HEKİM Birliği Sendika Genel Başkanı Dr. Yakup Gökhan Doğramacı, İzmirCumhuriyet Meydanı’nda düzenlene basın açıklamasında yaptığı konuşmada, “Türk hekimleri olarak, emeğimizin değersizleştirilmesine karşı mücadele ediyoruz” dedi.
Hekim Birliği Sendikası, çalıştırma koşullarının ve eğitimin iyileştirilmesi, teşvik ödemelerinin zamanında yapılması ve hekimlere karşı şiddetin önüne geçilmesine ilişkin İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya 25 şube başkanı ve üyeleri katıldı. Açıklamayı yapan Hekim Birliği Sendikası Genel Başkanı Dr. Yakup Gökhan Doğramacı, “100 yıldır Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahramanlarımızın izinde yürüyoruz, yürümeye de devam edeceğiz. Tıpkı 1922’deki kahramanlarımız gibi, biz de bugün sağlık alanında mücadele veriyor, Türk hekimleri olarak, emeğimizin değersizleştirilmesine karşı mücadele ediyoruz” dedi.
‘HEKİMLERİMİZE YAPILAN HAKSIZLIKLAR KABUL EDİLEMEZ’
Teşvik ödemelerinin zamanında yapılmadığını ve sürekli azaldığını belirten Doğramacı, “Hekimler olarak ‘teşvik’ adı altında daha fazla çalıştırılıp, daha az ücret ödenen bu havuç – sopa ikilemindeki sömürü düzenine karşı tepkiliyiz. Bu durum, sadece bizim emeğimizin değersizleştirilmesi anlamına gelmiyor; aynı zamanda sağlık hizmetlerinin kalitesini de düşürüyor. Her ay keyfi olarak açıklanmayan ve belirlenmeyen teşvik oranları, çözümden çok sorunun bir parçasıdır. Maaşla birlikte ödenmesi gereken teşvik ek ödemelerinin haftalarca geciktirilmesini kabul etmiyoruz. Bu belirsizlik, çalışma motivasyonumuzu olumsuz etkiliyor, mesleki onurumuzu zedeliyor” diye konuştu.
Taleplerinin tüm gelirlerinin yüzde 80’inin tek kalem maaş olarak ödenmesi ve yüzde 15 sabit vergi diliminin uygulanması olduğunu dile getiren Doğramacı, “Bu taleplerimiz, yalnızca ekonomik bir talep değil aynı zamanda mesleğimizin saygınlığına duyduğumuz saygının da bir gereğidir. Bizler, emeğimizin karşılığını almak istiyoruz ve bu uğurda kararlılıkla mücadele edeceğiz” dedi.
‘HEKİMLERİMİZİN MOTİVASYONUNU KIRILMAKTADIR’
Diş hekimlerine yönelik adaletsizliklerin kabul edilemez bir başka gerçek olduğunu söyleyen Hekim Birliği Sendikası Genel Başkanı Yakup Gökhan Doğramacı, şöyle devam etti:
“Ek ödemeler tüm hekimlerimiz için düşerken pandemi kahramanları diş hekimlerimizin ek ödemeleri daha dramatik şekilde düşüyor. Bu durum, sağlık sistemimizin genelinde bir zafiyet yaratmakta ve hekimlerimizin motivasyonunu kırmaktadır. Diş hekimlerimizin emeklerinin değersizleştirilmesine asla izin vermeyeceğiz. Ayrıca, üniversitelerde görev yapan hekimlerimizin, kamuda çalışan meslektaşlarına göre daha az ek ödeme alması da büyük bir adaletsizliktir. Üniversite hekimlerimiz, aylık sadece 2 bin TL ek ödeme alabiliyor. Bir aylık emeğin karşılığı, bir günlük yevmiyeye denk gelmiyor. Hekimlerimizin aldığı saatlik nöbet ücretleri, asgari ücretin de altında kalıyor. Emeğimize, eğitimimize ve sorumluluğumuza uygun, adil bir ücret sistemi kurulmalıdır. Bu adaletsizliklerin son bulması için tüm gücümüzle çalışacağız.”
‘AİLE HEKİMLERİNİN ROLÜ HAYATİDİR’
Aile hekimliğinin, sağlık sistemin bel kemiği olduğunu belirten Doğramacı, “Vatandaşlarımızın sağlık sorunlarının ilk çözüm noktası olan aile hekimleri, sevk sekreteri değildir. Aile hekimleri, sağlık sisteminin dinamik ve vazgeçilmez bir parçasıdır; onların asli görevi, hastaları doğru bir şekilde yönlendirmek, koruyucu sağlık hizmetlerini sunmak ve toplum sağlığını geliştirmektir. Ancak, aile hekimlerimizi sadece birer sevk memuru gibi görmek hem mesleki saygınlığımızı zedelemekte hem de sağlık sistemimizin etkinliğini azaltmaktadır. Halkımızın sağlık sorunlarında ilk başvurularını aile hekimlerine yapması, doğru tanı ve tedavi sürecinin en önemli adımıdır. Bu nedenle, aile hekimlerimizin rolü ve sorumluluğu çok büyüktür. Onların iş yükünü artıracak, mesleki saygınlığını zedeleyecek her türlü uygulamaya karşıyız. Aile hekimlerimizin hak ettiği saygıyı görmesi ve uygun çalışma koşullarına sahip olması, sağlık sistemimizin güvencesidir” dedi.
Sağlıkta şiddet konusuna ‘sıfır toleransla’ yaklaşılması gereken bir diğer önemli sorun olduğunu söyleyen Doğramacı, sağlıkta şiddetin, sadece bireylere değil, tüm topluma zarar verdiğini kaydetti. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının güvenli bir çalışma ortamında hizmet vermelerinin, toplum sağlığı açısından kritik öneme sahip olduğuna dikkati çeken Doğramacı, “Şiddet olaylarının önüne geçmek, sadece yasal düzenlemelerle değil aynı zamanda toplumun bilinçlenmesi, hekim ve sağlık çalışanlarına saygı duymasıyla mümkündür. Sağlıkta şiddete karşı topyekün bir mücadeleye ihtiyaç var. Bu konuda kararlılıkla duracağız ve gerekli tüm adımların atılmasını sağlayacağız” dedi.
‘ASİSTAN HEKİMLERİMİZİN HAKLARINI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ’
Asistan hekimlerinin, sağlık sisteminin bel kemiği olarak büyük sorumluluklar taşıdığını ifade eden Doğramacı, “Ancak bu genç meslektaşlarımız, sadece mesleki yükümlülüklerle değil, aynı zamanda eğitim zorlukları, ağır iş yükü ve adaletsiz uygulamalarla da mücadele ediyor. Bu durum, mesleki gelişimlerini engelliyor ve tükenmişlik sendromuna yol açıyor. Asistan hekimlerimizin nöbet ertesi izin haklarının ihlal edilmesi hem onların sağlığını hem de hastaların güvenliğini riske atıyor. Ayrıca, eksik ödenen nöbet ücretleri ve zorunlu icap nöbetleri, adaletsiz bir çalışma ortamı yaratıyor. Bu durumu kabul etmiyoruz ve sonuna kadar mücadele edeceğiz. Eğitim sürecinin kalitesizleşmesi de geleceğimizi tehdit ediyor. Asistan hekimlerimiz, yoğun iş yükü nedeniyle yeterli eğitim alamıyor. Bu gidişat durdurulmalı. Eğitim standartları iyileştirilmeli ve hekimlerimizin mesleki gelişimi sürekli desteklenmelidir” diye konuştu.
Doğramacı, “Hekimlerimize yönelik baskılar sadece çalışma koşullarıyla sınırlı kalmamakta aynı zamanda hukuka aykırı görevlendirmelerle de kendini göstermektedir. Geçici görevlendirmelerin hukuka aykırılığı bir yana en son Sinop’ta hayatını kaybeden genç meslektaşlarımızın daha yerdeki kanı kurumadan, geçici görevlendirmeler aynı şekilde devam ettirilmektedir. Bu durum, kabul edilemez ve derhal son bulmalıdır. Hukuka aykırı ve keyfi geçici görevlendirmelerle hekimlerimizin hayatını tehlikeye atanlara karşı sessiz kalmayacağız. Genç meslektaşlarımızın yaşamını yitirdiği bu acı olaydan ders çıkarılmalı ve hekimlerin güvenliğini tehlikeye atan tüm uygulamalara son verilmelidir. İş kazalarının önlenmesi için etkili tedbirler alınmalı, hekimlerimize gereken saygı gösterilmelidir” dedi.
‘SAYGI GÖRMEYİ HAK EDİYORUZ’
‘Türk hekimleri olarak, emeğimizin karşılığını almayı ve saygı görmeyi hak ediyoruz’ diyen Doğramacı, şöyle devam etti: “30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusuyla, ülkemizin dört bir yanında büyük bir özveriyle görev yapan hekimlerimiz, tıpkı Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlarımız gibi, her türlü zorluğa karşı mücadele etmeye devam edecektir. Tek bir hedefimiz var; hekimlik emeğimizin karşılığını almak ve bu saygın mesleği layıkıyla icra edebilmek. Bu mücadelede kararlıyız ve asla geri adım atmayacağız. Bir araya geldiğimiz bu an, mücadelemizin gücünü ve birliğini perçinleyen önemli bir buluşmadır. Birlikte güçlüyüz. Beraber çalışarak daha da güçleneceğiz. Bugün, temiz bir sayfa açıyor ve hep birlikte, yeniliklerle dolu bir döneme adım atıyoruz. Hepinizin ve hepimizin değerli olduğunu, bu büyük mücadelede her birinizin önemli bir yere sahip olduğunu bilmenizi isterim. Kurumsal bir yapı kazandırarak, temellerimizi sağlamlaştırdık. Ama bu sadece bir başlangıç; daha da genişleyecek, daha da büyüyeceğiz.”
‘DEPREMZEDE HEKİMLERİMİZİ UNUTMADIK’
Deprem gölgesinde çalışan hekimlere de değinen Doğramacı, “Deprem felaketinin yaralarını sarmaya çalışan hekimlerimiz ve depremzede hekimlerimiz, tıpkı Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlarımız gibi, insanüstü bir gayretle görev yapmaktadır. Hekimlerimizin gösterdiği fedakarlık, dayanışma ve azim, milletimizin güçlü ve birleştirici ruhunun bir yansımasıdır. Ancak, bu hekimlerimizin de desteklenmeye ve hak ettikleri saygıyı görmeye ihtiyacı vardır. Deprem bölgelerinde görev yapan hekimlerimiz halen daha zor şartlar altında çalışmaktadır. Hekimlerimizin çalışma koşulları iyileştirilmeli, onlara gereken tüm imkanlar sağlanmalıdır. Deprem bölgesinde görev yapan hekimlerimiz ve depremzede hekimlerimiz yalnız değildir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Enerji İş üyeleri, Saraçhane’deki İBB binasının önünde bir araya geldi.
Burada düdük çalıp ve slogan atarak zam oranını protesto eden üyeler, “İmamoğlu söz verdi, her şey çok güzel olmadı”, “Hani her şey çok güzel olacaktı? Sadaka değil, zam istiyoruz” ve “Mücadelemiz emek için sistem palavralarından vazgeçin” pankartları taşıdı.
Grup adına basın açıklamasını okuyan Enerji İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Mubin Tekin, İBB’ye bağlı İstanbul Enerji A.Ş.’de 15 yıldır çalışan bir kişinin, yol ve yemek dahil aldığı ücretin 20 bin 33 lira olduğunu söyledi.
Maaş bordrosunu gösteren Tekin, şöyle konuştu:
“İşte bu belediyenin, bu kardeşime reva gördüğü ücret bu…Biz buna itiraz ediyoruz. Bugün buradan sesimizi bu yüzden yükseltiyoruz. İnanın bu sadece bu şirket için verdiğimiz veri, daha niceleri var. Bu çağrımız sadece İstanbul Enerji A.Ş’de çalışan kardeşim için değil, İSKİ’de çalışan kardeşim senin için, İGDAŞ’da çalışan kardeşim senin için, İSFALT’ta çalışan, diğer iştiraklerde çalışan ve İBB bünyesinde çalışan kardeşlerim sizler için bu sesimizin yükselişi”
“Biz bu teklifi asla ve asla kabul etmiyoruz”
Sendika olarak 2022 ve 2023 yılları boyunca ara zam yönünde teklifleri sunmalarına rağmen cevaplar verilmediğini ve yapılan her görüşmede İBB’nin seslerini duymazlıktan geldiğini aktaran Tekin, bazılarının kaygıya düşmesiyle sendikaya ek protokol yapılması yönünde teklifler gelmeye başladığını anlattı.
Tekin, şu değerlendirmede bulundu:
“Sadece adı ek protokol…İçeriğine bakıyorsunuz; sözde halkın içinden ayrılmayan, sürekli halkla iç içe görüntüler verenlerin sunmuş olduğu zam teklifi yüzde 10…İnanın şaka yapmıyorum veya yanlış telaffuz etmiyorum, yüzde 10. Gerçek enflasyon yansımasını geçtik artık açıklanan enflasyon oranlarından bile bihaber olan İBB yönetimi, bu sadaka niteliğindeki sözde zam teklifini ne yazık ki sunmak gibi bir acziyete düşmüş durumda. Biz bu teklifi asla ve asla kabul etmiyoruz.”
Sendikanın bu tekliflere karşı gerçeği yansıtan tekliflerine ise cevap dahi verilmeye tenezzül edilmediğini anlatan Tekin, “Her türlü faaliyete ucu açık çek verircesine destek sunan, yapılmış olan faaliyetlere ayrılan bütçeden daha fazlasını bunların reklam kampanyalarında kullanan, sürekli olarak emekçiye değer verdiklerini, emeğin en üstün değer olarak görülmesi gerektiğini söyleyen ama hamaset ve söylemden öteye geçemeyen, sonu zam görüşmelerine geldiğinde yüzde 170’lik bir teklife karşı hiç çekinmeden adeta sadaka verirmişçesine yüzde 10’luk sözde teklif sunan belediyecilik anlayışını esefle kınıyoruz.” diye konuştu.
İstanbul’da faaliyet gösteren diğer özel şirketlerin bir çoğunun, belediye iştiraklerinin hemen hemen 2 katı ücret verdiğini belirten Tekin, “Burada çalışan arkadaşlarımız dışarıda çok rahat bir şekilde daha fazla ücretlere iş bulabiliyor, ‘Neden gitmiyor, neden orada çalışmıyor?’ sorularına gelecek olursak; yıllarını, emeğini, gençliğini ve hayatını vermiş olduğu bu şirketten tazminatını alamadığı için gidemiyor. Tazminatı adeta bağlayıcı unsur gibi kullanıp üyelerimizi, emekçilerimizi bu ücretlere mahkum ediyorlar.” ifadelerini kullandı.
]]>Bakan Işıkhan, açılış programındaki konuşmasında, Öz Sağlık-İş Sendikasının 10’uncu kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, sendikanın ciddi bir örgütlenme ve büyüme ile 10 yılda sendikacılıkta kıymetli bir noktaya geldiğini söyledi.
Sağlık sektörünün insanı koruma ve yaşatma görevini üstlendiğini vurgulayan Işıkhan, şöyle konuştu:
“Sağlık emekçileri bu kutsal görevi ifa ederken, her türlü zorluğa rağmen fedakarca çalışmaktadır. Gece gündüz demeden, insan sağlığı için var güçleriyle mücadele etmektedirler. Öz Sağlık-İş’in yeni genel merkezi, bu değerli emekçilerin haklarını korumak, onların sesi olmak, çalışma koşullarını geliştirmek adına önemli bir merkez olacaktır. Burası, sağlık çalışanlarının bir araya gelerek sorunlarını dile getirebileceği, çözüm önerileri sunabileceği, birlikte daha güçlü adımlar atabileceği bir merkez olacaktır.”
Işıkhan, sendikanın yeni genel merkez binasının sadece fiziksel bir mekan olmadığını, aynı zamanda emekçilerin birlik ve dayanışma ruhunu yansıttığını da dile getirdi.
Işıkhan, şunları kaydetti:
“Bu ruh, sendikacılığın temel taşıdır ve bizleri geleceğe taşıyacak olan en büyük güçtür. Unutmayalım ki sağlık sektöründe başarı ancak birlikte hareket ederek, ortak amaçlar doğrultusunda ilerleyerek, dayanışma içinde olarak mümkün olacaktır. Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği ve kalitesi, sizin çalışma koşullarınıza bağlıdır. Bu nedenle, sendikamızın güçlenmesi ve sesinizin daha fazla duyulması, sizlerin haklarını korumak ve geliştirmek noktasında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak ben de her zaman yanınızda olacağım.”
“Taşeron sistemini çöpe attık”
HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan da 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yayınlanmasının ardından kamudaki taşeron işçilerin 2018 yılında kadroya alındığını anımsatarak, şunları söyledi:
“Bugün bu sendika, bu devasa hizmet binasına ve 200 binden fazla üyeye sahipse bunun en büyük kahramanlarından biri Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ona buradan tekrar teşekkür ediyoruz. Taşeron sistemini çöpe attık ve Türkiye çalışma hayatında yüzde 9 olan sendikalı işçi sayısını yüzde 15’e çıkarttık. Bu yeterli değil ama bu büyük değişim dünyada da ses getirdi ve örnek alındı. Onun için bu kahramanları unutmayacağız. 10 yıl önce kurulan Öz Sağlık-İş, 10 yıl sonra Türkiye’nin üçüncü büyük, iş kolunun ise en büyük işçi sendikası oldu. 10 yılda Türk endüstri ilişkiler sisteminde, Türk çalışma hayatında böyle bir başarı hikayesi yok. Emeği olan herkesi kutluyorum.”
Konuşmaların ardından, Bakan Işıkhan, HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert ve protokoldekiler tarafından yeni hizmet binasının açılış kurdelesi kesildi.
Programa, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Zafer Tarıkdaroğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı Turgut Altınok, bazı AK Parti Ankara milletvekilleri ve sendika üyeleri katıldı.
]]>Cumhuriyetin 100. yılında kuruluşu ilan edilen Kamu Birliği Konfederasyonunun 1. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. 6 farklı iş kolunda 8 sendika ile 110 bini aşkın üye sayısıyla kamu çalışanları konfederasyonları arasında büyük yankı uyandıran Kamu Birliği Konfederasyonu 1. Olağan Genel Kurulu Ankara Büyük Anadolu Oteli’nde yapıldı. Genel Kurulda konuşan, Kamu Birliği Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Osman Kaya, “Bizler vatanı, milleti, bayrağı ve değerleri için çalışan, ülkemizin yarınları için hizmet üreten, alnının teri, yüzünün akıyla Türkiye devlet memurlarıyız. Bizler aynı minvalde kurulmuş ortak hedefe koşan milli değerlerin şuurunda hareket eden bağımsız sendikalardan oluşan Türkiye’nin En genç konfederasyonuyuz.” dedi.
Kamu Birliği Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Osman Kaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kardeşlerim, arkadaşlarım dün artık geride kaldı. Tüm memur camiasının yarının temellerinin atan bu törene kamu birliğinin birinci olağan kuruluna hepiniz hoş geldiniz. Bugün burada bir konfederasyon olağan kurulundan ziyade memurun kendisinin yarın ve hatta tüm memurlarının evlatlarının geleceği için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Ülkemizde bin dokuz yüz doksan yıllarında başlayan Memur Sendikacılığının bugün otuz dördüncü yıl dönümü. Bu dönem belki benim yaşımdan büyük ama yaşantım ile eş değer Bugün Memur Sendikacılığındaki yol ayrımının ilk günü. Peki kimiz? Biz Ne istiyoruz? Bizler vatanı, milleti, bayrağı ve değerleri için çalışan, ülkemizin yarınları için hizmet üreten, alnının teri, yüzünün akıyla Türkiye devlet memurlarıyız. Bizler aynı minvalde kurulmuş ortak hedefe koşan milli değerlerin şuurunda hareket eden bağımsız sendikalardan oluşan Türkiye’nin En genç konfederasyonuyuz. Bizler oturdukları yerden memur hak ettiğini almalı. Memur gelecek kaygısı taşımamalı. Memur hayal kurabilmeli, kurduğu hayalini yaşayabilmeli, memur geçim sıkıntısı yaşamamalı diyenlerden değiliz. Bizler memurun hak ettiğini alması için mücadele edenleriz. Bizler memur olarak gelecek kaygısı taşıyanların da ta kendisiyiz. ” “Bizler memur olarak hayal kurabilen memur olarak kurduğu hayallere erişemeyenlerin gür sesiyiz. Bizler devletimizi temsil eden memurlarız ve devletin memuru yoksul olmamalı diyenleriz Bizler sendikacılığı gerçek manada anlatmaya, göstermeye talip olanlar ve bu doğrultuda yılmadan, eğilmeden, bükülmeden yürüyecek olanlarız. Gerçek sendikacılığı göstermeye, gerçek sendikacılığı yapmaya talip olanlarız Bizler bu yolda cennet vatanımızın doğusundan batısına kuzeyinden güneyine seksen bir vilayetimizin tamamında yetkiyi almaya talip olan birleşik bir gücüz Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında kuruluşunu ilan ettiğimiz ve bugün genel kurulunu gerçekleştirdiğimiz kamu birliği konfederasyonumuz ile kıymetli kamu çalışanlarımızın insan onuruna yaraşır bir hayat sürmeleri için tarafsız duruşumuzla, hak mücadelemize ara vermeksizin edeceğiz. Kamu çalışanlarımızın güçlü yarınları için kurduğumuz kamu birliği konfederasyonumuzun tüm ulusumuza hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Ulaşmaz zafere hedefe koşmayan Zafer sırtını döner de gider. İnandığın yolda terini dökmezsen emekler bir bir boşa gider. Kazanmak istersen sen de zaferi gürleyen sesinle doldur gökleri. Zafer dedikleri kahramanların eseri korkaktan kaçar da cesura gider Bu yolda herkes bir nefer. Alnı ak, yüzü tak gençler. Yarınlar için gençliğinden vazgeçer, geçer de bir bir hedefe inerler. Ey bu davaya gönül vermiş yüz binler. İnanın hak da bizle beraber. Vatan için Canla başla çalışan, değerli kamu çalışanları. Sizlere söz veriyorum. Bugün teslim aldığım bu emaneti kanımın son damlasına kadar canla, başla çalışıp hak ettiği yere ulaştıracağım siz değerli memurlarımızın hakları için çalışmaktan çabalamaktan, bir an olsun vazgeçmeyeceğim.”
Kamu Birliği Konfederasyonunda bir araya gelen sendikalar ise şu şekilde: Sağlık ve Sosyal Hizmetler kolunda; Genç Sağlık Sendikası, Büro, Bankacılık ve Sigortacılık Hizmetleri kolunda; Adalet Sen, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri kolunda; Genç Eğitim Sen, TEÇ-SEN, Diyanet ve Vakıf Hizmetleri kolunda; Diva Sen, Yerel Yönetim Hizmetleri Kolunda; Genç Belediye Sen ve Basın Yayın ve İletişim Hizmetleri kolunda; Adil Haber Sen, Savunma hizmetleri kolunda; SAVDES-SEN
]]>Belediye çalışanları Başkan Şükrü Sözen’i çiçekle karşıladı. Toplu sözleşme protokolünde yer alan maddeler çerçevesinde kadrolu işçilerin eğitim, yakacak ve giyecek yardımları dev oranla yükseltildi. İmza töreninde Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Ödevoğlu, Disk-Genel-İş Sendikası Antalya Şube Başkanı Vedat Küçük, Şube Sekreteri Veli Yaman, Örgütlenme Sekreteri Mehmet Kara, Mali Sekreter Mustafa Altun, Eğitim Sekreteri Tevfik Özdeş, iş yeri temsilcileri ve birim müdürleri katıldı. 101 kadrolu işçi adına toplu sözleşme protokolü Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen ile Sendika Başkanı Vedat Küçük imzaladı. Yeni toplu sözleşme, 15.01.2024 tarihinden itibaren 3 yıllık geçerlilik sağlayacak şekilde hayata geçirildi.
“Manavgat emekçiden yana”
Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen’in emekten ve emekçiden yana olduğunu söyleyen DİSK-Genel-İş Sendikası Başkanı Vedat Küçük, toplu sözleşmenin kadrolu işçilerin ihtiyacına büyük oranda cevap vereceğini belirtti. Başkan Küçük, “Başkanımız, emekten ve emekçiden yana olan tavrını bize ve işçi kardeşlerimize yüzde 140 gibi bir ücret zammıyla bir kez daha gösterdi. Bugün sorumlusu bizim olmadığımız, ülkeyi yönetenlerin ekonomiyi bu duruma getirdiği noktada bizi rahatlattığı için kendisine hem işçi arkadaşlarım adına hem de sendikam adına teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum” dedi
“Çalışanlarımız iyisini hakediyor”
Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, kente hizmet etme noktasında beraber görev yaptığı mesai arkadaşlarının daha iyi şartlarda hayatını idame ettirmesi gerektiğini söyledi.
Sözen, “Başkan Sözen “Çalışanlarımızın bana değil, benim onlara teşekkür etmem gerekir. 3 dönemi tamamladık. Her zaman benim ve başkan yardımcısı arkadaşlarımın yanında bu kardeşlerim oldu. Görev sürecimizde Manavgat halkının taleplerine cevap verme noktasında tüm arkadaşlarımız elinden geleni yaptı. Çok güzel yol arkadaşlığı sergiledik. Siyasi görüşümüz itibarıyla sendikal çalışmaya biz son derece önem veriyoruz. Günümüz şartlarında yaşamın bu kadar zor olduğu, insanların gününü geçirmekte zorluk çektiği, yarın kaygısı yaşadığı bir sürede, şu anda zikredilen rakamların çok üstünde yaşam standardının olması gerektiğine inanıyorum. Bu da yeterli değil. Ama bugünün şartlarında, Türkiye gerçeklerinde ancak bu kadar olabildi. Mevcuda göre güzel bir rakam ama inanıyorum ki bunun iki katı insanca yaşamanın karşılığıdır. Belediyelerin ne imkanlarda çalıştığını bugün herkes biliyor. En üst noktada yönetenlerin ‘bizden olmadığı takdirde sistem böyle çalışır, ancak bu kadar karşılık bulur’ dediği, birinci ağızdan bunun itiraf edildiği bir sürede belediyeler gününü geçirme kavgası, çalışan arkadaşlarına ve topluma mahcup olmama kavgası vermektedir. Biz de alnımızın akıyla işçi arkadaşlarımla, memur arkadaşlarımla, şirketlerdeki arkadaşlarımla beraber bu süreci kotarma noktasında son derece sevinçliyim” dedi. – ANTALYA
]]>Belediye Çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Derneği, Belediye Mimar ve Mühendisleri Derneği, Taşeron Belediye İşçileri Birliği (TABİB), Aile Sağlık Merkezi Elemanları Derneği, Belediye İşten Çıkarılanlar Platformu, Kamu Taşeron İşçileri Sendikası, Karayolları Taşımacılık Emekçileri Sendikası, Enerjisen, Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası,bugün İzmir Cumhuriyet Meydan’ında bir araya gelerek kadro taleplerini yinelediler.
Belediye Çalışanları ve Kamu Taşeron İşçileri Derneği adına konuşan Cenan Ünal yaptığı kunuşmada şunları söyledi:
“5393 Sayılı Belediyeler Kanunu 49. Maddesi yeniden düzenlenmeli, norm kadro sayıları revize edilerek arttırılmalı, tüm belediye işçilerin istihdamı bu maddeye göre yapılmalıdır. Sendikalar tarafından her ay açıklanan “Yoksulluk Sınırı tüm belediye işçilerinin net taban ücreti olmalıdır.6772 sayılı kanun’a göre 52 günlük ilave tediye ayrım gözetmeksizin belediyelerdeki her işçiye verilmeli, geriye dönük hakkedişlerimiz de ödenmelidir.”Brüt” yerine, “net ücret” olarak belirtilmeli, gelir vergisi yükü kaldırılmalıdır. Kadın erkek eşitsizliği, kadın istihdamının arttırılması ile çözülecek kadar basit değildir. Belediyelerdeki cinsiyetçi iş bölümü ve ücretlendirme son bulmalı, kadınların güvenceli ve güvenli çalışma koşulları sağlanmalıdır. Belediye işçilerinin çocukları için kreş hakkı, günün koşullarına uygun ve gerçekçi biçimde karşılanmalıdır. Doğum iznine ayrılan kadın işçiler, işlerini kaybetme endişesi içerisinde olmamalıdır.
60 günlük sendikal ikramiye, haftalık 35 Saat çalışma, sosyal haklara her ay Enflasyon oranında zam, meslek pirimi, yeterli miktarda yemek ve ulaşım ücreti, refah payı ve tayin hakkı verilmelidir. Tüm belediyelerde, işçi sağlığı ve iş güvenliğine uygun çalışma ortamı oluşturulmalı, meslek hastalıklarına karşı önlemler alınmalı, iş yükü hakkaniyetli biçimde bölüştürülmelidir. İş kanunu, işçilerin lehine göre yeniden düzenlemeli, sendika ve toplu iş sözleşmesi kanununda değişiklik ile sendikal örgütlülüğün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Sendika aidatı tutarları derhal düşürülmelidir. Anayasa 128 maddesi gereğince belediyelerde, güvenlik, mimarlık, mühendislik, zabıta gibi alanlarda memur işi yapan tüm işçiler ayrım yapılmaksızın memur kadrosunda geçirilmelidir.Haksız işten çıkarmalarda, işçilerin iş akdini sona erdiren kamu görevlileri, işçiye ödenecek kötü niyet tazminatından kişisel olarak sorumlu tutulmalı, işten keyfi çıkarmaların önüne geçilmelidir. Bu haklı taleplerimiz için birkaç yıldır olağanüstü bir mücadele içerisindeyiz. İşyerlerinde örgütlenmekten, kent meydanlarında basın açıklaması yapmaya kadar, sosyal medyada sesimizi yükseltmekten, Meclis’te vekillere soru önergesi ve kanun teklifi verdirmeye kadar pek çok alanda haklarımız için mücadele ediyoruz. Mücadelemiz gün geçtikçe daha fazla ses getiriyor. Bu çalışmaları sayıca fazla işçi grupları ile birlikte yapmalıyız. Bunun için her işçi arkadaşımızı bizimle birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz, Katılın, birlikte değiştirelim.”
“YÜKÜ OMUZLAYAN AİLE SAĞLIK MERKEZİ ELEMANLARI KADROSUZ”
Aile Sağlık Merkezi Elemanları Derneği adına konuşan Özlem Şahin, “Bizler ne devlet büyüklerimize nede asmlere yük değiliz aksine yükü omuzlayan tarafız asmlerde kurum içinde sizlerle ilgilenen tıbbı sekreter att ebe hemşire ve temizlik personelleri kadrosuz. Asgari ve daha altında maaşlarla iki dudak arasında çalışıyor.18 bin kişi ile başladığımız bu yolda işten çıkarmalar yüzünden 13 bin civarı bir sayımız kaldı ve her geçen günde azalmaktayız.2022 kasım ayında yan odamızda 4a’lı çalışan kamu dışı aile sağlığı elemanları nasıl KPSS şartı aranmadan kadro ile müjdelendirildiyse o kadro bizimde hakkımızdır.Aynı iş aynı diploma fazla iş yükü ama farklı muamele gördük. aynı kurum içinde ayrıştırıldık. bu haksızlık daha fazla göz ardı edilmemelidir.Buradan değerli devlet büyüklerimize soruyoruz emekli olup çalışan personellerde dahil olmak üzere 13 bin kişi sayımız varken bu kadar kişi sizler gerçekten yük mü” dedi.
“SORUNLARIMIZIN ÇÖZÜLMESİNİ İSTİYORUZ”
Karayolları Taşımacılık Emekçileri Sendikası adına konuşan İsmail Otmar ise
“2010 yılında Yol İş Sendikası’nın açtığı davalar Yargıtay’da da onanınca 2012’den sonra KGM hizmet alımı ihalesini iptal edip anahtar teslimi ihalesine geçildi. Dün bizle birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız 2015 ve 2016 yılında kadro alırken bizler hala kadro alamadık. Bu da yetmiyormuş gibi Türkiye’de 1 milyon kişi kadro alırken 4 Aralık 2017’de anahtar teslim ibaresi yüzünden ve yüzde 70 maliyeti diye bir kriter yüzünden bizler tekrar kadro dışı bırakıldık. 2023 yılı içerisinde karayollarında mevcut çalışan taşeron işçi varken 3 bin kişi İŞKUR üzerinden kadrolu işçi alımı yapıldı dolayısıyla Şimdi de 100 bin kişinin kadroya alınacağına dair sözler verildi ama Öğrendiğimiz bilgilere göre tekrar bizlerin kapsam dışı kaldığımızdır. Bizler karayollarında asıl işi yapıyoruz Bu konuda yardımlarınıza ihtiyacımız var bizleri lütfen destekleyin sorunumuzunçözülmesini istiyoruz.”
]]>
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Kamu-Sen İstanbul İl Temsilciliği’ni ziyaret etti. Ziyaret sırasında Kurum’a AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve AK Parti Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve AK Parti Bahçelievler İlçe Başkanı Fatih Tuna eşlik etti. Murat Kurum’u Kamu-Sen İstanbul İl Temsilcisi Serhat Çelik ve beraberindeki heyet karşıladı. Sendika üyeleriyle bir araya gelen Kurum, sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. Program sonunda Murat Kurum’a Türk Bayrağı motifli tabak hediye edildi.
“Kamu-Sen, çalışan, üreten, yol gösteren bir sendikamızdır”
Kamu-Sen’in İstanbul’da 60 bin, Türkiye’de 100 binlerce üyesiyle ülkemizin en köklü sendikalarından biri olduğunu belirten Kurum, “Kamu-Sen, çalışan, üreten, yol gösteren, hak eden ve hak ettiğini mutlaka alan bir sendika anlayışıyla üyelerine hizmet vermektedir. Bugün kıymetli başkanım ve yönetimimizle İstanbul’daki memurlarımızın sendika üyelerimizin ihtiyaçlarını hep birlikte değerlendirdik” diye konuştu.
Murat Kurum, yönetim anlayışlarında istişare kültürünü benimsediklerini belirterek, “Bir masa etrafında toplandık, o masada karar aldık ve o kararları da hızlı bir şekilde uygulamaya geçirdik. Bugün de bu manada Kamu-Sen’in ihtiyaçlarını dinledik. Biz masanın her tarafıyla bir arada olacağız. Beklenti ve ihtiyaç nedir? Bu ihtiyaç noktasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak nasıl bir çözüm ortaya koyacağımızı konuştuk” dedi.
“Biz uğraştıran değil, ulaştıran bir İstanbul vadediyoruz”
“İstanbul Vizyonu” başlığı ile projelerini paylaştıklarını söyleyen Kurum, “En önemli iş bizim için trafik çilesinin bitirilmesi. Çünkü gerçekten her bir vatandaşımızın ömründen 3 buçuk yıl trafikte gidiyor ve artık bir çile haline gelmiş durumda. Bahçelievler’e gelirken bile biz bu çileyi çektik. Eve gitmek artık bir fobi haline gelmiş durumda. Otobüsün, metrobüsün ne zaman geleceğini maalesef bilemediğiniz bir ulaşım sistemiyle karşı karşıyayız. Biz uğraştıran değil, ulaştıran bir İstanbul vadediyoruz. Açıkladığımız projelerimizle, tünellerimiz ve otopark sistemlerimizle, köprü, kavşak çözümlerimizle birlikte İstanbulluların o beklediği trafik problemlerini aşacak adımları atacağız” diye konuştu.
“İstanbul’u afetlere dirençli bir şehir haline getireceğiz”
İstanbul’u afetlere dirençli bir şehir haline getireceklerini söyleyen Kurum, “İstanbul’da yaşayan her bir kardeşim yastığa başını koyduğunda huzurla, güvenle uyusun. Bu manada 650 bin konutluk İstanbul tarihinin en büyük dönüşüm projelerinden bir tanesini sizlerle birlikte gerçekleştirmek istiyoruz. Öncelikli olarak en acil yerlerden başlayarak dönüşümü İstanbullularla, Kamu-Sen’li kardeşlerimizle birlikte yapacağız” dedi.
“KİPTAŞ eliyle maddi, manevi ve teknik her türlü desteği vereceğiz”
İstanbul’da değişim vaktinin geldiğini söyleyen Murat Kurum, “Artık bir an önce liyakatli ehil ellere yönetimin devredilmesi gerektiğini tüm İstanbullular istisnasız söylüyorlar. Bizde bu anlayış ile çalışacağız, üreteceğiz. Sokakta olacağız. Memurumuzun neye ihtiyacı varsa, vatandaşımız bizden ne bekliyorsa; biz hep o tarafta olacağız. Kamu-Sen’imizdeki memurlarımızın konut edinebilme amacıyla yapacağı her türlü projeye Kamu -Sen nezdinde Büyükşehir Belediyesi olarak KİPTAŞ eliyle maddi, manevi ve teknik her türlü desteği vereceğiz” ifadelerini kullandı.
“Anadolu Yakası’nda Kamu-Sen’e bir misafirhane kazandıracak adımları yine sizlerle birlikte atacağız”
Murat Kurum, memurların sosyal tesislerden indirimli yararlanma taleplerini dikkate alacaklarını söyleyerek, “1 Nisan itibariyle tüm memurlarımız aynı bizim personelimiz gibi sosyal tesislerdeki hizmetlerden faydalanacaklar ve sosyal tesislerimizde memurlarımıza da indirim uygulayacağız. Ulaşım konusunda da memurlarımızın beklediği destek taleplerine ilişkin elimizi taşın altına koyacağız. Kamu-Sen Başkanımızın yeni misafirhane yapılmasıyla ilgili talepleri oldu. Bu konuda Anadolu yakasında Kamu-Sen’e bir misafirhane kazandıracak adımları yine sizlerle birlikte atacağız” sözleriyle konuşmasını tamamladı. – İSTANBUL
]]>