Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Konya Çevre Yolu 2. Kesimi” açılış töreninde konuştu.
Göreve geldikleri günden beri eser ve hizmet siyasetiyle Konya’ya ve Konyalılara layık olmak için gece gündüz çalıştıklarını belirten Erdoğan, “Üretimin, istihdamın ve ihracatın artırılması, şehrin dengeli şekilde kalkınması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.” ifadesini kullandı.
Hem Konya’ya hem de bölgeye ekonomik, ticari ve tarımsal olarak katkı yapacak projelerine, yatırımlarına ve hizmetlerine her gün bir yenisini eklediklerini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Doğu-batı ve kuzey-güney istikametindeki ulaşım ağlarının adeta kavşak noktası olan Konya’nın, kara, demir ve hava yolu ulaşımının geliştirilmesi, temel önceliklerimizden biridir. Şu rakamı özellikle dikkatinizi çekiyorum, bugüne kadar ulaştırma alanında Konya’ya güncel rakamla 146,7 milyar liralık kamu yatırımı yaptık. Şehrimizi kuzeyde Ankara ve Eskişehir’e, batıda Isparta, Afyonkarahisar ve oradan İzmir’e, doğuda Aksaray, Niğde ve oradan Kayseri’ye, güneyde ise Antalya, Karaman ve Mersin’e bölünmüş yollarla bağladık. Ülkemizin en yüksek ayaklı ve en uzun dengeli konsol köprüsü olan Eğiste-Hadimi Viyadüğü’nü inşa ederek Konya’nın Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi’ne kesintisiz, konforlu ve güvenli ulaşımını temin ettik.
Şurası da çok önemlidir, Konya’mızın 2002’de 167 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 22 yıl içinde tam 1286 kilometreye çıkardık. Bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol ağı ise 97 kilometreden 1296 kilometreye yükseldi. Yollarımızı daha güvenli, daha modern yapıya kavuşturduk. Konya-Ankara Yolu’nu, Konya-Akşehir-Afyonkarahisar Yolu’nu, Konya-Aksaray Yolu’nu, Konya-Karaman Yolu’nu, Konya-Belören-Hadim Yolu’nu şehrimizin istifadesine sunduk. Konya’yı Akdeniz’e en kestirme yoldan bağlayan 5 kilometre uzunluğundaki Demirkapı Tüneli’ni hizmete açtık.”
“Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor”
Alacabel Tüneli ve bağlantı yolları ile Akşehir- Yunak Yolu, Taşkent- Balcılar Yolu, Ereğli-Halkapınar-İvriz Yolu ve Seydişehir- Bozkır Yolu gibi 11 ayrı kara yolu projesinin çalışmalarının da devam ettiğini bildiren Erdoğan, “İnşallah bu projeleri de yakın zamanda nihayete erdirecek ve Konyalı kardeşlerimizle birlikte bölgenin tüm şehirlerinin emrine vereceğiz.” dedi.
Konya’nın şehir içi ve şehirler arası ulaşımdaki merkezi konumunu güçlendirecek, tarım, ticaret ve sanayi birikimini çok daha üst seviyelere taşıyacak kara yolu yatırımlarını sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk kısmı 22, ikinci kısmı 46, üçüncü kısmı ise 54 kilometre olmak üzere 122 kilometre uzunluğundaki Konya Çevre Yolu, şehrimize kazandırdığımız en önemli yatırımların başında geliyor. Projeyle Konya’nın transit trafik yükünü çevre yoluna aktaracak, şehir içinde kalan eski çevre yolundaki trafik yoğunluğunu azaltacağız.” bilgisini paylaştı.
“Yıllık 6 milyar lira tasarruf edeceğiz”
Ülkenin turizm ve ticaret merkezlerine hızlı ve güvenli trafik akışını sağlayacak, Konya’nın ulaşım imkanlarını çeşitlendirmiş olacaklarını bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Böylelikle şehrimizin ekonomik, sosyal ve ticari gelişimine de kayda değer katkılar yapacağız. Projemizin birinci kısmını, 2020’de tamamlayarak trafiğe açmıştık. Bugün ise ikinci kısmın Afyonkarahisar ve Aksaray aksındaki 30 kilometrelik kesimini ulaşıma açıyor, hizmete sunuyoruz. 3 köprü, 3 köprülü kavşak, 1 viyadük, 18 alt geçit ve 57 menfezin yer aldığı bu kesime tam 44 bin fidan diktik. İkinci kısmın geriye kalan 16 kilometrelik bölümü yani Aksaray- Adana aksı arasındaki 16 kilometrelik kesiminde çalışmalar devam ediyor. İnşallah yakın zamanda onu da tamamlıyoruz.
Bugün hizmete verdiğimiz Afyonkarahisar-Aksaray arasındaki 30 kilometrelik kesim ile mevcut yol üzerinden 40 kilometre katedilerek sağlanan ulaşımı 10 kilometre kısaltmış oluyoruz. Aynı şekilde seyahat süresini 49 dakikadan 17 dakikaya düşürüyoruz. Böylece zamandan 4,6 milyar, akaryakıttan 1,4 milyar olmak üzere yıllık toplam 6 milyar lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zararlı karbon emisyonunu tam 81 bin 400 ton azaltıyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda çevre yolunun yapımında emeği geçenleri tebrik etti.
Notlar
Törene, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ticaret BakanıÖmer Bolat, AK Parti genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri ile Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir tablo hediye etti. Konya Müftüsü Ali Öge’nin yaptığı duanın ardından yolun açılış kurdelesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve protokoldekiler tarafından kesildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“OREŞNİK’E KARŞI SAVUNMASIZIZ”
Raporda Berlin’in, Rusya’nın seri üretimine başlanacağını duyurduğu”Oreşnik” adlı hipersonik füzelere karşı herhangi bir savunmaya sahip olmadığına dikkat çekildi.
PATRİOT DA YETERSİZ KALABİLİR
Bild’de yer alan habere göre, ABD yapımı hava savunma sistemi Patriot da Oreşnik süpersonik füzelerine karşı yetersiz kalabilir.
İSRAİL’DEN HAVA SAVUNMA SİSTEMİ ALINACAK
Gizli belgede, bu tür füzelerle yapılacak bir hava savunma sistemi müdahalenin başarısının “şanslı bir atışa” bağlı olacağına ilişkin endişeler ifade edildi. Raporlarda Almanya’nın savunma açığını kapatmak amacıyla İsrail’den ‘Arrow’ füze savunma sistemini almayı düşündüğü de yer aldı.
PUTİN TEHDİT ETMİŞTİ
Son olarak Almanya’ya yönelik tehditlerde bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus’a yerleştirilen ‘Oreşnik’ füzelerini Berlin’e çok daha yakın bir noktaya konumlandırma kararı alabileceğini söylemişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ALTIN İŞLEMELİ KILIÇ
Suriyeli aktivistler, Hama’daki bir camide cuma namazının ardından kent halkı adına cami imamının Suriyeli pilot Tatari’ye altın işlemeli kılıç hediye ettiği görüntüleri paylaştı.
Cami imamı Şeyh Muaz Reydan, Tatari’ye sunduğu hediyenin “hayatının yarısından fazlasını rejimin zindanlarında geçirmiş olmasının sembolik bir hediyesi” olduğunu söyledi.
43 YILDIR HAPİS YATIYORDU
Tatari, Hafız Esed döneminde 27 yaşındayken Hama kentindeki sivillerin bombalanması emrine karşı geldiği için 43 yıldır hapis yatıyordu. Suriyeli pilot, Baas rejiminin düşmesinin ardından serbest kalmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre önceki gün, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol arasında, kapalı düzenlenen kapalı milletvekili toplantısı sırasında sözlü tartışma yaşandı. CHP Genel Başkanı Özel ve Milletvekili Erol arasında yaşanan tartışma kısa sürede sona erdi.
Yaşanan olayın ardından CHP İletişim Merkezi, sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Genel Başkanımız Özgür Özel ile Elazığ Milletvekilimiz Gürsel Erol arasında, önceki günkü kapalı milletvekili grubu toplantısında yaşanan bir diyalog, bazı basın-yayın organlarınca maksatlı olarak çarpıtılmaktadır. Eskiye dayanan kişisel dostlukları bulunan Genel Başkanımız ile milletvekilimiz arasında geçen diyalogda, parti kültürüne aykırı bir ifade kullanılmamış, kendi aralarındaki hukukla da bağdaşmayan bir davranışta bulunulmamıştır” denildi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“DEVRETMEYE HAZIRIZ”
Abdi yaptığı açıklamada Suriye’nin ilerleyebilmesi ve yeniden inşa edilebilmesi için bir barış ve güvenlik dönemine ulaşılması amacıyla, acil olarak diyalog çağrısında bulundu. Abdi ayrıca sınır güvenliği sorumluluğunu Şam’daki yeni yetkililere devretmeye prensipte hazır olduğunu ifade etti.
SURİYE’DE KÖŞEYE SIKIŞTILAR
Suriye’de HTŞ öncülüğünde başlayan harekat sonrasında terör örgütü DSG’nin köşeye sıkıştığı bilinirken; terör örgütünün kontrolündeki Münbiç, Suriye Milli Ordusu tarafından ele geçirilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“YAŞAM STANDARTLARINI İYİLEŞTİRMELİYİZ”
Mervan, “Öncelikle güveni yeniden inşa etmek gerekiyor çünkü halk ile devlet kurumları arasında büyük bir uçurum var. Genel ve özel sorunlar var. Kamu kurumlarıyla halk arasındaki güveni güçlendirmeliyiz.” değerlendirmesini yaptı. Bu güvenin yeniden tesisi için çalışacaklarını belirten Mervan, “Denetimi ve yeterliliği artırmak lazım. Vilayetimizde yaşam standartlarını iyileştirmeliyiz.” diye konuştu.
Kamu çalışanlarının ve işçilerin maaşlarının yükseltilmesi, yerel yatırımların teşvik edilmesi ve halka temel hizmetlerin modern yöntemlerle sunulmasına önem verdiklerini vurgulayan Şam Valisi, “Yerel ve yabancı yatırımcıları, tüccar ve sanayicileri buraya çekmek için kolaylıklar sağlamalıyız. Şam’da ve diğer illerde gençlere istihdam olanakları sunmalıyız. Yakıt sorununu yakın zamanda çözeceğiz. Kurumlarımızda, teknolojiyi entegre ederek dünya çapında hizmet vermek istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Mervan, elektrik altyapısının iyileştirilmesi, sokakların temizlenmesi, park ve kentsel düzenleme gibi birçok alanda çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.
Altyapı ve yatırım projelerinin hayata geçirilmesinde Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlıkları arasındaki işbirliğinin de önemli olduğuna işaret eden Mervan, “Eski rejimin baskıları nedeniyle ülkeden ayrılan yerel sanayimiz oldu. Yatırımcıların Şam’a ve Suriye’ye gelmelerini istiyoruz.” dedi. Şam Valisi, ülkede gençlere büyük önem verdiklerinin altını çizerek “Geleceğin mimarları olan gençler Suriye’yi daha ileri seviyeye taşıyacaktır.” değerlendirmesini yaptı.
KAMU ÇALIŞANLARININ GÖREVLERİNE DÖNMESİ
Mervan, devlet dairelerinde ve kamu hizmeti kurumlarında çalışanların işlerine geri dönmelerine öncelik verdiklerini belirterek “Diğer bir öncelik de maaşların artırılmasıydı çünkü maaşlar çok düşüktü ve birçok yerde yolsuzluk vardı. Şu an kamu kurumlarının ihtiyaçlarını değerlendiriyoruz. Gelecek ay maaşlar yüzde 400 artırılabilir. Memur maaşı 15-20 dolar arasındaydı, çok düşüktü.” diye konuştu.
Şam ile İdlib arasında ekonomik ve toplumsal açıdan farklılıklar olduğuna dikkati çeken Mervan, “İdlib’de sadece askeri alanda çalışmadık, aynı zamanda siyasi, askeri, sosyal, ekonomik ve hizmet alanlarında da birçok kurum faaliyette bulundu.” ifadesini kullandı.
Vali, yeni yönetimin tüm illerde hayatın normale dönmesi için tüm alanlarda çalıştığını aktararak “Şimdi geleceği belirleyecek bir yol çiziyoruz. Geçiş dönemiyle birlikte her bakanlık ve kurumun yeniden ayağa kalkması için planlar yapılıyor.” dedi.
“SURİYE’Yİ ESKİ HALİNE GETİRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
Suriye’nin özgürleştirilmesinin ardından toplumda kaynaşmanın ve uyumun arttığını dile getiren Mervan, “Suriye eskiden bir mozaikti ancak önceki rejim, bunu bölerek mezhepçiliği ve ayrımcılığı yaymaya çalıştı. Biz, Suriye’yi eski haline getirmek için çalışıyoruz. Herkes kendisi başarmış gibi bu zaferden dolayı çok mutlu.”diye konuştu.
Sosyal özgürlükler konusunun ise kanun ve anayasaya bağlı olduğunu söyleyen Mervan, “Gelecek süreçte, bu konuda ilerlemeler kaydedilecektir. Kadınlar, erkekler, çeşitli dini ve etnik gruplar, herkes şu an eşit haklara sahip. Ayırımcılığın olmadığı bir dönemdeyiz.” dedi.
TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİ
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Şam’a ziyaretini de değerlendiren Mervan, söz konusu ziyaretin iki kardeş halkın geleceğe bakışını pekiştirdiğini söyledi.
Şam Valisi, “Suriye ve Türk halkları kardeştir, devrimden bu yana tek yürektir. Türk halkı Suriye halkına çok destek verdi, bunu hiç unutmayacağız. Türkiye bizim için sosyal, kültürel, ekonomik ve askeri açıdan stratejik bir müttefiktir. Şu anki yönetimle işbirliği içindeler.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞAM’DA YÜRÜYÜŞ DÜZENLEDİLER
Yeni Suriye Ordusu, Şam’da bulunan Emevi Meydanı’nda yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe halkın da katılım gösterdiği bildirilirken; yürüyüş görüntüleri sosyal medyada yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lübnan basınına yansıyan haberlerde, Esad’in kuzeni Dureyd Esad’in eşi ve kızı Beyrut’taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’nda gözaltına alındı. Esad ailesinden ismi açıklanmayan kişilerin sahte Suriye pasaportuyla Lübnan’dan çıkmaya çalıştığı için gözaltına alındığı bildirildi.
RESMİ AÇIKLAMA YAPILMADI
Beşşar Esad’in amcası Rıfat Esad’in oğlu olan Dureyd’in ailesinin daha önce de Lübnan’da mı ikamet ettiği yoksa Esad rejiminin devrilmesinin ardından Lübnan’a geldiği bilinmiyor. Konuya ilişkin Lübnan makamlarından resmi bir açıklama yapılmadı.
Beşşar Esad’in amcası Rıfat Esad (86), Hafız Esad’in yardımcılığı görevinde bulunmuştu. Başta 1982’deki Hama Katliamı olmak üzere işlediği savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar sebebiyle hakkında uluslararası mahkemelerce suçlamalar bulunuyor.
Fransa’da 2021’de yolsuzluk ve Suriye devlet fonlarının yasa dışı kullanımından suçlu bulunan Rıfat Esed 4 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Suriye basınında çıkan haberlerde 2021’de Beşşar Esed’in af kararının ardından amcasının Şam’a döndüğü ifade edilmişti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre, Aybey Mahallesi İkinci Yürek Sokak üzerinde oğul Remzi Deniz (23) ile baba Engin Deniz (58) arasında henüz sebebi belirlenemeyen nedenle tek katlı evlerinin önünde tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine oğul Remzi Deniz babasını sopayla darp etti.
Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye 112 sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. 112 sağlık ekiplerince Engin Deniz olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Engin Deniz’e burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Öte yandan polis ekiplerince olayla ilgili inceleme başlatılırken, oğul Remzi Deniz’in ise gözaltına alındığı öğrenildi. – UŞAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“2011’de fetih diyerek ‘Emevi Cami’de namaz kılacağız’ denildi. ‘Şimdi gidip kılarsa’ diyorlar? Kılsın, bu namaz o namaz mı? Arada 283 şehit, 200 milyar kayıp para, 13 kayıp yıl ve 4.5 milyon da sığınmacı var” diyen Özgür Özel, “MİT Başkanı namaz kıldı. Allah kabul etsin de Erdoğan’ın 13 yıl sonrasındaki kazasını kılmak devletin önemli bir memuruna mı düştü? Olacak işler değil bunlar” ifadelerini kullandı.
“NEREYİ FETHETTİN?”
Özel ayrıca “Fetih Suresi… HaniSuriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıydık. O zaman nereyi fethettin? Fethetiğin toprak senin olur. Suriye’yi fethettiysen Türkiye haritası değişmedi. Fethetmediysen milleti kandırıyorsun. Erdoğan bunu hep yapar. ‘Bayrağı indirecekler, vatanı bölecekler’ diyerek yoksul insanların, yoksulluklarını gidermek yerine olmayan geçek dışı korkularla onların korkularını yönetiyorlar. Ben bu kadar ahlak dışı bir siyaset görmedim. Erdoğan’ın bizi kutuplaştırma, şeytanlaştırma, karşılıklı çatışma siyasetine teslim olmayacağız” diye konuştu.
“ARTIK SOKAĞA ÇIKMANIN VE HAKKINI ALMANIN ZAMANIDIR”
Öte yandan Özgür Özel partisinin düzenleyeceği mitinglere ilişkin “Şu an içinde bulunduğumuz siyasetin bir şeye ihtiyacı var: 1980 sonrası toplumun mücadele azmini önce darbeciler kırdı, son 22 yıldır da bu iktidar toplumu sindirmeye çalışıyor. Artık cesaret göstermek lazım. Yerel seçimde ayağa kalktık ve seçimi aldık. Şimdi bu iktidarı değiştirmek için herkesin üzerine düşeni yapması lazım. Herkesi yapacağımız mitinglere davet ediyoruz. Artık sokağa çıkmanın ve hakkını almanın zamanıdır.
Bir milyon kişi meydana iner rejim değişir. Ben meydana inip rejim değiştirelim demiyorum. Biz meydana inelim rejim zaten değişecek. Bir milyon kişi inip de erken seçim mitingi yaptığında o sandığı bizden kaçıramazlar. Hedef belli: bütün bir muhalefet. Bu muhalefete dün iktidara oy verenler de dahildir. Dün gece onları da sattılar. Erdoğan, dün gece milyonlarca AK Partili, MHP’li asgari ücretli seçmenini satmıştır” sözlerini sarf etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – CHP Hazine ve Maliye Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe, asgari ücretin 22 bin 104 lira olarak açıklanmasının ardından Mekez Bankası’nın faiz indirimi kararı alabileceğine değinerek, “Asgari ücretin düşük açıklanmasıyla birlikte Merkez Bankası’nın yarın toplantısında bir faiz indirimi kararı çıkma olasılığının güçlendiği görülüyor. Muhtemelen 150 ile 250 baz puan arasında bir indirim yapacağı tahmin ediliyor” dedi.
Yeni yılda uygulanacak asgari ücreti belirleme süreci dün itibarıyla sona erdi. Asgari Ücret Tespit Komisyonu, dün akşam sürpriz bir toplantıyla dördüncü kez bir araya geldi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2025 yılı için geçerli olacak asgari ücreti 22 bin 104 lira olarak açıklarken işveren desteğinin de 700 liradan bin liraya çıkarıltıldığını belirtti. CHP Hazine ve Maliye Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Asgari ücret artışı, beklentinin çok altında kaldı, bunu görüyoruz. Biz 30 bin liranın altında bir asgari ücretin çalışanların geçinmesi için yeterli bir rakam olmadığını uzun zamandan beri söylüyorduk. Yapılan artış yüzde 30’luk bir artış. 2024 yılı enflasyon verisinin bile üçte iki seviyesinde ya da onun üçte biri daha altında bir artışa tekabül ediyor.
“Daha ilk günden çalışanların açlığa mahkum edildiğinin bir göstergesidir”
Bu daha ilk günden çalışanların açlığa mahkum edildiğinin bir göstergesidir. Şimdi iş dünyasının iki talebi vardı, bunlardan bir tanesi asgari ücretin düşük miktarda artırılması, diğeri de faiz indirimlerine bir an önce başlanması. Asgari ücretin düşük açıklanmasıyla birlikte Merkez Bankası’nın yarın toplantısında bir faiz indirimi kararı çıkma olasılığının güçlendiği görülüyor.
“150 ile 250 baz puan arasında bir indirim yapacağı tahmin ediliyor”
Muhtemelen 150 ile 250 baz puan arasında bir indirim yapacağı tahmin ediliyor. Yabancı değerlendirme kurumlarından gelen açıklamalar da bu yönde. Dolayısıyla asgari ücreti baskılayarak ya da artışı enflasyonun altında tutarak aynı zamanda faiz artırımının daha kolay yapılmasına imkan verilmiş gibi bir durum söz konusu ama faizlerin ne olacağını göreceğiz. Fakat asıl önemli olan konu bu ücret seviyesiyle vatandaşın geçirmesinin mümkünü olmadığı. Daha ilk günden yoksulluğa mahkum edildi. Şimdi biz genellikle karşılaştırmaları açlık seviyesi üzerinden yapıyoruz ama artık açlık seviyesini bile karşılamayan enflasyonun altında bir artışla asgari ücretin yükseltilmiş olmasının yeterli olmadığını düşünüyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Martı’dan yapılan açıklamaya göre, Spiro, Martı’nın gelecek planları ve stratejik kararlarına destek olacak.
Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra kariyerine New York’ta savcı olarak çalışan Spiro, uluslararası davalardaki başarılarıyla biliniyor. Son zamanlarda Twitter davasındaki etkin rolü ile adından sıklıkla söz ettiren Spiro, halihazırda Tesla’nın avukatlığını yapıyor ve aynı zamanda dünya çapındaki birçok üst düzey şirkete de danışmanlık hizmeti veriyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Martı kurucusu Oğuz Alper Öktem, Alex’in iş dünyası ve politika alanında geniş bir müşteri portföyüne sahip olmasının yanı sıra, küresel teknoloji girişimcileriyle çalışmış olmasının, şirketlerine ve misyonlarına büyük katkı sağlayacağını belirtti.
Öktem, “Alex ile çalışacak olmaktan dolayı çok mutluyum.” ifadesini kullandı.
Alex Spiro da dünyanın en başarılı girişimcileri ve şirketleriyle çalışma şansının olduğunu aktardı.
Spiro, Alper ve ekibinin, şimdiye kadar gördüğü en iyiler arasında olduğunu aktararak, “Şirketin ölçeklenmesi ve 2025 yılında karlılık hedefine ulaşması yolunda Martı’yı desteklemekten memnuniyet duyuyorum.” açıklamasında bulundu.
TeknolojiElon MuskPolitikaEkonomiFinansHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ülkemizde kurdaki hareketlerin etkisiyle yükselen enflasyon veya fiyat artışlarıyla sonuçlanan ekonomik sıkıntılar elbette vardır. Fiyatlardaki düzenli artışı ifade eden enflasyonun olduğu yerde yatırım olmayacağı, üretim azalacağı, istihdam düşeceği için dengeler bozulur. Buna karşılık sadece kurdaki yükselişe bağlı olarak kimi ürünlerdeki fiyat artışı yatırımı, üretimi, istihdamı doğrudan etkilemez. Tam tersine kurdaki rekabet gücü yatırımda, üretimde, istihdamda artışa yol açar.
Dünya borsalarındaki şişkinlik, basılan fazla paranın kendisine gidecek yer bulamamasından kaynaklanıyor. Karşımızdaki bu tablo bizi bir tercihe zorlamıştır. Ya ülkemizde eskiden beri hâkim olan anlayışı sürdürerek yatırımdan, üretimden, büyümeden ve istihdamdan vazgeçecektik ya da kendi önceliklerimize göre yolumuza devam ederek tarihi bir mücadeleyi göze alacaktık. Her zamanki gibi biz mücadeleyi tercih ettik. Türkiye ilk defa kendi ihtiyaçlarına uygun bir politikayı izleme fırsatı elde etti.
Dünyanın içinden geçtiği kritik dönemin önümüze açtığı fırsatları değerlendirmekte kararlıyız. Ülkemizi eskiden yaptıkları gibi denklemin dışına itmek isteyenlerin kur, faiz, fiyat artışları üzerinden oynadıkları oyunu görüyor, kendi oyun planımızla devam etme irademizi ortaya koyuyoruz.

Ülkemizi bunca tuzaktan, badireden nasıl çıkardıysak, Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu ekonomik kurtuluş savaşından milletimizi zaferle çıkaracağız. İstihdamı artırmanın yolunun yatırımdan, üretimden, ihracattan, büyümeden geçtiği konusunda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin uzak tutulmaya çalışıldığı her kalkınma hamlesinin önünün darbe, vesayet, krizle kesilerek IMF, Dünya Bankası, mandacı iktisatçılarımız tarafından aksi istikamette yönlendirilmeye çalışıldığı gerçek işte budur.
Biz geçmişte denenmiş yüksek faiz, düşük kur kısırdöngüsü yerine yatırım, ihracat, büyüme odaklı politikamızda ülkemiz için en doğru olanı yapmakta kararlıyız. Politika faizinin düşük tutulmasını bunun için memnuniyetle karşılıyoruz. Kurun piyasadaki hareketlerini bunun için takipte özellikle kararlıyız. Yatırım, üretim, ihracatı bunun için teşvik ediyoruz. İstihdamı gözümüz gibi koruyoruz. Büyümeyi bunun için önemsiyoruz. Felaket tellallarının gürültülerini bunun için dikkate almıyoruz. Mandacı iktisatçıların reçetelerine bunun için itibar etmiyoruz.
Kurdaki yükselişi izah ederek hiçbir mantıklı izahı olmayan fahiş fiyat artışı yapan fırsatçılara göz açtırmayacağız, hepsinin tepesine tepesine bineceğiz.
İhracatımızı dünyanın dört bir yanına yayarak, şirketlerimizin bu alana girmesini sağladık. Küresel para cambazlarıyla işbirliği yaparak kendi ülkelerini soymayı alışkanlık haline getirenlerin önünü kestik.
Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bu tespitimiz ülkemizin yaşadıklarından çıkardığımız derslere dayanıyor. Ekonomi politikalarının aracı olan faizin seviyesini belirleyecek olan ülkenin ihtiyaçlarıdır.
Mandacı iktisatçıların ülkemizi açlığa, yoksulluğa mahkûm edecek politikalarını reddediyoruz. Bu reddimizi yeni değil uzunca süredir ortaya koyuyoruz. Bunun yerine sorunlarımızı kendi çözümlerimizle aşacak adımları atıyoruz.
Kamu işçileri, memurların ücretlerindeki artışlarla başlattığımız çalışanlarımızı fiyat artışına karşı koruma politikamızı, asgari ücrette de sürdüreceğiz.

CİDDİ DÖVİZ VARLIĞI VAR
Ülkemizde bireylerin döviz borcu değil, bankalarda, yastık altında ciddi bir döviz varlığı vardır. İhracat ve ithalat dışı olanlar dışında kayda değer döviz borcu olan şirketimiz yoktur. Bankalarımızın açık pozisyonları bulunmuyor. Önemli olan burası. Bütçe performansımız oldukça yüksek seviyededir. Büyük altyapı projelerimizi önemli ölçüde bitirdiğimiz için yatırımlarda kullanmak için acil finansal ihtiyacımız kalmadı. Karadeniz’de bulduğumuz doğalgaz, önemli döviz giderimiz olan enerji sorununun çözümü konusunda umutlarımızı güçlendirdi.
İZMIRLİ DEPREMZEDELERE KONUTLARI CUMA GÜNÜ TESLİM EDİLİYOR
BAŞKANErdoğan, cuma günü İzmir’de bizzat yerinde sevincini paylaşacağı bir müjde vereceğini belirterek şöyle konuştu:
Elazığ ve Malatya’da olduğu gibi İzmir’de de hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarını tamamladık. Yaşanan depremin ardından Elazığ’da 23 bin 677 konut ve 2 bin 515 köy evi, Malatya’da 6 bin 287 konut ve 1555 köy evi yaparak 1 yıl geçmeden vatandaşlarımıza teslim etmeye başlamıştık. İzmir’de de aynı hızla konutlarımızı inşa ettik. Bu süreçte İzmir tarihinin en büyük kentsel dönüşüm, deprem dönüşüm çalışmalarını yürüttük. Hazırlıkları hızla tamamlayarak yıkılan evlerin yerine vatandaşlarımıza sıcak birer yuva olacak konutların temellerini 22 Şubat’ta attık.
Depremden en çok etkilenen Bayraklı’nın 3 mahallesindeki toplam büyüklüğü 75 bin metrekareyi bulan 7 ayrı bölgede yatırım bedeli 750 milyon lira olan 1391 konut ve 302 dükkân inşa ettik. Bunlardan 596’sı konut ve 145’i dükkân olmak üzere toplam 741 bağımsız bölümün yapımını tamamladık. İnşallah bu konut ve dükkânları 26 Kasım’da, yani önümüzdeki cuma günü vatandaşlarımıza bizzat teslim edeceğiz.
Geri kalan 795 konut ve 157 dükkânı da en kısa sürede tamamlayarak hak sahiplerine vereceğiz. Bayraklı’da 3 milyon 800 bin metrekare büyüklüğündeki rezerv alanda depremzedeler için yatırım değeri 1.5 milyar lira olan 3 bin 649 konut ve 51 dükkân yapıyoruz. Bu alanın ilk etabında inşa edilen 397 konutu yılbaşında tamamlayarak İzmirli vatandaşlara teslim edeceğiz.
Kabine toplantısında hak sahibi vatandaşların yapacakları ödemelerle ilgili kararı da verdik. İzmir’de inşa ettiğimiz konutlarımızı ilk 24 ayı ödemesiz, 216 ayı ödemeli olmak üzere 20 yıla yayılan bir vade ile vatandaşlarımıza takdim edeceğiz. Aylık ödemeler 2 artı 1 konutlarda 740 liradan, 3 artı 1 konutlarda ise 1020 liradan başlayacak. Bir başka ifadeyle İzmirli depremzede vatandaşlarımızı, 2 artı 1 konutları 160 bin lira ile 180 bin lira, 3 artı 1 konutları 220 bin lira ile 260 bin lira arasında maliyetinin çok altında fiyatlarla ev sahibi yapıyoruz. Öte yandan Başkan Erdoğan, Londra Yunus Emre Enstitüsü’nde bir araya gelen Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) yöneticilerine seslendi. İngiltere’de bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala’nın telefon bağlantısıyla katılımcılara hitap eden Erdoğan, “2023 için çok farklı adımların atılacağı bir dönem içerisinde olacağız” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BBC’nin haberine göre, Facebook’un 21 Haziran’da güncellenecek politikası çerçevesinde çocuk kullanıcılar, nişan dürbünü, tabanca kılıfı, tüfek kayışı ve benzer silah aksesuarlarının reklamlarını göremeyecek.
Facebook, çocukların bu tür reklamları görmesinin engellenmesi kararının, düzenli olarak gözden geçirilen politikaları çerçevesinde alındığını açıkladı.
BAĞLANTI BULUNDUĞUNU YAZDI
Teknoloji sitesi The Verge ise Facebook’un kararının, son dönemde ABD’de düzenlenen okul saldırılarının ardından yeniden silah şiddetine odaklanılmasıyla bağlantısı bulunduğunu yazdı.
Facebook’un silah, cephane ve patlayıcı satışına yönelik halihazırda kısıtlamaları mevcut.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖLDÜRÜLENLER MUHALİF
Öldürülen politikacılardan 34’ünün yerel seçimlerde aday olduklarını aktaran kuruluş, 34 kişiden 29’unun belediye başkanlığına, 5’inin ise eyalet meclis üyeliğine aday olduğunu açıkladı. Öldürülen 34 adayın ayrıca mevcut belediye yönetimlerine muhalif partilerden olduğuna dikkat çeken kuruluş, 7 adayın ise kadın olduğunu açıkladı.
SON ÖLDÜRÜLEN POLİTİKACI ALMA BARRAGAN
Ülkede en son öldürülen politikacının 34 yaşındaki aday Alma Barragan olduğu ifade edilirken, Barragan’ın dün öğleden sonra seçim kampanyası yürütmek için halkın arasında dolaştığı sırada bir grup silahlı saldırgan tarafından öldürüldüğü belirtildi.
SON SUİKAST GİRİŞİMİ BU SABAH OLDU
Ülkedeki son suikast girişimi ise sabah saatlerinde Acapulco Belediye Başkan Adayı Jose Alberto Alonso Gutierrez’e düzenlenirken, Gutierrez saldırıdan sağ kurtuldu. Halk ise güvenli bir seçim ortamı oluşturulması konusunda yetkililerden yardım bekliyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BU İKİ SORUNUN DA CEVABI KOCAMAN BİR HAYIRDIR.”
“Kur Korumalı TL Mevduat Sistemi, Hazine’nin kaynaklarını zenginlere mi aktarmaktadır? Bu sistem, garibanın döviz sahibini fonladığı saçma sapan karanlık bir düzen midir? Baştan söyleyelim. Bu iki sorunun da cevabı kocaman bir hayırdır.” ifadelerini kullanan Canikli, sistemin temel araçlarından birisinin, döviz tevdiat hesabını vadeli TL mevduat hesabına dönüştüren kişiye, vade başı ile vade sonu arasındaki kur farkının, vade sonunda hesaplanan faiz tutarından büyük olması halinde aradaki farkın Hazine tarafından ödenmesi olduğunu açıkladı.
Canikli, kur farkının faiz tutarını aşan kısmının Hazine tarafından vadeli TL hesap sahibi olan kişiye ödendiği gibi bir görüntünün ortaya çıksa da gerçek tablonun çok farklı olduğunu belirterek “Bu sistem yerine, reel faizin 0, nominal faizin enflasyon oranı kadar olduğu geleneksel faiz politikasının uygulandığı bir sistem yürütülmüş olsaydı vadeli TL mevduat sahibi vade sonunda enflasyon oranı kadar garantili bir faiz geliri elde edecekti.” değerlendirmesinde bulundu.

ARADAKİ FARK KADAR İLAVE ÖDEME
Yeni sistemde ise aynı mevduat sahibinin, enflasyon oranından daha düşük orandaki politika faizi oranında garantili faiz geliri elde edeceğini, kur farkının faiz oranının üzerinde gerçekleşmesi halinde de mevduat sahibine, aradaki fark kadar ilave ödeme yapılmakta olduğunu aktaran Canikli, şöyle devam etti:
“Varsayalım ki enflasyon oranı yüzde 21, politika faiz oranı yüzde 14, 12 aylık dönemdeki kur değişim oranı a) yüzde 12, b) yüzde 16 olsun. Geleneksel faiz politikasının uygulandığı sistemde, bankada 100 bin TL mevduatı olan bir kişi dönem sonunda, garantili olarak 21 bin TL faiz geliri elde edecektir. Eğer Devlet, yatırımları teşvik etmek amacıyla yatırımcının finansman maliyetinin bir bölümünü üstlenmek ve sübvanse etmek istiyorsa bu tutar Hazine tarafından yatırımcıya ödenecektir. Diyelim ki Devlet, yüzde 21’lik faiz oranının yüzde 7’lik kısmını sübvanse etmek istesin. Bu durumda yatırımcıya Hazine’den 7 bin TL ödeme yapılacaktır. Yatırımcının finansman yükü de yüzde 21’den yüzde 14’e düşmüş olacaktır. (Basitleştirmek için banka komisyon ve masrafları ihmal edilmiştir.)”


ÖRNEK VEREREK ANLATTI
Canikli, “Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Sistemi”nde ise aynı mevduat sahibinin 12 aylık dönemde garantili olarak 14 bin TL faiz geliri elde edeceğini hatırlatarak şu bilgileri verdi:
“Eğer a şıkkı gerçekleşirse yani 12 aylık dönemde dolar kuru yüzde 12 oranında artarsa 12 bin TL’lik kur farkı ortaya çıkacaktır. 12 bin TL’lik kur farkı, 14 bin TL’lik garantili faizden küçük olduğu için Hazine tarafından mevduat sahibine ödeme yapılmayacaktır. Yatırımcı, politika faiz oranı olan yüzde 14’lük orandan kredi kullanacağı için de yatırımcıya Hazine’den ayrıca bir destek ödemesi yapılmayacaktır. Eğer b şıkkı gerçekleşirse, yani 12 aylık dönemde dolar kuru yüzde 16 oranında artar ise 16 bin TL’lik kur farkı ortaya çıkacaktır. 16 bin TL’lik kur farkı, faiz gelirinden büyük olduğu için aradaki fark olan 2 bin TL, Hazine tarafından mevduat sahibine ödenecektir.”

GARİBAN DÖVİZ SAHİBİNİ FONLAMAMAKTA…
Yatırımcının bu sistemde, politika faiz oranı olan yüzde 14 üzerinden, yani enflasyon oranından 7 puan daha düşük bir oranda kredi kullanacağı için Hazine tarafından yatırımcıya herhangi bir destek ödemesi yapılmayacağını vurgulayan Canikli, şunları kaydetti:
“Açıkça ortaya konulduğu üzere, ‘Kur Korumalı TL Vadeli Mevduat Sistemi’nde, yatırımcıya aktarılacak finansman desteği, Hazine tarafından değil bu sistem tarafından karşılanmaktadır. Bu sistemde kur farkının faiz gelirinden yüksek olması nedeniyle mevduat sahibine Hazine tarafından aktarılan kaynak, esasında yatırımcıya fiilen aktarılan finansman desteğine dönüşmektedir. Özetlemek gerekirse bu sistemde gariban döviz sahibini fonlamamakta, tam aksine zengin mevduat sahibi yatırımcıyı sübvanse etmektedir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“HER EVİN 3 ÇOCUĞU OLMALI”
Toplumun 3 tane riski olduğunu belirten Memişoğlu şu ifadelere yer verdi: “Bunları hep beraber çözmemiz gerekiyor. Birincisi; hareketsizlik ve kilo. Çünkü bu toplumun yüzde 60’ı kilolu. İki; Cumhurbaşkanımız çok kızıyor; sigara ve madde bağımlılığı artı şimdi çocuklarımızın bulaştığı internet bağımlılığı. Üçüncüsü, aile; ailemiz küçülüyor. Nüfusumuz azalıyor. Bugün doğurganlık oranımız 1,5’un altına düşmüş durumda.
Bu gelecekte nüfusumuzun yaşlandığını değil, azaldığını gösterir; risktir bu. Bugün o kötülük medeniyeti dediğimiz 45 bin kişiyi katleden canilerin, doğurganlık oranı 4, bizde 1,5. Onun için Cumhurbaşkanımızın dediği gibi her evin 3 tane çocuğu olması lazım. Bu konuda da toplumun farkındalığıyla bunu başaracağına inanıyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, “Önümüzdeki günler kolay olmayabilir ancak; Türkiye olarak biz, Suriye halkıyla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün’ün Akabe şehrindeki Suriye konulu toplantı sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan, bölgenin bir kez daha çok tarihi günlerden geçtiğini belirterek, “Biz bu dönemde Suriye ve Suriye halkını konuşmak için bir kez daha bir araya geldik. Suriye halkı bizler gibi yaşamayı hak ediyor; güvenli, özgür ve refah içinde. Suriye’nin istikrarı hem bölge için hem de bölgenin ötesinde tüm dünya için son derece önemli. Hepimizin düzenli, kapsayıcı ve Suriyelilerin yönlendirdiği bir geçiş sürecine ihtiyacı var. Bu tarihi dönemde, geçiş dönemi devlet kurumlarının korunmasını sağlamalı ve gerektiğinde de reforma tabi tutmalı. Toprak bütünlüğü ve Suriye’nin bütünlüğü tüm koşullar altında korunmalı. Suriye’nin zengin sosyal oluşumu korunmalı ve tüm azınlıklara mutlaka saygı duyulmalı” ifadelerini kullandı.
‘İSRAİL SALDIRILARI DURMALI’
Suriyelilere de mesaj iletmek istediğini söyleyen Fidan, “Birlik, karşılıklı uzlaşma bu süre içinde dikkat ve özen gösterilmesi gereken değerler. Uluslararası toplum Suriye’yi, gerekli siyasi destek ve insani yardımlar, bütün bu konularda desteklemeye devam etmeli. Terörizmin hiçbir şekilde bu geçiş döneminden faydalanmasına izin vermemeliyiz. Çabalarımızı koordine etmeliyiz ve geçmişin hatalarından ders çıkarmalıyız. Herhangi bir yanlış adım düzensiz göç akınına neden olabilir. İsrail saldırıları da anında, şu anda durmalı. Önümüzdeki günler kolay olmayabilir ancak; Türkiye olarak biz, Suriye halkıyla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig’in 16. haftasında Çaykur Rizespor sahasında Konyaspor ile 1-1 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Çaykur Rizespor Teknik Direktörü İlhan Palut, “Sahamızda galibiyetle geçen haftayı telafi etmek istiyorduk. İlk yarının bütününde oyun üstünlüğümüzü sağladık. Gol biraz geç geldi. İlk yarıdaki tempo ile ikinci golü atma zamanımızı kısalttı. Penaltı kaçabilir ama birçok pozisyonumuz vardı. İlk yarıdaki oyuna bakınca 1-0’dan daha iyi bir skorla içeri girmeliydik. İkinci yarı başlangıcında sağlam ve sakin karşılık vermeliydik. Bir anda korner, duran toplar rakibin baskısını üzerimizde hissettik. Beraberliği yakaladılar ve 15 dakikalık rakip için tempo artırımı bizim için türbülans yaşattı. Ondan sonra oyunu ele aldık, aradık. Daha çok hücum eden, gol pozisyonu arayan, deneyen takım olarak maçı tamamladık ama berabere kaldığımız maçlardan sonra futbolda bezen 1 puan kazanmışsınızdır, bazen 2 puan kaybetmişsinizdir. Biz bugün kesinlikle 2 puanı kaybeden taraftık. Bunun da tek nedeni ikinci yarı başlangıcımızdı. Maçın sonucu ile ilgili hayal kırıklığı yaşıyorum. Çünkü, oyunun karşılığı bizim galibiyetimiz olmalıydı. Çalışacağız ve neden ikinci yarı siyah beyaz değişiklik yaşadığımızı da değerlendireceğiz. Eksiklerimizi gidereceğiz ve daha iyi olmaya çalışacağız. Hakemlere tavsiyem biz nasıl ki çalışacağız, ‘İkinci yarı başlangıcı neden böyle oldu?’ onlar da bir faul, el, hücum faul, defansif faul, hangisi kart, hangisi el, hangisi değil. Biraz bunlara çalışsalar. Çünkü onlar da futbolun önemli öğeleri, elemanları. Çok makbule geçecek. Onların da alması gereken yol var” ifadelerini kullandı. – RİZE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAĞLIK Bakanı Kemal Memişoğlu, “Ailemiz küçülüyor, nüfusumuz azalıyor. Bugün doğurganlık oranımız 1,5’un altına düşmüş durumda. Bu gelecekte nüfusumuzun yaşlandığını değil; azaldığını gösterir, risktir bu. Bugün o kötülük medeniyeti dediğimiz 45 bin kişiyi katleden canilerin, doğurganlık oranı 4, bizde 1,5. Onun için Cumhurbaşkanımızın dediği gibi her evin 3 tane çocuğu olması lazım. Bu konuda da toplumun farkındalığıyla bunu başaracağına inanıyorum” dedi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK PartiEdirne 8’inci Olağan İl Kongresi’ne katıldı. Bir otelde yapılan kongreye; Bakan Memişoğlu’nun yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Vedat Demiröz, Edirne MilletvekiliFatma Aksal, İstanbul Milletvekilleri Halis Dalkılıç ve Seda Gören Bölük, AK Parti Edirne İl Başkanı Belgin İba, eski milletvekilleri, sivil toplum kuruluş temsilcileri, muhtarlar, partililer ve vatandaşlar katıldı.
‘KÖTÜLÜK MEDENİYETİ, DÜNYADA HÜKÜM SÜRÜYOR’
Kongrede konuşan Bakan Memişoğlu, 2002 yılından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sağlık sisteminde büyük değişim ve gelişim gerçekleştirildiğini belirterek, yapılan çalışmaları anlattı. Memişoğlu, “Eğer bir ülkenin, bir milletin, bir medeniyetin lideri; ‘Dünya beşten büyüktür’ diyorsa her biriniz değerlisiniz, Allah sizden razı olsun. Eğer siz iddialıysanız, iddialı olduğunuz şey nedir? O da bugün dünyaya baktığınız zaman maalesef vahşet, sömürü, medeniyetinin hakim olduğu bir dünyayı görürsünüz. 45 bin çocuk, kadın demeden herkesin gözünün önünde katleden bir medeniyetin hükümranlığını görürsünüz. Bugün insanları birbirine düşüren, onların katledilmesinden, sömürülmesinden faydalanıp, kendisi refah içinde yaşayan bir kötülük medeniyetinin hakim olduğunu görürsünüz. Kardeşi kardeşe kırdıran, dostu dostla küstüren, insanları sömüren, kapitalist bir medeniyet görürsünüz. Maalesef bu kötülük medeniyeti, şu anda dünyada hüküm sürüyor. İşte buna itiraz eden, ‘Bu medeniyet yeter’ diyen; ‘Biz barışız, iyilik tarafıyız’ diyen bir lidere sahibiz, hamdolsun hepimize. Bizim her birimizin vebali sadece bu zamanla alakalı değil. Esasında gelecekle ilgili nesillerimizin vebalini de taşıyoruz. Sadece bu ülkenin vebalini taşımıyoruz. Burada yaşayan insanların vebalini taşımıyoruz. Bize ümit bağlamış, bu kötülük medeniyetinin hükümranlığını yok edebilecek kuvveti gördüğü için biz de medet isteyen, dünyadaki bütün gariplerin esasında ümidiyiz. O nedenle kötülük medeniyeti sürdüğü bir dünyada iyilik tarafı olarak medeniyeti olarak ki Edirne bunun en önemli şahididir. Hiçbir zaman kötü olmadık medeniyetimizde. Hep barış getirdik gittiğimiz yerlere, hep iyilik getirdik, hep insani tarafını ön planda tuttuk” diye konuştu.
‘KÖTÜLÜK KUVVETLİYSE, BİZİM ONDAN DAHA ÇOK KUVVETLİ OLMAMIZ GEREK’
“Bugün liderimiz de öyle düşene yardım eden, savaşıp birbirini kıran insanları, devletleri barıştıran bir medeniyetiz” diyen Memişoğlu, “Daha iki gün evvel gördük. Yaklaşık 6 ay, bir sene evvel birbirine neredeyse savaş ilan edecek Etiyopya’yla Somali’yi bir araya getirip, onları barıştıran bir lidere sahibiz, bir medeniyete sahibiz. Suriye’de Müslüman’ın Müslüman’ı kırdığı, birbirimizin aynı inanca sahip insanların katledildiği bir düzene yeniden barışı, huzuru getirmeye çalışan bir lidere, bir medeniyete sahibiz. O nedenle bizim yapacağımız bu medeniyette bir araya gelmek, böyle canıgönülden bir araya gelip, gücümüzü birleştirmek. Farklılıklarımızı bir araya getirerek zenginlik haline getirmek. Esas kötülüğe karşı mücadele etmek. En önemlisi de bu kötülükle mücadele ederken birlikte olduğumuz gibi esasında çok çalışmak, üretmek. Kötülük kuvvetliyse, bizim ondan daha çok kuvvetli olmamız gerek. Kötülüğe, şeytana; ‘Niye şeytanlık yapıyorsun? Niye kötülük yapıyorsun?’ demekten çok biz ne yapıyoruz diye bakmak, daha çok çalışmamız gerekir, bir araya gelmemiz gerekir. İşte Edirne bunu gösteriyor. Onun için sayın başkanımıza, bütün teşkilata teşekkür ediyorum. Her birimizin bunun farkında olarak bugün başka düşüncesi olup, bu ülkeyi seven, gerçekten iyi niyetli olup, maalesef yanılgıya düşen insanları bu davaya, bu hedefe, bu iddiaya ortak etmemiz de gerek” diye konuştu.
‘GÜNDE 3 MİLYON İNSANIMIZA SAĞLIK HİZMETİ VEREBİLEN ÜLKEYİZ’
Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde çağ atladığını söyleyen Memişoğlu, “23 sene önce gördünüz, neler vardı? Sadece bir kişi 2002 senesinde ancak iki kez sağlık hizmetine ulaşabiliyordu. Bugün her bir vatandaşımız 11,4 kez sağlık hizmetine ulaşabiliyor. Hani çok methedilen Avrupa’nın ortalaması 6,4. Ancak 6 kez girerken Avrupalılar, biz 11 kez gidebiliyoruz. Bakmayın bazılarının, birkaç tane çapulcunun hatasının yüzünden sağlık sistemini kötülediğine. Bugün baktığınız zaman sadece bir günde 3 milyon insanımıza sağlık hizmeti verebilen bir ülkeyiz. Dünyada 60 ülke, 3 milyon nüfusun altında. Günde 60 ülkeden fazla insana hizmet verebilecek bir sağlık sistemine sahibiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın sayesinde. 2002 yılında bu ülkede sadece 7 bin yatak tek kişi veya çift kişilikti. Banyosunu, tuvaletini, televizyonu falan söylemiyorum. Tek kişilik odada kalabilen 7 bin hasta vardı. Bugün bu sayı, 144 bindir. Bugün ülkemizde 172 bin yatağımız var kamu hastanelerimizde. Bunları 144 binini ya yeniden yaptık ya da yeniledik. Bunun zaten en önemli şahitlerinden bir tanesi sizsiniz. Bazı branşlarımızda eksiklerimiz var. Birinci basamak, koruyucu hizmetlerde eksiklerimiz var ama bunların da üstesinden geleceğiz, vazgeçmedik. Liderimiz iddialı, biz de iddialıyız. Kimseden korkmuyoruz, kimse bizi bu yoldan vazgeçiremeyecek. Bu kongre onun heyecanını hep hissettirdi, hep hissettiriyor. Allah sizlerden razı olsun” dedi.
‘DÜNYANIN EN İYİ SAĞLIK HİZMETİNİ SUNUYORUZ’
Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin tedavi hizmetlerini dünyada en iyi sunan ülkelerden bir tanesi olduğunu söyleyerek, “Bakın en iyisiyiz artık. Amerika’da, Miami’de karaciğer naklinde çalıştım, Çin’i gördüm, İngiltere’yi gördüm, Avrupa’yı gördüm. Covid’de de gösterdi, depremde de gösterdi. Türkiye, dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunan ülkesi veya ikincisidir. Çok net söylüyorum. Bizle yarışabilecek ülkelerin nüfusu İstanbul’un üçte biri kadar. Ona rağmen dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunuyoruz. Yeter mi? Yetmez. Bundan sonra hedefimiz; sağlıklı Türkiye programıyla aynı zamanda sağlığın bilgisini, üretmek cihazını teknolojisini üretmek. Bunu da başaracağız, en iyisini yapacağız” diye konuştu.
‘TOPLUMUN 3 TANE RİSKİ VAR’
Toplumun 3 tane riski olduğunu belirten Memişoğlu, “Bunları hep beraber çözmemiz gerekiyor. Birincisi; hareketsizlik ve kilo. Çünkü bu toplumun yüzde 60’ı kilolu. İki; Cumhurbaşkanımız çok kızıyor; sigara ve madde bağımlılığı artı şimdi çocuklarımızın bulaştığı internet bağımlılığı. Üçüncüsü, aile; ailemiz küçülüyor. Nüfusumuz azalıyor. Bugün doğurganlık oranımız 1,5’un altına düşmüş durumda. Bu gelecekte nüfusumuzun yaşlandığını değil, azaldığını gösterir; risktir bu. Bugün o kötülük medeniyeti dediğimiz 45 bin kişiyi katleden canilerin, doğurganlık oranı 4, bizde 1,5. Onun için Cumhurbaşkanımızın dediği gibi her evin 3 tane çocuğu olması lazım. Bu konuda da toplumun farkındalığıyla bunu başaracağına inanıyorum. Onun haricinde Sağlık Bakanlığı olarak gece gündüz çalışıyoruz. Edirnelilere şunu da söyleyeyim; Uzunköprü Hastanesi’nin müteahhidi ile sorun oldu, tasfiye ettik. Allah nasip ederse ocak ayında da onun inşaatına hızla başlayıp, 2025 yılında sizlerin hizmetine vereceğiz, bunu da söyleyeyim. Bizler Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bir davanın, bir hedefin, vicdanın neferleri olarak hep onun arkasında duracağız, gece gündüz çalışacağız, üreteceğiz, Allah nasip ederse de iyilik medeniyetini yeniden dünyaya hakim kılacağız. Hepinize saygılar sunuyorum. Allah’a emanet olun” dedi.
Haber-Kamera: Olgay GÜLER – Umut IŞIK/ EDİRNE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘HEDEFİMİZ EDİRNE’Yİ BALKANLARIN SAĞLIK MERKEZİ YAPMAK’
Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, AK Parti kongresinin ardından Edirne Valiliği’ni ziyaret etti. Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne MilletvekiliFatma Aksal, CHP Edirne Milletvekili Baran Yazgan, CHP Belediye Başkanı Filiz Gencan Akın ile siyasi parti, kurum ve kuruluş temsilcileri tarafından karşılanan Memişoğlu, ziyaretinin ardından açıklamalarda bulundu. Edirne’nin Osmanlı’ya başkentlik yapmış önemli bir şehir olduğunu söyleyen Memişoğlu, “Bugün Serhat şehrimiz Edirne’deyiz. Osmanlı’nın payitahtı, kültürümüzün en önemli şehirlerinden bir tanesi. Edirne’de sayın valimizin ve milletvekilimizin, başkanımızın misafiriyiz. Burada sağlık hizmetlerini değerlendireceğiz, daha iyi nasıl yapabiliriz? Neler yapabiliriz? Malum biliyorsunuz Trakya Üniversitesi Tıp Fakültemiz çok kültürü olan, geçmişi olan bir tıp fakültesi. Sağlık hizmetlerini, sağlık bilimini öğretiyorlar. Hep beraber bunları değerlendireceğiz. Hedefimiz Edirne’yi esasında Balkanlar’ın sağlık merkezi yapmak. Bununla ilgili hedefleri koyduk, inşallah başarırız. Bizler bu konuda dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunan bir sisteme ve insan gücüne sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 22 sene gerçekten sağlıkla iyi yerlere geldik, daha da iyi olacak. Sağlığın sadece hizmetini değil her zaman söylediğimiz gibi bilimini de üreteceğiz. Sağlıklı Türkiye yüzyılı programı kapsamında şehirlerimizi dolaşıyoruz, neler yapabileceğimize bakıyoruz” diye konuştu.
‘EBE GÖZETİMİNDE NORMAL DOĞUM TERCİH EDİLMELİ’
Türkiye’deki doğurganlık oranlarının düştüğünü belirten Bakan Memişoğlu, bu konuda yaptıkları çalışmalara değinerek, “Özellikle doğurganlık oranımızın düşmesi, sezaryen gibi ameliyatın maalesef çok tercih edilmesi ve bu konuda da ebelerin çok daha etkili olabilmesi için çabalıyoruz. Bugün de biliyorsunuz özellikle anne adaylarının eğitimiyle ilgili bir mevzuat daha yayınladık. Böylece doğumun normal olduğunu, doğalın normal doğum olduğunu her zaman ifade ediyoruz ve bu normalin sürecini takip edenin ebeler olduğunu, ebenin gözetiminde normal doğumun tercih edilmesi gerektiğini, önceliğin bu olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü maalesef bugün primer sezaryen dediğimiz yüzde 50’nin üzerinde olan oranlarımızı Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği yüzde 15’e düşürmemiz gerekir. Hem anne sağlığı açısından hem bebek sağlığı açısından hem de toplumun bu konudaki gelişimi açısından bunun olmazsa olmazı olarak görüyoruz” dedi.
‘RANDEVU SORUNLARINI RAHTLATACAK ÇALIŞMA İÇERİSİNDEYİZ’
Ülke genelinde 2-3 ay içerisinde randevu konusunda rahatlama sağlayacak sistemi işlevsel hale getireceklerini de belirten Memişoğlu, “Bunun yanında özellikle randevu konusunda da çalışmalarımız devam ediyor. Malum bazı branşlarda halen daha sıkıntılarımız var. 2-3 ay içinde bunlarla ilgili de hem randevuyu rahatlatacak hem de sistemimizi daha işlevsel hale getirecek bir çalışma içindeyiz. İnşallah bunu da kamuoyuyla paylaşıp, iki üç ay içinde de randevu sorunlarını minimize ederiz. Bunun yanında özellikle özel hastaneler, gibi sağlık meslek mensupları gibi mevzuat değişikliğiyle ilgili çalışmalarımız var. Bunları da yakında kamuoyuyla paylaşacağız. Biz Edirne’mize, güzel şehrimize bizi ağırladıkları için, bize gönülden misafirperverlikleri için çok teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Valilik ziyaretinin ardından Sultan 1’inci Murat Devlet Hastanesi’nde değerlendirme toplantısına katılıp, Sultan 2’nci Beyazıt Külliyesi Sağlık Müzesi’ni ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, daha sonra kentten ayrıldı.
Haber – Kamera: Olgay GÜLER – Umut IŞIK/ EDİRNE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bütçe görüşmelerinde söz alan AK PartiAntalyaMilletvekiliKemal Çelik, Esad rejiminin düşmesinin ardından Suriye’de yaşananlara dikkat çekerek açıklamalarda bulundu.
“KÜRTLER VE TÜRKMENLER BİZİM AKRABALARIMIZDIR”
“Maalesef, Arap Baharı Arap’ın baharı olamadı, emperyalistin oyunu oldu” diyen Çelik, “PKK terörü de Kürt insanımızın gerçeği değil, emperyalist Batı’nın kirli bir oyunudur. İşte bu nedenle, bugün ülkemizin gündeminden yurt dışı kaynaklı terörü kesin olarak çıkarma zamanı gelmiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli’nin söyledikleri de işte tam da budur. Bugün ülkemizde güçlü bir siyasi irade vardır, projelerini uygulayabilen ve Suriye’de olduğu gibi ön olan ve sonuç alabilen bir siyasi irade vardır. Yapmak istediğimiz, terörü yok etmek, kötülüğü yok etmek, birlikteliğimizi tescil edecek yüksek hedeflere ulaşmaktır. Suriye’de daha çok yapacak işimiz var. Suriye’de yaşayan Kürtler ve Türkmenler bizim akrabalarımızdır. Onlara sahip çıkan ülke Amerika değil, İsrail değil, İngiltere değil, Fransa değil, Rusya değil, sadece Türkiyedir; bu, dün de böyleydi, yarın da böyle olacak” ifadelerini kullandı.
“TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KENDİLEİNİ FESHETME ZAMANI GELMİŞTİR”
Çelik ayrıca “Türkiye, terör örgütlerinden ve onların hamisi emperyalistlerden medet ummayan Suriye’deki Kürt ve Türkmen akrabalarına sahip çıkmaya devam edecektir. Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi, terör örgütlerinin kendilerini feshetme ve silah bırakma zamanı gelmiştir. Ülkemizin ve bölgemizin huzur ve güven ortamına kavuşmasıyla birlikte yine yeni başarı hikâyeleri yazmaya devam edeceğiz. Tarihin seyrini değiştirecek bu başarı hikâyesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki tüm partilerimizin aktif rol alması en büyük gücümüz olacaktır” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig’in 16. haftasında Çaykur Rizespor sahasında Konyaspor ile 1-1 berabere kaldı. Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Konyaspor Teknik Direktörü Recep Uçar, “Rize deplasmanı, ülkenin zor deplasmanından birisi. Bunun farkında ve bilincindeydik. Baktığımızda bugün bizim açımızdan her ne kadar bir 90 dakika oynandıysa da bizim tarafımızdan aslında 2 tane maç oynandı. İlk yarısı ile ikinci yarısı bir nevi siyahla beyaz gibi olan bir oyun. İlk yarı planımızı gerçekleştiremediğimiz bir yarı. Bunun ana sebebi de belki kazandığımız, ayağımızdaki topları maalesef hiçbir şekilde kullanamadık. Geçişlerde inanılmaz toplar kaybettik ve neticesinde bütün enerjimizi topu kazanmak için harcadığımız bir ilk yarı. Rizespor ilk yarı daha farklı skorla girebilirdi. Burada kalecinin ortaya koyduğu performans, kurtardığı penaltıyı da dahil edersek 1-0 ile girmemize vesile oldu. İkinci yarı tabii hem oyun hem oyuncu değişikliği ile başladığımız bir bölüm. Hatta ikinci yarıyı bile ikiye bölebilirim. 45 ile 60 arası oyunla 60’da 90 arası oyunların birbirinden tamamen farklı olduğu bir oyun. 45-60 arası hem golü bulduğumuz hem de daha başka pozisyonlar ürettiğimiz bir oyun. Genel anlamda ikinci yarıya başlarken oyuncularımıza bunun çevrilebildiği hissini vermeye çalıştık devre arasında. Gerek oyuncular gerekse oyuncu değişikliği bize o anlamda doğru pozitif cevaplar verdi. 60 ile 90 arası her iki tarafında pozisyonlar yakaladığı, bizim ikiyi bulabileceğimiz bölümler vardı. Rizespor’un net olmasa da yakaladığı pozisyonları vardı. Günün sonunda değerli bir puan Rize’den alınan puan” ifadelerini kullandı. – RİZE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013’te arka arkaya gerçekleştirilen 2 bombalı saldırıda 53 kişi hayatını kaybetmişti. Bombalı saldırıda patlayıcı maddeleri Suriye’den Türkiye sokan Cengiz Sertel, MİT Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü koordinesinde; Hatay Emniyet Müdürlüğünce yürütülen çalışmalarda yakalandı. Bombalı saldırının faillerinden Sertel’in, uluslararası düzeyde kırmızı bültenle, İçişleri BakanlığıTerör Arananlar Listesi’nde turuncu kategoride yer aldığı öğrenildi. Saldırıda yakınlarını kaybeden aileler Reyhanlı Şehitler Derneği’nde bir araya gelerek buruk sevinçlerini dile getirdiler.
“Eninde sonunda suçluların yakalanacağını biliyorduk”
Esad rejiminin gerçekleştirdiği Reyhanlı patlamasında kardeşini ve kızını kaybeden anne Kübra Erboz, “Kardeşim ve evladımın vefat etmesine neden olan bu teröristin yakalandığı için buruk bir mutluluk yaşıyorum. Eninde sonunda suçluların yakalanacağını biliyorduk. Devletimizin askerine ve polisine her zaman güveniyorduk. Adaletin 13 yıl sonra yerini bulması bize buruk bir acı veriyor. Bir an önce diğer suçlularında yakalanmasını ve adaletin yerini bulmasını istiyorduk. Bir an önce bu olayın faillerinin hepsinin yakalanmasını istiyoruz” dedi.
“Bizim ateşimiz söndü, inşallah Esad’ın ateşi ömür boyu sönmez”
Saldırıda torununu ve kızını kaybeden Döne Kuvvet, yüreğine su serpildiğini ifade ederek, “Saldırıda torunum ve kızım vefat etti. Başımıza ne geldiğini bilemedik. Rabbim Beşar Esad’ı kahretsin. Devletimiz büyüklüğünü gösterdi, yüreğimize su serpildi şükürler olsun. İnşallah Beşar Esad’ın kendi bizden kötü olur. Bizim ateşimiz söndü, inşallah Esad’ın ateşi ömür boyu sönmez. Herkes yaptığını çeksin” ifadelerini kullandı. – HATAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AK Parti Bayburt 8. Olağan İl Kongresi Çoruh Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Kongreye, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve önceki dönem Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya Katıldı. Kongre öncesi Bayburt’a ilişkin açıklamalarda bulunan Bakan Uraloğlu, yıllardır bitirilemeyen tünel ve havaalanının 2026 yılında biteceğini, açılışının 2026 yılı içerisinde yapılacağını kaydetti.
Vatandaşın “tünel bitmiyor” tepkisi
Bayburt’un çevre illerinde tamamlanan tüneller hakkında bilgi aktaran ve Bayburt Group İnşaat tarafından yapımı devam eden Kop Tüneli’nin bitirilememe sebeplerini açıklayara Bakan Uraloğlu’na bir vatandaş seslenerek, “Bakanım Kop Tüneli bitmiyor” dedi. Bakan Uraloğlu da, “Söyleyeceğim şimdi onu” diyerek tünelin bitirilememe gerekçelerini şu sözlerle dile getirdi:
“7 bin 500 metre uzunluğundaki Vauk Tünellerini de biz devam ettiriyoruz. Aşağı yukarı Vauk Tüneli’nin yarısına geldik. Gümüşhane ile Bayburt’u da bu vesileyle birbirine biraz daha yakınlaştıracağız. Erzurum’a gitmek için önümüzde Kop Tüneli var. 6 bin 500 metre uzunluğunda. Gerçekten Türkiye’deki en zor tünellerimizden birisi Kop Tüneli. Burada belli sıkıntılar yaşadık. Tünelin içerisindeki çalışmalarda, 30 tonluk bir ekskavatör su boşalması nedeniyle 200 metre sürüklendi. Böyle zor şartlarda çalışıyoruz. Yüzde 60’ı geçtik, tünelin yüzde 60’ı tamamlandı. Kazmasını, desteklemesini önemli bir bölümünün de beton kaplamasını bitirdik. Erzurum tarafında ufak tefek zeminle ilgili sıkıntılar var. Keşke sağlam olsa da bizler zor kazabilsek.”
“2026’nın sonunda Kop Tüneli’ni bitireceğiz, hedefimiz budur”
Tünelin 2026 yılının sonunda biteceğinin altını çizen Bakan Uraloğlu, “Siz diyeceksiniz ki bunları güzel güzel anlatıyorsun da tünel ne zaman bitecek? Değerli kardeşlerim, burası tünel her metresini göremiyoruz. Bazı zemin zorlukları var, onu bilmenizi isterim. Bundan sonraki süreçte ciddi bir sıkıntıyla karşılaşmazsak 2026’nın sonunda inşallah Kop’u bitireceğiz. Erzurum’u Bayburt’a biraz daha yaklaştırmış olacağız, hedefimiz budur” ifadelerini kullandı.
6 yıldır bitmeyen Bayburt-Gümüşhane havaalanı da 2026 yılında bitecek
Bayburt-Gümüşhane havaalanını da çok yakından takip ettiklerini belirten Uraloğlu, “Bayburt-Gümüşhane havaalanını çok yakından takip ediyoruz. İnşallah bu sene çalışmalarımıza hız vereceğiz, 2026 yılında da sizlerle beraber orayı açacağız. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Biraz geç olacak ama güç olmayacak. Onun için çalışıyoruz, ona devam ediyoruz” dedi.
Bayburt ile ilgili birçok çalışmaya yer verildiğini sözlerine ekleyen Bakan Uraloğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“İletişimle ilgili gelen talepler var. İnternetin çekmediği köyler, bazı mahalleler var. Fiber internetle ilgili talepler var o talepleri peyderpey karşılıyoruz. Sizlerin Soğanlı Tünelleriyle ilgili talepleri var, oradaki tüneller bölgesi hariç geri kalan kısmı yatırım programına aldık. Daha doğrusu yatırım programına aldırmaya gayret edeceğiz. Orayla ilgili sözümüz de bu olsun. Bir an önce oraya başlamak istiyoruz. Orayı beklediğinizi biliyorum. Demiryolu projesi hepimizin derdi, o da gündemimizde. Önce Sivas’tan Kars’a kadar mevcut hattı rehabilite edeceğiz sonrasında da Allah’ın izniyle hızlı tren haline getireceğiz.”
Konuşmaların ardından kongreye geçildi, tek aday olarak kongreye katılan mevcut İl Başkanı Turgut Çalışkan ve yönetimi güven tazeledi. Kongrenin sonuçlanmasıyla birlikte, program son buldu. – BAYBURT
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de 2011’in Mart ayında başlayan iç savaşın ardından ülkelerinden kaçan milyonlarca Suriyeli, farklı ülkelere sığındı. Türkiye’ye sığınıp, yaşamlarını yeniden kuran çok sayıda Suriyeli ise muhalif grupların 8 Aralık’ta başkent Şam’da kontrolü ele almasının ardından ülkelerine dönmeye başladı. İdlib’teki çatışmalardan kaçıp, 7 yıl önce annesiyle Türkiye’ye sığınan Reşvan Nacib, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde, tatlıcıda çalışma başladı. Babasını 4 yaşındayken kaybeden ve ailesine tek başına bakan Reşvan, iç savaşın ardından, ülkesine dönmek için hazırlık yapmaya başladı.
Türkiye’de yaşadığı süre boyunca çok büyük destek gördüğünü anlatan Nacib, ülkesinde dükkan açacağına değinerek, “İç savaştan kaçıp, 7 yıl önce Türkiye’ye sığındım. Önce İstanbul’da daha sonra da Ankara’da çalıştım. Uzun zaman önce Hatay’a geldim ve Reyhanlı’da yaşamaya başladım. Allah’a şükür, 7 yıl boyunca rahat bir şekilde yaşadık. Bayramdan sonra memleketime, İdlib’e döneceğim. Burada tatlı yapmayı öğrendim. İnşallah dönünce de öğrendiğim işi yapacağım. Türk halkına ve devletine çok teşekkür ederim” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sosyal medya hesaplarında çiçek satışı yapan boksör Kıvanç Şensöz’ün yabancı uyruklu eşi Dara Şensöz, oluşturulan hesaplarından çiçek buketi ile birlikte kendi fotoğrafını paylaştı. Aynı bölgede çiçekçilikle uğraşan Eşref Yunus Yıldırıcı’nın kız kardeşi Firdevs Yıldırıcı, Şensöz’ün eşinin paylaşımının ekran görüntüsünü alarak, kendi iş yerlerinin sosyal medya hesaplarından paylaştı. Firdevs Yıldırıcı’nın paylaştığı ve yüzü net görünmeyen fotoğrafı fark eden Kıvanç Şensöz, “Neden karımın fotoğrafını paylaşıyorsunuz, emek hırsızısınız” diyerek tepki gösterdi.
TUTUKLANDI
Firdevs Yıldırıcı, tepki sonrası fotoğraftaki kadının yüzünün buzlandığını, kırpıldığını, hata yaptığını belirterek özür diledi. Kıvanç Şensöz, Eşref Yunus Yıldırıcı ile yüz yüze görüşmek istedi ve 12 Ekim’de saat 19.00 sıralarında Kepez ilçesi Altınova Mahallesi’ndeki çiçek deposuna gitti. Bu sırada Şensöz, bir anda yumruk atarak Yıldırıcı’yı yere düşürdü. Yıldırıcı’ya defalarca tekmeleyen Şensöz’ü, dayısı Ali Okur kurtardı. Kısa sürede gelen sağlık ekibi, bilinci kapalı Yıldırıcı’yı Kepez Devlet Hastanesi’ne götürdü. Komaya giren Eşref Yunus Yıldırıcı, bir süre sonra hayatını kaybetti. Gözaltına alınan Kıvanç Şensöz, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanarak cezaevine konuldu.
‘HAKSIZ TAHRİK UYGULANMASIN’
Kıvanç Şensöz hakkında hazırlanan iddianame, Antalya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, Kıvanç Şensöz’ün 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. Savcılık tarafından yapılan incelemelerde, cinayete konu olan fotoğraflarda dekoltenin görünmediği, çiçeklerin ön plana çıkarıldığı ve sosyal medyada paylaşılan görselin herkese açık olarak yayınlandığına kanaat getirildi. Kıvanç Şensöz hakkında ‘haksız tahrik’ hükümlerinin uygulanmamasını talep eden savcılık, sanığın ‘Kasten adam öldürme’ suçundan yargılanmasını istedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görüşmeler sırasında yürütme adına söz alarak kürsüye gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bakanlığının geride kalan yılda gerçekleştirdiği projeleri anlattı.
YENİDOĞAN ÇETESİ PROTESTOSU
Türkiye’nin gündemine oturan ‘Yenidoğan Çetesi’ soruşturmasına konuşmasının bitmesine 1 dakika kala değinen Bakan Memişoğlu’na muhalefet sıralarından tepkiler yükseldi. Bakan Memişoğlu’nun konuşması muhalefet milletvekilleri tarafından sık sık kesildi. Milletvekilleri, ‘istifa’ çağrısıyla Memişoğlu’nu protesto etti. AK Parti sıraları ise Memişoğlu’nun konuşmasına sık sık alkışlarla destek verdi.
“MADEM ELİNİZDE BELGE VARDI NEDEN SAVCILARLA PAYLAŞMADINIZ?”
Öte yandan Memişoğlu ise soruşturmaya yönelik, “Denetimlerimizde sıra dışılığı fark eden ve CİMER ihbarıyla daha somut bir hal alınca konuyu adli bir operasyona dönüştüren biziz. Bakın, bu kadar teknik takibi yapan bu devletin savcıları, bu devletin emniyet mensupları. Bu kadar denetimi gerçekleştiren bu devletin sağlık personelleri. Bakmayın siz, bugün birilerinin operasyon yapıldıktan 6 ay sonra ortaya çıkıp, iddianamenin aleniyet kazanmasının üzerinden 2 ay geçtikten sonra; tüm tape kayıtları ve dijital materyallerden elde edilen bulgular kamuoyuna yansıdıktan sonra, sanki konuyu kendileri ortaya çıkarmışlar gibi sözde kahramanlık yapanlara. Madem ellerinde bilgi belge vardı, iddianame yayınlanana kadar akılları neredeydi, bu bilgileri neden kendilerine sakladılar? Neden savcılarla, yetkili makamlarla paylaşmadılar?” ifadelerini kullandı.

Tbmm Genel KuruluKemal MemişoğluSağlık BakanıPolitikaGündemGüncel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki 15. Büyükelçiler Konferansı’nda katılımcılara hitap etti.
Geçen yılki konferansı Cumhuriyetin kuruluşunun 100’üncü, Hariciye Teşkilatının temellerinin atılışının 500’üncü senesinde gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, 15’inci Büyükelçiler Konferansı’nın da Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti, kurumlar, yurt dışındaki vatandaşlar ve gönül coğrafyası için hayırlara vesile olmasını temenni etti.
Erdoğan, artık geleneksel hale gelen konferansların Türkiye’nin yurt dışındaki çalışmalarına önemli katkılar yaptığına şahitlik ettiklerini dile getirerek, “Farklı kıtalardaki 261 diplomatik ve konsüller misyonla dünyanın en geniş üçüncü temsil ağına sahip olan Dışişleri Bakanlığımıza bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Bakanlık mensuplarının, üstlendiği vazife ve taşıdıkları sorumluluk bilinci ile Türkiye’nin milli ve bağımsız dış politikasının mihmandarlığını gururla, fedakarlıkla ve başarı çıtasını sürekli yükselterek yapacaklarına yürekten inandığını belirten Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ekibini organizasyonu başarıyla tertip ettikleri için kutladı.
Bugün aynı zamanda eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürütülen “Anadolu’dakiler Projesi” sergisini de yine aynı salonda icra ettiklerin söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kalkınma ajanslarımız ve bölgeye kalkınma idarelerimiz aracılığıyla 81 ilimizde hayata geçirilen ‘Anadolu’dakiler Projesi’, ülkemizin coğrafi kültürel ve geleneksel zenginliklerini koruyup, tanıtmayı amaçlıyor. Proje ile 3B, yani bereket, birikim ve beceri temaları altında yöresel ürünlerimiz ve zanaat eserlerimiz dijital platforma taşınarak mahalli üreticilerimizin desteklenmesi, kültür hazinemizin geleceğe aktarılması hedefleniyor.” dedi.
Projenin uygulanmasına katkı verenleri de tebrik eden Erdoğan, projenin çok daha geniş kitlelere ulaşmasını, yöresel ürünlerin ve kültür değerlerinin korunmasında öncü bir rol oynamasını temenni etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu topraklardaki son devletimiz olan, ay yıldızlı al bayrağının altında huzur bulduğumuz Türkiye Cumhuriyeti geçtiğimiz yıl, 100. yaşını geride bıraktı. Bu vesileyle devlet ve millet olarak 85 milyon hep birlikte Cumhuriyetimizin bir asırlık kazanımlarını muhafaza edip, birbirimize daha da kenetlendik. Yepyeni bir ruhla Türkiye Yüzyılı’na hem de güçlü bir şekilde adım attık. Bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun, refah ve istikrarın tesisi için ortaya koyduğumuz Türkiye Yüzyılı hedeflerinin küresel ölçekte hayata geçirilmesinde Dışişleri Bakanlığımıza önemli görevler düşüyor.
Şunu sizler de çok yakından görüyorsunuz küresel sistemin çıkmaza girdiği, uluslararası toplumun reflekslerini yitirdiği, çok taraflı yönetim mekanizmalarının çözüm üretmekte yetersiz kaldığı zorlu bir dönemden geçmekteyiz. Barış ve güvenliği sağlamakla görevli uluslararası kurum ve kuruluşlar, savaş ve ihtilafları önlemek bir yana sergiledikleri atıl tavırla yeni problemlere, yeni çatışmalara zemin hazırlıyor. Bu olumsuz ortak ortamda dış politika paradigmamızı daha etkin daha dinamik ve sürdürülebilir bir zemine kavuşturmak, ülkemizin geleceği adına büyük önem taşımaktadır.”
“Uluslararası ilişkilerde çok kutupluluk eğilimi giderek daha da belirgin hal alıyor”
Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehdit ve sınamaları ortak akılla çözüme ulaştırmak için değerlendirme ve istişare kültürüne bugün, her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
“Dış politikamızın stratejik bir yaklaşımla ve tüm yönleriyle ele alındığı Büyükelçiler Konferansımız bu bakımdan çok kıymetli bir platformdur. Burada şu noktaya dikkatinizi çekmek isterim, uluslararası ilişkilerde çok kutupluluk eğilimi ve bölgeselleşme hareketleri giderek daha da belirgin bir hal alıyor. Küresel düzlemde ağırlık merkezi Batı’dan Asya’ya doğru kayarken bu fay hattında yaşanan kırılmanın etkilerini hepimiz hissediyoruz. Avrasya ve Orta Doğu’da ortaya çıkan kriz ve çatışmalar küresel barış ve istikrarı çok ağır bir şekilde tehdit ediyor.
Başta yakın coğrafyamızdakiler olmak üzere katliamların durdurulması ve istikrarsızlığın giderilmesi için Türk hariciyesine ve hariciyemizin siz mümtaz mensuplarına tarihi bir sorumluluk düşüyor. Bakınız Gazze’de ve işgal altındaki Filistin topraklarında 14 aydır devam eden yüzde 70’i çocuk ve kadın olmak üzere 50 bini aşkın Filistinlinin hayatını kaybettiği katliamın önüne bir türlü geçilemedi. Mevcut İsrail yönetimi, bölgedeki sorunları daha da çetrefil hale getirerek saldırılarına her gün bir yenisini ekliyor. Uluslararası toplumun bu katliamlar karşısındaki kayıtsızlığı, sistemi ayakta tutan temel hukuki ilkelerin, değerlerin her geçen gün daha da aşınmasına örselenmesine, yok olmasına sebebiyet vermektedir. Buna mutlaka bir ‘dur’ denilmelidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha fazla kan dökerek, masum sivillerin tepesine daha fazla bomba yağdırarak, güvenlik sağlanamaz. İsrail hükümetinin ısrarla ve inatla gittiği yol, açık söylüyorum, yol değildir. Bu durum Gazze ve Filistin için olduğu kadar Suriye içinde geçerlidir.” diye konuştu.
(Sürecek)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kocaeli’de düzenlenen “Anadolu Buluşmaları” kapsamında partisinin Gebze İlçe Başkanlığında konuşan Erbakan, yıllardır halkına büyük acılar yaşatan Esed rejiminin 53 yıl sonra yıkıldığını, hapishanelerden kurtulanların sevinçlerini paylaştıklarını dile getirdi.
Erbakan, Suriye’deki rejim değişikliği nedeniyle endişeli bir sevinç yaşadıklarına değinerek, yeni gelecek yönetimin işleyişinin önemli olduğunu vurguladı.
Suriye’deki yeni yönetimin “Amerikan ve İsrail kuklası olmaması” gerektiğinin altını çizen Erbakan, şöyle devam etti:
“Suriye bölünüp parçalanacak mı, yoksa Suriye halkının menfaatlerini önceleyen, bağımsız, bölgedeki Müslüman ülkelerin menfaatlerini, Suriye’nin onlarla güçlü ilişkiler kurmasını sağlayacak bağımsız bir hükümet mi olacak? Yeniden Refah Partisi olarak şu andaki meselemiz budur, burada kurulacak yeni yönetimin Amerika ve İsrail kuklası bir yönetim olmaması. İyi bir yönetim olmaması halinde de büyük sıkıntılar yaşanacağı konusunda endişe duyuyoruz. Bu olayların Irak’ta da benzerini yaşamıştık. Aynı durum Suriye’de de yaşanır mı diye endişe duyuyoruz.”
Erbakan, rejim değişikliği nedeniyle, Amerika ve İsrail başta olmak üzere dış güçlerin Suriye’de belirli bir planı olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Birinci istedikleri Suriye’nin de Irak gibi bölünüp parçalanması. İkincisi Suriye’nin kuzeyinde ana omurgasını PYD- YPG’nin oluşturduğu bir terör devletinin kurulması. Üçüncü olarak da İran’ın Suriye üzerinden Filistin direnişine yapmış olduğu desteğin kesilmesi. Bölgedeki en güçlü müttefik ortadan kalkmışken İran’a da askeri müdahale sağlanması veya İran’da da Irak ve Suriye benzeri bir iç savaşın patlak verdirilmesi. İsrail’in bu otorite boşluğundan faydalanıp orada toprak işgal etmesi ki, bu hareketler başladı. İsrail Golan Tepeleri’ni tamamen işgal etti.”
“Milletvekilliği seçimlerinde ittifakın kapısını hiçbir zaman kapamıyoruz”
Türkiye’de partiler arasındaki ittifak konusuna da değinen Erbakan, muhafazakar ve sağ görüşlü dindar seçmen tabanına hitap eden partilerle geniş ittifak kurulabileceklerini söyledi.
Gelecek milletvekilliği seçiminde muhtemel bir ittifakın kapısını hiçbir zaman kapatmadıklarına işaret eden Erbakan, “Bunun içerisinde tabii ki Saadet Partisi de var. Yeniden Refah Partisi, cumhurbaşkanı adayını kendi içinden çıkaracaktır. Bu durum ittifak yapılmasına mani değil. Milletvekilliği seçimleri için böyle bir ittifak yapılır.” diye konuştu.
Konuşmasının ardından Erbakan, ilçede esnafı gezerek vatandaşlarla sohbet etti, ev ziyaretleri yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, MİT, terör örgütü PKK/YPG’nin, Esed rejiminden kalan füze, ağır silah ve mühimmatı, kendi depolarına taşımaya başladığını belirledi.
Örgüt mensuplarının karanlıktan faydalanarak, silah ve mühimmatı tırlara yüklediğini ve konvoy halinde bölgeden ayrıldığını tespit eden MİT, operasyon kararı aldı.
MİT’in Kamışlı’daki operasyonuyla, terör örgütünün eline geçen füze, ağır silah ve mühimmatların yüklü olduğu 12 tır ve 2 tank ile 2 mühimmat deposu imha edildi.
Güvenlik kaynakları, terör örgütünün Türkiye sınırında yuvalanması ve Türkiye’ye yönelik tehdit oluşturmaya çalışmasına asla müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kamu Birliği Konfederasyonu’na bağlı TEÇ-SEN ve SAVDES- SEN, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde, memur taleplerinin torba yasaya geçmesine ilişkin eylem yaptı. Sendikalar adına konuşan SAVDES-SEN Genel Başkanı Cengiz, burada yaptığı konuşmada, 2024’ün sonlarına gelinen zamanda memurun yoksul, emeklinin açlık içerisinde kıvrandığını ileri sürdü. TBMM Genel Kurulu’nda 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu görüşüldüğünü hatırlatan Cengiz, şunları kaydetti:
“İçeriğinde memur ve emeklilerimizin refahına yönelik hiçbir şey yer almıyor. Plan Bütçe Komisyonundan geçen 26 maddelik yani torba yasada da memur ve emeklilerimizin mali ve sosyal haklarına yönelik beklentileri karşılayacak kayda değer hiçbir şey bulunmuyor. Kasım 2024 ayı itibariyle 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 20 bin 562 lira, yoksulluk sınırı ise 66 bin 976 lira olarak açıklandı. Yapılan 7 ayrı toplu sözleşmenin sonucunda; memurlarımızın büyük çoğunluğu yoksulluk sınırı altında, emeklilerimizin büyük çoğunluğu ise açlık sınırı altında yaşamak zorunda bırakıldı.”
Geçinemediklerini ve haklılıklarını haykırdıklarını söyleyen Cengiz, “Duymuyorlar, görmüyorlar ya da duymazdan, görmezden geliyorlar. Türkiye’nin memur ve emeklisi, vatana ve millete hizmet etmekten gayri kime ne yaptı ki bu zulüm seviyesine gelen sefalete mahkum ediliyor. Memur ve emeklisini sefalete mahkum etmenin kime ne faydası var ki, verilen sözler dahi unutuluyor, yerine getirilmiyor” diye konuştu.
“Devlet memurları ile ilgili torba yasa çözüm ve verilen sözlerin yerine getirilmesi için fırsattır”
Cengiz, fırsat varken sorunların görmezden gelinmesi, çözümün geçiştirilmesi, ötelenmesi, ertelenmesi veya geriye bırakılması konusunda sıkıntılarını belirterek, “Bu aşamada, verilen sözler ve yapılan açıklamalar ile beklentiye sokulan memur ve emeklileri daha fazla oyalamamalıdır. Artık takatimiz de kalmamıştır. TBMM’de halihazırda görüşülen hem 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu hem de devlet memurları ile ilgili torba yasa çözüm ve verilen sözlerin yerine getirilmesi için fırsattır” dedi.
Genel Kurulda verilecek önergeler ve 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’na ilişkin ise Cengiz, şöyle konuştu:
“Memur ve emekli maaş artışlarına, ülkenin son 5 yıllık büyüme oranları toplamında yüzde 30’dan az olmamak üzere ilave refah payı verilmesine, harcırah, tayın bedeli, fazla çalışma ücreti, giyim yardımı ve yiyecek yardımı gibi hususların piyasa rayiçlerine getirilmesine yönelik bütçe kanununda revizyon yapılması önem arz etmektedir. Bu talepler ihtiyaçtır, kamu kaynaklarının adil bölüşümü ve hakkaniyet ile kamuda verimlilik için elzemdir.”
Cengiz, memurun torba yasaya ilişkin talepleri konusunda, “Kanunun yayım tarihinden itibaren 6 ay içerisinde, kamuda tüm kadroların analiz edilerek yeniden düzenlenmesi ve kadroların standartlaştırılması, her kadronun görev tanımlarının hazırlanarak Cumhurbaşkanlığı onayı ile yürürlüğe girmesi. Kamu personeli mali yönetim sisteminin yeniden düzenlenmesi, asgari geçim standardını sağlayacak şekilde yoksulluk sınırı üzerinde ücret ve TOKİ sosyal konut standartlarında 3+1 konut alacak şekilde emekli ikramiyesi verilmesi. Ramazan ve Kurban bayramlarında birer maaş bayram ikramiyesi verilmesi. 1994 ile 2005 yılları arasında ödenen lojman tazminatının güncel rakamlarla yeniden ödenmesi. Sözleşmeli personelin kadroya geçme süresinin 3+1’den 1+1’e indirilmesi. Memurların yıllık izne denk gelen resmi tatil ve dini bayram günlerinin yıllık izine dahil edilmemesi” taleplerinde bulundu. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2025’te geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamındaki ilk toplantısını gerçekleştirdi.
Komisyonda işçi heyetine başkanlık yapan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, toplantının ardından açıklamalarda bulundu ve basın mensuplarının soruları yanıtladı.
Komisyonun ikinci toplantısını 16 Aralık Pazartesi günü yapacağını bildiren Ağar, toplantıya dair bilgiler paylaştı.
Toplantıda herhangi bir ücret dile getirmediklerini belirten Ağar, TÜRK-İŞ heyetinde yer alan 4 işçinin sorun ve taleplerini aktardığını söyledi.
Asgari ücretin alım gücünün zaman içerisinde düştüğünü dile getiren Ağar, şöyle konuştu:
“İnsanlar geçmiş yıllarda asgari ücretle 10 tane çeyrek altın alırken, bugün 3 çeyrek altın alabiliyor. Yani 7 çeyrek altın kaybolmuş. Asgari ücretle insanlar ev kirasını verebilmeli, mutfaktaki tenceresini kaynatabilmeli, okula giden çocuğunun ihtiyacını karşılayabilmeli. Yani bunlar geçmişte yapılıyordu.”
“İşçiye veya memura ücret ödemeyle enflasyon yükselmez”
Ağar, asgari ücret görüşmelerinde ilk rakamı işveren tarafından beklediklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:
“8 milyona yakın asgari ücretli çalışan var. Bu 8 milyonun kişinin aileleri var. Bunların hepsinin düşünülmesi lazım. O nedenle biz makul ölçülerde bir ücret söylenirse o ücrette varız. Aksi halde öngörülen enflasyon, gerçekleşen enflasyon bunların hiçbirine katılmayız. İnsanların yüzünü güldürecek bir ücretin tespit edilmesini bekliyoruz.”
Asgari ücrete yapılacak artışın enflasyona sebep olmadığının son bir yıl içerisinde net bir şekilde görüldüğünü ifade eden Ağar, “Hiçbir zaman işçiye veya memura ücret ödemeyle enflasyon yükselmez.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konakpınar Gençlik Merkezi, Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli ve Türkiye Oryantiring Federasyonu Başkanı Atilla Güler arasında imzalanan protokolle milli takım ve kulüpler için özel bir kamp alanı olarak kullanılacak.
İmza töreninde konuşan Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, anlaşmanın Türk sporuna hayırlı olmasını dileyerek, “İnşallah bu işin sonucunda da keyifli sonuçlar alırız ve hep birlikte güzel bir düzen oluşur.” dedi.
Türkiye Oryantiring Federasyonu Başkanı Atilla Güler de kamp alanından milli takım ve kulüplerin yararlanacağını belirterek, “Yapılacak yeni harita çalışması ve alacağımız yeni bir sistem ile burada bir sabit parkur kurarak kulüplerimizin arzu ettiği takdirde istedikleri zaman içinde burada antrenman yapabilmesi çalışmalarını sürdürmüş olacağız. Kendilerine bu konularla ilgili sonsuz şükranlarımızı ifade ediyor ve emeği geçen tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Henüz karar bekleyen on binlerce başvuruyu etkileyecek olan bu yaklaşım, Suriye’de hızla değişen siyasi durumun yanı sıra Avrupa genelinde göçü kısıtlamak isteyen sağ eğilimli partilerin yeniden yükselişini yansıtıyor.
Sığınma başvurularını askıya alan Avrupa Birliği ülkeleri arasında Suriyelilerin en fazla sığınma talebinde bulunduğu Almanya da var.
Almanya Federal Göç ve Mülteciler Dairesi, 47 bin Suriyelinin sığınma başvurusunu dondurma kararı aldı. Bu yıl kasım sonuna kadar yapılan toplam başvuru sayısı 72 binden fazlaydı.
Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, değerlendirmelerin Suriye’deki gelişmelere bağlı olacağını ve ülkenin geri dönmek için güvenli olup olmadığını söylemek için çok erken olduğunu söyledi.
Hristiyan Denokratlardan Jens Spahn, Almanya’nın Suriye’ye uçak seferleri organize etmesini ve dönmek isteyen Suriyelilere 1.000 euro vermesini önerdi.
Aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif Partisi’nden Alice Weidel’in mesajı ise “Almanya’da özgür Suriye’yi kutlayanların artık kaçmak için bir nedeni kalmadı. Derhal Suriye’ye dönmeliler” oldu.
Ülkede durumun halen belirsiz olduğunu ve henüz yaşam koşullarında normalleşme olmadığını belirten insan hakları savunucuları ise karardan memnun değil.
Anketler, şubatta erken seçime hazırlanan Almanya’da göçün, ekonominin ardından en önemli ikinci sorun olarak görüldüğüne işaret ediyor.
Avusturya’da sınır dışı çalışması
Avusturya, sığınma başvurularını askıya almakla yetinmeyeceğinin sinyallerini verdi.
İçişleri Bakanı Gerhard Karner, “Bakanlığa Suriye’ye düzenli dönüş ve sınır dışı etme programı hazırlama talimatı verdim” dedi.
Yaklaşık yüz bin Suriyelinin yaşadığı Avusturya’nın geri gönderme için hangi kesimleri hedef alacağı henüz netleşmedi.
Avusturya’nın askıya alma kararı 7.300 dosyayı etkileyecek. Aile birleşimi talepleri de bunlar arasında.
Viyana’nın sığınma hakkı verilen bazı dosyaları da yeniden incelemeye alması bekleniyor.
Yunanistan geri dönmelerini istiyor
Suriye kaynaklı göçtün Avrupa Birliği’ne ilk giriş noktası Yunanistan.
Bu nedenle Atina da Suriyelilerin ülkelerine dönmesinden yana.
Hükümet Sözcüsü Pavlos Marinakis gazetecilere yaptığı açıklamada, Esad’ın devrilmesinin Suriyeli mültecilere evlerine tam güvenlik içinde geri dönüş yolunu açması gerektiğini söyledi.
Yunanistan yaklaşık 9.000 kişinin dosyasını dondurdu.
Şu anda koruma gerekçelerini değerlendirmenin mümkün olmadığını düşünen İsveç de başvuruları askıya alma kararı aldı.
Benzer kararlar Finlandiya ve Danimarka‘da da devreye sokuldu.
Danimarka’nın askıya aldığı başvuru sayısı 69.
Bu ülke, 2020’den bu yana Suriye’deki durumun oturma izni verilmesini ya da bu iznin uzatılmasını haklı kılacak nitelikte olmadığı görüşünde.
Avrupa Birliği’nde askıya alma kararını devreye sokan diğer ülkeler Fransa, Belçika, İtalya, Hollandave Çek Cumhuriyeti.
Bu kararın giderek yayılması beklenirken şu ana kadar 72 Suriyeliye koruma sağlayan Estonyamevcut politikasını değiştirmeyeceğini açıkladı.
İspanyada ilk etapta sığınma başvurularını değerlendirmeyi sürdüren ülkeler arasında yer aldı.
Askıya alma hakkı var mı?
Üye ülkelerin başvuruları askıya alma hakkı var ancak alınan kararların Avrupa Birliği kural ve düzenlemeleriyle uyumlu olması gerekiyor.
Dosyalar toplu olarak değil bireysel olarak değerlendirilmek zorunda.
Bir sığınma başvurusunun altı ay içinde olumlu ya da olumsuz şekilde sonuçlandırılması gerekiyor. Bazı durumlarda bu süre dokuz aya kadar uzatılabiliyor.
Askı gibi yöntemler devreye sokulsa bile bir sığınma başvurusuna, yapıldığı andan itibaren en geç 21 bir ay içinde mutlaka cevap verilmesi şart.
Avrupa Birliği Komisyonu sözcülerinden Stefan de Keersmaecker da “Üye devletler kaynak ülkede değişiklik olması durumunda başvuruların incelenmesini erteleme hakkına sahiptir. Koruma hakkı bulunmayanlar hakkında daha sonra gönderme kararı verilebilir ancak sahadaki durumu takip etmemiz önemli” dedi.
Geri göndermeler şarta bağlı
Avrupa Birliği ülkeleri sığınma talebi kabul edilmeyen kişileri geri gönderme uygulamasını rutin şekilde işletiyor.
Suriye’de yaşananlar, bu ülkeden kaçarak Avrupa Birliği’nden sığınma hakkı alanların bu haklarını kaybetme riski olup olmadığı tartışmasını gündeme getirdi.
Sahadaki gelişmelerin çok yakından izlendiğini belirten De Keersmaecker, “Koşullardaki değişiklikler bağlamında mülteci veya ikincil koruma statüsünün sona erdirilmesi, durdurulması için gerekçe sağlayan kurallar var ancak bu değişikliklerin önemli nitelikte olması gerekir” diye konuştu.
Avrupa Birliği geri dönüşler konusunda Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ni referans alıyor.
Geri göndermelerin gönüllü, güvenli ve onurlu şekilde yapılmasına önem veriliyor.
Suriye güvenli ülke mi?
Sığınma hakkı tanınırken dikkate alınan ana unsurlardan biri, vatandaşının başvuruda bulunduğu ilgili ülkenin güvenli olup olmadığı.
Avrupa Birliği İltica Ajansı, güvenli bir ülkeyi, “Hukukun demokratik şekilde uygulandığı, siyasi koşulların genel ve sürekli olarak zulme, işkenceye, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele ya da cezaya, ayrım gözetmeyen şiddet nedeniyle tehdide yol açmadığı ülke” olarak tanımlıyor.
Avrupa Birliği, Esad yönetimindeki Suriye’nin güvenli olmadığına karar vermişti.
Son yaşananlardan sonra Suriye güvenli mi değil mi sorusu Brüksel’de basın tarafından Avrupa Birliği Komisyonu’na sıkça yöneltilen bir soru.
Avrupa Birliği Komisyonu sözcülerinden Anouar El Anouni, “Şu an için, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’yle aynı doğrultuda, Suriye’ye güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşler için koşulların oluşmadığını düşünüyoruz” dedi.
Suriye’den en fazla çıkışın yaşandığı 2015’ten bu yana yaklaşık 4.5 milyon Suriyeli bir şekilde Avrupa Birliği ülkelerine ulaştı.
2015-2023 arasında bunlardan 1.3 milyon kişiye uluslararası koruma sağlandı.
Suriyeliler, geçen yıl Avrupa Birliği’nden uluslararası koruma talebinde bulunan arasında ilk sıradaydı.
2023’te, toplam 180 binden fazla başvurudan yaklaşık 122 binine olumlu yanıt verildi.
Mülteci sayıları, bazı ülkelerde çok düşük olsa da ciddi sorun yaratabiliyor.
Avrupa Birliği’nin mülteci akının engellenmesi için 2016’da anlaşmaya vardığı Türkiye, en fazla Suriyeliye ev sahipliği yapan ülke olmayı sürdürüyor.
Türkiye’de üç milyona yakın Suriyeli bulunuyor.
Türkiye’deki, Suriyeliler de dahil, toplam mülteci sayısı ise 4.5 milyon civarında.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İŞKENCE YAPTIĞI MUHALİFLERİ ASLANLARA YEDİRİYORDU
Esad’ın bir diğer işkencecisi Telal Al-Dakkak ise yakalandı. Heyet Tahrir eş-Şam’dan (HTŞ) yapılan açıklamada Al-Dakkak’ın Hama’daki Asi Meydanı’nda infaz edileceği duyuruldu. Al-Dakkak, türlü işkenceler yaptığı Suriyeli muhalifleri beslediği aslanlara yedirmesiyle biliniyordu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından diplomasi trafiği de hız kazandı. Milli Savunma Bakanlığı, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in ve Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey ile görüştüğünü açıkladı.
SURİYE’DEKİ GELİŞMELER ELE ALINDI
Bugün yapılan görüşmede Esad rejiminin devrilmesi sonrası Suriye’de yaşanacak olası gelişmeler ele alındı. MSB’den yapılan açıklamaya göre görüşmede, Suriye’deki son gelişmeler başta olmak üzere ikili ve bölgesel savunma ve güvenlik konularında görüş alışverişinde bulunuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜZCE’de, çalıştığı fabrikada işten çıkarılan taşeron Niyazi Ç., fabrika sahibi Engin Cebeci’yi (55) 14 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Olayın ardından kaçan şüpheli, polis tarafından yakalandı.
Olay, saat 17.30 sıralarında Boğaziçi beldesine bağlı Yazlık Mahallesi’nde bulunan, havalandırma sistemleri üreten bir fabrikada meydana geldi. Taşeron işçi olarak çalıştığı fabrikada, işten çıkarılan Niyazi Ç., patronu Engin Cebeci ile konuşmak için iş yerine gitti. Yeniden işe girmek isteyen Niyazi Ç., patronundan olumsuz cevap alınca tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesiyle Niyazi Ç., Cebeci’yi 14 bıçak darbesiyle yaraladıktan sonra kaçtı. Diğer işçilerin ihbarı üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Durumu ağır olan Engin Cebeci, sağlık ekibinin ilk müdahalesi sonrası Düzce Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı. Cebeci, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.
Olaydan sonra 41 DB 686 plakalı otomobiliyle kaçan Niyazi Ç. ise Bolu Caddesi Fiskobirlik Kavşağı’nda Düzce İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Şubesi ekipleri tarafından yakalandı. Şüpheli, soruşturmayı yürütecek olan jandarma ekibine teslim edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber-Kamera: Tezcan SOLMAZ/DÜZCE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığınca ilk, orta ve lise eğitimi gören öğrencilerin kılık ve kıyafetinde değişikliğe gidildi. Resmi Gazetede yayımlanan karara göre, öğrenciler 4 yıl boyunca tek tip kıyafet giyecek. MEB’in aldığı karar okul üniforması satan esnaf tarafından da olumlu karşılandı. Elazığ’da okul kıyafeti satan esnaf Burak Çelik kararın olumlu olduğunu belirterek, tek tip olmayan kıyafetlerin velileri zor durumda bıraktığını, bundan dolayı bu kararın daha güzel olduğunu söyledi. Milli Eğitim Bakanlığının aldığı kararın güzel olduğunu belirten esnaf Burak Çelik, “Güzel bir karar alındı. Her sene yeni bir kıyafet, yeni model ve renk yapılmasındansa, 4 yıl boyunca aynı kıyafetleri giymeleri daha etkili ve ekonomik olarak uygun olacaktır. İkinci sınıfa geçen öğrencilerin yeni kıyafet alayım düşüncesi, velileri zor durumda bırakıyordu. Veliler ve öğrenciler için iyi bir karar alınmıştır” dedi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

61 YILLIK BAAS REJİMİ SON BULDU
Son olarak dün akşam başkent Şam’ın da düşmesiyle ülkedeki 61 yıllık Baas rejimi son buldu. Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ülkeden kaçtığı belirtilirken, nereye gittiğine ilişkin bir bilgiye ise yer verilmedi.

RUSYA’DAN TÜRKİYE’YE DESTEK TALEBİ
Tüm bu gelişmeler doğrultusunda Rusya’nın ne yapacağı merakla bekleniyordu. CNN Türk’te yer alan habere göre, Moskova yönetimi Suriye’den çekilme kararı aldı. Ülkedeki kuvvetleri için güvenli bir çıkış yolu arayan Rusya, Türkiye’den destek talebinde bulundu. Suriye’de konuşlu bulunan Rus kuvvetlerinin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) hakimiyetinde bulunan bölgelere sevk edilmesi ve ardından da hava yoluyla Rusya’ya dönmeleri planlanıyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği konusunda taraflar arasında görüşmeler devam ediyor.
Uluslararası İlişkilerPolitikaMoskovaTürkiyeSuriyeDünyaRusya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Göktaş, siyaset ve iş dünyasından kadınlarla birlikte Aslanlı Yol’dan Atatürk’ün mozolesine yürüdü.
Bakan Göktaş’ın, mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Beraberindeki heyetle birlikte Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen ve Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Göktaş, deftere şunları yazdı:
“Bugün, ülkemizde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 90. yıldönümü vesilesiyle hayatın her alanında eşsiz başarılara imza atmış kadınlar olarak huzurunuzdayız. Demokratik toplumun bir yansıması olan bu hak, kadınlara toplumu şekillendiren ve geleceğe yön veren aktörler olarak önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Bu anlamda, 5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınlarının pek çok ülkeden daha önce seçme ve seçilme hakkını kazandığı önemli bir dönüm noktasıdır. Kadınların eşit haklarla hayata katılımını teşvik eden bu adım, tüm bireylerin daha adil, eşitlikçi ve katılımcı bir yaşam sürmesinin yolunu açmıştır. Elde edilen bu kazanım, güçlü bir toplumun temellerini oluşturmuş, Türkiye’nin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sunmuştur. Bu anlayışla, ülkemiz kadınları, kadim geçmişimizi, yüksek inanç ve değerlerimizi, bilim ve teknolojinin imkanlarıyla harmanlayarak, medeniyetimizi ihya etmeyi sürdürecek. ‘Güçlü Kadın, Güçlü Türkiye’ anlayışıyla gelecek nesillere ilham veren, öncü kadınlarla dolu bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefimiz doğrultusunda, kadınların her alanda daha etkin, daha güçlü ve daha üretken olmaları için büyük bir kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygularla, manevi huzurlarınızda sizleri bir kez daha saygı ve minnetle anıyor, şahsım ve ülkemizin tüm kadınları adına şükranlarımı sunuyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Bakan Göktaş, daha sonra beraberindekilerle Anıtkabir merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirdi. – ANKARA
Mahinur Özdemir GöktaşAnıtkabirPolitikaKültürKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muhtar ve azalarla bir araya gelen, faaliyetleri hakkında bilgi alan Vali Aksoy, 2009 yılından bu yana görev yapan Rençber’i kutlayıp hizmetlerinden dolayı teşekkürlerini ileterek, hediye verdi.
Figen Rençber’in 4 dönemdir muhtarlık görevini başarıyla yürüterek kadınların gücünü ve liderlik yeteneklerini kanıtladığını belirten Aksoy, şöyle konuştu:
“Kendisi sadece bir muhtar değil, aynı zamanda kadınlarımızın toplumsal hayattaki başarısının bir temsilcisidir. Böylesine uzun soluklu ve başarılı bir hizmet süreci, azim, kararlılık ve insan sevgisinin en güzel örneklerinden biridir. Kadınlarımızın önünde hiçbir engelin duramayacağına inanıyorum. Onlara fırsatlar sunulduğunda nasıl fark yarattıklarını hep birlikte görüyoruz. Figen Hanım nezdinde tüm kadınlarımızı gönülden kutluyorum. Onların başarısı, hepimizin başarısıdır.”
Yerel HaberlerHüseyin AksoyPolitikaGüncelKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet Meydanı‘nda düzenlenen törende, Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu.
Burada açıklamada bulunan Türk Kadınlar Birliği Kayseri Şube Başkanı Ayşe Uzunlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirtti.
Kadın milletvekillerinden eşitlik çalışmalarını desteklemelerini beklediklerini aktaran anlatan Uzunlu, şunları kaydetti:
“Kadınların siyasette varlığının gösterilmesi, toplumsal politikanın kadın bakış açısıyla ele alınmasını sağlar. O nedenle birçok zorluğun üstesinden gelerek mecliste yer alan kadın milletvekillerimizden beklentimiz, kadın sorunlarına duyarlı olmaları ve siyasi partisi ne olursa olsun kadının toplumdaki statüsünü yükseltecek şekilde çalışmalar yürütmeleridir.”
Törene, Türk Kadınlar Birliği Kayseri Şubesi üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin kadın kolları katıldı.
Cumhuriyet MeydanıSivil ToplumPolitikakayseriGüncelKadınTörenHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) önünde toplanan İETT’ye bağlı özel halk otobüsü sahipleri, belediye tarafından ödemelerinin yapılmadığını gerekçe göstererek eylem yaptı. Özel Halk Otobüsü Platformu sözcüsü avukat Erhan Güneş, “Bizim niyetimiz İstanbul halkını mağdur etmek değil. Ama biz mayıs ayından beri bu Saraçhane’ye dördüncü gelişimiz. Biz her gelişimizde İBB bürokratları bize ‘Bugün çözeceğiz, yarın çözeceğiz, seçimden sonra kredi çekeceğiz, ticari araç alım ihalesinden gelecek paralarla alacaklarınızı vereceğiz’ dediler. Bugüne kadar 6 ay geçti, biz bir adım ileri gidemedik” dedi.
İstanbul’da İETT’ye bağlı özel halk otobüslerinin sahipleri akşam saatlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) önünde toplandı. Belediye binası önünde bir araya gelen araç sahipleri, İBB’den ödemelerini alamadıklarını ileri sürerek tepkilerini dile getirdi. Otobüs sahipleri araçlarını İBB önüne getirmek istedi ancak polis ekipleri belediye binası önünde geniş güvenlik önlemi alarak otobüsleri Yenikapı miting alanına yönlendirdi. Polis ekipleri ile otobüs sahipleri arasındaki kısa konuşmanın ardından belediye binası önüne temsili iki özel halk otobüsü getirildi. Otobüsler belediye binası önüne geldiğinde ise otobüs sahipleri alkışlarla tepkilerini dile getirdi.
“6 AY GEÇTİ BİR ADIM İLERİ GİDEMEDİK”
İBB önünde toplanan grup adına açıklama yapan Özel Halk Otobüsü Platformu sözcüsü avukat Erhan Güneş, “Biz değerli İstanbullulara artık bu işi yürütemeyeceğimizi, durma noktasına geldiğimizi anlatmamız gerekiyor. Bizim niyetimiz İstanbul halkını mağdur etmek değil. Ama biz mayıs ayından beri bu Saraçhaneye dördüncü gelişimiz. Biz her gelişimizde İBB bürokratları bize ‘Bugün çözeceğiz, yarın çözeceğiz, seçimden sonra kredi çekeceğiz, ticari araç alım ihalesinden gelecek paralarla alacaklarınızı vereceğiz’ dediler. Bugüne kadar 6 ay geçti biz bir adım ileri gidemedik. Bizim İstanbul’da 3 bin 41 aracımız var, araç başına da 2 milyon alacağımız var. Bizler artık tekerimizi döndüremiyoruz. Herhangi bir şekilde evimize çoluğumuza çocuğumuza para veremiyoruz. Esnafın içerisinde ticari sicili bozulmayan hiç kimse kalmadı” dedi.
Ödemelerin yapılmaması durumunda kontak kapatma yoluna gideceklerini ifade eden Güneş, İETT Genel Müdürlüğü’nün kendilerine psikolojik baskı yaptığını iddia etti. İETT’nin kendi muayene kriterlerini uyguladığını belirten Güneş, “İETT Genel Müdürlüğü’nün psikolojik baskısından mobbinginden bıktık. Öncelikle İETT Genel Müdürlüğü’nde TÜVTÜRK muayene kriterleri uygulanmıyor. İETT Genel Müdürü kendine özel 240 tane muayene kriteri oluşturmuş. 240 muayene kriteri bizim yönergemizde olmayan teknik şartnamemizde olmayan şartlardır. Araçlarımızı kendi muayene istasyonlarında çekiyor. Muayene istasyonlarında gereksiz can ve mal güvenliğini tehlikeye atmayacak kusurlardan, araçların saatlerini kesiyor. Araçlarımızın saatlerini kestiği için seferden men ediliyor. İstanbul halkı burada mağdur oluyor. Biz de mağdur oluyoruz. İETT Genel Müdürlüğü’nün derhal bu mobbinge son vermesi gerekiyor” dedi. Grup açıklamanın ardından olaysız bir şekilde dağıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube MüdürlüğüAranan Şahıslar Büro Amirliği ekipleri, hakkında farklı suçlardan 30 yıla yakın hapis cezası bulunan S.Ç.’yi yakalamak için çalışma başlattı. Yapılan teknik ve fiziki çalışmanın ardından şüphelinin merkez Karatay ilçesi Fetih Caddesi üzerinde bulunan bir apartmanda olduğu belirlendi. Polis ekipleri şüphelinin saklandığı binayı ablukaya alırken, bulunduğu 2. kattaki daireye gelen ekipleri gören S.Ç. havalandırma boşluğuna çıktı.
Havalandırma boşluğundan kaçıp üst kata kendini kilitledi
Daireye giren ekiplerin, S.Ç.’nin havalandırma boşluğundan kaçmaya çalıştığını fark etmesi üzerine üst katlar tek tek tutuldu. S.Ç., 5. katın havalandırma boşluğundan çıkarak daireye saklanıp kapıyı kilitledi. Bina etrafında alınan önlemlerin ardından kapıyı açan polis ekipleri, S.Ç.’yi gözaltına aldı. S.Ç., polis ekiplerinin kontrolünde binadan çıkartılarak emniyete götürülürken, emniyetteki işlemlerinin ardından cezaevine teslim edileceği öğrenildi. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in verilerine göre Hamas militanları, geçen yıl 7 Ekim’de düzenledikleri saldırıda aralarında çifte İsrail ve ABD vatandaşlarının da bulunduğu 250’den fazla kişiyi kaçırdı.
Temas kurulamayan 101 yabancı ve İsrailli rehinenin hala hayatta olduğuna inanılıyor.
Kasım ayındaki seçimlerden sonra bu konudaki en net açıklamasını yapah Trump, sosayal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı.
“Rehineler 20 Ocak’ta, ben gururla ABD Başkanlığı görevini devralacağım tadrihten önce serbest bırakılmazsa Orta Doğu’da ve insanlığa karşı bu katliamları yapanlara CEHENNEM YAŞATACAĞIM”
Trump ayrıca “Sorumlular, Amerika Birleşik Devletleri’nin uzun ve hikayelerle dolu tarihindeki herkesten daha büyük bir darbe yiyecek” diye de ekledi.
Hamas, kalan rehinelerin serbest kalması için savaşın durmasını ve İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen geri çekilmesini talep ediyor.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, savaşın Hamas yok edilene ve artık İsrail’e herhangi bir tehdit oluşturmayana dek süreceğini söylemişti.
Hamas, 14 aydır devam eden İsrail saldırıları sırasında 33 rehinenin öldüğünü açıkladı, ancak milliyetleri konusunda bilgi vermedi.
İsrail, 1200 vatandaşının da öldürüldüğü 7 Ekim saldırısından sonra Gazze’de giriştiği saldırılarda Gazzeli yetkililere göre 44 binden fazla kişi öldü ve bölge nüfusunun büyük kısmı evlerini kaybetti. Bölgenin büyük bir kesimi de harabeye dönüştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Döşemealtı ilçesindeki polis sosyal tesislerinde gazetecilerle bir araya gelen Arslan, burada yaptığı açıklamada, emniyet müdürlüğü olarak basına büyük değer verdiklerini söyledi.
Arslan, basın özgürlüğünün uluslararası güven altında olduğunu anımsattı.
Antalya basının da kentine duyarlı olduğuna dikkati çeken Arslan, “Antalya Türkiye’nin vitrin şehri. Turizmi ve tarımıyla dünyada bir marka. Antalya basınının da kentin marka değeri ve ülke ekonomisine etki edecek konularla ilgili yaklaşımında hassasiyetli davrandığını görüyoruz.” dedi.
Kendilerinin karşılıklı iyi niyet çerçevesinde sonuna kadar şeffaf ve ulaşılabilir olduklarını anlatan Arslan, emniyetin bilgi kanallarının her daim açık olduğunu, toplumun doğru bilgilendirilmesi için çaba gösterdiklerini kaydetti.
Bir gazetecinin elektronik denetleme sistemine ilişkin sorusuna Arslan, “Antalya Valisi Hulusi Şahin de hassasiyetle konunun üzerinde duruyor. Atıl durumdaki yatırım için ‘Yılbaşında başlayalım’ talimatı oldu. Belediye de üstlenici firmada da yapıcı davranıyor. Emniyet olarak biz de çalışıyoruz. En kısa sürede devreye girecek.” diye konuştu.
Bir gazetecinin, “Okullarda renkli şekerler şeklinde uyuşturucu satılıyor gibi kentte okul çevreleriyle ilgili sürekli söylentiler dolaşıyor?” şeklindeki sorusuna Arslan, “Evet şeker konusu ve sakallı adam geziyor gibi söylentiler çıkıyor. Bize de ulaştı. Hepsini araştırdık. Asparagas haber. Okul polisliği anlamında üzerimize düşeni yapıyoruz ama tekrar bir değerlendirme toplantısı yaptık. Okullar ve çevresinde etkin bir şekilde görev yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bağımlılığın çağın vebası haline geldiğine işaret eden Arslan, toplumsal olarak bu sorunu çözmek için bazı doğru tespit ve analizler yapılması gerektiğini dile getirdi.
Skuterlerle ilgili de çok şikayet aldıklarını aktaran Arslan, “Trafikte ve kullanıldıktan sonra başıboş bir şekilde bırakılması gerçekten kaotik bir sorun haline geldi. Bununla ilgili tedbirlerimizi arttıracağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TÜRK ŞİRKETLERE İHALELERE KATILIM DAVETİ
Parlicov, Moldova’da binaların enerji verimliliği konusunda da büyük bir çalışması olduğunu anlattı.
Temelde inşaat işleri olan binaların enerji performansının iyileştirilmesine yönelik çok sayıda farklı iş olanağı bulunduğuna işaret eden Parlicov, “Moldova binalarda enerji verimliliği alanında büyük bir dönüşüme gidiyor. Binaların enerji performansının geliştirilmesi için birkaç yıl boyunca çalışma yapacağız, bu büyük dönüşüm fırsatı için Türk firmalarını da yatırıma bekliyoruz. Bu alanda Moldova’da büyük bir pazar oluşacak.” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, Rüzgar ve güneş enerjisinde ihaleleri başlattıklarını dile getiren Parlicov, şöyle devam etti:
“Türk şirketlerinin özellikle güneş enerjisiyle olduğu kadar rüzgarla da ilgilendiğini biliyoruz. Türk firmalarını rekabetçi ihale süreçlerimize katılmaya davet ediyoruz. Binaların enerji performansının iyileştirilmesi, her türlü yalıtım, binalara yenilenebilir enerjilerin entegre edilmesi, ısı pompaları gibi önemli teknolojilerin iyileştirilmesi inşaat şirketleri için yapacak çok iş var. Bu teknolojiler hem maliyetleri düşürmemize hem de emisyonları azaltmamıza olanak tanıyor.”

TÜRKİYE VE MOLDOVA DAHA FAZLA ENERJİ PROJESİ GELİŞTİRECEK
İstanbul Enerji Forumu’nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Moldova Enerji Bakanı Victor Parlicov bir araya gelerek doğal gaz arzı konusundaki alternatifleri ve fırsatları değerlendirdi.
Görüşme sonrası ise iki ülke arasında enerji alanında bir mutabakat zaptı imzalandı.
Mutabakat Zaptı ile yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, elektrik ticareti, akıllı şebeke teknolojileri ve doğal gaz arzı gibi konularda bilgi ve tecrübe paylaşımı öngörülüyor.
Ayrıca bu alanlarda ortak projeler geliştirilmesi hedefleniyor.
Anlaşmalar ayrıca, iki ülke arasında bilgi ve teknoloji transferini, yatırımların teşvikini ve özel sektör işbirliğini de destekliyor.
MOLDOVA’NIN GÖZÜ TÜRKİYE’DE
Rusya ve Moldova, Ukrayna ile transit gaz sözleşmesinin 2025’te sona erecek olması ile tedarik krizi yaşıyor. Karadeniz ülkesi Moldova, özerk bölgesi Transdinyester’e gaz tedarikini sürdürebilmek için alternatif yollar arayışında. Bunun için hem siyasi hem de ekonomik açıdan en verimli güzergah Türkiye olarak görülüyor. Bunun için Ankara’nın kapısını çalan Moldova, Rusya üzerinden Türkiye’ye oradan da Transdinyester’e uzanacak bir boru hattı üzerinde çalışıyor.
Türkiye üzerinden geçecek yeni bir tedarik rotası gündeme alınsa da bu rota, Ukrayna’nın gaz taşıma sistemini tamamen bypass etmeyi mümkün kılmayacak. Teknik zorlukları beraberinde getirecek alternatif rota Ukrayna topraklarında yaklaşık 100 kilometrelik bir geçiş gerektiriyor. Bu da projenin Kiev yönetiminden bağımsız olmasını etkileyen unsurların en önemlisi olarak görülüyor.
TransdinyesterKaradenizİstanbulPolitikaTürkiyeEkonomiMoldovaEnerjiGüncelÇevreRusya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadına yönelik şiddet ve cinayet davalarının ısrarlı takipçisi olan Avukat Sibel Önder, Buca’nın Yiğitler Mahallesi 320 Sokak’ta katledilen Rüya Polat’ın delil yetersizliğinden serbest kalan eşinin 8 yıl sonra müebbet hapis cezası almasını sağladı. Buca Belediyesi de adalet arayışlarına umut olması adına cesur avukatın adını söz konusu sokağa vermek için harekete geçti.
Avukat Sibel Önder ile 320 Sokak’ta bir araya gelen Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, şunları söyledi:
“Sibel Hanım’ın mücadelesinin, adalet arayan herkese umut vermesi için”
“Bu sokakta yıllar önce çok acı bir cinayet işlendi. Sibel Hanım’ın davadaki ısrarlı takibi sayesinde beraat kararı verilen dosya daha sonra tekrar görüldü ve ceza müebbet hapis cezasına çevrildi. Bu kararla o masum kadının ailesinin içi biraz olsun adalet duygusuyla rahatlamış oldu. Avukat Sibel Önder, şiddete uğrayan kadınların hak arayışında yanlarında oluyor. Bugüne kadar birçok davada eşine ya da sevgilisine şiddet uygulayan erkeklerin karşısına dikilerek, mahkemede kadınların lehine kararlar aldırmayı başardı. Baktığı tüm şiddet vakalarında, şiddet uygulayan erkeklerin demir parmaklıklar ardına atılmadan emekli olmayacağını söylüyor. Sibel Hanım’ın mücadelesinin, adalet arayan herkese umut, tüm avukatlarımıza da cesaret vermesi adına bu sokağa ‘Avukat Sibel Önder’ adını vermeyi planlıyoruz. Bu konuyu Buca Belediye Meclisi’mizde gündeme getireceğiz.”
“Katledilmiş tüm kadınlar adına kabul ediyorum”
Avukat Sibel Önder de adının sokağa verilecek olmasının kendisine onur verdiğini belirterek, “Katledilmiş tüm kadınlar adına kabul ediyorum” dedi.
Başkan Duman’ın desteğinin kendisini daha da kamçılayacağını aktaran Önder, “Sizler benim bu kadar arkamda olursanız, bundan sonra mazlumların sesi daha çok duyulur. Bu şekilde çocuklara daha iyi bir hayat verebiliriz, kadınlara daha güvenli bir hayat verebiliriz. Ölünün dili yok ama benim var, demek ki sizin de varmış başkanım. Çok mutlu oldum gerçekten” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın İl Jandarma Komutanlığı Aile içi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği personelleri tarafından25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü faaliyetleri kapsamında Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü koordinesinde Aydın İl Müftülüğü Konferans Salonunda gerçekleştirilen Hayati İnanç’ın ‘Güçlü Kadın, Güçlü Aile, Güçlü Türkiye’ söyleşi programına katılım sağlayan vatandaşlara bilgilendirmelerde bulunuldu. KADES uygulaması, Kadına El Kalkamaz mottosuyla bilgilendirme faaliyeti gerçekleştiren jandarma ekipleri, söyleyişe katılan vatandaşlara çeşitli konular ve KADES hakkında broşürler, Jandarma Çocuk Dergisi ve Türk bayrağı hediye edildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – CHP Trabzon Milletvekli Sibel Suiçmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, “Bugün bu salonda en çok duyacağımız sözler; yoksulluk, tecavüz, utanç, istifa, yetersiz bütçe olacak. Bugün sanal eylem planları dinledik. Bunlarla ne yoksulluğu ne tecavüzü ne tacizin önünü kesemiyorsunuz. Bugün azalan bir bütçe ile karşımızdasınız. Güzel bir bütçe hazırlamamışsınız. Bu bütçeyle nasıl çözüm üretilecek? Sürekli aile diyorsunuz. Hepimiz aileden yanayız ama buna bir kutsallık vererek kadını onun içerisinde boğmanıza karşıyız” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçe görüşmeleri devam ediyor. CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, şunları söyledi:
“Bugün bu salonda en çok duyacağımız sözler; yoksulluk, tecavüz, utanç, istifa, ölüm, yetersiz bütçe olacak. 22 yıllık AKP iktidarının getirdiği bu süreçte yoksulluk her tarafta, tecavüzler, istismarlar her tarafta. Sizin pek çok bakanlığı ilgilendiren konuda sorumlu tutulmanızın da haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bu İçişleri Bakanlığıyla, Milli Eğitim Bakanlığıyla siz nasıl problemleri çözeceksiniz? Ben bugün bir kadın vekil olarak bir kadın bakandan şunu duymak isterdim; ‘üzgünüm problemleri doğru tespit edip gerçekçi ve doğru bir çözüm uygulayıp çocukları, kadınları, engellileri, yaşlıları kısaca dezavantajlı grupları yeterince koruyamadım ama birlikte başarmak için bir şeyler yapabilir miyiz’. Bu gerçekleşmiş olmadı. İçişleri Bakanıyla hiç görüştünüz mü merak ediyorum. Her 25 Kasım’da kadınlar şiddetin önlenmesi için sokaktalar, dövülüyorlar, eziliyorlar, kötü muameleye tabi tutuluyorlar. Bakana, ‘bu sefer de bırakalım’ dediniz mi? Keşke görüşseydiniz, bunları engelleseydiniz. Bu Milli Eğitim Bakanı’yla ‘özgür kadın, özgür birey’ yetiştirmeniz mümkün değil. Bunu anlamanız gerekiyor. Milli Eğitim Bakanı’yla görüşmeniz gerekiyor.
“Hayal görmeyin, nasıl çözüm üreteceğimizi ortaya koyalım”
Bu konuda yetkin gruplarla değil de Diyanet İşleri Başkanlığıyla protokol yapıp da merhamet üzerinden giderseniz sonuç bu; hergün öldürülen kadınlar. Bunun önüne bu şekilde geçemeyiz. Bunun önüne geçmek sadece sizin değil hepimizin görevi. Siz yanınızdaki bürokratların size doğru bilgi vermesini sağlayın. Bugün sanal eylem planları dinledik. Bunlarla ne yoksulluğu ne tecavüzü ne tacizin önünü kesemiyorsunuz. Bugün azalan bir bütçe ile karşımızdasınız. Güzel bir bütçe hazırlamamışsınız. Bu bütçeyle nasıl çözüm üretilecek? Sürekli aile diyorsunuz. Hepimiz aileden yanayız ama buna bir kutsallık vererek kadını onun içerisinde boğmanıza karşıyız. Bugün boşanma sayısı artmış, eşleri tarafından katledilen kadınların sayısı artmış, aile bireyleri tarafından cinsel saldırıya uğrayan çocukların sayısı artmış, evlenme sayısı düşmüş, bebek ölümleri artmış. Güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye diyorsunuz. Hayal görmeyin, nasıl çözüm üreteceğimizi acımasız bir biçimde verileri ortaya koyarak, karşılıklı görüşerek, birbirimizle danışarak sağlayalım.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BELEDİYELERİN ÖDENMEYEN BORÇLARI BÜTÇELERİNDEN KESİLECEK
Yapılan değişiklikle “tüzel kişilik” tanımı eklenerek, il özel idareleri ve belediyelerin şirketleri de kapsama dahil edildi.
Buna göre, tüzel kişilik, “il özel idareleri ve belediyeler ile bunların bağlı kuruluşlarının doğrudan veya dolaylı olarak birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulundukları tüzel kişilik” olarak tanımlandı.
Böylece bu tüzel kişiliklerin, vergi ve SGK borçları için de ilgili mahalli idare payından kesinti yapılabilecek.
Ayrıca, karara ekli listede yer alan kurumlar güncellendi.
Önceki durumda mahalli idareler ile bunların bağlı kuruluşlarının vergi ve SGK borçları “İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun” kapsamında genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları paylardan alınabiliyordu.
İdarelere ait şirketlerin borçları Bakanlar Kurulu kararıyla kapsam dışında bırakılmıştı.

PolitikaEkonomiGüncelHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tepebaşı Belediyesi, toplumu yakından ilgilendiren farkındalık çalışmalarına devam ediyor. Tepebaşı Belediyesi ana hizmet binası önünde düzenlenen etkinliğe Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yanı sıra Eskişehir Baro Başkanı Av. Barış Günaydın, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Tepebaşı Sağlıklı Kent Konseyi Başkanı Canan Adlım, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve belediye personeli katıldı.
“Tarihe ışık tutulabilecek”
Etkinlikte konuşan Başkan Ataç, ” Türkiye’deki kadına yönelik şiddetin bu noktaya gelmesinde büyük vebali olan bir siyasi irade var. Bu siyasi irade kadına olan değeri bilmezken, bir de İstanbul Sözleşmesini ortadan kaldırdı. Türkiye’de kadına şiddet giderek üst noktalara geldi. Özellikle son 20 yılda binlerce kadınımız, çocuğumuz ve işçi kardeşlerimiz hayatını kaybetti. 25 Kasım tarihi gerçekten çok önemli. Bu kavramla belki tarihe bir ışık tutulabilecek. Bugün burada üniversitelerin kadın araştırma merkezleri, meslek odaları, dernekler, STK’lar ve birçok grup kadına yönelik şiddete dur demek için buradayız” dedi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Ayşe Aytekin ise 2024’ün ilk 10 ayında 344 kadının erkekler tarafından, 207 kadının ise şüpheli bir şekilde hayatını kaybettiğini söyledi.
Tepebaşı Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Banu Dinç ise “Belediyemizin 2007’den bu yana hizmet veren bir sığınmaevimiz var. O günden bugüne 539 kadın 256 çocuk barındı. Verdiğimiz destekler ile de 176 kadının bağımsız yaşama geçişi sağlanmıştır” diye konuştu.
Konuşmaların ardından ise katılımcılar, belediye binası içerisinde bulunan sergi salonunda “Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Kadına Yönelik Şiddete Karşı Tutum Belgesi”ni inceledi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara temasları kapsamında beraberindeki heyet ile birlikte Tusaş‘ı ziyaret etti. Sekreter Rutte, TUSAŞ şehitleri anısına taziye defterini imzaladı.
Ziyaret kapsamında, Rutte’nin başkanlığındaki NATO heyeti, savunma sanayiine dair bilgilendirme ve istişare toplantısına katıldı. Türkiye’nin NATO’daki varlığının önemini ve NATO ülkeleriyle savunma sanayii alanında sürdürülebilir iş birliğinin gerekliliğinin vurgulandığı görüşmede, Türkiye’nin savunma sanayinde ulaştığı mühendislik seviyesini ve hava, kara, deniz platformlarını tanıtan bir sunum yapıldı.
Görüşmenin ardından Rutte, yerli ve milli platformlardan Milli Muharip Uçağı KAAN, Jet Eğitim Uçağı HÜRJET, Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı HÜRKUŞ, AKSUNGUR, ANKA, ANKAIII, ŞİMŞEK, İHA’lar ve GÖKBEY, ATAK, T70 helikopterlerini inceledi. T70 helikopterinin pilot koltuğuna oturan Genel Sekreter Rutte’ye Osmanlı kalkanı hediye edildi.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Haluk Görgün, “Ziyaretleri ve taziyeleri için Sayın Sekreter’e teşekkür ediyor, ziyaretin bölgemizdeki barışın tesisine hizmet etmesini, savunma sanayiimizin gelişimine vesile olmasını temenni ediyorum” dedi. – ANKARA
Uluslararası İlişkilerHaluk GörgünHavacılıkTeknolojiPolitikaEkonomiTürkiyeankaraTerörTUSAŞYerelUzayNatoPKK
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Şanlıurfa’da yerli ve milli yazılım GAP Hassas’ın tanıtımını yaptı. Kacır, “Bu yazılım, çiftçilerimizin alın terini teknolojiyle buluşturarak toprağın dilini konuşacak ve bereketinin sırrını çözecek” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Sanayi ve Teknoloji BakanıMehmet Fatih Kacır, GAP Hassas Tarım 2. Faz Tanıtım Töreni’ne katılmak üzere Şanlıurfa’ya geldi. Kente gelen bakanları, havalimanında Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ile kent protokolü karşıladı. Törenin düzenlendiği GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü’ne gelen ve burada kurulan stantları gezen bakanlar, yetkililerden bilgi aldı.
ÇİFTÇİLER E-DEVLET ÜZERİNDEN TAKİP EDEBİLECEK
Törende konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, yerli ve milli yazılım GAP Hassas’ın, uydu görüntüleri ve hiperspektral kamera verileriyle elde edilen zengin veri seti sayesinde tarım arazilerinin detaylı analizini sunduğunu belirtti. Bu sistemle çiftçilerin ilave donanımlara ihtiyaç duymadan doğru hasat tarihi, gübre miktarı ve diğer tarımsal ihtiyaçları e-devlet platformu üzerinden öğrenebileceğini anlatan Bakan Kacır, “Bu yazılım, çiftçilerimizin alın terini teknolojiyle buluşturarak toprağın dilini konuşacak ve bereketinin sırrını çözecek. Çiftçimize artık doğanın sesi kadar teknolojinin sunduğu rehberlik de eşlik edecek” dedi.
GAP BÖLGESİNE 20 YENİ OSB
Bakan Kacır, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde son 22 yılda ihracatta yaşanan büyük artışa da dikkat çekti. Şanlıurfa’nın ihracatının 7 milyon dolardan 386 milyon dolara, Gaziantep’in ise 619 milyon dolardan 10,7 milyar dolara çıktığını anlatan Bakan Kacır, bölgenin üretim üssüne dönüştüğünü söyledi. Bakanlık çalışmalarıyla son 22 yılda GAP bölgesinde 20 yeni organize sanayi bölgesi kurulduğunu dile getiren Kacır, buralarda 360 bin kişiye istihdam sağlandığını ve yatırım teşvikleriyle 710 binden fazla nitelikli iş gücünün ekonomiye kazandırıldığını kaydetti. 2024-2028 yıllarını kapsayan GAP Eylem Planı’nın detaylarının yakında paylaşılacağını anlatan Kacır, “11,8 milyar lira yatırım bedeliyle 9 ilde 36 yatırım başlığı belirledik. Bu yatırımlar, bölge halkının refahını artırmak ve coğrafi işaretli ürünlerin ekonomik değerini yükseltmek için önemli bir sıçrama noktası olacak” dedi.
1,3 MİLYON KİŞİYE İSTİHDAM İMKANI
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise GAP’ın Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde kritik bir rol oynadığını vurguladı. GAP Eylem Planı kapsamında 10,6 milyon dekar alanın sulamaya açılmasının hedeflendiğini belirten Yumaklı, şu ana kadar bu hedefin 3’te 2’sinin tamamlandığını ve kalan kısmın 2032 yılına kadar bitirileceğine dikkat çekti. Bakan Yumaklı, “Bu projeler tamamlandığında ekonomimize yıllık yaklaşık 7 milyar dolar katkı sağlanacak ve 1,3 milyon kişiye istihdam oluşturulacak” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Yunus Timlerinden oluşan 15 ekip ile Pınarbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin katılımıyla kaçakçılara yönelik “huzur” operasyonu düzenlendi. Ekipler tarafından yapılan çalışmalarda; 155 şahıs ve 110 araç sorgulanırken; 79 bin 300 adet makaron, 1 adet ruhsatsız tabanca, 6 adet kaçak cep telefonu ve 47 adet çeşitli markalarda kaçak cep telefonu aksesuarı ele geçirildi.
Ekipler tarafından yapılan çalışmalarda; S.A. (49), N.Y. (47) ve F.D. (46) yakalandı. Yakalanan 3 şahıs hakkında “kaçakçılık” suçundan işlem başlatıldı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, gece yarısı Hamidiye Mahallesi 763 Sokak’ta bulunan parkta yaşandı. Edinilen bilgiye göre, B.B. (29) ve K.Ö. (39) isimli şahıslar, arkadaşları olan H.Ö. (35) isimli şahısla tartışmaya başladı. Nedeni bilinmeyen tartışma kısa sürede kavgaya dönüşürken kavga esnasında yanında taşıdığı bıçağı çeken H.Ö., 2 arkadaşını da bıçaklayarak yaraladı. Karın ve sırt kısımlarından aldıkları bıçak darbesiyle yaralanan 2 arkadaş kanlar içinde yere yığılırken olayı gerçekleştiren H.Ö. olay yerinden kaçarak kayıplara karıştı. Çevredeki vatandaşların kavga seslerini duyması üzerine 112 Acil Çağrı Merkezine haber verildi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen 112 Acil Yardım ekipleri yaralı 2 arkadaşı ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine kaldırdı. Burada tedavi altına alınan yaralıların sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Polis ekiplerinin inceleme başlattığı olayla ilgili Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca tahkikat başlatılırken, polis kaçan şüphelinin peşine düştü. – AKSARAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“SAYIN ÖNDER TATLIYA BAĞLADIK MI?”
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından, İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, “Böyle bir mutabakat içerisinde bir çalışma yapıldığı için teşekkür ediyorum. Elbette eleştiriler olacak ancak tartışmadan yapıldı, herkes ayrı bir katkı sundu” ifadelerini kullandı.
Soylu, cümlesini tamamlarken “Sayın Önder, helallik meselemiz olmasına rağmen tatlıya bağladık mı?” şeklinde bir soru sordu. TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, soruya şöyle yanıt verdi:
“BİR DE DEMİRTAŞ’A VE YÜKSEKDAĞ’A SORMAM LAZIM”
“Barış gelsin. Bir de Demirtaş’a ve Figen Yüksekdağ’a sormam lazım ama helallik işin kolay kısmı, önce bir barış gelsin. Şu barışı bir teminat altına alalım.”
HELALLİK DİYALOĞU SÜLEYMAN SOYLU’YU KAHKAHALARA BOĞMUŞTU
TBMM Genel Kurulu’nda dün gece devam eden görüşmelerde yine Sırrı Süreyya Önder ve Süleyman Soylu arasında bir helallik diyaloğu geçmişti. Genel Kurul’da Süleyman Soylu konuşmasına devam ederken bir anda mikrofonu kapanmış, Sırrı Süreyya Önder ise anında müdahale ederek mikrofonu açtırmıştı. Soylu, mikrofonunu açtıran Önder’e ‘Hakkını helal et’ demiş, Önder ise helallik isteyen Soylu’ya ‘O başka’ diyerek yanıt vermişti. Yanıtı duyan Soylu kendini tutamayarak kahkaha atmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, 19 Kasım 2024 tarihinde Büyük Bölcek Mahallesi Polis Lojmanları önünde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, polis lojmanlarında koruma görevlisi olan polis memuru G.Ö., görev başında bahçedeki güvenlik kulübesinde tabancasını temizlemek istedi. Temizlediği esnada polis memurunun dikkatsizliği sonucu tabanca aniden ateş alırken, tabancadan çıkan kurşun sokakta oynayan 8 yaşındaki E.C.D. isimli çocuğa isabet etti. Ağır yaralanan çocuk ihbar üzerine olay yerine gelen 112 Acil Yardım ekiplerince ilk müdahalesi olay yerinde yapıldıktan sonra ambulansla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine kaldırıldı. Gözaltına alınan polis memuru sağlık kontrolü için hastaneye götürülürken, burada yapılan tetkiklerde alkollü olduğu belirlendi. İl Emniyet Müdürlüğünün inceleme yaptığı, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının da tahkikat başlattığı olayla ilgili polis memuru açığa alındı. – AKSARAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Muradiye İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, göçmen kaçakçılığı ile mücadele çalışmaları aralıksız devam ediyor. Bu çalışmalar çerçevesinde devriye faaliyeti esnasında şüphe üzerine durdurulan otomobilde arama yapıldı. Yapılan aramada otomobil içerisinde ülkeye yasadışı yollarla giren 5 düzensiz göçmen yakalandı. Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla göçmen kaçakçılığı şüphesiyle gözaltına alınan şüpheli M.Y.K. Muradiye Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı. – VAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(IĞDIR) – Iğdır’da Uzman Çavuş olarak görev yapan F.B. (32), tartıştığı boşanma aşamasındaki eşi Esra B’yi (25) bıçaklayarak öldürdü.
Olay, akşam saatlerinde Yeni Mahalle’de meydana geldi. İddiaya göre, Uzman Çavuş F. B, bir süredir ayrı yaşadığı ve boşanma aşamasında olduğu Esra B. ile otomobilde tartışmaya başladı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle F.B, Esra B’yi bıçakladı.
Daha sonra jandarmaya giderek eşini öldürdüğünü itiraf eden F.B, teslim oldu.
İhbar üzerine jandarma eşliğinde olay yerine giden sağlık ekipleri Esra B’nin hayatını kaybettiğini belirledi.
F. B. gözaltına alındı. Olaya ilişkin soruşturma başlatılırken, çiftin iki yaşında bir çocuğu olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İstanbul’da bebekleri anlaşmalı oldukları hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi’nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı dava yarın 09.30’a ertelendi.
İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi yöneticisi ve üyesi 22’si tutuklu toplam 47 sanığın yargılandığı duruşmanın dördüncü günü tamamlandı. Duruşma yarın saat 09.30’da 5. oturumu ile devam edecek. Yarın görülecek olan oturumda sanık savunmalarının alınmasına devam edileceği öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ – Kayseri’de polis ekipleri tarafından kaçakçılara yönelik yapılan “huzur” operasyonunda; 115 şahıs ve 110 araç sorgulanırken, aramalarda 79 bin 300 makaron ele geçirildi.
Edinilen bilgiye göre, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Yunus Timlerinden oluşan 15 ekip ile Pınarbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin katılımıyla kaçakçılara yönelik “huzur” operasyonu düzenlendi. Ekipler tarafından yapılan çalışmalarda; 155 şahıs ve 110 araç sorgulanırken; 79 bin 300 adet makaron, 1 adet ruhsatsız tabanca, 6 adet kaçak cep telefonu ve 47 adet çeşitli markalarda kaçak cep telefonu aksesuarı ele geçirildi.
Ekipler tarafından yapılan çalışmalarda; S.A. ve F.D. yakalandı. Yakalanan 3 şahıs hakkında “kaçakçılık” suçundan işlem başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Erzurumlular ile yolumuza devam etmemiz gerekiyor dedik ve böylece Erzurum’a can ve kan bağıyla bağlanmış olduk. Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak. Çok güzel etkinlikler olacak” dedi.
Erzurum İktisadi Sosyal Araştırma ve Yardımlaşma Vakfı tarafından düzenlenen ve 4 gün sürecek olan 10.Erzurum Tanıtım Günleri Ankara’da Altınpark ANFA Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Etkinliğe Milli Eğitim BakanıYusuf Tekin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Erzurum Milletvekilleri, belediye başkanları emniyet müdürleri, rektörler, siyasi isimler ve Erzurumlular katıldı.
“Erzurum’da eğitim kongresi yapacağız”
Öğretmenler haftasını kutlayan Bakan Tekin, “Erzurum ile ilgili zaten gerekenler söylendi. Bu hafta öğretmenler günü haftası. Aramızdaki öğretmen arkadaşlarımızın öğretmenler gününü kutluyorum. Öğretmenlerini kaybetmiş arkadaşlarımız varsa onların da öğretmenler gününü kutluyorum. Bugün hayatta olmayan öğretmenlerimiz için Allah’tan rahmet temenni ediyorum. Yaşayan öğretmenlerimizeyse sağlık temenni ediyorum. Erzurum’da önümüzdeki yıl bayağı yoğun geçecek. Türkiye genelinde yaklaşık 500’e yakın öğretmen arkadaşımızla Erzurum’da eğitim kongresi yapacağız. Atatürk Üniversitesi ev sahipliği yapacak. Ben bir Erzurumlu olarak son nefesime kadar destek olacağım” diye konuştu.
“Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak”
Erzurum’un tanıtıma ihtiyacı olmadığını vurgulayan Bakan Tunç, “Erzurum’un tanıtıma ihtiyacı yok, Erzurum tarih kokan bir şehir. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar gerçekten Anadolu’nun kilidi olan bir şehir. Tam bağımsızlığı savunan bir şehir Erzurum. Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, Türk toprakları bölünemez diyen bir şehir Erzurum. Nene Hatunların şehri Erzurum. Erzurum kahramanlar diyarı, dadaşlar diyarı. Anadolu’nun kilidi, İslam ve Anadolu topraklarının kalesidir Erzurum. Erzurum yemeklerini evlendikten sonra öğrendim ama Erzurumlu olmaktan çok memnunum. Erzurumlular ile yolumuza devam etmemiz gerekiyor dedik ve böylece Erzurum’a can ve kan bağıyla bağlanmış olduk. Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak. Çok güzel etkinlikler olacak. O etkinliklerde bulunmak elbette isteriz ve Erzurum’a yatırıma hız kesmeden devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.
“İnşallah birlik beraberlik içinde güzel bir dört gün geçiririz”
Konuşmaların ardından Cağ Kebabı yeme yarışması düzenlendi. Yarışmayı kazanan Hülya Özer, “Amacımız gurbette olan Erzurumlular’ın birlik beraberlik ve dayanışma içinde olması. Erzurum kültürünü tüm Ankara’ya bu şekilde de tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Hepinizi davet ediyoruz. İnşallah birlik beraberlik içinde güzel bir dört gün geçiririz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TFF 3. Lig’de mücadele eden Bursaspor’un başkanı Enes Çelik önemli bir ziyaret gerçekleştirdi. Yeniden Süper Lig yoluna giren ve her maçında 40 binin üzerinde taraftarının stadyumda ağırlayan yeşil-beyazlı kulüpte moraller de yerinde. Bu görüntünün oluşmasında başrol olan Bursaspor Başkanı Enes Çelik ise önemli ziyaretler gerçekleştirmeye devam ediyor. Başkan Çelik, TFF 1. Başkan Vekili Sayın Mecnun Otyakmaz ile 2. ve 3. Lig Kulüplerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Murat Şahin’i ziyaret etti. Bursaspor Kulübü’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Başkanımız Enes Çelik, Türkiye Futbol Federasyonu 1. Başkan Vekili Sayın Mecnun Otyakmaz ile 2. ve 3. Lig Kulüplerinden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Murat Şahin’i ziyaret etti.” Başkan Enes Çelik, görüşmeler sonrası Otyakmaz ve Şahin’e 16 numaralı Bursaspor forması hediye etti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de devam eden BM İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP29) en önemli gündem maddesi olan ve uluslararası iklim finansmanını en az 1 trilyon dolara çıkarmayı hedefleyen iklim finansmanı konusunda orta yol bulunamadı. İklim değişikliğinde en az katkısı olan, ancak iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini en fazla hisseden yoksul ülkelere sağlanacak mali destek miktarının belirlenmesi beklenirken, taslak metinde yoksul ülkelere her yıl hangi ülkeler tarafından ne kadar yardım yapılacağına dair bilgi yer almadı. Yeni İklim Finansmanı Hedefi (NCQG) müzakere metnine ilişkin konuşan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu İklim Eyleminden Sorumlu Üyesi Wopke Hoekstra, “Şu anki haliyle kabul edilemez” dedi. Afrika Grubu temsilcisi Ali Muhammed ise, “Burada olma nedenimiz bir rakam, ancak buna yakın değiliz” ifadelerini kullandı. İklim değişikliğinin etkilerinden en kötü etkilenen ada devletlerini temsilen Samoa Adaları delegesi Cedric Schuster ise tarafları “politik oyunlara son vermeye” ve bir uzlaşı sağlamaya çağırdı.
İklim finansmanı için yoksul ülkelere 2030’a kadar yılda 1 trilyon dolar gerekiyor
İklim Finansmanı Bağımsız Yüksek Seviye Uzman Grubu, gelişmekte olan ülkelerin 2030 yılına kadar dış iklim finansmanına olan ihtiyacının yılda yaklaşık 1 trilyon dolar, 2035 yılına kadar ise 1.3 trilyon dolar olduğunu belirtti.
Ekonomistler de gelişmiş ülkelerin, dünyanın geri kalanının iklim değişikliğinin etkileri ile başa çıkabilmesi için gelecek 10 sene boyunca her yıl 1 trilyon dolar sağlaması gerektiğini belirtiyor. Taslakta bu tutarın kredi değil, hibe şeklinde yapılması gerektiği belirtirken, kredilerin yoksul ülkeleri borca sürükleyebileceği kaydediliyor.
Çin ve Suudi Arabistan gibi zengin ülkelerin de katkıda bulunması bekleniyor
Herhangi bir tutarda uzlaşı sağlanırsa buna sadece gelişmiş ülkelerin mi yoksa Çin ve Körfez ülkeleri gibi zengin gelişmekte olanların da katkı verip vermeyeceği belirsizliğini koruyor. Daha önce bağışçı olarak tanımlanmayan Çin ve Suudi Arabistan gibi zengin ülkelerin de katkıda bulunması bekleniyor. “Gelişmekte olan ülke” kategorisinde bulunan, ancak halihazırda dünyanın en büyük emisyon üreticisi olan Çin, sorumluluğu “gelişmiş devletlerin” üstlenmesi gerektiğini savunuyor.
Yaklaşık 200 ülkeden temsilcilerin katılımıyla 11 Kasım’da başlayan COP29, cuma günü sona erecek. – BAKÜ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, merkez Kayapınar ilçesindeki Gazi Yaşargil İlkokulunu ziyaret eden Vali Zorluoğlu, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali ve okul idarecileri tarafından karşılandı.
Okul Müdürü Arzu Ekin’den okul hakkında bilgi alan Zorluoğlu, ardından öğretmenler odasında öğretmenlerle bir araya geldi.
Zorluoğlu, burada, öğretmenlik mesleğinin kutsal bir görev olduğunu vurguladı.
Herkesin hayatında unutulmaz izler bırakan en az bir öğretmeninin olduğunu dile getiren Zorluoğlu, resim öğretmeninin kendi hayatındaki dönüm noktası olduğunu ifade etti.
Zorluoğlu, eğitimde başarının okul aile işbirliğiyle mümkün olabileceğini anlatarak, “Velilerimizin de bu süreçte aktif rol alması gerekiyor. Unutmayalım ki başarı sadece akademik değil, ahlaki ve değerler eğitimini
de kapsayan bütüncül bir yaklaşımla elde edilebilir.” ifadelerini kullandı.
Öğretmenler de ziyaretinden dolayı Vali Zorluoğlu’na teşekkür ederek, özellikle 1, 5. ve 9. sınıflar için bu yıl uygulamaya konulan yeni müfredatın öğrenci merkezli bir yaklaşımla eğitim kalitesini artırdığını aktardı.
Vali Zorluoğlu, daha sonra sınıfları gezerek öğrencilerle sohbet etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN – Aydın’ın İncirliova ilçesinde polis ekipleri tarafından şüphe üzerine durdurulan minibüs içerisinde 32 düzensiz göçmen ve araç sürücüsü şahıs yakalandı.
Edinilen bilgiye göre, İzmir’den aldığı 32 düzensiz göçmeni minibüs ile Aydın’ın Didim ilçesine götürmeye çalışan sürücü B.G. (34), Germencik gişelerinde çıkışı kaçırınca Aydın gişelerinden otobandan çıkış yaptı. İkiz plaka kullanan minibüs HTS’ye takıldı. Polis, şüpheli aracı yakalamak için harekete geçti. İncirliova İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçenin girişinde aracı durdurdu. Araç içerisindeki 32 düzensiz göçmen ve bir suç kaydı bulunan sürücü B.G. yakalandı. Araçta yapılan aramada 11 can yeleği, 1 sahte plaka ele geçirildi.
Gözaltına alınan sürücü emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edilirken, düzensiz göçmenler ise emniyetteki işlemlerinin ardından Aydın İl Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ELAZIĞ Valisi Numan Hatipoğlu, asayiş ve güvenlik bilgilendirme toplantısında, yılın ilk 10 ayında kentte meydana gelen asayiş olaylarında 371 şüphelinin tutuklandığını söyledi.
Valilikte düzenlenen asayiş ve bilgilendirme toplantısına, Vali Numan Hatipoğlu, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Alpaslan Doğan ve İl Emniyet Müdür Yardımcısı Seydi Ertekin katıldı. Vali Hatipoğlu, toplantıda kentte yılın ilk 10 ayında meydana gelen asayiş olaylarında gözaltına alınan 371 şüphelinin tutuklandığını, yakalama oranının geçen yıla göre yüzde 39 arttığını söyledi. Kentte huzur ve güvenliği sağlamak amacıyla bir yandan önleyici kolluk hizmetleri yürütülürken diğer yandan da suçluların yakalanması ve suç olaylarının aydınlatılması için çalışmaların sürdüğünü belirten Vali Hatipoğlu, “Kolluk kuvvetlerimiz, 7 bin 347 personel ve 771 araçla 7 gün 24 esasına göre Elazığ’ın huzur ve güvenliği için görev yapmaktadır. 2024 yılının ilk on ayına ait verileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Kesinleşmiş hapis cezası bulunan bireylere yönelik yürütülen çalışmalarda, 5 yıldan az cezası olan 1,185 kişi yakalanmış ve bu yakalanma oranı geçen yıla göre yüzde 27 artmıştır. 5 ile 10 yıl arasında cezası bulunan 260 kişi yakalanmış ve bu oran geçen yıla göre yüzde 51 artış göstermiştir. 10 yıl ve üzeri cezası olan 153 kişi yakalanmış ve yakalanma oranı geçen yıla göre yüzde 66 artmıştır. Asayiş olayları neticesinde 371 kişi tutuklanmış, yakalama oranı geçen yıla göre yüzde 39 oranda artış göstermiştir” ifadelerini kullandı.
Haber-Kamera: Tekin YALÇINKAYA/Elazığ,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Valisi Davut Gül, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla soğuk ve yağışlı havalarda sokakta kalan İstanbulluların uygun yerlerde konaklatıldığını belirterek görenlerin 112’ye ihbarda bulunması çağrısında bulundu.
İstanbul Valisi Davut Gül, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla sokakta kalmak zorunda olan İstanbulluların Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) aracılığıyla uygun yerlerde konaklatıldığını belirterek mağdur olan kişileri görenlerin 112’ye bildirilmesini istedi. Vali Gül paylaşımında, “Sebebi ne olursa olsun, sokakta kalan hemşerilerimizi SYDV olarak uygun yerlerde konaklatıyoruz. Mağduriyetine şahitlik ettiğiniz kişileri 112’ye bildirin lütfen” ifadelerine yer verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Spor Bilimleri Derneği tarafından bu yıl 22’ncisi düzenlenen Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi’nin açılışı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla Gazi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Kongrenin açılışında konuşan Tekin, Öğretmenler Günü Haftası dolayısıyla Bakanlık olarak bazı etkinlikler planladıklarını dile getirdi. Bakanlık olarak en çok üzerinde durdukları konulardan bir tanesinin spor kültürü ve spor alışkanlıklarının kazandırılması olduğunu belirten Bakan Tekin, Platon’un beden eğitimi ve müziğin eğitimdeki yerine ilişkin sözlerini hatırlatarak, “Kendi bedenine egemen olamayan bir insanın toplumda yöneticilik yapma ihtimali yok. Dolayısıyla spor ve spor eğitimi sadece sporcuların eğitimi anlamında değil, toplumun tamamının bu anlamda hayatını yönlendirmesi açısından çok önemli. Ben bu vesileyle Milli Eğitim Bakanlığı olarak hem çocuklarımızın gündelik hayatta sportif alışkanlıklar kazanmasını hem de beden eğitimi derslerinin daha verimli, daha işlevsel hale gelmesi için ciddi değişiklikler yaptık” dedi.
“Spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız”
Bakan Tekin, 2014 yılında proje okul uygulaması başlattıklarını ve sportif eğitim veren okulları tematik hale getirmek istediklerini dile getirdi. Bunun ilk örneklerinden birinin Voleybol Federasyonu ile yürütülen Türkiye Voleybol Lisesi olduğunu kaydeden Tekin, “Türkiye’de özellikle kadın voleybolu ile ilgili yaşanan gelişmelerde MEB ile Türkiye Voleybol Federasyonu’nun ortaklaşa yürüttüğü bu projenin çok büyük bir yeri var. Benzeri şekilde Türkiye Futbol Federasyonu ile ortak Riva’da ilk örneğini verdik, Futbol Lisesi açtık. Spor liselerimizin büyük çoğunluğu 2014 itibarıyla hemen hemen tamamı genel spor liseleriydi. Dolayısıyla okula atadığımız öğretmen arkadaşlarımızın ilgilerine göre devamlı olmayan bir görünüm arz ediyor. Bunun üzerine biz proje okul formatıyla federasyonlarla bu liseleri tematik hale getirmek istedik. Bu okulların sportif anlamdaki derslerle ilgili müfredatını ilgili federasyonlarla yaptık. Akademik kısmını bakanlıktaki ilgili genel müdürlük ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı, sportif anlamdaki müfredatını da ilgili federasyonlarla ortak yaptık. Bu bence çok önemli bir adımdı. Gelecekte spor liselerimizi bu anlamda tematik hale getirmeye devam edeceğiz. Başka bir başlangıç daha yapıyoruz. İlk örneğini güzel sanatlar liselerimizle beraber yaptık bu yıl. AnkaraMüzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi ile birlikte bir müzik ilkokulu, ortaokulu ve lisesini test ettik. İlk yıldan itibaren tematik spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız. Daha küçük yaşlardan itibaren sportif yeteneklerini çocuklarımızın tespit edip, o yeteneklerine uygun eğitim öğretim almalarını temin edecek bir adım atacağız” dedi.
Kongre 24 Kasım tarihlerine kadar sürecek. Kongrenin açılışına Bakan Tekin’in yanı sıra, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Spor Bilimleri Derneği Başkanı Fikret Soyer, akademisyenler, öğrenciler ve sporcular katıldı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Filistinlilerin naaşları Halil Süleyman Hastanesinden alınarak, ailelerinin evlerine götürüldü.
Daha sonra kılınan cenaze namazlarının ardından Filistinlilerin naaşları, Cenin’deki mezarlıkta toprağa verildi.
Filistin resmi ajansı WAFA’da yer alan haberde hayatını kaybedenlerin Rami el-Huveyti, Firas Muhammed el-Casir ve Muhammed Ferhat olduğu aktarıldı.
İsrail ordusu 19 ve 20 Kasım’da Cenin’de düzenlediği saldırılarda 9 Filistinliyi öldürmüş, 5’inin cenazesine el koymuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, ” Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Gazze’deki soykırımın sorumlularından Netanyahu ve Galant hakkında verdiği yakalama kararı, tarihi öneme sahip bir adımdır. Uluslararası Adalet Divanı’nın kararından sonra, bu kararla dokunulamaz zannedilen İsrail’e dokunulmuştur” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Gazze’deki soykırımın sorumlularından Netanyahu ve Galant hakkında verdiği yakalama kararı, tarihi öneme sahip bir adımdır. Uluslararası Adalet Divanı’nın kararından sonra, bu kararla dokunulamaz zannedilen İsrail’e dokunulmuştur. Bu karar, ‘insanlık cephesinin’ masum ve mazlum Filistin halkına verdiği desteğin sonucudur. Vicdan ve adalet kazanacak, zulüm ve barbarlık kaybedecektir. Yakalama kararı, insanlığın geleceği adına ümit verici olduğu kadar Netanyahu ve çetesinin üzerindeki koruma kalkanının kalkacağının da habercisidir. Ayrıca, Uluslararası Adalet Divanı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyana kadar, soykırımcı apartheid uygulamaları nedeniyle İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınması, uluslararası toplum tarafından gündeme getirilmesi gereken acil bir konudur” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koşansu, Erentepe Belediye Başkanı Hüseyin Haydaroğulları ile işyerlerini dolaştı, vatandaşlarla bir araya geldi.
Kaymakamlık olarak gönüllerinin tüm vatandaşlara açık olduğunu ifade eden Koşansu, beldenin gelişmesinde ve orta ölçekli ekonomiye katkısında zanaatkarların önemli rol oynadığını belirtti.
Küçük yerlerde esnaflık yapmanın zor olduğunu dile getiren Koşansu, “Buna rağmen büyük beceri isteyen zanaatların devam ettirilmesi çok önemlidir. Her zaman esnafımızın yanındayız. Erentepe küçük bir belde değil. Birçok ilçeden daha fazla nüfusa sahip. Bizleri sıcak sohbetleri ve samimiyetleri ile karşılayan Erentepelilere teşekkür ediyorum. İlçemizin ve beldemizin huzuru ve refahı için esnaf ve vatandaşlarımızla diyalog içinde olmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.
Başkan Haydaroğulları ise her zaman ilçe sakinleriyle iç içe olmaya devam edeceklerini dile getirdi.
Kaymakam Koşansu ile birlikte uyum içinde hareket ederek, esnaf ve vatandaşların sorunlarını dinlediklerini anlatan Haydaroğulları, desteklerinden dolayı Koşansu’ya teşekkür etti.
Koşansu ve Haydaroğulları’na, İlçe Jandarma Bölük Komutanı Üsteğmen Kazım Tüysüz, Uzgörür Belediye Başkanı Ayetullah Gündoğdu, AK Parti İlçe Başkanı Tahir Korkmaz, İlçe Milli Eğitim Müdürü Yalçın Tunçel ve sivil toplum kuruluş temsilcileri eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beyoğlu’nda 23 Eylül 2024’de evine gitmek üzere sokakta yürüyen İ. A.’nın (25) önünü kesip genç kızı yere düşürüp üzerine çıkmak suretiyle taciz eden Semir Tarhan (31) ve Ömer Konu’nun (27) yargılanmasına İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Tutuklu sanık Ömer Konu, sanık avukatları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlı adına bir avukatın hazır bulunduğu duruşmaya diğer tutuklu sanık Semir Tarhan, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.
Mahkeme hakimi, sanık Tarhan’a “Senden yardım mı istedi ki yanaştın?” diye sordu
Duruşmada savunma yapan Semir Tarhan, müşteki İ.A.’yı daha önceden tanımadığını belirterek, “Arkadaşın yanına kötü bir niyetle yanaşmadım, akrabam Ömer ile olay günü bir gece kulübünde alkol alıp dışarı çıkmıştık. Ben yardım amaçlı yanaşmıştım.” dedi. Hakim, Tarhan’a “Senden yardım mı istedi ki yanaştın? Sana bir adres mi sordu veya bir eşya falan mı taşıyordu?” diye sorunca sanık, “Benim dengem kaymıştı, dengemi kaybederken ondan tutunmuş bulundum ve yere düştük. Müştekiye cinsel amaçlı sarılmadım. Onca insanın içerisinde cinsel istismarda bulunacak değilim. Ayrıca öpme yoktur, ben öpmedim ve pişmanım.” şeklinde konuştu.
“2 yaşında bir kız çocuğum var. Namusum ve şerefim üzerine yanaşmadım”
Diğer sanık Ömer Konu ise savunmasında, İstanbul’da kimseyi tanımadığından dolayı Semir ile buluştuğunu söyleyerek, “Olay günü ilk defa Taksim’e gideceğim için heyecanlıydım. Gece kulübünde alkol alıp dışarı çıktık ve bir midyeciye gittik. Midyecideyken müşteki İ.A. geldi ve ‘bana da ısmarlar mısınız’ dedi. Ben tek kelime etmedim, sadece midyeciye ‘ağabey ver yesin’ dedim. Sonra Semir ile muhabbet etmeye başladılar. Ben de önden yürüdüm. Arkamı döndüğümde ikisinin sohbet ede ede bana doğru geldiğini gördüm. Köşeye geçtiklerini ve yere düştüklerini gördüm. Ben herhangi bir cinsel niyetle yanaşmadım, 2 yaşında bir kız çocuğum var. Namusum ve şerefim üzerine yanaşmadım” dedi.
İ.A. şikayetçi olmadı
Mahkemede müşteki İ. A.’nın yazılı ifadesi okundu. İ.A. ifadesinde, sanık Ömer Konu’nun kendisine bir şeyler söylediğini ancak hatırlamadığını, kendisini köşeye sıkıştırdığını, bırakmayıp kavradığını ve yere düştükten sonra hala üstünden kalkmaması üzerine çevredekilerin müdahale ettiğini belirtti. Ayrıca olayı ailesinin öğrenmesini istemediğini belirterek sanıklardan şikayetçiyi olmadığı ifade edildi.
Savcı: “Şerefim üstüne dokunmadım dedin ama dokunmuşsun”
Duruşmada olay anına ilişkin güvenlik kamera görüntüsü izletildi. Bunun üzerine söz alan duruşma savcısı, sanık Konu’ya dönerek “Görüntüde kıza dokunuyorsun, kolundan çekiyorsun. Diğeri köşeye sıkıştırıyor sen de onu izliyorsun. Biraz önce hatırlamıyorum demedin, namusum ve şerefim üstüne dokunmadım dedin ama dokunmuşsun.” dedi. Sanık Konu ise “Ben normalde gerçekten böyle bir insan değilim, işimde ve gücümde bir insanım. Bir şansı daha hak etmiyor muyum? Gerçekten hatırlamıyorum.” diye cevap verdi.
Dosya ağır cezaya gönderildi
Kararını açıklayan mahkeme, sanıkların mağdura karşı cebir kullanarak cinsel saldırıda bulunduklarını ve eylemlerinin kendi rızasıyla değil, çevredekilerin müdahalesi ile son bulmasını dikkate alarak ‘nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarının oluştuğunu belirtti. Bu gerekçeyle mahkeme, dava hakkında görevsizlik kararı vererek dosyanın nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine, ayrıca sanıkların tutukluluğunun devamına karar verdi.
İddianamede şüpheliler Ömer Konu ile Semir Tarhan’ın beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ‘basit cinsel saldırı’ suçlarından toplamda 10’ar yıl 6’şar aydan 30’ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyordu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de tartıştığı eski eşini cadde ortasında darbeden O.Ö. (36), tutuklandı.
Olay, dün saat 20.00 sıralarında Kocasinan ilçesi Sahabiye Mahallesi Sivas Bulvarı’nda meydana geldi. İsmi öğrenilemeyen kadın ile eski eşi O.Ö., caddede karşılaşınca tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine O.Ö., eski eşine tekme atarak darbetti. Kadın çığlık atarken, bir iş yerinin motokuryeleri şüpheliye müdahale etti. Çevredekilerin ihbarı ile olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Kaçan O.Ö., polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zonguldak İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, Çaycuma ilçesinde adli makamlardan alınan arama kararına istinaden 2 iş yerine operasyon düzenlendi. Yapılan aramada; 589 paket halinde 66 bin 200 gram kıyılmış tütün, 22 bin 850 gram kıyılmış açık tütün, 730 adet içi tütün doldurulmuş makaron, 141 bin 669 adet boş makaron, 30 bin 490 adet filtreli ağızlık, 647 paket sigara sarma kağıdı, 141 adet puro, 19 bin 575 gram nargile tütünü, 602 adet sipsi, 25 adet elektronik sigara kiti, 9 adet cinsel içerikli macun, 3 adet elektronik terazi, 1 adet tütün doldurma aparatı ele geçirildi.
Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda, iki şüpheli ifadesi alınarak serbest bırakıldı. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“TASARRUFA ÖZEL UÇAKLARINIZDAN BAŞLAYIN”
Sosyal medya hesabından ateş püsküren Özdağ, kararın yer aldığı bir habere yorum olarak, “Tasarrufa öğretmenin çayından değil özel uçaklarınızdan başlayın. Hiç ders anlattınız mı? Hiç tebeşir tozu yuttunuz mu? Hiç dur oğlum, sus kızım diyerek bir şeyler öğretmek için çalıştınız mı? Açlık sınırında maaş verdiğiniz öğretmenin çayını ve suyunu keserek mi tasarruf yapacaksınız?” ifadelerini yazdı.

Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul da “Öğretmenlerin ders çıkışında içeceği bir bardak su mu ülkeyi zarara sokuyor” sözleriyle yetkilileri karardan vazgeçmeye çağırmıştı.
Zafer PartisiÜmit ÖzdağPolitikaEğitimToplumKonya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
FİLİSTİNLİLERİN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI
İnsani yardımların ulaştırılmasındaki tüm engellerin kaldırılması gerektiği vurgulanan bildiride, “İnsani yardımların artırılması ve sivillerin korunmasının güçlendirilmesi yönündeki acil ihtiyaç ifade edildi. Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme hakkı ve iki devletli çözüm vizyonuna sarsılmaz bağlılık teyit edildi.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Bildiride, İsrail saldırıları sonucunda Gazze Şeridi’nde yaklaşık 45 bin kişinin, Lübnan’da ise 3 bin 500 kişinin hayatını kaybettiği hatırlatıldı.
Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle yaşanan insani acılara da değinilen bildiride, savaşın küresel gıda ve enerji güvenliği, tedarik zincirleri, makro-finansal istikrar, enflasyon ve büyüme üzerindeki olumsuz etkilerine işaret edildi.
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE REFAHA ANCAK BARIŞLA ULAŞABİLİRİZ”
Bildiride, çatışmaların barışçıl yollarla çözülmesinin önemi vurgulanarak, “Kapsamlı, adil ve kalıcı barışı destekleyen tüm ilgili ve yapıcı girişimler memnuniyetle karşılandı. Çatışmaların ve krizlerin sona erdirilmesine yönelik çabaların yanı sıra diplomasi ve diyalog elzemdir. Sürdürülebilirlik ve refaha ancak barışla ulaşılabilir.” ifadesi kullanıldı.
İKLİM KRİZİYLE MÜCADELE VE KÜRESEL İŞBİRLİĞİ
İklim kriziyle mücadelede G20 ülkelerinin kararlılığına dikkatin çekildiği bildiride, şunlar kaydedildi: Yoksul ülkeler için daha fazla finansman gereklidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelere yönelik kamu ve özel iklim finansmanı ve yatırımlarının arttırılması amacıyla uluslararası işbirliğinin ve desteğin artırılması gerektiği vurgulandı. Sürdürülebilir ekonomik büyümenin sağlanması için uluslararası ekonomik sistemin teşvik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca, uluslararası ticarette haksız kısıtlamalar gibi iklim tedbirlerinin kullanılmaması gerektiği konusunda uyarılar yapıldı.
ORMANLAR İÇİN YENİ FON ÇAĞRISI
Bildiride, ormanların korunmasına ve sürdürülebilir şekilde muhafaza edilmesine yönelik çabaların yoğunlaştırılmasının önemli olduğuna işaret edildi. Yerel topluluklar ve yerli halkların karşılaştıkları zorluklara değinilen bildiride, ormanlar için yeni fonların harekete geçirilmesi taahhüt edildi.
Paris İklim Anlaşması hedeflerinin hatırlatıldığı bildiride, üye ülkelerin temiz, sürdürülebilir, adil, uygun fiyatlı ve kapsayıcı enerji geçişlerini hızlandırma taahhüdü ve yüzyılın ortasına kadar karbonda sıfıra ulaşma hedefi yinelendi.
SÜPER ZENGİNLERE VERGİ KONUSU TARTIŞILDI
Diğer yandan zirvede, Brezilya’nın süper zenginlere yönelik küresel bir vergi oluşturulmasına ilişkin önerisi tartışıldı.
Zirvede, dünyadaki 3 bin 300 milyarderin, bulundukları ülkelerdeki servetlerinin yüzde 2’sini küresel bir vergi olarak ödemeleri halinde, yoksulluk, açlık ve iklim değişikliğiyle mücadele projelerini finanse etmek için yılda 200 ila 250 milyar dolar toplamanın mümkün olacağı vurgulandı.

Recep Tayyip ErdoğanG20 Liderler ZirvesiRio De Janeiroİnsan HaklarıPolitikaEkonomiUkraynaİsrailLübnanFinansGüncelDünyaGazzeRio
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SOSYAL MEDYADAN ONAYLADI
Trump, Truth Social platformunda kendisine yöneltilen “Trump yönetimi ulusal acil durum ilan etmeye hazırlanıyor ve kitlesel sınır dışı etme programıyla Biden’ın işgalini geri çevirmek için askeri varlıkları kullanacak” iddiasına “Doğru” yanıtını verdi.
TARİHİ YASAYI KULLANACAK
2024 Başkanlık Seçimleri kampanyasında Trump, 18. yüzyıldan kalma “Yabancı Düşmanlar Yasası”nı kullanacağını açıklamıştı. Bu yasa, ABD ile savaş halindeki ülkelerden gelen 14 yaş üstü kişilerin gözaltına alınarak sınır dışı edilmesine olanak sağlıyor.
SORU İŞARETLERİ VAR
Savunma Bakanlığı, halihazırda Ulusal Muhafızlar aracılığıyla sınır güvenliğini destekliyor. Ancak Trump’ın planladığı kitlesel sınır dışı operasyonunun yasal, lojistik ve bütçesel kısıtlamaları hakkında belirsizlikler sürüyor.

Donald TrumpPolitikaGüncelHukukDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BEBEKLER BUNLARI GİYEMEDEN ÖLDÜ”
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Sağlık Bakanlığı bütçe görüşmeleri CHP’li vekillerin Yenidoğan Çetesi protestosu ile başladı. Muhalefet milletvekilleri Bakan Memişoğlu’na komisyona getirdikleri zıbın, patik, tulum, bebek eldiveni gösterdi. Vekiller “Bebekler bunları giyemeden öldüler” diye tepki gösterdi. CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba Memişoğlu’na, “Ülkede istifa yok utanma da yok” dedi.

“SIRITMAYA GELMİŞSİN BURAYA”
Bakan Memişoğlu’nun muhalefet sıralarından yükselen istifa çağrılarına gülerek karşılık vermesi üzerine milletvekilleri “Sırıtmaya gelmişsin, istifa etmen için daha ne gerekiyor” tepkisinde bulundu.
AK PARTİLİLERDEN “ŞOV YAPIYORSUNUZ” ÇIKIŞI
Milletvekilleri “Sağlık Bakanı istifa” pankartı da açtı. CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, “Sağlık Bakanı Memişoğlu’nu istifaya davet ediyoruz” dedi. Tüm muhalefet milletvekilleri “İstifa, istifa” diyerek slogan attı. AK Partililer “Şov yapıyorsunuz” derken, muhalefet ise “Ülkede şov 2002’de başladı” diye yanıt verdi.
TANSİYON YÜKSELDİ, ARA VERİLDİ
Muhalefet milletvekilleri “Sağlık tarihinin en büyük rezilliği ile karşı karşıyayız, istifa etmeniz için daha ne olması gerekiyor” diyerek tepki gösterdi. Tansiyon yükselince Bakan Memişoğlu sunumuna başlamadan bütçe görüşmelerine ara verildi.
TBMM Plan ve Bütçe KomisyonuYenidoğan ÇetesiSağlık BakanlığıKemal MemişoğluSağlık BakanıYenidoğanTansiyonPolitikaSağlıkGüncelBebek
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Arkeolog, dilbilimci ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın vefatı üzerine İYİ Parti Kurucusu Meral Akşener taziye mesajı yayımladı. Akşener sosyal medya hesabından paylaştığı taziye mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Bursa Kız Öğretmen Okulumuz’un yetiştirdiği değerli bilim insanlarından duayen Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ hocamızın vefatını üzüntüyle öğrendim. Kendisine Yüce Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Arkeolog, dilbilimci ve Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın vefatı üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş taziye mesajı yayımladı. Yavaş sosyal medya hesabından yayımladığı taziye mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Muazzez İlmiye Çığ, bilgiyle dolu 110 yıl, bilimle geçen bir ömür… Sümer tabletlerinden Cumhuriyet’in aydınlık geleceğine uzanan bu büyük çınar, her zaman yolumuzu aydınlatacak. Saygı, sevgi ve minnetle…”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Partisinin Küçükçekmece’de AtakentKültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen İstanbul İl Başkanlığı 2. Olağan Kongresi’nde konuşan Özdağ, Zafer Partisinin gerçekleştirdiği ilerlemenin sokakta her yerde görüldüğünü söyledi.
Kendisine ve partisine yönelik iftiralarda bulunulduğunu öne süren Özdağ, her krizden ve komplodan bir yol bulup güçlenerek yola devam ettiklerini aktardı.
Özdağ, bundan sonra da öyle yapacaklarını kaydederek, “Geldiğimiz nokta önemli. Hepimiz bunu görüyoruz. 3 seneyi aşan bir süredir zor şartlarda, saldırılar altında, kazıya kazıya bir noktaya geldik, güzel bir noktaya geldik. Daha net söyleyeyim. Hadi bu pazar seçime gidelim. Zafer parlamentoda. Burada sorunumuz yok. Ama yetmez.” diye konuştu.
Emeksiz zafer kazanamayacaklarını aktaran Özdağ, fedakarlık yapmadan zafere ulaşamayacaklarını dile getirdi.
Zafer Partisinin siyasal rant, makam, mevki mücadelesinin verildiği bir sistem partisi olmadığını söyleyen Özdağ, “Zafer Partisi gerçek idealistlerin, Türk milletinin hukukunu, refahını, egemenliğini ve güvenliğini sağlama mücadelesi verdikleri Kuvayımilliye’dir.” ifadelerini kullandı.
Özdağ, teşkilat olarak sokakta, pazarda, tarlada halkı örgütleyeceklerini ve Zafer Partisine kazandıracaklarını ifade etti. Teşkilatçılığın halkı severek, halkın düşüncelerine saygı duyarak ve dinleyerek yapıldığını dile getiren Özdağ, şunları söyledi:
“Halkı severseniz halk da sizi sever. Halk kendisine, yukarıdan bakanları tanıyor ve sevmiyor. Sokaklarda yürümeden, dedelerle, ninelerle, teyzelerle, halalarla konuşmadan, hatır sormadan zafere ilerleyemeyiz. Bulunduğumuz hiçbir makam bizi yüceltmez. Makamı yüceltecek olan halkın bize olan sevgisidir ve bu da halkla sürekli temas kurmakla, halka sokakta varlığımızı göstermekle olur ve hep birlikte bunu yapacağız. Seçimlerin 2028’te olacağı ifade ediliyor. Ne zaman olursa olsun büyük kurultayımız sonrasında biz sokaklarda seçime hazır olacağız. Parlamentoda değiliz ama bütün Türkiye’yi, sokakları, meydanları, parlamento yapacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Törene, Soma Kaymakamı Fatih Akkaya, Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, Kırkağaç Jandarma Komando Eğitim Merkezi Komutanı Albay Adem Şakrak, Kırkağaç Cumhuriyet Savcısı Müge Bal, İlçe Emniyet Müdürü Sayım Başaran, Kırkağaç İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Servet Çelenk, Kırkağaç Belediye Başkan Yardımcısı Necdi Özkan, daire amirleri, siyasi parti temsilcileri, asker aileleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından protokolün askerleri selamlaması ile başladı.
848 uzman erbaşın toplu halde yemin etmesinin ardından, askerler tarafından hazırlanan gösteriler büyük beğeni topladı. Aileler tarafından yoğun katılımın olduğu yemin töreninin finalinde ise uzman çavuşların aileleriyle hasret gidermesi vardı.
Tören sonrası ailelerine kavuşan uzman erbaşlar büyük mutluluk yaşadılar. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, merkez Yıldırım ilçesi Çınarönü Mahallesi Çınarönü Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Kenan C. (30) 16 BBE 013 plakalı otomobili ile seyir halindeyken, başka bir araçtan üzerine ateş açıldı. Açılan ateş sonucu Kenan C., başına isabet eden kurşunla ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Ağır yaralanan Kenan C., olay yerinde yapılan ilk müdahalesinin ardından Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Burada yapılan müdahalelerin ardından Kenan C., Çekirge Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı.
Polis ekipleri, olayın fail ya da faillerini yakalamak için çalışma başlattı. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(SAMSUN) – CHP AnkaraMilletvekiliUmut Akdoğan, “Sokağın en yakıcı gündemi, kim ne konuşursa konuşsun, Erdoğan ne söylerse söylesin, Bahçeli hangi çıkışı yaparsa yapsın, sokağın en yakıcı gündemi gıda enflasyonu, dolmayan poşetler, torbalar, evin içine girmeyen ekmek, aş, doldurulamayan çocukların beslenme çantası” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in talimatları doğrultusunda CHP’li milletvekilleri ve Parti Meclisi Üyeleri, yurttaşları ziyaret ederek sorunları dinliyor. CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Parti Meclisi Üyeleri Armağan Erdoğan ve Nazan Güneysu bu doğrultuda Samsun’a giderek İl Başkanı Mehmet Özdağ, Atakum İlçe Başkanı Adem Kürek, İlkadım İlçe Başkanı Metin Teletar ile birlikte ziyaretlerde bulundu.
CHP Atakum İlçe Başkanlığı’nda konuşan Akdoğan, şunları söyledi:
“Samsun’dayız, Atakum’dayız. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımız’ın talimatıyla 81 ilde bütün milletvekillerimiz, parti meclis üyelerimiz, Yüksek Disiplin Kurulu üyelerimiz sahaya çıktı. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen bütçe, bir süre sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na gelecek. gıda enflasyonu, dolmayan poşetler, torbalar, evin içine giren ekmek, aş, Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm kadrolarımızla yola çıktık ve Anadolu’nun dört bir yanında bu çalışmayı sürdürüyoruz Bugün Atakum’da ki pazarda gördük. Böyle avucumun içine sığabilecek kadar bir pırasa, bir tane kırmızı lahana ve yine bir avuç içi kadar karnabahar aldık ve 100 lira verdik.
‘Biz bu sunduklarımızla birlikte hükümetimizi göreve davet ediyoruz ve zorluyoruz’
Burada bizim derdimiz vatandaşın derdini tekrar vatandaşa anlatmak değil veya pahalılığı teşhir etmek değil. Biz bu sunduklarımızla birlikte hükümetimiz, iktidar sahiplerimizi, iş başındaki kişileri göreve davet ediyoruz ve zorluyoruz. İkinci kısmı şu, Türkiye’de gösterdiğimiz onun sorunu, onun derdinin bilinmeyen bir yakası var. Bilinmeyen yakası şu demek, zayıflığa sahip olanlar var ama bu yoksulluktan etkilenmeyen bir azınlık da var. Doğuda, güneydoğuda terör belası batıda bunu hissetmeyenler var, bilinmiyor. Tarım işçileri çalışıyorsa tarım işçisinin derdini bilmeyen bunu mutlaka bilmeli. Öğretmenlerin sorunlarının dışında özellikle veliler olarak herkes bilmeli. Dolayısıyla bizim bulaşmanın bir çalışması. Bunu almayı sürdüreceğiz. Bugün aralıksız sonra yine Samsun’da devam edeceğiz. Samsun’daki potansiyelimizin çok yüksek olduğu bir yer. Önümüzdeki dönemde dört, dört buçuktan beş milletvekilini almayı hedeflediğimiz bir yer. Atakum Belediyemiz de belediyecilik anlayışıyla Samsun’da bir örnek teşkilatı sürdürmeyi ve umut ediyorum Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında Samsun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne çok büyük bir temsiliyeti sağlayacak.”
“MHP liderinin, diğer siyasi partilerin genel başkanlarının ortaya koymak istediklerini gündem sokakta yok”
Akdoğan, İl Başkanlığı ziyaretinde ise şunları kaydetti:
“Bu enflasyon canavarına dur diyemediğiniz süre boyunca maaşları elli bin lirada yapsanız, yüz bin lirada yapsanız, yüzde beş yüzde zam yaptığınızda cebinizde sağladığınızdan artıştan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Ancak tabi çok can yakıcı bir sorun ortada duruyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu aydan itibaren, Bu aydan tezi yok, en düşük emekli maaşının asgari ücretle eşitlenmesi önerisi, televizyonda, mikrofonda, nerede derseniz deyin, yaygınlık gösterir. Dolaysıyla Cumhurbaşkanlarının diğer siyasi partilerin genel başkanlarının ortaya koyduğu noktalar, gündem sokakta yok.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgilere göre, Acetler Kavşağı’nda aracıyla giden Ş.B.S.(20), henüz plakası belirlenemeyen başka bir otomobilin içinden silahla ateş açılması sonucu yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Ş.B.S., sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.
Polis, kaçan kişi veya kişileri yakalamak için çalışma başlattı. – BATMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
UÇUM: TOPLUMUN SAĞDUYUSUYLA OYNAMAYIN
Uçum’un Erzurumlu bir şehit yakınının Öcalan ile ilgili sözlerini açıklaması gündem oldu. Uçum şehit yakınının kendisine söylediği sözleri şu ifadelerle anlattı: “Biz akil insanlar heyetinde Doğu Anadolu grubunda çalışıyorduk. Erzurum’da, başka illerde de oldu. En çarpıcı olanı Erzurum’da bir şehit yakını, ‘Türkiye’de terör bitsin, tasfiye edilsin, bırakın Öcalan’ın serbest bırakılmasını evimde kahvaltı vermezsem adam değilim’ dedi. Buna ne diyeceksiniz? Bizim toplumun sağduyusuyla oynamayın. Bunun gibi birçok örnekle karşılaştık.”
“KİM BU ERZURUMLU ŞEHİT YAKINI?”
Uçum’un sözlerine sosyal medyada yorum yağdı. Birçok kullanıcı “Kim bu Erzurumlu şehit yakını?” sorusunu sordu.

Devlet BahçeliDoğu AnadoluMehmet UçumPolitikaTürkiyeErzurum3-sayfaYaşamTerör
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TERÖR SORUŞTURMASINDA TUTUKLANDI
Soylu’nun hakkındaki terör soruşturması kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilen Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’e teşekkür mektubu göndermesi kamuoyunda geniş yankı uyandırırken konuyla ilgili beklenen açıklama geldi.

SOYLU’DAN AÇIKLAMA VAR
Resmi X hesabından söz konusu haberi paylaşan Soylu “12 yıl önce AK Parti AR-GE Başkanı iken onlarca çalıştay yapıp her görüşten akademisyen gazeteci STK ve düşün insanı çağırıp ardından rapor yayınlardık. Kanunlara ve hukuka uyacaksınız diye taahhütname almayı unutmuşuz. Özür dileriz!..”

Erdem AksoyHaberler.com – PolitikaEsenyurt Belediye BaşkanıSüleyman SoyluAhmet ÖzerAK PartiPolitika3-sayfaYaşamTerör
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“İLÇE BAŞKANIMA İNİSİYATİF BIRAKIRIM”
İşe alım süreçleriyle ilgili açıklama yapan Yıldırım “Bir ilçede herhangi bir kurumda alım olduğu zaman ben ilçe başkanıma inisiyatif bırakırım. Çünkü o yörenin insanı orada çalışacak” ifadelerini kullandı.
GAZETECİ ARAYA GİRDİ
Yıldırım’ın bu sözleri üzerine araya giren gazeteci “Başkanım, ilçe başkanı referans oluyor, adaletsiz değil mi?” sorusunu yöneltti.
VERDİĞİ YANIT TARTIŞMALARA NEDEN OLDU
Yıldırım bunun üzerine “E bu kadar da olacak canım” şeklinde yanıt verdi. Yıldırım’ın bu yanıtı tartışmalara neden oldu. Bazı kullanıcılar liyakat ve adalet kavramları üzerinden Yıldırım’ı eleştirdi.
Erdem AksoyHaberler.com – PolitikaYerel HaberlerPolitikaAK Parti3-sayfaGündemElazığ
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Çankaya ilçesinde bulunan Bilkent Center AVM’de meydana geldi. İddialara göre, bugün öğlen saatlerinde AVM içerisinde bulunan Mado Kafe’ye gelen bir kişi, kendisine borcu olduğu iddia edilen şahsı silahla 2 el ateş ederek yaraladı.
POLİS SALDIRGANIN PEŞİNDE
Saldırgan kaçarken, olaya şahit olan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılırken, polis olayla ilgili inceleme başlattı. Saldırganın yakalanması için çalışmalar sürüyor.
SALDIRI ANI GÜVENLİK KAMERASINDA
Öte yandan infial yaratan olay kafenin güvenlik kamerasına da yansıdı. Haberler.com’un ulaştığı görüntülerde saldırganın silahını çekip defalarca ateşlediği ve vatandaşların olayın paniğiyle yaralı şahsa yardım etmek yerine olay yerinden kaçtıkları görüldü.

Yerel HaberlerPolitikaGüvenlik3-sayfaÇankayaankaraPolis
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ENFLASYONDA HEDEF %2
Powell, Dallas şehrinde düzenlenen etkinlikte ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enflasyonun hedefe düşürülmesinde kaydedilen ilerleme ve iş gücü piyasasındaki soğuma göz önüne alınarak geçen hafta politika faizini 25 baz puan indirdiklerini ve politika kısıtlamasının derecesini azaltma yönünde bir adım daha attıklarını anımsatan Powell, politika duruşunun uygun şekilde yeniden ayarlanmasıyla ekonomideki ve iş gücü piyasasındaki gücün korunabileceğine, enflasyonun sürdürülebilir şekilde yüzde 2’ye inebileceğine inandıklarını söyledi.
Powell, politikayı zaman içinde daha nötr bir seviyeye getireceklerini belirterek, ancak o seviyeye ulaşmak için izlenecek yolun önceden belirlenmiş olmadığını kaydetti.
“FAİZ İNDİRİMİ İÇİN ACELEYE GEREK YOK”
Faiz oranında ek ayarlamaları değerlendirirken gelen verileri, gelişen görünümü ve risk dengesini dikkatle değerlendireceklerini vurgulayan Powell, ” Ekonomi, faiz oranlarını düşürmek için acele etmemiz gerektiğine dair herhangi bir sinyal vermiyor. Ekonomide şu anda gördüğümüz güç, bize kararlarımıza dikkatle yaklaşma olanağı veriyor.” dedi.
Powell, politika faiz oranın seyrinin gelen verilerin ve ekonomik görünümün nasıl gelişeceğine bağlı olacağını aktardı.
“ENFLASYONU HEDEFİMİZE DÖNDÜREREK EKONOMİMİZİN GÜCÜNÜ KORUMAYA KARARLIYIZ”
Geçmişte yüksek enflasyonu düşürme çabalarına sıklıkla eşlik eden işsizlik artışı olmadan enflasyonu hedefledikleri seviyeye indirmeyi amaçladıklarını belirten Powell, “Görev henüz tamamlanmamış olsa da bu sonuca ulaşma yolunda önemli bir ilerleme kaydettik.” diye konuştu.
Powell, ekonominin maksimum istihdam ve fiyat istikrarı hedefleri doğrultusunda önemli ilerleme kaydettiğini, iş gücü piyasasının sağlam durumda kalmaya devam ettiğini anlattı.
Enflasyonun zirve noktasından önemli ölçüde gerilediğini ve yüzde 2 hedefine doğru sürdürülebilir bir yolda olduğuna inandıklarını kaydeden Powell, “Maksimum istihdamı desteklerken enflasyonu hedefimize döndürerek ekonomimizin gücünü korumaya kararlıyız.” dedi.
FİYATLARDA BEKLENMEDİK ARTIŞ
Powell, iş gücü piyasasının artık önemli bir enflasyonist baskı kaynağı olmadığı noktaya kadar soğuduğunu, enflasyonun ise uzun vadeli yüzde 2 hedefine çok daha yakın seyrettiğini ancak henüz o noktada olmadığını vurguladı. Powell, “İşi bitirmeye kararlıyız.” ifadesini kullandı.
Fed Başkanı Powell, enflasyonun zaman zaman inişli çıkışlı seyir izlese de yüzde 2 hedefine doğru inmeye devam etmesini beklediğini kaydetti.
ABD’de üretici enflasyonuna ilişkin bugün açıklanan verilere de değinen Powell, verilerin beklediklerinden biraz daha fazla yükseliş gösterdiğini söyledi.
Powell, genel eğilimin hala sağlam olduğunu düşündüğünü, aralık ayındaki toplantıya kadar daha fazla veriyi değerlendireceklerini belirterek, “Ekonomi zayıflarsa faiz oranlarını düşürmek için çok fazla alanımız var.” dedi.
“TRUMP’IN POLİTİKALARININ ETKİSİNİ DEĞERLENDİRMEK İÇİN ERKEN”
Fed’in bağımsızlığına dair soruyu yanıtlayan Powell, karar alırken hiçbir siyasi partinin iyiliğini düşünmediklerini vurguladı.
Powell, kararları makroekonomik verilere bakarak verdiklerinin altını çizerek, bağımsız merkez bankalarının enflasyonla mücadelede daha iyi iş çıkardığını söyledi.
ABD’nin seçilmiş Başkanı Donald Trump’ın uygulayacağı politikaların etkisini kestirmek için henüz erken olduğunu dile getiren Powell, “Birkaç alandaki politikaların değişeceğini biliyoruz. Ne kadar değişeceğini bilmiyoruz. Ne kadar zaman diliminde değişeceğini bilmiyoruz. Mali politikaya gelince, Kongreden bir yasa tasarısı geçirmek oldukça uzun zaman alıyor. Daha fazla kesinliğe sahip olana kadar politika değiştirme konusunda dikkatli olacağımızı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Abd Merkez BankasıMerkez BankasıJerome PowellPolitikaEkonomiFinansFed
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GÖRÜŞME NEW YORK’TA YAPILDI
New York Times gazetesinin haberine göre, adlarının açıklanmasını istemeyen İranlı 2 yetkili, ABD’nin yeni başkanı Donald Trump tarafından Devlet Verimlilik Bakanı olarak aday gösterilen Musk ile İrevani arasındaki görüşmenin New York’ta yapıldığını söyledi. İkili arasındaki toplantının bir saati aştığını belirten yetkililer, toplantının “pozitif” bir ortamda yapıldığı ve “iyi sonuçlar” doğuracağı değerlendirmesinde bulundu.
Yetkililer, toplantının, Musk’ın talebi üzerine, İran ile ABD arasındaki tansiyonun düşürülmesi amacıyla yapıldığını kaydetti. İrevani’nin Musk’a, yatırımlarını Tahran’a yönlendirmesi yönünde öneride bulunduğunu aktaran yetkililer, bunun için de “ABD Hazine Bakanlığından, İran’a yönelik yaptırımlardan muafiyet” talebinde bulunmayı tavsiye ettiğini dile getirdi.
TRUMP’IN SÖZCÜSÜNDEN AÇIKLAMA
İran’ın BM Daimi Temsilciliği görüşmeye ilişkin herhangi bir yorum yapmayacağını belirtirken, ABD’nin 47. Başkanı seçilen Donald Trump’ın sözcüsü Steven Cheung ise toplantıya ilişin bir soruya, “Yapılıp yapılmadığı kesin olmayan gizli toplantılar hakkındaki haberlere ilişkin yorum yapmıyoruz” yanıtını verdi.
Trump’ın seçim kampanyası sözcüsü Karoline Leavitt de Amerikan halkının, Trump’ı “ülkeyi yönetme ve küresel barışı tesis etme” konusunda verdiği güven nedeniyle seçtiğini kaydederek “O (Trump), Beyaz Saray’a dönünce bunu (küresel barışın tesisi) gerçekleştirmek için gerekli adımları atacaktır” dedi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, dün sosyal medya hesabından, ülkesinin nükleer programı konusundaki anlaşmazlıklara ilişkin, “Anlaşmazlıklar iş birliği ve diyalog yoluyla çözülebilir” paylaşımında bulunmuştu.
Erdem AksoyHaberler.com – DünyaBirleşmiş MilletlerDonald TrumpWashingtonElon MuskPolitikaEkonomiTahranDünyaİran
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Gölyaka ve Yığılca Kadın Kolları başkanlığında bayrak değişimi yaşandı. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Genel Başkanı Düzce Milletvekili Ayşe Keşir atamaları yapılan Yığılca Kadın Kolları Başkanı Berresu Terzi Uğurlu ve Gölyaka Kadın Kolları Başkanı Ferda Atasoy’a mazbatalarını teslim etti.
Ayşe Keşir, “Başkanlarımıza başarılar diler, görevi devreden başkanlarımıza teşekkür ederiz” dedi. – DÜZCE
Yerel HaberlerMilletvekiliAyşe KeşirAK PartiPolitikaYığılcaGölyakaKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Hem Gazze’de hem Lübnan’da insanlar ölüyor ve istatistiklere göre öldürülen insanların yüzde 70’inden fazlası kadın ve çocuk. Artık dünyanın Gazze meselesini bir istatistik meselesi olmanın ötesine götürmesi lazım. Onun yolu da İsrail ve hükümetini izole etmek ve uluslararası alanda üzerine baskı kurmaktır. İsrail’in BM üyeliğinin askıya alınması bundan sonra her uluslararası platformda konuşulmalıdır” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis’te MalaviMeclis Başkanı Catherine Hara ile bir araya geldi. Kurtulmuş, basına kapalı görüşmenin ardından mevkidaşı ile birlikte ortak basın toplantısı düzenledi. Kurtulmuş, Malavili heyeti Meclis’te ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirterek, ” Türkiye’deki resmi temaslarınızın başarılı geçmesini ve bu temastan sonra gelişecek olan ikili ilişkilerimizin artarak devam etmesini, her alanda yaygınlaşmasını ümit ve temenni ediyoruz” diye konuştu.
Malavi Meclis Başkanı Catherine Hara ise kendilerini evlerinde gibi hissettiklerini belirterek, “Birbirimizden binlerce kilometre uzakta olabiliriz ama birbirimizden o kadar da uzak ve ırak olduğumuzu düşünmüyorum. Bu ilişkileri geliştirmek gerekli çünkü bu hem Türk halkının faydasına hem de Malavi halkının faydasındadır. O yüzden ileriye doğru hızla yol almamız gereken bir dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.
‘EN BÜYÜK KATLİAMLA KARŞI KARŞIYAYIZ’
Konuşmaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurtulmuş, 7 Kasım’da Brezilya’da düzenlenen ‘G20 Parlamento Başkanları Zirvesi’nde, İsrail’in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu üyeliğinin askıya alınması için yaptığı açıklamanın sorulması üzerine şunları söyledi:
“Gazze’de 16-17 aydır devam eden, insanlık tarihinin gördüğü en büyük katliamla, en büyük soykırımla karşı karşıyayız. Ne yapılırsa yapılsın, uluslararası alanda hangi kararlar alınırsa alınsın İsrail hükümeti, Netanyahu ve çetesi bu kararlara uymadan yoluna devam ediyor. Dolayısıyla bizim uluslararası camia olarak baskılarımızı artırmamız gerekir diye düşünüyoruz. Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, İsrail’in ırk ayrımcılığı uygulamaları dolayısıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu üyeliğinin askıya alınması teklifinde bulundu. Fakat bu uluslararası camiada çok fazla yankı bulmadı, daha doğrusu yeterince destek bulmadı. G20 Parlamento Başkanları toplantısı vesilesiyle Brezilya’da gerçekleşen uluslararası toplantıda ben de bu konuyu gündeme taşıdım. Yani nasıl Güney Afrika Cumhuriyeti bir zamanlar apartheid rejimi (Irk ayrımcılığı) dolayısıyla, ‘Birleşmiş Milletler kararlarına uymamak ve ırk ayrımcılığı üzerinden sistematik birtakım baskılar, zulümler yapmak’ suçlamasıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya alındıysa benzer bir durumda hatta çok daha ağır bir insanlık suçu işleyen İsrail hükümetinin bu işlediği suçları durdurabilmek ve Birleşmiş Milletler’in kararlarına uyumunu sağlamak amacıyla bir uluslararası baskı üzerlerine kurmak için İsrail’in Birleşmiş Milletler kararlarını uygulayana kadar Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınmasının vakti gelmiştir. Bu cümleleri 7 Kasım’daki toplantıda, G20 Parlamento Başkanları Toplantısı’nda, oradaki değerli meslektaşlarımızın da bulunduğu Genel Kurul’da ifade ettik. Bu sürede yapılacak en önemli işlerden birisi İsrail hükümeti üzerindeki uluslararası baskıyı artırmaktır. Öyle anlaşılıyor ki sözden anlamıyorlar. Somut siyasi yaptırımlarla, somut siyasi güçlerle, İsrail hükümetinin durdurulmasının vakti geldi ve geçiyor. Biz burada konuşurken şu anda bile hem Gazze’de hem Lübnan’da insanlar ölüyor ve istatistiklere göre öldürülen insanların yüzde 70’inden fazlası kadın ve çocuk. Artık dünyanın Gazze meselesini bir istatistik meselesi olmanın ötesine götürmesi lazım. Onun yolu da İsrail ve hükümetini izole etmek ve uluslararası alanda üzerine baskı kurmaktır. İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınması bundan sonra her uluslararası platformda konuşulmalıdır” dedi.
‘TÜRKİYE’NİN MESELELERİNİN ÇÖZÜM YOLU TBMM’DİR’
TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni anayasaya çalışmalarına ilişkin de şöyle konuştu:
“Türkiye’nin meselelerinin çözüm yolu Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Burada farklı her türlü konu bir müzakere masasında ve diyalog ortamının getirdiği nezaket içerisinde konuşulur, tartışılır. Millet adına karar verecek olan yer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. 28’inci dönemdeki Türkiye Büyük Millet Meclisi de Cumhuriyet tarihimizin demokratik temsil gücü en yüksek meclisidir. Halkın oylarının yüzde 95’i temsil ediliyor. 14 siyasi parti var. Bu partilerden 6 tanesinin de grubu var. Dolayısıyla müzakerenin, konuşmanın, görüşmenin yapılacağı yer TBMM çatısının altıdır. Burada tabii ki bu müzakere usulünü belirleyerek yolumuza devam ederiz. Meclis Başkanı olarak da benim yapmam gereken bu müzakere ortamının gerçekten olgun bir demokrasi içerisinde gerçekleşmesine ön ayak olmasıdır. Ayrıca sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi ve parlamenterlerin görüşleri değil; üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, farklı görüşü olan araştırma merkezlerinin yani toplumun farklı kesimlerini de bu süreçte anayasaya ilişkin görüşlerinin alınabileceği bir süreci yürütebilirsek iyi niyetli bir şekilde bu tartışmaları, müzakereleri gerçekleştirebilirsek sonuç alınabileceğini düşünüyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TAHRAN – İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın barışçıl nükleer program konusunda hiçbir zaman müzakere masasından ayrılmadığını ifade ederek, “Müzakere etmeye hazırız. Ancak baskı ve tehdit altında müzakere etmeyeceğiz” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ı ziyaret eden Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Genel Direktörü Rafael Grossi ile görüştü. Görüşmenin ardından basına açıklamada bulunan Arakçi, Grossi ile faydalı ve yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, “IAEA ve İran arasında önümüzdeki bir yılda izlenecek yol haritasını ve iş birliğini değerlendirdik. Sonuç itibarıyla IAEA ile aramızdaki sorunları çözmek ve gerilimi azaltmak için yeni bir yol haritası belirlemeye çalıştık. Yeni bir müzakere başlatarak diğer ülkelerle de nükleer konuda var olan sorunları çözebileceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.
Arakçi, “Grossi’ye İran’ın IAEA ile önceki anlaşma çerçevesinde nükleer müzakere ve iş birliğine hazır olduğunu söyledim. Elbette bu konu iş birliği noktasında karşı tarafın ne kadar ciddi olduğu ile alakalı. Nükleer konunun çözüme kavuşturulması noktasında diplomasi ve müzakere dışında başka bir çözüm yolu yok” dedi.
“Karşılıklı çatışma hiçbir taraf için faydalı değil”
İran’ın nükleer programına yönelik adımların sorunları daha da karmaşıklaştırdığını belirten Arakçi, “Diyalog ve müzakere yolu daha önce denendi ve ABD yönetimi bu yolu yeniden deneyebilir. İran aleyhinde adım atacakları bir yolu da deneyebilirler. İran aleyhinde alınan kararlar sorunları çözmeye yardımcı olmadığı gibi sorunların daha da çözülememesine neden oluyor. Karşılıklı çatışma hiçbir taraf için faydalı değil. Bu nedenle iş birliği ortamı sağlanmalı ve biz bu konuda iş birliğine hazırız. Karşı tarafın da iş birliği konusunda daha doğru bir politika izleyeceğini umut ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Nükleer programla ilgili anlaşmazlıklar çözülebilir”
Arakçi, görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ise İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na bağlı kalarak Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile tam iş birliği yapmaya devam edeceğini belirtti. Anlaşmazlıkların iş birliği ve diyalog yoluyla çözülebileceğini ifade eden Arakçi, güçlü bir iradeyle ve iyi niyetle ilerleme konusunda mutabık olduklarını kaydetti. İran’ın barışçıl nükleer program konusunda hiçbir zaman müzakere masasından ayrılmadığını belirten Arakçi, bu konuda topun Avrupa Birliği ve E3 ülkeleri olarak bilinen İngiltere, Almanya ve Fransa’da olduğunu ifade etti. İran’ın ulusal çıkarları ve vazgeçilmez hakları doğrultusunda müzakerelere hazır olduğunu kaydeden Arakçi, “Ancak baskı ve tehdit altında müzakere etmeyeceğiz” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatay Emniyet Müdürlüğü ekipleri, şehrin güvenliği ve huzurunu sağlamak amacıyla asayiş çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Dörtyol ilçesinde 11 Kasım tarihinde yapılan kargo takibi sonucunda; bir şahıs ve ikametinde arama yapıldı. Yapılan aramada; 11 bin 850 fişek ile 45 muhtelif silah parçaları ele geçirildi. Olayla ilgili olarak E.K. hakkında 6136 sayılı kanuna muhalefetten işlem yapılarak adli makamlara sevk edildi. – HATAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Perşembe günü başlayan olaylar zincirinde, polis önce Erin Abramson’ın (47) evinde kendisi ve 15 yaşındaki oğlu Jacob’ın cesetlerini buldu. Soruşturma kapsamında şüpheli Nephew’un evine giden ekipler, 45 yaşındaki eşi Kathryn ve 7 yaşındaki oğlu Oliver’ın silahla öldürülmüş cesetleriyle karşılaştı. Nephew da aynı evde intihar etmiş halde bulundu.
Soruşturmada, Nephew’un Trump karşıtı olduğu ve son siyasi gelişmelerden duyduğu rahatsızlık nedeniyle bu eylemi gerçekleştirdiği belirlendi. Duluth Polis Şefi Mike Ceynowa, saldırganın uzun süredir ruh sağlığı sorunları yaşadığını açıkladı.
Polis, olayla ilgili soruşturma sürerken kentte başka bir tehdit olmadığını duyurdu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatay’da polis ekiplerinin durdurduğu iki kamyonette Suriyeli 13 kaçak göçmen yakalandı.
İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığı suçlarına yönelik yapılan operasyonlar kapsamında Antakya- Belen kara yolunda şüphe üzerine iki kamyoneti durdurdu. Kamyonette arama yapan ekipler, Suriye uyruklu 13 kaçak göçmeni yakaladı. Ekipler, organizatör oldukları belirlenen F.U., C.O., H.İ.Y. ile C.U.’yu da gözaltına aldı. Kaçak göçmenler, sınır dışı işlemleri için İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Gözaltındaki şüpheliler ise emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede tutuklandı.
HaberFerhat DERVİŞOĞLU – KameraHATAY,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Ankara’da eşini beylik tabancısıyla öldürdükten sonra aynı silahla intihar eden polisin komşusu: “Önce eşinin başına ateş etmiş, sonrada kendisine sıkmış. Kavga ettiklerinde daha önce hiç denk gelmedim” dedi.
Olay, dün akşam 21: 00 sıralarında Altındağ ilçesi Baraj Mahallesi’nde yer alan polis lojmanlarında meydana geldi. Alınan bilgilere göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru K.K., bilinmeyen bir nedenden dolayı eşi Ş.K.’yı beylik tabancasıyla vurarak öldürdü. Ardından aynı silahla intihara kalkışan K.K., ağır yaralı halde hastaneye kaldırdı. Müdahalelere rağmen kurtarılamayan K.K. ile öldürdüğü eşinin cenazeleri Adli Tıp Kurumuna götürüldü. Olayla ilgili inceleme ve soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.
“Önce eşinin başına ateş etmiş, sonrada kendisine sıkmış”
Olayla ilgili konuşan komşu Süreyya Baran: “Akşam saatleriydi. Polis araçları ve ambulanslar geçmeye başladı. Çok kalabalıktı. Ambulans birisini götürüyordu. Ekipler uzun süre içeride kaldı. Ölen kadını da götürdüler. Saldırgan önce eşinin başına ateş etmiş, sonrada kendisine sıkmış. Kavga ettiklerinde daha önce hiç denk gelmedim. Muhtemelen ilk kez oldu”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Almanya’nın Duisburg şehrinde Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı Eyüp Sultan Camii’nde yaklaşık 2 aydır görev yapan imam Fatih Eryılmaz’ın kayıp olduğu belirtildi. Türkiye’den görevlendirilen Eryılmaz’ın 6 Kasım’da sabah namazı öncesinde camide cemaat tarafından görüldüğü ancak namaz vaktinde camide olmadığı, son olarak ise bir marketin park alanında görüldüğü öğrenildi.
Eyüp Sultan Camii Dernek Başkanı İbrahim Demirhan sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Kıymetli hocamız Fatih Eryılmaz’ı aramamıza rağmen ulaşamıyoruz. Vatandaşlardan yardım bekliyoruz” ifadesini kullandı. Duisburg polisi de yaptığı aramalardan sonuç alamadı.
Cami cemaatinden Nurettin Arslan, Fatih Eryılmaz’ın yalnızca kaybolduğunu duyduğunu ifade ederek, “Camiyi sabah namazında açmış ama namaza gelmemiş. Şimdi namazı cemaatten başka bir arkadaş kıldırıyor” dedi.
Sefer Doğan ise, “Şu anda şüphe içindeyiz ama inşallah geri döner. Fakat gideli 8-10 gün oldu, bir malumat vermesi gerekiyordu. Hocayı tanıyoruz, Kütahyalıdır kendisi, bir ay oldu geleli. Dönmesini bekliyoruz ama maalesef bir belirti yok şu ana kadar. Çocukları perişan durumda. Bile bile terk edeceğini düşünmem” diye konuştu. – DUİSBURG
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞANLIURFA – Şanlıurfa’da Milli İstihbarat Teşkilatı ve jandarmanın ortak operasyonuyla 1’i yabancı uyruklu 9 insan kaçakçısı organizatör yakalandı.
MİT Şanlıurfa’da önemli bir operasyona imza attı. Gerçekleştirilen planlı istihbarat faaliyeti çerçevesinde aralarında PKK, DEAŞ gibi terör örgütleri ile bağlantılı şahısların da bulunduğu 187 kişinin kaçak yollarla Suriye’den Türkiye’ye geçeceği bilgisine ulaşıldı. Yapılan istihbari çalışmalar sonucu 187 kişinin kaçak yollarla Türkiye’ye geçişini sağlayan 9 insan kaçakçısı, MİT, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı ve Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ortak operasyonla gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahısların üzerinden silah, tüfek, mühimmat, birçok telefon ve bilgisayar ele geçirildi.
Adliyeye sevk edilen 8 zanlıdan 4’ü çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklandı. Suriyeli şüpheli ise sınır dışı edilmek için Şanlıurfa İl Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Türk Alman Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin Rize’nin Merkez ilçesi Fener Mahallesi’ndeki alanının sınır ve koordinatları değiştirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kanuna göre, elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışta teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın muhammen kıymetinin binde beşinden ve her halde 1000 Türk lirasından az olamayacak.
İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay’ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Avukatlık Kanunu’nda değişikliğe gidilecek. Buna göre, adli yardım ödeneğinin barolar arasındaki dağıtımında, birden fazla baronun bulunduğu illerde, her 5 bin nüfus için tespit edilecek toplam puanın yüzde 30’u o ilde bulunan barolar arasında eşit olarak, kalanı ise o ilde levhaya kayıtlı toplam avukat sayısına bölündükten sonra elde edilen rakamın her baronun üye sayısına çarpımı sonucu elde edilecek puana göre dağıtılacak.
Yeni sınav konuları
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı’nda soru sorulacak alanlar arasına “milletlerarası hukuk”, “milletlerarası özel hukuk”, “genel kamu hukuku ve sosyal güvenlik hukuku” eklenecek. İhtiyaç duyulması halinde bu alanlara, yönetmelikle yeni hukuk alanları eklenebilecek.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı’nda soru sayısı 100’den 120’ye çıkarılacak. Sınavlara yeni alanların eklenmesi ve sınavların yapılma şekli ile sınavlara ilişkin diğer hususlar Hakimler ve Savcılar Kurulu, YÖK, ÖSYM, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Noterler Birliğinin görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin 7’nci maddesindeki parasal sınırlar; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanacak. Tek hakimle çözümlenecek davaların belirlenmesinde dava tarihindeki, miktar artırımı yapılan hallerde ise artırımın yapıldığı tarihteki parasal sınır esas alınacak.
Hakimler ve Savcılar Kanunu’ndaki değişiklikle adalet müfettişlerinin görev ve yetkileri belirlenecek.
Yediemin otoparklarında sahipsiz araçların satışı
Karayolları Trafik Kanunu’ndaki değişiklikle buluntu olması nedeniyle veya kanun hükümleri gereğince trafikten men edilerek alıkonulan ve sahipleri tarafından 6 ay içinde teslim alınmayan veya aranmayan yediemin otoparklarındaki araçların satış usulü yeniden belirleniyor. Bu durumdaki araçların sicilinde bulunan satılamaz, devredilemez, haciz, ihtiyati haciz, rehin gibi şerhler için ilgili kurumlara, bu araçların satılacağı hususu bildirilecek ve satış işlemlerine başlanacak; araçların üzerinde bulunan tüm şerhler ayrıca bir işleme gerek olmaksızın, satış tarihinden itibaren kalkmış sayılacak varsa tescil kayıtları buna göre düzeltilecek.
Satış kapsamında dosyaya ödenen tutardan; sırasıyla muhafaza ve satış için yapılan giderler, aracın tanıtımına yarayan numaraların tespitine ve tamamlanmasına dair giderler ve vergi, resim veya harç gibi malın aynından kaynaklanan alacaklar ödendikten sonra kalan tutarın tüm alacaklıların alacağını karşılaması halinde hak sahiplerine Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde dağıtılacak ve bakiye bir tutar bulunması halinde bu tutar, muhafaza edilecek; kamu bankalarında nemalandırılacak ve satıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde müracaat halinde nemalarıyla birlikte hak sahiplerine ödenecek. 5 yıl içinde herhangi bir müracaatın olmaması halinde söz konusu bedeller Hazine’ye irat kaydedilecek.
Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödeme kapsamına alınacak.
Soybağı reddi davası
Koca, ana veya çocuk, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilecek. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılacak. Ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorunda olacak.
Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına, birlikte evlat edinmede ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları, tek başına evlat edinmede ise ana veya baba adı olarak evlat edinenin adı yazılacak. Evlat edinilen diğer kişiler hakkında, talepleri halinde bu hüküm uygulanacak.
Hakaret suçu ve uzlaştırma
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yılı geçemeyecek.
Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu, uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödeme kapsamına alınacak.
Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren 7 gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılacak.
Uzlaşmanın sağlanması halinde uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacak.
Uzlaştırmacı olmak için hukuk mezunu olma şartı getirilecek. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilecek.
Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini defaten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verecek. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde durma kararı verilecek. Durma süresince zaman aşımı işlemeyecek. Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam edilecek.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki parasal sınırlarla ilgili düzenlemeye göre, parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacak. Bu şekilde belirlenen sınırların 1000 lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmayacak.
İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.
Arabuluculuk
Arabuluculuk konusunda, anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilecek. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilecek. Ayrıca taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilecek ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacak. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilecek.
Arabuluculuk eğitimini tamamlayan ve mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip olanlar, yazılı sınava girmeden arabuluculuk siciline kayıt olabilecek.
Kanunun, 21’inci maddesi 29 Haziran 2024, 23’üncü maddesi 12 Eylül 2024 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer hükümler ise Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK PartiBitlis Milletvekili Turan Bedirhanoğlu, DEM Partili belediyelere kayyum atanmasının haklı olduğunu söylemesi DEM Parti Grubunu sinirlendirdi.
DEM Parti adına kürsüye çıkan Sırrı Sakık, AK Parti sıralarına dönerek, “Hem talancı hem de yalancısınız” ifadelerini kullandı. Sakık’ın sözlerine AK Parti sıralarından tepki gecikmedi. Milletvekilleri karşılıklı bağırarak tartıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“YENİ YETME SİYASET DÖNEKLERİNE…”
Bahçeli, Öcalan ile ilgili çıkışı üzerinden kendisini eleştirenlere meclisteki grup toplantısında yaptığı konuşmada tepki göstererek, “Bizim ülkücülüğümüzü sorgulamaya, vatanseverliğimizi tartıya çıkarmaya cüret ve teşebbüs eden yeni yetme siyaset döneklerine, kalbimizdeki dava ve vatan aşkının bir günlük sadakasını versek alayına ömürleri boyunca yetecektir.” ifadelerini kullandı.
“YAZIKLAR OLSUN”
Bahçeli’nin ifadelerine tepki gösteren İYİ PartiAdana milletvekili Ayyüce Türkeş, sosyal medya hesabından zehir zemberek bir açıklama yaptı. Türkeş, “Terörist başını Meclis’e çağırıp bizlere hain diyenlere yazıklar olsun” ifadelerini kullandı.
Türkeş yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Marifeti kendinde sanıp bizim vatanseverliğimizin sadakasını 27 yıldır yiyenlere, dün söylediğinin bugün 180 derece zıttını söyleyip hiç dönmediğini iddia edenlere, Kürt Federasyonu kurmanın adımlarını atıp bunu Türk Milliyetçiliğinin şemsiyesi altına sokmaya çalışanlara, terörist başını Meclis’e çağırıp bizlere hain diyenlere yazıklar olsun..”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, Türkiye’den son dönemde bakan düzeyinde yoğunlaşan ziyaretlerde siyasetten diplomasiye, enerjiden ticarete kadar birçok alanda yeni işbirliği imkanları değerlendirildi.
Son bir yıldaki ziyaret trafiği yeni dönemin kapılarını araladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Aralık 2023’te bu ülkeyi ziyaret ederken bu yılın mayıs ayında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan BayraktarPekin’de temaslarda bulundu. Bayraktar, geçen ayın ortalarında Çin’e bir ziyaret daha gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise haziranda Çin’e giderek görüşmeler yaptı.
Son olarak Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çin’e gerçekleştirdiği ziyarette üst düzey ikili görüşmelerde bulundu. Şimşek, ayrıca Türkiye ile Çin arasındaki en üst düzeyli istişare mekanizması olan Türkiye-Çin Hükümetler Arası İşbirliği Komitesinin (HİK) ikinci toplantısında da Çin Başbakan Yardımcısı Cang Guoçing ile eş başkanlık yaptı.
Devlet başkanları düzeyinde ziyaret bekleniyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da BRICS Zirvesi’ne katılmak üzere gittiği Rusya’ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’daki temaslarının ardından yurda dönüşünde gazetecilere Çin ile ikili ilişkilere ilişkin değerlendirmede bulunmuştu.
Çin’in, dünya siyasetinde de ticaretinde de son derece etkin ülke olduğunu vurgulayan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Stratejik ortaklık düzeyindeki ilişkilerimizi geliştirmek için yeni adımlar atabiliriz. Çinli dostlarımızla ikili ticaret hacminin artırılmasından yatırım potansiyellerine kadar birçok başlığı zaman zaman ele alıyoruz. Biz Çin’den yakın zamanda bir ziyaret bekliyoruz. Ondan sonra da biz iadeiziyareti yaparız. Sanıyorum bu, çok uzun bir zaman almayacak. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping bize bir ziyaret gerçekleştirecek, ardından da biz kendilerine bir ziyaret yapacağız.”
Lider ziyaretlerinin yeni işbirliği kapıları açması bekleniyor
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Çin İş Konseyi Başkanı Korhan Kurdoğlu, AA muhabirine, son yıllarda yoğunlaşan Türkiye-Çin ilişkilerine dair değerlendirmede bulundu.
Kurdoğlu, geçen hafta gerçekleştirilen Türkiye-Çin HİK’in gelecek dönemde gerçekleştirilmesi planlanan devlet liderleri zirvesi için ön hazırlık niteliği taşıdığını söyledi.
Çin Devlet Başkanı Cinping’in ziyaretinde karşılıklı yatırımlar, sürdürülebilir işbirliği olanaklarının ele alınması beklenen başlıklardan olduğu bilgisini veren Kurdoğlu, şöyle konuştu:
“Her iki lider de Türkiye-Çin ilişkilerinin stratejik öneminin farkında ve bu ilişkilerin geliştirilmesi konusunda uzun yıllardır etkin çalışmalar yürütüyor. İkili ilişkilerde lider düzeyinde gerçekleşen bu tür ziyaretler, mevcut işbirliği alanlarına derinlik kazandırırken yeni işbirliklerinin de kapısını açacaktır. Devlet liderlerinin karşılıklı ziyaretleri ve bu ziyaretlerden doğacak yeni hedefler, ikili ilişkilerin daha ileriye taşınmasında önemli rol oynayacaktır. Özellikle ticaret hacminin artırılması ve yatırım alanlarının çeşitlendirilmesi yönünde belirlenen hedefler, iki ülkenin iş dünyaları için yol gösterici olacaktır.”
Kurdoğlu, iki ülke arasında özellikle enerji ve dijital teknolojiler alanında fırsatlar olduğuna dikkati çekerek, Çin’in elektrikli araçlarda ileri teknolojiye sahip olmasının, Türkiye’nin de bu sektördeki yatırım potansiyelini artırabileceğini ifade etti.
Ülke ilişkilerinin ileri seviyeye taşınmasının geleneksel sektörlerin yanı sıra yenilikçi ve geleceğe dönük yatırımları da kapsayacağını belirten Kurdoğlu, yapay zeka, enerji güvenliği ve tedarik zinciri yönetimi gibi geniş yelpazede yatırımların değerlendirileceği bir döneme girildiğini dile getirdi.
“İşbirliklerini artırmaya odaklanıyoruz”
Kurdoğlu, ekonomik ilişkilerin yüksek potansiyele sahip olduğunu ama tam gerçekleşmediğini ifade ederek, ülkelerin iş dünyasına önemli rol düştüğünü söyledi.
Ekonomik ilişkilerin sağlıklı ve sürdürülebilir seviyeye gelmesinin, her iki ülkenin iş insanlarının ortak çabalarıyla olacağını vurgulayan Kurdoğlu, şunları kaydetti:
“Türkiye ile Çin arasındaki ticari ve yatırım ilişkilerinin gelişmesi, sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ilişkilerimizin de sağlam zemin üzerinde yükselmesine katkıda bulunacaktır. Biz de DEİK olarak bu bilinçle hareket ediyor ve farklı sektörlerde, özellikle dijital teknolojiler gibi gelenekselin dışındaki alanlarda işbirliklerini artırmaya odaklanıyoruz. Ekonomik ilişkiler ile siyasi ilişkiler arasındaki güçlü bağın farkındayız ve bu doğrultuda Türkiye ve Çin iş dünyaları arasındaki işbirliğini güçlendirecek adımları atmaya devam ediyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAHRAMANMARAŞ Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Tiyekli, yeni doğan çetesi soruşturmasının genişletilmesi gerektiğini belirtti. Deprem soruşturmalarını örnek gösteren Tiyekli, ” Kahramanmaraş’ta bir deprem oldu, inşaat şirketlerinin sahipleri o yıkılan binalardaki kusur nedeniyle tutuklandı. Niye bu hastane sahiplerine soruşturma yapılmıyor” dedi.
Kahramanmaraş Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Tiyekli, oda yönetimiyle birlikte basın toplantısı düzenledi. Yeni doğan çetesinin ortaya çıkması ve yürütülen soruşturmayı değerlendiren Tiyekli, olayın Türkiye’nin en büyük sağlık skandallarından biri olduğunu söyledi.
Yeni doğan çetesinin her yönüyle soruşturulması gerektiğini kaydeden Lütfi Tiyekli, “Yasak olmasına rağmen hastanelerin yoğun bakımlarını kiralıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin mevzuatının hiçbir yerinde hastanelerin yoğun bakım kiralanması diye bir mevzuat yok. Ama buna rağmen göz yumuluyor. İstanbulİl Sağlık Müdürlüğü tarafından buna göz yumuluyor veya görmezden geliniyor ve bu kişiler bütün kirli yolları kullanarak, çeşitli insanları satın alarak bu yoğun bakımları çalıştırmaya çalışıyorlar. Tabii amaç para kazanmak olduğu için de bu servislerde yetkin olan kişiler çalıştırılmıyor. Bu çete elemanları parayı düşündükleri için bu buldukları herkesi buralarda çalıştırmışlar ve sonuçta maalesef acı olarak yaşandı. Tabii bu olay belki savcımız tehdit edilmese ortaya bile çıkmayacaktı. Ama şu an ortaya çıktı, iyi ki de ortaya çıktı” diye konuştu.
Kahramanmaraş Tabip Odası olarak soruşturmanın sonunu nereye giderse gitsin, kime dayanırsa dayanırsın devam etmesinden yana olduklarını belirten Tiyekli, “Burada suçu olan kim varsa mutlaka yargılanması gerektiğini istiyoruz ve bu olayların çok iyi incelenmesini istiyoruz. Biliyorsunuz Kahramanmaraş’ta bir deprem oldu, inşaat şirketlerinin sahipleri o yıkılan binalardaki kusur nedeniyle tutuklandı. Şu anda bir kısmı da cezaevinde. Bu hastanelerde de canlarımız, çocuklar vefat etti. Peki bu şirket sahiplerinin sorunu yok mu? Aynı sorumluluk değil mi? Onlar da bilinçte bilinçli taksirle ölüme sebep oldu hastanelerde bilinçli taksirle ölüme sebep oldu. Niye bu hastane sahiplerine, kim olursa olsun soruşturma yapılmıyor? Biz bu soruşturmanın sonu ucu nereye giderse gitsin yapılması taraftarıyız. Bu işin mali boyutu da ele alınmalı. Kamunun uğradığı zarar bu hastane şirketlerinden tahsil edilmeli” dedi.
‘HASTANELERİN BÜTÜN İŞLEMLERİ DİDİK DİDİK EDİLMELİ’
Tiyekli, özel hastanelerin yeterince denetlenmediğini öne sürerek, şunları söyledi:
“Eğer bir kurum denetlenmiyorsa, yoğun bakımları kiraya veriliyorsa o hastanenin diğer birimlerine de bakmak lazım. Şimdi diğer birimlerini kim istetiyor bunların? Sadece yeni doğanla mı kayıtlı? Belki erişkin yoğun bakımda, yaşlı bakımlarda bunlarda yapılı. Bunları bilemiyoruz. Az önce de söyledim, yeni doğan yoğun bakım bir savcının tehdit edilmesiyle ortaya çıktı. Yoksa bizim belki bundan haberimiz bile olmayacaktı. Bu yüzden bu soruşturmalar yeni doğan soruşturması baz alınarak genişletilmeli ve ucu nereye giderse gitsin yapılmalı. O hastanelerin bütün işlemleri didik didik edilmeli. Bugün vatandaşın aldığı ilacı didik didik inceleyen, ‘Siz bu ilacı aldınız mı?’ diye telefon eden SGK oralara gidip ‘Siz bu işlemleri yaptınız mı?’ diye tek tek hesap sorulmalı. Yani orada eğer bu iş yeni doğanda yapıldıysa başka servislerde başka şekilde yapılmadığını kim garanti edebilir? Orada bir hırsızlık varsa bu hırsızlığın devamı olması da çok muhtemeldir.”
Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>STK TEMSİLCİLERİYLE BULUŞTU
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Rize’de yapımı süren Çamlıhemşin Tüneli’nde Işık Görme Töreni’nin ardından valilik, belediye ve AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Ziyaretler sonrası Bakan Uraloğlu, sivil toplum kuruluşları ile düzenlenen toplantıda bir araya geldi. Burada konuşan Bakan Uraloğlu, “Geçen hafta savunma sanayimizin gurur kaynağı kuruluşlarından biri olan TUSAŞ’a yapılan alçak saldırının tek sebebi budur. Ama bu tür saldırılar bizi yolumuzdan döndüremeyecek. İnadına daha çok çalışacağız, inadına daha çok üreteceğiz” dedi.
‘HAVACILIKTA ÇAĞ ATLADIK’
Son 22 yılda yapılan yatırımlar hakkında bilgi veren Bakan Uraloğlu, “2002 yılından bu yana Türkiye’nin ulaşım ve iletişim altyapısına 277 milyar doların üzerinde yatırım gerçekleştirdik. 2002 yılında 6 bin 101 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu, 29 bin 590 kilometreye ulaştırdık. Bölünmüş yollarla bağlanan şehir sayımız 6 iken, 77’ye yükselttik. Havacılıkta çağ atladık. İç hatlardaki aktif havalimanı sayımız 26 iken son olarak 10 Ağustos’ta hizmete açtığımız Çukurova Havalimanıyla 58’e yükselttik. 50 ülkede 60 noktaya uçuş gerçekleştiriliyorken bugün 131 ülkede 347 noktaya ulaştık. Yıl sonunda 349’a bunu ulaştırmış olacağız. Ülkemizin ilk yerli ve milli haberleşme uydusu TÜRKSAT 6A’yı da uzaya başarıyla fırlattık, test sürecine devam ediyoruz. Yüzde 81’i Türk mühendislerinin yaptığı bir uydudan bahsediyoruz. TÜRKSAT 6A uydusu Türk insanın ben bunu yapabilirim demesidir” diye konuştu.
‘İLK ETAPTA 600 KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAYACAĞIZ’
Lojistik merkezin ilk etapta 600 kişiye istihdam sağlayacağını söyleyen Bakan Uraloğlu, “Hızla gelişen organize sanayi bölgesi ve yapım çalışmaları devam eden İyidere Lojistik Limanı’nın tamamlanmasıyla da Karadeniz’de önemli bir lojistik ve üretim merkezine dönüşen Rize’nin artan ulaşım ihtiyaçlarını yönelikte büyük projeler hayata geçiriyoruz. Yapımı devam eden İyidere Lojistik Limanı’nın da Rize’nin geleceğine vurulan bir mühür olduğunu düşünüyorum. Bu limanımız doğu Karadeniz bölgesi, Avrupa ve Orta Asya’ya açılan Kafkasya koridoru üzerindeki konumu ile stratejik öneme sahip. Kafkas ülkeleri ve orta doğu ülkeleri arasındaki potansiyel trafikten kaynaklanacak kombine taşımacılık zincirinin aktarma merkezi olacak. Bu özelliğiyle bölgenin ve ülkemizin deniz ticaretinden aldığı paya büyük katkı sağlayacaktır. Faaliyete girmesiyle ilk etapta 600 kişiye istihdam sağlayacağız. Zamanla bu istihdam sayısının daha da artacağını öngörüyoruz” ifadelerini kulandı.
Mehmet Can PEÇE/ RİZE,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, ‘İl Eğitim Değerlendirme Toplantısı’na katılmak üzere Nevşehir’e geldi. Bakan Tekin ilk olarak Nevşehir Valiliğini ziyaret ederek Vali Ali Fidan’dan brifing aldı. Daha sonra İl Değerlendirme Toplantısı’na katılan Bakan Tekin, toplantı sonrası basın açıklaması yaptı. Bakan Tekin açıklamasında, “Genel anlamda baktığımızda Nevşehir ile ilgili rakamlarda aslında Türkiye’deki genel rakamlardan farklı değil. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde başlayan ilköğretim devrimi başlamadan önce yani 2002-2003 eğitim öğretim yılında Nevşehir’deki sınıf sayısı 2 bin 300 civarında. Şu an yatırım programımızda olanlar, inşaatı devam edenler hariç olmak üzere 3 bin 500’e yakın dersliğimiz var. Yani yüzde 50’ye yakın sınıf sayımız artmış durumda. Buradan da sınıf başına düşen öğrenci sayısı rakamlara yansımış durumda” dedi.
Bakan Tekin, “Birleşmiş Milletlerin son yayınladığı raporların bir tanesinde yaptığımız okullar gerek fiziki anlamda inşaat kalitesi anlamında, gerekse donatım malzemeleri itibarıyla dünya standartlarının üzerinde. Yeni yaptığımız okullarda bunu göreceksiniz. Fiziki yenilikleri hissetmek mümkün ama bir husus var ki o da şu an Türkiye’deki bütün okullarımız 65 binin üzerindeki okulumuzun tamamının içerisinde internet altyapısına kavuşturmuş durumdayız. Çocuklarımız; öğretmenlerimizin önderliğinde Türkiye’nin neresinde olursa olsun internet altyapısı olan, internet erişim hizmeti verdiğimiz okullarda tahtalar üzerinde internette dünyadaki bütün iyi uygulamaların içerisinde yer aldığı EBA platformumuzda, dünyanın en büyük eğitim bilişim platformlarından bir tanesi. Türkiye’nin neresinde olursa olsun bir öğretmenimiz internete bağlanıp akıllı tahtadan EBA’dan dünyanın neresinde iyi bir uygulama varsa, Türkiye’nin neresinde iyi bir uygulama sisteme yüklenmişse orada onlardan seçtiğinde öğretmenlerimiz öğrencilerine derslerini anlatabiliyorlar” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetin hikayesini anlatan tiyatro oyununu 20 milyon yakın öğrencinin izlediğini de sözlerine ekleyen Bakan Tekin, “Biz geçtiğimiz yıl dünya rekoru olarak kabul edilen bir iş yapmıştık. Dünyada ilk defa bir tiyatro oyununu bir stadyumda yaptık. 35 bin kişiye bir tiyatro oynattık. Tiyatro oyununu Milli Eğitim Bakanlığı olarak organize etmiştik ‘Cumhuriyete Doğru’. Yani Cumhuriyet’in 100. yılı için, Cumhuriyet’in hikayesini anlatan bir tiyatro oyunuydu. Bu yıl tiyatro oyununu sinemaya dönüştürdük. 20 milyona yakın öğrencimiz EBA üzerinden sınıflarında ‘Cumhuriyete Doğru’ tiyatro oyununu seyrettiler” diye konuştu.
Bakan Tekin daha sonra 15 Temmuz Şehitleri Anadolu Lisesine geçerek bayrak törenine katıldı. Burada öğrencilere seslenen Bakan Tekin, “Sizler üniversiteye hazırlanıyorsunuz. ÖSYM’nin yaptığı sınavlar için öğretmenlerinizin ve ders kitaplarınız dışında hiçbir şeye ihtiyacınız yok” dedi. – NEVŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İskenderun İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçede polis ekiplerince yapılan trafik ve asayiş uygulama noktalarının cep telefonu üzerinden paylaşıldığının belirlenmesi üzerine çalışma başlattı.
Whatsapp üzerinde grup kurarak trafik uygulama noktalarının yerlerini bildiren mesajlar oluşturan ve grubu yöneten 13 kişi yakalandı.
“Suçluyu kayırma” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla işlem yapılan şüpheliler adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekin, çeşitli programlara katılmak için geldiği Nevşehir’de Valiliği ziyaret ederek Vali Ali Fidan ile görüştü.
Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Tekin, burada İl Değerlendirme Toplantısı’na katıldı.
Basına kapalı gerçekleştirilen toplantının ardından gazetecilere açıklama yapan Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde başlayan eğitim öğretim devrimi sürecinden önce 2002-2003 eğitim öğretim yılında Nevşehir’deki derslik sayısının 2 bin 300 civarında olduğunu, şu anda ise 3 bin 500’e yaklaştığını söyledi.
Yüzde 50’ye yakın derslik sayısında artış olduğunu belirten Tekin, “Bu rakam da derslik başına düşen öğrenci sayısı rakamlarına yansımış durumda. Şu an Türkiye genelinde olduğu gibi Nevşehir’de de uluslararası ortalamaları yakalamış durumdayız. Bu vesileyle süreci bu noktaya getirmemize yardımcı olan başta Sayın Cumhurbaşkanı’mız olmak üzere iller özelinde de ildeki valilerimiz, milletvekillerimiz, sürece katkı veren herkese şükranlarımızı sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Tekin, Nevşehir’de 2002-2003 eğitim öğretim yılında 2 bin 800 öğretmen varken, şu an 5 bine ulaştıklarını aktararak, öğretmen başına düşen öğrenci sayısında da uluslararası göstergelerin birçoğunda ortalamanın üstünde olduklarına işaret etti.
Okulları, gerek fiziki, inşaat kalitesi anlamında gerekse donatım, malzeme itibarıyla dünya standartlarının üzerinde yaptıklarına dikkati çeken Tekin, şunları kaydetti:
“Fiziki yenilikleri hissetmek mümkün ama bir husus var ki Birleşmiş Milletlerin raporunda da ifade ettiği husus, o da şu, biz şu an Türkiye’deki bütün okullarımız, 65 binin üzerindeki okulumuzun tamamına yakını, internet altyapısına kavuşturulmuş durumda. Bu çok önemli bir şey ve yine bu okullarımızın büyük çoğunluğunda internet erişim hizmeti veriyoruz. 625 bin dersliğimizde de bu okullarımızın neredeyse tamamında, etkileşimli tahta dediğimiz akıllı tahtalar var.”
Tekin, öğretmenlerin Türkiye’nin neresinde olursa olsun internet altyapısı olan okullarda akıllı tahtalar üzerinden dünyadaki bütün iyi uygulamaların içerisinde yer aldığı EBA platformundan derslerini anlatabildiğini söyledi.
Bakan Tekin, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı haftasında EBA’yı farklı bir işlev için kullandıklarını belirterek, Bakanlık olarak organize ettikleri “Cumhuriyete Doğru” tiyatro oyununu sinematografik yöntemle sinemaya dönüştürerek okullarda EBA üzerinden 20 milyona yakın öğrenciye izlettiklerini bildirdi.
Daha sonra 15 TemmuzAnadolu Lisesi’ne geçen Tekin, burada öğrencilere hitap etti.
Öğrencilere sınava çalışma konusunda tavsiyede bulunan Tekin, bayrak törenine katıldı.
Öğrencilerle fotoğraf çektiren Tekin, okul idarecileri ve öğretmenlerle toplantı yaptı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ülke genelinde olduğu gibi Muğla’da da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, tüm güne yayılan etkinliklerle coşkuyla kutlandı. Bu çerçevede akşam saatlerinde fener alayı yapıldı. Yoğun katılımın olduğu fener alayında, Şenkaya Kavşağı’nda toplanan vatandaşlar ve askerler, Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Ellerine aldıkları Türk bayrakları ve marşlar eşliğinde gerçekleştirilen yürüyüş sonunda Datça Yüzme Kulübü sporcuları, ‘Cumhuriyet Yüzüşü’ gerçekleştirdi. Datça Kaymakamı Murat Atıcı’nın startı ile denize dalan sporcular ‘Cumhuriyet’ için kulaç attı.
“Rüzgar kayadan anca toz alır”
Fener alayının sonunda Cumhuriyet Meydanı’na kurulan sahnede Datçalıların Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan Kaymakam Atıcı, yaptığı konuşmasında “Cumhuriyetimizin 101. yıldönümü kutlu olsun. Dün itibariyle çelenk koyma töreninin ardından birçok etkinlik yapıldı. Bugün de burada yine böyle bir kalabalıkta çok güzel bir bayram kutlaması yaptık. Ardından Garnizon Komutanlığımızın desteğiyle çok güzel bir kortej yürüyüşü yaptık ve bu bayrağı sallayan sizlerle, bu cumhuriyet aşıklarıyla bir arada olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Cumhuriyetin varisi başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu devleti bize devlet yapan, herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Tabiki bu güzel vatanın her türlü düşmanı olacak ama rüzgar kayadan anca toz alır. Bu cumhuriyete bu devlete hiç bir şey olmaz” dedi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Odenplan bölgesinde toplanan göstericiler, İsveç Parlamentosuna doğru yürüyüşe geçti.
Eylemciler, İsrail’in saldırılarına destek verdiği için İsveç ve ABD’yi de kınadı.
Filistin ve Lübnan bayrakları taşıyan göstericiler, “Soykırıma son verin”, “Özgür Filistin” ve “Katil Netanyahu” sloganları attı.
Gösteriye katılan İsveçli aktivist Karen Wild, AA muhabirine, İsrail’in dünya barışı önünde tehdit oluşturduğunu söyledi.
Wild, “Dünya barışı için çok endişeliyim. İsrail dünya barışı için bir tehdit. Diğer ülkelere saldırıları bazı Batılı hükümetler tarafından memnuniyetle kabul ediliyor ve bu saldırılara karşı çıkanlar susturuluyor. Filistin ve Lübnan için gösteriler yapıldığında polis ve hükümet, aktivistlere saldırıyor. Neden tarihin yanlış tarafında duruyoruz anlayamıyorum. Bazı insanlar çocukların katledilmesini alkışlıyor. Bunlar benim için kabul edilemez. Lütfen bunu yapmaktan vazgeçin.” dedi.
Her hafta cumartesi günü Stockholm’de İsrail’in saldırılarını protesto ettiklerini aktaran Wild, “Filistin halkını desteklemek için buradayım. Hep zayıf ve sesleri kesilmiş olanların yanında oldum ve şimdi Filistinlilerin desteğimize, sesimizi yükseltmemize ihtiyacı var. Bu nedenle her cumartesi gösteri yapıyoruz.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Vefatının Yüzüncü Yılında Ziya Gökalp Sempozyumu”nda açıklamalarda bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MİLLİ İstihbarat Teşkilatı (MİT), Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş.’ye (TUSAŞ) yönelik terör saldırısı sonrası, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde PKK/ YPG’ye ait toplam 157 hedefi TUSAŞ üretimi ANKA SİHA’larla vurdu.
MİT, TUSAŞ’a PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırısı sonrasında, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde terör örgütüne yönelik operasyonlar başlattı. Bu kapsamda, son 3 günde Suriye ve Irak’ın kuzeyinde PKK/YPG’ye ait toplam 157 noktaya operasyon düzenlendi. Özellikle PKK/YPG’nin silah ve mühimmat depoları hedef alındı. Hedefler arasında örgüt karargahları, sözde askeri eğitim kampları, lojistik/teknik depolar ile silah, mühimmat depoları bulunuyor. Ayrıca, operasyonlarda TUSAŞ üretimi ANKA SİHA’lara özellikle görev verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Batı dünyasının en büyük yedi ekonomisi G7 ülkeleri tarafından dün yayımlanan açıklamaya göre, G7 Liderleri, dondurulmuş Rus varlıklarından yaklaşık 50 milyar dolarlık kredinin Kiev’e nasıl verileceği konusunda uzlaşmaya vardı. Kredinin yıl sonuna kadar dağıtımına başlanması hedefleniyor.
Açıklamada, kredinin “Ukrayna’nın bütçesini, askeri ihtiyaçlarını ve yeniden inşasını desteklemek amacıyla çeşitli kanallar aracılığıyla dağıtılacaktır…Ukrayna’nın zafer kazanması için gereken desteği sağlama kararlılığımızda yorulmayacağız” ifadelerine yer verildi. G7 ülkelerinin maliye bakanlarının “tüm G7 ortakları arasında tutarlılık, koordinasyon, adil kredi dağıtımı ve dayanışma sağlayan teknik bir çözüm üzerinde anlaşmaya vardıkları” belirtildi.
Açıklama, bu hafta Washington’da Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası tarafından düzenlenen uluslararası yıllık toplantıların başlamasının ardından yapıldı.
G7 Liderleri temmuz ayında gerçekleştirdikleri zirvede Rusya’nın dondurulmuş rezervlerinden elde edilen faizle, Ukrayna’ya 50 milyar dolar fon vereceklerini açıklamıştı. Ayrıca her yıl yine bu faizden 3 milyar dolar gelirin, Rusya saldırılarına karşı Ukrayna’ya yardım verilmesi de planlanmıştı. Ancak Ukrayna Savaşı’nın ardından el konulan Rus varlıklarından elde edilen faizle Ukrayna’ya kredi sağlanması konusunda teknik detaylar üzerine uzlaşmazlıklar olduğu biliniyordu.
ABD’den Ukrayna’ya 20 milyar dolar kredi… Geri ödemeler dondurulmuş Rus varlıklarından elde edilen gelirle yapılacak
ABD Başkanı Joe Biden, perşembe günü G7 paketinin bir parçası olarak ABD’nın Ukrayna’ya 20 milyar dolarlık kredi sağlayacağını açıkladı. Bu kredinin de geri ödemeleri dondurulan Rusya varlıklarından elde edilen faizle yapılacak. Biden, 20 milyar dolarlık krediye ilişkin açıklamasında “Çabalarımız, zalimlerin neden oldukları zararlardan sorumlu olacaklarını net bir şekilde ortaya koyuyor” dedi.
ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, çarşamba günü Ukraynalı mevkidaşı Sergii Marchenko ile söz konusu kredi üzerine tarafların niyetlerini belirten bir bildiri imzaladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Almanya Başbakanı Olaf Scholz, İsrail’in İran’daki askeri hedeflere yönelik gerçekleştirdiği saldırıya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Başbakan Scholz, “İsrail hükümeti bugün bize, yakın zamanda İsrail’e yapılan büyük füze saldırısına yanıt olarak İran’ın askeri tesislerine hassas ve hedefli saldırılar düzenlediğini bildirdi. Zayiat minimumda tutulmaya çalışıldı. Bu, gerilimin daha fazla artmasını önleme fırsatı sunuyor. İran’a mesajım açık: Gerginliği tırmandıracak eylemler sonsuza kadar devam edemez. Bunun artık sona ermesi gerekiyor. O zaman Orta Doğu’da barışçıl bir gelişme fırsatı olacak. Önemli olan Gazze’de ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılmasıdır. Tüm tarafları bunu yapmaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı. Lübnan’a da değinen Scholz, “Aynı şey Lübnan için de geçerli. BM’nin 1701 sayılı Kararı, olaya dahil olan herkesin davranışları açısından referans noktası olmaya devam ediyor. Hizbullah’ın Litani Nehri’nin gerisine çekilmesini bekliyoruz. Böylece barışçıl bir gelişme burada da mümkündür” ifadelerine yer verdi.
“Gerginliği ağırlaştıracak her türlü eylemden kaçınılmalı”
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada ise, “Fransa, İsrail’in 1 Ekim saldırısına yanıt olarak bu gece İran’daki askeri hedeflere yönelik saldırıdan haberdar. Fransa, taraflara bölgede devam eden gerginliği ağırlaştıracak her türlü eylemden kaçınmaları çağrısında bulunuyor” ifadeleri kullanıldı.
Bahreyn’den ateşkes çağrısı
Bahreyn Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada İran’a yönelik saldırı kınandı. Sivilleri korumak ve bölgesel gerginliği azaltmak için derhal ateşkes çağrısında bulunuldu.
Rusya: “Tüm tarafları felaket senaryolarından kaçınmaya çağırıyoruz”
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise açıklamasında, İsrail ile İran arasında devam eden tehlikeli tırmanıştan derin endişe duyduklarını ifade etti. Zaharova, “Tüm tarafları itidal göstermeye, şiddeti durdurmaya ve felaket senaryolarından kaçınmaya çağırıyoruz. İran’ı misilleme eylemlerine kışkırtmayı bırakıp kontrolsüz tırmanış sarmalından çıkmak gerekiyor” ifadelerini kullandı. – BERLİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK PARTİ BİRİNCİ, CHP İKİNCİ SIRADA
Ankette AK Parti’nin oy oranı 32,1 olarak ölçüldü. İkinci sıradaki CHP’nin oy oranı ise yüzde 26.9 oldu. DEM Parti yüzde 8,7 ile üçüncü sırada yer aldı.
ZAFER PARTİSİ’NİN OY ORANINDA BÜYÜK ARTIŞ
Ankette en dikkat çeken parti ise Zafer Partisi oldu. Katılımcıların yüzde 8,4’ü, bir seçim olsa oylarını Zafer Partisi’ne vereceğini söyledi.
Anketteki diğer partilerin oy oranı şu şekilde:

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), 23-26.10.2024 tarihleri arasında Suriye ve Irak’ın kuzeyinde PKK/YPG’ye ait toplam 157 noktaya operasyon düzenledi.
Milli İstihbarat Teşkilatı, 23.10.2024 tarihinde TUSAŞ’a yönelik PKK tarafından gerçekleştirilen menfur terör eylemi sonrasında, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde terör örgütüne yönelik operasyonlarına aralıksız devam ettiriyor.
Bu kapsamda, MİT tarafından 23-26.10.2024 tarihleri arasında Suriye ve Irak’ın kuzeyinde PKK/YPG’ye ait toplam 157 noktaya operasyon icra edildi. Operasyonlarda PKK/YPG’nin savunma sanayi tesisleri öncelikli olarak hedef alınırken, hedefler arasında örgüt karargahları, askeri eğitim kampları, lojistik/teknik depolar ile silah/mühimmat depoları yer alıyor.
MİT’in gerçekleştirdiği harekatta, Türkiye’nin savunma sanayi kuruluşlarının ürettiği yerli ve milli ürünler aktif olarak kullanılırken TUSAŞ üretimi ANKA SİHA’lara özellikle görev verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kahramanmaraş Platformu’nca yapılan çağırı ile Türkoğlu ilçesindeki TUSAŞ üretim tesisi yerleşkesi önünde toplanan bir grup, burada “Kahrolsun PKK” sloganları atıp çeşitli marşlar çaldı.
Grup adına konuşan Hacı Altun, TUSAŞ’a gerçekleştirilen hain saldırının, yalnızca stratejik bir kuruma değil, ülkenin bağımsızlık ve güvenlik hedeflerine yöneltilmiş bir darbe olduğunu söyledi.
Bu tür saldırıların, Türkiye’nin savunma sanayisindeki kazanımlarını baltalamak ve milli iradeyi zayıflatmak amacı güden alçak girişimlerin bir parçası olduğuna işaret eden Altun, şunları kaydetti:
“PKK’nın bu saldırıdaki rolü, örgütün ABD ve İsrail tarafından yönlendirildiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Terör örgütü PKK, yalnızca bir tehdit değil, aynı zamanda dış güçlerin Türkiye karşıtı stratejilerinde bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu alçak örgütün, bölgedeki huzuru bozma ve Türkiye’nin stratejik hedeflerini engelleme gayesiyle hareket ettiği tescillenmiştir. TUSAŞ çalışanları, bu hain saldırıya karşı kahramanca bir duruş sergilemiş, milli savunma irademizi temsil eden cesur adımlarıyla saldırganların amaçlarını boşa çıkarmıştır. Türk milletinin azmi ve kararlılığı, her türlü tehdide rağmen sarsılmadan devam etmektedir. TUSAŞ ve diğer milli kurumlarımız, güçlü ve bağımsız bir Türkiye için çalışmalarına ara vermeden devam edecektir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ALMANYA Başbakanı Olaf Scholz, İsrail’in İran saldırısı sonrası yaptığı açıklamada, “Gerginliği tırmandıracak eylemler sonsuza kadar devam edemez. Bunun artık sona ermesi gerekiyor” dedi.
İsrail ordusu, dün gece İran’daki askeri tesislere saldırı düzenlendiğini duyurdu. İran’dan yapılan açıklamada, saldırı sonrasında 2 askerin hayatını kaybettiği belirtildi. Almanya Başbakanı Olaf Scholz saldırı ile ilgili olarak, “İsrail hükümeti bugün bize, yakın zamanda İsrail’e yapılan büyük füze saldırısına yanıt olarak İran’ın askeri tesislerine hassas ve hedefli saldırılar düzenlediğini bildirdi. Zayiat minimumda tutulmaya çalışıldı. Bu, gerilimin daha fazla artmasını önleme fırsatı sunuyor. İran’a mesajım açık: Gerginliği tırmandıracak eylemler sonsuza kadar devam edemez. Bunun artık sona ermesi gerekiyor. O zaman Orta Doğu’da barışçıl bir gelişme fırsatı olacak. Önemli olan Gazze’de ateşkesin sağlanması ve rehinelerin serbest bırakılmasıdır. Tüm tarafları bunu yapmaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahçelievler Kongre ve Nikah Sarayı’nda yapılan programın başkanlığını TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul MilletvekiliCüneyt Yüksel yaptı.
Yüksel, burada yaptığı konuşmada, cezasızlık algısını ortadan kaldırmak, toplumun güvenlik ve adalet konusundaki kaygılarını gidermek için gerekli değişiklikler yapılacağını söyledi.
Özellikle toplum güvenliğini bozan ruhsatsız silah taşıma ile trafik güvenliğini ihlal gibi bazı suçların tutuklama sebepleri olarak katalog suçlara ilave edilmesini değerlendirdiklerini belirten Yüksel, “Denetimli serbestlik uygulamalarıyla ortaya çıkan 2 yılın altındaki suçlar bakımından suçluların cezaevinde yatarının olmamasına ilişkin eleştiriler doğrultusunda yapacağımız düzenlemelerle 2 yılın altındaki suçlar bakımından da cezaevine girilmesinin hayata geçirilmesi değerlendiriliyor. Belirli suçlarda infaz hükümlerinin alınan cezanın yüzde 10 gibi kısmını cezaevinde geçirdikten sonra işlemeye başlamasıyla bunun çözüme kavuşturulmasını değerlendirmekteyiz.” diye konuştu.
” Türkiye Yüzyılı’nın anahtarı adalettir”
Yüksel, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinin daha da geliştirilmesinin, demokratik anlayışın güçlendirilmesinin, insan onuruna dayanan bir anayasal düzenin yerleşmesinin, hak ve özgürlükler alanında bugüne kadar kaydedilen ilerlemelerin de kalıcı hale getirilmesinin ancak yeni bir anayasayla mümkün olduğuna dikkati çekerek “Türkiye Yüzyılı’nın anahtarı adalettir ve bu adaletin anahtarı da inanıyorum ki insan haklarına dayanan sivil, demokratik ve özgürlükçü yeni anayasa olacaktır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye olarak adaleti sadece vatan topraklarında değil tüm cihanda tesis etmek için uğraştıklarını vurgulayan Yüksel, Filistin’de, Gazze’de ve Lübnan’da yaşanan acıların insanlık ailesinin bir yarası olduğunu dile getirdi.
Yüksel, “İnsan hakları ve adalet mücadelesi yalnızca bir halkın mücadelesi değil hepimizin mücadelesidir. Tarihin hiçbir döneminde zulüm hiçbir zaman payidar olmamıştır. Bize küresel adalet mücadelemizi sürdürmek düşüyor. Bu adaletsizliklerin bir gün sona ereceğine inanıyoruz.” dedi.
Kamuoyunda 9. Yargı Paketi olarak bilinen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne de değinen Yüksel, daha etkin yargılanmaların yapılması, daha kısa sürede tamamlanması, güven sağlayan adalet anlayışının toplumda oluşması için bütün gereken çalışmaların bundan sonra da yapılmaya devam edeceğini bildirdi.
“Sözüm Mecliste” programı farklı konu başlıklarıyla da yapılabilir
AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ise katılımcı demokrasi anlayışı bağlamında Meclis temsilcileriyle İstanbul’daki dernek, sivil toplum kuruluşları ile medya temsilcilerini bir araya getirdiklerini söyledi.
Karşılıklı bir etkileşim ve yasama faaliyetlerinde güçlü bir kanal oluşmasını istediklerini dile getiren Kabaktepe, “Sözüm Mecliste” programının gelecek dönemlerde farklı konu başlıklarıyla da yapılabileceğini anlattı.
Konuşma ve değerlendirmelerin ardından soru cevap bölümüyle tamamlanan programda AK Parti İstanbul Milletvekilleri Adem Yıldırım, Yahya Çelik, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, parti temsilcileri, köşe yazarları, çeşitli dernek ve üniversite yöneticileri de yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kölelikle ilgili uzayıp giden tarihi bağlarla ilgili soruları bir türlü üzerinden atamayan Kraliyet Ailesi için bu mesleki bir risk haline geldi.
Liderlerin sömürgecilik ve köleliğin mirasından en çok etkilenen ülkelerden bazılarını temsil ettiği Milletler Topluluğu zirvesinde bu daha da belirgin hale gelir.
Ancak Kral, sembolik bir özür veya tazminat taahhüdü olması gerektiğine kişisel olarak inansa bile, bunları yerine getiremez.
Hükümdarlar bakanların tavsiyesi üzerine konuşuyor ve böyle bir siyasi hassasiyet sorusunda konuşmaları, hükümet politikasının sınırları içinde kalmak zorunda.
Başka bir deyişle, senaryoya sadık kalmak zorundalar.
Bir hafta önce Başbakanlık, Samoa’daki zirvede İngiltere’den bir özür veya tazminat anlaşması olmayacağını oldukça açık bir şekilde işaret etti.
Bunun anlamı, Kral’ın özel olarak ne düşündüğü önemli değil. Bu tür tarihi haksızlıklar hakkında söyleyeceği her şey, hükümetin çizdiği çizgiyi yansıtacak.
Kral Charles diplomatik bir şekilde, “Hiçbirimiz geçmişi değiştiremeyiz” dedi zirvede. Başbakan Keir Starmer’ın “tarihimizi değiştiremeyiz” çizgisiyle uyumlu bir şekilde…
‘Üzgün olmak’ tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırıyor
Geçtiğimiz yıl Kenya’da Kral, sömürge dönemindeki yanlışlar için “en büyük üzüntü ve pişmanlık” duygusunu dile getirmişti.
Samoa’dakinden daha güçlü bir dille, bağımsızlık mücadeleleri sırasında Kenyalılara karşı işlenen “iğrenç ve haksız şiddet eylemlerinden” bahsetti.
Ancak hükümet politikasına uygun olarak, açık bir özür dilemedi.
“Üzüntü duymak” ifadesi, özür dilemekten dikkatlice kaçınıyor. Bunu “üzüntü” olarak ifade etmek aynı duyguyu içerse de, tazminat yükümlülüğünü ve beklentisini ortadan kaldırıyor.
Tony Blair’in 2007’de İngiltere’nin köle ticaretindeki rolü nedeniyle “derin üzüntüsünü ve pişmanlığını” resmen dile getirmesi, bir İngiltere başbakanının özüre en yakın olduğu noktaydı.
Geçmişte Kraliyet Ailesi de bu konuda bölünmüştü
Devlet başkanı olarak Kral, bu tür çağrıların sembolik odak noktasıdır. Bu devam edecek.
Ancak bu siyasi kararı değiştiremez, özellikle de İngiltere bütçeleri yoğun baskı altındayken geçmişe yönelik tazminatlar pek olası görünmüyor.
Ancak, hem bir aile hem de bir kurum olarak monarşinin, yaşananlardan sorumluluğunun daha fazla olduğuna dair bir soru var.
Tarihçi Prof. Suzanne Schwarz, 19. yüzyılın başlarında köleliği ortadan kaldırmaya yönelik öncü çabalarına gelince, Kraliyet Ailesi’nin kendisinin de bölündüğünü söylüyor.
Kral III. George’un yeğeni Gloucester Dükü, köleliği ortadan kaldırmak için en önemli kampanya yürütenlerden biriydi. Ancak III. George’un oğlu, geleceğin Kral IV. William’ı, köleliğin en coşkulu savunucularından biriydi.
‘Hiçbirimiz geçmişi değiştiremeyiz’
Diğer ülkelerde de kölelik sorununun altını çizme girişimleri oldu.
Hollanda Kralı, ülkenin başbakanıyla koordineli bir hareketle resmi bir özür diledi.
Ancak Kral Charles ve diğer kıdemli kraliyet mensupları için bu, özellikle eski bir koloniyi veya köle ticaretinin etkili olduğu bir yeri ziyaret ettiklerinde gündeme gelmeye devam eden bir soru.
Prens William ve Catherine’in 2022’deki Karayipler gezisi, ziyaretlerinin sömürge ziyaretinin görünümüne ve hissine çok fazla benzeyip benzemediği konusundaki tartışmalarla doluydu.
Ancak onlarca yıldır bu siyasi ip cambazlığını devam ettiren Kral, Samoa’da dikkatli bir yol çizdi.
“Hiçbirimiz geçmişi değiştiremeyiz. Ancak tüm kalbimizle, derslerini öğrenmeye ve devam eden eşitsizlikleri düzeltmek için yaratıcı yollar bulmaya kendimizi adayabiliriz” dedi.
Ve köleliğin mirasının hakkındaki bir konuşmada, köleliğe bir kez bile değinmedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Birleşik Arap Emirlikleri Ankara Büyükelçiliği, Dostluk ve Spor Günü kapsamında etkinlik düzenledi.
Birleşik Arap Emirlikleri Ankara Büyükelçiliği, Dostluk ve Spor Günü’nde iki ülke arasındaki dostluğu pekiştirmek ve sporun birleştirici gücüne vurgu yapmak amacıyla bir etkinlik düzenledi. Etkinlikte, farklı kültürlerin bir araya gelerek karşılıklı iş birliği ve dostluğu güçlendirmesi, sporun evrensel diliyle insanların buluşması planlanıyor. Etkinlik kapsamında, 26 Ekim tarihinde Gölbaşı Şehir Stadı’nda bir dostluk müsabakası düzenlenecek. Düzenlenen etkinliğe eski milli sporcular, BAE sporcuları, antrenörler ve siyasi isimler katıldı.
“Bu etkinlik sadece bir spor etkinliği değil”
Etkinlikte bir konuşma yapan BAE Ankara Büyükelçisi Said Sani ez-Zahiri, “Birleşik Arap Emirlikleri Ankara Büyükelçiliği ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki iş birliği ve dostluğu sloganıyla bizleri bir araya getiren bu seçkin spor etkinliğinde bugün sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Bu etkinlik sadece bir spor etkinliği değil, iki ülkeyi bir araya getiren güçlü ve sağlam ilişkilerin somutlaşmış halidir. Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye arasındaki ilişkilerin farklı alanlarda önemli gelişmeler kaydettiğini de memnuniyetle belirtmek isterim. Bu gelişmeler, iki ülkenin liderleri arasında yapılan birçok karşılıklı ziyaretle kendini göstermektedir” diye konuştu.
“Spor diplomasisi giderek daha fazla önem kazanmaktadır”
Dışişleri Bakan Yardımcısı Nuh Yılmaz ise, sporun ülkeler ve halklar arasındaki dostluğu ve saygılı iş birliğini pekiştiren bir platform görevini üstlendiğini belirterek, “Rekabetin öncesinde sevinç, üzüntü, heyecan ve dostluk gibi tüm insanlık için ortak olan duygular birlikte yaşanmaktadır. Bu nedenle günümüzde diplomasi araçları arasında spor diplomasisi giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Yarın düzenlenecek dostluk maçında spor diplomasisi güzel örneklerden birini teşkil etmektedir. Söz konusu dostluk maçının ülkeler ve halklar arasındaki kardeşlik bağlarının daha da güçlenmesine katkı sağlayacağını inanıyorum. Spor diplomasisinde başarılı olmanın iki farklı yolu vardır; bunlardan biri spor müsabakalarında başarılar kazanan sporcular yetiştirmek, diğeri ise büyük spor organizasyonlarına başarılı şekilde ev sahipliği yapmaktır. Bu açıdan bakıldığında hem ülkemizin hem Birleşik Arap Emirlikleri’nin spor diplomasisinde adından söz ettiren ülkeler arasında olduğunu gururla söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SALDIRI NEDENİYLE ANKARA VE İZMİR’DE 29 EKİM ETKİNLİKLERİ İPTAL
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Cumhuriyet Bayramı kapsamında gerçekleştirilecek olan tüm etkinliklerin terör saldırısı sebebiyle iptal edildiğini bildirdi. ABB’den yapılan açıklamada, “Cumhuriyet Bayramı kapsamında gerçekleştirilecek olan tüm etkinlikler, Kahramankazan ilçemizde gerçekleşen hain terör saldırısı sebebiyle iptal edilmiştir. Şehitlerimize rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz” ifadelerine yer verildi.

Ankara’nın ardından bir iptal kararı da İzmir’den geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Değerli hemşehrilerimizin dikkatine; Başkentimiz Ankara’da yaşanan hain terör saldırısı nedeniyle belediyemizce düzenlenen tüm konser ve eğlence içerikli etkinlikler iptal edilmiştir. Birlik ve beraberliğimize kasteden terörü bir kez daha lanetleniyor, şehitlerimize rahmet, tüm yurttaşlarımıza başsağlığı diliyoruz.”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Halkın huzur ve güveninin sağlanması, meydana gelebilecek olayların önüne geçilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yapan Aksaray İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri gece yarısı şehir genelinde geniş çaplı uygulama yapıyor. Birçok cadde ve sokaklarda görev alan ekipler trafikteki araçları bir bir durdurarak hem araç hem de şahıslar üzerinde arama yapıyor. Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde aramalarını gerçekleştiren ekipler şahısları Genel Bilgi Taramasından (GBT), araçları da plaka ve şase numaralarından sorguluyor. Aksaray genelindeki uygulamalar hem şehir merkezi hem de karayolları olmak üzere gece boyunca devam ediyor. – AKSARAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, beraberindeki İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Sağlık BakanıKemal Memişoğlu ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Anonim Şirketi’nin (TUSAŞ) Kahramankazan ilçesindeki yerleşkesine yönelik terör saldırısında yaralananları Etlik Şehir Hastanesinde ziyaret etti. Hastaneden ayrılırken açıklamada bulunan Yılmaz, terörü ve terörün arkasında olanları lanetledi.
“KAHRAMAN GÜVENLİK GÜÇLERİMİZ HEMEN MÜDAHALE ETTİLER”
Bu menfur olayda 5 şehidin, 22 yaralının bulunduğunu aktaran Yılmaz, yaralıların çoğunun iyi durumda olduğunu söyledi. Saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır dileyen Yılmaz, yaralılara da acil şifa temennisinde bulundu. Olayın ilk anından itibaren müdahale eden güvenlik güçlerine, sağlık birimlerine, soruşturma süreci başlatan adli birimlere şükranlarını sunan Yılmaz, “Kahraman güvenlik güçlerimiz hemen müdahalelerini yaptılar ve teröristler etkisiz hale getirildi. Olayla ilgili teferruatlı çalışmalarını İçişleri Bakanlığımız sürdürüyor.” açıklamasında bulundu.
“AMAÇLARI KORKU SALMAK, HUZUR KAÇIRMAK”
Yılmaz, terör olaylarının Türkiye’ye korku salmak, halkın huzurunu kaçırmak gibi amaçlarının olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Bugün yaşadığımız terör saldırısı, ülkemizin savunma sanayini, savunma sanayinin geldiği noktayı, başarıları hedef alan bir terör saldırısı. Şunu açık ve net ifade etmek isteriz, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da terör eylemi yapanlar, teröristler ve bunları araç olan kullananlar hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacaklar. Ülkemizin huzurunu da bozamayacaklar, savunma sanayindeki güçlü yürüyüşümüze de hiçbir şekilde engel olamayacaklar. Kahraman savunma sanayi çalışanlarımızın moralini de hiçbir zaman bozamayacaklar. Tam aksine bu menfur hadiseler, bizim savunma sanayindeki azmimizi de ülkemizin birliği, beraberliği, kardeşliği konusundaki hassasiyetimizi daha da artıracaktır. Birlik, beraberlik, milli birlik içinde, bütün kurumlarımızın güçlü çalışmalarıyla teröre karşı kararlı, azimli mücadelemizi sürdüreceğiz.”
“ANALİZLER İLGİLİ KURUMLARCA GERÇEKLEŞTİRİLECEK”
Bir gazetecinin güvenlik zafiyeti iddiasıyla ilgili sorduğu soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, olayla ilgili spekülatif haberlere itibar edilmemesini isteyerek, yetkili kişiler ve kurumlar tarafından yapılan açıklamalarla kamuoyunun sağlıklı bir şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bakanların, kurumların bilgiler olgunlaştıkça kamuoyunu bilgilendirmeye devam edeceğini belirten Yılmaz, olayın ardından acil yapılması gerekenlerin yapıldığını, daha geniş anlamda analizlerin ilgili kurumlarca gerçekleştirileceğini kaydetti.
“BİR TAKSİ ŞOFÖRÜ KARDEŞİMİZ ŞEHİT, DİĞERLERİ TUSAŞ GÖREVLİLERİ”
Yılmaz, “şehit ve yaralıların görevlerinin” sorulması üzerine, şunları ifade etti:
“Bir taksi şoförü kardeşimiz var şehit olan, diğerleri TUSAŞ görevlileri. Polisimizden şehit yok, 7 polisimiz yaralı ama durumları iyi. Tedbir amaçlı büyük bir kısmı hastanelerimizde tutuluyor. Ne olur ne olmaz diye müşahede altında tutuluyorlar. Bir ağır yaralımız var, onun dışındakiler büyük oranda hafif yaralarla hastanelerimize gelmiş durumdalar. Bu kardeşlerimiz de sağlık personelimiz emin olduğunda taburcu edileceklerdir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Alınan bilgiye göre, Çay Mahallesi Cemil Şensoy Caddesi’nde E.A. ile S.E. arasında henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı.
Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine E.A. yanındaki tabancayla ateş ederek S.E, oğulları C.E. ve Ö.E. ile kavga sırasında olay yerinde bulunan M.B’yi yaraladı.
İhbar üzerine bölgeye gelen sağlık ekiplerince Çarşamba Devlet Hastanesine kaldırılan 4 yaralıdan S.E, C.E. ve Ö.E. ilk müdahalenin ardından Samsun’daki hastanelere kaldırıldı.
Polis ekipleri, E.A’nın yakalanması için çalışma başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ADANA’da kahvehanede otururken kimliği belirsiz bir kişi tarafından tabancayla başından vurulan Baran Cengiz (18), hayatını kaybetti.
Olay, saat 19.30 sıralarında merkez Seyhan ilçesi Barbaros Mahallesi’nde meydana geldi. Kahvehanede oturan Baran Cengiz, kimliği belirsiz kişinin silahlı saldırısına uğradı. Saldırganın tabanca ile açtığı ateş sonucu başına isabet eden kurşunla ağır yaralanan Cengiz, yere yığıldı. Şüpheli olay yerinden kaçarken, Cengiz ise ihbar üzerine olay yerine sevk edilen ambulansla hastaneye kaldırıldı. Durumu ağır olan Cengiz, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Cinayet şüphelisini yakalamak için harekete geçen polis, olayla ilgili soruşturmaya çok yönlü olarak devam ediyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Sağlık BakanıKemal Memişoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya Etlik Şehir Hastanesi’ndeki yaralıları ziyareti sonrası açıklamalarda bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞANLIURFA’da düzenlenen ‘UNESCO ŞanlıurfaMüzik Şehri’ etkinlikleri kapsamında ünlü türkücü İbrahim Tatlıses’e onur ödülü verildi.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi, kentin müzik alanında UNESCO’nun ‘Yaratıcı Şehirler Ağı’na dahil edilmesinin lansmanını Arkeloji Müzesi’nde gerçekleştirdi. Lansmana; Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, büyükelçiler, sanatçılar ve ulusal ile uluslararası temsilciler katıldı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde planlanan müzik ekiplerinin sahne alması, Ankara’daki terör saldırısı nedeniyle iptal edildi.
Ankara’daki terör saldırısı nedeniyle etkinliklerin bir kısmını iptal ettiklerini duyuran Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, saldırıyı kınayarak şunları söyledi.
“Bugün çok güzel bir organizasyona hazırlık yapmıştık. Urfa’nın UNESCO Müzik Şehir ünvanı alması sebebiyle resmi bir lansmanla bütün Türkiye kamuoyuna tanıtma amacıyla böyle bir tören organizasyonuna imza attı arkadaşlarımız ancak Ankara’da yaşanan hain terör saldırısı nedeniyle bu programı kısmen revize etmek zorunda kaldık. Müzik kısmını iptal etmek durumundayız. Bu terör saldırısını kınıyorum.”
MANSUR YAVAŞ’TAN TERÖRE TEPKI
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, açılış konuşmasında terör saldırısını kınayarak, “Terör nereden gelirse gelsin, masum insanları hedef alanlar birer vahşidir ve bu bir insanlık suçudur. Her zaman terörün karşısında olacağız” dedi.
TATLISES’E ONUR ÖDÜLÜ
Konuşmaların ardından İbrahim Tatlıses’e onur ödülü verildi. Ödülü alan Tatlıses, “Urfa’ya gelmekten gurur duyuyorum. Ne Urfa benden kopabildi, ne de ben Urfa’dan” diyerek duygularını ifade etti. Terör saldırısında şehit olanların ailelerine başsağlığı dileyen Tatlıses, davetlilerin sevgi gösterisiyle karşılaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Kütahya İl Başkanlığı, Kütahya Merkez İlçe Başkanlığı’nın 25 Ekim Cuma günü gerçekleştirilecek olan 8. Olağan Genel Kurul Toplantısı öncesinde partinin 400 delegesiyle akşam yemeğinde bir araya geldi. Yeşilay Sosyal Tesisleri’nde düzenlenen bu geniş katılımlı toplantıda konuşan AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay, 8. Olağan Kongre’ye güçlü bir birlik ve beraberlik içinde hazırlandıklarını ifade etti. Önsay, “Genel Merkezimiz ne diyorsa odur. Biz, ben davasında olan adamlar değiliz. Biz davanın adamlarıyız. Birbirimize sarılıp tekrar aynı şekilde durmadan yola devam edeceğiz. Teşkilatçılık budur. Teşkilatçılıkta öyle ben yoksam, beni yazmıyorsan, beni aday göstermiyorsan, ben yokum, demek bizim kitabımızda yok. Burası AK Parti. Burada Recep Tayyip Erdoğan ne emrediyorsa, Genel merkezimiz ne diyorsa aslolan odur. Farklı düşünceler, beklentiler olabilir ama istişareler yapılır bir ve beraber olmanın yolu bulunur. Bizim yönetim biçimimiz, anlayışımız şöyledir. Asiliyle, yedeğiyle, ili ile ilçesi ile kadın kolları, gençlik kolları ile mahalle yönetimleriyle, sandık başkanları ve sandık kurulları ile hep beraber hedefe yürüyen, sen, ben gütmeyen bir teşkilatız. Asıl olan davadır, davamızdır” dedi.
Önsay, konuşmasının son bölümünde, AK Parti Kütahya Merkez İlçe Başkanı Hamit Çelik’e hizmetleri dolayısıyla teşekkür etti.
Delege buluşmasına, AK Parti Kütahya milletvekilleri İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir de Ankara’dan canlı bağlantı ile katıldı.
Delegelerin istek ve önerileri içeren formlar, AK Parti Genel Merkezi’ne iletilmek üzere kurulan sandıklarda toplandı.
AK Parti Kütahya Merkez İlçe Başkanlığı’nın 8. Olağan Kongresi, 25 Ekim Cuma Günü Saat 17.00’da Zafer Kalkınma Ajansı’nın Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilecek. AK Parti Kütahya Merkez İlçe Başkanı Hamit Çelik, yeni dönem için aday olmazken, yerine Murat Afşar Ünal aday gösterildi. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAMSUNSPOR Başkan Vekili Veysel Bilen, Fenerbahçe karşısında alınan bir puanı değerlendirerek, “Aldığımız 1 puan tabi ki de sevindirici ama biz onu 2 puan kaybettik gibi değerlendiriyoruz. Rakip Fenerbahçe de olsa fark etmez” dedi.
Samsunspor Başkan Vekili Veysel Bilen, Süper Lig’in 9’ncu haftasında oynadıkları Fenerbahçe maçında galibiyeti kaçırdıkları için fazla mutlu olamadıklarını belirtti. DHA’ya özel açıklamalarda bulunan Veysel Bilen, “İki defa geriye düşmemize rağmen oyuncu kardeşlerimiz ve teknik ekibimiz maçın son düdüğüne kadar mücadeleyi hiç bırakmadılar. Hatta 2’nci golden sonra takımımız 3’ncü golü bulmak için olan gücüyle mücadele etti. Aldığımız 1 puan tabi ki de sevindirici ama biz onu 2 puan kaybettik gibi değerlendiriyoruz” dedi.
‘TÜRK FUTBOLUNA KATKI SAĞLAYAN BİR KARŞILAŞMA OLDUĞU İÇİN MUTLUYUZ’
Oynadıkları futbol ile takımları ile gurur duyduklarını belirten Başkan Vekili Veysel Bilen, “Tıklım tıklım dolan bir 19 Mayıs Stadı, şölen havasında geçecek bir futbol atmosferi, seyircinin coşkuyla rakip takım Fenerbahçe taraftarlarının rahatlıkla maçını izleyebileceği, sahada da kıran kırana bir mücadele olacağını tahmin ediyorduk. Nitekim beklentiler doğrultusunda bir maç oldu. Biz maçın öncelikle centilmence ve bütün spor camiasının, en önemlisi televizyon başında maçı izleyen bütün futbolseverlerin mutlu olduğu ve sonuç ne olursa olsun Türk futboluna katkı sağlayan bir karşılaşma olduğu için mutluyuz. Samsunspor sezon başından beri mücadelesini centilmence devam ediyor. Son düdüğe kadar her türlü dış etkenlere rağmen sahada ter döken bu oyuncu kardeşlerimizle ne kadar gurur duysak az. Sezon sonuna kadar inşallah sakatsız, cezasız ve adaletli yönetilen futbol karşılaşmalarıyla hedeflediğimiz noktaya doğru adım adım ilerleyeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘SAMSUNSPOR BÜTÜN MAÇLARDA SON DÜDÜK ÇALANA KADAR CENTİLMENCE MÜCADELE EDECEK’
Sezon bitene kadar sadece futbol kalitelerini geliştirmek ve saygılı şekilde lige devam etmek istediklerini söyleyen Bilen, “Biz maç maç düşünüyoruz. Fenerbahçe maçı geride kaldı, önümüzdeki maç Kasımpaşa maçı ve bizim için en önemli maçlardan bir tanesi. Cumartesi de çıkıp İstanbul’da bizi bekleyen futbolseverlere, Samsunspor taraftarına güzel bir maç izletmeyi ve puan ya da puanlarla Samsun’a dönmeyi hedefliyoruz. Bizim için önemli olan şey bu başarıların sezon sonuna kadar sürdürülebilir olması. Yenebiliriz, yenilebiliriz ama bizim hep dilimizde tekraren söylediğimiz bir şey var. Samsunspor takımı bütün maçlarda son düdük çalana kadar centilmence mücadelesine içeride ve dışarıda sürdürecek. Oyunu çirkinleştirmeden, vakit geçirmeden, hakemle ve rakiplerle kavga etmeden sahada bir dik duruşla vizyonumuza yakışır, Samsunspor futbol takımının ortaya koyduğu karakteri taşıyan bir futbolla bütün futbolseverlerin takdirini kazandığı karşılaşmalar olacak. Buna yürekten inanıyoruz. Şuanda Anadolu’da 19 Mayıs’ta meşale yanması gibi Anadolu futbolunu bir anlamda üstlerde temsil eden bir konumdayız. İnşallah elimizden gelenin daha iyisini yapmaya çalışacağız. Başta başkanımız olmak üzere yönetimimiz, teknik ekibimiz, icra kurulumuz ve oyuncu kardeşlerimiz 7’den 70’e bütün çalışanlarımız uyum içinde birbirimizin eksiklerini tamamlayarak inanarak devam ediyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İMAMOĞLU: ADAYLIK KAVRAMI KİRLENDİ
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara’da medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Türkiye Belediyeler Birliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarını anlatan İmamoğlu, soruları cevapladı. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili soruya dikkat çeken yanıt verdi. İmamoğlu şunları söyledi: “Adaylık kavramı kirlendi, bu her gün yazılıp çizilen bir pozisyona evirildi. Bu gerçekten bizi yoran bir durum. Biz zaten yola çıkmış durumdayız. Bu sisteme karşıyız, yeni bir demokratik düzeni kurma konusunda kararlıyız, yeni, güçlü, demokratik bir halkçılık, dayanışmacı bir ülke, kapsayıcı, kutuplaştırmayan bir toplum vadetme duygusu, sıçrayarak kalkınarak bir ülke var etmek istiyoruz.
“ADAYLARA MİLLETİMİZ KARAR VERECEK”
Bu yolun yol arkadaşı olmak, yolcusu olmak, öncüsü olmak, her konumda mücadele eden birisiyim ben. 2023 seçimlerini kaybettiğimiz günün bir gün sonrasında bir hedef koyan birisiyim. Bunun adaylıkla tarif edilecek bir pozisyonu yok. Günü geldiğinde adaylara da milletimiz karar verecek. Bir kısım elitlerin birkaç kişinin yön vereceği bir biçim değildir. Kaldı ki partim var. Partimin alacağı kararlar, karar mekanizmaları var, onlar işleyecek. Cumhurbaşkanına da millet karar verecek. Biz bu yolun doğru bir doğrultuda çizilmesi anlayışına sahibim.”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu
ÖZGÜR ÖZEL’İN SÖZLERİNE YANIT
İmamoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda “Sol açıkta Ekrem İmamoğlu, sağ açıkta Mansur Yavaş var” ifadesi ile Mansur Yavaş ile birlikte cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardımcısı pozisyonlarına bakışı sorulması üzerine şu ifadeleri kullandı: “Tam da bu kesitiyle, bu boyutuyla gündemimizde olmayan bir kavram. Ben Mansur Bey’in başarısıyla gurur duyarım. Onun beğenilmesiyle onur duyarım ve bizim belediye başkanlarımızla diyaloğumuz, irtibatımız, 2019 yılının ilk aylarından itibaren başlamıştır. Bu alanda sanki bir yarışmış gibi algılanmasına çok üzülüyorum.
“BEN POZİSYON MESELESİNE HİÇ SICAK DEĞİLİM”
Böyle bir durumumuz yok. Ben mevki işine, pozisyon meselesine hiç sıcak değilim. Biz takım arkadaşıyız, yol arkadaşıyız. Bu işin sağ açığı, sol açığı olmaz. Yol arkadaşlığı müessesesi benim için önemlidir. Bunu ben genel başkanımla da paylaştım. Yol arkadaşlığı, takım arkadaşlığı meselesinin hedefi tektir. Biz o hedefe koşan insanlarız, o takımın içindeki insanlarız. Günü geldiğinde hem partimizin kurulları hem de milletimiz en doğru kararı verecektir.”
“SAĞ AÇIK, SOL AÇIK KIYASLAMASINI DOĞRU BULMUYORUM”
Bu eleştirisini Özgür Özel’e de ilettiğini anlatan İmamoğlu, “Sempatik bir eleştiri olarak alabilirsiniz. Sağ açık, sol açık öyle bir kıyaslamayı doğru bulmuyorum. Mansur Bey şahsına münhasır birisi. Ben kendi kişiliği ve duruşu olan başka birisiyim. Böyle bir şeye ihtiyacımız yok. Bizim belediye başkanlarıyla rekabetimiz sadece başarı rekabetidir. Bunu birbirimizi yaralayan bir rekabete asla dönüştürmeyiz. Sempatik eleştirimi kendisine de yaptım. O da ‘Doğru söylüyorsun’ gibi bir yorumla beni karşılamıştı. Biz yol arkadaşıyız, takım arkadaşıyız. Ortak akılla süreci en doğru yere ulaştırma konusunda kararlı bir ekibiz. Genel başkanım en az benim kadar kararlı. Birbirimizi tamamlayarak, katkı sunarak en başından beri süreci yürütüyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ak Parti Burdur Merkez İlçe Kongresi, Öğretmenevi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Mevcut Başkan Hüseyin Okan’ın tek aday olduğu kongreye AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci ile parti yöneticileri katıldı. Kongrede konuşan Nihat Zeybekci, “Milletimiz, 31 Mart’ta bize ‘Ey AK Parti’nin hizmetkarları, size muhalefet görevi veriyoruz’ dedi. Muhalefetteyiz yerel yönetimlerde ama geçen senenin 23 Mayıs’ında bu millet karşıdaki 3’lü, 5’li, 8’li bilmem neyli çarpık masaya baktı, ortasında fink atan terör örgütlerini, masanın altındaki diğer terör örgütlerine şöyle bir baktı dedi ki ‘Eyvah, burada mevzubahis vatan, mevzubahis vatansa gerisi teferruattır. Oyumuz, Recep Tayyip Erdoğan’adır’ dedi” diye konuştu.
EYT’NİN GETİRDİĞİ YÜK
AK Parti’nin EYT’yi çıkarmak zorunda kaldığını söyleyen Nihat Zeybekci, “EYT’nin bu yılki maliyeti, 800 milyar liranın üzerinde. 2025 yılında 1,2 trilyon civarında. Sadece 2024 yılında EYT’nin getirdiği yük ne demek biliyor musunuz? Allah vermesin tarihimizin, insanlık tarihimizin en büyük depremi olan 6 Şubat depremleri gibi her sene iki deprem yaşıyoruz; ekonomik olarak, sadece EYT’den dolayı. Türkiye bugün itibarıyla nominal, resmi kayıtlı rakamlara göre; dünyanın 17’nci büyük ekonomisi. Dünya Bankası’nın kendi yayımladığı listede satın alma gücü paritesine göre; dünyanın 11’inci büyük ekonomisi. 1 yıl önce Merkez Bankası’nın net rezervleri eksi 70 milyar dolar, bugün Merkez Bankası’nın net rezervi artı 42 milyar dolar. Yaklaşık 110 milyar küsur 1 yıl içinde iyileşme var. Cuma günü rakamı görmedim ama Merkez Bankası’nın brüt rezervi 10 milyar dolar ile Cumhuriyet tarihinin zirvesinde. Türkiye şu anda Merkez Bankası’nın külçe altın rezervinde dünyada 8’inci sırada” dedi.
ENFLASYONDA YIL SONU HEDEFİ
“Ekonomiyi toparladık, toparlayacağız” diyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, şunları söyledi: Hiçbir şey yapmayan insanların hiç hatası olmaz. Çok iş yaptık. Hatalarımız da olmuştur tabii ki yanlışlarımız da. Bugün geldiğimiz noktada enflasyonla mücadelede bu yıl sonu itibarıyla 40’a yaklaşan, hedef 38, 39 civarında ama 41 civarında beklentimiz var. 2025 yılının bugünlerinde Türkiye’de enflasyon yüzde 20’nin çok altında olacak. 2026’nın yazına geldiğimizde Türkiye’de enflasyon yüzde 10 ve altında noktalarda olacak. Sıkı para politikası ile ilgili de AK Parti ekonomi işleri olarak Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımızın da görüşleri de bu yoldadır. Enflasyonla gerçek mücadele, parasal tedbirlerle değildir. Faizleri artırarak paranın talepten bankaya gitmesi atılacak ilk adımdır, doğrudur ve destekliyoruz. Ama enflasyonla mücadelede asıl olması gereken ürünü, üretimi, istihdamı, raftaki, dükkandaki, pazardaki malı artırmaktır. Enflasyonla böyle mücadele edilir, başka türlü mücadele olmaz.”
Zeybekci’nin konuşmasının ardından yapılan seçimde Hüseyin Okan yeniden merkez ilçe başkanı seçildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİĞKÖFTECİNİN TUVALETİNDE ÇIPLAK RESMİNİ ÇEKTİ
Edinilen bilgiye göre, 2021 yılının eylül ayında 20 yaşında olan ve yüzde 50 zihinsel engelli bulunan M.A., sosyal medya hesabından tanıştığı F. ile buluşmak amacıyla gece saatlerinde 6 yaşındaki erkek kardeşiyle birlikte İzmit Otogarına gitti. F.’nin otogara gelmemesi üzerine M.A., erkek kardeşiyle beraber otogarın karşısında bulunan çiğköfte dükkanına gitti. İddiaya göre, M.A. tuvalete gittiği esnada dükkanda çalışan D.D. (58), kızın peşinden giderek cinsel saldırıda bulundu ve çıplak fotoğrafını çekti. Daha sonra D.D., patronu M.D’ye (51) telefon ederek dükkana çağırırken, kendisi ise oradan ayrıldı. M.A. ile tek başına kalan M.D’nin de kıza cinsel saldırıda bulunduğu öne sürüldü.
TUTUKLANIP TAHLİYE EDİLDİLER
Olayın ortaya çıkmasıyla 2 şüpheli de gözaltına alındı. İfadeleri alınan şüpheliler, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bir süre sonra sanıklar tahliye edildi. Olayla ilgili duruşma Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuksuz sanıklar M.D., D.D. ve taraf avukatları katıldı. Sanıklar suçlamaları kabul etmeyerek beraatlerini istedi. Cumhuriyet savcısının mütalaasında, dosya kapsamında yer alan mağdur beyanları, sanığın tevil yollu ikrarı, Adli Tıp Kurumu raporu, sanıklar arasında geçen mesaj kayıtları değerlendirildiğinde, sanık D.D’nin müştekinin çıplak fotoğraflarını çekmek suretiyle üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediği, yine müştekinin göğüslerine dokunmak ve müştekiye cinsel organını tutturmak suretiyle üzerine atılı cinsel saldırı suçunu işlediği belirtildi.
BERAAT ETTİLER
Diğer sanık M.D’nin ise müştekinin rızası dışında cinsel amaçlı zorla birliktelik yaşadığı ve üzerine atılı cinsel saldırı suçunu işlediği ifade edildi. Cumhuriyet savcısı, D.D.’nin “Basit cinsel saldırı” suçundan 5 yıldan 10’a kadar, “Özel hayatın gizliliği” suçundan ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. M.D.’nin de “Nitelikli cinsel saldırı” suçundan 12 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Mahkeme heyeti, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca beraatlerine karar verdi.
İLK CELSEDE SANIKLAR İTİRAF ETMİŞTİ
Sanıklardan D.D., ilk duruşmadaki savunmasında, “M.A’ya yönelik herhangi bir cinsel eylemim olmamıştır. Müştekinin akıl hastası olduğunu bilmiyordum. M.A. ile M.D. arasında cinsel anlamda bir şey yaşanıp yaşanmadığını bilmiyorum. M.A., 2 kez üzerini çıkararak beni tahrik etmeye çalışıyordu. Ben 2 kez lavaboda üstünü giydirdim ancak en son bu hareketlerinden çekindiğim için fotoğrafını çekmeye karar verdim. Müştekinin fotoğrafını delil olsun diye kendi rızasıyla çektim. Müştekiyle önceye sayalı tanışıklığımız yoktur” ifadelerini kullanmıştı.
“BENİ TAHRİK EDİNCE CİNSEL BİRLİKTELİK YAŞADIK”
Olaydan önce M.A.’yı tanımadığını ifade eden M.D. ise “Olay tarihinde müştekiyi dükkanın önünde otururken buldum, kendisini önceden tanımam. D.D., bana kızı bir saate gelip alacaklarını söyledi. Evime gitmek için dükkandan ayrılacağım esnada M.A. bana ‘Gitme burada kal’ dedi. Eve gitmem gerektiğini söyledim ancak ısrar edince bir süre kaldım. Bulunduğumuz zaman zarfında beni tahrik etti, ben uzak durmaya çalıştım ancak yine cinsel anlamda tahriklerine devam edince cinsel birliktelik yaşadık. Daha sonra dükkanın anahtarını bırakıp ayrıldım. Çıkmadan önce de M.A. benden bir miktar para istedi. Kendisine para verdim. Ben müştekinin akıl hastası olduğunu bilmiyordum. Olay bu şekilde gerçekleşmiştir. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum” şeklinde konuşmuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Maltepe Belediyesi, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi’nin (CEMR) çıkardığı, Avrupa’da yerel ve bölgesel düzeyde toplumun tüm kesimlerinin hizmetlerden eşit bir şekilde faydalanmaları amacıyla, 2006 yılında, hem siyasi bir belge hem de pratik bir araç niteliğinde olan “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı”nı imzaladı.
“Cinsiyet eşitliğini her alanda sağlayacağız”
Sözleşmeyi Türkiye’de imzalayan 69’uncu, İstanbul’da ise 9. belediye olan Maltepe Belediyesi, insan hakları temelinde belediye hizmetlerinin planlanması, uygulanması ve izlenmesi süreçlerinde eşit vatandaş katılımını taahhüt etti. Başkanlık makamında düzenlenen imza töreni sonrası konuşan Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, “CEMR, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi’nin Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şart Protokolü’nü imzaladım. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki kararlılığımızı ve yerel yönetimlerin bu alandaki sorumluluklarını vurgulayan önemli bir adım atıyoruz. Cinsiyet eşitliğinin her alanda sağlanması, kadınların yerel siyasette ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması için gerekli çalışmaları yürütüyoruz.” dedi.
Sözleşme 3 ana bölümden oluşuyor
Üç ana bölümden oluşan sözleşme, Avrupa’da yerel ve bölgesel yönetimlerin, yetkilerini kullanmak ve ortaklıklar oluşturmak suretiyle vatandaşları için daha fazla eşitliğin hayata geçirilmesine yönelik taahhütlerini içeriyor. İnsan hakları temelinde birinci bölümünde imzacı tarafların çalışmalarında benimseyeceği ‘Kadın-erkek eşitliği temel bir haktır’, ‘Kadınların ve erkeklerin karar alma süreçlerine dengeli katılımları demokratik bir toplum için ön şarttır’ vb. temel ilkeler yer alıyor. İkinci bölümde de imzacı taraflardan şartın hükümlerinin uygulanması amacıyla gerçekleştirmesi beklenen adımlar bulunuyor. Bu adımlar arasında, iki yıl içerisinde geniş katılımlı bir yöntemle “Eşitlik Eylem Planı”nın hazırlanması, kamuoyu ile paylaşılması, kaydedilen ilerlemenin düzenli olarak raporlanması, diğer yerel yönetimler ile kadın-erkek eşitliğini sağlama noktasında iş birliği içerisinde bulunulması yer alıyor. Üçüncü ve son bölüm ise, yerelde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması konusunda somut taahhütleri içeriyor. 8 alt başlık ve 30 maddeden oluşuyor. İmzacı taraf, farklı ihtiyaçlara sahip kadınların, politik ve kamusal karar alma mekanizmalarının tüm aşamalarına dahil edilmesini, dengeli katılımlarını ve eşit temsillerini taahhüt ediyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Bayraklı Belediyesi Meclis toplantısında AK Parti Meclis Üyesi Latif Aydemir’in kadın cinayetleriyle ilgili “Öldürenler kadar ölenler de suçludur” sözleri büyük tepki çekmişti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Aydemir’in kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini duyurmuştu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Latif Aydemir, konuşmasının çarpıtıldığını ve kendisine zarar verilmesinin amaçlandığını savundu.
İSTİFA ETTİ
Kadına şiddete karşı önlemleri de içeren 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”un mağduriyetler yarattığını öne süren Aydemir, “Üç kızımla birlikte üyesi olduğum parti, dernek ve yardım kuruluşlarıyla kadının toplumsal hayatta var olması ve yüceltilmesi adına mücadele ettim. Yıllar süren bu mücadelemin, çarpıtılan sözlerim nedeniyle zarar görmesinden dolayı derin üzüntü içindeyim.
Mecliste sarf ettiğim sözlerin amacı dışında basına servis edilerek toplumda yanlış bir algı yaratılmıştır. Konuşmamda asıl vurgulamak istediğim husus, şiddet ve cinayet olaylarının önlenmesi adına ölüm ve ölüme sebebiyet veren olguların ve zihniyetin irdelenmesi gerektiğiydi. Kadınları tenzih ederek yaptığım konuşmada asıl dikkat çekmek istediğim, 6284 sayılı yasanın yanlış uygulanması sonucu oluşan mağduriyetlerdi. Yanlış anlaşılan cümlemden dolayı kamuoyundan özür diler, bu vesileyle 2002 yılından beri her kademesinde görev aldığım Adalet ve Kalkınma Partisi’nden, partimin zarar görmemesi adına istifa ettiğimi kamuoyuna saygılarımla arz ederim” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen 2024-2025 Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Törenine katıldı.
Yeni akademik yılın açılışı vesilesiyle katılımcıları Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletin Evine, bu gazi mekana hepiniz hoş geldiniz. Yükseköğretim Kurulumuzun 2024 Üstün Başarı Ödüllerini tevdi edeceğimiz bilim insanlarımız ve üniversitelerimizi tebrik ediyorum. Akademik yıl dönemi boyunca değerli hocalarımıza ve gençlerimize üstün başarılar diliyorum. Burada öncelikle bir hususa dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bizler dünyanın ilk eğitim merkezlerinin neşet ettiği, medeniyetler beşiği olan Anadolu coğrafyasının bin yıllık sakinleriyiz. Ecdadımız, kurduğu eğitim müesseseleriyle, yetiştirdiği ilim erbabıyla tarihin her dönemine ışık tutmuş; akla, bilime ve teknolojiye yön vermiştir. Örneğin Nizamülmülk tarafından ilk olarak Bağdat’ta yaptırılan Nizamiye Medresesi, bugünkü manada kurulan ilk resmi eğitim yuvasıdır.” dedi.
Daha sonra Semerkant, Buhara, Kahire ve Kayrevan başta olmak üzere coğrafyanın her yanında benzer eğitim merkezlerinin inşa edildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan,” Endülüs’te, İspanya sınırları içerisinde kalan Kurtuba’daki medreselerde Müslüman öğrencilerle birlikte Hristiyan öğrenciler de eğitim almıştır. Evet, Avrupa’yı karanlıktan aydınlığa çıkaran Endülüs’tür. Tarihteki diğer devletlerimiz gibi Osmanlı’ya da altın çağını yaşatan işte bu tasavvurdur. Söğüt’teki beylikten cihan imparatorluğuna giden yolun mihmandarlığını böyle alimler ile alimlere karşı hürmetkar sultanlar yapmıştır. Benzer örnekler tarihteki diğer büyük devletler için de geçerlidir. Şunun bir defa hepimiz farkındayız: İlme, araştırmaya, bilime, düşünceye ve ilim erbabına verilen değer ne kadar büyükse, bir ülkenin istikbali o kadar aydınlıktır. Bir millet insanlığın ortak bilgi birikimine katkıları oranında güçlüdür. Bilgiyi üreten, işleyen, geliştiren, yayılmasını sağlayan merkezler ise hiç şüphesiz üniversitelerdir” diye konuştu.
Akademinin sadece bilgi aktarım yeri değil, aynı zamanda bir ülkenin ihtiyacı olan tüm fikri temellendirmelerin zemini olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ” Bununla birlikte akademi bir ülkenin ihtiyacı olan pozitif ve sosyal bilimlerin can damarıdır. Bu anlayışla, milletin teveccühüyle ülkeyi yönetme görevini devraldığımız günden beri gündemimizin en başına eğitimi yerleştirdik. Okul öncesinden başlayarak yüksek öğrenime kadar her aşamada Türk eğitim sisteminin iyileştirilmesini temel önceliğimiz olarak belirledik. Çok geniş bir yelpazede, bugün geriye doğru baktığımızda “imkansız görünen” nice düzenlemeyi kararlılıkla hayata geçirdik. 2002 yılında 76 olan yükseköğretim kurumu sayısı bugün itibarıyla 208’e ulaştı. Yine bu dönemde öğrenci sayısı 2 milyondan 7 milyonun üzerine çıktı. Hem kuruldukları şehrin mirasını evrensel değerlerle buluştursunlar, hem de gençlerimize fırsat eşitliğini sağlasınlar diye her ilimize bir üniversite kurduk” dedi.
“Üniversitelerimizin yaygınlaşmasıyla birlikte okullaşma oranı da arttı”
Şu anda, 81 vilayetin hepsinde üniversite olduğunu, İstanbul, Ankara, İzmir dışındaki illerinde de üniversite sayılarının ihtiyaca göre 2’ye, 3’e, 4’e yükseldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan,” Yükseköğretim bütçesini 2002 yılında 2,4 milyar liradan, 2024 yılında 341 milyar liraya getirdik. Üniversitelerimizin yaygınlaşmasıyla birlikte okullaşma oranı da arttı.2003 yılında yüzde 15 olan yükseköğretimde net okullaşma oranı, yüzde 50’ye ulaştı. Kadınlarda yükseköğretimdeki net okullaşma oranının yüzde 14 iken, bugün bu oran yüzde 51’i buldu. Göreve geldiğimizde 64 bin civarında olan öğretim elemanı sayısı bugün 185 bine çıktı” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin öğretim elemanı sayısı bakımından OECD ülkeleri içinde 8’inci sıraya yükseldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üniversitelerimizdeki kadın öğretim elemanı oranı ise yüzde 46,5’la OECD ortalamasının 1 puan üzerindedir. Burada şunu da memnuniyetle vurgulamak durumundayım: Sayısal artış, bilimsel araştırmalara da olumlu yansımıştır” diye konuştu.
Türkiye’nin, bilimsel yayın bakımından 29’uncu sıradayken, bugün 17’nci sıraya yükseldiği bilgisini paylaşan Erdoğan, “Bu artış oranı elbette önemlidir, ama her zaman söylediğimiz gibi, yeterli değildir. Türk üniversitelerine yakışan, kısa vadede bilimsel yayınlarda ülkemizin ilk 10 arasına girmesini sağlamaktır. İnşallah sizlerin de gayretleriyle bu hedefe ulaşacağımıza inanıyorum. Cuma günü TEKNOFEST Adana’da gördüğümüz manzara, bu noktada bizlerin umutlarını daha da artırdı. 50 farklı kategoride 790 binden fazla takımın ve 1 milyon 650 binden fazla yarışmacının başvurduğu etkinlikte gençlerimizin ufkuna, heyecanına, azmine ve vizyonuna bir kez daha yakından şahitlik ettik” dedi.
Üniversitelerden teknoloji, fikir ve teori üretmede, kavram üretmede, insanlığın ortak mirasını geliştiren bilimsel tezler üretmede kalitelerini göstermelerini beklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu süreçte, hükümet olarak her daim sizlerin yanında olacağımızı burada tekraren ifade etmek istiyorum. Üniversitelerde yaşanan değişimin bir diğer boyutu yabancı öğrencilerdir. 2002 yılında yaklaşık 16 bin olan uluslararası öğrenci sayımız, bu yıl 340 bini geçti. Bugün 198 farklı ülkeden gelen misafir öğrenciler, Türk üniversitelerinde eğitim görüyor” diye konuştu.
“Türkiye ekonomisine yıllık katkısı 3 milyar doları buldu”
Faşist çevrelerin propagandalarının tam aksine bu öğrencilerin neredeyse tamamının Türkiye’de kendi imkanlarıyla okumakta, ücretlerini kendilerinin ödemekte olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Misafir öğrencilerin Türkiye ekonomisine yıllık katkısı 3 milyar doları buldu. 2010’ların başında bu rakam sadece 200 milyon dolardı. Yani 15 kat civarında bir gelir artışı söz konusu. Ama buna rağmen; Amerika, Avrupa, Avusturalya gibi ülkelerle karşılaştırıldığında önümüzde kat etmemiz gereken ciddi mesafe var. Sistemin istismarına asla mahal vermeden, üniversitelerimizin uluslararası öğrenci hareketliğinden aldığı payı daha da artırmalıyız. Yükseköğretimin altyapısında bunları yaparken, öğrencilerimize yönelik destekleri de göz ardı etmedik. Yıllarca, her akademik yıl başlayınca ülkenin en önemli gündemi üniversite harçlarıydı. Üniversitelerin içinde ya da dışında, gösterilerle, basın açıklamalarıyla, kimi zaman şiddet içeren eylemlerle üniversite harçları protesto edilir, bilhassa marjinal gruplar bu meseleyi sürekli istismar ederdi” ifadelerini kullandı.
-” İkna odalarından geçilerek girilen üniversite utancına son verdik”
“Bizden önceki bütün hükümetlerin kulak tıkadığı bu soruna, 2012 yılında üniversite harçlarını kaldırmak suretiyle çözüm üreten biz olduk” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28 Şubat zihniyetinin üniversitelere vurduğu en büyük darbelerden olan katsayı adaletsizliğini ve kılık-kıyafet yasaklarını ortadan kaldırdıklarını söyledi. Erdoğan,” İkna odalarından geçilerek girilen üniversite utancına son verdik. Devrim yaptığımız alanlardan bir diğeri de yüksek öğrenim yurtlarıdır. Yurtlar konusunda dünyada eşi benzeri olmayan bir sistemi ülkemize kazandırmış olmanın gururunu yaşıyoruz.182 bin olan yurt yatak kapasitesi, 22 yılda 810 bin ilaveyle 993 bine ulaştı. Yurtlarımızı; içerisinde banyosu, tuvaleti, buzdolabı, interneti bulunan otel konforunda odalara dönüştürdük” şeklinde konuştu.
“Bu karanlık günler artık geride kalmıştır”
Bu sene yurtlara başvuran her 100 öğrenciden 96’sına yurtlarda barınma imkanı sağladıklarını söyleyen Erdoğan, “Başvuran her öğrencimize burs veya kredi imkanı sağlayarak, ekonomik açıdan kendilerini destekliyoruz. Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye’nin yüksek öğrenimde yakaladığı bu ivmede; terörün, şiddetin, kavganın, çatışmanın ve uzun yıllar üniversitelerimizi esir alan ideolojik baskı ortamının ortadan kaldırılmasının çok önemli payı bulunuyor. Zira huzurun olmadığı bir üniversitede ne akademik eğitim olur; ne bilimsel çalışma, araştırma için mümbit ortam olur. Türkiye, bunun acısını özellikle 70’li yıllarda yaşamış ve bedelini çok ağır ödemiş bir ülkedir. Sizlerin de vakıf olduğu üzere geçmişte üniversitelerimiz vesayet odakları tarafından demokrasi ve hukuk dışı arayışlara alet edilmiştir. Gerek 27 Mayıs’a, gerek 12 Eylül’e, gerekse 28 Şubat dönemine giden yolun taşları, üzülerek söylüyorum, üniversiteler üzerinden döşenmiştir. Bu karanlık günler artık geride kalmıştır. Ülkemizin genelinde huzur atmosferi kökleştikçe, üniversitelerimiz de asli vazifelerini daha iyi yerine getirmeye başladı. Bunun korunmasına ve geliştirilmesine büyük önem atfediyoruz. Bu tarihi kazanımın kıymetini çok iyi bilmeli, üzerine hep birlikte titremeli ve kaybedilmesine kesinlikle müsaade etmemeliyiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kaybedilen zamanı telafi etmek ve gençliğimizin hayalleri ile Türkiye’nin hedeflerini buluşturmak adına bu süreci layıkıyla değerlendirmeliyiz. Siz hocalarımızın çabaları, öğrencilerimizin de uyanık hareket etmeleriyle üniversitelerimizi bir daha eski kötü günlerine asla döndürmeyeceğiz. Üniversite olmanın gereği olan özgürlük ortamını geliştirirken; terör örgütlerinin, marjinal yapıların, gençlerimizi ideolojik kavgalarına meze yapmak isteyenlerin bu ortamı istismar etmelerine göz yummayacağız. Bu vesileyle şu çelişkiyi de ifade etmeden geçemeyeceğim: Sizlerin çok iyi bildiği gibi Türkiye, fikir ve düşünce hürriyeti başta olmak üzere batılı ülkelerin çok sık eleştirilerine muhatap oldu, halen de oluyor. Yıllarca bize demokrasi dersi verdiler; rektör seçimlerinden diğer konulara kadar pek çok başlıkta üniversitelerle ilgili ülkemize özgürlük dersi verdiler. Ama bize en üst perdeden ahkam kesenlerin, Gazze soykırımında nasıl tavır takındıklarını hepimiz gördük” açıklamasını yaptı.
“Gazze soykırımında batılı yönetimler, İsrail’i korumak uğruna, itibarlarını kaybettikleri çok kötü bir sınav vermiştir”
Gazze soykırımının, siyonist lobinin dünyanın en prestijli üniversitelerini de tahakkümü altına aldığının bir kez daha gösterdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ” Öyle utanç verici olaylara şahitlik ettik ki; “Gazze’de soykırım var” diyen öğrenciler polis şiddetine maruz bırakıldı, yerlerde sürüklendi. Filistin için gösterilere izin veren rektörler istifa ettirildi, linç edildi, Amerikan Kongresi’nde sorguya çekildi. Barışçıl eylemlere katılan üniversite öğrencileri, “hayatınız boyunca iş bulamayacaksınız” diyerek alenen tehdit edildi. En ufak bir eleştiriye, Filistin’le ilgili destek beyanına müsaade edilmedi. Siyonist sermayenin bağış-fon adı altında dünyanın en iyi üniversitelerine hükmettiği, inkarı mümkün olmayacak bir şekilde ortaya çıkmıştır. Gazze soykırımında batılı yönetimler, İsrail’i korumak uğruna, itibarlarını kaybettikleri çok kötü bir sınav vermiştir” ifadelerini kullandı.
Hocalara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan,” Burada çok önem atfettiğim bir hususu dikkatinize getirmek istiyorum. Üniversitelerimizin kanunda yer alan görevlerini yaparken, gençlerimizin fikri tekamülleri ve karakter gelişimlerini de ihmal etmemesi mühimdir. Eğitim, ancak milli şuurla desteklendiği oranda başarılı olacaktır. Tarihini bilen, kendini bilen, özgüvenli nesiller yetiştirdiğimiz ölçüde, yarınlarımıza güvenle bakabiliriz.
Gençlerimizin iyi eğitim almaları kadar; vicdanlı, bilinçli, sorumluluk duygusuyla donatılmış olmalarını da aynı derecede önemsemeliyiz. Bakınız son günlerde milletçe yüreğimizi yakan olaylara şahit oluyoruz. Önceki ay Eskişehir’de camii avlusundaki insanlarımıza yönelik menfur bir saldırı oldu. Ardından İstanbul’da gencecik bir polis memuruz alçakça şehit edildi” dedi.
“Gençlerimizi modern popüler kültürün insafına terk edemeyiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da İkbal Uzuner ile Ayşenur Halil’in vahşice öldürülmesiyle ilgili,” Geçtiğimiz cuma günü ise hayatlarının baharındaki iki genç kızımız, vahşi bir cinayete kurban gitti. Katledilen her iki evladımıza da Allah’tan rahmet, acılı ailelerine buradan başsağlığı diliyorum. Kimi zaman dijital platformlardan yayılan cerahatin, kimi zaman sapkın akımların, kimi zaman uyuşturucu illetinin, kimi zaman alkol belasının, kimi zaman televizyon dizilerinin özendirdiği mafya kültürünün, kimi zaman da infaz ve ıslah sistemimizdeki boşlukların bu acıların yaşanmasında rol oynadığını görüyoruz. Üzülerek ifade ediyorum ki; bu vakaların ekseriyetinde fail de, mağdur da gençlerimizden oluşuyor. Millet ve devlet olarak bu hadiselerin önüne geçecek adımları atmazsak, batılı ülkelerin karşılaştığı sıkıntılarla bizim de yüzleşmemiz kaçınılmazdır. Gençlerimizi modern popüler kültürün insafına terk edemeyiz. Gençlerimizin sosyal medyanın ve dijital mecraların, her türlü melanetin bulunduğu karanlık dehlizlerinde yitip gitmelerine seyirci kalamayız” açıklamasını yaptı.
“Milletimizi asırlardır sarsılmadan ayakta tutan milli ve manevi değerlerimiz, bu mücadelede en büyük destekçimiz olacaktır.” diyen Erdoğan şunları kaydetti;
“Üniversitelerimizin daha fazla sorumluluk alması, kendilerine emanet edilen gençlerimize daha fazla sahip çıkması gerektiğine inanıyorum. Sosyal, sportif ve kültürel faaliyetlerle gençlerimizin milli kimlik inşasına üniversitelerimizin katkı vermesi gerekiyor. Her zaman söylüyorum: Mazi ile ati arasında kuracağımız köprünün en önemli ayaklarından biri üniversitelerimizdir. Teröre, uyuşturucuya, alkol bağımlığına, sapkın akımlara, suç çetelerine kaybettiğimiz her gencin vebali hepimizin üzerindedir. Önümüzdeki dönemi, tüm bu sorunların üzerine daha kararlı gittiğimiz, gereken adımları atıp netice aldığımız bir döneme tahvil etmek istiyoruz. Bu süreçte üniversitelerimizden, siz hocalarımızdan destek bekliyoruz.”
Erdoğan, 2024-2025 akademik yılının hayırlı olmasını, hocalara ve öğrencilere başarılar temenni ettiğini ifade etti.
Programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Milli Eğitim BakanıYusuf Tekin, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve çok sayıda davetli katıldı.
YÖK Başkanı Erol Özvar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, 1960’lı yıllarda ODTÜ’de Türkiye’nin ilk hava savunma sistemini geliştirmek üzere bir araya gelen ekibin, 31 Mayıs 1969’da fırlattığı Ordot isimli roketin 80 santimetre ölçekli modelini takdim etti.
Engelli öğrenci Mertcan Altun da Erdoğan’a yapay zekayla oluşturduğu bir eserini sunarak, “Bu hediyeyi bütün engelliler adına Cumhurbaşkanımıza hediye ettim. Umarım beğenir.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra bireysel, kurumsal, özel alan ve özel ödül olmak üzere 4 ayrı kategoride düzenlenen YÖK Üstün Başarı Ödüllerini sahiplerine takdim etti. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye Basketbol Federasyonu Olağan Genel Kurulu seçimlerinde Hidayet Türkoğlu, yeniden başkan seçildi. Yönetim ve mali raporların ibra edildiği genel kurula 177 delegeden 165’i katıldı. Yapılan oylama sonucunda ise Hidayet Türkoğlu 133 oy aldı. Diğer bir başkan adayı olan Ahmet Efe Aydan ise 29 oyda kaldı. 3 oy da geçersiz olarak kabul edildi.
Oylamanın ardından bir konuşma gerçekleştiren Türkoğlu, “Öncelikle herkese saygılarımı sunmak istiyorum. Buraya bazı duygularla çıktım ama nasıl konuşacağım gerçekten bilmiyorum. Keşke basketbol camiası olarak daha iletişime açık bir camia olsak. İletişim kurmadan camiamız bu yönde rahatsız etmememiz gerektiğine inanan bir insanım. Çünkü biz her zaman şeffaf, dürüst ve samimi olduk. Bundan sonra da aynı şekilde olacağımıza hiç kimsenin şüphesi olmasın. Hatalarımız oldu mu, mutlaka olmuştur. Bundan sonra da ‘olmayacak’ diyemem ama her zaman herkese bir telefon yakınlığında oldum. O yüzden beni ve ekibimi tekrar buraya bu sahneye çıkaran camia şükranlarımı teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum daha fazla konuşup burada gözyaşı dökmek istemiyorum” dedi.
4 yılda bir yapılan federasyon seçimlerinde tekrar başkanlığa seçilen Hidayet Türkoğlu yönetim kurulu listesinde şu isimler yer alıyor:
“Hakkı Harun Erdenay, Bilge Donuk, Hüseyin Beşok, Hüseyin Çağatay Özdoğru, Mehmet Fatih Öztürk, Mustafa Sarımermer, Rıza Selim Demir, Serdar Karagöz, Tolga Egemen, Yılmaz Argüden.” – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da yapılan TürkiyeBasketbol Federasyonu Olağan Genel Kurulu’nda mevcut başkan Hidayet Türkoğlu ve Ahmet Efe Aydan başkanlık için yarıştı.
2024 Paris olimpiyatlarında sonra 3 ay içerisinde kanunen yapılması zorunda olan Federasyonların genel kurullarında bugün Türkiye Basketbol Federasyonu Olağan Genel Kurulu Ankara’da yapıldı.
Yönetim ve Mali raporların ibra edildiği Genel Kurula 177 delegeden 165’i katıldı. 3 Oyun geçersiz olduğu seçimde 133 oy alan Hidayet Türkoğlu yeniden başkan seçilirken, diğer aday Ahmet Efe Aydan ise 29 oyda kaldı.
Türkoğlu, seçim sonrası teşekkür konuşmasında duygularını şu şekilde dile getirdi:
‘KEŞKE İLETİŞİME DAHA AÇIK BİR CAMİA OLSAK’
“Öncelikle herkese saygılarımı sunmak istiyorum. Buraya bazı duygularla çıktım ama nasıl konuşacağım gerçekten bilmiyorum. Keşke basketbol camiası olarak daha iletişime açık bir camia olsak. İletişim kurmadan camiamız bu yönde rahatsız etmememiz gerektiğine inanan bir insanım. Çünkü biz her zaman şeffaf, dürüst ve samimi olduk. Bundan sonra da aynı şekilde olacağımıza hiç kimsenin şüphesi olmasın. ‘Hatalarımız oldu mu’ mutlaka olmuştur. Bundan sonra da ‘olmayacak’ diyemem ama her zaman herkese bir telefon yakınlığında oldum. O yüzden beni ve ekibimi tekrar buraya bu sahneye çıkaran camia şükranlarımı teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum daha fazla konuşup burada gözyaşı dökmek istemiyorum.”
Türkiye Basketbol federasyonu başkanlığına 4 yıllığına yeniden seçilen Hidayet Türkoğlu yönetim kurulu listesinde Hakkı Harun Erdenay, Bilge Donuk, Hüseyin Beşok, Hüseyin Çağatay Özdoğru, Mehmet Fatih Öztürk, Mustafa Sarımermer, Rıza Selim Demir, Serdar Karagöz, Tolga Egemen ve Yılmaz Argüden yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Garipoğlu ailesinin oğulları Cem Garipoğlu sevgilisi olan Münevver Karabulut’u 3 Mart 2009 tarihinde Bahçeşehir’de bir villada hunharca katledilmiş ve cesedi Etiler’de bir çöp konteynırında bulunmuştu. Cem Garipoğlu cinayetten 197 gün sonra teslim olmuş ve cezaevindeyken intihar ederek hayatına son vermişti. Bir anda Türkiye’nin gündemine oturan bu cinayet sonraki yıllarda her aşaması ile Türkiye gündeminden düşmedi. Son olarak geçtiğimiz hafta ailenin başvurusu üzerine yeniden DNA testi istendi. Ailenin avukatı Rezzan Epözdemir’in başvurusunu yerinde bulan mahkeme Garipoğlu’nun mezarının açılmasını ve yeniden DNA alınmasına karar verdi. Geçtiğimiz hafta açılan mezardan alınan naaş İstanbul Adli Tıp Kurumu’na getirilerek incelendi. İncelenme sonucunda alınan DNA örneklerinin Cem Garipoğlu’na ait olduğu kararı çıktı. Bu gelişme üzerine neredeyse her gelişmesi Türkiye gündemine oturan vahşi cinayetle ilgili olarak ortaya atılan FETÖ iddiaları yeniden gündeme geldi.
Cinayetin ortaya çıkması ile Bahçeşehir’de bulunan villaya inceleme için gelen polislerin 700 bin euro’yu zimmetlerine geçirdikleri iddiası bir anda Türkiye gündemine bomba gibi düştü. Villa’da inceleme yapan polislerden 6’sı 700 bin euro’yu kayıtlara geçirmeyerek zimmetlerine geçirmişlerdi. Zimmet olayının ortaya çıkmasının ardından 6 polis memuru ve güvenlik kamera görüntülerini sildikleri öne sürülen 3 site görevlisi yargılanmaya başlamıştı.
Zimmet olayının ortaya çıkmasının ardından peş peşe açıklamalar yapan ailenin avukatı Rezzan Epözdemir zimmet olayının kişisel olmadığını paranın FETÖ’ye gittiğini iddia etmişti. Epözdemir, sanık polislerin avukatının daha sonra bir FETÖ kaçağı olduğunu da iddialarına ekledi.
Konunun yeniden gündem olmasıyla, 2018’de karara bağlanan ve evde bulunan 700 bin Euro’yu tutanaklara geçirmedikleri ve güvenlik kamera görüntülerini incelemedikleri iddiasıyla 6 polis ve 3 site görevlisinin yargılandığı dava yeniden akıllara geldi. 16 Ocak 2018’de davayı karara bağlayan mahkeme, 6 polis memuruna “Görevi kötüye kullanmak” suçundan 6’şar bin TL adli para cezası verdi. İki site görevlisi de “Suç Delilerini yok etme gizleme veya değiştirme” suçundan da 6’şar bin TL adli para cezası aldı.
Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir o günlerde iddianamenin bir türlü mahkeme tarafından kabul edilmediğine dikkat çekerek 26 Nisan 2010’da düzenlenen davanın 4 ay sonra zamanaşımına uğrayacağı konusunda uyarı yapmıştı. Epözdemir dosyaya gelen raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için kurumlara yazılan yazılara ret cevabı geldiğini anlatarak, mahkemenin harici diski incelenmesi için TÜBİTAK, İTÜ ve Adli Tıp Kurumu’na gönderdiğini belirterek, bu kurumların personel ve kalifiye eleman olmamasını gerekçe göstererek harici diski incelemediklerini ileri sürmüştü.
Mahkemenin son olarak harici diski gönderdiği jandarmanın da diskin kendilerinde olmadığını ilettiğini anlatan Epözdemir, “Adeta gizli bir el bu dosyaya dokundu ve dosyadan harici diski kaybetti. Adeta dosyaya vebalı muamelesi yapıldı. Sonrasında bir baktık ki, dosyadaki polis olan altı sanığın avukatı, MHP’deki kaset komplosundan şike kumpasına kadar birçok önemli dosyada FETÖ’nün yargı imamından bahisle hakkında tutuklamaya esas yakalama kararı olan bir avukat. Sanık polislerin avukatı Halil İbrahim Koca 17 – 25 Aralık olaylarından sonra FETÖ’den aranan biri haline geldi. O zaman bütün parçaları birleştirdik. Hem aile de hem bizde makul şüphe uyandı. Buradan elde edilen 700 bin avronun dahi bu terör örgütüne aktarılmış olabileceği kanaatindeyiz” şeklinde açıklamalarda bulunmuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Efeler Belediyesi Ekim ayı meclis toplantısının ikinci oturumu belediye meclis salonunda gerçekleşti. Toplantının açılışında kadın cinayetleriyle ilgili açıklama yapan Başkan Yetişkin, “Ülkemizde ve Aydın’da kadına karşı şiddette bir artış var. Kadın cinayetlerinde bir travma yaşıyoruz. Bir hukukçu ve önceki dönem baro başkanı olarak çok üzüntü duyduğumu bildirmek istiyorum. Cezaların daha da ağırlaştırılarak, infazın artırılması gerektiğine inanıyorum. İnfaz Kanunu’nu af kanunu gibi değerlendirmeye başladık. İnfaz Kanunu’nda, özellikle cinayetlerle ilgili, çocuklara karşı istismarlara karşı İnfaz Kanunu’nun cezalandırmaya yönelik olmasını affa dönüştürülmemesini istiyorum. Bu toplumumuzda kanayan bir yara” diye konuştu.
12 gündem maddesinin görüşüldüğü toplantıda, Efeler Belediyesi 2025-2029 yıllarını kapsayan stratejik planı meclisten onay aldı. Buna göre bütçe, 3 milyar 220 milyon TL olarak belirlendi. Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin yönetiminde gerçekleştirilen toplantıda stratejik planın yanı sıra 2025 Mali Yılı Performans Programı ve 2025-2027 Bütçe Tasarısı da oy birliği ile kabul edildi.
Başkan Yetişkin, “Önceliğimiz olan sosyal belediyeciliği, vatandaşımızla iç içe olmayı, ekonomik durumumuzu da ortaya koyarak yeni bir plan hazırladık. Umarım hep birlikte Efeler halkına önemli hizmetlerde bulunuruz. Güzel, huzurlu bir Efeler oluştururuz” dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Serginin açılışına Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, İran’ın Ankara Büyükelçiliği Kültür Müsteşarı Seyit Kasım Nazımi, İranlı karikatürist Mesud Shojai Tabatabai, yabancı misyonlardan ve siyasi partilerden temsilciler katıldı.
Belediye Başkanı Özarslan, İran’ın Türkiye için önem arz ettiğini dile getirerek, “Zalim İsrail’in Gazzemiz üzerinde gerçekleştirdiği saldırılar insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.” dedi.
Özarslan, uluslararası hukukun temel ilkelerine aykırı bu saldırıların binlerce masum sivilin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını belirterek, en büyük mağdurların kadınlar ve çocuklar olduğunu ifade etti.
İsrail’in orantısız güç kullanmasının Birleşmiş Milletler kararıyla sabit olan işgal altındaki topraklara yapılan ihlallerin açık bir göstergesi olduğunu vurgulayan Özarslan, bunun sadece Filistin halkının değil, tüm insanların vicdan hesaplaşması yaşadığı bir durum olduğunu kaydetti.
Özarslan, insan hakları ve uluslararası hukuk çerçevesinde adaletin sağlanması ve bölgede kalıcı bir barışın inşa edilmesinin zorunlu olduğuna dikkati çekerek, gelecek pazar günü düzenlenecek Gazze Yürüyüşüne tüm halkı davet etti.
Müsteşar Nazımi ise sanatın hakikatin dili olduğunu ve sanatçının hangi durumda olursa olsun sanatın ve hakikatin dilini kullanması gerektiğini belirterek, karikatür sanatının her yerde mevcut durumu eleştiren bir sanat olduğunu ifade etti.
Nazımi, İsrail’in cinayetlerini dünyaya göstermenin ve ifşa etmenin her sanatçının görevi olduğunu kaydederek, Tabatabai’nin geçmişte “ırkçı ve soykırımcı” kesimler tarafından tehditler aldığını anımsattı.
2025’in İran-Türkiye Kültür Yılı olduğunu belirten Nazımi, Keçiören Belediye Başkanlığına sergiye sağladıkları destekler nedeniyle teşekkür etti.
Karikatürist Tabatabai de Türkiye’deki karikatür sanatçılarıyla uzun yıllardır ilişkisi olduğunu ve bağlarının devam ettiğini anlatarak, son aylarda İsrail’in olimpiyatlara katılımıyla ilgili boykot adı altında bir karikatür yarışması düzenlediklerini, İran’dan sonra en çok katılımcının Türkiye’den olduğunu söyledi.
Tabatabai, Gazze’deki soykırımda son bir yılda 40 bini aşkın insanın öldüğünü ifade ederek, sergideki eserlerinde İsrail’in son 1 yıldaki cinayetleri üzerine çalıştığını söyledi.
Sergi, 6 Ekim saat 20.00’a kadar Estergon Kalesi’nde ziyarete açık olacak.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, yargılanma sırasında verilen arada, kurum ana girişi nizamiyesi karşısında bulunan kafeteryada Sinan Ateş’in ablası Selma Ateş Kazanç ile yanındakiler S.A.Y., M.K. ve B.G.’ye yönelik yaralama olayı yaşandığı hatırlatıldı. Başsavcılığın talimatıyla gözaltına alınan şüpheli M.C.K’nin, ifade işlemleri sonrası sevk edildiği Ankara Batı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce “kadına karşı basit yaralama” suçundan tutuklandığı bildirildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, dün saat 14.20 sıralarında Bursa’nın en işlek caddelerinden biri olan Altıparmak Caddesi üzerinde yaşandı. Arkadaşı Mertcan B. ile birlikte cadde üzerinde Millet Bahçesi istikametine doğru yürüyen 25 yaşındaki Hüseyin Uzun‘un arkasından gelen bir kişi, tabanca ile ensesinden vurdu. Yakın mesafede Uzun’un ensesinden girip kulağından çıkan tek kurşun cadde üzerindeki bir dükkanın içerisine düştü.
GÜVENLİK KAMERALARINDAN TESPİT EDİLDİ
Hüseyin Uzun‘un vurulmaktan son anda kurtulan arkadaşı Mertcan B. ise koşarak canını zor kurtardı. Kanlar içinde kalan genci gören çevredekiler, hemen 112 ekiplerine bilgi verdi. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi sonrası ağır yaralı olarak Çekirge Devlet Hastanesine kaldırılan Hüseyin Uzun, yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
Olay yerinden motosiklete binerek kaçan şüpheliyi yakalamak için çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, etrafta bulunan güvenlik kameralarından saldırganın kimliğini tespit etti. M.Ç olduğu öğrenilen saldırgan, polisin titiz çalışması sonucu 2 saatte yakalandı.

“MERTCAN’I VURACAKTIM”
Emniyetteki işlemleri devam eden şüpheli, verdiği ifadede, “Aramızda geçmişe dayalı alacak verecek meselesi vardı. Kendilerini takibe aldım. Cadde üzerinde yakalayınca ateş ettim. Mertcan’ı vuracaktım, yanlış kişiyi vurdum” dediği öğrenildi.
Öte yandan, Hüseyin Uzun ve yürüdüğü arkadaşı Mertcan B.’nin saldırıya uğramadan saniyeler öncesinde güvenlik kameralarına yansıdığı görüntüleri anbean kaydedilmişti. Görüntülerde Hüseyin Uzun’un saldırıya uğradığı esnada Mertcan B.’nin kaçtığı anlar saniye saniye kameraya yansıdı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu açıklamaya ilişkin TBMM’nin derhal bilgilendirilmesi gerektiğini dile getiren Özel, hem askeri hem de dış politika açısından bu tip bir durumda Türkiye‘de yaşanacaklar noktasında tüm bilinmezlikleri ortaya çıkaracak, spekülasyonları ortadan kaldıracak şekilde bilgilendirme yapılmasını istediğini kaydetti.
“KAPALI OTURUM OLMALI”
Bu bilgilendirmenin Dışişleri, Milli Savunma ve İçişleri bakanları tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Mecliste bulunduğu zamanda yapılmasının önemli olduğunu ifade eden Özel, “Bu oturumun kapalı oturum şeklinde yapılmasını önemsiyoruz. Çünkü ‘İstihbarat değeri olan bilgiler vardır, onu burada söyleyemem’ dedikten sonra bu spekülasyonların önü alınmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne açıktan tehdidi Cumhurbaşkanı dillendiriyorsa bunu bütün somut gerekçeleri, bilgileriyle milletin Meclisinden, vekillerinden gizleyemez, açıklaması lazım.” diye konuştu.
Özel, İsrail’in saldırılarına karşı her türlü diplomatik atağı, uluslararası kurumların, kuruluşların harekete geçirilmesi noktasında hükümet ne yapacaksa desteklediklerini ve fazlasını beklediklerini kaydetti.
“TEHLİKE BÜYÜKSE OTUR ANLAT KARDEŞİM”
Bir risk görülüyorsa Mecliste anlatılması gerektiğini vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimiz bilelim ve gereğini yapalım. Gün birlik, beraberlik olma günüyse bu konuda en iddialı parti biziz. Bugüne kadar Türkiye’yi parçaladınız, kutuplaştırdınız. Muhalifleri şeytanlaştırdınız. Bundan kim fayda gördü? İnsanlara ‘Açsınız, işsizsiniz, güvencesizsiniz ama tehlike büyük, oyu bana vermelisiniz’ dediniz. Tehlike büyükse otur anlat kardeşim. Biz her zaman birlikten, beraberlikten yanayız. Bu ülkenin birliğinin, beraberliğinin teminatı CHP’dir. Kurduğumuz ülkeye sahip çıkmayı biliriz.”
Birlik beraberlik için milletle kucaklaşılması gerektiğini anlatan Özel, “Önce bu toplumun dört bir tarafıyla helalleşilecek. ‘Normalleşelim’ deniliyor ama muhalifleri içeriye alıyorsunuz, endişe ettiklerinize siyasi yasak getirmenin peşindesiniz. Herkesi yıldırmanın peşindesiniz” dedi.
“NETANYAHU’NUN ALNINI KARIŞLARIZ”
“İsrail kim? Cürmü kadar yer yakar” ifadesini kullanan Özel, “İsrail’in gücü Türkiye’ye yetmez. O Netanyahu’nun hep birlikte alnını karışlarız. Ama bu sorunla Türkiye’nin gerçek sorunlarının üstünü örttürmeyiz” değerlendirmesinde bulundu.
“ERKEN SEÇİM OLURSA HEP BİRLİKTE MİLLETİN ÖNÜNE GİDERİZ”
Bir gazetecinin “Erken seçim bekliyor musunuz? Aday mısınız?” sorusunu Özel, şöyle yanıtladı: “Önümüzdeki dönemde ‘Geçim olmazsa seçim olur.’ dedim. Bugün Türkiye’de meydanlarda da soruyorum, geçim yok. Erdoğan’ın bu şartlar altında ‘5 yılı tamamlayacağım’ inadı beyhudedir, yoksulluğu, işsizliği çözmemektedir. Gelecek yıl kasım ayı görev süresinin yarısıdır. Erken seçim olursa hep birlikte milletin önüne gideriz. Erken seçim olmazsa bu milleti açlığa yoksulluğa, sefalete itip, 5 yılın sonuna doğru ‘Gelin seçimleri 6 ay önce yapalım, ben de aday olayım’… Öyle bir şey yok. ‘2025 Mart’ta seçim yapalım’ denilsin dünden razıyım, bugünden hazırım, koşa koşa sandıktayım. Bunun için biz erken seçim istiyoruz.”
“KİŞİSEL OLARAK HİÇBİR ADAYLIĞIM YOK”
Özel, genel seçimlerde artık CHP’nin ışıklarının sabaha kadar yanacağını ifade ederek, “CHP’de talip olduğum görev partiyi iktidar yapan, birinci parti yapan genel başkan olmaktır. Bunun dışında kişisel olarak hiçbir adaylığım, hiçbir hevesim, kendime dair hiçbir talebim yoktur. Talebim milletime, ülkeme dairdir. Hedefim CHP’yi iktidar yapmaktır.” dedi.
Özel, “Cumhurbaşkanlığı adaylığına yakıştırdığınız bir isim var mı?” sorusu üzerine sadece kendisinin değil, CHP üyeleri başta olmak üzere herkesin fikrine başvuracaklarını, ortak akılla, en geniş mutabakatla en iyi adayı belirleyeceklerini bildirdi.
Özel, “Yasama döneminin açılışında çok güzel fotoğraf kareleri verilirken siz burada çok sert konuştunuz. Siyasette buradan, o eski sert konuşmalara start mı verdiniz?” sorusunu yanıtlarken de Meclis resepsiyonunda en sert tepkiyi verdiğini söyledi.
“SİYASETTE ELLERİN HAVADA BIRAKILDIĞI DÖNEMİ CHP GERİDE BIRAKTI”
Özgür Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhurbaşkanı hem Türkiye’nin Cumhurbaşkanı hem de son seçimlerde 26 milyon oy almış. Partisinin 10 milyonun üzerinde üyesi var, her geçen gün biraz azalsa da. Kendisine oy verenlerin ve partisinin üyelerinin şahsında Cumhurbaşkanı’na saygı göstermek, elini sıkmak… Devlet Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partilileri temsil ediyor. Onunla selamlaşmak, bayramda telefonlaşmak… Halkların Demokratik Partisi 6,5 milyon oy almış, o seçmenin temsilcileriyle merhabalaşmak… İYİ Partiyi temsilen Müsavat Bey’e sarılmak… Bunlar siyasette olmazsa olmazlar. Bunu yapmadığınızda siz o kişilere oy vermiş kişilere saygı duymuyorsunuz, onların temsilcisi o. Siyasette ellerin havada bırakıldığı dönemi CHP geride bıraktı. Gördüğünüz gibi artık herkes geride bırakıyor. Bundan sonra bizim siyasete getirmeye çalıştığımız, mücadele, sonuna kadar ama küfürsüz, hakaretsiz mücadele.”
Söylenen her sözün tercüme edilip, yurt dışına bütün temsilcilikler vasıtasıyla gittiğine dikkati çeken Özel, Türkiye’yi dışarıda rezil etmeye, içeride de oy verenleri utandırmaya kimsenin hakkı olmadığını kaydetti.
Özel, “Narin Güran cinayetiyle ilgili açıklanamayan sizin bildiğiniz bir şey var mı?” sorusu üzerine de kendisi bir şey bilse açıklıkla söyleyeceğini, milletin bunu bilmeyi hak ettiğini ve açıklanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

FARKLI PARTİLERDEN BİRÇOK MİLLETVEKİLİ KONUK EDİLDİ
Haberler.com Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Teymur ve Genel Yayın Yönetmeni Av. Bedia Teymur’un ev sahipliğinde gerçekleşen canlı yayınlarda Haber Müdürü Olgun Kızıltepe ve program sunucusu Melis Yaşar; parti genel başkanlarını, genel başkan yardımcılarını ve farklı partilerden birçok milletvekilini ağırladı.
Canlı yayınlar esnasında Haberler.com çadırını ziyaret eden isimler arasında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da vardı
AV. BEDİA TEYMUR’DAN TEŞEKKÜR
Dijital medya için büyük bir dönüm noktası olan TBMM’deki canlı yayın sonrası bir açıklama yapan Haberler.com Genel Yayın Yönetmeni Av. Bedia Teymur, “1 Ekim 2024’te, TBMM’nin yeni yasama yılı dolayısıyla gerçekleştirdiğimiz 6 saatlik canlı yayın sırasında bizleri yalnız bırakmayan başta Adalet Bakanımız Sayın Yılmaz Tunç olmak üzere, yayın çadırımızı ziyaret eden tüm milletvekillerimize, genel başkanlarımıza, genel başkan yardımcılarımıza ve yayınımıza katılarak değerli görüşlerini paylaşan herkese şükranlarımızı sunuyoruz” ifadelerine yer verdi.

Açıklamasının devamında sürecin sorunsuz ilerlemesi için desteklerini esirgemeyen TBMM Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı, İletişim Daire Başkanlığı ve tüm Meclis personeline teşekkürlerini ileten Teymur, “Haberler.com olarak tüm izleyicilerimize de teşekkür ediyor ve bizi takip etmeye devam etmenizi diliyoruz” dedi.
Olgun KızıltepeHaberler.com – Teknoloji
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAVCILIK SORGUSUNUN ARDINDAN TUTUKLANDI
İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan İsmail Y, emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusunun ardından nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarılan İsmail Y, “Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun’a muhalefet” ile “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlarından tutuklandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Hakimler Savcılar Kurulu (HSK), Yargıtay‘a 8, Danıştay‘a 3 üye seçti.
HSK Genel Kurulu’nda bugün yapılan toplantıda, Yargıtay ve Danıştay‘ın boş bulunan üyelikleri için seçim yapıldı.
Buna göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcısı Ali Rıza San, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 19’uncu Hukuk Daire Başkanı Daire Başkanı Osman Kiper, İstanbul BAM Başkanı Murat Boylu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Kapıcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Murat Çağlak, HSK Genel Sekreter Yardımcısı Murat Pala ve İstanbul Anadolu 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Cengiz Doğan, Yargıtay üyeliğine seçildi.
Kurul ayrıca, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Ahmet Cüneyt Yılmaz, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10’uncu İdari Dava Dairesi Başkanı Cengiz Aydemir, Danıştay Genel Sekreter Yardımcısı Burakhan Melikoğlu da Danıştay üyeliğine seçti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
AAtölye’de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan Kacır, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Kacır, 7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in “canlı yayında soykırım” yaptığını, dünyanın da bu soykırımı izlediğini ifade ederek “Türkiye olarak bir an evvel bu zulmün ve katliamın durması için Filistinli kardeşlerimizin ve tüm coğrafyanın huzura yeniden kavuşması için Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde hem diplomatik kanallardan hem insani yardımlar yoluyla elimizden geleni en ileri düzeyde yapmaya gayret ediyoruz. İsrail saldırıları, etik ve ahlaki değerler üzerine yükselmeyen teknolojinin insanlık için ancak felaket olacağına dair tarihte yaşadığımız bir örnek.” diye konuştu.
İsrail’in sahip olduğu teknolojik üstünlükleri hiçbir hak, hukuk tanımaksızın başka ülkelerin topraklarını işgal etmek, masum insanların canını almak için hunharca kullanabildiğine dikkati çeken Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasını hatırlattı. Kacır, Lübnan’da çağrı cihazlarına yönelik yapılan saldırının hiç umulmadık teknolojik ürünlerin saldırı aracına dönüşebileceğini gösterdiğine işaret ederek buralarda siber güvenlik açıklarının olması ya da tedarik zincirlerinde güvensiz halkaların bulunmasının, ülkeleri hiç umulmadık ürünler üzerinden bir tehdit ve tehlikeyle karşı karşıya bırakabileceğini gösterdiğini anlattı.
“Siber güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasına dönük tedbirlerimizi artırıyoruz”
Kacır, son dönemde pek çok cihazın siber saldırılara açık hale geldiğine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye, merkezi ve kritik altyapılarını siber saldırılara karşı koruma konusunda çok kuvvetli imkanlara ve kabiliyetlere sahip. Bu konuda Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi ve bu merkezle birlikte yürütülen çalışmalar, bizim TÜBİTAK çatısı altında Siber Güvenlik Enstitümüz, üzerlerine düşen vazifeleri yerine getiriyorlar ama diğer pek çok devlette olduğu gibi bizim de aslında bu yarışta çok dinamik, çevik bir gayret içinde olma zorunluluğumuz var. Çünkü tehditler çeşitleniyor, farklılaşabiliyor. Daha önce çok daha sınırlı sayıda cihazla bağlantılı iken bugün hayatımızda pek çok cihaz artık internete açık. Kullandığımız saatten buzdolaplarına, çamaşır makinelerine, elektrikli süpürgelere, otomobillere kadar pek çok cihaz siber saldırılara açık hale geldi. Tabii ki biz de devlet olarak endüstriyel ürünlerdeki siber güvenlik ihtiyaçlarının karşılanmasına dönük tedbirlerimizi artırıyoruz.”
Siber Güvenlik Başkanlığı TBMM’nin ilk işlerinden olacak
Kacır, bu cihazların patlayıcı hale gelebileceği gibi bir düşüncenin ortaya çıkmaması gerektiğini belirterek “Siber riskler açısından bu cihazların kontrolü, denetimi konusunda yeni adımlar atıyoruz, atacağız. Avrupa’nın bu konuda Siber Güvenlik Yasası var. Bu, gelecek yıllarda devreye girecek. Biz de bu yasayla uyumlu adımlar atıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bunların sanayinin ihracat kabiliyeti açısından da önemli olduğunu vurgulayan Kacır, Türkiye’nin 262 milyar dolarlık ihracatının 100 milyar dolarının Avrupa’ya yapıldığını, Avrupa Birliği’nin bu konudaki Siber Güvenlik Yasası kapsamında ortaya koyduğu düzenlere uyup aslında endüstrinin ihracat kabiliyetinin sürmesi için de bunların önem taşıdığını bildirdi. Kacır, bunlardan daha önemlisinin de milletin güvenliği olduğunu dile getirdi.
Bu konuda daha dinamik bir gayret içinde olacaklarına işaret eden Kacır, şöyle konuştu:
“Önümüzdeki dönemde Meclis’imizin gündemindeki ilk işlerden biri Siber Güvenlik Başkanlığına ilişkin yasa çalışması olacak. Böylelikle yeni bir otorite kurulmuş olacak. Türkiye’nin siber güvenlik alanında önümüzdeki dönemde atacağı adımları daha kuvvetli şekilde atması, kamuda farklı birimler arasında koordinasyonun güçlenmesini sağlayacak. Biz Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak hem TÜBİTAK bünyesinde Siber Güvenlik Enstitüsü eliyle bu hizmetleri kamu kurumlarına sunmaya devam ediyoruz hem de önümüzdeki dönemde endüstriyel ürünlerin siber güvenliğine ilişkin üzerimize düşecek görevlere hazırlanıyoruz.”
Ürün güvenliğinin artık geleneksel olarak yürütülen çalışmalardan ibaret olmadığını, bunun önemli bileşenlerinden birinin siber güvenlik haline geleceğini vurgulayan Kacır, gelecek dönemde Bakanlığın yetki ve sorumlulukları çerçevesinde özellikle endüstriyel ürünlere ilişkin tedbirleri almayı, denetimleri ve kontrolleri gerçekleştirmeyi amaçladıklarını sözlerine ekledi.
(Sürecek)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kuşadası Belediye Meclisi Ekim ayı olağan toplantısı, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel yönetiminde Davutlar Belediye Hizmet Binası Toplantı Salonunda yapıldı. Toplantıda gündeme gelen en önemli konu, Davutlar Mahallesi’nin uzun yıllardır yaşadığı sağlık merkezi sorununun çözümü ile ilgili oldu. Belediye Meclisi, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Ege Mahallesi’ne yeni bir aile sağlığı merkezi kurulması amacıyla Kuşadası Belediyesi’nden talep edilen 2600 metrekarelik alanın tahsisi konusunu ilgili komisyonlara sevk etti. Sevk kararının ardından konuşan Başkan Ömer Günel “İl Sağlık Müdürlüğümüz bizden Ege Mahallesi’nin yaşadığı aile sağlığı merkezi sorununun çözümü için alan tahsisi talebinde bulununca bizim de kendilerinden Davutlar Mahallesi sakinlerimizin 7/24 sağlık hizmeti alabilmesi yönünde bir talebimiz oldu. Davutlar’da yaşayan hemşehrilerimiz bir enjeksiyon için bile Kuşadası merkezine gelmek zorunda kalıyor. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerde kendilerine gerekirse bizim tahsis edeceğimiz bir binada sağlık merkezi açılması talebimizi ilettik. Belediye Başkan Yardımcımız Remzi Çengel konuyu yakından takip ediyor. Bu işin peşini bırakmayacak ve kısa süre içerisinde Davutlar Mahallemizin sağlık hizmetine ulaşım konusunda yaşadığı sorunu çözeceğiz” diye konuştu.
Çevreyi kirletenlere ceza geliyor
Kuşadası Belediye Meclisi Ekim ayı toplantısında çevreyi kirleten şahıs ve işletmelere yönelik alınacak tedbirler konusu da gündeme geldi. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından gündeme getirilen, evsel katı atıklarını ilgili toplama alanları dışına atarak çevreyi kirleten ve tütün ürünleri atıklarını işletmelerinin önüne atan ve temizlemeyen işletmelere ceza uygulanması yönündeki madde, Plan ve Bütçe Komisyonu ile Hukuk Komisyonu’na sevk edildi. İlgili gündem maddesinin kabul edilmesi ile çevreyi kirleten kişi ve işletmelere 4257 sayılı Tütün Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun ve Kabahatler Kanunu’nun 41’inci maddesi uyarınca idari para cezası uygulanacak. İşletmeler 3 metreye kadar dükkanlarının temizliğinden sorumlu olacak. Başkan Ömer Günel, komisyon raporu doğrultusunda alınacak kararın çevreyi kirletenlere karşı caydırıcı bir nitelik taşıyacağını belirtti.
Çok yönlü Kuşadası tanırımı
Toplantıda Kuşadası’nın ulusal ve uluslararası alanda etkin tanıtımının yapılması için Kasım ayında İngiltere ve Polonya’da düzenlenecek turizm fuarlarına katılım kararı alındı. Karara göre 5-7 Kasım tarihleri arasında İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenecek World Travel Market ile 20-22 Kasım tarihleri arasında Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenecek olan TT Warsav fuarlarına katılım sağlanarak Kuşadası tanıtımı yapılacak.
Toplantıda alınan ve kent tanıtımına önemli katkı sağlayacak kararlardan bir diğeri ise Kuşadası ve çevresinin yerel gastronomi ürünlerinin tanıtımı için 13 bölümlük bir belgesel çekilmesi ile ilgili oldu. Belgeselin çekileceği bölgelere ilişkin gerekli izinlerin alınması ve belgeselin yasal kullanım haklarının Kuşadası Belediyesi’ne devredilmesi ile ilgili gerekli meclis kararları alındı. Toplantıda ayrıca kentler arasında bilgi ve deneyim paylaşımına imkan sağlamak amacıyla Çanakkale’nin Çan, Düzce’nin Akçakoca ve Burdur’un Bucak ilçeleri ile kardeş şehir olunması kararı alındı.
Belediye Meclis toplantısında, İmar ve Şehircilik Komisyonu üyesi İYİ Partili Eda Yurtcan’ın istifası üzerine yeni İmar Komisyonu üyesi seçimi de yapıldı. İYİ Partili Meclis Üyesi Yaser Doğan Kuşadası Belediyesi’nin yeni İmar Komisyonu üyesi oldu. Meclis toplantısında ilgili kamu kurumlarının ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alınarak hazırlanan Kuşadası Belediyesi 2024-2029 Yılı Stratejik Planı ile 2025 Mali Yılı Performans Raporu kabul edildi.
“Kuşadası’nda yaşamak Ada Mobil ile ayrıcalık haline geldi”
Toplantıda geçtiğimiz hafta hizmete giren Ada Mobil uygulaması ile ilgili olarak da açıklama yapan Başkan Ömer Günel, Kuşadası’nı iyi tanıyan genç bir ekip tarafından hazırlanan uygulamanın kent sakinlerine sunduğu avantajların yanı sıra kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistler için de önemli kolaylıklar içerdiğini söyledi. Başkan Ömer Günel, kentin turistik noktalarından ulaşım güzergahlarına; sağlık kuruluşlarından nöbetçi eczanelere kadar pek çok önemli bilgiye hızlı ve kolay ulaşım olanağı sunan Ada Mobil’in belediye ile ilgili iş ve işlemleri de rahatça yapmayı sağladığını ifade etti.
Ada Mobil uygulamasının Kuşadası Belediyesi tarafından yaşama geçirilen ya da geçirilecek olan hizmet ve projeler ile ilgili olarak kent sakinlerinin nabzını tutma olanağı verdiğine de dikkat çeken Başkan Ömer Günel, “Uygulamamız, memnuniyet anketleri yoluyla kent sakinlerimizin fikir ve taleplerine hızlı bir biçimde istatistiksel olarak ulaşma şansı veriyor. Örneğin seçim döneminde Güzelçamlı Mahallesi’ne kapalı pazar yeri yapılması ile ilgili olarak sandık koyarak referandum yapacağımı söylemiştim. Ada Mobil uygulaması ile artık sandık kurmaya gerek kalmadı. Uygulama aracılığıyla kolayca referandum gerçekleştirebileceğiz” diye konuştu. Ada Mobil uygulamasının Adalı Kart uygulamasını da bünyesinde barındırdığını hatırlatan Başkan Ömer Günel “Kuşadası’nda yaşamanın sözde ayrıcalık olmaktan çıktığı bir süreç başlıyor” dedi.
“Arsa satışı kanunlara uygun”
Toplantının sonunda Kuşadası Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Ahmet Taşkan, belediyeye ait arsa satışlarına ilişkin kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bir açıklama yaptı. Belediyelerin İmar Kanunu’nun 18’inci maddesi doğrultusunda arsa satışı yapabileceğini ifade eden İmar Müdürü Ahmet Taşkan, Belediye Kanunu’nun 69. maddesine göre belediyelerin görevleri arasında arsa ve konut üretmenin de bulunduğunu belirterek bu arsa ve konutların 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümleri doğrultusunda satışının mümkün olduğuna dikkat çekti. İmar Kanunu’nun 18’inci maddesine istinaden kamuya kazandırılan çocuk bahçesi, belediye hizmet alanı gibi taşınmazların, imar planını değiştirmek suretiyle satışının mevzuat açısından mümkün olmadığını vurgulayan İmar Müdürü Ahmet Taşkan, “Kuşadası Belediyesi’nin bu yönde taşınmaz satışı kesinlikle bulunmamaktadır” dedi.
“Doğru siyaset, doğru muhalefet”
Başkan Ömer Günel ise ‘doğru siyaset, doğru muhalefet’ vurgusu yaparak “280 milyon lira bütçeyle devraldığımız Kuşadası Belediyesi, 3 milyar lira yatırım yaptı. Bu kentin 25 yıldır kronikleşmiş tüm sorunlarını bu yönetim çözdü, çözmeye de devam ediyor. Biz, sesi gümbür gümbür çıkan, sorulan her soruya tüm açıklığı ve şeffaflığı ile yanıt veren bir yönetimiz. Siyaset de muhalefet de doğru yapıldığı sürece hiçbir itirazımız yok. Yeter ki iftiradan ve kumpastan uzak durulsun” dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>13. Sigorta Haftası kapsamında düzenlenen 3. Uluslararası Sigorta Zirvesi, İstanbul’da başladı.
Zirveye Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Başkanı Davut Menteş, Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Uğur Gülen, TSB Yönetim Kurulu üyeleri ve davetliler katıldı.
Zirvenin açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik, eylül başında açıklanan Orta Vadeli Program (OVP) ile fiyat istikrarını sağlayarak sürdürülebilir ekonomik büyümenin hedeflendiğini belirtti.
OVP’nin, yapısal reformlarla verimli, üretime odaklı, istihdam artırıcı önceliklere odaklandığını ifade eden Çelik, şunları kaydetti:
“Mali disiplin kararlılıkla sürdürülecek ve cari işlemler dengesinde kalıcı iyileşmenin sağlanmasına yönelik politikaları hayata geçirmeye devam edeceğiz. Türkiye ekonomisinin 2023’ün ikinci yarısında başlayan dengelenme eğilimi, 2024’ün ilk yarısında da devam etmiştir. Bu dönemde, net dış talebin 1,4 puanlık pozitif katkısıyla büyümenin kompozisyonunda iyileşme sağlanmıştır. 2024 yılında büyümenin yüzde 3,5 seviyesinde gerçekleşmesini hedefliyoruz.”
Çelik, büyümenin dengeli görünümünün enflasyondaki düşüş sürecine katkıda bulunduğunu vurguladı.
Enflasyon rakamlarına değinen Çelik, şöyle devam etti:
“Enflasyon, mayıs ayında yüzde 75,45 ile zirve yaptıktan sonra hızla düşmeye başladı. Enflasyonda son 3 ayda 23,5 puanlık bir gerileme yaşandı ve eylül ayı verileriyle birlikte enflasyonun yüzde 50’nin altında gerçekleşmesini hedefliyoruz. Mali disiplin her zaman Türkiye ekonomisinin en önemli çıpası olmuştur ve olmaya devam edecektir. Deprem harcamalarının etkisiyle 2023’te yüzde 5,2 olarak gerçekleşen bütçe açığının milli gelire oranı, kamu gelirleri ve deprem hariç harcamalardaki tasarruflar sayesinde yüzde 6,4 olarak OVP beklentisinin altında gerçekleşmiştir.”
Çelik, programın olumlu sonuçlarının rezerv birikiminde, düşen ülke risk priminde ve kredi derecelendirme kuruluşlarının kararlarında görüldüğüne dikkati çekti.
Son bir yılda Türkiye’nin kredi risk priminin 700 baz puandan 260 baz puan seviyelerine gerilediğini belirten Çelik, şu ifadeleri kullandı:
“2024’te, 3 büyük derecelendirme kuruluşundan not artırımı alan tek ülke konumundayız. Mali disiplinin yanı sıra para, maliye ve gelirler politikasındaki güçlü eş güdüm fiyat istikrarını desteklemekte önemli bir rol oynuyor. Enflasyonun tek haneli seviyelere gerilemesi ve vatandaşlarımızın alım gücünün kalıcı olarak artırılması temel önceliğimizdir. Makro finansal istikrarı sağlamanın yanı sıra kazanımlarımızı kalıcı hale getirmek için yapısal dönüşüme büyük önem veriyoruz. Ülkemizin uluslararası rekabet gücünü artıracak ve küresel değer zincirindeki konumunu iyileştirecek yapısal reformları, OVP’de belirlenen takvim çerçevesinde hayata geçirmeye devam edeceğiz.”
“Büyük veri ve yapay zeka teknolojileri sigorta dahil birçok sektörü dönüştürdü”
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Çelik, dünyada hızla artan büyük veri ve yapay zeka teknolojilerinin sigorta dahil birçok sektörü dönüştürdüğünü söyledi.
Veri odaklı bir finans sektörü oluşturmanın önemine dikkati çeken Çelik, “Yeni teknolojilerin benimsenmesiyle genç nüfusumuzun dijital ürünlere olan talebi sayesinde önemli yenilikçi uygulamalar ve yeni ürünler geliştirilebilecektir. Sigorta sektörü, siber güvenlik gibi önemli risklere karşı işletmelerin finansal dayanıklılığına katkı sağlayarak önemli bir koruma mekanizması sunacaktır.” diye konuştu.
Çelik, ülke ekonomisine sigorta sektörünün 2024’ün ikinci çeyreği itibarıyla 1,5 trilyon liralık bir fon sağladığını belirtti.
“Zorunlu Afet Sigortası çalışmalarında son aşamaya gelindi”
Bakan Yardımcısı Çelik, yaratılan uzun vadeli fonların, finansal piyasalar ve ekonomi üzerinde dengeleyici bir rol üstlendiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkemizin finans sektörü, 2024 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde 6,1 pay alan sigorta ve özel emeklilik sektörü, ülkemiz ekonomisine gayrisafi yurt içi hasılanın 22 katı tutarında teminat sağlayarak büyük bir katkı sunmaktadır. Hükümetimiz, sigortacılık ve özel emeklilik sektörünün finansal mimari içinde hak ettiği konuma gelmesi için her türlü desteği sağlamaktadır.”
Katılım sigortacılığının son durumu hakkında bilgi veren Çelik, temmuz itibarıyla katılım sigorta şirketleri tarafından 24,2 milyar liralık katkı payı üretildiğini ve bunun, genel sigorta prim üretimindeki yüzde 5,5’lik paya karşılık geldiğini söyledi.
Çelik, “Katılım sigortacılığı ve katılım emeklilik planlarının daha geniş kitlelere ulaşması amacıyla ulusal ve uluslararası uygulama ve standartlarla uyumlu mevzuatlar hayata geçirilecektir. Böylece, katılım sigortacılığı sektörü daha kapsamlı hale getirilerek toplumun farklı kesimlerine hitap eden çözümler sunulacaktır.” şeklinde konuştu.
SEDDK ve DASK tarafından yürütülen Zorunlu Afet Sigortası projesine ilişkin çalışmaların son aşamaya geldiğine işaret eden Çelik, projenin kısa süre içinde Meclis’e sunulup yasalaşmasının beklendiğini söyledi.
Çelik, OVP kapsamında sektörde yapılacak düzenlemelere de değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Otomatik Katılım Sistemi (OKS), işveren katkısıyla birlikte ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşecek ve tamamlayıcı emeklilik sistemi kurulacaktır. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES), standart emeklilik yatırım fonları katılımcıların birikimleri için daha fazla katma değer üretecek şekilde yeniden tasarlanacak. OKS katılımcıları, BES’teki emeklilik fonlarına erişim imkanı elde edecek, kesintilerin sadeleşmesi sağlanacak ve bu kapsamda sistemin cazibesi artırılarak fon tutarı ve katılımcı sayısı artırılacaktır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AİLE ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Ülkemizin geleceği açısından dijital okuryazarlığı yaygınlaştırmak ve çocuklarımızı dijital dünyanın tehlikelerinden, bağımlılıktan korumak hayati önem arz ediyor” dedi.
AnkaraMüzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde, Dijital Bağımlılık ve Aile Çalıştayı düzenlendi. Çalıştaya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, TBMM Dijital Mecralar Komisyon Başkanı ve AK PartiHatay milletvekili Hüseyin Yayman ile Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörü Erhan Özden katıldı. Bakan Göktaş, teknolojik gelişmelerin hızına ayak uydurmanın zor olduğu bir zamanda yaşadıklarını belirterek, “Sürekli gelişen ve değişen teknoloji, hayatımızdaki yerini giderek güçlendiriyor. Bugünü 20 yıl öncesine kıyasladığımızda adeta bir asırlık zaman geçmiş gibi hissediyoruz. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdığı gibi birtakım zorlukları, tehditleri ve tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Kişisel verilerin gizliliği, siber güvenlik riskleri, dijital zorbalık ve dijital bağımlılık bu tehlikelerden sadece birkaçıdır. Bugün sosyal medya uygulamaları kullanıcılara ait verileri toplarken, özel hayat mahremiyetini tehdit edebiliyor. Sürekli çevrim içi olma hali, stres, dikkat dağınıklığı ve üretkenlik kaybı gibi sorunlara yol açabiliyor. Yanlış bilgilerin, insanı olumsuz etkileyen kötü içeriklerin yaygınlaşmasına aracılık ederek toplumda güven bunalımına neden olabiliyor” dedi.
‘4,5 MİLYON VATANDAŞIMIZ EĞİTİMDEN ÜCRETSİZ FAYDALANDI’
Bakan Göktaş, dijital mecraların uzaktan kontrol edilebilen teknolojik bir silaha dönüştüğünü belirterek, “Ne yazık ki bunun en acı örneğine Lübnan’da şahit olduk. Bir çağrı cihazının, bir patlayıcıya dönüştürülerek insanların hayatını kaybetmelerine neden olduğunu gördük. İsrail, insani tüm değerlere meydan okuyan saldırılarıyla tüm bölge için nasıl bir tehdit olduğunu, bütün dünyaya bir kere daha gösterdi. Lübnan’a yönelik saldırılarıyla teknolojinin ve dijitalleşmenin nasıl kötüye kullanılabileceğini gözler önüne serdi. Sayın Cumhurbaşkanımız, bu saldırıların bir an evvel durdurulması için Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyaya çağrıda bulundu. Türkiye olarak, Filistin halkının asil, onurlu ve kahramanca direnişinin yanında olmaya devam edeceğiz. Yaşanılan tüm bu gelişmeler, dijitalleşmenin tehlikelerine karşı bizleri tedbirli olmayı ve yaşanılan sorunlara çözüm üretmeyi beraberinde getiriyor. Çünkü, dijitalleşme tek tek bireyleri etkilemenin ötesinde toplumlarda da köklü değişimlere neden oluyor. Aile yapısını, sosyal ilişkileri ve iletişim biçimlerini dönüştürüyor. Özellikle çocuklarımızın maruz kaldığı dijital içerikler, onların zihin dünyalarını ve dolayısıyla geleceğini doğrudan etkiliyor. Bugün sosyal medyanın etkileri ve dijital riskler, aileler için büyük bir endişe kaynağı haline geldi. Bu soruları aşmanın yolu ise ancak ve ancak bilinçli kullanım ve dijital farkındalıkla mümkündür. Bu kapsamda bakanlık olarak toplumu, aileleri, özellikle çocuklarımızı dijital dünyanın tehlikelerinden korumak için yoğun bir mesai harcıyoruz. Aile Eğitim Programımızla, dijital okuryazarlığı ve bilinçli medya kullanımını yaygınlaştırmak üzere özel çalışmalar yürütüyoruz. 2013 yılında başlattığımız bu programımızla bugüne kadar 4,5 milyon vatandaşımızın eğitimimizden ücretsiz faydalanmasını sağladık. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Eylem Planımızda dijital bağımlılıkla mücadele başlığımız altında önemli adımlar atıyoruz. Ayrıca bu yıl Türkiye’de medya ve dijital ortamların aile üzerindeki etkisini incelemeye yönelik bir araştırma başlattık. Bu araştırmayla, ailelerin dijital ortamlardan nasıl etkilendiği, toplumun algısı, beklentileri ve kullanım eğilimlerini belirleyeceğiz” diye konuştu.
‘ÇOCUKLARIN VE GENÇLERİN GERÇEKLİK ALGISINI DEĞİŞTİRİYOR’
Dijital bağımlılığın üzerinde büyük bir titizlikle durulan mesele olduğunu altını çizen Göktaş “Mücadelemizi etkili bir şekilde sürdürmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz’ın başkanlığında bağımlılıkla mücadelede yeni bir dönem başlattık. Pek çok bakanlığımızın da olduğu bu kurulla bağımlılıkla mücadeleyi tüm yönleriyle özel olarak ele alıyoruz. Ayrıca Yeşilay ile birlikte madde, alkol, tütün, kumar bağımlılığının yanı sıra; dijital bağımlılıkla mücadele çalışmaları yürütüyoruz. Dijital oyunlar çocukların ve gençlerin gerçeklik algısını değiştiriyor. Dijital oyunlar özellikle belli kesimler tarafından ergenlerin radikalleşmesinde araç olarak kullanılıyor. 2022 yılında dijital bağımlılıkla mücadeleye yönelik başlattığımız çalışmalar kapsamında 136 binden fazla vatandaşımıza ulaştık. Bu kapsamda verdiğimiz eğitimlerle mobil cihaz, sosyal medya, oyun bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konularında farkındalık kazandırmayı hedefliyoruz. Bu noktada çocuklarımız için yürüttüğümüz çalışmalara özellikle bir parantez açmak istiyorum. Çocuklarımızı, her türlü yazılı, görsel ve dijital yayınların zararlarından korumak için olumsuz içeriklere yönelik etkili bir bilinçlendirme ve takip süreci yürütüyoruz. ‘Sosyal Medya Çalışma Grubumuz’ ile çocukların olumsuz etkilenebilecekleri içerikleri tespit ederek, bunlara yönelik koruyucu, önleyici faaliyetler yürütüyoruz. Ayrıca vatandaşlarımızın çocuklar için zararlı olduğunu düşündükleri içerikleri, yayınları ve uygulamaları kolayca bildirebilmeleri için DUY İhbar Platformu’nu oluşturduk. Dijital haberleşme kanalları ve web sitesi üzerinden bildirilen tüm içerikleri titizlikle inceliyor, gerekli mercilere iletiyor ve hızlı bir şekilde aksiyon alıyoruz. Wattpad, bu kapsamda çok fazla şikayet aldığımız bir platformdu. Şikayetler üzerine yaptığımız incelemelerle, bu platformda 18 yaş altı çocuklarımızın zorbalık, şiddet, cinsel istismar, intihar, madde bağımlılığı gibi son derece olumsuz içeriklere hiçbir filtre ve kontrol mekanizması olmaksızın maruz kaldığını tespit ettik. Türkiye’de, içeriklerle ilgili şikayetlerimizi iletecek bir temsilcisi olmadığı için bu platforma erişim engeli istedik. Böyle bir uygulamaya gitmek istemezdik. Fakat çocuklarımızın sağlıklı bir ortamda büyümelerini sağlamak, zihin dünyalarını temiz tutmak ve zararlı içeriklerden korumak en önemli önceliğimizdir” dedi.
‘DİJİTAL BAĞIMLILIĞI 3 GRUPTA ELE ALACAĞIZ’
Bakanlık olarak çocukların güvenliği ve psikolojik sağlığı için çalışmaları büyük bir ciddiyetle sürdürmeye devam edeceklerini belirten Göktaş, “Ülkemizin geleceği açısından dijital okuryazarlığı yaygınlaştırmak ve çocuklarımızı dijital dünyanın tehlikelerinden, bağımlılıktan korumak hayati önem arz ediyor. Bu kapsamda çalıştayda, sizlerin de değerli katkılarıyla özellikle son yıllarda daha belirgin hale gelen dijital bağımlılığı 3 ayrı grup ile ele alacağız. Birinci grupta, bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcileri ve akademisyenlerimizle bu konuyu detaylı bir şekilde değerlendireceğiz. İkinci grupta, oyun oynayan çocuklar olacak. Onlarla dijital dünyada geçirdikleri süreyi, motivasyonlarını ve oyun oynamaya eşlik eden süreçleri ele alacağız. Üçüncü grupta ise yetişkinler yer alacak. Dijital bağımlılık sadece çocuklarla ilgili bir durum değil. Yetişkinlerle de ayrıca hem kendileri hem de ebeveyn perspektifinden çocukların süreçte nerede yer aldıklarını konuşacağız. Dijital bağımlılık ile ilgili toplumsal farkındalık yaratmanın gerekliliğine inanıyoruz. Görüşmeler sonucunda elde ettiğimiz verileri dijital bağımlılık sonucunda radikalleşme, intihar, yalnızlaşma, boşanma gibi bireysel, aile ve toplum temelli sonuçları da göz önünde bulundurarak değerlendireceğiz. Elde ettiğimiz sonuçları ve önerileri önümüzdeki günlerde kamu kurumları ile düzenleyeceğimiz çalıştayda açıklayacağız. Bu sonuçlar ve önerilere bağlı olarak dijital bağımlılıkla mücadelede bir yol haritası çıkaracağız. Bu durumu tehdit eden sorunları her yönüyle ele almak, hepimiz için büyük bir sorumluluktur” diye konuştu.
‘SADECE TÜRKİYE’NİN MESELESİ DEĞİL’
TBMM Dijital Mecralar Komisyon Başkanı ve AK Parti Hatay milletvekili Hüseyin Yayman da “Dijitalleşme meselesi sadece Türkiye’nin bir meselesi değil. Dünyanın en önemli meselelerinden bir tanesi. Her konuda olduğu gibi dijitalleşmenin de teknolojik gelişmenin de iki yönü var. Bir olumlu yönü var, bir olumsuz yönü var. Ama maalesef dijitalleşme meselesinde olumsuzluklar olumlu yönlerin çok önüne geçmiş durumda. Dijital bağımlılık yanında yapay zeka meselesi inanılmaz bir fırsat ve tehdidi beraberinde getiriyor. Bunları önümüzdeki dönemde daha çok konuşmamız gerekiyor” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in gece saatlerinde Lübnan’ın güneyine başlattığı kara harekatına ilişkin resmi açıklama İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Avichay Adraee’den geldi. Adraee X hesabından yaptığı açıklamada operasyonun birkaç köyde gerçekleştirildiğini paylaşarak şu ifadelere yer verdi:
“Siyasi düzeyde alınan karar doğrultusunda, Savunma Ordusu birkaç saat önce güney Lübnan’da, Hizbullah terör örgütünün hedeflerine ve altyapısına yönelik belirli amaç ve hassasiyetle bir kara operasyonuna başladı. Bu operasyon, sınır bölgelerindeki İsrail yerleşimlerine yönelik acil ve gerçek bir tehdit oluşturan birkaç köyde gerçekleştiriliyor. Savunma Ordusu, Genelkurmay ve Kuzey Komutanlığı’nda hazırlanan bir plana uygun olarak çalışmakta ve bu plan için son birkaç ay içinde eğitimler yapılmıştır. Kara kuvvetleri, Hava Kuvvetleri’nin hava saldırıları ve bölgedeki askeri hedeflere yönelik topçu bombardımanlarıyla desteklenmektedir; bu saldırılar piyade birlikleriyle tam koordinasyon içinde gerçekleştirilmektedir. Kampanyanın aşamaları onaylanmış olup, siyasi düzeyde alınan karar doğrultusunda uygulanmaktadır. “Kuzey Okları” operasyonu, durumu değerlendirme ile birlikte Gazze ve diğer cephelerdeki çatışmalarla paralel olarak devam etmektedir. Savunma Ordusu, savaş hedeflerine ulaşmak için mücadele etmeye ve gerekli her şeyi yapmaya devam etmekte; İsrail Devleti, vatandaşlarını korumak için çaba sarf etmektedir.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Saygısızca araç kullananları, düğün ya da asker konvoyu yaparak hem trafik güvenliğini hiçe sayanları hem de diğer araç sürücülerinin can güvenliğini hiçe sayanları affetmeyeceğiz” dedi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada E-5 Kuzey Maltepe ve Beykoz Bağlantı yolunda çakarlı lüks araçlarla drift yaparak, trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde düğün konvoyu yapıldığına dair sosyal medyada yer alan görüntülere ilişkin Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce incelendiğini açıkladı.
Bakan Yerlikaya, Sivil Trafik Ekiplerince yapılan çalışmalar sonucu; şahısların A.K., H.T., M.A.T., S.D., O.K., S.A., T.G., A.S.A., M.Ö., A.K., B.V., M.G., D.G., U.S., Ş.Ö., A.M.K., M.K., R.A. ve M.Y. olduğu tespit edildiğini ve şahıslara; 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanununun; drift yapmak, izinsiz çakar siren tertibatı bulundurmak, hız sınırının altında sürmek, konvoy yapmak, saygısızca araç kullanmak, cam film takmak, muayenesiz araç kullanmak, plaka kapatmak ve teknik değişiklik maddelerinden idari para cezası uygulandığını açıkladı.
“Saygısızca araç kullananları affetmeyeceğiz”
Şahısların, ‘Trafik Güvenliğini Tehlikeye Düşürmek’ suçundan işlem yapılmak üzere Beykoz Çavuşbaşı Polis Merkez Amirliğine teslim edildiğini aktaran Yerlikaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Saygısızca araç kullananları, düğün ya da asker konvoyu yaparak hem trafik güvenliğini hiçe sayanları hem de diğer araç sürücülerinin can güvenliğini hiçe sayanları affetmeyeceğiz. Aziz Milletimizden isteğim, bu tür araç kullananları ve trafik güvenliğini hiçe sayanları 112 ‘ ye bildirin. Biz gereğini yapıp, adalete teslim edelim. Bu tür olaylara geçit vermeyelim.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beşiktaş Teknik Direktörü Giovanni van Bronckhorst, Kayserispor deplasmanında alınan 3-0’lık galibiyet sonrası düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Sarı-kırmızılı takım karşısında savunmada iyi olduklarını söyleyen Giovanni van Bronckhorst, “Rashica’yı bugün bek pozisyonuna çektik, iyi oynadı. Hücumdan savunmaya geçiş anlamında iyi bir performans gösterdi. Aynı zamanda penaltı pozisyonunda da o vardı. Bir nevi asist yaptı. Emirhan bek oynadı. Ama Kayserispor’un bugün oynadığı oyundan dolayı merkezde konumlandı. Tüm sahada birebir oyandık. İkinci yarıda bunu daha iyi yaptık. Joao Mario orta sahada oynadı. Farklı pozisyonlarda da oynayabilme yeteneklerine sahip bir futbolcu. Gedson Fernandes bugün iyi bir gol attı. Orta sahayı kontrol altına aldık. Takımımızın bugünkü defans performansını övmeliyiz. Hiç gol yemedik. Özellikle Amsterdam’dan sonra bugün gösterdiğimiz reaksiyon çok güzel” diye konuştu.
‘HER ZAMAN HAKLI OLAMAYIZ’
Hakem hakkında sorulan soruya ise teknik adam, “Immobile pozisyonu bence penaltıydı. Ama hakemlerin kararına saygı duyup devam etmemiz gerekiyor. Bizler de her zaman haklı olamayız. Aynı fikirde olamayabiliriz. Futbolun, sporun doğasında olan bir şey. Bazen tabi istediğiniz şeyleri alamıyorsunuz. Kararlara katılamıyoruz ama kararlara katılıp devam etmemiz gerekiyor” cevabını verdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Beşiktaşlı futbolcu Cher Ndour: Umarım şampiyon biz olacağız
İlyas KAPLAN/KAYSERİ – Beşiktaşlı futbolcu Cher Ndour, Kayserispor’u 3-0’lık skorla mağlup ettikleri müsabakanın ardından yaptığı açıklamada, “Süper Lig zor bir lig. Rekabetin çok olduğu bir lig. Bugün de gördüğünüz gibi kazanmak kolay değil. Her maç çok zor. Umarım şampiyon biz olacağız” dedi.
Süper Lig’in 7’nci haftasında deplasmanda Kayserispor’a konuk olan Beşiktaş, mücadeleden 3-0’lık skorla galip ayrıldı. Karşılaşmanın ardından Beşiktaşlı futbolcu Cher Ndour açıklamalarda bulundu. Ndour, konuşmasında, “O kötü mağlubiyetten sonra çok iyi reaksiyon gösterdik. Çok iyi bir cevap verdik. İyi bir takıma karşı oynadık. Türkiye liginde bütün maçlar zor oluyor. Beraber, takım halinde oynayarak Kayserispor’a karşı iyi bir galibiyet aldık. Şimdi hemen önümüzdeki maça bakmalıyız. Avrupa Ligi’nde Frankfurt ile iç sahada oynayacağımız maçta da aynı bu şekilde iyi bir reaksiyon gösterip iyi oynamak zorundayız. Bugün oynadığım için çok mutluyum. Ben her zaman takımıma yardım için buradayım. Her zaman çok çalışıyorum, her zaman hazır olmaya çalışıyorum. Hocamızın kararlarıdır, saygı duyuyorum. Bana ne zaman ihtiyaç duyarsa, hocam ne zaman şans verirse elimden gelen en iyisini yapmaya çalışıyorum. Bugün de oynadığım için mutluyum. Süper Lig zor bir lig. Rekabetin çok olduğu bir lig. Bugün de gördüğünüz gibi kazanmak kolay değil. Her maç çok zor. Genelde şampiyonluk için 3 takım yarışıyor. Umarım şampiyon biz olacağız” diye konuştu.
“TEK DERDİMİZ BEŞİKTAŞ’A YARARLI OLMAK”
Ligde farklarını göstermek istediklerini de söyleyen Cher Ndour, “Onun için çalışıyoruz. Biz bu rekabetçi ligde çalışarak farkımızı göstermek istiyoruz. Bizim de şansımız yüksek. Evet bir forma rekabeti var ama çok tatlı bir rekabet. Hepimiz çok iyi arkadaşız. Birimizi çok seviyoruz, o anlamda da çok iyi idman yapıyoruz. Hocamızın da taktik anlayışı doğrultusunda en iyi performansı göstermeye çalışıyoruz. Tek derdimiz Beşiktaş’a yararlı olmak. Taraftarımız bugün çok iyi bir atmosfer sergiledi. Buraya 4-0 gibi kötü bir skorla geldik. Taraftarın desteğini bugün yanımızda hissettik. Galibiyeti aldıysak bunu onlar kolaylaştırdı. Onlara çok teşekkür ediyorum” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Trendyol Süper Lig’in 7. haftasında Beşiktaş, deplasmanda Kayserispor ile karşılaşırken sahadan 3-0 galip ayrıldı. Karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulunan Beşiktaş 2. Başkanı Hüseyin Yücel, “Bugün gerçekten güzel bir galibiyet aldık. Ben öncelikle büyük Beşiktaş taraftarına çok çok teşekkür ediyorum. Dünden itibaren takımlarını sonuna kadar yalnız bırakmadılar. Sonuna kadar desteklediler. Bugün de burada kapalı gişe tüm takımımızı destekliyor çünkü bunların organizasyonu da öyle kolay olmuyor. Neredeyse 24 saatte uyumadı diyebiliriz. Taraftarlarımıza çok teşekkür ediyorum. Diğer taraftan Sayın Ali Çamlı Başkan’a teşekkür ediyorum. Bizleri burada mükemmel bir şekilde ağırladılar. Misafir ettiler. Misafirperverlik örneği gösterdiler. Aynı şekilde biz de onları İstanbul’da aynı şekilde ağırlayacağız. Bir parantez de tabii ki futbolcularımıza ve teknik ekip ekibimize açmak istiyorum. Gerçekten iyi mücadele ettiler. Özellikle Ajax mağlubiyeti üzerine iki deplasman üst üste ciddi efor sarf ettiler ve çok ciddi mücadele verdiler. Bundan dolayı da hepsine tüm oyuncularımıza, tüm teknik ekibe ve sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Bugün iki tane net penaltımız verilmedi”
Takımın ikinci yarı açıldığına vurgu yapan Yücel, “İlk yarı çok iyi bir top oynamadık. Gerçi çok teknik taktik detaylarına giremem benim alanım değil. Ama ilk yarı çok memnun ettik taraftarımızı izleyenleri. İkinci yarı açıldık. Özellikle ilk golden sonra ve farklı bir şekilde galip gelmeyi başardık. Amma velakin hakem konusuna tabii ki mecburen değineceğim. Biz Beşiktaş Kulübü olarak, Beşiktaş Jimnastik Kulübü olarak, Beşiktaş takımı olarak hem rakibimizi hem de hakemi yenmek zorunda değiliz. Yani bugün iki tane çok net penaltımız verilmedi. Hadi diyorum orta hakem atladı. VAR’ın gözü önünde ekranları, monitörleri önünde bu iki penaltıyı nasıl atladılar? Madem izliyor, VAR. O zaman bizim aleyhimize verilen penaltıyı niye iptal etti? Bu arkadaşlar ekran başında uyuyorlar haksız verilen penaltıyı izleyip iptal ettiler” dedi.
“Biz hem hakemi hem rakibi yenmek durumunda değiliz”
Yücel, hakemleri töhmet altında bırakacak söylemlerden uzak durulması gerektiğini söyleyerek, “Ondan iki dakika önce Immobile’ye yapılan bir hareket var. Akşam muhtemelen tüm yorumcular aynı atağın başlangıcı yüzde yüz penaltı. Herhalde arkadaşlar nasıl olsa maçın 2-0, maçın sonu geldi, penaltı da abi ortalığı karıştırmayalım tarzında bir düşünceye sahiplerdi. Biz hem hakemi hem rakibi yenmek durumunda değiliz”
“Hakemlerimizin oyun anlayışını etkileyecek söylemlerde bulunmayalım”
Futbol camiasına çağrıda bulunan Yücel, “Ben burada futbolun bütün paydaşlarına sesleniyorum. Hakemleri lütfen töhmet altında bırakmayın. Hakemlere psikolojik baskı yapmayın. Bir hakemi tehdit etmek ne demek ya? Sen hakemi tehdit edersen ben aba altından sopa gösterirsem yarın öbür gün biri de çıkar talihsiz bir şekilde yaşanan bir futbol yorumcusunu bacağından vurur. Öbürküsü gider kendini bilmez başka bir adam, başka bir olaya teşebbüs edebilir. Bizleri göz önünde olan spor adamlarının bu tip söylemlere kendilerini çok çok dikkat etmeleri gerekiyor. Çünkü zemini biz hazırlıyoruz. Ondan sonra ah vah deyip hastanelere koşuyoruz. Geçmiş olsun ziyaretinizde bulunuyoruz. Rakiplerimize söylüyorum özellikle; tüm camialara söylüyorum. Futbol camiasına söylüyorum. Hakemlerimizi töhmet altında bırakacak psikolojik baskı anlamında onların oyun anlayışını etkileyecek hareket, davranış ve söylemlerde bulunmayalım. Hepimiz aynı ülkede yaşıyoruz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. İstenmeyen olayları olduğu zamanda böyle oldu, niye böyle oldu diye de serzenişte bulunuyoruz” ifadelerini kullandı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ – Beşiktaş Teknik Direktörü Giovanni van Bronckhorst, eksikleri çok sayıda değişiklikle tamamlamak zorunda kaldıklarını söyledi.
Trendyol Süper Lig’in 7. haftasında Beşiktaş, deplasmanda Kayserispor’u 3-0 mağlup etti. Mücadelenin ardından basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Beşiktaş Teknik Direktörü Giovanni van Bronckhorst, bugün gösterdikleri reaksiyonun çok güzel olduğunu söyledi. Van Bronckhorst, “Rashica’yı bugün bek pozisyonuna çektik, iyi oynadı. Hücumdan savunmaya geçiş anlamında iyi bir performans gösterdi. Aynı zamanda penaltı pozisyonunda o da vardı. Bir nevi asist yaptı. Emirhan bek oynadı ama Kayserispor’un bugün oynadığı oyundan dolayı merkezde konumlandı. Tüm sahada birebir oynandık, ikinci yarıda bunu daha iyi yaptık. Joao Mario orta sahada oynadı, farklı pozisyonlarda da oynayabilme yeteneklerine sahip bir futbolcu. Gedson Fernandes, bugün iyi bir gol attı. Orta sahayı kontrol altına aldık. Takımın bugünkü defans performansını övmeliyiz. Hiç gol yemedik. Özellikle Amsterdam’dan sonra bugün gösterdiğimiz reaksiyon çok güzel” diye konuştu.
“Immobile’nin pozisyonu bence penaltıydı”
Hakem kararlarıyla ilgili de konuşan Hollandalı teknik adam, “Immobile’nin pozisyonu bence penaltıydı. Ama hakemlerin kararına saygı duyup devam etmemiz gerekiyor. Bizler de her zaman haklı olamayız. Aynı fikirde olamayabiliriz. Futbolun sporun doğasında olan bir şey. Bazen tabii isteğiniz şeyleri alamıyorsunuz. Kararlara katılamıyoruz ama kararlara katılıp devam etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamada bulunan Sağlam, maç öncesindeki hedeflerinin güzel bir oyunla maçı kazanıp ardından liderlik keyfini yaşamak istekilerini söyledi.
Sağlam, ilk devre fazla üretken olmasalar da pozisyonları olduğunu kaydederek, “İkinci yarıda maalesef futbol oynanmadı. Bugün futbol adına kara bir gün, 35 yıldır futbol içerisindeyim bu kadar futboldan uzak, oyuncuların yere yattığı, autların geç kullanıldığı, taca gidecek oyuncu bulunmadığı, kalecinin autu 45-50 saniyede kullandığı, bir oyuncu yatarken bir başkasının yattığı… Türk futbolu adına çok kötü bir gündü, Türk futbolunun içerisinde böyle bir maçı oynamaktan dolayı çok üzgünüm.” değerlendirmesinde bulundu.
Maçın hakemini de eleştiren Sağlam, rakibin vakit geçirmeye yönelik hareketlerine göz yumduğunu belirtti.
Sağlam, ev sahibi olunan maçlarda 1 puanın yeterli olmadığını dile getirerek,”Ligin üst tarafında 13’er puanlı 3 takım var. Görünen o ki bu lig bundan sonraki süreçte de böyle devam edecek” şeklinde konuştu.
Şanlıurfaspor cephesi
Şanlıurfaspor Teknik Direktörü Erkan Sözeri ise rakibi iyi analiz ettiklerini ve maçta iyi mücadele ettiklerini ifade etti.
Sözeri, maç içerisinde farklı stratejiler denediklerini vurgulayarak,” Eksikliklerimiz var. Tepki göreceğim ama iyi oyun sunmaya çalışıyoruz. Ben oyunun tempo kazanmasından yanayım. İyi oyun isteyen bir teknik adamım. Yere yatmak bizim planımızda yoktu, 2 oyuncumu yere yattıkları için değiştirdim, sakatlandılar. 12 dakika uzattı, 13 dakika oynandı futbolseverler bunu görmek istemiyor.” dedi.
Kocaelispor’un iyi mücadele ettiğine değinen Sözeri,” Ertuğrul Sağlam kazanmak için iyi hamleler yaptı. Çok az hata yaptık, uzatmalarda yakaladığımız pozisyonları değerlendirebilsek 3 puanla gidebilirdik ama 1 puan da bizim için çok değerli. Bizim gibi bütçesi düşük genç takımlar için 1 puan değerli.” diye konuştu.
Bir gazetecinin, ikinci yarı sahaya 6 dakika geç çıkmalarının sebebini sorması üzerine Sözeri, “Modern protestoya her zaman varız. Böyle küçük bir şey yaptık diyelim. Sahaya çıkmama gibi bir şey asla olamaz. Başkanımız, yöneticilerimiz böyle bir şey dese bile böyle bir şey söz konusu olamaz. Profesyonel bir ligde mücadele ediyoruz, zorlu şartlarda mücadele ediyoruz. Sahaya çıkmamak gibi bir şey duymadım. Böyle bir şey olsaydı bile ben hep sahada kalmaktan yanayım.” şeklinde yanıtladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ – Beşiktaş İkinci Başkanı Hüseyin Yücel, Kayserispor maçının ardından yaptığı basın açıklamasında, “Hakemlerimizi töhmet altında bırakacak psikolojik baskı anlamında onların oyun anlayışını etkileyecek söylemlerde bulunmayalım” dedi.
Trendyol Süper Lig’in 7. haftasında Beşiktaş, deplasmanda Kayserispor ile karşılaşırken sahadan 3-0 galip ayrıldı. Karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulunan Beşiktaş 2. Başkanı Hüseyin Yücel, “Bugün gerçekten güzel bir galibiyet aldık. Ben öncelikle büyük Beşiktaş taraftarına çok çok teşekkür ediyorum. Dünden itibaren takımlarını sonuna kadar yalnız bırakmadılar. Sonuna kadar desteklediler. Bugün de burada kapalı gişe tüm takımımızı destekliyor çünkü bunların organizasyonu da öyle kolay olmuyor. Neredeyse 24 saatte uyumadı diyebiliriz. Taraftarlarımıza çok teşekkür ediyorum. Diğer taraftan Sayın Ali Çamlı Başkan’a teşekkür ediyorum. Bizleri burada mükemmel bir şekilde ağırladılar. Misafir ettiler. Misafirperverlik örneği gösterdiler. Aynı şekilde biz de onları İstanbul’da aynı şekilde ağırlayacağız. Bir parantez de tabii ki futbolcularımıza ve teknik ekip ekibimize açmak istiyorum. Gerçekten iyi mücadele ettiler. Özellikle Ajax mağlubiyeti üzerine iki deplasman üst üste ciddi efor sarf ettiler ve çok ciddi mücadele verdiler. Bundan dolayı da hepsine tüm oyuncularımıza, tüm teknik ekibe ve sizlere canı gönülden teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Bugün iki tane net penaltımız verilmedi”
Takımın ikinci yarı açıldığına vurgu yapan Yücel, “İlk yarı çok iyi bir top oynamadık. Gerçi çok teknik taktik detaylarına giremem benim alanım değil. Ama ilk yarı çok memnun ettik taraftarımızı izleyenleri. İkinci yarı açıldık. Özellikle ilk golden sonra ve farklı bir şekilde galip gelmeyi başardık. Amma velakin hakem konusuna tabii ki mecburen değineceğim. Biz Beşiktaş Kulübü olarak, Beşiktaş Jimnastik Kulübü olarak, Beşiktaş takımı olarak hem rakibimizi hem de hakemi yenmek zorunda değiliz. Yani bugün iki tane çok net penaltımız verilmedi. Hadi diyorum orta hakem atladı. VAR’ın gözü önünde ekranları, monitörleri önünde bu iki penaltıyı nasıl atladılar? Madem izliyor, VAR. O zaman bizim aleyhimize verilen penaltıyı niye iptal etti? Bu arkadaşlar ekran başında uyuyorlar haksız verilen penaltıyı izleyip iptal ettiler” dedi.
“Biz hem hakemi hem rakibi yenmek durumunda değiliz”
Yücel, hakemleri töhmet altında bırakacak söylemlerden uzak durulması gerektiğini söyleyerek, “Ondan iki dakika önce Immobile’ye yapılan bir hareket var. Akşam muhtemelen tüm yorumcular aynı atağın başlangıcı yüzde yüz penaltı. Herhalde arkadaşlar nasıl olsa maçın 2-0, maçın sonu geldi, penaltı da abi ortalığı karıştırmayalım tarzında bir düşünceye sahiplerdi. Biz hem hakemi hem rakibi yenmek durumunda değiliz”
“Hakemlerimizin oyun anlayışını etkileyecek söylemlerde bulunmayalım”
Futbol camiasına çağrıda bulunan Yücel, “Ben burada futbolun bütün paydaşlarına sesleniyorum. Hakemleri lütfen töhmet altında bırakmayın. Hakemlere psikolojik baskı yapmayın. Bir hakemi tehdit etmek ne demek ya? Sen hakemi tehdit edersen ben aba altından sopa gösterirsem yarın öbür gün biri de çıkar talihsiz bir şekilde yaşanan bir futbol yorumcusunu bacağından vurur. Öbürküsü gider kendini bilmez başka bir adam, başka bir olaya teşebbüs edebilir. Bizleri göz önünde olan spor adamlarının bu tip söylemlere kendilerini çok çok dikkat etmeleri gerekiyor. Çünkü zemini biz hazırlıyoruz. Ondan sonra ah vah deyip hastanelere koşuyoruz. Geçmiş olsun ziyaretinizde bulunuyoruz. Rakiplerimize söylüyorum özellikle; tüm camialara söylüyorum. Futbol camiasına söylüyorum. Hakemlerimizi töhmet altında bırakacak psikolojik baskı anlamında onların oyun anlayışını etkileyecek hareket, davranış ve söylemlerde bulunmayalım. Hepimiz aynı ülkede yaşıyoruz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. İstenmeyen olayları olduğu zamanda böyle oldu, niye böyle oldu diye de serzenişte bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – İsrail’in Lübnan’da sürdürdüğü kara operasyonları sonrası, Türk uyruklu Yunus Resul, Beyrut’taki gelişmelere ilişkin ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Annesi ile Beyrut’ta yaşayan Resul, “Operasyon noktasına biraz uzakta kalıyoruz fakat Beyrut’un güneyinde çok acı şeyler oluyor. Bomba seslerini duyabiliyoruz” dedi.
İsrail’in gece saatlerinde Lübnan’a başlattığı kara harekatı nedeniyle bölgede bulunanlardan yardım talepleri geliyor. Beyrut’ta yaşayan Türk uyruklu Yunus Resul, İsrail’in operasyon bölgesine biraz uzak olduklarını fakat bomba seslerini duyduklarını vurguladı. İsrail’in şimdilik Lübnan’ın güneyinde saldırılarını yoğunlaştırdığını belirten Resul, “Beyrut’a sadece hava saldırıları düzenleniyor” ifadelerini kullandı.
Beyrut’taki insanların ne yapmayı planladığı sorusuna yanıt veren Resul, “Aslında Lübnan’ı terk edebilenler ediyor fakat şimdilik tek bir şirket bunu gerçekleştirebiliyor hava yoluyla. 3 hafta sonraya kadar boş yer yok. Ayrıca, Lübnan’ın güneyindeki şirket de insanları sadece gemiyle/botla Türkiye’nin Mersin kentine götürüyor. Şimdilik biletler 300 dolar ama sanırım bu ücret 800 dolara kadar çıkacak. Buradan birisi bana ailesiyle gitmek istediğini söyledi fakat şirket birden fiyatları arttırmış. Uçak biletleri de çok pahalı ve hiç yer yok. Ayrıca, arabalarıyla Suriye’ye giden insanlar da var. Neredeyse 1 milyon kişi bu şekilde Suriye’ye gitti” diye konuştu.
Resul, bölgede ekonominin ve kaynakların çok kısıtlı olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:
“Lübnan’ın dışına çıkabilen çıkıyor ama parası olmayanlar hiçbir şey yapamıyor. Türkiye’nin Lübnan Büyükelçiliği’nin bizim için uçak veya gemi göndermesini bekliyoruz. Günlerdir Beyrut’un önemli binalarına ve yerleşim yerlerine yapılan saldırılar bizler için korkutucu ve endişe verici oldu. İsrail’in insansız hava araçları gece gündüz Beyrut ve Beyrut banliyöleri üzerinde uçuyor, insansız hava araçlarının sesi çok yüksek ve insanlar uyuyamıyor. Ancak, ister güney Lübnan’dan ister Beyrut’un banliyölerinden olsun, etkilenen bölgelerden büyük bir göç var. Annem yaştan dolayı gelemez, çünkü bota binemez” dedi.
“Büyükelçilikle temasa geçtik”
Büyükelçilikle temasa geçtik ve bize henüz bir tahliye planı olmadığını, ancak gerçekleşmesi halinde büyükelçiliğin resmi sayfasında ve sosyal medyada bir duyuru yapılacağını söylediler. Bunun yakında gerçekleşmesini umuyoruz. Ancak korku şu ki, tahliye edildiklerinde Lübnan’daki Türk vatandaşlarının çoğunun Türkiye’de yaşayacak evleri yok. Lübnan’daki işlerini kaybedebilirler, bu da bir çaresizlik”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Burak Yılmaz, teknik direktörlük görevini bıraktı
KAYSERİ – Kayserispor Teknik Direktörü Burak Yılmaz, Beşiktaş maçının ardından yaptığı açıklamasında görevi bıraktığını söyleyerek, “Ben gidersem kan değişikliği ile takıma yararlı olabilirim” dedi.
Trendyol Süper Lig’in 7. haftasında Kayserispor, konuk ettiği Beşiktaş’a 3-0 mağlup oldu. Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Kayserispor Teknik Direktörü Burak Yılmaz, bahanesinin olmadığını ve takımın bir kıvılcımla geri dönmesini istediğini söyleyerek, “Maçla alakalı söyleyeceğim, 60 dakika yaptığımız planın hepsi tuttu. Önde baskı ve kalacağımız pozisyonlarla geçiş kovaladık ve buna çok fazla muvaffak olduk ilk 60 dakika ama bitiremedik. Bitiremeyince de iki takım arasındaki kalite farkı ortaya çıktı. Beşiktaş bugün büyük takım kötü de oynasa nasıl kazanır gösterdi bize. O yüzden kendilerini tebrik ediyorum. Bu maçın da son yarım saati golü yedikten sonra konuşabiliriz, tartışabiliriz ama mutlaka gerekçelerimiz var. Ben Göztepe maçı haricinde oyun olarak çok çok mutluydum ama kazanamamak bizi, şehri ve eminim sizleri çok yıpratıyor. Kazanmamız gerekiyordu. Fikstürümüz de olur. Hiç bahane yok. Kesinlikle bahane yok. Bir sürü sakatımız hiçbir bahanem yok. Kesinlikle başarılı olmamız gerekiyordu” ifadelerini kullandı.
“Gidiyorum ama transfer yüzünden değil”
Kayseri şehrini çok sevdiğini vurgulayan Yılmaz, “Ben size geldiğim zaman şunu söyledim hatırlıyorsanız; Bu şerefli görevi bana geçen sene verdiler ve ben de aslan gibi yaptım ve takımımızı kümede bıraktık. Allah’ımıza şükürler olsun. Ben geçen seneden biliyordum transfer cezası olduğunu. Bu sezon başında da transfer olursa bırakıp gitmeyeceğim dedim size. Bugün gidiyorum ama transfer yüzünden değil. Ben bu şehri çok seviyorum. İster inanın ister inanmayın. Ben bu insanları çok sevdim. Başkanımı, valimi, belediye başkanımı, bakanımı, vekilimi taraftarlarımızı hepsini çok sevdim. O yüzden bir şey kaldı. Bu da takımın değişmesi ve bu takımın bir kıvılcımla tekrardan eskiye dönmesi için hocanın gitmesi” dedi.
“Kan değişikliği ile takıma yararlı olabilirim”
Burak Yılmaz, takımı düşündüğü için görevi bırakması gerektiğini söyleyerek, “Artık hoca değişmesi lazım. Çünkü biz her şeyi yapıyoruz. Çalışıyoruz, uyumuyoruz, baskıyı değiştiriyoruz, oyun kurmayı değiştiriyoruz. Kavga ediyoruz, sarılıyoruz, değişmiyor. Artık bir şey kaldı, hocanın gitmesi. Ben bu şehre bırakıp da iyilik yapmak istiyorum. Belki ben gidersem bir kan değişikliğiyle Kayserispor’umuza böyle yararlı olacağını düşünüyorum. O yüzden bugün itibarıyla bırakıyorum. Hakkım varsa helal olsun. Sizler de hakkınızı helal edin. Çünkü bana geçmiştir. Bizim de geçtiği için helaldir. Ben başkanıma, tüm şehre, tüm büyüklerime teşekkür ediyorum. Bana güvendiler. Bu şerefli görevi verdiler ama bugün itibariyle Kayserispor’u düşünüyorsam, bu oyuncuları seviyorsam, benim bugün bırakmam lazım. Ben bir kere 18-19 yaşındaki çocuklarla oynuyorum demedim. Ben size bir kere 7 tane eksiğim var demedim. Asla demedim. Demeyeceğim de. Bugün de çıktı Baran. Sahanın en iyisi. O çocuğa lütfen sahip çıkın. O çocuğa sarılın. Onu pamuklara sarın çok değerli. Hakkınızı helal edin” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy; önümüzdeki yıl 20 şehirde gerçekleştirilecek festival noktalarına Kayseri’nin de eklendiğini açıkladı. Şehrin önde gelenlerinin hummalı çalışmalarının sonuç verdiğini ve müjdelerin arka arkaya geldiğini ifade eden AK Parti Kayseri İl Başkanı Fatih Üzüm; “2021 yılında İstanbulBeyoğlu Kültür Festivali ile Kültür Bakanlığımız bu şekilde bir aksiyon aldı ve bir organizasyon başlattı. Sonra 2022 yılı içerisinde Ankara, Çanakkale, Diyarbakır ve Konya da buna dahil oldu. En son 2024 yılı itibariyle de 16 ilimizde Kültür Yolu Festivali düzenleniyordu. Bununla ilgili geçen sene Hulusi Akar Bakanımız başta olmak üzere Ayşe hanım, Şaban Çopuroğlu vekilimiz, Murat Cahid Cıngı ve Bayar bey gerçekten oldukça ısrarlı çalışmalar yaptı. Keza Memduh Başkanım dilinden hiç düşürmedi, Turizm Bakanımız ve bakan yardımcımızı ziyaretlerinde söyledi. Vali bey bu şehir için kazanç, kültür ve turizme verdiği önemi biliyoruz. Sonuçta şunu görüyoruz; Kayseri’de tek vücut; hem AK Parti’nin tüm milletvekilleri, hem büyükşehir belediye başkanı hem de vali bey bu yolda gayretli ve hummalı bir çalışma gerçekleştirdiler. Kayseri’miz de artık 2025 yılı için Kültür yolu Festivali’ne dahil oldu. Kültür Yolu Festivali; sanatı, kültürü, tarihi bir araya getiren çok önemli festivallerdir. İçerisinde konser, sergi, gastronomi, bale, tiyatro, opera, beceri atölyeleri gibi faaliyetlerle 7’den 77’ye herkese ulaşan faaliyetlerdir. Biz de gelecek sene Allah izin verirse Kayseri’nin Kültür Yolu Festivali’nde yer almasıyla bu keyfi yaşatacağız. Çalışmalarımız hummalı bir şekilde devam ediyor, müjdelerimiz arka arkaya geliyor. Allah’ın izniyle nice yeni icraatlar ile çalışmalarımız hızla devam edecek. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TÜİK, 2021-2023 dönemine ilişkin yükseköğretim beyin göçü istatistiklerini açıkladı. Verilere göre, yükseköğretim mezunları arasında 2015’te yüzde 1,6 olan beyin göçü oranı, 2023’te yüzde 2’ye yükseldi. Her 100 yükseköğretim mezunundan 2’si beyin göçüyle Türkiye’den ayrıldı. Göç oranının kadınlarda yüzde 1,6, erkeklerde ise yüzde 2,4 olduğu görüldü. En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı, yüzde 6,8’le bilişim ve iletişim teknolojileri oldu. Bu alanı, yüzde 4,4’le mühendislik, imalat ve inşaat, yüzde 2,6’yla doğa bilimleri, matematik ve istatistik izledi.
Geçen yıl beyin göçü üzerine bir rapor hazırlayan SODEV Başkanı Rasim Şişman, TÜİK’in 2021-2023 dönemine ilişkin yükseköğretim beyin göçü istatistiklerini değerlendirdi. Şişman’ın değerlendirmesi şöyle:
“TÜİK’in ‘beyin göçü’ istatistikleri dezenformasyondur”
“Bu sonuçlar, TÜİK’in istatistiki olarak yaptığı bir dezenformasyondur. Öncelikle biz, göçenlerin sayısına değil, toplumdaki göçme eğilimine baktık. Biz ‘İmkanınız olsa gider misiniz?’ diye sorduk. Dolayısıyla bizim elimizdeki bulgularla, TÜİK’in yayınladığı bulgular örtüşmüyor. Peki, TÜİK bu dezenformasyonu neden yapıyor? Bu önemli bir soru. Seçmen, beyin göçünün, ülkenin hem bugünü hem de geleceği açısından büyük bir sorun teşkil ettiği farkında. İktidar, bu durumun seçmende bir rahatsızlık yarattığını görüyor ve meseleyi itibarsızlaştırmaya çalışıyor. İnsanlar, ülkenin en iyi eğitimli, en iyi üniversitelerinde okuyan gençlerinin kaçarcasına, yurt dışına gittiğinin farkında. Bu konu da aslında doktorların göçüyle somutlaştı. Seçmen nezdinde büyük ölçüde doktorların göçüyle somutlaştı. İnsanlar hastaneye gittiğinde, Türki cumhuriyetlerden gelen, Suriye’den gelen, başka ülkelerden gelen doktorlara muayene oluyorlar. Adını bile telaffuz edemediği doktorlara muayene oluyorlar. Çünkü bu ülkenin en iyi üniversitelerinde okuyan, en iyi yetişmiş doktorları yurt dışına göçmek zorunda kaldı.”
TÜİK’in sadece lisans programı verileri üzerinden bu rakamları hazırladığına işaret eden Şişman, şöyle devam etti:
“TÜİK yeniden araştırma yapmalıdır, yoksa biz yapar gerçek sonuçları paylaşırız”
“Her araştırma, belirli sınırlıklar içerisinde olur. Burada gördüğüm kadarıyla TÜİK lisans mezunlarına almış ama bildiğiniz üzere son yıllarda açtıkları tabela üniversiteleri sebebiyle AKP iktidarı döneminde lisans mezunu da tam dört katına çıktı. Ben bu araştırmayı bu ülkenin akıl sermayesi olarak gördüğümüz, bu ülkenin entelektüel sermayesi olarak gördüğümüz köklü, saygın, lise ve üniversitelerden mezunlarla yeniden yapmalarını bekliyorum. Eğer onlar bu araştırmayı yapmazsa zaten biz yapar, gerçek sonuçları kamuoyuyla paylaşırız. Sadece mezun olunan lisans programları üzerinden değil, çünkü beyin göçünün içerisinde işte master hatta doktora mezunları da var, bunların da katılması lazım. Elbette bu mesele ‘gidiyorlarsa gitsinler, buralar boş kalmaz merak etmeyin’ diyen bir akla kurban edilemeyecek kadar değerli ve bu sorun buna neden olanların gerçeklikten kopmuş biçimde masa başında tasarladıkları eve dönüş projeleriyle de çözülemeyecek kadar derin ve çok katmanlıdır.”
Kendi yaptıkları araştırmadan bulgular da paylaşan Şişman, AKP seçmeni içerisinde dahi ciddi bir oranda yurtdışına yaşamak isteyen kesimin olduğuna dikkati çekerek, şunları aktardı:
“Memnuniyetsizlik, kişisel bir memnuniyetsizlikten toplumsal bir memnuniyetsizliğe dönüşmüş”
“2023’teki araştırmasının en dikkat çekici birisi o dönem konuştuğumuzda eğitimli AKP seçmeninin yüzde 44’ü, MHP seçmeninde yüzde 52’si imkan olursa yurt dışında yaşamak istiyor sonucu çıkmıştı. Yüzde 23 kesimde hayatından hiç memnun değildi. Biz katılımcılara genel olarak ‘Yaşamınızda ne derece memnunsunuz’ diye sorduk. ‘Memnunum’ diyenlerin oranı yalnızca yüzde 29.2 idi. Katılımcıların yaş ve cinsiyet kırılımlarına göre memnuniyet durumlarına baktığımızda da genele yansıyan bir mutsuzluk halini çok açık biçimde görüyoruz. Bu memnuniyetsizlik hali de herhangi bir siyasal görüşe bağlı değil. Ülke topyekün içerisinde bulunduğu yaşamdan mutsuz. Fakat iktidar seçmeni ile muhalefet seçmeni arasında elbette farklar gözleniyor. Memnuniyetsizliğin kişisel bir memnuniyetsizlik olmaktan öte, toplumsal bir memnuniyetsizliğe taşındığını da görmüş vaziyetteyiz.”
Araştırmalarında fırsat eşitsizliğine ilişkin de ciddi bulguların olduğunu anımsatan Şişman sözlerini, şöyle sürdürdü:
“AKP seçmenindeki memnuniyetin sebebi kayırmacılık”
“‘Türkiye’de başarılı biri ne derece yükselebilir’ diye sorduk. ‘Yükselebilir’ diyenlerin oranı yalnızca yüzde 28. ‘Ne derecede fırsat eşitliği var’ diye sorduk. Yanıt yok. Bu yüzde 28’lik oran bunu gösteriyor. Yaş kırılımına baktığımızda 30-39 yaş aralığı görece bir kariyer sıçraması olma ihtimalinin en yüksek olduğu aralıktır. Bu yaş aralığında bile insanların eşitsizlikle yüzleştiklerini ve inançlarını yitirdiklerini gördük. Siyasi partiler arasındaki farktan bahsetmiştim az evvel. ‘AKP seçmeninde başarılı biri ne derece yükselebilir’ diye sorduğumuzda ‘Yükselebilir’ diyenlerin oranı yüzde 44.5 iken, CHP’ye oy verenlerde bu oran yüzde 14.9, DEM Parti’ye oy verenler içerisinde bu oran yüzde 1.9. Yani AKP’nin kendi eko çemberinde kurduğu mekanizmalar sayesinde içerisindekiler için daha fazla makama erişmek mümkün. Dolayısıyla o ekosistemdekiler görece daha mutlu. Geri kalanlar ise bir o kadar mutsuz. Bu noktada Türkiye’deki nepotizm gerçeği tüm çarpıcılığıyla bir kez daha karşımıza çıkıyor. Kayırmacılığın yarattığı fırsat ve avantajlar sayesinde AKP seçmeninde memnuniyet oranının daha yüksek olduğunu açıklıkla görüyoruz. Şimdi soruyorum; bir siyasi partiye oy verenler içerisinde bu oran yüzde 44.5 iken başka bir siyasi partiye oy verenler içerisinde bu oran yüzde 1.9 ise o ülkede toplumsal adaletten nasıl söz edilebilir?
“Muhalif seçmen kendini özgür hissetmiyor”
‘Siyasi düşüncelerinizi ifade ederken kendinizi ne derece özgür hissediyorsunuz’ diye sorduk. ‘Özgür hissediyorum’ diyenlerin oranı yüzde 23.4. MHP’li seçmenlerin içerisinde siyasi düşüncelerini ifade ederken kendisini özgür hissedenlerin oranı yüzde 23.2, AKP seçmeninde yüzde 42, CHP seçmeninde yüzde 8 ve DEM Parti seçmeninde bu oranı ne biliyor musunuz? Sıfır! Çok acı.”
Asıl sonuçların göçmen eğiliminin baz alınarak yapılması gerektiğine vurgu yapan Şişman değerlendirmesini, sözlerini şöyle tamamladı:
“Düşük gelire rağmen özgür ve laik bir ülkede yaşam AKP ve MHP seçmenin de hayali”
“TÜİK’in bu araştırmayla istatistik olarak bir dezenformasyon yaptığını söylemiştim. Bunun sebeplerinden bir tanesi de bu. Biz göçen sayısına bakmadık, göçme eğilimine baktık. Burada da bu eğilim apaçık ortada. ‘Hayatınızın kalan kısmını yurt dışında geçirme imkanınız olsa gider misiniz’ diye sorduk. Ülkenin yarısından fazlası imkanı olsa yurt dışına gideceğini ifade ediyoruz. Bugün imkanı olsa hayatının geri kalanını yurt dışında geçirmek isteyen AKP seçmenin oranı yüzde 44 iken, MHP seçmeninde bu oran yüzde 52.2. Yani AKP’nin yarattığı ülkede yaşamak istemeyen AKP seçmeni, yaşamak isteyenden daha fazla. Sonuç olarak şunu görüyoruz. Çalışan, çalışmayan, iktidar seçmeni, muhalefet seçmeni, neredeyse top birikim herkes gitmek istiyor. Yurt dışı imkanı olarak karşınıza iki seçenek sunulsa hangisini tercih ederdiniz diye sormuştuk. ‘Ayda 10 bin dolar maaşla Suudi Arabistan’da mı yaşamak istersiniz, Ayda 5 bin dolar maaşla İsviçre’de mi yaşamak istersiniz diye’ sorduk. ‘Ayda 10 bin dolara Suudi Arabistan’da yaşamak isterim’ diyenlerin oranı yüzde 11.4 iken, ‘5 bin dolar maaşla İsviçre’de yaşamak isterim’ diyenlerin oranı yüzde 88.6. Yani gördüğünüz üzere insanlar daha yüksek gelir yerine daha düşük gelirle de olsa özgür ve laik bir ülkede yaşamayı tercih ediyor. Düşük gelire rağmen özgür ve laik bir ülkede yaşam AKP ve MHP seçmenin de hayali.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, Ankara’da ilçe ziyaretlerini sürdürüyor. Akyurt’un ardından Pursaklar‘ı ziyaret eden Kaya, önce CHP İlçe Başkanlığı’na gitti. Kaya’yı İlçe Başkanı Hüseyin Benek ve Pursaklar Kadın Kolları Genel Başkanı Halise Gürel karşıladı. Benek, “Zor bir bölge ama biz zorluğa da alıştık. Normal geliyor. Mesela sandık hallediyoruz. Zorlanmıyoruz. Çalışmalarımız iyi çünkü oy oranlarımız yüzde 20 arttı. Pursaklar yenilendi. Genel bir rüzgarın da etkisi var bizim de etkimiz var. Geldiğiniz için hepinize teşekkür ederim” dedi.
Asu Kaya ise şöyle konuştu:
“Adaylık açıklamamdan sonra en dezavantajlı bölgelerde saha çalışması yapacağımızı esas politikamızı da saha çalışmasının üzerine kurgulayacağımızı, yapılandıracağımızı ifade etmiştim. ve bu bağlamda burada çok ilginç bir diyalog gelişmişti. Pursaklar İlçe Kadın Kolları Başkanımız demişti ki benim orası çok zor demişti. Rozetinize, bu güzel örtünüze neler neler söylendiğini hepimizle paylaşmıştınız. Şimdi bunları tekrar paylaşmayacağım. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Parti genel merkezimizin Türkiye’de, tüm Türkiye’de o değişim rüzgarıyla birlikte kazandığı başarı elbette ki ilçe örgütlerimizin, il örgütlerimizin, tüm kademe yöneticilerimizin, gençlik kollarımızın, kadın kollarımızın katkılarıyla oldu.
“Sahalarda çalışacağız”
CHP’de her yerde çalışıyoruz biz ama az önce işte Akyurt’taydık. Akyurt’u gördük. Şimdi Pursaklar’dayız. Biraz daha çalışmanın meşakkatli olacağı yerler olacak ama takdir ederseniz az önce Akyurt’ta aslında çok da zorlanmadık biz. Sadece tatlı bir gülümsemeye nezakete hal hatır sormaya bakıyor aslında. Orada karşılaştıklarımızın birçoğu farklı siyasi partilere gönül vermiş, yahut da sadece oy vermiş insanlardır. Ama biz CHP işte böyle herkesle, her bireyle, her yerde kucaklaşacağız el sıkışacağız ve ilk seçimde de bizim iktidar olmamızın esas anahtarlarından biri de bu olacak. Bugün bunun için buradayız, Pursaklar’dayız. Sonrasında Sincan’a gideceğiz. Bugün değil ama bir sonraki Ankara programımız Sincan olmalı. Sonra Altındağ demiştik. Bu sahalarda çalışacağız. Böylelikle buradan başlayarak tüm Türkiye’ye çalışma modelimiz yansıyacak. Kadın esnaflarla, erkek esnaflarla da cinsiyet ayırt etmeksizin, kadın kolu dediğimiz zaman sadece kadınlarla el sıkışan kadınların derdini dinleyen değil toplumun tüm kesimlerini cinsiyet ayırt etmeksizin dinleyen, onun mağduriyetiyle hemhal olan, onu gözeten bir yaklaşımda olacağız. İktidarımızın anahtarı da bu olacak. İşte bu iktidarın anahtarlarından biri de CHP’li kadınların elinde.”
Vatandaş: “20 yıldır AK Partiliyim. Şu anda değilim”
Kaya, daha sonra çarşamba pazar yerindeki esnafı da ziyaret ederek, pazar alışverişine gelen vatandaşları dinledi. Bir vatandaş, 34 yaşındaki oğlunu geçim sıkıntısından dolayı evlendiremediğini belirterek, “20 yıldır AK Partiliyim. Şu anda değilim. Duyun bunu. Oğlum işsiz, eşsiz, evsiz. Ben soğan almışım karnımı doyurmuşum, oğlum mutlu olmadıktan sonra bana zehir olsun. Baştakilere zehir olsun” diye konuştu.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Kültür ve Turizm BakanıMehmet Nuri Ersoy, 18 Eylül’de hayatını kaybeden ressam Mustafa Ayaz’ın müzesinde yer alan ‘Tutkulu İki Yürek’ sergisini ziyaret etti.
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Ankara’da 21 Eylül tarihinde açılan ‘Tutkulu İki Yürek’ sergisini ziyaret etti. Bakan Ersoy ziyaret çerçevesinde, Türk resim sanatının iki unutulmaz ismi olan Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Eren Eyüboğlu’nun eserlerini inceledi. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 49’uncu ölüm yıl dönümünde gerçekleştirilen ve Eyüboğlu ailesinin izlerini günümüze taşıyan koleksiyon sunan sergide Bakan Ersoy’a küratör Siret Uyanık eşlik etti.
“Çağdaş Türk Resim Sanatının dünü kadar yarınlarına da izini ve ismini nakşeden bir büyük ustanın hatırasını barındırmakta”
Ziyaretin ardından Bakan Ersoy, 18 Eylül tarihinde hayatını kaybeden ressam Mustafa Ayaz’ın anı defterini imzaladı. Ersoy anı defterinde, “Bu çatı; eserleri, verdiği ilham, açtığı yol ve yetiştirdiği insanlarla Çağdaş Türk Resim Sanatının dünü kadar yarınlarına da izini ve ismini nakşeden bir büyük ustanın, bir öncünün ve öğretmenin derin hatırasını barındırmakta. Merhum Mustafa Ayaz’ı saygıyla anarken, büyük ustanın mirasının sanatı ve sanatçıyı desteklemeye devam ettiğini görmekten büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim. Ruhu şad olsun” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin ilk katıldığı bienal olan 1957 Sao Paulo Bienali’nde ödül aldığı, nonfigüratif tarzdaki ‘Meyveler’ adlı eser başta olmak üzere birçok eserin görülebileceği sergide, Eren Eyüboğlu’ndan 30, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan ise 49 eser yer alıyor.
Mustafa Ayaz’ın kurduğu Mustafa Ayaz Müzesi’nde sanatseverlere buluşan sergi 17 Kasım tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇEVRE, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı (COP31) başkanlığına ilişkin görüştü.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, 2026’da yapılması planlanan COP31 başkanlığı süreciyle ilgili Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile video konferans yoluyla görüştü. Görüşmede, COP31 ev sahipliği için her iki ülkenin adaylığı konusunda yürütülen çalışmalar ve olası iş birlikleri üzerinde fikir alışverişinde bulunuldu. Bakan Kurum, Avustralya gibi Türkiye’nin de COP31’e ev sahipliğini önemsediğini vurgulayarak, “COP31’in ülkemizin, iklim değişikliği konusundaki başarılı çalışmalarını güçlendireceğine yürekten inanıyoruz. Biz Türkiye olarak iklim değişikliğinin artık bir milli güvenlik meselesi olduğunu düşünüyoruz. İklim değişikliğine uyumun, ülkemiz için yeşil bir kalkınma hamlesi olduğu inancıyla çalışıyoruz. Bu anlamda Türkiye olarak bütün tarafları ülkemizde toplayarak, herkesin Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelesini yerinde görmesini istiyoruz” dedi.
‘GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER İÇİN TÜRKİYE KRİTİK BİR KÖPRÜ’
Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelere de örnek olacağına işaret eden Bakan Kurum, “Türkiye coğrafi konumu, ekonomik yapısı ve iklim çeşitliliği nedeniyle iklim krizi konusunda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında kritik bir köprü rolü oynamaktadır. Biz, fosil yakıt ihraç eden bir ülke değiliz. Bu nedenle, bir petrol ülkesi olmadan Yeşil Kalkınma ve yenilenebilir enerji kaynaklarının çok daha aktif ve verimli kullanılması gibi hedeflerin gerçekleştirilebileceğini tüm ülkelere göstermeyi hedefliyoruz. Diğer taraftan, önemli bir sanayi ülkesi ve ham madde üreticisiyiz. Bu özelliğimizle; sektörlerin yeşil dönüşümü konusunda ülkelere örnek teşkil edecek çalışmalarımızı daha iyi tanıtmak amacındayız” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin, iklim değişikliğinin etkilerinin en fazla hissedildiği Akdeniz Havzası’nda yer aldığına vurgu yapan Kurum, bu nedenle iklim değişikliğine karşı sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler geliştirildiğini anlattı.
‘SIFIR ATIK ODAKLI BİR COP PLANLIYORUZ’
Türkiye’nin Sıfır Atık odaklı bir COP önerdiğini belirten Kurum, “Sıfır Atık odaklı bir COP planlıyoruz. Hem ulaşımda hem tedarik zincirinde düşük emisyonlu bir COP planı ile yola çıktık. COP alanımızı belirledik ve alt yapısını büyük oranda düzenledik” diye konuştu.
TEKRAR GÖRÜŞME ÜZERİNE MUTABIK KALINDI
Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ise “COP31’e ev sahipliği yapmaya çok hevesliyiz, destek istiyoruz. Deprem bölgesindeki çalışmalarınızdan dolayı size teşekkür ederim” dedi.
İki bakan COP31 süreciyle ilgili, teknik düzeyde görüşmelerin yürütülmesi konusunda mutabık kaldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre telekonferansla görüşen iki bakan, 2026’da yapılması planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31’inci Taraflar Konferansı’nın (COP31) ev sahipliği için her iki ülkenin adaylığı konusunda yürütülen çalışmalar ve olası işbirlikleri üzerinde fikir alışverişinde bulundu.
Bakan Kurum, Avustralya gibi Türkiye’nin de COP31’e ev sahipliğini önemsediğine işaret etti.
COP31’in Türkiye’nin iklim değişikliği konusundaki başarılı çalışmalarını güçlendireceğine inandığını aktaran Kurum, “Biz Türkiye olarak iklim değişikliğinin artık bir milli güvenlik meselesi olduğunu düşünüyoruz. İklim değişikliğine uyumun, ülkemiz için yeşil bir kalkınma hamlesi olduğu inancıyla çalışıyoruz. Bu anlamda Türkiye olarak bütün tarafları ülkemizde toplayarak, herkesin Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelesini yerinde görmesini istiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Kurum, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelere de örnek olacağına vurgu yaparak, ülkenin coğrafi konumu, ekonomik yapısı ve iklim çeşitliliği nedeniyle iklim krizi konusunda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında kritik bir köprü rolü oynadığını söyledi.
“Sıfır Atık odaklı bir COP planlıyoruz”
Türkiye’nin fosil yakıt ihraç eden bir ülke olmadığını anlatan Kurum, şöyle konuştu:
“Bu nedenle, bir petrol ülkesi olmadan yeşil kalkınma ve yenilenebilir enerji kaynaklarının çok daha aktif ve verimli kullanılması gibi hedeflerin gerçekleştirilebileceğini tüm ülkelere göstermeyi hedefliyoruz. Diğer taraftan, önemli bir sanayi ülkesi ve ham madde üreticisiyiz. Bu özelliğimizle; sektörlerin yeşil dönüşümü konusunda ülkelere örnek teşkil edecek çalışmalarımızı daha iyi tanıtmak amacındayız.”
Bakan Kurum, Türkiye’nin iklim değişikliğinin etkilerinin en fazla hissedildiği Akdeniz Havzası’nda yer aldığına dikkati çekerek, bu nedenle iklim değişikliğine karşı sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler geliştirildiğini kaydetti.
Türkiye’nin Sıfır Atık odaklı bir COP önerdiğini dile getiren Kurum, “Sıfır Atık odaklı bir COP planlıyoruz. Hem ulaşımda hem tedarik zincirinde düşük emisyonlu bir COP planı ile yola çıktık. COP alanımızı belirledik ve altyapısını büyük oranda düzenledik.” dedi.
Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ise “COP31’e ev sahipliği yapmaya çok hevesliyiz, destek istiyoruz. Deprem bölgesindeki çalışmalarınızdan dolayı size teşekkür ederim.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fransız AFP haber ajansının elde ettiği görüntüde, bir İsrail askerinin ayağını kullanarak cesedi çatının kenarına doğru yuvarladığı ve ardından onu çatıdan aşağı ittiği görülüyor.
En az iki asker de bu anları izlemekle yetiniyor.
Haaretz gazetesi, birden fazla Filistinlinin cesedinin çatıdan atıldığını bildiriyor.
AFP olayın Cenin yakınlarındaki Kabatiyah kasabasındaki bir operasyon sonrası yaşandığını aktarıyor.
Görüntülerde aşağıdaki bir buldozerin de cesetleri olay yerinden topladığı görülüyor.
İsrail ordusu söz konusu görüntünün ordunun değerlerine uymadığını açıkladı.
Ordu “Askerlerden beklenene uymayan ciddi bir olay, araştırılıyor.” açıklaması yaptı.
Filistinli yetkililer, Perşembe günü yaşanan çatışmalarda üç Filistinli’nin öldüğünü bildirdi.
İsrail ordusu Ağustos ayı sonlarında Batı Şeria’ya büyük bir operasyon başlatmıştı.
Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, 7 Ekim’de savaşın başlamasından bu yana Batı Şeria’da 700’den fazla Filistinli öldürüldü.
Aynı süre içinde aralarında güvenlik görevlilerinin de olduğu 24 İsrailli öldürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un katılımıyla Bişkek Büyük Konser Salonu’nda yargı sisteminin 100. yıl dönümü dolayısıyla kutlama etkinliği düzenlendi.
Etkinliğe, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in yanı sıra, Çin, Azerbaycan, Moldova, Belarus, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan ve Ermenistan yüksek mahkemelerinin başkanları, Kırgızistan Yüksek Mahkeme Başkanı Zamirbek Bazarbekov, bakanlar, milletvekilleri, yabancı diplomatlar ve uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı.
Cumhurbaşkanı Caparov, burada yaptığı konuşmada, ülkedeki yargı sisteminin Sovyetler Birliği devletinin Kırgız halkına 1924’te verdiği özerkliğin ardından kurulduğunu anımsatarak, bu bağlamda Kırgız yargısının 100’üncü yılı dolayısıyla yargı teşkilatının temsilcilerini tebrik etti.
Etkinliğin ardından Caparov, Yargıtay Başkanı Kerkez’in de aralarında bulunduğu yabancı ülkelerin Yargıtay başkanları, yardımcıları ve temsilcilerini Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti.
Caparov, yargı başkanlarına “bu tarihi etkinliğe” katılımından dolayı şükranlarını sunarak, Kırgızistan’ın diğer ülkelerle çok taraflı entegrasyon süreçlerini desteklediğini vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’de kasım ayında yapılacak başkanlık seçimlerine sayılı haftalar kala Demokratların adayı ve aynı zamanda Başkan Yardımcısı Kamala Harris, “silah” açıklamasıyla gündem oldu. Harris, Michigan’da katıldığı Oprah Winfrey’ın programında silahını kullanmaktan çekinmeyeceğini söyledi. Harris, canlı yayında, “Eğer evime biri girerse vurulur” dedi. Daha sonra gülen Harris, “Bunu söylemem gerekirdi ancak, personelim bununla daha sonra ilgilenecek” dedi.
Eski ABD Başkanı ve Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump ile gerçekleştirdiği münazarada silah sahibi olduğunu vurgulayan Harris, programın sunucusu Winfrey’ın silah sahibi olup olmadığını bir kez daha sormasıyla silahı olduğunu yineleyerek, bir kez daha saldırı silahlarının yasaklanması gerektiğini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, sabah saat 10.30 sıralarında meydana geldi. Yunan Sahil Güvenlik ekiplerini Türk karasularında fark eden vatandaşlar, durumu 112 Acil, Jandarma ve Türk Sahil Güvenlik ekiplerine ihbar etti. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen Türk güvenlik birimlerinin hızla müdahalede bulunduğu, Yunan botunun ise Türk ekiplerini görmesinin ardından bölgeden uzaklaştığı kaydedildi. Olay anının, çevredeki vatandaşlar tarafından cep telefonlarıyla görüntülendiği öğrenildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Radan, geçen hafta devlet televizyonuna bağlı yayın yapan Genç Gazeteciler Kulübü’ne (YJC) ülkedeki düzensiz göçmen sorununa ilişkin açıklama yapmıştı. İçişleri Bakanlığı ve diğer ilgili kurumlarla ülkedeki düzensiz göçmen sorununa karşı önlemler almaya çalıştıklarını aktaran Radan, “Bu yıl yıl sonuna kadar ( İran takvimine göre Mart 2025) ülkede yasa dışı olarak bulunan önemli sayıda izinsiz yabancı uyruklu kişiyi sınır dışı edeceğiz” ifadelerini kullanmıştı.
MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINDAN AÇIKLAMA VAR
İran‘ın 2 milyon kişiyi sınır dışı edeceğini duyurmasının ardından ortaya atılan “Göçmenler Türkiye’ye gelecek” iddiası kamuoyunda infiale neden olur bazı basın yayın organlarında da yer alan haberlere yanıt Milli Savunma Bakanlığı’ndan geldi.
“GÖÇMENLERİN TÜRKİYE’YE GELECEKLERİ ANLAMINI ÇIKARMAK YANLIŞTIR”
MSB kaynaklarının açıklamasında “Sınır dışı etme, bulunulan ülkeden kolluk marifetiyle vatandaşı olunan ülkeye, transit gidilecek ülkeye veya başka bir ülkeye gönderilme işlemidir. İran’ın 2 milyon göçmeni sınır dışı etme kararından, bu göçmenlerin Türkiye’ye gelecekleri anlamını çıkarmak yanlıştır.
“KAÇAK GÖÇMEN SAYISI SON 5 YILIN EN DÜŞÜK SEVİYESİNDEDİR”
Sınırlarımız çok yoğun teknolojik sistemlerle korunmaktadır. Alınan yoğun tedbirler sayesinde hudutlarımızdan geçmeye çalışan kaçak göçmen sayısı da son 5 yılın en düşük seviyesindedir. İran’ın göçmenler konusunda tedbirleri artırmasını olumlu olarak değerlendiriyoruz. Bu konuda dezenformasyon yoluyla algı yaratmaya çalışanlara karşı dikkatli olunması önem arz etmektedir” ifadeleri yer aldı.
Erdem AksoyHaberler.com – Politika
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güvenlik uzmanları, bu büyük çaplı güvenlik ihlalinin arkasında İsrail dış istihbarat teşkilatı Mossad’ın olduğunu düşünüyor. İddialara göre, Macaristan’dan Tayvan’a uzanan karmaşık bir operasyonla gerçekleştirilen saldırıda Mossad, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) bazı birimleriyle işbirliği yaptı.
Operasyonun detaylarına göre, bu yılın bahar aylarında Lübnan’a gönderilen iletişim cihazlarına az miktarda yüksek patlayıcı yerleştirildi. Daha sonra bu düzenekli cihazlar, Hizbullah’ın çeşitli kollarındaki binlerce üyeye dağıtıldı ve Salı öğleden sonra uzaktan patlatıldı.
Kudüs’teki yetkililer olayla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, Hizbullah saldırının sorumlusu olarak İsrail’i işaret etti ve misilleme sözü verdi. İsmini açıklamak istemeyen bir Amerikalı yetkili, İsrail’in saldırı sonrası ABD’yi bilgilendirdiğini, ancak ayrıntı vermediğini belirtti.
Güvenlik kaynakları, bölge uzmanları ve patlayıcı madde uzmanları, böyle kapsamlı bir operasyonu yalnızca Mossad ve IDF’nin gerçekleştirebileceği konusunda hemfikir.
Hizbullah, bu beklenmedik saldırının etkilerini değerlendirmeye çalışırken, Lübnan yetkilileri de olayın detaylarını aydınlatmak için yoğun çaba sarf ediyor. MailOnline, gelişmeleri yakından takip ederek şu ana kadar elde edilen bilgileri okuyucularıyla paylaşıyor.




Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Narkotik Şube Müdürlüğü ekipleri, Süleyman Vahit Caddesi’nde özel harekat, asayiş ve trafik ekiplerinin desteğiyle denetim gerçekleştirdi.
Araçlarda arama yapan ekipler, sürücülerin de kimliklerini kontrol etti.
İl Emniyet Müdürü Ahmet Hakan Arıkan da denetim yapan ekipleri ziyaret etti.
Daha sonra Arıkan, ilçedeki bazı mahalle muhtarlarıyla bir araya gelerek sorun ve taleplerini dinledi.
Arıkan, görüşmede muhtarlara iş birliği içinde sorunları çözeceklerini ifade etti.
Görüşmede Narkotik Şubesince, katılımcılara Narkotik Veri Analiz Sistemi (NARVAS) konusunda bilgi verilerek, sistem sayesinde vatandaşlardan gelen ihbarların analiz edilerek uygulamaların planlandığı, böylece suçluların daha kolay yakalandığı bildirildi.
Ayrıca, ilçede yılbaşından bu yana 200 uygulamanın yapıldığı, bu çalışmalarla “uyuşturucu ticareti yapmak” ve “uyuşturucu kullanmak” suçlarından 1351 adli olayda 1656 şüpheli hakkında işlem gerçekleştirildiği, bunlardan 250’sinin tutuklandığı belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“TÜZÜKLE İLGİLİ GÖRÜŞ HAZIRLAMA FIRSATIM OLMADI”
Kılıçdaroğlu şunları söyledi: “Tüzük konusunda bilgi verdi, Özgür Bey sağ olsun. Görüşümü sordu. ‘Yazılı bir metin olmadan benim görüş beyan etmem doğru olmaz’ dedim. Bana kurultaydan bir gün önce akşam 19:00 civarında geldi taslak. Dolayısıyla okuyup görüş hazırlama fırsatım olmadı.
“TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİNE OLUMLU BAKTIĞIM ŞEKLİNDEKİ AÇIKLAMALAR DOĞRU DEĞİL”
Ama kurultayda yapılan açıklamalar, benim tüzük değişikliğine olumlu baktığım ya da olumlu görüş beyan ettiğim şeklindeki açıklamalar doğru değil. Şimdi bir söz verilirse topluma ve bu söz doğrudan Genel Başkan tarafından verilirse, sözünün havada kalmaması lazım. Üç dönem kuralı geliyorsa, üç dönem kuralları uygulanması lazım. Ama üç dönemi doldurmuş olanların da tekrar seçilebileceği formülü koyarsanız, bu olmaz. Bu doğru olmaz. Diyelim ki ön seçim yapıyorsanız, ön seçimi yargı denetimi de yapmanız lazım ki gerçek anlamda bir ön seçim olsun. Ve buna benzer verilen vaatler var. O vaatlerin gerçekleşmemesi beni de üzdü.
KURULTAYA NEDEN KATILMADI?
Gittiğiniz zaman bu tartışmaların bir parçası olmak zorundasınız. Gittiğiniz zaman yanlış yapıldığını söylemek zorundasınız. Ben de o tür bir tartışmanın içine girmemek ve parçası olmak istemedim. Bunu özel bir tartışma konusu yapmak istemem. Ama verilen sözler varsa partililere, o sözlerin tutulması gerekir.
ÖZGÜR ÖZEL NE DEMİŞTİ?
Kılıçdaroğlu’na tüzükle ilgili ayrıntılı bilgi verildiğini belirten Özel şunları söylemişti: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun taahhütleri tüzüğün içerisine koyulmuştur. Ayrıca Sayın Genel Başkanımızı geçtiğimiz pazar günü, Sayın Mansur Yavaş ve Ankara İl Başkanı ile ziyaret edip tüzük üzerine ayrıntılı bilgilendirme tarafımdan yapıldı. Dün son hali mail olarak yollanmış, teyit alınmış ve üzerinde bir öneri, düzeltilmesi gereken bir nokta varsa da bana ileteceğini Sayın Kılıçdaroğlu tarafından ifade etmiştir. Önceki genel başkanlarımız eksik olmasınlar, seçildiğim günden bugüne partiye güç katacak her davetimize icabet ettiler. Geçtiğimiz hafta İstanbul İl Başkanımız ile birlikte yaptığımız toplantıda da tüzük hakkında kendilerine bilgilendirmede bulunduk. Bu tüzük ne benimdir ne Kemal Bey’indir. Bu tüzük kapsayıcılığı bakımından bütün komisyon eliyle bu örgütümüzündür” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BİNGÖL – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Milli Görüş belediyeciliği demek önce ahlak ve maneviyat demektir. Milli Görüş belediyesinde zaten seçimde de söylediğimiz gibi, ahlaklı belediyecilikte rüşvet, yolsuzluk ve suiistimal olmaz. Bunların hepsi Allah’ın izniyle tarihe karışmıştır” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan bir dizi ziyaretlerde bulunmak üzere Bingöl’e geldi. Bingöl Havalimanında parti üyeleri tarafından karşılanan Erbakan, daha sonra 31 Mayıs seçimlerinde Yeniden Refah Partisinin kazandığı Genç ilçesine geçti. Burada esnafları ziyaret eden Genel Başkan Fatih Erbakan belediye önünde açıklamalarda bulundu.
Genç halkının Yeniden Refah Partisine sahip çıktığını belirten Başkanı Fatih Erbakan, “Erbakan hocamızın hatırını gözettiler vefa örneği gösterdiler. Yeniden Refah Partimize ve belediye başkanımıza sahip çıktılar. Ondan dolayı Genç halkımıza bizlere verdikleri destek için teşekkürlerimi sunuyorum. Şimdi inşallah belediye başkanımızın öncülüğünde Genç halkının çok önemli teveccüh ve güvenine layık olmak üzere canla başla çalışacağız ve 5 sene boyunca inşallah yapılacak hizmetlerle Genç ilçemizi layık olduğu yere Yeniden Refah’la hep birlikte taşıyacağız. Milli Görüş belediyeciliği her şeyden önce adalet demektir. Adalet’i Genç belediyemizde hakim kılacağız. Adalet ne demek herkese her kesimden insana adil bir şekilde hizmet götürmek demektir. Sen bana oy vermeden sen benden değilsin öyleyse sana hizmet götürmem ne halin varsa gör anlayışı bundan böyle tarih olmuştur. Adil bir şekilde her kesimden insanımıza belediye başkanımız hizmet götürecek. Bununla beraber adalet demek ehliyet ve liyakatin esas alınması demektir. Akrabalarım, kendi çevremizden insanlar olsun değil, o işe kim layıksa onlar göreve gelecekler. Milli Görüş belediyeciliği bereket demektir. Bundan sonra borç ve faiz dönemi tarihe karışmıştır. Denk bütçe yapılacak belediye borç ve faiz yatağından kurtarılacak. İnşallah israfın önlenmesiyle, gereksiz harcamaların ortadan kaldırılmasıyla ve kaynak üretimiyle denk bütçenin yapılmasıyla birlikte belediye borç ve faizden kurtarılacaktır” ifadelerini kullandı.
“Milli Görüş belediyeciliği demek ahlak ve maneviyat demektir”
Milli Görüş’ün merhamet olduğunu ifade eden Genel Başkan Fatih Erbakan, “Milletin derdiyle dertlenmek demektir. İnşallah Genç ilçemizde her kesimden ve yaştan insanımızın derdiyle dertlenecek onların derdine derman olmak için gecesini gündüzüne katacak bir belediye başkanımız var. Milli görüş belediyeciliği de zaten bu demektir. Milli Görüş belediyeciliği demek hizmet belediyeciliği bahane üretmeyen, çözüm ve hizmet ortaya koyar. Bunun en güzel örneği, 1989-1994 yılında Milli Görüş belediyelerinde var. Şehirler çöp içerisindeydi. İstanbul’da dahi musluklardan su akmıyordu. Altyapı ve üstyapı iflas etmişti. Yollar çatlak kaldırımlar harap haldeydi. Milli Görüş belediyeciliğiyle şehirlerin çehresi değişti. Çöpten kurtarıldı ve aynı zamanda en mükemmel altyapı ve üstyapı hizmetleri yapıldı. Milli Görüş belediyeciliği demek önce ahlak ve maneviyat demektir. Milli Görüş belediyesinde zaten seçimde de söylediğimiz gibi, ahlaklı belediyecilikte rüşvet, yolsuzluk ve suiistimal olmaz. Bunların hepsi Allah’ın izniyle tarihe karışmıştır. Rantçı belediyecilik tarihe kazınmış, ahlaklı belediyecilik ve Milli Görüş belediyecilikle belediyemizde önce ahlak ve maneviyat dönemi başlamıştır” cümlelerini kullandı.
Başkan Erbakan’a Bingöl ziyaretinde Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcıları Suat Kılıç ve Nurettin Gül, Yeniden Refah Partisi Bingöl İl Başkanı Cihat Hatısaru ve çevre illerin başkanları eşlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA)– CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa’nın 4. maddesinin değiştirilmesi tartışmalarına ilişkin “İlk dört madde tartışmaları yeni değil. HÜDA-PAR Meclis’te olmadan da ilk dört madde tartışılıyordu. Ne onların, ne de onların yedi feriştahının bunu değiştirmeye güçleri yetmez” dedi.
CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da katıldığı bir TV programında HÜDA-PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun Anayasa’nın 4. maddesinin değiştirilmesi yönündeki açıklaması ve CHP’nin tüzük kurultayına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:
“HÜDA-PAR mecliste olmadan da ilk dört madde tartışılıyordu.“
“İlk dört madde tartışmaları yeni değil. HÜDA-PAR Meclis’te olmadan da bu tartışmalar yapılıyordu. O zaman, ‘Şu an ilk dört maddenin nesini değiştireceksiniz’ diye itiraz ediyorduk ve bunların tartışma konusu olmaması gerektiğini söylüyordum. Şimdi AK Parti adına HÜDA-PAR bir anlamda konuşuyor. Geçmişte bunu AK Parti dillendiriyordu. Amaç, dördüncü maddeyi değiştirmek. İleride güçleri yeterse ilk üç maddede de değişiklik yapacaklar.
“Ne onların, ne de onların yedi feriştahının bunu değiştirmeye güçleri yetmez.“
Tek Cumhuriyet Halk Partili parlamentoda olsa dahi bunu değiştiremezsiniz. Neyi değiştiriyorsunuz? HÜDA-PAR’ın Başkanı, ‘Ahmaklara anlatır gibi anlatıyorum’ diyor. Kullandığı ifade bu. Bu talep nereden gelmiştir? Daha önce AK Parti cenahında. Kime ahmakları anlatırım gibi diyor? Kendi arkadaşlarına söylüyor. İttifakın diğer aktörleri ‘Biz ahmak değiliz. Sen bize nasıl ahmak dersin’ diyemiyorlar. ve bunlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti devletiyle ilgili temel değerlerde değişiklik yapmak için sözde akıllarını kullanıp dördüncü maddeyi değiştirirsek, biz de istediğimiz değişikliği yaparız diyorlar. Yıllardır dördüncü maddeyi değiştirelim diyorlardı. Şimdi HÜDA-PAR’a yaptırıyorlar. Toplumdan gelen tepki üzerine şimdilik bir adım geri atmış gibi görünüyorlar. 2015-2016’dan beri ifade ediyorlar zaten. Kimseyi kandırmasınlar. Ama şundan da kesinlikle emin olsunlar; ne onların, ne de onların yedi feriştahının bunu değiştirmeye güçleri yetmez.
“Benim tüzük değişikliğine olumlu baktığım şeklindeki açıklamalar doğru değil.“
Tüzük konusunda bilgi verdi, Özgür Bey sağ olsun. Görüşümü sordu. ‘Yazılı bir metin olmadan benim görüş beyan etmem doğru olmaz’ dedim. Bana kurultaydan bir gün önce akşam 19: 00 civarında geldi taslak. Dolayısıyla okuyup görüş hazırlama fırsatım olmadı. Ama kurultayda yapılan açıklamalar, benim tüzük değişikliğine olumlu baktığım ya da olumlu görüş beyan ettiğim şeklindeki açıklamalar doğru değil. Şimdi bir söz verilirse topluma ve bu söz doğrudan Genel Başkan tarafından verilirse, sözünün havada kalmaması lazım. Üç dönem kuralı geliyorsa, üç dönem kuralları uygulanması lazım. Ama üç dönemi doldurmuş olanların da tekrar seçilebileceği formülü koyarsanız, bu olmaz. Bu doğru olmaz. Diyelim ki ön seçim yapıyorsanız, ön seçimi yargı denetimi de yapmanız lazım ki gerçek anlamda bir ön seçim olsun. ve buna benzer verilen vaatler var. O vaatlerin gerçekleşmemesi beni de üzdü.
“Bir tartışmanın parçası olmak istemedim.“
(Kurultaya neden gitmediğinin sorulması üzerine) Gittiğiniz zaman bu tartışmaların bir parçası olmak zorundasınız. Gittiğiniz zaman yanlış yapıldığını söylemek zorundasınız. Ben de o tür bir tartışmanın içine girmemek ve parçası olmak istemedim. Bunu özel bir tartışma konusu yapmak istemem. Ama verilen sözler varsa partililere, o sözlerin tutulması gerekir.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkonsolos Topçu, ziyaret kapsamında Duhok Valisi Ali Tatar, Duhok Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şükrü Cemil Nuri, Duhok Üniversitesi Rektörü Davud Süleyman ile görüştü.
Irak’ta çeşitli alanlarda faaliyet yürüten Türk şirketlerini de ziyaret eden Topçu, Türk iş insanlarının fabrikalarını gezdi ve karşılaştıkları sorunlara dair bilgi aldı.
Topçu, ziyarete dair yaptığı açıklamada, “Duhok bizim için çok önemli bir şehir. Bizim insani, tarihi, siyasi, ticari, kültürel, çok güçlü, derin tarihe dayanan ve tarih boyunca devam edecek güçlü bağlarımızın olduğu bir şehir.” dedi.
Görüşmelerde turizmin, yolcu transferlerinin ve otobüs geçişlerinin nasıl daha etkin ve kolay şekilde yapılabileceği konusunu ele aldıklarını belirten Topçu, şunları söyledi:
“Ziyaretimde ayrıca İstanbul’da öldürülen Duhoklu kardeşimiz için bir kez daha başsağlığı dileğinde bulundum. Bu konuda sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığımızın yaptığı açıklamalardan, ayrıca kardeşimizin ailesinin sayın Adalet Bakan Yardımcımız tarafından kabulünde söylenen konular hakkında bilgi verdim. Soruşturmanın devam ettiğini, gereğinin yapıldığını söyledim.
Bir kez daha Allah rahmet eylesin. Böyle hadiselerle inşallah karşılaşmayalım. İnşallah Türkiye ve bu bölge arasında, Duhoklu kardeşlerimiz arasında bu insani bağlar hiçbir zaman bozulmayacaktır, hiçbir zaman bu tip hadiselerden etkilenmeyecektir. Her zaman biz insani bağlarımızı, kültürel bağlarımızı güçlendirmenin, geliştirmenin ve daha da ileri taşımanın arayışında olacağız.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), yaptığı yazılı açıklamada Irak’ın kuzeyindeki Hakurk, Gara, Kandil ve Asos bölgelerinde bölücü terör örgütünce kullanılan mağara, sığınak ve depolardan oluşan 24 hedefin hava harekatıyla imha edildiğini bildirdi.
Bakanlıktan yapılan açıklama şu şekilde:
“Güçlü ve kararlı şekilde terör inlerini yerle bir etmeye devam ediyoruz! PKK/KCK ve diğer terörist unsurları etkisiz hale getirerek Irak kuzeyinden halkımıza ve güvenlik güçlerimize yönelik terör saldırılarını bertaraf etmek ve hudut güvenliğimizi sağlamak maksadıyla Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın 51’inci maddesinden doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda, Irak’ın kuzeyinde bulunan Hakurk, Gara, Kandil ve Asos bölgelerindeki terörist hedeflerine 18 Eylül 2024 tarihinde hava harekatı icra edilmiş; icra edilen hava harekatıyla Bölücü Terör Örgütü (BTÖ) tarafından kullanılan ve içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerinde bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak ve depolardan oluşan 24 hedef imha edilmiştir.
İcra edilen bu harekatta, azami oranda yerli ve milli mühimmat kullanılarak çok sayıda terörist etkisiz hale getirilmiştir.Asil milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, geçmişte olduğu gibi bugün de ülkemizin ve milletimizin beka ve güvenliği için terörle mücadeleye son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir.Bu harekat sırasında; masum insanların, dost unsurların, tarihi ve kültürel varlıklar ile çevrenin zarar görmemesi için her türlü tedbir alınmıştır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İznik Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçede çeşitli suçlardan aranan kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma yürüttü.
Ekipler, çeşitli suçlardan 34 kaydı olan ve 13,5 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan E.S. ile yaralama suçundan 5 yıl hapse mahkum edilen A.A, hırsızlıktan 4 yıl ceza alan E.A, uyuşturucu madde ticaretinden 4 yıl hapis cezası bulunan B.O. ile dolandırıcılıktan 17 yıl hapis cezasına çarptırılan A.C’yi yakaladı.
5 hükümlü, emniyetteki işlemlerinin ardından cezaevi yetkililerine teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Beyaz Saray’da düzenlenen günlük basın toplantısında konuştu. Kirby, Lübnan’da iki gündür devam eden ve İsrail’in sorumlu tutulduğu patlamaların ardından çatışmanın tüm taraflarını bölgesel gerilimin artmasına karşı uyardı. Kirby, “Herhangi bir şekilde gerilimin tırmandığını görmek istemiyoruz. Çözümün ek askeri operasyonlar olduğuna inanmıyoruz” dedi.
Kirby, ayrıca ABD’nin çağrı cihazı ve telsiz patlamalarıyla bir ilgisi olmadığını belirterek, “Dünkü olaylarda veya bugünkü olaylarda hiçbir şekilde yer almadık” şeklinde konuştu.
Hizbullah’ı hedef alan patlamaların İsrail ile Hamas arasında devam eden ateşkes görüşmelerine zarar verip vermeyeceği sorulan Kirby, bunu söylemek için henüz erken olduğunu belirtti. Kirby, “Bir hafta öncesine göre (bir anlaşmaya) daha yakın değiliz” dedi. Orta Doğu’da topyekun bir çatışmanın kaçınılmaz olup olmadığı sorulan Kirby, “O bölge söz konusu olduğunda hiçbir şey kaçınılmaz değildir” ifadelerini kullandı. – WASHINGTON
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisalı çiftçi cinayete kurban gitti
MANİSA – Manisa’nın Salihli ilçesinde bir çiftçi üzüm bağında kimliği belirsiz kişiler tarafından silahla vurularak öldürüldü. Olayla ilgili gözaltına alınan 3 şüpheliden 2’si çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Olay, Yeşilova Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, çiftçilikle uğraşan İzzet Doğan (61), üzüm bağında kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürüldü. İhbar üzerine olay yerine gelen Manisa İl Jandarma Komutanlığına bağlı Salihli İlçe Jandarma Komutanlığı ekiplerinin yaptığı incelemede Doğan’ın ateşli silahla öldürüldüğünü tespit etti.
Olay yerinde yapılan incelemede 1 çekirdek ve 1 adet boş kovan bulan ekipler, şüphelilerin tespiti için çalışma başlattı. Manisa İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü, Jandarma Suç Araştırma Dedektifleri ve Salihli JASAT ekiplerinin çalışması sonucu İzzet Doğan ile akrabaları arasında husumetli olduğunu belirledi. Yeşilova Mahallesi’nde husumetli olduğu tespit edilen İ.E. ve E.E. isimli şahısların ikametlerinde arama yapıldı. Yapılan aramada 1 adet ruhsatsız tabanca 3 adet ruhsatsız kurusıkı tabanca, 1 adet havalı tabanca, 1 adet kurusıkı tabanca şarjörü, 1 adet tabanca şarjörü, 6 adet ruhsatsız av tüfeği, 1 adet kasatura, 27 adet kurusıkı tabanca fişeği, 4 adet bıçak, 6 adet 7,65 tabanca fişeği, 10 adet çakı, 121 adet av tüfeği fişeği ele geçirildi.
Husumetli akrabalardan İ.E. gözaltına alındı. Çalışmalarını sürdüren jandarma ekipleri, çevredeki kamera kayıtlarında husumetli 2 şahsın beyaz renkli bir araç ile değişik tarihlerde Yeşilova Mahallesine giriş yaptıklarını belirledi. Ekipler, şüphelilerin S.G. ve E.G. olduğunu tespit etti. Şüphelilerden S.G. İzmir’in Seferihisar ilçesindeki ikametinde yakalanıp gözaltına alınırken, E.G. ise Azerbaycan’ın Bakü şehrine gitmek üzereyken Sabiha Gökçen Havalimanında yakalandı. Yakalanan 2 şüpheli, Salihli’ye getirildi. Şüphelilerin kullandığı araç ise çekici vasıtasıyla İlçe Jandarma Komutanlığı önüne getirilip, Olay Yeri İnceleme Timleri tarafından detaylı arama ve inceleme yapıldı.
Jandarmadaki işlemlerinin adliyeye sevk edilen 3 şüpheliden S.G. ve E.G., çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp Salihli T Tipi Kapalı Cezaevine gönderilirken, İ.E. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Terme Belediyesi’nin çağrısıyla kurulan Terme Kent Konseyi’nin Seçimli Genel Kurul Toplantısı bugün Terme Belediyesi Kültür Merkezi’nde yapıldı. 128 delegenin katıldığı toplantıda Dilek Aydın ve Merih Kargı başkan olmak için yarıştı. Genel kurul toplantısının açılış konuşmasını yapan Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, “Birlikte yönetmek kavramının önemini biliyoruz ve o doğrultuda hareket ediyoruz. STK’lar, siyasi partiler ve kamu kurumlarının temsilcilerinin yer aldığı kent konseyimiz, aslında toplumun her kesiminin ayrı ayrı sesini barındırıyor. Bugün burada yapılan genel kurulun ardından Kent Konseyimiz kadın, genç, engelli ve çocuk meclisleri oluşturacak. Kısacası toplumun her kesiminin talep ve önerileri doğrultusunda ilçemizin geleceği için birlikte projeler oluşturacağız. Her iki adayımıza da başarılar dilerim” diye konuştu.
Adayların yaptıkları konuşmaların ardından genel kurul toplantısında Kent Konseyi başkanlık seçimi yapıldı. Yapılan seçimlerde, Dilek Aydın 66 oy alarak Kent Konseyi Başkanlığı’na seçilirken Merih Kargı 47 oy aldı.
Başkan Şenol Kul, 66 oyla Terme Kent Konseyi Başkanlığı’na seçilen Dilek Aydın’ı kutlayarak, “Kent Konseyimiz, halkımızın taleplerini ve ihtiyaçlarını daha iyi anlayarak, çözüm odaklı çalışmalar yürütecek. Dilek Hanım’a yeni görevinde başarılar dilerim” şeklinde konuştu. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Özvar, Gazi Üniversitesi Rektörlük Binası Yeni Senato Salonu’nda düzenlenen “2030’a Doğru Yükseköğretim Vizyonu Toplantısı”nın açılışında konuştu.
Dünya genelinde yaklaşık 250 milyon öğrencinin yükseköğretime devam ettiğini, bu sayının 2030’da 380 milyona, 2040’ta ise 600 milyona ulaşmasının öngörüldüğünü aktaran Özvar, 1975’te başka bir ülkede eğitim gören öğrenci sayısının yaklaşık 800 bin iken, son 50 yılda bu sayının yaklaşık 8 kat artarak 2022’de 6,3 milyona ulaştığını, 2025’te de 8 milyona çıkmasının beklendiğini söyledi.
Gelecek yılların yükseköğretimde önemli fırsatların yanı sıra ciddi sınamaları da beraberinde getiren dönüştürücü bir sürecin habercisi olacağını belirten Özvar, “Ülkemizde öğrencilerin devlet üniversitelerinde parasız okuması, devletin en önemli eğitim politikalarından birini teşkil etmektedir. Vakıf üniversitelerinin başarılı öğrencileri yüzde yüz burslu okutması da bu bakımdan takdire şayan bir hizmet olmakla birlikte ekonomik zorlukların yaşandığı bu dönemde paralı okumak zorunda olan gençlerin üniversite öğretimine erişecek seviyelerde ücret politikalarını belirlemeleri göz ardı edilemez bir duruma varmıştır.” diye konuştu.
“Dijital eğitimin hızla genişlemesiyle yüksek kalite standartlarını korumak zorlaşmaktadır”
Kovid-19 salgınıyla çevrim içi eğitim platformlarının yükselişi, yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş öğrenme, sanal ve artırılmış gerçeklik uygulamalarının kısa zaman içinde ana gündemler haline geldiğini ifade eden Özvar, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Dijital eğitimin hızla genişlemesiyle birlikte yüksek kalite standartlarını korumak giderek zorlaşmaktadır. Dijital öğrenim mecralarının akreditasyonu da önemli başlıklardan biri olarak kaydedilmelidir. Bu sürecin yükseköğretim anlayışımız ve ilkelerimiz ile beklentilerimizi daha fazla karşılayacak şekilde yeniden planlanması ve yürütülmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra bireyselleştirilmiş dijital eğitimin ekonomik maliyetlerini ve ulaşılabilirliğini hesaba kattığımızda üniversite yöneticilerinden yükseköğretimde erişilebilirlik ve kapsayıcılık prensiplerini zedelemeden çözümler üretmesi beklenecektir.”
Küresel ölçekte bilim ve teknoloji yarışının büyüdüğünü, ülkeler arası rekabetin arttığına dikkati çeken Özvar, buna bağlı olarak küresel rekabette ön sıralara tırmanmanın zorlu bir hale geldiğini söyledi.
Özvar, “Türk üniversitelerinin uluslararası akreditasyon standartlarını karşılamada ve küresel üniversite sıralamalarında üst sıralarda yer alma konusunda ciddi ve başarılı bir sınav verdiğini bugün uluslararası çevreler de teslim etmektedir. Bununla birlikte üniversiteler olarak mevcut durumla yetinemeyeceğimiz aşikardır. Uluslararası görünürlük ve nispi rekabet üstünlüğü konusunda almamız gereken daha ciddi mesafeler bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Genç nüfus oranında yaşanan azalma gelecekte üniversite kayıtlarında düşüşe yol açabilir”
Türkiye’nin hızla yaşlanan bir ülke konumuna geldiğini anlatan Özvar, genç nüfus oranında yaşanan azalmanın gelecekte üniversiteye olan erişim talebinde ve kayıtlarında düşüşe yol açabileceğini dile getirdi.
Bu daralmanın özellikle finansal kırılganlık içinde olan ve bugünden kalite standartları önlemlerini almayan üniversiteler için sürdürülebilirlik sorunları çıkarabileceğine değinen Özvar, “Nüfusa bağlı olarak azalabilecek erişim talebine yönelik olarak üniversitelerimizin ve ilgili devlet birimlerinin gündeminde uluslararası öğrenci hareketliliğinden daha fazla pay almak olmalıdır.” açıklamasını yaptı.
Son yıllarda hızlı teknolojik değişme, otomasyon ve yapay zekaya dayalı yeni çözümlerin geleneksel bazı meslekleri saf dışı bırakmaya başladığını belirten Özvar, “Eğitim ve sektör ihtiyaçları arasında çıkabilecek uyumsuzluğa karşı YÖK hızla hareket geçerek geçtiğimiz yıllardan itibaren aldığı önemleri hayata geçirmeye başlamıştır. Bu önlemlerin başında yeni ortaya çıkan ve ihtiyacı duyulan yetkinliklerin öğrencilerimize kazandırılması amacıyla üniversitelerimizce ön lisans, lisans ve lisansüstü program müfredatlarının sektör temsilcileriyle istişare halinde güncellenmesinin temin edilmesini teşvik etmek ve yönlendirmek olmuştur.” dedi.
“Oldukça iyi bir konumdayız”
Yeni dijital meslekler olarak tarif edilen yazılım ve yapay zeka tabanlı uğraşıların en fazla talep edilen kariyerler olduğunu vurgulayan Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçtiğimiz yıl başladığımız uzun süren çalışmalar ve istişareler neticesinde bu sene 17 yeni ön lisans ve lisans programı 20 üniversitemizde 70’i aşkın sayıda açıldı. Tam doluluk oranı ile bu yıl bu programlar hizmet vermeye başlıyor. Ülkemizin dijital beceri açığının kapatılmasında önemli rol oynayacağına inandığımız bu programların sayısını, kalite standartlarını düşürmeden önümüzdeki yıllarda artırmaya devam edeceğiz. Buna karşılık istihdama duyarlı olmayan programların tasfiyesini de sürdüreceğiz. Yükseköğretimde dijitalleşme ve yapay zeka konusunda dünyada oldukça iyi bir konumdayız. Son dönemde açtığımız siber güvenlik meslek yüksek okulları, dijital ve yapay zeka tabanlı programlar, hazırladığımız ‘Yükseköğrenimde Üretken Yapay Zekanın Kullanımına Dair Etik Rehber’ bu yönde attığımız adımlardan bazılarıdır. Yükseköğretim vizyonumuz gereği bu konu gündemimizde önemli bir yer tutmaya devam edecektir.”
İklim değişikliği ve çevre sorunlarının sadece Ar-Ge faaliyetlerinde değil, aynı zamanda üniversitelerin müfredatlarına entegre edilmesi gerektiğinin altını çizen Özvar, “Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında devletimiz ve üniversitelerimizin iyi bir sınav verdiğini söylemek gerekir. Cumhurbaşkanımızın olağanüstü gayretleri ve bize yaptığı rehberlik sayesinde yükseköğretim faaliyetlerinin bölgede aksamadan devamına vesile olmuştur. Dijital alt yapımız, hızla organize olma kabiliyetimiz ile birleşerek kısmi diyebileceğimiz uzaktan öğretim modeli ile üniversitelerimiz ayakta kalmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.
“5 ayrı bölgesel toplantı düzenleme kararı aldık”
YÖK Başkanı Erol Özvar, 2030 vizyonu kapsamında bütün üniversite rektörlerinin ve temsilcilerinin katılımıyla 5 ayrı bölgesel toplantı düzenleme kararı aldıklarını da bildirdi.
Özvar, “Bu toplantılar hem Yükseköğretim Kurulunun çalışmalarını stratejik hedef ve önceliklerini detaylı bir şekilde üniversitelerimizle paylaşması hem de üniversitelerimizin bunlar hakkında görüş ve önerilerini ifade etmeleri için çok faydalı bir platform oluşturacaktır. Burada herkesin açık, samimi ve yapıcı bir ortamda Türk yükseköğretiminin hedef ve stratejilerine dair söz söylemesi, görüşlerini ortaya koyması bizlere yeni bakış açıları kazandıracak ve ortak aklın işletilmesine zemin hazırlayacaktır.” diye konuştu.
Türkiye genelinde birçok rektör ve rektör yardımcısının katıldığı programda, üniversitelerin 2030 vizyonuna ilişkin sunumlar gerçekleştirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erdoğan, kısa sürede beğeni toplayan paylaşımında şu ifadeleri kullandı: Sesimizle, sözümüzle, dualarımızla, insani yardımlarımızla, elimizdeki tüm imkânlarla Gazze’nin, Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Onların asil ve onurlu direnişine her zaman destek vermeye devam edeceğiz.





Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>LÜBNAN’A SALDIRI HAZIRLIĞI KRİZ YARATTI
İsrail siyaseti ise Sabra Şatilla katliamının üzerinden geçen 42 yılın ardından sonra Lübnan’a yönelik yeni bir katliamı tartışıyor. binyamin Netanyahu başkanlığındaki hükümette bu saldırıya karşı olan Savunma Bakanı’nın istifa iddialarını konuşuluyor.


İsrail Savunma Bakanlığı, ülkenin kuzeyindeki sivil savunma birliklerine silah dağıttı. Bu amaçla bölgeye havadan bildiriler dağıtan İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde yaşayan sivillerden bölgeyi terk etmelerini istedi.

KATLİAMIN YIL DÖNÜMÜNDE YENİ KATLİAM HAZIRLIĞI
İsrail’in Lübnan’a yeni saldırı planının Sabra ve Şatilla katliamlarının yıldönümüne denk gelmesi dikkati çekti.
15 Eylül 1982’de İsrail ordusunun Ariel Şaron komutasında Lübnan’ı işgalinin ardından 16 Eylül’de Sabra ve Şatilla Filistin mülteci kampları İsrail askerlerince kuşatıldı. İsrail ordusu ve Lübnanlı Hıristiyan Falanjist milislerin işbirliğiyle 40 saat süren katliam 17 Eylül’de sona erdi.

Uluslararası Kızıl Haç Komitesi’nin tespitlerine göre 2750 sivil erkek kadın ve çocuk öldürüldü. Katliam sonrası kampa giren ilk İsrailli gazeteci Amnon Kapeliouk’a göre ölü sayısı 3 binden fazlaydı. Kimi Filistin kaynaklarına göre öldürülenlerin sayısı 7 bini geçiyordu. İsrail ordusuna göreyse ölü sayısı 300 dolayındaydı.
İsrail’in 42 yıl önceki planı yine devrede! Lübnan’a saldırı hazırlığı kriz yarattı!

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ve temsilcileri, aileler ile vatandaşlar, Türk bayraklarıyla Saraçhane Parkı’nda toplandı.
Yaklaşık 400 sivil toplum kuruluşunun destek verdiği etkinlik için bir araya gelen kalabalık, “Dursun bu hayasızca akın”, “Aileyi korumak milli güvenlik meselesidir”, “Sosyokültürel teröre dur de”, “Ailemize anayasal koruma istiyoruz”, “Aileye savaş açanlara geçit verme”, “Aile hedefte, başını çevirme”, “Çocuklar için sesini yükselt” yazılı dövizler taşıyarak LGBT dayatmasına karşı sloganlar attı.
Alanda oluşturulan ekranda uzmanların cinsiyetsizleştirmeye yönelik konuşmalarının yer aldığı video gösterimi yapıldı.
” Fransa’daki Olimpiyat açılışında cinsiyetsizlik propagandasının proje olduğunu gördük”
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaptığı konuşmada, dünyada insanlığın spor, medya ve müzik kullanılarak uyutulduğunu söyledi.
Bu uykuyu bozan çok önemli bir olayın olduğunu belirten Tarhan, “Bu olay, ciddi bir farkındalık oluşturdu ve kafalardaki soru işaretlerine daha açıklık getirdi. Bu olay, Haziran 2024 tarihinde Fransa’da Olimpiyat açılışındaki o cinsiyetsizlik propagandasının aslında küresel bir proje olduğu ve küresel çeteler tarafından bunun organize edildiğini yani organize bir kötülükle insanlığın karşı karşıya kaldığını gördük.” dedi.
Bugünkü cinsiyetsizlik propagandalarının temelinin 1960’taki aile planlaması politikalarıyla atıldığını dile getiren Tarhan, “Aile planlaması adı altında başlayan propagandaları yöneticilerimiz fark edemedi. Aile kurumu zayıflasa da hala en sağlıklı kurum. Şu anda hiç vakit geçmiş değil. Şu anda farkına varılırsa eğer kendi cinsiyetiyle barışık çocuklar yetiştirebilirsek torunlarımızı, çocuklarımızı kurtarabileceksiniz.” ifadelerini kullandı.
Tarhan, konuşmasını şöyle tamamladı:
” Paris Olimpiyatları’ndaki cinsiyetsizlik propagandasını yapan küresel çetelerle şu anda Gazze’de soykırımı destekleyen çeteler aynı çeteler. Bu kötülük çetelerine karşı cinsiyetsizlik propagandası, ahlaka aykırı ırk propagandası, sapkınlık propagandası, gençliğimizi yozlaştırmak isteyen, aileyi çözmek ve çöktürmek isteyen bu propagandaya karşı ‘Yaşasın zalimler için cehennem’ diyorum.”
“Kimsenin ahlak bekçisi değiliz ama ahlakımıza, çocuğumuza dokundurtmuyoruz”
Sanatçı Ali Nuri Türkoğlu da kimsenin ahlak bekçisi olmadıklarını vurgulayarak, “Biz, çocuklarımızı, neslimizi, kültürümüzü, insanlığın geleceğini kurtarmak, korumak için teyakkuza geçmiş bir kalabalık, büyük bir aileyiz.” dedi.
Türkoğlu, Türkiye’nin manevi bir kale olduğunu bilen lobilerin hedefinde olduğuna işaret ederek, “Geçen sene yaptığımız vurguyu ve ondan önceki sene yaptığımız vurguyu yeniden yapıyoruz. Kimsenin ahlak bekçisi değiliz ama kendi ahlakımıza, çoluğumuza, çocuğumuza dokundurtmuyoruz. Büyük aileyi büyütmeye ve ailemize sahip çıkmaya devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Sakallı kadın, mini etekli erkek istemiyoruz”
2023’te Müslüman olan Macar aktivist Reka Szilagyi de Allah’ın kadını anne, erkeği baba olarak yarattığını ifade ederek, “Başka bir düzenleme olamaz. Allah onu mükemmel yarattı ve kimsenin onu dönüştürmeye hakkı yok.” diye konuştu.
Szilagyi, “Küçük erkek çocuklar önce erkek, sonra baba olacaktır. Küçük kızlar önce kadın, sonra anne olacaktır. Biz, sakallı kadın, mini etekli erkek istemiyoruz çünkü işler böyle yürümez. Allah onları böyle yaratmadı.” ifadelerini kullandı.
“Çocuk ve gençlerimizin tutsak alınması, aile kurumumuzun ve milli devletimizin yok edilmesi demektir”
Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Başkanı Tülin Oygür, “Halkımız, LGBT propagandasını ve örgütlenmesini yasaklayan bir kanun çıkarılmasını bekliyor. LGBT hareketinin eş cinsel veya transseksüel bireylerin sözde insan haklarını savunma meselesi olmadığını biz biliyorduk.” dedi.
Paris Olimpiyatları’nda yaşananları hatırlatan Oygür, “Bu yaz Paris Olimpiyatları’nda LGBT’nin bütün hayasızlıkları sergilendi de bu gerçeği görmek istemeyenlerin gözlerine sokulmuş oldu.” diye konuştu.
Oygür, şunları kaydetti:
“‘Cinsiyet doğuştan gelmez, cinsiyet toplumsal yaşamda öğrenilir. Yüzün üzerinde toplumsal cinsiyet vardır. Kadın ve erkek cinsiyetleriyle ve ilişkisinin normal, doğal olduğunu kabul etmek yanlıştır. Bu hatadan dönülecektir.’ diyorlar. İşte böyle bir ideolojinin propagandası ve örgütlenmesiyle ergenlerimiz ve gençlerimiz cinsiyetlerine yabancılaştırılıyor, kendi bedeniyle kavgalı hale geliyor. Bu durum gençlerimizde bunalımları, intiharları, madde ve alkol bağımlılığını tetikliyor. Şiddet eğilimini kışkırtıyor.
Çocuk ve gençlerimizin LGBT ve diğer yozlaşmış kültürel ögelerle tutsak alınması demek, kutsal aile kurumumuzun ve milli devletimizin yok edilmesi demektir.”
“24 devlet, LGBT’yi yasaklayan kanunlar çıkarttı”
Oygür, küresel bir saldırıyla karşı karşıya kalındığını belirterek, “Bu saldırının örgütler ve dernekler tarafı var. Medya, dijital dünya tarafı var. Ticari yaptırım, ekonomik baskı tarafı var. Bu, böyle bir saldırı. Böylesine devasa bir saldırı ancak devletin alacağı tedbirlerle ve kararlı mücadele adımlarıyla püskürtülebilir. Bakın bunu bilen 24 devlet, LGBT’yi yasaklayan kanunlar çıkarttı. Türkiye, 25’incisi olacak.” diye konuştu.
“Uyanık olalım ve karşılarında dik duralım”
Yurt Dışındaki Filistinliler Halk Kongresi Türkiye Temsilcisi Muin Naim, Gazze’den selam getirdiğini söyledi.
Gazze’de kadın ve çocuk hakları adı altında terbiyesizliğin yayılmaya çalışıldığını belirten Naim, “Ancak bu oyunun farkında olan Filistinli kahramanlar buna karşı dirayetli ve temkinli olup planlarını suya düşürdüler çünkü bu direnişin arkasında aile var çünkü bu direnişin arkasında toplum değerleri var, milli değerler var. Filistinli aileleri yok etmek için, parçalamak için çalışan bu lobi, soykırımcı, katil terör örgütü İsrail’in bugün de arkasında durmaktadır. Uyanık olalım. Birlik olalım ve karşılarında dik duralım.” ifadelerini kullandı.
Saraçhane’den Beyazıt’a sessiz yürüyüş
Konuşmaların ardından kalabalık, Beyazıt Meydanı’na kadar sessiz yürüyüş gerçekleştirdi.
Burada avukatlar Elif Nur Güvençer, Ali Ceylan, Alper Yılmazlar ve Asiye Baytürk tarafından basın açıklaması dönüşümlü okundu.
Basın açıklamasında Saraçhane’den Beyazıt’a sessizce yürüyen insan selinin son yılların en güzel aile fotoğrafını verdiği dile getirildi.
LGBT propagandası ve dayatmasının insanlığın varoluşuna yönelen tehdit olduğuna işaret edilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Güçlü aile yapısını tahrip etmeye yönelik saldırılar düzenleyen emperyalist küresel odaklar, çarpık ve marjinal ilişki biçimlerini birçok araçla dayatıyor. Akademi, eğitim, hukuk, medya, kültür sanat, spor, iş dünyası, toplumların ahlak ve hukuk felsefeleri işgal edilerek hayatın her alanı LGBT propagandası ve dayatmasıyla esir alınmaya çalışılıyor.”
Toplumsal cinsiyet eşitliği ideolojisinin kadına karşı şiddet olduğu belirtilen açıklamada, “Bu yüzden toplumsal cinsiyet kavramı, mevzuattan silinmelidir.” değerlendirmesinde bulunuldu.
Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:
“Kadını, erkeği, gençleri, çocukları ve temelde aileyi hedef alan bu sosyokültürel terör, tüm kirli faaliyetlerine rağmen hiçbir ahlaksızlığını ve suçunu temize çıkaramayacaktır. Dün gökkuşağımızı çalanlar, bugün insanlık onurumuzu çalamayacaklar. Annelerimizle, babalarımızla, büyüklerimizle, gençlerimizle gövdemizi siper etme ve bu hayasızca akını durdurma azim ve kararlılığına sahibiz. Büyük Aile Platformu olarak, insanlığın geleceği için LGBT sosyokültürel terörüne karşı verdiğimiz haklı mücadeleyi gerekli önlemler alınana kadar sürdüreceğiz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Küresel Altyapı İş Birliği Konferansı GICC 2024 kapsamında gerçekleştirdiği Kore Cumhuriyeti ziyaretinin 2’nci gününde Busan’da bulunan ve Kore Savaşı’nda şehit düşen 989 Türk askerinden 462’sinin anıt mezarının bulunduğu Birleşmiş Milletler Anıt Mezarlığı’nı ziyaret etti.
Bakan Uraloğlu, şehitlerin bulunduğu anıt mezara çelenk bırakırken, kabirlere tek tek çiçek koydu. Bakan Uraloğlu, anıt mezarlığı ile ilgili yetkililerden bilgi alırken, ziyaretin önemine ilişkin yaptığı açıklamada, “Çoğu 20’li yaşlarda olan birçok askerimiz burada yatıyor. Kore Cumhuriyeti’ne gelmek, bu ziyareti yapmak, şehitlerimizi burada anmak benim için de çok anlamlı. Kore Savaşı’nda bizim ailemizin de bir gazisi var, dayım İsmail Köroğlu da burada savaşmıştı. Hatıralarını kendisinden dinlemiştim. Burada yatan şehitlerimiz, iki millet arasındaki kardeşliğin ebedi bir simgesi olarak sonsuza kadar hatırlanacak” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi bugün de uluslararası alanda barışa ve mazlumlara olan desteğine dikkat çekerek iki ülke arasındaki dayanışmanın köklü ve kalıcı olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, bundan sonra başka savaşların olmaması; tüm dünyanın huzur, dostluk ve barış içinde yaşaması temennisinde de bulunarak, “Günümüz şartlarında ve gelişmiş teknolojilerle dahi 10 saatlik uçuş mesafesinde bulunan Kore’ye, o dönemde yardım etmeye geldik. Kore Savaşı’na katılmamız sadece askeri bir destek değil, aynı zamanda dünyanın iki ayrı ucundaki iki milletin güçlü dostluğunun ve dayanışmasının en somut göstergesidir. Bugün bu bağlarımız her alanda güçlenerek devam ediyor. Şehitlerimizin ve gazilerimizin gösterdiği bu fedakarlık, bizim için sonsuza kadar gurur kaynağı olacaktır. Makamları yüksek olsun” dedi.
Ziyaretin devamında Birleşmiş Milletler Anıt Müzesi’ni gezen Uraloğlu, şehitlerin aziz hatırasına hürmeten anı defterini imzaladı. Bakan Uraloğlu, anı defterine yazdığı mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Aziz Şehitlerimiz, Koreli Kardeşlerimizi için yaklaşık 10 bin kilometre mesafeden gelerek burada şehit oldunuz. Rabbim makamınızı yüksek eylesin. Türk’ün kahramanlığını burada da gösterdiniz. Dayım İsmail Köroğlu da burada savaştı. Allah rahmet etsin. Tesis edilen Türk-Kore kardeşliğinin daim olması temennisi ile şehitlerimizi tekrar rahmetle anıyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tartışma, Brüksel’in mülteci politikasının gereklerini yerine getirmemesi nedeniyle Macaristan’a yaz aylarında 200 milyon euro (7,5 milyar lira) ceza vermesiyle başladı.
Ödemenin yapılmamasıyla birlikte Brüksel, bu ceza tutarını Macaristan’a verilecek AB yardımlarından tahsil etti.
Bu hamle, Budapeşte yönetimi tarafından tepkiyle karşılandı.
Macaristan yetkilileri, ülke sınırlarına dayanıp sığınma hakkı isteyen mültecileri otobüslerle Brüksel’e taşıyacaklarını açıkladı.
Bu açıklamaya Belçika’dan hükümet düzeyinde sert tepkiler geldi.
‘Otobüsler Brüksel’e mülteci taşımaya hazır’
Geçen hafta sonu Macaristan Mülteci İşler Sorumlusu Bence Retvari, ülkesinin 2015’ten beri yaklaşık bir milyon mültecinin Macaristan’a, dolayısıyla AB’ye kaçak girmesini engellediğini vurguladı.
Retvari, Macaristan’ın bunu AB’nin karşı çıktığı ve “hukuksuz bir uygulama” diye nitelendirdiği önlemlerle başardığını söyledi.
Macar yetkili ayrıca üzerinde Macaristan’ın Sırbistan sınırındaki gümrük kapısı Röszke ve Belçika’nın başkenti Brüksel’in isimlerinin yazılı olduğu onlarca otobüs önünde yaptığı basın toplantısında, içi mülteci dolu otobüslerin Belçika’ya yola çıkmaya hazır olduğunu söyledi.
Macaristan’ın tartışmalı uygulamalarına göre, Sırbistan üzerinden Macaristan topraklarına girmek isteyen mülteciler sığınma hakkı talebini sadece sınırın Sırbistan tarafında kurulan istasyonlarda yapabiliyor.
Başvuruya gelecek resmi cevaba kadar da o bölgede kurulan geçici kamplarda kalmaları gerekiyor. Eğer mülteci başvurusu yapmak isteyen kişi Macaristan topraklarına kaçak olarak girmişse, bu durumda tüm haklarını kaybediyor ve her durumda kendisine otomatik ret alıyor.
AB ise bu uygulamayı “hukukun ihlali” olarak tanımlıyor ve sınır dışında kurulan bu istasyonların yaşanılamaz yerler olduğunu, çocukların ve hastaların bakımı için de yetersiz olduğunu belirtiyor.
Daha sonra mahkemelere taşınan tartışmada Macaristan, AB’nin mültecilerle ilgili kararlarını yerine getirmediği için para cezası ödemeye mahkum edildi.
Budapeşte, Ağustos’ta vadesi geldiği halde verilen cezayı ödemedi.
Bunun üzerine de Brüksel bu paranın Macaristan’ın önemli bir kısmı başka hukuk ihlalleri nedeniyle halihazırda dondurulmuş olan AB fonlarından kesilmesine karar verdi.
Günlük 1 milyon euro gecikme cezası
Cezanın yanı sıra Macaristan’a kararları uygulamadığı her gün için bir milyon euro gecikme cezası da verildi.
Macar hükümeti ise bu karara sert tepki gösterdi.
AB’nin karşı çıktığı mülteci istasyonları Röszke yakınlarındaki Sırbistan topraklarında kurulu.
Cezayı ödemek yerine şimdiye kadar yapmadıklarını yapabileceklerini ifade eden Macar yetkililer “Sınıra dayanan mültecilere Macaristan’a girmelerine izin veririz, ancak Macar topraklarında kalamazlar. Otobüslere doldurur Brüksel’e kadar onları ücretsiz taşırız” diyor.
Belçika hükümeti: Macarlar provokasyon hazırlıyor
Belçika Dışişleri Bakanı Hadja Lahbib ise Macar hükümetinin AB üyesi olarak üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmesini, provokatif önlemlere başvurmaması gerektiğini söyledi.
Belçika hükümeti mülteci işler sorumlusu Nicole de Moor da Macar hükümetinin bu işlemi gerçekleştirmesi halinde Brüksel’e mülteci taşıyan otobüslerin bir dizi Schengen ülkesinden geçmek zorunda kalacağını ve bu işlemin gerekleşme şansı olmayacağını vurguladı.
Moor, “AB kendi topraklarında kaçak mülteci taşıyan otobüs seferlerine izin vermez” dedi.
Brüksel Belediye Başkanı Philippe Close da Belçika Başbakanı Alexander de Croo’ya çağrı yaptı ve otobüslerin kalkması durumunda mutlaka sınırda durdurulmasını talep etti.
Avrupa’da mülteciler sorunu gündemde yine üst sıralara tırmanabilir mi?
Macarların bu çıkışı savaş ve ekonomik gerginlikler arasında bir süredir geri plana düşen mülteciler meselesini AB siyasi gündeminin belli başlı maddelerinden biri haline getirebilir.
Uzmanlara göre Almanya’daki son iki eyalet seçiminde ilk sıralara yükselen mülteci karşıtı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisinin başarısı ve Fransa’daki son seçimlerde mülteci karşıtı aşırı sağın destek kazanması, Avrupa kamuoyunda mülteciler meselesinin önemli yer tuttuğuna işaret ediyor.
İlgili haberler
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi olan James Spain, darbeden birkaç saat sonra ABD’ye gönderdiği diplomatik notta askeri lideri iyi tanıdıklarını ve Türkiye’nin gerek dış politika gerekse de savunma politikalarının değişeceği yönünde endişe yaratacak bir neden olmadığını söylüyor.
BBC Türkçe, 2011 yılında Bilgi Edinme Yasası kapsamında yapılan bir başvuru üzerine gizliliği kaldırılan ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine ulaştı. İlk kez kamuoyuna açıklanan bu belgeleri bugün, yarın ve Cuma olmak üzere üç gün boyunca haber dizisi halinde yayınlayacağız.
BBC Türkçe’nin ulaştığı belgeler arasında 12 Eylül 1980 ile 5 Kasım 1980 tarihleri arasında ABD’nin Ankara, İstanbul ve İzmir’deki diplomatik temsilciliklerinden Washington’daki Dışişleri Bakanlığı ile diğer ülkelerdeki temsilciliklerine gönderilmiş 10 adet yazışma yer alıyor.
İlk kez kamuoyuyla paylaşılan bu yazışmalardan biri gizlilik sıralamasında en yüksek ikinci derece olan “Gizli” ibaresini; yedi tanesi üçüncü gizlilik derecesi olan “Özel” ibaresini taşıyor. İki yazışma da kamuya açık bilgiler taşıdığı için “Tasnif Dışı” olarak sınıflandırılıyor.
Yazışmaların ilkinin tarihi 12 Eylül 1980 günü. Darbeden kısa bir süre sonra yazıldığı anlaşılan ve dönemin Ankara Büyükelçisi Spain imzasını taşıyan bu yazışma, “Gizli” ibaresine sahip. Dışişleri Bakanlığı’nın bu belgeyi paylaşmadan önce bazı kısımlarını çıkarttığı görülüyor.
“Ordunun (yönetime) el koymasının ardından ABD-Türkiye ilişkileri” başlıklı yazışmada Spain, darbenin hemen ertesinde şu değerlendirmeleri yapıyor:
“Mevcut askeri liderlerin tamamını iyi tanıyoruz ve özellikle de NATO üyeliği başta olmak üzere Türkiye’nin güvenlik ya da dış politikasında değişim yaşanacağı yönünde bir endişe taşımamıza da gerek yok.
“Buradaki esas mesele, bu çıkarları etkin ve hızlı bir şekilde yeniden tesis edilen demokratik ortamda da korumak olacak. Ancak bunun olmayacağına inanmak için de herhangi bir neden bulunmuyor.
“Bu ilk günlerde daha da önemli olan ise bizim kamuoyu önündeki tutumumuz. ABD devleti adına konuşan sözcülere, durumu yakından takip ettiklerini söylemelerini ve yorumlarını Türkiye’nin NATO üyeliği gibi dış politika yaklaşımlarında herhangi bir değişim görmeyi beklemedikleri yönündeki ifadelerle sınırlı tutmalarını öneriyoruz.”
Büyükelçi Spain’in kaleme aldığı yazışmanın askeri liderlerle ilgili değerlendirmeleri içeren paragrafının başlangıç kısmının ise belgelerin gizliliği kaldırılmadan önce ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından metinden çıkartıldığı görülüyor.
‘Türkiye’de yaşanan Latin Amerika cunta darbesi değil’
1970’lerin ortasında ABD’nin Ankara Maslahatgüzarlığı görevini yürüten Spain, 1979’un sonunda da büyükelçiliğe atandı. Spain’in görevi 1981 yılının yazında sona erdi.
Spain, 1984 yılında ‘American Diplomacy in Turkey’ (Türkiye’de ABD Diplomasisi) adında Türkiye’de görev yaptığı dönemi anlattığı bir kitap yazdı.
Spain’in darbe günü gönderdiği yazıda, Türkiye’de ordunun yönetime el koymasının diğer birçok demokratik ülkenin aksine “daha köklü ve daha kabul edilir” bir durum olduğu ifade ediliyor.
Yazışmada, “Kısacası, bu bir Latin Amerika cunta darbesi değil… El koymayla ilgili yapılan açıklamada da ifade edildiği gibi terör ve kamu düzeni alanında yaşanan son gelişmeler, her ne kadar gönülsüz de olsa Türk ordusu üzerinde harekete geçme baskısı yarattı” ifadeleri kullanılıyor ve şu değerlendirmeler yapılıyor:
“Hükümetlerle değil, devletlerle ilişki kurma temeline dayanan olağan politikamıza uygun olarak, bu durumda (askeri yönetimi) tanıma gibi bir sorunun ortaya çıkmadığını düşünüyorum.
“Bunun ötesinde, mevcut durumla ilgili ABD’nin iki önemli ulusal çıkarı söz konusu. Bunlardan ilki Türkiye’nin uzun vadede demokratik bir ülke olarak korunması. Diğeri de savunma ve ekonomik işbirliği anlaşmasının uygulanmaya devam etmesi de dahil olmak üzere güvenlik alanındaki ilişkilerimizin sürmesi.”
SEİA Nedir?
Spain’in yazışmasında bahsettiği Savunma ve Ekonomik İşbirliği Antlaşması (SEİA), 29 Mart 1980 tarihinde imzalandı. Bu anlaşma ile NATO sorumlulukları kapsamında ABD’ye Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait bazı tesislerdeki ortak savunma önlemlerine katılma izni verilirken, ABD de Türkiye’nin kalkınma çalışmalarına “mali ve teknik yardım sağlamak için elinden gelen her türlü çabayı” gösterme taahhüdünde bulunuyor.
ABD Hesap Verilebilirlik Kurumu tarafından 1982 yılında hazırlanan bir raporda, SEİA anlaşmasıyla ABD’nin Türkiye’deki askeri tesislere erişiminin ambargo dönemi öncesindeki düzeylere döndüğü ve bu sayede “askeri tesislere, istihbarat tesislerine ve uzun menzilli bir navigasyon istasyona daha serbest şekilde erişmeye” başladığı belirtildi.
‘Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş’in gözaltısına tepki için bekleyelim’
ABD Büyükelçisi, gerek Milli Güvenlik Konseyi’nin (MGK) oluşumunu ve yayımladığı bildirileri gerekse de darbenin hukuki temelini inceledikten sonra daha detaylı bir yorum yapabilecek hale geleceklerini belirterek, 12 Eylül 1980 tarihli yazışmada şu ifadelere yer veriyor:
“Demokrasinin en hızlı ve mümkün olan en eksiksiz şekilde yeniden tesisinin sağlanması için çalışmalar yürüteceğiz. Ve yeni devlet yöneticilerini gereksiz yere küstürmediğimiz ve aşağılamadığımız sürece bu amacımızı gizlemeye de gerek görmüyoruz.
“(Örneğin; Demirel, Ecevit, Erbakan ve muhtemelen Türkeş’in gözaltına alınmaları konusunda tutumumuzun ne olması gerektiğine dair tavsiyede bulunmadan önce birkaç gün beklemek istiyorum.)
Dönemin Başbakanı ve Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı Bülent Ecevit ve azınlık hükümetine dışarıdan destek veren Milli Selamet Partisi’nin lideri Necmettin Erbakan, darbe gecesi gözaltına alındı. Demirel ve Ecevit eşleriyle birlikte Hamzaköy’e; Erbakan ise Uzunada’ya götürüldü.
Bu yazışmanın yapıldığı sırada ise azınlık hükümetine dışarıdan destek veren Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) Genel Başkan Alparslan Türkeş ise aranıyordu. Darbe gecesi evinde bulunamadığı için gözaltına alınamayan Türkeş, 14 Eylül Pazar günü Ankara’da teslim oldu ve Uzunada’ya götürüldü.
Spain, yapılan ilk açıklamalarda demokrasiye dönüş vurgusunun yeterince güçlü olmadığını temas kurduğu kişilere aktardığını belirterek, şunları yazıyor:
“Ben halihazırda bir inisiyatif alarak, Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri olan ve aynı zamanda Milli Güvenlik Konseyi toplantılarına da katılan Büyükelçi (İlter) Türkmen’e, şu ana kadar sadece 1 numaralı (MGK) bildirisinde demokratik süreçle ilgili çok genel geçer bir ifade bulunduğunu ilettim.
“Türkmen, görüşlerimi hem (Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan) Evren hem de (MGK Genel Sekreteri Haydar) Saltık’a aktaracağını ve aynı zamanda bugün için NATO büyükelçileriyle planlanan toplantıda da demokrasinin yeniden tesisi konusunun üzerinde yoğun şekilde durulacağını söyledi.”
Yine aynı yazışmadan, 12 Eylül günü akşamüstü TSİ 15:00’te ordu komutasıyla NATO üyesi ülkelerin büyükelçileri arasında bir toplantının planlandığı da anlaşılıyor.
Spain, anılarını yazdığı “American Diplomacy in Turkey” kitabında da Evren’in aynı gün içerisinde öğlen saat 13:00’te bir kez daha televizyonların karşısına çıktığını ve bu kez demokrasiye dönüş meselesine daha çok vurgu yaptığını belirtiyor. Spain, bunda kendi önerisinin etkili olup olmadığını bilmediğini ancak yine de memnun olduğunu ifade ediyor.
Eski büyükelçi kitabında ayrıca, Türkmen’in de NATO büyükelçileriyle yapılan toplantıda bu konuya ağırlık verdiğinin altını çiziyor.
‘Dini görevlerini yerine getiren komutanların laik sisteme inancı ilginç’
ABD’nin diplomatik yazışmalarında, 12 Eylül darbesinin ardından Evren’in açıklamaları, MGK bildirilerini ve ulusal basında yer alan haberlerin yakından takip edildiği ve buradan derlenen bilgilerin, kendi kaynaklarından elde ettikleriyle harmanlanarak not halinde gönderildiği anlaşılıyor.
ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, Evren’in 16 Eylül 1980’de düzenlediği basın toplantısındaki açıklamalarının İngilizce tam metnini diplomatik yazışmalar arasında gönderdiği görülüyor. Bu yazışma, gizlilik derecesi “Tasnif Dışı” olan iki belgeden birisi.
Bu basın toplantısından birkaç gün sonra da Ankara’da görevli diplomatlardan Daniel Newberry tarafından kaleme alınan “Türk ordusunun (yönetime) el koyması – Geçmiş ve Beklentiler” başlıklı yazışmayla gelinen duruma dair kapsamlı bir değerlendirme yapıyor.
Newberry’nin 20 maddeden oluşan ve “Özel” ibaresi taşıyan değerlendirmesinde darbe öncesi Türkiye’deki durum, Evren’in açıklamaları ve MGK bildirilerinin ayrıntıları, ordunun dünya görüşü, dış politikaya yönelik beklentiler, ekonomi politikaları, eğitim reformu, siyasal sistemde beklenen değişiklikler ve demokrasiye geri dönüş konuları ele alınıyor.
Bu yazışmada da ağırlığın Spain’in de darbe sabahı gönderdiği notta vurguladığı üç konu olan ekonomik reform süreci, dış politikada devamlılık ve demokrasiye verildiği görülüyor.
Ordunun darbe planlarının eski Başbakan Nihat Erim ve bundan üç gün sonra da Türkiye’deki sendikal hareketin en önemli isimlerinden Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) kurucusu Kemal Türkler’in öldürülmelerinin ardından Temmuz ayı ortasında “ciddiye bindiğinin artık daha net bir şekilde” görüldüğü belirtiliyor.
Erim, 19 Temmuz 1980 tarihinde İstanbul’un Dragos semtinde Dev-Sol tarafından düzenlenen bir suikast sonucu yaşamını yitirirken, Türkler de 22 Temmuz 1980’de evinin önünde bir ülkücü tarafından vurularak öldürüldü. Bu iki cinayet, 12 Eylül darbesi öncesindeki en önemli kilometre taşları arasında gösteriliyor.
Newberry de değerlendirmesinde darbenin hayata geçirilmesi kararında bu iki olayın önem taşıdığını belirterek, Evren ve diğer komutanların Türkiye’deki mezhepsel ve ideolojik farklılıkların dış güçler tarafından kullanılmasından kaygı duyduklarını aktarıyor:
“Evren her ne kadar doğrudan Sovyetler Birliği, Afganistan veya İran ile Libya’daki İslami uyanıştan bahsetmemiş olsa da, kendisinin ve diğer komutanların dış güçler tarafından yönetilen ya da dışarıdan ilham alan ideolojik grupların, devletin demokratik ve laik temellerini tehlikeli düzeyde zayıflattığına inandığını açık bir şekilde dile getirdi.
“Bazı askeri liderlerin dini görevlerini yerine getiren kişiler olduğu söylenirken, Kemalizm’in en güçlü ilkelerinden biri olan laik bir siyasal sisteme inançlarının tam olması da ilginç bir nokta.”
‘ABD çıkarlarıyla ilgili temaslar rahatlatıcı’
Yazışmayı kaleme alan Newberry, Türkiye’yi yakından tanıyan ABD’li diplomatlardan birisi. 1999 yılında yaşamını yitirmesinin ardından Washington Post gazetesi yayımladığı haberde Newberry’den “Türkiye konusunda otorite” olarak bahsediyor.
Newberry, 36 yıl süren diplomasi kariyerinde Türkiye’ye dört defa atandı ve Ankara, Adana ve İstanbul’da görev yaptı. 19 Eylül 1980 tarihli yazışmayı Ankara Büyükelçiliği’nde görevli olduğu sırada kaleme alan Newberry, bundan bir yıl sonra İstanbul Başkonsolosluğu’na atandı ve 1985 yılına kadar bu görevi sürdürdü.
Newberry’nin gönderdiği yazışmada, yeni yönetimde de devamlılığı olacak olan iki konu ekonomik sistem ve dış ilişkiler olarak tanımlanıyor ve askeri liderlerin 1980 yılının başlarında başlatılan ekonomik reform programını sürdürmeye kararlı oldukları vurgulanıyor.
Aynı yazışmada dış politika konusunda ise Newberry, “değişimin az olmasını ya da hiç olmamasını” beklediklerini dile getiriyor ve daha önce Spain’in yazışmasında da adı geçen Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri İlter Türkmen ile temasta olduklarını belirtiyor.
Yazışmada, “Büyükelçi’nin Türkmen ile kurduğu temaslar yapıcı ve ABD’nin çıkarları ile savunma alanındaki karşılıklı olağan işbirliğinin devamına yönelik rahatlatıcı oldu” ifadeleri kullanılıyor.
Ekonomi politikaları alanında ise Evren’in ekonomik reform programının devam edeceğini ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’yle (OECD) yapılan anlaşmaların süreceğini taahhüt ettiği ifade ediliyor.
24 Ocak Kararları nedir?
Newberry’nin atıfta bulunduğu ekonomik reformlar, Başbakan Demirel’in talimatıyla dönemin Başbakanlık Müsteşarı Turgut Özal tarafından hazırlanan ve 24 Ocak Kararları olarak bilinen programını ifade ediyor.
24 Ocak Kararları kapsamında yapılan bir dizi yapısal reformla serbest piyasa ekonomisine geçiş süreci başlatıldı.
Bu kararlar arasında devletin ekonomi içindeki payının azaltılması, yüzde 32 oranında devalüasyona gidilmesi, günlük döviz kuru uygulamasına geçilmesi, bazı sektörlerde sübvansiyonların kaldırılması ve dış ticaretin serbestleştirilmesi de yer alıyor.
İş dünyası bu kararları Türk ekonomisinin liberalleşmesi yönünde yapılmış çok önemli bir hamle olarak nitelendirmiş ve memnuniyetle karşılamıştı. Ancak özellikle sol kesim, bu kararların işçi sınıfı üzerindeki baskıları artıracağı ve haklarını azaltacağı için karşı çıkmıştı.
12 Eylül darbesini düzenleyenler tarafından hiçbir zaman kabul edilmemiş olsa da bu darbenin yapılmış olma nedenleri arasında iş dünyası ve ABD’nin de desteğiyle 24 Ocak kararlarının uygulanmasının bulunduğunu da öne sürenler bulunuyor.
‘Demokrasiye dönüşün hızını belirleyecek iki unsur var’
Newberry tarafından kaleme alınan yazışmada değinilen bir diğer önemli konu da darbenin ardından Türkiye’nin demokrasiye ne zaman geri döneceği konusu. Yazışmaya göre, iktidarın seçilmiş, sivil bir hükümete devredilmesini belirleyecek olan iki unsur bulunuyor:
“1) Terörün kökünü kazıma konusunda sağlanacak ilerleme. (Terör) azalmış durumda ancak bitmiş değil.
“2) Şu ana kadar kendi içinde sert şekilde bölünmüş görünen sivil elitlerin ordu ile ne ölçüde işbirliği yapacağı.
“İktidarın devredilmesiyle ilgili en makul tahmin en az bir yıl. Ancak daha da uzun sürmesi muhtemel.”
Newberry, Türkiye’nin “demokratik, laik ve Batı yanlısı bir ülke olarak korunması” amacıyla siyasal sisteminde “kapsamlı değişiklikler yapmayı planladığını” belirtiyor.
Newberry, “Parlamenter sistem korunacak ancak birçok kişi yeni sistemin mimarlarına cumhurbaşkanlığı makamını güçlendirme çağrısı yapıyor.
Ülkenin bölünmesine neden olan radikal siyasetçilerin önü kesilecek. Revize edilen sistemde, genel olarak, sınırsız bireysel özgürlükler yerine, devletin bütünlüğü ve devlet kurumlarının işlevselliğine daha fazla önem verilecek” diyor.
‘Yeni kabinede muhafazakar olarak bilinen yetenekli isimler var’
Türkiye’de görevli ABD’li diplomatların, 12 Eylül darbesinin ardından gelen tutuklamaları ve yapılan atamaları da yakından takip ettiği görülüyor.
22 Eylül 1980 tarihini taşıyan “Özel” ibareli bir yazışmada, Bülend Ulusu başbakanlığında kurulan yeni kabineye dair değerlendirmeler yer alıyor. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde görevli Arnold Schifferdecker imzalı yazışma, “Türkiye’nin yeni kabinesi” başlığını taşıyor.
Kabinedeki isimlerin seçiminde “deneyimin” önemli bir kıstas olarak göründüğünün belirtildiği yazışmada, “Yeni kabine, genel olarak muhafazakar olarak bilinen ve Türk halkının aşina olduğu bir grup yetenekli isimden oluşuyor. Az sayıda bilinmeyen isim var ve aralarında tartışmalı isim de bulunmuyor” deniliyor.
Yazışmada, kabinede ekonomi, dışişleri ve savunma bakanlıklarına yapılan atamaların, askeri yönetimin ekonomi ve dış politikada mevcut politikaları sürdüreceğinin bir teyidi olarak yorumlanıyor.
Başbakan Yardımcılığı görevine getirilen Özal’ın 24 Ocak Kararları ile başlayan ekonomik reform sürecinde “yetkili kişi” haline geldiği ifade edilirken, Dışişleri Bakanlığı’na getirilen Türkmen ve Savunma Bakanlığı’na atanan Haluk Bayülken de “yüzü güçlü şekilde Batı’ya dönük isimler” olarak tanımlanıyor.
Schifferdecker, kabineyle ilgili şu değerlendirmeleri yapıyor:
“İki başbakan yardımcısı, üç devlet bakanı ve 21 bakan ile Ulusu’nun kabinesinin büyüklüğü de Demirel’inkine yakın. Ancak, bu iki kabine arasında bazı ciddi farklılıklar bulunuyor.
“Kabineyi oluşturan adamlar -hiç kadın yok- yetenekli, tartışma yaratmayacak ve kendilerine teslim edilen konularda deneyimli isimler olarak biliniyor.
“Olağan bir kabineye kıyasla çok daha fazlası bir ya da birden fazla yabancı dil biliyor ve hem mevcut hem de eski büyükelçilik çalışanları birçoğunu yakından tanıyor.”
‘Kaç milletvekilinin gözaltına alındığına dair güvenilir bilgi yok’
Darbeden bir hafta sonra, 19 Eylül 1980 tarihinde Ankara Büyükelçiliği’nden “Özel” ibaresiyle gönderilen bir yazıda, gözaltına alınan eski milletvekillerinin listesi yer alıyor.
Thomas Martin imzalı yazışmada, Genelkurmay tarafından yapılan açıklamaya göre, 50 milletvekilinin gözaltına alındığı belirtiliyor. Bu kişilerin 25’inin CHP, 11’inin MHP, 7’sinin AP, 5’inin MSP ve 2’sinin bağımsız milletvekili olduğu ve aralarında iki de senatörün bulunduğu ifade ediliyor.
Yazışmada gözaltına alınan CHP’li vekillerin “birçoğu (CHP içindeki sol kanadın önemli temsilcilerinden İzmir Milletvekili) Süleyman Genç ve benzer şekilde DİSK gibi radikal sol örgütler ile solcu terör örgütleriyle bağlantısı bulunan solcu isimler” olduğu öne sürülüyor.
Tutuklanan AP’li vekillerin çoğunun ise Kürt bölgelerinden seçilenler olduğu vurgulanıyor ve şu ifadelere yer veriliyor:
“Ordu, bu açıklamayı muhtemelen çok daha fazla sayıda insanın tutuklandığı yönündeki söylentilerin giderilmesi için yapmak durumunda kaldı. Şu ana kadar kaç kişinin yargılandığı ya da yargılanacağına dair güvenilir bir bilgi bulunmuyor.
“Bazı Büyükelçilik kaynakları, gözaltına alınan 50 civarındaki kişinin son olmayabileceğini söylüyor. CHP’nin bazı diğer milletvekilleri içinde yakalama kararı çıkartıldığı yönünde duyumlar aldık.”
12 Eylül 1980’de ne oldu?
TSK, cumhurbaşkanının parlamentoda uzlaşma sağlanamaması nedeniyle aylarca seçilememesi, yaşanan hükümet istikrarsızlığı, ağır ekonomik sorunlar ve yoğun iç çatışmaları gerekçe göstererek 12 Eylül 1980 Cuma günü sabah saat 03:00’te yönetime el koydu.
Ülkenin yönetimi darbeyle birlikte kurulan Milli Güvenlik Konseyi’ne (MGK) devredildi. MGK’nın yayımladığı ilk bildiride, darbenin ordunun “İç Hizmet Kanunu’nun verdiği Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini” yerine getirmek adına “emir-komuta zinciri” içinde gerçekleştirildiği belirtildi.
MGK’nın başkanlığına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren getirildi.
Konsey’de yer alan diğer isimler de Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komitanı Oramiral Nejat Tümer, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun oldu.
Konsey’in genel sekreterliği görevini de Orgeneral Haydar Saltık yürütüyordu.
Darbe olduğunda iktidarda Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı Süleyman Demirel başbakanlığındaki azınlık hükümeti bulunuyordu. Bu azınlık hükümetine Necmettin Erbakan önderliğindeki Milliyetçi Selamet Partisi (MSP) ve Alparslan Türkeş’in lideri olduğu Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) dışarıdan destek veriyordu. Ana muhalefette ise genel başkanlığını Bülent Ecevit’in yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) vardı.
Darbenin ardından birçok siyasi parti, sendika ve dernek kapatıldı, yeni bir anayasa hazırlandı, birçok isme siyaset yasağı getirildi ve parlamenter sistemde önemli değişiklikler yapıldı. Darbenin ardından yaklaşık üç yıl sonra, 6 Kasım 1983 genel seçimleriyle demokrasinin yeniden tesisi süreci de başladı.
Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı resmi verilere göre, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından toplam 650 bin kişi gözaltına alındı ve 52 bini de tutuklandı. Fişlenen kişi sayısı da 1 milyon 680 bin, vatandaşlıktan çıkartılanların sayısı da 14 bin.
Sıkıyönetim mahkemelerinde 210 bin dava açıldı ve toplamda 230 bin kişi farklı suçlardan yargılandı. Bunların 7 bini hakkında idam cezası istendi.
Bu dönemde, 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevleri nedeniyle, 171 kişi sorguda ve uğradığı işkence sonucu ve 49 kişi de idam edilerek yaşamını yitirdi.
Ancak sivil toplum kuruluşları, gerçekten çok daha fazla kişinin darbeden etkilenmiş olabileceğini söylüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Robert Houghton, 12 Eylül 1980’deki askeri darbeden iki hafta sonra yolladığı gizli diplomatik notta iş dünyasınnda birçok kişinin “terör ve belirsizlik ortamının” geçmiş olmasından dolayı “neredeyse havalara uçtuğunu” yazıyor.
BBC Türkçe, 2011 yılında Bilgi Edinme Yasası kapsamında yapılan bir başvuru üzerine gizliliği kaldırılan ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine ulaştı ve bunları üç parçalık bir seri halinde yayımladı.
BBC Türkçe’nin ulaştığı belgeler arasında 12 Eylül 1980 ile 5 Kasım 1980 tarihleri arasında ABD’nin Ankara, İstanbul ve İzmir’deki diplomatik temsilciliklerinden Washington’daki Dışişleri Bakanlığı ile diğer ülkelerdeki temsilciliklerine gönderilmiş 10 adet yazışma yer alıyor.
Yazışmalarda, Ankara’daki diplomatlar yeni yönetim tarafından benimsenecek yaklaşımların ayrıntılarına odaklanırken, İstanbul ve İzmir’in ise iş dünyası, akademi ve basın gibi toplumun farklı kesimlerinin nabzını tuttuğu görülüyor.
Dönemin İstanbul Başkonsolosu Houghton, 27 Eylül 1980 tarihinde Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği “Özel” ibareli yazışmada, görüştükleri kişilerin genel olarak darbeyi onaylar bir tavır içinde olduğunu ve şiddet olaylarında kaydadeğer bir azalma görüldüğünü belirtiyor.
Houghton, “Ordunun (yönetimi) ele almasının ardından İstanbul daha rahatlamış ve daha mutlu” başlıklı yazıda, iş dünyasının bundan sonra ekonominin iyiye gitmesini beklediğine işaret ediyor.
‘Erol Sabancı’nın anlattığı olay geçmişte neler yaşandığını gösteriyor’
Yazışmaya göre, iş dünyasının darbe ile ilgili değerlendirmeleri şöyle:
“İş adamlarını çoğu neredeyse havalara uçuyor. Bu havaya uçma halinin nedenini geçmişteki terör olaylarının sonlanması ve belirsizliğin ortadan kalkması kadar geleceğe yönelik vaat edici bir ortamın ortaya çıkması da oluşturuyor.
“İş adamları için grev, iş yavaşlatma, terör tehditleri, döviz ve emtia sıkıntısı gibi durumlar gündelik hale gelmişti.
” Hacı Ömer Sabancı Holding’den Erol Sabancı’nın kısa bir süre önce bize anlattığı bir olay, geçmişte neler yaşadıklarını ve ordunun yönetimi ele almasından önce hükümetin ne kadar felç halinde olduğunu gösteriyor.
” Adana yakınlarındaki fabrikalarından birinde radikal solcular, genel müdürün odasındaki Atatürk portresinin altına ‘Kapitalizmin Uşağı’ yazılı bir pankart asmışlar. Bu pankart, yönetim kademesindeki hemen herkes, çalışanların büyük çoğunluğu, kolluk kuvvetleri gibi birçok kişi için hakaret niteliği taşıyor olmasına karşın hiç kimse bu pankartı kaldıramamış.
“Yöneticiler, radikal işçi liderlerinden tepki görmekten -hatta öldürülmekten- korkuyorlarmış, işçiler radikal liderleri tarafından sindirilmiş. Kolluk kuvvetleri de harekete geçerlerse Ankara’dan destek alıp alamayacaklarından emin olamıyormuş. 12 Eylül gününe kadar hiçbir şey yapılamamış ve o gün bu pankart kaldırılmış.
“(İş insanları) kendilerini artık -belki de biraz fazla emin bir şekilde- çok daha güvende hissediyorlar ve yalnızca grevdeki çalışanlarının fabrikaya geri dönmesinden değil, döndükten sonra iş yapmaya başlamış olmasından dolayı da rahatlamış durumdalar.
“İş dünyasından irtibat kurduğumuz kişilere göre, tüm fabrikalar çalışıyor ve üretim düzeylerinin de artacağı konusunda iyimserler.”
Houghton, iş dünyasının özellikle Turgut Özal’ın başbakan yardımcısı olarak atanmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirtiyor.
Darbeyle devrilen hükümetin Başbakanı Süleyman Demirel döneminde Başbakanlık Müsteşarı olan Özal, aynı zamanda 24 Ocak 1980’de açıklanan ve Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisine geçişinin en önemli hamleleri arasında gösterilen kararların da mimarı.
Sol kesim ve sendikalar ise bu kararların işçi haklarına önemli zarar verdiğini savunuyor.
‘İnsanlar artık daha disiplinli, daha çok insan kırmızıda duruyor’
Houghton, aynı yazışmada, İstanbul’daki komuta kademesinin “normale dönüş” ilkesini benimsemiş gibi göründüğünü belirterek, sokaklardaki tankların çekildiğine ve asker sayısının azaldığına dikkat çekiyor.
Houghton, dönemin İstanbul Sıkıyönetim Komutanı OrgeneralNecdet Üruğ’u “makul, sert ve etkin bir yönetici ve lider” olarak tanımlıyor.
O dönemde Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Başkonsolosluğu civarında şiddet olaylarının ve çatışmaların da azaldığına dikkat çeken Houghton, şu izlenimleri paylaşıyor:
“İstanbul’daki insanlar, artık geçmişe kıyasla çok daha disiplinli davranıyor. Halen çoğunluk olmasa da daha fazla kişi kırmızı ışıkta duruyor.
“Ayrıca insanların genel görünümü de iyileşmiş gibi görünüyor. Cunta öncesi döneme kıyasla, daha fazla insan artık İstiklal Caddesi’nde yürürken pahalı görünen paltolar giymeye ve hatta mücevher takmaya başladı.”
‘Gördüğümüz en ciddi hoşnutsuzluk iki solcu öğrenciden’
Houghton, karşılaştıkları en ciddi hoşnutsuzluk ifadesinin ise “şaşırtıcı olmayacak” şekilde iki solcu öğrenciden geldiğini aktarıyor.
Houghton, görüştükleri öğrencilerin İstanbul ÜniversitesiHukuk Fakültesi’nde eğitim gördüklerini ve Türkiye Komünist Partisi tarafından 1970’lerde kurulan İlerici Gençler Derneği’ne (İGD) üye olduklarını söylüyor.
İki öğrencinin, Türkiye’nin artık “ABD’nin tam kontrolü altına girdiğini ve faşist bir devlete dönüştüğünü” söylediklerini aktarıyor ve şöyle devam ediyor:
“Askeri müdahaleyi onaylayanlar arasından ise duyduğumuz tek çekince İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu başkanından geldi.
“Kabinede birkaç bakan kalması ve diğer bakanlıkların da daimi müsteşarlıklara dönüştürülmesi gerektiğini öne sürdü. Ayrıca, kurulan kabinedeki dört bakanın daha önce (eski Başbakan Nihat) Erim’in hükümetinde de görev yaptığını ancak çok da başarılı olamadıklarını söyledi.”
Darbenin ABD Başkonsolosluğu’nu, şirketleri ve kurumlarının gündelik faaliyetlerini hiçbir şekilde etkilemediğini belirten Houghton, geçen yılın aynı dönemine kıyasla ABD’ye yapılan vize taleplerinin arttığını ancak olağan seyrin üzerine çıkan kaydadeğer bir sıçrama görülmediğini de not düşüyor.
‘Darbe İstanbullular için tam ve hoş bir sürpriz oldu’
Houghton imzasıyla gönderilen bir diğer yazışma da 15 Eylül 1980 tarihini taşıyor.
“Türkiye’deki askeri darbenin ardından İstanbul’da durum sakin” başlığıyla gönderilen, gizlilik düzeyi “Özel” olarak belirlenen bu belgede, darbenin ilk üç gününe dair izlenimlere yer veriliyor.
Darbenin İstanbul’da yaşayanların büyük çoğunluğu için “tam ve hoş bir sürpriz” olduğunu belirten Houghton, birçok kişinin askeri yönetimin ülkeyi içinde bulunduğu zor dönemden çıkarmasını umduğunu ifade ediyor:
“12 Eylül Cuma sabahı, bu şehirde yaşayan 5,5 milyon kişi Ankara’da kurulan Milli Güvenlik Konseyi’nin yayımladığı bildirileri radyodan dinledi ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duydu.
“Sabahın ilk saatlerinde tek tük duyulan silah seslerinin dışında genel olarak sakin geçti. İstanbul Boğazı’ndan az sayıda yabancı gemi geçiş yapmış olsa da hiçbir sivil, yerli gemi geçmedi.
“Çevreyolunda çoğu kamyon, otobüs ve polis arabası olmak üzere az sayıda araç vardı ve dükkanların tamamı kapalıydı. Mahallelerden aralıklarla geçen kamyonlar ekmek satışı yapıyordu.
“Askerler, birkaç küçük çocuk ve evine dönmeye çalışanlar haricinde herkesi evinde tutmayı başardı. Su elektrik ve telefon hizmetleri normal şekilde devam etti.”
’14 Eylül itibariyle hayat normale dönüyor gibi’
Houghton, sokağa çıkma yasağının kaldırılmasının ardından görüştükleri Türklerin “neredeyse tamamının” darbeden memnuniyet duyduğunu ancak birkaç aydının ülkedeki demokrasinin başarısızlığa uğramış olmasından dolayı duydukları üzüntüyü dile getirdiğini belirtiyor:
” Cumartesi sabah saat 10:00’da askerler, İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Cumhuriyet Halk Partisi ve Adalet Partisi merkez binalarına girdi ve parti amblemlerini sökmeye başladı.
“14 Eylül Pazar günü İstanbulluların Boğaz kenarında yürüyüşe çıktığı ve kafelerin büyük bir bölümünün de neredeyse dolu olduğu görüldü. Trafik normalden daha azdı.
“Boğaz’da gezen eğlence teknelerinin sayısı azalmıştı ancak yine de hayat genel olarak normale dönüyor gibi duruyor.”
İstanbul’da darbeyle birlikte uygulamaya konulan sokağa çıkma yasağı 13 Eylül Cumartesi günü saat 08:00 itibarıyla kaldırıldı. Otobüs ve gemi seferleri yeniden yapılmaya başlarken, bir günlüğüne durdurulan ülkeye giriş-çıkışlara da yeniden izin verildi.
İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, gece saat 00:00 ile 05:00 saatleri arasında sokağa çıkma yasağı uygulanacağını açıkladı.
Houghton, bu yasağın gece hayatı üzerinde bir miktar olumsuz etki yaratabileceğini ancak zaten yaşanan şiddet olaylarından dolayı insanların bir süredir gece çıkmamayı tercih ettiklerini belirtiyor.
“Ekonominin çarı” olarak tanımladığı Özal’ın yeni kabinede görevinde kalacak gibi görünmesinden iş dünyasının büyük mutluluk duyduğunu belirten Houghton, ailelerin ise darbenin lideri Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in eğitimle ilgili yaptığı vaatlerden dolayı mutlu olduklarını ifade ediyor.
Yazışmada, “Halk, askeri yönetimin iktidarda kalmasını ne bekliyor ne de istiyor. Halkın isteği, askeri yönetimin güçlü bir sivil hükümetin ülkeyi yönetmesini sağlayacak kurumsal ve siyasi çerçeveyi oluşturması” yorumu yapılıyor.
‘En büyük muhalefet aydınlar ve sendikacılardan’
Darbe sonrası izlenimlere dair bir diğer yazışma da 2 Ekim 1980 tarihli.
“Gizli” ibareli İzmir’den yapılan bu yazışma, “Ordunun (yönetime) el koymasına İzmir’den başka tepkiler” başlığını taşıyor.
Yazışmanın kim tarafından kaleme alındığı belirtilmiyor. Ancak içinde Başkonsolos Houghton’ın İzmir’de yaptığı temaslarla ilgili ayrıntılara yer veriliyor.
Yazışmada, darbeyle ilgili İzmir’deki genel havanın da olumlu olduğu ve ordunun müdahalesine yönelik en büyük muhalefetin bazı aydınlar ve aralarında Türk-İş üyelerinin bulunduğu faal sendikacılardan geldiği ifade ediliyor.
Başkonsolos Houghton’ın, 24 Eylül’de “uzun zamandır birbiriyle arkadaş olan ve kendilerini ortanın solunda olarak tanımlayan” bir grup sanatçı, müzisyen, oyun yazarı, oyuncu ve basın mensubu ile bir araya geldiği belirtiliyor.
Bu görüşmelerde, hava “genel anlamda karamsar” olarak tanımlanıyor ve ordunun bundan sonra yönetimi bir daha bırakmayacağına dair endişelerin dile getirildiği ifade ediliyor:
“Sıkıyönetim kanununda yapılan değişikliklerle MGK’nın (Milli Güvenlik Konseyi) kendi yetkilerini artırması, basına uygulanan sansür, devlet memurlarını ihraç yetkisi ve arama, gözaltı ile tutuklamayla ilgili kuralların esnetilmesi, gücü kötüye kullanabilecekleri kaygısı yaratıyor.
“Her ne kadar temas kurduğumuz kişiler henüz böyle bir durumun olmadığını kabul etseler de, bir aşamada yaşanacağından emin görünüyorlar.”
‘Sorgularda işkence yapıldığından eminler’
Yazışmada, Başkonsolos Houghton’ın bir araya geldiği kişilerin tutuklananlara sorgu sırasında işkence yapıldığını iddia ettikleri belirtiliyor:
“Konuştuğumuz kişilerin elinde gözaltı ve tutuklamalara dair sayılar vardı ancak bu sayılar biraz abartılı görünüyor. Ayrıca, sorgularda bilgi almak için kesinlikle işkence yapıldığını da öne sürüyorlar.
“Özellikle sendika üyelerinin başına gelenlerden endişe ediyorlar ve bu kişilerin ‘acımasız sorgulardan’ geçirilerek fiziksel zarar görmelerinden korkuyorlar.
“Ayrıca, işçi örgütlerinin ve diğer muhalif grupların artık yer altına inmelerini ve geçmişe kıyasla çok daha geniş ölçekte şiddete başvurmalarını bekliyorlar.
“Sol kesimin sağcılardan daha fazla cezalandırıldığına dair kaygıları da mevcut.
İçlerinden birkaç kişi, ileride Milli Güvenlik Konseyi’nin üyelerinin Türkiye’ye faşizmi getiren insanlar olarak hatırlanacağını söyledi. Ancak bu iddiaya içlerinden bazıları itiraz etti.”
‘Askeri yetkililerin işleri düzelttikleri açıklamaları biraz safça’
ABD’li bir heyet, bu görüşmenin ertesi günü bu kez “daha yoksul gecekondu mahallelerini” ziyaret ediyor.
Bu ziyarette elde edilen izlenimlerin diğer görüşmelere kıyasla çok daha farklı olduğu not düşülüyor.
Yazışmada, “Bu ziyaret sırasında, esnaf, çay ocağı sahibi gibi karşılaştığımız herkes, 12 Eylül darbesi nedeniyle rahatladıklarını söylüyor. Darbeden önce şiddet olayı yaşanmadan gün geçmediğini söylediler” ifadeleri kullanılıyor.
ABD’li heyetin yine İzmir’de görüştüğü kişiler arasında iş dünyasının temsilcileri de var.
Yazışmada, iş dünyasının bazı temsilcilerinin “sorumsuz politikacılar” nedeniyle darbeden başka seçenek kalmadığını söyledikleri ve demokrasinin işleyememiş olmasından dolayı duydukları üzüntüyü dile getirdikleri belirtiliyor.
Yazışmada, aynı görüşmede bazı üst düzey askeri yetkililerin de bulunduğu aktarılıyor.
“Askeri yetkililerin artık ordunun yönetimi ele aldığı ve ‘işleri düzelttiği’ için endişe duyulmaması gerektiği ve teröristlerin de kaçtığı yönündeki sözleri biraz safça görünüyor. Ancak ortamda tartışma çıkmaması için sarf edilmiş olması da muhtemel” ifadelerine yer veriliyor.
‘Sıkıyönetim komutanı isteksizce müdahale ettiklerini söyledi’
Yazışmada, Ege Bölge ve Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Süreyya Yüksel ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Korgeneral Muammer İnal ile yapılmış görüşmelerin ayrıntıları da yer alıyor:
“30 Eylül’de Orgeneral Süreyya Yüksel’in sıkıyönetim komutanlığına atanmasından dolayı bir tebrik telefonu açtım. Normalde 20 dakika civarı süren görüşmelerimiz, bu kez bir saati buldu.
“Görüşmenin ana mesajı, ordunun çok isteksiz bir şekilde müdahale ettiği ve en kısa zamanda ülkenin yönetimini yeniden sivillere bırakmayı istedikleri yönündeydi.
“Milli Güvenlik Konseyi’nin üyelerinin tamamının kendisinin çok yakın arkadaşları olduğunu ve hiçbirinin siyasi gücü elinde tutmak istemediğini söyledi.
“Görüşmede, ‘amatörler’ olarak nitelendirdiği ve yönetme konusunda deneyimsiz, esas odaklarının Demokrat Parti üyelerinden intikam almak olduğunu söylediği 27 Mayıs 1960 darbesinin liderlerinden faklı olarak, bu yeni komuta kademesinin en kısa sürede siyasal partilerin hayata dönmelerini sağlayacak şekilde düzeni sağlamak ve gerekli ‘ayarlamaları’ yapmak istediğini ifade etti.”
12 Eylül 1980’de ne oldu?
TSK, cumhurbaşkanının parlamentoda uzlaşma sağlanamaması nedeniyle aylarca seçilememesi, yaşanan hükümet istikrarsızlığı, ağır ekonomik sorunlar ve yoğun iç çatışmaları gerekçe göstererek 12 Eylül 1980 Cuma günü sabah saat 03:00’te yönetime el koydu.
Ülkenin yönetimi darbeyle birlikte kurulan Milli Güvenlik Konseyi’ne (MGK) devredildi.
MGK’nın yayımladığı ilk bildiride, darbenin ordunun “İç Hizmet Kanunu’nun verdiği Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini” yerine getirmek adına “emir-komuta zinciri” içinde gerçekleştirildiği belirtildi.
MGK’nın başkanlığına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren getirildi.
Konsey’de yer alan diğer isimler de Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komitanı Oramiral Nejat Tümer, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun oldu.
Konsey’in genel sekreterliği görevini de Orgeneral Haydar Saltık yürütüyordu.
Darbe olduğunda iktidarda Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı Süleyman Demirel başbakanlığındaki azınlık hükümeti bulunuyordu.
Bu azınlık hükümetine Necmettin Erbakan önderliğindeki Milliyetçi Selamet Partisi (MSP) ve Alparslan Türkeş’in lideri olduğu Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) dışarıdan destek veriyordu.
Ana muhalefette ise genel başkanlığını Bülent Ecevit’in yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) vardı.
Darbenin ardından birçok siyasi parti, sendika ve dernek kapatıldı, yeni bir anayasa hazırlandı, birçok isme siyaset yasağı getirildi ve parlamenter sistemde önemli değişiklikler yapıldı. Darbenin ardından yaklaşık üç yıl sonra, 6 Kasım 1983 genel seçimleriyle demokrasinin yeniden tesisi süreci de başladı.
Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı resmi verilere göre, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından toplam 650 bin kişi gözaltına alındı ve 52 bini de tutuklandı. Fişlenen kişi sayısı da 1 milyon 680 bin, vatandaşlıktan çıkartılanların sayısı da 14 bin.
Sıkıyönetim mahkemelerinde 210 bin dava açıldı ve toplamda 230 bin kişi farklı suçlardan yargılandı. Bunların 7 bini hakkında idam cezası istendi.
Bu dönemde, 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevleri nedeniyle, 171 kişi sorguda ve uğradığı işkence sonucu ve 49 kişi de idam edilerek yaşamını yitirdi.
Ancak sivil toplum kuruluşları, gerçekten çok daha fazla kişinin darbeden etkilenmiş olabileceğini söylüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de Hatice Gül, tartıştığı arkadaşı M.B. adlı erkek tarafından tüfekle vurularak öldürüldü.
Olay, saat 08.00 sıralarında, Melikgazi ilçesi Mimarsinan Organize Sanayi Bölgesi 5’inci Cadde’deki fabrikanın bahçesinde meydana geldi. Hatice Gül ile arkadaşı M.B. arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Büyüyen tartışma silahlı kavgaya dönüştü. M.B., yanındaki tüfekle Hatice Gül’ü vurdu. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, Hatice Gül’ün hayatını kaybettiğini belirledi. Gül’ün cenazesi, otopsi için Kayseri Devlet Hastanesi’nin morguna kaldırıldı. Polis, kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı.
Haber-Kamera: Furkan KAVUKLU/KAYSERİ,
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÖZLER KILIÇDAROĞLU’NU ARADI
Özel bir otelde gerçekleştirilen kurultay, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Kurultaya CHP eski genel başkanları Altan Öymen, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, CHP genel başkanı Özgür Özel, partinin üst düzey yöneticileri, milletvekilleri ve parti üyeleri katıldı. Önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu kurultayda yer almadı. Kurultayda, CHP’nin gelecekteki vizyonu ve stratejileri ele alındı. Program, Genel Başkan Özel’in açılış konuşmasıyla başladı. Özel, konuşmasında Türkiye’nin ikinci yüzyılına girerken CHP’nin değişim ve dönüşüm sürecine vurgu yaparak, partisinin ikinci yüzyıldaki reform programını ve hedeflerini açıkladı.

“CHP, SON SEÇİMLERİN VE TÜRKİYE’NİN 1. PARTİSİDİR”
Konuşmasında yıl dönümü dolayısıyla Sivas Kongresi’nin önemine değinerek Atatürk’ün CHP’nin ilk kongresini Sivas kongresi olarak tanımladığını hatırlattı. Özel, “İkinci Cumhurbaşkanımız, Lozan Fatihi İsmet Paşa, 14 Mayıs 1950 akşamı seçimleri kaybettiğimizde bu yenilgiyi demokrasinin en büyük zaferi olarak nitelendirmekten bir an için tereddüt etmemiştir. Ülkemizi kurtaran, bağımsızlığı mümkün kılan partimiz, ülkemizi önce demokrasi ile sonra sosyal demokrasi ile tanıştırmıştır. Ne yazık ki partimiz son yarım asırda tek başına iktidar olma imkanından mahrum kalmış bunu başaramamıştır. Ülkeyi yönetecek sorumluluğu elinde bulunduramamıştır. Ancak bugün Sivas’ta kurucu kadrolarımıza armağan etmek isteriz ki bugün kurumuş felsefesinden saplayan CHP, yapılan son seçimlerin ve Türkiye’nin 1. partisidir. 105 yıl önce bugün Sivas kongresinde kurulan partimiz, tam 105 yıl sonra yapılan seçimleri kazanarak, 47 yıl aradan sonra Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. CHP bugün iktidarın tek ve en güçlü seçeneğidir” dedi.

“HEDEFİMİZ GAZİ MUSTAFA KEMAL’İN PARTİSİNİ İKTİDAR YAPMAKTIR”
Özel, konuşmasında planladıkları tüzük değişikliklerini gerçekleştirdikten sonra partilerini tek başına iktidar yapmayı hedeflediklerini ifade ederek şunları söyledi: “Bizim kurultaylarımızın özelliği şudur. Bizim kurultaylarımız liderlerden talimat almaz. Liderlerin dediğini yapmaz. Liderlerin telgrafında ayağa kalkıp nefessiz dinleme yapmaz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayları görev almaz, görev verir. Gazi Mustafa Kemal’in liderliğindeki Sivas kongresi, Cumhuriyet Halk Fırkasının kadrolarına, Cumhuriyetin kurucu kadrolarına, mandayı himayeyi reddetme, kurtuluşu örgütleme, bağımsızlığı ilan etme görevi vermiştir. 1972 kurultayı Bülent Ecevit’i genel bakan seçmiş, partimizin işçilerle, üretenlerle, ezilenlerle, hak arayanlarla buluşma, sosyal demokrasiyi iktidar yapma görevi vermiştir. Bülent Ecevit’te kadroları ile bu görevi yerine getirdi. 5 Kasım kurultayında bize verilen görev de partimizin önünü açacak değişimleri sağlamak ve önceki genel seçimlerde birinci parti olma göreviydi. Biz bu görevi kurultayımızdan aldık. İlk görevi başarıyla tamamladık. Şimdi bize düşen görev örgütümüzün ve milletimizin beklentilerine göre demokratik bir tüzük yapmak, güçlü bir program yapmak için ilk adımları atmaktır. Kısır kavga ve şahsi tartışmalarla değil nitelikli tartışmalarla ve kavga etmeden nitelikli bir süreci hep birlikte yürüterek, bizi çekmek istedikleri kutuplaşma oyunlarına asla gelmeden, birlik ve beraberlik içinde genel seçimlere gidip, Gazi Mustafa Kemal’in partisini iktidar yapmaktır.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından çıkarılan tutuklama emrine rağmen Moğolistan’a resmi ziyaret gerçekleştiriyor. Dün akşam saatlerinde Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’a gelen Putin, bugün Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaagiin Khurelsukh tarafından resmi törenle karşılandı. Rus lider, başkent Ulan Batur’un merkezindeki Sukhbaatar Meydanı’nda düzenlenen resmi karşılama töreninde iki ülke milli marşlarının çalınmasının ardından karşılama kıtasını selamladı. Daha sonra Putin ve Khurelsukh’a, iki ülke heyetleri tanıtıldı.
Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), 17 Mart 2023 tarihinde UCM Başsavcısı Karim Khan’ın talebi üzerine Putin hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. – ULAN BATUR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ERDOĞAN’DAN “DİLRUBA” AÇIKLAMASI
Bir sokak röportajındaki sözleri nedeniyle Cumhurbaşkanı’na hakaret suçundan tutuklanan Dilruba Kayserilioğlu, geçtiğimiz günlerde tahliye edildi. Olayın yankıları sürerken konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan açıklama geldi.

“MİLLET AFFETMEZ”
Twitter hesabından açıklama yapan Erdoğan şunları söyledi: “Son günlerde altı harlanan nefret ve kavga siyasetinin ne demokrasimize ne de milletimize hiçbir fayda sağlamadığını artık herkesin görmesi, kabullenmesi ve buna göre siyaset üretmesi gerekiyor. Millete hakaret edenleri kahramanlaştıranları millet asla affetmez.
“GERİLİMİ KÖRÜKLEYEN HER TÜRLÜ YAKLAŞIMI REDDEDİYORUZ”
Türkiye’yle ilgili karanlık senaryolara bilerek veya bilmeyerek figüranlık yapanları bu necip millet hiçbir zaman affetmez. Bölgemizi çepeçevre saran istikrarsızlık ve çatışma iklimi ortadadır. Siyaset başta olmak üzere her alanda nezakete, iş birliğine, diyaloğa çok fazla ihtiyaç duyduğumuz günlerden geçiyoruz. Gerilimi körükleyen, kutuplaştırmayı derinleştiren, 85 milyonun fertleri arasına nifak duvarları ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. İnşallah biz bu konuda üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDEKİ BAŞLIKLAR NELER OLACAK?
Cevdet Yılmaz konuyla ilgili açıklamasında “Büyümemizi bir taraftan tüketimi daha ılımlı hale getirirken tüketim artmasın demiyoruz yanlış anlaşılmasın, tüketimde sosyal refahla ilgili elbette tüketimde artacak ama aşırı tüketim her şeyin aşırısı gibi aşırı tüketimde belli olumsuzluklar doğuruyor. Fiyat istikrarı açısından, cari denge açısından bir takım olumsuz sonuçları oluyor. Dolayısıyla biz tüketimi daha ılımlı tutarken yatırımın, üretimin, ihracatın büyümede payının arttığı bir strateji ile hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı. Yılmaz açıklamasına şöyle devam etti: Sayın Cumhurbaşkanımız da hep altını çizer zaten yatırım, istihdam, üretim ve ihracat işte bu perspektifi güçlü bir şekilde koruyoruz. Büyüme kompozisyonunda büyümenin bileşenlerin de yatırımın, üretiminin, ihracatın payını arttırmaya hedefliyoruz.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın açıklamasında öne çıkan başlıklar şöyle oldu:
“1 MİLYONUN ÜZERİNDE İSTİHDAM ARTIŞI BEKLİYORUZ”
İstihdam açısından rakamlara baktığınız zaman olumlu bir durumla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Az önce anlattığım bütün o bölgesel olumsuzluklara rağmen uyguladığımız fiyat istikrarına dönük sıkılaştırıcı politikalara rağmen istihdamımız artmaya devam ediyor. Bu yıl 1 milyonun üzerinde istihdam artışı bekliyoruz. Bu gerçekten çok çok kıymetli bir rakam. Çünkü istihdam ekonomik ve sosyal bütün bakış açılarının özetlendiği bir göstergedir. İstihdamınızı artıyorsa büyümenizden toplum daha fazla fayda sağlıyor demektir. Çünkü istihdam edilen her kişi hem kendisi için hem ailesi için yeni imkanlara erişiyor demektir. Geleceğe daha güvenli hazırlanıyor demektir. İlan edeceğimiz OVP’de de en önemli unsurlardan biri tabii istihdamımızı korumak ve geliştirmek olacaktır.”
“BU SÜREÇ ÇOK KIYMETLİ”
Türkiye son 20 yılda AK Parti ve Cumhur İttifakı döneminde orta-alt, orta gelir grubundan üst-orta gelir grubuna geçti. Yani milli gelirimizdeki artışa baktığınızda onu da ifade etmiş olayım son çeyrek verileri ile birlikte 1.1 trilyon doların üzerine çıkmış olduk. Güncel OVP’de göreceksiniz, kur istikrarının da TL’deki değer kazancının da etkisiyle dolar bazında milli gelirimiz ve kişi başına milli gelirimiz oldukça yüksek seviyelerde ortaya çıktı ve bunu da toplumla paylaşacağız. Perşembe günü tam rakamları bu anlamda toplumumuzda paylaşmış olacağız. Bu süreç gerçekten çok çok kıymetli. Şu anda önümüzde kritik bir eşik var. Üst-orta gelir grubundan yüksek gelir grubuna geçiş. İşte biz bu yaptığımız çalışmalarla bunun zeminini güçlendirmiş oluyoruz.
“NİHAİ AMACIMIZ İNSANIMIZIN REFAHINI ARTTIRMAK”
Risklerimizi azaltıyoruz temellerimizi kuvvetlendiriyoruz. Hem halkımızın refahını arttırma hem de ülkemizin gücünü arttırma anlamında Türkiye’yi geleceğe çok daha emin bir şekilde hazırlıyoruz. Orta Vadeli Programın esas faydası burada. Belki bu süreçte bir takım sıkıntılarda yaşıyor olabiliriz. Elbette bir takım zor meselelerle de uğraşmak durumundayız. Ama inanın bu yaptıklarımız toplumumuza milletimize ülkemize gelecekte çok daha güzel yarınlar hazırlamaya yönelik çalışmalar. Enflasyonun düştüğü istikrarın oluştuğu bir ortamda büyüme de daha istikrarlı bir şekilde istikrarlı bir ortamda sürdürülebilir bir şekilde cereyan edecek. Böylece de halkın refahını arttırmak için daha geniş imkanlara kavuşmuş olacağız. Nihai amacımız da insanımızın refahını arttırmak. Ama kalıcı bir şekilde arttırmak geçici şeylerle değil. Bugün yapıp yarın işte enflasyonun etkisiyle eriyen bir refah artışı değil. Daha kalıcı istikrarlı bir sosyal refah artışı için gayret ediyoruz.Çünkü başından beri bizim anlayışımız insan odaklı bir kalkınma anlayışıdır. Temel amacımız ekonomi dediğiniz sadece rakamlar sadece teknik analizler değil. Bütün bunların sonucunda insanın refahını geleceğini daha iyi koşullarda sürdürmek esas amacımız. Dolayısıyla bu Orta Vadeli Programında bu temel amaçlarımıza hizmet ettiğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KUZEY IRAK’TA 20 TERÖR HEDEFİ İMHA EDİLDİ
Milli Savunma Bakanlığı harekata ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “PKK/KCK ve diğer terörist unsurları etkisiz hale getirerek Irak kuzeyinden halkımıza ve güvenlik güçlerimize yönelik terör saldırılarını bertaraf etmek ve hudut güvenliğimizi sağlamak maksadıyla Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın 51’inci maddesinden doğan meşru müdafaa haklarımız doğrultusunda, Irak’ın kuzeyinde bulunan Metina, Zap, Gara, Hakurk, Kandil ve Asos bölgelerindeki terörist hedeflerine 2 Eylül 2024 tarihinde hava harekâtı icra edilmiş; icra edilen hava harekâtıyla Bölücü Terör Örgütü (BTO) tarafından kullanılan ve içerisinde sorumlu düzeyde teröristlerinde bulunduğu değerlendirilen mağara, sığınak, barınak, depo ve terör örgütünün kullandığı tesislerden oluşan 20 hedef imha edilmiştir.
İcra edilen bu harekâtta, azami oranda yerli ve milli mühimmat kullanılarak çok sayıda terörist etkisiz hale getirilmiştir. Asil milletimizin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, geçmişte olduğu gibi bugün de ülkemizin ve milletimizin beka ve güvenliği için terörle mücadeleye son terörist etkisiz hâle getirilinceye kadar azim ve kararlılıkla devam edecektir. Bu harekât sırasında; masum insanların, dost unsurların, tarihî ve kültürel varlıklar ile çevrenin zarar görmemesi için her türlü tedbir alınmıştır.”

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSRAİL Genel İşçi Örgütü (Histadrut) Başkanı Arnon Bar-David, dün yaptığı açıklamada Tel Aviv’de 2 Eylül’de genel greve gitme kararı aldıklarını duyurdu. Bar-David, “Sadece bir grev işleri sarsabilir ve bu yüzden yarın sabah saat 06.00’dan itibaren tüm İsrail ekonomisinin greve gitmesine karar verdim” dedi.
Histadrut Başkanı Bar-David, bugün tüm İsrail’in rehinelerin serbest kalması ve ateşkes anlaşması için greve gideceğini belirterek, “Yarın (2 Eylül) tüm ulus duracak ve rehineleri geri getirmek için ortak bir çığlıkta birleşecek. Grevi siyasi renklerle boyamaya çalışanlar yarın kim için her şeyi durdurduğumuzu hatırlamalıdır. Oğullarımızı ve kızlarımızı eve getirecek bir anlaşma için ödememiz gereken her türlü acı bedel, terk edilmeyi sürdürmenin maliyetinden çok daha düşüktür. Kamuoyunu kayıtsız kalmamaya ve yarın sokaklara çıkmaya çağırıyorum. Grev günü evde oturmak için değil, protesto etmek ve halkımızın çığlığını haykırmak için dışarı çıkmak içindir. Kışkırtmaya ve bölünmeye el uzatmayın, hayat kurtarmaya el uzatın” dedi.
‘DEVLET, HALKINI TERK EDİYOR’
Bar-David, İsrail’in halkını ‘terk ettiğini’ vurgulayarak, “Sevgili ülkemizin halkını terk eden bir ülke haline gelmesine kayıtsız kalmayı reddediyorum. Ülkedeki durum kötüden daha kötüye gidiyor. Terk etmek anahtar kelime ve bunun zararlarını her alanda görüyoruz. Rehinelerin terk edilmesi, evlerinden koparılan İsraillilerin terk edilmesi, güvenliğin terk edilmesi, eğitimin terk edilmesi ve ekonominin terk edilmesi” dedi.
‘SADECE GREV BİR ŞEYLERİ SARSABİLİR’
Histadrut Başkanı Bar-David, grevin bir şeyleri ‘sarsabileceğini’ ifade ederek, “Şimdiye kadar çok fazla sorumluluk üstlendim ve bu hiç de kolay olmadı. Ancak boş duramayacağımızı hissediyorum. Gazze’deki tünellerde öldürülen çocuklarımızın çığlıklarını görmezden gelemeyiz; bu akıl almaz bir şey. Aşağı doğru bir sarmal içindeyiz ve ceset torbaları almaya devam ediyoruz. Sadece bir grev bir şeyleri sarsabilir ve bu yüzden yarın sabah saat 06.00’dan itibaren tüm İsrail ekonomisinin greve gitmesine karar verdim” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>, Binali Yıldırım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ve Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleşti. Bakan Işıkhan burada yaptığı konuşmada belediyelerin SGK borçlarına vurgu yaparak, “Şimdi diyorlar ya AK Parti’den borçlu belediyeler devraldık diye. Sizlere sormak isterim; peki, bu 885 kat artan borcu, AK Parti’den mi devraldılar? İzmir CHP’ye AK Parti’den mi geçti?” dedi.
AK Parti İzmir İl Danışma Meclisi toplantısı, Narlıdere ilçesinde bulunan bir otelde gerçekleşti. Toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AK Parti önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile İzmir milletvekilleri, eski Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, MKYK üyeleri ve çok sayıda partili katıldı. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir’i AK Parti’nin kalesi haline getireceklerini söyledi. Saygılı, “23 yıllık devasa bir siyasi hareketiz. İzmir’de de aranmadığını, sorulmadığını söyleyen ve bu yüzden kırgın olduğunu ifade eden kardeşlerimiz vardı. Hepsini tek tek dinledik; gönül köprülerini yeniden kurduk. İzmir’in AK Parti tarihinde gördüğü en kalabalık mitingleri hep birlikte yaptık. Bu kale gibi duruş çok uzak bir gelecekte asla değil, çok yakın bir zamanda İzmir’i de AK Parti’nin kalesi haline getirecek. 14 ve 28 Mayıs Genel Seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İzmir özelinde yakaladığımız başarılar sayesinde teşkilatımızla gurur duyuyoruz. Yerel seçimlerde de Türkiye geneline göre pozisyonumuzu koruduğumuz ve yoğun emek harcadığınız için sizleri ayrıca tebrik ediyoruz. Asla sinik ve geri bir noktayı kabul etmiyoruz. Savunma pozisyonunu reddediyoruz” dedi.
“İzmir CHP’ye AK Parti’den mi geçti?”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, toplantıda yaptığı konuşmada İzmir’deki körfezdeki balık ölümleri ile ilgili yerel yönetime yönelik eleştirilerde bulundu. Işıkhan, “CHP’li belediyelerin, şehirlerimizi ne hale getirdiği ortada. İşte, körfezin hali ortada. Maalesef büyük bir üzüntüyle ifade ediyorum ki körfeze kokudan yaklaşılmıyor. Körfez ölü balıktan geçilmiyor. Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız; balık ölümlerinin sebebinin körfezdeki kirlilikten ve yetersiz oksijenden kaynaklandığını açıkladı. Bütün manzara ortada. Masmavi bir körfez yerine; kahverengi bir körfez ve ölü balıklar. CHP zihniyetinin halk, insan, hizmet, belediyecilik diye bir derdi olmadığına çok kez şahit olmuştuk. Bu durumda da görüyoruz ki; bu zihniyetin, sadece insanların değil hiçbir canlının yaşam alanına saygısı ve tahammülü yok” dedi. Su ürünleri av sezonunun hayırlı geçmesini dileyen Bakan Işıkhan, Ege Denizi’nin en çok balık çeşidini barındıran bölgelerden birisi olduğuna dikkat çekerek “İzmir, bu anlamda büyük bir potansiyele sahip. Ancak CHP zihniyetinin sebep olduğu ihmaller yüzünden gerçek potansiyelini hala ortaya çıkarabilmiş değil. İş bilmezliğin, ilgisizliğin, plansızlığın ve tüm bu ihmaller zincirinin nelere mal olabileceğini hesap etmekten aciz bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Tüm bunların ötesinde; malum belediyeler tarafından halkımıza, şehrimize, ilçelerimize harcanmadığı gün gibi ortada olan kamu bütçelerinin nasıl çarçur edildiği, buna karşılık SGK’ya bu kadar pirim borç yükünün nasıl ortaya çıktığı ise ciddi bir soru işaretidir” dedi.
SGK’ya en borçlu belediye
Sosyal güvenlik sisteminin milli güvenlik meselesi olduğuna değinen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “Seçim öncesi ‘Belediyelerin borçlarının sürdürülebilirliği artık kayboluyor. Belediyeler borçlarını ödesin yoksa biz yasal yollarla tahsil etme yoluna gideceğiz’, demiştim. O günden bu yana borçlarını ödemediler. Ödemedikleri gibi, borçlarını daha da şişirdiler. Belediyelerin 96 milyar liralık SGK borcu, seçimden sonraki 2 ayda 120 milyara yükseldi. ve bu belediyelerin neredeyse tamamı CHP belediyeleri. Peki ya CHP’nin kalesi denilen İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin SGK borcu ne duruma gelmiş biliyor musunuz? 5 yılda 885 kat artmış. Şimdi diyorlar ya AK Parti’den borçlu belediyeler devraldık diye. Sizlere sormak isterim; peki, bu 885 kat artan borcu, AK Parti’den mi devraldılar? İzmir CHP’ye AK Parti’den mi geçti? Üstelik son birkaç ayda borcu 5,3 milyardan, 7,8 milyara yükselerek SGK’ya en borçlu belediye durumuna geldi. CHP belediyeciliği nasıldır? diye merak ediyorsanız buyurun İzmir’e bakın. İzmir’in CHP’li ilçeleri de büyükşehirin yolundan gidiyor. Borçları hızla artıyor. Buradan onlara da son uyarımı yapmış olayım. Bu borç sarmalından belediyelerin çıkması lazım. İstanbul, Ankara, İzmir gibi; CHP’li belediyelerin çoğu bu durumda. ve iki ayda 96 milyardan 120 milyara çıkan borç, buna müdahale edilmezse 200 milyara da, 300 milyara da çıkacak. Kimse kusura bakmasın, SGK olarak biz borçlarımızı en kısa sürede yasal yollarla tahsil etme yoluna gideceğiz. Çocuklarımızın, emeklilerimizin geleceğini riske atamayız. SGK olarak aktüeryal dengeyi ve sistemin sürdürülebilirliğini sağlamak zorundayız” açıklamasında bulundu.
İzmir’de sosyal medyada sokak röportajındaki ifadelerinin ardından tutuklanan ve tahliye olduktan sonra 93. İzmir Enternasyonal Fuarı’na CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in konuğu olarak katılan Dilruba Kayserilioğlu ile ilgili de konuşan Bakan Işıkhan, “Sayın Cumhurbaşkanımıza, AK Parti’ye oy vermiş vatandaşlarımıza, bugün burada tekrarlamaktan imtina edeceğim ağır hakaretleri yapan birini, CHP Genel Başkanı İzmir’de bir programda onur konuğu yaptı. Millete hakaret edenler, CHP’nin onur konuğu oluyor. Hep birlikte, karşı olmamız gereken hakaret ve küfür, ana muhalefet partisi ve yöneticileri tarafından meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Buradan hem hakaret ve küfür etmeyi alışkanlık haline getiren terbiye yoksunlarını hem de bunu meşrulaştıran CHP ve yönetimini kınıyorum” dedi.
“İzmir’in talihini değiştirmek elimizde”
Bakan Işıkhan İzmir ile ilgili yaptığı açıklamasında, “Ne yazık ki; yaklaşık 25 yıldır İzmir’e bir yatırımın, projenin yapılmadığını da üzülerek izliyorum. Ancak İzmir’in bu talihini de değiştirmek Allah’ın izni ve siz kıymetli dava arkadaşlarımın kararlılığı ile bizlerin elindedir” diye konuştu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan konuşmasının son kısmında Bakanlık olarak özellikle; istihdamın arttırılması, nitelikli işgücü ve sosyal güvenlik konularına önem verdiklerini söyleyip gerek genelde gerek de şehirler özelinde yeni programları hayata geçirmeye devam edeceklerini açıkladı.
“Kentsel sönüşüm için toplanan milyarlar buharlaştı”
İl Danışma Meclisi toplantısında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ise, kentsel dönüşüm vaadiyle İzmirlilerden toplanan milyarlarca liranın, buharlaştırıldığını dile getirdi. Dağ, “Kentsel dönüşümde İzmir modeli, vaadiyle çıkılan yol, hemşehrilerimizin mağduriyetiyle sonuçlanmıştır. İZBETON’da da 2 milyar TL’lik yolsuzluk var. Bu yolsuzluğun içinde Cumhuriyet Halk Partili siyasetçiler, bürokratlar, Kooperatif başkanı olan CHP’nin üst düzey siyasetçisi var. Bunu gündemden düşürerek unutturacağınızı zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. İzmirlinin her kuruşunun hesabını sizden soracağız. Bu mesele ne unutacağız ne de unutturacağız. Bir başka mağduriyet de emekçilere yaşatılmaktadır. Belediyeler ya maaş ödeyememekte ya da evine ekmek götürmek isteyen işçileri işinden etmektedir. Memurların maaşlarında kısıtlamalara gidilmektedir. Ulaşımda yaşanan sorunlar bir türlü çözüme kavuşturulamamaktadır. Körfez’deki kötü koku, yıllardır çözülemeyen bir sorundur. Her gelen belediye başkanı körfezde yüzme vaadi vermiş ve neticede hüsrana uğramıştır. Kötü koku, maalesef şehrimizin talihi olmuştur. Biz bu sorunun çözümünü beklerken, şimdi de körfezde canlılar barınamaz hale gelmiştir. Balık ölümleri, İzmir’in beceriksiz yöneticilerinin şehrimizin doğasını da yok ettiğinin somut bir kanıtıdır. Önümüzdeki hafta içi Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız ile birlikte İzmir’de körfez ile ilgili bir toplantı yapacağız. Bilim Kurulu oluşturuldu. Bu konuda hükümet olarak gerekli adımları atacağız inşallah” dedi.
“Vatandaş derdiyle dertlenenin yanındadır”
Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım da konuşmasında, AK Parti’nin oylarının 31 Mart seçimlerinde ciddi oranda azaldığına dikkat çekti. Yıldırım, “Partimiz ilk defa ikinci parti konumuna düştü. Halbuki biz bir sene önce yüzde 50’nin üzerinde oyla cumhurbaşkanımızı seçmiştik. Bu kadar süre içinde niye bu düşüş oldu? Bunun üzerinde etraflıca kafaya olmak mecburiyetindeyiz. Hepimizin bu konuda fikri var, yapılması gerekenleri de biliyoruz ve inanıyorum ki bunları da yapmakta asla tereddüt göstermeyeceğiz. Şimdi bu yerel seçimleri hafife almak doğru değil. Ülke nüfusunun yüzde 76’sının yaşadığı yerleşim bölgelerinde muhalefet partisi yerel iktidar oldu. Diğer taraftan baktığımız zaman bunun getirdiği bir fırsatı da görmemiz lazım. Vatandaş CHP’yi görmek istiyor. ‘CHP’yi biliyor ama zaman çok geçtiği için bunlar düzelmiştir’ diyor. Onun için de ‘Acaba bunlara bir baksak mı?’ diye yerelde ciddi bir destek verdi. Şimdi bunlar sınavdalar. Bu desteğin karşılığını göreceğiz. Yerelde ortaya koyabilecekleri bir başarı varsa genelde de iktidarın yolunu elbette ki vatandaş açar. Vatandaş kimseye kara sevdalı değildir. Vatandaş işini düzgün yapan, derdiyle dertlenenin yanındadır, desteğini verir. Acaba bu desteğin gereğini yapacaklar mı? İlk gösterge ne yazık ki CHP’de değişen bir şey olmadığını ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanımıza, AK Parti’ye oy verenlere akla gelmedik hakaretleri yapan birisini baş köşeye oturtup yanına almak demek eski CHP’de genel başkan değişse de değişen bir şey olmadığının resmidir. Hayırlı uğurlu olsun” ifadelerine yer verdi.
Protokol konuşmalarının ardından programın basına kapalı bölümüne geçildi. – İZMİR

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇELİ’Yİ ZİYARET ETTİ
Mesut Özil, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi makamında ziyaret etti. Özil, MHP lideri Bahçeli ile olan fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşarak, “Sayın Genel Başkanım Devlet Bahçeli’yle güzel sohbet” notunu düştü.

SİYASETE Mİ ATILIYOR?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan hayranlığı ve Cumhur İttifakı’na yakınlığıyla bilinen Mesut Özil’in Bahçeli ile olan fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşmasının ardından “Mesut Özil, siyasete mi atılıyor?” sorusunu akıllara geldi. Paylaşımı gören birçok kullanıcı da bu yönde yorumda bulundu.

CAMİİ TEMİZLEMESİ GÜNDEM OLMUŞTU
Son dönemlerde kendini spora veren ve değişimiyle adından söz ettiren bir dönemin süper yıldızı Mesut Özil, geçtiğimiz günlerde Üsküdar’daki Şemsi Ahmet Paşa Camii’nin temizliğine yardım ederken görüntülenmişti. Özil, bu davranışından dolayı takdir toplarken videonun altına “Allah razı olsun”, “Rabbim sayılarını artırsın”, “Adamsın reis”, “Adam Adam” şeklinde yorumlar yapılmıştı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUĞLA’nın Menteşe ilçesinde boşanma aşamasındaki eşi Senem Kıvrık’ı (40), sokak ortasında karnından bıçaklayarak öldürdükten sonra ormanda yakalanıp, tutuklanan Muhittin Kıvrık’ın (43), savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı. Savcının, ‘Eşimin kusurlu olması için ne yapmalıyım?’ ‘Barodan avukat nasıl bulunur?’ şeklinde internetten neden arama yaptığını sorduğu Kıvrık, “Her vatandaş bunları aratabilir” dedi.
Olay, 25 Ağustos’ta saat 08.00 sıralarında Menteşe’nin Orhaniye Mahallesi Akasya Sokak’ta meydana geldi. Bir kadının sokakta çığlık sesini duyan mahalleli, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Polis ekiplerinin başına sopayla vurulup, karnından bıçaklandığını belirlediği Senem Kıvrık, MuğlaEğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. 2 çocuk annesi Senem Kıvrık, kurtarılamadı. Polis, olayın ardından otomobiliyle kaçan şüphelinin Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndaki ambulans şoförlüğü görevinden 15 gün önce ayrılan Senem Kıvrık’ın eşi Muhittin Kıvrık olduğunu tespit etti.
DRONLA TESPİT EDİLİP, YAKALANDI
Hakkında 3 ay uzaklaştırma kararı bulunan Muhittin Kıvrık’ın yakalanması için çalışma başlatıldı. Muğla İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği görevlileri, İkizce mevkisindeki ormanda, dronla yaptığı aramada Kıvrık’ın yerini tespit edip, yakaladı. Gözaltına alınan Kıvrık, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklandı.
CİNAYET KAMERADA
Öte yandan Senem’in ailesinin karşı çıkmasına rağmen lise yıllarında aşık olduğu Muhittin Kıvrık ile kaçarak evlendiği öğrenildi. Kurşunlu Camisi’nde kılınan namazın ardından kadınların omzunda taşınan Senem Kıvrık’ın cenazesi, dün Şehir Yeni Mezarlığı’nda gözyaşlarıyla toprağa verildi. Senem Kıvrık’ın bıçaklandığı anlar ise bir binanın güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, Muhittin Kıvrık’ın Senem Kıvrık’ı iterek yere yatırıp, ardından üzerine doğru eğilip, elindeki bıçağı peş peşe sapladıktan sonra uzaklaşması yer alıyor.
OĞLU, DAHA ÖNCE BABASININ ANNESİNİ DARBETTİĞİNİ SÖYLEMİŞ
Muhittin Kıvrık, savcılıktaki ifadesinde, eşi Senem ile 3 aydır evliliğinde sorunlar olduğunu anlattı. Savcı, Muhittin Kıvrık’a oğlu Yiğit’in (18) olay günü polise 3 ay önce babasının annesini darbettiğini ancak annesinin şikayetçi olmadığını söylediğini sorması üzerine, “17 Temmuz olarak hatırladığım tarihte Gölcük’teki düğünden eşim Senem ve küçük oğlum Kerem ile dönerken araç içerisinde şiddetli bir tartışma yaşandı. Eşim o esnada aracı yoldan çıkartma amacıyla direksiyona hamle yaptı, ben de sert bir şekilde fren yaptığım için Senem kafasını aracın ön konsoluna vurdu. Bunun sonucunda yaralanmıştı. Olay esnasında yanımızda Yiğit yoktu. Bu nedenle annesinin ağzından ve burnundan olan o günkü yaralanmasını benim annesini darbettiğime bağlamış olabilir” diye konuştu.
‘KENDİMİ KAYBETTİM’
Muhittin Kıvrık, olay gününden bir gün önce cep telefonuyla internetten ‘çakı’ ve ‘bıçak’ kelimelerini ava merak sardığı için arattığını ileri sürerek, şunları anlattı:
“Av merakım yüzünden yanımda ekmek bıçağı taşıyordum. Araçta bulunan ve ağzına mermi sürülmüş haldeki tüfeği de av merakım nedeniyle bulunduruyorum. Olay günü sabah 06.30 sıralarında avlanmak amacıyla sanayinin arka kısmında bulunan Karabağlar Yaylası mevkine gittim. Bir şey avlayamadan geldim. Gelince de eşim Senem ile konuşmak istedim. Kendisiyle yolda karşılaştık. Aracımla takip etmedim. Para çekmek amacıyla aracımla gezinmiş olabilirim. Orhaniye Mahallesi’nde aracımı park ettim. Evde canım sıkılır diye arabada oturdum. Senem’i yoldan geçerken gördüm. Konuşmak amacıyla araçtan indim. Seslenmeden yanına gittim. Beni gördü, durdu. Bunun üzerine konuşmaya başladık. Yaklaşık 3-4 dakika kendisiyle konuştuk. Sürekli hakaret ederek ‘Git, gelme’ diyordu. ‘Seni aldattım’ dedi. Bu sözlerle beni çok tahrik etti. Kendimi kaybettim, itişip kakıştık. Bu sırada yere düşerek başını kaldırıma vurdu. Üzerime geldi, bu yüzden ittirdim. ‘Seni öldüreceğim’ dedi. Kolundaki çantadan silah çıkarıp, beni öldürebileceğini düşünerek bıçakladım. Beni aldattığına dair herhangi bir durum söz konusu olmadı. Birisiyle görmedim. Kaç kez bıçak darbesi vurduğumu bilmiyorum. Başına sopa ya da sert bir cisimle vurmadım. Aracımın içerisinde herhangi bir şekilde kendisiyle konuşmamız ve tartışmamız olmadı. Olay, sokakta gerçekleşti. Bıçağı olay yerinden kaçarken yol kenarına attım. 112’yi arayacaktım ancak telefonumun tuşları basmadı. Arkadaşım Serdar’ı ararken çalışıyordu.”
Savcının, telefon arama kayıtlarında ‘Eşimin kusurlu olması için ne yapmalıyım?’ ‘Barodan avukat nasıl bulunur?’ şeklinde internetten neden arama yaptığını sorduğu Kıvrık, “Her vatandaş bunları aratabilir. Bu nedenle arattım, söyleyeceklerim bundan ibarettir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Horcas Coloradas plajında gerçekleşti ve bir görgü tanığı tarafından videoya kaydedildi. Görüntülerde, içinde dört Afrikalı göçmenin (biri kız çocuğu) bulunduğu küçük bir tekne görülüyor. Bu tekne, İspanyol Sivil Muhafız botları tarafından takip ediliyordu.
Göçmenler durma uyarılarını dikkate almayınca, polis botu sert bir manevra yaparak göçmen teknesinin üzerinden geçti. Bu hareket, teknenin alabora olmasına ve içindekilerin suya düşmesine neden oldu.
Yetkililere göre olayda yaralanan olmadı, ancak bu açıklama tartışmalara yol açtı. Göçmenlerin Fas’tan Melilla’ya geçmeye çalıştığı düşünülüyor.
Olay büyük tepki topladı. Bir Fas sivil toplum kuruluşu olayın soruşturulmasını talep ederken, Melilla yönetimi polisin standart prosedürleri uyguladığını savundu.
Bu olay, İspanya’nın göçmen politikasını yeniden tartışmaya açtı. Sol parti sözcüleri olayı “insani felaket” olarak nitelendirdi ve açıklama talep etti.
İspanya İçişleri Bakanlığı ise olayla ilgili iç soruşturma başlatmayı reddetti ve teknedeki dört kişinin Fas’a geri gönderildiğini açıkladı.
Bu olay, İspanya’nın göçmen politikası ve sınır güvenliği uygulamaları konusunda ciddi tartışmalara yol açtı.






Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sabah saatlerinde Hakkari’nin Yüksekova ilçesine gelerek Yüksekova Spor Kulübü Kadın Futbol Takımına otobüs teslim törenine katıldı. Aile ve Sosyal Hizmetler İlçe Müdürlüğünün konferans salonunda saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Hakkari’de olmaktan mutluluk duyduğunu belirtti. Yüksekova Spor Kulübü Kadın Futbol Takımının yeni otobüsünü teslim etmek üzere bir araya geldiklerini belirten Göktaş, “Kadın sporcularımızın, özellikle futbol gibi bir spor dalında bugünden sonra elde edecekleri başarılara bir katkımız olsun istiyoruz. Kadın futbolcularımızın başarıları ile ön plana çıkmaları, emeklerinin güzel bir sonucudur. Onların bu yolu azim ve kararlılıkla yürümeleri, başarılarının tesadüf olmadığının bir göstergesidir. Aynı zamanda disiplinli bir çalışma ile tüm kapıların açılacağını herkese gösterdiler. Takımımız ortaya koyduğu performansla Kadınlar 1. Ligi’ne yükseldi. Bu anlamda Yüksekova Spor Kulübü Kadın Futbol Takımı yeni başarılara imza atması hepimizi son derece gururlandırıyor. Geçmişte futbol oynayan ve futbolu yakından takip eden biri olarak takımızı tebrik ediyorum. Bakanlık olarak, kadın futbolunu desteklediğimizi özellikle belirtmek istiyorum. Bakanlığımızın çatısı altında takımlar kurarak, kız çocuklarına güzel bir gelecek sunmaya gayret ediyoruz. Ağrı Aile ve Sosyal Hizmetler Spor Kulübümüzü 2015 yılında bu amaçla kurduk. Ağrı Kadın Futbol Takımımız bu yıl 2. lige yükseldi. Bunun yanı sıra Sivas ve İstanbul kulüplerimizle de güzel bir ivme yakaladık. Devlet olarak, genç kızlarımızın hak ettikleri fırsatlara erişimlerini sağlamak en öncelikli görevimizdir. Hakkarili genç kızlarımız, ülkemizin yarınlarını şekillendirecek güçlü bireylerdir. Onların eğitimi, sağlığı, güvenliği, ülkemizin kalkınmasının temel taşlarını oluşturur. Bu anlamda Hakkari başta olmak üzere ülkemizin dört bir yanında genç kızlarımızın hayallerine ulaşmalarını, potansiyellerini gerçekleştirmelerini sağlamak için var gücümüzle çalışıyoruz. Temel hedefimiz kadınların ve genç kızlarımızın, spor dahil olmak üzere hayatın her alanında daha etkin rol almalarını sağlamaktır” dedi.
“Cumhurbaşkanımızın da dile getirdiği gibi ‘Kadınların olmadığı bir siyasi ve sosyal yaşamda, toplumsal ilerlemeden bahsedilemez.’ Bu anlayıştan hareketle, güçlü Türkiye’nin güçlü kadınlarını desteklemeye devam edeceğiz” diyen Bakan Göktaş, “Kadın sporcularımızın başarıları; sporu daha fazla kadın için, genç kızlarımız için ulaşılabilir kılacaktır. Bu anlamda kadın futbol takımlarımızın her daim yanında olduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum. Otobüsümüzün takımımız için hayırlı olmasını diliyorum. Ben bu duygularla sözlerime son verirken, himayeleri için Milli Savunma Bakanlığımıza ve destekleri için Halkbank’a teşekkürlerimi sunuyor, sizleri saygıyla selamlıyorum” ifadelerini kullandı.
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş ile birlikte, milli birlik ve beraberliğin simgesi, misafirperver insanların memleketi Yüksekova’yı ziyaret etmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti. Kadın futbol liglerinde güzel ve son ana kadar çekişmeyle geçen bir sezonu geride bıraktıklarını aktaran Güler, “Yüksekova Spor Kulübü Kadın Futbol Takımı olarak sizler, 2’nci lig maçlarında gösterdiğiniz üstün performans sayesinde önce ligi lider tamamladınız. Akabinde de play-off maçları sonucunda şampiyonluğa ulaşarak bir üst lige çıkma başarısı gösterdiniz. Ben de birbirinden güzel goller atarak farklı galibiyetler aldığınız maçları çok yakından ve büyük bir heyecanla takip ettim. Elde ettiğiniz bu başarıdan sonra sizleri, Ankara’da, Bakanlığımızda ağırlamaktan da ayrıca büyük memnuniyet duyduk. Hakkari ve Yüksekova’nın gururu olan siz futbolcu kardeşlerimi bir kez daha yürekten kutluyorum. Ulaştığınız bu büyük başarı sadece sizlerin değil spora ilgi duyan tüm Hakkarili ve Yüksekovalı kadınlarımızındır. Kadın Futbol Takımı olarak sizler, sadece spor alanında değil, toplumsal hayatta da önemli bir rol üstleniyor, bölgenin değişen ve gelişen yüzünü temsil ediyorsunuz. Başarılarınızla kızlarımızın spora katılımını teşvik ediyor, onlara ilham kaynağı oluyorsunuz. Sizler, kendi başarı hikayenizi yazmanızın yanı sıra kadın futbolunda öncü bir rol de üstlenerek örnek model teşkil etmektesiniz. Nitekim bir yandan Yüksekova Spor Kadın Futbol Takımımızın 1’inci lige yükselmesi diğer yandan Hakkarigücü Kadın Futbol Takımımızın yıllardır Süper Lig’deki istikrarlı mücadelesi, Hakkari’nin artık kadın futbolunda bir marka olma yolunda yürüdüğünü göstermektedir. Bu çerçevede sizlerin bu yıl 1’inci Lig’de de şampiyon olarak Süper Lig’e yükseleceğinize, böylelikle iki kadın futbol takımıyla bu güzel şehri temsil edeceğinize yürekten inanıyorum. Sizlere güvenimiz tamdır. Esasında Hakkari’de, güvenlik güçlerimizin yıllarca süren yoğun gayretleriyle tesis edilen huzur ve istikrar ortamı sporun her alanında Hakkari’nin ve gençlerimizin gerçek potansiyelini göstermesine zemin hazırlamıştır. Bundan dolayı ayrıca büyük bir mutluluk duyuyoruz. Bugün pek çok branşta Hakkarili sporcular, ulusal ve uluslararası müsabakalarda şampiyonluklar ve dereceler elde ederek bizleri gururlandırmaktadırlar. Keza şehrimiz; turizmden eğitime, yeni yatırımlardan kalkınmaya kadar hemen her alanda tüm kamu kurumlarımızın büyük çabalarıyla bir şahlanış sürecine başlamıştır. Artık Hakkari spor organizasyonlarıyla, turizm potansiyeliyle, kalkınma hamleleriyle anılan bir şehir haline gelmiştir. Nitekim bu güzel şehrimizde yaylacılıktan doğa turizmine, ulusal ölçekli turnuvalardan kayak ve dağcılık sporlarına kadar her geçen gün organizasyon çeşitliliğinin arttığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. En son Yüksekova’da geniş bir katılımla gerçekleştirilen 6’ncı Cilo Festivali ile geçtiğimiz günlerde farklı ülkelerden sporcuların katılımıyla düzenlenen Uluslararası Bisiklet Yarışması (MTB Cup), bu gelişimin en somut örnekleridir. İnanıyorum ki Hakkari ve Yüksekova, önümüzdeki dönemde bu gibi organizasyonlara daha fazla ev sahipliği yapacaktır. Bu tarz etkinliklerin bölgenin gerçek potansiyelini katlayarak ortaya koyabilmesi için de bütün Hakkarili ve Yüksekovalı kardeşlerimin bu huzur ve istikrar iklimine sahip çıkması son derece önem arz ediyor. En büyük hedefimiz; hem kulüplerimizin hem de sporcularımızın bu huzur ortamında daha iyi imkanlarla faaliyetlerini yürütmesi, potansiyellerini sahaya yansıtmasıdır. Bu vesileyle, siz sporcu kardeşlerimizi destekleyecek ve başarılarınızı sürekli kılacak yatırımların da artarak devam edeceğini buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bugün de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın, Hakkari ve Yüksekova’mızın gururu olan siz sporcu kızlarımıza yönelik önemli bir desteğine şahitlik etmekteyiz. Takımımızın sportif faaliyetlerindeki başarısını taçlandıracak ve ulaşım imkanlarını kolaylaştıracak bu katkının, siz sporcu kardeşlerimizin motivasyonunu artıracağına yürekten inanıyorum. Bu teşvik, her şeyin en güzeline layık olan sizlerin, yeteneklerinize ve azminize güvenimizin bir yansımasıdır. Dolayısıyla çok daha büyük başarılarınıza şahit olacağımızdan şüphemiz yoktur. Eminim ki, Kadınlar 1’inci Ligi’nde, diğer takımlarımızla birlikte fair-playden ödün vermeden bizlere güzel, zevkli, çekişmeli maçlar izletecek ve elde edeceğiniz yeni zaferlerle hepimizin gururu olacaksınız. Sözlerime son verirken, sizlere bundan sonraki müsabakalarda yürekten başarılar diliyor, bu vesileyle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş Hanımefendiye ve yüksek katkılarından dolayı Halkbankası Genel Müdürlüğümüze özellikle teşekkür etmek istiyorum.
Takımınızın başarısı için büyük emek sarf eden kıymetli kulüp başkanımıza, teknik heyete ve sizlerin değerli ailelerine de ayrıca teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Hakkari Valisi Ali Çelik de desteklerinden dolayı bakanlara teşekkür etti.
Bakanlara; Hakkari Valisi Ali Çelik, Yüksekova Kaymakamı Mustafa Akın, Yüksekova Spor Kulüp Başkanı Feyzi Yıldırım, Esendere Belde Belediye Başkanı Dırbaz Büyüksu, Büyükçiftlik Belde Belediye Başkanı Çayan Çiçek ve sporcular eşlik etti. – HAKKARİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şahbaz, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, AK Parti iktidarlarında, sağlıkta dönüşüm politikalarıyla birlikte şehir hastanelerinin sağlık hizmetleri sunumunun merkezine yerleştirildiğini söyledi.
Kamu Özel İşbirliği adı altında, “Yap-Kirala-Devret” modeliyle yapılan 18 şehir hastanesinin “kamu sağlık harcamaları içerisinde tam bir kara deliğe dönüştüğünü” ileri süren Şahbaz, “2023 yılı bütçesinden kira ve hizmet bedeli olarak 46 milyar 662 milyon lira ödenirken, 2024 bütçesinden 26 milyar 143 milyon hizmet, 57 milyar 554 milyon kira olmak üzere 83 milyar 694 milyon lira aktarılacağı belirtilmiştir. Bu da Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 11,4’ü anlamına gelmektedir.” ifadelerini kullandı.
Şehir hastanelerinin sözleşmelerinin tek tip olmadığını ve hastaneden hastaneye önemli farklılıklar içerdiğini kaydeden Şahbaz, “Bazı şehir hastanelerinde Sağlık Bakanlığınca hiçbir şekilde tıbbı cihaz alınmaz ve bakım onarım masrafı yapılmazken, bazı hastanelerde yüz milyonlarca lira tutarında tıbbı cihaz alındığı, tıbbı cihaz bakım onarım masraflarının Sağlık Bakanlığınca karşılandığı anlaşılmaktadır.” dedi.
Şahbaz, şehir hastaneleri için “Devletin cebinden 1 kuruş harcanmayarak yapılacak” denilmesine rağmen hastaneler için kamu kaynaklarından yüz milyonlarca liralık tıbbı cihaz alındığının tespit edildiğini belirterek, şunları söyledi:
“2023 şubat ayında faaliyete başlayan Ankara-Etlik Şehir Hastanesine 285 milyon 170 bin 652 lira tutarında tıbbı cihaz alındığı, Ankara-Bilkent ve Konya şehir hastanelerinde bir kısım tıbbı cihaz bakım onarım ve kalibrasyon bedellerinin kamu tarafından karşılandığı tespit edilmiştir. İktidarın söylemine göre devletin kasasından 1 kuruş harcamadan inşa edilmesi gereken şehir hastaneleri için alınan tıbbı cihaz ve bakanlıkça karşılanan bakım onarım giderleri 676 milyon 823 bin 689 lira olup, bu harcamanın sözleşme tarihindeki dolar kuruna göre karşılığı 26 milyon 612 bin 700 dolar, günümüz döviz kuruna göre lira karşılığı ise 903 milyon 501 bin 165 liradır.”
CHP’li Şahbaz, şehir hastanelerinin sözleşmelerinin “ticari sır” gerekçesiyle kamuoyundan gizlendiğini söyleyerek, “Kamu tüzel kişileri tarafından yapılan sözleşmelerde şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri geçerli olduğundan bir tarafında kamunun olduğu sözleşmeler ticari sır olarak kabul edilemez.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, düzensiz göçün önlenmesi amacıyla Eskikadın köyü ile Havsa ilçesine bağlı Söğütlüdere köyünde denetim gerçekleştirdi.
Denetimlerde yasa dışı yollarla yurda giren 28 yabancı uyruklu yakalandı.
Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kıratlı, yaptığı açıklamada, Alata tesisleriyle ilgili olarak son günlerde suni gündem oluşturulduğunu belirterek, söz konusu alanın birinci derece sit alanı olduğunu hatırlattı. Bölgenin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kesin korunacak hassas bölge olarak ilan edildiğini vurgulayan Kıratlı, “Son günlerde şehir gündeminde olan ‘Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü arazisinin sit derecesinin değiştirilerek farklı amaçlarla kullanılacağı’ şeklinde gerçeği yansıtmayan açıklamalar yapılmaktadır. Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü arazisi ve Alata sahili ile çevresi tarımsal amaçlı olarak kullanılmaktadır. Kumsal caretta caretta ve chelonia mydas türü deniz kaplumbağalarının üreme alanıdır. Alata sahili, Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından birinci derece ‘doğal sit alanı’ olarak tescil ve ilan edilmiştir. Alata Sahili Ekolojik Bilimsel Araştırma Raporundaki öneriler ve komisyon kararı doğrultusunda ‘nitelikli doğal koruma alanı’, Cumhurbaşkanlığımızın 5 Ocak 2021 tarih ve 3360 sayılı kararı ile ‘kesin korunacak hassas alan’ olarak ilan edilmiş ve tescillenmiştir. Geriye kalan alanın birinci derece doğal sit statüsü devam etmektedir” ifadelerine yer verdi.
Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü arazisinin sit derecesinde herhangi bir değişiklik olmadığını kaydeden Kıratlı, şöyle devam etti: “Özellikle sevindiğim kısım ise başta milletvekillerimiz olmak üzere siyasetçilerimizin, sivil toplum kuruluşu temsilcilerimizin ve çevreye duyarlı vatandaşlarımızın Mersin’imizin korunması ve kalkınması konusunda göstermiş olduğu birlik ve hassasiyettir.” – MERSİN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti heyeti, Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Devlet Su İşleri 4. Bölge Müdürlüğü ve Karayolları 3. Bölge Müdürlüğü’nü ziyaret ederek çalışmalar hakkında yetkililerden brifing aldı. AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, Konya Milletvekilleri Tahir Akyürek, Orhan Erdem, Meryem Göka, Mehmet Baykan, Ziya Altunyaldız ve Mustafa Hakan Özer’in katıldığı programlar çerçevesinde ilk ziyaret Konya Ticaret Borsası’na gerçekleştirildi. Konya Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Büyükalim, Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik ve meclis üyeleriyle bir araya gelen AK Parti heyeti, şehrin tarımsal üretimi hakkında son gelişmeleri değerlendirdi. Konya İl Tarım ve Orman Müdürü Duran Seçen, Devlet Su İşleri 4. Bölge Müdürü Mehmet Alp ve Karayolları 3. Bölge Müdürü Gökhan Köroğlu ile de görüşme gerçekleştiren Başkan Angı ve milletvekilleri, Konya yatırımları ve yapılacak yeni hizmetlerle ilgili fikir alışverişinde bulundu.
“Hedeflerimizi gerçekleştiriyoruz”
Ziyaretleri değerlendiren AK Parti Konya İl Başkanı Hasan Angı, “AK Parti olarak iktidara geldiğimiz ilk günden beri kurum ve kuruluşlarımızla ortak işbirliğine büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda odalarımız, borsamız, kurum ve sivil toplum kuruluşlarımızla sık sık bir araya gelerek Konya’mızın güçlü yarınları için çalışıyor, sorunların çözümü için el ve fikir birliği yapıyoruz. Konya’mız son çeyrek asırda önemli mesafeler kat etti. Eğitimden sağlığa, tarımdan ticarete, ulaşım ve altyapıdan turizm ve savunma sanayine kadar onlarca farklı alanda devrim niteliğinde işlere imza atılırken, şehrimiz bu dönemde adeta altın çağını yaşadı. Şimdi ise Türkiye Yüzyılı’nın inşasına güçlü bir şekilde devam ediyoruz. İnşallah ülkemizin ve şehrimizin 2053 ve 2071 hedeflerini de yine milletimizle birlikte el ele inşa edeceğiz” dedi. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İmamoğlu, TBB Encümen Toplantısı için geldiği Adıyaman’da Yeni Mezarlığı ziyaret ederek, depremlerde hayatını kaybedenler için dua etti.
Daha sonra Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’yi makamında ziyaret eden İmamoğlu, gazetecilere, TBB’nin encümen toplantısı için Adıyaman’da bulunduklarını hatırlattı.
Depremlerden etkilenen 11 il için destek paketini toplantı sonrası açıklayacaklarını aktaran İmamoğlu, şöyle konuştu:
“Türkiye Belediyeler Birliği olarak son yaptığımız encümen toplantımızda encümen üyelerimizle beraber bir sonraki toplantımızı deprem bölgesinde yapmaya karar verdik. Türkiye Belediyeler Birliğinin ilk büyük destek paketini de deprem bölgesinde yara almış ve büyük mücadele veren belediyelerimize açıklayalım diye ortak karar almıştık. Bugün o karar karşılığında Adıyaman’dayız ve bütün encümen üyelerimizle birlikte toplantımızı yapacağız. Toplantıda deprem bölgesine dair düşüncelerimizi ve burada o günden bugüne yürüyen süreçle ilgili önerilerimizi ve geleceğe dair önerilerimizi, duygularımızı paylaşacağız.”
Kahramanmaraş merkezli depremlerde büyük kayıplar verildiğini dile getiren İmamoğlu, “Tabii acı bir deprem yaşadık. Bu depremi sadece biz yaşamıyoruz, dünyaya baktığımızda birçok şehri depremle yüzleşen ülkeleri görebiliriz. Ama üzülerek ifade edelim ki bu konuda en kötü sınav veren ülke biziz. Bu çağda, devirde depremin insanlarımızı tabiri caizse tümden yok eden bir afet ötesi duruma dönüşmesinin altyapısını kuran bizleriz.” diye konuştu.
Yeni nesil gençlerin bu tür afetleri yaşamaması için sağlam adımlar atılması gerektiğini ifade eden İmamoğlu, şunları kaydetti:
“Gerçekten başımızı öne eğerek yürümeliyiz. Biz eğer 2023 yılında, Cumhuriyet’imizin 100. yılında, bütün Türkiye’yi ayağa kaldıran ve uyandıran 1999’daki Gölcük depreminden daha acı bir insan kaybıyla karşılaşmak utanç vericidir. Bütün bu sürecin sorumluluğunu elbette ki yöneticilerin, önde duran sorumluluklarını ele alarak, konuşarak yeni neslin depremle bu şekilde yüzleşmemesini sağlamak adına adımlar atmalıyız.”
İmamoğlu, yapılacak toplantının depremlerden etkilenen 11 ilin kalkınması için gerçekleşeceğine dikkati çekerek, “Bugün buradayız ve konuşacağımız her kelime, her cümle, bu bilinçle kurulacaktır. Tabii Adıyaman’dan 11 şehrimize bir bakış oluşturacağız. Türkiye’mizin bütün belediyeleri, bütün yerel yönetimleri olarak güçlü bir dayanışmayla bu bölgedeki bütün yerel yöneticilerin ve belediye başkanlarımızın yanındayız. Onların güçlü olmasını istiyoruz, onların bir an önce bu güzide şehirlerimizi, beldelerimizi ayağa kaldırmalarını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
Olası İstanbul depremi
İstanbul’da olası depreme ilişkin hazırlıkların sürdüğünü anlatan İmamoğlu, şöyle devam etti:
“İstanbul her anında, her saniyesinde çalışmaları sürdürdüğümüz bir şehrimiz. Tekrar ifade edeyim bu topyekun bir mücadeledir. Topyekun mücadele kısmında ne yazık ki halen birlikte hareket edebilme kabiliyetini elde edebilmiş değiliz. Deprem bu ülkenin beka sorunudur. Özellikle İstanbul için böylesi bir ortamda amasız, fakatsız her şeyi bir kenara koyup bir masada her türlü kabiliyetiyle, yeteneğiyle bütün kurumların bir araya gelip, iş üretmesi gerekir. Henüz o refleksi, o kabiliyeti elde edemedik.”
Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere ise heyeti ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, verilecek destekler için şimdiden teşekkür ettiklerini ifade etti.
İmamoğlu ve beraberindeki heyet, daha sonra encümen toplantısı için kentteki bir otele geçti. Toplantı, basına kapalı olarak sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci, geçen ay Meclis’te kabul edilen ‘Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin DHA’ya değerlendirmede bulundu. Kirişci, Gazi Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki uygulamaları örnek göstererek, “1932 yılında Atatürk hayattayken sahipsiz hayvanların, sahipli olduğu halde sokağa salınanların itlafı o tamimde (genelge) uygun görülüyor. ‘Bunların itlaf edilmesi gerektiği’ belirtiliyor ve bunların belediyelerce yapılması hususu da ayrıca o tamimde yer alıyor. Atatürk’ün imzasını taşıyan bir tamimden söz ediyorum. Burada ‘hayvanlar katledilecek, hayvanlar yok edilecek’ gibi yaygaralar var. Halbuki hepimiz biliyoruz ki, sokakta yaşayan bir hayvanın ömrü; köpekleri konuşacak olursak 2 yılı geçmiyor. Bu köpek daha fazla yaşayabilir durumdayken; soğuktan, aşırı sıcaktan, salgın hastalıklarından, bir başka hayvanın saldırısından veya bir aracın çarpmasından gibi nedenlerden dolayı 2 yılı geçmeyen bir ömürleri var. Ama hayvan bakımevinde sağlıktan rehabilitasyonu ne ihtiyaçları varsa karşılanacak. Sahiplendirilene kadar da bu hayvanların bu bakımevindeki bakımları devam edecek. Peki, bu hayvanın 2 yıl yaşaması mı bizim için önemli; 10, 12, 15 yıl yaşatılması mı? Tabii ki, hayvanları koruma adına ikincisini daha doğru bir adım olarak değerlendiriyoruz” dedi.
‘YEREL YÖNETİCİLER, YASANIN GEREĞİNİ YAPABİLİR’
Bununla birlikte itlafın da söz konusu olduğunu söyleyen Kirişci, “Hangi hayvanlar için olacağı mevzuatta çok açık ve net olarak yer alıyor. Şu anda yasa çıktı ve yasa çıktığı andan itibaren yürürlüğe de girmiş oldu. Şimdi buradan hareketle bu yasa ne zaman tekamül edecek? Ne zaman son halini almış olacak? Şu anda bakanlığımız yönetmelikle ilgili çalışmalarını büyük bir hızla sürdürüyor. Yasanın uygulamaya girmesi Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla beraber başladığı için burada bir beis yok. Yerel yöneticiler, çok rahatlıkla hayata geçirebilirler” ifadelerini kullandı.
‘ABB, CHP’YE VERİLMESİ GEREKEN CEVABI VERDİ’
Vahit Kirişci, bu konuda yerel yöneticilere büyük bir yük yüklendiği yönündeki eleştirilere ilişkin, “Bu eleştiriler doğru değil. Burada tek başına belediyeye devredilmiş bir şey yok. Bir de mesela ‘Burada çok büyük bir rant var’ deniliyor. ‘Bu bakımevlerinden sizin çevreleriniz rant elde edecekler’ gibi bize yönelik bir itham var. Halbuki bu bakımevlerini yapacak olan sizin belediyeleriniz. Kendi belediye başkanlarınızı ‘Siz rantçısınız’, ‘Siz rantçılarla iş birliği yapıyorsunuz’ diye onları zan altında bırakıyorsunuz. Bu da o belediye başkanlarına çok büyük bir haksızlık. Ben bir muhalefet belediye başkanı olsam muhalefetin bu söyleminden gerçekten çok alınır, çok gücenirim. Niye? Benim uhdemde olan, ihalesini benim yapacağım bir uygulamayla ilgili siz bunu nasıl söylersiniz, derim. Dolayısıyla Ankara Büyükşehir Belediyesi aslında muhalefete, özellikle CHP’ye verilmesi gereken cevabı verdi ve vermeye de devam ediyor” dedi.
‘ÖTANAZİDE KEYFİ BİR KARAR LÜKSÜ YOK’
Yasanın tam anlamıyla en kısa zamanda hayata geçeceğini belirten Kirişci, 9 Ağustos’ta Ankara’nın Altındağ ilçesinde 11 köpek ölüsü bulunmasıyla ilgili şöyle konuştu:
“Bunun provokatif olma ihtimali de var, onu da söyleyeyim. Yani birilerine hizmet etmek adına da bu adımları atmış olabilir. Ama o detaya girmenin ben çok doğru olmadığını düşünüyorum. Neticede hukuk devletinde hepimizi bağlayan mevzuattır. Biz bu mevzuatın gereğini yapmak zorundayız. Biliyorsunuz bu ülke kuş gribi yaşadı. Biz kuş gribinden, bu salgından etkilenen kanatlı hayvanlarımızı itlaf ettik. Ama biz bu hayvanları itlaf ederken, bunun kendine göre bir prosedürü var. Bu veterinerlikle ilgili olan bir konu. Burada hayvan sağlığı başta olmak üzere; çevre sağlığı, insan sağlığı, bütün hepsini dikkate alarak bu ‘ötanazi işlemleri’, ‘itlaf işlemleri’, ‘uyutma işlemleri’ adına ne dersek diyelim, bunlar yapılıyor. Burada kimsenin keyfi bir karar verme lüksü yok. ‘Bu hayvan itlaf edilsin’ denildiğinde itlaf edilecek bir hayvan yok. Ama veterinerlerden oluşan bir kurul oturup, ‘Evet teknik olarak burada bir itlaf gerekiyor; çünkü bu hayvan saldırgan bir hayvan, bu hayvan sahiplenilmemesi gereken bir hayvan veya bu hayvan şu hastalığı taşıyor, bu hayvanın itlaf edilmesi’ denilip bunun kararı verildikten sonra yine o belediyenin veteriner hekimlerince verilen bir karar bu. Bakın benim kararım değil. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın da bir kararı değil. O yerel yöneticilerin, yerel yönetimlerin kendi veteriner hekimlerinin vereceği bir karar. Dolayısıyla böyle bir karara da bir meslek etiği adına karar veren insanların kararını da hepimiz saygı duymak durumundayız.”
‘YETKİLİ OLAN HERKES HESABA ÇEKİLECEK’
Bütçesinden sokak hayvanları için gerekli parayı ayırmayan veya bu parayı o amaçla kullanmayan belediyelere her türlü cezai yaptırımın uygulanacağını söyleyen Vahit Kirişci, “Para cezası, hapis cezası; bunların hepsi var. Bunu yapan belediye başkanı, belediye meclis üyeleri ve oradaki imza sahibi olan yetkili olan herkes bundan hesaba çekilecek. Denetleyecekler arasında Tarım ve Orman Bakanlığı da var; artı vatandaşlarımızın şikayeti üzerine bu incelemeler derhal başlatılacak. İl Hayvan Koruma Kurullarının görevleri arasında bunlar da var. Valinin başkanlığında toplantı yapacak olanlarla ilgili. Bütün seçilen insanlar için en büyük tehlike bir sonraki seçimlerinde onların önüne konulacak olan sicillerindeki o olumsuzluklar. 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veyahut da sahipli olan hayvanını sokağa salanlara vereceğimiz para cezası. Veyahut da belediyenin tutmaya devam etmesi gerekirken sokağa salıverdiği hayvanlarla ilgili cezai işlemler. Bunların hepsi olacak. Ama en önemlisi vatandaşımız bu konularda çok daha dikkatli olacak. Çünkü vatandaşın işin içine katılması bence en kıymetli yanı ve esas denetçi onlar olmuş olacak” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, “Kamu-özel iş birliği adı altında yap-kirala-devret modeli ile yapılan toplam 18 şehir hastanesi, kamu sağlık harcamaları içerisinde tam bir kara deliğe dönüşmüştür” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Şahbaz, “Kamu-özel iş birliği adı altında yap-kirala-devret modeli ile yapılan toplam 18 şehir hastanesi, kamu sağlık harcamaları içerisinde tam bir kara deliğe dönüşmüştür. 2023 yılı bütçesinden kira ve hizmet bedeli olarak 46 milyar 662 milyon TL ödenirken, 2024 bütçesinden 26 milyar 143 milyon hizmet, 57 milyar 554 milyon kira olmak üzere 83 milyar 694 milyon lira aktarılacağı belirtilmiştir. Bu da Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 11,4’ü anlamına gelmektedir” dedi.
‘MASRAFLARI KAMU TARAFINDAN KARŞILANDI’
Bir kuruş harcanmadan yapılacağı belirtilen şehir hastaneleri için kamu kaynaklarından yüz milyonlarca liralık tıbbi cihaz alındığını aktaran Şahbaz, “Tıbbi cihazların bakım onarım masraflarının kamu tarafından karşılandığı tespit edilmiştir. ‘Devlet bir kuruş harcamadan bu hastaneler yapılacak ve doktorlar sadece önlüklerini alıp, göreve başlayacak’ denmesine karşılık 2023 Şubat ayında faaliyete başlayan AnkaraEtlik Şehir Hastanesi’ne 285 milyon 170 bin 652 lira tutarında tıbbi cihaz alındığı, Ankara Bilkent ve Konya şehir hastanelerinde bir kısım tıbbi cihaz bakım onarım ve kalibrasyon bedellerinin kamu tarafından karşılandığı tespit edilmiştir. İktidarın söylemine göre devletin kasasından bir kuruş harcamadan inşa edilmesi gereken şehir hastaneleri için alınan tıbbi cihaz ve bakanlıkça karşılanan bakım onarım giderleri 676 milyon 823 bin 689 lira olup, bu harcamanın sözleşme tarihindeki dolar kuruna göre karşılığı 26 milyon 612 bin 700 dolar, günümüz döviz kuruna göre lira karşılığı ise 903 milyon 501 bin 165 liradır” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın, Batı Şeria halkının zorla yerinden edilmesi gerektiği yönündeki açıklamasına tepki gösterdi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Netanyahu’nun Nazi Dışişleri Bakanı Katz, ‘Batı Şeria halkı, Gazze’de yapıldığı gibi topluca zorla yerinden edilmeli’ demiş. Katz’ın, Hitler’in Dışişleri Bakanı Ribbentrop’u kendisine rol model olarak seçtiğine hiç şüphe yok. Bu katliam şebekesinin hedefi tüm insanlıktır. Bu şebeke durdurulmadığı sürece, insanlık tehdit altındadır. Bu şebeke insanlığa karşı suç işlemekten yargılanmadığı sürece, insanlık adına hiçbir değer hayatta kalamaz. Dünün Nazileri karşısında susmanın utancını yaşayanlar, bugünün Nazilerine boyun eğmenin utancını tekrar yaşamamalı” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, resmi ziyarette bulunmak üzere gittiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’inde (KKTC) Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre ile görüştü.
Bakan Uraloğlu görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sayın Zorlu Töre’yi ziyaret ettik. Meclis faaliyetleri hakkında bilgi alıp, karşılıklı fikir alışverişinde bulunduk. Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukunu gasp edenlerle, varlığını inkar etmeye çalışan güçlerle mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çocuklarını terör örgütünden kurtarmak amacıyla çarşamba günleri DEM Parti İl Başkanlığı binası önünde bir araya gelen anne ve babalar, yıllardır yolunu gözledikleri evlatlarına seslerini duyurmaya çalışıyor.
Eyleme katılan Gülbahar Teker, gazetecilere, oğlundan yıllardır haber alamadığını ve geri dönmesini beklediğini söyledi.
DEM Parti ve terör örgütü PKK’dan çocuklarını istediklerini belirten Teker, şöyle konuştu:
“Bir çocuk bile dağda kalmayıncaya kadar eyleme devam edeceğim. Buradayım ve korkmuyorum. Oğlum, sesimi duyuyorsan gel teslim ol, her zaman arkandayım. 11 yıl önce Batman’da tekstil fabrikasında çalıştığında kaçırıp götürdüler. Seni bekliyorum oğlum, gelinceye kadar buradan gitmeyeceğim. Yeter artık anne ve babalar ağlamasın.”
Şahinaz Özcan ise 7 yıl önce evden çıkan oğlundan bir daha haber alamadığını kaydederek, “DEM Parti ve PKK’dan çocuklarımızı istiyoruz. Atilla, oğlum sesimi duyuyorsan gel devlete teslim ol. Bu Kürt davası değil, biz de Kürt’üz. Çocuklarını ailesinden sadece ölüm ayırır. Oğlumu çok özledim. Bir kapı çaldığında, telefon çaldığında belki oğlumdur diyorum.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Halkın güvenliği ve ilçenin düzenini korumaya yönelik hizmetlere ağırlık veren Turgutlu Belediyesi, yeni bir uygulamaya imza attı. Zabıta Müdürlüğü ekipleri, denetim ve uygulamalarda görüntü ile birlikte ses kaydı yapan yaka kameraları kullanmaya başladı. Yaka kameralarının kullanımı, zabıtaların çalışmalarını ve vatandaşlarla olan etkileşimlerini ayrıntılı şekilde belgeleyecek. Bu sayede yaşanan sorunlar, iddialar ve şikayetler daha net bir şekilde kayıt altına alınacak ve denetim süreçlerinin şeffaflığı artırılacak.
“Belediyecilikte şeffaflık ilkesini her zaman ön planda tutuyoruz”
Turgutlu Belediye Başkanı Çetin Akın, “Belediyecilikte şeffaflık ilkesini her zaman ön planda tutuyoruz. Meclis toplantılarımızı, ihalelerimizi canlı yayın aracılığıyla vatandaşlarımızla paylaşmamız ve belediyemizin ekonomik bilgilerini duyurmamız gibi adımların ardından şimdi de zabıtalarımıza yaka kameraları sağlıyoruz. Bu uygulama hem zabıta memurlarımızın hem de vatandaşlarımızın haklarını koruyarak daha güvenilir ve şeffaf bir hizmet sunmamıza yardımcı olacak” dedi. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şehzadeler Belediyesi, ilçeye bağlı 67 mahallede kapsamlı bir çalışma yürütüyor. Fen İşleri, Temizlik İşleri, Park Bahçe ve Zabıta ekipleri, her alanda vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun bir çaba harcıyor. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar, ilçenin dört bir yanında aralıksız devam ediyor.
Cadde ve sokaklar tertemiz
Temizlik İşleri Ekipleri, ilçenin dört bir yanında titizlikle temizlik çalışmalarına devam ediyor. Mahallelerin cadde ve sokakları, ekiplerin özverili çalışmaları sayesinde pırıl pırıl hale getiriliyor. Günlük rutin temizlik çalışmalarının yanı sıra, özellikle yoğun kullanılan alanlarda detaylı temizlik işlemleri gerçekleştiriliyor.
Yol ve kaldırımlar yenileniyor
Fen İşleri ekipleri ise ihtiyaç duyulan tüm bölgelerde yol ve kaldırım düzenleme çalışmalarını sürdürüyor. Bozulan yolların onarımı ve yeni kaldırımların inşası, vatandaşların güvenli ve konforlu bir şekilde ulaşım sağlaması için titizlikle yapılıyor. Ekipler, yoğun bir tempo ile ilçenin farklı noktalarında çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.
Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri de ilçede bulunan tüm parklarda bitki bakımı, alan temizliği ve düzenleme çalışmaları yapıyor. Özellikle yaz aylarında artan yeşil alanların bakımı, halkın dinlenme ve eğlenme alanlarının daha güzel hale getirilmesi için aralıksız sürdürülüyor. Parkların düzenli olarak temizlenmesi ve bitki bakımlarının yapılması, Şehzadeler halkının keyifli vakit geçirmesini sağlıyor.
Zabıta ekipleri denetimde
Şehzadeler Belediyesi Zabıta ekipleri de ilçe genelinde denetim çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Fırınlarda yapılan hijyen ve gramaj denetimleri, vatandaşların sağlığını koruma adına büyük önem taşıyor. Ayrıca, ilçedeki işletmelerde raf düzeni ve fiyat denetimleri gerçekleştiriliyor. Bu denetimler, tüketicilerin güvenli ve adil bir alışveriş yapabilmesi için titizlikle yapılıyor.
Şehzadeler Belediyesi, ekiplerinin özverili çalışmaları sayesinde ilçedeki yaşam standartlarını yükseltmeyi hedeflerken, 67 mahallede yürütülen çalışmalar da vatandaşlar tarafından büyük takdir topluyor. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’nın Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, ziyaret sırasında pazar alanındaki esnafa tek tek uğrayarak sorunlarını ve önerilerini dinledi. Esnafın taleplerine kulak veren Çırpanoğlu, ayrıca pazarın sunduğu hizmetlerin kalitesini artırmak amacıyla gerekli adımları atacaklarını belirtti. Alışveriş yapan vatandaşlarla da sohbet ederek, pazarın sunduğu hizmetler ve genel memnuniyetleri hakkında bilgi topladı. Çırpanoğlu’nun bu ziyaretine, esnaf ve vatandaşlar büyük ilgi gösterdi.
Her zaman vatandaşların yanında olduğunu, çalışmalarının da bu yönde devam ettiğini belirten Çırpanoğlu, “Hem esnafımızın hem de vatandaşlarımızın görüşlerini dinlemek ve onların ihtiyaçlarına çözüm üretmek bizim önceliğimizdir. Burada olmak ve vatandaşlarımızın sesini doğrudan duymak bizim için çok kıymetli. Hem esnaf hem de vatandaşın memnuniyetini artırmak amacıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğünce göçmen kaçakçılığı suçunun men ve takibine yönelik yapılan araştırmalarda şüphelilerin, farklı araçlar ve yöntemler kullanarak düzensiz göçmenleri sınır illerden alarak Erzurum’a getirdiği ve burada bir süre barındırdıktan sonra batı illerine sevk ettiklerine dair bilgi edinilmesi üzerine Erzurum merkezde bulunan bir adreste yapılan operasyonda 16 kaçak göçmen yakalandı. Operasyonda olayın organizatörlüğünü yapan Afganistan uyruklu 1 şahıs hakkında adli işlem yapıldı. Şüpheli, adli işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER?
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Abdullah Gül Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu İngilizce Hazırlık Programı Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Beykoz Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Yabancı Dil Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği
–– İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Biyoanalitik İlaç Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Malatya Turgut Özal Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği
–– Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Kazak Kültürü ve Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Yargı İlânı
b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
c – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
TÜMÜ
Osman DemirHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİDEN Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Türkiye’de üretime, ihracata ve istihdama odaklı bir ekonomi modeline geçilmesi gerektiğini belirterek, “Biz, Yeniden Refah Partisi olarak, bu ekonomi modelini hayata geçirmek için çalışıyoruz ve iktidara gelmek istiyoruz” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Balıkesir’in Kepsut ilçesi programı öncesi Edremit ilçesine geldi. Erbakan burada, Tuzcumurat Mahallesi’nde yaşayan babası merhum Necmettin Erbakan’ın arkadaşı Yusuf Kurt’u (94) ziyaret etti. Erbakan, Kurt’un kendisini uzun zamandır görmek istediğini öğrendiğini ve bu isteği geri çevirmeyerek, programı öncesinde ziyaret ettiğini söyledi. Yusuf Kurt, Erbakan ile olan dostluklarından bahsederek Fatih Erbakan için dua etti.
‘ÜLKENİN YILLIK 250 MİLYAR DOLARA İHTİYACI VAR’
Fatih Erbakan, burada yaptığı açıklamada, faizlerin yükseltilmesinin, dış borcun ödenmesi ve cari açığın kapatılması için gerekli olan dövizin bulunabilmesi amacıyla olduğunu ifade etti. Erbakan, “Ülkemizin 70-80 milyar dolarlık bir cari açığı var ve bir yıl içinde ödenmesi gereken 180 milyar dolar seviyesinde dış borç var. Yani, ülkenin yıllık 250 milyar dolara ihtiyacı var. Bu dövizi normalde ihracatla, katma değerli ihracat yaparak sağlamamız gerekir. Ancak, üretime ve ihracata dayalı bir ekonomi modeli yerine betona ve çimentoya dayalı bir ekonomi modeli uygulandığı için bu dövizi bulmak amacıyla faizler yükseltiliyor” diye konuştu.
Türkiye’de üretime, ihracata ve istihdama odaklı bir ekonomi modeline geçilmesi gerektiğini belirten Erbakan, “Biz, Yeniden Refah Partisi olarak, bu ekonomi modelini hayata geçirmek için çalışıyoruz ve iktidara gelmek istiyoruz” dedi.
‘KEPSUT’U YENİDEN REFAH BELEDİYECİLİĞİ İLE TANIŞTIRACAĞIZ’
Fatih Erbakan, açıklamalarından sonra Yeniden Refah Partisi’nin 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde yüzde 30 oranında oy aldığı Kepsut ilçesine gelerek esnaf ve pazaryeri ziyaretlerinde bulunarak, vatandaşlarla sohbet etti. Erbakan, “Her şeyden önce değerli Kepsut halkına, kıymetli seçmenlerimize teşekkürlerimizi sunuyoruz. 31 Mart seçimlerinde Yeniden Refah Partimize vermiş oldukları büyük destek bugün bir teşekkür ziyareti yapma ihtiyacını hissetmemize vesile oldu. İnşallah bir sonraki seçimde Kepsut’u Milli Görüş belediyeciliğiyle, Yeniden Refah Belediyeciliğiyle tanıştıracağız” diye konuştu.
Yeniden Refah Partisi’nin oylarını her seçimde yüzde 100 artırdıklarını söyleyen Erbakan, “14 Mayıs’ta 1,5 milyon oy aldık. 31 Mart’ta 3 milyonun üzerinde oy aldık. 14 Mayıs’ta yüzde 2,86, 31 Mart’ta yüzde 7 oy aldık. Şimdi inşallah bu ivmeyi daha da artıracağız. ve yeniden Refah Partimizi hem milletimizin teveccühüyle hem de teşkilatlarımızın bu gayretiyle yapılacak olan ilk seçimde inşallah iktidara taşıyacağız ve adil bir düzenle paylaşımda adaleti tesis ederek paraları canavarlara değil, millete aktararak milletin alım gücünü artıracağız, yüzünü güldüreceğiz. Bu ekonomik sıkıntıdan, bu yokluktan inşallah Milli Görüş ruhuyla, milli görüş bereketiyle kurtulacağız” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>4 AYRI FORMÜL ÜZERİNDE DURULUYOR
İş Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin 4 ayrı formül üzerinde çalışılacağı öğrenildi. Buna göre çalışmaların; “Uzaktan çalışma modeli, Kısmi çalışma modeli, Değişken zamanlı çalışma modeli ve Akademik eğitim amaçlı çalışma modeli” başlıkları üzerinden gidileceği vurgulandı.
BELLİ MESLEK GRUPLARINI KAPSAYACAK
Esnek çalışma modelinin çağın mesleklerine göre uyarlanacağı, her meslek grubunu kapsamayacağı ifade ediliyor. Burada İş Kanunu’nun günümüz şartlarına göre yeniden şekilleneceği belirtilirken, değişik formüllerin de değerlendirileceği dile getiriliyor. Esnek çalışma modelinin örneğin bazı mühendislik dallarında, çağın mesleği haline gelen ve daha çok gençlerin alanı olan dijital alanların kullanıldığı meslek gruplarını kapsayacağı belirtiliyor.
4 GÜNE İNDİRİLMESİ UZAK BİR İHTİMAL
Ekonomim’de yer alan habere göre; Yeni dönemde 5 gün olan çalışma gününün 4 güne indirilmesinin şimdilik uzak bir ihtimal olduğu ancak çalışma saatlerinin kısabileceği vurgulanıyor. Yapılacak değişiklikle temel amaçlardan birisi de gençlerin çalışma hayatına kazandırılarak, yurt dışına gitme gibi planlarının önüne geçilmesi. Kaynaklar, İş Kanunu’nda yapılacak değişiklikle; “Özellikle ‘yapay zeka’ konusunda başarılı gençlerin Türkiye’de istihdam edilmesi ve onlara iş alanlarının açılmasının sağlanması amaçlanıyor. Yeni çağın gençleri daha çok oturdukları yerden çalışmayı tercih ediyorlar. Gençleri çalışma hayatına kazandırmak” değerlendirmesinde bulunuyorlar.
KABİNE AHLAT’TA TOPLANACAK
Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve kabine üyeleri; Malazgirt Zaferi’nin 953. yıl dönümü etkinliklerine katılmak üzere Malazgirt’e gidecek. Buradaki etkinliklerin ardından kabine Ahlat’ta toplanacak. Kabine toplantısında, Ekim ayında Meclis gündemine gelecek olan başta İş Kanunu, Rekabet Kanunu, 10. Yargı Paketi, Vergi Reformu kanunlarında değişiklik yapılacak yasal düzenlemelerin gündem maddeleri arasında yer alacağı öğrenildi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAKANLIK: ALAN İBB’NİN KONTROLÜNDE
İl Müdürü Maliki Ejder Batur, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Üsküdar Vaniköy’de Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi’nde birtakım izinsiz inşa faaliyetlerinin gerçekleştiği tespiti üzerine İl Müdürlüğümüzce inceleme başlatılmış olup, mezkur bölgenin İBB Boğaziçi İmar Müdürlüğü yetki sahası içerisinde olması nedeniyle gerekli cezai işlemlerin ivedilikle yapılması gerektiği konusunda uyarı yazısı ilgili kuruma iletilmiştir” ifadelerini kullandı.
BİR AÇIKLAMA DA İBB’DEN
Boğaz öngörüm alanı içinde yer alan kaçak inşaatla ilgili, İBB Boğaziçi İmar Şube Müdürlüğü de yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “İBB Boğaziçi İmar Şube Müdürlüğü, Üsküdar Vaniköy’de gündeme gelen kaçak yapılaşmayla ilgili 16 Ağustos 2024 Cuma günü işlem yaptı. Mevzuata aykırı yapılaşmayla ilgili ,yapı tatil tutanağı düzenledi. Kaçak yapılar yıkıldı. İnşaat sahası mühürlendi. İnşaat, faaliyetten men edilip, konu hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü de bilgilendirildi” denildi.

“KAÇAK YAPILAR YIKILDI”
Açıklamanın devamında ise “Özel mülkiyete konu Üsküdar ilçesi Vaniköy mahallesi 928 ada 3 parsel sayılı yerde, ikişer katlı dört bağımsız bölümden oluşan iki adet betonarme yapı bulunmaktadır ve bu yapıların tamamı yapı kullanma izin belgesine sahiptir. Ayrıca parsel üzerinde yapı kullanma izin belgesi eki röleve projesinde mevcut havuz yapısı da yer almaktadır. Parsel içerisinde geçmişte mevcut olan kaçak yapılar yıkılmıştır.
“BASİT ONARIM İZNİ DÜZENLENDİ”
Sonrasında yasal yapılarla ilişkili olarak, yapı ilgilileri tarafından tamir ve tadilat izni almak amacıyla kurumumuza başvuruda bulunulmuştur. Yapılan incelemeler sonucunda, mevzuat gereği basit onarım izin belgesi düzenlenmiştir.

“DENETİMLERDE USULSÜZLÜK TESPİT EDİLDİ, MÜHÜRLENDİ”
Ancak, mahallen yapılan denetimler sonucunda, kısmen basit onarım izninin dışında kalan ve güçlendirme ruhsatı kapsamında yapılabilecek çalışmaların kurumumuza güçlendirme ruhsatı talebinde bunulmadan yapılmakta olduğu, yasal yapılara ilave ahşap ve prefabrik yapılarının inşa edilmekte olduğu tespit edilmiştir.
“16 AĞUSTOS CUMA GÜNÜ YAPI TATİL TUTANAĞI DÜZENLENDİ”
Bu durum üzerine yasal süreç ivedilikle başlatılmış, 16.08.2024 tarih, 2089 sayılı yapı tatil tutanağı düzenlenmiş olup inşaat mühürlenerek faaliyetten men edilmiş ve konu hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Ayrıca, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü de bilgilendirilmiştir.
“MEVZUAT DIŞI HER TÜRLÜ YAPILAŞMA İLE MÜCADELE SÜRECEK”
Kurumumuz, bu süreçte yasal yükümlülüklerini titizlikle yerine getirmekte olup, mevzuat dışı her türlü yapılaşmanın önüne geçmek için kararlı bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir” ifadeleri yer aldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GÜNDEM GAZZE OLACAK
Yapılacak görüşmelerde İsrail’in saldırılarının durdurulması, bölgede ateşkesin sağlanması ve Netanyahu hükümetinin yargılanması konusunda atılabilecek ortak adımlar görüşülecek. Filistin başta olmak üzere Libya, sudan, Somali gibi bölgesel meselelerde; kalıcı istikrar, barış ve huzurun tesisi iki yapılabilecekler ele alınacak. İki ülke arasında 10 milyar dolara ulaşan ticaret hacminde yeni hedef 15 milyar dolar. Bu hedefe ulaşmak için atılacak adımlar görüşülecek. Sisi’nin beraberinde iş dünyasından isimlerle Türkiye’ye gelmesi bekleniyor.
SAĞLIK, TURİZM VE SAVUNMA SANAYİ
LNG, yenilenebilir, madencilik başta olmak üzere enerjinin yanı sıra; sağlık, turizm ve savunma sanayiinde iş birliği gündemde olacak. Kahire’deki Yunus Emre Enstitüsü’nde 20 bin öğrencisi var. Her iki ülke de üniversiteler arası işbirliği, medya ve iletişim alanında çalışmaları artırıcı yöndeki çabalar ele alınacak.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“MAAŞ ÖDEYEMEZ HALE GELİRİZ”
CHP Genel Merkezinde gerçekleştirilen Sosyal Demokrat Belediyeler Eş Güdüm Konseyi (SODEMBEK)toplantısında CHP liderine taleplerini ileten belediye başkanları, özellikle ‘Borçların kaynağından tahsil edilme uygulaması’ndan vazgeçilmesi isteğinde bulundu. Başkanlar, Özel’e açıkça “Toplu sözleşme dönemi yaklaşıyor. Durum böyle giderse maaş ödeyemez hale geliriz” dedi.
ÖZEL’İN ERDOĞAN’LA GÖRÜŞMESİNİ İSTİYORLAR
Belediye başkanları ve CHP’li kurmaylar, belediyelere gelebilecek prim borcu kaynaklı hacizlerin önüne geçmek ve faizlerin silinmesi için CHP lideri Özel’den Cumhurbaşkanı ile bir araya gelmesini talep etti. Görüşme gerçekleşirse seçimden sonra iki lider dördüncü defa bir araya gelmiş olacak.
BAŞKAN YARDIMCILARI DA DEVREYE GİRİYOR
Bu arada, belediyelerin borçlarının yapılandırılması ve gelirlerini artırıcı adımlar atılması amacıyla CHP’li genel başkan yardımcılarının da devreye girmesi kararlaştırıldı. Bu doğrultuda CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe’nin, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten, Gökhan Zeybek’in de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’dan randevu isteyeceği öğrenildi.
“ORADA NİYE ÖDEMEDİNİZ?”
Türkiye gazetesinin haberine göre; konuyla ilgili dikkat çeken bir değerlendirmede Ankara Büyükşehir Belediyesi AK Parti Grup Başkan Vekili Nihat Yalçın’dan geldi. Yalçın “Yeniden yapılandırma kanunu çıktı. Madem ödeyecektiniz, orada niye ödemediniz? Hatta bazı şirketlerle ilgili Ankara Büyükşehir Belediyesi, yapılandırma başvurusunda bulundu ve taksitlerini ödemeden yapılandırma dosyalarını iptal etti. CHP’li belediyeler, sigorta prim borcunu ödemiyor, sonra da çıkıyor ve ‘SGK’yı batırdınız’ diyor” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“İSRAİL’İN ASKER SAYISI YETERLİ DEĞİL”
Gürbüz, İsrail‘in mevcut asker sayısının, ülkenin dar bir coğrafi alana sıkışmış olması nedeniyle büyük bir dezavantaja dönüştüğünü ifade etti. ” İsrail‘in asker sayısı belli ve bu asker sayısı öyle bir coğrafyanın içine sıkışmış durumda ki, İsrail‘in bunun iki katı askeri bile olsa, karadan bir saldırıya uğradığı takdirde, bir yerden sonra saldırgan güçler İsrail topraklarının içine girecek,” dedi.

Dilan Polat evden çıktı! İlk ziyaretini bakın kime yapıyor

Emniyet’i birbirine katan şahsın sonu böyle oldu

Ali Koç’a saldıran Fatih Özkan, sessizliğini bozdu

“HAVA KUVVETLERİ YETERSİZ KALABİLİR”
Gürbüz, bu tür bir durumda İsrail’in hava kuvvetlerini etkili bir şekilde kullanamayacağını belirtti. “İsrail, istediği kadar hava kuvvetlerini de kullanamayacak hale gelecek,” diye ekledi. İsrail ordusunun ne kadar kalabalık olursa olsun, motive bir saldırgan gücün karşısında dezavantajlı bir konumda olduğunu ifade etti.

“MOTİVASYONLU SALDIRGAN GÜÇLER KARŞISINDA İSRAİL ZORLANABİLİR”
Gürbüz, İsrail ordusunun kalabalık olmasına rağmen, karşısındaki saldırgan güçlerin yeterince motive olması durumunda, ciddi bir tehdit oluşturabileceğini söyledi. “Orada yeterince motive bir sayı ile İsrail ordusu ne kadar kalabalık olursa olsun, İsrail’e saldıran kuvvetlerin bir şansı olacak,” diyerek İsrail’in stratejik zorluklarına dikkat çekti. Bu durumun, İsrail’in güvenlik stratejilerini gözden geçirmesi gerektiğini bir kez daha gösterdiğini vurguladı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Burhanettin Bulut, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın 10 yıllık bilançosunu çıkardı. Asgari ücretin 17 bin 2 lira olduğunu hatırlatan Bulut, 2014 yılında 244 milyon 631 bin 156 TL olan Saray harcamasının yaklaşık 290 bin asgari ücretli çalışanın maaşına, 2024 yılında ise yaklaşık 12,3 milyar TL olan bütçenin 723 bin 444 asgari ücretli çalışanın maaşına denk geldiğini vurguladı.
“Asgari ücretli ve emekli her geçen gün daha da yoksullaşıyor”
Milyonlarca emeklinin açlık sınırının çok altında maaşla hayatını idame etmeye mahküm edildiğine vurgu yapan Bulut, “2014 yılında Saray’ın harcaması yaklaşık 250 bin emeklinin maaşına denk gelirken bu rakam 2024 yılında 984 bin emekli maaşına çıktı. Milletin sırtında küfe olan Saray milyonlarca emekliye ‘sen 12 bin 500 lira ile geçin’ derken Cumhurbaşkanlığı har vurup harman savuruyor. Saray, itibarından tasarruf etmezken asgari ücretli ve emekli her geçen gün daha da yoksullaşıyor” ifadesini kullandı.
Sarayın bütçesinin 10 yılda yüzde 5 bin (yüzde 4.927) artış gösterdiğini vurgulayan Burhanettin Bulut, 10 yıllık süreçte vatandaşa reva görülen asgari ücretin yüzde 2 bin (yüzde 1.909), emekli maaşının ise yüzde bin (yüzde 1.175) oranında artış gösterdiğine dikkati çekti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tayland’ın eski başbakanlarından Thaksin Shinawatra’nın kızı 37 yaşındaki Peatongtarn Shinawatra, bugün yeni başbakan olarak ilan edildi. Shinawatra, bu sabah yapılan törenle Tayland’ın 31. Başbakanı olarak göreve başladı. Tayland Parlamentosu tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan oylama ile ülkenin 31. Başbakanı seçilen Paetongtarn, böylelikle ülke tarihindeki en genç başbakan oldu.
Shinawatra görev kabulü sonrası yaptığı basın açıklamasında, onur ve gurur duyduğunu belirterek, “Ben, Başbakan Paetongtarn Shinawatra, Tayland’ı her Taylandlı için eşit şekilde fırsatlar ülkesi, mutluluk ülkesi yapmak için görev sürem boyunca elimden gelenin en iyisini yapacağım” dedi.
“23 yıl önce ben önde durdum, bugün o önde duruyor”
Törene, 15 yıl sürgün hayatının ardından geçtiğimiz yıl ülkesine dönen ve hakkındaki siyasi suçlamalara ilişkin kraliyet affına başvuran eski başbakan Thaksin Shinawatra da katıldı. Eski Başbakan Thaksin Shinawatra, kızının göreve başlama töreni sonrası basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Özel bir durum yok. 23 yıl önce ben önde durdum, o arkada durdu. Bugün o önde duruyor, ben arkada duruyorum” ifadelerini kullandı.
Paetongtarn Shinawatra kimdir?
Ülkesinde ‘Ung-Ing’ ismiyle bilinen popüler siyasetçi Paetongtarn Shinawatra, Tayland’ın eski başbakanlarından Thaksin Shinawatra’nın en küçük kızı ve yine bir başka eski Başbakan Yingluck Shinawatra’nın yeğeni. Tayland’ın en zengin ailelerinden biri olarak bilinen Shinawatra ailesinden gelen Paetongtarn, henüz genç yaşlarda babası Thaksin Shinawatra’ya seçim kampanyalarında eşlik etmiş ve babasının 2001-2006 yılları arasında 23. Tayland Başbakanı olarak görev yaptığı dönemde kamuoyu tarafından tanınmıştı. Ülkede 2016 yılında gerçekleştirilen askeri darbe sonrası dönemin başbakanı olan babası ve halasının haklarındaki siyasi suçlamalar nedeniyle ülkeden ayrılmak zorunda kalmış olmasına rağmen aktif siyasete devam eden Peatongtarn Shinawatra, son olarak geçtiğimiz yıl iktidar partisi Pheu Thai’nin genel kurulunda parti lideri olarak seçildi.
21 Ağustos 1986 doğumlu Paetongtarn, yüksek öğretimini İngiltere’de tamamladı ve daha sonra ülkesine dönerek Shinawatra ailesinin şirketlerinde yöneticilik yaptı. – BANGKOK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayseri Filistin Dayanışma Platformu üyesi kadınların her Cuma akşamı saat: 19.00’da Kayseri Millet Bahçesi’nde düzenlemiş oldukları etkinliklerde yaptıkları basın açıklamasında, “Ülkemizde Siyonist katilleri istemiyoruz” denilerek, mecliste görüşülecek olan Türk vatandaşı olan katliama katılmış Siyonistlerin yargılanması yasasının onaylanmasını talep etti. Kayseri Filistin Dayanışma Plattformu tarafından Kayseri Millet Bahçesi’nde yapılan basın açıklamasında; “Filistin topraklarında Yahudi İsrail terör örgütü kurulalı 76 yıl, 3 ay, 10 gün oldu. 14 Mayıs 1948’de Yahudi terör örgütü İsrail kuruldu. Bu vesile ile işgalciler Filistin topraklarına yayıldılar ve Filistinlilere yönelik zulümleri o güne kadar yaptıklarının doruk noktasına ulaştı. Birçok Filistinli kardeşimiz evinden zorla çıkarıldı. Köyler yok edildi, birçok kardeşimiz katledildi. Deir Yasin katliamı gibi sayısız vahşet olayları yaşandı. Filistinlilerin hem İngiliz işgaline hem de Yahudi teröristlerin zulmüne karşı direnirken yaşadıkları acıları uzun uzun anlatmaya gerek yok. Bu zulüm, bugün daha da vahşi bir şekilde gözlerimizin önünde yaşanmaya devam ediyor. Gazze özelinde Filistinli kardeşlerimiz Müslümanca direnişin onurunu tüm dünyaya göstermektedir. 300 günü aşkın bir zamandır sadece işgal güçlerine değil; bu ahlaksız, vicdansız, haysiyetsiz düşmana sonsuz destek veren dünyanın emperyalist ve kapitalist güçlerine ve bu güçlerin oyuncağı olan yeryüzündeki tüm güç sahiplerine direniyorlar. Haklı olmaktan ve bu haklılığı Allah’ın koyduğu sınırları gözeterek yürüten direnişin bu tavrı, gözlerimizin önünde tutulan bütün maskeleri düşürmüştür. Amerika’da 70 milyon Kızılderili’yi katlederek, Avustralya’da oranın yerli halkı aborjinleri katlederek, Afrika’da milyonlarca insanı zorla toplayıp gemilerle köle amacıyla kendi kıtalarından taşıyarak, geride kalanların ise korkuları üzerinden tüm zenginliklerine el koyarak gelişen ve büyüyen batı medeniyetinin kirli yüzü tüm çıplaklığı ile ortadadır. Lahey’de, kendi kurdukları uluslararası ceza mahkemesinde Yahudi terör örgütü İsrail’le ilgili dava için mahkeme üyeleri açıktan tehdit edilmiştir. Amerikalı siyasiler, ‘biz bu mahkemeyi bizim çıkarlarımızın korunması için kurduk. Yoksa biz yargılanalım diye değil. Kendinize dikkat edin’ demişlerdir. Şanlı Gazze direnişi gösterdi ki bu emperyalist, kapitalist, Siyonist batı medeniyeti ne zaman insan dese kastettiği biz değiliz. Çocuk dediklerinde kastettikleri bizim çocuklarımız değil. ‘Hak, hukuk’ dediklerinde hak ve hukuk sahibi olarak kastettikleri biz değiliz. İnsan hakları, kadın hakları dediklerinde sakın üzerinize alınmayın; bizi kastetmiyorlar. Artık yapıp ettikleri ve açıkça söyledikleri sayesinde biliyoruz ki onlar sadece Filistinlileri değil, hiçbirimizi insan olarak görmüyorlar. Filistinliler, insanlık adına dayanılmaz bedeller ödeyerek yapacaklarını yaptılar. Görmek isteyenin gözünü açtılar ve vicdanları harekete geçirdiler. Biz ise doğrudan yardım için elimizden bir şey gelmemesinin utancını taşıyoruz. Fakat hem Türkiye hem İsrail vatandaşı olup Gazze’de savaşa giden, oradaki cinayetlere ortak olup sonra da ülkemize gelen Siyonistlerin utancını taşımak istemiyoruz. TBMM’ye bu durumdakilerin vatandaşlıktan çıkarılması ile ilgili verilen kanun teklifinin meclis açıldığında ilk sırada görüşülüp kabul edilmesini istiyoruz. Ülkemizde Siyonist istemiyoruz” ifadelerine yer verildi. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI, YANGIN BÖLGESİNDE VATANDAŞLARI ZİYARET ETTİ
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, AydınBozdoğan’da başlayan ve Muğla’nın Kavaklıdere’ye sıçrayan yangında Yeşilköy Mahallesine gelerek ziyarette bulundu. Bakan Işıkhan, yangınla ilgili yetkililerden bilgi alırken yangından etkilenen vatandaşları da ziyaret etti. İncelemelerinin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Işıkhan, “Burada sivil, özel tüm birimlerimiz yangına müdahale ediyorlar. Allah bu tür afetleri tekrar yaşatmasın inşallah en büyük dileğimiz bu. Sayın Tarım ve Orman Bakanımız ifade etti, 15 Eylül’e kadar da teyakkuz halinde olmamız lazım. Dikkatli olmalıyız. En ufak bir kıvılcımla ormanlarımız zarar görebiliyor. Bu çerçevede inşallah vatandaşlarımızın teyakkuzda olmasını özellikle istirham ediyorum. Hep birlikte inşallah bu tür afetleri bir daha yaşamayız. Ama yaşadığımızda da siz de görüyorsunuz devletimizin tüm birimleri ve Tarım ve Orman Bakanımız da alanda Allah razı olsun. Allah bu tür afetleri bir daha yaşatmasın. Üzerimize düşen bir şey olursa da 24 saat çalışmaya hazırız, bu tür afetleri kısa sürede atlatacağımıza inanıyorum” dedi.
Fırat AKAY/ AYDIN,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İsrail’in Filistin’e saldırıları karşısında Filistinlilerin onurlu duruşundan etkilenip İslam dinini tercih eden Monson, Müslüman olduktan sonra ilk cuma namazını TBMM’deki camide kıldı ve namazın ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile bir araya geldi.
TBMM TV’ye değerlendirmelerde bulunan Monson, Türkiye’nin Filistin davasındaki duruşunu takdir ettiğini vurguladı.
İlk cuma namazını Türkiye’de kıldığı için memnun olduğunu ifade eden Monson, “Benim için manevi bir deneyimdi. Uzun zamandır dört gözle beklediğim bir şeydi. Benim için en önemli şey, kendimi Allah’a daha yakın hissetmemdi. Aynı zamanda benimle birlikte dua eden kardeşlerime de çok yakın hissettim. Müslüman olmama sebep olan şeylerden biri de kardeşlikti.” açıklamasını yaptı.
“Her ülke Türkiye’yi örnek alsa bu insani krizi hafifletebiliriz”
Monson, TBMM Başkanı Kurtulmuş ile gerçekleştirdiği görüşmeyi işaret ederek, “Kendisi sadece çok bilgili bir insan değil, aynı zamanda çok nazik biri. Filistin halkını, Müslüman toplumunu ve küresel toplumu, hatta gayrimüslimleri bile destekliyor. Benim için şaşırtıcı olan şey, sadece Türkiye’ye, Müslümanlara, kendi parlamentosuna veya kendi halkına bakmamasıydı. Türkiye’ye küresel anlamda ve dünyanın daha iyi bir yer olmasına nasıl yardımcı olabileceği açısından bakıyordu. Bu da benim ve Türkiye için çok aydınlatıcı oldu.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye’ye, Filistin halkına verdiği destekten dolayı teşekkür eden Monson, “Türkiye’ye geldim. Her yerde Filistin halkını destekleyen afişler görüyorum. Burada konuştuğum herkes Filistin halkını destekliyor. Bence bu ülke Filistin’i gördüğüm, konuştuğum ya da okuduğum diğer tüm ülkelerden daha fazla destekliyor. Sayın Erdoğan’ın Filistin’i desteklediğini biliyordum ama bu düzeyde olduğunu bilmiyordum.” dedi.
Monson, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Türkiye’ye ziyaretini hatırlatarak, “Yani Türkiye sadece konuşmuyor. Şimdi de Gazze’deki insanlara destek olmak için delegeler gönderiyorlar. Oradaki mültecileri getiriyorlar. İnsani yardım gönderiyorlar. Sadece desteklemekten bahsetmiyorlar, gerçekten destekliyorlar. Bence her ülke Türkiye’yi örnek alsa, bu insani krizi hafifletebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Müslümanlara verdiğiniz destek için teşekkür ederiz”
Abbas’ın, TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmanın önemine dikkati çeken Monson, “Her şeyden önce teşekkür etmek istiyorum. Türk parlamentosu için, Türk halkı için, sadece Filistin halkına değil, tüm Müslümanlara ve genel olarak dünyaya verdiğiniz destek için, dünyayı birbirine yakınlaştırmaya, barış getirmeye çalıştığınız için teşekkür etmek istiyorum. Bizim de istediğimiz bu, değil mi? Biz barış istiyoruz. Müslümanlar, gayrimüslimler, herkes için barış.” diye konuştu.
Monson, Müslüman olduktan sonra olumsuz tepkilerin yanı sıra dünyanın birçok yerinden destek mesajları aldığını söyleyerek, şunları kaydetti:
“Yaptığım için memnun olduğum bir seçim. Şu anda kendimi iyi hissettiğim ve gerçekten yakın hissettiğim bir seçim. Gazze’den gelen insanlara baktığımda, sevgi gösterdiler, merhamet gösterdiler, Allah’a şükrettiler, birbirlerine sarıldılar onlar. Ben de bunu istiyorum dedim. Kalplerinde olanı istiyorum. Bu benim ilk düşündüğüm şeydi, bilirsiniz, gerçekten çok çok uzun yıllardır Tanrı’yı bir dinin içinde bulmaya çalışıyordum. Hristiyan olarak büyüdüm ve bu şeylerden bazıları bana mantıklı gelmiyordu. Hristiyanların, özellikle de ABD’deki Hristiyan liderlerin eylemlerini gördüm. ve dedim ki, Tanrı’nın amaçladığını düşündüğüm şey bu değil. Gördüğüm şeyin öyle olmasını istiyorum. ve sonra Allah ve beni destekleyen Müslüman kardeşlerim tarafından çok kutsanmış hissediyorum ve bugün bile, namazdan sonra ve namaz sırasında seçimimden daha mutlu olamazdım.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>???????Bozay ve Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanı Nuh Yılmaz, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Türk üniversitelerinden 400 öğrenciyle buluştu.
Mehmet Kemal Bozay, burada yaptığı konuşmada, İran, Bosna Hersek, İsrail, ABD, Sırbistan, Slovenya gibi eski Osmanlı coğrafyasında görevlerde bulunduğunu söyledi.
Osmanlı dönemi hariciyecilerinden Salih Münir Paşa’nın, diplomatlığı “Dost ve düşmanı tanıyabilme, ülkenin hayır ve selameti için hangi devletlerle ittifak kurulacağını, rakiplerin nasıl alt edileceğini tespit edebilme ve bu konularda gerekli tedbiri alabilir marifeti, diğer devletleri yakından takip ederek bunlardan elde edilebilecek kazançlar veya gelebilecek zararlar konusunda önlem alabilme kabiliyeti” olarak tanımladığını anlatan Bozay, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da talimatlarının bu yönde olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin diplomasi geleneğinin geçmişten geleceğe uzandığını ifade eden Bozay, şöyle konuştu:
“Bir diplomat, ülkenin bekası ve ilerlemesi adına kimlere yaklaşılıp, kimleri yalnız bırakma politikasına girileceğini doğru tespit edebilmelidir. Diplomasi, içinde bulunan durumu iyi muhakeme ederek olayların mecrasındaki akıntıyı kendine uygun hale getirmek, başka bir ifadeyle oluşacak fırsatlardan istifade ederken müsait havalarda yelkenleri açmayı, kötü havalarda yelkenleri toplayıp tehlikesiz yollardan gitmeyi bilmelidir.”
Diplomat olmak isteyen gençlere kapılarının her zaman açık olduğuna işaret eden Bozay, ” ‘Sınavlarda eşit fırsatlar var mı?’ diye sorular geliyor, bundan yüzde 100 emin olabilirsiniz. Çünkü bu kimsenin hatır gönül işiyle yürütülmesine fırsat verilecek bir meslek değil. Bundan dolayı kendinize güvenin.” dedi.
Bozay, öğrencilere Stratejik Araştırmalar Merkezi yayınlarını, düşünce kuruluşlarının çalışmalarını takip etmelerini ve müfredatta sınava yönelik dersleri tercih etmelerini önerdi.
“Filistin konusunda en dürüst ülke Türkiye”
Türkiye’nin dış politikasına ilişkin açıklamalarda da bulunan Bozay, Türkiye’nin 20 yılda ciddi aşama kaydettiğini, zor bir coğrafyada bulunmasına rağmen bugün dış politikada güçlü bir noktaya geldiğini ifade etti.
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına değinen Bozay, Türkiye’nin ilk günden bu yana aynı ve kararlı bir tavır sergilediğini söyledi.
Sorunun çözüme kavuşması yönünde adımlar attıklarını bildiren Bozay, “Filistin’de iki devletli çözüm için karar alınmış ama hiçbir zaman uygulanmamış. Devam eden bir şiddet çemberi var. Yaşananları durdurmak için hukuk ve adalet boyutuna yoğunlaşmamız gerekiyor. Bizim iki devletli çözüm dışında bir önerimiz yok.” diye konuştu.
Olayın insani boyutunu da ele aldıklarını aktaran Bozay, “Yaşananların unutulmaması için kaydını alıyoruz. Bu konuda en dürüst davranan ülke Türkiye’dir. Olaya insani açıdan da devletler hukuku boyutundan da bakıyoruz. Kararlı tutumumuzu sürdürüyoruz.” dedi.
“Çok geniş diplomasi ağımız var”
Bakan Yardımcısı Bozay, dünya sorunlarında her ülkeyle işbirliğine açık olduklarını, terörün her ülke için bir tehdit olduğunu ve her ülkenin işbirliği içinde mücadele etmesi gerektiğini ifade etti.
“Senin teröristin, benim teröristim yok. DAEŞ’i gördük, herkesi etkiledi. Büyük ülkeleri ikaz ediyorduk, ‘Siz Irak’ta düzenlediğiniz operasyon sonrasında burada ne olduğu belli olmayan bir yapı oluşacak’ diyorduk. Bunu görüyorduk, biliyorduk. Arkalarında başka unsurların da olduğu bir terör ortaya çıktı.” diyen Bozay, dış politikada daima Türkiye’nin bekası doğrultusunda hareket ettiklerini vurguladı.
AB’ye üyelik konusunda Bozay, Türkiye’nin üyeliğine sıcak bakılmadığını ancak Türkiyesiz de mümkün olmadığının görüldüğünü ifade etti.
Türkiye’nin artık elbisesinin değiştiğini, bugün dünyanın her bir noktasında yaşanan olaylara müdahale edebildiğini dile getiren Bozay, AB’nin “Dur, sen yapma” demesine müsaade etmeyeceklerini kaydetti.
Türkiye’nin yükselmekte olduğu bir dönemde çevresindeki ülkelerde savaşlar yaşandığını anlatan Bozay, “Çok geniş diplomasi ağımız var. 360 derecelik bir diplomasimiz var. Etrafımızda bu kadar sorun varken istikrarımızla gençlerle önümüzün çok parlak olduğunu görüyoruz, bunu düzgün yönlendirmemiz, planlı ve devlet ciddiyetiyle gitmemiz gerekiyor.” diye konuştu.
Türkiye’nin öz güveni yüksek bir diplomasisi var”
Dışişleri Bakanı Başdanışmanı ve SAM Başkanı Nuh Yılmaz da Dışişleri Bakanlığının Türkiye’nin stratejisini ve güvenlik politikalarını oluşturan çok ciddi bir kurum olduğunu aktardı.
Böyle bir kurumda çalışacak insanların da bazı özelliklere sahip olması gerektiğini dile getiren Yılmaz, merkez olarak diplomatlık eğitimini 5,5 aya çıkardıklarını ve bu eğitimin içerisinde adabımuaşeret, yazı, not, kripto yazma ve analitik eğitimi daha ileriye taşıyan bir program yer aldığını bildirdi.
Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Yılmaz, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarının evrensel bir sorun olduğunu söyledi.
Filistinlilere yaşam alanı sağlayabilmek için iki devletli çözümün uygulanması gerektiğini kaydeden Yılmaz, Türkiye’nin de her sorunda diplomasiyi ön plana çıkardığını belirtti.
Yılmaz, sözlerini, “Türkiye’nin bağımsız ve yerli bir dış politika izleyen öz güveni yüksek bir diplomasi geleneği var.” diyerek tamamladı.
]]>Mayıs seçimlerinden sonra Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve yeni bir ekibin göreve gelmesi, enflasyonla mücadele konusunda umut yaratmıştı. Ancak Merkez Bankası’nın geçen haftaki faiz kararıyla, bu güvenin azalmaya başladığını söyleyebiliriz.
Son gelen ekonomik veriler ve enflasyon beklentileri bir faiz artışını daha zorunlu hale getirirken, Merkez Bankası geçtiğimiz hafta faiz artış kararı alamadı. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, aslında işlerin iyi gitmediği enflasyonla mücadelede zaaf ortaya çıktığı, dolaylı olarak anlatılıyordu. Ancak buna rağmen faiz kararı alamaması, seçimden sonrası için de önemli bir tedirginlik kaynağı oldu.
Piyasa oyuncuları ve bankacılarla, bu kararın ardından konuştuğumuzda, bu karardan sonra seçim sonrasının daha belirsiz hale geldiğini söylediler. Seçim sonrasında ekonominin gidişatı hakkında karar verebilmek için, “Nisan’da mevcut ekonomi yönetiminin göreve devam edip edemeyeceğinin belli olması gerektiğini” belirttiler. Bu kaygı seçim sonrası uygulanacak politikalar konusunda piyasalarda büyük bir belirsizlik olduğunu da ortaya koyuyor.
Ekonomi yönetiminin görevde kalacağı belli olsa bile, bunun sorunun çözülmesi için yetmeyeceğini eklediler. Bununla birlikte alınacak kararlarla bazı şartların da oluşması, piyasaların buna bakacağını söylediler. Bunlar arasında bütçe disiplini ve kamu harcamalarının kısılmasına ilişkin alınacak kararlar olduğu belirtilirken, bütçe gelirlerinden çok kamunun artık tasarrufa gidip gitmeyeceğinin uygulanacak politikalara güven açısından kilit olduğu belirtildi. Bu arada ekonomi yönetiminin çok üzerinde durmamasına rağmen, acı ilaç içeceği belli olan vatandaşın, “kendisi kemer sıkarken kamunun ve politikacıların tasarrufa gidip girmeyeceğine bakacağı” ifade edildi. Bu koşulun yerine gelmesi halinde halkın yeni alınacak sert tedbirlere ikna edilmesinin kolaylaşabileceği belirtildi.
VATANDAŞ VE YABANCI SERMAYENİN BAKIŞI
Bununla birlikte, seçimden sonra yabancı sermaye girişine kilit bir önem verildiğini hatırlatan bankacılar, dolayısıyla yabancı sermayenin tavrının seçimden sonra ne olacağının büyük önemli olduğu görüşündeler. Bunun için kur ve faiz seviyelerinin tatmin edici olması gerektiği açık. Dolayısıyla kapsamlı bir programın hazırlanıp piyasaların buna ikna edilmesi gerekecek.
Bununla birlikte ülke ekonomisi için asıl yararı dokunacak, üretim gücünü yükseltecek doğrudan yabancı sermaye girişlerinin gelişi ise daha ağır koşullara bağlı. Bu kapsamda Türkiye’nin Batı sermayesine ihtiyaç duyduğu, bunun için de Batı ile ilişkilerin geliştirilmesi gerektiği ortada. Bu kapsamda sadece alınacak ekonomik kararlar değil, kurumsal yapıyı güçlendirecek, hukuk sistemini iyileştirecek kapsamlı tedbirlere ihtiyaç var. Bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiyle birlikte, siyaset ve dış politika alanlarında da ciddi tercihlerde bulunması gerekeceği gerçeğini ortaya çıkarıyor.
Tabi ki sadece yabancıların ekonomik gidişat için ikna olması yetmeyecek, hane halkı olarak adlandırılan, vatandaşların da ikna edilmesi, özellikle de TL’ye dönüş için artık güven duyacakları bir ortamın oluşturulması gerekecek. Yüksek politika faiz artışlarına rağmen TL mevduata bankaların hala düşük faiz vermesi, Merkez Bankası’nın bu konuda radikal adımlar atamaması, büyük bir sıkıntının yaşanmasına neden oluyor. Bu nedenle dövize olan talep hala devam ediyor, bu da TL yerine dövize eğilimin devam etmesine, döviz rezervlerinin son dönemde yeniden erimesine neden oluyor. Dolayısıyla özellikle küçük tasarrufçuya enflasyon ve politika faizinin üzerinde getiri sağlanamaması, bir yandan tasarrufçunun mağdur edilmesine neden olurken, öte yandan uygulanan sıkı para politikasına olan güvenin de azalmasını da beraberinde getiriyor.
Geçen hafta Merkez Bankası’nın gerektiği halde politika faizini artıramaması, siyasi otorite yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hala faiz konusunda gösterdiği direncin bir göstergesi olarak yorumlandı. Piyasalar bunu zaten biliyordu ama yeni ekonomi yönetiminin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gerekenin yapılacağı konusunda ikna ettiklerini düşünüyorlardı. Dolayısıyla faiz artışı kararı verilmemesi, bu konuda piyasada oluşan umudun yitirilmesine neden oldu.
Bu nedenle de seçim sonrasına ilişkin tedirginliğin arttığı gördük. Eğer Mart ayında yapılacak faiz toplantısında Merkez Bankası faiz artışı kararı verirse, bu tedirginlik azalacaktır. Ancak görünen o ki; Merkez Bankası seçimlere kadar, gerekmesine rağmen, faiz kararı veremeyecek. Bu da gevşeyen para politikasının yaratacağı tahribatı iyice artıracak. Bu tahribat hem moral açıdan, hem de maddi anlamda faturanın büyümesi anlamına gelecek.
Enflasyonla mücadelenin faturasının daha çok dar ve sabit gelirlilere çıktığını düşünürsek; gereken kararların zamanında alınamaması nedeniyle ağırlaşacak fatura yoksullaşmanın daha da artmasını beraberinde getirecek diyebiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyümeyi daraltacak, özellikle iş kesimini zor durumda bırakacak ekonomik kararlara karşı ne kadar dirençli olduğu biliniyor. O nedenle de mevcut yönetimin enflasyonla mücadelede kararlı bir tutum takınacağına ilişkin umutlar da, doğal olarak azalıyor.
]]>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 50 seviyesinde sabit bıraktı. Ekonomistlerin beklentileri de faizin sabit bırakılacağı yönündeydi.
Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 45 oldu. Geçen ay gerçekleştirilen toplantıda politika faizi 500 baz puan artırılmıştı.
Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada şu ifadeler Deneme Bonusu Veren Siteler kullanıldı; "Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir. Mart ayında aylık enflasyonun ana eğilimi, devam eden zayıflamaya rağmen öngörülenden yüksek gerçekleşmiştir. Tüketim malı ve altın ithalatındaki seyir cari dengedeki iyileşmeye katkı verirken, yakın döneme ilişkin diğer göstergeler yurt içi talepte direncin sürdüğüne işaret etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.
Mart ayında atılan adımların etkisiyle finansal koşullar önemli ölçüde sıkılaşmıştır. Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon 2024 yılının ikinci yarısında tesis edilecektir.
Kurul; makroihtiyati politikaları, piyasa mekanizmasının işlevselliğini ve makro finansal istikrarı koruyacak nitelikte uygulamayı sürdürmektedir. Bu çerçevede, kredi büyümesi ve mevduat Ataköy Escort faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması desteklenmeye devam edilecektir. Likidite gelişmeleri yakından takip edilerek, gerektiğinde sterilizasyon araçlarının etkin şekilde kullanılması sürdürülecektir.
Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."
]]>Yılmaz, Mersin programı kapsamında Valiliği ziyaret etti. Mersin Valisi Ali Hamza Pehlivan tarafından karşılanan, tören mangasını selamlayan ve şeref defterini imzalayan Yılmaz, daha sonra bir otelde iş insanlarıyla bir araya geldi.
Buradaki konuşmasında Türkiye’nin ekonomik büyüme konusunda oldukça iyi bir performans ortaya koyduğunu vurgulayan Yılmaz, Kovid-19 pandemisinin etkilerinin yoğun yaşandığı 2020-2022 döneminde dünya ekonomisi yüzde 7 büyürken, Türkiye ekonomisinin kümülatif olarak yüzde 20 büyüdüğüne dikkati çekti.
Yılmaz, bu dönemde Türkiye’nin ihracat ve istihdamının arttığını, geçen yılın ilk üç çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 4,7, son 20 yılda ise yıllık ortalama yüzde 5,4 büyüdüğünü kaydetti.
İhracatta tarihi bir seviyenin yakalandığını, geçen yıl itibarıyla 256 milyar dolar ihracat rakamına ulaşıldığını anımsatan Yılmaz, ihracatta bu yıl ocak ayına iyi başlandığını, ihracatın aylık bazda yüzde 3,6 artış gösterdiğini ve ithalatın ise yüzde 22 oranında azaldığını ifade etti.
“Seçici ve hedefli kredi kullanımı politikalarını hayata geçiriyoruz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “yatırım, istihdam, üretim, ihracat” sözüne işaret ederek, bu perspektifi hiçbir zaman kaybetmeden bütün politikalarını organize ettiklerini vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bir yandan yeni para politikalarımızla birlikte finans maliyetlerinin arttığını görüyoruz. Diğer taraftan özellikle yatırımcılar, nitelikli yatırım yapanlar ve ihracatçılar için finansal şartları iyileştirici birtakım adımlar da atıyoruz. Neler yaptık bu kapsamda? Bir defa ihracatçıyı desteklemeye yönelik seçici kredi kullanımı ve hedefli kredi kullanımı politikalarını hayata geçiriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankamız, reeskont kredilerinde günlük limiti 10 kat arttırdı ve uygulanan faiz oranı politika faizinin oldukça altında. Bu, ihracatçılarımızı desteklemek için uyguladığımız bir politika. Bu politikaları uygularken KOBİ’lerimizi önceliklendiriyoruz ve yine ihracat performansını dikkate alarak bunları hayata geçiriyoruz.”
İhracatçıları gözetme noktasında geçen yıl kurumlar vergisi sisteminde bir değişiklik yapıldığını, genel oranın yüzde 25 olarak belirlendiğini aktaran Yılmaz, “Bankacılık ve finans kesimi için bunu yüzde 30 olarak tayin ettik. İhracatçı firmalarımız için de yüzde 20 dedik. Bu yine ihracatı destekleme politikalarımızın bir yansıması, daha az vergi yüküyle ihracatçılarımız çalışsın diye bunu yaptık.” ifadesini kullandı.
Yılmaz, son dönemde Meclis’te yapılan düzenlemeyle, dış ticaret şirketleri kanalıyla ihracat yapan KOBİ’lerin de bundan istifade edebilmesinin önünün açıldığını, doğrudan veya dolaylı ihracat yapan firmaların hepsinin bu vergi avantajından faydalanması için gerekli mevzuat düzenlemesinin hayata geçirildiğini kaydetti.
“Toplumsal Yatırım Notu” uygulaması hayata geçirilecek
Cari açığın, katma değerin yükseltilmesi ve ihracatın arttırılmasıyla azaltılabileceğine işaret eden Yılmaz, nitelikli yatırımları desteklemek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’ni (YTAK) hayata geçirdiklerini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Toplumsal Yatırım Notu’na ilişkin çalışmaların devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Bu not bankalara verilecek bir not. Şahıslara veya firmalara değil. Merkez Bankamız, Bankalar Birliğiyle bu konuyu çalışıyor. Bankalar yatırımcıya, ihracatçıya, nitelikli alanlara krediyi arttırdıkça bankaların notu yükselecek ve bu not artışına göre de Merkez Bankamız onlara teşvik edici bir takım uygulamalar yapacak. Böylece bankalarımızı sistematik olarak yatırımcıya, ihracatçıya daha fazla kredi vermeye sevk etmiş olacağız. Böyle bir uygulamayı da önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz”
“6 saat 23 dakikalık seyahat süresi, 2 saat 15 dakikaya düşecek”
Mersin’in ihracatta ciddi bir ivme yakalandığını, 2023’te ihracatının 7,7 milyar dolara yükseldiğini, toplam ihracattan aldığı payın da yüzde 1,6’dan yüzde 3’e çıktığını anlatan Yılmaz, Mersin’in ihracatın öncü ve sürükleyici illerinden biri olduğunu rakamlarla ortaya koyduğunu dile getirdi.
Mersin, Adana ekseninde bakıldığında bölgenin lojistik anlamda da çok ciddi avantajlara, yüksek rekabet potansiyeline sahip olduğunu belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“Bu bölgeyi bu anlamda önümüzdeki dönemde daha fazla değerlendireceğiz. Lojistik imkanlarını daha da ileriye taşımak için bir gayret içinde olacağız. Bunun da ülkemizin ihracat performansını daha üst noktalara taşıyacağına inanıyoruz. Bu kapsamda yıllardır heyecanla yapımı beklenen Çeşmeli, Erdemli, Silifke, Taşucu otoyolu projesini hayata geçirmek üzere çalışmalara başladık. Bu otoyol önemli bir farklılık oluşturacak bölgemiz için.
Demir yolunda, ulaşımda farklı projelerimiz var. Yine en öne çıkan projelerden biri Mersin, Adana, Osmaniye, Gaziantep hızlı tren projesi. Bunun hayata geçmesiyle 6 saat 23 dakika olan seyahat süresi 2 saat 15 dakikaya düşecek. İşte bu projeler bölgemizin çehresini değiştirecek. Yine Doğu Akdeniz bölgesi en stratejik bölgelerden biri. Buranın Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine çıkış kapısı olması ve ihracat imkanlarının gelişmesi için yeni liman inşası konusu üzerinde de çalışmalar yapıyoruz. Bir yandan kalkınma yolu dediğimiz Basra Körfezi’ne kadar inen, Irak’ı boydan boya geçen çok stratejik bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bunun da tabii limanlarımıza entegrasyonu bu bölgemiz için de yeni açılımlar, yeni fırsatlar oluşturacaktır diye inanıyoruz.”
Merkezi idare olarak son 20 yılda Mersin’e toplam 98 milyar liralık yatırım gerçekleştirdiklerini aktaran Yılmaz, Çukurova Bölgesel Uluslararası Havalimanı’nın açılışı için gün sayıldığını, havalimanının devreye girmesiyle hava yolu anlamında da bölgenin farklı bir üstünlük kazanmış olacağını ifade etti.
“Kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı artıracağımıza inanıyoruz”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “İhracatın artışında asıl belirleyici olan dış pazarlardaki talep. Dış pazarlardaki talep geliştikçe, yeni pazarlara biz eriştikçe, ihracatçılarımızı farklı desteklerle takviye ettikçe, kurdaki gelişmeler ne olursa olsun ihracatımızı artıracağımıza inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bu konuya yönelik politikaları dikkatli bir şekilde değerlendireceklerinin de altını çizen Yılmaz, konuşmasının ardından düzenlenen toplantıda, iş insanların taleplerini dinledi, sorularına yanıt verdi.
]]>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Oda’nın Şubat ayı Meclis toplantısında yaptığı konuşmada iş dünyasındaki gelişmeleri değerlendirdi. Avdagiç, “Faiz artışı dezenflasyon sürecinin en etkili silahı, ancak yegane silahı da değil. Para politikasındaki sıkılık, maliye politikasıyla desteklenmediği sürece, enflasyonla mücadele programı sınırlı kalabilir. Bu nedenle para ve maliye politikasının uyumuna ve bu uyumu destekleyecek yapısal reformlara önem verilmeli” ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan Fatih Karahan’a başarılar dileyen Avdagiç, “Biz Sayın Karahan’ın başkanlığında Merkez Bankası’nın ülkemize ve iş dünyamıza kalıcı kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz. Merkez Bankası’ndaki başkanlık değişim süreci, yanlış anlamalara meydan vermeyecek şekilde doğru bir iletişimle yönetildi. Başkan değişikliğinin politika değişikliği ile ilişkisinin bulunmadığı yönündeki kararlılık beyanları, piyasalara güven verdi” dedi.
“Terör saldırılarının birbiri ardına gelmesinin rastlantı olmadığı çok açık”
Avdagiç, Meclis konuşmasında son dönemde gerçekleştirilen terör saldırılarına da dikkat çekti. Avdagiç, “Çağlayan Adliyesi önünde gerçekleştirilen terör saldırısını lanetliyorum. Sarıyer’deki Santa Maria İtalyan Kilisesi’ne yönelik saldırıyı telin ediyorum. Bu olaylar, Fatih Camii imamına saldırı ile başlamıştı. Bütün ülkemizin huzurunu hedef alan saldırıların birbiri ardına gelmesinin rastlantı olmadığı çok açık” ifadelerini kullandı.
Avdagiç, “İş dünyası olarak şunun altını çizmek isterim. Terör örgütlerini maşa gibi kullanıp, Türkiye’de kaos oluşturmak isteyenler, bunu asla başaramayacaklar. Dün olduğu gibi bugün de teröristlere karşı kenetlenip bir ve beraber olacağız, hedeflerine ulaşmalarına asla izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin büyüklüğü ve milletimizin kararlılığının bu saldırıları akim bırakacağından zerrece şüphem bulunmuyor” dedi.
“Seçilecek her belediye başkanından, beldelerini depreme hazırlamalarını bekliyoruz”
6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin birinci yılının geride kaldığını kaydeden Avdagiç, “Milletimizin ve devletimizin gayretiyle bölgemiz yeniden imar edilmeye başlandı. Bunun somut sonuçlarını ilk etap deprem konutlarının teslim törenlerinde gördük. Açılan kamu hizmet binalarında gördük. Bu illerimizin hepsi, tahmin edilenden daha kısa sürede ayağa kalkacak, imarıyla olası depremlere karşı bizim iftiharımız olacak” diye konuştu.
‘İstanbul ve depreme hazır olma’ konusunun üzerinde ısrarla durduklarını vurgulayan Şekib Avdagiç, “31 Mart’ta Mahalli Seçimler yapılacak. İş dünyası olarak, hangi partiden olursa olsun, seçilecek her belediye başkanından; Türkiye’nin deprem bölgesinde olduğu gerçeğini unutmadan, beldelerini depreme hazırlamalarını, bu yöndeki tedbirleri hayata geçirmelerini istiyor ve bekliyoruz. Bir deprem ülkesi olan Türkiye’de depreme karşı hazırlıklı olmadan gerçek anlamda “sürdürülebilir bir kalkınmanın” mümkün olmayacağının altını bir kez daha çiziyorum” dedi.
Avdagiç, İstanbul’da, bütün yerel yöneticilerin deprem teyakkuzu içinde olmaları gerektiğini vurguladı. Avdagiç, şöyle devam etti: “İstanbul’da yasal olarak belediye teşkilatının kurulduğu 1855 yılından beri belediyelerimiz ‘belde halkını koruyup huzur ve sükün içinde yaşatma’ göreviyle vazifelendirilmiştir. 2024 yılında da belediyelerimizden ve başkanlarımızdan aynı şeyi yani deprem teyakkuzu içinde olmalarını istiyoruz.” – İSTANBUL
]]>Yılmaz, Haber Global canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
Gerçek belediyeciliğin halkın taleplerine, beklentilerine karşılık vermek, işine odaklanmak olduğunu belirten Yılmaz, halkın gerçek belediyecilik yapanlar ile belediyeyi kişisel ve ideolojik araç olarak kullananları gayet iyi gördüğünü söyledi.
Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan adayı Murat Kurum’un deprem çalışmalarından sosyal konut çalışmalarına kadar çok başarılı bir geçmişi olduğunu anlatarak, “Sorun çözücü, soruna odaklı bir yaklaşım sergiledi her zaman. İstanbul’un tam da böyle bir yaklaşıma ihtiyacı var. Afetleri, büyük kentsel dönüşüm süreçlerini, dirençli şehirler oluşturmayı konuştuğumuz bir dönemde kafasında başka bir şey olmayan, sadece ve sadece İstanbul’un sorunlarına odaklanmış ve bunlara da somut, gerçekçi çözümler ortaya koyan bir kişiye ihtiyaç vardı diye düşünüyorum ve Murat Kurum’un da bu profile tam anlamıyla uyduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin afetlere açık bir ülke olduğuna işaret eden Yılmaz, dirençli şehrin, afetlerin risklerini azaltan, toplumu, yapıları, bütün sistemi buna göre kurgulayan şehir anlamına geldiğini ve İBB Başkan adayı Kurum’un programında bunu vurguladığını kaydetti.
Yılmaz, afet risklerini azaltmaya dönük programların hayata geçirilmesi için yerel ile merkezi yönetimin işbirliğine ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Merkezi idare, yerel idare demeden aynı hedefe odaklanmamız lazım. Kaynaklarımızı hem politika anlamında, hem finansal kaynaklar, insan kaynakları, altyapı bütün unsurlarıyla işbirliği içinde bu mücadeleyi sürdürmemiz lazım.” diye konuştu.
Metropollerde nüfusu belli ölçüde azaltmaya dönük tedbirlerin önemli olduğunu, ancak özellikle emek yoğun üretimi daha çok Anadolu’ya doğru kaydıracak teşvik politikalarının da çok daha güçlü bir şekilde uygulanması gerektiğini dile getiren Yılmaz, bunun için sadece belli sınırlar içinde değil, bütün coğrafyayı düşünen bütüncül politikalara ihtiyaç olduğunu söyledi.
Yılmaz, yerel seçimlerde vatandaşın, daha derli toplu, ne yaptığını bilen, planı, programı olanlardan ve hizmet odaklı anlayıştan yana olacağını belirterek, muhalefet belediyeciliğine karşı AK Parti belediyeciliğinin seçimlerden çok daha güçlü şekilde çıkacağına inandığını ifade etti.
“Esas olan kendi paramızdan mevduatın tutulmasıdır”
Ekonomideki güncellenmiş politikalarla öngörülebilirliğin arttığını ve bunun sahaya çok hızlı yansıyan sonuçları olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Artan Merkez Bankası rezervi, azalan cari açık, azalan bütçe açığı, bütün bunlar risklerimizi azaltmış durumda. Dolayısıyla CDS dediğimiz risk primimiz düşmüş durumda. Bu da dış borçlanmada Türkiye’yi daha avantajlı; kamusuyla, özel sektörüyle, daha az maliyetle borçlanır hale getiriyor. Kredi derecelendirme kuruluşları da istediğimiz hızda olmasa bile olumlu yönde açıklamalar yapmaya başladılar. Bu giderek daha da iyi noktaya gidecektir.” diye konuştu.
Türk lirasının güçlendiğini, ciddi bir büyüklüğe ulaşan Kur Korumalı Mevduat’ta da (KKM) ciddi bir çözülme olduğunu anlatan Yılmaz, Merkez Bankasının izlediği politikalarla, yapılan düzenlemelerle, finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açmadan, kademeli şekilde KKM’den çıkıldığını, döviz hesaplarında gelişme olmadığını, Türk lirası mevduatın ise arttığını belirtti.
Yılmaz, bunun olumlu bir durum olduğunu söyleyerek, “Esas olan kendi paramızdan mevduatın tutulmasıdır.” dedi.
Yatırım ortamının iyileştirilmesinin yurt içi ve dışındaki yatırımcı için fırsat oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, “Dolayısıyla önümüzdeki dönem biz çok daha fazla doğrudan uluslararası yatırım bekliyoruz. Belli bir fon akışı oldu ama daha uzun vadeli yatırımlar bir süre daha belki politikalarımıza bakıyorlar, hazırlıklarını yapıyorlar. Önümüzdeki dönem özellikle dünyadaki konjonktürle de bağlantılı baktığımızda, Türkiye’ye ciddi bir fon akışı, hem finansal anlamda hem de doğrudan yatırımlar anlamında olacağını görüyorum.” şeklinde konuştu.
“Amacımız hem enflasyonu hem faizleri uzun vadede tek haneli rakamlara düşürmek”
Enflasyondaki gelişmeler olumlu yönde seyrettikçe Türkiye’nin daha farklı bir döneme doğru gideceğini, enflasyonla mücadelede zorlukları ortadan kaldırmanın biraz zaman aldığını dile getiren Yılmaz, “Doğru bir rotaya girdiyseniz, doğru bir hedefe doğru yürüyorsanız her geçen süre sizi hedefinize daha çok yaklaştıracaktır. Dolayısıyla amacımız hem enflasyonu hem faizleri uzun vadede tek haneli rakamlara düşürmek ve bu yönde de bütün araçları, enstrümanları kararlı bir şekilde kullanıyoruz. Bir taraftan Merkez Bankamız araç bağımsızlığı çerçevesinde kendi kararlarını alıyor. Bir taraftan maliye politikamızla biz bunu bütünlüyoruz. Diğer taraftan da üçüncü bir ayağı var bunun; yapısal reformlar.” dedi.
Yılmaz, enflasyonda, yıl ortasından itibaren yıllık bazda, belirgin şekilde düşüş görüleceğini anlatarak, “2025 ise çok daha net bir şekilde bu mücadelenin sonuçlarını gördüğümüz bir yıl olacak. Orta Vadeli Programda yüzde 15 civarında bir beklentimiz var. 2026’da ise asıl hedefimize ulaşacağız. O da tek haneli enflasyon. Türkiye geçmişte başardı. Önümüzdeki dönemde para politikaları, maliye politikaları, yapısal reformlar, etkin bir koordinasyon, kararlı bir tutumla 2026 perspektifinde enflasyonda tek haneyi yeniden yakalayacağız.” diye konuştu.
Kripto paraya ilişkin düzenleme
Kripto paralara ilişkin düzenleme ihtiyacının tüm dünyada hissedildiğini, Türkiye’nin de bu çerçevede düzenleme yapacağını belirten Yılmaz, “Kurumları yetkilendiren, gelişmelere göre nasıl pozisyon alacaklarına ilişkin kanuni bir altyapı oluşturan çerçeve bir düzenleme olacaktır. Bu gri liste açısından da önemli. Gri listede belli şartlar var, ülkelerin karşılaması gereken. Bütün yasal şartları tamamlamış durumdayız. Bir tek bu eksik kalmıştı. Bunu yaptığımız zaman o liste anlamında da olumlu bir adım atmış olacağız.” dedi.
Yılmaz, kayıt dışılıkla mücadelenin sosyal adalet ve haksız rekabeti önlemek açısından önemli olduğunun altını çizerek, özellikle dijitalleşmenin sağladığı imkanlar ve yapay zekayla daha fazla veriye ve risk analizlerine dayalı bir denetim sistemine doğru geçiş yapacaklarını kaydetti.
Türkiye’nin uzay programı açısından 10 yıllık eylem planı yaptığını ve bunu adım adım hayata geçirdiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bu alanda aşamalı olarak çok farklı yerlere geleceğini ve Türkiye Yüzyılı’nda uzayda da varlığını bütün dünya ülkeleri arasında hissettiren ülkelerden biri haline geleceğini söyledi.
“Elimizdeki tüm imkanlarla depremzedelerimizin yanındayız”
Yılmaz, 6 Şubat depremlerinin ardından kalıcı konutlar inşa etmek, altyapıyı rehabilite etmek ve bölgeyi sosyoekonomik açıdan yeniden canlandırmak için çalıştıklarını dile getirerek, konutlarla ilgili kura çekimlerinin şubat ayında başlayacağını ve sürecin devam edeceğini kaydetti.
Deprem bölgesindeki vatandaşlar için fedakarca çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Elimizdeki tüm imkanlarla depremzedelerimizin yanındayız. Bütçede çok dikkat ediyoruz, çok disiplinli davranıyoruz ama bir konuda hiçbir şekilde kaynak problemimiz yok, o da deprem bölgesi hususunda. Yeter ki teknik çalışmalarımız tamamlansın. Hemen kaynak ayırıyoruz ve gereği neyse hemen yapmaya çalışıyoruz ama kolay değil. Bu tür büyük bir alanda, ihaleler, inşaatlar, teknik süreçler, projelendirmeler, bir rezerv alanda konut yapıyorsunuz diyelim. Oraya yol götüreceksiniz, doğal gaz bağlayacaksınız, elektrik götüreceksiniz, sosyal donatılar yapacaksınız, bütün bu unsurlarıyla planlamak durumundasınız. Dolayısıyla bunu başarıyor Türkiye. Gelişmiş dediğimiz bazı ülkelerde bile afetlerden sonra ne kadar uzun süre rehabilitasyon çalışmalarının sürdüğünü biliyoruz. Türkiye bu alanda iyi bir performans ortaya koyuyor. Ağırlıklı yükümüz 2024’te, 2024’te büyük oranda toparlamış olacağız. 2025-2026’da da azalan oranlarda kalan eksiklerimizi tamamlayacağız inşallah ve Türkiye bu depremin yaralarını sarmış olacak.”
“İnsanlık vicdanı Filistinlilerden yana”
Gazze’de bütün insanlığın gözü önünde masum çocuklar, kadınlar, hastalar, mülteciler ve gazetecilerin katledildiğini hatırlatan Yılmaz, dünyada bazı ülkelerin hala bu politikanın yanında durduğunu, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, bu konuda tavrını çok net ortaya koyduğunu, ilk andan itibaren mazlum Filistinlilerin yanında olup, yüksek sesle hakikati haykırdığını söyledi.
Yılmaz, bir an önce ateşkesin sağlanması ve katliamların kalıcı şekilde durması gerektiğini vurgulayarak, 1967 sınırları çerçevesinde egemen, bağımsız, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmadığı sürece sorunun çözülemeyeceğini kaydetti.
Türkiye’nin bu konuda garantörlük dahil olmak üzere ne gerekirse yapmaya hazır olduğunu vurgulayan Yılmaz, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail’e karşı “soykırım” suçlamasıyla dava açtığını anımsattı.
Yılmaz, şöyle devam etti:
“Şu anda bir hesap verme sürecine İsrail yönetimi girmiş durumda. İnsanlık bir imtihandan geçiyor. Çok şükür insanlığın çoğu sokaklara baktığınızda Birleşmiş Milletlerdeki oylamalara baktığınızda insanlık vicdanı Filistin’den yana, Filistinlilerden yana ama maalesef dünyadaki güç yapılanması ve uluslararası kurumların zaafı nedeniyle bu acı hadiseler devam ediyor. Burada da yine Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Dünya 5’ten büyüktür’ mottosunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk.”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin her zaman haklının ve mazlumun yanında olduğunu ve er geç Filistin’in kazanacağına inandığını kaydetti.
]]>Dün, dünya genelinde açıklanan imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri üretim tarafında çarkların yavaş yavaş dönmeye devam ettiğini gösterdi.
ABD’de imalat sanayi PMI ocakta 50,3’le son 15 ayın en yükseğine çıkarak beklentileri aşarken, söz konusu veri imalat sanayisinde yeniden genişleme bölgesine girildiğine işaret etti.
Bu durum ülkede ekonomik aktivitenin güçlü kalmaya devam ettiği şeklinde yorumlanırken, ABD Merkez Bankasının (Fed) martta faiz indirimlerine gidebileceği ihtimali zayıflamayı sürdürdü.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, Fed’in gelecek hafta politika faizini sabit bırakmasına kesin gözüyle bakılırken, martta da yüzde 57 ihtimalle yüzde 5,25-5,50 seviyesinde tutulacağı öngörülüyor.
Öte yandan, ekonomideki “yumuşak iniş” ihtimali S&P 500 endeksini desteklemeye devam ederken, dün yükselişini üst üste altıncı iş gününe taşıyan endeks, kapanış rekorunu da 4.868,55 puana yükseltti.
Microsoft’un hisseleri gün içinde yüzde 1’in üzerinde artarak 405,63 dolara kadar çıkarken, şirketin piyasa değeri ilk kez 3 trilyon doları aştı.
Bugün ABD’de açıklanacak büyüme ve kişisel tüketim harcamaları verileri ise yatırımcıların odağına yerleşen bir başka önemli veri seti olarak dikkati çekerken, bu verilerden alınacak sinyallerin varlık fiyatlarında oynaklığı artırması bekleniyor.
ABD ekonomisinin geçen yılın son çeyreğinde yüzde 2 büyüdüğü tahmin edilirken, kişisel tüketim harcamalarındaki artışın da yüzde 3,1’den yüzde 2,5’e indiği öngörülüyor.
Analistler, kişisel tüketim harcamalarına ilişkin verilerin Fed’in para politikası kararlarında önemli yer tuttuğunu belirterek, piyasa tahminlerinden olası sapmaların fiyatlamalar üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.
Bununla birlikte, martta Fed’in politika faizini sabit bırakabileceği ihtimalinin güçlenmesi tahvil piyasalarındaki satış baskısını desteklemeyi sürdürürken, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,16 seviyesinde bulunuyor.
Emtia tarafında da benzer bir seyir öne çıkarken, merkez bankalarının güvercin adımlarının gecikebileceği endişesi altının ons fiyatını baskılıyor. Dün altının ons fiyatı yüzde 0,8 değer kaybıyla 2.012 dolardan günü tamamlarken, yeni günde dünkü kapanışın hemen üzerinde 2.014 dolardan alıcı buluyor.
Brent petrolün varil fiyatı ise 80 dolar seviyesinde bulunuyor.
Öte yandan, dün Kanada Merkez Bankası politika faizini yüzde 5’te sabit bırakırken, bankadan yapılan açıklamada net bir şekilde faiz artışlarının sona erdiği sinyali verildi.
Dün, New York borsasında, Nasdaq endeksi yüzde 0,36 ve S&P 500 endeksi yüzde 0,08 değer kazanırken, Dow Jones endeksi yüzde 0,26 azalış kaydetti. ABD’de endeks vadeli kontratlar, yeni güne pozitif bir seyirle başladı.
Avrupa borsalarında dün alış ağırlıklı bir seyir öne çıkarken, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) bugün açıklayacağı para politikası kararları yatırımcıların odağında bulunuyor.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda ECB’nin politika faizlerini sabit tutacağına kesin gözüyle bakılırken, ECB Başkanı Christine Lagarde’ın yapacağı sözle yönlendirmelerin varlık fiyatlarında oynaklığı artırması bekleniyor.
Analistler, ECB’nin ilk faiz indirimine yüzde 64 ihtimalle nisanda başlayabileceğinin öngörüldüğünü ancak söz konusu tahminlerin günden güne hazirana kaydığını belirterek, Lagarde’ın açıklamalarının piyasalardaki fiyatlamaları netleştirebileceğini bildirdi.
Dün bölge genelinde açıklanan imalat sanayi PMI verilerinin toparlanmaya işaret ettiğini ancak hala daralmanın sürdüğünü aktaran analistler, makroekonomik verilerden alınacak sinyallerin takip edilmeye devam edileceğini bildirdi.
Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,56, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,91, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 1,58 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 0,87 artış kaydetti. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne ise negatif bir seyirle başladı.
Asya’da piyasalar Çin Merkez Bankası (PBoC) Başkanı Pan Gongşıng’ın açıklamalarının ardından pozitif seyrediyor.
Pan, dün, banka ve kredi kuruluşları için zorunlu karşılık oranının 5 Şubat’tan itibaren 50 baz puan azaltılacağını belirterek, piyasaya yeterli nakit sağlanmasının amaçlandığı kararın, 1 trilyon yuan (yaklaşık 140 milyar dolar) nakit varlığı serbest bırakmasının beklendiğini bildirdi.
Söz konusu açıklamalarla birlikte dün Hong Kong’da Hang Seng endeksinde yükseliş yüzde 3,56’ya ulaşırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,8 değer kazandı.
Analistler, ülkede bir süredir ekonomik aktiviteye ilişkin endişelerin varlık fiyatları üzerinde etkili olduğunu belirterek, söz konusu adımın ülkedeki deflasyonist baskıyı azaltabileceğini ve risk iştahını beslediğini ifade etti.
Söz konusu alış ağırlıklı seyir bugün de piyasalar üzerinde etkili olurken, kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,1, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 1,7 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 2,4 artış kaydetti. Güney Kore’de Kospi endeksi ise yüzde 0,1 geriledi.
Yurt içinde dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 1,77 değer kazancıyla 8.090,90 puandan tamamlarken, bugün TCMB’nin açıklayacağı para politikası kararları yatırımcıların odağında bulunuyor.
Analistler, faiz kararıyla birlikte politika metninden alınacak sinyallerin yurt içi piyasalarda oynaklığı artırabileceğini kaydederek, piyasalarda bankanın bir süredir devam eden şahin adımlarının bu toplantıyla birlikte sona ereceği öngörülerinin hakim olduğunu ifade etti.
AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistler, TCMB’nin politika faizini 250 baz puan artırarak yüzde 45’e çıkaracağını tahmin ediyor.
Dolar/TL, dün yatay bir seyir izleyerek 30,2382’den günü tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 30,2630 seviyesinden işlem görüyor.
Öte yandan, dün açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Akla ziyan dedikodularla ekonomide bin bir güçlükle temin ettiğimiz güven ve istikrar iklimini bozacak kampanyalar başlatıyorlar. Dedikodular üzerinden bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan fitne tüccarlarını kesinlikle umursamıyoruz.” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı Joe Biden ise Kongre’ye bir mektup yollayarak, İsveç’in NATO’ya üyeliğiyle ilgili Türkiye’deki süreç tamamlanır tamamlanmaz Türkiye’ye F-16 savaş uçaklarının satışına ilişkin resmi bildirimi Kongre’ye göndereceğini bildirdi.
Analistler, bugün yurt içinde TCMB’nin faiz kararının yanı sıra para ve banka istatistikleri, yurt dışında ise ECB’nin faiz kararı ve ECB Başkanı Lagarde’ın açıklamaları ile ABD’de büyüme başta olmak üzere yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 8.100 ve 8.250 seviyelerinin direnç, 8.060 ve 7.980 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
10.00 Türkiye, ocak ayı reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanım oranı
12.00 Almanya, ocak ayı Ifo iş dünyası güven endeksi
14.00 Türkiye, TCMB’nin faiz kararı
14.30 Türkiye, haftalık para ve banka istatistikleri
16.15 Avro Bölgesi, ECB’nin faiz kararı
16.30 ABD, 4. çeyrek GSYH
16.30 ABD, haftalık işsizlik maaşı başvuruları
16.45 Avro Bölgesi, ECB Başkanı Lagarde’ın konuşması
]]>İsveç’in NATO’ya katılımına ilişkin protokolün uygun bulunduğuna dair kanun teklifi TBMM’de kabul edildi. 346 milletvekilinin katıldığı oylamada 287 kabul, 55 red, 4 de çekimser oy kullanıldı. Görüşmeler sırasında söz alan CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, İsveç’in NATO üyeliği ve AKP’nin dış politika hamleleri ile ilgili şunları söyledi:
“Yarın değerli gazeteci ve hukukçu Uğur Mumcu’nun ölüm yıl dönümü. Atatürkçü ve sosyal demokrat düşüncenin cesur kalemi Uğur Mumcu’nun hayalinde Türkiye’nin aydınlığa kavuşması vardı. Onun hayali, laikliği savunurken de çetelerle mücadele ederken de Cumhuriyet Halk Partisi’nin yolunu aydınlatıyor, aydınlatmaya devam edecek. Cinayete dair bildiklerini konuşmayanlara, çürümüş bir duvarı korumak uğruna bir tuğla adaletten kaçanlara yazıklar olsun diyor, Uğur Mumcu’yu sevgiyle ve rahmetle anıyorum.
“BUGÜN AYNI ZAMANDA NATO’NUN GENİŞLEME STRATEJİSİNİ OYLAYACAĞIZ”
Biz bugün aslında sadece İsveç’in NATO’ya katılımını oylamayacağız. Biz bugün aynı zamanda NATO’nun genişleme stratejisini oylayacağız. Bu bugün yanıtlayacağımız temel soru şudur: Dünya bir kırılma yaşarken, Gazze’deki savaş yayılma emareleri gösterirken Ukrayna’da savaş sürerken, Çin-Tayvan gerginliği tırmanırken, dünya ticaretinin yüzde 12’si Kızıldeniz’de durmuşken ve bu kırılmanın uzun vadeye yayılacağı aşikarken bizim yerimiz demokrasilerin yanı mıdır, yoksa tek adam rejimlerinin yanında mıdır? NATO’nun askeri açıdan güçlü kalması, siyasi olarak güçlenmesi ve kapsayıcı bir yaklaşımı benimsemesi ülkemizin çıkarına mıdır, değil midir? NATO’nun kolektif caydırıcılığının güçlenmesi ve Rusya’nın saldırgan politikaları karşısında direncini artırması ülkemizin çıkarına mıdır, değil midir? Temel sorular bunlardır.
“NATO’NUN YENİ ÜYELERİN KATILIMIYLA GENİŞLEME POLİTİKASINI DESTEKLİYORUZ”
Siyasi iş birlikleri kurarken uzun vadede yönümüzü doğru belirlemek gerekir. Dünyanın en güçlü ekonomilerinin bulunduğu bir ittifakın kara, deniz, hava, siber ve uzay alanlarında katedeceği yolun gerisinde kalmanın maliyetini hesap etmemiz gerekir. Siyasi yönden bakıldığında Cumhuriyet Halk Partisinin tutumu son derece açıktır. Demokratik ilkeleri esas alan, hukukun üstünlüğüne ve her türlü gücü denetleyen bir sistemin doğruluğuna inanıyoruz. Gerginliklerin silah yoluyla değil diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğini savunuyoruz. Nükleer silahlardan arınmış bir güvenlik konseptini her platformda destekliyoruz. Barış ve istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerin katılımıyla genişleme politikasını destekliyoruz. Bu nedenle de bugün oylamada Cumhuriyet Halk Partisi olarak İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz.
“HÜKÜMETİMİZ İSVEÇ’İN NATO ADAYLIĞI GÜNDEME GELİR GELMEZ YAPTIĞI FEVRİ ÇIKIŞLARLA MANEVRA KABİLİYETİMİZİ DÜŞÜRDÜ”
Gazze bombalanırken Cumhurbaşkanımız niçin Avrupa Birliği ülkelerine ‘İsveç’i takip edin, siz de İsveç gibi Filistin’i tanıyın’ diyemedi? Çünkü Hükümetimiz İsveç’in NATO adaylığı gündeme gelir gelmez yaptığı fevri çıkışlarla manevra kabiliyetimizi düşürdü, enstrümanlarımızı azalttı. Elde megafonla propaganda yapar gibi dış politika yürütmenizin bir boyutu da bu oldu. O fevri çıkışlar nedeniyle Filistin için sesimizi daha fazla duyurma imkanına sahip olamadık. Çünkü İsveç’in NATO’ya üyeliği gündeme geldiğinde müzakere süreçlerinde görülmemiş bir üslupla güya kapıyı baştan kapattınız. Erdoğan ‘Ben olduğum sürece ‘evet’ demeyiz’ dedi. Bu mesele her krizde olduğu gibi bir kişinin kişisel kapasitesi ve ideolojik tahayyül dünyasıyla sınırlandırıldı çünkü son yıllarda dış politikamız ne yazık ki şöyle ilerliyor: Önce Erdoğan çıkıyor, iç politika için şov yapıyor, bağırıyor çağırıyor, perde gerisinde bir diploması yürüyor, o diplomasi bir sonuca ulaşıyor, Erdoğan da ses tellerinin kısıklığıyla ve milleti boşuna gerdiğiyle kalıyor.
“İSVEÇ’İN TERÖRLE MÜCADELEDE BİZE YETERİNCE DESTEK VERMEMESİ BİZİ DERİNDEN ÜZMÜŞTÜR”
Bizim, İsveç’ten meşru taleplerimiz var, bu talepler meşru mudur? Yüzde 100 meşrudur, özellikle terörle mücadele bağlamında meşruiyet açıktır. Bunların diplomatik adaba ve üyesi olduğumuz NATO’nun yerleşik kurallarına göre müzakere edilmesi gayet doğaldır. Türkiye aleyhine faaliyet gösteren çeşitli terör örgütleri İsveç’in ve birçok benzer ülkenin demokratik sistemindeki boşluklardan yararlanmıştır. Oralarda terör lehine propaganda yapmışlardır, yardım, maddi katkı toplamışlardır. İsveç’in terörle mücadelede bize yeterince destek verememesi, vermemesi bizi derinden üzmüştür. Bu konuda müttefiklerinden kanunlar çerçevesinde adımlar beklemekte Türkiye sonuna kadar haklıdır. Bu meselenin hukuki birtakım düzenlemelerle aşılmasından dolayı mutluyuz, İsveç’teki yasa değişikliklerinin kağıt üstünde kalmaması için sürecin de takipçisi olacağız. İsveç NATO üyesi olduğunda NATO’nun terörle mücadele kapsamındaki yükümlülüklerine de dahil edilecektir. NATO’nun 2’nci büyük ülkesi olan ülkemiz NATO’da etkin bir diplomasi ilerlettiği ölçüde İsveç üzerindeki etkisini artırabilecektir. Bu nedenle İsveç’in NATO üyeliği çıkarlarımızla örtüşmektedir. Adalet ve Kalkınma Partisinin uygulamış olduğu siyaset her ne kadar yanlış olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları ile İsveç’in NATO’ya üyeliği örtüşmektedir.
“MANEVİYATIMIZ DEĞİŞMEDİĞİNE GÖRE NE DEĞİŞTİ?”
İki tane terör örgütünün ismi çok sık anıldı bu süreçte; bir tanesi PKK, bir diğeri FETÖ. Şimdi, İsveç PKK’yı bir terör örgütü olarak tanıyor fakat FETÖ İsveç yasalarına göre bir terör örgütü değil. Ben bunu Dışişleri Komisyonunda da sordum fakat makul, mantıklı bir cevap alma imkanına sahip olamadık. FETÖ bize göre bir terör örgütü, İsveç’e göre değil. İsveç’ten terör örgütü olarak kabul etmediği bir örgütün mensuplarını iade etmesini istiyoruz; bunun da ne uluslararası ilişkilerle ne diplomasiyle ne de mütekabiliyetle uyan bir tarafı yok. Hukuken mümkün olmadığını siz de biliyorsunuz ama sizin tek derdiniz iç kamuoyunu manipüle etmek. Terör örgütü olarak tanındığı halde PKK mensuplarının iadesinde de benzer bir açmaz var. Tam kırk dört yıl süresince İsveç’ten toplam 69 kişiyi talep etmişiz; bunların 32’si terörden, 37’si adli suçlardan. Peki, toplam kaç kişi iade edilmiş? Toplam 1 kişi iade edilmiş; geçtiğimiz ay durum böyleydi. 16 Kasım’da Dışişleri Komisyonunda toplandık; o gün İsveç terörle mücadele konusunda yasal değişiklikleri yapmıştı, bitirmişti. O Komisyonda tartışmalar yeterli olgunluğa ulaşmadığı için bir sonuca varılamadı. Sonra, 26 Aralıkta İsveç’in NATO’ya üyeliğinin Genel Kurul’a indirilmesine karar verilen toplantıyı yaptık. Arada ne değişti? Ne 2’nci bir suçlu iade edildi ne de başka bir değişiklik oldu. Ama ‘Ne değişti’ sorusunun bir muhatabı daha var, o da Milliyetçi Hareket Partisi. Altı ay önce ‘Kandil Dağı neyse Stockholm odur’ dediniz, geçen ay ‘İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakıldı, dinimize hakaretler edildi, maneviyatımıza en ağır saldırılar yapıldı, İsveç’in NATO’ya girişine elbette soğuk bakıyoruz’ dediniz, şimdi bugün İsveç’in NATO’ya girişini kabul edeceksiniz. Maneviyatımız değişmediğine göre ne değişti, yoksa Stockholm’un haritadaki yeri mi değişti?”
]]>














