Başkente mevsimin ilk karı düştü.
Çevre ilçelerde akşam saatlerinde başlayan kar yağışı, gece saatlerinde kent merkezinde de etkili oldu.
Yoğun yağış nedeniyle bazı kesimler beyaza bürünürken çocuklar kardan adam yaptı, kar topu oynadı.

Kentin yüksek kesimlerinde yoğunlaşan kar nedeniyle ulaşım olumsuz etkilendi.
Etimesgut Atayurt Mahallesi’nden Yapracık istikametine hareket eden iki belediye otobüsünün arasında bulunduğu bazı araçlar yolda mahsur kaldı. Yolcular, otobüste yardım gelmesini bekledi.
Belediye ekiplerinin kar yüzünden kapanan yolları temizleme çalışması devam ediyor.
ILGAZ DAĞINDA KAR ULAŞIMI ETKİLEDİ
Kastamonu-Ankara kara yolunun Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli bölgesinde kar yağışı nedeniyle yol ulaşıma kapandı.
REKLAM
Kastamonu’nun yüksek kesimlerinde kar yağışı etkili oluyor. Kastamonu-Ankara kara yolunun Ilgaz Dağı bölümünde kar kalınlığı yaklaşık 10 santimetreye ulaştı.
Yaz lastikleri ile yola çıkan araçlar ile ağır tonajlı kamyon ve tırlar kar nedeniyle yolda kalırken tünel bölgesi 2 taraflı olarak ulaşıma kapandı. Hava sıcaklığının sıfırın altında 3 dereceye kadar düştüğü bölgede uzun araç kuyrukları oluştu.
Karayolları ve trafik ekipleri, yolun trafiğe açılması için çalışma yürütüyor.
Yolda kalan tır sürücüsü Ahmet Bozkurt, gazetecilere, Ankara’dan Kastamonu’ya şeker pancarı götürdüğünü belirterek, “Kar yağışından dolayı dönüşte Ilgaz Dağı’nda yolda kaldık. Aracımız boş, o yüzden çıkamadık.” dedi.
Fevzi Uzun da “Yol kapalı olduğundan dolayı Ilgaz Dağı’nda kaldım. Çok fazla kar var. Şu anda da çok kar yağıyor. Yaklaşık 3 saattir burada yardım gelmesini bekliyorum.” diye konuştu.
KIRKLARELİ
Kırklareli’nin yüksek kesimlerinde kar yağışı başladı.
REKLAM
Bulgaristan’a ulaşımın sağlandığı Dereköy Sınır Kapısı ile Demirköy ilçesinde başlayan kar yağışı nedeniyle yüksek kesimler beyaza büründü.
Kar yağışı, Demirköy ilçesinin Mahya Tepe ve Jandarma Kule mevkilerinde etkisini gösteriyor.
İl Özel İdaresi ile Karayolları ekipleri, olası müdahale için kar yağışının olduğu bölgelerde hazır bekliyor.
Hava sıcaklığının sıfırın altında 1 derece ölçüldüğü bölgede kar yağışının aralıklarla yarına kadar sürmesi öngörülüyor.
ANADOLU OTOYOLU
Anadolu Otoyolu’nun Bolu kesimi ile D-100 kara yolunun Düzce geçişinde kar yağışı nedeniyle ara ara ulaşımda aksamalar yaşanıyor.
Kar yağışının artması, bazı araçların yolda kalması ve kazalar nedeniyle otoyolun Cankurtaran ile Gerede arasında İstanbul ve Ankara yönünde ulaşım durdu.

Jandarma ve kara yolları ekipleri, bölgede yolun açık kalması için çalışma yürütüyor.
Bolu kent merkezinde ise sabah saatlerinde başlayan sağanak yerini kar yağışına bıraktı.
REKLAM
Kar kalınlığının 5 santimetreyi geçtiği kent merkezinde, yağış etkisini sürdürüyor.
DÜZCE
D-100 kara yolunun Düzce kesimi, Kuzey Çevre Yolu ve Kalıcı Konutlar Bağlantı Yolu’nda kar yağışı etkisini artırdı.
Sürücüler, yağış nedeniyle görüş mesafesinin düştüğü güzergahlarda dikkatli ve yavaş ilerledi.
Trafik ekipleri, sürücüleri takip mesafelerini korumaları yönünde uyardı.
Karayolları, belediye ve İl Özel İdaresi ekipleri de ulaşımda aksama yaşanmaması için çalışma yürütüyor.
KARABÜK
Karabük’ün yüksek kesimlerinde kar yağışı etkili oldu.
Kar yağışının ardından Karabük-Bartın kara yolunun 1030 rakımlı Ahmetusta Geçidi, D-100 kara yolunun Kemikli rampaları, Keltepe Kayak Merkezi ve ilçelerin yüksek bölgeleri beyaza büründü.
SAKARYA
Sakarya’da kar yağışının etkili olduğu kırsal kesimlerde kapalı mahalle yolunun olmadığı bildirildi.
Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, kar yağışının ardından belediye ekiplerince şehir merkezi ve 16 ilçenin kırsal bölgelerinde kar küreme çalışmaları yürütüldüğü belirtildi.
Yüksek bölgelerde yoğun kar alan mahalle yollarını 7/24 esasına göre takip eden Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Dairesi (YOL-BAK) ekiplerinin çalışmaları neticesinde şehirde kapalı mahalle yolunun bulunmadığı aktarılan açıklamada, ekiplerin 8 araç, 20 personelle kar nöbetini sürdürdüğü kaydedildi.
KONYA
Konya kent merkezi ve bazı ilçeler, karla beyaza büründü.
Kent merkezi ile Seydişehir, Derbent ve Yunak ilçelerinde öğle saatlerinde etkili olan yağmur, akşam saatlerinde yerini kara bıraktı.
Yağış nedeniyle İl Emniyet Müdürlüğü, Karayolları, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Konya Valiliği İl Özel İdaresi ekiplerince önlemler artırıldı.
Trafik ekipleri, sürücüleri dikkatli olmaları yönünde uyarıyor.
Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, yaptığı yazılı açıklamada, kent merkezi ve 31 ilçede 1374 personel ve 436 araçla kış boyunca hizmet vereceklerini belirtti.
Altay, ana arterlerdeki kaldırımlar, şehir meydanları, parklar, hastaneler, okullar ve camiler gibi kamu tesislerinin yanı sıra yaya üst ve altgeçitleri ile yürüyüş yollarında kar temizliği yapılacağını ifade etti.
Öte yandan, Seydişehir ilçesinde şiddetli fırtına dolayısıyla bir evin çatısı uçarken, park halindeki arabaların üzerine düşen su deposu nedeniyle araçlarda hasar oluştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>METEOROLOJİ’DEN ART ARDA UYARILAR
Yurt genelinin parçalı ve çok bulutlu, Kuzey Ege’nin iç kesimleri, Akdeniz’in iç kesimleri, İç Anadolu’nun doğusu, Batı Karadeniz’in iç kesimleri, Orta Karadeniz, Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Balıkesir’in doğusu, Bursa, Çanakkale Osmaniye, Hatay, Ankara, Çankırı, Karaman, Sinop, Gaziantep, Kilis ve Adıyaman çevrelerinin yağmur ve sağanak yağışlı, Ardahan, Kars, Erzurum ve Hakkari çevrelerinin karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde Marmara ve Ege ile doğu kesimlerde yer yer pus ve sis, doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı görüleceği tahmin ediliyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda çığ tehlikesi bulunuyor.

“GÖK GÜRÜLTÜLÜ SAĞANAK YAĞIŞLARA DİKKAT”
CNN TÜRK Meteoroloji Danışmanı Prof. Dr. Orhan Şen, “Yarın sabah Muğla, Aydın, İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Edirne. Öğlen Denizli, Antalya, Isparta. Öğleden sonra Bursa Sakarya Düzce İstanbul Eskişehir Afyon. Akşam Ankara Antalya. Gece Antalya’nın doğusu Mersin Adana da başlayacak gök gürültülü sağanak yağışlara dikkat”
İSTANBUL’A KAR YAĞACAK MI?
Prof. Dr. Orhan Şen, “Hafta sonu cuma, cumartesi kuzey ve doğu bölgelerde sıcaklık 6-7 derece düşecek. Karadeniz’in iç kesimleri ve doğu Anadolu’da kar yağışı yoğun olabilir. Bu bölgelerde 50 cm yeni kar birikir. İstanbul’da sıcaklık hafta sonu 10 derecenin altına düşer 2 günden sonra tekrar yükselir kar yok” dedi.

EGE DENİZİ’NDE FIRTINA UYARISI
Ege Denizi’nin güneyinde yarın günün ilk saatlerinden itibaren fırtınanın etkili olmasının beklendiği belirtilerek, ulaşımda yaşanabilecek aksamalara karşı uyarı yapıldı. Meteoroloji 2’nci Bölge Müdürlüğü Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, yarın günün ilk saatlerinden itibaren güneyli yönlerden 6 ila 8 kuvvetinde (50-75 km/saat) fırtına şeklinde eseceğinin tahmin edildiğini duyurdu. Fırtınanın, aynı gün öğle saatlerinde etkisini kaybetmesinin beklendiği bildirildi. Açıklamada, fırtınanın oluşturabileceği deniz ulaşımında aksama gibi olumsuzluklara karşı başta denizciler olmak üzere ilgililerin dikkatli ve tedbirli olmaları istendi.
Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:
Ankara: Parçalı ve çok bulutlu, hafif sağanak yağışlı 14
İstanbul: Parçalı ve çok bulutlu 14
İzmir: Parçalı ve çok bulutlu 21
Adana: Parçalı ve çok bulutlu, kuzey ve doğusu sağanak yağışlı 21
Antalya: Parçalı ve çok bulutlu, doğusunun iç kesimleri sağanak yağışlı 19
Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 10
Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu 12
Erzurum: Parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra hafif kar yağışlı 7
Diyarbakır: Parçalı ve çok bulutlu 15
]]>İl Jandarma Komutanlığına bağlı Jandarma özel harekat ve jandarma komando timleri, ilçeye 24 kilometre uzaklıktaki Belbuka Üs Bölgesi’nde zorlu arazi ve ağır kış şartlarına rağmen terörle mücadelesini sürdürüyor.
Derin vadiler, sarp dağlar ve karla kaplı arazilerde daha önce PKK’lı teröristlerin kış üslenme alanı olarak kullandığı bölgeyi terörden arındıran jandarma komandolar, insansız hava araçları, ASELSAN tarafından üretilen termal kameralar gibi teknolojik imkanları da kullanarak sorumluluk sahasını kontrol altında tutuyor.
Kar kalınlığının yer yer üç metreyi bulduğu ve hava sıcaklığının sıfırın altında 25 dereceye kadar düştüğü bölgede kar motorları ve paletli araçlarla devriye atan jandarma timleri, bugüne kadar yaptığı operasyonlarla, teröristlerin sözde karargah, depo, barınak ve sığınak olarak kullandığı Karataş Çukurları’ndaki yaşam alanlarını imha etti, çok sayıda silah ve yaşam malzemesi ele geçirdi.
“Hain terör örgütüne ağır darbe vuruluyor”
İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele Şube Müdürü Jandarma Yarbay Ümit Tuaç, AA muhabirine, bölgede tüm hava şartlarında terörle mücadelenin “ara, bul, yok et” stratejisiyle devam ettiğini söyledi.
Bölgede icra edilen operasyonlarda geçen yıl 6 teröristin etkisiz hale getirildiğini belirten Tuaç, teröristlere ait çok sayıda silah, mühimmat, yaşam malzemesi ve örgütsel dokümanın ele geçirildiğini ifade etti.
Jandarma komando timlerinin teknolojiden azami ölçüde faydalandığını, milli silahları etkin şekilde kullandığını dile getiren Tuaç, “Operasyonlarla kullanılan milli üretim silah, malzeme ve araçlarla sınır ötesinde olduğu gibi sınır içinde de hain terör örgütüne ağır darbe vuruluyor. Terör sorununu yüce Türk milletinin gündeminden çıkarmak maksadıyla jandarma özel harekat ve komando birliklerimizle terörü kaynağında yok etmek için operasyonlara inançlı ve kararlı bir şekilde devam edilecek. Üs bölgesi, kahraman jandarma komando timleri ile teknolojiden azami ölçüde faydalanarak ASELSAN tarafından üretilen silah sistemleri, radar, termal kameralar gibi cihazlar kullanılarak yaz, kış kontrol altında tutulmakta.” diye konuştu.
Üs bölgesine 6 kilometre mesafede yer alan ve başarılı operasyonlarla terörden temizlenen Karataş Çukurları bölgesinde geçici üs bölgesinin kurulduğunu hatırlatan Tuaç, şunları kaydetti:
“Üs bölgeleri marifetiyle bölgede tam anlamıyla alan hakimiyeti sağlanarak hem terörist faaliyetleri engelleniyor hem de bölgede petrol arama ve işletme faaliyetlerini sürdüren şirketin etkin ve güvenli bir şekilde çalışması sağlanarak Gabar Dağı örneğinde olduğu gibi ülke ekonomisine katkı sunulması hedefleniyor. 2023’te 3 büyük, 14 orta çaplı ve 3 bin 190 küçük olmak üzere 6 bin 979 timin katılımıyla 3 bin 207 operasyon başarıyla icra edildi. Van’da 2023’te icra edilen operasyonlarda 26 piyade tüfeği, 4 keskin nişancı tüfeği, 1 makineli tüfek, 2 tabanca, 42 el bombası, 11 telsiz, 13 dürbün, 571 tüp, 33 roketatar mühimmatı, 6 anti personel mayını ve 4 anti tank mayını ele geçirildi. Van İl Jandarma Komutanlığı, terörle mücadele öncelikli olarak üzere emniyet, asayiş ve kamu düzeninin devamlılığını sağlama konusunda istihbarata dayalı ve teknolojik cihazlardan azami düzeyde istifade ederek ilgili makamlarla koordineli şekilde bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da başarılı olma azim ve kararlılığındadır.”
]]>Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti. Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi dükkanında çalıştı.
14 yaşındayken Adana’da ses yarışmasına katıldı
Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.
Usta sanatçı, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.
Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.
Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı bir açıklamada, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.” ifadelerini kullanmıştı.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” büyük başarı yakaladı
Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.
Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu’nda, canlı olarak türküler söyledi.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.
Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babasının annesini öldürmesiyle büyük sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi.
Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.
Gürses, “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.
Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.
1990’lı yıllarda müzik dünyasında ikinci çıkışını yakaladı
Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı.
Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.
Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.
Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, “Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmez’ diyor. Bizse ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyoruz” sözleriyle ifade etmişti.
2006’da “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünde sınırlarını aştı
Müslüm Gürses, “Gönül Teknem” adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.
David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile seslendirdi.
Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da “Sandık”, 2010’da ise “Yalan Dünya” albümlerine imza attı.
Onlarca albüm ve plak yaptı
Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı “Müslüm Gürses” adlı albümü yayımlanırken, 1976’da “Öldürdüğün Yetmedi mi”, 1979’da “Gazla Şoför”, “Bağrıyanık”, 1980’de “Umutsuz Hayat”, “Esrarlı Gözler”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1982’de “Müzik Ziyafeti”, “Tanrı İstemezse”, 1983’te “Anlatamadım”, “Dertliler Meyhanesi”, 1984’te “Yaranamadım”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “Gitme”, 1986’da “Sevda Yolu”, “Yıkıla Yıkıla”, “Küskünüm”, “İlk Aşkım Son Sevgilim”, “Hayatımı Sen Mahvettin”, 1987’de “Farketmez”, “Talihsizler”, 1988’de “Aldatılanlar”, “Dertler İnsanı”, “Vefasız Alem”, “Maziden Bir Demet”, 1989’da “Arabeskin Devleri”, “Bir Fırtına Kopacak”, “Bir Kadeh Daha Ver”, “Mahsun Kul”, “Müslüm Gürses Konser albümü”, 1990’da “Meyhaneci/ Kırık Sazım”, “Hüzünlü Günler”, “Arkadaş Kurbanıyım”, “Güle Güle Git”, 1991’de “Bir Bilebilsen/ Zalim”, “Sen Nerdesin Ben Nerdeyim”, “Yüreğimden Vurdun Beni”, “Bir de Benden Dinleyin”, “Her Şey Yalan”, “Yaşamalısın”, 1992’de “Müslümce 92”, 1993’te “Ah Gülüm”, “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Kralların Müzik Şöleni”, 1994’te “Senden Vazgeçmem”, “İnsaf – Kahire Resitali”, 1995’te “Benim Meselem”, “Bir Avuç Gözyaşı”, 1996’da “Topraktan Bedene”, “Şiirlerim Şarkılarım”, 1997’de “Sultanım”, “Usta – Ne Yazar”, “Nerelerdesin”, 1998’de “Müslüm Gürses Klasikleri” albümleri yayımlandı.
“Arkadaşım”, “Garipler” ve “Vay Canım” albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de “Biz Babadan Böyle Gördük”, “Zavallım”, 2001’de “Müslümce Türküler”, “Sadece”, “Yanlış Yaptım”, “Dünya Yalan”, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, “Müslüm Baba ile Yolculuk”, “Paramparça”, 2003’te “Yanarım”, “İkimizin Yerine”, 2004’te “Uyanma Zamanı”, 2005’te “Ayrılık Acı Bir Şey”, 2005’te “Bakma”, 2006’da “Gönül Teknem”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, 2009’da “Sandık”, 2010’da “Yalan Dünya”, 2013’te “Veda – Ervah-ı Ezelde”, 2013 ve 2014’te “Baba Şarkılar 1-2” albümleri çıktı.
38 filmde rol aldı
Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen “İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti.
Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.
Sanatçı, 1980’de “Bağrı Yanık”, “İtirazım Var”, “Hasret”, “Kul Sevdası “Zeytin Gözlüm”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1983’te “Anlatamadım”, 1984’te “Ağlattı Kader”, “Bir Yıldız Doğuyor”, “Çare Sende Allah’ım”, “Garibanlar”, “Sev Yeter”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “İkizler”, “Kul Kuldan Beter”, “Yaranamadım”, 1986’da “Beleşçiler”, “Çığlık”, “Seher Vakti”, “Töre”, “Yıkıla Yıkıla”, “Kader Rüzgarı”, “Kısmetin En Güzeli”, “Küskünüm”, 1987’de “Oğlum”, “Talihsizler”, 1988’de “Yalnızlık Korkusu”, 1990’da “Dertler İnsanı”, “Dünya Boştur”, 2000’de “Sevmemeli”, 2002’de “Bir Akıllı Bir Deli”, “Muhabbet Kuşları”, “Ömerçip”, 2005’te “Balans ve Manevra”, 2006’da “Amerikalılar Karadeniz’de 2”, 2008’de “Esrarlı Gözler”, 2011’de “Şov Bizinıs” filmlerinde oynadı.
Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu
Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.
Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, “Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.
Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.
44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.
Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçı solunum cihazına bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti, cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi ise sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.
]]>Kış turizminin önemli merkezlerinden Palandöken, her geçen yıl artan turist sayısıyla kayakseverlerin kış tatili için ilk tercih ettiği kayak merkezleri arasında yer alıyor.
Havalimanına 20, kent merkezine ise sadece 4 kilometre uzaklığıyla ziyaretçilerine kolay ulaşım ve konaklama imkanı sunmasının yanı sıra birçok kış sporunun rahatlıkla yapılabildiği kayak merkezi, teknik altyapısı, beş yıldızlı otelleri, uluslararası standartlardaki uzun pistleri, kar kalitesi ve eşsiz doğasıyla öne çıkıyor.
2-12 Mart’ta düzenlenecek 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyatları ile 12-15 Mart arası oynanacak Avrupa Kar Voleybolu Şampiyonası’na ev sahipliği de yapacak Palandöken’de, kayakseverlerin yoğunluğu devam ediyor.
Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Ejder3200 AŞ yönetimindeki kayak merkezinde gerçekleştirilen suni karlama ve kar depolama sistemleri ile 5-6 ay boyunca kayak yapabilme imkanının sağlandığı Palandöken’de etkili olan yoğun karın ardından sezonun mart ayının sonuna kadar uzaması bekleniyor.
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, AA muhabirine, Palandöken’de şubat ayı sonu itibarıyla kar kalınlığının 1,5-2 metre arasında olduğunu ve yoğunluğun devam ettiğini söyledi.
“Mart ayının sonuna kadar tüm pistlerimizde kayak yaptırabileceğiz. Otellerimizde doluluk oranımız yüzde 70-80’lerde devam ediyor.” diyen Aynalı, merkezde 90 kilometre uzunluğundaki 55 pistin açık durumda olduğunu ve kayak eğlencesinin devam ettiğini belirtti.
Palandöken, uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapıyor
Kayak merkezinin uluslararası organizasyonlara da ev sahipliği yaptığını anlatan Aynalı, bunlardan birinin de 2-12 Mart’ta Palandöken’de düzenlenecek 20. İşitme Engelliler Kış Olimpiyatları olduğunu kaydetti.
Aynalı, şöyle devam etti:
“Önümüzdeki hafta Uluslararası Avrupa Kar Voleybolu Şampiyonasına ev sahipliği yapacağız. Yani sadece ülkemizdeki organizasyonlara değil dünyadaki organizasyonlar da Palandöken’de kayak sezonu devam ettiği için Erzurum’umuzda yapılıyor. Saatte 2400 metreküp kar yapabilme kapasitesine sahiptik, bu sene yine 4 kilometre güney pistimizin devamında suni karlama tesisi yaptık. Saatte 2600 metreküpe suni karlamamızı çıkardık.”
Palandöken’de 10 kilometrelik gece kayağı pistinin olduğunu dile getiren Aynalı, “Bu sene turnike geçişlerimizin 3 milyon olacağını tahmin ediyoruz. Şu an 2 milyon civarındayız ama önümüzdeki 1-1,5 ay kayak yapılabilir durumda olduğumuz için inşallah 3 milyona çıkarmış olacağız.” diye konuştu.
Sezonun, 180 günü aşması için çalışmalar yapılıyor
AR-GE çalışmaları ile merkezde kayak yapılabilir süreyi artırmak için çalıştıklarını ifade eden Aynalı, şunları kaydetti:
“Türkiye’de kayak sezonunu en erken açıp en geç kapatan kayak merkeziyiz. 180 günü buluyoruz. 150 günün altına hiç düşmüyoruz. Kar depolama sistemimiz var. Sezonun sonunda güneş almayan vadilerde kar depoluyoruz. Bu karın yüzde 40-50’sini muhafaza edebiliyoruz. Diğer sezonun başında biz bunları alt temel olarak pistler serip, suni kar üretince, doğal kar yağmasa bile sezonu açmış oluyoruz. Yine sezonu uzatabilmek ve mevcut karı muhafaza edebilmek adına AR-GE çalışmalarımız da devam ediyor. İnşallah bir kaç yıl içerisinde bu çalışmaları da sonuçlandırınca sezonu 180 günün üzerine çıkarmış olacağız.”
“Son yılların en bereketli, en dolu sezonunu geçiriyoruz”
Sezonun dolu dolu ve çok bereketli geçtiğini vurgulayan Aynalı, “Son yılların en bereketli en dolu sezonunu geçiriyoruz. Geçen sene de bizim beklentimiz böyleydi ama maalesef 6 Şubat depremi olunca biz de sezonu kapatmak zorunda kaldık. Bu sene Allah bir mani keder vermedi. Çok yoğun geçiriyoruz ve yoğunluğumuz devam ediyor. Tüm kayakseverlerimizi Erzurum’a Palandöken’e bekliyoruz.” diye konuştu.
]]>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Gazze: İnsanlığın Felaketi Özel Raporu” tanıtım toplantısında; “Netanyahu ve çetesi, bu katliamları yaparken yanlarına kar kalır zannediyorlar. Öyle zannetmesinler, yanlarına kar kalmayacaktır. Şimdiden Netanyahu ve çetesi Hitler’le aynı kategoriye girmiş, Hitler’le aynı tarafta görülmeye başlanmıştır. Bu en büyük mağlubiyettir. Bu çete uluslararası savaş suçları mahkemesine çıkacak ama çoktan insanlığın vicdanında yargılanmış ve gerekli yere oturtulmuştur. Lahey’deki dava Filistin meselesinin başlangıcıdır. Önümüzde on yıllar sürecek olan büyük bir mücadele başlıyor” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bugün TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen toplantıda ‘Gazze: İnsanlığın Felaketi Özel Raporu’nu kamuoyu ile paylaştı. Kurtulmuş, özetle şunları ifade etti:
“TÜRKİYE’NİN BÜTÜN KURUMLARI DA BU SÜREÇ İÇERİSİNDE FİLİSTİN HALKININ YANINDA YER ALMAYA BÜYÜK GAYRET GÖSTERİYOR”
“Hem bu İsrail’in saldırganlığının karşısında durmak hem insanlık vazifemizi yerine getirmek hem de Filistinli kardeşlerimize karşı dost ve kardeş olduğumuz Filistin halkına karşı dayanışmalarımızı ve işbirliğimizi ifade için her seviyede büyük bir titizlikle, dikkatle mücadele ediyoruz. Türkiye’nin bütün kurumları da bu süreç içerisinde Filistin halkının yanında yer almaya büyük gayret gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı’na bağlı İletişim Başkanlığı, özellikle İsrail’in en iyi şekilde bildiği dezenformasyona karşı uluslararası alanda vermiş olduğu mücadelede fevkalade takdire şayandır. Ayrıca insani yardımların ulaştırılması bakımından Kızılay başta olmak üzere bütün yardım kuruluşlarımız yine aynı oradan yaralıların getirilmesi bakımından da Sağlık Bakanlığımızın, velhasıl bütün kuruluşlarımızın en önemli vazifelerinden birisi 7 Ekim’den bu yana İsrail’in saldırganlığının karşısında durmak Filistin halkının yanında durabilmektir.
“VİCDANI OLANLAR AYAĞA KALKMIŞTIR VE DÜNYADA ZULME KARŞI BİR İNSANLIK CEPHESİ KURULMUŞTUR”
Meselenin iki yönü olduğu, bu iki yönünü birbiriyle iç içe geçmekle birlikte birbirinden ayrı ele alınarak titizlikle sürdürülmesi gerektiğine inanıyorum. Bunlardan birisi işin insanlıkla ilgili kısmıdır. Bir diğeri ise işin siyasi kısmıdır. Bu ağır insanlık dramını Gazze’de 2 milyon 200 bin insanın 5 aya yakın bir süredir her gün bilfiil yaşadığını unutmayalım. Bu büyük katliam karşısında susanlar, sessiz kalanlar, destekçi olanlar olduğu gibi ilk günden itibaren insanlık adına ayağa kalkan ve seslerini yükseltenler vardır. Şunu açıklıkla söyleyebiliriz, zalimler küvözlerde ölen bebekleri purolarını içerek izleyebilirler. Zalimler sokakta, açlıktan ölen ninelerin ızdırabına gülerek yanıt verebilirler. Ama mazlumlardan yana olanlar, vicdanı olanlar ayağa kalkmıştır ve dünyada zulme karşı bir insanlık cephesi kurulmuştur. Güçlenerek yoluna devam edecektir.
“ÜSTÜMÜZE DÜŞEN İNSANLIK CEPHESİNİ HER YERDE TAHKİM ETMEKTİR”
Dolayısıyla ilk olarak yapılması gereken şeyi zaten insanın kendiliğinden yapmaya başlamış, organize olmaya başlamış ve insanlık cephesini inşa etmiştir. Şimdi bizim üstümüze düşen insanlık cephesini her yerde tahkim etmektir. Bundan sonra dünyanın hiçbir yerinde hiçbir zalim yönetim eskisi kadar rahat olamayacaktır. İşin bu insanlık tarafından siyasetçiler olarak, sivil toplum kuruluşları olarak üniversiteler olarak, araştırma merkezleri olarak tabii ki ortaya koyacağız.
“NETANYAHU VE ÇETESİ HİTLER’LE AYNI TARAFTA GÖRÜLMEYE BAŞLANMIŞTIR”
Netanyahu ve çetesini bu katliamları yaparken yanlarına kar kalır zannediyorlar. Öyle zannetmesinler, yanlarına kar kalmayacaktır. Şimdiden Netanyahu ve çetesi Hitler’le aynı kategoriye girmiş, Hitler’le aynı tarafta görülmeye başlanmıştır. Bu en büyük mağlubiyettir. Bu çete uluslararası savaş suçları mahkemesine çıkacak ama çoktan insanlığın vicdanında yargılanmış ve gerekli yere oturtulmuştur. Lahey’deki dava Filistin meselesinin başlangıcıdır. Önümüzde on yıllar sürecek olan büyük bir mücadele başlıyor.
“BU KADAR BÜYÜK ZULÜMLER, INSANLIK SUÇLARI İŞLENİRKEN İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI, İSLAM ÜLKELERİ NEREDEDİR”
Önümüzdeki dönemde çalışmalarımızın üç alanda yoğunlaştırmak mecburiyetindeyiz. Bunlardan bir tanesi Netanyahu ve ekibini, uluslararası alanda yalnızlaştırma siyasetini gerçekleştirmek zorundayız. Bunlar nereye giderlerse gitsinler artık uluslararası sistemin içinde asla ve asla eski itibarlarını bulamayacaklar ve yalnızlaşacaklardır. İkincisi ise bu çerçevede özellikle mazlum milletlerin, aralarındaki dayanışmaları artırmaları gerekiyor. Bu kadar büyük zulümler, insanlık suçları işlenirken İslam İşbirliği Teşkilatı, İslam ülkeleri nerededir? Niçin yeterince etkin şekilde bu zulmü önleyecek mekanizmayı oluşturamamaktadırlar? Üçüncüsü ise uluslararası alanda yeni bir sistemin kurulabilmesi için bütün gücümüzle mücadele edeceğiz.
“İNSANLIK DİYOR Kİ; YENİ BİR BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE YENİ HAKKANİYETE ADALETE DAYALI BİR SİSTEMİ KURMAK LAZIM”
Birleşmiş Milletler’inden tutun uluslararası yardım kuruluşlarına kadar hiçbirisinin bir fonksiyonu kalmamıştır. Gazze meselesi insanlığın gözüne sokarak bunu gösteriyor. Ukrayna’da iki yılı aşkın bir savaşta çözüm üretemeyen uluslararası sistem çoktan çökmüştü. Aynı şekilde dünyanın birçok yerinde çatışmalara müzakereler çerçevesinde çözüm bulamayan uluslararası sistem çoktan çökmüştü. Gazze’deki ortaya koyduğu bu çaresizliğini çok net bir şekilde bütün dünya görmüştür. Dünya bu adamların kurduğu zalime destek veren sistemle yürütülemez. Dünya 5’ten büyüktür derken söylediğimiz şey bir hayal değildi. Şimdi Gazze’de her yükselen sesle birlikte insanlık diyor ki, yeter artık yeni bir sistem yeni bir Birleşmiş Milletler ve yeni hakkaniyete adalete dayalı bir sistemi kurmak lazım.
“YAKIN ZAMANDA BU FİLİSTİN DİRENİŞİNİN BAŞARIYA KAVUŞACAĞINI DA GÖRÜYORUZ”
Zannetmesinler ki Netanyahu ve çetesi, bu siyonist rejim, bu zulümlerle ilelebet payidar olacaklardır. Yakın zamanda bu Filistin direnişinin başarıya kavuşacağını da görüyoruz. Üç tane mesele gerçekleştiği zaman Filistin davasında siyasi olarak sonuç almış olacağız. Bunlardan birisi, tam manasıyla egemen, toprak bütünlüğü sağlanmış ve 1967 sınırlarında yani başkenti Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmadan Filistin’de siyasi çözüm elde edilemez. İkinci temel mesele ise başta Mescid-i Aksa olmak üzere Müslümanların, Hristiyanların ve Yahudilerin bütün kutsal mekanlarının uluslararası sistem tarafından garanti altına alındığı bir mekanizmanın kurulmasıdır. Üçüncüsü ise İsrail’in çok sistematik bir şekilde, 1948 itibaren sürdürdüğü yerleşimci politikalarının mutlaka önlenmesidir. Bu yerleşimci lafını da ortadan tamamen kaldırmamız lazım. Bunlar işgalcilerdir. Bu üç konudaki siyasi sonuçları aldığımız zaman Filistin davası başarılı bir yola girmiş demektir.”
]]>
Kurtulmuş, TBMM Tören Salonu’nda Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) tarafından düzenlenen “Gazze: İnsanlığın Felaketi” Özel Raporu Tanıtım Programı’nda yaptığı konuşmada, gösterdikleri hassasiyet ve ortaya koydukları nitelikli çalışma dolayısıyla Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Kamu Denetçisi Fatma Benli ile kurumdaki uzmanlara teşekkür etti.
İsrail’in saldırganlığının karşısında durmak, dost ve kardeş Filistin halkıyla dayanışma ve işbirliğini ifade etmek için her seviyede büyük bir titizlikle mücadeleyi devam ettirdiklerini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mız bütün katıldığı uluslararası toplantılarda, bendeniz katıldığım bütün uluslararası toplantılarda, Dışişleri Bakanımız hem toplantılarda hem ikili temaslarda; işin başından itibaren tezlerimizi çok net bir şekilde ortaya koyuyoruz. Ayrıca Türkiye’nin bütün kurumları da bu süreç içerisinde Filistin halkının yanında yer almaya büyük gayret gösteriyor.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin teşebbüsüyle Uluslararası Adalet Divanında açılan davada gündeme getirilen delillerin önemli bir kısmı Anadolu Ajansının sağladığı, TRT’nin çekimini yaptığı delillerdir. Bu anlamda Cumhurbaşkanlığına bağlı İletişim Başkanlığının, özellikle İsrail’in en iyi şekilde bildiği dezenformasyona karşı uluslararası alanda vermiş olduğu mücadele de fevkalade takdire şayandır. Ayrıca insani yardımların ulaştırılması bakımından Kızılay başta olmak üzere bütün yardım kuruluşlarımızın, yine aynı şekilde oradan yaralıların getirilmesi bakımından da Sağlık Bakanlığımızın, velhasıl bütün kuruluşlarımızın en önemli vazifelerinden birisi 7 Ekim’den bu yana İsrail’in saldırganlığının karşısında durmak, Filistin halkının yanında durabilmektir.”
Kurtulmuş, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Emrah Karayel ve Anayasa Komisyonu Üyesi ve Denizli Milletvekili Cahit Özkan’ın TBMM’yi temsilen Uluslararası Adalet Divanındaki duruşmaları takip ettiğini anımsattı.
“Hiç şüphesiz çok büyük bir takdir, çok büyük bir teşekkür ve çok büyük bir tebriki de Sayın Büyükelçi’nin şahsında Güney Afrika Hükümetine ve Güney Afrika halkına yapmak da vazifemizdir” diyen Kurtulmuş, Güney Afrika’nın bu uğurda verdiği mücadelede Türkiye olarak kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmayacaklarını vurguladı.
“Dünyada zulme karşı bir insanlık cephesi kurulmuştur”
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları karşısında susanlar ve destek verenler olduğu gibi, ilk günden itibaren insanlık ve vicdan adına ayağa kalkan ve seslerini yükseltenlerin de bulunduğunu söyleyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Dini, ırkı, teninin rengi ne olursa olsun, kullandığı dil ne olursa olsun; kültürü, siyaseti ne olursa olsun ‘Ben insanım ve insanlığın yanındayım’ diyen milyonlarca, yüz milyonlarca insanlık ailesi mensubuna saygılarımızı ve şükranlarımızı ifade ediyorum. Yönetimler, hükümetler kendi tuzu kuru hesapları içerisinde gelecek hesabı yapabilirler. Ama dünyanın her yerinde sokaklara çıkan ve Filistin’in masum halkının yanında durduğunu ifade eden insanların her birisini Türkiye’den saygıyla selamlıyoruz.
Şunu açıklıkla söyleyebiliriz; Zalimler, kuvözlerde ölen bebekleri purolarını içerek izleyebilirler. Zalimler, sokakta açlıktan ölen ninelerin ızdırabına gülerek yanıt verebilirler. Ama mazlumlardan, insanlıktan yana olanlar, vicdanı olanlar ayağa kalkmıştır ve dünyada zulme karşı bir insanlık cephesi kurulmuştur, güçlenerek yoluna devam edecektir. Bundan sonra dünyanın neresine giderlerse gitsinler zalimler ve destekçileri için iş hiç kolay değildir. Hangi büyük üniversitede konuşurlarsa mutlaka Filistin’e karşı yaptıkları zulümler için yüzlerine haykıran, hatta bir müddet sonra yüzlerine tüküren insanlar olacaktır.”
“Zaten insanlığın vicdanında yargılandılar, mahkum oldular”
İnsanlık cephesinin dünyanın her yerde tahkim edilmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “İşin bu insanlık tarafını; siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, araştırma merkezleri olarak ortaya koyacağız. İnsanlık cephesinin tahkim edilmesi için Uluslararası Adalet Divanında açılan bu dava, aslında büyük bir kaldıraç görevi görmektedir ve inşallah bu mahkemenin sonuçları olumlu neticelenecek.” diye konuştu.
Kurtulmuş, Uluslararası Adalet Divanından sonra ikinci olarak uluslararası savaş suçları mahkemesinde davanın görüleceğini ifade ederek, “Karadziç o katliamları yaparken, ‘yanıma kar kalır’ zannediyordu. Netanyahu ve çetesi de bu katliamları yaparken ‘yanımıza kar kalır’ zannediyorlar. Öyle zannetmesinler, yanlarına kar kalmayacaktır ve inşallah uluslararası savaş suçları mahkemesinde yargılanacaklardır. Zaten insanlığın vicdanında yargılandılar, mahkum oldular.” değerlendirmesini yaptı.
“Netanyahu ve ekibi eski itibarlarını bulamayacak ve yalnızlaşacaktır”
Uluslararası Adalet Divanındaki mahkemenin, Filistin davasının başlangıcı olduğunu bildiren Kurtulmuş, şimdi on yıllar sürecek büyük bir mücadelenin başladığını söyledi.
Netanyahu ve ekibinin, bu büyük zulümlere zemin hazırlayanlarla birlikte uluslararası alanda yalnızlaştırılması siyasetini gerçekleştirmek gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, “Bunlar nereye giderlerse gitsinler, artık uluslararası sistemin içinde asla ve asla eski itibarlarını bulamayacaklar ve yalnızlaşacaklardır. Dün bunlarla aynı kare içerisinde fotoğraf vermek için yarışanlar, yarın bunlarla aynı binada bulunmamaya gayret edeceklerdir.” dedi.
Başta İslam ülkeleri olmak üzere mazlum milletlerin aralarındaki dayanışmaları arttırmaları gerektiğine işaret eden Kurtulmuş, “Bu kadar büyük zulümler, bu kadar büyük insanlık suçları işlenirken, İslam İşbirliği Teşkilatı nerede? İslam ülkeleri nerede? Niçin yeterince, etkin bir şekilde bu zulmü önleyecek mekanizmayı oluşturamamaktadır.” şeklinde konuştu.
İsrail’in en büyük gücünün başta İslam ülkeleri olmak üzere mazlum milletlerin dağınıklığı, kararsızlığı ve inisiyatif kullanamamaları olduğunu dile getiren Kurtulmuş, burada mutlaka ortak hareket etmek gerektiğinin altını çizdi.
“Uluslararası sistemin mazluma destek verme kabiliyeti hiç yoktur”
Kurtulmuş, uluslararası alanda yeni bir sistemin kurulabilmesi için bütün güçle mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu son gelişmelerin “uluslararası sistem” diye bir şeyin olmadığını öğrettiğini söyleyen Kurtulmuş, “Uluslararası sistemin herhangi bir konuda, herhangi bir bölgede barışı sağlama, zalim ve mazlumu birbirinden ayırt ederek mazluma destek verme kabiliyeti hiç yoktur. Tabiri caizse uluslararası sistem çökmüş, uluslararası sistem topluca mezarlığa gömülmüştür. Birleşmiş Milletlerinden tutun uluslararası yardım kuruluşlarına kadar hiçbirisinin bir fonksiyonu kalmamıştır. Ukrayna’da iki yılı aşkın süren bir savaşta çözüm üretemeyen bir uluslararası sistem, çoktan çökmüştü. Şimdi Gazze meselesi, insanlığın gözüne sokarak bunu gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Kurtulmuş, “Dünya beşten büyüktür” derken söylediklerinin bir hayal olmadığını; bugünün ihtiyacı olan bir sistemin kurulmasındaki samimiyet olduğunu bildirdi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, yakın zamanda Filistin direnişinin başarıya kavuşacağını gördüklerini de belirtti.
Tam manasıyla bağımsız, toprak bütünlüğü sağlanmış ve 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan bir Filistin devleti kurulmadan siyasi çözüm elde edilemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş, başta Mescid-i Aksa olmak üzere Müslümanların, Hristiyanların ve Yahudilerin kutsal mekanlarının masuniyetinin korunması ve yerleşimci politikalarının önlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
]]>Uluslararası standartlarda tesisleri, kar kalitesi ve teknik altyapısı bulunan Erciyes’te kar ezme araçlarını (snowtrack) kullanan 11 kişilik ekip, pistleri daha kaliteli ve güvenli bir hale getirmek için gece mesaiye başlıyor.
Erciyes’in 2 bin 188 metre yüksekliğindeki Tekir Kapı’da bulunan tesislerinden gece karanlığında hareket eden ekip, Develi, Hisarcık, Tekir ve Hacılar kapılarındaki pistlerden 3 bin 400 metre yüksekliğindeki Ottoman Tesisi’ne kadar olan pistleri sabahın ilk ışıklarına kadar kayakseverler için hazır ediyor.
Amatör ve profesyonel kayakçıların konforlu şekilde kayak yapabileceği tesislere sahip Erciyes’in toplam 112 kilometre uzunluğundaki pistlerini hazır etmek için gayret gösteren ekip, yer yer 12 kar ezme aracının sığabileceği pistlerden birden fazla kez geçerek kilometrelerce yol katediyor.
Kar ezme aracı operatörü Eyüp Can Arıkan, AA muhabirine, Erciyes’in pistlerini en iyi hale getirmek amacıyla büyük bir gayretle çalıştıklarını söyledi.
Erciyes’in her alanda olduğu gibi pistlerinin de kaliteli olduğunu belirten Arıkan, şunları kaydetti:
“Yabancı ve yerli turistlere hitap etmesi açısından geceleri burada işe başlayıp sabahlara kadar tesislerimiz ve pistlerimizi hazır hale getiriyoruz. Hava şartları ne kadar olumsuz olursa olsun sabaha kadar her şeyin hazır olması için tüm çabamızı pistlere harcıyoruz. Buraya gelen insanlar ve turistler memnun kalsın istiyoruz . Onların güvenliği için de biz ezme işlemini gerçekleştiriyoruz. Bu makinenin özelliği kayak pistlerindeki karı düzeltmesi ve oradaki karı sertleştirmesi. Gelen misafirlerimizin düzgün pistlerde kayak yapmaları ve güvenlikleri için bu makinelerle ezme işlemini gerçekleştiriyoruz. Makinemizin ön tarafındaki küreğiyle kar olmayan bölgelere de kar çekiyoruz ve böylece her tarafta rahatlıkla kayabiliyorlar.”
Arıkan, gece saatlerinde işe başladıklarını, saat 05.00’e kadar süren işlerinin hava şartlarına göre bazen saat 11.00’e kadar devam edebildiğini aktardı.
“Sabaha kadar 600 kilometrenin üzerine çıkıyoruz”
Ekip olarak işlerini bitirdiklerinde pistlerin hazır hale geldiğini anlatan Arıkan, şöyle devam etti:
“Toplam pistlerimizin uzunluğu 112 kilometre. Durmaksızın tüm pistleri ezip kontrol ederek, sabaha hazır hale getiriyoruz. Dağ genelinde duruma göre 8 makine çalışıyoruz. 11 kişilik bir ekibiz. Çoğu pistlerimiz acemi ve profesyonel kayakçılara hitap ediyor. Bu pistlerimizin genişliği yer yer 6 makinelik veya 12 makinelik mesafeye kadar çıkıyor. Biz genişliğinden dolayı pistlerimizden bir defadan fazla, bazen 6 defa geçtiğimiz için sabaha kadar 600 kilometrenin üzerine çıkıyoruz. Bu da demek oluyor ki bizim makinelerimizin her biri dağ genelinde 100 kilometreden fazla yol yapıyor. Gece saatlerinde başlayıp sabah güneş doğana kadar devam eden çalışmalarımız buraya gelen yerli ve yabancı misafirlerimizin memnuniyeti ve güvenli bir hizmet alması içindir.”
Operatör Ahmet Aslan da turistlere Erciyes’i en iyi şekilde tanıtmak amacıyla pistleri mükemmel hale getirmek için çalıştıklarını söyledi.
]]>SAMSUN – Samsun’da, Karadeniz Azerbaycan Türkleri ve Türk Soylular Derneği tarafından ‘Hocalı Katliamı’nın 32. yıl dönümü nedeniyle anma etkinliği düzenlendi.
Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen anma programında 1992 yılında ‘Hocalı Katliamı’nda hayatını kaybedenler anıldı. Program ilk olarak hayatını kaybedenler ve şehitler için saygı duruşundan bulunulması ile başladı. Akabinde İstiklal Marşı ve Azerbaycan Marşı okundu. Programda konuşan Orta Karadeniz Azerbaycan Türkleri ve Türk Soylular Derneği Genel Başkanı Dr. Mesude Veliyeva Altun, “Hocalı Soykırımı diye anılacak ve tarihe kara bir leke olarak geçecek olan hadise o gün yaşandı. Ermeni kuvvetlerin 32 yıl önce Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaptığı katliamın acısı seneler geçse de ancak halen unutulmadı. Bu vahim hadisenin yıldönümünde katledilen masumlar anılıyor. Hocalı Katliamı, Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azerbaycan sivillerinin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır. Azerbaycan halkının tamamına yönelik yapılmış Hocalı Soykırımı, akıl almaz zulmü ve insanlık dışı cezalandırma yöntemleriyle insanlık tarihinde bir vahşet eylemidir. Bu soykırım aynı zamanda tüm insanlığa karşı tarihi bir suçtur. O soğuk, acımasız karlı kış gecesi kuşbaşı kar yağardı. O gece vahşet yaşadı Hocalı. Yer yüzü bugüne dek böyle bir vahşet, böyle bir acımasızlık görmemişti. Ermeni silahlı kuvvetleri, Rus 366. Motorlu Taşıt Alayının yardımı ile Hocalı’yı üç taraftan kuşatıyor. Karlı ormanlık arazide, zayıf düşmüş ve haklarından mahrum edilmiş insanların çoğu Ermeni askerleri tarafından vahşice yok edildi. Düşman; merhamet isteyen yaşlı, hasta, kadın, çocuk kimseyi umursamadı. Çocuklar ebeveynlerinin gözleri karşısında vahşice öldürülüyordu. Hocalı’nın yiğit oğullarının başları Ermeni mezarlarının üzerinde kurbanlık olarak kesildi. Yüzlerce kız ve gelinlerimiz esir düştü. Aralıksız kurşun yağmurundan kurtulup ayağı açık halde ormanlara, dağlara gidenlerin çoğu yolda dondu. O gece nereye gideceğini, kimden yardım isteyeceğini bilemeyen çocuklar yakınlarının cesetleri arasında şaşkın şaşkın hareket ediyordu. Hocalı, Ermeni milliyetçilerinin yüzyıllar boyunca Türk ve Azerbaycan halklarına karşı yaptığı soykırım ve etnik temizleme siyasetinin en kanlı sayfasıdır. Kendi acımasızlığına ve şiddetine göre ise insanlığa karşı işlenen büyük bir suçtur. Hocalı; bir kentin yeryüzünden silinmesi, içinde yaşayan kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden topyekun saldırıya uğraması, kaçabilenlerin de soğuk ve karlı dağlarda ya donarak hayatını kaybetmesi ya da sakat kalması, kaçamayanların ağır silahlarla taranmasıdır. Yani anlatılması ve anlaşılmasının son derece zor olduğu bir vahşettir. Dağlık Karabağ Bölgesi’nde bulunan Hocalı’da yapılan bu katliam, insanlık dışı bir olaydır. O günü asla unutmam. Katliamda katledilen vatandaşlarımızı unutmadık asla unutturmayacağız. Katliamı kınıyor ve katliam faillerinin cezalandırılmasını istiyoruz. Tarihin siyah gecesinde yaşamını kaybetmiş yüzlerce vatandaşımızı, yaşanan vahşetin 32. yıldönümünde rahmetle anıyor ve Allah rahmet etsin diyoruz” dedi.
Konuşmanın ardından çocuklar tarafından şiirler okunması ile program sona erdi.
]]>Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Birol Aydın, Kapalıçarşı Esnafları Derneği, Mahmutpaşa Esnaf ve İşadamları Derneği, Mısır Çarşısı Esnafları Yardımlaşma Derneği’ni ziyaret etti. Aydın, “İstanbul’umuzda binlerce, on binlerce işsiz insanımız var. İŞKUR’a müracaat etmiş. Onların da iş bulana kadar toplu taşımadan ücretsiz istifade etmesini sağlayacağız. Hayat pahalılığı içerisinde 65 yaşını geçmiş, 25, 30 yıl çalışmış, 10 bin lira maaşa mecbur ve mahkum bırakılmış emeklilerimizin bir kısmı metro çıkışlarında, Marmaray’ın çıkışlarında mendil, limon satıyorlar. Buna da derman olacağız. Ama en kalıcı en doğru, dosdoğru İstanbul tasavvurumuzu gerçekleştirme projemiz de İstanbul’un nüfusunu azaltma projesidir” dedi.
Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Birol Aydın, Fatih Belediye Başkan Adayı Mehmet Yaroğlu, Fatih İlçe Başkanı Muzaffer Serenli, İl Başkanları Oğuzhan Sadıkoğlu ve Ömer Yıldızhan ile Kapalıçarşı Esnafları Derneği, Mahmutpaşa Esnaf ve İşadamları Derneği, Mısır Çarşısı Esnafları Yardımlaşma Derneği’ni ziyaret etti.
“BESLENME SAATİNDE KARNINI DOYURAMAYAN BİR YAVRUMUZUN BU HALİ EN ÖNCELİKLİ İŞİMİZDİR”
Aydın, ziyaret sırasında şöyle konuştu:
“Saadet Partisi olarak İstanbul’a ilişkin bir tasavvurumuzun olduğunu öteden beri dile getiriyoruz. Başka bir İstanbul’un mümkün olduğunu, İstanbul’da daha iyi bir yaşamın mümkün olduğunu ama İstanbul’a ilişkin tasavvurumuzun ne olduğunu belirlemeden söylenecek sözlerin, vaatlerin bir karşılığının olamayacağını dile getiriyoruz. Bu açıdan İstanbul’u markalaştırmak, İstanbul’a bir kalite getirmek, bir estetik getirmek ve nezaketi İstanbul’da yaygın kılmak çabası ve arzusu içerisinde bir tasavvurumuz var. İstanbul’un berberi de kaliteli berber. Esnafı da kaliteli, taksicisi de kaliteli, kaldırımı da kaliteli, mimarisi de kaliteli beyaz yakalısı da mavi yakalısı da kaliteli. Bir taksici gördüm, İstanbul taksicisi. Bir aşçı gördüm, İstanbul aşçısı. Bir müezzin, İstanbul müezzini. Bir kuyumcu, İstanbul kuyumcusu. Her haliyle İstanbul markasını, kalitesini barındıran ve bunu bütün dünyaya sirayet ettiren bir tasavvurumuz var. Bunun için de atılması gereken acil adımlar ve kalıcı adımlar var. Bugün İstanbul’umuzun en temel meselesi geçimse hayat pahalılığı ise bu alana ilişkin dokunacağımız yapacağımız işler vardır. ve beslenme saatinde karnını doyuramayan bir yavrumuzun bu hali en öncelikli işimizdir. Bunu kantin kart projemizle İstanbul’umuzda hiçbir yavrumuz ilk ve ortaöğretimde beslenme saatinde karnı aç sınıfın kenarında bulunmayacak. Onun karnını doyuracak proje kantin kart projesidir. Bu çok öncelikli bir projedir.
“ALTERNATİF BİR ÇÖZÜM OLARAK PEMBE METROBÜSÜ DEVREYE SOKACAĞIZ”
Metrobüs projemiz var ama pembe metrobüs projesi. İstanbul hürmete layık bir şehir. İstanbullu hürmete layık bir kitle. Fakat İstanbul içerisinde ayrıca hürmete layık olanlar yaşı 65’i geçmiş büyüklerimiz, kadınlarımız, kızlarımız ve engellilerimiz. Bunların toplu taşımanın ulaşımının en yoğun olduğu saatlerde balık istifi yolculuğun olduğu saatlerde bu duruma düşmemeleri için alternatif bir çözüm olarak pembe metrobüsü devreye sokacağız. Aması fakatı da bu işin olmayacak. Hürmet dediğimiz önce buradan başlayacak. Kalıcı çözüm olana kadar bu alternatif çözümü, yaşı ilerlemiş insanlarımızdan, engellilerimizden, kadınlarımızdan, kızlarımızdan esirgemeyeceğiz bunu yapacağız. Bir hijyen timi projemiz var. Bugün maalesef İstanbul’umuzda birçok devlet okulunun tuvaletleri berbat. Temizlik yok, sabun yok. Milli Eğitim Bakanlığımızla bir işbirliği içerisinde bütün bu ihtiyacı olan okullarımızın temizlik ihtiyacını biz temizlik görevlisi, temizlik malzemesi ihtiyacını büyükşehir belediyesi olarak biz temin edeceğiz. Paramız, bütçemiz buna yeter. Ama illa bir kısıtlılık yapacaksak buralardan değil de bir kaldırım yenilemeden bir yol yenilemeden bir asfalt yenilemeden feragat edeceğiz. Ama bu hijyen timini ve kantin kart bu kart projesini devreye sokacağız.
“İŞSİZLERİN TOPLU TAŞIMADAN ÜCRETSİZ İSTİFADE ETMESİNİ SAĞLAYACAĞIZ”
İstanbul’umuzda binlerce, on binlerce işsiz insanımız var. İŞKUR’a müracaat etmiş. Onların da iş bulana kadar toplu taşımadan ücretsiz istifade etmesini sağlayacağız. Emeklilerimize yönelik de şüphesiz iyileştirmelerimiz var. Hayat pahalılığı içerisinde 65 yaşını geçmiş, 25, 30 yıl çalışmış, 10 bin lira maaşa mecbur ve mahkum bırakılmış emeklilerimizin bir kısmı metro çıkışlarında, Marmaray’ın çıkışlarında mendil, limon satıyorlar. Buna da derman olacağız. Ama en kalıcı en doğru, dosdoğru İstanbul tasavvurumuzu gerçekleştirme projemiz de İstanbul’un nüfusunu azaltma projesidir. Bu kadar trafik yoğunluğunu trafikte bekleme süresini kentsel dönüşümün bu coğrafyada yapsak da arzu ettiğimiz İstanbul tasavvuruna hizmet etmeyeceğini görüyoruz. Yani birinci köprüyü yaptık, ikinci köprü ihtiyacını ortadan kaldırmadı. İkinci köprüyü yaptık, üçüncü köprü ihtiyacı ortadan kalkmadı. Şu kadar metro hattı, şu kadar tramvay hattı, şu kadar metrobüs hattı yaptık. Yaptık ama bütün bu ihtiyaçlar görülüyor ki İstanbul’un trafik sorununu, ulaşım sorununu çözmüyor. Şu kadar binalar yaptık, şu kadar beton döktük, şu kadar demir ördük ama bütün bunlar Bizim İstanbul’da Allah korusun bir afet karşısında bir deprem karşısında güvenliğimizi temin edecek, huzur veren binalar, evler ve sokaklar ortaya çıkarmadı. Cenabıhakk’ın bize bahşetmiş olduğu bu nadide coğrafyada yaşayabilecek insan sayısı sınırlıdır. Biz İstanbul’un yedi ile on milyon arasında bir nüfusa çekilmesi düşüncesindeyiz. Bu muhakkak ve mutlaka bir periyodik çalışmayla mümkündür. Buna ilişkin ayrı dört tane projemiz var. Bunu ayrıca kamuoyuna takdim ettik.
“İSTANBUL’A AHLAKİ, VİCDANİ GÖZLE BAKIYORUZ”
Kentsel dönüşümü doğru şekilde yapmamız gerekiyor. Doğru işleri, doğru şekilde, dosdoğru şekilde yapmamız gerekiyor. Bir şeyi yaparken ayrıca on yıl sonra ayrıca büyük bir sıkıntıya sebebiyet vermemesi gerekiyor. ve bu dönüşüm yaparken de hak sahiplerinin üzerine ayrıca bir külfet yüklemememiz gerekiyor. Yani bedelsiz, yani ücretsiz kentsel dönüşümü gerçekleştireceğimizi vaat ediyoruz. Buna inanıyoruz. Şimdi bugün kıyısından köşesinden yapılan kentsel dönüşümlerde insanlarımıza gidiyor birisi, yarısı bizden, diğeri diyor ki yüzde kırkı vereceksin, biri diyor ki on yedi bin lira aylık ne var ki bunda diyor. İstanbul’da on beş bin lira, on bin lira maaş alan bir emekliye istersen beş bin lira de. Beş bin lirayı bile veremez. Yani vaktiyle almış, etmiş. Bir kenara koymuş. Bu insanımıza bunu ücretsiz verebiliriz. Vermenin de yolları var, çözümü var. Kiptaş’ı aktif bir şekilde devreye sokacağız. ve biz vatandaşımıza ekstra bir yük yüklemeden ona konutunu depreme dayanıklı daha işlevsel bir konutu vereceğiz. Müteahhitlerin, kar paylarını düşünürseniz, İstanbul’da bir imar kirliliğine, büyük bir imar kirliliğine neden olmaktan düzgün bir düzenlemeyle bunu yapmak pekala mümkün. Ayrıca zaten kalıcı çözüm için İstanbul’un nüfusunun azaltılması, on milyona kadar çekilmesi gerekiyor. Gönüllü olarak insanlarımızın istedikleri şehre, doğdukları şehre, emeklilerimiz, çalışma düzenleri veya işleri uzaktan çalışmaya müsait olan insanlarımız için Kiptaş marifetiyle cezbedici birtakım projelerimiz olacak. Bu şekilde İstanbul’u rahatlatacağız. Mesele İstanbul’a hangi gözlükle baktığımızdır? Mesele İstanbul’u hangi cetvelle ölçtüğümüzdür? Mesele İstanbul’un kıymetini, hangi mihenk taşıyla değerlendirdiğimizdir. Bir mana gözü var, bir madde gözü var. Maddiyatla bakarsanız İstanbul’un kıymeti sizin iştahınızı arttırır, yeşili dolar yeşili olarak görürsünüz oraya beton bina dikersiniz. Ama burada bir mana gözüyle bakarsanız, insana hizmet, insanın huzur yaşayacağı şehir inşa etmeye bakarsınız. Mesele baktığımız göz, ölçtüğümüz metre ve mihenk taşımızdır. Biz İstanbul’a ahlaki, vicdani gözle bakıyoruz. Adalet gözüyle bakıyoruz. Kurallılık gözüyle bakıyoruz. Şeffaflık ve denetlenebilir hizmet anlayışıyla bakıyoruz bunu yaptığımız zaman bu en kısa zamanda büyük sorunların üstesinden gelebileceğimizi düşünüyorum. Ben tekrar kabulleri için değerli dernek yöneticisi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kolaylıklar diliyorum.”
]]>Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen anma programında 1992 yılında ‘Hocalı Katliamı’nda hayatını kaybedenler anıldı. Program ilk olarak hayatını kaybedenler ve şehitler için saygı duruşundan bulunulması ile başladı. Akabinde İstiklal Marşı ve Azerbaycan Marşı okundu. Programda konuşan Orta Karadeniz Azerbaycan Türkleri ve Türk Soylular Derneği Genel Başkanı Dr. Mesude Veliyeva Altun, “Hocalı Soykırımı diye anılacak ve tarihe kara bir leke olarak geçecek olan hadise o gün yaşandı. Ermeni kuvvetlerin 32 yıl önce Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaptığı katliamın acısı seneler geçse de ancak halen unutulmadı. Bu vahim hadisenin yıl dönümünde katledilen masumlar anılıyor. Hocalı Katliamı, Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azerbaycan sivillerinin Ermenistan’a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır. Azerbaycan halkının tamamına yönelik yapılmış Hocalı Soykırımı, akıl almaz zulmü ve insanlık dışı cezalandırma yöntemleriyle insanlık tarihinde bir vahşet eylemidir. Bu soykırım aynı zamanda tüm insanlığa karşı tarihi bir suçtur. O soğuk, acımasız karlı kış gecesi kuşbaşı kar yağardı. O gece vahşet yaşadı Hocalı. Yer yüzü bugüne dek böyle bir vahşet, böyle bir acımasızlık görmemişti. Ermeni silahlı kuvvetleri, Rus 366. Motorlu Taşıt Alayının yardımı ile Hocalı’yı üç taraftan kuşatıyor. Karlı ormanlık arazide, zayıf düşmüş ve haklarından mahrum edilmiş insanların çoğu Ermeni askerleri tarafından vahşice yok edildi. Düşman; merhamet isteyen yaşlı, hasta, kadın, çocuk kimseyi umursamadı. Çocuklar ebeveynlerinin gözleri karşısında vahşice öldürülüyordu. Hocalı’nın yiğit oğullarının başları Ermeni mezarlarının üzerinde kurbanlık olarak kesildi. Yüzlerce kız ve gelinlerimiz esir düştü. Aralıksız kurşun yağmurundan kurtulup ayağı açık halde ormanlara, dağlara gidenlerin çoğu yolda dondu. O gece nereye gideceğini, kimden yardım isteyeceğini bilemeyen çocuklar yakınlarının cesetleri arasında şaşkın şaşkın hareket ediyordu. Hocalı, Ermeni milliyetçilerinin yüzyıllar boyunca Türk ve Azerbaycan halklarına karşı yaptığı soykırım ve etnik temizleme siyasetinin en kanlı sayfasıdır. Kendi acımasızlığına ve şiddetine göre ise insanlığa karşı işlenen büyük bir suçtur. Hocalı; bir kentin yeryüzünden silinmesi, içinde yaşayan kadın, çocuk, genç, yaşlı demeden topyekun saldırıya uğraması, kaçabilenlerin de soğuk ve karlı dağlarda ya donarak hayatını kaybetmesi ya da sakat kalması, kaçamayanların ağır silahlarla taranmasıdır. Yani anlatılması ve anlaşılmasının son derece zor olduğu bir vahşettir. Dağlık Karabağ Bölgesi’nde bulunan Hocalı’da yapılan bu katliam, insanlık dışı bir olaydır. O günü asla unutmam. Katliamda katledilen vatandaşlarımızı unutmadık asla unutturmayacağız. Katliamı kınıyor ve katliam faillerinin cezalandırılmasını istiyoruz. Tarihin siyah gecesinde yaşamını kaybetmiş yüzlerce vatandaşımızı, yaşanan vahşetin 32. yıldönümünde rahmetle anıyor ve Allah rahmet etsin diyoruz” dedi.
Konuşmanın ardından çocuklar tarafından şiirler okunması ile program sona erdi. – SAMSUN
]]>Azerbaycan Parkı’nda bulunan Şehitler Anıtı önünde düzenlenen anma töreni, saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı ve Azerbaycan milli marşının okunmasıyla başladı. Törende konuşan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, “32 yıl önce Ermeniler, çoluk çocuk, yaşlı kadın demeden 613 vatandaşımızı katletti. Acısı hala içimizde. Ancak ne mutlu ki bir süre Başkomutan İlham Aliyev tarafından ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın destekleri ve duruşlarıyla çok şükür Karabağ azatlığına yani özgürlüğüne kavuştu. Bundan dolayı sevinçliyiz ve gururluyuz” dedi.
Konuşmasında Azerbaycan Kardeşlik Parkı’ndan ve içindekilerden de bahseden Başkan Yalçın, “Bir süre önce 7 Şubat’ta Şuşa Azerbaycan Evi’nde önemli ve güzel bir şeye şahit olduk. Türkiye’de 3 yerde Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı, onlardan birisi de bu mekanda oldu. Bundan da ev sahipliği yapmaktan gurur duyuyoruz. 20 bin metrekare üzerindeki Azerbaycan Kardeşlik Parkı’nı yapmak, bu anıtı buraya taşımak, Şuşa Evi’ni yapmak Azerbaycanlı kardeşlerimize bir armağanımızdır ve Azerbaycanlı kardeşlerimiz her şeyin en iyisine layıktır” diye konuştu.
“Güçlü olmamız lazım”
Gazze’de yaşanan soykırıma da değinen Başkan Yalçın, “Biliyorsunuz bir katliam da Filistin’de yaşanıyor Gazze’de başlayan katliamda neredeyse 30 bin kişi hayatını kaybetti. Küresel güçler hem soydaşlarımızı hem dindaşlarımızı katletmeye azimliler. Onun için Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan devleti ne kadar güçlü olursa biz de o kadar sesimizi çıkarabileceğiz. Allah hem Azerbaycan devletine hem Türkiye Cumhuriyeti’ne nice yüz yıllar ömürler nasip etsin. Ben Hocalı ve dünyanın her yerinde mazlum şekilde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.
“Başkan Yalçın unutulmaması için çırpınıyor”
Şuşa Azerbaycan Evi Derneği Başkanı Elshan Ganbarov da yaptığı konuşmada Başkan Yalçın’ın konuya duyduğu hassasiyete teşekkür ederek, “Bir kültür bekçisi gibi bir tarihin unutulmaması için çırpınan Yalçın Başkanımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum. Tarih asla unutanları sevmez. Tarihi unutmak, 100 yıl önce Erzurum’da yapıldığı gibi 100 yıldan sonra Hocalı’da yapılmış bir katliamla karşı karşıya kalmak gibidir. Hocalı’da hayatını kaybeden şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Allah ulusumuza uzun ömürler versin” şeklinde konuştu.
“Tek millet iki devlet”
Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa da, tek millet iki devlet vurgusu yaptığı konuşmasında, “Azerbaycan ve Türkiye’nin geçmişten günümüze bir gönül bağı var. Azerbaycan’da kar yağsa biz burada üşürüz. Türkiye’de de kar yağsa hiç şüphe yok ki Azerbaycanlı kardeşlerimiz orada üşür. Bugün ne mutlu Azerbaycan ve Türkiye’nin kardeşliği, gönül birliğiyle birlikte Karabağ bölgesi huzura kavuşmuştur. Böyle bir anma programı düzenlediği için de değerli Yalçın Başkanıma teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi.
“Burada gördüklerim gurur verici”
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuğrul İsmail de konuşmasında, “Bu hassasiyet için Kayserimize özellikle Talas Belediyemize özel minnettarlığımı sunuyorum. Bu meselelerde Kayseri’mizin ne kadar hassas olduğunu her zaman şahsen gördüm. Burada Hocalı Parkı’nın açılması, güzel bir anıtın yapılması, Şuşa Evi’nin olması gurur verici bir meseledir. Gerçekten bir millet iki devlet anlayışının ve gönüllerimizin birbirine bağlı olduğunun göstergesidir. İyi günlerde bir arada olmak kolaydır, önemli olan bu tür acılarımızı birlikte paylaşmaktır. Bunu sağlayan Başkan Yalçın’a teşekkür ediyorum” dedi.
“Tarihin en büyük trajedilerinden birisi”
Azerbaycanlı şirket Socar’ın Türkiye Doğal Gaz İşbirimi Kayseri Operasyonları Başkan Yardımcısı Sinan Temür ise, “Hocalı soykırımını derinden hissediyorum. Dağlık Karabağ bölgesinde soykırımı sadece bu yüzyılın değil tarihin en büyük trajedilerinden bir tanesidir. Bu anma programını düzenlediği için Talas Belediye Başkanımız Mustafa Yalçın’a teşekkür ediyorum” dedi.
Konuşmaların ardından Hocalı Anıtı’na katliamda hayatını kaybedenler anısına çelenk konuldu ve karanfil bırakıldı. – KAYSERİ
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Gölbaşı’nda Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışında, “Rakibim demiş ki ‘Belediyeyi batırdı.’ Halbuki geçen yıl yayınlandı. Amerika’daki bir kuruluş Türkiye’deki kredisi en yüksek belediyeyi Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak ilan etti. Önce bir kendi belediyelerinize de bakın. Ne kadar kredi çekmişsiniz, sıkıştıkça krediye ne kadar başvurmuşsunuz sizler de Ankara Büyükşehir gibi yayınlayın. Herkes görsün karda mı zararda mı… Bugüne kadar yaptığım en büyük projeyi Gölbaşı’na yaptım. En değerli proje, en büyük proje Gölbaşı’na şu ileride yapılan şu anda adı BAKAP olarak geçen yerdir. Üç buçuk milyon metrekare. 20 bin tane ağaç diktik” dedi.
ABB Başkanı ve CHP ABB Başkan Adayı Mansur Yavaş, Gölbaşı Belediye Başkan Adayı Yakup Odabaşı ile Gölbaşı’nda Seçim Koordinasyon Merkezi’nin (SKM) açılışına katıldı. Burada konuşan Yavaş, şunları söyledi:
“BEŞ YILDIR BELEDİYEDE BENİM FOTOĞRAFIMI ASMAK YASAK”
Beş yıl boyunca yine benim hiçbir yerde fotoğrafımı görmediniz. Reklam yaparken görmediniz. Onun için ‘Az Laf Çok İş’ diyoruz. ve beş yıldır belediyede benim fotoğrafımı asmak da yasak. Bunu bir genelgeyle memurlarıma, çalışanlarıma yazdım. Dedim ki ‘İllaki bir fotoğraf asacaksanız zaten Atatürk’ün resmi her odada vardır, kendi ailenizin fotoğrafını asın.’ İş yaparken aileniz, çoluğunuz çocuğunuz göz önüne gelsin istedim. Gölbaşı’na yaptıklarımızı biraz önce Yakup Başkan’ım söyledi. Biz tekrar buraya mitinge geldiğimizde detaylı olarak çıkaracağız aynı zamanda da mansuryavasneyapti.com veya MY2024’te köylülere kadar yaptığımız bütün hizmetleri sergiliyoruz. ve Ankara halkına bu şekilde de hizmetlerimizi veriyoruz. Seçimlerde sürekli olarak ben dördüncü adaylığım, her seçimde mutlaka sıkışınca karalama siyaseti başlar. Alıştık artık. Ankara’ya da bunu kimin getireceğini hepiniz bilirsiniz. Herkes eksik olanları eleştirirse onun yerine kendisi eksik olanları nasıl yapacağını söylese bu şekilde birbirimizden de feyzalırız. Rakiplerimizin projelerinde eğer bizim aklımıza gelmemiş Ankara halkının yararınaysa elbette onu da gerçekleştiririz. Ama öyle olmuyor.
“ÖNCE KENDİ BELEDİYELERİNİZE BAKIN. NE KADAR KREDİ ÇEKMİŞSİNİZ, SIKIŞTIKÇA KREDİYE NE KADAR BAŞVURMUŞSUNUZ SİZLER DE ANKARA BÜYÜKŞEHİR GİBİ YAYINLAYIN”
Rakibim demiş ki ‘Belediyeyi batırdı.’ Halbuki geçen yıl yayınlandı. Amerika’daki bir kuruluş Türkiye’deki kredisi en yüksek belediyeyi Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak ilan etti. Önce bir kendi belediyelerinize de bakın. Ne kadar kredi çekmişsiniz, sıkıştıkça krediye ne kadar başvurmuşsunuz sizler de Ankara Büyükşehir gibi yayınlayın. Herkes görsün karda mı zararda mı. Belediyenin şirketlerinin çoğu nereye çalışıyor biliyor musunuz? Sadece Ankara Büyükşehir’de çalışıyor. Dışarıya iş yapmıyor. Eğer bu şirketler kar ediyorsa büyükşehir zarar edecek öyle mi? Yani eğer onlar zarar ediyorsa Ankara Büyükşehir’i kar ediyor. Eğer onlar kar ediyorsa Ankara Büyükşehir zarar ediyor. Dolayısıyla dışarıya iş yapmadıktan sonra en uygun fiyata elbette ki belediye şirketleri çalışacak. Bunları da yayınlıyoruz. Her şeyimiz açık.
Bir diğer söyledikleri ‘yardımı kesecekler.’ Bırakın yardımları kesmeyi. Önceki dönemde inancımıza uygun olmayan bir şekilde yapılan dağıtımları ortadan kaldırdık. Bir tek tüccardan alınıyordu. Hep aynı tüccardan o da kar etmek için yurt dışından getirdiği bulguru makarnayı nohutu dağıtıyordu. Ben de diyordum ki; siz desteğinizi yapın da bir evin ihtiyacını en iyi anneler bilir. O gitsin bakkaldan, manavdan, kasaptan neye ihtiyacı varsa kendi çoluğunun çocuğunun ihtiyacını alsın. ve bu nedenle biz Başkent Kart çıkaracağımızı seçim öncesi söyledik. Üç yıldır uyguluyoruz, yeniymiş gibi ilan ediyorlar ‘Biz Başkent Kart çıkaracağız’ diye. Yani bu kadar mı belediyeden uzak olursunuz. Hiç mi Ankara Büyükşehir’i izlemediniz? Ben de diyorum ki; bizim yaptıklarımızı vaad olarak verecekseniz mansuryavasneyapti.com’a girin yaptığımız ‘Bütün icraatları ben de yapacağım’ deyin. Öyle mi? Yeni hiçbir şey yok.
“BUNLARA VERİLECEK CEVAP SANDIKTADIR”
Bunlara verilecek cevap sandıktadır. En büyük projemiz Ankara halkını zengin etmek.
Türkiye’de eşi benzeri görülmeyen kırsal kalkınma desteklerine başladık. Gölbaşı’nda da 5 bin 605 çiftçiye 2 milyon 150 bin kilogram tohum desteği. 2 bin 483 çift mazot desteği, 837 çiftçiye kendi ürettiğimiz sıvı gübre desteği. 2 bin 93 çiftçiye kendi seralarımızda kurduğumuz seralardan elde ettiğimiz sebze fidesi desteği, bir de aynı zamanda şu anda BELPLUS şirketimiz atık plastikleri toplamak suretiyle bunlardan damlama sulama borusu imal ediyor. Bunu da bütün çiftçimize dağıtıyoruz.
32 bini aşkın emekliye ben destek oluyorum düzenli. Arttırarak da devam edeceğim. Neden? Bu emeklilerimizin birçoğu 70-80 yaşına gelmiş. İkinci iş yapma imkanları yok. Bu rakamlarla geçinmelerine ve onların da aç kalmalarına soğukta üşümelerine elbette izin veremeyiz. Türkiye’de de bu desteği Ankara Büyükşehir’den başka veren yok. Biz bunu söyleyince İstanbul’daki adayları ben iki bin lira vereceğim, Ankara’daki de beş bin vereceğim demeye başladı. İyi oldu. Neden iyi oldu? En azından kendi partilerine ait hükümet Türkiye’de emeklilerinin maaş sorunu olduğunun inşallah farkına vardı. Keşke verseler ama şunu söyleyeceğim; İstanbul’daki aday şu anda belediye başkanı değil ama Keçiören’deki aday şu anda Keçiören Belediye Başkanı. 1 Nisan’dan sonra vereceğine hiç olmazsa Keçiören’de verse ya emeklilere. Keçiören’de bizim destek olduğumuz 50 bin aile var. 5 binin üzerinde de emekli var. Ama et dağıtacağız biz deyince but dağıtacağız dediler. Baktık ihalelere. Şubat ayında iki kişiye kasım ayında 11 kişiye vermiş. Şimdilik sürekli olarak et ihalesi yapıyor. Keşke siz de iyi bir yönetici olsaydınız, ilçenizde yaşayan mağdurların farkına varsaydınız olmaz mıydı?
“BUGÜNE KADAR YAPTIĞIM EN BÜYÜK PROJEYİ GÖLBAŞI’NA YAPTIM”
Bugüne kadar yaptığım en büyük projeyi Gölbaşı’na yaptım. En değerli proje, en büyük proje Gölbaşı’na şu ileride yapılan şu anda adı BAKAP olarak geçen yerdir. Üç buçuk milyon metrekare. 20 bin tane ağaç diktik. Meyve ağaçları da var. Oraya dut zamanı dut çırpmaya, ceviz zamanı ceviz toplamaya Ankaralıları davet edeceğiz. 30 kadar bungalov ev var. Ankara’daki aileleri orada misafir edip çocuklarına tarımı öğreteceğiz ve çocuklarımız artık domatesin, meyvenin, sebzenin manavda yetişmediğini öğrenecekler orada. 29 kilometre bisiklet yolu, 19 kilometre yürüyüş yolu var, spor alanları var.”
]]>Yarı iletken çipler ve yapay zeka alanında faaliyet gösteren teknoloji şirketleri, Nvidia önderliğinde piyasaların yönü üzerinde etkili oldu.
Nvidia, son çeyrekte yıllık yüzde 769 artışla 12,29 milyar dolar net kar elde ederek tahminleri aştı.
Son çeyrekte beklentilerin üzerinde kar açıklamasının ardından şirketin hisse fiyatı geçen haftayı yüzde 9 artışla tamamladı. Nvidia’nın hisse fiyatı, 823,94 dolara kadar çıktı. Böylelikle şirketin piyasa değeri bir süreliğine 2 trilyon doları aştı.
Öte yandan, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair belirsizlik sürerken, geçen hafta yayınlanan Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantı tutanakları da yetkililerin para politikasını hızlı gevşetme konusunda endişeleri olduğunu gösterdi.
Tutanaklarda, Fed yetkililerinin, enflasyonun düşürülmesinde daha fazla ilerleme kaydedilmesinin beklenenden daha uzun sürebileceği ihtimaline ağırlık verdiği bilgisi yer aldı.
Fed yetkililerinin, kısıtlayıcı para politikası duruşuna ne kadar süre devam edilmesi gerektiğine ilişkin belirsizliğin altını çizdiği aktarılan tutanaklarda, “Çoğu yetkili, politika duruşunu gevşetmek için çok hızlı hareket etmenin risklerine dikkati çekti ve enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2’ye düşüp düşmediğine karar verirken gelen verileri dikkatle değerlendirmenin önemini vurguladı. Ancak birkaç yetkili, aşırı kısıtlayıcı duruşun çok uzun süre sürdürülmesinin ekonomiye yönelik aşağı yönlü risklere işaret ettiğini belirtti.” ifadesi kullanıldı.
Para piyasalarında, Fed’in martta faizi sabit bırakacağına kesin gözüyle bakılırken Bankanın mayısta faiz indirimine başlama ihtimali yüzde 25’e, haziranda başlama ihtimali yüzde 67’ye geriledi.
Ayrıca, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s, ABD’nin para politikasına ilişkin 2024 görünümünü değiştirmediğini, Fed’in haziran toplantısında politika faizini 25 baz puan, yıl sonuna kadar ise 75 baz puan düşüreceğini öngördüğünü bildirdi.
Fed yetkililerinin açıklamaları da geçen hafta yakından takip edildi. Richmond Fed başkanı Thomas Barkin, manşet enflasyonun düşmesine rağmen konut gibi sektörlerde fiyat baskılarının devam ettiğini vurgularken, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michelle Bowman, yakın gelecekte faiz indirimi ihtimaline karşı olduğunu dile getirdi.
Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson, Bankanın güçlü eylemlerinin politika faizini oldukça kısıtlayıcı bölgeye taşıdığına işaret ederek, para politikasındaki sıkı duruşun ekonomik faaliyet ve enflasyon üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu bildirdi.
Ekonomi genel olarak beklendiği gibi gelişirse yılın sonlarında politika faizini düşürmeye başlamanın muhtemelen uygun olacağını ifade eden Jefferson, ancak riskler nedeniyle zaman çizelgesi veremeyeceğini söyledi.
Philadelphia Fed Başkanı Patrick Harker da Fed’in faiz oranlarını çok erken düşürmesinin risk oluşturduğunu belirtti.
Fed’in enflasyonda yüzde 2 hedefine doğru ilerlemenin son adımında olduğunu dile getiren Harker, son verilerin enflasyonun yavaşlatılmasında dengesiz bir ilerleme olduğunu gösterdiğini söyledi.
Uluslararası Para Fonu Sözcüsü Julie Kozack da enflasyonun yavaşlamasına rağmen henüz hedefe yeterince yakın olmadığını belirterek, merkez bankalarını para politikasında erken gevşemeye karşı tedbirli olmaya çağırdı.
Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler yatırımcıların odağında olmaya devam ederken, Brent petrolün varil fiyatı geçen haftayı yüzde 2,2 azalışla 80,9 dolardan tamamladı. Altının ons fiyatı ise yüzde 1,2 artışla 2 bin 36 dolara çıktı. Bununla birlikte ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi haftayı 36 baz puan azalışla yüzde 4,2560’tan tamamladı. Dolar endeksi de geçen hafta yüzde 0,3 azalışla 103,9’a geriledi.
New York borsasında tarihi zirveler görüldü
Yapay zeka ve yarı iletken alanındaki şirketler, Nvidia öncülüğünde endekslerin hareketine katkıda bulunurken, New York pay piyasalarında geçen hafta pozitif seyir izlendi.
ABD merkezli şirket Intuitive Machines’in “IM-1” misyonu kapsamında SpaceX üretimi Falcon 9 roketiyle uzaya gönderilen “Odysseus” adlı uzay aracı, Ay’a iniş yaptı. ABD’nin 1972’den bu yana ilk kez Ay’a inişini gerçekleştiren şirketin hisseleri geçen hafta yüzde 30’dan fazla değer kazandı.
Öte yandan, ülkede şirketler finansal sonuçlarını açıklamayı sürdürdü. Geçen yıl dördüncü çeyrekte beklentilerin üzerinde kar ve gelir bildiren Walmart’ın hisseleri, geçen hafta yüzde 3’ün üzerinde değer kazanırken, şirket ayrıca akıllı televizyon üreticisi Vizio’yu nakit olarak 2,3 milyar dolar veya hisse başına 11,50 dolar karşılığında satın alacağını duyurdu.
ABD’nin büyük perakende zincirlerinden Home Depot’un geçen yılın son 3 ayında kar ve geliri, satışlarındaki azalışa rağmen tahminleri aştı ancak şirketin 2024 mali yılında öngördüğü toplam satış büyümesi beklentilerin altında kaldı. Home Depot’un hisseleri geçen hafta yüzde 3,2 yükseldi.
Makroekonomik veri tarafında ise ABD’de ilk kez işsizlik maaşı başvurusunda bulunanların sayısı, 17 Şubat ile biten haftada 12 bin kişi azalışla 201 bine gerilerken, 5 haftanın en düşük seviyesini kaydetti.
Ülkede imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI), şubatta aylık 0,8 puan artarak 51,5 ile 17 ayın en yüksek seviyesine çıktı, hizmet sektörü PMI ise şubatta 1,2 puan azalarak 51,3 ile 3 ayın en düşük seviyesine geriledi.
ABD’de ikinci el konut satışları, ocakta yüzde 3,1 artarak piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti.
Söz konusu gelişmelerle geçen hafta S&P 500 endeksi yüzde 1,70, Dow Jones endeksi yüzde 1,30, Nasdaq endeksi yüzde 1,40 değer kazandı.
S&P 500 endeksi 5.110,04, Dow Jones endeksi 39.282,28, Nasdaq endeksi 16.134,22 puanla tarihi zirveyi gördü.
26 Şubat ile başlayan haftada pazartesi günü yeni konut satışları, Dallas Fed imalat sanayi aktivite endeksi, salı günü dayanaklı mal siparişleri, CB tüketici güven endeksi, çarşamba günü Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH), toptan eşya stokları, perşembe günü kişisel gelirler ve harcamalar, cuma günü Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi verileri takip edilecek.
Avrupa borsalarında İngiltere hariç pozitif bir seyir izlendi
Avrupa borsalarında geçen hafta alış ağırlıklı bir seyir izlenirken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankasının (BoE) haziranda faiz indirimine başlayacağına yönelik beklentiler devam ediyor.
ECB’nin ocak ayı para politikası toplantı tutanakları, ECB Yönetim Konseyi üyelerinin faiz indirimlerini tartışmak için henüz erken olduğu konusunda hemfikir olduklarını ortaya koydu.
ECB, geçen yıl enflasyonla mücadele kapsamında gittiği faiz artışları nedeniyle 2004’ten beri ilk kez zarar etti. Geçen hafta açıklanan verilere göre, Avro Bölgesi’nde ocakta Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aylık yüzde 0,4 azalırken, yıllık bazda yüzde 2,8 artışla beklentiler paralelinde gerçekleşti.
ECB’nin Tüketici Beklentileri Anketi’ne göre ise Avro Bölgesi’ndeki tüketicilerin 12 ay için ortalama enflasyon beklentisi yüzde 3,2’den yüzde 3,3’e yükseldi.
BoE Başkanı Andrew Bailey de piyasaların bu yıl BoE’den faiz indirimleri beklemesinin mantıksız olmadığını belirtti.
Avro Bölgesi’nde inşaat üretiminin aralıkta kasım ayına kıyasla yüzde 0,8 ve bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,9 artış göstermesi dikkati çekerken, AB pazarında yeni otomobil satış sayısı da ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,1 artarak 851 bin 690’a ulaştı.
Almanya tarafında ise hükümet, bu yıl için daha önce yüzde 1,3 olarak açıklanan büyüme beklentisini zayıf küresel talep, jeopolitik belirsizlikler ve yüksek seyreden enflasyonun etkisiyle yüzde 0,2’ye düşürdüğünü bildirdi. Almanya ekonomisi aynı zamanda 2023’ün son çeyreğinde, yüksek enflasyonun hane halkının satın alma gücünü azaltmasının etkisiyle bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,3 küçüldü.
Öte yandan, geçen hafta, Almanya Merkez Bankası (Bundesbank), dış talebin zayıfladığını, tüketicilerin harcamalarında temkinli olduğunu ve artan finansman maliyetlerinin yatırımları sınırlamaya devam edebileceğini belirterek, Almanya ekonomisinin geçen yılın son çeyreğinin ardından bu yılın ilk çeyreğinde de daralma göstererek teknik resesyona girebileceğini bildirdi.
İngiltere’nin en büyük bankalarından HSBC’nin hisse fiyatının, son çeyrekte vergi öncesi karındaki gerileme ve iştiraki olan Çin finans kuruluşundaki değer kaybı nedeniyle yüzde 8’den fazla gerilemesi dikkati çekti.
Geçen hafta İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,1 değer kaybederken, Almanya’da DAX endeksi yüzde 1,76, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 2,56 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 3,22 değer kazandı.
Almanya’da DAX endeksi 17.443,74 puan, Fransa’da CAC 40 endeksi 7.976,40 puanla rekor seviyeyi gördü.
Gelecek hafta çarşamba günü Avro Bölgesi’nde tüketici güven endeksi, reel kesim güven endeksi ile ekonomik güven endeksi, perşembe günü Almanya’da işsizlik oranı ile TÜFE, cuma günü Avro Bölgesi’nde imalat sanayi PMI, TÜFE ile işsizlik oranı verileri takip edilecek
Asya borsalarında Japonya rekoru
Nvidia finansal sonuçlarının ardından vadeli piyasalarda artan risk iştahı, Asya pay piyasalarına da taşındı.
Çin Merkez Bankası (PBoC) emlak kredileri için referans kabul edilen 5 yıl vadeli kredi faizi oranını (LPR) düşürdü.
Ülkede emlak piyasasını canlandırmak adına PBoC, aylık sabitlemede konut kredileri için gösterge faiz oranı olan 5 yıllık kredi ana faiz oranını beklentilerin üzerinde indirdi.
PBoC, 5 yıllık kredi faiz oranını 25 baz puan düşürerek yüzde 4,20’den yüzde 3,95’e indirirken, bir yıllık kredi faiz oranını ise yüzde 3,45’te sabit bıraktı. Piyasalar, söz konusu faiz indiriminin 10 baz puan olmasını bekliyordu.
Analistler, faiz kararının ardından pay piyasalarında oynaklığın arttığını belirterek, ülkedeki çeşitli borsa yatırım fonlarının işlem hacmindeki artışın devlet destekli fonların piyasayı desteklemeye devam ettiğine dair ipucu verdiğini dile getirdi.
Öte yandan, Japonya’da geçen hafta açıklanan verilere göre, ihracatın ocakta yıllık yüzde 11,9 artışla beklentileri aşması dikkati çekti.
Ülkede imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) 47,2 ile Ağustos 2020’den bu yana en düşük seviyeye gerilerken, hizmet sektörü PMI 52,5’e indi.
Güney Kore Merkez Bankası ise politika faizini dokuzuncu toplantısında da yüzde 3,50’de sabit bıraktı.
Yükseliş eğilimini üst üste üçüncü haftaya taşıyan dolar/yen paritesi, geçen haftayı yüzde 0,1 artışla 150,4 seviyesinde tamamladı.
Söz konusu gelişmelerin ardından haftalık bazda Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,59, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 2,36, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 4,85 ve Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,54 değer kazandı.
Japonya’da Nikkei 225 endeksi, 1989’daki zirvesini geçen hafta 39.156,97 puana taşıdı.
26 Şubat ile başlayan haftada Japonya’da açıklanacak veriler öne çıkıyor. Japonya’da salı günü TÜFE, çarşamba günü perakende satışlar ile sanayi üretimi, cuma günü ise işsizlik oranı verileri açıklanacak.
Yurt içinde gözler büyüme verilerine çevrildi
Yurt içinde ise geçen hafta yükseliş eğilimini üst üste 8. haftaya taşıyan Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 1,34 artışla 9.374,20 puandan tamamlayarak tüm zamanların en yüksek günlük ve haftalık kapanışını gerçekleştirdi.
Endeks, gördüğü en yüksek seviye rekorunu da 9.416,70 puana taşıdı. Dolar/TL, haftayı bir önceki kapanışın yüzde 0,65 üzerinde 31,0444’ten tamamladı. Düşüş eğilimini sürdüren Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 287 baz puana indi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını değiştirmeyerek yüzde 45’te sabit tuttu.
TCMB’den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, “Kurul, politika faizinin mevcut seviyesinin aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sürdürüleceğini değerlendirmiştir.” ifadesine yer verildi.
Gelecek hafta yurt içinde çarşamba günü ekonomik güven endeksi ile dış ticaret dengesi, perşembe günü GSYH, cuma günü ise imalat sanayi PMI verileri takip edilecek.
AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistler, GSYH’nin geçen yılın 4. çeyreğinde yüzde 3,97 arttığını tahmin etti.
Ekonomistlerin 2023 yılının tamamına ilişkin büyüme beklentilerinin ortalaması yüzde 4,40, 2024 sonuna ilişkin büyüme tahminlerinin ortalaması ise yüzde 3,44 oldu.
Analistler, BIST 100 endeksinde teknik açıdan 9.400 ve 9.500 seviyesinin direnç, 9.300 ve 9.200 puanın destek olarak öne çıkabileceğini belirtti.
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, “Yaşlı gemilerin hizmette tutulması, denizde can ve mal güvenliği açısından çok ciddi sonuçlar doğuruyor…Yani filomuz yaşlı. Kullanım ömrünü tamamlamış ve filodaki bu gemilerin sefer izni alabilmesi, sadece kar odaklı bir yaklaşımla açıklanabilir. Başka bir açıklaması yok. Bu konuda bakanlığın acil adım atması gerekiyor. Bu konuda denetimlerin artırılması da son derece önem taşıyor. Her ne kadar bakanlık denetimlerin yapıldığını ifade etse de son 8 yılda meydana gelen 3 bin 223 gemi faciası ve 677 kişinin hayatını kaybetmesi, 390 kişinin kaybolması durumun vehametini ortaya koyuyor” dedi.
Marmara Denizi açıklarında 15 Şubat’ta batan 53 yaşındaki Batuhan A isimli ticari geminin 6 mürettabatın tamamı hala bulunamadı. Geçen yıl 19 Kasım’da Karadeniz’de Ereğli Limanı’ndan çıkarken askeri bölgedeki mendireğe çarparak batan Kafkametler gemisindeki 7 gemici hala bulunamadı. DEMA M isimli gemide kaybolan 4. Mühendis Yiğit Acar’dan 533 gündür haber alınamıyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, denizlerde batan ve akıbetleri belli olmayan gemiler ile çalışanları hakkında Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abudlkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na soru önergesi vermişti.
Uraloğlu, Karasu’nun sorularına özetle şu yanıtı vcrdi:
“2023 yılı itibarıyla Türk deniz Ticaret Filosunda bulunan Gemi Siciline ve TUGS’a kayıtlı 150 GT ve üzeri 2.149 adet demi/deniz taşıtı bulunmaktadır. Bu gemi/deniz taşıtı bulunmaktadır. Bu gemi/taşıtlarının toplam ağırlığı 7.517.332 DWT olup, 268’İ 0-5 yaş, 307’si 6-10 yaş, 572’si 11-20 yaş, 409’u 21-30 yaş, 593’ü 31 ve üzeri yaş aralığındadır.
Yapılan denetimler sonucunda ulusal ve uluslararası gerekleri sağlayan gemiler belgelendirilerek seyirlerine izin verilmektedir. Söz konusu gemiler ayrıca belirli aralıklarla ulusal ve uluslararası kurallara uygunluklarının devam edip etmediklerinin tespiti için Bakanlığımızın Gemi Denetim Uzmanları tarafından Ön Sörvey adı verilen denetimlere tabi tutulmaktadır…Ülkemizde gemiadamı statüsünde bulunan; 5.038 adet Uzakyol Kaptanı ve Kaptan, 2.011 Uzakyol Başmühendisi, Başmakinist, 2.002 Makine Zabiti, 17.820 Makine Tayfa (Yağcı, Usta Makine Tayfası ve Makine Lostromusu), 63.849 Güverte Tayfa (Gemici, Usta Gemici ve Güverte Lostromusu) çalışmaktadır. Diğer taraftan; KEFKAMETLER adlı gemi 28.08.2023 tarihinde TORC (IMO NO: 9544683) adlı gemi is 08.11.2022 tarihindeki yürürlükteki mevzuat kapsamında denetime tabi denetime tutulmuş ve herhangi bir eksiklik, uygunsuzluk tespit edilmemiştir.”
Ulaş Karasu, Bakan Uraoğlu’nun yanıtını şu sözlerle değerlendirdi:
“Yaşlı gemilerin hizmette tutulması, denizde can ve mal güvenliği açısından çok ciddi sonuçlar doğuruyor. Avrupa’da 12 yaş üzerindeki gemilerin ‘yaşlı’ sayıldığı ve bu yaşlı gemilerin ülkemize satıldığı belirtiliyor. Önergeme verilen yanıttan da görüyoruz ki ülkemizde 150 GT ve üzerinde toplam 2 bin 149 adet gemi/deniz aracı bulunuyor. Bunların sadece 268’i 0-5 yaş, 307′ si ise 6-10 yaş aralığında bulunuyor. Geri kalan 1.574’i 11-31 ve üzeri yaş aralığında bulunuyor. Yani filomuz yaşlı. Kullanım ömrünü tamamlamış ve filodaki bu gemilerin sefer izni alabilmesi, sadece kar odaklı bir yaklaşımla açıklanabilir. Başka bir açıklaması yok. Bu konuda bakanlığın acil adım atması gerekiyor. Bu konuda denetimlerin artırılması da son derece önem taşıyor. Her ne kadar bakanlık denetimlerin yapıldığını ifade etse de son 8 yılda meydana gelen 3 bin 223 gemi faciası ve 677 kişinin hayatını kaybetmesi, 390 kişinin kaybolması durumun vehametini ortaya koyuyor.”
]]>Geçen yıl boyunca Nvidia önderliğinde dikkati çeken teknoloji sektörünün, şirketin son çeyrekte yıllık yüzde 769 artışla 12,29 milyar dolar net kar elde ederek tahminleri aşması ve içinde bulunulan çeyreğe ilişkin gelir beklentisini 24 milyar dolar olarak açıklamasının ardından gelecek dönemlerde de adından söz ettirmeye devam etmesi bekleniyor.
Öte yandan, dün ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına dair belirsizlik sürerken, dün yayımlanan Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantı tutanakları da yetkililerin para politikasını hızlı gevşetme konusunda endişeleri olduğunu gösterdi.
Tutanaklarda, Fed yetkililerinin, enflasyonun düşürülmesinde daha fazla ilerleme kaydedilmesinin beklenenden daha uzun sürebileceği ihtimaline ağırlık verdiği bildirildi.
Fed yetkililerinin, kısıtlayıcı para politikası duruşuna ne kadar süre devam edilmesi gerektiğine ilişkin belirsizliğin altını çizdiği aktarılan tutanaklarda, “Çoğu yetkili, politika duruşunu gevşetmek için çok hızlı hareket etmenin risklerine dikkati çekti ve enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2’ye düşüp düşmediğine karar verirken gelen verileri dikkatle değerlendirmenin önemini vurguladı. Ancak birkaç yetkili, aşırı kısıtlayıcı duruşun çok uzun süre sürdürülmesinin ekonomiye yönelik aşağı yönlü risklere işaret ettiğini belirtti.” ifadeleri kullanıldı.
Tutanaklar sonrası, para piyasalarında Fed’in martta faizi sabit bırakacağına dair beklentide değişiklik olmazken, bankanın mayısta faiz indirimine başlama ihtimali yüzde 29’a, haziranda başlama ihtimali de 70’e geriledi.
Fed yetkililerinin açıklamaları da takip edilirken, Richmond Fed başkanı Thomas Barkin, manşet enflasyonun düşmesine rağmen konut gibi sektörlerde fiyat baskılarının devam ettiğini vurgularken, Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michelle Bowman, yakın gelecekte faiz indirimi ihtimaline karşı olduğunu dile getirdi.
Ayrıca, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P), ABD’nin para politikasına ilişkin 2024 görünümünü değiştirmediğini, Fed’in haziran toplantısında politika faizini 25 baz puan, yıl sonuna kadar ise 75 baz puan düşüreceğini öngördüğünü bildirdi.
Makroekonomik veri tarafında ABD’de 30 yıl vadeli mortgage (konut kredisi) için ortalama faiz oranı yüzde 7,06 ile yeniden yüzde 7 seviyesini geçerken, geçen yıl aralıktan bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Dün piyasalar kapandıktan sonra bilançosunu açıklayan Palo Alto Networks’ün bu yıla ilişkin büyüme tahminleri de beklentilerin altında kaldı. Şirketin hisseleri bugün yüzde 28’den fazla düşüş gösterdi.
ABD’de 737 MAX 9 tipi yolcu uçağının, 5 Ocak akşamı havadayken gövdesinden bir parça kopması sonrasında hisseleri yüzde 20’den fazla düşüş kaydeden Boeing, 737 MAX programında yönetici değişikliğine gidildiğini duyurdu. Boeing hisseleri dün yaklaşık yüzde 1 düşüşle günü tamamladı.
Söz konusu gelişmeler sonrası dün ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi 5 baz puan artışla yüzde 4,33’e çıkarken, şu sıralarda yüzde 4,31 seviyesinde bulunuyor.
Yükseliş eğilimini üst üste altıncı işlem gününe taşıyan altının ons fiyatı, bugün yüzde 0,2 yükselişle 2 bin 29 dolardan alıcı buluyor.
Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler yatırımcıların odağında bulunmaya devam ederken, dün Brent petrolün varil fiyatı günü yüzde 0,6 artışla 82,3 dolardan tamamlamasının ardından şu dakikalarda önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 82,4 dolardan işlem görüyor.
Dün, New York borsasında Nasdaq endeksi yüzde 0,32 değer kaybederken, S&P 500 endeksi yüzde 0,13 ve Dow Jones endeksi yüzde 0,13 artış kaydetti. Dün piyasalar kapandıktan sonra açıklanan Nvidia bilançosunun etkileri, ABD’de endeks vadeli kontratların yeni güne pozitif bir seyirle başlamasına neden oldu.
Avrupa borsalarında dün İngiltere hariç pozitif bir seyir öne çıkarken, bugün gözler Avro Bölgesi’nde enflasyon başta olmak üzere yoğun veri gündemine çevrildi.
Analistler, Avro Bölgesi’nde Tüketici Fiyat Endeksinin (TÜFE) aylık bazda yüzde 0,4 azalmasının beklendiğini belirterek, yıllık bazda yüzde 2,8 artış öngörüldüğünü hatırlattı.
Öte yandan, Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya Ukrayna Savaşı nedeniyle uyguladığı yaptırımlar kapsamında ilk kez Çinli şirketleri, Rusya’ya savaşta askeri destek sağlayabilecek ticari ilişkileri nedeniyle yaptırım listesine dahil etti.
Dün, İngiltere’nin en büyük bankalarından HSBC’nin hisse fiyatının, son çeyrekte vergi öncesi karındaki gerileme ve iştiraki olan Çin finans kuruluşundaki değer kaybı nedeniyle yüzde 8’den fazla gerilemesi dikkati çekti.
Almanya tarafında ise hükümet, bu yıl için daha önce yüzde 1,3 olarak açıklanan büyüme beklentisini zayıf küresel talep, jeopolitik belirsizlikler ve yüksek seyreden enflasyonun etkisiyle yüzde 0,2’ye düşürdüğünü bildirdi.
Öte yandan, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerinde Gayri Safi Yurt içi Hasıla (GSYH) geçen yılın son çeyreğinde yüzde 0,4 büyüme kaydetti.
Dün, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,73 azalırken, Almanya’da DAX 40 endeksi yüzde 0,29, Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,22 ve İtalya’da MIB 30 endeksi yüzde 1 değer kazandı. Avrupa’da endeks vadeli kontratlar, yeni güne de pozitif bir seyirle başladı.
Nvidia finansal sonuçlarının ardından vadeli piyasalarda artan risk iştahı Asya pay piyasalarına da taşınırken, Japonya’da Nikkei 225 endeksi 1989’daki zirvesini tazeledi.
Japonya’da Nikkei 225 endeksi, 39.029,00 puana ulaşarak Aralık 1989’da görülen tüm zamanların en yüksek gün içi seviyesi olan 38.957,44’ü geride bıraktı.
Güney Kore Merkez Bankası ise politika faizini dokuzuncu toplantısında da yüzde 3,50’de sabit bıraktı.
Öte yandan, Japonya’da imalat sanayi Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) 47,2 ile Ağustos 2020’den bu yana en düşük seviyeye gerilerken, hizmet sektörü PMI 52,5’e indi.
Kapanışa yakın Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,7, Güney Kore’de Kospi endeksi yüzde 0,3, Hong Kong’da Hang Seng endeksi yüzde 0,3 ve Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,6 artış kaydetti.
Yurt içinde dalgalı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,35 değer kaybıyla 9.312,12 puandan tamamlarken, bugün gözler TCMB’nin faiz kararına çevrildi.
AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistlerin tümü, merkez bankasının politika faizini sabit bırakmasını beklerken, ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 36,25 oldu.
Dolar/TL, dün alıcılı bir seyir izleyerek günü önceki kapanışının yüzde 0,3 üzerinde 31,0043’ten tamamlamasının ardından bugün bankalararası piyasanın açılışında 31,0240 seviyesinden işlem görüyor.
Analistler, bugün yurt içinde TCMB’nin faiz kararının yanı sıra yoğun veri gündemi, dünya genelinde ise öncü imalat sanayi, hizmet sektörü ve bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) ile ABD’de haftalık işsizlik maaşı başvuru verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.400 ve 9.530 seviyelerinin direnç, 9.300 ve 9.200 seviyelerinin destek konumunda olduğunu kaydetti.
Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle:
10.00 Türkiye, şubat ayı finansal hizmetler güven endeksi
11.30 Almanya, şubat ayı imalat sanayi, hizmet sektörü ve bileşik PMI
12.00 Avro Bölgesi, şubat ayı imalat sanayi, hizmet sektörü ve bileşik PMI
12.30 İngiltere, şubat ayı imalat sanayi, hizmet sektörü ve bileşik PMI
13.00 Avro Bölgesi, ocak ayı TÜFE
14.00 Türkiye, TCMB’nin faiz kararı
14.30 Türkiye, haftalık para ve banka istatistikleri
16.30 ABD, haftalık işsizlik maaşı başvuruları
17.45 ABD, şubat ayı imalat sanayi, hizmet sektörü ve bileşik PMI
]]>Erkan Baş, TBMM’de basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baş, özetle şöyle konuştu:
“Memleketi peşkeş çekmelerinin kanlı, canlı bir örneğini daha yaşadık. Hepimiz herhalde farkındayız önümüzdeki yıllarda çok ciddi sağlık problemleri yaşanacak. Suyunu yıllardır Fırat’tan içen kuşlar, böcekler bu bilim tanımaz kar azmanlarının ceremesini çekecek. Yıllar içinde yeni katliamların yaşanmasına neden olacak. Bizler bunlara dur demezsek ölüm hep işçilere, emekçilere, yoksullara düşecek. Kaç gün konuşuldu İliç? İşçiler sırf birileri biraz daha fazla para kazansın diye üretimde 40’tan fazla kimyasalın kullanıldığı bilinen bir alanda toprağın altına giriyor. Göstermelik birkaç fotoğraf çekebilmek için gözaltılar yapılıyor, arka kapıdan salınıyorlar. Buna kaza demek, ihmalkarlık demek mümkün değil burada çok açık kar hırsı, para var.
“SIRF BU MEMLEKETİN ÇOCUKLARINI ÖLDÜREBİLMEK İÇİN BÜYÜTEN BİR İKTİDARLA KARŞI KARŞIYAYIZ”
İliç’i, Soma’yı, Ermenek’i konuşmak zorundayız. Sorumlulardan hesap sormak, sorumlulara bu cinayetlerin bedelini ödetmek zorundayız. Bugün Türkiye’nin en acil gündemlerinden birisi budur. Bu konu gündeme gelmesin diye bağırıyorlar çağırıyorlar ama biz konuşacağız. Bu halk azmettiriciliğinizin, katilliğinizin unutturulmasına izin vermeyecek, konuşacak. Sırf bu memleketin çocuklarını öldürebilmek için büyüten bir iktidarla karşı karşıyayız. Onlar refah, şatafat içinde yaşasın diye, bu memleketin varlıklarını sülalelerine gemiciklerle ceplerine indirsin diye maden patronları servetlerine servet katsın diye bu memleketin çocuklarını ölüme gönderiyorlar. Bu düzen değişecek, bu düzeni değiştireceğiz. İşçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin tüm bu cinayetlerin sorumlularına karşı, başta deprem suçlularına karşı biz bu ablukaya teslim olmayacağız. Bizi sindiremezsiniz, hesap vereceksiniz.
“ONLARCA BELEDİYEDE BU KAYIKÇI KAVGASINA SON VERMEYE GELİYORUZ”
Bu maskeli balodan bıktık, usandık artık. Madencilerin göçük altında kaldığı, işçilerin yılbaşında aldığı maaşları üzerinden bir ay geçmeden buharlaşıp yok olduğu, depremin sorumlularının 3-5 ankette önde gözüküyor diye utanmadan halkın karşısına seçenek olarak sunulduğu bu günlerde siyaseti bu kayıkçı kavgasından çıkartacağız. Artık değişmek şart diyoruz. Biz halkımıza gerçek bir seçenek sunmadığımız takdirde bu kayıkçı dövüşünün bugüne dek nasıl sürdüyse bundan sonra da süreceğini düşünüyoruz. Buna son vermek için herkesin maskelerinin arkasında gemisini yürüttüğü bu riya düzenin bitirmek için dayanışma çağrısı yapıyoruz. Türkiye’nin 4 bir yanında, onlarca belediyede bu kayıkçı kavgasına son vermeye geliyoruz. Toplumun en kılcal damarlarına kadar nüfuz eden belediye ve belediyecilik anlayışını hep birlikte silip atacağız, yepyeni bir belediyecilik anlayışını Türkiye’ye taşıyacağız.
“AKP’YE KAYBETTİRMEK İÇİN GEREKEN TÜM FEDAKARLIKLARI YAPMIŞ BİR SİYASİ HAREKETİZ”
İliç’teki madenden depremde yakılan kentlere kadar insanlarımızı katliamlara kurban eden, bu izinleri veren Murat Kurum, utanmadan büyük bir deprem bekleyen İstanbul’u yönetmeye aday oluyor. Hatay’da yıkılıp on binlerce insanımıza mezar olan binaların imar izinlerinin altında imzası olan Lütfü Savaş hiç yüzü kızarmadan anı koltuğa tekrar talip oluyor. İnsanların ar damarı çatladıysa artık onlara anlatacak bir söz kalmamıştır. Yapılacak şey basittir, tırnaklarını geçirdikleri o koltukları çekip alacağız, biz bu seçimde bunu yapacağız. Bize muhalefete kaybettirmeyin diyorlar ya, biz bugüne kadar tüm seçimlerde hep muhalefete değil AKP’ye kaybettirmek için gereken tüm fedakarlıkları yapmış bir siyasi hareketiz, bu seçimde de böyle davranıyoruz. Açıkça bilinsin istiyoruz Hatay’da da başka yerlerde de hem iktidarla mücadele edeceğiz hem iktidarın muhalefet içine sızmış unsurlarıyla aynı kararlılıkta mücadelemizi sürdüreceğiz.
“HER ŞEY DEĞİŞECEK MUHALEFET DE DEĞİŞECEK”
İktidarın da değişmesi gerekiyor muhalefetin de değişmesi gerekiyor, bizim de değişmemiz gerekiyor. Artık parti bürokratlarının keyfince siyaset yapma dönemi bitmiştir. Halka kulak tıkayıp kimden çıkar sağlıyorsa onu halka dayatma dönemi bitmiştir. Ne zaman halkın sesini duymazdan gelirseniz TİP halkın sesi olacak. Artık TİP yokmuş gibi davranma, muhalefet saflarına sızmış bugünkü iktidar zihniyetiyle yola devam etme süreci bitmiştir. Her şey değişecek muhalefet de değişecek.
TİP olarak 31 Mart’ta gerçekleşecek yerel seçimlere dair aday listelerimizi dün itibariyle ilçe ve il kurullarına teslim ettik. TİP, 68 ilde 711 ilçede seçimlere girmek üzere başvurusunu tamamladı. halkın değişim arzusunun temsilcisi olarak Çankaya’da da Sincan’da da seçimlere büyük bir iddiayla hazırlanıyoruz. Kadıköy’de TİP artık yönetebileceğimizi, yerel yönetim politikalarımızı uygulayabileceğimizi göstermek için seçimlere Genel Başkan Yardımcımız Doğan Ergün yoldaşımızı aday göstermiş durumdayız. Hiç kimseyle herhangi bir pazarlık yapmadan olması gerekene kendi parti örgütlerinin, kurullarının kararı doğrultusunda karar vererek, Cumhur İttifakı’nı yenilgiye uğratmak üzere sorumlu bir anlayışla seçimlere hazırlanıyoruz.”
“LÜFTÜ SAVAŞ’IN ADAYLIĞI DEVAM ETTİĞİ SÜRECE…”
Toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Baş, CHP’nin Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Lütfü Savaş’a dair “Biz elimizden geldiğinde muhalefetle rekabete girmeyi doğru bulmuyoruz ama iktidarın anlayışının muhalefet saflarındaki cisimleşmiş haliyle kavga etmekten geri durmayacağız. Lüftü Savaş’ın adaylığı devam ettiği sürece bizim halkta yükselen o sesi seçim sandığına da taşımak üzere bir sorumluluğumuz var” dedi.
]]>AA muhabirinin bankaların konsolide olmayan finansal tablolarından derlediği bilgiye göre, Türkiye’nin en büyük 10 bankasının geçen yıl sonu itibarıyla aktif büyüklüğü 19,4 trilyon liraya ulaştı. Böylece, 2022 sonuna kıyasla bu bankaların aktif büyüklüğü yüzde 65,8 artış gösterdi. 2022’de en büyük 10 bankanın aktif toplamı 11,7 trilyon lira düzeyindeydi.
Türkiye Bankalar Birliğinin (TBB), “???????Rakamlarla Bankacılık Sektörü 2023” raporunda açıkladığı verilere göre ise 2023’te Türkiye’deki 63 bankanın toplam aktif büyüklüğü 23,5 trilyon lira oldu.
Ziraat Bankası, 3,8 trilyon lira ile sektörün en büyük aktifine sahip bankası unvanını korurken, bankanın aktif büyüklüğü, 2022’ye göre yüzde 64,4 artış kaydetti.
2023’te sektörün en yüksek ikinci aktifine sahip banka VakıfBank olurken, bankanın aktif büyüklüğü önceki yıla göre yüzde 64,8 yükselerek 2,8 trilyon liraya çıktı.
Aktif büyüklük sıralamasında, 3’üncü sırayı 2,5 trilyon lira ile Türkiye İş Bankası alırken, aynı zamanda da özel bankalar arasında en yüksek aktif büyüklüğe sahip banka olma unvanını da korumuş oldu.
Halkbank ise 2,2 trilyon liralık aktif büyüklükle 4’üncü sırada yer aldı. Böylece, aktif büyüklüğü 2 trilyon lirayı aşan banka sayısı 4’e yükseldi.
Halkbank’ı sırasıyla, 1,9 trilyon lira ile Garanti BBVA, 1,8 trilyon lirayla Akbank, 1,7 trilyon lirayla Yapı Kredi, 1 trilyon lirayla DenizBank, 995,9 milyar lirayla QNB Finansbank ve 674,4 milyar lirayla Kuveyt Türk izledi.
Kuveyt Türk’ün, aktif büyüklük bazında ilk 10’a giren tek katılım bankası olması dikkati çekerken, 2023’te bir önceki yıla göre aktif büyüklüğü en fazla artan banka ise yüzde 90,2 ile DenizBank oldu.
10 bankanın toplam karı 500 milyar lirayı aştı
Kahramanmaraş merkezli depremler ve seçim belirsizliklerinin yaşanmasının ardından değişen ekonomi yönetimi ve para politikası ile zorlu bir yılı geride bırakan bankalar, her şeye rağmen rekor kar elde etti.
2023’te en yüksek karı 89,9 milyar lira ile Ziraat Bankası elde ederek, önceki yıla göre karını yüzde 118,7 artırmış oldu.
Garanti BBVA, 87,3 milyar lira ile ikinci, Türkiye İş Bankası 72,3 milyar lira ile üçüncü, Yapı Kredi 68 milyar lira ile dördüncü ve Akbank 66,5 milyar lira beşinci sırada yer aldı.
Önceki yıla göre 2023’te Garanti BBVA karını yüzde 49,3, Türkiye İş Bankası yüzde 17,4, Yapı Kredi yüzde 28,9 ve Akbank yüzde 10,8 artırdı.
Karlılık bazında bu bankaları sırasıyla, 33,2 milyar lira ile QNB Finansbank, 27,9 milyar lira ile DenizBank, 26,6 milyar lira ile Kuveyt Türk, 25 milyar lira ile VakıfBank ve 10,1 milyar lira ile Halkbank izledi.
Böylece Türkiye’nin en büyük 10 bankası, 2023’te 506,8 milyar lira net dönem karı elde etti ve ilgili bankaların toplam karı önceki yıla kıyasla yüzde 40,4 artış göstermiş oldu.
Mevduat/katılım fonu toplamı 13 trilyon liraya ulaştı
Bankaların, en büyük fon kaynağı durumundaki mevduatlar da geçen yıl 13 trilyon liraya çıktı. Sektörün 10 büyük bankasının mevduat/katılım fonu toplamı ise 2022 yıl sonuna göre yüzde 69 arttı.
Ziraat Bankası, 2,9 trilyon liralık mevduatla ilk sıradaki yerini korurken, onu 1,9 trilyon lira ile VakıfBank, 1,6 trilyon lira ile Halkbank, 1,5 trilyon lira ile Türkiye İş Bankası, 1,3 trilyon lira ile Garanti BBVA, 1,1 trilyon lira ile Akbank, 983,5 milyar lira ile Yapı Kredi, 593,5 milyar lira ile QNB Finansbank, 577,8 milyar lira ile DenizBank izledi. Bu dönemde, Kuveyt Türk’ün de 500 milyar liralık katılım fonu toplaması dikkati çekti.
2023’te bir önceki yıla göre, mevduat hacmi en fazla artış gösteren bankalar ise yüzde 79,2 ile VakıfBank, yüzde 77,9 ile Halkbank, yüzde 75,6 ile QNB Finansbank, yüzde 74,4 ile Akbank ve yüzde 69,7 ile Garanti BBVA oldu.
Kredi/finansman desteği 10 trilyon liraya yaklaştı
İlgili 10 bankanın toplam nakdi kredi desteği geçen yıl 9,7 trilyon liraya çıkarken, kredi desteği en yüksek banka 1,9 trilyon lirayla Ziraat Bankası oldu. Bankanın, kredi stokundaki yıllık artış da yüzde 58 olarak kayıtlara geçti.
Ziraat Bankasının ardından nakdi kredi stoku en yüksek bankalar 1,5 trilyon lirayla VakıfBank, 1,2 trilyon lirayla Halkbank, 1,1 trilyon lirayla Türkiye İş Bankası ve 1 trilyon lirayla Garanti BBVA oldu.
Söz konusu dönemde finansman desteği en çok artanlar bankalar arasında yüzde 72 ile Kuveyt Türk öne çıkarken, kredi stokundaki artış bazında incelendiğinde de yüzde 67,6 ile DenizBank ve yüzde 60,1 ile VakıfBank şeklinde sıralandı.
Buna göre, kamu bankalarının geçen yıl sonu itibarıyla kredi stoku 4,6 trilyon liraya, özel bankaların ise 5,1 trilyon liraya ulaştı. Böylece 10 büyük bankanın toplam kredi stokunun yüzde 47,4’üne kamu bankaları, yüzde 52,6’sına özel bankalar sahip oldu.
En büyük 10 bankanın öz kaynağı 1,8 trilyon liraya ulaştı
2022’de yaklaşık 1,2 trilyon lira olan söz konusu bankaların öz kaynaklar toplamı, geçen yıl yüzde 50 artış kaydederek 1,8 trilyon liraya yükseldi.
TBB’nin açıkladığı verilere göre de 2023’te Türkiye’deki 63 bankanın toplam öz kaynakları 2,2 trilyon lira olurken, sermaye yeterliliği standart rasyosu da yüzde 19 civarında gerçekleşti.
Öz kaynak büyüklüklerine göre ise Ziraat Bankası 331,2 milyar lira ile birinci sırada yer alırken onu, 267,8 milyar lira ile Türkiye İş Bankası, 244,8 milyar lira ile Garanti BBVA, 211,2 milyar lira ile Akbank, 178,9 ile Yapı Kredi, 171,4 milyar lira ile VakıfBank, 128,4 milyar lira ile Halkbank, 89,8 milyar lira ile Denizbank, 81,6 milyar lira ile QNB Finansbank ve 48 milyar lira ile Kuveyt Türk izledi.
Bu dönemde, öz kaynaklarını en fazla artıran bankalar sırasıyla, yüzde 84,4 ile QNB Finansbank, yüzde 67,1 ile Kuveyt Türk, yüzde 64,8 ile Denizbank, yüzde 63,6 ile Ziraat Bankası ve yüzde 60,3 ile Garanti BBVA oldu.
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde kebap ustası Arif Hoşgör, vatandaşın alım gücünün azalması nedeniyle 500-600 lira olan kelle ve iskele kebabını yarı fiyatına sattığını söyledi. Hoşgör, “Vatandaşımız et yesin, tavuk zaten alma gücü insanlarda kalmadı. Tavuk kemiği satılıyor bizim tavukçuda, ‘tavuk kemiği bulunur’ diye. Ben vicdanen rahatsız oluyorum. Eti alıyoruz, aldığımız fiyata da geri satıyoruz. Bizde kar amacı yok” dedi.
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde önce sokakta, şimdi ise açtığı iş yerinde kelle ve iskele kebap satan Arif Hoşgör, vatandaşın et yemesi için kar marjından fedakarlık edip piyasanın yarı fiyatına satttığını söyledi. Hoşgör, şöyle konuştu:
“PORSİYONLARI AŞIRI FAZLA TUTUYORUM”
“35 yıldır bu işin içindeyim. Sadece kelle satıyordum, dışarıda sokakta kelle satıyordum. Baba mesleği kasaplık, ben kasabım normalde. Bütün kasaplar da beni tanır. Ben kasap açmak istemedim, sermayem de yoktu. Ufak böyle beş masalı kelle yeme yeri açmıştım. Sonra bu iskele kebabını özel yapıyordum, 10 kilo istiyorlardı, tepsiyle yapıyordum, ufak bir cüzi kar alıyordum. Çoğunlukla kelle yiyen müşterilerim ‘başka bir yiyecek yok mu?’ deyince ben bunu bir deneyeyim dedim. Deneme amaçlı yapmıştım, o da tuttu, sevdiler halkımız da. Biraz da porsiyonları aşırı fazla tutuyorum, iyi tutuyorum. İkinci isteyen olmadı daha çok şükür, iki senedir. Onun için ucuz veriyorum. Halkın gücü zaten belirli, bura küçük bir ilçe.
“KONYA’DA 3 BİN LİRA. DENİZLİ’DE 2 BİN LİRA. BENİM BURADA KİLOSU HEMEN HEMEN 700 LİRAYA GELMİYOR”
Halkın alım gücü biraz daraldığı için, ister istemez et fiyatları da aşırı arttığı için bu işi nasıl yaparız? İnsanlara eti nasıl yediririz dedik. Biz dedik ki; kar beklemiyoruz bundan. Elli porsiyondan bize beş porsiyon kalıyor, ona da elhamdülillah bereket versin diyoruz, geriye çekiliyoruz. Ama halkımız da ete doyuyor bu ara. Şu anda işlerimiz çok güzel. Cumartesi pazar açmıyoruz, ama şu anda açıyoruz, halkımızın yoğun ilgisinden dolayı. Şu ikisi bende bir porsiyon, şöylece bir porsiyon, normalde yarım kiloya denk geliyor. Yani bunu bir yiyen bir insan doyuyor, kesinlikle ikinci defaya yemiyor. Piyasada bunun kilosu 3 bin liraya da var, Konya’da 3 bin lira. Denizli’de 2 bin lira. Benim burada kilosu hemen hemen 600-700-800 liraya gelmiyor. Tartmadım ben, belki üç porsiyonu bir kilo gelir, belki dört tanesi. Önemli değil benim için. Ben de porsiyon 225 lira, yanında ekmeği, salatası, her şeyi içinde. İçecekle 250 liraya falan mal oluyor. Kelle de 225 lira. Kellemiz de kendi kırılır, nar gibidir, tertemizdir, mis gibidir. Biz kelle olursa satıyoruz, kelle olmazsa satmıyoruz. Biz de dolaba koyup dondurayım, şoka sokayım diye bir olay yok. Bizde sadece bugün kesim varsa o gün kelleyi alıyoruz. Ertesi gün satıyoruz. Başka yok. Hafta sonlarında günlük 25 kelle, 25 kilo et satıyoruz. Hafta içleri de 40-45 kilo et satıyoruz. Bazen de bir kelleyi üç kişi yiyen de var. Adam üç kişiyle geliyor, bir kelle yiyor, ne yapsın yani? Gücü ona yetiyor.”
“TAVUK KEMİĞİ SATILIYOR ARTIK, VİCDANEN RAHATSIZ OLUYORUM”
Vatandaşımız et yesin, tavuk zaten alma gücü insanlarda kalmadı. Kemik satılıyor artık, tavuk kemiği satılıyor bizim tavukçularda, ‘tavuk kemiği bulunur’ diye. Ben vicdanen rahatsız oluyorum. Eti alıyoruz, aldığımız fiyata da geri satıyoruz. Bizde kar amacı yok. Bizde çok az cüzi bir kar amacı var, Allah bereket versin diyoruz. Normal bir yevmiye gibi, öyle düşünün. Bizde tartı olayı yok. Tartımı normalde 90 gram, devletin bize sunduğu 90 gram, 100 gram arası kebap verilir diyor. 100 gramı nasıl vereyim? Küçücük bir parça, şunu ben nasıl vereyim? 200-300 liraya küçücük bir şey. Ben de diyorum ki; bunun yanına mesela şöyle vereyim 200 lira olsun diyorum. Amacım bu benim, fazla olsun, insanların karnı doysun. Dava bu. Bol bol yesinler, bol bol yesinler.”
“MARKETLERDE SATILAN KOLAJEN KEMİK SUYUDUR, ESAS KOLAJEN BUDUR”
Piyasada satılan kolajenin kemik suyu olduğunu aktaran Hoşgör, “Biz bundan bir kuruş para almıyoruz. 35 yıldır daha kuruş almadım almam da. Para getirene, tavuk, cücük, yumurta getirene hiç vermem. Ben hiç karşılığımı hiçbir şey yapmadım. Bu normalde üstteki kuyruk yağı, yemeklere konur, bu da kolajen. 35-40 kilo etten bu kadar. Marketlerde satılan kolajenler kemik suyu, esas kolajen budur. 700-800 gram çıkar çıkmaz, 40-50 kilo etten. Biz bunu, babamızın, anamızın hayrına, hastalara, kemik gelişimi olmayan çocuklara, hasta, kanser olanlara şifa niyetine, biz de bunun yanına bir ikram olaraktan veriyoruz” şeklinde konuştu.
]]>
İlçeye 30 kilometre uzaklıktaki kırsalda bulunan Güllüçimen Mahallesi’ndeki 30 hanenin 29’unda yaşayan yaklaşık 70 kişi, ağır geçen kış mevsimi nedeniyle sonbaharda evlerini terk ederek başka şehirlere ya da ilçe merkezine göç ediyor.
Kar kalınlığının yer yer üç metreyi bulduğu, kış boyunca tipi ve karın etkili olduğu mahallede yaşayan Emrah ve eşi Elmas Sarı ise geçim kaynakları olan küçükbaş hayvanları için evlerinden ayrılmıyor.
Okula giden iki çocuğunu ilçe merkezindeki kardeşinin yanına gönderen Sarı, üç çocuğu ve eşiyle 6 yıldır kışları mahallede kalıyor.
Uzun ve sert geçen kış öncesi barındıkları iki odalı evin bir odasına erzak ve temel ihtiyaçlarını depolayan Sarı çifti, tipi nedeniyle yolu sık sık kapanan yerleşim yerinde teknolojiden ve şehir gürültüsünden uzakta doğal bir yaşam sürdürüyor.
Bazı geceler sıcaklığın sıfırın altında 30 dereceye kadar düşmesiyle yaşamın zorlaştığı mahallede, günün büyük bölümünü kar üzerinde hayvanlarını beslemekle geçiren Sarı’ya en büyük desteği eşi veriyor.
Tüm imkansızlıklara rağmen omuz omuza vererek ağır kış koşullarıyla mücadele eden çift, geçimlerini sağladıkları 300 küçükbaş hayvanın bakımlarını özenle yapıyor.
Muradiye Belediyesi karla mücadele ekipleri de çiftin yalnız yaşadığı mahallenin yolunun açık tutulması için çaba sarf ediyor.
“Burada yaşamak zor ama hayvanlarımız için mecburuz”
Emrah Sarı, AA muhabirine, kışın tipi ve kar nedeniyle çok zorlandıklarını söyledi.
Hayvanları ağıldan besleme alanına götürmenin zorluğuna rağmen kar üzerinde 300 koyununa baktığını anlatan Sarı, şöyle konuştu:
“Zamanımız hep koyunlarla geçiyor. Sabahtan akşama kadar koyunların içindeyiz. Bu iş dededen babama, ondan da bana kaldı. Ben de hayvancılık yapmaya kararlıyım. Bazen 2 metreden fazla kar yağıyor. Tipi sürekli etkili oluyor. Koyunların doğumları başladı, yılın ilk kuzuları geldi. Bazen hayvanlar hastalanıyor. Yol açılıyor ama tipiden dolayı sürekli kapanıyor. Her kapandığında Sayın Kaymakamımız yolu açtırıyor. Burası sessiz ve ıssız bir yer, kimse yok. Kurtlar sürekli geliyor. Köpeklerimiz olmazsa kurtlarla baş edemeyiz. Burada yaşamak zor ama hayvanlarımız için mecburuz. Hayvanlarımı bırakamıyorum. Başka geçim kaynağımız yok.”
“Bu hayata alıştım”
Elmas Sarı ise bir yandan çocuklarına baktığını bir yandan da eşinin yardımına koştuğunu belirtti.
Zorlu hayat şartlarına alıştığını söyleyen Sarı, “6 senedir kışları yalnız geçiyorum. Sabah kalktığımda sobayı yakıyorum. Kahvaltı hazırlıyorum. Ekmek pişirdikten sonra eşime yardım ediyorum. Kuzuların bakımını yapıyorum. Bu hayata alıştım. Artık sıkılmıyorum çünkü günün büyük bölümünü çalışarak geçiriyorum.” diye konuştu.
Muradiye Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Melih Aydoğan da “Bu mahallemizde kışın tek bir ailemiz kalıyor. Hayvancılık ve tarım faaliyetlerini icra ederek hayatlarını sürdürüyorlar. Biz de üretim faaliyetlerini sürdüren bu ailemize ulaşım sağlayarak destek olmaya çalışıyoruz. Belediye olarak tüm ekiplerimizi seferber ediyoruz. Karla mücadelede tüm mahallelerde olduğu gibi bu mahallemizde de ulaşımı açık tutmaya çalışıyoruz. Ailemizin oradaki yaşantısına katkı sağlamaya çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>Gümüşhane ve Trabzon’un doğa severleri Tersun Dağı’nda karın büyüsüne kapıldı
Yürüyüşe Kamboçyalı üniversite öğrencileri de katıldı
GÜMÜŞHANE – Gümüşhane ve Trabzon’un doğa tutkunları, karlı bir maceraya atılarak Gümüşhane-Şiran sınırındaki Tersun Dağı’nın eteklerinde doğa yürüyüşüne çıktı. Eşsiz manzaralar eşliğinde katılımcıları beyazın büyüsüyle buluşturan yürüyüşe Kamboçya’dan gelen misafirler de katıldı.
Trabzon Tenis Dağcılık Kayak İhtisas Kulübü ve Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Derneği üyesi sporcular Gümüşhane sınırlarındaki Tersun Dağında unutulmaz bir kış yürüyüşü gerçekleştirdi.
Toplam 35 sporcunun katıldığı etkinlikte sporcular Tersun Dağından başladıkları yürüyüşte Kızıltaş ve Hatunoluğu mevkiini geçerek Karamustafa köyünde 10 kilometrelik yürüyüşü sonlandırdı.
Etkinlikte karlar altında saklı patikalarda ilerlerken doğanın kışlık örtüsünün oluşturduğu mest eden bir tablo ile karşılaşan sporcular, karla kaplı ağaçların oluşturduğu tünellerden geçerek ilerledi.
Yer yer 1 metreyi aşan kar kalınlığında karla mücadele etmenin verdiği keyifle neşeli kahkahalar atan sporcular, zaman zaman kayarak zaman zaman da birbirleriyle güreş yaparak zaman zaman da kartopu oynayarak anın tadını çıkardı, çocukluklarına geri döndü.
Bembeyaz bir örtüyle kaplı zirvenin muhteşem manzarası karşısında hayran olan dağcılar, kendilerini doğaya bırakarak huzurlu anlar yaşayıp tüm yorgunluklarını unuttu.
“Bu güzellikleri kış mevsiminde yaşamak harika bir duygu”
Karlı doğanın keyfini doyasıya çıkararak bu anları ölümsüzleştirerek bol bol fotoğraf çeken sporculardan Abdurrahman Ezber, “Bu güzellikleri kış mevsiminde yaşamak harika bir duygu. Bunun için zamanın önemi yok bence. Bunu her zaman yapabiliriz. Gayet güzel, hoş ve zevkli bir parkurdu. Kar diz boyu gidiyor zaten harika. Ağaçların üzeri kırağı bağlamış. Ormanın içerisinde müthiş bir atmosfer var” dedi.
Kamboçyalı öğrenciler: “Gördüğümüz en güzel manzaralardan biri”
Etkinliğe katılmak için Gümüşhane’ye gelen ve Türkiye’nin çeşitli illerinde üniversite okuyan Kamboçyalı öğrenciler Arifin Naseat, Edas El ve Asya El ise “Gördüğümüz en güzel manzaralardan biri. Çok beğendim, çok güzel, 10 numara bir yer. Stres gitti buraya geldiğimde. Çok güzel bir manzara varmış. Beklemediğim manzaralardan oldu” ifadelerini kullandı.
“Parkur tahmin ettiğimden çok daha büyüleyici bir manzaraya sahipti”
Etkinliğe Trabzon’dan katılan TEDAK üyesi sporcu Meral Kıvanç da “Parkur tahmin ettiğimden çok daha büyüleyici bir manzaraya sahipti. Orman ve patika yollar vardı, muhteşemdi. Harika manzaralara eşlik etmiş olduk. GÜDAK’la yürümek de çok çok keyifliydi. Gerçekten bundan sonraki faaliyetlerinizde de birlikte yürümek isteriz. Rota harikaydı, yorucu değil, orta zorlukta. Kar muhteşemdi. Yaklaşık bir metreye yakın kar mevcuttu. Çamların üzerinde, göknarların üzerinde karlar hala sabit kalmış soğuktan dolayı. Muhteşem bir manzara eşliğinde rotamız süperdi. Çok memnun kaldık. Teşekkür ederiz” diye konuştu.
“Doğa yürüyüşlerine bir kez katılsanız alışkanlık haline gelir”
Doğa yürüyüşlerinin alışkanlık haline geleceğini belirterek herkesi bu tür etkinliklere katılmaya davet eden TEDAK Başkan Yardımcısı Mustafa Abanoz ise “Yürüyüşümüz Tersun Dağı’nda başladı. Kızıltaş, Hatunoluğu ve Karamustafa köyünde sona erdi. TEDAK Kulübü ve GÜDAK Kulübü olarak birlikte bir faaliyeti yaptık. Güzel bir ahenk içerisinde, uyum içerisinde faaliyetimizi doğal güzelliklerin içerisinde iki kulüp olarak gerçekleştirdik. Bu coğrafya için alternatif, pazar günü ne yapabilirim diye düşünen insanlar için Gümüşhane’de GÜDAK, Trabzon’da TEDAK’la faaliyetlerimize katılabilirsiniz. Zevk alacağınızı ve alışkanlık haline geleceğine de inanıyorum” dedi.
“Çok güzel anılar bıraktık geride”
Hafta sonları sağlıklı ve kaliteli zaman geçirmek için doğa yürüyüşleri ve kış mevsiminde de kayak etkinlikleri düzenlediklerini belirten GÜDAK Başkanı Mustafa Akbulut da “Bugün 2100 rakamlı Tersun Dağından bir kar yürüyüşü başlattık. Yaklaşık 10 kilometrelik bir parkur. Her sene böyle bir kar yürüyüşü yapıyoruz. Trabzon TEDAK’la organize ettik etkinliği. 35 kişilik bir grupla yürüdük. Parkur çok güzeldi. Çok güzel anılar bıraktık geride. Arkadaşlar çocukluğuna geri döndü, karın içinde eski günlerini hatırladılar. Kimi yuvarlandı, kimi kaydı, kimi atladı, kimi arkadaşını kara gömdü. Anılarımızı tazeledik, çocukluğumuza geri döndük. Tersun Dağından başlayan yürüyüşümüz Hatunoluğu Mevkiinden Karamustafa köyünde bitti. Güzel bir yürüyüştü” ifadelerini kullandı.
]]>Yerlikaya, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Deprem Konutları Kura ve Anahtar Teslim Töreni’ndeki konuşmasında, kentte olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Bakan Yerlikaya, 6 Şubat’taki acı günlerden sonra dünyanın en büyük arama kurtarma ve iyileştirme operasyonunu gerçekleştirdiklerini belirtti.
“Asrın felaketi”ni hep birlikte asrın dayanışmasına ve birlikteliğine dönüştürdüklerini vurgulayan Yerlikaya, “Devletimiz, aziz milletimiz ve Malatya’mız el ele verdik. Her zorluğu birlikte aştık. Hamdolsun işte bugün de bu zorluklardan birini daha aşıyoruz. Malatya’da, siz kardeşlerimizle birlikte deprem konutlarımızın kura ve anahtar teslim törenini şükürler olsun gerçekleştiriyoruz. Sizleri, depremzede kardeşlerimizi yeni yuvalarına kavuşturmaya hiç şüpheniz olmasın devam ediyoruz.” diye konuştu.
Her zaman depremzedelerin yanında olduklarını aktaran Yerlikaya, depremde kaybettikleri vatandaşları ve enkazda kalan hayalleri hiç unutmadıklarını ifade etti.
Yerlikaya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Vefat eden kardeşlerimizi geri getiremeyiz ancak diğer tüm kayıplarımızı telafi etmekte Allah’ın izniyle kararlıyız. Yıkılan evlerin daha modern ve güvenlisini yeniden yapacağız demiştik. Yıkılan iş yerlerinin daha ferah, daha modernini yeniden inşa edeceğiz demiştik. Şehirlerimizi en güzel haliyle yeniden ayağa kaldıracağız demiştik. Hamdolsun bugün Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde bakın tüm dünya bunu söylüyor ve her gittiğimiz yerde tüm kabine üyesi arkadaşlarımıza, vekillerimize bunu söylüyoruz. Tüm dünya diyor ki ‘Dünyanın en büyük konut seferberliğini gerçekleştiriyorsunuz.’ Gerçekleştiriyoruz tabii ki. Hedefimiz 2 ay içerisinde deprem bölgesi genelinde, bu 11 ilimizde tam 75 bin konutun teslimini yapmaktır. Ardından da inşallah her ay 15-20 bin konut ve köy evini hak sahipleri ile buluşturacağız. Yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini Allah’ın izniyle hak sahiplerine teslim edene kadar durmadan, dinlenmeden çalışacağız. Toplam hak sahibimiz 389 bin. Bunun tamamını Allah’ın izniyle önümüzdeki yıl sizlere teslim edeceğiz.”
Malatya’yı daha güçlü bir şekilde ayağa kaldıracaklarını anlatan Yerlikaya, şöyle devam etti:
“Malatya’da 69 bin 471 konut, 8 bin 163 iş yeri, 2 bin 587 ahır olmak üzere toplam 80 bin 221 hak sahibimiz bulunuyor. Bugün, 5 bin 140’ı il ve ilçe merkezlerimizde, 1041’i kırsalda olmak üzere toplam 6 bin 181 konutumuzun kuralarını çekip siz kıymetli hak sahiplerine anahtarlarını teslim ediyoruz. Yine yaklaşık 18 bin konutumuzun yapımı da olanca hızıyla devam ediyor. Bir yandan da ihalelerimizi yapıyoruz. İnşallah devam edenleri de hızlıca bitirecek ve sizlere teslim edeceğiz. Biz kararlıyız burada ve diğer 10 ilimizde hayat yeniden normale dönene kadar ellerimiz sizlerin ellerinden bir an olsun ayrılmayacak. Siz gönlünüzü ferah tutun. Malatya’mızı çok daha güçlü bir şekilde yeniden ayağa kaldıracağız. Yeniden aziz milletimizin gözbebeği yapacağız. Güzel Malatya’mız için gece gündüz, kar kış demeden çalışmalarımıza devam edeceğiz.”
Bakan Yerlikaya, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı dileyerek, anahtarlarını alanların yeni yuvasının hayırlı olması temennisinde bulundu.
Yerlikaya, asrın birlikteliğine liderlik eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve emeği geçenlere teşekkür etti.
Törene, Malatya Valisi Ersin Yazıcı, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Vedad Gürgen, AK Parti Malatya Milletvekilleri Bülent Tüfenkci, İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak ve İhsan Koca ile AK Parti Malatya Büyükşehir Belediye Başkan adayı Sami Er ile hak sahipleri katıldı.
İçişleri Bakanı Yerlikaya, daha sonra kurada ismi çıkan hak sahiplerine anahtarlarını teslim etti.
]]>Abalı Kayak Merkezi, Akdamar Adası ve Kilisesi, kaleleri, kedisi ve Türkiye’nin en büyük gölüyle kültür ve inanç turizminin önemli destinasyonları arasında yer alan Van’ın kış turizminde de öne çıkmasını sağlıyor.
Kente 45 kilometre uzaklıktaki Artos Dağı eteklerinde yer alan merkez, her yıl kent sakinlerinin yanı sıra çevre illerden binlerce kayakseveri ağırlıyor.
Özellikle hafta sonlarında yoğunluğun katlanarak arttığı merkezde, insanların huzurlu ortamda vakit geçirmesi ve güvenle kayak yapabilmesi 5 kişilik JAK timi görevini sürdürüyor.
Merkezde 7 gün 24 saat görev başında olan tim, tam donanımlı kar ve arazi araçları ve ekipmanıyla, yaralanma, kaybolma, telesiyejde ve arazide mahsur kalma gibi olumsuzluklara anında müdahale ediyor.
Sıcaklığın sıfırın altında 15 dereceye kadar düştüğü bölgede zorlu arazi koşullarında görevlerini yerine getiren JAK timi, tecrübelerini pekiştirmek ve hareket kabiliyetini artırmak için sürekli tatbikatlar gerçekleştiriyor.
Telesiyejde mahsur kalanları kurtardılar
Merkezde yapılan tatbikatta, senaryo gereği kayak merkezinin ikinci etap pistinde düşerek yaralanan kayaksever, 112 Acil Çağrı Merkezinden yardım istedi.
Bunun üzerine kar motorlarıyla olay yerine ulaşan JAK timi, ilk müdahalenin ardından sedyeye aldıkları yaralıyı, sağlık ekiplerine teslim etti.
Başka bir senaryoda ise kayak merkezindeki telesiyejde mahsur kalan 2 kayakçıya, JAK timleri anında müdahale etti.
Kar motosikletiyle bölgeye ulaşan ekip, halat yardımıyla telesiyeje çıkarak 30 metre yüksekte mahsur kalan kayakçıları güvenle piste indirdi.
“İnsansız hava araçlarından etkin yararlanıyoruz”
Tim komutanı Jandarma Üsteğmen Seyfettin Şahin, AA muhabirine, her türlü doğa ve insan kaynaklı afetler ile kaybolma ve kaza olaylarında arama kurtarma faaliyeti icra ettiklerini söyledi.
Jandarma Genel Komutanlığı bünyesindeki Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı Arama Kurtarma Birlik Komutanlığı personeli olarak Abalı Kayak Merkezi’nde 24 saat esasıyla görev yaptıklarını belirten Şahin, “Teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek milli teknolojilerimizi arama kurtarma birliğimizin envanterinde bulundurmaya özen gösteriyoruz. Burada sedyeli kar motosikletini, dağcılık ekipmanlarını ve ilk yardım malzemelerini etkin kullanıyoruz. Arama kurtarma çalışmalarımızı görevin ihtiyaç ve niteliğine göre arama kurtarma ve kadavra köpeklerimizle destekliyoruz. Ayrıca insansız hava araçlarından etkin yararlanıyoruz.” dedi.
Vatandaşların güven ve huzur içinde kayak yapmaları için sürekli tatbikatlar düzenlediklerini anlatan Şahin, şunları kaydetti:
“Kayak merkezinde kaza sonucu yaralanma, pist dışına çıkmak suretiyle kaybolma ve telesiyej arızalanması olaylarına karşı müdahalede bulunuyoruz. Yaralanmalarda ihbarı alır almaz sedyeli kar motosikletiyle olay yerine intikal edip, ilk yardım tecrübesi olan personelimizin yardımıyla yaralılarımızın sağlık kuruluşuna sevkini sağlıyoruz. Kaybolma olaylarında ise vatandaşımızın en son görüldüğü koordinatlara hızlıca intikal ederek çeşitli hastalık ve hipodermiyle yakalanmadan güvenli bölgeye tahliyesini gerçekleştiriyoruz. Burada AFAD, 122 Acil Sağlık ekipleriyle müşterek tatbikatlar yapıyoruz. Amacımız olası ihbarlara karşı koordinasyonumuzu sağlamak.”
]]>“KEDİLERİ BESLEDİĞİM İÇİN ŞİKAYET ALINCA AĞLIYORDUM”
İkizlerden Meral Ozan, yaşamını sürdürdüğü Moda’da 1990’dan bu yana kedilere baktığını söyledi. Bir komşusunun o yıllarda yeni çıkan kuru mamayı kedilere verdiğini görünce kendisinin de çantasında mama taşımaya başladığını dile getiren Ozan, “O günden sonra çantama mama alıp sokakta rastladığım kedilere vermeye başladım. Daha sonra hayvanlara mama verme işini sisteme koydum. Kapının önüne belirli aralıklarla mama koymaya başladım. Bu da binada oturanlarda rahatsızlık yarattı. ‘Burada kedi besleme, etraf kedi doldu.’ gibi şikayetler aldım. Bu şikayetler karşısında o kadar üzülüyordum ki eve gidip ağlıyordum” diye konuştu.
“ŞİKAYETLER YÜZÜNDEN TANSİYON VE ŞEKER HASTALIĞIM ÇIKTI”
Hatta bu şikayetler yüzünden kedilere bakamadığı için tansiyon ve şeker hastalığının nüksettiğini vurgulayan Ozan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kedi baktığım için bana bağıran çağıran insanlara da hayvan sevgisi versin, diye Allah’a çok içten dua ettim. Duam kabul olmuş olacak ki bir baktım bana bağıran, çağıran insanlar kedi, köpek almaya başladı. Şimdi Moda’da kediden köpekten geçilmiyor. Herkesin bir kedisi ya da köpeği var. Kar da yağmur da yağsa her sabah kalkıp, kedilerimi besliyorum. Şimdi böbreğimde taş çıktı ağrım da oluyor ama ona rağmen sürüklene sürüklene sokağa çıkıp, kedilerimi besliyorum.”
“KEDİLERE BAKTIĞIM İÇİN 1990’DAN BERİ TATİLE GİTMİYORUM”
Ozan, kedilere bakmanın çok ağır bir sorumluluk olduğunu dile getirerek, “1990’dan bu yana hiç tatil yapmadık. Hatta Bodrum’da bir yazlığımız vardı, kedileri bırakıp gidemiyoruz diye onu da sattık. Bizim elimize bakan 150 kediyi başkalarına emanet edip gidemiyoruz. Bütün vaktim kedilerle geçiyor” dedi. Sadece mama vermediğini, hastalandıklarında da kedileri veterinere götürdüğünü anlatan Ozan, “Kısırlaştırma yaptırıyorum. Çok vaktimi alıyor gerçekten çok yoruluyorum. Her gün 150 kediye bakmak yorucu olabiliyor.” ifadelerini kullandı.
“KEDİLERE NANKÖR DENMESİNİ HİÇ ANLAMIYORUM”
Hayvan beslemenin verdiği huzuru hiç bir şeyde bulamadığının altını çizen Ozan, “Hayvan beslemenin çok faydasını gördüm. Vücudunuzda neresi hasta ise kedi orayı anlar ve gelip o bölgenize yatar. Size bir arkadaş olur, huzur verir. Kedilere nankör denmesini hiç anlamıyorum.” diye konuştu. Zühal Şener Kandemir ise 1985’li yıllardan itibaren kedi beslediğini belirterek, “Evdeki artan yemekleri kedilere vermeye başladım. Her gün iki kez 4 kat aşağı inip kedileri besliyordum. Fakat beslediğim kediler tek tek arabanın altında kalıp ölünce psikolojim bozuldu. Bir süre ara verip, kedi bakım işini kardeşim Meral’e bıraktım.” dedi.
“KIŞIN EVDEKİ KEDİ SAYISI 15’E ÇIKIYOR”
Kandemir, hayvan sevgisinin annelerinin kendilerine aldığı bir kedi ile başladığını vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Kedimizin adı Minnoş’tu, bir sokak kedisiydi. Babamın işi nedeniyle Zonguldak’tan Denizli’ye taşınınca onu yanımızda götürememek bizi çok üzmüştü. Denizli’deki komşumuzun kedisinin yavruları olunca birini aldık. Ondan sonra içimizdeki kedi sevgisi hiç bitmeden büyüdü. Hiç kedisiz evimiz olmadı. Şu an 10 kedim var evde. Havalar soğuduğunda sokaktaki kedileri de eve alıyoruz. Eşim de çok hayvansever ve merhametli bir insan. ‘Evde çok kedi var almayalım.’ desem de o alıyor. Kışın, 15’e kadar çıkıyor evdeki kedi sayısı.”
“MAAŞLARIMIZ KEDİLERİN BAKIMINA GİDİYOR”
Kandemir, kedilere bakmanın çok yorucu olduğunu belirterek, “Sabah kalkar kalmaz kedilerin bakımını yapıyor ve karınlarını doyuruyorum. Bir kedim yaşlılıktan idrarını tutamıyor. O yüzden sürekli paspas elimde geziyorum. Bütün günüm onlara bakmakla geçiyor. Benim de Meral’in de emekli maaşı kedilerin bakımına gidiyor. Veteriner ve mama ücretleri çok yüksek.” ifadelerini kullandı.
Kedi beslemenin insan psikolojisi üzerinde çok olumlu bir etki yarattığını aktaran Kandemir, kedilerin uğur ve şans getirdiğine inandığını söyledi. Kandemir, bir hevesle hayvan alıp, sonra sokağa bırakılmasının sorumsuzluk ve vicdansızlık olduğunu dile getirdi.
PARAM YOK PULUM YOK ŞARKISIYLA TANINDILAR
Türk müzik tarihinin önemli isimlerinden biri olan Fecri Ebcioğlu tarafından keşfedilen Meral ve Zuhal kardeşler, 1970’li yıllarda müzik dünyasına adım attı. İkizlerin, seslerini duyurduğu “Param Yok Pulum Yok” adlı şarkısı 1974 yapımı Kadir İnanır ve Müjdat Gezen’in başrolündeki “Uyanık Kardeşler” filminin müziği olarak dönemin klasiği haline geldi.
]]>Isparta Davraz Kayak Merkezi’nde kayakseverler için kayak sezonu açıldı. Toroslar’ın en yüksek zirvelerinden birisinde kurulu olan Davraz Kayak Merkezi, kayak, snowboard, tur kayağı, dağcılık gibi alanlarla uğraşanlar için imkanlar sunuyor. Davraz Kayak Merkezi, açıldığı gün itibarıyla yoğun ilgi görürken, bin 650 metre ile 2 bin 344 metre arasında değişen rakımda kar kalınlığının 30 ile 55 santimetreye kadar ulaştığı belirtildi.
Davraz Kayak Merkezi İdari Koordinatörü Ozan Yılmaz, bu yıl kar yağışının geç gelmesi sebebi ile sezonun 15 ile 20 gün sürebileceğini öngördüğünü belirterek, “Davraz Kayak Merkezi’ne yaklaşık üç gündür kar yağışı ile beraber cuma günü yani bugün itibari ile sezonu açmış bulunmaktayız. Geçmiş yıllarda 60 gün kadar bir sezon açık süremiz varken bu yıl beklentimiz 15 ila 20 gün gibi gözüküyor. Çünkü hava durumunu müsaitliği bunu bize öngörüde sunuyor. Bu sene inşallah 100 bin ile 150 bin barajını açabilirsek bizim için çok büyük bir hedef olmuş olacak. Tabii sağ olsun misafirlerimiz günlerdir hatta haftalardır bizden haber bekliyorlardı sezon açıldı mı açılacak mı diye. Çok şükür bugün açtık ve bugün hafta içi olmasına rağmen yalnız bırakmadılar. Otomobil ve misafir yoğunluğu olduğunu belirten Yılmaz, “Şu an yaklaşık olarak 450 ile 500 arası otomobil girişimiz oldu ve 3 bin ile 4 bin misafirimiz şu an merkezimizde kayak yapıyor. Çok teşekkür ediyoruz onlara. Davraz Kayak Merkezi olarak sezon süresi uzun oldukça biz kayak merkezimizdeki tesislerimizi çalıştıracağız. Tüm kayakseverleri ve kar severleri Davraz Kayak Merkezi’ne bekliyorum” dedi.
Kayak merkezine yapılan yatırımlarla ilgili bilgi veren Yılmaz, “Gondol testi çok merak ediliyor. Gondol testinin testleri devam ediyor. Müteahhit firmanın bize vereceği belgelerle beraber gondol mekanik testimizi de devreye alıp çalıştıracağız inşallah” şeklinde konuştu.
“10 yıldır her sene geliriz buraya”
Davraz Kayak Merkezine İzmir’den gelen Emre-Rabia Kılıç çifti 10 yıldır kış sezonunda Davraz Kayak Merkezini tercih ettiklerini belirterek, “Yaklaşık 15 gün önce buraya gelmiştik, o zaman kar yoktu ondan dolayı tatili yarım bıraktık. Şimdi dün itibarıyla yeniden geldik kar yağdığını görünce. İki tane oğlum var. Biz İzmir’de kara hasret kalıyoruz. Ailemiz de burada zaten hem ziyaret gibi oluyor. Şu an gayet memnunuz, hava da çok güzel İnşallah yarın da buradayız. 10 yıldır her sene geliriz buraya tatil için. Kış tatilini her sene burada geçiririz. Başka yerleri tercih etmeyiz, ailemiz de var zaten burada, aynı zamanda güzel buranın nezih bir ortamı var” ifadelerini kullandı.
Antalya’nın Manavgat ilçesinden arkadaş grubu ile gelen Sungur Alp ise kaydığı poşetle daha fazla zevk aldığını belirterek, “Kar çok güzel, kayıyoruz eğleniyoruz. Çok mutluyuz. Hava çok güzel, hiçbir sıkıntı çekmedik. Poşetle kaymak kızağa göre daha kaygan, daha güzel kayıyoruz” dedi. – ISPARTA
]]>DİSK Ege Bölge Temsilciği, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik’e ait altın madeni alanında meydana gelen faciaya ilişkin bugün Basmane Meydanında basın açıklaması düzenledi. DİSK üyesi işçi ve emekliler adına basın açıklamasını yapan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, konuşmasında; “Erzincan İliç’teki altın madeni insanı ve doğayı katletmeye devam ediyor. Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madeni’nde siyanürlü yığın liçi sahasındaki çökme sonucu büyük bir felaket ile karşı karşıyayız” dedi.
Sarı, açıklamanın devamında şunları söyledi:
“ABD merkezli SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığıyla kurulan Anagold AŞ’ye bağlı madende 9 çalışanın kayıp olduğu resmi açıklamalarda yer aldı. Sayının artmasından endişe ediyor, kayıpların bu korkunç felaketten kurtulmuş olmasını diliyor, tüm işçilere ve bölge halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
“SİYANÜRLÜ ISLAK TOPRAĞIN FIRAT NEHRİNE DOĞRU GİTTİĞİNE DAİR BİLGİLER, ÇOK TEHLİKELİ BİR FELAKETLE KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZU DÜŞÜNDÜRMEKTE”
Öte yandan milyonlarca ton sülfürlü, siyanürlü ıslak toprağın Fırat nehrine doğru gittiğine dair bilgiler, çok tehlikeli bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu düşündürmektedir. Toprakta siyanür olduğuna dair uzmanların uyarılarına rağmen, kurtarma ekiplerinin uygun koruyucu donanımlarının olmadığına dair görüntüler, bu felakete yol açan zihniyetin aynen devam ettiğini göstermektedir. Emeğe, doğaya, akla, bilime zerrece önem vermeyen, sermayenin çıkarları ve buradan elde edecekleri rantlar dışında gözü hiçbir şey görmeyen bir zihniyetin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceği bir kez daha görülmüştür.
“YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN MADENİN KAPASİTE ARTIŞI YAPMASINA İZİN VERİLMİŞ”
Uzun yıllardır bölgeyi zehirleyen maden tesisinde 2022 yılında da siyanürlü solüsyon etrafa saçılmıştı. Bu felaketin ardından maden kısa bir süre kapalı kalmış ve para cezasıyla konu kapatılmış, maden apar topar yeniden açılmıştı. Yaşanan bu olumsuzluklara rağmen madenin kapasite artışı yapmasına izin verilmiş, insanlarımız, başta Fırat nehri havzası olmak üzere doğamız pervasızca büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakılmıştı. Yıllardır bu konuda soruna dikkat çeken meslek odaları, çevre gönüllüleri, yerel halkın feryatları dikkate alınmamıştır.
“DEVLETİN DENETİM VE YAPTIRIMLARDAN SORUMLU KURUMLAR ETKİSİZ HALE GETİRİLMİŞ”
Devletin denetim ve yaptırımlardan sorumlu kurumlar etkisiz hale getirilmiş, zayıflatılmış veya görev yapmaları bilinçli olarak engellenmiştir. Daha da ötesi, işçi sınıfının sırtındaki vergi yükünün arttığı bir dönemde bu şirketler vergi afları ve düzenlemeleri ile ödüllendirilmiştir.
“MADENLERİMİZİ EMPERYALİST TEKELLERE PEŞKEŞ ÇEKENLER BİLSİNLER İŞÇİ SINIFI SAHİPSİZ DEĞİLDİR”
Madenlerimizi emperyalist tekellere peşkeş çekenler; sınırsız emek ve doğa sömürüsü üzerinden vahşi bir üretim düzenini hayata geçirenler; daha çok kar için bilimi ve aklı yok sayanlar bilsinler ki bu ülke, bu halk ve işçi sınıfı sahipsiz değildir.
“MÜCADELEMİZİ SONUNA KADAR SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”
DİSK olarak öncelikle yaşanan katliamların hesabının sorulması, kamusal bir madenciliğin insan, çevre ve doğayla uyumlu yapılabilmesi, bu ülkenin refahı ve gelişmesine gerçekten katkı sunabilmesi için mücadelemizi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız. Kayıpların akıbetinin mümkün olan en çabuk biçimde netleştirilmesi, doğayı ve canlı yaşamını tehdit eden bu felaketin etkilerinin azaltılması için eldeki bütün olanakların seferber edilmesini acil olarak talep ediyoruz. DİSK konunun takipçisi olmaya devam edecektir.”
]]>Kulaç, AA muhabirine, merkezdeki çalışmalarda, son yıllarda iyice kendini hissettiren iklim değişikliğinin fındık üzerindeki olumsuz etkileri ve bu duruma karşı alınabilecek önlemleri araştırdıklarını söyledi.
İklim değişikliğine bağlı hava olaylarında anormallikler oluşmaya başladığına değinen Kulaç, “Ani ve aşırı yağışlar oluyor. Yağış süreleri arasında açılmalar meydana geliyor. Kış oluyor ama kar yağışlı geçmiyor. Soğuklama ihtiyacı olan ceviz, fındık gibi bitkiler yeterli soğuklamaya tabi olmadıkları zaman erken uyanmalar söz konusu olabiliyor.” dedi.
Kulaç, fındığın hem erkek hem dişi çiçeği üzerinde bulunduran tür olduğunu ve bu çiçeklerin hava şartlarına bağlı erken açabildiğini anlattı.
“Küresel iklim değişikliğinden özellikle sahil kesimi etkileniyor”
Fındık bahçelerinde birbirini tozlayan çeşitler yeteri kadar bulunmadığı takdirde verim kayıplarının söz konusu olduğuna değinen Kulaç, “Küresel iklim değişikliğinden özellikle sahil kesimi etkileniyor. Fındık da Karadeniz Bölgesi’nde yaygın yetişiyor. Yüksek rakımlar, belki mart-nisanda yaşanacak don olayından kaçabilir ama ocak-şubatta sıcak giden dönemlerin ardından nisan gibi don ihtimali yüksek. Dolayısıyla bu durum fındıktaki verimi etkileyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Kulaç, bu yıl özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nde iklim değişikliği nedeniyle fındık kaybının yaşanacağının öngörüldüğünü aktararak, söz konusu bölgede ocak ayının sonundan başlayarak şubatın sıcak geçtiğine dikkati çekti.
Doğu Karadeniz’de ara ara kar yağdığını ancak bu bölgede yağış olmadığı için bazı çeşitlerin soğuklamayı yeteri kadar alamadığını vurgulayan Kulaç, şunları kaydetti:
“Dolayısıyla çok soğuklama isteyen çeşitlerde problem olabilir. Onlar çiçek açtıkları zaman erkek tozlayıcı bulamamaktan boş tohum oranı yüksek olacaktır. Yani normal fındığı göreceksiniz ama içi boş olacak. Bir tehlike de nisan sonu veya mart ortasında olabilecek soğuk havalar. Devam eden sıcak havanın ardından yaprak açma söz konusu olacak ve yanmalara yol açabilecektir.”
Tozlaşma için bahçeye farklı çeşitleri dikme önerisi
Kulaç, son dönemlerde iklim değişikliğine karşı üreticinin yöneldiği “tek çeşit bahçe kurma” tercihinden kaçınılması gerektiğine de işaret ederek, merkez olarak, “tek ağaç aşılı fidan” veya “Türk fındığı” denilen üretim konusunda çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.
Bazı çeşitlerin birbirlerine tozlayıcı olabildiğini, farklı zamanlarda açan erkek çeşitlerini bahçeye dikerek tozlaşma döneminde yardımcı olmak gerektiği tavsiyesinde bulunan Kulaç, şöyle devam etti:
“Bunu hem ticari anlamda kullandığımız çeşitlerle yapabiliriz hem de yabani çeşitlerle. Şu zamanda açan, sararan yabani çeşitleri bahçemizde bulundurabiliriz. Bir de daha geç açan var, bu çakıldak için çok önemli. O çeşitten çakıldak bahçelerine mutlaka dikilmeli. Dekarda erkek çiçek açan yabani çeşit, bir de geç açan yabani çeşidi ocaklarımızın arasında bulundurmalıyız ve mümkün olduğu kadar uzun boylu yapmalıyız ki, rüzgar estiği zaman her tarafı tozlayabilsinler.”
Kulaç, uzun süreli yağışsızlık devam ettiği zamanlarda 50 santim derinlikteki su, bitki tarafından çekildiği için toprağın kuruduğuna dikkati çekerek, “Kuruyunca da fındığımızın içi dolmuyor. Bunun için ya sulu tarıma geçeceğiz ya da kök sistemini geliştirmemiz lazım. Onun için kazı kök sitemi yapan, Bolu fındığı olarak bilinen, literatürdeki adıyla Türk fındığı üzerine istediğimiz çeşidi aşılayıp bahçemizi kurmalıyız.” ifadelerini kullandı.
]]>MELTEM KARAKAŞ
Erzincan’da meydana gelen maden faciası ile ilgili açıklama yapan Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Fatma Özkoç, “Kaymaz’da yapılmaya çalışılan 3’üncü atık barajında da aynı katliam er geç yaşanacaktır” dedi.
Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği (ESÇEVDER) tarafından Erzincan İliç’teki altın madeninde yaşanan facia ile ilgili basın açıklaması yapıldı. Eskişehir’in Sarıcakaya-Mihalgazi ilçelerine yapılmak istenen altın gümüş maden ocağını örnek gösteren Filiz Fatma Özkoç, “Erzincan İliç’te yaşanan olay; Kaymaz ve Atalan’da yaşanmayacağını kim garanti edecek?” dedi.
“EYLÜL 2022’DE TEKRAR ÜRETİM İZNİ ALDI”
ESÇEVDER Yönetim Kurulu Üyesi Filiz Fatma Özkoç, açıklamasında şunları söyledi:
“Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği olarak Erzincan İliç Çöpler Altın Madeninde yaşanan siyanürlü pasa dağında çökme meydana geldiğini, işçilerin toprak altında kaldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Siyanürlü toprağın altında kalanların bir an önce kurtarılmasını umuyoruz. Aynı işletmede 21 Haziran 2022 yılında siyanür çözeltisi taşıyan boru patlamış ve 210 metreküp siyanür çözeltisi toprağa karışmıştı. Daha sonra eylül 2022’de tekrar üretim izni aldı. Çevre Aktivisti Sedat Cezayirlioğlu uluslararası ceza mahkemesine (UCM) başvurmuş idi. Ayrıca Türk Mimar Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) biri kapasite arttırımı ile ikincisi ÇED gerekli değildir ile ilgili olarak 06 Aralık 2023’te iki adet dava açılmıştı. Ayrıca Anayasa Mahkemesine işletilen altın madeninin özel yaşamı ve sağlığı tehdit ettiği iddiası ile yapılan başvuruda yurttaşı haklı bularak ihlal ve yeniden yargılanması kararı vermişti.
“İLİÇ’TE OLAN BİR KAZA DEĞİL ÇEVRE VE YAŞAM KATLİAMIDIR”
Çöpler Altın Maden İşletmesi Anagold ve Çalık Holdingin ortaklarından olup, Anagold’un 7,2 milyon dolar vergi borcunun silindiği hafızalardadır. Son yıllarda Türkiye’nin hemen her yerinde olduğu gibi, Eskişehir’imiz de kar etmek dışında hiçbir amacı olmayan madencilik şirketlerinin hedefindedir. Bu şirketler, bitmek bilmez kar hırslarıyla milyonlarca insanımızın yaşam alanını, suyunu, toprağını, doğasını ve nihayet yaşamlarını hiçe saymaktadırlar. İliç’te olan bir kaza değil çevre ve yaşam katliamıdır.
“ATALAN, ALPAGUT, TEKECİLER’DE AYNI KATLİAM ER YA DA GEÇ YAŞANACAKTIR”
Kaymaz’da yapılmaya çalışılan 3’üncü atık barajında da aynı katliam er geç yaşanacaktır. Yine Cengiz Holding tarafından 713 hektarlık yani 941 futbol sahası büyüklüğünde, 180 milyon ton kazı yaparak, patlatmalı ve açık alan işletmeciliği, siyanürlü yığın liç yöntemi ile altın-gümüş çıkartacak olan Atalan, Alpagut, Tekeciler’de aynı katliam er ya da geç yaşanacaktır. Kaldı ki siyanürlü pasa, dik yamaçlı araziye sahip olan Sarıcakaya ve çevresi ile Sakarya Nehrini siyanürlü toprak ile er ya da geç zehirleyecektir. Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği özel kişilerin karlarına tahsis edilmediği ve kamusal ihtiyaçlar dışında bir amaca hizmet etmediği müddetçe maden çıkartılmasına karşı olmayıp, maden sahalarının ülkemize ve şehrimize vereceği zararlar göz önüne alınırsa bir avuç kişinin çıkarlarının ülke çıkarlarının önüne geçmemesi için mücadelemize devam edeceğimizi kamuoyuna gururla açıklıyoruz.”
]]>Dünyanın ilk şehir tokeni olan İzmir Token’i halka arz eden Barış Turgut’la yaptığı protokol sonucu, 15 milyonluk yatırım yaparak gündeme gelen Ocakcı Holding’de, iddiaya göre; holdingin sahibi Sedat Ocakcı’nın yeğeni siber güvenlik uzmanı Salih Han, kuruma ait 2,5 milyar liralık soğuk cüzdanla Dubai’ye kaçtı. Yüksek kar vaadiyle paralarını verenler, dolandırıldıkları iddiasıyla polise şikayetçi olmaya başladı. Şüphelilerin, satışını yaptıkları token ile kripto piyasalarında para kazandıracaklarını vaat ettiği, ayrıca dron fabrikası kurarak da yine kar sözü verdikleri öğrenildi. Şüphelilerin 2 bin 500 kişiden yaklaşık 2,5 milyar TL para topladıkları öne sürüldü. Şu an 30 mağdurun şikayetçi olarak polise başvurduğu ortaya çıktı. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı, dolandırıcılık iddiaları üzerine soruşturma başlattı. Savcılığın talimatıyla dün sabah harekete geçen İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, haklarında gözaltı kararı çıkartılan aralarında Ocakcı Holding sahibi Sedat Ocakcı, eşi Seçilay Ocakcı’nın da bulunduğu 30 kişiye yönelik eş zamanlı operasyon düzenledi. Ocakcı Holding ve bağlı işletmelerinde arama yapıldı.
SEDAT OCAKCI, TSK’DAN İHRAÇ EDİLMİŞ
Ocakcı çifti, İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerinin desteği ile Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince, Adana’da saklandıkları kiralık evde yakalandı. Ocakcı çifti ile 1’i yardım ve yataklık suçundan olmak üzere toplam 28 kişi gözaltına alındı. Hakkında gözaltı kararı bulunan 3 kişinin arandığı bildirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde üsteğmen olarak görev yapan Ocakcı’nın, 2017 yılında Van Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü FETÖ soruşturması kapsamında önce açığa alındığı, 2 yıl sonra da ihraç edildiği de ortaya çıktı.
YURT DIŞINA ÇIKMAYA ÇALIŞMIŞ
Ocakcı çiftinin operasyon öncesi Türkiye’yi terk etmeye çalıştıkları da ortaya çıktı. 1 Ocak 2023’te Ocakcı Holding’i kurduğu belirtilen Sedat Ocakcı hakkında ilk olarak 1 Şubat 2024’te İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne şikayette bulunulduğu bildirildi. Şikayetin ardından Emniyet Müdürlüğü’nün talebi üzerine mahkemece Ocakcı hakkında yurt dışı çıkış yasağı getirildiği kaydedildi. Ocakcı’nın 2 Ocak’ta Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan eşiyle yurt dışına gitmeye çalıştığı ancak hakkında yurt dışı çıkış yasağını öğrenince Adana’ya geçip, eşyalı kiralık ev tuttuğu belirtildi. Sedat Ocakcı’nın Adana’ya gitmesindeki amacının, buradan da yasa dışı yollardan Kıbrıs’a gitmek olduğu öğrenildi. Ocakcı Holding bünyesinde 10 şirketin bulunduğu bildirildi.
LÜKS HAYATLARI KAMERADA
Öte yandan Sedat Ocakcı’nın paylaştığı bir videoda, lüks yaşamlarını gözler önüne serdi. Holdingin bahçesinde eşi ile yürüyen Ocakcı’nın, iki büyük hediye paketinin kurdelesini eşine açtırdığı, eşinin ‘İnanmıyorum’ diyerek şaşkınlık yaşadığı, açılan paketlerde lüks spor arabaların ortaya çıktığı görüldü. Biri siyah, diğeri kırmızı renkteki iki otomobili gören eşinin, Sedat Ocakcı’ya sarıldığı da video görüntülerinde yer alıyor.
DRON İMALAT YAPACAKLARDI
Öte yandan şüphelilerin polisteki işlemleri sürüyor. Gözaltına alınan şüphelilerden birinin emekli Tuğgeneral Mehmet Rıfat Alkan olduğu ortaya çıktı. Yüksek Askeri Şura Toplantısı’nda alınan kararla, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda görevli Tuğgeneral Alkan’ın, 30 Ağustos 2022’de emekli edildiği öğrenildi. Alkan’ın, emekli olduktan sonra holdinge bağlı şirketlerden Metayıldız’ın genel müdür yardımcılığı görevini yürüttüğü kaydedildi. Şirkete, 15 Temmuz 2023’te, Yozgat Bozok Organize Sanayi Bölgesi Yatırım Alanı’nda yer tesis edildiği öğrenildi. Dron imalatı üzerine fabrika kuracağını beyan eden şirket yetkililerinin, bu alanda 3-4 ay kadar hafriyat alım çalışması yaptığı ancak ‘Bozok Organize Sanayi Meta Yıldız Dron Fabrikası Meta Yıldız Bilişim Teknolojileri Dış Ticaret Sanayi Anonim Şirketi ibarelerinin’ yazılı tabelanın dışında alanda başka hiçbir icraat gerçekleştirmediklerinin otaya çıktığı belirtildi.
]]>AĞRI – Ağrı’da bulunan Küpkıran Kayak Merkezi bu sene kar yağışının geç etkili olması nedeniyle sezonu geç açtı, kayak severler kayak merkezine koştu.
Kent merkezine 2 kilometre uzaklıkta bulunan Küpkıran Kayak Merkezi, Ağrı ve ilçelerinin yanı sıra çevre illerden de kayak meraklılarının ilgisini çekerken, bu yıl kar yağışının geç etkili olmasından dolayı açılışı 40 gün geç yaptı. Pist sayıları ve uzunlukları artırılarak büyütülen kayak merkezine gelen vatandaşlar, kızak ve snowboard yapmanın keyfini çıkardı.
Tatili fırsat bilip ailecek kaymaya geldiğini söyleyen Birol Yaşar, “Buraya kaymak için geldik. Üç günden beri kaymak için buradayız, zaten üç gün önce öğrendik, kaymaya başladık. Başarılı olduk 2-3 günde öğrenilecek bir spor, burada çok eğleniyoruz. Ağrı’da pistimiz gayet güzel, kısa bir pist ama yeni başlayanlar için güzel bir pist, öğrenme açısında çok iyi, haftasonu tatillerinde ailecek gelinecek bir mekan, Hafta sonu kızımla birlikte kayak merkezine geldik. Gayet keyifli zaman geçiriyoruz. Kar yağışımız biraz geç başladığı için sezonda biraz geç başladı” dedi.
Kaymak için gelen öğrenci Aysel Zeynep Yaşar, ” Bu hafta sonu kayak merkezine geldik ve kayıyoruz. Çok güzel bir gün oldu. 4 gündür buradayız çok güzel bir gün oldu” dedi.
İşletme sahibi Ali Yılmaz, “2023-2024 kayak sezonunu açtık fakat, 40 gün gecikmeli oldu. Normalde Aralık 15’te falan kayıyorduk ama bu sene sezonun sonu Ocak’ın 27’sinde sezonu açtık. Buda şöyle dünyadaki iklimlerin değişmesiyle böyle bir çok kayak tesisinde sıkıntı yaşıyorlar. Bizde yaşadık onu suni karlama var, suni karlama dediğimiz kendi karını kendim yapıyorsun. Artık kar 2 bin rakımdan aşağı yağmıyor, yani bin 600’lerde karı görmek çok zor, bizde karlama makinasını getirdik, farları da hepsini getirdik 4 yıldır depomuzda duruyor. Ama ne acıdır her yıl kuracağız diyoruz, bir türlü kurmadılar yapabilecek olanda Gençlik Spor’dur. Fanlarımızda şu anda depoda 4 yıldır duruyor onlarında şu anki maliyeti 10 milyon yani aldığımız malzemelerimizin eğer biz onu kurmuş olsaydık normalde 5 ay kayak kayardık yani Türkiye’de herkes burada Ağrı kayak kayıyor diyor herkes buraya gelecek diyor. Şu an kar çok az yani biz normal şartlarda, kayaklarımız mahvoluyor ama Ağrı halkını ve dışardan gelen insanları eğlendirmek için bir araya toplamak için risk alıyoruz. Kayaklarımızı veriyoruz. Biliyorsunuz kayak malzemeleri çok pahalı önümüzdeki sezon inşallah, Vali beyde söz verdi bize suni karlamamızı kurduğumuz zaman biz normal şartlarda Aralık içerisinde, suni karlama öyle bişey ki artı 4’te bile kar yapabiliyorsun bırakın eksiyi sene hedefimiz 4 ay 5 ay veya 150 gün, 120 gün kayak kaymak. Maddi olarak çok zarar ettik manevi olarak ta hepimiz zarar ettik. İnşallah bir kar bekliyoruz eğer kar yağarsa biz Mart’ı da çıkarırız eğer kar yağmazsa bir artıya geçerse biz bu karıda kaybederiz çok acil suni kar makinalarımızı kurup aktif hale getirip kaymamız lazım” dedi.
]]>Başkonsoloslar, AA foto muhabirleri ve muhabirlerinin 2023 yılında ölümsüzleştirdiği ve “Deprem: Umut”, “Gazze: Kanıt” “Haber”, “Çevre-Yaşam” ile “Spor” kategorilerinde oylamaya sunulan fotoğraflarını inceledi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel, “Deprem: Umut” kategorisinde oyunu Arif Hüdaverdi Yaman’ın “Kurtuluş sevinci” fotoğrafına verdi.
Demirel, “Gazze: Kanıt” kategorisinde Ali Jadallah’ın “Kayıp” adlı fotoğrafını oylarken, “Çevre-Yaşam” bölümünde oyunu Sergen Sezgin’in “Kaçış” fotoğrafından yana kullandı.
“Haber”de Özkan Bilgin’in “Eksi’de operasyon” fotoğrafına oy veren Demirel, “Spor”da ise Dursun Aydemir’in “Dünyanın Sultanları” karesini seçti.
Demirel, yarışmada yer alan fotoğrafların birbirinden değerli olduğunu belirterek, “Fotoğraf, anı yansıttığı için zaman zaman belge olabiliyor, tarihe not bırakabiliyor, mutluluğu da hüznü de aynı anda yaşatabiliyor. O anlamda sanıyorum son dönemlerde yaşadıklarımızın etkisiyle oylama yaptım. Gerçekten değerlendirmekte çok güçlük çektim. Hepsi çok güzel fotoğraflardı.” diye konuştu.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin ilkinde Gaziantep’te ikincisinde ise Adıyaman’da olduğunu anlatan Demirel, şöyle konuştu:
“Depremi yaşayan kişilerden birisiydim. Kıbrıs’taki şampiyon meleklerimizi kaybettiğimiz süreçte orada bulunmuştum. Onların adaya dönüşünü sağlamakla alakalı çalışmalar ve sağ olanları da sağ salim ülkemize geri döndürmek için çalışmalar yaptık. Asrın felaketiydi ancak insana yönelik sorumlulukları yeniden değerlendirme ve depremin değil çürük yapıların insanları öldürdüğünü çok iyi anladığımız süreçlerden geçtik. Dolayısıyla deprem fotoğraflarını oylarken çok güçlük çektim. Hepsi kendi içinde o anı bize yansıtan fotoğraflardı.”
“Ana vatanımız iyiyse biz de iyiyiz”
Demirel, Kıbrıs’ta her sabah uyandıklarında ana vatan dedikleri Türkiye ile ilgili haberlere baktıklarını dile getirerek, “Ana vatandaki gelişmeler, mutluluk da hüzün de bizim içimizde derin bir şekilde yaşadığımız duygular. Ana vatanımız iyiyse biz de iyiyiz. Ana vatanla ilgili bir acı varsa onu yüreğimizde derinden hissediyoruz. Dolayısıyla ben orada askerlerimizin sınırı koruma esnasındaki bir fotoğrafını oyladım.” dedi.
İçinde Türk askerinin yer aldığı fotoğrafın kendisini 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na götürdüğünü kaydeden Demirel, bu karenin yüreğinde yer ettiğini söyledi.
Demirel, oylama yaparken içinde insan hassasiyeti bulunanları seçmeye özen gösterdiğini sözlerine ekledi.
“Özellikle Türkiye’den fotoğraflar seçmeye çalıştım”
Ocak ayının ilk günlerinde büyük bir depremin meydana geldiği Japonya’nın İstanbul Başkonsolosu Kenichi Kasahara ise yarışmadaki “Deprem: Umut” kategorisinde Esra Hacioğlu Karakaya’nın “Madenciler” fotoğrafına oy verdi.
Ülkesinin deprem, tsunami, tayfun, kar fırtınası ve yanardağ patlaması gibi afetlerle mücadele ettiğini belirten Kasahara, ateş çemberi olarak da adlandırılan Pasifik deprem kuşağında yer alan ülkesinde bu yılın ilk günlerinde meydana gelen depreme değindi.
Kasahara, afetlere karşı ilkokul çağında eğitimler verildiğini, sonraki süreçte ise tatbikatlarla vatandaşların bilinçlendirilmeye devam edildiğini aktararak, Japonya’da 1923’te meydana gelen en az 150 bin kişinin öldüğü Büyük Kanto Depremi’nin yıl dönümü olan 1 Eylül’ü “Afet Önleme Günü” olarak belirlediklerini anlattı.
“Gazze: Kanıt” kategorisinde Ashraf Amra’nın “Yanımda ol anne” ve “Haber” grubunda Erçin Ertürk’ün “Kamuflaj” fotoğraflarını oylayan Kasahara, “Çevre-Yaşam” kategorisinde Hamit Yalçın’ın “Masal Ülkesi”, “Spor” alanında ise Dursun Aydemir’in “Dünyanın Sultanları” karelerini seçti.
Kasahara, yarışmadaki fotoğrafları çok çeşitli ve güzel bulduğunu belirterek, “Bunlardan bir tane seçmek çok zordu. Geçen sene dünyada afet, savaş, çok çeşitli zorluk meydana geldi. Ümit temenni eden fotoğraflar seçtim. Çok zor durumlar olsa da umut veren fotoğraflar seçtim. Sadece Türkiye’den değil yabancı ülkelerden de fotoğraflar vardı. Özellikle Türkiye’den fotoğraflar seçmeye çalıştım.” diye konuştu.
“Bireyler ve ülkeler arasında da dayanışma içinde yaşıyoruz”
Çekya’nın İstanbul Başkonsolosu Olga Hajflerova’nın “Deprem: Umut” kategorisinde tercihi Aytuğ Can Sencar’ın “Depremin umudu” adlı fotoğraf oldu.
“Gazze: Kanıt” bölümünde oyunu Ashraf Amra’nın “Yanımda ol anne” karesine veren Hajflerova, “Haber” kategorisinde Muhammed Enes Yıldırım’ın “Boğazda bir dev”, “Çevre-Yaşam” bölümünde Gerald Anderson’un “Çöpler arasında” ve “Spor” kategorisinde Annika Hammerschlag’ın “Çöplük topçuları” fotoğraflarını oyladı.
Fotoğrafların, doğal afetin neden olduğu insani acıları hatırlattığını kaydeden Hajflerova, oylarını umudu vurgulayan karelere verdiğini söyledi.
Hajflerova umudun, insanların cesur ve dirençli olduğu gerçeğine dayandığını belirterek, “Aynı zamanda birbirimiz arasında, bireyler ve ülkeler arasında da dayanışma içinde yaşıyoruz. Bu bana, insanlar ve ülkeler olarak tüm farklılıkları, diğer tüm gereksiz kavgaları ve çatışmaları bir kenara bıraktığımız ve sadece acı çeken insanlara yardım etmek için acele ettiğimiz o anı hatırlattı. Tabii ki Çek Cumhuriyeti de bunlardan biriydi. Bu bana, doğal afetlerin yeterince büyük bir sınama olduğunu ve acı çekmenin tüm insani nedenlerinin aslında gereksiz olduğunu hatırlattı.” ifadelerini kullandı.
Yarışmadaki karelerde, tüm insanların barış ve mutluluk içinde yaşamak istediğinin ve herkesin birbirinden farksız olduğu gerçeğinin vurgulandığını dile getiren Hajflerova,”Vaclav Havel’in umutla ilgili bir sözünü eklemek istiyorum. Biliyorsunuz Vaclav Havel büyük bir düşünür, büyük bir başkan ve büyük bir siyasetçiydi. ‘Umut, bir şeyin iyi sonuçlanacağına dair inanç değil, nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın bir şeyin mantıklı olduğuna dair kesinliktir.’ Bence bu fotoğraflar onun haklı olduğunun bir başka göstergesi.” diye konuştu.
]]>“TAHMİNLER YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ VERİLERLE YAPILMALI”
Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve AKOM, geçtiğimiz günlerde tarih ve saat vererek İstanbul’un bazı bölgelerinde 10 ile 20 santimetre kar kalınlığına ulaşabileceğini bildirmişti. Ancak, yüksek kesimler haricinde beklenen kar yağışı düşmedi. Yapılan hava durumu tahminlerini ve kar yağışı ihtimallerini değerlendiren Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek, “Geçtiğimiz tahminler içerisinde yer yer, ara ara kar yağışları verildi. Özellikle İstanbul merkezini kar yağışı alamadı. Bunun sebeplerinden bir tanesi atmosfer modellerinde özellikle yüksek çözünürlüklü olmayan verilerle bazı tahminlerin yapılmış olması. Onun için de daha detaylı bölgesel tahminlerin daha yüksek çözünürlüklü bölgesel tahminlerin yapılması gerekiyor” dedi.

‘KAR YAĞIŞI İÇİN DENİZ SUYU SICAKLIKLARININ 8 DERECELERE KADAR İNMESİ GEREKİYOR”
Tek, ‘En büyük handikaplardan bir tanesi de öncelikle sıcaklık. Sıcaklığın en son gelen hava sistemlerine baktığımızda İstanbul için bahsediyorum eksi 1 ile 4-5 derece arasında değiştiğini görüyoruz. Bu aslında çok kritik bir seviye. Sıcaklık sıfırın altına düşmeye başladığında zaten kar yağışı olağan olarak düşmeye başlıyor. Ama bu 2-3 derecelik sıcaklık payındaki yanılmalar yağışın şeklini değiştiriyor. Sıcaklık 3-4 derecelerde olmaya başlayınca yağışın şekli zaten yağmur, karla karışık yağmur şeklinde sürüyor. Bu sıcaklık tahminindeki handikaplar tahminleri de biraz daha güçleştiriyor, zorlaştırıyor. O yüzden de bazen hatalar da ortaya çıkabiliyor. Tahmin modellerinden elde edilen sonuçlarla birlikte, bunun yanında yorumlar da var ama beraberinde özellikle İstanbul’da deniz suyu sıcaklıkları bu kar yağışının olmamasında çok etkin. İstanbul’da kar yağışının olması için deniz suyu sıcaklıklarının 8 derecelere kadar inmesi gerekiyor. Bugünlerde İstanbul’da deniz suyu sıcaklıkları 10 ile 11 dereceler arasında değişiyor. Merkezin tabii ki ısı adası etkisi var. Bununla birlikte sıcaklıkları biraz daha yumuşatıyor ve o eksi değerlere düşmesini önlüyor. Bu sebeple yağışlar daha çok yağmur, karla karışık yağmur şeklinde sürdü” diye konuştu.
“SİLİVRİ’YE KADAR GELEN KAR, İSTANBUL’DA YAĞMUR’A DÖNÜŞÜYOR”
Kar yağışının İstanbul’un merkezine düşmemesinin bir diğer nedeninin ‘Şehrin ısı adası’ olmasından kaynaklandığını belirten Tek, ‘Sisteme baktığınızda Silivri’ye kadar geliyor kar yağışı, İstanbul üzerine geldiğinde yağmur ve karla karışık yağmur şeklinde dönüyor. Ama İzmit’ten sonra Düzce’ye doğru da tekrar aynı sistem, kar yağışı şeklinde devam ediyor. Buradaki problem sıcaklıkların yeteri derecede düşmemesi. Şehrin kendi yani iç enerjisinden, şehrin örneğin araçlarının egzozu diyelim, araçlardan kaynaklanan enerji, ısıtmadan kaynaklanan enerji, şehirdeki hareketlilik yani bir şehrin saldığı bir ısı var. Isı adası dediğimiz şey şehrin kırsala göre sıcaklığının biraz daha yüksek olması” ifadelerini kullandı.
“HER ŞEYİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE BAĞLAMAMAK LAZIM”
Tek, ‘Şubat ayının ikinci haftasında gelecek olan sistemler var. Deniz suyu sıcaklıklarının biraz daha düştüğünü görürsek, 8-9 derecelere kadar indiğini görürsek aynı sistem yani benzer sistem İstanbul’un merkezinde de kar yağışı bırakacak gözüküyor. Deniz suyu sıcaklığının biraz daha düşmesi gerekiyor. Deniz suyu sıcaklığında 8 dereceye düşmemesinin sebeplerinden bir tanesi de tabii ki her şey iklim değişikliğine bağlamamak lazım. Ama iklim değişikliğinin de etkisi var. Çünkü biriken enerjinin yani iklim değişikliğinden kaynaklı biriken enerjinin büyük bir kısmını da denizler yutuyor, absorbe ediyor. Onlar tutuyor, o yüzden de deniz suyu sıcaklıkları çok aşağılara inmiyor. Yani geçtiğimiz 10’lu, 20’li yıllara baktığımızda deniz suyu sıcaklıkları bu zamanlarda 8 derecelere, 9 derecelere çok sık rahatlıkla iniyordu” dedi.
“İSTANBUL İÇİN YAKINDA KAR YOK, SICAK GÜNLERİN SAYISI FAZLA”
Kış mevsiminin geri kalan kısmında beklenen yağışların çoğunlukla yağmur şeklinde İstanbul’a düşeceğini söyleyen Tek, ‘İstanbul’da çok yakın plan için kar gözükmüyor. Mevsimsel tahminlerde aralık, ocak aylarının, geçtiğimiz aylardaki yaptığımız tahminlerde o ayların sıcaklıklarının genelde ortalamaların üzerinde geçeceği şeklindeydi. Şubat ayı da aynı şekilde gözüküyor. Bu şu demek, sıcak günlerin sayısı soğuk günlerden daha fazla olacak. Arada soğuk şimdi olduğu gibi soğuk günler olacak.
Belki bir iki gün soğuk yapacak veyahut bir hafta soğuk yapacak şubatın geneline baktığımızda. Ama bu şunu söylüyor bize; hiç kar yağmayacak manasına gelmiyor. Sıcak günler sayısı fazla ama kar yağma olasılığı da var. Özellikle de o şubatın ikinci haftasındaki sistemin kar yağışı bırakma olasılığı da bulunuyor. Bu haftadan itibaren sıcaklıklarda tekrar bir artış var. Bu soğuk hava yerine biraz daha sıcak havaya bırakacak. Sıcaklıklar şubat ayı içerisinde ortalamaların genelde üzerinde. Mart, Nisan içerisinde yine üzerinde olacak. Ama beraberinde yağışlar ortalamaların üzerine çıkıyor. Ama yağış almaya devam edeceğiz. Yine barajlarda çünkü kritik bir dönemden geçmiştik. Barajlardaki doluluklar da artmaya devam edecek gibi gözüküyor” ifadelerini kullandı.

Erciş kırsalında 3 gün önce etkili olan kar yağışı ve rüzgar, ilçe merkezine 20 kilometre uzaklıktaki Kızılören Mahallesi yakınlarında elektrik iletim hatlarının kopmasına neden oldu. 10 kırsal mahalle elektriksiz kalınca bölgeye Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş. (VEDAŞ) ekipleri sevk edildi. 7 kişilik ekip, yolun bir kısmını paletli kar motorlarıyla, 2 kilometresini de 60 santimetreyi aşan karda yürüyerek bölgeye ulaştı. Zorlu çalışma sonucu arızalar giderilip, bölgeye elektrik verildi. Bu çalışma sırasında ekiplere, VEDAŞ Erciş İşletme Müdürü Nesrin Elif Arslan eşlik etti. 2 çocuk annesi Arslan, kış aylarında ekiplerin zorlu mücadelesini yerinde görmek istediğini söyledi.
‘ZOR BÖLGEYE YÜRÜYEREK ULAŞIYORUZ’
Vatandaşların elektriksiz kalmaması için 7 gün 24 saat mesai yaptıklarını belirten Arslan, “Özellikle yaz aylarında ihtiyaç duyulan bölgelerde yatırım planlamamızı yaptık. Kış mevsimi gelmeden de şebekemizi kışın çetin şartlarına doğru hazırlıyoruz. Bazı noktalarda havayi hatları yer altına alarak, kışın oluşan olumsuz şartlara karşı şebekemizi koruma altına alıyoruz. Kesintisiz enerji ve müşteri memnuniyetini sağlamak ve sorumluluk bilinciyle sahadayız. Kışın en çetin geçtiği Kızılören bölgesine geldik. Burada oluşan bir arızaya gidermek için araçlarla bir bölgeye kadar geldik. Araçların çıkamadığı yerde kar motoru devreye giriyor. Motorun da çıkamadığı zor bölgeye yürüyerek ulaşıyoruz. Ben ve ekibim, bu konuda sürekli hazır durumdayım. Her ne koşulda olursa olsun, tüm olumsuzluklara karşı hizmetimizin başındayız” dedi.
İmkan verilmesi durumunda kadınların her işi başarabileceğini anlatan Arslan, “Fırsat eşitliği sağlandığında, kadınların her alanda başarılı olabileceğini düşünüyorum. Bizim işimiz, hizmet vermek ve müşteri memnuniyetini sağlamak. Bu iş bilinciyle kar-kış demeden sahadayız” diye konuştu.
‘EKİPLERİMİZLE 7 GÜN 24 SAAT İŞLERİMİZİN BAŞINDAYIZ’
Ekiplere eşlik eden VEDAŞ Van İl Müdürü Abdulmelik Özsoy da dağıtım şirketi olarak kentte 320 personel ve 80 araçla hizmet ettiklerini belirterek, “Şirket olarak yıl boyu yeni yatırımlarla, bakım onarım çalışmalarıyla şebekelerimizi güçlendirdik. Coğrafyamızda kış mevsimi çok zorlu geçiyor. Kışın çetin geçtiği Erciş ilçesine bağlı Kızılören bölgemize geldik. Ekiplerimizin hangi zorluklarla mücadele ettiklerine şahitlik ettik. Hem işlerin organizasyonu hem de destek olma amacıyla arkadaşlarımızın yanındayız. Ekiplerimiz zor bölgelere kar motoruyla, motorun çıkamadğı yerlere de yürüyerek arızaya ulaşıyor. Ekiplerimizle 7 gün 24 saat işlerimizin başındayız. Buradaki arızayı giderip, mahallelerimize enerji verdik” dedi.
]]>Kış sezonunda çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlayan Uludağ’da huzuru ve güvenliği sağlamak için İl Jandarma Komutanlığına bağlı asayiş ve trafik ekipleri ile JAK timleri de görev alıyor.
Yaralanma, kaybolma, telesiyejde ve arazide mahsur kalma gibi olumsuzluklara karşı 1800 metre rakımlı Oteller Bölgesi ile zirveye yakın alanlarda 7/24 teyakkuzda olan JAK, Uludağ Jandarma Karakol Komutanlığı bünyesinde kurulduğu 1988’den bu yana her yıl yüzlerce olaya müdahale ediyor.
Kar motosikleti ve arazi araçları kullanan ekipler, sıfırın altında 10 dereceye kadar düşen hava ve zorlu arazi koşullarında arama kurtarma, ilk yardım, tahliye ve asayiş görevlerini yerine getiriyor. Uludağ’daki kayıpların aranması çalışmalarında ihtiyaç halinde insansız hava araçları da kullanılıyor.
Tatbikatlarla hareket kabiliyetlerini geliştiriyorlar
Kayak sezonunun açıldığı 2 bin 543 metre yüksekliğindeki Uludağ’da, okulların yarıyıl tatilinin yaklaşmasıyla gerekli tedbirleri alan JAK timleri, hareket kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla belirli periyotlarla arama kurtarma tatbikatları gerçekleştiriyor.
AA ekibince görüntülenen JAK tatbikatında, senaryo gereği gezintiye çıktığı ormanlık alanda sakatlanarak mahsur kalan amatör dağcı kurtarıldı.
İkişer kişilik ekipler, kar motosikletleriyle Uludağ’ın eteklerine çıkarak, dağcının son görüldüğü yeri tespit etmeye çalıştı.
Oteller Bölgesi’ne yakın yerleri tarayan ekipler, önce ormanlık alanda bu kişinin ayak izlerini tespit etti, ardından da sakatlanan dağcıyı buldu. Bulunan dağcı, ilk müdahalenin ardından motosikletin arkasındaki sedyeyle Oteller Bölgesi’ne götürüldü.
Bir başka tatbikatta ise çığ altında kalan turist olduğu ihbarı üzerine harekete geçen ekipler, bu kişiyi kurtarmak için kar motosikletleriyle engebeli ve dik araziye ulaştı.
Jandarma arama kurtarma köpeğinin kar altında kalan yaralının yerini tespit etmesinin ardından çevre emniyeti alan tim, küreklerle çığ altında kalan turisti kurtararak müdahale etti.
Ayrıca telesiyejde mahsur kalan turistlere hatlarda kurulan istasyonla ulaşılarak, tahliyeleri sağlandı.
Geçen yıl 384 olaya müdahale edildi
JAK ekiplerinin Uludağ’daki faaliyetleriyle ilgili bilgi veren JAK Tim Komutanı Jandarma Astsubay Başçavuş Yasin Demirkan, her türlü arama, kurtarma, ilk yardım, tahliye ve asayiş görevlerinde yer aldıklarını söyledi.
Farklı arazi koşullarında çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Demirkan, dağ, mağara, kanyon, uçurum, orman, vadi gibi yerlerde kazaya uğrayan, kaybolan, yardım isteyenlere arama kurtarma faaliyetlerinin yanı sıra deprem, toprak kayması, sel ve su baskını gibi doğal afetlerde ve özel amaçlı görevlerde arama kurtarma faaliyetleri icra ettiklerini dile getirdi.
JAK timlerinin 1988’den bu yana Uludağ’da 16 bin 250 olaya müdahale ettiği, bunlardan 384’ünün geçen sene gerçekleştiği bilgisini veren Demirkan, “İhbarın alınması üzerine kazazedeyle irtibat kurulması ve konum tespiti yapılır. Ardından AFAD, UMKE gibi birimlerle koordinasyon kurulması sonrasında mevcut hava ve arazi şartlarının değerlendirerek görevin özelliğine uygun araç ve teçhizat seçimine müteakip göreve çıkış, intikal, kazazedeye ilk müdahale, tahliye planı, kazazedenin güvenli bölgeye tahliyesi şeklinde faaliyetlerimizi icra etmekteyiz.” dedi.
]]>Sarıkamış Harekatı’nın 109’uncu yıl dönümü nedeniyle Kars’ta ‘Türkiye Şehitleriyle Yürüyor’ etkinliği yapıldı. Sabah saatlerinde toplanma merkezinde bir araya gelen vatandaşlar, ellerinde bayraklarla yürüyüş için hazırlandı. Termometrelerin eksi 10 dereceyi gösterdiği Sarıkamış’ta yürüyüşe katılanlara Kars Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, Sarıkamış Belediyesi ve Kızılay ekipleri, sıcak çorba ikramında bulundu. Kars Müftüsü Hamza Bayram’ın ettiği duanın ardından Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Vali Ziya Polat, AK Parti Milletvekili Adem Çalkın, protokol ile çok sayıda vatandaşın katıldığı yürüyüş, komando andıyla başladı. Yürüyüşte gençler, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılı nedeniyle 100 metre uzunluğunda Türk bayrağı taşıdı. “Şehitler ölmez, vatan bölünmez”, “Vatan sana canım feda” sloganlarının atıldığı yürüyüş sırasında gençler de marşlar okudu. Muharip uçak ve ‘Çelik Kanatlar’ helikopter gösterisi yaparak törene katılanları selamladı.
ŞEHİTLER ANISINA SAYGI ATIŞI
5,5 kilometrelik yürüyüşün ardından katılımcılar, ay-yıldızlı tören alanına geldi. Tören alanında İzmir Soğuk Heykel Atölyesi tarafından soğuk heykel performansı gerçekleştirildi, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Mehteran Takımı da kahramanlık türküleri seslendirdi. Türk Hava Kurumu ekiplerince paraşütlü para motor gösterisi yapılarak Türk bayrağıyla vatandaşlar selamlandı. Sarıkamış Harekatı’na katılan askerlerin kıyafetleriyle törende yer alan Sarıkamış 9’uncu Komando Tugay Komutanlığı’na bağlı askerler, alandaki dev Türk bayrağının altında nöbet tuttu. Şehitler için saygı atışı yapıldı ve saygı duruşunda bulunuldu. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından da Bakan Bak, Bakan Göktaş, anıta çelenk sundu. Kur’an-ı Kerim tilaveti sonrası 9’uncu Komando Tugay Komutanlığı’nda görevli Piyade Üsteğmen Mutlu Çelik, 109 yıl önceki Sarıkamış Harekatı ile ilgili bilgileri paylaştı.
‘VATAN UĞRUNA ÖLÜME YÜRÜDÜLER’
‘Bu Toprakta İzin Var’ temasıyla düzenlenen törende konuşan Bakan Göktaş, “Bugün üzerimize yağan kar, esen rüzgar, kar altındaki toprak, bizi çevreleyen dağlar, bize zemin olan yer, hepsi bir şeye şahitlik ediyor; Anadolu, kahramanlar yurdudur. Bu toprakların kahramanlıklarının şahidi yine bu topraklardır. Hangi taşı yerinden oynatsanız ardında bir destan yatar. Yemen’de susuzluğa direnen Mehmetçiklerin kahramanlığına yalın sıcak şahittir. Çanakkale’de mermilere göğüs geren kahramanların şahidi, Gelibolu’nun sert rüzgarlarıdır. İşte şimdi şahidimiz, Sarıkamış’ta, Allahuekber Dağları’nda yağan kardır. Ecdadımız 109 yıl önce burada vatan uğruna gözlerini kırpmadan ölüme yürüdüler. Atalarımızın bize miras bıraktığı bu vatanı korumak ve gelecek nesillere teslim etmek görevimiz. Onların gösterdiği cesaret ve fedakarlıkların hatırasını yaşatmak, en büyük sorumluluğumuz. Bu sorumluluğun büyük bir payı da ne mutlu ki bakanlık olarak bizim sorumluluğumuzda. Kahramanlarımızın emanetlerine yönelik faaliyetlerimizi Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü’müz bünyesinde yürütüyoruz. Bakanlık olarak biliyoruz ki şehit yakınları ve gazilerimiz bizim ailemizin bir parçasıdır. Onların huzurlu bir hayat yaşamaları için manevi, ekonomik ve sosyal desteklerimizi sürdürüyoruz. 2014 yılından bugüne kadar 49 bini aşkın şehit yakını, gazi ve gazi yakınımızın kamuda istihdamını sağladık” dedi.
‘UMUT YEŞERTMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞACAĞIZ’
Göktaş, “Cumhuriyet’in 100’üncü yılı kapsamında ‘Vatan ve Kahramanlık Buluşmaları’ projemiz ile gazilerimizi gençlerimizle bir araya getiriyoruz. Kahramanlarımız gençlerimizle hikayelerini paylaşıyor. Bugün burada, aynı şuurla, tarih boyunca bu topraklar uğruna verilen mücadeleleri hatırlıyor, o mücadelelerin bizlere yüklediği bilinçle hareket ediyoruz. Ecdadımız, bizlere sadece geçmişin hatıralarını değil, aynı zamanda geleceğe dair umutları da miras bıraktı. Bizler, bu umutları yeşertmek, bu topraklarda huzurun ve refahın her zaman var olmasını sağlamak için var gücümüzle çalışacağız. Atalarımız gibi biz de kendi destanımızı yazmak için kararlılıkla ilerleyeceğiz. Hepimiz, bu toprakların kahraman evlatları olarak, geçmişten aldığımız güç ve ilhamla, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak için mücadele ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki bizim de yazacağımız kahramanlık hikayelerimiz, gelecek nesillerin yüreğinde yer edecek. ‘Türkiye Yüzyılı’nı inşa edecek nesil burada. İnşallah ‘Türkiye Yüzyılı’nın ilk nesli de burada toplanacak. Tıpkı bugün olduğu gibi onlar da aynı heyecan ve gururla gelecekler, ecdadımızın hatırasına sahip çıkacaklar. Allah birliğimizi, dirliğimizi bozmasın. Beyaz kar üzerinde dalgalanan al bayrağımız, sonsuza kadar gök kubbemizde dalgalansın” diye konuştu.
‘BİZLERE DÜŞEN BU YİĞİTLERİ UNUTMAMAK’
Bakan Bak da konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün, burada bu destanı hep beraber dinliyoruz, yaşıyoruz, görüyoruz. Yürüyüşe başlamadan önce komando birliklerimizin komando marşını dinlerken yüreğimiz coştu. İşte bu Türk ordusudur, Türk askeridir. Hep beraber onların coşkusunu hissettik. İşte bu dağlarda bu aslan parçaları yatıyor. Bizlere düşen de bu yiğitleri unutmamak, toprağa düşen bu yiğitleri asla unutmamak. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla bu topraklarda vatanın dört bir köşesinde şehit düşmüş yiğitlerimiz için Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak programlar düzenliyoruz. Çanakkale Zaferi’ni kutlamaya gidiyoruz. 57’nci Alay için gidiyoruz. Yine Kütahya’da, Dumlupınar’da, Sakarya’da efsanevi mücadelelerinin olduğu yerlerde gençlerimize bu efsaneleri anlatıyoruz. Gençlerimize şunu söylüyoruz; ‘bu topraklar şehit kanlarıyla sulanmıştır. Bu topraklarda izin var. Bu topraklarda senin parçan var. Bu topraklar, bu coğrafyanın bedeli çok ağır.’ İşte gençlerimize bunları hatırlatıyoruz. Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerle beraber buradayız. 109’uncu Sarıkamış Harekatı’nı anma törenlerindeyiz. Buraya uzaktan, yakından çevre illerden gelen vatandaşlarımıza şükranlarımızı arz ediyoruz. Hep beraber coşkuyla yürüdük. Bayrağımızla beraber yürüdük. Aslan parçası, yiğit askerlerimizle yürüdük. Onların komutanlarıyla yürüdük. İşte bu askerlerle, bu vatanda, bu milletle, bu ülkeyle, gurur duyuyoruz. Yine Kurtuluş Savaşı’nda destan yazan Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına, efsanevi komutanlar Fevzi Çakmak Paşa’ya, Doğu’nun yiğit evladı Kazım Karabekir’e, burada şehit düşenlere selam olsun. Onları asla unutmayacağız. Onlarla beraber bu vatanı ilelebet payidar kalması için savaşacağız. İşte vatanın dört bir köşesinde sınırları bekleyen yiğitlerimize, askerlerimize, güvenlik güçlerimize onlara selamlarımızı iletiyoruz. Allah ayaklarına taş değdirmesin.”
‘VATANIMIZLA GURUR DUYUYORUZ’
?Bakan Bak, ” NATO Parlamenter Asamblesi’nde görev yaptım. Milletvekili olduğum zaman toplantılarda NATO’yla ilgili toplantılarda askeri brifing verirken NATO komutanları şunu ifade ediyordu. Bu da bizi gururlandırıyordu. ‘Savaştığınız zaman Türk askeri gibi savaşacaksınız.’ İşte böyle bir orduya sahibiz. Böyle bir milletiz. Türkler, bu coğrafyada böyle bir millet. Sarıkamış’ta hüzün var ama gurur var, ruh var, heyecan var, vatan var, millet var, bayrak var. Bununla gurur duyuyoruz. Yine bize karşı düzenlenen her türlü emperyalist oyunlar, onların maşaları, terör örgütleri hepiniz ne yaparsanız yapın asla ve asla bu millete diz çöktüremezsiniz. Bu millete diz çöktüremezsiniz. Bayrak asla inmeyecek, ezan susmayacak, ilelebet bu millet payidar kalacak. Bu topraklarda bu millet payidar kalacak. İşte göstergesi burada. Vatan burada, gençler burada, Türkiye burada. Teknolojiyi anlatıyoruz. Savunma sanayinde devasa yatırımlar yapıyoruz. Anadolu’nun gemisi orada, SİHA’lar orada, Altay tankı orada, savunma sanayi orada. Bu coğrafyada güçlü Türk ordusu burada. İşte vatan işte millet burada. Şehitlerimizin huzurunda yine şöyle tamamlayalım. Yolun sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti diyoruz. Ülkemizle gurur duyuyoruz. Vatanımızla gurur duyuyoruz. Şehitlerimizle gurur duyuyoruz. Ordumuzla gurur duyuyoruz” diye konuştu.
]]>Kazım Karabekir Paşa Camisi’nde şehitler için okunan mevlide katılanlar, ellerinde Türk bayrakları ve meşalelerle Sarıkamış 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda toplandı.
İzmir Soğuk Heykel Atölyesi tarafından yönetmenliğini Hüseyin Özer’in yaptığı “Soğuk heykeller” adlı tiyatro oyunu, alanda kurulan platformda sahnelendi.
Kum sanatçısı Ömer Faruk Elmas, etkinlikler kapsamında kum sanatıyla Sarıkamış şehitlerini anlatan gösteri sundu.
Sarıkamış Harekatı’nda yaşanan bazı olayları konu alan oyunun ardından Kars Valisi ve Belediye Başkanı Ziya Polat, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Sevim Sayım Madak, AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın ile binlerce kişi, ellerinde meşalelerle yürüyüşe geçti.
Hava sıcaklığının sıfırın altında 5 dereceye düşmesine aldırmayan katılımcılar, tekbirler eşliğinde Sarıkamış 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’ndan yaklaşık 3 kilometrelik yürüyüş sonrası Yukarı Sarıkamış Şehitliği’ne geldi.
Burada şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu, dualar edildi ve “Ruhun Şad Olsun” yazısı meşalelerle ateşe verildi.
Yürüyüşe askeri birliklerin yanı sıra Kızılay gönülleri ve farklı şehirlerden gelen çok sayıda sivil toplum kuruluşu katıldı.
Kızılay gönüllüleri, alandakilere sıcak çorba ve çay ikramında bulundu.
Yürüyüş, AA ekibince dron ile görüntülendi.
Kars Valisi ve Belediye Başkan Vekili Ziya Polat, beyaz kefen giyenlerin memleketi Sarıkamış’ta tüm şehitleri rahmetle andıklarını belirterek, “Aynı ruh aynı imanla bu bölgede, Sarıkamış’ta, Allahuekber Dağları’nda on binlerin şehit olması, yüreklerimiz yandı tabii ki, halen aynı inancı yaşayan nesil çok güzel. Burada binlerce kişi yürüdü, pazar günü on binler olacak.” dedi.
Türkiye’nin farklı illerinden gelen binlerce kişinin yürüyüşe katıldığını anlatan Polat, “Neslimizi aynı iman ve inançla yetiştirmemiz lazım. Şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak zorunda olduğumuzun farkına varmamız, neslimizi de buna göre yetiştirmemiz lazım. Şükürler olsun ki neslimiz aynı imanla inançla yetişiyor, yetişmeye devam edecek. 109 yıl önce beyaz kefen giyen şehitlerimizi, 109’uncu yılda binlerle, on binlerle birlikte anmak, Türkiye’nin farklı yerlerinden gelenlerle anmak çok güzel. İman ve inanç Türkiye’nin her tarafına dağılmış durumda, Rabb’im bizi bu inançtan ayırmasın.” diye konuştu.
Yürüyüşe katılanlardan Feride Ayna, duygularını şöyle aktardı:
“Vatan, bayrak, millet benim için çok önde gelen bir şey. Bir Atatürkçü olarak böyle topluluğu ve gençliği görmek çok güzel bir şey, çok mutlu oldum. Herkesi bekliyorum, gelsinler şehitlerimizi analım. Bu soğuk onların yanında hiç, onlar donarak ölmüş, biz sıcakta yürüdük. Sıcak yatağımızda gidip yatacağız ama onlar karda donarak öldüler. Bundan dolayı şehitlerimize ne kadar dua etsek azdır.”
Hira Sade, yürüyüşte duygulandıklarını ifade ederek, “Bizim şu anda ayaklarımız belki üşüyebilir ama şehitlerimiz diz üstünde üşümüyorlar, savaşıyorlar, vazgeçmiyorlar. Biz şimdi yürüyüp üşüyüp evimize giderken şehitlerimiz bizim için 10-11 yaşında savaştılar.” dedi.
Yasin Bakırhan, her yıl şehitleri anma programına katıldıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Bu duygular anlatılmaz, şehitlerimizi minnetle rahmetle şükranla anıyoruz. Bir nebze de olsun bu havayı teneffüs etmek ve buraya gelen insanlarla bu duyguyu kendi aralarımızda paylaşıp bir an yaşamak istiyoruz. Rabb’im o günleri bir daha yaşatmasın, devletimize güç kuvvet versin.”
]]>“SÜPER KUPA FİNALİNİN TÜRKİYE’DE OYNANMASI GEREKİRDİ”
Cumhuriyet Halk Partisi’nden yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde; “Fenerbahçe ve Galatasaray Cumhuriyet’in ilanından önce kurulmuş iki güzide kulübümüzdür. Bu kulüplerimizin Cumhuriyetin 100. yılında oynayacağı Süper Kupa finalinin Türkiye’de oynanması gerekirdi. Cumhuriyet Halk Partisi olarak böylesine önemli bir karşılaşmanın Atatürk’e husumet duyan bir ülkeye götürülmesini doğru bulmadık ve başından beri bu yanlışa itiraz ettik. Bugün de final maçını Suudi Arabistan’a götürenlerle birlikte bir bildiri açıklamayı doğru bulmuyoruz. Atatürk’e ve milli değerlerimize yapılan saygısızlıklara sebep olan pazarlıkların tarafı olanlarla aynı bildirilere imza atmayacağız. Cumhuriyet Halk Partisi sorumluları aklayacak işlerin içinde olmayacak kendi özgün tavrını ve tepkisini göstermeye devam edecektir. Aşağıda paylaştığımız bildirimizi kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
“FİNANSAL İMKANLAR UĞRUNA BÖYLE BİR KARAR ALINDI”
Basına ve Kamuoyuna, 29 Aralık 2023 günü Türk spor ve diplomasi tarihinin en acı olaylarından birini yaşadık. Cumhuriyetimizin 100. yılında Süper Kupa finali Suudi Arabistan makamlarının saygısız tutumları nedeniyle oynanamadı. Bu saygısızlık İstiklal Marşımızı, Ay-Yıldızlı Bayrağımızı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’ü hedef alıyordu. Ancak sporcularımız ve kulüplerimiz Cumhuriyet’in 100. yılında böyle bir saygısızlığa taviz vermediler. Hem sporcularımızı hem de kulüplerimizi yürekten kutluyoruz. Bunun yanında Ay-Yıldızlı Bayrağımıza, Büyük Atatürk’e ve İstiklal Marşımıza tahammül gösteremeyen, sorunlar çıkartan Suudi Arabistan yönetimi ve makamlarını esefle kınıyoruz. Süper Kupa finalinin Riyad’da oynanması kararının alınmasından itibaren CHP olarak bu kararın yanlış olduğunu defalarca belirttik ve bu karardan dönülmesini talep ettik. Bu talebimiz Cumhuriyetimizin 100. yılının kutlandığı bir ortamda böylesine önemli bir spor müsabakasının Türkiye’de bir şehirde oynanması düşüncesine dayanıyordu. Ancak iktidar tarafından bu tercih edilmedi ve birtakım finansal imkanlar uğruna böyle bir karar alındı.
“CEMAL KAŞIKÇI DOSYASININ SUUDİLERE VERİLMESİ İLKESİZ TUTUMA ÖRNEKTİ”
Suudi Arabistan konusunda iktidarın ilkesiz tutumunun ne yazık ki bu ilk örneği değildi. İstanbul’da vahşi bir şekilde katledilen Cemal Kaşıkçı dosyasının Suudi makamlarına devredilmesi, bu olayların içinde adı geçen Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin Türkiye’de en üst düzeyde ağırlanması, şerefine sazlı-sözlü yemekler tertip edilmesi, uçağın kapısında karşılanıp – kapısına kadar uğurlanması, 90 yaşında Suudi kral öldüğünde yas ilan edip 12 Mehmetçiğimiz şehit olduğunda yas ilan edilmemesi iktidarın bu konudaki ilkesiz tutumunu gösteriyordu. Bilinmesi gerekir ki Büyük Atatürk, İstiklal Marşımız ve Ay-Yıldızlı Bayrağımız Türkiye’de ya da dünyanın hiçbir yerinde bir siyasal simge değildir. Böyle bir değerlendirilme kabul edilemez. Biz nasıl ki başka ülkelerin tarihine ve kültürüne saygı gösteriyorsak ulusumuzu birleştiren büyük kurucumuz Atatürk’ün, Ay-Yıldızlı Bayrağımızın ve İstiklal Marşımızın da aynı saygıyı görmesini bekleriz. Bütün bunların ötesinde Büyük Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” özdeyişini de hatırlatarak sporcularımızın ve kulüplerimizin bu ahlaklı tutumunu takdir ettiğimizi belirtmek istiyoruz. Ancak ülkemizin en temel değerlerini bir tartışma ve pazarlık konusu yapan yöneticilerin ve iktidar mensuplarının ise bu ahlak anlayışından nasibini almadığını üzülerek görmüş bulunuyoruz.
“MİLLETİMİZ EL BİRLİĞİYLE BU OYUNU BOŞA ÇIKARTMIŞTIR”
Cumhuriyetimizin 100. yılında kirli pazarlıklarla milletimizin tertemiz alnına kara bir leke çalınmaya çalışılmıştır. Ancak milletimiz el birliği ile bu oyunu boşa çıkartmış, Atasına ve Bayrağına sonuna kadar sahip çıktığını göstermiştir. Milletimizin gerçeklerin farkında olduğunu ve bu olayın sorumlularını çok iyi bildiğini gözlemliyoruz. Erdoğan iktidarı döneminde yapanın yanına kar kalır düşüncesi hakimdir. Ancak emin olunuz ki Türkiye’nin yarınlarında bu saygısızlıkları yapanların, bu kirli pazarlıkta olanların yaptıkları yanlarına kar kalmayacaktır. Saygılarımızla.”
]]>Ovacık ilçesinde 3 bin rakımlı Munzur Dağları’nın eteklerinde 5 yıl önce Gençlik Spor Bakanlığı’nca yaptırılan Ovacık Kayak Merkezi, bölgenin önemli kış turizm merkezleri arasında yer almaya başladı. Yılın beş ayında kayak imkanı sunan merkez, profesyoneller için 1200, yeni başlayanlar için de 300 metre uzunluğundaki 2 pisti, 100 kişi taşıma kapasiteli teleski, 1 kar ezme makinesi, 1 kar motoru ile 35 odalı, 70 yataklı konaklama tesisiyle hizmet veriyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün ‘kar’ uyarısını verdiği ilçede kar yağışı bu yıl diğer yıllara göre erken etkili olunca, kar kalınlığı yarım metreye kadar ulaştı. Sezonu erken açan kayak merkezinde ilk kayağı, Vali Bülent Tekbıyıkoğlu ile kayak sporcuları açtı.
‘BURASI TÜRKİYE’NİN EN KALİTELİ KAYAK MERKEZLERİNDEN BİRİ’
Vali Bülent Tekbıyıkoğlu, Ovacık Kayak Merkezi’nin, kar kalitesiyle Türkiye’deki en kaliteli kayak merkezlerinden biri olduğunu ifade ederek, ‘Geçen senelere göre bölgemize kar erkenden yağdı. Şu anda Ovacık Kayak Evi’ndeyiz ve genç sporcularımızla beraberiz. İçlerinde çok başarılı sporcularımız var. Bengisu var, Türkiye çapında dereceleri var. Ovacık’ın, Tunceli’mizin sporcuları burada ve Türkiye Şampiyonası’na hazırlanıyor. Burası, Türkiye’nin en kaliteli pistlerinden, merkezlerinden bir tanesi. Kar kalitesi olarak da parmakla gösteriliyor. Yaklaşık 1200 metre civarında parkurumuz var. Bir kısmı biraz daha zor. Hazırlıklarımızı Gençlik Spor İl Müdürlüğü ve Valilik olarak tamamladık. Malzemelerimizin bakımlarını yaptık, motorlarımız sürüşe hazır, kayaklarımız bilenmiş durumda. Misafirlerimizi bekliyoruz. Bölgenin ihtiyaçlarını karşılayan bir tesis. Sadece Tunceli değil Elazığ, Diyarbakır ve benzeri bölgemizdeki illerden de misafirlerimizi bekliyoruz. Tunceli yeni yeni keşfediliyor. Yazın ve baharda muhteşem ama kışın da bir o kadar güzel. Kışın da bu Mercan ve Munzur Dağları’nı ve bu muhteşem kar kalitesine sahip kayak merkezimizi görmeye misafirlerimizi bekliyoruz. Çocukların yanında ben çok acemi kaldım kayak yaparken, ama beni çalıştıracaklarına söz verdi öğrencilerimiz. Çok keyifli vakit geçirdik. Birkaç kez düştüm ama zemin yumuşak olduğu için çok fazla etkilenmedik. Çok keyifli zamanlar geçirdik, geçirmeye de devam edeceğiz’ dedi.
‘KAYAK MERKEZİNİN ERKENDEN AÇILMASI BİZİ MUTLU ETTİ’
Kayak sezonunun erkenden açılmasının mutluluk verici olduğunu söyleyen 13 yaşındaki İdil Soylu, ‘Bu sene ilçemize erkenden kar yağdı ve kayak merkezimiz açıldı, çok mutluyuz. Karın bu sene erkenden yağması bizim için bir avantaj oldu çünkü sene başında yaşıtlarımız var. Hem bizim hazırlanmamız için hem de onlardan bir şeyler öğrenmek için iyi oldu’ diye konuştu. (DHA)
]]>İşte o sekiz trend:
Puantiyeler
Bu yıl podyumlar farklı boy ve renklerde puantiyelerle doluydu.
Genellikle yaz elbiselerinde popüler olan bu desen, aslında zamansız bir trend ve gelecek yıl boyunca karşınıza çok çıkacağını göreceksiniz.
Telegraph gazetesi moda yazarı, puantiyelerin, “Zarif şekilde dikkat çekici olma” konusunda her zaman güvenilir olduğunu ortaya koyuyor:
“Ama büyük ve cesur olsunlar ama neredeyse görünmez olsunlar. Puantiyeler eğlencelidir; cinsiyetsizdir, yaşlanmazlar ve zamansızdırlar. Noktaları yan yana getirmenin zamanı geldi”
Kiraz kırmızısı
Sonunda ağzımızdan bir şekilde çıkarmak zorunda kaldığımız sinir bozucu çekirdeği dışında kirazlarla ilgili her şeyi seviyoruz.
Kiraz rengi bu sene podyumlara farklı, canlı ve kendinden emin bir hava kazandırdı.
Bazı moda evleri tepeden tırnağa kiraz kırmızısı tasarımlar öne çıkarırken, bazıları da bu rengi, etek veya ceketle sınırlı tuttu ve başka renklerle kombinledi.
Vogue dergisinden Alex Kessler, “Moda dünyasının, parlak kırmızı takıntısını göz ardı etmek imkansız hale geldi. Hem podyumlarda hem de kırmızı halıda durum böyle.” diyor.
Metalik parlaklığı
Pek çok tasarımcı, bu trend için mutfak lavabosunun altındaki borulardan ilham almış olmalı.
Parlak metalik kıyafet ve elbiseler sezonun hakim trendlerinden biri.
Moda dünyasının en büyük gecelerinden biri sayılan Met Gala gecesinin 2016 yılındaki kıyafet teması, “İnsan Makineye karşı” idi.
Ünlülerin gümüş aksesuarlarla bezeli fütüristik kıyafetleri geceye damga vurmuştu.
Bu tür kıyafetler 2024 İlkbahar Yaz modasının görücüye çıktığı Paris moda haftasındaki hakim trendlerden biriydi.
Net-A-Porter da bu tespiti yapıyor ve “2024 modasının tanıtıldığı podyumlarda metalik giysiler parıltılı bir gövde gösterisi yaptı” diyor.
Ancak bir uyarı: Eğer altın rengi tercih edecekseniz gladyatör gibi görünmemeye dikkat etmelisiniz.
StyleCaster bu uyarıya şu öneriyi getiriyor: “Tonunu hafifletmek istiyorsanız metalik altını kot veya deri gibi alternatif malzemelerle eşleştirin.”
Örgü ve triko giyim
Eğri oturup doğru konuşalım: İngiltere’de hava o kadar berbat ki, güzel bir hırka ya da kazak tüm yıl giyilebilir bir kıyafet haline geliyor.
Who What Wear’a göre 2024 koleksiyonları da bunu kabul etti ve “trikonun en az diğer kıyafetler kadar dikkat çekmemesi için bir sebep olmadığı” görüşü hakim oldu.
W dergisi ise bu tespiti yapıyor: “Hırkalar ve İskandinav kazak modelleri, sezonun en öne çıkan triko trendiydi”
Kar tanesi
Yukarıdaki fotoğraftaki detaylı tasarımların, okulda kağıt ve makasla yarattığımız kar tanelerinden biraz daha sofistike olduğunu kabul ediyoruz.
Drapers da “kar tanesi” yorumlayan tasarımcıların hakkını veriyor ve “Paris podyumları 2024 kocaman danteller ve Broderie Anglaise tasarımlarıyla doluydu”.
(Google’da arattık; Broderie Anglaise, kar tanesi görünümü sağlayan, kumaştan kesilmiş küçük yuvarlak veya oval delikli desenleri ifade ediyor.)
Moda haftalarında sergilenen kıyafetlerin birçoğunda kar tanesi tasarımı en ön plandaydı.
Fiyonk ve kurdeleler
Eğer bu makaleyi açılmış hediye paketleriyle dolu bir odada okuyorsanız, fiyonk ve kurdelelerin çöp kutusuna atılmadığına emin olun.
Farklı moda haftalarında birçok büyük tasarımcı koleksiyonlarında dev fiyonklar kullandı. Bu yüzden fiyonkları gelecek yıl elbiseleri farklı tasarımlarla süslerken görebiliriz.
InStyle dergisine göre “Sixdo ve Aknvas gibi moda şovlarında, büyük boy ve gösterişli fiyonklar, normalde sade elbiselere farklı bir dokunuş kattı.”
Farklı moda evleri farklı tasarımlar anlamına geliyor. Bir kısım modacı ise kıyafetleri süslemek veya birbirine bağlamak için çok daha küçük fiyonklar ve kurdeleler tercih etti.
Nylon dergisi, “Bu zarif aksesuar, nasıl giyilirse giyilsin kıyafete yumuşak, romantik bir görünüm katıyor.” diye yazıyor.
Çok kısa şortlar
Podyumlar açıkça gösteriyor ki, bu yaz çeşitli renk, tarz ve kumaşlardaki kısa şortlara ilgide büyük bir patlama yaşanacak.
Net-A-Porter, “Spor salonunda bacak çalıştığınız günler meyvesini vermek üzere” diyor ve 2024 yazının ciddi anlamda kısa şortların hakimiyetinde olacağını öngörüyor.
‘Yeşil’ moda
Önümüzdeki yıl hepimizin benimseyebileceği en önemli moda trendi ise tartışmasız yeşil olacak. Ama bu renk olan yeşil değil.
Sürdürülebilirlik, hızlı tüketim modası söz konusu olduğunda her zaman endişe yarattı.
Çok sayıda tüketici ucuz bir şey satın aldıktan sonra birkaç kez giyiyor ve sonra çöpe atıyor.
İkinci el kıyafetlerin daha fazla dolaşıma girmesi ve buna odaklanan sitelerin artması olumlu bir gelişme olsa da daha yapılması gereken çok şey var.
Bu nedenle, çalışma pratiklerini değiştiren ya da kullanılmış malzemeleri tasarımlarına dahil ederek sürdürülebilirliği ön plana çıkaran tasarımcıları övmeye doyamıyoruz.
İngiliz Vogue’u Stella McCartney markasının daha düşük karbon ayak izine sahip olduğu söylenen deniz yosunu bazlı bir elyaf olan Kelsun’u kullanmasını bu şekilde örnekler arasında sayıyor.
Fashion United, “Çöp gözüyle bakılan malzemelere ve ölü stok olarak bakılan kıyafetlere, dönüşümle yeni giysiler olarak ikinci bir hayat veriliyor” diyerek bu yeni trendi öne çıkarıyor.
Kurtarılmış kıyafetlerin daha makbul görüldüğü bir döneme giriliyor olabilir.
Tüketicilerin karbon ayak izi konusundaki farkındalığı arttıkça, belki de pek çok kişinin önümüzdeki yıl en çok giymeyi tercih edeceği ürünler, halihazırda gardırobunda bulunan kıyafetler olacak.
]]>Kış turizminin gözde merkezlerinden Uludağ’da kar kalınlığı 24 santimetre olarak tespit edilirken, pistler de kayak için elverişli hale getiriliyor. Bazı otellerin açıldığı bazılarının da bu önümüzdeki günlerde açılması beklenirken, yılbaşı için rezervasyonlar da sürüyor.
Uludağ’da kayak bilmeyenlerin saatlik eğitim ücreti bin 750 ile 2 bin arasında planlanıyor. Türkiye Kayak ve Snowboard Öğretmenleri Derneği’nin uzman hocaları tarafından kayak bilmeyen bir kişiye 2 saat içinde eğitim verilerek kayak öğretiliyor. Baton ve kayak takımlarının günlük kiralanması ise 600 ile bin lira arasında değişiklik gösteriyor. Uludağ’da günlük 950 (online 850 TL) liralık skipass ücretleri ile toplam rakam 5 bin liraya ulaşıyor. Kars Sarıkamış’ta günlük skipass ücreti 550 lira, 17.00-20.00 saatleri arasında ise 150 lira olarak belirlendi. Erzurum Palandöken’de bazı oteller müşterilerinden skipass ücreti almazken, diğer tesislerin günlük skipass ücretinin de 700 lira olduğunu öğrenildi. Kayseri Erciyes’te ise günlük skipass satılmazken, bir yetişkinin bir defa çıkış ücreti 60 lira, çocuk 45 lira, yetişkin yaya 25 lira, çocuk yaya 15 lira oldu. Uludağ hariç diğer kayak merkezlerinde oteller hariç skipass işletmeleri de kamu tarafından çalıştırılıyor. Kayak öğretmenleri, kayak bilenlerin ve ekipmanları olanların bu ücreti ödemeden sadece skipass satın alarak kayak yapabileceğinin altını da çiziyor.
Türkiye Kayak ve Snowboard Öğretmenleri Dernek Başkanı Yahya Usta, saatlik kayak eğitiminin 2 bin lira olarak planlandığını belirterek, “Bu fiyat bireysel eğitimler içindir. Grup derslerinde bu rakam biraz daha geriye geliyor. Vatandaşımız kendi ülkesinde tatil yapabilmesi için biz bu rakamı bin 750 liraya çekmeyi düşünüyoruz. Biz bunu yapacağız ama dağdaki esnafımız da bunu değerlendirmelidir. Sezon çok kısa olsa da insanlarımızı ülkemizin dağlarında tutabilmenin yolunu bulmalıyız” dedi.
Geçen yıl kıyafet hariç baton ve kayak takımlarının günlük kiralama ücretinin 300 ile 350 lira arasında olduğuna dikkat çeken Usta, “Bu yıl kayak takım kiralaması 600 ile 700 arasında olacaktır. Gün boyunca o ekipmanlar size ait oluyor. Biz yine de duruma göre hareket edip, en iyi şekilde vatandaşlarımızı ağırlayacağız. Geçen yıl 350 lira olan ekipmanın bu yıl 700 olması makuldür” diye konuştu.
Kayak bilmeyen bir vatandaşın 2 saatte kayağını eğitmenlerden öğrenerek ekipman kiralama maliyetinin 5 bin lira civarında olacağının altını çizen Usta, “2 saatte hocalarımız kayak öğretiyor, kiraladıkları ekipmanlar gün boyu onlar da kalıyor. Tabi bu rakamın içine skipass da dahil. Skipass konusunda dağda ortak bir sistem var. Bu sistem otel işletmecilerin bünyesinde yürüyen ortak bir sistemden söz ediyoruz. Tatilci otelinde kalıyor ve mekanın tesislerinde kayak yapıyor. Bunu daha ince eleyip sık dokumak gerekiyor. Bu manada Erzurum, Kayseri’yi baz almak gerekiyor. Rakamları iyimser rakamlara çekmenin daha makbul olacağını düşünüyorum. Düşünün bir aile geliyor eli devamlı cebinde. Devamlı para harcamak zorunda. Otel giderlerini karşılıyor, kayak kiralıyor bunu yapan esnafa para ödüyor. Çünkü bu esnaf da otellere kira ödüyor. Öğretmenlere para ödüyor, çünkü öğretmen otelde kalıyor. Bu böyle bir zincir gibi dönüyor. Şartların iyileştirilmesi gerekiyor. Bunu bir şikayet gibi algılamayalım. Bir aileden iki kişinin kayağa gelmesi başka, 5 kişinin gelmesi tabii ki başka. Bunlar üst üste koyduğunuz zaman rakamlar istem dışı şişmiş oluyor” ifadelerini kullandı.
Bir otelin kayak okulu müdürü Tuncay Kızılkaya, 2 yıldır sezonu geç açtıklarını kaydederek, “Kar 2 yıldır geç geliyor. Geçen sene 24 Ocak’da kar yağdı. Bu sezon da Kasım başı 80-90 santimetre güzel bir kar yaptı. 15 günlük ciddi bir lodos sürecinde o karı aldı götürdü. Bu sene tek ümidimiz karın yağmasıdır. Umarım geçen yıl gibi olmaz” dedi.
Kayak, ayakkabı ve batondan oluşan takımın günlük kirasının 800 ile bin lira arasında bir rakam düşünüldüğünü kaydeden Kızılkaya, kıyafetlerin günlük kirasının da 400 ile 600 lira arasında öngörüldüğünü belirtti. Fiyatların şu an güncelleyemediklerinin altını çizen Kızılkaya, “Sezon daha başlamadı. Biliyorsunuz Türkiye’de her şey iki kat arttı. Malzeme ciddi anlamda pahalı” şeklinde konuştu.
Uludağ’da otellerin sezonu erken kapattığını sözlerine ekleyen Kızılkaya, bu yıl ramazan ayının da erken gelmesinin kendilerini etkileyebileceğine dikkat çekerek, tek temennilerinin sezonun uzaması ve misafirlere güzel bir hizmet vermek olduğunu söyledi.
Uludağ’da hava sıcaklığı -2 ile -9 arasında ölçülürken, yarın ise -2 ila -8 arasında bekleniyor. Kar kalınlığı ise kayak merkezinde 24 santimetre olarak ölçüldü. Meteorolojinin resmi sitesine göre bu hafta Uludağ’a kar yağması beklenmese de sıcaklıklar hafta boyunda eksilerde seyredecek. – BURSA
]]>Bu şekilde güven kazanan M.R.B, ilk aylarda birçok kişiden aldığı paraları faiziyle geri ödedi. Üç ay sonra ise ortadan kayboldu. Geride kalan 30 mağdurdan 15’i ise Şehremini Karakolu’na giderek şikayette bulundu. M.R.B. ise ortadan kaybolduktan sonra mağdurlara bir mektup yazarak, şikayette bulunmazlar ve cezaevine girmezse borçlarını ödeyeceğini söyledi.
SES KAYDINDA HER ŞEYİ İTİRAF ETTİ
Mağdurların şikayette bulunduğunu öğrenen ve bir mesajlaşma uygulaması üzerinden Yıldırım’a ses kaydı gönderen M.R.B., “Hülya benim sana bir şey söylemeye yüzüm yok. Bu hallere düştük. Ben oyunu bırakmıştım. Bu işlere girmiştim. Belki düzeltirim demiştim. İlk başlarda ne güzel her şeyi ödüyordum. Sonra yine oyuna döndüm, belki kazanırım diye. O iş, bu iş, altın işi hepsi yalan. Gidip birinden alıyordum, satıyordum. Oradan aldığımla başkasının parasını çıkartıyordum. Kredi kartı ödeme günü geldiğinde onları ödemeye çalışıyordum. Ondan alıp ona veriyordum. Tefeciye bulaştım. Tefeci de bana faiz uyguladı. Oradan sonra döndüremedim. Paralar yetmemeye başladı. Başkalarının üzerine çektiğim paralarla döndürmeye çalışıyordum. Telefonları satıp, taksit ödemeye çalışıyordum. Siz bana ne deseniz haklısınız. Bu para nasıl ödenecek diye soruyorsunuz. Sizin paralar yine az miktarda. Başkasının miktarı 3 milyona dayanıyor.
Hülya YıldırımŞİKAYETÇİ OLAN KADINA MEYDAN OKUDU
Ben ne yapacağım bilmiyorum. Benim bir canım var. Başka diyecek bir şeyim yok. Beni öldürmeyle bu iş çözülecek mi? Ben zaten kefenimi boynuma almışım. Ailem, çocuklarım, her şeyim gitti. Hiçbir şeyim kalmadı. Hala direniyorum. Borcunuz borç, ödeyeceğim diyorum. Sen bilirsin, durmak istemiyorsan git şikayet et nereye istiyorsan, hodri meydan. Televizyona mı çıkıyorsun, ne yapıyorsan yap. Ne anlatacaksın ki? Ben ne yaptım? Bu işi birden batırdım. Bunu biliyorsun. İş bir ay sekteye uğrayınca hepiniz başıma üşüştünüz. Gittiniz hemen şikayet ettiniz. Hakkını hukukla mı arıyorsun? Hakkını hem hukukla aramaya çalışıyorsun hem de benimle konuşmaya çalışıyorsun. Kendine bir yol seç. Hukukla arayacaksan hakkını ben gider cezamı çekerim” dedi.
BİR SAYFALIK NOT BIRAKTI
Şahsın bıraktığı notta ise şu ifadeler yer aldı: “Ben bu borçları kabul ediyorum. Ama iş şikayete girdiği için herhangi bir suçlama gelirse ve cezaevine girersem bu borçları ödemiyorum. Şayet zaman verirseniz her ay acil olanlara göndereceğim. Zaten bazı borçlu olduğum kişilerin 1 yıldır faizi ile ödemesini yaptım. Ailemin bu borçla hiçbir ilgisi yoktur. Haberleri dahi yoktur. Bu borcun sahibi benim. Onlardan kimse talep edemez.”

“280 BİN TL DOLANDIRILDIM”
20 yıllık arkadaşı tarafından dolandırıldığını iddia eden Hülya Yıldırım ise, “Bundan birkaç ay öncesine kadar düzenli alışverişimiz vardı. Kendisi bana, ‘Kredi çekip bana verirsen, sana belli bir miktar kar veririm’ diyordu. Biz bunu kar almak amaçlı yaptık. En başta her şey düzenli gidiyordu. Benim hesabımdan kredi, nakit avans çekti. Düzenli olarak da ödemesini yaptı. Benim de kar payım olarak iki çeyreğimi verdi. Bunu her ay düzenli olarak yaptık. Sonrasında benim kartımın limiti bitti. Daha çok kazanalım diyerek, bana başka bir bankadan kart çıkarttı. Onu da patlattı. Onu da düzenli ödemeye çalıştı ama olmadı. Daha ilk ayda beni patlattı. Üçüncü ayda zaten bütün hesaplarım boşalttı. Beni böyle mağdur edip, kaçtı ve gitti. O zamanın faiziyle 280 bin TL dolandırıldım.

“HER GÜN TOMAR TOMAR PARAYLA GELİRDİ”
Kasım ayının 1’inde de kaçtığını öğrendik. Ben bu kişiyi 20 yıldır tanıyorum. Daha önce farklı iş yerlerinde beraber çalışmıştık. En son bizim iş yerine geldi, birlikte çalıştık. ‘Bana miras kaldı’ diyerek bizi kandırdı. ‘Ben bu paraya şu an dokunamıyorum, tamamı geldikten sonra kullanacağım’ diyordu. Kendini bize zengin olmuş gibi gösterdi. Tekstile her gün tomar tomar parayla gelirdi. ‘Altın işine girdim. Alım satım yapıyorum’ diyordu. Bazen işe getirdiği altınları gösterip, ‘Bunları karıma, kızıma hediye aldım’ diye bize anlatıyordu. Durumu iyi hale geldiği için biz de onun adına sevinmiştik. Bana bir keresinde, ‘Al bu bin TL’yi, annen hasta. Benim için dua etsin’ dedi. Ben de ona parasız da dua ederiz biz diye cevap verdim. Bu şekilde bize hep güven verdi” diye konuştu.

“30 MAĞDUR VAR”
Konuyla ilgili şikayette bulunduğunu dile getiren Yıldırım, “Biz onunla bu işe Eylül ayında girdik. İlk başlarda çektiği paraları kar payıyla birlikte geri veriyordu. İlk ay 20 bin TL çekip, bin TL faiz verdi. Ben de onu 20 yıldır tanıyıp, güvendiğim için daha fazla kazanmak istedim. Benim annem ve babam hastalar, yaşlılar. Onlara ben bakıyorum, o da bunu biliyordu. Şu an mağdurlar olarak 30 kişiyiz. Kendi eşinin akrabalarını da dolandırdı. Bizim iş yerinden 4 kişi, 20 den fazla kişi de eşinin akrabaları var. Kimine altın vereceğim, kimine para vereceğim dedi. Kimine kredi çektirmiş, birçok kişiden de altın almış.
“MİRAS ALMAYA GİDİYORUM” DEYİP ORTALIKTAN KAYBOLMUŞ
En son onu gördüğümde Şanlıurfa’ya mirasını almaya gideceğini söylemişti. Ertesi gün ben kaçtığını öğrendim. 15 kişi Şehremini Karakolu’na gittik ve şikayette bulunduk. Haber bekliyoruz. Aslında toplam 30 kişi mağdur var ama 15 kişi şikayette bulunduk. Bu 30 kişi toplam 6 milyon TL’ye yakın dolandırıldık. Buradan da o adama sesleniyorum. O kadar tomar parayla kaçtın. Bizim paramızı ödemiyorsun. Hepimiz senin peşindeyiz. Ya paramızı öde ya da gel teslim ol. Bizim de içimiz rahat etsin” ifadelerini kullandı.
]]>Milletvekilleri, TBMM Genel Kurulunda, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi’nin maddeleri üzerinde söz aldı.
Saadet Partisi Samsun Milletvekili Mehmet Karaman, 2024 yılı bütçesinin denk bütçe olmadığını, iktidarın bugüne kadar 21 bütçe hazırladığını, hiçbirinde denk bütçe oluşturulamadığını öne sürdü.
İşsizlik sayısının 8 milyonu geçtiğini, Türkiye’de insanların borç batağında olduğunu belirten Karaman, vatandaşın alım gücünün de düştüğünü söyledi. Karaman, “İktidara geldiğinizde beğenmediğiniz o asgari ücret ile 6,5 çeyrek altın alınırken, bugün ‘Cumhuriyet tarihinin en yükseği’ diye övündüğünüz 11 bin lirayla 3,5 çeyrek altın alınabiliyor.” dedi.
İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz, 2024 yılı bütçesinde faiz ödemesi için ayrılan1 trilyon 277 milyar lira olduğunu söyledi. Beyaz, bu rakamın Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesinin yaklaşık 4,5 katı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının bütçesinin yaklaşık 16 katı olduğunu öne sürdü. Beyaz, “Bu faiz ödemesiyle 4 İstanbul Havalimanı, Çanakkale Köprüsü gibi 13 köprü yapabilirdik.” dedi. Beyaz, 2024 yılı bütçesinin faiz bütçesi olduğunu savundu.
DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, bütçede gelir kalemini vergilerin oluşturduğunu söyledi. Çubuk, “Bunca holding, banka yüzde 500, 600 kar açıklarken bütçeden doğrudan vergilerin payı ise azalacak. Doğrudan verginin büyük kısmını vermesi gereken patronlar, teşvik, yatırım adı altında yapılan harcamaların vergiden düşülmesi gibi nedenlerle vergi vermiyorlar. Sermaye için her şey yolunda.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Adıyaman Milletvekili Mustafa Alkayış, partisinin iktidarlarının hazırladığı bütçelerin tecrübelerinin ve istikrarının 2024 yılı bütçesinde görüldüğüne işaret ederek, şunları kaydetti:
“Küresel ekonomik veriler parasal sıkılaşmanın bir süre daha devam edeceğini gösteriyor. Buna rağmen Türkiye Yüzyılı bütçesi insan ve bilim odağından ayrılmamıştır. Geçen dönem bütçesinde olduğu gibi, 2024 bütçesinde de aslan payı Milli Eğitim Bakanlığına ayrılarak bilimin sönmeyecek olan ışığının güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Buna paralel olarak depremin etkisini azaltmak için bütçede yine en büyük pay afetzedelerimize ayrılmıştır.”
EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan da 2024 yılı bütçesinin emekçinin bütçesi olmadığını vurguladı. Bayhan, “Bu bütçe, adaletin kırıntısını taşısa, asgari ücretle geçinen milyonlar, her gün evdeki tencerelerinin nasıl kaynayacağını düşünmek zorunda kalmayacak.” dedi.
“Katillerin kökleri kazanıncaya kadar mücadelemiz sürecek”
MHP Aksaray Milletvekili Ramazan Kaşlı, bölücü terör örgütü PKK’nın saldırısı sonucu şehit düşen 12 askere Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve Türk milletine başsağlığı, yaralılara acil şifa diledi. Kaşlı, “Öfkemiz ve acımız, kinimiz kadar büyük. Hiç şüphe yok ki şehitlerimizin kanları yerde kalmayacak, katillerin kökleri kazanıncaya kadar mücadelemiz sürecektir.” diye konuştu.
Gabar Dağı’nda günlük 35 bin varil petrol ve Karadeniz’de günlük 7 milyon metreküp doğal gaz üretildiğini anlatan Kaşlı, “Türkiye, ortaya koyduğu bu iradeyle savunma ve güvenlik alanında olduğu gibi enerji tedarikinde de yakın gelecekte bağımsız hale gelecek. İnovasyon, teknoloji, yatırım, üretim, istihdam ve ihracat gibi tüm büyüme alanlarında daha da güçlenecektir.” dedi.
MHP’li Kaşlı, Cumhur İttifakı ile yerel seçimlerde de istikrarın sürdürüleceğini ifade ederek, şunları söyledi:
“MHP olarak tüm gayemiz, gayretimiz ve uğraşımızla ‘Önce ülkem ve milletim.’ diyen siyasi ahlak ve erdemin simgesi liderimizin önderliğinde mücadelemizi sürdürecek, her türlü terörün ve siyasi krizlerin önüne geçecek, Cumhur İttifakı’nı istikrarın teminatı yapacağız.”
“TBMM reddetse bile hiçbir hukuki karşılığı yok”
CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, deprem bölgesinin çığlıklarının duyulmadığını öne sürerek, Osmaniye’de her 10 hak sahibinden sadece birinin yıl sonu itibarıyla konut sahibi olacağını, kalan 9’nun konteynerde donmaya devam edeceğini iddia etti. Kaya, “Bir deprem ülkesinde çıraklık, kalfalık, ustalık dönemlerini geçirmiş, 21 yıllık iktidarsınız ama hala deprem politikanız yok.” görüşünü savundu.
DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi fiilen anayasasız yönetmeye çalıştığını” iddia ederek, milletvekillerine “Bırakın anayasal devleti, bugün kanun devletinden dahi bahsedebilir miyiz?” sorusunu yöneltti.
Ülkeyi, hukuk, adalet, demokrasi ve özgürlükler konusunda dünya sıralamasının en sonuna düşüren iktidarın, ekonomide şampiyonlar ligine çıkarmasının mümkün olmadığını ileri süren Yeneroğlu, “Hodri meydan; hukukun üstünlüğü ilkesine dönün, kuvvetler ayrımı ilkesine riayet edin, hak ve özgürlüklere saygı duyun, ehliyeti ve liyakati esas alın, emaneti ehline verin, aklın ve bilimin gereğini yapın; biz de doğrularınızı alkışlayalım.” diye konuştu.
Demokrat Parti İzmir Milletvekili Mehmet Salih Uzun, akademisyenler ve mühendislerin özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini, aksi takdirde bu personelin ülkede kalmayacağını savundu.
İktidarın, ödenek üstü harcama yaptığını da söyleyen Uzun, şu eleştirileri yöneltti:
“Hukuk devletlerinde bütçede ödenek yoksa harcama da olmaz, ödenek bitmişse harcama da biter ama bizde harcamışlar. Bunun hesabını vereni gördük mü? Bir mahcubiyet hissettiniz mi? Onlar mahcup olmadı ama biz onlara bunun hesabını sorabilecek durumda mıyız? Öyle bir yaptırımımız maalesef yok. Bu kesin hesap, bütçe teklifini, parlamento reddetse de bunun hiçbir hukuki karşılığı maalesef yok.”
“Bu bütçenin en acı tarafı faiz bütçesi olmasıdır”
Saadet Partisi Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan, terör örgütü PKK’nın saldırılarına işaret ederek Meclis’in çalışmalarına ara verip sadece şehitlere odaklanmasını ve milli yas ilan edilmesini arzuladıklarını ancak bu beklentilerinin yerine getirilmediğini kaydetti.
Bütçenin bütününde geleceğe dönük bir yatırım programı görmediklerini dile getiren Çalışkan, “Bütçede rutin, cari giderlerin olduğu, gelir-gider dengesi, bakanlıklara ayrılan giderler, personel giderleri var. Bütçeyle ilgili taraflara gönderilen binlerce sayfalık kitapçığın içerisinde borçlarla ilgili bilgi de yok. Bu bütçenin en acı tarafı faiz bütçesi olmasıdır. Biz geçen yılki toplam gelirimizin yarısından daha fazlasını 2024 yılında yalnızca faizcilere vereceğiz. Bu bütçede küçük esnaf, alın teri yok ama rantiyeciler var.” diye konuştu.
MHP Gümüşhane Milletvekili Musa Küçük, savunma sanayisinde başlatılan büyük teknolojik hamlelerin sonuç vermeye başladığını belirtti.
Türkiye’nin dış politikasına değinen Küçük, “Türkiye’nin özellikle son günlerde en yoğun mücadele alanlarından biri de şüphesiz dış baskılardır. Türkiye’nin gerek Doğu Akdeniz’deki egemenlik haklarını korumaya yönelik olumlu ve dirayetli çalışmaları gerekse Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan terör yönetimine karşı somut mücadelesi tarihe birer not olarak düşmüştür.” diye konuştu.
CHP Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, bu bütçede büyük ekonomik sıkıntılar yaşayan milletin sorunlarına çare olacak reçeteler görmediklerini belirtti. Vatandaşların yüksek enflasyon karşısında çaresizlik içinde olduğunu dile getiren Gezmiş, “Gençler umutsuz, çocuklar geleceksiz, anneler babalar çaresiz, yaşlılar büyük bir sessizlik içinde. Yatırımcılar güven duymadıkları ülkemizden yatırımlarını çekti. Bizim o kıymetli gençlerimizin binlercesi Meksika sınırından Amerika’ya gidiyorlar çaresizce. Büyük bir beyin göçü yaşıyoruz.” dedi.
AK Parti Hatay Milletvekili Kemal Karahan, bütçenin dengeli ve ihtiyaçları karşılayacak şekilde hazırlandığını, deprem bölgesindeki hasarların giderilmesi ve afet risklerinin azaltılması için ayrılan bütçenin çok önemli olduğunu dile getirdi. Deprem yaralarının sarılması için yapılan hizmetleri anlatan Karahan, TOKİ konut yatırımları başta olmak üzere bölgede farklı alanlardaki yatırım ve projelerin devam ettiğini söyledi.
TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşime ara verdi. Ara sırasında bazı milletvekillerinin kulislerde Trendyol Süper Lig’in 18. haftasındaki Fenerbahçe-Galatasaray derbisini izlediği görüldü.
]]>