun” dedi.

‘TÜRK ASKERİNİN ÇOK AÇIK, NET BİR ZAFERİ SONUÇLANMIŞTIR’

Programda konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı Kaşdemir ise “Bugün 9 Ocak günü haksızca bu topraklara saldıranların bağımsızlığımıza, vatanımıza saldıranların Çanakkale’yi geçemeyeceklerini anladıkları ve bu topraklardan çekip gittikleri, kaçtıkları, firar ettikleri ve teknik bir ifadeyle Gelibolu Yarımadası’nı tahliye ettikleri gündür ve bugün Mehmetçiğin bu topraklarda çok haklı bir direniş sonucunda dünyaya meydan okuduğu ve bu toprakların Türk milletine ait olduğunu ilan ettiği ve bu uğurda büyük bedeller ödediği ama bu topraklardan düşmanı bir adım öteye geçirmediği gündür. Bu toprakları bize vatan yapanları, bu toprakların Türk milletinde kalması için mücadele edenleri ve tabii ki en başta Anafartalar’ın kahraman komutanı, muzaffer komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü onun kahraman silah arkadaşlarını, Seyit Onbaşı’yı, Yüzbaşı Yusuf Kenan’ı, Esat Paşa’yı, Cevat Paşa’yı, o büyük komutanları, o büyük kahramanları bir kez daha saygıyla, minnetle, şükranını hatırlıyoruz, yad ediyoruz” diye konuştu Konuşmaların ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu ve şehitler için dua edildi. Program, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’nca gerçekleştirilen mehteran gösterisinin ardından sona erdi.(DHA)

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/canakkale-savaslarinda-itilaf-devletlerinin-gelibolu-yarimadasini-tahliyesi-kutlandi/feed/ 0
Belgeselci Fethi Aytuna, Türkiye spor tarihini anlatıyor http://www.karadenizhabertv.com.tr/belgeselci-fethi-aytuna-turkiye-spor-tarihini-anlatiyor/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/belgeselci-fethi-aytuna-turkiye-spor-tarihini-anlatiyor/#respond Sat, 30 Dec 2023 21:24:23 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=1737 Belgeselci ve spor tarihçisi Fethi Aytuna, Türkiye spor tarihinde anlatılmamış çok sayıda hikayenin bulunduğunu görerek oluşturduğu internet bloğuyla bir zamanlar manşetlerden inmeyen sporcuları gelecek nesillerle tanıştırıyor.

Çeşitli televizyon belgesellerinde editörlük yapan, bu süreçte eski futbolcu portrelerinden oluşan kitapları ve Türkiye basketbol tarihine ilişkin araştırmalarıyla tanınan Fethi Aytuna, araştırmaları sırasında internette “kopyala yapıştır” yöntemiyle yayılan yanlış ya da eksik çok sayıda bilginin bulunduğunu fark etti.

Bu yanlışlara elinden geldiğince “dur” diyebilmek için bir internet bloğu kuran Aytuna, hayatta olan sporcularla ve yaşamını yitiren sporcuların yakınlarıyla röportajlar yapmaya başladı.

Başta futbol olmak üzere farklı branşlarda başarılarıyla tanınan portreleri aktaran Aytuna, 200’ü aşan röportajı, “dinyakos.com” adlı bloğunda yayınladı.

Aytuna, “Taçsız kral” Metin Oktay, Süper Lig’in ilk golünü kaydeden İzmirsporlu Özcan Altuğ, Göztepe’nin stadına ismi verilen Gürsel Aksel gibi isimlerin yakınlarıyla yaptığı görüşmeleri ve bulduğu bilgileri sitesinde aktarırken, vefatından önce konuştuğu Turgay Şeren, hakemler Hilmi Ok ve Doğan Babacan ile röportajlarını paylaştı.

“Hatırı sayılır bir arşiv oldu”

İzmir’de hayatını sürdüren Aytuna, AA muhabirine yaptığı açıklamada, spor tarihi konusunda Türkiye’nin istenen noktada olmadığını söyledi.

Başarılarıyla adından söz ettiren ancak tarihi belgelerde adı yer almayan sporcular ve spor olaylarının yanı sıra yanlış bilgilerin de azımsanmayacak kadar çok olduğuna işaret eden Aytuna, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunlar çoğala çoğala gidiyor ama bilgiler yanlış bir şekilde kalıyor maalesef. Çok yanlış ve eksik bilgiler olduğunu gördüm. Bazı futbolcular, antrenörler, spor olayları hakkında hiç bilgi olmadığını gördüm. Bunun üzerine bunları derinleştirmeye karar verdim. Bunun da en sağlıklı yolu, hayattaki sporcularla, spor insanlarıyla görüşmek olduğu için ben de bu yöne ağırlık verdim ve bunun için bir blok kurmaya karar verdim. Yaptığım görüşmeleri, röportajları burada yayınlamaya başladım. Epey yazı oldu. Gittiğim sporcularla görüşürken onların arşivlerindeki fotoğraflarını, bilgisayara aktardım. Burada da hatırı sayılır bir arşiv oldu. Onları da aynı şekilde aktarmaya çalışıyorum.”

Bloğundaki röportaj sayısının 200’ü geçtiğini aktaran Aytuna, “Hala yazılmayı bekleyen futbolcuların röportajlarını düşünürsek tahmin ediyorum 250 civarı röportaj oldu. Fırsat buldukça görüşmeye devam ediyorum hayattaki futbolcularla. Hayatta olmayan futbolcuların da yakınlarını bulup, sporcu büyüklerinin hayatlarını anlattırıp, onları yazıya dökmeye çalışıyorum.” ifadelerini kullandı.

“Dinyakos kramponu”

Aytuna, blok adının Türk futbol tarihinde kramponlarıyla ünlü Dinyakos ustadan geldiğini anlattı.

Futbolcuların 1980’lerin başına kadar bugünkü gibi fabrikasyon, markalaşmış krampon giymediğini aktaran Aytuna, şöyle konuştu:

“Futbolcular, elle yapılan, birtakım kundura ustalarının imal ettiği ayakkabılarla oynuyorlar. Bunların da en meşhuru Dinyakos. 1940’lı yıllardan itibaren İstanbul Tarlabaşı’nda küçücük bir dükkanda Dinyakos isimli bir Rum ustanın imal ettiği ayakkabılar o kadar popüler oluyor ki Ankara ve İzmir’de oynayan futbolcular bile deplasmana geldikleri zaman bu ustanın dükkanına gelip ayakkabı siparişi veriyorlar. Mesela bir sonraki ay ya da iki ay sonra maça geldikleri zaman o siparişleri tamamlanıyor. O ayakkabılarla maç yapıyorlar.”

Aytuna, diğer illerde de böyle imalatçıların bulunduğunu ancak “Dinyakos”un adeta bir marka haline geldiğini belirterek, “Futbolcular ‘Dinyakos yaptırdım kendime.’ diyorlar. Dinyakos bir marka haline geliyor. Ben de bloğumu kurarken böyle tek kelimelik, geçmişi hatırlatan bir isim olsun istedim. Baktım daha önce yapılan röportajlarda ‘Dinyakos’ ismi geçiyor sık sık. Ben de bunu kullanmaya karar verdim.” dedi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/belgeselci-fethi-aytuna-turkiye-spor-tarihini-anlatiyor/feed/ 0