TBMM’de kabul edilen Kanun Teklifi içinde, deprem bölgelerinin yeniden ihyası ve inşası için çok önemli bir maddenin de olduğunu ifade eden Milletvekili Ölmeztoprak, “Deprem bölgelerinde sanayi alanı olabilecek yerler, fay hattına mesafesi, zeminin elverişliliği ve yerleşim merkezine yakınlığı gibi kriterler gözetilerek, alanın durumuna göre ilgili kurumların görüşü alınarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca tespit edilmekte, malikleri tarafından depremler nedeniyle yıkılan veya kullanılamayacak kadar hasarlı durumda olan sanayi işyerlerinin borçlandırılmak suretiyle, yerinde yeniden inşası veya güçlendirilmesi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yapılmakta, yatırım programında olan veya sonradan programa dahil edilen sanayi sitelerinin altyapı ve üstyapı inşasının tamamına kadar, mimarlık-mühendislik hizmetleri dahil proje tamamlanana kadar Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca krediyle desteklenmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından sanayi altyapısının güçlendirilmesine yönelik olarak verilen destek ve uygulamaların süresi bir yıl daha uzatılacak” dedi.
Kanun maddeleri arasında silahlı örgütlerle mücadele içinde de çok önemli maddeler olduğunu belirten Milletvekili Ölmeztoprak, “Gazi Meclisimizde kabul edilen Sekizinci Yargı paketi ile birlikte, silahlı örgüt adına suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüt adına suç işleme cürmünden ayrı ayrı cezalandırılacak. Silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Devlet güvenliğine ve anayasal düzene karşı işlenen suçlar bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. Ayrıca, suçla daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla bir günlük adli para cezası alt tutarı 20 liradan 100 liraya, üst tutarı ise 100 liradan 500 liraya yükseltiliyor” ifadelerini kullandı.
“Kişisel veriler etkin bir şekilde korunacak”
Kişisel veriler etkin bir şekilde korunacağını vurgulayan Ölmeztoprak, “Sekizinci Yargı paketi ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları, güncel ihtiyaçlar ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü nazara alınarak yeniden düzenleniyor. Söz konusu değişiklikle birlikte ilgili kişinin açık rızasının olması ve kanunlarda açıkça öngörülmesi gibi hallerde kişisel veriler işlenebilecektir” dedi.
Kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin madde ile ilgili düşüncelerini ifade eden Ölmeztoprak, “Mevcut düzenlemede bulunan hükümler, ticari faaliyetlerini sürdüren şirketlerin yurt dışında bulunan bulut tabanlı yazılım ve uygulamaların hukuka uygun olarak kullanılabilmesini hemen hemen imkansız hale getirmiştir. Bu nedenlerden dolayı Türkiye’de yapılacak yatırımları da engelleyici bir hal almaktadır. Sekizinci yargı paketindeki düzenlemelerle engeller kalkacaktır. Kişisel veriler, kişisel verilerin işlenme şartları ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarından birinin varlığı ve aktarımın yapılacağı ülke, uluslararası kuruluş veya ülke içerisindeki sektörler hakkında yeterlilik kararı bulunması halinde veri sorumluları ve veri işleyenler tarafından yurt dışına aktarılabilecektir” diye konuştu. – MALATYA
]]>CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü üzerine söz alarak partisi adına konuştu. Tanrıkulu, Genel Kurul’da yaptığı açıklamada, özetle şunları söyledi:
“BİR İDARİ MAKAM, YARGITAY’DA OLUŞAN BİR MAĞDURİYETİ DEĞERLENDİREMEZ”
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihatlarını, 13’üncü maddeyi ve 40’ıncı maddeyi okuduğumuzda bu ihtiyaçları karşılayacak kriterlere uygun bir komisyon getirmiyorsunuz. Şimdi, bugüne kadar oluşturulan komisyonlar, tazminat komisyonları idarenin işlem ve eylemlerine ilişkin ortaya çıkan ihlallerden kaynaklı komisyonlardı ve şu andaki komisyon da belirli bir zamana ilişkin görev yapan ve kanunla belirli görevleri verilmiş bir komisyondu ama şimdi biz bu yasayla komisyonu kalıcı hale getiriyoruz, kalıcı hale ve görevlerini genişletiyoruz. Yargıdan kaynaklanan, mağduriyete ilişkin oluşmuş ihlalden sonra bir iç hukuk yolu oluşturuyoruz ama oluşturduğumuz iç hukuk yolu idari bir kurul yani bakanlığa bağlı bir kurul, dolayısıyla yani bir yargıdan, yargısal bir işlemden yani hukuk mahkemesinde, idare mahkemesinde, ceza mahkemesinde, Yargıtay’da, Danıştay’da uzun yargılamadan dolayı oluşan bir mağduriyetten dolayı idari bir kurul oluşturuyoruz. Bu olmaz yani bir idari kurul, bağımsızlığı ve tarafsızlığı olmayan, yargı yetkilerini kullanamayan bir kurul yargıdan kaynaklı bir mağduriyeti değerlendiremez, işin esasında bir yanlışlık var. Bir idari makam, Yargıtay’da oluşan bir mağduriyeti değerlendiremez.
“ÖNCE ÖNLEYİCİ MEKANİZMALARI OLUŞTURMAK LAZIM”
Bir mazeretiniz yok, 22 yıldır iktidardasınız, yargıyı bağımsız ve tarafsız hale getiremediniz. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu açıldı, 90 bine yakın başvuru yapıldı makul süreden. Neden yapıldı bunlar? Yerel mahkemelerin yeterince çalışmamasından, zamanında karar vermemesinden. Peki, buna ilişkin olarak bir tedbir var mı bu kanunda? Yok. Dolayısıyla, önce önleyici mekanizmaları oluşturmak lazım ama yargının hızlı, tarafsız, adaleti sağlayıcı biçimde bir düzenleme yapmadan, şimdi sonuçları üzerine Anayasa Mahkemesi kararından sonra bir düzenleme yapmaya çalışıyoruz. Böyle olmaz, bir kez daha uyarıyoruz. Anayasa Mahkemesinden alıyoruz başvuru hakkını, idari bir kurula veriyoruz ama yıllarca dava takip etmiş, emek vermiş avukatın emeğini yok sayıyoruz. ‘Hiç olmazsa Avukatlık Yasası’na bir ek düzenleme yapalım ve avukatlara emeklerinin karşısında nakdi veya nispi, neyse, ücret verilsin’ dedik, bu da kabul edilmedi. 180 bin avukatın mesleki emeği de bu kanunla sömürülmüş olacak aynı zamanda, yok sayılacak.
“OBJEKTİF KRİTERLERE BAĞLANMASI LAZIM”
Bu (emeklilere verilecek ikramiye) bir sadaka değildir, bağış değildir, bir lütuf değildir. Bakın, 2018’de çıkmıştır, 2021’de artırılmıştır, 2 bin lira olmuştur; bunun hak temelli ele alınması lazım. Bu, hak temelli ele alınsaydı, TÜİK yine enflasyon oranlarına göre artırmış olsaydı 10 bin liranın üzerinde olacaktı, bizim önerdiğimiz asgari ücret seviyesinde olsaydı 17 bin lira olacaktı. Dolayısıyla, bunun iki üç yılda bir önümüze gelmemesi lazım, hak temelli ele alınması lazım ve objektif kriterlere bağlanması lazım, bu nedenle bu önerimizin de burada dikkate alınması lazım diyorum. Bu meselelere sığ bakmamak lazım, müzakere etmek lazım, danışmak lazım ve toplumda bundan sonra oluşacak zararları önceden karşılamak lazım.”
]]>İçerisinde emekli bayram ikramiyelerine artışı da düzenleyen ve kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak anılan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. 298 milletvekili oy kullandı; 237’si kabul, 61’i ise red oyu verdi.
İlgili kanun teklifi geçen hafta Adalet Komisyon’undaki 2 günlük görüşmenin ardından Genel Kurul’a sevk edilmişti. Genel Kurul’da bu hafta gündeme alınan 42 maddelik teklifin görüşmeleri 3 gün sürdü.
TMSF’NİN KAYYUM OLARAK ATANMASI DÜZENLEMESİ TEKLİFTEN ÇIKARILDI
Görüşmelerde, Genel Kurulda kabul edilen değişiklik önergesiyle 22. maddedeki, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, silahlı örgüte silah sağlama, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde yargı mercilerince kayyum atanmasına karar verildiği takdirde, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanabilmesini” içeren düzenleme teklif metninden çıkarıldı.
Teklifin kanunlaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, Genel Kurul’un gündemindeki çalışmaları tamamladığını ifade ederek, 67. birleşimi 31 Mart’taki yerel seçimler sonrasında yani 2 Nisan 2024 Salı günü toplanmak üzere kapadı.
Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, özetle şu düzenlemeleri içeriyor:
“İcra ve İflas Kanunu’nda kanun yoluna başvuru süreleri hafta olarak belirlendiği için buna uyum sağlanması amacıyla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki benzer hükümler dikkate alınarak düzenleme yapılacak. Süre, hafta olarak belirlenmişse başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günde bitecek.
Hak arama hürriyetinin daha etkin kullanılması amacıyla İcra ve İflas Kanunu’nun kanun yollarına başvuru bakımından Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uyumunun sağlanması için düzenlemeye gidilecek. Tasdik veya ret kararına karşı borçlu ve tasdik duruşması sırasında itirazda bulunmuş olan alacaklılar, tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde istinaf yoluna, istinaf incelemesi üzerine verilen karara karşı da tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurabilecek.
İcra ve İflas Kanunu’na göre, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına yönelik sürede düzenleme yapılacak. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilecek, temyiz yoluna başvurma ve incelemesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılacak. Bu düzenlemeler 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe girecek.
Kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği üzerine kısıtlanacak veya kendisine kayyum atanacak. Toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin bir kişi, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya mal varlığının korunması bakımından gerekli görülmesi halinde kısıtlanabilecek. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhal vesayet makamına bildirecek. Vesayet makamı karar vermeden önce hükümlüyü dinleyecek. Kanun’un kayyumluğa ilişkin hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu düzenleme için de uygulanacak.
Anayasa Mahkemesi kararı gereğince Türk Medeni Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya karar verilebilmesi için aranan resmi sağlık kurulu raporunun temini amacıyla, yasanın “usul” başlıklı madde hükümlerine başvurulabilecek.
Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilebileceği haller düzenleniyor. Buna göre, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkumiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis halinin hukuka uygun bir şekilde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkacak. Hapis halinin devamı süresince vesayetin sona erdirilmesi, toplam 5 yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması ve toplam 5 yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya mal varlığının korunması sebebinin ortadan kalkması halinde mümkün olacak.
Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikle, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiili müstakil bir suç olarak düzenleniyor. Buna göre, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca 2 yıl 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilecek. Bu hüküm sadece silahlı örgütler hakkında uygulanacak.
Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) düzenlemelere gidilecek.
Buna göre, TCK’de belirtilen “Devletin güvenliğine karşı suçlar ile anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar” bakımından, silahlı örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi ayrıca 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. İşlenen suçun niteliğine göre verilecek ceza, yarısına kadar indirilebilecek.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında, sanığa yüklenen suçtan dolayı yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklı kalacak. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edecek.”
]]>TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan düzenlemelerin yürürlüğe gireceği zamanın belirlenmesi bakımından uygulamada tereddüt yaşanmaması için geçiş hükümleri düzenleniyor.
Buna göre, eski hale getirme kurumuna yönelik süreye ilişkin yapılan değişiklik, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında kalkan engeller bakımından uygulanacak. Bu tarihten önce kalkan engeller bakımından değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam edilecek.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi ile kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ve cevap sürelerine ilişkin değişiklikler, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacak. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında da değişiklikten önceki hükümlerin uygulanması sürdürülecek.
Yasa ile kanun yollarına başvuru sürelerinin gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren başlaması için yapılan değişikliklerin 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacağının kabul edilmesi nedeniyle, bu tarihten önce verilen kararlar bakımından yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanması sürdürülecek.
Temyiz süresi ile bu sürenin kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlamasına ve cevap süresine ilişkin değişiklikler, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ilgili maddesi kapsamında olup da 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında da uygulanacak.
Yasa ile öngörülen kanun yoluna ilişkin değişiklikler, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında uygulanacak. Buna göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebileceğine ilişkin düzenlemeler ancak 1 Haziran 2024 tarihi ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından uygulanabilecek. Bu tarihten önce verilen söz konusu kararlarıyla ilgili değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanacak.
1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz yoluna başvurulabilecek ve bu itirazlar, değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılacak.
İstinaf kanun yolu incelemesinden geçmemiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması nedeniyle hükmün açıklanması veya yeniden kurulması halinde, açıklanan veya yeni kurulan hükmün tabi olduğu kanun yolu korunacak.
Mahkeme, sanığın kabul etmemesi halinde de koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecek; ancak 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam edilecek.
Manevi tazminat taleplerini Tazminat Komisyonu karara bağlayacak
Yasa ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un adı “Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun” şeklinde değiştiriliyor.
Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat ile Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi her türlü zararın tazmini istemiyle müracaatlar Komisyona yapılacak.
Müracaatın ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve verilecek tazminat miktarının saptanmasında Komisyon, gerekli gördüğü araştırmaları yapmaya veya üyelerden birine yaptırmaya ya da cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmeye yetkili olacak.
Komisyonun giderleri, Bakanlık bütçesinden karşılanacak.
Komisyona müracaatlar, elektronik ortamda da yapılabilecek.
Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak müracaatın şekli ve süresine yönelik de düzenleme yapılıyor. Bu kapsamda, Komisyona müracaat, soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde ya da en geç bunların kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılacak. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde müracaat edemeyenler, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte müracaat edebilecek.
Müracaatta bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi zorunlu olacak.
Komisyon, dilekçedeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi halde istemin reddedileceğini ilgiliye bildirecek. Dilekçedeki eksikliğin süresinde tamamlanmaması halinde müracaat, Komisyonca reddedilecek.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemine ilişkin usul ve esaslar da belirleniyor.
Komisyona müracaat, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılacak.
Ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamında olmasına rağmen Komisyona yapılan istemler, ağır ceza mahkemesine gönderilecek. Komisyonun görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise Komisyon, görev alanına girmeyen istemleri ayırarak ağır ceza mahkemesine gönderecek. Bu hallerde Komisyona yapılan istem tarihi esas alınacak. Komisyon ile ağır ceza mahkemesi arasında görev konusunda anlaşmazlık çıkması halinde Komisyonun görevine giren işlerin tespiti amacıyla ağır ceza mahkemesi veya Komisyon, kesin olarak karar verilmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesine başvuracak.
Komisyonun, tazminat istemlerine ve tazminatın geri alınmasına ilişkin yapacağı değerlendirmede Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili hükümleri uygulanacak. Komisyon tarafından verilen tazminatlarla ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca cumhuriyet savcısının tazminatın geri alınmasına ilişkin yazılı istemleri Komisyona yapılacak.
Yapılan müracaatlar hakkında 9 ay içinde karar verecek olan Komisyon, ayrıca Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verecek.
Komisyon, usul ekonomisini gözeterek benzer nitelikteki müracaatları birleştirerek karar verebilecek.
(Sürecek)?
]]>Saadet Partisi, TBMM’ye sokak hayvanları sorununun çözümüne yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi verdi. Saadet Partisi Ankara Milletvekili Mesut Doğan, “Bu sorun, hem insanlarımızın can güvenliği hem de sokak hayvanlarının refahını olumsuz etkileyen bir boyuta ulaşmıştır. Sorunu ortaya çıkaran aslında sahipsiz sokak köpekleri değil uygulamalar ve yetkili mercilerin yaklaşımlarıdır” dedi.
Saadet Partisi, TBMM’yi sokak hayvanları sorununun çözümüne yönelik düzenlemeler içeren 12 maddelik kanun teklifi verdi. Saadet Partisi Ankara Milletvekili Mesut Doğan, düzenlediği basın toplantısında kanun teklifine ilişkin açıklamalarda bulundu. Doğan şunları söyledi:
“Hepinizin yakından takip ettiği üzere sahipsiz sokak köpekleri sorunu son zamanlarda gündemimizi sık sık meşgul eden bir konu haline gelmiştir. Bu konu, üzerinde en çok konuşulan meselelerden biri olmasına rağmen somut hiçbir adımın atılmadığı ve aynı zamanda suiistimal edilen bir konu olarak karşımızda durmaktadır. Bu sorun, hem insanlarımızın can güvenliği hem de sokak hayvanlarının refahını olumsuz etkileyen bir boyuta ulaşmıştır. Sorunu ortaya çıkaran aslında sahipsiz sokak köpekleri değil uygulamalar ve yetkili mercilerin yaklaşımlarıdır. Kısacası sorunu büyüten temel sebepler; yerel yönetimlerin ve hükümetin sorunu çözmekteki isteksizliği ve kanunların hem eksik hem de uygulanmamış olmasıdır.
20 yıl önce yapılmış fakat birtakım sebeplerle uygulanmamış kanunlar ve düzenlemeler için kurumları suçlamak, sorunun kontrolden çıktığı bir aşamada kimseye fayda getirmeyecektir. Bu nedenle yeni bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu açıktır. Bilinmelidir ki sokak köpekleri sorunu, sadece toplumu ilgilendiren bir güvenlik, sağlık ve çevre koruma sorunu değil aynı zamanda sahipsiz hayvanların da mağdur olmasına sebep olan bir olgudur. Bu konu üzerine çalıştığımız süre boyunca toplumun kimi kesimleri arasında ciddi bir kutuplaşma meydana geldiğini üzülerek gördük.”
“EN BÜYÜK EKSİKLİK, HAYVANLARIN ORTAMA BIRAKILMASI”
Saadet Partisi’nin verdiği kanun teklifinde yer alan maddeler şöyle:
“- Mevcut kanundaki sokak hayvanlarının kısırlaştırıldıktan sonra alındıkları alana bırakılması uygulaması değiştirilecek. Sokak köpekleri kısırlaştırıldıktan sonra tekrar sokağa bırakılamayacak.
-Barınak ve bakımevlerinin yanı sıra yaşam alanları kurulacak. Barınak ve bakımevlerinin şartları iyileştirilecek. Tüm mekanlar 7/24 canlı izlenebilecek.
-Bağış toplayan hayvansever kuruluşlar barınak ve bakımevi kurmakla yükümlü olacak.
-Barınak, bakımevi ve yaşam alanlarında çalışan personellere eğitim zorunluluğu getirilecek. Gönüllülerin barınak ve bakımevlerini ziyaret etmesi ve aktif görev almaları kolaylaştırılacak.
-Evcil hayvan satışı kontrol altında olacak. Hayvan sahiplendirme esas alınacak. Kedi ve köpeklerin izinsiz satışı engellenecek. Bu hayvanlar üzerinden maddi gelir elde etmek isteyenlere caydırıcı cezalar uygulanacak.
-Tüm evcil hayvanlar mikroçip ile kayıt altına alınacak. Hayvanların sokağa bırakılması, kaybolması, hastalık bulaştırması gibi olumsuzlukların önüne geçilecek.
-Tehlikeli yasak ırklara izin verilmeyecek. Bu hayvanlar için verilen cezalar artırılacak. Tehlikeli yasak ırkların saldırılarından sahipleri sorumlu olacak.
-Cezalar daha caydırıcı olacak. Hayvanlara şiddet ve işkence uygulayanlara, eziyet edenlere ve kötü muamelede bulunanlara, hayvanları sokağa terk edenlere daha caydırıcı cezalar uygulanacak.”
]]>
Teklif üzerinde söz alan Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, yasa teklifinde itiraz ettikleri bazı maddeler olduğunu söyledi.
Kanun teklifiyle kayyımlara yasal güvence getirildiğini savunan Kaya, “Akçeli işlere kayyım olarak tayin olan kişilere dokunulmazlık getiriyorsunuz.” diye konuştu.
İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyraz, yargı paketinin çoğu maddesinin Anayasa Mahkemesinin hukuka aykırılığı nedeniyle iptal ettiği konulara ilişkin olduğunu söyledi.
Anayasa Mahkemesinin örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenlerin örgüt üyesi gibi cezalandırılmasına ilişkin düzenlemeyi iptal ettiğini belirten Poyraz, “Suç amacıyla kurulmuş örgüte üyeliğin cezası 2 yıldan 4 yıla kadar, ‘keşke örgüt üyesi olsaydım’ dedirtecek bu düzenleme ile örgüt üyesi olmadığını tescil ettiğiniz kişiye örgüt üyeliğinden daha fazla ceza öneriyorsunuz.” diye konuştu.
-“Yapılmak istenen şey tam olarak yargısal aktivizmdir”
MHP İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, Anayasa Mahkemesinin kendi etki alanını genişletmeye çalıştığını belirtti.
Anayasa Mahkemesinin zaman zaman kendisini TBMM’nin üstünde görmekten geri kalmadığını dile getiren Yıldız, “Anayasa Mahkemesi hatta bazen hızını alamayıp kürsüden yasa yapmaya bile çalışıyor. Gündemi meşgul eden bazı davalar üzerinde uygulanan iletişim stratejisi ile mevcut Anayasal düzen bir kenara bırakılarak, ‘Anayasa Mahkemesi süper temyiz mahkemesi’ olduğu şeklinde toplumsal bir algı oluşturulmak isteniyor.” dedi.
Anayasa Mahkemesinin böyle bir rolünün olmadığını kaydeden Yıldız, yapılmak istenenin yargısal aktivizm olduğunu ve bunun da kuvvetler ayrılığı ile demokrasinin düşmanı olduğunu söyledi.
Bireysel başvurunun mecrasından çıkarıldığını ve yargı sistemini zayıflatan sistemsel sorun haline geldiğini ifade eden Yıldız, Anayasa Mahkemesi Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun bireysel başvuru hakkını düzenleyen 45, 46, 47, 48, 49 ve 50. maddelerinin yeninden düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
Anayasa Mahkemesinin görevlerine işaret eden Yıldız, bu görevleri tek tek Genel Kurulda saymayacağını kaydederek, “Yeni bir Anayasa ile bu görevlerini elbette sınırlandıracağız.” dedi.
DEM Parti Van Milletvekili Zülküf Uçar da kanun telifinin acele olarak Meclis’e getirildiğini ve komisyon aşamasında görüşlerinin dikkate alınmadığını anlattı.
-“Aynı hassasiyeti görmek istiyoruz”
CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver ise mevcut Anayasa hükümlerinin yanı sıra Anayasa Mahkemesinin verdiği bazı kararların uygulanmadığını belirterek, önlerine yargı paketinin getirildiği söyledi. Yargı paketindeki en önemli gerekçenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen yasa hükümlerini, iptal kararlarına uyumlu hale getirmek olduğunu belirten Ünver, “Madem iktidar olarak böyle bir hassasiyetiniz var, Anayasa Mahkemesinin bazı siyasi içerikli davalara ilişkin kararları söz konusu olduğunda da aynı hassasiyeti sizden görmek istiyoruz.” dedi.
Yapılan değişikliklerin sonuç verebilmesi için öncelikle hakimin kafasındaki hukukun değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Ünver, “Hakim kafasına sokulan hukuka göre karar vermeye devam ettiği sürece kanunlara ne yazarsak yazalım yapılan değişiklikler iyi bile olsa bu yönde sonuç vermez, Yargıtay’ın Can Atalay kararında olduğu gibi.” diye konuştu.
AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç de 8. yargı paketiyle yargının hızlandırılması, vatandaşların yargı hizmetlerinden daha etkin yararlanabilmesine ilişkin önemli düzenlemelerin getirildiğini söyledi. Teklifle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasında sanığın kabul etmesi şartının kaldırıldığını belirten Gözgeç, bunun mahkemenin taktirine bırakıldığını ifade etti.
Gözgeç, Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda, Terörle Mücadele Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenleme yapılarak örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme fiilini müstakil bir suç olarak düzenlediklerini anlattı.
Koruma tedbirlerinin uygulanmasında hak ihlali iddialarında Adalet Bakanlığı Tazminat Komisyonuna başvurma imkanı getirdiklerini bildiren Gözgeç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkında Tazminat Komisyonuna başvurma imkanıyla birlikte, erişilebilir, hızlı işleyen, birincil nitelikte bir başvuru yolu oluşturulmakta. Düzenlemeyle temel hak ve özgürlüklerin daha güçlü bir şekilde korunması ve muhtemel hak ihlallerinin önlenmesi amaçlanmaktadır. Bugüne kadar yaptığımız yargı paketlerindeki değişikliklerde olduğu gibi bu yargı paketinde de amacımız, hak ve özgürlüklerin korunması ve vatandaşın adalete erişiminin hızlandırılması, güçlendirilmesi.”
“Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldı”
Konuşmalarından ardından soru-cevap işlemine geçildi. Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, Anayasa Mahkemesinden Tazminat Komisyonuna gelen dosya sayısına ilişkin bilgi verdi. Yüksel, 2018 yılında kabul edilen 7145 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 8 bin 407 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını söyledi. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 7 bin 370 kabul, 843 ret, 7 esas kaydının kapatılması ve 187 birleştirme kararı vermiştir. 2023 yılında kabul edilen 7445 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrasında Tazminat Komisyonuna 19 bin 883 başvuru yapılmış olup Komisyon bu başvuruların 941’i hakkında karar vermiştir. Bu kapsamda peyderpey dosyalar da gelmektedir.” ifadelerini kullandı.
Tazminat Komisyonuna Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden (AİHM) kaç adet bireysel başvuru dosyası geldiğine ilişkin sorusu üzerine Yüksel, Tazminat Komisyonuna 7 bin 528 başvuru yapıldığını, başvuruların tamamının Komisyon tarafından karara bağlandığını belirtti. Yüksel, “Komisyon bu başvurularla ilgili 3 bin 541 kabul, 2 bin 147 ret, 1840 birleştirme kararı vermiştir.” diye konuştu.
Yüksel, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf kanun yolunun açılması suretiyle bu kararların daha güvenli şekilde denetlenmesinin sağlandığını söyledi. Yüksel, bu kararlara karşı istinaf kanun yolunun açılmasının bölge adliye mahkemelerinin iş yükünde yaklaşık yüzde 14 artış meydana getireceğinin öngörüldüğünü, halihazırda bu kararları itirazen inceleyen ağır ceza mahkemelerinin iş yükünün azalmasına da neden olacağını bildirdi.
]]>Teklif üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, teklifin “torba kanun” niteliğinde olduğunu söyledi.
Torba kanunların, Anayasa’daki hukuk devleti ilkesini ihlal ettiğini savunan Özbudun, hukuk devletiyle çelişen hususların tekliften çıkarılmasını istedi.
Özbudun, emekli bayram ikramiyesinin 3 bin liraya çıkarılmasına yönelik düzenlemenin de teklifte yer aldığını hatırlatarak, “Bu madde, metinden çıkarılıp münferit kanun teklifine dönüştürülsün. Bu bağımsız teklif metnini burada 600 milletvekili olarak oy birliğiyle kabul edelim. 3 bin lira doğru bir rakam değildir. En az 10 bin liralık ikramiye düzenlensin ve tek kanun maddesi olarak Meclis’ten derhal geçirilsin.” dedi.
İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, yargıdaki sorunların giderilmesi gerektiğini ifade etti.
Teklifin “emeklilere bayram ikramiyesi müjdesi” olarak duyurulduğunu dile getiren Olgun, kanun teklifinin çok sayıda önemli kanunda değişiklik öngördüğünü belirtti.
Kanun teklifinin hızla yasalaştırılmasının istendiğini söyleyen Olgun, “Bu kanun teklifi, maddeler arasına sıkıştırılmış Anayasa ve hukuka aykırı düzenlemeler içermektedir.” diye konuştu.
Olgun, Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerde muhalefet partilerinin verdiği değişiklik önergelerinin dikkate alınmadığını ileri sürdü.
Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna ilişkin düzenlemenin “yargı yetkisinin devri” niteliğinde olduğunu savunan Olgun, emekli bayram ikramiyesinin miktarını yetersiz bulduklarını dile getirdi.
“Türkiye Cumhuriyeti’ni yeni bir anayasa ile buluşturmak kaçınılmaz bir hal almıştır”
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, hukukun üstünlüğü ilkesinin Türk milletinin vazgeçilmez unsurları arasında yer aldığını belirtti.
Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu ifade eden Öztürk, 100 yıllık Cumhuriyet tecrübesinin hukuk alanında da kılavuz olduğunu kaydetti.
Öztürk, son yıllarda çok sayıda alanda adımlar atıldığını vurgulayarak, Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’ni önemsediklerini söyledi.
Teklif için “evet” oyu vereceklerini bildiren Halil Öztürk, şöyle devam etti:
“Darbecilerden kalma bu Anayasa artık milletimize dar gelmekte ve ihtiyaçları karşılayamamaktadır. Bizler de bu mecburiyeti sorumluluk olarak görüp gerekli adımları atmalıyız. Yapılacak çalışmalar, hukukun üstünlüğü ilkesini besleyeceği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını da yükseltecektir. Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin mutabakat metnidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni değişen, gelişen siyasi ve sosyal şartlar çerçevesinde yeni bir anayasa ile buluşturmak, bu anlamda oluşturulacak metni Türk milletinin takdirine sunmak kaçınılmaz bir hal almıştır.”
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, teklifte hukukun ve demokrasinin bulunmadığını iddia etti.
İktidarın “torba kanunu” Meclis’in olağanı haline getirdiğini savunan Ayan, teklifte hukuksuzlukları devam ettiren düzenlemelerin bulunduğunu, emekli bayram ikramiyesinin harçlık niteliğinde olduğunu söyledi.
“Kopyayı bile düzgün çekemiyorsunuz”
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, teklifin “torba kanun teklifi” olduğunu ve farklı alanlarla ilgili düzenlemeler içerdiğini belirtti.
Teklifte emekli bayram ikramiyesine yönelik düzenlemenin de bulunduğunu anımsatan Tezcan, şunları kaydetti:
“Bunun, bu pakette ne işi var? Emekli bayram ikramiyesini artırmak ihtiyaç ama bunu paketin içine sokmak bir tuzak. 2 bin lira 3 bin liraya çıkarılıyor, bir kere bu projenin sahibi biziz, CHP. 2015 yılı Haziran ayında Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Emekliye, Ramazan ve Kurban Bayramı’nda birer maaş ikramiye’ dedi. Kıyamet koptu. Haziran seçimleri kaybedildi, Kasım seçimlerine gidilince ‘Biz de vereceğiz’ dediler. Kopyayı bile düzgün çekemiyorsunuz.”
Teklifin komisyondaki görüşmeleri sırasında parti olarak asgari ücret seviyesinde emekli bayram ikramiyesinin verilmesini önerdiklerini anlatan Tezcan, bunun kabul edilmediğini belirtti.
“Emekliye bayram gününde asgari ücrette ikramiye vermekten neden kaçtınız?” sorusunu yönelten Tezcan, emekli bayram ikramiyesine yapılan zamla sadece bir kilogram baklava alınabileceğini söyledi. Bülent Tezcan, yargıya güvenin azaldığını öne sürdü.
Teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin, teklifin yargı alanında önemli düzenlemeler içerdiğini dile getirdi.
Kanun teklifiyle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda da düzenlemeler yapılacağını aktaran Şahin, “Teklif, 17 farklı kanunun 78 maddesinde değişiklik veya düzenleme içermektedir. Biri geçici olmak üzere toplam 42 maddeden oluşmaktadır. Teklifle, ceza yaptırımlarının etkinliğinin artırılması amacıyla adli para cezası miktarları ile kesinlik sınırları yükseltilmektedir. Kanun yoluna başvuru süreleri yeknesak hale getirilmektedir. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerine ilişkin önemli düzenlemeler hayata geçirilmektedir.” şeklinde konuştu.
Cem Şahin, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemenin müstakil suç olacağını, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler verileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planının açıklandığını hatırlatan Şahin, teklifle hak arama hürriyetinin güçleneceğini, suçla etkin mücadelenin sağlanacağını, yargılamaların hızlanacağını sözlerine ekledi.
“10 bayram için toplam 166,2 milyar lira bayram ikramiyesi ödemesi yapılmıştır”
Genel Kurulda, teklifin tümü üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.
Milletvekillerinin soruları üzerine TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, 2018’deki düzenlemeyle Ramazan ve Kurban bayramlarında emeklilere bin lira ikramiye verilmesine başlandığını, bu tutarın 2021’de 1100 liraya, 2023’te 2 bin liraya çıkarıldığını anımsattı.
Teklifte bayram ikramiyesinin 3 bin liraya yükseltilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Yüksel, “2018 yılından bugüne kadar 10 bayram için toplam 166,2 milyar lira bayram ikramiyesi ödemesi yapılmıştır. Emekli bayram ikramiyelerinin 3 bin liraya yükseltilmesi halinde ilave maliyet 27,5 milyar lira olarak tahmin edilmektedir. 2024 yılında toplamda 82,5 milyar lira ikramiye ödemesi yapılmış olacaktır.” bilgisini paylaştı.
Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler verileceğini aktaran Yüksel, Komisyonun hakimlerden oluştuğunu dile getirdi. Cüneyt Yüksel, uzun yargılamadan kaynaklı tazminat istemlerinin komisyon tarafından hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığını belirtti.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından teklifin maddelerinin görüşülmesine geçildi.
]]>Kanunla, mesleğini serbest olarak icra eden diş tabipleri, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilecek ve bu sayı birden fazla olamayacak.
Ebelerin görevlerine ilişkin kanunla düzenleme yapılacak.
Ebeler, normal doğum ve riskli durumlarda tıbbi bakım ve desteğe erişimin sağlanmasında, kadın sağlığının korunması, üreme sağlığı ve çocuk bakımı konularında aile ve topluma verilecek danışmanlık ve eğitim hizmetlerinde görev alacak. Gebeliğin tespitini, gebe izlemini ve bu amaçla gerekli muayene ve değerlendirmeleri yapacak olan ebeler, normal doğum eylemini gerçekleştirecek, normal doğum sırasında gereken küçük tıbbi müdahaleleri yapacak. Küçük tıbbi müdahalelerin kapsam ve sınırları Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Kanunla acil tıp ana dal uzmanlarına yoğun bakım yan dal, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarına da sosyal pediatri yan dal uzmanlık yapabilme imkanı getiriliyor.
İlaç üretimi ve ilacı piyasaya arz eden tüzel kişilerin taşıması gereken nitelik ve koşullar Sağlık Bakanlığınca belirlenecek, bu doğrultuda Bakanlık düzenleme yapma yetkisine sahip olacak.
Beşeri tıbbi ürün güvenliğinin daha etkin olarak sağlanması ve ruhsatlandırma sürecinin hızlandırılarak hastaların ihtiyaç duydukları ilaca daha hızlı erişimi amacıyla ruhsatlandırmaya esas Sağlık Bakanlığınca yapılan analizler, ürünün ruhsatlandırılmasını takiben yapılacak.
Ruhsatlandırma işlemlerinde Avrupa Birliği müktesebatına uyum düzenlemeleri gerçekleştirilecek.
İlaçlara ilişkin numuneler ve tahlil masrafları ruhsatname sahipleri tarafından karşılanacak.
Beşeri tıbbi ürün üzerinde yer alan karekodun okutulması ile fiyat bilgisine ulaşılabilmesi mümkün olduğundan beşeri tıbbi ürünün sekonder ambalajında ayrıca sabit fiyat bilgisinin yer almasına gerek olmayacak.
Kanunla, eczanelere yönelik yapılacak teftişlere eczacılar da eklendi. Buna göre teftişler, sağlık müfettişleri veya sağlık müdürleri veya Sağlık Bakanlığı veya müdürlüğünce tensip edilecek resmi tabipler veya eczacılar tarafından yapılacak.
Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanununda yapılan değişiklikle, kanun kapsamında istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.
Yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan arttırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.
Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.
Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirilmemesi nedeniyle, savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak, hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.
Norm kadro sayısı Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek
Kanunda, ilaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.
Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.
Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.
Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.
Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.
Birlikte kullanıma konu sağlık tesisleri için birden fazla üniversiteyle de protokol yapılabilecek. Birlikte kullanımdaki hastane tarafından üniversitenin tıp ve diş hekimliği fakültesi öğretim elemanları ile ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için 2 yıl süreli ayrı ayrı sözleşme imzalanabilecek.
Ayrıca tıp ve diş hekimliği fakültesi kadrosunda bulunan öğretim elemanı dışındaki diğer personelle ve bu fakültelerin dışındaki üniversite personeli ile de ilgili fakülte dekanının görüşü alınarak sözleşme yapılabilecek.
Öğretim elemanlarına Bakanlıkça ek ödeme yapılabilmesi için hizmet sözleşmesi akdedilmesi şart olacak. Bu sözleşmelerde, sunulacak hizmetin niteliği, performans hedefleri ve süresi yer alacak.
Düzenleme ile ayrıca öğretim elemanları ile akdedilecek sözleşmenin konusuna ve feshedileceği hallere açıklık kazandırılıyor.
İnsanlar üzerinde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar
Kanunla, herhangi bir tedavi yöntemi veya ruhsat veya izin alınmış olsa dahi beşeri tıbbi ürünler ile tıbbi cihazların bilimsel araştırma amacıyla insanlar üzerinde kullanılabilmesi için Sağlık Bakanlığından izin alınacak.
Bu iznin yanı sıra araştırmanın, öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olması insan dışı deney ortamında veya hayvanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda ulaşılan bilimsel verilerin, varılmak istenen hedefe ulaşmak açısından bunların insan üzerinde de yapılmasını gerekli kılması, araştırmanın, insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması, araştırma sırasında kişiye insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntemlerin uygulanmaması, araştırmayla varılmak istenen amacın, bunun kişiye yüklediği külfete ve kişinin sağlığı üzerindeki tehlikeye göre daha ağır basması, üzerinde araştırma yapılacak ilgilinin, araştırmanın mahiyet ve sonuçları hakkında yeterli bilgilendirmeye dayalı olarak yazılı rızasının olması ve bu rızanın herhangi bir menfaat teminine bağlı bulunmaması ve yapılacak araştırmayı ilgili etik kurulun uygun görmesi şart olacak.
Kozmetik ürünlerin insanlar üzerinde yapılacak çalışmaları Sağlık Bakanlığınca belirlenen etik kurul onayının ardından Sağlık Bakanlığından izin alınarak başlatılacak.
İnsanlardan alınan biyolojik materyaller üzerinde vücut dışı tanı amaçlı tıbbi cihazları konu alan, amacı yalnızca performans değerlendirmek olan ve cerrahi prosedürler yoluyla numune alımının yapıldığı performans değerlendirme çalışmaları yürütülmesinde ilave girişimsel prosedürler veya gönüllüler için başka riskler bulunan performans değerlendirme çalışmaları, test sonuçlarının hasta yönetimi kararlarını etkileyebildiği veya tedaviye yön vermek üzere kullanılabildiği performans değerlendirme çalışmaları, Sağlık Bakanlığınca belirlenen etik kurul onayı ve Sağlık Bakanlığından izin alınarak başlatılacak.
Uygunsuzluk giderilinceye kadar araştırmanın devamına izin verilmeyecek
Destek tanı cihazlarına ilişkin performans değerlendirme çalışmaları, bilimsel esaslara, mevzuat hükümlerine veya etik ilkelere uygun olmaması durumunda araştırmanın geçici olarak durdurulmasına karar verilecek ve uygunsuzluk giderilinceye kadar araştırmanın devamına izin verilmeyecek.
Belirtilen araştırmalar, üzerinde araştırma yapılacak kimselerin emniyetini sağlamaya ve araştırmanın sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesine, takibine ve gereğinde acil müdahale yapılabilmesine elverişli ve araştırmanın vasfına uygun personel, teçhizat ve laboratuvar imkanlarına sahip olan sağlık kurum ve kuruluşları ile araştırma ve geliştirme merkezlerinde yapılacak.
Bu yerlerde yapılabilecek araştırma türleri, Sağlık Bakanlığınca belirlenecek. Bu araştırmalarda, bireyin hakları ve sağlığının korunması her şeyin üstünde tutulacak. Üzerinde araştırma yapılacak veya yapılan gönüllü, muvafakatini araştırmanın her aşamasında ve hiçbir şarta bağlı olmaksızın geri alabilecek.
Araştırma türlerine bağlı olarak gönüllülerin araştırmadan doğabilecek zararlara karşı güvence altına alınması amacıyla sigorta yaptırılması zorunlu tutulacak.
Araştırma sonucunda elde edilecek bilgilerin yayımlanması durumunda gönüllünün kimlik bilgileri açıklanamayacak.
Sağlık Bakanlığı, araştırmanın yürütülmesi sırasında araştırmaya izin verilirken mevcut şartlardan birinin ortadan kalktığını tespit ederse klinik araştırma derhal durdurulacak.
Bu şartların belirlenen süre içerisinde yerine getirilmemesi veya yerine getirilmesinin mümkün olmadığının anlaşılması veyahut gönüllü sağlığının tehlikeye girmesi hallerinde doğrudan araştırma sonlandırılacak.
Belirtilen araştırmalara veya çalışmalara katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğinin korunmasını sağlamak ve araştırmaları etik ve bilimsel yönden değerlendirmek amacıyla etik kurullar kurulacak. İlgili etik kurullar, Sağlık Bakanlığının izni sonrası görevlerine başlayacak. Etik kurullar bağımsız, tarafsız ve şeffaf şekilde faaliyet gösterecek.
İdari cezalar
Kanunla, Türk Ceza Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, salt akademik amaçlı bilimsel çalışmalar veya araştırmalar hariç olmak üzere, Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyette bulunan destekleyiciler ile araştırmayı devralanlar hakkında, fiillerinin niteliğine göre 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslara aykırı faaliyet gösteren veya gönüllülerin güvenliğini ve esenliğini tehlikeye atacak şekilde yükümlülüklerini yerine getirmeyen araştırmacılar, fiillerinin niteliğine göre 6 aydan 2 yıla kadar belirtilen araştırma ve çalışmalara katılmaktan men edilecek.
Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilen etik kurulların, belirlenen çalışma usul ve esaslarına bir yıl içerisinde üç kez aykırı hareket etmesi halinde etik kurulun kuruluş onayı iptal edilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen çalışma usul ve esaslarına aykırı davranan etik kurul üyelerinin, etik kurullarda üye olmaları bir yıl süre ile yasaklanacak.
Yetkisiz sağlık hizmeti verenlere hapis cezası
Sağlık turizmi kapsamındaki her türlü kuruluşun faaliyetleri Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenecek.
Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız veya yetkisiz olarak sağlık hizmeti veren veya verdirenler hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 20 bin güne kadar adli para cezası uygulanacak.
Özel izne tabi hizmet birimlerini ve sağlık kuruluşlarını Sağlık Bakanlığından izin almaksızın açan veya buralarda verilecek hizmetleri sunanlar, 250 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yarısına kadar idari parayla cezalandırılacak.
Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmayan veya bildirim zorunluluğunu yerine getirmeyen sağlık kurum ve kuruluşlarına 50 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde ikisi kadar idari para cezası verilecek.
Sağlık Bakanlığınca belirlenen acil hastaya müdahale esaslarına; personel, tıbbi cihaz ve donanım, bina ve hizmet birimleri, malzeme ile ilaç standartlarına uyulmaması hallerinde 100 bin liradan az olmamak üzere bir önceki aya ait brüt hizmet gelirinin yüzde beşine kadar idari para cezası uygulanacak.
Zorunlu mali sorumluluk sigortası
Kanunla idare, kesinleşen mahkeme kararında hüküm altına alınan tazminatı ödedikten sonra hukuken sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle tazminatın ödenmesine sebep olan ve zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası bulunan kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensuplarının yerine geçecek.
Sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle her türlü kusuru ve görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek verdikleri zararlardan dolayı, idare tarafından ödenen tazminat sigorta şirketinden talep edilecek.
Kanunun Genel Kurul’daki görüşmeleri sırasında kabul edilen önergeye göre, devlet üniversitelerinden görev yapanlar bakımından, ilgili üniversite tarafından Mesleki Sorumluluk Kurulu kararı ve varsa ilgili hakkında görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullandığına dair kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı dikkate alınarak 6 ay içerisinde nihai karar verilecek.
Sözleşmeli pozisyon sayısı 36 bine çıkarılıyor
Kanunla, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde personel istihdamını teşvik etmek, devlet hizmeti yükümlülük süresini tamamlayan tabip ve uzman tabiplerin bulundukları yerde hizmete devam etmelerini teşvik ederek kamu sağlık hizmetlerinde devamlılığı sağlamak gayesiyle sözleşmeli pozisyon sayısı 27 binden 36 bine çıkarılacak.
Kanunla sözleşmeli personel; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının harekat ve benzeri ihtiyaçları ile genel hayatı etkileyen afet, salgın hastalık durumlarında, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hallerinde yurt içi ve yurt dışında her takvim yılı için 2 aya kadar; hizmet içi eğitim faaliyetleri kapsamında her takvim yılı için bir aya kadar, pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlerde geçici olarak görevlendirilebilecek.
Kanunla ayrıca sözleşmeli personele uygulanacak disiplin cezaları yeniden düzenleniyor.
Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına, halk sağlığının geliştirilmesine destek olmalarını, halkın birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimlerini kolaylaştırmalarını ve düzenli hizmet sunmalarını temin etmek için ödüllendirilmeleri ve motivasyonlarının artırılması amacıyla destek ödemesi yapılacak.
Kanunla, hastanelerde oluşturulacak koordinasyon kurulu, disiplin cezası gerektiren fiilleri tespit etmek ve bildirmekle yetkili olacak.
Ayrıca birlikte kullanım kapsamındaki hastanelerde, hastane hizmetlerinin düzenli, etkin ve verimli yürütülmesini temin etmek için hizmet birimleri arasında koordinasyonun sağlanması görevi, kurulun görevleri arasında yer alacak.
]]>TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen, kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine göre, ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı durumlarda Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesinin başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı verilenler ile incelemenin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmediği gerekçesiyle düşme kararı verilenlerin belirlenen süre içinde müracaat etmesiyle dosyanın Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesine imkan tanınıyor.
Anayasa Mahkemesince düşme kararı verilen veya 10 Ekim 2023 tarihinden itibaren doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruların iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması gerekçesine dayanan kabul edilemezlik kararları, tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde müracaat üzerine Komisyon tarafından incelenecek.
Öte yandan Komisyonun iş yükü dikkate alınarak Adalet Bakanı tarafından Komisyon bünyesinde ilave heyetler oluşturulması amacıyla üye ataması yapılabilecek. Bu üyeler, Komisyon üye tam sayısına dahil olmayacak. Bu durumda oluşturulacak ilave heyet sayısı 5’i geçemeyecek. Bu hüküm, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 yıl süreyle uygulanacak. Adalet Bakanı, bu süreyi 2 yıl daha uzatabilecek.
Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları
Düzenlemeyle özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları, güncel ihtiyaçlar ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü nazara alınarak yeniden düzenleniyor.
Teklifte, özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinin yasak olduğuna dair hüküm muhafaza edilirken özel nitelikli kişisel verilerin işlenebileceği haller de sayılıyor.
Bu verilerin işlenmesi, ilgili kişinin açık rızasının olması, kanunlarda açıkça öngörülmesi, rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin veya başkasının hayatı, beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, ilgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması, bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması, sır saklama yükümlülüğü altındaki kişiler veya yetkili kuruluşlarca kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla gerekli olması, istihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alan hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması gibi durumlarda mümkün olacak.
Kişisel verilerin yurt dışına aktarılması
Teklifle, kişisel verilerin yurt dışına aktarılması usulü de yeniden düzenleniyor.
Kişisel veriler, kişisel verilerin işlenme şartları ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarından birinin varlığı ve aktarımın yapılacağı ülke, uluslararası kuruluş veya ülke içerisindeki sektörler hakkında yeterlilik kararı bulunması halinde veri sorumluları ve veri işleyenler tarafından yurt dışına aktarılabilecek.
Yeterlilik kararı, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından verilecek. Kurul, ihtiyaç duyması halinde ilgili kurum ve kuruluşların görüşünü alacak. Yeterlilik kararı, en geç 4 yılda bir değerlendirilecek. Kurul, değerlendirme sonucunda veya gerekli gördüğü diğer hallerde yeterlilik kararını ileriye etkili olmak üzere değiştirebilecek, askıya alabilecek veya kaldırabilecek.
Düzenlemede yeterlilik kararı verilirken dikkat edilecek hususlar da yer alıyor. Bu hususlar, “kişisel verilerin aktarılacağı ülke, ülke içerisindeki sektörler veya uluslararası kuruluşlar ile Türkiye arasında kişisel veri aktarımına ilişkin karşılıklılık durumu”, “kişisel verilerin aktarılacağı ülkenin ilgili mevzuatı ve uygulaması ile kişisel verilerin aktarılacağı uluslararası kuruluşun tabi olduğu kurallar”, “kişisel verilerin aktarılacağı ülkede veya uluslararası kuruluşun tabi olduğu bağımsız ve etkin bir veri koruma kurumunun varlığı ile idari ve adli başvuru yollarının bulunması”, “kişisel verilerin aktarılacağı ülkenin veya uluslararası kuruluşun, kişisel verilerin korunmasıyla ilgili uluslararası sözleşmelere taraf veya uluslararası kuruluşlara üye olma durumu”, “kişisel verilerin aktarılacağı ülkenin veya uluslararası kuruluşun, Türkiye’nin üye olduğu küresel veya bölgesel kuruluşlara üye olma durumu”, “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler” şeklinde sıralandı.
Kişisel veriler, yeterlilik kararının bulunmaması durumunda, kişisel verilerin işlenme şartları ile özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarından birinin varlığı, ilgili kişinin aktarımın yapılacağı ülkede de haklarını kullanma ve etkili kanun yollarına başvurma imkanının bulunması ve düzenlemede belirtilen güvencelerden birinin taraflarca sağlanması halinde yurt dışına aktarılabilecek.
Standart sözleşme, imzalanmasından itibaren 5 iş günü içinde veri sorumlusu veya veri işleyen tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurumuna bildirilecek. Bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında 50 bin Türk lirasından 1 milyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek.
Kurulca verilen idari yaptırım kararlarının mahiyeti dikkate alınarak bu kararlara karşı idare mahkemelerine dava açılması imkanı tanınıyor. 1 Haziran 2024 tarihi itibarıyla daha önce açılan ve halen sulh ceza hakimlikleri önünde bulunan dosyalar, bu hakimliklerce nihai karara bağlanacak.
Teklifle, öngörülen genel düzenleyici işlemlerin Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından hazırlanmasına imkan sağlamak amacıyla, değişikliklerin yürürlük tarihi 1 Haziran 2024 olarak belirleniyor.
Adli para cezasının alt ve üst miktarında artış
Teklifle kanun yollarına başvuru süreleri, hafta veya ay olarak belirleniyor ve bu sürelerin kararın tebliğiyle başlayacağı kabul ediliyor. İcra ve İflas Kanunu, İnfaz Hakimliği Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Kabahatler Kanunu, Çocuk Koruma Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un bazı maddelerinde uyum düzenlemesi yapılıyor.
Düzenlemeyle, bir güne karşılık gelen adli para cezasının miktarı artırılıyor, buna bağlı olarak mahsup, ön ödeme ve istinaf kanun yoluna başvuru hükümlerinde yer alan parasal sınırlar değiştiriliyor.
Buna göre, adli para cezalarında cezanın alt sınırı 2 bin 500 Türk lirası, üst sınırı 500 bin Türk lirası olarak düzenleniyor. Ağır para cezasından dönüştürülen adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis süresinin belirlenmesinde bir gün karşılığı olarak 500 Türk lirası esas alınacak.
İdari para cezalarına karşı başvuru üzerine sulh ceza hakimliklerince verilen kararların kesinlik sınırı, 3 bin Türk lirasından 15 bin Türk lirasına çıkarılıyor.
Süreler yeknesaklaştırılıyor
6 Şubat depremlerinin oluşturduğu yıkımın telafisinin hızlı ve etkili bir şekilde sağlanması için sanayi alanı olabilecek yerlerin, fay hattına mesafesi, zeminin elverişliliği ve yerleşim merkezine yakınlığı gibi kriterler gözetilerek alanın durumuna göre ilgili kurumların görüşü alınarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca tespit edilirken malikleri tarafından depremler nedeniyle yıkılan veya kullanılamayacak kadar hasarlı durumda olan sanayi iş yerlerinin borçlandırılarak yerinde yeniden inşası veya güçlendirilmesi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yapılıyor. Yatırım programında olan veya sonradan programa dahil edilen sanayi sitelerinin altyapı ve üstyapı inşasının tamamına kadarı, mimarlık, mühendislik hizmetleri dahil proje tamamlanana kadar Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca krediyle destekleniyor.
Bu bağlamda teklifle deprem bölgesinde sanayi altyapısının güçlendirilmesine yönelik destek ve uygulamaların süresi bir yıl daha uzatılacak.
Emekli bayram ikramiyesi tutarı artırılacak. Buna göre, bayramın içinde bulunduğu ayda gelir ve aylık alma şartıyla Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı’nda 2 bin lira olarak ödenen bayram ikramiyesi tutarı, 3 bin liraya yükseltilecek.
Düzenlemeyle kanun yollarına başvuru sürelerinin yeknesaklaştırılmasına ve bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına dair değişiklikler de yapılıyor. Uygulamada tereddüt yaşanmaması için geçiş hükmü getiriliyor ve ilgili kanunlarda yapılan değişikliklerin 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar bakımından geçerli olacağı kabul ediliyor. Böylece hak kayıplarının önlenmesi ve uygulamada oluşabilecek tereddütlerin giderilmesi amaçlanıyor.
AK Parti milletvekillerinin önergesiyle, vekalet ücretinin dağıtımına ilişkin madde tekliften çıkarıldı.
Teklifin kabul edilmesinin ardından açıklamalarda bulunan Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, komisyon üyelerine, teklifin ilk imza sahibi milletvekillerine, Adalet Bakanlığı bürokratlarına teşekkür etti.
Kanun teklifinin komisyondaki görüşmelerinin 17 saat 20 dakika sürdüğünü bildiren Yüksel, “Kanun teklifinin komisyon görüşmeleri verimli ve başarılı gerçekleştirilmiştir. Bundan sonra yapacağımız tüm çalışmaların da aynı şekilde gerçekleştirilmesini temenni ediyorum. Bu kanun teklifi önümüzdeki hafta Genel Kurul’da görüşülecektir.” dedi.
(Bitti)
]]>TBMM Adalet Komisyonunda kabul edilen, kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’yle, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan düzenlemelerin yürürlüğe gireceği zamanın belirlenmesi bakımından uygulamada tereddüt yaşanmaması için geçiş hükümleri düzenleniyor.
Buna göre, eski hale getirme kurumuna yönelik süreye ilişkin yapılan değişiklik, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında kalkan engeller bakımından uygulanacak. Bu tarihten önce kalkan engeller bakımından değişiklikten önceki hükümler uygulanmaya devam edilecek.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi ile kanun yollarına başvuru şekli ve süreleri ile bu sürelerin tebliğden itibaren başlamasına ve cevap sürelerine ilişkin değişiklikler, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacak. Bu tarihten önce verilen kararlar hakkında da değişiklikten önceki hükümlerin uygulanması sürdürülecek.
Teklifle kanun yollarına başvuru sürelerinin gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren başlaması için yapılan değişikliklerin 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında uygulanacağının kabul edilmesi nedeniyle, bu tarihten önce verilen kararlar bakımından yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanması sürdürülecek.
Temyiz süresi ile bu sürenin kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlamasına ve cevap süresine ilişkin değişiklikler, Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ilgili maddesi kapsamında olup da 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlar hakkında da uygulanacak.
Teklifte öngörülen kanun yoluna ilişkin değişiklikler, 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında uygulanacak. Buna göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilecek. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarıyla ilgili olarak açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebileceğine ilişkin düzenlemeler ancak 1 Haziran 2024 tarihi ve sonrasında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından uygulanabilecek. Bu tarihten önce verilen söz konusu kararlarıyla ilgili değişiklikten önceki kanun yoluna ilişkin hükümler uygulanacak.
1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında itiraz yoluna başvurulabilecek ve bu itirazlar, değişiklikten önceki hükümlere göre sonuçlandırılacak.
İstinaf kanun yolu incelemesinden geçmemiş hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması nedeniyle hükmün açıklanması veya yeniden kurulması halinde, açıklanan veya yeni kurulan hükmün tabi olduğu kanun yolu korunacak.
Mahkeme, sanığın kabul etmemesi halinde de koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilecek; ancak 1 Haziran 2024 tarihinden önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bakımından sanığın kabul etmesi şartı aranmaya devam edilecek.
Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, silahlı örgüte silah sağlama, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde yargı mercilerince kayyım atanmasına karar verildiği takdirde, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atanabilecek.
Manevi tazminat taleplerini Tazminat Komisyonu karara bağlayacak
Teklifle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun’un adı “Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun” şeklinde değiştiriliyor.
Ceza hukuku kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalar ile özel hukuk ve idare hukuku kapsamındaki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla manevi tazminat ile Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca koruma tedbirleri nedeniyle oluşan maddi ve manevi her türlü zararın tazmini istemiyle müracaatlar Komisyona yapılacak.
Müracaatın ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve verilecek tazminat miktarının saptanmasında Komisyon, gerekli gördüğü araştırmaları yapmaya veya üyelerden birine yaptırmaya ya da cumhuriyet başsavcılıklarından bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmeye yetkili olacak.
Komisyonun giderleri, Bakanlık bütçesinden karşılanacak.
Komisyona müracaatlar, elektronik ortamda da yapılabilecek.
Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddiasıyla yapılacak müracaatın şekli ve süresine yönelik de düzenleme yapılıyor. Bu kapsamda, Komisyona müracaat, soruşturma, kovuşturma veya yargılama sürecinde ya da en geç bunların kesin bir kararla sonuçlandığının öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde yapılacak. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde müracaat edemeyenler, mazeretin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte müracaat edebilecek.
Müracaatta bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi zorunlu olacak.
Komisyon, dilekçedeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi halde istemin reddedileceğini ilgiliye bildirecek. Dilekçedeki eksikliğin süresinde tamamlanmaması halinde müracaat, Komisyonca reddedilecek.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemine ilişkin usul ve esaslar da belirleniyor.
Komisyona müracaat, karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılacak.
Ağır ceza mahkemesinin görevi kapsamında olmasına rağmen Komisyona yapılan istemler, ağır ceza mahkemesine gönderilecek. Komisyonun görev alanına giren ve girmeyen istemler birlikte yapılmış ise Komisyon, görev alanına girmeyen istemleri ayırarak ağır ceza mahkemesine gönderecek. Bu hallerde Komisyona yapılan istem tarihi esas alınacak. Komisyon ile ağır ceza mahkemesi arasında görev konusunda anlaşmazlık çıkması halinde Komisyonun görevine giren işlerin tespiti amacıyla ağır ceza mahkemesi veya Komisyon, kesin olarak karar verilmek üzere Ankara Bölge Adliye Mahkemesine başvuracak.
Komisyonun, tazminat istemlerine ve tazminatın geri alınmasına ilişkin yapacağı değerlendirmede Ceza Muhakemesi Kanununun ilgili hükümleri uygulanacak. Komisyon tarafından verilen tazminatlarla ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca cumhuriyet savcısının tazminatın geri alınmasına ilişkin yazılı istemleri Komisyona yapılacak.
Yapılan müracaatlar hakkında 9 ay içinde karar verecek olan Komisyon, ayrıca Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin emsal kararlarını da gözetmek suretiyle müracaat konusunda gerekçeli olarak karar verecek.
Komisyon, usul ekonomisini gözeterek benzer nitelikteki müracaatları birleştirerek karar verebilecek.
(Sürecek)?
]]>MEHMET REBİİ ÖZDEMİR
Samsun Tabip Odası ve Diş Hekimleri Odası, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine tepki gösterdi. Tabip Odası Başkanı Ömer Faysal Çadır, “Bu kanun teklifi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin haklarına ve toplumun sağlığına daha da zarar veren düzenlemeler içermektedir. Hekimlerin,sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz” dedi.
Samsun Tabip Odası ve Samsun Diş Hekimleri Odası, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren sağlıkla ilgili kanun teklifine ilişkin dün basın toplantısı düzenledi. Samsun Tabip Odası Başkanı Ömer Faysal Çadır, şunları söyledi:
“GÜVENCELİ İŞ BİR ÖDÜL DEĞİL, ALIN TERİMİZİN KARŞILIĞIDIR”
“TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülmeye devam edilen sağlıkla ilgili bazı kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, ilgili Meclis komisyonuna geldiğinden beri hem Meclis’te hem de bugünkü gibi alanlarda itirazımızı dile getiriyoruz. Türk Tabipleri Birliği ve birçok sağlık emek-meslek örgütüne danışılmadan hazırlanmış bu kanun teklifi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin haklarına ve toplumun sağlığına daha da zarar veren düzenlemeler içermektedir. Kanun teklifinde hastanelerde dağıtılacak ek ödeme miktarının belirlenmesinde esas olan unsurlar; tahakkuk, verimlilik, hasta ve çalışan memnuniyeti hizmeti elde etme maliyeti gibi faktörler şeklinde sıralamıştır. Bu unsurları, sağlık hizmeti sunumunun niteliğini ölçmek için kullanan anlayış, Türkiye sağlık ortamını çöküşe sürükleyen anlayışın ta kendisidir. İkinci bir disiplin cezası olarak değerlendirdiğimiz, disiplin cezası sonucu hastanelerde çalışanlarda ek ödemelerde kesintilerin ve aile sağlığı merkezi çalışanlarında destek ödemelerindeki kesintilerin bu düzenlemeyle kanuna alındığı görülmektedir. Bu düzenlemeler mevcut haliyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine rağmen, yasal olmayan hususlarda düzenleme yapılmadan tekrardan kanun teklifine konulması; Anayasa’yı ve Anayasa Mahkemesi’ni tanımama anlamına da gelmektedir. Üstelik Sağlık Bakanı’nın bu konuda Meclis koridorlarında sarf edip sosyal medya hesabından paylaştığı sözler, hem ekonomik haklarımızın gaspının ve güvencesizliğin savunulması hem de hekimlik onurumuzun yok sayılmasıdır. İnsanca yaşayacağımız ve emekliliğe yansıyan bir ücret, güvenceli iş ve güvenceli gelecek bir ödül değil, alın terimizin karşılığıdır.
“İLAÇ ŞİRKETLERİNİN LEHİNE OLAN DÜZENLEMELER İÇERMEKTEDİR”
Aynı zamanda teklif ile oluşturulması önerilen Hastane Koordinasyon Kurulu tarafından ikaz edilen iş birliği ve ortak kullanım kapsamındaki hastanelerde görev yapan öğretim elemanlarına ek ödeme yapılmayacağına dair düzenleme de Anayasa’ya aykırıdır. Halihazırda hekimler, Milli Savunma Bakanlığı emrine geçici olarak görevlendirilmekte ancak kurumlar arası geçici görevlendirme için zorunlu olan ‘memurun muvafakatinin aranması’ zorunluluğu yerine getirilmemektedir. Geçici görevlendirmeler, ilgili kural ve ilkelere aykırı olarak yapılmakta, yeterli süre tanınmamaktadır. Getirilmek istenen düzenlemede bu konuda da meslektaşlarımızın haklarını koruyacak hükümler bulunmamaktadır. Esasen 4924 sayılı kanun, çalışan temininde güçlük çekilen yerlerde istihdamın sağlanması amacıyla yapıldığından, bu kanun kapsamında çalışanların bir başka yere geçici görevlendirilmesi kanunun temel mantığına aykırıdır. Ayrıca kanun teklifinde ilaçların ruhsatlandırılmasıyla ilgili toplum sağlığı için geri dönüşsüz zararlara yol açabilecek ve açıkça ilaç şirketlerinin lehine olan düzenlemeler vardır. İlgili düzenlemeler de Anayasa’nın 2, 17 ve 56. maddelerine aykırıdır. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık çalışanlarının özlük haklarıyla ilgili söz verdikleri ancak yapamadıkları bazı konular olduğunu ifade etmişti.
“SAĞLIK SİSTEMİNİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDENE KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”
Birincisi, hekimlerin emekliliğine dair ek göstergenin en düşük 6400’e çıkarılması, ikincisi, sağlık çalışanlarının sabit ücretlerinin hak kaybı olmadan emekliliğe yansıtılması, üçüncüsü, sağlık çalışanlarının taban ücretinin pratisyen hekimlerin üçte biri olması, dördüncüsü, nöbet ücretlerinin düzenlenmesidir. Beşincisi, uzman aile hekimlerinin taban ücretinin uzman hekimlerle aynı olması, altıncısı, aile sağlığı merkezlerinin kamu tarafından yapılarak kiradan kurtarılması. Görüldüğü üzere belirtilen konuların hiçbirine ilgili kanun teklifinde yer verilmediği gibi, hekimlerin, sağlık emekçilerinin şiddet ve güvencesiz çalışma gibi sorunlarına da öncelik verilmemiştir. Bu kanun teklifinin önceliğinin sağlık çalışanlarına baskı ve sağlık alanındaki özel sermayenin çıkarları olduğu açıktır. Son yıllarda hazırladığımız sağlıkta şiddet, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, fiili hizmet süresi zammı, öğrencilerin özlük hakları düzenlemeleri, tüm ücretlerin emekliliğe yansıması, 7600 ek gösterge, Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarında iyileştirme yapılması gibi kanun tekliflerini ısrarla Meclis’teki partilere sunduk ancak ne yazık ki Meclis gündeme alınmadı. Hekimlerin sorunlarının çözümünün bizlerin önerdiği kanun teklifleriyle mümkün olabileceğini yeniden ifade ediyor ve şu an Meclis’teki kanun teklifinin geri çekilerek önerdiğimiz tekliflerin Meclis gündemine hızla alınmasını talep ediyoruz. Hekimlerin,sağlık emekçilerinin haklarını alabildiği, toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini önceleyen bir sağlık sistemini hep birlikte inşa edene dek hekimlik değerleri, meslektaşlarımızın hakları ve toplum sağlığı için mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.”
]]>
Teklifin ikinci bölümünde yer alan 3 maddenin daha kabul edilmesiyle toplam kabul edilen madde sayısı 17’ye yükseldi.
Kabul edilen maddelere göre, Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Esenlendirme (Rehabilitasyon) Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle, bu kapsamda istihdam edilen personele ek ödemenin usul ve esasları Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecek.
Düzenlemeyle yan dal uzmanlığının teşvik edilmesi amacıyla uzman tabipler için öngörülen ek ödeme, yan dal uzmanları için 200 puan artırılarak ödenecek. Ek ödemenin yapılabilmesi için disiplin cezası almamış veya sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin haklı bir nedene dayanmaksızın ihlali nedeniyle ikaz edilmemiş olmak gerekecek.
Ödüllendirilerek motivasyonunun artırılması amacıyla yapılan ek ödeme, uyarma cezası alanlara bir ek ödeme dönemi, kınama cezası alanlara iki ek ödeme dönemi, aylıktan kesme ya da kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanlara üç ek ödeme dönemi süresince yapılmayacak.
Bu düzenleme öğretim elemanları ve diğer personel için sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle savunması alınmak kaydıyla, bir sözleşme döneminde yazılı olarak hastane koordinasyon kurulu tarafından bir kez ikaz edilenlere bir ek ödeme dönemi, iki kez ikaz edilenlere iki ek ödeme dönemi, üç kez ikaz edilenlere üç ek ödeme dönemi ödeme yapılmaması şeklinde uygulanacak.
Norm kadro sayısı, Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek
İlaç analizlerinin ruhsatlandırmadan sonra yapılacağı düzenlendiğinden, Harçlar Kanunu’nda uyum düzenlemesi yapılacak. Bu kapsamda ilaçların ticarete çıkarılması için Sağlık Bakanlığınca verilecek ruhsatnamelerin tarifesinde değişikliğe gidilecek.
Üniversiteler, Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleriyle kullanım protokolleri yaparak sağlık uygulama ve araştırma faaliyetlerini yürütebilecek.
Üniversitenin birlikte kullanım protokolü imzaladığı eğitim ve araştırma hastaneleri, aynı zamanda üniversitenin uygulama ve araştırma merkezi statüsü kazanacak.
Üniversite öğretim elemanı kadrolarından birlikte kullanılan eğitim ve araştırma hastanelerine tahsis edilecek akademik kadroların dağılımı ve nitelikleri Sağlık Bakanlığınca belirlenecek.
Bu kadrolara öğretim üyelerinin atamaları üniversite tarafından Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak yapılacak.
Öğretim elemanları ile eğitim ve araştırma faaliyetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmeti sunumu için sözleşme imzalanabilecek. Üniversitenin birimlerine tahsis edilecek öğretim üyesi norm kadro sayısı, rektörün önerisi ile Yükseköğretim Kurulu tarafından tespit edilecek.
Görüşmelerden
Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, Türkiye’nin, kişi başına düşen hekim sayısı açısından OECD ülkeleri arasında son sırada bulunduğunu belirterek, “Hekim az, hasta sayısı çok. Dolayısıyla, ne oluyor? 1 hekimin 1 hastaya ayırdığı ortalama süre, çok kısıtlı bir süre oluyor.” dedi.
Doktorların stratejik personel olarak ilan edildiğini anlatan Şahin, “Stratejik personel oldukları için eşi özel sektörde çalışan doktorlarımız ve o stratejik personele göre daha alt seviyede olan, eşi kamu görevlisi olan doktorlarımız mazeret tayin hakkından yararlanamıyor. Sonra ne oluyor? Aile birlikleri bozuluyor.” diye konuştu.
İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Hamşıoğlu, Tekirdağ’da SMA TİP-1 hastası Yağız Batu Demirtaş ve Güney Elmacı’nın fotoğraflarını göstererek, “Şimdi sorsam, ‘Türkiye SMA tedavisini karşılayan ülkeler arasında’ diyecekler. Öyleyse bu çocuklar neden iyileşemiyorlar? Bu çocuklar tedavi olabildikleri için mi ölüyorlar?” diye sordu.
MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, hastaların ilaca kolay erişimi için yerli ilaç politikalarının uygulanması, yerli ilaç sanayi desteklenerek ilaçta dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini söyledi.
DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, özgürlüğün olmadığı yerde toplumsal sağlıktan bahsedilemeyeceğini belirterek, “Sadece ana dilde sağlık hizmetinde değil, yaşamın her alanında, baskılayıcı zihniyetin olduğu her yerde toplum sağlığının iyileşmesi mümkün olmaz.” dedi.
CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, ilaç sektörünü bağımsızlaştırmak için acilen bir seferberlik ilan edilmesi gerektiğini söyleyerek, “‘İlaçların ruhsatlandırma sürecini hızlandıracağız’ diyerek, halk sağlığını tehlikeye atacak düzenlemeler yapıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
Sarı, hastaların denetimsiz ilaç kullanmaya itildiğini savundu.
Kanun teklifinin 17. maddesinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aradan sonra Komisyonun yerini almaması üzerine birleşimi, yarın saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>Teklif üzerinde söz alan CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, “torba kanun” tekniğinden vazgeçilmesi gerektiğini söyledi.
Kanun teklifinde yer alan düzenlemeleri hatırlatan Uzun, Türkiye’nin ve ekonominin doğru yönetilmediğini savundu.
Cumhur Uzun, ” Anayasa Mahkemesi, geçtiğimiz günlerde verdiği pilot kararla adeta havlu attı ve ‘Bu dosyalara bakma imkanım kalmadı, o nedenle bunun bir başka yöntemle idari olarak düzenlenmesi, bu alandaki yükün yargının üzerinden alınmasına mecburiyet var.’ dedi. Hak ihlali nedeniyle tazminat ödemek suretiyle yargı alanından idari alana düzenleme yapılıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Emeklilere açlık sınırının altında ücret ödendiğini belirten Uzun, teklifle emeklilerin bayram ikramiyelerinin 2 bin liradan 3 bin liraya yükseltileceğini, para cezalarının ise yaklaşık 5 kat artırılacağını söyledi.
CHP’li Uzun, “İstersek burada bayram ikramiyelerini insanımıza yakışır ikramiye haline getirebiliriz. Bu bizim yaşlılarımıza, emeklilerimize borcumuzdur.” ifadelerini kullandı.
“Adli para cezaları artırılmaktadır”
DEM Parti Van Milletvekili Zülküf Uçar, teklifin torba yasa olarak sunulduğunu, iktidarın yasa yapma tekniğini yanlış bulduklarını ifade etti.
Hükümetin uyguladığı yöntemin “kanun dayatma” olduğunu savunan Uçar, toplumun ihtiyaçlarına cevap veren yasaların ortaya konulması gerektiğini belirtti.
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, teklifle, ceza infaz kurumunda bulunmanın doğrudan kısıtlama nedeni olmaktan çıkarılacağını dile getirdi.
Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemenin müstakil suç olarak düzenleneceğini aktaran Öztürk, “Teklifte, suç ve suçlularla mücadele etmek adına önemli düzenlemeler bulunuyor. Adli para cezaları artırılmaktadır.” şeklinde konuştu.
“Teklifi yetersiz buluyoruz”
İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, kanun teklifleri hazırlanırken etki analizlerinin yapılmasını istedi.
Olgun, “Deprem bölgesindeki sanayi altyapısı destek uygulamalarının uzatılmasına, emeklilere ödenen bayram ikramiye tutarının artırılmasına yönelik maddeleri olumlu karşılıyoruz ancak teklifi yetersiz buluyoruz. Deprem bölgesine daha çok destek sağlanmalı, bayram ikramiyeleri de en az 7 bin lira olmalıdır.” dedi.
DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ise Anayasa Mahkemesi kararlarının yok sayıldığını iddia etti.
Bugüne kadar görüşülen kanun tekliflerinin ve 8. Yargı Paketi’nin, insan hakları ihlallerine, Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretmediğini öne süren Yeneroğlu, hukuk devletinden uzaklaşıldığını savundu.
“Yargı bağımsızlığına aykırıdır”
Milletvekillerinin ardından Komisyon Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan’a söz verdi.
Meclis çalışmalarını önemsediklerini vurgulayan Sağkan, “Sürelerin tek tipleştirilmesi, para cezalarının artırılması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve basit yargılama gibi düzenlemeleri gayet olumlu bulduğumuzu ifade etmek istiyoruz.” diye konuştu.
Sağkan, Anayasa gereğince yargı yetkisinin tarafsız ve bağımsız mahkemelerce kullanıldığını dile getirdi.
Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuyla ilgili düzenlemeden endişe duyduklarını belirten Sağkan, şunları kaydetti:
“Bağımsız yargı makamının yetkisini alıp, tamamen ve sürekli olarak bir Tazminat Komisyonuna devretmek açıkça yargı yetkisinin devridir. Anayasanın 9’uncu maddesine çok açıkça aykırıdır. Buradan çıkacak kararların, yargının bağımsız olması kadar bağımsız görünmesi ilkesine de ters olacağı bütün hukukçuların bildiği gerçektir. Devlete karşı açılacak tazminat davasının Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonu tarafından görülmesi, tek başına görüntüsel olarak yargı bağımsızlığına aykırıdır.”
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu nedeniyle avukatlık yapılamadığını öne süren Sağkan, bu konuda düzenleme yapılmasını istedi.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.
]]>TBMM Genel Kurulu’nda gündem dışı söz alan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Erzincan İliç’ten meydana gelen kazaya ilişkin üzüntülerini ve geçmiş olsun dileklerini iletirken ihmal iddialarının sonuna kadar araştırılmasını gerektiğini söyledi. Erbakan, temsil hakkı kazandıkları günden bu yana milyonlarca vatandaşın yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi için Meclis’e kanun teklifi verdiklerini, tekliflerinin komisyonlarda bekletildiğini ve Genel Kurula sevk edilmediğini söyledi.
“Gerekli adımların atın”
Erbakan, “Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran iktidar kanadından bu kanun tekliflerimizi değerlendirmelerini, Genel Kurula getirmelerini, gerekli adımların atılmasını, mağduriyetlerin giderilmesine vesile olunmasını diliyorum, istiyorum ve bekliyorum” dedi.
Daima ‘Önce Millet’ anlayışıyla hareket ettiklerini ve milletin derdiyle samimi olarak dertlendiklerini kaydeden Erbakan, bugüne kadar Meclis’e sundukları kanun tekliflerini şöyle sıraladı:
1) Yükseköğretim kurumlarında genel idare hizmetleri, teknik hizmetler, sağlık hizmetleri ve yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan personelin tayin ve nakil işlemlerinin Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenmesine ilişkin kanun teklifimiz
2) Mevcut yardımcı hizmetler sınıfındaki kamu görevlilerinin genel idare hizmetleri sınıfında istihdam edilmeleri ve yardımcı hizmetler sınıfının kaldırılmasına ilişkin kanun teklifimiz
3) Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesine ilişkin kanun teklifimiz
4) Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kur’an kurslarında ek ders ücreti karşılığında veya fahri olarak öğreticilik görevi yapan kişilerin SGK prim günleri taban alınarak alanlarına uygun kadroya atanmasına ilişkin kanun teklifimiz.
5) Kamu kurum ve kuruluşları ile il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlarında çalışan taşeron işçilerin, sürekli ya da geçici olup olmadıklarına bakılmaksızın, taşeron işçilerin bir defaya mahsus olmak üzere sürekli işçi kadrolarına alınmasını öngören kanun teklifimiz
6) Devlet memuru olarak atanabilmek için yazılı sınav haricinde sözlü sınav şartı aranmaması yani kamuya alımlarda Mülakatın kaldırılmasına ilişkin kanun teklifimiz
7) En az 1 yıl vekaleten imam-hatip veya müezzin olarak görev yapanların belirlenen şartları taşımaları halinde, halihazırda görevde olup olmadıklarına bakılmaksızın imam-hatip ve müezzin unvanlı memur kadrolarına atanmalarına ilişkin kanun teklifimiz
8) Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa ödenecek nafakanın süresinin her halükarda altmış ay ile sınırlandırılması, bu süre sonunda alacaklı tarafın mağduriyetinin devamı halinde ise bu mağduriyetin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca oluşturulacak fondan karşılanarak giderilmesine ilişkin kanun teklifimiz
9) Kamu kurum ve kuruluşlarında mühendislik ve mimarlık hizmetlerini yürütmekle görevli teknik hizmetler sınıfına mensup mühendis, mimar, şehir plancısı, bölge plancısı, peyzaj
mimarı, iç mimar meslek gruplarının kariyer basamaklarının oluşturulması ile bu basamaklarda ilerlemelerinin düzenlenmesine ve maaşlarındaki adaletsizliklerin giderilmesine ilişkin kanun teklifimiz,
10) Aday çırak, çırak ve öğrenci statüsünde çalışan kişilerin adına sigorta primi yatırılıp yatırılmadığına bakılmaksızın, 5510 sayılı Kanun kapsamına alınması ve kısa vadeli sigorta kollarında geçen sürelerinin borçlanmak suretiyle uzun vadeli sigorta kollarında geçen sürelerden sayılmasına ilişkin kanun teklifimiz
11) 9/9/1999 ile 23/5/2002 tarihleri arasında 506, 1479, 2925 ve 5434 sayılı Kanunlara tabi olarak ilk defa sigortalı olan ve belirli şartları sağlayan kişilerin yaş haddi koşulu aranmaksızın yaşlılık veya emeklilik aylığına hak kazanmasına ilişkin kanun teklifimiz.
12) Şef kadrosunda bulunanların 3600 ek gösterge düzenlemesinden yararlandırılmasına ilişkin kanun teklifimiz. – ANKARA
]]>Meclis’te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Koca, TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri devam eden Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin değerlendirmede bulundu.
Kanun teklifiyle, hastanelerin daha verimli ve nitelikli hizmet vermesi amacıyla hastanelerde koordinasyon kurulu kurulmasının düşünüldüğünü ifade eden Koca, ayrıca 27 bin olan sözleşmeli personel sayısına 9 bin kişi daha ilave edilerek 36 bin sözleşmeli personel alımının söz konusu olacağını belirtti.
Teklifte, Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce karar verilen üç hususla ilgili de düzenlemenin yer aldığını aktaran Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunlardan bir tanesi disiplinle, bir tanesi birlikte kullanımla, diğeri de malpraktisle ilgili olan konu. Malpraktisle ilgili düzenleme, kasıt olmadıkça rücunun olmadığı, kastın da mahkeme kararına bağlandığı bir düzenlemeydi. Anayasa Mahkemesi bu anlamda üniversitelerimizdeki öğretim üyelerimizi bu düzenlemeden çıkarmış oldu, daha doğrusu boşlukta kaldı. Teklifle, öğretim üyesi arkadaşlarımızın da, Sağlık Bakanlığındakine benzer şekilde, rücunun kasıt olmadıkça uygulanmayacağını belirleyen düzenlemeden faydalanması sağlanmış olacak.”
Koca, yan dal uzmanlığıyla ilgili daha önce taban ücreti arttıran bir düzenleme yapıldığını anımsatarak, “Taban ücretin arttırılmasıyla ilgili düzenlemeyle birlikte tavanın da benzer oranda arttırılması gerekiyordu. Düzenlemeyle tavan ücretinin de şu an ödeme yaptığımız taban kadar yani yaklaşık 200 puan kadar arttırılması sağlanarak bu anlamda daha verimli ve de teşvik boyutuyla rahatlatılmış olacak.” dedi.
Teklifte, acil tıp uzmanlığı, sosyal pediatri ile ebelerin görev tanımlarına yönelik de düzenleme yapıldığını dile getiren Koca, Meclisin iradesiyle kanun teklifinin bir kaç gün içerisinde yasalaşmasını ümit ettiklerini kaydetti.
“Bir suça iki ceza verilme durumu söz konusu değil”
Teklifin içeriğinde yer alan disiplin hükümleri bağlamında hekimlerin endişe yaşadığı belirtilerek, değerlendirmesinin sorulduğu Koca, bu konunun yönetmelikle yer aldığını ancak Anayasa Mahkemesinin, kanunla düzenlenmesi gerektiği yönünde karar verdiğini anlattı. Koca, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir suça, iki ceza verilme durumu söz konusu değil, zaten verilemez. Ama bildiğiniz gibi bizim ödüllendirme adı altında, motive etmek amaçlı verdiğimiz bir taban ücret var. Herhangi bir emeğe karşı verilen bir ödemeden bahsetmiyorum. Teşvik veya performans adını verdiğimiz, bakılan hastaya göre verilen ücretin eksilme durumu söz konusu değil. Motivasyon ve ödüllendirme amaçlı verilen taban ödeme, bir disiplin durumu olmamasına bağlandı. Bu zaten vardı yönetmelikte, kanunla bu düzenleme yapılmış oluyor. Bugüne kadar uygulamada da, bir yılı geçti, bir yılı geçen zaman diliminde toplamda binde 6 uygulama durumu söz konusu oldu. Yoğun uygulanan bir durum olmadığını, sadece disiplin durumu olmadığında ödüllendirme ve motivasyon amaçlı verilen taban ücretin, Koordinasyon Kurulunca verilip verilmemesine karar verilmiş oluyor. Bir suça iki ceza değil.”
Bakan Koca, “Sağlık Bakanlığının ilaçların ruhsatlandırma süreci uzun olduğu için ilaçları analiz etmeden piyasaya süreceği” iddialarının sorulması üzerine, “Önemli düzenlenmelerden bir tanesi. Burada özellikle ruhsat ve denetim süreci, iyileştirilerek sağlanmış oluyor. Burada Avrupa Birliği ve dünya standartlarına göre yapılan birtakım analizlerimizin mükerrerliği söz konusuydu. Bu mükerrerlik ortadan kaldırılıyor, analizlerin ortadan kaldırılma durumu söz konusu değil. Dünya standartlarına uyumlu hale getirilerek ve mükerrerliği kaldırılarak ruhsatlandırma süreci bu anlamda daha da kolaylaştırılmış oluyor.” yanıtını verdi.
]]>İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.
BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ
Gökhan Çeliktaş, Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz dedi.
KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ
Çeliktaş, Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz ifadelerini kullandı.
]]>İSTANBUL Rehberler Odası (İRO), 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itirazlarını dile getirmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması düzenledi. Basın toplantısında konuşan İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş yapılması planlanan değişikliklere ilişkin, “Turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz” dedi.
İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.
“BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ”
Gökhan Çeliktaş, “Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz” dedi.
“KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ”
Çeliktaş, “Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
]]>İSTANBUL Rehberler Odası (İRO), 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itirazlarını dile getirmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması düzenledi. Basın toplantısında konuşan İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş yapılması planlanan değişikliklere ilişkin, Turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz dedi.
İstanbul Rehberler Odası üyeleri, 6326 sayılı Turist Rehberliği Meslek Kanunu’nda yapılması planlanan ve TBMM’ye sunulan teklif maddelerine itiraz etmek için Beyoğlu’nda basın açıklaması yaptı. Grup adına İRO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Çeliktaş basın açıklaması yaptı. Çeliktaş, yapılmak istenilen kanun değişikliklerinin meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu belirtti.
BUNUN MİLLİ GÜVENLİK SORUNU TEŞKİL EDECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUZ
Gökhan Çeliktaş, Bugün burada toplanma amacımız yapılmak istenilen değişiklikler ile ilgili kanun teklifini incelediğimizde turist rehberlerinde endişe uyandıran maddelere dair bir basın açıklamasında bulunmak. 9 Şubat tarihinde meclise gönderilen yeni kanun değişikliği teklifi incelediğimizde bizler arasında endişe uyandıran bazı maddeler olduğunu tespit ettik. Bu maddelerden bir tanesiyle, biz turist rehberleri tur araçlarından indirilmek ve sadece müze ve ören yerlerinde çalıştırılmak isteniyoruz. Bizler turist rehberliği meslek erbapları olarak bildiğiniz güzel ülkemizin her bir bölgesindeki coğrafi zenginlikleri, kültürel mirasları, gelenekleri, sosyal yaşamı ve damak tadına varana kadar farklılık gösteren kültür mozaiğini, hem ülkemiz içerisinde bir bölgeden farklı bir bölgeye seyahat eden Türk vatandaşlarına hem de dünyanın her bir köşesinden ülkemize gelen yabancı turistlere tanıtmakla mükellefiz. Görevimizi de layıkıyla yerine getirmek için çalışıyoruz. Şimdi ilk maddeyi incelediğimiz zaman turist araçlarından indirilmek ve sadece ören yerlerinde gerçekleştirilen turlarda çalıştırılmak isteniyoruz. Ancak bizler anlatımlarımızın çok önemli kısmını turun başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar turistlere eşlik ettiğimiz sırada tur araçları içerisinde gerçekleştirmekteyiz. Müze ve ören yerlerinde araç içerisinde yaptığımız anlatımları görsel ögelerle pekiştirmekteyiz. Aynı zamanda bunun bir milli güvenlik sorunu teşkil edeceğini düşünüyoruz. Çünkü araç içerisinde yerli ve yabancı turistlerin kim olduğu belirsiz olan bu kişilere bırakılması, bu araçlar içerisindeki anlatımların hangi emeller ile hangi amaçlar ile nasıl propagandalara alet edileceğinin denetlenmesine imkan olmadığını düşünüyoruz dedi.
KAZANILMIŞ HAKLARIMIZIN ELİMİZDEN ALINMAK İSTENMESİ ŞEKLİNDE YORUMLUYORUZ
Çeliktaş, Bir diğer maddede turist rehberlerinin daha önce belirttiğim gibi 38 farklı yabancı dilde yeterliliğini ispatlamış ve ruhsatnamelerinde bu dilleri kaydettirmiş meslektaşlarımızın her 5 yılda yeniden yabancı dil sınavına tabi tutularak zaten aktif olarak çalışmakta oldukları dillerini yeniden ve yeniden kanıtlamaları istenmektedir. Bunun anayasa ilkelerine aykırı olduğunu, hem de kazanılmış haklarımızın elimizden alınmak istenmesi şeklinde yorumluyoruz ve bu maddeye de karşı çıkıyoruz. Bir diğer madde de turist rehberliği mesleğe giriş şartları arasında yabancı dil bilme şartının kaldırılmasının Türkçe rehberlik adı altında ve de rehberlik bölümü mezunlarının yabancı dil şartını yerine getirmeden mesleğe alınmasının önünün açılmasının söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu noktada bizler yine mesleğimizin hizmet kalitesinin bu maddeyle birlikte gerilemeye sebep olacağını düşünüyoruz. Bir diğer madde de arkeoloji sanat tarihi mezunları ve uzak doğu dillerini bilen kişilere kolay yoldan rehber olmanın önünün açılacağından bahsediliyor. Halen yürürlükte olan 6326 sayılı turist rehberliği kanunu uyarınca, her bir Türk vatandaşının üniversitelerin lisans ve ön lisans düzeyinde turist rehberliği programlarından mezun olarak veya herhangi bir lisans programından mezun olduktan sonra tezli-tezsiz yüksek lisans imkanıyla yine özel ve devlet üniversitelerinde bulunan uzaktan eğitimle turist rehberi olabilmesi gibi haklar tanınmışken gerekli olmadığını düşünüyoruz. Bu kanunla ilgili yapılmak istenilen değişiklikler hizmet kalitesini artırmak ve mesleğimizi ileriye taşımak adına savunulmakta ancak maddeleri tek tek incelediğimiz zaman az önce değindiğim maddeler dışında da kanunun meslek kuruluşlarımızın görüşleri alınmadan ilgili akademik kuruluşların görüşleri alınmadan hazırlanmış ve turist rehberliği mesleğinin doğasına, çalışma şartlarına ve standartlarına uygun olmayan, meslek kalitesini ve meslek itibarını ileriye götürmeye değil tam aksine geriletmeye yönelik bir kanun tasarısı olduğunu bugün burada bulunan arkadaşlarımızla birlikte bir kez daha ilan etmek istiyoruz ifadelerini kullandı.
]]>ÇANAKKALE’de, 2’nci Dünya Savaşı sırasında boğaz savunması için yapılan Turgut Reis Tabyası’nda toplar paslanmaya başladı. Üzerine isim kazınıp, sprey boyayla yazılar yazılan tarihi bataryanın içler acısı hali görenlerin yüreklerini burkuyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ), İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mithat Atabay, “2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu var. Ancak bu kanun 100 yıllık geçmişe sahip olan eserlerin korunması konusunda bir içeriğe sahip. O nedenle de tabya 2’nci Dünya Savaşı yıllarında yapıldığı için bu kanun kapsamının dışında kalıyor” dedi.
Kent merkezine 10 kilometre mesafedeki Turgut Reis Tabyası, 1’inci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Cephesi’nde önemli görevlerde yer alan Turgut Reis Savaş Gemisi’nden sökülen 2 savaş topuyla Türk askeri tarafından 1938 yılında yapıldı. 2’nci Dünya Savaşı sırasında boğaz savunması için oluşturulan tabya, şimdilerde atıl vaziyette. Topları paslanmaya başlayan, üzerine isim kazınıp, sprey boyayla yazılar yazılan tarihi bataryanın içler acısı hali görenlerin yüreklerini burkuyor.
‘KORUNMASI VE TAHRİP EDİLMEMESİ GEREKİYOR’
Turgut Reis Tabyası’nın çok kritik bir yer olduğuna dikkat çeken ÇOMÜ İnsani ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mithat Atabay, “Çünkü boğazdan içeri girecek olan gemileri yaklaşık olarak 5 derecelik bir açıyla görebilen bir yer ve gemiler hiçbir şekilde oradaki tabyayı göremiyorlar. Bu tabya 2’nci Dünya Savaşı rüzgarlarının estiği bir ortamda Türk askeri tarafından 1938 yılında yapılmıştır. 1’inci Dünya Savaşı ve Balkan Savaşları’na katılmış olan ama o sırada artık askeri envanterden çıkarılmış bulunan Turgut Reis zırhlısının 2 topunun oraya yerleştirilmesiyle oluşturulmuş olan bir tabya olarak karşımıza çıkıyor. Bu tabyadaki toplar 28’lik toplar ve namlu uzunluğu 10 metrelik.
Toplarının zırh delici olması nedeniyle boğazdan geçmeye çalışan düşman gemileri batırmak amacıyla yapılmış olan bir yerdir. Ama daha sonra özellikle Türkiye, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Antlaşması’na (AKKA) girmesiyle bazı askeri bölgelerin devre dışı bırakılmasıyla karşı karşıya kaldı. Burası da bu anlaşma çerçevesinde devre dışı bırakıldı. Ama ziyaretçilere açık olan bir park olarak bugün hizmet veriyor. O yüzden de oranın korunması ve tahrip edilmemesi gerekiyor” diye konuştu.
‘TAHRİBATLAR HER YIL OLUYOR’
Turgut Reis Tabyası’nın 100 yıllık geçmişi olmadığı için koruma altına alınamadığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Atabay, “2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu var. Ancak bu kanun 100 yıllık geçmişe sahip olan eserlerin korunması konusunda bir içeriğe sahip. O nedenle de bunlar 2’nci Dünya Savaşı yıllarında yapıldığı için bu kanun kapsamının dışında kalıyor. Bir de o bölge kırsalda olduğu için özellikle kış mevsiminde herhangi bir koruma altında bulunmuyor. Bahar mevsimi geldiğinde genellikle her yıl bir düzenleme yapılıyor ama sonbahar mevsimi geldiğinde yine kaderine terk ediliyor. Hem doğa koşullarından hem de terk edilmiş olmaları nedeniyle kış sezonunda oralarda maalesef her yıl tahribatlar oluyor” dedi.
]]>