Elazığ’ın tarihi Harput Mahallesinde yaşayan 3 çocuk annesi Nuriye Yucasu, 11 yıl önce bir anne ve 3 yavru kediye sahip çıktı. Ardından içinde bir kedi sevgisi doğan Yucasu, kapısına gelen tüm kedilere kucak açtı. Yucasu, ailesiyle birlikte 11 yıldır yaklaşık 70 kediye ev sahipliği yapıyor. Tüm zamanının onlarla geçiren Yucasu, tek tek isim koyduğu kedilerle çocukları gibi bakıyor. Nuriye teyzeyi görmeleri ile bir anda etrafına toparlanan kediler ise elinden karınlarını doyuruyor.
Kedilerinin sayısının 11 yılda 4’ten 70’e çıktığını dile getiren Yucasu, ” 11 yıldır kedilere bakıyorum. 11 yıl önce bir anne ve 3 bebek kedi ile başladı. Ondan sonra mama kokusuna mı başka bir şekilde mi bilemiyorum, kediler gelmeye başladı. Ben de hepsine kucak açtım. Kışın soğuktan yazın ise sıcaktan korudum. Ne yapalım, onların da bir canı var. Soğuğa ve sıcağa dayanamıyorlar. Her taraftan gelen geldi, ben de elimden geldiğince besliyorum. Elimde avucumda olanı bunlara yediriyorum. Hastalığı, veterineri, kliniği gibi her şeyleri ile ilgileniyoruz. Biz onlarla mutluyuz. Sokakta bir tane kedi gördüğüm zaman keşke bunu da evime alsaydım diyorum. Çarşıya indiğimizde kızlarım de bende yanımıza mama alıyoruz. Sokakta gördüğümüz kedi ve köpeklere mama veriyoruz. En çok istediğim hayvanlara içkence etmesinler. Hayvanlara işkenceye son versinler. Bu dünyanın öbür tarafı da var. Eziyet etmesinler, elinden gelen de bir tas su bıraksınlar. Büyüklere sesleniyorum, bu hayvanlara işkenceye dur desinler. 70’i aşkın kedim var ve hepsinin de isimler var” dedi.
Kızı Gülhan Yucasu ise, “Biz kedileri seviyorduk ama bahçemizde değillerdi. Sonra başka aileler ve yavruları geldi. Derken kalabalık bir aile olmaya başladık. Hastalandığın tedaviye götürüyoruz, çoğalmasınlar diye kısırlaştırmalarını yaptırdık. Burada bahçem var diye, besliyorum. Ancak hayvanların içeriye tıkılmasına karşıyım. Doğada yaşayacaklar. Harput insanı, hayvanları seviyor. Biz sayfamızda Gazze’yi de paylaşıyoruz. Biz sesimizi duyuruyoruz, paylaşıyoruz. Ancak bu bürokratların işi. İnşallah, Gazze’de olan kardeşlerimize de hayırlı bir kapı açılır onlar da kurtulur işkence çeken hayvanlarımız da kurtulur. Rabbim, tüm dünyaya merhamet versin” şeklinde konuştu. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çocuklarda hayvan sevgisini geliştirmek amacıyla hayata geçirilen proje çerçevesinde Cumayeri Gençlik Merkezi tarafından yaklaşık 1 yıl önce barınaktan 4 kedi yavrusu sahiplenildi.
Merkezde bakımları üstlenilen ve kısa sürede yeni ortamlarına alışan yavrulardan biri, karate kursu için gelen çocuklara eşlik etmeye başladı.
“Karate Cat” ismi verilen ve sevimli hareketleriyle dikkati çeken kedi, karate antrenmanlarına renk katıyor.
Merkez çalışanlarının ve sporcuların adeta maskotu haline gelen kedi, antrenmanlarda salonda dolaşarak çocuklar tarafından seviliyor.
“Merkezin bir parçası haline geldi”
Karate antrenörü Hüsnü Şentürk, AA muhabirine, kedinin çocuklarla kaynaştığını ve merkezin bir parçası haline geldiğini söyledi.
Kedinin yaklaşık 1 yıldır merkezde bulunduğunu dile getiren Şentürk, “Genellikle küçük yaş grubu çocukların antrenmanlarına ilgi gösteriyor. Antrenmanlarda araya kaynıyor ve dahil oluyor. Biz antrenman yaparken sesleri duyup antrenmana katıldı. Çocuklar da sevdi. Devamlı antrenmanlara girip çıkıyor.” diye konuştu.
Şentürk, kediye “Karate Cat” ismini verdiklerini belirterek, “Çocuklar Karate Cat ile mutlular. Antrenmanlarımız onun sayesinde neşeli geçiyor. Çocuklarımıza çok alıştı, onlar da kediye.” dedi.
Karate kursuna katılan çocuklar da hayvanları çok sevdiklerini ifade ederek, kedinin antrenmanlara katılmasından çok mutlu olduklarını kaydetti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya’da büyüyen Sonsöz, 1998’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde öğrenime geldiğinde kaldığı yurdun bahçesindeki kedilere bakmaya başladı. İlk başta bir iki kediyi besleyen Sonsöz, 4 yılın sonunda mezun olurken kendini yurdun bahçesinde onlarca kediye bakarken buluverdi.
Şu an edebiyat alanında doktora eğitimine devam eden Sonsöz, Kadıköy Feneryolu’ndaki dairesinde 10 kedisiyle yaşıyor. Sokakta beslediği ve bakımı yaptığı yaklaşık 30 kediye de adeta annelik yapan Sonsöz, yıllardır süren kedi sevgisini 17 Şubat Dünya Kediler Günü’nde AA muhabirine anlattı.
Günde 3 saatini kedilerin bakımına ayırıyor
Sonsöz, ailesindeki hayvan sevgisi nedeniyle evlerinde hep kedi ve köpek beslendiğini ancak annesi eve ilk kez kedi getirdiğinde çok korktuğunu hatta hayvana hiç dokunamadığını kaydetti.
Üniversitede okurken ilk başta korkup kedilere dokunamadığını belirten Sonsöz, “Sadece onları gözlemliyordum. Sonra sanat tarihi hocam kedilere olan bu ilgimi görünce bana yavru bir kedi hediye etti. Yıl 2000’di. Bu kediyle birbirimize tam alışmıştık ki bir araba çarptı. Bu beni çok üzdü. Sonra sokaktaki kedilere hassasiyetim daha çok arttı. Mama, ilaç ve bakım ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmeye başladım. Bu acı tecrübeden sonra sokakta rastladığım gözü göremeyen, ayağı sakat olan kedilere sahip çıkmaya başladım.” ifadelerini kullandı.
Sonsöz, günün en az 3 saatini evde ve sokaktaki kedilere ayırdığını dile getirerek, “Şu an evde 10 kedim var. Evim 3+1, yarısını kedilere ayırdım. Sabah kalktığımda ilk olarak evdeki kedilerin bakımını, temizliğini yapıyorum, sonra onların karnını doyuruyorum. Ardından sokağa çıkıyorum, yaklaşık 30 kedinin beslenmesini sağlıyorum. Bu işlemi günde iki kez yapıyorum. ‘Evde bu kadar çok kedinin olması hijyen sorunu yaratmıyor mu?’ şeklinde sorulara sıkça maruz kalıyorum ama gerekli hijyen sağlanınca sorun olmuyor.” diye konuştu.
“Hayvanın sorumluluğunu alacağına inanmayanlar bu işe adım atmamalı”
Herkesin hayvanları sevmesini beklemediğini ancak onların yaşam hakkına saygı duyulması gerektiğini vurgulayan Sonsöz, “Sokak hayvanlarının hakları ve korunması noktasında belediyelere çok görev düşüyor. Osmanlı ve Türk medeniyetinde hayvan hakları ve sevgisi çok kıymetlidir. Kuşlar için bile evler yapan bir medeniyetin torunlarıyız. Sokak hayvanlarının varlığı insanların göstereceği merhamet ve saygıdan geçiyor. ” dedi.
“Dünya Kediler Günü” vesilesiyle bir mesaj vermek istediğini aktaran Sonsöz, şöyle devam etti:
“Kedileri ponçik hayvanlar olarak görüp eve alıp sonra sokağa bırakmak çok acımazlık. Bunlara heveskar tipler diyoruz. İnsan sorumluluk alabilen bir varlıktır bu nedenle aciz olanı ezmek yerine onun yaşam hakkına saygı duymalıdır. Bir hayvanın sorumluluğunu alacağına inanmayanlar bu işe adım atmamalıdır. İnsanların kedi ve köpekleri görsel açıdan daha cazip hale getirmek için faklı cinsler arasında çiftleşmeler yapmasının da çok acımasız olduğunu düşünüyorum. Cins hayvan üretiminin durdurulması lazım.”
“Kısırlaştırma şu an en masum ve en kalıcı çözüm”
Hande Sonsöz, sokak hayvanları ile ilgili kısırlaştırmanın şu an en masum ve en kalıcı çözüm olduğunu aktararak, vatandaşların şikayetiyle sokak hayvanlarını toplayan yerel yönetimlerin kısırlaştırma konusunda yetersiz kaldığını dile getirdi.
Hayvanlarla insanlar arasında bir duygu bütünlüğü olduğunu belirten Sonsöz, “Hayvanlar ruhunuzu okşuyor, sizi rahatlatıyor, halinizden anlıyor. Her şeyden önce bir can taşıyor, üzülüyor hatta ağlıyorlar. Ailelerin küçük yaştan itibaren çocuklarına bir hayvan edindirmesi lazım. Hayvan edinmek çocuklarda merhamet ve sorumluluk duygularının gelişmesini sağlıyor. Paylaşmayı, bencil olmamayı öğreniyor.” dedi.
Zaman zaman karşısına hayvanlara kötü davranan insanların çıktığını belirten Sonsöz, bu insanlar yüzünden sokakta bakımını yaptığı birçok hayvanın öldüğünü anlattı.
]]>“KEDİLERİ BESLEDİĞİM İÇİN ŞİKAYET ALINCA AĞLIYORDUM”
İkizlerden Meral Ozan, yaşamını sürdürdüğü Moda’da 1990’dan bu yana kedilere baktığını söyledi. Bir komşusunun o yıllarda yeni çıkan kuru mamayı kedilere verdiğini görünce kendisinin de çantasında mama taşımaya başladığını dile getiren Ozan, “O günden sonra çantama mama alıp sokakta rastladığım kedilere vermeye başladım. Daha sonra hayvanlara mama verme işini sisteme koydum. Kapının önüne belirli aralıklarla mama koymaya başladım. Bu da binada oturanlarda rahatsızlık yarattı. ‘Burada kedi besleme, etraf kedi doldu.’ gibi şikayetler aldım. Bu şikayetler karşısında o kadar üzülüyordum ki eve gidip ağlıyordum” diye konuştu.
“ŞİKAYETLER YÜZÜNDEN TANSİYON VE ŞEKER HASTALIĞIM ÇIKTI”
Hatta bu şikayetler yüzünden kedilere bakamadığı için tansiyon ve şeker hastalığının nüksettiğini vurgulayan Ozan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kedi baktığım için bana bağıran çağıran insanlara da hayvan sevgisi versin, diye Allah’a çok içten dua ettim. Duam kabul olmuş olacak ki bir baktım bana bağıran, çağıran insanlar kedi, köpek almaya başladı. Şimdi Moda’da kediden köpekten geçilmiyor. Herkesin bir kedisi ya da köpeği var. Kar da yağmur da yağsa her sabah kalkıp, kedilerimi besliyorum. Şimdi böbreğimde taş çıktı ağrım da oluyor ama ona rağmen sürüklene sürüklene sokağa çıkıp, kedilerimi besliyorum.”
“KEDİLERE BAKTIĞIM İÇİN 1990’DAN BERİ TATİLE GİTMİYORUM”
Ozan, kedilere bakmanın çok ağır bir sorumluluk olduğunu dile getirerek, “1990’dan bu yana hiç tatil yapmadık. Hatta Bodrum’da bir yazlığımız vardı, kedileri bırakıp gidemiyoruz diye onu da sattık. Bizim elimize bakan 150 kediyi başkalarına emanet edip gidemiyoruz. Bütün vaktim kedilerle geçiyor” dedi. Sadece mama vermediğini, hastalandıklarında da kedileri veterinere götürdüğünü anlatan Ozan, “Kısırlaştırma yaptırıyorum. Çok vaktimi alıyor gerçekten çok yoruluyorum. Her gün 150 kediye bakmak yorucu olabiliyor.” ifadelerini kullandı.
“KEDİLERE NANKÖR DENMESİNİ HİÇ ANLAMIYORUM”
Hayvan beslemenin verdiği huzuru hiç bir şeyde bulamadığının altını çizen Ozan, “Hayvan beslemenin çok faydasını gördüm. Vücudunuzda neresi hasta ise kedi orayı anlar ve gelip o bölgenize yatar. Size bir arkadaş olur, huzur verir. Kedilere nankör denmesini hiç anlamıyorum.” diye konuştu. Zühal Şener Kandemir ise 1985’li yıllardan itibaren kedi beslediğini belirterek, “Evdeki artan yemekleri kedilere vermeye başladım. Her gün iki kez 4 kat aşağı inip kedileri besliyordum. Fakat beslediğim kediler tek tek arabanın altında kalıp ölünce psikolojim bozuldu. Bir süre ara verip, kedi bakım işini kardeşim Meral’e bıraktım.” dedi.
“KIŞIN EVDEKİ KEDİ SAYISI 15’E ÇIKIYOR”
Kandemir, hayvan sevgisinin annelerinin kendilerine aldığı bir kedi ile başladığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Kedimizin adı Minnoş’tu, bir sokak kedisiydi. Babamın işi nedeniyle Zonguldak’tan Denizli’ye taşınınca onu yanımızda götürememek bizi çok üzmüştü. Denizli’deki komşumuzun kedisinin yavruları olunca birini aldık. Ondan sonra içimizdeki kedi sevgisi hiç bitmeden büyüdü. Hiç kedisiz evimiz olmadı. Şu an 10 kedim var evde. Havalar soğuduğunda sokaktaki kedileri de eve alıyoruz. Eşim de çok hayvansever ve merhametli bir insan. ‘Evde çok kedi var almayalım.’ desem de o alıyor. Kışın, 15’e kadar çıkıyor evdeki kedi sayısı.”
“MAAŞLARIMIZ KEDİLERİN BAKIMINA GİDİYOR”
Kandemir, kedilere bakmanın çok yorucu olduğunu belirterek, “Sabah kalkar kalmaz kedilerin bakımını yapıyor ve karınlarını doyuruyorum. Bir kedim yaşlılıktan idrarını tutamıyor. O yüzden sürekli paspas elimde geziyorum. Bütün günüm onlara bakmakla geçiyor. Benim de Meral’in de emekli maaşı kedilerin bakımına gidiyor. Veteriner ve mama ücretleri çok yüksek.” ifadelerini kullandı.
Kedi beslemenin insan psikolojisi üzerinde çok olumlu bir etki yarattığını aktaran Kandemir, kedilerin uğur ve şans getirdiğine inandığını söyledi. Kandemir, bir hevesle hayvan alıp, sonra sokağa bırakılmasının sorumsuzluk ve vicdansızlık olduğunu dile getirdi.
PARAM YOK PULUM YOK ŞARKISIYLA TANINDILAR
Türk müzik tarihinin önemli isimlerinden biri olan Fecri Ebcioğlu tarafından keşfedilen Meral ve Zuhal kardeşler, 1970’li yıllarda müzik dünyasına adım attı. İkizlerin, seslerini duyurduğu “Param Yok Pulum Yok” adlı şarkısı 1974 yapımı Kadir İnanır ve Müjdat Gezen’in başrolündeki “Uyanık Kardeşler” filminin müziği olarak dönemin klasiği haline geldi.
]]>MERSİN – Mersin’de bir apartmanın demir korkuluklarına bacağı saplanan ve itfaiye ekipleri tarafından kurtarılan kendi, tedavisinin ardından sağlığına kavuştu.
Alınan bilgiye göre, demir korkuluklara saplanmış bir kedi olduğuna dair ihbar alan Mersin Büyükşehir Belediyesi, ilk olarak itfaiye ekipleri ile bölgeye ulaştı. Mezitli’deki bir apartmanın demir korkuluklarına bacağı saplanan kediyi korkulukları keserek kurtaran ekipler, Mersin Büyükşehir Belediyesi veterinerlerine teslim etti. Kaşlı Geçici Hayvan Bakımevi’nde tedavisi yapılan sağlıklı bir şekilde yürümeye başlayan kedi, alışkın olduğu ve beslendiği doğal ortamına bırakıldı. Zamanında müdahale ile kedinin bacağının ampute edilmeye gerek kalmadan kurtarıldığı ifade edildi.
“Can dostlarımıza gerekli tüm ilgiyi gösteriyoruz”
Yaralı kedinin bacağını eski sağlığına kavuşturduklarını anlatan Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesinde Veteriner Hekim olarak görev yapan Yusuf İncir, “Yapılan ilk tespitler sonucunda, balkon demirinin bacağından yaklaşık 10-15 cm civarında geçtiği görülmüştür. Yapılan dezenfeksiyon ve temizlik işlemlerinin ardından, balkon demiri anestezi altındaki kedinin bacağından çıkarıldı. Çıkarılırken dokuya mümkün olduğu kadar zarar vermemeye dikkat ettik. Yaptığımız tespitlerde kaslardan bir tanesinin kopmuş olduğu, yalnız sinir dokusunda herhangi bir hasar oluşmadığı tespit edilmiştir. Yapılan yara temizliği ve dezenfeksiyonun ardından, kopan kas kısmı dikişle tekrar eski haline getirildi. Dezenfeksiyonun ardından, yırtılan ve hasar gören dokuların dikiş işlemini gerçekleştirdikten sonra, deri dikişi ile işlemimizi tamamladık. 12 gün zarfında kedimiz sağlığına kavuştu” ifadelerine yer verdi.
Sahipsiz sokak hayvanlarını tedavi ettikten sonra doğal ortamlarına bıraktıklarını ifade eden İncir, “Büyükşehir Belediyesi çalışanları olarak, can dostlarımıza gerekli ilgiyi gösteriyoruz. Elimizden geldiği kadar onları tedavi etmeye ve işlemlerini en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Sadece sokak hayvanlarına hizmet ediyoruz. Burada gerek kısırlaştırdığımız, gerekse de tedavisini yaptığımız hayvanları, süreç sonunda doğal ortamlarına geri bırakıyoruz” dedi.
“Hepimizin hayvanlar konusunda elimizi taşın altına koymamız lazım”
İkamet ettiği Mezitli’de yaklaşık 60 kediye bakan Yerel Hayvan Koruma Gönüllüsü Canan Keven, bir sabah sitesindeki bir kedinin sesine uyandığını ve demir korkuluklara saplandığını söyledi.
Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi’ni aradığını, ardından da Alo 185’i arayarak ihbar oluşturduğunu anlatan Keven, “Yarım saat içerisinde geldiler. Onlardan tek bir ricam vardı. ‘Kediyi arka tarafa bırakmayın’ dedim. Çünkü saplandığı demir kesildi. Yanlarında tutmalarını rica ettim, onlar da bu isteğimi yerine getirdiler. Başta başkanımıza, barınak müdürümüze ve görevli arkadaşlara sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Benim canım, tamamlanan tedavisi sonrasında sapasağlam geldi. O kadar çok mutluyum ki, sanki bana dünyalar bağışlanmış gibi” şeklinde konuştu.
Bakımını üstlendiği can dostların belediyenin bakımevinde kısırlaştırıldığını da sözlerine ekleyen Keven, “Bütün vatandaşlardan tek bir talebim var. Mersin Büyükşehir Belediyesine Alo 185’i arayarak başvurabilirler. Bütün hayvanseverler bilirler ki onlar bizim için bir hayvan değil, bir can. Allah’ın sessiz kulları. Hepimizin hayvanlar konusunda elimizi taşın altına koymamız lazım” ifadelerine yer verdi.
]]>Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi bünyesindeki Bozyazı, Silifke ve Kaşlı Geçici Hayvan Bakımevi’nde misafir edilen can dostların yanı sıra sokakta yaşayan hasta, yaralı ve kaza geçirmiş patili dostlar için önemli çalışmalar yapılıyor. Başıboş, hasta, yaralı kedi ve köpekleri toplayarak tedavi etme, kısırlaştırma, sahiplendirme ve mama desteği vermeyi sürdüren Büyükşehir, Alo 185 üzerinden gelen ihbarlara da en kısa sürede yanıt veriyor.
30 Ocak günü Alo 185 üzerinden demir korkuluklara saplanmış bir kedi olduğuna dair ihbar alan Büyükşehir Belediyesi, ilk olarak İtfaiye ekipleri ile bölgeye ulaştı. Mezitli’deki bir apartmanın demir korkuluklarına bacağı saplanan kediyi korkulukları keserek kurtaran İtfaiye ekipleri, can dostu, Büyükşehir’in veterinerlerine teslim etti. Kaşlı Geçici Hayvan Bakımevi’nde yaklaşık 12 günlük tedavisinin ardından sağlıklı bir şekilde yürümeye başlayan patili dost, alışkın olduğu ve beslendiği doğal ortamına bırakıldı. Büyükşehir İtfaiyesi’nin hızı, veteriner hekimlerin de etkin müdahalesi sonucu can dostun bacağı, ampute edilmeye gerek kalmadan kurtarıldı.
Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi’nde Veteriner Hekim olarak görev yapan Yusuf İncir, yaralı kedinin bacağını eski sağlığına kavuşturduklarını anlatarak, şöyle konuştu:
“Yapılan ilk tespitler sonucunda, balkon demirinin bacağından yaklaşık 10-15 cm civarında geçtiği görülmüştür. Yapılan dezenfeksiyon ve temizlik işlemlerinin ardından, balkon demiri anestezi altındaki kedinin bacağından çıkarıldı. Çıkarılırken dokuya mümkün olduğu kadar zarar vermemeye dikkat ettik. Yaptığımız tespitlerde kaslardan bir tanesinin kopmuş olduğu, yalnız sinir dokusunda herhangi bir hasar oluşmadığı tespit edilmiştir. Yapılan yara temizliği ve dezenfeksiyonun ardından, kopan kas kısmı dikişle tekrar eski haline getirildi. İçerinin dezenfeksiyonun ardından, yırtılan ve hasar gören dokuların dikiş işlemini gerçekleştirdikten sonra, deri dikişi ile işlemimizi tamamladık. 12 gün zarfında kedimiz sağlığına kavuştu. Büyükşehir Belediyesi çalışanları olarak, can dostlarımıza gerekli ilgiyi gösteriyoruz. Elimizden geldiği kadar onları tedavi etmeye ve işlemlerini en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. Sadece sokak hayvanlarına hizmet ediyoruz. Burada gerek kısırlaştırdığımız, gerekse de tedavisini yaptığımız hayvanları, süreç sonunda doğal ortamlarına geri bırakıyoruz.”
İkamet ettiği Mezitli’de yaklaşık 60 kediye bakan Yerel Hayvan Koruma Gönüllüsü Canan Keven, bir sabah sitesindeki bir kedinin sesine uyandığını ve demir korkuluklara saplandığını söyledi. Büyükşehir İtfaiyesi’ni aradığını, ardından da Alo 185’i arayarak ihbar oluşturduğunu anlatan Keven, şunları dile getirdi:
“Yarım saat içerisinde geldiler. Onlardan tek bir ricam vardı. ‘Kediyi arka tarafa bırakmayın’ dedim. Çünkü saplandığı demir kesildi. Yanlarında tutmalarını rica ettim, onlar da bu isteğimi yerine getirdiler. Başta Başkanımıza, barınak müdürümüze ve görevli arkadaşlara sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Benim canım, tamamlanan tedavisi sonrasında sapasağlam geldi. O kadar çok mutluyum ki, sanki bana dünyalar bağışlanmış gibi. Başkan Vahap Seçer, hayvan hakları konusunda Mersin için mucize.”
Bakımını üstlendiği can dostların Büyükşehir’in bakımevinde kısırlaştırıldığını da sözlerine ekleyen Keven, “Bütün vatandaşlardan tek bir talebim var. Büyükşehir Belediyesi’ne Alo 185’i arayarak başvurabilirler. Bütün hayvanseverler bilirler ki onlar bizim için bir hayvan değil, bir can. Allah’ın sessiz kulları. Hepimizin hayvanlar konusunda elimizi taşın altına koymamız lazım” diye konuştu.
]]>