ŞANLIURFA’da yenileme çalışmaları sırasında devrilen direğin altında kalan işçilerden Ömer Uğraş (40) hayatını kaybetti, Mehmet Kılıç (37) yaralandı.
Olay, öğle saatlerinde Gelibolu Mahallesi’nde meydana geldi. Elektrik dağıtım şirketi tarafından yürütülen direk yenileme çalışmaları sırasında, vinçle kaldırılan tonlarca ağırlığındaki direk, çalışma yapan işçilerin üzerine devrildi. İhbarla bölgeye jandarma, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler tarafından direğin altından çıkarılan işçiler Ömer Uğraş ve Mehmet Kılıç, Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Ömer Uğraş kurtarılamazken, Mehmet Kılıç’ın hastanedeki tedavisi sürüyor. Vinç operatörü C.D. gözaltına alınırken, olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2872 Sayılı Çevre Kanunu Uyarınca Verilecek İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliğ, Resmi Gazete’de yayımlandı. Tebliğ ile, Çevre Kanunu’na aykırılık halinde 2025 yılında kesilecek para cezaları, yeniden değerleme oranı olan yüzde 43,93 oranında artırıldı.
1 OCAK’TAN İTİBAREN GEÇERLİ
Kararda “Bu Tebliğin amacı; 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 33 üncü, 38 inci, 51 inci ve 562 nci maddelerinde düzenlenmiş olan idari para cezalarının, 27/11/2024 tarihli ve 32735 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 574)’nde 2024 yılı için yeniden değerleme oranı olarak tespit edilen % 43,93 (kırk üç virgül doksan üç) oranında artırılarak yeniden belirlenmesidir” ifadeleri yer aldı.
Kararlara göre cezalarda yeni oranlar 1 Ocak 2025’ten itibaren geçerli olacak.
EN DÜŞÜK VE EN YÜKSEK CEZA
Kararla çevreye zarar veren ihlallere yönelik cezalar 2025 yılı için yüzde 43,93 oranında artırıldı. Kanun uyarınca, en düşük ceza 14 bin 310 TL, en yüksek ceza ise 114 bin 584 TL olarak belirlendi.
EGZOZ EMİSYON ÖLÇÜMÜNE 14 BİN 310 TL CEZA
Egzoz emisyon ölçümü yaptırmayanlara uygulanan 9 bin 943 TL’lik ceza, 2025’te 14 bin 310 TL olarak uygulanacak.
ÇEVREYİ KİRLETENE 6 BİN 923 TL CEZA
Umuma açık alanlarda çevre kirliliği oluşturanlara verilen ceza da 2024’teki 4 bin 810 TL’den 6 bin 923 TL’ye yükseltildi.
Ayrıca, plastik poşetlerin ilgili düzenlemelere aykırı şekilde ücretsiz verildiği veya Bakanlıkça belirlenen kurallara uymayan satış noktalarına da ceza uygulanacak. Bu tür ihlallerde, depo alanı dışında her bir metre kare için 114,55 TL, elektronik ortamda satış yapanlara ise 20 bin 771 TL ile 207 bin 747 TL arasında ceza verilecek.
Abdurrahman YazıcıHaberler.com – YaşamHava KirliliğiOtomobilÇevreHukukYaşamDünyaZam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dicle Elektrik, kayıpsız ve kesintisiz enerji dağıtım hizmetine yönelik Mardin ve Şanlıurfa’da teknoloji destekli kaçak elektrik denetimleri gerçekleştirdi. Teknoloji destekli çalışmalarında, enerji kayıplarını önlemeye yönelik yenilikçi yöntemler kullanan şirket, son olarak Mardin ve Şanlıurfa’da yasa dışı yöntemlerle kaçak elektrik kullanımı tespit etti.
Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde yapılan denetimlerde, bir plastik eritme fabrikasının kayıt dışı kurulan trafo aracılığıyla günlük bin 300 hanenin elektrik tüketimine eşdeğer kaçak elektrik kullandığı tespit edildi. Trafo, etrafı sac plakalarla kapatılmış şekilde bulundu. Fabrika ile ilgili başlatılan yasal işlem kapsamında hakkında kaçak tüketimde kullanılan trafoya savcılık kararıyla el konuldu.
Mardin’de kaçak elektrik hattı yeraltına döşendi
Dicle Elektrik’in Mardin’in Artuklu ve Derik ilçelerinde yaptığı kontrollerde, kaçak elektrik kullanımına yönelik yeni yasa dışı uygulamalarla karşılaşıldı. Artuklu kırsalında, beton bir elektrik direğinden çıkarılan hattın yeraltına gömülerek konutlara bağlandığı belirlenirken, ekiplerin müdahalesi sonucu kaçak bağlantı iptal edilerek kullanıcılar hakkında yasal işlemler başlatıldı. Derik’teki denetimlerde ise 471 kişinin kaçak kullandığı tespit edildi.
Dicle Elektrik yetkilileri, kaçak elektrik kullanımının enerji şebekesine büyük zarar verdiğini ve can mal güvenliğini tehdit ettiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Özellikle ısınma amacıyla kaçak elektrik kullanımı, şebekeye aşırı yük binmesine neden oluyor. Yapılan kontrollerde, abone sayısına oranla olağanüstü boyutlarda tüketim tespit ettik. Bu durum, kesintilere ve enerji kalitesinde ciddi düşüşlere hatta trafolarda patlamalara sebep olabiliyor. Bu nedenle, kaçak elektrik kullanımı aynı zamanda can ve mal güvenliğini de tehdit ediyor. Kaçak elektrikle mücadelede, yapay zeka teknolojileri de dahil olmak üzere elimizdeki tüm teknolojik imkanları etkin bir şekilde kullanıyoruz. Kesintisiz ve kaliteli enerji arzını sürdürebilmek için kaçak elektrik kullanımına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.”

Yerel HaberlerŞanlıurfaTeknolojiEkonomiPlastikMardinEnerjiGüncelÇevreHukukSuruçDicle
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Martı’dan yapılan açıklamaya göre, Spiro, Martı’nın gelecek planları ve stratejik kararlarına destek olacak.
Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan sonra kariyerine New York’ta savcı olarak çalışan Spiro, uluslararası davalardaki başarılarıyla biliniyor. Son zamanlarda Twitter davasındaki etkin rolü ile adından sıklıkla söz ettiren Spiro, halihazırda Tesla’nın avukatlığını yapıyor ve aynı zamanda dünya çapındaki birçok üst düzey şirkete de danışmanlık hizmeti veriyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Martı kurucusu Oğuz Alper Öktem, Alex’in iş dünyası ve politika alanında geniş bir müşteri portföyüne sahip olmasının yanı sıra, küresel teknoloji girişimcileriyle çalışmış olmasının, şirketlerine ve misyonlarına büyük katkı sağlayacağını belirtti.
Öktem, “Alex ile çalışacak olmaktan dolayı çok mutluyum.” ifadesini kullandı.
Alex Spiro da dünyanın en başarılı girişimcileri ve şirketleriyle çalışma şansının olduğunu aktardı.
Spiro, Alper ve ekibinin, şimdiye kadar gördüğü en iyiler arasında olduğunu aktararak, “Şirketin ölçeklenmesi ve 2025 yılında karlılık hedefine ulaşması yolunda Martı’yı desteklemekten memnuniyet duyuyorum.” açıklamasında bulundu.
TeknolojiElon MuskPolitikaEkonomiFinansHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EVİNİ KİRAYA VERECEKLER İÇİN “EİDS” DÖNEMİ BAŞLIYOR
Gayrimenkul kiralama işlemlerinde düzeni ve şeffaflığı sağlamak amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS), 1 Ocak 2025 itibarıyla zorunlu hale geliyor. Bu sistemle, evini kiraya vermek isteyen mal sahipleri, e-Devlet üzerinden sahip oldukları gayrimenkulü belirleyerek yetkilendirdikleri emlakçı aracılığıyla ilan yayınlayabilecek. Ticaret Bakanlığı, yeni sistemin uygulanabilirliğini test etmek için ilk etapta Bolu ve Manisa illerinde pilot bölge uygulaması başlatmıştı. 1 Kasım’dan bu yana zorunlu olarak uygulanan sistem, her iki ilde olumlu geri bildirimler aldı.
ZORUNLU OLACAK
Bu çalışmanın başarısını takiben sistemin tüm Türkiye genelinde zorunlu hale getirilmesi kararlaştırıldı. Şu anda yalnızca kiralık konut ilanlarını kapsayan EİDS, mal sahiplerinin gayrimenkullerini kaydederek ilan yetkisini sözleşme yaptıkları emlakçılara vermesini zorunlu kılıyor. Yetkisiz emlakçıların ve sahte ilanların önünü geçmeyi amaçlayan bu sistem, kiracıları da dolandırıcılıktan korumayı hedefliyor.
SAHTE İLANLARIN ÖNÜ KESİLECEK
Türkiye Emlak Müşavirleri Federasyonu Başkanı Hacı Ali Taylan, düzenlemenin sektör için büyük bir adım olduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “EİDS, sektörde şeffaflığı ve güvenliği artıracak. Özellikle ‘acil satılık’ ya da ‘fırsat’ gibi gerçek dışı ilanlar nedeniyle zarar gören vatandaşların mağduriyetini sona erdirecek. Bakanlığımızın amacı şu an için sadece kiralık ilanları kapsaması yönünde. Ancak ilerleyen dönemde satılık ilanları da kapsayacağını umuyoruz.”
YETKİSİZ EMLAKÇILAR DEVRE DIŞI KALACAK
Yeni sistemle, yetki belgesi olmayan emlakçıların portallarda ilan yayınlaması mümkün olmayacak. Federasyon başkanı Taylan, böylelikle “ayakçı” olarak tabir edilen yetkisiz emlakçıların piyasadan temizleneceğini ve dolandırıcılığın önünün alınacağını ifade etti.

TeknolojiEkonomiHukukEmlak
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İLAVE KADEME HAKKI GELİYOR
Türkiye Büyük Millet Meclis’i (TBMM) Genel Kurulu’nda yeni haftada görüşülecek kanun teklifine göre, sözleşmeli statüden memur kadrolarına geçenler 8 yıl herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara verilen ilave bir kademe hakkından faydalanabilecek.
TBMM Genel Kurulu’nda 30 Kasım’da yapılan görüşmelerde ise Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunulmuştu. İstifa eden memurlara memuriyete geri dönme hakkı getirilirken, sözleşmeli personelliğin kapsamı da genişletilmişti.
Buna göre, 8 yıl herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara verilen ilave bir kademe hakkından faydalanmasını sağlayan düzenleme, Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun çerçevesinde sözleşmeli statüden memur kadrolarına geçenler için de geçerli.
İSTİFA EDEN MEMURLARA GERİ DÖNME HAKKI
Yabancı memleketlerin resmi kurumları veya uluslararası kuruluşlar yanında söz konusu nitelikte olabilecek ve Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek uluslararası kuruluşlarda görev almak isteyen memurlara da aylıksız izin verilebilecek. Böylece herhangi bir mali ilave külfet oluşmadan kamu görevlilerinin ülkenin ulusal menfaatleri ve kamu yararı yanında kendi mesleki gelişimleri bakımından da yararlı olabilecek çalışmalara katılabilmesi imkanının genişletilmesine yönelik düzenleme yapılmış olacak.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ilgili maddeleri kapsamında yer alan yönetici görevlerinden alınıp veya bu görevleri sona erip ilgili kadrolara ataması yapılan ve bilahare bu kadrolarındayken memurluktan kendi istekleriyle çekilenlerden tekrar memurluğa dönmek isteyenler, haklarında güvenlik soruşturması yapılması ve 2 defadan fazla olmamak kaydıyla bu hükümde yer alan diğer şartlar aranmaksızın ve başkaca bir işleme gerek kalmaksızın ayrıldıkları kadrolarına atanacak. Bu hükme göre atananların kadroları başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş ve kurumların kadro cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş, bu şekilde ihdas edilen kadrolar, herhangi bir şekilde boşalması halinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacak.
MEMUR EŞLERİNE AYLIKSIZ İZİN
Türkiye’nin üyesi olduğu uluslararası kuruluşlarda görevlendirilenler ile kamu sermayeli kurum veya kuruluşların yurt dışı birimlerinde çalışanların ya da bu kurum ve kuruluşlarda çalışanlardan 6 aydan fazla yurt dışında görevlendirilenlerin memur olan eşlerine 3 yılı aşmamak üzere bunların görev süresince aylıksız izin verilebilecek.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda yapılan değişikliğe göre, uzman yardımcılığına atananlar, en az 3 yıl çalışmak ve istihdam edildikleri birimlerce belirlenecek konularda hazırlayacakları uzmanlık tezi, oluşturulacak tez jürisi tarafından kabul edilmek kaydıyla yeterlik sınavına girmeye hak kazanacak. Yeterlik sınavına girmeye hak kazananların sınavı en geç 6 ay içinde yapılacak.
Düzenleme değiştirilmeden önceki Kanun hükümleri kapsamında yeterlik sınavına girmeye hak kazanmış olup bu hükmün yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halen kurumlarınca ilk yeterlik sınavı yapılmamış olanlar bakımından söz konusu sınavın yapılması için öngörülen 6 aylık süre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacak.
Sözleşmeli personel statüsünden memur kadrolarına atananlara, herhangi bir disiplin cezası almamaları kaydıyla ilave kademe verilmesini sağlayan düzenleme, daha önce söz konusu statü geçişini hükümde belirtilen kanunlar çerçevesinde yapanlara, geçmişe dönük faydalandırılmaksızın uygulanacak.
SÖZLEŞMELİ PERSONELİN KAPSAMI GENİŞLETİLDİ
Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığında, Devlet Memurları Kanunu veya diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılmasına dair hükümlerine bağlı kalınmaksızın sözleşmeli personel çalıştırılabilecek. Sözleşme yapmaya İdari İşler Başkanı yetkili olacak. Sözleşmeli personel hakkında Kanun’da ve sözleşmede yer almayan hususlarda Devlet Memurları Kanunu’na göre sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin hükümler uygulanacak. Sözleşmeli olarak çalıştırılacaklara ödenecek ücret Kanun’un ilgili fıkrasına göre çalıştırılanlar için uygulanmakta olan sözleşme ücreti tavanının 3 katını geçmemek üzere görevin mahiyeti ve çalıştırılacak kişinin vasfı gibi kriterler gözetilerek İdari İşler Başkanı tarafından belirlenecek. Geçici olarak ve/veya haftanın belirli günlerinde ya da günün belirli saatlerinde sözleşmeli statüde çalıştırılanlara, çalıştırılan günlerle veya saatlerle orantılı olarak ödeme yapılacak.
Abdurrahman YazıcıHaberler.com – TeknolojiTeknolojiTürkiyeEğitimHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
PTT’nin HGS mobil uygulamasına gerçekleştirdikleri siber saldırı sonrası kullanıcılara küfürlü bildirimler gönderen, ardından şantaj yoluyla para talep eden şüphelilere jandarma ekipleri operasyon düzenledi. Siber saldırıların ardından harekete geçen emniyet güçleri şüpheli şahısların ilk olarak kimlik ve ikamet adreslerini belirledi. Siber saldırganlardan birinin Denizli’de, diğerinin ise Mersin’de yaşadığı tespit edildi. Operasyon Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) ile Denizli ve Mersin İl Jandarma Komutanlığına bağlı birimlerin desteğiyle gerçekleştirildi. Operasyon sonucunda Jandarma ekipleri Klew mahlaslı Burak K.’yi Denizli’de, Hades lakaplı Veli B.’yi ise Mersin’de kıskıvrak yakaladı.
Şaka amacıyla siber saldırı yapmışlar
Jandarmadaki işlemlerinin ardından şüpheliler adliyeye sevk edildi. mahkemeye çıkarılan şüphelilerden Veli B. tutuklanırken, Burak K., ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Burak K.’nin sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği bir görüşmede şaka amacıyla siber saldırıyı gerçekleştirdiğini söylemesi dikkatlerden kaçmadı.
Jandarma operasyon detaylarını sosyal medyadan paylaştı
Konuya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Jandarma Genel Komutanlığı, “Jandarma Genel Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı koordinesinde; MİT ve BTK/USOM işbirliği ile Denizli ve Mersin İl Jandarma Komutanlıklarınca gerçekleştirilen operasyonlarda, geçtiğimiz günlerde gündeme gelen Hızlı Geçiş Sistemine (HGS) yönelik siber saldırı iddialarına ilişkin ‘Bilişim Sistemlerine Yetkisiz Erişim ile Milli ve Dini Değerlere Hakaret’ suçlarını işlediği değerlendirilen 2 şüpheli yakalandı. Yakalanan şüphelilerden biri çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği’nce tutuklanırken, diğer şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı” ifadelerine yer verdi. – DENİZLİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bütçe görüşmelerinde söz alan AK PartiAntalyaMilletvekiliKemal Çelik, Esad rejiminin düşmesinin ardından Suriye’de yaşananlara dikkat çekerek açıklamalarda bulundu.
“KÜRTLER VE TÜRKMENLER BİZİM AKRABALARIMIZDIR”
“Maalesef, Arap Baharı Arap’ın baharı olamadı, emperyalistin oyunu oldu” diyen Çelik, “PKK terörü de Kürt insanımızın gerçeği değil, emperyalist Batı’nın kirli bir oyunudur. İşte bu nedenle, bugün ülkemizin gündeminden yurt dışı kaynaklı terörü kesin olarak çıkarma zamanı gelmiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli’nin söyledikleri de işte tam da budur. Bugün ülkemizde güçlü bir siyasi irade vardır, projelerini uygulayabilen ve Suriye’de olduğu gibi ön olan ve sonuç alabilen bir siyasi irade vardır. Yapmak istediğimiz, terörü yok etmek, kötülüğü yok etmek, birlikteliğimizi tescil edecek yüksek hedeflere ulaşmaktır. Suriye’de daha çok yapacak işimiz var. Suriye’de yaşayan Kürtler ve Türkmenler bizim akrabalarımızdır. Onlara sahip çıkan ülke Amerika değil, İsrail değil, İngiltere değil, Fransa değil, Rusya değil, sadece Türkiyedir; bu, dün de böyleydi, yarın da böyle olacak” ifadelerini kullandı.
“TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KENDİLEİNİ FESHETME ZAMANI GELMİŞTİR”
Çelik ayrıca “Türkiye, terör örgütlerinden ve onların hamisi emperyalistlerden medet ummayan Suriye’deki Kürt ve Türkmen akrabalarına sahip çıkmaya devam edecektir. Sayın Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi, terör örgütlerinin kendilerini feshetme ve silah bırakma zamanı gelmiştir. Ülkemizin ve bölgemizin huzur ve güven ortamına kavuşmasıyla birlikte yine yeni başarı hikâyeleri yazmaya devam edeceğiz. Tarihin seyrini değiştirecek bu başarı hikâyesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki tüm partilerimizin aktif rol alması en büyük gücümüz olacaktır” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013’te arka arkaya gerçekleştirilen 2 bombalı saldırıda 53 kişi hayatını kaybetmişti. Bombalı saldırıda patlayıcı maddeleri Suriye’den Türkiye sokan Cengiz Sertel, MİT Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü koordinesinde; Hatay Emniyet Müdürlüğünce yürütülen çalışmalarda yakalandı. Bombalı saldırının faillerinden Sertel’in, uluslararası düzeyde kırmızı bültenle, İçişleri BakanlığıTerör Arananlar Listesi’nde turuncu kategoride yer aldığı öğrenildi. Saldırıda yakınlarını kaybeden aileler Reyhanlı Şehitler Derneği’nde bir araya gelerek buruk sevinçlerini dile getirdiler.
“Eninde sonunda suçluların yakalanacağını biliyorduk”
Esad rejiminin gerçekleştirdiği Reyhanlı patlamasında kardeşini ve kızını kaybeden anne Kübra Erboz, “Kardeşim ve evladımın vefat etmesine neden olan bu teröristin yakalandığı için buruk bir mutluluk yaşıyorum. Eninde sonunda suçluların yakalanacağını biliyorduk. Devletimizin askerine ve polisine her zaman güveniyorduk. Adaletin 13 yıl sonra yerini bulması bize buruk bir acı veriyor. Bir an önce diğer suçlularında yakalanmasını ve adaletin yerini bulmasını istiyorduk. Bir an önce bu olayın faillerinin hepsinin yakalanmasını istiyoruz” dedi.
“Bizim ateşimiz söndü, inşallah Esad’ın ateşi ömür boyu sönmez”
Saldırıda torununu ve kızını kaybeden Döne Kuvvet, yüreğine su serpildiğini ifade ederek, “Saldırıda torunum ve kızım vefat etti. Başımıza ne geldiğini bilemedik. Rabbim Beşar Esad’ı kahretsin. Devletimiz büyüklüğünü gösterdi, yüreğimize su serpildi şükürler olsun. İnşallah Beşar Esad’ın kendi bizden kötü olur. Bizim ateşimiz söndü, inşallah Esad’ın ateşi ömür boyu sönmez. Herkes yaptığını çeksin” ifadelerini kullandı. – HATAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sosyal medya hesaplarında çiçek satışı yapan boksör Kıvanç Şensöz’ün yabancı uyruklu eşi Dara Şensöz, oluşturulan hesaplarından çiçek buketi ile birlikte kendi fotoğrafını paylaştı. Aynı bölgede çiçekçilikle uğraşan Eşref Yunus Yıldırıcı’nın kız kardeşi Firdevs Yıldırıcı, Şensöz’ün eşinin paylaşımının ekran görüntüsünü alarak, kendi iş yerlerinin sosyal medya hesaplarından paylaştı. Firdevs Yıldırıcı’nın paylaştığı ve yüzü net görünmeyen fotoğrafı fark eden Kıvanç Şensöz, “Neden karımın fotoğrafını paylaşıyorsunuz, emek hırsızısınız” diyerek tepki gösterdi.
TUTUKLANDI
Firdevs Yıldırıcı, tepki sonrası fotoğraftaki kadının yüzünün buzlandığını, kırpıldığını, hata yaptığını belirterek özür diledi. Kıvanç Şensöz, Eşref Yunus Yıldırıcı ile yüz yüze görüşmek istedi ve 12 Ekim’de saat 19.00 sıralarında Kepez ilçesi Altınova Mahallesi’ndeki çiçek deposuna gitti. Bu sırada Şensöz, bir anda yumruk atarak Yıldırıcı’yı yere düşürdü. Yıldırıcı’ya defalarca tekmeleyen Şensöz’ü, dayısı Ali Okur kurtardı. Kısa sürede gelen sağlık ekibi, bilinci kapalı Yıldırıcı’yı Kepez Devlet Hastanesi’ne götürdü. Komaya giren Eşref Yunus Yıldırıcı, bir süre sonra hayatını kaybetti. Gözaltına alınan Kıvanç Şensöz, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanarak cezaevine konuldu.
‘HAKSIZ TAHRİK UYGULANMASIN’
Kıvanç Şensöz hakkında hazırlanan iddianame, Antalya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, Kıvanç Şensöz’ün 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. Savcılık tarafından yapılan incelemelerde, cinayete konu olan fotoğraflarda dekoltenin görünmediği, çiçeklerin ön plana çıkarıldığı ve sosyal medyada paylaşılan görselin herkese açık olarak yayınlandığına kanaat getirildi. Kıvanç Şensöz hakkında ‘haksız tahrik’ hükümlerinin uygulanmamasını talep eden savcılık, sanığın ‘Kasten adam öldürme’ suçundan yargılanmasını istedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kutadgu Bilig Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda sosyal medya, internet ve diğer dijital platformlarda kadına yönelik tehdit, hakaret ve şiddet olaylarının tanımlandığı, bu şiddetle nasıl mücadele edileceğine karşı önemli bilgiler sunan İşletme Fakültesi Öğr. Gör. Şerife Büşra Ümit Işık, Siber Suçlarla Şube Müdürlüğü’nden Polis Memurları Sami Karakaya ve Sevinç Çoban ile Düzce Barosu Avukatı Bahar Yılmaz Temel ve Avukat Şeyma Kardüz konuşmacı olarak yer aldı.
Seminerin ilk konuşmacıları olarak siber suçlarla mücadele ve bu alandaki çalışmalar hakkında detaylı bilgiler sunan Polis Memurları Sami Karakaya ve Sevinç Çoban; kişisel veri nedir, nasıl korunmalıdır sorularını ayrıntılı bir şekilde cevapladı. Bilgi kirliliği, yanlış bilgilerin paylaşılması ile siber zorbalık konuları hakkında da bilgilendirmede bulunan Polis Memurlarımız siber zorbalığa yönelik farkındalık oluşturulmasına ışık tuttu.
“Şikayette bulunun”
Av. Bahar Yılmaz, temel kadın hakları ve mücadele yöntemlerini ele aldığı konuşmasında; anonim hesap tacizinin, tehdit mesajlarının yollanmasının ve kişinin sosyal medya paylaşımlarına sürekli olumsuz yorum yapmanın siber zorbalığa girdiğini açıkladı. Sosyal medyada uygulanan bu şiddetin failleri kendilerinin yakalanamayacağını düşündüğü için korkusuzca davranış sergilediğini de söyleyen Avukat Bahar Yılmaz, başta kadınlar olmak üzere şiddetle karşı karşıya kalan herkesin yetkili birimlere şikayette bulunmasını tavsiye etti.
“Sessiz kalmayın”
Av. Şeyma Kardüz ise; dijital ortamda şiddet ve güvenlik konusunu hukuki boyutlarıyla ele aldı. Hangi suçlara ne gibi cezaların verildiğini açıklayan Kardüz, “Hakaret, şantaj, tehdit, taciz veya özel hayatın gizliliği gibi olaylarla karşı karşıya kalırsanız sessiz kalmayın. Dijital platformlarda işlenilen suç ile gerçek hayattaki suç aynıdır. Günümüzde maalesef çevrim içi taciz videolarıyla şiddete maruz kalınabiliyor. Bu durumlarda Emniyetimiz, Jandarmamız, Savcılığımız ve Düzce Barosu Avukatları olarak her zaman yanınızdayız” ifadelerinde bulundu.
Düzce Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğr. Gör. Şerife Büşra Ümit Işık’ın dijital ortamlarda kadına yönelik işlenen suçları toplumsal ve hukuki açıdan değerlendirdiği konuşmasının ardından program sona erdi. – DÜZCE
Düzce ÜniversitesiEğitimHukukKadınYerel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet Meydanı‘nda düzenlenen törende, Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu.
Burada açıklamada bulunan Türk Kadınlar Birliği Kayseri Şube Başkanı Ayşe Uzunlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirtti.
Kadın milletvekillerinden eşitlik çalışmalarını desteklemelerini beklediklerini aktaran anlatan Uzunlu, şunları kaydetti:
“Kadınların siyasette varlığının gösterilmesi, toplumsal politikanın kadın bakış açısıyla ele alınmasını sağlar. O nedenle birçok zorluğun üstesinden gelerek mecliste yer alan kadın milletvekillerimizden beklentimiz, kadın sorunlarına duyarlı olmaları ve siyasi partisi ne olursa olsun kadının toplumdaki statüsünü yükseltecek şekilde çalışmalar yürütmeleridir.”
Törene, Türk Kadınlar Birliği Kayseri Şubesi üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin kadın kolları katıldı.
Cumhuriyet MeydanıSivil ToplumPolitikakayseriGüncelKadınTörenHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da, velayetini aldığı oğlu U.L.A.’nın (2) adına açtığı sosyal medya kanalında, çektiği kendisine ait uygunsuz görüntüleri izlemek isteyenlere 5 bin lira abonelik ücreti karşılığı satan anne N.K. (23) hakkında Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından inceleme başlatılmasının ardından, Bursa 11’inci Aile Mahkemesi’nce çocuğun velayeti tedbiren baba Serdar A.’ya (27) verildi. Oğlunu almak için polis ve pedagog eşliğinde İstanbulPendik’te yaşayan eski eşinin adresine giden, ancak evde kimseyi bulamayan Serdar A., çocuğunun kaçırıldığına dair Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Nilüfer ilçesinde oturan Serdar A. ile N.K., 2021’de severek evlendi. Çiftin, 8 ay süren evliliğinden 1 erkek çocuk dünyaya geldi. Bir süre sonra şiddetli geçimsizlik yaşayan çift boşanırken, oğulları U.L.A.’nın velayeti ise annesi N.K.’ye verildi. Boşanma davasının ardından Serdar A., Bursa’da kalırken, N.K. ise şu anda 2 yaşında olan oğluyla İstanbul’a yerleşti. Bir süre sonra N.K., iddiaya göre, sosyal medyada oğlu U.L.A. adına kanal açıp, çocuğunu emzirdiği ve kendisine ait çektiği uygunsuz görüntüleri yükleyip, izlemek isteyenlere ise abonelik ücreti olan yaklaşık 5 bin lira karşılığında satmaya başladı.
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Kanalda eski eşinin, çocuğu emzirirken yaptığı çekimleri paylaştığını belirten Serdar A., suç duyurusunda bulunup, oğlunun velayetini almak için dava açtı. DHA muhabirinin telefonla ulaştığı N.K. ise geçimini bu işten kazandığını belirterek, “Gelirimin büyük bölümünü oğluma harcıyorum” diye kendini savundu. N.K. hakkında, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından, ‘5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’ kapsamında inceleme başlatıldı.
DAHA ÖNCE DE ŞİKAYET ETMİŞ
DHA’nın haberinin ardından, Serdar A. ile 9 Kasım’da görüşme yapıldığı ve mayıs ayında babanın şikayeti üzerine, anne ve çocuk İstanbul’da yaşadığı için, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden sosyal inceleme yapılmasının istendiği ve inceleme sonunda Danışmanlık Tedbiri Kararı verildiği kaydedilen açıklamada, bir kez daha inceleme talep edileceği vurgulandı.
DEVLET KORUMASINA ALINIP, 1 HAFTA SONRA ANNESİNE GERİ VERİLDİ
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından başlatılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda, anne yanında kalan U.L.A.’nın bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliğinin tehlikede olduğu, bu nedenle hakkında acil koruma kararı verilmesi gerektiği belirtildi. İstanbul Anadolu Çocuk Mahkemesi tarafından verilen ‘acil koruma’ kararının ardından devlet korumasına alınan çocuk, itirazı üzerine 1 hafta sonra, 27 Kasım’da anneye geri verildi. Bunun üzerine Serdar A. velayetin değiştirilmesi için dava açtı. Bursa 11’inci Aile Mahkemesi, 28 Kasım’da verdiği kararla U.L.A.’nın velayetinin tedbiren babasına verilmesine hükmetti. Oğlunu almak için polis ve pedagog eşliğinde İstanbul Pendik’te yaşayan eski eşinin adresine giden Serdar A., evde kimseyi bulamadı. Eski eşine ve ailesine, cep telefonları kapalı olduğu için ulaşamayan Serdar A., çocuğunun kaçırıldığına dair Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
‘OĞLUMU KAÇIRMIŞ OLABİLİR’
Oğluna 5 gündür ulaşamadığını söyleyen Serdar A., “Oğlumu almaya gittiğimde evinde yoktu. Kendisine de ulaşamıyorum, ailesi de telefonlarımı açmıyor. Oğlumu kaçırmış olabilir, belki de yurt dışına çıktı. Lütfen oğlumu bana verin. Ben onun odasını hazırladım. Ona oyuncaklar aldım. Hatta çocuğumu alsaydım, onunla pikniğe gidecektim. Lütfen neredeyse çıksın çocuğumu bana geri versin” diye konuştu.
DHA muhabirinin telefonla ulaştığı N.K. ise oğluyla birlikte tatile gittiğini ve rahatsız edilmemek için cep telefonunu kapattığını söyledi. Sık sık tatil yaptığını ve eski eşinin de bu durumu bildiğini söyleyen N.K., “Ben 3 gündür İstanbul’dayım. Karardan haberim var ama eski eşim çocuğumuzu almak için beni aramadı” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü çerçevesinde Hitit Üniversitesi Kadın ve Aile Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü işbirliğinde “Kadının Güçlendirilmesi” konulu panel düzenlendi. Hitit Üniversitesi Meslek Yüksekokulları Kampüsü Ethem ErkoçKonferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin açılışında konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Sahit Aydın, ülkemizde kadına yönelik şiddetle etkin mücadele edildiğini ifade ederek, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede ilerleme sağlanabilmesinde yasal düzenlemeler ve kurumsal mekanizmaların yanı sıra konuya ilişkin bilinç ve duyarlılığın artırılması, toplumsal farkındalığın sağlanması da önemlidir. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle tüm kadınlarımızı şiddetten uzak, sağlıklı ve huzurlu bir ömür geçirmeni dileriz” dedi.
Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Kadın ve Aile Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nurcan Baykam da; “Kadın annemiz, eşimiz, kız kardeşimiz ve toplumu şekillendiren en önemli unsurdur. Kadın güvende olmalı ki kadın huzurlu, mutlu olmalı ki yeni nesillere bu huzuru, güveni aktarabilsin ve toplum huzurlu, güvenli olsun. İşte bu anlamda kadına yönelik şiddet aslında sadece fiziksel değil, duygusal ve ekonomik boyutlarıyla da olan, dokunulmazlıkları ihlal eden büyük bir insanlık suçudur. Bu konulara yönelik önlemleri almak, kadının toplumdaki hem ekonomik hem sosyal anlamda yerini daha sağlam zeminlere oturtmak, bireysel olarak kadınlarımızın kendi ayakları üstünde durabilmesini sağlamak ve dolayısıyla bu ihlale karşı da kendini savunabilir ve korunmasını almış olmak en önemli hedeflerimizden olmalı” diye konuştu.
Hitit Üniversitesi olarak bu konuda birçok çalışma, etkinlik, eğitim ve projeler yaptıklarını belirten Baykam, “Böyle bir şiddetle ilgili süreçler sadece ülkemizde değil, tüm dünyada ortadan kalksın ve huzurlu, daha mutlu bir toplum olarak yaşayalım” şeklinde konuştu.
Çorum Vali Yardımcısı Yeliz Mercan ise kadına yönelik şiddetin kadim ve küresel bir sorun olduğunu söyleyerek, “Yalnız şiddet, hepinizin malumu olduğu üzere bir sarmal şeklinde yetişen bir durum, bir süreç. Sadece yasal düzenlemelerle ortadan kaldırılması, son bulması maalesef mümkün değil. Bu anlamda tüm toplumda bir farkındalık, bilinç oluşturmak gerekiyor. Evlerimizde çocuklarımıza, okullarda öğrencilerimize, iş yerinde, hatta kullandığımız dile kadar dikkat etmemiz gereken bir süreç” ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının tüm kurumlarıyla şiddete uğrayan, şiddete uğrama riski olan kadınların her zaman yanında olduğunu ifade eden Mercan, “Ümit ediyoruz ki tüm şiddetin her türlüsü, özellikle kadına dönük şiddetin her türlüsü son bulur. Şiddetsiz bir toplumda yaşarız. Çünkü en temel insan hakkı ihlali” dedi.
Konuşmaların ardından Hitit Üniversitesi Kadın ve Aile Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Menekşe Şahin, Çorum Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Müdürü Şükran Uzun ve Polis Memuru Hatice Palalı tarafından sunumlar yapıldı. – ÇORUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Reşat Karcıoğlu, üniversitenin İdeal Hukuk Kulübü, Hukuk Araştırma ve Kriminoloji ile Ata Psikoloji Kulüplerince Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, kadına şiddetin, topluma ihanet olduğunu söyledi.
Toplumun temelinin aile, ailenin temelin kadın, bugünün kızlarını da yarının kadınları olarak ifade ettiklerini belirten Karcıoğlu, “Temele ihanet edince bina yıkılır, biz temeli oluşturan değer üzerinden hareket edeceğiz. Gelişmiş ülkelerde bile kız çocukları istismar ediliyorsa o zaman toplumu kurtarma adına biz gereğini yapacağız, erkekleri bir okutacağız, kızlarımızı iki okutacağız. Her kademede kızlarımız, kadınlarımız var, önlerini açacağız ve onların istihdamına katkı sağlayacağız.” dedi.
Eğitimin her alanda önemli olduğunu vurgulayan Karcıoğlu, kadınlar için eğitimin çok ciddi değer olduğunu işaret etti.
“Ahlak olursa hukuk kendiliğinden tecelli edecektir”
Bugünün hukuk fakültesi öğrencilerinin yarının hakim, savcı ve avukatları olacaklarını belirten Karcıoğlu, şöyle devam etti:
“Hangi meselenin altını kaşırsanız eğitim çıkıyor. Hukuku biliyoruz, Mecelle’nin özünde de vardır, hukuktan önce Batı’nın bize yutturduğu ‘etik’ dedikleri etiğin öncesinde ahlak vardır. Ahlak olursa hukuk kendiliğinden tecelli edecektir. Öğrencilerimizden umutluyuz ama sizlerden özelikle ahlaki değerlerden taviz vermeden davaları almamız, maddi boyutu ikinci hale getirmenizi bekliyoruz.”
Moderatörlüğünü Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Yasin Kurban’ın yaptığı sempozyumda, akademisyen ve katılımcılar, “Kadın Cinayetlerinin Psikolojik Tahlili”, “Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Şiddetin Psikolojisi”, “Cinsel Şiddet ve Sonuçları”, “Kadın Cinayetlerinin Adli Tıpta İncelenmesi”, “Kadın Cinayetlerinde Medyanın Rolü ve Toplum Psikolojisi”, “Kadın Cinayetlerinde Hukuki Reformalar ve Cezai Yaptırımların Güçlendirilmesi”, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede 6284 Sayılı Kanun’un Önemi” konularında sunum yaptı.
Sempozyuma, Erzurum Baro Başkanı Mesut Öner, akademisyen ve öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖLDÜRÜP KENDİNİ İHBAR ETTİ
Polise ihbarda bulunan Sadık Aras, karısını öldürdüğünü itiraf etti. İhbarın ardından olay yerine gelen polis ekipleri tarafından gözaltına alınan 27 yaşındaki Sadık Aras, Esenyurt Asayiş Büro Amirliği’ne götürüldü.
İFADESİ ORTAYA ÇIKTI
Aras polisteki ilk ifadesinde, “Aldatıldığımı öğrendim. Eşime bunu sordum. Aramızda tartışma çıktı. Bunun üzerine evi terk etmek istedi. Kendimi kaybettim. Kavga sırasında boğarak öldürdüm” dediği öğrenildi.
Esenyurtİstanbul3-sayfaGüncelHukukYaşamPolis
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eğitime yönelik projeler ve çalışmalarla dikkatleri üzerine çekmeye devam eden Canik Belediyesi, ilçedeki kadınlara yönelik Hukuk Okuryazarlığı Eğitimi gerçekleştirdi. İlçedeki kadınların yoğun bir ilgiyle katıldığı eğitim programında hukuk kavramı, insan hakları, hukuki destek ve hakların ihlali durumlarında başvurulması gereken kanun yolları hakkında bilgiler verildi.
KADES uygulaması anlatıldı
Canik Belediyesi Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde gerçekleşen eğitim programa katılan Canikli kadınlara, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile Kadın Destek Uygulaması (KADES) ile ilgili bilgiler aktarıldı. İki oturum şeklinde gerçekleşen eğitim programı çerçevesinde ayrıca kadının toplumdaki yeri ve önemi, doğru aile yapısı, aile içi etkili iletişim konularında katılımcılara uzman isimler tarafından bilgilendirmeler gerçekleştirildi. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
MAHKEME BAŞKANI’NDAN TEPKİ
Daha önce ifadesinde “Bebeği devraldığımda gayet sağlıklıydı. ‘Altı aylık, neden kuvöze alıyoruz, uygun değil’ dendiğinde Doğukan, ‘Günlüğüne 20 bin TL alacağız, işinize bakın’ demişti. Bebeğe kuvözde tutulması için ilaç verildi. Bebek sersemledi, kustu. Ölüm saati bile yanlış girilmişti” diyerek vicdanları sızlatan tutuksuz sanık Gizem Büyükköleş’in sorulan sorulara üst üste “Bilmiyorum” cevabını vermesi, Mahkeme Başkanı’nın tepkisini çekti. Mahkeme Başkanı’nın “Kime sorsak hiçbir şeyden haberi yok. Hemşire ‘doktor biliyor’ diyor, doktor ‘başhekime sorun’ diyor. Ben anlamıyorum, siz bu hastaneleri nasıl böyle yürüttünüz?” sözleri güne damgasını vurdu.
DİKKAT ÇEKEN SÖZLER
MAHKEME BAŞKANI’NDAN TEPKİ
Mahkeme Başkanı: Kime sorsak hiçbir şeyden haberi yok. Hemşire ‘doktor biliyor’ diyor, doktor ‘başhekime sorun’ diyor. Ben anlamıyorum, siz bu hastaneleri nasıl böyle yürüttünüz?

Yenidoğan ÇetesiYenidoğanİstanbul3-sayfaMahkemeGüncelHukukYaşamBebek
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadına yönelik şiddet ve cinayet davalarının ısrarlı takipçisi olan Avukat Sibel Önder, Buca’nın Yiğitler Mahallesi 320 Sokak’ta katledilen Rüya Polat’ın delil yetersizliğinden serbest kalan eşinin 8 yıl sonra müebbet hapis cezası almasını sağladı. Buca Belediyesi de adalet arayışlarına umut olması adına cesur avukatın adını söz konusu sokağa vermek için harekete geçti.
Avukat Sibel Önder ile 320 Sokak’ta bir araya gelen Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, şunları söyledi:
“Sibel Hanım’ın mücadelesinin, adalet arayan herkese umut vermesi için”
“Bu sokakta yıllar önce çok acı bir cinayet işlendi. Sibel Hanım’ın davadaki ısrarlı takibi sayesinde beraat kararı verilen dosya daha sonra tekrar görüldü ve ceza müebbet hapis cezasına çevrildi. Bu kararla o masum kadının ailesinin içi biraz olsun adalet duygusuyla rahatlamış oldu. Avukat Sibel Önder, şiddete uğrayan kadınların hak arayışında yanlarında oluyor. Bugüne kadar birçok davada eşine ya da sevgilisine şiddet uygulayan erkeklerin karşısına dikilerek, mahkemede kadınların lehine kararlar aldırmayı başardı. Baktığı tüm şiddet vakalarında, şiddet uygulayan erkeklerin demir parmaklıklar ardına atılmadan emekli olmayacağını söylüyor. Sibel Hanım’ın mücadelesinin, adalet arayan herkese umut, tüm avukatlarımıza da cesaret vermesi adına bu sokağa ‘Avukat Sibel Önder’ adını vermeyi planlıyoruz. Bu konuyu Buca Belediye Meclisi’mizde gündeme getireceğiz.”
“Katledilmiş tüm kadınlar adına kabul ediyorum”
Avukat Sibel Önder de adının sokağa verilecek olmasının kendisine onur verdiğini belirterek, “Katledilmiş tüm kadınlar adına kabul ediyorum” dedi.
Başkan Duman’ın desteğinin kendisini daha da kamçılayacağını aktaran Önder, “Sizler benim bu kadar arkamda olursanız, bundan sonra mazlumların sesi daha çok duyulur. Bu şekilde çocuklara daha iyi bir hayat verebiliriz, kadınlara daha güvenli bir hayat verebiliriz. Ölünün dili yok ama benim var, demek ki sizin de varmış başkanım. Çok mutlu oldum gerçekten” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜFE ETKİLİ OLDU
Tebliğde, Vergi Usul Kanunu uyarınca yeniden değerleme oranının, yeniden değerleme yapılacak yılın ekim ayında (ekim dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Türkiye İstatistik Kurumunun Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nde meydana gelen ortalama fiyat artış oranı olduğu ve bu oranın Bakanlıkça Resmi Gazete ile ilan edilmesi gerektiği belirtildi.
Bu kapsamda, yeniden değerleme oranının 2024 yılı için yüzde 43,93 olarak belirlendiği kaydedildi. Düzenlemede, bu konuda daha önce yayımlanmış tebliğlerin de yürürlükte bulunduğu bildirildi.
ZAM İÇİN ARTIK YENİ ORAN GEÇERLİ OLACAK
Çeşitli vergi ve harçlarla ilgili kanunlarda, vergi, harç ve ceza tutarlarının her yıl yeniden değerleme oranı kadar artması öngörülüyor.
2024 yılı için belirlenen yüzde 43,93 oranı, özellikle iş dünyasında ve bireysel ödemelerde önemli etkiler yaratacak. Vergi, harç ve cezaların her yıl bu oranla artırılması bekleniyor.
Yeniden değerleme oranı ile trafik cezaları, ehliyet harcı, araç muayene ücreti, pasaport harcı, IMEI kayıt ücreti ve yurt dışı çıkış harcı yeniden belirlendi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yasalara göre, yeniden değerleme oranını yüzde 50 artırma veya yüzde 50 azaltma yetkisi bulunuyor.
Yeniden değerleme oranı 2024 yılında daha önce yüzde 58,46 olarak açıklanmıştı.
2025’TE TRAFİK CEZALARI NE KADAR OLACAK?
Cumhurbaşkanı’nın trafik cezalarını indirme veya artırma yetkisi bulunmuyor. Cumhurbaşkanı, her yıl yeniden değerleme oranında artırılan araç muayene ücretlerini ve cezalarını 5 yılda bir yüzde 20 oranında artırmaya veya eksiltmeye yetkili.
Kırmızı ışıkta geçmenin cezası
2024: 1.506 TL
2025: 2.167 TL
Hatalı park cezası
2024: 691 TL
2025: 994 TL
Hız sınırı aşma (Yüzde 10 ila 30)
2024: 1.506 TL
2025: 2.167 TL
Hız sınırı aşma (Yüzde 50 ve üzeri)
2024: 6.439 TL
2025: 9.267 TL
Alkollü araç kullanma (En düşük)
2024: 6.439 TL
2025: 9.267 TL
Araç kullanırken telefonla konuşma
2024: 1.510 TL
2025: 2.173 TL
2025’TE MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ NE KADAR OLACAK?
2024 en düşük MTV – 3.359 TL
2025 en düşük MTV – 4.834 TL
2025 IMEI KAYIT ÜCRETİ NE KADAR OLACAK?
Yurt dışından getirilen cep telefonlarının IMEI kaydını yaptırmak için ödenecek harç, 31.692 TL’den 45.614 TL’ye yükseldi.
2025 EHLİYET HARÇLARI NE KADAR OLACAK?
Ehliyet Harcı (A sınıfı)
2024: 1.308 TL
2025: 1.882 TL
Ehliyet Harcı (B sınıfı)
2024: 3.945 TL
2025: 5.678 TL
Ayrıca ehliyet alınırken vakıf hizmet bedeli ile değerli kağıt bedeli de ödeniyor.
Vakıf Hizmet Bedeli
2024: 230
2025: 331
Değerli Kağıt Bedeli
2024: 990 TL
2025: 1.425 TL
2025 PASAPORT HARÇLARI NE KADAR OLACAK?
Cumhurbaşkanı’nın indirim yetkisini kullanmaması halinde pasaport harçları şöyle olacak:
– 6 aya kadar: 2.359 TL (Eski tutar: 1.639 TL)
– 1 yıl: 3.448 TL (Eski tutar: 2.396 TL)
– 2 yıl: 5.631 TL (Eski tutar: 3.912 TL)
– 3 yıl: 8.000 TL (Eski tutar: 5.558 TL)
– 3 yıldan fazla: 11.274 TL (Eski tutar: 7.833 TL)
2025 ARAÇ MUAYENE ÜCRETİ NE KADAR OLACAK?
Araç muayene ücreti 1.821 TL’den 2.621 TL’ye yükseldi.
YURT DIŞI ÇIKIŞ HARCI NE KADAR OLACAK?
Yurt dışı çıkış harcı 500 TL’den 719,7 TL’ye yükseldi.

Hazine ve Maliye BakanlığıGelir İdaresi BaşkanlığıEkonomiGüncelFinansHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BELEDİYELERİN ÖDENMEYEN BORÇLARI BÜTÇELERİNDEN KESİLECEK
Yapılan değişiklikle “tüzel kişilik” tanımı eklenerek, il özel idareleri ve belediyelerin şirketleri de kapsama dahil edildi.
Buna göre, tüzel kişilik, “il özel idareleri ve belediyeler ile bunların bağlı kuruluşlarının doğrudan veya dolaylı olarak birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip bulundukları tüzel kişilik” olarak tanımlandı.
Böylece bu tüzel kişiliklerin, vergi ve SGK borçları için de ilgili mahalli idare payından kesinti yapılabilecek.
Ayrıca, karara ekli listede yer alan kurumlar güncellendi.
Önceki durumda mahalli idareler ile bunların bağlı kuruluşlarının vergi ve SGK borçları “İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun” kapsamında genel bütçe vergi gelirlerinden aldıkları paylardan alınabiliyordu.
İdarelere ait şirketlerin borçları Bakanlar Kurulu kararıyla kapsam dışında bırakılmıştı.

PolitikaEkonomiGüncelHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Yunus Timlerinden oluşan 15 ekip ile Pınarbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin katılımıyla kaçakçılara yönelik “huzur” operasyonu düzenlendi. Ekipler tarafından yapılan çalışmalarda; 155 şahıs ve 110 araç sorgulanırken; 79 bin 300 adet makaron, 1 adet ruhsatsız tabanca, 6 adet kaçak cep telefonu ve 47 adet çeşitli markalarda kaçak cep telefonu aksesuarı ele geçirildi.
Ekipler tarafından yapılan çalışmalarda; S.A. (49), N.Y. (47) ve F.D. (46) yakalandı. Yakalanan 3 şahıs hakkında “kaçakçılık” suçundan işlem başlatıldı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, 19 Kasım 2024 tarihinde Büyük Bölcek Mahallesi Polis Lojmanları önünde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, polis lojmanlarında koruma görevlisi olan polis memuru G.Ö., görev başında bahçedeki güvenlik kulübesinde tabancasını temizlemek istedi. Temizlediği esnada polis memurunun dikkatsizliği sonucu tabanca aniden ateş alırken, tabancadan çıkan kurşun sokakta oynayan 8 yaşındaki E.C.D. isimli çocuğa isabet etti. Ağır yaralanan çocuk ihbar üzerine olay yerine gelen 112 Acil Yardım ekiplerince ilk müdahalesi olay yerinde yapıldıktan sonra ambulansla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisine kaldırıldı. Gözaltına alınan polis memuru sağlık kontrolü için hastaneye götürülürken, burada yapılan tetkiklerde alkollü olduğu belirlendi. İl Emniyet Müdürlüğünün inceleme yaptığı, Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının da tahkikat başlattığı olayla ilgili polis memuru açığa alındı. – AKSARAY
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van İl Jandarma Komutanlığı’na bağlı Muradiye İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, göçmen kaçakçılığı ile mücadele çalışmaları aralıksız devam ediyor. Bu çalışmalar çerçevesinde devriye faaliyeti esnasında şüphe üzerine durdurulan otomobilde arama yapıldı. Yapılan aramada otomobil içerisinde ülkeye yasadışı yollarla giren 5 düzensiz göçmen yakalandı. Muradiye Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla göçmen kaçakçılığı şüphesiyle gözaltına alınan şüpheli M.Y.K. Muradiye Sulh Ceza Hakimliğince tutuklandı. – VAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İstanbul’da bebekleri anlaşmalı oldukları hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi’nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı dava yarın 09.30’a ertelendi.
İstanbul’da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi yöneticisi ve üyesi 22’si tutuklu toplam 47 sanığın yargılandığı duruşmanın dördüncü günü tamamlandı. Duruşma yarın saat 09.30’da 5. oturumu ile devam edecek. Yarın görülecek olan oturumda sanık savunmalarının alınmasına devam edileceği öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ – Kayseri’de polis ekipleri tarafından kaçakçılara yönelik yapılan “huzur” operasyonunda; 115 şahıs ve 110 araç sorgulanırken, aramalarda 79 bin 300 makaron ele geçirildi.
Edinilen bilgiye göre, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Yunus Timlerinden oluşan 15 ekip ile Pınarbaşı İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin katılımıyla kaçakçılara yönelik “huzur” operasyonu düzenlendi. Ekipler tarafından yapılan çalışmalarda; 155 şahıs ve 110 araç sorgulanırken; 79 bin 300 adet makaron, 1 adet ruhsatsız tabanca, 6 adet kaçak cep telefonu ve 47 adet çeşitli markalarda kaçak cep telefonu aksesuarı ele geçirildi.
Ekipler tarafından yapılan çalışmalarda; S.A. ve F.D. yakalandı. Yakalanan 3 şahıs hakkında “kaçakçılık” suçundan işlem başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN – Aydın’ın İncirliova ilçesinde polis ekipleri tarafından şüphe üzerine durdurulan minibüs içerisinde 32 düzensiz göçmen ve araç sürücüsü şahıs yakalandı.
Edinilen bilgiye göre, İzmir’den aldığı 32 düzensiz göçmeni minibüs ile Aydın’ın Didim ilçesine götürmeye çalışan sürücü B.G. (34), Germencik gişelerinde çıkışı kaçırınca Aydın gişelerinden otobandan çıkış yaptı. İkiz plaka kullanan minibüs HTS’ye takıldı. Polis, şüpheli aracı yakalamak için harekete geçti. İncirliova İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, ilçenin girişinde aracı durdurdu. Araç içerisindeki 32 düzensiz göçmen ve bir suç kaydı bulunan sürücü B.G. yakalandı. Araçta yapılan aramada 11 can yeleği, 1 sahte plaka ele geçirildi.
Gözaltına alınan sürücü emniyetteki ifadesinin ardından adliyeye sevk edilirken, düzensiz göçmenler ise emniyetteki işlemlerinin ardından Aydın İl Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezi’ne teslim edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, ” Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Gazze’deki soykırımın sorumlularından Netanyahu ve Galant hakkında verdiği yakalama kararı, tarihi öneme sahip bir adımdır. Uluslararası Adalet Divanı’nın kararından sonra, bu kararla dokunulamaz zannedilen İsrail’e dokunulmuştur” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Gazze’deki soykırımın sorumlularından Netanyahu ve Galant hakkında verdiği yakalama kararı, tarihi öneme sahip bir adımdır. Uluslararası Adalet Divanı’nın kararından sonra, bu kararla dokunulamaz zannedilen İsrail’e dokunulmuştur. Bu karar, ‘insanlık cephesinin’ masum ve mazlum Filistin halkına verdiği desteğin sonucudur. Vicdan ve adalet kazanacak, zulüm ve barbarlık kaybedecektir. Yakalama kararı, insanlığın geleceği adına ümit verici olduğu kadar Netanyahu ve çetesinin üzerindeki koruma kalkanının kalkacağının da habercisidir. Ayrıca, Uluslararası Adalet Divanı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyana kadar, soykırımcı apartheid uygulamaları nedeniyle İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınması, uluslararası toplum tarafından gündeme getirilmesi gereken acil bir konudur” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Beyoğlu’nda 23 Eylül 2024’de evine gitmek üzere sokakta yürüyen İ. A.’nın (25) önünü kesip genç kızı yere düşürüp üzerine çıkmak suretiyle taciz eden Semir Tarhan (31) ve Ömer Konu’nun (27) yargılanmasına İstanbul 49. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Tutuklu sanık Ömer Konu, sanık avukatları ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlı adına bir avukatın hazır bulunduğu duruşmaya diğer tutuklu sanık Semir Tarhan, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı.
Mahkeme hakimi, sanık Tarhan’a “Senden yardım mı istedi ki yanaştın?” diye sordu
Duruşmada savunma yapan Semir Tarhan, müşteki İ.A.’yı daha önceden tanımadığını belirterek, “Arkadaşın yanına kötü bir niyetle yanaşmadım, akrabam Ömer ile olay günü bir gece kulübünde alkol alıp dışarı çıkmıştık. Ben yardım amaçlı yanaşmıştım.” dedi. Hakim, Tarhan’a “Senden yardım mı istedi ki yanaştın? Sana bir adres mi sordu veya bir eşya falan mı taşıyordu?” diye sorunca sanık, “Benim dengem kaymıştı, dengemi kaybederken ondan tutunmuş bulundum ve yere düştük. Müştekiye cinsel amaçlı sarılmadım. Onca insanın içerisinde cinsel istismarda bulunacak değilim. Ayrıca öpme yoktur, ben öpmedim ve pişmanım.” şeklinde konuştu.
“2 yaşında bir kız çocuğum var. Namusum ve şerefim üzerine yanaşmadım”
Diğer sanık Ömer Konu ise savunmasında, İstanbul’da kimseyi tanımadığından dolayı Semir ile buluştuğunu söyleyerek, “Olay günü ilk defa Taksim’e gideceğim için heyecanlıydım. Gece kulübünde alkol alıp dışarı çıktık ve bir midyeciye gittik. Midyecideyken müşteki İ.A. geldi ve ‘bana da ısmarlar mısınız’ dedi. Ben tek kelime etmedim, sadece midyeciye ‘ağabey ver yesin’ dedim. Sonra Semir ile muhabbet etmeye başladılar. Ben de önden yürüdüm. Arkamı döndüğümde ikisinin sohbet ede ede bana doğru geldiğini gördüm. Köşeye geçtiklerini ve yere düştüklerini gördüm. Ben herhangi bir cinsel niyetle yanaşmadım, 2 yaşında bir kız çocuğum var. Namusum ve şerefim üzerine yanaşmadım” dedi.
İ.A. şikayetçi olmadı
Mahkemede müşteki İ. A.’nın yazılı ifadesi okundu. İ.A. ifadesinde, sanık Ömer Konu’nun kendisine bir şeyler söylediğini ancak hatırlamadığını, kendisini köşeye sıkıştırdığını, bırakmayıp kavradığını ve yere düştükten sonra hala üstünden kalkmaması üzerine çevredekilerin müdahale ettiğini belirtti. Ayrıca olayı ailesinin öğrenmesini istemediğini belirterek sanıklardan şikayetçiyi olmadığı ifade edildi.
Savcı: “Şerefim üstüne dokunmadım dedin ama dokunmuşsun”
Duruşmada olay anına ilişkin güvenlik kamera görüntüsü izletildi. Bunun üzerine söz alan duruşma savcısı, sanık Konu’ya dönerek “Görüntüde kıza dokunuyorsun, kolundan çekiyorsun. Diğeri köşeye sıkıştırıyor sen de onu izliyorsun. Biraz önce hatırlamıyorum demedin, namusum ve şerefim üstüne dokunmadım dedin ama dokunmuşsun.” dedi. Sanık Konu ise “Ben normalde gerçekten böyle bir insan değilim, işimde ve gücümde bir insanım. Bir şansı daha hak etmiyor muyum? Gerçekten hatırlamıyorum.” diye cevap verdi.
Dosya ağır cezaya gönderildi
Kararını açıklayan mahkeme, sanıkların mağdura karşı cebir kullanarak cinsel saldırıda bulunduklarını ve eylemlerinin kendi rızasıyla değil, çevredekilerin müdahalesi ile son bulmasını dikkate alarak ‘nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarının oluştuğunu belirtti. Bu gerekçeyle mahkeme, dava hakkında görevsizlik kararı vererek dosyanın nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine, ayrıca sanıkların tutukluluğunun devamına karar verdi.
İddianamede şüpheliler Ömer Konu ile Semir Tarhan’ın beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ‘basit cinsel saldırı’ suçlarından toplamda 10’ar yıl 6’şar aydan 30’ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyordu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de tartıştığı eski eşini cadde ortasında darbeden O.Ö. (36), tutuklandı.
Olay, dün saat 20.00 sıralarında Kocasinan ilçesi Sahabiye Mahallesi Sivas Bulvarı’nda meydana geldi. İsmi öğrenilemeyen kadın ile eski eşi O.Ö., caddede karşılaşınca tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine O.Ö., eski eşine tekme atarak darbetti. Kadın çığlık atarken, bir iş yerinin motokuryeleri şüpheliye müdahale etti. Çevredekilerin ihbarı ile olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Kaçan O.Ö., polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Zonguldak İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince, Çaycuma ilçesinde adli makamlardan alınan arama kararına istinaden 2 iş yerine operasyon düzenlendi. Yapılan aramada; 589 paket halinde 66 bin 200 gram kıyılmış tütün, 22 bin 850 gram kıyılmış açık tütün, 730 adet içi tütün doldurulmuş makaron, 141 bin 669 adet boş makaron, 30 bin 490 adet filtreli ağızlık, 647 paket sigara sarma kağıdı, 141 adet puro, 19 bin 575 gram nargile tütünü, 602 adet sipsi, 25 adet elektronik sigara kiti, 9 adet cinsel içerikli macun, 3 adet elektronik terazi, 1 adet tütün doldurma aparatı ele geçirildi.
Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda, iki şüpheli ifadesi alınarak serbest bırakıldı. – ZONGULDAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van Valiliğinden yapılan açıklamada, İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin sosyal medya üzerinden dolandırıcılık olaylarına yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürdüğü belirtildi. Açıklamada, “Son olarak, İpekyolu ilçesinde yaşanan bir olayda, bir vatandaşın 26 bin TL dolandırılması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında önemli bir başarıya imza atıldı. 4 Mayıs 2024 tarihinde O.B. isimli vatandaş, sosyal medya platformu Facebook üzerinden beyaz eşya almak istediği şahsın hesabına 26 bin TL göndererek dolandırılmıştır. Van Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda başlatılan titiz çalışmalar sonucunda, 13 Kasım 2024 tarihinde Mersin ve Gaziantep’te eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 4 şüpheli gözaltına alındı, biri tutuklanırken 3’ü adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı” denildi. – VAN
DolandırıcılıkSosyal MedyaOperasyonTeknolojiGüvenlik3-sayfaEkonomiFinansHukukMedyavan
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SOSYAL MEDYADAN ONAYLADI
Trump, Truth Social platformunda kendisine yöneltilen “Trump yönetimi ulusal acil durum ilan etmeye hazırlanıyor ve kitlesel sınır dışı etme programıyla Biden’ın işgalini geri çevirmek için askeri varlıkları kullanacak” iddiasına “Doğru” yanıtını verdi.
TARİHİ YASAYI KULLANACAK
2024 Başkanlık Seçimleri kampanyasında Trump, 18. yüzyıldan kalma “Yabancı Düşmanlar Yasası”nı kullanacağını açıklamıştı. Bu yasa, ABD ile savaş halindeki ülkelerden gelen 14 yaş üstü kişilerin gözaltına alınarak sınır dışı edilmesine olanak sağlıyor.
SORU İŞARETLERİ VAR
Savunma Bakanlığı, halihazırda Ulusal Muhafızlar aracılığıyla sınır güvenliğini destekliyor. Ancak Trump’ın planladığı kitlesel sınır dışı operasyonunun yasal, lojistik ve bütçesel kısıtlamaları hakkında belirsizlikler sürüyor.

Donald TrumpPolitikaGüncelHukukDünya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KÜTAHYA – Kütahya’nın Domaniç ilçesinde duvarlarında çatlaklar bulunan ve su sızıntısı olduğu tespit edilen tarihi Sultan Alaaddin Camii yakıldı. Minare yıkım sürecinde özel koruma altına alınırken, caminin yeniden yapım çalışmaları ise önümüzdeki günlerde başlayacak.
2016 yılında yapılan yapı denetim testleri sonrasında, duvarlarda oluşan çatlaklar ve su sızıntısı olduğu tespit edilen tarihi Sultan Alaaddin Camii için yıkım kararı alındı. Aradan geçen 8 yılın ardından caminin yıkım süreci başlatıldı.
Deprem riskine karşı alınan yıkım kararıyla birlikte, caminin yeniden inşası için de çalışmalar başlatıldı. Tarihi minare ise yıkım sürecinde özel koruma altına alındı.
Yapılış tarihi tam olarak bilinmen Sultan Alaaddin Camii, 1837 yılında Sultan Alaaddin Vakfı tarafından inşa edildiği için bu ismi taşıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatay’da polis ekiplerinin durdurduğu iki kamyonette Suriyeli 13 kaçak göçmen yakalandı.
İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığı suçlarına yönelik yapılan operasyonlar kapsamında Antakya- Belen kara yolunda şüphe üzerine iki kamyoneti durdurdu. Kamyonette arama yapan ekipler, Suriye uyruklu 13 kaçak göçmeni yakaladı. Ekipler, organizatör oldukları belirlenen F.U., C.O., H.İ.Y. ile C.U.’yu da gözaltına aldı. Kaçak göçmenler, sınır dışı işlemleri için İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Gözaltındaki şüpheliler ise emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede tutuklandı.
HaberFerhat DERVİŞOĞLU – KameraHATAY,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Ankara’da eşini beylik tabancısıyla öldürdükten sonra aynı silahla intihar eden polisin komşusu: “Önce eşinin başına ateş etmiş, sonrada kendisine sıkmış. Kavga ettiklerinde daha önce hiç denk gelmedim” dedi.
Olay, dün akşam 21: 00 sıralarında Altındağ ilçesi Baraj Mahallesi’nde yer alan polis lojmanlarında meydana geldi. Alınan bilgilere göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü Hassas Bölgeleri Koruma Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru K.K., bilinmeyen bir nedenden dolayı eşi Ş.K.’yı beylik tabancasıyla vurarak öldürdü. Ardından aynı silahla intihara kalkışan K.K., ağır yaralı halde hastaneye kaldırdı. Müdahalelere rağmen kurtarılamayan K.K. ile öldürdüğü eşinin cenazeleri Adli Tıp Kurumuna götürüldü. Olayla ilgili inceleme ve soruşturmanın devam ettiği öğrenildi.
“Önce eşinin başına ateş etmiş, sonrada kendisine sıkmış”
Olayla ilgili konuşan komşu Süreyya Baran: “Akşam saatleriydi. Polis araçları ve ambulanslar geçmeye başladı. Çok kalabalıktı. Ambulans birisini götürüyordu. Ekipler uzun süre içeride kaldı. Ölen kadını da götürdüler. Saldırgan önce eşinin başına ateş etmiş, sonrada kendisine sıkmış. Kavga ettiklerinde daha önce hiç denk gelmedim. Muhtemelen ilk kez oldu”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ŞANLIURFA – Şanlıurfa’da Milli İstihbarat Teşkilatı ve jandarmanın ortak operasyonuyla 1’i yabancı uyruklu 9 insan kaçakçısı organizatör yakalandı.
MİT Şanlıurfa’da önemli bir operasyona imza attı. Gerçekleştirilen planlı istihbarat faaliyeti çerçevesinde aralarında PKK, DEAŞ gibi terör örgütleri ile bağlantılı şahısların da bulunduğu 187 kişinin kaçak yollarla Suriye’den Türkiye’ye geçeceği bilgisine ulaşıldı. Yapılan istihbari çalışmalar sonucu 187 kişinin kaçak yollarla Türkiye’ye geçişini sağlayan 9 insan kaçakçısı, MİT, Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı ve Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen ortak operasyonla gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahısların üzerinden silah, tüfek, mühimmat, birçok telefon ve bilgisayar ele geçirildi.
Adliyeye sevk edilen 8 zanlıdan 4’ü çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklandı. Suriyeli şüpheli ise sınır dışı edilmek için Şanlıurfa İl Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kanuna göre, elektronik ortamda açık artırma suretiyle satışta teklifler arasındaki fark, satışa çıkarılan malın muhammen kıymetinin binde beşinden ve her halde 1000 Türk lirasından az olamayacak.
İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtay’ın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Avukatlık Kanunu’nda değişikliğe gidilecek. Buna göre, adli yardım ödeneğinin barolar arasındaki dağıtımında, birden fazla baronun bulunduğu illerde, her 5 bin nüfus için tespit edilecek toplam puanın yüzde 30’u o ilde bulunan barolar arasında eşit olarak, kalanı ise o ilde levhaya kayıtlı toplam avukat sayısına bölündükten sonra elde edilen rakamın her baronun üye sayısına çarpımı sonucu elde edilecek puana göre dağıtılacak.
Yeni sınav konuları
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı’nda soru sorulacak alanlar arasına “milletlerarası hukuk”, “milletlerarası özel hukuk”, “genel kamu hukuku ve sosyal güvenlik hukuku” eklenecek. İhtiyaç duyulması halinde bu alanlara, yönetmelikle yeni hukuk alanları eklenebilecek.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı ve İdari Yargı Ön Sınavı’nda soru sayısı 100’den 120’ye çıkarılacak. Sınavlara yeni alanların eklenmesi ve sınavların yapılma şekli ile sınavlara ilişkin diğer hususlar Hakimler ve Savcılar Kurulu, YÖK, ÖSYM, Türkiye Barolar Birliği ve Türkiye Noterler Birliğinin görüşü alınarak Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenecek.
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin 7’nci maddesindeki parasal sınırlar; her yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında, takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak uygulanacak. Tek hakimle çözümlenecek davaların belirlenmesinde dava tarihindeki, miktar artırımı yapılan hallerde ise artırımın yapıldığı tarihteki parasal sınır esas alınacak.
Hakimler ve Savcılar Kanunu’ndaki değişiklikle adalet müfettişlerinin görev ve yetkileri belirlenecek.
Yediemin otoparklarında sahipsiz araçların satışı
Karayolları Trafik Kanunu’ndaki değişiklikle buluntu olması nedeniyle veya kanun hükümleri gereğince trafikten men edilerek alıkonulan ve sahipleri tarafından 6 ay içinde teslim alınmayan veya aranmayan yediemin otoparklarındaki araçların satış usulü yeniden belirleniyor. Bu durumdaki araçların sicilinde bulunan satılamaz, devredilemez, haciz, ihtiyati haciz, rehin gibi şerhler için ilgili kurumlara, bu araçların satılacağı hususu bildirilecek ve satış işlemlerine başlanacak; araçların üzerinde bulunan tüm şerhler ayrıca bir işleme gerek olmaksızın, satış tarihinden itibaren kalkmış sayılacak varsa tescil kayıtları buna göre düzeltilecek.
Satış kapsamında dosyaya ödenen tutardan; sırasıyla muhafaza ve satış için yapılan giderler, aracın tanıtımına yarayan numaraların tespitine ve tamamlanmasına dair giderler ve vergi, resim veya harç gibi malın aynından kaynaklanan alacaklar ödendikten sonra kalan tutarın tüm alacaklıların alacağını karşılaması halinde hak sahiplerine Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde dağıtılacak ve bakiye bir tutar bulunması halinde bu tutar, muhafaza edilecek; kamu bankalarında nemalandırılacak ve satıldığı tarihten itibaren 5 yıl içinde müracaat halinde nemalarıyla birlikte hak sahiplerine ödenecek. 5 yıl içinde herhangi bir müracaatın olmaması halinde söz konusu bedeller Hazine’ye irat kaydedilecek.
Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödeme kapsamına alınacak.
Soybağı reddi davası
Koca, ana veya çocuk, soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilecek. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılacak. Ana doğumdan, çocuk ise ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde dava açmak zorunda olacak.
Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına, birlikte evlat edinmede ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları, tek başına evlat edinmede ise ana veya baba adı olarak evlat edinenin adı yazılacak. Evlat edinilen diğer kişiler hakkında, talepleri halinde bu hüküm uygulanacak.
Hakaret suçu ve uzlaştırma
Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikayet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 2 yılı geçemeyecek.
Sesli, yazılı veya görüntülü iletiyle hakaret suçu, uzlaştırma kapsamından çıkarılarak ön ödeme kapsamına alınacak.
Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren 7 gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılacak.
Uzlaşmanın sağlanması halinde uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacak.
Uzlaştırmacı olmak için hukuk mezunu olma şartı getirilecek. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden görevlendirilecek.
Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini defaten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verecek. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde durma kararı verilecek. Durma süresince zaman aşımı işlemeyecek. Uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkemece yargılamaya kaldığı yerden devam edilecek.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki parasal sınırlarla ilgili düzenlemeye göre, parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacak. Bu şekilde belirlenen sınırların 1000 lirayı aşmayan kısımları dikkate alınmayacak.
İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmayacak, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınacak.
Arabuluculuk
Arabuluculuk konusunda, anlaşma belgesinin taraflarından biri, icra edilebilirlik şerhi verilmesinden sonra tapu müdürlüğünden tescil talebinde bulunabilecek. Tapu müdürlüğünce taşınmaza ilişkin mevzuatta öngörülen gerekli inceleme ve değerlendirme yapıldıktan sonra resmi senet düzenlenmeksizin tescil talebi yerine getirilecek. Ayrıca taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilecek ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulacak. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenen vekalet ücretinin yarısına hükmedilecek.
Arabuluculuk eğitimini tamamlayan ve mesleğinde 20 yıl kıdeme sahip olanlar, yazılı sınava girmeden arabuluculuk siciline kayıt olabilecek.
Kanunun, 21’inci maddesi 29 Haziran 2024, 23’üncü maddesi 12 Eylül 2024 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer hükümler ise Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kaçakçılıkla mücadele kapsamında, kentte “kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma” suçunu işlediği gerekçesiyle 1 şüpheliyi takibe aldı.
Şüphelinin adresine ekiplerce yapılan operasyonda, 508 kaçak botoks ilacı ele geçirildi.
Olayla ilgili 1 şüpheli gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAHRAMANMARAŞ Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Tiyekli, yeni doğan çetesi soruşturmasının genişletilmesi gerektiğini belirtti. Deprem soruşturmalarını örnek gösteren Tiyekli, ” Kahramanmaraş’ta bir deprem oldu, inşaat şirketlerinin sahipleri o yıkılan binalardaki kusur nedeniyle tutuklandı. Niye bu hastane sahiplerine soruşturma yapılmıyor” dedi.
Kahramanmaraş Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Tiyekli, oda yönetimiyle birlikte basın toplantısı düzenledi. Yeni doğan çetesinin ortaya çıkması ve yürütülen soruşturmayı değerlendiren Tiyekli, olayın Türkiye’nin en büyük sağlık skandallarından biri olduğunu söyledi.
Yeni doğan çetesinin her yönüyle soruşturulması gerektiğini kaydeden Lütfi Tiyekli, “Yasak olmasına rağmen hastanelerin yoğun bakımlarını kiralıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin mevzuatının hiçbir yerinde hastanelerin yoğun bakım kiralanması diye bir mevzuat yok. Ama buna rağmen göz yumuluyor. İstanbulİl Sağlık Müdürlüğü tarafından buna göz yumuluyor veya görmezden geliniyor ve bu kişiler bütün kirli yolları kullanarak, çeşitli insanları satın alarak bu yoğun bakımları çalıştırmaya çalışıyorlar. Tabii amaç para kazanmak olduğu için de bu servislerde yetkin olan kişiler çalıştırılmıyor. Bu çete elemanları parayı düşündükleri için bu buldukları herkesi buralarda çalıştırmışlar ve sonuçta maalesef acı olarak yaşandı. Tabii bu olay belki savcımız tehdit edilmese ortaya bile çıkmayacaktı. Ama şu an ortaya çıktı, iyi ki de ortaya çıktı” diye konuştu.
Kahramanmaraş Tabip Odası olarak soruşturmanın sonunu nereye giderse gitsin, kime dayanırsa dayanırsın devam etmesinden yana olduklarını belirten Tiyekli, “Burada suçu olan kim varsa mutlaka yargılanması gerektiğini istiyoruz ve bu olayların çok iyi incelenmesini istiyoruz. Biliyorsunuz Kahramanmaraş’ta bir deprem oldu, inşaat şirketlerinin sahipleri o yıkılan binalardaki kusur nedeniyle tutuklandı. Şu anda bir kısmı da cezaevinde. Bu hastanelerde de canlarımız, çocuklar vefat etti. Peki bu şirket sahiplerinin sorunu yok mu? Aynı sorumluluk değil mi? Onlar da bilinçte bilinçli taksirle ölüme sebep oldu hastanelerde bilinçli taksirle ölüme sebep oldu. Niye bu hastane sahiplerine, kim olursa olsun soruşturma yapılmıyor? Biz bu soruşturmanın sonu ucu nereye giderse gitsin yapılması taraftarıyız. Bu işin mali boyutu da ele alınmalı. Kamunun uğradığı zarar bu hastane şirketlerinden tahsil edilmeli” dedi.
‘HASTANELERİN BÜTÜN İŞLEMLERİ DİDİK DİDİK EDİLMELİ’
Tiyekli, özel hastanelerin yeterince denetlenmediğini öne sürerek, şunları söyledi:
“Eğer bir kurum denetlenmiyorsa, yoğun bakımları kiraya veriliyorsa o hastanenin diğer birimlerine de bakmak lazım. Şimdi diğer birimlerini kim istetiyor bunların? Sadece yeni doğanla mı kayıtlı? Belki erişkin yoğun bakımda, yaşlı bakımlarda bunlarda yapılı. Bunları bilemiyoruz. Az önce de söyledim, yeni doğan yoğun bakım bir savcının tehdit edilmesiyle ortaya çıktı. Yoksa bizim belki bundan haberimiz bile olmayacaktı. Bu yüzden bu soruşturmalar yeni doğan soruşturması baz alınarak genişletilmeli ve ucu nereye giderse gitsin yapılmalı. O hastanelerin bütün işlemleri didik didik edilmeli. Bugün vatandaşın aldığı ilacı didik didik inceleyen, ‘Siz bu ilacı aldınız mı?’ diye telefon eden SGK oralara gidip ‘Siz bu işlemleri yaptınız mı?’ diye tek tek hesap sorulmalı. Yani orada eğer bu iş yeni doğanda yapıldıysa başka servislerde başka şekilde yapılmadığını kim garanti edebilir? Orada bir hırsızlık varsa bu hırsızlığın devamı olması da çok muhtemeldir.”
Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Martı’nın, e-ulaşım lisansı ile ilgili açtığı dava sonuçlandı. İstanbul 7’nci İdare Mahkemesi, davaya ilişkin kararında İBB’nin e-ulaşım lisansı şartlarını sağlamış olmasına rağmen lisans vermekten kaçınamayacağına hükmetti. Martı kurucusu Oğuz Alper Öktem, “Martı TAG artık lisanslı şekilde e ulaşım hizmeti verecek, hayırlı olsun” dedi.
Martı, e-ulaşım lisansı ile ilgili 1 yıl önce dava açmıştı. Dava sonucunda ‘Martı’ya lisans verilmiş kabul edilmesi’ mahkemece karara bağlandı.
Dava sonucunu duyuran Martı kurucusu Oğuz Alper Öktem, “Saraçhane’de Martı’nın yüzüne kapanan kapılar mahkemede açıldı. İBB’nin 1 yıl boyunca sebepsiz yere bize vermediği e- Ulaşım Lisansı için dava açmıştık. İstanbul 7. İdare Mahkemesi ‘İBB’nin Martı’ya lisans vermemesi hukuka aykırıdır” dedi, Martı TAG artık lisanslı şekilde e ulaşım hizmeti verecek, hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Martı’dan yapılan açıklamaya göre, İstanbul 7. İdare Mahkemesi, davaya ilişkin kararında İBB’nin keyfi davranamayacağına ve e-ulaşım lisansının şartlarını sağlamış olmasına rağmen lisans vermekten kaçınamayacağına hükmetti. Dava sonucunda “Martı’ya lisans verilmiş kabul edilmesi” mahkemece karara bağlandı.
Dava sonucunu “Müjde, kazandık” başlığıyla duyuran Martı kurucusu Oğuz Alper Öktem, “Saraçhane’de Martı’nın yüzüne kapanan kapılar mahkemede açıldı. İBB’nin 1 yıl boyunca sebepsiz yere bize vermediği e- Ulaşım Lisansı için dava açmıştık. İstanbul 7. İdare Mahkemesi “İBB’nin Martı’ya lisans vermemesi hukuka aykırıdır. Martı TAG artık lisanslı şekilde e-ulaşım hizmeti verecek, hayırlı olsun” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırşehir İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda, ehliyet sınavında kopya çekmek amacıyla kullanılan çeşitli cihazlar ele geçirildi. Sınava giren H.B.’nin üst aramasında internet üzerinden bağlantı kurabilen 1 mobil WiFi cihazı, 1 casus kulaklık, 1 düğme şeklinde gizlenmiş kamera ve sim kart entegre edilmiş kredi kartı görünümünde bir cihaz bulundu. Söz konusu düzeneklerin sınav sırasında kopya çekmeye yönelik olarak özel olarak hazırlandığı belirtildi. H.B. hakkında ‘Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun’a göre adli işlem başlatıldı. – KIRŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bahçelievler Kongre ve Nikah Sarayı’nda yapılan programın başkanlığını TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul MilletvekiliCüneyt Yüksel yaptı.
Yüksel, burada yaptığı konuşmada, cezasızlık algısını ortadan kaldırmak, toplumun güvenlik ve adalet konusundaki kaygılarını gidermek için gerekli değişiklikler yapılacağını söyledi.
Özellikle toplum güvenliğini bozan ruhsatsız silah taşıma ile trafik güvenliğini ihlal gibi bazı suçların tutuklama sebepleri olarak katalog suçlara ilave edilmesini değerlendirdiklerini belirten Yüksel, “Denetimli serbestlik uygulamalarıyla ortaya çıkan 2 yılın altındaki suçlar bakımından suçluların cezaevinde yatarının olmamasına ilişkin eleştiriler doğrultusunda yapacağımız düzenlemelerle 2 yılın altındaki suçlar bakımından da cezaevine girilmesinin hayata geçirilmesi değerlendiriliyor. Belirli suçlarda infaz hükümlerinin alınan cezanın yüzde 10 gibi kısmını cezaevinde geçirdikten sonra işlemeye başlamasıyla bunun çözüme kavuşturulmasını değerlendirmekteyiz.” diye konuştu.
” Türkiye Yüzyılı’nın anahtarı adalettir”
Yüksel, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerinin daha da geliştirilmesinin, demokratik anlayışın güçlendirilmesinin, insan onuruna dayanan bir anayasal düzenin yerleşmesinin, hak ve özgürlükler alanında bugüne kadar kaydedilen ilerlemelerin de kalıcı hale getirilmesinin ancak yeni bir anayasayla mümkün olduğuna dikkati çekerek “Türkiye Yüzyılı’nın anahtarı adalettir ve bu adaletin anahtarı da inanıyorum ki insan haklarına dayanan sivil, demokratik ve özgürlükçü yeni anayasa olacaktır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye olarak adaleti sadece vatan topraklarında değil tüm cihanda tesis etmek için uğraştıklarını vurgulayan Yüksel, Filistin’de, Gazze’de ve Lübnan’da yaşanan acıların insanlık ailesinin bir yarası olduğunu dile getirdi.
Yüksel, “İnsan hakları ve adalet mücadelesi yalnızca bir halkın mücadelesi değil hepimizin mücadelesidir. Tarihin hiçbir döneminde zulüm hiçbir zaman payidar olmamıştır. Bize küresel adalet mücadelemizi sürdürmek düşüyor. Bu adaletsizliklerin bir gün sona ereceğine inanıyoruz.” dedi.
Kamuoyunda 9. Yargı Paketi olarak bilinen “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne de değinen Yüksel, daha etkin yargılanmaların yapılması, daha kısa sürede tamamlanması, güven sağlayan adalet anlayışının toplumda oluşması için bütün gereken çalışmaların bundan sonra da yapılmaya devam edeceğini bildirdi.
“Sözüm Mecliste” programı farklı konu başlıklarıyla da yapılabilir
AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ise katılımcı demokrasi anlayışı bağlamında Meclis temsilcileriyle İstanbul’daki dernek, sivil toplum kuruluşları ile medya temsilcilerini bir araya getirdiklerini söyledi.
Karşılıklı bir etkileşim ve yasama faaliyetlerinde güçlü bir kanal oluşmasını istediklerini dile getiren Kabaktepe, “Sözüm Mecliste” programının gelecek dönemlerde farklı konu başlıklarıyla da yapılabileceğini anlattı.
Konuşma ve değerlendirmelerin ardından soru cevap bölümüyle tamamlanan programda AK Parti İstanbul Milletvekilleri Adem Yıldırım, Yahya Çelik, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, parti temsilcileri, köşe yazarları, çeşitli dernek ve üniversite yöneticileri de yer aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinden babasının mesleği gereği Kırklareli’ne göç eden Yılmaz, 15 yaşında babasının teşviki ile Gençlik ve Spor Müdürlüğünde güreş sporuna başladı.
Kırklareli Gençler Birliği Spor Kulübünde güreş kariyerini sürdüren Yılmaz, 16 yaşında Marmara Bölgesi Okullararası Güreş Şampiyonası’nda ikinci, 17 yaşında katıldığı Büyükmandıra Kavasoğlu ve Şamdancıbaşı İbrahim Yağlı Güreşleri’nde tozkoparan boyda üçüncü oldu.
Güreşe olan tutkusunun yanında eğitim hayatında da başarılı bir grafik sergileyen Yılmaz, kazandığı İstanbul ÜniversitesiHukuk Fakültesinden mezun oldu. Yılmaz, 2019 yılında Kırklareli Barosuna kayıt olarak avukatlığa başladı.
Üniversite yıllarında ara vermek zorunda kaldığı yağlı güreşe yeniden başlayan Yılmaz, Edirne, Kırklareli, Bursa, Çanakkale, Balıkesir, Karaman’daki güreş organizasyonlarına katılmaya başladı. Yılmaz, iddialı olmasa da güreşe tutkusunu müsabakalardan kazandığı madalyaları ofisinde sergileyerek gösteriyor.
“Yağlı güreş atalarımızdan bize kalan çok değerli bir miras”
Yılmaz, AA muhabirine, gönül verdiği yağlı güreşi mesleği ile sürdürdüğünü söyledi.
Yağlı güreş tutkunu olduğunu ifade eden Yılmaz, Kırklareli Gençler Birliği Spor Kulübü çatısı altında her hafta antrenman yaptığı belirtti.
Yağlı güreş kültürünü yaşatmak adına kendisine düşen kısmı yerine getirdiğini ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:
“Yağlı güreş atalarımızdan bize kalan çok değerli bir miras. Bizler de bu kültürü yaşatmak adına kol bağlayıp, mücadele ediyoruz. Avukatlık mesleğimi yaparken duruşma takvimlerimi ve iş yoğunluğuna göre kendimi ayarlıyorum. Güreş benim için bir mücadele sporu. Mücadele sporu olması sebebiyle de her zaman çalışıp emek veriyoruz. Sıhhatli kalabilmek ve geleneği yaşatmak adına güreşiyoruz.”
“Mesleğimin temposu güreşmeye engel değil”
Yağlı güreş sporu sayesinde bir yandan zinde kaldığını, diğer yandan da tutkusunu yerine getirdiğini anlatan Yılmaz, mesleğinin güreş organizasyonlarına katılması için engel teşkil etmediğini söyledi.
Coğrafya olarak yakın yerlerde düzenlenen güreş organizasyonuna katılmaya çalıştığını ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:
“Güreşirken kendimi zinde hissediyorsam gerçekten güzel gidiyor ve o mücadele etmenin verdiği rahatlıkla da muzaffer olursam mutluluk hissediyorum. 6 yıldır avukatlık yapıyorum. Gençlere tavsiyem kendileri için bir kariyer hedefi belirlerken sporu da motivasyon kaynağı olarak görüp herhangi bir sporla meşgul olsunlar, bu onlara artı katacaktır. Güreşi yaşımız el verdiği müddetçe hobi olarak sürdüreceğim. Kırkpınar için 40 yaş şartı var ancak çevre güreşlere de katılıp gençlere yol göstermek ve bir rol model olmak adına çayırlardayız. Güreş için profesyonel bir hedefim yok ama kendimi iyi hissetmeme sebebiyet veren bu güzel sporu yaşatmak adına devam edeceğim.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İMAMOĞLU: ADAYLIK KAVRAMI KİRLENDİ
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara’da medya kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi. Türkiye Belediyeler Birliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin çalışmalarını anlatan İmamoğlu, soruları cevapladı. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili soruya dikkat çeken yanıt verdi. İmamoğlu şunları söyledi: “Adaylık kavramı kirlendi, bu her gün yazılıp çizilen bir pozisyona evirildi. Bu gerçekten bizi yoran bir durum. Biz zaten yola çıkmış durumdayız. Bu sisteme karşıyız, yeni bir demokratik düzeni kurma konusunda kararlıyız, yeni, güçlü, demokratik bir halkçılık, dayanışmacı bir ülke, kapsayıcı, kutuplaştırmayan bir toplum vadetme duygusu, sıçrayarak kalkınarak bir ülke var etmek istiyoruz.
“ADAYLARA MİLLETİMİZ KARAR VERECEK”
Bu yolun yol arkadaşı olmak, yolcusu olmak, öncüsü olmak, her konumda mücadele eden birisiyim ben. 2023 seçimlerini kaybettiğimiz günün bir gün sonrasında bir hedef koyan birisiyim. Bunun adaylıkla tarif edilecek bir pozisyonu yok. Günü geldiğinde adaylara da milletimiz karar verecek. Bir kısım elitlerin birkaç kişinin yön vereceği bir biçim değildir. Kaldı ki partim var. Partimin alacağı kararlar, karar mekanizmaları var, onlar işleyecek. Cumhurbaşkanına da millet karar verecek. Biz bu yolun doğru bir doğrultuda çizilmesi anlayışına sahibim.”
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu
ÖZGÜR ÖZEL’İN SÖZLERİNE YANIT
İmamoğlu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda “Sol açıkta Ekrem İmamoğlu, sağ açıkta Mansur Yavaş var” ifadesi ile Mansur Yavaş ile birlikte cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardımcısı pozisyonlarına bakışı sorulması üzerine şu ifadeleri kullandı: “Tam da bu kesitiyle, bu boyutuyla gündemimizde olmayan bir kavram. Ben Mansur Bey’in başarısıyla gurur duyarım. Onun beğenilmesiyle onur duyarım ve bizim belediye başkanlarımızla diyaloğumuz, irtibatımız, 2019 yılının ilk aylarından itibaren başlamıştır. Bu alanda sanki bir yarışmış gibi algılanmasına çok üzülüyorum.
“BEN POZİSYON MESELESİNE HİÇ SICAK DEĞİLİM”
Böyle bir durumumuz yok. Ben mevki işine, pozisyon meselesine hiç sıcak değilim. Biz takım arkadaşıyız, yol arkadaşıyız. Bu işin sağ açığı, sol açığı olmaz. Yol arkadaşlığı müessesesi benim için önemlidir. Bunu ben genel başkanımla da paylaştım. Yol arkadaşlığı, takım arkadaşlığı meselesinin hedefi tektir. Biz o hedefe koşan insanlarız, o takımın içindeki insanlarız. Günü geldiğinde hem partimizin kurulları hem de milletimiz en doğru kararı verecektir.”
“SAĞ AÇIK, SOL AÇIK KIYASLAMASINI DOĞRU BULMUYORUM”
Bu eleştirisini Özgür Özel’e de ilettiğini anlatan İmamoğlu, “Sempatik bir eleştiri olarak alabilirsiniz. Sağ açık, sol açık öyle bir kıyaslamayı doğru bulmuyorum. Mansur Bey şahsına münhasır birisi. Ben kendi kişiliği ve duruşu olan başka birisiyim. Böyle bir şeye ihtiyacımız yok. Bizim belediye başkanlarıyla rekabetimiz sadece başarı rekabetidir. Bunu birbirimizi yaralayan bir rekabete asla dönüştürmeyiz. Sempatik eleştirimi kendisine de yaptım. O da ‘Doğru söylüyorsun’ gibi bir yorumla beni karşılamıştı. Biz yol arkadaşıyız, takım arkadaşıyız. Ortak akılla süreci en doğru yere ulaştırma konusunda kararlı bir ekibiz. Genel başkanım en az benim kadar kararlı. Birbirimizi tamamlayarak, katkı sunarak en başından beri süreci yürütüyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİĞKÖFTECİNİN TUVALETİNDE ÇIPLAK RESMİNİ ÇEKTİ
Edinilen bilgiye göre, 2021 yılının eylül ayında 20 yaşında olan ve yüzde 50 zihinsel engelli bulunan M.A., sosyal medya hesabından tanıştığı F. ile buluşmak amacıyla gece saatlerinde 6 yaşındaki erkek kardeşiyle birlikte İzmit Otogarına gitti. F.’nin otogara gelmemesi üzerine M.A., erkek kardeşiyle beraber otogarın karşısında bulunan çiğköfte dükkanına gitti. İddiaya göre, M.A. tuvalete gittiği esnada dükkanda çalışan D.D. (58), kızın peşinden giderek cinsel saldırıda bulundu ve çıplak fotoğrafını çekti. Daha sonra D.D., patronu M.D’ye (51) telefon ederek dükkana çağırırken, kendisi ise oradan ayrıldı. M.A. ile tek başına kalan M.D’nin de kıza cinsel saldırıda bulunduğu öne sürüldü.
TUTUKLANIP TAHLİYE EDİLDİLER
Olayın ortaya çıkmasıyla 2 şüpheli de gözaltına alındı. İfadeleri alınan şüpheliler, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bir süre sonra sanıklar tahliye edildi. Olayla ilgili duruşma Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuksuz sanıklar M.D., D.D. ve taraf avukatları katıldı. Sanıklar suçlamaları kabul etmeyerek beraatlerini istedi. Cumhuriyet savcısının mütalaasında, dosya kapsamında yer alan mağdur beyanları, sanığın tevil yollu ikrarı, Adli Tıp Kurumu raporu, sanıklar arasında geçen mesaj kayıtları değerlendirildiğinde, sanık D.D’nin müştekinin çıplak fotoğraflarını çekmek suretiyle üzerine atılı özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediği, yine müştekinin göğüslerine dokunmak ve müştekiye cinsel organını tutturmak suretiyle üzerine atılı cinsel saldırı suçunu işlediği belirtildi.
BERAAT ETTİLER
Diğer sanık M.D’nin ise müştekinin rızası dışında cinsel amaçlı zorla birliktelik yaşadığı ve üzerine atılı cinsel saldırı suçunu işlediği ifade edildi. Cumhuriyet savcısı, D.D.’nin “Basit cinsel saldırı” suçundan 5 yıldan 10’a kadar, “Özel hayatın gizliliği” suçundan ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. M.D.’nin de “Nitelikli cinsel saldırı” suçundan 12 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Mahkeme heyeti, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca beraatlerine karar verdi.
İLK CELSEDE SANIKLAR İTİRAF ETMİŞTİ
Sanıklardan D.D., ilk duruşmadaki savunmasında, “M.A’ya yönelik herhangi bir cinsel eylemim olmamıştır. Müştekinin akıl hastası olduğunu bilmiyordum. M.A. ile M.D. arasında cinsel anlamda bir şey yaşanıp yaşanmadığını bilmiyorum. M.A., 2 kez üzerini çıkararak beni tahrik etmeye çalışıyordu. Ben 2 kez lavaboda üstünü giydirdim ancak en son bu hareketlerinden çekindiğim için fotoğrafını çekmeye karar verdim. Müştekinin fotoğrafını delil olsun diye kendi rızasıyla çektim. Müştekiyle önceye sayalı tanışıklığımız yoktur” ifadelerini kullanmıştı.
“BENİ TAHRİK EDİNCE CİNSEL BİRLİKTELİK YAŞADIK”
Olaydan önce M.A.’yı tanımadığını ifade eden M.D. ise “Olay tarihinde müştekiyi dükkanın önünde otururken buldum, kendisini önceden tanımam. D.D., bana kızı bir saate gelip alacaklarını söyledi. Evime gitmek için dükkandan ayrılacağım esnada M.A. bana ‘Gitme burada kal’ dedi. Eve gitmem gerektiğini söyledim ancak ısrar edince bir süre kaldım. Bulunduğumuz zaman zarfında beni tahrik etti, ben uzak durmaya çalıştım ancak yine cinsel anlamda tahriklerine devam edince cinsel birliktelik yaşadık. Daha sonra dükkanın anahtarını bırakıp ayrıldım. Çıkmadan önce de M.A. benden bir miktar para istedi. Kendisine para verdim. Ben müştekinin akıl hastası olduğunu bilmiyordum. Olay bu şekilde gerçekleşmiştir. Beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum” şeklinde konuşmuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Maltepe Belediyesi, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi’nin (CEMR) çıkardığı, Avrupa’da yerel ve bölgesel düzeyde toplumun tüm kesimlerinin hizmetlerden eşit bir şekilde faydalanmaları amacıyla, 2006 yılında, hem siyasi bir belge hem de pratik bir araç niteliğinde olan “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı”nı imzaladı.
“Cinsiyet eşitliğini her alanda sağlayacağız”
Sözleşmeyi Türkiye’de imzalayan 69’uncu, İstanbul’da ise 9. belediye olan Maltepe Belediyesi, insan hakları temelinde belediye hizmetlerinin planlanması, uygulanması ve izlenmesi süreçlerinde eşit vatandaş katılımını taahhüt etti. Başkanlık makamında düzenlenen imza töreni sonrası konuşan Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, “CEMR, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi’nin Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şart Protokolü’nü imzaladım. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki kararlılığımızı ve yerel yönetimlerin bu alandaki sorumluluklarını vurgulayan önemli bir adım atıyoruz. Cinsiyet eşitliğinin her alanda sağlanması, kadınların yerel siyasette ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması için gerekli çalışmaları yürütüyoruz.” dedi.
Sözleşme 3 ana bölümden oluşuyor
Üç ana bölümden oluşan sözleşme, Avrupa’da yerel ve bölgesel yönetimlerin, yetkilerini kullanmak ve ortaklıklar oluşturmak suretiyle vatandaşları için daha fazla eşitliğin hayata geçirilmesine yönelik taahhütlerini içeriyor. İnsan hakları temelinde birinci bölümünde imzacı tarafların çalışmalarında benimseyeceği ‘Kadın-erkek eşitliği temel bir haktır’, ‘Kadınların ve erkeklerin karar alma süreçlerine dengeli katılımları demokratik bir toplum için ön şarttır’ vb. temel ilkeler yer alıyor. İkinci bölümde de imzacı taraflardan şartın hükümlerinin uygulanması amacıyla gerçekleştirmesi beklenen adımlar bulunuyor. Bu adımlar arasında, iki yıl içerisinde geniş katılımlı bir yöntemle “Eşitlik Eylem Planı”nın hazırlanması, kamuoyu ile paylaşılması, kaydedilen ilerlemenin düzenli olarak raporlanması, diğer yerel yönetimler ile kadın-erkek eşitliğini sağlama noktasında iş birliği içerisinde bulunulması yer alıyor. Üçüncü ve son bölüm ise, yerelde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması konusunda somut taahhütleri içeriyor. 8 alt başlık ve 30 maddeden oluşuyor. İmzacı taraf, farklı ihtiyaçlara sahip kadınların, politik ve kamusal karar alma mekanizmalarının tüm aşamalarına dahil edilmesini, dengeli katılımlarını ve eşit temsillerini taahhüt ediyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Garipoğlu ailesinin oğulları Cem Garipoğlu sevgilisi olan Münevver Karabulut’u 3 Mart 2009 tarihinde Bahçeşehir’de bir villada hunharca katledilmiş ve cesedi Etiler’de bir çöp konteynırında bulunmuştu. Cem Garipoğlu cinayetten 197 gün sonra teslim olmuş ve cezaevindeyken intihar ederek hayatına son vermişti. Bir anda Türkiye’nin gündemine oturan bu cinayet sonraki yıllarda her aşaması ile Türkiye gündeminden düşmedi. Son olarak geçtiğimiz hafta ailenin başvurusu üzerine yeniden DNA testi istendi. Ailenin avukatı Rezzan Epözdemir’in başvurusunu yerinde bulan mahkeme Garipoğlu’nun mezarının açılmasını ve yeniden DNA alınmasına karar verdi. Geçtiğimiz hafta açılan mezardan alınan naaş İstanbul Adli Tıp Kurumu’na getirilerek incelendi. İncelenme sonucunda alınan DNA örneklerinin Cem Garipoğlu’na ait olduğu kararı çıktı. Bu gelişme üzerine neredeyse her gelişmesi Türkiye gündemine oturan vahşi cinayetle ilgili olarak ortaya atılan FETÖ iddiaları yeniden gündeme geldi.
Cinayetin ortaya çıkması ile Bahçeşehir’de bulunan villaya inceleme için gelen polislerin 700 bin euro’yu zimmetlerine geçirdikleri iddiası bir anda Türkiye gündemine bomba gibi düştü. Villa’da inceleme yapan polislerden 6’sı 700 bin euro’yu kayıtlara geçirmeyerek zimmetlerine geçirmişlerdi. Zimmet olayının ortaya çıkmasının ardından 6 polis memuru ve güvenlik kamera görüntülerini sildikleri öne sürülen 3 site görevlisi yargılanmaya başlamıştı.
Zimmet olayının ortaya çıkmasının ardından peş peşe açıklamalar yapan ailenin avukatı Rezzan Epözdemir zimmet olayının kişisel olmadığını paranın FETÖ’ye gittiğini iddia etmişti. Epözdemir, sanık polislerin avukatının daha sonra bir FETÖ kaçağı olduğunu da iddialarına ekledi.
Konunun yeniden gündem olmasıyla, 2018’de karara bağlanan ve evde bulunan 700 bin Euro’yu tutanaklara geçirmedikleri ve güvenlik kamera görüntülerini incelemedikleri iddiasıyla 6 polis ve 3 site görevlisinin yargılandığı dava yeniden akıllara geldi. 16 Ocak 2018’de davayı karara bağlayan mahkeme, 6 polis memuruna “Görevi kötüye kullanmak” suçundan 6’şar bin TL adli para cezası verdi. İki site görevlisi de “Suç Delilerini yok etme gizleme veya değiştirme” suçundan da 6’şar bin TL adli para cezası aldı.
Karabulut ailesinin avukatı Rezan Epözdemir o günlerde iddianamenin bir türlü mahkeme tarafından kabul edilmediğine dikkat çekerek 26 Nisan 2010’da düzenlenen davanın 4 ay sonra zamanaşımına uğrayacağı konusunda uyarı yapmıştı. Epözdemir dosyaya gelen raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi için kurumlara yazılan yazılara ret cevabı geldiğini anlatarak, mahkemenin harici diski incelenmesi için TÜBİTAK, İTÜ ve Adli Tıp Kurumu’na gönderdiğini belirterek, bu kurumların personel ve kalifiye eleman olmamasını gerekçe göstererek harici diski incelemediklerini ileri sürmüştü.
Mahkemenin son olarak harici diski gönderdiği jandarmanın da diskin kendilerinde olmadığını ilettiğini anlatan Epözdemir, “Adeta gizli bir el bu dosyaya dokundu ve dosyadan harici diski kaybetti. Adeta dosyaya vebalı muamelesi yapıldı. Sonrasında bir baktık ki, dosyadaki polis olan altı sanığın avukatı, MHP’deki kaset komplosundan şike kumpasına kadar birçok önemli dosyada FETÖ’nün yargı imamından bahisle hakkında tutuklamaya esas yakalama kararı olan bir avukat. Sanık polislerin avukatı Halil İbrahim Koca 17 – 25 Aralık olaylarından sonra FETÖ’den aranan biri haline geldi. O zaman bütün parçaları birleştirdik. Hem aile de hem bizde makul şüphe uyandı. Buradan elde edilen 700 bin avronun dahi bu terör örgütüne aktarılmış olabileceği kanaatindeyiz” şeklinde açıklamalarda bulunmuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MECİDİYEKÖY’DE 9 gün yanında çalıştığı patronundan yevmiyesini almak için AVM’ye gelen kadın, 2 yıldır boşanma aşamasında olduğu, kendisini takip eden eşi tarafından saldırıya uğradı. Hem boşanma aşamasındaki eşine hem de patronuna saldıran şüpheli gözaltına alındı.
Olay, 15 Ağustos’ta Mecidiyeköy’de AVM’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 17 yıldır şiddet gördüğünü öne sürdüğü eşi Seyithan Taş’a (40) boşanma davası açan ve 2 yıldır ayrı yaşayan iki çocuk annesi Gülli Taş (33), Kazım A.’den iş istedi. 9 gün boyunca Kazım A.’nın yanında çalışan kadın iş bitimi, banka hesabının bloke olması nedeniyle yevmiyesini elden almak istedi.
EŞİNİ TAKİP EDİP AVM’DE SALDIRDI
Olay günü KağıthaneŞirintepe Mahallesi’nde oturduğu evinden çıkan kadın, patronu Kazım A. ile buluşmak için Mecidiyeköy’deki AVM’ye geldi. Burada ortak alandaki masada oturan kadın, patronundan 9 günlük yevmiyesini aldı. Gülli Taş tam kalkacağı sırada kendilerini cep telefonu ile kayda alan kocası Seyithan Taş tarafından saldırıya uğradı. Özel güvenlik görevlilerinin müdahalesiyle kadın kurtarıldı.
SALDIRGAN KOCA SERBEST BIRAKILDI
Etrafa küfür ve tehditler savuran Seyithan Taş ihbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Gülli Taş kendisine saldıran eşinden şikayetçi olurken, emniyette ifadesi alınarak ‘kasten yaralama’ suçundan adli işlem yapılan Seyithan Taş, savcılık talimatıyla serbest bırakıldı. Yaşananlar ise cep telefonu kamerasına yansıdı.
‘BENİ ÖLDÜRMEKLE TEHDİT EDİYOR’
Gülli Taş, “Eşim Seyithan Taş 17 yıldır bana şiddet uyguluyor. Bu nedenden dolayı 2 senedir ayrılma aşamasındayız. Beni takip ediyor darbediyor, gittiğim iş yerlerini basıyor. Bütün işlerimden ediyor. Çocuklarımı darbedip annesi yaptı diyor. Geçici velayeti ona verilen çocuğumla görüşmeme engel oluyor. Birçok davadan yargılanıyor. Sadece ifadesi alınıp bırakılan bu şahıs beni öldürmekle tehdit ediyor. Kızımı arayıp anneni öldüreceğim, annen dışarıya çıktığı zaman haber ver diyor. Önünü kesiyor” dedi.
‘YEVMİYEMİ ALMAYA GİTTİM, DARBETTİ’
Gülli Taş “En son çalıştığım işyerinden paramı almak için gittiğim yerde görüştüğüm şahısla aramda bir şey olduğumu düşünüp, şahsı ve beni darbediyor. Adam sadece 9 günlük yevmiyemi verdi. Bu şahıs kaçırdığı mallarda olan hakkımdan feragat etmemi istiyor. Ben devletimden sadece çocuklarımı ve güzel bir iş istiyorum. Çünkü girdiğim her işten adam çıkmamı sağlıyor. Gidip onlara iftira atıp beni de darbediyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet MüdürlüğüNarkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Atakum ilçesinde K.K.’nin aracında ve evinde arama yaptı. Yapılan aramada, kutular içinde 703 adet sentetik ecza uyuşturucu hap ele geçirildi. Olayla ilgili K.K. gözaltına alındı. Soruşturma devam ediyor. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 19 ilde yasa dışı bahis, çevrimiçi çocuk müstehcenliği, ödeme sistemleri ve bilişim suçlarına yönelik son 4 gün içinde düzenlenen “Siberağ-9” operasyonlarında 115 şüphelinin yakalandığını açıkladı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın paylaştığı bilgilere göre, 19 ilde son 4 gün içinde yasa dışı bahis, çevrimiçi çocuk müstehcenliği, ödeme sistemleri ve bilişim suçlarına yönelik “Siberağ-9” operasyonları düzenlendi. İl Emniyet Müdürlükleri Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüklerince Giresun, Sivas, Mardin, Osmaniye, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, Mersin, Kırşehir, Batman, İzmir, Samsun, Diyarbakır, Çorum, Konya, Adıyaman, Nevşehir, Kocaeli ve Trabzon’da düzenlenen operasyonlarda 115 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin 17’si tutuklanırken 2’si hakkında adli kontrol kararı verildi. 96 şüphelinin işlemleri ise devam ediyor. Ayrıca operasyonlar sonucu 36 milyon Türk lirası değerinde, 3 adet ev, 3 adet araca Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca satılamaz/devredilemez şerhi konuldu. Çok sayıda dijital materyale de el konuldu.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, yargılanma sırasında verilen arada, kurum ana girişi nizamiyesi karşısında bulunan kafeteryada Sinan Ateş’in ablası Selma Ateş Kazanç ile yanındakiler S.A.Y., M.K. ve B.G.’ye yönelik yaralama olayı yaşandığı hatırlatıldı. Başsavcılığın talimatıyla gözaltına alınan şüpheli M.C.K’nin, ifade işlemleri sonrası sevk edildiği Ankara Batı Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’nce “kadına karşı basit yaralama” suçundan tutuklandığı bildirildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Hakimler Savcılar Kurulu (HSK), Yargıtay‘a 8, Danıştay‘a 3 üye seçti.
HSK Genel Kurulu’nda bugün yapılan toplantıda, Yargıtay ve Danıştay‘ın boş bulunan üyelikleri için seçim yapıldı.
Buna göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcısı Ali Rıza San, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 19’uncu Hukuk Daire Başkanı Daire Başkanı Osman Kiper, İstanbul BAM Başkanı Murat Boylu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Kapıcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Murat Çağlak, HSK Genel Sekreter Yardımcısı Murat Pala ve İstanbul Anadolu 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Cengiz Doğan, Yargıtay üyeliğine seçildi.
Kurul ayrıca, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Ahmet Cüneyt Yılmaz, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10’uncu İdari Dava Dairesi Başkanı Cengiz Aydemir, Danıştay Genel Sekreter Yardımcısı Burakhan Melikoğlu da Danıştay üyeliğine seçti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde düzenlenen eş zamanlı operasyonda, Osmaniye’de BİM’e ait 500 Türk Lirası yüklü alışveriş kartlarını depremzede vatandaşlara dağıtarak yaklaşık 12 bin 500 kişinin kart teslimi sırasında kimlik bilgileri ve video kayıtlarını alıp, adlarına izinsiz Papara hesabı açılmasıyla ilgili gözaltına alınan 9 kişiden 8’i tutuklandı. Çeşitli adreslere yapılan operasyonda gözaltına alınan Volkan Ö., Mert B., Nazlıcan İ., Haşim İ., Ufuk Ö., Ezgi B., Tuğçe Nur T. ve Sultan B. isimli 8 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Filiz A.Ö. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Osmaniye Valiliği, “Mersin merkezli Turpak (Türkiye Pakistan İş İnsanları Platformu) isimli yardım kuruluşunun Akdeniz sorumlusu olduğunu iddia eden V.Ö. aracılığıyla ilimiz Osmaniye merkeze bağlı mahallelerde son 1 ayı kapsayacak şekilde bir marketler zincirine ait 500 TL yüklü alışveriş kartlarının muhtarlıklar aracılığıyla yardıma muhtaç kişilere dağıtıldığı, kart dağıtılan kişilerin kimlik bilgileri ve video kayıtları, açık kimlik bilgileri, tespit edilemeyen şahıslar tarafından yardım kartının teslimi öncesi alındığı ve akabinde bu verilerle müştekilerin bilgisi olmadan çeşitli bankalardan hesap açıldığı vatandaşlardan gelen şikayetler üzerine tespit edilmiştir. Konuyla ilgili şu ana kadar ilimiz polis merkezi amirlikleri ve merkez jandarma karakoluna müracaat eden 5 bin 192 şahsın müşteki olarak ifadesi alınmış olup bu aşamada vatandaşlarımızın herhangi bir maddi zararları bulunmamaktadır. Şikayetler üzerine kişisel verilerin usulsüz şekilde ele geçirilmesi iddiaları açısından Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğümüzce adli tahkikat başlatılarak konu Valiliğimizce hassasiyetle takip edilmektedir” dedi.
Öte yandan, seçilen şahısların elektronik bankacılık işlemleriyle ilgili tecrübeleri olmadığı belirlendi. Mali Şube ekipleri, bu hesapların yasa dışı bahis ve gayri meşru paralar için kullanılıp kullanılmadığını araştırıyor. – OSMANİYE
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL – İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Saygısızca araç kullananları, düğün ya da asker konvoyu yaparak hem trafik güvenliğini hiçe sayanları hem de diğer araç sürücülerinin can güvenliğini hiçe sayanları affetmeyeceğiz” dedi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada E-5 Kuzey Maltepe ve Beykoz Bağlantı yolunda çakarlı lüks araçlarla drift yaparak, trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde düğün konvoyu yapıldığına dair sosyal medyada yer alan görüntülere ilişkin Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce incelendiğini açıkladı.
Bakan Yerlikaya, Sivil Trafik Ekiplerince yapılan çalışmalar sonucu; şahısların A.K., H.T., M.A.T., S.D., O.K., S.A., T.G., A.S.A., M.Ö., A.K., B.V., M.G., D.G., U.S., Ş.Ö., A.M.K., M.K., R.A. ve M.Y. olduğu tespit edildiğini ve şahıslara; 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanununun; drift yapmak, izinsiz çakar siren tertibatı bulundurmak, hız sınırının altında sürmek, konvoy yapmak, saygısızca araç kullanmak, cam film takmak, muayenesiz araç kullanmak, plaka kapatmak ve teknik değişiklik maddelerinden idari para cezası uygulandığını açıkladı.
“Saygısızca araç kullananları affetmeyeceğiz”
Şahısların, ‘Trafik Güvenliğini Tehlikeye Düşürmek’ suçundan işlem yapılmak üzere Beykoz Çavuşbaşı Polis Merkez Amirliğine teslim edildiğini aktaran Yerlikaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Saygısızca araç kullananları, düğün ya da asker konvoyu yaparak hem trafik güvenliğini hiçe sayanları hem de diğer araç sürücülerinin can güvenliğini hiçe sayanları affetmeyeceğiz. Aziz Milletimizden isteğim, bu tür araç kullananları ve trafik güvenliğini hiçe sayanları 112 ‘ ye bildirin. Biz gereğini yapıp, adalete teslim edelim. Bu tür olaylara geçit vermeyelim.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un katılımıyla Bişkek Büyük Konser Salonu’nda yargı sisteminin 100. yıl dönümü dolayısıyla kutlama etkinliği düzenlendi.
Etkinliğe, Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in yanı sıra, Çin, Azerbaycan, Moldova, Belarus, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan ve Ermenistan yüksek mahkemelerinin başkanları, Kırgızistan Yüksek Mahkeme Başkanı Zamirbek Bazarbekov, bakanlar, milletvekilleri, yabancı diplomatlar ve uluslararası kuruluşların temsilcileri katıldı.
Cumhurbaşkanı Caparov, burada yaptığı konuşmada, ülkedeki yargı sisteminin Sovyetler Birliği devletinin Kırgız halkına 1924’te verdiği özerkliğin ardından kurulduğunu anımsatarak, bu bağlamda Kırgız yargısının 100’üncü yılı dolayısıyla yargı teşkilatının temsilcilerini tebrik etti.
Etkinliğin ardından Caparov, Yargıtay Başkanı Kerkez’in de aralarında bulunduğu yabancı ülkelerin Yargıtay başkanları, yardımcıları ve temsilcilerini Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti.
Caparov, yargı başkanlarına “bu tarihi etkinliğe” katılımından dolayı şükranlarını sunarak, Kırgızistan’ın diğer ülkelerle çok taraflı entegrasyon süreçlerini desteklediğini vurguladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Olay, sabah saat 10.30 sıralarında meydana geldi. Yunan Sahil Güvenlik ekiplerini Türk karasularında fark eden vatandaşlar, durumu 112 Acil, Jandarma ve Türk Sahil Güvenlik ekiplerine ihbar etti. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen Türk güvenlik birimlerinin hızla müdahalede bulunduğu, Yunan botunun ise Türk ekiplerini görmesinin ardından bölgeden uzaklaştığı kaydedildi. Olay anının, çevredeki vatandaşlar tarafından cep telefonlarıyla görüntülendiği öğrenildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Jose, Bulgaristan’da kayıtlı Norta Global Ltd şirketinin sahibi. Bu şirketin Tayvan’dan parça alıp çağrı cihazlarının üretiminde rol oynadığı iddia ediliyor. Ancak Bulgar yetkililer, ülkelerinde böyle bir üretim yapılmadığını açıkladı.
Hint asıllı olan Jose, 2012’den beri Norveç’te yaşıyor ve Norveç vatandaşı. Oslo’da eşiyle birlikte yaşayan Jose, birkaç şirket yönetiyor ve bir medya grubunda çalışıyor.
Arkadaşları ve iş arkadaşları, Jose’nin ABD’ye iş seyahatine gittiğini, ancak o zamandan beri kendisinden haber alınamadığını söylüyor. Orta Doğu’daki olaylar nedeniyle korkmuş olabileceği ve bu yüzden aramalara cevap vermediği düşünülüyor.
Jose’nin çağrı cihazı bombalarıyla doğrudan bir bağlantısı olup olmadığı henüz bilinmiyor. Norveç polisi, ortaya çıkan bilgiler ışığında ön soruşturma başlattı.
Olayın ciddiyeti nedeniyle Jose’nin yakın çevresi endişeli. Komşuları onu yazdan beri görmediklerini belirtiyor. Arkadaşları, Jose’nin toplumda sevilen, “büyük kalpli” biri olduğunu söylüyor.
Bu karmaşık durum, uluslararası bir soruşturmaya dönüşebilir. Şu an için Jose’nin nerede olduğu ve olaylardaki rolü belirsizliğini koruyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DÜZCE’de, polisin şüphe üzerine durdurduğu otomobilde, 1 kilo metamfetamin ile yakalanan 2 şüpheli tutuklandı.
Düzce Emniyet MüdürlüğüNarkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, şüphe üzerine bir otomobili durdurdu. Otomobildeki aramalarda, 4 parça halinde 1 kilogram metamfetamin bulundu. Araçta bulunan M.R.Y. ve R.E. isimli 2 şüpheli, gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri sonrası adliyeye sevk edilen şüpheliler tutuklandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay günü çekilen güvenlik kamerası görüntüleri, Gregg’in annesini vurduktan hemen sonra sakin bir şekilde mutfakta dolaştığını ve telefonuyla ilgilendiğini gösteriyor. Gregg’in annesi Ashley Smylie’yi yüzünden vurarak öldürdüğü, ardından üvey babası Heath’i eve çağırdığı ve onu da yaraladığı iddia ediliyor.
Mahkemede ifade veren Heath, eve geldiğinde karısının cesedini gördüğünü ve Gregg’in ona da ateş ettiğini anlattı. Heath, Gregg’i silahı almadan önce durdurabildiğini söyledi.
Gregg’in savunma ekibi, akıl hastalığı savunması yapıyor. Psikiyatrist Dr. Andrew Clark, Gregg’in olay günü hafıza kaybı yaşamış olabileceğini belirtti. Ancak, akıl hastalığının taklit edilme ihtimalini de göz ardı etmedi.
Mahkemede ayrıca Gregg’in esrar kullandığı ve ruh sağlığı sorunları için ilaç aldığı da ortaya çıktı. Cinayet, cinayete teşebbüs ve delil karartma suçlamalarıyla yargılanan Gregg, suçlu bulunursa müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.




Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Muğla İl Müdürlüğü ile Marmaris Belediyesi ekipleri, komedyen ve oyuncu Şahan Gökbakar’ın Marmaris ilçesinde yer alan evini, inceleme yaptıktan sonra, yapı tatil tutanağı düzenleyerek mesken ile eklentilerinin kaçak olduğu gerekçesiyle mühürledi.
Mülkiyeti Şahan Gökbakar’ın ortağı olduğu Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ev ve eklentilerinin yapı kayıt belgeleri, kaçak yapılar nedeniyle 9 Kasım 2022’de Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu tarafından iptal edilmişti.
Konu ile ilgili olarak Marmaris Belediyesi’nden yapılan açıklamada, “Kamuoyunda sanatçı Şahan Gökbakar’ın evi olarak bilinen Turgut Mahallesi, eski 1931 parsel, yeni 243 ada, 1 parselde kayıtlı mülkiyeti Çamaşırhane Film Yapım A.Ş.’ye ait taşınmazla ilgili olarak Marmaris Belediyesi İmar Müdürlüğü ekiplerince gerekli teknik inceleme ve tespit çalışması gerçekleştirmiştir. Yapılan incelemede yapı tatil zaptı tutularak mühürleme işlemi tesis edilmiştir. Bundan sonraki süreç; ilgili mevzuat hükümleri ve mevzuat hükümlerinin belirlediği süreler doğrultusunda tesis edilecek işlemlerle göre devam edecektir. Marmaris Belediyesi olarak konuya hassasiyetle yaklaştığımızı bildirir, kamuoyuna saygılarımızı sunarız” denildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Robert Houghton, 12 Eylül 1980’deki askeri darbeden iki hafta sonra yolladığı gizli diplomatik notta iş dünyasınnda birçok kişinin “terör ve belirsizlik ortamının” geçmiş olmasından dolayı “neredeyse havalara uçtuğunu” yazıyor.
BBC Türkçe, 2011 yılında Bilgi Edinme Yasası kapsamında yapılan bir başvuru üzerine gizliliği kaldırılan ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine ulaştı ve bunları üç parçalık bir seri halinde yayımladı.
BBC Türkçe’nin ulaştığı belgeler arasında 12 Eylül 1980 ile 5 Kasım 1980 tarihleri arasında ABD’nin Ankara, İstanbul ve İzmir’deki diplomatik temsilciliklerinden Washington’daki Dışişleri Bakanlığı ile diğer ülkelerdeki temsilciliklerine gönderilmiş 10 adet yazışma yer alıyor.
Yazışmalarda, Ankara’daki diplomatlar yeni yönetim tarafından benimsenecek yaklaşımların ayrıntılarına odaklanırken, İstanbul ve İzmir’in ise iş dünyası, akademi ve basın gibi toplumun farklı kesimlerinin nabzını tuttuğu görülüyor.
Dönemin İstanbul Başkonsolosu Houghton, 27 Eylül 1980 tarihinde Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği “Özel” ibareli yazışmada, görüştükleri kişilerin genel olarak darbeyi onaylar bir tavır içinde olduğunu ve şiddet olaylarında kaydadeğer bir azalma görüldüğünü belirtiyor.
Houghton, “Ordunun (yönetimi) ele almasının ardından İstanbul daha rahatlamış ve daha mutlu” başlıklı yazıda, iş dünyasının bundan sonra ekonominin iyiye gitmesini beklediğine işaret ediyor.
‘Erol Sabancı’nın anlattığı olay geçmişte neler yaşandığını gösteriyor’
Yazışmaya göre, iş dünyasının darbe ile ilgili değerlendirmeleri şöyle:
“İş adamlarını çoğu neredeyse havalara uçuyor. Bu havaya uçma halinin nedenini geçmişteki terör olaylarının sonlanması ve belirsizliğin ortadan kalkması kadar geleceğe yönelik vaat edici bir ortamın ortaya çıkması da oluşturuyor.
“İş adamları için grev, iş yavaşlatma, terör tehditleri, döviz ve emtia sıkıntısı gibi durumlar gündelik hale gelmişti.
” Hacı Ömer Sabancı Holding’den Erol Sabancı’nın kısa bir süre önce bize anlattığı bir olay, geçmişte neler yaşadıklarını ve ordunun yönetimi ele almasından önce hükümetin ne kadar felç halinde olduğunu gösteriyor.
” Adana yakınlarındaki fabrikalarından birinde radikal solcular, genel müdürün odasındaki Atatürk portresinin altına ‘Kapitalizmin Uşağı’ yazılı bir pankart asmışlar. Bu pankart, yönetim kademesindeki hemen herkes, çalışanların büyük çoğunluğu, kolluk kuvvetleri gibi birçok kişi için hakaret niteliği taşıyor olmasına karşın hiç kimse bu pankartı kaldıramamış.
“Yöneticiler, radikal işçi liderlerinden tepki görmekten -hatta öldürülmekten- korkuyorlarmış, işçiler radikal liderleri tarafından sindirilmiş. Kolluk kuvvetleri de harekete geçerlerse Ankara’dan destek alıp alamayacaklarından emin olamıyormuş. 12 Eylül gününe kadar hiçbir şey yapılamamış ve o gün bu pankart kaldırılmış.
“(İş insanları) kendilerini artık -belki de biraz fazla emin bir şekilde- çok daha güvende hissediyorlar ve yalnızca grevdeki çalışanlarının fabrikaya geri dönmesinden değil, döndükten sonra iş yapmaya başlamış olmasından dolayı da rahatlamış durumdalar.
“İş dünyasından irtibat kurduğumuz kişilere göre, tüm fabrikalar çalışıyor ve üretim düzeylerinin de artacağı konusunda iyimserler.”
Houghton, iş dünyasının özellikle Turgut Özal’ın başbakan yardımcısı olarak atanmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirtiyor.
Darbeyle devrilen hükümetin Başbakanı Süleyman Demirel döneminde Başbakanlık Müsteşarı olan Özal, aynı zamanda 24 Ocak 1980’de açıklanan ve Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisine geçişinin en önemli hamleleri arasında gösterilen kararların da mimarı.
Sol kesim ve sendikalar ise bu kararların işçi haklarına önemli zarar verdiğini savunuyor.
‘İnsanlar artık daha disiplinli, daha çok insan kırmızıda duruyor’
Houghton, aynı yazışmada, İstanbul’daki komuta kademesinin “normale dönüş” ilkesini benimsemiş gibi göründüğünü belirterek, sokaklardaki tankların çekildiğine ve asker sayısının azaldığına dikkat çekiyor.
Houghton, dönemin İstanbul Sıkıyönetim Komutanı OrgeneralNecdet Üruğ’u “makul, sert ve etkin bir yönetici ve lider” olarak tanımlıyor.
O dönemde Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Başkonsolosluğu civarında şiddet olaylarının ve çatışmaların da azaldığına dikkat çeken Houghton, şu izlenimleri paylaşıyor:
“İstanbul’daki insanlar, artık geçmişe kıyasla çok daha disiplinli davranıyor. Halen çoğunluk olmasa da daha fazla kişi kırmızı ışıkta duruyor.
“Ayrıca insanların genel görünümü de iyileşmiş gibi görünüyor. Cunta öncesi döneme kıyasla, daha fazla insan artık İstiklal Caddesi’nde yürürken pahalı görünen paltolar giymeye ve hatta mücevher takmaya başladı.”
‘Gördüğümüz en ciddi hoşnutsuzluk iki solcu öğrenciden’
Houghton, karşılaştıkları en ciddi hoşnutsuzluk ifadesinin ise “şaşırtıcı olmayacak” şekilde iki solcu öğrenciden geldiğini aktarıyor.
Houghton, görüştükleri öğrencilerin İstanbul ÜniversitesiHukuk Fakültesi’nde eğitim gördüklerini ve Türkiye Komünist Partisi tarafından 1970’lerde kurulan İlerici Gençler Derneği’ne (İGD) üye olduklarını söylüyor.
İki öğrencinin, Türkiye’nin artık “ABD’nin tam kontrolü altına girdiğini ve faşist bir devlete dönüştüğünü” söylediklerini aktarıyor ve şöyle devam ediyor:
“Askeri müdahaleyi onaylayanlar arasından ise duyduğumuz tek çekince İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu başkanından geldi.
“Kabinede birkaç bakan kalması ve diğer bakanlıkların da daimi müsteşarlıklara dönüştürülmesi gerektiğini öne sürdü. Ayrıca, kurulan kabinedeki dört bakanın daha önce (eski Başbakan Nihat) Erim’in hükümetinde de görev yaptığını ancak çok da başarılı olamadıklarını söyledi.”
Darbenin ABD Başkonsolosluğu’nu, şirketleri ve kurumlarının gündelik faaliyetlerini hiçbir şekilde etkilemediğini belirten Houghton, geçen yılın aynı dönemine kıyasla ABD’ye yapılan vize taleplerinin arttığını ancak olağan seyrin üzerine çıkan kaydadeğer bir sıçrama görülmediğini de not düşüyor.
‘Darbe İstanbullular için tam ve hoş bir sürpriz oldu’
Houghton imzasıyla gönderilen bir diğer yazışma da 15 Eylül 1980 tarihini taşıyor.
“Türkiye’deki askeri darbenin ardından İstanbul’da durum sakin” başlığıyla gönderilen, gizlilik düzeyi “Özel” olarak belirlenen bu belgede, darbenin ilk üç gününe dair izlenimlere yer veriliyor.
Darbenin İstanbul’da yaşayanların büyük çoğunluğu için “tam ve hoş bir sürpriz” olduğunu belirten Houghton, birçok kişinin askeri yönetimin ülkeyi içinde bulunduğu zor dönemden çıkarmasını umduğunu ifade ediyor:
“12 Eylül Cuma sabahı, bu şehirde yaşayan 5,5 milyon kişi Ankara’da kurulan Milli Güvenlik Konseyi’nin yayımladığı bildirileri radyodan dinledi ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duydu.
“Sabahın ilk saatlerinde tek tük duyulan silah seslerinin dışında genel olarak sakin geçti. İstanbul Boğazı’ndan az sayıda yabancı gemi geçiş yapmış olsa da hiçbir sivil, yerli gemi geçmedi.
“Çevreyolunda çoğu kamyon, otobüs ve polis arabası olmak üzere az sayıda araç vardı ve dükkanların tamamı kapalıydı. Mahallelerden aralıklarla geçen kamyonlar ekmek satışı yapıyordu.
“Askerler, birkaç küçük çocuk ve evine dönmeye çalışanlar haricinde herkesi evinde tutmayı başardı. Su elektrik ve telefon hizmetleri normal şekilde devam etti.”
’14 Eylül itibariyle hayat normale dönüyor gibi’
Houghton, sokağa çıkma yasağının kaldırılmasının ardından görüştükleri Türklerin “neredeyse tamamının” darbeden memnuniyet duyduğunu ancak birkaç aydının ülkedeki demokrasinin başarısızlığa uğramış olmasından dolayı duydukları üzüntüyü dile getirdiğini belirtiyor:
” Cumartesi sabah saat 10:00’da askerler, İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Cumhuriyet Halk Partisi ve Adalet Partisi merkez binalarına girdi ve parti amblemlerini sökmeye başladı.
“14 Eylül Pazar günü İstanbulluların Boğaz kenarında yürüyüşe çıktığı ve kafelerin büyük bir bölümünün de neredeyse dolu olduğu görüldü. Trafik normalden daha azdı.
“Boğaz’da gezen eğlence teknelerinin sayısı azalmıştı ancak yine de hayat genel olarak normale dönüyor gibi duruyor.”
İstanbul’da darbeyle birlikte uygulamaya konulan sokağa çıkma yasağı 13 Eylül Cumartesi günü saat 08:00 itibarıyla kaldırıldı. Otobüs ve gemi seferleri yeniden yapılmaya başlarken, bir günlüğüne durdurulan ülkeye giriş-çıkışlara da yeniden izin verildi.
İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı, gece saat 00:00 ile 05:00 saatleri arasında sokağa çıkma yasağı uygulanacağını açıkladı.
Houghton, bu yasağın gece hayatı üzerinde bir miktar olumsuz etki yaratabileceğini ancak zaten yaşanan şiddet olaylarından dolayı insanların bir süredir gece çıkmamayı tercih ettiklerini belirtiyor.
“Ekonominin çarı” olarak tanımladığı Özal’ın yeni kabinede görevinde kalacak gibi görünmesinden iş dünyasının büyük mutluluk duyduğunu belirten Houghton, ailelerin ise darbenin lideri Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in eğitimle ilgili yaptığı vaatlerden dolayı mutlu olduklarını ifade ediyor.
Yazışmada, “Halk, askeri yönetimin iktidarda kalmasını ne bekliyor ne de istiyor. Halkın isteği, askeri yönetimin güçlü bir sivil hükümetin ülkeyi yönetmesini sağlayacak kurumsal ve siyasi çerçeveyi oluşturması” yorumu yapılıyor.
‘En büyük muhalefet aydınlar ve sendikacılardan’
Darbe sonrası izlenimlere dair bir diğer yazışma da 2 Ekim 1980 tarihli.
“Gizli” ibareli İzmir’den yapılan bu yazışma, “Ordunun (yönetime) el koymasına İzmir’den başka tepkiler” başlığını taşıyor.
Yazışmanın kim tarafından kaleme alındığı belirtilmiyor. Ancak içinde Başkonsolos Houghton’ın İzmir’de yaptığı temaslarla ilgili ayrıntılara yer veriliyor.
Yazışmada, darbeyle ilgili İzmir’deki genel havanın da olumlu olduğu ve ordunun müdahalesine yönelik en büyük muhalefetin bazı aydınlar ve aralarında Türk-İş üyelerinin bulunduğu faal sendikacılardan geldiği ifade ediliyor.
Başkonsolos Houghton’ın, 24 Eylül’de “uzun zamandır birbiriyle arkadaş olan ve kendilerini ortanın solunda olarak tanımlayan” bir grup sanatçı, müzisyen, oyun yazarı, oyuncu ve basın mensubu ile bir araya geldiği belirtiliyor.
Bu görüşmelerde, hava “genel anlamda karamsar” olarak tanımlanıyor ve ordunun bundan sonra yönetimi bir daha bırakmayacağına dair endişelerin dile getirildiği ifade ediliyor:
“Sıkıyönetim kanununda yapılan değişikliklerle MGK’nın (Milli Güvenlik Konseyi) kendi yetkilerini artırması, basına uygulanan sansür, devlet memurlarını ihraç yetkisi ve arama, gözaltı ile tutuklamayla ilgili kuralların esnetilmesi, gücü kötüye kullanabilecekleri kaygısı yaratıyor.
“Her ne kadar temas kurduğumuz kişiler henüz böyle bir durumun olmadığını kabul etseler de, bir aşamada yaşanacağından emin görünüyorlar.”
‘Sorgularda işkence yapıldığından eminler’
Yazışmada, Başkonsolos Houghton’ın bir araya geldiği kişilerin tutuklananlara sorgu sırasında işkence yapıldığını iddia ettikleri belirtiliyor:
“Konuştuğumuz kişilerin elinde gözaltı ve tutuklamalara dair sayılar vardı ancak bu sayılar biraz abartılı görünüyor. Ayrıca, sorgularda bilgi almak için kesinlikle işkence yapıldığını da öne sürüyorlar.
“Özellikle sendika üyelerinin başına gelenlerden endişe ediyorlar ve bu kişilerin ‘acımasız sorgulardan’ geçirilerek fiziksel zarar görmelerinden korkuyorlar.
“Ayrıca, işçi örgütlerinin ve diğer muhalif grupların artık yer altına inmelerini ve geçmişe kıyasla çok daha geniş ölçekte şiddete başvurmalarını bekliyorlar.
“Sol kesimin sağcılardan daha fazla cezalandırıldığına dair kaygıları da mevcut.
İçlerinden birkaç kişi, ileride Milli Güvenlik Konseyi’nin üyelerinin Türkiye’ye faşizmi getiren insanlar olarak hatırlanacağını söyledi. Ancak bu iddiaya içlerinden bazıları itiraz etti.”
‘Askeri yetkililerin işleri düzelttikleri açıklamaları biraz safça’
ABD’li bir heyet, bu görüşmenin ertesi günü bu kez “daha yoksul gecekondu mahallelerini” ziyaret ediyor.
Bu ziyarette elde edilen izlenimlerin diğer görüşmelere kıyasla çok daha farklı olduğu not düşülüyor.
Yazışmada, “Bu ziyaret sırasında, esnaf, çay ocağı sahibi gibi karşılaştığımız herkes, 12 Eylül darbesi nedeniyle rahatladıklarını söylüyor. Darbeden önce şiddet olayı yaşanmadan gün geçmediğini söylediler” ifadeleri kullanılıyor.
ABD’li heyetin yine İzmir’de görüştüğü kişiler arasında iş dünyasının temsilcileri de var.
Yazışmada, iş dünyasının bazı temsilcilerinin “sorumsuz politikacılar” nedeniyle darbeden başka seçenek kalmadığını söyledikleri ve demokrasinin işleyememiş olmasından dolayı duydukları üzüntüyü dile getirdikleri belirtiliyor.
Yazışmada, aynı görüşmede bazı üst düzey askeri yetkililerin de bulunduğu aktarılıyor.
“Askeri yetkililerin artık ordunun yönetimi ele aldığı ve ‘işleri düzelttiği’ için endişe duyulmaması gerektiği ve teröristlerin de kaçtığı yönündeki sözleri biraz safça görünüyor. Ancak ortamda tartışma çıkmaması için sarf edilmiş olması da muhtemel” ifadelerine yer veriliyor.
‘Sıkıyönetim komutanı isteksizce müdahale ettiklerini söyledi’
Yazışmada, Ege Bölge ve Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Süreyya Yüksel ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Korgeneral Muammer İnal ile yapılmış görüşmelerin ayrıntıları da yer alıyor:
“30 Eylül’de Orgeneral Süreyya Yüksel’in sıkıyönetim komutanlığına atanmasından dolayı bir tebrik telefonu açtım. Normalde 20 dakika civarı süren görüşmelerimiz, bu kez bir saati buldu.
“Görüşmenin ana mesajı, ordunun çok isteksiz bir şekilde müdahale ettiği ve en kısa zamanda ülkenin yönetimini yeniden sivillere bırakmayı istedikleri yönündeydi.
“Milli Güvenlik Konseyi’nin üyelerinin tamamının kendisinin çok yakın arkadaşları olduğunu ve hiçbirinin siyasi gücü elinde tutmak istemediğini söyledi.
“Görüşmede, ‘amatörler’ olarak nitelendirdiği ve yönetme konusunda deneyimsiz, esas odaklarının Demokrat Parti üyelerinden intikam almak olduğunu söylediği 27 Mayıs 1960 darbesinin liderlerinden faklı olarak, bu yeni komuta kademesinin en kısa sürede siyasal partilerin hayata dönmelerini sağlayacak şekilde düzeni sağlamak ve gerekli ‘ayarlamaları’ yapmak istediğini ifade etti.”
12 Eylül 1980’de ne oldu?
TSK, cumhurbaşkanının parlamentoda uzlaşma sağlanamaması nedeniyle aylarca seçilememesi, yaşanan hükümet istikrarsızlığı, ağır ekonomik sorunlar ve yoğun iç çatışmaları gerekçe göstererek 12 Eylül 1980 Cuma günü sabah saat 03:00’te yönetime el koydu.
Ülkenin yönetimi darbeyle birlikte kurulan Milli Güvenlik Konseyi’ne (MGK) devredildi.
MGK’nın yayımladığı ilk bildiride, darbenin ordunun “İç Hizmet Kanunu’nun verdiği Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini” yerine getirmek adına “emir-komuta zinciri” içinde gerçekleştirildiği belirtildi.
MGK’nın başkanlığına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren getirildi.
Konsey’de yer alan diğer isimler de Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komitanı Oramiral Nejat Tümer, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun oldu.
Konsey’in genel sekreterliği görevini de Orgeneral Haydar Saltık yürütüyordu.
Darbe olduğunda iktidarda Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı Süleyman Demirel başbakanlığındaki azınlık hükümeti bulunuyordu.
Bu azınlık hükümetine Necmettin Erbakan önderliğindeki Milliyetçi Selamet Partisi (MSP) ve Alparslan Türkeş’in lideri olduğu Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) dışarıdan destek veriyordu.
Ana muhalefette ise genel başkanlığını Bülent Ecevit’in yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) vardı.
Darbenin ardından birçok siyasi parti, sendika ve dernek kapatıldı, yeni bir anayasa hazırlandı, birçok isme siyaset yasağı getirildi ve parlamenter sistemde önemli değişiklikler yapıldı. Darbenin ardından yaklaşık üç yıl sonra, 6 Kasım 1983 genel seçimleriyle demokrasinin yeniden tesisi süreci de başladı.
Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı resmi verilere göre, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından toplam 650 bin kişi gözaltına alındı ve 52 bini de tutuklandı. Fişlenen kişi sayısı da 1 milyon 680 bin, vatandaşlıktan çıkartılanların sayısı da 14 bin.
Sıkıyönetim mahkemelerinde 210 bin dava açıldı ve toplamda 230 bin kişi farklı suçlardan yargılandı. Bunların 7 bini hakkında idam cezası istendi.
Bu dönemde, 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevleri nedeniyle, 171 kişi sorguda ve uğradığı işkence sonucu ve 49 kişi de idam edilerek yaşamını yitirdi.
Ancak sivil toplum kuruluşları, gerçekten çok daha fazla kişinin darbeden etkilenmiş olabileceğini söylüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NARİN GÜRAN CİNAYETİNDE İLK İTİRAF GELDİ
Narin’in ölümüne ilişkin soruşturmada 24 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüphelilerden birinin ifadesi doğrultusunda bazı yeni bilgiler ortaya çıktı. Gözaltına alınan şüphelilerden biri, ifadesinde çarpıcı itiraflarda bulundu. Narin’in amcası ve aynı zamanda köyün muhtarı olan kişinin komşusu olduğunu anlatan şüpheli, “Narin’in amcası battaniyeyi gösterip ‘Bunu yok edeceksin’ dedi” ifadelerini kullandı. İtirafçı, Narin’in amcasının kendisine bu iş için 200 bin lira teklif ettiğini de söyledi.
“NARİN’İN CESEDİNİ DERE KENARINA SAKLADIM”
Cenazeyi, muhtarla birlikte çuvala koyduklarını anlatan şüpheli, sonrasında muhtarın kendisinden ayrıldığını anlattı. Aynı kişi cenazeyi kendisinin daha sonra dere kenarında sakladığını söyledi. İtirafçı, cesedi derenin kenarına koyduktan sonra bölgedeki ekiplerle birlikte arama çalışmalarına katıldığını da söyledi.

O RACIN GÖRÜNTÜSÜ ORTAYA ÇIKTI
Gündeme bomba gibi düşen bu itirafların yankıları sürerken Narin’in cansız bedeninin dereye taşındığı itirafçıya ait kırmızı aracın görüntüleri de ortaya çıktı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GİZLİ TANIĞIN İTİRAFLARI GÜNDEM YARATTI
Bugün köyünde toprağa verilen Narin ile ilgili 25 kişinin gözaltına alındığı soruşturma hız kesmeden devam ederken gözaltında bulunan bir gizli tanığın itirafları kısa sürede gündem yarattı.
“CESEDİ SAKLAMAM İÇİN 200 BİN TL TEKLİF ETTİ”
Narin’in amcası Salim Güran’ın kendisine çuval içindeki cesedi saklaması için 200 bin TL teklif ettiğini ve istenilenleri yaptığını belirten gizli tanık “Ağacın yanında çok derin olmayan bir yer buldum. Burada biraz su vardı. Boğazını çuvala bıraktım. Çuval birisi tarafından bulunur diye düşünerek üzerine bir taş koydum. Taşın büyüklüğü yaklaşık 15-20 kilo civarındaydı. Yanında da birer taş vardı. Üzerine çalı koymadım. Çünkü üzeri kapanmıştı. Daha sonra buradan çıkarak aracıma bindim. Stabilize yoldan çıktıktan sonra baldızımın evine gittim” dedi.
AMCA SORGULANMAK ÜZERE JANDARMAYA GÖTÜRÜLDÜ
Gizli tanığın ses getiren itirafları sonrası ise dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Narin’in cezaevindeki tutuklu amcası Salim Güran yeniden sorgulanmak üzere jandarmaya götürüldü.
BAKAN TUNÇ: 1 KİŞİ DAHA GÖZALTINA ALINDI
Öte yandan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Narin’in ölümüne ilişkin bir kişinin daha gözaltına alındığını açıklayıp “Sebep olanlar kimlerse mutlaka bulunacak, adalet bunlardan hesap soracak, en ağır cezayı alacak” dedi.
NE OLMUŞTU?
21 Ağustos’ta Bağlar ilçesi Tavşantepe Mahallesi’nde Kur’an kursuna giden Narin Güran çıkışta evlerine dönmeyince ailesi kendi imkanlarıyla aramış, aramadan da sonuç alınamayınca Narin’in babası Arif Güran aynı gün saat 20.00 sıralarında kızının kayıp olduğunu bildirmişti. Bunun üzerine çok sayıda arama kurtarma ekibinin sevk edildiği bölgede çalışmalar başlamış, mahalledeki evler ve köye giriş yapan araçlarda arama yapılmıştı.
Arama çalışmaları sürerken, soruşturma kapsamında Narin Güran’ın ağabeyi E.G. (18), kolundaki ısırık izleri nedeniyle gözaltına alınmıştı. İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndaki incelemede, ısırık izlerinin Narin’e ait olup olmadığı tespit edilemeyince E.G. serbest bırakılmıştı.
Ardından Narin’in amcası, aynı zamanda kırsal Tavşantepe Mahallesi’nin muhtarı Salim Güran gözaltına alınmıştı. Aracından alınan DNA örneklerinin Narin’in kıyafetlerindeki DNA örnekleri ile eşleştiği belirlenen Salim Güran, ‘kasten öldürme’ ve ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından tutuklanmıştı.
Daha önce aranan yerlere tekrar yoğunlaşan ekipler, mahalleye 2 kilometre uzaklıktaki Eğertutmaz Deresi’nde çalışma yaptı ve Narin’in cansız bedeni, 19. günde bulundu. Narin’in öldürüldükten sonra çuvalla dereye atıldığı, üzerinin taşla kapatıldığı tespit edildi.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
EŞİNİN ELİNİ ÖPTÜ
Cezaevinden çıkarken eşi Dilan Polat tarafından karşılanan Engin Polat “Çok mutluyuz ailemizle kavuştuk” dedi. Hemen aracının direksiyon koltuğuna geçen Engin Polat, yanına oturan Dilan Polat’ın elini öperek uzaklaştı. Polat, 10 aylık cezaevi sürecinde beslediği kuşu da yanına aldı.

4 TUTUKLU SANIK TAHLİYE
“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından haklarında dava açılan Dilan ve Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 28 sanık davanın üçüncü gününde tekrar hakim karşısına çıktı. Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Ahmet Gün, tutuksuz sanık Dilan Polat, Sinem Sıla Doğu, Can Doğu ve diğer tutuksuz sanıklar katıldı. Tutuklu sanık Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ise SEGBIS (Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi) ile katıldı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanık Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve Ahmet Gün’ün tahliyesine karar verdi.

EMNİYETTEKİ TÜM DİJİTAL MATERYALLER İADE EDİLECEK
Mal varlığı üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılması talebinin reddine karar verdi. Sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, imza atma şeklindeki adli kontrolleri kaldırdı. Başsavcılığa müzekkere yazılarak sanıklar hakkında vergi usul kanununa muhalefet suçundan yürütülen soruşturma bulunup bulunmadığının varsa soruşturmaların akıbetlerinin sorulmasına karar veren mahkeme, adli emniyette bulunan ve imajları alınan cep telefonu, sim kart, bilgisayar gibi dijital materyallerin sahiplerine iadesine karar verdi. Mahkeme ayrıca yasadışı bahis lideri olarak bilinen Derkan Başer’in de aralarında bulunduğu ve İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘yasa dışı bahis organizasyonu’ davası ile bu davanın birleştirilmesi önerisinde bulundu. Soruşturmada tanık olarak ifade veren isimlerin mahkemece dinlenmesine de karar verdi. Duruşma 19 Aralık 2024 tarihine ertelendi.
DİLAN POLAT SEVİNÇ ÇIĞLIKLARI ATTI
Öte yandan tahliye kararını duyan Dilan Polat sevinç çığlıkları atarak gözyaşlarına boğuldu. “Şükürler olsun Allah’ım” diyerek sevinçten zıpladı. Kızı Nilda’yı arayan Dilan Polat, ‘baban tahliye oldu’ dedi. Kardeşi Sıla Doğu’nun ise, “Adalet yerini buldu” dediği duyuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEVLETTEKİ DOKTORLAR “OLMAZ” DEDİ AMA…
Bir süre önce kanser teşhisi konulan Şahismail Kömür, yakınları tarafından Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. Burada durumu ağırlaşan Kömür, bir süre sonra entübe edildi. Hastanın durumunu yakından takip eden doktorlar, olası bir ameliyatın çok riskli olduğunu ve hastayı kaybedeceklerini belirterek “Kesinlikle ameliyat edilemez” şeklinde karar aldı. Bu esnada tavsiye üzerine özel bir hastane ile iletişime geçen hasta yakınları “Bu imkansız ameliyatı biz yaparız. Bunun için 550 bin lira ödemeniz gerekiyor” yanıtını aldı. Hastalarının kurtulması için parayı borç harç denkleştiren hasta yakınları, ameliyat için de özel hastanedeki doktora onay verdi. Devlet hastanesinden alınıp özel hastaneye götürülen Şahismail Kömür, apar topar girdiği ameliyat sonrası yaşamını yitirdi.

“FABRİKATÖR DEĞİLİZ, KANDIRDILAR BİZİ”
Bu gelişme sonrası hastanenin ihmali olduğunu ve kandırıldıklarını öne süren Şahismail Kömür’ün oğlu Fırat Kömür, yayınladığı videoda “Babam entübe edilmiş bir şekilde yatıyordu. Akciğer kanseriydi ve oradaki doktorlar yapacak bir şey yok dediler. Ondan sonra biz bu özel hastaneden bir doktora ulaştık. Bu doktor da bize ‘bu imkansız ameliyatı ben gerçekleştiririm. Siz hastanızı buraya getirin’ dedi. Bizden kredi kartı talep ettiler. 550 bin TL’yi tek çekim olarak bizim kredi kartımızdan yaptılar. Parayı aldıktan sonra hastamızı alıp hastanelerine götürüp ameliyatı yaptılar. İki gün yoğun bakımda kaldıktan sonra babam vefat etti. Biz fabrikatör değiliz. Kandırdılar bizi… Paramızı da iade etmediler. Batırdılar bizi. Bizim canımızı yaktılar. Bize bir umut verdiler biz de o umudun peşinden gittik. İnşallah birileri sesimizi duyar” diyerek hastane tarafından mağdur edildiklerini ifade etti.

“YILIN AMELİYATI OLMAYA ADAY”
Öte yandan Şahismail Kömür’ün hayatını kaybettiği ameliyat sonrası operasyonu yapan doktorun sosyal medya hesabından “Yılın ameliyatı olmaya aday… Tüm meslektaşlarımın eline sağlık” notuyla bir paylaşım yapması da dikkat çekti.
HASTANEDE YETKİLİ BİRİ YOK
İlkeli yayıncılık gereği konuyla ilgili iletişime geçtiğimiz ve iddiaları sorduğumuz özel hastaneden “Mesai saatleri bittiği için konuyla ilgili bilgi verecek herhangi bir yetkili yok. En kısa sürede arkadaşlarımıza tarafınıza dönüş sağlayacak” şeklinde bir açıklama yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MUĞLA’nın Menteşe ilçesinde boşanma aşamasındaki eşi Senem Kıvrık’ı (40), sokak ortasında karnından bıçaklayarak öldürdükten sonra ormanda yakalanıp, tutuklanan Muhittin Kıvrık’ın (43), savcılıktaki ifadesi ortaya çıktı. Savcının, ‘Eşimin kusurlu olması için ne yapmalıyım?’ ‘Barodan avukat nasıl bulunur?’ şeklinde internetten neden arama yaptığını sorduğu Kıvrık, “Her vatandaş bunları aratabilir” dedi.
Olay, 25 Ağustos’ta saat 08.00 sıralarında Menteşe’nin Orhaniye Mahallesi Akasya Sokak’ta meydana geldi. Bir kadının sokakta çığlık sesini duyan mahalleli, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbarla olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Polis ekiplerinin başına sopayla vurulup, karnından bıçaklandığını belirlediği Senem Kıvrık, MuğlaEğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. 2 çocuk annesi Senem Kıvrık, kurtarılamadı. Polis, olayın ardından otomobiliyle kaçan şüphelinin Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndaki ambulans şoförlüğü görevinden 15 gün önce ayrılan Senem Kıvrık’ın eşi Muhittin Kıvrık olduğunu tespit etti.
DRONLA TESPİT EDİLİP, YAKALANDI
Hakkında 3 ay uzaklaştırma kararı bulunan Muhittin Kıvrık’ın yakalanması için çalışma başlatıldı. Muğla İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği görevlileri, İkizce mevkisindeki ormanda, dronla yaptığı aramada Kıvrık’ın yerini tespit edip, yakaladı. Gözaltına alınan Kıvrık, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklandı.
CİNAYET KAMERADA
Öte yandan Senem’in ailesinin karşı çıkmasına rağmen lise yıllarında aşık olduğu Muhittin Kıvrık ile kaçarak evlendiği öğrenildi. Kurşunlu Camisi’nde kılınan namazın ardından kadınların omzunda taşınan Senem Kıvrık’ın cenazesi, dün Şehir Yeni Mezarlığı’nda gözyaşlarıyla toprağa verildi. Senem Kıvrık’ın bıçaklandığı anlar ise bir binanın güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, Muhittin Kıvrık’ın Senem Kıvrık’ı iterek yere yatırıp, ardından üzerine doğru eğilip, elindeki bıçağı peş peşe sapladıktan sonra uzaklaşması yer alıyor.
OĞLU, DAHA ÖNCE BABASININ ANNESİNİ DARBETTİĞİNİ SÖYLEMİŞ
Muhittin Kıvrık, savcılıktaki ifadesinde, eşi Senem ile 3 aydır evliliğinde sorunlar olduğunu anlattı. Savcı, Muhittin Kıvrık’a oğlu Yiğit’in (18) olay günü polise 3 ay önce babasının annesini darbettiğini ancak annesinin şikayetçi olmadığını söylediğini sorması üzerine, “17 Temmuz olarak hatırladığım tarihte Gölcük’teki düğünden eşim Senem ve küçük oğlum Kerem ile dönerken araç içerisinde şiddetli bir tartışma yaşandı. Eşim o esnada aracı yoldan çıkartma amacıyla direksiyona hamle yaptı, ben de sert bir şekilde fren yaptığım için Senem kafasını aracın ön konsoluna vurdu. Bunun sonucunda yaralanmıştı. Olay esnasında yanımızda Yiğit yoktu. Bu nedenle annesinin ağzından ve burnundan olan o günkü yaralanmasını benim annesini darbettiğime bağlamış olabilir” diye konuştu.
‘KENDİMİ KAYBETTİM’
Muhittin Kıvrık, olay gününden bir gün önce cep telefonuyla internetten ‘çakı’ ve ‘bıçak’ kelimelerini ava merak sardığı için arattığını ileri sürerek, şunları anlattı:
“Av merakım yüzünden yanımda ekmek bıçağı taşıyordum. Araçta bulunan ve ağzına mermi sürülmüş haldeki tüfeği de av merakım nedeniyle bulunduruyorum. Olay günü sabah 06.30 sıralarında avlanmak amacıyla sanayinin arka kısmında bulunan Karabağlar Yaylası mevkine gittim. Bir şey avlayamadan geldim. Gelince de eşim Senem ile konuşmak istedim. Kendisiyle yolda karşılaştık. Aracımla takip etmedim. Para çekmek amacıyla aracımla gezinmiş olabilirim. Orhaniye Mahallesi’nde aracımı park ettim. Evde canım sıkılır diye arabada oturdum. Senem’i yoldan geçerken gördüm. Konuşmak amacıyla araçtan indim. Seslenmeden yanına gittim. Beni gördü, durdu. Bunun üzerine konuşmaya başladık. Yaklaşık 3-4 dakika kendisiyle konuştuk. Sürekli hakaret ederek ‘Git, gelme’ diyordu. ‘Seni aldattım’ dedi. Bu sözlerle beni çok tahrik etti. Kendimi kaybettim, itişip kakıştık. Bu sırada yere düşerek başını kaldırıma vurdu. Üzerime geldi, bu yüzden ittirdim. ‘Seni öldüreceğim’ dedi. Kolundaki çantadan silah çıkarıp, beni öldürebileceğini düşünerek bıçakladım. Beni aldattığına dair herhangi bir durum söz konusu olmadı. Birisiyle görmedim. Kaç kez bıçak darbesi vurduğumu bilmiyorum. Başına sopa ya da sert bir cisimle vurmadım. Aracımın içerisinde herhangi bir şekilde kendisiyle konuşmamız ve tartışmamız olmadı. Olay, sokakta gerçekleşti. Bıçağı olay yerinden kaçarken yol kenarına attım. 112’yi arayacaktım ancak telefonumun tuşları basmadı. Arkadaşım Serdar’ı ararken çalışıyordu.”
Savcının, telefon arama kayıtlarında ‘Eşimin kusurlu olması için ne yapmalıyım?’ ‘Barodan avukat nasıl bulunur?’ şeklinde internetten neden arama yaptığını sorduğu Kıvrık, “Her vatandaş bunları aratabilir. Bu nedenle arattım, söyleyeceklerim bundan ibarettir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, Horcas Coloradas plajında gerçekleşti ve bir görgü tanığı tarafından videoya kaydedildi. Görüntülerde, içinde dört Afrikalı göçmenin (biri kız çocuğu) bulunduğu küçük bir tekne görülüyor. Bu tekne, İspanyol Sivil Muhafız botları tarafından takip ediliyordu.
Göçmenler durma uyarılarını dikkate almayınca, polis botu sert bir manevra yaparak göçmen teknesinin üzerinden geçti. Bu hareket, teknenin alabora olmasına ve içindekilerin suya düşmesine neden oldu.
Yetkililere göre olayda yaralanan olmadı, ancak bu açıklama tartışmalara yol açtı. Göçmenlerin Fas’tan Melilla’ya geçmeye çalıştığı düşünülüyor.
Olay büyük tepki topladı. Bir Fas sivil toplum kuruluşu olayın soruşturulmasını talep ederken, Melilla yönetimi polisin standart prosedürleri uyguladığını savundu.
Bu olay, İspanya’nın göçmen politikasını yeniden tartışmaya açtı. Sol parti sözcüleri olayı “insani felaket” olarak nitelendirdi ve açıklama talep etti.
İspanya İçişleri Bakanlığı ise olayla ilgili iç soruşturma başlatmayı reddetti ve teknedeki dört kişinin Fas’a geri gönderildiğini açıkladı.
Bu olay, İspanya’nın göçmen politikası ve sınır güvenliği uygulamaları konusunda ciddi tartışmalara yol açtı.






Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER?
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Abdullah Gül Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu İngilizce Hazırlık Programı Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Beykoz Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Yabancı Dil Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği
–– İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Biyoanalitik İlaç Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Malatya Turgut Özal Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği
–– Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Kazak Kültürü ve Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Yargı İlânı
b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
c – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
TÜMÜ
Osman DemirHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>16 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU TEKME TOKAT DÖVDÜLER
İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, bir çocuğun kalabalık bir grup tarafından darbedildiğine ilişkin görüntülerin sosyal medyada paylaşılması üzerine çalışma başlattı. Ekipler, olayın Büyükçekmece‘de yaşandığını, darbedilen çocuğun da 16 yaşındaki M.A.Z. olduğunu belirledi.
6’SI TUTUKLANDI
Çocuğu darbedenlerin kimliklerini tespit eden polis, yaşları 12 ila 17 arasında değişen B.Ç, M.T, R.E.K, N.N.K, M.Ç, B.M.D, B.G.D. ve H.E.K’yi gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından Büyükçekmece Adliyesine sevk edilen şüphelilerden B.G.D. savcı tarafından salıverildi. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderilen 7 şüpheliden B.Ç, M.T, R.E.K, N.N.K, M.Ç ve H.E.K. “kasten yaralama” suçundan tutuklandı, B.M.D. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da karıştığı bir kavgada bıçaklanarak hastaneye kaldırılan Yunus Emre Özdemir (19), taburcu edildikten yaklaşık 4 ay sonra tekrar rahatsızlandı. 6 ay basur olduğunu sanarak yaşayan Özdemir’in, geçirdiği ilk ameliyatta karnında havlu büyüklüğünde gazlı bez unutulduğu ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı‘ndan alınan bilgiye göre ise hastane tarafından konu ile ilgili idari inceleme başlatıldığı öğrenildi.
Yunus Emre Özdemir, geçen yıl ekim ayında Altındağ ilçesinde karıştığı bir kavgada karnından bıçaklanarak Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede, ince bağırsak ameliyatı geçirdikten sonra 2 gün yoğun bakımda, 7 gün de normal odada gözetim altında tutulan Özdemir, tedavisinin ardından taburcu edildi. Normal yaşantısına geri dönen Özdemir, tedavinin ardından yaklaşık 4 ay sonra bağırsaklarında ağrılar hissetmeye başladı. Özdemir, yaklaşık 6 ay boyunca basur olduğunu sandı ancak ağrılarının iyice artması üzerine 8 Ağustos’ta Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Özdemir’in yapılan tetkiklerinde, bağırsaklarında havlu büyüklüğünde gazlı bez bulunduğu tespit edildi. Özdemir’in 10 ay önce geçirdiği ince bağırsak ameliyatı sırasında karnında gazlı bez unutularak dikiş atıldığı ortaya çıktı. Gazlı bez ameliyatla çıkarılırken, Özdemir’in tedavisine devam ediliyor.
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir, konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve Sağlık Bakanlığı’na başvurdu. Sağlık Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre; hastane konu ile ilgili idari inceleme başlattı.
Yunus Emre Özdemir, hastane odasında yaptığı açıklamada, “Bağırsağımı dışarı çıkardılar yeniden. Torba takılı şu an, 6 ay takılı kalacakmış torba. Hastaneyi şikayet etmeyi, tüm haklarımı kullanmayı düşünüyorum. Çalışıyordum, elektrik işiyle uğraşıyordum. İşe yeni başlamıştım; ama yeniden ameliyat oldum” dedi.
‘AMELİYATA ALININCA GAZLI BEZ OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI’
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir ise “Lavaboda fenalaştı, bana ‘Anne bir bakar mısın?’ dedi. Ben bakınca bez olduğunu anladım. Acil olarak hastaneye getirdik. Hemen hastaneye getirildi, ameliyata alındı. Ameliyata alınınca da gazlı bez olduğu ortaya çıktı. Benim çocuğumun sosyal hayatı tamamen bitti. Savcılığa, Sağlık Bakanlığı’na her yere başvurdum, CİMER’e yazdım. Şikayetçiyiz biz. Bu süreçte karın ağrısı oldu, yemesi içmesi kesildi, zayıfladı. 10 ay boyunca gazlı bezi içinde taşıdı Yunus Emre. Şu an sürekli ateşi çıkıyor. Torbadan rahatsız oluyor, onun için çok zor sonuçta. Enfeksiyon kapıyor, kan değerleri yükseliyor. Ben hastane ve hastane personelinden, doktordan şikayetçiyim” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hindistan’ın Batı Bengal eyaletine bağlı Kalküta kentindeki bir devlet hastanesinde 36 saatlik mesainin ardından seminer odasında uyuyan stajyer doktorun cinsel saldırıya uğradıktan sonra öldürülmesine yönelik tepkiler sürüyor. Hindistan Tabipler Birliği’nin (IMA) çağrısıyla ülke genelinde doktorlar, yerel saatle 06.00’dan itibaren greve gitti. Acil servisler hariç tüm hizmetler, 24 saat süreyle durduruldu. “Adalet istiyoruz” sloganları atan doktorlar, sağlık çalışanlarını şiddetten korumayı amaçlayan Merkezi Koruma Yasası’nın yürürlüğe girmesini talep etti. Greve 1 milyondan fazla doktorun katılması bekleniyor.
Batı Bengal Eyalet Başbakanı Mamata Banerjee protestolara destek vererek soruşturmanın hızlandırılmasını ve suçluların mümkün olan en sert şekilde cezalandırılmasını talep etti.
Hindistan’ı sokağa döken skandal
Öte yandan 9 Ağustos’ta RG Kar Hastanesi’nde uyuduğu sırada cinsel saldırıya uğrayan 31 yaşındaki doktor, meslektaşları tarafından yarı çıplak bir şekilde bulunmuştu. Olayla ilgili 1 hastane çalışanı tutuklanmıştı. Kalküta polisi tarafından yürütülen soruşturma, kamuoyunda “saldırının örtbas edildiği ve kötü yönetildiği” yönündeki eleştirilerin giderek artması nedeniyle Federal Merkezi Soruşturma Bürosu’na devredilmişti.
Ulusal Suç Kayıtları Bürosu’na (NCRB) göre verilerin toplandığı son yıl olan 2022’de ülkede 31 binden fazla tecavüz vakası kayda geçti. – KALKÜTA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunus Emre Özdemir, geçen yıl ekim ayında Altındağ ilçesinde karıştığı bir kavgada karnından bıçaklanarak Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede, ince bağırsak ameliyatı geçirdikten sonra 2 gün yoğun bakımda, 7 gün de normal odada gözetim altında tutulan Özdemir, tedavisinin ardından taburcu edildi. Normal yaşantısına geri dönen Özdemir, tedavinin ardından yaklaşık 4 ay sonra bağırsaklarında ağrılar hissetmeye başladı.
BASUR OLDUĞUNU DÜŞÜNÜRKEN KARNINDAN GAZLI BEZ ÇIKTI
Özdemir, yaklaşık 6 ay boyunca basur olduğunu sandı ancak ağrılarının iyice artması üzerine 8 Ağustos’ta Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Özdemir’in yapılan tetkiklerinde, bağırsaklarında havlu büyüklüğünde gazlı bez bulunduğu tespit edildi. Özdemir’in 10 ay önce geçirdiği ince bağırsak ameliyatı sırasında karnında gazlı bez unutularak dikiş atıldığı ortaya çıktı. Gazlı bez ameliyatla çıkarılırken, Özdemir’in tedavisine devam ediliyor.

AİLE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir, konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve Sağlık Bakanlığı’na başvurdu. Sağlık Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre; hastane konu ile ilgili idari inceleme başlattı.
“İŞE YENİ BAŞLAMIŞTIM AMA YENİDEN AMELİYAT OLDUM”
Yunus Emre Özdemir, hastane odasında yaptığı açıklamada, “Bağırsağımı dışarı çıkardılar yeniden. Torba takılı şu an, 6 ay takılı kalacakmış torba. Hastaneyi şikayet etmeyi, tüm haklarımı kullanmayı düşünüyorum. Çalışıyordum, elektrik işiyle uğraşıyordum. İşe yeni başlamıştım; ama yeniden ameliyat oldum” dedi.
“BEN BAKINCA BEZ OLDUĞUNU ANLADIM”
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir ise “Lavaboda fenalaştı, bana ‘Anne bir bakar mısın?’ dedi. Ben bakınca bez olduğunu anladım. Acil olarak hastaneye getirdik. Hemen hastaneye getirildi, ameliyata alındı. Ameliyata alınınca da gazlı bez olduğu ortaya çıktı. Benim çocuğumun sosyal hayatı tamamen bitti. Savcılığa, Sağlık Bakanlığı’na her yere başvurdum, CİMER’e yazdım. Şikayetçiyiz biz. Bu süreçte karın ağrısı oldu, yemesi içmesi kesildi, zayıfladı. 10 ay boyunca gazlı bezi içinde taşıdı Yunus Emre. Şu an sürekli ateşi çıkıyor. Torbadan rahatsız oluyor, onun için çok zor sonuçta. Enfeksiyon kapıyor, kan değerleri yükseliyor. Ben hastane ve hastane personelinden, doktordan şikayetçiyim” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekirdağ'ın Kapaklı ilçesinde yaşayan çift, boşanmak için Çerkezköy 2. Aile Mahkemesine başvurdu. G.A. isimli kadının eşi U.A.'dan boşanmak istemesi üzerine U.A. da evliliğin geçerli olmadığını belirtip, nikah merasimi sırasında orada olmadığını Etlik Escort ve imzayı da kendisinin atmadığını belirterek evliliğin iptali davası açtı. Mahkeme, dosyaları inceleyerek, 'evliliğin yokluğu' hükmüne karar verdi.
Tekirdağ'ın Kapaklı ilçesinde yaşayan G.A. isimli kadın, 2019 yılında eşi U.A. hakkında boşanma davası açmak için mahkemeye başvurdu. Karşı dava açan U.A. ise 2 çocuğunun annesi kadınla resmi şekilde evli olmadıklarını, nikah sırasında orada olmadığını belirterek, evliliğin yokluğunun tespitini istedi.
Yapılan yargılama sonucunda Çerkezköy 2. Aile Mahkemesi erkek şahıs olan U.A.'nın açmış olduğu dava yönünden yaptığı incelemede, "Erkeğin evlenme esnasında hazır bulunmadığı, evlenme defterindeki imzanın erkeğe ait olmadığı, böylece evlenmenin kurucu unsurunun eksik Gaziosmanpaşa Escort olması nedeniyle evlenmenin yok hükmünde olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar" verilerek, evliliğin yokluğunun tespitine karar verdi. Aynı zamanda G.A. isimli tarafın açmış olduğu boşanma davasında da karar verilmesine yer olmadığına kararını verdi.
Karşı taraf olan G.A.'nın karara karşı istinaf kanun yoluna başvurarak itiraz etmesi sonucunda dosya üst mahkemeye taşındı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesince dosya usulen bozuldu. Üst mahkeme, her iki tarafın açmış olduğu davaların incelenmesi gerektiğini, erkek şahıs olan U.A.'nın açmış olduğu evliliğin yokluğunun tespiti davasının öncelikle karara bağlanmasını ve karar kesinleştikten sonra kadın taraf olan G.A.'nın açmış olduğu boşanma davasında karar verilmesi gerektiğini Keçiören Escort belirterek, söz konusu dosyayı bozdu. Bunun üzerine Çerkezköy 2. Aile Mahkemesi dosyaları tefrik ederek, erkek şahıs olan U.A.'nın açmış olduğu davasında 24 Ekim tarihinde davanın kabulü ile evliliğin yokluğunun tespitine karar verdi.
Erkek şahıs olan U.A.'nın avukatı Muhammed Ali Demirci, söz konusu dosya ile ilgili olarak, "Müvekkil bize gelip başvurduğunda ve yaşadıklarını anlattığında Türkiye'de eşine az rastlanır bir dava olduğunu en başından anlayarak, davaya müdahil olduk. Müvekkil istemediği halde, zorlanarak, rızası ve bilgisi olmadan kendisi de nikah akdine katılmadığı halde Çıldır ilçesinde resmi evlilik gerçekleştirilmiş ve kendisine artık bu senin eşin denilmiş ve resmi nikahtan 1 ay kadar sonra İstanbul'da düğün gerçekleştirilmiştir. Evliliğin kurucu unsuru olan resmi memur önünde kabul rızalarının açıklanması hususu gerçekleşmediği için evlilik en başından beri yok hükmündedir. Bu nedenle evliliğin yokluğunun tespiti amacıyla açmış olduğumuz dava yerel mahkemece kabul edilmiştir. Dosya kapsamında tanıklar dinlenmiş Kızılay Escort ve Adli Tıp Kurumundan imza incelemesi de yaptırılmış ve sonucunda evlilik kütüğündeki imzanın müvekkile ait olmadığı ortaya konulmuştur. 24 Ekim'de verilen kararın henüz gerekçesi yazılmamıştır, gerekçeli karar yazıldıktan sonra karşı taraf olan G.A. muhtemeldir ki avukatları aracılığıyla karara itiraz edeceklerdir. Ancak kararın hiçbir şekilde değişmeyeceği ortadadır" dedi.
]]>İstanbul Şişli'de bir otelde yaşanan mide bulandıran olaya ilişkin görüntüler sosyal medyada infial yarattı. Bir otelde kalan yabancı uyruklu turist, odanın perdelerini sonuna kadar açarak uzandığı yatakta kendini tatmin etti.
Komşu binalarda yaşayan vatandaşlar tarafından cep telefonuyla Çayyolu Escort kayda alınan videoda, otel odasının perdelerini açan yabancı uyruklu şahsın çırılçıplak şekilde uzandığı yatakta herkesin gözü önünde kendini tatmin ettiği anlar yer aldı.
Vatandaşların telefonla kaydettikleri görüntüleri polise ihbar etmesi sonrasında otele gelen Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri şahsı Cebeci Escort gözaltına alarak karakola götürdü.
]]>İngiltere'de akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. 14 yaşındaki Scarlett Vickers isimli bir kız çocuğu, baba Simon Vickers (48) ve anne Sarah Hall (44) tarafından bıçaklanarak öldürüldü.
Ülkede büyük yankı uyandıran olay sonrası anne ve baba gözaltına alınırken, talihsiz kızın öldürülmeden saatler önceTikTok paylaşımında aynı odada ayna karşısında bir selfie çekilerek TikTok'tan paylaştığı görüldü. Siyah-beyaz paylaşımına Vickers'in "Lütfen dağınıklığı görmezden gelin" dediği ifade edildi.
Anne ve babası tarafından katledilen kızın arkadaşları, sosyal medya hesaplarından "En iyi arkadaşım seni özlüyor, zavallı bebeğim", "Orada rahat uyu, Scarlett gitti ama asla unutulmayacak", "Rahat uyu güzel kız, bunların hiçbirini hak etmedin" paylaşımlarıyla arkadaşlarına veda ettiler.
]]>CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri süren 8. Yargı Paketi’nde yer alan ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’ maddesine ilişkin “Anayasa Mahkemesi iptal etti. O maddeden ifadeyi çıkarıp aynı madde olarak tekrar yazmışsınız. Tekrar yazdığınız şeyle ‘bunu düzenledik’ diyorsunuz. Bu evrensel hukuk ilkelerine uygun değil. Anayasa Mahkemesi’nin kararına uygun değil. Mesele düzenleme yapmanız değil, durumu kurtarmak. ‘Terör örgütüyle irtibatlı’ sizin sihirli cümleniz. Bütün hukuksuzluğun gerekçesini bu cümleye dayandırabiliyorsunuz. Bütün adaletsizliğin gerekçesini buna dayandırabiliyorsunuz. Yetkiyi kendinizde görüyorsunuz” dedi.
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, TBMM Genel Kurulu’nda dün 8. Yargı Paketi’nin tümü üzerine söz alarak maddelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. “Bu teklif bir kere daha gösterdi ki ne Saray’ın gündeminde ne AK Parti’nin ne de MHP’nin gündeminde Türkiye’de hukukun üstünlüğünü sağlamak gibi bir mesele yoktur. Hukuk devletini kurmak gibi bir mesele yoktur” diyen Tezcan şunları söyledi:
ORTADA BİR YARGI REFORMU YOK: 8. Yargı Paketi’ni görüşüyoruz. Dışarıda özellikle iktidar çevresi paketi savunanlar, iktidara yakın olanlar, bu paketin kerameti olduğunu iddia edenler, bu bir yargı reformu paketi gibi ifade ediyorlar. Ancak paketin gerekçesinde ‘yargı reformu’ ifadesi kullanılmamış. Doğru olarak kullanılmamış çünkü anlatıldığı gibi ortada bir yargı reformu yok. Her zaman olduğu gibi bir torba paket var. AK Parti’nin bu zamana kadar Anayasa’ya aykırı biçimde hukuki güvenliği ortadan kaldıracak biçimde… Hukukçu olanlar çok iyi bilir. Uygulamada, uygulayıcıların neyi nerede bulabileceklerini bilemediği tuhaf bir sistem yaratan torba yasa sistemiyle toplanan maddeleri bir çuvalın içerisine koymuşlar. Yargıyla hükümler getiriliyor. Bu hükümlerin bir kısmı Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları neticesinde ortaya çıkan boşluğu doldurmak için zaruri olarak Meclis’in yasama organının yapması gereken düzenlemeler. Onun talebi doğrultusunda, tespitleri doğrultusunda yapılmıyor. Maddelerde arkadaşlarımız onları anlatacaklar.
YARGI PAKETİNE DEĞİL, REFORMA İHTİYAÇ VAR: Emekli ihtiyaçlarını gidermek bir ihtiyaç ama onu bu paketin içerisine sokmak bir tuzak. Miktar belli…2 bin lirayı, 3 bin liraya çıkarıyorsunuz. Bir kere bu projenin sahibi biziz. Sizleri emeklilere şikayet ediyorum. Emeklilere bayram günü asgari ücret tutarında ikramiye vermekten neden kaçtınız? Ortalama baklava bin lira ila bin 500 lira. Ramazan bayramında ayıp değil mi? Yaptığınız zam bir kilo baklava parası. Bir diğeri deprem yardımları… Kimsenin buna bir şey dediği yok. Keşke bir senedir depremin yaralarını sarma konusunda atmanız gereken adımları atmış olsaydınız. Bir sene geçti. Şimdi bunu da bu paketin içerisine koyuyorsunuz. Ayrı tek bir kanun maddesi getirin. Üzerinde konuşalım ve çıkaralım. Ama mesele o değil. Mesele bir şeyi yapıyormuş gibi görünüp, üstünü örtmek. Türkiye’nin bir yargı reformuna ihtiyacı var, bir yargı paketine değil. Bunu iktidar ve Cumhur İttifakı milletvekilleri kendi müktesebatlarına baksalar bunun dayanaklarını görürler.
EVRENSEL HUKUK İLKELERİNE UYGUN DEĞİL: Onuncu madde… ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’ maddesi. Anayasa Mahkemesi iptal etti. O maddeden ifadeyi çıkarıp aynı madde olarak tekrar yazmışsınız. Tekrar yazdığınız şeyle ‘bunu düzenledik’ diyorsunuz. Bu evrensel hukuk ilkelerine uygun değil. Anayasa Mahkemesi’nin kararına uygun değil. Mesele düzenleme yapmanız değil, durumu kurtarmak. Bir başka konu TMSF’de kayyumlara koruma getirme… ‘Terör örgütüyle irtibatlı’ sizin sihirli cümleniz. Bütün hukuksuzluğun gerekçesini bu cümleye dayandırabiliyorsunuz. Bütün adaletsizliğin gerekçesini buna dayandırabiliyorsunuz. Yetkiyi kendinizde görüyorsunuz. Bir şirkete kayyumu tayin edeceksiniz. Arkasından ‘ne yaparsan yap’ diyeceksiniz. Herkes milletvekilliğini bırakıp, kayyum olmaya çalışır. Ne güzel iş. Arkadaşlarımız ne gerekirse söyleyecekler. Bu teklif bir kere daha gösterdi ki ne Saray’ın gündeminde ne AK Parti’nin ne de MHP’nin gündeminde Türkiye’de hukukun üstünlüğünü sağlamak gibi bir mesele yoktur. Hukuk devletini kurmak gibi bir mesele yoktur. Yargı bağımsızlığını sağlamak gibi bir mesele yoktur. Kul düzenini ortadan kaldırmak gibi bir mesele yoktur. Ama sandığa gidiyoruz ve inşallah bu milletin gündeminde kul düzenini yerle bir etme olacaktır.”
]]>
Teklif üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, teklifin “torba kanun” niteliğinde olduğunu söyledi.
Torba kanunların, Anayasa’daki hukuk devleti ilkesini ihlal ettiğini savunan Özbudun, hukuk devletiyle çelişen hususların tekliften çıkarılmasını istedi.
Özbudun, emekli bayram ikramiyesinin 3 bin liraya çıkarılmasına yönelik düzenlemenin de teklifte yer aldığını hatırlatarak, “Bu madde, metinden çıkarılıp münferit kanun teklifine dönüştürülsün. Bu bağımsız teklif metnini burada 600 milletvekili olarak oy birliğiyle kabul edelim. 3 bin lira doğru bir rakam değildir. En az 10 bin liralık ikramiye düzenlensin ve tek kanun maddesi olarak Meclis’ten derhal geçirilsin.” dedi.
İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, yargıdaki sorunların giderilmesi gerektiğini ifade etti.
Teklifin “emeklilere bayram ikramiyesi müjdesi” olarak duyurulduğunu dile getiren Olgun, kanun teklifinin çok sayıda önemli kanunda değişiklik öngördüğünü belirtti.
Kanun teklifinin hızla yasalaştırılmasının istendiğini söyleyen Olgun, “Bu kanun teklifi, maddeler arasına sıkıştırılmış Anayasa ve hukuka aykırı düzenlemeler içermektedir.” diye konuştu.
Olgun, Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerde muhalefet partilerinin verdiği değişiklik önergelerinin dikkate alınmadığını ileri sürdü.
Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna ilişkin düzenlemenin “yargı yetkisinin devri” niteliğinde olduğunu savunan Olgun, emekli bayram ikramiyesinin miktarını yetersiz bulduklarını dile getirdi.
“Türkiye Cumhuriyeti’ni yeni bir anayasa ile buluşturmak kaçınılmaz bir hal almıştır”
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, hukukun üstünlüğü ilkesinin Türk milletinin vazgeçilmez unsurları arasında yer aldığını belirtti.
Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu ifade eden Öztürk, 100 yıllık Cumhuriyet tecrübesinin hukuk alanında da kılavuz olduğunu kaydetti.
Öztürk, son yıllarda çok sayıda alanda adımlar atıldığını vurgulayarak, Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’ni önemsediklerini söyledi.
Teklif için “evet” oyu vereceklerini bildiren Halil Öztürk, şöyle devam etti:
“Darbecilerden kalma bu Anayasa artık milletimize dar gelmekte ve ihtiyaçları karşılayamamaktadır. Bizler de bu mecburiyeti sorumluluk olarak görüp gerekli adımları atmalıyız. Yapılacak çalışmalar, hukukun üstünlüğü ilkesini besleyeceği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını da yükseltecektir. Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin mutabakat metnidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni değişen, gelişen siyasi ve sosyal şartlar çerçevesinde yeni bir anayasa ile buluşturmak, bu anlamda oluşturulacak metni Türk milletinin takdirine sunmak kaçınılmaz bir hal almıştır.”
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, teklifte hukukun ve demokrasinin bulunmadığını iddia etti.
İktidarın “torba kanunu” Meclis’in olağanı haline getirdiğini savunan Ayan, teklifte hukuksuzlukları devam ettiren düzenlemelerin bulunduğunu, emekli bayram ikramiyesinin harçlık niteliğinde olduğunu söyledi.
“Kopyayı bile düzgün çekemiyorsunuz”
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, teklifin “torba kanun teklifi” olduğunu ve farklı alanlarla ilgili düzenlemeler içerdiğini belirtti.
Teklifte emekli bayram ikramiyesine yönelik düzenlemenin de bulunduğunu anımsatan Tezcan, şunları kaydetti:
“Bunun, bu pakette ne işi var? Emekli bayram ikramiyesini artırmak ihtiyaç ama bunu paketin içine sokmak bir tuzak. 2 bin lira 3 bin liraya çıkarılıyor, bir kere bu projenin sahibi biziz, CHP. 2015 yılı Haziran ayında Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Emekliye, Ramazan ve Kurban Bayramı’nda birer maaş ikramiye’ dedi. Kıyamet koptu. Haziran seçimleri kaybedildi, Kasım seçimlerine gidilince ‘Biz de vereceğiz’ dediler. Kopyayı bile düzgün çekemiyorsunuz.”
Teklifin komisyondaki görüşmeleri sırasında parti olarak asgari ücret seviyesinde emekli bayram ikramiyesinin verilmesini önerdiklerini anlatan Tezcan, bunun kabul edilmediğini belirtti.
“Emekliye bayram gününde asgari ücrette ikramiye vermekten neden kaçtınız?” sorusunu yönelten Tezcan, emekli bayram ikramiyesine yapılan zamla sadece bir kilogram baklava alınabileceğini söyledi. Bülent Tezcan, yargıya güvenin azaldığını öne sürdü.
Teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin, teklifin yargı alanında önemli düzenlemeler içerdiğini dile getirdi.
Kanun teklifiyle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda da düzenlemeler yapılacağını aktaran Şahin, “Teklif, 17 farklı kanunun 78 maddesinde değişiklik veya düzenleme içermektedir. Biri geçici olmak üzere toplam 42 maddeden oluşmaktadır. Teklifle, ceza yaptırımlarının etkinliğinin artırılması amacıyla adli para cezası miktarları ile kesinlik sınırları yükseltilmektedir. Kanun yoluna başvuru süreleri yeknesak hale getirilmektedir. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerine ilişkin önemli düzenlemeler hayata geçirilmektedir.” şeklinde konuştu.
Cem Şahin, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemenin müstakil suç olacağını, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler verileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planının açıklandığını hatırlatan Şahin, teklifle hak arama hürriyetinin güçleneceğini, suçla etkin mücadelenin sağlanacağını, yargılamaların hızlanacağını sözlerine ekledi.
“10 bayram için toplam 166,2 milyar lira bayram ikramiyesi ödemesi yapılmıştır”
Genel Kurulda, teklifin tümü üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.
Milletvekillerinin soruları üzerine TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, 2018’deki düzenlemeyle Ramazan ve Kurban bayramlarında emeklilere bin lira ikramiye verilmesine başlandığını, bu tutarın 2021’de 1100 liraya, 2023’te 2 bin liraya çıkarıldığını anımsattı.
Teklifte bayram ikramiyesinin 3 bin liraya yükseltilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Yüksel, “2018 yılından bugüne kadar 10 bayram için toplam 166,2 milyar lira bayram ikramiyesi ödemesi yapılmıştır. Emekli bayram ikramiyelerinin 3 bin liraya yükseltilmesi halinde ilave maliyet 27,5 milyar lira olarak tahmin edilmektedir. 2024 yılında toplamda 82,5 milyar lira ikramiye ödemesi yapılmış olacaktır.” bilgisini paylaştı.
Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler verileceğini aktaran Yüksel, Komisyonun hakimlerden oluştuğunu dile getirdi. Cüneyt Yüksel, uzun yargılamadan kaynaklı tazminat istemlerinin komisyon tarafından hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığını belirtti.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından teklifin maddelerinin görüşülmesine geçildi.
]]>Haber: DİLAN KUTLU/ Kamera: ONUR BİNGÖL
Gelecek Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı, TBMM Genel Kurulu gündeminde bulunan 8. Yargı Paketi’ne ilişkin “Eğer yargı kuruluşları tarafından bir şirket, işletme terörle ilişkili görülürse, o takdirde bu şirkete kayyum atanabiliyor. Kayyumluk yetkisi TMSF’ye ait. Görevi azami beş yıl sürecek. TMSF’nin o şirket üzerinde yapacağı işlemler neticesinde hiçbir idari cezai mali hukuki sorumluluğu olmayacak. Yani bundan çıkacak sonuç, çok keyfi olarak işletmelere el konulabilir. Böylece Anayasamızın 35. maddesiyle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile garanti edilen mülkiyet hakkı tamamen ihlal edilebilir” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nun, 8. Yargı Paketi’nin görüşmelerinin tamamlanmasının ardından yerel seçim nedeniyle çalışmalarına ara vermesi bekleniyor.
“BİR REFORM DEĞİL, SIKINTILI HÜKÜMLERE YER VERİYOR”
Anayasa profesörü Gelecek Partisi Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, paketle ilgili olarak ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu. Yazıcı Özbudun, teklife “yargı paketi” denmesinin doğru olmadığını belirterek, “Çünkü bir pakete, yargı reformu dediğiniz zaman o paketin içeriğinde usul hukukuna ilişkin, ceza hukukuna ilişkin, insan hakları hukukuna ilişkin iyileştirilmelerin olduğunu düşünürsünüz. Şimdi bu paket, usul hukuku, ceza hukuku, ceza muhakemeleri hukukuna ilişkin hatta insan hakları hukukuna ilişkin birtakım hükümler içeriyor ama bunlar iyileştirme mahiyetinde değil. Aksine mevcudun daha gerisine anlamını taşıyor. Bu bakımdan bu bir reform değil maalesef Türkiye açısından gayet sıkıntılı hükümlere yer veriyor.
“SUÇU TANIMLAMA KONUSUNDA YARGIYA ÇOK GENİŞ TAKDİR YETKİSİ SUNMUŞLAR”
Yazıcı Özbudun, teklifin AYM tarafından iptal edilen “örgüt üyesi olmadan suç işleme” maddesine ilişkin şunları söyledi:
“Bu hüküm çok önemli. Çünkü bir kez yazımında suçun tanımını öylesine muğlak ifadelerle gerçekleştirmişler ki bu şu anlama geliyor, yargı organı bir fiili anayasal hürriyet niteliği taşısa dahi hürriyetin meşru alanında olsa dahi, onu bu suçun nitelemesine dahil edebilir. Böylece kişilere anayasal hürriyetlerini kullandıkları halde cezalandırabilir. Oysa bu maddeye ilişkin daha önce Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bir iptal kararı var. Pakete baktığınızda diyorlar ki ‘Biz bu Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçelerine uygun bir formülasyon yaptık.’ Tam aksine… Mahkeme kararlarının gerekçelerinin kararında ne belirtilmişse o gerekçelerde belirtilen her hususu göz ardı etmişler. Suçu tanımlamak konusunda yargı kuruluşuna çok geniş bir takdir yetkisi sunmuşlar. Böylece aslında hukuk devletlerinin ‘kanunsuz suç ve ceza olmaz’ ilkesi ihlal ediliyor. Biz bu maddeye baktığımız zaman suçu yaratacak makam yargı organı olmaktadır bu da hem hukuk devletine hem de Anayasamızın 38. maddesini ihlal ediyor.
“ANAYASAL BİR HÜRRİYET SUÇ HALİNE GELEBELİR…”
Örneğin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, kadınlar haklarının daha genişletilmesi amacıyla yürüyüş yapabilirler. Bu Anayasa’ya uygun bir fiildir. Yargı organı bu fiili anayasal hürriyet olarak nitelememiş olabilir, suç olarak nitelendirilebilir. Böylece meşru bir anayasal hürriyet suç haline gelebilir yargı kuruluşunun takdirine bağlı olarak.”
“TMSF CEZAİ, MALİ SORUMLULUĞU OLMAYACAK…MÜLKİYET HAKKI TAMAMEN İHLAL EDİLEBİLİR”
Teklife göre, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, silahlı örgüt, terörizmin finansmanı suçlarının bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde kayyum atanmasına karar verildiğinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyum olarak atanabilecek. Özbudun, bu maddeye ilişkin ise şu değerlendirmede bulundu:
“Teklifin 22. maddesinde yer alıyor. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’na geçici 6. maddeyi ekliyor. Bu maddenin beşinci fıkrasında çok karmaşık olarak ifade edilen bir hüküm var. Bir kere böyle karmaşık hukuk metni yazılmaz. Bu Anayasamızın ikinci maddesinde yer alan hukuk devleti ilkemizin belirlilik unsurunu ihlal ediyor. Bir hukuk normunu okuyan ortalama bir yurttaş o hükmün ne anlama geldiğini anlamalıdır. Bu hükmün ne anlama geldiğini anlamak için bırakın ortalama yurttaş, çok yetenekli bir hukukçu olmak da yetmiyor. Defalarca okumak ve incelemek gerekiyor. Bu hükümle mealen ifade ediyorum. Eğer yargı kuruluşları tarafından bir şirket işletme terörle ilişkili görülürse, o takdirde bu şirkete kayyum atanabiliyor. Kayyumluk yetkisi TMSF’ye ait. Görevi azami beş yıl sürecek. TMSF’nin o şirket üzerinde yapacağı işlemler neticesinde hiçbir idari cezai mali hukuki sorumluluğu olmayacak.
Yani bundan çıkacak sonuç, çok keyfi olarak işletmelere el konulabilir. Böylece Anayasamızın 35. maddesiyle ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile garanti edilen mülkiyet hakkı tamamen ihlal edilebilir. Ama bu ihlal fiilini gerçekleştirenlerin hiçbir hukuki sorumluluğu olmayacaktır.
2010 yılında Türkiye bir anayasa değişikliği yaptı. Gene aynı iktidar çoğunluğu bunu gerçekleştirdi. Anayasamızın geçici 15. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ilga edildi. Bu fıkralar, Milli Güvenlik Konseyi yöneticilerine, yani gençler için söyleyeyim, 12 Eylül’de Türkiye’de yönetime el koyan 5 generale ve onların emirleri altında karar veren bütün asker ve sivillere benzer bir koruma zırhı getiriyordu. Şimdi bir hukuk devletinde kimsenin suç işleme hürriyeti olamaz. Herkes eylemin ve işleminden dolayı hukuken sorumludur, cezaen sorumludur. Şimdi o zamanlar Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti bize bu yaptıkları reformu nasıl takdim ettiler? Türkiye’de hukuk devletini güçlendiriyoruz dediler. Biz de onları destekledik. Tabii ki hukuk devletini güçlendiren bir reformdu bu. Şimdi bakın aynı hüküm TMSF için getiriliyor. Ben de şu soruyu soruyorum. 14 yılda zihin alemlerinde bu kadar köklü değişikliği ne ile açıklayacaklar? Bu hukuk devletinin yok edilmesidir. Bu belli bir gruba suç işleme hürriyetinin tanınmasıdır ve bu mülkiyet hakkının açık ihlali sonucunda olacaktır.”
]]>
Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, 41 maddelik 8. Yargı Paketi’nin TBMM Genel Kurul’a geleceğini hatırlatarak şunları söyledi:
“Pratikte 8 yargı paketi Meclis’e getirildi. AKP paket paket götürdü. Her gelen paket bedenden et koparırcasına aslında hak ve adaletten bir parçanın yok edilmesine yol açtı diyebiliriz. Aslında temel haklarımız askıya alındı, temel haklarımız yok sayıldı. O nedenle buna reform demenin kendisi trajikomik bir durum. Çünkü reformlar halk yararına yapılır, özgürlüğü, adaleti geliştirmek için yapılır.
“YARGI DARBESİ MECLİS ELİYLE DEVAM ETTİRİLİYOR”
8. yargı paketini getirirken ağdalı laflar edildi. Bu paketin içerisinde AYM’nin iptal ettiği bütün maddeler neredeyse farklı cümlelerde ifade edilerek paketin içerisine yedirildiğini görüyoruz. Aslında Meclis şu anda Anayasasızlığa alet edilmiş oluyor. Bugün yargı darbesi meclis eliyle devam ettirilmeye çalışılıyor. AKP bu yargı paketini getirerek aslında AYM’yi tanımadığını, AYM’nin ‘Şu maddelerde düzenleme yapın’ demesine rağmen o maddelerde ısrar ettiğini görüyoruz.
“ANAYASAL HAKLARINI KULLANANLAR…”
220’ye 6. madde, yani örgüte üye olmamak için örgüt adına suç işleme. Bu düzenlemeyi ne zaman getirmişlerdi. Zamanın cemaatçileri yargıda da etkinken beraber yol yürüdüklerinde bu düzenlemeleri getirdiler. AKP, şu anda cemaatin aklıyla yol yürüyor. Aslında bu maddede şunu görüyoruz. Toplumun en temel haklarının askıya alınmasının maddesi olduğunu ifade edebiliriz. Basın toplantısına katılmaktan, yürüyüş yapmaya Anayasal bütün haklarını kullanan kişiler AKP’nin hoşuna gitmediği zaman sanık sıfatıyla kendilerini adliye salonlarında buluyorlar. Bunun üzerinden demokratik siyaset dizayn ediliyor.
“KAYYıMLARIN YARGI ZIRHIYLA KORUNDUKLARINI GÖRÜYORUZ”
Bütün bu düzenlemeye baktığımız zaman bu düzenlemenin toplum yararına olmadığını ifade edelim. Paketin içerisinde önemli bir düzenleme daha var. Onu da özellikle truva atı gibi gizlemişler. Sayılan suçlarda bir şirketin faaliyetleri içerisinde işlendiğine dair yargısal bir süreç başlatıldığında şirkete TMSF tarafından yönetici atanabilecek. Bu yöneticiler fon yönetimince atanan kayyumlara, Anayasa’ya hukukun temel ilkelerine aykırılıkta tam sorumsuzluk zırhıyla kuşanmış oluyorlar. Cemaatin birçok şirketine de kayyum atandı. Kayumların yaptığı işlemlerin korunduğunu görüyoruz. Bir şirket o suçtan beraat etmiş olsa bile döndüğünde mal varlığını harcamış, kayyumun hepsi mal varlığını tasviye etmiş olsa bile bunlara yönelik bir soruşturma ve kovuşturma açılmadığını tam bir yargı zırhıyla korunduklarını, neredeyse bir dokunulmazlar haline getirildiklerini görüyoruz.
“MEHMET UÇUM BİR ÖYLE, BİR BÖYLE”
Bir şeyi daha konuşmamız gerekiyor. Sarayda oturup sabah akşam yargı fetvası veren Mehmet Uçum’u konuşmak gerekiyor. Mehmet Uçum bir öyle bir böyle. Geçmişte ne söylemiş, ‘Anayasa Mahkemesi’nin vereceği karar herkesin kabul edeceği kararıdır.’ Şimdi bütün Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını kesinlikle hukuksal olarak doğru olmadığını yargısal aktivizm yaptığını söylüyor. Sayın Mehmet Uçum’a seslenelim, vallahi Erdoğan’ın danışmanı oldun. Sarayın hukuk manipülatörü oldun, ülkeyi çöküşe götüren yargı darbesinin baş aktörü oldun ama bir tek hukukçu olamadın. Bugün AYM kararlarının tartışmaya açılmasında sarayın hukuk biriminin ve Mehmet Uçum’un özel rolüne dikkati çekmek istiyorum. Haksız ve hukuksuz karar olan Can Atalay kararının vekiliğinin düşürülmesini de bu Meclis’te gerçekleştirilmesinde de bu yargısal darbeyi derinleştiren önemli bir başlık olduğunu da ifade etmek isiyorum.”
]]>DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, bugün TBMM’de basın toplantısı düzenledi. TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşmelerine başlanacak 8. Yargı Paketi’ne dair partisinin görüşlerini kamuoyu ile paylaşan Yeneroğlu, şunları ifade etti:
“ÜLKEDE YARGI PAKETİ İLE İKTİDAR SADECE GÖZ BOYAMAYA ÇALIŞMAKTADIR”
“Sorunların asıl kaynağına inmekten uzak, günü kurtarma amacı taşıyan ve yüzeysel değişiklikler içeren bu paket, mevcut sorunlara pansuman tedbir olabilecek nitelikte bile değildir. Türkiye her geçen gün gittikçe hukuk devletinin en asgari şartlarının dahi sağlanmadığı, yargı bağımsızlığının görmezden gelindiği zorba bir anlayışla yönetilmektedir. İktidarın yargıyı kontrol altına alarak vatandaşlarımızın üzerine bir sopa olarak yargıyı kullandığı acı örnekleri her gün görmekteyiz. Sayısız masum insan sırf Cumhurbaşkanı böyle istiyor diye hukuka aykırı bir şekilde cezaevlerinde tutulmaktadır. AİHM ve Anayasa Mahkemesi (AYM) karaları uygulanmamaktadır. AYM üyelerinden sonra Danıştay üyelerinin de açık şekilde Cumhurbaşkanı ve ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından hedef gösterildiği bir ülkede yargı paketi ile iktidar sadece göz boyamaya çalışmaktadır. Kuvvetler ayrılığının değil kuvvetler birliğinin açık ve net olarak uygulandığı, buna tabi olmayanların doğrudan tehdit edildiği, her türlü hakarete maruz kalındığı ve şu anada anayasaya aykırı olarak uygulanan kuvvetler birliğinin dahi keyfi bir biçimde uygulandığı, yürütmenin yanında yasama ve yargının da cumhurbaşkanının talimatlarını beklediği bir ortadayken önümüze sunulan paketlerin vatandaşlarımıza da ülkemize de hayırlar getirmesi imkansızdır.
“AYM KARARLARI ATIF YAPMAK İÇİN DEĞİL UYULSUN DİYE VAR”
İktidarın yargı paketinde laf cambazlığı yaptığı bir husus var, o da AYM’nin iptal kararlarının gereğinin yerine getirilmesi. Sanki AYM karalarını tanımayan kendileri değilmiş gibi, bu karaları açıkça uygulamayacaklarını ilan eden, bu konuda yargıya talimat veren kendileri değilmiş gibi, yargı paketinin gerekçesi AYM atıflarıyla dolu. Ne kadar trajikomik bir durum. Anayasayı paketleyenlerin yargı paketinden bahsediyoruz. Atıf yapmayı biliyorlar ama karara gelince de ortada yoklar, cumhurbaşkanının keyfi yaklaşımlarını bekliyorlar. AYM kararları atıf yapmak için değil uyulsun diye var. Madem atıf yapacak kadar değerli görüyorsunuz o zaman uysanıza bu kararlara. Her şeyleri edebiyat, boş laf.”
“EMEKLİLERİMİZ BUGÜN MARKETE GİTTİĞİNDE CANININ İSTREDİĞİNİ ALMASI İMKANSIZ”
Açıklamasında teklifle ilgili düzenlemelere değinerek bunlara ilişkin açıklama yapan Yeneroğlu, emekli aylıklarını da düzenleyen maddeyi de gündemine aldı. Emeklilerin yaşadığı ekonomik darboğaza dikkat çeken Yeneroğlu, “Birçok insan sabah saat 05: 00’te daha karanlığın olduğu bir ortamda Et ve Süt Kurumu önünde ucuz et alabilmek için sırada bekliyor. Emeklilerimiz bugün markete gittiğinde canının istediğini alması imkansız, sadece en asgari ihtiyaçlarını seçerek alıyor. İlaçları bitince eczaneye gitmekten çekiniyor” dedi. Yeneroğlu şöyle devam etti:
“YARGI PAKETİNİN İÇİNE EMEKLİLERİMİZE FAZLADAN BİN TL VERMELERİNE ŞÜKRETMEMİZİ BEKLİYORLAR”
“Bunlar daha iyi günlerimiz, yerel seçimlerden sonra çok daha büyük sosyal, sorunlar bizi bekliyor. Çünkü iktidar yaptığı saçma sapan politikaların bedelini en fazla yoksullara, işsizlere, asgari ücretle geçinmeye çalışanlara, emekli olanlara ödetecek. Çok daha kötü günler bizi önümüzde aylarda bekliyor. Bu sürecin kazananı Türkiye’de yüzde 5’lik zengin kesim. Böyle bir dönemde yargı paketinin içine emeklilerimize fazladan bin TL vermelerine şükretmemizi bekliyorlar. Bugün bin TL alışveriş yapacak yeterlilikte miktar değil, hepimiz biliyoruz.
“TEKLİFTE AYM’NİN BAZI İPTAL KARARLARIN ARKASINDAN DOLANARAK AYNI YA DA ÇOK BENZER DÜZENLEMELER YAPILMAKTADIR”
Teklifte AYM’nin vermiş olduğu bazı kararlara rağmen, kararların arkasından dolanarak iptal edilen maddelerle aynı ya da çok benzer düzenlemeler yapılmaktadır. Bu durum anayasamızın 153. maddesine yani AYM kararlarının belirleyiciliği ilkesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Parlamentoda çoğunluğu teşkil eden milletvekilleri kendilerini millete karşı sorumlu görmüyorlar, anayasaya karşı sorumlu görmüyorlar. Tek, kendilerini sorumlu gördükleri, tabi oldukları, kendilerini tebaa konumunda konumlandırdıkları kişi cumhurbaşkanının bizzat kendisidir ve onun değişken tutumlarıdır.
“ÖRGÜT ADINA İŞLENEN SUÇ KAVRAMI MAHKEMELER TARAFINDAN DOLDURULACAKTIR ÖNGÖRÜLEN DÜZENLEMEYE GÖRE”
Örgüt adına işlenen suç kavramı mahkemeler tarafından doldurulacaktır öngörülen düzenlemeye göre. Bu durum hukuki belirlilik ilkesine ve anayasanın 38. maddesine açıkça aykırı olacaktır. AYM’nin iptal gerekçesi karşılanmadan kanunilik ilkesi ve öngörülebilirlik, bilinirlik şartlarını taşımadan her somut olaya göre kapsamının yorumlanabileceği şekilde değerlendirilmektedir. Bu da yeni krizlere yol açacaktır. Benzer durum hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi için de geçerlidir. Düzenleme birbiriyle çelişkili uygulamalar ortaya çıkartacak, itiraz ve istinaf yollarını içermektedir. Bu bakımdan AYM kararında belirtilen anayasaya aykırılık devam etmektedir.”
Kanun teklifindeki TMSF ile ilgili düzenlemeye ilişkin de konuşan Yeneroğlu, “Düşünün TMSF bir şirkete el koyacak, başına kayyım atayacak ama o kayyım her türlü yetkiyle şirketi yönetecek fakat hiçbir şeyden de sorumlu olmayacak. Tam iktidarın ülkede uyguladığı düzenin kendisi” diye konuştu.
AKP’nin 2019’da yayınladığı Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni gösteren Yeneroğlu, şöyle devam etti: “O dönemde cumhurbaşkanı hukukun altını oymaya başlamış olsa bile açıktan anayasayı yok saymıyordu. Bu anayasayı reddetme durumu yapısal bir duruma dönüşmemişti. Bugün iktidar ortağı ile en temel Fransız anayasasını bundan 250 yıl önce belirlediği esasları dahi yok sayıyor. Buna rağmen bu seçimlerde bir çok yerde daha da belediyeleri kazanacak nitelikte kendisini görebiliyor. Bu da Türkiye’nin çok açık dramıdır.
“ÖNÜMÜZE GETİRİLEN YARGI PAKETLERİ HUKUKSAL ÇÜRÜMÜŞLÜĞÜN ÜZERİNİ ÖRTMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY İFADE ETMİYOR”
2019’dan bugüne sekizincisi getirilen yargı paketleri yargıdaki gerçek sorunlara kör ve sağır. O sebeple yasalaşmaları kimsenin dikkatini dahi çekmedi. 2021’in Nisan ayında şatafatlı bir tanıtımla ilan edilen İnsan Hakları Eylem Planı’nın 3’te 2’si hala uygulanmış değil. Önümüze getirilen yargı paketleri hukuksal çürümüşlüğün üzerini örtmekten başka bir şey ifade etmiyor. Buradan iktidara seslenmek istiyorum; madem bu paketleri hazırlıyorsunuz, gelin burada ülkemizin öncelikli olarak çözüme kavuşturulması için gereken en asgari sorunları çözüme kavuşturalım. Hukukun üstünlüğü ilkesine derhal geri dönün, kuvvetler ayrımı ilkesine tekrar riayet edin, yargı bağımsızlığını acilen sağlayın, hak ve özgürlüklere saygı duyun. AİHM ve AYM karalarının tamamının gereklerini artık hazmedemiyorum laflarını kullanmaya utanarak yerine getirin. Milletinize asgari saygının gereği olarak bunu yapın. CMK ödemelerinde KDV’yi kaldırın ya da yüzde 1’e düşürün. KHK dramına son verin. Yargı paketine ağır hasta çocuğu olan anneler için sağlanan infaz erteleme hakkının babalar için de uygulanmasına dair düzenlemeyi derhal alın. Anne ve babanın aynı anda tutuklu ya da hükümlü olması durumunda çocuğun etkilenmemesi için ebeveynlerinden bir tanesinin küçük çocuğun yanında olması için gerekli düzenlemeleri yapın. Hasta mahpuslar bakımından tam teşekküllü devlet hastaneleri tarafından verilen cezaevinde kalamaz raporları sonrası kişiyi derhal tahliye edin.
“YEREL SEÇİMLER TÜM TÜRKİYE’NİN DERTLERİNE DEVA BULMA YOLUNDA ATACAĞI İLK ADIM OLACAKTIR”
Önümüzdeki yerel seçimler iktidar ortaklarına bir ders vermenin Genel Başkanımız Ali Babacan’ın ifadesiyle iktidara bir sarı kart göstermenin en etkili yolu olacaktır. Yerel seçimler milletimizin adalete, demokrasiye, refaha dair talebinin, yeniden çalışan bir Türkiye’ye dair talebini dile getirdiği bir seçim olacaktır. Yerel seçimler tüm Türkiye’nin dertlerine deva bulma yolunda atacağı ilk adım olacaktır.”
]]>Türkiye-Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili İsmail Emrah Karayel ile Anayasa Komisyonu üyesi ve AK Parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan’dan oluşan TBMM heyetine başkanlık eden Yüksel, Türkiye’nin sunumunun ardından AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun, 30 Aralık 2022’de Divan’dan danışma görüşü isteme kararı aldığını hatırlatan Yüksel, “Buna göre Divan’dan, Birleşmiş Milletler Şartı, uluslararası insancıl hukuk, uluslararası insan hakları hukuku, Güvenlik Konseyi, Genel Kurul ve İnsan Hakları Konseyinin ilgili kararları ve Divan’ın 9 Temmuz 2004 tarihli Filistin’de inşa edilen duvarın hukukiliğine ilişkin danışma görüşü de dahil olmak üzere uluslararası hukukun kural ve ilkelerini dikkate alarak, İsrail’in Doğu Kudüs de dahil Filistin topraklarındaki işgal ve ilhakına ilişkin danışma görüşü istedi.” dedi.
49 ülke ve 3 uluslararası kuruluş sunum yaptı
Yüksel, duruşmalarda 49 ülkenin yanı sıra İslam İşbirliği Teşkilatı, Afrika Birliği ve Arap Birliği’nin sözlü sunum yaptığını ifade ederek, “Bizler de Türkiye Büyük Millet Meclisi heyeti olarak Türkiye tarafından yapılan sözlü sunumları bizzat takip ettik ve Divan nezdinde bu konuda yürütülen her türlü hukuki süreci de yakından takip etmeye devam ediyoruz.” diye konuştu.
Danışma görüşlerinin asıl öneminin, “ilgili soru veya soruna ilişkin uluslararası hukuk kurallarının nasıl uygulanması gerektiğine dair uluslararası topluma yön veren bir içtihadı ortaya koyması” olduğunu anlatan Yüksel, “2003 yılında bir danışma görüşü talebi olmuş ve Divan’ın yaklaşık 1 yıl içerisinde verdiği görüşte, İsrail’in Filistin topraklarındaki ve Filistin halkına karşı ihlalleri tespit edilerek, İsrail’in işgalci statüsü tasdik edilmiş, hatta işgalin hukuksuzluğu bir yana, işgalcilikten kaynaklı insancıl hukuk kurallarını da ihlal ettiği kayıt altına alınmıştı.” dedi.
Yüksel, geçen yüzyıl boyunca Filistin halkının, zorla yerinden edilip, kendi kaderini tayin hakkı başta olmak üzere yaşam, özgürlük, haysiyet ve güvenlik gibi en temel haklarının sistematik olarak inkarına maruz kaldığını belirterek, “Filistin halkı, uzun ve sert bir etnik temizlik, soykırım, mülksüzleştirme ve yerinden etme, hakların inkarı, ayrımcılık ve topraklarının zorla ele geçirilmesi sürecine maruz bırakılmıştır.” değerlendirmesinde bulundu.
Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“1948’de İsrail kuruldu ve İsrail o gün bugün hem Filistinliler hem de İslam dünyası için zulmün ve istikrarsızlığın başlıca merkezi olmuştur. İsrail ve onu destekleyen küresel güçler, sadece bölgesel değil, küresel barış, huzur ve istikrara da büyük zararlar vermiştir. İsrail, sömürgeci ve kolonyalist ideolojinin Orta Doğu’daki şımarık temsilcisi ve arsız bir uzak kalesi olarak beslenmiş ve bu şekilde her türlü destek verilerek tüm bölgede telafisi imkansız zulümlere, ağır insan hakları ihlallerine ve korkunç katliamlara imza atmıştır.”
“Gazze’de yaklaşık 30 bin masum katledildi”
İsrail’in, Gazze’de yaklaşık 30 bin masumu katlettiğini dile getiren Yüksel, “İsrail, fütursuzca soykırım suçu, savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemeye devam etmektedir. İsrail’in suçlarını teşhis ederken onun arkasındaki karanlık şerikleri de görmek gerekmektedir. İsrail, Batı dünya düzeni tarafından adeta dokunulmaz addedilmekte ve şımartılmaktadır.” şeklinde konuştu.
Uluslararası hukukun, hiçbir istisnaya ve istisnacılığa izin verilmeksizin, her koşulda herkese eşit uygulanması gerektiğini vurgulayan Yüksel, “Divan’ın da bu prensiple hareket edeceğini umuyor, Divan nezdinde yürütülen bu sürece Türkiye olarak elimizden gelen tüm desteği sunacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz.” dedi.
Türkiye’nin sunumu
Yüksel, “Türkiye’nin sunumunda, İsrail’in Filistin’deki işgalinin Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını engellediğini ve bu sebeple İsrail’in işgali derhal ve koşulsuz sona erdirmesi gerektiğini vurguladığını görmek bizi sevindirdi.” diyerek, Türkiye’nin sunumunda vurguladığı ihlallerin, diğer devletler tarafından da büyük çoğunlukla teyit edildiğini aktardı.
Üçüncü ülkelerin, İsrail’in Filistin’deki işgalinin ve Kudüs’ün tarihi, hukuki statüsünün değiştirilmesine yönelik adımlarının tanınmaması yükümlülüğü olduğunu hatırlatan Yüksel, “Türkiye, bugün Uluslararası Adalet Divanında bir kez daha İsrail’in Filistin’deki işgaline son verilmesi, 1967 sınırlarında başkenti Kudüs olan egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını öngören kalıcı ve sürekli bir çözüme ulaşılması çağrısını yinelemiştir.” diye konuştu.
Yüksel, Türkiye’nin, Gazze’ye yönelik saldırıların durdurulması amacıyla uluslararası baskı oluşturulması yönündeki tüm çabalara öncülük ettiğini vurgulayarak, “Türkiye, Filistinli kardeşlerimizin haklarını uluslararası planda sonuna kadar savunmaya devam edecektir.” ifadesini kullandı.
“Hiçbir ülke hukukun üstünde değildir”
UAD’den, en kısa sürede bu gidişata son verilmesine yönelik görüş beklediklerini söyleyen Yüksel, “Hiçbir ülke hukukun üstünde değildir, İsrail hukuktan ve insanlıktan muaf değildir. Uluslararası Ceza Mahkemesinin de faillerin yargılanması için gereken tüm adımları ivedilikle atmasını bekliyoruz. Bu süreçlerin takipçisi olmaya devam edeceğiz.” dedi.
Yüksel, Türkiye’nin, ateşkesin tesisi, kalıcı barışın sağlanması ve adaletin süratle tecelli edebilmesi için çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti.
]]>İstanbul Pendik'te ortaya çıkan ve kan donduran cinayetle ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı. 4 ayrı çöp konteynerinde 16 parçaya ayrılmış şekilde cesedi bulunan 8 çocuk babası 79 yaşındaki didim escort bayanlar Nihat Salih cinayeti ile ilgili gözaltına alınan, yakın arkadaşı, 39 yaşındaki seyyar satıcı Bilal D., "Kasten adam öldürme" suçundan dün tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kan donduran cinayetle ilgili yeni detaylarda ortaya çıktı. Cinayet Büro dedektifleri iğne ile kuyu kazar gibi çalışıp şüphelinin kimliğini tespit etti. İşte adım adım çözülen cinayetin ayrıntıları. İddialara göre, şüpheli Bilal D.'nin evinin sol yanındaki konteynerden kan izleri olan battaniye çıktı. Evin sağ yanında bulunan konteynerden Nihat Salih'in gövdesi, evin üst sokağında bulunan konteynerden kol ve bacaklar bulundu. Eve 200 metre grup escort Tuba uzaklıktaki konteynerde ise Salih'in derisi yüzülmüş olan kafası bulundu. Çalışmaları konteynerlerin olduğu bölgede yoğunlaştıran polis güvenlik kamera kayıtlarını incelemeye aldı.
Öte yandan ekipler Nihat Salih'in telefon görüşmelerini de incelemeye aldı. Olay günü saat 12.58'te Bilal D. ile bir telefon görüşmesi saptandı. İncelenen kayıtlarda ise aynı gün Nihat Salih'in saat 13.03'te Bilal D'nin evine giderken kaydı bulundu. İncelemelerde Nihat Salih'in telefon sinyalinin saat 13.15'te kesildiği de saptandı.
Sabah'ın haberine göre, incelenen kamera görüntülerinde de şüpheli Bilal D.'nin çöpe bir şeyler döktüğünü tespit etti. Kayıtlarda kovanın sapını peçete ile tutan Dilek'in, kovayı bir boş bir alana attıktan sonra peçeteyi düşürdüğü ancak geri dönerek parmak izi bulunan peçeteyi aldığı görüldü. Tespit üzerine ihbardan 2 saat sonra gözaltına alınan Bilal D. cinayeti işlemediğini öne sürdü. Maktül Nihat Salih'in sırtına bıçakla 'M' harfi kazındığını da göre polis yaptığı inceleme de Dilek'in eşinin adının 'M' harfi ile başladığını belirledi.
Cinayet Büro ekiplerinin tüm sorularına rağmen cinayeti itiraf etmeyen şüphelinin evinde yapılan aramalarda balta, bıçak gibi kesici aletlere incelenmek üzere el konuldu. Polis, üzerinde leke bulunan halı ve koltuk örtüsünü de alarak kriminal şubeye gönderdi. Adli tıp morguna kaldırılan Altınkum eskort Nihat Salih'in cesedi üzerinde yapılan incelemede dil kemiğinin kırıldığı ve boğularak öldürüldüğü kanaatine varıldı. Kriminal laboratuvarında yapılan incelemede halı ve örtü üzerinde Nihat Salih'e ait DNA izleri bulundu.
Cinayeti işlediği kesinleşen Bilal D'nin İstanbul'a gelmeden önce çobanlık yaptığı ve babasının hayvan kesim yerinde çalıştığı belirlendi. Bilal D'nin uyuşturucu kullanmak, hakaret, yaralama ve tehdit suçlarından 5 suç kaydının olduğu, Nihat Salih'in ise 2006 yılında fuhuşa teşvik ve zorlamadan suç kaydının olduğu tespit edildi. Şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.
]]>Tunç, TBMM Filizi Köşk Sosyal Tesisi’ndeki Türk Parlamenterler Birliği toplantısında yaptığı konuşmada, hukuk devletinin gerçekleşmesi için öncelikle yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini söyledi.
Muhalefette bugünkü yargıdan rahatsız olanların, geçmiş vesayet anlayışını özleyenlerin bulunduğunu ifade eden Tunç, “Bugünkü yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Adalet Bakanlığının bir mottosu var: Bizim iktidar dönemimizde güvenilir adaleti tesis etmek, güven veren bir adaleti tesis etmek. Biz, bu konuda 22 yıldan bu yana küçümsenmeyecek işler yaptık.” diye konuştu.
Tunç, adliyelerdeki teknolojik imkanları arttırdıklarını, Ulusal Yargı Ağı Projesi, görüntülü duruşma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ve cezaevlerinde elektronik sistemleri getirip uyguladıklarını kaydederek, sosyal medyayla birlikte hukuki konularda görünürlüğün arttığını vurguladı.
Bakan Tunç, Başakşehir’de yılbaşı gecesi bir kedinin asansörde sıkıştırılıp tekmelenerek öldürüldüğünü anımsatarak, şunları söyledi:
“Bir karar çıktı. ‘Eros’ diye bir kedi basında çok yer aldı. Apartmanın çok sevdiği, sürekli beslediği kedi, bir psikopat tarafından parçalandı ve öldürüldü. Bu şüphelinin yargılaması yapılmış ve yargılamada da cezası verilmiş. Şimdi bu duyulduğu anda infial oldu. Savcımız buna itiraz etti ama itirazı o kadar duyulmadı. Şimdi tekrar o karar kaldırıldı, yeniden yargılanacak. Buna benzer eleştirilerin de faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle yargı mensuplarının kararlarını verirken görünürlüğün artması nedeniyle kendilerine çekidüzen verip daha doğru kararlar alma noktasında da faydalı olacağına inanıyoruz yani kamuoyunun denetimini önemsiyoruz.”
“Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor”
Tunç, özellikle cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerinin olduğunu belirterek, “Hakim ve savcıların birinci sınıfa ayrılabilmeleri için Adalet Akademisinde en az üç kez belli süre eğitim görmeleri şartını kanuni zorunluluk haline getirdik ve o uygulanmaya başladı. Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor. Adalet yüksekokullarından hukuk fakültelerine geçiş vardı, bunu kaldırdık. Hukuka girmek isteyen sınavını kazanacak, puanı tutturacak.” ifadelerini kullandı.
Hukuk fakültesinden mezun olanların avukatlık stajına başlamadan önce ön elemeden geçmeleri için hukuk mesleklerine giriş sınavını koyduklarını dile getiren Tunç, “Hakim ve savcılık sınavına girmek isteyenler de yine bu hukuk mesleklerine giriş sınavını kazandıktan sonra hakim, savcılık sınavına girebilecekler. Hakim, savcı olabilmek için hakimlik, savcılık sınavını kazandıktan sonra mülakat, ardından da iki yıl adaylık söz konusuydu. İki yıl adaylığı kaldırdık, yerine üç yıl süren hakim, savcı yardımcılığını getirdik.” diye konuştu.
Hakim ve savcı adaylarının üç yıllık eğitimin bir yılında Adalet Akademisinde eğitim alacaklarını belirten Tunç, diğer iki yılında ise yargının her kademesinde hakim ve savcı yardımcısı olarak tecrübeli hakim ve savcıların yanında yardımcılık yapacaklarını anlattı.
Bakan Tunç, adayların hakim ve savcı yardımcılığı süresinde alacakları eğitim ve kazanacakları tecrübeyle kürsüye çok daha donanımlı çıkacaklarını vurguladı.
Toplantıya çok sayıda Türk Parlamenterler Birliği üyesi katıldı.
]]>Hukuki anlaşmazlıklar, karmaşık ve zaman alıcı süreçler olabilir. Ancak, doğru çözüm önerileriyle bu süreçleri daha verimli ve etkili bir şekilde yönetmek mümkündür. Aşağıda, hukuki davalarda uygulanabilecek bazı çözüm önerileri sunulmaktadır:
Mahkeme yoluna başvurmadan önce, arabuluculuk, uzlaştırma ve tahkim gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini değerlendirmek önemlidir. Bu yöntemler, taraflar arasındaki iletişimi güçlendirebilir ve daha hızlı ve ekonomik çözümler sunabilir.
Hukuki davaların etkin yönetimi için, deneyimli avukatların desteğini almak kritik önem taşır. Avukatlar, yasal süreçleri yönetmek, delilleri toplamak ve en uygun çözüm stratejilerini geliştirmek konusunda yardımcı olabilirler.
Hukuki davalarda, doğru ve eksiksiz belgelendirme çok önemlidir. Tüm ilgili belgelerin toplanması, organize edilmesi ve sunulması, davanın gidişatını olumlu yönde etkileyebilir.
Mahkeme sürecinde, zamanında ve doğru adımların atılması büyük önem taşır. Duruşmalara hazırlıklı gitmek, tanıkların etkili bir şekilde ifade vermesini sağlamak ve hâkimin soruları için hazırlıklı olmak, başarılı bir sonuç elde etmek için gereklidir.
Dava sürecinde, uzlaşma ve müzakere seçeneklerini değerlendirmek, maliyetleri azaltmak ve zamanı etkin kullanmak açısından faydalı olabilir. Taraflar arasında ortak bir çözüm noktası bulunması, memnuniyet verici sonuçlar doğurabilir.
| Çözüm Önerisi | Avantajları |
|---|---|
| Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri | Hızlı, ekonomik ve taraflar arasındaki iletişimi güçlendiren çözümler |
| Profesyonel Hukuki Danışmanlık | Yasal süreçlerin etkin yönetimi ve en uygun strateji geliştirme |
| Etkin Belgelendirme | Davanın gidişatını olumlu yönde etkileyebilecek delillerin sunulması |
| Mahkeme Sürecinin Yönetimi | Zamanında ve doğru adımların atılması, başarılı sonuç elde etmek için kritik |
| Uzlaşma ve Müzakere | Maliyetleri azaltma ve zamanı etkin kullanma, ortak çözüm noktaları bulma |
Hukuki davalarda başarılı sonuçlar elde etmek için, bu çözüm önerilerini dikkate almak ve uygulamak önemlidir. Profesyonel hukuki destek alınması, sürecin etkin yönetilmesine katkı sağlayacaktır.
Adli süreçler, hukuki alanda hukuk forum karşılaşılan en zorlu aşamalardan biridir. Bu süreçlerde elde edilecek başarı, davaların sonucunu doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, adli süreçlerde uygulanacak stratejiler büyük önem taşır.
Adli süreçlerde başarılı olmak için, kapsamlı bir hazırlık süreci yürütmek şarttır. Davanın konusu, dayanakları, deliller ve tanıklar gibi tüm unsurlar dikkatli bir şekilde incelenmeli ve stratejik bir plan oluşturulmalıdır.
Davayı kazanmak için güçlü kanıtlar elde etmek son derece önemlidir. Belgelerin, tanık ifadelerinin ve diğer delillerin titizlikle toplanması ve sunulması, mahkeme nezdinde güçlü bir argüman oluşturacaktır.
Adli süreçlerde başarılı olmak için, savunma stratejisinin de doğru şekilde kurgulanması gerekir. Davanın zayıf ve güçlü yönlerinin analiz edilmesi, alternatif senaryoların değerlendirilmesi ve ikna edici bir savunma sunulması önemlidir.
Hukuki bilgi ve tecrübe, adli süreçlerde kritik rol oynar. Avukatların, ilgili mevzuat, içtihatlar ve yargı uygulamalarına hakim olması, başarılı bir sonuç elde edilmesinde belirleyicidir.
Adli süreçler, uzun ve karmaşık bir süreç olabilir. Bu nedenle, dava sürecinin yakından takip edilmesi ve tüm taraflarla etkin bir iletişim kurulması, başarılı bir sonuca ulaşmak için gereklidir.
Adli süreçlerde başarılı olmak, titiz bir hazırlık, güçlü kanıtlar, etkili savunma stratejisi, hukuki bilgi ve tecrübe ile yakın takip ve iletişim gibi unsurların bir araya gelmesiyle mümkündür. Bu stratejilerin uygulanması, adalet arayışında hukuk sitesi önemli bir rol oynayacaktır.
Hukuk alanında, son yıllarda teknolojik yenilikler önemli bir rol oynamaktadır. Yapay zeka, büyük veri ve bulut bilişim gibi teknolojiler, hukuki süreçlerin daha verimli ve etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamaktadır. Bu gelişmeler, hukuki danışmanlık, sözleşme yönetimi ve belge yönetimi gibi alanlarda önemli iyileştirmeler getirmiştir.
Hukuk sektörü, dijital dönüşüm sürecinden de etkilenmektedir. E-mahkeme uygulamaları, elektronik imza ve online ödeme sistemleri gibi yenilikler, hukuki işlemlerin daha hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.
Sürdürülebilirlik ve çevre koruma konuları, hukuk alanında da giderek daha önemli hale gelmektedir. Yenilenebilir enerji, atık yönetimi ve karbon salımı gibi konularda yeni düzenlemeler ve politikalar geliştirilmektedir.
| Yenilik | Açıklama |
|---|---|
| Blokzincir Teknolojisi | Güvenli ve şeffaf hukuki işlemler için kullanılmaktadır. |
| Hukuk Teknolojileri | Hukuki süreçlerin otomasyonu ve dijitalleşmesi için geliştirilmektedir. |
Sosyal medya, günümüzde hukuk alanında da önemli bir rol oynamaktadır. Geniş bir kitleye ulaşma imkanı sunan bu platform, hukuki konularda farkındalık yaratma konusunda etkili bir araç haline gelmiştir. Sosyal medyanın sunduğu çeşitli özellikler, hukuki bilgilerin paylaşılması, tartışılması ve anlaşılması açısından büyük fırsatlar sunmaktadır.
Hukuki Bilgilerin Paylaşımı: Sosyal medya, hukuk profesyonelleri ve uzmanlarının hukuki konularda bilgi ve deneyimlerini paylaşmaları için ideal bir ortam sağlamaktadır. Avukatlar, hakimler, savcılar ve diğer hukuk uzmanları, sosyal medya hesapları aracılığıyla güncel hukuki gelişmeleri, önemli kararları, mevzuat değişikliklerini ve diğer hukuki konuları paylaşabilirler. Bu paylaşımlar, takipçilerin hukuki farkındalığını artırmada önemli bir rol oynamaktadır.
Hukuki Konuların Tartışılması: Sosyal medya, kullanıcıların hukuki konularda görüş ve fikirlerini paylaşmaları için bir platform sağlamaktadır. Takipçiler, paylaşılan hukuki bilgiler üzerinde tartışmalar yapabilir, soru sorabilir ve uzmanlardan görüş alabilirler. Bu etkileşim, hukuki konuların daha iyi anlaşılmasına ve toplumun hukuki bilinç seviyesinin yükselmesine katkı sağlar.
Hukuki Farkındalık Yaratma:
| Sosyal Medya Platformu | Hukuki Farkındalık Yaratma Fırsatları |
|---|---|
| Hukuki bilgilendirme içerikleri, canlı yayınlar, hukuki danışmanlık hizmetleri | |
| Görsel ve kısa videolar aracılığıyla hukuki konuların anlatılması | |
| Kısa ve öz hukuki açıklamalar, güncel hukuki gelişmelerin paylaşılması | |
| Hukuk profesyonellerinin uzmanlık alanlarını ve hizmetlerini tanıtmaları |
Sonuç olarak, sosyal medya, hukuki farkındalık yaratma konusunda önemli fırsatlar sunmaktadır. Hukuk profesyonelleri ve uzmanları, etkin kullanım stratejileri ile bu platformları kullanarak, toplumun hukuki bilincini artırmada önemli rol oynayabilirler.
]]>Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) “İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin danışma görüşü” duruşmaları devam ediyor. Bugünkü duruşmada İran adına söz alan İran Dışişleri Bakanlığı Hukuk ve Uluslararası İşler Bakan Yardımcısı Rıza Necefi, İsrail yönetiminin devam eden soykırımları ve uluslararası hukuku ihlal etmesi nedeniyle UAD tarafından sanık olarak görülmesi gerektiğini savundu. Hollanda’nın idari başkenti Lahey’deki Barış Sarayı’ndaki duruşmada konuşan Necefi, Filistin halkının kendi geleceğini tayin etme hakkı olduğunu belirterek, “Umut ediyoruz ki UAD binlerce Filistinli kadın ve çocuğun canını kurtararak, İsrail’in Filistin topraklarını işgaline son verecek ve Filistinlilerin hakkını tanıyacak bir karara varır” dedi.
“İsrail rejimi uluslararası hukuku ihlal etmektedir”
Uluslararası toplumun İsrail ile ekonomik, siyasi ve askeri ilişkilerini sonlandırması gerektiğini kaydeden Necefi, “İsrail rejimi açık bir şekilde Filistin topraklarında uluslararası hukuku ihlal etmektedir. Filistin topraklarında uzun süredir devam eden işgal, Filistin topraklarındaki demografik yapının değiştirilmesi, Filistin halkının doğal haklarının elinden alınması, Filistinlilere yönelik ayrımcılıklar ve Kudüs’ün statüsünün değiştirilmesi İsrail rejiminin uluslararası hukukun ihlallerinin en somut örnekleridir. İsrail rejimi uzun süredir devam ettirdiği işgal politikaları ile Filistin topraklarında işgalini kalıcı olarak sürdürmek istediğini göstermektedir. Bu durum Filistinlilerin kendi geleceklerini tayin haklarının ihlalidir” şeklinde konuştu.
“İşgalin son bulması için ülkeler arasında ortaklaşa etkili iş birliği yapılmalıdır”
UAD’nin İsrail konusunda tüm devletlere uluslararası hukuka uyulması yönünde çağrı yapmasını talep eden Necefi, İsrail’in hukuk ihlalleri karşısında Birleşmiş Milletler’e üye devletlerin İsrail ile ilişkilerini sonlandırmaları ve işgale engel olmaları gerektiğini savundu. Necefi, “Yukarıda belirtilen hukuk ihlalleri karşısında yapılması gerekenler; doğrudan veya dolaylı olarak işgalci rejime giden tüm yardımların kesilmesidir. İsrail ile olan tüm askeri, siyasi ve ekonomik ilişkiler kesilerek rejimin Filistinlilere yönelik hak ihlalleri ve işgali sona erdirilmelidir. İsrail’in uzun süreli işgali nedeniyle Filistin topraklarında oluşan hukuka aykırı yeni şartlar diğer devletler tarafından kabul edilmemelidir. Son olarak Kudüs’ün statüsünün korunması, Filistinlilerin hak ihlalleri yaşamaması ve işgalin son bulması için ülkeler arasında ortaklaşa etkili iş birliği yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.
İsrail’in Gazze’de her gün ortalama 250 Filistinliyi katlettiğini vurgulayan Necefi, “Bu sayı son yıllardaki diğer çatışmalara göre çok daha fazladır. Bu durum ülkeler arasındaki iş birliğini daha da zaruri ve önemli kılıyor” diye konuştu.
“İnandığımız tek hukuki çözüm yolu Filistin’de ulusal bir referandum yapılmasıdır”
Güney Afrika’nın İsrail aleyhinde açtığı soykırım soruşturmasını hatırlatan Necefi, İsrail aleyhinde alınan karara vurgu yaparak, özellikle İsrail’i destekleyen ülkelerin soykırımın sona ermesi için İsrail’e baskı yapması gerektiğini söyledi. Necefi, “Soykırım suçlularının cezalandırılmaları gerekiyor. Gazze’de devam eden saldırılar nedeniyle mahkemeden işgalci rejimin bir kez daha alınan kararlara uymaya çağrılmasını talep ediyoruz. Bu ise ancak İsrail’in Gazze’ye yönelik devam eden saldırılarına son vermesi ile mümkün olabilir. İran olarak Filistin sorununun çözümü için inandığımız tek hukuki ve demokratik çözüm yolu, Filistin’de ulusal bir referandum yapılmasıdır” dedi. – TAHRAN
]]>Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD), “İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin danışma görüşü” duruşmaları devam ediyor. Hollanda’nın Lahey kentindeki Barış Sarayı’nda düzenlenen duruşmaların 3’üncü gününde Mısır Dışişleri Bakanlığı hukuk danışmanı Jasmine Moussa ülkesinin argümanlarını sundu. Orta Doğu’nun barış ve istikrar hasreti çektiğini belirten Moussa, Filistin-İsrail çatışmasına 1967 öncesi sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletinin kurulmasıyla kapsamlı ve kalıcı bir çözümün olabileceğini söyledi.
Devam eden uluslararası hukuk ihlallerinin, Filistinlilerin topraklarının elinden alınmasını amaçlayan geniş bir politikanın parçası olduğunu ifade eden Moussa, bununla işgalin bir bütün olarak hukuka aykırı hale geldiğini vurguladı.
Filistin’in modern tarihin en uzun süreli işgaline maruz kaldığını belirten Moussa, “Bazı devletlerin mahkemenin hukuki görüşünü belirtmesini istememesi şok edici. Bu, onların uluslararası adalete ve hukukun üstünlüğüne saygıları konusunda nasıl bir mesaj veriyor” dedi.
Mahkemenin BM Genel Kurulu’nun rolünü yerine getirmesinde ek ve temel bir unsur olarak hizmet verdiğini aktaran Moussa, “Barışçıl bir çözüme yönelik gerçek bir umudun var olmadığı göz önüne alındığında bu kritik önem taşıyor” ifadesini kullandı.
“Süresiz işgal, Filistinlilerin siyasi statülerini belirleme hakkını ihlal ediyor”
İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını kalıcı olarak değiştirmeyi ve egemenliğini bu topraklar üzerinde genişletmeyi hedeflediğine ilişkin çok güçlü kanıtlar bulunduğunu söyleyen Moussa, “Buna, İsrail’in yasa dışı tahliye emirleri ve ayrım gözetmeyen güç kullanımı yoluyla Gazze’deki Filistinlileri toplu olarak zorla yerinden etmesi eşlik ediyor” diye konuştu.
Uluslararası mahkemelerin 1967’deki işgalin meşru müdafaa amacıyla yapılmadığını, bunu saldırgan bir savaş olarak kabul ettiğini belirten Moussa, “Kendi geleceğini tayin etme hakkı uluslararası hukukun temel ilkesidir. Tüm devletlerin bu hakka saygı duyma ve bu hakkı koruma görevi vardır. Süresiz işgal, Filistinlilerin siyasi statülerini belirleme, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimlerini sürdürme haklarını ihlal ediyor” şeklinde konuştu.
“Adalet ve hukukun üstünlüğü olmadan Orta Doğu’da barış sağlanamaz”
“Filistin halkının uluslararası hukuk kapsamındaki meşru haklarından faydalanabilmesi için daha ne kadar beklemesi gerekiyor” diyen Moussa, “Tarih bizi bugünkü tepkimize göre yargılayacak” ifadesine yer verdi. Mahkemeye, İsrail’in tazminat ödemesi, işgale ve yerleşimler de dahil olmak üzere hukuka aykırı uygulamalarına derhal son vermesi gerektiğine yönelik karar alması için çağrıda bulunan Moussa, “Adalet ve hukukun üstünlüğü olmadan Orta Doğu’da refah, güvenlik, istikrar ve barış sağlanamaz” dedi.
“Herkesin gözleri önünde yaşananlar soykırımı doğruluyor”
Küba adına sözlü beyanda bulunan diplomat Anayansi Rodriguez Camejo ise yaptığı açıklamada, uluslararası hukuku ihlal eden İsrail ve müttefiklerinin yaptıklarının hukuki sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini belirtti. “Herkesin gözü önünde yaşanan durum, devam eden soykırımı doğruluyor” ifadesini kullanan Camejo, “Mahkemenin konu hakkında karar vermek için bütün bir ulusun tamamen yok edilmesini beklememesi gerektiğine inanıyoruz” şeklinde konuştu. – LAHEY
]]>Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD), “İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarına ilişkin danışma görüşü” duruşmaları devam ediyor. Hollanda’nın Lahey kentindeki Barış Sarayı’nda düzenlenen duruşmaların ikinci gününde Güney Afrika’nın Hollanda Büyükelçisi Vusi Madonsela İsrail’in Filistin’i işgaline karşı ülkesinin argümanlarını sundu. İşgalin 50 yıldan fazla sürdüğünü vurgulayan Madonsela, “Bu uluslararası toplumun hiçbir tepkisi olmadan, uluslararası hukuka aykırı olarak gerçekleştirildi” dedi. Madonsela, “İsrail’in yaygın ve sistematik insan hakları ihlallerine karşı on yıllardır süren dokunulmazlığı şimdi değilse ne zaman sona erecek? Dünya 106 gün boyunca Gazze’ye yönelik acımasız saldırıları dehşetle izledi. İsrail’in Gazze’ye yönelik son askeri eylemindeki şiddetin vahşeti ve 26 Ocak kararı dahil uluslararası hukuku ihlal etmesi, Filistinlilere karşı eylemlerinde kendisini dokunulmaz gördüğünün en açık göstergesidir. Eylemleri daha fazla ahlak dışı ve kan dökülerek gerçekleşiyor” şeklinde konuştu.
Filistinlilere yönelik ayrımcılığa dikkat çeken Madonsela, “Biz Güney Afrikalılar olarak, İsrail rejiminin insanlık dışı ayrımcı politikalarını ve uygulamalarını, ülkemdeki siyahi insanlara karşı kurumsallaştırılan apartheid’ın (ırk ayrımı) daha aşırı bir biçimi olarak görüyor, duyuyor ve derinden hissediyoruz” ifadesini kullandı.
“İsrail, soykırım yapıyor”
Suudi Arabistan’ın Hollanda Büyükelçisi Ziad bin Maashi al-Atiyah ise konuşmasında İsrail’in uluslararası hukuku ihlal etmesi nedeniyle hesap vermesi gerektiğini söyledi. Atiyah, “İsrail’in meşru müdafaa hakkına sahip olduğu iddiası gerçekleri çarpıtıyor. Filistin halkını her türlü hayatta kalma olanağından mahrum bırakmak hiçbir şekilde haklı gösterilemez” şeklinde konuştu. İsrail’in Filistinlileri “tek kullanımlık nesne” olarak gördüğünü belirten Atiyah, “İsrail, Filistin halkına soykırım yapıyor” dedi.
İsrail’in ateşkes çağrılarını ve mahkemenin ihtiyati tedbir kararını görmezden gelmeye devam ettiğini vurgulayan Atiyah, “BM Güvenlik Konseyi tarafından defalarca kınanmasına rağmen, yasa dışı yerleşimleri genişleterek ve Filistinlileri evlerinden sürerek bir Filistin devleti kurulmasını imkansız hale getiriyor” diye konuştu. İsrail’in yasadışı yerleşimleri genişletme niyetini açıkça söylediğini ifade eden Atiyah, “İsrail’in kutsal Kudüs kentini bölünmez başkent ilan etmesi, Filistin halkının kendi geleceğini tayin etme hakkını küçümsediğini gösteriyor” dedi.
” Batı Şeria’daki yerleşim sayısı 520 binden 700 bine çıktı”
Cezayirli Hukukçu Ahmed Laraba’da mahkemede ülkesinin argümanlarını sundu. İsrail’in tasarladığı teorik görünümlerle Cezayir’in gördüğü gerçeklik arasında şiddetli bir zıtlık olduğuna dikkat çeken Laraba, 1948’de oluşturan ve halen devam eden durumun işgal kavramının suiistimal edildiğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Batı Şeria’da İsrail hukuk kurallarının oluşturulması ve planlı askeri işgalin birbirini takip eden aşamalarının sömürgeleştirmenin başlangıcını takip ettiğini ifade eden Laraba, “Batı Şeria’nın en dikkat çekici özelliği, 2012 ile 2022 yılları arasında yerleşim birimlerinin kurulmasındaki olağanüstü artıştır. Yerleşim sayısı 520 binden 700 bine çıkmıştır” dedi. – LAHEY
]]>Boşça, Erzincan’ın İliç ilçesinde toprak kayması sonucu meydana gelen maden kazasının hukuki boyutuna ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Özel hukuk bakımından maden sahalarında meydana gelen kazalarda işverenin tazminat sorumluluğunun doğacağına dikkati çeken Boşça, ceza hukuku bakımından maden kazalarına ilişkin özel bir suç tipinin Türk ceza yasalarında düzenlenmediğini aktardı.
Boşça, faillerin sorumluluğu bakımından TCK’nin yaralama ve öldürme suçlarına ilişkin hükümlerine gidilmesi gerekeceğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Yapılacak kusurluluk değerlendirmesine göre taksirle veya kasten öldürme veya yaralama suçlarından sorumluluk meydana gelecektir. Fail olarak işverenin sorumlu olup olmadığı fail sıfatı aldıktan sonra sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve sorumluluğunun tespiti halinde verilecek ceza miktarının ne olacağı sorularının yanıtı, işverenin üstlendiği ödevleri gereği gibi yerine getirip getirmediğinin tespiti ile açığa kavuşacaktır. İşte bu nedenle işverenin işçiye karşı ne gibi sorumluluklar üstlendiği veya işçinin işverene karşı hangi sorumlulukları taşıdığının ortaya konulması, iş kazalarında fail ve kusurluluğun belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.”
Maden sahalarında meydana gelen kazalarda gerek özel hukuk yargılamasında tazminat boyutuyla, gerekse ceza hukuku yargılamasında kusurluluk boyutuyla değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Boşça, “TCK’nin 8’inci maddesi ve mülkilik (ülkesellik) ilkesi gereğince Türkiye’de işlenen suçlarda Türk kanunları uygulanır. Dolayısıyla faillerin hangi ülkenin vatandaşı olduğu somut olay bakımından farklılık arz etmemektedir.” ifadelerini kullandı.
Boşça, 6331 sayılı ?????? İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 25’inci maddesi kapsamında kazaların gerçekleştiği maden sahalarındaki işletmelerin durumunu değerlendirerek, “İşyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde, bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur. Ayrıca çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesi yapılmamış olması durumunda iş durdurulur.” dedi.
Maden ocağı soruşturmasında 6 zanlı tutuklanmıştı
İliç’e bağlı Çöpler köyündeki altın madeninin bulunduğu bölgede 13 Şubat’ta meydana gelen toprak kayması sonucu kaybolan 9 işçinin bulunması için çalışma başlatılmıştı.
Toprak kaymasına ilişkin soruşturmada, aralarında firmanın Kanadalı yöneticisinin de bulunduğu 6 zanlı tutuklanmış, şirketin Türkiye’deki müdürü C.D’nin de içinde olduğu 3 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.
]]>***
Yakın dönemde Güney Afrika, İsrail aleyhine Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin hükümlerine dayanarak Uluslararası Adalet Divanına (UAD) başvuruda bulundu. 29 Aralık 2023 tarihinde yapılan bu başvurudan kısa bir süre sonra, talep edilen geçici tedbirlere ilişkin duruşmalar ivedilikle yapıldı. Hemen birkaç hafta içinde de UAD tarafından geçici tedbir niteliğindeki kararlar açıklandı. Bununla birlikte dosya nihai olarak kapanmış değil. Geçici tedbirlerin dışında davanın esas konusuna ilişkin duruşmalar ilerleyen dönemde yapılacak. İsrail’in fiillerinin soykırım kapsamında kabul edilip edilemeyeceğine ilişkin yargılama sürecinin yakında başlaması bekleniyor. Nihai olarak soykırımın varlığına ilişkin kararın ise uzun bir sürece yayılacak duruşmalardan sonra çıkması muhtemel. Bahsedilen gelişmelere bağlı olarak gündem bu dava ile meşgul oluyor.
UAD nezdinde İsrail’in taraf olduğu bir başka dosya daha mevcut. Bu dosya, Güney Afrika tarafından açılan ve İsrail’in 7 Ekim sonrasında Gazze’de yürüttüğü askeri harekatın soykırım niteliğinde olduğu iddiasını taşıyan davadan konu itibarıyla farklılık gösteriyor. UAD, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun talebine uygun olarak Kudüs’ün durumu ve İsrail’in, Filistinlilerin kendi kaderini tayin etme hakkını ihlalinin ve işgalinin hukuki sonuçları üzerine bir danışma görüşü yayımlayacak. Bu kapsamda 19 ve 26 Şubat 2024 tarihleri arasındaki duruşmalarda 52 devlet ve 3 uluslararası kuruluş sözlü beyan sunacak. Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı ihtiyati tedbir talepli ve soykırım konulu davanın aksine hiçbir ülke danışma görüşü talebine öncülük etmiyor.
BM Genel Kurulunun danışma görüşü talebi
BM Genel Kurulunun 30 Aralık 2022 tarihinde gerçekleştirdiği genel kurul toplantısında “Doğu Kudüs Dahil Olmak Üzere İşgal Altındaki Filistin Topraklarında Filistin Halkının İnsan Haklarını Etkileyen İsrail Uygulamaları” isimli bir karar alınarak UAD’den Doğu Kudüs’ün durumu ve İsrail’in işgalinin doğurduğu hukuki sonuçların tespit edilmesine yönelik danışma görüşü talep edildi. Mevzuata uygun olarak, söz konusu talep akabinde UAD, ilk olarak İsrail’in Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ihlal etmeye devam etmesi gibi hususların hukuki sonuçlarına ilişkin görüşünü açıklayacak. Divan, İsrail’in kutsal şehir Kudüs’ün nüfus yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik tedbirler de dahil olmak üzere 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Filistin topraklarını uzun süreli işgal ve ilhak etmesi ve ayrımcı mevzuatı benimsemesi hususlarında da görüş beyan edecek. Danışma görüşü ayrıca İsrail’in politika ve uygulamalarının işgalin hukuki statüsüne etkileri ve oluşan fiili durumun diğer devletler ve Birleşmiş Milletler (BM) için doğurduğu hukuki sonuçlara yönelik değerlendirmeler de içerecek.
-Türkiye de sürece müdahil oldu
Mahkemenin 3 Şubat 2023 tarihli kararı ile yazılı beyanların sunulması için 25 Temmuz 2023 tarihine kadar süre verildi. Bu süre içerisinde mahkemeye devletlerden ve yetkilendirilen uluslararası kuruluşlardan 55 yazılı beyan sunuldu. Ayrıca istisnai olarak 2 ülkenin beyanlarını geç iletmesine izin verildi. Böylece dosyaya 57 yazılı beyanın sunulduğu görülüyor ki bu katılım açısından oldukça yüksek bir rakam. Türkiye de dosyaya müdahil olmuş vaziyette. Üstelik dosyaya yazılı beyanda bulunan ilk ülke. Türkiye’den sonra diğer devletler ve kuruluşlardan da yazılı beyanlar dosyaya sunuldu. Ayrıca son aşamada, sunulan beyanlara ilişkin diğer bazı devletler de beyanda bulundu. Bununla birlikte yazılı beyanlar henüz kamuya açık değil. Bu sebeple beyanların içeriği hakkında değerlendirme yapmak mümkün gözükmüyor. Usule uygun olarak, yazılı beyanların sözlü beyanların sunulması aşamasında veya sonrasında kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Yazılı beyanların bitmesiyle birlikte sözlü beyanlara ilişkin takvim geçen günlerde açıklandı. Bu takvime göre, 19 ve 26 Şubat 2024 tarihleri arasında onlarca devlet heyeti ve 3 uluslararası kuruluş temsilcisi BM Genel Kurulunun danışma görüşü talebine ilişkin sözlü beyanlarda bulunacak. Türkiye’den katılan heyet de 26 Şubat 2024 tarihinde kendilerine ayrılan yarım saatlik süre içinde sözlü beyanlarını sunacak.
Muhtemel gelişmeler ve sürecin önemi
Duruşmalarda Türkiye Dışişleri Bakanlığına bağlı heyetin genel olarak 1967 tarihinden itibaren İsrail’in eylemlerinin uluslararası hukuku ihlal eden boyutunu ön plana çıkarması bekleniyor. Bir başka tabirle heyet, dahil olduğu dosya kapsamında İsrail’in geçmişe dönük olarak 56 yıllık insan hakları ihlallerini gündeme taşıyacak. Bu kapsamda Kudüs ve Batı Şeria bölgesindeki ihlaller ön plana çıkarılacak. Gazze’de yaşanan olaylar ayrı bir davanın konusu olduğu için gündeme doğrudan gelmesi beklenmiyor. Bu yöndeki sözlü beyanlara, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşların verilerinin eşlik etmesi muhtemel. 2004 senesinde UAD benzer bir talep neticesinde yayımladığı danışma görüşünde İsrail’in işgal ettiği topraklarda duvar inşasını uluslararası hukuka aykırı bulmuştu. Buna benzer şekilde, aynı gerekçelerle sözlü beyanlardan sonra yine İsrail aleyhine bir danışma görüşünün yayımlanması bekleniyor. UAD tarafından verilecek danışma görüşü bağlayıcı nitelikte değil. Bununla birlikte, dosyanın soykırım davasıyla eş zamanlı ilerlemesi önemli. Ayrıca danışma görüşünün alelade bir mahkeme tarafından değil, BM yargı organı tarafından verileceği de hatırlanmalı. Bu durum danışma görüşünün değerini artıracaktır. Bu sebeple istişari nitelikteki bir kararın dahi hukuki ve siyasi olarak değer taşıması muhtemel. Ayrıca İsrail’in onlarca yılı aşan insan hakları pratiği karnesinin ilk defa bu kadar devletin katılımıyla değerlendirmeye açılması da önem taşıyor.
[Dr. Abdullah Musab Şahin İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesidir.]
*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>‘ÖNCELİĞİMİZ HUKUKUN İŞLEMESİNİ SAĞLAYABİLMEK’
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Avukat Erinç Sağkan, facianın yaşandığı Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeni gelip, kriz masasını ziyaret ederek yetkililerden son durum hakkında bilgi aldı. Daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Sağkan, “Öncelikle içeride İçişleri Bakanımız ve valimizle görüştük. Geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Sürecin işleyişine yönelik bilgiler aldık. Biz bir hukuk kurumuyuz. Önceliğimiz hukukun işlemesini sağlayabilmek. Bunun için çaba gösteriyoruz. Ancak bugün itibariyle önceliğimiz ise hepimizin olduğu gibi 9 canımızın sevdiklerine bir an önce kavuşabilmesini temenni ediyoruz. Buna ilişkin çalışmaların bize devam ettiği söylendi. Ayrıca, bu kimyasal atık dolu yığının yeraltı sularına karışarak daha büyük bir alana zarar vermemesi bakımından da çalışmalar yürütüldüğü ifade edildi. İçeride kriz masası toplantısı var. Ciddi bir şekilde çalışmaların yürütüldüğünü gördüğümüzü ifade edebilirim” dedi.
‘MADEN KAZASINA BİZ KAZA DİYEMEYİZ’
Maden ocağı için yapılan uyarıların yok sayıldığını söyleyen Sağkan, “İliç’teki bu maden kazasına biz kaza diyemeyiz. Göz göre göre gelen bir olaya biz kaza diyemeyiz. Maalesef bugüne kadarki bütün uyarıların yok sayıldığı TBB’nin bizzat 14 Nisan’da kamuoyuyla paylaştığı açıklamaların yok sayılmasının bugün çok acı bir sonucunu yaşıyoruz. Biz burayla ilgili olarak kapsamlı bir açıklama yaptık. Özellikle ikinci kapasite artışına ilişkin olumlu ÇED raporunun emsal gerçekliklerle bağdaşmadığı, burada su havzasına çok yakın bir noktaya kurulan madenin aynı zamanda yeraltı sularıyla birlikte bilimsel gerçekliklerle değerlendirildiğinde buna ÇED olumlu raporunun verilmemesi gerektiği ifade ettik. Bunun çok büyük felaketlere sebebiyet vereceğinin özellikle altını çizdik. Aynı zamanda bu uyarımızdan yaklaşık 2 ay sonra ise bir siyanür sızıntısı gerçekleşti. O zaman da tekrar bu bölgeye dikkat çektik. TBB olarak burada devam etmekte olan yargılamalara müdahil olduk. İdarenin yaptığı hukuksuzluğa yargının ‘dur’ demesi gerektiğini söyledik. Ancak ne kamuoyuna derdimizi anlatabildik ne de yargıya derdimizi anlatabildik. Gelinen süreçte maalesef ki bütün bu uyarıların göz ardı edilmesi neticesinde bugün bu facia ile karşı karşıyayız” diye konuştu.
‘TBB OLARAK TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’
Siyanürle bu coğrafyada altına ilişkin bir maden çalışması yapılmasının kaçınılmaz sonucunun yaşandığını söyleyen Sağkan sözlerine şöyle devam etti:
“Artık bir karar verilmesini istiyoruz. Bu faciaların yaşanmasını istemiyoruz. 3 ay sonra hiçbir şey olmamış gibi kaldığı yerden bu işletmenin çalışmasına devam etmesini istemiyoruz. Bu nedenle hem burada yürütülmekte olan ceza soruşturmasını en etkin şekilde Erzincan Baromuzla beraber, tüm barolarımızla birlikte TBB olarak takipçisi olacağız hem de bundan sonra tekrar bu tür faciaların yaşanmaması için muhakkak ki farkındalık çalışmalarını yürüteceğiz, hukuki anlamda elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz. Mağdur ailelerin de tamamen avukatlık hizmetlerini yürütmek üzere Erzincan Baromuz gereken bütün hukuki süreci yürütecektir. Aynı şekilde TBB de gerekli bütün kapasitesiyle Erzincan Barosunun yanında bu hukuk mücadelesini sürdürecektir.”
‘7 ŞÜPHELİDEN 4’Ü GÖZALTINDA BİLGİSİ VAR’
Maden ocağı ile ilgili herhangi bir gözaltı var mı? sorusuna cevap veren Sağkan, “Şu anda öğrendiğimiz 7 şüpheli bulunduğu ve bunlardan 4’ünün gözaltında olduğuna dönük. Zannedersem soruşturmanın selameti bakımından, çünkü burada delillerin karartılmaması çok büyük önem arz ediyor. Bugüne kadar birçok soruşturmada bu tür yaşanan aksaklıkların ileride kovuşturmaya geçtiğinde maalesef ki etkin cezalar verilememesinin temel sebebi olduğunu görüyoruz. Bu tür davalarda soruşturma kısmı çok önem arz eder. Bu sebeple bütün sorumluların yargı önünde hesap verebilmesi bakımından etkin ve şeffaf bir soruşturma yapılmasını bekliyoruz. Bunun takipçisi olacağız. Ancak şu anda kamuoyu ve bizlerle paylaşılan net bir bilgi yok. Soruşturmanın selameti bakımından bu şekilde yürütülmesi uygun görülüyor. Ancak TBB de soruşturma sürecini etkin bir şekilde takip edecek, gizlilik unsurlarına zarar vermemek kaydı ile kamuoyu ile gerekli ölçüde açıklamalarımızı paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
Hüsnü Ümit AVCI- Serhat Ozan YILDIRIM- Alperen YILDIZ- Muzaffer KOŞAN/ ERZİNCAN,
]]>




