Felaket – Karadeniz Haber Tv http://www.karadenizhabertv.com.tr Sat, 01 Jun 2024 21:21:40 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Bursa Su Kolektifi İliç’teki Maden Faciasının Sorumluları Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu http://www.karadenizhabertv.com.tr/bursa-su-kolektifi-ilicteki-maden-faciasinin-sorumlulari-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/bursa-su-kolektifi-ilicteki-maden-faciasinin-sorumlulari-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu/#respond Sat, 01 Jun 2024 21:21:40 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=7586

ZEHRA DEĞİRMENCİ/SİBEL KAHRAMAN

Bursa Su Kolektifi üyeleri, İliç’teki maden faciasının sorumluları hakkında bugün suç duyurusunda bulundu. Adliye önünde yapılan basın açıklamasında konuşan kolektif üyesi Figen Ovat, “Her zaman dediğimiz gibi, sistem değişmedikçe yaşadıklarımız yaşayacaklarımızın göstergesidir. Bu sebeple tüm yurtta ekolojistler olarak firma yöneticileri, dönemin bakanı Murat Kurum, ilgili birim ve müdürlükler için suç duyurusunda bulunuyoruz” dedi.

Bursa Su Kolektifi ile CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Erzincan’ın İliç ilçesinde13 Şubat tarihinde meydana gelen maden kazasıyla ilgili suç duyurusunda bulundu.

“İŞÇİLER, VAHŞİ MADENCİLİK YÜZÜNDEN HAYATINI KAYBETTİ”

Suç duyurusu öncesi adliye önünde basın açıklaması yapan Bursa Su Kolektifi üyesi Figen Ovat şöyle konuştu:

“İliç Çöpler Altın Madeni’nde yığın liçi sahasında meydana gelen kayma sonucunda büyük bir ekolojik yıkım yaşandı ve 9 işçi bugüne kadarki ihlaller ve ihmaller sebebiyle vahşi madencilik yüzünden hayatını kaybetti. İktidar şirketler lehine maden kanununda değişiklikler yapma derdindeyken yaşanan bu facia maden yasasını şimdilik askıya aldırdı. Son maden tasarısına göre UMREK koduna göre raporlama zorunluluğu 4. Grup madenler dışındaki diğer madenler için kaldırılıyor. Böylece mermer, taş ocağı vb faaliyetler için şirket maliyetini önceleyen değişiklik hayata geçirilmeye çalışılıyor. Bugüne kadar çeşitli kanunlarda ve yönetmeliklerde yapılan değişiklikler sayesinde maden firmalarının istedikleri her yerde ve her şeye rağmen madencilik yapabilmelerinin önü açılmış ve adına ‘kamu yararı’ denmişti. İliç’te yaşanan felaket tüm uyarılara rağmen önlem alınmaması ve daha fazla kar için kapasite artışlarına göz yumulması, gerekli denetimin yapılmaması sebebiyle göz göre göre geldi.

“FELAKET GÖZ GÖRE GÖRE GELDİ”

10 milyon metreküp siyanür dahil ağır metal içerikli kimyasal atık işçilere mezar oldu. UYGAR Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, ‘Dünya literatüründe, maksimum 150 metre olan liç yığınının burada 257 metreye ulaştığını tespit ettiklerini, kontrol edilemeyen bir liç yığınında su içeriğinin fazla olduğunu ve üretim sahasındaki patlatmalara çok yakın yığıldığını, felaketin göz göre göre geldiğini’ belirtiyor. Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ahmet Soysal ise, ‘siyanür dışında yüksek derecede tehlikeli toksik kimyasallar Fırat’a eninde sonunda karışacak, uluslararası boyutta bir skandala doğru gidecek’ diyor. Yaşanan felaketin ekolojik boyutunu ve halk sağlığı kısmını yönetemeyen iktidar krizi kendi adına yönetmeye çalışmaktadır. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği eski Bakanı Murat Kurum daha da ileriye gitmiş ve ‘ÇED raporuyla heyelanın ne ilgisi var, faaliyet raporunu biz vermiyoruz’ gibi bakanlığın ve kendisinin sorumluluğunu yok sayan açıklamalarda bulunmuştur. Bu zihniyet Bursa Orhaneli’de, Eskişehir’de, Fatsa’da yeni oluşacak suç mahallilerinin de işaretini vermektedir. Her zaman dediğimiz gibi; sistem değişmedikçe yaşadıklarımız yaşayacaklarımızın göstergesidir. Bu sebeple tüm yurtta ekolojistler olarak firma yöneticileri, dönemin bakanı Murat Kurum’la ilgili birim ve müdürlükler için suç duyurusunda bulunuyoruz. Birazdan konu ile ilgili dilekçemizi savcılığa teslim edeceğiz.”

“ÇOCUKLAR İÇİN YÜKSEK KANSER RİSKİ SÖZ KONUSU”

Bursa Su Kolektifi üyesi Habib Göbelez ise şunları söyledi:

“Yeryüzünü yok oluşa sürükleyen, canlı yaşamını umursamayan sadece belli azınlığın çıkarı için hareket eden sistemin sonucudur İliç’te yaşananlar ve bu yaşananlar ilk değildir. 2021 yılında Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde, Yedikardeş köyü yakınlarında Yıldızlar Holding’e ait Nesko Maden’in işlettiği Kurşun, Çinko, Bakır Ocağı’nda yaşanan atık barajı duvarında çökme gerçekleşti. 4 bin 500 ton ağır metal içerikli kimyasal atık önce Darabul Deresi’ne ardından da Kelkit Vadisi’ne yayılarak Kılıçkaya Barajı’na ulaştı. 9 ay sonra 30 Ağustos 2022’de TEMA Vakfı tarafından alınan numunelerin analizinde görüldü ki, bakanlıkça yapılan tüm çalışmalara rağmen doğal varlıklar üzerindeki kirlilik sınır değerlerin altına indirilememiştir. Ağır metaller, limitlerin çok üzerindedir ve yetişkinler için dikkat çekici, çocuklar için ise yüksek kanser riski söz konusudur. Üstelik bölgedeki kirlilik ve kanser riski uzun yıllar boyunca devam edecek düzeydedir.

“HALKI ÖNCELEYEN YASALAR KONULMALIDIR”

TEMA’nın Şebinkarahisar’daki numunelerden elde ettiği analiz sonucu yaşanan felaketin yıllarca süren etkisini göz önüne sermiştir. Firma ise çevre izin ve lisans belgesinin iptali ve idari para cezası gibi ceza bile sayılamayacak uygulamalar hayata geçirilmiştir. 3 ay sonra ise sanki felaket yaşanmamış gibi firma tekrar çalışmaya başlamıştır. Şimdi Erzincan İliç’te de benzer şekilde süreç yaşanıyor. Firmanın çevre izin ve lisans belgesinin iptal edilmesi yeterli değildir. İliç’te tüm madencilik faaliyetleri durdurulmalı maden derhal kapatılmalıdır. Kapatılacak madende çalışan işçilere emeklerinin sömürülmeyeceği yeni istihdam alanları yaratılmalıdır. Etkin bir yargı süreci başlatılmalı, sadece şirket yetkilileri değil, işletme ve kapasite artırımına izin veren mülki amirler ve bürokratlar da yargılanmalıdır. Vahşi madencilikten vazgeçilmeli; halkı ve ekosistemi önceleyen yasalar konmalıdır.”

]]> http://www.karadenizhabertv.com.tr/bursa-su-kolektifi-ilicteki-maden-faciasinin-sorumlulari-hakkinda-suc-duyurusunda-bulundu/feed/ 0 Erzincan İliç’teki Maden Faciasının Ardından… Anagold’un da Hisse Sahibi Olduğu Şirket Artvin’de Faaliyetlerine Devam Ediyor http://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincan-ilicteki-maden-faciasinin-ardindan-anagoldun-da-hisse-sahibi-oldugu-sirket-artvinde-faaliyetlerine-devam-ediyor/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincan-ilicteki-maden-faciasinin-ardindan-anagoldun-da-hisse-sahibi-oldugu-sirket-artvinde-faaliyetlerine-devam-ediyor/#respond Wed, 15 May 2024 21:12:44 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=7108

UĞUR İSTANBULLU

Artvin merkeze bağlı Yukarı Maden köyünde faaliyet gösteren ve Erzincan’ın İliç ilçesinde maden faciasına yol açan Anagold’un da hisse sahibi olduğu şirketin Artvin’de altın-bakır madeni işletmesine tepki gösterildi. Maden faaliyetinin yürütüldüğü Yukarı Maden köyü Muhtarı Rıdvan Peker, “Köyümün var olmasını isteyen birisiyim ve ne diyelim artık köyümüzde yaşanacak bir durum kalmadı. Artık buralarda kimse kalmıyor, vadi boyunca birkaç mahallemizde var ve oralar kalıyor. Madencinin sınırı yok ki yarın der ki bu caminin altında çok büyük rezerv var ve biz burayı da kaldıracağız derlerse ki biz şehit mezarlarının buradan kaldırılmasını istemiyoruz” dedi.

Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden faciasına yol açan Anagold firmasının da hissesinin bulunduğu Artmin Madencilik’in Artvin’de bulunan altın- bakır maden işletmesine tepkiler sürüyor.

Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan, “Ülkedeki bu maden facialarını durdurmamız gerekir. Herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor” dedi. Karahan, şunları söyledi:

“Erzincan İliç’te daha önce de felaket yaşanmıştı ama İliç’teki büyük felaket yaşanınca insanlar ne oluyor diye ancak şimdi endişeleniyorlar. İliç yıllardır paramparça ediliyor ve aynı endişeleri biz Cerratepede şimdi yaşamaya başladık. Tabi burası Yukarı Maden köyünde de daha büyük bir felaket çanları çalıyor. Burası sadece HOD vadisini yok edecek değil, Artvin’e, Çoruh vadisine ve barajlara da etkisi olacak. Bakın şu andaki çalışmaları görüyorsunuz ve şu an ön hazırlık var ve burada kuru dere diyorlar ama şu an kuru olabilir ama sonrasında yağışlarla beraber etkisini  gördük. Bir anda inanılmaz yağışlar yağıyor ve burada doldurdukları toprak sele dönüşüp köyü basabilir. Hemen karşıda gördüğünüz caminin olduğu yereler yem yeşil yerlerdi şimdi ise hallaç pamuğu gibi akmaya başlamış ve henüz başlangıç olmasına rağmen. Bir an önce ülkemin insanın ne olduğunun farkına varmasını istiyoruz. Nasıl bir felaketin içerisinde olduğunu anlatmaya çalışıyoruz, doğamız ve buradaki vadimiz çok kıymetli ve bütün bu dağların altı altın olsa da tümü ülkemize kalsa bile doğanın geriye dönüşü yok. Şu anda en önemli olan temiz hava, temiz su ve burada yaşayan canlılar. Sadece insanlar olarak bakmamak gerekir ve burası yabani hayat açısından da önemli bir yer ve hocalarımızdan bunları öğrenmiş bulunmaktayız. Sadece biz insanlar için değil doğadaki her şey için bu vahşeti durdurmamız gerekir. Ülkedeki bu maden facialarını durdurmamız gerekir. Herkesin bu sürece destek vermesi gerekiyor.

“BÖYLE BİR VAHŞETİ HANGİ ÜLKEDE YAPABİLİRLER?”

Nasıl anlatalım içimiz acıyor ve bu vahşeti nasıl duyuralım bilmiyorum ancak bir felaket yaşanınca herkes ne oluyor demesin ve felaket yaşanana kadar durduralım. Şu anda mezarlara dokunmayacaklarını söylemişler ama adımlarını attıkça oraları maalesef hallaç pamuğuna çevirirler. Biliyorsunuz şirket yavaş yavaş girer memlekete her yerde olduğu gibi. Mühendisler söz veriyor ve mühendisler şirketin sahibi ve yasa değiller. Mühendisin söz verme gibi bir durumu olamaz örneklerinden biliyoruz ve her sene mühendisler değişiyor. Bu durumda çocuk kandırırlar gibi milletimizi de kandırıyorlar. Buradan yukarısına dokunmayacağız gibi söz vermişler ama bunların başlangıcı 1.93 hektar, kapasite artırımıyla köyün tam ortasına bomba gibi düştüler ve 3 bin 500 hektar ve ruhsatları 8.600 hektar ve devamı gelmeyecek mi elbette gelecek. Böyle bir soygunu hangi ülkede yapabilirler ve böyle bir vahşeti hangi ülkede uygulayabilirler? Rahat rahat her şeyimizi tarım alanlarımızı, suyumuzu bakın köyün ortasından akan pırıl, pırıl suyumuzu da alacaklar. Şirket diyor ki Akiferlerden suyu kullanacaklarmış ya burası Konya ovası mı Allah aşkına mümkün mü bu argümanı Cerratepe’de de söylemişlerdi ama ilk önce içme suyuna el koymaya çalıştılar. Bizler mahkemelerde direnerek karşı koymaya çalışıyoruz. Buraları istimlak edip köyü boşaltmışlar ama burası da sahipsiz değil, Artvin halkıda ve ülkemin aklı başında olan insanları da sahip çıkacak topraklarına ve bu felaketleri de durduracaklarına inanıyorum ve başka da şansımız yok.”

“MADENCİLİK GİRDİĞİ YERİ BOZAN, DEĞİŞTİREN BİR FAALİYETTİR.”

Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu ise şöyle konuştu:

“Ne iyi ki Artvinliyim ve Artvin’in güzelliklerinden faydalanmak yaşamın bütün iyi taraflarını çocukluğumdan beri nasıl hissetmişsem ve burada yapılacak olan faaliyetlerden oluşan kötülükleri de elbette ki iliklerimize kadar hissediyoruz. Bu durumdan da elbette ki çok rahatsızız ve bu nedenle de söyleyecek sözümüz var. Biliyorsunuz Doğu Karadeniz bütünüyle bakır provensi olarak geçer. Artvin de tıpkı Gümüşhane gibi Trabzon gibi zengin yer altı kaynakları var ama hep gözden kaçırılan bir şey var; Artvin’in yer üstü kaynakları yer altı kaynaklarından çok daha zengin, çok daha görünür ve ekolojik olarak bütün yaşam formlarına, hiçbir ayrımcılık yapmadan zengin fakir ayrımı yapmadan, hayvan insan ayrımı yapmadan ve düşünmeden fayda sağlıyor. Buna ekosistem hizmeti diyoruz. Madencilik ise yapıldığı ortamı tamamen değiştiren ve bir daha geri döndürülmez şekle getiren bir faaliyettir. Bütün dünyada olduğu gibi madencilik girdiği yeri bozan, değiştiren ve yüzyıllar boyu olumsuz etkileri süren bir faaliyettir.

“MADENCİLİK, ÇEVRE KAYGISINDAN UZAK YAPILIYOR”

Özellikle yabancı şirketlerin bizim gibi ülkelerde yaptığı madencilik faaliyetleri çevre kaygısından da uzak yapıldığı için çok ciddi zararlar söz konusu olabiliyor. Aslında baktığınızda ‘merak etmeyin her şey kontrol altında ve projelerini yapıyoruz’ diyorlar ama arkamızda gördüğünüz HOD madeninde de sorunları görebiliyoruz ki. Bir kere dere vadisinin üstü kapandı düzleştiriliyor ve bu çok tehlikeli ve iklim değişikliğinde getireceği meteorolojik olarak afetlerde çok ciddi artışlar var ve kuru dere deseler bile kuru zamanı çok azdır ve yağış olduğunda yığılan pasalar çık ciddi riskler barındırır. Yaklaşık 80 futbol sahası büyüklüğündeki atık barajı ise bir başka risk. Burada 8 bin 600 hektarlık alan, Cerratepe’de 8bin 530 hektarlık alan, Ardanuç’ta 2 bin 500 hektara yakın. Özetle söylersek Artvin’in yüzde 71’i maden ruhsatlı feriye kalanlarda sahildeki kısa bantlar. Öyleyse Artvin’deki madencilik için insanlarımız şapkayı önlerine alıp bir kez daha düşünmeleri lazım ve özellikle İliç’i gördüklerinde, Kütahya’da, Romanya’da, Kanada’daki atıkları atıldığı barajın yıkıldığını gördüğünde ve dünyada atıkların yüzyıllar etkisi süren ve dereleri nasıl mahvettiklerini insanlarımız görünce tekrardan düşünmek bir zarurettir. Dolayısıyla biz Artvin’de iş olsun diye endişelenmiyoruz ve buradaki madenciliğin ne ülke ekonomisine ne il ekonomisine hiçbir yararı yok. Deminde konuştuk o köpük gidecek geriye pasası kalacak ve bu çevresel felaket insanlara arkadaşlık edecek ve tabii insanlarda burada kalırsa.”

“ARTIK KÖYÜMÜZDE YAŞANACAK BİR DURUM KALMADI”

Yukarı Maden köyü Muhtarı Rıdvan Peker ise şunları söyledi:

“Köyümüzde muhtar olduğumda maden şirketi burada çalışıyordu ve şu anda da faaliyetlerini yürütüyorlar. Gerekli izinleri var ama ne kadar yeterli izinleri var bu konuda bilgim yok. Gördüğünüz gibi köyümüzdeki mezarlık mevkisindeyiz ve mezarlarda gözüküyor zaten. Karşıda Meydan mahallesi var ve bu mahalle kalkıyor zaten. Sağ taraftaki evler sökülmüş vaziyette ve karşıdaki kısmında gezdik zaten ve derelere gelişigüzel hafriyatları doldurmuşlar ve bundan rahatsız olduğumuz için Valiliğe başvurduk gerekli kurumlar gelip gördüler bizler gerekli izahatları gelenlere anlattık. Köyümün var olmasını isteyen birisiyim ve ne diyelim artık köyümüzde yaşanacak bir durum kalmadı. Artık buralarda kimse kalmıyor vadi boyunca birkaç mahallemizde var ve oralar kalıyor. Köyümüzün dışarda nüfusu 50 bin civarında ama kışları köyde 22 hane yazları ise 80 hane kalıyor.”

“MADENCİNİN SINIRI YOK”

Bu topraklarda artık bitki yetişmiyor. Yukarıda görüntülediğiniz yerlerdeki derelere biriken toprakların ve hafriyatın buraları tıkadığında sel oluşacaktır ve aşağıdaki mahalleler zarar görecektir. Birkaç gün yağmur yağınca Hopa’yı gördük ve Karadeniz zaten gidiyor ve o kuru dereler nasıl patladı onun için kuru dere diye bir şey yok çamur sulanır ve oda olur sel. Biz de köyümüzde bunların yaşanmasını istemiyoruz. Burada Halit Paşanın konuştuğu kişilerin mezarı var. Madencinin sınırı yok ki yarın der ki bu caminin altında çok büyük rezerv var ve biz burayı da kaldıracağız derlerse ki biz şehit mezarlarının buradan kaldırılmasını istemiyoruz.”

]]> http://www.karadenizhabertv.com.tr/erzincan-ilicteki-maden-faciasinin-ardindan-anagoldun-da-hisse-sahibi-oldugu-sirket-artvinde-faaliyetlerine-devam-ediyor/feed/ 0 İYİ Parti’nin Antalya sel felaketiyle ilgili Meclis araştırma önergesi reddedildi http://www.karadenizhabertv.com.tr/iyi-partinin-antalya-sel-felaketiyle-ilgili-meclis-arastirma-onergesi-reddedildi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/iyi-partinin-antalya-sel-felaketiyle-ilgili-meclis-arastirma-onergesi-reddedildi/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:21:27 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=4482 İYİ Parti’nin önceki gün Antalya’da yaşanan sel felaketinin nedenlerinin araştırılması ve olası felaketlerin önüne geçilmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla TBMM’ye verdiği Meclis araştırma önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi önerisi, Genel Kurul’da AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Önergenin gerekçesini açıklayan İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, “Antalyamızda neredeyse her yıl benzer felaketler yaşanmaktadır artık pansuman ve palyatif çalışmalarla bu yapısal sorunlar çözülemez. Valiliğin koordinasyonunda büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri, Devlet Su İşleri, Karayolları gibi bütün kurumların katılımı ile Antalya’daki bütün derelerin incelenmesi, dolmuş veya yapılaşma sebebiyle suyun akışına engel duruma gelmiş bütün derelerin regülatörlerin, ırmakların yılık kontrol temizlik ve ıslahının yapılması gerekmektedir” dedi.

İYİ Parti’nin, 13 Şubat’ta Antalya’da meydana gelen sel felaketi sonucu oluşan hasar ve zararların tespit ve telafi edilmesi, yurttaşların yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi, mevcut altyapı eksikliklerinin tamamlanması ve Antalya’nın olası afetlere karşı güvenli hale getirilmesi için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla TBMM Başkanlığı’na verdiği Meclis araştırma önergesinin, diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi önerisi, bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Öneri, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Önerinin gerekçesini açıklayan İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, şunları dile getirdi:

“ARTIK PANSUMAN VE PALYATİF ÇALIŞMALARLA BU YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLEMEZ”

“Bu afetle bir kez daha gördük ki şehirlerimizin altyapısı yağmur sularını bile sorunsuz şekilde uzaklaştırmaya, vatandaşlarımızın can ve mal kayıpları yaşamasını önlemeye uygun değil. Bu afet bize şehirlerimizin eksik ve yetersiz olan altyapılarını tamamlamamız, yağış rejimine uygun bir şekilde yeniden inşa etmemiz gerektiğini bir kez daha acı bir şekilde göstermiş oldu. Bir çok vatandaşımızı uzun zamandır emek verdiği tarladaki ürününü kaybetti. Bir çok vatandaşımızın evini kanalizasyon suyu bastı çünkü yağmur su kanallarıyla, kanalizasyon kanalları iç içe girmiş durumda. Bu sel ve afet gibi sürekli yaşadığımız kısır döngü haline gelmiş olaylara karşı kalıcı tedbirler almanın zamanı geldi, çoktan geçti bile. Günümüzde belediyeler altyapı gibi gözle görülmeyen ama hayati önem taşıyan yatırımlara gerekli kaynağı ayırmamakta daha çok oy kaygısıyla popülist alanlara yatırım yapmaktadır. Şehrin kanalizasyonu, atık su arıtma sistemi, yağmur sularını uzaklaştırma sistemi, mazgalların ve rögarların zamanında temizlenmemesi, dolan dere yataklarının yıllık bakımlarının yapılmaması, dere yatakları üzerinde yapılaşmaya izin verilmesi, çarpık kentleşme gibi hususlar yaşadığımız bu afetlerin başlıca sebebidir. Antalyamızda neredeyse her yıl benzer felaketler yaşanmaktadır artık pansuman ve palyatif çalışmalarla bu yapısal sorunlar çözülemez. Valiliğin koordinasyonunda büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri, Devlet Su İşleri, Karayolları gibi bütün kurumların katılımı ile Antalya’daki bütün derelerin incelenmesi, dolmuş veya yapılaşma sebebiyle suyun akışına engel duruma gelmiş bütün derelerin regülatörlerin, ırmakların yılık kontrol temizlik ve ıslahının yapılması gerekmektedir. Şehirlerin imarı ve altyapısı yapılırken yağmurun ve sel sularının akış yönüne doğru planlanmalıdır.”

İYİ Parti’nin önerisi üzerine Saadet Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Hasan Ekici, şöyle konuştu:

“AFET YÖNETİMİNİ LİYAKAT SAHİBİ, EHİL KİŞİLER ÜSTLENMELİDİR Kİ BÖYLESİ ACI OLAYLARIN ÖNÜNE GEÇEBİLELİM”

“Başta Antalya Valiliği, Meteoroloji 4. Bölge Müdürlüğü, Antalya İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, bu işten sorunlu kamu kurumları neden gerekli uyarıları yeterli düzeyde yapıp gerekli önlem ve tedbirleri almadılar. Yaşanan felaket nedeniyle yaralanan, evlerini, işyerlerini su basan vatandaşlarımız var. Bu vatandaşlarımızın bir an evvel yaralarının sarılması gerektiğini önemle vurguluyoruz. Bölgede elektrik kesintilerinin olduğu ifade ediliyor, bu konuda gerekli çalışmalar acilen yürütülerek vatandaşlarımızın mağduriyeti giderilmelidir. Herkes işini gerektiği gibi yapmak durumunda, afet yönetimini liyakat sahibi, ehil kişiler üstlenmelidir ki böylesi acı olayların önüne geçebilelim.”

DEM Parti Grubu adına söz alan Bitlis Milletvekili Semra Çağlar Gökalp de şunları kaydetti:

“DEVLETİN İLGİLİ KURUMLARI ANTALYA’DA GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEMİŞTİR”

“Geldiğimi noktada selden yaşam kaybının olması bir doğa olaylarında ziyade insani hataların sonucudur. Bu hatalar silsilesi artık sistematik hale getirilmiş ve normalleştirilmiştir. Devletin görevi yaşanan her felakette şaşırmak, ‘beklenenden çok daha büyüktü’ diye savunmaya geçmek değildir. Her ihtimali öngörerek ona göre önlemler almaktır ama sadece kağıt üstünde değil. AKP iktidarı 20 yılı aşkın bir süredir o kadar başka konulara odaklandı ki insan yaşamının önemi neredeyse son sıralara düştü. Devletin ilgili kurumları Antalya’da görevini yerine getirmemiştir Antalya Büyükşehir Belediyesi görevini ihmal etmiştir.”

CHP Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Sururi Çorabatır ise şöyle konuştu:

“DAHA KAPSAMLI POLİTİKALARA İHİTİYACIMIZ VAR”

“Antalya Büyükşehir Belediyesi birimlerine 5 bine yakın ihbar ulaşmış olup büyükşehir belediyemiz afet kapsamında 506 araç, bin 670 personelle müdahalede bulunmuştur. Bin 600 aileye sosyal yardım yapmıştır. Yaşana bu sel felaketinde iklim değişikliğinin etkilerini görmekteyiz. Bu olağanüstü hava şartları gelecekte tüm dünyanın ve ülkemizin kaderi olacaktır. Bu kaderi yaşamamak adına daha kapsamlı politikalara ihtiyacımız vardır. Çiftçilerimizin zararlarının karşılanması çok acil ve elzemdir. Mülkiyet sorunu nedeniyle TARSİM’i olmayan çiftçilerimizin de mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir. Sigortalı ve sigorta kapsamı dışında kalan tüm zararların karşılanması elzemdir.”

İYİ Parti’nin grup önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/iyi-partinin-antalya-sel-felaketiyle-ilgili-meclis-arastirma-onergesi-reddedildi/feed/ 0
DİSK, Erzincan’daki maden faciasıyla ilgili basın açıklaması yaptı http://www.karadenizhabertv.com.tr/disk-erzincandaki-maden-faciasiyla-ilgili-basin-aciklamasi-yapti/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/disk-erzincandaki-maden-faciasiyla-ilgili-basin-aciklamasi-yapti/#respond Thu, 22 Feb 2024 21:33:38 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=4325 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ege Bölge Temsilciği, Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden faciayasına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirdi. DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, yaşanan katliamların hesabının sorulması için mücadelelerine devam edeceklerini belirtirek, “Madenlerimizi emperyalist tekellere peşkeş çekenler; sınırsız emek ve doğa sömürüsü üzerinden vahşi bir üretim düzenini hayata geçirenler; daha çok kar için bilimi ve aklı yok sayanlar bilsinler ki bu ülke, bu halk ve işçi sınıfı sahipsiz değildir” dedi.

DİSK Ege Bölge Temsilciği, Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Anagold Madencilik’e ait altın madeni alanında meydana gelen faciaya ilişkin bugün Basmane Meydanında basın açıklaması düzenledi. DİSK üyesi işçi ve emekliler adına basın açıklamasını yapan DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, konuşmasında; “Erzincan İliç’teki altın madeni insanı ve doğayı katletmeye devam ediyor. Erzincan İliç’te Çöpler Altın Madeni’nde siyanürlü yığın liçi sahasındaki çökme sonucu büyük bir felaket ile karşı karşıyayız” dedi.

Sarı, açıklamanın devamında şunları söyledi:

“ABD merkezli SSR Mining ve Çalık Holding ortaklığıyla kurulan Anagold AŞ’ye bağlı madende 9 çalışanın kayıp olduğu resmi açıklamalarda yer aldı. Sayının artmasından endişe ediyor, kayıpların bu korkunç felaketten kurtulmuş olmasını diliyor, tüm işçilere ve bölge halkına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

“SİYANÜRLÜ ISLAK TOPRAĞIN FIRAT NEHRİNE DOĞRU GİTTİĞİNE DAİR BİLGİLER, ÇOK TEHLİKELİ BİR FELAKETLE KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZU DÜŞÜNDÜRMEKTE”

Öte yandan milyonlarca ton sülfürlü, siyanürlü ıslak toprağın Fırat nehrine doğru gittiğine dair bilgiler, çok tehlikeli bir felaketle karşı karşıya olduğumuzu düşündürmektedir. Toprakta siyanür olduğuna dair uzmanların uyarılarına rağmen, kurtarma ekiplerinin uygun koruyucu donanımlarının olmadığına dair görüntüler, bu felakete yol açan zihniyetin aynen devam ettiğini göstermektedir. Emeğe, doğaya, akla, bilime zerrece önem vermeyen, sermayenin çıkarları ve buradan elde edecekleri rantlar dışında gözü hiçbir şey görmeyen bir zihniyetin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceği bir kez daha görülmüştür.

“YAŞANAN OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN MADENİN KAPASİTE ARTIŞI YAPMASINA İZİN VERİLMİŞ”

Uzun yıllardır bölgeyi zehirleyen maden tesisinde 2022 yılında da siyanürlü solüsyon etrafa saçılmıştı. Bu felaketin ardından maden kısa bir süre kapalı kalmış ve para cezasıyla konu kapatılmış, maden apar topar yeniden açılmıştı. Yaşanan bu olumsuzluklara rağmen madenin kapasite artışı yapmasına izin verilmiş, insanlarımız, başta Fırat nehri havzası olmak üzere doğamız pervasızca büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bırakılmıştı. Yıllardır bu konuda soruna dikkat çeken meslek odaları, çevre gönüllüleri, yerel halkın feryatları dikkate alınmamıştır.

“DEVLETİN DENETİM VE YAPTIRIMLARDAN SORUMLU KURUMLAR ETKİSİZ HALE GETİRİLMİŞ”

Devletin denetim ve yaptırımlardan sorumlu kurumlar etkisiz hale getirilmiş, zayıflatılmış veya görev yapmaları bilinçli olarak engellenmiştir. Daha da ötesi, işçi sınıfının sırtındaki vergi yükünün arttığı bir dönemde bu şirketler vergi afları ve düzenlemeleri ile ödüllendirilmiştir.

“MADENLERİMİZİ EMPERYALİST TEKELLERE PEŞKEŞ ÇEKENLER BİLSİNLER İŞÇİ SINIFI SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

Madenlerimizi emperyalist tekellere peşkeş çekenler; sınırsız emek ve doğa sömürüsü üzerinden vahşi bir üretim düzenini hayata geçirenler; daha çok kar için bilimi ve aklı yok sayanlar bilsinler ki bu ülke, bu halk ve işçi sınıfı sahipsiz değildir.

“MÜCADELEMİZİ SONUNA KADAR SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”

DİSK olarak öncelikle yaşanan katliamların hesabının sorulması, kamusal bir madenciliğin insan, çevre ve doğayla uyumlu yapılabilmesi, bu ülkenin refahı ve gelişmesine gerçekten katkı sunabilmesi için mücadelemizi sonuna kadar sürdürmekte kararlıyız. Kayıpların akıbetinin mümkün olan en çabuk biçimde netleştirilmesi, doğayı ve canlı yaşamını tehdit eden bu felaketin etkilerinin azaltılması için eldeki bütün olanakların seferber edilmesini acil olarak talep ediyoruz. DİSK konunun takipçisi olmaya devam edecektir.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/disk-erzincandaki-maden-faciasiyla-ilgili-basin-aciklamasi-yapti/feed/ 0
Habercilerin Kaleminden Yüzyılın Afeti-Sarsılma Kitabı Tanıtıldı http://www.karadenizhabertv.com.tr/habercilerin-kaleminden-yuzyilin-afeti-sarsilma-kitabi-tanitildi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/habercilerin-kaleminden-yuzyilin-afeti-sarsilma-kitabi-tanitildi/#respond Mon, 12 Feb 2024 21:51:16 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=3737 Türkiye Haber Kameramanları Derneğince, 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerde, bölgede görev yapan 77 gazeteci tarafından kaleme alınan “Habercilerin Kaleminden Yüzyılın Afeti-Sarsılma” adlı kitabın tanıtımı yapıldı.

Atlas Sineması’nda gerçekleşen törende, esere katkısı olan kişi ve kurumlara ödülleri takdim edildi. Törende Anadolu Ajansından esere katkı sunan kameramanlar Osman Bakır ve Alican Ocak, muhabir Muzaffer Çağlıyaner ve Tunahan Akgün, foto muhabirleri Erçin Ertürk ve Murat Şengül ödül aldı.

Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, törende yaptığı konuşmada, insan yaşamının korku ve umut arasında sürdüğünü belirterek, “Acının ya da 6 Şubat’ın resmini çizebilecek bir kalem var mıdır acaba? 6 Şubat’ta yaşadığımız, asrın, yüzyılın felaketi diye ifade ettiğimiz bu büyük felaket, biz belediye başkanlarına ve yöneticilerine, korkuyla umut arasındaki çizgide, umuda dair çok şey yapmak için bir motivasyon, önemli, sürükleyici bir güç olmalı.” dedi.

Yaşanan acının ve kayıpların yanında yaşanan dayanışma nedeniyle Türk milletinin bir ferdi olmaktan büyük onur duyduğunu vurgulayan Yıldız, şöyle devam etti:

“Bunun başlı başına bir umut kaynağı olduğunu ifade etmek isterim. Türk milleti ve Türkiye, deprem sabahı bütün dünyaya asrın felaketiyle karşılaştığını ama devlet millet el ele olduğunu, büyük bir devlet ve büyük bir millet olduğunu, asrın felaketinin açtığı yarayı, asrın dayanışmasıyla saracağını gösterdi. Elbette bunu gösteren, sizler, kalem sahipleri, televizyonlarda, gazetelerde bu büyük acıyı ve dayanışmayı bütün dünyaya duyuran ses oldunuz. Hepinizi kutluyor, tebrik ediyorum.”

Yıldız, kendisinin de depremin 3. günü Kahramanmaraş’a gittiğine işaret ederek, olası depremlere yönelik tedbirler alınması gerektiğinin altını çizdi.

“Haberciler, dünyada pek örneği olmayan bir kitaba, deneyimlerini aktardı”

Türkiye Haber Kameramanları Derneği Başkanı Aytekin Polatel de Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaşattığı travmanın inanılmaz bir iz bıraktığını belirterek, şöyle konuştu:

“Ama bu travmayı beraber, birbirimizle dayanışma içinde atlatmaya çalışıyoruz. Depremin ilk saatlerinden itibaren yaşananları kayıt altına alırken, bir taraftan da nasıl bir afet olduğunu anlamaya çalışıyorduk. Haber akışı içinde yaşananları kayıt altına aldığımız o tarih, 6 Şubat. Yaşadıklarımızı, Sarsılma kitabıyla milli hafızamıza kazandırırken, aynı zamanda, tecrübelerimizin arşivlenmesine de katkı sağladık. Neslimizden nesillere çok kıymetli tecrübelerin kaydını bıraktık. Zor koşullarda görevini yapan meslektaşlarım aynı zamanda depremzede ve haberciydi. ‘Önce insanız’ diyerek ellerini taşın altına koydular. Dünyada pek örneği olmayan bir kitaba, deneyimlerini aktardılar. Bu kitap ile tarihe not düştüler.”

Taipei Ekonomi ve Kültür Misyonu Temsilcisi Volkan Chih-Yang Huang ise etkinliğe davet edildiği için onur duyduğunu aktararak, “Geçen yıl bu zamanlarda arama kurtarma ekibimizle gece gündüz çalışarak, kurtarma operasyonunu desteklemek için Adıyaman’daydık. Unutulması güç, tarifi zor günlerdi. Sarsılma kitabını okuyunca oldukça duygulandım. Vefat edenlere rahmet diliyor, bir daha böyle bir felaket yaşanmamasını yürekten temenni ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Tayvan tarafından yapılan yardımlara ilişkin merkezi ve yerel yönetimlerin yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla görüştüklerinin altını çizen Volkan Chih-Yang Huang, yıl boyunca Hatay’ı 7, Adıyaman ve Gaziantep’i dörder, Kahramanmaraş’ı 2 kez ziyaret ettiğini söyledi.

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) Genel Müdür Yardımcısı Ayşegül Yalçın Eriş’in de kısa bir konuşma yaptığı etkinlikte depremle ilgili hazırlanan video da gösterildi.

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/habercilerin-kaleminden-yuzyilin-afeti-sarsilma-kitabi-tanitildi/feed/ 0