2021’de başlayan kazı çalışmaları, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesinin destekleriyle, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Işık başkanlığında yürütülüyor.
1890’lı yıllarda Rus mezaliminden kaçan KırımTatar Türklerinin yurdu haline gelen Savatra Antik Kenti, Anadolu’da Türk adının geçtiği ve 1071 öncesi Türk varlığını ispatlayan Türkopol (Türkoğlu) yazıtının olmasıyla dikkat çekiyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ETÜ’de “Yaşam boyu öğren, yaşam boyu tazelen” temasıyla düzenlenecek eğitimlerde, 60 yaş üzeri vatandaşların teşvik edilerek yeni beceriler kazanmalarının sağlanması amaçlanıyor.
Bu çerçevede 60 yaş üzeri okuma yazma bilenlerin katılabileceği eğitimlere başvurular 3-14 Şubat tarihlerinde, eğitimler ise 17 Şubat’ta başlayacak. 60+ Tazelenme Üniversitesi’ne katılanlar, 4 yıl boyunca haftada 2 gün çeşitli alanlarda eğitim alacak.
ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Muammer YaylalıKonferans Salonu’nda düzenlenen tanıtım toplantısında, öğrenme anlayışını temel alan programın, her yaşta öğrenmenin ve gelişmenin mümkün olduğu bilinciyle tasarlandığını söyledi.
Dünya Sağlık Örgütünün sağlığın korunması için yaşam boyu öğrenmeye vurgu yaptığını belirten Çakmak, “Amacımız, kıymetli büyüklerimizin bilgiye, beceriye ve sosyal hayata daha aktif katılımlarını destekleyerek onların sağlıklı, mutlu ve üretken bir yaşam sürmelerine katkı sunmaktır.” dedi.
“Yaşam kalitesini arttırmayı hedefliyoruz”
Üniversite olarak yaşam boyu öğrenmeyi temel ilke olarak benimsediklerini ifade eden Çakmak, şöyle devam etti:
“Sağlıktan sanata, kişisel fiziksel aktivitelere, bağımsız yaşam becerilerinden sosyal ve zihinsel aktivitelere kadar geniş bir yelpazede sunacağımız eğitimlerle, bireylerimizin yaşam kalitesini arttırmayı ve topluma daha aktif katılımlarını teşvik etmeyi hedefliyoruz. Hazırladığımız program, bilimsel temellere dayanarak multidisipliner bir ekip tarafından hazırlanmıştır. Katılımcılarımızı hayatlarının her döneminde öğrenmenin, üretmenin ve paylaşmanın mümkün olduğunu göstermek istiyoruz. Çıktığımız bu yolda büyüklerimizin hayatlarına yeni bir pencere açıp onların enerjilerini ve potansiyellerini yeniden keşfetmelerini sağlamayı hedefliyoruz. Hayata geçirdiğimiz bu programla büyüklerimizin de hayatlarına dokunmayı onların bizlerin akademik bilgi ve birikiminden faydalanmaları gibi bizlerin de onların hayat tecrübelerinden faydalanacağımız bir programı hayata geçiriyoruz.”
“Öğrenme ve gelişmenin yaşı yoktur”
Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve 60+ Tazelenme Üniversitesi Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Elanur Yılmaz Karabulutlu da projeyle yaşam boyu öğrenmede önemli bir adım atıldığını söyledi.
Karabulutlu, yaşlı nüfusun Türkiye’de son 5 yılda yüzde 21,4 arttığını bildirerek, şunları kaydetti:
“İnsanlığa değer katan, öncü ve saygın bir üniversite olma vizyonuyla hareket eden üniversitemiz 60+ Tazelenme Üniversitesi Projesi’yle bölgemizdeki 60 yaş ve üzeri bireylerin yaşamına değer katmayı hedeflemektedir. 60+ Tazelenme Üniversitesi yaşanılan her dönemde öğrenmenin gelişmenin ve yenilenmenin mümkün olduğu inancından doğmuştur. Bu projeyle ileri yaş döneminde de aktif öğrenmenin paylaşmanın, üretmenin mümkün olduğunu göstermek istiyoruz, çünkü öğrenme ve gelişmenin yaşı yoktur.”
Programa, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Akarsu, Yakutiye Belediye Başkanı Mahmut Uçar, akademisyenler ve 60 yaş üzerindeki vatandaşlar katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İLAVE KADEME HAKKI GELİYOR
Türkiye Büyük Millet Meclis’i (TBMM) Genel Kurulu’nda yeni haftada görüşülecek kanun teklifine göre, sözleşmeli statüden memur kadrolarına geçenler 8 yıl herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara verilen ilave bir kademe hakkından faydalanabilecek.
TBMM Genel Kurulu’nda 30 Kasım’da yapılan görüşmelerde ise Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunulmuştu. İstifa eden memurlara memuriyete geri dönme hakkı getirilirken, sözleşmeli personelliğin kapsamı da genişletilmişti.
Buna göre, 8 yıl herhangi bir disiplin cezası almayan memurlara verilen ilave bir kademe hakkından faydalanmasını sağlayan düzenleme, Devlet Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun çerçevesinde sözleşmeli statüden memur kadrolarına geçenler için de geçerli.
İSTİFA EDEN MEMURLARA GERİ DÖNME HAKKI
Yabancı memleketlerin resmi kurumları veya uluslararası kuruluşlar yanında söz konusu nitelikte olabilecek ve Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek uluslararası kuruluşlarda görev almak isteyen memurlara da aylıksız izin verilebilecek. Böylece herhangi bir mali ilave külfet oluşmadan kamu görevlilerinin ülkenin ulusal menfaatleri ve kamu yararı yanında kendi mesleki gelişimleri bakımından da yararlı olabilecek çalışmalara katılabilmesi imkanının genişletilmesine yönelik düzenleme yapılmış olacak.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ilgili maddeleri kapsamında yer alan yönetici görevlerinden alınıp veya bu görevleri sona erip ilgili kadrolara ataması yapılan ve bilahare bu kadrolarındayken memurluktan kendi istekleriyle çekilenlerden tekrar memurluğa dönmek isteyenler, haklarında güvenlik soruşturması yapılması ve 2 defadan fazla olmamak kaydıyla bu hükümde yer alan diğer şartlar aranmaksızın ve başkaca bir işleme gerek kalmaksızın ayrıldıkları kadrolarına atanacak. Bu hükme göre atananların kadroları başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas edilmiş ve kurumların kadro cetvellerinin ilgili bölümlerine eklenmiş, bu şekilde ihdas edilen kadrolar, herhangi bir şekilde boşalması halinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacak.
MEMUR EŞLERİNE AYLIKSIZ İZİN
Türkiye’nin üyesi olduğu uluslararası kuruluşlarda görevlendirilenler ile kamu sermayeli kurum veya kuruluşların yurt dışı birimlerinde çalışanların ya da bu kurum ve kuruluşlarda çalışanlardan 6 aydan fazla yurt dışında görevlendirilenlerin memur olan eşlerine 3 yılı aşmamak üzere bunların görev süresince aylıksız izin verilebilecek.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda yapılan değişikliğe göre, uzman yardımcılığına atananlar, en az 3 yıl çalışmak ve istihdam edildikleri birimlerce belirlenecek konularda hazırlayacakları uzmanlık tezi, oluşturulacak tez jürisi tarafından kabul edilmek kaydıyla yeterlik sınavına girmeye hak kazanacak. Yeterlik sınavına girmeye hak kazananların sınavı en geç 6 ay içinde yapılacak.
Düzenleme değiştirilmeden önceki Kanun hükümleri kapsamında yeterlik sınavına girmeye hak kazanmış olup bu hükmün yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla halen kurumlarınca ilk yeterlik sınavı yapılmamış olanlar bakımından söz konusu sınavın yapılması için öngörülen 6 aylık süre, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacak.
Sözleşmeli personel statüsünden memur kadrolarına atananlara, herhangi bir disiplin cezası almamaları kaydıyla ilave kademe verilmesini sağlayan düzenleme, daha önce söz konusu statü geçişini hükümde belirtilen kanunlar çerçevesinde yapanlara, geçmişe dönük faydalandırılmaksızın uygulanacak.
SÖZLEŞMELİ PERSONELİN KAPSAMI GENİŞLETİLDİ
Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığında, Devlet Memurları Kanunu veya diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılmasına dair hükümlerine bağlı kalınmaksızın sözleşmeli personel çalıştırılabilecek. Sözleşme yapmaya İdari İşler Başkanı yetkili olacak. Sözleşmeli personel hakkında Kanun’da ve sözleşmede yer almayan hususlarda Devlet Memurları Kanunu’na göre sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin hükümler uygulanacak. Sözleşmeli olarak çalıştırılacaklara ödenecek ücret Kanun’un ilgili fıkrasına göre çalıştırılanlar için uygulanmakta olan sözleşme ücreti tavanının 3 katını geçmemek üzere görevin mahiyeti ve çalıştırılacak kişinin vasfı gibi kriterler gözetilerek İdari İşler Başkanı tarafından belirlenecek. Geçici olarak ve/veya haftanın belirli günlerinde ya da günün belirli saatlerinde sözleşmeli statüde çalıştırılanlara, çalıştırılan günlerle veya saatlerle orantılı olarak ödeme yapılacak.
Abdurrahman YazıcıHaberler.com – TeknolojiTeknolojiTürkiyeEğitimHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Atatürk ve Gazi ortaokullarını ziyaret etti.
Öğrencilerle bir araya gelen ekipler, siber suçların engellenmesi ve internet teknolojilerinin güvenli kullanımına yönelik bilgilendirme yaptı.
Ekipler, eğitimin sonunda öğrencilerin sorularını yanıtladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fakülteye Dr. Öğr. Üyesi Emre Can’ın çabalarıyla bu sene kazandırılan, baskı malzemesi olarak seramik hamurundan yararlanılan 2 yazıcı öğrencilerin kullanımına sunuldu. Yazıcı sayesinde bilgisayar ortamında öğrenciler ve akademisyenler tarafından oluşturulan, elle şekillendirilmesi mümkün olmayan 3 boyutlu biblo, heykel ve saat gibi cisimleri yaklaşık 1,5 saatte ortaya çıkıyor.
Katmanlar halinde baskısı yapılan ürünler, 1100 derecelik fırında pişirilip sırlanmasının ardından hazır hale geliyor.
Teknoloji ile sanatı bir araya getiren ve seramikçiliğe farklı bir bakış açısı kazandıran yöntemle öğrenciler, çamura daha çağdaş metotlarla şekil veriyor.
Seramik ve Cam Bölüm Başkanı Doç. Leyla Kubat, AA muhabirine, seramik hamurunun 3 boyutlu yazıcıda şekillendirilmesinin bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
Artık pek çok işin bilgisayarlar yardımıyla yapıldığını vurgulayan Kubat, “Emre hocam aldığımız 4 yazıcıdan 2’sini seramik hamuruyla çalışacak şekilde dönüştürdü. Lisans, yüksek lisans ve sanatta yeterlilik öğrencileri bu yazıcılardan yararlanıyorlar. Böylece istedikleri modeli seramik hamuruyla oluşturuyorlar. Aynı zamanda bilgisayarda model hazırlamayı da öğreniyorlar.” diye konuştu.
Kubat, baskısı yapılan ürünlerin yıl sonunda açılacak sergide beğeniye sunulacağını da sözlerine ekledi.
“Seramik malzeme basan ilk 3 boyutlu yazıcı atölyesi”
Seramik ve Cam Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Emre Can da öğrencilerin 3 boyutlu yazıcılardan yararlanmasının eğitim sürecine büyük katkı sağladığını belirtti.
Daha karmaşık objeleri seramik hamuruyla oluşturabildiklerini, böylece öğrencilerin ufuklarının geliştiğini anlatan Can, şöyle devam etti:
” Türkiye’deki güzel sanatlar fakülteleri içinde seramik malzeme basan ilk 3 boyutlu yazıcı atölyesi. Daha çok sanatsal anlamda düşünüyoruz. Bu nedenle endüstriye çok uygun değil. Dışarıdan bakıldığında sanki düğmeye basıp şekillendiriliyor gibi dursa da bu sürecin çok kolay olmadığını söyleyebilirim.”
Can, yazıcıda kullandıkları hamurun çömlekçilikte kullanılan hamurdan farkının olmadığını bildirdi.
Gelecekte atölyeyi geliştirmek istediklerini kaydeden Can, “Süreci göreceğiz. Öğrencilerin burada öğrendikleriyle neler yapabildiklerine bakacağız. Hedefimiz, burada yetişen öğrencilerin yalnızca Türkiye’de değil aynı zamanda dünyada da söz sahibi olabilmeleri. Bu anlamda da önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.
Seramik ve Cam Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi 20 yaşındaki Melis Nisa Ayhan ise seramik hamuruyla çalışan 3 boyutlu yazıcıyla bu yıl tanıştıklarını, kendilerinde heyecan uyandırdığını ifade etti.
Derslerinin eğlenceli geçtiğini aktaran Ayhan, “Genelde çamurla, alçıyla uğraşıyoruz. 3D programları kullandığımız için kendimizi geliştiriyoruz. Ayrıca elle şekillendirmeden farklı bir yöntem kullandığımız için yeni metotlar öğreniyoruz.” bilgisini paylaştı.
Yüksek lisans öğrencisi 23 yaşındaki Muhammed Fatih Çoban, yazıcıyla çalışırken kendilerini çamurun büyülü dünyasına kaptırdıklarını, ileride daha farklı çalışmalara imza atacaklarını dile getirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİ bir araştırma, kuru yemiş tüketmenin, ileri yaşlarda demans riskini azalttığını gösterdi.
Birleşik Krallık’ta yapılan araştırma, her gün bir avuç kuru yemiş yiyen kişilerin tüm nedenlere bağlı demans riskini azaltabileceğini ortaya koydu. 60 yaş üstü kuru yemiş yemeyen kişilerle karşılaştırıldığında, günde 30 grama kadar kuru yemiş tükettiğini bildirenlerin gelecek yıllarda demansa yakalanma riski yüzde 16 daha düşük olduğu belirlendi.
İspanya’da Bruno Bizzozero-Peroni, Valentina Diaz-Goni ve Nuria Beneit liderliğinde yürütülen bir başka araştırma ise her gün bir avuç tuzsuz kuru yemiş tüketmenin, yaşlı ve orta yaşlı kişilerin demansa yakalanma olasılığını düşürdüğünü gösterdi. Yaklaşık 7 yıl süren çalışmada, çoğunluğu 50’li yaşlarında olan 50 bin 300 yetişkin incelendi.
Araştırmada, bin 400 demans vakası tespit edilirken, her gün kuru yemiş tüketmenin demans riskini yüzde 12 oranında azalttığı ortaya çıktı. Tuzsuz kuru yemiş tercih edenlerde bu oran yüzde 16 oldu. Katılımcılar ortalama 7 yıl boyunca takip edildi. Araştırma boyunca tüm nedenlere bağlı demans oranı yüzde 2,8 oldu. Günde yaklaşık bir avuç kuru yemiş yediklerini söyleyenlerin bu risk kategorisine girme olasılıkları ise daha düşüktü.
Uzmanlar, kuru yemişlerin sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin sadece beyin ile sınırlı olmadığını söylüyor. Büyük çaplı epidemiyolojik araştırmalara göre, haftada yaklaşık 140 gram veya daha fazla kuru yemiş tüketen kişilerin kalp hastalığı riski yüzde 35 ila yüzde 50 oranında azalıyor. Kilo kontrolüne ve sindirim sorunlarının çözümüne yardımcı olan kuru yemişler, içerdikleri yüksek lif oranı ile bağırsak sağlığını da koruyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“HER EVİN 3 ÇOCUĞU OLMALI”
Toplumun 3 tane riski olduğunu belirten Memişoğlu şu ifadelere yer verdi: “Bunları hep beraber çözmemiz gerekiyor. Birincisi; hareketsizlik ve kilo. Çünkü bu toplumun yüzde 60’ı kilolu. İki; Cumhurbaşkanımız çok kızıyor; sigara ve madde bağımlılığı artı şimdi çocuklarımızın bulaştığı internet bağımlılığı. Üçüncüsü, aile; ailemiz küçülüyor. Nüfusumuz azalıyor. Bugün doğurganlık oranımız 1,5’un altına düşmüş durumda.
Bu gelecekte nüfusumuzun yaşlandığını değil, azaldığını gösterir; risktir bu. Bugün o kötülük medeniyeti dediğimiz 45 bin kişiyi katleden canilerin, doğurganlık oranı 4, bizde 1,5. Onun için Cumhurbaşkanımızın dediği gibi her evin 3 tane çocuğu olması lazım. Bu konuda da toplumun farkındalığıyla bunu başaracağına inanıyorum.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Seferihisar Semiha-İrfan Çalı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eğitim gören hafif düzeyde zihinsel engelli özel eğitim öğrencileri, haftalık 30 saat dersin 15 saatini yiyecek içecek hizmetleri alanında görüyor. Günlük 6 saat ders işleyen öğrencilerin 2,5 günü yiyecek içecek atölyesinde geçiyor. Derslerin 2 gününde uygulamalar ile el becerilerini geliştiren öğrenciler, yarım günlerinde ise videoların paylaşıldığı derslerde tarif öğreniyor. Atölye çalışmasında görev paylaşımı yapılırken, pişirilecek yemeklerin listesi de öğrenciler arasında bölüştürülüyor. Böylelikle öğrencilerin sorumluluk bilincinin de gelişmesine olanak sağlanıyor. Uygulama sonrası atölye temizliği, bulaşık yıkama, masa ve yer silme gibi işleri de öğretmen tarafından öğrencilere görev paylaşımı ile yaptırılıyor. Fırında veya ocakta pişen yemek hazır hale geldiğinde sunum tabağı hazırlanıyor.
‘BAĞIMSIZ OLARAK BİRÇOK BECERİYİ YAPAR HALE GELİYORLAR’
Eğitimle ilgili bilgi veren Özel Eğitim Öğretmeni Fatma Aktürk, “Özel öğrencilerimiz burada 9’uncu sınıftan 12’nci sınıfa kadar 4 yıl boyunca eğitim görüyorlar. Buraya geldiklerinde portakal dahi soyamazken, atölyede kesme, doğrama, şekillendirme ve pişirme gibi birçok mutfak becerilerini yapar hale geliyorlar, sektöre hazır oluyorlar. Çocuklarımız yemeklerden tutun da tatlı ve içeceklere kadar birçok ürünü yapar hale geliyor. Buradan mezun olduktan meslek sahibi olacak hale geliyorlar” dedi. Eğitimin çocukların gelişimine oldukça katkı sağladığına dikkat çeken Aktürk, “Bağımsız olarak birçok beceriyi yapar hale geliyorlar. Evde de ailelerine sofrada her türlü desteği veriyorlar. Kendi akranlarıyla eğitim aldıkları için birbirlerine etkileşim halinde de oluyorlar. Yaptıkları yemeklerle öz güvenleri de artıyor. Öğrencilerdeki bu gelişim ailelerini de mutlu ediyor. Aslına bakarsanız, geleceğin şeflerini ve şef yardımcılarını yetiştiriyoruz. O da bizi çok mutlu ediyor” diye konuştu.
‘AŞK ADAMI OLDUĞUM İÇİN YEMEKLERİME AŞKIMI KATIYORUM’
10’uncu sınıf öğrencilerinden Ceren Erdoğan (18), “Burada kurabiye, kısır, makarna ve salata yapıyoruz. Eğitimde öğrendim” dedi. Sosyal medya hesabında öğrendiği yemekleri paylaştığını belirten Erdoğan, tariflerinin çok beğenildiğini söyledi. 9’uncu sınıf öğrencisi İhsan Salih Ürün (19) de “Eskiden yemek yapamıyordum ama artık bu konuda başarılıyım. Yemeklerimi güzel buluyorlar. Aşk adamı olduğum için yemeklerime de aşkımı katıyorum” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAHÇELİEVLER Belediyesi’nin düzenlediği 3’üncü Ulusal Kitap Fuarı, 14 Aralık tarihinde Bahçelievler Kongre Merkezi’nde kapılarını açıyor. 22 Aralık akşamına kadar sürecek olan fuarda 1 milyonun üzerinde kitap, kitapseverlerle buluşacak.
Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır kitap fuarı ile ilgili yaptığı açıklamada, “Kitaplar insanlığın ortak hafızasıdır. Biz de bu bilinçle milletimizin zengin kültürel mirasını vatandaşlarımızla buluşturmak istiyoruz. 14 Aralık’ta başlayıp 22 Aralık akşamına kadar devam edecek olan kitap fuarımızda birbirinden değerli yazarlarımızı okurlarımızla buluşturacağız. 100’ün üzerinde kitabevinin stant açtığı fuarımızda 1 milyon kitabı Bahçelievler’deki komşularımızla, İstanbul’un her köşesinden gelen kitapseverler ile buluşturacağız. Geniş yazar kadrosu ile kitap fuarımıza 100’ün üzerinde yazar katılacak. Burası sadece kitap stantlarının olduğu bir fuar değil. Burası aynı zamanda yazarlar ile okurların bir buluşma noktası. Burada düzenleyeceğimiz imza günleri, söyleşiler ile Bahçelievler’i bir kültür merkezi haline getiriyoruz. Geçtiğimiz yıl 2 milyon ziyaretçi sayısına ulaşan kitap fuarımızda bu yıl 3 milyon ziyaretçiyi hedefliyoruz” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>QS Dünya Üniversite Sıralaması: Sürdürülebilirlik Sıralama Sistemi, üniversiteleri Çevresel Etki, Sosyal Etki ve Yönetim olmak üzere 3 kategoride değerlendirmektedir. Dünyadan bin 744, ülkemizden 36 üniversitenin yer aldığı sıralamada Erciyes Üniversitesi (ERÜ), geçen yıl dünya üniversiteleri arasında 711-720 aralığında yer alırken, bu yıl başarı sırasını yükselterek dünya üniversiteleri arasında 677. sırada, ülkemizde 10. sırada, devlet üniversiteleri arasında ise 9. sırada yer alarak önemli bir başarı elde etti. ERÜ, QS Dünya Üniversite Sıralaması: Sürdürülebilirlik Sıralamasının alt kategorilerinde ise ülke üniversiteleri arasında Çevresel Etki kategorisinde dünya üniversiteleri arasında 577. sırada, Türkiye üniversiteleri arasında 8. sırada yer aldı.
Ayrıca ERÜ Çevresel Etki kategorisi içerisinde bulunan Çevre Araştırmaları göstergesinde dünya üniversiteleri arasında 424. sırada, Türkiye üniversiteleri arasında ise 1. sırada yer aldı. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EDİRNE’de lise öğrencisi N.Y. (16), okul çıkışında henüz kimliği belirlenmeyen 1 kişi tarafından bıçaklanarak yaralandı.
Olay, akşam saatlerinde İlhami Ertem Anadolu Lisesi önünde meydana geldi. 12’inci sınıf öğrencisi N.Y., okul çıkışında henüz kimliği belirlenemeyen kendisi ile aynı yaşlarda bir kişi ile tartıştı. Tartışma sırasında üzerine bıçağı çıkaran kişi, N.Y.’yi yaralayıp olay yerinden kaçtı. N.Y., kanlar içinde yere yığılırken, ihbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan N.Y., ambulansla Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Polis, kaçan saldırganı yakalamak için çalışmalarını sürdürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜGVA İl Temsilcisi Mehmet İsa Deniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni nesil gençlik vakfı olarak çocukları kitaplarla buluşturmak için çalışma yürüttüklerini söyledi.
Türkiye’deki bütün ortaokul öğrencilerine kitap sevgisi aşılamak istediklerini belirten Deniz, “Kitap Kurdu Projesinin amacı çocukların kitaplara ulaşabilmeleri ve okudukları kitaplardan ne anladıklarını ölçmek. Yarışmamız 4 yıldır devam ediyor. Türkiye genelinde 1 milyona yakın öğrenciye ulaşıldı. Van’da ise 4 yılda yaklaşık ulaştığımız sayı 100 bini buldu.” dedi.
Bu yıl kentteki 30 bin öğrenciyi kitaplarla buluşturduklarını ifade eden Deniz, şunları kaydetti:
“Bu sene hedefimiz 10 bin öğrenciye ulaşmaktı, hedef yükselterek 30 bin öğrenciye ulaştık. 30 bin öğrenciyle yarışmayı bu sene Van’da yapacağız. Öğrencilerimizin tamamına kitapları dağıttık. Her öğrencimize 3 farklı kitap yolladık. TÜGVA olarak Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki diğer illerin kitap dağıtımını da buradan yapıyoruz. 2 yıla yakındır 13 şehre dağıttığımız kitaplar 100 bini buldu. Çocuklar okudukları kitapları aileleriyle paylaşıyor. Hedefimiz önümüzdeki senelerde Van’daki 80 bin ortaokul öğrencisine ulaşmak.”
TÜGVA Van Ortaokul Koordinatörü Mehmet Kasım Şahin ise “Öğrenciler 15 Ocak’ta okudukları kitaplardan sınava girecekler. Sınavlarda başarılı olacak öğrencilerimize hediyelerimiz var.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şükrüpaşa Mahallesi’ndeki İlhami Ertem Anadolu Lisesi’nde öğrenim gören 11. sınıf öğrencisi Y.N. (16) okul çıkışında kimliği henüz belirlenemeyen bir kişiyle tartışmaya başladı.
Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine şüpheli, Y.N’yi bıçakla yaraladı.
İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Yaralanan öğrenci, sağlık ekiplerince Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırıldı.
Polis ekipleri, kaçan şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.
Edirne Milli Eğitim Müdürü Ferhat Yılmaz da okula gelerek olayla ilgili bilgi aldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Merkez Kayapınar ilçesindeki Adnan Menderes Anadolu Lisesi’nde Milli Eğitim Bakanlığınca “Köklerden Geleceğe” sloganıyla başlatılan “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin daha iyi tanınması ve anlaşılmasını sağlamak amacıyla çalışma başlatıldı.
Bu kapsamda, okul koridorunda tanıtım köşesi oluşturuldu.
Tanıtım köşesinin öğrencilere ve ziyaretçilere açık olduğu bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası” etkinlikleri kapsamında düzenlenen yarışmada veliler, geleneksel yemek ve tatlı yaptı.
Yemek ve tatlılar jüri üyelerince değerlendirildi. Dereceye giren velilere hediyeler verildi.
Okul Müdürü Elif Fatma Gevrek, yerli üretim ve tüketimin önemini vurgulayarak, bu tür etkinliklerin devamlılık göstereceğini söyledi.
Etkinliğe, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Fahri Er, öğretmenler ve öğrenciler de katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Amasya Üniversitesi Sağlık Gönüllüleri Kulübü, Gençlik ve Spor Bakanlığının Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında desteklenen “Sanal Hayattan, Gerçek Hayata” projesi çerçevesinde “Ekrandan Uzaklaş, Sağlığın İçin Hareket Et” temalı bir etkinlik gerçekleştirdi.
Etkinlik kapsamında, proje koordinatörü hemşirelik 4. sınıf öğrencisi Seyit Can Çetin öncülüğünde bisiklet turları düzenlendi.
Ayrıca kulüp akademik danışmanı Doç. Dr. Nurhan Doğan Aydın eşliğinde öğrenciler doğada yaklaşık 10 bin adım attı.
Etkinlik, güç, denge ve esneklik kazanmayı hedefleyen diyafram nefes egzersizleri ile son buldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GENÇLİK ve Spor Bakanlığı Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü, Bartın’daki Mehmet Rıfat Efendi Erkek Öğrenci Yurdu’nda asansör düştüğü iddiasının gerçeği yansıtmadığını açıkladı.
Kentte Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı Mehmet Rıfat Efendi Erkek Öğrenci Yurdu’ndaki asansörün 5’inci kattan 1’inci kata düştüğü, asansörde bulunan 1 öğrencinin olayı yara almadan atlattığı iddia edildi. Konuya ilişkin Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Mehmet Rıfat Efendi Erkek Öğrenci Yurdu’nda asansörün düşmesi iddiasıyla ilgili olarak yapılan inceleme ve kamera kayıtlarına göre; asansörün normal bir şekilde kata indiği, öğrencinin indikten sonra herhangi bir panik yaşamadığı ve şikayette bulunmadığı tespit edilmiştir. Söz konusu haberde yer alan, Bartın Yurdu’nda asansörün daha önce de düştüğü ve 1 öğrencinin yaralandığı iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır. Yurt asansörlerimizin tüm teknik kontrolleri düzenli olarak yapılmaktadır. Yurtlarımızda öğrencilerimizin güvenliği ve konforu her zaman birinci önceliğimizdir” denildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çorum’da Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nce her yıl hazırlanan yıllık eğitim iyileştirme planı çerçevesinde çalışmalara devam ediliyor. Bu çalışmalar çerçevesinde her iki ayda bir müze ve kütüphane gezileri ve seminelerle yapılıyor. Farkındalık oluşturmak ve sosyalleşmelerine katkı sağlamak için yükümlüler için kütüphane gezisi düzenlendi. 19 yükümlünün ve Müdürlük personellerinin katılımı ile Çorum İl Halk Kütüphanesi ziyaret edildi. Kütüphane görevli personelince kütüphane tanıtımı, nasıl üye olunabileceği ve kütüphanenin diğer imkanları hakkında bilgilendirme yapıldı. Kütüphane okuma salonunda ayrılan bölümde yükümlüler kitap okuma etkinliğine katıldı. Daha sonra ise Çorum BelediyesiAkkent TOKİ Kadın Kültür Merkezi Müdürü Mine Cankar tarafından ebru sanatı hakkında yükümlülere bilgiler verildi.
Etkinliğe katılan yükümlüler hem bilgilendiklerini hem de sosyalleştiklerini belirtti. – ÇORUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kamu Birliği Konfederasyonu’na bağlı TEÇ-SEN ve SAVDES- SEN, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde, memur taleplerinin torba yasaya geçmesine ilişkin eylem yaptı. Sendikalar adına konuşan SAVDES-SEN Genel Başkanı Cengiz, burada yaptığı konuşmada, 2024’ün sonlarına gelinen zamanda memurun yoksul, emeklinin açlık içerisinde kıvrandığını ileri sürdü. TBMM Genel Kurulu’nda 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu görüşüldüğünü hatırlatan Cengiz, şunları kaydetti:
“İçeriğinde memur ve emeklilerimizin refahına yönelik hiçbir şey yer almıyor. Plan Bütçe Komisyonundan geçen 26 maddelik yani torba yasada da memur ve emeklilerimizin mali ve sosyal haklarına yönelik beklentileri karşılayacak kayda değer hiçbir şey bulunmuyor. Kasım 2024 ayı itibariyle 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 20 bin 562 lira, yoksulluk sınırı ise 66 bin 976 lira olarak açıklandı. Yapılan 7 ayrı toplu sözleşmenin sonucunda; memurlarımızın büyük çoğunluğu yoksulluk sınırı altında, emeklilerimizin büyük çoğunluğu ise açlık sınırı altında yaşamak zorunda bırakıldı.”
Geçinemediklerini ve haklılıklarını haykırdıklarını söyleyen Cengiz, “Duymuyorlar, görmüyorlar ya da duymazdan, görmezden geliyorlar. Türkiye’nin memur ve emeklisi, vatana ve millete hizmet etmekten gayri kime ne yaptı ki bu zulüm seviyesine gelen sefalete mahkum ediliyor. Memur ve emeklisini sefalete mahkum etmenin kime ne faydası var ki, verilen sözler dahi unutuluyor, yerine getirilmiyor” diye konuştu.
“Devlet memurları ile ilgili torba yasa çözüm ve verilen sözlerin yerine getirilmesi için fırsattır”
Cengiz, fırsat varken sorunların görmezden gelinmesi, çözümün geçiştirilmesi, ötelenmesi, ertelenmesi veya geriye bırakılması konusunda sıkıntılarını belirterek, “Bu aşamada, verilen sözler ve yapılan açıklamalar ile beklentiye sokulan memur ve emeklileri daha fazla oyalamamalıdır. Artık takatimiz de kalmamıştır. TBMM’de halihazırda görüşülen hem 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu hem de devlet memurları ile ilgili torba yasa çözüm ve verilen sözlerin yerine getirilmesi için fırsattır” dedi.
Genel Kurulda verilecek önergeler ve 2025 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’na ilişkin ise Cengiz, şöyle konuştu:
“Memur ve emekli maaş artışlarına, ülkenin son 5 yıllık büyüme oranları toplamında yüzde 30’dan az olmamak üzere ilave refah payı verilmesine, harcırah, tayın bedeli, fazla çalışma ücreti, giyim yardımı ve yiyecek yardımı gibi hususların piyasa rayiçlerine getirilmesine yönelik bütçe kanununda revizyon yapılması önem arz etmektedir. Bu talepler ihtiyaçtır, kamu kaynaklarının adil bölüşümü ve hakkaniyet ile kamuda verimlilik için elzemdir.”
Cengiz, memurun torba yasaya ilişkin talepleri konusunda, “Kanunun yayım tarihinden itibaren 6 ay içerisinde, kamuda tüm kadroların analiz edilerek yeniden düzenlenmesi ve kadroların standartlaştırılması, her kadronun görev tanımlarının hazırlanarak Cumhurbaşkanlığı onayı ile yürürlüğe girmesi. Kamu personeli mali yönetim sisteminin yeniden düzenlenmesi, asgari geçim standardını sağlayacak şekilde yoksulluk sınırı üzerinde ücret ve TOKİ sosyal konut standartlarında 3+1 konut alacak şekilde emekli ikramiyesi verilmesi. Ramazan ve Kurban bayramlarında birer maaş bayram ikramiyesi verilmesi. 1994 ile 2005 yılları arasında ödenen lojman tazminatının güncel rakamlarla yeniden ödenmesi. Sözleşmeli personelin kadroya geçme süresinin 3+1’den 1+1’e indirilmesi. Memurların yıllık izne denk gelen resmi tatil ve dini bayram günlerinin yıllık izine dahil edilmemesi” taleplerinde bulundu. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YÜKSEKÖĞRETİM Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, “Türkçenin yurt dışında etkin bir şekilde öğretilmesi, Türkiye’nin uluslararası arenada kültürel etkisini güçlendirmesine büyük bir katkı sağlayacaktır” dedi.
YÖK himayesinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Yunus Emre Enstitüsü arasında iş birliği protokolü imzalandı. YÖK Başkanlığı’nda gerçekleşen protokol imza törenine, YÖK Başkanı Erol Özvar, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Kemalettin Aydın katıldı. Protokolle, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Türkçe eğitim verdiği Bosna-Hersek, Özbekistan, Filipinler, Sudan, Somali ve Suriye’deki yurt dışı birimlerinde, Türkçe hazırlık dil eğitimi vermek, muafiyet ve seviye tespit sınavlarını yapmak gibi alanlarda Yunus Emre Enstitüsü’nün Türkçe eğitimi tecrübesinden ve öğretmen kaynağından istifade edebilecek. Yunus Emre Enstitüsü, kültürel ve eğitsel faaliyetlerde Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin imkan ve tesislerini kullanabilecek.
YÖK Başkanı Erol Özvar, protokolün hem Türkçenin küresel bir dil olarak öne çıkması sürecine hem de Türk yükseköğretiminin uluslararasılaşma hedefine somut katkılar sunacağını belirtti. Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin yurt dışındaki birimlerinde Türkçe hazırlık dil eğitiminin verilmesi ve bu eğitimin Yunus Emre Enstitüsü’nün uzmanlığıyla desteklenmesinin önemini belirten Özvar, bu sayede Türkçe öğrenen bireylerin sayısının artıracağını ve uluslararası öğrencilerin Türkiye’ye olan ilgisinin güçleneceğini vurguladı. Özvar, ‘Türkçe’nin uluslararası düzeyde yaygınlaşmasını, Türkiye’nin yumuşak gücünü artıran stratejik bir unsur olarak gördüklerini belirterek, “Türkçe’nin yurt dışında etkin bir şekilde öğretilmesi, Türkiye’nin uluslararası arenada kültürel etkisini güçlendirmesine büyük bir katkı sağlayacaktır. Protokol, Türk yükseköğretiminin son yıllarda dünya çapında bir cazibe merkezi olma yolunda attığı adımları da destekleyecektir. Yükseköğretim Kurulu olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgesel ve küresel konularda önemli bir aktör olmaya yönelik politikalarını destekleyen bir anlayışla hareket ediyoruz. Bilim diplomasisini, uluslararası alandaki ilişkilerimizi ve iş birliklerimizi güçlendirme yönünde adımlar atıyoruz” dedi.
‘GÜÇ BİRLİĞİYLE HAREKET ETMEK ÖNEMLİ’
YÖK’ün gelecek dönem için belirlediği stratejik hedeflerden biri olan uluslararasılaşma konusunda Türkiye’nin bütün kurum ve kuruluşlarının tam bir anlayış ve güç birliğiyle hareket etmesini fevkalade önemli gördüklerini belirten Özvar, daha önce Maarif Vakfı ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile imzalanan iş birliği protokollerin de bu yönde atılan adımlar olduğunu ifade ederek, “Türkçe’nin etkili bir şekilde öğretilmesi, uluslararası öğrenci politikalarımızı destekleyen temel unsurlardan biridir. Yunus Emre Enstitüsü’nün yurt dışında sunduğu Türkçe eğitimi, öğrencilerin Türkiye’deki akademik hayata daha hızlı adapte olmalarını sağlayacak, onların dil becerilerini geliştirirken kültürümüze olan ilgilerini artıracaktır. Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin akademik ve mekansal kapasitesiyle Yunus Emre Enstitüsü’nün organizasyonel ve beşeri kapasitesi buluşarak hem Türkçemizin hem de Türk yükseköğretiminin dünya çapındaki etkisinin bu protokolle daha da artacağına inanıyoruz. Bu protokolü, yalnızca 2 kurum arasında bir iş birliği olarak değil, aynı zamanda Türk yükseköğretiminin uluslararasılaşma ve bilim diplomasisi vizyonunun somut bir tezahürü olarak görmek gerekir” diye konuştu.
Özvar, bu iş birliğinin başarıyla uygulanmasının ve bundan sonra atılacak diğer adımların, Türk yükseköğretiminin küresel etkisini artıracağını, Türkiye’yi küresel eğitimde lider ülkelerden biri haline getirme yolunda önemli bir adım olacağını ifade etti.
‘DAHA İLERİYE TAŞIMAK İSTİYORUZ’
Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Abdurrahman Aliy, yükseköğretim konusunda üst seviyede çalışmalar yaptıklarına işaret ederek, “Bunu kurumlar arası anlaşmalarla çok daha ileri bir seviyeye taşıyacağız. Bu bir ilk adım, bunu daha da ileriye taşımak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Kemalettin Aydın da üniversite olarak öğrencileri bir doğu, bir batı dilinin yanında Türkçe öğreterek yetiştirme çabası içinde olduklarını belirterek, üniversitenin bu yolda ihtiyacı olan taleplerini karşılamasından dolayı YÖK’e teşekkür etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Protokol, iki üniversite arasındaki ortak çalışmaları teşvik etmek ve eğitim-öğretim faaliyetlerinde iş birliğini güçlendirmek amacıyla düzenlendi.
Protokol imza törenine Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş ve Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mutlu Türkmen katıldı. İmzalanan protokol ile iki üniversite arasında araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi, ortak bilimsel etkinliklerin düzenlenmesi, deneyim paylaşımı ve eğitim-öğretim süreçlerinde koordinasyon sağlanması hedefleniyor.
Protokol ile ayrıca bilimsel araştırma süreçlerinde iş birliğini teşvik ederek mevcut paydaşlıkların geliştirilmesi amaçlanıyor. – ADIYAMAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TDED Genel Başkanı Ekrem Erdem, Eyüpsultan’daki TDED Genel Merkezindeki açılış töreninde yaptığı konuşmada, derneğin “Dilimiz kimliğimizdir” şiarıyla yayın ve faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.
Toplumda bir dil şuurunun oluşması ve geliştirilmesi meselesinin çocuklar için gerekli olduğunu vurgulayan Erdem, “Bu ihtiyaçtan yola çıkarak 2022’de Kardelen Çocuk dergisini yayımlamaya başladık. Çocuk Edebiyatı Yazarlık Mektebi, Türkçe hassasiyetini gözeten, çocuklar için temiz içerik üretebilen yazarlar yetiştirmeyi amaçlıyor.” dedi.
Çocuk Edebiyatı Yazarlık Mektebi’nin ilk kez hayata geçirildiğine işaret eden Erdem, “Çocuk edebiyatı alanındaki gelişmeler son yıllarda hareketlilik kazandı. Bu alanda kendi kültürüne, tarihine ve değerlerine vakıf yazarların yetişmesi, çeviri eserlerle yerli eserlerin dengelenmesi gerekiyor. İstiyoruz ki çocukların zihinsel ve duygusal gelişimi için faydalı, sanat şuuru kazandıran, kendi değerleriyle barışık eserlerin sayısı artsın.” ifadesini kullandı.
Erdem, çocukların dijital dünyayla içli dışlı olduğunu bilerek dil yozlaşmasının da önüne geçilmesi gerektiğinin altını çizerek, “Bu da çocuklarımızın Türkçe kelime dağarcığını zenginleştirmek, dil şuuru aşılamakla mümkün. Çocukluk döneminde okunan eserlerin kalitesi hayal gücünün ve düşünce dünyasının gelişiminde çok önemli. Çocuk Edebiyatı Yazarlık Mektebi’nin de öncelikli hedefi bu niteliklere sahip, kaliteli eser üretebilecek yazarları sahaya kazandırmaktır.” değerlendirmesini yaptı.
Amaç çocuk edebiyatına nitelik kazandırmak
Kardelen Çocuk Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Elif Tokkal, çocuk edebiyatının her alanında ürün vermek isteyen yazar, çizer, eğitimci ve ebeveynlere yönelik iki aylık bir ders programı oluşturduklarını kaydetti.
Çocuk Edebiyatı Yazarlık Mektebi ile kendini çocuk edebiyatı alanında geliştirmek isteyen katılımcılara nitelikli bir çocuk edebiyatı eğitimi vermeyi hedeflediklerinin altını çizen Tokkal, şunları kaydetti:
“Yazar adaylarına editörlükte dikkat edilmesi gereken dil, üslup gibi temel hassasiyetler anlatılacak. Resimli çocuk kitaplarının yazımı ve editöryal süreciyle ilgili temel bilgiler verilecek, özellikle öğretmenlere ve ebeveynlere çocuklara yazı yazdırma teknikleriyle ilgili dersler anlatılacak, çocuk edebiyatının Türk ve Batı Edebiyatındaki dünü, bugünü konuşulacak, çocuk edebiyatı metinleri değer, kültür, medeniyet ve kutsalın anlatımı açısından incelenecek. Nitelikli çocuk kitabını nasıl seçeceğimiz, bir kitabı nasıl yazacağımızla ilgili kazanımları eğitim sonunda elde edeceğiz. Eğitim yazarlara, çizerlere, öğretmenlere ve ebeveynlere de bu yönleriyle hitap ediyor. Üniversitelerde bir çocuk edebiyatı kürsüsünün olmadığını biliyoruz. Özellikle alanla ilgili kendini yetiştirmek isteyen üniversite öğrencilerine öncelik vermek istedik.”
Tokkal, alandaki boşluğu doldurmak için çocuk edebiyatıyla ilgili temel bir eğitim planladıklarına dikkati çekerek, “Çocuk dergiciliği, çocuk kitabı yayımlama süreci, editör-yazar-çizer ilişkisi gibi konularla ilgili de derslerimiz mevcut. Ayrıca eğitim süresince çocuk edebiyatı alanına ciddi bir emek vermiş yazarlarla da katılımcılarımızı buluşturmak, tecrübelerinden faydalanmalarını sağlamak için sürpriz buluşmalarımız olacak. İki yüzü aşkın başvuru arasından iki gün süren mülakatlar sonucu toplam 55 kişi eğitimi almaya hak kazandı. Eğitimimiz iki ay sürecek. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi tarafından eğitime devam eden katılımcılara sertifika vereceğiz.” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından yazar Tülin Kozikoğlu, “Resimli Çocuk Kitapları” başlıklı açılış dersini verdi.
Çocuk edebiyatına ilgi duyan, bu alanda okuma ve yazma ufkunu genişletmek isteyenlere yönelik hazırlanan “Çocuk Edebiyatı Yazarlık Mektebi”nde yüz yüze gerçekleştirilecek eğitimler yaklaşık iki ay sürecek.
Çevrim içi derslerin de yer alacağı eğitimler Elif Tokkal, Halenur Çalışan, Kevser Şenel Yılmaz, Sümeyye Sel Odabaş ve Tülin Kozikoğlu tarafından verilirken, katılımcıların ürettiği metinler TDED tarafından iki ayda bir yayımlanan Kardelen Çocuk dergisinde yer bulacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanlığı dalış timi tarafından, İzmir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi bünyesindeki Bayraklı ve Karşıyaka çocuk evlerinde kalan, 5-16 yaş aralığındaki çocuklara hafta sonları yüzme eğitimi verilmeye başlandı. İlk etapta 15 çocukla başlayan yüzme eğitimi, aralıksız her hafta devam ettirilecek. Mayıs ayına kadar toplam 200 çocuğa eğitim verilmesi planlanan programda çocuklar için ayrıca deniz sevgisi ve denizcilik kültürüne ait bilgilerin verildiği eğitimler de düzenlenecek. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığınca ilk, orta ve lise eğitimi gören öğrencilerin kılık ve kıyafetinde değişikliğe gidildi. Resmi Gazetede yayımlanan karara göre, öğrenciler 4 yıl boyunca tek tip kıyafet giyecek. MEB’in aldığı karar okul üniforması satan esnaf tarafından da olumlu karşılandı. Elazığ’da okul kıyafeti satan esnaf Burak Çelik kararın olumlu olduğunu belirterek, tek tip olmayan kıyafetlerin velileri zor durumda bıraktığını, bundan dolayı bu kararın daha güzel olduğunu söyledi. Milli Eğitim Bakanlığının aldığı kararın güzel olduğunu belirten esnaf Burak Çelik, “Güzel bir karar alındı. Her sene yeni bir kıyafet, yeni model ve renk yapılmasındansa, 4 yıl boyunca aynı kıyafetleri giymeleri daha etkili ve ekonomik olarak uygun olacaktır. İkinci sınıfa geçen öğrencilerin yeni kıyafet alayım düşüncesi, velileri zor durumda bırakıyordu. Veliler ve öğrenciler için iyi bir karar alınmıştır” dedi. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2024-2025 eğitim öğretim yılı okul spor yarışmaları kapsamında Okul Sporları Bowling Gençler müsabakaları yapıldı. Düzce Bowling Salonu’nda yapılan müsabakalarda 4 kız takımı ve 4 erkek takımı olmak üzere toplam 8 takım katıldı.
Çekişmeli geçen mücadele sonunda erkeklerde Cumhuriyet Anadolu Lisesi birinci, Düzce Spor Lisesi ikinci, Cumayeri Çok Programlı Anadolu Lisesi üçüncü, Atatürk Anadolu Lisesi dördüncü olurken kızlarda Cumhuriyet Anadolu Lisesi birinci, Cumayeri Çok Programlı Anadolu Lisesi ikinci, Atatürk Anadolu Lisesi üçüncü, Düzce Spor Lisesi dördüncü oldu.
Dereceye giren takımlara ödülleri yapılan ödül töreni ile takdim edildi. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’nin 6 TÜBİTAK destekli bilim merkezinden biri olan Kayseri Bilim Merkezi, sadece Kayseri’de değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinde de teknoloji ve bilim alanında önemli etkinlikler gerçekleştiriyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Kayseri Bilim Merkezi, üniversitede eğitim gören öğrenciler için ücretsiz arduino eğitimi düzenliyor. Kayseri Bilim Merkezi eğitmenleri tarafından hazırlanan eğitim programı; elektrik, elektronik, makine, bilgisayar mühendisliği gibi bölümlerde eğitim gören öğrencilere yönelik olarak veriliyor. Arduino eğitimi, 1,5 ay süresince, temel seviyeden başlayarak, adım adım daha ileri seviyelere geçilerek öğrencilere öğretiliyor. Kayseri Bilim Merkezi Robotik Kodlama Eğitmeni Turgay Seyli, konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Robotik kodlama ve yazılım gibi değişik atölyeler gerçekleştiriyoruz. Abdullah Gül Üniversitesi’nde elektrik, elektronik, makine, bilgisayar mühendisliği bölümlerinde olan öğrencilerimize arduino eğitimlerine başlattık. Yaklaşık 1,5 ay boyunca temel seviyede arduino eğitimi gerçekleştireceğiz. En basit halinden ilerleyerek, seviye seviye geçeceğiz” diye konuştu. Eğitimde yer alan öğrencilerden Buse Yıldırım ise; “Biz burada arduino eğitimi alıyoruz. Birlikte çok güzel şeyler yaptık. Led lambalar yaptık, trafik ışıkları yaptık, daha da güzel şeyler yapacağımıza inanıyorum” ifadelerinde bulundu. Açık kaynak kod kullanarak yazdıkları arduino eğitiminin özellikle robotik kodlamada çok fazla kullanıldığını dile getiren Yıldırım, hem yazılımla hem de bu işin teknik boyutu ile uğraştıklarını vurgulayarak, “Normalde arduino setleri çok pahalı setler. Bu kaynaklara ulaşmak biz öğrenciler için çok fazla zor oluyor. Ama bize burda kaynaklara sınırsız erişim sağlıyorlar. Aynı zamanda Bilim Merkezi bize, haftanın iki günü boyunca zaman ayırarak bu eğitimi vermiş bulunuyorlar” şeklinde konuştu.
Bu eğitim, öğrencilere hem yazılım hem de teknik bilgi kazandırmanın yanı sıra, robotik kodlama alanındaki yetkinliklerini de arttırmayı amaçlıyor. Kayseri Bilim Merkezi, bu eğitimi öğrencilerine sunarak, onların teknoloji alanındaki bilgi seviyelerini geliştirmeyi sürdürüyor. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteren sürücü kurslarında çalışan direksiyon öğretmenleri, ehliyet almak isteyen adaylara sınavı başarıyla tamamlamaları için yönetmelik çerçevesinde sürüş eğitimi veriyor. 2025 yılında uygulanmaya başlanacak olan yeni yönetmelik için de hazırlık yapan direksiyon öğretmenleri, hem kendilerinin muzdarip oldukları hem de adayların eğitim sürecinde yaşadıkları sıkıntıları anlattı. Geçmişte her sınava girdiklerinde Milli Eğitim Bakanlığı’ndan harcırah aldıklarını, ancak günümüzde bunun sadece komisyon üyelerine verildiğini söyleyen direksiyon öğretmenleri, kendilerinden alınmış olan bu hakkın geri verilmesini istediklerini söyledi. Ayrıca 16 saat olan direksiyon derslerinin hiç bilmeyen adaylar için bazen yetersiz kaldığına da dikkat çeken direksiyon öğretmenleri, özellikle Eskişehir’in Odunpazarı İlçesi’ndeki parkur güzergahında çok fazla kör nokta olduğunu ve yanlarında aday eğittikleri halde diğer sürücülerin tacizlerine uğrayabildiklerini dile getirdi.
“Bizden alınmış olan bu hakkın geri verilmesini istiyoruz”
Direksiyon öğretmeni Taner Şide, “Şu anda biz 3-5 yıllık hocalarız. Bizden daha eski hocalarımız var. Onlardan duyduklarımızı söylüyoruz, yaşadığımızı değil. Daha evveliyatından bu haklar varmış. Mesela neymiş? Sınava girdiğinde her hocaya Milli Eğitim Bakanlığı’ndan harcırah ödeniyormuş. Halen harcırah adı altında sadece komisyonlara ödenmekte, ama biz direksiyon öğretmenlerine pay verilmemekte. Bizden alınmış olan bu hakkın geri verilmesini istiyoruz. Burada her hoca canını dişine takarak, çok büyük fedakarlıklar yaparak aday eğitiyor. Hiç araba kullanmayı bilmeyen insanlara eğitim veriyoruz ve 16 saatte bunu yapmaya gayret ediyoruz. Bu kadar az bir saatin ardından yapılan sınav aslında çok ağır. Biz, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu çağrımıza kulak vermesini istiyoruz” dedi.
“Biz daha bilinçli sürücüler yetiştirmek istiyoruz”
Bir diğer direksiyon öğretmeni Tamer Er Özkan ise, “Ders saatleri şu anda 16 saat. Hiç bilmeyen bir aday için bu süre bazen yeterli olmuyor. Bunun bir diğer nedeni de, parkurda çok kör noktalarımızın olması. Bilhassa bizim bu Odunpazarı güzergahında durum böyle. Bir de çevre faktörlerden kaynaklı bizim sıkıntılarımız var. Diğer araç sürücülerinin tutumları hoş değil. Yanımızda aday eğittiğimiz halde tacizleri oluyor. Aslında bizim burada bir güvenlik sorunumuz da var. Şimdi yeni yönetmelikle birlikte 16 saatte 1 parkur öğrettiğimiz adaya 2 güzergah öğreteceğiz. Bizim verdiğimiz bu eğitimler hususunda adayların aile baskısı oluyor. Sınav ücretlerinin çoğalmasının da etkisiyle bize fiziksel saldırıda bulunabiliyorlar. Aday ailesine kendi yapamadığı şeyi, ‘Benden değil, hocamdan veya eğitimden kaynaklı’ diye anlatıyor. Bu yüzden biz direkt zan altına giriyoruz. İlk denemesinde başarabilen adaylarımız da var. Bir kişinin 1 kerede öğrendiğini başkası 16’ncı kez de öğrenebilir. Ders saatinin şu anda yetersiz olduğu aşikar. Bu aday parkuru bitirdikten sonra şehir içi trafiğe katılacak, yarın bizim karşımıza çıkacak. Biz daha bilinçli sürücüler yetiştirmek istiyoruz. Ders saati ne kadar artarsa, trafikte kazaların azalması da o kadar ön plana çıkar” şeklinde konuştu. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen Öğretmen Akademileri programının üçüncü haftasında Bilecik Şehir ve Kültür Akademisi üyelerinin Gölpazarı’ndan bulunan Zeytinlibağ Permakültür Çiftliği’ne bir ziyaret gerçekleştirildi.
Ziyarette, BŞEÜ Doç. Dr. Taner Kılıç ve Permakültür Tasarımcısı ve Eğitmeni Selçuk Şahin sunumlar yaptı. Sunumlarda, permakültürün insan ve doğa ilişkisini sürdürülebilir bir şekilde düzenleyen bir tasarım disiplini olduğu ve çiftlikte uygulanan yöntemler hakkında bilgiler paylaşıldı.
Yapılan ziyaret hakkında bilgi veren Permakültür Tasarımcısı ve Eğitmeni Selçuk Şahin, “Permakültür, doğa ilkelerine dayalı olarak insan yerleşimlerini ve tarımsal sistemleri sürdürülebilir bir şekilde tasarlamayı amaçlayan bir sistemdir. İlk kez Avustralyalı bilim insanları Bill Mollison ve David Holmgren tarafından 1974 yılında geliştirilen bu yaklaşım, Zeytinlibağ Permakültür Çiftliği’nde hayvancılık, ot kontrolü ve doğal gübreleme yöntemleriyle zeytin yetiştiriciliğinde uygulanmaktadır. Çiftlikte ayrıca, organik kimya bilgilerinden yararlanılarak kül suyundan zeytinyağı sabunu üretilmekte, şifalı bitkiler ve çevreye özgü kaynaklar kullanılmaktadır. Fermentasyon alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken çiftlikte, kiraz ve diğer aromatik sirkeler üretilerek topluma sunulmaktadır” dedi.
Katılımcılar, “Etkinlik çok güzel ve eğlenceliydi. Gayet güzel vakit geçirdik ve eğitim veren hocanın bize verdiği ön bilgiler de çok iyiydi,” diyerek etkinlikten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Babaların çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmesi, sağlıklı ve doğru iletişim kurabilmesi, çocuklarının ihtiyaçları konusunda bilgilenmelerini amaçlayan program AÇEV tarafından düzenlendi. Afyonkarahisar, Bilecik, Eskişehir, Kütahya ve Uşak’ta elektrik dağıtım hizmeti sağlayan OEDAŞ, düzenlenen programa katılım sağladı. Program ile 3-11 yaş arası çocuğu olan babalara destek verilerek çocuğun çok yönlü gelişimine katkı sağlanmasının hedeflendiği belirtildi. Ayrıca çeşitli konuları kapsayan 3 aylık programda her hafta farklı bir konunun uzmanlar tarafından ele alınacağı açıklandı.
“Çalışanlarımızın kişisel ve sosyal gelişimlerini önemsiyoruz”
İşveren markası yaklaşımları çerçevesinde çalışanlarının mesleki hayatları kadar kişisel ve sosyal gelişimlerine de önem verdiklerini söyleyen OEDAŞ Direktörü Muzaffer Yalçın, “Çocukların bakımı ve sorumluluğu genellikle annelere atfediliyor ve bu durum babalar ile çocuklar arasındaki bağı zayıflatabiliyor. AÇEV’in bu değerli programı hem daha sağlıklı aile ortamlarının oluşturulmasına hem de topluma duyarlı nesiller yetiştirilmesine önemli katkılar sağlıyor. Öte yandan çalışanlarımızın programa gösterdiği ilgi, onların yalnızca iş hayatlarında değil, özel hayatlarında da fark oluşturma arzusunu ortaya koyuyor” dedi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü vatandaşları spora yönlendirmek için çalışmalarını sürdürürken, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol sonrasında 81 ilde hayata geçirilen ‘Yüzme Bilmeyen Kalmasın’ projesi Aydın’da da aralıksız devam ediyor. Bakanlığın yüzme öğretme hedefini her yıl arttırarak aşan Aydın’da da yüzme bilmeyen kalmıyor. Bu çerçevede Nazilli ilçesinde eğitimlerin hız kesmeden sürdüren yarı olimpik yüzme havuzunda eğitimlerini tamamlayan minikler sertifikalarına kavuştu.
Konu ile ilgili Aydın Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada “Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi kapsamında eğitimlerini başarıyla tamamlayan gençlerimiz sertifikalarını aldı” ifadeleri yer aldı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesinde faaliyet gösteren Muğla Odaları ve Borsası 39’uncu ortak toplantısı, 6 Aralık 2024 Cuma günü Marmaris Ticaret Odası ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Merve Fidem Barut, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO), Muğla Ticaret Borsası, Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası (FTSO), Marmaris Ticaret Odası (MTO), Bodrum Ticaret Odası (BODTO), Milas Ticaret ve Sanayi Odası (MİTSO), İMEAK Deniz Ticaret Odası Fethiye, Bodrum, Marmaris Şubesi odalarının katılım sağladığı toplantıda konuşan Muğla İŞKUR İl Müdürü Zahide Altınok, 2024 yılında uygulanan teşvikler ve programların istihdama katkıları hakkında bilgi verdi. Geçen yılın aynı dönemine kıyasla işe yerleştirme sayılarında yüzde 17’lik bir artış yaşandığını vurgulayan Altınok, “2023 yılının Kasım ayı sonunda İŞKUR aracılığıyla 30 bin 630 kişi işe yerleştirilmişti. Bu yıl ise yüzde 17’lik artışla 36 bin 770 kişi iş gücüne katıldı” dedi.
Altınok, 23 Eylül 2024 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) iş birliğiyle iş gücü piyasasının talep ettiği niteliklere uygun iş gücünü yetiştirmek için bir protokol imzalandığını açıkladı.
NİYEP ile işverenler, aradığı nitelikli elemanı kendileri yetiştirmiş olacak
Protokol kapsamında işverenlerin, çalışan sayılarının yüzde 50’sine kadar kontenjan kullanabileceğini ifade eden Altınok, “NİYEP kapsamında, 1-4 çalışana sahip iş yerleri çalışan sayısı kadar, 5-9 çalışana sahip iş yerleri 12 kişiye kadar, 10-49 çalışana sahip iş yerleri 24 kişiye kadar, 50 ve daha fazla çalışana sahip iş yerleri ise sigortalı sayısının %50’sine kadar kursiyer talebinde bulunabilecek. Kursiyerlerin cep harçlıkları ve genel sağlık sigortası (GSS) giderleri, program boyunca İŞKUR tarafından karşılanacak. 160 fiili güne kadar sürecek eğitim programları, katılımcılara hem teorik hem de pratik bilgiler sağlayacak ve kazandıkları yetkinlikleri uygulama imkanı sunacak. Bu protokolle hem işverenlerin yükü hafifletilirken hem de iş gücü piyasasına nitelikli bireylerin kazandırılması hızlandırılacak. NİYEP, Muğla’da hem istihdamı artıracak hem de sektörlerde ihtiyaç duyulan iş gücünü bölgeye kazandıracak şekilde uygulanacak.” değerlendirmesinde bulundu. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GİRİŞİMCİLERE ÜCRETSİZ DESTEK
BTM’nin programlarına kabul edilen girişimcilere söz konusu programlar kapsamında; eğitim ve seminerler, mentor desteği, yatırımcı eşleştirmeleri, yatırımcı karşısında sunum yapılan demo day etkinliklerinde yer alma, 7/24 ofis ve ortak çalışma alanı kullanma olanakları, birebir danışmanlık gibi hizmetler ücretsiz olarak sunuluyor. BTM, girişimcilerine 800 bini aşkın üyesi bulunan İstanbul Ticaret Odası’nın meslek komitelerinde kendilerini anlatma olanağı da sunuyor. İstanbul’un en merkezi yerlerinden Fulya’da konumlanan BTM Yerleşkesi, Mecidiyeköy ve Beşiktaş’a 5 dakikalık mesafede bulunuyor ve girişimcilere servis olanağı da sunuyor.
DÜNYANIN EN İYİ ÜÇÜNCÜ MERKEZİ
Verilen bilgiye göre; girişimcilik ekosisteminde oluşturduğu değerle bugüne kadar çok sayıda ödül alan BTM, girişimcilik ekosisteminin Oscar’ı olarak kabul edilen UBI Global tarafından hazırlanan endekste dünyanın en iyi 3’üncü kuluçka merkezi seçildi. UBI Global, her yıl 90 ülkeden 2 bine yakın startup merkezinin verileri ile oluşturulan endekse göre bu sıralamayı belirliyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KADIN HAKLARI GÜNÜ MESAJLARI VE SÖZLERİ
“Kadınların eşit haklara sahip olduğu bir dünya, daha güçlü bir gelecek demektir. 5 Aralık Kadın Hakları Günü kutlu olsun.”
“Kadınların haklarına sahip çıkılması, insanlığın onuruna sahip çıkılmasıdır. Tüm kadınların Kadın Hakları Günü kutlu olsun.”
“Kadın hakları, insan haklarıdır. Eşitlik için birlikte mücadeleye devam!”
“Kadınların varlığı ve gücü, toplumun temelidir. Hak ettikleri değeri görmeleri dileğiyle, Kadın Hakları Günü kutlu olsun.”
“Kadınların eşitlik mücadelesine destek olmak, adil bir geleceğin anahtarıdır. 5 Aralık Kadın Hakları Günü kutlu olsun.”
“Kadınların her alanda eşit haklara sahip olduğu bir dünya, hepimizin hayalidir. Bu özel günde farkındalıkla hareket edelim.”
“Kadınların haklarını korumak ve onlara saygı göstermek, adil bir toplumun temel taşlarıdır. 5 Aralık Kadın Hakları Günü kutlu olsun.”
“Kadınların gücü, bir toplumu ileriye taşır. Tüm kadınların hak ettiği eşitlik ve özgürlük dileğiyle.”
“Kadınların sesi, tüm dünyayı değiştirebilir. Eşitlik ve özgürlük için kadınların yanında olalım.”
“Güçlü kadınlar, güçlü toplumlar yaratır. Kadın Hakları Günü’nde eşitlik için sesimizi yükseltelim.”
Kadın Hakları GünüSoğuk HaberEğitimToplumKültürKadınYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kutadgu Bilig Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda sosyal medya, internet ve diğer dijital platformlarda kadına yönelik tehdit, hakaret ve şiddet olaylarının tanımlandığı, bu şiddetle nasıl mücadele edileceğine karşı önemli bilgiler sunan İşletme Fakültesi Öğr. Gör. Şerife Büşra Ümit Işık, Siber Suçlarla Şube Müdürlüğü’nden Polis Memurları Sami Karakaya ve Sevinç Çoban ile Düzce Barosu Avukatı Bahar Yılmaz Temel ve Avukat Şeyma Kardüz konuşmacı olarak yer aldı.
Seminerin ilk konuşmacıları olarak siber suçlarla mücadele ve bu alandaki çalışmalar hakkında detaylı bilgiler sunan Polis Memurları Sami Karakaya ve Sevinç Çoban; kişisel veri nedir, nasıl korunmalıdır sorularını ayrıntılı bir şekilde cevapladı. Bilgi kirliliği, yanlış bilgilerin paylaşılması ile siber zorbalık konuları hakkında da bilgilendirmede bulunan Polis Memurlarımız siber zorbalığa yönelik farkındalık oluşturulmasına ışık tuttu.
“Şikayette bulunun”
Av. Bahar Yılmaz, temel kadın hakları ve mücadele yöntemlerini ele aldığı konuşmasında; anonim hesap tacizinin, tehdit mesajlarının yollanmasının ve kişinin sosyal medya paylaşımlarına sürekli olumsuz yorum yapmanın siber zorbalığa girdiğini açıkladı. Sosyal medyada uygulanan bu şiddetin failleri kendilerinin yakalanamayacağını düşündüğü için korkusuzca davranış sergilediğini de söyleyen Avukat Bahar Yılmaz, başta kadınlar olmak üzere şiddetle karşı karşıya kalan herkesin yetkili birimlere şikayette bulunmasını tavsiye etti.
“Sessiz kalmayın”
Av. Şeyma Kardüz ise; dijital ortamda şiddet ve güvenlik konusunu hukuki boyutlarıyla ele aldı. Hangi suçlara ne gibi cezaların verildiğini açıklayan Kardüz, “Hakaret, şantaj, tehdit, taciz veya özel hayatın gizliliği gibi olaylarla karşı karşıya kalırsanız sessiz kalmayın. Dijital platformlarda işlenilen suç ile gerçek hayattaki suç aynıdır. Günümüzde maalesef çevrim içi taciz videolarıyla şiddete maruz kalınabiliyor. Bu durumlarda Emniyetimiz, Jandarmamız, Savcılığımız ve Düzce Barosu Avukatları olarak her zaman yanınızdayız” ifadelerinde bulundu.
Düzce Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğr. Gör. Şerife Büşra Ümit Işık’ın dijital ortamlarda kadına yönelik işlenen suçları toplumsal ve hukuki açıdan değerlendirdiği konuşmasının ardından program sona erdi. – DÜZCE
Düzce ÜniversitesiEğitimHukukKadınYerel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>IGMG’den yapılan açıklamaya göre, Bielefeld kentinde 21’nci “Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışması” gerçekleştirildi.
Genç kızlar arasında düzenlenen yarışmanın finalinde, 10-13 yaş grubunda Hamburg’dan Zeynep Çelik birinci, Paris’ten Zehra Elif Özdemir ikinci, Kuzey Ruhr’dan Esilanur Kaşık üçüncü oldu.
14-18 yaş grubunda ise Hollanda’dan Elif Zehra Uysal birincilik, Fransa’dan İclal Apaydın ikincilik, Almanya’nın Bavyera eyaletinden Elif Saime Şahin üçüncülük elde etti.
IGMG Genel Başkan Kemal Ergün, bu tür etkinliklerin, insan olma onurunun en güzel şekilde takdim edilmesine vesile olduğunu belirtti.
IGMG Kadınlar Teşkilatı Başkanı Handan Yazıcı ise IGMG çatısı altında farklı ülkelerden, bölgelerden, dillerden ve kültürlerden kardeşlerle insanlığın hayrı için çalıştıklarını söyledi.
IGMG bünyesindeki 101 hafızlık kurumunda 2 bin 349 gencin hafızlığa devam ettiği belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü çerçevesinde Hitit Üniversitesi Kadın ve Aile Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü işbirliğinde “Kadının Güçlendirilmesi” konulu panel düzenlendi. Hitit Üniversitesi Meslek Yüksekokulları Kampüsü Ethem ErkoçKonferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin açılışında konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Sahit Aydın, ülkemizde kadına yönelik şiddetle etkin mücadele edildiğini ifade ederek, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede ilerleme sağlanabilmesinde yasal düzenlemeler ve kurumsal mekanizmaların yanı sıra konuya ilişkin bilinç ve duyarlılığın artırılması, toplumsal farkındalığın sağlanması da önemlidir. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle tüm kadınlarımızı şiddetten uzak, sağlıklı ve huzurlu bir ömür geçirmeni dileriz” dedi.
Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Kadın ve Aile Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nurcan Baykam da; “Kadın annemiz, eşimiz, kız kardeşimiz ve toplumu şekillendiren en önemli unsurdur. Kadın güvende olmalı ki kadın huzurlu, mutlu olmalı ki yeni nesillere bu huzuru, güveni aktarabilsin ve toplum huzurlu, güvenli olsun. İşte bu anlamda kadına yönelik şiddet aslında sadece fiziksel değil, duygusal ve ekonomik boyutlarıyla da olan, dokunulmazlıkları ihlal eden büyük bir insanlık suçudur. Bu konulara yönelik önlemleri almak, kadının toplumdaki hem ekonomik hem sosyal anlamda yerini daha sağlam zeminlere oturtmak, bireysel olarak kadınlarımızın kendi ayakları üstünde durabilmesini sağlamak ve dolayısıyla bu ihlale karşı da kendini savunabilir ve korunmasını almış olmak en önemli hedeflerimizden olmalı” diye konuştu.
Hitit Üniversitesi olarak bu konuda birçok çalışma, etkinlik, eğitim ve projeler yaptıklarını belirten Baykam, “Böyle bir şiddetle ilgili süreçler sadece ülkemizde değil, tüm dünyada ortadan kalksın ve huzurlu, daha mutlu bir toplum olarak yaşayalım” şeklinde konuştu.
Çorum Vali Yardımcısı Yeliz Mercan ise kadına yönelik şiddetin kadim ve küresel bir sorun olduğunu söyleyerek, “Yalnız şiddet, hepinizin malumu olduğu üzere bir sarmal şeklinde yetişen bir durum, bir süreç. Sadece yasal düzenlemelerle ortadan kaldırılması, son bulması maalesef mümkün değil. Bu anlamda tüm toplumda bir farkındalık, bilinç oluşturmak gerekiyor. Evlerimizde çocuklarımıza, okullarda öğrencilerimize, iş yerinde, hatta kullandığımız dile kadar dikkat etmemiz gereken bir süreç” ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının tüm kurumlarıyla şiddete uğrayan, şiddete uğrama riski olan kadınların her zaman yanında olduğunu ifade eden Mercan, “Ümit ediyoruz ki tüm şiddetin her türlüsü, özellikle kadına dönük şiddetin her türlüsü son bulur. Şiddetsiz bir toplumda yaşarız. Çünkü en temel insan hakkı ihlali” dedi.
Konuşmaların ardından Hitit Üniversitesi Kadın ve Aile Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Menekşe Şahin, Çorum Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Müdürü Şükran Uzun ve Polis Memuru Hatice Palalı tarafından sunumlar yapıldı. – ÇORUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Reşat Karcıoğlu, üniversitenin İdeal Hukuk Kulübü, Hukuk Araştırma ve Kriminoloji ile Ata Psikoloji Kulüplerince Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, kadına şiddetin, topluma ihanet olduğunu söyledi.
Toplumun temelinin aile, ailenin temelin kadın, bugünün kızlarını da yarının kadınları olarak ifade ettiklerini belirten Karcıoğlu, “Temele ihanet edince bina yıkılır, biz temeli oluşturan değer üzerinden hareket edeceğiz. Gelişmiş ülkelerde bile kız çocukları istismar ediliyorsa o zaman toplumu kurtarma adına biz gereğini yapacağız, erkekleri bir okutacağız, kızlarımızı iki okutacağız. Her kademede kızlarımız, kadınlarımız var, önlerini açacağız ve onların istihdamına katkı sağlayacağız.” dedi.
Eğitimin her alanda önemli olduğunu vurgulayan Karcıoğlu, kadınlar için eğitimin çok ciddi değer olduğunu işaret etti.
“Ahlak olursa hukuk kendiliğinden tecelli edecektir”
Bugünün hukuk fakültesi öğrencilerinin yarının hakim, savcı ve avukatları olacaklarını belirten Karcıoğlu, şöyle devam etti:
“Hangi meselenin altını kaşırsanız eğitim çıkıyor. Hukuku biliyoruz, Mecelle’nin özünde de vardır, hukuktan önce Batı’nın bize yutturduğu ‘etik’ dedikleri etiğin öncesinde ahlak vardır. Ahlak olursa hukuk kendiliğinden tecelli edecektir. Öğrencilerimizden umutluyuz ama sizlerden özelikle ahlaki değerlerden taviz vermeden davaları almamız, maddi boyutu ikinci hale getirmenizi bekliyoruz.”
Moderatörlüğünü Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Yasin Kurban’ın yaptığı sempozyumda, akademisyen ve katılımcılar, “Kadın Cinayetlerinin Psikolojik Tahlili”, “Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Şiddetin Psikolojisi”, “Cinsel Şiddet ve Sonuçları”, “Kadın Cinayetlerinin Adli Tıpta İncelenmesi”, “Kadın Cinayetlerinde Medyanın Rolü ve Toplum Psikolojisi”, “Kadın Cinayetlerinde Hukuki Reformalar ve Cezai Yaptırımların Güçlendirilmesi”, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede 6284 Sayılı Kanun’un Önemi” konularında sunum yaptı.
Sempozyuma, Erzurum Baro Başkanı Mesut Öner, akademisyen ve öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eğitime yönelik projeler ve çalışmalarla dikkatleri üzerine çekmeye devam eden Canik Belediyesi, ilçedeki kadınlara yönelik Hukuk Okuryazarlığı Eğitimi gerçekleştirdi. İlçedeki kadınların yoğun bir ilgiyle katıldığı eğitim programında hukuk kavramı, insan hakları, hukuki destek ve hakların ihlali durumlarında başvurulması gereken kanun yolları hakkında bilgiler verildi.
KADES uygulaması anlatıldı
Canik Belediyesi Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde gerçekleşen eğitim programa katılan Canikli kadınlara, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile Kadın Destek Uygulaması (KADES) ile ilgili bilgiler aktarıldı. İki oturum şeklinde gerçekleşen eğitim programı çerçevesinde ayrıca kadının toplumdaki yeri ve önemi, doğru aile yapısı, aile içi etkili iletişim konularında katılımcılara uzman isimler tarafından bilgilendirmeler gerçekleştirildi. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği tarafından düzenlenen eğitim çalışmasında, çeşitli iş yerleri ile Çanakkale Onsekiz Mart ÜniversitesiBiga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde stant açıldı.
Yaklaşık 220 kadına, tedbir kararlarından nasıl yararlanabilecekleri ve nerelere başvuru yapabilecekleri konusunda bilgilendirmede bulunuldu.
KADES uygulamasının tanıtıldığı stantlarda, kadınlara karanfil hediye edildi.
Eğitim çalışmaları ile şiddetin her türlüsüyle mücadeleyi kararlılıkla sürdüren jandarmanın sorumluluk sahasındaki tüm kadınlara ulaşması hedefleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ramazan Tezcan, etkinlikle ilgili Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen basın toplantısında, teknoloji sayesinde dünyanın daha iyi bir yer haline geleceğini söyledi.
Robot yarışlarına ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını ifade eden Tezcan, “Bizim gibi gelişmekte olan ülkenin kalkınmasında en önemli etkenlerden biri teknolojiyi hızla kendi ekonomi mekanizmasına adapte etmek olmalı. Bunu farklı dönemlerde farklı ülkeler gerçekleştirmiş.” dedi.
Bilim Kahramanları Derneği Başkanı Sıdıka Semahat Demir ise çocukların erken yaşta bilimle tanışması ve bilginin toplumun odağında olması için faaliyet yürüttüklerini belirtti.
Her çocuğun mucit doğduğunu anlatan Demir, “Robot etkinliğinin temel amacı çocuk ve gençleri bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarıyla çalıştırmaktır.” ifadelerini kullandı.
Demir, 90 ülkeden 3 bin 500 katılımcının yer alacağı etkinlikte doğa ile uyum içinde yaşamanın yollarını keşfetmek için çalışmalar yürütüldüğünü dile getirdi.
Dünya Robot Olimpiyatı Genel Sekreteri Claus Ditlev Christensen de robotlardan korkulmaması gerektiğini, onların dünyayı daha iyi bir yer haline getirmede bir araç olarak kullanılabileceğinin altını çizdi.
Dünyanın dört bir yanındaki gençleri buluşturduklarını belirten Christensen, “Onlar sadece yaratıcılıklarını ve teknik becerilerini sergilemek için değil, aynı zamanda akranlarıyla bağlantı kurmak, sınırları ve kültürleri aşan dostluklar kurmak için burada olacak.” diye konuştu.
Fuar İzmir’de 28-30 Kasım’da gerçekleştirilecek olan organizasyonda katılımcı ülkelerin klasman birincisi robotları yarışacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Yıldız Teknik Üniversitesi senato salonunda yapılan toplantıda BKYS sunumu yapan KAEÜ Rektör Yardımcısı ve Kalite Yönetim Koordinatörü Prof. Dr. Hüseyin Şimşek, sistem içindeki politika ve stratejik planlama, risk ve süreç yönetimi ile performans izleme özellikleri hakkında bilgi vererek, sistemin kullanıcı dostu ara yüzü olduğunu anlattı.
KAEÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Kasım Karahocagil de BKYS’nin üniversitenin akademik ve idari süreçlerinde verimlilik sağladığını, KAEÜ’nün kalite yönetimindeki yaklaşımından, bu alanda elde edilen başarılardan bahsetti.
BKYS’nin geliştirilme amacına, süreçlerine ve uygulama alanları hakkında bilgiler veren Rektör Karahocagil, BKYS’nin üniversitelerde kaliteyi yönetmek, izlemek ve geliştirmek için bütünleşik bir yaklaşım sunduğunu ve kurumların performanslarını artırmalarına yardımcı olduğunu kaydetti.
Sunumlar için teşekkür eden Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik de BKYS’nin üniversitelerin kalite süreçlerinde önemli bir sistem olduğunu ifade etti.
Toplantıya, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Vatan Karakaya ve Prof. Dr. Ahmet Göksel Ağargün, Rektör Başdanışmanı Prof. Dr. Özer Çınar ile Genel Sekreteri Ahmet Yüksel Karahan da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA – Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “Erzurumlular ile yolumuza devam etmemiz gerekiyor dedik ve böylece Erzurum’a can ve kan bağıyla bağlanmış olduk. Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak. Çok güzel etkinlikler olacak” dedi.
Erzurum İktisadi Sosyal Araştırma ve Yardımlaşma Vakfı tarafından düzenlenen ve 4 gün sürecek olan 10.Erzurum Tanıtım Günleri Ankara’da Altınpark ANFA Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Etkinliğe Milli Eğitim BakanıYusuf Tekin, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Erzurum Milletvekilleri, belediye başkanları emniyet müdürleri, rektörler, siyasi isimler ve Erzurumlular katıldı.
“Erzurum’da eğitim kongresi yapacağız”
Öğretmenler haftasını kutlayan Bakan Tekin, “Erzurum ile ilgili zaten gerekenler söylendi. Bu hafta öğretmenler günü haftası. Aramızdaki öğretmen arkadaşlarımızın öğretmenler gününü kutluyorum. Öğretmenlerini kaybetmiş arkadaşlarımız varsa onların da öğretmenler gününü kutluyorum. Bugün hayatta olmayan öğretmenlerimiz için Allah’tan rahmet temenni ediyorum. Yaşayan öğretmenlerimizeyse sağlık temenni ediyorum. Erzurum’da önümüzdeki yıl bayağı yoğun geçecek. Türkiye genelinde yaklaşık 500’e yakın öğretmen arkadaşımızla Erzurum’da eğitim kongresi yapacağız. Atatürk Üniversitesi ev sahipliği yapacak. Ben bir Erzurumlu olarak son nefesime kadar destek olacağım” diye konuştu.
“Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak”
Erzurum’un tanıtıma ihtiyacı olmadığını vurgulayan Bakan Tunç, “Erzurum’un tanıtıma ihtiyacı yok, Erzurum tarih kokan bir şehir. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar gerçekten Anadolu’nun kilidi olan bir şehir. Tam bağımsızlığı savunan bir şehir Erzurum. Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, Türk toprakları bölünemez diyen bir şehir Erzurum. Nene Hatunların şehri Erzurum. Erzurum kahramanlar diyarı, dadaşlar diyarı. Anadolu’nun kilidi, İslam ve Anadolu topraklarının kalesidir Erzurum. Erzurum yemeklerini evlendikten sonra öğrendim ama Erzurumlu olmaktan çok memnunum. Erzurumlular ile yolumuza devam etmemiz gerekiyor dedik ve böylece Erzurum’a can ve kan bağıyla bağlanmış olduk. Plakamız 25, 2025 Erzurum yılı olacak. Çok güzel etkinlikler olacak. O etkinliklerde bulunmak elbette isteriz ve Erzurum’a yatırıma hız kesmeden devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.
“İnşallah birlik beraberlik içinde güzel bir dört gün geçiririz”
Konuşmaların ardından Cağ Kebabı yeme yarışması düzenlendi. Yarışmayı kazanan Hülya Özer, “Amacımız gurbette olan Erzurumlular’ın birlik beraberlik ve dayanışma içinde olması. Erzurum kültürünü tüm Ankara’ya bu şekilde de tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Hepinizi davet ediyoruz. İnşallah birlik beraberlik içinde güzel bir dört gün geçiririz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, merkez Kayapınar ilçesindeki Gazi Yaşargil İlkokulunu ziyaret eden Vali Zorluoğlu, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Küçükali ve okul idarecileri tarafından karşılandı.
Okul Müdürü Arzu Ekin’den okul hakkında bilgi alan Zorluoğlu, ardından öğretmenler odasında öğretmenlerle bir araya geldi.
Zorluoğlu, burada, öğretmenlik mesleğinin kutsal bir görev olduğunu vurguladı.
Herkesin hayatında unutulmaz izler bırakan en az bir öğretmeninin olduğunu dile getiren Zorluoğlu, resim öğretmeninin kendi hayatındaki dönüm noktası olduğunu ifade etti.
Zorluoğlu, eğitimde başarının okul aile işbirliğiyle mümkün olabileceğini anlatarak, “Velilerimizin de bu süreçte aktif rol alması gerekiyor. Unutmayalım ki başarı sadece akademik değil, ahlaki ve değerler eğitimini
de kapsayan bütüncül bir yaklaşımla elde edilebilir.” ifadelerini kullandı.
Öğretmenler de ziyaretinden dolayı Vali Zorluoğlu’na teşekkür ederek, özellikle 1, 5. ve 9. sınıflar için bu yıl uygulamaya konulan yeni müfredatın öğrenci merkezli bir yaklaşımla eğitim kalitesini artırdığını aktardı.
Vali Zorluoğlu, daha sonra sınıfları gezerek öğrencilerle sohbet etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Spor Bilimleri Derneği tarafından bu yıl 22’ncisi düzenlenen Uluslararası Spor Bilimleri Kongresi’nin açılışı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla Gazi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Kongrenin açılışında konuşan Tekin, Öğretmenler Günü Haftası dolayısıyla Bakanlık olarak bazı etkinlikler planladıklarını dile getirdi. Bakanlık olarak en çok üzerinde durdukları konulardan bir tanesinin spor kültürü ve spor alışkanlıklarının kazandırılması olduğunu belirten Bakan Tekin, Platon’un beden eğitimi ve müziğin eğitimdeki yerine ilişkin sözlerini hatırlatarak, “Kendi bedenine egemen olamayan bir insanın toplumda yöneticilik yapma ihtimali yok. Dolayısıyla spor ve spor eğitimi sadece sporcuların eğitimi anlamında değil, toplumun tamamının bu anlamda hayatını yönlendirmesi açısından çok önemli. Ben bu vesileyle Milli Eğitim Bakanlığı olarak hem çocuklarımızın gündelik hayatta sportif alışkanlıklar kazanmasını hem de beden eğitimi derslerinin daha verimli, daha işlevsel hale gelmesi için ciddi değişiklikler yaptık” dedi.
“Spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız”
Bakan Tekin, 2014 yılında proje okul uygulaması başlattıklarını ve sportif eğitim veren okulları tematik hale getirmek istediklerini dile getirdi. Bunun ilk örneklerinden birinin Voleybol Federasyonu ile yürütülen Türkiye Voleybol Lisesi olduğunu kaydeden Tekin, “Türkiye’de özellikle kadın voleybolu ile ilgili yaşanan gelişmelerde MEB ile Türkiye Voleybol Federasyonu’nun ortaklaşa yürüttüğü bu projenin çok büyük bir yeri var. Benzeri şekilde Türkiye Futbol Federasyonu ile ortak Riva’da ilk örneğini verdik, Futbol Lisesi açtık. Spor liselerimizin büyük çoğunluğu 2014 itibarıyla hemen hemen tamamı genel spor liseleriydi. Dolayısıyla okula atadığımız öğretmen arkadaşlarımızın ilgilerine göre devamlı olmayan bir görünüm arz ediyor. Bunun üzerine biz proje okul formatıyla federasyonlarla bu liseleri tematik hale getirmek istedik. Bu okulların sportif anlamdaki derslerle ilgili müfredatını ilgili federasyonlarla yaptık. Akademik kısmını bakanlıktaki ilgili genel müdürlük ve Talim Terbiye Kurulu Başkanı, sportif anlamdaki müfredatını da ilgili federasyonlarla ortak yaptık. Bu bence çok önemli bir adımdı. Gelecekte spor liselerimizi bu anlamda tematik hale getirmeye devam edeceğiz. Başka bir başlangıç daha yapıyoruz. İlk örneğini güzel sanatlar liselerimizle beraber yaptık bu yıl. AnkaraMüzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi ile birlikte bir müzik ilkokulu, ortaokulu ve lisesini test ettik. İlk yıldan itibaren tematik spor liselerimizde de benzer bir uygulamayı başlatacağız. Daha küçük yaşlardan itibaren sportif yeteneklerini çocuklarımızın tespit edip, o yeteneklerine uygun eğitim öğretim almalarını temin edecek bir adım atacağız” dedi.
Kongre 24 Kasım tarihlerine kadar sürecek. Kongrenin açılışına Bakan Tekin’in yanı sıra, Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Uğur Ünal, Spor Bilimleri Derneği Başkanı Fikret Soyer, akademisyenler, öğrenciler ve sporcular katıldı. – ANKARA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“TASARRUFA ÖZEL UÇAKLARINIZDAN BAŞLAYIN”
Sosyal medya hesabından ateş püsküren Özdağ, kararın yer aldığı bir habere yorum olarak, “Tasarrufa öğretmenin çayından değil özel uçaklarınızdan başlayın. Hiç ders anlattınız mı? Hiç tebeşir tozu yuttunuz mu? Hiç dur oğlum, sus kızım diyerek bir şeyler öğretmek için çalıştınız mı? Açlık sınırında maaş verdiğiniz öğretmenin çayını ve suyunu keserek mi tasarruf yapacaksınız?” ifadelerini yazdı.

Eğitim-İş Konya Şube Başkanı Bahattin Ertuğrul da “Öğretmenlerin ders çıkışında içeceği bir bardak su mu ülkeyi zarara sokuyor” sözleriyle yetkilileri karardan vazgeçmeye çağırmıştı.
Zafer PartisiÜmit ÖzdağPolitikaEğitimToplumKonya
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>14 Kasım’da vücudunda oluşan enfeksiyon nedeniyle MersinMezitli’de özel bir hastanede tedavi altına alınan Muazzez İlmiye Çığ, Saat 17.30’da yaşamını yitirdi. Yaşamı boyunca azimle çalışan Çığ, son günlerine kadar aktif bir şekilde topluma katkı sağlamaya devam etti.
Muazzez İlmiye Çığ, 20 Haziran 1914 tarihinde Bursa’da dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini Cumhuriyet’in ilk yıllarında tamamladı. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Hititoloji bölümünden mezun olan Çığ, uzun yıllar boyunca Sümeroloji, Hititoloji ve arkeoloji alanında önemli çalışmalara imza attı.
Bilimsel Katkıları ve Atatürk’e Bağlılığı
Çığ, özellikle Sümer kültürü üzerine yaptığı araştırmalarla tanındı. 1940 yılında İstanbulArkeoloji Müzesi’nde göreve başlayan Çığ, burada 30 yılı aşkın süre çalışarak Sümer, Akad ve Asur tabletlerinin araştırma ve tasnifinde görev aldı. Eserlerinin pek çoğu uluslararası arenada büyük ilgi gördü ve sayısız ödüle layık bulundu. Muazzez İlmiye Çığ, Türkiye’nin aydınlanma sürecine önemli katkılar yaptı ve Atatürk’ün mirasına olan sadakatiyle bilindi. 109 yaşında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk eserini televizyon kanallarında ezbere okuması, onun Cumhuriyet değerlerine olan bağlılığının kanıtı ve gelecek nesillere en güzel örneğiydi.
Toplumsal Katkıları
Hayatı boyunca bilim insanı kimliğinin yanı sıra bir eğitimci olarak da öne çıkan Çığ, özellikle gençlerin bilinçlenmesi ve Cumhuriyet değerlerinin yaşatılması için sayısız konferans ve seminer verdi. Yayınladığı kitaplar ve makalelerle tarihe ışık tutarak, yeni nesillere yol gösterici olmayı sürdürdü.
Muazzez İlmiye Çığ, yalnızca bilimsel çalışmalarıyla değil, aynı zamanda Atatürk ilke ve inkılaplarına olan bağlılığıyla Türkiye’nin önemli isimlerinden biri olarak hatırlanacak. Cumhuriyet’in aydınlık yüzlerinden biri Çığ, geride bıraktığı eserleri ve topluma kazandırdığı değerlerle her zaman hatırlanacak. Muazzez İlmiye Çığ, bilime ve Cumhuriyet’e adanmış yaşamıyla sonsuza dek anılacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BAŞKENT Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Özlem Sangün, Türkiye’de 18 yaş altı yaklaşık 30 bin çocuğun diyabetle yaşadığını belirterek “Çocuklarda diyabet, seyrek görüldüğü için belirtilerin fark edilmesi gecikebiliyor” dedi.
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Özlem Sangün, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında diyabet hastalığı ve çocuklarda Tip 1 diyabetle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin, kan şekerinin yükselmesi sonucu oluşan bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Sangün, “Çocuklarda en sık görülen diyabet türü, insülin bağımlı diyabet olarak bilinen Tip 1 diyabettir. Tip 1 diyabet, pankreasın yeterli insülin üretemediği durumlarda ortaya çıkar. Bu nedenle hastaların yaşamlarını sürdürebilmesi için eksik olan insülini dışarıdan almaları gerekmektedir” diye konuştu.
Türkiye’de 18 yaş altı yaklaşık 30 bin çocuğun diyabetle yaşadığını belirten Prof. Dr. Sangün, “Çocuklarda diyabet, seyrek görüldüğü için belirtilerin fark edilmesi gecikebiliyor. Bu nedenle farkındalık oldukça önemli” diyerek Dünya Diyabet Günü’nün amacının diyabet hastaları, aileler, sağlık çalışanları ve toplumun diyabet hakkında bilinçlenmesini sağlamak olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Sangün, bu özel günün, insülin hormonunu bularak Tip 1 diyabetli hastalara yaşam hakkı kazandıran Frederick Banting’in doğum günü olan 14 Kasım’da kutlandığını da hatırlattı.
SENTÖR TEKNOLOJİSİNİN ÖNEMİ
Bir çocuğa diyabet tanısı konduğunda, sadece çocuğun değil, tüm ailenin yaşam tarzında değişiklikler gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Sangün, bu sürecin başlangıçta zorlayıcı olabileceğini ancak diyabet ekibi, aile ve çocuk arasında uyum sağlandığında başarılı sonuçlar elde edilebileceğini belirtti. Prof. Dr. Sangün, “Bu başarının temel unsurları arasında sağlıklı beslenme bilgisi edinmek, kan şekerini düzenli takip etmek ve insülin enjeksiyonlarını aksatmamak yer alıyor” dedi.
Günümüzde diyabetli çocukların hayatını kolaylaştıran teknolojilerden biri olan cilt altı glukoz izlem sistemlerinin (sensörlerin) dünya çapında yaygın olarak kullanıldığını belirten Sangün, şöyle konuştu:
“Maalesef bu cihazlar ülkemizde henüz geri ödeme kapsamında değil ancak Türkiye’de de her diyabetli bireyin bu sensörlere erişimini sağlayacak düzenlemelerin yakın zamanda yapılacağını umuyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEKİRDAĞ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İlker Yıldırım, gelecek yıl 95 yatak kapasiteli Onkoloji Hematoloji ve Palyatif Bakım Merkezi’nin temelini atacaklarını söyledi.
NKÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İlker Yıldırım, hastane yönetimiyle birlikte düzenlediği basın toplantısında yeni kurulacak hastane ve yeni projeler hakkında açıklama yaptı. Sağlık turizmini hedeflediklerini belirten Yıldırım, “Özellikle Balkanlar’da yaşayan soydaşlarımız sağlık sorunları için sık sık ülkemize gelmekte. Biz de onlarla ilgili olarak çeşitli turizm acenteleriyle protokoller imzalayarak, orada yaşayan hastaları sağlık sorunlarını, ameliyatlarını kendi bünyemizde, bir nebze de Balkanlar’da yaşayan soydaşlarımıza desteğimizi hissettirmek amacıyla, sağlık turizmini aktifleştirmek istiyoruz. Bu yıl içerisinde turizm acenteleriyle ilgili görüşmelerimiz bitiyor. Onlar bize bölgeden özellikle koroner baypas gereken, diz protezi gereken, diyaliz, nefroloji ile ilgili hastalar bulmaya başlayacaklar” dedi.
’51 BİN MUAYENE İÇİN 500 BİN TALEP GELİYOR
Yılda 610 bin normal poliklinik gerçekleştirdiklerini söyleyen Yıldırım, “102 bin de özel öğretim üyesi muayenesi gerçekleştirerek toplam 712 bin muayeneye ulaşıyoruz. Aynı zamanda 12 ameliyathanemiz, 8 diyaliz merkezimiz, 6 yataklı uyku laboratuvarımız ve acil servis bölümümüzle günde ortalama 3 bin hastaya, yılda ise 22 bin hastaya yatarak hizmet sağlıyoruz. Ayrıca yıllık olarak da 60 bin civarında tıbbi operasyon ve cerrahi müdahale gerçekleştiriyoruz. Asıl sorunumuz, belki de bu bizim de değil, tüm ülkemizin sorunu. Arz talep dengesizliği de diyebiliriz aslında buna. Görmüş olduğunuz gibi aylık 51 bin muayene randevusu için ortalama 450 bin ile 500 bin arasında randevu kanallarımıza başvuru oluyor. Yani yaklaşık 10 katı kadar bir talep var. Biz ancak bu talebin 10’da birini karşılayabiliyoruz. Büyük ihtimalle ülkemizdeki diğer sağlık kurumları da bu durumdadır diye düşünüyoruz. Ancak tabii biz Trakya’nın büyük bir hastanesi olduğumuz için tabii ki hastalarımız sadece Tekirdağ’dan değil. Biliyorsunuz İstanbul’un hemen yanında olan bir iliz ve ulaşım da bayağı kolay. Ondan dolayı hem İstanbul tarafından çok hastamız geliyor, yaz dönemi yazlıklarına gelenler oluyor. Edirne, Kırklareli orada da çözülemeyen sağlık problemleri olmak üzere, özellikle Kırklareli olmak üzere, oradan çok gelenler oluyor. Çanakkale, Gelibolu, Keşan bu bölgelerden de çok sayıda hastalarımız geliyor” diye konuştu.
‘ONAYLI RANDEVU SİSTEMİYLE VERİMLİLİK SAĞLANDI’
İlker Yıldırım, Sağlık Bakanlığı’ndaki gibi onaylı sağlık sistemini uygulamaya koyduklarını belirterek, “Bu onaylı sağlık sistemiyle, hasta gelmediği zaman randevusu yanıyordu ama o gün poliklinikte 2 eksik hasta bakılıyordu. Biz artık hasta randevu aldıktan sonra, randevusundan 1 gün önceye kadar hastayı arayarak randevusunu teyit etmesini istiyoruz. Eğer randevusuna geleceğini teyit ediyorsa bu iptal edilmiyor ama gelmeyecekse iptal edilerek yerine yeni bir hasta geçiriliyor. Biz buradaki rakamları incelediğimizde yüzde 20’ye kadar randevularda verimlilik yaşadık. Yani eskiden 5 randevudan 1’i yanıyormuş, şimdi en azından başka 1 hasta bakılmış oluyor. Bu şekilde de verimliliğimiz arttırıldı” dedi.
‘DEPREME DAYANIKLI VE MODERN BİR BİNA OLACAK’
Onkoloji ve Hematoloji Hastanesi kuracaklarını söyleyen Yıldırım, “En önemli müjdelerimizden birisi de buydu. Yeni açılacak bir hastanemiz var, yeni inşaatına başlanacak bir projemiz var. Artık hematoloji ve onkoloji hastalarındaki artış o kadar çok ki, mevcut kapasiteler yetişmiyor. Bununla ilgili olarak rektörlüğümüzün almış olduğu bir kararla Onkoloji Hematoloji ve Palyatif Bakım Merkezi inşaatına başlayacağız. İnşallah 2025 yılının ilk çeyreğinde temeli atılacak. Bu hastanemiz 95 yataklı bir hastane olarak açılacak, daha sonra üzerine yatak sayısı eklenmesi ile biraz daha fazla yatak sayısına ulaşmayı hedefliyoruz. Depreme dayanıklı ve modern bir bina olacak, hem Tekirdağ’a hem de Marmara Bölgesi’ne onkoloji ve hematoloji konusunda destek olacak. Aynı zamanda çeşitli görüntüleme merkezleri de olacak içerisinde PET CT ve SPEC CT üniteleri ilimizde zor gerçekleşen özellikle randevuları yoğun olan bölümler. PET CT’nin bizim hastanemize gelmesi, kemoterapi ünitesinin bina içerisine alınmasıyla beraber olanaklarımız daha çok artacak” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıldırım, hastanede düzenlenen basın toplantısında, üniversite hastanesi olarak vatandaşlara en iyi şekilde hizmet vermeye çalıştıklarını belirtti.
Hastanelerinde Tekirdağ’ın yanı sıra İstanbul, Çanakkale, Edirne ve Balıkesir gibi kentlerden çok sayıda hastanın şifa bulduğunu anlatan Yıldırım, “Hastane 430 yatak kapasitesi ve 43 farklı bölümle hizmet vermeye devam ediyor. Normal hizmetlerimizin dışında sağlık turizmi için de gerekli görüşmelerimizi yaptık. Özellikle Balkan ve Avrupa ülkelerinden gelecek hastalara da hizmet vereceğiz.” dedi.
Yıldırım, aylık 50 bin muayene için randevu kanallarına 450 bin ile 500 bin talep geldiğini dile getirdi.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi bünyesinde Onkoloji Hematoloji ve Palyatif Bakım Hastanesi’nin yapımına gelecek yıl başlanacağını bildiren Yıldırım, bu hastanenin 95 yatak kapasitesinde olacağını aktardı.
Hastanenin bölgeye önemli bir hizmet sunacağını vurgulayan Yıldırım, “Modern ve depreme dayanıklı bir tesis olarak inşa edilecek Onkoloji ve Palyatif Bakım Hastanesi, Tekirdağ’a ve Marmara’ya hizmet verecek. Onkoloji hastalarında artış nedeniyle zaman zaman sıkıntı yaşanabiliyor. En kaliteli şekilde sağlık hizmeti sunulacak.” diye konuştu.
Toplantıya, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gülsüm Özkan ve başhekim yardımcıları da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Narkorehber eğitim faaliyeti kapsamında 441 vatandaşa eğitim verilirken, Narkogençlik faaliyetleri kapsamında 241 üniversite öğrencisine, Kolluk Görevlileri için Metamfetamin Eğitim Modülü kapsamında 47 polis memuruna eğitim verildi.
Narkonokta faaliyetleri kapsamında 77 vatandaşa broşür dağıtılarak UYUMA aplikasyonu ve NARVAS projeleri tanıtıldı. İlçe genelinde toplamda 806 kişiye bilgilendirme faaliyeti yapıldığı belirtildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırşehir İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda, ehliyet sınavında kopya çekmek amacıyla kullanılan çeşitli cihazlar ele geçirildi. Sınava giren H.B.’nin üst aramasında internet üzerinden bağlantı kurabilen 1 mobil WiFi cihazı, 1 casus kulaklık, 1 düğme şeklinde gizlenmiş kamera ve sim kart entegre edilmiş kredi kartı görünümünde bir cihaz bulundu. Söz konusu düzeneklerin sınav sırasında kopya çekmeye yönelik olarak özel olarak hazırlandığı belirtildi. H.B. hakkında ‘Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun’a göre adli işlem başlatıldı. – KIRŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şubesi ekipleri, motorlu taşıtlar sürücü belgesi e-sınav merkezinde sınava girecek H.B’nin üzerinde kopya düzeneği bulunduğunu fark etti.
Gözaltına alınan şüphelinin üzerinde, internete bağlantı sağlanan mobil wi-fi cihazı, casus kulaklık, düğme şeklinde kamera, içerisine sim kart entegre edilmiş kredi kartı görünümlü kartlık ele geçirildi.
H.B. hakkında “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanun’a muhalefet” suçundan adli işlem başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>STSO tarafından 2014 yılında hayata geçirilen “Sanayide Kadın Eli Kalkınmanın Temeli” projesi kapsamında kadınların sanayi sektöründe daha aktif ve etkin rol alabilmeleri amacıyla Demirağ OSB’de Tezmaksan Akademi’de CNC makinaları operatörlüğü eğitimi gören kadın kursiyerler eğitimlerini tamamladı.
Kursu başarı ile tamamlayan kursiyerleri tebrik eden STSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, şunları kaydetti:
“Odamız iş birliği ile Tezmaksan Akademi’nin bu konuda sunduğu eğitimler, kadınlarımızın teknik bilgi ve becerilerini artırarak sanayideki yerlerini sağlamlaştırmalarına yardımcı olmaktadır. Önümüzdeki günlerde de devam edecek olan projemizin bu adımının sonuçlarını görmek, bize büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı oluyor. Tezmaksan’ın yanı sıra Gök Rail firmamız da eğitim programı hazırlığı içerisinde. Eğitimler henüz devam ederken, firmalarımızdan eğitime katılan kadın kursiyerleri bünyelerinde istihdam etme konusunda destek sözleri gelmeye başladı. Gök Rail firmamız da sınıf içi ve tezgah başı eğitimlerde sizlerin başarısını ve azmini görünce ‘kursa katılanları istihdam etmeye hazırız’ sözünü verdi. Eğitim programımıza duyarlı davrandıkları için Gök Rail firmamıza teşekkür ediyor, eğitimi tamamlayan kursiyerlerimize başarılar diliyorum.”
Gök Rail İnsan Kaynakları Yöneticisi Alper Hindal ise program kapsamında çalışmak isteyen herkesi istisnasız istihdam etme sözü verdiklerini söyledi.
Konuşmaların ardından kursiyerlere sertifika verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Çocuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nce 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü kapsamında 140 kız çocuğa eğitim verildi. Eğitim, 13 ve 14 yaş aralığında yer alan çocuklara, iki ayrı oturum şeklinde gerçekleştirildi. Eğitimlerde meslek elemanları kız çocuklarına rehberlik yaptı.
İlk oturumda, hemşire, rehberlik ve psikolojik danışmandan oluşan meslek elemanları, 70 kişilik 13 yaş grubu kız çocuklarına, ergenlik dönemi ve regl konusunda interaktif eğitim verdi. Eğitim sırasında, genç kızların bu dönemi daha iyi anlamaları ve kendilerini bu süreçte daha rahat hissetmeleri için bilgilendirme yapıldı.
İkinci oturumda ise klinik psikolog ve sosyal çalışmacı tarafından, 70 kişilik 14 yaş grubuna çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında farkındalık kazandıran bir eğitim sunuldu. Bu oturumda da gençlere toplumsal cinsiyet rolleri, haklar ve sorumluluklar konusunda kapsamlı bilgiler aktarıldı.
Her iki oturumun sonunda, katılımcı çocuklara eğitimin konularını destekleyen bilgilendirme broşürleri dağıtıldı. Bu çalışmalar, genç kızların kendilerini güçlendirmelerine katkıda bulunarak hem fiziksel hem de toplumsal gelişimlerini destekleme amacı ile gerçekleştirildi.
Eğitimde, “Adana Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı olarak; hiçbir kız çocuğunun yaşam hakkının elinden alınmadığı, eşit hak ve fırsatlara sahip olduğu yarınları kurana kadar çalışacağız” mesajı verildi. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İSTANBUL Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Embiyacan Akbaş (20) olası depremlerde arama kurtarma birimleri arasındaki iletişimi hızlandırıp, ihtiyaca göre hareket edebilmelerini sağlamak amacıyla mobil uygulama geliştirdi. Akbaş’a, uygulama ile Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nden ‘altın pusula genç iletişimci ödülü’ verildi.
Üniversiteli Embiyacan Akbaş, olası İstanbul depremini düşünerek, Dr. Fatih Özkoyuncu danışmanlığında, mobil uygulama tasarladı. Uygulama ile arama-kurtarma çalışmalarının verimli şekilde yürütülmesi hedefleniyor. Kamu, özel ve gönüllülerden oluşan arama-kurtarma ekipleri arasındaki iletişimi güçlendirmek, bilgi dezenformasyonunu da en aza indirerek, kurtarma çalışmalarının etkin yürütülmesini hedefleyen uygulama ile Akbaş, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nin ‘altın pusula genç iletişimci ödülü’nü aldı. Uygulama, Türkiye’deki kurumlara, iletişim ajanslarına ve genç iletişimcilere açık olan yarışmada, 20 ana ve 18 alt kategori olmak üzere toplam 38 kategoride 231 kurum projesi ve 114 genç iletişimci projesi içinde 4’üncü olarak ödüle layık görüldü.
Üniversite öğrencisi Akbaş, amacının bütünleşik afet yönetim sistemi kurmak olduğunu söyleyerek, “Aktif olarak öğretim hayatıma devam ederken aynı zamanda çeşitli aplikasyonlar üreterek iletişim kısmında ülkeme hizmet etmek istiyorum. Olası İstanbul depremi için bütünleşik afet yönetim sistemi kurmaktı hedefim. Temel amacımız İstanbul’da çalışan kurumlar başta olmak üzere depremden sonra kurumlar arası iletişim kurabileceğimiz bir aplikasyon sistemi oluşturabilmek. Aplikasyonda sadece kurumlar değil aynı zamanda deprem bölgesinde çalışmak isteyen gönüllülerin de kendi aralarında iletişim kuramasa bile yönetim merkeziyle dolaylı yoldan iletişim kurarak, bu sayede yönetim merkezinin ihtiyaç duyduğu yerlere sevkleri sağlanabilecek. Aynı zamanda STK’larla da beraber çalışma fırsatı yakalayacağımız ayrı bir ara yüz tasarladık” dedi.
‘3 BÖLÜMDEN OLUŞUYOR’
Akbaş, uygulamanın ‘kamu ara yüz’, ‘STK ara yüz’ ve ‘gönüllü ara yüz’ olmak üzere 3 bölümden oluştuğunu anlatarak, “Aslında burada yapmak istediğimiz şey; yönetim merkezinde sürecin yönlendirilmesi sırasında bir dezenformasyonun önüne geçmek. Yani 3 grubun da neler yaptığını görebilmek ve 3 grubun insan gücünü deprem esnasında şehrin afetten sonraki kalkınma sürecinde etkin kullanabilmek. Hatta şu an projenin bir kısmını alıp ekstra bir entegreye çevirmeye çalışıyoruz. Bu entegrede 6 Şubat deprem döneminde yani ‘asrın felaketi’ diye adlandırdığımız depremlerde motokuryelerin çalışmalarını gördük. Biz de bu projeden ayrı deprem sırasında motokuryelerin İstanbul’da aktif çalışması için bir entegre geliştiriyoruz aynı zamanda. Bütün deprem paydaşlarını tek bir çatı altında toplayabileceğiz. Günümüz çağında, her şeyin dijitale çevrildiği dönemde sadece tüketim değil aynı zamanda dönüşüm de önemli. Yani afet yönetim sürecini dijital dönüşüm içerisine sokmak bizim için çok kıymetli. Motokuryeler deprem bölgesinde çok aktif çalıştı ve herhangi bir iletişim mekanizması olmadan bunu yaptılar. İstanbul’un yapılanma durumunu biliyoruz. Çok sık bir yapılanma var. Arabanın giremediği her noktada motokuryelerin girebileceği bir entegre üzerinde durmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Haber-Kamera: Ruken KADIOĞLU- Ali Eren İĞDE/ANKARA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’De bebek ve çocuk sağlığına yönelik olarak; emzirmenin korunması, özendirilmesi ve desteklenmesi amacıyla yürütülen ‘Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları’ programı çerçevesinde ve Emzirme Haftası dolayısıyla panel gerçekleştirildi. Bu panelde anne sütünün yararları ve emzirmenin önemi vurgulanarak, emziren annelerin sık karşılaştıkları sorunlar ve çözümleri tartışıldı. Panelde ESOGÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ndeki mevcut ‘Anne Sütü Teşviki’ ve ‘Bebek Dostu Hastane’ uygulamaları ile Emzirme Polikliniği’nde anne ve bebekler için sürdürülen çalışmalarla ilgili bilgi paylaşıldı.
“Bir bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için ideal beslenme yöntemi emzirmedir”
Doç. Dr. Meltem Dinleyici, anne sütü ve emzirme ile ilgili olarak bilgilendirici açıklama yaptı. Dinleyici, açıklamasında, “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 2024 yılı için ‘Açığı kapatmak: Herkes için emzirme desteği’ teması belirlenmiştir. Bir bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için ideal beslenme yöntemi emzirmedir. Anne sütü, bebeklere ihtiyacı olan tüm besin ögelerini tek başına 6 ay sağlayabilen en ideal besindir. Anne sütü ile beslenen bebeklerin başka bir ek besine veya suya ihtiyaçları yoktur. Anne sütüyle beslenen bebeklerde ishal, zatürre, orta kulak iltihabı, alerjik hastalıklar, diyabet, hipertansiyon, kanser, alerji, astım, obezite, diş yapısı bozuklukları ve bazı ruhsal hastalıkların daha az görüldüğü belirtilmektedir. Anne sütüyle beslenmenin bebeğe olduğu kadar anneye, ülke ve aile ekonomisine ayrıca çevreye de katkısı vardır” ifadelerini kullandı.
“Bebekler ilk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenmeli”
Emzirme ile anne ve bebek arasındaki bağın kuvvetlendiğine de dikkat çeken Dinleyici, “Bebeklerde mutluluk ve güven duygusu gelişir, bebeğin çene ve diş gelişimi sağlanır; emzirme anneyi meme kanseri, yumurtalık kanseri gibi kadınlara özel kanser türlerinden korur, emzirme annenin doğum sonu kanamalarını azaltır, anneyi ilerleyen yaşlarda kemik erimesinden de korumaktadır. Toplumun ve onu oluşturan bireylerin sağlıklı ve güçlü olarak yaşamasında ekonomik ve sosyal yönden gelişmesinde, refah düzeyinin artmasında mutlu, huzurlu ve güvence altında varlığını sürdürebilmesinde yeterli ve dengeli beslenme en temel şartlardan biridir. Beslenme yetersizliklerinin önlenmesi için atılması gereken ilk adımlar emzirmenin doğumdan sonra en kısa sürede başlatılması, bebeklerin ilk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenmesi, 6’ncı ayın ardından uygun ek besinlerle emzirmenin 2 yaş ve ötesine kadar devam ettirilmesidir” dedi.
Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panele ESOGÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Neonatoloji Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Neslihan Tekin, Prof. Dr. Özge Aydemir, Prof. Dr. Özge Sürmeli Onay, Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Barsan Kaya, Sosyal Pediatri Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Meltem Dinleyici ve Emzirme Destek Polikliniği Hemşiresi Ayşe Özdemir katılım sağladı. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Engelsiz Bilişim Platformu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi iş birliğiyle organize edilen etkinlik, devlet kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdi.
KSBÜ Engelli Öğrenci Birimi Koordinatörü Ali Osman Altınay ve BEKO BT Test ve Kalite Yönetim Uzmanı Sarper Arıkan, “Sesli Betimleme Açıklama İçerik Oluşturucu” projesini tanıttı. Proje, kampüs içerisinde engelli bireylerin bilişim teknolojilerine erişimini kolaylaştırmaya yönelik bir adım olarak büyük ilgi gördü.
Kongre, evrensel tasarım ve erişilebilirlik temalarına odaklanarak engelli bireylerin bilişim teknolojilerine erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Bu alanda farkındalık oluşturmak ve çözüm odaklı iş birliklerini güçlendirmek hedefleniyor. Türkiye Engelsiz Bilişim Platformu Kütahya İl Temsilcisi Ali Osman Altınay da kongrede sunduğu çalışmasıyla bu sürece önemli katkılar sundu. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bozüyük Devlet Hastanesi Gebe Okulunda 10 yıldır anne adaylarına doğuma hazırlık eğitimleri devam ediyor. Yılda ortalama yüz anne adayına ulaşılarak birebir danışmanlık hizmeti veriliyor. Gebe okulunda doğuma hazırlık eğitimleriyle anne adaylarına bilimsel ve güncel bilgiler sunuluyor. Yapılan uygulamalarla bilgilerin pekiştirilmesi sağlanıyor. Okulun amacı; Doğumla ilgili doğru ve bilinçli kararlar verilmesini sağlamak, sağlıklı, normal doğum yaptırabilmek, doğum sonrası emzirme ve bebek bakımı konusunda bilgilendirmek, gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemi sağlıklı ve güvenli bir şekilde geçirmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Bu bağlamda çalışmalarına devam eden Gebe Okulu Eylül ayı mezunlarına sertifikalarını vererek eğitim sürecini tamamladı. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van YYÜ Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği birinci sınıf öğrencisi olan Rojin Kabaiş, üniversiteye yeni kayıt yaptırdıktan sonra Diyarbakır’dan Van’a geldi. 27 Eylül 2024 günü kaldığı yurtta yemek yedikten sonra Van Gölü sahiline inmek üzere yurttan ayrılan Kabaiş’ten bir daha haber alınamadı. Kameralara yansıyan görüntülere göre, yolda annesiyle görüntülü konuşan ve ardından bir büfeden alışveriş yapan genç kız, sahile ulaşarak bir süre bankta oturup gölü izledi. Kamera açısından çıkan Rojin, o andan itibaren ortadan kayboldu. Ailesi ve arkadaşları büyük bir endişe içinde beklerken, polis ekipleri de Rojin’in izini sürmek için geniş çaplı çalışmalarını sürdürüyor.
Çalışmalar kampüs sahilinde yoğunluk kazanırken, hem havada hem de gölde arama çalışmaları sürüyor. Bugün itibariyle polis helikopteri de havadan bölgeyi tarayarak, Rojin’den bir iz arıyor.
Öte yandan, su altındaki cisimleri tespit etmede kolluk kuvvetlerine büyük kolaylıklar sağlayan “Yandan Taramalı Sonar” cihazı da kullanılarak Van Gölü’nde arama çalışması yapılacak. – VAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>FÜ Mühendislik Fakültesinde okuyan öğrenciler, kurdukları “TRoket” takımıyla 2020 yılından bu yana tasarladıkları roketlerle katıldıkları yarışlarda “orta irtifa” ve “yüksek irtifa” kategorilerinde çeşitli dereceler elde etti.
Bu yıl “zorlu görev” kategorisinde yarışmaya başvuran takım, Organize Sanayi Bölgesi’nde Fırat Kalkınma Ajansının desteğiyle kurulan Tasarım ve İnovasyon Merkezi’nde yaklaşık 1 yıllık çalışma sonucu “GÖKRUH V7” adlı roket tasarladı.
“TRoket” takımı, 19 takımın katılımıyla yapılan ön eleme atışları sonucu finale kaldı. Takım, Tuz Gölü Hisar Atış Alanı’nda gerçekleştirilen final atışlarında, TEKNOFEST’te şimdiye kadar birincinin çıkmadığı “zorlu görev” kategorisinde ilk kez birincilik elde etmenin sevincini yaşadı.
Mühendis adayları, Adana’da 2-6 Ekim’de düzenlenen TEKNOFEST’te ödüllerini alacak.
“Amacımız aynı roketle ulusal yarışmalarda ülkemizi temsil etmek”
Takım kaptanı İsmet Özen, ekiplerinde yer alan Makina, Yazılım ve Elektrik Mühendisliği bölümlerinde okuyan arkadaşlarıyla TEKNOFEST’te tarih yazdıklarını söyledi.
Roket yarışmasında “zorlu görev” atışında başarılı bir atış ve kurtarma yaptıklarını ifade eden Özen, yaptıkları roketin 2 kademeli olduğunu belirtti.
Özen, şöyle konuştu:
“Bilgi birikimi ve deneyimle zorlu görev kategorisinde yarışarak mücadele etme isteği duyduk. Yoğun bir süreç oldu. Atış ve kurtarmayla birinci olduk. Bu yıl tasarladığımız roketimizin üzerinde 2 motor ve iki aviyonik (elektronik) sistem var. Üst üste iki roket yaptık diyebiliriz. Şu an bir uzay misyonumuz var. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın başlattığı ay misyonumuz var. Ekip olarak bu misyona fayda sağlayabilir miyiz, kademeli bir roketle faydalı yükümüzü istediğimiz irtifaya çıkarabilir miyiz, bunu amaçladık. Bunu da Aksaray’da Tuz Gölü Hisar Atış Alanı’nda başarılı bir şekilde gördük. Ciddi bir öz güven kattı. Ülkemizin ay misyonunda ilerleyen yıllarda mühendisler olarak çalışıp ülkemize hizmet etmeyi düşünüyoruz.”
Roketin 4 metre uzunluğunda, 52 kilogram ağırlığında olduğunu anlatan Özen, içerisine 4 kilogramlık faydalı yük bulunduğunu söyledi.
Özen, şöyle devam etti:
“İlk motorun ateşlenmesiyle roketimiz hızlandı ve yükselmeye başladı. İlk motorun gücü bitince aviyonik sistemlerimiz bunu algıladı ve motor gövdesini roketten ayırdı. Daha sonra ana gövde üzerinde olan motor ateşlenerek roketimiz tekrar yükselmeye başladı. Bir nevi uzaya insan, faydalı yük taşıyan gelişmiş roketlerin çalışma sistemini simule ettik. Bu şekilde tam başarıyla roketin üzerinde en ufak bir hasar çizik dahi olmadan tekrar kurtarıp geri getirebildik. Bu roket şu an uçurulabilecek durumda. Amacımız aynı roketle ulusal yarışmalarda ülkemizi temsil etmek.”
Elde ettikleri başarının mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Özen, tekrar kullanılabilir ve sürdürebilirlik amacıyla roketi tasarladıklarını kaydetti.
Özen, “Roketimiz yaklaşık 4 bin 500 metre irtifaya çıktı. Bu modern roketçilik için ciddi bir irtifa. Burada faydalı yükünü serbest bıraktı ve tekrardan paraşütleriyle inişe geçti. Bu şekilde istenilen tüm operasyonları başarıyla tamamlayarak yeniden elimize ulaştı.” ifadelerini kullandı.
TEKNOFEST’te ödül alacak olmanın gururunu yaşadıklarını belirten Özen, ülkenin milli teknoloji hamlesine ve milli kalkınma misyonuna katkı sağladıkları için mutlu olduklarını anlattı.
Çalışmalarını sürdüreceklerini dile getiren Özen, “Yerli ve milli roketimizle astronotlarımız ve uydularımız atmosfere yerleştirilinceye kadar bu çalışmalar devam edecek. Biz de bu çalışmaların bir parçası olmak istiyoruz, bunu hedefliyoruz.” dedi.
???????Ekipte yer alan öğrencilerden Emre Durak da amaçlarının ülkenin uzay misyonuna katkı sağlamak olduğunu belirtti.
Ekipteki görevinin roketin uçuş güvenliğini sağlamak olduğunu ifade eden Durak, “Roketin tasarımındaki bütün alt sistemler tamamen kendi mühendislik ürünlerimiz. Kendi ekibimiz tarafından gerçekleştirilen tasarımlar. Bütün aşamaları en ince ayrıntısına göre yaptık. Roketi çeşitli testlerden geçirerek yaptık.” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ANKARA) – Hakimler Savcılar Kurulu (HSK), Yargıtay‘a 8, Danıştay‘a 3 üye seçti.
HSK Genel Kurulu’nda bugün yapılan toplantıda, Yargıtay ve Danıştay‘ın boş bulunan üyelikleri için seçim yapıldı.
Buna göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcısı Ali Rıza San, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 19’uncu Hukuk Daire Başkanı Daire Başkanı Osman Kiper, İstanbul BAM Başkanı Murat Boylu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Ferhat Kapıcı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Murat Çağlak, HSK Genel Sekreter Yardımcısı Murat Pala ve İstanbul Anadolu 10’uncu Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Cengiz Doğan, Yargıtay üyeliğine seçildi.
Kurul ayrıca, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Ahmet Cüneyt Yılmaz, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10’uncu İdari Dava Dairesi Başkanı Cengiz Aydemir, Danıştay Genel Sekreter Yardımcısı Burakhan Melikoğlu da Danıştay üyeliğine seçti.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Van YYÜ Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği birinci sınıf öğrencisi olan Rojin Kabaiş, üniversiteye yeni kayıt yaptırdıktan sonra Diyarbakır’dan Van’a geldi. 27 Eylül 2024 günü kaldığı yurtta yemek yedikten sonra Van Gölü sahiline inmek üzere yurttan ayrılan Kabaiş’ten bir daha haber alınamadı. Kameralara yansıyan görüntülere göre, yolda annesiyle görüntülü konuşan ve ardından bir büfeden alışveriş yapan genç kız, sahile ulaşarak bir süre bankta oturup gölü izledi. Kamera açısından çıkan Rojin, o andan itibaren ortadan kayboldu. Ailesi ve arkadaşları büyük bir endişe içinde beklerken, polis ekipleri de Rojin’in izini sürmek için geniş çaplı bir operasyon başlattı.
Ekipler bugün itibariyle su altındaki cisimleri tespit etmede kolluk kuvvetlerine büyük kolaylıklar sağlayan “Yandan Taramalı Sonar” cihazı kullanarak Van Gölü’nde arama çalışması yapacak. 5 gündür kendisinden haber alınamayan Kabaiş’in babası Nizamettin ve anne Aygül Kabaiş de geldikleri Diyarbakır’dan yürütülen çalışmaları takip ediyor.
“5 gündür hiçbir haber yok”
Gazetecilere konuşan baba Nizamettin Kabaiş, kızı Rojin’in 5 gündür arandığını ama bulunmadığını belirtti. Rojin’in sağ bulunması için herkesten çaba bekleyen baba Kabaiş, “Herkesten rica ediyorum; Rojin’i sağ salim bulmak için çaba gösterelim. Ben kendim getirerek burada üniversiteye teslim ettim. Buradan ayrılınca otogarda da kendisine telefon ederek halini sordum. Cuma günü yurtta yemeğini yedikten sonra bahçeye gelmiş. Orada bir tel örgü yok. Göl çekilmiş ve orada bir boşluk oluşmuş. Güvenlik kamerası da o bölgeyi görmüyor. Tehlikeli nokta da orasıdır. Kızım bizi izliyorsan bizim halimiz perişandır. Eğer ki hayattaysan bir haber ver” dedi.
“Ciğerimiz yanıyor”
Rojin ile görüntülü konuştuğunu, bu sırada kızının markete gidip kahve alacağını ve daha sonra kendisini geri arayacağını söylediğini ifade eden anne Aygül Kabaiş ise “Marketin önündeyken telefonu kapattı ve içeri girdi. Daha sonra sesli mesaj gönderdim. Rojin beni niye aramadın, seni merak ediyorum dedim. Ben zaten merak ettiğim kızımı sürekli görüntülü ararım. Sonraki gün saat 12.00’de polis beni aradı, ‘kızın yurda gelmemiş’ dedi. Sonrasında yine kızımı aradım ama dönüş yapmadı. Sizin eliniz uzundur Rojin’imi getirin. Ciğerimiz yanıyor. Ben ve çocuklarım burada perişan olduk. Bir an önce kızım bulunsun” diye konuştu. – VAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANTALYA’da otizmli çocukların eğitim gördüğü okulda başlatılan ‘Otizmli Bireyler Üretiyor’ projesi ile öğrenciler, restoran ve kafelerde kullanılan plastik ürünleri paketliyor. Çocukların iş birliği duygusunun gelişmesi ve sosyalleşmesinin amaçlandığı projeden elde edilen gelir ile okulun temel ihtiyaçlarına destek olunuyor.
Akdeniz Otizm Spor Kulübü Derneği, Aksu ilçesi Topallı Mahallesi’nde 1950 yılında yapılan ve uzun yıllar önce terk edilen köy okulu ile ilgili projeyi 2 sene önce hayata geçirdi. Harabe haldeki okulun otizmli çocuklara eğitim yuvası olabilmesi için başlatılan proje, Milli Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından onaylanınca gönüllü iş insanı, yenileme çalışmalarına öncülük etti.
Çalışmaların tamamlanması ile hazır hale getirilen okulda, otizmli çocuklar eğitime başladı. Çocuklar, hafta içi 5 gün 8’er saat eğitim alırken, bir yandan da sosyal hayata hazırlanıyor. Okulda başlatılan ‘Otizmli Bireyler Üretiyor’ projesiyle çocuklar, restoran ve kafelerde paket serviste kullanılan plastik ürünleri paketliyor.
OKULUN TEMEL İHTİYAÇLARI KARŞILANIYOR
Otizmli çocukların iş birliğini pekiştirmek ve iş hayatına adaptasyonunun artırılmasının hedeflendiği proje kapsamında paketlenen ürünlerin üzerine projenin adı yazılıp, çıkartma yapıştırılıyor. Çocukların yaptığı paketleme işinden elde edilen gelir ile de okulun temel ihtiyaçları karşılanıyor.
‘FARKINDALIK YARATMA AMACINDAYIZ’
Otizmli çocukların çalışma hayatında yer bulamadıklarına dikkati çeken eğitmen Yunus Emre Uza, “Çocukların çalışmasıyla ilgili çok bir alan yok. Biz burada istihdam sağlamayı değil, çocuklara iş duygusunu aşılamak istiyoruz. Restoran ve kafelerde kullanılan plastik ürünleri paketleme yapıyoruz. Burada amacımız gelir sağlamak değil, farkındalık yaratmak. Burası imece usulü dönen bir merkez, gelen gelirle de okulun ihtiyaçlarını karşılıyoruz” dedi.
‘EĞİTİM ALDIKLARI OKULA KATKI SAĞLIYORLAR’
Çocukların projeyle birlikte sosyalleştiğini belirten okulun müzik öğretmeni Yağmur Eral, “Çocuklarla birlikte paketleme yapıyoruz. Çocuklar bununla birlikte iş birliği sağlıyor ve sosyalleşiyor. Ekip olarak çalışmayı da bu şekilde pekiştiriyorlar. Çocuklar bu üretimle bir yandan da eğitim aldıkları okula katkı sağlamış oluyorlar” diye konuştu.
Paketleme işini yapan çocuklardan Neslihan Özdemir, “Biz burada restoran ve kafeler için çatal ile kaşık paketliyoruz. Onları gelen misafirlerin kullanması için restoran ve kafelere yerleştireceğiz” ifadelerini kullandı.
Çalışma sırasında arkadaşlarıyla daha fazla vakit geçiren Mustafa Ege Oral da “Kaşık ve çatalları paketliyoruz. Ders dışında bir şeyler yaptığımız için mutluyuz” dedi.
Paketlemede iş bölümü yapan çocuklardan Batuhan İl ise çatal ve kaşıkları restoranlar için hazırladıklarını söyledi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öğrencilerin mesleki uygulama derslerindeki teorik bilgilerini pratiğe aktarmaları ve bilimsel çalışmalarla kentte tarımsal üretim çeşitliliğinin artırılması amacıyla merkeze bağlı Gümüşsu köyünde oluşturulan tarım uygulama ve araştırma sahasına bu yıl ilk kez kudret narı dikildi.
Kapalı alandaki üretimin ardından gelişimi oldukça iyi düzeyde gözlemlenen meyvenin hasadı gerçekleştirildi.
Özellikle sağlık sektöründe kullanılan ve yüksek kazanç sağlayan meyvenin üretiminin yörede yaygınlaştırılarak çiftçiler için alternatif ürün olması hedefleniyor.
Rektör Prof. Dr. Mutlu Türkmen, AA muhabirine, üniversite bünyesindeki geniş tarımsal uygulama alanlarında her yıl çok fazla çalışma yaptıklarını söyledi.
Kentteki üretim çeşitliliğini artırmak için her yıl yeni ürünleri test ettiklerini belirten Türkmen, “Üniversite olarak şehrimizde tarımsal üretime destek sağlamak amacıyla hem çiftçilerimizin üretimini yaptığı bitkilerle ilgili farklı değerlendirmeleri yapıyoruz hem de özellikle çiftçilerimizin tanımadığı ürünlerin şehrimize uygunluğuyla ilgili araştırmaları bilimsel perspektifle yürütüyoruz.” dedi.
Türkmen, bu kapsamda deneme ekimi yaptıkları kudret narını da başarılı şekilde ürettiklerini ifade etti.
Alandaki çalışmalarla ilgili bölgedeki üreticilerin bilgilendirildiğini anlatan Türkmen, şu değerlendirmede bulundu:
“Mevsim koşullarından dolayı yaz döneminde ağırlık verdiğimiz üretim çalışmalarıyla ilgili bilimsel bulguları da çiftçimizin faydasına sunmak üzere eğitim öğretim dönemi başladığı andan itibaren seminer ve çalıştay gibi eğitim faaliyetleriyle çiftçiler ve ilgili kuruluşlarla paylaşmaya özel önem gösteriyoruz. Yaptığımız çalışmalar, ileride hem katma değeri yüksek tarımsal ürünlerin sayısının artırılması hem de ürün çeşitliliğinin sağlanması açısından çok büyük katkı sağlayacaktır. Topluma, şehrimize katkı sağlama misyonuyla tarımsal alandaki faaliyetlerimizi titizlikle önümüzdeki yıllarda da yürüteceğiz.”
“Üreticilerimizi gelir kapısı daha yüksek ürünlerle tanıştırmak istiyoruz”
Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ümmügülsüm Erdoğan ise araştırma sahasında öğrencilerle birlikte her yıl yeni tür ve çeşitlerin adaptasyonu konusunda uygulamalar yaptıklarını söyledi.
Bu yıl ürün yelpazesine kudret narını da eklediklerini belirten Erdoğan, “Buradaki hedefimiz ilimiz ve bölgemizdeki ürün çeşitliliği sayısını artırmak ama bunu yaparken de aynı zamanda ilimizde birim fiyatı yüksek, üreticilerimizi gelir kapısı daha yüksek olabilecek ürünlerle tanıştırmak istiyoruz.” diye konuştu.
Erdoğan, kudret narının son dönemde dünyada olduğu gibi Türkiye’de de popüler meyveler arasında yer aldığını, özellikle tıbbi amaçlı kullanımının oldukça yaygınlaştığını belirtti.
Bayburt’ta örtü altı tarım yöntemiyle yetiştirilen kudret narından yüksek verim alınabileceğini ortaya koyduklarına dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi:
“Ülkemizde genellikle Yalova ve Bursa ile Ege Bölgesi’nde yetiştirilen bir ürün. Bayburt sıcaklık anlamında o bölgelerden farklı ama kapalı ortamda, örtü altı yetiştiricilikle bunu başarmak mümkün. Aynı zamanda örtü altı yetiştiricilikle ilgili bölgemizde büyük destekler var. Örtü altı yetiştiricilikte farklı ürünler de ilave edilmesi anlamında değerlendirilebilecek bir ürün. Biz denedik, başarılı oldu ve ürünün verimi de oldukça yüksek. Tıbbi amaçlı kullanılan bir ürün ama aynı zamanda yaprakları, meyvesi, tohumları sebze olarak da değerlendirilebilen ürünler ancak dünyadaki en büyük kullanım alanı tıbbi hassasiyet olarak sağlık alanında kullanılıyor.”
Erdoğan, tarım uygulama ve araştırma sahasının 1200 metrekare olduğunu, kudret narı üretimini ise 400 metrekarelik bölümünde gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Hasadın ardından değerlendirme yaptıklarını anlatan Erdoğan, üreticilerin kudret narından dekar başına 2,5 ton ürün alabileceğini tahmin ettiklerini sözlerine ekledi.
İl genelinde patates, beyaz lahana, tarhun, fasulye ve mısır, üretim miktarı açısından öne çıkan ürünler arasında yer alıyor. Üniversitenin tarım uygulama ve araştırma sahasında daha önce yapılan aronya, mor patates ve Hokkaido kabağı üretiminde de başarı sağlanmıştı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar neticesinde düzenlenen eş zamanlı operasyonda, Osmaniye’de BİM’e ait 500 Türk Lirası yüklü alışveriş kartlarını depremzede vatandaşlara dağıtarak yaklaşık 12 bin 500 kişinin kart teslimi sırasında kimlik bilgileri ve video kayıtlarını alıp, adlarına izinsiz Papara hesabı açılmasıyla ilgili gözaltına alınan 9 kişiden 8’i tutuklandı. Çeşitli adreslere yapılan operasyonda gözaltına alınan Volkan Ö., Mert B., Nazlıcan İ., Haşim İ., Ufuk Ö., Ezgi B., Tuğçe Nur T. ve Sultan B. isimli 8 şahıs tutuklanarak cezaevine gönderilirken, Filiz A.Ö. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Osmaniye Valiliği, “Mersin merkezli Turpak (Türkiye Pakistan İş İnsanları Platformu) isimli yardım kuruluşunun Akdeniz sorumlusu olduğunu iddia eden V.Ö. aracılığıyla ilimiz Osmaniye merkeze bağlı mahallelerde son 1 ayı kapsayacak şekilde bir marketler zincirine ait 500 TL yüklü alışveriş kartlarının muhtarlıklar aracılığıyla yardıma muhtaç kişilere dağıtıldığı, kart dağıtılan kişilerin kimlik bilgileri ve video kayıtları, açık kimlik bilgileri, tespit edilemeyen şahıslar tarafından yardım kartının teslimi öncesi alındığı ve akabinde bu verilerle müştekilerin bilgisi olmadan çeşitli bankalardan hesap açıldığı vatandaşlardan gelen şikayetler üzerine tespit edilmiştir. Konuyla ilgili şu ana kadar ilimiz polis merkezi amirlikleri ve merkez jandarma karakoluna müracaat eden 5 bin 192 şahsın müşteki olarak ifadesi alınmış olup bu aşamada vatandaşlarımızın herhangi bir maddi zararları bulunmamaktadır. Şikayetler üzerine kişisel verilerin usulsüz şekilde ele geçirilmesi iddiaları açısından Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğümüzce adli tahkikat başlatılarak konu Valiliğimizce hassasiyetle takip edilmektedir” dedi.
Öte yandan, seçilen şahısların elektronik bankacılık işlemleriyle ilgili tecrübeleri olmadığı belirlendi. Mali Şube ekipleri, bu hesapların yasa dışı bahis ve gayri meşru paralar için kullanılıp kullanılmadığını araştırıyor. – OSMANİYE
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarihler 26 Eylül 1932’yi gösterdiğinde Dolmabahçe Sarayı’nda, Türkçe’nin zenginliğinin araştırılması ve ortaya çıkarılması için Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün katılımıyla Birinci Türk Dili Kurultayı toplandı. Kurultayın toplandığı ilk gün olan 26 Eylül’ün her yıl “Dil Bayramı” adıyla kutlanma teklifi oy birliği ile kabul edilerek ve o günden bu yana 26 Eylül günü ülkemizde “Dil Bayramı” olarak kutlanıyor. Osmangazi Belediyesi ve Osmangazi Kent Konseyi de Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük önem verdiği dile sahip çıkmak ve gelecek kuşaklara doğru aktarılmasını sağlamak için 26 Eylül Türk Dil Bayramı’nın 92’inci yıl dönümünde bir söyleşi düzenledi.
Hasan Ali Yücel Dünya Klasikleri Kütüphanesi’nde Uludağ Üniversitesi Türk Dili Bölümü Öğretim Görevlisi Nilüfer İnceman Akgün’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide; Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yeni Türk Dili Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasene Aydın da Türkçe’nin doğru konumu ve özellikle sosyal medyadaki sıkıntılar hakkında bilgiler verdi.
“Türkçe’nin önemini bir kez daha hatırlatmak için buradayız”
Türkçe’ye gereken önemin verilmediğini düşündüğünü belirten Doç. Dr. Hasene Aydın, “Umursamaz bir tavır takındığımız bugünlerde Türk Dil Bayramı dolayısıyla Türkçe’nin önemini bir kez daha hatırlatmak için buradayız. Özellikle gençlerin internet üzerinde yaygınlaştırdığı yanlışlar bizi kuşatmış durumda. Sosyal medya, Türkçe konusunda kanayan yaramız. Ne yazık ki, özellikle gençler özendikleri için bazı yanlışları yapmaktan çekinmiyorlar. kelimeleri bozabiliyor, kuralları işletmeyebiliyorlar ve bunların el birliğiyle yaygınlaşmasına yol açıyorlar. Sosyal medya, bizi bir araya getiren bir mecra ama dilin yanlışlarının da bir o kadar hızla yayıldığı bir ortam. Bizler de bir dil bilinci oluşursa küçük yaşlardan itibaren bu tür sorunların ortadan kalkacağını düşünüyoruz.” dedi.
“Dili doğru kullanmak bireysel ve toplumsal mutluluk için şarttır”
Doğru Türkçe’nin kullanımı için gençlere bir öneride bulunan Aydın, “Bilgili, farklı, ya da güzel görünmek için yabancı kelimeler kullanmaya özenmesinler. Eğer kendileri parmakla gösterilecekse Türkçe’yi doğru kullandıkları için gösterilsin. Ne kadar güzel Türkçe konuşuyor, dilini ne kadar iyi kullanıyor diye parmakla gösterilsinler. Gençlerin birbirlerine bu anlamda örnek olmalarını istiyoruz. Anaokulundan itibaren çocuklarımıza Türkçe’nin önemini kavratabilirsek, ben o halkanın genişleyeceğini düşünüyorum. Mutlu olmak için dili doğru kullanmak zorundayız. Dilimizi doğru kullanmadığımızda anlaşılmayız, anlaşılmadığımızda daha çok çaba sarf etmek zorunda kalırız. Bu fiziksel olarak çaba gerektirir, zamanımızı çalar, karşı tarafla ilişkilerimizin bozulmasına yol açar. Dolayısıyla dili doğru kullanmak bireysel ve toplumsal mutluluk için şarttır” ifadelerini kullandı.
Türk Dil Bayramı’nı kutlamak için bir araya geldiklerini belirten Osmangazi Kent Konseyi Başkanı Fatma Çil Yılmaz da, “Türk Dil Bayramı dolayısıyla bir araya geldik. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dile ne kadar önem verdiğini biliyoruz. Bundan tam 92 yıl önce Dolmabahçe Sarayında Türk dilinin zenginliğini ortaya çıkartmak ve bunu araştırmak üzere ilk defa dil tarih kurultayı yapılıyor. O kurultayda oy birliğiyle 26 Eylül tarihinin Türk Dil Bayramı olarak kutlanmasına karar veriliyor. O gün bugündür, bizler de Türk Dil Bayramını 26 Eylül tarihinde her yıl kutluyoruz. Bugün burada dilimizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlayacağız.” diye konuştu. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bu yıl ilk kez gerçekleştirilen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen “Küçükçekmece Bilimin İzinde Şenleniyor” isimli Bilim Şenliği kapılarını ziyaretçilerine açtı. Küçükçekmece Fevzi ÇakmakEtkinlik Meydanı’nda gerçekleştirilen şenlikte teknoloji ve eğlence bir araya geliyor. Şenlik kapsamında 54 bilimsel atölye, 25 bilimsel etkinlik, 3 bilim temalı sergi, 5 bilim yarışması ve 4 bilimsel seminer hem öğrencilere hem de yetişkinlere açık olacak. Şenlik alanında özellikle lise öğrencileri tarafından hazırlanan ve uluslararası yarışmalarda ödüller kazanan insansız hava ve su altı araçları dikkat çekiyor.
Geliştirdikleri insansız su altı aracıyla uluslararası yarışmalarda derece yaptılar
Doğan Cüceloğlu Fen Lisesi teknoloji takımı olarak geliştirdikleri İnsansız Su altı sistemleri araçlarının Norveç’te düzenlenen ve alanında dünyanın en prestijli yarışmalarından birinde üniversite öğrencilerini de geride bırakarak derece aldıklarını belirten 12. Sınıf öğrencisi Hüseyin Selçuk Yıldız, “Biz Doğan Cüceloğlu Fen Lisesi Teknoloji Takımları olarak 3 takımımız bulunuyor. Burada insansız su altı takımları takımımız var. Bizim insansız su altı sistemleri takımımız olarak 3 tane insansız su altı aracımız var. Burada son olarak profesyonel yaptığımız Altay isimli aracımız var. Kendisi Norveç’te alanının en prestijli yarışmasına katıldık. Bu yarışmaya karma olarak lise ve üniversite öğrencileri dünyanın çeşitli ülkelerinden bu yarışmaya projeleriyle kabul alıyorlar. Biz finale kadar adımızı taşıdık finale de katılan iki lise takımından birisiydik. Ülkemizden İstanbul Teknik Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi gibi köklü okullar yer aldı. Biz buna rağmen orada bulunan 20 takımdan dünya 8.’si olduk” diye konuştu.
Bilim Şenliğinin koordinatörlüğünü gerçekleştiren ve projeyi yazan Küçükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü TÜBİTAK koordinatörü Leyla Arattan; şenliği 50 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdiklerini belirterek, “Küçükçekmece’de TÜBİTAK 4007 projesi yazdık, ikinci kez geçirmeyi başardık. Aslında Küçükçekmece’de ilk kez. İlkini KahramanmaraşPazarcık’ta gerçekleştirmiştik depremin kalbinde. Bu da kendi ilçemizdeki ilk bilim şenliğimiz oldu. 54 atölyeye 25 bilimsel etkinlik bilişim tırı bilim münazarası, bilim tiyatrosuyla yaklaşık 50 bin kişinin katılımıyla harika bir bilimselliği gerçekleşiyor. Katılım çok güzel hatta Küçükçekmece dışında İstanbul’un biz hariç 38 tane daha ilçesi var o ilçelerin hepsinden akış var” dedi.
Öğrencilerin bilim okur yazarlığını geliştirmek için yoğun çaba sarf ettiklerini belirten TOKİ Güneşpark Kız İmam Hatip Lisesi öğretmenlerinden Doç. Dr. Veysi Aktaş, “Biz burada okulumuz olarak da bu tür çalışmaları atölye haline çevirmiştik TOKİ Güneşpark Evleri Kız İmam Hatip Lisesinde çocuklarla bilim okur yazarlığını geliştirmeye çalıştık öğrencilerin bir bilim okur yazarı olması dijital okur yazarlık için yaptığımız bu mücadele karşılığını buluyor. Karşılığını bulduğunu da burada saha da öğrencilerin yansımasından anlayabiliyoruz” diye konuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Samsun Mobilyacı İş Adamları Derneği (MOBİD), Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ve Samsun Engelli Kadınlar Derneği tarafından yürütülen “Cinsiyet Eşitliği Odağında Geleceğin İnsana Yakışır İşleri Yaklaşımının Desteklenmesi Operasyonu Programı” kapsamında “Gelecek İçin Tasarım Projesi” hayata geçirildi.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali işbirliğine yönelik geliştirilmiş 12 aylık proje kapsamında 30 kadın, 16 erkek olmak üzere toplam 46 gence bilgisayar destekli mobilya tasarımı, AR-GE ara elemanı, mobilya döşeme dikiş, tekstil baskı ve desen tasarımı eğitimi verildi.
Proje eğitim ve toplantılarında yer alan mobilya sektöründeki 55 firma temsilcisi ve çalışanına yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi de yapıldı.
Yaklaşık bin saatlik eğitimi tamamlayan kursiyerlerin yüzde 20’si mobilya imalat firmalarında istihdam edilecek.
MOBİD Başkanı Özgür Uyanık, projenin tamamlanması dolayısıyla kentteki bir otelde düzenlenen toplantıda, proje kapsamında 550 lise ve üniversite öğrencisi ile kariyer planlaması, geleceğin meslekleri ve iş hayatında toplumsal cinsiyet eşitliği konularında toplantılar düzenlediklerini söyledi.
Yaş aralığı 18-30 olan 75 gençle iş arama teknikleri üzerine eğitim gerçekleştirildiğini dile getiren Uyanık, şöyle konuştu:
“Projede bilgisayar destekli tasarım eğitiminde kullanılan 15 bilgisayar ve 3D yazıcı, mesleki eğitimlerin tamamlanmasının ardından proje ortağı olan OMÜ’ye devredilerek üniversite bünyesinde tasarım laboratuvarı kuruldu. Projenin mesleki eğitimlerini tamamlayan 15 genç ve 5 firma temsilcisi ile 20-21 Eylül’de İstanbul’da gerçekleşen mobilya tasarım fuarına ziyaret gerçekleştirildi. Projenin başarı ile sonuçlanması, gençlerin istihdam olanağı kazanması, OMÜ’ye bir tasarım laboratuvarı kurulması ve kurumlar arası işbirliğinin güçlenmesinden memnuniyet duyuyorum.”
Programa Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç ile proje danışmanları, akademisyenler ve kursiyerler katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAHRAMANMARAŞ depreminin ardından İstanbul‘a yerleşen kadınların sosyal ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi amacıyla geliştirilen ‘Demir Kadınlar: Kaynak Sanatında Kadının Gücü’ projesi için geri sayım başladı.
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün desteğinde İşte Kadın Derneği’nin projelendirdiği çalışmanın akademik ve mesleki eğitim süreci İstanbul Kültür Üniversitesi, İstanbul Gedik Üniversitesi tarafından yürütülecek.
EĞİTİM PROGRAMI 3 HAFTA SÜRECEK
Depremden etkilenen kadınların sosyal, ekonomik ve psikolojik kırılganlıklarını azaltmaya yönelik kapsamlı eğitimlerin sunulacağı Projenin ilk aşaması İstanbul Kültür Üniversitesinde gerçekleşecek. Kahramanmaraş Depreminden etkilenen kadınların, Demir Kadınlar kapsamında dahil olacakları projenin eğitim programı İstanbul Kültür Üniversitesi Ataköy Yerleşkesi’nde 3 hafta sürecek.
‘KADININ GÜÇLENDİRİLMESİ ESAS GÜNDEMİMİZ’
Üniversitenin Rektör Yardımcısı ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil, Demir Kadınlar Projesinin ülkemiz ve kadının kalkınması noktasında örnek bir girişim olduğunu söyledi.
Doğal afetlerin yol açtığı olağanüstü etkilerin üniversiteler ve bakanlıkların iş birliği ile yönetilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Demir Kadınlar Projesine verilecek destek sürecini şöyle değerlendirdi:
“Demir Kadınlar: Kaynak Sanatında Kadının Gücü projesi mimarisi kadın emeği için sistematik ve özverili çalışmalarda bulunan İşte Kadın Derneği, İstanbul Kültür Üniversitesi ve İstanbul Gedik Üniversitesi tarafından şekillendirildi. Ülke ve toplum yararına böyle bir projenin akademik kanadında yer almak bizim için onur verici. Demir Kadınlar projesi, 2024-2025 akademik yılında hizmete açılan Sürdürülebilir Kalkınma Merkezimizin toplumla buluştuğu ilk proje olması bakımından da ayrı bir kıymete sahip. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının; İnsana Yakışır İş ve Büyüme, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Eşitsizliklerin Azaltılması, Amaçlar için Ortaklıklar maddelerinden ilham alarak projeyi yapılandırdık. Üniversitemiz öğretim üyeleri proje kapsamında 44 saatlik eğitim dizisiyle kadınların yanında olacak. Kadının mesleki kazanımı ile birlikte yaşamsal reflekslerini güçlendirecek; şiddetle başa çıkma yöntemleri, fiziksel ve cinsel sağlık, psikolojik iyilik hali, ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma gibi konular eğitimlerimizde sunulacak. Eğitimler sonunda katılımcılar, katılım sertifikası almaya hak kazanacaklardır.”
Proje kapsamında İstanbul Kültür Üniversitesi’nde sunulacak 44 saatlik eğitim sürecinin ardından katılımcılara İstanbul Gedik Üniversitesi’nde uzmanlar tarafından kaynakçılık eğitimi verilecek. Erkek egemen bir sektörde toplumsal cinsiyet eşitliğine erişmeye yardımcı olacak eğitim sonrası, başarılı olan katılımcılara sektörde istihdam olanağı yakalaması adına kaynak ustası sertifikası verilecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tanır Mahallesi’ndeki höyükte, Kültür ve Turizm Bakanlığının desteğiyle Ahi Evran Üniversitesi Doktor Öğretim Üyesi Elif Baştürk başkanlığındaki ekiple yürütülen kazı çalışmaları devam ediyor.
Kazı başkanı Baştürk, AA muhabirine, Yassıhöyük’ün, konumu itibarıyla her dönem önemsenen bir bölgede olduğunu söyledi.
Höyükteki çalışmalarda en heyecan verici bulgulara tarih öncesi döneme ait tabakalarda rastlandığını dile getiren Baştürk, şöyle konuştu:
“Höyüğün görece yüksek bir yerinde, hiç beklemediğimiz bir noktasında, Geç Demir Çağı yapılarının hemen altında Prehistorik dönem tabakalarını tespit ettik. Aslında bu arkadaki büyük yapılar Geç Demir Çağı’nda buraya teras şeklinde yapılmış bir yapı ve bu yapı alttaki tüm tabakaları M.Ö. 4000 yılına kadar sıyırıp atmış. 9 tane mezar tespit ettik ve bilimsel anlamda son derece önemli veriler açığa çıkartıldı. Bunlar içerisinde en önemlilerinden birini bilinçli kafatası şekillendirmesi adını verdiğimiz bir tür deformasyon oluşturuyor. Bir bireyin yaşarken kafasının alttan ve üsten iki bezle sarılarak şeklinin değiştirildiğini tespit ettik. Bu çömlek mezar içerisinde açığa çıktı. Yaklaşık 10-12 yaşında bir çocuğa ait bir iskelet ve seçilmiş, özel bir birey olduğunu düşünüyoruz. Mezar yapısı da diğer mezarlardan farklı olduğu gibi boncuktan ve kemikten yapılan takılarla daha zengin bir haldeydi ve tek bir bulgu olarak karşımıza çıktı. Olasılıkla seçilmiş özel bir bireyin toplum içerisinde yerinin fark edilmesi, diğerlerinden ayrılması için yapılmış bir uygulama.”
820 boncuklu kolye
Baştürk, M.Ö. 4000 yılına tarihlenen ve bir bebeğe ait olan dağılmış başka bir mezarda da 820 boncukla yapılmış bir kolyeye ulaştıklarını dile getirdi.
M.Ö. 4000 yıl önceki tabakaların altında ise M.Ö. 6000 yıllık Geç Neolitik dönem yapılarını ortaya çıkarmaya başladıklarını ifade eden Baştürk, bu tabakada da ata kültüyle bağlantılı olarak yaşadıkları evin tabanı altına gömülen bir kafatası bulduklarını bildirdi.
Kafatasının üzerindeki derinin ayrılma işlemi sırasında kesici aletin neden olduğu çiziklere ve kazıma izlerine rastladıklarını aktaran Baştürk, “Bunun daha farklı uygulama tipleri var fakat bizim elimizdeki veri daha da ileri bir detay için henüz yeterli değil. Yassıhöyük’teki her bir dönemde çok önemli bulgulara rastlıyoruz ve buranın sahip olduğu coğrafi konumu nedeniyle aslında çok önemli bir höyük olduğu ortaya konuluyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un konuğu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlığı ile ilgili gündeme dair açıklamalarda bulundu, merak edilen soruları yanıtladı.
Bakan Tekin’in açıklamaları özetle şöyle:
Geçen yıl da benzeri uygulama yapmıştım. Bu yıl bakanlığımız bünyesinde özel eğitimle alakalı genel müdürlüğümüz var. Hem materyal hem eğitim anlamında çalışmalar yapıyor. Bu genel müdürlüğümüzü 9 Eylül Pazartesi günü Narin yavrumuzun okuluna gönderdik. Beraberinde 4 tane travma ve yaz üzerine çalışmış uzman arkadaşımız vardı. Bakanlıktan 11-12 kişilik heyet Narin’in okulunda başlangıç startına verdi. Hafta içinde hem öğretmen arkadaşlarımız hem de Narin’in arkadaşlarıyla, köydeki ebeveynlerle rehabilitasyon sürecini yürüttüler. Ben tekrar başsağlığı diliyorum. Bunun bir an önce okuldaki çocuklarımız açısından unutulup eğitim öğretim hayatının başlaması gerekiyor.
“CUMHURİYET TARİHİNDE BUNUN BİR ÖRNEĞİ YOK”
Yıl içerisinde 922 ilçemizin tamamına genel müdür düzeyinde bir arkadaşımızı gönderdik. Cumhuriyet tarihinde bunun bir örneği yoktur. Problemleri yerinde izleme şansı buldular. Onun üzerinden çalışmalar yürüttük. Her arkadaşımız bir ile gidiyordu. Kimi kendi memleketlerine gitti, kimisi Narin örneğinde olduğu gibi travmatik olaylarla karşılaştığımız ile gitti. İllerde şu anda okullarımızla ilgili olarak iki ana konumuz var. Bir tanesi taşıma ile ilgili yaşanan sıkıntı. Bazı revizyonlar yaptık. Bakanlığımıza bağlı pansiyon ve yurtların doluluk oranlarının artırılması için tedbirler aldık.

“OKULLAR KAYIT ÜCRETİ İSTİYOR İDDİASI CİDDİ BİR İTHAM”
Bizde 3 kademe okulumuz var; ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kurumu. Yani lise. Merkezi sistem yaptığımız sınav var, liselere giriş sınavı. Öğrenci arkadaşlarımız puanlara göre okula yerleşiyor. Sınavla almayan liselerimiz var. Adresine en yakın okulu tercih ediyor çocuk. İlkokul ve ortaokula öğrenci alırken yine adres üzerinden, velinin bir şey yapmasına gerek yok, biz kendisini evine en yakın okulla ilişkilendirip, kaydını yapıyoruz. Hal böyle iken ‘kayıt ücreti istiyorlar’ nasıl deniyor orada problem var. Kayıt ücreti alınıyor ifadesi öğretmen, idareci arkadaşlarımızı zan altında bırakabilecek ciddi itham. Çünkü kayıt yaptıracakları okul mekanizması yok. Hal böyle iken kayıt ücreti isteniyor denmesi biraz abes açıkçası. Bunu kabul etmiyorum. Bunu okuldaki idarecilerimize karşı itibar sarsıcı bir söylem olarak değerlendiriyorum.
“ÇOCUĞU O ÖĞRETMENE YAZDIRMAM İÇİN BENDEN PARA İSTENDİ DENİLİYOR”
Adrese yakın değil de başka parametrelere göre seçtiğim okula kaydetmek istiyorum dediğinde hukuki olarak haklı bir talepte bulunmayan kişi. Orada özellikle ilkokul ve ortaokullarda çocuklarımızın okula başladıklarında ilkokul öğretmeni seçimi, ortaokulda şube seçimi konusunda baskılar oluyordu. ‘Ben şu öğretmene kaydettirmek istiyorum’ gibi. Şimdi ‘Ben çocuğu o öğretmene yazdırmak için okul müdürü benden para istedi’ deniliyor. Bu yıl okullar açılmadan önce bir genelge gönderdik. 43 maddelik genelge.
“ŞİKAYETİ OLAN VARSA BAKANLIĞIMIZA ULAŞSINLAR GEREĞİNİ YAPALIM”
Israrlı bir şekilde okullarımıza ‘Kayıt ve benzeri ücretlerle velilerden ücret alınmaması, alan kişilerle ilgili işlem yapılması’ ifadelerini kullandık. Burada en çok istismar edilen alan öğretmen ve şube seçimiydi. Çocuklar okula başladıklarında şube ve öğretmen seçimini okul idaresine bırakmıyoruz dedik. Biz sınıflardaki çocukların birçok parametre açısından dengeli dağılımını gözeterek belli ilkeler benimsedik. Elektronik ortamda 64 aylık ile 84 aylık çocuğu aynı sınıfa koymayalım. Bu bir parametre. Cinsiyet bir parametre. Şu anda kayıtla ilgili olarak yürüyen süreç, kayıt ücreti ya da zorla ücret alınıyor ifadesi gerçekleri yansıtmıyor. Hala bu konuda şikayeti olan varsa bakanlığımıza ulaşsınlar gereğini yapalım.

Yavuz Yıldırım
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BAYRAĞIMIZI SEVİLAY VE MAHMUT TAŞIDI
Şarkıcılar ve dansçıların performans sergilediği Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nın açılış töreninde Türk bayrağını, paralimpik madalyalı milli sporcular yüzücü Sevilay Öztürk ile tekvandocu Mahmut Bozteke taşıdı.

OYUNLAR BAŞLIYOR YARIN BAŞLIYOR
Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda ilk müsabakalar, 29 Ağustos Perşembe günü yapılacak. 4 binden fazla bedensel engelli, görme engelli ve özel sporcu Paris 2024’te madalya arayacak. Organizasyonda 22 branşta yapılacak yarışlarda 542 madalya dağıtılacak.

PARALİMPİK OYUNLARDAKİ BRANŞLAR
Paralimpik oyunlarda sporcular okçuluk, atletizm, badminton, görme engelliler futbol, bocce, kano, bisiklet, binicilik, golbol, judo, halter, kürek, atıcılık, oturarak voleybol, yüzme, masa tenisi, tekvando, triatlon, tekerlekli sandalye basketbol, eskrim, ragbi, tekerlekli sandalye teniste branşlarında başarı kovalayacak.

PARALİMPİK OYUNLARI NEDİR?
Paralimpik Oyunlar, çeşitli engelli gruplarından sporcuların katıldığı çok sporlu etkinliktir. Orijinalindeki “paralympic” kelimesi; İngilizce, engelli anlamına gelen “paralyzed” ve “olympic” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelir. Yaz ve Kış Paralimpik Oyunları o dönemki Olimpiyatların hemen ardından yapılır.Tüm Paralimpik Oyunları Uluslararası Paralimpik Komitesi tarafından yönetilir.

Yaz Oyunları sporları
Kış oyunları sporları
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BAYRAĞIMIZI SEVİLAY VE MAHMUT TAŞIDI
Şarkıcılar ve dansçıların performans sergilediği Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nın açılış töreninde Türk bayrağını, paralimpik madalyalı milli sporcular yüzücü Sevilay Öztürk ile tekvandocu Mahmut Bozteke taşıdı.

OYUNLAR BAŞLIYOR YARIN BAŞLIYOR
Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda ilk müsabakalar, 29 Ağustos Perşembe günü yapılacak. 4 binden fazla bedensel engelli, görme engelli ve özel sporcu Paris 2024’te madalya arayacak. Organizasyonda 22 branşta yapılacak yarışlarda 542 madalya dağıtılacak.

PARALİMPİK OYUNLARDAKİ BRANŞLAR
Paralimpik oyunlarda sporcular okçuluk, atletizm, badminton, görme engelliler futbol, bocce, kano, bisiklet, binicilik, golbol, judo, halter, kürek, atıcılık, oturarak voleybol, yüzme, masa tenisi, tekvando, triatlon, tekerlekli sandalye basketbol, eskrim, ragbi, tekerlekli sandalye teniste branşlarında başarı kovalayacak.

PARALİMPİK OYUNLARI NEDİR?
Paralimpik Oyunlar, çeşitli engelli gruplarından sporcuların katıldığı çok sporlu etkinliktir. Orijinalindeki “paralympic” kelimesi; İngilizce, engelli anlamına gelen “paralyzed” ve “olympic” kelimelerinin birleşmesinden meydana gelir. Yaz ve Kış Paralimpik Oyunları o dönemki Olimpiyatların hemen ardından yapılır.Tüm Paralimpik Oyunları Uluslararası Paralimpik Komitesi tarafından yönetilir.

Yaz Oyunları sporları
Kış oyunları sporları
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğünce organize edilen programda, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Nizamettin Başaran, birim müdürleri ve yazışma işlemleri yapan personeline resmi yazışmaların nasıl yapılacağına dair bilgi verdi.
Başaran, resmi makamlarla yapılan yazışmalar başta olmak üzere yapılan tüm yazışmalarda uygulanması gereken kuralları örneklerle anlattı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Belediye Başkanı Emrah Özdemir, kurum personeline yönelik hizmet içi eğitim faaliyetlerini yoğun bir şekilde sürdürdüklerini belirtti.
İletişim, diksiyon, hitabet, protokol ve nezaket kuralları, vatandaşlarla yapılan yüz yüze görüşmelerle telefon ve diğer iletişim araçları aracılığıyla yapılan görüşmelerde personele, uzmanlar tarafından eğitimler verildiğini anımsatan Özdemir, belediye personelinin vatandaşa sunduğu hizmet kalitesini artırmak amacıyla bu eğitimlerin devam edeceğini bildirdi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RESMİ GAZETE BUGÜNÜN KARARLARI NELER?
YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
YÖNETMELİKLER
–– Abdullah Gül Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu İngilizce Hazırlık Programı Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Beykoz Üniversitesi Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Yabancı Dil Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliği
–– İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Biyoanalitik İlaç Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği
–– Malatya Turgut Özal Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesi Yönetmeliği
–– Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Eğitim-Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
–– Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Kazak Kültürü ve Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
İLÂN BÖLÜMÜ
a – Yargı İlânı
b – Artırma, Eksiltme ve İhale İlânları
c – Çeşitli İlânlar
– T.C. Merkez Bankasınca Belirlenen Devlet İç Borçlanma Senetlerinin Günlük Değerleri
TÜMÜ
Osman DemirHaberler.com – Gündem
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>POMEM Çat Yolu Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen 30. dönem mezuniyet töreni saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Mezunlar adına konuşan dönem birincisi Faruk Uğur, yaş kütüğüne plaket çaktı.
Vali Mustafa Çiftçi, burada yaptığı konuşmada, Erzurum POMEM’de mezun olan polis adaylarının eğitiminin 10 ay sürdüğünü söyledi.
Mezun olan polis adaylarına başarı dileyen Çiftçi, “Bugün burada, ülkemizin güvenliği ve huzuru için büyük bir sorumluluk üstlenecek olan 393 genç polisimizin mezuniyet töreni için bir araya geldik. Onlar, vatan sevgisiyle dolu, adanmışlıkla yoğrulmuş, fedakarlık ve azimle donanmış vatan evlatları olarak, Türk Polis Teşkilatı’nın saflarına katılmaya hak kazandılar.” dedi.
Çiftçi, polis adaylarının hizmete başlamak için hazır oluğunu belirterek, şöyle konuştu:
“İntibak eğitiminin tamamlanmasının ardından, 2 dönemde toplam 18 ders başlığı altında, 660 saatlik teorik ve pratik eğitim alan genç kardeşlerimiz, temel atış eğitimini de başarıyla tamamlayıp mezun olmaya hak kazandılar. Bugünden itibaren büyük bir iftiharla giydiğiniz şerefli üniformanın sorumluluğunu üstleniyorsunuz. Bu üniforma, milletimizin güvenliğini sağlama görevinin size teslim edildiğinin göstergesidir. Göğsünüzde taşıdığınız ay yıldız ise vazife şuurunuzun yüksek olduğunu size hatırlatmaktadır. Sizler, suçlunun ve zalimin karşısında dimdik duran, milletini koruyan, adaletin ve hukukun savunucuları olacaksınız. Unutmayın ki, bu meslek büyük bir adanmışlık, fedakarlık ve gayret ister. Suçla mücadele ederken hukukun sınırları içinde kalmak, kanunların size verdiği yetkiyi vicdan pusulanızla dengelemek, en büyük sorumluluğunuz olacaktır. Sizler kadim şehrimiz Erzurum’da eğitim alarak artık büyük bir ailenin parçası oldunuz. Hepimizin tek bir amacı var, aziz milletimizin huzur ve güvenliğini sağlamak.”
Erzurum POMEM Müdürü Mehmet Özdemir de eğitimini tamamlayan polis adaylarını eğitimde şefkat ile kucaklayıp erdem ve bilgiyle donattıklarını söyledi.
Polis adaylarının üniformayı Nene Hatun’un memleketinde kuşandıklarına dikkati çeken Özdemir, “Eğitim kurumumuzun amacı devletin ülke ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne duyarlı, laik ve sosyal hukuk devleti anlayışına sahip insan haklarına saygılı, toplumla iyi iletişim kurabilen, teknoloji kullanma becerisine sahip polisler yetiştirmektir.” dedi.
Özdemir, polis adaylarının ülkenin dört bir yanında görev alacaklarını anımsatarak “Gözü pek yiğitlerim, bu ocak kutsal bir ocaktır, vatandaşın canı malı, namusu ve huzuru sizlere emanet edilmiştir. Bilgili ve inançlı yüreğinizle sadakatle bağlandığımız teşkilatımıza, amirlerinize güvenin. Kanunlara saygılı olun. Adalet için ettiğiniz yemini asla ve asla unutmayın.” nasihatinde bulundu.
POMEM Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Çolak’ın mesajının okunmasının ardından il protokolü, dönemi dereceyle bitiren ilk 10 adaya sertifika ve hediye takdim etti.
Polis adayları yemin ettikten sonra İl Müftüsü Rüstem Can’ın dua etmesinin ardından, bayrak yürüyüşü yapıp kep attı, arkadaşları ve aileleriyle kucaklaşarak sevinçlerini paylaştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sanat eğitimi almak isteyenler için önemli bir fırsat sunan Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı’na başvurular, 13 Eylül 2024 tarihine kadar devam edecek. Konservatuvarda bale, Türk sanat müziği, halk dansları, modern dans, Türk halk müziği çocuk korosu ve tiyatro gibi çeşitli dallarda eğitim veriliyor.
2015’ten bu yana konservatuvar 285 mezun verdi
2023-2024 eğitim ve öğretim yılında 90 öğrenciyi mezun eden Muğla Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı kurulduğu 2015 yılından bu yana toplamda 285 mezun verdi. Konservatuvarda hali hazırda Türk halk müziği bölümünde 44, Türk sanat müziği bölümünde 66, Türk halk dansları bölümünde 96, Tiyatro bölümünde 85, Bale bölümünde 57, Çocuk Korosu bölümünde 35, Modern Dans Topluluğu bölümünde ise 21 olmak üzere toplam 404 öğrenci eğitim görüyor.
Sanata ve kültüre değer veren öğrenciler yetiştirilmesi amacıyla faaliyet gösteren konservatuvar, başvuruların ardından yetenek sınavları ile öğrenci alımını gerçekleştirecek. Eğitim almak isteyen adaylar, başvurularını ‘konservatuvar.mugla.bel.tr/WebBasvuruForm’ adresinden yapabilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Düzce Belediyesi iştiraki olan BelKa bünyesinde faaliyet gösteren Düzce Belediyesi Gündüz Bakımevi’nde öğrenim gören 4-6 yaş arası minik öğrenciler, bu kez Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün girişimleri ile kurulan Bilim Merkezi’ni ziyaret etti. İlk olarak Bilim Merkezi sergi alanını gezen öğrenciler, burada bazı fiziki ve doğal olayların nasıl geliştiğine dair bilgiler öğrenerek uygulamalı çalışmalar yaptı. Daha sonra matematik, robotik, uzay atölyelerini gezen minikler, atölyelerde de gündüz ve gecenin nasıl oluştuğunu, matematikte kullanılan sayıları ve şekilleri dokunarak öğrendiler. Deney ekipmanlarını yakından gözlemleme fırsatını yakalayan minikler özellikle uzay ve gökyüzüne duydukları merakı yaşamanın keyfini sürdü. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Aydın Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde eğitimlerini tamamlayan ve mezun olan 30. dönem polis adayları için tören düzenlendi. Bando takımı merasimiyle başlayan tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. İlk kez kadın mezunlarını veren Aydın POMEM’in dönem birincisi Burcu İpek, kısa bir konuşma yapmasının ardından yaş kütüğüne adının bulunduğu plaketi çaktı.
Törende polis adaylarına seslenen Aydın Valisi Yakup Canbolat, “Aydın Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün 30. dönem mezuniyet töreninde sizlerle birlikte olmaktan, mutluluğunuzu paylaşmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Ülkemiz ve milletimizin huzurunu can ve mal güvenliğini zaman mefhumu gözetmeksizin görevini büyük özveriyle yerine getiren emniyet mensuplarımız köklü birikimi, tecrübesi ve fedakar mensuplarıyla halkımızın mutluluğu için gece gündüz demeden cansiperane çalışarak onurlu bir görevi ifa etmektedirler. Bu özverili çalışmaları sayesinde toplum olarak huzur ve güven içerisindeyiz. Toplumla sağlıklı ilişkiler kurabilen, özgürlük-güvenlik dengesini önemseyen polisler yetiştirmek başlıca görevimizdir. Cumhuriyetin temel niteliklerini ve milletimizin hassasiyetlerini önemseyen polisler bizim idealimizdir. Polis, devletimizin güçlü yüzü, vatandaşımızın güven kaynağı, suçluların korkulu rüyası, devletimizin çelik pençesidir. Sevgili öğrenciler, sizler emsalleriniz arasından seçilerek bu okula geldiniz ve bu okulda milletimizin huzur ve güvenliğini korumak amacına yönelik eğitim alarak, bugün mezun oldunuz. Amacınız aldığınız eğitimi kalıcı bir yaşama biçimine dönüştürmek olmalıdır. Eğitimin yaşam boyu süren bir süreç olduğunu da asla unutmayınız. 15 Temmuz hain darbe girişiminden de ders alarak meslek hayatınız boyunca hukuka, adalete, insan haklarına ve ahlaka uygun hareket etmeniz gerektiğini de aklınızdan hiç çıkarmayınız. Bu duygu ve düşüncelerle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yöneticilerimizin ve öğretim elemanlarımızın eğitim faaliyetlerine gerekli önemi vereceklerine, öğrencilerimizin eğitim kalitesini daha ileri seviyeye taşıyacaklarına yürekten inanıyorum. Eğitimini tamamlayıp mezun olan 198 arkadaşımıza yeni görevlerinde başarılar diliyorum” dedi.
“Sevinç ve hüznü bir arada yaşıyoruz”
Polis adaylarının ailelerinin de heyecanla takip ettiği törende kısa bir konuşma yapan dönem birincisi Burcu İpek, “Eğitim gördüğümüz ilim ve irfan yuvası okulumuzdan mezun olmanın sevinç ve hüznünü bir arada yaşıyoruz. Bizler bu kutsal yuvada almış olduğumuz eğitimle insan haklarına saygılı, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, halkla iyi ilişkiler kurabilen, yüreği sevgi dolu genç polisler olarak edeceğimiz yemine bağlı kalıp, vatanımızın her karış toprağında devletimize ve milletimize en iyi şekilde hizmet etmeye çalışacağız” dedi.
“Amacınız Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet olsun”
30. dönem mezunlarını vermenin gururunu yaşadıklarını ifade eden Aydın POMEM Müdür Vekili Tufan Akkın, “Kıymetli gençler, bugün sizleri bu ocaktan mezun ederek mazisi şeref ve şanla dolu Türk Polis Teşkilatı’na dahil etmenin gururunu yaşıyoruz. Burada aldığınız eğitim, bilgi ve beceriler hayatınız boyunca size yardımcı olacaktır. Ancak burada öğrendiklerinizle yetinmeyin. Her gün gelişen teknolojiye ve yenilenen gelişmelere ayak uydurun. Meslek hayatınızı daima kendinizi geliştirerek sürdürün. Ulu önder Atatürk’ün ilke ve inkılaplarına bağlı birer nefer olarak yolunuz ve amacınız sadece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, kutsal değerlerine ve ona sadakatle bağlı cefakar halkına hizmet olsun. Genç silah arkadaşlarım yeni görevlerinizde üstün başarılar diliyorum” dedi.
Tören sonunda 198 öğrenci yemin ederek mesleğe başladı. Yeminin ardından keplerini havaya fırlatan polis memurları aileleriyle buluştu.
Aydın POMEM’de düzenlenen törene Aydın Valisi Yakup Canbolat, Aydın milletvekilleri, Aydın Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Polat Bora Mersin ile protokol üyeleri ve polis adaylarının aileleri katıldı. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Antalya İl Jandarma Komutanlığı Trafik Şube Müdürlüğü ve Akseki Trafik Jandarmasına bağlı Trafik Jandarması ekipleri, Akseki ilçesinde bulunan “Köy yolunda trafikte her şey yolunda” mottosuyla, vatandaşlarda farkındalık sağlamak amacıyla eğitim verdi. Vatandaşların katılımıyla gerçekleşen programda “Traktörlerde rops demirinin önemi, römorklarda reflektör kullanımı, kask kullanımı ve emniyet kemeri” konularında bilgilendirme yapıldı.
Traktörlerin kullanımı ile ilgili el broşürleri dağıtılarak, tasarlanmış afişler sergilendi. – ANTALYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Programın açılış konuşmasını yapan dernek başkanı Ahmet Korkmaz “Derneğimizin geleneksel hale getirdiği pilav günümüze hoş geldiniz. Davetimize iştirak eden tüm misafirlerimize ve üyelerimize teşekkür ederiz” dedi.
Pilav günü etkinliğine İlçe Milli Eğitim Müdürü Resul Özata, İlçe Müftüsü Naci Yalçınkaya, Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Mehmet Uyar, OMÜ Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yusuf Bahri Gündoğdu, AK Parti İlçe Başkanı Ali Faik Çamurcu, MHP İlçe Başkanı Ahmet Arslan, Ziraat Odası Başkanı Arslan Kaya, dernek üyeleri ve davetliler katıldı.
Mezunların hasret giderdikleri etkinlik, öğrenciler tarafından okunan Kur’an tilaveti ve yapılan pilav ikramının ardından son buldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Mustafa Koç, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, İbrahim Çeçen Vakfı İl Temsilcisi Güven Karakaya ve beraberindeki heyetle birlikte Fırat mahallesinde bulunan İbrahim Çeçen İlkokulu’ndaki yenileme çalışmalarını yerinde inceledi. Okulun tüm bölümlerini gezen Vali Koç, yetkililerden bilgi aldı ve çalışan işçilerle sohbet etti. Yapılan incelemenin ardından açıklama yapan Vali Koç, İbrahim Çeçen Vakfı tarafından yürütülen yenileme çalışmalarıyla okulun daha modern ve öğrencilerin eğitim görmesi için daha uygun bir hale geleceğini belirterek, “Bu çalışmalar sayesinde çocuklarımız daha iyi bir eğitim ortamına kavuşacak. Eğitimde kalitenin artması için gayret gösteriyoruz” dedi.
İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek ise, 2024-2025 eğitim öğretim yılına başlamadan önce tüm hazırlıkların tamamlanacağını ifade etti. Kökrek, “Öğrencilerimizin daha konforlu ve güvenli bir ortamda eğitim görmeleri için çalışıyoruz. Bu kapsamda okullarımızda gerekli tüm iyileştirmeler yapılıyor” diye konuştu. – AĞRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dört çocuk annesi Ketrez, Kilis Valiliğinin koordinasyonunda İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün, Kilis Eğitim, Sosyal, Kültür, Sanat ve Araştırma Derneğine verdiği destekle hayata geçirilen “Huzur Konağı” bünyesinde açılan okuma-yazma kursuna katıldı.
Kursta aldığı dersler sayesinde 4 ayda okuma yazmayı öğrenen Ketrez, üniversite hayali kuruyor.
Mevlüde Ketrez, AA muhabirine, en büyük hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Çocukluk döneminde kız çocuklarının okumasına sıcak bakılmadığı için okula gidemediğini belirten Ketrez, “Okumak istiyordum ama babaannem beni okula göndermedi. Okumayı çok seven biriydim. Çocuklarımı okuttum ve bundan sonra da ben okuyacağım diyerek kursa başladım.” dedi.
“Tek başıma bir yere gidemiyordum”
Okuma yazma öğrenmenin hayatını kolaylaştırdığını dile getiren Ketrez, şunları kaydetti:
“Önceden hastaneye gittiğimde doktorların isimlerini okuyamıyordum ama şimdi okuyabiliyorum, özgürce tek başıma hastaneye gidebiliyorum. Okuma yazma bilmediğim için tek başıma bir yere gidemiyordum. Dolmuşun üzerindeki yazıları, markette rakamları okuyamıyordum şimdi hepsini öğrendim.”
Okumanın yaşı olmadığını anlatan Ketrez, üniversite okuma hedefinin olduğunu söyledi.
Kursta okuma yazma kursunun yanında çeşitli etkinliklere de katıldığını belirten Ketrez, emeği geçenlere teşekkür etti.
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde görevli sosyolog Nagihan Aydar ise Mevlüde Ketrez’in okuma yazma öğrenme talebini yerine getirmek için çalışmalar yaptıklarını anlattı.
Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde görevli usta öğretici Emine Güler de Ketrez’in kısa sürede okuma yazma öğrendiğini ifade etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vali Aksoy, kabulünde, sınavda başarı elde eden öğrencilerle gurur duyduğunu, onların Türkiye’yi ikinci yüzyıla taşıyacak gençler olduğunu söyledi.
Öğrencilerin başarılarında en önemli katkının velilere ait olduğunu vurgulayan Aksoy, şöyle devam etti:
“Öğrenci, veli ve okul yönetiminin bir araya gelerek ortaya koyduğu başarıyı bugün burada görüyoruz. Amacımız Eskişehir’de eğitimin kalitesini her yıl daha ileri taşıyabilmek. Bu anlamda bütün kurum ve kuruluşlarımız çalışmalarını işbirliği içerisinde sürdürüyor. Katkı sunan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. İlçelerde kaymakam arkadaşlarımız, il ve ilçe milli eğitim müdürlerimiz, okul müdürlerimiz, öğretmenlerimiz olmak üzere herkese teşekkür ediyoruz. Bu başarıda herkesin bir katkısı vardır. Genç arkadaşlarımızla gurur duyduk, önümüzdeki süreçte onların başarılarını izlemeye devam edeceğiz, kendilerine başarılı bir üniversite hayatı diliyorum.”
Aksoy’un konuşmasının ardından kürsüye davet edilen öğrenciler, kendilerini tanıtarak sınava ilişkin görüşlerini paylaştı.
Kürsüde söz alan eşit ağırlık Türkiye 499’uncusu ve sözel Türkiye 95’incisi Melek Yücel, uluslararası ilişkiler bölümünde okumak istediğini anlattı.
Gelecekte büyükelçi olarak ülkeye faydalı bir birey olarak hizmet etmek istediğini dile getiren Yücel, başarısında emeği geçen ailesine, okul müdürüne, öğretmenlerine ve arkadaşlarına teşekkür etti.
Program, Vali Aksoy’in öğrencilere hediyeler vermesiyle sona erdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Toplantıda, merkezdeki eğitim süreci ve öğrencilerin gelişimleri hakkında velilere bilgi verildi. Ayrıca Hasan Yılmaz, merkezdeki Korumalı İşyerinin yakın zamanda aktif hale getirileceğini duyurdu. Bu adımın, merkezde eğitim gören öğrencilerin iş yaşamına adaptasyonu için önemli bir fırsat sağlayacağı belirtildi. 50 öğrenci kapasiteli merkezde şu anda 21 öğrenci eğitim alıyor. Yılmaz, bu sayının artırılması ve daha fazla öğrenciye ulaşılması için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Öte yandan Psikolojik Danışman Yaren Çulcu tarafından velilere, engellilerin psikolojik durumları ve bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bir sunum yapıldı. Çulcu, engellilerin ruhsal sağlığını desteklemek için ailelerin yapabilecekleri katkılar üzerine önemli bilgiler paylaştı. Veliler, toplantıdan duydukları memnuniyeti dile getirerek, merkezin sunduğu imkanlardan ve sağlanan desteklerden dolayı yetkililere teşekkür ettiler. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fatih Belediyesi bünyesindeki Karınca El Emeği Eğitim Birimi, Silivrikapı’da düzenlediği ‘Kırk Yama’ atölyesi ile katılımcılara geri dönüşüm bilincini artırma ve el becerilerini geliştirme fırsatı sunuyor. Atölyede, kullanılmayan kumaş parçaları figürlere dönüştürülerek geri dönüşümün önemine dikkat çekiliyor. Katılımcılar, evlerinden getirdikleri eski kumaşları çeşitli tekniklerle kesip biçerek yeniden değerlendiriyor. Bu süreç, hem dikiş ve tasarım becerilerinin gelişmesine hem de kullanılmayan tekstil ürünlerinin yeniden hayata kazandırılmasına katkı sağlıyor.
“Toplumsal sorumluluk bilincimizi artırmayı hedefliyoruz”
Kursiyerlerin aynı zamanda bilgi ve deneyimlerini paylaştıkları, sosyal ortam oluşturduklarını belirten Fatih Belediye Başkanı M. Ergün Turan, “Karınca El Emeği Eğitim birimimiz olarak ‘Kırk Yama’ atölyemizde geri dönüşüm bilincimizi artırmayı ve el becerilerimizi geliştirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda eski kumaşları figürlere dönüştürerek hem çevreye katkıda bulunuyor hem de özgün eserler ortaya koyuyoruz. Bu tür etkinlikler ile vatandaşlarımızla sık sık bir araya gelmeyi diliyoruz” şeklinde konuştu.
Katılımcılar, Atölye sonunda tasarladıkları figürleri evlerine götürürken Fatih Belediyesi tarafından hazırlanan katılım belgesini almaya hak kazanıyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BATMAN – Batman’ın Gercüş ilçesinde Yaz Kur’an Kursu kapanış programı düzenlendi.
Yaz boyunca devam eden Kur’an kurslarının tamamlanmasını ve çocukların bu süreçteki başarılarını kutlamak amacıyla düzenlenen programa camii cemaati, çocuklar ve aileleri yoğun ilgi gösterdi. Gercüş Ulu Camisinde düzenlenen programa, Kaymakam Muhammed Öztaş, İlçe Emniyet Amiri Burak Erol, İlçe Müftüsü Muhammed Faruk Akbaş ve veliler katıldı.
Programda konuşan Gercüş Kaymakamı Muhammet Öztaş, “Sizlerin ve bizlerin en hayırlısı kuranı öğrenen ve öğretendir. Sizlerde bu kapıyı araladınız dönem içerisin dede öğrenmiş olduğunuz bilgileri tekrar etmeyi unutmayın. Ben her yerde söylüyorum bunu burada da tekrar söyleyeyim biz insanlık olarak insan olarak aslında ne iş yaparsak yapalım nerde bulunursak bulunalım amcamız tek bir şey iyi insan olmak burada sizin önünüzdeki kuranı kerim en büyük kılavuzu ve rehberidir” dedi.
Çocuklar ise mutluluğunu dile getirerek hediyeler için Gercüş Kaymakamı Muhammed Öztaş’a ve Gercüş belediye başkanı Gündüz Günaydına teşekkür etti.
Gercüş Ulu Cami imamı Muhammed Fatih Erol, çocukların bir buçuk aydır Kur’an dersine geldiğini belirterek, “Elhamdülillah çoğu Kur’an-ı Kerim okumaya başladı. Okumalarını ileri bir şekilde öğrendiler” şekline konuştu.
Programın sonunda çocuklara top, kırtasiye malzemesi, tatlı ve çeşitli hediyeler dağıtıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uşak Belediyesi, 7-25 yaş arası sanatla ilgilenen çocuk ve gençlerin, yeni beceriler kazanması ve yaratıcılıklarını artırması için sanat kursları düzenliyor. Başvuruların 20 Ağustos’a kadar devam edeceği kurslarda kontenjanın sınırlı olması nedeniyle 26 Ağustos – 8 Eylül arasında kesin kayıt oluşturmak amacıyla yetenek sınavları yapılacak. Yetenek sınavını kazananların açıklanmasının ardından 16 Eylül’de dersler başlayacak.
Öte yandan, ücretsiz Gençlik ve Çocuk Korosu kursları için başvurular da 20 Ağustos’a kadar devam edecek.
Kurs kategorileri ise şöyle:
-Uygulamalı Tiyatro
-Yaratıcı Drama
-Çocuk Korosu
-Ney
-Piyano
-Bağlama
-Gençlik Korosu
-Keman
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şahinbey Belediyesine bağlı kurslardan mezun olan öğrenciler, kursların hayatlarını olumlu yönde etkilediğini söyledi. Törende, okuma yazma kursuna katılan 40 yaş üstü kadınlar keplerini attı. Ayrıca törene katılan tüm kursiyerlere hediyeler takdim edildi. Bu yılki yaz okulu programında öğrencilere LGS ve üniversiteye hazırlık, meslek edindirme, Kur’an-ı Kerim, ana sınıfı, okuma-yazma, yabancılara Türkçe okuma-yazma, Bilim Şahinbey – Dene Yap, müzik, akıl oyunları gibi birçok alanda eğitim ve kurs imkanı sunuldu.
“Biz eğitimde her türlü desteği ve imkanı veriyoruz”
Törende konuşan Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, ” Türkiye’de en fazla genç Şahinbey Belediyesinde var. Biz bu tür faaliyetlerimizi özellikle gençlere yönelik projeleri arttırıyoruz. Bir bebek doğduğu zaman hoş geldin bebek diyerek biz gidiyoruz. Biz eğitimde her türlü desteği ve imkanı veriyoruz. Çocuklarımıza kitap setleri hediye ediyoruz. 4. Sınıftan itibaren her çocuğumuza her yaz spor ayakkabı hediye ediyoruz. Biz sporu çok seviyoruz. Spor tesislerimizi gün geçtikçe daha da arttırıyoruz. Gelenekseller spor merkezi yaptık Türkiye’de bir numara. Buradan mezun olan tüm öğrencilerimizi tebrik ediyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>14 yaşındaki kızın cesedi Cuma günü bir Bangladeşli temizlik görevlisi tarafından bulundu ve durum Dubai Polis Operasyon Merkezi’ne bildirildi. Olay yerine gelen polislere temizlik görevlisi, geçerken cesedi görünce şok olduğunu söyledi.
İlk soruşturmalar, olay günü 14 yaşındaki kızın sınavda kopya çekerken öğretmeni tarafından yakalandığını ortaya çıkardı. Öğretmen, tekrar kopya çekerken yakalanırsa okuldan atılacağı konusunda kızı uyarmıştı.
Bir polis memuru, “Ailesi bize kızın eve döndüğünde perişan ve çok üzgün olduğunu söyledi. Kopya çektiğini öğrenen babası da onu azarladı. Kız odasına gidip kapıyı kilitledi, ardından aile bir ses duydu,” dedi.
Aile, kızlarının ölümünü ancak polis olay yerine geldiğinde öğrendi.
Polis, ailenin kızlarının cesedini kaldırımda görünce şok geçirdiğini, annesinin histerik bir hale geldiğini belirtti. Polis, olayı intihar olarak kayda geçti ve cesedi Adli Tıp Genel Müdürlüğü’ne sevk etti. Polis, ailelere çocuklarla ilgilenirken dikkatli olmaları çağrısında bulundu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sultaniye Medresesinde gerçekleştirilen kapanış törenine, Merzifon Kaymakamı Ahmet Karaaslan, Belediye Başkan Yardımcısı Remzi Hökelek, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Erbil Terbıyık, daire müdürleri, çocuklar ve aileleri katıldı.
Kaymakam Karaaslan, törende yaptığı konuşmada, başarılı bir eğitim sürecinin sona erdiğini belirterek, yaz Kur’an kurslarına katılım sağlayan öğrencileri tebrik etti.
Öğrencilerin kurs süresince gayret ve kararlılıkla çalıştığını dile getiren Karaaslan, “Her gün Kur’an’ın derinliklerine dalarak, hayatımıza kattığı güzellikleri öğrenmeye, anlamaya ve yaşamaya çalıştınız. Bu süreçte göstermiş olduğunuz azim ve özveri takdire şayandır. Kur’an’ın ilk emri olan oku emrini, hem kalplerinizle hem de zihinlerinizle yerine getirip, bu yolculukta birçok zorlukla mücadele ettiniz. Hepinizi bu başarılarınızdan dolayı tebrik ediyorum.”ifadelerini kullandı.
Kur’an-ı Kerim okunan programda, dua edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erbaş, İstanbul’da Diyanet Akademisi Başkanlığı 2. Dönem Aday Din Görevlileri Mesleki Eğitimi Açılış Töreni’ne katıldı.
Anadolu Dini İhtisas Merkezi’nde düzenlenen programda aday din görevlilerine ilk dersi veren Erbaş, sonu mutlulukla, huzurla, verimli bir şekilde tamamlanacak bir eğitime başladıklarını belirtti.
Yaptıkları işin en iyisini yapmak için eğitime, öğretime, okumaya, yazmaya önem veren bir medeniyetin çocukları olduklarının altını çizen Erbaş, şu ifadeleri kullandı:
“Algı, idrak ve davranışların çok hızlı değişip dönüştüğü zamanlar yaşıyoruz. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler, bilgi edinme araçlarından eğitim metodolojisine, bireysel ilişkilerden toplumsal normlara kadar her şeyi derinden etkilemektedir. Yaşanan bu karmaşık süreçten insanın yüz akıyla çıkmasının, işini en iyi bir şekilde yapmasının yolu, doğru bilgiyi doğru kaynaklardan, doğru yöntemle elde etmesinden geçmektedir. Önce metodumuzu, usulümüzü çok iyi tespit etmemiz ve uygulamamız gerekiyor.”
“Bütün toplumumuza hizmet götürmek zorundayız”
Erbaş, İslam ahlakı gereğince bilginin amacının iyiliği ve ahlakı yaymak, kötülükleri toplumdan uzaklaştırmak olduğunu vurgulayarak, “Kur’an’da Rabb’imiz, ‘İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten meneden bir topluluk bulunsun.’ buyurmaktadır. Adeta bizim görev tanımımızı yapıyor. Ömrümüzün sonuna kadar çizgimiz bu olacak. Hep hayra çağıracağız, iyiliği emredeceğiz, kötülükten men edeceğiz inşallah.” diye konuştu.
Toplumun her kesimine din hizmeti sunma ve İslam dini konusunda aydınlatmanın Diyanet İşleri Başkanlığının yasal sorumluluğunda olduğuna dikkati çeken Erbaş, “Bizler bu mükellefiyetin gereği olarak her türlü siyasi, ideolojik görüşün üstünde hiçbir mezhep, meşrep ayrımı yapmadan bütün toplumumuza hizmet götürmek zorundayız.” ifadelerini kullandı.
“Ömrümüzün sonuna kadar heyecanımız olacak”
Kur’an ve sünnetin ana kaynakları olduğunu ifade eden Erbaş, “Ama bunun yanında tabii ki aktüel bilgiyi ve dünyayı takip edin, o kadar hızlı değişiyor ki. Gençlere, çocuklara sahip çıkmamız lazım. Biz sahip çıkmazsak onlara sahip çıkan o kadar çok şey var ki.” dedi.
Erbaş, din görevlilerinden her alanda kendilerini geliştirmelerini isteyerek, aktüel bilgiyi ihmal etmemelerini ve sosyal bilimler, edebiyat, tarih, teknoloji ve fizik gibi alanlarda yapacakları okumaların çok farklı kazanımlar sağlayacağını aktardı.
Din görevlilerinin çalışmasında aşk, heyecan, ihlas ve samimiyetin olması gerektiğini vurgulayan Erbaş, “Peygamber varislerinde bunlar olmazsa başarılı olamayız. Mesleğimize, işimize aşık olacağız. Ömrümüzün sonuna kadar heyecanımız olacak, camiye, sınıfımıza girerken heyecanla gireceğiz.” ifadelerini kullandı.
Erbaş, başlanılan eğitim sürecinin büyük bir nimet olduğuna dikkati çekerek, “Akademi döneminizi dolu dolu geçirmenizi istiyorum. Zaman ve çalışma planınızı çok iyi yapmalısınız. Hem mesleki formasyonunuzu hem de aktüel dünyanızı güçlü hale getirmelisiniz. Buradan mezun olduktan sonra daha bilinçli, daha bilgili bir şekilde, samimiyet ve özgüvenle milletimize ve insanlığa hizmet edeceksiniz.” diye konuştu.
]]>MELTEM KARAKAŞ
Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Eskişehir Şubeleri tarafından 3 Mart Devrim Yasaları’nın kabul edilişinin 100’üncü yıldönümü nedeniyle tören düzenlendi.
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Eskişehir Şubeleri tarafından 3 Mart Devrim Yasaları’nın kabul edilişinin 100’üncü yıldönümü nedeniyle tören düzenlendi. Vilayet Meydanı’nda yapılan tören, Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı ve saygı duruşu ile İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti.
“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN NİTELİKLERİ ‘LAİK, DEMOKRATİK VE SOSYAL HUKUK DEVLETİ’ OLARAK KESİNLEŞTİRİLMİŞTİR”
Daha sonra basın açıklaması yapan ADD Eskişehir Şube Başkanı Cihan Taşar, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“1 Kasım 1922’de Saltanatın Kaldırılması ve 29 Ekim 1923’de Cumhuriyetin İlanı devrimlerinin hemen ardından 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen 3 Temel Devrim Yasası, Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Laik Hukuk Devleti’ niteliğini belirleyen ilk adımdır. Bu 3 yasa; Şeriye, Evkaf ve Erkanı Harbiye Vekaletlerinin kaldırılarak yerlerine Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Genelkurmay Başkanlığı’nı kuran 429 sayılı yasa, çok başlı eğitime son veren 430 sayılı Tevhidi Tedrisat (Eğitim Birliği) Yasası ve halifeliği kaldıran 431 sayılı yasadır. 3 Mart Yasaları ile başlayan aydınlanma devrimi; şeriye mahkemelerini kaldıran, devlet yönetiminde şeriat hükümlerini yasaklayıp evrensel hukuk kurallarını getiren ve çağdaş yargı sistemini kuran 8 Nisan 1924 tarih ve 469 sayılı ‘Mehakimi Şeriyenin İlgasına (Şeriat mahkemelerinin kaldırılmasına) ve Mehakimin Teşkilatına Ait Ahkamı Muaddil Kanun’, Tekke ve Zaviyeleri kapatıp Tarikatları yasaklayan 30 Kasım 1925 tarih ve 677 sayılı kanun, 17 Şubat 1926’da kabul edilen 743 sayılı Türk Medeni Kanunu ve diğer Devrim Kanunları ile tamamlanmış, böylece Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri ‘Laik, Demokratik ve Sosyal Hukuk Devleti’ olarak kesinleştirilmiştir.
“BUGÜN DEVRİM YASALARI YOK SAYILMAKTA, LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ TEHDİT ALTINDADIR”
100 yıl sonra geldiğimiz noktada bugün devrim yasaları yok sayılmakta, laik Türkiye Cumhuriyeti tehdit altındadır. Eğitim gericileştirilmiştir. Osmanlı’yı batıran bilim düşmanı kafaların 100 yıl sonra şerit ve hilafet çağrılarıyla ortalığa dökülmesine göz yumulması, anayasal kurumların işlevsizleştirilmesi, cumhuriyet eğitim sisteminin 100 yıl öncenin çağ, akıl ve bilim dışı çıkmazında soluksuz bırakılması ne büyük gaflet ne affedilmez dalalet ne tarifsiz acıdır. Atatürk’ün ‘eğitimdir ki bir milleti ya özgür ya bağımsız, şanlı, yüksek topluluk şeklinde yaşatır ya da esaret ve sefalete terk eder’ sözleriyle yaşamsal önemine işaret ettiği bilimsel eğitim sistemi yeniden hayat bulmadan aydınlanma devrimleri yeniden devletin temeline yerleştirilmeden cumhuriyet kuruluş ayarlarına dönmeden hiçbir sorunumuzu aşamayacağımız artık anlaşılmalıdır. Siyaset kurumunu, yargı, yasama, yürütme organlarını ve her düzeydeki devlet yöneticilerini uyarıyoruz. Bu gidiş iyi gidiş değildir. Sonu Afganistan olmaktır. Irak, Suriye, Lübnan gibi kana bulanmaktır. Atatürk’ün ‘tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din örtüsü altındaki küfür ve delaletten gelmiştir’ uyarısını unutmayın. Bindiğiniz dalı kesmeyin. Atatürkçü Düşünce Derneği cumhuriyetin 101’inci ve 3 Mart devrim yasalarının 100. yılında bu felaketli gidişe son vermek için tek çarenin bir an önce Atatürk’ün akıl ve bilim yoluna girmek olduğu inancı ve kemalizmin namus sesini yurdumuz semalarına bir sis çanı gibi asarak milletimizle birlikte yeniden Atatürk cumhuriyetine ulaşmak kararlılığı ile gençliğe hitabeden aldığı görevinin başındadır.”
“DEVRİM YASALARI TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN SAĞLAM TEMELLERE OTURTULMASI AÇISINDAN ÖNEMLİDİR”
ÇYDD Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen ise şunları söyledi:
“TBMM’nde kabul edilen yasayla halifelik kaldırıldı, öğrenim birliği yasası kabul edildi, din işleri ve vakıflar bakanlığı kaldırıldı. Bu üç yasanın her biri çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam temellere oturtulması açısından çok önemlidir ve devrim niteliğindedir. Halifeliğin kaldırılması laik demokratik sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş uygarlıklar seviyesine yükselme hedefinin önünü açmıştır. Alınan kararların şeriat kurallarına uyun olup olmadığını denetleyen din işleri ve vakıflar bakanlığının kaldırılması, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılarak laik devlet anlayışının hakim kılınması sağlanmıştır. Öğrenim birliği yasası ile eğitimin din kurallarından koparılması ile akıl ve bilimi esas alan çağdaş eğitim modelinin esas alınmasını sağlamıştır. Yapılan düzenleme ile misyoner okulları tek çatı altında toplanmış ulusal laik ve çağdaş eğitim anlayışı benimsenmiştir.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü TRT World sunucularından Alican Ayanlar’ın üstlendiği panele Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, İslam İşbirliği Teşkilatı İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Genel Direktörü Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aktoty Raimkulova katıldı.
Panelde konuşan IRCICA Genel Direktörü Prof. Dr. Kılıç, eğitimin uluslararası ilişkilerde insan kalitesinin rolünü belirlemedeki önemine dikkati çekerek, “Eğitim dediğimiz şey, eğitim felsefecilerinin de dediği gibi plansız bir şey değildir.” diye konuştu.
Kılıç, “İnsanın iç eğitimi onun dış eğitiminin de beraberinde kalitesini de yükseltecektir.” şeklinde konuşarak, iç eğitimin ilkokuldan başlamak üzere bütün insanlığa öğretilmesi gerektiği kanaatinde olduğunu söyledi.
Öğrencilerin yalnızca “yüksek IQ odaklı alanlara” endekslenmemesi gerektiğini belirten Kılıç, duygusal zekanın ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
“Uluslararası öğrencilerin farklılıklarının, ülkemizin zenginliği olduğunu düşünüyoruz”
YÖK Başkanı Özvar da eğitim ve kültürün ülkeler arası dayanışmayı güçlendirebileceğine dikkati çekerek, bu alanda işbirliğinin toplumlar arasında dostça ilişkiler kurulması konusunda gelecek vadettiğini ifade etti.
Türkiye’deki uluslararası öğrencilere ilişkin konuşan Özvar, “Uluslararası öğrencilerin çeşitliliğinin, ülkemizin zenginliği olduğunu düşünüyoruz. Biz de onlardan öğreniyoruz.” dedi.
Özvar, kültürel yakınlığı olan ülkelerle işbirliği ve yakın ilişkiler kurulmasının “daha kolay” olduğunu kaydederek, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan gibi Türk devletleriyle ilişkilerin, kültürel, bilimsel ve teknolojik etkileşimleri etkilediğini vurguladı.
Yükseköğretim konusunda bilim diplomasisi alanında çalıştıklarını söyleyen Özvar, bu yaklaşımın yalnızca “bir öncelik değil aynı zamanda uluslararası işbirliklerini zenginleştiren yeni bir bakış açısı” olduğunun altını çizdi.
“Kültür, insanları birleştirir, bütünleştirir”
Uluslararası Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Raimkulova ise kültür ve eğitimin ulusların gelişimi ve refahı konusunda belirleyici iki faktör olduğunu ve zengin tarih ve kültürel mirası olan Türk devletleri için bu faktörlerin önemini vurguladı.
Raimkulova, Türk devletlerinin ortak köken, dil ve zengin kültürel miraslarının olduğunu kaydederek, “Kültür, insanları birleştirir, bütünleştirir.” dedi.
Türk Kültür ve Miras Vakfının misyonunun, söz konusu Türk kültürel mirasını uluslararası alanda korumak, tanıtmak, araştırmak olduğunu, bu alanda çalışmalar yaptıklarını aktaran Raimkulova, Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 10. Zirvesi’nde Türk devletlerinin, dayanışmayı güçlendirme ve işbirliğini derinleştirme alanında bağlılıklarına işaret etti.
Bölgesel işbirliklerinde kültür, eğitim ve bilimin yeri
Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Şahin Mustafayev de Antalya Diplomasi Forumu’nun, mevcut bölgesel ve küresel konularda diyalogların yürütülmesi için temel platformlardan biri olduğunu ifade etti.
Mustafayev, mevcut dönemde bölgesel işbirliği girişimlerinin, kargaşalı dönemlerde diplomasinin gelişmesine ilişkin rolüne dikkati çekerek, bölgesel işbirliklerinde kültür, eğitim ve bilim aracılığıyla barışçıl ilişkiler kurulmasının önemini vurguladı.
Siyasilerin, diplomatik faaliyetlerinde stratejilerinin önemli bir parçası olarak kültür, bilim ve eğitimi öncelemesi gerektiğini belirten Mustafayev, Türk devletlerinin ortak kültürel miraslarının korunması konusunda bölgesel işbirliğinin öneminin de altını çizdi.
]]>İZMİR – İzmir’de açıklama yapan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İzmir’e gastronomi lisesi kurmak için adım atıldığını söyledi. Öte yandan Bakan Tekin, İzmir için 956 dersliğe tekabül eden toplam 23 yeni okul projesini 2024 yılı yatırım programına aldıklarını söyledi.
İzmir programlarını Alsancak Gar Toplantı Salonu’nda sürdüren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, burada yaptığı açıklamada kent ile ilgili projeleri aktardı. Programa Bakan Tekin’in yanı sıra İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi, AK Parti İzmir Milletvekili ve Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Çankırı Bölünmez, AK Parti İzmir Milletvekilleri Eyyüp Kadir İnan ve Yaşar Kırkpınar’ın yanı sıra AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı katıldı.
Eğitim yatırımlarını anlattı
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Alsancak Gar Toplantı Salonu’nda kentteki eğitim yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin farklı illerinden gelen 300 öğretmenle, her ayın ilk cumartesi günü yaptıkları “Öğretmenler Odası Buluşmaları”nı bugün İzmir’de gerçekleştirdiklerini aktaran Bakan Tekin, K Parti hükümetlerinin eğitim alanında çok ciddi yatırımlar yaptığını, 2002-2003 eğitim-öğretim yılına göre sınıf sayısı, öğretmen sayısı ve benzeri sayısal göstergelerin minimum iki katına çıkartıldığını söyledi. Yerel yöneticilerin kendilerine destek verdiği yerlerde eğitim yatırımlarının çok rahat bir şekilde yürüdüğüne dikkati çeken Bakan Tekin, bu ay sonunda gerçekleşecek Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin Milli Eğitim Bakanlığını çok yakından ilgilendirdiğini de dile getirdi. İzmir’de yatırım programına alınan, ihale veya inşaat sürecinde olan 90 projenin bulunduğunu söyleyen Bakan Tekin, “Bu projelerin bir kısmı devam ediyor, bir kısmı ihale sürecinde, bir kısmı ihalesine çıkılmış, imar ve inşaatla, ruhsatla ilgili problemlerin çözülmesi bekleniyor. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz yatırımlarla ilgili süreç tamamlandığında toplamda İzmir’deki sınıf sayısına bin 907 sınıf ilave edilmiş olacak” açıklamasında bulundu.
Yerel seçim açıklaması
31 Mart’ta gerçekleşecek seçimler hakkında da açıklama yapan Bakan Tekin, “Milli Eğitim Bakanlığı’nı yerel seçimler çok yakından ilgilendiriyor. Özel sektör ve resmi ve olmak üzere yaklaşık bir milyon 200 bin öğretmeni bünyesinde barındıran, yaklaşık 76 bin farklı yerleşkede kuruma sahip olan bir bakanlığız. Hal böyle olunca gerek öğretmenlerimizin gerek 20 milyona yaklaşan öğrencilerimizin gerekse de üzerinde okul inşa ettiğimiz gayrimenkullerimizin yönetimi, yatırımların planlanması, ihtiyaçlarının giderilmesi için yerel yönetimlerle çok yakın ilişki halindeyiz. Yerel yöneticiler bize destek verdiği yerlerde işlerimiz çok rahat bir şekilde yürüyor. Bazı yerel yöneticilerimiz hem bize destek oluyorlar. Üstümüzden yük olarak okul, spor salonu, oyun alanı, kütüphane gibi yatırımlarla da bizim yürüttüğümüz faaliyetlerin daha efektif hale gelmesi için destek oluyorlar. Ancak bazı yerlerde de sorunlar yaşıyoruz. Bazı belediyelerde üzerinde okul inşa edebileceğimiz imar süreçlerine göre organize edilmiş arazi bulmakta zorlanıyoruz. Bazı bölgelerde okullarımızın bulunduğu yerleşkelerde inşaat ve ruhsatlandırma süreciyle ilgili sorunlar yaşıyoruz. Bu tür sorunlar yaşanınca yatırımlarımız gecikiyor ve kamuoyunun beklentileri ve sabırsızlıkları artıyor. Eğitim öğretim süreçlerine destek vaat eden destek olacağını göreceğimiz, bildiğimizin seçilmesini arzu ederim” sözlerine yer verdi.
“Sınıf sayısı 33 bine çıkacak”
“İzmir’de 30 bin civarında dersliğimiz var. 2 yıl içerisinde mevcut sınıflarımız da tamamlandığında bu rakam yaklaşık olarak 33 binin üstüne çıkmış olacak” diye konuşan Bakan Tekin, “Belediyeler, eğer bize bu anlamda destek olur eğer bize sorun çıkarmazlarsa, inşallah en geç 2 yıl içerisinde İzmir’de eğitim ve öğretim sürecinin hizmetine sunmuş olacağız. Hali hazırda ihalesi yapılmış ya da yapılmak üzere ya da inşaatı devam eden 90 tane projemiz var. Bunlar; bir fen lisesi, 12 tane mesleki ve teknik anadolu lisesi, güzel sanatlar lisesi, özel eğitim uygulama okulu, çok programlı lisesi, spor lisesi, öğrenci pansiyonu, anaokulu, ilkokulu, ortaokulu ve imam hatip lisesi. Bu projelerin bir kısmı devam ediyor. Bir kısmı ihale sürecinde, bir kısmı ihalesine çıkılmış imar ve inşaatla ilgili problemlerin çözülmesi için bekleniyor. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz yatırımlarla ilgili süreç tamamlanırsa tamamlandığında toplamda İzmir’deki sınıf sayısına bin 907 sınıf ilave edilmiş olacak. Ayrıca 6 atölye, 7 öğrenci pansiyonu, 2 spor salonu, 1 konferans salonu olmak üzere 2023 yatırım programımızda var olan projelerin dökümü bu şekilde. Bu proje bedelleri de yaklaşık olarak 6 milyar 800 milyon TL. Bunlara ilave olarak biz 2024 yatırım programı açısından iki tane yaklaşımımız var. Bunlardan birisi yıkılıp yeniden yapılması düşünülen okullarımız. Diğeri de deprem süreci sonrasında güçlendirme analizleri yapılıp güçlendirme kararı verilen okullarımız. 2024 yatırım programımızda İzmir için biz 956 dersliğe tekabül eden toplam 23 yeni okul projesini yatırım kılavuzumuza aldık. Ayrıca deprem güçlendirmesi kapsamında toplam 17 okulumuzda 2023 yılı içerisinde deprem güçlendirme çalışmaları başlamış ve 329 dersle tekabül ediyor. Onları da tamamlayacağız. Ayrıca deprem güçlendirmesi yapılması gereken 48 okulumuzu deprem güçlendirmesi sürecini almış olacağız. Onların da karşılığı 683 sınıf. Dolayısıyla şöyle baktığımızda hali hazırda İzmir’de 30 bin civarında dersliğimiz var. 2 yıl içerisinde mevcut sınıflarımız da tamamlandığında bu rakam yaklaşık olarak 33 binin üstüne çıkmış olacak. Yüzde 10 civarında bir sınıf artışı öngörmüş oluyoruz” dedi.
Gastronomi Lisesi müjdesi
İzmir’e bir gastronomi lisesi kurmak için adım atıldığı müjdesini veren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, çocukların küçük yaştan itibaren mesleki teknik eğitim, sportif eğitim ve sanatsal eğitim almalrı konularında yeni bir süreç başlattıklarını da dile getirdi. Bakan Tekin, “Turizm sektörü konusunda ara eleman sıkıntısı yaşandığını biliyoruz. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak meslek eğitimindeki ara elaman sorunu çözmek için ciddi tedbirler aldık. Ancak bilhassa turizm sektöründeki dostlarımızla konuştuğumuzda orada da bir eksiklik var. O ihtiyacı gidermek için Türkiye genelinde başlangıçta yedi bölgede yedi tane olmak üzere bir meslek formatı geliştirdik. Bünyesinde mutfak sanatları, buna ilişkin servis programı ve turizm işletmeci bir bölümü olan bir gastronomi lisesi tasarlıyoruz. Bu gastronomi formatı; bulunduğu bölgenin annelerimizin reçeteleri diye tanımladığımız yöresel yemeklerin hem mutfak sanatı olarak hayata geçirilmesi anlamında hem servis edilmesi anlamında profesyonel servis anlamında hem de dil işletmecilik kültürü doğrultulması anlamında liseler oluşturması. İstanbul’da bunun ilk örneğini 2024-2025 eğitim üretim yılı başı itibariyle başlatmış olacağız. Boğaza nazır bir restoran işletmesinde çocuklarımızın ürettiklerini İstanbul halkıyla ve misafirlere ikram edecekleri bir uygulama restoranıyla beraber hayata geçireceğiz. Genel yöneticilerimiz ve mülki idare amirlerimizle de uygun bir lokaysan temin edilirse ikinci örneğini de İzmir’de planlamak istiyoruz bununda yapımını bir hayırseverimiz üstlendi. İzmir’de öğretmenlerimizin İzmir’e dışarıdan gelen kamu görevlilerinin misafir edilebilecekleri bir öğretmen evi sıkıntımız var. Konak Öğretmen Evimizi yeniden yatırım programımızı aldık. En kısa zamanda bu konak öğretmen evimiz de yine burada hizmete açılmış olacak. Bunları yapmak için öngördüğümüz 2 yıl oldu” açıklamasında bulundu.
Dağ: “Biz de belediye olarak Milli Eğitim Bakanlığımızın yanında olacağız”
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Hamza Dağ, 31 Mart’ta gerçekleşecek seçimleri kazanarak başkan olduğu takdirde, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan projeleri gerçekleştireceğini dile getirdi. Dağ, “zmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak önümüzdeki süreçte eğitim ve öğretim alanında sorumlu olduğumuz alanlarda elimizden gelenin fazlasını yapacağız. Günümüze baktığımızda küreselleşmenin ve teknolojinin getirdiği yeniliklerin etkisiyle hızlı dönüşümlerin olduğu bir süreçten geçiyoruz. Bizler Büyükşehir Belediyesi olarak gelecek 5 yıl içerisinde evlatlarımızın her anında yanında olacağız. Anne ve babaların gönül rahatlığıyla çocuklarını teslim edecekleri 100 yeni kreşi hayata geçireceğiz. Çocuklarımızın sanatsal, kültürel ve bilimsel birçok alanda çağın ihtiyaçlarına uygun eğitimler alabileceği Çocuk Gelişim Akademilerimizi hayata geçireceğiz. Çocuk üniversiteleri kurarak, çocuklarımızın ilk yaşlarda yeteneklerini keşfedecek ve ailelerimize rehberlik hizmeti sunacağız. Çocuk Yaşam Parkı projemizle çocuklar toprağa dokunacak, bitkilerin nasıl büyüdüğünü gözlemleyecek, köy yaşamını öğrenecek, doğanın döngüsünü ilk elden deneyimleyecek. Burada ifade ettiğim ve daha saymaya fırsatımın olmadığı birçok proje ile şehrimizde bütüncül bir eğitim sistemi oluşturacağız. Okullarımız temizlik ve güvenlik zorlukları yaşıyor. Milli Eğitim Bakanlığı çözmeye devam ediyor biz de belediye olarak Milli Eğitim Bakanlığımızın yanında olacağız. Birçok şehirde belediyeler okul inşa edip Mili Eğitim’e teslim ediyor. Biz 5 yıllık süreçte belediye olarak bakanlığın yapacağı okulların yüzde 10’nu yapıp teslim edeceğiz” ifadelerine yer verdi.
]]>Öğrenci Veli Derneği, Türk Tabipler Birliği, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği,Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı, Derin Yoksulluk Ağı, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve Eğitimciler Derneği’nin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu’nun okullarda sağlıklı ve ücretsiz yemek çağrısı yaptığı açıklama şu şekilde:
“ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ EN ACİL GÜNDEM”
“Ülkemizde çocukların sağlığı ve geleceği üzerinde ciddi ve kalıcı olumsuz etkilere neden olan beslenme yetersizliği sorununun çözülmesi, sağlıklı ve başarılı bir neslin yetişmesi için elzemdir. Her çocuğun temel hakkı olan sağlıklı beslenme başta siyasi iktidar olmak üzere ilgili kamu kurumlarının sorumluluğundadır. Okul yemeği programları yoluyla okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteğinin kamu kurumlarının politika önceliği olması son derece ivedidir. Ancak uygulanan politikalara bakıldığında okul yemeği programlarının kamu gündeminin dışında bırakıldığı aşikardır. Ücretsiz okul yemeği; salgın sonrasında her geçen gün artan yoksulluk ve geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketiyle birlikte ülkemizin en temel, en acil gündemlerinden biri haline gelmiş durumdadır. Okul yemeği tüm öğrenciler için tartışmasız en temel hak iken ve okul yemeği uygulamasının genişleyerek süreceği açıklamalarına rağmen gerekli adımlar atılmamış; verilen sözler tutulmamıştır.
“ÖĞRENCİLER İÇİN EĞİTİM PARALI HALA GETİRİLMİŞ DURUMDA”
Şubat 2023’te başlatılan anaokullarına besin desteği hizmetinin dahi ekonomik koşullar gerekçe gösterilerek deprem bölgesi haricinde geri çekildiği görülmektedir. Öte yandan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayınlanan 160 sayfalık ‘Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2028)’ belgesinde okul çağındaki çocuklara ücretsiz gıda ve beslenme desteği yapılacağına dair bir ifade yer almamaktadır. Verilen sözler yerine getirilmediği gibi Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin ‘… okul öncesi eğitim kurumlarında çocukların okulda geçirdikleri süredeki temel ihtiyaçlarını, öz bakım süreçlerini ve eğitim programının uygulanmasını desteklemek amacıyla katkı payı alır’ maddesi ile eğitim; okul öncesi ve tüm kademelerdeki öğrenciler için yemekten, eğitim materyallerine kadar paralı hale getirilmiş durumdadır.
Açıklanan her veri ve son açıklanan PISA 2022 raporu artık nitelikli eğitimi, eğitimde eşitliği dahi konuşamadığımızın açık kanıtıdır. Üç yılda bir yapılan ve 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen alanlarındaki becerilerini ölçen PISA kapsamında öğrenciler, öğretmenler, okul yöneticileri ve velilere anketler uygulanmaktadır. Ankette öğrencilere sorulan sorulardan biri de ‘Geçen 30 günde yiyecek alacak paranız olmadığı için kaç kere yemek yiyemediniz?’ sorusuydu. Bu soruya verilen yanıtlar ülkemizde en az 5 öğrenciden birinin haftada en az bir kere parası olmadığı için yemek yiyemediğini ortaya çıkardı.
“GERÇEK TABLONUN DAHA VAHİM OLDUĞU AŞİKARDIR”
Türkiye 37 OECD ülkesi arasında yüzde 19,2 ile, son 30 günde haftada en az bir kez yiyecek parası olmadığı için yemek yiyemeyen öğrenci oranının en yüksek olduğu ülke oldu. Geçmiş yıllardaki LGS verilerine göre sosyo-ekonomik durumu düşük ebeveynlerin çocuklarının büyük çoğunluğu meslek liseleri ve imam hatip liselerinde iken sosyo-ekonomik durumu daha yüksek ebeveynlerin çocukları fen ve Anadolu liselerinde öğrenim görmektedir. Çoğunluğunu fen ve Anadolu lisesi öğrencilerinin oluşturduğu PISA anketinde dahi en az beş çocuktan biri açlığı yaşıyorsa diğer okul türleri ve okulların tamamı açısından gerçek tablonun daha vahim olduğu aşikardır.
“ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ CİDDİ YETERSİZ BESLENME SORUNU İLE KARŞI KARŞIYA”
MEB’in örgün eğitim verileri bile okul terklerinin ülke tarihinde görülmemiş boyutlara ulaştığını göstermektedir. Aynı zamanda TÜİK 2022 verilerine göre üç çocuktan biri (yüzde 35,3) ciddi maddi yoksulluk, yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyadır. Okul terklerinin bu maddi yoksulluktan kaynaklandığı açıktır, diğer bir deyişle neden yoksulluk sonuç okul terkidir. Yetersiz beslenme, çocukların fiziksel gelişimini, okul için hazır bulunuşluğunu, akademik başarısını ve okula devamını da etkilemektedir. Dünyada bu sorunların çözümü için en etkili ve en yaygın şekilde kullanılan müdahale programı okul çocuklarına ücretsiz beslenme desteği sunan kamusal okul yemeği programlarıdır. Bu programlar başta kız çocukları ve özel eğitim gereksinimi olan çocuklar olmak üzere dezavantajlı tüm öğrencilerin eğitimde fırsat eşitliğini ve derslere devamlı katılımını sağlayan bir işleve sahiptir.
Okul yemeği programlarının uygulandığı ülkelerde, bu programın çocuk yoksulluğuna, okul terki ve devamsızlığın azaltılmasına, akademik başarının artırılmasına, cinsiyetten kaynaklı ayrımcılığın, eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına etkisi, ulusal ve uluslararası kurumların yaptığı çalışmalarla ortaya konmuştur. Dolayısıyla, ‘çocuklara ücretsiz okul yemeği’ neden sunulmalı sorusunun bilimsel ve gözlemsel verilere bakarak cevabı çok net olmasının yanı sıra, okul yemeği programlarının uygulanmaması durumunda çocuklarımızın fiziksel, psikolojik ve bilişsel yetilerinin olumsuz etkileneceği de bir o kadar net bir gerçektir.
“ÇOCUKLAR OKULDA AÇ KALMAMALI”
Bir gıda krizi içinde olduğumuz, toplumun geniş kesimlerinin sağlıklı beslenme açısından ciddi sorunlar yaşadığı ve bu sorunun mevcut şartlar bu şekilde devam ederse daha da kötüye gideceği bilinmelidir. Gıda krizi çocukların sağlıklı büyüme ve gelişme hakkının bir ihlali olarak görülmelidir. Açlık, gizli açlık, yoksulluk, güvencesizlik çocukların eğitim görmesine engel olmamalı. Çocuklar okulda aç kalmamalı. Eğitim kurumları çocuklara eğitim ve sağlıklı beslenme imkanını bir arada sunmalı. Çocuklara iyi bir hayat sağlamak siyasal iktidar, muhalefet ve tüm toplumsal kurumlar için kamusal bir görevdir; ancak her yurttaş için de ahlaki bir sorumluluktur.
“KAMUSAL DESTEK DAYANIŞMA PROGRAMI ACİLEN UYGULANMALI”
Türkiye’nin de 27 Ocak 1995’te onayladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’nde de belirtildiği üzere; ‘taraf devletler, her çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ve toplumsal gelişmesini sağlayacak yeterli bir hayat seviyesine hakkı olduğunu kabul eder. Ulusal durumlarına göre ve olanakları ölçüsünde ebeveynlerine ve çocuğun bakımını üstlenen diğer kişilere, çocuğun bu hakkının uygulanmasında yardımcı olmak amacıyla gerekli önlemleri alır ve gereksinimi olduğu takdirde özellikle beslenme, giyim ve barınma konularında maddi yardım ve destek programları uygularlar’ Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmenin ilişkin maddesine dayanarak tüm kademelerdeki okullarda eğitim gören tüm çocuklarımıza ayrım yapılmaksızın ücretsiz nitelikli bir öğün yemek ve okulda geçirdikleri süre boyunca temiz içme suyu temininin sosyal devletin görevi olduğunu hatırlatıyor ve çocuklarımız başta olmak üzere yoksullukla ilişkili olarak yetersiz beslenme ve açlık sorunu yaşayan kesimlere yönelik bir ‘kamusal destek-dayanışma programı’ acilen uygulamaya konulmalıdır diyoruz.
Başta siyasi iktidar olmak üzere tüm bileşenler, yetersiz beslenme ile mücadelede sorumluluk almalı ve devlet okullarında ücretsiz beslenme birincil öncelikli mesele olarak görülmelidir. Ekonomik krizin derinleştiği bu dönemde “Türkiye Okul Yemeği Koalisyonu” olarak son derece önemli olan bu meselenin çözümüne katkı sunmak isteyen kurum ve kişilere çağrımızdır: Gelin hep birlikte çocuklarımızın geleceğine sahip çıkalım, yapılan çalışmaların takipçisi olalım ve birlikte çözüm üretelim.”
]]>Tekin, Alsancak Gar Toplantı Salonu’nda kentteki eğitim yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Her ayın ilk cumartesi günü yaptıkları “Öğretmenler Odası Buluşmaları”nı bugün Türkiye’nin farklı illerinden gelen 300 öğretmenle İzmir’de gerçekleştirdiklerini söyleyen Tekin, AK Parti hükümetlerinin eğitim alanında çok ciddi yatırımlar yaptığını, 2002-2003 eğitim-öğretim yılına göre derslik sayısı, öğretmen sayısı ve benzeri sayısal göstergelerin minimum iki katına çıkartıldığını söyledi.
Bakan Tekin, bu ay sonunda gerçekleşecek Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin Milli Eğitim Bakanlığını çok yakından ilgilendirdiğini belirterek, yerel yöneticilerin kendilerine destek verdiği yerlerde eğitim yatırımlarının çok rahat bir şekilde yürüdüğüne dikkati çekti.
İzmir’de yatırım programına alınan, ihale veya inşaat sürecinde olan 90 projenin bulunduğunu bildiren Tekin, “Bu projelerin bir kısmı devam ediyor, bir kısmı ihale sürecinde, bir kısmı ihalesine çıkılmış, imar ve inşaatla, ruhsatla ilgili problemlerin çözülmesi bekleniyor. Dolayısıyla bu bahsettiğimiz yatırımlarla ilgili süreç tamamlandığında toplamda İzmir’deki derslik sayısına 1907 derslik ilave edilmiş olacak.” diye konuştu.
Tekin, 90 projenin bedelinin yaklaşık 6 milyar 800 milyon lira olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2024’te İzmir için 956 dersliğe tekabül eden toplam 23 yeni okul projesini yatırım programımıza aldık. İzmir halkına, İzmir’deki eğitim öğretim sürecini sabırsızlıkla bekleyen, takip eden eğitim camiasına hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Ayrıca deprem kapsamında toplam 17 okulumuzda 2023 yılı içerisinde deprem güçlendirme çalışmaları başlamış, bu da 329 dersliğe tekabül ediyor. Onları da tamamlayacağız. Deprem güçlendirmesi yapılması gereken 48 okulumuzu da güçlendirme sürecine alıyoruz. Onların da derslik karşılığı 683.”
Bunların tamamlanmasıyla İzmir’deki derslik sayısının yaklaşık 33 binin üzerine çıkacağını kaydeden Tekin, Ankara’da hayata geçirecekleri müzik ilkokulu-ortaokulu ve lisesi projesini İzmir’de de planlayacaklarını söyledi.
İzmir’e de gastronomi lisesi projesi
Tekin, bakanlık olarak mesleki eğitimdeki ara eleman problemini çözmek için ciddi tedbirler aldıklarını, Türkiye genelinde oluşturmayı planladıkları gastronomi liselerinin ilkini 2024-2025 eğitim-öğretim yılında İstanbul’da başlatacaklarını ifade etti.
Uygun bir lokasyon temin edilmesi halinde bunun ikinci örneğini İzmir’de planlamak istediklerini kaydeden Tekin, “Bir hayırseverimiz yapımını üstlendi. Bizim yatırım programımızın dışında inşallah dediğimiz koşullara uygun bir lokasyon üretilebilirse onu da hayata geçirmiş olacağız.” dedi.
Tekin, Konak Öğretmenevi’ni yatırım programına aldıklarını, mevcut yerinde 2 yıl içinde tekrar hizmete açılacağını, Foça’da atıl durumda bulunan Hizmetiçi Eğitim Merkezi’ni de Öğretmen Akademileri’nin İzmir şubesi olarak hayata geçireceklerini sözlerine ekledi.
İzmir’e 100 yeni kreş ve Çocuk Gelişim Akademisi
AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ da seçimi kazanmaları halinde eğitim alanında çocuklara ve velilere yönelik bazı projeleri hayata geçireceklerini, İzmir’e 100 yeni kreş ile Çocuk Gelişim Akademisi’ni kazandıracaklarını, çocuk üniversiteleri kuracaklarını aktardı.
Çocukların eğitim-öğretim hayatlarının her anında yanlarında olacaklarını kaydeden Dağ, “Güçlü, huzurlu ve müreffeh bir İzmir, sadece bizim değil, gelecek nesillerimizin de hakkı. İzmir’imizin aydınlık yarınları için, el ele, omuz omuza, yürek yüreğe mücadele edeceğiz. Milli Eğitim Bakanlığımızın vizyonu olan ‘Hayata hazır, sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştiren bir eğitim sistemi’ için İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak gelecek 5 yıla ‘biz hazırız’ diyorum.” dedi.???????
]]>Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde ikinci gününde devam eden forum kapsamında yapılan panelin moderatörlüğünü, TRT World sunucularından Alican Ayanlar üstlendi.
Panelde konuşan Kamerun Dışişleri Bakanı Lejeune Mbella Mbella, kıtanın yer altı ve üstü kaynaklarıyla birlikte insan kaynağıyla da büyük potansiyele sahip olduğunu, bu nedenle gençlerin eğitiminin öncelik taşıdığını söyledi.
Türkiye gibi ortaklarla sahip oldukları potansiyeli ortaya çıkarmak istediklerini dile getiren Mbella, “Bugün kendi gerçeklerimize uygun bir eğitim sistemi ortaya koymak için çabalıyoruz. Ekonomi ve eğitim için yeni teknolojilere adapte olmak lazım. Teknoloji transferinin, duruma uygun şekilde ve kalkınma hedefleri ışığında yapılması lazım.” dedi.
Mbella, ülkesinin kendine yeten bir tarım sistemi üretmek için mücadele ettiğini, altyapının geliştirilmesinin kıtanın en büyük ihtiyaçlarından biri olduğunu belirtti.
Kıtada serbest ticaretin gelişmesi için komşu ülkelerle entegrasyonun artırılması gerektiğine işaret eden Mbella, “Kıtada güvensizlik ve savaş endişesi var. Silahları durdurmalıyız. Gerçekten kalkınma için, insanların yerinden edilmemesi için entegre bir kalkınma gerekli.” diye konuştu.
“Gıda sorununa odaklanmalıyız”
Zimbabve Dışişleri ve Uluslararası Ticaret Bakanı Frederick Shava, kıtadaki en elzem sorunun gıda olduğunu vurgulayarak, atılmasını düşündüğü adımları şöyle sıraladı:
“Afrika nüfusuna gıdayı nasıl sağlayacağımıza odaklanmamız gerekli. Gıdayı üretebilirsek nüfusumuzu da rahata erdirebiliriz. Diğer mesele de iklim değişikliğiyle nasıl mücadele edeceğimiz, bu da son derece elzem bir konu. Üçüncü husus ise eğitim konusu. Demografik olarak nüfusumuzun yüzde 60’ı gençlerden oluşuyor. Bu minvalde yeterli eğitim olanaklarını sağlamamız gerekli. Bir diğer konu da dijitalleşme. Hem gıda üretiminde hem de nüfusumuzdan ötürü dijital ekonomiye geçmemiz gerekiyor. Bütün bunlarla birlikte eğer barışı tesis edebilirsek, kendi gençlerimize eğitim anlamında daha çok şey verebiliriz.”
Shava, ülkesinde üniversite sayısının 21’e çıktığına ve eğitim talebinin arttığına dikkati çekerek, gençlerin inovasyon merkezlerinde kurdukları hayalleri gerçeğe dönüştürüp üretim yaptığını aktardı.
Kovid-19 döneminde oksijen bulamadıkları için kendi üretimlerini yapmaya başladıklarını anlatan Shava, halihazırda bu tesisin başka ülkelere de oksijen sattığına işaret etti.
Zimbabveli Bakan Shava gibi gıda sorununa vurgu yapan Mozambik Dışişleri Bakanı Veronica Nataniel Macamo Dlovo da “Kıtadaki en büyük problemimiz açlık. Bugün giydiğim elbiseyi yarın tekrar giyebilirim ama her zaman yemem gerekiyor. Çiftçilere ve tarıma yatırım yapmamız gerekiyor.” şeklinde konuştu.
Mozambik’teki terör sorununun yol açtığı zorluklara değinen Dlovo, ayrıca terörün sadece tek bir ülkenin meselesi olmadığının ve global bir sorun olduğunun altını çizdi.
“Gelin Afrika’da yatırım yapın”
Gabon Dışişleri Bakanı Regis Onanga Ndiaye, herkesin kıtadaki potansiyelin farkında olduğunu ifade ederek, barış ortamının sağlanıp eğitim ve tarım alanına yatırım yapılması gerektiğini dile getirdi.
Ndiaye, “Afrika’da bu kadar toprak olması ve kıtanın açlıkla mücadele etmesi bir sorun, burada bir çelişki var. Türkiye gibi ülkelerle işbirliği son derece önemli.” ifadelerini kullandı.
Batılı ülkelerdeki bazı yatırımcıların ülke kaynaklarından yüzde 80 gibi büyük oranda karlarla ülkesine döndüğünü ve bunun adil olmadığını hatırlatan Ndiaye, “Gelin Afrika’da yatırım yapın ve herkes kazanmaya devam etsin.” dedi.
“Eskiden Afrikalıları bu tür forumlara çağırdıklarında bize ders veriyorlardı, artık biz ders veriyoruz çünkü kıtamızı biz tanıyoruz.” diye konuşan Bakan Ndiaye, ülkenin kalkınması için büyük yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Ndiaye, halen 1970’lerde yapılan demir yolunu kullandıklarını ifade ederek, hedeflerinin yeni ortaklarla ülkedeki yer altı kaynaklarını işleyip dünyaya ulaştırmak olduğunu kaydetti.
Bir soru üzerine Ndiaye, borçlanmanın, altyapı ve eğitim gibi gerekli yerlere harcama yapıldığında vatandaşların geleceği için faydalı olduğuna dikkati çekti.
Namibya Dışişleri Bakanı Peya Mushelenga ise potansiyeli ortaya çıkarmak için komşu ülkelerle ticareti artırmak istediklerini, halihazırda devam eden projeleri bitirme çabası içinde olduklarını anlattı.
“Eğitim ve teknoloji imkanları gelişiyorken insanların yoksulluk için de yaşıyor olması anlamsız. ” şeklinde konuşan Mushelenga, ancak eğitime odaklanarak halkı yoksulluktan kurtarabileceklerini belirtti.
]]>ERÜ Tıp Fakültesi’nde açılan faaliyet odaları ve kulüpler ile öğrenciler karakalemden yogaya, tiyatrodan müzik etkinliklerine kadar birçok sanat ve spor alanında hem kendilerini geliştiriyor hem de derslerine motivasyonlarını arttırıyor. Öğrenciler gerek ders aralarını gerekse diğer boş vakitlerini etkinliklerle geçirerek mesleklerine giden akademik hayatlarının yanında kültür ve sanat faaliyetlerinden de geride kalmıyorlar.
Bir hekimin insanı ruh ve beden olarak bütün halinde tanıması gerektiğini söyleyen ERÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, “Erciyes Üniversitesi akredite bir üniversitedir ve tüm Türkiye’de devlet üniversiteleri arasında tıp fakültemiz ilk 10’da yer almaktadır. Eğitim kalitesinin arttırılması bizim için esas. Fakat bir hekim insanı bir bütün tanımalıdır. Yani ruh ve beden bütünlüğü olarak bakmalı. Bu bakımdan biz öğrencilerimize bu sene ilk defa seçmeli olarak psikoloji dersi koyduk. Yine bir hekimin hastalıklara esnek yaklaşması için düşünce yapısı, mantık yürütmesi çok önemli. Felsefe derslerini de koyduk. Yine sportif aktivitelerini eğitimin içinde gördüğümüz için yüzme dersleri de bu sene ders programına entegre edilmiş oldu. Biz bir taraftan da dünyadaki ve Türkiye’deki ilk 3’teki üniversitelerin ders programını inceledik. Bu bakımdan da üniversitemize bu ders programlarını kendi iç bünyemizdeki değerlendirmeler neticesinde revize ederek kazandırdık. Şu anda üniversite öğrencilerimiz tüm dünyadaki ve Türkiye’deki en iyi üniversiteler hangi programları uyguluyorsa onu görüyorlar” dedi.
“Öğrenciler kişisel gelişimlerine katkıda bulunuyor”
Prof. Dr. Kemaloğlu, öğrenci kulüplerine tahsis edilen odalarda gerçekleşen faaliyetler ile öğrencilerin kişisel gelişimlerine de katkıda bulunduklarını söyleyerek, “Başka bir konu da tabi ki öğrencilerin boş vakitlerinde kampüs içerisinde eğitim anlamında ne yapabilecekleridir. Biz bu boş vakitleri de eğitime dahil kabul ediyoruz. Çünkü üniversite eğitimi aynı zamanda bir karakter eğitimidir. Sadece bir akademik eğitim değildir. Bu bakımdan üniversitemizin içerisinde kitap okuma etkinlikleri başlattık. Her ay bir öğretim üyemiz, seçtiği bir kitabı öğrencilerimizle paylaşıyor. Yine öğrencilerimizin sosyal etkinliklerine hız verdik. Öğrenci kulüplerimiz için bir oda tahsis ettik. Onlar sosyal programlarını danışman hocaları eşliğinde bize iletiyorlar ve biz dekanlık olarak her türlü desteği veriyoruz. Müzik anlamında öğrencilerimiz çok güzel bir konser verdiler. Yine fakültemizin tiyatro kulübü de önümüzdeki aylarda çok güzel bir oyun sergileyecek. Yine gururla söyleyebilirim ki bir hekimin el becerileri çok önemlidir. Fakültemizin içerisine el becerilerini arttırabilmek için karakalem odası açtık. Öğrencilerimiz boş vakitlerinde burada çini ve karakalem boyamalar yapabiliyorlar. Yine stres yönetimi açısından yoga-plates odası açtık. Öğlen aralarında çocuklarımız spor da yapabiliyorlar. Dolayısıyla biz öğrencilerimizi sadece derste değil, ders aralarında da burada kalsınlar, kendi kişisel gelişimlerine katkı sunsunlar diye desteklemeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Öğrencilerimizin sadece eğitim amaçlı yurtdışına gitmesini istiyoruz”
Türkiye’de hekimlerin ve doktorların dünya standartlarında çok iyi yerlerde olduğunu söyleyen Prof. Dr. Kemaloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bizler Türkiye’nin en nitelikli öğrencilerini kabul ediyoruz, yüzde 1’lik dilimle bize geliyorlar. Bu öğrencilerimizin eğitiminin sonunda da ülkemize hizmet vermelerini istiyoruz. Fakat bazen duyuyoruz ki yurtdışında çok cazip imkanlar var, orada çok iyi eğitim imkanları var gibi bir takım sözler oluyor veya algı operasyonuyla gidiyor bu. Ben dahil birçok öğretim üyemiz yurtdışında bulunduk eğitim amaçlı olarak. Orayı tanıyoruz, oranın kabiliyetlerini ve ekonomik durumunu da çok iyi biliyoruz. Bu düşüncede öğrencilerimizi bilinçlendirmeye devam ediyoruz. Şunu çok net söyleyebilirim ki bizim öğretim üyelerimiz ve hekimlerimiz kabiliyet ve bilgi anlamında Avrupa’daki hekimlerin üzerindeler veya ilk 3’teler diye çok rahat söyleyebilirim. Fakat öğrencilerimizin de bunu kendilerinde görmeleri için ERASMUS hareketliliği kapsamında biz öğrencilerimizi anlaşmalı olduğumuz Avrupa’daki üniversitelere eğitim amaçlı gönderiyoruz. Onları üniversitemiz burs anlamında destekliyor, daha sonra öğrencilerimiz buraya dönüp deneyimlerini de hem arkadaşları hem de hocaları ile paylaşıyor. Bir kere daha söylemek istiyorum ki; biz hekimlerimizin ülkemizde kalmasını ve sadece eğitim amaçlı yurtdışına gidip gelmelerini istiyoruz. Çünkü devletimiz öğrencilerimiz için çok büyük yatırım yapmakta ve haklı olarak da burada kalıp ülkesine hizmet etmesini beklemekte.”
Kampüste karakalem çalışmalarına katılan ERÜ Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencisi Kübra Bölükbaşı, “Ben karakalemi kendim hobi olarak evde yapıyorum ama sonrasında kendi kulübümüz ile birlikte böyle bir oda da açıldığı için etkinlikler düzenleyip bu işte biraz daha yetenekli olan arkadaşlarımızdan eğitimler alıyoruz. Kendimiz çizmeye çalışıyoruz. Bu aktiviteleri dersler arasında yaptığımız için tabi ki rahatlıyoruz. Bu odayı bize kazandıran Alper hocamıza teşekkür ederiz” dedi.
ERÜ Tıp Fakültesi dönem 3 öğrencisi Melisa Karsandı ise “Ben taekwondo branşı ile ilgileniyorum. 13 yıldır yapıyorum. ERÜ özellikle de dekanımız sayesinde burada antrenmanlar yapmaya başladım. 2013’ten beri Türkiye derecelerim var. Özellikle 2017 Balkan Şampiyonası benim ilk milli takım mücadelem oldu. 2021 yılında buraya geldikten sonra ara vermek zorunda kaldım. Şimdi de dekanımız sayesinde tekrar başladım. Çok mutluyum, spor küçüklüğümden beri yaptığım bir şey olduğu için beni çok mutlu ediyor. Derslerime motive olmamı sağlıyor. Başta rektörümüz ve dekanımız olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Dönem 2 öğrencilerinden Ece Yurttaş da, “Yaptığım etkinlik derslerime daha çok odaklanmamı sağlıyor. Ben profesyonel olarak piyano çalıyorum ve yaklaşık 9 sene oldu. Fakültemizde de buna çok fazla ilgi var. Dekanımız bize piyano temin edilmesini sağladı ve birçok arkadaşımız da piyano etkinliğinden faydalanabiliyor gerek çalma gerek konser olarak. Onun dışında yine dekanımızın bize sağladığı imkanlarla bir spor kulübü kurduk ve tıbbın sadece akademiden ibaret bir şey olmadığını da anlamış olduk. Çünkü etkinliklerimize katılım çok fazla ve bu bizi çok mutlu ediyor. Tıp sadece ders çalışmak değil, sosyal bir dinamiği de olan bir meslektir. Bu konuda da dekanımıza, rektörümüze ve bize bu imkanları sağlayan hocalarımıza çok teşekkür ederiz” dedi. – KAYSERİ
]]>Talas Belediyesi, Kayseri’nin en büyük 1’inci, Türkiye’nin ise 6. en kalabalık ilçesi olan Mevlana Mahallesi’nin okul ihtiyacını gidermek için Hayırsever Ahmet Gönen işbirliği ile yaptırılacak olan Ahmet Gönen Lisesi’nin temelini attı. Törene, Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, davetliler ve mahalle sakinleri katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından törenin açılış konuşmasını yapan İl Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, “Biz her platformda geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız, gençlerimiz diyoruz. Geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımızı hayata hazırlama sürecinde onları en iyi imkanlarla buluşturmayı hedefliyoruz. Temelini atacağımız bu yatırımın en önemli hususlarından bir tanesi hayırseverimizin yaptığı bir yatırım ve belediyemizin desteği ile yapılan bir okul. Hayırsever ve belediye katkısıyla çok kıymetli bir okul daha kazanacağız. Talas ilçemiz çok hızlı gelişen, büyüyen bir ilçe. İhtiyaç olan bir yerde ihtiyacı karşılayacak ve sorunu çözecek bir temel atıyoruz” dedi.
“Sadece 5 yılda 8 okul bitirdik ve teslim ettik”
Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın da, “Nüfus yoğunluğu açısından Türkiye’nin en kalabalık 6’ıncı, Kayseri’nin de en büyük 1’inci mahallesinde bulunuyoruz. Her biri bir köy büyüklüğünde olan çok sayıda apartman var. Buralarda en önemli konunun eğitim olduğu göz ardı edilemez. Biz başlarken “Cumhuriyet’imizin 100. Yılında 100 proje” dedik, 210 proje olmuş ama en önemlisi de eğitim. Bende öğretmen olunca aklımı taktım ve meclis üyelerimizde bizi desteklediler. Artık Talas’ta valimizin, kaymakamımızın ve milli eğitim müdürümüzün de aklını taktığı gibi ikinci eğitime son vermiş olalım. Ben 30 sene boyunca “sabahçı mısın, öğlenci misin?” sorusuna muhatap oldum. Hiç hoşunuza giden bir durum değil. Artık Kayseri’de bu iş bitiyor. Devlet ve millet işbirliği ile yapıldığı içinde devlet adına biz hazine arazilerini veriyoruz. Yoksa da planlıyoruz. Hayırseverimizde yapıyor. Büyün bir güzellik ile işi bitiriyoruz. Sadece 5 yılda 8 okul bitirdik ve teslim ettik. Şuanda da inşaatı devam eden 8 okulumuz var. 4 tanesi önümüzdeki eğitim öğretim yılına yetişmiş olacak” ifadelerini kullandı.
Yalçın, “Türkiye Yüzyılı demek sadece slogan atmaktan ibaret değil ve olmamalı. Biz Türkiye Yüzyılının altını eğitim yüzyılı olarak doldurursak, sanayiciler üretim yüzyılı olarak altını doldurursa, herkes kendini işiyle altını doldurursa o zaman Türkiye yüzyılı olur. Kıyamete kadar Türkiye Cumhuriyetinin yüzyıllarına ve muassır ülkeler seviyesindeki yerimizi alırız. Bunun için elimizden geleni yapıyoruz” diye konuştu.
Talas Kaymakamı Yaşar Dönmez ise, “İlçemiz ülkemizde en hızlı gelişen ve nüfusu en hızlı artan ilçelerimizden birisi. Mevlana Mahallemizde hem ilimizde he ülkemizde hızla gelişen bir mahallemizdir. Durum böyle olunca bu kadar nüfusa eğitim alt yapısı gerekiyor. Bunları yapmak bakanlığımızın görevidir ama bu kadar nüfus artışı karşısında bakanlığımızın bu kadar hızlı gelişen bir ihtiyacı biranda karşılama imkanı olamaz. Olsa bile desteklemeliyiz. İlçemiz bu konuda son derece şanslı. İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün yoğun çabaları karşısında belediyemiz ve hayırseverlerimizde devreye girmek suretiyle bu ihtiyacı hızlı bir şekilde karşıladılar” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından dua edildi ve okulun temeli atıldı. – KAYSERİ
]]>Birlikten yapılan açıklamaya göre, gastronomi turizminin gelişmesine katkı vermenin yanı sıra turizm meslek liselerinden mezun olan öğrencilere iş imkanı sağlamak amacıyla hayata geçirilen “Sektör Yetenek Avında” projesi yeniden başlatıldı.
Proje kapsamında düzenlenen “Turizm Meslek Liseleri Arası Aşçılık Yarışması”nın dördüncüsü, verilen 3 yıl aranın ardından Gastronometro’da gerçekleştirildi. Yarışma, 2021 ve 2022’de Kovid-19 salgını nedeniyle 2023’te de 6 Şubat’ta meydana gelen depremler nedeniyle yapılamamıştı.
TÜROB Başkanı Müberra Eresin, törende yaptığı konuşmada, son yıllarda Türkiye’nin gastronomi turizmi için tercih edilen öncelikli bir ülke haline geldiğini belirtti.
Eresin, “Dünya ülkelerinde turizm gelirinin önemli bir kısmını oluşturan gastronomi turizmi Türkiye’de de hala gelişime açık bir alandır. Gastronomi de fazlasıyla nitelikli iş gücüne ve deneyime dayanıyor. Dolayısıyla gençler bu konuda en önemli avantajımız ve güvencemiz. Hedefimiz bu yarışmayı büyütmek, Türkiye geneline farklı kategorilerle genişletmek. Bu amaca yönelik adımlarımızı hızlıca atmak üzere TUGEV ile işbirliğimizi de başlattık.” ifadesini kullandı.
Gastronomi açısından birçok ülkeden daha yüksek potansiyele sahip olan Türkiye bu özelliğini turizme yansıtmayı tamamen başardığında turizm gelirinde önemli artış olacağını belirten Eresin, bu yolda Turizm Meslek Liseleri Arası Aşçılık Yarışması’nın sektör-okul işbirliğinin en güzel ve en anlamlı örneklerinden biri olduğunu vurguladı.
Eresin, sadece dereceye girenlere değil, yarışmaya katılanların tamamına staj ve istihdam imkanı sunulduğuna dikkati çekerek şunları kaydetti:
“Türkiye’de orta ve uzun vadede gastronomi turizminin gelişmesine katkı sağlamasının yanı sıra turizm meslek liselerinden mezun olanlara istihdamın yolunu açan projeyle, turizm otelcilik sektörünün nitelikli çalışan ihtiyacının karşılanması ve meslek lisesi mezunlarının eğitim aldıkları alanda istihdam edilme imkanlarının artırılmasını ana hedef olarak belirlemiştik. Öğrencilerimizin eğitimlerinin bir parçası olarak motivasyonlarını artırmak ve sektörümüzün de okullara dikkatlerini çekmek üzere düzenlediğimiz bu yarışmada aslında kazanan tüm okullar. Hepsini yürekten tebrik ediyorum.”
Eresin, sektörün önde gelen şeflerinden oluşturdukları jürinin, genç şeflerin hazırladığı birbirinden başarılı tabaklar arasından seçim yapmakta ilk defa çok zorlandığını ifade etti.
“Mutfağımızın geleceğine bugünün genç şefleri yön verecek”
Metro Türkiye’nin Kurumsal İletişim ve Kamu İlişkileri Müdürü Aslı Duran da yaklaşık 35 yıldır Türk mutfak kültürünü ve değerlerini korumak, gelecek nesillere aktarmak ve şefleriyle birlikte bu mutfağın dünyada hak ettiği yere gelmesini sağlamak için çalıştıklarını vurguladı.
Duran, “Metro Türkiye olarak, mutfağımızın geleceğine bugünün genç şeflerinin yön vereceğine olan inancımızla onların eğitimleri ve gelişimleri için pek çok proje geliştiriyor, işbirlikleri yapıyoruz. Türk mutfağının sürdürülebilirliği için yaptığımız her çalışmada ülkemizin ilk gastronomi keşif platformu olan Gastronometro, hem bir eğitim ve AR-GE merkezi hem de gastronomi dünyasını bir araya getiren bir buluşma noktası olarak önemli bir rol üstleniyor. Yeme içme sektörünün en büyük iş ortağı olarak genç şeflerimize tavsiyemiz, Türk mutfağının tekniklerini, geleneklerini en iyi şekilde öğrenmeleri, yerel ürünlere ve coğrafi işaretli ürünlerimize sahip çıkarak değer kazanmasına destek vermeleri. Metro Türkiye olarak biz, tüm bu konularda onların yanında olmaya devam edeceğiz.” dedi.
İstanbul’dan 12 meslek lisesinin öğrencilerinin kıyasıya yarıştığı, jüri başkanlığını şef Vedat Başaran’ın yaptığı yarışmanın ödül törenine, İstanbul Valisi Davut Gül ile eğitim, turizm, gastronomi ve medya alanından temsilciler katıldı.
Yarışmanın birincisi, Sarıyer Vehbi Koç Vakfı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi oldu. İkincilik ödülü Selimpaşa Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine ve üçüncülük ödülü TÜROB 50. Yıl Şişli Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine verildi.
ECOLAB Hijyen Ödülü de Kumburgaz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin oldu. Katılımcı tüm okullara Gastronometro tarafından hediyeler takdim edildi.
]]>Ataşehir’de bir otelde gerçekleştirilen imza töreninde konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, öğretmenlerin eğitimin yüzde 70’ini oluşturduğunu, sınıfların, materyallerin ve diğer imkanların ise ancak yüzde 30’u teşkil ettiğini söyledi.
Erdoğan, Anadolu’da yaptıkları eğitime destek platformu toplantılarında, zaman zaman öğretmenlerle ilgili memnuniyetsizliklerin kendilerine sunulduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Her zaman şunu söylüyorum; bizim 1 milyon 100 bin öğretmenimiz var. ‘Bir yerde 1 milyon 100 bin iyi öğretmen var. Biz onları getirsek bu iş çözülecek.’ Böyle bir dünya yok. Biz öğretmenlerimizi öncelikle değerli hissettirmek zorundayız. STK’ler, veliler, kamuoyu olarak eğitimcilerimize kıymet veren bir toplum olursak, o zaman eğitimin sonuçlarında en hızlı iyileşmeleri sağlama imkanına kavuşuruz. Ama Türkiye’de eğitim dendiği zaman hala sistem, müfredat, özlük hakları, gösterge, bunlar konuşuluyorsa, eğitim denince ‘atanamayan öğretmen’ diye bir şey anlaşılıyorsa o zaman bizim eğitim sonuçlarını geliştirme imkanımız olmaz.”
“Öğretmen kendini geliştirme motivasyonunu kazanırsa, sınıftaki performansı artacaktır”
Erdoğan, vakıf olarak son yıllarda öğretmenlere yönelik nasıl faaliyetler yapabileceklerini düşündüklerini anlattı.
Bu kapsamda özellikle vakıf merkezinin çevresindeki okul müdürleriyle bir araya gelerek, onlara “Öğretmenlerimize ne tür eğitimler açarsak gönüllülük esasıyla gelirler?” diye sorduklarını ifade eden Erdoğan, “Biz İlim Yayma Vakfı olarak öğretmenlerimizin severek, isteyerek geleceği programları açmak istiyoruz.” dedi.
Bu sene bir programa başladıklarını kaydeden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunları tecrübeyle geliştirmek, yeni modüller eklemek istiyoruz. Bu anlamda şu anda Vefa’da bir yerimiz var. Üniversitemiz Halkalı’da, onun imkanlarını seferber edebiliriz. Anadolu Yakası’nda küçük bir yerimiz daha olması önümüzdeki aylarda söz konusu. Dolayısıyla öğretmenlerimizin hem erişebileceği hem isteyerek geleceği programlar açmak istiyoruz. Bu protokol inşallah bunun bir başlangıcı olur. Vakıf olarak, gerçekten idealist ve hala talebe olduğunun farkında olan öğretmenlerimizin yanında olmak istiyoruz. Böyle olan öğretmenlerimizin sayısının da artmasını arzu ediyoruz.”
Erdoğan, moral, motivasyon ve değerli hissettirme çalışmalarının özellikle gerekli olduğunu düşündüğüne işaret ederek, “Vereceğimiz eğitimler bana kalırsa pedagojik formasyon, sınıf yönetimi olmamalı. Öğretmen arkadaşımız kendini ne alanda geliştirmek istiyorsa, enstrüman öğrenmek isteyen enstrüman, dil öğrenmek isteyene dil… Bunun sunulması gerektiğini düşünüyorum. Öğretmen arkadaşımız kendini geliştirme motivasyonunu kazanırsa, eminim sınıftaki performansı çok fazla artacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Eğitimde başarının birinci şartı motivasyon ve isteklilik”
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar da eğitimin bir ülkenin en önemli konularından biri olduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Acar, artık “hayat boyu eğitim” kavramının bir zaruret haline geldiğine dikkati çekerek, eğitimde başarının birinci şartının motivasyon ve isteklilik olduğunu ifade etti.
Sabahattin Zaim Üniversitesinin imkanları, İlim Yayma Vakfı ve İl Milli Eğitim Müdürlüğünün işbirliğiyle hayata geçirilen projeyi memnuniyetle karşıladığını söyleyen Acar, “Elimizden gelen bu ve bunun dışındaki lisansüstü programlar ve benzeri diğer programlar için her zaman imkanlarımız ölçüsünde eğitim dünyamızın hizmetinde olduğumuzu ifade ediyorum.” diye konuştu.
“Öğretmen eğitiminin niteliğinin geliştirilmesi işimizin en başına koyduğumuz mesele”
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür ise var olmanın değişmek, değişmenin olgunlaşmak, olgunlaşmanın ise sürekli kendini yenilemek olduğunu dile getirdi.
Bu yenilenmeye yakışacak en önemli kavramın da öğretmenlik mesleğine ait olduğunun altını çizen Yentür, “bilgi”, “değişim”, “davranış” ve “sevgi” kavramlarının öğretmenlik mesleğinin en temel olguları olduğunu ifade etti.
Yentür, kendilerine düşen görevin, sahanın ihtiyaç analizini yaparak yerinde, kaliteli, etkin, verimli program ve organizasyonlar yapmak olduğunu belirterek, “Öğretmen eğitiminin niteliğinin geliştirilmesi işimizin en başına koyduğumuz mesele.” ifadesini kullandı.
Meslektaşlarına inandıklarını ve güvendiklerini vurgulayan Yentür, onlarla Türkiye Yüzyılı’nı hep beraber inşa edeceklerini kaydetti.
Eğitim programının ilk dersi verildi
Öğretmen ve okul yöneticilerinin mesleki gelişimlerini desteklemek amacıyla hayata geçirilen “İlim Yayma Öğretmen Gelişim Sertifika Eğitim Programı”nın ilk dersi, eski Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Nabi Avcı tarafından verildi.
Dersin ardından İl Milli Eğitim Müdürü Yentür, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Acar ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Erdoğan, işbirliği protokolünü imzaladı.
]]>“EN BÜYÜK YATIRIMIMIZI İNSANA YAPTIK”
Recep Tayyip Erdoğan Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Proje Lansman Toplantısında özellikle sürdürülebilir çevreye dair projeler ve eğitim projeleri büyük beğeni topladı.
Eğitimde fark yaratan projeleri ile Sancaktepe’nin son 5 yılına damga vuran Cumhur İttifakı Sancaktepe Belediye Başkanı ve Belediye Başkan Adayı Şeyma Döğücü, tanıttığı vizyon projeleriyle Sancaktepeli’lerden tam not aldı. Döğücü, “En büyük yatırımımızı insana yaptık. Sancaktepe sizlerin desteğiyle yine emin ellerde olacak.” dedi.

“SANCAKTEPE EMİN ELLERDE”
“Sancaktepe Emin Ellerde” mottosuyla projelerini tanıtan Cumhur İttifakı Sancaktepe Belediye Başkan Adayı Şeyma Döğücü, “Şehri yönetirken merkeze insanı aldık. Merkezde her zaman insan var, insanla şehir arasındaki bağın sağlıklı olmasını şehrin sağlıklı olmasıyla eş değer gördük. Yaptığımız her projenin insanın mutluluğuna, geleceğine, zamanına birikimine duygu ve düşünce dünyasına dönük olsun istedik. En büyük yatırımımızı insana yaptık.” sözleriyle vizyonunu ortaya koydu.
7/24 Belediyecilik anlayışıyla geçtiğimiz 5 yılda 268 projeyi tamamladıklarını anlatan Döğücü, nitelikli eğitim, donanımlı okullar noktasında büyük mesafe kat ettiklerinin ve bu sayede öğrencilerin başarı ortalamasını arttırdıklarının altını özellikle çizdi.Kültür- sanat, çevre, sosyal alanlar, spor alanları dahil birçok hizmeti vatandaşa sunmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Döğücü, pandemi döneminde ve 11 şehrimizi etkileyen deprem felaketi sonrası afet bölgelerinde de vatandaşın yardımına koştuklarını hatırlattı.

“KAZANIMLARIMIZIN ÜZERİNE YENİLERİNİ EKLEME ZAMANI”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Belediyecilik diğerlerinin nazarında bir rant kapısı olabilir ama bizim nazarımızda sadece millete hizmet kapısıdır diyoruz” sözüne atıf yapan Döğücü, 5 yıllık yeni dönemin heyecanını yaşadıklarını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim vizyonumuz teknoloji ile bütünleşirken kaynaklarını koruyan çevreci bir Sancaktepe… Bizim vizyonumuz kimliğini koruyarak geleceğini kuran bir Sancaktepe… Nitelikli eğitim, erişilebilir sağlık hizmeti bir yaşam tarzı olarak benimsenen spor alışkanlığı, sosyal ve kültürel imkanlarda çeşitliliğin artmasıyla Sancaktepe yaşayan dinamik bir şehre dönüşürken ihtiyaçlarınız ve beklentilerinizin de en üst seviyede karşılanması bizim bu şehir için önceliklerimiz… Burada yaşarken içiniz rahat olsun istiyoruz. Sizi sizden daha çok düşünen birilerinin olduğunu bilmenizi istiyoruz. Şimdi bu anlamlı noktayı sağlamlaştırma ve kalıcı hale getirme zamanı… Şimdi yeri geldiğinde nezaket ve şefkat, yeri geldiğinde cesaret ve irade ile Sancaktepe’deki kazanımlarımızı koruma ve onun üzerine de yenilerini ekleme zamanı.”

SANCAKTEPE’YE MİLLET BAHÇESİ VE ŞEHİR HASTANESİ AÇILIYOR
Konuşması sık sık alkış ve coşkulu tezahüratlarla kesilen Döğücü, yeni dönemde Sancaktepe Millet Bahçesi ve Şehir Hastanesinin açılacağı müjdesini verdi. Döğücü hayata geçirilecek söz konusu projelerle ilgili şunları söyledi:
“Çevrenin insanın ve hayatın parçası olduğu gerçeğinden hareket ediyoruz. Çevre ile ilgili güçlü bir değişimi de zaten başlatmıştık. Şimdi bu değişimi bir adım daha öne alıyoruz. Daha öteye taşıyoruz. 75 bin metrekare içerisinde aromatik bitki bahçeleri, tema parkında olduğu Sancaktepe Millet Bahçemizi önümüzdeki dönem açarak Sancaktepe’nin kişi başına düşen yeşil alan miktarını da artırıyoruz. Ülkemizin sağlık alanındaki yüz akı olan uluslararası ölçekteki milli markamız şehir hastanelerinden birini yine Sancaktepe’de açacağız. Sancaktepe’de 2 bin 100 yataklı olarak bu ilk etabı olacak şekilde Şehir Hastanemiz İstanbul’umuzun en büyük ikinci sağlık kompleksi olacak, inşallah hastane yatak kapasitemiz de bu vesileyle 3 katına çıkıyor. İddia ediyorum bu sağlık standartlarına sahip olan ilçelerin tüm Türkiye’de eğer sayarsanız sayıları bir elin parmaklarını geçmez. Sancaktepe’de ‘sağlığı koruma’ önceliğiyle attığımız bu adımlarla öncelikle yaşlı ve çocuklarımız için güvence oluyoruz.”
Döğücü, maddi imkanları yetersiz vatandaşlara nitelikli sağlık ve konaklama imkanı sunacak İlhan Varank Şifahanesi’ni de yeni dönemde Sancaktepe’ye kazandıracaklarını da sözlerine ekledi.

“ÇEVRE PROJELERİYLE FARK YARATACAĞIZ”
Sürdürülebilir çevre ve kaynakların tasarruflu kullanılması için yeşil kalkınmayı önemsediklerini ifade eden Şeyma Döğücü, çevre projelerindeki iddiasını ortaya koyarken, özellikle genç nesil için bu yatırımları önemsediklerini vurguladı.
Döğücü, güneş enerjili ücretsiz araç şarj istasyonları, Paşa Köy Yenilenebilir Enerji ve Doğa Park Projesi ile Sancaktepe’nin havasını ve suyunu koruyacaklarını, çevre konusunda farkındalık yaratırken Emine Erdoğan’ın sıfır atık projesine de destek olacaklarını belirtti.
ŞEHRE DİNAMİZM GELECEK
Çocuklar ve gençlerin zamanını nitelikli geçirmesi, fikirlerini özgürce hayata geçirmeleri ve kişisel gelişimlerinin desteklenmesi noktasındaki projelerini de açıklayan Döğücü, özellikle Sancaktepe Kültür ve Sanat Kampüsü’nün şehre dinamizm getireceğini söyledi.
Döğücü, kampüsün içerisinde sanat, galerileri, performans alanları, tiyatro salonu, konser salonu, eğitim ve atölye alanları, mimari tasarım atölyeleri, kütüphane ve araştırma merkezi, teknoloji ve inovasyon atölyeleri, çok amaçlı salonlar ve sosyal ve rekreasyon alanları olacağını dile getirirken, geçmişle gelecek arasında köprü kuracak Damatris Kültür Yolu projesini gençlerin çizdiğine de ayrı bir parantez açtı.

“EĞİTİM HER ZAMAN BİRİNCİ ÖNCELİĞİM”
Yeni dönemde eğitim projelerinin ilk sırada olacağını vurgulayan Şeyma Döğücü, eğitime verdiği önemi şu sözlerle sıraladı:
“Sancaktepe’de büyük eğitim atılımını devam ettireceğiz, başlattık, devam ettireceğiz. Bir kere benim her şeyden önce kendime bir sözüm var. Çocuklarımız bize emanet ve Sancaktepe’de çocuklarımızı şehrin en iyi, en iyi okul eğitimini alabilecekleri okullara kavuşturmak zorundayız. Ben bunu kendime bir söz ve bir görev olarak belirledim. Yeni hizmet dönemimizin en önemli başlıklarından birisi eğitim olacak. Çünkü Sancaktepe’de yaşarken evlatlarınızın aldığı eğitimden gözü kapalı emin olabilmeniz için eğitime desteğimizi her zaman sürdüreceğiz. Ben bir anne olarak evlatlarımın en iyi okullarda okumasını nasıl istiyorsam bütün anneleri de çok iyi anlıyorum ve annelerin bunu yaşayabilmesi de benim en büyük vazifem… Gece yastığa başımı koyduğumda ben bu işi halletmemiş olursam, rahat uyuyamam, gece rahat uyuyabilmem için ‘eğitim, eğitim, eğitim’ diyeceğiz ve Sancaktepe de okullarımızı, kalitesini ve her koşulunu artırmak için çalışacağız.”
7’DEN 70’E HER KESİME YÖNELİK PROJELER
Sancaktepe’de mahalleliler arasında bağları güçlendirecek Mahalle Konakları, şehri engelsiz hale getirecek engellilere özel projeleri olan Sancaktepe Otizm İletişim ve Etkileşim Merkezi, Engelsiz Yaşam Merkezi, evlenecek gençler için evlilik destek paketi, Sancaktepe Bilimbüsü, Tarımpark Hobi Bahçeleri de Döğücü’nün dikkat çeken diğer projeleri arasındaydı.
ENGELLENEN METRO HATTI MURAT KURUM İLE İNŞA EDİLECEK
Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un ulaşım projelerine de değinen Döğücü, bu sayede Sancaktepe’nin engellenen metro çalışmasının da tekrar başlayacağını ve birlikte Sancaktepe’yi de depreme hazırlayacaklarını ifade ederek Kurum’a destek istedi.
Programa katılan eski Başbakan Binali Yıldırım da programda yaptığı konuşmasında “Sancaktepe sadece emin ellerde değil, hanım ellerde” ifadesini kullanırken, “Şeyma Başkan çevre duyarlılığı olan bir başkan, tüm canlıların geleceğine yatırım yapan, yeşil alan miktarını arttıracak bir Başkan” sözleriyle de desteğini ifade etti.
Lansman programı hep birlikte sahnede Türk bayrakları ile söylenen şarkı ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
]]>CHP İçişleri Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Murat Bakan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın laik ve bilimsel eğitime karşı yaptığı ÇEDES gibi protokolleri anımsatarak son olarak bir okulda öğrencilere “maket mezar başında ağıt yakma eğitimi”ne tepki gösterdi. Konuya ilişkin EİB Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi’nin “Milli Eğitim Bakanlığı tarikatlar ve cemaatler ile sözleşme imzalayacağına yapay zeka kuruluşları ile anlaşma imzalamalıdır” açıklamasına destek veren Bakan, bugün yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti:
“İzmir’in başarılı ve saygın iş insanı Jak Eskinazi’ye katılmamak mümkün mü? Milli Eğitim Bakanlığı, Anayasal ve yasal sınırlar dışına çıkarak eğitimi tarikat ve cemaatlere teslim eden protokol ve uygulamalara imza atarken, buna sessiz kalınamaz. Jak Eskinazi az bile söylemiş. Milli Eğitim Bakanlığı hem ÇEDES ile hem de tarikat ve cemaatlerle yaptığı protokollerle laik Türkiye Cumhuriyeti’ne, Anayasamıza ve yasalarımıza aykırı hareket ediyor.
“MEB, ANAYASA VE YASALARA UYGUN OLARAK ÇOCUKLARIMIZA BİLİMSEL VE LAİK EĞİTİM VERECEĞİNE, EĞİTİMİ TARİKATLARA VE CEMAATLERE TESLİM EDİYOR”
Milli Eğitim Temel Kanunu açık… Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre Türk milli eğitiminin temel amacı; ‘Atatürk inkılaplarına ve Anayasa’nın başlangıcında ifadesini bulan Türk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan milli, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmektir.’ Milli Eğitim Bakanlığı Anayasa ve yasalara uygun olarak çocuklarımıza bilimsel ve laik eğitim vereceğine, eğitimi tarikatlara ve cemaatlere teslim ediyor. Devletin okullarında dini cemaat ve vakıflar cirit atıyor. Laik ve bilimsel eğitim ortadan kaldırılmak isteniyor. Çocuklar okuldan alınıp türbe ziyaretine götürülüyor, küçücük bir çocuğa maket mezar başında ağıt yaktırılıyor. Siz neyin provasını yapıyorsunuz?
“İZMİR, BU SİYASETE DE BU ZİHNİYETE DE TESLİM OLMAYACAK”
AKP’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Hamza Dağ’ın, geçtiğimiz günlerde, başkan seçilmesi halinde ‘Ensar, Tügva, Türgev gibi dernek ve vakıflarla protokol yapacak mısınız?’ sorusunu cevapsız bıraktığını görmezden gelecek değiliz. Afişlerinde partisinin logosunu kullanmayı tercih etmiyor, Mustafa Bey sokakta meyhane ziyaret edip popülist siyaset güdüyor. Hepsi göstermelik… Tarikatlarla yapılan protokolleri eleştiren Jak Eskinazi’ye yönelik çirkin ve saldırgan üslupları da bunu ortaya koyuyor. İktidarı ellerine geçirene kadar demokratlar. Bir yandan İzmir halkının vergileri Ensar’a, Tügva’ya, Türgev’e gidecek, diğer yandan kula kulluk edenler ile yapılan protokollerle eğitimin dinselleşmesi sürekli kılınacak… Bu siyasete de bu zihniyete de değil Büyükşehir’i, İzmir’in hiçbir ilçesini bırakamayız. Var gücümüzle çalışıyoruz, daha çok çalışacağız. İzmir, bu siyasete de bu zihniyete de teslim olmayacak.”
]]>
Mine İpek Yeter:
“Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandım, idamla yargılandım”
Emine İlyas:
“Mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti”
ANKARA – Türkiye’de tarihe “postmodern darbe” olarak geçen 28 Şubat’ın 27’nci yıl dönümünde mağdur öğrenciler, yaşadıklarını İHA’ya anlattı.
Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen ’27. Yılında 28 Şubat Mağdurlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın sonuç raporu, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 28 Şubat’ta mağduriyet yaşayan öğrenciler, toplantı sonrasında İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamalarda bulundu. Öğrenciler, darbe sebebiyle mezuniyetlerinin geç olmasından dolayı birçok mağduriyet yaşadıklarını söylediler.
“Devlet Güvenlik Mahkemesinde idamla yargılandım”
27 yıl önce Malatya’daki İnönü Üniversitesinde öğrenim gören Mine İpek Yeter, Malatya’nın 28 Şubat’ta pilot il seçildiğini belirterek, “Türkiye’deki tüm üniversitelerde yasaklar uygulandı ama İnönü Üniversitesinde biraz daha farklı oldu, çünkü rektörümüz bir paşaydı. Dolayısıyla oradaki güvenliği de jandarma sağlıyordu. Bizler orada fiziki, psikolojik birçok şiddete rastladık. Ben Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılandım, idamla yargılandım. Birçok kez gözaltına alındım. Gözaltına alıp bizi askeriyeye götürüyorlardı. Gözaltına alınma sebebimiz başörtülü bir şekilde derslerimize alınmadığımız için arkadaşlarımızla beraber kampüs bahçesinde oturma eylemlerimiz olurdu. Oturma eylemlerimizden rahatsızlık duydukları için, herhangi bir tepki göstermemiz gerektiği için orada gözaltına alınıp ya kışlaya götürülüyorduk. Ciddi fişlemeler yaptılar. Buralara numara koyarak fotoğrafımızı tek tek çektiler. Gözaltında olduğumuz süre zarfında kamera görüntümüzü aldılar. Aynı zamanda birçok evrağa parmak izimizi aldılar. Orada bir polis dedi ki, ‘Bundan sonra sizin çocuklarınız asla ne polis olabilecek ne subay.’ Nasıl bir fişlemede bulundularsa bunu bize ifade etti” dedi.
“Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler”
Yaşanan olayların ardından üniversite ile iletişimlerinin kesildiğini belirten Yeter, “Hiçbir şekilde giremedik. Yıllar sonra hükümetimizin çıkarmış olduğu aflarla üniversitelerimize dönüp eğitimlerimizi tamamladık. Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler. Bir insana zorla başını örttürmek ile açtırmak aynı ideolojinin ürünleri. Birbirinden çok da farklı değil. Bugün ülkemizde isteyen istediği kıyafetle eğitimini alabiliyor. Aldığı eğitim doğrultusunda çalışabiliyor. Bu noktada ülkemizde yasakların kaldırılmasında tüm arkadaşlarımız ve bizler iyi ki o mücadeleyi yaptık, ülke tarihinde bir şeyler değişti” dedi.
“Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti”
Üniversiteden 12-13 yıl aradan sonra mezun olabildiklerini aktaran Yeter, “Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti. Memurluğa girme yaşı, sınavlar, sınavların isimleri, kapatılan bölümler gibi. En önemlisi arkadaşlarımızın yaşları ilerlemişti. Hükümetimiz ile gerçekleştirdiğimiz birçok çalışma oldu. Onların desteğiyle öğretmenlikteki 40 yaş sorunu kaldırıldı. Aslında arkadaşlarımız için bu da yeterli olmuyor. O dönem mezun olsalardı daha basit sınavlarla öğretmen olabileceklerdi. Hala da üniversiteden atılan, sonra af ile bitiren kardeşlerimizin mağduriyetleri devam etmekte. Bu anlamda mağduriyetlerin çözüleceğinden umutluyuz. Onlar da çözülürse çok daha güzel olacak. Bu mücadele tarihe sorunsuz bir şekilde geçmiş olacak” diye konuştu.
“Bütün Türk halkı mağdur edilmiştir”
O dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’nde eğitim gören Emine İlyas ise, öğrenciyken çeşitli cezalar alarak mahkeme kararlarıyla eğitim haklarının engellendiğini söyledi. İlyas, şu ifadelere yer verdi:
“Başörtüsü yasağının kalkması 10-13 yılımızı aldı. 2010 yılından sonra üniversitelerimize geri döndük. 2014-2015 yıllarında diplomalarımızı almaya başladık. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti. 28 Şubat darbesi görünürde muhafazakar, dindar kesime yaşatılmış darbe gibi görünse de aslında bütün Türk halkı mağdur edilmiştir. Burada sadece dindar kesime uygulandığı algısı oluşturuluyor kaygısı da var bende. Şu anda Türk halkının, hepimizin bütün darbelere karşı daha hassas olmamız lazım. Bu darbeler, ekonomik olarak, eğitim hayatında ve sosyal hayatta geride bırakan bir olay olarak karşıma çıkıyor.”
]]>ANKARA – Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından hayata geçirilen “Spora İlk Adım” projesiyle ilkokul öğrencileri sporla buluşturuluyor. 81 ilde uygulanan proje çerçevesinde 479 bin öğrencinin 26 branşta spor yapması sağlandı.
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Milli Eğitim Bakanlığı ile yürüttüğü “Spora İlk Adım” projesiyle 81 ildeki ilkokul öğrencilerinin sporla tanışması sağlanıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında 2022 yılında imzalanan “İlkokullarda Spor Dalı Eğitimi Protokolü” çerçevesinde “Spora İlk Adım” projesi hayata geçirildi.
Proje ile ilkokul öğrencilerine düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının kazandırılması, öğrencilerin spor aktivitelerine erişimlerinin sağlanması, spor branşlarıyla tanışması, spor aracılığıyla sosyal hayata katılımlarının artırılması, sporun tabana yayılması ve spor kültürünün oluşturulması amaçlandı. Spora İlk Adım projesi, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, 8 ilde pilot uygulama olarak başlatıldı.
İlk etapta 84 antrenörün katılımıyla ilkokul öğrencilerine atletizm, badminton, basketbol, güreş, hentbol, judo, karate, masa tenisi, okçuluk, tekvando, voleybol, yüzme ve tenis branşlarında eğitimler verildi.
2022 – 2023 eğitim öğretim yılında 81 ilde uygulamaya geçilen projede, spor branş sayısı 26’ya çıkarıldı. 3 bin 303 okulda 3 bin 899 antrenörün katılımıyla, 347 bin 257 öğrenci sporla buluşturuldu.
2023-2024 eğitim öğretim yılında atletizm, badminton, basketbol, boks, bocce, cimnastik, dart, eskrim, futbol, futsal, floor curling, güreş, halk oyunları, hentbol, judo, karate, kick boks, masa tenisi, muay thai, okçuluk, satranç, tekvando, tenis, voleybol, yüzme ve wushu branşlarında 3 bin 834 okulda, 4 bin 344 antrenörün katılımıyla 479 bin 466 öğrenciye ulaşıldı.
“Türkiye Yüzyılı’na yakışan proje, Spora İlk Adım”
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, sporu tabana yayma hedefi doğrultusunda çalıştıklarını belirterek, “Çocuklarımız günün büyük bölümünü okulda geçiriyor. Dolayısıyla onları sporla tanıştırmanın en iyi yolu okullardaki eğitimlere sporu entegre etmekten geçiyor. Bilimsel, teorik eğitimleri sporla desteklediğinizde akademik hayatı da pozitif olarak desteklemiş oluyorsunuz. Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir şekilde hayata geçirdiğimiz ‘Spora İlk Adım’ projemizi 2022 yılında 8 pilot ilimizde başlattık. 2 yıldır 81 ilde uyguluyoruz. Bu projeyle, hem evlatlarımızın sporla tanışmasını sağlıyoruz hem de onların zararlı alışkanlıklar edinmesinin önüne geçiyoruz” dedi.
“Sporda kazanılan başarıları istikrarlı hale getirmemiz gerekiyor”
Sporda istikrarlı başarının önemine vurgu yapan Bakan Bak, “Farklı branşlarda dönem dönem altın jenerasyona ulaşıyoruz ve uluslararası organizasyonlarda milletimizi gururlandıran zaferler yaşıyoruz. Son yıllarda farklı branşlarda kazanılan tarihi başarıları istikrarlı hale getirmemiz gerekiyor. ‘Spora İlk Adım’ projesi ile çekirdekten yetişen sporcularımız olacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın hem spora hem gençlere olan özel ilgisi de bizler için büyük avantaj. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak daha çok spor yapan, daha hareketli bir Türk gençliği yetiştirmek istiyoruz. Katıldığı her uluslararası organizasyondan madalya ile dönen, İstiklal Marşımızı dünyaya dinleten, ay-yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandıran sporcularımızın olmasını hedefliyoruz” diye konuştu.
]]>Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen ’27. Yılında 28 Şubat Mağdurlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın sonuç raporu, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 28 Şubat’ta mağduriyet yaşayan öğrenciler, toplantı sonrasında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Öğrenciler, darbe sebebiyle mezuniyetlerinin geç olmasından dolayı birçok mağduriyet yaşadıklarını söylediler.
“Devlet Güvenlik Mahkemesinde idamla yargılandım”
27 yıl önce Malatya’daki İnönü Üniversitesinde öğrenim gören Mine İpek Yeter, Malatya’nın 28 Şubat’ta pilot il seçildiğini belirterek, “Türkiye’deki tüm üniversitelerde yasaklar uygulandı ama İnönü Üniversitesinde biraz daha farklı oldu, çünkü rektörümüz bir paşaydı. Dolayısıyla oradaki güvenliği de jandarma sağlıyordu. Bizler orada fiziki, psikolojik birçok şiddete rastladık. Ben Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) yargılandım, idamla yargılandım. Birçok kez gözaltına alındım. Gözaltına alıp bizi askeriyeye götürüyorlardı. Gözaltına alınma sebebimiz başörtülü bir şekilde derslerimize alınmadığımız için arkadaşlarımızla beraber kampüs bahçesinde oturma eylemlerimiz olurdu. Oturma eylemlerimizden rahatsızlık duydukları için, herhangi bir tepki göstermemiz gerektiği için orada gözaltına alınıp ya kışlaya götürülüyorduk. Ciddi fişlemeler yaptılar. Buralara numara koyarak fotoğrafımızı tek tek çektiler. Gözaltında olduğumuz süre zarfında kamera görüntümüzü aldılar. Aynı zamanda birçok evrağa parmak izimizi aldılar. Orada bir polis dedi ki, ‘Bundan sonra sizin çocuklarınız asla ne polis olabilecek ne subay.’ Nasıl bir fişlemede bulundularsa bunu bize ifade etti” dedi.
“Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler”
Yaşanan olayların ardından üniversite ile iletişimlerinin kesildiğini belirten Yeter, “Hiçbir şekilde giremedik. Yıllar sonra hükümetimizin çıkarmış olduğu aflarla üniversitelerimize dönüp eğitimlerimizi tamamladık. Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler. Bir insana zorla başını örttürmek ile açtırmak aynı ideolojinin ürünleri. Birbirinden çok da farklı değil. Bugün ülkemizde isteyen istediği kıyafetle eğitimini alabiliyor. Aldığı eğitim doğrultusunda çalışabiliyor. Bu noktada ülkemizde yasakların kaldırılmasında tüm arkadaşlarımız ve bizler iyi ki o mücadeleyi yaptık, ülke tarihinde bir şeyler değişti” dedi.
“Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti”
Üniversiteden 12-13 yıl aradan sonra mezun olabildiklerini aktaran Yeter, “Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti. Memurluğa girme yaşı, sınavlar, sınavların isimleri, kapatılan bölümler gibi. En önemlisi arkadaşlarımızın yaşları ilerlemişti. Hükümetimiz ile gerçekleştirdiğimiz birçok çalışma oldu. Onların desteğiyle öğretmenlikteki 40 yaş sorunu kaldırıldı. Aslında arkadaşlarımız için bu da yeterli olmuyor. O dönem mezun olsalardı daha basit sınavlarla öğretmen olabileceklerdi. Hala da üniversiteden atılan, sonra af ile bitiren kardeşlerimizin mağduriyetleri devam etmekte. Bu anlamda mağduriyetlerin çözüleceğinden umutluyuz. Onlar da çözülürse çok daha güzel olacak. Bu mücadele tarihe sorunsuz bir şekilde geçmiş olacak” diye konuştu.
“Bütün Türk halkı mağdur edilmiştir”
O dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’nde eğitim gören Emine İlyas ise, öğrenciyken çeşitli cezalar alarak mahkeme kararlarıyla eğitim haklarının engellendiğini söyledi. İlyas, şu ifadelere yer verdi:
“Başörtüsü yasağının kalkması 10-13 yılımızı aldı. 2010 yılından sonra üniversitelerimize geri döndük. 2014-2015 yıllarında diplomalarımızı almaya başladık. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti. 28 Şubat darbesi görünürde muhafazakar, dindar kesime yaşatılmış darbe gibi görünse de aslında bütün Türk halkı mağdur edilmiştir. Burada sadece dindar kesime uygulandığı algısı oluşturuluyor kaygısı da var bende. Şu anda Türk halkının, hepimizin bütün darbelere karşı daha hassas olmamız lazım. Bu darbeler, ekonomik olarak, eğitim hayatında ve sosyal hayatta geride bırakan bir olay olarak karşıma çıkıyor.” – ANKARA
]]>Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Milli Eğitim Bakanlığı ile yürüttüğü “Spora İlk Adım” projesiyle 81 ildeki ilkokul öğrencilerinin sporla tanışması sağlanıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında 2022 yılında imzalanan “İlkokullarda Spor Dalı Eğitimi Protokolü” çerçevesinde “Spora İlk Adım” projesi hayata geçirildi.
Proje ile ilkokul öğrencilerine düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının kazandırılması, öğrencilerin spor aktivitelerine erişimlerinin sağlanması, spor branşlarıyla tanışması, spor aracılığıyla sosyal hayata katılımlarının artırılması, sporun tabana yayılması ve spor kültürünün oluşturulması amaçlandı. Spora İlk Adım projesi, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, 8 ilde pilot uygulama olarak başlatıldı.
İlk etapta 84 antrenörün katılımıyla ilkokul öğrencilerine atletizm, badminton, basketbol, güreş, hentbol, judo, karate, masa tenisi, okçuluk, tekvando, voleybol, yüzme ve tenis branşlarında eğitimler verildi.
2022 – 2023 eğitim öğretim yılında 81 ilde uygulamaya geçilen projede, spor branş sayısı 26’ya çıkarıldı. 3 bin 303 okulda 3 bin 899 antrenörün katılımıyla, 347 bin 257 öğrenci sporla buluşturuldu.
2023-2024 eğitim öğretim yılında atletizm, badminton, basketbol, boks, bocce, cimnastik, dart, eskrim, futbol, futsal, floor curling, güreş, halk oyunları, hentbol, judo, karate, kick boks, masa tenisi, muay thai, okçuluk, satranç, tekvando, tenis, voleybol, yüzme ve wushu branşlarında 3 bin 834 okulda, 4 bin 344 antrenörün katılımıyla 479 bin 466 öğrenciye ulaşıldı.
“Türkiye Yüzyılı’na yakışan proje, Spora İlk Adım”
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, sporu tabana yayma hedefi doğrultusunda çalıştıklarını belirterek, “Çocuklarımız günün büyük bölümünü okulda geçiriyor. Dolayısıyla onları sporla tanıştırmanın en iyi yolu okullardaki eğitimlere sporu entegre etmekten geçiyor. Bilimsel, teorik eğitimleri sporla desteklediğinizde akademik hayatı da pozitif olarak desteklemiş oluyorsunuz. Türkiye Yüzyılı’na yakışır bir şekilde hayata geçirdiğimiz ‘Spora İlk Adım’ projemizi 2022 yılında 8 pilot ilimizde başlattık. 2 yıldır 81 ilde uyguluyoruz. Bu projeyle, hem evlatlarımızın sporla tanışmasını sağlıyoruz hem de onların zararlı alışkanlıklar edinmesinin önüne geçiyoruz” dedi.
“Sporda kazanılan başarıları istikrarlı hale getirmemiz gerekiyor”
Sporda istikrarlı başarının önemine vurgu yapan Bakan Bak, “Farklı branşlarda dönem dönem altın jenerasyona ulaşıyoruz ve uluslararası organizasyonlarda milletimizi gururlandıran zaferler yaşıyoruz. Son yıllarda farklı branşlarda kazanılan tarihi başarıları istikrarlı hale getirmemiz gerekiyor. ‘Spora İlk Adım’ projesi ile çekirdekten yetişen sporcularımız olacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın hem spora hem gençlere olan özel ilgisi de bizler için büyük avantaj. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın işaret ettiği Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak daha çok spor yapan, daha hareketli bir Türk gençliği yetiştirmek istiyoruz. Katıldığı her uluslararası organizasyondan madalya ile dönen, İstiklal Marşımızı dünyaya dinleten, ay-yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandıran sporcularımızın olmasını hedefliyoruz” diye konuştu. – ANKARA
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, özel okulların kayıt ücretleriyle ilgili “Yaklaşık 1,6 milyon öğrencinin eğitim aldığı özel okullarda son yapılan zam oranları ile Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nce belirlenen yüzde 56,89’luk tavan zammı birçok kurumda aşılmıştır. Özel okullarda yüzde 150’den, yüzde 300’e varan fahiş zamlar söz konusudur” dedi.
CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, özel eğitim kurumlarında artan kayıt ücretlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Özçağdaş, şunları kaydetti:
“EKONOMİK BUNALIM, AİLELERİN ÖZEL OKULLARDAN ALDIKLARI HİZMETİ KARŞILAYAMAYACAKLARI BİR NOKTAYA GETİRDİ”
“Son günlerde özel öğretim kurumlarında uygulanan okul ücretleri ve öğretmenlerimizin çalışma koşullarına yönelik kamuoyuna yansıyan çok önemli sorunlar gündeme gelmektedir. Özellikle 1, 5, ve 9. sınıflara yönelik kayıtlar esnasında, yüzde 300-400’lere varan ücret artışların talep edilmesi, velilerin çocuklarının okullara devam ettirebilmesini neredeyse imkansız hale getirmektedir.
Nitelikli eğitim, insanın geleceğini belirleyen en önemli güç ve temel bir insan hakkıdır. Her düzeyde nitelikli eğitime erişim ve öğrenme fırsatlarını genişletme, eğitimde fırsat eşitliğinin temelidir. CHP’nin eğitim alanındaki öncelikleri, her yurttaşın nitelikli eğitime erişimini sağlamak ve Türkiye’nin bilimsel, ekonomik, sosyal ve kültürel ilerlemesine katkıda bulunmak üzerine kuruludur.
22 yıllık AKP iktidarında eğitim, bilimsel, çağdaş ve laik yapısından uzaklaşmıştır. Kamusal eğitimin kalitesi yok edilmiş, özel öğretim nitelikli eğitim almak isteyen aileler için her geçen gün daha fazla mecbur kalınan bir seçenek haline gelmiştir. Devlet okullarında verilen eğitimin niteliğine yönelik sorunlar, çeşitli tarikat ve cemaatler ile yapılan protokoller çerçevesinde eğitimin dinselleştirilmesine yönelik adımlar, iktidarın eğitimi kendi ideolojik saplantıları doğrultusunda bir yazboz tahtasına çevirmesi gibi nedenlerle, nitelikli eğitim aileler tarafından satın alınmak zorunda kalınan bir hizmete dönüşmüştür. Oysa eğitimde aslolan nitelikli, bilimsel, laik ve ücretsiz kamusal eğitimin tüm ülke sathında erişilebilir kılınmasıdır. Son dönemde, AKP iktidarının yanlış ekonomi politikaları ile ülkemizin içine girdiği ekonomik bunalım, ailelerin özel okullardan almak zorunda kaldıkları hizmeti de karşılayamayacakları bir noktaya getirmiştir. Aileler büyük bir kaos ve sorun ile karşı karşıyadır.
“2012’YE KADAR 4 BİN 664 ÖZEL OKUL BULUNMAKTAYKEN, BU SAYI 14 BİN 179’A ULAŞTI”
Bu sürece gelinen yol, AKP iktidarının eğitimi metalaştıran, satın alınan bir hizmet haline dönüştürmesi ile hız kazanmıştır. 2012 yılına kadar 4 bin 664 özel okul bulunmaktayken, bu sayı şimdilerde 14 bin 179’a ulaşmıştır. Özel okullarda eğitim gören öğrenci sayısı ise yaklaşık 2,5 kat artarak 535 bin 788’den 1 milyon 578 bin 233’e yükselmiştir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2022-2023 verilerine göre Türkiye’deki toplam 70 bin 383 eğitim kurumunun 56 bin 200’ü yani yüzde 80’i kamuya aittir. Özel okullar ise 14 bin 179 sayısı ile mevcut okulların yüzde 20’sini oluşturmaktadır.
Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin ilgili maddesinde ‘Okulların ara sınıflarının eğitim ücreti belirlenirken bir önceki eğitim öğretim yılında ilan edilen ücret, okulda devam eden öğrencilerin eğitim ücreti belirlenirken ise öğrenci kayıt sözleşmesinde belirlenen ücret dikkate alınır ve bu ücretlere [(bir önceki yılın ortalama Yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE)/2] artı 5 oranından fazla artış yapılamaz. (Ek cümle: RG3/7/2016-29761) (Değişik cümle: RG-13/1/2017-29947) Ders yılı içerisinde kayıt yaptıran öğrencilerin bir sonraki yılın eğitim ücretleri kayıt yaptırdığı yıl için ilan edilen eğitim ücreti üzerinden; öğrenim gördüğü yıla ilişkin indirim şartları ortadan kalkan öğrencilerin bir sonraki yılın eğitim ücretleri ise (Değişik ibare: RG-19/2/2020-31044) öğrencinin okula kayıt olduğu yıldaki indirimsiz ücrete öğrenim gördüğü her yıl için bu fıkrada belirtilen oranda artış yapılarak belirlenir’ denmektedir.
Başka bir ifade ile ara sınıf öğrencilerine bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE artı 5 oranından fazla artış yapılamazken, 1, 5 ve 9 uncu sınıflara fahiş tutarlarda ücret artışı yapılmaktadır. Bu tutarlar 400-500 bin liraya dayanmıştır.
“ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ’NCE BELİRLENEN YÜZDE 56,89’LUK TAVAN ZAMMI BİRÇOK KURUMDA AŞILDI”
Özel okullarda gelecek yıl için öğrenci kayıtları alınmaya başlanmıştır. Yaklaşık 1,6 milyon öğrencinin eğitim aldığı özel okullarda son yapılan zam oranları ile Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğince belirlenen yüzde 56,89’luk tavan zammı birçok kurumda aşılmıştır. Özel okullarda yüzde 150’den, yüzde 300’e varan fahiş zamlar söz konusudur. Yönetmeliğe göre, özel okullarda ara sınıfların eğitim ücreti belirlenirken geçmiş yıl ilan edilen ücrete bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE artı bir önceki yılın ortalama TÜFE/ 2 artı 5 oranından fazla artış yapılamaz denmektedir. Bakanlık bu sınıflar için belirleme yetkisi bulunmadığı gerekçesi ile inisiyatifi tamamen özel okullara bırakmış durumdadır. Oysa bu konu gerekli tedbirler alınarak süratle çözülebilir.
Özel Öğretim Kurumlarına ilişkin bir başka önemli nokta, bu kurumlarda çalışan öğretmenlerimizin önemli bir kısmının asgari ücrete mahküm edilmiş olmasıdır. Devlet okullarında çalışan öğretmenlerle eş değer ücret alması gereken öğretmenlerimiz, Milli Eğitim Bakanının Müsteşarlığı döneminde yapılan bir kanun değişikliği ile asgari ücretle çalışır hale getirilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı faaliyet sürdüren özel eğitim kurumlarında çalışan yüzbinlerce öğretmenin düşük ücretlerle, güvencesiz koşullarda çalıştırılmasının önüne geçilebilmesi için 5580 sayılı Kanun’un ilgili maddesi yeniden yürürlüğe girmeli ve ‘Taban Maaş’ uygulaması geri getirilmelidir. Eşit işe eşit ücret ilkesi kapsamında CHP olarak bu sorunun düzeltilmesine yönelik vermiş olduğumuz kanun teklifi TBMM gündemine alınarak süratle çözülmelidir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın temel görevi nitelikli, bilimsel, laik eğitimin tüm çocuklarımız için erişilebilir kılınması ve eğitim emekçilerinin insanca koşullarda çalışması ve yaşaması için gereken tedbirleri almasıdır. Başta ilk kayıt esnasında ortaya çıkan fahiş fiyatlara müdahil olup kalıcı çözüm bulunması, ara sınıflara yönelik velilere çıkarılan ek maliyetlerin denetlenmesi, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin haklarının verilmesi konularına yönelik olarak, Milli Eğitim Bakanını daha önce çok kez yapmak zorunda kaldığımız gibi bir kez daha anayasal görevini yapmaya davet ediyorum.”
]]>Milli Eğitim Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı arasında 2021’de imzalanan “Eğitim ve Öğretim İş Birliği Protokolü” kapsamında hayata geçirilen Adalet Mesleki Eğitim Merkezlerinin sayısı 46’ya ulaştı.
Şu ana kadar 4 bin 381 hükümlü ve tutukluya çıraklık, ustalık ve kalfalık belgesi verilen merkezlerin sayısının 101’e ulaşması hedefleniyor.
Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumundaki işyurdu atölyelerinde incelemelerde bulunan ve yeni açılacak süt sağım tesisini gezen Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu Daire Başkanı Hüsnü Gezginci, AA muhabirine, İşyurtları Kurumunun, ceza infaz kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlülerin, infaz süresince meslek edinmeleri ve mevcut mesleklerini sürdürmelerini, tahliyelerinden sonra sosyal ve toplumsal hayata hazırlanmalarını ve topluma kazandırılmalarını sağlamak amacıyla kurulduğunu söyledi.
Hükümlü ve tutukluların tamamının çağdaş koşullarda üretime katılmalarını sağlayarak işyurdu faaliyetlerinde dünyaya örnek olmak istediklerini belirten Gezginci, bu amaçla hükümlü ve tutuklular için meslek edinebilecekleri atölyeler tesis ettiklerini dile getirdi.
Gezginci, aynı zamanda işyurtlarında hükümlü ve tutukluların atölyelerde ürettiklerinin ekonomiye kazandırıldığına da dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Son yıllarda ülkemizde yaşanan pandemi sonrasında yeniden atölyelerimiz aktif kurulmaya başlandı. Adalet Bakanımız Yılmaz Tunç’un büyük destek ve katkılarıyla işyurtlarının atölyelerini büyütüyor ve geliştiriyoruz. Günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hükümlülerin meslek edindirilmesine ve mevcut mesleklerini devam ettirmelerine yönelik modern ve çağdaş atölyelerin kurulumlarına devam ediyoruz. Bu atölyelerde üretilen ürünler, ülkemizin ekonomisine büyük katkı ve destek veriyor. Özellikle kamu kurumlarımızın ihtiyaçları burada üretilen ürünlerle karşılanmaktadır. Yine üretilen ürünler, özel sektörde vatandaşlarımızın beğenisine sunuluyor. Ülke genelinde düzenlediğimiz fuarlarla bu ürünlerimizi halkımızın beğenisine sunuyoruz.”
Hükümlülerin meslek öğrenmelerinin yanında tahliye olduktan sonra kendi işyerlerini açabilmeleri için ustalık, kalfalık ve çıraklık belgesi almalarını sağladıklarını vurgulayan Gezginci, “Bu eğitimleri de kurumsal olarak yapıyoruz. Bu mesleki belgelendirme ve sertifikaları da infaz kurumlarında ve işyurtlarında yer alan meslek eğitim merkezlerinde gerçekleştiriyoruz. Türkiye’de şu an toplam 46 meslek edindirme merkezimiz bulunmaktadır. Amacımız bu sayıyı giderek arttırmak ve böylece hükümlülerin hem uygulama hem de teorik eğitimlerle tam bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır.” diye konuştu.
Gezginci, Niğde Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü ve İşyurdu Müdürlüğünde faaliyetlere 1962’de başlandığını, müdürlüğün 7 bin dekarın üzerinde arazisi bulunduğunu bildirdi.
Yaklaşık 4 bin dekarlık alanda tarım ve hayvancılık faaliyetleri yürütüldüğüne işaret eden Gezginci, sözlerini şöyle tamamladı:
“Burada tarım ve hayvancılık faaliyetleri dışında mobilya üretimi, döşecemecilik ve dekarosyon, metal teknolojileri işletmeciliği, süt ve ürünleri tesisi, et entegre tesisi, kesimhane, fırıncılık atölyesi gibi ustalık gerektiren atölyelerimiz bulunmakta. Bu atölyelerimizde de özellikle hükümlülerimizin meslek edindirilmesine yönelik çok büyük çalışmalar ve faaliyetler yapılmaktadır. Mesleği olan hükümlü ve tutuklularımız da burada mesleklerini icra etme fırsatı bulmakta. Özellikle buradaki ceza infaz kurumumuzun işyurdu müdürlüğünün faaliyet alanları ülke ekonomisine çok büyük katkı ve destek vermektedir. Aynı zamanda burası yerli ve milli üretimimizi destekleyen en büyük işyurtları müdürlüğümüzden biridir.”
]]>Altınokta Körler Derneği’nden seçilen 18 özel eğitim ve rehabilitasyon öğrencisi, doktor kontrollerinin ardından Türkiye’nin en gözde kış turizm merkezlerinin başında gelen Uludağ’da bir otele yerleştirildi. Kayak eğitmenleri ile birlikte eğitim alan görme engelli gençler ısınma egzersizlerinin ardından telesiyejler ile zirveye çıktı. Zirveden aşağıya eğitmenleri ile birlikte kayak yapan gençler unutulmaz anlar yaşadı.
“Kimseye bağlı olmadan yaşayabileceğinin farkına vardım”
Kayak sayesinde özgüven kazandığını ve günlük yaşamına yansıyacağını söyleyen özel eğitim ve rehabilitasyon öğrencisi görme engelli Sibel Sancar, “Kayak yapmak çok güzel bir duygu. Sadece görenlerin değil, görmeyenlerin de yapabileceği bir şeymiş. İlk başta çok korkuyordum ama şimdi o korkularımı yendim. Bunu yapabildiysem sokakta özgür bir şekilde gezebileceğimiz düşünüyorum. Kimseye bağlı olmadan yaşayabileceğimin farkına vardım” şeklinde konuştu.
“Onlara göz olmak çok güzel bir duygu”
Görme engeli bireylere kayak eğitimi vermekten mutluluk duyduğunu belirten Kayak Eğitmeni Aslan Dursun, “Bu güzel gençlere göz olmak çok güzel bir duygu. Gerçekten çok duygulandım ve güzel bir iş çıkardık. Bir şeyler öğretebildiğim için çok mutluyum” dedi.
“Özgür bir şekilde yukarıdan kayarak aşağıya inmelerini görmek çok güzel”
Öğrencilerinin kayak sayesinde daha özgür hissettiğini söyleyen Eğitim Görevlisi Yıldız Gözlemci, “Öğrencilerimiz için çok güzel bir aktivite. Burada çok eğlendik. Daha fazla aktivitelerimiz var, at binmeye de gidiyoruz, tiyatroya da gidiyoruz ama burada bambaşka bir deneyim yaşıyorlar. Özgür bir şekilde yukarıdan kayarak aşağıya inmelerini görmek çok güzel bir duygu. Öğrencilerimiz buradan gittiğimizde bir sonraki yıl tekrar burada tatil yapmak istediklerini söylüyor” diye konuştu.
Gecekonduda büyüdü, Uludağ’da kayak yaptı
Çevresinin Uludağ’a kayak yapmaya gideceğini öğrenince şaşırdıklarını söyleyen görme engelli Ali Bilen, “Biz Görme Engelliler Rehabilitasyon Merkezi’nden geliyoruz. Bize böyle bir imkan sundular. Böyle bir imkan sundukları için çok mutluyuz. Ben doğuştan görme engelliyim. Gecekonduda büyüdüm. Gecekondu görmemişsinizdir belki ama bir yerde okumuşsunuzdur, zor bir yaşamı vardır. Ben o şartlarda bağlama çalmaya çalıştım. Kimi zaman soğuktan titredim ama vazgeçmedim. Bir yerlere gelmeye çalıştım. Sen yapamazsın diyenlere karşı bir cevap vermek istedim. Uludağ’a kayak yapmaya gideceğimi söylediğimde insanlar çok şaşırdılar. Geçmişte kayak yapan arkadaşların görüntülerini gösterdim. Çevrem buraya geldiğim için çok mutlu oldu. Umarım bu tarz etkinlikler daha da artar” dedi.
Kayak sayesinde kazandıkları özgüven günlük yaşantılarına yansıyacak
Uludağ’da kazandıkları özgüven sayesinde günlük yaşantılarında birçok problemin üstesinden gelebileceklerini kaydeden Organizatör Aydın Çetin, “Projenin amacı görme engellileri kar ve kızakla tanışmalarını sağlamak, özgüvenlerini arttırmak ve burada bir sosyal aktivite içerisinde olmalarını sağlamak. Görme engelli gençleri Altınokta Körler Derneği’nden seçiyoruz. İlk etapta temel ihtiyaçlarını nasıl gidereceklerini öğrenmiş oluyorlar. Bazı eğitimlerden geçmiş oluyorlar. Doktor kontrolünden geçirilip buraya geldiler. Her yıl 15 ila 20 öğrenciyi buraya getiriyoruz. Evet çok iyi kaymıyorlar ama en azından başlangıç olarak kızakla nasıl kayılabileceğini öğreniyorlar. Çok mutlu olarak buradan dönüyorlar. Bu yıl 18’incisini yaptık” ifadelerini kullandı. – BURSA
]]>Milli Eğitim Bakanlığından (MEB) yapılan açıklamaya göre Bakan Tekin, Bakanlık yöneticileri ve 81 ilin milli eğitim müdürüyle Gölbaşı Mogan MTAL Uygulama Oteli’nde düzenlenen istişare toplantısında bir araya geldi.
Buradaki konuşmasında, göreve başladığı tarihten bu yana hayata geçirilen eğitim politikalarının daha sağlıklı yürütülebilmesi için istişarelerde bulunmak amacıyla toplantı düzenlendiğini anlatan Tekin, sahada karşılaşılan bir aksaklık varsa el birliğiyle gerekli tedbirleri alacaklarını ifade etti.
Bakanlık olarak attıkları her adımın en ince detayına kadar planlandığını vurgulayan Tekin, hayata geçirilen tüm projelerin titizlikle takibinin yapılmasını istedi.
Her fırsatta eğitimin tüm paydaşlarıyla bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Tekin, hayata geçirilen her projenin, atılan her adımın daha iyi anlaşılır ve uygulanabilir olması için bütün paydaşlarla paylaşılması gerektiğine işaret etti.
Tekin, “Bunun için de öncellikle bunu kendi yaşantımızla da göstermek zorundayız. Nasıl ki bana ulaşmak isteyen herhangi bir yönetici, öğretmen, öğrenci veya velimizle gerek yüz yüze gerekse farklı iletişim kanallarıyla görüşme imkanı sağlayabiliyorsak sizlerden de aynı hassasiyeti göstermenizi ve size ulaşmak isteyen herkesle iletişiminizi açık tutmanızı istiyorum. İsteyen herkesin il müdürümüze ulaşması gerekiyor, ulaşmak isteyip de ulaşmayan kimse kalmasın istiyorum.” ifadelerini kullandı.
Deprem bölgesine yapılan yatırımlara değinen Tekin, depremin oluşturduğu hasarın yaralarını, “asrın felaketi”nde “asrın birlikteliği” anlayışıyla sarmaya devam ettiklerini vurguladı.
Mevzuat değişiklikleriyle ilgili hatırlatmalarda bulunan Bakan Tekin, “Merkezden aldığımız kararlarla genel bir çerçeve çiziyoruz. Bakanlık politikaları doğrultusunda, inşa etmeye çalıştığımız felsefeye uygun olarak il düzeyinde projeler geliştirebilirsiniz. Böylece alınacak tedbirlerle birlikte çeşitli projelerle eğitim politikalarımızı hayata geçirmiş oluruz.” dedi.
Bakan Tekin, çocukların okul bahçelerinde geleneksel oyunlarla vakit geçirmeleri ve bu sayede hem obeziteyle mücadele hem de dijital bağımlılıktan uzaklaşarak arkadaşlık bağlarını güçlendirmeyi hedeflediklerini, bunun için okul bahçelerinde gerekli düzenlemelerin yapılmasına devam edilmesi gerektiğini söyledi.
“İkinci dönem sonunda da etkinlikler organize edeceğiz”
Yusuf Tekin, her dönemin son haftasını “etkinlikler haftası” olarak ilan ettiklerini belirterek, “Bu proje kapsamında birinci dönemin sonunda çeşitli etkinlikler organize ettik. İnşallah, haziran ayında ikinci dönemin son haftasında da aynı etkinlikleri organize ederek bu haftayı daha dolu dolu geçirmek istiyoruz. Bu etkinliklerin çocuklarımız üzerindeki sonuçlarını da özellikle görmek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
YKS soru havuzunda, müfredat ve ders kitabı vurgusu
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için ÖSYM soru bankasına soru yazım çalışmalarına ÖSYM uzmanları ve akademisyenlerle birlikte Bakanlığa bağlı okullarda görev yapan öğretmenlerin de dahil edildiğini kaydeden Tekin, YKS için oluşturulacak soru havuzunun Milli Eğitim Bakanlığının müfredatı doğrultusunda hazırlanan ders kitaplarındaki konu ve kazanımları kapsayacağı bilgisinin illerdeki eğitim paydaşlarıyla paylaşılmasını istedi. Tekin, öğrencilerin sınıf tekrarı ve devamsızlık affıyla ilgili aldıkları karar konusunda taviz vermeyeceklerini vurguladı.
Tekin, mesleki teknik eğitim alanında yeni model çalışmalar yaptıklarına işaret ederek, ” Türkiye’nin her bölgesinde eğitim alan meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için ‘bölge’, ‘ihtisas’, ‘sektör içi’ ve ‘sektöre entegre’ olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçirdik. Bu doğrultuda illerde de gerekli çalışmalar yapılması önemli.” dedi.
Bakan Tekin’in ardından tüm genel müdürler, bağlı oldukları bakan yardımcıları koordinesinde kendi alanlarıyla ilgili sunum yaparak fikir alışverişinde bulundu. Ayrıca il milli eğitim müdürleri de illerinde karşılaştıkları sorunları ileterek çözüm noktalarını istişare etti.
Toplantıya, Bakan Yardımcıları Celile Eren Ökten, Ömer Faruk Yelkenci, Nazif Yılmaz, Kemal Şamlıoğlu, genel müdürler ve 81 ilin milli eğitim müdürü katıldı.
]]>Tunç, TBMM Filizi Köşk Sosyal Tesisi’ndeki Türk Parlamenterler Birliği toplantısında yaptığı konuşmada, hukuk devletinin gerçekleşmesi için öncelikle yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğini söyledi.
Muhalefette bugünkü yargıdan rahatsız olanların, geçmiş vesayet anlayışını özleyenlerin bulunduğunu ifade eden Tunç, “Bugünkü yargımız her zamankinden daha bağımsız ve tarafsızdır. Adalet Bakanlığının bir mottosu var: Bizim iktidar dönemimizde güvenilir adaleti tesis etmek, güven veren bir adaleti tesis etmek. Biz, bu konuda 22 yıldan bu yana küçümsenmeyecek işler yaptık.” diye konuştu.
Tunç, adliyelerdeki teknolojik imkanları arttırdıklarını, Ulusal Yargı Ağı Projesi, görüntülü duruşma, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ve cezaevlerinde elektronik sistemleri getirip uyguladıklarını kaydederek, sosyal medyayla birlikte hukuki konularda görünürlüğün arttığını vurguladı.
Bakan Tunç, Başakşehir’de yılbaşı gecesi bir kedinin asansörde sıkıştırılıp tekmelenerek öldürüldüğünü anımsatarak, şunları söyledi:
“Bir karar çıktı. ‘Eros’ diye bir kedi basında çok yer aldı. Apartmanın çok sevdiği, sürekli beslediği kedi, bir psikopat tarafından parçalandı ve öldürüldü. Bu şüphelinin yargılaması yapılmış ve yargılamada da cezası verilmiş. Şimdi bu duyulduğu anda infial oldu. Savcımız buna itiraz etti ama itirazı o kadar duyulmadı. Şimdi tekrar o karar kaldırıldı, yeniden yargılanacak. Buna benzer eleştirilerin de faydalı olduğunu düşünüyorum. Özellikle yargı mensuplarının kararlarını verirken görünürlüğün artması nedeniyle kendilerine çekidüzen verip daha doğru kararlar alma noktasında da faydalı olacağına inanıyoruz yani kamuoyunun denetimini önemsiyoruz.”
“Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor”
Tunç, özellikle cezasızlık algısını ortadan kaldırmaya yönelik tedbirlerinin olduğunu belirterek, “Hakim ve savcıların birinci sınıfa ayrılabilmeleri için Adalet Akademisinde en az üç kez belli süre eğitim görmeleri şartını kanuni zorunluluk haline getirdik ve o uygulanmaya başladı. Hukuk fakültelerindeki eğitimin kalitesini arttırmaya yönelik YÖK ile çalışmamız devam ediyor. Adalet yüksekokullarından hukuk fakültelerine geçiş vardı, bunu kaldırdık. Hukuka girmek isteyen sınavını kazanacak, puanı tutturacak.” ifadelerini kullandı.
Hukuk fakültesinden mezun olanların avukatlık stajına başlamadan önce ön elemeden geçmeleri için hukuk mesleklerine giriş sınavını koyduklarını dile getiren Tunç, “Hakim ve savcılık sınavına girmek isteyenler de yine bu hukuk mesleklerine giriş sınavını kazandıktan sonra hakim, savcılık sınavına girebilecekler. Hakim, savcı olabilmek için hakimlik, savcılık sınavını kazandıktan sonra mülakat, ardından da iki yıl adaylık söz konusuydu. İki yıl adaylığı kaldırdık, yerine üç yıl süren hakim, savcı yardımcılığını getirdik.” diye konuştu.
Hakim ve savcı adaylarının üç yıllık eğitimin bir yılında Adalet Akademisinde eğitim alacaklarını belirten Tunç, diğer iki yılında ise yargının her kademesinde hakim ve savcı yardımcısı olarak tecrübeli hakim ve savcıların yanında yardımcılık yapacaklarını anlattı.
Bakan Tunç, adayların hakim ve savcı yardımcılığı süresinde alacakları eğitim ve kazanacakları tecrübeyle kürsüye çok daha donanımlı çıkacaklarını vurguladı.
Toplantıya çok sayıda Türk Parlamenterler Birliği üyesi katıldı.
]]>Sivas Halk eğitim merkezinde düzenlenen okuma yazma kurslarında eğitim alan kadınlar hem temel okuma hem de yazma becerilerini kazanmayı hedefliyor. Kadınlar, ilk defa kalem tutmanın heyecanını yaşarken yeni bir beceri edinmenin gururunu yaşıyor. İlerleyen yaşlarında okuma ve yazmayı öğrenen kadınlardan birinin hikayesi ile diğerlerinden çok farklı. 2 yıl önce Fas’tan Türkiye’ye gelin gelen 61 yaşında ki Aıcha Nacsauı, eşi ve ailesiyle daha sağlıklı iletişim kurabilmek için okuma yazma eğitimi alıyor. İlerleyen yaşına rağmen Türkçeyi öğrenmek için azim eden Nacsauı, yeni bir dil öğrenmenin keyifli olduğunu belirtti.
“14-99 yaş arası kursiyerleri kabul ediyoruz”
İlkokul eğitiminin 5 ayda verildiğini belirten sınıf öğretmeni Köksal Yılmaz, “Halk eğitim merkezimizde birince ve ikinci kademe okuma yazma eğitimleri veriyoruz. Birinci kademe eğitimde bir ve ikinci sınıf düzeyinde ikinci kademe eğitimde ise üç ve dördüncü sınıf düzeyinde eğitim veriyoruz. Buraya gelen vatandaşları da ilkokul belgesiyle mezun ediyoruz. Şuanda sabah saatlerinde gelen kursiyerlerimiz 6 öğleden sonra gelen kursiyerlerimizde 6 kişi geliyor ve eğitimlerine devam ediyorlar. Sabah kursumuz ikinci akdeme eğitim alanlar yaklaşık 3 ay sürüyor, öğleden sonra gelen vatandaşlar birinci kademede eğitim alıyor ve 2 ay kadar eğitim alıyorlar. Burada ikinci kademeyi bitirenler ortaokul eğitimi almak isterlerse devam ediyorlar. Halk eğitimde bulunan açıktan öğretim alanına yönlendiriyoruz orada da eğitimini bitirenler açık lisede okumaya devam ediyorlar. 14 yaşın üstünden 99 yaşına kadar vatandaşları kabul ediyoruz, burada birçok kursiyerimiz eğitim görüyor. Kurslarımıza okuma yazma bilmeyen herkesi davet ediyorum” dedi.
Eş ve ailesi ile konuşabilmek için Türkçe öğreniyor
Fas’tan Türkiye’ye gelin gelen Aıcha Nacsauı (61) Türkçeyi eşi ve ailesi için öğrendiğini belirterek, “Fas’ın Kasablanka şehrinden 2 yıl önce Türkiye’ye geldim. Bir Türk ile evlendiğim için buradayım. Eşim ve ailesi ile rahat konuşabilmek için bu kursa kaydoldum. Türkçe zor bir dil değil ancak öğrenmek zaman istiyor. Öğretmenimize teşekkür etmek istiyorum, bize okuma yazmayı öğretmek için çok çaba gösteriyor. ” şeklinde konuştu.
“Zor geliyor ama öğrenmek istiyorum”
İleri yaşlarda öğrenmenin zor olduğunu belirten Erdem Taçyıldız, “Her hangi bir yere gittiğimde çok zorluk çekiyordum, bu durumda benim çok zoruma gidiyordu. Bende okuma yazma öğrenmek istedim ve hocamız sağ olsun bize okuma ve yazmayı öğretiyor. Ben 62 yaşındayım zor geliyor ama öğrenmek istiyorum. En çok okumayı ve yazmayı çok seviyorum” ifadelerini kullandı.
“Çocuklarımın derslerine yardım ederken kendimi geliştirdim”
Çocuklarının derslerine daha çok yardımcı olmak için okuma yazma eğitimi aldığını belirten Güzel Vural, “Çok az da olsa okumayı biliyordum, çocuklarımın derslerine yardım ederken kendimi geliştirdim. Buraya başladım ve şuan daha güzel okuyorum. Buraya gelmeden önce biliyordum ancak kendimi ifade edemiyordum. Bende tam olarak öğrenmek için buraya başvurdum. Öğrenirken zorluk yaşamıyorum okuma ve yazmayı seviyorum, her şey şuan güzel gidiyor” dedi. – SİVAS
]]>İzmir Uyuşturucu ve Bağımlılıkla Mücadele Derneği ile İzmir Katip Çelebi Üniversitesi işbirliğinde, iş sahibi olmak isteyen ve bunun için mesleki eğitime ihtiyacı olan 18-29 yaş aralığındaki gençlere yönelik çalışma başlatıldı.
Çalışmalar sonunda gençlerin baristalık, garsonluk, aşçı yardımcılığı ve kat hizmetleri eğitimi alması için hazırlanan projeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Avrupa Birliği de destek verdi.
Hedef kitleye ulaşmak amacıyla dezavantajlı bölgelerde çalışma yapan proje ortakları, mesleki eğitim almak isteyen 95’i kadın 100 gencin başvurusunu kabul etti.
Geçen yıl kasım ayından itibaren eğitim almaya başlayan gençler, Karabağlar’daki İmam Hatipliler ve Mezunlar Derneği’nde oluşturulan mutfaklarda haftanın 5 günü tercih ettikleri mesleklerin inceliklerini öğreniyor.
Gençlere, 6 ay sürecek eğitim sonrası sertifika verilecek, iş sahibi olmaları için farklı sektörlerin temsilcileriyle görüşmeler sağlanacak.
İzmir Uyuşturucu ve Bağımlılıkla Mücadele Derneği Kurucu Üyesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Medya ve İletişim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tolga Şentürk, AA muhabirine, gençlerin hayatına pozitif yönde etki ederek sosyalleşmelerini ve iş hayatına katılmalarını amaçladıklarını söyledi.
Kursiyerlerin eğitimlerden ücretsiz yararlandığını belirten Şentürk, şunları anlattı:
“Gençlerimiz son derece mutlu. İyi planlanmış, hibe destekleriyle altyapısı sağlam bir şekilde kurulmuş mesleki eğitimlerin çok faydalı olduğunu görüyorlar. Sadece uygulamalı eğitimler değil aynı zamanda farklı eğlenceli yöntemleri de içine dahil ederek onlara psikolojik destekler de veriyoruz. Böylece hayata bakışlarının olumlu yönde etkilendiği, zamanlarını mutlu geçirdikleri ve aynı zamanda sosyalleştikleri bir ortam kazanıyorlar.”
Gençlere yapılan yatırımın önemine vurgu yapan Şentürk, şöyle devam etti:
“İzmir’in ekonomik gerçekliğinin üzerine inşa edilmiş bir proje. İzmir, Antalya ile Türkiye’nin en büyük turizm ve gastronomi ekonomisi üreten illerinin başında geliyor. Dolayısıyla muazzam iş açığı var. Bu anlamda turizm ve gastronomi sektöründe uzman personelin yetiştirilmesi çok önemli. Olabildiğince uygulamalı olduğu için gençlerimizin de mesleki hayata hazırlanmaları çok daha profesyonelce oluyor.”
“Belki kendi dükkanımı bu sayede açabilirim”
Baristalık kursuna katılan 28 yaşındaki Çiğdem Deniz Çetin, iş deneyiminin olmadığını, meslek sahibi olmak için kursa katıldığını söyledi.
Kursun kendisi için çok faydalı olduğunu anlatan Çetin, “Baristalık kursunda sıcak ve soğuk kahveler yapıyorum. Aldığım sertifikayla çalışmayı çok istiyorum. Belki kendi dükkanımı bu sayede açabilirim. Bu kurs sayesinde sosyalleştim, yeni ortamlar gördüm. Beni pozitif yönde etkilediğimi düşünüyorum.” diye konuştu.
Aşçı yardımcılığı kursuna katılan 21 yaşındaki Feray Aslan, gençlik merkezinde kursun afişlerini gördüğünü, ardından katılma kararı aldığını aktardı.
Yemek pişirmeyi çok sevdiğini anlatan Aslan, “Bu kurs sayesinde mutfağın önemini anlamış olduk. Kendimi daha da geliştirerek alanımla ilgili bir iş yeri açmayı planlıyorum. Gençler böyle kurslara katılsınlar, çünkü sosyal çevrelerini geliştiriyorlar. Onlara yeni yeni kapılar açılıyor.” ifadelerini kullandı.
]]>Buluşmaya Başkan Seçer’in yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Anamur Belediye Başkan Adayı Durmuş Deniz, Bozyazı Belediye Başkan Adayı Baykal Arıdeniz ve veliler katıldı. Eğitim Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nün çalışmalarının anlatıldığı videonun gösterimiyle başlayan etkinlik, konuşmalarla devam etti.
Büyükşehir Belediye Başkanı olarak kentteki her vatandaşın her sorunuyla ilgilendiğini söyleyen Seçer, “Sizin çocuklarınızın eğitim konusunda sıkıntıları olduğunu biliyorduk göreve geldiğimizde. Şuanda 27 eğitim merkezimiz var. İmkanı olan aile çocukları daha iyi bir okula girsin diye öğretmen ya da dershane kaydı yapabiliyor, olmayan ne yapacak? O çocuğunda hakkı değil mi iyi bir eğitim almak? Devlet dediğiniz budur; devlet karşısında her yurttaş eşittir. Anayasal hükümlülüktür; ayrımcılık olmaz, her zümreye her kişiye, her bireye eşit davranmak zorundadır. Eşit yurttaşlık hakkı budur. Sosyal devlet anlayışından, sosyal belediyecilik anlayışından uzaklaştığınız noktada insanları yalnızlaştırırsınız, kimsesizleştirirsiniz” diyerek, yöneticilerin bu imkanları sağlamak zorunda olduğunu vurguladı.
Mersin genelinde 27 eğitim merkezi ile 7 bin 200 öğrenciye hizmet sunduklarını kaydeden Seçer, “Biz hem liseye geçiş sınavlarında, hem üniversiteye hazırlık sınavlarında mahallelere dahi eğitim kurumları açtık. Bütün bölgelerde var. İşte eğitimde fırsat eşitliği bu” diye konuştu. Velilerin öğretmenlerden memnuniyetinin kendisini çok mutlu ettiğini belirten Seçer, “Sizlerin huzurunda öğretmenlerimize teşekkür ediyorum. Onların emeğine, yüreğine sağlık” dedi.
“MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YAPTIĞI İŞİ KALİTELİ YAPAR”
Mersin’in 2,5 milyon nüfusu ile kozmopolit bir şehir olduğunu kaydeden Seçer, kentteki huzurun kendisinin en büyük serveti olduğunu belirtti. Seçer, “Mersin Büyükşehir Belediyesi yaptığı işi kaliteli yapar, lafta, mottoda değil önce halkını başının üstüne koyar. Benim 11 binden fazla mesai arkadaşım hiçbir Mersinliye kaba davranamaz, parmak sallayamaz. Bu belediyeye siyaset girmez, ben her yerde övünerek söylerim. Ben Cumhuriyet Halk Partimle, Mustafa Kemal Atatürk’le övünç duyabilirim ama ben herkesin belediye başkanıyım” diyerek, her siyasi görüşten vatandaşını da çok sevdiğini ve başını üstünde gördüğünü kaydetti.
“BİZE VATAN SEVGİSİNİ AŞILAYAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TÜR”
Vatan sevgisinin hiç kimsenin tekelinde olmadığını sözlerine ekleyen Başkan Seçer, şöyle devam etti:
“Kim ki toplumun milli ve dini duygularını siyaset adına istismar eder, bu ülkeye kötülük yapar. Onları reddediyorum, kınıyorum. Bu ülke hepimiz için, hepimizin. Hiçbirimiz bir diğerimizden daha fazla vatansever olduğumuzu iddia edemeyiz. Vatan sevgisi bizim kalbimizde. Bu vatan sevgisinin mihmandarı, bize aşılayan Mustafa Kemal Atatürk’tür. Biz onun peşinden gidiyoruz. Onun için eğitim diyoruz.”
Eğitimin bilimle ve akılla ilerlediğini kaydeden Başkan Seçer, “Eğitim her şeyin başı. Eğitim demek; zenginlik demek, temiz toplum demek. Hep beraber çocuklarımıza sahip çıkacağız. Biz devlet olarak siz de ebeveynler olarak topluma sahip çıkacağız” diye konuştu.
“5 YIL BOYUNCA ADALETLİ HİZMET YAPTIK”
Mersin’in her noktasının adil hizmeti hak ettiğini ve 5 yıl boyunca bu inançla çalıştıklarını belirten Başkan Seçer, “İşte adalet burada başlar. Herkese adaletli hizmet götürmek, ihtiyacı olana götürmek. Beş yıl boyunca bunu yaptık. Umarım sizlerin desteğiyle ikinci beş yılda da aynı anlayış ile devam edeceğiz” dedi.
Vatandaşa hizmeti oy vermeleri şartıyla yapmadıklarını vurgulayan Başkan Seçer, şunları söyledi:
“‘Bize oy verirseniz, belediyemizi seçerseniz daha iyi hizmet alırsınız’ demeyiz. Şunu diyebiliriz: Bozyazı’da Baykal bey, Anamur’da Durmuş Bey belediye başkanı adaylarımız. Arkadaşlarımıza destek olunuz. Seçilmeleri halinde daha eşgüdümlü, daha koordineli çalışabiliriz. Çünkü aynı siyasi partiyi temsil ediyoruz. Birbirimizi daha iyi anlayabiliriz. Birbirimizi engellemeyip önümüzü açabiliriz.”
Etkinlik, rehberlik sunumu ve ardından da toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
]]>
MELTEM KARAKAŞ Eğitim Sen, Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir şubeleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) müfredat değişikliği çalışmalarına tepki gösterdi. Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Erol Ger, “MEB, müfredat değişiklikleri ile yapmak istediği tam olarak iktidarın siyasal, ideolojik çizgisine donatılmış nesiller yetiştirmektir. Nitekim Milli Eğitim Bakanı, STK olarak tanımladığı tarikat ve cemaatlerin ısrarıyla ÇEDES projesini uygulamaya sokmuştur. Bu uygulama ile eğitimde ikili bir durum görülmüş, eğitimciler dışlanmıştır” dedi. Eğitim Sen, Eğitim İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şubeleri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın gündeminde olan müfredat değişikline ilişkin basın açıklaması yapıldı. Sendikalar adına basın açıklamasını okuyan Hürriyetçi Eğitim Sen Eskişehir Şube Başkanı Erol Ger, şunları söyledi: “BÜTÜN ÖĞRETİM PROGRAMLARI DEĞİŞTİRİLMİŞTİR” “Türkiye’de 2002 yılında AKP’nin iktidara gelmesiyle beraber pek çok alanda olduğu gibi eğitimde de köklü dönüşümler yaşandığı bilinmektedir. 2004 yılından başlayarak okul öncesinden üniversiteye kadar bütün öğretim programları değiştirilmiştir. İlk köklü değişiklik 2006/2007 yıllarında yaşanırken, 2017/2018 eğitim öğretim yılından itibaren bütün öğretim programları bir kez daha değiştirilerek uygulanmaya başlamıştır. Yeni programlarla birlikte eğitim sisteminin dayandığı felsefeden öğretim yöntem ve tekniklerine, ölçme-değerlendirmeden ders kitaplarına kadar kapsamlı değişikliklere gidilmiştir. “TEK TİP İNSAN YARATMA İDEOLOJİSİ TEMEL ALINMIŞTIR” Geçmişte yapılan müfredat değişikliklerinde temel felsefi dayanak, laikliği ve bilimi büyük ölçüde dışlaması, bireyciliğe, bilim dışılığa dayanmasıydı. Bugüne kadar yapılanlar yeterli görülmemiş olacak ki, eğitim müfredatının subjektif ve içi bir türlü doldurulamayan ‘değerler’ adı altında AKP’nin tek tip insan yaratma ideolojisi temel alınarak bir kez daha değiştirilmesi gündemdedir. Bilindiği gibi müfredat ya da öğretim programları, devletin eğitim sistemi üzerinden kendini yeniden üretmesinin ideolojik, kültürel ve bilimsel aracıdır. Müfredat, bazı değer ve bilgileri meşru, doğru ve kabul edilebilir olarak tanımlarken, bazılarını özellikle dışarıda bırakır. Müfredatlarda, öğretim programlarında tarihsel klişelerden bilgilere, bilim anlayışlarından dünya görüşlerine, ulusal politikalardan diğer devletlerle ilişkilere kadar bir dolu bilgi ve değer yer almaktadır. Her ülke, aynı zamanda nasıl bir insan modeli yetiştireceğini müfredat ve ders kitaplarında açıkça tanımlamakta ve söz konusu tanım çerçevesinde yeni nesiller yetiştirilmesini hedeflemektedir. “ÇEDES PROJESİ İLE EĞİTİMCİLER DIŞLANMIŞTIR” Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bir süredir kapalı kapılar ardında hazırlıkları sürdürülen müfredat değişikliği konusunda basına açıklamalar yapmıştır. Bakan Tekin’in bugüne kadar yaptığı açıklamalardan çıkarılacak en somut sonuç yeni eğitim müfredatının AKP’nin ideolojik formatında hazırlandığıdır. MEB’in müfredat değişiklikleri ile yapmak istediği tam olarak iktidarın siyasal, ideolojik çizgisine donatılmış nesiller yetiştirmektir. Nitekim Milli Eğitim Bakanı, STK olarak tanımladığı tarikat ve cemaatlerin ısrarıyla ÇEDES projesini uygulamaya sokmuştur. Bu uygulama ile eğitimde ikili bir durum görülmüş, eğitimciler dışlanmıştır. Eğitim evrensel, ahlaki ve insani değerler üzerine oturmalıdır. Oysa ki ÇEDES projesinde görüldüğü gibi din kültürü ahlak bilgisi öğretmenleri yok sayılmış asil işi olmayanlar okullara gönderilmiştir. Yeni müfredat açıklandığında da benzer bir durumla karşılaşılması şaşırtıcı olmayacaktır. “ÇOK RENKLİLİK MÜFREDATLARDA KARŞILIK BULMAMIŞTIR” Ülkemizde insanlar ve kültürel açıdan var olan farklılıklar ve çok renklilik; eğitim müfredatlarında karşılığını hiçbir zaman tam anlamıyla bulmamıştır. Onlar ya hiç görünmez kılınmış ya da ‘karşı’, ‘düşman’ tarafta gösterilmektedir. Bilimsel bilginin anlamının yitimine yol açan yaklaşım ve toplumsallıktan uzaklaşmış bireycilik dayatılmıştır. Tarihte birçok kez görülen hakim ideolojiye uygun nesiller yetiştirme hedefi günümüz Türkiye’sinde de görülmektedir. Bugün eğitim ile AKP’nin arka bahçesini yaratmak temel hedef olarak görülmektedir. Bu amacın uygulanmasında da en büyük görev okullara verilmiştir. Yeni hazırlanan müfredatlara MEB’in müdahalesi ne kadar siyasallaşan bir eğitim sistemine sahip olduğumuzu göstermektedir. Başta felsefe, tarih, biyoloji, fizik, kimya gibi derslerin içerikleri de bilim dışı içeriklerle donatılmak istemektedir. “
Züleyha Akgül, uzun yıllardır yaptığı terzilik mesleğine, 2 yıl tasarım 2 yıl da modellik eğitimi aldıktan sonra başladı.
Bir taraftan okula gidip bir taraftan çalışan Akgül, bir süre Nişantaşı’nda çalıştıktan sonra sonunda hayallerini kurduğu butiğini Kadıköy’de açtı.
Burada eskiyle yeniyi birleştirerek kendine has bir stil oluşturan Akgül, diktiği kıyafetlerle semt sakinlerinin de dikkatini çekti. Akgül, terzilik mesleğini sürdürürken bir yandan da kadınlara dikiş eğitimi vermeye başladı.
Akgül’ün öğrencileri arasında ev hanımlarının yanında, diş hekimi, doktor, avukat gibi çeşitli mesleklerden kadınlar da yer aldı.
Verdiği bu eğitimler sayesinde bir şey dikmenin, ortaya koymanın kadınlar üzerindeki olumlu etkisini gören Akgül, bu etkiyi depremzede kadınlar üzerinde de oluşturmak için harekete geçti.
Züleyha Akgül, 6 şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgedeki kadınlara destek olmak amacıyla Hatay’a gitti.
Burada, çadırda kurduğu atölyede depremzede kadınlara dikiş eğitimi vermeye başlayan Akgül, onların hem meslek sahibi olmalarını hem de aile bütçelerine katkıda bulunmalarını sağlıyor.
“Depremzedelere nasıl dokunurum düşüncesiyle yola çıktım”
Züleyha Akgül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 11 ili etkileyen ve asrın felaketi olarak nitelendiren depremlerin ardından, bir terzi olarak, “Depremzedelere nasıl dokunurum.” düşüncesiyle yola çıktığını söyledi.
İlk önce aklına çocuklara oyuncak yapmak geldiğini aktaran Akgül, şöyle konuştu:
“Defne’de ilk kez Ramazan Bayramı’nda çocuklarla buluştuk. Bezlere pamuk doldurup, kaş, göz çizerek birlikte oyuncaklar yaptık. Oyuncak yapmanın çocuklar üzerinde ne kadar olumlu etki yaptığını görmek bizi de çok mutlu etti. Daha planlı ve programlı ne yapılabilir düşüncesiyle Kırkyama Kadın Dayanışması ve Çağdaş Yaşam Atölyesi ile irtibata geçtim. Onlar sayesinde çadırda, konteynırda, bahçede çocuklarla bir araya gelip oyuncaklar yaptık.”
Akgül, çocuklarla oyuncak yapma etkinliğine annelerin de katılım gösterdiğini fark etmesi üzerine “Neden annelere de dikiş öğretmiyoruz?” sorusunun aklına geldiğini ve bunun için kollarını sıvadığını anlattı.
“Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik”
Züleyha Akgül, daha sonra hayırseverlerin yardımıyla Hatay’a makine, kumaş ve dikişle ilgili malzemeler götürüp, kadınlar için bir terzilik kursu başlattıklarını aktardı.
Depremzede kadınlarla ilk terzilik kursunu Kurban Bayramında başlattıklarını dile getiren Akgül, “Çadırda 5 makinayla 8 gün boyunca eğitim verdik. Bu eğitimin ardından hayırseverler ve yerel yönetimlerin katkısıyla makina sayımızı artırdık bir anlamda sanayileşmiş olduk. Eğitime devam edip, projeye yeni kadınlar ekledik. Depremzede kadınlar meslek edinsin, ev bütçesine katkı sağlasın ve fason atölyelerine iş yapabilsin istedik. Şu an atölyemizdeki kadınlar dikiyor ve ürettiğini satıyor.” şeklinde konuştu.
Akgül, hala çadırda atölye çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirerek, “Başta bir konteynır ya da prefabrik bir yapıya ihtiyacımız var. Kumaş ve makinanın yanı sıra kadınların yaptıkları ürünleri satacakları yeni pazarlara da ihtiyacımız var.” dedi.
“Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik”
Bir meslek öğrenip, dikiş dikmeye başlayan kadınların psikolojilerinde olumlu yönde bir farklılık gözlemlediğini vurgulayan Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kadınlar, dikiş diktikleri sürece yaşadıkları acıdan uzak kalmış oldular. Bir depremzede kadının aldığı eğitimden sonra ‘İlk kez kendi paramı kazandım ve cebime koydum, bunu beni çok mutlu etti.’ demesi bizi ondan çok daha mutlu etti. Kadınlar ne yapabildiklerini gördükçe daha çok motive oldular. Bir şey üretmenin hissiyatı onları bir anlamda hayata bağladı. Yaklaşık 50 kadına dikiş eğitimi verdik. Şimdi bu kadınlar kendi ayaklarının üzerinde durup, ailelerinin geçimine katkı sağlıyor. Gerek yeni şeyler dikerek, gerekse paça tadilatı gibi basit işlemler yaparak ekmeklerini kazanıyorlar.”
Akgül, yaklaşık 10 aydır devam eden projenin daha çok kadına ulaşmasını istediklerinin altını çizdi.
Hatay’daki bu projeyi tam anlamıyla oturtabildiklerinde diğer deprem bölgelerine giderek başka kadınlara da dikiş eğitimi vermek istediklerini aktaran Akgül, “11 ilde tüm kadınlara ulaşmak istiyoruz. Bir kadına dokunmak, onun çocuğuna ailesine dokunmak demek. Anne mutlu olunca çocuk da ailede mutlu oluyor.” ifadelerini kullandı.
]]>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Milli Eğitim Bakanı Tekin, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Türkiye’de bulunan Libya Milli Birlik Hükümeti Teknik ve Mesleki Eğitim Bakanı El Sifav ile bir araya geldi.
Bakanlıkta gerçekleşen görüşmede, El Sifav’ı Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Tekin, Türkiye’nin Libya ile köklü, tarihi ve kültürel bağları bulunduğunu belirtti. İki ülke halkının zor zamanlarda her daim birbirlerinin yanında durduğuna işaret eden Tekin, Libya’nın egemenliği, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin Türkiye için son derece önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye olarak Libya’nın ihtiyaç duyduğu desteği sağlamak için her zaman hazır olduklarını dile getiren Tekin, özellikle eğitim ve kültür alanlarında işbirliğini geliştirmek istediklerini söyledi. Tekin, “Ulusal düzeyde ekonomik büyüme ve sürdürülebilir bir kalkınma için en güçlü enstrüman eğitimdir.” dedi.
Türkiye’de son yıllarda mesleki ve teknik eğitim alanında büyük atılımlar gerçekleştiğini ve gerçekleşmeye devam ettiğini belirten Tekin, “Birçok ülke tarafından başarımızın takip edilmesi bizi memnun ediyor. Güçlü bir mesleki eğitim, nitelikli iş gücünün yetiştirilebilmesi, mesleki becerilerin geliştirilmesi ve ekonomik iş piyasası ihtiyaçlarına cevap verebilmek için çok önemlidir.” diye konuştu.
Birlikte gayret edip somut projeler geliştirmek istediklerini dile getiren Tekin, şunları söyledi:
“Bugün burada imzalayacağımız mutabakat zaptı, güçlü işbirliğimizin, dostane ilişkilerimizin bir nişanesi olacaktır. Bu metin sadece diplomatik bir metin olmayacak aynı zamanda geleceğimizin inşasında yer alacak çocuklarımızın, gençlerimizin eğitimine önemli katkılar sunacaktır. Kardeşlik ve karşılıklı güven üzerine dayanan ilişkilerimizin daha da derinleşeceğine inanıyorum.”
Bakan Tekin, başta mesleki ve teknik eğitim olmak üzere öğretmen yetiştirme süreci, program geliştirme ve eğitimde teknolojinin kullanılması gibi konularda Türkiye’nin güçlü bir müktesebatı bulunduğunu vurguladı. Tekin, Libya ile işbirliğini geliştirerek Türkiye’nin bu alandaki tecrübelerini paylaşmaya hazır olduklarını da kaydetti.
“Türkiye’nin deneyimlerinden istifade etmek istiyoruz”
Konuk Bakan El Sifav ise Türkiye’de bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, yüzyıllardır Türkiye ile dostluk ve kardeşlik ilişkisi içinde olduklarını söyledi.
Müfredatı güncelleyerek daha modernleştirmek istediklerini kaydeden El Sifav, mesleki eğitim alanında eğitimde teknolojinin kullanılması ve Libya’nın ihtiyaçlarını karşılayacak kursların açılması konusunda Türkiye’nin deneyimlerinden istifade etmek istediklerini belirtti.
Konuşmaların ardından Tekin ile El Sifav, iki ülke arasında eğitim alanında işbirliğinin geliştirilmesi kapsamında “Mesleki ve Teknik Eğitim İşbirliği Mutabakat Zaptı”nı imzaladı.
İmzalanan mutabakat zaptı ile mesleki ve teknik eğitime ilişkin okul yönetimi, önceki öğrenmelerin tanınması, öğrenme kazanımlarının ölçülmesi, belgelendirme gibi konularda bilgi ve tecrübe paylaşımı yapılması hedefleniyor.
Mutabakat zaptı ile ayrıca uzman, eğitmen ve araştırmacı değişimi, mesleki eğitim alanında uygulanan yeni öğretim teknikleri ve teknolojileri konusunda bilgi ve tecrübe paylaşımı, mesleki eğitim alanında öğretim programı ve eğitim öğretim materyallerinin hazırlanması ve güncellenmesi süreçleri ile ilgili bilgi paylaşımı, mesleki eğitim veren kurumlar arasında kardeş okul ilişkilerinin kurulması ve geliştirilmesi, karşılıklı diploma denklik işlemleri için kolaylıklar sağlanması amaçlanıyor.
]]>MÜSİAD Bursa Şubesi’nde gerçekleştirilen törende konuşan Vali Yardımcısı Mustafa Kılıç, Bursa’nın nüfus bakımından Türkiye’nin dördüncü kalabalık ili olduğunu ve sanayi bakımından da oldukça önemli olduğunu hatırlattı.
Bursa’nın özellikle yurt dışına yapılan sanayi ürünleri ihracatında da Türkiye’nin en önde gelen illerinden olduğunu belirten Kılıç, “Bunun altyapısı ilimizde bulunan 17 organize sanayi bölgesi ve burada üretilen ürünlerin ihracatıyla bu önemli gelirler ülkemize sağlanmış oluyor. Mesleki eğitim bu anlamda ilimiz için çok önemli çünkü sanayi destekleyen, bu okullarımızdan mezun öğrencilerimiz eliyle istihdam sağlanıyor.” dedi.
İşbirliği protokolünün hayırlara vesile olmasını dileyen Kılıç, şunları kaydetti:
“İnşallah önümüzdeki süreçte hem mesleki eğitim anlamında eğitim veren kurumlarımızın altyapısının güçlendirilmesi hem burada eğitim gören öğrencilerimizin eğitim kalitelerinin arttırılması ve istihdama hazırlanması anlamında bu gerçekten önemli bir adım teşkil ediyor. Bu süreçte eksiklerimizi karşılıklı olarak tamamlayarak bize emanet edilen bu gençlerimizi en iyi şekilde hayata hazırlama ve onları istihdama hazırlama anlamında çalışmaların yapılacağına inanıyorum. Mesleki eğitimde öğrencilerimizin yönlendirilmesi de önemli. Lise çağından itibaren öğrencilerin istihdama yönelmesi ve üretime katılması çok daha önemli.”
“Bursa’da meslek liselerine kayıt oranı yüzde 55”
İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu da bu işbirliğinin bereketli olmasını ve sürekliliğini temenni etti.
Mesleki ve teknik liselerden mezun olan öğrencilerin yüzde 20’sinin kendi alanında iş bulduğunu, yüzde 15’inin ise üniversiteye gittiğini anlatan Alireisoğlu, “Türkiye’de meslek liselerine kayıt oranı yüzde 40’a yakın. Bursa’da bu oran yüzde 55, bu oran çok yüksek. Bu anlamda biz daha fazla çalışıp, daha güzel örnekleri Türkiye için model olarak üretmek durumundayız.” ifadesini kullandı.
MÜSİAD Bursa Şubesi Başkanı Alparslan Şenocak ise beşeri sermayenin, bir ülkenin ekonomik ve sosyal kültürel gelişiminde kritik bir rol oynadığını ve insan kaynağının niteliğini arttırmanın en önemli unsurunun, mesleki eğitim olduğunu belirtti.
Mesleki eğitimi geliştirmek amacıyla atılan her adımın aslında gelecek için umut, başarı ve toplumsal refahın yükselmesi anlamına geldiğini kaydeden Şenocak şöyle konuştu:
“Türkiye Yüzyılı’nı hedeflere taşıyacak en önemli gücümüzün, nitelikli insan kaynağımız olduğunu hepimiz biliyoruz. Hızla yaşanan teknolojik gelişmeler, küreselleşme, mesleki eğitimi daha da değerli hale getirmektedir çünkü üretimin niteliğinin artması sadece teknik becerilere değil, aynı zamanda iş gücünün problemine çözümüne çözüm kabiliyeti, iletişim becerileri ve takım çalışması gibi yeteneklerle de yakından ilişkilidir. Tüm bu nedenlerle mesleği olan iş gücünü oluşturan ve ürettikleriyle yaşam kalitemizi yükselten nitelikli teknik elemanların yetiştirilmesi aslında hepimizin ortak sorumluluğunda ve görevinde. Bursa’da meslek okullarımız güncel müfredatı ve eğitim içerikleriyle iş dünyasının taleplerine ve sektör ihtiyaçlarına uygun hale getirmek en önemli görevlerimiz ve hedeflerimizin arasında.”
Protokol imza törenine, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları, mesleki teknik lisesi müdürleri ve MÜSİAD Bursa sektör başkanları katıldı.
]]>Başkan Seçer, Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Eğitim Hizmetleri Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlikte, iyi bir gelecek, güçlü Mersin ve güçlü Türkiye için eğitime son derece önem verdiklerini belirtti. İl genelinde 27 noktada eğitim ve öğretimi destekleme kurs merkezi açtıklarını belirten Seçer, “Hızımızı alamadık Mersin merkezde birkaç mahallede, Tarsus’un mahallelerinde de kurduk. Çünkü bu eğitim kurumlarını kurduğumuz mahalleler, gelir düzeyi düşük insanların yaşadığı mahalleler. Biz çocukların, insanlığın refahı, mutluluğu ve huzuru için çalışacak bilim insanları olmalarını istiyoruz. İnsanlığa yarar sağlayacak buluşlar yapsın, insanlığı daha mutlu, daha huzurlu edecek, daha güçlü kılacak buluşlar yapsın diye çocuklarımızın eğitimine önem veriyoruz” dedi.
Seçer, Aydıncık Eğitim ve Öğretimi Destekleme Kurs Merkezi’nden bugüne kadar 753 öğrencinin faydalandığını belirterek, “Şu an 9 öğretmenin görev yaptığı merkezde 126’sı YKS, 84’ü LGS’ye hazırlık olmak üzere 210 öğrencimiz var. Bu zamana kadar da 753 çocuğa ışık tutmuş, yolunu aydınlatmışız” ifadelerini kullandı.
“Aydıncık’ın arıtma sorununa çözüm bulduk”
Aydıncık’ta 15 mahalle bulunduğunu ve en büyük sorunlarından birinin içme suyu alt yapısında sık sık yaşanan arızalar olduğunu dile getiren Seçer, “İller Bankası marifetiyle yapmışlar, Büyükşehir Belediyesine de ödetmişler. İller Bankası’yla da anlaşamıyoruz. Bir taraftan yapıyorsun diğer taraftan patlıyor. Bazen müdahale etmek istiyorsun ama yasa buna izin vermiyor” diye konuştu.
Aydıncık’ın arıtma sorununa çözüm bulduklarını açıklayan Seçer, ikinci 5 yılında yaklaşık 100 milyon TL harcayarak bu projeyi bitireceklerini kaydetti.
Aydıncık’ta sorumluluk alanlarındaki imar çalışmalarını da tamamladıklarını belirten Seçer, ilçede çarpık kentleşmenin önüne geçilmesi için gereken katkıları sunmaya devam edeceklerini ifade etti. Aydıncık’ın büyük bir hinterlandının olmadığına işaret eden Seçer, 2024 yılı programı içerisinde ilçede 20 bin ton asfalt çalışması yapacaklarını sözlerine ekledi.
“Mersinlilere en iyi hizmet yaraşır”
Gerçekleştirdiği tüm hizmetleri Mersinlilerin vergileriyle yaptığını vurgulayan Seçer, şöyle devam etti: “Sizin paranızı size harcıyoruz. Bizim işimiz bu. Biz aracıyız. Belediyelere çok iyi para geliyor. İsraf edilmediğinde ve akılcı kullanıldığında birçok hizmet rahatlıkla yapılır. İşte 5 yıldır Vahap Seçer bunu yaptı. Borçlarını da ödedi, mali disiplini de sağladı. Çok itibarlı bir belediyemiz var. Hizmet ediyoruz, çalışıyoruz. Yol da yapıyoruz, sosyal politikalar da uyguluyoruz, tarıma da destek veriyoruz. Kültürel etkinlikler de yapıyoruz. Mersin gelişiyor, büyüyor.”
Ellerindeki imkanlarla tüm hizmetlerin en iyisini yaptıklarını vurgulayan Seçer, “Bizde her türlü eğitim merkezi var, toplumun ihtiyacı olan her alanda meslek edindirme kurslarımız var. Yabancı dil, marangozluk, şoförlük kursumuz da var. Gençlerimiz gelsinler, meslek öğrensin gitsinler, çalışsınlar. Dershanemiz de var üniversiteye, liseye hazırlansınlar, en iyi okullara gitsinler. Mersinlilere en iyi hizmet yaraşır” dedi.
‘Teksin-Alo 185’ projesinden de bahseden Seçer, tüm ilçelerde yaşayan her vatandaşa bir telefon kadar yakın olduklarını kaydetti. İlçelerden merkeze hasta getiren ve kalacak yer bulamayan vatandaşlar için misafirhane hizmeti, yeni doğum yapan anneler ve bebekler için mamasından hijyenine kadar birçok malzemenin olduğu bir çanta verildiğini ifade eden Seçer, “Sağlıkla ilgili sorunun varsa insanın gözü hiçbir şey görmez. Canın acıyorsa, ıztırap çekiyorsan her şey bitmiştir. Onun için önce vatandaşlarımızın acısını dindirmek, acılarına ortak olmak ana prensiplerimizin başında geliyor” dedi.
Kurs merkezinden faydalandı, üniversiteyi kazandı
İki çocuğunu Büyükşehir Belediyesinin kurs merkezine gönderen anne Songül Cengiz, kızının YKS’ye, oğlunun da LGS’ye hazırlandığını belirterek, bu sayede süreci kolay geçirdiklerini dile getirdi. Kurs merkezindeki öğretmenlerin oldukça ilgili olduğunu ifade eden Cengiz, “Biz bu süreçte gerçekten maddi sıkıntılar çekiyorduk, sayenizde bu süreci daha kolay atlatacağız” diye konuştu.
Kurs merkezinden faydalanarak üniversiteyi kazanan öğrencilerden görme engelli Arife Ece, “Kurs merkezindeki öğretmenlerim her konuda yardımcı oldular ve kolaylık sağladılar. Öğretmenlerim sınavlarımda bana hem okudular, hem anlattılar. Sınavlarım iyi geçti ve Atatürk Üniversitesi’ni kazandım” şeklinde konuştu. – MERSİN
]]>Hastalar günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyalize giriyor
5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni: “Bu bizim için velinimet, hayatımı çok kolaylaştırdı”
“Hastaneye git gel derdimiz yok, evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek”
SAKARYA – SEAH Nefroloji Kliniği, Sakarya’da evde diyaliz uygulamasını hayata geçirdi. Eğitimleri tamamlayan diyaliz hastaları günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyaliz almanın konforunu yaşıyor.
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği tarafından hayata geçirilen uygulama çerçevesinde böbrek nakli imkanı olmayan ve aktif olarak günlük çalışma hayatında yer alan diyaliz hastalarına yönelik ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan uygulamanın alt yapısının oluşmasıyla birlikte Sakarya’da da uygulama hayata geçerken, eğitimlerinin tamamlayarak ‘Evde Hemodiyaliz’ almaya başlayan 50 yaşındaki Salih Yıldırım; İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü, SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir, Doç. Dr. Mahmud İslam, Uzm. Dr. Zafer Ercan ve Musa Pınar ve eğitim hemşireleri tarafından evde ziyaret edildi.
“Bu bizim için velinimet”
5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni İsmail Yıldırım bir yıl önce böbrek nakli olduğunu ancak bağışıklık sisteminin böbreği kabul etmediğini ve diyalize girmeye devam ettiğini dile getirdi. Aktif olarak öğretmenliğe devam ettiğini belirten ve ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulamasının hayatında önemli bir kolaylık sağladığını belirten Yıldırım, “Eğitimlerimizi aldık ve başladık. Bu bizim için velinimet. Gerçekten hayatımı çok kolaylaştırdı. Hastane ortamında diyaliz almak gibi bir stresimiz yok. Hastaneye git gel derdimiz yok. Evde, eşim ve çocuklarım yanımda istediğim zaman diyalize giriyorum. Tabi evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek. Bu uygulama ile daha uzun diyaliz olabiliyoruz, bu da daha az ilaç kullanımı ve daha sağlıklı bir hayat sunuyor. Normal diyaliz sistemine göre iştahım daha çok arttı ve istediğimi yiyebiliyorum. Bir sorun olduğunda doktorumuz, hemşirelerimiz ve teknik ekip anında yardımcı oluyor. Tüm diyaliz hastalarının bu hizmetten yararlanmasını arzu ederim. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.
“Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem”
‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hamad Dheir, ilk olarak üç hastaya iki ay boyunca eğitim verdiklerini dile getirerek, “Daha sonra bu hastalarımız evlerinde kurulan hemodiyaliz cihazı ve su sistemini denetleyerek diyalize kendileri girmeye başladı. Hastalar eğitim süresince önce diyaliz makinesi, makine setlemesi ve su sisteminin işleyişini öğreniyor. Ardından hastalar fistül iğnelerini kendi damarlarına kendileri girmeyi öğrenerek hazır hale geliyor. Bu eğitimi hastaya ve talep olursa hasta yakınına veriyoruz. Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem, merkez hemodiyaliz yöntemine göre birçok üstün avantajları var. Kalp üzerinde daha az stres, daha az ilaçla daha iyi kan basıncı kontrolü, daha az kısıtlayıcı diyetin yanında; muhtemelen iyileştirilmiş enerji seviyeleri, tedaviden sonra daha hızlı iyileşme süresi, hayatlarının kontrolünü ele alma esnekliği, hastaneye başvuru ve yatış oranlarının azalması gibi birçok avantaj sağlıyor. Bu konuda bize destek veren İl Sağlık Müdürümüz Prof. Dr. Aziz Öğütlü ve Başhekimimiz Prof. Dr. Fikret Halis hocalarımıza da ayrıca teşekkür ederiz. Bu yöntemi tercih eden hastalara gece gündüz iletişim ve teknik destek sağlanıyor. Hekim ve eğitim hemşirelerimiz ile teknik ekip bu hizmeti sunmakta. Evde hemodiyalizi tercih etmek isteyen hastalarımız Nefroloji polikliniğimize müracaat edebilir” diye konuştu.
“Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım”
Evde Hemodiyaliz uygulamasının temel amaçlarından bir tanesinin de daha uzun diyaliz yapmak ve dolayısıyla hastaların daha az ilaç kullanması olduğunu ifade eden SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, uygulamayı yaygınlaştırmayı amaçladıklarını dile getirdi. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü’de, Sakarya’da ilk kez hayata geçirilen uygulama sayesinde böbrek nakli bekleyen ve çalışma hayatlarını sürdüren birçok vatandaşa hem sağlık açısından hem de konfor açısından büyük bir kolaylık sağlanacağını kaydetti. Öğütlü, “Evde Hemodiyaliz uygulamasıyla hastalar gün içinde istediği saatte diyalize girebiliyor. Bunun yanında birçok avantaj sağlanmış oluyor. Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
]]>Yeni mevzuatla meslek liselerinin sektörlerin içinde eğitim vermesinin önü açıldı. Ayrıca, sektör yoğunluğunun bulunduğu okullara yerleştirilecek 11. sınıf öğrencileri için yeni kontenjanlar ayrılacak, barınma ihtiyaçları da karşılanacak.
Bakanlığın mesleki eğitime “istihdam odaklı” yaklaşımı yerleştiren yeni mevzuatı, gelecek eğitim öğretimden itibaren uygulamaya geçecek.
MEB Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Ali Karagöz, AA muhabirine, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in talimatıyla hazırlanan, “MEB bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönerge” adlı yeni mevzuata ilişkin açıklamalarda bulundu.
Milli Eğitim Bakanlığı olarak mesleki ve teknik eğitim sürecinde ihtiyaç duyulan nitelikli iş gücünü yetiştirmek için yoğun bir çalışma içinde olduklarını dile getiren Karagöz, bu kapsamda 30’un üzerinde şehirde, işletme ve sektör temsilcileriyle bir araya geldiklerini, toplantılara atölye, laboratuvar öğretmenleri ve yöneticilerin de katıldığını aktardı.
Bu toplantılarda, mesleki teknik eğitim sürecinin nasıl yürüdüğünü, iyileştirilmesi gereken alanları görüştüklerini dile getiren Karagöz, bu kapsamda yeni bir yönergenin hazırlanarak illere gönderildiğini bildirdi.
Karagöz, mesleki eğitimde fırsat eşitliğini karşılamaya ve erişimi kolaylaştırmaya yönelik hazırlanan yeni yönergeye ilişkin şu bilgileri verdi:
“Yeni yönergemiz doğrultusunda Türkiye’nin herhangi bir yerindeki meslek liselilerin istihdamının kolaylaştırılması için bölge, ihtisas, sektör içi ve sektöre entegre olmak üzere 4 yeni okul programını hayata geçiriyoruz. Burada yeni okul türleri tanımlamıyoruz, mesleki eğitim merkezleri ile mesleki ve teknik Anadolu liselerinin mevcut yapısı içine yeni okul eğitim modelleri getiriyoruz. Bunun sonucunda, mesleki ve teknik eğitim kurumlarının kendilerini yenilemesi, değişen ve dönüşen sistemlere entegre olması, sektörün talep ettiği nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılaması, öğrencilerin edindikleri bilgi ve beceriler sonucunda istihdam edilebilmelerinin kolaylaştırılması sağlanmış olacak.”
Sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliği başlayacak
Genel Müdür Karagöz, sektör yoğunluğunun bulunduğu bölgelere öğrenci hareketliliğini başlatacak “bölge okulu” adı verilen programı şöyle tanıttı:
“Bölge okullarımız, işletmelerin yoğun olduğu yerlerde ve pansiyonlu olacak. İşletme eğitimine tam erişemeyen 11. sınıflarda okuyan öğrencilerimiz için bölge okullarımızda yeni kontenjanlar açacağız. Bu öğrencilerimiz, başarılarına bağlı olarak yerleşmeleri halinde okulun barınma imkanından yararlanacak ve işletme eğitimleri dahil tüm eğitimlerini bu okullarda alacaklar. Böylece 11. sınıflarda da işletmelerde meslek eğitimini hayata geçireceğiz.”
İhtisas okullarında mesleki kümelenmeler oluşturulacak
Meslek liselerinde 53 alanda 114 dalda eğitim verdiklerini belirten Karagöz, bu alanlar içinde birbirini destekleyen ve aynı eğitim ortamlarında olabilecek şekilde mesleki kümelenmeler oluşturarak “ihtisas” okullarını hayata geçireceklerini bildirdi.
Eğitim ortamlarının daha etkin ve verimli kullanılmasının sağlanacak ihtisas okulları ile aynı zamanda mesleki teknik eğitime ilişkin Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüleceğini belirten Karagöz, böylece mesleki eğitime ilişkin öğretim programlarını okulların tecrübeleriyle güçlendireceklerini söyledi. Karagöz, ihtisas okullarında alan öğretmenlerinin hizmet içi eğitimlerinin de yapılacağını kaydetti.
Öğrenciler sektör içi okullarda hem eğitim alacaklar, hem üretim yapacaklar
Ali Karagöz, “sektör içi” özelliğe sahip okullarla üretim kabiliyeti çok güçlü ve kapasitesi büyük işletmelerin üretim altyapısıyla meslek ve teknik eğitim sürecini buluşturacaklarını belirterek, şu bilgileri verdi:
“Sektör içi okullarımız, üretim ve işletme teknikleri güncel ve sürekli gelişim içindeki büyük işletmelerin içerisinde açılacak. Öğrencilerimiz 9. sınıftan itibaren işletmenin içinde açılmış okulda eğitim alacaklar. Öğrencilerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini işletmenin içindeki güvenli ortamlarda alacaklar, 11 ve 12. sınıfta ise o işletmenin üretim hattına öğretmenlerinin gözetiminde, usta öğreticilerinin nezaretinde dahil olacaklar.”
“Sektöre entegre okullarla mesleki yeterlilikleri artacak
Genel Müdür Karagöz, “sektöre entegre” okullara ilişkin, “Bölge okullarında olduğu gibi sektöre entegre özellikli okullarımızda da mesleki ve teknik eğitim kurumlarımızın içerisindeki alanların sektörle ilişkilendirilmeleri sağlanacak, öğrencilerin sektörel yoğunluğun bulunduğu yerlerdeki işletmelerde mesleki eğitime katılmaları sağlanacak, böylece mesleki yeterlilikleri artırılacak.” değerlendirmesini yaptı.
Bu modele, mesleki ve teknik Anadolu liselerinin 11. ve 12. sınıf öğrencilerinin dahil olacağını bildiren Karagöz, şöyle devam etti:
“Bölge okulu ve sektöre entegre özellikli okul programımızda, okulun bulunduğu kayıt alanı dışındaki diğer mesleki ve teknik eğitim veren liselerde öğrenim gören ve 10. sınıfı tamamlayan belli niteliklere sahip öğrencilerin nakil ve geçişleri yapılacak. Bunun için nakil kontenjanları oluşturulacak. Sanayinin az geliştiği bölgelerdeki öğrenciler, parasız yatılılık imkanlarından yararlandırılarak sanayisi gelişmiş bölgelerde fırsat eşitliği temelinde, mesleki ve teknik eğitim almalarının yolu açılmış olacak. Öğrenciler, yerleşmeleri halinde işletmenin içerisinde doğrudan üretim hattıyla bütünleşmiş, sektörün üretim kabiliyetiyle, oradaki yetişmiş iş gücünün teknik personelin de nezaretinde mesleki derinleşmelerini sağlayacaklar.”
Karagöz, “sektör içi” ve “sektöre entegre” okullarla öğrencilerin, mesleğin gerektirdiği iklim içerisinde yetişmesini ve mezuniyetleri sonrası istihdama daha hızlı geçmesinin sağlanacağını belirtti.
Bu dönem içinde mesleki eğitimdeki yeni yaklaşıma entegrasyon için çalışacaklarını dile getiren Karagöz, 2024-2025 eğitim öğretim yılından itibaren meslek lisesi öğrencilerinin yeni programa sahip okullarıyla buluşacaklarını bildirdi.
Genel Müdür Ali Karagöz, “Meslek eğitimdeki öğrencilerimize öncelikli önerimiz, 9 ve 10. sınıf eğitimlerini başarılı geçirsinler. Bu okullarımızın kontenjanlarını belirledikten sonra duyuruya çıkaracağız. Öğrencilerimiz ve velilerimiz, duyurularımızı takip etsinler. E-okul üzerinden öğrencilerimiz başvuru yapacak.” dedi.
]]>Diyarbakır’da çocukların işledikleri altın, birçok ülkeye ihraç ediliyor
Diyarbakır’dan Avrupa, Asya ve Ortadoğu’ya uzanan ticaret yolu
DİYARBAKIR – Diyarbakır’da faaliyet gösteren bir kuyumcunun atölyesinde eğitim gören 14-21 yaş arasındaki çocuklar, yaptıkları altın ürünleri Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediliyor. Çocuklar, bir yandan ustalığı öğrenirken diğer yandan ise ailelerine maddi olarak da katkıda bulunuyor.
Merkez Kayapınar ilçesinde kuyum sektöründe faaliyet gösteren HMT Kuyumculuk, okulu bırakan çocuklar için açtığı altın üretim atölyesinde usta yetiştiriyor. Yaşları 14-21 aralığında olan çocuklar, ürettikleri altınlar ile hem sanat öğreniyor hem ailelerine maddi yönden katkı sağlıyor.
HMT Kuyumculuk Yönetim Kurulu Başkanı Kamuran Kaya, 2017 yılından bu yana okulu terk eden çocukları yanında yetiştirip usta öğretici olarak piyasaya sürdüğünü söyledi.
Çocukların atölyede ustalığı öğrenirken diğer yandan da meslek lisesinde eğitim gördüğünü ifade eden Kaya, “2017 yılından bu yana Mesleki Eğitim Programı çerçevesinde çocuk usta yetiştiriyorum. Eğitim alan çocukların çoğu zaten meslek lisesinde kuyumculuk bölümü öğrencileridir. Eğitim gören elemanlarımdan en küçüğü 14 en büyüğü 21 yaşında. Bu çocuklar, Diyarbakır’da kaybolmuş zanaatı yeşertmeye çalışıyor. İnşallah çocuklarımızın her biri ileride ayrı usta olacak, onlar da farklı öğrenci yetiştirecektir” dedi.
“Amacımız; eğitim hayatında pek başarılı olamayan çocukları meslek lisesine yazdırıp, mesleki eğitim programından kendi bünyemize çekip en azından zanaatkar yetiştirmektir” diye konuşmasına devam eden Kaya, “Bu yüzden çocuklarımızı topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Çocuklarımızın bir çoğu mevcut sistem içerisinde altını işlemeyi öğrenmiş oluyor. Bu öğrenciler meslek lisesinden mezun olduktan sonra üniversitelerde takı tasarım bölümlerinde eğitim görebilir, sertifikaları olduğu takdirde meslek liselerinde usta öğretici olarak eğitim de verebilirler” ifadelerinde bulundu.
“Öğrenci bulmakta zorlanıyoruz”
Günde 7 öğrencinin 1,5 kilogram altın işlediğini dile getiren Kaya, “Kapasitemiz yüksek olmasına rağmen öğrenci bulmakta zorlanıyoruz. Meslek liseleriyle bu konu hakkında irtibattayız. Önümüzdeki sene daha fazla öğrenci edeceğiz ki sektör hiçbir zaman geri kalmasın. Tarihin en iyi altın işçiliğinin olduğu Diyarbakır’da o ruhu sürdürmeye çalışıyoruz. Üretim yerimizde çalışan çocukların birçoğu yakın çevremizde çalışan kişilerin çocuğu ve yakınıdır. Ekibimiz, günlük 1,5 kilograma yakın altın üretimi yapabiliyor. Bu altınlar da Halep kordonu, paralı bileklikler, paralı kolyeler gibi birçok ürüne çevriliyor” ifadelerine yer verdi.
Son olarak öğrencilerin ürettikleri altınları dünyanın birçok ülkesine ihraç ettiklerini söyleyen Kaya, şunları kaydetti:
“Çocuk ustalarımızın ürettikleri takıları dünyanın dört bir yanına ihraç ediyoruz. Bunlardan bazıları Dubai, Hindistan, Irak gibi birçok Avrupa, Asya ve Ortadoğu ülkelerindeki pazara gönderiliyor. Hedefimiz kapasiteyi üç katına çıkarıp daha fazla emektar ve sanatkar çocuk yetiştirmektir.”
5 yıl önce çırak olarak başladığı atölyede şu an ustabaşılık yapan 21 yaşındaki Ömer Kaya, lisede 2. sınıf öğrencisiyken okulu bırakıp kuyum sektörüne başladığını belirtti.
Kaya, “5 yıl önce kuyumcu sektöründe eğitim görmeye başladım. İlk yıl devamlı ustamı izleyerek bu işi tanımaya çalıştım. Ustalarımız bize verdiği bu fırsatı değerlendirip, şu an ustabaşı olarak faaliyet gösteriyorum. Benimle beraber 7 kişi atölyede çalışıyor. Ustabaşı olarak arkadaşlara şu an işi ben öğretiyorum. Onlar da gösterdiğim şekilde altınları işleyerek hazır satılır hale getiriyor. Ben de showroomumuzda sergilenmek üzere arkadaşlara teslim ediyorum. Lise 2’nin ortasında okulu bırakıp tercihimi kuyumcu sektöründen yana kullandım. 5 yıldır sektörün içindeyim ve devam ediyorum” diye konuştu.
Atölyede en küçük yaştaki öğrenci Harun Ölmezoğul ise, 8’inci sınıfı bitirdikten sonra eğitim hayatını bırakıp kuyumcu sektöründe başladığını ifade etti.
Hedefinin iyi bir altın ustası olduğunu söyleyen Ölmezoğul, “8’inci sınıfı bitirdikten sonra okulu bıraktım. Şu an mesleki okula gidiyorum. 10 aydır burada hem altın işlemeyi öğreniyorum hem çalışıyorum. Bundan sonraki hedefim iyi bir altın ustası olmaktır. Burada ilkin Halep zincirini örmeye başladım. Daha sonra diğer takıları yapmaya başladım. Ustam sağ olsun bana çok yardımcı oluyor” dedi.
]]>???????Vakıftan yapılan açıklamaya göre, bu yıl 23’üncüsü düzenlenen organizasyonda ödülü, kadın hekimlerin “tek reçetemiz eğitim” anlayışıyla kurduğu, çocuk ve gençlere burs sağlamanın yanı sıra okulların güncel eğitim olanaklarına kavuşmasına destek olan KAHEV kazandı.
KAHEV, bu ödüle, Vehbi Koç Vakfı Yönetim Kurulu’nun yanı sıra 20. Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Hüseyin Vural’ın başkanlığını yaptığı ve Prof. Dr. Ebru Aktan Acar, Prof. Dr. Soner Yıldırım, Prof. Dr. Emine Erktin ile Prof. Dr. Yüksel Kavak’tan oluşan seçici kurulun önerdiği üç aday arasından seçilerek layık görüldü.
“On binlerce yetenekli gence eğitim bursları verdik”
Açıklamada törendeki konuşmasına yer verilen Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, kurucuları Vehbi Koç’u vefatının 28’inci yılında rahmet ve minnetle yad ettiklerini ve uğruna büyük emek sarf ettiği idealleri hep birlikte hatırladıklarını kaydederek, “Köklü vakıf geleneğini yeniden canlandırmak amacıyla Türkiye’nin ilk özel vakfı olarak 55 yıl önce kurulan Vehbi Koç Vakfı, ‘üstümüze vazife’ diyerek toplumsal kalkınmayı desteklemiş, on binlerce yetenekli gence eğitim bursları vermenin yanı sıra, inşa ettiği ve bağışladığı okul, yurt, hastane ve tıp merkezleriyle milyonlarca insanın hayatında iz bırakmıştır.” ifadelerini kullandı.
6 yıl gibi kısa bir sürede binlerce öğrenciye umut olmuş bir kurumu ödüllendirdiklerini aktaran Koç, “Cumhuriyet kadınlarının dayanışmasının çok özel örneklerinden biri olan KAHEV, çağdaş ve müreffeh bir topluma ancak eğitim yoluyla erişebileceğimiz anlayışıyla da takdire şayandır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Eğitimin insani bir hak olduğunu düşünüyoruz”
KAHEV Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Demet Orhan Başer ise Vehbi Koç Ödülü’ne layık görülmelerinin, gurur verici bir başarı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
“Biz, Cumhuriyetimiz sayesinde eğitim olanaklarıyla buluşabildik, Cumhuriyet kadınları olarak önce kendi mesleklerimizi kazandık. Ardından topluma yararlı işler yapma aşamasına geldiğimizi fark ettiğimiz zamanlarımızda sosyal medya üzerinden bir öğrencinin eğitimini yarıda bırakmaması amacıyla buluştuk ve bu kıvılcım sağlık camiası içinde adeta bir eğitim seferberliğine dönüştü. Sonra da verdiğimiz her burs, yenilerini yaptığımız her okul yardımı, diğerini doğurdu. Mütevelli heyetimiz ve yönetim kurulumuzla bu enerjiyi doğru şekilde yönlendirmek için çalıştık. Eğitimin insani bir hak olduğunu düşünüyoruz ve her bireyin eğitim olanaklarına eşit şekilde ulaşabilmesini istiyoruz.”
KAHEV’in özellikle kırsal bölgelerdeki çocukları nitelikli eğitime ve okulları da eğitim materyallerine eriştirmeyi amaçladığını aktaran Başer, “Öğrencilere burs vererek başlattığı faaliyetlerini yıllar içinde genişleten vakıf, kırsaldaki okullara bakım onarım hizmetleri sunmasının yanı sıra bu okullarda yeni sınıflar, laboratuvarlar ve kütüphaneler açıyor. 5 binden fazla öğrenciye düzenli burs sağlayan ve Kovid-19 salgını döneminde hayatlarını kaybeden sağlık çalışanlarının çocuklarına düzenli burs ve destek veren KAHEV’in, 5 bin 500’den fazla resmi üyesi ve 26 binden fazla gönüllüsü bulunuyor.” açıklamasında bulundu.
]]>MUŞ – Muş Valisi Avni Çakır, “Kariyer Günleri” etkinliğinde, “Şu bir gerçek ki, kim daha çok çalıştıysa ideallerine ulaştı. Geçtiğimiz aylarda Muş eğitimde çok konuşuldu, uzayda bile konuşuldu” dedi.
Muş Valisi Avni Çakır, “Kariyer Günleri” etkinliğinde öğrencilerle bir araya geldi. Merkeze bağlı Yaygın Anadolu İmam Hatip Lisesi tarafından düzenlenen “Vali Olmak” konulu program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından bir konuşma yapan Vali Çakır, öğrencilere kendi kariyer deneyimlerinden ve yaşam tecrübelerinden yola çıkarak tavsiyelerde bulundu. Eğitim hayatının insan hayatındaki en keyifli ve önemli aşamalardan biri olduğunu ifade eden Vali Çakır, bundan 20-30 yıl önce kendisinin de o sıralarda oturduğunu kaydederek, “Bugün, bu ön sıralarda oturanlar, bundan 20-30 yıl önce sizin gibi arka sıralarda oturuyorlardı. Biz de aynen sizin yerinizdeydik. Eğitim hayatımız bitti ve mesleki hayatımız başladı. Şimdi biz ön sıralardayız ama bundan sonra sizler ön sıralara geleceksiniz ve bizim yerimize sizler geçeceksiniz. Burada konuşma yapan ben, yani ilin valisi de sizin gibi o sıralardaydım, vali yardımcısı, milli eğitim müdürümüz, belediye başkanımız, yani şu anda bu salonda gördüklerinizin hepsi bir zamanlar öğrenciydi. Hepimizin idealleri vardı ve bu ideallerimizin peşinde koştuk” dedi.
Çalışarak çaba sarf edenlerin hedeflerine ulaşacağını ifade eden Vali Çakır, “Şu bir gerçek ki, kim daha çok çalıştıysa ideallerine ulaştı. Çalışan, okuyan, azmeden, arkadaşlarına göre dersi daha dikkatli dinleyen, ideal kuran, kendisine hedefler koyan ve bu uğurda da istikrarlı bir şekilde çalışanlar, mutlaka Allah’ın yardımıyla hedeflerine ulaşıyorlar. Kendinize hedef belirleyip ve bu hedef doğrultusunda yürümeniz gerekiyor. Yaygın Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde 500’e yakın öğrenci ve bunların hepsi farklı bir şekilde kendisine bir hedef belirlemiş ama Türkiye’nin 81 ili, 922 ilçesi ve beldelerinde aynı şekilde sizler gibi yüz binlerce, milyonlarca öğrenci de aynı hedefler doğrultusunda hayaller kuruyor. Bu hedeflere ulaşmak için de çalışıyor. Dolayısıyla rakipleriniz çok fazla. O yüzden rakiplerinizi geçmek için mutlaka çalışmanız gerekiyor” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı tarafından Uluslararası Uzay İstasyonu’nda denenen 13 deneyden birinin Muşlu öğrenciler tarafından hazırlandığını hatırlatan Çakır, “Muş, özellikle bilim merkezi vasıtasıyla adından söz ettirmeye başladı. Geçtiğimiz aylarda Muş eğitimde çok konuşuldu, uzayda bile konuşuldu. 81 ilde, buna birçoğunuzun gitmek istediği İstanbul Galatasaray Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi, Kartal İmam Hatip Lisesi, Türkiye’nin en meşhur okulları da dahil hepsinin arasından Muş’taki öğrencilerimizin hazırladığı proje Türkiye birincisi oldu ve uzayda tüm dünya tarafından duyuldu. Muş gençleri olarak sizin geleceğe yönelik böyle daha cesaretli, daha moralli olmanız için önünüzde çok güzel bir örnek olarak duruyor” ifadelerini kullandı.
Çakır’ın konuşmasının ardından okulun çok amaçlı salonunun açılışı yapıldı. Vali Çakır ve beraberindekiler daha sonra öğrencilerle birlikte yemek yedi. Programa Vali Çakır’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Mustafa Batuhan Alpboğa, Milli Eğitim Müdürü Enver Kıvanç, Yaygın Belediye Başkanı Baki Elpe, Memur-Sen İl Başkanı Mahir Barışan, muhtarlar ile öğretmen ve öğrenciler katıldı.
]]>Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi’nde bulunan bir otelde, konaklama, yiyecek-içecek ve ulaşım sektöründeki işletmelere yönelik hijyen eğitimlerini kapsayan “İşimiz Temiz Projesi”ne ilişkin Türkiye geneli yaygınlaştırma ve proje bilgilendirme toplantısı yapıldı.
Toplantıda konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 2021 yılında 3 pilot ilde başlayan projenin çok kısa sürede büyük bir ivme kazandığını söyledi.
Projenin ülke geneline yayılması için gerekli adımların atıldığını belirten Hisarcıklıoğlu, “İşimiz Temiz Projesi ile hizmet sektöründeki yeme içme, konaklama ve ulaşım alanında faaliyet gösteren mikro işletmelerin, gelişmiş hijyen anlayışı ile öne çıkmalarına, tüketicilerin ve özellikle turistlerin buraları tercih etmesine destek veriliyor. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığımız, eğitimlerin tasarlanması ve kadın girişimcilerimize bu eğitimlerin verilmesinde çok başarılı işler çıkardı. Bir diğer proje ortağımız olan OPET de gerek yerelde gerek ulusalda projenin ölçeklenmesi ve sahada uygulanması için büyük katkı sağladı.” diye konuştu.
Hisarcıklıoğlu, projenin ortaklarına ve bu sürece gelmesine katkıda bulunan tüm paydaşlara teşekkür etti.
Öte yandan Türkiye’deki kadın girişimcilik potansiyelinin geliştirilmesi ve donanımlı hale getirilmesinin önemine değinen Hisarcıklıoğlu, girişimcilik kültürünün kadınlar arasında gelişmesine öncülük edilmesinin ana hedefleri olduğunu dile getirdi.
Bu kapsamda kadın girişimcilere yol gösteren birçok çalışmaya imza attıklarını aktaran Hisarcıklıoğlu, “Hedefimiz kadın girişimci oranını yüzde 10’un üzerine çıkarmak olmalıdır. Buna destek vermek üzere, kamu ihalelerinde kadın imalatçının ürünlerinin yüzde 15 kota ile alınarak, kadın girişimcilerin teşvik edilmesini her fırsatta dile getiriyoruz. Hep vurguluyorum. Aklın, başarının cinsiyeti olmaz. Kadın güçlü olursa, aile, toplum ve ülke de güçlü olur.” ifadelerini kullandı.
“Eğitimlerimiz diğer sektörler tarafından da talep edildi”
TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurten Öztürk ise projeyi 81 ile yaygınlaştırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.
Projenin 2021’de pilot uygulamalarla başladığını anımsatan Öztürk, “Başlangıçta 3 ilde başlamıştık. Sonra 20 ile çıkardık ve 150 bin kişiye ulaştık. Projenin 81 ile yaygınlaşması artık ölçeğinin çok daha büyümesi demek. Amacımız özellikle mikro işletmelerde hizmet ve hijyen standartlarını artırarak daha iyi hizmet vermelerini sağlamak. Sağlıklı, bilinçli bir toplum yaratılmasına katkı sağlamak. Başlangıçta ulaşım, konaklama ve yeme içme sektöründe başladığımız eğitimlerimiz diğer sektörler tarafından da talep edildi. Bugün 81 il başkanımız ve milli eğitim camiamızın temsilcileri bir araya gelecekler. Bütün şirketlerde, kurumlarda bu projeyi nasıl yaygınlaştırabiliriz. Kısacası seferberliğe çıkacaklar.” şeklinde konuştu.
MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Cengiz Mete de toplum sağlığının korunması, yaşam kalitesinin yükseltilmesi, temizlik ve hijyen konusunda eğitim almış nesillerin yetişmesinden hareketle yola çıkılarak oluşturulan projede 150 bin kişinin eğitimlerden faydalandığını belirtti.
Antalya Milli Eğitim Müdürü Salih Kaygusuz ise pilot iller arasında yer alan Antalya’da projenin en üst seviyede yürütüldüğünü dile getirdi.
Konuşmaların ardından toplantı, işletmelerin tecrübelerini paylaştığı “Hijyen ve Mikro İşletmelerde Sürdürülebilir Yönetim Paneli” ile devam etti.
Toplantı programı, “Proje Dönemi Yarışması”nda ödüllerin verilmesinin ardından sona erecek.
]]>Vali Şıldak, Birecik Atatürk Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen eğitim değerlendirme toplantısı sonrası gazetecilere, kentin eğitim alanında istenilen seviyeye gelmesi için BİGEP’i hayata geçirdiklerini kaydetti.
Birecik ilçesinde eğitim değerlendirme toplantısını gerçekleştirdiklerini belirterek, Başarı İzleme ve Geliştirme Projesi’ni (BİGEP) hayata geçirdiklerini ifade etti.
Bu projeyle Şanlıurfa’da eğitimi birinci öncelik olarak ilan ettiklerini aktaran Vali Şıldak, “İIlimizin bütün okullarında resmi ve özel tüm kurumlarımızda hayata geçirdiğimiz bu çalışmamız aslında Şanlıurfa’da eğitimi birinci öncelik olarak ilan ederek, bütün kesimlerin ilgisini çekmeyi ve bu alandaki çalışma temposunu yükseltmeyi, motivasyonu güçlendirmeyi hedefleyen bir sinerji oluşturma projesidir. Projemiz aylık yaptığımız bu değerlendirme toplantılarıyla sürekli takip altında tutuyoruz ve ilerleme hızını gözetliyoruz. Bu yaptığımız çalışmaların sürekliliğini sağlamaya çalışıyoruz.” dedi.
Şıldak, Birecik ilçesinde yaptıkları eğitim değerlendirme toplantısında son bir aylık gelişmelerin değerlendirildiğine işaret ederek, BİGEP kapsamında yapılan deneme sınavlarının, ihtiyaçların ve devamsızlık sorunu gibi konuların görüşüldüğünü belirtti.
Eğitim alanının tüm konularını değerlendirip inceleme fırsatı bulduklarını ifade eden Şıldak, “Eğitimin aktörleri olan gerçek belirleyici unsuru olan öğretmenlerimizi, okul idarelerimizi harekete geçirmeyi, velilerimizle bütünleşerek topyekun bir eğitim seferberliğini Şanlıurfa topraklarında hakim kılmayı, okullarımızı hareketlendirmeyi, canlandırmayı, okullarımızın durgun alanlar değil, statik mekanlar değil, tamamen dinamik ve canlı ortamlar olmasını sağlamaya yönelik hedefler içeren, aktiviteler içeren ve gerçekten okullarımıza hem öğrencilerimizin hem de öğretmenlerimizin adeta koşarak gideceği bir ortam olarak onların gözünde cazip noktalara dönüştürmek istiyoruz. Bunu başaracağız ve eminim yıl sonu geldiğinde biz dört toplantı daha yapmış olacağız. Her toplantıda bu gelişmeleri görmekteyiz. Daha da görür hale geleceğiz. Toplum da bunu fark edecek.” ifadelerini kullandı.
Şıldak, kentte çok güzel bir uyum ortamının olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“İlimizde Allah’a şükür çok güzel bir uyum ortamı içerisinde, bürokrasi ve siyaset kurumu olarak, milletvekillerimizin desteğiyle özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekilimiz ve Milletvekilimiz Bekir Bozdağ’ın desteğiyle, Bakanlıklarımızla çok güzel bir ilişki çerçevesinde yatırımların güçlendirilmesi, eğitim alanında da buna benzer şekilde eğitimdeki açıklarımızın kapatılması konusunda güzel hamleler yapıyoruz. Şanlıurfa’nın eğitim kriterleri noktasında eğitim göstergelerinin yükseltilmesi, iyileştirilmesi ve içinde bulunduğu olumsuzlukların her gün azaltılarak geliştirilmesi konusunda kararlıyız. Şu anda ilimizde 154 okulumuzun yapımı devam ediyor. Bu çok mutluluk verici bir tablo. Bu tablonun önümüzdeki yıllarda da sürmesi için, devamının gelmesi için gayret içerisindeyiz. Hem okullardaki derslik ihtiyacımızın, okul ihtiyacımızın hem öğretmen ihtiyacımızın kapatılmasıyla ve bizim de eğitimin insan unsuruna yönelik, bu motive edici çalışmayla destekleyerek oradaki kazandıracağımız hareket ve canlılıkla, inanıyoruz ki eğitim Şanlıurfa’nın yükselen yıldızları arasında yer alacak. Nasıl ki kültür ve turizm alanında, nasıl ki sanayi alanında, nasıl ki tarım alanında Şanlıurfa örnek gösteriliyorsa eğitim konusunda da Şanlıurfa önümüzdeki yıllarda süreçte inşallah çok iyi noktalara yükselmiş olacak, gelmiş olacak. Buna inanıyoruz.”
]]>Mesleki Eğitim Seferberliği kapsamında, Konya Valiliği, Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Konya Sanayi Odası (KSO) ve Konya Organize Sanayi Bölgesi arasında “Konya Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yönlendirme İş birliği Protokolü” imzalandı. Protokol ile Konya’daki ortaokul son sınıf öğrencilerine mesleki eğitim tanıtılacak. Bu öğrencilere, lise tercihlerini yaparken Konya Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikalar gezdirilecek. Böylece gençler üretimi yerinde tanımış olacak. Konya Sanayi Odası’nda gerçekleştirilen protokol imza törenine, Konya Valisi Vahdettin Özkan, Konya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Uzbaş, Konya İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit, Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen ve Konya Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Memiş Kütükcü katıldı.
Vali Özkan’dan hayat boyu öğrenme vurgusu
İmza töreninde konuşan Konya Valisi Vahdettin Özkan, Konya Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yönlendirme İş birliği Protokolü’nün Konya için önemine değindi. Sanayicilerin ve Konya Sanayi Odası’nın bu protokole destek vermesinin çok önemli olduğunu ifade eden Vali Özkan, “Bu faaliyet aynı zamanda bütün insanlarımızın katkısını ve katılımını gerektiriyor. İlgili tarafların burada olması önemli. Piyasada arzu edilen nitelikli iş gücü ihtiyaçlarına duyarlı bir eğitim sisteminin inşa edilmesi ve icra edilmesi, kalkınmamız açısından çok ehemmiyet arz ediyor. Sanayicilerimiz bu konuda duyarlı. Konya Sanayi Odamız, Konya Organize Sanayi Bölgemiz, Büyükşehir Belediyemiz ve Milli Eğitim Müdürlüğümüz iş birliği yaparak çok güzel bir protokol hazırladı” diye konuştu.
Konuşmasında hayat boyu öğrenmenin de önemine değinen Vali Özkan, “Hayat boyu eğitim dediğiniz zaman tüm zamanları, mekanları kapsayan bir özele vurgu yapmak gerekiyor. Hayat boyu eğitimde her sektörde olduğu gibi, hayatın her alanına dokunan eğitim faaliyetini inşa etmek, hayatın içinde her sektörün temsilcilerinin de, her sektörün iş birliğini de gerektiriyor. Başka türlü gelişmemizi tam olarak tahakkuk ettiremeyiz. Dünyadaki rekabet gücümüzü artırmamız hem insanlarımızın ihtiyacı hem sektörlerimizin ihtiyacını giderecek eğitimin mahiyet arz etmesi önemli” dedi.
“Mesleki eğitime eski itibarını kazandırmak zorundayız”
İmza töreninde konuşan KSO Başkanı Mustafa Büyükeğen ise, Konya’nın Türkiye’nin güçlü sanayi şehirlerinden biri olduğunu makine, otomotiv, gıda, savunma sanayi, ayakkabı gibi pek çok sektörde öncü firmaların bulunduğunu söyledi. Konya’nın sanayileşme sürecinde mesleki eğitimin hayati öneme sahip olduğunu aktaran Büyükeğen, “Şehrimizin sanayileşme sürecinde, mesleki eğitim hayati öneme sahip, olmazsa olmazımız. Tüm zorluklara rağmen yatırım iştahını koruyan, üretimde, istihdamda ve ihracatta rekorlar kıran Konya sanayisinin bugün en büyük sorunu insan kaynağı sorunu. Bu sadece Konya’nın değil, tüm Türkiye’nin sorunu. Birçok sanayicimizin vasıflı ya da vasıfsız çalışan bulamadığı için yeni yatırımlar yapmaktan vazgeçtiğini, hatta mevcut fabrikasında bile tam kapasite ile çalışamadığını biliyoruz. Dolayısıyla devlet-millet el ele vererek, memleket meselesi haline gelen insan kaynağı problemini, mesleki eğitimin problemlerini en öncelikli gündem yapmak ve çözümler üretmek zorundayız” şeklinde konuştu.
İmzaları atılan proje ile Konya’da mesleki eğitim seferberliği ilan ettiklerini vurgulayan Başkan Büyükeğen, “Ülkenin geleceğini inşa eden gençler yetiştirmeliyiz. Bunun yolu da mesleki eğitime eski itibarını yeniden kazandırmaktan ve gençlerimizi meslek liselerine yönlendirmekten geçiyor. Bu proje ile Konya’da mesleki eğitim seferberliği ilan etmiş oluyoruz. Gençlerimizi, ailelerimizi, sanayicilerimizi, öğretmenlerimizi ve konunun tüm taraflarını bu seferberliğe destek olmaya, Türkiye’nin geleceğini birlikte inşa etmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.
“Konya OSB, mesleki eğitim kampüsü haline geldi”
Konya Organize Sanayi Bölgesi ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü de, ülke genelindeki tüm sanayicilerin en öncelikli sorunlarının insan kaynağı problemi olduğunu dile getirdi. Konya Organize Sanayi Bölgesi olarak mesleki eğitime çok ciddi yatırımlar yaptıklarını, bölgeyi bir mesleki eğitim kampüsü haline getirdiklerini söyleyen Kütükcü, “Konya OSB olarak, mesleki eğitim alt yapısına son 10 yılda yaklaşık 380 milyon liralık yatırım yaptık. Bölgemizi adeta bir mesleki eğitim kampüsü haline getirdik. Bölgemizdeki Mehmet Tuza Pakpen Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemiz, eğitim kalitesi ile ülkemizin gözde meslek liseleri arasında yer alıyor. Okulumuz gerek atölye binaları ve teknik ekipmanları ile, gerekse spor kompleksleri, sosyal alanları, ücretsiz yurt ve öğle yemeği gibi imkanları ile en çok tercih edilen meslek liseleri arasında. Ayrıca mesleki eğitim merkezimiz, kreşimiz, bu yıl bina inşaatına başladığımız ve önümüzdeki yıl tamamlamayı planladığımız meslek yüksek okulumuzla sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştirmek için azami gayret gösteriyoruz. Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yönlendirme İş birliği Protokolü de, mesleki eğitim açısından şehrimizde yeni bir başlangıç olacak. Bu projenin mesleki eğitim ile üretim hayatımız arasında sağlam bir köprü olacağına yürekten inanıyorum” diye konuştu.
Kütükcü, Konya OSB olarak kapılarının gençlere sonuna kadar açık olduğu mesajını da vererek, “Gençlerimizi mesleki eğitime özendirmek, üretime eli değen gençler yetiştirmek amacıyla başlattığımız bu proje kapsamında, ortaokul son sınıf öğrencilerimiz Konya Organize Sanayi Bölgemizdeki fabrikaları yerinde görecekler. Biz bu konuya ara elaman olarak bakmıyoruz, aranan eleman olarak bakıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Konya sanayisini daha ileriye, bugünün öğrencileri taşıyacak”
Konya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Uzbaş ise, Büyükşehir Belediyesi’nin eğitime ve mesleki eğitime verdiği destekler hakkında bilgiler verdi. İmzalanan protokol ile Konya sanayisinin daha ileriye gideceğini aktaran Uzbaş, “Konyamız, sanayi, tarım ve turizm şehri. Sanayimizin bugünlerini biz destekliyoruz ama ilerlemesini bugünün öğrencileri, geleceğin sanayicileri olan gençlerimiz sağlayacak. Vizyoner bir eğitim ile bunu sağlamaya çalışacağız. Büyükşehir Belediyesi olarak, Bilgehaneler, Bilim Merkezi, Kapsül Platformu gibi birçok birim ile destek olmaktayız. Mesleki eğitim alanında da belediye olarak mesleki eğitim programına kayıtlı 21 bin 400 civarında öğrencimize, 6 milyon 500 bin TL eğitim desteği sağladık. İnşallah bunu da devam ettireceğiz. Bundaki amacımız, sanayimizin ileride bundan daha iyi yerlere gelmesini sağlamak, öğrencilerimizi en doğru şekilde yönlendirmek. Bu protokolde de üzerimize düşeni yapacağız” diye konuştu.
Öğrenciler, sanayinin geldiği seviyeyi yakından görecekler
Son olarak konuşan Konya İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit de, öğrencilerin protokol ile Konya sanayisindeki teknolojik gelişmeleri daha yakından göreceklerini ifade etti. Yiğit, “Yenilikçi, girişimci, üretken ve yetişmiş insan gücü ancak bugünün teknolojik imkanları ile desteklenen mesleki eğitim ile mümkündür. Konya Mesleki Eğitimi Tanıtma ve Yönlendirme İş birliği Protokolü ile orta okul son sınıf öğrencilerimizin lise tercihi yaparken, ilgi ve yeteneklerini göz önünde bulundurmaları, meslek liselerine bu noktada yaklaşmalarına katkı sunacaktır. Konya gibi büyük bir sanayi şehrindeki üretim tesislerine yapılacak ziyaretler ile öğrencilerimiz, ülkemizin ve ilimizin sanayi üretim tesislerinde geldikleri seviyeyi görecek, alanı daha yakından tanıyacaklardır. Konya eğitimin her aşamasında olduğu gibi, mesleki eğitim noktasında da ülkemizin örnek bir şehri olarak, bu iş birliğini hayata geçirmektedir” şeklinde konuştu. – KONYA
]]>Tekin, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) ve İstanbul Hazır Giyim İhracatçıları Birliğinin (İHKİB) işbirliğiyle YTÜ Davutpaşa Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Eğitimde Yapay Zeka Zirvesi”ndeki konuşmasında, ülkenin eğitim öğretim sürecindeki yükünü Bakanlığın tek başına kaldıramayacağını, bu süreci yürütmek için toplumun tüm kesimlerinin desteğine ihtiyaçları olduğunu söyledi.
Bu yükü Türkiye’deki gerçek ve tüzel kişiler, aileler, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle beraber omuzlamak istediklerini dile getiren Tekin, bu tür işbirliklerini ve protokolleri hep savunduğunu kaydetti. Bu anlamda kamu kurumları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve meslek örgütleriyle işbirliği yapmaya devam edeceklerini anlatan Tekin, destek olanlara teşekkür etti.
Tekin, zirvenin konusunun eğitimde yapay zeka uygulamalarının kullanılması olduğuna dikkati çekerek, dünyanın çok hızlı geliştiğini, bilgilerin ve kullanılan enstrümanların da çok hızlı biçimde değiştiğini aktardı.
Modernleşme, çağdaşlaşma ve teknolojinin kullanımı bugün tartışılırken, 19. yüzyıl Osmanlı modernleşmesinde de benzeri argümanlarla tartışıldığına işaret eden Tekin, “Teknolojiyi kullanacağız, teknolojiden faydalanacağız ama kullandığımız teknolojinin, yeni araçların, toplumsal yaşamımızda, ahlakımızda, yapımızda ne tür değişiklikler yapabileceğini de öngörmemiz gerekiyor. Bütün bu yenilikler, insanlığımıza, temel hak ve hürriyetlerimize, mahremiyetimize, ürettiklerimize ne tür katkılar veriyor, bizden neyi alabilir, korumak istediğimiz hangi değerleri tahrip edebilir ya da ortadan kaldırabilir, bunu tartışmak gerekiyor.” diye konuştu.
Bakan Tekin, yapay zeka robotu ChatGPT’ye değinerek, üniversitelerde öğretim üyeleri ve okullarda öğretmenlerin, öğrencilerin tez ya da benzeri ödevlerini kendi emeğiyle hazırlayıp hazırlamadığı konusunu tartışmaya başladığını, bunun ahlaki bir durum olduğunu kaydetti.
Sınıflarda yaklaşık 620 bin etkileşimli tahta kullanılıyor
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuşmasında Bakanlığın teknolojik altyapısıyla ilgili bazı rakamları da paylaştı.
“Eğitimde FATİH Projesi”ni anımsatan Tekin, bu projenin ana temasının, eğitim öğretim süreçlerinde teknolojik yenilikleri kullanabilmek üzerine kurgulandığını ve 4 farklı enstrümanı bulunduğunu dile getirdi.
Projenin enstrümanlarından birinin, Bakanlık bünyesindeki okulların, kamuoyunda “akıllı tahta” olarak bilinen “etkileşimli tahta”larla donatmak olduğunu aktaran Tekin, halen sınıflarda yaklaşık 620 bin etkileşimli tahtanın kullanıldığını ifade etti.
Etkileşimli tahtaların kullanıldığı sınıflarda internet altyapısının da oluşturulduğunun altını çizen Tekin, “Şu an okullarımızın tamamında farklı niteliklerde internet altyapısı mevcut durumda. 60 bine yakın, Milli Eğitim Bakanlığının kendi bünyesindeki resmi kurumun tamamında internet erişim hizmeti veriyoruz.” bilgisini paylaştı.
EBA platformu öğretmenlerin içerikleriyle zenginleştirilecek
Bakan Tekin, FATİH Projesi’nin diğer enstrümanının da “Eğitim Bilişim Ağı (EBA)” platformu olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şu anda EBA platformumuzda, 2011’den itibaren sürekli kendini revize eden, kendi içinde kurduğu mini bir talim terbiye kurulu benzeri işlev gören bir komisyonla beraber içerikleri tamamen denetlenmiş biçimde, eğitim öğretim süreçlerini destekleyecek yaklaşık 2 bine ait dersle ilgili olarak 100 bine yakın içerik mevcut. Ders konu anlatım videoları, zenginleştirilmiş kitaplar, yardımcı kaynak, öğretmen ve öğrencilerimizin kullanabileceği her türlü materyal EBA platformunda mevcuttur. EBA platformunu sadece görevli ve yetkili kişiler tarafından değil, 1 milyonun üzerindeki öğretmen arkadaşlarımızın tamamının katkısını alabileceğimiz şekilde zenginleştirilecek bir ortama kavuşturacağız. Ne demek istiyorum? 1 milyon öğretmenimizin her birinin, her bir konuyu, her bir kazanımı anlattığı, kendisini geliştirdiği, kendince metodoloji ürettiği, kendince değişik yöntemlerle ders anlattığı yöntemler var. Bunların her birinin talim terbiye kurulu benzeri bir yapı üzerinden denetlenerek EBA platformuna yeniden konulmasıyla ilgili süreci başlatacağız. Daha önce bunu yürütmüştük, yine aynı şeyi yapacağız.”
Tekin, FATİH Projesi kapsamında 500 bine yakın öğretmene, eğitimde teknoloji kullanımına ilişkin kurslar verdiklerini kaydetti.
Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA) sisteminden de bahseden Tekin, ÖBA üzerinden yaklaşık 85 bin öğretmene eğitim teknolojilerinin kullanılmasına ilişkin eğitimler verdiklerini, bu ve benzeri eğitimlerin çok fazla miktarda bulunduğunu, devamının da geleceğini sözlerine ekledi.
]]>Bakanlığın 257 sağlıklı hayat merkezinden biri olan Yalova’daki SHM, 2020 yılının ekim ayından itibaren 39 personelle sorumlu hekim kontrolünde diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, çocuk gelişimi uzmanı ve sosyal çalışmacılarla danışmanlık, halk sağlığı eğitimleri, kanser ve diğer sağlık taramaları konularında görev yapıyor.
SHM personeli eğitim, ağız ve diş sağlığı, kanser erken teşhis, tarama ve eğitim merkezi (KETEM), aile planlaması eğitim merkezi (APEM), üreme sağlığı eğitim merkezi (ÜSEM), sigarayı bırakma, bulaşıcı hastalıklar, psikolog, çocuk gelişimi, sosyal çalışma, fizyoterapist ile diyetisyen poliklinikleriyle her gün insanlara daha sağlıklı bir yaşam için destek oluyor.
Yalova’daki SHM’de 2023 yılında 4 bin 680 kişiye danışmanlık hizmeti verildi. Görevliler, kurum dışında eğitim, stant gibi faaliyetlerle 109 bin 117 kişiye ulaştı.
Merkezde görevli Halk Sağlığı Uzmanı Dr. İdil İlke Aslan, AA muhabirine, aile hekimlerinin tavsiyesi veya çevrelerinden duyarak gelenlerin yoğun olduğunu söyledi.
Toplum sağlığının geliştirilmesi ve sağlıklı hayatın sürdürülmesi için daha fazla kişinin danışmanlık hizmeti almasını istediklerini belirten Aslan, “En çok rağbet gören alanımız psikoterapi ve beslenme danışmanlığı oluyor. Bunun dışında yoğunluğu artmakta olan fizyoterapi danışmanlığımız da mevcut. Halkımız gelip bunları ücretsiz şekilde talep ederek danışmanlık da alabiliyor.” dedi.
Çocuk Gelişim Uzmanı Şeyma Yıldız da 0-18 yaşlarında olup normal ve anormal gelişim gösteren çocuklar için danışmanlık hizmeti verdiğini bildirdi.
“Okullardan gelen çok fazla çocuk danışanımız var”
Fizyoterapi Danışmanı Seda Şahin, aile hekimlerinin kendilerine yönlendirdiği hastaların fiziksel olarak aktivitelerini düzenlediklerini, bu konuda danışmanlık hizmeti verdiklerini anlattı.
Yoğun talep aldıklarına dikkati çeken Şahin, “Onlara bireysel olarak egzersizlerini öğretiyoruz. Gerekirse burada haftada iki gün şeklinde grup tedavileri yapıyoruz. Bize daha çok egzersiz öğrenmek isteyen, tansiyon, kolesterol, obezite, duruş bozukluğu ya da şekeri olan danışanlarımız başvuruyor. Böyle bir hizmeti aldıkları için mutlu oluyorlar. Daha çok kadınlarımız bize başvuruyor, onlar geliyor.” diye konuştu.
Diyetisyen Gül Hanım ise merkezin asıl amacının eğitim olduğunu, bu nedenle zayıflama merkezi mantığına karşı sağlıklı beslenmeyi alışkanlık haline getirmeyi hedeflediklerini aktardı.
Hastanelere göre SHM’de danışanlara daha fazla zaman ayırabildiklerini, beslenmede dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili ayrıntılı bilgiler verdiklerini kaydeden Hanım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hedefimiz kişiyi belli bir sürede zayıflatmaktan ziyade buna ek olarak doğru beslenme alışkanlıklarını kalıcı hale getirmek. Görüşme sıklığımız da hastaya göre değişiyor. Hastanın duruma göre 15 günde veya haftada bir çağırdığımız hastalar olabiliyor. Poliklinik hizmetinin yanında okullarda eğitimler veriyoruz, kantinlerdeki yiyeceklerle ilgili bilgi alıyoruz. Okullardan gelen çok fazla çocuk danışanımız var.”
“Hastalanırsanız doğru yerdesiniz”
Yalova SHM’ye gelen Mete Gencer, boynundaki rahatsızlık nedeniyle aile hekiminin fizyoterapi birimine yönlendirdiğini belirtti.
Merkezin kolay erişilebilir ve ücretsiz olmasının büyük avantaj sağladığını vurgulayan Gencer, “Burada gösterilen ilgi, güler yüz beni tatmin etti. Allah hastalık vermesin ama hastalanırsanız doğru yerdesiniz. Ücretsiz olduğunu duyunca şaşırdım. Çünkü fizik tedavi hizmetleri genelde uzun süreli işler ve profesyonellik gerektiriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Şentürk Kul da beslenmeyle ilgili sorun yaşadıkları 11 yaşındaki kızı Zeynep için merkeze geldiklerini aktardı.
Kul, ilk basamak sağlık hizmetlerinde SHM’nin önemli bir işlevi yerine getirdiğine işaret ederek, “Kızımla üçüncü seansımız ve gayet iyi gidiyor. Tabii burayı öğrendikten sonra lisede okuyan oğlumuz için de geldik. O şekilde de destek alıyoruz. Hem ücretsiz hem erişilebilir olması hem de buradaki arkadaşlarımızın hoş davranması, iyi yönlendirme yapmaları süreçte bizleri daha da motive ediyor.” ifadesini kullandı.
Zeynep Kul ise yemek yerken genellikle mide bulantısı olduğunu, bu nedenle kilo alamadığını anlatarak, “Gelişimde yaşıtlarımdan gerideyim. Burada gerçekten çok yardımcı oluyorlar. Teşekkür ediyorum.” dedi.
]]>Kahire YEE Koordinatörü Emin Boyraz, enstitü binasında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Enstitünün 2010’da kurulduğunu anımsatan Boyraz, o günden bu yana Kahire’de Türkçe eğitimi ve kültür-sanat alanlarına yönelik faaliyetlerin aralıksız sürdürüldüğünü söyledi.
Mısır’da Türkçeye ilginin fazla olduğuna işaret eden Boyraz, “Bugüne kadar 25 bin kişi internet üzerinden, 25 bin kişi de sınıflarımızda olmak üzere 50 bin kişi kurslarımıza kaydoldu.” bilgisini verdi.
Ülkede genç nüfusun çok yüksek olması nedeniyle, Kahire YEE’de eğitim alanların çoğunluğunu 18-25 yaş aralığındaki öğrencilerin oluşturduğunu belirten Boyraz, burada Türkçenin yanı sıra Türk kültürü ve gelenek göreneklerinin de öğretildiğini vurguladı.
Boyraz, “Öğrencilerimiz sadece dili değil kültürümüzü de gerçekten seviyorlar.” değerlendirmesini yaptı.
” Türkiye’ye açılan bir kapıyız”
Kahire Yunus Emre Enstitüsünün kültürel olarak, “irtibat noktası” olduğunu vurgulayan Boyraz, şöyle konuştu:
“Türkiye’ye açılan bir kapıyız. Türkiye’de eğitim görmek isteyen, çalışmak isteyen birçok Mısırlı genç kardeşimiz gelip burada Türkçe öğreniyor. Çalışmalarımızda son dönemde kariyer üzerine de yoğunlaşmaya başladık. Çünkü biz artık Mısır’da Türkçenin bir kariyer dili olduğunu düşünüyoruz ve kurslarımıza katılan 50 bin öğrencimizin iyi bir kariyere sahip olması için de işbirliklerimizi geliştiriyoruz.”
Boyraz, “Kahire Yunus Emre Enstitüsünün kapasitesi yıllık 3 bin öğrenci ve bu fazlasıyla doluyor, bunu genişletmek için çabalarımız var. İnşallah önümüzdeki dönemde bu sayıların daha da artacağını düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Geleceğini Türkçede gören çok sayıda öğrenci var”
İnternet üzerinden verilen eğitimlere ilişkin de Boyraz, şunları kaydetti:
“Mısır’ın her tarafından sadece Kahire’den değil, İskenderiye’den, Güney Mısır’dan, Mısır’ın her bölgesinden öğrencilerimiz kayıtlı olabiliyor. Çünkü Mısır’da Türkçeye ilgi o kadar geniş ki üniversitelerde 20’ye yakın Türkçe bölümü var. Orada okuyup, geleceğini Türkçede gören çok sayıda öğrenci var ve biz hepsine ulaşmaya çalışıyoruz.”
Enstitüye gelen öğrencilerin 7 dönem A’dan C seviyesine kadar eğitim aldıkları bilgisini veren Boyraz, “Kahire’deki Türkçe sevgisini şöyle ifade edebilirim. Burada çok üst düzey Türkçe öğrenmiş öğrencilerimiz dahi sonrasında yine en üst kurlara büyük talep gösteriyorlar. Onun için C1 ve C2 seviyesinde çok yoğun bir öğrenci potansiyeli var.” diye konuştu.
“İki ülke arasında köprü vazifesi göreceklerine inanıyorum”
Boyraz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire ziyaretinden ve buradaki konuşmasında enstitü ve öğrencilerden övgüyle söz etmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Cumhurbaşkanımızın yaptığı ziyaretle birlikte kültürel ilişkilerimizin ivme kazanacağını düşünüyorum.” dedi.
Yunus Emre Enstitüsünün sadece kültürel ilişkilere değil, ekonomi, turizm, eğitim ve birçok alana katkı sunmaya devam edeceğini dile getiren Boyraz, “Öğrencilerimiz aynı zamanda dünyanın hiçbir ülkesinde olmadığı kadar vasıflı Türkçe konuşan bir iş gücü. Bu nedenle iki ülkenin yararına olacağına ve iki ülke arasında köprü vazifesi göreceklerine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
Boyraz, enstitü olarak Mısırlı ve Türk gençlerin buluştuğu faaliyetlerle iki ülke arasındaki kültürel ilişkilere katkıda bulunmayı istediklerini söyledi.
Kahire Yunus Emre Enstitüsünün eğitim kültür alanında, Mısır’daki tek Türk kurumu olduğuna dikkati çeken Boyraz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’de burslu okumak, eğitim almak isteyenler için de Kahire Yunus Emre Enstitüsü ev sahipliği yapıyor. 2024 kayıtlarımız tamamlandı, öğrencilerimiz başladı. Önümüzdeki dönemde kültür, sanat ve diğer alanlarda faaliyetlerimizi artırmayı düşünüyoruz. Bu nedenle öğrencilerimizi, Mısırlı gençleri, Mısırlı dostlarımızı tüm faaliyetlerimize davet ediyoruz.”
“Türk dizilerini izliyorum. Türkçeyi çok seviyorum”
Kahire YEE’de 5. dönem Türkçe eğitimi alan Suzan Hossam Abomosa de enstitüde kendisini ” İstanbul’da gibi” hissettiğini dile getirdi.
Amira Mekkawy de Yunus Emre Enstitüsünde eğitim almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Burada İstanbul’dayım gibi, her şey, faaliyetler çok güzel.” dedi.
Daha önce Türkiye’ye hiç gitmediğini belirten Mekkawy, “Türkiye’de bir arkadaşım var. 6 yıldır konuşuyorum, onunla daha iyi konuşmak için kursa geliyorum. Ayrıca Türk dizilerini izliyorum. Türkçeyi ve Türkleri çok seviyorum.” ifadelerini kullandı.
Aynı sınıfta eğitim alan Yusuf Hamada da tercüman ya da öğretmen olmak için Türkçe öğrendiğini söyledi.
]]>ABB İşletme ve İştirakler Daire Başkanlığı’na bağlı Kariyer Merkezi ve Ankara Eczacılar Odası iş birliği ile düzenlenen Eczane Destek Personeli eğitimini tamamlayan kursiyerlere istihdam olanağı sağlandı.
Büyükşehir Genç Akademi Kafe Sıhhiye’de düzenlenen 8 haftalık eğitimleri başarı ile tamamlayan kursiyerler yeni işlerine başladı. Eğitimler sonunda 100 kursiyerden 64’ü yeterlilik sınavını geçerek kent genelinde faaliyetlerini sürdüren eczanelerde destek personeli olma hakkını elde etti.
Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak istihdama katkı sağlayacak projelere destek vermeye devam edeceklerini belirten ABB Kariyer Merkezi İdari Koordinatörü Orhan Koçak, şunları söyledi:
“Kariyer Merkezi’ne başvuran adaylarımızın firmalarla eşleştirme sürecinden sonra istihdam süreçleri devreye giriyor burada destekli istihdam modeli ile hizmet sunuyoruz. İş başı yapan bireylerimize de işe uyum süreçlerinde de destek oluyoruz ve böylelikle kişinin daha verimli çalışmasını sağlıyoruz.”
ABB ile iş birliği yapmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getiren Ankara Eczacılar Odası Genel Sekreteri Ahmet Çakan ise şöyle konuştu:
“İlkini geçen sene Ankara Büyükşehir Belediyesi ile beraber gerçekleştirdiğimiz eğitim ve meslek edindirme programı kapsamında en az lise mezunu olan arkadaşlarımız yaklaşık 8 haftalık bir eğitim sürecinden geçti. Sonrasında da Ankara Eczacılar Odası’nın desteğiyle eczanelerde ve çeşitli mecralarda istihdam edilmeye başladı. Burada bizim esas amacımız, genç arkadaşlarımızı istihdam süreçleri içerisine dahil etmek ve birinci basamak sağlık kuruluşu olan eczanelerimizde ilaç ve hasta danışmanlığı noktasında hem yetiştirebileceğimiz hem de bu süreçlerin içerisine dahil edebileceğimiz Eczane Yardımcı Personeli yetiştirmekti. Bu noktada başarılı bir iş yürüttüğümüzü düşünüyorum, bu kapsamda da Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne verdiği desteklerden dolayı teşekkür ediyorum.”
Eczane Destek Personeli eğitimlerini başarı ile tamamladıktan sonra yeni işlerine başlayan kursiyerler desteklerinden dolayı Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne şu sözlerle teşekkür etti:
-Sevilay Eylen: “İş arama süreci devam ederken Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Ankara Eczacı Odası iş birliği ile düzenlenen Eczane Destek Personeli eğitimine başvurdum mülakat sürecini geçtikten sonra 8 hafta süren bir eğitimimiz oldu, eğitim sonucunda da düzenlenen yeterlilik sınavında da birinci oldum, bir süredir Eczacılar Odası’nda çalışmaktayım. Bize bu imkanı sağlayan Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne ve Ankara Eczacılar Odası’na teşekkür ederim.”
-Yasemin Sude Aktaş: “Benim için çok heyecan verici bir süreçti. Bir gün evde otururken annem sayesinde öğrendim böyle bir eğitim olduğunu. Liseyi yeni bitirmiştim başvurmuştum, aslında çok ümitsizdim kabul edileceğimi düşünmemiştim. Ön elemeden geçtik sonrasında eğitimlerimiz başladı. Eğitimleri de başarı ile tamamladıktan sonra Ankara Büyükşehir Belediyesinin ve Ankara Eczacılar Odası’nın imzasının olduğu bir sertifika aldık sertifika ile beraber iş bulma imkanı buldum.”
]]>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Valiliği, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi, Ankara Kalkınma Ajansı iş birliğiyle gerçekleştirilen “Sertifikalı Siber Güvenlik Operasyon Merkezi Analist Eğitimi” Sertifika Töreni ve Konferansı, Ankara Ticaret Odası ev sahipliğinde yapıldı.
ATO Meclis Salonu’nda gerçekleşen törenin açılış konuşmalarını Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek yaptı.
ATO Başkanı Gürsel Baran, dijitalleşmenin bugün artık her alanda büyük bir değişimi peşinden sürüklediğini ve ekonominin ve toplumun geleceğini şekillendiren önemli bir faktör olduğunu belirterek, “Yenilikçiliği, gelişmeyi, ilerlemeyi teşvik ederek, verimlilik ve rekabetçiliği artırarak hayatı kolaylaştıran dijitalleşme, sağladığı bu kolaylıkların yanı sıra bazı tehditleri de içeriyor. Dijital ortama taşınan her sistem, yeni ve ciddi güvenlik risklerini beraberinde getiriyor. Siber tehditler, kritik hizmet sunan sistemler için siber savaş riski barındırıyor. Bu risk, ülkelerin, sınırlarını koruduğu gibi dijital altyapılarını ve verilerini de korumasını zorunlu kılıyor. Eskiden vatan savunması dendiğinde akla sadece fiziki sınırları koruma ve savunma geliyordu. Çağın değişimiyle birlikte savunma sathına siber güvenlik de eklendi. Ağları, cihazları, uygulamaları, sistemleri ve verileri siber tehditlerden koruma uygulaması olan ve ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası haline gelen siber güvenlik, dijital hattımızın yani kritik verilerimizin güvenliği açısından önemli. Yani özetle, ekonomik ve siyasi bağımsızlığımızın devamı için siber güvenlik hattımızı sağlam tutmamız şart” dedi.
“Siber neferler”
Siber Güvenlik Operasyon Merkezi Analist Eğitim programının, Türkiye’nin siber güvenlik alanında gelişim için ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda yürütülen önemli çalışmalardan biri olduğunu belirten Baran, eğitim sayesinde gençlerin donanımını artırırken, ülkenin de siber güvenlik alanında yeni ve nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine katkı sağlandığını ifade etti. Baran, “Altın niteliğindeki bu eğitimlerle siber neferlere yenilerini kazandırdık. Eğitim programına katılan herkesi tebrik ediyorum. Burada öğrendiğiniz bilgilerle, istikbalimizin güvenliğini sağlayan duvara bir taş daha koymuş oldunuz. Bu taş çok kıymetli. Ülkemiz coğrafi konumu nedeniyle hep göz önünde ve siber saldırı riski yüksek bir ülke. Bu savunma cephesinde gerekli bilgiye vakıf olmak ve kullanmak da ayrıca kıymetli. Yani, burada aldığınız eğitim, bilgi ve donanımla ülkemize büyük hizmetler vereceksiniz” diye konuştu.
Siber dünyanın zararlarına karşı tedbir alacağız
Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker de yaptığı konuşmada, internetin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirterek, ilk zamanlarda kötü niyetli saldırıları engellemek için interneti yasaklama yönteminin tercih edildiğini dile getirdi. Saldırıları engellemek için yasaklamaların etkili bir çözüm olmadığını kaydeden Şeker, “Çünkü burada en zayıf halka insan. Yani insanın olduğu bir yerde siz ne kadar yasaklarsanız yasaklayın bunu önleyemiyorsunuz. İnsanın olduğu yerde tedbir almamız gerekiyor. Dolayısıyla burada dijital dünyanın, siber mühendisliğin, siber dünyanın getirdiği faydaları kullanacağız ama zararlarına karşı da tedbirler alacağız. Bu sadece bizim için değil. Bütün dünyada artık bir savaş alanı olarak belirlenmiş durumda” dedi.
Ülkemiz geleceğine önemli bir yatırım yaptık
Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek de konuşmasında, eğitim almaya hak kazanan 64 öğrencinin hayatına önemli bir dokunuş yaptıklarına inandıklarını ifade ederek, “Ülkemiz geleceğine önemli bir yatırım yapmış olduğumuzu düşünüyorum. En büyük sermayemiz ve geleceğimiz, hiç şüphesiz insanımız ve gençlerimiz. Ülkemiz siber saldırılardan en çok etkilenen ülkeler arasında beşinci sırada yer alıyor. 2024 yılında siber güvenlik harcamalarının 150 milyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Son 5 yılda dünya genelinde siber güvenlik uzman ihtiyacının yüzde 700 artış gösterdiği tespit edilirken, siber güvenlik uzmanlığı sadece geleceğin değil bugünün de en parlak meslekleri arasında yer alıyor. Gelecek 5 yılda dünyada 3 milyon Türkiye’de ise 20 bin siber güvenlik uzmanına ihtiyaç duyacak” dedi.
Açılış konuşmalarının ardından, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi’nin “Sertifikalı Siber Güvenlik Operasyon Merkezi Analist Eğitimi”ni başarıyla tamamlayan öğrencilere sertifikaları takdim edildi.
Programa, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İhsan Kaya, Savunma Sanayii Daire Başkanı Ahmet Bahadır Bülbül, Türkiye Siber Güvenlik Kümelenmesi Genel Koordinatörü Alpaslan Kesici, Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreter V. Emine Doğrukök ile savunma sanayii ve siber güvenlik alanında faaliyet gösteren firmaların temsilcileri katıldı. – ANKARA
]]>KÜTAHYA – Kütahya’da öğretmenlere müze eğitimi verildi. Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Ressam Ahmet Yakupoğlu Müzesi’nde 2 gün süren eğitime 30 öğretmen katıldı.
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Levent Mercin, yaptığı açıklamada, ilk kez düzenlenen müze eğitiminin önemli bir faaliyet olduğunu dile getirdi.
Eğitimde ağırlıklı olarak Kütahya’nın zenginliklerini anlattıklarını dile getiren Mercin, “Güzel Sanatlar Fakültemiz tarafından düzenlenen Müze Eğitimi Çalıştayı, Özel Ahmet Yakupoğlu Müzesi’ndeki açılış oturumu ile başladı. Müze Eğitimi Çalıştayı Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müze Müdürlüğü ve aynı zamanda da Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile gerçekleştirilen bir faaliyet. Müze Eğitimi Çalıştayı’nın kapsamı ve amacı yaklaşık 2 ay önce bir fikir olarak ortaya çıktı ve bu kapsamda Kütahya’da görev yapan öğretmenlerimize bir yazı gönderildi. Gönüllü öğretmenlerimizden yaklaşık 54 tanesi, biz bu eğitimi almak istiyoruz diyerek müracaat etti. Milli Eğitim Müdürlüğümüz bu 54 kişiden 30 kişiyi belirleyerek bu çalıştaya dahil etti. 2 günlük bir program ve öğretmenlerimize bu program kapsamında öncelikle Kütahya’nın değerlerini anlatmaya çalıştık. Kütahya’nın ilçelerinde şehrimize yakın olan yerde neler var, tarihi olarak, Paleolitik dönemden, Tunç Çağı’ndan neler çıkartılmış ve bu çıkan tarihi eserler hangi müzede sergilenmekte, bunları aktarmaya çalıştık ve Kütahya’daki müze türlerine değinmeye çalıştık. Şehri tanıtmaya çalıştıktan sonraki safhada ise müze eğitimi nedir, müze türleri nelerdir, Kütahya’daki müze türleri fikrinde ele aldığımızda nasıl yararlanılabilir bunların üzerinde durduk.
Bir başka sunumumuzda ise müze eğitimi nasıl, nerede, ne zaman ve kimlerle verilebilir, bunu örnekleriyle anlatmaya çalıştık. Daha sonraki safhada müzelerde teknolojinin kullanımı ve bu teknolojinin öğrencilerimizle çocuklarımızla ilişkisinin ne olduğu ve onların daha çok dikkatini çekebilecek şeylerin ne olduğu, biz onlara hangi uygulamaları yaparsak çok faydalı olabileceği ya da motivasyonlarını nasıl artırabileceğimizin üzerinde durduk ve bunları örnekleriyle gösterdik. Tabii ki tamamen sunum yapmadık. Öğretmenlerimizin bu anlattıklarımızın bir kısmını da uygulamasını sağlamaya çalıştık ve bu kapsamda da oyun tekniğini kullandık. Demonstrasyon tekniğini kullandık. Tarihi yönlerini geliştirecek kavram haritaları kullandık. Görsel tamamlama testi ve eser tamamlama testi dediğimiz daha çok sanatsal becerilerini nasıl kullanabilecekleri ya da dikkat yeteneklerini nasıl geliştirebileceklerini ölçecek testler uygulamaya çalıştık. En sonunda da öğretmenlerimizin hem müzelerle ilgili hem yapılan eğitimle ilgili görüşlerini alabilecek, hem bir tutum ölçeği hem de görüşme formu hazırlayarak bu eğitimin gerçekten amacına ulaşıp ulaşmadığı eğer ulaştıysa bunun nasıl, ne yönde gerçekleştiği konusunu test edecek uygulamalarla tamamlamaya çalıştık. Faydalı olduğunu düşünüyoruz. Bizim gözümüzden, bizim bakış açımızdan bu eğitim sürecinin özellikle gönüllü olarak öğretmenlerimiz geldiği için odak noktalarının çok yüksek olduğu, ilgilerinin çok yüksek olduğu, katılımcı oldukları, soru sordukları, merak ettikleri ya da biz anlatırken akıllarına takılan şeylerin neler olduğunu sorduklarını fark ettik ve onları anlatmaya, aktarmaya çalıştık. Tabii ki burada önemli olan bir nokta daha var. Müze eğitimin kapsamlı bir faaliyet olduğunu söylemek gerekiyor. Çünkü öğretmenlerin sadece niyetli olması değil aynı zamanda okul idaresinin yeni Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de müze eğitimi kapsamında istekli olması, gerekli izinlerin zamanında verilmesi ve destek olması gerekiyor. Ben bunlarda olduğu takdirde Kütahya’nın zengin bir tarihi olduğu, zengin bir kültürel yapıya sahip olduğu, gerçekten dünya çapında eserlerin yer aldığı müzelerin burada da olduğu, özgün müzelerin olduğu dikkate alındığında müze eğitiminin bir ihtiyaç olduğu noktasında bir karar verebiliriz. Bunun geliştirilmesi için de bu faaliyetin ve bundan sonra yapılacak faaliyetlerin çok yararlı olacağını düşünüyorum” diye konuştu.
Görsel Sanatlar Öğretmeni Arif Çelik, müze eğitiminin çok yararlı bir faaliyet olduğunu dile getirdi.
]]>Doğuştan engelli Atar, 4 yıl önce Ünye ilçesindeki Fehmi Cerrahoğlu Özel Eğitim Uygulama Okuluna başladı.
Okulun ilk yılında resme ilgisi fark edilen 17 yaşındaki Atar, öğretmenlerinin de desteğiyle çok sayıda eser tamamladı.
Öğretmenlerinin seçtiği ünlü ressamlara ait tabloları kendi yorumuyla resmeden Atar, üç kişisel sergi açtı.
Liseler arası yarışmalarda geçen yıl birincilik, bu sene de ikincilik elde eden Atar, dördüncü sergisini açmak için hazırlıklarını sürdürüyor.
12. sınıf öğrencisi Zehra Atar, AA muhabirine, resim yapmayı çok sevdiğini belirterek, “Kendimi iyi hissediyorum. Resim yapmaya devam etmek istiyorum.” dedi.
Özel eğitim öğretmeni Semra Gülay, Zehra’nın içine dönük ve az konuşan bir öğrenci olduğunu, 9’uncu sınıfta serbest resim yaparken insan ve manzarayı çok güzel çizdiğini gördüklerini söyledi.
Gülay, öğrencinin resim yaparak kendisini ifade etmeyi öğrendiğini, öz güveninin geliştiğini dile getirerek, “Sergiler açtıkça da toplumda var olduğunu ve değerli olduğunu hissetti. Zehra 27 resim yaptı, 5’i satıldı ve resimleri sergiye gelenler tarafından beğenildi.” diye konuştu.
“Birçok özel gereksinimi olan öğrenci özel yeteneklere sahip”
Dördüncü sergiyi mayıs ayında Engelliler Haftası’nda açmayı planladıklarını aktaran Gülay, “Zehra aslında özel gereksinimi olan öğrenciler için bir kardelen, bir öncü olacak. Çünkü birçok özel gereksinimi olan öğrenci özel yeteneklere sahip. Ama Zehra gibi fark edilen de oluyor. Bazen fark edilmeden mezun olan da oluyor. Zehra onlar için bir öncü olacak.” ifadelerini kullandı.
Gülay, özel gereksinimi olan öğrenciler için Güzel Sanatlar Lisesi veya üniversitelerin Güzel Sanatlar Bölümünde akademik anlamda olmasa da sanatsal eğitimler olması gerektiğini belirterek, bu öğrenciler için de kontenjan açılmasını istedi.
“Onun yaşam ve iletişim kaynağı resim”
Görsel sanatlar öğretmeni Kıymet Bayer de Zehra’nın, kendini resimle ifade eden bir öğrenci olduğunu vurguladı.
Resim yaparken öğrencisinin kendini çok iyi hissettiğine işaret eden Bayer, “Onun yaşam ve iletişim kaynağı resim. Her halükarda her yerde resim yapabilir. Yaptığı eserler de çok güzel. Hepsini de severek ilgiyle yaptı.” dedi.
Bayer, Zehra’nın kendi deneyimleri olan resimleri yapmayı tercih ettiğini kaydederek, şunları söyledi:
“Zehra köyde hayvanlarıyla meşgul olan, tavuklara yem atan, doğayla iç içe bir öğrenci. Dikkat edilirse de bütün resimlerimiz doğayla ilgili ve bizim Anadolu’dan çıkan tarihimizi, kültürümüzü aktaran resimler bunlar. Ünlü ressamların resimleri bunlar. Hikmet Onat’tan İbrahim Çallı’ya, Giresunlu ressamımız Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Nuri İyem’e kadar. Bu isimler Anadolu ressamları olarak da geçer. Anadolu’yu bize anlatan, kültürümüzü bize aktaran ressamlar. Biz de Zehra ile öyle bir bağlantı kurduk. Zehra da Anadolu’dan çıkan bir öğrenci. Dolayısıyla öyle bir bağlantıyla hem Anadolu’yu hem Zehra’nın kendi deneyimlerini hem yaşadığı ortamı yansıtalım dedik ve bu eserleri çıkardık.”
Okul müdürü Hüseyin Bayır da eğitimcilerin dokunuşlarıyla bazı özel yeteneklerin keşfedilebildiğini, öğretmenlerin talebi doğrultusunda öğrencinin yeteneğine yönelik gerekli desteği verdiklerini anlattı.
Zehra gibi başka öğrencilerin de eğitime katılarak özel yeteneklerinin fark edilip geliştirilebileceğini belirten Bayır, ailelerden çocuklarını eğitime kazandırmalarını istedi.
]]>Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) 12. Bölge 7. Dönem 1. Teşkilat Eğitim Programı’na katılan Kurum, dün AK Parti Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Aziz Yeniay’ın seçim çalışması sırasında gerçekleştirilen silahlı saldırıyı şiddetle kınadı.
Kurum, “Bu menfur saldırıda yaralanan kardeşimize Rabb’imden acil şifalar diliyorum. Kendisinin güzel haberlerini teşkilatımızla birlikte bekliyoruz, Cenab-ı Allah’a dua ediyoruz. Biz, ne suretle olursa olsun seçim çalışmalarımıza kasteden bu saldırı karşısında birliğimizi, beraberliğimizi, kararlılığımızı koruyacağız. Hiç kimsenin bu süreci baltalama çalışmalarına, gölgelemesine asla ve asla müsaade etmeyeceğiz.” diye konuştu.
Trafik kazasında dün hayatını kaybeden AK Parti İstanbul İl Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Fatma Sevim Baltacı’ya da Allah’tan rahmet dileyen Kurum, şöyle devam etti:
“Hakikaten tarifsiz bir acı yaşıyoruz. Kardeşimiz şehit oldu. Çünkü kendisi, bu davaya, büyük Türkiye davasına yüreğiyle, kalbiyle, çalışmalarıyla sonuna kadar hizmet etti. Her şehidin bir mesajı vardır, bize emanetleri vardır. Emanetleri, yakınlarıdır, sevdikleridir. Onun yakınları bizim ailemizdir, kardeşimizdir. Şehidimizin mesajı ise hepimizin üzerimize yüklediği sorumluluktur. Bu sorumluluk ülkemizin, milletimizin yarınları için her zamankinden çok daha fazla çalışmaktır. Ben merhume kardeşimizin değerli eşi, yol arkadaşımız Muharrem Baltacı kardeşimize başsağlığı diliyorum. Tüm dava arkadaşlarımızın ve teşkilatımızın başı sağ olsun.”
Murat Kurum, konuşması sırasında salondaki katılımcılardan Baltacı için Fatiha suresini okumalarını istedi.
Kurum, bugün Eğitim-Bir-Sen’in Türkiye’de en etkin sivil toplum kuruluşlarından birisi olduğunu belirterek, “Hamdolsun ki bugün Türkiye’nin yüzünü ağartan başarılara imza atan bir Eğitim-Bir-Sen var. Kurulduğunuz günden bu yana kararlılıkla, sabırla ve samimiyetle sürdürdüğünüz mücadeleler için sizlere canıgönülden teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
“Verdiğiniz sözleri tutamadınız”
Kendilerinin daima memurun hak arama mücadelesine destek verdiklerine dikkati çeken Kurum, ilerledikleri tüm sarp yollarda yerli, milli ve onurlu bir duruşu öğretmenlerle birlikte gösterdiklerini, onların 15 Temmuz’da alanlara en ön safta koşmasını asla ve asla unutamadığını kaydetti.
Murat Kurum, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin şu an bir telaş içerisinde olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
“Ne yapacağını, nasıl davranacağını, ne söyleyeceğini açıkçası tam bilmiyor. Bu kaos ve karmaşa içerisinde biz belediye çalışanlarımızın ücretlerini, çalışma şartlarını iyileştireceğimizi ifade ettiğimizde onlar da alelacele bir promosyon verdiler. Kardeşlerimize, ‘Bu sizin 31 Mart’taki görüşünüzü, fikrinizi değiştirir mi?’ diye sorduğumuzda arkadaşlarımız şu cevabı verdiler, ‘Biz kurumumuzu seviyoruz ve kurumsal düşünüyoruz.’ dediler. O yüzden Büyükşehir Belediyesi promosyon da verse, tutamayacağı vaatleri de verse Eğitim-Bir-Sen’li kardeşlerim, bizim çalışan yol arkadaşlarımız öyle davasını bir promosyona değişmez. Olaya bir bütün bakar, olaya büyük bir Türkiye davası yolunda bakar. O yüzden siz ne yaparsanız yapın nafile, verdiğiniz sözleri tutamadınız.”
Göreve geldiklerinde İstanbul’da düzenlenecek özel eğitim programlarına tam destek vereceklerine dikkati çeken Kurum, “Sizler eğitim faaliyetlerinizi sürdürürken türlü sıkıntılarla karşılaşıyorsunuz. Aranızda okul müdürlerimiz var. Bugün okullarımızda, yaşanan en büyük sorunlardan birisi olan hijyen, güvenlik ve temizlik problemiyle uğraşan müdürlerimiz var. Size söz veriyorum, biz göreve geldiğimizde artık böyle bir sorununuz kalmayacak. Okullarımızın temizlik, güvenlik ve bakımında sizlerin yanında olacağız. Biz, bu yükü omuzlarınızdan alacağız ki siz geleceğimizin teminatı çocuklarımıza çok daha nitelikli faaliyetler yapabilesiniz.” dedi.
Murat Kurum, Turgut Cansever’in “Şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil, imar ettiğiniz şehri tahrip eder.” sözünü hatırlatarak, Bu bakımdan hem şehri hem de nesli ihya edeceklerini vurguladı. Kurum, “Neslimizin imarı konusunda sizlerle el ele çalışacağız. İstanbul’umuzun memurları için burada yaşamayı külfet olmaktan çıkaracağız ve yaşanabilir bir şehir olması için de özel bir gayreti ortaya koyacağımızı bilmenizi isterim.” diye konuştu.
Kurum, memurların, işçilerin ve emekçilerin kuracağı kooperatiflere KİPTAŞ eliyle proje ve yapım gibi teknik destekler vereceklerinin altını çizerek, İBB’den haksız yere çıkartılanları tekrar işe alacaklarını, kendi yönetimlerinde hiç kimsenin haksızlığa uğramayacağını kaydetti.
Kendilerinin bir kardeşler topluluğu olduğuna işaret eden Kurum, “Sadece Türkiye’de değil en son Gazze’mizde olmak üzere, dünyanın neresinde bir mazlum sesini duysak hemen yanı başında sizin ellerinizi gördük. Gündemimiz ne olursa olsun Gazze’yi, Gazze’nin masum çocuklarını, zulme uğrayan annelerini, babalarını unutmayacağız, unutturmayacağız.” şeklinde konuştu.
“Bahar değil kara kış yaşadık”
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise 31 Mart 2019 seçimlerinin hafızalarında olumlu tablolar bırakmadığını dile getirdi.
Yalçın, “Geçen dönem yerel yönetim seçimlerinden sonra ‘Emek mücadelesini kucaklayacağız.’ diyenler, üzülerek ifade edeyim ki emek mücadelesini kundakladılar.” dedi.
Emekçilerin hukukunun korunmasının ve iş güvencesinin sağlanmasının gerekliliğinden bahseden Yalçın, şunları ifade etti:
“Yerel yönetim seçimlerinden sonra HDP’li, CHP’li, İYİ Partili birçok belediyede yaşadığımız bu travmatik durumları bir daha yaşamak istemiyoruz. Bize ‘Martın sonu bahar.’ demişlerdi ama bahar değil kara kış yaşadık. Biz belediyelerde sürgünler yaşadık, 1500 kilometre öteye sürgünler yaşandı. Bunların hepsinin mücadelesini örgütlü gücümüzle verdik ve bu anlamda önemli bir aşamayla, Cumhurbaşkanı’mızın sözleşmelileri kadroya almasıyla birlikte kaydetmiş olduk ve geçmişteki o kaygıları, kuşkuları geride bıraktık.”
Yalçın, Murat Kurum’un geçmiş dönem çalışmalarını hatırlatarak, çıktığı yolculukta ona başarı diledi.
Programa AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve çok sayıda sendika üyesi katıldı.
]]>3YÜ öğrencilerinin karne heyecanı
Veli Recep Bayrak: “Öğretmenlere annem ve babamın derslerini sordum”
İZMİR – İzmir Karabağlar Fevzi Özakat Anadolu Lisesi bünyesinde sadece 60 yaş üzeri bireylerin kabul edildiği 3. Yaş Üniversitesinde eğitim gören 36 öğrenci, güz dönemini bitirerek karnelerini aldı.
Karabağlar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Ege Geriatri Derneği iş birliği ile yürütülen, 2023 yılı Mart ayında Yaşlılar Haftası’nda başlayan ve 12 haftalık eğitimin ardından şubat ayında güz dönemi eğitimlerini tamamlayan 3. Yaş Üniversitesi öğrencilerine karneleri dağıtıldı. Karabağlar 3YÜ Koordinatörü ve Fevzi Özakat Anadolu Lisesi Müdürü Gülşen Salgar, Kahkaha Yogası eğitmeni Sümeyye İnanç ve İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri 60 yaş üstü öğrencilere karnelerini verdi. Güz dönemini başarıyla bitiren ve karne almaya hak kazanan 36 öğrenci burada; sanat tarihi, sağlıklı yaşlanma, kahkaha yogası, İngilizce gibi dersler görerek dönemi tamamladı. Üniversite’deki eğitimler; gönüllü akademisyen ve eğitmenler tarafından verilirken, 60 yaş üstü öğrenciler bazı derslere lise öğrencileri öncülüğünde giriyor.
Projeye dair bilgiler aktaran Karabağlar 3YÜ Koordinatörü ve Fevzi Özakat Anadolu Lisesi Müdürü Gülşen Salgar, “3. Yaş Üniversitesi, Türkiye’de ilk olarak gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesidir. 3. Yaş Üniversiteleri aslında Türkiye’de tek değil. Fakat 60 yaş üstü öğrencilerle 14-18 yaş arası öğrencileri buluşturan öğretim programıyla yürütülmesi bakımından Türkiye’de bir ilk. Bu projenin gururunu yaşıyoruz. İkinci dönemimiz sonra erdi. İnşallah 3’üncü dönemin sonunda da karneler değil mezuniyet belgeleri dağıtılacak. Öğrenciler hem teorik hem uygulamalı dersler görüyor. Sosyal ve kamusal alanda gündelik hayat dersleri gördüler. Onun dışında sanat tarihi, sağlıklı yaşlanma, kahkaha yogası, İngilizce dersleri gördüler. Etkileşimli kitap okuma, zeka oyunları derslerinde de lise öğrencilerimiz eğitmenlik yaptı” cümlelerini kullandı.
“Öğretmenlere annem ve babamın derslerini sordum”
Karne törenine veli olarak katılan Yüksel ve Abdurrahman Bayrak çiftinin oğulları Recep Bilgehan Bayrak ise “Burada olmaktan çok mutluyuz. Annem ve babam çok sosyalleştiler. Kendileriyle gurur duyuyoruz. Bu sefer tam tersi oldu. Ben geldim ve öğretmenlerine annem ve babamın derslerini sordum. Onlar da bana ‘çok çalıştıklarını’ söyledi” şeklinde konuştu.
“Biz yıllarca oğlumuza velilik yaptık, şimdi o bize velilik yapıyor”
60 yaş üstü öğrencilerden Abdurrahman Bayrak, “Biz yıllarca oğlumuza velilik yaptık. ‘Karnelerin nasıl?’ diye hep biz ona sorduk. Şimdi o bizden acısını çıkartıyor. Bize güvenmedi ve karnelerimizin durumuna bakmak için yanımızda geldi” ifadelerini kullandı.
Derslerin kendilerine yönelik oluşturulduğunu aktaran 63 yaşındaki öğrenci Yüksel Bayrak, “Daha rahat ve daha kaliteli bir yaş almada ne tür bilgiler varsa onları verdiler. Gerçekten bilgi birikimimizi geliştirdik. Eşimle katılmam da ayrıca bir gurur meselesi” dedi.
“Öğrenmenin yaşı olmadığını öğrendik”
Yeni bilgiler öğrendiğini söyleyen bir diğer öğrenci Kıymet Özçakar, “Öğrenmenin yaşı olmadığını öğrendik. Öğrendiğimiz yeni bilgi unuttuğumuz bilgilere değdi. Harika bir dönem geçirdik. Çok verimliydi. Çeşitli dersler gördük. Müdürümüz çok güzel bir program dizayn etmiş” sözlerine yer verdi.
“60 yaşından sonra yaşımıza değer verildi”
3. Yaş Üniversitesinde güz dönemini başarıyla tamamlayarak eğitime devam eden Cemile Kocabaş, “Sivil toplum örgütleri içerisinde olmama rağmen eğitimin tamamen farklı bir şey olduğunu öğrendim. 60 yaşından sonra yaşımıza değer verildiğini öğrendim. Bir aile tablosu gibi birlikte mutluluğu yaşadık” diye konuştu.
60 yaş üstü öğrenciler için 2024-2025 eğitim-öğretim yılının bahar dönemi eğitimi ise mart ayında ‘yaşlılar haftasında’ başlayacak.
]]>Yelkenci, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğünce Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Ulusal Politikalardan Yerel Stratejilere Ortaöğretim Çalıştayı”nda, etkinliğin milli eğitim politikalarına yön verecek güçlü önerilerle sonuçlanmasını diledi.
Bursa’daki sanayinin mesleki ve teknik eğitimle desteklendiğini belirten Yelkenci, “Elbette mesleki ve teknik eğitim anlamında Bakanlığımızın öteden beri yaptığı çok güzel çalışmalar var. Sayın Bakanımızın liderliğinde mesleki teknik eğitimde, günün ihtiyaçlarına cevap verecek ve yine günümüzün imkanlarını ve şartlarını dikkate alarak yapılandıran yeni bir modelle, yakın zamanda Bakanlığımız kamuoyunun karşısına çıkmanın hazırlığını yapmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Yelkenci, Bursa’nın eğitim tecrübesini ortaya koyacağı bu çalıştayların çok önemli olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Öğrencileri eğitimin merkezine alıyoruz. İnsanı bütün boyutlarıyla ele almak istiyoruz. Bu anlamda 360 derecelik bakış açısıyla onun bilişsel, sosyal, fiziksel ve manevi gelişimlerini, bütün gelişim boyutlarını önemsiyoruz. Birinin ihmal edildiği noktada çocuklarımızın kalacağı gerçeğini ortaya koyarak çalışmalarımıza başlamış olduk. Eğitim öğretim yılının başlangıcıyla beraber bazı projelerimizi paylaştık. İllerimize gönderdik, okullarımızda uygulamalarının başlamasını istedik. Bunlardan biri ‘Dilimizin Zenginlikleri Projesi.’ Bu proje, Türkçemizi merkeze almakla ilgili bir adımdı. Çünkü biz biliyoruz ki çocuklarımızın bütün alanları başarabilmesi için Türkçeye ihtiyaç var. Dilimizi iyi bilmeye ve iyi kullanmaya ihtiyaç var. Bu anlamda ‘Dilimizin Zenginlikleri Projesi’ni, sözlük okuma eylemini merkeze alarak klasik metinlerimizi öğretmek maksadıyla da onların ezberlenmesi ve en nihayetinde sözlük üretme çalışmasıyla devam eden bir proje olarak kamuoyuyla paylaştık.”
Yelkenci, Milli Eğitim Bakanlığının yürüttüğü “Öğretmen Akademileri” ve “Harezmi Eğitim Modeli”ne de değindi.
“Türkiye Yüzyılı vizyonu eğitim, ekonomi, bilim, sanat ve kültürde sıçrama tahtasıdır”
Vali Mahmut Demirtaş da çalıştayla Milli Eğitim Bakanlığının ulusal, politika ve stratejileri ışığında Bursa’nın eğitim alanında yerel gücünü, fırsatlarını ve potansiyelini ortaya çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.
Çalıştayda Bursa eğitiminin tüm bileşenlerini bir araya getirerek eğitimde “Türkiye Yüzyılı” vizyonuna kent olarak sağlayacakları katkının konuşulacağını belirten Demirtaş, şöyle devam etti:
“Türkiye Yüzyılı vizyonu, ülkemizin eğitim, ekonomi, sanayi, tarım, bilim, sanat ve kültürde sıçrama tahtasıdır. Bu sıçrama tahtasına, ülkemizin en büyük sermayesi genç nesli şekil ve ideal kazandırarak çıkarmalıyız ki Türkiye Yüzyılı vizyon hedeflerinin gerçekleşmesini sağlayalım. Unutmayalım ki Türkiye Yüzyılı’nda öğrencilerimizi, bilimde, sanatta ve sporda kürsünün bir numarasına talip olacak şekilde hazırlamalıyız. Onları çağı okuyan ve yaşayan nesiller olarak yetiştirirken, milli ve manevi değerlerle de donatmasını bilmeliyiz. Tarihimizi, kültürümüzü, medeniyetimizi, gelenek ve göreneklerimizi bilen, yaşayan ve aktaran kuşaklar olarak yetiştirmeliyiz.”
Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, belediye olarak eğitime her zaman destek verdiklerini vurguladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alireisoğlu ise etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri, katılımcı öğretmenlerle fotoğraf çektirdi.
Çalıştay, gün boyu oturumlarla devam edecek.
]]>Aynı zamanda AKUT Kurucu Başkanı da olan Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen, ‘Depremlerde insanları enkazdan çıkaranlar çoğunluklu olarak çevredeki insanlar. Bu konuda üniversite gençleri en önemli kaynaklarımızdan biri. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Zira deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız’ dedi.
KARABULUT: BU YIL 6 BİN ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEĞİZ
Üniversitede Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü Danışmanlığı da yapan Taner Karabulut, aynı zamanda Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğini yürütüyor. Van ve İzmir depremlerinden sonra, üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması yönündeki fikrini federasyon yönetimine ilettiğini ifade eden Karabulut, ‘Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Günay’ın çabalarıyla Gençlik ve Spor Bakanlığıyla birlikte bu oluşumu gerçekleştiriyoruz. 208 üniversitede yaklaşık 6 bin civarında öğrenci yetiştireceğiz. Feridun hocamız suda, dağda, depremde ve yangında kazaya müdahale gibi eğitimleri planlayarak öğrencileri eğitecek’ dedi.
ÇELİKMEN: ÜNİVERSİTELERİN DİNAMİZMİNİ DEĞERLENDİRMELİYİZ
Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen de ‘AKUT’un ilk yıllarında bizim en önemli insan kaynağımız üniversite öğrencileri ve gönüllülerimizdi. Üniversitelerin dinamizmini arama kurtarmada değerlendirmeliyiz. Eğitim alan öğrencilerimiz depremler başta olmak üzere her tarafı afetlere açık olan ülkemizde, ilk anda hızla olay yerine gidecek ve müdahale edecek, bu açıdan çok önemli. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu bünyesinde bütün üniversite kulüplerinin özellikle afetler konusunda yapılanma oluşmasını arzu ettik. Projeye Mart ayında başlıyoruz. Bunun oluşum içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, AFAD, Türkiye Hava Sporları Federasyonu ve İzcilik Federasyonu gibi birçok paydaşımız var. Olabildiğince afetlere yönelik bir alt yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü afet anlarında ve özellikle en ölümcül olan depremlerde insanları enkazlardan en çok çıkaranlar etrafında birazcık bir şeyler bilen eğitilmiş insanlar oluyor. Bu konuda da üniversite gençleri en önemli kaynağımız. Deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız’ diye konuştu.
Eğitim içeriğine ilişkin bilgi veren Öğr. Üyesi Dr. Çelikmen, ‘İlk yardım eğitimi başta olmak üzere arama kurtarma eğitimi, kendi başına yetebilme gibi konularda öğrencilere beceriler kazandıracağız. Bunun en iyi örneğini de en son 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde gördük. Üniversitemizden 30 kişilik ekiple Adana üzerinden Hatay’a gittik. Sadece bizim gurubumuz 7’si çocuk 5 yetişkin olmak üzere 12 kişiyi enkazdan çıkardı. Enkazdan en çok insan çıkaran yakınındakiler oluyor, bunu artırmak lazım. İstanbul depreminden bahsediyoruz, herkeste bir deprem korkusu var. İnsanları eğitmek lazım çünkü ilk müdahaleyi yapacak olanlar etrafındakiler. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Türkiye genelinde 206 üniversitede böyle bir yapılanma oluşursa afetlerde bir hazırlık başlatmış olacağız. Eğit-donatla afetlerin ilk anında hızla müdahale edebilecek bir aksiyon oluşturmak lazım’ ifadelerini kullandı.
SANALAN: AMACIMIZ MÜMKÜN OLAN EN FAZLA SAYIDA ÖĞRENCİYE ULAŞMAK
YÜDAK Yeditepe Üniversitesi Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü operasyon ekibi üyesi Alp Sanalan ise projede eğitmen olarak görev alacağını belirterek şunları söyledi:
‘Benim buradaki amacım deprem sonrasında edindiğim arama kurtarma deneyimlerimi, öğrendiklerimi başka öğrencilere aktarabilmek. Öğrencilere çok ağır eğitimler vermektense olaylara bir bütün olarak nasıl müdahale edebileceklerini anlatacağız. Bu deprem, ilk yardım ve yangın olabilir. Bazen en doğru şey müdahale etmemektir. Bunu bile bilmesi önemli olacak. Depremde ne yapılabilir, yakın bölgedeyseniz nasıl müdahale edebilirsiniz, diğer ekipler gelene kadar nerelerde faydanız olabilir gibi konulara odaklanacağız. Temel bir depremde arama kurtarma eğitimi verdikten sonra istiyorlarsa öğrencilere ileri seviye eğitimler vereceğiz. Burada amacımız mümkün olan en fazla sayıda öğrenciye ulaşmak ve fazla sayıda öğrencinin eğitim almasını sağlamak.’
HANTAŞ: EN UFAK BİLGİ BİLE HAYAT KURTARABİLİR
Yeditepe Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi ve YÜDAK operasyon ekibi üyesi Hayal Aylin Hantaş da hazırlık sınıfından bu yana bu kulüpte aktif olarak yer aldığını belirterek şöyle devam etti:
‘Deprem herkesin bilinçlenmesi gereken bir konu, çünkü deprem ülkesiyiz. Öğrenebileceğiniz en ufak bilgiyle bile bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Önce teorik eğitimlerle başlayıp fiziki gücümüzü kullandığımız eğitimlere doğru yol alıyoruz. Kaza, deprem ve yangın gibi olaylara müdahale edebileceğimiz şekilde hem teorik hem pratik de eğitimlerimizi alıyoruz.’
]]>Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu girişimiyle, Gençlik ve Spor Bakanlığı Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Türkiye’deki tüm üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması için bir çalışma başlatıldı. Mart ayında yürürlüğe girmesi planlanan projenin idari koordinatörlüğünü Yeditepe Üniversitesi Spor Müdürü Taner Karabulut üstlenirken; AKUT Kurucu Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Öğr. Üyesi Dr. Ferudun Çelikmen eğitim koordinatörü olarak görev alacak.
Aynı zamanda AKUT Kurucu Başkanı da olan Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen, “Depremlerde insanları enkazdan çıkaranlar çoğunluklu olarak çevredeki insanlar. Bu konuda üniversite gençleri en önemli kaynaklarımızdan biri. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Zira deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız” dedi.
KARABULUT: BU YIL 6 BİN ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEĞİZ
Üniversitede Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü Danışmanlığı da yapan Taner Karabulut, aynı zamanda Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğini yürütüyor. Van ve İzmir depremlerinden sonra, üniversitelerde arama kurtarma ekipleri kurulması yönündeki fikrini federasyon yönetimine ilettiğini ifade eden Karabulut, “Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Günay’ın çabalarıyla Gençlik ve Spor Bakanlığıyla birlikte bu oluşumu gerçekleştiriyoruz. 208 üniversitede yaklaşık 6 bin civarında öğrenci yetiştireceğiz. Feridun hocamız suda, dağda, depremde ve yangında kazaya müdahale gibi eğitimleri planlayarak öğrencileri eğitecek” dedi.
ÇELİKMEN: ÜNİVERSİTELERİN DİNAMİZMİNİ DEĞERLENDİRMELİYİZ
Dr. Öğr. Üyesi Ferudun Çelikmen de “AKUT’un ilk yıllarında bizim en önemli insan kaynağımız üniversite öğrencileri ve gönüllülerimizdi. Üniversitelerin dinamizmini arama kurtarmada değerlendirmeliyiz. Eğitim alan öğrencilerimiz depremler başta olmak üzere her tarafı afetlere açık olan ülkemizde, ilk anda hızla olay yerine gidecek ve müdahale edecek, bu açıdan çok önemli. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu bünyesinde bütün üniversite kulüplerinin özellikle afetler konusunda yapılanma oluşmasını arzu ettik. Projeye Mart ayında başlıyoruz. Bunun oluşum içinde Türk Silahlı Kuvvetleri, AFAD, Türkiye Hava Sporları Federasyonu ve İzcilik Federasyonu gibi birçok paydaşımız var. Olabildiğince afetlere yönelik bir alt yapı oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü afet anlarında ve özellikle en ölümcül olan depremlerde insanları enkazlardan en çok çıkaranlar etrafında birazcık bir şeyler bilen eğitilmiş insanlar oluyor. Bu konuda da üniversite gençleri en önemli kaynağımız. Deprem randevu vermiyor. Hazırlıklı olmalıyız” diye konuştu.
Eğitim içeriğine ilişkin bilgi veren Öğr. Üyesi Dr. Çelikmen, “İlk yardım eğitimi başta olmak üzere arama kurtarma eğitimi, kendi başına yetebilme gibi konularda öğrencilere beceriler kazandıracağız. Bunun en iyi örneğini de en son 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerde gördük. Üniversitemizden 30 kişilik ekiple Adana üzerinden Hatay’a gittik. Sadece bizim gurubumuz 7’si çocuk 5 yetişkin olmak üzere 12 kişiyi enkazdan çıkardı. Enkazdan en çok insan çıkaran yakınındakiler oluyor, bunu artırmak lazım. İstanbul depreminden bahsediyoruz, herkeste bir deprem korkusu var. İnsanları eğitmek lazım çünkü ilk müdahaleyi yapacak olanlar etrafındakiler. Bunu ülke geneline yaymalıyız. Türkiye genelinde 206 üniversitede böyle bir yapılanma oluşursa afetlerde bir hazırlık başlatmış olacağız. Eğit-donatla afetlerin ilk anında hızla müdahale edebilecek bir aksiyon oluşturmak lazım” ifadelerini kullandı.
SANALAN: AMACIMIZ MÜMKÜN OLAN EN FAZLA SAYIDA ÖĞRENCİYE ULAŞMAK
YÜDAK Yeditepe Üniversitesi Doğal Afetlerde Arama Kurtarma Kulübü operasyon ekibi üyesi Alp Sanalan ise projede eğitmen olarak görev alacağını belirterek şunları söyledi:
“Benim buradaki amacım deprem sonrasında edindiğim arama kurtarma deneyimlerimi, öğrendiklerimi başka öğrencilere aktarabilmek. Öğrencilere çok ağır eğitimler vermektense olaylara bir bütün olarak nasıl müdahale edebileceklerini anlatacağız. Bu deprem, ilk yardım ve yangın olabilir. Bazen en doğru şey müdahale etmemektir. Bunu bile bilmesi önemli olacak. Depremde ne yapılabilir, yakın bölgedeyseniz nasıl müdahale edebilirsiniz, diğer ekipler gelene kadar nerelerde faydanız olabilir gibi konulara odaklanacağız. Temel bir depremde arama kurtarma eğitimi verdikten sonra istiyorlarsa öğrencilere ileri seviye eğitimler vereceğiz. Burada amacımız mümkün olan en fazla sayıda öğrenciye ulaşmak ve fazla sayıda öğrencinin eğitim almasını sağlamak.”
HANTAŞ: EN UFAK BİLGİ BİLE HAYAT KURTARABİLİR
Yeditepe Üniversitesi Endüstri ve Sistem Mühendisliği üçüncü sınıf öğrencisi ve YÜDAK operasyon ekibi üyesi Hayal Aylin Hantaş da hazırlık sınıfından bu yana bu kulüpte aktif olarak yer aldığını belirterek şöyle devam etti:
“Deprem herkesin bilinçlenmesi gereken bir konu, çünkü deprem ülkesiyiz. Öğrenebileceğiniz en ufak bilgiyle bile bir kişinin hayatını kurtarabilirsiniz. Önce teorik eğitimlerle başlayıp fiziki gücümüzü kullandığımız eğitimlere doğru yol alıyoruz. Kaza, deprem ve yangın gibi olaylara müdahale edebileceğimiz şekilde hem teorik hem pratik de eğitimlerimizi alıyoruz.”
]]>Depreme ailesiyle yakalanan Yalçın, depremin hemen sonrasında sahaya inerek arama kurtarma çalışmalarına katıldı. Yalçın, yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.
Adıyaman’ın merkez ilçesindeki Karacaoğlan Ortaokulu’nda beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan ve depremden önce MEB AKUB ekibinde yer alan Yalçın, burada aldığı eğitimler doğrultusunda evinde aldığı önlemlerin de etkisiyle depremden yara almadan kurtuldu.
Meslekte 12’nci yılında olan Yalçın, 15 yaşında kızı, 9 yaşında oğlunu güvenli bir alana taşıdıktan sonra direkt sahaya inerek arama kurtarma faaliyetlerine katıldı ve 1 hafta boyunca gece gündüz enkaz altından canlı çıkarılması için birimlere destek oldu.
Yalçın, 2019’dan beri AFAD gönüllüsü olduğunu, MEB AKUB’un kurulmasının akabinde 2021’de buraya dahil olduğunu anlatarak, şunları kaydetti:
“Orada zaten eğitimlerimizi sıkı bir şekilde almıştık. Hazırlıklıydık aslında, biliyorduk bir deprem beklendiğini. Maalesef o gün yaşadık. İlk gün zaten yıkıcı bir deprem olduğunu fark etmiştik. Fakat bu kadar çok yıkım olabileceğini hiç tahmin edememiştik. Binadan kendimiz çıktık, merdivenlerimiz çökmüştü. Çocuklarımızı güvenli bir alana alınca, eğitimlerden de tecrübeli olduğumuz için eşimle binadaki komşuların tahliyesini yaptık.”
“Adıyaman MEB AKUB’la iletişim halindeydik”
Deprem öncesinde, MEB AKUB üyesi olmasının faydasını gördüğünü dile getiren Yalçın, “Bütün eğitimleri aldığımız için evimdeki tüm eşyaları sabitlemiştim. Düşecek, devrilecek, kapıyı kapatacak herhangi bir şey yoktu. Ulaşamadığımız arkadaşlar vardı, WhatsApp grubumuzdan Adıyaman MEB AKUB’la iletişim halindeydik. Liderlerimiz tarafından yıkımın olduğu yerlere görevlendirme yapıldı. Yıkımın olduğu bölgelere grup grup dağıldık. Yapabildiğimiz kadar enkaz çalışmalarında sonrasında yiyecek, içecek gıda desteğinde bulunduk.” dedi.
Depremin 6’ncı gününden sonra Adıyaman’dan ayrılmak zorunda kaldıklarını ve Ankara’ya geldiklerini anlatan Yalçın, “Buraya gelince tabii bir boşluğa düşüyorsun. ‘Yarım bıraktığım bir şeyler var’ diyorsun. Ne yapabilirdim? MEB AKUB’un burada da olduğunu bildiğim için buradan ulaştım. Gruba dahil oldum. Burada da birçok eğitim aldık yine. Okullarımıza gidip afet farkındalık eğitimlerine katıldık. Yangın eğitimi, KBRN eğitimi aldık. Yani şu an inşallah öyle bir şey yaşanmaz ama hazır durumdayız diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Yalçın, deprem sonrasındaki saha çalışmalarında her enkazın başında uzun süre bekleyemediklerini, yıkımın şehrin geneline yayıldığını, cadde ve sokakların tanınamayacak duruma geldiğini söyledi.
“Kendimiz de afetzedeydik”
Daha çok psikolojik olarak enkaz altındakilerin yakınlarına yardımda bulunduklarını belirten Yalçın, “Zaten kendimiz de afetzedeydik. Ama onları bir tarafa bırakıyorsun. Kendi çocuklarımı bile o psikolojide hiç tanımadığım birinin evine bıraktım. Ekibin çok büyük faydasını gördüm. O yüzden burada olmaktan da gurur duyuyorum.” diye konuştu.
Yalçın, unutamayacağı birçok anı biriktiğini ifade ederek, “Vücudunun yarısı dışarıda, yarısı içeride olan bir amcamız vardı. Çok konuştuk ama üzerinde beton yığınları vardı. Bir şey yapamıyorduk ama en azından konuşup elini tutuyorsun, destek olmaya çalışıyorsun.” dedi.
Ulaşım sıkıntısı oluşan noktalarda da devreye girdiklerini ve araçları sıkıntılı bölgelere gitmemeleri hususunda bilgilendirdiklerini anlatan Yalçın, “Adıyaman merkeze doğru gittiğimizde trafik çok sıkışıktı. Trafiği yönlendirecek insanlar hiç yoktu. Çünkü her yer yıkımdı. Durup arabadan indik, trafiği yönlendirdik. Yıkım olan taraflara arabaları göndermedik.” diye konuştu.
“MEB AKUB üyesi olmanın büyük avantajı vardı”
MEB AKUB olarak okullarda “afet farkındalık” eğitimi verdiklerini, bu kapsamda çok destek gördüklerini belirten Yalçın, “MEB AKUB üyesi olmanın büyük avantajı vardı. Önce çocuklarımızı çıkarıp sonra binaya geri dönüp komşularımızı tahliye ettik. Sonra ulaşamadığımız insanlar olduğu için, gruba gelen mesajlara göre destek olmaya çalıştık enkazlarda.” diye konuştu.
Altı gün boyunca depremzedelere yardım için sahada olduğunu, eşiyle birlikte enkaz altında kalanlara ve yakınlarına destek olmaya çalıştıklarını anlatan Yalçın, sonrasında oradan ayrılmanın kendileri için çok zor olduğunu dile getirdi.
O süreçte yakınları enkaz altında kalanlarla diyalog halinde olduklarını aktaran Yalçın, sonrasında da iletişim halinde olduğu depremzedelerin bulunduğunu söyledi.
Yalçın, MEB AKUB bünyesinde aldıkları eğitimlerin sahada yansımasını gördüğünü, artık Türkiye’nin herhangi bir bölgesi ayırt edilmeksizin her yerinde deprem ve afet farkındalık eğitimleri kapsamında insanların bilinçlenmesi gerektiğini anlattı.
]]>TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) eğitimli köpekleri, Bursa’daki Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanlığı’nda yetiştiriliyor. Farklı branşlarda eğitilen köpekler, yurt içi ve sınır ötesi operasyonlarda etkin rol oynuyor. Eğitimleri tamamlanan köpekler, timleriyle birlikte başta komando birlikleri olmak üzere TSK’nın çeşitli birliklerine sevk edilmeden önce, eğiticileriyle arazide gerçeğe yakın eğitim faaliyeti de icra ediyor. Askeri köpekler sadece operasyonlarda değil, doğal afetlerde de etkin rol alıyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı’nda görev yapan Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanlığı’nda, 1963 yılından bu yana köpek üretim ve eğitimi yapılıyor. Gemlik’teki merkezde üretilen ve yetiştirilen zerdava, akbaş, Kangal, Kars çobanı, Aksaray malaklısı ve Türk tazısının aralarında olduğu 6’sı yerli, 12 farklı ırktan köpek, 8 branşta zorlu eğitim alıyor. Köpeklerin 3 aylıkken başlayan eğitim süreci ortalama 14-17 ay sürüyor. ‘Bomba arama’, ‘mayın arama’, ‘narkotik madde arama’, ‘devriye’, ‘iz takip’, ‘keşif’, ‘arama’ ve ‘ceset arama’ branşlarında eğitilen köpeklerin hangi eğitimi alacağına ise bir heyet tarafından karar veriliyor.
MİZAÇLARI VE İLGİ ALANLARI BRANŞ SEÇİMİNDE ETKİLİ OLUYOR
Irk, cinsiyet, mizaç, cesaret, ilgi alanı gibi genel hususlarda pek çok kritere göre değerlendirilen köpeklerin, hangi branşta eğitileceğinde karakteristik özellikleri etkili oluyor. ‘Bomba’ ve ‘narkotik madde arama’ için meraklı, araştırmacı ve oyuncaklarla oynamayı seven, ‘devriye’ ve ‘keşif’ için saldırganlık ve koruma içgüdüsüne sahip, ‘iz takip’ ve ‘mayın arama’ köpekleri için araştırma ve odaklanma duyusu yüksek, sakin mizaçlı köpekler tercih edilirken, ‘arama’ için yükseklik korkusu ve diğer hayvanlar ile insanlara agresyonu bulunmayan, hedefe odaklanma içgüdüsü yüksek, atletik yapıdaki köpekler seçiliyor. Köpeklerin bu özelliklerinin tespiti için yavru köpekler, değişik ortamlarda gözlemlenip, birçok farklı teste tabi tutuluyor. Bu şekilde eğitileceği alan belirlenen köpekler, zorlu eğitim sürecinin ardından eğiticisiyle birlikte görevlendirildiği askeri birliklere gidip, hem yurt içinde hem de sınır ötesinde etkin rol alıyor.
Henüz yavruyken, karakter özelliklerine göre seçilen köpeklere, 3 aylıkken sosyal hayata alıştırma parkurlarında ortalama 6 ay süreyle eğitim veriliyor. Bu eğitim döneminde yavru köpekler, insana, emir almaya, çevre ve arazi koşullarına alıştırılıyor. Cesaret ve kondisyon parkurlarında ise öz güven oluşturulması, av dürtülerinin ve koku alma duyularının geliştirilmesi, yaradılışında var olan araştırma güdüsünün güçlendirilerek branş eğitimine hazır hale gelmeleri sağlanıyor. ‘Sosyalizasyon’ ve ‘branş’ eğitimleri alan köpeklere, detaylı bir ‘itaat’ eğitimi de veriliyor. Askeri disiplinin temelini oluşturan, 2 ay süren temel ve ileri itaat eğitiminde, komut almayı ve davranışlarını eğiticisinin emirleri doğrultusunda kontrol etmeyi öğrenen askeri köpeklerin kullanımı böylece tamamen eğiticisinin kontrolü altına giriyor.
ARAZİDE GERÇEĞE YAKIN EĞİTİM ALIYORLAR
Eğitimleri tamamlanan köpekler, açılan kurslarda kullanıcı personeliyle eşleştirilip, askeri köpek timi olarak başta komando birlikleri olmak üzere, TSK’nın çeşitli birliklerindeki ilk görev yerlerine sevk edilmeden önce, eğiticileriyle, arazide gerçeğe yakın eğitim faaliyeti de gerçekleştiriyor. Her türlü hava, arazi ve muharebe koşullarında görev yapabilecek üstün nitelikli eğitilmiş askeri köpekler, bu faaliyetlerde, ‘arama’, ‘mayın arama’, ‘bomba arama’ ve ‘keşif’ görevlerini birebir icra edip, eğitimlerini pekiştiriyor. Güç, cesaret ve çeviklikleriyle ön plana çıkan, genelde Belçika Malinois ve Alman çoban köpeklerinden seçilen, yurt içi ve sınır ötesi operasyonlarda etkin rol oynayan keşif köpekleri, ‘Duruma Dayalı Eğitim’de, senaryo gereği, bir mağarada saklanan terörist ya da düşman unsurlarını etkisiz hale getiriyor. Eğiticisiyle birlikte sarp kayalıklardan ipe bağlı şekilde araziye inen köpek, eğiticisinin komuta ve kontrolünde girdiği mağarada, saklanan teröristi de yakalıyor.
‘Bomba arama’ köpeği, Duruma Dayalı Eğitim’de, araziye yerleştirilen patlayıcıyı tespit edip oturarak işaret verirken, ‘mayın arama’ köpeği de operasyon faaliyeti senaryosuna dayalı olarak, birliğin intikali sırasında önden giderek patlayıcıları tespit edip, yine oturarak işaret veriyor.
‘SESSİZ KAHRAMANLAR’ ENKAZDAN 78 KİŞİNİN KURTARILMASINI SAĞLADI
Gemlik’teki Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Köpek Üretim ve Eğitim Tabur Komutanlığı’nda üretilip eğitilen köpekler, sadece yurt içi ve sınır ötesi operasyonlarda değil doğal afetlerde de etkin rol oynuyor. İlk olarak 17 Ağustos Marmara Depremi’nde enkazda aktif olarak görev alan askeri köpekler, son olarak 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgedeydi. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı birliklerle Gemlik’teki Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı’ndan deprem bölgesine sevk edilen 28 arama köpeği ile 1 ceset arama köpeği, 78 kişinin enkazdan kurtarılmasını sağladı. Canlı tespiti yaparak arama-kurtarma ekiplerini yönlendiren 29 askeri köpekli timin, enkazda işaretledikleri noktalardan açılan yaşam koridorlarıyla yüzlerce kişi de yeniden hayata tutundu.
]]>Taburdaki arama kurtarma köpekleri, özellikle 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde birçok insanın canlı olarak enkazdan çıkarılmasını sağladı.
Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında temel eğitimlerini tamamladıktan sonra DAK Taburu’nda görevlendirilen köpekler, burada da özel eğitimlerden geçiyor.
DAK Taburu Veteriner Hekimi Üsteğmen Ahmet Akpınar, taburda yer alan arama kurtarma köpekleri hakkında basın mensuplarını bilgilendirdi.
Taburda 8 arama kurtarma köpek postası bulunduğunu belirten Akpınar, genel mevcudun 19 arama kurtarma köpek timinden oluştuğunu söyledi.
Akpınar, DAK Taburunda bulunan arama kurtarma köpeklerinin cinsleri, özellikleri ve eğitim süreci hakkında, şunları kaydetti:
“19 arama kurtarma köpeğimizin 15’i Belçika Malinoios, 4’ü Labrador cinsinden oluşmaktadır. Öncelikle asıl temel eğitimimiz Bursa Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığında icra edilmektedir. Eğitim süreci, 6 ay sosyalizasyon, 1 ay temel itaat ve 6 ay da ihtisas eğitimi olmak üzere 13 ay gerçekleştirilmektedir.”
DAK Taburu’ndaki eğitimlerin, güç ve kondisyon parkuru ile güç ve cesaret parkurunda gerçekleştirildiğini anlatan Akpınar, bunun müteakibinde enkaz arama eğitimi ve havlama kutusu eğitimi şeklinde icra edildiğini söyledi.
Belçika Malinoios cinsi köpeklerin diğer köpeklere nazaran arama isteğinin daha yüksek, yükseklik korkusunun daha az olduğunu aktaran Akpınar, “Dayanıklılığı ve zekası da diğer köpeklere göre daha üstün olduğu için daha çok bu köpekleri tercih ediyoruz.” dedi.
Akpınar, taburda görevli arama kurtarma köpeklerinin başarı oranının yüzde 95’in üzerinde olduğunu belirterek, “200 metre alan aramasında, 10 metre derinlikte enkaz ve 2 metre derinlikte çığ aramalarında her türlü canlı kazazedeyi yüzde 95 oranında bulabilme imkan ve kabiliyetine sahiptir, askeri köpeklerimiz.” diye konuştu.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezi depremlerde DAK Taburunda yer alan köpek timlerinin çok büyük başarılar elde ettiğini belirten Akpınar, “31 kazazedeyi canlı olarak tespit ederek ekiplerimize çok büyük yardımlara dokunmuştur.” ifadesini kullandı.
Akpınar, her türlü arazi ve hava koşulunda görev alabilmek için hazırlıklı olduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Normalde biz kendi içimizde Bursa Askeri Veteriner Okulunun düzenlediği eğitimleri tatbik ediyorduk. Fakat depremlerden sonra AFAD’la koordineli şekilde çalışmaya başladık. Onların bir akreditasyon sınavları var. Biz de köpeklerimizi onların eğitimleriyle koordineli şekilde akredite etmeleri için ona uygun eğitim yapıyoruz. Bununla ilgili 2022’de 2, 2023’te de 4 köpeğimiz akreditasyon testlerini tamamlamışlardır.”
Köpeklerin depremde, çığda, selde, heyelan ve erozyon gibi her türlü doğal afette görev yapabilecek kabiliyete sahip olduğunu vurgulayan Akpınar, yapılan eğitimler ile sürekli hazır şekilde beklediklerini söyledi.
“Sıla” 6 Şubat depremlerinde 12 depremzedenin canlı çıkarılmasını sağladı
DAK Taburu’nda görevli köpeklerden biri de 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde aktif bir şekilde rol alan “Sıla”ydı.
Sıla ile birlikte Malatya’da görev alan DAK Taburu Veteriner Uzman Çavuş Samet Çekim, “6 Şubat depremlerinde Malatya’da köpeğimle beraber görev aldım. Bu esnada enkazlarda yapmış olduğumuz aramalarda, köpeğimle beraber 12 canlıyı tespit ettik.” diye konuştu.
Malatya’daki arama kurtarma çalışmalarında, depremde yıkılan bir binanın enkazında kalan 14 yaşındaki erkek çocuğa “Sıla” sayesinde ulaşıldığını belirten Çekim, “Çalışmalarla beraber erkek çocuğun canlı olarak çıkmasını sağladık.” dedi.
Depremin ilk gününde alana ulaştıklarını anlatan Çekim, 10 gün boyunca Sıla ile canlı aramasını sürdürdüklerini kaydetti.
Her gün farklı enkazlarda farklı kazazedelere ulaşmaya çalıştıklarını dile getiren Çekim, “İnsanların yakınlarını kurtarmak güzel bir şey. Bir de köpeğin bulduğunu öğrendiklerinde gelip görmek istediler. ‘Bizim yakınlarımızı kurtaran köpek kim’ diye merak edenler ve bu şekilde geri dönüşler oldu.” ifadesini kullandı.
]]>Kadın istihdamının artırılması ve kadın emeğinin değerlenmesine yönelik çalışmalarını sürdüren Mersin Büyükşehir Belediyesi, Tömük Kadın ve Çocuk Atölyesinde 5 hafta sürecek olan ‘Kırsal Bölge Kadın Eğitim Bilgilendirme ve Güçlendirme Sunumları’ ve ‘Alzheimer Nedir? Belirtileri Nelerdir?’ konulu eğitim de düzenledi. Eğitimde; Alzheimer belirtileri ve teşhisi, risk faktörleri, evreleri, hasta ve hasta yakınlarının davranış biçimleri ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verildi.
Etkinliğe; Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hasoğlu Dokucu ve çok sayıda Tömüklü kadın katıldı.
“Kadınların hem sosyalleşmesi hem de yeni beceriler kazanması için kıymetli bir alan”
Tömük Kadın ve Çocuk Atölyesi’nin daha önce atıl bir vaziyette olduğunu ve Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri bünyesinde binanın restore edildiğini aktaran Mersinden Kadın Kooperatifi Başkanı Meral Seçer, “Gerçekten Mersin Büyükşehir Belediyesi harika atölyeler kurmuş. En güzel yanı ise binanın alt kısmında bir kreş yapılmış. Yine kursa gelen kadınların çocuklarını rahatlıkla bırakabilecekleri ve annelerinin rahat kurs alabilmelerini sağlayacak ortam oluşturulmuş. Kadınların hem sosyalleşmesi ve kendini ifade edebilmesi hem de daha sonra yeni beceriler kazanması açısından kıymetli bir çalışma alanı” ifadelerine yer verdi.
“Atıklarımızı çöpe atmayıp değerlendiriyoruz”
Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığında Çevre Mühendisi olarak görev yapan Gürcan Kuş, mutfaktan çıkan atıkların değerlendirilmesi ve toprağın güçlendirilmesi için kompost yaptıklarını dile getirerek, kompost yaparken kahverengi ve yeşil malzemeleri kullandıklarını söyledi. Kahverengi malzemelerin karbon, yeşil malzemelerin ise azot içerdiğini aktaran Kuş, “Bunları dengeleyip bir kapta biriktirip toprak hazırlıyoruz. Güçlendirilmiş bir toprak oluşturuyoruz. Mutfaktan çıkan patates, salatalık, soğan, biber aklımıza ne gelirse evde kullandığımız yeşil malzemelerden kompost yapabiliyoruz. Bunun haricinde de karton, kurumuş yaprak, yumurta kabuğu gibi maddeleri komposta ekleyebiliyoruz. Süt ve süt ürünlerini, et, tavuk, balık ürünlerini kullanmıyoruz. Çünkü belli bir süreden sonra bunlar patojen içeriyor. Sistemimizi bozuyor” diye konuştu.
Kompost yapımında sıcaklığın oldukça önemli olduğuna da dikkat çeken Kuş, “Yazın en az bir buçuk ay beklemek lazım ama bu süre kışın daha da uzayabiliyor. Kompost yaparken yaptığımız kabın büyüklüğüne veya küçüklüğüne göre bu süre değişebiliyor. Renk dönüşümünden de hazır olup olmadığını anlıyoruz. Rengi siyaha döndü mü kompost hazır demektir. Bunu çiçek dikiminde ve balkon bitkilerinde kullanabiliyoruz” dedi.
Etkinlik kadınlardan tam not aldı
Etkinliği çok faydalı bulduğunu aktaran katılımcılardan Nuray Karaaslan, “Yeni bilgiler öğrendik. Bilmediklerimizi duyduk. İçimiz açıldı. Etkinlik benim için çok güzel oldu” şeklinde konuştu.
Bir diğer katılımcı Didem Büyükpolat da etkinliği çok beğendiğini ve memnun kaldığını dile getirerek, “İçeriğini çok güzel buldum. Benim dedem de Alzheimer hastasıyken vefat etmişti. Alzheimer çağımızın hastalığı olduğu için kendi adıma ben çok faydalandım. Kadınların boş zamanlarını doldurabileceği güzel bir atölye olmuş” ifadelerini kullandı.
Ayrıca, etkinliğin ardından İtfaiye Dairesi Başkanlığına bağlı ekipler tarafından katılımcılara temel yangın eğitimi, yangın türleri ve çeşitleri, yangın kaynakları hakkında da bilgi verildi. – MERSİN
]]>Doğduğu Ağrı’da 14 yaşında Türk Halk Müziği’ne merak salan 63 yaşındaki Ünsal’ın bu ilgisi ilerleyen yıllarda tutkuya dönüştü.
Gençlik yıllarında Ağrı Halk Eğitim Merkezinde müzik eğitimi alan Ünsal, daha sonra memur olarak görev yaptığı bu kurumda müzik eğitimi vermeye başladı.
Ünsal, 1994 yılında tayin olduğu Kocaeli Üniversitesinde bir yıl sonra akademik kadro, idari personel ve öğrencilerden oluşan Türk Halk Müziği Uygulama Topluluğu Korosu’nu kurdu.
Şefliğini yaptığı koroyla 29 yıldır şehir içinde ve dışında konserler veren Ünsal, Türk Halk Müziği’nin yakından tanınması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına katkıda bulunmanın yanı sıra öğrenci de yetiştiriyor.
“Akademik kadro, idari personel ve öğrenci birlikteliği bize ayrı motivasyon sağlıyor”
Kocaeli Üniversitesi Türk Halk Müziği Uygulama Topluluğu Korosu Şefi İsmet Ünsal, AA muhabirine, küçük yaşlarda müziğe ilgi duyduğunu, o dönemde kendi imkanlarıyla küçük sazlar yaptığını söyledi.
Radyodan dinlediği eserlerle Türk Halk Müziği’ne ilgisinin arttığını dile getiren Ünsal, ortaokul son sınıfta tanıştığı bağlamayla lise yıllarında Ağrı Halk Merkezinde eğitim aldığını anlattı.
Ünsal, 1984 yılında memur olduğu Ağrı Halk Eğitim Merkezinde Türk Halk Müziği eğitimleri vermeye başladığını dile getirerek, “O yıllarda Ağrı’da bağlama çalan yok. Yani bugünkü gibi konservatuarlar, TRT yok. Doğu ve güneydoğu illerinin çoğunda yoktu. Telgraf tellerinin içinde güzel çelik teller vardı. Biz onları çivilerle bağlardık, bağlama yapardık.” diye konuştu.
Ülkenin farklı yerlerindeki yarışmalarda Ağrı Halk Eğitim Merkezini temsil ettiklerini aktaran Ünsal, bunun kendilerini müzik alanında geliştirmeye katkı sağladığını kaydetti.
Ünsal, 1994 yılında memur olarak geldiği Kocaeli Üniversitesinde Türk Halk Müziği korosunun bulunmadığına değinerek, şöyle devam etti:
“Akademik kadro, öğrenci ve idarecilerimizden oluşan Kocaeli Üniversitesi Türk Halk Müziği Uygulama Topluluğu Korosu’nu kurmayı düşündüm. Üniversitemizin imkanlarıyla 70-80 kişilik çok büyük bir koro oluşturduk. Her yıl kendi üniversitemizi tanıtmak, üniversitemizde sosyal ve kültürel faaliyetlerin ne kadar geliştiğini göstermek amacıyla başta Marmara Bölgesi’ndeki çevre illerimize konserler vermeye gittik. Her yıl gidiyoruz. Zamanla koro büyüdü. Bu sefer yerel televizyonlar, ulusal televizyonlarda yer almaya başladık. Yetiştirdiğim öğrenci sayısı binin çok üzerinde. TRT’de çok arkadaşımız, öğrencilerim var. Orada görev yapıyorlar. Piyasada çalışan öğrenci, memur, akademisyen arkadaşlarımız var. Ayrılıp da sanatçı olan, albüm yapan arkadaşlarımız var. Çok öğrenci yetiştirdik.”
Koronun akademik kadro, idari personel ve öğrencilerden oluştuğuna işaret eden Ünsal, bu birlikteliğin kendilerine ayrı bir motivasyon sağladığını söyledi.
Ünsal, yetiştirdiği öğrencilerin sanatla geçimini sağlamasından memnuniyet duyduğunu belirterek, “Kocaeli Üniversitemizin akademik kadro, idari ve öğrencilerden oluşan korosu var. Diğer üniversitelerde ya konservatuvar korosu vardır ya da öğrencilerden oluşan koro vardır fakat böyle 3 simayı bir araya getirmek, akademik kadro, idari personel ve öğrencileri bulup buluşturmak hiçbir üniversitede yoktur. Üniversitemizin gerçekten ne kadar iyi olduğunu, ne kadar kaliteli ve insana, sanata ne kadar değer verdiğini oradan anlıyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
Koroyla şehir içinde ve dışında yılda 7-8 konser verdiklerini belirten Ünsal, Türk Halk Müziğini dinleyicilerle buluşturmaktan memnuniyet duyduklarını sözlerine ekledi.
]]>Van’da okul ve kurumlarda düzenledikleri eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleriyle afetler konusunda farkındalığı artırmaya çalışan AFAD İl Müdürlüğü, “İmamlar Destek AFAD Gönüllüsü Oluyor” projesini başlattı.
Görev yaptıkları yerlerde yaşanabilecek doğal afetlere ve olaylara daha hızlı müdahale edilmesi amacıyla projeye dahil edilen imamlar, AFAD görevlileri tarafından 8 günlük teorik ve uygulamalı eğitime tabi tutuldu.
AFAD yerleşkesinde hafif arama kurtarma, enkazdan yaralı taşıma teknikleri, çadır kurma, dağcılık, malzeme kullanımı ve bakımı konusunda eğitim alan imamlar, ekiplerle birlikte tatbikat yaparak öğrendiklerini pratiğe dökme imkanı da buldu.
Eğitimlerini tamamlayan 86 imam, çığ, sel, deprem gibi acil durumlara hem olaylara kısa sürede daha profesyonelce müdahale edilmesini sağlayacak hem de çevrelerindeki kişileri yönlendirerek ekiplerin olay yerine yetişmesine kadar geçen sürenin daha verimli değerlendirilmesine öncülük edecek.
“Yıl sonuna kadar 500 imama daha eğitim vermek istiyoruz”
AFAD İl Müdürü Mehmet Ulutaş, AA muhabirine, eğitim alan imamların acil durumlarda sahada aktif olarak görev yapmalarını planladıklarını söyledi.
Afet gönüllülük sisteminin yıl boyunca devam ettiğini belirten Ulutaş, “İlimizde 86 imama AFAD gönüllülük sistemi kapsamında eğitim verdik, yıl sonuna kadar 500 imama daha eğitim vermek istiyoruz.” dedi.
Eğitimlerin önemine değinen Ulutaş, “Eğitimlerimiz devam ediyor. Afet ve acil durumlarda, verdiğimiz eğitimler sayesinde imamlar, profesyonel ekiplere destek amaçlı sahada görev alabilecek. Hafif arama kurtarma eğitimleri, enkazdan yaralı taşıma teknikleri, çadır kurma, malzeme kullanımı ve bakımı konusunda aldıkları eğitimler çok önemli. Muhtarlara da eğitim vererek sisteme dahil etmek istiyoruz.” diye konuştu.
AFAD arama kurtarma teknisyeni Sıracettin Bayram, riskli bir bölgede yaşadıklarını ve her zaman bu risklere hazır olmaları gerektiğini ifade etti.
Tüm kesimlere verdikleri afet farkındalık eğitimlerinin devam ettiğini dile getiren Bayram, şunları aktardı:
“Kurumumuzda eğitim alan imamların büyük bölümü kırsalda görev yapıyor. Kırsalda oluşabilecek afete bizden önce ulaşma şansları daha yüksek. Bu nedenle aldıkları eğitimler sayesinde ilk müdahaleyi gerçekleştirebilecek ve bize zaman kazandıracaklar. Bu tarz birçok planlamamız var. Saha tatbikatlarımıza devam ediyoruz.”
“Daha önce nasıl hareket edeceğimiz konusunda bir fikrimiz yoktu”
Özalp ilçesinde görev yapan imam Kurban Keskin, AFAD eğitimlerini bütün vatandaşların, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanların alması gerektiğini vurguladı.
Van’da büyük yıkıma neden olan 7,2 büyüklüğündeki depremi yaşadığını anlatan Keskin, şunları anlattı:
“O zaman depremde ne yapacağımızı bilmiyorduk. Evimizde ve sokakta nasıl hareket edeceğimiz, nasıl koordine olacağımız konusunda bir fikrimiz yoktu. 6 Şubat depreminde Hatay’da görev aldım. O esnada birçok vatandaşımız ne yapacağını bilmiyordu. 6 Şubat depreminden sonra AFAD’ın çalışmalarını gördüm ve ‘Neden eğitim almıyorum?’ diye düşündüm. Aldığımız eğitimler sayesinde en basitinden düdüğün 3 kere çalması durumunda enkazdan uzaklaşılması gerektiğini öğrendik.”
Aldıkları eğitimin imamlar için önemli olduğunu belirten Keskin, “Kırsal bölgelerde vatandaşların bilgilendirilmesi için bu eğitim çok önemliydi. Aldığımız eğitimler sayesinde cemaati bilinçlendirebiliriz. Bir afet olduğu zaman veya bir çoban düştüğü zaman onu nasıl kurtaracağımızı bilmiyorduk. Aldığımız eğitim sayesinde öğrendik. Bir olay yaşandığında AFAD ekipleri gelene kadar imamlar ilk müdahaleyi yapabilecek.” ifadelerini kullandı.
Van İl Müftülüğünde vaiz olarak görev yapan ve eğitimlere gönüllü olarak katılan Elem Yıldız, 6 Şubat depreminden sonra eğitim almaya karar verdiğini ifade etti.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hatay’da bir hafta görevli olarak çalıştığını belirten Yıldız, “Depremden 1 gün sonra çalışma arkadaşlarımla yola çıktık. Halkımız için çok üzücü bir durumdu. Manzarayı gördüğümde çok üzüldüm, keşke eğitim alsaydım diye düşündüm. Burada profesyonel ekiplerden eğitim aldık, çok güzel bilgiler öğrendik. Ülkemizin deprem ülkesi olduğunu unutmamalıyız, bu yüzden bu eğitimler çok önemli.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Rektörlük Senato Salonu’nda gerçekleştirilen imza törenine Kayseri Üniversitesi Rektörü ile Üst Yöneticileri, hayırsever Osman Ulubaş ve Osman Ulubaş Köşk Anadolu Lisesi yöneticileri katildi.
Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa protokolde yaptığı konuşmada, “Bugün burada Kayseri Üniversitemiz ile Osman Ulubaş Köşk Anadolu Lisesi arasında ‘Uluslararası Birleşmiş Milletler Model Konferansı 2024 (Munos24)’ Projesi İş Birliği Protokolü’ ve “Sosyal, Bilimsel ve Kültürel İş Birliği Protokolü” olmak üzere iki ayrı iş birliği protokolünü imzalıyoruz. Birlikte çalışma ve iş yapabilme ruhu ile bir araya gelerek, oluşturacağımız sinerji ile ülkemizin geleceği sevgili gençlerimiz için çalışmalar yürüterek yükseköğretime daha bilinçli ve emin adımlarla hazırlanmalarına yardımcı olmak amacıyla böylesine kıymetli bir protokolü imzalayarak, son derece kıymetli çalışmalara başlangıç yapacağımızı ümit ediyorum. Eğitim kurumlarını, öğrencilerin yalnızca teknik bilgi ile donatıldığı müesseseler olarak görmek son derece sığ bir bakış açısı olacaktır. Yükseköğretim sonrasında gençlerimizin toplumun ilerisinde, ülke vizyonunu özümsemiş, küresel düşünüp yerel hareket edebilme kabiliyetine haiz, bulunduğu sektörün talep ettiği üstün vasıflara sahip, ülkesinin sürdürülebilir rekabet gücü elde etmesine var gücüyle katkı sunma gayretinde ve sosyal fayda oluşturan süreçlerin içerisinde yer alma arzusunda bireyler olarak hayata atılmaları; bu bilinç ve özveri ile ülkelerine hizmet etmeleri geleceğimiz için çok büyük önem arz etmektedir” ifadelerini kullandı.
Kayserililerin hayırseverliğinden de bahseden Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa; “Hayırseverlerin de büyük destek ve gayretleri ile Kayseri, eğitim alanında Türkiye’nin önde gelen şehirleri arasında yer almaktadır. Bu anlamda kıymetli hayırsever iş insanı Osman Ulubaş’ın eğitim alanında ilimize yaptığı katkılar takdire şayan bir boyuta ulaşmıştır. Osman amcamızın mesleki ve teknik eğitime ne denli önem verdiği, bakış açısının ne kadar geniş olduğu bilinmektedir. Kayseri Üniversitesi de misyon ve vizyonunun gereği olarak odağına mesleki ve teknik eğitimi alan bir anlayış ile eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmektedir. Bu vizyon birlikteliğinin üniversitemizi güçlendirerek daha ileriye taşıyacağına; daha güçlü bir Kayseri Üniversitesi’nin ise sanayi ve üretimde çok daha hızlı ve sürdürülebilir ilerleme çalışmalarına kapı aralayacağına inanıyoruz” diye konuştu.
Kayseri OSB’de yine Kayserili hayırsever iş insani Avukat Mehmet Altun tarafından yaptırılacak olan teknik kampüsün de önemine işaret eden Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa değerli iş insani Osman Ulubaş’ın da mesleki ve teknik yükseköğretime vermiş olduğu desteklerden de bahsetti ve teşekkür etti.
Hayırsever Osman Ulubaş imzalanan bu protokolün vatanımıza ve milletimize hayırlı olmasını diledi.
Osman Ulubaş Köşk Anadolu Lisesi Okul Müdürü İlhami Boran ise yapılan protokolün öğrenciler açısından çok faydalı olacağına inandığını ifade etti. – KAYSERİ
]]>İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile Ortahisar Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde hazırlanan “Sporla Gülümse Geleceğine Projesi” kapsamında 10 pilot okuldan 2 bin 943 öğrenci, spor branşlarını öğrenmek için ders saatlerinde spor tesislerine geliyor.
Hafta içi 10.00-14.00 saatleri arasında servisle okullarından spor kompleksine gelen öğrenciler, yüzmeden tekvandoya, bokstan atıcılığa kadar 12 branşta eğitim alıyor.
Ortahisar Gençlik ve Spor Müdürü Ecvet Kurt, AA muhabirine, proje ile öğrencilerin sporla tanışmasını amaçladıklarını söyledi.
Kurt, Ortahisar Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önderliğinde güzel bir birliktelik yaptıklarını belirtti.
Proje kapsamında 10 okuldan 2 bin 943 öğrencinin haftanın 5 günü spor kompleksine geldiğini ifade eden Kurt, “Bu ciddi bir sayı. Bizim için de çok sevindirici, iki ayda bir de branşlarda dönüşüm yaptırıyoruz çocuklara. Bir dönemde 4 branşın altyapısını tanımış oluyorlar.” dedi.
Kurt, antrenörlerin çocuklara sadece egzersiz ya da oyun değil, branşın altyapısını, temel tekniklerini öğrettiklerine dikkati çekerek, “Çok da güzel dönüşler alıyoruz. Şu anda 10 okulumuzla projeyi yürütüyoruz.” diye konuştu.
Projenin çok önemli olduğunu vurgulayan Kurt, şu değerlendirmede bulundu:
“Aynı anda tesiste bazı günler 750 ila bin çocuk oluyor. Antrenörler karşılıyor, ders bittiği zaman yine servislerle okullarına dönüyorlar, diğer gruplar başlıyor. Çocuklarımıza branşlarımızı tanıtıyoruz. Spor yapma imkanı olmayan çocuklarımız oluyor, ulaşamayanlar var. Böyle bir imkan olduğu zaman günde yaklaşık 3 bin çocuk, bu tesislerden faydalanıyor. Judo, karate, tekvando, güreş, masa tenisi, satranç, eskrim, badminton, okçuluk, yüzme, atıcılık ve tenis branşlarımız var. Çok talep var, önümüzdeki yıl projeyi daha da geliştirmeyi hedefliyoruz.”
Cemil Karakaş: “Çocuklar alanında uzman antrenörlerle etkinlik yapıyor”
Ortahisar Milli Eğitim Müdürü Cemil Karakaş, amaçlarının çocukların hem fiziksel hem de ruhsal gelişimlerine katkı sağlamak olduğunu söyledi.
Karakaş, Milli Eğitim Bakanlığının da bu tür faaliyetlere önem verdiğine işaret ederek, “Sayın Bakanımız özellikle okullarda sabah etkinliklerinde fiziksel hareketlerle öğrencilerin okula başlamaları noktasında bizleri yönlendiriyorlar. Bu anlamda yapılan çalışma ilkokul düzeyinde olduğu için çok önemli.” dedi.
Çocukların, alanında uzman antrenörlerle etkinlik yaptığını belirten Karakaş, “Çocuklarımıza dokunuyorlar, bu anlamda günümüzün en büyük sıkıntısı dijital bağımlılıktan spor etkinlikleri sayesinde uzaklaşıyorlar. Gerçekten faydalı bir etkinlik olacak.” ifadesini kullandı.
Velilerden Selda Akat ise projenin çocuklar için faydalı olduğunu belirterek, “Belki çocukların saklı kalmış bir yeteneği varsa, o yeteneği değerlendirilir. Mutlu ve keyifli bir şekilde gidip geliyor. Proje bizim için de çocuklar için de çok güzel oldu.” diye konuştu.
Öğrencilerden Kerem Asaf Kapucu da tenisi çok sevdiğini dile getirerek, “El ve kol kaslarım gelişiyor. Burada spor yapmayı daha çok seviyorum çünkü burası daha güvenilir ve uygun bir alan. Hocalar da iyi eğitiyor bizi. Gelecekte bir sporcu olmayı planlıyorum. Yetenekli bir sporcu olacağıma inanıyorum.” diye konuştu.
]]>İzmir’de yaşayan ve özel sektörde yıllarca çalıştıktan sonra emekli olan Arif Uçar, çocukluk hayali olan ahşap oymacılığı kursuna gitti. Çiğli Halk Eğitim Merkezinde usta öğretici Tahsin Güler’den yaklaşık 2 yıl kadar eğitim aldı. Usta öğretici Güler’in vefatından sonra Uçar’ın eğitim hayatı, merhum Tahsin Güler’in kardeşi ahşap ustası Aşır Güler ile devam etti. Aşır Güler’in evinin altında bulunan ve hobi olarak eğitim aldığı 35 metrekarelik atölyede bir süre sonra küçük işler üretmeye başlayan Uçar, zamanla kendini geliştirerek harika eserler ortaya çıkarmaya başladı. Yaklaşık 5 yıldır ahşap oyma işiyle ilgilendiğini belirten Uçar, “Ahşap oymacılıkta rölyef, heykel, yarı heykel gibi birçok alanlar var. Ben daha çok üç boyutlu heykel ya da yarı heykel alanını tercih ediyorum. Bunun dışında bir Egeli olarak, bir deniz aşığı olarak, Ege’nin balıklarını, bir taraftan da mitolojiye olan ilgimden dolayı Helenistik ve Roma Dönemi miğferlerini oymaya çalışıyorum” dedi.
“Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi”
Hobi olarak başladığı ahşap oymacılık işinin zamanla ticari zemin kazandığını belirten Uçar, “Yaptığım eserlerin ilgi çekmesi üzerine ben de bunları ticari faaliyete dönüştürdüm. Hatta bu ilgi yurt dışına da taştı. Özellikle yaptığım miğferler ilginç geldi. Ahşap oymada miğfer yapıldığını hiç görmedim. Hatta sadece Helenistik miğferler değil, Viking miğferleri, Selçuklu miğferleri gibi taleplere kadar döndü” ifadelerini kullandı.
“En az 2 yıllık, 3 yıllık dinlenmiş bir ağaç seçmeniz çok önemli”
Özellikle Avrupa ülkelerinden yoğun ilgi gören miğferlerin yapılış hikayesini anlatan Uçar, “İlk önce burada kullandığım ağaçtan bahsetmek istiyorum. Heykel çalışması yapacaksanız ilk önce ağacınızın kurumuş olması gerekiyor. Çünkü eseriniz bittikten sonra çatlamalar veyahut da yamulmalar olabilir. O yüzden en az 2 yıllık, 3 yıllık dinlenmiş bir ağaç seçmeniz çok önemli. Yine oyma açısından daha rahat olan ıhlamur ağacını tercih ediyorum. Ihlamur ağacımızı aldıktan sonra elle yapmak istediğimiz objeyi kerestenin üzerine çiziyoruz. Kestikten sonra bütün aşamaları oymacılıkta kullandığımız iskarpelalarla, tokmakla, elle oyarak başlıyoruz. İçini oyduktan sonra dışını da şekillendirip en son aşamalarda da ince motiflere geçiliyor. Motiflerini de tamamladıktan sonra iyi bir zımpara yapıyor ve akabinde kök boyaları ya da kumaş boyaları kullanarak, hatta burada bazen kurumuş kan efektlerini de vererek boyama işlemini yapıyoruz. Tekrar bir zımparalamadan sonra gomalak (Lac böceğinin salgıladığı doğal bir reçine) dediğimiz organik cilayı yaklaşık 15-20 kat, bazen hatta 30 kata kadar sabırla inceltilerek üstüne sürüyoruz. En son da keten tohumu yağıyla yavaş yavaş parmakla masaj yapar gibi yaklaşık bir gün kadar da bu işlem yapılıyor. Sonra keçeyle güzelce silindikten sonra yaklaşık bir ay sonunda böyle bir eser ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.
“Değerli bir sanat, kaybolmasını istemiyoruz”
Günümüzde ahşap oyma sanatına ilginin azaldığının altını çizen Uçar, “Özellikle şunu belirtmek istiyorum. Ahşap oyma bu toprakların çok geleneksel bir sanatı, zanaatı. Maalesef gelişen teknolojilerle birlikte bu tür sanatlar kaybolmaya başlıyor. Bu bizim için çok büyük bir üzüntü. Ama bizler bunu tekrar canlandırarak yeni nesillere örnek olması amacıyla sergiler de açıyoruz, ilgi çekmeye çalışıyoruz bu alana. Gençlerin de buna ilgi duymasını istiyoruz. Çok güzel eserlerin çıktığı bir ülkedeyiz. Mutlaka buradaki gençlerimizin de buna ilgi duymasını istiyorum. Değerli bir sanat, kaybolmasını istemiyoruz” ifadelerini kullandı. – İZMİR
]]>Kadınlara yönelik projeleriyle dikkatleri üzerine çeken İzmir’in Karabağlar ilçesi Refet Bele Mahallesi Muhtarı Hatice Akar’ın, halk eğitime yapmış olduğu başvuru sonucunda mahallesinde yaşayan ev hanımı kadınlar, yaklaşık 2 aydır atık kağıtlardan sepet örüyor. Çocuklarını okula, eşlerini işe gönderen kadınlar, hem zamanlarını boşa harcamıyor hem de üretip sattıkları sepetler sayesinde ev ekonomisine katkıda bulunuyorlar.
“Yılbaşında bir satışımız oldu ve bütün hanımlarımız bayağı satış yaptılar”
20 Kasım 2023 tarihinde Karabağlar ilçesi Refet Bele Mahallesi Muhtarlık alanında başlayan ve bugün sonlanacak sepet örücülüğü kursuyla 15 kursiyere eğitim veren Karabağlar Halk Eğitim Merkezi Usta Öğreticisi Zübeyde Kuyuldar, “Kursumuz haftada 40 saat, günlük ise 8 saatten 332 saat sürecek. Atık kağıtları örüp kumaş boyasıyla rengarenk boyadıktan sonra farklı farklı sepetler örüyoruz. Muhtarımızın desteğiyle yılbaşında bir satışımız oldu ve bütün hanımlarımız bayağı satış yaptılar. Satışlardan elde edilen gelir ise hanımlarımız arasında paylaşıldı” dedi.
“Kazandıkları parayla moralleri yükseldi ve daha iyi örmeye başladılar”
Kadınlara yönelik projeleriyle dikkatleri üzerine çeken Karabağlar Refet Bele Mahallesi Muhtarı Hatice Akar, “Ev hanımı kadınlarımız sürekli bana gelerek ‘Muhtarım evde yapabileceğimiz bir iş var mı?’ diyorlar. Bende bu kursu halk eğitim merkezinde gördüm, internette araştırdım ve kadınlarımızın evde en uygun, en ucuz yoldan nasıl para kazanabilirler konusunda çalışmalar yürüttüm. Daha sonra ise bazı okullarla iletişime geçerek öğrencilerin eski kitaplarını aldım. O kitapları matbaada kestirdikten sonra halk eğitime muhtarlığın içinde bütün ihtiyaçları bana ait olmak üzere bir sepet örücülüğü öğretmeni göndermeleri yönünde dilekçe yazdım. Kursiyer kadınların listesini teslim ettik ve bize bir öğretmen gönderdiler. Kursumuz başladı ve ham madde olarak gazete, fiş aklınıza gelebilecek her türlü kağıdı geri dönüşüm olarak kullanıyoruz. Kursiyerlerimiz şu an ürettikleri sepetlerde çocuklarının eski ders kitaplarını kullanıyorlar. Şişe sardıkları kağıtlar ile çeşitli yöntemlerle renklendirmeler yaparak ve yapıştırıcılar kullanarak sepetlerini örüyorlar. Acemiliklerini bayağı attılar ve artık para kazanmaya başladılar. Kadınlarımızın kazandıkları parayla moralleri yükseldi ve daha iyi örmeye başladılar” ifadelerini kullandı.
“Kadınlarımız üretmeye devam edecek”
“Kurs bitse dahi kadınlarımız burada üretmeye devam edecek” diyen Akar, “Kaymakamlığımızın desteğiyle Karabağlar’da Çalıkuşu Kadın Kooperatifini kurduk. Şu anda kadınlarımız evde oturdukları yerde mobilya aksesuarı olarak sepet örecekler. Çocuklara sırt çantası, kalemlik yapıp onları da paraya çevirecekler. Böyle bir düşünce oluştu ve bunu da sonuçlandırdık hemen hemen” diye konuştu.
Yaklaşık 2 aydır sepet örücülüğü kursuna gelen Gül Özer ise “Eve katkı olsun diyerekten sepet örüyoruz. Burada evin sıkıntısını stresini masrafsız bir şekilde atıyoruz. Yaptığımız etkinliği seviyoruz” diye konuştu. – İZMİR
]]>MİLLİ Eğitim Bakanlığı ile Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi arasında, üniversite bünyesinde güzel sanatlar ilköğretim okulu ve güzel sanatlar lisesi kurulması için iş birliği protokolü imzalandı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor” dedi.
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde düzenlenen imza törenine Bakan Tekin ile Rektör Prof. Dr. Erhan Özden katıldı. Bakan Tekin, Türkiye’de özellikle sanat eğitimi konusunda, genelde de eğitimle ilgili çok farklı bir yolun açıldığını, 2014 yılından itibaren proje okulu formatıyla eğitim öğretim sistemine dahil ettikleri okul türlerinden birini daha hayata geçirdiklerini belirtti. Bakan Tekin, şöyle konuştu:
“Proje okulu formatının esprisi şuydu; Milli Eğitim Bakanlığı’nın bünyesindeki genel eğitim öğretim kurumlarının dışına çıkabileceğimiz, gerek alan itibarıyla gerekse öğretmen arkadaşlarımızın eğitimleri itibarıyla farklı uygulamaları hayata geçirebileceğimiz bir model üretmeye çaba sarf etmiştik. O tarihten itibaren de özellikle mesleki ve teknik Anadolu liselerinde, hemen ardından da spor liselerinde bu yeni ürettiğimiz modelden hareketle daha rahat hareket edilebilecek, işin doğasına daha uygun nitelikte sürecin içerisinde paydaşlarımızı da katabileceğimiz yeni okullar ortaya çıkmaya başladı. Meslek liseleri ile ilgili kısımda sektörle irtibat halinde, sektörün ihtiyaç duyduğu insan kaynağı profiline uygun, sektörün ihtiyaç duyduğu eğitimi almış elemanlar yetiştirmek üzere tematik proje meslek liseleri ortaya çıkmaya başladı. Bu meslek liselerinin mesleki alanla ilgili programlarını ilgili paydaşlarımızla beraber yaptık. Öğretmen kadrosunun seçiminde ve niteliklerinde yine sektörle birlikte iş birliği yaparak meslek liselerinin tematik hale gelmesi için önemli bir adım artık.”
‘FEDERASYONLARIN DESTEĞİNİ ALDIK’
Spor liseleri ile ilgili de adımlar attıklarını kaydeden Bakan Tekin, “Spor liselerimizi ilgili federasyonlarla entegre bir biçimde tematik hale getirerek, Türkiye’de sporcu yetişmesi sürecine katkıda bulunmaya çalıştık. Voleybol lisesi, futbol lisesi, basketbol lisesi başta olmak üzere birçok spor alanında ilgili federasyonlardan yine bahsettiğim çerçevede proje okul formatında okullar kurmaya başladık. Bu okullarda, okulların sporla ilgili alanlarındaki programların oluşumunda ilgili federasyonların desteğini aldık. Aynı şekilde eğitici kadrolarının belirlenmesinde, ilgili federasyonlarda bu konunun uzmanı kişilerin desteğini aldık. O tarihte eksik bıraktığımız, yeterince aynı formatta okul açmakta zorlandığımız konulardan bir tanesi güzel sanatlar liselerimizdi” dedi.
‘BİR BAŞARI HİKAYESİ YAZABİLİRİZ’
Bakan Tekin, şimdi bu hayali gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “Genelde sanat ve spor, özelde de müzik eğitiminin çok küçük yaşlardan itibaren eğitim sürecine başlamasının, sürece çok katkısı olacağını herkes biliyor. Bizler de bu realitelerin hareketle burada tematik bir üniversite, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde ilkokul, ortaokul ve lisenin bulunduğu bir eğitim öğretim sürecini inşallah başlatmış olacağız. Ben gerçekten çok heyecanlıyım. Türkiye’de müzik eğitimi konusunda devrim niteliğinde bir adım olduğuna inanıyorum. Bu konuda yetenekli çocuklarımız için yepyeni bir alan açılıyor, yepyeni bir imkan açılıyor. İnşallah bu heyecanımızı devam ettirebilecek, sürdürebilecek bir başarı hikayesi buradan yazabiliriz” ifadelerini kullandı.
]]>Lise müdürü Harun Avcu, iddiaya göre; geçen yıl kasım ayında son sınıfta okuyan G.A. isimli kız öğrenciyi, derslerinde başarılı olduğu için, ‘Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ diyerek kandırıp, evli ve 3 çocuk babası Ahmet Mandal ile tanıştırdı. Mandal da G.A.’ya günlerce cinsel istismarda bulundu. G.A.’nın durumu anlatmasıyla ailesi, şikayetçi oldu. Kendisini ‘MİT mensubu’ olarak tanıtan elektrik ustası Ahmet Mandal, gözaltına alınıp, 25 Kasım 2022’de ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklandı. Aynı okulda eğitim alan K.K. adlı kız öğrenci de Mandal tarafından tacize uğradığı iddiasıyla şikayette bulundu. Soruşturmada ayrıca okul müdürü Harun Avcu ile G.A. ve Mandal’ın dini nikahının kıyıldığı okulun müdürü Asuman Sahar Koleri tutuklandı. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen idari soruşturma kapsamında 2 okul müdürü de memurluktan ihraç edildi.
37’ŞER YIL HAPİS İSTEMİ
Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada Ahmet Mandal, Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçlarından 37’şer yıla kadar hapis ile olayla bağlantısı olduğu öne sürülen tutuksuz sanıklar Mandal’ın iş ortağı Ali Akkaş, Koleri’nin eşi M.K., dini nikahın kıyıldığı okuldaki kadın hizmetli H.K., asker B.K.’ye ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçlarından hapis cezası istendi.
4 SANIĞA HAPİS, 3 SANIĞA BERAAT
9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5’inci duruşmada mahkeme heyeti, Ahmet Mandal’a G.A.’ya ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 20 yıl, K.K.’ye yönelik ise ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 2 yıl hapis cezası verip, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Okul müdürleri Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri ile Mandal’ın ortağı Ali Akkaş, G.A.’ya yönelik ‘Çocuğun cinsel istismarına yardım etme’ suçundan 8 yıl 4’er ay hapis cezası aldı. İki okul müdürü ayrıca diğer öğrenci K.K. yönünden ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 10’ar ay hapis cezası verip, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip tahliye edildi. Diğer sanıklardan Asuman Sahar Koleri’nin eşi M.K., B.K. ve H.K. ise beraat etti.
KARARA İTİRAZ
G.A.’nın ailesinin avukatı Mehmet Onur Güleç, karara itiraz edeceklerini belirterek, İlk derece mahkemesi bir karara vardı. Verilen kararda bazı sanıklar yönünden verilen cezaları biz yeterli bulduk. Bazı sanıklar yönünden verilen cezaları ise düşük bulduk. Biz verilen karara itirazımızı yapacağız. Belli başlı yerlerde mütalaaya karşı olarak cezalar verildi. Kamuoyu verilen cezalarla yetinmez. Bu cezaların infaz olduğunu da görmek ister. Bu kapsamda en hakkaniyetli kararın ortaya çıkması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Üst mahkemenin daha doğru bir karar vereceğini umuyoruz dedi.
‘G.A., UZMAN DESTEĞİ ALIYOR’
G.A.’nın yaşadıklarının ardından şehri terk ettiğini, örgün eğitimi bıraktığını ifade eden Güleç, Müvekkilim başarılı bir öğrenciydi ve okulda birinciliği vardı. Bu olay sonrasında hem eğitim hayatı hem de sosyal hayatı ciddi sıkıntıya uğradı. Örgün eğitime ara verdi ve maalesef ailesiyle şehir değiştirmek zorunda kaldı. G.A. derin bir yara aldı ve çok iyi bir durumda değil. Hala uzman desteği alıyor diye konuştu. (DHA)
]]>Ata Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen görev dağılımında, puan sıralamasına göre en yüksekten en düşüğe olmak üzere adaylar, merkez, Tarsus, Anamur ve Mut ilçeleri arasından seçim yaptı. 2 yıllık meslek yüksekokulu mezunu 40 kişi ve lise mezunu 10 kişinin görevlendirilmesi yapılırken, görevlendirilen adaylar 15 Ocak’ta çalışmaya başlayacağı ifade edildi. İşe alınmalarıyla bir yıllık aday memurluk süreci de başlayacak olan adayların ayrıca bir dizi eğitimden geçeceği bildirildi.
Dağılımın, İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından personel eksiğinin olduğu noktalara göre ve puan sıralaması en yüksekten düşüğe olmak üzere gerçekleştirildiği belirtildi. En yüksek puan alan personelden başlanarak, nerede görev yapmak istediği soruldu ve yerleştirme bu esasa göre belirlendi. Belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda yapılan yerleştirmeye göre merkezde 32, Tarsus’ta 8, Anamur’da 6 ve Mut’ta da 4 kişi görevlendirildi.
“İtfaiye, çok kutsal bir meslek”
Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Olcay Tok, kazananları tebrik ederek, “İtfaiye bana göre çok kutsal bir meslek. Can ve mal kurtaracaksınız. İşinizi çok çok iyi bilirseniz, önce kendi güvenliğinizi sağlarsınız. Çünkü çok tehlikeli bir görev yapacaksınız. O yüzden burada eğitimlere çok hassasiyetle bakmanız gerekiyor” dedi.
Mülakat olmadan tüm aşamaları şeffaf bir sınav gerçekleştirdiklerine değinen Tok, “Bizim sınavın zor olduğunu söylüyorlar. Biz en iyilerini almak istedik. Sizler en iyilerisiniz ve şu anda buradasınız, karşımızdasınız. İnşallah göreve başladığınız zaman da aynı başarıyı devam ettireceksiniz” diye konuştu.
Kazanan adaylara eğitimler vereceklerini de belirten Tok,”Siz iyi eğitim alırsanız başarırsınız. Biz sizlere güveniyoruz. Yaptığımız sınav o yüzden zorluydu. Size de güveniyoruz ve sizlerin göreve geldikten sonra aynı başarıyı göstereceğinizden eminiz. Geçen sene 100 kişiyi aldık. Biz hepsinden memnunuz. Şu anda onlar bizim yüz akımız. Sizler de geldiniz. Bize çok ciddi güç katacaksınız. Bu gücün ardından ben inanıyorum ki 1 sene sonra Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Türkiye’nin en iyi daire başkanlığı olacak. Bu sizlerin sayesinde olacak”ifadelerini kullandı.
“Çok iyi bir dereceyle tek kadın olarak girmeye hak kazandım”
Kadın adaylar arasından tek kazanan olan Eda Avşar, “Çok mutluyum. Çok emek sarf ettim. Buranın kondisyonu çok zordu. ‘Kazanamaz’ demişlerdi ama ben pes etmedim. Sporlarıma her gün devam ettim. Kas kütlemi arttırdım. Her gün 68’liler Ormanı’nda koştum. Hiç pes etmedim ve çok iyi bir dereceyle tek kadın olarak 50 kişinin içinde girmeye hak kazandım. Hayalimdi. Burada 100 kişilik ilk alımda elenmiştim. 5 saniyeyle kaçırdım. Çok üzüldüm. Hayalimden vazgeçmedim, başardım”şeklinde konuştu.
Sınavın mülakatsız olmasının kendisini çok sevindirdiğini belirten Aşar, “Mülakatsız alım olduğu için ve şeffaflığından dolayı çok teşekkür ederim. 5 yıl boyunca ben hep mülakatlarda elenmiştim. Hep mücadelemi devam ettirdim. Emeğimin hakkıyla buraya geldiğim için Belediye Başkanımız Vahap beye çok teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.
Sınavı kazananlardan Kamil Yıldırım Can da, “Öncelikle çok heyecanlıyım. Ambulansta da çalıştım. İtfaiye olarak, memur olarak atanmam benim için gerçekten çok iyi oldu. Hem ailem hem benim için Mersin’de olmak benim için çok ayrıcalıklı” şeklinde konuştu.
Daha önce yapılan 100 kişilik alımda da sınava girdiğini ancak parkurda çok zorlandığı için kazanamadığını söyleyen Can, “Her gün Mersin sahilde koştum, özel antrenmanlar yaptım. Parkurda da 3 dakika 10 saniye yaptım. Mülakat olmaması özellikle benim açımdan çok önemliydi. Kendi bölümümden de atanamamıştım. Bu yüzden belediye başkanımız Vahap Seçer’e çok teşekkür ediyorum” diyerek düşüncelerini aktardı. – MERSİN
]]>Japonya 2024’ün ilk gününde yaşadığı şiddetli depremi, benzerlerine göre yine çok az kayıp ve hasarla atlattı. Japonya’nın başarısının sırrının bilim, eğitim ve sıkı denetim olduğunu belirten Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Dündar, Türkiye’de ise hızlı kazanç arzusunun yıkım getirdiğini söyledi.
Yeni yıla 7.6 büyüklüğünde şiddetli bir depremle uyanan Japonya’da 128 kişi hayatını kaybetti, az sayıda bina hasar gördü. Doktora eğitimini Japonya’da yapan Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Dündar, bilimsellik, eğitim ve denetimin kayıpları en aza indirdiğini söyledi.
Prof. Dr. Murat Dündar’a göre; önemli fay kırıkları ve volkanik alanlar üzerinde kurulu olan Japonya, 1923’te yaşanan 100 binden fazla insanın öldüğü Kanto depreminden büyük dersler çıkardı. Japonya’da yapılaşmanın yönetmelik kapsamında ele alındığını belirten Dündar, Japon halkının, depremi hayatın bir parçası olarak görmeyi başardığını ve buna göre hareket ettiğini de ifade etti. Dündar, 1995 yılında yaşanan 6 bin 200 kişinin öldüğü Kobe depreminden sonra da binaların deprem sırasındaki reaksiyonlarını test eden merkezler kurulduğunu vurgulayarak, “Bu merkezlerde, belirli oranda ölçeklendirilen binalara yapay depremler uygulanıyor. Özel kameralarla donatılan yapıların saniye saniye depreme reaksiyonu test ediliyor. Önce nerede yıkım oluyor, en zayıf noktalar neresi, yıkım nasıl gerçekleşiyor, bunlar tespit ediliyor. Buna göre önlemler alınıyor” dedi.
84 YAŞINDAKİ UZMANA SINAV
Depremden korunmak için bilim ve eğitimin çok önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Murat Dündar, mimar ve mühendislerin sıkı bir eğitimden geçirildiğini ve bu sınavların ömür boyu devam ettiğini söyledi:
“Japonya’da mimarlar ve mühendisler için yapılan sınavlarda başarıya göre iki tip belge alınıyor. Alt kategoride belge alanlar, küçük yapılarla ilgili projeleri gerçekleştirebiliyor. Üst kategorideki belge alma başarısı gösterenlerse daha büyük yapılar için de proje üretebiliyor. Sınavda başarılı olamayanlar ise bu bölümlerden mezun olsalar dahi görev yapamıyor. Belge sahibi olmak bir mimar için ömür boyu yetki sağlamıyor. Mesleğe devam etmek isteyenler periyodik olarak yapılan bu sınavlardan başarıyla geçmek zorunda. Mesela, 85 yaşındaki doktora tez hocam Shigeyuki Okazaki, mesleki tecrübesi ve yaşına rağmen, mimarlık görevine devam edebilmek için geçtiğimiz yıl yetkinlik sınavına girdi.”
YAŞAM BOYU EĞİTİM
Prof. Dr. Murat Dündar, Japonya’da bilimsel çalışmaların yanında, toplumda da deprem bilincinin çok önde olduğunu ifade etti. Depremle yaşama eğitiminin anaokulunda başladığını söyleyen Dündar, bu eğitimin de sürekli devam ettiğini belirtti. Depremde kimin ne yapacağının önceden planlı olduğunu vurgulayan ünlü mimar, Japonya’da kaldığı süreçte yaşadığı şu örneği verdi:
“Benim bulunduğum sitede herkesin bir sorumluluğu vardı. Ben iletişimden sorumluydum. Kimi insanları yönlendirmekten sorumluydu kimi de lojistikten sorumluydu. Bu planlama en küçük yönetim olarak hane ile başlıyordu. Bina, site, mahalle olarak devam ediyordu. Sürekli zorunlu deprem tatbikatları yapılır, bu tatbikatlara katılmayanlara para cezası uygulanır. Toplanan bu paralarla ise tatbikatlara katılanlar ödüllendirilir.”
HATA YAPANI TOPLUM CEZALANDIRIYOR
Japonların işlerini çok ciddiye aldıklarını belirten Prof. Dr. Dündar, denetim yapacak olan kurumların belli yetkileri bulunduğunu, inşaatların her aşamasında sıkı bir denetleme gerçekleştiğine dikkat çekti. Dündar, deprem konusunda en ufak hata yapan firmaların affedilmediğini belirterek, toplumun bu firmalardan uzak durduğunu ve iş yapmayarak cezalandırdığını da söyledi.
Murat Dündar’a göre, ülkemizde deprem yönetmeliklerinde bir eksiklik bulunmuyor ancak uygulamalarda bazı aksaklıklar yer alıyor. İnşaatın her aşamasında denetim firmalarının daha aktif görev alması gerektiğini belirten Dündar, “Denetim firmalarının bakanlık tarafından atanması doğru ancak bu firmalara ceza yetkisi de verilmesi gerekiyor. Sahada ortaya çıkan dolaylı para ilişkisinin tamamen kesilmesi gerekiyor. Üniversiteden mezun olan mühendis ve mimarların denetim imza yetkisi bir sınava tabi tutulmalı. Tecrübesiz denetmenler hata yapabilirler” dedi.
HIZLI KAZANÇ ARZUSU YIKIM GETİRDİ
6 Şubat depremi sonrası Japonya’dan gelen bir heyetle depremde yerle bir olan Hatay’da incelemelerde bulunan Prof. Dr. Murat Dündar, yıkılan binaların bazılarının yeni olduğunu gözlemlediklerini belirtti. Yapım aşamasında ciddi işçilik hataları yapıldığına dikkat çeken Dündar, özellikle binaların hızlı imal edilme çabasının, betonda sorunlar yaşattığını, demir bağlamalarında hatalara sebep olduğunu söyledi. Dündar, bunun da bazı müteahhit firmalarının yatırımlarını hızlı kazanca çevirme isteğinden kaynaklandığını ifade etti.
GÜÇLENDİRME YAPILMALI
Beklenen İstanbul depremiyle ilgili de görüşlerini dile getiren Prof. Dr. Murat Dündar, bir binanın kullanım ömrünün yaklaşık 60 yıl olduğunu belirterek, “Depremde yıkılması beklenen bazı binalar 20-30 yıllık. Aralarında daha yeni binalar da var. Ülkemizin ekonomik gerçekliğini düşününce bütün binaların yıkılarak yeniden yapılması mümkün değil. Bu binalar uzmanlarca incelenerek güçlendirilebilir. Bu şekilde binalar daha az maliyetlerle daha güçlü hale getirilebilir” dedi.
]]>AĞRI’da 2 yıl önce okulu bırakan Leyla İlhan (13) 1 yıldır sınıfından uzak kalan kardeşi Bilal İlhan (11), ‘Okulum Beni Bekler’ projesi kapsamında aile ikna edilerek yeniden okula kazandırdı.
Ağrı’da eğitimlerine devam etmeyen çocukları yeniden okula kazandırmak için geçen yıl ‘Okulum Beni Bekler Projesi’ hayata geçirildi. Proje kapsamında Ağrı Valisi Mustafa Koç’un Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde proje koordinatörü olarak görev alan eşi Neslihan Gül Koç, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Ağrı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Aslan Kaya ve öğretmenler, okula devam etmeyen öğrencilerin ailelerini ziyaret etmeye başladı. Neslihan Gül Koç’un başkanlığındaki ekip, son olarak Cemil Meriç Ortaokulu’nda okurken yaklaşık 2 yıldır okula gitmeyen Leyla İlhan ve 1 yıldır sınıfından uzak kalan Bilal İlhan kardeşlerin ailesini ziyaret etti. Neslihan Gül Koç’un ikna çalışmaları sonucunda aile, çocuklarını okula göndermeyi kabul etti. Çocukları yanına alarak okula götüren Koç, araç içerisinde İlhan kardeşlere eğitimlerine devam etmeleri ve bırakmamaları yönünde telkinlerde bulundu.
Cemil Meriç Ortaokulu’ndaki sınıfına geri dönen Leyla İlhan, “Okula her gün gelmek ve ders çalışmak istiyorum. Müdür olmak istiyorum” derken, Bilal İlhan ise “Okulumu çok seviyorum. Beni getirdikleri için onlara çok teşekkür ediyorum” dedi.
DEVAMSIZLIK BÜYÜK SIKINTI
Projeyle ilgili bilgi veren Neslihan Gül Koç, “Okulum Beni Bekler projesi, Valiliğimiz himayelerinde, Milli Eğitim Müdürlüğümüz koordinasyonunda İbrahim Çeçen Vakfı ve diğer destekleyici kurumlar sayesinde hayata geçirildi. Eğitim sadece bireyin kendi başarısını sağlamaktan ziyade, toplumun gelişmesi ve refaha ulaşması açısından da çok önemli olduğu için bizler eğitimi çok fazla önemsiyoruz. Ağrı’ya geldiğimizde de öğretmen olduğumdan dolayı da ilk olarak önceliklerimiz arasına eğitimi aldık ve sınıflarımıza baktığımızda, okullarımıza baktığımızda Ağrı’nın büyük sıkıntılarından birinin devamsızlık sorunu olduğunu gördük ve bu noktada harekete geçtik. Bu yavrularımızın okula gelmeme sebeplerini araştırarak bir yol haritası çizdik. Şube, okul, ilçe ve il komisyonları kurduk. Bu noktada saha çalışmaları yaptık. Velilerimizi ziyaret ettik” dedi.
Ağrı’da 2023 Ekim ayı itibarıyla yaptıkları çalışmalar sonucunda 853 öğrenciyi tekrar okula kazandırdıklarını anlatan Neslihan Gül Koç, “Biz bu projeyle çeşitli sebeplerle eğitim haklarından mahrum kalan yavrularımıza ulaşıp köprü vazifesi kurmak istedik. Velilerimizden, hemşehrilerimizden bu köprüde bir tuğla olmalarını bekliyoruz. Onlardan katkılar bekliyoruz. Çünkü bir katkı, aydınlık yarınlarımızın mimari olan güzel gençlerimizi çok daha iyi yerlere getirecektir. Bugün bu noktada 2 kardeş yavrumuzu daha okula kazandırdık. Daha önce şube ve okul komisyonlarımız ikna çalışmalarını yapmışlar ama başarılı olamadıklarını il komisyonuna bildirdiklerinde bizlerde geldik ve ailemizle yaptığımız görüşmelerde şükürler olsun yavrularımızı tekrar ait oldukları yere sınıflarına, okullarına kavuşturduk” diye konuştu.
4 YIL ÖĞRETMENLİK YAPTIM
Ağrı’da daha önce 4 yıl süreyle öğretmenlik yaptığını belirten Neslihan Gül Koç, şunları söyledi:
“Bundan sonra da desteklerimiz devam edecek. Gerek rehber öğretmenler gerekse okul müdürlerimizle sürekli iletişim halindeyiz. Öğrencilerimizin sıkıntıları olduğunda ya da içlerindeki potansiyeli nasıl ortaya çıkarabileceğimiz ile alakalı desteklerimiz sonuna kadar devam edecektir. Ben Ağrı’da 4 sene öğretmenlikte yaptım. Öğrencilerin ne yapabileceğinin farkındayım. Çok zekiler, her şeyin en güzelini hak ediyorlar. Sadece bazı noktalarda bizim onları birazcık desteklememiz gerekiyordu. Bizlerde Valilik olarak, Milli Eğitim olarak üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız, her şey yavrularımız için, her şey gençlerimiz için.”
]]>Kentin ve bölgenin ihtiyaçlarına cevap veren Kayseri Şehir Hastanesi bünyesindeki gebe okulunda, yüz yüze ve çevrim içi eğitim imkanı sunuluyor.
Anne ve baba adaylarının birlikte katıldığı gebe okulunda, nefes egzersizi, plates eğitimi, bebeğin bakımı, gazının çıkarılması, annenin lohusalık dönemindeki ruhsal hali gibi pek çok konuda uzman ebeler eşliğinde eğitimler veriliyor.
Gebe okulunda çocuk bakımı ve hamilelik süreci hakkında detaylı bilgiler edinen baba adayları, oyuncak bebekler üzerinde pratik yapma fırsatı da buluyor.
Gebe Okulu Sorumlusu Uzm. Dr. Arzu Karakaş Aydın, AA muhabirine, dünya standartlarındaki eğitim ortamında 2 ebe eşliğinde anne adaylarına eğitimler verildiğini söyledi.
Aydın, gebe okulunda gebeliğin başlangıcı, fizyolojisi, annenin yaşayacağı sorunlar, geçireceği evreler, hangi ayda hangi sorunlarla karşılaşılacağı, doğum sonrası lohusalık bakımı, aile desteği, bunun önemi, bebek bakımı, bebek banyosu, doğum çantası hazırlanması gibi birçok konuda bilgiler verdiklerini anlattı.
Korkularını yenenler normal doğuma yöneliyor
Anne ve baba adaylarını beraber de eğitime aldıklarını belirten Aydın, şöyle konuştu:
“En temel amaçlarımızdan biri gebelerimizin doğum korkusunu yenmelerine yardımcı olmak. Gebelerimiz gerek basında gerek haberlerde gerek filmlerde doğumla ilgili korkunç sahnelere şahit oluyor. Kötü doktor, bebeği kaçıran ebe gibi sahneler, bağırış çağırış olan doğum sahneleri gebeleri olumsuz etkiliyor. Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon 300 bin doğum olmakta. Bunların hepsi bu kadar olumsuz bir hikayeyle mi sonuçlanıyor, biz hep olumsuz şeyleri duyuyoruz basından. Aslında birçok mutlu doğum haberlerimiz de var. Bunları da ön plana çıkarmak gerekiyor. Gebelerimizin korkuları büyüklerinden, komşu teyzeden, görümcesinden, teyzesinden, başkalarının yaşadığı doğum öykülerinden de kaynaklanıyor.”
Korkularını yenen gebelerin normal doğuma yöneldiğine dikkati çeken Aydın, “Gebe okulu, normal doğumu teşvik ediyor, normal doğum şansını da artırıyor. Bazı gebelerimiz direkt sezaryen diye bize geliyor ama gebe okulundaki derslerimizi dinlediğinde bunun fizyolojik bir şey olduğunu, rahatlatıcı tekniklerle ağrı korkusunun aslında çok da gerçeği yansıtmadığını, atlatabileceğini anlıyor.” dedi.
Aydın, eğitimlerden çok güzel dönüşler aldıklarını, bazı gebe adaylarının yurt dışından çevrim içi eğitimlere katıldığını kaydetti.
“Doğum süreci ve sonrasını bu bilgiler sayesinde kolay geçireceğimi düşünüyorum”
Eşiyle eğitime gelen, bir erkek bebek bekleyen Atasoy Asker de böyle bir eğitim ortamıyla karşılaşacağını tahmin etmediğini söyledi.
Güzel bilgiler edindiğini belirten Asker, “Özel hastanede bulamayacağınız bir ortam şu an burada var.” diye konuştu.
Anne adaylarından Bengüsu Sapancı da erkek bebek beklediğini, gebe olduğunu öğrenince hemen eğitimlere başladığını ve doğum süreci ile sonrasını bu bilgiler sayesinde kolay geçireceğini düşündüğünü dile getirdi.
Eşi Gökhan Sapancı ise “Eğitime çok gönüllü gelmedim, eşimin tavsiyesiyle geldim, mutluyuz, öğrendikçe kendimize güvenimiz artıyor.” ifadelerini kullandı.
“Normal doğum oranlarımız yüksek”
Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği Şefi Doç. Dr. Hüseyin Aksoy da 2018’de kentteki doğumevinden hastaneye taşındıklarını, yaklaşık 5 yıldır burada hizmet verdiklerini belirtti.
Bugüne kadar normal ve sezaryen dahil hastanede 50 bini aşkın doğum gerçekleştiğini anlatan Aksoy, “25 uzman hekimimiz var, içlerinde öğretim üyesi, doçentlerimiz, riskli gebelik uzmanlarımız var. 20 kadın doğum asistanımız var, onlara uzmanlık eğitimi veriyoruz. Yılda ortalama 11-12 bin civarında doğum oluyor. Doğumlarımızın büyük kısmı normal doğum olarak gerçekleşiyor. Normal doğum oranlarımız Türkiye geneline göre çok yüksek.” dedi.
]]>AĞRI – Ağrı Valisi Mustafa Koç’un eşi Neslihan Gül Koç öncülüğünde Ağrı Valiliği himayelerinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda hayata geçirilen “Okulum Beni Bekler Projesi” kapsamında, il genelinde 390’ı kız olmak üzere 853 çocuk tekrar okula kazandırıldı.
Ağrı Valiliği öncülüğünde İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda, İbrahim Çeçen Vakfı ve diğer destekleyici kurumların katkılarıyla hayata geçirilen “Okulum Beni Bekler” projesi ile okula devam etmeyen veya edemeyen başta kız öğrenciler olmak üzere tüm devamsız öğrencilerin yeniden okula kazandırılması hedefleniyor. Bu doğrultuda harekete geçen Ağrı Valisi Mustafa Koç’un eşi Neslihan Gül Koç, Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, Ağrı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Aslan Kaya ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü personeliyle devamsız öğrencileri bulunan İlhan ailesini ziyaret etti. Cemil Meriç Ortaokuluna giderken çeşitli sebeplerle uzun süredir devamsız olan 5 çocuklu İlhan ailesinin fertlerinden Leyla ve Bilal İlhan’ın okula tekrar kazandırılması için aile fertleri ile görüşen Neslihan Gül Koç’un ikna çalışmaları sonucunda aile, çocuklarını okula gönderemeye ikna oldu. Çocukları yanına alarak okula götüren Neslihan Gül Koç, araç içerisinde İlhan kardeşlere eğitimlerine devam etmeleri ve bırakmamaları yönünde telkinlerde bulundu.
İlhan kardeşleri Cemil Meriç Ortaokuluna getiren Koç, kardeşleri kendi eliyle eğitim hayatlarına tekrar devam edecekleri sınıfa yerleştirdi.
Burada proje hakkında bilgiler veren Neslihan Gül Koç, “Okulum Beni Bekler projesi Valiliğimiz himayelerinde, Milli Eğitim Müdürlüğümüz koordinasyonunda İbrahim Çeçen Vakfı ve diğer destekleyici kurumlar sayesinde hayata geçirildi. Eğitim sadece bireyin kendi başarısını sağlamaktan ziyade toplumun gelişmesi ve refaha ulaşması açısından da çok önemli olduğu için bizler eğitimi çok fazla önemsiyoruz. Ağrı’ya geldiğimizde de öğretmen olduğumdan dolayı da ilk olaraktan önceliklerimiz arasına eğitimi aldık ve sınıflarımıza baktığımızda, okullarımıza baktığımızda Ağrı’nın büyük sıkıntılarından birinin devamsızlık sorunu olduğunu gördük ve bu noktada harekete geçtik” dedi.
Devamsız öğrencilerin okula kazandırılması için yol haritası çizdiklerini söyleyen Koç, “Bu yavrularımızın okula gelmeme sebeplerini araştırarak bir yol haritası çizdik. Şube, okul, ilçe ve il komisyonları kurduk. Bu noktada saha çalışmaları yaptık. Velilerimizi ziyaret ettik. Bu çocukların okula hangi sebeplerden dolayı gitmediğini tespit ettik.” şeklinde konuştu.
“853 yavrumuzu ait oldukları okullara geri döndürmenin mutluluğunu yaşıyoruz”
2023 Ekim ayı itibariyle yaptıkları çalışmalar sonucunda 853 öğrenciyi tekrar okula kazandırdıklarını ifade eden Koç, “İl genelinde komisyonlarımızın, öğretmenlerimizin, bizlerin yapmış oldukları çabalarımızın karşılığında 853 yavrumuzu ait oldukları yere okullarına geri kazandırmanın gururunu, mutluluğunu yaşıyoruz. Tabii ki bu emek de kaymakamlarımızın, kaymakam eşlerimizin, il ve ilçe milli eğitim müdürlerimizin, ARGE birimimizin ve öğretmenlerimizin çok büyük özverili çalışmaları var. Ben buradan onlara çok teşekkür ediyorum. Bir tane çocuğun hayatına dokunmak bizler için çok önemli. Eğitim kutsaldır, eğitim hakkı kutsaldır ve her çocuğun en temel haklarından bir tanesidir” ifadelerine yer verdi.
“Velilerimizden kurduğumuz köprüde bir tuğla olmalarını bekliyoruz”
Geleceğin mimari olacak olan gençlerin eğitim hayatlarını kesintisiz yaşamaları için ellerinden geleni yapacaklarını belirten Koç, ” Biz bu projeyle neyi hedefledik. Biz bu projeyle çeşitli sebeplerle eğitim haklarından mahrum kalan yavrularımıza ulaşıp köprü vazifesi kurmak istedik. Velilerimizden, hemşehrilerimizden ne bekliyoruz. Bu köprüde bir tuğla olmalarını bekliyoruz. Onlardan katkılar bekliyoruz. Çünkü bir katkı, aydınlık yarınlarımızın mimari olan güzel gençlerimizi çok daha iyi yerlere getirecektir. Biz buna inanıyoruz çünkü umudumuz gençlerimiz. Bugün bu noktada 2 kardeş yavrumuzu daha okula kazandırdık. Daha önce şube ve okul komisyonlarımız ikna çalışmalarını yapmışlar ama başarılı olamadıklarını il komisyonuna bildirdiklerinde bizlerde geldik ve ailemizle yaptığımız görüşmelerde şükürler olsun yavrularımızı tekrar ait oldukları yere sınıflarına, okullarına kavuşturduk. Onun mutluluğunu yaşıyoruz. Sadece okula kazandırmakla kalmayıp onların yaşayabileceği sıkıntılarında farkındayız. Bundan sonrada desteklerimiz devam edecek. Gerek rehber öğretmenler gerekse okul müdürlerimizle sürekli iletişim halindeyiz. Öğrencilerimizin sıkıntıları olduğunda ya da içlerindeki potansiyeli nasıl ortaya çıkarabileceğimiz ile alakalı desteklerimiz sonuna kadar devam edecektir. Ben Ağrı’da 4 sene öğretmenlikte yaptım. Öğrencilerin ne yapabileceğinin farkındayım çok zekiler, her şeyin en güzelini hak ediyorlar. Sadece bazı noktalarda bizim onları birazcık desteklememiz gerekiyordu. Bizlerde Valilik olarak, Milli Eğitim olarak üzerimize düşen görevi yapmaya hazırız, her şey yavrularımız için, her şey gençlerimiz için.” dedi.
Okula tekrar başlayan Leyla İlhan, “Okula her gün gelmek ve ders çalışmak istiyorum. Müdür olmak istiyorum.” şeklinde konuştu.
Yeniden okuluna kavuşan Bilal İlhan ise, “Ben okulumu çok seviyorum. Beni getirdikleri için onlara çok teşekkür ediyorum” dedi.
]]>Toplumun dijitalleşmesine katkıda bulunmak, kadınların gelişimini desteklemek ve iş gücüne katılımını artırmak amacıyla hayata geçirilen “Dijital Benim İşim” Projesi üçüncü yılını tamamladı. Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Türkiye Vodafone Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen projede bugüne kadar 20 ilde 15 bini aşkın kadın kursiyere dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri verildi. Projenin sosyal etkisini ölçmek üzere hazırlanan raporun ikincisine göre, bu eğitimlerle 21 milyon TL’yi aşkın sosyal değer elde edilirken, proje için yapılan her 1 TL’lik yatırım bir önceki döneme kıyasla yaklaşık 2 katına çıkarak 9 TL’nin üzerinde sosyal getiri sağladı. Bu değerin yüzde 33’ü dijital okuryazarlık, yüzde 67’si dijital pazarlama kursiyerlerinde oluşturulan değişimden kaynaklandı.
Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Cengiz Mete, şöyle konuştu: “Genel Müdürlüğümüz, hayat boyu öğrenme kapsamında “hayata mutlu bireyler hazırlamak için her zaman, her yerde, herkese eğitim” anlayışıyla, çağımızın gereklilikleri doğrultusunda bireylerin eğitim, sosyal, kültürel, ekonomik vb. alanlarda kişisel ve mesleki bilgi, davranış, tutum, yeterlilik ve becerilerinin gelişimlerine katkı sağlayarak ulusal ve kişisel ölçekli değişim ve gelişim sürecine uyum sağlamalarını amaçlamaktadır. Bünyemizde Türkiye genelinde faaliyet gösteren 1000 halk eğitimi merkezi ve 31 olgunlaşma enstitüsünde 3 bin 771 adet yaygın eğitim kurs programıyla örgün eğitimin içinde veya dışında kalan bireylere yönelik açılan genel, mesleki ve teknik alanlardaki kurslar ve diğer faaliyetlerle hayat boyu öğrenme çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ayrıca sosyal ortaklarımızla, kursiyerlerimizin mesleki, sosyal, kültürel olarak geliştirilmesi amacıyla çeşitli projeler yürütüyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Dijital Benim İşim Projesi de dijital dünyanın gücünü, kadınların potansiyeliyle buluşturmak üzere kamu ve özel sektör birlikteliğinin başarılı örneklerinden biridir. Proje kapsamında on binlerce kadının teknoloji alanında farkındalığının, bilgi ve becerilerinin artırmasının mutluluğunu yaşıyoruz. Bu faydanın kadınların özgüvenine, motivasyonuna da yansıdığını görmek hepimiz için çok kıymetli.”
Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel ise şunları söyledi: “Amaç odaklı bir şirket olarak, dijital geleceğin toplumdaki her kesimi kapsaması için çalışıyoruz. ‘Dijital Benim İşim’ de bu vizyonla hayata geçirdiğimiz bir proje. Temel amacımız, kadınları dijital dünyayla tanıştırarak onlara dijital okuryazarlık becerileri kazandırmak, kadınların sosyal hayatta güçlenmelerini sağlamak ve onları potansiyel dijital iş olanaklarıyla buluşturmak. Bu projeyle bugüne kadar 20 ilde 15 bini aşkın kadına dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri verdik. Projemizin etkisini de düzenli olarak ölçümlüyoruz. İkinci sosyal etki raporumuza göre, projemiz kadınların yalnızca dijital bilgi ve becerilerini artırmıyor, aynı zamanda özgüven ve motivasyonlarının artmasında, dijital dünyanın önemine dair farkındalık kazanmalarında ve destekleyici ilişkiler geliştirmelerinde önemli rol oynuyor. Diğer yandan, projeye yaptığımız her 1 TL’lik yatırımın geçen döneme kıyasla yaklaşık 2 katına çıkarak 9 TL’nin üzerinde değer oluşturduğunu gördük. ‘Dijital Benim İşim’ Projesi’ni deprem bölgesine de taşıdık. Bu doğrultuda Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’da toplam 15 eğitim konteyneri kurduk. Eğitim konteynerlerimizde, kadın kursiyerlerimiz geleneksel el sanatları kurslarına katılıyor ve el emeği ürünler üretiyor. Aynı zamanda, bölge özelinde geliştirdiğimiz ‘Dijital Dünyaya Giriş’ eğitimleriyle kadınların dijital becerilerini geliştirmelerine ve ürettikleri geleneksel ürünleri dijital kanallarda satmalarına destek oluyoruz. Türkiye Vodafone Vakfı olarak, kadınların yanında durmaya devam edeceğiz.”
Dijital okuryazarlık bilgi ve becerisinde yüzde 50 artış
“Dijital Benim İşim Projesi Sosyal Etki Analizi”nde 2022 Nisan – 2023 Mart arasında gerçekleştirilen dijital okuryazarlık ve dijital pazarlama eğitimleri ile eğitimler sonunda düzenlenen Sosyal Medya Kampanya Yarışması kapsamında oluşturulan sosyal etki değerlendirildi. Buna göre, “Dijital Benim İşim” Projesi kapsamında dijital okuryazarlık katılımcılarındaki en büyük değişim yaklaşık yüzde 50 ile bilgi ve becerilerindeki artış olurken, en yüksek ikinci değişim alanı ise yüzde 28,5 ile özgüven ve motivasyondaki artış oldu. Eğitmenler de dijital okuryazarlık kursiyerlerindeki en büyük değişimin yüzde 65 ile özgüven ve motivasyon başlığı altında yaşandığını belirtti. Bu kursiyerlerin yüzde 70’e yakını bilgisayar ve internet konusunda yeni şeyler öğrenme isteğinin arttığını, yüzde 50’sinden fazlası ise güvenli internet kullanımı konusunda daha fazla bilgi sahibi olduğunu söyledi. Diğer yandan, eğitimlerden sonra dijital okuryazarlık katılımcılarının yüzde 60’ının özgeçmişini güncellediği ve yüzde 35’inin yeni bir iş baktığı görüldü.
Dijital pazarlama bilgi ve becerilerinde yüzde 43 artış
“Dijital Benim İşim” Projesi’nde dijital pazarlama kursiyerlerinin gözünden kendilerindeki en büyük değişim yüzde 43 oranında dijital pazarlama konusundaki bilgi ve becerilerindeki artış olurken, ikinci en yüksek değişim yüzde 31 ile motivasyon alanında oldu. Eğitmenler de dijital pazarlama kursiyerlerindeki en büyük değişimin yüzde 83 ile motivasyon ve yüzde 82 ile özgüven alanlarında yaşandığını belirtti. Dijital pazarlama kursiyerlerinin yüzde 62’sinin eğitimlerden sonra özgeçmişini güncellediği, yüzde 47’sinin yeni bir iş baktığı, iş baktığını belirten katılımcıların yüzde 10’unun yeni bir işte çalışmaya başladığı görüldü. Dijital pazarlama kursiyerlerinin yüzde 20’si eğitimlerden sonra girişimde bulunduğunu da belirtti. Bu katılımcıların yüzde 41’i satış yapmak üzere profesyonel hesap oluşturduğunu ve satış yapmaya başladığını, yüzde 33’ü sosyal medya hesabı açtığını, yüzde 11’i YouTube kanalı açtığını, yüzde 4’ü ise web sitesi kurduğunu paylaştı. Katılımcıların yüzde 11’i ise çalıştıkları işte daha verimli hale geldiğini ve dijital pazarlamayla ilgili iş alanlarına girdiğini aktardı.
Dijital pazarlama kursiyerlerinin yarısından fazlası kendi iş alanını oluşturmak için kursa katıldığını belirtirken, çalıştığı iş sebebiyle dijital pazarlama yetkinliğini geliştirmek için katılanlar geçen döneme oranla neredeyse 2 katına çıktı. Bu kursiyerlerin yüzde 54,75’i dijital pazarlamaya dair sahip olduğu bilginin arttığını, yüzde 52,82’si kendine yeni bir iş alanı oluşturma ya da sahip olduğu işi büyütme motivasyonunun güçlendiğini, yüzde 51,29’u dijital platformlarda farklı kitlelere ulaşma ve etkileşime geçme becerisinin geliştiğini belirtti.
Eğitmenler için önemli deneyim
Projenin eğitmenler üzerinde de etkisi oldu. Buna göre, dijital pazarlama eğitmenlerinde en yüksek değişim yüzde 32 ile bilgi, beceri ve yetkinlik gelişimi başlığında gerçekleşti. Dijital okuryazarlık eğitmenlerinde ise en yüksek değişim yüzde 6,6 ile iletişim becerileri ve sosyalleşme alanında oldu.
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na katkı
Proje, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na sağladığı katkıyla da öne çıkıyor. “Dijital Benim İşim”, doğrudan kadın kursiyerleri hedef grup olarak belirleyen, kadınların güçlenmesini ve ekonomik hayata katılımlarını artırmayı amaçlayan bir proje olduğundan, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (Amaç 5) ve Eşitsizliklerin Azaltılması (Amaç 10) hedeflerini doğrudan destekliyor. Proje ayrıca, kadınlara eğitim ve istihdam fırsatları oluşturarak uzun vadede yoksulluğun sonlandırılmasına (Amaç 1), kadınlara nitelikli beceriler kazandırma ve kapsayıcı öğrenme fırsatları sunması ile birlikte nitelikli eğitmen yetiştirilmesini de desteklemesiyle Nitelikli Eğitim’e (Amaç 4), istihdam, gelir artışı ve girişimcilik becerileri kazandırmasıyla İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme’ye (Amaç 8) ve son olarak Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ve Türkiye Vodafone Vakfı işbirliğinden güç alması nedeniyle Amaçlar İçin Ortaklıklar (Amaç 17) hedeflerine katkıda bulunuyor.
Yatırımın Sosyal Getirisi (SROI) metodolojisi kullanıldı
“Dijital Benim İşim Projesi Sosyal Etki Analizi” kapsamında uygulanan Yatırımın Sosyal Getirisi (SROI) metodolojisi, sosyal temelli projelerin oluşturduğu sosyal değerin hesaplanması için kullanılıyor. SROI yolu ile değişim, bu değişimi yaşayan ya da ona etki eden paydaşları kapsayacak şekilde hesaplanıyor. SROI analizinde, saha çalışmaları yolu ile paydaşlar üzerinde oluşturulan sosyal değişimi anlamak hedefleniyor ve bu değişimin, finansal değerler kullanılarak yansıtılması yolu ile değişimin hikayesi anlatılmaya çalışılıyor. Bu sayede, sosyal kazanım ve maliyetleri yansıtacak bir oranın hesaplanması mümkün oluyor. Buna göre, 2: 1 oranında bir etki, 1 birimlik yatırımın 2 birimlik sosyal değer oluşturabildiğini dile getiriyor. – İSTANBUL
]]>Avrupa Birliği tarafından hibe ile desteklenmeye hak kazanan ‘XReation of Future’ projesi, Geleceğin Meslekleri Konferansı ile tanıtıldı. Coşkunöz Eğitim Vakfı liderliğinde Bursa Teknik Üniversitesi ortaklığında hayata geçen, İş dünyasının geleceğin işleri hakkında farkındalığının artırılmasının ve ihtiyaç duyduğu insan kaynağı kapasitesinin güçlendirilmesi için sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) ve karma gerçeklik (XR) tasarımcılarının cinsiyet eşitliği odağında yetiştirilmesinin hedeflendiği proje, paydaşlar ve sektörün temsilcileri ile paylaşıldı. XReation of Future Projesi, ‘Geleceğin insana yakışır işleri çerçevesinde ve toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı mevcut ve potansiyel işgücü istihdamının ve istihdam edilebilirliğinin desteklenmesi’ ana hedefi doğrultusunda VR/AR/XR tasarımcı eğitim müfredatı hazırlanmasını ve eğitim altyapısının güçlendirilmesini, eğitmen yetiştirilmesini, gençlerin kapasitesinin güçlendirilmesini, çalışanların yetkinliklerinin geliştirilmesini, lise, üniversite öğrencileri veya işsizlerin cinsiyet eşitliği odağında bilgi teknolojileri, üretim ve eğitim sektörlerinde istihdama katkıda bulunmasını ve paydaşların geleceğin meslekleri konusunda farkındalıklarının artırılmasını hedefliyor.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali iş birliği çerçevesinde geliştirilen Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’nın (IPA-Instrument for Pre Accession) “İstihdam, Eğitim, Sosyal Politikalar” bileşeni altında Cinsiyet Eşitliği Odağında Geleceğin İnsana Yakışır İşleri Yaklaşımının Desteklenmesi Hibe Programı uygulanmaktadır. Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen söz konusu hibe programı, Sözleşme Makamı olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülmekte ve izlenmektedir. Programın Operasyon Faydalanıcısı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) Çalışma Genel Müdürlüğü (ÇGM) İstihdam Politikaları Daire Başkanlığı’dır. Projenin toplam bütçesi 217 bin 327,49 Avro olup, bu tutarın 23 bin 797,36 Avro’luk kısmı Coşkunöz Eğitim Vakfı ve Bursa Teknik Üniversitesi’nin eş finansman katkısıdır.
Proje çerçevesinde eğitmenler ve işsizler, profesyoneller, üniversite ve meslek lisesi öğrencileri gibi 5 ayrı grupta toplam 140 kişiye toplam bin 160 saat uygulamalı eğitim verilerek iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip AR/VR/ XR tasarımcıları yetiştirilecek. Eğitim müfredatı, iş dünyasının talep ettiği yetkinlikler ve eğitim ihtiyaçları göz önünde bulundurularak proje çerçevesinde hazırlanacak. Kadın istihdamının desteklenmesi önceliğine katkı sağlamak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmek hedefiyle, verilecek eğitimlerden yararlananların en az yüzde 50’sini kadınların oluşturması hedeflenecek. Projenin ilerleyen aşamalarında, projenin amacına yönelik farkındalığı artırmak için ‘Bilişim Sektöründe Kadın’ konferansı ile proje yarışması ve kapanış konferansı gerçekleştirilecek. Proje bitiminde kısa videolar, eğitim dokümanları ve uygulama örnekleri online platform üzerinden herkesin erişimine açık şekilde yayınlanacak.
Bursa iş dünyasının yoğun katılımıyla gerçekleştirilen ve açılış konuşmaları Coşkunöz Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Oya Coşkunöz Aktaş, ve Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar tarafından yapılan etkinlikte katılımcılar projeye dair detaylı bilgi alma fırsatı yakaladı.
Oya Çoşkunöz Aktaş, “Yeni teknolojiler, işler ve geleceğin meslekleri alanlarında çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye’yi ulusal ve uluslararası alanda eğitim ve istihdam sağlayıcı olarak temsil ediyoruz. Son olarak yaşadığımız acı deprem sebebiyle, Hatay’da 4 ayda 47 sınıflı bir okulu hayata geçirdik. Bu gururla acımızı bir nebze olsun unutmaya çalışırken, daha da fazlasını hayata geçirmek için ekip arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Değişen dünya ve dijital beceriler, yaş ve cinsiyet farkı gözetmeksizin hepimizin işlerini etkileyecek. Bu konuda Türkiye’nin rekabette geri kalmaması için bu değişimleri yakından incelememiz çok önemli. Değişimin bazen zor ve sancılı olduğunu çok iyi biliyoruz. Fakat, değişmemenin de büyük ve çok ağır bedelleri olduğunu hatta yok olacağımızı biliyorum” dedi.
F2K Yönetim Danışmanlığı Kurucu Ortağı Feride Kılıç’ın “Geleceğin Meslekleri”, NaraXR CEO’su Dr. Zafer Karadayı’nın “Deneyim Çağında İnsan”, Teknolojide Kadın Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Zehra Öney’in “Teknolojide İstihdam ve Kadın” oturumlarıyla devam eden Geleceğin Meslekleri Konferansı’nda, alanında uzman konuşmacılar VR/AR/XR teknolojileri alanındaki gelişmeleri, dijitalleşme ve iş dünyasının ihtiyaç duyduğu beceri ve yetkinliklere dair görüşlerini dinleyenlere aktardı. – BURSA
]]>Toplumsal değişim ve gelişimin öncüsü olma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Türkiye Vodafone Vakfı, 2023’te de teknolojinin gücünü kullanarak toplumsal ihtiyaçlara yanıt veren çalışmalar yapmaya devam etti. Vakfın hayata geçirdiği projelerin reel değeri 16 yılda 270 milyon TL olurken, ortaya çıkardığı sosyal katkı ise 1,5 milyar TL’ye ulaştı. Vakfın ‘Yarını Kodlayanlar’ projesi 300 bini aşkın çocuğa, ‘Dijital Benim İşim’ projesi ise 15 binin üzerinde kadına ulaştı. Vakıf, bu projelerini deprem bölgesine de taşıyarak yaraların sarılmasına destek oldu. Depremden en çok etkilenen 11 ilde hayata geçirilen ‘Yarını Kodlayanlar Sosyal Hayata Destek’ projesiyle 81 bini aşkın çocuğa ulaşan Vakıf, ‘Dijital Benim İşim’ projesi kapsamında 3 ilde kurduğu 15 eğitim konteyneriyle de 2 binden fazla kadına el sanatları eğitimi verdi. Vakıf ayrıca, AÇEV iş birliğiyle 3 ilde açtığı Çocuk ve Aile Merkezleri ile 2 binin üzerinde kişinin hayatına dokundu.
Konu hakkında değerlendirmede bulunan Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, “Vakıf olarak, kurulduğumuz günden bu yana, ‘İyilik için teknoloji’ vizyonuyla faaliyetlerimize yön veriyoruz. Tüm projelerimizi, ülkemizin toplumsal gereksinimleri doğrultusunda, araştırmalar sonucu belirlediğimiz sosyal ihtiyaç haritasına göre şekillendiriyoruz. Sosyal hayatın olanaklarından yeterince faydalanamayan veya ekonomik hayatta varlık gösteremeyen bireylerin önündeki engelleri kaldırmak için çalışıyoruz. Kadınlar ve çocuklar, öncelikli odak alanlarımızı oluşturuyor. Vakfımızın çatısı altında sürdürdüğümüz projelerin reel değeri 16 yılda 270 milyon TL olurken, ortaya çıkardığı sosyal katkı ise 1,5 milyar TL’ye ulaştı. Deprem felaketiyle birlikte yaralara nasıl merhem olabiliriz diye düşündük ve mevcut projelerimizi deprem bölgesinin ihtiyaçlarına uyarladık. Bölgedeki çocuk ve kadınların desteklenmesi için hayata geçirdiğimiz ‘Yarını Kodlayanlar Sosyal Hayata Destek’ projesi, ‘Dijital Benim İşim’ eğitim konteynerleri ve Çocuk ve Aile Merkezleri ile bugüne kadar binlerce kişiye ulaştık. Konteyner kentler var olduğu sürece biz de bölgede olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
Depremzede çocuklara kodlama eğitimi
Türkiye Vodafone Vakfı, Habitat Derneği iş birliğiyle deprem bölgesinde ‘Yarını Kodlayanlar Sosyal Hayata Destek’ adı altında yeni bir proje hayata geçirdi. Proje kapsamında Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay’da açılan konteyner teknoloji sınıflarında ve afetten etkilenen 11 ildeki köy, çadır kent ve konteyner kentleri ziyaret eden gezici eğitim çadırında 7-14 yaş arası çocuklar için müzik ve masal atölyeleri, kodlama eğitimleri ve çeşitli sosyal etkinlikler düzenleniyor; oyun terapisiyle psikososyal destek sağlanıyor. Bugüne kadar 81 bini aşkın çocuğa ulaşılan projede nihai hedef ilk yılda 100 bin çocuğa ulaşmak olarak belirlendi. Proje kapsamında liseli gençlere yönelik olarak ‘Afete Teknolojik Çözümler Hackathonu’ da düzenlendi.
Depremzede kadınlara el sanatları eğitimi
Vakıf, “Dijital Benim İşim” projesini de bölgeye uyarlayarak Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’da toplam 15 eğitim konteyneri kurdu. Bu konteynerlerde kadın kursiyerlere geleneksel el sanatları kurslarına katılma ve el emeği ürünler üretme imkanı sunan Vakıf, bölge özelinde geliştirdiği ‘Dijital Dünyaya Giriş’ eğitimleri ile de kadınların dijital becerilerini geliştirmelerine ve ürettikleri geleneksel ürünleri dijital kanallarda satmalarına destek oluyor. Projeyle bugüne kadar 2 bini aşkın kadına ulaşıldı.
Afet bölgesine Çocuk ve Aile Merkezleri
Vakıf, afet bölgesinde yaşayanların desteklenmesi amacıyla Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) iş birliğiyle de bir proje gerçekleştirdi. Proje kapsamında Adıyaman, Gaziantep ve Hatay’da kurulan Çocuk ve Aile Merkezleri’nde, depremden etkilenenlerin psikososyal yönden desteklenmesi, çocukların öğrenme kayıplarının telafi edilebilmesi, anne babaların ebeveynlik rollerinde güçlendirilmesi ve bu süreçte çocuklarının gelişimini destekleme becerilerinin artırılması, aynı zamanda genç kadınların güçlenmesine yönelik çalışmalar yapılıyor. Projeyle bugüne kadar 2 bini aşkın kişiye ulaşıldı. Merkezlerde ilk yıl 4 bin 500 çocuk ve ebeveyn ile birlikte 2 bin 500 genç kadına da erişilmesi hedefleniyor.
‘Kırmızı Işık’ 378 bin kez indirildi
Vakıf, 2023’te teknolojinin gücünü kullanarak kadınların şiddetten korunmasına destek olmayı da sürdürdü. Vakfın 9 yıl önce hayata geçirdiği ‘Kırmızı Işık’ uygulaması, kadınların şiddete maruz kaldığı anlarda kolluk kuvvetleri ya da yakınlarına kolaylıkla haber verebilmesini sağlıyor. Uygulama bugüne kadar 378 bin kez indirildi. – İSTANBUL
]]>Etkinliğe, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, YTB Başkanı Abdullah Eren, Türkiye’nin Üsküp Büyükelçisi Hasan Mehmet Sekizkök, Kuzey Makedonya’daki Türk Demokratik Partisi (TDP) Genel Başkanı ve Milletvekili Beycan İlyas, Türk Milli Birlik Hareketi (TMBH) Genel Başkanı Erdoğan Saraç, ülkedeki Türk kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, Türkiye mezunları ile davetliler katıldı.
Bilal Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’de 180’e varan ülkeden öğrencinin eğitim gördüğünü söyledi.
Türkiye’deki burslu öğrencilerin sayısının 300 bini aştığını vurgulayan Erdoğan, bunların 16 bininin YTB burslusu olduğunu belirtti.
Batı’nın, Rusya- Ukrayna Savaşı ile İsrail’in Gazze’ye saldırısına yönelik farklı tutumlarını eleştiren Erdoğan, işgal altındaki Filistin topraklarında insan haklarının yerle bir edildiğini vurgulayarak ABD’nin Afganistan ve Irak’ta bile kullanmadığı çaptaki bombaları, hatta güdümsüz bombaları pervasızca kullanan İsrail’in iş adamlarına da yasak gelip gelmeyeceğini sordu.
Erdoğan, Batı’nın bütün değer paradigmalarını ayaklar altına aldığını, çöktüğünü gördüklerini kaydetti.
Türkiye’nin ise karşılık beklemeden yardımlar yaptığına işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sadece Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukların yaşadığı coğrafyalarda değil, onun dışındaki coğrafyalarda da yaptığımız, TİKA aracılığıyla birçok insani yardımlar, kurumlar, yetimhaneler, iktisadi kalkınma projeleri, bunların bir karşılığı yok. Türkiye bir karşılık bekleyerek yapmıyor ve Batı’dan ayrıştığı yer de bu.”
Türkiye Mezunlarının gerek Kuzey Makedonya’da gerek bölgede çok iyi yerlere gelmesi temennisinde bulunan Erdoğan, Türkiye’nin bu maliyette dünyanın en iyi eğitimini veren ülke olduğunu söyledi.
Erdoğan, “Eğitim dünyanın hiçbir yerinde kolay değil, hiçbir yerinde öğrenciye bir eli yağda bir eli balda üniversite hayatı diye bir şey söz konusu değil. Ama Türkiye mükemmel mutfağı, yemekleri, misafirperverliği, müthiş manzaraları, kültürel zenginliği bütün bunlarla beraber verdiği eğitim kalitesiyle gerçekten bir öğrenci için herhalde dünyada cennete en yakın ülke olsa gerek.” değerlendirmesinde bulundu.
Eren de 2010 yılında kurulan YTB’nin, Türkiye’nin son 20 yılda dış politikasındaki paradigma değişiminin aslında bir nevi “çıktı kurumlarından” bir tanesi olduğunu belirtti.
Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde klasik diplomatik araçların yanı sıra eğitim ve kültürel diplomasi, sosyal kalkınma yardımları gibi çok farklı alanlarda tarihi kültürel mirasının gerektiği bir biçimde yeniden atılıma geçtiğini ifade eden Eren, son dönemlerde Türkiye’de kurulan YTB, Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumların Türkiye’nin gönül coğrafyasına uzanan elleri olduğunu söyledi.
Gönül coğrafyasının Türkiye’ye has bir tabir olduğunu vurgulayan Eren, “Dünyanın neresine gidersek gidelim Türkiye’ye müzahir, kendi devletinden bağımsız Türkiye’yi takip eden topluluklar olduğunu görüyoruz. Bu Türkiye’nin en büyük kazancı hem de en büyük sorumluluğu.” diye konuştu.
Kuzey Makedonya’nın Türkiye Bursları programında ayrı bir önemi olduğunu kaydeden Eren, son yıllarda sayıların düştüğünü, bu kapsamda tanıtım programları yapmaya çalıştıklarını söyledi.
Dünyada 35 mezun dernekleri bulunduğunu aktaran Eren, “Bu mezun dernekleri bu buluşmaları organize ediyor. 130’dan fazla mezun buluşması yaptık son 4 sene içerisinde.” dedi.
Büyükelçi Sekizkök de geçen hafta şehadete eren askerlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine başsağlığı diledi.
Köklü tarihi ve beşeri bağların bulunduğu Kuzey Makedonya’da ve diğer Balkan ülkelerinde gençlerin iyi bir eğitim alarak hayata hazırlanmalarını teşvik etmenin Türkiye’nin öncelikleri arasında yer aldığını ifade eden Sekizkök, “Ülkemizin eğitim alanında sahip olduğu birim ve tecrübenin Kuzey Makedonya’ya aktarılmasının ne kadar değerli olduğunu burada görev yaptığım süre zarfında bizzat gözlemlemekten büyük gurur duydum. Bunu yaparken, bağımsızlığından itibaren yanında durduğumuz Kuzey Makedonya’yı oluşturan bütün toplumları kucaklayıcı ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsedik.” ifadelerini kullandı.
Türkiye mezunu Ekrem Destanov, Velika İvkovska ve Metin İzeti’nin de konuşma yaptığı program kapsamında YTB’nin tanıtım filmi gösterildi, hediye takdimi yapıldı.
]]>Kentte farklı meslek liselerinde okuyan 12’nci sınıf öğrencisi 13 genç haftanın iki günü okulda teorik eğitim görüyor, 3 günü ise Batman Belediyesi Makine İkmal Bakım ve Onarım Müdürlüğü bünyesindeki atölyelerde işin ustalarıyla arızalanan araçların tamirini yapıyor.
Tecrübeli ustalara kaporta tamiri, araç boyama lastik değişimi ve onarımı, araç yağlama gibi alanlarda çıraklık yapan öğrenciler, hem el becerilerini geliştiriyor hem de mesleğin inceliklerini sahada öğrenme imkanı buluyor.
Otomobil, otobüs ve iş makinesi gibi farklı türden araçların tamirini öğrenen gençler, atölyelerde iş yaşamına hazırlanıyor.
“Usta çırak ilişkisi içinde işlerini yapıyorlar”
Batman Belediyesi Makine İkmal Bakım ve Onarım Müdürü Mücahit Kartal, AA muhabirine, belediye bünyesinde bulunan 348 aracın bakım ve onarım işlerini yaptıklarını söyledi.
Eğitim öğretim yılı içerisinde stajyer öğrenci kabul ettiklerini belirten Kartal, şartları uyan öğrencilerin belediye bünyesinde staj yaptığını, mesleğin inceliklerini öğrendiğini ifade etti.
Meslek liselerinde eğitim gören 13 öğrencinin 2023-2024 eğitim öğretim yılı içinde atölyelerinde staj yaptığını dile getiren Kartal, “Öğrencilerimizi müdürlüğümüz bünyesinde bulunan kaporta, iş makinesi, binek araçlar, otobüsler olmak üzere farklı birimlerde görevlendirdik. Stajyerlerimizi buradaki ustalarımızla geleceğe hazırlıyoruz.” dedi.
Kartal, müdürlükleri bünyesindeki atölyelerin dışarıdaki oto sanayi sitelerinden hiçbir farkı olmadığını belirtti.
Bünyelerinde görev yapan ustaların hepsinin daha önce sanayi sitelerinde çalıştığını ve tecrübeli olduğunu anlatan Kartal, ustaların stajyer öğrencilerle bire bir ilgilenerek onlara mesleği en iyi şekilde öğrettiğini söyledi.
9 ay süren staj ile onları donanımlı hale getirdiklerini belirten Kartal, “Amacımız iyi bir stajla eğitimlerini tamamladıktan sonra kendilerine bir iş yeri açabilecek veya iyi bir iş yerinde çalışabilecek deneyim ve tecrübeyi kazanmalarını sağlamak. Stajyer öğrencilerimiz usta çırak ilişkisi içerisinde işlerini yapıyor.” ifadelerini kullandı.
“Hedefim iyi bir staj eğitimiyle işi öğrenip tamir atölyesi açmak”
Staj yapan öğrencilerden Berzan Esin, Makine İkmal Bakım ve Onarım Müdürlüğünde staj yapma imkanı bulduğunu belirterek, burada ustalardan öğrendikleri bilgileri uygulama imkanına kavuştuklarını söyledi.
Eğitimin saat 08.00’de başladığını, 17.00’ye kadar sürdüğünü ifade eden Esin, “Gelecekte bu işi yapmak istiyorum. Ustalarımız bu işi severek yapıyorlar, bize de işi sevdiriyorlar. Hedefim ileride tamir atölyesi açmak.” diye konuştu.
Yunus Tunç da staj eğitiminde bir araçta anahtardan motora kadar her bölümle ilgili detaylı bilgi edindiklerini, araç tamirinde de görev aldıklarını belirtti.
Tunç, şunları söyledi:
“Önce dikkatli bir şekilde ustalarımızı izliyoruz ve tamiratın nasıl yapıldığını öğreniyoruz daha sonra uygulamalı şekilde tamir yapıyoruz. Gelecekteki hedefim burada iyi bir staj eğitimi alıp, işi öğrenip tamir atölyesi açmak.”
Şamil Akkaya ise farklı atölyelerde eğitim gördüklerini ve her atölyede bilgiler öğrendiklerini kaydetti.
Aletlerin kullanımı, motor tamiri gibi işin her kademesiyle ilgili bilgi sahibi olduklarını belirten Akkaya, ustaların çok başarılı olduğunu, onlardan bu işi en iyi şekilde öğrenmeye çalıştıklarını söyledi.
]]>Holdingden yapılan açıklamaya göre, Besa Holding Yönetim Kurulu Başkanı Salih Bezci, kurucu başkanı olduğu Çamlıdere Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı (ESYAV) aracılığıyla, 35 yılda 20 bine yakın Kızılcahamam ve Çamlıdereli gence burs verilmesine öncülük ederken, memleketi Kızılcahamam’a yatırımlarına devam ediyor.
Bu kapsamda Besa Holding tarafından yaptırılan Ankara Üniversitesi Kızılcahamam Sağlık Hizmetleri MYO Ayşe Bezci Yerleşke binası, düzenlenen törenle hizmete alındı.
Açıklamada, törende yaptığı konuşmasına yer verilen Salih Bezci, merhum babası Durali Bezci’nin sürekli Kızılcahamam’ı anlattığını, her şeyden çok memleketine önem verilmesini istediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
“Ben de babamın yolundan gittim, memleketim Kızılcahamam aklımın her zaman bir köşesinde yer aldı. Sizlerin de bildiği gibi oldukça yoksul bir aileden bugünlere geldik. Babam rahmetli Durali Bezci ve annem Ayşe Bezci büyük sıkıntılarla bizlerin eğitim görmesini sağladı. Kimi zaman amelelikle, kimi zaman inşaatlarda çalışarak sadece bizlerin iyi eğitim alması için varını yoğunu sarf etti. Biz de bu vefakar anne babanın emeklerini boşa çıkarmamak için gece gündüz çalıştık ve Allah’a bin şükür bugünlere geldik.”
Bezci, Ankara Demetevler’de Durali Bezci Okulu ile başlayan eğitim yatırımlarının Kızılcahamam ile devam ettiğini kaydederek, “Bugün burada sizlerin huzurunda benim için belki de her şeyden daha önemli ve anlamlı olan bir açılış gerçekleştiriyoruz. Keşke onlar da sağ olsa ve bugünleri görsellerdi.” değerlendirmesinde bulundu.
“Eğitime ve gençlere desteğe devam edeceğiz”
Besa Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bezci, her zaman Kızılcahamam’ın gelişimi için daha farklı ne yapabileceğini düşündüğünü kaydederek, buradan ülkenin geleceğini belirleyecek başarılı gençlerin çıkması için eğitim yatırımlarına önem verdiklerini ve bundan sonra da vermeye devam edeceklerini vurguladı.
Bugüne kadar burs verdikleri 20 bine yakın Kızılcahamam ve Çamlıdereli gencin en büyük gurur kaynakları olduğunu anlatan Bezci, o gençlerin başarılarından bahsetti.
“Bir derslik açmak bir hapishane kapatmak demektir”
Salih Bezci, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar’ın katkılarıyla meslek yüksekokuluna yeni bir bina kazandırdıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Kendilerine özellikle katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum. Cumhuriyetimizin 100. yılında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sürekli gündeme getirdiği ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefi için hepimiz çok daha fazla çalışmalı, eğitime her zamankinden fazla önem vermeliyiz. Çünkü bir derslik açmak bir hapishane kapatmak demektir. Elimizdeki kaynaklar, ülkemizin genç nüfus potansiyeli çok büyük başarılara imza atacağımızın kanıtı. Kızılcahamam ve ülkemiz için elimizden geldiği kadar hayır çalışmalarına devam edeceğiz. İlçemiz kaynakları, doğası, çalışkan insanları ile her şeyin en iyisine layık.”
Açılış törenine AK Parti Ankara milletvekilleri Lütfiye Selva Çam, Zeynep Yıldız ve Zehranur Aydemir, Kızılcahamam Kaymakamı Nuri Mehmetbeyoğlu ile Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar katıldı.
]]>Hepsiburada’nın, deprem bölgesinde kalıcı refahın tesisine katkı amacıyla mart ayında başlattığı ‘Deprem Bölgesine Ticaret ve Teknoloji Gücü’ programının 9 aylık sonuçlarını paylaştı. Açıklanan sonuçlara göre bölgedeki KOBİ ve esnafın platform üzerinden ticaret hacmi 3 Milyar TL oldu. 9 ayda bölgede 2400 yeni işletme ise e-ticarete başladı.
Hepsiburada, 6 Şubat 2023 ve sonrasında gerçekleşen depremlerden etkilenen 11 ilde sürdürülebilir, kalıcı refahın sağlanmasını desteklemek için hayata geçirdiği “Deprem Bölgesine Ticaret ve Teknoloji Gücü” programının Mart-Kasım 2023 dönemini kapsayan 9 aylık sonuçlarını açıkladı.
Programla girişimci kadın ve kadın kooperatifleri için özel destekler verilirken, 3172 girişimci kadın ile kadın kooperatifinin 9 ayda gerçekleşen ticaret hacmi 174 milyon TL’ye ulaştı.
Program ile bölgedeki 16 bine ulaşan KOBİ ve esnaf Hepsiburada’nın teknoloji, ticaret, lojistik ve pazarlama imkanlarıyla desteklenirken, iki yıl içinde bölgeden tüm Türkiye’ye ve dünyaya toplam 10 milyar TL’lik satış hacmi yaratılması hedefleniyor.
NET CİRO TOPLAMDA 3 MİLYAR TL’YE ULAŞTI
KOBİ, esnaf ve aile işletmelerinin, girişimci kadınların ve kadın kooperatiflerinin desteklenmesi; bölgenin e-ticaret ve lojistik kapasitesinin artırılması; istihdam artırıcı hizmet ve faaliyetlerin bölgeye kaydırılmasının yanı sıra çocuklara, gençlere ve ailelerine eğitim ve sosyal destekleri kapsayan programla bölgedeki aktif satıcıların platform üzerinden ulaştığı net ciro toplamda 3 milyar TL’ye ulaştı. Program kapsamında bölgede faaliyet gösteren aktif satıcıların toplamı ise dokuz ay sonunda 16 bine, toplam ürün satışı 6,2 milyon adede, net sipariş sayısı ise 3,9 milyona ulaştı.
2017 yılından bu yana yürüttüğü “Girişimci Kadınlara Teknoloji Gücü Programı” ile binlerce kadın girişimciyi teknoloji gücüyle desteklemeye devam eden Hepsiburada, deprem bölgesinde faaliyet gösteren girişimci kadınlar ve kadın kooperatiflerine de desteğini ilk günden beri sürdürüyor. Deprem bölgesinde faaliyet gösteren ve platform üzerinden satış yapan 3 bin 172 girişimci kadın ve kadın kooperatifi deprem felaketinin ardından 9 ayda gerçekleşen ticaret hacmi 174 milyon TL’ye ulaştı.
ADANA VE HATAY E-TİCARET İHTİSAS MERKEZLERİ AÇILDI
Hepsiburada, bölgede e-ticaret ekosisteminin büyüyüp gelişmesi ve küçük işletmelerin ofis, stok, lojistik, pazarlama, müşteri hizmetleri ve eğitim ihtiyaçlarına yanıt vermesi amacıyla ‘E-Ticaret İhtisas Merkezleri’ projesini de hayata geçirdi. 3 farklı şehirde kurulacağı açıklanan E-Ticaret İhtisas Merkezleri’nden ilk ikisi Adana ve Hatay’da açılarak faaliyetlerine başladı.
Hepsiburada’nın deprem bölgesinde kurduğu E-Ticaret İhtisas Merkezleri ile mevcut satıcıların yanında olmayı sürdürürken, bölgede e-ticarete yeni başlayacak satıcılar için de eğitimler ve programlar düzenleniyor. Bu doğrultuda bölgedeki e-ticaret ekosisteminin geliştirilmesi amacıyla eğitimler verilmeye devam ediliyor.
Hepsiburada, deprem bölgesinde hayata geçirdiği sosyal sorumluluk çalışmalarıyla da dikkat çekiyor. Hepsiburada, “Bir Gülüş Yeter” projesi kapsamında deprem bölgesindeki çocuklar için gerçekleştirdiği etkinlikler ile bugüne kadar bölgedeki 4 binden fazla, toplamda ise 35 bin çocuğa ulaştı.
DEPREM BÖLGESİNDEKİ GENÇLERE EĞİTİM DESTEĞİ
Hepsiburada ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılına özel olarak 100 genç ile başlattığı “Yarınlara Söz” programı ile deprem bölgesinde eğitimine devam eden ve üniversitelerin 3. ve 4. sınıflarında okuyan öğrencileri, “E-Ticaret, Girişimcilik ve Pazarlama” alanında hazırlanan ve yıl boyu sürecek olan eğitimler ile buluşturuyor.
YENİ YILA GİRERKEN, DEPREM BÖLGESİ SATICILARINDAN HER SİPARİŞ BİR DESTEK
Hepsiburada ayrıca 6 şubatta yaşanan deprem felaketi sonrasında, deprem bölgesindeki satıcılara destek olmak için başlattığı “Her Sipariş Bir Destek” kampanyası kapsamında yeni yıla girerken hediye seçenekleriyle tüketicileri hem sevdiklerini yeni yılda mutlu etmek hem de deprem bölgesinde satış yapan iş ortaklarını desteklemeye davet ediyor.
“Her Sipariş Bir Destek” kampanyası kapsamında, kullanıcılar için özel bir sayfa oluşturularak, yeni yıl alışverişlerinde bölgedeki KOBİ’ler, esnaf ve aile işletmeleri, girişimci kadınlar ve kadın kooperatiflerine destek sağlamaya devam ediyor.
Hepsiburada, “Her Sipariş Bir Destek” kampanyasıyla deprem bölgesinde kalıcı refahın tesisine de destek olmak ve yerel kalkınmayı desteklemek için kullanıcılarına, yılbaşı alışverişlerini yaparken hediyelerini deprem bölgesi satıcılarından tercih ederek yeni yılın güzelliklerini anlamlı bir şekilde paylaşma fırsatı sunuyor. Hediye seçenekleri arasında erkek giyim, kadın giyim ve aksesuar ürünleri, ayakkabı ve çantanın yanı sıra kupa, hobi malzemesi, kitap gibi birçok zengin ve çeşitli seçenek bulunuyor.
]]>