Dış Politika – Karadeniz Haber Tv http://www.karadenizhabertv.com.tr Sat, 14 Dec 2024 18:05:19 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Bakan Fidan: ‘Suriye Halkıyla Omuz Omuza Yürümeye Devam Edeceğiz’ http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-fidan-suriye-halkiyla-omuz-omuza-yurumeye-devam-edecegiz/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-fidan-suriye-halkiyla-omuz-omuza-yurumeye-devam-edecegiz/#respond Sat, 14 Dec 2024 18:05:19 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-fidan-suriye-halkiyla-omuz-omuza-yurumeye-devam-edecegiz/

DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, “Önümüzdeki günler kolay olmayabilir ancak; Türkiye olarak biz, Suriye halkıyla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ürdün’ün Akabe şehrindeki Suriye konulu toplantı sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan, bölgenin bir kez daha çok tarihi günlerden geçtiğini belirterek, “Biz bu dönemde Suriye ve Suriye halkını konuşmak için bir kez daha bir araya geldik. Suriye halkı bizler gibi yaşamayı hak ediyor; güvenli, özgür ve refah içinde. Suriye’nin istikrarı hem bölge için hem de bölgenin ötesinde tüm dünya için son derece önemli. Hepimizin düzenli, kapsayıcı ve Suriyelilerin yönlendirdiği bir geçiş sürecine ihtiyacı var. Bu tarihi dönemde, geçiş dönemi devlet kurumlarının korunmasını sağlamalı ve gerektiğinde de reforma tabi tutmalı. Toprak bütünlüğü ve Suriye’nin bütünlüğü tüm koşullar altında korunmalı. Suriye’nin zengin sosyal oluşumu korunmalı ve tüm azınlıklara mutlaka saygı duyulmalı” ifadelerini kullandı.

‘İSRAİL SALDIRILARI DURMALI’

Suriyelilere de mesaj iletmek istediğini söyleyen Fidan, “Birlik, karşılıklı uzlaşma bu süre içinde dikkat ve özen gösterilmesi gereken değerler. Uluslararası toplum Suriye’yi, gerekli siyasi destek ve insani yardımlar, bütün bu konularda desteklemeye devam etmeli. Terörizmin hiçbir şekilde bu geçiş döneminden faydalanmasına izin vermemeliyiz. Çabalarımızı koordine etmeliyiz ve geçmişin hatalarından ders çıkarmalıyız. Herhangi bir yanlış adım düzensiz göç akınına neden olabilir. İsrail saldırıları da anında, şu anda durmalı. Önümüzdeki günler kolay olmayabilir ancak; Türkiye olarak biz, Suriye halkıyla omuz omuza yürümeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-fidan-suriye-halkiyla-omuz-omuza-yurumeye-devam-edecegiz/feed/ 0
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15. Büyükelçiler Konferansı’nda konuştu: (1) http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-15-buyukelciler-konferansinda-konustu-1/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-15-buyukelciler-konferansinda-konustu-1/#respond Tue, 10 Dec 2024 17:24:49 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-15-buyukelciler-konferansinda-konustu-1/ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Daha fazla kan dökerek, masum sivillerin tepesine daha fazla bomba yağdırarak, güvenlik sağlanamaz. İsrail hükümetinin ısrarla ve inatla gittiği yol, açık söylüyorum, yol değildir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki 15. Büyükelçiler Konferansı’nda katılımcılara hitap etti.

Geçen yılki konferansı Cumhuriyetin kuruluşunun 100’üncü, Hariciye Teşkilatının temellerinin atılışının 500’üncü senesinde gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, 15’inci Büyükelçiler Konferansı’nın da Dışişleri Bakanlığı başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti, kurumlar, yurt dışındaki vatandaşlar ve gönül coğrafyası için hayırlara vesile olmasını temenni etti.

Erdoğan, artık geleneksel hale gelen konferansların Türkiye’nin yurt dışındaki çalışmalarına önemli katkılar yaptığına şahitlik ettiklerini dile getirerek, “Farklı kıtalardaki 261 diplomatik ve konsüller misyonla dünyanın en geniş üçüncü temsil ağına sahip olan Dışişleri Bakanlığımıza bundan sonraki çalışmalarında başarılar diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Bakanlık mensuplarının, üstlendiği vazife ve taşıdıkları sorumluluk bilinci ile Türkiye’nin milli ve bağımsız dış politikasının mihmandarlığını gururla, fedakarlıkla ve başarı çıtasını sürekli yükselterek yapacaklarına yürekten inandığını belirten Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ekibini organizasyonu başarıyla tertip ettikleri için kutladı.

Bugün aynı zamanda eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürütülen “Anadolu’dakiler Projesi” sergisini de yine aynı salonda icra ettiklerin söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kalkınma ajanslarımız ve bölgeye kalkınma idarelerimiz aracılığıyla 81 ilimizde hayata geçirilen ‘Anadolu’dakiler Projesi’, ülkemizin coğrafi kültürel ve geleneksel zenginliklerini koruyup, tanıtmayı amaçlıyor. Proje ile 3B, yani bereket, birikim ve beceri temaları altında yöresel ürünlerimiz ve zanaat eserlerimiz dijital platforma taşınarak mahalli üreticilerimizin desteklenmesi, kültür hazinemizin geleceğe aktarılması hedefleniyor.” dedi.

Projenin uygulanmasına katkı verenleri de tebrik eden Erdoğan, projenin çok daha geniş kitlelere ulaşmasını, yöresel ürünlerin ve kültür değerlerinin korunmasında öncü bir rol oynamasını temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu topraklardaki son devletimiz olan, ay yıldızlı al bayrağının altında huzur bulduğumuz Türkiye Cumhuriyeti geçtiğimiz yıl, 100. yaşını geride bıraktı. Bu vesileyle devlet ve millet olarak 85 milyon hep birlikte Cumhuriyetimizin bir asırlık kazanımlarını muhafaza edip, birbirimize daha da kenetlendik. Yepyeni bir ruhla Türkiye Yüzyılı’na hem de güçlü bir şekilde adım attık. Bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun, refah ve istikrarın tesisi için ortaya koyduğumuz Türkiye Yüzyılı hedeflerinin küresel ölçekte hayata geçirilmesinde Dışişleri Bakanlığımıza önemli görevler düşüyor.

Şunu sizler de çok yakından görüyorsunuz küresel sistemin çıkmaza girdiği, uluslararası toplumun reflekslerini yitirdiği, çok taraflı yönetim mekanizmalarının çözüm üretmekte yetersiz kaldığı zorlu bir dönemden geçmekteyiz. Barış ve güvenliği sağlamakla görevli uluslararası kurum ve kuruluşlar, savaş ve ihtilafları önlemek bir yana sergiledikleri atıl tavırla yeni problemlere, yeni çatışmalara zemin hazırlıyor. Bu olumsuz ortak ortamda dış politika paradigmamızı daha etkin daha dinamik ve sürdürülebilir bir zemine kavuşturmak, ülkemizin geleceği adına büyük önem taşımaktadır.”

“Uluslararası ilişkilerde çok kutupluluk eğilimi giderek daha da belirgin hal alıyor”

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehdit ve sınamaları ortak akılla çözüme ulaştırmak için değerlendirme ve istişare kültürüne bugün, her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Dış politikamızın stratejik bir yaklaşımla ve tüm yönleriyle ele alındığı Büyükelçiler Konferansımız bu bakımdan çok kıymetli bir platformdur. Burada şu noktaya dikkatinizi çekmek isterim, uluslararası ilişkilerde çok kutupluluk eğilimi ve bölgeselleşme hareketleri giderek daha da belirgin bir hal alıyor. Küresel düzlemde ağırlık merkezi Batı’dan Asya’ya doğru kayarken bu fay hattında yaşanan kırılmanın etkilerini hepimiz hissediyoruz. Avrasya ve Orta Doğu’da ortaya çıkan kriz ve çatışmalar küresel barış ve istikrarı çok ağır bir şekilde tehdit ediyor.

Başta yakın coğrafyamızdakiler olmak üzere katliamların durdurulması ve istikrarsızlığın giderilmesi için Türk hariciyesine ve hariciyemizin siz mümtaz mensuplarına tarihi bir sorumluluk düşüyor. Bakınız Gazze’de ve işgal altındaki Filistin topraklarında 14 aydır devam eden yüzde 70’i çocuk ve kadın olmak üzere 50 bini aşkın Filistinlinin hayatını kaybettiği katliamın önüne bir türlü geçilemedi. Mevcut İsrail yönetimi, bölgedeki sorunları daha da çetrefil hale getirerek saldırılarına her gün bir yenisini ekliyor. Uluslararası toplumun bu katliamlar karşısındaki kayıtsızlığı, sistemi ayakta tutan temel hukuki ilkelerin, değerlerin her geçen gün daha da aşınmasına örselenmesine, yok olmasına sebebiyet vermektedir. Buna mutlaka bir ‘dur’ denilmelidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha fazla kan dökerek, masum sivillerin tepesine daha fazla bomba yağdırarak, güvenlik sağlanamaz. İsrail hükümetinin ısrarla ve inatla gittiği yol, açık söylüyorum, yol değildir. Bu durum Gazze ve Filistin için olduğu kadar Suriye içinde geçerlidir.” diye konuştu.

(Sürecek)

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/cumhurbaskani-erdogan-15-buyukelciler-konferansinda-konustu-1/feed/ 0
MİT’ten PKK/YPG’ye Darbe http://www.karadenizhabertv.com.tr/mitten-pkk-ypgye-darbe/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/mitten-pkk-ypgye-darbe/#respond Tue, 10 Dec 2024 17:24:42 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/mitten-pkk-ypgye-darbe/ Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), terör örgütü PKK/ YPG’nin Suriye’nin Kamışlı bölgesinde Esed rejiminden ele geçirdiği füze, ağır silah ve mühimmatların yüklü olduğu 12 tır ve 2 tank ile 2 mühimmat deposunu imha etti.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, MİT, terör örgütü PKK/YPG’nin, Esed rejiminden kalan füze, ağır silah ve mühimmatı, kendi depolarına taşımaya başladığını belirledi.

Örgüt mensuplarının karanlıktan faydalanarak, silah ve mühimmatı tırlara yüklediğini ve konvoy halinde bölgeden ayrıldığını tespit eden MİT, operasyon kararı aldı.

MİT’in Kamışlı’daki operasyonuyla, terör örgütünün eline geçen füze, ağır silah ve mühimmatların yüklü olduğu 12 tır ve 2 tank ile 2 mühimmat deposu imha edildi.

Güvenlik kaynakları, terör örgütünün Türkiye sınırında yuvalanması ve Türkiye’ye yönelik tehdit oluşturmaya çalışmasına asla müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/mitten-pkk-ypgye-darbe/feed/ 0
Kurtulmuş’tan İsrail’e Sert Eleştiri http://www.karadenizhabertv.com.tr/kurtulmustan-israile-sert-elestiri/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/kurtulmustan-israile-sert-elestiri/#respond Thu, 14 Nov 2024 14:04:47 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/kurtulmustan-israile-sert-elestiri/

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Hem Gazze’de hem Lübnan’da insanlar ölüyor ve istatistiklere göre öldürülen insanların yüzde 70’inden fazlası kadın ve çocuk. Artık dünyanın Gazze meselesini bir istatistik meselesi olmanın ötesine götürmesi lazım. Onun yolu da İsrail ve hükümetini izole etmek ve uluslararası alanda üzerine baskı kurmaktır. İsrail’in BM üyeliğinin askıya alınması bundan sonra her uluslararası platformda konuşulmalıdır” dedi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis’te MalaviMeclis Başkanı Catherine Hara ile bir araya geldi. Kurtulmuş, basına kapalı görüşmenin ardından mevkidaşı ile birlikte ortak basın toplantısı düzenledi. Kurtulmuş, Malavili heyeti Meclis’te ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu belirterek, ” Türkiye’deki resmi temaslarınızın başarılı geçmesini ve bu temastan sonra gelişecek olan ikili ilişkilerimizin artarak devam etmesini, her alanda yaygınlaşmasını ümit ve temenni ediyoruz” diye konuştu.

Malavi Meclis Başkanı Catherine Hara ise kendilerini evlerinde gibi hissettiklerini belirterek, “Birbirimizden binlerce kilometre uzakta olabiliriz ama birbirimizden o kadar da uzak ve ırak olduğumuzu düşünmüyorum. Bu ilişkileri geliştirmek gerekli çünkü bu hem Türk halkının faydasına hem de Malavi halkının faydasındadır. O yüzden ileriye doğru hızla yol almamız gereken bir dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

‘EN BÜYÜK KATLİAMLA KARŞI KARŞIYAYIZ’

Konuşmaların ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Kurtulmuş, 7 Kasım’da Brezilya’da düzenlenen ‘G20 Parlamento Başkanları Zirvesi’nde, İsrail’in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu üyeliğinin askıya alınması için yaptığı açıklamanın sorulması üzerine şunları söyledi:

“Gazze’de 16-17 aydır devam eden, insanlık tarihinin gördüğü en büyük katliamla, en büyük soykırımla karşı karşıyayız. Ne yapılırsa yapılsın, uluslararası alanda hangi kararlar alınırsa alınsın İsrail hükümeti, Netanyahu ve çetesi bu kararlara uymadan yoluna devam ediyor. Dolayısıyla bizim uluslararası camia olarak baskılarımızı artırmamız gerekir diye düşünüyoruz. Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmut Abbas, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, İsrail’in ırk ayrımcılığı uygulamaları dolayısıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu üyeliğinin askıya alınması teklifinde bulundu. Fakat bu uluslararası camiada çok fazla yankı bulmadı, daha doğrusu yeterince destek bulmadı. G20 Parlamento Başkanları toplantısı vesilesiyle Brezilya’da gerçekleşen uluslararası toplantıda ben de bu konuyu gündeme taşıdım. Yani nasıl Güney Afrika Cumhuriyeti bir zamanlar apartheid rejimi (Irk ayrımcılığı) dolayısıyla, ‘Birleşmiş Milletler kararlarına uymamak ve ırk ayrımcılığı üzerinden sistematik birtakım baskılar, zulümler yapmak’ suçlamasıyla Birleşmiş Milletler üyeliği askıya alındıysa benzer bir durumda hatta çok daha ağır bir insanlık suçu işleyen İsrail hükümetinin bu işlediği suçları durdurabilmek ve Birleşmiş Milletler’in kararlarına uyumunu sağlamak amacıyla bir uluslararası baskı üzerlerine kurmak için İsrail’in Birleşmiş Milletler kararlarını uygulayana kadar Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınmasının vakti gelmiştir. Bu cümleleri 7 Kasım’daki toplantıda, G20 Parlamento Başkanları Toplantısı’nda, oradaki değerli meslektaşlarımızın da bulunduğu Genel Kurul’da ifade ettik. Bu sürede yapılacak en önemli işlerden birisi İsrail hükümeti üzerindeki uluslararası baskıyı artırmaktır. Öyle anlaşılıyor ki sözden anlamıyorlar. Somut siyasi yaptırımlarla, somut siyasi güçlerle, İsrail hükümetinin durdurulmasının vakti geldi ve geçiyor. Biz burada konuşurken şu anda bile hem Gazze’de hem Lübnan’da insanlar ölüyor ve istatistiklere göre öldürülen insanların yüzde 70’inden fazlası kadın ve çocuk. Artık dünyanın Gazze meselesini bir istatistik meselesi olmanın ötesine götürmesi lazım. Onun yolu da İsrail ve hükümetini izole etmek ve uluslararası alanda üzerine baskı kurmaktır. İsrail’in Birleşmiş Milletler üyeliğinin askıya alınması bundan sonra her uluslararası platformda konuşulmalıdır” dedi.

‘TÜRKİYE’NİN MESELELERİNİN ÇÖZÜM YOLU TBMM’DİR’

TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni anayasaya çalışmalarına ilişkin de şöyle konuştu:

“Türkiye’nin meselelerinin çözüm yolu Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Burada farklı her türlü konu bir müzakere masasında ve diyalog ortamının getirdiği nezaket içerisinde konuşulur, tartışılır. Millet adına karar verecek olan yer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. 28’inci dönemdeki Türkiye Büyük Millet Meclisi de Cumhuriyet tarihimizin demokratik temsil gücü en yüksek meclisidir. Halkın oylarının yüzde 95’i temsil ediliyor. 14 siyasi parti var. Bu partilerden 6 tanesinin de grubu var. Dolayısıyla müzakerenin, konuşmanın, görüşmenin yapılacağı yer TBMM çatısının altıdır. Burada tabii ki bu müzakere usulünü belirleyerek yolumuza devam ederiz. Meclis Başkanı olarak da benim yapmam gereken bu müzakere ortamının gerçekten olgun bir demokrasi içerisinde gerçekleşmesine ön ayak olmasıdır. Ayrıca sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi ve parlamenterlerin görüşleri değil; üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, farklı görüşü olan araştırma merkezlerinin yani toplumun farklı kesimlerini de bu süreçte anayasaya ilişkin görüşlerinin alınabileceği bir süreci yürütebilirsek iyi niyetli bir şekilde bu tartışmaları, müzakereleri gerçekleştirebilirsek sonuç alınabileceğini düşünüyorum” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/kurtulmustan-israile-sert-elestiri/feed/ 0
İran: Nükleer Müzakerelere Hazırız http://www.karadenizhabertv.com.tr/iran-nukleer-muzakerelere-haziriz/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/iran-nukleer-muzakerelere-haziriz/#respond Thu, 14 Nov 2024 14:04:41 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/iran-nukleer-muzakerelere-haziriz/ – İran Dışişleri Bakanı Arakçi: “Nükleer müzakerelere hazırız. Ancak baskı ve tehdit altında müzakere etmeyeceğiz”

TAHRAN – İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın barışçıl nükleer program konusunda hiçbir zaman müzakere masasından ayrılmadığını ifade ederek, “Müzakere etmeye hazırız. Ancak baskı ve tehdit altında müzakere etmeyeceğiz” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran’ı ziyaret eden Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Genel Direktörü Rafael Grossi ile görüştü. Görüşmenin ardından basına açıklamada bulunan Arakçi, Grossi ile faydalı ve yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, “IAEA ve İran arasında önümüzdeki bir yılda izlenecek yol haritasını ve iş birliğini değerlendirdik. Sonuç itibarıyla IAEA ile aramızdaki sorunları çözmek ve gerilimi azaltmak için yeni bir yol haritası belirlemeye çalıştık. Yeni bir müzakere başlatarak diğer ülkelerle de nükleer konuda var olan sorunları çözebileceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Arakçi, “Grossi’ye İran’ın IAEA ile önceki anlaşma çerçevesinde nükleer müzakere ve iş birliğine hazır olduğunu söyledim. Elbette bu konu iş birliği noktasında karşı tarafın ne kadar ciddi olduğu ile alakalı. Nükleer konunun çözüme kavuşturulması noktasında diplomasi ve müzakere dışında başka bir çözüm yolu yok” dedi.

“Karşılıklı çatışma hiçbir taraf için faydalı değil”

İran’ın nükleer programına yönelik adımların sorunları daha da karmaşıklaştırdığını belirten Arakçi, “Diyalog ve müzakere yolu daha önce denendi ve ABD yönetimi bu yolu yeniden deneyebilir. İran aleyhinde adım atacakları bir yolu da deneyebilirler. İran aleyhinde alınan kararlar sorunları çözmeye yardımcı olmadığı gibi sorunların daha da çözülememesine neden oluyor. Karşılıklı çatışma hiçbir taraf için faydalı değil. Bu nedenle iş birliği ortamı sağlanmalı ve biz bu konuda iş birliğine hazırız. Karşı tarafın da iş birliği konusunda daha doğru bir politika izleyeceğini umut ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Nükleer programla ilgili anlaşmazlıklar çözülebilir”

Arakçi, görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ise İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na bağlı kalarak Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile tam iş birliği yapmaya devam edeceğini belirtti. Anlaşmazlıkların iş birliği ve diyalog yoluyla çözülebileceğini ifade eden Arakçi, güçlü bir iradeyle ve iyi niyetle ilerleme konusunda mutabık olduklarını kaydetti. İran’ın barışçıl nükleer program konusunda hiçbir zaman müzakere masasından ayrılmadığını belirten Arakçi, bu konuda topun Avrupa Birliği ve E3 ülkeleri olarak bilinen İngiltere, Almanya ve Fransa’da olduğunu ifade etti. İran’ın ulusal çıkarları ve vazgeçilmez hakları doğrultusunda müzakerelere hazır olduğunu kaydeden Arakçi, “Ancak baskı ve tehdit altında müzakere etmeyeceğiz” ifadesini kullandı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/iran-nukleer-muzakerelere-haziriz/feed/ 0
Orta Doğu’daki gerilim tırmanırken Özgür Özel’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çağrı http://www.karadenizhabertv.com.tr/orta-dogudaki-gerilim-tirmanirken-ozgur-ozelden-cumhurbaskani-erdogana-cagri/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/orta-dogudaki-gerilim-tirmanirken-ozgur-ozelden-cumhurbaskani-erdogana-cagri/#respond Thu, 03 Oct 2024 18:00:19 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/orta-dogudaki-gerilim-tirmanirken-ozgur-ozelden-cumhurbaskani-erdogana-cagri/ Bazı programlara katılmak üzere Antalya’ya gelen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP İl Başkanlığını ziyaret ederek partililerle bir araya geldi. Ardından Büyükşehir Belediyesine geçen Özel, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve milletvekilleriyle görüştü. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “İsrail yönetiminin tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer, açık söylüyorum bizim vatan topraklarımız olacaktır” açıklamasının hatırlatılması üzerine, bu cümlelerin son derece dikkati çekici ve endişe verici olduğunu söyledi.

Bu açıklamaya ilişkin TBMM’nin derhal bilgilendirilmesi gerektiğini dile getiren Özel, hem askeri hem de dış politika açısından bu tip bir durumda Türkiye‘de yaşanacaklar noktasında tüm bilinmezlikleri ortaya çıkaracak, spekülasyonları ortadan kaldıracak şekilde bilgilendirme yapılmasını istediğini kaydetti.

“KAPALI OTURUM OLMALI”

Bu bilgilendirmenin Dışişleri, Milli Savunma ve İçişleri bakanları tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Mecliste bulunduğu zamanda yapılmasının önemli olduğunu ifade eden Özel, “Bu oturumun kapalı oturum şeklinde yapılmasını önemsiyoruz. Çünkü ‘İstihbarat değeri olan bilgiler vardır, onu burada söyleyemem’ dedikten sonra bu spekülasyonların önü alınmaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne açıktan tehdidi Cumhurbaşkanı dillendiriyorsa bunu bütün somut gerekçeleri, bilgileriyle milletin Meclisinden, vekillerinden gizleyemez, açıklaması lazım.” diye konuştu.

Özel, İsrail’in saldırılarına karşı her türlü diplomatik atağı, uluslararası kurumların, kuruluşların harekete geçirilmesi noktasında hükümet ne yapacaksa desteklediklerini ve fazlasını beklediklerini kaydetti.

“TEHLİKE BÜYÜKSE OTUR ANLAT KARDEŞİM”

Bir risk görülüyorsa Mecliste anlatılması gerektiğini vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimiz bilelim ve gereğini yapalım. Gün birlik, beraberlik olma günüyse bu konuda en iddialı parti biziz. Bugüne kadar Türkiye’yi parçaladınız, kutuplaştırdınız. Muhalifleri şeytanlaştırdınız. Bundan kim fayda gördü? İnsanlara ‘Açsınız, işsizsiniz, güvencesizsiniz ama tehlike büyük, oyu bana vermelisiniz’ dediniz. Tehlike büyükse otur anlat kardeşim. Biz her zaman birlikten, beraberlikten yanayız. Bu ülkenin birliğinin, beraberliğinin teminatı CHP’dir. Kurduğumuz ülkeye sahip çıkmayı biliriz.”

Birlik beraberlik için milletle kucaklaşılması gerektiğini anlatan Özel, “Önce bu toplumun dört bir tarafıyla helalleşilecek. ‘Normalleşelim’ deniliyor ama muhalifleri içeriye alıyorsunuz, endişe ettiklerinize siyasi yasak getirmenin peşindesiniz. Herkesi yıldırmanın peşindesiniz” dedi.

“NETANYAHU’NUN ALNINI KARIŞLARIZ”

“İsrail kim? Cürmü kadar yer yakar” ifadesini kullanan Özel, “İsrail’in gücü Türkiye’ye yetmez. O Netanyahu’nun hep birlikte alnını karışlarız. Ama bu sorunla Türkiye’nin gerçek sorunlarının üstünü örttürmeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

“ERKEN SEÇİM OLURSA HEP BİRLİKTE MİLLETİN ÖNÜNE GİDERİZ”

Bir gazetecinin “Erken seçim bekliyor musunuz? Aday mısınız?” sorusunu Özel, şöyle yanıtladı: “Önümüzdeki dönemde ‘Geçim olmazsa seçim olur.’ dedim. Bugün Türkiye’de meydanlarda da soruyorum, geçim yok. Erdoğan’ın bu şartlar altında ‘5 yılı tamamlayacağım’ inadı beyhudedir, yoksulluğu, işsizliği çözmemektedir. Gelecek yıl kasım ayı görev süresinin yarısıdır. Erken seçim olursa hep birlikte milletin önüne gideriz. Erken seçim olmazsa bu milleti açlığa yoksulluğa, sefalete itip, 5 yılın sonuna doğru ‘Gelin seçimleri 6 ay önce yapalım, ben de aday olayım’… Öyle bir şey yok. ‘2025 Mart’ta seçim yapalım’ denilsin dünden razıyım, bugünden hazırım, koşa koşa sandıktayım. Bunun için biz erken seçim istiyoruz.”

“KİŞİSEL OLARAK HİÇBİR ADAYLIĞIM YOK”

Özel, genel seçimlerde artık CHP’nin ışıklarının sabaha kadar yanacağını ifade ederek, “CHP’de talip olduğum görev partiyi iktidar yapan, birinci parti yapan genel başkan olmaktır. Bunun dışında kişisel olarak hiçbir adaylığım, hiçbir hevesim, kendime dair hiçbir talebim yoktur. Talebim milletime, ülkeme dairdir. Hedefim CHP’yi iktidar yapmaktır.” dedi.

Özel, “Cumhurbaşkanlığı adaylığına yakıştırdığınız bir isim var mı?” sorusu üzerine sadece kendisinin değil, CHP üyeleri başta olmak üzere herkesin fikrine başvuracaklarını, ortak akılla, en geniş mutabakatla en iyi adayı belirleyeceklerini bildirdi.

Özel, “Yasama döneminin açılışında çok güzel fotoğraf kareleri verilirken siz burada çok sert konuştunuz. Siyasette buradan, o eski sert konuşmalara start mı verdiniz?” sorusunu yanıtlarken de Meclis resepsiyonunda en sert tepkiyi verdiğini söyledi.

“SİYASETTE ELLERİN HAVADA BIRAKILDIĞI DÖNEMİ CHP GERİDE BIRAKTI”

Özgür Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanı hem Türkiye’nin Cumhurbaşkanı hem de son seçimlerde 26 milyon oy almış. Partisinin 10 milyonun üzerinde üyesi var, her geçen gün biraz azalsa da. Kendisine oy verenlerin ve partisinin üyelerinin şahsında Cumhurbaşkanı’na saygı göstermek, elini sıkmak… Devlet Bahçeli, Milliyetçi Hareket Partilileri temsil ediyor. Onunla selamlaşmak, bayramda telefonlaşmak… Halkların Demokratik Partisi 6,5 milyon oy almış, o seçmenin temsilcileriyle merhabalaşmak… İYİ Partiyi temsilen Müsavat Bey’e sarılmak… Bunlar siyasette olmazsa olmazlar. Bunu yapmadığınızda siz o kişilere oy vermiş kişilere saygı duymuyorsunuz, onların temsilcisi o. Siyasette ellerin havada bırakıldığı dönemi CHP geride bıraktı. Gördüğünüz gibi artık herkes geride bırakıyor. Bundan sonra bizim siyasete getirmeye çalıştığımız, mücadele, sonuna kadar ama küfürsüz, hakaretsiz mücadele.”

Söylenen her sözün tercüme edilip, yurt dışına bütün temsilcilikler vasıtasıyla gittiğine dikkati çeken Özel, Türkiye’yi dışarıda rezil etmeye, içeride de oy verenleri utandırmaya kimsenin hakkı olmadığını kaydetti.

Özel, “Narin Güran cinayetiyle ilgili açıklanamayan sizin bildiğiniz bir şey var mı?” sorusu üzerine de kendisi bir şey bilse açıklıkla söyleyeceğini, milletin bunu bilmeyi hak ettiğini ve açıklanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Orta Doğu'daki gerilim tırmanırken Özgür Özel'den Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrı

Haber Kaynak : HABERLER.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/orta-dogudaki-gerilim-tirmanirken-ozgur-ozelden-cumhurbaskani-erdogana-cagri/feed/ 0
Türkiye ve Avustralya COP31 İçin İşbirliği Yapacak http://www.karadenizhabertv.com.tr/turkiye-ve-avustralya-cop31-icin-isbirligi-yapacak/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/turkiye-ve-avustralya-cop31-icin-isbirligi-yapacak/#respond Fri, 20 Sep 2024 13:20:27 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/turkiye-ve-avustralya-cop31-icin-isbirligi-yapacak/ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile video konferans yoluyla görüştü.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre telekonferansla görüşen iki bakan, 2026’da yapılması planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31’inci Taraflar Konferansı’nın (COP31) ev sahipliği için her iki ülkenin adaylığı konusunda yürütülen çalışmalar ve olası işbirlikleri üzerinde fikir alışverişinde bulundu.

Bakan Kurum, Avustralya gibi Türkiye’nin de COP31’e ev sahipliğini önemsediğine işaret etti.

COP31’in Türkiye’nin iklim değişikliği konusundaki başarılı çalışmalarını güçlendireceğine inandığını aktaran Kurum, “Biz Türkiye olarak iklim değişikliğinin artık bir milli güvenlik meselesi olduğunu düşünüyoruz. İklim değişikliğine uyumun, ülkemiz için yeşil bir kalkınma hamlesi olduğu inancıyla çalışıyoruz. Bu anlamda Türkiye olarak bütün tarafları ülkemizde toplayarak, herkesin Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelesini yerinde görmesini istiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Kurum, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelere de örnek olacağına vurgu yaparak, ülkenin coğrafi konumu, ekonomik yapısı ve iklim çeşitliliği nedeniyle iklim krizi konusunda gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında kritik bir köprü rolü oynadığını söyledi.

“Sıfır Atık odaklı bir COP planlıyoruz”

Türkiye’nin fosil yakıt ihraç eden bir ülke olmadığını anlatan Kurum, şöyle konuştu:

“Bu nedenle, bir petrol ülkesi olmadan yeşil kalkınma ve yenilenebilir enerji kaynaklarının çok daha aktif ve verimli kullanılması gibi hedeflerin gerçekleştirilebileceğini tüm ülkelere göstermeyi hedefliyoruz. Diğer taraftan, önemli bir sanayi ülkesi ve ham madde üreticisiyiz. Bu özelliğimizle; sektörlerin yeşil dönüşümü konusunda ülkelere örnek teşkil edecek çalışmalarımızı daha iyi tanıtmak amacındayız.”

Bakan Kurum, Türkiye’nin iklim değişikliğinin etkilerinin en fazla hissedildiği Akdeniz Havzası’nda yer aldığına dikkati çekerek, bu nedenle iklim değişikliğine karşı sürdürülebilir ve yenilikçi çözümler geliştirildiğini kaydetti.

Türkiye’nin Sıfır Atık odaklı bir COP önerdiğini dile getiren Kurum, “Sıfır Atık odaklı bir COP planlıyoruz. Hem ulaşımda hem tedarik zincirinde düşük emisyonlu bir COP planı ile yola çıktık. COP alanımızı belirledik ve altyapısını büyük oranda düzenledik.” dedi.

Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ise “COP31’e ev sahipliği yapmaya çok hevesliyiz, destek istiyoruz. Deprem bölgesindeki çalışmalarınızdan dolayı size teşekkür ederim.” diye konuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/turkiye-ve-avustralya-cop31-icin-isbirligi-yapacak/feed/ 0
Bakan Uraloğlu’ndan Kore’de Şehit Ziyareti http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-uraloglundan-korede-sehit-ziyareti/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-uraloglundan-korede-sehit-ziyareti/#respond Thu, 12 Sep 2024 09:10:26 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-uraloglundan-korede-sehit-ziyareti/

ULAŞTIRMA ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Küresel Altyapı İş Birliği Konferansı GICC 2024 kapsamında gerçekleştirdiği Kore Cumhuriyeti ziyaretinin 2’nci gününde Busan’da bulunan ve Kore Savaşı’nda şehit düşen 989 Türk askerinden 462’sinin anıt mezarının bulunduğu Birleşmiş Milletler Anıt Mezarlığı’nı ziyaret etti.

Bakan Uraloğlu, şehitlerin bulunduğu anıt mezara çelenk bırakırken, kabirlere tek tek çiçek koydu. Bakan Uraloğlu, anıt mezarlığı ile ilgili yetkililerden bilgi alırken, ziyaretin önemine ilişkin yaptığı açıklamada, “Çoğu 20’li yaşlarda olan birçok askerimiz burada yatıyor. Kore Cumhuriyeti’ne gelmek, bu ziyareti yapmak, şehitlerimizi burada anmak benim için de çok anlamlı. Kore Savaşı’nda bizim ailemizin de bir gazisi var, dayım İsmail Köroğlu da burada savaşmıştı. Hatıralarını kendisinden dinlemiştim. Burada yatan şehitlerimiz, iki millet arasındaki kardeşliğin ebedi bir simgesi olarak sonsuza kadar hatırlanacak” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin geçmişte olduğu gibi bugün de uluslararası alanda barışa ve mazlumlara olan desteğine dikkat çekerek iki ülke arasındaki dayanışmanın köklü ve kalıcı olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, bundan sonra başka savaşların olmaması; tüm dünyanın huzur, dostluk ve barış içinde yaşaması temennisinde de bulunarak, “Günümüz şartlarında ve gelişmiş teknolojilerle dahi 10 saatlik uçuş mesafesinde bulunan Kore’ye, o dönemde yardım etmeye geldik. Kore Savaşı’na katılmamız sadece askeri bir destek değil, aynı zamanda dünyanın iki ayrı ucundaki iki milletin güçlü dostluğunun ve dayanışmasının en somut göstergesidir. Bugün bu bağlarımız her alanda güçlenerek devam ediyor. Şehitlerimizin ve gazilerimizin gösterdiği bu fedakarlık, bizim için sonsuza kadar gurur kaynağı olacaktır. Makamları yüksek olsun” dedi.

Ziyaretin devamında Birleşmiş Milletler Anıt Müzesi’ni gezen Uraloğlu, şehitlerin aziz hatırasına hürmeten anı defterini imzaladı. Bakan Uraloğlu, anı defterine yazdığı mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Aziz Şehitlerimiz, Koreli Kardeşlerimizi için yaklaşık 10 bin kilometre mesafeden gelerek burada şehit oldunuz. Rabbim makamınızı yüksek eylesin. Türk’ün kahramanlığını burada da gösterdiniz. Dayım İsmail Köroğlu da burada savaştı. Allah rahmet etsin. Tesis edilen Türk-Kore kardeşliğinin daim olması temennisi ile şehitlerimizi tekrar rahmetle anıyorum.”

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/bakan-uraloglundan-korede-sehit-ziyareti/feed/ 0
Fidan, Taşkent’te Özbek Bakan ile Görüştü http://www.karadenizhabertv.com.tr/fidan-taskentte-ozbek-bakan-ile-gorustu/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/fidan-taskentte-ozbek-bakan-ile-gorustu/#respond Thu, 12 Sep 2024 09:10:24 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/fidan-taskentte-ozbek-bakan-ile-gorustu/

DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, resmi temaslarda bulunmak üzere gittiği Taşkent’te Özbekistan Dışişleri Bakanı Bahtiyor Saidov ile bir araya geldi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/fidan-taskentte-ozbek-bakan-ile-gorustu/feed/ 0
Hakan Fidan Mısır’da Arap Ligi Toplantısına Katıldı http://www.karadenizhabertv.com.tr/hakan-fidan-misirda-arap-ligi-toplantisina-katildi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/hakan-fidan-misirda-arap-ligi-toplantisina-katildi/#respond Tue, 10 Sep 2024 15:45:38 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/hakan-fidan-misirda-arap-ligi-toplantisina-katildi/

DIŞİŞLERİ Bakanı Hakan Fidan, resmi ziyarette bulunmak üzere gittiği Mısır’ın başkenti Kahire’de Arap Ligi 162. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’na katıldı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/hakan-fidan-misirda-arap-ligi-toplantisina-katildi/feed/ 0
12 Eylül sabahı ABD Büyükelçisi: ‘Askeri liderleri iyi tanıyoruz, endişeye mahal yok’ http://www.karadenizhabertv.com.tr/12-eylul-sabahi-abd-buyukelcisi-askeri-liderleri-iyi-taniyoruz-endiseye-mahal-yok/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/12-eylul-sabahi-abd-buyukelcisi-askeri-liderleri-iyi-taniyoruz-endiseye-mahal-yok/#respond Tue, 10 Sep 2024 15:45:24 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/12-eylul-sabahi-abd-buyukelcisi-askeri-liderleri-iyi-taniyoruz-endiseye-mahal-yok/ Bu haber ilk olarak 12 Eylül 2018’de yayınlanmıştır.

12 Eylül 1980 askeri darbesi sırasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi olan James Spain, darbeden birkaç saat sonra ABD’ye gönderdiği diplomatik notta askeri lideri iyi tanıdıklarını ve Türkiye’nin gerek dış politika gerekse de savunma politikalarının değişeceği yönünde endişe yaratacak bir neden olmadığını söylüyor.

BBC Türkçe, 2011 yılında Bilgi Edinme Yasası kapsamında yapılan bir başvuru üzerine gizliliği kaldırılan ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerine ulaştı. İlk kez kamuoyuna açıklanan bu belgeleri bugün, yarın ve Cuma olmak üzere üç gün boyunca haber dizisi halinde yayınlayacağız.

BBC Türkçe’nin ulaştığı belgeler arasında 12 Eylül 1980 ile 5 Kasım 1980 tarihleri arasında ABD’nin Ankara, İstanbul ve İzmir’deki diplomatik temsilciliklerinden Washington’daki Dışişleri Bakanlığı ile diğer ülkelerdeki temsilciliklerine gönderilmiş 10 adet yazışma yer alıyor.

İlk kez kamuoyuyla paylaşılan bu yazışmalardan biri gizlilik sıralamasında en yüksek ikinci derece olan “Gizli” ibaresini; yedi tanesi üçüncü gizlilik derecesi olan “Özel” ibaresini taşıyor. İki yazışma da kamuya açık bilgiler taşıdığı için “Tasnif Dışı” olarak sınıflandırılıyor.

Yazışmaların ilkinin tarihi 12 Eylül 1980 günü. Darbeden kısa bir süre sonra yazıldığı anlaşılan ve dönemin Ankara Büyükelçisi Spain imzasını taşıyan bu yazışma, “Gizli” ibaresine sahip. Dışişleri Bakanlığı’nın bu belgeyi paylaşmadan önce bazı kısımlarını çıkarttığı görülüyor.

“Ordunun (yönetime) el koymasının ardından ABD-Türkiye ilişkileri” başlıklı yazışmada Spain, darbenin hemen ertesinde şu değerlendirmeleri yapıyor:

“Mevcut askeri liderlerin tamamını iyi tanıyoruz ve özellikle de NATO üyeliği başta olmak üzere Türkiye’nin güvenlik ya da dış politikasında değişim yaşanacağı yönünde bir endişe taşımamıza da gerek yok.

“Buradaki esas mesele, bu çıkarları etkin ve hızlı bir şekilde yeniden tesis edilen demokratik ortamda da korumak olacak. Ancak bunun olmayacağına inanmak için de herhangi bir neden bulunmuyor.

“Bu ilk günlerde daha da önemli olan ise bizim kamuoyu önündeki tutumumuz. ABD devleti adına konuşan sözcülere, durumu yakından takip ettiklerini söylemelerini ve yorumlarını Türkiye’nin NATO üyeliği gibi dış politika yaklaşımlarında herhangi bir değişim görmeyi beklemedikleri yönündeki ifadelerle sınırlı tutmalarını öneriyoruz.”

Büyükelçi Spain’in kaleme aldığı yazışmanın askeri liderlerle ilgili değerlendirmeleri içeren paragrafının başlangıç kısmının ise belgelerin gizliliği kaldırılmadan önce ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından metinden çıkartıldığı görülüyor.

‘Türkiye’de yaşanan Latin Amerika cunta darbesi değil’

1970’lerin ortasında ABD’nin Ankara Maslahatgüzarlığı görevini yürüten Spain, 1979’un sonunda da büyükelçiliğe atandı. Spain’in görevi 1981 yılının yazında sona erdi.

Spain, 1984 yılında ‘American Diplomacy in Turkey’ (Türkiye’de ABD Diplomasisi) adında Türkiye’de görev yaptığı dönemi anlattığı bir kitap yazdı.

Spain’in darbe günü gönderdiği yazıda, Türkiye’de ordunun yönetime el koymasının diğer birçok demokratik ülkenin aksine “daha köklü ve daha kabul edilir” bir durum olduğu ifade ediliyor.

Yazışmada, “Kısacası, bu bir Latin Amerika cunta darbesi değil… El koymayla ilgili yapılan açıklamada da ifade edildiği gibi terör ve kamu düzeni alanında yaşanan son gelişmeler, her ne kadar gönülsüz de olsa Türk ordusu üzerinde harekete geçme baskısı yarattı” ifadeleri kullanılıyor ve şu değerlendirmeler yapılıyor:

“Hükümetlerle değil, devletlerle ilişki kurma temeline dayanan olağan politikamıza uygun olarak, bu durumda (askeri yönetimi) tanıma gibi bir sorunun ortaya çıkmadığını düşünüyorum.

“Bunun ötesinde, mevcut durumla ilgili ABD’nin iki önemli ulusal çıkarı söz konusu. Bunlardan ilki Türkiye’nin uzun vadede demokratik bir ülke olarak korunması. Diğeri de savunma ve ekonomik işbirliği anlaşmasının uygulanmaya devam etmesi de dahil olmak üzere güvenlik alanındaki ilişkilerimizin sürmesi.”

SEİA Nedir?

Spain’in yazışmasında bahsettiği Savunma ve Ekonomik İşbirliği Antlaşması (SEİA), 29 Mart 1980 tarihinde imzalandı. Bu anlaşma ile NATO sorumlulukları kapsamında ABD’ye Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait bazı tesislerdeki ortak savunma önlemlerine katılma izni verilirken, ABD de Türkiye’nin kalkınma çalışmalarına “mali ve teknik yardım sağlamak için elinden gelen her türlü çabayı” gösterme taahhüdünde bulunuyor.

ABD Hesap Verilebilirlik Kurumu tarafından 1982 yılında hazırlanan bir raporda, SEİA anlaşmasıyla ABD’nin Türkiye’deki askeri tesislere erişiminin ambargo dönemi öncesindeki düzeylere döndüğü ve bu sayede “askeri tesislere, istihbarat tesislerine ve uzun menzilli bir navigasyon istasyona daha serbest şekilde erişmeye” başladığı belirtildi.

‘Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş’in gözaltısına tepki için bekleyelim’

ABD Büyükelçisi, gerek Milli Güvenlik Konseyi’nin (MGK) oluşumunu ve yayımladığı bildirileri gerekse de darbenin hukuki temelini inceledikten sonra daha detaylı bir yorum yapabilecek hale geleceklerini belirterek, 12 Eylül 1980 tarihli yazışmada şu ifadelere yer veriyor:

“Demokrasinin en hızlı ve mümkün olan en eksiksiz şekilde yeniden tesisinin sağlanması için çalışmalar yürüteceğiz. Ve yeni devlet yöneticilerini gereksiz yere küstürmediğimiz ve aşağılamadığımız sürece bu amacımızı gizlemeye de gerek görmüyoruz.

“(Örneğin; Demirel, Ecevit, Erbakan ve muhtemelen Türkeş’in gözaltına alınmaları konusunda tutumumuzun ne olması gerektiğine dair tavsiyede bulunmadan önce birkaç gün beklemek istiyorum.)

Dönemin Başbakanı ve Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı Bülent Ecevit ve azınlık hükümetine dışarıdan destek veren Milli Selamet Partisi’nin lideri Necmettin Erbakan, darbe gecesi gözaltına alındı. Demirel ve Ecevit eşleriyle birlikte Hamzaköy’e; Erbakan ise Uzunada’ya götürüldü.

Bu yazışmanın yapıldığı sırada ise azınlık hükümetine dışarıdan destek veren Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) Genel Başkan Alparslan Türkeş ise aranıyordu. Darbe gecesi evinde bulunamadığı için gözaltına alınamayan Türkeş, 14 Eylül Pazar günü Ankara’da teslim oldu ve Uzunada’ya götürüldü.

Spain, yapılan ilk açıklamalarda demokrasiye dönüş vurgusunun yeterince güçlü olmadığını temas kurduğu kişilere aktardığını belirterek, şunları yazıyor:

“Ben halihazırda bir inisiyatif alarak, Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri olan ve aynı zamanda Milli Güvenlik Konseyi toplantılarına da katılan Büyükelçi (İlter) Türkmen’e, şu ana kadar sadece 1 numaralı (MGK) bildirisinde demokratik süreçle ilgili çok genel geçer bir ifade bulunduğunu ilettim.

“Türkmen, görüşlerimi hem (Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan) Evren hem de (MGK Genel Sekreteri Haydar) Saltık’a aktaracağını ve aynı zamanda bugün için NATO büyükelçileriyle planlanan toplantıda da demokrasinin yeniden tesisi konusunun üzerinde yoğun şekilde durulacağını söyledi.”

Yine aynı yazışmadan, 12 Eylül günü akşamüstü TSİ 15:00’te ordu komutasıyla NATO üyesi ülkelerin büyükelçileri arasında bir toplantının planlandığı da anlaşılıyor.

Spain, anılarını yazdığı “American Diplomacy in Turkey” kitabında da Evren’in aynı gün içerisinde öğlen saat 13:00’te bir kez daha televizyonların karşısına çıktığını ve bu kez demokrasiye dönüş meselesine daha çok vurgu yaptığını belirtiyor. Spain, bunda kendi önerisinin etkili olup olmadığını bilmediğini ancak yine de memnun olduğunu ifade ediyor.

Eski büyükelçi kitabında ayrıca, Türkmen’in de NATO büyükelçileriyle yapılan toplantıda bu konuya ağırlık verdiğinin altını çiziyor.

‘Dini görevlerini yerine getiren komutanların laik sisteme inancı ilginç’

ABD’nin diplomatik yazışmalarında, 12 Eylül darbesinin ardından Evren’in açıklamaları, MGK bildirilerini ve ulusal basında yer alan haberlerin yakından takip edildiği ve buradan derlenen bilgilerin, kendi kaynaklarından elde ettikleriyle harmanlanarak not halinde gönderildiği anlaşılıyor.

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, Evren’in 16 Eylül 1980’de düzenlediği basın toplantısındaki açıklamalarının İngilizce tam metnini diplomatik yazışmalar arasında gönderdiği görülüyor. Bu yazışma, gizlilik derecesi “Tasnif Dışı” olan iki belgeden birisi.

Bu basın toplantısından birkaç gün sonra da Ankara’da görevli diplomatlardan Daniel Newberry tarafından kaleme alınan “Türk ordusunun (yönetime) el koyması – Geçmiş ve Beklentiler” başlıklı yazışmayla gelinen duruma dair kapsamlı bir değerlendirme yapıyor.

Newberry’nin 20 maddeden oluşan ve “Özel” ibaresi taşıyan değerlendirmesinde darbe öncesi Türkiye’deki durum, Evren’in açıklamaları ve MGK bildirilerinin ayrıntıları, ordunun dünya görüşü, dış politikaya yönelik beklentiler, ekonomi politikaları, eğitim reformu, siyasal sistemde beklenen değişiklikler ve demokrasiye geri dönüş konuları ele alınıyor.

Bu yazışmada da ağırlığın Spain’in de darbe sabahı gönderdiği notta vurguladığı üç konu olan ekonomik reform süreci, dış politikada devamlılık ve demokrasiye verildiği görülüyor.

Ordunun darbe planlarının eski Başbakan Nihat Erim ve bundan üç gün sonra da Türkiye’deki sendikal hareketin en önemli isimlerinden Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) kurucusu Kemal Türkler’in öldürülmelerinin ardından Temmuz ayı ortasında “ciddiye bindiğinin artık daha net bir şekilde” görüldüğü belirtiliyor.

Erim, 19 Temmuz 1980 tarihinde İstanbul’un Dragos semtinde Dev-Sol tarafından düzenlenen bir suikast sonucu yaşamını yitirirken, Türkler de 22 Temmuz 1980’de evinin önünde bir ülkücü tarafından vurularak öldürüldü. Bu iki cinayet, 12 Eylül darbesi öncesindeki en önemli kilometre taşları arasında gösteriliyor.

Newberry de değerlendirmesinde darbenin hayata geçirilmesi kararında bu iki olayın önem taşıdığını belirterek, Evren ve diğer komutanların Türkiye’deki mezhepsel ve ideolojik farklılıkların dış güçler tarafından kullanılmasından kaygı duyduklarını aktarıyor:

“Evren her ne kadar doğrudan Sovyetler Birliği, Afganistan veya İran ile Libya’daki İslami uyanıştan bahsetmemiş olsa da, kendisinin ve diğer komutanların dış güçler tarafından yönetilen ya da dışarıdan ilham alan ideolojik grupların, devletin demokratik ve laik temellerini tehlikeli düzeyde zayıflattığına inandığını açık bir şekilde dile getirdi.

“Bazı askeri liderlerin dini görevlerini yerine getiren kişiler olduğu söylenirken, Kemalizm’in en güçlü ilkelerinden biri olan laik bir siyasal sisteme inançlarının tam olması da ilginç bir nokta.”

‘ABD çıkarlarıyla ilgili temaslar rahatlatıcı’

Yazışmayı kaleme alan Newberry, Türkiye’yi yakından tanıyan ABD’li diplomatlardan birisi. 1999 yılında yaşamını yitirmesinin ardından Washington Post gazetesi yayımladığı haberde Newberry’den “Türkiye konusunda otorite” olarak bahsediyor.

Newberry, 36 yıl süren diplomasi kariyerinde Türkiye’ye dört defa atandı ve Ankara, Adana ve İstanbul’da görev yaptı. 19 Eylül 1980 tarihli yazışmayı Ankara Büyükelçiliği’nde görevli olduğu sırada kaleme alan Newberry, bundan bir yıl sonra İstanbul Başkonsolosluğu’na atandı ve 1985 yılına kadar bu görevi sürdürdü.

Newberry’nin gönderdiği yazışmada, yeni yönetimde de devamlılığı olacak olan iki konu ekonomik sistem ve dış ilişkiler olarak tanımlanıyor ve askeri liderlerin 1980 yılının başlarında başlatılan ekonomik reform programını sürdürmeye kararlı oldukları vurgulanıyor.

Aynı yazışmada dış politika konusunda ise Newberry, “değişimin az olmasını ya da hiç olmamasını” beklediklerini dile getiriyor ve daha önce Spain’in yazışmasında da adı geçen Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri İlter Türkmen ile temasta olduklarını belirtiyor.

Yazışmada, “Büyükelçi’nin Türkmen ile kurduğu temaslar yapıcı ve ABD’nin çıkarları ile savunma alanındaki karşılıklı olağan işbirliğinin devamına yönelik rahatlatıcı oldu” ifadeleri kullanılıyor.

Ekonomi politikaları alanında ise Evren’in ekonomik reform programının devam edeceğini ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’yle (OECD) yapılan anlaşmaların süreceğini taahhüt ettiği ifade ediliyor.

24 Ocak Kararları nedir?

Newberry’nin atıfta bulunduğu ekonomik reformlar, Başbakan Demirel’in talimatıyla dönemin Başbakanlık Müsteşarı Turgut Özal tarafından hazırlanan ve 24 Ocak Kararları olarak bilinen programını ifade ediyor.

24 Ocak Kararları kapsamında yapılan bir dizi yapısal reformla serbest piyasa ekonomisine geçiş süreci başlatıldı.

Bu kararlar arasında devletin ekonomi içindeki payının azaltılması, yüzde 32 oranında devalüasyona gidilmesi, günlük döviz kuru uygulamasına geçilmesi, bazı sektörlerde sübvansiyonların kaldırılması ve dış ticaretin serbestleştirilmesi de yer alıyor.

İş dünyası bu kararları Türk ekonomisinin liberalleşmesi yönünde yapılmış çok önemli bir hamle olarak nitelendirmiş ve memnuniyetle karşılamıştı. Ancak özellikle sol kesim, bu kararların işçi sınıfı üzerindeki baskıları artıracağı ve haklarını azaltacağı için karşı çıkmıştı.

12 Eylül darbesini düzenleyenler tarafından hiçbir zaman kabul edilmemiş olsa da bu darbenin yapılmış olma nedenleri arasında iş dünyası ve ABD’nin de desteğiyle 24 Ocak kararlarının uygulanmasının bulunduğunu da öne sürenler bulunuyor.

‘Demokrasiye dönüşün hızını belirleyecek iki unsur var’

Newberry tarafından kaleme alınan yazışmada değinilen bir diğer önemli konu da darbenin ardından Türkiye’nin demokrasiye ne zaman geri döneceği konusu. Yazışmaya göre, iktidarın seçilmiş, sivil bir hükümete devredilmesini belirleyecek olan iki unsur bulunuyor:

“1) Terörün kökünü kazıma konusunda sağlanacak ilerleme. (Terör) azalmış durumda ancak bitmiş değil.

“2) Şu ana kadar kendi içinde sert şekilde bölünmüş görünen sivil elitlerin ordu ile ne ölçüde işbirliği yapacağı.

“İktidarın devredilmesiyle ilgili en makul tahmin en az bir yıl. Ancak daha da uzun sürmesi muhtemel.”

Newberry, Türkiye’nin “demokratik, laik ve Batı yanlısı bir ülke olarak korunması” amacıyla siyasal sisteminde “kapsamlı değişiklikler yapmayı planladığını” belirtiyor.

Newberry, “Parlamenter sistem korunacak ancak birçok kişi yeni sistemin mimarlarına cumhurbaşkanlığı makamını güçlendirme çağrısı yapıyor.

Ülkenin bölünmesine neden olan radikal siyasetçilerin önü kesilecek. Revize edilen sistemde, genel olarak, sınırsız bireysel özgürlükler yerine, devletin bütünlüğü ve devlet kurumlarının işlevselliğine daha fazla önem verilecek” diyor.

‘Yeni kabinede muhafazakar olarak bilinen yetenekli isimler var’

Türkiye’de görevli ABD’li diplomatların, 12 Eylül darbesinin ardından gelen tutuklamaları ve yapılan atamaları da yakından takip ettiği görülüyor.

22 Eylül 1980 tarihini taşıyan “Özel” ibareli bir yazışmada, Bülend Ulusu başbakanlığında kurulan yeni kabineye dair değerlendirmeler yer alıyor. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde görevli Arnold Schifferdecker imzalı yazışma, “Türkiye’nin yeni kabinesi” başlığını taşıyor.

Kabinedeki isimlerin seçiminde “deneyimin” önemli bir kıstas olarak göründüğünün belirtildiği yazışmada, “Yeni kabine, genel olarak muhafazakar olarak bilinen ve Türk halkının aşina olduğu bir grup yetenekli isimden oluşuyor. Az sayıda bilinmeyen isim var ve aralarında tartışmalı isim de bulunmuyor” deniliyor.

Yazışmada, kabinede ekonomi, dışişleri ve savunma bakanlıklarına yapılan atamaların, askeri yönetimin ekonomi ve dış politikada mevcut politikaları sürdüreceğinin bir teyidi olarak yorumlanıyor.

Başbakan Yardımcılığı görevine getirilen Özal’ın 24 Ocak Kararları ile başlayan ekonomik reform sürecinde “yetkili kişi” haline geldiği ifade edilirken, Dışişleri Bakanlığı’na getirilen Türkmen ve Savunma Bakanlığı’na atanan Haluk Bayülken de “yüzü güçlü şekilde Batı’ya dönük isimler” olarak tanımlanıyor.

Schifferdecker, kabineyle ilgili şu değerlendirmeleri yapıyor:

“İki başbakan yardımcısı, üç devlet bakanı ve 21 bakan ile Ulusu’nun kabinesinin büyüklüğü de Demirel’inkine yakın. Ancak, bu iki kabine arasında bazı ciddi farklılıklar bulunuyor.

“Kabineyi oluşturan adamlar -hiç kadın yok- yetenekli, tartışma yaratmayacak ve kendilerine teslim edilen konularda deneyimli isimler olarak biliniyor.

“Olağan bir kabineye kıyasla çok daha fazlası bir ya da birden fazla yabancı dil biliyor ve hem mevcut hem de eski büyükelçilik çalışanları birçoğunu yakından tanıyor.”

‘Kaç milletvekilinin gözaltına alındığına dair güvenilir bilgi yok’

Darbeden bir hafta sonra, 19 Eylül 1980 tarihinde Ankara Büyükelçiliği’nden “Özel” ibaresiyle gönderilen bir yazıda, gözaltına alınan eski milletvekillerinin listesi yer alıyor.

Thomas Martin imzalı yazışmada, Genelkurmay tarafından yapılan açıklamaya göre, 50 milletvekilinin gözaltına alındığı belirtiliyor. Bu kişilerin 25’inin CHP, 11’inin MHP, 7’sinin AP, 5’inin MSP ve 2’sinin bağımsız milletvekili olduğu ve aralarında iki de senatörün bulunduğu ifade ediliyor.

Yazışmada gözaltına alınan CHP’li vekillerin “birçoğu (CHP içindeki sol kanadın önemli temsilcilerinden İzmir Milletvekili) Süleyman Genç ve benzer şekilde DİSK gibi radikal sol örgütler ile solcu terör örgütleriyle bağlantısı bulunan solcu isimler” olduğu öne sürülüyor.

Tutuklanan AP’li vekillerin çoğunun ise Kürt bölgelerinden seçilenler olduğu vurgulanıyor ve şu ifadelere yer veriliyor:

“Ordu, bu açıklamayı muhtemelen çok daha fazla sayıda insanın tutuklandığı yönündeki söylentilerin giderilmesi için yapmak durumunda kaldı. Şu ana kadar kaç kişinin yargılandığı ya da yargılanacağına dair güvenilir bir bilgi bulunmuyor.

“Bazı Büyükelçilik kaynakları, gözaltına alınan 50 civarındaki kişinin son olmayabileceğini söylüyor. CHP’nin bazı diğer milletvekilleri içinde yakalama kararı çıkartıldığı yönünde duyumlar aldık.”

12 Eylül 1980’de ne oldu?

TSK, cumhurbaşkanının parlamentoda uzlaşma sağlanamaması nedeniyle aylarca seçilememesi, yaşanan hükümet istikrarsızlığı, ağır ekonomik sorunlar ve yoğun iç çatışmaları gerekçe göstererek 12 Eylül 1980 Cuma günü sabah saat 03:00’te yönetime el koydu.

Ülkenin yönetimi darbeyle birlikte kurulan Milli Güvenlik Konseyi’ne (MGK) devredildi. MGK’nın yayımladığı ilk bildiride, darbenin ordunun “İç Hizmet Kanunu’nun verdiği Türkiye Cumhuriyeti’ni kollama ve koruma görevini” yerine getirmek adına “emir-komuta zinciri” içinde gerçekleştirildiği belirtildi.

MGK’nın başkanlığına Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren getirildi.

Konsey’de yer alan diğer isimler de Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Deniz Kuvvetleri Komitanı Oramiral Nejat Tümer, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun oldu.

Konsey’in genel sekreterliği görevini de Orgeneral Haydar Saltık yürütüyordu.

Darbe olduğunda iktidarda Adalet Partisi (AP) Genel Başkanı Süleyman Demirel başbakanlığındaki azınlık hükümeti bulunuyordu. Bu azınlık hükümetine Necmettin Erbakan önderliğindeki Milliyetçi Selamet Partisi (MSP) ve Alparslan Türkeş’in lideri olduğu Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) dışarıdan destek veriyordu. Ana muhalefette ise genel başkanlığını Bülent Ecevit’in yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) vardı.

Darbenin ardından birçok siyasi parti, sendika ve dernek kapatıldı, yeni bir anayasa hazırlandı, birçok isme siyaset yasağı getirildi ve parlamenter sistemde önemli değişiklikler yapıldı. Darbenin ardından yaklaşık üç yıl sonra, 6 Kasım 1983 genel seçimleriyle demokrasinin yeniden tesisi süreci de başladı.

Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı resmi verilere göre, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından toplam 650 bin kişi gözaltına alındı ve 52 bini de tutuklandı. Fişlenen kişi sayısı da 1 milyon 680 bin, vatandaşlıktan çıkartılanların sayısı da 14 bin.

Sıkıyönetim mahkemelerinde 210 bin dava açıldı ve toplamda 230 bin kişi farklı suçlardan yargılandı. Bunların 7 bini hakkında idam cezası istendi.

Bu dönemde, 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevleri nedeniyle, 171 kişi sorguda ve uğradığı işkence sonucu ve 49 kişi de idam edilerek yaşamını yitirdi.

Ancak sivil toplum kuruluşları, gerçekten çok daha fazla kişinin darbeden etkilenmiş olabileceğini söylüyor.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/12-eylul-sabahi-abd-buyukelcisi-askeri-liderleri-iyi-taniyoruz-endiseye-mahal-yok/feed/ 0
Putin, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Tutuklama Emrine Rağmen Moğolistan’a Resmi Ziyaret Gerçekleştirdi http://www.karadenizhabertv.com.tr/putin-uluslararasi-ceza-mahkemesinin-tutuklama-emrine-ragmen-mogolistana-resmi-ziyaret-gerceklestirdi/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/putin-uluslararasi-ceza-mahkemesinin-tutuklama-emrine-ragmen-mogolistana-resmi-ziyaret-gerceklestirdi/#respond Tue, 03 Sep 2024 10:55:55 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/putin-uluslararasi-ceza-mahkemesinin-tutuklama-emrine-ragmen-mogolistana-resmi-ziyaret-gerceklestirdi/ Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’da resmi törenle karşılandı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından çıkarılan tutuklama emrine rağmen Moğolistan’a resmi ziyaret gerçekleştiriyor. Dün akşam saatlerinde Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’a gelen Putin, bugün Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaagiin Khurelsukh tarafından resmi törenle karşılandı. Rus lider, başkent Ulan Batur’un merkezindeki Sukhbaatar Meydanı’nda düzenlenen resmi karşılama töreninde iki ülke milli marşlarının çalınmasının ardından karşılama kıtasını selamladı. Daha sonra Putin ve Khurelsukh’a, iki ülke heyetleri tanıtıldı.

Hollanda’nın Lahey kentinde bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), 17 Mart 2023 tarihinde UCM Başsavcısı Karim Khan’ın talebi üzerine Putin hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. – ULAN BATUR

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/putin-uluslararasi-ceza-mahkemesinin-tutuklama-emrine-ragmen-mogolistana-resmi-ziyaret-gerceklestirdi/feed/ 0
AK Parti’den İsrail Dışişleri Bakanı’na sert tepki http://www.karadenizhabertv.com.tr/ak-partiden-israil-disisleri-bakanina-sert-tepki/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/ak-partiden-israil-disisleri-bakanina-sert-tepki/#respond Wed, 28 Aug 2024 11:35:45 +0000 https://www.karadenizhabertv.com.tr/ak-partiden-israil-disisleri-bakanina-sert-tepki/

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz’ın, Batı Şeria halkının zorla yerinden edilmesi gerektiği yönündeki açıklamasına tepki gösterdi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Netanyahu’nun Nazi Dışişleri Bakanı Katz, ‘Batı Şeria halkı, Gazze’de yapıldığı gibi topluca zorla yerinden edilmeli’ demiş. Katz’ın, Hitler’in Dışişleri Bakanı Ribbentrop’u kendisine rol model olarak seçtiğine hiç şüphe yok. Bu katliam şebekesinin hedefi tüm insanlıktır. Bu şebeke durdurulmadığı sürece, insanlık tehdit altındadır. Bu şebeke insanlığa karşı suç işlemekten yargılanmadığı sürece, insanlık adına hiçbir değer hayatta kalamaz. Dünün Nazileri karşısında susmanın utancını yaşayanlar, bugünün Nazilerine boyun eğmenin utancını tekrar yaşamamalı” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
http://www.karadenizhabertv.com.tr/ak-partiden-israil-disisleri-bakanina-sert-tepki/feed/ 0
Erhan Usta: Dış politikada Türkiye’de kurumlar yok http://www.karadenizhabertv.com.tr/erhan-usta-dis-politikada-turkiyede-kurumlar-yok/ http://www.karadenizhabertv.com.tr/erhan-usta-dis-politikada-turkiyede-kurumlar-yok/#respond Wed, 27 Mar 2024 09:01:21 +0000 http://www.karadenizhabertv.com.tr/?p=5618

ERKAN KARACA

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, Çorum’da “Dış politikada Türkiye’de kurumlar yok. Dışişleri Bakanlığı diye bir şey çalıştırılmıyor. Sayın Erdoğan’ın ruh haline göre Türkiye bir dış politika çiziyor kendisine ona göre davranıyor. İşte bundan 10 yıl öncesinden başlayarak, Mısır Devlet Başkanı Sisi’yi darbeci, hain, zalim, katil diye nitelendiren Erdoğan, evvelsi gün Sisi’nin ayağına gitti ve Sisi, kardeş Sisi oldu. 10 yıl boyunca Sisi’ye bu şekilde zalim, katil demenin Türkiye’ye faturasını hiç hesap eden oldu mu? O gün darbeci olan bugün niye kardeş oldu ve niye ayağına gidiyorsun” dedi.

İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, İYİ Parti’nin aday tanıtım toplantısına katılmak üzere Çorum’a geldi. Toplantıda konuşan Erhan Usta şunları söyledi:

Dış Politika… Biliyorsunuz dış politikada Türkiye’de kurumlar yok. Dışişleri Bakanlığı diye bir şey çalıştırılmıyor. Sayın Erdoğan’ın ruh haline göre Türkiye bir dış politika çiziyor kendisine ona göre davranıyor. İşte bundan 10 yıl öncesinden başlayarak, Mısır Devlet Başkanı Sisi’yi darbeci, hain, zalim, katil diye nitelendiren Erdoğan, evvelsi gün Sisi’nin ayağına gitti ve Sisi kardeş Sisi oldu. 10 yıl boyunca Sisi’ye bu şekilde zalim, katil demenin Türkiye’ye faturasını hiç hesap eden oldu mu? O gün darbeci olan bugün niye kardeş oldu ve niye ayağına gidiyorsun?

“15 TEMMUZ FİNANSÖRÜ DEDİĞİNİZ BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİNE NEDEN GİDİLİYOR?”

Birleşik Arap Emirlikleri… Ondan iki gün önce de Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitti değil mi? Onlara ne dediler? ’15 Temmuz’un finansörü’ dediler. ‘Türkiye’de darbe yaptılar’ dediler. Birleşik Arap Emirlikleri’nin ayağına gittiler. İşte bizim dış politikamız bu. 2 bin yıllık devlet geleneğine sahip Türklerin bugün dış politikada geldiği nokta, maalesef Türkiye’nin dış politikası bu şekilde yönetiliyor.”

“ENFLASYONDA DÜNYADA İLK DÖRTTEYİZ”

Ekonomiye de değinen Usta sözlerine şöyle devam etti:

“Ekonomiyi anlatmaya gerek yok zaten hepimiz yaşıyoruz. Bugün enflasyonda dünyada ilk dörtteyiz. Özellikle 2021 yılının Eylül ayından itibaren bile bile veya inatla, hani ben ona kuru inat kara cehalet diyorum. Bir politika uygulandı ve işte dolar kuru 7 liradan önce 18 liralara bu gün de 31 liraya çıktı. 2 yıl içerisinde 2,5 yıl içeresinde dolar kuru 7 liradan 31 liraya çıktı. Sadece dolar karşısında değil euro karşısında da işte komşumuz Gürcistan’ın parası, Romanya’nın Parası, Bulgaristan’ın parasının karşısında da Türk lirası aynı ölçüde değer kaybetti ve Türkiye’de çok ciddi bir enflasyon onun sonucunda da alım gücü sıkıntısı yaşıyor. Bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira yapıldı. Eskiye bakılınca güzel bir rakam gibi duruyor ancak bugünün rakamlarına bakınca, bugün açlık sınırı 15 bin lira ve bu 10 bin lira olan emekli maaşı haziran ayının sonuna temmuz ayının başına kadar devam edecek. Bizim tahminlerimize göre o gün 17 bin lira olacak açlık sınırı. Yani açlık sınırının 17 bin lira olduğu bir ülkede siz emekliye prim ödemiş, alın teri dökmüş gerek özel sektörde gerek kamu sektöründe ülkesi için çalışmış insana açlık sınırının 5 bin lira, 6 bin lira, 7 bin lira altında bir maaş reva görüyorsunuz. Böyle bir yönetim olabilir mi?”

]]> http://www.karadenizhabertv.com.tr/erhan-usta-dis-politikada-turkiyede-kurumlar-yok/feed/ 0