Olay şöyle gerçekleşti: Genç, motosikletinin üzerinde arkadaşıyla sohbet ediyordu. Sohbet bitip de genç motosikletini çalıştırdıktan hemen sonra, üç katlı bir apartmandan kopan klima ünitesi gencin üzerine düştü. Genç anında yere yığıldı.
Çevredekiler hemen yardıma koştu ve genç acilen hastaneye kaldırıldı, ancak tüm çabalara rağmen hayatını kaybetti. Yanındaki arkadaşı da yaralandı ama şans eseri kurtuldu. Yerel polis, olayı cinayet şüphesiyle soruşturuyor.
Bu tür beklenmedik kazalar ülkemizde de sıkça yaşanıyor. Özellikle inşaatlarda düşen malzemeler veya balkonlardan düşen saksılar can almaya devam ediyor. Benzer şekilde, iş kazaları da ülkemizin kanayan bir yarası.
Bu olay, çevremizdeki tehlikelere karşı her zaman dikkatli olmamız gerektiğini ve iş güvenliğinin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, apartman yöneticileri ve ev sahiplerinin, binaların dış cephesindeki eşyaların güvenliğini sağlaması gerektiğini de vurguluyor.

Köpeklerin vatandaşı parçaladığı ilçenin belediye başkanı sessizliğe büründü

Barcelona’dan ayrılıyor! Yeni adresi de belli gibi

Küle dönen köyde alevler bir tek ona dokunmadı

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana’da 14’üncüsü düzenlenen, İnşaat, Yapı Malzemeleri, İnşaat Teknolojileri, İş ve İnşaat Makineleri ve IHS Fuarı’nda gerçekleşen törende, proje çerçevesinde DAİMFED tarafından ATÜ Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği, İnşaat Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Makine Mühendisliği Bölümleri ile Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü öğrencilerine 250 yelek ve baret teslim edildi.
DAİMFED Genel Başkan Yardımcısı Sayım Azmaz, kaliteli müteahhit ordusu yetiştirmek istediklerini ve ilk baretim ilk yeleğim projesiyle öğrencileri motive etmeyi amaçladıklarını belirterek, “Mimarlık ve mühendislik fakültesinde okuyan gençlerimiz ilk yeleğini giyecek, ilk baretini takacak. Meslekle ilgili inşallah motive olacaklar. Gelecekte de arkalarında böyle bir derneğin olduğunu hissederek güçlü ve gelecekten emin bir çalışma yürütecektir diye düşünüyoruz. DAİMFED iş birliğiyle üniversitelerimizle iş birliği yaparak sadece ilk baretim ilk yeleğim değil farklı projeleri de inşallah gerçekleştireceğiz. Burada iyi eğitimli mühendislerimizin işlerin başına geçerek ve müteahhitlik sektöründe kaliteli hizmet üretmesi, iyi yapılar yapması, vizyonuyla, misyonuyla, her yönüyle sosyal içerikleriyle kaliteli bir müteahhit ordusu yetiştirmek istiyoruz. Bu gençlerimizi şimdiden böyle heveslendirerek bunlara pozitif enerji vererek birlikte çalışmanın güç birliği oluşturmanın hayalini güdüyoruz. İnşallah iyi sonuç alacağız” dedi.
Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Bölümü Dekanı Prof. Dr. Ahmet Beycioğlu’da genç nesile de yatırım yapmak gerektiğini söyleyerek, “Fuarda bu işin sektör bileşenlerini paydaşlarını buluşturuyoruz. Tanışacaklar, iş birliği yapacaklar, alışveriş yapacaklar, kendilerini tanıtacaklar. Ama dedik biz bir de bu işin genç nesline de yatırım yapalım. Üniversitedeki mimarlık, inşaat mühendisi öğrencileri pırıl pırıl çocuklarımızı buraya getirelim. Onların meslek hayatındaki kullanacakları ilk bareti, ilk yeleği biz verelim. Çünkü baret ve yelek biraz da sembolik bir kavram. Meslek hayatı boyunca kullanacakları bir şey. Dedik ki bu çocuklarımıza biz burada verirsek hem sektörü tanırlar, malzemeleri görürler sektördeki duayen insanlarla bir araya gelirler. Hem de bugün hayatlarında anlamlı bir hatıra olarak kalır dedik ve böyle bir etkinlik yaptık. Çok da keyifli oldu. Umarım bu bir geleneğe dönüşür ve sürekli devam eder” diye konuştu.
Güvenli bir inşaat firması kurmak istediğini söyleyen Mühendislik Fakültesi öğrencisi Uğur Geylani Oğuz ise “Çok mutluyum. Hele de TÜYAP gibi bin bir çeşit fuarın, bin bir çeşit kutlamaların yapıldığı bir yerde böyle bir şeyin olması beni çok mutlu etti. Hele de mezun olarak çok mutlu etti. Meslek arkadaşlarıma da çok çok başarılar diliyorum. Çünkü zor bir meslek yapacağız, detaylı bir meslek yapacağız. Yaptığımız işleri o kadar titiz ve düzenli bir şekilde yapmamız gerekiyor ki gördüğünüz gibi geçmişte bir deprem meydana geldi, bu tarz can kayıplarına sebep olmak istemiyoruz. İşimizi düzgün yapmak istiyoruz. Elimizden geldiğince inşaat mesleğini ileriye doğru götürmek istiyoruz. Türkiye’de bilinen tanınan en önemlisi güvenilir bir inşaat firması kurmak istiyorum. Güzel şeylere imza atmak istiyorum” dedi. – ADANA
]]>Adana ve Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhitleri Birlikleri Federasyonu (DAİMFED) işbirliği ile düzenlenen Adana İnşaat, Yapı Malzemeleri, İnşaat Teknolojileri, İş ve İnşaat Makineleri Fuarı ve Adana IHS Isıtma, Soğutma, Havalandırma, Klima ve Güneş Eenerji Sistemleri Fuarı, eş zamanlı olarak Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen törenle açıldı. Törende konuşan DAİMFED Başkanı Mustafa Karslıoğlu, deprem sonrasında evler hakkında vatandaşların daha çok merak içerisine girdiğini belirterek, “Deprem sonrası evler hakkında vatandaşlar daha çok araştırma içerisine girdi. Haklı olarak gerek teknik olarak gerek güven açısından, gerekse inşaat teknolojilerinin gelişmesiyle ilgili konularda da araştırmalara girdi. Biz müteahhitler olarak kendi içimizdeki çürük elmaları ayıklaya ayıklaya DAİMFED çatısı altında güvenilir ve şeffaf firmalara kavuşturduk. Artık elini kolunu sallayanın bu sektöre girmesine imkan kalmayacak yasal düzenlemeyi federasyonumuzun bulunduğu sektör temsilcileriyle Çevre, Şehircilik ve İklimlendirme Bakanlığımızla kontrol altına alınmıştır. Örneğin Adana’mızda üç bin müteahhit firması varken, şu anda sayımız 141’dir. Devletimizin öncülüğünde 11 ilimizdeki TOKİ konutlarında sektör temsilcilerimiz geceli gündüzlü çalışarak konutlar ürettik. ve yine de geceli gündüzlü çalışmaya devam ediyoruz. Deprem vesilesiyle kentsel dönüşümün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ile yerinde dönüşüm projelerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın çok güzel hibe ve kredi destekleri mevcuttur. Müteahhitlerimizi yerinde dönüşüm projelerine ve yatay mimariye yönlendirmeye gayret ediyoruz. TÜYAP ve federasyonumuzun işbirliğinde düzenlenen bu fuar hem pandemi hem de deprem sonrası çok meşakkatli bir çalışmanın eseridir” dedi.
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ise, Adana’daki müteahhitlerin belediyenin ihalelerine girmelerini önemsediğini söyleyerek, “İnşaat sektörünün önemini vurgulamaya gerek yok. Gelişen ve gelişmekte olan ülkelerde inşaat, ekonominin dinamiği ve motive gücüdür. Tabii ki bütün ekonomiyi inşaata bağlamak da yanlış. İnşaatın durması durumunda ekonominin de duracağını kabul etmek mümkün.Dolayısıyla inşaat çok önemli bir sektördür. Konuyla ilgili fuar yapılması da katkı koyacaktır. Şimdi ben belediye açısından bir şey söyleyeyim. Özellikle sizlere, müteahhitlere ve inşaat yapımcılarına belediyenin ihalelerine girmelerini öneriyorum. Belediye, giderek ekonomisi düzelen ve ödeme dengesi sağlanan bir ekonomik yapıya sahip. Dolayısıyla ben özellikle Adana’daki inşaatçıların bizim ihalelere girmesini önemsiyorum. Çünkü ne kadar çok yapı müteahhidi girerse o oranda rekabet artar. Biz de rekabetten daha uygun ve daha kaliteli iş almış oluruz” diye konuştu.
Adana Valisi Yavuz Selim Köşger inşaat sektörünün modasının hiç geçmediğini belirterek, “Deprem sonrası 14. kez düzenlenen ısıtma, havalandırma ve inşaat fuarına katılmaktan duyduğum mutluluğu ifade etmek isterim. Bu fuar, inşaat sektörünün önemini ve gücünü gösteren memnuniyet verici bir etkinliktir. İnşaat, tüm zamanların modası geçmeyen ve vazgeçilmez bir sektörüdür. Her ne kadar değişik mühendislik dalları ve eğitimleri ortaya çıksa da inşaat mühendisliği ve sektörü her zaman değerini korumuştur. İnsan ihtiyaçlarının piramidinde güvenlikle beraber barınma, en temel gereksinimlerden biridir. İnsan hayatının ve toplumların devamı için inşaat kaçınılmaz bir alandır. İnşaat sektörü, 150’den fazla alt sektörü sürükleyen bir lokomotiftir. Başkanlarımızın dediği gibi, belki de 250’ye yakın sektör inşaat sayesinde hareket kazanır. Bir inşaat yaptığınızda perdeden beyaz eşyaya, halıdan mobilyaya, demirden çimentoya birçok sektörü etkilersiniz. Bu anlamda inşaat her zaman modası geçmeyen ve var olmaya devam edecek bir sektördür. Ben, Türk müteahhitlik ve inşaat sektörünün hem ülke içinde hem de ülke dışında yakaladığı başarıyı da memnuniyetle izliyorum. Türk müteahhitleri, dünya çapında işler yapıyor ve Çin gibi ülkelerle yarışıyor. İnşaat sektörümüz, yer yer önemli ve büyük işlere de imza atıyor. Biz, gelişen ve nüfusu artan bir ülkeyiz. Dolayısıyla nüfus arttıkça inşaat ihtiyacı da artacaktır. Bu bağlamda bu fuarların da sadece yerele değil, uluslararası kitleye de hitap etmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle Adana’daki bu fuarların uluslararası müşterileri de davet edecek şekilde güçlendirilmesi lazım. Bu konuda TÜYAP’ın gerekli hamleleri yapacağına ve fuarı zenginleştireceğine inanıyorum. Bu fuarın Adana’mıza, ülkemize ve sektörümüze hayırlar, uğurlar ve bereketler getirmesini diliyorum. Sektöre hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından fuarın açılışı yapıldı. Fuar 3 Mart’a kadar açık kalacak. – ADANA
]]>DTSO’dan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Kaya, odalarının üye sayısının 31 Aralık 2023 tarihi itibariyle 22 bin 798 olduğunu bildirdi.
Meslek komiteleri ele alındığında Enerji, Altyapı ve İnşaat Taahhüt Meslek Komitesi’nin 3 bin 49 üye ve yüzde 13,37 oran ile ilk sırada yer aldığını belirten Kaya, şunları kaydetti:
“İmalat Meslek Komitesi 2 bin 309 üye ve yüzde 10,13 oran ile ikinci, Sağlık, İdari ve Destek Hizmet Faaliyetleri Meslek Komitesi 2 bin 031 üye ve yüzde 8,91 oran ile üçüncü, Bilgi, İletişim, Turizm Otelcilik ve Diğer Hizmet Faaliyetleri Meslek Komitesi 1994 üye ve yüzde 8,75 oran ile dördüncü ve Özel Amaçlı İnşaat, Yapı ve Projeler Meslek Komitesi 1959 üye ve yüzde 8,59 oran ile beşinci sırada yer almaktadır. özel amaçlı inşaat, enerji, altyapı ve inşaat taahhüt, inşaat malzemeleri satıcıları ve taş, toprak ve madene dayalı imalat sektörlerinin sayısına bakıldığında, üye toplam sayısının yüzde 34,40’lık kısmını oluşturmaktadır. Bu veriye baktığımız ilimizde inşaat sektörünün gelişerek büyüdüğünü göstermektedir.”
Kaya, 2020-2023 yılları arasında kayıt yapan üye sayısının odalarının toplam üye sayısının yüzde 39,86 olarak gerçekleştiğini aktararak, “Meslek komite üye sayısı baz alındığında oransal olarak en fazla kayıt gerçekleştiren meslek komiteleri, yüzde 57,38 ile otomotiv, motosiklet ve yedek parça satıcıları ilk sırada yer alıyor. Yüzde 51,85 ile gıda maddeleri satıcıları ikinci, yüzde 48,91 ile tarımsal ürünler ve ormancılık üçüncü, yüzde 47,25 ile imalat dördüncü ve yüzde 43,13 ile Bilgi, İletişim, Turizm Otelcilik ve Diğer Hizmet Faaliyetleri Meslek Komitesi beşinci sırada yer almaktadır.” ifadelerini kullandı.
Üye sayıları incelendiğinde bir önceki yıla oranla geçen yıl Tekstil, Konfeksiyon ve Deri Ürünleri Satıcıları Meslek Komitesinin yüzde 43,18 artış sağladığını dile getiren Kaya, Enerji, Altyapı ve İnşaat Taahhüt Meslek Komitesi yüzde 22,70, Özel Amaçlı İnşaat, Yapı ve Projeler Meslek Komitesi 18,63, İmalat Meslek Komitesi yüzde 15,63 ile Otomotiv, Motosiklet ve Yedek Parça Satıcıları Meslek Komitesi 4,69 artış sağlayan sektörler olarak öne çıktığını bildirdi.
Son 4 yıldaki şirket açılış oranları kent özel sektör dinamiğinin önemli bir göstergesi olmakla birlikte imalat sektöründeki sayının ilin sanayi gelişimi açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Kaya, 2023’te tekstil satıcılarının en çok açılan şirket olması özellikle Tekstil OSB’nin yarattığı üretim ve bayilik bağlantısıyla doğru bir gelişmenin önemi olduğunu değerlendirdi.
Geçen yıl ve son 10 yılda kurulan ve kapanan şirket sayıları hakkında bilgi veren Kaya, şunları kaydetti:
“2023’te kurulan şirket sayısı 2 bin 137 olurken, 472 şirket kapanmıştır. 2014 itibari ile son 10 yıl verileri incelendiğinde Diyarbakır’da kurulan toplam şirket sayısı 13 bin 914 olurken, kapanan şirket sayısı 2 bin 322 ile açılan şirket sayısının yüzde 16,68’ine denk gelmektedir. Geçen yıl kapanan şirketin açılan şirkete oranı yüzde 22 olup son 10 yılın en yüksek seviyesine varmıştır. 2014 yılı itibari ile son 10 yıl verileri incelendiğinde Diyarbakır’da kurulan gerçek kişi işletme sayısı 2 bin 943 olurken kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı 2 bin 582 ile son 10 yıl içinde kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin yüzde 87,73’üne denk gelmektedir. Geçen yıl kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı 183 olurken, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı 475 olarak gerçekleşmiştir.”
]]>Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir, tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) katılırken, avukatları ise salonda hazır bulundu.
Duruşmada savunma yapan Sedat Eser, Galeria Sitesi’nin eski halinden eser kalmadığını iddia ederek, iş yerlerinde duvarların kaldırıldığını, kolon kesme iddialarının olduğunu öne sürerek, üzerine isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtti.
Sanık Mehmet Şirin Yiğit, “İnşaatın yapım sürecinde herhangi bir katkım söz konusu değil. Hiçbir süreçte imzam yok. Tanıkların ifadelerinde kolon kesme iddiası var. Zeminin sert olduğu raporlara yansımıştır. Bilirkişi raporlarında çelişkiler mevcuttur. Tahliye ve beraatimi talep ediyorum.” dedi.
Sanık Tevfik Demir de Galeria Sitesi inşaatı ile ilgili hiçbir bağlantısının olmadığını öne sürerek, suçlamaları reddetti.
Sanık Şeyhmus Yiğit ise üzerine isnat edilen suçlamayı kabul etmeyerek, tahliye talebinde bulundu.
Duruşmada tanık olarak dinlenen Feride Laçin, Galeria Sitesi inşaat halindeyken buradan ev ve büro aldığını belirtti.
Depremde komşularının da öldüğünü ifade eden Laçin, “25 yıl boyunca bu sitede oturdum. Sitenin altında olan marketten sürekli alışveriş yapardım. Markette kolon sıkıntısı vardı. Büromun bulunduğu bloğun diğer kısmı ikinci depremde yıkıldı. D blok altında ise spor salonu vardı. Orada da kolon yoktu. Yan tarafta yapılan inşaatın temel kazısı da etkiledi. Burada sadece sanıklar değil kusuru olan herkes yargılansın.” dedi.
“Raporda temelin riskli olduğunu söylemiştik”
Tanıklardan inşaat mühendisi Mehmet Fuat Ezber ise talep doğrultusunda temel atılmadan önce zemin etüdü yaptıklarını ve zeminin taşıma gücünün zayıf olduğunu tespit ettiklerini ileri sürdü.
O dönemlerde zeminde yer altı suyu olduğunu tespit ettiklerini öne süren Ezber, “Bu tespitler doğrultusunda rapor tuttuk. Zeminin 6 metre daha kazılıp uygun hale getirilmesi gerekiyordu. Haliyle daha da maliyetli olurdu. Bütün binalarda temel atılmadan önce zemin etüdünün yapılması lazım. Yoksa yapılan binalar riskli olur. Raporda temelin riskli olduğunu söylemiştik. Raporun projeye eklenmesi gerekiyordu ancak raporun sonradan projeye eklenmediğini öğrendik.” ifadelerini kullandı.
Tanık jeoloji mühendisi Halis Dabaz da bina yapılmadan önce zemin etüdüne ilişkin hazırladıkları raporda zemin killi olması nedeniyle zayıf ve taşıma gücü düşük olduğunu tespit ettiklerini öne sürdü.
Rapora göre, temelin derin kazılması gerektiğini belirten Dabaz, söz konusu raporu inşaat mühendisleri odasına sunduklarını belirtti.
Tanık Aziz Sabri Özdemir ise sitenin altında bulunan marketin sahibi olduğunu belirterek, kolon ve kirişlere yönelik herhangi bir müdahalenin olmadığını iddia etti.
Marketin eski işletmecisinin dükkan içinde merdiven yaptığını öne süren Özdemir, “Çünkü marketin alt kısmında bulanan bölümü başkasından kiralamışlardı. Galeria İş Merkezinde duvar kırdırmayan esnaf kalmamıştı.” dedi.
Tanık Şükrü Özkılıç da Galeria Sitesi’nde iş yerlerinin bulunduğunu ve resmi kurumlara kiraladığı için depreme dayanıklı olduğuna dair rapor tuttuğunu iddia ederek, kolon ve kiriş kesmelere şahit olmadığını iddia etti.
Tanık Sabri Yılmaz ise binanın yapımından sonra sadece ilk iki yılda yağışlı havalarda binanın bodrumunda su biriktiğine şahit olduğunu öne sürdü.
Depremde yakınlarını kaybeden 2 müşteki de sanıklardan şikayetçi olduklarını belirterek, cezalandırılmalarını talep etti.
Savcı sanıkların cezalandırılmasını talep etti
Cumhuriyet savcısı esas hakkında hazırladığı mütalaasında, tutuklu sanıkların isnat edilen suçtan cezalandırılmasına, tutukluluk hallerinin devamına ve firari sanıkların dosyalarının ayrılması yönünde görüş bildirdi.
Avukatlar, savcının esas hakkında hazırladığı mütalaasına iştirak etmediklerini, müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunarak, tahliyelerini talep etti.
Savunmaların ardından mahkeme, 4 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 22 Mart’a erteledi.
İstenilen ceza
İddianamede, tutuklanan müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir ile haklarında yakalama kararı bulunan M.E, H.M.Y. ve İ.H.Y. hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor.
]]>KAHRAMANMARAŞ’ta depremde 96 kişinin hayatını kaybettiği Ebrar Siteleri F Blok’la ilgili 1’i tutuklu, 9 kişinin ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle yargılandığı davada, binadan sağ kurtulanlar betonun çok kalitesiz olduğunu ve toz gibi dağıldığını söyledi. Depremde eşini ve kızını kaybeden bina görevlisi Halil İbrahim Hasırcı, “Apartmanın asansörünün tabanından su çıkardı biz o suyu motorlar dışarı atardık ve biz bunu devamlı yapardık. Suyun niye olduğunu şimdi anlıyoruz, zeminin sulak bir arazi olduğunu, tabanının sulak olduğunu, sağlam olmadığını şimdi anladık” dedi.
Geçen yıl 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde Ebrar Siteleri’nde yaklaşık 1400 kişi yaşamını yitirdi. 96 kişinin hayatını kaybettiği yıkılan F Blok ile ilgili yürütülen soruşturma sonunda sitenin kurucusu Tevfik Tepebaşı (81), F bloku yapan Çetin Konut Yapı Kooperatif Başkanı Çetin Kurt (64), Tevfik Tepebaşı’nın damadı Ahmet Doğan (51), Atilla Öz (62), Berra Elbistanlı (48), Mehmet Akif Özgüler (73), Metin Kazancı (60), Mustafa Timurbanga (55) ve Tamer Kurtaran (60) hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralama neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istemiyle Kahramanmaraş 5’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Davanın ilk duruşmasına tutuksuz sanık Metin Kazancı, binadan sağ çıkanlar, ölenlerin yakınları ve tarafların avukatları katıldı. Tutuklu sanıklar Çetin Kurt ile başka dosyalardan tutuklu olan Tevfik Tepebaşı, Ahmet Doğan ve Atilla Öz, tutuklu bulundukları cezaevinden SEGBİS sistemi ile duruşmaya bağlanırken, diğer tutuksuz 5 sanık duruşmaya katılmadı.
‘İNŞAATLA İLGİM YOK, YARDIMCI OLMAK İÇİN İMZA ATTIM’
Duruşmada ilk olarak Çetin Kurt savunma yaptı. Suçlamaları kabul etmeyen Kurt, Tevfik Tepebaşı’nın muhasebecisi olduğunu, kooperatifi Miraç Apartmanı’nı yapmak için kurduğunu belirterek, “Bizim inşaatta borçlar nedeniyle ilerleyemez hale gelmişti. Tevfik hoca da sevdiğim bir insan, dürüst insan. Bana geldi, ‘Bana bir kooperatif kur’ dedi. Ben de ‘Hocam bizim kooperatif bitmek üzere’ dedim. Metin Kazancı’nın yönetime geçmesinin sebebi Miraç Apartmanı’nın arsası kendilerinindi, yani hiçbir ilgisi yok arkadaşın, Tamer Kurtaran da öyle. Yani Ebrar’la ilgili, inşaat yapımıyla ilgili hiçbir alakamız yok. Arsayı, parayı kimden aldı bilmiyorum. Arsayı aldı mecburen imzaladık, Metin Bey de imzaladı. Yönetim kurulunda olduğu için yardımcı olmak maksadıyla. Bu inşaatı hangi mühendis yaptı, statikcisi kim bilmiyorum. Deprem anında öğrendim bunları. A’dan Z’ye hiçbir ilgim yok, sadece muhasebesine baktım. Kooperatifin yönetiminde olmak benim suçum. Bunun için vereceğiniz ceza müebbet ise de ben buna razıyım. İnşaatla hiçbir ilgim yok. Ben kooperatifi bitirdim, çevre düzenlemesi var, borcu olan üyeler var. Orayı bitirdikten sonra ben çıkarım sizin adınıza burayı alabilirsiniz dedim ve aldı. Kimden aldı arsayı bilmiyorum. Sonra G Blok’u da almış, G Blok’a da imza attım. Benim suçum bu. İddia ediyorum, oradan bir tane vatandaş çıksın beni tanıyan, bana aidat veren, bana para veren çıksın müebbet hapis verin cezama razıyım” dedi.
Çetin Kurt, “İnşaat yapımıyla ilgili hiçbir bağlantım yok diyorsunuz ama inşaat yapımıyla ilgili tüm sözleşmelere neden imza attınız?” sorusu üzerine ise, “Ben Tevfik Bey için canımı veririm. Yardımcı olmak istedim, hepsi bu. Ben evime ekmek götürmek zorundayım. Yaptık, tamam suç, o suçun cezasını çekmeye razıyım” diye cevap verdi.
‘ÇETİN KURT, ATTIĞI İMZADAN SORUMLUDUR’
Tevfik Tepebaşı ise binanın Çetin Konut Yapı Kooperatifi tarafından yapıldığını ve kendisinin kooperatif üyesi dahi olmadığını ve bu nedenle hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, kooperatifin de görevinin binayı yapacak ekibi bulup malzemeleri temin etmek dışında hiçbir bir sorumluğu olmadığını söyledi. Binanın temelinden bitimine kadar belediye ekiplerince 15 defa denetlendiğini ifade eden Tepebaşı, kendisini şöyle savundu:
“İnşaatın yapım safhasından ve denetiminden benim hiçbir sorumluluğum yoktur. Bundan dolayı bana ve yönetime suç isnat etmek mümkün değildir. Çünkü yasada böyle bir görev yoktur, yasada olmayan görevden dolayı bir insanı suçlamak zaten mümkün değildir. Çetin Kurt’a bu bölgenin fay hattı olduğu, çürük olduğu, altından su çıktığı söyleniyor ve niye öngörmedin, tedbir almadın diye soruluyor. Yöneticinin bu hususta bir ilgisi yoktur. Belediyenin imar komisyonu incelemiştir, DSİ incelemiş, bayındırlık incelemiş burası uygun mu diye. Uygun görüldükten sonra şartlarını belirlemiş belediye meclisinde bu konular görüşülmüş, sonunda da bu başkan tarafından imzalanarak imara açılmıştır. Çetin Kurt teknik eleman değildir, inşattan anlamaz, yasada sen burayı inceleyeceksin diye bir sorumluluğu da yoktur. Ben de orada kooperatife üye değilim, kooperatif yöneticisi de değilim. Bundan dolayı da bana suç isnat etmek mümkün değildir. Benim orada resmi bir görevim yoktur ve hiçbir yerde de imzam yoktur. Çetin bey ‘Ben hatır için yaptım’ diyor ama yönetiyorsa, yönetimden, attığı imzadan sorumludur.”
‘YÖNETİM KURULU ÜYESİ OLDUĞUMU DEPREMDEN SONRA ÖĞRENDİM’
Metin kazancı da suçlamaları kabul etmeyerek dava konusu binanın yapımıyla ilgili hiçbir bilgisi olmadığını söyledi. Miraç Apartmanı’nı 7 daire karşılığında Çetin Kurt’a verdiğini ve binanın daha iyi yapılması için kooperatife üye olduğunu belirten Kazancı, “Ben ayakkabıcıyım, inşaat işinden hiç anlamam, inşaatın İ’sini bilmem. Arsamı verdim, karşılığında Çetin’den 7 daire aldım. Benim Ebrar’la, F Blok’la uzaktan yakından hiçbir alakam yok. Deprem olduktan sonra yönetim kurulu üyesi olduğumdan haberim oldu. Orada da her şeyi yapan Çetin’di. Bizim inşaatı bize teslim ettikten sonra ne yaptı hiç bilmem. Orayla uzaktan yakından hiç alakam yok. Ben sadece Miraç’ta üye olduğumu biliyorum” diye konuştu.
Ahmet Doğan ile Atilla Öz de F Blok’la hiçbir alakaları olmadığını ifade ederek suçlamaları
reddetti.
‘BETON TOZ GİBİ ELİMDE DAĞILIYORDU’
Daha sonra duruşmaya katılan ölenlerin yakınlarına söz hakkı verilip şikayetçi olup olmadıkları soruldu. Binada 2 çocuğunu kaybeden Hilmi Çiftçi, sorumlulardan şikayetçi olduğunu belirterek, “Depremden 4 ay önce taşındım. 99 depreminden sonra yapıldığını ve güvenli olduğunu söylediler ama betonu toz gibi elimde dağılıyordu. Fazla demir kullanılmış tamam ama beton özelliği yoktu. Ben deprem anını ayakta yaşadım ve bina 8-10 saniye dayandı” dedi.
‘ASANSÖRÜN TABANINDAN SU ÇIKARDI’
Eşini ve kızını kaybeden bina görevlisi Halil İbrahim Hasırcı da binanın 5-6 saniye içinde çöktüğünü ifade ederek, “Zaten dayanıksız olduğu oradan belliydi. Apartmanın asansörünün tabanından su çıkardı biz o suyu motorlar dışarı atardık ve biz bunu devamlı yapardık. Suyun niye olduğunu şimdi anlıyoruz, zeminin sulak bir arazi olduğunu, tabanının sulak olduğunu, sağlam olmadığını şimdi anladık. Kimin yaptırdığını bilmiyorum ama Tevfik Tepebaşı’nın yaptırdığını söylüyorlardı. 7 gün boyunca cenazemizi bekledik. Kepçeler demirleri kaldırırken beton akıp gidiyordu” diye konuştu.
‘TABLAYI DEMİRLE KIRDIM’
Muhammed Çetinkaya ise ailesiyle birlikte enkaz altında kaldığını ve kızını kaybettiğini söyledi. 6-7 saniye içinde binanın yıkıldığını belirten Çetinkaya, “Binanın çok kötü dağıldığını betonların un ufak olduğunu gördüm. Enkazdan çıktıktan sonra ölü ya da diri çocuklarımı çıkarmak için balkondan aldığım bir demirle binanın tablasını kırdım başkanım. Ne kadar sağlam olduğunu siz hesap edin artık. Asansörün altından su çekildiğini birkaç defa gördüm. Yöneticimiz rahmetli oldu, binanın bahçesine beni araçla sokmadı. ‘Hayırdır, ne oluyor?’ diye sorduğumda ‘Altı bataklık batarsın, arabayla çökersin’ dedi. Burayı Tevfik Tepebaşı yaptı olarak biliyoruz” diye konuştu.
‘TUZ GİBİ DAĞILIYORDU’
Binada babası ve yeğenini kaybeden Ömer Durna da betonun çok kalitesiz olduğunu belirterek, “Ben 04.30 da F Blok’un üzerindeydim. Canlı ve ölü en az 10 kişiyi çıkardım. Beton parçalarını birbirine vurduğumuz da tuz gibi dağılıyordu. Ebrar Sitesi’nde Tevfik Tepebaşı dışında hiç kimsenin ismini duymadık, orayı yapan Tevfik Tepebaşı’dır” ifadelerini kullandı.
Mahkeme heyeti, tutuksuz sanıklardan Mehmet Akif Özgüler ile Mustafa Timurbanga hakkında da yakalama kararı çıkartılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.
]]>Merkez Antakya ilçesi General Şükrü Kanatlı Mahallesi Fevzi Paşa Caddesi’ndeki 6 katlı apartmanın, depremde yıkılması ve 5 kişinin yaşamını yitirmesiyle ilgili Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı Deprem Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma tamamlandı.
Binanın statik proje müellifi ve inşaat mühendisi tutuklu Nezir G. (64) ile binanın mimari proje müellifi ve fenni mesulü tutuksuz Hikmet B. (64) hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis talebiyle hazırlanan iddianame, Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
İddianamede yer alan müşteki beyanlarında, binanın 6 Şubat’ta saat 04.17’deki ilk depremde kısa süre içerisinde yıkıldığı belirtildi.
Tutuklu sanık Nezir G, iddianamedeki ifadesinde, suçlamaları kabul etmeyerek bilirkişi raporunu “hayali” olarak yorumladı.
Yıllardır inşaat mühendisliği ve bilirkişilik yaptığını belirten Nezir G, “Antakya’da en iyi statikçi olduğumu iddia ediyorum. Türkiye’de el ile hesap yapıp bilgisayar ortamına sonradan geçen sayılı inşaat mühendislerindenim. O zamanlar belediyeler zemin etüt raporunu aramıyorlardı. Bu nedenle zemin etüt raporu yapmadık. Projede zemin etüt raporu yoktu. Diğer tespit edilen eksiklikler ise bilirkişi heyetince yanlış tespit edilmiş olup hayali olduğunu düşünüyorum.” iddiasında bulundu.
Sanık Hikmet B. de mimarlığını yaptığı binanın yıkıldığını ve enkazında ölenlerin olduğunu bilmediğini öne sürdü.
Binayı tamamen yönetmeliklere ve mevzuata uygun şekilde yaptırdıklarını savunan Hikmet B, “Gerekli zemin etüdü yapıldıktan sonra belediyeden onay alınarak inşaata başlandı. İnşaatta tamamen mevzuata uygun kaliteli malzeme kullandık, kusurlu herhangi bir eylemimiz olmadı. İnşaat yapılırken işçiliğine de özen gösterdik, deprem çok büyük bir depremdi, biz de zaten mağdur olduk, arabalarda uyuduk. Adana’ya, oradan da İstanbul’a geldim, depremin büyüklüğü nedeniyle bina yıkılmış olabilir.” ifadesini kullandı.
İddianamede, binanın yıkılmasına ilişkin tali kusurlu oldukları belirtilen belediye yapı birim sorumluları ve ilgili diğer görevliler hakkında da soruşturmanın sürdürüldüğü kaydedildi.
Bina, projesiz ve mühendislik hizmeti alınmadan inşa edilmiş
İddianamede, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Mühendislik Fakültesi Bölümü’nün hazırladığı bilirkişi raporuna da yer verildi.
Binaya ait mimari, statik, elektrik ve tesisat projelerinin bulunmadığı kaydedilen raporda, şu bilgilere yer verildi:
“Binanın projesinin olmayışı, projesiz ve mühendislik hizmeti almadan inşa edilmiş olmasının yıkılmasında önemli etken olduğu düşünülmektedir. Dosya kapsamında bina için hazırlanmış zemin etüt raporunun da bulunmadığı görülmüştür. Analizler sonucunda kolonların genellikle kesit açısından yeterli, boyuna donatı alanı açısından ise yetersiz olduğu belirlenmiştir. Kolonlar için belirtilen etriye aralıklarının yeterli olmadığı ve kolon-kiriş birleşim bölgesinde sıklaştırma yapılmadığı tespit edilmiştir.”
Asli kusurlu bulunan Nezir G. ve Hikmet B’nin yargılanmasına gelecek günlerde başlanacak.
]]>