
İki çocuk annesi olan Neşe Özkan’ın karın germe ameliyat ve göğüs küçültme ameliyatı sırasında kalbinin durduğu iddia edildi.

Neşe Özkan, bugün Bursa’da ikindi namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlanacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ebru Gündeş ile hasret gideren Demet Akalın, arkadaşı ile fotoğraf çektirdi ve “En çok özlenenle kavuştuk” notuyla sosyal medyadan yayımladı.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Daha önce Mauro Icardi ile mesajlaşmalarını ifşa eden Wanda Nara, dün de annesi Nora Colosimo’nun yıldız golcüye attığı mesajları sosyal medya hesabından paylaşmıştı.
Wanda Nara, bu kez de, Mauro Icardi ile çocuklarının velayeti konusunda yaşadıkları fikir ayrılıklarını gözler önüne serdi.
Mauro Icardi, geçtiğimiz günlerde, kızları Francesca ve Isabella’nın velayetini almak için Wanda Nara’ya İstanbul’da dava açmıştı. Wanda Nara, kızları nedeniyle Icardi ile Whatsapp üzerinden yaşadığı tartışmayı Instagram hesabından paylaştı.
İkili arasında geçen diyalog şu şekilde;
Wanda Nara: Asla alamayacağın velayeti isteyerek ve kızlarının annesini inciterek kendini mahvediyorsun.
Mauro Icardi: Göreceğiz bakalım.
Wanda Nara: Beni küçük düşürmek seni mutlu edecekse bu senin sorunun.
Mauro Icardi: Kızlar seni bu numaradan arayacak. Telefon numarası bu. Senin hayatın umurumda değil. Tüm güvenilirliğini kaybettin. Bana başka bir şey gönderme. Güle güle.
Icardi sonrasında Wanda Nara’nın sevgilisi L – Gante hakkında da konuştu: Bu çocuğa (L-Gante) izin vermemeni söylemiştim. Çünkü bunun böyle olacağını biliyordum. Hayatımıza karşımasına olanak tanıyorsun bu inanılmaz! Tarzını, aileni, gururunu bir hiç uğruna harcıyorsun. Bugün tüm kredini kaybettin. Tüm zarafetini kaybettin. Her şeyi kaybettin… Kendini böyle cezalandırmak nasıl mümkün olabilir?
Ben hiç kin tutmuyorum. Bu bende kıskançlık değil, başkası adına utanç, tiksinti yaratıyor… Seni gören, yorum yapan ve konuşan yüzde 99,9 kişide olduğu gibi…
20 yaşında, uyuşturucu bağımlısı, alkolik, cahil, silah taşıyan, hüküm giymiş bir mahkumla sevgili olduğun için nasıl kin tutabilirim ki? Daha devam etmemi ister misin?
Çocukların adına, benim kızlarım adına ve onlara her zaman verdiğimiz aile imajı adına senin adına utanıyorum.
Icardi, dün kızlarıyla yer aldığı bu fotoğrafına; “Kahkahalarında koşulsuz ve sonsuz sevginin yankısını duyuyorum” notunu düştü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sağlık durumu hızla ağırlaşan ünlü şarkıcı, yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı. Daha önce tedavi gördüğü Antalya’daki doktorunun talebi üzerine, gece saatlerinde ambulans uçakla Antalya’ya sevk edilmişti.
Ferdi Tayfur, burada tekrar yoğun bakım ünitesine alınmış ve ardından bir operasyon geçirmişti. Ameliyatı başarılı geçen Ferdi Tayfur’un sağlık durumu hakkında yeni gelişmeler yaşandı.
REKLAM
Ferdi Tayfur’un menajeri Şirin Gözalıcı, ünlü şarkıcının hastane odasındaki son halini paylaşıp doktoru Prof. Dr. Asuman Yavuz’un açıklama yaptığı videoyu; “Doktorumuz Sn. Prof. Dr. Asuman Yavuz gerekli açıklamayı yapmıştır. Sayın Ferdi Tayfur’un sağlık durumu iyi olup bir süre gözetim altında tutulacaktır, tüm sevenlerine duyurulur” notuyla yayımladı.

Davalık olduğu babası Ferdi Tayfur’un sağlık durumu hakkında haberi olmadığını dile getiren Tuğçe Tayfur bu konuda şu açıklama yapmıştı; “Ben yaklaşık 6-7 aydır Ferdi Bey adına verilmiş kararları sizler gibi avukatı aracılığıyla sosyal medyadan öğreniyorum. Buna şu an rahatsızlığı da dahil. Necla Hanım ne kadar bir şeyleri kenara bırakıp sonuçta sağlık bu deyip öğrenmeye çalışsa da herhangi bir cevap alamamıştır. O yüzden siz ne biliyorsanız biz de onu biliyoruz. Allah nerede sağlık bekleyen, şifa bekleyen birileri varsa yardımcısı olsun.”

Ferdi Tayfur ameliyat oldu Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>54 yaşındaki İngiliz yönetmen, dün Buckingham Sarayı’nda düzenlenen törende Kral Charles tarafından ‘sir’ ilan edildi.
Yönetmenin, 53 yaşındaki yapımcı eşi Emma Thomas’a da sinema sektörüne katkılarından dolayı ‘dame’ ünvanı verildi.
“KRAL, FİLMİMİ İZLEMİŞ”
Çiftin yapımcı ve yönetmen olarak ortaklıklarından ‘Kara Şövalye’ ve 2024 ödül törenlerini silip süpüren epik biyografik film ‘Oppenheimer’ dahil olmak üzere büyük gişe rekorları kıran filmler çıktı.
Christopher Nolan, kraliyet tarafından onurlandırılmasıyla ilgili konuşurken, Kral Charles’ın ‘Oppenheimer’ filmini izlediğini söyleyerek, “Çalışmalarımızı bilmesi ve farkında olması çok güzeldi ve evet, bu ünvanın daha fazlasını yapmam için bir teşvik olacağını umduğunu söyledi” ifadesini kullandı.
ORTAK ÇALIŞTILAR
‘Oppenheimer’ ile çift ilk kez ‘En İyi Film’ Oscar’ını ve ‘En İyi Film’ BAFTA’sını kazandı. Daha önce 2010’un bilimkurgu filmi ‘Inception’ ve 2017’nin savaş gerilim filmi ‘Dunkirk’ bu ödüllere aday gösterilmişti.
Çift, 1997’de evlendikten sonra gişe rekorları kıran filmlerinin çoğunun arkasında olan bir yapım şirketi kurdu.
“İYİ BİR EŞ BULUN”
Christopher Nolan, bir keresinde genç yönetmenlere tavsiyesinin ne olduğu sorulduğunda “İyi bir eş bulun” yanıtını vermişti.
Nolan, ‘dünyanın en yenilikçi ve etkili film yönetmenlerinden biri’ olduğu için İngiliz Film Enstitüsü Bursu’na layık görüldüğünde de eşine teşekkür etmişti.
KİMLER ŞÖVALYE İLAN EDİLDİ?
İngiltere’de sanat, iş, siyaset, spor gibi alanlardan üstün hizmetlerde bulunmuş başarılı isimler, şövalyelik nişanı ile ödüllendiriliyor.
Bugüne dek Elton John, Anthony Hopkins, Kevin Spacey, Paul McCartney, Patrick Stewart, Angelina Jolie ve Judi Dench gibi pek çok ünlü isme şövalyelik ünvanı verildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>49 yaşındaki Jolie’nin Haluk Bilginer ile birlikte rol aldığı ‘Maria’ filminin setinde Angelina Jolie’nin 23 yaşındaki oğlu Maddox ve 21 yaşındaki Pax, yapım asistanı olarak çalıştı.
Biyografik filmde Callas’ı canlandıran Jolie, karakterin çok fazla acı çektiğini söylerken, bunu oğullarının önünde yeniden canlandırmanın farklılığına değindi.
BBC’ye konuşan Angelina Jolie, “Elbette birçok şey yaşadığımı gördüler, ancak bir ebeveynin çocuğundan genellikle gizlediği acıların çoğunu ifade etmesini deneyimlememişlerdi” dedi.
Angelina Jolie, Maddox ve Pax’in duygusal sahnelerden sonra kendisine sarıldıklarını veya ona fincanlarca çay getirdiklerini paylaştı.
Ünlü oyuncu, gerçek hayatta saklamayı tercih ettiği duygusal çöküş anlarının bir benzerini çocuklarının karşısında canlandırmanın, ailesine karşı duyguları hakkında dürüst olması gerektiğini hatırlattığını belirtti.
Brad Pitt ile 2016’da ayrılan altı çocuk annesi Jolie, geçtiğimiz günlerde verdiği röportajda, “Sevdiğim çocuklarım var ama bir yetişkin olarak çoğu zaman yalnızım” itirafında bulunmuştu.
Maria Callas hakkında konuşurken Jolie, “Kendimi onun sahip olduğu yalnızlıkla özdeşleşirken buluyorum” ifadesini kullanmıştı.
Angelina Jolie, ailesinin ona büyük mutluluk vermesine rağmen, zamanının çoğunu yalnız geçirme gerçeğiyle mücadele ettiğini anlatmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet tarihinin en çok tarihi eser iadesinin sağlandığı bir dönem geçirdiklerinin altını çizen Zeynep Boz, şunları söylemişti; “Tarihi eserlerimiz; geldi, geliyor, gelecek”…
Eserlerimiz; geldi, geliyor, gelecek” Haberi Görüntüle
Zeynep Boz, 2024’ün bitmesine günler kala bu yıl; hangi ülkeden kaç tarihi eser iadesi alındığı anlattı. Boz, aynı zamanda tarihi eser kaçakçılığının önlenmesi için de yoğun çalışma içinde olduklarını belirtti. Boz, bu konuda şunları söyledi: Türkiye, 2024’te de kültür varlıklarının korunması ve yasadışı yollarla yurt dışına çıkarılmış eserlerin iadesi konusundaki mücadelesini kararlılıkla sürdürdü. Bu yıl aralarında Boubon heykelleri, M.Ö 5. yüzyıla ait sikkeler, Milet kökenli bir kore torsosu ve Mustafa Dede tarafından istinsah edilmiş bir Kur’an-ı Kerim’in de bulunduğu önemli eserleri ülkemize kazandırdık.
Ancak bu mücadelede temel hedefimiz sadece eserlerin iadesi değil; bu suçun tamamen önlenmesi. Bu amaçla 2024’te farkındalık ve eğitim çalışmalarına yoğunlaştık. Köylerde, ören yerlerinde ve okullarda binlerce kişiye ulaştık. Muhtarlarımızdan; öğretmenlerimize, kolluk kuvvetlerinden; yargı mensuplarına kadar geniş bir kitleyi eğittik. Uluslararası platformlarda Türkiye’yi başarıyla temsil ettik ve UNESCO ile AB eğitimlerinde eğitici olarak yer aldık.
2025’te de halkımızın desteğiyle bu suçun önlenmesi ve kültür varlıklarımızın korunması için daha büyük adımlar atmayı hedefliyoruz. Türkiye, kültür mirasını korumada örnek bir ülke olmaya kararlıdır.

2024’te 1.149 tarihi eser iadesi ağlandı. O eserler ve iade alınan ülkeler şöyle;
2024’TE TÜRKİYE’YE İADESİ SAĞLANAN TARİHİ ESERLER
• Fransa’dan Gönüllü İadesi Sağlanan Eserler (2 Adet)
Fransa’da ikamet eden bir kişi tarafından iki sikke gönüllü olarak ülkemize iade edildi. Türkiye’ye getirilen sikkeler 03.01.2024 tarihinde Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’ne teslim edildi.
Bizans İmparatorlarından Justin I (518-527) dönemine tarihli olan sikke bronz bir follistir. Sikkenin arka yüzünden Konstantinopolis (İstanbul) darphanesinde basıldığı anlaşılıyor. Önyüzde sağa dönük imparator başı etrafında “DN IVSTINVSPP[AVG], arka yüzünde ise sikke biriminin 40 nummi olduğunu gösteren büyük M, solda yıldız, sağda ve üstte haç, altta ise silik halde CON yazılı.

Artuklu Beylerinden Nasreddin Artuk-Aslan (1200-1239) dönemine tarihli diğer bronz sikkenin önyüzünde yer alan sağa dönük insan başı etrafında Arapça “El-melik, el-mansur Nasır ül-Dünya ved-din Artuk Aslan, arka yüzünde ise “El-nasr el-din Allah emir-ül müminin El melikül Kamil” yazılı.
REKLAM
• Almanya’dan Gönüllü İadesi Sağlanan Roma Dönemine Ait Pişmiş Toprak Vazo (1 Adet)
Bir Alman vatandaşı tarafından, 30 yıl önce ülkemizden çıkarıldığı ifade edilerek Stuttgart Başkonsolosluğu’na teslim edilen Roma Dönemine ait Pişmiş Toprak Vazo diplomatik kargo yoluyla ülkemize getirilmiş ve 03.01.2024’te Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’ne teslim edildi.
Roma Dönemine tarihlendirilen pişmiş toprak vazonun üzerinde Grekçe ‘PKH’ harfleri bulunuyor. Yoğun bir kireç tabakasıyla kaplı olan vazonun ağız kısmı kırık ve eksik.

• İngiltere’den İadesi Sağlanan Milet Kökenli Kore Torsosu (1 Adet)
İngiltere’nin Londra şehrinde faaliyet gösteren Christie’s Müzayede Evi’nin 8 Aralık 2021 tarihli ‘Antiquities’ isimli müzayedesinde yayımlanan kataloğunda 65 lot numarasıyla satışa sunulan mermer Kore Torsonun ülkemiz kökenli olabileceği tespit edildi.
Torsoya ilişkin müze uzmanlarımız ve akademisyenlerce yapılan incelemeler sonucu ülkemiz kökenli olduğu anlaşılmış ve konuya ilişkin uzman raporları hazırlandı. Bununla birlikte sürece eş zamanlı olarak eserin satışının durdurulması talep edildi.
İadeye konu eserin gövdesi; alt bölümü büyük çarkta şekillendirilmiş kil heykellerin etkisini taşır biçimde silindirik gövdeli. Torsonun küçük boyutlarda olması ve elinde tuttuğu alışılmış dışı atribü onun adak hediyesi olabileceğini düşündürüyor.
Yapılan girişimlerin ardından eserin satışı askıya alınmış ve yasadışı yollarla ülkemizden çıkarıldığına ilişkin ek olarak delil niteliğinde bilgi ve belgeler talep edildi. Bu doğrultuda eserin kökenine ışık tutabilecek arşiv belgeleri taranarak İngiliz makamlarına sunuldu.
Ayrıca; konuya ilişkin Didim Cumhuriyet Başsavcılığı da bir soruşturma başlatarak soruşturma kapsamında eserin ülkemize iadesi için bir adli istinabe talebi hazırlandı. Adli istinabe talebi, Adalet Bakanlığı kanalıyla ilgili ülkeye gönderildi.
Bakanlığımız girişimleri sonucu sunulan somut bilgi, belge ve delillerle birlikte yürütülen adli yardımlaşma talebimiz kapsamında esere el konuldu. 26 Ocak 2024’te ülkemize getirilen heykel geçici olarak Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bulunuyor.
REKLAM
• İngiltere’den Gönüllü İade Alınan Bronz İmparator Heykeli (1 Adet)
Boubon Antik Kenti kökenli anıtsal boyutlardaki bronz imparator heykelinin Christie’s Müzayede Evi tarafından 2011’de New York’ta satışa çıkarıldığı tespit edildi. Soruşturmayla ilgili haberlerin uluslararası basında geniş bir şekilde yer bulması üzerine bu eseri, 2011’de yasadışı geçmişini bilmeden satın alan kişi durumdan haberdar edildi. Söz konusu kişi, İngiltere’deki konutunda bulundurduğu heykeli, iyi niyet göstererek Türkiye’ye iade etmeyi kabul etti.
Anıtsal bronz imparator heykeli ağırlığı sağ bacağına verilmiş şekilde bir duruşa sahip. Sağ kolu kayıp olmasına rağmen, omzun pozisyonundan heykelin sağ kolunun havada olduğu anlaşılıyor. Eser M.S. 2’nci yüzyıl sonu ve 3’üncü yüzyıl başına tarihleniyor.
2 Şubat 2024’te Antalya Müzesinde gerçekleştirilen bir törenle kamuoyuna tanıtılan eser Antalya Müzesi’nde sergileniyor

• İtalya’dan İadesi Sağlanan Pişmiş Toprak Eserler (11 Adet)
Floransa Savcılığı tarafından gerçekleştirilen bir soruşturma kapsamında; 11 adet pişmiş toprak eserin ülkemiz kökenli olup olmadığını ve kanun kapsamında bulunup bulunmadığını gösteren bilimsel bir rapor sunulması talep edildi.

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından hazırlanan raporla bu eserlerin Anadolu’da M.Ö 3 binden Demir Çağına kadar ülkemiz sınırları içerisinde bulunan eserlerin olduğu belirtilerek 2863 Sayılı Kanun kapsamında oldukları ifade edildi.
Konuya ilişkin hukuki prosedürün tamamlanması akabinde anılan eserler, 24 Ocak 2024’te Roma Büyükelçiliği’nde düzenlenen bir törenle teslim alındı.

• İsviçre’den Gönüllü İade Alınan Mermer Yazıt Parçası (1 Adet)
Graubünden Kantonu Arkeoloji Servisi, İsviçre Federal Kültür Ofisi (FOC) ile temasa geçerek Milet Antik Kenti kökenli olduğu anlaşılan bir mermer yazıt parçasını Türkiye’ye gönüllü olarak iade etmek istediklerini iletti. Dışişleri Bakanlığı ile Kültür ve Tanıtma Ataşeliği aracılığıyla Türkiye’ye getirilen yazıt parçası 22.03.2024’te Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’nde muhafaza altına alındı.
Milet Antik Kentine ait olduğu anlaşılan mermerden yapılmış 13 cm uzunluğa, 10 cm genişliğe ve 3 cm derinliğe sahip yazıt parçasının korunabilen kısmında, kısmen 5 satırdan oluşan Grekçe yazıt görülüyor.
REKLAM
• ABD’den Gönüllü İade Alınan ‘Lekytos’ Görünümlü Pişmiş Toprak Vazo (1 Adet)
ABD’nin Florida eyaletinin Tampa şehrinde yaşayan bir ABD vatandaşı tarafından ülkemize gönüllü olarak iade edilmek üzere Miami Başkonsolosluğu’na teslim edilen ülkemiz kökenli “lekythos” türü pişmiş toprak vazo, Dışişleri Bakanlığı ile Miami Başkonsolosluğu aracılığıyla Türkiye’ye getirildi.
Roma Dönemi’ne tarihlenen ‘Lekytos” görünümlü, devetüyü renginde pişmiş toprak vazo 16,21 cm yüksekliğe, 4,5 cm genişliğe ve 2,4 cm ağız çapına sahiptir. Söz konusu pişmiş toprak vazo 04.04.2024 tarihinde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü’nde muhafaza altına alındı.

• İngiltere’den İadesi Sağlanan Mustafa Dede Tarafından İstinsah Edilen Kuran-I Kerim (1 Adet)
İngiltere’de 2017’de satışa çıkarılan Mustafa Dede tarafından istinsah edildiği belirlenen Kuran-ı Kerim, yoğun bir delilleme süreci ve takibin ardından yasadışı yollarla kaçırıldığı tespit edilerek ülkemize kavuşturuldu.
Söz konusu eserin Sultan II. Abdülhamit’in koleksiyonunda yer aldığı, Türkiye’den yakın bir zamanda gasp sonucu ele geçirilerek kaçırıldığı dair bilgilere ulaşılmasını müteakip, Christie’s Müzayede Evi tarafından satışı gerçekleştirilecek eserin müzayededen çekilmesi ve ülkemize iadesiyle ilgili gerekli işlemlerin başlatılması, Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’ndan talep edildi.

Ülkemizce sağlanan gasp tutanağı, eserin Türkiye’deyken çekilmiş fotoğrafı gibi deliller sayesinde Londra Metropolitan Polisi tarafından esere el konuldu Kur’an-ı Kerim’i satışa sunan yabancı uyruklu kişilerce, el koyma işlemine karşı bir hukuki süreç başlatılmış ve bu süreç ülkemiz lehine sonuçlandı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na iletilen adli yardımlaşma talebimiz çerçevesinde, Bakanlığımız Yazma Eserler Başkanlığı, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın işbirliği ile gerçekleştirilen iade çalışmaları sonucunda ülkemize getirilen Mushaf, İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürlüğü’nde muhafaza altına alındı.
Eser, Osmanlı hat ekolünün kurucusu, hattat Şeyh Hamdullah’ın oğlu Mustafa Dede imzalı bu Kur’an-ı Kerim nesih hat ile 13 satır halinde yazılmıştır. Ketebe kaydında Mustafa Dede imzası yer alan eserde herhangi bir tarih yer almamaktadır. 16’ncı yüzyılın başında yazılmış mushafın en dikkat çeken özelliği ise yazılı bölümlerin hat sanatında “vassale” olarak tanımladığımız teknikte farklı bir kâğıdın üzerine yapıştırılarak hazırlanmasıdır. Cildinin yanı sıra serlevha, hizip ve aşir gülleri gibi tezhipli bölümlerdeki üslup 18. yüzyıla ait karakterde olup yoğun altın sarısı kullanımı da göze çarpmaktadır. Bu da eserin 18’inci yüzyılda kapsamlı bir restorasyon geçirdiğini ve vassale uygulamasının da bu dönemde yapıldığını gösteriyor.
REKLAM
• ABD’den Gönüllü İade Alınan Heykel Başı (1 Adet)
Hellenistik Döneme tarihlenen mermer bir heykel başı elinde bulunduran kişinin vefatı üzerine varisleri Anadolu kökenli olduğunu düşündükleri heykeli ülkemize iade etmek istediler. Müze uzmanlarımız tarafından görselleri üzerinden de incelenen eserin ülkemiz kökenli olduğu anlaşıldığından gönüllü iadesine ilişkin işlemler başlatılmış ve eser 2 Mayıs 2024’te Amerika Birleşik Devletleri’nden Türkiye’ye ulaştırıldı.
Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde muhafaza altına alınan mermer baş Büyük İskender’e aittir. Makedonya Kralı Büyük İskender Antik dönemde önemli bir yere sahip olan Büyük Pers seferini başlatmış ve M.Ö 334’te Anadolu’ya giriş yaptı.. Bu büyük seferde özellikle Anadolu şehirlerini Pers boyunduruğundan kurtarmak için Anadolu’nun her yerinde siyasi ve askeri faaliyetlerde bulunmuştur. Büyük İskender’in bu faaliyetlerinden geriye kalan birçok kültür mirası günümüzde Anadolu’da görülmektedir. Büyük İskender betimli sanat ürünleri, ordusu için kurduğu darphanelerde basılan sikkeler ve daha birçok kültür varlığı günümüze ulaştı. M.Ö 356 – 323 arasında yaşamış olan Makedonya kralı Büyük İskender zamanı Klasik Sanat ile Helenistik dönem arasında bir geçiş dönemi oldu.
Gönüllü iade alınan eser 35 cm yüksekliğe ve 30 cm genişliğe sahip olup göze çarpan özellikleri arasında ise badem göz, bukleli saç tasarımı ve Büyük İskender’in hükümdarlığı sırasında moda olan anastoleli (saçın önden arkaya doğru yatırılması) saç modeli görülüyor. Başının omzuna doğru eğik duruşu ve çok hafif arkaya doğru atışıyla alnının ortasından çıkan saç tutamı aynı bir aslanın yelesi gibidir ve her iki yandan düzensiz kıvrımlarla inmektedir. Bu Büyük İskender’e özgü bir saç tipidir. Ağır göz kapakları ile yuvarlak gözleri, kalın kirpikleri ve dişlerini pek ortaya çıkarmayan hafif açık ağzı gibi özelliklerin tümü, Büyük İskender heykellerinin genel karakteristiğidir. Yakın zamanda Bakanlığımızca gerçekleştirilen Düzce, ‘Prusias ad Hypium’ Antik Kenti müze kazılarında da benzer bir Büyük İskender portresine bulundu.

• ABD’den İadesi Sağlanan Bronz Kline (1 Adet)
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Amerika Birleşik Devletleri Los Angeles’da yer alan, Jean Paul Getty Müzesi arasında yapılan müzakereler sonucunda Manisa’da 1979’da gerçekleştirilen kaçak kazılarla ülkemizden yasadışı yollarla çıkarıldığı anlaşılan bronz klinenin iadesi sağlandı.
Ölçüleri; 75×187.5 cm olan klinenin iskeleti ve ayakları dökme bronzla kaplanmış demirden yapılırken, yatak yüzeyi kafesli bir görünüm yaratmak için elmas şeklindeki kesiklerle delinmiş ince bakır levhadan oluşmaktadır. Yer yer lotus ve palmet süslemelerinin de görüldüğü kline, dönemin ince işçiliğini göz önüne seriliyor.
Klinenin ayaklarının üst yüzeyleri ve üst kısımlarında tekstil kalıntılarına rastlanıyor. Alahıdır tümülüsünde 1979’da gerçekleştirilen kurtarma kazılarında, Tümülüs odasında keten kumaş parçaları yanı sıra bazı küçük ‘bronz levha’ parçaları ve ahşap parçaları bulunmuştur. Bulunan bu kumaş parçalarının, Getty Müzesinden iadesi sağlanan klinedeki kumaş kalıntıları ile uyum göstermesi, eserin iade süreci kapsamında önemli rol oynadı.
Lidya dönemine ait bu kline, M.Ö 530’a tarihlendirildi.
REKLAM
• ABD’den İadesi Sağlanan Eserler (14 Adet)
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Amerika Birleşik Devletleri Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturma Birimi (HSI) ile sürdürülen işbirliği kapsamında tamamlanan soruşturmalar sonucunda arkeolojik ve etnografik kültür varlıklarının yurdumuza iadesi sağlandı.

Ülkemize yeniden kazandırılan eserlerimiz arasında Burdur İli, Gölhisar İlçesi, İbecik Köyü’nde bulunan Boubon Antik Kentinde yoğun olarak 1960’lı yıllarda gerçekleştirilen kaçak kazılar neticesinde elde edilerek yurt dışına çıkarılmış eserlerin yanı sıra, çeşitli dönemlere ait sikkeler, pişmiş toprak eserler, bir mücevher parçası ve Osmanlı Dönemine ait iki adet hançer yer alıyor.
Eserler, 12 Eylül 2024’te Amerika Birleşik Devletleri’nin New York Şehrinde bulunan Türk Evi’nde Bakanlığımız yetkililerinin de hazır bulunduğu bir törenle teslim alındı.

• ABD’den İadesi Sağlanan Bintepeler Nekropol Alanı Kökenli Kolye (1 Adet)
Amerika Birleşik Devletleri’nin Massachusetts eyaletinde bulunan Boston Güzel Sanatlar Müzesi koleksiyonunda bulunmaktayken kaçak kazılar sonucu yasadışı yollarla ülkemizden çıkarıldığı tespit edilen Manisa ili, Bintepeler Nekropol Alanı kökenli kolyenin ülkemize iadesi sağlandı.
Boston Güzel Sanatlar Müzesi, 1982’de Anadolu kökenli olması dışında herhangi bir köken bilgisine sahip olmadan satın aldığı kolyenin kökenini araştırmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Boston Başkonsolosluğu ile temasa geçti.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan bilimsel ve arşiv araştırmaları sonucunda, kolyenin 1970’li yıllarda yüzden fazla Lidya tümülüsünün bulunduğu Bintepeler Nekropol Alanından kaçak kazılar sonucu çıkarıldığı ve yasadışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı tespit edildi.
Kolye, altın ve karnelyan taşından yapılmış olup yaklaşık 20 santimetre uzunluğunda ve toplam 30 küresel boncuktan oluşmaktadır. M.Ö 6.-5. Yüzyıllar arasına tarihlenen kolye Arkaik Dönem Lidya sanatının karakteristik özelliklerini taşımaktadır. Günümüze kadar iyi korunmuş durumda gelen eser, Manisa Müze Müdürlüğü envanterinde yer alan Bintepeler Nekropol Alanı kökenli diğer eserlerle benzerlik göstermesi açısından önem taşıyor.
REKLAM
• Danimarka’dan İadesi Sağlanan Eserler (49 Adet)
1960’lı yıllarda Boubon Antik Kenti’nin maruz kaldığı yoğun kaçak kazı faaliyetleri kültürel mirasımıza büyük zarar vermiştir. Bu süreçte pek çok eser, sahte belgeler ve köken bilgileriyle İsviçre üzerinden ya da doğrudan ABD’ye kaçırılmış ve müzeler ile koleksiyoncular tarafından satın alınmıştır. Bu eserlerden Septimius Severus heykel başının, Danimarka’daki Ny Carlsberg Glyptotek Müzesi’nde bulunduğu tespit edildi.

Kopenhag Büyükelçiği ile Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinasyon içinde yürüttüğü müzakereler sonucunda Glyptotek Müzesi, sunulan deliller ve kendi bilimsel incelemeleri doğrultusunda eseri etik nedenlerle Türkiye’ye iade etmeyi kabul etti.
Söz konusu eserlerin 2024’te ülkemize iadesi sağlanmıştır.

• İsviçre’den İadesi Sağlanan Kandil, Madalyon ve Sikkeler (9 Adet)
İsviçre’nin Cenevre kenti yakınlarında gerçekleştirilen gümrük denetlemesi sonucunda ele geçirilen M.S 5’nci ve 7’nci yüzyıllar arasına tarihlenen bir kandilin ülkemize iadesi sağlandı.
Kandil ile birlikte ele geçirilen belgeler ve İsviçre makamlarının yürüttüğü soruşturma neticesinde, özellikle Orta Doğu ülkelerinden kültür varlıklarını toplayarak Avrupa’ya kaçıran bir şebeke ortaya çıkarılmış ve çökertildi.
Bununla birlikte; yine İsviçre’den farklı bir soruşturma kapsamında ülkemiz kökenli İstanbul, Balıkesir ve İzmit basımı MS 4-6’ncı yüzyıllar arasına tarihlenen Bizans Dönemi’ne ait 7 sikke ile bir altın madalyonun da iadesi sağlandı.

• Yunanistan’dan İadesi Sağlanan Sikkeler (1055 Adet)
Yunanistan’ın Kipi Sınır Kapısında 2019’da gerçekleştirilen bir aramada 1055 adet sikke ele geçirildi. Bu eserler üzerinde Yunanistan makamlarınca sağlanan görüntüler üzerinden gerçekleştirilen incelemeler sonucunda 1055 adetten oluşan sikke grubunun ülkemize ait olduğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca raporlanmıştır. Sikkelere ilişkin olarak ayrıca Doç. Dr. Hüseyin Köker ile bilgi alışverişinde bulunuldu.
Bu sikkelerin arasında Anadolu’da M.Ö 7’nci yüzyıldan M.Ö 5’inci yüzyıla kadar süren tarih aralığında darp edilmiş gümüş sikkeler yer alıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın takibi ve adli sürecin tamamlanmasının ardından söz konusu kültür varlıkları, 19 Aralık 2024’te Yunanistan’ın başkenti Atina’da Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve bakanlık yetkililerinin de hazır bulunduğu bir törenle teslim alınacak.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hollanda ve Almanya turnelerinden yeni dönen ‘Güldür Güldür Show’, bu kez 20 Aralık’ta Diyarbakır’a gidecek. Ekip, bu sefer Diyarbakır oyunu için hem oyuncular, hem seyirci büyük bir heyecan içinde. Yıllar sonra yeniden Diyarbakır seyircisi ile buluşacak olan ‘Güldür Güldür Show’, Diyarbakır turnesinden sonra 2025’te şubat, mart ve nisan aylarında Avrupa ve Türkiye turnelerine devam edecek ve seyircisinin karşısında olacak.

Ali Sunal’ın moderasyonuyla gerçekleşen ‘Güldür Güldür Show’da; Onur Buldu, Doğa Rutkay, Onur Atilla, Uğur Bilgin, Ecem Erkek, Meltem Yılmazkaya, Erdem Yener, Aylin Kontante, Mahir İpek, Aziz Aslan, Açelya Topaloğlu, Toygan Avanoğlu, Özgün Aydın, Özgün Bayraktar, Burak Topaloğlu, Berkay Tulumbacı ve Hasibe Özlem Eren yer alıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GENÇLİK ETKİSİ SAĞLIYOR, KANSERDEN KORUYOR
* Dut, hem çözünür hem de çözünmez lif için ideal bir kaynaktır. Çözünür lif, kan şekerini kontrol etmeye ve zararlı kolesterol seviyelerini azaltmaya yardımcı olurken, çözünmeyen lif sağlıklı bir sindirim sistemi için gereklidir.
* 1 porsiyon dutta günlük lif ihtiyacının yüzde 20’si bulunmaktadır.
* Dut antosiyaninden zengin iyi bir antioksidan kaynağıdır. Antosiyanin anti-inflamatuar etkisi ile ağrıyı azaltıcı ve iyileştiricidir.

* İçeriğindeki resveratrol ile anti-aging kaynağıdır. Yapılan çalışmalar, resveratrolün kan basıncını düşürdüğünü ve kalp hastalığı riskini azaltabildiğini göstermektedir.
* Antioksidandan bu kadar zengin bir meyve aynı zamanda serbest radikallerle savaşan kansere ve yaşlanmaya karşı koruyucu etkiye de sahiptir.
* Dut meyvesi çok yüksek oranda C vitamini kaynağıdır. C vitamini bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve hasarlı dokuları onarmak için çok önemlidir.
* Özelikle kuru dut demir için günlük değerin yüzde 30’unu içerir ve bu sayede kansızlık yaşayanlar için harika bir kaynaktır.
* Demir içeriği sayesinde, vücudun oksijenden zengin kan hücrelerini taşımaya yardımcı olarak yorgunlukla da savaşmaktadır.
* Yine içeriğindeki kalsiyum; kemik ve diş sağlığı için faydalıdır.
DUT SEÇERKEN BUNLARA DİKKAT EDİN
Beyaz dut; kırmızı ve karaduttan meyve olarak farklıdır. Yaprakları, tomurcuğu ve hatta lezzetleri de farklılık göstermektedir. Dut meyvesinin 20 ‘ye yakın türü vardır ve en bilinenleri, kırmızı ve beyaz duttur. Besin değeri açısından benzer olmakla birlikte içeriklerindeki etkin maddeler farklılık gösterebilmektedir. Özellikle beyaz dutun kanda yüksek mikrop oranının düşürülmesine yardımcı olduğu bilinmektedir. Kırmızı dutun ise yorgunluğa iyi gelen özelliği öne çıkmaktadır. Dut seçerken ezilmiş ve çürümüş olanlar tercih edilmemelidir. Mutlaka lezzetine bakıp, aşırı yumuşamamış dutlar seçilmelidir.
DONDURUCUDA SAKLAYABİLİR, KURUTARAK KIŞIN DA TÜKETEBİLİRSİNİZ
Dut, çok narin bir meyve olduğu için ezilmesini engellemek amacıyla sert bir saklama kabında muhafaza edilmelidir. Taze dut meyvesi yıkanmadan, buzdolabında 1-2 gün bekleyebilmektedir. Daha uzun süreli saklamak için derin dondurucu tercih edilmelidir. Çözünmesi için yemeden 4-5 saat önce dondurucudan çıkarmak gerekmektedir. Dut meyvesi daha uzun ömürlü olması amacıyla kurutarak, kuru dut haliyle serin bir yerde veya tercihen buzdolabında 1 yıla kadar muhafaza edilebilmektedir. Fazla ısı ve güneş ışığından uzak tutmak ömrünü uzatacaktır. Dutu yıkarken de akan musluk altında ezilmeyecek şekilde bir kabın içinde yıkamakta fayda vardır.
DİYABET VE BÖBREK HASTALARI İÇİN PORSİYON SINIRLAMASI OLMALI
Dut meyvesi C, A ve K vitamini, beta karoten, alfa karoten, lif, magnezyum, kalsiyum, potasyum ve yüksek antioksidan içeriğine sahiptir.Aynı zamanda diğer meyvelere oranla demir içeriği daha yüksektir. Taze dutun 1 porsiyonu ortalama yarım su bardağı, kuru dutun 1 porsiyonu ise 1 çorba kaşığı kadardır. Herhangi bir hastalık ve kilo problemi olmayanlar günde 1 su bardağı taze dut veya 1 avuç kuru dut tüketebilir.
Dut meyvesinin glisemik indeksi yüksektir. Yani kan şekerini hızlı yükseltici etkisi vardır. Bu nedenle özellikle şeker hastalarının kontrollü tüketmesi gerekmektedir. Yanında kuruyemiş ya da süt ürünleri ile birlikte de tüketilmesi faydalıdır. Miktarı fazla kaçırıldığında özellikle karın bölgesinde yağlanma problemi yaratabilmektedir.Böbrek hastaları da özellikle kuru dutu potasyum içeriğinden ötürü kontrollü tüketmelidir.
BUNALTICI SICAKLARA SERİNLETİCİ TARİFLER
Taze veya kuru dut müslilerde tercih edilebilmektedir. Aynı zamanda meyve haliyle ya da dut reçeli olarak yoğurda karıştırıp tatlı ihtiyacı karşılanabilmektedir. Karadut suyu da tatlı ihtiyacını kesecek doğal, şifa deposu bir içecektir. Smoothie tariflerinde de tatlandırma amacıyla kullanılabilmektedir.
Yaz sıcaklarında serinlemek isteyenlere dut ile hazırlanabilecek lezzetli ve pratik bir smoothie tarifi;
MALZEMELER
1 bardak dondurulmuş veya taze karadut
2 avuç baby ıspanak ya da semizotu
1 yemek kaşığı ay çekirdeği
5 çiğ badem
Birkaç yaprak taze nane
200-250 ml. süt ya da badem sütü
Tüm malzemeler blenderdan geçirilerek sağlıklı ve lezzetli bir smoothie hazırlanabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Talaytepe Mahallesi Mesut Yılmaz Caddesi’ndeki kıraathanede henüz belirlenemeyen nedenle iki grup arasında başlayan tartışma silahlı kavgaya dönüştü.
Kavgada biri ağır 4 kişi yaralandı.
Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.
Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından kentteki hastanelere kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİ bir araştırma, kuru yemiş tüketmenin, ileri yaşlarda demans riskini azalttığını gösterdi.
Birleşik Krallık’ta yapılan araştırma, her gün bir avuç kuru yemiş yiyen kişilerin tüm nedenlere bağlı demans riskini azaltabileceğini ortaya koydu. 60 yaş üstü kuru yemiş yemeyen kişilerle karşılaştırıldığında, günde 30 grama kadar kuru yemiş tükettiğini bildirenlerin gelecek yıllarda demansa yakalanma riski yüzde 16 daha düşük olduğu belirlendi.
İspanya’da Bruno Bizzozero-Peroni, Valentina Diaz-Goni ve Nuria Beneit liderliğinde yürütülen bir başka araştırma ise her gün bir avuç tuzsuz kuru yemiş tüketmenin, yaşlı ve orta yaşlı kişilerin demansa yakalanma olasılığını düşürdüğünü gösterdi. Yaklaşık 7 yıl süren çalışmada, çoğunluğu 50’li yaşlarında olan 50 bin 300 yetişkin incelendi.
Araştırmada, bin 400 demans vakası tespit edilirken, her gün kuru yemiş tüketmenin demans riskini yüzde 12 oranında azalttığı ortaya çıktı. Tuzsuz kuru yemiş tercih edenlerde bu oran yüzde 16 oldu. Katılımcılar ortalama 7 yıl boyunca takip edildi. Araştırma boyunca tüm nedenlere bağlı demans oranı yüzde 2,8 oldu. Günde yaklaşık bir avuç kuru yemiş yediklerini söyleyenlerin bu risk kategorisine girme olasılıkları ise daha düşüktü.
Uzmanlar, kuru yemişlerin sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin sadece beyin ile sınırlı olmadığını söylüyor. Büyük çaplı epidemiyolojik araştırmalara göre, haftada yaklaşık 140 gram veya daha fazla kuru yemiş tüketen kişilerin kalp hastalığı riski yüzde 35 ila yüzde 50 oranında azalıyor. Kilo kontrolüne ve sindirim sorunlarının çözümüne yardımcı olan kuru yemişler, içerdikleri yüksek lif oranı ile bağırsak sağlığını da koruyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mardin’in Dargeçit ilçesinin Ulaş köyünden sabah saatlerinde çoban arkadaşıyla küçükbaş hayvanlarını otlatmaya çıkaran Muhsin Gök (26) Şırnak’ın Güçlükonak ilçesinin Damlabaşı köyü kırsalında kayboldu.
Gök’ten haber alamayan arkadaşı, durumu ailesine ve jandarmaya bildirdi.
Bölgede başlatılan arama çalışmasında Gök’ün bastonu ve kıyafetleri Dicle Nehri’nin kenarında bulundu.
Çobanın suda boğulduğu ihtimali üzerine AFAD’dan destek istendi.
Bölgeye sevk edilen AFAD ile Cizre Belediyesi Su Altı Arama ve Kurtarma ekipleri nehirde arama çalışması başlattı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İngiltere’de kansere yakalanan Kral Charles’ın durumu “stabil.”
Ancak her ne kadar Kral Charles, tahtta kalmaya ve kraliyet adına gezilere katılmaya devam etse de durumunun pek parlak olmadığı söyleniyor.
Bu söylenti ise İngiltere’de kraliyet üzerine yazılar yazan Sally Bedell Smith tarafından ortaya atıldı.
TAHT HAZIRLIKLARI BAŞLADI
Kraliyet biyografileri yazan ünlü gazeteci Sally Bedell Smith, “Galler Prensi William ve Kate Middleton’ın beklenenden çok daha yakın bir tarihte kral ve kraliçe olmaya hazırlanıyorlar” dedi.
Sally Bedell Smith, People’a yaptığı açıklamada “Kral görevlerini tipik bir kararlılıkla yerine getirmesine rağmen, kanser tedavisi sırasında sınırlamaları kabul etmek zorunda kaldı” dedi.

KRALİYETİN GÜNDEMİ DEĞİŞİYOR
Kraliyet kaynakları bir süredir William ve Kate için “Sırada hayatlarının en büyük görevi var ve elbette Kate’in sağlığı öncelikli ama bu aynı zamanda herkesin bir adım geri çekilip şu anda neyin önemli olduğunu anlamasına da olanak sağladı” yorumları yapıyor.

NE OLMUŞTU?
Prenses Kate, mart ayında bir video paylaşarak kansere yakalandığını açıklamıştı.
Tedavi sürecinde sessizliğe bürüne Prenses Kate, eylül ayında paylaştığı videoyla da kemoterapisinin bittiğini duyurmuştu.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2019 yılında evlendiği Uğur Akkuş’tan boşanmanın eşiğinden dönen ve evliliğine bir şans daha veren eski manken Ebru Şallı son paylaştığı market videosula gündem oldu.
Spora olan düşkünlüğüyle bilinen Ebru Şallı, markette hem alışveriş hem de pilates yaptı.
ELEŞTİRİLDİ
O anları kayıt altına alarak Instagram hesabından “Süper market pilatesi” notuyla paylaştı.
Şallı, elle dokunulan yerlere ayakkabısıyla temas ettiği için takipçilerinden tepki aldı.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karagül, Hayat Sevince Güzel, Söz ve Kuruluş Osman dizileriyle tanınan ünlü oyuncu Burak Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı son paylaşımla dikkatleri üzerine çekti.
Şu sıralar Hudutsuz Sevda dizisinde yer alan yakışıklı oyuncu, denize girmek için soluğu İstanbul’un Beykoz ilçesine bağlı Anadolu Feneri’nde aldı.
SOĞUK ETKİLEMEDİ
Aralık ayındaki soğuğu önemsemeden denize giren oyuncu, o anları da 1.9 milyon takipçisinin bulunduğu Instagram hesabından paylaştı.

Çağla Pınar Yılmaz
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kalp ve karaciğer hastalığı ile böbrek yetmezliği olan özellikle 65 yaş üstü kişilerde zatürreyle çok sık karşılaştıklarını aktaran Şener, “Zatürre bir bakteriyel enfeksiyon aslında ve bir aşısı var. Hayatınız boyunca bir kez olduğunuz zaman ömür boyu neredeyse koruyuculuk sağlayabiliyor. Bu aşıyı olduğunuz zaman zatürre geçirmenizi önlemenin dışında ağır hastalık tablosunu önlüyor. Aşı olduktan hemen sonra koruyuculuğu başlıyor” dedi.
YOĞUN BAKIM SERVİSLERİNDE YATAN HASTALARIN SAYISI ARTTI
Prof. Dr. Şener, mevsimsel hava değişiklikleriyle zatürre teşhisi alarak yoğun bakım servislerinde yatan hastaların sayısının arttığını anlatarak, şöyle devam etti: “Zatürre antibiyotik tedavisiyle çok rahat tedavi edilebilir bir hastalık gibi algılansa dahi akılda tutmamız gereken en önemli konulardan biri özellikle 65 yaş üstü hastaneye yatışın en önemli sebeplerindendir. Hastaneye yatışı ve yoğun bakıma yatış riskini azalttığı için özellikle bu dönemde mutlaka zatürre aşısı yapılması gerekiyor.”
Zatürrenin akciğerdeki oluşturduğu iltihabın iyileşse dahi kalıcı bir hasar oluşturabildiğini dile getiren Şener, kronik bronş ya da kalp yetmezliğine çevirebildiğini, hipertansiyon, inme ve kalp krizini tetikleyebildiğini kaydetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Prof. Dr. Asil, “Türkiye’de ise TÜİK verilerine göre, 2020 yılında Türkiye’de 35 bin 880 kişi felç nedeniyle hayatını kaybetti. Ülkemizde her 15 dakikada bir kişi inme nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bu durum, genç yaşta felç riskinin giderek daha büyük bir sağlık sorunu haline geldiğini gösteriyor. Ayrıca, 40 yaş altı bireylerin felç geçirme oranının Kuzey ve Orta Avrupa ülkelerine kıyasla çok daha yüksek olduğu belirtiliyor” ifadelerini kullandı.
“TEŞHİS VE TEDAVİDE GEÇ KALINMAMALI”
Genç yaşta felç geçiren bireylerde genellikle kalp hastalıkları, kan pıhtılaşma bozuklukları ve damar diseksiyonu gibi farklı nedenler öne çıktığını söyleyen Prof. Dr. Asil, “Bu durum, felci sadece yaşlı bireylerin hastalığı olmaktan çıkarıp her yaş grubunun karşılaşabileceği bir sağlık sorunu haline getiriyor. Felçte erken müdahale çok önemli ve genç yaşta bu hastalıkla karşılaşan bireylerde tedaviye hızlı bir şekilde başlanması da hayati oluyor. Felç, genellikle baş dönmesi, kol ve bacaklarda güçsüzlük, konuşma bozukluğu ve görme kaybı gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Bu tür belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınması gerekiyor” dedi.
“ÖNLEYİCİ STRATEJİLER GELİŞTİRİLMELİ”
Prof. Dr. Asil son olarak, “Genç nüfusta felç riskinin artmasını engellemek için daha fazla önleyici stratejinin geliştirilmesi gerekiyor. Bu, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi ve toplum genelinde sağlık eğitiminin güçlendirilmesi gerektiği anlamına geliyor. Düzenli egzersiz yapmak, sigara içmemek, sağlıklı beslenmek ve stresle başa çıkmak bu riskin azaltılmasında en önemli faktörler arasında sayılıyor. Sonuç olarak, genç yaşta felç, önlenebilir bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor ve bu konuda toplumda farkındalık yaratılması, sağlık eğitiminin artırılması büyük önem taşıyor. Gençlerin sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeleri, hem bireysel sağlıkları hem de toplum sağlığı açısından kritik öneme sahiptir” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık yetkilileri, pandemi sonrası yeniden canlanan virüs ve Covid kısıtlamalarının kaldırılmasının ardından artan seyahatlerin bu duruma neden olduğunu belirtti.
YURT DIŞINA SEYAHAT ETMEYİ PLANLAYANLARA UYARI!
Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı (UKHSA), bu kış yurt dışına seyahat etmeyi planlayan Britanyalılara, sivrisinek kaynaklı enfeksiyonlara karşı dikkatli olmaları ve aşılama da dahil olmak üzere gerekli önlemleri almaları konusunda uyarıda bulundu.
REKLAMÖLÜMCÜL BİR TÜR
Sıtma vakalarının çoğu, batı, doğu ve orta Afrika ile Güney Asya’dan Britanya’ya seyahat eden kişilerde görüldü. Güney Amerika’dan gelen birkaç vakanın da olduğu belirtildi.
2023’TE ALTI KİŞİ SITMA NEDENİYLE YAŞAMINI YİTİRDİ
2023 yılında Britanya’da sıtma nedeniyle altı kişi hayatını kaybetti. Bu sayı, 2014-2023 yılları arasındaki yıllık ortalama ölüm sayısıyla aynı.
Bu yılın Ocak-Haziran dönemine ait veriler de Birleşik Krallık’ta seyahat kaynaklı 753 sıtma vakası rapor edildiğini gösteriyor.
Sıtma vakalarının çoğundan sorumlu olan p. falciparum isimli ölümcül parazit türü, en çok Afrika’da yaygın. Ciddi hastalıklara neden olduğu için halk sağlığı açısından en büyük tehdit olarak değerlendiriliyor.
EAST MIDLANDS EN ÇOK ETKİLENEN BÖLGE
Sıtmanın ilk belirtileri arasında ateş, baş ağrısı ve titreme yer alıyor. Belirtiler genellikle enfekte bir sivrisinek tarafından ısırıldıktan 10-15 gün sonra ortaya çıkıyor.
Vakaların çoğunluğu erkeklerde görülürken, 2022 yılında Londra’da neredeyse yarısı kaydedildi. East Midlands ise vakaların bölge bazında en fazla arttığı yer olarak öne çıktı; burada vakalar iki katından fazla arttı.
REKLAM
Vakaların yüzde 78’i Afrika kökenli kişilerde, yüzde 6’sı ise Britanyalılarda görüldü.
Yetkililer, Britanya’da yaşayan kişilerin yurt dışına seyahat nedenlerini 1.067 vakada tespit edebildi. Bu vakaların yüzde 74’ü aile ya da arkadaş ziyareti, yüzde 20’si tatil ve yüzde 6’sı iş veya mesleki amaçlı seyahatlerle ilişkilendirildi.
Bu durum, küresel ısınmayla birlikte sivrisinek kaynaklı enfeksiyonların güney Avrupa’ya doğru yayılma endişesini de artırıyor.
Bu yılın başlarında, sıtma taşıyan bir sivrisinek türünün, hastalığın sona erdiği ilan edilen İtalya’ya 50 yıl sonra geri döndüğü doğrulandı.
Ancak şu anda en büyük tehdit, dengue taşıyan sivrisineklerin yayılması olarak görülüyor.
Geçen yıl itibarıyla, dang humması taşıyan Asya kaplan sivrisineğinin 13 Avrupa ülkesinde yerleştiği doğrulandı: İtalya, Fransa, İspanya, Malta, Monako, San Marino, Cebelitarık, Lihtenştayn, İsviçre, Almanya, Avusturya, Yunanistan ve Portekiz.
REKLAM
UKHSA, bu yılın ilk yarısında Britanya’daki dang vakalarının 2023’e kıyasla 157’den 473’e çıktığını belirtti.
Bu, 2009 yılında dang gözetimi başladığından bu yana yılın ilk altı ayında rapor edilen en yüksek vaka sayısı ve küresel bir artışı yansıtıyor.
Dang belirtileri genellikle enfekte bir sivrisinek tarafından ısırıldıktan dört ila on gün sonra başlıyor ve yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, mide bulantısı, deri döküntüsü içeriyor.
Ocak-Haziran ayları arasında ayrıca sekiz Zika virüsü vakası rapor edildi; geçen yıl aynı dönemde yalnızca bir vaka kaydedilmişti.
Bu vakaların çoğu Güneydoğu Asya seyahatleriyle ilişkilendirildi. Zika nadir görülse de sivrisinekler tarafından taşınıyor ve hamile kadınlar için ciddi bir risk oluşturuyor, çünkü doğum kusurlarına neden olabiliyor.
“ÖNLEM ALIN”
UKHSA’da halk sağlığı danışmanı olan Dr. Philip Veal, “Birçok kişi kış dönemi boyunca seyahat hazırlığı yaparken, ciddi sivrisinek kaynaklı enfeksiyonlara karşı önlem almak önemlidir” dedi.
Veal, “Böcek kovucu kullanmak, açıkta kalan cildi kapatmak ve insektisit işlem görmüş cibinlikler altında uyumak gibi basit adımlar, sıtma, dang humması ve Zika virüsü enfeksiyonu riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Sıtma önleyici tabletlerin uygun şekilde alınması, hastalıktan kaçınmada oldukça etkilidir” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>27 ülkede hastalık oranlarında yükseliş görüldü. En büyük yıllık artış oranları Yeni Zelanda (yüzde 4), Şili (yüzde 4), Porto Riko (yüzde 3,8) ve İngiltere (yüzde 3,6) olarak sıralandı. Uzmanlar, bu artışın altında abur cubur tüketimi, obezite ve fiziksel hareketsizlik gibi faktörlerin yatabileceğini söyledi.
Dikkat! Bu belirtiler kalın bağırsak kanserine işaret…REKLAMARTIK TÜM DÜNYADA GÖRÜLÜYOR
Amerikan Kanser Derneği’nden Hyuna Sung, “Bu küresel bir olgu. Daha önce sadece Batı ülkelerinde artış görülüyordu ancak artık tüm dünyada belgeleniyor” dedi.
Bağırsak kanseri dünya genelinde en sık teşhis edilen üçüncü kanser türü ve kanserden ölümlerde ikinci sırada yer alıyor. Uzmanlar, özellikle rektal kanama, karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında değişim ve açıklanamayan kilo kaybı gibi semptomlara karşı farkındalığın artırılması gerektiğini ifade ediyor.
Genç nesillerdeki artışın küresel bir tehdit olduğunu vurgulayan araştırmacılar, erken teşhisi kolaylaştıracak farkındalık kampanyalarının ve önleme stratejilerinin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini söylüyor.
Bu şikayetleri ihmal etmeyin! İşte kolon kanserinin belirtileri…
Kolon kanserine karşı günlük ‘150 kalori’ uyarısı!
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BU BELİRTİLER VARSA DİKKAT!
Bakteriyel enfeksiyonun oluşması sonucunda antibiyotik kullanımın şart olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şener, “Mevsimsel geçiş ve 65 yaş üstü hastalarda zatürreye çeviren enfeksiyonlardan dolayı yoğun bakıma yatışlarda bir artış var. Üst solunum yolları enfeksiyonları dediğimiz zaman grip ve grip benzeri viral hastalıkları kastediyoruz. Grip bunların lokomotif hastalığı. Ancak korona, rhinovirüs, RSV gibi uzun bir liste de var. Bunların yarısından çoğunu grip benzeri hastalıkları olarak adlandırıyoruz. Çoğunda ateş, eklem ağrısı, hafif solunum sıkıntısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı gibi semptomlar görülüyor. Grip ve diğer viral enfeksiyonlarının ardından mukozal hasarla birlikte bakteriyel enfeksiyonları da sık görüyoruz. Özellikle 65 yaş üstünde üst solunum yolu enfeksiyon şeklinde burun akıntısı ve tıkanıklığı, hafif kuru öksürük şeklinde başlayıp, öksürükle birlikte gelen balgam, bazen bunların içerisinde kan benzeri görüntüler olması, solunum sıkıntısı, gece yatınca öksürüğün artması gibi tablolarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu durumlarda dikkat edilmesi gereken şey; özellikle 60-65 yaş üstünde viral enfeksiyonlardan sonra ortaya çıkabilen bakteriyel enfeksiyonlar olabilir. Bakteriyel enfeksiyonlarda önemli olan hızlı bir şekilde antibiyotik başlanması gerekiyor. Viral enfeksiyonlarda herhangi bir antibiyotik çalışmazken, bu tablolar oluştuğu zaman mutlaka bir antibiyotik başlanması lazım ki akciğerde oluşan iltihaplı hadise kana karışıp, hastayı yatış ve yoğun bakıma alınacak durumlara sebep olmasın” diye konuştu.
REKLAM“KRONİK BRONŞİTE ÇEVİREBİLİYOR”
Hastaların belli bulgular görüldüğü anda doktora başvurmaları gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Şener, “Hastaların 3-4 gün devam eden hafif eklem ağrısı, kas ağrısı ile üst solunum enfeksiyonu atlattıktan sonra bir hafta içerisinde devam eden ve kesilmeyen öksürük nöbetleri, eklem ağrısı, kas ağrısı devam etmesi ya da tekrar başlaması, özellikle yatarken solunum sıkıntısı çekmesi, nefes darlığı çekmesi gibi durumlar görülüyorsa ya da yatarken bunu hissetmiyorsa dahi günlük çalışan birisi merdiven çıkarken çabuk yorulma, yol yürürken çabuk yorulma gibi bulguları varsa dikkat etmek gerekiyor. Çünkü bu hasta grubunda antibiyotik başlanması lazım” dedi.
Bu tür rahatsızlığı bulunanların birinci basamak hizmeti içerisinde aile hekimlerine başvurabileceğini belirten Prof. Dr. Şener, “Eğer 3-5 gün antibiyotik kullanılmasına rağmen şikayetler devam ederse mutlaka bir akciğer grafisi çok nadiren de tomografiyle akciğerde yaygınlaşma olup olmadığına bakmak lazım. Bunun için de bir üst düzey sağlık tesisine başvurmak gerekiyor. Ciddi solunum sıkıntısı olduğu zaman hastanın yatışı sağlanarak antibiyotik tedavisiyle birlikte nefes açıcı ilaçları maske yoluyla vermemiz gerekebilir. Uzun dönem takibi gerektiren bir hastalık değil. Ama önlemlerin arasında altını çizmemiz gereken şey zatürrenin aşısının olduğunu söylemek. Özellikle 65 yaş üstü kişilerin zatürreyi önlemek adına aşı yapılması büyük önem taşıyor. Özellikle böyle bir atak geçirenler yakın zamanda zatürre aşınızı yaptırmalarında fayda var. Çünkü şunu biliyoruz akciğer iltihabı bir kere geçirdikten sonra kronik bronşite çevirebiliyor” diye konuştu.
“KIŞ ÇAYLARININ ÖNLEYİCİ BİR ETKİSİ YOK”
Kış çaylarının bir önleyici etkisi olmadığının altını çizen Prof. Dr. Şener, “Daha çok o boğazda yanma, batma hissi olduğu zaman daha çok yumuşatıcı etkisi olduğu için bu çaylar öneriyoruz ama her şeyin fazlası zarar. Özellikle kış çaylarında çok uzun dönem kullanımlarda, özellikle içerisinde aflatoksin taraması yapılmayan çay kullanımlarında, karaciğer enzimlerinde bozulma, karaciğer yetmezlikleri ve hasar oluşturabiliyorlar. Buna dikkat etmek lazım. Boğazınızı yumuşatmak için ılık bir su, birkaç damla limon çok az da şeker işe yarayacaktır. Kış çayları kışın toplanıp hazırlanan çaylar değil. Çünkü kışın hiçbir ot yetişmez. Belki birkaç yıl öncesinin kış çayını kullanıyorsunuz. Dolayısıyla bu ise zarar yarardan çok zarar getirebilir” dedi.
Özellikle üst ve alt solunum yolu ile zatürreye çeviren enfeksiyonlardan dolayı yoğun bakıma yatışlarda bir artışın olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Şener, şöyle devam etti: “Bu durumun mevsime bağlı olduğunu ve bununla birlikte yaşlı nüfusun artmasına bağlı olarak gerçekleştiğini söyleyebiliriz. 5 yıl önce Türkiye’de yüzde 7’lerde yaşlı nüfus varken şu anda yüzde 10-11’lerde. 3 puanlık bir artış dahi genel anlamda doğal olarak bu hasta grubunda popülasyonunda ciddi artışları sebep olabiliyor. Bunun yanı sıra yaş ve diğer birçok sebeplerden artmasına bağlı olarak bazı hastalıklarda da artış yaşanıyor.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu kapsamda, Ocak 2024’ten bugüne kadar Türkiye genelinde özel sağlık kuruluşlarına yönelik 60 binden fazla denetim yapıldı.
Denetimlerde aykırılık tespitlerine göre, 229 özel sağlık tesisine “faaliyet durdurma”, 1507 özel sağlık tesisine “idari para cezası” verildi, ilgili kuruluşlar hakkında 160 suç duyurusunda bulunuldu.
ÖZEL HASTANELER MEVZUATI TAMAMEN YENİLENECEK
“Yenidoğan çetesi”ne ilişkin soruşturma sürecinde 10 özel hastanenin ruhsatını iptal eden Bakanlık, özel ve kamu hastanelerindeki işleyişin yeniden ele alınması, sistemdeki sıkıntıların tespit edilip sil baştan düzenlenmesine yönelik çalışmalara da hız verdi.
REKLAM
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatıyla ilk olarak özel hastaneleri de içine alan mevzuatı tamamen yenilemeye hazırlanan Bakanlık, uzmanlar öncülüğünde, özel sağlık kuruluşlarının ruhsatlandırılması, faaliyet sürecindeki hizmet ve kalite standartları, kuruluşların sağlık hizmeti sunarken uyguladığı fiyatlandırma politikaları, denetimler ve uygulanan yaptırımlara kadar birçok başlığı masaya yatırdı.
Ayrıca kamu, özel ve üniversite hastanelerinde sağlık hizmet sunumları ve kalite standartlarına ilişkin ruhsatlandırma ile faaliyet süreçleri de bütüncül bakış açısıyla yeniden ele alındı.
Bu kapsamda, yakın dönemde Özel Hastaneler Yönetmeliği, Hastanelerin Denetleme Yönetmeliği, Ambulans Hizmetleri Yönetmeliği’nde önemli değişiklikler yapılacak. Özel hastanelerin işleyişi, sağlık meslek mensuplarının serbest meslek icrası kuralları, sağlık yapıları ve sağlık araçlarına ilişkin düzenlemeler de gündeme gelecek.
DENETİM SEFERBERLİĞİ BAŞLAYACAK
Bakanlık, gelecek dönem, kamu, özel ve üniversite hastanelerinin hem yoğun bakımlarında hem de genel bölümlerindeki denetimlerinde şeffaf, bilişim tabanlı, bilimsel verilere ve risk yönetimine dayalı, yapay zekanın kullanılacağı, çoklu denetim mekanizmalarını oluşturmayı da planlıyor.
Türkiye’nin önde gelen 13 yenidoğan yoğun bakım uzmanıyla oluşturulan “Yenidoğan Yoğun Bakım Denetim ve Değerlendirme Bilimsel Komisyonu” da tüm yenidoğan yoğun bakım ünitelerine yönelik habersiz denetimlere başlayacak. Yenidoğan uzmanlarının da yer alacağı denetimlerde, fiziki incelemelerden ziyade, doğru tedavilerin uygulanıp uygulanmadığına yönelik detaylı, ileri incelemeler yapılacak.
Bakanlık, benzer denetimleri, acil servisler, yetişkin yoğun bakım gibi alanlarda kurulacak komisyonlar öncülüğünde de gerçekleştirecek.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Xinhua ajansının haberine göre, araştırmacılar, elde ettikleri yüksek saflıkta kurşun-212 ve bizmut-212 nüklit maddelerinin meme, pankreas ve prostat kanserleri de dahil olmak üzere çeşitli kanser türleri için geliştirilen “hedefe yönelik alfa radyonüklid tedavisinde” (TAT) etkili olabileceğini kaydetti.
Atom türlerinden olan nüklitleri, halojenür ortamda ayırmak için etkili ve düşük maliyetli bir yöntem geliştirdiklerini belirten araştırmacılar, söz konusu yöntemin “silika destekli anyon reçinesi” kullanımı içerdiğine de dikkati çekti.
Bu yöntemin geleneksel reçinelerden 6 kat daha hızlı tutunma (adsorpsiyon) sağlayan ve kısa ömürlü nüklitlerin izole edilmesinde önemli etkileri olduğunu kaydeden araştırmacılar, söz konusu gelişmenin Çin’de kritik tıbbi nüklitlerin üretiminde “kendi kendine yeterliliğin sağlanması” açısından önem taşıdığını vurguladı.
Araştırma ekibi, kurşun-212 ve bizmut-212’nin yanı sıra radyum-228, toryum-228 ve radyum-224 nüklitlerinin ayrıştırılması üzerinde de çalıştıklarını belirtti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzmanlar çocuğunuzun gelişimini, olgunluğunu ve sorumluluk bilincini dikkate almanızı öneriyor. Çoğu çocuk için bu yaş genellikle 11 veya 12’dir, ancak her çocuk farklı olabilir. Çocukların evde yalnız kalabilecekleri yaş, dikkate alınması gereken faktörler ve çocuğunuzu en iyi şekilde nasıl hazırlayabileceğiniz hakkında bilmeniz gerekenler…
Yaşın ötesinde dikkate alınması gereken faktörler
Çocuğunuzu evde yalnız bırakmaya karar verirken, sadece yaşı dikkate almak yeterli değildir. Çocuğunuzun olgunluğunu ve bu sorumluluğa hazır olup olmadığını değerlendirmenin yanı sıra, bulunduğunuz mahallenin güvenliğini ve sizin ne kadar süre boyunca evde olmayacağınızı da göz önünde bulundurmalısınız. Dartmouth Health Genel Pediatri Bölümü’nde pediatri uzmanı olan Dr. Erik Shessler: “Çocuğunuzu evde yalnız bırakmaya hazır olup olmadığını, gelişimsel bir dönüm noktası olarak düşünmelisiniz. Çocuğunuzun evde güvenli bir şekilde yalnız kalması için gerekli becerilere sahip olup olmadığını değerlendirmek gerektiğini kastediyorum” açıklamasında bulundu.
Ayrıca, çocuğunuzun bu sorumluluk hakkında ne düşündüğünü ve bunu üstlenmek isteyip istemediğini de dikkate almalısınız. Sonuçta, bazı çocuklar evde yalnız kalmaya diğerlerinden daha isteksiz olabilir. Çok bağımsız olan çocuklar bile tam anlamıyla bağımsızlığa hazır hissetmeyebilir. Onlarla evde yalnız kalmakla ilgili duygularını ve acil durum hazırlıklarıyla ilgili konuşmaları yapmak önemli olacaktır. Çocuklar adreslerini, yakınlarının telefon numaralarını ve bir acil durumda nasıl yardım çağıracaklarını bilmelidir.
Ebeveynler çocuklarının karar verme yeteneklerine güvenebilmeli ve belirlediğiniz beklentilerle güvenlik planlarını takip edeceklerinden emin olmalıdır. Uzmanlar, çocuğunuzun evde yalnız kalmaya hazır olabileceğine karar verdiğinizde, küçük adımlarla başlamayı öneriyor. Belki de çocuk, komşularla kısa bir ziyaret için karşı sokakta bulunduğunuz sırada, deneme amaçlı olarak evde bağımsız kalabilir. Daha sonra, mahallede kısa bir yürüyüş gibi—yakınlarda bulunup ihtiyaç duyulduğunda ulaşabileceğiniz bir şeyle bunu bir üst seviyeye taşıyabilirsiniz.
Çocuğu cesaretlendirmek için neler yapılabilir?
Çocuğunuzu evde yalnız kalmaya hazırlamak
Çocuğunuzu evde yalnız kalmaya hazırlamak için bir konuşma ile başlamanın önemli olduğunu öneriyor Dr. Shessler. Çocuğunuz bu konuda rahat mı ve evde yalnız kalmayı istiyor mu? Ne kadar süreyle evde olmayacağınızı düşündünüz mü? Hangi eğlenceli aktiviteler yapılabilir ya da yapılamaz? Acil durum çıkış planı nedir? İhtiyaç durumunda kullanabilecekleri iletişim noktaları ve destekler kimlerdir?
Önemli iletişim bilgileri ve telefon numaraları için eski tarz bir liste yapın veya çocuğunuzun bir telefonu varsa bu bilgileri telefonuna ekleyin. Stresli anlarda numaraları hatırlamak zor olabilir. Evde yalnızken uygulanacak bazı kuralları oluşturun ve bu kuralların belirlenmesine çocuğunuzu da dahil edin. Bu etkinlik, çocuğunuzun hazır olup olmadığını değerlendirmenize yardımcı olabilir. Ayrıca, yapımına katkıda bulundukları planları hatırlamaları ve uygulamaları daha kolaydır.
İlginizi çekebilir: Acil durumlarda hayatta kalma rehberi
Evde yalnız kalan çocuklar için yapılacaklar ve yapılmayacaklar listesi
Yapılacaklar ve yapılmayacaklar listesi hazırlayın.
Yapılacaklar:
Yapılmayacaklar:
Çocuğunuzu evde yalnız geçireceği zamana hazırlamak için günlük aktivitelerdeki sorumluluk alanlarını ve bağımsızlığını artırmak önemlidir. Çocuklar, sabah kendilerini hazırlamak, bir içecek veya atıştırmalık almak ve acil bir durumda ne yapmaları gerektiğini bilmek konusunda bağımsız olmalıdır.
Çocuğunuzun sahip olduğu desteklerle ve bunlara nasıl erişebileceğiyle tanışmasını sağlayın. 122’yi aramayı hızlı arama tuşu yapın ve acil durum personelinin ne tür sorular sorabileceğini canlandırarak onlara nasıl yardım alacaklarını öğretin. Çocukları evde yalnız kalmaya hazırlamak, güven ve problem çözme üzerine bir egzersizdir. Küçük bağımsızlık fırsatları sunarak, bakıcılar ve çocuklar bu ilişkiyi geliştirebilir ve bu becerileri test edebilir.
Dikkate alınması gereken diğer noktalar
Uzmanlar, çocuğunuz evde yalnız kalmadan önce, yargılama yetisini veya kendine bakma becerisini olumsuz etkileyebilecek herhangi bir durum olmaksızın, iyi bir fiziksel ve zihinsel sağlığa sahip olması gerektiğini belirtiyor.
Çocuğunuzun daha küçük kardeşleri gözetimine izin vermeyi erteleyebilirsiniz. Daha küçük kardeşleri gözetmek, önemli bir sorumluluk ekler ve bunaltıcı olabilir. Genellikle, büyük çocuğun oldukça olgun ve yetkin olmasını beklemek en iyisidir. Kaygı, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) veya yargılama ve öz denetimi etkileyen diğer koşullara sahip çocukların da daha yakın bir gözetim gerekebilir.
Bir çocuk teknik olarak yeterince büyük olsa bile, yalnız kalma konusunda güçlü bir kaygı veya korku ifade ediyorsa, onların duygularını dinlemek ve saygı göstermek çok önemlidir. Her çocuğun benzersiz kişiliğini, mizacını, geçmiş deneyimlerini ve beklenmedik durumlarla ya da yalnızlık duygusuyla başa çıkma becerisini dikkate alın.
Kaynak: Sherri Gordon. “When Is It Safe for Your Child to Stay Home Alone? Expert Tips and State Laws Explained”. Şuradan alındı: https://www.parents.com/when-can-kids-stay-home-alone-8740555. (12.11.2024).
Acil durumlarla baş edebilmeniz için 11 ipucu
Acil durumlarda elinizin ayağınıza karışmasına izin vermemek için neler yapabilirsiniz?
18
Lastiğiniz patladığında Eğer lastiğiniz dağın başında bir yerde patlarsa ve yakınlarda lastiğinizi şişirebileceğiniz bir yer yoksa lastiğe küçük delikler açıp içini çimen ya da samanla doldurun. Bu yöntem lastiğinizin daha sonra çöp olmasına sebep olacak olsa bile bir servis bulana kadar idare etmenizi sağlayacaktır.
Herhangi bir yangın durumunda kabartma tozu kullanın Eğer mutfakta bir şeylerin alev aldığını fark ederseniz kesinlikle suyla söndürmeye çalışmayın. Bunun yerine alev alan bölgeye kabartma tozu dökün. Bu süreçte karbondioksit oluşmaya başlayacak ve yangın sönecektir. Unutmayın bu yöntem çok fazla karbonat kullanmak gerektirdiğinden sadece küçük yangınları söndürmenize yardımcı olur.
Uçak kalkış ve inişlerinde Kaydedilen uçak kazalarının %61’i uçaklar kalkerken veya inerken ilk 3 dakika içinde gerçekleşmiştir. Bu yüzden bu süre boyunca oturduğunuz yerde sabit kalmaya odaklanın. Herhangi bir acil durumda yerinizde kalmanız hayatta kalma olasılığınızı artıracaktır.
Zorla alıkonuluyorsanız Eğer birisi tarafından zorla bir arabaya bindiriliyorsanız ya da bir yere götürülüyorsanız yere kişisel bir eşyanızı düşürün. Bu polisin sizi daha kolay bulmasını sağlayacaktır.
Asansörde bir suçluyla mahsur kaldıysanız Böyle bir durumda asansördeki bütün tuşlara basmanız şans eseri bir katta inip kaçabilmenize ya da birilerine sinyal yollamanızda yardımcı olur. Bu durum düşük bir ihtimal gibi görünse de aklınızda tutmanızda fayda var.
Uzun yolculuklarda kafur kullanın 6 saatten fazla araba kullanmanız gereken yolculuklarda belirli bir süre sonra gözünüz sadece yola odaklanmaya alıştığından etrafınızdaki cisimleri ve hatta yayaları bile görmemeye başlayabilirsiniz. Bu duruma tünel görüşü de denir. Buna engel olmak içinse arabanızın için kafur tanecikleri veya yağı koyabilirsiniz. Kafurun kokusu konsantrasyonunuzun artmasına yardımcı olacaktır.
Fırtınalı havayı önceden sezmek Herhangi bir içeceği sallayın ve bir bardağa boşaltın. Eğer yüzeyde oluşan baloncuklar bardağın etrafına yayılıyorsa bu havanın güzel olacağına işarettir. Eğer baloncuklar yayılmıyor ortada kalıyorsa fırtınalı bir havanın yaklaştığını anlayabilirsiniz. Bunun sebebi ise hava kabarcıkları üzerindeki atmosfer basıncıdır. Yüksek basınç kabarcıkların etrafa yayılmasına sebep olurken düşük basınç da merkezde kalmasına sebep olur.
Telefonunuzun fenerini kullanın Karanlık bir yolda ilerlerken telefonunuzun fenerini ya da flashını kullanmayı ihmal etmeyin. Bu sayede sürücüler sizi daha rahat fark eder.
Nefesiniz tıkandıysa Yumruğunuzu göğüs kafesinizin aşağısına, karnınızın üstüne yerleştirin ve aşağı yukarı orta hızda hareket ettirin. Bir sandalyenin arkasına dayanın ve karnınızı bastırın. Şınav pozisyonunda yere uzanın, dirseklerinizi yanlara doğru açın ve hızlı bir nefes alın. Ardından kafanız havada ve elleriniz serbestken göğsünüz yere değecek şekilde yere yatın. Nefesiniz tıkalıyken konuşmaya, bir şeyler içmeye ve derin nefes almaya çalışmayın.
Kanamanız varsa Burnunuz kanıyorsa kafanızı geriye değil öne doğru eğin. Elinizde veya başka bir yerde küçük bir kanamanız varsa kanayan yeri suyla yıkayın, oksijenli suyla silin ve son olarak steril bir sargı beziyle sarın. Toplardamarlarla ilgili bir kanamanız varsa oksijenli suyla kanayan yeri silin, sargı beziyle sarın ve yaralı bölgeyi yüksekte tutun. Şiddetli kanamalarda steril bir sargı beziyle yarayı sarın ve sargı bezine avuç içinizle bastırın. Ardından hemen tıbbi destek alın. Atardamarla ilgili bir kanamanız varsa, kanayan bölgeyi sargı beziyle sıkıca ve sabit bir şekilde tutun ve bastırın. Yaralanmış bölgeyi (kol,bacak) bükün ve atardamara direkt baskı uygulayın ve hemen tıbbi destek alın. Turnike (sıkıca sarma) yöntemini sadece kanama durmuyorsa son çare olarak uygulayın. Turnikeyi sardığınız saati not edin ve yaz mevsiminde 1 saatten kışın da 30 dakikadan fazla turnikeyi yaranın üstünde tutmayın.
Susuz kaldığınızda Su dengenizi ayarlamak için daha çok su için. 1 litre suya 1 çay kaşığı tuz, 2 yemek kaşığı şeker ve yarım çay kaşığı kabartma tozu ekleyerek içmeniz ya da 1 bardak portakal suyuna yarım çay kaşığı tuz 1 çay kaşığı kabartma tozu atıp suyla seyrelterek içmeniz iyi gelecektir.
Hipotermi (bedendeki aşırı ısı kaybı) geçirdiğinizde Ilık battaniyerle her tarafınızı sarıp sıcak bir içecek için. Ellerinizi ya da ayaklarınızı ovalamayın. Sıcak duşa girmeyin. Alkollü içecekler içmeyin.
Ormanda kaybolursanız Analog bir kol saatini yatay olarak elinizde tutun ve saatin akrebini güneşe çevirin. 12 ile akrebin tam ortası güneyi gösterir (Kuzey yarım kürede). Yönünüzü bulmak için asla ağaç dallarını, karınca yuvalarını ya da ağaç köklerindeki yosunları kullanmayın. Yola çıkmadan önce her zaman yanınızda harita ve pusula bulundurun.
Vahşi doğada su bulma Plastik bir torbayı bir ağaç dalına geçirin ve ağzını sıkıca bağlayın. Buhar damlacıklarının oluştuğunu göreceksiniz. Yere çukur kazın, çukurun ortasına boş bir konteyner koyun ve çukurun üstüne plastik bir poşet vs. örtün. Bu yöntemlerin sonunda suyu içmeden önce kaynatmanız gereklidir.
Yıldırım çarpması riski Alçak bir çukura çömelin. Bir ağaç yanına da sığınabilirsiniz ama ağacın tek olmamasına dikkat edin. Telefonunuzu kullanmayın. Elektrik hatlarından uzak durun. Su birikintilerinden uzak durun.
Yanığınız varsa Yanık bölge şişmeye başlamadan önce bölgeye yakın tüm aksesuarları ve dar kıyafetleri çıkarın. Termal yanığınız varsa su altında 10-15 dk. tutun ve yarayı ya temiz bir sargı beziyle ya da temiz bir bez parçasıyla sarın. Asidik yanığınız varsa suyun altında yanık bölgeyi 10-15 dk. tutun sabun/kabartma tozu+su karışımını yaraya sürün ve sargı beziyle ya da temiz bir bez parçasıyla sarın. Alkali bir yanığınız varsa önce yanığa sebep olan madde kalıntılarını yanığın üstünden temizleyin ve ardından yanığı su altında 10-15 dk. tutun sabun/kabartma tozu+su karışımını yaraya sürdükten sonra sargı beziyle ya da temiz bir bez parçasıyla sarın. Kireç ya da alüminyum yüzünden yandıysanız yanığa asla yağ, pamuk, buz veya iyot sürmeyin. Çok büyük yanığınız varsa derhal tıbbı destek alın.
Keskin bir cisimle yaralandıysanız Ambulansı arayın ve cisimi olduğu yerden kıpırdatmayın.
Yakınlarınızda biri bayıldıysa Bayılan kişiye yaklaşıp etrafınızda olan diğer kişilerden birine işaret ederek tıbbi destek için ambulans vs. gibi bir yeri aramasını söyleyin. Bayılan kişinin etrafında kalabalık oluşmamasını sağlayın ve panik yapmayın.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Psikolog Jennifer Guttman, ilişkide iletişimi güçlendirdiği kanıtlanan beş teknik geliştirdiğini açıklıyor. İlişkinizde iletişimi artırmak ve güçlendirmek için, bu tenikleri uygulayabilirsiniz.
1- Bir açıklık modeli oluşturun ve bunu sürdürün
Guttman, ilişkide dürüst olmak, bağlantınızı canlı tutmak ve birbirinize karşı açık olmayı sürdürmek için, sürdürülebilir bir model oluşturmanızı öneriyor. “Sorunları çatışma korkusu ile bastırmak yerine, açığa çıkarmaya odaklanın. Sorunları yüzeyde tutmadığınızda, yalnızca kızgınlığı körükler ve birbirinden bağımsız konuları birbirine karıştırır. Karşılıklı dikkatli iletişime odaklanmak, bağınızın ve ilişkinizin gücüne daha güçlü bir inanç beslemenize yardımcı olacaktır.”
2- Karşılıklı saygı kanunları oluşturun
İlişkide görülmeniz, duyulmanız ve anlaşılmanız çok önemlidir. Partnerinize duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarınızı nasıl karşılayabileceğini söyleyin ve ardından, karşılıklı olarak, birbirinize ve birbirinizin ihtiyaçlarına saygı duymaya çalışın. Bir çift olarak hem mutlu hem de duygusal olarak güvende hissetmenizi sağlayacak çözümler bulun. Burada esas fikir, karşılıklı olarak üzerinde anlaşacağınız ve yargılayıcı olmayan, anlayış ve kırılganlığa dayanan ortak bir güvenli alan yaratmaktır. Başkalarına söyleyemeyeceğiniz sırları paylaştığınız şeffaf, ikinize özel bir alan olmalı. Bunu yaparak, sağlıklı bir eşitlik ve ilişkinizde saygıyı koruyan sevgi dolu bir dil de yaratmış olursunuz.
İlişkide iletişim problemlerini çözmenin ipuçları
3- Duygularınızı düşünceli bir şekilde ifade edin
Partnerinizle iletişim kurarken dikkatli olun ve kelimelerinizi akıllıca seçin. Ne düşündüğü hakkında varsayımlarda bulunmaktan ve varsayımlara göre hareket etmekten kaçının. Partnerinizin tepkilerini tahmin etmek, genellikle sinir bozucu bir olumsuz geri bildirim döngüsüne veya bir tartışmaya yol açar. Bunun yerine, sizi rahatsız eden şeyi düşünceli bir şekilde iletin. Partneriniz, onun ne düşündüğünü varsaydığınızı değil de, tam olarak ne düşündüğünüzü bilirse, daha makul bir tepki verecektir.
4- Sık sık takdir ve teşekkür edin
Partnerinize karşı muazzam bir sevgi ve saygı duyduğunuzu ona yeterince bildirmek çok önemlidir. Daha sevgi dolu bir iletişim kurmak, daha sağlıklı bir denge kurmanıza yarar ve daha tatmin edici bir ilişki yaratır. Partnerinizin sizi sevip desteklediğinin farkında olduğunuzu anlaması için, partnerinizin sizin iyiliğiniz için yaptıklarına saygınızı ifade etmek için tamamlayıcı ve teşvik edici kelimeler kullanmayı unutmayın. Birbirinize özel ve değiştirilemez olduğunuzu hatırlatın.
5- Randevu gecesini ihmal etmeyin
Dengeli ve düzenli bir randevu gecesi programını etkili bir şekilde planlamak, ilişkinizin bir öncelik olduğunu ve yoğun yaşamınızdaki diğer şeyler kadar önemli olduğunu gösterir. Bir ekip olduğunuzu hatırlatır ve ortaklığınıza hak ettiği özeni ve ilgiyi göstermeye kararlı olduğunuzu pekiştirir. Randevu gecelerinden en iyi şekilde yararlanmak için, o gece konuşmayı tercih ettiğiniz veya kaçınmak istediğiniz konular olup olmadığına önceden karar verin. Birbirinizin konu seçimlerine saygı gösterin. Randevuyu romantik, hafif ve havadar tutan ve birbirinize neden aşık olduğunuzu hatırlatan konulara odaklanın!
İletişim tarzınızda ince ayarlar yapmak, önemli bir süre boyunca dikkate değer sonuçlar doğurabilir. Mevcut bir kalıbı kırmak için yenisini geliştirmeli ve sürdürmelisiniz. Yeni modeli uyguladığınızda, ilişkinizdeki genel güvenlik ve rahatlık duygunuzda gözle görülür bir büyüme yaşayabilirsiniz.
Referanslar:
Jennifer Guttman. “5 Ways To Avoid Communication Gaps In Relationships, From A Psychologist”. Şuradan alındı: https://www.mindbodygreen.com/articles/how-to-avoid-communication-gaps-in-relationships
Evliliklerde doğru iletişim kurmak
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İngiliz Kraliyet ailesinin her yıl yılbaşına özel hazırladığı yılbaşı kartı “theroyalfamily” kullanıcı adlı Instagram hesaplarından paylaşıldı. 2024 yılının nisan ayına ait olan bu fotoğraf Buckingham Sarayı’nda çekildi. İşte geçmişten günümüze Kraliyet Ailesi’nin geleneksel yılbaşı kartları…

2023

2022

2022

2021

2021

2020

2020

2020

2019

2019

2019

2019

2018

2018

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2005

1999

1998

1995

1993

1990

1989

1988

1987

1984

1982

1981

1979

1969

1965

1957

1955

1942

1914

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Koç: Kişiliğiniz değişiyor!
2025 yılında şanslı olduğunuz alanlar, 10 Haziran’a dek; kendinizi anlatma ve anlaşılmaya dair olacak. İletişim, eğitim, zihinsel faaliyetler, reklam, ticaret, sosyal medya gibi alanlarda desteklenecek, hızlı haberler eşliğinde önemli kararlar alacak, şanslı anlaşmalara imza atacaksınız. Aynı zamanda kardeşlerinizin yaşamında güzel gelişmelere tanık olacak, çevrenizden destekler bulacaksınız. 10 Haziran tarihinden sonra ise yaşama daha ait hissedeceğiniz, huzurlu bir döngü başlayacak. 1 yıl boyunca; ev, aile, taşınma, evlenme, bebek sahibi olma gibi konularda destekleneceksiniz.
Ancak öncesinde Şubat sonuna dek yaşanacak Mars retrosu ile; aile, ev, evlilik gibi alanlarda bir mücadele verebilir, karşılığını Haziran ayından sonra almaya başlayabilirsiniz.
Yaşamda bu yıl sınandığınız alanlar 25 Mayıs’a dek iç dünyanızla ilgili olmaya devam edecek, durma, içe dönme ve güzel bir arınma döneminde olacaksınız. 25 Mayıs sonrası 2.5 yıl boyunca artık dış dünyaya çıkmaya başlayacak, gücünüzü, otoritenizi fark edecek, diğerlerine olan sınırlarınızı yapılandıracak ve hayata daha olgun yaklaşacaksınız.
Bu yıl gerçekleşecek tutulmalarla; iş, hayat ve sağlık düzeninizde yenilemeler, iyileşmeler yapmanız gerekecek. Alışkanlıklarınızı değiştirerek daha verimli bir yaşam yaratacaksınız.
2 Mart – 14 Nisan tarih aralıklarındaki Venüs Retrosu burcunuzda gerçekleşirken; geçmiş konular, ilişkiler ve mali konular aracılığıyla öz değerinizi yeniden fark edecek, herkese olması gereken değeri vereceksiniz.
Aşk hayatınızda ise en şanslı aylarınız; Mayıs, Haziran ve Ekim ayları olacak.
Bu yıldan itibaren kendinizi daha iyi tanıyacak, daha olgun bir ruhla hayata yaklaşacak, ait olduğunuz yeri bulacaksınız.
Aslan:Yılın en huzurlusu sizsiniz!
2025 yılında şanslı olduğunuz alanlar, 10 Haziran’a dek; hayalleriniz için attığınız adımlar, sosyal çevreniz, yaratıcılığınız ile ilgili olacak. Bu süreçte daha görünür olacak, fark yaratacak, dikkat çekeceksiniz. 10 Haziran sonrası ise; iç huzurunuz artacak, kendi alanınızda mutlu ve ait hissedecek, 1 yıl boyunca korunduğunuzu hissedeceksiniz. Maneviyatınız genişleyecek, rüyalarınızdan ve yaşamdan işaretler alacak, sezgilerinizin güçlendiğini fark edeceksiniz. Seyahatler, deniz ve doğa size iyi gelecek.
Ancak öncesinde Şubat sonuna dek yaşanacak Mars retrosu ile; içsel huzursuzluk ve yorgunluk hissedebilir ve neyi nasıl yapacağınızı bilemeyebilirsiniz. Bu dönemde yaşayacağınız fark edişler ve çevrenizdeki arınmalarla, haziran ayından sonra huzuru sağlamış olacaksınız.
Yaşamda bu yıl sınandığınız alanlar 25 Mayıs’a dek; size iyi gelmeyeni bırakabilmek ve hayatınızdaki değişimlere adapte olabilmekle ilgili olacak. Aynı zamanda bütçenizi doğru yönetmeniz çok önemli olacak. 25 Mayıs sonrası ise 2.5 yıl boyunca hayat görüşünüzü yeniden yapılandıracaksınız. Sektörünüze göre; eğitim, hukuk, yurt dışı bağlantıları, sosyal medya gibi alanlarda uzmanlaşmak, daha disiplinli olmak önemli olacak.
2 Mart – 14 Nisan tarih aralıklarındaki Venüs Retrosu ile; uzaklarda yaşayan veya eğitim hayatından tanıdığınız kişiler, geçmişten gelen kişiler veya iş çevrenizdeki kadınlar aracılığıyla ilişkileriniz sınanabilir, değer duygunuzu yeniden yapılandırabilirsiniz.
Bu yıl gerçekleşecek tutulmalarla; mali alanları doğru yönetmeniz, birikim ve yatırımlar yapmanız size iyi gelen konular olacak.
Aşk hayatında ise en şanslı zamanlarınızı Ağustos ve Aralık aylarında yaşayabilirsiniz.
Bu yıl; sınırlarınızı korumalı, kendi iç dünyanıza, ruhunuzu besleyen kim ve ne varsa ona odaklanmalısınız.
Büyük retrolar dönemi başlıyor!
Yay: Aşk kokan bir yıl!
2025 yılında şanslı olduğunuz alanlar, 10 Haziran’a dek; hayat yolunu birlikte yürüdüğünüz insanlardan yana olacak. Bu yıl evlilik kararı alabilir, evleneceğiniz kişiyle tanışabilir, eşinizin yaşamında güzel gelişmelere şahit olabilir, size iyi gelecek ortaklık veya iş birlikleri kurabilirsiniz.
10 Haziran tarihi sonrası ise 1 yıl boyunca; alacaklar, sermaye, eş ve ortak kazançları olacak. Yaşamınızdaki krizleri daha rahat çözecek, sezgilerinizden destek alacaksınız.
Ancak öncesinde Şubat sonuna dek yaşanacak Mars retrosu ile; borçlar, eş veya ortak kazançları, banka, krediler gibi alanlarda bir mücadele verebilirsiniz. Haziran ayından sonra bu çabalarınızın karşılığını alabilirsiniz.
Yaşamda bu yıl sınandığınız alanlar, 25 Mayıs’a dek; aile, ev konuları, ev sorumluluğu almak, taşınmak, aile sağlığı, aidiyet alanınızı bulamamak ile ilgili olabilir. Kendinize yeni bir yaşam alanı yarattığınız bir dönemden geçebilirsiniz. 25 Mayıs’tan sonra ise 2.5 yıl boyunca; sanat veya spor alanlarında disiplinli olmak, ciddi ilişki sorumluluğu almak, hayatta eğlenmeyi de bilmek, istiyorsanız çocuk sorumluluğu almak olabilir. Kendinizden daha emin olmanız, kendinizi merkeze almanız gerekebilir.
Bu yıl gerçekleşecek tutulmalarla, önce iç huzurunuza odaklanmak gündeminizde olurken; kendinizi iyi hissettikçe ve hayattan beslendikçe iş ve kariyerinizin de düzene girdiğini görebilirsiniz. Hayatınızı ev ve aile konularında yeniden inşaa edebilirsiniz.
Aşk hayatınızda en şanslı zamanlar; Mayıs- Haziran aylarında olurken, 2 Mart – 14 Nisan tarih aralıklarındaki Venüs Retrosu ile aşk hayatınızda karmik gündemler yaşayabilirsiniz, eski ilişkileriniz gündeme gelebilir.
Bu yıl kendinizi yeniden tanıyacak, hayat sahnenizde ışıl ışıl parlayacak, yaşamınızı temelden yeniden inşa edeceksiniz.
Mutlu yıllar!
İnci Gücen
@incininyildizi
Altair Astroloji
2025 yılında Boğa – Başak – Oğlak burçlarını neler bekliyor?
2025 yılında Yengeç – Akrep – Balık burçlarını neler bekliyor?
2025 yılında İkizler – Terazi – Kova burçlarını neler bekliyor?
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kırmızı lahananın içerisindeki fitokimyasallar, antosiyaninler ve indoller gibi antioksidanlar, C, A, E, K, B1, B2 ve folat gibi vitaminler, kalsiyum, manganez, magnezyum, demir ve potasyum gibi mineraller bu sebzeyi sağlık açısından son derece faydalı kılıyor.
Mor lahananın bu zengin besin profili; erken yaşlanmayı önleme, bağışıklık sistemini güçlendirme, diyabet ve kalp hastalıklarına iyi gelme, Alzheimer başlangıcını yavaşlatma ve kemik sağlığını iyileştirme gibi etkileyici sağlık yararları sunuyor. Diğer faydalarını öğrenmek için haberimizin devamını takip edebilirsiniz:
Mor lahananın faydalarıKanser riskini azaltıyor
Mor lahana, kanserin önlenmesinde güçlü bir rol oynayan antosiyaninler ve indoller dahil olmak üzere antioksidanların güçlü bir kaynağıdır. Araştırmalar, mor lahanadaki indollerin meme kanseri riskini azaltmaya yardımcı olduğunu gösteriyor. Ayrıca A vitamininin akciğer kanseri riskini azaltmasıyla da bağlantılı bir besin.
Cilt sağlığını artırıyor
Mor lahanadaki besin yelpazesi, cildinizin parlak ve genç görünmesini sağlamaya yardımcı olabilir. Antioksidanların faydası, cilt tonunuzu, esnekliğinizi, ince kırışıklıkları ve yaşlılık lekelerini iyileştirerek yaşlanma belirtilerini azaltmaya yardımcı olur. Ayrıca içerdiği büyük miktarda A vitamini cildinizin hücrelerinin yeniden artmasına yardımcı olur, cildinizi güneşten korur ve cildinizin elastikiyetini artırır.
Alzheimer hastalığını önlemeye yardımcı oluyor
Mor lahana insanların bilişsel aktivitelerini koruma potansiyeli olan harika bir sebze. Alzheimer hastalarında hafıza ve bilişsel kayıp üzerinde büyük etkiye neden olan şey, bir tür vebanın oluşmasıdır. Mor lahanadaki antosiyaninlerin bolluğu sayesinde plak oluşumunu önemli ölçüde azaltarak beyninizi Alzheimer hastalığına karşı korur.
Kemik yoğunluğunu artırıyor
Mor lahanadaki yoğun miktardaki temel mineraller, mor lahanayı sağlıklı kemik gelişimini sağlayan en iyi sebzelerden biri haline getiriyor. Bu sayede kalsiyum, magnezyum, manganez gibi minerallerin zenginliği, kemik büyümesini ve osteoporoz, artrit ve diğer iltihaplanmalara karşı koruma sağlayan mineral yoğunluğunu destekliyor.


Kilo vermeyi destekliyor
Kırmızı lahana düşük kalorili olması, yüksek diyet lifleri içermesi ve temel besin maddeleri açısından zengin olmasıyla birlikte kilosuna dikkat edenler için mükemmel bir sebze. Tokluk hissinize katkı sağlayarak aşırı yemenizi engeller ve aynı zamanda beslenme ihtiyacınızı da karşılar. Salatalar, körili yemekler ve lahana turşusu şeklinde menünüze dahil edebileceğiniz harika bir sebze seçeneği olabilir.
Sindirim fonksiyonlarını geliştiriyor
Çözünür ve çözünmez diyet liflerini barındıran kırmızı lahana, gerçekten de mide-bağırsak sağlığı için oldukça faydalı. Çözünebilir liflerin bolluğu, besinlerin sindirilen gıdalardan emilimini ve parçalanmasını düzenleyen yararlı bağırsak florasının artmasına yardımcı olur. Üstelik bol miktarda çözünmeyen lif normal bağırsak hareketine yardımcı olur, böylece sağlıklı bir sindirim sistemi oluşturmanızı sağlar.
Hipertansiyonu önlemeye yardımcı oluyor
Mor lahana, potasyum deposudur. Bu, sodyumun zararlı etkilerini sınırlandırarak kan basıncındaki ani yükselişlerin kontrol edilmesinde ve böylece optimal kalp aktivitesinin sürdürülmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca, yüksek kan basıncını düşüren ve hipertansiyonu etkili bir şekilde düzelten kalp kaslarının gevşemesine de yardımcı olur.
Enflamasyonu azaltıyor
Sülforafan, birçok turpgil sebzesinde bulunan ve birçok anti-inflamatuar etkiye sahip olan önemli bir bileşen. Bu bileşen, hafifle kronik arasındaki inflamasyonun yatıştırılmasında son derece yararlı bir madde. Eski dönemdeki bazı bütünsel tedavi yöntemlerinde topikal ağrı jeli olarak da kullanılmıştır. Enflamasyonu ve artrit kaynaklı ağrıyı azaltmak için yumuşak lahana yaprakları dizlere sarılmıştır.
Kalp sağlığını destekliyor
Mor lahana aynı zamanda mor lahanaya eşsiz rengini veren flavonoid antioksidanlar olan antosiyaninlerin varlığı nedeniyle kalbe de fayda sağlayabilir. Orta miktarda antosiyanin tüketmek kan basıncını düşürür ve kalp hastalığı ve kalp krizi riskini yüzde on beş oranında azaltır.
Göz sağlığını iyileştiriyor
Mor lahanadaki A vitamini miktarı, göz sağlığınızın korunması için oldukça faydalı. Yaşlılıkta katarakt olasılığını azaltmanın yanı sıra makula dejenerasyonunun önlenmesine de yardımcı olabilir.
Referans: “Amazing Benefits Of Red Cabbage For Health And Beauty”. Şuradan alındı: https://www.netmeds.com/health-library/post/amazing-benefits-of-red-cabbage-for-health-and-beauty. (4 Eylül 2023).


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anadolu’nun işgale karşı haklı sesini duyurmak amacıyla 10 Aralık 1919’da Kastamonu’da yapılan ilk kadın mitinginin yıl dönümü kapsamında Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü öğretim üyeleri Prof. Seyhan Yılmaz ve Doç. Firdevs Müjde Gökbel Yavuzoğlu tarafından seramik sergisi hazırlandı.
Saray Hamamı Kültür Sanat Merkezi’ndeki serginin açılışı Kastamonu Valisi Meftun Dallı tarafından yapıldı.
Dallı, yaptığı konuşmada, 10 Aralık’ın önemine değinerek serginin açılmasında emeği geçen akademisyenleri kutladı.
Prof. Dr. Seyhan Yılmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, “Son Bahar” sergisi oluşturduğunu söyledi.
Kastamonu’nun doğal zenginliklerine dikkati çeken Yılmaz, “Kastamonu doğal güzellikleri insanı kendisine çekmektedir ve sonbaharda bir şölene dönüşmektedir. Bu şöleni eserlerime yansıtmaya çalıştım. Eserlerimde daha çok ağaçları çalışıyorum ama yapraklara da yer verdim. 105 yıl önce kadınlarımızın verdiği bu mücadele, gösterdikleri çaba bize ışık oldu. Onların mücadelesine teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.
Doç. Dr. Firdevs Müjde Gökbel Yavuzoğlu ise ilk kadın mitinginin 105. yılı vesilesiyle sergi açmak istediklerini belirtti.
Sergisine “Yörünge” ismini verdiğini anlatan Yavuzoğlu, “Ben tema olarak yörüngeyi tercih ettim. Farklı gezegenleri temsilen yörüngeler oluşturdum. Bunu seramik sanatının çok eski formlarından biri olan kase ile yapmak istedim. Her bir kase torna ile şekillendirme tekniği ile gerçekleşti. Tek tek elde boyandı. İçlerine bütün insanlığı temsilen farklı yörüngeler oluşturdum. Her insanın kendine dair yörüngesi olduğunu düşünerek yapıtlarımı değerli konuklarla paylaşmak istedim.” ifadelerini kullandı.
Yavuzoğlu, serginin 17 Aralık’a kadar gezilebileceğini kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAM
İddiaya göre; Koray Ş., 7 yıl önceki ameliyattan dolayı bir komplikasyon oluştuğunu ve acilen ameliyat etmesi gerektiğini söyledi. Doktorun tavırlarından şüphelenen Fatma Kala, ameliyat olmayı reddedip KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne gitti. Burada yapılan tetkiklerde Kala’nın karnında 16 santimetre uzunluğunda makas olduğu tespit edildi. Ameliyatla karnındaki makas çıkarılıp sağlığına kavuşan Fatma Kala, hastaneden çıktıktan sonra avukatı aracılığıyla 7 yıl önce ameliyatı gerçekleştiren doktor Koray Ş. hakkında Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
“DOKTORUN TELAŞLI TAVRINDAN ŞÜPHELENDİK”
Baş ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede doktorların ‘Karnında makas var’ deyince şoke olduğunu belirten Fatma Kala, 2017 yılında kist ameliyatı olduktan sonra iç kanama geçirdiğini ve tekrar ameliyata alındığını, makasın da o ameliyatta unutulduğunu söyledi. Karnında makas varken küçük çocuğu ile birçok defa MR odasına girdiğini belirten Kala, “Bundan 7 yıl önce özel bir hastanede ameliyat oldum. O günün gecesinde tekrar iç kanama geçiriyorum ve ikinci ameliyatımı oluyorum. Bu ameliyatta maalesef ameliyat olan bölgemde ameliyat makası unutuyorlar ve biz bunu 7 sonra öğreniyoruz. Baş ağrısından dolayı hastaneye gittik. Hastanede doktorumuz MR’a girmem gerektiğini söyledi. Ben MR teknisyenine daha önce çocukla beraber MR odasına girdiğimde benim sağ tarafımda çekme olduğunu söyledim.
Teknisyen bana ‘Bu şekilde seni MR’a alamam, çok tehlikeli. Acilen ameliyat olduğun doktoru bul’ dedi. Doktorumuz bizi hemen röntgene aldı. Röntgende bir yabancı cisim görmüş ama bize söylemedi, ‘Daha önceki ameliyatından dolayı bir komplikasyon oluşmuş. Seni ameliyat edip dedi o komplikasyonu ortadan kaldırmam gerekiyor’ dedi. Biz doktorun telaşlı tavrından şüphelendik. Eşimle birlikte tıp fakültesine gittik. Oradaki acil doktorlarına başımızdan geçen olayı anlattık. Onlar beni röntgene soktu. Oradan ilaçlı tomografiye girince daha önceki ameliyatımda bırakılan makas orada görüldü. Genel cerrahi bölümünde bu makas çıkarıldı” diye konuştu.
“MUCİZE ESERİ HAYATTA KALMIŞIM”
7 yıl karnındaki makasla hayatını sürdürdüğüne inanamadığını ifade eden Fatma Kala, şöyle devam etti: “Çocuğum küçük olduğu için ben de MR odasına girmek zorundaydım. Defalarca ben bu makasla MR odasına girdim. Benim hayatta olmam bir mucize, şans. Rabb’im beni korumuş diyorum. Ben hep haberlerde duyuyordum böyle olayları, ameliyatta sargı bezi, iğne… Aynı şeyin daha fazlası başıma geldi maalesef. Ben 7 yıl boyunca mucize eseri hayatta kalmışım. Makas çıkarıldıktan sonra avukatımız aracılığıyla Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidip gerekli belgelerimizi sunup şikayette bulunduk. Savcılarımıza ve adalete güveniyorum. Doktorun da en ağır cezayı almasını istiyorum. İnsan hayatı bu kadar ucuz değil.”
Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aloevera bitkisi, yeşil kabukların altındaki yoğun jel yapısıyla cilt bakımı ve cilt tedavisinde sıklıkla başvurulan bitkilerden biri.
ANTİK YUNAN’DAN BERİ TEDAVİDE KULLANILIYOR!
Aloe veranın şifalı bir bitki olduğuna dair inanış çok uzun yıllar öncesine dayanıyor. Modern çağın ilaç ve kozmetik sanayiinde büyük bir yer kaplayan aloe veraya Antik Yunan’da da rastlanır. Antik Yunanlılar aloe veradan her derde deva ilaç diye bahsedermiş. Bugünkü ünüyle aynı bir ünden söz etmek mümkün!
REKLAM
Bir çöl bitkisi olan aloe veranın ismi Arapça “alloeh” kelimesi ile Latince “verus” kelimesinden geliyor. Dikenli ve uzun yapraklarıyla bu çöl bitkisi bugün dünyanın neredeyse her yerinde özellikle cilt sorunlarında birincil tedavi maddesi olarak tercih ediliyor. Peki ama aloe vera gerçekten cilt sorunlarının kurtarıcısı mı? Gelin beraber bakalım…

* Aloe vera bitkisi düşük şiddetli yanık durumlarında ya da küçük kazalar sonucu meydana gelecek kesiklerde cilt üzerinde oluşan tahrişin iyileşmesini kolaylaştırır. Yaranın olumsuz etkilerini azaltmaya yardım eder.
* Aloe vera özellikle akne ve sivilce tedavisinde kullanılan bitkisel ürünlerdendir. Antimikrobiyal özellikleriyle akne oluşumunu engellemeye yarayan aloe vera, var olan aknelerinde iyileşmesini hızlandırır.

* Önemli cilt hastalıklarından biri olan sedef hastalığında cilt oldukça kuru ve tahriş olmuş durumdadır. Aloe vera sedef hastalığının neden olduğu tahrişi ve kuruluğu giderir.
REKLAM
* Cildinin yağlı bölgelerinde kuruluk, kızarıklık ve kaşıntı gibi sorunların meydana gelmesiyle uğraşan seboreik dermatiti hastaları da aloe veradan faydalanabilir. Aloe vera bu hastaların kızarıklık ve kaşıntılarını iyileştirmede faydalıdır.

* Aloe veranın antibakteriyel özelliği de bulunur. Bu antibakteriyel özellikler sayesinde ciltte oluşan iltihaplı yaraların iyileşmesi hızlanır. Yaraların enfeksiyon kapmasını önlemeye yardım eder ve var olan enfeksiyonu geçirmeye katkı sağlar.
* Antioksidan ve antibakteriyel özellikleri ciltte meydana gelen mantar, bakteri gibi enfeksiyonların tedavisinde de pozitif sonuç alınmasını kolaylaştırır.

Aloe vera bitkisinin yaprağını kırdığınızda jel yapısını göreceksiniz. Yeşil kabuklarını biraz bastırarak bu jeli kullanılmak üzere dışarı çıkarabilirsiniz. Tedavi amacıyla kullanılacak aloe vera jelinin miktarı önemlidir. Özellikle açık yara ve yanıklarda fazla uygulama tahribatı büyütebilir o yüzden dozunu iyi ayarlamalısınız.
Eğer aloe veranın dozunu ayarlayamayacağınızı düşünüyorsanız bir dermatologdan fikir alabilir ya da direkt aloe vera özü kullanılarak üretilmiş merhemleri tercih edebilirsiniz.
UYARI: Ciddi yanık ve kesik gibi durumlarda kulaktan dolma bilgilerle tedaviye başvurmamalı, bir dermatoloğa başvurmalısınız.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şiddetli soğuklarda kalp sağlığı ile ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Aksakal, “Koruyucu refleksler aynı zamanda sıcak kanın tekrar vücuda pompalanması için kalp hızını arttırmakta, böylece nabız hızlanmaktadır. Sonuçta hem kalbe geri dönen kan miktarı hem de dakikada kalp atım sayısı artması sebebiyle kalbin iş yükü artar.
Kalbin iş yükünün artması kalp kasına olan kan akımında arz-talep dengesini değiştirmektedir. Bu sebeple şiddetli soğuklarda ve aşırı ısı kayıpları olan durumlarda sağlıklı insanların kalplerinde bile kalp kasında beslenme yetersizliklerine ve buna bağlı olarak göğüs ağrısı, göğüste yanma ve baskı hissine yol açar” dedi.
Soğuk havanın doğrudan kalp damarlarında da büzüşmeye sebep olduğunu söyleyen Aksakal, “Ani ve şiddetli olarak soğuğa maruz kalmak, kalp krizlerine ve ani kalp ölümlerine yol açmaktadır. Soğuk hava aynı zamanda vücutta damarlarda büzüşmeyle birlikte pıhtılaşmaya meyil oluşturarak kalp hastalıklarına bağlı şikayetlerin ortaya çıkmasına, şiddetlenmesine veya aniden olumsuz sonlanmasına sebep olur.
Daha önce kalp hastalığı olmayan bireylerde bile soğuk hava ile birlikte göğüs ağrısı veya göğüste baskı, yanma hissi meydana gelmesi kalp damar hastalığını şüphelendirecek önemli bir bulgudur.
Kalın giysiler giyilmesi, meyve sebze tüketiminin ölçülü olarak devam ettirilmesi, hareketsizlikten kaçınılması, düzenli egzersiz yapılması, beslenme ve uyku düzenine dikkat edilmesi, gerekli hallerde D vitamini takviyesi alınması, nezle, grip durumlarında hekime danışmadan ilaç kullanılmaması, grip aşısı yaptırılması, kullanılmakta olan kalp ve hipertansiyon ilaçlarına devam edilmesi kolay uygulanabilir koruyucu yöntemlerdir” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Memişoğlu, TBMM Genel Kurulunda Sağlık Bakanlığının 2025 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı.
“AİLE HEKİMLİĞİNİN DAHA İŞLEVSEL HALE GETİRİLMESİ İÇİN ÇALIŞ”
Vatandaşların sağlığa eriştiği ilk kapının, aile hekimliği olmasını istediklerini bu nedenle sağlık sistemi içinde aile hekimliğinin daha işlevsel hale getirilmesi için çalıştıklarını belirten Memişoğlu, yeni yönetmelikle bunu hedeflediklerini ifade etti.
Memişoğlu, şöyle konuştu:
“Bakmayın siz birilerinin, ‘aile hekimi bundan sonra ilaç yazamayacak, vatandaş hastaneye giderse aile hekiminin maaşı kesilecek’ gibi yalan yanlış iddialarına. Bir kere şunu açıkça ifade edeyim. Biz, görevinin sorumluluklarını yerine getiren aile hekimlerinin mevcutta sahip olduğu maaş ve teşvik ödemelerinde hiçbir surette kesintiye gitmedik ve de gitmeyeceğiz. Tam aksine yeni ilave teşvik mekanizmaları getirdik. Aile hekimlerimize verdiğimiz teşvik ödemelerini 3 kat artırdık. 14 bin 800 liradan 44 bin 600 liraya çıkarttık.”
Birinci Basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeye devam edeceklerini bildiren Memişoğlu, “2025 yılında 1000 yeni aile sağlığı merkezi açacağız. Mahalle kültürünü yaşatacak ve kurumsal kimliği yansıtacak çok güzel aile sağlığı merkezi projeleri hazırladık. Yeni yılla birlikte bunları hızla inşa edeceğiz.” bilgisini verdi.
Yenidoğan Çetesi soruşturmasına da değinen Memişoğlu, “bu insanlıktan nasibini almamışlar çetesi”nin, sağlık müdürlüğü, emniyet teşkilatı ve yargı mercileri arasında koordineli ve özenli çalışmayla çökertildiğini söyledi.
“TÜM SAĞLIK SİSTEMİNİ VE ÇALIŞANLARINI TÖHMET ALTINDA BIRAKMAK VİCDANSIZLIK DEĞİL MİDİR?”
Denetimlerde sıra dışılığı fark eden ve CİMER ihbarıyla daha somut bir hal alınca konuyu adli bir operasyona dönüştürenin kendileri olduğunu aktaran Memişoğlu, şunları kaydetti:
“Bakın, bu kadar teknik takibi yapan bu devletin savcıları, bu devletin emniyet mensupları. Bu kadar denetimi gerçekleştiren bu devletin sağlık personelleri. Bakmayın siz, bugün birilerinin operasyon yapıldıktan 6 ay sonra ortaya çıkıp, iddianamenin aleniyet kazanmasının üzerinden 2 ay geçtikten sonra tüm tape kayıtları ve dijital materyallerden elde edilen bulgular kamuoyuna yansıdıktan sonra, sanki konuyu kendileri ortaya çıkarmışlar gibi sözde kahramanlık yapanlara. Madem ellerinde bilgi belge vardı, iddianame yayınlanana kadar akılları neredeydi, bu bilgileri neden kendilerine sakladılar? Neden savcılarla, yetkili makamlarla paylaşmadılar?
Bir kere daha altını çizerek ifade etmek istiyorum; hekimliğin, temel misyonu hayatı korumaktır. Meslek ahlakı ve vicdanından zerre taviz vermeyen bir hekimin, ölümlere seyirci kalması mümkün değildir. Bu insanlıktan nasibini almamışlar çetesine bakarak tüm sağlık sistemini ve çalışanlarını töhmet altında bırakmak vicdansızlık değil midir?”
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR’da Beşar Esad’a benzerliğiyle dikkat çeken kişi, sosyal medyada gündem oldu.
Silvan ilçesinde dün öğle saatlerinde telefoncudan çıkan kişi, eski Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a benzerliğiyle dikkat çekti. Telefoncunun karşısında berberlik yapan Muhterem Tayinmak, o anları cep telefonuna kaydedip sosyal medyada paylaştı. Paylaşım binlerce etkileşim alırken, kişinin yüz hatları ve mimiklerinin Beşar Esad’a benzerliği dikkat çekti.
‘ESAD’A NE KADAR BENZİYOR DEDİM VE VİDEOYA ALDIM’
Esad’a benzeyen kişinin adını Cemal olarak bildiğini söyleyen Muhterem Tayinmak, “Ben dükkanda otuyordum. Yağmur yağıyordu ve ben de dışarı bakıyordum. Telefon dükkanına bakıyordum. Baktım bir adam dükkandan çıkıyor. Dedim bu Beşar Esad’a ne kadar benziyor ve videoya aldım. Videoda, ‘Arkadaşlar Diyarbakır Silvan’dan Beşar Esad telefoncu dükkanından çıkıyor’ dedim. Komik video olarak paylaştım ama bu duruma geldi. Adam telefoncu dükkanından çıkıp direkt aşağı tarafa gitti. İsmi de Cemal’dirö dedi.
‘BENZERLİĞİ ÇOK’
Esad’a benzeyen kişiyi, motosikletiyle geçerken gördüğünü söyleyen Vedat Başar ise “Silvanlılar olarak çok şaşırdık. Ben oradan geçerken siması aynıydı. Motosikletle gidince acaba o mu, değil mi diye baktım. Herkes oraya odaklandı. Benzerliği çok vardı. Ben de yoluma devam ettim. Silvan’da ve sosyal medyada da gündem oldu diye konuştu.
Haber ve Kamera: İhsan YILMAZ/DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AMERİKALI motosikletli gezgin Crystal Fong (36), 3 yıl önce başladığı ve 42 ülke gezdiği dünya seyahatinin Türkiye ayağındaki son durağı Adana’da kadın motosikletçilerle buluştu. Fong, “Türkiye’nin güzelliklerinden çok etkilendim” dedi.
ABD’den ayrıldıktan sonra gittiği Hırvatistan’da 3 yıl önce motosiklet satın alan mimar Crystal Fong, dünya turuna başladı. Şimdiye kadar 42 ülke gezip, 65 bin kilometre yol kateden Fong rotasına Türkiye’yi de ekledi. Çok sayıda kent gezen Crystal Fong’un son durağı Adana oldu. Burada Adana Kadınlar Motosiklet Grubu’nun da olduğunu öğrenen Fong, grup üyeleriyle bir araya geldi. Kadınlarla motosiklet konvoyu halinde kent turu atan Crystal Fong, etkinliğin sonunda grupla kahvaltı yaptı.
Crystal Fong, işe gidip gelirken kullandığı motosikletinin bir tutku haline dönüştüğünü söyledi. Fong, “Eskiden motosikletle işe gidip gelirdim ancak geniş kapsamlı bir seyahate karar verdim. Dünya turuna çıkmadan önce ABD’yi boydan boya gezdim. Hayata karşı daha cesur olmak için kendi başıma bazı uluslararası seyahatlere çıkmaya başladım ve cesaret kazandım. Avrupa ülkelerini ve Afrika’nın bazı ülkelerini gezdim. Türkiye’de en çok Kapadokya bölgesini sevdim. Çok güzel, büyülü bir manzara eşliğinde motosikletinize binebilirsiniz. Peri bacaları sanki oldukları yere taşınmış gibiler. Ayrıca yürüyüş ve fotoğraf çekmek için de harika. Adana’yı da çok beğendim, insanlar bana karşı çok nazik. Burada Kadınlar Motosiklet Kulübü ile tanıştım ve bana çok ilgili davrandılar. Türkiye’nin güzelliklerinden çok etkilendim” dedi.
‘SIRADAKİ DURAĞIM IRAK’
Crystal Fong, Orta Doğu’ya yoğun ilgi gösterdiğine değinerek, “Türkiye’den sonra sıradaki durağım Irak çünkü orada olmak istiyorum. Dünyanın dört bir yanındaki insanların benimle aynı olup olmadığını görmek istiyorum. Bu kendimi bulmak için başladığım bir yolculuk. İlk başladığımda Orta Doğu için bir yıl demiştim fakat sanırım biraz daha uzun süre Orta Doğu’da olacağım. Avrupa’yı bitirmem tam olarak 3 yılımı aldı ve şimdi yolculuğumun 2’nci yarısındayım. Belki bir süre Suudi Arabistan’da olacağım, belki de Katar. Yolculuğun nasıl devam edeceğine dair şu anda hiç emin değilim. Rüzgar nasıl eserse öyle ilerleyecek” diye konuştu.
‘CRYSTAL İLE GÜZEL BİR KÜLTÜR ALIŞVERİŞİ YAPTIK’
Adana Kadınlar Motosiklet Grubu Başkanı Esra Bayramoğlu ise şöyle konuştu:
“Biz sadece kadınlardan oluşan, motosiklete ve iki tekere gönül vermiş bir kulübüz. Crystal bize sosyal medya üzerinden ulaşarak bizimle tanışmak istediğini söyledi. Biz de seve seve kabul ettik. Birkaç gündür beraberiz, kültür alışverişinde bulunduk. Gayet mutluyuz, kendisi de umarım mutludur. Bize gezdiği yerleri ve dünyayı anlattı. Biz de kendisine elimizden geldiğince Adana’yı ve kültürünü anlattık. Ayrıca ‘Cg’ diye tabir ettiğimiz motosiklet kültürünü de tanıttık. Kendisi iyi bir uyum sağladı. Cg diye tabir ettiğimiz motosikleti sürmeyi çok sevdi. Geldiğinden beri çok samimi ve mütevazı bir şekilde davrandı. Bizimle dans etti, sohbet etti. Çok şey paylaştık. Türk ve Adana yemek kültürünü çok beğendiğini söyledi. Bundan sonraki rotası Irak, dönüşte tekrar görüşmek istiyoruz”
Haber-Kamera: Muhammet Fatih YAVUZ/ADANA,
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TÜRKİYE’Yİ ESRA NUR TÜRKER TEMSİL EDECEK
The St Regis New Capital Cairo Hotel’de düzenlenecek yarışmanın bu yılki Türkiye temsilciliğini model ve sunucu Esra Nur Türker üstlenecek. 9 Aralık’ta yapılacak yarışmaya, Azerbaycan, ABD, Kazakistan, İngiltere, Fransa, Moldova, Gürcistan, Filipin ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu 50 ülke katılacak.

KAFTAN KIYAFETİYLE PODYUMDA YÜRÜYECEK
10 gündür kampta olan güzeller, yarışmada ülkelerini tanıtan kısa bir konuşmanın yanı sıra yöresel kıyafetleriyle podyumda yürüyecek. Esra Nur Türker ise Türk ve İslam dünyasında kullanılan kaftan kıyafetiyle ülkemizi uluslararası alanda tanıtacak.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hayat stresi, gelecek kaygısı, aile hayatı gibi durumlar ilişkinizde çeşitli sorunlar yaşamanıza sebep olabilir. Yaşadığınız bu durumları aşarak sağlıklı bir ilişki kurabilirsiniz. Ancak yaşanan sorunlar normalden çok daha büyük ve hayatınızı fazlaca etkiliyorsa toksik bir ilişki yaşama olasılığınız oldukça yüksek. Peki toksik ilişki nedir?
Toksik ilişkin nedir?
Pek çok kişi toksik ilişkinin ne anlama geldiğini merak ediyor. Toksik ilişki, en basit tabiriyle enerjinizi tüketen ilişki tiplerine verilen isimdir. Toksik ilişki türlerinde karşı taraf enerjinizi adeta emer ve size zehrini akıtır. Siz ise o negatif enerjiyi ve zehri günden güne taşımakta zorlanırsınız. Yaşanan bu toksik durum size kısa ve uzun vadeli duygusal zararlar vermiş olur.
Bu ilişki türünün en bilinen belirtilerinden biri de bağımlılık yapmasıdır. Her ne kadar olumsuz ve negatif enerjili bir ilişki olduğunu bilseniz de partnerinizden asla vazgeçemezsiniz. Siz “Düzelir mi?” diye düşünseniz de durum genellikle aynı şekilde devam eder. Ancak artık ilişkiniz tahammül edemediğiniz bir noktaya geldiyse bu kez yardım almanız gerekebilir.
Toksik ilişki belirtileri neler?
1. Sizi herkesten izole etmeye çalışıp yalnızlaştırıyorsa
Eğer partneriniz sizi yakınlarınızdan, aile ve arkadaşlarınızdan uzak tutmaya çalışıyorsa toksik bir ilişki yaşama ihtimaliniz çok yüksektir. Yalnızca onun odağında bir hayatınız olması için çabalaması bunun en büyük belirtilerinden olabilir. Çünkü toksik ilişkilerde baskın olan taraf, bağımlılık duygusunu daha da artırmak için partnerini sevdiği diğer yakınlarından izole edip uzaklaştırmaya çalışır.
2. İletişim kurmak çok zordur
İlişkinizde yanlış bir şeyler olduğunu fark ettiğinizde ve bunu partnerinize söylediğinizde düzgün bir yanıt alamazsınız. Öfke krizleri veya ani patlamalar yaşanabilir. Sorunlarınızı bir türlü konuşamıyor ve iletişim kurmakta zorlanıyorsanız ilişkiniz toksik olabilir.
3. Veren taraf hep siz oluyorsanız
Eğer toksik bir ilişki yaşıyorsanız alttan alan, fedakarlık yapan taraf hep siz olursunuz. Ayrrıca verdiğiniz desteğin karşılığını göremezsiniz. Bunun yanı sıra yalnızlık hissiyle baş başa olursunuz.
4. Şaka görünümü altında sizi aşağılar
Eğer partneriniz sizi küçük düşüren davranışlarda veya sözlerde bulunup sonrasında şaka yaptığını söylüyorsa toksik ilişki yaşama ihtimaliniz bulunuyor. Partnerinizin sergilediği bu tavır, kendinizden şüphe etmenize yol açmakta ve özgüveninizi düşürmektedir.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dopamin beyninizdeki kimyasal bir habercidir. Motivasyon, hareket, hafıza, ruh hali, uyku ve davranış düzenlemesi için gereklidir. Dopamin ayrıca beynin ödül sisteminin nasıl çalıştığının merkezinde yer alır. Dopamin, faydalı bir davranışta bulunduğunuzda sizi ödüllendirir ve davranışı tekrarlamanız için sizi motive eder.
Ne zaman güzel bir yemek yemek veya koşuya çıkmak gibi keyifli bir şey yapsak, beynimizde bir miktar dopamin salınır. Bununla birlikte, alkol veya eğlence amaçlı uyuşturucular gibi kötü alışkanlıklarla uğraşmak da dopaminin beyne salınmasına neden olur. Kimyasal habercinin bağımlılıkla yakından bağlantılı olmasının nedeni budur.

DOPAMİN EKSİKLİĞİ NEDİR?
Düşük dopamin seviyeleri, depresyon, bağımlılık, şizofreni ve Parkinson hastalığı gibi çeşitli tıbbi durumlarla ilişkilendirilmiştir. Düşük dopamin seviyeleri sizi daha az motive, kayıtsız, kayıtsız hissettirebilir ve konsantre olma yeteneğinizi etkileyebilir. Düşük dopamin seviyelerinin bazı belirtileri şunlardır:
– Düşük libido,
– Kas sertliği,
– Uykusuzluk hastalığı,
– Motivasyon eksikliği,
– Tükenmişlik,
– Dikkatsizlik,
– İlgisizlik,
– Kayıtsızlık,
Vücudunuz tarafından üretilen dopaminin çoğu orta beyinde yapılır ve ardından beyninizin farklı bölgelerine dağıtılır. Beyninizde dopamin için dört ana yol vardır. Her biri vücudunuzdaki farklı bir süreci kontrol eder. Bu yollardan üçü sizin ödül yollarınızdır ve işlevleri, ödüllendirici bir aktiviteye katıldığınızda beyninize dopamin salmaktır.
Dopamin kaybını tedavi etmek, daha fazla dopamin üretimine neden olmayı, üretilen dopaminin parçalanmasını yavaşlatmayı, daha fazla dopamin reseptörü oluşturmayı ve daha iyi çalışabilmeleri için mevcut dopamin reseptörlerini onarmayı amaçlar.
Düşük dopamin seviyelerine sahip kişiler için çeşitli takviyeler ve ilaçlar mevcuttur. İlaç, genellikle tükenmiş dopamin seviyenizin depresyon veya şizofreni gibi bir durumdan kaynaklandığı durumlarda kullanılır. Bununla birlikte, dopamin seviyenizi doğal olarak artırmak için de kullanabileceğiniz bazı teknikler var. İşte, o yöntemlerden bazıları;

1. UYKUNUZU DÜZENE KOYUN
Sağlığımızı korumak için her gece yeterli miktarda uyku almak gereklidir. Uzmanlar, yetişkinlerin her gece ortalama yedi saat veya daha fazla uyumasını önermektedir. Yeterince uyumadığınızda vücudunuzdaki dopamin reseptörleri olumsuz etkilenebilir. Araştırmalar, uyku yoksunluğunu vücudunuzdaki bazı dopamin reseptörlerinin baskılanmasıyla ilişkilendirdi.
2. MÜZİK DİNLEYİN
En sevdiğiniz müziklerden bazılarının bir listesini yapın ve kendinizi halsiz, motivasyonsuz hissettiğinizde veya dopamin seviyenizin düşük olduğunu gösteren başka belirtiler yaşadığınızda dinleyin. 2011 yılında yapılan bir çalışmada, araştırmacılar, zevkli bulduğunuz müzik dinlediğinizde beyninizde dopamin salınımına yol açabileceğini buldu.
3. SAĞLIKLI BİR DİYET UYGULAYIN
Sağlıklı beslenmenin hem bedeniniz hem de zihniniz için çeşitli faydaları vardır ve dopamin seviyenizi artırmak bunun bir parçasıdır. Badem, yumurta balığı ve tavuk gibi tirozin açısından zengin yiyecekler, dopamin seviyelerini artırmak için özellikle iyidir.
Tirozin, vücut tarafından doğal olarak üretilen bir amino asittir. Dopamin bu amino asitten yapılır ve protein açısından zengin gıdalarda bulunur. Yoğurt ve kefir gibi doğal probiyotik içeren besinler de dopamin üretimini artırabilir.
Kahve gibi içecekler de dopamininizi artırır, ancak içtikten sonra dopamin seviyeniz düştüğünde bunun kafein bağımlılığına neden olabileceğini unutmayın.
4. DAHA FAZLA EGZERSİZ YAPIN
Düzenli egzersiz yapmanın beyin sağlığı için çok önemli olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca dopamin seviyenizi artırmanıza yardımcı olabilir. Ne zaman egzersiz yaparsanız beyniniz bir miktar dopamin salgılar.
Egzersiz yaptığımızda beyni dopamin üretmeye yönlendiren kesin mekanizma hakkında daha fazla araştırma yapılması gerekse de muhtemelen bir antrenmandan sonra hissettiğiniz duyguya aşinasınızdır.
5. İŞLENMİŞ ŞEKERLERİ AZALTIN
Şeker ve soda gibi işlenmiş şekerleri tüketmek dopamin seviyenizi artırma yeteneğine sahiptir, ancak bu artış yalnızca geçici ve yapaydır. Alkol ve eğlence amaçlı uyuşturucularda olduğu gibi şeker, vücudunuzun onu doğal olarak üretme hızını etkilerken size geçici olarak dopamin artışı sağlayabilir. Kısa sürede çok miktarda şeker tükettiğinizde, bir sevinç patlaması hissettiğinizi fark edebilirsiniz. Bu yüksek bir şekerdir. Genellikle çok geçicidir ve ardından moralinizi bozan bir kaza gelir.
6. HAYATINIZDAN STRESİ ÇIKARIN
Stres birçok tıbbi durumun habercisidir, aynı zamanda düşük dopamin seviyelerine de neden olur. Hayatımıza stres getiren şeylerin kontrolü her zaman bizde olmayabilir, ancak üzerinde biraz kontrol sahibi olduğunuz stres faktörlerini ortadan kaldırabilirsiniz. Örneğin, işe gidip gelmek strese neden oluyorsa, işe yaklaşmayı düşünebilirsiniz. Meditasyon yapmak, egzersiz yapmak veya masaj yaptırmak gibi stresi azaltan aktivitelere de katılabilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hamilelik süreci birçok kadın için farklı bir şekilde geçer. Kimi kolayca sürecini tamamlarken kimi de zorluklar ve sıkıntılar içinde bunalarak tamamlayabilir.
Hamilelikte ruh sağlığı, hormonlar ve çevre anne adayının doğum süreci boyunca etkili olur.
Anne adaylarının en büyük problemlerinden biri de bilimsel olmayan söylentilere inanarak hareket etmeleridir. Herkesin anne adayının iyiliğini düşünerek söylediği şeyler bilimsel değilse geri dönüşü olmayan yollara itebilir.
Bunları engellemek için anne adaylarının doktorlar ve bilimsel bilgiler haricinde her söyleneni ciddiye alması çok sağlıklı bir durum değildir.
Bu yazımızda tam da bu problemle ilgili hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışları ele aldık. İşte hamilelik sürecinde doğru bilinen yanlışlar…

1. ”Anne adayı 2 kişilik yemek yemelidir”
Uzmanlar bu düşüncenin hatalı bir beslenme şekli olduğunu nitelendiriyor.
Anne adayının doyacak kadar sağlıklı beslenmesi yeterlidir.
2. ”Bebeğin çok saçı varsa hamilelik dönemi bulantılarla geçer”
Bu düşünce doğru değildir. Bulantı durumu hamileliğin ilerleyen haftalarında bebeğin diyafram ve mideye baskı yapmasından kaynaklı yaşanır.
3. ”Hamile kadın aşerdiği gıdayı tüketmezse bebeğin bir uzvu eksik olur”
Bu düşünce de doğru bilinen yanlışlardandır. Aşermek psikolojik bir durumdur.
Anne adayının aşerdiği gıdayı tüketme imkanı yoksa da çocuğun herhangi bir uzvunun eksik olacağına inanmak doğru değildir.
5. ”Anne güzelleşirse erkek, çirkinleşirse kız olur”
Yaygın olan bu inanış doğru değildir. Anne karnının aldığı şekil bebeğin cinsiyeti hakkında bir şey ifade etmez çünkü hamilelik sürecinde karın şekli değişkenlik gösterebilir.
6. ”Gebeyken hiç hareket etme yoksa bebek zarar görür”
Bu düşünce yanlıştır. Riskli bir gebelik süreci yoksa anne adayı aşırı hareketler yapmadan gerekli hareketlerle vücudunun esnekliğini artırarak hamilelik sürecine hazırlıklı olmalıdır.
7. ”Bebekler hiçbir şey hissedemezler”
Bu yaklaşım da doğru değildir. Bazı bebekler döllenme sürecinden itibaren bazen de 20. haftadan itibaren dışarıyı hissetmeye başlarlar.
8. ”Anne bebeğin doğumdan sonra hemen karşılaşması önemli değildir”
Bu inanç da doğru değildir. Doğum şekli ne olursa olsun bebeğin hayatının güven ve kalitesi için anne ve bebeğin en kısa sürede kavuşması son derece önemlidir.
Aşağıya bıraktığımız videodan daha detaylı bilgi edinebilirsiniz…
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sanat tarihçisi ve yazar Zerrin İren Boynudelik, seriye başlamadan önce içindeki öğrenme ve merak hevesini başkalarına da bulaştırabileceğini düşünmüştü. Kitapların hazırlanma sürecinde, bir resmi bazen saatlerce, hatta günlerce inceledi.
Resimde yer alan çeşitli nesnelerin, duruşların ve ifadelerin farklı katmanlardaki anlamlarını çalıştı ve görünenin ardında gizli olanı açığa çıkaran rehber nitelikli kitaplar hazırladı.
Bugüne dek seriden üç kitap çıktı: İkonografi, Mitoloji ve Emine Önel Kurt’la beraber kaleme alınan Günlük Hayat. Serinin dördüncü kitabı olan Alegori de Nisan ayında İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nca yayınlandı.

Okur için okuma tavsiyesi
Kitap, şair ve yazar Hilmi Yavuz’un Alegori’den ‘Ulusal Alegori’ye Bir Kültürel Okuma Denemesi başlıklı sunuşuyla açılıyor. Zerrin İren Boynudelik, kitapta geç Orta Çağ, Rönesans ve Barok dönemlerde yapılan ve alegorik anlatımlar içeren 183 Avrupa resmini inceliyor.
Alegorinin en yaygın kullanıldığı alanlarda; erdemler ve günahlar, özgür sanatlar, esin perileri (müzler), duyular, elementler ve mevsimlerin dünyasında dolaşıyor. Kitabın sonunda yer alan simgeler tablosu, bu konuda çalışmış sanatçıların referans aldıkları yazılı kaynakların bilgileri ve sözlük de alegorik anlatımların anlaşılmasını okur için kolaylaştırıyor.
İletişim için:
Kitap@ensonhaber.com.tr
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Neden takma kirpik takmamalısınız? Son yıllarda moda olan ve birçok kadının güzel görünmek için tercih ettiği takma kirpiklerin güzelliğe etkisi olsa da sağlık kısmına etkilerine çok dikkat edilmiyor.
Daha güzel görünmek için kullanılan kirpiklerin bakımına dikkat edilmezse göz başta olmak üzere vücut için ciddi problemlere sebep olabiliyor.
Bakımına dikkat edilmediğinde göz kapağı iltihabından, batmaya, şişlikten enfeksiyona kadar birçok riske sebep olabiliyor.
Takma kirpik veya kirpik lifting yapılacaksa ortamın steril olması ve kullanılan malzemenin kaliteli olması gerekiyor. Kirpiklerin yanlış takılması kirpik diplerinde tıkanmaya neden olabiliyor.
Kirpik işlemi yaptıran çoğu kadın kirpiklerindeki işlem zarar görür diye göz temizliğini detaylı yapmıyor ve bu durumda göz kuruluğu, yanma, batma gibi rahatsızlıklar meydana gelebiliyor.
Aynı zamanda takma kirpikleri bir ay süre ile kullananlar oluyor bu da gözler için tehlike oluşturuyor çünkü kirpik dipleri şişerek kızarıyor ve gözlerde sulanma meydana geliyor.
Kirpikler gözü dış ortamlardan koruduğu için son derece önemlidir. Kirpiklerinize bu tarz işlemleri yaptıracaksanız çok dikkatli olmalı ve bakımın titizlikle yapmalısınız.
Sağlıkla kalın!
Aşağıya bıraktığımız videomuzdan detaylı bilgi edinebilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İster inanın ister inanmayın, belirli vücut bölümlerine çok sık bakmayı veya temizlemeyi ihmal ediyoruz. Vücudunuzun tüm parçaları ve bölgeleri eşit derecede önemlidir ve düzgün çalışabilmeleri için biraz bakıma ihtiyaç duyar.
Vücudunuz akıllıdır ve ona uygun şekilde bakmadığınız zaman buna göre tepki verir. Aslında bu, sağlığınıza yönelik tehlikeleri memnuniyetle karşılayabilir ve ciddi bir enfeksiyona yol açabilir. Bununla birlikte, vücudunuzun bu bölgelerini bilmek, tehlike olasılığını azaltmaya yardımcı olabilir. İşte, kişisel bakımınızda ihmal etmemeniz gereken bölgeler;

1. BOYUN
Yüzü yıkamamıza rağmen bazen boynu görmezden gelme eğilimindesiniz. Ama yüzünüzü yıkarken boynunuzu da yıkadığınızdan emin olun. Boyun çok fazla ölü deri biriktirme eğilimindedir, bu nedenle haftada bir kez sert ovmalarla değil, doğal bir ovma ile nazikçe ovma yapılmalıdır. Kilo alırsanız, boyun koyulaşır, bu nedenle kilonun kontrol altında olması ve boyun derisinin temiz, açık renkli kalması için düzenli olarak egzersiz yapılması gerekir.
2. DİZ
Dizler vücudunuzun ağırlığını tutar. Egzersizler nedeniyle sürtünme olur ve cilt kalınlaşır, kurur ve koyulaşır. Bu nedenle, egzersiz yapıyorsanız, yumuşak bir mat üzerinde yaptığınızdan emin olun, böylece sürtünme dizlerin kalınlaşmasına neden olmaz. Cilt koyulaşmamalıdır. Ve diz bölgesi için iyi bir nemlendirici kullanılmalıdır. Tercihen diz bölgesine her gece uygulanması gereken laktik asit veya üre içeren ürünlerdir. Haftada bir belki diz bölgesine odaklanmak önemlidir.
3. KOLTUK ALTI
Koltuk altı, ihmal edilen vücut bölgeleri arasındadır. Hijyenin korunması için tüyleri sık sık temizleyin ve alerji ve koyuluk olmaması için kokusuz ter önleyici kullanın. Antiperspirant o bölgedeki teri azaltacak ve herhangi bir enfeksiyonun oluşmasını önleyecektir. Yine alerjiye neden olan ürünler kullanırsanız koltuk altları da koyulaşır. Retinol içeren koltuk altı kremleri vardır ve bunlar her gece uygulanmalıdır, böylece koltuk altlarında cildin nazikçe pul pul dökülmesi ve cildin temiz kalması, renginin homojen olması ve koyulaşmaması sağlanır.
4. İÇ UYLUKLAR
İç uyluk tere eğilimli bir bölgedir. Bu yüzden o bölgede mantar enfeksiyonlarına yakalanmak kolaydır. Bu nedenle, herhangi bir egzersiz yapıyorsanız, talk içermeyen bir pudra kullandığınızdan emin olmalısınız. Egzersiz yapıyorsanız, hızlı ve temiz bir duş alın. O bölgedeki kıllar koltuk altı gibi iyi yönetilmelidir. Buna ek olarak, iç çamaşırları çok yumuşak ve rahat olmalıdır. Sentetik iç çamaşırlarından kaçının, aksi takdirde tahriş alerjileri, iç uyluk bölgelerinde kızarıklıklar olur.
5. EKLEMLER
Parmak eklemlerini temizlemek için üre bazlı nemlendirici kullanmalı ve haftada bir kez ovma yapılmalıdır. Çok sert bir el yıkama kullanmayın çünkü bu, eldeki cildin kurumasına neden olur. Güçlü el yıkama ile eklemler koyulaşacaktır.
6. AYAKLAR
Ayak kremi her gece uygulanmalıdır. Ve mümkün olduğunca ayakları havalandırmaya çalışmalısınız. Sürekli çorap giyilmemelidir. Ayak parmakları arasında mantar enfeksiyonu oluşmaması için ayakkabı çok sıkı olmamalıdır. Tırnaklarda mantar enfeksiyonu olmaması için tırnakların düzgün bir şekilde kesildiğinden emin olun ve nasır gelişmemesi için ayakkabılarınızın tam oturduğundan ve ortopedik olduğundan emin olun.
7. GÖBEK DELİĞİ
Göbek deliğiniz nem birikmesine eğilimlidir. Bu nedenle banyodan sonra göbek deliği bölgesini yumuşak bir bez veya kağıt mendil kullanarak iyice kuruladığınızdan emin olun. Ve yine, o bölgede kuruluk olabileceğinden, biraz nemlendirici uygulanması gereken bir alandır.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Her sabah, kabarmış veya toplanmış saç kümelerini yönetmek sizi çileden mi çıkarıyor? Görünüşe göre buklelerin kendi akılları var. Kıvırcık saçlı biriyseniz, mükemmel bir kıvırcık saçlı kafayla uyumakla, ancak düzleştirilmiş bir dağınıklıkla uyanmakla ilgili aşınız hep dertte olacak.
Kıvırcık saçla uyumanın tek yolu yok. Her şey, ertesi sabah sizi ezik, kabarma veya düzleşmiş buklelerle bırakmayacak şekilde uyumak için saçınızı kullanmanın bir yolunu bulmakla ilgilidir. Ancak spirallerinizin vahşi ve asi olmasını önlemenin bazı kanıtlanmış yolları yardımcı olabilir. İşte, buklelerinizi mahvetmeden kıvırcık saçlarla uyumak için birkaç ipucu;

1. SAÇLARINIZI ÖRÜN
Bu hızlı ve kolay teknik, sabahları bukle yenileme rutinini bir saç maşası ile değiştirebilir. Dalgalı saçlarınız varsa, iki telli basit bir örgü, o kadar da basit olmayan kumsal dokusunu elde etmenize yardımcı olacaktır. Saçınızı gevşek bir şekilde örün ve bükün ve sertleşmesine yardımcı olmak için bir dalga spreyi uygulayın. Uyandığınızda, örgüleri açın ve saçınızdaki doğal kıvrımların keyfini çıkarın.
2. ATKUYRUĞU YAPIN
Saçınızı en tepeden bağlayın. Bunun için kuru saçlarınızı tamamen ters çevirmeniz ve en üst noktadan gevşek bir atkuyruğu yapmanız gerekir. Saçın kırılmasını veya çökmesini önlemek için saten toka veya kumaş kaplı saç tokası kullanmanızı önerir. Uyandığınızda, atkuyruğunu yarısı başınızın her iki yanında olacak şekilde ayırın. Hızlı bir su spreyi veya bukle canlandırıcı spreyden de yardım alabilirsiniz.
3. BUKLELERİNİZİ SABİTLEYİN
Daha yumuşak bir saç dokusuna sahipseniz buklelerinizi sabitlemek size yardımcı olabilir. Alttan işaret parmağınızın etrafındaki her bir lüleyi toplayın, yukarı doğru yuvarlayın ve saç derinize yaslayın. Saçınızı gece boyunca bir tel tokayla sabitleyin ve sabahları büyük ve kabarık bukleler için her birini nazikçe serbest bırakın.
4. SATEN BİR YASTIK KILIFI TERCİH EDİN
Uyurken saçın sürtünmesini önlemek için ipek veya saten bir yastık kılıfı kullanın. Saç, kıvrım oluşturmadan yastık kılıfının üzerinde pürüzsüzce kayar. Hem saten bir bone takarak hem de saten bir yastık kılıfı üzerinde uyuyarak saç bakımınızı ikiye katlayabilirsiniz. Bone, dışarı kayan spiral saçların formda kalmasını sağlayacaktır.
5. GEVŞEK TOPUZ YAPIN
Kıvırcık ama tembel bir kızsanız, kabarmayı azaltmak için her zaman gevşek topuzlara güvenebilirsiniz. Topuzunuzu oldukça gevşek bağladığınızdan emin olun, böylece bukleleriniz çok fazla uzamaz. Topuzunuzu çok gevşek bir şekilde bükerek ve sıkıştırarak ve bir toka ile sabitleyerek buklelerinizde bir göçük oluşmasını önleyin. Bu yöntem, buklelerinizi sağlam tutarak birçok sabah şekillendirme seçeneği sunar.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kadınlar için oldukça önemli olan kirpikler, yüz güzelliğinin önemli bir parçasıdır. Pek çok kişi kirpiklerin hem daha uzun hem de kıvrık görünmesi için farklı ürünler kullanmaktadır. Ancak bu durum kişinin kendi doğal kirpiklerine kimi zaman zarar da verebilmektedir. Özellikle içinde kimyasal maddeler barındıran rimeller bazı kişilerde alerjiye neden olurken, takma kirpik de doğal kirpiklerde tahribata neden olabilmektedir.
Ok gibi kirpikler için sihirli ve doğal formül!
Çok eski zamanlardan beri kullanılan maskaralar, bu sebeple kirpiklerin uzun süre etkileyici bir şekilde durmasını sağlasa da, kimi zaman kirpiklerde dökülmeye neden olabilmektedir.
Kirpiklerin dökülmemesi ve doğal yoluyla uzaması için düzenli olarak bakım yapmak da oldukça önemli. Bunun yanı sıra maskarayı tam olarak temizlemek de oldukça önemli koşullardan biri.

Ayrıca kirpiklere sürülen kimi kimyasal yağlar, kirpik ve göz yapısına zarar verebilmekte. Ancak kirpiklerinize süreceğiniz doğru, doğal ve besleyici olan yağlar çok daha uzun ve dolgun kirpiklere sahip olmanıza yardım edebilir. İşte kirpiklerinizi doğal yollarla uzatmak için sihirli formül…
Kirpikleri uzatmak için hazırlayacağınız doğal formülün malzemeleri:
Birkaç damla badem yağı
2 yemek kaşığı kadar Hindistan cevizi yağı
1 ila 2 çay kaşığı kadar Hint yağı
Hazırlanışı:
Öncelikle bütün elinizdeki yağları bir kabın içerisine alarak hepsini iyice karıştırın. Sonrasında temiz bir maskara fırçası ya da kulak çöpü vasıtasıyla karışımı tüm kirpiklerinize sürün. Bu işlemi farklı günlerde de yapabilir ve bir ay boyu tekrarlayabilirsiniz. Böylece sonuç almanız hızlanacaktır.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İnci gibi beyaz dişleri kim istemez? Sadece iyi bir ağız sağlığının işareti olmakla kalmaz, aynı zamanda estetiğe de gerçekten katkıda bulunabilirler. Bununla birlikte, dişlerimiz yaşlandıkça görünüşte sararma eğilimindedir, ancak kötü diş hijyeni, sigara, genler ve kahve ve çay gibi kafeinli içeceklerin tüketimine kadar çeşitli başka nedenler de vardır.
Diş beyazlatma seansı için diş hekiminizi ziyaret edemiyorsanız, dişlerinizi parlatmak için uygulayabileceğiniz etkili çarelerimiz var;

1. ELMA SİRKESİ
Saçınız ve sağlığınız için harika olan elma sirkesi dişlerinizi beyazlatmak için de kullanılabilir. Yayınlanan araştırma, elma sirkesinin inek dişleri üzerinde beyazlatıcı bir etkisi olduğunu buldu. Yani 2 tatlı kaşığı elma sirkesini yaklaşık 200 ml su ile karıştırarak gargara yapabilirsiniz. Bu gargara ile ağzınızın tüm köşelerini 30 saniye boyunca yıkayın. Ancak dişlerinizde beyazlatma etkisi olduğu için kullanmadan önce mutlaka seyreltmeniz ve çok uzun süre ağzınızda tutmamanız gerekir.
2. MEYVE KABUKLARI
Limon, portakal ve muz gibi bazı meyvelerin kabukları, C vitamini ve d-limonen adı verilen bir bileşik açısından zengindir. Bu iki element, dişlerinizi doğal olarak beyazlatma etkisine sahiptirler. Ayrıca yayınlanan bir araştırma, yüzde 5 d-limonen içeren bir diş macununun diş lekelerini gidermede olumlu etkisine dikkat çekti. Bu diş macununu her gün fırçalayan insanlar diş lekelerinin görünüşünün oldukça azaldığını fark ettiler.
3. YAĞ ÇEKME
Yağ çekme, hindistancevizi yağını gargara olarak kullanmanız gereken bir yöntemdir. 2015 yılında yapılan bir araştırma ayrıca, yağ çekmenin, sararmaya katkıda bulunan dişlerdeki plak oluşumunun giderilmesinde faydalı olabileceğini bulmuştur.
4. KABARTMA TOZU
Dişlerinizdeki sarı lekeleri çıkarmanın en etkili yollarından biri budur. Yayınlanan araştırmaya göre, kabartma tozunun dişleri beyazlatmanın güvenli bir yolu olduğunu bulundu. Ayrıca bakterileri savuşturduğuna ve plak oluşumunu azalttığına inanılmaktadır.
5. AĞIZ HİJYENİ
Düzenli olarak ağız hijyeni sağlayın. Dişlerinizi her gün fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın önemi üzerinde yeterince durulmaz. Dişlerin sararmasını önlemek için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biridir. Dişlerinizi günlük olarak fırçalamak ve diş ipi kullanmak, minenizin korunmasına ve lekelerin çıkarılmasına yardımcı olur.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pek çok kişi gerçek aşkı bulmanın önemini bilir ve hayatında doğru kişiyi arar. Ancak bazen yanlış kişiyi doğru insan sanma ihtimalimiz oldukça yüksek. İşte karşınızdaki kişinin doğru insan olduğunu gösteren 7 önemli işaret…
Doğru kişiyi bulduğunuzu gösteren 7 önemli işaret!
Hemen herkes hayatı boyunca gerçek aşkın peşinde koşar. Ancak bir ilişkide uyum sağladığınız biriyle olmak her şeyden daha önemlidir. Hayatınızdaki kişinin sizin için doğru insan olup olmadığını anlamanın oldukça pratik birkaç yolu vardır. Bunlardan bazılarını sizin için derledik.
1. Her zaman ilgilenir ve sıkılmaz

Eğer sizin için doğru olan bir erkekle birlikte olursanız, size olan ilgisine dikkat etmelisiniz. Çünkü doğru insanda asla ilgi eksikliği hissetmezsiniz. Eğer size olan ilgisinin az olduğunu ve yalnızca bazı zamanlar sizinle ilgilendiğini düşüyorsanız doğru kişi ile karşı karşıya değilsiniz. Sizi gerçekten seven kişi mecbur olduğu için değil, gerçekten sizi sevdiği için ilgisini eksik etmez.
2. Sizi kaybetmekten çok korkarlar

Doğru kişi olarak ifade edebileceğimiz bu insanlar, sizi kaybetmekten çokça korkarlar. Diğer insanlar sizin kırıp dökerken, sizden ayrı olma fikri bu insanları çok korkutur ve bu sebeple size daha çok değer verirler. Hayatın anlamının siz olduğunu ve hayatın sizinle daha anlamlı olduğunu düşünürler.
3. Hem duygusal hem zihinsel ihtiyaçlarınıza kayıtsız kalmaz

Hem evlilik hem de sevgililik için eğer doğru kişiyle birlikteyseniz, duygusal, fiziksel ve zihinsel tüm ihtiyaçlarınızı karşılar. Karşıdaki kişi tarafından her zaman korunduğunuzu hissedersiniz ve güvende olma hissi doğurur. Kendinizi yalnız ya da hayâl kırıklığına uğramış şekilde hissetmezsiniz. Ayrıca sizi çok fazla önemsedikleri için o kişiyle beraberken hiçbir duygunun eksikliğini hissetmezsiniz.
4. Söz verdiğinde arkasında durur

Pek çok insan verdiği sözü tutma konusunda oldukça sıkıntılıdır. Fakat gerçekten sizi seven kişiler verdiği sözü her daim tutar ve buna hep özen gösterir. Verdiği sözleri tutmamanın sizi üzeceğini bilerek buna göre hareket eder ve sizi asla hayâl kırıklığına uğratmaz. Bu özellikleri onlara daha da fazla güvenmenizi sağlar. Böylece karşılıklı bir güven duygusu sağlanır. Ve bir evliliğin sürmesi için neredeyse en önemli özellik güven duygusudur.
5. Ailesiyle ve çevresiyle tanıştırır

Eğer ilişkinizdeki erkek sizi ailesi ile tanıştırmayı çokça istiyorsa bu kişinin sizin için doğru insan olabileceğini söyleyebiliriz. Ancak sizi ciddiye almayan ve ciddi bir ilişki ya da evlilik düşünmeyen bir insanla karşı karşıyaysanız aile ve çevresiyle sizi uzun süre tanıştırmayacaktır.
Doğru ve ciddi düşünen kişiler için ailesi ile tanışmanız oldukça önemli olacaktır.
6. Tuhaf alışkanlıklarınızı dahi yargılamaz, her halinizle sever

Doğru kişi sizi hiçbir durumda, asla yargılamaz. Sizi bütün tuhaf alışkanlıklarınıza ve çılgınlığınıza rağmen sever. Bu sebeple onunla birlikteyken kendinizi gizlemek zorunda kalmazsınız. Öyle ki diğer insanlar sizi eleştirdiğinde kırılmamanız ve üzülmemeniz için çaba gösterirler ve size destek olurlar.
7. Hayallerinize destek olup sizi cesaretlendirirler

Doğru kişide bulunacak en önemli özelliklerden biri hayatınıza giren kişinin hayâllerinizi ve tutkularınızı gerçekleştirmeniz için size destek olup cesaretlendirmesidir. Ayrıca duygusal ve zihinsel desteğe ihtiyacınız olduğunda yine sizin yanınızda olurlar. Desteğini esirgemeyen bu insanlar ile beraber siz de hayâllerinizi gerçekleştirmek için daha cesur davranabilirsiniz.
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
NANE, REFLÜYÜ TETİKLEYEBİLİR
Mide ve sindirim sistemi sorunu olanlarda özellikle bazı bitkilerin aşırı tüketimi mideyi tahriş edebilir. Kış çayları içinde bulunabilen nane, mide ekşimesi ve asidik reflüyü tetikleyebilir. Kekik bazı mide problemlerini kötüleştirebilir. Mide ülseri veya gastrit gibi rahatsızlıkları olan kişilerin zencefilden kaçınması tavsiye edilir.

EKİNEZYA ALERJİYİ ARTIRABİLİR
Soğuk algınlığına karşı sıklıkla kullanılan ve bağışıklık destekleyici bir bitki olan ekinezya, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara veya yan etkilere yol açabilir. Otoimmün hastalıklar (örneğin lupus, romatoid artrit gibi) bulunan bireylerde ekinezya, bağışıklık sistemini daha da aktive edebilir ve bu durum hastalığın alevlenmesine yol açabilir. Çiçek polenlerine duyarlı bireyler için alerjik reaksiyon riski bulunmaktadır.

MEYAN KÖKÜ HİPERTANSİYON HASTALARINA İYİ GELMİYOR
MEYAN kökü, hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir. Ekinezya ve mürver gibi bazı bitkiler, bağışıklık sistemini uyararak, bağışıklık baskılayıcı ilaçlarla etkileşime girerek, tedavi etkinliğini azaltabilir.
KANSER ÖYKÜSÜ OLANLAR PAPATYAYA DİKKAT!
ANTİVİRAL, antiinflamatuar ve sakinleştirici özelliği ile bilinen papatya ise hormonları etkileyebilecek bazı bileşikler içerebilir, hormona duyarlı kanser öyküsü olan bireyler dikkatli kullanmalıdır.
ZENCEFİL HAMİLELERDE DÜŞÜK RİSKİNİ ARTIRIYOR
Hamilelik ve emzirme dönemi anne ve bebek sağlığı açısından çok hassas bir dönem. Hamilelikte mide bulantıları için yaygın kullanımı olan zencefilin fazla tüketimi, düşük riski veya erken doğum gibi olumsuz sonuçlarla ilişkilendirilebiliyor. Ayrıca kanama riskini artırabileceğinden zencefilin aşırı (günlük 1 gramdan fazla) kullanımı tavsiye edilmez.
ANTİDEPRESAN İÇİYORSAN TARÇIN KULLANMA
Bazı bitkiler özellikle tarçın ve kekik, serotonin seviyelerini etkileyebiliyor. Bu nedenle antidepresan ilaçlarla birlikte kullanımına dikkat edilmesi gerekir.
TARÇIN, KARACİĞERİ ZORLAYABİLİR
TARÇIN antidiyabetik ilaçlarla etkileşime girerek, kan şekerinin aşırı düşmesine neden olabilir. Bu yüzden şeker hastalığı olan kişilerin tarçın kullanımına dikkat etmeleri ve kan şekeri düzeylerini takip etmeleri önemlidir. Yüksek miktarda tarçın tüketimi karaciğer üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
FAZLA IHLAMUR BAŞ DÖNMESİ YAPIYOR
YATIŞTIRICI ve rahatlatıcı özellikleriyle bilinen ıhlamur fazla tüketildiğinde uyuşukluk ve baş dönmesine yol açabiliyor. Bu durum dikkat gerektiren işlerde riskli olabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HER 11 DAKİKADA 1 KADIN ÖLDÜRÜLÜYOR
Uzmanlar, kadına yönelik şiddetin etkileri, iyileşme süreci, şiddetin psikolojik etkileri, travma terapisi ve destek alınabilecek kaynaklar gibi konularla ilgili katılımcılara bilgi verdi. Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Selin Birgül Baran, her alanda şiddette artış görüldüğünü belirterek, “Son zamanlarda kadına yönelik şiddette ise ciddi bir artış yaşanıyor. Şiddetin önlenmesi çocukluktan itibaren eğitimle başlıyor. O nedenle de aslında sadece bir günle sınırlı olmamalı. Şiddete yönelik çalışmaları, her zaman ve bütün kurumlarca çok daha fazla vurgulamalıyız, yapmalıyız. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi tarafından 2021 yılında yayımlanan rapora göre, dünyada her 11 dakikada 1 kadın öldürülüyor ” dedi.

KOLEKTİF TRAVMA
Kadına şiddetin toplumsal açıdan psikolojik izlerini de ele alan Doç. Dr. Baran, ‘kolektif travma’ya da dikkat çekerek, “Toplumsal olarak paylaşılan ortak acıların yaşanış şekli, toplumun ruh sağlığı üzerinde belirleyici etkiye sahip. Yaşanılan ortak acı ve psikolojik etkiler, kolektif travma olarak ortaya çıkar. Bu da öfke, şaşkınlık ve çaresizlik gibi duygularla kendini gösterir” dedi.

OKULLARDA ŞİDDETE KARŞI DERS
PSİKOLOG Neslihan Turan da ruh sağlığı uzmanları olarak, kadına yönelik şiddetle ilgili bilinçlendirmek, bununla ilgili çözüm önerileri sunmak ve daha bilinçli nesiller yetiştirmek gerekliliğini belirterek şöyle dedi: “Toplumsal cinsiyet eşitliğini her alanda savunmamız gerekir. Hayatımızın her alanında bu cinsiyet eşitliğini sağlamak çok değerli. Bunun da kadın yönelik şiddetinin en önleyici faktörlerinden biri olacağını düşünüyoruz. Türk Kadınlar Birliği’yle yaptığımız proje kapsamında, sosyo – ekonomik olarak düşük düzeyli okullara gidip, burada şiddetin, aile içi şiddetin ve zorbalığın ne olduğunu öğretip, aileyi ve öğrenciyi bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Okullara giderek, şiddete karşı eğitimler veriyoruz. “
ÇOCUKLARI DERİNDEN YARALIYOR
KLİNİK Psikolog Aleyna Damla Özcan ise ‘şiddetin psikolojik izleri’ne dikkat çekerek, şöyle dedi: “Şiddetin zihinsel ve davranışsal izleri var. Şiddetin fiziksel, zihinsel ve davranışsal sağlık sonuçları, şiddet sona erdikten sonra da uzun süre devam edebilir. Zihinsel olarak; depresyon, uyku ve yeme bozuklukları, stres ve anksiyete bozuklukları, kendine zarar verme ve intihar girişimlerine neden olabilir. Davranışsal anlamda ise; zararlı alkol ve madde kullanımı, istismarcı partner seçiminden bahsedebiliriz. Kadına yönelik şiddetin psikolojik izleri çocuklar açısından da büyük yara oluşturuyor. Doğrudan saldırıya uğramasalar bile sadece şiddete tanık olmak dahi uyku bozukluklarına, gelişimsel bozukluklara, saldırganlıklara veya kaygıya yol açmak için yeterli olabilir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
10 KİŞİDEN 9’U DİŞİ AĞRIMADAN GİTMİYOR
Ağız ve diş sağlığı hastanelerine en çok başvurunun, diş ağrısı nedeniyle olduğunun altını çizen Prof. Dr. Oflezer, şunları söyledi: “10 kişiden 9’u diş hekimine şikayeti olduğunda gidiyor ve genellikle bunu da diş, dişeti veya ağızla ilgili ağrı veya sorun olarak tanımlamakta. Oysa, koruyucu diş hekimliği ile diş ağrımadan hekime gitmeliyiz ki erken ve yaygın koruyucu önlemleri alabilelim.”

3.5 MİLYAR İNSANIN DİŞLERİ KÖTÜ DURUMDA
DSÖ tarafından yayınlanan raporda, Türkiye’nin de yer aldığı 194 ülkenin ağız hastalıklarının kapsamlı bir portresinin oluşturulduğunu belirten Prof. Dr. Oflezer, şu çarpıcı rakamları paylaştı: “Raporda yaklaşık 3,5 milyar insanın ağız hastalıklarıyla yaşadığı ortaya konuldu. Bu rakam dünya nüfusunun neredeyse yarısıdır. En sık görülen ağız hastalıkları diş çürüğü, şiddetli diş eti hastalıkları, diş kaybı ve ağız kanserleri olarak sıralanıyor. Tedavi edilmeyen diş çürükleri tahminen 2,5 milyar insanı etkileyen, dünya çapında en yaygın tek hastalık olarak öne çıkıyor. Verilere göre, dünya nüfusunun üçte birinden fazlası diş çürüğüyle yaşıyor.”

1 MİLYAR KİŞİDE DİŞ ETİ HASTALIĞI VAR
DİŞ kaybının başlıca nedenlerinden biri olan şiddetli diş eti hastalığının, dünyada 1 milyar insanı etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Oflezer “Her yıl 380 bin ağız kanseri vakası teşhis ediliyor. Rapor, küresel halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor” dedi.
DİŞ FIRÇALAMA ORANLARIMIZ YETERSİZ
GÜNDE en az 2 kere düzenli olarak dişlerin fırçalama oranının Türkiye’de her yaş grubu için yetersiz olduğunu belirten Prof. Dr. Oflezer, şu uyarılarda bulundu: “Düzenli diş fırçalama alışkanlığının sınırlı olmasının yanında diş fırçasına ek olarak çeşitli hijyen ürünlerinin (diş ipi, ara yüz fırçası, gargara, ağız spreyleri vb.) kullanımı da yetersiz. Diş fırçalama alışkanlığı çocuklara yürüme ve yeme alışkanlığı gibi erken yaşlarda kazandırılmalı. Bunun içinde rol model anne ve babalardır.”
KORUYUCU DİŞ SAĞLIĞI ÖNEMLİ
SAĞLIK Bakanlığı’nın yaptığı Türkiye Ağız ve Diş Sağlığı Profili (TADSAP-2018) araştırmasına göre, diş çürüğünün, dünyada olduğu gibi ülkemizde de en yaygın ağız sağlığı problemi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oflezer, “Koruyucu ağız ve diş sağlığı programlarını güçlendirmemiz gerekli” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NEDİR BU KALSİTONİN?
Prof. Dr. Ayşan, kalsitonin hormonu hakkında, şunları söyledi: “Kalsitonin, uzun yıllardır sadece kemik sağlığı ile ilgili bir hormon olarak biliniyordu. Ancak yeni araştırmalar, bu hormonun tokluk hissi sağlamada, mide boşalmasını yavaşlatmada ve insülin duyarlılığını artırmada önemli bir rol oynadığı ortaya koydu. Kalsitonin, aslında sadece kemikler için değil, metabolizma için de kritik öneme sahip. Tiroidin tamamının alındığı ameliyatlarda, yalnızca tiroit hormonlarını değil, kalsitonini de kaybediyoruz.

Bu da kilo alımına yol açıyor.” Prof. Dr. Ayşan, tiroit ameliyatlarında sağlıklı tiroit dokusunu koruyucu cerrahi yöntemlerinin önemine de dikkat çekerek, şunları söyledi: “Tiroit ameliyatlarında, tiroit bezinin tamamının değil sadece hastalıklı kısmın çıkartılması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Bu sayede, kalsitonin hormonu salgılayan hücreler korunabilir ve hastaların ameliyat sonrası kilo alma riski azaltılabilir.”
KALSİTONİN TAKVİYESİ MÜMKÜN DEĞİL
Kalsitonin hormonunun dışarıdan ilaç olarak alınmasının şu an için mümkün olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ayşan, “Geçmişte kalsitonin ilaçları mevcuttu ancak yan etkileri nedeniyle satışı yasaklandı. Bu nedenle tiroit hormonları gibi kalsitonini dışarıdan almak şu an bir seçenek değil. Dolayısıyla, hastaların ameliyat sonrası metabolik dengesini korumanın en etkili yolu, sağlıklı tiroit dokusunu mümkün olduğunca yerinde bırakmak” dedi.

BU ORGAN SADECE İNSANDA YOK
İnsan dışındaki tüm memeli canlılarda kalsitonin hormonunun tiroit bezi dışında ‘ultimobrankial organ’ adı verilen farklı bir organdan salgılandığını belirten Prof. Dr. Ayşan, “Bu organ sadece insanda yok ve ilginç bir şekilde bu organı oluşturan hücreler insanda tiroit bezi içinde yayılmış olarak bulunuyorlar. Yani aslında tiroit bezi bir değil, iki organdan oluşuyor. İşte biz ameliyatla tiroit bezinin tamamını aldığımızda, bu organı da ortadan kaldırmış oluyoruz. Ancak tiroit bezinin bir kısmı bırakıldığında, vücutta yeterli miktarda kalsitonin kalabilir ve bu da kilo alımını önleyebilir” diye konuştu.

KANSERDE TÜM TİROİT ALINABİLİR
TIROİT kanseri vakalarında ya da ciddi ve büyük nodüllerin varlığında, tiroit bezinin tamamının alınmasının zorunlu olabileceğini belirten Prof. Dr. Ayşan, şöyle dedi: “Kanser gibi ciddi bir durum söz konusuysa tiroit bezinin tamamının alınması hayati öneme sahip olabilir. Ancak küçük tümörlerde ve daha az riskli vakalarda sadece hastalıklı kısmın çıkartılarak, sağlıklı dokunun korunması hastanın hem genel sağlığı, hem de kilo kontrolü açısından daha avantajlı olacaktır.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YÜZDE 82 AZALTTI
Avustralya’daki RMIT Üniversitesi liderliğindeki yeni araştırmadaysa yapısı değiştirilmiş altın kullanılarak kanser tedavisinde önemli bir adım atıldı. Bilim insanları elementi, kanser hücrelerinde yüksek miktarda yer alan bir enzimle etkileşime girecek şekilde değiştirdi. Yeni bileşik bu sayede enzimin çalışmasını engelleyerek kanser hücrelerinin çoğalmasının ve ilaca karşı direnç geliştirmesinin önüne geçti. Geliştirdikleri ilacı farelerde test eden araştırmacılar, bileşiğin rahim ağzı kanseri tümörünün büyümesini yüzde 82 oranında yavaşlattığını kaydetti. Kemoterapide yaygın kullanılan sisplatin ise yüzde 29 başarı gösterdi. Araştırmacılar altın bazlı bileşiğin, kemoterapideki yan etkileri yaratmadığını söylüyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İŞTE O FAYDALAR;
Bağırsak sağlığını destekler
Bazı kanser türlerine karşı korur
Bağışıklığı arttırır
Kilo vermeye yardımcı olur
Göz sağlığını artırır
Sağlıklı kan basıncını destekler.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEVLET HEKİMLERİN YANINDA
Kongreye, merdiven altı uygulamalarla savaşta, hekimlere destek vermek için Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü, Reklam Kurulu Başkanı Avni Dilber de katılarak, “Devlet ve hekimler hep beraber bunlarla savaşacağız” dedi.
Medikal Estetik Tıp Derneği (MESTDER) Başkanı ve Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş, Türkiye’nin estetik tedavilerde önemli bir merkez haline geldiğini belirterek, şunları söyledi:
“Türkiye, sağlık hizmetleri ihracatında dünyada ilk 10’da medikal turizmde ise ilk 5’te yer yer alıyor. Türkiye, sağlık turizmi alanında önemli bir global oyuncu.”

HEDEF 2 MİLYON SAĞLIK TURİSTİ
Sağlık Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı’nın yönetmelik ve teşvikleri sayesinde, Türkiye’deki sağlık kuruluşlarının sayısının hızla arttığını belirten Dr. Savaş, “Aralık 2023 itibarıyla yetkili sağlık kuruluşu sayısı 4 bin 786’ye ulaştı ve bu artışın devam etmesiyle Sağlık turizmi gelirleri, 2003 yılında 203 milyon dolar seviyesindeyken, 2022’de 2,2 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde, sağlık için seyahat eden turist oranı da yüzde 0.9’dan yüzde 2.3’e çıktı. Bu yılın hedefleri ise 2 milyon sağlık turisti ve 3 milyar dolar gelir olarak belirlenmiş durumda” dedi.

İHBAR EDİN
Merdiven altı medikal estetik uygulamalar konusunda dernek olarak alınan tedbirlere işaret eden Dr. Savaş, şöyle dedi:
“Ruhsatsız merkezlerde ve hekim dışında işlem yapılan merdiven altı uygulamalar ciddi sağlık riskleri doğuruyor. Biz de bu kapsamda günden güne artan bu tür merkezlerin açığa çıkması amacıyla hem Sağlık Bakanlığı’yla ortak hareket ediyor hem de halkımızı da kendi sağlıkları için bu farkındalığa dahil ederek, 0543 266 63 78 numaralı ihbar hattımızı aramaları için teşvik ediyoruz.”

ESTETİK YAŞI ERGENLİĞE KADAR İNDİ
Medikal Estetik Derneği Başkan Yardımcısı ve Medikal Estetik Hekimi Dr. Alp Mamak da medikal estetik uygulamalarına olan ilginin arttığını belirterek, şöyle dedi: “Ancak bu talebin ergenlik dönemine kadar inmesinin, sosyal medyanın gençler üzerindeki etkisiyle ‘kusursuz görünüm’ arayışının yaygınlaşmasının, fiziksel ve ruhsal sağlığı olumsuz etkileyebileceği yönünde endişelere yol açmaktadır.”
Dr. Mamak, 18 yaşından önce estetik müdahalelerin yapılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Bunun iki temel nedeni var. Birincisi fiziksel. Ergenlik dönemi, vücudun hâlâ gelişim gösterdiği bir süreç. Bu dönemde yapılan müdahaleler, vücut gelişimi tamamlanmadan kalıcı sonuçlar yaratabilir ve ileride doğal görünüme zarar verebilir. İkincisi ise psikolojik tarafı. Çünkü medikal estetik uygulamalar, bireyin özgüvenine ve benlik algısına da etki edebilir. Ergenlerin sosyal medya etkisiyle bu uygulamalara yönelmesi, geçici bir güzellik trendine kapılma riskini de getiriyor” dedi.

EN ÇOK İLGİ DUDAK DOLGUSUNA
Medikal Estetik Hekimi ve Medikal Estetik Derneği Genel Sekreteri Dr. Bora Özcan ise son yıllarda popüler hale gelen dudak dolgusu uygulamalarına dikkat çekti. Dr. Özcan; Türkiye’de dudak dolgusunun, estetik pazarının önemli bir kısmını oluşturarak, sosyal medya etkisi ve estetik uygulamalara olan ilginin yükselmesiyle büyük bir talep gördüğünü ifade etti.
Dr. Özcan, “Sosyal medyanın etkisiyle, pürüzsüz ve parlak ciltler, orantılı yüz ve vücut hatları gibi güzellik anlayışı belirgin bir şekilde bu yöne evrildi. Bunun sonucunda, ameliyatsız medikal estetik işlemler daha fazla tercih edilmeye başlandı. Dudak dolgusu da bunların başında geliyor. Çünkü dudak aynı zamanda dişilik sembolüdür. Tahminlere göre, dudak dolgusu uygulamaları, Türkiye’deki estetik pazarında yüzde 20 ila yüzde 30’luk bir paya sahip ve bu durum dudak dolgularını en çok tercih edilen uygulamalarından biri haline getirmiştir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bakan Göktaş, siyaset ve iş dünyasından kadınlarla birlikte Aslanlı Yol’dan Atatürk’ün mozolesine yürüdü.
Bakan Göktaş’ın, mozoleye çelenk bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Beraberindeki heyetle birlikte Misak-ı Milli Kulesi’ne geçen ve Anıtkabir Özel Defteri’ni imzalayan Göktaş, deftere şunları yazdı:
“Bugün, ülkemizde kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 90. yıldönümü vesilesiyle hayatın her alanında eşsiz başarılara imza atmış kadınlar olarak huzurunuzdayız. Demokratik toplumun bir yansıması olan bu hak, kadınlara toplumu şekillendiren ve geleceğe yön veren aktörler olarak önemli bir sorumluluk yüklemektedir. Bu anlamda, 5 Aralık 1934 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınlarının pek çok ülkeden daha önce seçme ve seçilme hakkını kazandığı önemli bir dönüm noktasıdır. Kadınların eşit haklarla hayata katılımını teşvik eden bu adım, tüm bireylerin daha adil, eşitlikçi ve katılımcı bir yaşam sürmesinin yolunu açmıştır. Elde edilen bu kazanım, güçlü bir toplumun temellerini oluşturmuş, Türkiye’nin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasına büyük katkı sunmuştur. Bu anlayışla, ülkemiz kadınları, kadim geçmişimizi, yüksek inanç ve değerlerimizi, bilim ve teknolojinin imkanlarıyla harmanlayarak, medeniyetimizi ihya etmeyi sürdürecek. ‘Güçlü Kadın, Güçlü Türkiye’ anlayışıyla gelecek nesillere ilham veren, öncü kadınlarla dolu bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. ‘Türkiye Yüzyılı’ hedefimiz doğrultusunda, kadınların her alanda daha etkin, daha güçlü ve daha üretken olmaları için büyük bir kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Bu duygularla, manevi huzurlarınızda sizleri bir kez daha saygı ve minnetle anıyor, şahsım ve ülkemizin tüm kadınları adına şükranlarımı sunuyorum. Ruhunuz şad olsun.”
Bakan Göktaş, daha sonra beraberindekilerle Anıtkabir merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirdi. – ANKARA
Mahinur Özdemir GöktaşAnıtkabirPolitikaKültürKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muhtar ve azalarla bir araya gelen, faaliyetleri hakkında bilgi alan Vali Aksoy, 2009 yılından bu yana görev yapan Rençber’i kutlayıp hizmetlerinden dolayı teşekkürlerini ileterek, hediye verdi.
Figen Rençber’in 4 dönemdir muhtarlık görevini başarıyla yürüterek kadınların gücünü ve liderlik yeteneklerini kanıtladığını belirten Aksoy, şöyle konuştu:
“Kendisi sadece bir muhtar değil, aynı zamanda kadınlarımızın toplumsal hayattaki başarısının bir temsilcisidir. Böylesine uzun soluklu ve başarılı bir hizmet süreci, azim, kararlılık ve insan sevgisinin en güzel örneklerinden biridir. Kadınlarımızın önünde hiçbir engelin duramayacağına inanıyorum. Onlara fırsatlar sunulduğunda nasıl fark yarattıklarını hep birlikte görüyoruz. Figen Hanım nezdinde tüm kadınlarımızı gönülden kutluyorum. Onların başarısı, hepimizin başarısıdır.”
Yerel HaberlerHüseyin AksoyPolitikaGüncelKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KADIN HAKLARI GÜNÜ MESAJLARI VE SÖZLERİ
“Kadınların eşit haklara sahip olduğu bir dünya, daha güçlü bir gelecek demektir. 5 Aralık Kadın Hakları Günü kutlu olsun.”
“Kadınların haklarına sahip çıkılması, insanlığın onuruna sahip çıkılmasıdır. Tüm kadınların Kadın Hakları Günü kutlu olsun.”
“Kadın hakları, insan haklarıdır. Eşitlik için birlikte mücadeleye devam!”
“Kadınların varlığı ve gücü, toplumun temelidir. Hak ettikleri değeri görmeleri dileğiyle, Kadın Hakları Günü kutlu olsun.”
“Kadınların eşitlik mücadelesine destek olmak, adil bir geleceğin anahtarıdır. 5 Aralık Kadın Hakları Günü kutlu olsun.”
“Kadınların her alanda eşit haklara sahip olduğu bir dünya, hepimizin hayalidir. Bu özel günde farkındalıkla hareket edelim.”
“Kadınların haklarını korumak ve onlara saygı göstermek, adil bir toplumun temel taşlarıdır. 5 Aralık Kadın Hakları Günü kutlu olsun.”
“Kadınların gücü, bir toplumu ileriye taşır. Tüm kadınların hak ettiği eşitlik ve özgürlük dileğiyle.”
“Kadınların sesi, tüm dünyayı değiştirebilir. Eşitlik ve özgürlük için kadınların yanında olalım.”
“Güçlü kadınlar, güçlü toplumlar yaratır. Kadın Hakları Günü’nde eşitlik için sesimizi yükseltelim.”
Kadın Hakları GünüSoğuk HaberEğitimToplumKültürKadınYaşam
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kutadgu Bilig Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda sosyal medya, internet ve diğer dijital platformlarda kadına yönelik tehdit, hakaret ve şiddet olaylarının tanımlandığı, bu şiddetle nasıl mücadele edileceğine karşı önemli bilgiler sunan İşletme Fakültesi Öğr. Gör. Şerife Büşra Ümit Işık, Siber Suçlarla Şube Müdürlüğü’nden Polis Memurları Sami Karakaya ve Sevinç Çoban ile Düzce Barosu Avukatı Bahar Yılmaz Temel ve Avukat Şeyma Kardüz konuşmacı olarak yer aldı.
Seminerin ilk konuşmacıları olarak siber suçlarla mücadele ve bu alandaki çalışmalar hakkında detaylı bilgiler sunan Polis Memurları Sami Karakaya ve Sevinç Çoban; kişisel veri nedir, nasıl korunmalıdır sorularını ayrıntılı bir şekilde cevapladı. Bilgi kirliliği, yanlış bilgilerin paylaşılması ile siber zorbalık konuları hakkında da bilgilendirmede bulunan Polis Memurlarımız siber zorbalığa yönelik farkındalık oluşturulmasına ışık tuttu.
“Şikayette bulunun”
Av. Bahar Yılmaz, temel kadın hakları ve mücadele yöntemlerini ele aldığı konuşmasında; anonim hesap tacizinin, tehdit mesajlarının yollanmasının ve kişinin sosyal medya paylaşımlarına sürekli olumsuz yorum yapmanın siber zorbalığa girdiğini açıkladı. Sosyal medyada uygulanan bu şiddetin failleri kendilerinin yakalanamayacağını düşündüğü için korkusuzca davranış sergilediğini de söyleyen Avukat Bahar Yılmaz, başta kadınlar olmak üzere şiddetle karşı karşıya kalan herkesin yetkili birimlere şikayette bulunmasını tavsiye etti.
“Sessiz kalmayın”
Av. Şeyma Kardüz ise; dijital ortamda şiddet ve güvenlik konusunu hukuki boyutlarıyla ele aldı. Hangi suçlara ne gibi cezaların verildiğini açıklayan Kardüz, “Hakaret, şantaj, tehdit, taciz veya özel hayatın gizliliği gibi olaylarla karşı karşıya kalırsanız sessiz kalmayın. Dijital platformlarda işlenilen suç ile gerçek hayattaki suç aynıdır. Günümüzde maalesef çevrim içi taciz videolarıyla şiddete maruz kalınabiliyor. Bu durumlarda Emniyetimiz, Jandarmamız, Savcılığımız ve Düzce Barosu Avukatları olarak her zaman yanınızdayız” ifadelerinde bulundu.
Düzce Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğr. Gör. Şerife Büşra Ümit Işık’ın dijital ortamlarda kadına yönelik işlenen suçları toplumsal ve hukuki açıdan değerlendirdiği konuşmasının ardından program sona erdi. – DÜZCE
Düzce ÜniversitesiEğitimHukukKadınYerel
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet Meydanı‘nda düzenlenen törende, Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu.
Burada açıklamada bulunan Türk Kadınlar Birliği Kayseri Şube Başkanı Ayşe Uzunlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirtti.
Kadın milletvekillerinden eşitlik çalışmalarını desteklemelerini beklediklerini aktaran anlatan Uzunlu, şunları kaydetti:
“Kadınların siyasette varlığının gösterilmesi, toplumsal politikanın kadın bakış açısıyla ele alınmasını sağlar. O nedenle birçok zorluğun üstesinden gelerek mecliste yer alan kadın milletvekillerimizden beklentimiz, kadın sorunlarına duyarlı olmaları ve siyasi partisi ne olursa olsun kadının toplumdaki statüsünü yükseltecek şekilde çalışmalar yürütmeleridir.”
Törene, Türk Kadınlar Birliği Kayseri Şubesi üyeleri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerin kadın kolları katıldı.
Cumhuriyet MeydanıSivil ToplumPolitikakayseriGüncelKadınTörenHukuk
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Türkiye’nin erkek giyim moda perakende markası Kiğılı, Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği’nin (AYD), AKADEMETRE Türkiye iş birliğiyle düzenlediği “En Beğenilen ve Tercih Edilen Perakende Markaları” araştırmasında 11’inci kez ödüle layık görülerek önemli bir başarı elde etti. Marka, erkek giyim kategorisinde ‘En Beğenilen Marka’ ve ‘En Beğenilen Erkek Marka Yüzü’ kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü. Barış Arduç’un marka yüzü olarak yer aldığı kampanyalar, tüketicilerden büyük beğeni toplayarak bu ödülün kazanılmasında önemli bir rol oynadı.
Köklü marka geçmişini Barış Arduç ile daha ileri taşıdı
Kiğılı, son dönemde Barış Arduç’un marka yüzü olduğu kampanyalarla büyük bir ivme kazandı. “Üstüme Rahat Bi’ Şeyler Alayım” ve “Üstünde Ne Var?” kampanyaları hem tüketicilere ilettiği mesajlarla hem de markanın smart casual ve rahatlık temasını vurgulayan yaklaşımıyla geniş kitlelere ulaştı. Bu kampanyalar, özellikle genç nesil tarafından sahiplenilirken, Kiğılı’nın şıklık ve rahatlık anlayışını en iyi şekilde temsil etti.
“Bu ödül, marka olarak doğru bir yolda olduğumuzun kanıtıdır”
Kiğılı CEO’su Sena Suerdem ödül töreninde yaptığı konuşmada, tüketicilerin güveni ve bağlılığı sayesinde markanın elde ettiği başarıyı vurguladı. Suerdem, “Marka olarak erkek giyim kategorisinde kazandığımız ödül yıllardır süregelen müşteri güveninin ve sadakatinin somut bir yansımasıdır. 11’inci kez erkek giyim kategorisinde ‘En Beğenilen Marka’ ünvanına layık görülmek, sadece bir başarı değil, aynı zamanda sorumluluğumuzun da bir ifadesidir. Barış Arduç’un marka yüzümüz olarak yer aldığı kampanyalar, özellikle genç nesillerle bağ kurmamızda ve Kiğılı’nın ‘rahatlık ve şıklık’ anlayışını geniş kitlelere ulaştırmamızda büyük rol oynadı. Tüketicilerimiz, bu kampanyalarla hem markamızı yeniden keşfettiler hem de Kiğılı’nın hayatın her anında yanlarında olan bir marka olduğunu bir kez daha deneyimlediler. Bu ödül, yalnızca bugüne kadar yaptıklarımızın bir tescili değil, gelecekte daha büyük hedeflere ulaşmamız için bir motivasyon kaynağıdır” dedi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

YABANİ İKİ HAFTA YAYINLANMAYACAK
Gazeteci Birsen Altuntaş’ın haberine göre; kararın dün kanala tebliğ edildiği ve bu nedenle bu cumartesi ve haftaya Yabani dizisinin ekrana gelmeyeceği öğrenildi. Dizinin yayın saatinde RTÜK’ün gönderdiği belgeseller yayınlanacak.

FİNAL TARİHİ DEĞİŞTİ
Aralık sonunda 51. bölümde final yapması planlanan dizinin ekrana veda ediş tarihi de bu sebepten ötürü değişti. Her yılbaşından sonra verilen reklam arasının süresine göre final tarihi yeniden belirlenecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEĞİŞİMİ GÜNDEM OLDU
Duru güzelliği ve “Ağam ben sana vurulmuşem” repliği ile dikkatleri üzerine çeken Nilgün Nazlı, aradan geçen yıllarda geçirdiği değişimle şimdilerde yeniden gündem oldu.
İşte Züğürt Ağa’nın Kiraz’ın son hali;

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’da, velayetini aldığı oğlu U.L.A.’nın (2) adına açtığı sosyal medya kanalında, çektiği kendisine ait uygunsuz görüntüleri izlemek isteyenlere 5 bin lira abonelik ücreti karşılığı satan anne N.K. (23) hakkında Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından inceleme başlatılmasının ardından, Bursa 11’inci Aile Mahkemesi’nce çocuğun velayeti tedbiren baba Serdar A.’ya (27) verildi. Oğlunu almak için polis ve pedagog eşliğinde İstanbulPendik’te yaşayan eski eşinin adresine giden, ancak evde kimseyi bulamayan Serdar A., çocuğunun kaçırıldığına dair Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
Nilüfer ilçesinde oturan Serdar A. ile N.K., 2021’de severek evlendi. Çiftin, 8 ay süren evliliğinden 1 erkek çocuk dünyaya geldi. Bir süre sonra şiddetli geçimsizlik yaşayan çift boşanırken, oğulları U.L.A.’nın velayeti ise annesi N.K.’ye verildi. Boşanma davasının ardından Serdar A., Bursa’da kalırken, N.K. ise şu anda 2 yaşında olan oğluyla İstanbul’a yerleşti. Bir süre sonra N.K., iddiaya göre, sosyal medyada oğlu U.L.A. adına kanal açıp, çocuğunu emzirdiği ve kendisine ait çektiği uygunsuz görüntüleri yükleyip, izlemek isteyenlere ise abonelik ücreti olan yaklaşık 5 bin lira karşılığında satmaya başladı.
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Kanalda eski eşinin, çocuğu emzirirken yaptığı çekimleri paylaştığını belirten Serdar A., suç duyurusunda bulunup, oğlunun velayetini almak için dava açtı. DHA muhabirinin telefonla ulaştığı N.K. ise geçimini bu işten kazandığını belirterek, “Gelirimin büyük bölümünü oğluma harcıyorum” diye kendini savundu. N.K. hakkında, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından, ‘5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’ kapsamında inceleme başlatıldı.
DAHA ÖNCE DE ŞİKAYET ETMİŞ
DHA’nın haberinin ardından, Serdar A. ile 9 Kasım’da görüşme yapıldığı ve mayıs ayında babanın şikayeti üzerine, anne ve çocuk İstanbul’da yaşadığı için, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden sosyal inceleme yapılmasının istendiği ve inceleme sonunda Danışmanlık Tedbiri Kararı verildiği kaydedilen açıklamada, bir kez daha inceleme talep edileceği vurgulandı.
DEVLET KORUMASINA ALINIP, 1 HAFTA SONRA ANNESİNE GERİ VERİLDİ
Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından başlatılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda, anne yanında kalan U.L.A.’nın bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliğinin tehlikede olduğu, bu nedenle hakkında acil koruma kararı verilmesi gerektiği belirtildi. İstanbul Anadolu Çocuk Mahkemesi tarafından verilen ‘acil koruma’ kararının ardından devlet korumasına alınan çocuk, itirazı üzerine 1 hafta sonra, 27 Kasım’da anneye geri verildi. Bunun üzerine Serdar A. velayetin değiştirilmesi için dava açtı. Bursa 11’inci Aile Mahkemesi, 28 Kasım’da verdiği kararla U.L.A.’nın velayetinin tedbiren babasına verilmesine hükmetti. Oğlunu almak için polis ve pedagog eşliğinde İstanbul Pendik’te yaşayan eski eşinin adresine giden Serdar A., evde kimseyi bulamadı. Eski eşine ve ailesine, cep telefonları kapalı olduğu için ulaşamayan Serdar A., çocuğunun kaçırıldığına dair Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
‘OĞLUMU KAÇIRMIŞ OLABİLİR’
Oğluna 5 gündür ulaşamadığını söyleyen Serdar A., “Oğlumu almaya gittiğimde evinde yoktu. Kendisine de ulaşamıyorum, ailesi de telefonlarımı açmıyor. Oğlumu kaçırmış olabilir, belki de yurt dışına çıktı. Lütfen oğlumu bana verin. Ben onun odasını hazırladım. Ona oyuncaklar aldım. Hatta çocuğumu alsaydım, onunla pikniğe gidecektim. Lütfen neredeyse çıksın çocuğumu bana geri versin” diye konuştu.
DHA muhabirinin telefonla ulaştığı N.K. ise oğluyla birlikte tatile gittiğini ve rahatsız edilmemek için cep telefonunu kapattığını söyledi. Sık sık tatil yaptığını ve eski eşinin de bu durumu bildiğini söyleyen N.K., “Ben 3 gündür İstanbul’dayım. Karardan haberim var ama eski eşim çocuğumuzu almak için beni aramadı” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığlı voleybolcu Elif Ulutürk, uluslararası arenada adını duyurmayı başardı. Ekol Voleybol Spor Kulübü’nün yetenekli sporcusu Elif Ulutürk, İtalya’nın Pallavolo Pozzuoli takımına transfer oldu. Ekol Voleybol Kulübü’nün altyapısından yetişen ve kısa sürede dikkatleri üzerine çeken Elif Ulutürk, İtalya’nın köklü voleybol kulüplerinden birine transfer olmasıyla Elazığ’ın gururu oldu. Genç yaşına rağmen üstün kendini kanıtlayan Ulutürk, İtalya’daki yeni kulübünde de büyük bir başarı sergilemeye hazırlanıyor. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“RIZAM OLMADAN ÇEKİLMESİNİ İSTEMEDİM”
‘Muhabbet Kralı’ adlı programa konuk olan Milor, o gün restoranda neler yaşandığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Milor, “Orada benim tepki verdiğim olay şu. Kendimiz gidiyoruz ve videoyu bir arkadaşım çekiyor, kendi YouTube kanalımda paylaşıyoruz. Habersiz gidiyoruz ve paramızı ödüyoruz. Ben zaten çekiyorum. Ben fark etmeden karşımda kamera var, lokantacı birini tutmuş 10 dakikadır benim videom çekiliyor. İstemediğim şeyler de var. Özel hassasiyetim de var. Çünkü yıllar önce çok ciddi bir civa zehirlenmesinden dolayı motor fonksiyonlarımı etkileyen bir rahatsızlığım var. Bunu da göstermek istemiyorum. Ya da ağzım açıkken göstermek istemiyorum. Benim rızam olmadan videomun çekilmesini istemedim. Bunun dışında böyle bir şey olmasa da insanın temel hakkı var. Mahremiyet hakkı. Benim iznim rızam olmadan videomun çekilmesini ben istemem bunu kimse istemez” dedi.
“TABELAYI DA GÖSTER DEYİNCE…”
Rahatsız olduğunu belli ettiği halde işletme sahibinin kayıt almaya devam ettiğini belirten Milor, “Bunu söylediğimde beyefendi videoyu durdurmak yerine ‘Estağfurullah’ diyor ama çekime devam ediyor. İlk defa böyle bir şey başıma geldi. Zaten çok beğendim lahmacunu, çok başarılıydı onu da söyledim. Benim tepkim kendimi korumak. Karşı taraf daha çok mağduru oynayıp kaçak dövüşüyor. Beni rencide ediyor aslında. Şu ana kadar kaç kişi fotoğraf çektirmek istenmesi sevgi belirtisi olarak alıyorum tek bir ricam oluyor o da fotoğraflarda tabela olmasın. Orada şef arkamdan ‘tabelayı da göster’ deyince tepkim ortaya çıktı” şeklinde konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Japon futbolcu Junichi Inamoto aktif futbol kariyerini noktaladı. Sosyal medya hesabından forma giydiği kulüplerin olduğu bir görsel paylaşan Inamoto, ‘Teşekkürler futbol’ notunu da ekleyerek emeklilik kararını duyurdu.
45 yaşında futbolu bırakan Junichi Inamoto kariyerinde; Gamba Osaka, Arsenal, Fulham, West Bromwich Albion, Cardiff City, Galatasaray, Eintracht Frankfurt, Rennes, Kawasaki Frontale, Hokkaido Consadole Sapporo, SC Sagamihara ve Nankatsu SC takımlarında oynadı.
2006-2007 sezonunda Galatasaray’da forma giyen Inamoto 34 resmi maçta, 1 gol kaydetti.
Junichi Inamoto ayrıca Türkiye’de ve Premier Lig’de forma giyen ilk Japon futbolcu olmuştu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sesi ve güzelliğiyle sahnede adeta devleşen isimlerdendi Şebnem Paker. Dalgalı saçları, siyah elbisesi ve eşsiz sesi ile Eurovision sahnesinde bir yıldız gibi parlayan Şebnem Paker, Türkiye’nin 1997 yılına kadarki Eurovision tarihinde elde ettiği en büyük başarılardan birini kazanmıştı.. Eurovision’dan sonra kendisini bekleyen büyük şöhreti adeta elinin tersi ile iten Şebnem Paker, gerçek mesleği olan müzik öğretmenliğine geri dönmüştü.

1997 yılında Türkçe sözlü şarkısı Dinle ile katıldığı Eurovision Şarkı Yarışması ile adını duyuran Şebnem Paker şimdi ne yapıyor? Paker uzun süredir sanat camiasından uzak.

Eurovision Şarkı Yarışması’ndaki başarısının ardından müzik kariyerini sonlandıran Şebnem Paker, o günden sonra sayısız öğrenci yetiştirdi ve bir ses eğitimi kitabı yayımladı. İşte 1997 Eurovision Şarkı Yarışması üçüncüsü Şebnem Paker’in son hali…

Müzik öğretmenliği yapan Şebnem Paker geçtiğimiz aylarda ‘Dünden bugüne Eurovision’ konseptiyle Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen etkinlikte sahne aldı.

25 yıl sonra yeniden aktif müziğe döneceğinin müjdesini veren Şebnem Paker sosyal medyada da heyecan yarattı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kırmızı halının merkezine oturan prenses kesim kırmızı elbisesi Didem Ömeroğlu Couture imzasını taşıyor. 18 yıl boyunca Türk modasının duayeni Yıldırım Mayruk’un yanında çalışarak deneyim kazanan Ömeroğlu, modanın ustası tarafından “Yeni Yıldırım Mayruk” olarak anılan genç bir isim. Özdemir’in bu yıl kırmızı halıda bir ilki gerçekleştirerek Yıldırım Mayruk arşivlerinden bir tasarım tercih etmesi hâlâ hafızalarda.

Tercih edilen yol ne olursa olsun yıldız bir ismin stil çizgisi ve ilerlediği bir yolu olması çok değerli. Zira hiçbir yolda ilerlemeden savrulan isimleri gördükçe çizgisini devam ettiren isimleri görmek bana büyük keyif veriyor.
HEYECANLANDIRAN İŞ BİRLİKLERİ
H&M markasının uzun yıllardır öncülüğünü yaptığı tasarımcı iş birliği trendi artık Zara’nın ellerinde! Ünlü perakende devi moda dünyasının en önemli stil ikonlarından Kate Moss ile kapsül koleksiyonu hazırladı. Sonbahar 24/25 Parti Koleksiyonu, 70’ler esintilerini, rock’n roll ruhunu ve Moss’un ikonik “sokak ile podyum” tarzını harmanlayarak güçlü bir estetik sunuyor.

Bu koleksiyonun kampanya çekimleri de Mert Alaş &Marcus Piggott imzası taşıyor. Koleksiyon, 30 Kasım itibarıyla Zara mağazalarında yerini aldı ve şimdiden büyük bir ilgiyle karşılandı. Zara, iş birlikleri konusunda son dönemde büyük adımlar atıyor. Geçtiğimiz sezon, Yves Saint Laurent’ın eski tasarım direktörlerinden Stefano Pilati ile bir koleksiyon hazırlayan marka, ünlü süper model Gisele Bündchen’i kampanya yüzü olarak seçmişti.
Lüks modayı canlandıran bir haberle karşı karşıyayız: Takashi Murakami ve Louis Vuitton, 2024/2025 sezonunda ikonik iş birliklerini yeniden canlandırıyor. İlk kez 2003 yılında Marc Jacobs’ın kreatif direktörlüğü döneminde karşımıza çıkan bu iş birliği, Louis Vuitton’un klasik monogram desenini Murakami’nin renkli ve dinamik tasarımlarıyla buluşturarak moda tarihinde iz bırakmıştı. Ve bu efsanevi koleksiyonun yeni versiyonuyla tanışmaya sayılı günler kaldı. Yayınlanan ilk görseller, Murakami’nin ikonik gülen çiçek motiflerini ve canlı pop-art estetiğini bir kez daha Louis Vuitton’un zarif işçiliğiyle bir araya getirdiğini gösteriyor. Çağdaş sanatın en tanınmış isimlerinden biri olan Takashi Murakami, pop-art tarzını geleneksel Japon sanatıyla harmanlayarak hem sanat hem de moda dünyasında eşsiz bir yer edinmiş isim. Tablolarıyla olduğu kadar moda, müzik ve popüler kültüre yaptığı katkılarla da tanınan Murakami için yaratıcılığıyla sınırları zorlayan bir vizyoner diyebilirim.

SERVET DEĞERİNDE KEREVİZ
Murakami iş birliğine ait parçaların rafine aurasının aksine Moschino’nun yeni “kereviz” çantası, absürd lüks anlayışının sınırlarını bir kez daha zorluyor. Kereviz şeklindeki, sahte deri ve 154 bin 500 TL’lik fiyat etiketine sahip bu çanta, sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Görenler çantaya birbirinden komik yorumları yaparken işin trajikomik olan kısmı ise şu ara bu çantaya çok büyük bir ilginin olması.

BAŞARISIYLA GÖĞSÜMÜZÜ KABARTTI
Son yıllarda uluslararası güzellik yarışmalarında arzu ettiğimiz başarıyı yakalayamasak da, 26 yaşındaki Ege Karabenli ile yeniden gururlandık. Vietnam’da gerçekleşen Mr. World 2024 Erkek Güzellik Yarışması’nda Türkiye’yi temsil eden sporcu ve model Karabenli, 60’tan fazla ülkenin yarışmacıları arasından sıyrılarak ilk 10 finalist arasında yer almayı başardı. Bu prestijli yarışmada yalnızca fiziksel güzellik değil, yetenek ve kültürel mirasın da önemli kriterler arasında olduğunu belirtmekte fayda var. Karabenli’nin sosyal medyada viral olan görüntülerindeki özgüvenli duruşunu ve kendinden emin tavırları takdir topladı. Yarışmada ülkemizi Zeybek kostümüyle temsil edip Zeybek oynayarak kültürümüze ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e de anlamlı bir atıfta bulunması daha da sevilmesini sağladı. Kendisini ünlü oyuncu Tom Holland’a benzettiğimi söylemeden de geçemeyeceğim. Hatta Holland’ın daha fizikli ve dikkat çekici hali diyebilirim. Kendisini parlak bir geleceğin beklediğine eminim, yolu açık olsun!
MODA TARİHİNİN EN PAHALI ELBİSELERİ AÇIKLANDI
Moda dünyası, tarih boyunca yalnızca estetik bir ifade değil, aynı zamanda güç, zenginlik ve prestij göstergesi olarak da yorumlanmıştır. Şimdi ise, bu dünyanın en pahalı elbiseleriyle tanışma vakti. Tasarımcıların yaratıcı vizyonlarının ve mücevher zanaatkarlarının ince işçiliğinin buluştuğu bu eserler, modanın sınırlarını bir kez daha zorlayarak lüksün tanımını yeniden yapıyor. Hindistan merkezli Luxurious sitesi moda tarihinin en pahalı elbiselerini açıkladı.

4 MİLYON $
Jennifer Lawrence’ın En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldığı 2013 Oscar Töreni’nde giydiği Dior elbisenin değeri tam 4 milyon $.

4.8 MİLYON $
Marilyn Monroe’nun başkan John F. Kennedy’ye unutulmaz “Happy Birthday, Mr. President” performansında giydiği ve 4,8 milyon dolara satılan elbisesi yer alıyor.

5.6 MİLYON $
Marilyn Monroe’nun ikon haline gelen bir diğer kostümü ise “Subway” filminin sahnesinde rüzgarla dans eden beyaz elbisesi. 5.6 milyon dolarlık değeriyle sinema tarihinin moda dünyasına bıraktığı en çarpıcı miraslardan biri olarak kabul ediliyor.

8.5 MİLYON $
Japon tasarımcı Yumi Katsura’nın beyaz altın ve değerli taşlarla işlediği gelinliği listedeki ilk gelinlik ve değeri 8,5 milyon $

10.7 MİLYON $
İspanya Kraliçesi Letizia’nın kraliyet düğününde tercih ettiği 10,7 milyon $’lık gelinliği ihtişamıyla kraliyet modasının doruk noktasını temsil ediyor. Gelenek ve modernite arasındaki kusursuz dengeyi sergileyen bu tasarım, moda tarihine kazınmış en sofistike parçalardan biri.

15 MİLYON $
Listenin üst sıralarında yer alan Hany El Behairy ‘nin 15 milyon $’lık gelinliği, Mısır’ın zengin kültürel mirasını haute couture sahnesine taşıyor.

15 MİLYON $
Onunla aynı fiyat bandında yer alan Red Diamond Abaya, Orta Doğu’nun geleneksel çizgilerini kırmızı elmaslarla buluşturarak bölgenin zenginliğini gözler önüne seriyor.

16.2 MİLYON $
Martin Katz ve Renee Strauss iş birliğiyle yaratılan 16.2 milyon $’lık gelinlik gerçek bir mücevher niteliğinde. Elmaslarla süslenen bu gelinlik, zarafetin ve zenginliğin gelinlik tasarımlarında nasıl birleştiğinin çarpıcı bir örneği.

30 MİLYON $
Listenin zirvesinde ise 30 milyon $’lık değeriyle The Nightingale of Kuala Lumpur yer alıyor. Bu tasarım, yalnızca bir elbise değil, tasarımcısının sanatsal vizyonunun ve lüksün somut bir ifadesi. Paha biçilemez detaylarıyla moda dünyasının en büyük başyapıtı olarak kabul edilen bu eser, zarafeti ve mükemmel işçiliğiyle adeta büyüleyici bir masal dünyasını çağrıştırıyor.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başrollerinde Kemal Sunal, Tarık Akan, Münir Özkul, Adile Naşit ve Halit Akçatepe’nin yer aldığı Hababam Sınıfı filminde “Semra hoca” karakterine hayat veren Semra Özdamar’ın son hali sosyal medyada gündem oldu.

Öğrenciler tarafından canından bezdirilen Semra Hoca’nın son hali yıllar acımamış dedirtti.

Hababam Sınıfı ile akıllara kazınan Semra Özdamar, gözlerden uzak bir yaşam sürüyor. Semra Özdamar’ın son halini görenler, usta oyuncuyu tanımakta zorlandı.

Şimdilerde 68 yaşında olan Özdamar, yıllar içindeki değişimiyle görenleri şaşırttı.

Hababam Sınıfı’nda rol aldıktan 3 yıl sonra sinemayı bırakan usta oyuncu, öykü yazarlığı yapmaya karar verdi. Almanya’da yaşayan Özdamar, geçmişte belgesel yapımcısı Süha Arın ile nikah masasına oturmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Oya kültürünü desteklemek, uluslararası alanda bilinirliliğini artırmak ve geleneksel özelliklerini koruyarak bir kültür mirası olarak yarınlara aktarabilmek amacıyla 2014 yılında başlatılan Oya Projesi, kitaplar ve belgesel film çalışmalarının tamamlanmasının ardından ilk kez tanıtıldı. Bu kapsamda Dr. Gönül Paksoy’un “Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı” isimli eseri ile akademisyen ve yazar Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un hazırladığı “Özgün Bir Sanatın Tarihi Boyutu” isimli eserler İngilizce olarak basıldı.

Bunlara ek olarak yönetmen ve senarist Sevinç Baloğlu’nun hazırladığı Anadolu Kadınının Eşsiz Sanatı Oya isimli belgesel de dünyanın önemli film festivallerinde izleyiciyle buluşmaya başladı. Meksika, Azerbaycan, Kanada, Yunanistan, Brezilya, İtalya ve Nijerya’daki 10 ayrı festivale kabul edilen belgesel, proje kapsamında hazırlanacak mobil sergiye de eşlik edecek.
KISA FİLMCİNİN PARASIYOKTUR BÜYÜK FİKRİ VARDIR
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve TÜRSAK Vakfı iş -birliği ile sinema öğrencilerinin kısa film projelerini hayata geçirmeleri için 21’incisi gerçekleştirilen; “Geleceğin Sineması Yarışması” nda kazanan projeler ödüllendirildi. TÜRSAK Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Okan, ’21 yıldır düzenlediğimiz yarışmanın bu yılki projeleri, sinemamızın geleceği adına hepimize umut verdi.’ derken Sinema Genel Müdürü Birol Güven’in söyledikleri ilginçti. ‘Kısa film dünyanın en değerli şeyidir.

İçinde bulunduğumuz dijital uygarlığın çağına uygundur.’ diyen Güven şöyle devam etti: ‘Kısa filmcinin parası yoktur. O yüzden büyük fikirleri vardır. Kısa film derdini zamana karşı anlatan bir mecradır. Kısa filmlere sanki futbolda alt yapı vardır ya, sen bugün kısa film çek ileride uzun film çekersin gibi bakıyorlar. Hiç öyle bir şey değildir. Kısa film kendi başına ayakta durabilen bir sanat eseridir.

Bir insan ömrünün sonuna kadar kısa film çekebilir. Ben de öyle yapacağım inşallah’ diye konuştu. Öte yandan Güven başkanlığında, Benhür Güzeler, Demet Özdemir, Emre Kızılırmak, Gürcan Keltek, Pınar Bulut ve Doç. Dr. Rıfat Becerikli’den oluşan ana jüri Beyin Bakanlığı filmiyle Furkan Çakmak’ı birinci seçti.
GENÇ OPERACILARÖDÜLLENDİRİLDİ
Türk opera sanatının genç yeteneklerine kapılarını açan Siemens Türkiye Opera Yarışması sonuçlandı. Bu yıl 26’ncısı düzenlenen ve yetenekli genç sanatçıların kariyer basamaklarında önemli bir fırsat sunan yarışmada birinci Güneş Uluçay, ikinciliği Berke Tükenmez ve Nazlıcan Karakaş paylaşırken üçüncü ise Emre Parlar oldu.

Yarışmanın birincisi Uluçay, Komische Oper Berlin’de odisyon ve Dutch National Opera’da odisyon davetinin yanı sıra 3 bin euro para ödülünün sahibi oldu. İkinciler ise İstanbul Devlet Opera ve Balesi sezonunda bir rol ve biner euro para ödülünün sahibi olarak, kariyerlerine nitelikli bir başlangıç yapma fırsatı yakaladı.

Şu an İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürü olan Opera Sanatçısı Caner Akgün’ün de 2007 yılında aynı yarışmada üçüncülük kazandığını ve bugün geldiği noktada gençlere destek olmaya devam ettiğini belirtmekte fayda var.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Görenlerin anlattığına göre; Cüneyt-Yonca Ortan çifti, Numan Ceyhan’ın eşi Arzu Hanım ile oturduğu en öndeki masaya oturmak istemiş. Numan Bey, “Siz bu masaya oturamazsınız, burası size uygun değil, arka masalara gidin” deyince ortam gerilmiş ve Yonca Ortan, Numan Bey’e tokat atmış. Numan Ceyhan, misliyle cevap verip tekme-tokat girişmiş ve Yonca Hanım’ı yere düşürmüş.

Ortalık iyice karışmış, güvenlik görevlileri müdahale etmiş ve dördünü de konserden çıkarmış. Her ne kadar önce Ceylan Ortan tokat atsa da Numan Bey’in tekmeyle cevap vermesi kabul edilebilecek bir şey değil. Numan Ceyhan’ın, öyle bir ortamda, bir kadına, bu denli şiddet uygulamasını sosyete affetmeyecektir herhalde! Bir süre sosyete davetlerine çağrılmazsa hiç şaşırmam.

ÜNLÜ BOŞANMAAVUKATINI TUTTU
Bir dönemin gözde mankeni Güzide Duran’a, 16 yıllık eşi Adnan Aksoy’un boşanma davası açtığını tüm Türkiye benim haberim ile öğrenmişti. İki çocukları olan çift, yine Adnan Aksoy’un 2022 ve 2023’te açtığı davalarla boşanmanın eşiğinden döndüğü için; belki bu sefer de evliliklerini kurtarırlar, diye temenni etmiştim. Ancak bu seferki çok ciddi. Eşi ve çocuklarını Roma’da bırakıp İstanbul’a gelen Güzide Duran da karşı atağa geçmiş ve ünlü boşanma avukatı Aslı Çelik Hatemi ile anlaşmış. Güzide Hanım ile avukatını, önceki gün Nişantaşı’nda gördüm, hararetli bir şekilde konuşuyorlardı.

HEMCİNSLERİNİ ŞIKLAŞTIRACAK
Yıllar önce kızları Melisa Mutlu ve Fulya Özkanca ile cam ürünleri tasarlamaya başlayan, ardından dekorasyon mağazası açan Asuman Tokgöz, bu kez hemcinslerinin giyim kuşamına el attı. Şıklığı hayatının her anında taşımak isteyen kadınlar için günden geceye uzanan özel bir gardırop yaratmayı hedeflediğini söyleyen Asuman Hanım, Beykoz’un popüler sitesinde yer alan mağazasını bir davetle açtı. Başta kızları olmak üzere, yakın dostları Asuman Hanım’ı bu mutlu gününde yalnız bırakmadı.

GENÇ SANATÇILARADESTEĞE DEVAM
Yeni mezun sanatçıların yaratıcılıklarını desteklemek ve onları sanat profesyonelleri ve sanatseverlerle buluşturmak için düzenlenen BASE’in 8. edisyonu görkemli bir açılış ile başladı. Taksim’de bir otelde açılan ve 1 Aralık’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek olan BASE etkinliği, 33 şehirde, 40 üniversiteden yeni mezun 132 sanatçıyı ağırlıyor. Farklı disiplinlerde üretilmiş 150 eserin sergilendiği fuarı ziyaret ederek siz de gençlere destek olabilirsiniz.

ACABAAMACINEYDİ!
Eski Türkiye güzeli şarkıcı Defne Samyeli, geçenlerde katıldığı bir etkinlikte basının sorularını cevaplarken “Karşıma doğru insan çıkarsa 24 saatte evlenirim” dedi! Evlenmek istiyor da evlenecek birini mi bulamıyor yoksa gündem olmaya mı çalışıyor bilemedim ama çok şaşırdım doğrusu. Bu açıklaması, “Bana bir koca lazım o da bu gece lazım” şarkısını aklıma getirdi. Gerçek duygularıysa bunu uluorta söylemesi pek şık olmadı. Yok gündem olmak için söylediyse de; tescilli bir güzele ‘koca meraklısı’ gibi görünmek hiç yakışmadı. Güzel kadınsın, ‘şarkıcı’ da oldun, gündeme gelmek için bunlara ihtiyacın yok bence.

ŞIKLIĞINIBOTA FEDA ETMİŞ!
Sergilediği performansla 7’den 70’e birçok kişinin gönlünde taht kuran ünlü oyuncu Nurgül Yeşilçay, son zamanlarda verdiği kilolarla da sık sık konuşuluyor. İstediği forma kavuştuktan sonra daha sık sosyalleşmeye başlayan Nurgül Hanım, cesur seçimleriyle de adından söz ettiriyor. Hafta içinde Tarkan’ı izlemeye giden güzel oyuncu, kahve tonlarında bir elbise tercih etmişti. Altın rengi ve elbisesinin uyumu çok başarılı olmuş ancak ayakkabı seçimi maalesef çok yanlıştı. Nurgül Yeşilçay, bot yerine zarif bir ayakkabı tercih etmeliydi.

Çok amaçlı tasarımlar bu sezon çok popüler oldu. Hem şık hem de konfor sunan bu tasarımların arasında bu sezon öne çıkan ise kendinden atkılı montlar olacak.

Gerçek gibi görünen Faux Fur montlar bu sezon uzadıkça uzuyor. Ayaklara kadar inen sahte kürkler gösterişli stiller yaratacak.

Kışın gelmesi ile tüylü tasarımlar da öne çıkıyor. Özellikle tüylü çantalar sezonun sempatik aksesuarlarından biri.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Osman Bey ve Bala Hatun’un çocukları Halime yaşıyor mu?
atv’nin fenomen dizisi Kuruluş Osman, güçlü hikayesi ve zengin karakterleriyle izleyiciyi ekrana kilitlemeye devam ediyor. Dizi, 172. bölümün finaliyle seyirciyi merak içinde bıraktı. Öte yandan 173. bölüm tanıtımında yer alan Sofia’nın, Osman Bey ve Bala Hatun’un öldüğü zannettikleri çocukları Halime’yi kaçırma sahnesiyle tanıtım kısa sürede milyonlarca izlenerek rekor kırdı.

atv’nin reyting rekortmeni dizisi ‘Kuruluş Osman’ın çarşamba akşamı saat 20.00’de yayınlanacak 173. bölümünde Halime karakteriyle Asya Ağca diziye dahil oluyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Kuruluş Osman’ın bu hafta yayınlanacak yeni bölümünde küçük yaşlarda ailesi tarafından günlerce aranan ve annesi Bala Hatun tarafından cesedi bulunan Halime’nin hikayesi aralanıyor. Osman Bey ve Bala Hatun’un çocukları Halime, Sofia tarafından küçük yaşlarda kaçılırken Sofia, o’nun yerine başka bir çocuğu dereye atmıştır.
Kuruluş Osman 173. Bölüm Fragmanı yayınlandı izle!

Tanınmaz halde, kızı zannettiği cesedi bulan Bala Hatun karalar bağlarken Halime’nin hikâyesi burada bitmemiş, yıllar sonra diziye güçlü bir geri dönüş yaparak yeni dönemin kapılarını aralayacaktır.

Yapım ve proje tasarımı Mehmet Bozdağ’a ait; yönetmenliğini Ahmet Yılmaz’ın ve başrolünü Osman Bey karakteriyle Burak Özçivit’in üstlendiği ‘Kuruluş Osman’, atv ekranında çarşamba akşamlarına damga vurmaya devam edecek.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HANGİSİNİ ALMALI?
Keçiboynuzunun ister meyvelerini satın alıp çiğneyerek tüketin, ister özünü ya da pekmezini tercih edin. Keçiboynuzu özü, pekmez gibi sıvı formda olmasına rağmen keçiboynuzu pekmezinden daha yoğun kıvamlıdır. Her ikisi de soğuk sıkım dediğimiz presleme yöntemi ile elde edilir. Keçiboynuzu özü çekirdekleri ile birlikte sıkılır. Keçiboynuzu pekmezi ise çekirdeklerinden ayrıştırılarak soğuk sıkım işleminden geçer.
LOKMAN HEKİM’İN FAVORİSİ
Lokman Hekim, günlerden birinde Anadolu’nun güneyindeki insanların dertleriyle ilgilenmek üzere yola çıkar. Toros Dağları’ndan aşağıya inip Akdeniz’e doğru ilerlerken limon ağaçlarını görür. Orada yaşayan insanların daha sağlıklı olabileceğini düşünerek ilerlerken yolunun sağının solunun keçiboynuzu ağaçlarıyla örtülü olduğunu görür. Orada durup yanındakilere “Buranın insanlarının bana ihtiyacı olmaz” deyip geri döner. Keçiboynuzunun faydalarını sıralamaya başlar fakat saymak ile bitiremez.

GÜVENİLİR ÖLÇÜ BİRİMİ
Neredeyse 5000 yıllık bir geçmişi olan keçiboynuzunun yüzyıllarca ölçü birimi olarak kullanıldığını daha önce duymuş muydunuz? Keçiboynuzunun en önemli fiziksel özelliklerinden bir tanesi çekirdeklerinin kuru haldeyken hep aynı ağırlıkta olmasıdır. Kentleşme ile birlikte insanlığın tarıma geçmesi, ticaretin yapılması, mal değiş tokuşu, mesafelerin ölçülmesi ile matematiksel bir ihtiyaç doğar.
İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK
Yüzyıllar önce keçiboynuzu çekirdeklerinin kuru haldeyken ağırlıklarının değişmemesi, alışverişlerde keçiboynuzu çekirdeklerini ölçü birimi olarak kullanılmasına sebep olmuştur. Batı dillerine ‘carob’ adı ile geçen keçiboynuzu aynı zamanda elmas ayarı için kullanılan ‘kırat/karat’ sözcüğünün kökeninde yer alır. Öyleyse keçiboynuzunun uygarlıkların büyümesindeki yardımı sadece tadındaki lezzet değildir. Hesaplara göre 4 çekirdek 1 dirhem ediyordu. Mücevher satıcısı iyi bir alıcısı var ise 2 dirhemlik değerli taşı satarken bir çekirdek daha koyarmış. Böylece alıcının aldığı değerli taş 2 dirhemden fazla çekermiş. “2 dirhem 1 çekirdek” deyimi bu şekilde hayatımıza girmiştir.

NEREDE YETİŞİR?
Kıbrıs, Libya ve ABD’de kolaylıkla yetişen keçiboynuzu ağacı Türkiye’de Antalya Manavgat, Mersin Anamur, Muğla Datça gibi birçok şehirde yetişmektedir. Keçiboynuzu doğal ortamda ormanların içerisinde yetişen bir ağaç türü olarak yetişmektedir.
NEDEN KEÇİBOYNUZU TÜKETMELİYİZ?
Keçiboynuzu, zengin besin içeriğinin yanı sıra, yüksek düzeyde antioksidan maddeler içermesiyle ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi açısından oldukça büyük öneme sahiptir.
Keçiboynuzu, potasyum, kalsiyum, sodyum, magnezyum ve demir mineralleriyle zengin bir besin kaynağıdır. Antioksidan özelliğiyle doğal bir antibiyotik özelliği de vardır. Kalp ve damar sağlığına faydalıdır. Kanı temizleme ve damar tıkanıklıklarını giderme özelliği vardır.
Kış aylarında artan astım atakları ve bronşit hastalıklarına iyi gelen keçiboynuzu şiddetli öksürüklere karşı çok etkilidir. Balgam söktürücüdür, bu sayede öksürüğü azaltır.
Bağırsak ve sindirim sistemine de olumlu etkiler sağlar.
İçerdiği lifler dolayısı ile genel anlamda sindirim sistemini koruyucu özelliği vardır ve zengin lif içeriği ile kilo vermeye yardımcı olduğu bilinmektedir.
Kalsiyum açısından zengindir, kemik sağlığına çok faydalıdır.
Çeşitli alerjik hastalıklara karşı engelleyici ve tedavi edici özelliği vardır.
Vücuttan ağır metallerin ve radyasyonun atılmasını sağlar. Karaciğer, akciğer ve bağırsakları temizler.
Diş etlerini güçlendirerek düzenli kullanım halinde dişleri beyazlatır.
Aneminin tedavisinde etkilidir, içeriğindeki E vitamini ile özellikle keçiboynuzu pekmezi anemiye iyi gelir.
Keçiboynuzu, diyabetle savaşır. Kan şekerini düzenleyerek kötü kolesterolü azaltmaktadır ve bu bakımdan da şeker hastalığına karşı önemli bir antioksidan görevi görmektedir.
Çikolata tüketimi için iyi bir alternatiftir; kakaoya oranla 2 kat kalsiyum içerir. Tatlı krizlerine cevap verebilen sağlıklı bir alternatiftir.

KEÇİBOYNUZLU KEK
MALZEMELER
3 yumurta
Yarım su bardağı keçiboynuzu özü
1 çay bardağı zeytinyağı
1 kabartma tozu
1 vanilya
1 çay bardağı ceviz
1 çay kaşığı tarçın
2.5 su bardağı buğday unu
YAPILIŞI: İlk önce yumurta ve keçiboynuzu özünü iyice çırpıyoruz. Ardından zeytinyağını ekleyip tekrar çırpmaya devam ediyoruz. Karışımın içerisine tarçını, kabartma tozunu ve vanilyayı da ekliyoruz. Azar azar unu da ilave edip en son cevizleri ekliyoruz ve iyice karıştırıyoruz. Daha sonra zeytinyağı ile yağladığımız kalıbımıza hamurumuzu döküyoruz ve 180 derecelik fırında pişiriyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VÜCUT ISISINI ARTIRIR
İnsanın içini ısıtan bir içecek olmasının yanı sıra baş ağrısı, yorgunluk, stres, öksürük hatta soğuk algınlığı gibi istenmeyen durumlarda faydasını görebilirsiniz. Saf salep yapısında bolca A ve C vitamini, ayrıca protein içerir. Gelişme çağındaki çocukların süt tüketimini arttırabilmek adına lezzetli bir yöntem oluşturabilir; elbette ev yapımı olduğunda.
Kahve ve çay kadar tercih edilen salep, kış aylarında en sık tüketilen içeceklerden biridir. Soğuk günlerde içilmesinin birçok nedeni vardır. Vücut ısısını artırması en önemli etkilerinden biridir. Ayrıca hoş kokusu ve enfes lezzetiyle de en çok tüketilen içecekler arasında yer alır. Dolayısıyla kış aylarının vazgeçilmezi olan salep faydaları bakımından oldukça değerlidir.

TARÇINLA İÇİLİR
Salepgiller familyasına ait olan salep aslında otsu bir bitki türüdür. Çiçek kısımları mor veya kırmızı renktedir. Gövdesi dik ve silindirik biçimdedir. Salebin yumrularından elde edilen toz, kış aylarında tüketilen içeceğin oluşturulmasına yarar. Başlangıçta Ortadoğu şehirlerinde yetiştirilen salep, 8. yüzyılda kullanılmaya başlamıştır. Fakat eski dönemlerde tıp ve ticaret alanlarında kullanımı daha fazla tercih edilmiştir. Günümüzde ise sıcak içecek alternatifi olarak tüketilir ve salep faydaları göz ardı edilmemelidir.
Hazır toz saleplerin içindekiler bölümünü incelediğinizde maalesef şeker de göreceksiniz. Şeker ve tatlandırıcı içeriğinin yüksek olması nedeniyle ‘sağlıklı içecekler’ kategorisinde ilk sıralarda yer almayacağı belli olsa da ismini vermek istemediğimiz birtakım kahve zincirlerinin bol kremalı içeceklerinden daha masum olduğunu söyleyebiliriz.
Daha sağlıklı bir salep için saf salep tozunu yarım yağlı sütle karıştırarak pişirebilir, üzerine de en faydalı baharatlardan olan tarçını bolca serpebilirsiniz.
FAYDALARI NELER?
Orkide çiçeğinden alan naif kokusu ve karşı konulamaz yumuşacık lezzetini kış soğuklarında sık sık tercih ettiğimiz 1 bardak salep (200 ml) 188 kcal’dir. 1 kahve fincanı (150 ml) salep ise 141 kcal. 250 ml salep 235 kcal içerir.
Peki toz salep kaç kalori?
1 paket (17 gr) toz salep 65 kcal içerir.
Bu içeceğin bilinen en popüler faydalarından biri mideye olan etkisidir. Salep hazmı kolaylaştıran, mideyi ve bağırsakları yumuşatan bir içecektir.
Sıcak salep boğazları da yumuşatır. Kışın kuru öksürük ya da boğaz şişliği gibi durumlarda tercih edilebilir.
Sindirim sistemi ve hazımsızlığın yanı sıra kabızlığa da iyi geldiği bilinmektedir.
Özellikle kalsiyum başta olmak üzere; potasyum ve sodyum oranı da yüksek olduğundan kemik gelişimini destekler.

METABOLİZMAYI HIZLANDIRIR
Soğuk günlerde yavaşlayan metabolizmayı hızlandırabileceği gibi enerji de verir.
Üzerine tarçın ilave ederek tüketeceğiniz salep, tarçının şeker dengesini sağlamasıyla ara öğünlerde tatlı isteğinizi bastırabilir. Baş ağrısı, stres ve yorgunluğu hem kokusu hem aromasıyla anında geçirir.
Basur şikayetleri olanlar belirli aralıklarla salep tüketebilir. Ancak kullanım öncesi doktorunuza danışmalısınız.
Regl döneminde düzensizlik yaşayan kadınlar salep tercih edebilir.
ÇOK İÇERSENİZ KİLO YAPAR
Ne kadar içtiğinize bağlı olarak değişken bir cevabı olsa da salep kilo aldırır mı sorusunun çoğunlukla yanıtı evet. Bunun sebebi içeriğindeki şekerin yüksek olması en başta. Bunu takip eden diğer bir ayrıntı da klasik saleplerin hazırlanışında kullanılan sütteki yağ oranı. Eğer salep tozunu light ya da yarım yağlı sütle küçük bir fincan hazırlar ve üzerine de bolca tarçın eklerseniz kalori miktarı azalacaktır. Kışın ara öğünlerde her gün düzenli olmamak kaydıyla- salep tüketebilirsiniz. Eğer yarım yağlı sütle hazırlarsanız 205 gramında 104 kalori içerecektir. Ayrıca şeker ilavesi yapmaktan da kaçınmanızı tavsiye ederiz. Dilerseniz hiç süt kullanmadan yalnızca su ile de salep hazırlayabilirsiniz. Metabolizmayı hızlandıran ve kan şekerini düzenleyen tarçın baharatı ile daha sağlıklı bir içecek elde edebilirsiniz.
Kutularda satılan hazır salepler yerine toz paketleri satın alıp yağsız sütlerle hazırlayabileceğiniz salepler çok daha sağlıklı olacak. Böylelikle diyet menüleri için tehdit oluşturmayan bu versiyonu ara öğünlerinizde tercih edebilirsiniz. Şeker hastalarının bu içecekten uzak durmaları gerektiğinin altını çizelim.
EV YAPIMI SALEP
MALZEMELER
1 lt. süt
1 yemek kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı saf toz salep
Tarçın veya zencefil tozu
YAPILIŞI: Toz şeker ve salep topaklanmaması için karıştırılır. Süt bir tencerede kaynatılır. Altı kısıldıktan sonra şeker ve salep karışımı yavaş yavaş ilave edilir, sürekli olarak çırpma teli ile çırpılır. Köpük oluşmaya başladığında yavaş yavaş servise hazır hale gelir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Canlandırdığı karakterlerin yanı sıra sesiyle de projelerde ön plana çıkan Şimşek, yer aldığı projelerin dışında özel hayatıyla gündemde olmayı sevmeyen isimlerden. 2011 yılında Zeynep Kocabeyoğlu ile evlenen ve iki çocuk sahibi olan Şimşek, sessiz sakin ve doğayla iç içe bir yaşamı tercih etti.
Olgun Şimşek, geçtiğimiz yıllarda gözlerden uzak yerleri keşfe çıktı. Bursa doğumlu olan ünlü oyuncu, rotasını bu bölgeye çevirdi. Bursa’nın Keleş ilçesi Menteşe köyünde güzel bir yer keşfeden Şimşek, babası Kekil Şimşek’i de buraya götürüp onun da rızasını aldıktan sonra burayı satın almaya karar verdi.

Tam 3.5 dönüm araziyi, babası için alan Şimşek, burada bulunan küçük evi dönüştürerek babasının yaşayacağı güzel bir taş ev yaptırdı.
Ünlü oyuncu, çocuklarıyla da burada sık sık vakit geçirmeye başladı. İstanbul’da yaşarken hafta sonları çocuklarıyla birlikte babasının yanına gidip köy yaşantısını çocuklarına aşılamaya çalıştı. Kekil Şimşek de bu geniş araziyi ekip biçerek hem sakin, hem de doğal bir yaşam içinde keyifli vakit geçirmeye başladı.

BODRUM’A TAŞINDI
ÜNLÜ oyuncu Olgun Şimşek de karmaşık ve gürültülü şehir yaşamından sıkılıp doğal yaşama geçen ünlüler kervanına katıldı. Şimşek, bir süre önce İstanbul’a veda eden sanatçılardan oldu. Ünlü oyuncu, eşi ve çocuklarıyla birlikte daha doğal ve gözlerden uzak bir yaşamda olmayı tercih edip Bodrum’a taşındı. İşlerine Bodrum’dan gidip gelen Şimşek, tatillerde ailesiyle birlikte babasını ziyaret edip köyde vakit geçiriyor. Umarım, herkes Şimşek gibi hayallerini bir an önce hayata geçirebilir…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“Popstar” yarışmasında kendine has tarzıyla dikkat çeken Bayhan Gürhan bu kez eviyle gündemde…

Türkiye’ye damgasını vuran Popstar, jüri üyeleri ve yarışmacılarıyla bir neslin hafızasına kazındı. Popstar yarışmasından adını bugünlere taşıyan birçok isim çıktı. Bu isimlerden biri de Popstar Bayhan…

Uzun süredir gözlerden uzak bir yaşam süren Popstar Bayhan yıllar sonra ortaya çıktı.

Ercan Saatçi, Armağan Çağlayan ve Deniz Seki’nin jüri üyeliği yaptığı Popstar yarışmasıyla adını tüm Türkiye’ye duyuran Bayhan Gürhan, yıllar sonra son haliyle ortaya çıktı.

Kendine has şarkı yorumu ve performansıyla hafızalara kazınan Popstar Bayhan’ı görenler gözlerine inanamadı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen etkinlikte, NARKO tır projesiyle Çerkezköy, Çorlu, Kapaklı ve Süleymanpaşa ilçelerinde öğrencilere ve vatandaşlara uyuşturucu bağımlılığı ve zararları hakkında detaylı bilgiler aktarıldı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı olup buraya getirilen tır, 5 günlük program süresince özellikle gençler ve ailelere ulaşarak farkındalık oluşturmayı hedefliyor. Tırda bulunan gelişmiş teknoloji cihazları ile uyuşturucu kullanan insanların etkilendiği zararlar çeşitli görsellerle yerinde anlatılıyor.
Narkotik Şube personeli Mehmet Özdoğan, projenin kapsamını şu sözlerle ifade etti: “Daire Başkanlığımızın geliştirdiği NARKO tır projesiyle ilimizdeki dört ilçede toplam 20 bin kişiye uyuşturucu maddelerin zararları, bağımlılık süreçleri ve korunma yöntemleri hakkında bilgiler verdik. Ayrıca ‘En İyi Narkotik Polisi Anne’ projesi ve NARVAS yazılımı hakkında da vatandaşlarımızı bilgilendirdik. Önümüzdeki dönemlerde de farkındalık çalışmalarımıza devam edeceğiz.”
Atatürk Meydanı’nda gün boyu vatandaşlara açık olan NARKO tır, öğrencilere yönelik özel sunumlar ve rehberlik çalışmalarıyla da dikkat çekti. NARKO tır projesinin, uyuşturucuyla mücadelede önemli bir farkındalık aracı olarak etkinliğini sürdürdüğü vurgulandı.
Tırı Tekirdağ İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı da ziyaret ederek incelemelerde bulundu. – TEKİRDAĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ORDU’da kombi arızası sonucu eve sızan karbonmonoksit gazından etkilenen Kasım T. (67), eşi Remziye T. (66) ve oğulları Fırat T. (32) hastaneye kaldırıldı.
Altınordu ilçesi Akyazı Mahallesi Nergiz Sokak’ta oturan Kasım T., yoğun gaz kokusu ve baş ağrısı şikayetiyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbar bulundu. Adrese polis, sağlık ve doğal gaz ekipleri sevk edildi. Ekipler, giriş kattaki kombinin arıza yaptığını, tahliye borusundan içeriye karbonmonoksit sızdırdığını tespit etti. Ekipler, gaz bağlantı vanalarını kapatıp, evdekileri tahliye etti. Gazdan etkilenen Kasım T., eşi Remziye T. ile oğulları Fırat T., ambulansla Ordu Eğitim Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Ailenin durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Demet Özdemir, törende ‘Uluslararası En İyi Oyuncu’ ödülüne lâyık görüldü.
Demet Özdemir, tören için kırmızı, kabarık bir elbise giymeyi tercih etti.
“İSMİM AÇIKLANDIKTAN SONRA ÇOK MESAJ ALDIM”
Ünlü oyuncu, ödülünü aldıktan sonra sevincini; “Burada sizlerle birlikte olmak çok heyecan verici. İsmim açıklandıktan sonra çok mesaj aldım. Kilometrelerin sadece sayılar olduğunu bana fark ettirdiniz” sözleriyle ifade etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çiftten Lucas Torreira, dün sevgilisiyle eğlenceli anlarını sosyal medya hesabından yayımladı. Topla Devrim Özkan’ı vuran futbolcu o anları; “İki kaleciye karşı… Ne gol ama” notuyla paylaştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öncesinde asılsız bir iddiaya cevap veren Tanyeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı; “İnşallah bu son olur. Operasyona girmeden önce bu paylaşımı yapmayı borç bilirim. Allah korusun, girerim de sağ çıkamam diye açıklama yapma ihtiyacı duydum. Bugün kendini bilmez bir densiz, arkadaşlarımı arayıp , bütün dostlarımın hastane kafeteryasına borcu olduğunu söylemiş. Öyle bir şey yok.
Hastane sadece tedavi ücreti alıyor ve bu tedavi ücretinde de 3 milyon liradan 500 bin liraya düşürdüler. Bunlar ilaç paraları. Bunları da Hakan Altun, Haluk Levent ve Avusturalya’daki dostlarım ödedi. Hepsine teşekkür ederim. Allah, razı olsun.”
Fotoğraflar: DepoPhoto, Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>77 yaşındaki Schwarzenegger, Hollenbeck Gençlik Merkezi’ne giderek ailelere Şükran Günü geleneği olarak hindi dağıtımı yaptı.
Schwarzenegger, 30 yıldan fazla bir süredir bu geleneği sürdürüyor.
Ünlü oyuncuya hindi yardımı için 65 yaşındaki oyuncu ve komedyen Tom Arnold da eşlik etti ve ikili birlikte fotoğraf çektirdi.
Schwarzenegger, yardım dağıttığı etkinlikte, üzerinde Amerikan bayrağı ve California bayrağı olan bir kıyafetle görüntülendi.
DEMOKRAT ADAYI DESTEKLEMİŞTİ
Uzun yıllar Cumhuriyetçi Parti üyesi olarak California valiliği yapan Schwarzenegger, 5 Kasım başkanlık seçiminde Demokrat aday Kamala Harris’e oy vereceğini açıklamıştı.
Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump’ın 4 yıl daha ABD’yi yönetmesini istemediğini belirten ünlü oyuncu, “Görüşlerimi paylaşmaktan çekinmiyorum ama siyasetten nefret ediyorum ve çoğu siyasetçiye güvenmiyorum” demişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İncelemeye göre 29 ağacın taşınmadığı, 11 ağacın ise korunması gerekirken yok edildiği tespit edildi. Arazinin kuzeybatısında bulunan park alanında da benzer bir doğa katliamı yaşandığı ortaya çıktı. Alanda bulunan tüm ağaçların kesildiği ve yalnızca bir zeytin ağacının bırakıldığı görüldü.

Ağaçsız bırakılan park alanının durumu, ekiplerce yerinde kayıt altına alındı. Projeye uygunluk denetiminde yalnızca ağaçların değil, yapıların da usule aykırı olduğu tespit edildi. Projede 50 santimetre yüksekliğinde taş duvar olarak belirtilen yapıların mahallinde tuğla ile inşa edildiği ve üzerlerine sıva ya da taş kaplama yapıldığı belirlendi.
REKLAM
BODRUM BELEDİYESİ’NE UYARI
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, yaşanan usulsüzlükler ve tahribatla ilgili detaylı inceleme başlatırken, arazinin imar hukuku çerçevesinde değerlendirilmesi amacıyla Bodrum Belediyesi’ne resmi uyarı yazısı gönderdi. Yetkililer, projeye aykırı uygulamaların sorumlularıyla ilgili gerekli işlemlerin yapılacağını ifade etti.

“ARAZİMİ ORMANLAŞTIRAN BİZ OLDUK”
Kendisine telefonla ulaşılan Suavi Saygan, bölgeyi 2000 yılında satın aldıklarını ve 2005’ten 2018’e kadar aktif olarak orada yaşadıklarını belirtti. Saygan, “Araziyi aldığımızda birkaç ağaç vardı. O dönemde çevreyi ağaçlandırdık. 2017’de imar planı geçtikten sonra yüzde 50 kat karşılığı bir protokol imzaladık. İnşaat tamamlandıktan sonra yeniden burada yaşayacağız” dedi.

Çevreye zarar vermediğini vurgulayan Saygan, “Ağaçlarımı söküp taşıdım, peyzaj çalışmasıyla yeniden yerine dikeceğim. Bu alan daha önce orman değildi, burayı ormanlaştıran biz olduk. Ayrıca çevreyi korumak için 20 yıl önce sızdırmaz fosseptik sistemi yaptım” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Barda’da; geçmişin günümüze kıyasla masum kaldığı, eskisinden daha vahşi, daha karanlık, daha acımasız sosyal çevremizde, dokunsak patlayacak gibi duran toplumsal kutuplaşmaların tam ortasında, şehrin bambaşka bir yerinde bambaşka bir barda, tüm kabuslarınızın ötesinde bir gece adım adım ilerliyor.
Gösterime 29 Kasım’da girecek olan ‘Barda’nın galası gerçekleştirildi. Filmin yönetmeni Hande Türkel ile oyuncuları duygu ve düşüncelerini paylaştı.
REKLAM
Hande Türkel: Filmde 17 yılda neler değiştiğini anlatıyoruz. 17 yıl sonra o bara kimler girdi? 17 yıl içinde suçlu ve suçun tanımı nasıl değişti Türkiye’de? İlk Barda’da büyük bir aşağılık kompleksi izlemiştik biz ve ondan kaynaklı bir şiddet hikâyesi vardı. Şimdi ise bir üstünlük kompleksinden bir hikâye var. Her şeyi yapabileceğine ve bundan dolayı yargılanmayacağına inanan insanların hikâyesini izleyeceğiz. Aslında 17 yılda Türkiye’de neler değiştiyse filmde de onu izleyeceğiz. Filmin yaratım aşamasını Serdar Akar ile birlikte gerçekleştirdik. Serdar hoca ile çalışmak benim için çok keyifliydi.

İdris Nebi Taşkan: Psikolojik olarak zorlu bir süreç geçirdik. Bu kadar yetenekli ve harika insanlarla aynı projede olduğum için kendimi çok kıymetli ve özel hissediyorum. Umarım beklentileri karşılar.

Melisa Berberoğlu: Hande hocama ve oyuncu arkadaşlarıma cesaretinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Biz cesur bir proje yaptık. Biz bu filmle adaletsizliğin ve haksızlığın sesi olmaya çalıştık, umarım ses olabilmişizdir.
REKLAM
Berkan Şal: Biz aslında herkesin yaptığı gibi susmamayı denedik, bir tepki vermeye çalıştık. Bizim de tepkimiz bu.

Cem Söküt: Buradan bütün ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Psikolojik olarak afalladığımız anlar oldu ama yine de kalkıp toparlayabildik kendimizi. Biz aslında gerçekleri göz önüne sunduk. İnsanların bakış açısına göre gerekli mesajın alınacağını düşünüyorum. Zevkli geçti diyemeyeceğim set hiç eğlenmedim umarım herkes bir ders çıkarır.

Melissa Değer: Hande hoca gibi oyunculara müthiş alan sağlayan bir yönetmenle çalıştığım için çok mutluyum. Psikoloji çok ağır bir filmde oynadığımız halde iyi atlattığımızı düşünüyorum. Filmin çok doğru bir zamanda çıktığını düşünüyorum.
REKLAM
Kıvanç Baran Arslan: Ben bu filmde hayatımda şiddet görmemiş bir insan olarak şiddet gören bir insanın empatisini kurabildim. Hepimizin artık alıştığı ve kabul ettiği şeylerin kabul edilmemesi gerektiğini bir kez daha anlayabileceğimiz bir film olduğunu düşünüyorum.

Doğa Yiğit: O setin içinde büyük resme hep birlikte bakabiliyor olmak bence çok güzeldi. Bu hikâyeyi tekrar anlatma cesaretinin bir parçası olduğum için çok mutluyum.

İlker Kızmaz:Ben sette ve filmde çok az bulunabildim fakat şöyle bir şey fark ettim. ‘Bu bir şiddet filmi mi?’ diye soranlara bir şey söylemek istiyorum. Filmdeki şiddetle gerçek hayattaki şiddeti bir karşılaştırırlarsa bir farkındalıkları olacaktır diye düşünüyorum. Nerede daha çok şiddet var ve kimler şiddet görüyor anlayabilecekler diye düşünüyorum.
REKLAM
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maye Musk, Donald Trump tarafından Hükümet Verimliliği Departmanı’nın (DOGE) sorumlusu olarak atanan 53 yaşındaki oğlunun başarışarından övgüyle bahsetti.
Maye Musk; SpaceX, Tesla ve X’in sahibi olan oğlu Elon Musk ile ilgili konuşurken, onun seçimden bu yana Trump’la ne kadar iyi anlaştıklarını da anlattı.
“Onları birlikte gördüm ama çok kısa sürdü. New York’ta yaşıyorum ve onlar ya Mar-a-Lago’da ya da SpaceX lansmanındalar. Birlikte eğleniyor gibi görünüyorlar” diyen Maye Musk, “Her ikisinin de eğlenmesi güzel ve Elon ona gerçekten çok saygı duyuyor. Artık Amerika’nın bir geleceği olduğu için gerçekten mutlu” ifadesini kullandı.
Maye Musk, oğlunun her konuda en iyisi olduğunu vurgularken, sürekli onun devasa servetine atıfta bulunulmasının aşağılayıcı olduğunu ileri sürdü. “Zengin veya milyarder kelimelerini ya da buna benzer şeyleri sevmiyorum çünkü bunun aşağılayıcı olduğunu düşünüyorum. Bence o dünyanın dehası ve insanlar onu bu yüzden seviyor” diyen Maye Musk, “Yaptığı işten dolayı onu seviyorlar ve ona saygı duyuyorlar. Onunla çok gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.
Elon Musk hakkında annesinin yaptığı yorumlar, kısa sürede sosyal medyada yayıldı ve alay konusu oldu. Maye Musk’ın sözlerinin ‘utanç verici’ olduğu şeklinde yorumlar yapıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ardından Erbil ve Ortaç hakkında, 3 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırlanmıştı.

Ünlü isimler hakkında dün ve bugün yeni gelişmeler yaşandı. Dün akşam saatlerinde Serdar Ortaç’ın ev hapsi cezası kaldırıldı. Bugün de, yapılan itiraz üzerine nöbetçi sulh ceza hâkimi tarafından Mehmet Ali Erbil’in ev hapsi kararı kaldırıldı.
REKLAM
Mehmet Ali Erbil, karar sonrasında şu açıklamayı yaptı:

Bir süre önce, ‘Elektrikli kelepçe takılmak suretiyle, konutu terk etmemek şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanması’ yönünde verilmiş olan karar, mahkemelerimizin bugün verdiği kararla adli kontrol kararı kaldırılmış olup, haftada bir imza şartıyla yeniden güncellenmiştir. Konuyla ilgili dava süreci ise devam etmektedir.
Kamuoyuna saygılarımla,
Mehmet Ali Erbil
İlerleyen saatlerde Mehmet Ali Erbil’den yeni bir açıklama geldi. İşte o açıklama;

Ortaç; 24 Aralık’ta, Erbil ise 30 Aralık’ta 25. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkacak.
Ev hapsi cezasında yeni gelişme Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Evrim Alasya ile Kerem Alışık, fırsat buldukça yurt dışı tatiline bile çıkıyor.
Evrim Alasya, Fransa tatilinden sosyal medya hesabı üzerinden paylaşımlarda bulunarak Paris sokaklarında geçirdiği keyifli anları takipçileriyle paylaştı.
Evrim Alasya, 423 bin takipçili sosyal medya hesabından bulnduğu paylaşımlara; “Aylardan kasım” notunu düştü.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
REKLAM
Defne Samyeli, yılbaşı gecesi toteminin bir dönem kırmızı iç çamaşırı giymek olduğu itirafında bulundu. Yılbaşı gecesini kutlarken aile bireylerine de iç çamaşırı aldığını söyleyen Defne Samyeli; “Zaman zaman oluyordu eskiden. Şöyle itiraf edeyim; bir ara kırmızı iç çamaşır totemim vardı. Hatta aile toplantıları düzenlediğim zamanlarda yanında belki getiren olmaz diye ben herkese alıyordum. Eski kayınvalideme falan da. Gülmemiz için bir nedendi. Totem devam etmiyor bir işe yaradığını düşünmüyorum” şeklinde konuştu.

Öte yandan; iş adamı Necmettin Karabacak, Defne Samyeli ile beraber olduğu yönündeki iddiaları; “Defne benim çok yakın arkadaşım. Keşke Defne Samyeli gibi bir kadınla beraber olsam. Bence Türkiye’nin en güzel kadını ama maalesef öyle bir şey yok” şeklinde yalanladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü çerçevesinde Hitit Üniversitesi Kadın ve Aile Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü işbirliğinde “Kadının Güçlendirilmesi” konulu panel düzenlendi. Hitit Üniversitesi Meslek Yüksekokulları Kampüsü Ethem ErkoçKonferans Salonu’nda gerçekleştirilen panelin açılışında konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Sahit Aydın, ülkemizde kadına yönelik şiddetle etkin mücadele edildiğini ifade ederek, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede ilerleme sağlanabilmesinde yasal düzenlemeler ve kurumsal mekanizmaların yanı sıra konuya ilişkin bilinç ve duyarlılığın artırılması, toplumsal farkındalığın sağlanması da önemlidir. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle tüm kadınlarımızı şiddetten uzak, sağlıklı ve huzurlu bir ömür geçirmeni dileriz” dedi.
Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı, Kadın ve Aile Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nurcan Baykam da; “Kadın annemiz, eşimiz, kız kardeşimiz ve toplumu şekillendiren en önemli unsurdur. Kadın güvende olmalı ki kadın huzurlu, mutlu olmalı ki yeni nesillere bu huzuru, güveni aktarabilsin ve toplum huzurlu, güvenli olsun. İşte bu anlamda kadına yönelik şiddet aslında sadece fiziksel değil, duygusal ve ekonomik boyutlarıyla da olan, dokunulmazlıkları ihlal eden büyük bir insanlık suçudur. Bu konulara yönelik önlemleri almak, kadının toplumdaki hem ekonomik hem sosyal anlamda yerini daha sağlam zeminlere oturtmak, bireysel olarak kadınlarımızın kendi ayakları üstünde durabilmesini sağlamak ve dolayısıyla bu ihlale karşı da kendini savunabilir ve korunmasını almış olmak en önemli hedeflerimizden olmalı” diye konuştu.
Hitit Üniversitesi olarak bu konuda birçok çalışma, etkinlik, eğitim ve projeler yaptıklarını belirten Baykam, “Böyle bir şiddetle ilgili süreçler sadece ülkemizde değil, tüm dünyada ortadan kalksın ve huzurlu, daha mutlu bir toplum olarak yaşayalım” şeklinde konuştu.
Çorum Vali Yardımcısı Yeliz Mercan ise kadına yönelik şiddetin kadim ve küresel bir sorun olduğunu söyleyerek, “Yalnız şiddet, hepinizin malumu olduğu üzere bir sarmal şeklinde yetişen bir durum, bir süreç. Sadece yasal düzenlemelerle ortadan kaldırılması, son bulması maalesef mümkün değil. Bu anlamda tüm toplumda bir farkındalık, bilinç oluşturmak gerekiyor. Evlerimizde çocuklarımıza, okullarda öğrencilerimize, iş yerinde, hatta kullandığımız dile kadar dikkat etmemiz gereken bir süreç” ifadelerini kullandı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının tüm kurumlarıyla şiddete uğrayan, şiddete uğrama riski olan kadınların her zaman yanında olduğunu ifade eden Mercan, “Ümit ediyoruz ki tüm şiddetin her türlüsü, özellikle kadına dönük şiddetin her türlüsü son bulur. Şiddetsiz bir toplumda yaşarız. Çünkü en temel insan hakkı ihlali” dedi.
Konuşmaların ardından Hitit Üniversitesi Kadın ve Aile Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Menekşe Şahin, Çorum Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) Müdürü Şükran Uzun ve Polis Memuru Hatice Palalı tarafından sunumlar yapıldı. – ÇORUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Reşat Karcıoğlu, üniversitenin İdeal Hukuk Kulübü, Hukuk Araştırma ve Kriminoloji ile Ata Psikoloji Kulüplerince Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen sempozyumun açılışında yaptığı konuşmada, kadına şiddetin, topluma ihanet olduğunu söyledi.
Toplumun temelinin aile, ailenin temelin kadın, bugünün kızlarını da yarının kadınları olarak ifade ettiklerini belirten Karcıoğlu, “Temele ihanet edince bina yıkılır, biz temeli oluşturan değer üzerinden hareket edeceğiz. Gelişmiş ülkelerde bile kız çocukları istismar ediliyorsa o zaman toplumu kurtarma adına biz gereğini yapacağız, erkekleri bir okutacağız, kızlarımızı iki okutacağız. Her kademede kızlarımız, kadınlarımız var, önlerini açacağız ve onların istihdamına katkı sağlayacağız.” dedi.
Eğitimin her alanda önemli olduğunu vurgulayan Karcıoğlu, kadınlar için eğitimin çok ciddi değer olduğunu işaret etti.
“Ahlak olursa hukuk kendiliğinden tecelli edecektir”
Bugünün hukuk fakültesi öğrencilerinin yarının hakim, savcı ve avukatları olacaklarını belirten Karcıoğlu, şöyle devam etti:
“Hangi meselenin altını kaşırsanız eğitim çıkıyor. Hukuku biliyoruz, Mecelle’nin özünde de vardır, hukuktan önce Batı’nın bize yutturduğu ‘etik’ dedikleri etiğin öncesinde ahlak vardır. Ahlak olursa hukuk kendiliğinden tecelli edecektir. Öğrencilerimizden umutluyuz ama sizlerden özelikle ahlaki değerlerden taviz vermeden davaları almamız, maddi boyutu ikinci hale getirmenizi bekliyoruz.”
Moderatörlüğünü Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Yasin Kurban’ın yaptığı sempozyumda, akademisyen ve katılımcılar, “Kadın Cinayetlerinin Psikolojik Tahlili”, “Toplumsal Cinsiyet Rolleri ve Şiddetin Psikolojisi”, “Cinsel Şiddet ve Sonuçları”, “Kadın Cinayetlerinin Adli Tıpta İncelenmesi”, “Kadın Cinayetlerinde Medyanın Rolü ve Toplum Psikolojisi”, “Kadın Cinayetlerinde Hukuki Reformalar ve Cezai Yaptırımların Güçlendirilmesi”, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede 6284 Sayılı Kanun’un Önemi” konularında sunum yaptı.
Sempozyuma, Erzurum Baro Başkanı Mesut Öner, akademisyen ve öğrenciler katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eğitime yönelik projeler ve çalışmalarla dikkatleri üzerine çekmeye devam eden Canik Belediyesi, ilçedeki kadınlara yönelik Hukuk Okuryazarlığı Eğitimi gerçekleştirdi. İlçedeki kadınların yoğun bir ilgiyle katıldığı eğitim programında hukuk kavramı, insan hakları, hukuki destek ve hakların ihlali durumlarında başvurulması gereken kanun yolları hakkında bilgiler verildi.
KADES uygulaması anlatıldı
Canik Belediyesi Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde gerçekleşen eğitim programa katılan Canikli kadınlara, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile Kadın Destek Uygulaması (KADES) ile ilgili bilgiler aktarıldı. İki oturum şeklinde gerçekleşen eğitim programı çerçevesinde ayrıca kadının toplumdaki yeri ve önemi, doğru aile yapısı, aile içi etkili iletişim konularında katılımcılara uzman isimler tarafından bilgilendirmeler gerçekleştirildi. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Doç. Dr. Onur Tatar, Ayvacık ilçesi Şapköy köyündeki kadınların başarı hikayesini konu alan serginin açılışında, iştirakçi statüsünde yer alan Prof. Dr. Genç’e teşekkür ederek, proje süreçleri ve final etkinliği olan sergi hakkında bilgi verdi.
İl Kültür ve Turizm Müdürü Çağman Esirgemez de ÇOMÜ ile işbirliği halinde çalışmalar yapmaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.
ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu ise Şapköy’de çok güzel başarı hikayelerinin olduğunu kaydederek, “Örneğin yaklaşık 50 yıl önce bir genç köye getirmiş olduğu bir Antep fıstığı dalıyla menengiç ağacını aşılayarak harikalar yaratmış. Şapköy kadınları kendi emek güçlerinin farkında olarak kooperatifleşme çalışmaları yapmış. Kadınların kooperatifleşme süreciyle elde ettikleri ekonomik kazanımlar onların varoluş hikayesini değiştirmiş.” ifadesini kullandı.
Törene, Troya Müzesi Müdürü Rıdvan Gölcük, akademisyenler, Şapköy sakinleri ve öğrenciler katıldı.
Şapköy kadınlarının kooperatifleşmeden elde ettikleri ekonomik kazanımları ve bu süreçte köyden kente göçün etkilerini sanatsal bir dille anlatmayı amaçlayan sergi, 10 Aralık’a kadar açık kalacak.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çanakkale İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği tarafından, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Kapsamında çeşitli işyerleri ile Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde açılan stantta toplam 220 kadına tedbir kararlarından nasıl yararlanabilecekleri ve nerelere başvuru yapabilecekleri konusunda bilgilendirme faaliyeti yapıldı. Kadın Destek Uygulaması (KADES) tanıtılarak broşür dağıtıldı.
Şiddetin her türlüsüyle mücadeleyi kararlılıkla sürdüren Jandarmanın sorumluluk sahasındaki tüm kadınlara ulaşması hedefleniyor. – ÇANAKKALE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği tarafından düzenlenen eğitim çalışmasında, çeşitli iş yerleri ile Çanakkale Onsekiz Mart ÜniversitesiBiga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde stant açıldı.
Yaklaşık 220 kadına, tedbir kararlarından nasıl yararlanabilecekleri ve nerelere başvuru yapabilecekleri konusunda bilgilendirmede bulunuldu.
KADES uygulamasının tanıtıldığı stantlarda, kadınlara karanfil hediye edildi.
Eğitim çalışmaları ile şiddetin her türlüsüyle mücadeleyi kararlılıkla sürdüren jandarmanın sorumluluk sahasındaki tüm kadınlara ulaşması hedefleniyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadına yönelik şiddet ve cinayet davalarının ısrarlı takipçisi olan Avukat Sibel Önder, Buca’nın Yiğitler Mahallesi 320 Sokak’ta katledilen Rüya Polat’ın delil yetersizliğinden serbest kalan eşinin 8 yıl sonra müebbet hapis cezası almasını sağladı. Buca Belediyesi de adalet arayışlarına umut olması adına cesur avukatın adını söz konusu sokağa vermek için harekete geçti.
Avukat Sibel Önder ile 320 Sokak’ta bir araya gelen Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, şunları söyledi:
“Sibel Hanım’ın mücadelesinin, adalet arayan herkese umut vermesi için”
“Bu sokakta yıllar önce çok acı bir cinayet işlendi. Sibel Hanım’ın davadaki ısrarlı takibi sayesinde beraat kararı verilen dosya daha sonra tekrar görüldü ve ceza müebbet hapis cezasına çevrildi. Bu kararla o masum kadının ailesinin içi biraz olsun adalet duygusuyla rahatlamış oldu. Avukat Sibel Önder, şiddete uğrayan kadınların hak arayışında yanlarında oluyor. Bugüne kadar birçok davada eşine ya da sevgilisine şiddet uygulayan erkeklerin karşısına dikilerek, mahkemede kadınların lehine kararlar aldırmayı başardı. Baktığı tüm şiddet vakalarında, şiddet uygulayan erkeklerin demir parmaklıklar ardına atılmadan emekli olmayacağını söylüyor. Sibel Hanım’ın mücadelesinin, adalet arayan herkese umut, tüm avukatlarımıza da cesaret vermesi adına bu sokağa ‘Avukat Sibel Önder’ adını vermeyi planlıyoruz. Bu konuyu Buca Belediye Meclisi’mizde gündeme getireceğiz.”
“Katledilmiş tüm kadınlar adına kabul ediyorum”
Avukat Sibel Önder de adının sokağa verilecek olmasının kendisine onur verdiğini belirterek, “Katledilmiş tüm kadınlar adına kabul ediyorum” dedi.
Başkan Duman’ın desteğinin kendisini daha da kamçılayacağını aktaran Önder, “Sizler benim bu kadar arkamda olursanız, bundan sonra mazlumların sesi daha çok duyulur. Bu şekilde çocuklara daha iyi bir hayat verebiliriz, kadınlara daha güvenli bir hayat verebiliriz. Ölünün dili yok ama benim var, demek ki sizin de varmış başkanım. Çok mutlu oldum gerçekten” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın İl Jandarma Komutanlığı Aile içi Şiddetle Mücadele ve Çocuk Kısım Amirliği personelleri tarafından25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü faaliyetleri kapsamında Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü koordinesinde Aydın İl Müftülüğü Konferans Salonunda gerçekleştirilen Hayati İnanç’ın ‘Güçlü Kadın, Güçlü Aile, Güçlü Türkiye’ söyleşi programına katılım sağlayan vatandaşlara bilgilendirmelerde bulunuldu. KADES uygulaması, Kadına El Kalkamaz mottosuyla bilgilendirme faaliyeti gerçekleştiren jandarma ekipleri, söyleyişe katılan vatandaşlara çeşitli konular ve KADES hakkında broşürler, Jandarma Çocuk Dergisi ve Türk bayrağı hediye edildi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(TBMM) – CHP Trabzon Milletvekli Sibel Suiçmez, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, “Bugün bu salonda en çok duyacağımız sözler; yoksulluk, tecavüz, utanç, istifa, yetersiz bütçe olacak. Bugün sanal eylem planları dinledik. Bunlarla ne yoksulluğu ne tecavüzü ne tacizin önünü kesemiyorsunuz. Bugün azalan bir bütçe ile karşımızdasınız. Güzel bir bütçe hazırlamamışsınız. Bu bütçeyle nasıl çözüm üretilecek? Sürekli aile diyorsunuz. Hepimiz aileden yanayız ama buna bir kutsallık vererek kadını onun içerisinde boğmanıza karşıyız” dedi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçe görüşmeleri devam ediyor. CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, şunları söyledi:
“Bugün bu salonda en çok duyacağımız sözler; yoksulluk, tecavüz, utanç, istifa, ölüm, yetersiz bütçe olacak. 22 yıllık AKP iktidarının getirdiği bu süreçte yoksulluk her tarafta, tecavüzler, istismarlar her tarafta. Sizin pek çok bakanlığı ilgilendiren konuda sorumlu tutulmanızın da haksızlık olduğunu düşünüyorum. Bu İçişleri Bakanlığıyla, Milli Eğitim Bakanlığıyla siz nasıl problemleri çözeceksiniz? Ben bugün bir kadın vekil olarak bir kadın bakandan şunu duymak isterdim; ‘üzgünüm problemleri doğru tespit edip gerçekçi ve doğru bir çözüm uygulayıp çocukları, kadınları, engellileri, yaşlıları kısaca dezavantajlı grupları yeterince koruyamadım ama birlikte başarmak için bir şeyler yapabilir miyiz’. Bu gerçekleşmiş olmadı. İçişleri Bakanıyla hiç görüştünüz mü merak ediyorum. Her 25 Kasım’da kadınlar şiddetin önlenmesi için sokaktalar, dövülüyorlar, eziliyorlar, kötü muameleye tabi tutuluyorlar. Bakana, ‘bu sefer de bırakalım’ dediniz mi? Keşke görüşseydiniz, bunları engelleseydiniz. Bu Milli Eğitim Bakanı’yla ‘özgür kadın, özgür birey’ yetiştirmeniz mümkün değil. Bunu anlamanız gerekiyor. Milli Eğitim Bakanı’yla görüşmeniz gerekiyor.
“Hayal görmeyin, nasıl çözüm üreteceğimizi ortaya koyalım”
Bu konuda yetkin gruplarla değil de Diyanet İşleri Başkanlığıyla protokol yapıp da merhamet üzerinden giderseniz sonuç bu; hergün öldürülen kadınlar. Bunun önüne bu şekilde geçemeyiz. Bunun önüne geçmek sadece sizin değil hepimizin görevi. Siz yanınızdaki bürokratların size doğru bilgi vermesini sağlayın. Bugün sanal eylem planları dinledik. Bunlarla ne yoksulluğu ne tecavüzü ne tacizin önünü kesemiyorsunuz. Bugün azalan bir bütçe ile karşımızdasınız. Güzel bir bütçe hazırlamamışsınız. Bu bütçeyle nasıl çözüm üretilecek? Sürekli aile diyorsunuz. Hepimiz aileden yanayız ama buna bir kutsallık vererek kadını onun içerisinde boğmanıza karşıyız. Bugün boşanma sayısı artmış, eşleri tarafından katledilen kadınların sayısı artmış, aile bireyleri tarafından cinsel saldırıya uğrayan çocukların sayısı artmış, evlenme sayısı düşmüş, bebek ölümleri artmış. Güçlü aile, güçlü toplum, güçlü Türkiye diyorsunuz. Hayal görmeyin, nasıl çözüm üreteceğimizi acımasız bir biçimde verileri ortaya koyarak, karşılıklı görüşerek, birbirimizle danışarak sağlayalım.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tepebaşı Belediyesi, toplumu yakından ilgilendiren farkındalık çalışmalarına devam ediyor. Tepebaşı Belediyesi ana hizmet binası önünde düzenlenen etkinliğe Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın yanı sıra Eskişehir Baro Başkanı Av. Barış Günaydın, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, Eskişehir Kent Konseyi Başkanı Ahmet Kapanoğlu, Tepebaşı Sağlıklı Kent Konseyi Başkanı Canan Adlım, belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve belediye personeli katıldı.
“Tarihe ışık tutulabilecek”
Etkinlikte konuşan Başkan Ataç, ” Türkiye’deki kadına yönelik şiddetin bu noktaya gelmesinde büyük vebali olan bir siyasi irade var. Bu siyasi irade kadına olan değeri bilmezken, bir de İstanbul Sözleşmesini ortadan kaldırdı. Türkiye’de kadına şiddet giderek üst noktalara geldi. Özellikle son 20 yılda binlerce kadınımız, çocuğumuz ve işçi kardeşlerimiz hayatını kaybetti. 25 Kasım tarihi gerçekten çok önemli. Bu kavramla belki tarihe bir ışık tutulabilecek. Bugün burada üniversitelerin kadın araştırma merkezleri, meslek odaları, dernekler, STK’lar ve birçok grup kadına yönelik şiddete dur demek için buradayız” dedi.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Temsilcisi Ayşe Aytekin ise 2024’ün ilk 10 ayında 344 kadının erkekler tarafından, 207 kadının ise şüpheli bir şekilde hayatını kaybettiğini söyledi.
Tepebaşı Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Banu Dinç ise “Belediyemizin 2007’den bu yana hizmet veren bir sığınmaevimiz var. O günden bugüne 539 kadın 256 çocuk barındı. Verdiğimiz destekler ile de 176 kadının bağımsız yaşama geçişi sağlanmıştır” diye konuştu.
Konuşmaların ardından ise katılımcılar, belediye binası içerisinde bulunan sergi salonunda “Eskişehir Tepebaşı Belediyesi Kadına Yönelik Şiddete Karşı Tutum Belgesi”ni inceledi. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>-Anti bakteriyel özelliği ile mikroplara karşı iyi bir doğal tedavi seçeneğidir.
-Kulaklarda meydana gelen enfeksiyonların tedavisinde kullanılabilir.
-Derinin kollajen üretimini arttırarak daha sıkı bir cilde kavuşulmasına olanak verir.
-Boğazlarda oluşan ağrılarda ilaç tedavisine destek olabilir.
-Vücutta meydana gelen toksinleri atıcı özelliği ile bilinir.
-Ağız içerisindeki iltihaplarda iltihap sökücü olarak kullanılabilir.
-Mide kanserinde mide çeperini koruyucudur.
-Mide ülseri ve gastrit problemlerinde ilaç tedavisini destekleyici olarak tercih edilebilir.
-Yüksek antioksidan içeriği ile kanserli hücrelere karşı savaş açar.
-Sindirimi kolaylaştırıcı etkileri ile bilinir.
-Safra kesesi rahatsızlıkları için tercih edilebilir.
-Kalp ve damar hastalıklarında ilaç tedavisinin yanı sıra doğal bir terapi seçeneği olarak kullanılabilir.
-Menopozun etkilerini en aza indirir.
-Deri iltihabı tedavisinde etkili bir terapi yöntemidir.
-Mide kramplarına iyi gelir.
-Hem bedeni hem de ruhu sakinleştirici olarak tüketilebilir.
-Merhem şeklinde hazırlanarak ciltte meydana gelen yara, kesik ve yanıkların tedavisinde uygulanabilir.
-Basurun iyileşmesini sağlar.
-Meme kanseri yüzünden radyoterapi gören kişilerde olası cilt iltihaplarını engelleme özelliğine sahiptir.
AYNISEFA BİTKİSİ NASIL TÜKETİLEBİLİR?
Aynısefa bitkisinin en sık kullanım şekillerinden birisinin çay şeklinde demlenerek tüketilmesi olduğu söylenebilir. Sarı ya da turuncu renkli aynısefa çiçeklerinin kurutulması ve çay şeklinde demlenmesi ile tüketilebilecek olan aynısefa bitkisi faydalarını içilmeye başlandığı ilk andan itibaren gösterebilmektedir. Aynısefa bitkisinin faydalarını görebilmek amacıyla hazırlanacak olan çayın tavsiye edilen karışım oranı da bir bardak çay için bir çay kaşığı ölçüsünde kurutulmuş aynısefa çiçekleridir. Çayı hazırlama yöntemi olarak ise kurutulan yaprakların suya atılması ve yaklaşık olarak 15 dakika kadar kaynatıldıktan sonra ocaktan alınarak demlenmeye bırakılması olduğu söylenebilir. Demleme işleminin ardından doğrudan tüketilebilecek olan aynısefa bitkisi çayı arzuya göre bal ya da limon ile tatlandırılabilir. Tüm bunların yanı sıra dileyen kişiler aynısefa bitkisinin faydalarını görebilmek amacıyla bu bitkinin çiçeklerini salatalarında da kullanabilmektedir.

AYNISEFA BİTKİSİNİN YAN ETKİLERİ NELERDİR?
Aynısefa bitkisinin faydalarını görmek isteyen kişilere bu bitkiyi çocuklar üzerinde kullanacaklarsa muhakkak haricen kullanmaları önerilmektedir. Cilt yaralanmaları konusunda açık yaraların üzerine doktor tavsiyesi olmadan sürülmemesi gereken aynısefa bitkisi papatya ailesinden olan bitkilere karşı herhangi bir alerjisi bulunan kişiler tarafından da tercih edilmemelidir. Aynısefa bitkisinin olası yan etkileri ise cilt yüzeyinde döküntü ve kızarıklık olarak kendisini göstermektedir.
AYNISEFA BİTKİSİNİ HAMİLELER KULLANABİLİR Mİ?
Hamilelerde ve emziren annelerde aynısefa bitkisinin kullanımı tavsiye edilmemektedir. Hamile kalma konusunda çaba gösteren kişilerde de yine aynısefa bitkisinin tüketilmesinin riskli olduğu söylenebilmektedir. Aynısefa bitkisi ile ilgili yapılan araştırmalar, diğer ilaçlar ya da diğer bitkiler ile etkileşimi konusunda net bir sonuç vermemektedir. Ancak diyabet hastası olanlar üzerinde yapılan deneyler sonucunda bu tür hastalarda çeşitli yan etkilere neden olabileceğinden ötürü diyabet sorunu ile mücadele eden kişilerin aynısefa bitkisini kullanmaya başlamadan önce doktorlarına danışmaları önerilmektedir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamuru için:
Üzeri için:
YAPILIŞI
Derin bir kapta tozşeker ve sütü çırpın. Tereyağı, kabartma tozu, vanilya, un ve ayçekirdeğini ilave edin. Tüm malzemeyi iyice yoğurun ve ceviz büyüklüğünde parçalar koparın. Hamur parçalarını iki avucunuzun içinde ovalayarak, 10 cm uzunluğunda uzun şeritler hazırlayın. 3 adet şeridi yan yana koyarak, saç örgüsü şekli verin ve diğer hamurları da aynı şekilde hazırlayın. Daha sonra yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine yerleştirin ve üzerine yumurta akı sürüp, ayçekirdeği serpin. Önceden ısıtılmış 190 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirin
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yurt dışında oldukça tüketilen alabaş sebzesi ülkemizde yeni yeni popüler olmaya başladı. Lahana ailesine ait olan bu sebze görüntü olarak turpa benzer. İlkbahardan itibaren tezgahlardan yer almaya başlayan alabaş, lahana ve kereviz gibi tüketilir. Yeşil ve pembe gibi iki farklı renge sahip olan alabaş, vücudun günlük ihtiyacı olan lifin yüzde 52’sini karşılar. “Cennet topuzu” olarak da bilinen alabaş, A, C, B vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, potasyum, fosfor ve demir gibi mineraller bakımından oldukça zengindir. Yapılan bazı araştırmalarda alabaş sebzesinin kanser hücrelerini yok etmede etkili olduğu tespit edilmiştir. Yıl boyunca yetişme özelliğine sahip olan alabaş insan sağlığına birçok fayda sağlar.

ALABAŞIN FAYDALARI NELERDİR?
– C vitamini bakımından zengin olan alabaş, güçlü bir antioksidan görevi görür. Bu özelliği sayesinde vücutta mutasyona uğrayıp tümör olmaya meyilli hücrelerin sağlıklarını korur. Kanser oluşumunu engeller. Özellikle akciğer ve bağırsakları temizleyerek buradaki kanser ihtimalini sıfırlar.
– Göz sağlığında en yaygın olan rahatsızlık kataraktır. Katarak oluşumuna neden olan durum ise göz içerisindeki A vitaminin azalmasıdır. A vitamini bakımından zengin olan alabaş bu durumun yaşanmasını önler.
– Vücuttaki potasyum dengesi tansiyon rahatsızlığı için önemli bir mineraldir. Bu mineral azalınca hormon bozukluğu ve yüksek tansiyon hatta felç gibi riskli hastalıkların yaşanmasına neden olur. Ancak alabaş içerdiği yüksek potasyum sayesinde vücuttaki oranı dengeler.
– Turp gibi alabaşta kuru öksürük ve solunum hastalıklarında olumlu etkiye sahiptir. Kaynatılıp suyu tüketildiğinde özellikle mevsim geçişlerinde yaşanan enfeksiyona bağlı gelişen göğüs ağrısı ve kuru öksürüğü keser.
– Kilo aldırmadan demir oranını yükselten nadir besinlerdendir. Çünkü alabaş lif bakımından zengin olduğundan kilo vermede yardımcı olur. Metabolizmayı hızlandırır. Aynı zamanda ise demir oranını artırarak kansızlık gibi ciddi hastalıkların önüne geçer.
– Zeka gelişiminde etkili olan selenyum minerali bakımından zengin olduğundan beyin sağlığını da olumlu etkiler. Uzmanlar gelişim çağındaki çocukların ve anne adaylarının tüketmesini tavsiye eder. Ayrıca anne sütünü artıran özelliğe sahiptir.
– Sinir hücrelerini sakinleştirerek kişinin rahat bir uyku çekmesini sağlar. Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun özellikle sıklıkla uyku problemi çeken hastalarına tavsiye ettiği besinler arasında yer alır. Kronik uykusuzluk için beyaz alabaşı öneren Saraçoğlu, uykudan yarım saat önce çiğ tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.
– Kalsiyum minerali kas ve kemiklerin güçlenmesini sağlar. Bu sayede ileri yaşlarda görülme ihtimali olan romatizma ve kemik erimesi gibi hastalıklar önlenmiş olur. Doğada düt kalsiyum bakımından en zengin besin olmasına rağmen, alabaşta süt kadar zengindir.
– Bağışıklığı güçlendiren alabaş, vücutta biriken toksinleri atarak adete vücudu yeniler. Bu faydası da en çok cilde yarar. Hem dış etmenlerden hem de iç rahatsızlıklardan sıklıkla etkilenen cilt alabaş sayesinde yağ dengesini düzenleyerek akne ve sivilce oluşumunu engeller.
ALABAŞIN OLUMSUZ ETKİSİ NEDİR?
Vücuttaki iyotu kısa sürede tüketebilen alabaş tiroid gibi hormon sorunlarına neden olabilir. Bu yüzden tüketimine dikkat edilmelidir. En azından bir uzmana başvurularak günlük ne kadar tüketilmesi öğrenilmelidir. Bazı uzmanlar haftada en fazla iki defa tüketilmesini tavsiye ediyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1 AY BOYUNCA AÇ KARNINA…
Antiseptik ve tıbbı etkileri olan ılık limonlu suyun sağlık açısından çeşitli faydaları bulunuyor. 1 ay boyunca aç karnına ılık içilen limonlu suyun sağlığınıza olan etkilerini merak ediyorsanız işte cevapları…

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Enfeksiyon ve hastalıklara neden olan patojenik bakterilerin büyümesini ve çoğalmasını önlemeye yardımcı olur. Bağışıklık sisteminin yükselmesine yardımcı olur. Böylece grip gibi enfeksiyon hastalıklarından korunmanızı sağlar.
ROMATİZMAYI ÖNLER
Limonlu su ürik asidi eritmeye yardımcı olur. Böylece düzenli tüketildiğinde romatizma gibi hastalıklarının önlenmesine ve tedavi edilmesine yardımcı olur..
KARACİĞERE ENERJİ VERİR
Mide ekşimesi durumunda abir bardak içilen limonlu su rahatlamanıza yardımcı olur. Aynı zamanda limonlu su karaciğerdeki kalsiyum ve oksijen seviyelerini dengelemeye yardımcı olur. Karaciğere enerji vererek kuvvetlendirir.
KANSER RİSKİNİ AZALTIR
Limonlu su içmek, kanseri önlemede faydalıdır. Araştırmalar, limonun tümör önleyici özellikleri ile kanser riskini azaltmada yardımcı olduğunu gösteriyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GENÇ YAŞLARDA DA GÖRÜLÜYOR
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl tüm dünyada 500.000 yeni rahim ağzı kanseri olgusu tanı alıyor ve 250.000 kadın rahim ağzı kanserinden ölüyor. Rahim ağzı kanseri özellikle geri kalmış ülkelerde görülen bir sağlık sorunudur. Genellikle 30-50 yaş civarında ortaya çıkan rahim ağzı kanseri son yıllarda genç kadınlarda da görülmeye başlamıştır. Kadınlarda en çok görülen kanser sıralamasında meme kanseri ilk sırada yer almasına rağmen, yaşamı tehdit edici özelliği nedeniyle rahim ağzı kanseri, meme kanserinin önüne geçmektedir.

HPV VE SİGARA KULLANIMI ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRLERİ
Serviks kanserinin gelişimimdeki en önemli risk faktörü HPV’dir. 100 den fazla tipi olan bu virüsün bazı tiplerinin kanser gelişiminde rol oynadığı tespit edilmiştir. HPV cinsel yolla bulaşır. Genital siğillere yol açtığı gibi hiçbir bulgu da vermeyebilir. Ayrıca sigara kullanımı da tüm kanserlerde olduğu gibi rahim ağzı kanseri için önemli bir nedendir.
RAHİM AĞZI KANSERİ BELİRTİLERİ:
1.Cinsel ilişki sonrası kanama
2.Adet dışı kanama
3.Kanlı akıntı
4.Pis ve kötü kokulu akıntı
5.Bel ve kasık ağrısı
PAPSMEAR TESTİ HASTALIĞIN KONTROLÜNDE ETKİLİ
Rahim ağzı kanseri, düzenli muayene ve tarama programları ile kontrol altına alınabilen, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen bir kanser türüdür. Günümüzde bu kanserin taramasında kullanılan en yaygın yöntem PAPsmear testidir. Aktif cinsel yaşamı olan her kadının yılda bir kez düzenli olarak yaptırması gereken smear testi ile rahim ağzında henüz kanseri dönüşmemiş ancak kanserin ön lezyonları olan anormal yapılar tespit edilerek, hasta tam olarak sağlığına kavuşturulmaktadır. Ayrıca smear testine ek olarak yapılan HPV tarama testi de kanser gelişiminin önlenmesi acısından büyük öneme sahiptir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SOSİS
Sosisli sandviçlerde yarı pişirilmiş sosisler aslında sağlığımız için son derece tehlikelidir çünkü çiğ sosiste listeria bakterisi bulunur. Bu tehlikeli bakteri sindirim sistemini bozarak zehirlenmeye neden olabilir. Bu ihtimali ortadan kaldırmam tek yolu ise sosisleri iyi bir şekilde pişirmektir. Uzmanlar, sosisi çiğ bir şekilde tüketmekten kaçınmanız gerektiğinin altını çiziyor.

FASULYE
Çiğ fasulye, pişirilerek çıkarılması gereken zararlı tatsız bir toksin içerir. Kırmızı ve böbrek fasulyesi özellikle toksiktir, ancak diğer tipler de zehirlenme riski taşır. Fasulyeleri kaynatmadan içerisinde bulunan toksinler yok edilemez…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

MANYOK
Manyok, gelişmekte olan dünyada yarım milyardan fazla insan için temel bir diyet sağlayan önemli bir besindir. Ancak manyokun yanlış hazırlanmasının, akut zehirlenmelere, kısmi felce veya hatta ölüme neden olacak kadar zehirli olabileceğini unutmayın.

KARİDES
Karides çiftliklerde yetiştirilir. Enfeksiyonların, hastalıkların ve parazitlerin yayılmasını önlemek için, çiftçiler hayvanların yemini antibiyotiklerle pompalar ve suları pestisit ve fungisitlerle doldururlar. Klor da dahil olmak üzere büyük miktarda kimyasal katkı maddesi içine eklenir.

PATATES
Genel olarak, patates tamamen güvenli bir sebzedir. Patatesleri çok uzun süre aydınlık ve aşırı nemli bir ortamda bırakırsanız veya uzun süre bekletirseniz filizlenmeye başlayacaktır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇİÇEKLERİNİZİ GÜÇLENDİRİN
Saksınıza bir miktar kola döktüğünüzde, koladaki köpükler toprağa hava vererek köklerin daha derine inmesini ve güçlü olmasını sağlayacak.
GÖZLÜĞÜNÜZÜ TEMİZLEYİN
Kolaya batırdığınız havluyla gözlük camlarınızı sildikten sonra yıkayıp kurulayın.
DENİZANASI SOKMALARINI TEDAVİ EDİN
Eskiler, denizanası sokmalarına idrarın iyi geldiğini söylerler ancak kola dökmek acıyı azaltmak için daha makul bir yöntem. Üstelik sadece denizanası için değil birçok böcek ısırmalarına karşı da kullanılıyor.
SAÇINIZA YAPIŞAN SAKIZDAN KURTULUN
Uzun saçlıların korkulu rüyası saça sakız yapışması. Bütün uğraşlara rağmen çıkarılamayınca geriye saçı kesmekten başka çare kalmaz. Ancak koladaki asit sakızı kolayca saçınızdan ayırır.
FAYANSLARINIZI TEMİZLEYİN
Banyonuzu ne kadar temiz tutarsanız tutun fayans araları zamanla kararır. Kola, bu derdinize de çare olabilir. Temiz bir diş fırçasını kolaya batırarak fayans aralarınızı temizleyebilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Prof. Dr. Varlı, proje adını İngilizce çevirilerinde world yerine earth kelimesini kullanmasının temelinde ekofeminist bir yaklaşımın olduğunun altını çizerek, “Doğanın yok edilişi ile cinsiyete dayalı yok edilişlerin tınısı, havada asılı kalan kokusu, yüreklere kazınan sızısı aynıydı çünkü” şeklinde tanımlıyor.

“KADIN İCRACILARIN VARLIĞINA…”
Bu albüm çalışmasının amacı ise göz ardı edilen geleneksel müzik icrasındaki enstrüman performanslarında kadın icracıların varlığına, eğitim olanaksızlıklarına dikkat çekmek olduğu kaydediliyor. Öte yandan amaçlardan biri de eğitimde ihtiyaç sahibi kadınlara albüm geliriyle el uzatmak…
Prof. Varlı projenin temel felsefesini; fırsatı ve gücü kendilerinde keşfeden kadınların dünyayı sanat yoluyla güzelleştirip yaşanır kılacaklarına, cinsiyetlerinden kaynaklı yaşadıkları dezavantajları Dünyayı (Earth) çalıp/söyleyerek ortadan kaldıracak gücü elde edeceklerine dair metaforik bir gönderme olarak açıkladı.

Varlı açıklamalarına, “19 Temmuz’da CD formatı elimize ulaşmışken, binlerce kadının çığlığı sardı yeryüzünü. Bir anlamda ağaçlar, orman, ormanın sahiplerinin yok oluşunun içine doğdu kolektif çalışmamız. Daha yeni elde ettiğimiz gelir albümde yer alan koca yürekli kadınlarımızın aklıyla yangın yerinde yerini buldu, bulmaya da devam edecek” diye ekledi.
GELİRİN BİR KISMI YANGIN BÖLGELERİNE
Diğer taraftan proje farklı bir alanda da etkisini gösterecek. 6 Ağustos itibariyle dijital platformlarda Lavanta, Leylak, Menekşe isimleriyle yerini alan ve sınırlı sayıda basılmış olan albüm çalışmasını edinmek isteyenlerden sağlanan gelir yangın bölgesinde evini barkını kaybeden ama konservatuvar hayallerinin de kül olmasına razı gelemeyecekleri gençlere ulaşacak.

Ancak albüm oluşumunda yola çıkarken asıl hedef; çalışmanın gelirlerinin Etnomüzikoloji Derneği ‘Şehvar Beşiroğlu Lisansüstü Eğitim Bursu’na aktarılmasına, etnomüzikoloji, müzikoloji, müzik performansı alanlarında yurt içi/yurt dışı lisansüstü eğitim yapmaya hak kazanmış ihtiyaç sahibi kadın öğrencilere burs verilerek kadınların sanat ve bilim alanında ilerlemeleri yolunda önlerine çıkan engelleri ortadan kaldırmak adına somut bir yola katkı vermek…
Albüm Orpheus Yapım’dan yayınlanırken 3 Cd’den ve geleneksel müzikte çalgılarıyla ön planda olan 36 kadın icracının performanslarından oluşuyor. Minik bir kitapçık ile dinleyicilere sunulan çalışma koleksiyonluk olma özelliğiyle dinleyicilerin beğenilerine sunuluyor.

Pandemi döneminde gerçekleşen bir çalışma olmasıyla da ayrı bir önem sahip olan albümün kayıt aşamalarında Türkiye’nin çeşitli illerinde birçok stüdyo sahibi stüdyolarını açmış olmasının yanı sıra, ev kayıtları ile de tam bir kolektif çalışmanın ürünü olan albümün tüm mix&masteringleri Doç. Ersen Varlı’ya ait…
Ayrıca Doğuş Varlı’nın editörlüğünü yaptığı ‘Kadınlar Dünyayı Çalıyor Söylüyor’ kitap çalışması da önümüzdeki aylarda raflarda yerini alacak.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hamuru için:
Dolgusu için:
Üzeri için:
YAPILIŞI
Tart hamuru için tüm malzemeyi geniş bir kaba alıp yoğurun ve sert bir hamur elde edin. Hamuru streç filme sarıp buzdolabında 15 dakika dinlendirin. Hamuru tart kalıbınızın içini kaplayacak büyüklükte açın. Kenarlarını da kaplayacak şekilde içine yerleştirin. Dolgusu için zeytinyağını geniş bir tavaya alın. Üzerine soğan ekleyip kısık ateşte 15-20 dakika karıştırarak pişirin. Kekik, pul biber, kakule, balzamik sirke ve şekeri ekleyin. Karışım parlak olana dek, yaklaşık 10 dakika daha pişirin ve ocaktan alın. Soğuduktan sonra tartın üzerine yerleştirin. Krema, süt ve yumurtayı çırpın. Üzerine muskat ekleyin. Karışımı tartın üzerine gezdirin. Dilimlenmiş keçi peynirini koyun. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında üzeri pembeleşene dek pişirin. Dilimleyip biberiye ile süsledikten sonra servis yapın.
Aşçı Şefika Günyel
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güçlü antioksidan yapısı sayesinde hücresel hasara karşı vücudu korur. Mor lahana, C vitamini , antosiyaninler, karotenoidler, kaemprefol gibi flavonoid antioksidanları bünyesinde barındırır. Bu bileşenler vücudumuz için son derece faydalıdırlar.

Mor lahananın içinde sülfür bileşeni bulunur. Bu bileşen akne ve sivilcelerle mücadele eder. Vücuttaki iltihapla mücadele eder. Bunun için yiyebilir ya da cilde yansıyan iltihap var ise direkt olarak cilde de uygulanabilir.
Kalp krizi riskini azaltır. Buna etki eden şey ise lahanaya mor rengini veren flavonoid antioksidanlar olan antosiyanin içeriğidir. Düzenli olarak antosiyanin içeren gıdalar tüketmek, kalp krizi riskini %11-32 oranında azaltabilir.
Damar sağlığını korumaya da yardımcı olur. Düzenli tüketimi kan akışının kolaylaşmasına yardımcı olur.
Baş ağrısına birebirdir. Mor lahananın yaprağıyla başınıza kompres yaparak ağrıdan kurtulabilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İŞTE HER GÜN 7 ZEYTİN 1 İNCİR YEMENİN FAYDALARI
– İki besinde çok güçlü antioksidan olduğundan vücudun gün boyu temizlenmesini destekler. Böylece vücudun genç hücrelerinin sayısını artırarak yaşlanmayı geciktirir.

– Zeka gelişiminde katkı sağlayarak beyin hücrelerinin sağlığını korur. Uzmanlar özellikle hamile ve gelişim çağındaki çocukların düzenli bir şekilde bu besinlerden tüketilmesini tavsiye eder.
– Sinir hücrelerini yenilediğinden ruhsal problemlerin yaşanma olasılığını da azaltır. Özellikle depresyon ve kişilik bozukluğu gibi sonu intiharla biten rahatsızlıklara iyi gelir.
– Laktoza alerjisi olan kişilerin kalsiyum maddesini depolamasının en doğal yolu bu ikilidir.
– Gün içerisinde yağ yakımını hızlandırarak kilo vermeye yardımcı olur. Bunun yanı sıra gün içerisinde tokluk hissini de artırdığından kilo almayı da engeller.
– Günde 2 defa sabah kalkar kalkmaz ve gece yatmadan uygulanmalıdır. Bu zamanlar vücudun yenilenme saatleridir.
– Kan şekerini dengelediğinden şeker hastalarının da rahatlıkla tüketebileceği bir ikilidir.
– Bağışıklığı güçlendirdiğinden kansere yakalanma oranını azaltır. Karaciğer, akciğer ve meme kanserlerinin hücrelerini azaltığı yapılan araştırmalarda ortaya konulmuştur.
– Bu uygulamada incirin kuru olup olmaması önemli değildir. Kür etkisini 21 gün sonra gösterir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarımsağın içerisinde bulunan vitamin ve mineraller saç sağlığında önemli bir rol oynar. Örneğin bol miktarda kalsiyum barındıran sarımsak saça uygulandığında saçın kusurlu bir şekilde uzamasını önleyerek, saç büyümesinde etkilidir.
Sarımsak saç sağlığı için oldukça faydalı olan sülfür açısından son derece zengindir. Sülfür, saç üretimi için gerekli olan keratin dahil birçok proteinin yapısal bir parçasıdır. Sarımsakta bulunan selenyum saç sağlığını iyileştirmek için E vitamini ile birlikte çalışır. Selenyum vitamini hücrelere hasar veren serbest radikallere karşı mücadele ederek E vitaminin vücuttaki gücünü artırmaktadır. E vitaminini az olan kişilerde genelde saçı kaybı, saç kuruluğu ve saç matlığı yaşamaktadır. Sarımsak ile kısa sürede tüm bu sorunlara çözüm olabilirsiniz.

Sarımsak, saç sağlığı için önemli olan B-6 ve B-1 (tiamin), C vitamini açısından iyi bir kaynaktır. C vitamini saçları kırılmalardan korumakta ve kolajen üretimini artırmaya yardımcı olmaktadır. Vitamin B-6 eksikliği saçların koparak dökülmesine neden oluyor.
Saç dökülmesi hem kadınlarda hem de erkeklerde görülen bir problemdir. Ancak erkeklerde kadınlara oranla bu problem daha fazladır. Yaşanan sağlık sorunları nedeniyle saç dökülmesi meydana gelebilir. Bu durumu çözmenin en kolay yolu sarımsaktır. Dökülme yaşanan bölgelere uygulanan sarımsak kürleri saçların yeniden çıkmasına yardımcı olarak, Selenyum ve sülfür içerdiği için saçı yapısal olarak güçlendirmektedir.
Saçlarında kepekle baş etmeye çalışanlar için muhteşem bir haberimiz var. Sarımsakta bulunan alisin maddesi kepek ile adeta savaşıyor. Kısa sürede kepeklerinizden kurtulmak istiyorsanız sarımsak kürünü uygulayabilirsiniz.

SARIMSAK SAÇA NASIL UYGULANIR?
Eczanelerde, marketlerde ya da kozmetik satan mağazalarda sarımsaklı şampuanları görebilirsiniz.Eğer sarımsaklı şampuan bulamadıysanız sorun değil gündelik olarak kullandığınız şampuanın içine sarımsak suyu ya da özü ekleyerek kendi şampuanınızı hazırlayabilirsiniz. Diğer bir seçeneğiniz ise sarımsağı direk olarak saç derinizde kullanmak. 3-4 diş sarımsağı iyice ezerek saçlarınızın döküldüğü veya zayıfladığı bölgelerde saç derinize sürün ve yaklaşık 1 saat kadar bekletin. Daha sonra aynı bölgeye zeytinyağı ile masaj yapın ve bone takarak ya da havlu sararak bir gece bekletin. Sabah kalkınca saçınızı normal bir şampuanla yıkayabilirsiniz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ALOE VERA NASIL KULLANILIR?
Aloe Vera bitkisi iki şekilde kullanılır. Bunlardan biri ağız yolu ile diğeri ise cilde uygulanan şekildedir. Ağız yolu ile tüketilmesi vücudun sindirim, boşaltım ve sinir sistemine fayda sağlar, cilde uygulanarak tüketildiğinde ise cilt için şifa olmaktadır.
Aloe Vera bitkisinin dibinden bir yaprağını alın ve kökten uca doğru küçük küçük kırıklarla bitkiyi ayırın. İçerisinde bulunan jeli, ağız yolu ile veya cilde temas ile tüketebilirsiniz.

ALOE VERA BİTKİSİNİN FAYDALARI NELERDİR?

ALOE VERA NASIL YETİŞTİRİLİR?
Bahçe de yetiştirildiği gibi evde saksı içerisinde de kolaylıkla yetiştirebileceğiniz bir bitkidir Aloe Vera. Saksı dibinden sürekli yeni filizler verir. Bu filizleri kesip başka saksıya ekebilirsiniz. Bu çoğalmasını sağlayacaktır.
Aloe Vera bitkisi bol güneş ve hafif esinti alan yerleri sever. Özellikle akşam rüzgarını seven bu bitkinin en sevdiği mevsim İlkbahar mevsimidir. Hava sıcaklığı 10 derecenin altına düştüğünde dışarıya çıkarılmaması gerekir. Soğuk havadan çok kolay etkilenen bir bitkidir. Yaprakları ve kök kısmında ani donmalar ve bunun sonucu çürümeler görülebilir.
Aloe Vera çiçeğinin toprak değişimi yılda 1 kere sıcak ayların başlangıcı olan Nisan ayında yapılmalıdır. Humuslu ve mineral bakımından zengin toprakları seven aloe vera bitkisine, muhakkak gübre ve torf da ilave edilmelidir. Zengin ve besleyici toprak bitkinin kolaylıkla kendine gelmesini sağlayacaktır. Bitkinin saksısının en fazla bir numara büyük olması gerekir.
ALOE VERA YETİŞTİRİLİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN PÜF NOKTALAR…

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Görülme sıklığı her geçen gün artan karaciğer yağlanması, hiçbir belirti vermeden ilerleyebiliyor. Alkol alışkanlığının yanı sıra obezite, insülin direnci ve beslenme alışkanlıkları da karaciğer yağlanmasına neden olan risklerin başında geliyor.

FAZLA KİLONUZ VARSA KARACİĞERİNİZİ KONTROL ETTİRİN
Karaciğer yağlanması bakımından en riskli kişiler kilo fazlalığı olanlardır. Bunun yanında; şeker hastaları, hızlı kilo alıp verenler, bazı genetik hastalığı olan kişiler karaciğer yağlanması yönünden risk altındadır.
Kalp damar sistemlerini ve beyin damarlarını da tehdit eden karaciğer yağlanması, çoğunlukla iyi huylu olsa da tedavi edilmediğinde siroz, karaciğer yetersizliği ve karaciğer kanserine neden olabilmektedir. Genellikle herhangi bir belirti vermeden ilerleyen karaciğer yağlanması ancak karaciğer test sonuçlarında bozukluk olmasıyla fark edilebilmektedir.
SAĞLIKLI BESLENMEYLE ÖNLEMİNİZİ ALIN
Giderek artan obezite, insülin direnci ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının neden olduğu karaciğeryağlanması kalp damar hastalıkları ve beyin damar hastalıklarına maruz kalma olasılığını ciddi oranda artırmaktadır.
Şeker hastalarının insülin direnci yükseldikçe karaciğer yağlanması görülme riski aynı oranda artmaktadır. Siroz evresine kadar hiçbir belirti vermeyen hastalık sinsice ilerlemektedir. Karaciğer belirti verdiğinde hasta artık siroz olmuştur. Tedavi süreci çeşitli ilaçlarla gerçekleşmektedir ancak sağlıklı ve düzenli beslenme ile fiziksel aktivite en faydalı tedavi biçimidir.
GÜNDE 30 DAKİKA YÜRÜYÜN
Karaciğer yağlanmasına karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıralayabiliriz;
• Günde 30 dakika tempolu yürüyüş yapılmalıdır.
• Metabolizmayı düzenleyen beslenme alışkanlıkları ve özellikle Akdeniz tipi diyet tercih edilmelidir.
• Ağırlıklı egzersizle beraber kas egzersizleri de yapılabilir.
• Tekli doymamış yağ asitleri içeren zeytinyağı, balık ve sebze tüketilmelidir.
• Yağdan, rafine şekerden ve unlu mamullerden kaçınılmalıdır.
• Raf ömrü olan, koruyucu içeren, kapalı kutulardan uzak kalınmalıdır.
3 FİNCAN KAHVEYİ SOFRANIZDAN EKSİK ETMEYİN
Karaciğer için en faydalı besinlerin arasında kahve gelmektedir. Günlük kahve tüketimi karaciğer yağlanmasının yanında karaciğer kanserine bile iyi gelebilmektedir.
Kamuoyunda karaciğer yağlanmasına iyi geldiği bilinen enginar ve deve dikeni kahve kadar etkili sonuçlar vermemektedir.
Günde 3 fincan kahve karaciğer hastalarının tedavi sürecine olumlu faydalar sağlamaktadır.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Maydanozun yağsız oluşu ve çok düşük sodyum içermesi ile kalp dostu, kolesterol ve kan basıncının kontrol altında olduğu diyetlerde kullanımının uygun olduğunu belirten Yıldırım, şu bilgileri verdi:

Kan pıhtılaşması ve kemik sağlığı: Yüksek K vitamini içeriği ile vücutta kan pıhtılaşmasını düzenler ve güçlü kemiklerin devamlılığında rol oynar. 2 yemek kaşığı maydanozda 125 mikrogram K vitamini vardır, erkekler en az günlük 120 mikrogram ve kadınlarda en az 90 mikrogram K vitamini almalıdır. Sağlıklı bir diyetin parçası olarak maydanoz yemek günlük alınması gereken A vitamini, C vitamini, folik asit, kalsiyum, demir ve potasyumu karşılamaya yardımcı olacaktır. Düşük K vitamini alımı yüksek kemik kırıklıkları ile ilişkilidir. K vitamini kalsiyum emilimini arttırıp, idrarla kalsiyum atımını azaltır. Bu sayede kemik sağlığını iyileştirir.
Mesane/böbrek/üriner sistem problemlerini azaltır: Maydanozdaki myristicin ve apiole adlı 2 iyileştirici bileşik idrar akışını arttırmaya ve idrar yolları enfeksiyonlarını oluşturan bakterileri ortadan kaldırmaya yardımcı olur ve vücutta toksinleri zararsız hale getirir. Diüretik etkisi ile böbrek taşı ve çeşitli idrar yolu sorunlarını önlemeye yardımcıdır.
İyi bir görüş sağlar:Maydanoz lutein ve zeaksantin olmak üzere 2 çeşit karotenoid içerir. Bu iki antioksidan ışığın zararlı dalga boylarından gözün retina kısmını korur, bu sayede hem katarakt başlangıcını azaltmaya yardımcı olur hem de makula dejenerasyonu ( sarı nokta) oluşum riskini azaltır.
Kanser riskini azaltır:Maydanoz yemek meme, sindirim sistemi, deri ve prostat gibi kanserlerin oluşum riskini azaltır. Maydanoz yüksek seviyede klorofil ve bir flavonoid olan apigenini içerir. Apigenin anti kanser özellikte olmasının yanı sıra anti inflamatuar ( iltihap karşıtı) ve antioksidandır.
Bağışıklık sistemini düzenlemeye yardımcıdır: Maydanoz içerdiği esansiyel yağ ile aşırı uyarılmış bağışıklık yanıtını baskılar. Alerjilere, oto immün (MS, Behçet hastalığı, çölyak, romatoid artirit..) ve kronik inflamatuar bozukluklara karşı savaşır.
İnflamasyonu önler: Artirite bağlı oluşan ağrı ve şişlikleri azaltmada yardımcıdır. Maydanoz eugenol denilen uçucu bir yağ içerir, bu yağın güçlü anti inflamatuar ve aynı zamanda anti romatizmal özellikleri vardır, eklemlerdeki şişlikleri önemli ölçüde engeller.
Hastalıklara karşı savaşır: Atoresklerozdan diyabete, kolon kanserinden astıma kadar çeşitli hastalıklar için maydanoz koruma sağlar. Mükemmel bir C vitamini kaynağıdır, hastalıkların oluşmasında rol oynayan serbest radikalleri nötralize etmeye yardımcıdır.
Menstruasyon bozuklukları: Maydanozdaki apiole yağının varlığı aylık periodların düzenlenmesinde etkilidir, çünkü apiole aynı zamanda kadın seks hormonu östrojeninde bir bileşenidir. Adet öncesi günlerde maydanoz çiğnemek idrara çıkmayı arttırarak şişliğe ve su tutulumuna neden olan fazla sıvıyı ortadan kaldırmaya yardımcı olur.
Kan damarlarını korur: Maydanoz en önemli B vitaminlerinden biri olan folik asitin iyi bir kaynağıdır. Folik asit homosisteinin azalmasına yardımcı olur. Homosistein doğal olarak oluşan bir amino asittir ancak kanda yüksek seviyede olması kan damarlarına hasar verip kalp krizi ve felç riskini arttırır.
Sağlık Riskleri:Maydanoz suyu çok güçlüdür, tek başına tüketilmemesi gerektiği gibi içiliyorsa günlük 30 ml’yi geçmemelidir. Daha önce hiç detox yapmamış bireyler özellikle dikkat etmelidir. Hamile kadınlar kesinlikle maydanoz suyu içmemelidir. Maydanoz oksalit asitten yüksektir, böbrek taşı olanlar kullanmamalıdır.
Maydanoz yüksek kalsiyum içeren besinlerle birlikte kullanılmamalıdır, içerdiği oksalik asit kalsiyumu bağlayarak inorganik hale getirir, vücutta kullanılmasını engeller.
Kan sulandırıcı ilaç kullananlar K vitamini içeriğinden ötürü maydanoz tüketmemelidir. Diüretik ilaç kullananlarda fazla miktarda maydanoz almamalıdır. Vücuttan fazla miktarda su kaybetmek baş dönmesi ve kan basıncı düşüklüğüne neden olabilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>VÜCUT DİRENCİNİ ARTTIRIYOR
Birçok faydası bilimsel olarak kanıtlanan kayısının ramazan ayında iftar ve sahur sofralarında tüketilmesinin sağlığa faydalı olduğu bildirildi.Türkiye’de “Antep baklavası” ve “Aydın inciri”nden sonra Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaret alan üçüncü ürün olan “Malatya kayısısı”, ramazan ayında ağızları tatlandırdığı gibi vücut direncini de arttırıyor.

KAN HÜCRELERİNİN ÜRETİMİNİ ARTIRIYOR
Demir bakımından en zengin gıdalardan biri olan kayısı, demire ek olarak bakır da içerdiğinden, ruh halinin dengede kalmasına da yardımcı oluyor ve kan hücrelerinin üretimini artırıyor.Sindirim sisteminin çalışmasına da yardımcı olan meyve ayrıca en önemli potasyum kaynakları arasında yer alıyor.
“TANSİYON DÜŞÜKLÜĞÜNÜ ENGELLİYOR”
Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, kentte üretilen ve dünyaya ihraç edilen kayısının faydalarının toplumun hemen hemen her kesimi tarafından artık bilindiğini belirtti. Kayısının içerisinde yapılan analizler sonucunda potasyum bakımından çok zengin olduğuna dair bilimsel çalışmaların mevcut olduğunu dile getiren Karabulut, “Potasyum zenginliği demek şu ramazan ayında tuttuğumuz oruç sırasında yaşadığımız tansiyon düşüklüğünü engellemek demek gibi bir şey” diye konuştu.
“Kayısı hem sindirimi kolaylaştırıyor hem de tok tutuyor. İçerisindeki şeker de diğer şekerlere göre fazla zararlı değil ve insülin direncini kırmaya yardımcı oluyor. İftarda şekerli, şerbetli tatlı yiyeceğinize kayısı tatlısını öneririm. Özellikle sahurda olabilir. İftarda bir kayısının yenmesi vücut için gayet faydalı olur. Deneyenler görecektir ki potasyumu yüksek tuttuğu için ramazandaki o tansiyon düşüklüğü, baş dönmesi duygusunu yaşatmıyor.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sırt ağrısına ne iyi gelir evde çözüm?
Sırtım çok ağrıyor neden olabilir?
Şiddetli sırt ağrısına ne iyi gelir?
Geçmeyen sırt ağrısı neyin belirtisi?
SIRT AĞRISINA NE İYİ GELİR?
Sırt ağrısı günümüzde en çok yaşanan sağlık sorunlarından biridir. İş ve özel hayatımızı da etkileyen bu ağrılar genellikle geçici olsa da, bazı durumlarda haftalarca, aylarca hatta yıllarca sürebiliyor. Böyle durumlarda doktora görünmek dışında, evde yapabileceğiniz pratik yöntemler ile ağrılarınızı hafifletebilirsiniz. Peki, sırt ağrısının nedenleri nelerdir? Sırt ağrısına ne iyi gelir?
SIRT AĞRISININ NEDENLERİ
Sırt ağrısının nedenleri daha çok hareketsizlikten ve masa başı çalışmaktan kaynaklanır. Genellikle ağrılar hafif ağrı şekilde olabileceği gibi, yanma, uyuşma, boyun tutulması, bel ve kalçalara kadar yayınlan sızı şeklinde görülebilir.
İŞTE SIRT AĞRISININ NEDENLERİ:
-Hareketsizlik ve masa başında çalışma
-Ani hareket etme
-Soğuk algınlığı ve kas spazmı geçirme
-Ağır yük kaldırmak
-Duygusal stres
-Fazla kilolar
-Yanlış pozisyonda oturma
-Soğuğa maruz kalma
-Kalp hastalıkları
-Sindirim sistemi hastalıkları
-Kemik erimesi
-Böbrek enfeksiyonu
-Sırt bölgesindeki fıtıklar
-Hamilelik
-Ağır sırt çantaları taşımak (Özellikle gençlerde bu durum çok görülmekte.)

SIRT AĞRISINA NE İYİ GELİR?
Kronik sırt ağrıları çekiyorsanız mutlaka doktora başvurmayı unutmayın. Bunun dışında, çok şiddetli olmayan sırt ağrılarınızı hafifletmeye yardımcı olacak yöntemleri evinizde hazırlayabilir ve deneyebilirsiniz. İşte sırt ağrılarının tedavisinde uygulayabileceğiniz doğal tedavi yöntemleri…
SARIMSAK
Sarımsak sırt ağrılarından kurtulmanıza yardımcı olacak en yararlı bitkidir. Her sabah aç karnına 2-3 diş sarımsak yiyerek ya da küçük hap şeklinde doğrayarak çiğnemeden su ile de yutabilirsiniz.
EPSOM TUZU
İngiliz tuzu olarak bilinen epsom tuzunun bilimsek adı magnezyum sülfattır. Çok geniş kullanım
alanı olan epsom tuzunun sırt ağrıları tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir. Bu tuz sayesinde,
strese ve gerginliğe bağlı sırt ağrılarından kurtulabilirsiniz. Duş aldıktan sonra, bir kovaya banyo sıcaklığında su doldurun ve içine 2 su bardağı epsom tuzu ekleyin ve karıştırarak erimesini sağlayın. Bu suyu ensenizden aşağı yavaş yavaş akıtın. Bunu haftada 2 defa tekrarlayın. Diğer yöntem ise; 2 litre sıcak suyun içine 1 yemek kaşığı epsom tuzu ekleyin ve karıştırın. Bu karışımın içine temiz bir havlu koyun ve sıkarak ağrıyan sırtınıza yerleştirin. Soğudukça bu işlemi tekrarlayın.
SOĞUK KOMPRESS
Buzluktan çıkaracağınız buz küplerini, temiz bir beze sararak sırt ağrılarınıza kurtulabilirsiniz.
Burada dikkat etmeniz gereken 10-15 dakikadan fazla tutmamak ve ara vererek işlemi gerçekleştirmeniz gerekir.

SIVI TÜKETİMİ
Vücutta oluşan sıvı kaybı, ağrıların sebebi olabilir. Bunun için günde 8-10 bardak su içmeliyiz.
ZERDEÇAL
Hindistan mutfağının vazgeçilmezlerinden biri olan zerdeçal, vücuttaki iltihaplanma ve ödemin
atılmasında en etkili yardımcılardan biridir. İçerisindeki etkin madde olan curcumin iltihap
önleyici olan doğal bir antioksidandır. 2 yemek kaşığı toz zerdeçal, 1 yemek kaşığı doğal süzme bal ile 2 yemek kaşığı ısınmış sütü karıştırıp bir macun hale getirin. Bu macunu sırt ağrılarınıza 8-10 dakikalık masaj uygulayın.
PAPATYA ÇAYI
Papatya çayı da sırt ağrılarınızdan kurtulmanızda etkili bir bitkidir. Günde 1 bardak papatya çayı
içerek vücudunuzdaki genel ağrı, bitkinlik ve yorgunmluk hissini atabilirsiniz.

KULLANICILARIN MERAK ETTİĞİ DİĞER SORULAR
Sırt ağrısına ne iyi gelir evde çözüm? Papatya, anason ve fesleğen çayları bu konuda etkili seçeneklerdir. Bitki çayları içerisindeki iltihaplanmaları azaltan içerikleri ve stresi de yok eden etkileri sayesinde farklı nedenlere bağlı olan sırt ağrılarına iyi gelir.
Sırtım çok ağrıyor neden olabilir? Sırt ağrısı, sırtımızda bulunan omurganın iki yanındaki kasların gerilmesi ile oluşur. Sırt ağrısına yol açan bu gerilmenin en büyük nedeni strestir. Normalde ”C” harfine benzeyen boyun omurgası düzleşir, omuz ve sırta giden sinirlerin çıkışları daralır ve sinirler baskı altında kalır.
Şiddetli sırt ağrısına ne iyi gelir? Sarımsak sırt ağrılarından kurtulmanıza yardımcı olacak en yararlı bitkidir. Her sabah aç karnına 2-3 diş sarımsak yiyerek ya da küçük hap şeklinde doğrayarak çiğnemeden su ile de yutabilirsiniz. alanı olan epsom tuzunun sırt ağrıları tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir.
Geçmeyen sırt ağrısı neyin belirtisi? Geçmeyen Sırt Ağrısı Sırt ağrıları kimi zaman kas incinmesi gibi basit bir nedenle oluşabilir. Kimi zaman ise fibromiyaljiden osteoporoza kadar pek çok ciddi hastalığın habercisi olabilir. Bu nedenle, özellikle sabit bir bölgede ve sürekli devam eden sırt ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAVUNUN FAYDALARI
Kavun, vücudu soğutucu ve yatıştırıcı etkisinin yanında sağlık açısından da birçok faydası bulunmaktadır. Gelin kavunun faydalarını hep birlikte inceleyelim. İşte sizler için araştırıp bir araya getirmiş olduğumuz kavunun faydaları…
1. Anti-Kanser Özellikleri
Kavun meyvesindeki yüksek karotenoid içeriği, kanseri önleyebilir ve akciğer kanseri riskini azaltabilir. Bu meyvenin düzenli tüketimi, vücudunuzu istila eden kanser hücrelerinin önlenmesinde ve öldürülmesinde etkilidir. Bu yüzden bu ölümcül hastalığı önlemek için diyetinize kavun ekleyin.

2. Kalp Sağlığı
Kavun meyvesinde bulunan adenosin adı verilen bir antikoagülan, inme veya kalp hastalığına neden olan kan hücrelerinin pıhtılaşmasını durdurabilir. Kavunlar vücuttaki kanı düzleştirerek kalp hastalığı riskini azaltır. Ayrıca, kavun içindeki yüksek su içeriği, mide ekşimesini hafifletmeye yardımcı olan rahatlatıcı bir etki sağlar.
3. Böbrek hastalığını tedavi eder
Kavunun mükemmel diüretik özellikleri, böbrek hastalığını iyileştirmede yararlıdır. Kavun ve limonun kombinasyonu gut hastalığının iyileştirilmesinde etkilidir. Böylece, sabahları her gün düzenli olarak kavun tüketimi böbrek sağlığının korunmasına yardımcı olur.
4. Sindirim Sağlığı
Sindirim problemleriniz varsa, yumuşak ve kolay bağırsak hareketini kolaylaştırmak için kavun yemeyi deneyebilirsiniz. Kavunlardaki yüksek su içeriği, özellikle mide de sindirimde zorluğa neden olan asitliği ortadan kaldırırken, sindirimi başlatmak için sindirim açısından harikadır.
5. Enerji Artırıcı
Çoğu kavun vücudunuzun enerji üretiminin çoğunu oluşturan B vitaminleri içerir. Vücudunuz tarafından şekeri ve karbonhidratı işlemek için B vitaminleri gereklidir. Böylece, kavun tüketimi size önemli miktarda enerji sağlayabilir.
6. Kilo Verme
Diğer birçok meyve gibi, kavunlar da kilo kaybı için idealdir. Bu meyveler, sodyum ve kalorilerin yanı sıra yağ ve kolesterol içermez. Doğal tatlılık, şekerli yiyecekler ve yüksek kalorili tatlılar için isteklerinizi sınırlandırırken, yüksek su içeriği sizi daha uzun süre tok tutabilir.
KAVUNUN CİLDE FAYDALARI
Kavunlar sadece sağlığınız için değil; kavunun besin değeri de onları cilt için faydalı hale getirir. Cilt bakımı için kavunun faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Sağlıklı Cilt Bakımı
Kavunun inanılmaz faydalarından biri, cilt dahil tüm bağ dokularında hücre yapısının bütünlüğünü koruyan kolajen içermesidir. Aynı zamanda yara iyileşmesini hızlandırır ve cildin sıkılığını korur. Düzenli kavun tüketimi, sert ve kuru cilde sahip olanlar için faydalıdır.
2. Yaşlanma Karşıtı Yararları
Kavunlar cildinizi tonlayabilir ve A, B ve C vitaminleri sayesinde yaşlanma karşıtı faydalar sağlar. Taze kavun ince dilimlerini keserek yaşlanma karşıtı bir yüz maskesi hazırlayabilirsiniz. Bu dilimleri yüzünüze ve boynunuza yerleştirin. 15 ila 20 dakika bekletin. Soğuk su ile durulayın. Bunu yapmak cildinizi tazeler ve genç bir ışıltı sağlar.
KAVUN SAÇ SAĞLIĞINA FAYDALARI
Sağlıklı saçlar, görünümünüzü büyük ölçüde değiştirecektir. Vücudun geri kalanı gibi, saç sağlığı da saç köklerimize ürettiğimiz besinlere bağlı olarak gelişir. Vitamin ve mineral bakımından zengin meyve tüketmek saçların büyümesini teşvik edebilir ve saç problemlerini önleyebilir. Kavunlar aşağıdaki saydığımız şekillerde saçlarınız için faydalı olabilir.
1. Saç Büyümesini Teşvik Ediyor
Kavunlar, özellikle, vücutta A vitaminine dönüşen iyi bir beta karoten kaynağıdır. Bu A vitamini sağlıklı saçlar ve normal saç büyümesi için hayati öneme sahiptir.
2. Saç Dökülmesini Önler
B vitaminlerindeki eksiklikler saç dökülmesine neden olmaktan da sorumludur. Kavunlar gibi kavunlar folik asit ve inositol gibi B vitaminleri bakımından zengindir ve bu da saç dökülmesini önlemeye ve saç büyümesini teşvik etmeye yardımcı olur.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İki öğretmenim benim için özeldir.
Biri; Mersin Tevfik Sırrı Gür Lisesi’nde okurken tarih öğretmenim Ümran Uğuz.
Tarihi; ezberletmez, öğretirdi.
“Mehmetçiğim! Ödevi, istediğim tarzda yapmamışsın ama çok güzel makale yazmışsın” diyerek zihnimde şimşekler çakmıştı.
Allah, sağlıklı uzun bir ömür nasip etsin.
Diğeri; Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okurken Basın Yayın Tarihi dersimize giren dekan yardımcısı Mehmet Nuri İnuğur.
Nedense ne burs ne de yurt hakkı çıkmıştı.
“Birilerinin yaptığı hatayı biz telafi edelim” diyerek en zor zamanımda üniversitenin vakfından burs sağlamıştı.
Allah, mekânını cennet eylesin.
Öğretmenlerin, çağdaş uygarlık yolunda yeni nesillerin yetiştirilmesindeki değerinin hatırlatılması amacıyla birçok ülkede öğretmenler günü kutlanıyor.
Bakanlar Kurulu; Mustafa Kemal Atatürk’e ‘Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ payesini 11 Kasım 1928’de yaptığı toplantıda verdi. Bu paye, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayımlanmasıyla resmileşmişti.
Türkiye’de öğretmenler günü; ‘Atatürk Yılı’ olan 1981’den bu yana Mustafa Kemal Atatürk‘ün başöğretmen olduğu gün olan 24 Kasım’da kutlanıyor.
Mustafa Kemal Atatürk, öğretmenlerin ne denli değerli kişiler olduğunu birçok özlü sözüyle ortaya koydu. O özlü sözlerinden ikisi şöyle;
• “Cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller ister.”
• “Öğretmenler her fırsattan istifade ederek halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenin çocuğa yalnız alfabe okutur bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.”

Mustafa Kemal Atatürk, 20 Eylül 1928’de Kayseri’de kara tahta başında yeni harfleri vatandaşlara öğretirken.
Aşağıda göreceğiniz ünlüler, Mustafa Kemal Atatürk‘ün; “Sanatçı, alnında ışığı ilk hissedendir” şeklinde özlü sözünün rehberliğinde ülkemizin milli eğitimine destek vermek amacıyla okul yaptırdı.
• TÜRKAN ŞORAY
Türk sinemasının ‘Sultan’ı Türkan Şoray, gerçekleştiremediği okuma ve öğretmen olma arzusunu 1973’te İstanbul’un Sarıyer ilçesinde yaptırdığı ‘Türkan Şoray Ortaokulu’ ile giderdi.

Derslik Sayısı… 13
Öğretmen Sayısı… 23
Öğrenci Sayısı… 246

Türkan Şoray, Habertürk‘e yaptığı açıklamada; “Keşke çok zengin olabilsem. O zaman daha çok okul yaptırmak için bütün imkânlarımı kullanırdım” dedi.
“Bana hep sorulur; “Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?” Tabii ki öğretmen olmak isterdim. Öğretmen olma arzumu birkaç filmde öğretmen rolüyle biraz da olsa giderdim. O filmlerden biri; Murat Soydan ile başrolü paylaştığım 1967 yapımı ‘Bir Dağ Masalı’… Öğretmen rollerinde kendimi gerçekten o çocukların öğretmenleri gibi hissettim. Onlara bir şeyler vermek, onlardan bir şeyler almak, onlarla o anlarda yaşadığım mutluluk bana o kadar iyi gelirdi ki… O duygu canlılığını hiç yitirmedi. Hâlâ çok taze bir şekilde hissediyorum. Beni yakından tanıyan herkes bilir ki öğrenim hayatımın yarım kalması bende derin üzüntülere neden oldu. Hâlâ da devam ediyor. Ancak, hayat bana başka bir yol açtığı için okul hayatım yarım kaldı. Öğretmenler, benim için çok çok kıymetli. Özellikle kendi öğretmenlerimin hiçbirini asla unutmam. Bütün öğretmenlerin, çocuklara karşı sevgi, şefkat dolu ve sebatlı olmalarını diliyorum. Çünkü öğretmenler, ailemizden sonra en çok kıymetli ve güvendiğimiz insanlardır. Bazen ailemizden bile daha ötedir. Kaç yaşına gelirsek gelelim, çocukken bir öğretmenimizin söylediği bir sözü, başımızı okşamasını asla unutmayız. Bu yüzden çok genç yaştayken kendi adıma bir okul yaptırmak istemiştim. O okul, hayatımdaki ilklerden biridir. Keşke imkânım olsa, keşke çok zengin olabilsem. O zaman daha çok okul yaptırmak için bütün imkânlarımı kullanırdım. Bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü sevgiyle, saygıyla kutluyorum. Hepsine bütün kalbimle sarılıyorum.”
• EROL EVGİN
Erol Evgin ile kardeşi Cengiz Evgin, babaları Cevdet Evgin’in adını taşıyan ilköğretim okulunu yaptırdı.
‘Cevdet Evgin İlköğretim Okulu, Van’ın Erciş ilçesi Taşlıçay Köyü’nde bulunuyor.

Derslik Sayısı… 7
Öğretmen Sayısı… 9
Öğrenci Sayısı… 143

• HÜLYA AVŞAR
Hülya Avşar, 1998’de kaybettiği babası Celal Avşar’ın adını taşıyan ‘Celal Avşar Ortaokulu’nu İstanbul’un Maltepe ilçesinde yaptırdı.

Derslik Sayısı… 32
Öğretmen Sayısı… 52
Öğrenci Sayısı… 486

• EBRU YAŞAR GÜLSEVEN
Ebru Yaşar Gülseven, Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde adını taşıyan Ebru Yaşar Gülseven Ortaokulu’nu yaptırdı.

Derslik Sayısı… 8
Öğretmen Sayısı… 23
Öğrenci Sayısı… 392

• İBRAHİM TATLISES
“Şanlıurfa’da Oxford vardı da biz mi okumadık?” cümlesiyle okuyamamasının üzüntüsünü dile getiren İbrahim Tatlıses, hemşehrilerinin kendisiyle aynı kadere sahip olmaması için Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesinde ‘İbrahim Tatlıses İlkokulu’nu yaptırdı.

Derslik Sayısı… 25
Öğretmen Sayısı… 26
Öğrenci Sayısı… 833

• SİBEL CAN
Sibel Can, henüz 42 yaşındayken hayatını kaybeden babası Engin Can Güre’nin adına 2002’de İstanbul’un Esenler ilçesinde ‘Engin Can Güre İlkokulu’nu yaptırdı.

Derslik Sayısı… 27
Öğretmen Sayısı… 69
Öğrenci Sayısı… 2.511
Sibel Can, ayrıca Van’ın Çatak’a 28 kilometre uzaklıktaki Büyükağaç Mahallesi’ndeki ilköğretim okulunu baştan aşağı yeniletti. Okula; Can’ı annesi Emine Gül Sezer Cangüre’nin adı verildi.

• SEDA SAYAN
Seda Sayan, Tokat’ın Pazar ilçesinde annesi ve kendi adını taşıyan ‘Ayşe Ak Seda Sayan Çok Programlı Anadolu Lisesi’ni yaptırdı.

Derslik Sayısı… 15
Öğretmen Sayısı… 33
Öğrenci Sayısı… 280

* Derslik, öğretmen ve öğrenci sayıları; 2024 – 2025 öğrenim yılındaki sayılardır.
REKLAM
Yukarıda adı geçen ünlüler, okul yaptırarak eğitime; katkıda bulundu.
Bir de öğretmenlik yaparak öğrenime katkıda bulunan ünlüler var.
• ŞENER ŞEN
Şener Şen; öğrenim gördüğü İstanbul Erkek Lisesi’nde başarısız bir öğrencilik dönemi geçirdiği için sık sık sınıfta kaldı. Bunun sonucunda da liseyi bitiremedi. Şen, bunun üzerine bir iplik fabrikasında çalıştı, işportacılık yaptı.
Ali Şen, oğlunun kendisi gibi oyunculuk yapmasını istiyordu ama Şener Şen, liseyi bitirememiş olmanın burukluğuyla bir uyanış dönemine girerek liseyi dışarıdan bitirme sınavlarına katıldı.
Sınavda başarılı olan Şener Şen, lise diplomasını aldıktan sonra Lüleburgaz Kepirtepe İlköğretmen Okulu’nun yaz dönemi eğitimlerine katılarak 1963 – 1964 öğretim yılında öğretmen olarak mezun oldu. Mezuniyetin hemen ardından da Muş’un Malazgirt ilçesinin en uzak köyü olan Fenek’e tayin edildi.

Şener Şen, babasının oyunculuk yapması konusundaki ısrarlarına daha fazla karşı koyamayarak 1964’te okulun tatil döneminde Sırrı Gültekin’in yönettiği, Ali Şen’in de rol aldığı ‘Yaşasın Hayat’ ile ilk kez kamera karşısına geçti.
Bu filmden sonra yine babasının da rol aldığı Nejat Saydam yönetimindeki ‘Hizmetçi Dediğin Böyle Olur’da rol alan Şener Şen, film çekimlerinden sonra Fenek’e dönerek öğretmenliğe devam etti. Şener Şen, 1967’de öğretmenlikten istifa ederek baba mesleği oyunculuğa yöneldi.

• CANDAN ERÇETİN
Galatasaray Lisesi’nde müzik öğretmenliği yaptığı dönemde müzik albümü yaparak şöhreti yakalayan Candan Erçetin, öğretmenliğe 2017’de aynı lisede döndü. Erçetin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Yakın Doğu Üniversitesi’nde müzik tarihi dersleri verdi.

• ZARA
Zara, 1998’de dereceyle mezun olduğu İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretmenlik de yaptı.

• OSMAN YAĞMURDERELİ
2008’de hayatını kaybeden Osman Yağmurdereli, 1973’te Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü’nden mezun oldu. Yağmurdereli, iki yıl öğretmenlik yaptıktan sonra 1975’te müzik kariyerine başladı.

• HAKKI BULUT
Adana Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra Adana Öğretmen Okulu’nu bitiren Hakkı Bulut, mezun olduktan sonra 12 yıl boyunca öğretmenlik ve okul yöneticiliği yaptı.
REKLAM
YABANCI ÖĞRETMEN ÜNLÜLER
Sylvester Stallone… Oyuncu olmadan önce beden eğitimi öğretmenliği yaptı.
Kris Kristofferson… Hayatını iki ay önce kaybeden ünlü oyuncu, bir dönem İngilizce öğretmenliği yaptı.
Hugh Jackman… İngiltere’deki Uppingham Okulu’nda beden eğitimi öğretmenliği yaptı.
Sting… Ünlü olmadan önce bir manastırda İngilizce, müzik ve futbol öğretmenliği yaptı.
J.K Rowling… Ünlü ‘Harry Potter’ serisinin yazarı J.K Rowling, Portekiz’de İngilizce öğretmenliği yaptı.
Dan Brown… Ünlü yazar Dan Brown, ülkesi ABD’de İngilizce ve İspanyolca öğretmenliği yaptı.
Gabriel Byrne… Oyunculuğa başlamadan önce Dublin’de öğretmenlik yaptı.
İzindeyiz Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sık sık birlikte tatile çıkan ünlü çift, bu kez rotalarını Mısır’a çevirdi.
Her tatilinde sosyal medyada aktif olan ünlü oyuncu, Mısır tatilinden de kareler paylaşmayı ihmal etmedi.
Erçel, Mısır’ın başkenti Kahire’de bir müzeyi ziyaret ederek buradan çektiği fotoğrafları takipçileriyle paylaştı.
Paylaşımları arasında dikkat çeken bir detay da sevgilisi Hakan Sabancı’nın fotoğraflara dahil olmasıydı.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hiçbir assolistin alt kadrosunda çıkmayı kabul etmeyen Ayşe Mine, 19 yaşında assolist olarak gazinolarda boy göstermeye başladı. 1978’de ise ‘Yılın Ümit Veren Sanatçı’sı seçildi. 15 yaşında çıkardığı ilk 45’lik plağı “Demek Ki Öyle”ile büyük bir şöhret yakaladı.
Şarkıları kadar güzelliğiyle de o dönem dikkatleri çeken Ayşe Mine ile sohbet ettik. Bir süredir kanserle mücadele eden sanatçıyla hem müzik yolculuğunu hem de şimdiki hayatını konuştuk.
Müziğin içine doğduğunu ifade eden Ayşe Mine; “Evimizde Türk sanat müziği dinlenirdi. Dayım ,12 yaşından itibaren beni musiki cemiyetlerine götürmeye başladı. Hüner Coşkuner ile Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne beraber gittik” dedi.
Ayşe Mine; “Söz yazarı Seda Akay benim çocukluk arkadaşımdı. Müziğe başlamamda sadece o rol oynamıştır. 15 yaşındayken, ‘Benim arkadaşım sesi güzel’ diyerek, Onno Tunç ve Nino Varon ile tanıştırdı. Zaten en büyük şansım da onlarla birlikte çalışmaktı” ifadelerin kullandı.
19 yaşında assolist olan şarkıcı, dönemin ünlü mekânı Çakıl Gazinosu’nda sahne almaya başladı. Henüz daha 17 yaşındayken Fahrettin Aslan’ın hafif Türk pop müziği için kendine sahne teklifini ettiğini ancak bunu geri çevirdiğini söyledi: Fahrettin beye ‘Ben bir gün assolist olarak çıkacağım’ dedim. 19 yaşında da assoslist oldum gerçekten. Ben kimsenin alt kadrosunda da çalışmadım. Müzik hayatımda yıllarca Nirvana’yı yaşadım.
Ayşe Mine’nin ‘Demek Ki Öyle / Sıkı Fıkı’ 45’lik plağı Hey Dergisi’nin “Haftanın 45’likleri” listesinde birinci sıraya yükseldi.
‘Sıkı Fıkı’ şarkısıyla o dönem müzik listelerini kasıp kavuran Ayşe Mine, “Pop’tan neden arabeske yöneldiniz?” sorusuna ise çarpıcı bir yanıt verdi: 15 yaşındaydım ilk 45’liğimi çıkardım. Altın Kelebek dâhil pop müzik kategorisindeki bütün ödülleri topluyordum. Şöhretin zirvesindeki herkes gibi benim de önümü kesmek isteyenler çoktu. Dönemin popçularının ısrarı üzerine Nino Varon size arabesk okuttu ve ben kendisini hiç affetmedim. Ben hayata küstüm orada. Kendimi geriye çektim. Üsküdar Musikisi’ne devam ettim. 45 yaşına kadar Türk Sanat Müziği eğitimi aldım. Bana yapılan tuzağın önüne geçmeğe mecburdum.
Pop müziğine devam etseydim, Ajda Pekkan hariç bugün pop müzikte alkışladığınız bazı isimler olmazdı. Bugün ‘büyük’ diye saydığınız bazı kişiler benim için büyük değil. Onların her zaman arkalarında birileri vardı, benim arkamda kimse olmadı. Ben Türk sanat müziği sanatçısıyım aslında. Herkes kadar arabesk söyledim. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Zerrin Özer ve Nilüfer ne kadar söylediğiyse ben de o kadar söyledim ama onlar popçu olarak anıldı. Bu sözlerimle arabeski küçümsediğim düşünülmesin.
Herkese ‘sanatçı’ denilmesine de karşı çıktığını sözlerine ekleyen Ayşe Mine; “Sanatçı olmayanlara sanatçı diyorlar. ‘Sanatçı’ kelimesi herkes için çok kolay kullanılıyor. Sanatçı kelimesinin içini doldurmak kolay değil” dedi.
“ŞARKILARIM BAŞKALARINA MÂL EDİLDİ”
Ayşe Mine’nin sitemlerinden biri de, kendi söylediği şarkıların daha sonrasında başkalarının seslendirmesi ve parçaların onlara mâl edilmesi: Pek çok unutulmaz eseri ilk ben seslendirdim ama besteciler o dönemlerde para kazanmak için şarkılarını başkalarına da verdi. ‘Kullar Affetmez’, ‘Gözlerin Doğuyor Gecelerime’, ‘Günün Birinde’ ve ‘Unutamazsın’ şarkılarını ilk ben söyledim ama ben sonra söyleyenlere mâl edildi. Ayşe Mine’nin yarattğı şarkıkları, Zeki Müren Bülent Ersoy, Müslüm Gürses, Kibariye ve Adnan Şenses gibi isimlerin seslendirmesi beni de onore etti ama…
Yeni nesil şarkıcıları ve müzikleri de sert bir dille eleştiren Ayşe Mine; “Şarkıcıların birçoğunun sesi yok. Sesleri olmadıkları için dış görünüşleriyle ve dekolte tercihlerle açıklarını kapatmaya çalışıyor. Üretilen müzikler de zaten akılda da kalmıyor. Unutuluyor gidiyor. Cover şarkılar söyleniyor hep… Yeni nesilden sadece Semicenk’i dinliyorum desem yeridir. Çok güçlü bir sese sahip” ifadelerini kullandı.
Ayşe Mine, 1980 ve 1990’larda üretilen çoğu şarkının zamansız olduğu için hâlâ bugünlerde dinlendiğini de sözlerine ekledi.
1980’li yıllarda arabesk ses sanatçılarının sinema filmleri aracılığıyla şarkılarını hayranları ile buluşturuyordu. Sadece ‘Erkek Milleti’ isimli bir film çeken Ayşe Mine, “Neden başka film çekmediniz?” sorusuna karşılık; “Sinemadan uzak durdum. Film çevirenlerin çoğu aynı zamanda bir ay aşkını yaşıyordu. (Gülüyor) Ben o filmi yazlığımda çektim akşam olunca evine gidip uyuyordum. Benim filmime Murat Soydan eşiyle geliyordu. O şekilde çekildi film” dedi. Bir de o dönem filmlerde dublaj yapılıyordu. Yapımcılar dublajda diretiyordu, bunu istemedim. Şarkıcı ama kendi sesiyle konuşmuyor garip geliyordu. Aslında film yapmama nedenim buydu” dedi.
Ayşe Mine; “Eğer yakılacak fotoğraflarım olsaydı bugün daha gündemde olurdum gibi geliyor. Bu saatten sonra da basılacak fotoğraf çektirmem çok zor. (Gülüyor)” ifadelerini kullandı.
“HÜLYA AVŞAR DEMOSUNU İLK BANA DİNLETTİ”
Bir dönem yakın arkadaş olan Hülya Avşar ile Ayşe Mine’nin arası açılmış. Ayşe Mine, nedenini ise şöyle aktardı: Hülya (Avşar) benimle tanışmak için sürekli randevu talep etmişti. Şarkıcı olmak istediğinde ilk Muzaffer Özpınar’ın bir playback üzerine okuttuğu şarkıyı dinletti. Aslında şarkıcılık konusunda başlarda çekimser kalmıştı ama ona destek oldum ve kulağının çok iyi olduğunu söyleyerek, çalışırsa başarabileceğini söyledim.
Hülya sonrasında bir televizyon kanalında program yapmaya başlayınca oldu. Asistanı beni arayıp, “Ayşe Hanım, Hülya Hanım sizi programına çağırıyor” dedi. Ben de “Hülya ile arkadaşız, neden o değil de siz arıyorsunuz?” dedim. Halbuki kendi arasa hiç düşünmeden koşar giderdim. Açıkçası arkadaşımın böyle davranmasını beklemezdim.
Ayşe Mine, ayrıca; “Bizim dönemimizde tek kanal vardı. Herkes TRT’yi izliyordu özel kanalların çıkması ve internet ağının gelişmesiyle ve teknolojiyle insanlar sanki birbirinden daha da uzaklaştı. Her şey çok çabuk tüketilir oldu” açıklamasında bulundu.
“ŞU AN ÇOK DAHA İYİYİM”
Temmuz ayında kolon kanseri teşhisi konulan Ayşe Mine, sağlık durumu hakkında şunları söyledi: Bayağı uzun bir süreç ama çok şükür iyiyim. Sahneme çıkıp, programlarımı yapabiliyorum. Teşhis konulmadan önce kendimi daha hasta hissediyordum, şu an çok daha iyiyim. Sahneye çıkmak beni iyileştiriyor. Aslında ‘doktor hatası’ yaşadım diyebilirim. Yaklaşık bir yıl önce göbek fıtığından ameliyat oldum. Sonra ameliyat olmama rağmen benzer semptomlarım devam etti. Aslında ameliyattan önce bana kolonoskopi yapmaları lazımmış ama yapmadılar. Belki kolonoskopi yapsalar daha önce öğrenip, tedavime çoktan başlamış olacaktım.
23 YILLIK YALNIZLIĞI BİTTİ
Bir süredir ABD’li Kevin Costner ile aşk yaşayan şarkıcı, “Yaklaşık 23 yıldır yalnızdım. Hayatıma kimseyi almadım. Güzel bir birliktelik. Hem karşıma çıktığı için hem de sevgisi için teşekkür ediyorum. ABD’de doğup, büyümüş. Türkiye’ye gelip, gidiyor. İlk defa hayatımda böyle bir şey yaşadığım için bunu övünçle söylüyorum. Aramızda 12 yaş fark var ama ben onu kendimdem küçük hissediyorum” diye konuştu.
“SINGLE ÇIKARACAĞIM”
Yeni şarkı hazırlığında olduğu belirten Ayşe Mine, “Sıra sıra single çıkarmayı düşünüyorum. Sahnelerim de devam ediyor. 5 Aralık’ta Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi’nde konserim var, sevenlerimi bekliyorum” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yarışmada çeşitli etkinliklere katılarak başarılar elde eden Karabenli, 60’tan fazla ülkenin yer aldığı organizasyonda ilk 10’a girmeyi başardı.
Ancak Ege Karabenli, bir sonraki aşama olan ilk 4’e yükselmeyi başaramayarak yarışmadan elendi.
Mr. World 2024 Erkek Güzellik Yarışması’nın birincisi Porto Riko’dan Daniel Mejía oldu.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Furkan Aksoy, geçtiğimiz gün, Yüsra adını verdikleri bir kız çocuk sahibi oldu.
Bu mutlu anını sosyal medya hesabından, kızını kucağına aldığı ve yüzünü kalp emojisiyle kapattığı bir kareyle paylaşan Furkan Aksoy, paylaşımına; “Hayatımıza hoş geldin canım kızım” notunu düştü.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tıp dünyası kudret narından bahsederken Momordica Charantia adını kullanıyor. A vitamini, C vitamini, B vitaminni ve D vitamini açısından oldukça zengin olan kudret narı ya püre haline getirilip ya da zeytinyağı ile karıştırarak macun haline getirilip yeniyor. Peki kudret narının son zamanlarda bu kadar popüler olmasını sağlayan etkisi nedir dersiniz? Gelin beraber bakalım.
1) Gastrit, reflü gibi mide rahatsızlıklarının ilacı
Kudret narının adını genelde gastrit sorunu yaşayan kişilerden duyduysanız hiç şaşırmayın çünkü bu meyve ile hazırlanan zeytinyağlı macun sindirime yardımcı olur; gastrit, reflü, ülser, kolit gibi hastalıkların tedavisine yardım eder
2) Diyabeti kontrol altına alır
Bu renkli meyvenin anti diyabetik etkisi olduğunu biliyor muydunuz? Kudret narı kan şekerini düşürür ve lifli yapısıyla diyabeti kontrol altına almaya yardımcı olur.
3) Demir eksikliğine bağlı anemiyle mücadele eder
Demir eklikliği günümüz insanının en çok uğraştığı sağlık sorunlarından biri. Kudret narı da bu sorunu ve bu soruna bağlı gelişen anemiyi önlemede önemli bir role sahip. Demir açısından zengin olan kudret narı kırmızı kan hücrelerinin oluşmasında da rol oynar.
4) Enfeksiyon hastalıklarıyla mücade eder
Vücudumuz zaman zaman enfeksiyton kapabilir, iltihaplı hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalabilir. Kudret narı antiinflamatuar ve antiviral etkileri sayesinde bu iltihaplı hastalıkların tedavisine yardım eder.
5) Cilt sağlığı için faydalı
İltihaplı hastalıklardaki antiinflamatuar ve antiviral özellikler cilt sağlığında da ekilidir. Kudret narı cildin parlaklığını artırır, cilt sağlığına destek olur.
6) Kolestrolü düşürür
Kötü huylu kolestrolü kontrol altına almak için de kudret narına başvurulur. Kandaki LDL (kötü huylu kolestrol) seviyesini indirir. Kalp damar hastalıklarının meydana gelmesini önler.
7) Yaşlanma etkileriyle mücadele eder
Kudret narı antioksidan etkisi bakımından da oldukça önemlidir. Yaşlanmmaya bağlı hücre asarlarının giderilmesinde ve yaşlanma etkilerinin geciktirilmesinde etkilidir.
8) Göz sağlığını korumaya yardım eder
Kudret narı A vitamini deposudur demiştik. Gece görüşünü iyileştirmede oldukça pozitif etkisi olan kudret narının katarakt gibi göz hastalıklarında da tedaviye yardımcı etkisi bulunur.
9) Bağışık sistemini güçlendirir
Kudret narı hem içeridiği vitaminler hem demir hem de antihistaminik ve antienflamatuar özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirmekte, özellikle enfeksiyon kaynaklı hastalıklarla mücade etmeyi kolaylaştırmakta oldukça iyidir.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Lodosun, havadaki basınç değişimlerine bağlı olarak baş ağrılarını tetiklediğini ifade eden Prof. Dr. Asil, “Barometrik basınç değişiklikleri, sinüsler arasında basınç oluşumuna neden olarak kimyasal dengesizlikler yaratır. Bu da migreni ve diğer baş ağrılarını kötüleştirebilir” diye konuştu.
“BULUTLU GÜNLER DE BAŞ AĞRILARI İÇİN BİRER TETİKLEYİCİ OLABİLİR”
Ayrıca, hava koşullarının yalnızca lodosla sınırlı kalmadığını belirten Prof. Dr. Asil, “Yüksek nem, kuru hava, rüzgar ve aşırı sıcaklıklar gibi hava durumu faktörleri de migreni tetikleyebilir. Parlak güneş ışığı ve bulutlu günler de baş ağrıları için birer tetikleyici olabilir” diye ekledi.
“MİGREN İŞ VERİMLİLİĞİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR”
Prof. Dr. Talip Asil, migreni tetikleyen hava koşullarından korunmak için, kişilerin güneş ışığından kaçınmaları, ortamlarını nemlendirici cihazlarla desteklemeleri ve baş ağrıları konusunda uzmanlardan tavsiye almaları gerektiğini vurguladı.
Migrenin, yalnızca bireylerin günlük yaşam kalitesini değil, iş verimliliğini de olumsuz etkileyerek ciddi bir ekonomik yük oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Asil, baş ağrılarının önlenmesi için bireylerin çevresel faktörleri göz önünde bulundurarak daha dikkatli olmaları gerektiğini söyledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KALP RAHASTZILIĞI OLANLAR ANİ HAVA DEĞİŞİMLERİNDEN KAÇINMALI”
Prof. Dr. Abacı, “Soğuk hava ve ani hava değişimlerinin, özellikle kronik kalp hastalıkları olan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturabileceği unutulmamalı. Soğuk hava, kalbin daha fazla çalışmasına neden olabilir. Bu da kalp yetmezliği veya kalp krizi riskini artırır. Ayrıca, hava basıncındaki değişiklikler, kanın pıhtılaşmasını artırarak damar tıkanıklığına ve kalp krizine yol açabilecek riskleri tetikleyebilir. Bu nedenle, özellikle kalp rahatsızlığı olan kişilerin ani hava değişimlerinden kaçınmaları ve dışarı çıkarken hava koşullarını dikkate almaları önemli” dedi.
“VÜCUT ISISINI KORUYARAK KAT KAT GİYİNMEK ÖNEMLİ”
Ani hava değişiminden kaçınmanın yollarından söz eden Prof. Dr. Abacı, “Soğuk havada dışarı çıkarken vücut ısısını koruyacak, kat kat giyinmek önemlidir. Ani sıcaklık değişimlerinden kaçınılmalı; örneğin, sıcak bir odadan soğuk dışarıya çıkmaktan kaçınılmalıdır. Egzersiz yaparken hava sıcaklıklarını göz önünde bulundurmalı ve aşırı fiziksel efordan kaçınılmalıdır. Düzenli olarak ilaçlarını kullanmaya devam etmelidirler ve doktor tavsiyelerini dikkate almalıdırlar” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SAÇ TELİNDEN İNCE
ACS Sensors adlı dergide yayımlanan çalışmayı yürüten ekip, saç telinden binlerce kat daha ince bir sensör geliştirdi. Araştırmacılar, platin, indiyum ve nikel içeren nanopul sensörün nefesteki izopren seviyesini milyarda iki oranında (2 ppb) bile ölçebildiğini kaydetti. Ayrıca sensör izoprene, insan nefesindeki diğer bileşiklerden daha iyi tepki verdi. Ekip daha sonra 5’i akciğer kanseri hastası 13 kişiyle bu sensörü test etti. Hastalarda 40 ppb’den daha düşük, sağlıklı olanlardaysa 60 ppb’den daha yüksek izopren seviyeleri saptandı. Bilim insanları yeni teknolojinin akciğer kanserinin erken teşhisini sağlayarak pek çok hayat kurtarabileceğini düşünüyor. Ancak sensörün başarısı hakkında net bir şey söylemek için henüz erken. Katılımcı sayısının az olmasının yanı sıra izopren ve akciğer kanseri arasındaki ilişkinin de doğrulanması gerekiyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DÜNYA DA BU SORUNU YAŞIYOR
TSRM Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Barış Ata, şöyle dedi: “Cumhurbaşkanımızın dediği gibi; toplumların mevcut nüfus yapılarının hem toplam sayıyı hem de o nüfusun içindeki genç yaşlı dengesini koruyabilmeleri için, ortalama 2.2 çocuk gerekiyor. Dolayısıyla 2.2 çocuk olmayacağı için, en az 3 çocukla toplumun sürekliliğini ve ekonomik stabilitesini sağlamak mümkün. Bu sorun dünyanın her yerinde var ve Türkiye’yi de etkiliyor. Doğurganlık hızı, şu an 2.2’nin de altında, 1.5. O yüzden, farkındalık sağlayıp genç yaştan başlayarak 3 çocuk yapılmasına toplum olarak ihtiyacımız var. 3 çocuk yapılmadığı sürece nüfuslar küçülüyor, yaşlanıyor ve sistemlerin dönmesi imkansız hale geliyor.”

GÜNEY KORE DESTEK VERİYOR
Nüfus artışını geri sağlayabilmek için, ülkelerin değişik çözümler aradığını belirten Prof. Dr. Ata, “Mesela, Güney Kore çocuk yapan çiftlere 75 bin dolarlık destek veriyor. Çıkarıp parayı vermiyor ama tedaviyi karşılıyor. Buna rağmen doğurganlık yükselmiyor. Finlandiya, 1.5 yıla kadar babalık izni veriyor. Buna rağmen yükselmiyor. Dolayısıyla anlattığım endişelerden dolayı isteyerek çocuk yapmayan insanları üremeye ikna etmek için tıbben yapabileceğimiz bir şey yok” diye konuştu.

6 KİŞİDEN 1’İ ÇOCUKSUZ
Prof. Dr. Ata, hedeflerinin çocuk yapmak isteyip, yapamayan toplumun yüzde 18’lik kısmına yardımcı olmak olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yıl yayınladığı bir çalışma var. 6 insandan birisi istediği halde çocuk yapamıyor, kısırlık problemi yaşıyor. Altıda bir demek yüzde 17’ye yüzde 18’e dayanıyor. Bu insanlara yardımcı olunabilirse üreme hızı artırılabilir.”

“BİZ DE 3 ÇOCUK DİYORUZ”
Prof. Dr. Ata; görevlerinin, üreme sağlığıyla, üreme potansiyeliyle ilgili toplumu bilgilendirmek olduğunun altını çizerek, “Çocuk sahibi olmak isteyenlerin, 3 çocuk yapması için teşvik edilmesi gerekir. Biz de 3 çocuk diyoruz, bu objektif bir gerçek” dedi.
TEŞVİKLER ARTIRILMALI
TSRM Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Erhan Şimşek ise birçok kadının, kariyer hedefleri, uygun partneri bulamaması nedeniyle evliliği ve gebeliği ertelediğine dikkat çekerek, son 20 yılda Türkiye’de ilk çocuk sahibi olma yaşnın 27’lere, 28’lere dayandığını, büyükşehirlerde ise bunun 29 yaşın üstüne çıktığını belirtti.
YUMURTA DONDURMA YAŞI 32 OLMALI
Doç. Dr. Şimşek, ileride çocuk sahibi olmak isteyen kadınlara, çocuk yapmayı planlamak, yumurtaları kalmadığında onlara gebelik şansı verebilmek için son 10 yıldır Sağlık Bakanlığı tarafından yumurta dondurma konusunda teşvik sağlandığını belirterek, şöyle dedi: “Ama devlet politikaları bir hastanın yumurtayı serbestçe dondurmasını, azalmış yumurtası varsa önceliklendiriyor. Halbuki biz biliyoruz ki bir kadının 38-40 yaşında yumurtaları azaldığı için, yumurta dondurmaya geldiği zaman başarısı düşük oluyor. Az sayıda yumurta donduruluyor.Bu da gebe kalma oranını düşürüyor. 32 ve 33 yaşlarda yumurta rezervine bakılmaksızın kadınlar, yumurtalarını dondurabilmeli. Bunu sağlarsak, bu işlemi yapan kadınların yüzde 60’ı ileride çocuk sahibi olma şansını yakalayacaktır.” Yumurta dondurmanın maliyetinin tüp bebek maliyetleri gibi ciddi maliyetli olduğunu da söyleyen Doç. Dr. Şimşek, “Bu tedavilerin hasta tarafından karşılanması ciddi bir maddi imkan ve yük getirmektedir. Bunu belki global olarak belli şartlar daiminde çoğu kadının faydalanabileceği şekle getirmek, o kadınların ileriki yıllarda doğurma isteğini, ailelerini tamamlama çabalarını gerçekleştirmelerinin önünü açacaktır” dedi.
TÜP BEBEKTE YAŞ SINIRLAMASI KALDIRILSIN
TSRM Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Yunus Aydın da en az 3 çocuk hedefinin gerçekleştirilmesi için tüp bebek yapmak isteyen çiftlere sınırlamaların kaldırılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:”Şu an, 40 yaşının altında en az 3 yıllık evli ve daha öncesinde gebe kalamamış çiftlere devlet tüp bebek desteği veriyor. Bu kısıtlama, daha hızlı gebeliğe ulaşması gereken çiftlerin gecikmesine neden oluyor. O yüzden bu kısıtlamalar kaldırılmalıdır. Bizim önerimiz en az 2 ya da 3 çocuk sahibi olabilmek olduğu için, 1’inci çocuktan sonra da 2’inci hatta 3’üncü çocukta da devlet desteğinin tüp bebek tedavisi için devam etmesidir. 35 yaşın üzerindeki çiftlere devlet en fazla 3 hak tanıyor. İleri yaş çiftlerde bu tarz bir sınırlamanın kaldırılmasını, gerekirse 6’ya kadar çıkarılmasını, en azından 1 çocuk sahibi olabilene kadar desteğin devam ettirilmesini önermekteyiz.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kıvılcımı nasıl yakalarız?: Örneğin ilk tanıştığınız anları hatırlamanızı sağlayacak bir müzik listesi oluşturun.
Aynı evde yaşarken sorunlaranasıl yaklaşmalısınız?: Yaşanan çatışmalar hakkında dürüst ve açık şekilde konuşun. Zorlukları birlikte aşın.
Aşinalığın romantizmi bozmasınasıl önlenir?: Bu, birlikte geçirecek zaman yaratma ve iyi iletişim kurmaktan geçiyor.
50 yılı devirdikten sonra nasıldevam etmeli?: Bu safhada, bağı kaybetmemek için birlikte vakit geçirmeye özen göstermek gerekiyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geliştirilen cerrahi yöntemin en önemli avantajlarından biri de maliyet gerektirmemesi. Normal sezaryen işlemine yalnızca bir dikiş ipi ve idrar sondası eklenerek yapılan bu cerrahi teknik, diğer cerrahi uzmanlar tarafından da öğrenildiğinde kolaylıkla uygulanabilecektir. Doç. Dr. Bağlı, “Geliştirdiğim yöntemi, bu alanda cerrahi yapan tüm meslektaşlarımın uygulayabileceği bir alternatif olarak sunmaktan mutluluk duyuyorum” dedi ve yöntemin yayınlandığı makaleye PUBMED veri tabanından “Uterine isthmic tourniquet leftin situ as a new approach for placenta previa-accretasurgery: a comparative study” başlığı ile ulaşılabileceğini ekledi.
Yeni cerrahi yöntem, plasenta previa ve plasenta akreataspekturumu gibi zorlu vakalarda gelecekte de daha güvenli doğumlar sağlama potansiyeli taşıdığı belirtildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
HER 4 ÖLÜMDEN BİRİNİN NEDENİ
Prof. Dr. Mehtap, “Damarların pıhtı ile tıkanması durumu (tromboz) dünya çapında ölümlerin yüzde 25’inin nedeni. Yani dünyada her 4 ölümden biri damar tıkanıklığına bağlı olarak gerçekleşiyor” dedi.
Prof. Dr. Mehtap, damar tıkanıklığının çok önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek, “Damarların pıhtı ile tıkanması durumu olan tromboz kalp damarlarında olduğunda kalp krizi, beyin damarlarında olduğunda felç, akciğer damarlarında olduğunda (emboli) solunum yetersizliği ortaya çıkmakta ve bu durumlar bazen ölüm, bazen ise kalıcı organ fonksiyon bozukluğu ile sonuçlanmaktadır” dedi.
Tromboz açısından en riskli grubun ileri yaştaki kişiler olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mehtap, “Yaş dışında, beslenme alışkanlığı (hiperkolesterolemi), obezite, hareketsizlik, sigara gibi çevresel etkenler ile doğumsal veya genetik yatkınlık sağlayan bozukluklar, artmış pıhtılaşma eğilimine yol açabilir” diyerek uyardı.

KOVİD GEÇİRENLERDE RİSK 33 KAT DAHA FAZLA
“Kovid19 pandemisi sonrası son 5 yılda yaşa göre beklenen kalp krizi, inme ve toplardamar tıkanıklarına (venöz tromboemboliye) bağlı ölüm oranlarının arttığına dikkkat çeken Prof. Dr. Mehtap, şu önemli detayları anlattı:
“Bu artış Kovid 19 virüsünün yol açtığı damar tutulumu/iltihabı ile ilişkili küçük damarlarda görülen tıkanıklıklar ve kalp kas dokusunun iltihabına (miyokardit) bağlanmıştır. Virüs ile enfekte ağır Kovid 19 geçiren hastalarda ilk hafta içinde toplardamar tıkanıkları ile karşılaşma olasılığı sağlıklı kişilere oranla 33 kat daha fazla bulunmuştur. Bu risk azalarak devam etmekte Kovid sonrası yaklaşık 1 yılda sağlıklı kişilere oranla 2 kat fazla olduğu görülmektedir. Virüs ile ilişkili arttığı düşünülen bu ölüm oranlarının virüs etkileri zayıfladıkça gerileyip gerilemeyeceğini zaman gösterecektir.”

AŞILARIN SEBEP OLDUĞUNA DAİR KANIT YOK
Kovid 19 pandemisi ile birlikte aşıların trombozu artırıp artırmadığına dair endişelerin de ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Mehtap, “Bununla ilgili kanıt yok. Destekleyen bulgu yok. Son derece nadir görülen adenovirüsten elde edilen aşıların yol açtığı tromboz nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu tür aşıların kullanımında dikkatli olunması gerektiğini ve mRNA aşıları ile artmış tromboz riskinin bulunmadığını bildirmiştir” dedi.

GÜNDE EN AZ 5 BİN ADIM
Prof. Dr. Mehtap, şu önerilerde bulundu:
Günde en az 5 bin – 6 bin adım atılması gerekir.
Oturarak çalışıyorlarsa her 2 saatte bir ayağa kalkarak, 5-10 dakika hareket edin.
Daha önce toplardamar tıkanıklığı geçirmiş olanların varis çorabı giymeleri hayat kurtarıcı olabilir.
Obezite, sigara, karbonhidrat ve hayvansal yağ ağırlıklı beslenme gibi etkenleri ortadan kaldıracak yaşam tarzı değişiklikleri yaşamsal öneme sahip.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TALEP GİDEREK ARTIYOR
Radyolojik incelemelerin, daha erken ve doğru tanı koyma olanağı sağladığını da belirten Prof. Dr. Çevikol, “Türkiye’de radyolojik incelemelere talep giderek arttı. Hekimlerin hastalara muayene için yeteri kadar zaman ayıramamaları ve radyolojik incelemeleri adeta muayene yöntemi olarak kullanmaları en önemli nedenlerden biri olsa da, radyolojik incelemelerden elde edilen bilgilerin teknolojinin gelişimine paralel olarak artması, tanı konulması güç olan hastalıklara daha erken ve doğru tanı koyma olanağını vermiştir. Ayrıca hastalıkların ‘minimal invaziv’ olarak tedavi edilebilmesi olanağı doğmuştur. Girişimsel radyoloji sayesinde damarları ilgilendiren, tıkalı damarların açılması, stent yerleştirme, pıhtı eritme veya çıkarma, inmenin erken tedavisi, hastalıklı damarların kapatılması, varis tedavileri, kanser hastalarında direkt kemoterapi, radyoterapi yapılması mümkün olmuştur” diye konuştu.

YAPAY ZEKA FARKI
Son yıllarda ise yapay zekâ uygulamalarının, tıbbın diğer alanlarından daha fazla radyolojiyi etkilediğini belirten Prof. Dr. Çevikol, “Yapay zeka uygulamaları sayesinde tetkiklerin önceliklendirilmesi, doğru tetkik yapılması, en uygun radyasyon dozu kullanılarak, radyasyon maruziyetinin azaltılması, görüntü kalitesinde önemli artış, daha hızlı tetkik yapılabilme imkanları, doğru tanı koyma ve erken tanı açısından önemli gelişmeler sağlamıştır” dedi.

BAŞTAN AYAĞA AĞRI
Kongrenin Radyoloji Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Berna Oğuz da kongerenin bu yılki ana konusunun, radyolojik tetkik isteme gerekçeleri arasında baş sıralarda yer alan, “Baştan Ayağa Ağrı” olarak belirlendiğini söyleyerek, şöyle dedi: “Hepimizin bildiği gibi, ağrı, hayat kalitesini derinden etkileyen ve günlük yaşamı sınırlayan en yaygın sorunlardan biridir. Özellikle ağrıya yaklaşımda radyoloji sadece tanı konulma aşamasında değil, girişimsel işlemlerle ağrının tedavisinde de önemli rol oynamaktadır. Kanser hastalarında ve bel fıtığında ağrı tedavilerinde sinir blokajlarının yapılması, girişimsel radyolojinin önemli görevlerinden bir tanesidir.”
‘BAŞIM AĞRIYOR TOMOGRAFİ İSTİYORUM’
TRD Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nermin Tunçbilek de en çok hangi ağrılarda tetkik istendiğini şöyle açıkladı: “En fazla baş, bel ve diz ağrılarında radyolojik görüntü isteniyor. Bunların arasında da birinci sırada bel ağrıları geliyor. Hiçbir tetkik isteme, hastanın isteğiyle yapılmamalı. Uzman hekim, radyolojik tetkike gerek duyuyorsa ister. ‘Başım ağrıyor tomografi istiyorum’ anlayışı olmamalı.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Günümüzde en sık görülen kanser türlerinin başında akciğer kanseri geliyor.
Sanayileşme, kentleşme ve insan faaliyetleri nedeniyle meydana gelen dış mekan hava kirliliğinin ise akciğer kanseri riskini yüzde 10 artırdığı kaydedildi.
Tütün ve tütün ürünleri kullanımının yanı sıra hava kirliliği de hastalığın nedenleri arasında gösteriliyor.
Türkiye’de de 2022 yılında 68 bin 440 kişi hava kirliliğine bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetti.
Türkiye’den riskli iller sırasıyla İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara, Manisa, Balıkesir, Aydın, Konya, Mersin ve Adana oldu.
KARA RAPORDA TÜRKİYE VAR
Hava kalitesi ile ilgili olarak Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) tarafından her yıl yayınlanan Kara Rapor’a göre; Türkiye’de 2022 yılında 68 bin 440 kişi hava kirliliğine bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybederken hava kirliliğiyle ilişkili ilk 5 ölüm nedeni kalp-damar hastalıkları, kronik solunum hastalıkları, kanserler, diyabet ve kronik böbrek hastalıkları ile solunum enfeksiyonları olarak sıralandı.
HAVA KİRLİLİĞİNDEN EN ÇOK ÖLÜM YAŞANAN ŞEHİRLER
Hava kirliliği kaynaklı en çok ölüm İstanbul, İzmir, Bursa ve Ankara’da kayıtlara geçerken bu illeri Manisa, Balıkesir, Aydın, Konya, Mersin ve Adana takip etti.
ÖLÜM NEDENİ HAVA KİRLİLİĞİ OLAN ŞEHİRLER
Ölüm nedenleri arasında hava kirliliğinin en üst sırada yer aldığı il yüzde 41,11 ile Hakkari olurken, bu oran Batman’da yüzde 34,2, Şırnak’ta yüzde 30,24, Muş’ta yüzde 30,23, Malatya’da yüzde 29,41, Iğdır’da yüzde 24,43, Şanlıurfa’da yüzde 24,32, Ağrı’da yüzde 23,86, Osmaniye’de yüzde 23,44, Gaziantep’te ise yüzde 23,06 oldu.

EN ÖNEMLİ NEDENLERİNDEN BİRİ FOSİL YAKIT KULLANIMI
THHP Koordinatörü Deniz Gümüşel, hava kirliliğinin en önemli nedenlerinin fosil yakıt kullanımı, sanayi tesislerinde yapılan yakma dışı diğer işlemler, atıklar, madencilik ve inşaat faaliyetleri ile tarım ve hayvancılık sırasında ortaya çıkan kirletici gaz ve partikül maddeler olduğunu söyledi.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından desteklenen Küresel Hastalık Yükü çalışmasına göre hava kirliliğinin dünya genelinde ölüme neden olan riskler arasında 2’inci sırada bulunduğunu belirten Gümüşel, “Aynı çalışmaya göre 2021’de Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) sonucu ölümlerin yüzde 47,91’i, iskemik kalp hastalığı sonucu ölümlerin yüzde 27,73’ü, inme sonucu ölümlerin yüzde 27,44’ü, akciğer kanseri sonucu ölümlerin yüzde 18,56’sı, diyabet sonucu ölümlerin ise yüzde 17,01’i hava kirliliğine bağlı gerçekleşti.” dedi.
ÖNLEM ALINABİLİR
Hava kirliliğini halk sağlığı açısından yüksek risk doğuran ancak önemli ölçüde önlenebilir bir sorun olarak nitelendiren Gümüşel, bunun için atılabilecek öncelikli adımların enerjide kömür başta olmak üzere fosil yakıt kullanımını bırakmak, enerji ve sanayi tesislerini sıkı denetlemek, ulaşımda toplu taşıma sistemlerini tercih etmek ve kent planlamasını buna uygun şekilde yapmak olduğunu ifade etti.

“KADINLAR DIŞ ORTAM KİRLİLİĞİNDEN DAHA FAZLA ETKİLENİYOR”
Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Akciğer Kanseri Çalışma Grubu Başkanı Doç. Dr. Pınar Akın Kabalak, ulaşım araçları, fabrikalar, orman yangınları, volkanik hareketlilik, rafineriler, temizlik malzemeleri ve inşaat malzemeleri kaynaklı, kanserojen etkiye sahip birçok gazın havaya karışarak kirliliğe neden olduğunu aktardı.
AKCİĞER KANSERİ, KANSERE BAĞLI ÖLÜMLERDE İLK SIRADA
Akciğer kanserinin tüm dünyada kansere bağlı ölümlerin başlıca nedeni olduğunu aktaran Kabalak, sözlerini şöyle sürdürdü:
Yapılan araştırmalara göre dış mekan hava kirliliği tek başına akciğer kanseri riskini yüzde 10 artırıyor. Hava yollarımızı döşeyen dokuların her nefeste toksik maddelere maruz kalmaları, normal büyüme özelliklerini kaybedip kontrolsüz bir çoğalma sürecine girmelerini tetikliyor. Özellikle sanayisi gelişmiş toplumlarda bu risk daha fazla. İç mekan hava kirliliğinde ise tehlike daha fazla olabilir. Şöyle ki bina inşaatı süresinde kullanılan malzemelerde asbest varlığı veya kötü yapı malzemeleri nedeniyle ortaya çıkan radon gazı, sigaradan sonra en yüksek riske sahip. Yine düşük gelirli toplumlarda kapalı alanda ısınmak ya da pişirmek için kullanılan fosil yakıtlar solunum yolu dokularını hasarlandırarak kansere yol açabilir.
Orta gelirli ülkelerde iç ortam, yüksek gelirli ülkelerde ise sanayileşmenin de etkisiyle dış ortam hava kirliliğinin akciğer kanseri gelişiminde riskli bulunduğunu bildiren Kabalak, araştırmalara göre kadınların dış ortam kirliliğinden daha fazla etkilendiğini işaret etti.
Solunum yollarına bağlı kanserlerin tüm dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer aldığı bilgisini veren Kabalak, çevresel kirlilik ve kanser arasındaki ilişki üzerinde en fazla araştırmanın akciğer kanseri üzerine olduğuna ve özellikle çapı 2,5 mikrometre ve altındaki partikül madde ve nitrojen dioksite uzun süreli temasın akciğer kanseri riskini yüzde 8 artırdığına dikkati çekti.

RİSKİ AZALTMAK İÇİN YAPILACAKLAR
Kabalak, hava kirliliğine bağlı hastalıklarda riski azaltmak için şu tavsiyelerde bulundu:
Bireysel olarak sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durulmalı, özellikle küçük yerleşim birimlerinde binaları sıvamada asbest içeren ürünler kullanılmamalı, orman yangınlarına yol açabilecek piknik faaliyetlerinden uzak durulmalı ya da bu faaliyetler önceden izin verilen alanlarda yapılmalı. Riskli meslek grupları için iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyulması, koruyucu ekipmanların temini ve kullanımının sağlanması ve yeteri sıklıkta denetimlerin yapılması önemli. Toprak, su ve hava kirliliğine yol açan işletmeler için idari işlemlerin yapılması, gerekli önlemleri almalarının sağlanması ve küresel iklim krizi ile mücadelede uluslararası toplumla işbirliği içinde bulunulması gerekiyor.

AKCİĞER KANSERİNDEN KORUNMANIN YOLLARI
Akciğer kanseri, genellikle sigara içme, pasif içicilik, hava kirliliği ve genetik faktörlerle ilişkilidir.
Ancak, bazı sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ve önlemlerle akciğer kanserinden korunmak mümkün olabilir. İşte akciğer kanserinden korunmak için bazı önemli yollar:
Sigara İçmemek
Sigara içmek akciğer kanserinin en büyük risk faktörüdür. Sigara dumanında 70’ten fazla kanserojen madde bulunmaktadır. Sigara içenlerin akciğer kanseri olma olasılığı, içmeyenlere göre çok daha yüksektir.
Pasif içicilikten kaçının: Sigara içen kişilerle aynı ortamda bulunmak da sağlığı olumsuz etkileyebilir.
Hava Kirliliğine Dikkat Edin
Dış ortam hava kirliliği: Özellikle büyük şehirlerde, trafikten kaynaklanan egzoz gazları, sanayi atıkları ve diğer kirletici maddeler, akciğer sağlığını olumsuz etkileyebilir.
İç mekan hava kalitesi: Sigara dumanının yanı sıra, eski binalarda bulunan asbest, radon gazı ve bazı kimyasal maddeler de akciğer kanseri riskini artırabilir. Evde hava temizleyiciler kullanmak, iyi havalandırma sağlamak bu riski azaltabilir.
Radon Gazından Korunma
Radon, doğal olarak toprakta ve kayalarda bulunan radyoaktif bir gazdır ve kapalı alanlarda birikerek akciğer kanserine yol açabilir. Evde radon testi yaparak, radon seviyelerinin yüksek olduğu yerlerde önlemler alabilirsiniz.
Sağlıklı Beslenme
Antioksidanlardan zengin bir diyet: Meyve, sebze, tam tahıllar, baklagiller gibi besinler, hücrelerin zarar görmesini engellemeye yardımcı olabilir.
Kırmızı et ve işlenmiş etleri sınırlama: İşlenmiş etler ve yüksek miktarda kırmızı et tüketimi kanser riskini artırabilir. Bunun yerine, sağlıklı yağlar (zeytinyağı gibi) ve omega-3 yağ asitleri bakımından zengin besinlere yönelmek önemlidir.
Düzenli Egzersiz Yapmak
Düzenli fiziksel aktivite, bağışıklık sistemini güçlendirir ve genel sağlık durumunu iyileştirir. Egzersiz, vücudun serbest radikallerle savaşmasına yardımcı olabilir ve kanser riskini azaltabilir.

Düşük Asbest Maruziyeti
Asbest, akciğer kanseri ve özellikle mesothelioma (plevra kanseri) riskini artıran bir madde olarak bilinir. Eğer asbestli malzemelerle çalışıyorsanız, gerekli güvenlik önlemleri alınmalıdır.
Genetik Test ve Tarama
Ailede akciğer kanseri öyküsü varsa, genetik testler ve düzenli sağlık kontrolleri yaparak erken teşhis şansı artabilir.
Akciğer kanseri tarama: Sigara içmiş olan 50 yaş üzeri bireyler, düşük dozlu bilgisayarlı tomografi (BT) taramaları ile erken evre akciğer kanserine karşı tarama yaptırabilir.
Alkol Tüketimini Sınırlamak
Aşırı alkol tüketimi, kanser riskini artırabilir. Akciğer kanseri riskinin artmasına doğrudan etkisi olmasa da alkol, sigara ile birlikte vücuda daha fazla zarar verebilir.
Stresten Kaçınmak ve Ruhsal Sağlık
Kronik stres, bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve genel sağlık üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Ruhsal sağlığı korumak, sağlıklı bir yaşam tarzının parçasıdır.
Yararlı Takviyeler ve İlaçlar
Bazı araştırmalar, belirli bitkisel takviyelerin (örneğin, C ve E vitamini) akciğer sağlığını destekleyebileceğini öne sürmüştür. Ancak bu tür takviyeleri kullanmadan önce bir doktora danışmak önemlidir.
Sağlıklı yaşam tarzı, erken teşhis ve bilinçli sağlık takipleri kanserin önlenmesinde en önemli adımlardır.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Pankreasın insülin üretiminden sorumlu hücrelerinde zamanla meydana gelen bozulmalar, insülinoma adı verilen nadir tümörlere yol açabiliyor.
Çoğunlukla iyi huylu olan bu tümörler, kan şekeri seviyesini düşürerek bayılma veya nöbet gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.
MEVCUT YÖNTEMLER YETERSİZ KALIYOR
Uzmanlara göre, bu tümörler genellikle küçük boyutlarda oldukları için tespit edilmeleri oldukça zor.
Hollanda’daki Radboud Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Martin Gotthardt, geçmişte cerrahların tümörleri bulabilmek için pankreasın tamamını kesmek zorunda kaldığını belirterek, “Tümörün yeri bilinmiyorsa, cerrahlar ameliyat sırasında pankreası karış karış arardı.” diyor.
Ancak günümüzde, tümörün yeri tespit edilemediği durumlarda hastalar ameliyat edilmiyor, çünkü doktorlar, pankreasın tamamını çıkarmak istemiyor.
ÇÖZÜM GİLA CANAVARI’NDAN GELDİ
Gotthardt ve ekibinin Journal of Nuclear Medicine dergisinde yayımlanan araştırması, bu sorunu çözmek için sıra dışı bir yöntem öneriyor: Gila canavarı.
ABD ve Meksika’da yaşayan bu zehirli kertenkele, pankreas tümörlerini tespit etme konusunda büyük bir potansiyele sahip.
Daha önce diyabet tedavisinde kullanılan, kertenkelenin tükürüğündeki bir protein, pankreastaki reseptörlere bağlanarak insülin üretimini artırıyor.
Bu bulgudan yola çıkan bilim insanları, aynı proteinin insülinomaları tespit etmek için kullanılabileceğini araştırdı.

YENİ YÖNTEMLE YÜKSEK BAŞARI ORANI
İlk çalışmalarda, bu proteine eklenen radyoaktif bir molekül tümörleri saptamayı başarsa da düşük kan şekeri ve mide bulantısı gibi yan etkilere yol açtı.
Ancak Gotthardt ve ekibi, molekülü değiştirerek bu yan etkileri büyük ölçüde ortadan kaldırmayı başardı.
69 hastada yapılan testlerde, yeni yöntemle tümörler yüzde 95 başarı oranıyla tespit edildi. Mevcut tarama yöntemlerinin başarı oranı ise yalnızca yüzde 65 civarında.
Tümörler belirlendikten sonra cerrahi müdahaleyle hastaların pankreasından başarıyla çıkarıldı.
HASTALAR TAMAMEN İYİLEŞTİ
Araştırmanın başyazarı Marti Boss, “Yeni taramanın diğer tüm taramaların yerini alabileceğine inanıyoruz.” dedi.
Boss, bu yöntemle ameliyat edilen hastaların tamamının tamamen iyileştiğini vurgulayarak ekledi:
Bazıları onlarca yıldır bu tümörlerle yaşıyordu; ancak ameliyat sonrası tüm hastalar normal hayatlarına dönebildi.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Keneler, göçmen kuşları parazitleyerek binlerce kilometrelik mesafeleri katedebiliyor.
Tarihsel olarak, ulaştıkları bölgelerde uygun iklim koşulları olmadığı için hayatta kalamıyorlardı.
İKLİM KRİZİNE DİKKAT ÇEKİLİYOR
Ancak iklim krizinin neden olduğu ısınma, bu durumun değişmesine yol açıyor.
Özellikle tropikal türlerin kuzey bölgelerde tutunma olasılığı yükseliyor. Bu da yeni kene kaynaklı hastalıkların ortaya çıkma riskini beraberinde getiriyor.
University of Southern Mississippi’den Dr. Shahid Karim, “Eğer tropikal kene türleri, daha önce hayatta kalamadıkları bölgelerde yaşamaya başlarsa, taşıdıkları hastalıkların da yayılması mümkün hale gelir.” açıklamasında bulundu.
HIZLA DEĞİŞEN COĞRAFİ DAĞILIM
Keneler, insanlar ve evcil hayvanlar için hastalık taşıyan etkili vektörlerdir.
Örneğin, 2017 yılında New Jersey’de tespit edilen Asya uzun boynuzlu kenesi, kısa sürede 14 eyalete yayıldı.
Georgia Southern University’den Dr. Lorenza Beati, “Küresel ısınma, göçmen egzotik kenelerin kuzeydeki destinasyonlarında daha uygun koşullar yaratıyor. Eğer uygun iklim koşulları uygun konakçı hayvanlarla birleşirse, bu türlerin yerleşim şansı artacaktır.” dedi.

GÖÇMEN KUŞLAR ÜZERİNDE ARAŞTIRMA
Bilim insanları, göçmen kuşlarla kenelerin taşınmasını incelemek için Meksika Körfezi’nin kuzeyinde altı farklı noktada ağlar kurdu.
Yakalanan kuşlar, fiziksel durumları kontrol edilerek üzerlerinde kene olup olmadığına bakıldı. Tespit edilen keneler, türlerinin ve taşıdıkları mikroorganizmaların belirlenmesi için DNA analiziyle incelendi.
Araştırmada 15 bine yakın kuş incelendi ve yalnızca 164 kuşta toplam 421 kene bulundu. Ancak analiz edilen kenelerin yüzde 81’i yalnızca dört türe aitti.
Ayrıca kısa mesafe göçmenlerinin, uzun mesafe göçmenlerine göre daha fazla kene taşıdığı görüldü.
YENİ HASTALIK RİSKİ ARTIYOR
Kenelerin taşıdığı bakteriler de araştırmaya dahil edildi. En yaygın bulunan Francisella bakterilerinin, kenelerin işlevselliğine yardımcı olduğu düşünülüyor.
İkinci en yaygın bakteri türü ise bazı türleri insanlarda hastalıklara yol açabilen Rickettsia olarak belirlendi.
Ancak bu bakterilerin istilacı kene türleriyle insanlara bulaşıp bulaşmayacağı henüz bilinmiyor.
Dr. Karim, kene kaynaklı hastalıkların yayılma riskine karşı bireylerin kene bulunan bölgelerde yürüyüş sonrası kendilerini kontrol etmeleri ve böcek kovucu kullanmaları gerektiğini vurguladı.
Furkan Can
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’nın Mamak ilçesinde yaşayan evli ve 2 çocuk babası Çağlar Güneş, alkole bağlı olarak karaciğer yetmezliğine yakalandı.
3 yıl tedavi gören fakat durumu ağırlaşmaya devam eden genç adam, Etlik Şehir Hastanesi’nde tedaviye alındı.
Durumunun ciddi olmasıyla Güneş’e nakil olması gerektiği belirtildi.
KARACİĞERİNİ EŞİNE BAĞIŞLADI
Ardından eşi Aycan Güneş (33), nakil için donör olabileceğini söyledi.
Yapılan tetkikler sonucunda Aycan Güneş’in eşine organ bağışında bulunabileceğine karar verildi.
Çağlar Güneş, eşinden nakledilen karaciğerle yeniden hayata tutundu.

“UYGUN ÇIKARSA SEVE SEVE VERİRİM DEDİ”
Çağlar Güneş, nakil öncesinde farklı hastanelerde tedavi gördüğünü ancak bir sonuç alamadığını ve son olarak Etlik Şehir Hastanesi’ne başvurduğunu belirterek, “Buradaki doktorlar, artık karaciğerin tamamen yetersiz olduğunu ve nakil olmam gerektiğini söyledi. Bu süreçte eşim, ‘Tetkiklerimiz uygun çıkarsa tabii ki seve seve veririm’ dedi. Yapılan tetkikler sonucunda eşimin donör olmasında herhangi bir sıkıntı görülmedi ve ameliyatımız başarılı bir şekilde gerçekleşti, Eşime teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
‘TEREDDÜT YAŞAMADIM’
Aycan Güneş ise organ nakil listesine girip beklemek istemediklerini söyleyerek, “Çünkü ne kadar bekleyeceğimizi bilmiyoruz. Ve eşim orada sürekli rahatsızlıklar yaşıyordu. O yüzden açıkçası beklemek istemedik. Donörlüğüm de uygun bulununca ameliyat sürecimiz başladı. Çok şükür her şey çok güzel ilerledi.
Hayat kurtarma kısmında asla bir tereddüt yaşamadım ama; işte ameliyat korkusu, nasıl olacak, nasıl yapılacak, uyacak mı, uymayacak mı, daha sonrasında onu iyileştirebilecek miyim? Yoksa hani hayat kurtarma açısından gerçekten asla bir tereddüt yaşanmıyor. Yani en azından ben yaşamadım, kimsenin de yaşamadığını düşünüyorum.” diye konuştu.

“SÜREÇ GÜZEL GEÇTİ”
Organ naklini gerçekleştiren Doç. Dr. Birkan Birben ise “Çağlar Bey’in eşi nakil için gönüllü oldu. Biz de bunları tetkik ettik, değerlendirdik ve verici olarak uygun bulduk ve eşinden canlı karaciğer nakli gerçekleştirdik. Hastamızın süreci boyunca her şeyimiz güzel geçti. Ortalama 23 gün süre zarfında hastamızı taburcu ettik. Hastamız da bu süre zarfından sonra belirli aralıklarla ilaç düzeyleri için bize kontrole geliyor.” dedi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Muhabir
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ABD’deki New York Üniversitesinden uzmanların yaptığı araştırmada anıların yalnızca beyinde değil vücudun farklı bölgelerinde de saklandığı belirlendi.
HÜCRE TEPKİLERİNİ İNCELEDİLER
Araştırmada bilim insanları, beyin hücreleri arasında iletileri taşıyan “nörotransmitter” adı verilen kimyasallar gibi, sinir dokusu ve böbrekten alınan hücrelerin farklı kimyasal maddelere nasıl tepki verdiğini inceledi.
Bilim insanları, bu hücreleri belli bir süre farklı kimyasal sinyallere maruz bırakarak “anı depolayan genin” ne zaman aktif hale geleceğini takip etti.
Bunu belirlemek için ise uzmanlar, örnek alınan böbrek ve sinir doku hücrelerini tepki vermesi halinde parlayan bir protein üretecek şekilde tasarladı.

“HAFIZA SORUNLARINI TEDAVİ ETMEK İÇİN YENİ FIRSATLAR SUNUYOR”
Buna göre, belirli süre çeşitli kimyasal sinyaller alan bu hücreler, beyin hücrelerinin anıları depolamak için yaptığı davranışı göstererek “anı depolayan geni” aktifleştirdi.
Araştırmanın başyazarı Nikolay Kukushkin, yaptığı açıklamada, “öğrenme ve anı depolama kabiliyetinin genellikle beyin ve beyin hücreleriyle ilişkilendirildiğini ancak bu çalışmanın vücuttaki diğer hücrelerin de aynısını yapabileceğini gösterdiğini” ifade etti.
Kukushkin, araştırmanın hafızanın nasıl çalıştığını anlamak ve hafıza sorunlarını tedavi etmek için yeni fırsatlar sunduğunu kaydetti.
Araştırmanın sonuçları, “Nature Communications” dergisinde yayımlandı.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Fatih Yıldırım
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Fiziksel ve zihinsel yorgunlukla karşı karşıyaysanız sürmenaj olmuş olabilirsiniz.
Genellikle aşırı çalışma, yoğun stres, uykusuzluk, düzensiz beslenme ve sürekli baskı altında kalma gibi faktörlerden kaynaklanır.
Eğer sürmenaj belirtileri yaşamaya başlarsanız, erken dönemde önlem almak tükenmişlik seviyesine gelmeden durumu kontrol altına almanıza yardımcı olabilir.
Sürmenajın anlaşılması, genellikle zihinsel ve fiziksel belirtilerin gözlemlenmesiyle mümkün olabiliyor.
Sürmenajın ana belirtileri şunlar:
Zihinsel yorgunluk ve odaklanma güçlüğü
Fiziksel yorgunluk ve halsizlik
Uyku bozuklukları ve dinlenmiş hissedememe
Baş ağrısı, kas ağrıları, mide sorunları gibi fiziksel rahatsızlıklar
Sinirlilik, depresyon, anksiyete gibi duygusal sorunlar

BELİRTİLER
Bu belirtiler sürmenaj durumunu işaret edebilir:
Yoğun zihinsel yorgunluk:
Kişi sürekli olarak odaklanmakta zorlanır, düşüncelerini toparlayamaz ve zihni dolu hisseder. Bu, karar vermede güçlük ve hata yapma eğiliminde artış olarak kendini gösterebilir.
Fiziksel tükenmişlik:
Dinlenmeye rağmen devam eden halsizlik, güçsüzlük, kas ağrıları, baş ağrısı gibi belirtiler sürmenajın göstergesi olabilir.
Duygusal dengesizlik:
Sürmenaj yaşayan kişiler, genellikle sinirlilik, huzursuzluk, depresyon, kaygı ve motivasyon eksikliği gibi duygusal zorluklar yaşarlar. Duygusal tepkilerde ani dalgalanmalar gözlemlenebilir.
Uyku bozuklukları:
Aşırı yorgunluk ve zihinsel yorgunluk uyku kalitesini olumsuz etkiler. Kişi uykuya dalmakta güçlük çekebilir veya gece boyunca sık sık uyanabilir, sabahları dinlenmiş hissetmez.
Bedensel belirtiler:
Baş ağrısı, mide sorunları, sindirim problemleri ve kalp çarpıntısı gibi bedensel belirtiler de görülebilir.
Eğer bu belirtiler bir süre boyunca devam ediyorsa ve günlük yaşamı, iş veya sosyal ilişkileri etkilemeye başlamışsa, sürmenaj yaşanıyor olabilir.
Bu durumda dinlenmeye zaman ayırmak, yaşam tarzında değişiklikler yapmak ve gerekirse profesyonel yardım almak faydalı olur.

NASIL KORUNULUR
Sürmenajdan korunmak için düzenli uyumak, dengeli beslenmek, fiziksel aktivitelere zaman ayırmak ve stres yönetimi becerileri geliştirmek önemlidir.
Bu tür belirtilerle karşılaşıldığında dinlenmek, gerekirse profesyonel destek almak da süreci yönetmeye yardımcı olur.

NASIL ÖNLENİR
Sürmenajı önlemek için hem fiziksel hem de zihinsel sağlığı destekleyen bazı yaşam tarzı değişiklikleri ve önlemler almak önemlidir. İşte sürmenajı önlemeye yardımcı olabilecek bazı öneriler:
Düzenli ve kaliteli uyku
Yeterince ve düzenli uyku almak, zihinsel ve fiziksel yorgunluğu önlemeye yardımcı olur. Günde en az 7-8 saat uyumak, bedenin ve zihnin yenilenmesini sağlar.
Uyku hijyenine dikkat edin; yatmadan önce elektronik cihazlardan uzak durmak ve uyumadan önce rahatlatıcı aktiviteler yapmak faydalı olabilir.
Zaman yönetimi ve planlama
Günlük görevlerinizi önceliklendirin ve aşırı yüklenmekten kaçının. Yapılacakları küçük parçalara bölerek daha rahat tamamlayabilirsiniz.
Kendinize yeterince dinlenme molası ayırın ve iş dışında dinlenmeye ve eğlenmeye de zaman ayırın.
Stres yönetimi
Stresi yönetmek için nefes egzersizleri, meditasyon, yoga gibi rahatlatıcı aktiviteler yapmak faydalı olabilir.
Olumsuz düşüncelerden uzaklaşmak ve pozitif bir bakış açısı geliştirmek stresi azaltmaya katkıda bulunur.
Dengeli beslenme
Yeterli ve dengeli beslenme, vücut enerjisini korumak ve zihinsel dayanıklılığı artırmak için önemlidir. Özellikle vitamin ve mineraller açısından zengin, dengeli bir diyet uygulamak faydalıdır.
Kafein ve şeker tüketimini sınırlandırmak da ani enerji düşüşlerinin önüne geçebilir.
Fiziksel aktivite
Düzenli olarak egzersiz yapmak, vücutta endorfin salgılayarak ruh halini iyileştirir ve stresi azaltır. Hafif tempolu yürüyüşler, yüzme veya yoga gibi aktiviteler enerji seviyenizi artırabilir.
Sosyal destek
Aile ve arkadaşlarla zaman geçirmek, yaşanan stresi hafifletir ve zor zamanlarda destek sağlar. Duygularınızı paylaşmak, duygusal yükünüzü azaltmaya yardımcı olur.
Sınırları belirlemek
Kendi sınırlarınızı bilmek ve gerektiğinde “hayır” demeyi öğrenmek önemlidir. Aşırı sorumluluk yüklenmek sürmenaja yol açabilir.
Ubeyd Köprübaşı / Muhabir
Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kalın bağırsaklar için “vücudumuzun ikinci beyni” tanımı kullanılıyor. Bu da organın önemini ortaya koyuyor.
Kanserden kaynaklanan ölüm oranlarına baktığımızda da kolon kanseri türü, ilk sıralarda geliyor.
Ancak bu kanserin de sonuçlarını, alınacak önlemlerle gidermek mümkün.
KALIN BAĞIRSAK KANSERİ NEDİR?
Kalın bağırsak kanseri, diğer adıyla kolorektal kanser, kalın bağırsağın iç yüzeyindeki hücrelerin kontrolsüz şekilde büyüyüp tümör oluşturmasıyla ortaya çıkan bir kanser türüdür.
Kalın bağırsak kanseri genellikle kolon (kalın bağırsak) veya rektumda (kalın bağırsağın son kısmı) başlar.
Tüm dünyada oldukça yaygın olan bu kanser, erken teşhis edildiğinde tedavi şansı yüksek bir hastalıktır.
Peki, kalın bağırsak kanserini önlemek mümkün mü? İşte detaylar…
ÖNLEMLER, KANSERİ YOK EDEBİLİR
Kalın bağırsaklar için vücudumuzun ikinci beyni deniyor. Bu da öneminin ortaya koyuyor. Kanserden ölüm oranlarına baktığımızda da kolon kanseri türü, ölümle sonuçlanan kanserlerin başında geliyor. Ancak bu kanseri de alınacak önlemlerle gidermek mümkün…
POLİPLER, KANSERİ TETİKLİYOR
Hemen hemen her kanser türünü önlemenin yolu erken teşhis ve tedaviden geçiyor.
Uygulanan doğru tedavi yöntemleri, kolon kanseriyle de baş etmenize yardımcı olabilir. Bağırsak kanserlerinin oluşum ve tedavi sürecini, Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi’nden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Nihat Okçu anlattı.
Okçu, poliplerin vücutta kanser riskini tetiklediğine, poliplerin en sık kalın bağırsakta daha sonra ise mide ve nadiren olsa da ince bağırsakta oluştuğuna dikkati çekti.
Kalın bağırsak kanserlerinin yüzde 90 oranında polipler üzerinde geliştiğinin altını çizen Prof. Dr. Okçu, poliplerin zamanında tespit edilmesi, tanısının koyulması ve tedavi edilmesi gerektiğini söyledi. Bu sayede kalın bağırsak kanserini önlemek mümkün bir hale geliyor.
Prof Dr. Okçu ayrıca, “Kalın bağırsak kanserleri dünyada çok sık görülmektedir. Dünya genelinde en sık görülen 10 kanser türü sıralamasında üçüncü sırada yer almaktadır. Ölüm sebepleri arasında ise kalın bağırsak kanseri ikinci sıradadır.” diye konuştu.
DIŞKIDA KAN GÖRENLER DİKKAT
Hastalığın klinik belirtileri olabiliyor ancak asıl tespit, kolonoskopi sayesinde yapılıyor.
Okçu, “Bunlar arasında hastanın dışkısında kan görmesi, son zamanlarda dışkı alışkanlıklarında olan değişiklikler ve bağırsak düzensizliği olabilir.” ifadelerini kullandı.

“YAŞ” OLDUKÇA ÖNEMLİ
Ailede kalın bağırsak kanseri olan kişiler, riskin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Prof. Dr. Okçu, “Ailesinde kalın bağırsak kanseri olan kişiler, kronik iltihaplı hastalıklar, genetik sendromları bulunan hastalarda polip riski yüksektir.” dedi.
Ayrıca yaş faktörü de oldukça önemli. Kolon kanseri riski 50 yaşından sonra artıyor ve toplumun yüzde 25’inde görülebiliyor.
KOLONOSKOPİ KRİTİK ÖNEME SAHİP
Okçu açıklamasının devamında, “60 yaşın üzerinde bu oran yüzde 30, 70 yaşın üzerinde ise yüzde 70’e dayanıyor. Bu nedenle 50 yaşından sonra mutlaka kolonoskopi yapılmalıdır.” şeklinde konuştu.

Peki, kolon kanserinin genel belirtileri nelerdir?
BELİRTİLERİ
Kolon kanseri belirtileri başlangıçta hafif olabilir ve kolayca gözden kaçabilir. Ancak ilerleyen dönemlerde şu belirtiler gözlemlenebilir:
Bağırsak alışkanlıklarında değişimler
Uzun süreli ishal, kabızlık ya da dışkı kıvamında incelme gibi değişiklikler.
Dışkıda kan:
Rektal kanama veya dışkıda kırmızı veya koyu renkli kan.
Karın ağrısı ve kramplar:
Sürekli karın ağrısı, gaz ve kramp.
Açıklanamayan kilo kaybı:
Diyet ya da egzersiz değişikliği olmaksızın hızlı kilo kaybı.
Yorgunluk ve halsizlik:
Özellikle bağırsakta kan kaybına bağlı olarak gelişen anemi sonucu oluşan yorgunluk.
İştah kaybı:
Özellikle ileri evrelerde görülen iştahsızlık.

TANI
Kolorektal kanserin teşhisinde aşağıdaki yöntemler kullanılır:
Kolonoskopi:
Kalın bağırsağın iç yüzeyini incelemek için en sık kullanılan yöntemdir.
Biyopsi:
Şüpheli dokudan alınan örneğin mikroskop altında incelenmesi.
Gaitada gizli kan testi:
Dışkıda kan olup olmadığını kontrol eder.
BT ve MR:
Kanserin yayılma derecesini belirlemek için kullanılır.
TEDAVİ
Kalın bağırsak kanserinin tedavisi; kanserin evresine, hastanın genel sağlık durumuna ve kanserin yayılımına göre değişir:
Cerrahi:
Kanserli dokunun alınması için yapılan cerrahi müdahale, erken evrelerde en etkili tedavi yöntemidir.
Kemoterapi:
Kanser hücrelerini yok etmek veya büyümelerini yavaşlatmak için ilaç tedavisi.
Radyoterapi:
Radyasyon kullanılarak kanserli hücrelerin yok edilmesi.
Hedefe yönelik tedavi:
Kanser hücrelerindeki belirli özelliklere yönelik ilaçlarla yapılan tedavi.
İmmünoterapi:
Bağışıklık sisteminin kanserle mücadele etmesini sağlayan ilaçlar kullanılır.
Kolorektal kanserin erken evrede tespit edilmesi, tedavinin başarısını önemli ölçüde artırır. Özellikle 50 yaş ve üstü bireylerin düzenli tarama testleri yaptırması önerilir.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Balgam, hırıltı ve öksürük gibi belirtiler genellikle soğuk algınlığı, grip, bronşit, alerji ya da akciğer enfeksiyonları gibi durumlarla ilişkilidir.
Bu belirtileri hafifletmek ve iyileşmeyi hızlandırmak için bazı etkili yöntemler şunlardır:
1. BOL SIVI TÜKETİMİ
Su, bitki çayları ve çorba gibi sıvılar balgamın incelmesine yardımcı olur, böylece daha kolay atılır. Gün boyunca yeterli miktarda su içmeye özen gösterin.
2. BUHAR VE NEMLİ HAVA SOLUMAK
Sıcak bir duş almak veya buhar banyosu yapmak solunum yollarını rahatlatır ve balgamın çözülmesine yardımcı olur. Nemlendirici cihazlar da ortam havasını nemlendirerek öksürüğü azaltabilir.

3. BAL VE LİMON
Balın öksürük kesici özelliği vardır. Ilık bir bardak suya bal ve limon ekleyerek içmek boğazı rahatlatır ve balgamı hafifletir. Balın doğal antibakteriyel özelliği de öksürüğün azalmasına katkı sağlayabilir.
4. ZENCEFİL VE KEKİK ÇAYI
Zencefil ve kekik doğal balgam söktürücülerdir. Birkaç dilim taze zencefil veya bir çay kaşığı kekik ile demlenmiş çay, öksürüğünüzü hafifletmeye yardımcı olabilir.
5. TUZLU SU İLE GARGARA
Tuzlu suyla gargara yapmak boğazdaki tahrişi azaltır ve enfeksiyona neden olan mikropları temizlemeye yardımcı olur. Yarım çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suya karıştırarak gargara yapabilirsiniz.
6. EVİ TEMİZ TUTMAK
Polen, toz, hayvan tüyü gibi alerjenlerin solunması öksürük ve hırıltıya neden olabilir. Evinizi düzenli olarak havalandırarak bu etkenleri azaltabilirsiniz.

7. ÖKSÜRÜK VE BALGAM SÖKTÜRÜCÜ İLAÇLAR
Eğer öksürüğünüz çok şiddetliyse veya uzun süre geçmiyorsa, doktorunuzun önerisiyle öksürük veya balgam söktürücü ilaçlar kullanabilirsiniz. Ancak ilaç kullanımında doktor tavsiyesi önemlidir.
NE ZAMAN DOKTORA GİDİLMELİ?
Balgam sarı, yeşil ya da kanlıysa,
Öksürük 2 haftadan uzun sürüyorsa,
Yüksek ateş, nefes darlığı veya göğüs ağrısı eşlik ediyorsa,
Yorgunluk, kilo kaybı veya gece terlemeleri gibi belirtiler varsa doktora başvurmalısınız.
Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ankara’da yaşayan G.G., 16 yaşındayken doğuştan rahmi ve vajinası olmadığını öğrendi. G.G., yaşadığı sağlık problemini çözmek için yaptığı araştırmada Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Ulubay ile tanışıp, ameliyat olmaya kararı aldı.
G.G.’ye karın iç zarından alınan parça ile vajina oluşturuldu. G.G., başarılı geçen ameliyatın ardından sağlığına kavuştu.
“İYİLEŞME SÜRECİNDE AĞRI YA DA YARA İZİ OLUŞMUYOR”
Prof. Dr. Mustafa Ulubay, doğuştan rahim ve vajina gelişmemesinin oldukça nadir görülen bir durum olduğunu söyledi. Rahim ve vajinanın olmaması sebebiyle kadınların cinsel hayatı olmadığını ve çocuk sahibi olunamadığını kaydeden Ulubay, “Biz doğuştan vajinası olmayan kadınlara, karın iç zarından vajina ameliyatı yapıyoruz. Bu ameliyatı robotik cerrahi ile gerçekleştirmekteyiz. Bu sayede çok hızlı bir şekilde ameliyat sürecini atlatıyor bu hastalarımız. Aynı zamanda kapalı yöntemle de yapıldığı için iyileşme sürecinde herhangi bir ağrı ya da yara izi gibi hastayı daha sonra mutsuz edecek problemler oluşmuyor” ifadelerini kullandı.

“AKINTI GİBİ PROBLEMLERİ DE GÖRMÜYORUZ”
Ameliyat sonrasında, kadınların sağlıklı bir cinsel hayata kavuştuklarını söyleyen Prof. Dr. Mustafa Ulubay, bu ameliyat yöntemi ile aynı zamanda akıntı, kötü kokulu akıntı veya ağrı gibi problemlerin görülmediğini belirtti. Ulubay, ameliyatın 18 yaşından sonra yapılmasını önerdiklerini vurgulayarak, “Daha erken yaşlarda bu hastalık saptanabilir. Ancak bu hastalığın daha erken yaşlarda tedavi edilmesinin bir aciliyeti olmadığı için 18 yaşından sonra, boy uzaması durduktan sonra bu ameliyat yapılabilir” diye konuştu.
“AMELİYAT SONRASI MUTLAKA HPV TESTİ YAPILMALI”
Kadınlarda 15-16 yaşlarına kadar hala adet kanaması başlamadıysa ve dış genital bölgede vajiner açıklık kapalıysa mutlaka doğuştan vajina gelişip gelişmediğinin anlaşılması için jinekolojik muayene yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Teşhis konulan hastaların ameliyat sonrası cinsel ilişkiden itibaren mutlaka HPV testi yaptırması gerektiğini kaydeden Ulubay, “HPV sadece rahim ağzı kanseri değil, vajinal kanseri de yapabiliyor. Bu nedenle doğuştan rahmi veya vajinası olmayan kadınlarda biz vajinal ameliyatı gerçekleştirdikten sonra cinsel ilişki sonrasında 6 ay mutlaka HPV testinin yapılmasını öneriyoruz. Çünkü rahimin olmaması bu hastada bir HPV’ye bağlı problem olmayacağı anlamına gelmemekte” dedi.
“ÇOCUĞUN OLMAZ, EVLENEMEZSİN DEDİLER”
Adet görmemesi nedeniyle 16 yaşındayken gittiği muayenede hastalığını öğrendiğini belirten G.G., “Evlenmeden önce ameliyat olmam gerektiğini söylediler. Hatta bir hastanede şey demişlerdi; ‘Çocuğun olmaz, evlenemezsin.’ İşte o zaman bayağı üzülmüştüm. Ondan sonra bırakmıştım, birkaç yıl sonra araştırdım. Hani, ‘Ben de bir kadınım, tedavimi olayım’ dedim. Araştırdım, internetten araştırırken Mustafa Hoca’ya denk geldim. Bir röportajını görmüştüm. Muayehanenesine gittim, kendisiyle konuştum. Çok güven aldım açıkçası. Çıktıktan sonra, ‘Doktorumu buldum’ diye düşünmüştüm. Ondan sonra geldim konuştuk, ameliyatla ilgili hocamız bana bilgi verdi. Öyle olunca ben de kabul ettim. Ameliyatımı oldum, ameliyatta 4-5 gün hastanede kaldım. Yani sancılı bir sürecim kesinlikle olmadı. Normal ameliyat olurken olan şeyler; yani hiç öyle aksi bir durum asla olmadı. Sonrasında evime gittim, evime gidince de rahat rahat işlerimi yavaş yavaş yapabiliyordum. Bir sorunum yoktu. Aksi bir şey yaşamadım açıkçası” ifadelerini kullandı.
G.G. aynı sağlık sorununu yaşayan ancak toplumsal baskı nedeniyle tedavi olamayan kadınlar için şunları söyledi:
Toplum o kadar da önemli değil. Sonuçta onlar yaşayacak, başkalarının mutluluğunu gördükleri zaman onlar da üzülecekler. Bence buna gerek yok, sonuçta bir tedavisi var. Tedavisi olmayan bir şey olduğu zaman doğrudur; ama tedavisi olan bir şeyi de yapmamak bence doğru bir şey değil. Yani gelsinler ameliyatlarını olsunlar. Onlar da mutlu olacaktır benim gibi.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, olay ilçe merkezine 15 kilometre uzaklıkta Alacayer Mahallesi kırsalında meydana geldi. Davut İnçamur ve Yakup İnçamur kendilerine ait hayvanları Bekirağa Yaylası’nda otlatmaya çıkardı. Çobanlar dinlenmek ve yağan yağmurdan korunmak için durdukları sırada dağdan kopup yuvarlanan kaya parçalarının altında kaldı. 2 çocuk babası Davut İnçamur (32) hayatını kaybederken, 5 çocuk babası Yakup inçamur (45) yaralandı. Yakup İnçamur’un olayı yakınlarına bildirmesi üzerine yakınları yetkilileri arayarak yardım talebinde bulundu. Bölgeye sevk edilen jandarma, AFAD, UMKE, sağlık ve Çatak İtfaiye Grup Amirliği ekipleri, olay yerine gelen vatandaşların yardımıyla arama kurtarma çalışması başlattı. Çobanların bulunduğu alana yol olmadığı için ulaşım güçlükle sağlandı. Havanın kararması ve yağışın devam etmesi nedeniyle çobanlar olay yerinden yola 4 saat sonra indirilebildi. Yaralı çoban ambulansla Çatak Devlet Hastanesine götürülürken, hayatını kaybeden çobanın cansız bedeni de hastane morguna götürüldü. – VAN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>C.K’nin kullandığı 58 AET 289 çekici plakalı tır, Dilek Mahallesi mevkisinde karşı yönden gelen Y.T. yönetimindeki 44 DJ 544 çekici plakalı tırla çarpıştı.
Kaza yerine jandarma, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.
Kazada yaralanan ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılan sürücü Y.T’nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Hamdi Alkan, kaybettiği arkadaşı Metin Uca’yı ölüm yıl dönümünde andı.
Uca ile yıllar önce çektirdiği bu fotoğrafını sosyal medya hesabından yayımlayan Alkan, ” Bir yıl oldu bizden gideli canım Metin… Sevgiyle, özlemle selamlıyorum seni” ifadelerini kullandı.

Seda Bakan da “Sevgili Metin Uca’yı kaybedeli bir sene oluyor.
Her şey rüya gibi… Seni çok seviyoruz. Allah rahmet eylesin” notuyla paylaşımda bulundu.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sinema dünyasının en prestijli etkinliklerinden biri olan Oscar Ödülleri, 97’nci kez düzenlenecek. Akademi, bu büyük etkinliği sunacak ismi açıkladı; Emmy ödüllü talk show sunucusu ve komedyen Conan O’Brien.

Törenin sunuculuğunu üstlenecek olan 61 yaşındaki Conan O’Brien, duyurunun ardından esprili bir açıklama yaparak, “ABD, bunu talep etti ve şimdi oluyor” dedi. Akademi CEO’su Bill Kramer, O’Brien’ın törene liderlik etmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek şu ifadeleri kullandı: Conan O’Brien’ın bu yıl Oscar’ları sunmasından büyük heyecan ve onur duyuyoruz. Muhteşem mizahı, filmlere sevgisi ve canlı yayın tecrübesiyle törene liderlik etmek için mükemmel bir kişi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uğur Karaaslan‘ın yönettiği; Sema Ali Erol, Mahir Erol, Ayşenur Sıkı ve Türküler Özgül’ün senaryosunu yazdığı ‘Kalpazan‘ dizisinin kadrosunda; Timuçin Esen (Adem), Çağlar Ertuğrul (Kartal), Şükran Ovalı (Canan), Deniz Baysal (Ayşe), Sarp Akkaya (Tarık), Deniz Hamzaoğlu (Bulgary Bayram), İlker Kızmaz (Sinan), Çağla Naz Kargı (Naz), İlker Yağız Selçuk (Arda),Ali Seçkiner Alıcı (İrfan) ve Osman Alkaş (Orhan) gibi birbirinden başarılı isimler yer alıyor.
‘Kalpazan‘da ‘Bulgary Bayram‘ karakterine hayat veren Deniz Hamzaoğlu, Habertürk‘e diziyle ilgili görüşlerini; “Bu denli farklı hikâyeleri anlatmamız her zaman mümkün olmuyor” sözleriyle ifade etti.
REKLAM
* SHOW TV’de ekrana gelen ‘Kalpazan’ dizisinin oyuncu kadrosunda yer alıyorsunuz. Projeye nasıl dâhil oldunuz? Oradan başlayalım.
Senaryo bana haziranda geldi. Okur okumaz içinde bulunmak istediğim bir projeydi. Bu denli farklı hikâyeleri anlatmamız her zaman mümkün olmuyor.

* Dizide rol gereği eğlenceli ama bir o kadar da ürkütücü bir karakteri canlandırıyorsunuz. Canlandırdığınız karakteri analiz etmenizi istesem ne söylersiniz?
Çok zeki ve potansiyeli olan biri ama potansiyelini, kolay olanda ustalaşmakta değerlendirmiş. Kızına çok bağlı ve eğlenmeyi kesinlikle çok seviyor.

* ‘Bayram’ dizide dengeleri değiştireceğe benziyor. Dizinin temposu ve gerilimi artacak diyebilir miyiz?
Dizinin temposu ve gerilimi her bölümde giderek artacak. Tabii ki ‘Bayram’ işlerin karışmasında oldukça etkin rol oynuyor.

* ‘Kalpazan’, izleyicilerine ne söylüyor?
Bunu tek cümleyle özetlemek mümkün değil ama en erdemli insanın dahi ailesi söz konusu olduğunda neler yapabileceğini anlatıyor diyebilirim.
REKLAM
* Sosyal medya hesabınızda özel hayatınıza dair paylaşımlar yapmaktan hoşlanmıyor gibisiniz. Göz önünde olmayı sevmeyen oyunculardan mısınız?
Açıkçası sosyal medya meselesine alışamadım. O nedenle tercih etmiyorum.

* Tabii bir yanda tiyatro da hayatınızda 2002’den beri seyirci ile haşır neşirsiniz. Bundan 21 yıl önceki Deniz Hamzaoğlu ile bugünkü arasında nasıl farklar var?
Tecrübe herhalde hem aktör hem insan olarak.

* Kariyeriniz boyunca birçok projede yer aldınız. Kökeni tiyatroya dayanan bir oyuncu olarak şimdilerde tiyatromuzun hal ve gidişini nasıl buluyorsunuz?
Her sezon onlarca nefis oyun ve gencecik harika oyuncular izliyorum. Bence her geçen yıl çok daha iyiye gidiyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>2 yıl önce İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne başvuran Feridun Düzağaç, maddi – manevi zarara uğratıldığını öne sürerek izinsiz kullanımın durdurulmasını talep etmişti.

Mahkeme dosyayı bilirkişiye gönderdi. Bilirkişi raporunda, Feridun Düzağaç’ın eserlere ilişkin dijital iletim hakkını davalı iki şirkete devretmediği belirtildi.
Kararını açıklayan mahkeme, iki şirketin eserler üzerindeki haksız tecavüzünün durdurulmasına, bu eserleri dijital platformlarda kullanmalarının yasaklanmasına hükmetti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Son olarak Ata Ayyıldız ile Paris’e tatil yapmaya giden Sıla Türkoğlu, bu kez sevgilisini ailesiyle tanıştırdı.
Sıla Türkoğlu, sevgilisi ve ailesiyle objektif karşısında poz vermeyi ihmal etmedi.
Sıla Türkoğlu ve Ata Ayyıldız’ın keyifli halleri ise dikkatlerden kaçmadı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kısa süreli bir ayrılık yaşadıktan sonra aşklarına ikinci bir şans veren çift, sık sık romantik fotoğraflarını paylaşıyor. Özkan ve Torreira, bu kez yıldız futbolcunun doğup, büyüdüğü evi ziyaret etti.
REKLAM
Ünlü oyuncu, sevgilisinin doğduğu evi paylaşarak, Torreira’ya övgü dolu sözler söyledi. Özkan; “Lucas’ın doğup büyüdüğü ev. Ne savaşçı ama! Çevresindeki herkese ama herkese yardım etmeye çalışması, buradaki samimi insanlar, herkesin onunla gurur duyması… Büyüdüğü, ilk topunu koşturduğu sokakları görmek, ilk gittiği okulu görmek ne güzeldi. Seni çok seviyorum ve seninle gurur duyuyorum savaşçı… Unutma en iyisisin” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Gölyaka ve Yığılca Kadın Kolları başkanlığında bayrak değişimi yaşandı. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Genel Başkanı Düzce Milletvekili Ayşe Keşir atamaları yapılan Yığılca Kadın Kolları Başkanı Berresu Terzi Uğurlu ve Gölyaka Kadın Kolları Başkanı Ferda Atasoy’a mazbatalarını teslim etti.
Ayşe Keşir, “Başkanlarımıza başarılar diler, görevi devreden başkanlarımıza teşekkür ederiz” dedi. – DÜZCE
Yerel HaberlerMilletvekiliAyşe KeşirAK PartiPolitikaYığılcaGölyakaKadın
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Daha önce İzmir’de Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi olan Özkan, diyabet konusunda farkındalık yaratılmasının önemli olduğunu vurguladı.
Kronik kan şekeri yüksekliğinde diyabetten söz ettiklerini anlatan Özkan, erişkinlerde tip 2, çocuklarda ise insüline bağımlı veya tip 1 diyabetin görüldüğünü ifade etti.
REKLAM
Son yıllarda diyabetin çocuklarda görülme yaşının erkene doğru kaydığını dile getiren Özkan, şunları kaydetti: “Bilimsel veriler de bunu destekliyor. Çocuklarda diyabetin görülme sıklığı 100 binde 10, binde 4 oranında olduğu bildiriliyor. Çocuklarda okula başlama döneminde, ergenlik döneminde diyabetin sık ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Benim hastalarımdan en erken 8 aylık bebeğe Tip 1 diyabet teşhisi koyduk. Özel durumlar dışında çocuk diyabetli doğmuyor ama diyabete yatkın doğuyor. Çevresel faktörler arasında beslenme tarzı, D vitamini eksikliği ve geçirilen viral enfeksiyonlar diyabete eğilimi artırıyor.”
Özkan, genetik eğilim, karşılaşılan beslenme ve çevresel faktörlerde organizmanın kendi dokusuna gösterdiği toleransı bir noktada kaybedip insülin salınımını bozduğunda kronik kan şekeri yüksekliğiyle karşı karşıya kaldıklarını anlattı.
“DİYABETİN BULGULARI İDRAR YOLU ENFEKSİYONUYLA KARIŞTIRILABİLİYOR”
Diyabetin birçok bulgusunun olduğuna dikkati çeken Özkan, şöyle konuştu: “Çok su içmek, sık idrara çıkmak, fazla yemek yemesine rağmen kilo kaybetmek, gece altına kaçırmayan çocuğun altını ıslatmaya başlaması diyabetin ilk bulgusu olabilir. Ailelerin ve hekimlerin bu konuda çok duyarlı olması gerekiyor. Bu belirtiler yanlış teşhise de neden olabiliyor. Çok su içen ve idrara sık çıkan çocuk için idrar yolu enfeksiyonu düşünülebilir ve diyabet atlanabilir. Bu durumlarda kronik kan şekeri yüksekliği giderek artar. Hücreler kan şekerini enerji kaynağı olarak kullanamadığı için bu sefer ketonları yani yağları kullanmaya başlar. Sık nefes alıp vermeyle giden bir tabloyla karşı karşıya kalırız, eğer bu durumda da tanı konulmazsa komaya kadar giden süreçle karşı karşıya kalabiliriz.”
Özkan, basit şekerli yiyeceklerin obeziteye yol açtığını, bunun da çocuklarda Tip 2 diyabete neden olabileceğini aktardı.
Diyabetli çocuk hangi koşulda hastaneye gelirse gelsin tüm tedavilerinin yapıldığına dikkati çeken Özkan, insülin, diyet ve aktivite tedavileriyle diyabetik çocuğu sağlığına kavuşturduklarını vurguladı.
Çocukken diyabetik olan ancak tedavisini sağlayarak mürüvvetini gördükleri çok hastasının olduğunu ifade eden Özkan, diyabetten korunmada beslenme alışkanlığının rolünün büyük olduğunu sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“KANATLI HAYVANLARDA ÇOK ÖLÜMCÜL”
Bu virüsün kanatlı hayvanlarda çok ölümcül olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akan, “Ölüm yaptığından dolayı da çevreye saçılıyor. O nedenle tüm kanatlı hayvan yetiştiricilerimiz ölüm oranları arttığında veteriner hekimlere, il ve ilçe tarım müdürlüğü yetkililerine müracaat edip, bunun kuş gribi olup olmadığının tespit edilmesinde yarar var. Tüm dünyada salgın hastalıklar var. Bunların temel nedeni göçmen su kuşlarının göç hareketinin başlaması. Esas virüs burada bulunuyor. Bu göç hareketi başladığı zaman bulaşmalar olabiliyor. Bu belirli bir süre sonra kendiliğinden çözümlenecektir diye düşünüyorum. Yani bunda önemli bir risk yok” ifadelerini kullandı.
Gelecek pandemi, kuş gribi mi?”HEM BAKANLIK HEM ÜRETİCİLER OLDUKÇA BİLGİLİ”
Kuş gribinin insan sağlığı üzerine potansiyel etkilerinin tüm dünya üzerinde araştırıldığını ancak şu ana kadar herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığını belirten Prof. Dr. Akan, “Türkiye’de tüm önlemler alınıyor. İnsanlar için böyle bir salgın riski söz konusu değil. Halihazırda hem Tarım ve Orman Bakanlığı hem de üreticiler bu konuda oldukça bilgili ve tecrübeli. Benim bu aşamada önerim; böyle bir risk varsa hayvan hareketlerinin tamamen durdurulması ve önlem alınması ki buna bağlı olarak da bakanlığa intikal etmiş vakalarda gerekli düzenlemeler yapılıyor ve hemen karantina uygulanıyor. Karantina uyguladıktan sonra özellikle 3 kilometrelik zondaki hayvanlar kontrol altına alınıyor. Daha sonra ‘izleme zonu’ dediğimiz özellikle 10 kilometrelik zondaki kanatlı hareketleri izlenerek bu iş kontrol altına alınıyor” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerden de kurtulan Bağdatlı, Organ Bağışı Haftası’nda, beyin ölümü gerçekleşen kişinin böbreğinin nakledilmesiyle 9 yıl 8 ay sonra sağlığına kavuşarak ikinci defa hayata “Merhaba” dedi.
Bağdatlı, depremde ölen kız kardeşinin emaneti olan 4,5 yaşındaki yeğeni Mehmet Emin Özdoğan ile mutlu, huzurlu ve sağlıklı yaşam sürmenin hayalini kuruyor.
REKLAM
Gerçekleştirilen naklin ardından sağlıklı günlerine dönmek için sabırsızlandığını belirten Gülay Bağdatlı, zorlu diyaliz günleri geride kaldığı için çok mutlu olduğunu ifade etti.
Sağlığın önemine dikkati çekerek tedavi sürecinin zorluğuna değinen Bağdatlı, şöyle konuştu: “2008 yılında sürekli karın ağrısı şikayetiyle doktora gidiyordum fakat bu ağrının önüne geçilemiyordu. Daha sonra Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne geldim ve tetkiklerde protein kaçağı olduğu belirlendi. Bu şekilde 7 yıl boyunca diyet yaptım ve ilaç kullandım. 2015 yılında da diyalize girmeye başladım. Makine diyalizinin ardından periton diyalizine geçtim. 2019 yılında geçirmiş olduğum trafik kazası sonucu da periton diyalizinden ayrılmak zorunda kaldım. 4 yıldan bu yana da makine diyalizi yapıyoruz. Makine diyalizi çok ağır ve zorlu. Bu süreçte suya bile hasret kalıyorum çünkü bu süreçte dikkatli olmazsam diyaliz hem kötü hem de ağır geçiyor.”
REKLAM
Herkesi organ bağışçısı olmaya davet eden Bağdatlı, “9 yıl 8 aydır organ nakli için uygun böbrek bekliyorum. Hastanemizden organ nakli için beni aramışlar fakat ulaşamamışlar. Ağabeyime ulaşmışlar ve nakil için uygun böbreğin bulunduğunu söylemişler. Ben de duyunca havalara uçtum. Şu anda nakil sağlandı ve sağlıklı bir hayata başlamak için sabırsızlanıyorum” ifadelerini kullandı.
YEĞENİYLE HAYATA TUTUNDU
Bağdatlı, 6 Şubat 2023’teki depremlerde annesi, babası ve 2 kardeşini kaybeden yeğeniyle yaşadığını dile getirdi.
Yeğeni Mehmet Emin’in depremi yaşadığında 3 yaşında olduğunu ifade eden Bağdatlı, şunları kaydetti: “Yeğenim depremde annesi, babası ve 2 kardeşini kaybetti. Şu anda 4,5 yaşında, kreşe gidiyor ve beraber yaşıyoruz. Onun şansına Rabb’im organ nakli için fırsat yakalattı. Yeğenime ben bakıyorum. İnşallah sağlığıma kavuştum ve bundan sonrada daha iyi bakacağım. Sağlıklı bireylerimizden erken yaşta tüm organlarını bağışlamalarını istiyorum. Toprağın altında çürümesin organlar. Bir organ, bir hayat demektir. Böbreğin kıymetini, suyun kıymetini diyaliz hastalarına sorun. Nakilden sonra kendimi iyi hissediyorum. Organ bağışında bulunan aileden Allah razı olsun. İnşallah onlarla da tanışıp teşekkür etmek isterim. Bu süreçte bana destek olan ve nakli gerçekleştiren tüm hocalarıma teşekkür ediyorum.”
“HASTAMIZ GAYET İYİ VE BÖBREĞİMİZ ÇALIŞIYOR”
KSÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Organ Nakil Merkezi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda görevli Dr. Öğretim Üyesi Sezgin Topuz da gerçekleşen başarılı organ naklinin Organ Bağışı Haftası’na denk gelmesinin kendileri için ayrıca değerli olduğunu ifade etti.
Türkiye’de her yıl 3-9 Kasım tarihlerinin Organ Bağışı Haftası olarak kutlandığını hatırlatan Topuz, “Organ Bağışı Haftası’nın başında bir bağış gerçekleşti. İki böbrek ve bir karaciğer, organ bağışı bekleyen hastalara nakledildi. Bu organlardan biri, Kahramanmaraş’ta uzun zamandır böbrek bekleyen 51 yaşındaki hastamıza başarılı bir operasyonla nakledildi. Şu anda hastamız gayet iyi ve böbreğimiz çalışıyor” diye konuştu.
Ülke genelinde çok fazla organ bağışı bekleyen bireyin olduğunu ifade eden Topuz, şöyle konuştu: “Organ bağışı için iki kaynak var. Bunlardan biri akrabadan yapılan ve hayattayken yapılan bağış, diğeri ise çeşitli sebeplerden dolayı beyin ölümü gerçekleşen bireylerden yapılan bağışlar. Organ bağışı bekleyen kişilerin sayısının azaltılması için kadavradan yapılan organ bağışı sayısının artırılması gerekiyor.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sinema dünyasının ünlü ismi Nejat İşler yine alkol tüketimiyle gündemde…
Sık sık aşırı alkollü görüntüleri kamuoyuna yansıyan İşler, bu kez Beyoğlu Asmalımescit’te kameralara yakalandı.
Arkadaşları ile alkol alan İşler, mekanın bahçesinde eğlendi.
GARSONU TOKATLADI
tv100 Magazin Hattı’ndan İsmail Şen’in haberine göre; alkolü fazla kaçıran ünlü oyuncu, bu sırada yanına gelen bir garsonu tokatladı.
Tokat yiyen garson neye uğradığını anlamaya çalışırken, İşler’in arkadaşları da şaşkınlığını gizleyemedi.

ÖZÜR DİLERKEN YERE YIĞILDI
Nejat İşler, daha sonra attığı tokattan pişman olarak garsonun yanına gitti. Garsondan özür dileyen İşler’in ayakta durmakta güçlük çektiği görüldü.
Kameraların kayıtta olduğu sıralarda İşler, garsondan özür dilerken bir anda yere yığıldı.
Aşırı alkolden ayakta duracak hali kalmayan İşler, arkadaşlarının kolunda sendeleyerek olay yerinden uzaklaştı.
Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kayseri’de 16 yaşındaki doğuştan böbrek hastası Tolgacan Yüksel, altı yıl boyunca kadavradan organ nakli için sıra bekliyordu. Ancak babası Dursun Yüksel’in böbreğini bağışlayacağını söylemesiyle birlikte umutları yeniden yeşerdi. Yapılan tetkiklerde babasının böbreği, Tolgacan’a uyumlu bulundu ve Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başarılı bir nakil gerçekleştirildi.
EĞİTİMİNE DEVAM ETMEK İSTİYOR
Nakil ile birlikte Tolgacan, diyaliz öncesi yaşamına geri dönme fırsatını yakaladı. Yaşadığı süreci anlatan Tolgacan,
Altı yıldır diyalize giriyordum. Nakil süreci zorlu geçti ama şimdi ameliyatım başarıyla tamamlandı ve hayatıma normal şekilde devam ediyorum. Kadavradan nakil için bekledim ama uygun bir organ çıkmadı. En son babam böbreğini verdi ve bu süreç iki ay sürdü. Hiç beklemediğim bir anda oldu. Şu an durumum iyi, istediğim gibi gezebiliyor ve oynayabiliyorum. Diyaliz gerçekten vücudu bitiriyor. Şimdi eski günlerime döndüm. Eğitimim yarım kalmıştı ama devam etmeyi planlıyorum. İnsanların organ bağışlaması çok önemli; birçok kişi bekliyor ve hayat kurtarabilirler. Hem dua kazanabilirler.
şeklinde konuştu.

BABA YÜKSEL: “ÇOK GÜZEL BİR DUYGU”
Baba Dursun Yüksel ise,
Tolgacan’ı 16 yıldır hastaneye götürüp getiriyorduk ve nakil için sıraya yazılmıştık. Altı yıldır diyalize giriyordu. Beklentilerimiz karşılanmayınca ben de böbreğimi verdim. Bu şekilde hayatımıza devam ediyoruz. Bu, çok güzel bir duygu. Böbreğimi verdim ama hayatımda bir değişiklik yok, aynı şekilde devam ediyorum. Herkesin de bağış yapmasını isterim.
dedi.
DOKTOR YEL: “HAYATININ ÖNEMLİ BİR KISMINI SIKINTIYLA GEÇİRDİ”
Erciyes Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Pediatri Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sibel Yel, Tolgacan’ın 1 yaşındayken kemik eğrilikleri ve kanındaki düşük seviyeler gibi böbrek hastalığı belirtileriyle kendilerine başvurduğunu belirtti.
Dr. Yel,
Tolgacan çok erken yaşta böbrek yetmezliği geliştirdi ve bu nedenle hayatının önemli bir dönemini çeşitli zorluklarla geçirdi. Son altı yıldır, çocuklara uyguladığımız periton diyalizi yöntemiyle, karnına katater yerleştirip günlük olarak su verip alıyorduk. Ancak bu süreç hastayı zorlayan birçok durumu da beraberinde getiriyor, özellikle sosyal yaşantısını ciddi şekilde etkiliyor. Sonunda babasından böbrek nakli şansını elde ettik. Doku uyumu sağlandıktan sonra, gerekli testlerin yapılmasının ardından yakın zamanda nakil gerçekleştirdik. Ortak bir çaba ve emekle Tolgacan’ın nakli başarılı bir şekilde tamamlandı ve nakil sonrasında da çeşitli sağlık sorunları açısından izlenmeye devam ediyor. Halen takibimiz altındadır. Böbrek yetmezliği yaşayan hastaların tedavisi genellikle hemodiyaliz veya periton diyalizi ile gerçekleştirilir. Ancak, hiçbir diyaliz yöntemi, gerçek bir böbrek dokusunun işlevini tam olarak yerine getiremeyecektir ve bu noktayı unutmamak önemlidir.
şeklinde konuştu.

“ORGAN BAĞIŞINI TAVSİYE EDİN”
Nakli gerçekleştiren uzmanlardan Erciyes Üniversitesi Genel Cerrahi ve Organ Nakil Cerrahı Doç. Dr. Tutkun Talih, organ bağışının yaygınlaştırılması için bağışın vasiyet edilmesinin önemine dikkat çekti:
Bu durum Tolgacan için son derece olumlu bir gelişme. Babasının böbreği uyum sağladı ve başarılı bir şekilde nakil işlemi gerçekleştirildi. Ancak herkes Tolgacan kadar şanslı değil. Ülkemizde 30 binden fazla insan organ bekliyor. Eğer ailelerden birileri organlarını bağışlamazsa, bu hastalar maalesef beklemek zorunda kalıyor. Bizim asıl amacımız, kadavradan yapılan nakil sayısını artırmaktır. Birçok beyin ölümü vakası yaşanıyor, ancak bu hastaların çoğu organ bağışında bulunmuyor. Bu konuda bir vasiyet oluşturmalıyız; ‘Eğer bir şey olursa, organlarımı bağışlıyorum. Birileri benim organlarımla hayatına devam etsin. Onlar oynarken, yürürken veya işlerini yaparken, içlerinde benim de bir parçam olsun’ diyerek ifade edelim. Bunu gerçekleştirmek gerektiğine inanıyorum. Tolgacan’a keşke babasından değil, kadavradan bir böbrek çıkabilseydi. Bu, oldukça büyük bir emek ve organizasyon gerektiriyor.
Kaynak: İhlas Haber Ajansı (İHA)Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayip Birinci, RTÜK İletişim Dergisi’nde “Ekran Bağımlılığı ve Toplum Sağlığına Etkileri” başlıklı makaleyi kaleme aldı.
Makalede kontrolsüz ekran kullanımının yaratabileceği sağlık sorunlarına dikkati çeken Birinci, ekran bağımlılığının, ekran karşısında geçirilen süreyi kontrol edememe, ekrandan uzakta kendini boş veya depresif hissetme, ekrana erişilemediğinde saldırganlık sergileme, dışarıdaki sosyal faaliyetlere karşı ilgisizlik, ilişki ve sorumluluklardan kaçınma gibi temel belirtilerinin bulunduğunu aktardı.
“6-13 YAŞ ARASINDA EKRAN SÜRESİ ORTALAMA GÜNDE 6,4 SAAT”
Salgınla birlikte hem Türkiye’de hem de dünyada ekran izleme sürelerinin son yıllarda ciddi artış gösterdiğine işaret eden Birinci, “Türkiye’de yapılan bir araştırmada, çocukların neredeyse yüzde 72’sinin önceki yıllara göre daha fazla ekran izleme süresine sahip olduğu belirtilmiştir. Ayrıca ülkemizde 6-13 yaş arası grupta, ekran süresi ortalama günde 6,4 saat olarak tespit edilmiştir. Yapılan başka bir araştırmada ise 9 Avrupa ülkesinde pandemi sürecinde ekrana maruz kalma süresinde yüzde 65 artış saptanmıştır.” bilgisini paylaştı.
Makalede, ekran süreleriyle ilgili bir başka araştırmanın da verilerini paylaşan Birinci, “Yapılan bir araştırmaya göre, dünya genelinde en fazla ekran izleme süresine sahip ülke yüzde 58,21 oranla Güney Afrika iken, en az ekran izleme süresine sahip ülke yüzde 21,70 ile Japonya’dır. Türkiye’de ise yüzde 43,92 olarak tespit edilmiştir. Dünya ortalamasına bakıldığında insanların günde 6 saat 37 dakikayı ekran karşısında geçirdikleri görülmektedir.” ifadelerini kullandı.
GÜNLÜK 3 SAATİ AŞAN EKRAN SÜRESİ DEPRESYON VE ANKSİYETEYE YOL AÇABİLİYOR
Ekran bağımlılığının fiziksel ve ruhsal boyutta insan ve toplum sağlığını etkilediğini belirten Birinci, “Bir kapsam incelemesi, günlük 3 saatten fazla ekran süresinin ergenlerde ve genç yetişkinlerde daha yüksek depresyon ve anksiyete olasılığına yol açtığını belirtmektedir. Spesifik olarak, günde 4 saatten fazla televizyon ekran süresinin panikatak ve günde 4 saatten fazla bilgisayar kullanımının anksiyete ve sosyal fobi semptomlarına yol açtığı saptanmıştır.” bilgisini verdi.
Sürekli değişen içerikler ve anlık bildirimlerin dikkat dağınıklığına yol açarak özellikle çocuklar ve gençlerde dikkat sürelerinin kısalmasına sebep olduğunu aktaran Birinci, şöyle devam etti:
Ekran kullanımının sınırları aştığı noktalarda, 2 yaşından küçük çocuklarda gelişimsel gecikme, kelime dağarcığının kısıtlı olması, sosyal katılım becerilerinin zayıf olması, 3 yaş civarlarındaki çocuklarda iletişim ve günlük yaşam becerilerinde zayıflık, ilerleyen süreçlerde yürümeye başlayan çocukların motor gelişiminde olumsuzluklar meydana getirebildiğini, dil becerilerinde ve diğer bireylerle iletişimde yetersizliklere, obezite, diyabet gibi kronik hastalıklara yol açabileceği ortaya konulmuştur.

EKRAN SÜRESİ 4-6 YAŞ DÖNEMİNDE GÜNLÜK 20-30 DAKİKAYI GEÇMEMELİ
Doç. Dr. Birinci, özellikle gençlerde aşırı telefon kullanımı, yanlış duruşun iskelet sisteminde sıkıntılara yol açabildiğini, uzun süre aynı pozisyonda oturmanın ise beyin hücrelerinin kendini yenilediği REM uykusu süresini olumsuz etkilediğini belirtti.
“Ekran sürelerini sınırlamak, sağlıklı alışkanlıklar geliştirmek ve çocuklarımızı bu konuda doğru yönlendirmek, gelecekte daha sağlıklı ve dengeli bir toplum oluşturmanın temel taşları olacaktır. Teknolojinin hayatımızdaki yerini optimize ederek, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımızı koruyabilir ve sürdürülebilir bir yaşam tarzı benimseyebiliriz.” ifadesini kullanan Birinci, Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğünün 2023’te yayımladığı “Teknoloji Bağımlılığı Ebeveyn Rehberi”nde 4-6 yaş dönemindeki çocuğun teknolojik cihazlarla etkileşiminin gelişimine uygun içerikten oluşan ve günlük 20-30 dakikayı geçmeyen bir aktivite şeklinde olmasının tavsiye edildiğini kaydetti.
Birinci, 6-12 yaş grubu çocuklar için de mobil cihazın eğlence ve oyun amaçlı kullanımının günde en fazla 1 saatle sınırlandırılmasının rehberde önerildiğini belirtti.
Birinci, makalede, “Ekran bağımlılığının dünyada ve ülkemizde durumunu anlamak için bu alanda çalışmaların artarak devam etmesi, yetkili kuruluşlar tarafından bu tür bağımlılıkların tanımlanması ve karakteristik özelliklerinin belirlenmesi, ülkelerin etkin strateji oluşturması için elzemdir.” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Yusuf Balıkçı
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Geçmişte yapılan araştırmalarda uçuk virüsü (Herpes Simplex HSV-1) olarak bilinen Herpes virüsünün beyne zarar verdiği tespit edildi. Yeni bir çalışma, viral saldırının nasıl yayıldığına ilişkin daha fazla bilgi sunuyor.
Fransa’daki Colorado Üniversitesi ve Bourgogne Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yürütülen çalışmada, HSV-1 virüsünün farelerin beyni üzerindeki etkileri yakından incelendi, etkilenen farklı bölgelerin haritası çıkarıldı ve sonuçların neler olabileceği değerlendirildi.
HSV-1, merkezi sinir sistemine iki yoldan ulaşabiliyor ancak enfeksiyonun beyin içinde nasıl yayıldığı belirsizliğini koruyor.
“BU VİRÜSÜN ALZHEİMER İLE İLİŞKİLENDİRİLDİĞİ GÖRÜLDÜ”
Colorado Üniversitesi’nden nörolog Christy Niemeyer, “Son zamanlarda bu yaygın virüsün Alzheimer hastalığı gibi nörodejeneratif hastalıklarla ilişkilendirildiği görüldü, ancak merkezi sinir sistemi istilasının net bir yolu belirlenemedi. HSV-1’in beyne nasıl girebileceğini ve hangi beyin bölgelerinin savunmasız olduğunu belirlemek, hastalığı nasıl başlattığını anlamanın anahtarı.” dedi.
Araştırmacılar, fare beyinlerinde HSV-1 ile etkileşime girdiğinde iltihaplanan mikroglia (merkezi sinir sisteminin kurum içi bağışıklık hücreleri) aktivitesine de baktılar. Bazı bölgelerde, virüs geçtikten sonra iltihabın devam ettiği görüldü.
“KRONİK İLTİHAPLANMAYA YOL AÇABİLİR”
En ciddi vakalarda HSV-1 iltihabının, tüm beyni etkilediği hayatı tehdit eden bir durum olan ensefalite neden olabileceği tespit edildi. Nörolog Niemeyer, “HSV-1’in varlığı beyinde tam anlamıyla ensefalite neden olmasa da bu bölgelerin işleyişini etkileyebilir. Sürekli iltihaplanan hücreler, bir dizi nörolojik ve nörodejeneratif hastalığın tetikleyicisi olduğu bilinen kronik iltihaplanmaya yol açabilir.” diye konuştu.
Araştırma sonunda, HSV-1 ve mikroglia ile ilişkili inflamasyonun, Alzheimer’ın bazı beyinlerde tutunmasının nedeninin bir parçası olabileceği ya da Alzheimer’ın ilerleme hızı üzerinde bir miktar etkiye sahip olabileceği öne sürüldü.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Abdullah Paçal
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklikle 18 ilaç daha geri ödeme listesine alındı.
Düzenlemeyi içeren “SGK Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”, Resmi Gazete’de yayınlandı.
Düzenlemeyle lenfoma, multipl myelom ve meme kanseri tedavisinde kullanılan immunoterapi ve akıllı ilaçların da yer aldığı 11’i yerli üretim 18 ilaç daha geri ödeme listesine dahil edildi.
VEDAT IŞIKHAN DUYURDU
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, düzenlemeye ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım gerçekleştirdi.
ÇOCUK HASTALAR İÇİN TIBBİ MAMA LİSTEDE
Bakan Işıkhan paylaşımında, 10 antipsikotik ilaç, 5 kanser ilacı, 1 psöriazis ilacı, 1 vazodilatör şok ve özofagus varis kanaması için acil müdahale ilacı, 1 kronik böbrek yetmezliği bulunan çocuk hastalar için tıbbi mamanın geri ödeme listesine dahil edildiğini bildirdi.
“İLAÇLAR SÖZLEŞMELİ ECZANELERDEN TEMİN EDİLEBİLİR”
Vatandaşların ilaçları SKK ile sözleşmeli eczanelerden temin edebileceklerini belirten Işıkhan, “İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni eder, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür dilerim.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)Aslı Didari
Yazar
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Diyarbakır’da yaşayan üç çocuk annesi Remziye Koyun, yaklaşık bir buçuk yıl önce yumuşak doku kanseri tedavisi gördü. Sağlığına kavuştuğunu düşünerek gündelik yaşamına devam eden Koyun, son zamanlarda yoğun karın ağrısı, yürüme ve nefes almakta zorlanma gibi belirtiler yaşamaya başladı.
Bu belirtilere rağmen hastaneye gitmekten kaçınan Koyun, kanserinin ileri evreye ulaştığı ve tedavi şansı kalmadığı düşüncesiyle umutlarını yitirdi. Ancak, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanları Doç. Dr. Salim İlksen Başçeken ve Op. Dr. Abit Yaman, daha önce tedavisini üstlendikleri Koyun’un kontrollerini aksattığını fark ederek kendisiyle iletişime geçti.
20 KİLOLUK DEVASA KİTLE ÇIKARILDI
Doktorlarının ısrarıyla yeniden hastaneye gelen Koyun’un yapılan tetkiklerinde, karnında 50 santimetre çapında bir kitle tespit edildi. Riskli bir operasyon olsa da cerrahi müdahaleyle tedavi şansı bulunduğunu belirten Dr. Başçeken ve Dr. Yaman’ın güven verici açıklamaları üzerine Koyun, ameliyat olmaya karar verdi.
Altı saat süren zorlu operasyonun ardından Koyun’un karnından 50 santimetre genişliğinde ve yaklaşık 20 kilogram ağırlığında devasa bir kitle başarıyla çıkarıldı.

“ÜZERİMDEKİ AĞIRLIK KALKTI”
Remziye Koyun, yürümekte zorluk çektiği için doktora gittiği belirterek,
Ameliyatla üzerimdeki ağırlık kalktı. Ameliyattan sonra 3 gün yoğun bakımda kaldım. Şimdi iyiyim. Kuş gibi hafifledim. Daha önce çok az yemek yiyebiliyordum. İnşallah bundan sonra yemek yiyebileceğim.
dedi.
“BU KADAR BÜYÜK KİTLELER NADİR SAPTANIYOR”
Doç. Dr. Başçeken, Remziye Koyun’un geçmişte de kanser tedavisi gördüğünü belirtti. Hastanın düzenli kontrollerine gelmemesi üzerine iletişim kurduklarını aktaran Başçeken, yapılan incelemelerde Koyun’da tümör oluşumunun yeniden meydana geldiğini tespit ettiklerini söyledi.
Başçeken,
Kitlenin büyüklüğü o kadar fazlaydı ki hasta neredeyse yataktan kalkamayacak durumdaydı. Daha önce biraz daha iyi olan durumu kötüleşmiş. Kitlenin tüm karın boşluğunu sardığı ve birçok organı sıkıştırdığı görülüyordu. Bu kadar büyük kitleler oldukça nadir karşılaşılan bir durum. Hasta, yaşadığı şikayetlere rağmen kendini umutsuz hissetmiş, çünkü son evrede olduğunu düşünüyordu. Ancak bu tür tümörlerde cerrahi müdahale şansı olabiliyor. Ameliyat edilebileceğini, fakat bunun riskli olduğunu kendisine açıkladık. Hasta ve ailesi tüm riskleri kabul ederek ameliyat olmayı kararlaştırdılar.
ifadelerini kullandı.

“ZOR BİR AMELİYATTI”
Op. Dr. Abit Yaman, hastada tespit ettikleri organlara yapışık kitleyi altı saat süren bir operasyonla başarıyla çıkardıklarını açıkladı. Bu ikinci ameliyat olması nedeniyle hem hastayı hem de kendilerini zorlayan bir süreç olduğunu belirten Yaman,
Hastamız daha önce yemek yiyemediğini ve düzgün nefes alamadığını ifade ediyordu. Ameliyatla bu sorunların çoğunu ortadan kaldırmayı başardık. Operasyon oldukça başarılı geçti ve şu an hastamızın sağlık durumu oldukça iyi. Kendimizi, hastamızı tedavi edebildiğimiz için çok mutlu hissediyoruz.
şeklinde konuştu.

Yavuz Yıldırım
Haber Müdürü
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kış aylarında beslenme, soğuk havalara ve hastalık riskine karşı vücudunuzu güçlendirmek için önemlidir. İşte kış aylarında dikkat etmeniz gereken bazı beslenme önerileri:
1. MEVSİM SEBZE VE MEYVELERİ TÜKETİN
Kışın çıkan sebzeler (lahana, brokoli, karnabahar, ıspanak, pırasa gibi) ve meyveler (portakal, mandalina, elma, nar, greyfurt) vitamin ve mineral bakımından zengindir. Özellikle C vitamini bağışıklık sisteminizi destekler.
2. BAĞIŞIKLIK GÜÇLENDİRİCİ GIDALARA AĞIRLIK VERİN
Soğan, sarımsak, zencefil, zerdeçal gibi doğal antibiyotik etkili gıdaları düzenli olarak tüketin. Bu gıdalar antioksidan özellikleri ile kış hastalıklarına karşı direnç sağlar.
3. PROTEİN ALIMINI İHMAL ETMEYİN
Vücudun enerjisini koruyabilmesi için protein önemlidir. Yumurta, balık, tavuk, kırmızı et ve baklagiller gibi protein kaynaklarına öğünlerde yer verin. Ayrıca omega-3 yağ asitleri açısından zengin olan balık, bağışıklığa destek olur.

4. DENGELİ KARBONHİDRAT ALIMI
Kışın enerji ihtiyacı arttığından, kompleks karbonhidratları (tam tahıllı ekmek, bulgur, yulaf gibi) tercih edin. Bu gıdalar yavaş sindirilir ve uzun süre tok tutarak enerji sağlar.
5. SIVI TÜKETİMİNE DİKKAT EDİN
Kışın daha az susama hissi olabilir, ancak vücudun sıvıya ihtiyacı devam eder. Gün içinde 1.5-2 litre su içmeye özen gösterin. Ayrıca, bitki çayları (ıhlamur, adaçayı, kuşburnu) da sıvı ihtiyacını karşılamada yardımcı olur.
6.PROBİYOTİK GIDALAR TÜKETİN
Yoğurt, kefir gibi probiyotik içeren besinler, bağırsak sağlığını koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirir.
7. VİTAMİN VE MİNERAL DESTEĞİ
Kış aylarında D vitamini alımı azaldığı için, gerekiyorsa bir doktora danışarak takviye alabilirsiniz. Ayrıca çinko ve demir içeren besinler (kabak çekirdeği, ceviz, fındık gibi) bağışıklık desteği sağlar.
8. ŞEKER TÜKETİMİNİ AZALTIN
Fazla şeker tüketimi bağışıklık sistemini zayıflatır. Şekerli atıştırmalıklar yerine meyveleri tercih etmek daha sağlıklıdır.
9. DÜZENLİ ÖĞÜNLER VE SIK ARALIKLARLA BESLENME
Vücut sıcaklığınızı korumak için düzenli öğünlere ve sık aralıklarla beslenmeye özen gösterin. Açlık, vücut direncini düşürebilir.

Adile Topçu
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KALSİYUM ÖNEMLİ
Diş sağlığı için özellikle D ve C vitaminlerinin de önemli olduğunu vurgulan Uzm. Dr. Meşe, “D vitamini, kalsiyumun dişler ve kemikler için kullanılabilir hale gelmesini sağlar. C vitamini ise diş eti hastalıklarını önleyebilir” dedi.

SAĞLIKLI DİŞLER İÇİN BESLENME REÇETESİ
DİŞsağlığını korumak ve güçlendirmek için dengeli bir diyet, düzenli diş bakımı ve zararlı gıdalardan kaçınmanın büyük önem taşıdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Meşe, “Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek genel sağlığımız için önemli olduğu kadar dişlerimizin sağlığı için de önemlidir” dedi. Uzm. Dr. Meşe, diş sağlığına faydalı olan besinleri ve faydalarını şöyle sıraladı:

LİFLİ SEBZE VE MEYVELER TÜKÜRÜK ÜRETİMİNİ ARTIRIYOR
Süt, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri, yüksek miktarda kalsiyum ve fosfor içerir. Aynı zamanda tükürük üretimini artırarak, ağızdaki asitleri nötralize eder. Ayrıca, elma ve havuç gibi lifli sebze ve meyveler, çiğneme sırasında dişleri mekanik olarak temizler ve tükürük üretimini teşvik eder.
BALIK VE YUMURTA SARISI DİŞLERİ GÜÇLENDİRİYOR
Diş sağlığı için en önemli vitaminlerden biri de D vitaminidir. Bu vitamin, kalsiyumun dişler ve kemikler için kullanılabilir hale gelmesini sağlar. Güneş ışığı en iyi D vitamini kaynağıdır. Ancak balık, yumurta sarısı gibi besinlerden de alınabilir.
DİŞ ETLERİ İÇİN BİBER, ÇİLEK VE TURUNÇGİLLER
C vitamini de diş etlerinin sağlığı için çok önemli. C vitamini diş eti hastalıklarını önleyebilir. Turunçgiller, biber, çilek gibi C vitamini açısından zengin besinler tüketmek diş etlerini güçlendirir. Florür ise diş minesinin güçlenmesine yardımcı olur ve çürük oluşma riskini azaltır.
ŞEKER; DİŞ MİNESİNE ZARAR VERİR
Şekerli ve asidik gıdalar, diş sağlığına ciddi zarar verebilir. Şeker, ağızdaki bakterilerle etkileşime girerek asit üretir. Bu asitler, diş minesini etkiler ve zamanla dişlerde aşınmaya ve çürümeye yol açabilir. Bu tür yiyecek ve içecekleri sınırlı tüketmek ve sonrasında su ile ağzı çalkalamak önemlidir.
SU İÇMEK AĞIZ SAĞLIĞI İÇİN ÇOK FAYDALI
Su, diş sağlığını korumada kritik bir role sahip . Su içmek, ağızdaki yiyecek parçalarını temizler ve asitleri nötralize eder. Ayrıca, florürlü su içmek, diş minesinin güçlenmesine katkı sağlar. Tükürük üretimini artırarak diş çürüklerine karşı koruyucu bir bariyer oluşturur.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
BULAŞMA İÇİN RİSKLİ ALAN
Gribin, influenza virüslerinin sebep olduğu yüksek ateş, baş ağrısı, yaygın vücut ağrısı ile gibi belirtiler verdiğini söyleyen Uzm. Dr. Elmi, şöyle dedi: “Hastalık belirtilerinin başlamasından 1 gün önce bulaştırıcılık başlar ve 7 gün süresince devam edebilir. Küçük çocuklarda bulaştırma süresi 10 güne kadar uzayabilir. Enfeksiyon öksürme, hapşırma, konuşma esnasında çıkan damlacıklarla ve solunum yolu salgılarının ağız, burun mukozası ve göze teması ile yayılır. Öksürük ya da hapşırık sırasında ağız ellerle kapatıldığında virüsler ellere, oradan da dokunulan çeşitli yüzeylere bulaşır. İnsanlar bu yüzeylere elle temas ederek, virüsü alırlar ve ellerini ağızlarına, burunlarına ve gözlerine temas ettirerek, hastalığı yayarlar. 1 metrelik mesafe bulaşma için riskli alandır. Virüs 0-4 C arasında haftalarca canlılığını sürdürebildiği için kış aylarında daha sık enfeksiyon oluşturur.”

AŞI KORUYOR
Gripten korunmada en etkili yollardan bir tanesinin de aşı olduğunu belirten Uzm. Dr. Elmi, “Grip aşısının içeriği her yıl yenilenmektedir. Aşı ile vücuda verilen cansız influenza virüs antijenleri, savunma hücrelerini harekete geçirir ve vücutta virüse karşı savunma oluşturur. Savunma hücrelerinin oluşması için 2-3 haftalık bir süre geçmesi gerekir. Bu süreden sonra vücut, influenza virüsü ile karşılaştığında, daha önceden aşı ile vücut, virüsü tanımış olduğu için hastalık oluşmasını önlemektedir. Koruyuculuğu yüzde 80 civarındadır. Grip aşısı canlı virüs içermediği için gribe, sebep olmaz” dedi.

EL HİJYENİ ÇOK ÖNEMLİ
UZM. Dr. Elmi, günlük yaşantıda tüm ihtiyaçları karşılayan ellerin, birçok bulaşıcı hastalık taşıyabileceğinin altını çizerek, şunları söyledi: “Temiz görünen ellerde hastalık yapıcı binlerce mikroorganizma bulunabilir. Grip, sarılık, ishal yapan etkenler, bağırsak parazitleri, eller aracılığı ile ağza, oradan da vücuda yayılır. Çocuklar, vücut dirençleri daha zayıf olduğu için daha kolay hasta olurlar. Özellikle tuvaletten sonra ellerin gerektiği gibi yıkanmaması, okulda çocuklar arasında yapılan silgi, kalem gibi eşyaların alışverişinde bile mikrop transferine neden olur. Öksürme ve hapşırma ile bu eşyalara bulaşan hastalık yapıcı mikroplar eller aracılığıyla vücuda alınabilir.”
1 DAKİKA BOYUNCA YIKAYIN
EL yıkamanın, diğer birçok bulaşıcı hastalıkta olduğu gibi gribin bulaşmasının engellenmesinde altın kural olduğunu belirten Uzm. Dr. Elmi, nasıl el yıkanacağını ise şöyle anlattı: “El yıkarken, ellerin bütün yüzeyleri ve parmak araları su ve sabun ile iyice köpürtülerek yıkanmalıdır. Suya ulaşılamayan durumlarda alkol içeren el antiseptikler kullanılabilir. Yıkama süresi en 1 dakika olmalıdır. Eller normal zamana göre daha sık ve şüpheli yüzeylere temastan sonra yıkanmalıdır.
5 GÜNDEN FAZLA SÜRÜYORSA DİKKAT
GRİBİN, çoğunlukla hastaneye gitmeyi gerektirecek bir hastalık olmamasına rağmen 5 günden fazla süren 38°C ve üstü ateş, koyu iltihaplı balgam, zor nefes alma veya nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, ishal ve kusma gibi şikayetler oluştuğunda ise mutlaka bir hastaneye başvurmak gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Elmi, şöyle dedi:”Risk altındaki kişilerin ve gribe yakalanmak istemeyen herkesin grip aşısı olması gerekir. 60 yaş üstü olanlar, huzur evlerinde yaşayanlar, kronik kalp, akciğer, böbrek ve şeker hastalığı olanlarda, sağlık çalışanlarında gribin riski daha yüksektir.”
İSTİRAHAT EDİN
GRİBİN tedavisinde istirahatin çok önemli olduğunu ve bulaştırıcılığı önlemek için hastalık belirtilerinin geçmesinden bir gün sonrasına kadar sürdürülmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Elmi, şunlara dikkat çekti: “Bol sıvı alınmalı, beslenmeye dikkat edilmeli ve sigara içilmemeli. Hastalık bir virüs tarafından oluşturulduğu için antibiyotik kullanımı gereksiz ve faydasızdır.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SEBEPLERİ ARAŞTIRILMALI
Prof. Dr. Oray, özellikle çocuk yaş grubunda bu hastalığın, körlüğe kadar varan komplikasyonlar ile ciddi bir sağlık problemine neden olabildiğini belirterek, “Fark edilmeden sinsice ilerleyen bu hastalığın tekrarlamasını önlemek için altında yatan sebeplerin de araştırılması şart” dedi. Başta Behçet Hastalığı, ankilozan spondilit, iltihabi bağırsak hastalığı olmak üzere birçok romatizma hastalığında ve multiple skleroz (MS) gibi nörolojik hastalıklarda üveit görülebildiğinin altını çizen Prof. Dr. Oray, şöyle dedi: “Juvenil idiyopatik artrit denilen eklem romatizması olan çocuklarda üveit görülebilir.

Çocuklar şikayetlerini çok iyi ifade edemedikleri için ve bazen gözlerde kızarıklık olmadığı için özellikle eklem romatizması olan çocuklarda belli aralıklarla üveit açısından göz taraması yapılması çok önemlidir. Romatizma hastalıkları dışında uçuk virüsü olarak bilinen herpes virüs, toksoplazma, kedi tırmığı hastalığı, frengi, verem gibi birçok enfeksiyon hastalığı da üveite neden olabilir.”
İLK BULGU ÜVEİT OLABİLİR
“Gözler birçok hastalığın aynasıdır” diyen Prof. Dr. Oray, şunlara dikkat çekti: “Bazen bu saymış olduğum hastalıkların ilk bulgusu üveit olabilir. Biz üveit bulgularından yola çıkarak, gerekli tetkikleri yaparak ve ilgili branşlar ile konsülte ederek altta yatan sistemik hastalığı da teşhis edebiliriz.”

BELİRTİLERİ NELERDİR?
Prof. Dr. Oray, üveitin belirtilerini şöyle sıraladı: “Gözde kızarıklık, ağrı, ışık hassasiyeti, bulanık görme, uçuşan siyah noktalar görme, hastaların en sık karşılaştığımız şikayetleridir.”
GÖZ ANJİYOSU ÇEKİLİYOR
ITtanısını nasıl koyduklarını ise Prof. Dr. Oray, şöyle anlattı: “Göz muayenesi ile üveit tanısı koyulur. İltihabın gözü ne derece etkilediğini değerlendirmek için göz anjiografisi, optik koherens tomografi, retina sinir lifi analizi, görme alanı değerlendirmesi ve laser flaremetre gibi ek görüntüleme yöntemlerinden faydalanırız. Altta yatan sistemik hastalığın araştırmasında da detaylı kan tahlilleri, MR, bilgisayarlı tomografi gibi sistemik görüntüleme yöntemlerinden faydalanırız.”

İLTİHABI TEDAVİ ETMEK ŞART
ÜVEİT tedavisinde hedefin iltihabı tedavi etmek ve bir daha tekrarlamasını engellemek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Oray, “Ağızdan veya damardan yapılan ilaç tedavisi, romatizmal hastalıklarda da kullanılan bağışıklık sistemini baskılayıcı tedaviler, enfeksiyon kaynaklı üveitlerde etken olarak belirlediğimiz bakteri, virüs veya parazite yönelik tedavi yapılmaktadır” dedi.
NE ZAMAN CERRAHİ TEDAVİ UYGULANMALI?
ÜVEİT hastalarında, ne zaman cerrahi tedavi uygulanması gerektiğini ise Prof. Dr. Oray, şöyle açıkladı: “Üveitlerde, glokom, katarakt, retina dekolmanı gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir ve bu durumlarda cerrahi tedavi gerekebilir. Fakat ameliyat öncesinde iltihabın, ilaç tedavisi ile kontrol altına alınmış olması çok önemlidir. Sonuç olarak üveit ciddi ve kompleks bir hastalıktır. Görme keskinliğinin iyi olması için erken tanı ve uygun tedavi çok önemlidir.”
AMAÇ; GÖRME KESKİNLİĞİNİN KORUNMASI
ÜVEİT tedavisinin, bazı durumlarda birkaç yıl sürebildiğine de dikkat çeken, Prof. Dr. Oray, “Tedavide hedef görme keskinliğinin korunması ve ilaç kesildikten sonra hastalığın tekrar etmesini önlemektir. Bazı enfeksiyon durumlarında atakları önlemek için koruyucu tedavi de verilmektedir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ERKEN TEŞHİS GÖRME KAYBINI ÖNLÜYOR
Diyabetin en çok zarar verdiği organlardan birisinin gözler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alp, “Diyabet tanısı konulan bir hastanın mutlaka uzman bir göz hekimine muayene olması önemlidir. Diyabet hastalarında gelişebilen, gözün ağ tabakasındaki kanamalar veya sarı noktadaki ödem, görme kaybına yol açabiliyor. Bu kanamaların ve ödemin erken teşhis edilmesi görme kaybının önlenmesinde büyük önem taşıyor. Ancak göz muayenesini ihmal eden bir diyabet hastası, geri dönüşü olmayan görme kayıplarıyla karşı karşıya kalabilir” dedi.

ÇOK GEÇ OLMADAN ÖNLEM ALIN!
Diyabetli hasta gruplarında, zamanında ve düzenli göz muayenesi yaptıranların sayısının oldukça düşük olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alp, “Bu hastaların çoğunluğu semptomlar görülmeye başladığında, yaklaşık yüzde 3’ü ise görme yetisini kaybettiğinde göz doktoruna başvuruyor. Bu durumda gelen hastanın tekrar görmesini sağlamak mümkün olmuyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’de diyabet hastalarının yüzde 82’si bu hastalık yüzünden günlük aktivitelerini yapmakta zorluklar yaşıyor. Araştırmaya katılan hastaların tamamı ise bu hastalığın, mental sağlıklarını olumsuz etkilediğini söylüyor” şeklinde konuştu.

BUNLARI YAPIN HASTALIĞI YAVAŞLATIN
DİYABET gelişimindeki en önemli etkenlerden birisinin obezite olduğunu söyleyen Prof. Dr. Alp, şu önerilerde bulundu: “Hareketli bir yaşam tarzının seçilmesi, bunun yanında açlık ve tokluk kan şekeri arasındaki değişkenliğin kontrol altına alınarak, kan şekeri regülasyonunun sağlanması gerekir. İşlenmiş gıda tüketiminin azaltılması, etkileri yavaşlatmaya yardımcı olacaktır. Erken teşhis konulan hastalarda ise sarı nokta ödemi gelişmişse, düzenli göz içi ilaç enjeksiyonu ve kanayan damar oluşanlarda argon lazer tedavisi ile görmenin uzun süre korunması mümkün. Kronik bir hastalık olan diyabetten kurtulmak mümkün değilken, diyabetik retinopatide de tedavilerin temel amacı hastalığın hızını yavaşlatmaktır.”
3-4 AYDA BİR MUAYENE ŞART!
Diyabetik retinopati etkilerini de anlatan Prof. Dr. Alp, “Bu hastalık görme yetisinde yüzde 5 ile yüzde 90 arasında kayıplar yaşanmasına sebep oluyor ve 50 yaş altındaki bireylerde körlüğe yol açan bir numaralı sebep olarak öne çıkıyor. Diyabet hastalarının, özellikle hastalığın 5’inci yılından itibaren yılda en az 1 kez göz muayenesi olmaları ve göz diplerini kontrol ettirmeleri gereklidir. Diyabetik retinopati teşhisi konulan hastalarda ise 3-4 aylık süreçlerde düzenli muayenelerini gerçekleştirmeleri, görme yetisinin kaybedilmemesi açısından olmazsa olmazlardan bir tanesi” dedi.
‘DİYABETİK RETİNOPATİ’ KABUS GİBİ
GÖZLERDE diyabet sebebiyle oluşan hastalıklar arasında en sık görüleni olan ‘diyabetik retinopati’nin görme oranında yaratabileceği yüzde 90’a varan kayıplara neden olması sebebiyle kesinlikle ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Alp, şunları söyledi: “Şeker hastalığı, retinadaki kılcal damarların yapısını bozarak, hücre kaybına yol açmaya, damar geçirgenliğinin bozulmasına, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak, beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşur. Retinanın önünde ve içinde oluşan kanamalar gözün arka boşluğuna sızabilir. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmeleri meydana gelir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE LAZER TEDAVİLERİ
Göz bozukluklarında yaklaşık 25 yıldır uygulanmakta olan PRK, No Touch tekniğinin artık çok az vakada uygulandığına dikkat çeken Doç. Dr. Hürmeriç, “İyileşme sürecinde 2-3 gün şiddetli ağrı yapması ve görme netliğinin yavaş oluşması nedeniyle bugün bu teknikler kullanılmamaktadır” dedi. 2000 yılından sonra LASIK tedavisini kullanmaya başladıklarını anlatan Doç. Dr. Hürmeriç, “Kartal gözü tedavisi olarak bilinen bu yöntem çok yaygınlaştı. Ancak LASIK tedavisinde kornea dokusu üzerinde flep kesisi oluşturmaktayız ve alttaki yatağa ikinci bir lazerle (excimer lazer) uygulayıp numarayı düzeltmekteyiz. Tekniğin karmaşık olması hem cerrahi süreci uzatmakta hem de göz kuruluğu riskini artırmaktadır” diye konuştu.

2 SAAT İÇİNDE NORMAL YAŞAMA GEÇİŞ
Son 10 yıldır ise SMILE Lazer uyguladıklarını söyleyen Doç. Dr. Hürmeriç, şu bilgileri verdi: “Bu lazerin en büyük özelliği, daha önce kullandığımız yöntemlerden farklı olarak, gözün üst tabakasına etki etmemesidir. SMILE uygularken ne lazeri gözün üst tarafına atıyoruz ne de flep hazırlıyoruz. Kornea dokusu şeffaf olduğu için dokunun ortasında üç boyutlu yazılı gibi numara değişikliği sağlanabiliyor. Sadece 2 milimetrelik giriş yeri açılması ve flep oluşturulmaması hastaların 1-2 saat gibi kısa bir süre içinde normal yaşantılarına dönmelerini sağlıyor.”

LAZERE ROBOT DAHİL OLDU
Kullanılan SMILE platformunda 2 yıl önce büyük bir değişiklik olduğunu ve SMILE Pro (SMILE Professional) adı verilen farklı bir teknik kullanılmaya başlandığını söyleyen Doç. Dr. Hürmeriç, bu tekniğin göz bozukluklarında nasıl bir dönem başlattığını ise şöyle açıkladı: “SMILE Pro tekniğine robotik cerrahinin dahil olmasıyla tedavi artık çok daha hızlı yapılabilmektedir. Bu tekniği uygulayabildiğimiz gözlerde, tedavinin tümü 9 saniye içerisinde tamamlanabilmektedir. 9 saniye o kadar etkileyici bir süre ki hem hastaların işlem sırasında yaşadığı deneyim açısından hem de biz hekimler açısından şaşırtıcı. Şu anda miyop ve astigmat hastalarında kullanıyoruz. 1-2 ay sonra hipermetrop gözlere de bu tekniği yapmaya başlayacağız.”
DEVRİM NİTELİĞİNDE
DOÇ. Dr. Hürmeriç, bu tekniğin hızlanmanın yanında daha önce uygulanan tekniklerde elde edilen sonuçları da bir basamak ileriye götürdüğünü söyleyerek, “Şunu düşünün, gözlüklerinizden kurtulmak için bir tedavi oluyorsunuz, bu tedavi 5-6 dakika içerisinde tamamlanıyor. Aynı gün akşam görmeniz netleşmeye başlıyor. Ertesi gün normal yaşamınıza aynen devam edebiliyorsunuz. Birçok hastamız öğlen tedavilerini olup, akşam dışarı çıkabiliyorlar. Günümüzde teknolojinin getirdiği devrim niteliğinde bir olaydır bu” diye konuştu.
OPERASYON KORKUSUNU ORTADAN KALDIRIYOR
Robotik cerrahiyle yapılan operasyonların hastaya da önemli kolaylıklar sağladığına dikkat çeken Doç. Dr. Hürmeriç, “Bugüne kadar uygulanan tüm lazerler bir sedye üzerindeki hastanın tünel gibi bir yapının içerisine alınması ile yapılmaktaydı. Klostrofobik bir ortam olduğu için bazı hastalar bundan etkilenmekteydi. SMILE Pro’da hasta sedyede yatarken, önünde hiçbir şey olmuyor. Gözüne damla damlatıyoruz ve ardından robotik bir kol aracılığıyla karşılarına bir hedef geliyor. Hasta buraya bakmaya başlıyor. İşlem tamamlandıktan sonra bu robotik kol kaldırılıyor ve ikinci aşamada ikinci bir robotik kol geliyor. Böylesine uygulama rahatlığı sağlayan bu tedavi lazer korkusu olan hastaların işlem korkusunu ortadan kaldırıyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık Bakanlığının sosyal medya hesaplarından da paylaşılan açıklamasında, sağlığın dünyanın en önemli hizmet sektörlerinden birisi olduğuna işaret eden Memişoğlu, Bakanlık olarak sürekli gelişen bir sağlık sistemi ve nitelikli bir hizmet sunumu amacıyla aile hekimliğini etkili ve verimli kılmak üzere bir süredir çalıştıklarını aktardı.
Alanlarında tecrübeli ve sahaya hakim bir ekiple, çok sayıda hekimle ve paydaşla görüşerek yönetmeliğin hazırlandığını, kamuoyu ve sağlık çalışanlarıyla paylaşıldığını belirten Memişoğlu, şunları kaydetti:
“Kuşkusuz temel sağlık hizmetleri noktasında aile hekimliği, birinci basamakta çok mühim bir yer tutuyor. Aile hekimliğinin ikinci ve üçüncü basamakla entegrasyonu, sağlık hizmeti sunumunda kritik önem arz ediyor. Hekim-hasta ilişkisinin mahremiyeti ve manevi boyutunu önemseyen bir hekim ve Bakan olarak aile hekimliğini, hekim-hasta ilişkisinde güvenin tesis edildiği çok önemli bir zemin olarak görüyorum. Sağlık Bakanlığı olarak da en temelde vatandaşımızın sağlık hizmetine temas ettiği ilk noktanın ‘aile hekimi’ olmasını istiyoruz. Önceliğimiz, hastalanmadan vatandaşlarımızın sağlığını koruyabilmektir.”
– “Aile hekimlerimiz müsterih olsunlar”
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü görevini yürüttüğü dönemde nitelikli bir Aile Sağlığı Merkezi konsepti üzerine çalıştıklarını, Türkiye’nin ilk kurumsal kimliğine sahip aile hekimliklerini Sağlık Bakanlığının bütçesi ile İstanbul’da o dönem hayata geçirdiklerini anımsatan Memişoğlu, aile hekimliğinin fiziki altyapısının oluşturulmasının yanında entegre sağlık hizmetleri zinciri içerisinde bu yapının işlevsel olarak yapılandırılmasının da önem taşıdığına dikkati çekti.
Bakan Memişoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Sağlık çalışanlarımızın memnuniyetinin, aynı zamanda sağlık hizmeti alan hastalarımızın memnuniyetinin ayrılmaz bir parçası olduğunu biliyoruz. Bu noktada aile hekimlerimiz müsterih olsunlar. Zira bu çalışma ile eş zamanlı olarak hem sağlık çalışanlarımızın hem de sağlık hizmeti alan vatandaşlarımızın memnuniyetini amaçlıyoruz ve daha nitelikli hizmet sunmayı hedefliyoruz.
Yeni düzenlemeyle hekim başına düşen hasta sayısını azaltarak vatandaşlarımıza aile hekimliklerince ayrılan süreyi artırıyoruz, kronik hastalık ve kanserlere yönelik tarama ve izlemlerin etkin yapılmasını teşvik ediyoruz. Yeni düzenlemeyle birlikte her bir aile hekimimize kayıtlı vatandaş sayısını 4 binden 3 bin 500’e düşürdük. Bu sayede vatandaşlarımıza kaliteli hizmet sunmayı hedeflerken hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın memnuniyetini artırmayı amaçlıyoruz.”
“VATANDAŞLARIMIZ AİLE HEKİMLERİMİZE GÜVENSİNLER”
Söz konusu yönetmelik değişikliğiyle toplumun hastalık yüküne göre hizmet planlamasını yaptıklarını, özellikle kronik hastaların, 65 yaş ve üstü kişilerin etkin takibi ile hastalığın azaltılmasını ve akılcı ilaç kullanımının özendirilmesini amaçladıklarını belirten Memişoğlu, “Önümüzdeki aydan itibaren hem aile hekimlerimizin hem de vatandaşlarımızın birinci basamak sağlık hizmetinin verimliliği noktasında memnun kalacağına inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Memişoğlu, şöyle devam etti:
“Buradan aile hekimlerimize güvendiğimi ve inandığımı özellikle ifade etmek istiyorum. Aile hekimlerimiz, yeni yönetmelik hayata geçtikten sonra yine öneri ve taleplerini bize iletebilirler. Vatandaşlarımızdan tek bir isteğim var; sağlıkla alakalı herhangi bir endişeleri olduğunda akıllarına ilk olarak aile hekimlerimiz gelsin ve aile hekimlerimize güvensinler.
Bakan olarak ben de vatandaşlarımızın sağlığını öncelikle aile hekimlerimiz üzerinden takip ediyor olacağım. Sağlıkta değer bazlı bir yaklaşıma aile hekimliği üzerinden yeni bir başlangıç yaptığımızı da vurgulamak istiyorum. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi en içten duygularımla selamlıyor ve Allah’a emanet ediyorum.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>EN KÜÇÜK İMPLANT
Glokom hastalığının tedavisinde en önemli yeniliğin implantlarla yapılan Mikroinvazif Glokom Cerrahisi (MIGS) olduğunu belirten Prof. Dr. Aykan, bu tedavinin özellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen veya cerrahi müdahale gerektiren hastalar için uygun bir seçenek olduğunu söyledi. Prof. Dr. Aykan, “Halk arasında görmenin sinsi hırsızı olarak adlandırılan ve her gün biz farkında olmadan görmemizden çalarak, sonunda körlüğe yol açan bu hastalığı bugüne kadar insan vücuduna takılan en küçük implantları kullanarak durdurabiliyoruz” dedi.

Mikroinvazif Glokom Cerrahisi’nin hangi hastalara uygulandığını ise Prof. Dr. Aykan, şöyle sıraladı: “Genellikle ilaca dirençli glokom hastalarında; medikal tedaviye rağmen göz içi basıncını kontrol altına almakta zorlanılan hastalarda veya glokomun ilerlemesini durdurmak amacıyla cerrahi müdahale gerektiren hastalarda uygulayabiliyoruz.”

İMPLANT STENTLER GÖZ İÇİNE YERLEŞTİRİLİYOR
STENT tedavisinin, mikro cerrahi bir prosedür olduğunu ve genellikle lokal anestezi altında yapıldığını belirten Prof. Dr. Aykan, “Glokom hastalarının katarakt ameliyatları yapılırken, aynı seansta bu stentlerden 2 adet göz içerisine yerleştirilip, ilaç kullanım gereksinimini ortadan kaldırabiliyoruz. Gözün iç kısmına yerleştirilen bu stent, göz içi sıvısının daha etkin bir şekilde drenajını sağlayarak, göz içi basıncını kontrol altına alıyor. Bu işlem için büyük bir cerrahi kesiye gerek duyulmaz. Hasta günlük yaşamına hızlı bir dönüş sağlar” dedi.

GÖRME SEVİYESİNİ KORUR
MIKROINVAZIF Glokom Cerrahisi Tedavisi’nin ardından hastaların göz içi basıncında belirgin bir düşüş gözlemlendiğini de söyleyen Prof. Dr. Aykan, bu tedavinin yararlarını şöyle sıraladı: “Bu implantlar, glokom hastalığını tedavi etmez, glokom nedeniyle oluşmuş zararları geri getirmez veya kaybedilen görmeyi geri kazandırmaz. Ancak göz içerisine yerleştirilen minik implantlar sayesinde göz içi basıncını düşürerek, glokom hastalığının ilerlemesinin durdurulması ve mevcut görme seviyesinin korunmasını sağlar. Ancak, hastaların düzenli göz muayenelerine devam etmeleri ve doktorlarının önerilerine uymaları önemlidir.”

İLAÇ KULLANIMINI SONA ERDİRİYOR
GLOKOM tedavisinde genellikle göz damlaları ve diğer ilaçlar kullanıldığını, ancak bu ilaçların düzenli olarak kullanılmasının hastalar için hem fiziksel hem de psikolojik zorluklar yaratabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Aykan, ”İmplant tedavisinde kullanılan stent, göz içi sıvısının akışını düzenleyerek, basıncı düşürür ve bu ilaçların göz içi basıncını yönetmedeki rolünü azaltır. Uzun vadede bazı hastalar, göz içi basıncını etkin bir şekilde kontrol altında tutan bu mikro cerrahi müdahale sayesinde, ilaç kullanımını tamamen bırakabilirler” dedi.
YAŞAM KALİTESİNİ ARTIRIR
BU tedavinin en büyük avantajlarından birisinin hastaların yaşam kalitesinde sağladığı iyileşme olduğunu da dile getiren Prof. Dr. Aykan, “Tedavi sonrası genellikle hızlı bir iyileşme süreci yaşanır ve hastalar günlük aktivitelerine çabuk dönerler. Göz içi basıncının daha iyi kontrol edilmesi, hastaların görme yetilerinin korunmasına yardımcı olabilir ve glokomun neden olduğu görme kaybının önlenmesine katkı sağlar. Hastaların, genel sağlık ve yaşam konforlarını iyileştirir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, kaçakçılıkla mücadele kapsamında, kentte “kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma” suçunu işlediği gerekçesiyle 1 şüpheliyi takibe aldı.
Şüphelinin adresine ekiplerce yapılan operasyonda, 508 kaçak botoks ilacı ele geçirildi.
Olayla ilgili 1 şüpheli gözaltına alındı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>TEKİRDAĞ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İlker Yıldırım, gelecek yıl 95 yatak kapasiteli Onkoloji Hematoloji ve Palyatif Bakım Merkezi’nin temelini atacaklarını söyledi.
NKÜ Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İlker Yıldırım, hastane yönetimiyle birlikte düzenlediği basın toplantısında yeni kurulacak hastane ve yeni projeler hakkında açıklama yaptı. Sağlık turizmini hedeflediklerini belirten Yıldırım, “Özellikle Balkanlar’da yaşayan soydaşlarımız sağlık sorunları için sık sık ülkemize gelmekte. Biz de onlarla ilgili olarak çeşitli turizm acenteleriyle protokoller imzalayarak, orada yaşayan hastaları sağlık sorunlarını, ameliyatlarını kendi bünyemizde, bir nebze de Balkanlar’da yaşayan soydaşlarımıza desteğimizi hissettirmek amacıyla, sağlık turizmini aktifleştirmek istiyoruz. Bu yıl içerisinde turizm acenteleriyle ilgili görüşmelerimiz bitiyor. Onlar bize bölgeden özellikle koroner baypas gereken, diz protezi gereken, diyaliz, nefroloji ile ilgili hastalar bulmaya başlayacaklar” dedi.
’51 BİN MUAYENE İÇİN 500 BİN TALEP GELİYOR
Yılda 610 bin normal poliklinik gerçekleştirdiklerini söyleyen Yıldırım, “102 bin de özel öğretim üyesi muayenesi gerçekleştirerek toplam 712 bin muayeneye ulaşıyoruz. Aynı zamanda 12 ameliyathanemiz, 8 diyaliz merkezimiz, 6 yataklı uyku laboratuvarımız ve acil servis bölümümüzle günde ortalama 3 bin hastaya, yılda ise 22 bin hastaya yatarak hizmet sağlıyoruz. Ayrıca yıllık olarak da 60 bin civarında tıbbi operasyon ve cerrahi müdahale gerçekleştiriyoruz. Asıl sorunumuz, belki de bu bizim de değil, tüm ülkemizin sorunu. Arz talep dengesizliği de diyebiliriz aslında buna. Görmüş olduğunuz gibi aylık 51 bin muayene randevusu için ortalama 450 bin ile 500 bin arasında randevu kanallarımıza başvuru oluyor. Yani yaklaşık 10 katı kadar bir talep var. Biz ancak bu talebin 10’da birini karşılayabiliyoruz. Büyük ihtimalle ülkemizdeki diğer sağlık kurumları da bu durumdadır diye düşünüyoruz. Ancak tabii biz Trakya’nın büyük bir hastanesi olduğumuz için tabii ki hastalarımız sadece Tekirdağ’dan değil. Biliyorsunuz İstanbul’un hemen yanında olan bir iliz ve ulaşım da bayağı kolay. Ondan dolayı hem İstanbul tarafından çok hastamız geliyor, yaz dönemi yazlıklarına gelenler oluyor. Edirne, Kırklareli orada da çözülemeyen sağlık problemleri olmak üzere, özellikle Kırklareli olmak üzere, oradan çok gelenler oluyor. Çanakkale, Gelibolu, Keşan bu bölgelerden de çok sayıda hastalarımız geliyor” diye konuştu.
‘ONAYLI RANDEVU SİSTEMİYLE VERİMLİLİK SAĞLANDI’
İlker Yıldırım, Sağlık Bakanlığı’ndaki gibi onaylı sağlık sistemini uygulamaya koyduklarını belirterek, “Bu onaylı sağlık sistemiyle, hasta gelmediği zaman randevusu yanıyordu ama o gün poliklinikte 2 eksik hasta bakılıyordu. Biz artık hasta randevu aldıktan sonra, randevusundan 1 gün önceye kadar hastayı arayarak randevusunu teyit etmesini istiyoruz. Eğer randevusuna geleceğini teyit ediyorsa bu iptal edilmiyor ama gelmeyecekse iptal edilerek yerine yeni bir hasta geçiriliyor. Biz buradaki rakamları incelediğimizde yüzde 20’ye kadar randevularda verimlilik yaşadık. Yani eskiden 5 randevudan 1’i yanıyormuş, şimdi en azından başka 1 hasta bakılmış oluyor. Bu şekilde de verimliliğimiz arttırıldı” dedi.
‘DEPREME DAYANIKLI VE MODERN BİR BİNA OLACAK’
Onkoloji ve Hematoloji Hastanesi kuracaklarını söyleyen Yıldırım, “En önemli müjdelerimizden birisi de buydu. Yeni açılacak bir hastanemiz var, yeni inşaatına başlanacak bir projemiz var. Artık hematoloji ve onkoloji hastalarındaki artış o kadar çok ki, mevcut kapasiteler yetişmiyor. Bununla ilgili olarak rektörlüğümüzün almış olduğu bir kararla Onkoloji Hematoloji ve Palyatif Bakım Merkezi inşaatına başlayacağız. İnşallah 2025 yılının ilk çeyreğinde temeli atılacak. Bu hastanemiz 95 yataklı bir hastane olarak açılacak, daha sonra üzerine yatak sayısı eklenmesi ile biraz daha fazla yatak sayısına ulaşmayı hedefliyoruz. Depreme dayanıklı ve modern bir bina olacak, hem Tekirdağ’a hem de Marmara Bölgesi’ne onkoloji ve hematoloji konusunda destek olacak. Aynı zamanda çeşitli görüntüleme merkezleri de olacak içerisinde PET CT ve SPEC CT üniteleri ilimizde zor gerçekleşen özellikle randevuları yoğun olan bölümler. PET CT’nin bizim hastanemize gelmesi, kemoterapi ünitesinin bina içerisine alınmasıyla beraber olanaklarımız daha çok artacak” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nevşehir İl Jandarma Komutanlığı’nca, Kızılay Haftası nedeni ‘Cumhuriyetimizin 101’inci Yılında 101 Ünite Kan Bağış’ mottosu ile kan bağışı kampanyası düzenlendi. Türk Kızılayı Nevşehir Şubesi’nin yürütmüş olduğu kan bağışı etkinliğine destek vermek amacıyla jandarma personeli de kan verdi. İlk kanı Nevşehir İl Jandarma Komutanı Albay Numan Öksüz verdi. Gerekli sağlık kontrollerini takiben karşılıklı bilgilendirmelerin ardından kan bağışında bulunan İl Jandarma Komutanı Albay Numan Öksüz, kan verme işleminin sağlıklı bir faaliyet olduğunun altını çizerek; “Vatandaşlarımızın 6 ayda/yılda bir kez kan vermeleri onların sağlıkları açısından önemlidir. Vatandaşlarımızı bu manada kan vermeye davet ediyorum. Aynı zamanda gerçekleştirdiğimiz bu kan bağışları ile ülkemizin her yerinde kana ihtiyaç duyan vatandaşlarımızın tedavi olmaları sağlanacaktır. Kan bağışında bulunan tüm personelimize de teşekkür ediyorum” dedi. – NEVŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Erzurum Şehir HastanesiOrgan Nakli Koordinatörlüğü, Organ Bağışı Haftası kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla Trendyol 1. Lig ekiplerinden Erzurumspor FK’lı futbolcular ile kulüp doktoru ve yönetim kadrosunu ziyaret etti.
Koordinatörlük, ziyaretin ardından, teknik heyet, futbolcular ve kulüp doktorunun organ bağışına dikkati çekip bağışçı sayısını artırmak amacıyla paylaştığı mesajlardan video hazırladı.
Erzurum Şehir Hastanesinin sosyal medya hesaplarından paylaşılan videoda, “Kalbine sor hayat vermek ister mi, şimdi belki sağlıklısın ama bir gün belki sen de bu hayatı yaşamak için başkasının bağışladığı organa muhtaç olabilirsin”, “Bağışlanan her organ hayata bağlanan bir candır”, “Organ nakli ile mucizeler gerçekleştiğini biliyor musun”, “Organlarımıza cennette değil bu dünyada ihtiyaç var”, “Yılda yaklaşık 2 bin 500 hasta organ nakli beklerken ölmekte” ve “Organ bağışlayarak bir hayat kurtarabilirsin” mesajlarına yer verildi.
Futbolcular ayrıca, “Organ bağışı hayat kurtarır” pankartı açıp fotoğraf çektirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, organ bağışına dikkati çekmek ve farkındalığı artırmak amacıyla Organ Bağışı Birimi görevlilerince hastanede açılan stantta vatandaşlara hem broşür dağıtılıyor hem de bilgilendirme yapılıyor.
Hasta, hasta yakınları ve personelin organ bağışında bulunmalarını teşvik etmek amacıyla kurulan standı ziyaret eden başhekim Gökmen Reyhanlı ve hastane yöneticileri, etkinliğe destek verdi.
Organ bağışının önemine dikkati çeken Reyhanlı, organ bağışının yalnızca bireylerin değil, herkesin üzerine düşen önemli bir sorumluluk olduğunu belirtti.
Bağışlanan her organın hayata umutla tutunmaya çalışan hastalar için yeni bir yaşam anlamına geldiğini ifade eden Reyhanlı, şunları kaydetti:
“Hastanemizde açtığımız organ bağışı standında hem hastane çalışanları, hasta ve yakınlarının bilinçlenmelerine olanak sağlanıyor hem de merak edilen sorular yanıtlanıyor. Etkinlik çerçevesinde hasta ve hasta yakınlarına dağıtılan broşürlerle organ bağışının nasıl gerçekleştirildiği, kimlerin organ bağışında bulunabileceği ve organ bağışının hangi organları kapsadığı konularında detaylı bilgiye sahip olabiliyorlar. Organ bağışı bir hayat kurtarma aracıdır.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİYARBAKIR’da kemik erimesi nedeniyle doğuştan engelli olan ve Demirören Haber Ajansı’nın gündeme getirdiği, annelerinin sırtında 4 kat taşıyıp hava aldırmak için dışarı çıkardığı 3 kardeşten Mehmet Hadi (24), nefes darlığı şikayetiyle hastaneye kaldırılırken, yolda hayatını kaybetti.
Bismil ilçesi Fırat Mahallesi’nde 5 katlı binanın 4’üncü katında yaşayan ve kemik erimesi nedeniyle doğuştan engelli olan Mahmut (28), Mehmet Hadi ve Ömer Faruk Şenses (21) kardeşlerin yaşamını, 17 Ekim’de DHA, haberleştirerek gündeme getirmişti. Asansör olmayan binada oturdukları 4’üncü kattaki dairelerinden, hava almak için her gün anneleri Sultan Şenses’in sırtında dışarı çıkarılan kardeşlerden Mehmet Hadi Şenses, sabah saatlerinde nefes almakta zorluk çekince yakınları tarafından hastaneye götürülmek istendi. Şenses’in yolda hayatını kaybettiği belirlendi. Mehmet Hadi Şenses’in cenazesi, otopsinin ardından Çınar ilçesi Kırsal Aktepe Mahallesi’nde toprağa verilecek.
‘BİR GÜN EVDEN ÇIKMASAM HASTA OLUYORUM’
DHA’nın röportaj yaptığı Şenses, “Lise mezunuyum. Annem beni okuttu. Bu halime de şükrediyorum. Allah vergisidir. Sürekli Arka Sokaklar dizisini izliyorum. Bugüne kadar hiçbir bölümünü kaçırmadık. Arka Sokaklar dizisindeki ekiple tanışmak, onlarla sohbet etmek istiyorum. Zafer Ergin, Şevket Çoruh ve Özgür Ozan ile tanışmak, çay içmek istiyorum. Galatasaray ve Amedspor’u tutuyorum. Onlara merhaba demek en büyük hayalimdir. Annem bizi 4’üncü kattan aşağı indiriyor ve arkadaşlarımın yanına ara sıra da berbere gidiyorum, annem benimle geliyor. Eve de geldiğim zaman yine annem beni sırtına alıp 4 kat yukarı getiriyor. Günlük hayatım da böyle geçiyor. Asansörümüz olursa hem benim için hem de annem için rahatlık olur. Asansörümüz olursa arkadaşlarımızla daha fazla vakit ve parklarda daha uzun süre zaman geçireceğiz. Annemin sırtında gidip gelmek, ona da yük olmak çok zor. Benim ve kardeşlerimin hastalığı kemik erimesi. Tedavi olmak istiyorum. Arkadaşlarımla futbol ve voleybol oynamak istiyorum. Boş zamanlarımızda evde telefonla oynuyoruz. Ara sıra hikaye okuyoruz, televizyon izliyoruz. Başka türlü evde zaman geçirmek çok zor. Ben bir gün evden çıkmasam o gün hasta oluyorum” demişti.
Haber ve Kamera: Gıyasettin TETİK,Seyfettin EKEN/DİYARBAKIR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yıldırım, hastanede düzenlenen basın toplantısında, üniversite hastanesi olarak vatandaşlara en iyi şekilde hizmet vermeye çalıştıklarını belirtti.
Hastanelerinde Tekirdağ’ın yanı sıra İstanbul, Çanakkale, Edirne ve Balıkesir gibi kentlerden çok sayıda hastanın şifa bulduğunu anlatan Yıldırım, “Hastane 430 yatak kapasitesi ve 43 farklı bölümle hizmet vermeye devam ediyor. Normal hizmetlerimizin dışında sağlık turizmi için de gerekli görüşmelerimizi yaptık. Özellikle Balkan ve Avrupa ülkelerinden gelecek hastalara da hizmet vereceğiz.” dedi.
Yıldırım, aylık 50 bin muayene için randevu kanallarına 450 bin ile 500 bin talep geldiğini dile getirdi.
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi bünyesinde Onkoloji Hematoloji ve Palyatif Bakım Hastanesi’nin yapımına gelecek yıl başlanacağını bildiren Yıldırım, bu hastanenin 95 yatak kapasitesinde olacağını aktardı.
Hastanenin bölgeye önemli bir hizmet sunacağını vurgulayan Yıldırım, “Modern ve depreme dayanıklı bir tesis olarak inşa edilecek Onkoloji ve Palyatif Bakım Hastanesi, Tekirdağ’a ve Marmara’ya hizmet verecek. Onkoloji hastalarında artış nedeniyle zaman zaman sıkıntı yaşanabiliyor. En kaliteli şekilde sağlık hizmeti sunulacak.” diye konuştu.
Toplantıya, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gülsüm Özkan ve başhekim yardımcıları da katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mutluca köyü mevkisinde 01 ADG 693 plakalı otomobil ile 34 RU2845 plakalı otomobilin çarpıştığı kazada 6 kişi yaralandı. 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekibi sevk edildi. 1’i ağır 6 yaralı, ilk müdahalenin ardından Beytüşşebap Devlet Hastanesine sevk edildi.
Yol daha sonra kontrollü bir şekilde ulaşıma açıldı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı. – ŞIRNAK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yakakent Belediyesi zabıta ekipleri, ekmek ve unlu mamullerin sağlıklı ve hijyenik koşullarda üretildiğini kontrol etmek amacıyla fırınlara yönelik denetim yaptı.
İşletmelerin temizlik standardı, çalışanların kişisel hijyen kurallarına uyumu ve ürünlerin saklama koşullarını kontrol eden zabıta, ayrıca, gramaj denetimi de yapılarak, satışa sunulan ürünlerin belirtilen standartlara uygun olup olmadığına baktı.
Kontroller sırasında eksikleri bulunan işletmelere uyarıları yapılarak, belirtilen eksikliklerin en kısa sürede giderilmesi talep edildi.
Halk sağlığını korumak amacıyla gıda denetimlerine devam edileceği, işletmelerin gıda güvenliği standartlarına uyum sağlaması için gerekli destek ve bilgilendirmelerin sürdürüleceği bildirildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa’nın Alaşehir ilçesine bağlı Killik Mahallesi’nde bulunan özel bir zeytin işleme fabrikasında saat 15.00’da iş yeri bahçesinde bulunan plastik kasalar, henüz bilinmeyen bir nedenle yanmaya başladı. Olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Manisa Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri yangına kısa sürede müdahale ederek, yangının iş yerine ve çevreye yayılmasını önledi. Plastik kasaların yanında bulunan kamyonu kurtarmaya çalışan Erdal Korkmaz (55) isimli bir kişi ise dumandan etkilendi. İlk müdahalesi 112 ekiplerinin tarafından yapılan Erdal Korkmaz, Alaşehir Devlet Hastanesi acil servisine kaldırıldı. Erdal Korkmaz tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Jandarmanın yangınla ilgili tahkikatı devam ediyor. – MANİSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Narkorehber eğitim faaliyeti kapsamında 441 vatandaşa eğitim verilirken, Narkogençlik faaliyetleri kapsamında 241 üniversite öğrencisine, Kolluk Görevlileri için Metamfetamin Eğitim Modülü kapsamında 47 polis memuruna eğitim verildi.
Narkonokta faaliyetleri kapsamında 77 vatandaşa broşür dağıtılarak UYUMA aplikasyonu ve NARVAS projeleri tanıtıldı. İlçe genelinde toplamda 806 kişiye bilgilendirme faaliyeti yapıldığı belirtildi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAHRAMANMARAŞ Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Tiyekli, yeni doğan çetesi soruşturmasının genişletilmesi gerektiğini belirtti. Deprem soruşturmalarını örnek gösteren Tiyekli, ” Kahramanmaraş’ta bir deprem oldu, inşaat şirketlerinin sahipleri o yıkılan binalardaki kusur nedeniyle tutuklandı. Niye bu hastane sahiplerine soruşturma yapılmıyor” dedi.
Kahramanmaraş Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Tiyekli, oda yönetimiyle birlikte basın toplantısı düzenledi. Yeni doğan çetesinin ortaya çıkması ve yürütülen soruşturmayı değerlendiren Tiyekli, olayın Türkiye’nin en büyük sağlık skandallarından biri olduğunu söyledi.
Yeni doğan çetesinin her yönüyle soruşturulması gerektiğini kaydeden Lütfi Tiyekli, “Yasak olmasına rağmen hastanelerin yoğun bakımlarını kiralıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin mevzuatının hiçbir yerinde hastanelerin yoğun bakım kiralanması diye bir mevzuat yok. Ama buna rağmen göz yumuluyor. İstanbulİl Sağlık Müdürlüğü tarafından buna göz yumuluyor veya görmezden geliniyor ve bu kişiler bütün kirli yolları kullanarak, çeşitli insanları satın alarak bu yoğun bakımları çalıştırmaya çalışıyorlar. Tabii amaç para kazanmak olduğu için de bu servislerde yetkin olan kişiler çalıştırılmıyor. Bu çete elemanları parayı düşündükleri için bu buldukları herkesi buralarda çalıştırmışlar ve sonuçta maalesef acı olarak yaşandı. Tabii bu olay belki savcımız tehdit edilmese ortaya bile çıkmayacaktı. Ama şu an ortaya çıktı, iyi ki de ortaya çıktı” diye konuştu.
Kahramanmaraş Tabip Odası olarak soruşturmanın sonunu nereye giderse gitsin, kime dayanırsa dayanırsın devam etmesinden yana olduklarını belirten Tiyekli, “Burada suçu olan kim varsa mutlaka yargılanması gerektiğini istiyoruz ve bu olayların çok iyi incelenmesini istiyoruz. Biliyorsunuz Kahramanmaraş’ta bir deprem oldu, inşaat şirketlerinin sahipleri o yıkılan binalardaki kusur nedeniyle tutuklandı. Şu anda bir kısmı da cezaevinde. Bu hastanelerde de canlarımız, çocuklar vefat etti. Peki bu şirket sahiplerinin sorunu yok mu? Aynı sorumluluk değil mi? Onlar da bilinçte bilinçli taksirle ölüme sebep oldu hastanelerde bilinçli taksirle ölüme sebep oldu. Niye bu hastane sahiplerine, kim olursa olsun soruşturma yapılmıyor? Biz bu soruşturmanın sonu ucu nereye giderse gitsin yapılması taraftarıyız. Bu işin mali boyutu da ele alınmalı. Kamunun uğradığı zarar bu hastane şirketlerinden tahsil edilmeli” dedi.
‘HASTANELERİN BÜTÜN İŞLEMLERİ DİDİK DİDİK EDİLMELİ’
Tiyekli, özel hastanelerin yeterince denetlenmediğini öne sürerek, şunları söyledi:
“Eğer bir kurum denetlenmiyorsa, yoğun bakımları kiraya veriliyorsa o hastanenin diğer birimlerine de bakmak lazım. Şimdi diğer birimlerini kim istetiyor bunların? Sadece yeni doğanla mı kayıtlı? Belki erişkin yoğun bakımda, yaşlı bakımlarda bunlarda yapılı. Bunları bilemiyoruz. Az önce de söyledim, yeni doğan yoğun bakım bir savcının tehdit edilmesiyle ortaya çıktı. Yoksa bizim belki bundan haberimiz bile olmayacaktı. Bu yüzden bu soruşturmalar yeni doğan soruşturması baz alınarak genişletilmeli ve ucu nereye giderse gitsin yapılmalı. O hastanelerin bütün işlemleri didik didik edilmeli. Bugün vatandaşın aldığı ilacı didik didik inceleyen, ‘Siz bu ilacı aldınız mı?’ diye telefon eden SGK oralara gidip ‘Siz bu işlemleri yaptınız mı?’ diye tek tek hesap sorulmalı. Yani orada eğer bu iş yeni doğanda yapıldıysa başka servislerde başka şekilde yapılmadığını kim garanti edebilir? Orada bir hırsızlık varsa bu hırsızlığın devamı olması da çok muhtemeldir.”
Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kayseri’de 16 yaşındaki doğuştan böbrek hastası Tolgacan Yüksel, 6 senedir kadavradan nakil olabilmek için sıra bekliyordu. Babasının böbreğini bağışlayacağını söylemesi üzerine umutları yeşeren Tolgacan, hayallerine kavuştu. Yapılan tetkiklerde babası 50 yaşındaki Dursun Yüksel’in böbreği uyumlu çıkınca Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde nakil yapıldı. Babasının böbreği ile yeniden hayata tutunan Tolgacan, diyalizden önceki hayatına yeniden döndü. Yaşadığı süreci anlatan Tolgacan Yüksek; “6 senedir diyalize giriyorum. Nakil süreci zordu. Şimdi nakil oldum ve eskisi gibi hayatıma devam ediyorum. kadavradan nakil için bekledik ama çıkmadı. En son babam böbreğini verdi. Nakil için ameliyat oldum ve 2 ay bu süreç sürdü. Hiç beklemediğim anda oldu. Şimdi durumum iyi. İstediğim gibi gezebiliyorum, oynayabiliyorum. Diyaliz vücudu bitiriyor. Şimdi eskisi gibi iyiyim. Eski hayatıma devam ediyorum. Eğitimim de yarı da kalmıştı. Devam etmeyi düşünüyorum. İnsanlar da organ bağışlarlarsa iyi olur. O kadar kişi bekliyor. Hayatlarını kurtarabilirler. İnsanlar dua da kazanır” ifadelerini kullandı.
Baba Dursun Yüksel de; “Tolgacan’ı 16 senedir hastaneye götürüp getiriyorduk. Nakil için sıraya yazılmıştık. 6 senedir diyalize giriyordu. Çıkmayınca ben böbreğimi verdim. Bu şekilde hayatımızı sürdürüyoruz. Çok güzel duygu. Böbreğimi verdim ama aynı hayatıma devam ediyorum. Herkesin de bağış yapmasını isterim” dedi.
“Hayatının önemli bir kısmını sıkıntıyla geçirdi”
Erciyes Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Pediatri Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sibel Yel de, “Tolgacan 1 yaşındayken kemik eğrilikleri ve kanında düşüklük gibi böbrek hastalığının belirtileri ile bize başvurmuştu. Çok erken yaşta böbrek yetmezliği geliştiği için hayatının önemli bir dönemini çeşitli sıkıntılar ile geçirdi. Son 6 yılda da çocuklarda kullandığımız karnına katater koyarak günlük karnına su verip alma şeklinde diyaliz yapıyorduk. Bunun da hastayı zorlayan tarafları var. Özellikle hastanın sosyal yönünü çok etkiliyor. Bu şekilde süreç geçirdikten sonra babasından böbrek nakli şansını yaşadık. Doku uyumu sağlandı ve çeşitli testlerden geçerek yakın zamanda nakil oldu. Ortak bir çalışma ve emekle Tolga’nın nakli gerçekleşti ve nakil sonrasında da çeşitli sıkıntılar açısından izlendi. Halen de takibimiz altında. Böbrek yetmezliğinde olan ve son döneme gelmiş olan hastaların tedavi şekilleri hemodiyaliz veya periton diyalizidir. Hiçbir diyaliz modalitesinin gerçek bir böbrek dokusunun yaptığı işi yaparak tam bir üre kreatinin temizliği sağlamayacağını da akıllarımızda bulundurmamız gerekir” şeklinde konuştu.
“Organ bağışını vasiyet edin”
Nakli gerçekleştiren uzmanlardan Erciyes Üniversitesi Genel Cerrahi Uzmanı ve Organ Nakil Cerrahı Doç. Dr. Tutkun Talih da, organ bağışını yaygınlaştırmak için bağışın vasiyet edilmesi gerektiğini söyleyerek; “Genel Cerrahi ve Bu durum Tolgacan için iyi bir şey. Babasının böbreği uydu ve taktık. Babası canından canını bağışladığı ama herkes Tolgacan gibi şanslı değil. Ülkemizde 30 bine yakın insan organ bekliyor. Ailelerinden birinin organı tutsun verir. O kişilerde beklemez ama olmayınca olmuyor. Bizim en büyük hedefimiz kadavralardan nakilleri artırmak. Birçok beyin ölümü oluyor ama bu hastaların birçoğu organ bağışında bulunmuyor. Bunu vasiyet etmemiz lazım. “Bir şey olursa organlarımı bağışlıyorum. Birileri benim organlarımla hayatını sürdürsünler. Onlar top oynarken, yürürken, işini yaparken onda beni görün” diye vasiyet edelim. Ben bunun denenmesi gerektiğine inanıyorum. Tolgacan’a da keşke babasından değil de kadavradan çıksaydı. Bu büyük bir emek. Çok büyük bir organizasyon” diye konuştu. – KAYSERİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Isparta’nın Yalvaç ilçesinde, emekli Havacı Bando Astsubay Kıdemli Başçavuş Arslan Erdoğdu (64) hayatını kaybetti. Bir süre önce lösemi teşhisi konulan ve tedavi sürecine rağmen mücadeleyi kaybeden Erdoğdu, 5 çocuk babasıydı.
Yalvaç ilçesinden emekli polis memuru Yılmaz Arıkan da (74) mide kanseri nedeniyle yaşamını yitirdi. 4 yıl boyunca kanser tedavisi gören Arıkan, 2 çocuk babasıydı. Cenazeleri Devlethan Camii’ne getirilen Erdoğdu ve Arıkan’ın naaşları, burada düzenlenen törenle uğurlandı. Yapılan duaların ardından, Arıkan’ın cenazesi askeri törenle Görgü Orta mahalle mezarlığına defnedilirken, Erdoğdu’nun cenazesi ise Abacılar mahallesi mezarlığına defnedildi. – ISPARTA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Saat 13.30 sıralarında Kocaeli’nin Körfez ilçesinde bulunan rafineride kompresör bakım çalışmaları sırasında patlama meydana geldi. Patlamanın ardından yangın çıkarken, rafineri ekipleri olaya anında müdahale etti. Hafif şekilde yaralanan 12 personel, ilk müdahalelerinin ardından hastaneye kaldırıldı.
Olay yerine giden Vali İlhami Aktaş, yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek patlama ile ilgili yetkililerden bilgi aldı. Aktaş, incelemelerin ardından DerinceEğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geçerek, burada tedavi edilen 12 yaralıyı ziyaret etti. Genel durumları hakkında hastane yetkililerinden bilgi alan Vali Aktaş, yaralılara ve yakınlarına geçmiş olsun temennilerini iletti. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Novo Nordisk, Türkiye’de son dönemde artış gösteren sahte ilaçların yarattığı tehlikelere dikkati çekmek amacıyla basın toplantısı düzenlendi.
Novo Nordisk Türkiye Kıdemli Klinik, Medikal ve Ruhsat Direktörü Dr. Ömer Buğra Bahadır’ın ev sahipliğinde ve Türk Diyabet Cemiyeti Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva’nın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, sahte ilaçların güncel durumu verilerle ortaya koyulurken eczaneden alınmayan ilaçların hastalar için yarattığı tehlikelere dikkati çekildi.
Toplantıda konuşan Novo Nordisk Türkiye Kıdemli Klinik, Medikal ve Ruhsat Direktörü Dr. Ömer Buğra Bahadır, sahte ilaçların dünya genelinde artan bir sorun olduğuna işaret ederek, “Bugün küresel sahte ilaç pazarının yıllık 200 milyarla 432 milyar dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor. Bu, yaklaşık 150 ülkenin yıllık ekonomisinden daha büyük bir rakam. Yine bu veriler, düşük ve orta gelirli ülkelerde tahminen her 10 ilaçtan 1’inin merdiven altı veya sahte olduğu anlamına geliyor. Sahte ilaç kullanımı nedeniyle dünya genelinde her yıl 1 milyondan fazla insanın hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.” diye konuştu.
İlaç Güvenliği Enstitüsü’nün (Pharmaceutical Security Institute) verilerine göre, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Avrasya Bölgesi’nin dünyada yasadışı ilaç faaliyetlerinin en yüksek olduğu bölgeler arasında 5’inci sırada yer aldığını dile getiren Bahadır, dünyadaki artış eğilimine paralel olarak, son dönemde Türkiye’de de özellikle diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan enjeksiyon kalemlerinin sahte versiyonlarında dikkati çekici bir artış gözlemlediklerini söyledi.
“Hastalar ve hasta güvenliği en büyük önceliğimiz”
Bahadır, “Sahte ürün tehlikesine karşı ilaçların hekim kontrolünde kullanılması konusunda bilincimizi artırmamız gerekiyor. Novo Nordisk olarak kurulduğumuz günden bugüne, hastalar ve hasta güvenliği en büyük önceliğimiz. Aradan geçen bir asır sonunda hasta hayatlarını iyileştirmek için tedavi alanlarımızda çığır açan bilimsel atılımlara öncülük etmeyi sürdürmeye ve bunu yaparken de hasta güvenliğinden ödün vermemeye kararlıyız. Bu yaklaşımla, insanlık tarihinin en eski suçlarından biri olan ve hasta güvenliğini tehdit eden sahte ilaçlarla mücadeleye küresel ve ulusal ölçekte devam ediyoruz. ” ifadelerini kullandı.
İlaçların doktor kontrolünde kullanılmasının ve eczaneden temin edilmesinin hayati önem taşıdığının altını çizen Bahadır, hasta güvenliğini tehdit eden sahte ilaç tehlikesine karşı hem sağlık profesyonelleri hem de hastalar için bilinçlendirme faaliyetleri yürüttüklerinin bilgisini verdi.
Bahadır, kısa bir süre önce sahte ilaç kullanmanın riskleri hakkında “İlaç Sahteye Gelmez” sloganıyla farkındalığı artırmayı amaçlayan sosyal medya kampanyasını yayına aldıklarını açıklayarak, şöyle konuştu:
“Sahte ürünlerden korunmanın en güvenli yolu, doktor kontrolünde ilerlemek. İlaç Sahteye Gelmez kampanyası kapsamında, internet sitelerinden, elden ve sosyal medya üzerinden ilaç satışı yapanlara itibar edilmemesinin ve ilaçların yalnızca eczanelerden temin edilmesinin gerçek anlamda hayati önemini hatırlatmak istedik. Bu kampanyanın kamuoyunda dikkati çekerek hasta güvenliği için önemli bir farkındalık yaratacağına inanıyoruz. Öte yandan haber aldığımız her sahtecilik vakasını geçerli mevzuata uygun olarak araştırıyor ve yetkili yerel makamlara bildiriyoruz. Mücadelemizi destekleyici fiziksel araştırmalar da yürütüyoruz. Bu mücadelemizde yalnız değiliz. Türkiye’de konuyu bizim kadar önemseyen sağlık makamları, eczaneler ve sağlık mesleği mensuplarıyla yakın diyalog ve işbirliği içindeyiz. Devletimiz de sahte ilaç konusunu son derece ciddiye alıyor ve bütün gücüyle bu konuyla mücadele ediyor. Sahte ilaç faaliyetleri artıyor ancak onunla doğru orantılı olarak mücadele de güçleniyor. Tüm kolluk kuvvetleri seferberlik halinde sahte ilaç operasyonları düzenliyor ve bu suçlulara göz açtırmıyor.”
“Türkiye’de halihazırda her 3 yetişkinden 1’i obeziteli, 1’i ise fazla kilolu”
Türk Diyabet Cemiyeti Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva, obezite ve zayıflama tedavilerine yönelik tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük talep olduğunu anlattı.
Bu durumun obezitenin gittikçe daha fazla insanı etkilemesinden kaynakladığını vurgulayan Siva, sözlerine şöyle devam etti:
“Bugün küresel olarak 2 milyardan fazla yetişkinin aşırı kilolu, 800 milyondan fazlasının ise obeziteli olduğu biliyoruz. 18 yaşın üzerindeki bireylerin yaklaşık yüzde 40’ı aşırı kilolu, yüzde 13’ü ise obeziteyle mücadele ediyor. Daha da önemlisi, obezitenin çocukları giderek artan bir hızla etkilemesi. Günümüzde 5-19 yaş grubundaki çocuk ve gençlerde kilo fazlalığı oranı yüzde 20’ye yaklaşmış durumda. Gereken önlemler ivedilikle alınmazsa 2030 yılına kadar dünyadaki obeziteli kişi sayısının iki kat artarak 1 milyarı geçeceği ve her iki kişiden birinin kilo sorunu yaşayacağı tahmin ediliyor. Ülkemizde de durum hiç iç açıcı değil. Türkiye’de halihazırda her 3 yetişkinden 1’i obeziteli, 1’i ise fazla kilolu. ve ne yazık ki yine bu verilere göre, Avrupa sıralamasında birinci sırada yer alıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre, Türkiye, obezitenin en hızlı arttığı ülkeler arasında yer alıyor. Aynı rapor, 2060’a kadar küresel obezite oranının yüzde 70’e ulaşacağını öngörürken, Türkiye’deki obezite oranının ise yüzde 94’e çıkabileceğini söylüyor.”
Son dönemde obezite tedavisinde doktor kontrolü olmadan, eczaneler dışında ticareti yapılan enjeksiyon kalemlerinin kullanımının artmasının da bundan kaynaklandığını belirten Siva, reçetesiz bir şekilde, ağırlıklı olarak internetten temin edilen bu ilaçlarda sahtelere rastladıklarının bilgisini paylaştı.
Siva, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Denetimsiz üretilen ve zayıflama amacıyla kullanılan sahte ilaçlar toksik kimyasallar, ağır metaller, bakterilerle kontamine bileşikler, sibutramin, tiroid hormonu, iyot gibi bazı aktif maddeleri, efedrin, amfetamin gibi uyarıcıların toksik ve zararlı dozları dahil pek çok maddeyi içerebilmektedir. Sahte ilaçlar, hafif yan etkilerden yaşamı tehdit eden durumlara kadar geniş bir yelpazede sağlık riskleri taşıyor. Aşırı iyot veya tiroid hormonu içeren ilaçları kullandığı için hipertiroidi gelişen ve bu nedenle başvuran olgularımın sayısı hiç de az değil. Aşırı tiroid hormonuna bağlı çarpıntı, tansiyon yüksekliği, ellerde titreme, terleme ve aşırı sinirlilikle gelen obeziteli hastalarımın sayısındaki artış, sahte ilaçlarla ilgili durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre Malatya istikametinden Adıyaman istikametine gitmekte olan Abbas Bozkurt idaresindeki 34 FGD 621 plakalı otomobil sürücüsü Çelikhan yol kavşağına dönmek istediği esnada karşı istikametten gelen Cuma Turşu idaresindeki 31 ATS 201 tır sürücüsü ile çarpıştı yaşanan kazada hafif ticari araçta yolcu olarak bulunan Sevim Bozkurt yaralandı. Yaralı ihbar üzerine Kaza yerine gelen sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından Doğanşehir Devlet hastanesine kaldırıldı.
Kaza ile ilgili soruşturma sürüyor. – MALATYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BURSA’nın Mudanya ilçesinde sürücüsünün geri manevra yaptığı hafif ticari araç, sokakta yürüyen yayaya çarptı. O anlar, kameraya yansıdı.
Kaza, saat 11.00 sıralarında Ömerbey Mahallesi 2’nci Pınar Sokak’ta meydana geldi. Sürücüsünün geri manevra yaptığı hafif ticari araç, sokakta yürüyen yayaya çarptı. Yaya yaralanırken, sürücü çevredekilerin uyarısıyla aracı durdurdu. İhbarla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, yaralı ambulansla kaldırıldığı Mudanya Devlet Hastanesi’nde tedaviye alındı. Kaza güvenlik kamerasına yansırken, soruşturma başlatıldı.
Haber: Yiğithan HÜYÜK Kamera: MUDANYA (Bursa),
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Birlikteliklerini sosyal medyadan da gözler önüne seren Sıla Türkoğlu ile Ata Ayyıldız, tatil yapmak için Paris’e gitti.
Çift, Tuileries Bahçesi’ne gitti. Ata Ayyıldız, sevgilisinin bu fotoğrafını beyaz kalp emojisiyle yayımladı.
Şehri adeta karış karış gezen Sıla Türkoğlu ile Ata Ayyıldız, daha sonra birlikte çektirdikleri bu fotoğrafı da sosyal medya hesabından yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Fazla alkol içen Asil Gök, mekândan çıkarken fazla yürüyemeyip merdivenlere oturdu. Merdivenlerde arkadaşlarıyla fotoğraf çekindikten sonra mekâna tekrar giren Gök, ardından hızlı bir çıkış yaparak otomobiline bindi.
Doğum günüyle ilgili sorulan sorulara sadece; “Çok kötüyüm” yanıtını veren Asil Gök, otomobiline biner binmez uykuya daldı.
Ardından mekândan çıkan sevgilisi Derya Uluğ, arkadaşlarıyla güzel bir gece geçirdiklerini söyledi. Geçtiğimiz günlerde ailesini ziyarete giden Uluğ, enerji dolduğunu ve her şeyin güzel geçtiğini belirtti.
Derya Uluğ, ortaya atılan hamilelik iddiaları sorulduğunda ise “Yok canım, öyle bir şey olur mu?” dedi.
Asil Gök’ün doğum gününe katılan yeni evli çift Ural Kaspar ve İrem Helvacıoğlu, gergin tavırlarıyla dikkat çekti.
Çift, Ural Kaspar’ın düğün röportajında ‘heyecanım yok’ sözleriyle ilgili yöneltilen sorulara cevap vermedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hemen hemen her adımımızı sosyal medyadan gözler önüne serdiğimiz paylaşımlar, kısa sürede binlerce hatta milyonlarca kişiye ulaşıyor. Bu noktada bizler kadar özellikle ciddi etkileşimler alan ünlülerin paylaşımlarını süzgeçten geçirmesi ise oldukça önemli. Çünkü sosyal medyanın avantajları olduğu kadar dezavantajları da var.
Bu durumda hepsini kapsamasa da bazı ünlülerin mutlulukları, hayatlarında yaşadığı sorunları ve sitem dolu paylaşımları ise gündem oluyor.
Bu haftanın olay paylaşımı ise;
İDİL BİLGEN
YİNE LİNÇLENDİ
REKLAM
Miss Turkey 2024’te birinci seçilen Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu İdil Bilgen, yarışmadan sonra “Türkiye güzeli olacak kadar güzel değil” içerikli paylaşımlarla sosyal medyada linçlenmişti.
İdil Bilgen, yarışmadan 37 gün sonra tacıyla bulunduğu paylaşımlarla yine linçlendi.

İdil Bilgen, bulunduğu ilk paylaşımda, Türkiye güzeli seçilmesiyle yaşadığı heyecanı ve mutluluğu dile getirerek; “Miss World Türkiye 2024 olarak seçilmek benim için büyük bir onur ve ayrıcalık oldu. Tıp fakültesinden yeni mezun olmuş, ihtisasını radyasyon onkolojisi alanında yapmak isteyen biri olarak onkoloji dalında naçizane de olsa bir fark yaratabilmeyi hayal ediyorum. Miss Türkiye tacıyla bu amacımı daha geniş ve etkin bir çerçevede gerçekleştirebilmeyi ümit ediyorum. Sağlık konusunda bir farkındalık yaratabilmek için bu platformu yararlı bir bilgilendirme kanalına dönüştürmeye gayret edeceğim. Bana inandığınız ve destek verdiğiniz için içtenlikle teşekkür ederim! Güzel ülkem adına faydalı şeyler yapabilmek için sabırsızlanıyorum” şeklindeki ifadeleri kullandı.
REKLAM
Daha sonra, tacıyla ikinci paylaşımda bulunan İdil Bilgen; “Her zaman hayallerinizi gerçeğe dönüştürme gücüne sahip olduğunuza inanın. Attığınız her adım, gücünüzün ve kararlılığınızın bir kanıtı olsun. Tutkunuzun sizi yönlendirmesine izin verin, engelleri aşın ve daha parlak bir gelecek yaratın. Potansiyeliniz sınırsızdır; korkusuzca hedefinize koşun” şeklinde mesaj paylaştı.

İdil Bilgen, son olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kapsamında tacıyla verdiği bir pozu paylaşarak Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı. Bilgen, paylaşımına; “Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere, Cumhuriyet’i bize armağan eden tüm kahramanlarımızı saygıyla, minnetle ve rahmetle anıyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun! Cumhuriyet’in sağladığı ayrıcalıkla; ben İdil Bilgen, bir Türk kadını, idealist bir hekim ve ülkesini temsil etmeye gönüllü bir Türkiye Güzeli olarak, Atam’ın gösterdiği yolda ilerlemeye söz veriyorum. Cumhuriyetimiz ilelebet var olacaktır. Ne mutlu Türküm diyene” notunu düştü.
REKLAM
24 yaşındaki İdil Bilgen’in bu paylaşımları sosyal medyada bir hayli eleştiri aldı. Birçok kişi, Bilgen’in fotoğraflarını fotoşoplu olduğunu belirterek “Fotoşoplu güzel’ yorumunda bulundu.
ÜNLÜLERDEN KONTEYNER İSYANI
Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın derslikleri yetersiz kalınca öğrencilerin bir kısmı geçici olarak konteyner dersliklerde öğrenim görecek.
İki oyuncu; Mine Kılıç ile Eda Akalın, geçici çözüme isyan etti.
Mine Kılıç
Mine Kılıç ile Eda Akalın, tepkilerini; “Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı yeni yıla bu konteyner derslikleriyle başlıyor. Bu yeni binanın eğitim için elverişsiz olduğu en başından beri belliydi. Şimdi de yetersiz derslik sebebiyle ‘Geçici bir çözüm’ denerek bahçeye kurulan bu kutularda ders yapılamaz!” sözleriyle dile getirdi.
REKLAM
Eda AkalınSERPİL ÖRÜMCER
‘AYAĞIM KESİLEBİLİR’ DEDİ YARDIM İSTEDİ
1967’de güzellik yarışmasında dereceye girerek adından söz ettiren oyuncu ve şarkıcı Serpil Örümcer, uzun yıllardır maddi olarak zorlu günler geçiriyor.

Bir dönemin ünlü ismi şimdi de sağlık problemleri yaşıyor.

Serpil Örümcer; “Sevgili dostlarım ve ilgili sağlık kurumları. Ben yılların sanatçısı Serpil Örümcer. Geçirdiğim talihsiz bir kaza sonucu bacağımda oluşan kırıklar nedeniyle şu an yatağa bağlı durumdayım. Gittiğim sağlık kurumları da ileri tarihe ameliyat günü veriyorlar. Geçici alçıda şu an zor süreçteyim. Özel hastanelerde ameliyat olmam mümkün değil. Siz değerli camiamın ve devletimin yardımlarını bekliyorum. Çünkü ayağımın kesilme riski varmış. Tekrar teşekkürlerimle, acil yardım bekliyorum” dedi.
REKLAM
NATALIE PORTMAN
İSTANBUL’A GELDİ AMA PAYLAŞMADI
Son dönemlerde İstanbul; küresel şöhrete sahip Pedro Alonso O’choro, Theo James, Elton John, Jared Leto ve Natalie Portman’ı ağırladı.

Sir Elton John, İstanbul’a; Ömer Koç’un özel daveti üzerine birkaç saatliğine geldi. John, Telezzüz’de yemek yiyip İstanbul’dan ayrıldı.

Theo James’in sosyal medya hesabı bulunmuyor. Dünyaca ünlü oyuncunun İstanbul’da olduğu, hayran paylaşımlarıyla ortaya çıkmıştı.
REKLAM
Pedro Alanso ile Jared Leto, İstanbul gezisini sosyal medya hesaplarından paylaştı.

Pedro Alanso’nun takipçi sayısı; 8 milyon 500 bin.

Jared Leto’nun takipçi sayısı; 11 milyon 900 bin.
Jared Leto, Kuzguncuk’ta makarna yedikten sonra bir halk otobüsüne bindi.
9 milyon 100 bin takipçisi olan Natalie Portman’ın ise İstanbul gezisinden hiçbir paylaşımda bulunmaması dikkat çekti.
BEREN SAAT
DAĞ KEÇİLERİNİ ELLERİYLE BESLEDİ
Beren Saat, dağ keçileriyle bir süre vakit geçirdi. Sosyal medya hesabından “Keçi Kulübü” notuyla paylaştığı videolarda keçileri beslediği görülen oyuncuya arkadaşı Hande Atıcı Miras eşlik etti. Ünlü oyuncu, keçilere yakın olmak için bir yükseltiye çıktı ve kendisine verilen yemleri elleriyle yedirdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Güvenlik kamerası kayıtlarını izleyen polis ekipleri, şahsın Ümit Gündeş olduğunu tespit etti.

Genellikle Avcılar bölgesinde yaşaya Ümit Gündeş, polis tarafından saklandığı adreste dün akşam yakalandı. Oyuncunun, emniyetteki işlemlerinin ise devam ettiği öğrenildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oyunculuğuyla ilgili kendisine gelen eleştiriler hakkında Pelin Akil, “Bazıları hariç herkese saygı duyuyorum. Herkesin yorumu kendine. Ben oyuncuyum, yazılanı oynarım” şeklinde yanıt verdi.
Dubai çikolatası hakkında da konuşan Pelin Akil, “Tadına baktım, nasıl yapıldığını izledim, sonrasında midem çok bulandı ama güzeldi” ifadelerini kullandı.
Geceye katılanlar arasında; Ebrar Karabakan ve Jennifer Boyner de vardı. Karabakan; “Yeni projeleri değerlendiriyorum, yakın zamanda sevenlerime güzel haberleri vereceğim” dedi.
Gazetecilerin son günlerde gündemi meşgul eden Dubai çikolatası ile ilgili sorularına yanıt veren oyuncu, “Ben denemek zorunda bırakıldım. Çok yakın arkadaşım maalesef bağımlısı oldu, çok tercihim değil” dedi.
Jennifer Boyner
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlk kez anne olacak olacak olmanın heyecanını yaşayan Pınar Deniz, hamilelik fotoğraflarını sosyal medya hesabı üzerinden takipçileriyle paylaşmaya devam ediyor.
Yeni bir paylaşımda bulunan oyuncu, hamilelik öncesi ayna karşısında çektiği bu fotoğrafını hamilelik fotoğrafıyla kıyaslayıp “Nereden…” notuyla yayımladı.
Pınar Deniz, ardından yine ayna karşısında çektiği bu fotoğrafını da “Nereye…” notuyla yayımladı. Paylaşımda Deniz’in karnının iyice belirginleştiği görüldü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in ‘PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak’ suçundan tutuklanması CHP’de çatlaklara neden oldu..
CHP, Özer’in tutuklanmasının ardından bugün Esenyurt Belediyesi önünde yaptığı eylem mitingine,tüm il ve ilçe belediye başkanlarının programlarını iptal ederek katılması çağrısında bulunmuştu..
Bu kapsamda CHP’li 411 belediye başkanının İstanbul’a çağırıldı.
Ancak içlerinden üç tanesi Esenyurt’taki eyleme katılmadı..
ESENYURT’A GELMEYEN 3 CHP’Lİ BAŞKAN
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ve Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal..
BURCU KÖKSAL, AFYONKARAHİSAR İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NDEYDİ
Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ise Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü’ne bir ziyarette bulunarak, programını iptal etmedi..

TANJU ÖZCAN’DAN ÇAY BARDAKLI PARKLI PAYLAŞIM
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla dikkat çekti.
Özcan, Bolu’daki parkların ve çay dolu bardağın fotoğraflarının olduğu bir görüntü paylaşarak şu notu düştü:
Bolumuzun yeşil alanlarını ve parklarını etkili bir şekilde artırmaya devam ediyoruz. Göreve geldiğimde 147 olan park sayımız, bugün 230’a ulaştı.
Bu sayıyı daha da artıracağız.

MANSUR YAVAŞ İL BAŞKANLIĞI’NDAKİ AÇIKLAMADA DA KONUŞMADI
Ankara’daki bir cenaze törenini CHP yönetimine bahane göstererek katılmayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, akşam saatlerinde CHP Ankara İl Başkanlığı’nda yapılan açıklamada da konuşmadı..

Dilay Kaynak
Editor
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Hazal Kaya, 2019 yılında meslektaşı Ali Atay ile nikah masasına oturmuştu.

Fikret Ali ve Leyla Süreyya adından iki evladı bulunuyor.

Hazal Kaya son zamanlarda verdiği kilolarla dikkatleri çekiyor.

Tiroit ve şeker hastalığı olduğunu söyleyen Hazal Kaya, “Tiroidim var şekerim var bu iki sağlık durumu da tetikleyen şeyler. Dedim ki ben sette zayıflarım hep. Arkadaşlar ben bu işi başarıyorum diye başladım. Çok kilo verdim. ” dedi.

Sağlığını, kilosunu korumaya çalıştığını belirten Kaya şunları söyledi:
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Motor sporlarında çığır açtınız.Şimdi de öğrenciler yetiştiriyorsunuz.
Her şeyden önce, ben motor sporlarınıseven biriyim ve motor sporlarınaçocukluğumdan beri çok büyük ilgimvardı. Allah bana motosiklet yarışmalarınagirmeyi ve orada şampiyonluklaralmayı nasip etti. Şimdide sporcu yetiştiriyorum.Şu anda dünyada eniyi diyebileceğimiz sporcuToprak Razgatlıoğlu’nuyetiştirdim. Biliyorsunuz,2024 Superbike Şampiyonasınakatıldı ve 2.kez dünya şampiyonu oldu. Öte yandanoğlum Zayn’ı yetiştiriyorum. Zayn’ı otomobilsporlarında yetiştirmek istiyorum.Biz motosiklet dalında güzel işler yaptıkama Türkiye çok büyük bir ülke, otomobildalında iyi yetiştirilmiş sporcu ile Formula1 hayalinin gerçek olacağına inanıyorum.Sadece Zayn değil tabii, nice gençlerimizvar yetiştirilen. Bu gençlerimizde inşallah bir gün Formula 1’de yarışır.Federasyonun verdiği özel izinle Zayn’ıTürkiye Şampiyonası’nda yarıştırıyoruz.Normalde 6 yaşında bu yarışa katılabiliyorsunuzama ben federasyona Zayn’ıdenemelere bir alın, başarı sağlayamazsabir sene bekleyelim dedim. Zayn bugünekadarki en iyi dereceyi aldı. Bu vesileylede sezonda başlamasına izin verildi.Şu anda genel klasmanda birinci durumda.Motosiklet yarışmasında da birincilikaldık. Hedefimiz kartingde de bunu başarmaktı.Bunu da başardık. Çok çalışıyoruzve emek veriyoruz. Türkiye şampiyonlarınaböyle ilgi yoktu ve Zayn ile beraberartık insanları, yarışları izlemeye getiriyoruz.Bu bizi çok mutlu ediyor. Adımadım gidiyoruz. Bu yol uzun ve meşakkatlibir yol. İnşallah İngiltere, İtalya ve Avrupa’nınbirçok ülkelerindeki şampiyonalarakatılacağız.

100 MİLYONUN ÜZERİNDE İZLENDİ
Zayn sosyal medyada da büyük ilgigörüyor. Neler söylemek istersiniz?
Zayn ile yaptığımız işler dünyada sesgetirsin istiyoruz. Çok da ilgi çekiyor. Bazıvideoları 100 milyonun üzerinde izlendi.Daha önce kimsenin yapmadığı şeyleriyapıyor. 5 yaşında ulaştığı hızlar, kırdığırekorlar dünyadaki herkesin çokilgisini çekiyor. Amerika’da, Avrupa’da,Asya ülkelerinde çok takipçisi var. Bizde hem spor hem de sosyal medya tarafınıaynı anda yürütmeye çalışıyoruz. Bugünündünyasında sosyal medya çok önemli.Bu tanınırlığın Zayn’a ilerideki kariyerineavantajlar sağlayacağı düşündüğüm içinsosyal medyaya önem veriyorum.

ZAYN FENOMEN DEĞİL!
Sosyal medyanın karanlık bir tarafıda var özellikle gençler açısından…
Ben Zayn’ı sosyal medya fenomeni olarakyetiştirmiyorum. Ben babası olarakZayn’a hedef koydum, sporcu olarak ilerleyecek.Biz sosyal medyayı bu işin birparçası olarak kullanıyoruz. Bu iş sonuçtasponsorlukla yürüyen, hayran kitlesineihtiyaç olan bir spor dalı. Bu açıdansosyal medyayı önemsiyorum. Kendi sosyalmedya hesabımdan yılda bir kere paylaşımyapıyorum. Ama Zayn ile hemenhemen her gün paylaşım yapıyoruz.Zayn’ın tanınırlığı sayesinde Türkiye KartingŞampiyonası, Türkiye MotosikletŞampiyonası hınca hınç seyirci ile doluyor.Daha önceki şampiyonlarda böyleseyirci görülmedi. Yarış dışında dagüzel işler çıkarmaya çalışıyoruz.Bazen eleştiri de alıyoruz. Zayn’ınyaptığı işler 5 yaşındaki çocuğunişi değil. Ama siz evde büyüyen5 yaşındaki çocukla, Zayn’ıkıyaslarsanız yanlışa düşersiniz.Zayn inanılmaz bir eğitimalıyor, bunu da göz ardıetmemek lazım. Bir de şuvar tabii, siz 5 yaşındakiçocuğa hiçbir şeyi zorlayaptıramazsınız. Zaynçok meraklı, ilgili. Anne-babasıolarak biz de korkuyoruz. En çokda Zayn’a nazar değmesinden korkuyoruz.Allah nazardan korusun.

Sizin kullandığınız arabalar da çokkonuşuluyor..
Ben motor sporları, otomobil meraklısıbir insanım. Çocukluğumdan beri, hayalimpara kazanırsam özel arabalar almaktı.Kariyerimde kazandığım paralarla, şampiyonluklarlaböyle arabalar almaya başladım.Ama bu arabalarım da gündememilletvekili dönemimde çıkmaya başladı.Tabii, bu beni çok üzdü. Benim milletvekiliöncesinde de bir kariyerim vardı. Ben 5kez dünya şampiyonu oldum. Ben milletvekiliolmadan önce de bu arabalara biniyordum.Eşim yabancı olduğu için arabaalma hakkım da var. Ben kanuna, devletinkurallarına uyarak hakkım ne varsa kullanıyorum.İnsanlar bunu farklı yerlere çekmeyeçalıştı. Bunları geride bıraktım. Artıközel araba alayım diye hevesim de yok.Benim için özel arabalar Zayn ile yapacağımprojeler için önemli. Artık trafikteözel arabalara binmiyorum.

ÇOCUKLARINIZIN HOBİSİNE DESTEK OLUN
Gençlerimizin birspor dalıyla uğraşmasıçok önemli. Neler söylemekistersiniz?
Sporun her dalını çok seviyorum. Ben yakın çevremdeki herkese söylüyorum, çocuklarınızın peşinden koşun. Büyük oğlum futbolu seviyor peşinden koşuyorum, Zayn motosiklet sporunu seviyor peşinden koşuyorum. Ebeveynlerin çocuklarının sevdiği dalı bulmasında yardımcı olması gerekiyor. Sonra da onun peşinden koşması gerekiyor. Anne-babalar önce benim hayatım, benim hobilerim derse bu iş olmaz. Fedakarlık gerekiyor. Benim hobilerim geçmişte kaldı. Çocuklarımın hobileri var artık. Ben hayata böyle bakıyorum. 30 yaşında baba oldum. Çocuklarımı hep anlamaya çalıştım, onların hobilerini anlamaya çalıştım ve peşlerinden koştum. Çocuklarınız için siz fedakarlık yapacaksınız. Anne-baba olmak fedakarlık gerektiriyor.

FORMULA 1HAYALİ GERÇEKOLACAK
Boynuz kulağı geçti mi? Oğlunuzu kendinizdendaha yetenekli buluyor musunuz?
Zayn’ın yetenekli olduğuna inanıyorum. Ama konuşmak için çok erken. Ülkemizde kendini kanıtladı ama dünya arenasında da kanıtlaması gerekiyor. Türkiye’de kendi kategorilerinde hem motosiklette hem de karting’de zirvede. Ama şöyle de bir dezavantajı var, Zayn, 9 yaşındaki çocuklara karşı yarışıyor. İlkokul 1’e giden bir çocuğu Ortaokul 1’e giden bir çocuğu aynı sınava sokuyorsunuz gibi. Buna rağmen çok iyi gidiyor Zayn. İnanıyorum, iyi bir eğitimin ardından Formula 1 hayali gerçek olacak.

YARIŞMAYIZİRVEDEYKENBIRAKTIM
Zirvedeyken bıraktınızyarışmayı… Pişmanoldunuz mu?
Cumhurbaşkanımız istediği için bıraktım. Tam zirvedeyken bıraktım. İyi ki bıraktım. Hiç pişman değilim. Bırakmasaydım, performansım düşmeye başlayacaktı. Cumhurbaşkanımızla ilk gün nasılsa hâlâ öyleyiz. Zaman zaman görüşüyoruz. Benim ona olan sevgim gönülden sevgi. Benim ona olan gönül bağım değişmez. Cumhurbaşkanımız hayatımda, kariyerimde hep bana sahip çıktı. Ona olan sevgim hiç değişmez.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SODALI KÖFTE
MALZEMELER
500 gram yarım yağlı kıyma
1 tane soğan
1 çay bardağı sade soda
Tuz
Karabiber
Pul biber
Kırmızı toz biber
1 çay kaşığı kimyon
1 avuç galeta unu ya da kurutulmuş ekmek içi
Yarım kaşık hamur kabartma tozu
YAPILIŞI: İlk önce bir kaba kıyma ve sırasıyla diğer malzemeleri ekliyoruz. İster yuvarlak ister uzun şekiller yapıyoruz. Tavada arkalı önlü kızartıyoruz.

BAHARATLI TAVUK KÖFTESİ
MALZEMELER
750 gram kadar tavuk göğsü
1 büyük soğan
5-6 diş sarımsak
Yarım demet maydanoz
1 çay kaşığı karabiber
2 çay kaşığı kimyon
2 çay kaşığı tuz
1 çay kaşığı kekik
1 tatlı kaşığı kırmızı toz tatlı biber
2 yemek kaşığı salça
1 adet yumurta
3 yemek kaşığı galeta unu
YAPILIŞI: Tavuk göğsünü robottan çekiyoruz. Soğan, sarımsak, maydanozu da robottan geçiriyoruz. Baharatları ekliyoruz. Yumurta ilave edip yoğuruyoruz. En az 2 saat buzdolabında bekletiyoruz. Kızgın tavada arkalı önlü kızartıyoruz.

SEBZELİ KÖFTE
MALZEMELER
1/ 2 kg. patates
1/2 kg havuç
250 gr. kıyma
1 adet soğan
1 adet yumurta
2.5 dilim ekmek içi
Yeteri kadar maydanoz
Tuz
Nane ve kimyon
YAPILIŞI: Patatesi ve havucu rendenin en ince tarafı ile rendeliyoruz. Rendelenen patatesi sıkıp suyunu döküyoruz. İçine soğanı rendeliyoruz. Geriye kalan malzemeyi ilave ediyoruz. İyice yoğuruyoruz. Derince bir tava ya da tencereye bolca sıvı yağı döküyoruz. Yuvarladığımız köfteleri içine atıyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Evet, her uygulamanın kaçağını, açığını bulmada üzerimize yok. Ancak e-devlet’teki sözleşme baki kalacak!
Gelecekte herhangi bir anlaşmazlıkta kiracı, konut sahibini suçüstü yakalatabilir! Konut sahibine elden kira vermeyi kesebilir.
Bu uygulama emlak vergisini arıtacağı için konut sahipleri de kiraları daha yüksek tutabilirler.
Ve bu işten yine kiracılar zararlı çıkabilir ama her şeye rağmen e-devlet güvenceli sözleşmeler hem konut hem de kiracıların mevcut haklarını korumanın en garanti yolu gibi gözüküyor.
Bu uygulama ihtiyaca göre revize de edilebilir.
Kiracıların sözleşme bittiği ve konut sahibi istediği halde evi boşaltmayıp, mahkemeye gidip, anlaşmazlık sürecini 3-4 yıla uzatmasını engelleyecek kurallar uygulamak mümkün.
Örneğin konut sahibi sözleşme bitiş tarihinden altı ay önce e-devlet üzerinden bildirim yapıp kiracısından evi boşaltmasını isteyebilir.
Yine mahkeme süreci başlasa da eğer konut sahibinin haklı gerekçeleri varsa davalar kısa zamanda sonuçlanır.
Örneğin sözleşmenin süresi iki yıllık ama hukuk sistemi bir yıllık sözleşmeye bile 10 yıl ömür biçebiliyor. Bunun gibi haksızlıklar da ortadan kaldırılmalı.
Özetle hem konut sahiplerine hem de kiracılara adil şartlar sunacak yasaya da ihtiyaç var!

BURSASPOR SATILACAK MI?
Galatasaray’ın efsane golcüsü Didier Drogba’nın, TFF 3. Lig ekiplerinden Bursaspor’u satın almak için harekete geçtiği iddia edildi.
Bu tarz iddialar zaman zaman ortaya atılıyor ama henüz bir zenginin Türkiye’den köklü bir kulübü aldığına şahit olmadık.
Dernek statüsü içinde olan kulüp yapıları yabancı ortak alamaz. Ama birçok kulübün aynı zamanda Spor AŞ tarafı var; şirketleşmiş olan ve borsada işlem gören tarafı…
Spor AŞ kulübün tamamına sahip olmadığı için yatırımcılar kulüp satın almaya çekiniyorlar.
Taraftarlar kulüplerin satılmasına başta karşı çıkabilirler lakin kulüplerin asıl sahibinin taraftarlar olduğu da unutulmamalı.
Manchester City, Newcastle United, Paris Saint German, Manchester United gibi dev kulüplerin sahipleri genelde büyük şirketler olmasına rağmen taraftarın onayı olmadan bir şey yapamıyorlar!
Şirketler için kulüp sahibi olmanın hedefi kar etmek. Kar etmek için de sportif başarı gerekiyor. Yıldız futbolcular transfer edilip, sportif başarı elde edilince de çoğu zaman taraftarlar kulüplerin sahiplerinin adını hatırlamıyorlar bile.
Mevcut sistemde yöneticiler tarafından arpalık olarak görülen kulüplerin çoğunun batık olması rastlantı değil!
Drogba’nın Bursaspor’u satın alacağı haberini yapanlar keşke kulübün 1 milyar 539 milyon 708 bin 800 lira borcu olduğu bilgisini de yazsalardı!
Türkiye’de kulüplerin şirketleşmesi İngiltere’deki gibi olsa bu devasa borca rağmen Bursaspor’u almak uzun vadede karlı bir yatırım olabilirdi. 3. Lig’de evindeki her maçta stadyumu tıklım tıklım dolu olan kaç Süper Lig takımı var?
Böyle sadık bir taraftar desteğine sahip olan kulübe hangi yatırımı yapsanız geri döner!
Asıl tartışmamız gereken ise her maçı ortalama 40 bin taraftarın takip ettiği Bursaspor 3. Lig’de mücadele ederken tribün ortalaması 4-5 bin olan kulüplerin nasıl Süper Lig’de varlıklarını sürdürebildikleri!

NE ÇOK ‘ÇAKAR’KULLANAN VAR!
Emniyet ve jandarma trafik ekipleri 3-10 Ekim 2024 tarihleri arasında gerçekleştirdikleri denetimlerde 2 milyon 829 bin 271 araç denetlendi.
Ve kural ihlali yapan 522 bin 427 sürücü hakkında işlem yapıldı.
Cezalar arasında en dikkatimi çeken; mevzuatta aykırı ‘çakar’ kullanan 10 bin 22 sürücüye ceza kesilmesi oldu. Çıkan haberlere bakılırsa her ay 7-10 bin arası çakar usulsüzlüğü belgeleniyor. Yani izinsiz ‘çakar’ kullanan sürücülerin sayısı tahmin edilenin çok üstünde! Para cezasının çözüm olmadığı da ortada. İzinsiz ‘çakar’ kullananların ehliyetlerine bir yıl el konulur ya da araçları trafikten men edilirse sorun çözülür!

MİLYARDERLERE EKSTRA VERGİ!
Fransa’da geçtiğimiz cuma günü, 1 milyar Euro’nun üzerinde mal varlığı olan kişilerin yüzde 2 oranında vergilendirileceği yeni yasa tasarısı önerisi Meclis’te yeterli desteği buldu.
Yine de önerilen varlık vergisinin Senato’nun incelemesinden geçmesinin pek mümkün olmadığına inanılıyor.
Yine Fransa’da varlık vergisi önerisine vekillerin destek vermesi sembolik açıdan anlamlı.
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyarderlerin sayısı artıyor.
Pandemi sonrası yaşanan ekonomik krizler ve enflasyondaki artışların zenginlere yaradığı ortada!
Varlık vergisi, toplumun genelinde olumlu karşılanabilir ve bu da vergilerdeki genel artışa karşı toplumda “Milyarderlerden daha çok alınıyor. Herkes özveride bulunuyor” algısı oluşturabilir.

Altyazı
“İyi hikayeler abartılmayı hak eder.” (Hobbit)
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
2016 yılında dünya evine girdiği Kadir Doğulu ile evliliğinde yaşadığı krizlerle konuşulan Neslihan Atagül Doğulu, şimdilerde bambaşka bir heyecan yaşıyor.

32 yaşındaki oyuncu “Bir süre daha bu ‘mutluluğumuzu’ mahrem tutmak isterdik. Hakkımız da buydu açıkçası… Velhasılkelam; Biz mutluyuz, memnunuz ve iyiyiz.” bu sözlerle hamile olduğunu duyurdu.

Bir erkek bebek bekleyen 5 aylık hamile ünlü oyuncu şimdi de abisiyle gündeme geldi.

Babaları Türk, anneleri Beyaz Rus (Belarus) olan Atagül kardeşler, adeta ikiz gibi benziyorlar.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bir dönem Yeşilçam’ın zirvesinde olan Sevtap Parman şimdi ne yapıyor? Yeşilçam oyuncularının son halleri görenleri şoke etti.

Hakan Ural, İbrahim Tatlıses, Kadir İnanır, Yalçın Dümer, Tarık Akan, Cüneyt Arkın ve daha birçok isim ile kamera karşısına geçen ve oynadığı rollerle Yeşilçam’a damga vuran Sevtap Parman’ın son hali merak konusu oldu.

Yeşilçam’ın en güzel kötü kadın karakterlerine hayat veren Sevtap Parman’a da yıllar acımadı… Yaşı ilerledikçe gündemden düşen ve diğer Yeşilçam yıldızları gibi kabuğuna çekilen Sevtap Parman’ın son hali olay oldu.

Sevtap Parman, Yeşilçam’ın “Bayan popo” lakaplı oyuncusuydu.

Aktif olduğu dönemlerde verdiği cesur pozlarla, oynadığı filmlerde sınır tanımayan sahneleriyle hep gündemdeydi. İşte Yeşilçam’ın güzel yıldızı Sevtap Parman’ın son hali…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
168.Bölüm:
SÖĞÜT’TE BÜYÜK İSYAN
Uç topraklarda artık kılıçlar çekildi. Osman Bey’in bütün tuzaklardan kurtulması Lucas’ı da Karesi Bey’i de çok öfkelendirir. Lucas, Osman Bey’i alt etmek için yeni bir hamlesi olduğunu söyler.

Karesi Bey bu hamlede nasıl bir rol oynayacaktır? Kayı Obası’nda düğün toyu sürerken Lucas yapacağını yapmış, Söğüt’te ki Rum ahaliyi kışkırtarak büyük bir isyan ateşi yakmıştır, haber toya yıldırım gibi düşer. Osman Bey isyan ataşını söndürmek için nasıl bir hamle yapacaktır?
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

OSMAN BEY İKİ ATEŞ ARASINDA
Lucas bir yandan Söğüt’te isyan ateşini yakmışken öte yanda ordusunu Karadin Kalesi hududuna dayamıştır. Bir tarafta isyanı bastırmaya çalışan Osman Bey, Karadin Kalesi’nin haberini alır. İki ateş arasında kalan Osman Bey bu cendereden nasıl çıkacaktır?

ORHAN BEY VE HOLOFİRA’NIN DÜĞÜN TOYUNDA NELER YAŞANACAK?
Osman Bey ve alpları kendilerine kurulan tuzaktan kurtulmuştur. Lucas’ın adamları tarafından köşeye sıkıştırılan Orhan Bey ve Holofira ise nasıl bir hamleyle kurtulacaklardır?

Orhan ve Holofira’nın evlenmesinin önünde artık hiçbir engel kalmamıştır. Osman Bey oğlu için anlı şanlı bir düğün toyu kuracaktır, bütün obada düğün telaşı başlar.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Depresyonlu kişilerde genellikle daha az aktif olan ve beynin karar verme süreciyle bağlantılı bölgesine zayıf elektrik akımları veren cihazı 10 hafta boyunca düzenli kullananların depresif semptomlarında “fark edilir bir düşüş” gözlendi.
Uzaktan yürütülen klinik çalışma kapsamında katılımcılar iki ayrı gruba ayrıldı. Tedavi grubundakiler, cihazı 30 dakikalık seanslar halinde ilk 3 haftada 5 kez, sonraki 7 hafta boyunca ise haftada 3 kez kullandı. Kontrol grubundaki hastalar ise seans başında yalnızca kısa bir akım darbesi veren ve aynı uyarım hissini taklit eden sahte bir kulaklık taktı.
Araştırma sonucunda, geliştirilen cihazı kullanan katılımcıların depresyon belirtilerinin kontrol grubuna kıyasla yaklaşık yüzde 58 daha fazla düştüğü kaydedildi.
Bilim insanları, bu cihazın depresyona yönelik standart tedavi yöntemleri ve psikoterapiye yanıt vermeyen kişilerin 3’te birinden fazlası için çığır açıcı olabileceğini vurguladı.
Araştırmanın sonuçları “Nature Medicine” dergisinde yayımlandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ardından kemoterapi tedavisine başlanan ve bir süre sonra ameliyatla koltuk altındaki kanserli kitle alınan Kaya’nın kemoterapi süreci devam ediyor.
Mustafa Kaya, sağ göğsünde koltuk altında bir kitle olduğunu fark ettiğini ama başlarda çok önemsemediğini söyledi.
Eşinin ısrarıyla hastaneye başvurduklarını ve meme kanseri teşhisi konduğunu anlatan Kaya, “Ameliyattan önce 8 kez kemoterapi gördüm, sonrasında cerrahi operasyon oldu. Hastalıklı dokular temizlendi, ışın tedavisine başladım ve kemoterapi devam ediyor” dedi.
REKLAM
İlk hastalık teşhisi konulduğunda çok şaşırdığını belirten Kaya, “Başta bunu kabullenemedim. İnsan bunu kendine konduramıyor. İlk başta tedaviye de başlamıyordum. ‘Benim işim bitti’ diyerek hastaneden çıkıp gitmiştim” diye konuştu.
“‘ÇEVREME MEME KANSERİYİM’ DİYEMİYORDUM”
Kaya, ardından eşinin desteğiyle tedavi sürecine başladığını dile getirerek, şöyle konuştu: “Operasyonum gayet güzel geçti, tedavim devam ediyor. Ara ara kontrollerimiz var, tahlillerimiz gayet güzel ilerliyor. İnsanlar benim gibi geç kalmasınlar, ben bu süreçte geç kaldım. Kimsenin söylediğine aldırış etmeyin, kendinize bir hastane ve hekim belirleyin. Tahlillerin ilerleyişinden fark ettiğim de kanser olabileceğimi bekliyordum ama meme kanseri olmasını hiç beklemiyordum. Çok şaşırtıcı olmuştu ve ilk etapta bu durumu kimseye söyleyememiştim. Çevreme meme kanseriyim diyemiyordum, süreci geçiştiriyordum.”
Kaya’nın eşi Aynur Kaya, renk değiştirmeye başlayan kitleden sonra eşini doktora gitmesi konusunda ikna ettiğini dile getirdi.
Eşinin kanser olduğunu öğrendiklerinde psikolojik olarak çöküntü içerisine girdiklerini aktaran Kaya, “Korktuk ve hemen ölecekmiş gibi algıladık ama o psikolojiden bir an önce çıkıp hemen tedaviye başladık. Sağ olsun doktorlarımız çok güzel yönlendirdiler ve eşim sağlığına kavuştu. Süreç çok güzel ilerliyor ve doktorlarımıza çok teşekkür ederiz” ifadesini kullandı.
REKLAM
Numune Hastanesi Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Meriç Emre Bostancı ise meme kanserinin, memeyi oluşturan dokularda bulunan bazı hücrelerin kontrolsüzce bölünüp çoğalmasıyla meydana geldiğini söyledi.
Meme kanserinin erkeklerde nadir görülüyor olmasına karşı ciddi bir hastalık olduğunu vurgulayan Bostancı, “Bu nedenle aynı kadınlarda olduğu gibi risk grubunda bulunan kişilerin meme kanseri semptomlarının farkına varması önemli. Tüm kanser vakalarında olduğu gibi erkeklerde meme kanserinde de erken tanı ve tedavi hastalığın iyileşme olasılığını artırmaktadır” diye konuştu.
“ERKEK HASTALARIMIZ KENDİLERİNE KONDURAMIYOR”
Bostancı, erkeklerde meme kanserinin genellikle 50 yaş üzerinde geliştiğini ve 35 yaş altı erkeklerde meme kanseri oluşma ihtimalinin düşük olduğunu vurguladı.
Meslek hayatı boyunca ikinci kez erkek hastaya meme kanseri operasyonu gerçekleştirdiğini ifade eden Bostancı, şunları kaydetti: “Mustafa beyin meme dokusunun altında ele gelen kitlesi vardı. Biraz önemsememiş, birazda geç gelmişti. Ameliyat öncesinde başka tedaviler de alması gerekti, o tedavilerden son derece fayda görerek meme dokusuyla ilgili cerrahi işlememizi gerçekleştirdik. Şu anda gayet iyi gitmekteyiz, takiplerimizde bir sıkıntı görülmemektedir. Bu hastalığı erkek hastalarımız kendilerine konduramamakta, ‘Bana olmaz’ diye düşünmekte ya da bilinçsizlikten farkına varamamakta. Kadın hastalığı olarak bilinmesi ve erkeklerde meme kanseri tanısını koymakta güçlük yaşanmasına sebep oluyor.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖN SATIŞI BAŞLAYAN FİLMİN BİLETLERİNE BÜYÜK TALEP
25 Ekim’de sadece sinemalarda izleyici ile buluşacak olan, Türkiye İş Bankası‘nın katkılarıyla çekilen ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’nın vizyonuna sayılı günler kalmışken ön satışa açılan biletler yoğun ilgi gördü.
Filmin teaser ve fragmanı yayınlanır yayınlanmaz tüm platformlarda milyonlarca kez izlenmişti.

BU FİLM UMUT AŞILIYOR!
1930’lu yılların Türkiye’sinde, bir avuç genç, yetenekli ve azimli insanın bir ülkede sanatla nasıl devrim yaptığının nefes kesen hikayesini anlatan filmin oyuncu kadrosunda yer alan; Salih Bademci, Ertan Saban, Ahmet R. Şungar, Birce Akalay, Melis Sezen, Şifanur Gül, Mehmet Özgür, Burak Bilgili, ve Emre Karayel ve Bensu Soral ve Okan Yalabık gerçek bir hikâyenin gerçeküstü mücadelesini güçlü oyunculukları ile gözler önüne serecek.
‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’ 25 Ekim’de sadece sinemalarda.

“Milli bir gurur” Haberi Görüntüle
En büyük hedefini açıkladı Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Şoray, kızı Yağmur Ünal’ın bir fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşarak doğum gününü kutladı.

Ünlü oyuncu, yaptığı paylaşımın altına, “Yağmur’umun yeni yaşından, yeni bir fotoğraf. Hayatımın en değerli varlığı kızım, yeni yaşın mutluluk ve başarıyla geçsin. Seni seviyorum…” şeklindeki ifadelerle duygularını dile getirdi.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>42 yaşındaki pop yıldızının çekilecek biyografik filminin müzikleri için yaptığı hazırlıkların Spears’a yeni bir albüm hazırlama konusunda ilham verdiği öne sürüldü.
Ruh sağlığıyla ilgili sorunlar yaşadığı için 13 yıl boyunca babasının vasiliğini üstlendiği, bu vasilikten 2021’de kurtulan Spears, o zamandan bu yana yalnızca iki parça yayınladı: Elton John ile iş birliği yaptığı ‘Hold Me Closer’ şarkısı ve Will.i ile ortak çalışması ‘Mind Your Business’.
Spears’a yakın kaynaklar, ünlü şarkıcının merakla beklenen biyografik filmi için yepyeni bir müzikle heyecanı yakalaması gerektiğini bildiğini aktardı.
Buna göre Spears, yaklaşan biyografik filminin müziğine dahil edilecek müziği yapıyor ve bu süreçte yoğun bir şekilde çalışıyor.
Daily Mail’e konuşan bir kaynak, “Eski parçalarından bazılarını filmin havasına uyacak şekilde yeniden kaydedecek ve ayrıca müziğinin bir kısmını da yeniden düzenleyecek. Ancak filmle ilgili heyecanı gerçekten harekete geçirmek için yeni bir şarkıya ihtiyacı olduğunu biliyor” dedi.
İlk iki stüdyo albümü olan ‘Baby One More Time’ (1999) ve ‘Oops!… I Did It Again’ (2000) ile dünya çapında şöhrete ulaşan Spears’ın her iki albümü de tüm zamanların en çok satan albümleri oldu.
Bu albümlerden sonra yedi albüm daha çıkaran Spears, dünya çapında 150 milyon albüm sattı.
En son 2016’da ‘Glory’ adlı albümünü çıkardı. 31 Aralık 2017’de ‘Piece of Me’ programının bir parçası olarak Las Vegas’ta canlı performans sergiledi.
2022’de vasilikten kurtulma mücadelesinden sonra sahneye dönemeyecek kadar travma yaşadığını söyledi ve bir daha sahnelerde görünmedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü şarkıcı, kendisini dinlemeye gelen dinleyicilerine 10 yaşındaki oğlunu ‘Küçük Emrah’ diye tanıttı.

İkili, Emrah Erdoğan’ın 1996 yılında çıkardığı ‘Götür Beni Gittiğin Yere’ adlı şarkısını birlikte seslendirdi.

Fotoğraflar: X
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İDDİALARI YALANLAMIŞTI
İkili hakkında ortaya atılan aşk iddialarının ardından Reyhan Karaca, yaptığı açıklamada; “Aşk insanın ruhunu besleyen çok özel bir duygudur. Doğru kişiyle bunu yaşamak ve sürdürebilmek hayatta insana sunulan en büyük şanstır. Gerçek aşkı bulduğumda elinden tutup, sizlerle paylaşacağımdan şüpheniz olmasın. Hakkımda çıkan asılsız aşk dedikodusu haberlerine itibar etmemenizi rica ediyorum. Aşkla kalın…” ifadelerini kullanarak aşk iddialarını yalanlamıştı.
GERÇEK AŞKIYLA GÖRÜNTÜLENDİ
Habertürk‘ten Nazif Şahin Karpuz’un haberine göre; Berksan, yaklaşık bir yıldır birlikte olduğu ismi Kübra olduğu öğrenilen sevgilisiyle Etiler’deki bir mekân çıkışında objektiflere yansıdı.
İkiliye Volga Tamöz ile eşi Gülsen Karatoprak Tamöz eşlik etti.
Basın mensuplarının sorularını yanıtsız bırakan Berksan, sevgilisinin elini bir an olsun bırakmadı.
Ünlü şarkıcı, daha sonra sevgilisi ve arkadaşlarıyla aynı otomobile binip başka bir mekâna geçip eğlencelerine devam etti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İbrahim Tatlıses’e, geçtiğimiz günlerde oğlu İdo’nun kendisi için “Adamlığı babamdan öğrendim” şeklindeki açıklaması hatırlatıldı.
“BEN İYİ BİR BABAYIM”
İbrahim Tatlıses; “Adam olduğu için öğrenmiş. İdo adamdır. Ben iyi bir babayım, tüm evlatlarıma karşı bir kişi hariç. 72 yaşındayım, hâlâ köpek gibi çalışıyorum. İnşallah onların çocukları da bir gün onlara yaptıklarının aynısını yaparlar. Ben iyi bir adam olduğuma inanıyorum. Ben babamdan bir şey getirmedim, Allah verdi” ifadelerini kullandı.
“HERKESİ İFŞA EDECEĞİM”
Kariyeri boyunca çok çalıştığını ifade eden ve İbrahim Tatlıses, daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü; “Köpek gibi çalıştım. Mağaradan geldim, aslımı hiçbir zaman inkâr etmem ama bana edenler mutlaka belasını bulur. Kim benim paramı çalıyorsa, bana kötülük yapıyorsa Allah onların başına versin. Ben hesap sormam, Allah sorsun. Ne diyor Allah: ‘Yanına bırakırım ama yarına bırakmam,’ inşallah yarına bırakmaz. Urfa’dan sonra bir basın toplantısı yapacağım, her şeyi açıklayacağım. Herkesi ifşa edeceğim. Ben halkın adamıyım. Urfalıyım, Türk’üm, Türk olduğum için iftihar ediyorum. Türkoğlu Türk’üm, anam Kürt, babam Arap. Sizleri seviyorum” şeklinde yanıt verdi.
“BENİM HAYATIM FİLME SIĞMAZ”
İbrahim Tatlıses’e hayatının film yapılması isteyip istemediği sorulduğunda ise “Müslüm Gürses’in hayatında ben vardım ama filmde yokum. Benim hayatım öyle bir saatlik, bir dönemlik değil. En az beş – altı dönem olur. Netflix’e bile beş döneme sığmaz benim hayatım. Ben tarih istemem, ben tarihim” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Öte yandan Bülent Ersoy, geçtiğimiz haftalarda ünlü isimlerin vefat etmesi ile beraber cenaze törenlerine vefa gösterilmemesiyle ilgili “Cenazeme kimse gelmesin. Ben kendim giderim” şeklindeki açıklamalarda bulunmuştu. Ersoy’a bu sözleri hatırlatıldı.
“BEN HAYATIMDA BİR KERE DÖNDÜM BİR DAHA DÖNMEM”
Bülent Ersoy, gazetecilerin “Bu düşünceniz hâlâ geçerli mi?” sorusuna “Ben hayatımda bir kere döndüm, bir daha dönmem” dedi.
“CİDDİYE ALMIYORUM”
Ardından Murat Övüç’ün kendisiyle ilgili “Bülent Ersoy’un takıları sahte” şeklindeki sözleri hatırlatıldı. Ersoy, “Ben bu tarz söylemleri ciddiye alıp cevap vermem” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Vural Çelik, Gülse Birsel ile ilgili şunları söylemişti;
Bunun nedeninin ise Birsel’in ‘Avrupa Yakası’nda Vural Çelik’in hakkını aramadığı olduğu konuşuluyordu.
Gülse Birsel’in Vural Çelik’in çelenk gönderdiği cenazesine katılmaması, sosyal medyada tepki çekti.
Vural Çelik’in kardeşi ve annesinin cenazedeki feryatları, yürekleri dağladı.

Gülse Birsel, hem küslükle hem de cenazeye katılmamasıyla ilgili dün akşam açıklamada bulundu:
Vural’a vedam; birkaç yıldır cenazelere gidemiyorum. (Çözmem gereken bir anksiyete.) Cenazeler, dini tören bölümünü ayrı tutarsak vefat edeni yad etmek, veda etmek için vardır. Ben bunu yazarak yapacağım.
REKLAM
Bir iş arkadaşımı çok erken kaybettim. Şaşkın ve üzgünüm. Vural Çelik, ‘Avrupa Yakası’nın ikinci sezonuna tek bölümlük Kubilay rolü için gelmişti. Çok tatlı bir performans gösterdi. O hafta yapımcıya “Mümkünse her bölüm yazmak istiyorum” dedim ve Vural, ekibe katılmış oldu.
Nevi şahsına münhasır biriydi. Setin çocuğu gibiydi. Herkese kendi kendine küser, nedenini bilmediğimiz konulara alınır, sonra barışmak için hediyeler isterdi. Bu hediye konusu setin şakası haline geldikçe “Bu hafta bana ne alıyorsun Gülse?” cümlesiyle girmeye başlamıştı stüdyoya. Beraber çok güldüğümüz, keyfi yerinde olsun diye hep kollamaya çalıştığımız bir çocuksu ruhtu. Özellikle bana ve Engin Günaydın’a çok nazı geçerdi. Sette biraz da bizi güldürmek için oynadığı bir “Mağdur persona”sı vardı. Şenay Gürler’le bir kahve içmeye mi çıkıyoruz, “Vaay tabii sosyete bizi davet etmez”! “Ya iki kız dedikodu yapacağız, sen niye geliyorsun?” “Yok ben garibanım zaten, bir kahve ısmarlamazsınız bu fakire, ben hangi parayla kahve içeceğim” filan derken bu sefer abarttığını fark edip onu gülme tutardı.

Hale Caneroğlu – Vural Çelik – Gülse Birsel – Sarp Apak – Şenay Gürler – Engin Günaydın; ‘Avrupa Yakası’nın setinde…
REKLAM
Setin bu geleneksel şakasından, bu dinamikten zenginliğine rağmen hep mağdur hep ezik ‘Gülenay’ı yazdım. Vural nefis oynadı. ‘Birinin bizi durduramadığı’ günlerdi.
Son sezona girerken, ayrılmak istediğini söylediğinde ben dahil birkaç oyuncu arkadaşım vazgeçirmeye çalıştık. Ücret, saatler, senaryodaki yeri gibi şikayetleri vardı.
Yapımcılarla konuşup, bana alıngan tonlu bir mesajla ayrıldığını söyledi ve teşekkür etti. Belki ısrar etmemi, yapımcıyı arayıp onsuz olmaz dememi bekledi. Yanlış karardı bence.
Keşke son sezonda da beraber oynasaydık. Ve keşke birkaç ay sonra bir TV programında benimle ilgili mana verilemez, yakışıksız cümleler etmeseydi. (Tabii kimse iş arkadaşıyla tek sebepten 16 yıl iletişimi kesmez. Ama sonraki yıllardaki hataları, yanlışları burada anlatmaya gerek de yok, yakışık da almaz.) Ben oyuncu arkadaşlarımla olan anlaşmazlıklarda kavga, polemik, magazin… (Devamı yorumlarda)
Gülse Birsel, birçok sosyal medya takipçisinden gelen tepki üzerine kısa bir süre sonra paylaşımını kaldırdı.
Vural Çelik açıklaması Haberi Görüntüle REKLAM
Gülse Birsel’in sonradan sildiği açıklamaları, Vural Çelik’in ailesini bir hayli incitti.
Vural Çelik’in kız kardeşi Kadriye Çelik, ailesi adına Gülse Birsel’e yazılı bir açıklamayla cevap verdi:
Kamuoyunun dikkatine,
Hayatımızın en zor dönemlerinden birini yaşıyoruz. Çok sevgili ağabeyim Vural Çelik aramızdan ayrıldı ve derin bir acı bıraktı. Onun sıcak gülümsemesi, sevgi dolu yüreği ve hayatımıza kattığı güzellikler her zaman hatırlanacak.
Unutmayalım ki, ağabeyim yaşamı boyunca birçok insanın kalbinde iz bıraktı. Bizlere öğrettiği değerleri, paylaştığı anıları ve verdiği sevgiyi asla unutmayacağız. Bu zor günlerde, birbirimize destek olmanın ve onun hatırasını yaşatmanın en önemli şey olduğunu biliyoruz.
Çelik ailesi olarak acımız henüz çok tazeyken Gülse Birsel’in haddini aşan açıklamalarına üzülerek tanık olduk. Ağabeyim hakkında yapılan bu tür yorumların, savunma fırsatımız olmadan yapılmasının ne kadar yerinde olduğunu kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir insanın kalemi yetenekli olabilir; ancak bu, onun iyi bir insan olduğu anlamına gelmez. Ağabeyim, insanları mutlu etmeyi ve onları güldürmeyi çok seven, gördüğü her tebessümle mutlu olan bir insandı. Bu onun en büyük zenginliğiydi.
Ağabeyim hayatı boyunca görme engelli bir anneye, bir kız kardeşe ve iki yeğene bakan, hayat mücadelesi veren, ekmeğinin peşinde koşarken kimseye boyun eğmeyen biriydi. Onuruyla yaşadı ve onuruyla aramızdan ayrıldı.
Çelik ailesi olarak Gülse Birsel’e tavsiyemiz; ağabeyimin mezarına gidip helallik istemesidir. Bu, belki de bu zor günlerde bir nebze olsun kalplerimize su serper. Ağabeyim yüce gönüllüdür, umarız affeder…
Başımız sağ olsun, acımız paylaşıldıkça azalacak.
Çelik Ailesi
Ünlü oyuncu hayatını kaybetti Haberi Görüntüle
Vural Çelik’e veda Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Habertürk‘ten Onur Aydın’ın haberine göre; Bloomberg HT TV, Bloomberg HT Radyo, Habertürk TV, Habertürk Radyo’nun ana medya sponsorluğunu üstlendiği 19. Contemporary İstanbul, bugün itibariyle sanatseverlerin ön izlemesi için kapılarını açtı. Fuara, Burcu Esmersoy, Aslı Tandoğan ve Burcu Biricik gibi ünlü isimler de katıldı.
Aslı Tandoğan“EVİMDE BOŞ DUVAR KALMADI”
Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Burcu Esmersoy, “Ben her sene gelmeye çalışıyorum. O kadar güzel ki… Bütün günümü geçirebilirim burada” dedi.
Kendisinin de bir koleksiyoner olduğunu dile getiren Burcu Esmersoy, “Ben koleksiyonerim aynı zamanda. Utanıyorum bunu söylemeye ama fena değilimdir. Benim de bayağı iyi eserlerim vardır. Heykel çok toplarım, resim çok toplarım. Benim evimde artık boş duvar kalmadı. Bazı koleksiyonerler alırlar ve duvara yaslayıp bırakırlar. Hepsinin böyle şeyleri olmuştur. Ben de duvara yaslamadan direk duvara asabileceğim eserleri almayı tercih ediyorum. Bazen arkadaşlarımın evlerine hediye ederim ama geri almak karşılığında. Biraz onların evinde dursun diye arada sırada veriyorum” diyerek güldü.
Burcu EsmersoyREKLAM“GALERİ AÇMAYA UTANIRIM”
Kendisine ait bir sanat galerisi açmak isteyip istemediği sorulunca ise Burcu Esmersoy, “Küçük bir Burcu Esmersoy galerisi… Utanırım herhalde sanatçı olarak olamaz tabii. Bütün galeriler neredeyse yakın dostlarım” dedi. Eşi Nazım Akmandil’in ise evdeki duvarların doluluğu ile ilgili isyanda olmadığını dile getiren Esmersoy, “O bayılıyor dolu duvarlara. Çok seviyor. Benim eşimin bana ilk hediyesi en çok beğendiğim eseri bana hediye olarak aldı. İlk hediyesi de odur zaten” şeklinde konuştu.
Burcu Biricik ile kardeşi Bekir BiricikKIZI İLE VAKİT GEÇİRMEK İÇİN ÇALIŞMIYOR
Burcu Biricik de fuara kardeşi Bekir Biricik ile katıldı. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Biricik, “Bu sezonu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “Bence kıyasıya bir yarış ile başladı. Diziler harika gidiyor. Çok güzel diziler var” yanıtını verdi.

Eşi Emre Yetkin ile temmuz ayında kızı Luna’yı kucağına alarak ilk kez anne olma sevincini yaşayan Burcu Biricik, ayrıca “Ben çocuğum ile biraz vakit geçirmek istediğim için bu sezon yokum. Onunla vakit geçirmek bu hayattaki en güzel şey, çok huzurlu” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sarınıp sarmalanın
Bu sezon sarınıp sarmalanıyoruz. Evden battaniyenizi alıp çıkmak isteyebilirsiniz. Bu kış tasarımcılar bizleri sıcacık tutmak için ayrı bir çaba göstermiş. Pelerin, koyun postlu montlar, şallar, battaniyeyi andıran şık pançolar, anoraklar, oversize paltolarla bu kış üşümenize imkân yok! Üstelik etnik desenleri ve geometrik şekilleriyle kıyafetimize hareket katacaklar.

Kayağa gidiyoruz
Bu kış, kayak sporu ön plana çıkıyor. Birkaç sezondur tüm modayı etkisi altına alan, spor dallarından esinlenilmiş giyim parçalarına bu kış da rastlıyoruz. Kapitone parçalar, kar taneli kalın trikolar, bereler ve maskülen botlar yine baş tacı. Desenli kazaklar, deri pantolonlar, bereler, kalın botlar gibi parçaların ve kayak kıyafetlerinin bir arada yorumlandığı bu temada, şehirde kayak şıklığı yaşamaya hazır olun.

Baştan aşağıya yün
Sıcacık bir kış için, nötr renklerdeki yün parçalar vazgeçilmeziniz olacak. Bu kış yünlü kumaşları baştan aşağı her parçada görmek mümkün. Yün pantolonlar ile yün trikolar aynı renk ve desenlerle birbirine takım oluyor. Kalın yün trikolarla hem üşümeyeceksiniz hem de trendlerin gerisinde kalmamış olacaksınız.

Etek ve pantolonlarda kalın kumaşları tercih edin
Kışın üzerinize giydiğiniz kalın bir kazakla soğuktan korunabilirsiniz. Ancak pantolon, etek ve taytlarda da kalın kumaşları tercih etmelisiniz. Yün, deri, süet, kadife kumaşlar kışa uygun şık ve trendi kumaşlar. Deri bir etek ya da yün bir pantolonla ya da kadife bermuda ile hem soğuktan korunabilirsiniz hem de trendi ve şık görünebilirsiniz.

Paltosuz asla
En çok dikkat çeken, kıyafetinizin dışına giydiğiniz paltolar… Artık palto deyince aklınıza kalın ağır ve kaba parçalar gelmesin. Birbirinden şık modeller, paltoları adeta elbise kıvamına getiriyor, hem üşümüyorsunuz hem de şık görünebiliyorsunuz yani bir taşla iki kuş vurmuş oluyorsunuz. Devetüyü modelleri, klasik ya da militer tarzları, kırmızı-siyah, gri tonları, bebek mavisi ve pembe renkleri, oversized ceket formalarındaki paltoları tercih edebilirsiniz.

Ayaklarınız sıcak olsun
Kışın en çok ayaklar üşür, ayakları üşütmemek için bot ve çizmeler vazgeçilmezdir. Size tavsiyemiz, düz ya da topuklu kaliteli ve klasik bir çizmeniz mutlaka olsun. Nasıl olsa her kış sezonu çizmeler vazgeçilmez oluyor ve modası hiç geçmiyor. Kısa deri botlar çizmelere alternatif olabilir. Yünlü, kürklü bot ve çizmeler çok soğuk havalarda tercih edilebilir. Ayaklarınızı sıcak tutmak ve kış şıklığınızı sergilemek için kış gardırobunuzdan bot ve çizmeleri eksik etmeyin.

Başınızı ve boynunuzu sarın
Bere, şapka, atkı, eldiven ve kalın saç bantları hem başınızı ve boynunuzu soğuktan koruyor hem de şıklığınızı garantiliyor. Kışın vazgeçilmezleri olan atkı-bereeldiven üçlüsü kıyafetinize ayrı bir hava katabilir, önemli olan doğru renk ve modellerle kendinize yakıştırmak.

Çoraplardan vazgeçmeyin
Kışın en çok ihtiyaç duyduğumuz çoraplar birkaç sezondur kıyafetleri tamamlayan en şık aksesuvarlardan… Özellikle külotlu çoraplar, etek ve elbiselere farklı bir cazibe katıyor. Opak çoraplar ise yine en trendi modellerden. Desenli, parlak ve canlı renklerle külotlu çoraplar hem sıcak tutuyor hem de bacakları çok şık sarıyor. Ayrıca kısa soket çoraplar özellikle botlarla çok şık kombinlenebiliyor. Kısacası sıcak ve şık bir kış için çoraplardan vazgeçmeyin.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu olayların insanda yarattığı anılar, içsel bir temsil olarak depolanır. Her bir olay beyinde bir resim, ses, duygu veya düşünce olarak tutulur. Aslında tüm anılarımız belirli bir dizi görüntü, slayt, film, ses, duygu, koku ve tat olarak depolanır. Bu, bir dizi hatırayı diğerinden ayırma şeklimizdir. Bu depolanmış resimler, kelimeler, sesler ve fiziksel hislerle deneyimlerimizi düşündüğümüz gibi zihinsel olarak yeniden yaratır ve hatırlarız. Şimdi gözlerimizi hareket ettirirken hangi tatları keşfedebileceğimize bakalım…
Göz hareketleriyle zihne ulaşma fikrinin temeli, göz sinirinin beyne en yakın konumda olmasından temel alır. Gözlerinizin yaptığı hareketlerin, anıların farklı duyusal kısımlarını ortaya çıkardığı düşüncesi, gerçek ve yalan arasındaki ayrımı belirginleştirebilir.
Yalan söylediğinin 8 işareti
Göz hareketleri ne anlama geliyor?
Konuşurken gözlerinizin ne yöne baktığı, o an ne düşündüğünüz, neyi anımsadığınız ve nihayetinde yalan söyleyip söylemediğiniz hakkında bilgi verebilir.
Yukarı ve sola bakmak
Yukarı ve sola doğru hareket, kişilerin daha önce görmedikleri bir şeyi zihinlerinde görselleştirmeye çalışırken yaptığı bir harekettir. Birinden var olmayan bir şeyi hayal etmesini istediğinizde bu harekete tanık olabilirsiniz. “Duvarları mora boyayınca odanız nasıl gözükür?”, “Pembe bir fil düşün. “Sence bu saç kesimi bana yakışır mı?”
Yukarı ve sağa bakmak
Yukarı ve sağınızda daha önce gördükleri veya hayal ettikleri bir görüntü ortaya çıkar. Buna ek olarak, bazı insanlar gözlerini odaktan çıkararak hatırlanan görsele erişirler. “Büyüdüğünüz oda ne renkti?”, “Oturma odanızda kaç sandalye var?”, “İlk bisikletinizin rengi neydi?”.
Sola bakmak
Zihniniz daha önce duymadığınız bir şeye erişmeye çalışırken gözleriniz sol tarafa bakabilir. “Bu şarkıyı ben söyleseydim nasıl olurdu?”, “Bir kedi havlaması nasıl olur?”
Sağa bakmak
Daha önce duyduğunuz bir şeyi çağırmak, gözlerinizi sağa hareket ettirebilir. Bu bir konuşma veya ses olabilir. “Ben en son ne dedim?”, “En son telefonda kiminle konuştun?” gibi sorular, muhatabınızın gözlerini sağa doğru harekete geçirebilir.
Aşağı ve sola bakmak
Bir kişinin duygularına ve duyularına erişme çabası, aşağı ve sola bakmasına sebep olabilir. “Suda yüzmek nasıl bir duygu?”, “Islanmak nasıl bir duygu?”
Aşağı ve sağa bakmak
Bir kişinin içsel bir diyalogda olması, gözlerini aşağı ve sağa çevirebilir. Biraz durup kendi iç sesinizin sesini dinleyin, “Bu durum sizin başınıza gelseydi ne yapardınız?”
Gözleriniz hareket etmiyor
İnsanlar sorunuzu doğrudan ve hemen yanıtladığında bu, bilgilerin zaten mevcut olduğunu gösterebilir.
Referans:
NLP Eye Accessing Cues. Şuradan alındı: https://www.mindtools.co.th/personal-development/nlp-eye-accessing-cues/
Yumruk yapma şekliniz kişiliğinizi ele veriyor!
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>NASA Uzay Hava Durumu Programı Direktörü Jamie Favors, yaklaşık bir yıl daha süreceği tahmin edilen evrede, Güneş’in üzerinde leke oluşması gibi çeşitli aktivitelerde artış görüleceğinin öngörüldüğünü söyleyerek, bu artışın, yıldız hakkında yapılan araştırmalar için yeni fırsatlar oluşturacağını ve aynı zamanda Dünya ve Güneş Sistemi genelinde etkileri olacağını kaydetti.
Bu artış Güneş’i incelemek için bir fırsat olsa da Dünya üzerinde etkisi de olacak. İnsanlar üzerinde direkt bir etkiden söz etmeyen uzmanlar internet kesintileri konusunda çeşitli uyarılarda bulundu. Güneş fırtınaları güçlü manyetik alan değişimlerine neden olarak uydulara zarar verebiliyor. NASA bu dönemde enerji şebekelerinin de etkilenebileceği konusunda uyarıyor.
Uzmanlar, güneşin bu aktif döneminde tam olarak ne zaman zirveye ulaşacağını belirleyemiyor. NOAA’dan Uzay Hava Operasyonları Direktörü Elsayed Talaat, bu zirve anının aylar veya yıllar sonra belirleneceğini ifade etti.
İlginizi çekebilir: Güneş fırtınası nedir? Güneş fırtınasının etkileri nelerdir?
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Banyo kalitenizi artırmak için; banyo suyuna doğal yağlar ekleyebilirsiniz. Bu yağlar arasında; kakao yağı, lavanta yağı, gül yağı ve jojoba yağı ön plana çıkar. Bu doğal yağlar, vücudunuzun nemini korumasına yardımcı olur. Buarada önemli bir ayrıntıya dikkat etmeniz gerekiyor. Cilt tipinize uygun banyo yağı seçmeniz sizin için faydalı olacaktır.
Cilt koçu Döndü Mens Yılmaz “Ev Yapımı Doğal Güzellik” adlı kitabında, doğal vücut bakımı için yapılması gerekenleri anlattı.
Pürüzsüz bacaklar için portakallı peeling
Bacaklar, kadın vücudunda dikkat çeken yerlerden biridir. Pürüzsüz bir bacak için evdeki malzemeleri kullanmanız yeterli olacaktır.
Portakallı bacak peelingi için malzemeler
Bütün malzemeleri, krem kıvamına gelene kadar iyice karıştırın. Karışımı, bacaklarınıza masaj yaparak uygulayın. Peelingi bacağınızda 5 dakika beklettikten sonra ılık su ile yıkayın. Düzenli kullanımda farkı siz de göreceksiniz!
Kuru vücutlar için bal ve limon
Bu karışım sayesinde, vücudunuzu derinlemesine nemlendirebilirsiniz. Karışım aynı zamanda, kurumaya bağlı olarak ortaya çıkan deri döküntülerine de iyi gelir.
Bal ve limon kürü için malzemeler:
Tüm malzemeleri küçük bir sos tencerisinin içerisinde iyice karıştırın. Karışımı kısık ateşte ısıtın. Kür, soğuduktan sonra vücudunuzdaki kuru bölgelere sürün. 30 dakika sonra ılık su ile yıkayın.


Genel vücut bakımı için gül yağı
Genel vücut bakımı, her kadın için oldukça önemlidir. Banyo yaparken, genel vücut bakımını yapmak cilt güzelliği için temel bir şarttır.
Genel vücut bakımı için malzemeler:
Bademi blender yardımıyla iyice öğütün. İçine 7-8 damla gül yağı damlatın. Banyo yapmadan önce bu maskeyi vücudunuza masaj yaparak uygulayın.
Diz, kol ve dirseklerdeki siyahlığı gidermek için peeling ve yağPeeling için malzemeler:
Küçük bir kavanoz içerisinden tüm malzemeleri boza kıvamına gelene kadar karıştırın. Bu karışım ile siyah olan bölgeleri dairesel hareketlerle ovun. Bu kür, ciltteki ölü deriyi temizler, aydınlık bir görünüm kazandırır.
Yağ için malzemeler:
Malzemelerin hepsini bir kabın içerisinde iyice karıştırın. Bu karışımı, siyahlıkların oluştuğu bölgelere masaj yaparak yedirin.
Evde ayak bakım kremi yapımı
Doğadan gelen güzellik: Cilt temizleyen sabun tarifleri
Doğal ürünlerle, güzellik sabunları hazırlayabilir, cilt tipinize uygun sabun tercihleri ile ışıl ışıl bir cilde sahip olabilirsiniz.
4
Havuç sabunu Havuç içerisinde beta-karoten barındırır. Beta karoten maddesi cildin yenilenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda cildin nem dengesini korur. Havuç sabunu, akne oluşumunu engeller. Kuru bir cilt yapısına sahipseniz bu sabunu kullanabilirsiniz. Havuç sabunu için malzemeler: 300 ml Hindistan cevizi yağı 400 ml zeytinyağı 100 ml badem yağı 200 ml su 200 gram pişmiş havuç 1 yemek kaşığı işlenmemiş bal 20 damla havuç özü yağı 110 gram sodyumhidroksit Hazırlanışı: Dilimlenmiş havuçları yumuşayıncaya kadar kaynatın. Çatal yardımıyla havuçları püre haline getirin. Püre haline getirdiğiniz havuçları, sodyum hidroksit ile karıştırın. Sırasıyla diğer malzemeleri ekleyerek karıştırmaya devam edin. Hazırladığınız karışımı, sabun kalıbında bir gün boyunca bekletin.
Lavanta sabunu Lavanta, cilt dokusunda meydana gelen yaraların hızlı bir şekilde iyileşmesine yardımcı olur. Antibakteriyel bir özelliğe sahiptir. Lavanta sabunu için malzemeler: Kurutulmuş lavanta çiçeği Lavanta yağı 65 ml saf su 300 gram kostik soda 210 gram zeytinyağı Önemli bir ayrıntı: Kostiksoda kullanırken eldiven ve gözlük kullanmayı ihmal etmeyin. Hazırlanışı: Sabun kalıbının içerisine lavanta çiçeklerini yerleştirin. Cam bir kasenin içerisine kostiksodayı koyun. Kostiksodanın içerisine yavaş yavaş saf suyu ekleyin. Karışımın soğuması için 10 dakika bekleyin. Zeytinyağını tavada ısıtın. Isınan yağın içerisine kostiksodayı ekleyin. Karışımı blender yardımıyla yavaş yavaş kıvam alana kadar karıştırın. Içerisine lavanta yağını ve lavanta çiçeğini ekleyin. Karışımı üstü kapalı bir şekilde 24 saat bekletin. Karışım, soğuyana kadar yerinden hareket ettirmeyin. Karışım soğuduktan sabun kalıbına koyun. Lavanta sabununun olgunlaşması için bir ay boyunca buzdolabında saklayın.
Kahveli sabun Kahve sabunu, gözeneklerin sıkılaşmasına yardımcı olur. Kahve sabununu vücut bakımı için de kullanabilirsiniz. Kahve sabunu için malzemeler: 1 su bardağı sabun bazı 3 yemek kaşığı kırılmış kahve çekirdeği 2 yemek kaşığı süt Bir miktar kolonya Hazırlanışı: Sabun bazını benmari usulü eritin. Kahve çekirdeğini,süt ile karıştırın. Sabun bazını içerisine, hazırladığınız kahve ve süt karışımını ekleyerek karıştırın. Sabun kalıbının içerisine bir miktar kolonya dökün. Hazırladığınız karışımı sabun kalıbına ekleyin. Kahveli sabunu sertleşene kadar buzdolabında bekletin.
Ballı sabun Ballı sabun, nemlendirici bir özelliğe sahiptir. Cilt dokusunu gençleştirir. Cildin yağ dengesini düzenler. Ballı sabun için malzemeler: 1 su bardağı sabun bazı 2 yemek kaşığı vanilya yağı 3 yemek kaşığı işlenmemiş bal Bal peteği Bir miktar kolonya Hazırlanışı: Sabun bazını benmari usulü eritin. Sırasıyla bütün malzemeleri sabun bazanın içine ekleyerek karıştırın. Kalıbının dibine bir miktar kolonya ekleyin. Bal peteğini sabun kalıbının dibine yerleştirin. Hazırladığınız karışımı sabun kalıbının içerisine ekleyin. Ballı sabun, sertleşene kadar buzdolabında bekletin.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mikro bitki nedir?
Mikro bitki, genç bitkilerin filizlendirilmesiyle oluşur. Bununla birlikte, yaprakları olmayan filizlerle karıştırılmamalıdır. Ayrıca filizler bir haftanın altında kısa bir büyüme döngüsüne sahipken, mikro bitkiler genellikle çimlenmeden 1 ila 3 hafta sonra, bitkinin ilk gerçek yaprakları ortaya çıktıktan sonra hasat edilir.
Mikro bitkiler, açık havada, seralarda ve hatta pencere eşiğiniz de dahil olmak üzere çeşitli yerlerde yetiştirilebilecek kadar kolay büyürler. Karnabahar, brokoli, dereotu, havuç, soğan, ıspanak gibi birçok bitkiden ve baklagillerden oluşturulabilirler. Bitkilerin bu mikro halleri, çoğu zaman olgun hallerine göre daha yoğun bir tada ve zengin bir besin içeriğine sahiptir.
Mikro bitkilerin faydaları nelerdir?
Bu mikro bitkilerin olgun sebzeden daha konsantre olması sadece lezzeti değil, besin içeriklerini de etkiler.
Referanslar:
Alina Petre. “Microgreens: All You Ever Wanted to Know” Şuradan alındı: https://www.healthline.com/nutrition/microgreens (06.04.2018)


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Eskiden menopoz hakkında pek konuşulmazdı ve birçok kadın bu sürece kendi başına uyum sağlamak zorundaydı. Belirtiler çok şiddetli olmadığında bu mümkün olabiliyordu, ama ağır belirtiler varsa, bu süreç oldukça zorlu ve yorucu geçiyordu. Neyse ki artık daha fazla kadın menopoz deneyimlerini paylaşıyor ve bu süreç hakkında daha fazla konuşuyor, böylelikle de menopoza daha iyi hazırlanabilmeye ve daha iyi başa çıkabilmeye yardımcı oluyor.
Bu yaşam evresinde düzenli olarak bir jinekoloğa gitmeniz önemlidir. Amacınız belirtileri erkenden tespit etmek ve menopoz sonrası kanama, meme kitlesi, servikal, vajinal ve vulvar hastalıkları önlemek olmalıdır. Jinekolog, osteoporoz ve kardiyovasküler riskleri önlemek ve iyi bir cinsel yaşam için en iyi hijyen ve beslenme alışkanlıkları hakkında sizi bilgilendirebilir.
Eğer belirtileriniz gerçekten sorun yaratıyorsa, mutlaka bir doktora danışmalısınız. Ateş basmaları için ilaç kullanabilir, ayrıca psikolojik problemlerle başa çıkmak için destek alabilirsiniz. İhtiyaç duyduğunuzda yardım istemekten çekinmeyin.
İlginizi çekebilir: Menopoz hakkında doğru bilinen yanlışlar
Uyku önceliklidir
Menopoz uyku düzenini etkileyebilir, uykusuzluk yaratabilir ve ateş basması nedeniyle gece terlemelerine neden olabilir.
Cilt bakım rutininizi değiştirin
Bazı kadınlar, menopoz sırasında ciltlerinin hassaslaştığını ve kuruluğa eğilimli hale geldiğini fark ederler. Cilt bakımınızı buna göre ayarlayın ve yağsız ama besleyici losyonlar ile yüksek güneş koruma faktörlü ürünler tercih edin, çünkü cildiniz güneşe karşı daha hassas olacaktır.
Ailenizle konuşun
Birçok kadın için menopoz duygusal bir karmaşa gibidir ve ruh hali dalgalanmalarına yol açar. Bu dalgalanan duygularla baş etmek zorunda olan kişi siz olsanız da, muhtemelen yakınlarınız da bu değişimi fark edecektir. Menopoz nedeniyle daha hassas olduğunuzu onlara söyleyin. Sizi nasıl etkilediğini anlatın. Birlikte bu zor dönemde mutlu ve huzurlu kalmanın bir yolunu bulabilirsiniz.
Belirtilerinizi not alın
Menopoz denince akla ilk gelen ateş basması olabilir. Ateş basması olduğunda belirli durumlar bunları tetikleyebilir. Kafein, acılı yiyecekler ve alkol yaygın örneklerdir. Ateş basması yaşadığınızda ne yediğinizi veya o sırada ne yaptığınızı düşünün ve bir günlüğe not edin. Belirli bir tetikleyici bulursanız, onu önlemek en iyisi olacaktır. Ayrıca normalden daha sık baş ağrısı veya migren yaşayabilirsiniz. Bunun nedenini de günlüğünüze kaydedin ve gelecekte bunlardan kaçının.
Menopoz döneminde beyin sisi oluşabilir
Hazırlıklı olun
Ateş basması her an ve her yerde olabilir, bu yüzden hazırlıklı olmalısınız. Birkaç kat kıyafet giyin, böylece ateş basması durumunda hızlıca bir şeyler çıkarabilirsiniz. Ayrıca, nefesinize odaklanın. Ateş basması geçene kadar yavaş ve derin nefes alın.
Menopozun bir diğer belirtisi hassas bir mesane olabilir
İdrar kontrolünüz eskisi gibi olmayabilir. Kegel egzersizleri yapmak, sıvı alımını kontrol etmek, çay, kahve gibi diüretik etkili içeceklerden kaçınmak faydalı olabilir. Tabii ki ileri durumlarda doktorunuzdan bu durumun tedavisi için destek almanız gerekebilir.
Yeni hobiler edinin
Menopoz döneminde unutkanlık yaşanabilir. Zihninizi aktif tutmak için kitap okuyun, bulmaca çözün ya da yeni bir hobi edinin (örneğin bir dans veya dil kursuna katılabilirsiniz).
Düzenli egzersiz yapın
Spor yapmak kendinizi iyi hissetmenizi sağlar ve kardiyovasküler sağlığınıza iyi gelir. Kas gücünü ve kemik mineral yoğunluğunu korursunuz. Hızlı yürüyüşler kalbinizi çalıştırmak için iyi bir yoldur ve temiz hava, zihinsel sağlığınıza ve genel olarak iyi hissetmenize katkıda bulunur. Yoga da iyi bir seçenektir. Esneme hareketleri yaparken nefesinize odaklanmanız gerekir, bu da zihni sakinleştirir ve stresi azaltır.
Menopoz dönemi için uygun 3 egzersiz tipi
Sağlıklı beslenin
Beslenmenizin doğru besinleri içerdiğinden emin olun. Bol meyve ve sebze, protein ve lifli gıdalar tüketin. Gün içinde hızlı ve sağlıklı atıştırmalıklar yiyin. Hamur, şeker ve sağlıksız yağlardan uzak durun. Akdeniz tarzı bir diyet oldukça iyidir. D vitamini birçok biyolojik sistem için önemlidir, çünkü kalsiyum emilimini artırır, kemikleri güçlendirir ve düşme riskini azaltır.
Toksik alışkanlıkları hayatınızdan çıkarın
Sigara içmek, kardiyovasküler hastalıklar ve osteoporoz için en büyük risk faktörlerinden biridir; ne kadar az içerseniz o kadar iyi… Gerekirse yaşam tarzınızı düzenleyerek risk faktörlerinden kaçının. Menopozdan sonra en sık görülen ölüm nedeni kardiyovasküler hastalıklardır.
Risklerin farkında olun
Meme kanserinden korunmak için düzenli kontrol yaptırın. 40 yaşından itibaren yılda bir mamografi yaptırmak gerekir. Geniş çapta erişilebilirlik ve radyolojik yöntemlerdeki gelişmeler sayesinde tümörler erken teşhis edilebilir, hayatta kalma oranları artırılabilir ve daha az agresif cerrahi tedaviler önlenebilir.
Pozitif kalın
Cinsel olarak aktif kalmak, vajinal kuruluk ve vajinal atrofi oluşumunu da önler. Dolayısıyla, iyi bir cinsel yaşam ve partnerinizle iyi bir ilişki bu süreçte büyük destek sağlar.
Menopoz döneminde cinsel istek neden azalır?
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mobilyaların yerini değiştirin
Bir odaya yeni bir soluk getirmek için mobilyalarınızın yerini değiştirin. Kanepenizi pencere kenarına taşıyarak daha fazla doğal ışık alabilir ya da oturma düzenini yeniden planlayarak daha sosyal bir ortam yaratabilirsiniz.

Bitkilerle canlılık katın
Evde bitkiler, her zaman doğallığı ve huzuru simgeler. Hafta sonu birkaç saksı bitki alarak evinizin boş köşelerini renklendirebilirsiniz. Özellikle düşük bakım gerektiren sukulentler veya kaktüsler, bakımı kolay ve şık tercihlerdir.

Dekoratif yastıklar ve halılarla renk değişimi
Evinizde büyük değişiklikler yapmadan farklı bir hava yaratmanın en kolay yollarından biri dekoratif yastıklar, halılar ya da örtüler kullanmaktır. Odanızın renk paletini birkaç küçük dokunuşla tamamen değiştirebilirsiniz.

Duvarları yenileyin
Hafta sonu boyunca evinizde duvarlara yeni tablolar asabilir, mevcut tabloları farklı köşelere taşıyabilir ya da hatta yeni bir duvar boyası veya duvar kağıdı deneyebilirsiniz. Küçük bir alanı bile yenilemek evinizde büyük fark yaratabilir.

Aydınlatmanızı gözden geçirin
Aydınlatma, evdeki atmosferi tamamen değiştirebilir. Yeni bir lamba veya şık bir abajur alarak odanızı daha sıcak ve davetkâr hale getirebilirsiniz. Ayrıca mevcut aydınlatma düzeninizde küçük değişiklikler yaparak, örneğin LED ampullerle daha yumuşak bir ışık tonu yakalayabilirsiniz.

Dolap düzenleme ile ferahlık sağlayın
Hafta sonu dolapları düzenlemek için harika bir zaman olabilir. Giymediğiniz kıyafetleri ayırın, eşyalarınızı daha düzenli bir şekilde yerleştirin. Bu hem evinize ferahlık katacak hem de size daha organize bir alan sağlayacaktır.

Rahat bir okuma köşesi oluşturun
Eğer evinizde henüz bir okuma köşeniz yoksa, hafta sonu bunun için mükemmel bir zaman. Yumuşak bir koltuk, birkaç yastık ve ayaklarınızı uzatabileceğiniz rahat bir puf ile küçük bir alanı huzurlu bir okuma köşesine dönüştürebilirsiniz.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mario Levi
Ünlü yazar, 31 Ocak 2024 yılında hayatını kaybetti.
Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Sevda Ferdağ
Yeşilçam’ın ünlü oyuncusu, 17 Şubat 2024’te vefat etti.
Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Tolga Savacı
Yeşilçam’ın yakışıklı oyuncusu, 26 Şubat 2024’te kalp krizi sonucu vefat etti.

Kayhan Yıldızoğlu
Yeşilçam’ın usta oyuncusu, 9 Mart 2024’te hayatını kaybetti.

Türker İnanoğlu
Sinema dünyasında “Bay Sinema” olarak bilinen ünlü yönetmen, 2 Nisan 2024’te vefat etti.

Ayten Gökçer
Usta tiyatro ve sinema sanatçısı, 14 Mayıs 2024’te hayatını kaybetti.
Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Fatma Karanfil
Yeşilçam’ın önemli isimlerinden biri olan sanatçı, kanserle mücadele ediyordu ve 4 Haziran 2024’te vefat etti.

Murat Soydan
Yeşilçam’ın unutulmaz oyuncularından, 11 Haziran 2024 yılında aramızdan ayrıldı.

Kenan Işık
Beyin kanaması sonrası uzun süre komada kalan oyuncu ve sunucu, 29 Temmuz 2024’te 76 yaşında vefat etti.

Genco Erkal
Ünlü tiyatrocu, 31 Temmuz 2024’te kan kanseri nedeniyle yaşamını yitirdi.

Ahu Tuğba
Yeşilçam’ın ünlü oyuncusu, 1 Eylül 2024’te hayatını kaybetti.

Hasan Yalnızoğlu
Dansçı Hasan Yalnızoğlu, 15 Ekim 2024 yılında hayata veda etti. Yalnızoğlu, pankreas kanseri tedavisi görüyordu.

Vural Çelik
Vural Çelik, 17 Ekim 2024 günü evinde hayatını kaybetmiş bir şekilde bulundu.

Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İZMİR Büyükşehir Belediyesi, kadınlar için Temel Savunma Atölyesi başlattı. Krav Maga eğitmeni eşliğinde savunma tekniklerini öğretilen kadınların, olası bir olumsuz duruma karşı kendilerini savunmaları hedefliyor.
Son yıllarda gittikçe artan kadına şiddet olayları ülke gündemini derinden etkilerken, kendini korumak isteyen kadınları da farklı yöntem arayışına itiyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi de kadınların bu yöndeki taleplerini üzerine Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nün KarşıyakaÖrnekköy’deki yerleşkesinde Temel Savunma Atölyesi başlatıldı. Şiddet olaylarına karşı kadınların kendini savunmasına destek olmak için hayata geçirilen çalışma, Krav Maga eğitmeni Çiğdem Ergüz yönetiminde düzenleniyor. 2 ay boyunca salı ve perşembe günleri 11.30-13.00 arasında gerçekleştirilen atölye, ülkemizde yaşayan kadınların en büyük sorununa karşı ‘minimum güç maksimum etki’ prensibiyle temel savunma yöntemlerini gösteriyor.
‘PRENSİBİMİZ MİNİMUM GÜÇ, MAKSİMUM ETKİ’
Atölyeye katılan kadınlara hem teorik hem de uygulamalı eğitim veren Krav Maga eğitmeni Çiğdem Ergüz, “Asıl önceliğim, kadınlara dokunulmazlığı öğretmek. Kadınlar hep ‘Biz nasıl dövüşeceğiz? Bizim gücümüz yok’ diye geliyor ama bizim prensibimiz minimum güç, maksimum etki. Krav Maga, aslında askeri bir sistemdir ama burada kadınların özellikle sokak tehditlerine karşı uygulayabileceği bir sistemi öğretiyoruz. Atölyemizde bilekten yakalama, omuz ve kollardan yakalayıp silkeleme, cinsel saldırı gibi durumlara karşı olası senaryolar üzerinden eğitim veriyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile yaptığımız bu çalışmanın sonunda kadınların çevresel ve zihinsel farkındalığı gelişecek, fiziksel gelişimleri fark edilecek. Umarım olumsuz bir durumla karşılaşmazlar ancak karşılaşırlarsa bu eğitimlerin etkisini görecekler” dedi.
‘BAŞKA KADINLARIN DA HAYATINA DOKUNMAK İSTEDİM’
7 yıl önce temel savunma yöntemlerinin ihtiyacını hissederek Krav Maga’ya başladığını belirten Ergüz, “Gece geç saatlere kadar çalışıyordum ve sokaklar bana güvenli gelmiyordu. Kendimi savunma ihtiyacı doğdu ve öğrenebildiğimi gördükten sonra başka kadınların da hayatına dokunmak istedim. Son zamanlarda duyduğumuz haberler, bizi her dakika daha fazla ürkütür hale geldi. Bu yüzden olası bir durumla karşılaştığımızda en az zarar ile o durumdan kurtulmayı amaçlıyoruz” diye konuştu.
‘KENDİME GÜVEN GELDİ’
Atölyede Krav Maga öğrenmeye başlayan Berra Duman Eraslan, ülkemizde yaşanan olaylara karşı kendini korumak istediğini belirtip, “Kadına şiddet olayları nedeniyle çok üzülüyorum. Sokaklarda yürüyememek, rahat hareket edememek, istediğimiz saatlerde dışarı çıkamamak bir kadının özgüvenini ve yaşam kalitesini düşürüyor. İnşallah biz de diğer ülkeler gibi daha çağdaş bir seviyeye ulaşırız. Kadınların böyle eğitimler alarak kendini koruması gerektiğini düşünüyorum. Herkesin bu tip kurslara katılma imkanı olamayabiliyor. Bütün kadınların böyle bir kursa katılmasını isterim. Dersin ilk günü üç hareket öğrendim kendime güven geldi. Bu üç hareketle bile kendimi koruyabileceğime inanıyorum” dedi.
‘KADINLAR KENDİNİ HER ANLAMDA GÜÇLENDİRMELİ’
Kursiyerlerden Zuhal Güden isimli kursiyer ise “Sokakta kendimi kesinlikle güvende hissetmiyorum. Sosyoekonomik, politik, psikolojik ve toplumsal olarak zorlu bir süreçten geçiyoruz. Öfkeyi ve şiddeti daha kolay tercih eden bir toplum olduğumuz için bu hale geldiğimizi düşünüyorum. Bu eğitimlerle herhangi bir şeyle karşılaştığınızda donup kalmayacaksınız. Birinin olumsuz bir duruma maruz kaldığını gördüğünüzde müdahale etmek isteyeceksiniz çünkü kendinize güveneceksiniz. Ben daha önce bu tür bir durumla karşılaşmadım ama İstanbul’da geç saatlere kadar çalıştığım dönemde eve dönerken bir kadına şiddet olayına denk gelmiştim. Sadece sokağın başından erkeklere bağırmakla ve polisi arayacağımı söylemekle yetinebildim. Onlara yaklaşamadım, çünkü korktum. Bu çok üzücüydü. Bu eğitimler bu nedenle önemli. Kadınlar kendini her anlamda güçlendirmeli” diye konuştu.
Atölye çalışmalarının çok iyi geçtiğini söyleyen Gülbahar Biter de şunları söyledi: “Şu anda sadece kadınların değil insanların genel olarak can güvenliği yok. Madde bağımlılığının da artmasıyla korkunç bir ortam var. Akşam sokağa çıkmaya korkuyoruz. Kendini savunmayı bütün kadınların öğrenmesi gerekiyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Dünya Odalar Federasyonunun “İklim Değişikliği İçin İşbirlikçi Yaklaşım” ana temasıyla düzenlenen Avrupa ve Asya Zirvesi, ” İş Dünyası’nda Kadınlar” paneli ile İstanbul’da devam ediyor.
Panelin açılışında konuşan Hisarcıklıoğlu, WCF Başkanı olarak görev yaptığı süre boyunca ana hedeflerinden birinin kadınları daha görünür kılmak ve güçlendirmek olduğunu söyledi.
TOBB bünyesinde kadın girişimciler kurulunun kurulduğunu anımsatan Hisarcıklıoğlu, “Hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın en büyük kadın girişimciler ağı haline getirdik. Bu sayede Türkiye’deki kadın girişimci oranını son 20 yılda iki katına çıkardık.” dedi.
Hisarcıklıoğlu, Türk oda sistemi içinde kadın başkan ve yönetim kurulu üyesi sayısının hızla artmasını sağladıklarını belirterek, “Tüm bu olumlu gelişmeleri sağlayanlar, bu salondaki kadın girişimci kurullarımızın başkan ve üyeleridir. Her birini azimli ve özverili çalışmalarından dolayı kutluyorum. Onlarla gurur duyuyorum. Bugün önemli bir çalışmaya daha imza atıyorlar. Bu, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ile Mısır Ekonomik İş Kadınları Konseyi arasında bir Mutabakat Zaptı. Her iki taraf da ilişkileri güçlendirmeyi, kadın girişimciliği ve kadın istihdamı alanında karşılıklı işbirlikleri geliştirmeyi arzu ediyor. Her iki taraf da kadın girişimcilerin çeşitli sektörlerden daha fazla pay alabilmeleri için eğitim, mentorluk ve danışmanlık faaliyetlerini içeren ortak projeler yürütecek. Her iki tarafı da bu doğru vizyonlarından dolayı içtenlikle kutluyorum.” değerlendirmesine bulundu.
Kadınların ekonomik büyüme için vazgeçilmez olduğuna işaret eden Hisarcıklıoğlu, “Araştırmalar kadınların ekonomik ve siyasi olarak güçlenmesinin ulusların ekonomik refahının artmasına yol açtığını gösteriyor. Bu da kadınların ekonomik hayata katılımının ne kadar etkili olabileceğine işaret ediyor.” dedi.
Açılış konuşmasının ardından TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ile Mısır Ticaret Odaları Federasyonu Kadın Girişimciler Konseyi arasında ortak projeler geliştirilmesi, tecrübe paylaşımı amacıyla işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşmaya Dünya Odalar Federasyonu ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu Başkanı Ahmet Al Wakil ile birlikte şahitlik etti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>STSO tarafından 2014 yılında hayata geçirilen “Sanayide Kadın Eli Kalkınmanın Temeli” projesi kapsamında kadınların sanayi sektöründe daha aktif ve etkin rol alabilmeleri amacıyla Demirağ OSB’de Tezmaksan Akademi’de CNC makinaları operatörlüğü eğitimi gören kadın kursiyerler eğitimlerini tamamladı.
Kursu başarı ile tamamlayan kursiyerleri tebrik eden STSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, şunları kaydetti:
“Odamız iş birliği ile Tezmaksan Akademi’nin bu konuda sunduğu eğitimler, kadınlarımızın teknik bilgi ve becerilerini artırarak sanayideki yerlerini sağlamlaştırmalarına yardımcı olmaktadır. Önümüzdeki günlerde de devam edecek olan projemizin bu adımının sonuçlarını görmek, bize büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı oluyor. Tezmaksan’ın yanı sıra Gök Rail firmamız da eğitim programı hazırlığı içerisinde. Eğitimler henüz devam ederken, firmalarımızdan eğitime katılan kadın kursiyerleri bünyelerinde istihdam etme konusunda destek sözleri gelmeye başladı. Gök Rail firmamız da sınıf içi ve tezgah başı eğitimlerde sizlerin başarısını ve azmini görünce ‘kursa katılanları istihdam etmeye hazırız’ sözünü verdi. Eğitim programımıza duyarlı davrandıkları için Gök Rail firmamıza teşekkür ediyor, eğitimi tamamlayan kursiyerlerimize başarılar diliyorum.”
Gök Rail İnsan Kaynakları Yöneticisi Alper Hindal ise program kapsamında çalışmak isteyen herkesi istisnasız istihdam etme sözü verdiklerini söyledi.
Konuşmaların ardından kursiyerlere sertifika verildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ziyaret sırasında konuşan Kaymakam Atasoy, kadın çiftçilerin üretime kattığı değeri şu sözlerle dile getirdi: “Bereketli topraklarımıza emek ve alın teriyle katkıda bulunan, üretime güç katan tüm kadın çiftçilerimizin Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü yürekten kutluyorum. Aronya üretimi yapan kadın çiftçimiz Elif Hanım’ı eşimle birlikte ziyaret ederek, tarıma sağladığı katkılardan dolayı kendisine teşekkür ettik.”
Kaymakam Atasoy’un ziyareti, kadın çiftçilerin tarımdaki rolünü bir kez daha gündeme taşırken, Elif Ünver gibi başarılı kadın girişimcilerin tarım sektöründe örnek teşkil ettiğini ortaya koydu. Aronya gibi katma değeri yüksek bir ürünün Erdek’te yetiştirilmesi, bölgenin tarım potansiyelinin artmasına önemli katkı sağlıyor.
Elif Ünver, aronya üretimindeki başarısıyla yalnızca tarıma olan ilgiyi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgedeki diğer kadın çiftçilere de ilham veriyor. – BALIKESİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Elazığ’ın tarihi Harput Mahallesinde yaşayan 3 çocuk annesi Nuriye Yucasu, 11 yıl önce bir anne ve 3 yavru kediye sahip çıktı. Ardından içinde bir kedi sevgisi doğan Yucasu, kapısına gelen tüm kedilere kucak açtı. Yucasu, ailesiyle birlikte 11 yıldır yaklaşık 70 kediye ev sahipliği yapıyor. Tüm zamanının onlarla geçiren Yucasu, tek tek isim koyduğu kedilerle çocukları gibi bakıyor. Nuriye teyzeyi görmeleri ile bir anda etrafına toparlanan kediler ise elinden karınlarını doyuruyor.
Kedilerinin sayısının 11 yılda 4’ten 70’e çıktığını dile getiren Yucasu, ” 11 yıldır kedilere bakıyorum. 11 yıl önce bir anne ve 3 bebek kedi ile başladı. Ondan sonra mama kokusuna mı başka bir şekilde mi bilemiyorum, kediler gelmeye başladı. Ben de hepsine kucak açtım. Kışın soğuktan yazın ise sıcaktan korudum. Ne yapalım, onların da bir canı var. Soğuğa ve sıcağa dayanamıyorlar. Her taraftan gelen geldi, ben de elimden geldiğince besliyorum. Elimde avucumda olanı bunlara yediriyorum. Hastalığı, veterineri, kliniği gibi her şeyleri ile ilgileniyoruz. Biz onlarla mutluyuz. Sokakta bir tane kedi gördüğüm zaman keşke bunu da evime alsaydım diyorum. Çarşıya indiğimizde kızlarım de bende yanımıza mama alıyoruz. Sokakta gördüğümüz kedi ve köpeklere mama veriyoruz. En çok istediğim hayvanlara içkence etmesinler. Hayvanlara işkenceye son versinler. Bu dünyanın öbür tarafı da var. Eziyet etmesinler, elinden gelen de bir tas su bıraksınlar. Büyüklere sesleniyorum, bu hayvanlara işkenceye dur desinler. 70’i aşkın kedim var ve hepsinin de isimler var” dedi.
Kızı Gülhan Yucasu ise, “Biz kedileri seviyorduk ama bahçemizde değillerdi. Sonra başka aileler ve yavruları geldi. Derken kalabalık bir aile olmaya başladık. Hastalandığın tedaviye götürüyoruz, çoğalmasınlar diye kısırlaştırmalarını yaptırdık. Burada bahçem var diye, besliyorum. Ancak hayvanların içeriye tıkılmasına karşıyım. Doğada yaşayacaklar. Harput insanı, hayvanları seviyor. Biz sayfamızda Gazze’yi de paylaşıyoruz. Biz sesimizi duyuruyoruz, paylaşıyoruz. Ancak bu bürokratların işi. İnşallah, Gazze’de olan kardeşlerimize de hayırlı bir kapı açılır onlar da kurtulur işkence çeken hayvanlarımız da kurtulur. Rabbim, tüm dünyaya merhamet versin” şeklinde konuştu. – ELAZIĞ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖZBEKİSTAN’dan çalışmak üzere Antalya’daki otellere, buradan da daha çok kazanç vaadiyle Bursa’ya getirdikleri 4 kadını fuhşa zorlayan 4 şüpheli, yakalandı.
Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube MüdürlüğüAhlak Büro Amirliği ekipleri, Özbekistan’dan çalışmak üzere Antalya’da otellere getirilen 4 kadının, daha çok kazanç vaadiyle Bursa’ya getirilip fuhşa zorlandığı ihbarı üzerine teknik ve fiziki takip başlattı. Ekipler, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinesinde F.P. (28) isimli kadın ile H.H.S. (32), F.K. (27) ve H.I. (30) isimli şüphelileri adreslerine düzenlediği eş zamanlı baskınla gözaltına alındı. Şüphelilerin, ev ve üstlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen ve fuhuştan elde ettikleri değerlendirilen 95 bin liraya da el konuldu.
Alıkonuldukları evlerden kurtarılan Özbekistan uyruklu 4 kadın, emniyetteki işlemlerinin ardından sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Kadınlar emniyetteki ifadelerinde kendilerini iş bulma vaadiyle Türkiye’ye getirip, fuhşa zorlayan şüphelilerden şikayetçi olduklarını söyledi.
4 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürüyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sosyal ve kültürel birçok aktiviteyi vatandaşlarla buluşturan Bilecik Belediyesi tarafından gerçekleştirilen konferansta meme kanserine yönelik farkındalık oluşturulması amaçlandı. 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık ayı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen konferansta Acıbadem Hastanesi Tıbbi Onkolog Doç. Dr. Hatice Yılmaz ve Genel Cerrah Doç. Dr. Hayrettin Dizen, birçok başlıkta bilgiler verdi. Gerçekleştirilen konferans sonunda yapılan çekilişle 5 katılımcıya ücretsiz tarama testi hakkı verildi.
Bilecik Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürü Gülnur Genç Ay, konferans sonunda konuşmacılara Bilecik Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyeleri tarafından yapılan el emeği ürünleri hediye etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel 15 Ekim’in kadın üreticilerin günü olduğunu belirterek; “Bugün kırsalda yaşayan kadınlara bir onur ve şükran günüdür. Burada ellerinin bereketini toprağa veren kadınları görüyoruz. Bugün biz Havutçulu’daydık. Köydeki kadınlarla beraber JES’E Hayır dedik. Üretim sonsuz olsun, devam etsin, sürdürülebilir olsun, sağlıkla devam etsin dedik. Şimdi de üretici kadınlarla Efes Tarlası Yaşam Köyü’ndeyiz” dedi.
Toprak ve tabiat beni eğitti
Armağan Portakal, değişimin kadınlarla başlayacağını belirterek; “10 yıl önceye kadar Armağan, kurumsal hayattan istifa etmiş, birçok sosyal sorumluluk projelerine katılmış, sosyal hayatı gelişmiş olan bir kadındı. Sonra Seferihisar’da bugün Torlak Çiftliği dediğimiz bir arazi aldım. Arazinin içerisindeki zeytin ağaçlarını günce de direk orayı üreten bir yer yapmak istedim ve toprağın içerisinde, tarımın içerisinde yaşamaya başladım. Toprak ve tabiat beni eğitmeye başladı. 10 yıllık tecrübemin içerisinde öyle anlar yaşadım ki, eskiden birisi bana bunları anlatsaydı inanmazdım. Biz inanılmaz büyük bir döngünün, inanılmaz bir zenginliğin içerisinde sadece bir nokta olarak yaşıyoruz. Benim toprağın ritmi dediğim şey sadece bir slogan değil benim tamamen Torlak Çiftliği’nde yaşamaya başladığım 2 yıl sonra aydınlanmanın sonunda dilimden dökülenlerdir. 350 zeytin ağacımız var. Aralarına dutlar, bademler ve farklı ağaçlar diktim” dedi.
Efes Tarlası Yaşam Köyü’nden çok etkilendim
15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nde Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Armağan Portakal; “Efes Tarlası Yaşam Köyü’nden olağanüstü etkilendim. Burada her şey çok güzel tasarlanmış. Burada eğitimler hakkında bilgi aldım. Burası bir açık laboratuvar gibi. Selçuk’un sahili, geçmişi ve karakteri korunmuş. Bunları görmekten dolayı da çok mutlu oldum. Önemli olan bugün JES’E direnişiz. Çünkü biz toprak ve suyu sonsuz zannediyoruz. Ama sonsuz değil. Bir santim toprağın meydana gelmesi yüzlerce, binlerce yıldır devam eden bir sürece işaret ediyor. Biz her ağacı kestiğimizde, toprağa her kazma vurduğumuzda, her betonu diktiğimizde geleceğimizden kesin ve geri dönüşü olmayan bir şeyler kaybediyoruz. Biz sahip çıktığımız sürece bir geleceğimiz var” dedi.
Armağan Portakal’ın konuşmasının ardından kadın çiftçilere Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde fide dağıtıldı. Karaot Tohum Derneği ile başlayan yeni çalışmalar hakkında bilgi veren Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel; “Biz köylülerle birlikte Efes Tarlası Yaşam Köyü’nde ürettiğimiz fideleri köylerde tekrar toprakla buluşturacağız. Bunlar genelde salatalık malzemelerin fideleri olacak. Köylü kazanacak, ayrıca esnaf odamızla vardığımız anlaşma sonucu mevcut restoranlarda artık Efes Tarlası Yaşam Köyü salataları olacak. Kendi işletmelerimizde onlar olacak. Üretimi teşvik etmek amacıyla mahalleye dönüşen köylerde belediyeye geçen bütün arazileri köylerimizle birlikte işlemeye onlardan elde edilmiş olan ürünleri bütün esnafla paylaşmaya aynı zamanda kendi sofralarımızda döngüyü sağlamak istiyoruz. Bunu yapmamızın çok önemli bir sebebi var. Birçok kooperatif kuruldu. Çok sayıda üretici var. Birçok doğal üretici var. Doğal üretim ve yerel tohumlarla üretim yapılıyor. Ama üretimi yapanların haricinde aynı nitelikte tüketimi talep eden bir kitleye ihtiyacımız var” dedi. – İZMİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığınca ilçelerde konuşlandırılan mobil araçlarda görev yapan sağlık ekipleri, kanserde erken tanı ve tedavi için bilgilendirme faaliyetlerini sürdürüyor.
Bu kapsamda kırsal mahallelerde bilgilendirme çalışması yapan, kadınları minibüslerle mobil araçların bulunduğu yere ulaştıran sağlık ekipleri, burada meme, rahim ağzı ve kolon kanseri taramalarını yaptıktan sonra tekrar evlerine bırakıyor.
İki mobil araçla kentin tüm ilçelerini dolaşan ekipler, 9 ayda 47 bin 200 kadının mamografi çekimini yaptı, 93 kadına meme kanseri tanısı koydu.
Kanser tanısı konulan hastaları, hastanelerdeki ilgili servislere yönlendiren ekipler, teşhis sonrası tedavi süreçlerini de yakından takip ediyor.
Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Muhammed Taha Bostanci, AA muhabirine, meme kanseri taramalarında 40-69 yaş arası kadınların iki yılda bir mamografi çekimlerini yaptıklarını söyledi.
Kadınları meme kanseri konusunda bilgilendirdiklerini belirten Bostanci, “Kanser taramaları için mobil araçlarımız dışında, Sağlıklı Hayat Merkezi ve hastanelerimizin yanı sıra Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi temas noktalarımız var. Mobil araçlarla 13 ilçemizde yılda iki defa olmak üzere ilçenin nüfus ve talep yoğunluğuna göre planlamalar yapıyoruz. Gönderdiğimiz araçlar, ilçelerde önceden yapılan planlama dahilinde gelen vatandaşlarımızın çekimini yapıyor.” diye konuştu.
İlçeye mobil araçların gideceğini Kaymakamlıklar aracılığıyla muhtarlara ilettiklerini anlatan Bostanci, böylece vatandaşların daha hızlı gelip taramalarını yapmalarını sağladıklarını ifade etti.
Taleplere göre herkese ulaşmaya çalıştıklarını vurgulayan Bostanci, “Van’da 9 ayda 47 bin 200 kişinin mamografi çekimini yaptık. Bunlardan 2 bin 401’i şüpheli pozitif tanısı aldı. Bunları da en geç 10 gün içinde ileri uzman hekimlerimize ulaştırıyoruz, takiplerini yapıyoruz. Riskli olan 2 bin 401 kişiden 93’ü maalesef meme kanseri tanısı aldı. Bizi sevindiren kısmı erken dönemde bu tanıyı aldılar. Meme kanseri nedeniyle vefat etmeden ya da daha ileri komplikasyonlar gelişmeden biz bu kişilerin tespitini yaptık. 93 kişiden 92’sine tedavi verdik, bir kişi tedavi almak istemiyor, onu da ikna etmeye çalışıyoruz.”
“Amacımız meme kanseri ölümlerini en az seviyelere çekmek”
Saray Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı doktor Zeliha Gülan ise ekim ayında Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında etkinliklerinin devam ettiğini belirterek, “Kırsal kesimlerdeki kadınları arayıp bilgilendirdikten sonra tahsis edilen araçlarla onları mobil araçlarımıza getiriyoruz. Meme kanseri ülkemizde kadınlarda en çok görülen hastalıklardan biri. Amacımız erken tanı ve erken tedavi. Bu şekilde hayatta kalma oranını artırabiliyoruz.” diye konuştu.
Toplum Sağlığı Merkezi doktorlarından Serhat Yaman da kadınlar arasında bilgilendirme seviyesi artıkça talebin de yoğunlaştığını ifade ederek, “Kırsal kesimlerdeki vatandaşlarımızı arayarak özelikle bu tür konularda bilgilendiriyoruz. Amacımız meme kanseri ölümlerini en az seviyelere çekmek.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Maltepe Belediyesi, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi’nin (CEMR) çıkardığı, Avrupa’da yerel ve bölgesel düzeyde toplumun tüm kesimlerinin hizmetlerden eşit bir şekilde faydalanmaları amacıyla, 2006 yılında, hem siyasi bir belge hem de pratik bir araç niteliğinde olan “Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şartı”nı imzaladı.
“Cinsiyet eşitliğini her alanda sağlayacağız”
Sözleşmeyi Türkiye’de imzalayan 69’uncu, İstanbul’da ise 9. belediye olan Maltepe Belediyesi, insan hakları temelinde belediye hizmetlerinin planlanması, uygulanması ve izlenmesi süreçlerinde eşit vatandaş katılımını taahhüt etti. Başkanlık makamında düzenlenen imza töreni sonrası konuşan Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, “CEMR, Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi’nin Avrupa Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliği Şart Protokolü’nü imzaladım. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusundaki kararlılığımızı ve yerel yönetimlerin bu alandaki sorumluluklarını vurgulayan önemli bir adım atıyoruz. Cinsiyet eşitliğinin her alanda sağlanması, kadınların yerel siyasette ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması için gerekli çalışmaları yürütüyoruz.” dedi.
Sözleşme 3 ana bölümden oluşuyor
Üç ana bölümden oluşan sözleşme, Avrupa’da yerel ve bölgesel yönetimlerin, yetkilerini kullanmak ve ortaklıklar oluşturmak suretiyle vatandaşları için daha fazla eşitliğin hayata geçirilmesine yönelik taahhütlerini içeriyor. İnsan hakları temelinde birinci bölümünde imzacı tarafların çalışmalarında benimseyeceği ‘Kadın-erkek eşitliği temel bir haktır’, ‘Kadınların ve erkeklerin karar alma süreçlerine dengeli katılımları demokratik bir toplum için ön şarttır’ vb. temel ilkeler yer alıyor. İkinci bölümde de imzacı taraflardan şartın hükümlerinin uygulanması amacıyla gerçekleştirmesi beklenen adımlar bulunuyor. Bu adımlar arasında, iki yıl içerisinde geniş katılımlı bir yöntemle “Eşitlik Eylem Planı”nın hazırlanması, kamuoyu ile paylaşılması, kaydedilen ilerlemenin düzenli olarak raporlanması, diğer yerel yönetimler ile kadın-erkek eşitliğini sağlama noktasında iş birliği içerisinde bulunulması yer alıyor. Üçüncü ve son bölüm ise, yerelde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması konusunda somut taahhütleri içeriyor. 8 alt başlık ve 30 maddeden oluşuyor. İmzacı taraf, farklı ihtiyaçlara sahip kadınların, politik ve kamusal karar alma mekanizmalarının tüm aşamalarına dahil edilmesini, dengeli katılımlarını ve eşit temsillerini taahhüt ediyor. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Olay, 18 Eylül’de Abdülhalik Renda Mahallesi Zafer Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Aydın Yücedağ (49) ile dini nikahlı eşi Dilek Dikmen’in (45) arasında anlaşmazlık sebebiyle tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüştü. Kavga esnasında Aydın Yücedağ, Dilek Dikmen’i bıçaklayarak ağır yaraladı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından Çankırı Devlet Hastanesine kaldırılan Dikmen, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Ankara’da bulunan bir hastaneye sevk edildi. Dikmen, 27 günlük yaşam savaşına yenik düşerek hayatını kaybetti. Yaşanan olayın ardından gözaltına alınan Aydın Yücedağ ise çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Otopsi işlemleri tamamlanan Dilek Dikmen’in cenazesi ailesine teslim edildi. Dikmen için Çankırı il merkezindeki Sultan Süleyman Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. Öğlen namazını müteakiben kılınan cenaze namazının ardından Dikmen’in cenazesi aile mezarlığında toprağa verildi. – ÇANKIRI
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İzmir Bayraklı Belediyesi Meclis toplantısında AK Parti Meclis Üyesi Latif Aydemir’in kadın cinayetleriyle ilgili “Öldürenler kadar ölenler de suçludur” sözleri büyük tepki çekmişti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Aydemir’in kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini duyurmuştu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Latif Aydemir, konuşmasının çarpıtıldığını ve kendisine zarar verilmesinin amaçlandığını savundu.
İSTİFA ETTİ
Kadına şiddete karşı önlemleri de içeren 6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”un mağduriyetler yarattığını öne süren Aydemir, “Üç kızımla birlikte üyesi olduğum parti, dernek ve yardım kuruluşlarıyla kadının toplumsal hayatta var olması ve yüceltilmesi adına mücadele ettim. Yıllar süren bu mücadelemin, çarpıtılan sözlerim nedeniyle zarar görmesinden dolayı derin üzüntü içindeyim.
Mecliste sarf ettiğim sözlerin amacı dışında basına servis edilerek toplumda yanlış bir algı yaratılmıştır. Konuşmamda asıl vurgulamak istediğim husus, şiddet ve cinayet olaylarının önlenmesi adına ölüm ve ölüme sebebiyet veren olguların ve zihniyetin irdelenmesi gerektiğiydi. Kadınları tenzih ederek yaptığım konuşmada asıl dikkat çekmek istediğim, 6284 sayılı yasanın yanlış uygulanması sonucu oluşan mağduriyetlerdi. Yanlış anlaşılan cümlemden dolayı kamuoyundan özür diler, bu vesileyle 2002 yılından beri her kademesinde görev aldığım Adalet ve Kalkınma Partisi’nden, partimin zarar görmemesi adına istifa ettiğimi kamuoyuna saygılarımla arz ederim” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Adana Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Çocuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nce 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü kapsamında 140 kız çocuğa eğitim verildi. Eğitim, 13 ve 14 yaş aralığında yer alan çocuklara, iki ayrı oturum şeklinde gerçekleştirildi. Eğitimlerde meslek elemanları kız çocuklarına rehberlik yaptı.
İlk oturumda, hemşire, rehberlik ve psikolojik danışmandan oluşan meslek elemanları, 70 kişilik 13 yaş grubu kız çocuklarına, ergenlik dönemi ve regl konusunda interaktif eğitim verdi. Eğitim sırasında, genç kızların bu dönemi daha iyi anlamaları ve kendilerini bu süreçte daha rahat hissetmeleri için bilgilendirme yapıldı.
İkinci oturumda ise klinik psikolog ve sosyal çalışmacı tarafından, 70 kişilik 14 yaş grubuna çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında farkındalık kazandıran bir eğitim sunuldu. Bu oturumda da gençlere toplumsal cinsiyet rolleri, haklar ve sorumluluklar konusunda kapsamlı bilgiler aktarıldı.
Her iki oturumun sonunda, katılımcı çocuklara eğitimin konularını destekleyen bilgilendirme broşürleri dağıtıldı. Bu çalışmalar, genç kızların kendilerini güçlendirmelerine katkıda bulunarak hem fiziksel hem de toplumsal gelişimlerini destekleme amacı ile gerçekleştirildi.
Eğitimde, “Adana Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı olarak; hiçbir kız çocuğunun yaşam hakkının elinden alınmadığı, eşit hak ve fırsatlara sahip olduğu yarınları kurana kadar çalışacağız” mesajı verildi. – ADANA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kadınları ekonomik açıdan destekleyen, üretime dahil ederken aynı zamanda meslek de edindiren Kadın Kooperatifleri, üretmeye devam ediyor. İl merkezinde faaliyet gösteren Kadınana Kadın Girişimi, Üretim ve İşletme Kooperatifi bir fabrikaya kıyafet dikecek.
Üreten eller ilk etapta kışlık sezon kıyafetleri için 200 adet polar hırka ile 500 adet uzun kollu tişört dikecek. İlk siparişlerin teslimatı sonrası yazlık kıyafet dikimi için de yeni bir anlaşma yapılacak.
Kadınana Kadın Girişimi, Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Demet Çetinkaya, kooperatif olarak 2 yılı aşkın süredir faaliyet gösterdiklerini ve iş kıyafetleri dikimi yaparak kadınları desteklerini söyledi. – AFYONKARAHİSAR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na Köşk Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Dudu Moran ve yönetimi nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarette Moran, kadın girişimcilere ve üreticilere yönelik desteklerinden dolayı Başkan Çerçioğlu’na teşekkür etti.
Köşk Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi’nin ürünlerinin Halk Ege Et mağazalarında satışa sunulacağını belirten Başkan Çerçioğlu ise, “Kadın girişimcilerimize ve üreticilerimize desteklerimiz sürecek” ifadelerini kullandı. Başkan Çerçioğlu, nazik ziyaretlerinden ötürü Moran ve yönetimine teşekkür etti. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÇANKIRI’da, dini nikahlı eşi Aydın Yücedağ (49) tarafından bıçaklanan Dilek Dikmen (45), Ankara’da tedavi gördüğü Etlik Şehir Hastanesi’nde 27 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti.
Olay, 18 Eylül’de Abdülhalik Renda Mahallesi, Zafer Caddesi’nde meydana geldi. Aydın Yücedağ ve birlikte yaşadığı dini nikahlı eşi Dilek Dikmen arasında bilinmeyen nedenle evde tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Aydın Yücedağ, Dilek Dikmen’i bıçakla yaraladı. Sesleri duyan apartmandaki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Ağır yaralanan kadın, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ÇankırıDevlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalenin ardından Ankara’ya sevk edilen Dilek Dikmen, tedavi gördüğü Etlik Şehir Hastanesi’nde bugün yaşamını yitirdi.
Öte yandan Aydın Yücedağ ise olay günü polis ekiplerince gözaltına alınıp, sevk edildiği adliyede tutuklanmıştı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>GAGİKAD ve Deprem Mühendisliği Araştırma Enstitüsü’nün (EERI) iş birliğinde deprem bölgesinde kadınların iş gücüne katılımıyla ilgili tamamlanan araştırma için kentteki bir otelde basın toplantısı gerçekleştirildi.
GAGİKAD Başkanı Beril Özlem Leylek, dernek olarak 6 Şubat 2023’teki depremlerin ikinci gününde sahada olduklarını ifade ederek, “Yaşadığımız yüzyılın felaketi hiçbirimiz için kolay bir dönem değildi. En kolay atlattığını ya da en az zarar gördüğünü söyleyen insan bile büyük bir stres altında halen bunun psikolojik rahatsızlığını yaşıyor.” dedi.
Depremi unutmak istediklerini ancak ders almak gerektiğini belirten Leylek, şunları aktardı:
“O günleri unutmak istiyoruz ama unutmamamız lazım. Yeni felaketler için her zaman hazırlıklı olabilmemiz gerektiğini bize çok ağır bir ders vererek bu deprem yüzyılın felaketi öğretti. GAGİKAD olarak alışılmışın dışında kadınlardan hatta bir çok dernekten de beklenmeyen çok hızlı bir koordinasyonla depremin ikinci gününde organize olabildik. Bizim bir şekilde halkımıza yardım etmemiz gerekiyordu, vicdanen sorumlu, başarılı, akıllı ve çözüm üreten kadınlar olarak kendimizi gördüğümüz için, mutlak suretle bir şeyler yapmamız gerek dedik ve harekete geçtik.”
Leylek, kapsamlı bir araştırma yaptıklarını ve amaçlarının depremden etkilenen bölgede ikamet eden kadınların, deprem sonrasında iş gücü piyasasına katılım durumlarını analiz etmek istediklerini kaydetti.
Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ezgi Orhan, araştırmanın gönüllüleri olan GAGİKAD üyelerine teşekkür ettiğini belirterek, araştırmanın çıktılarıyla ilgili şunları aktardı:
“Çalışanlar depremden sonra nasıl etkilendiler, bunu anlamak üzere bir çalışma tasarladık. Daha önce yapılmış çalışmaların çoğu gösteriyor ki afetten en çok etkilenen grup kadınlar. Biz de en etkilenen grup olan kadınlara odaklanarak yeniden iş gücüne nasıl katıldılar, bu süreçte ne gibi zorluklar yaşadılar ve ne gibi ihtiyaçları var, bunları tespit etmek üzere yola çıktık. Bu kapsamda Nurdağı’nda bir araştırma gerçekleştirdik. Depremin yıl dönümünde gönüllü 44 GAGİKAD üyesiyle sahaya gittik. Çalışma yaş aralığındaki 375 kadına ulaştık. Çoğunluğu genç kadınlardan oluşuyordu. Bunların yüzde 73’ü evliydi. Büyük bir kısmı 3 ve üzeri çocuk sahibi. Ortalama hane halkı büyüklüğü 4,36 olduğunu gördük ve bu oldukça yüksek bir rakam. Çoğunluğu temel eğitim seviyesine sahip ya da altı. Çok ciddi bir kısmı evini kaybetmiş. Yakınlarını kaybedenlerin oranı neredeyse yarı yarıya. Yüzde 43’ü işyerini kaybettiğini söyledi. Depremden hemen sonra bütün kayıplarla birlikte alandan ayrılma durumları var. Yaklaşık yüzde 30 civarında ama gidenlerin büyük çoğunluğu 2 ay içinde geri dönmüş. ve yüzde 96’sı tekrar gitmek istemiyor. Nurdağı hangi koşulu sağlarsa sağlasın tekrar gitmek istemiyorlar, orada yaşamak istiyorlar.”
Orhan, kadınların afet sonrası toparlayıcı potansiyelleri olduğunu bunun için düzenli iş ve gelir ihtiyacının ortaya çıktığını, bu sebeple bölgenin yatırıma ve yatırımcıların da teşvike ihtiyacı olduğunu ekledi.
Program kapsamında GAGİKAD’ın deprem bölgesinde yaptığı çalışmaların yer aldığı video gösterildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şirket, cinsiyet eşitliğini destekleyerek kadın çalışanların sahada daha fazla yer almasını teşvik ediyor. Bu kapsamda, sadece ofislerde değil, sahada da kadın çalışanların sayısını artırmayı hedefleyen Aras EDAŞ, elektrik dağıtım sektöründe kadınlara fırsat eşitliği sağlama konusunda önemli bir rol oynuyor.
Kadın istihdamını destekleyen bu yaklaşım, toplumsal cinsiyet kalıplarını kırmanın yanı sıra, iş gücüne çeşitlilik kazandırarak sektördeki verimliliği ve inovasyonu artırıyor. Aras EDAŞ’ın bu tür çalışmaları, sektörde kadınların daha görünür hale gelmesine katkı sağlarken, kadınlara yönelik mesleki eğitim ve kariyer fırsatlarını da güçlendiriyor.
Aras EDAŞ Ağrı Doğubayazıt İşletme Müdürlüğü’nde İşletme Mühendisi olarak görev yapan Elektrik Elektronik Mühendisi Aslı Dursun bu kadınlardan biri. Erkek egemen enerji sektöründeki cinsiyet kalıplarını yıkarak elektrik arıza, bakım, onarım merkezi dışında sahadaki çalışmalara da bizzat katılıyor, mesai arkadaşları ile birlikte arızalara müdahale ediyor.
Erkek meslektaşlarıyla birlikte her türlü zorlu şartlarda görev yapan, kadınların erkek işi olarak bilinen her mesleği icra edebileceğini söyleyen Dursun, ‘mesleğin cinsiyeti yoktur’ anlayışını herkese göstermek istediklerinin altını çiziyor.
Enerji sektöründe, sahada ve teknik işlerde kadın çalışan sayısının az olduğunu belirten Aslı Dursun, “Kadın çalışanın çok az olduğu bir sektörde çalışıyoruz ama Şirketimizde kadın istihdamına çok önem veriliyor. Bundan dolayı Aras EDAŞ’ta olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Ben hem ofiste hem de sahada çalışıyorum. Ofisteki işlerimi tamamladıktan sonra ekiple birlikte sahaya çıkıyoruz. Müşteriden gelen ihbar doğrultusunda ilgili yere gidiyoruz. Müdahale esnasında direğe çıkılacaksa, ekiple birlikte tüm kişisel koruyucu donanımlarımızı takarak, güvenli bir şekilde direğe çıkıyoruz. Bazen benim direğe çıktığımı görenler şaşırıyor. Özellikle yüksek riskli sektörlerde, kadınların, daha detaycı ve disiplinli olduğu için daha başarılı olduklarını düşünüyorum” dedi.
Doğubayazıt ilçesine bağlı Sarıgül Mahallesi’ndeki bir arızaya ekip arkadaşlarıyla birlikte giden Dursun, “Tabii ki zorlu şartlarda çalışıyoruz. Kışın yeri geldiğinde karın içinde çalışmak zorunda kalıyoruz, yazın kavurucu sıcakta sahada olmamız gerekiyor. Ama sahada müşterimizin sorununu çözüyor olmak, herhangi bir problemi ortadan kaldırmak, işte en önemli motivasyon kaynağım bunlar. Kadın istihdamına katkı sağlayan Aras EDAŞ’a teşekkür ediyorum” dedi. – ERZURUM
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Dünya Görme Günü kapsamında Habertürk’e konuşan Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Başak Bostancı, “Örneğin, miyopi, hipermetropi, astigmatizma gibi kırma kusurları, katarakt ve bazı göz enfeksiyonlarına bağlı görme kayıpları erken teşhis ve tedaviyle önlenebilmektedir. Glokom ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi hastalıklar ise tespit edildiklerinde ilerlemenin yavaşlatılması veya durdurulmasıyla kontrol altına alınabilir. Burada önemli olan, düzenli göz muayeneleriyle bu bozuklukların saptanmasıdır. Sağlık gözlerden başlar, bu sebeple onları ihmal etmemek gerekir” dedi.
REKLAMHAVA KİRLİLİĞİ VE KÜRESEL ISINMA, GÖZÜ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Hava kirliliği ve küresel ısınmanın, göz sağlığını olumsuz etkileyen çevresel faktörler arasında yer aldığını belirten Doç. Dr. Başak Bostancı, “Hava kirliliği göz kuruluğuna, alerjik konjonktivit ve gözde irritasyona yol açabilir. Ayrıca ozon tabakasının incelmesi ve güneşin daha zararlı hale gelen ışınları da göz sağlığını tehdit ediyor. Bu yüzden dışarıdayken güneş gözlüğü kullanmak, düzenli göz muayenesi yaptırmak ve suni gözyaşı kullanmak, gözlerimizi bu dış etkenlerden korumanın önemli yollarıdır” diye konuştu.
GÖZ KIRPMAYI UNUTMAYIN
Günümüz dijital dünyasında uzun süre ekran başında kalmanın göz sağlığını olumsuz etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Başak Bostancı, “Biz buna Dijital Ekran Sendromu diyoruz. Göz yorgunluğu, bulanık görme, göz kuruluğu, baş ağrısı hatta boyun ve omuz ağrıları bu sendromun yaygın belirtileri arasında. Ekran başında çok uzun süre kalmak, özellikle küçük yaşlardaki çocuklarda miyop gelişimini tetikleyebilir. Bu yüzden ekran sürelerinin kontrol edilmesi, göz kırpma alışkanlığının hatırlatılması ve ekran parlaklığının doğru ayarlanması önemli. Herkesin düzenli molalar vermesi de göz sağlığı açısından kritik” ifadelerini kullandı.
ÇOCUKLAR GÜNDE EN AZ BİR SAAT AÇIK HAVADA VAKİT GEÇİRMELİ
Doç. Dr. Bostancı, “Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki çocuklarda yakına bakma süresi uzadıkça, miyopi gelişme riski de artıyor. Bu yüzden, çocuklarımıza mümkün olduğunca açık havada vakit geçirmelerini önermeli, onları doğayla buluşturmalıyız. Günde en az bir saat açık havada, doğal ışık altında vakit geçirmek gözlerin rahatlamasına ve miyop riskinin azalmasına yardımcı olur. Ekran sürelerini sınırlandırmak her yaş grubu için faydalı olacaktır” dedi.
REKLAMSAĞLIKLI GÖZLER İÇİN YAPILMASI GEREKENLER
• Doğru beslenme: Gözlerimiz vücudumuzun en önemli parçalarından biri, dolayısıyla doğru beslenmek çok önemli. A, C ve E vitaminleri, omega-3 yağ asitleri ve lutein açısından zengin besinler tüketmek göz sağlığını korur. Balık, yeşil yapraklı sebzeler, havuç gibi besinleri soframızdan eksik etmemeliyiz.
• UV korumalı gözlük kullanın: Sadece yazın değil, her mevsim güneşin zararlı UV ışınlarından korunmak için UV filtreli gözlükler kullanın.
• Düzenli göz muayenesi: Sağlıklı gözlerin sırrı düzenli kontrollerde saklı. Göz muayeneleri, birçok göz hastalığının erken aşamada fark edilmesini sağlar ve tedavi şansını artırır.
• Ekran molaları: Ekrana uzun süre bakmak göz yorgunluğuna sebep olabilir. 20-20-20 kuralını uygulayın: 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca 20 feet (6 metre) uzaktaki bir şeye bakarak gözlerinizi dinlendirin.
REKLAM
• Göz hijyeni: Makyajla uyumamak, makyaj malzemelerini temiz tutmak ve gözleri ovalamaktan kaçınmak göz sağlığı için önemli. Unutmayın, gözlerimiz hassas!
• Yeterince su için: Yeterli göz yaşı üretimi için su içmeyi ihmal etmeyin. Göz kuruluğu pek çok enfeksiyona ve bulanık görmeye zemin hazırlayabilir, bu yüzden suyu dost edinin.
• Ekran parlaklığını ayarlayın: Ekran parlaklığı göz yorgunluğunu etkiler. Ekran parlaklığını oda ışığına uygun bir seviyeye getirmek, gözlerinizi rahatlatır.
• Klima önünde çalışmaktan kaçının: Klima veya ısıtıcıların doğrudan gözlere etki etmesi göz kuruluğunu artırabilir, bu yüzden dikkatli olun.
Doç. Dr. Başak BostancıİŞTE GÖZ İÇİN EN FAYDALI BESİNLER
Doç. Dr. Bostancı, beslenmenin göz sağlığı için hayati bir öneme sahip olduğunu kaydederek, “A, C, E vitaminleri ve omega-3 yağ asitleri gözlerimizi besler ve yaşa bağlı makula dejenerasyonu riskini azaltabilir. Balık, yeşil yapraklı sebzeler, havuç, yumurta, fındık ve turunçgiller göz sağlığı için en faydalı besinlerdir. Unutmayalım, ne yersek oyuz! Gözlerimiz de bu besinlerden alacağı vitaminlerle daha sağlıklı kalacaktır” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“OKULLARIN AÇILMASIYLA ÇOCUKLAR ENFEKSİYONLARI EVLERE TAŞIMAYA BAŞLADI”
Covid-19, influenza ve grip virüslerini ayırt etmenin zor olduğunu ifade eden Şener, “Üst solunum yolu enfeksiyonu, burun akıntısı ve burun tıkanıklığının daha belirgin olduğu tablolar rinovirüs dediğimiz tablo. Boğazda ağrı ve yanma, kuru öksürük ile eklem ve kas ağrılarının daha belirgin olduğu tablolarda ise korona ya da influenza dediğimiz tablolarla karşı karşıya kalıyoruz. Özellikle gece gündüz ısı farkının artmasıyla virüsün yayılımının başlaması aslında şaşırtıcı değil” dedi.
Şener, okulların açılmasıyla birlikte çocuk ve gençlerin enfeksiyonları evlere taşımaya başladığını, onlar ağır geçirmese de evlerde temas ettikleri grip aşısı olmayan 65 yaş üstü ve bağlı hastalığı olan kişilerin daha ağır semptomlar gösterdiğini kaydetti.
“GRİP AŞISI OLMAYANLARDA AKCİĞER ENFEKSİYONU VE ZATÜRRE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR”
Grip aşısının önemine değinen Şener, şunları kaydetti: “65 yaş üstü kişilerin 15 Kasım’a kadar olan periyotta grip aşısını olmaları gerekiyor. Çünkü grip aşısı olmayan grupta yaygın akciğer enfeksiyonu ve zatürre gibi tabloları sık görüyoruz. Grip vakaları her sene artıyor aslında. Grip aşısı, hastalığın yayılımını engelleyen bir aşı değil. Bireysel korunma için olmak gerekiyor. Yani ağır akciğer enfeksiyonu geçirmemek için, yoğun bakıma yatmamak için. Yoksa aşı olunca grip olmayacaksın demek değil. Hastalığı hafif atlatmanız, sonrasında komplikasyon gelişme ihtimalinizin düşük olması demek.”
Prof. Dr. Alper Şener, grip ve benzeri enfeksiyonlardan korunmak için kapalı ya da iyi havalandırılmayan alanlarda maske kullanımının da önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>REKLAMVİRÜSÜ TAŞIYAN HER 3 ERİŞKİNDEN BİRİ HASTALIĞA YAKALANACAK
40 yaşından büyük erişkinlerin yaklaşık yüzde 99.5’i suçiçeği virüsünü (Varisella Zoster) taşıyor ve bu erişkinlerin her 3’ünden birinin yaşamı boyunca zona hastalığına yakalanacağı belirtiliyor. Hastalık sırasında veya sonrasında ortaya çıkan ağrılar aylarca, hatta yıllarca sürüp, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor. Bazı hastalarda dokunmaya karşı aşırı duyarlılık ile sürekli yanma hissi, iyileşme döneminde bile devam ediyor. Gece uykudan uyandıran ağrılar nedeniyle hastaların tüm yaşamı sorunlu hale geliyor. azaltıp ağrı oluşmasını önlemeye yardımcı oluyor”
NEDEN OLUR?
Zona, suçiçeği virüsünün vücutta saklanması ve bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla yeniden aktif hale gelmesinden kaynaklanıyor. Özellikle 50 yaş ve üzeri kişilerde, bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı zayıflaması zonayı tetikleyen en yaygın neden olarak görülüyor. Stres, kanser tedavisi veya büyük ameliyat geçirilmesi gibi faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini artırıyor.
KİMLER RİSK ALTINDA?
*50 yaş üstü bireyler,
*Diyabet ve kalp – damar hastaları,
*Astım hastaları,
*KOAH hastaları,
*Kronik böbrek hastaları,
*Otoimmün hastaları (Romatoid Artrit, Multipl Skleroz (MS),
*Ülseratif kolit hastaları
*Crohn ve çölyak gibi bağırsak hastaları
*Sedef (psöriasis) hastaları,
*Pemfigus vulgaris, vitiligo gibi cilt hastaları
*Graves ve Hashimato hastaları
REKLAM
* Kanser tedavisi gören ve savunma mekanizmaları zayıflamış kişiler hastalığın oluşması konusunda büyük risk taşıyor.
ZONA BELİRTİLERİ
Zona belirtileri genellikle vücudun bir tarafında ağrı ve ardından kabarcıklı döküntüler şeklinde başlıyor. Döküntülerin kaşıntı, yanma ve acı hissine neden olduğu belirtiliyor. Bunların özellikle kulağa yakın olması sonucunda; İşitme kaybı ve yüz kaslarında güçsüzlük gibi komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor. Gözde meydana gelen zona ise görme kaybına yol açabilecek kadar ciddi olabiliyor.
UYKUDAN UYANDIRAN AĞRI
Zonanın sadece döküntülerle sınırlı bir hastalık olmadığına dikkat çekiliyor. Hastalık sırasında veya sonrasında ortaya çıkan ağrılar aylarca, hatta yıllarca sürüp, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebiliyor. Bazı hastalarda dokunmaya karşı aşırı duyarlılık ve sürekli yanma hissi, iyileşme döneminde bile devam ediyor. Gece uykudan uyandıran ağrılar nedeniyle hastaların tüm yaşamı sorunlu hale geliyor.
ZONA BULAŞICI MI?
Zonada bulaşma riski özellikle deri üzerindeki açık yaralarla temas nedeniyle artıyor. Bu nedenle Zona olan kişilerin bu dönemde bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerden uzak durması öneriliyor. Zona hastalığında ortaya çıkan ve dayanılmaz ağrılar ile hastaların yaşamını karartıp “Postherpetik Nevralji” olarak adlandırılıp sinir hattı boyunca oluşan ağrılar, hastaların hastane yatışlarına ve aylarca ilaç kullanmalarına neden olabiliyor.
Prof. Dr. Ersin AkpınarZONADAN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?
Prof. Dr. Ersin Akpınar, Zonadan korunmanın en etkili yollarından birinin aşı olmak olduğunu belirterek “2006 yılında geliştirilen aşılardan özellikle ‘Rekombinant Zona aşısı’ yüzde 95’ten fazla koruyuculuğu ile Türkiye’de de uygulanıyor. İki doz olarak yapılan bu aşı, Zona hastalığının oluşumunu büyük ölçüde engelliyor ve eğer kişi hastalığa yakalanırsa hastalığın şiddetini azaltıp ağrı oluşmasını önlemeye yardımcı oluyor” diyor. Akpınar, özellikle 50 yaş ve üzeri bireylere önerilen bu aşının yaşam kalitesini koruma adına çok önemli olduğuna dikkat çekiyor.
İLK 72 SAAT ÇOK ÖNEMLİ
Zona tedavisinde erken tanı çok önemli bulunuyor. Hastalık belirtileri fark edildiğinde, ilk 72 saat içinde doktora başvurulması durumunda antiviral tedavilerle hastalığın seyrinin hafifletilebildiğine dikkat çekiliyor. Ayrıca kanıtları zayıf olsa da B vitamini, ağrı kesiciler ve cilt üzerine sürülen ilaç tedavileri ile hastalığın ağrı şiddetinin kontrol altına alınmaya çalışıldığı belirtiliyor. Sonuç olarak Zona hastalığı, özellikle ileri yaşlarda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Hastalığın ağrılı ve uzun süren etkilerinden korunma noktasında aşının büyük önemi bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Nobel Tıp Ödülü’nü kazananlar, İsveç’in Karolinska Enstitüsü Nobel Meclisi tarafından seçildi ve 11 milyon İsveç kronu (1,1 milyon $) tutarında bir ödül alacak.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Nobel Tıp Ödülü ilk sırada açıklandı. Bilimin tartışmasız en prestijli ödülü olan Nobel’in sahipleri belli oldu.
Nobel ödüllerinin diğer sahipleri ise önümüzdeki günlerde açıklanacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak, bilgi paylaşımını kolaylaştırmak ve bu kanser türüyle mücadele edenlere destek olmak amacıyla dünya genelinde 1-31 Ekim, Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor. Her yıl farklı bir temanın işlendiği meme kanseri farkındalık ayının bu yılki teması “Hiç kimse meme kanseriyle tek başına yüzleşmemeli” şeklinde belirlendi.
REKLAM
Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) bağlı Kanser Araştırma Ajansına (IARC) göre, 2022’de yaklaşık 20 milyon kanser vakası tespit edildi ve 9,7 milyon kişi kanser nedeniyle hayatını kaybetti. Akciğer kanseri, toplam vakaların yüzde 12,4’ünü oluşturarak 2,5 milyon yeni vaka ile dünya genelinde en sık görülen kanser türü olurken onu yüzde 11,6 oran ve 2,3 milyon vaka ile meme kanseri takip etti.
Kanserle bağlantılı toplam can kayıplarının yüzde 18,7’sini akciğer kanseri, yüzde 9,3’ünü kolorektal kanser, yüzde 7,8’ini ise karaciğer kanseri oluşturdu. 670 bin can kaybı ile kanserle bağlantılı toplam ölümlerin yüzde 6,9’unu oluşturan meme kanseri, 185 ülkenin 157’sinde kadınlarda en sık rastlanan kanser türü olarak kayıtlara geçti.
IARC’nin tahminlerine göre, 2050’ye gelindiğinde 35 milyondan fazla yeni kanser vakası ile karşı karşıya kalınacağı öngörülürken bu duruma yol açan etmenler arasında tütün, alkol kullanımı ve obezite ile birlikte çevresel bir risk faktörü olarak hava kirliliği yer alıyor.
HAVA KİRLİLİĞİ MEME KANSERİ RİSKİNİ ARTIRIYOR
Avrupa Kanser Araştırma ve Tedavi Organizasyonu (EORTC) ve Avrupa Meme Kanseri Uzmanları Derneği’nin (EUSOMA) birlikte hazırladığı Avrupa Kanser Dergisi’nde yayımlanan çalışmada, 1990-2011 arasında meme kanserine yakalanan 2 bin 491 kadın ile kanser teşhisi bulunmayan 2 bin 984 kadının yaşam şartları, fiziksel ve biyolojik özellikleri ile sosyal yaşamları gibi farklı parametreler karşılaştırıldı. Bulgulara göre, konut ve iş yerinde maruz kalınan hava kirliliğinin meme kanseri riskini artırdığı sonucuna ulaşıldı.
REKLAM
Çalışmada belirlenen yıllar arasında PM2,5 konsantrasyonlarında yaşanan her metreküpte 10 mikrogram (10 μg/m3) artışla birlikte meme kanserine yakalanma riskinin yüzde 28 arttığı tespit edildi. Aynı dönemde ve aynı orandaki PM10 konsantrasyonu artışının meme kanserine yakalanma riskini yüzde 9, azot dioksit konsantrasyonu artışının ise hastalığa yakalanma riskini yüzde 5 artırdığı belirlendi.
HAVA KİRLİLİĞİNİN EN ÖNEMLİ BİLEŞENLERİ PARTİKÜL MADDELER
Meme kanseri ve hava kirliliği arasındaki bağlantıya ilişkin soruları yanıtlayan Onkoloji Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, hava kirliliğine neden olan etkenlerin genellikle insan faaliyetlerinden kaynaklanan süreçlerle doğrudan ilişkili olduğunu söyledi.
Fabrikalar, enerji santralleri, maden ocakları ve inşaat sektörü tarafından büyük miktarda kirletici madde üretildiğini belirten Özdoğan, “Bu faaliyetler sırasında kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların yakılmasıyla ortaya çıkan karbondioksit, kükürtdioksit, azot oksitler ve partikül maddeler atmosferde birikerek hava kirliliğine yol açar” dedi.
Özdoğan, hava kirliliğine neden olan bu etkenlerin, atmosfere salınan zararlı gazlar ve partiküller nedeniyle havanın kalitesini düşürerek insan sağlığını doğrudan etkileyebileceğini ifade etti.
REKLAM
Partikül madde olarak isimlendirilen, havada asılı duran, boyutlarına göre sınıflandırılan katı veya sıvı parçacıkların hava kirliliğinin en önemli bileşenleri arasında yer aldığını ve sağlık üzerinde ciddi etkileri bulunduğunu dile getiren Özdoğan, partikül maddeleri şu şekilde sınıflandırdı: “PM10, çapı 10 mikrometreden küçük olan parçacıklardır ve solunum yollarına kolayca nüfuz edebilir. PM2,5 ise 2,5 mikrometreden daha küçük olan, çok ince parçacıklardır ve bu partiküller akciğerlerin en derinlerine kadar ulaşabilir, hatta kan dolaşımına geçebilir. PM2,5 ve PM10 kirleticileri, özellikle fosil yakıtların yanmasıyla ortaya çıkar. Solunan bu partiküller, inflamasyona, oksidatif strese ve solunum fonksiyonlarında bozulmalara neden olur. Motorlu taşıtlar, sanayi tesisleri ve enerji santralleri ise azot dioksit emisyonlarının başlıca kaynaklarıdır.”
“UZUN SÜRELİ HAVA KİRLİLİĞİ MARUZİYETİ, BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ZAYIFLATABİLİR”
Hava kirliliğinin astım, bronşit, amfizem ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi sağlık sorunlarının görülme sıklığını artırdığına, PM2,5 gibi ince partiküllerin akciğerlerin derinliklerine kadar inerek inflamasyona neden olduğuna ve solunum kapasitesini azalttığına dikkati çeken Özdoğan, azot dioksidin ise astımı tetiklediğini bildirdi.
PM2,5’e uzun süreli maruziyetin kardiyovasküler hastalıklara yol açabileceğinin altını çizen Özdoğan, “Hava kirliliği, Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı tarafından ‘Grup 1 karsinojen’ olarak sınıflandırılmıştır. Bu sınıflama, hava kirliliğinin insanlar için kanserojen olduğuna dair yeterli kanıt bulunduğu anlamına gelir. Özellikle akciğer kanseri riski, hava kirliliği maruziyetiyle doğrudan ilişkilidir. İnce partiküller, solunum yoluyla akciğerlere ulaşarak DNA hasarına yol açabilir ve tümör oluşumuna neden olabilir. Ayrıca meme kanseri gibi diğer kanser türleri de hava kirliliğiyle ilişkilendirilmektedir. Uzun süreli hava kirliliği maruziyeti, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olabilir. Bu durum, enfeksiyonlara karşı direnci azaltarak, genel sağlığı olumsuz yönde etkiler” diye konuştu.
Kanser ve hava kirliliği arasındaki bağlantıya işaret edilen çalışmalarda PM2,5 ve PM10 gibi ince partiküllere uzun süre maruz kalan kadınlarda meme kanseri riskinin arttığı sonucuna ulaşıldığı bilgisini veren Özdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “PM2,5 solunum yoluyla vücuda girer ve dolaylı yoldan meme dokusunu etkileyerek kansere yol açabilir. Azot dioksit maruziyeti de meme kanseri riskini artırabilir. Bu kirleticinin, hormonal dengesizliklere yol açarak meme kanseri gelişimine katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Özellikle menopoz öncesi dönemde azot dioksit maruziyetine daha fazla dikkat edilmelidir çünkü bu dönemde hormonal değişiklikler meme kanseri riskini artırabilir. Sonuç olarak, hava kirliliğinin, özellikle PM2,5, PM10 ve azot dioksit gibi kirleticilerle uzun süreli maruziyetin meme kanseri riskiyle ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Bu nedenle hava kirliliğinin azaltılması meme kanseri gibi kanser türlerinin önlenmesinde önemli bir halk sağlığı önceliği olabilir.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BEBEKLER NE ZAMAN YUMURTA YİYEBİLİR?
Çocuk beslenmesinde yumurtanın çok önemli olduğunu söyleyen Seçkin, “Protein olmazsa olmazlardandır. Çocuklar büyüyor ve gelişiyor, dolayısıyla her gün belirli miktarda protein almaları gerekiyor. Bu nedenle çocuklar açısından önemli bir besin kaynağıdır. 6 aydan sonra bebekler yumurta tüketebilir. Ancak önce yumurtanın sarısından başlamalıyız. Birkaç ay sonra ise bir problem olmadığını görünce beyazını da yemesini öneriyoruz ve her gün bir tane yumurta yemesine izin veriyoruz” dedi.
REKLAMYUMURTA GÖZ SAĞLIĞINA YARDIMCI
Dr. Seçkin, “Bir yumurta 78 kaloridir. 6 gr. protein, 5 gr. yağ, 180 mg. kolesterol içerir. Sarısı daha çok protein içerir. Kolesterol ve yağdan da zengindir. Yumurtadaki kolesterol vücudumuzun kullanabileceği kolesteroldür. Yumurta sarısı tüm vitamin, eser element ve mineralleri içerir. Dolayısıyla yumurta sarısı gözü besler ve gece körlüğü gelişmesini engeller. Çok iyi bir kolin kaynağıdır. Vejeteryanlar için çok iyi bir B12 ve folik asit kaynağıdırlar. Diğer yandan içeriğindeki mineraller oldukça dengelidir. Yumurta yiyenlerde mineral ve eser eleman eksikliğine daha az rastlanır” ifadelerini kullandı.
BEYİN SAĞLIĞI İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
İnsan vücudunda da bir miktar kolin üretildiğini; ancak genetik olarak bazı insanlarda sentezinin daha az düzeylerde olduğunu kaydeden Seçkin, “Böyle insanlarda kolin esansiyel besin maddesi olarak kabul edilmektedir. Yani dışarıdan mutlaka alınması gerekenlerdendir. Yumurtanın içerisindeki kolin, sinir sisteminde önemli ileti görevleri olan asetilkolinin yapılmasını sağlıyor. Çocuklar okula gidiyor; öğrenme, hatırlama, akılda tutabilme gibi beyin işlevleri için yumurtanın içerisindeki kolin çok önemlidir. Alzheimer, MS gibi sinir sistemiyle ilgili hastalıkların ilerlemesini de engelliyor olabilir. Diğer yandan hamilelerin de mutlaka kolin alması gereklidir. Vejeteryan ya da veganlarda kolin değerleri çok düşüktür. Kalp ritmi, nefes alıp verme için de kolin gereklidir. Yeterli miktarda kolin alınması ve sentezi daha iyi bir metabolizma, beyin işlevleri, kas çalışmasını sağlar” dedi.
REKLAMHER GÜN YUMURTA YENİR Mİ?
Dr. Seçkin, çocukların her gün bir tane yumurta tüketebileceğini kaydederek, “Çocuk istiyorsa yiyebilir. Ancak günde bir yumurtayı geçmemek gerekir. Öte yandan organik yumurta tercih edilmelidir. Ayrıca pişirirken yumurta sarısının çok sertleşmemiş olmasına dikkat etmek gerekir; çünkü fazla pişirince içindeki yararlı yağlar zararlı yağlara dönüşür ve besin değeri kaybolur” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Araştırmacılar, örümcekte bulunan ve “Hi1a” olarak bilinen peptitin, hem kalp krizi esnasında hasarı önleyebileceğini hem de nakledilen kalbi koruyabileceğini düşündüklerini bildirdi.
Tıbbi Araştırma Gelecek Fonu’ndan (MRFF) gelen yaklaşık 12 milyon dolarlık yardım sayesinde ilacın insanlar üzerinde test edilmesi için klinik deneylere geçileceği kaydedildi.
Yaklaşık 4 yıl sürecek klinik deneylerin ilacın potansiyelini ölçeceğini aktaran araştırmacılar, “İlaç, başarılı olması halinde hastaların hayatta kalma şansını ve yaşam kalitesini artırmanın yanı sıra sağlık hizmeti maliyetlerini önemli ölçüde azaltacaktır” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Gerekli koşullar da nedir ve nasıl sağlanabilir” dediğinizi duyar gibiyiz. Haklısınız, konuya dair hiçbir fikriniz yoksa bu işler son derece karmaşık görünecektir. Ama telaşa gerek yok, şimdi bağırsaklarınızın işleyişindeki temel matematiğe ve bu işleyişte olmazsa olmaz görevlere sahip olan postbiyotik, prebiyotik ve probiyotiklere hep beraber bakacağız.
PROBİYOTİK NEDİR?
Probiyotikler, sindirim sistemimizin sorunsuz bir şekilde gerçekleşebilmesinde görev alan bakterilerin yaşamasını ve bağırsaklardaki bu bakterilerin sayısını dengesini sağlayan mikroorganizmalara verilen isimdir. Bağırsaklarımızın probiyotik dengesi yerinde olduğunda zararlı bakteriler bağırsaklarımızda yaşayamaz, yararlı bakteriler ise kolaylıkla çoğalır.
Probiyotikler sindirimin gerçekleşmesinde, çeşitli bakterilerin nedne olabileceği ishal probleminin iyileştirilmesinde, bağışıklık sistemimizin güçlendirilmesinde ve çeşitli bağırsak iltihaplarının iyileştirilmesinde hayati öneme sahiptir. Farkında olmadan tükettiğimiz pek çok üründe probyotik bulunur ancak probiyotik zengini besinleri şöyle sıralayabiliriz:
Yoğurt
Kefir
Limonla yapılmış lahana ve salatalık turşusu
Cheddar, gouda ve mozzarella gibi bazı peynirler ve bazı fermente yemeklerde probiyotik bulunur.
PREBİYOTİK NEDİR?
Prebiyotikler en basit tanımla bağırsaklarımızda bulunan probiyotiklerin beslenmek için kullandığı, probiyotiklerin çoğalıp büyümelerini sağlayan besinler olarak kabul edilen bir doğal lif türüdür. Yani probiyotikten zengin gıdalar tüketmeniz ya da sadece probiyotik takviyesi almanız tek başınıza yeterli olmayabilir.
Probiyotik takviyeler prebiyotiklerle desteklenmelidir. Vücudunuzdaki zararlı bakterilerden kurtulmak, kolay sindirim, güçlü bağışıklık sistemi ya da iltihapların iyileşebilmesi için probiyotiklere; probiyotiklerinizin beslenebilmesi için ise prebiyotiklere ihtiyacınız vardır.
Prebiyorik açısından zengin besinleri şöyle sıralayabiliriz:
Muz
Elma
Nar
Yaban Mersini
Turunçgiller
Sarımsak
Soğan
Pırasa
Kuşkonmaz
Enginar
Mercimek
Nohut
Fasulye
Yulaf
Tam Buğday
Arpa
Badem
Keten Tohumu
Chia Tohumu
Deniz Yosunu
POSTBİYOTİK NEDİR?
Postbiyotikler, fermantasyon işlemi esnasında ortaya çıkan ve fermente besinlerde bulunan bir yan üründür. Besinler fermente edilirken ortaya çıkan postbiyotikler, bağırsaklarımızda da probiyotikler prebiyotiklerle beslendikten sonra oluşur. Bir nevi probiyotriklerin işini yaparken ortaya çıkardığı atıklardır bile denebilir.
Aslında biyolojide postbiyotik kavramının probiyotik ve prebiyoriğe nazaran oldukça yeni olduğunu söylemek gerek. Ancak postbiyotiklerin de vücut sağlığı üzerinde etkisi var. Fermantasyon işleminin ardından ortaya çıkan Kısa zincirli yağ asitleri, Peptitler, Vitaminler, Enzimler, Bakteriyosinler bazı postbiyotiklere örnek gösterilebilir.
Postbiyotiklerini dışarıdan alamayız, bunlar vücudumuzun içinde probiyotiklerin işlevini tamamlayabilmesi ile ortaya çıkar.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bulguları “Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Amerikalı bilim insanları, beyin ameliyatı geçiren 5 hastanın beynine kontrast madde enjekte etti ve bu maddeyi manyetik rezonans görüntüleme (MRI) aracılığıyla takip etti.
Araştırmacılar, önceki araştırmalarda “glimfatik sistem” olarak tanımlanan, beyindeki atık maddelerin damarları çevreleyen kanallar aracılığıyla çıkarılması işleminin farelerin beyinlerinde tespit edildiğini bildirdi.
İnsan beyninde de “glimfatik sistem” olduğunun tartışıldığını ancak görüntülenemediğini kaydeden araştırmacılar, hastaların beynine enjekte edilen maddenin takibi sonrası sistemin insan beynindeki izlerine ulaşıldığını belirtti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gök, farklı üniversitelerden bilim insanlarıyla sentezledikleri 200’ün üzerinde molekülle yaptıkları deneylerde, bazı moleküllerin Alzheimer hastalığına neden olan asetilkolinesteraz enziminin etkinliğini azalttığını belirledi.
Prof. Dr. Yetkin Gök, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde fakültelerinin 7 binasının ağır hasar alması nedeniyle yıkıldığını söyledi.
REKLAM
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu laboratuvarında bilimsel çalışmaları sürdürmeye gayret gösterdiklerini anlatan Gök, sentezledikleri ilaç etken maddelerinin 2017 yılından bu yana hastalıklar üzerindeki etkilerini belirlemeye çalıştıklarını dile getirdi.
Gök, sentezledikleri organik ve metal içeren organik bileşiklerle Alzheimer hastalığına neden olan asitilkolinesteraz enzimini yavaşlatma veya etkisiz hale getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Alzheimer’a neden olan asitilkolinesteraz enziminin etkisinin azaltmak için laboratuvar ortamında yaptıkları deneylerde olumlu sonuçlar aldıklarına işaret eden Gök, “Ailemde Alzheimer hastalığı oldukça fazla, bunu bire bir yaşadım. Uzun süredir aklımda olan bir hastalıktı, bu konu üzerinde çalışmak ve devam etmek isteğim vardı. Alzheimer tedavisinde kullanılan ilaçlar belli bir düzeye kadar etki gösterebilmekte ve yan etkileri çok fazla. Biz yan etkisi daha düşük olan, daha etkin, daha uzun süre etkisini gösterebilecek ilaç etken maddelerini sentezlemeye başladık, bunun özerine çalışmalarımız devam etmekte” diye konuştu.
ARAŞTIRMAYA ULUSLARARASI ATIF
Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Müdürü Doç. Dr. Aydın Aktaş, 2017 yılında Prof. Dr. Yetkin Gök’ün proje yürütücülüğünde Alzheimer hastalığına neden olan enzimi etkisiz hale getirmek için laboratuvarda deneyler yapmaya başladıklarını anlatarak, şunları kaydetti: “2018 yılında yayına dönüştürdük ve 2018 ve 2019 yıllarında bu konu üzerinde yılda 150 civarında uluslararası atıf aldık. Asetilkolinsinir, uçlarından etkilediği organa veya sinir ucundan ikinci bir sinir hücresine, sinir implusu taşıma görevinin yanında sinir ve kas lifleri boyunca biyoelektriksel akımın oluşmasını da sağlayan biyolojik önemi büyük olan bir moleküldür. Vücutta sentezlenen asetilkolinesteraz enzimi ise asetilkolini parçalıyor. Asetilkolin parçalanması ise vücudun biyoelektriksel akımına zarar veriyor, bu da Alzheimer ile bazı hastalıklara sebep olabiliyor.”
REKLAM
Alanında uzman akademisyenlerle çalıştıklarına işaret eden Aktaş, Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümünden Prof. Dr. İlhami Gülçin’in de büyük katkılarıyla deneyler yaptıklarını söyledi.
Aktaş, Alzheimer’a neden olan enzimi etkisiz hale getirebilmek için yapılan deneylerin sonuçlarıyla ilgili şu bilgileri verdi: “Prof. Dr. İlhami Gülçin’in katkılarıyla sentezlediğimiz moleküllerin piyasada ticari olarak satılan ilaçlara göre daha etkili olduğunu gördük. Bazı deneylerde ise yan etkisinin az olacağı öngörüsünde bulunduk. 2024’e kadar 30’un üzerinde akademik çalışma yaptık ve yaklaşık 200 farklı molekül sentezledik. Sentezlediğimiz bu moleküller organik ve metal içeren organik bileşikler ile organiğe metal bağlayarak yaptığımız bileşikler. Organik temelli bileşiklerde çok faydalı sonuçlar gördük.”
Aktaş, Gaziantep Üniversitesi Fen Fakültesinden Prof. Dr. Tuba Taşkın Tok’un ise deneylerde elde edilen sonuçları bilgisayar programında simülasyonunu yaparak, deneysel ve teorik çalışmaların uyumlu olduğunu belirlediğini söyledi.
Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesinden Prof. Dr. Muhittin Aygün ve ekibiyle de sentezledikleri moleküllerin tek kristallerini elde ettiklerini aktaran Aktaş, Bartın Üniversitesi Fen Fakültesinden Doç. Dr. Parham Tarlımı ile de farklı enzimlerle ilgili çalışmalar yaptıklarına değindi.
Deneylerde sentezlenen moleküllerin Alzheimer’a neden olan asitilkolinesteraz enziminin etkisini azalttığını bildiren Aktaş, “Deneylerde çalıştığımız moleküllerin çoğunun etkili olduğunu belirledik. Ancak aralarında birkaç tanesinin piyasadaki ilaçlardan çok daha etkili olduğunu ve yan etkilerinin daha az olduğunu gördüğümüz moleküller üzerin yoğunlaştık” dedi.
HAYVAN DENEYLERİ İÇİN DAVET
Deneylerde elde ettikleri olumlu sonuçları hayvanlar üzerinde de gerçekleştirmek istediklerini ancak laboratuvarlarının 6 Şubat 2023’deki depremlerde hasar aldığını ifade eden Aktaş, şunları aktardı: “Araştırmalarımız sekteye uğradı. Yeniden toparlanarak çalışmalara hız vermeye başladık. Sentezlediğimiz moleküllerin Alzheimer hastası hayvanlar üzerinde etkisini çalışmak isteyen tüm akademisyenleri projemizde görmek, birlikte çalışmak ve daha iyi sonuca ulaşmak isteriz. Yapacağımız çalışmalarla Alzheimer hastalarına bir şekilde şifa olmak ve sıkıntılarını gidermeye katkı sunmak isteriz. Sentezlediğim molekülleri hayvan deneylerinde çalışmak isteyen tüm akademisyenlere projemizde yer var.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İlk olarak Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi altına alınan Aydın, 2 Ekim’de Ankara Bilkent Şehir Hastanesine sevk edildi.
Hastane yetkililerinden edinilen bilgiye göre, 20 gündür hapşırma nöbetleri kesilmeyen Aydın’a, tedavi altına alındığı 5 günde çok sayıda tetkik yapıldı. Aydın, farklı branşlardan hekimlerce muayene edildi.
Hastalığın tespiti için Ankara Bilkent Şehir Hastanesindeki testleri süren Aydın’ın, uygulanan tedavi sonucunda hapşırma nöbetlerinin biraz hafiflediği ancak hala geçmediği belirtiliyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İncelemeler sonucunda uzmanlar, kronik hastalıkların görülme oranlarında kuşaklar boyunca ciddi artış yaşandığını tespit etti.
Tıptaki gelişmelere rağmen kronik hastalıkların nesiller boyunca arttığına dikkati çeken uzmanlar, “Baby Boomers” olarak adlandırılan kuşakta, önceki kuşaklardan kişilerin aynı yaştaki dönemine kıyasla daha fazla kanser, diyabet, yüksek kolestrol, obezite, akciğer ve kalp hastalıkları görüldüğünü aktardı.
Uzmanlar, kanser, kalp hastalıkları ve yüksek kolesterol tanılarında artışın en çok İngiltere ve Avrupa’da kaydedildiğini belirtti.
University College London (UCL) uzmanlarından Laura Gimeno, “Tıptaki ilerlemelere ve halkın sağlıklı yaşam konusunda daha fazla bilinçlenmesine rağmen, 1945’ten sonra doğanlar kendilerinden önceki kuşaklara göre daha fazla kronik hastalığa yakalanma riski taşıyor” ifadesini kullandı.
Yüksek gelirli Batı ülkelerinde nüfusun yaklaşık 5’te birinin 65 yaş üzerinde olduğuna işaret eden Gimeno, “Ortalama yaşam süresi sabit kalır ya da artmaya devam ederse, bu endişe verici durum genç nesillerin sağlıksız daha fazla yıl geçirmesine neden olabilir” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Obezite ve fiziksel hareketsizliğin önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu, yaşamın her alanında hareketsizlikle mücadele etmenin gerekliliğinin anlaşıldığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: “Günlük hayatta sağlıklı beslenmeyi ve düzenli fiziksel aktiviteyi teşvik etmenin ve davranış değişikliğine yönelten müdahalelerde bulunmanın önemi açıktır. Fiziksel aktivitenin beden sağlığı üzerinde etkileri olduğu gibi ruh sağlığı, sosyal gelişim ve yaşlılık üzerinde de olumlu etkileri bulunmaktadır. Fiziksel aktivite, vücut direncinin artmasına böylece vücudun enfeksiyonlara karşı koruma geliştirmesine katkı sağlamaktadır. Fiziksel olarak aktif olmayanlarda enfeksiyon görülme olasılığı düzenli fiziksel aktivite yapanlara göre daha fazladır. Bağışıklık sistemini destekleyen önemli etmenlerden biri de fiziksel olarak aktif bir yaşam sürdürmektir.”
Açıklamada, Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması (TBSA) 2017 sonuçlarına göre Türkiye’de, 15 ve üstü yaştaki her 10 kişiden 4’ünün yetersiz düzeyde fiziksel aktivite yaptığı, günlük oturarak veya uzanarak harcanan zamanın 15 ve üstü yaştaki erkekler için 384,5 dakika, 15 ve üstü yaştaki kadınlar için 374,1 dakika, 19 ve üstü yaştaki erkekler için 376,7 dakika, 19 ve üstü yaştaki kadınlar için ise 363,7 dakika olduğu belirtildi.
Fiziksel aktivitenin sağlığı koruyucu ve geliştirici etkisinin görülebilmesi için günlük aktivitelerin yanı sıra yetişkin yaş grubunda haftanın 5 günü en az 30 dakika, 5-17 yaş grubu için ise günde en az 60 dakika orta şiddette fiziksel aktivite yapılması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, herhangi bir hastalığı olan kişilerin, yaşına ve sağlık durumuna göre hangi fiziksel aktiviteleri, hangi sıklıkta, ne kadar süreyle yapabileceği konusunda hekime danışması gerektiği kaydedildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sendika Genel Başkanı Dr. Derya Mengücük, aşı yetersizliğinin aile hekimi ve aile sağlığı ebe ve hemşirelerini zor durumda bıraktığını söyledi.
Mengücük, “Hepatit B başta olmak üzere, Tetanoz, KKK (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak), Hepatit A ve Suçiçeği aşılarında yetersizlik nedeniyle aşılar ertelenmek zorunda bırakılıyor. Hatta aynı anda, aynı aşının yapılması gereken çocuklar için; daha acil olana yapılması, diğerinin daha sonra aşı geldiğinde yapılmak üzere ertelenmesi öneriliyor. Eş zamanlı yapılması gereken üç aşıdan ikisi yapılıp, biri olmadığı için yapılamıyor. Eksik kalan aşı mecburen 1 ay sonraya bırakılıyor. Bu durum bebek ve çocukların aileleri tarafından da hoşnutsuzluk ve kuşku ile karşılanıyor. Bir günde işlemleri bitecekken tekrar Aile Sağlığı Merkezlerine gelmek zorunda kalıyor” dedi.
Bu durumda ailelerin de hem ekonomik hem de zaman açısından zorlandığına işaret eden Mengücük, hekim, ebe ve hemşirelere aşıların ne zaman temin edileceği bilgisi verilmediğinden kesin bir aşı tarihi belirlemenin de mümkün olmadığını, bu nedenle ailelerle sağlık çalışanları arasında tartışma ve şiddet olasılığının arttığını anlattı.
Mengücük, “Bazı illerde, İlçe Sağlık Müdürlükleri aşı yetersizliğinden kaynaklanan aksamaları azaltmak için ASM’ler arası aşı transferi yapıyor. Her ASM’nin ilerleyen günlerde tahmini ihtiyaçlarını sorup, bir ASM’den alıp diğerine götürerek eksikliği gidermeye uğraşıyor. Adeta taşıma aşıyla aşılama hizmetleri döndürülmeye çalışılıyor. Aşının ne zaman yeterince temin edileceğini maalesef onlar da bilmiyor” diye konuştu.
Aile hekimliği çalışanları olarak “Bugün aşı yok, yarın gel” demek istemediklerini ifade eden Dr. Mengücük “Koruyucu sağlık hizmetlerinde kullanılan aşıların lojistik yönetiminden sorumlu Sağlık Bakanlığının, bu en temel sağlık hizmetini hiçbir eksiklik, yetersizlik, gecikme olmayacak şekilde planlamasını ve sağlamasını istiyoruz. Yaşanabilecek tedarik sorunlarını öngörmesini ve bu şekilde sorunlar oluşmadan gidermesini bekliyoruz” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YENİ DELHİ – Hindistan’da 1 buçuk milyon kişinin akın ettiği hava gösterisinde, 5 kişinin sıcak çarpması sonucu öldüğü belirtildi.
Hindistan’ın Chennai kentinde dün Hindistan Hava Kuvvetleri’nin 92. yıl dönümü çerçevesinde düzenlenen hava gösterisine binlerce kişi akın etti. Marina Plajında gerçekleştirilen gösteriyi en az 1 buçuk milyon kişi izledi. Organizasyonun yetersiz kalması nedeniyle tren istasyonlarında izdiham yaşandı. Hava sıcaklığının 35 dereceye ulaşması sonucu onlarca kişi hastanelik oldu, en az 5 kişi ise sıcak çarpması sonucu hayatını kaybetti.
Yerel basında yer alan haberlere göre etkinlik alanında yeterli içme suyu bulunmazken, aşırı kabalık nedeniyle seyirciler alana ulaşmak için uzun mesafeler yürümek zorunda kaldı. Ayrıca otobüs ve trenlerdeki yoğunluğun saatlerce sürdüğü belirtildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

10 BİN DOLAR ÖDÜL KAZANDI
Yarışmayı kazanmanın yanı sıra Alekseeva, bir milyon ruble (yaklaşık 10 bin dolar) nakit ödülün de sahibi oldu. Baleyi, sporu ve sağlıklı yaşamı seven genç yarışmacı, bölgesel bir güzellik yarışmasında birinci olarak ulusal etkinliğe katılma hakkı elde etmişti.

JÜRİDE 2001 VE 2002 GÜZELLERİ VARDI
Yarışmanın diğer kazananları arasında Tolyatti’den İrina Mironova ikinci, St. Petersburg’dan Ulyana Evdokimova ise üçüncü sırada yer aldı. Final, Barvikha Luxury Village konser salonunda gerçekleşti ve jüride Miss Russia 2001 ve Miss Universe 2002 birincisi Oksana Fedorova, tasarımcı Igor Chapurin ve besteci Vladimir Matetsky yer aldı.

85 BİN KADIN KATILDI
1993 yılından bu yana düzenlenen Miss Russia yarışmasına bu yıl 85 bini aşkın genç kadın başvurdu. Katılım şartları arasında 18-23 yaş aralığında, bekar ve çocuksuz olma koşulu bulunuyor.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çatalca’daki evinde senaryo üzerinde çalıştığını belirten Yılmaz, yaşadığı ilginç bir anısını şu sözlerle paylaştı:
“‘Erşan Kuneri’nin yeni sezonunu yazarken eve kapandım ve İstanbul’a gelmeyeyim, dedim. Evde çalışan arkadaşım arada bir bana ‘Çay içer misiniz abi?’ diye soruyor. Bir süre sonra halime acıdı ve ‘Cem Bey, siz ne yapıyorsunuz?’ dedi. Ben de ‘Diziyi yazıyorum’ dedim. O da ‘Böyle mi yazılıyor?’ diye ağlamaklı sordu. Evet, böyle yazılıyor, süsleyerek söylemiyorum, çileli bir kısmı var.”
‘BİZ SEÇKİN FAKİRLERİZ’
Fatih Altaylı’nın, “Zaten para çok sende” yorumuna ise Yılmaz, esprili bir şekilde “Hayır, hayır aşk olsun. Nerede? Bu memleketin şu durumunda mı? Biz seçkin fakirleriz şu anda” yanıtını vererek, mizahi bir dille ekonomik sıkıntılara da değindi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Demirköy Üretici Kadınlar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Dilber Koca Doğan, gazetecilere yaptığı açıklamada, üretici kadınların her gün farklı yöresel lezzetin üretimini gerçekleştirdiğini belirtti.
Kadınların bir yandan sosyalleştiğini, diğer yandan da ekonomiye katkı sağladığını ifade eden Doğan, bölgenin yerel ve doğal ürünlerini ön plana çıkararak sağlıklı ve katkısız ürünleri satışa sunduğunu söyledi.
Doğan, kooperatif bünyesinde üretimlere devam edeceklerini kaydetti.
Hız kesiciler yapıldı
Demirköy ilçesinde bazı cadde ve sokaklarda hız kesici kasisler yapıldı.
Demirköy Belediye Başkanı Recep Gün, Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarını inceleyip bilgi aldı.
Özellikle yaz aylarında ana caddelerde trafik akışının çok hızlı gerçekleştiğini ifade eden Gün, trafik akışını rahatlatmak yaya güvenliğini sağlamak amacıyla özellikle okul geçitlerine hız kesiciler yapıldığını belirtti.
Bu sayede trafik kazalarının da önüne geçileceğini aktaran Gün, ekiplerin en kısa sürede çalışmaları tamamlayacağını kaydetti.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İnsanların en hüzünlü anlarına tanık olan gassallar, dünyanın en zor mesleklerinden birini icra ediyor. Cenazeleri yıkadıktan sonra kefenleyerek yakınlarına teslim eden gassallar, çalışırken kimi zaman çok üzülüyor kimi zaman ise hayretler içinde kalıyor.
50 binden fazla cenaze yıkadı, en çok çocuk cenazeleri onu etkiledi
Samsun Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü’ne bağlı gasilhanede 9 kadın gassal görev yapıyor. Gassalların en tecrübelisi olan 58 yaşındaki Sahure Yağmur, 18 yıllık meslek hayatında 50 binden fazla cenaze yıkadığını söyledi. Meslek hayatında yaşadıkları ilginç anları anlatan Yağmur, “Gassallık mesleğinde 18 yıl bitti. 50 binden fazla cenaze yıkamışımdır. Gassallık mesleğinde ister istemez birçok şeyle karşılaşıyoruz. Normal cenazelerin yanında, trafik kazaları, otopsiler, yangın sonucu ölüm gibi her çeşit cenaze geldiği için çok fazla üzüntü yaşıyorsun. Acıma duygusuyla beraber yemekten, içmeden kesildiğimiz durumlarda oluyor. Şükredecek şekilde de yaşıyorsun. En çok genç ölümlerinde, anne ve çocukları geldiklerinde üzülüyoruz. Yıllardan beridir en fazla etkilendiğim durumdur. Bu durum bizim kendi gerçeğimiz. Aynılarını bizler de yaşayacağız. Allah nasıl bir kader, nasıl bir takdirle başımıza ne verecek bilmiyoruz. Biz de bu yollardan geçeceğiz. O yüzden ben hep kendim sonum gibi bakmaya çalışıyorum. Öyle olunca iş tekniklerinden daha çok manevi tarafına eğiliyorum. Kul hakkına çok eğiliyorum. Bir cenaze geldiğinde inşallah imanla gitmiştir diye dua ediyorum” dedi.
Gençlerden mesleğe yoğun ilgi
Gençlerin mesleğe ilgi duyduğunu belirten Yağmur, “Gençlerden çok büyük bir talep var. Bu mesleği yapmak istiyorlar. Korkarlar mı diye düşünülüyor ama cesaretliler. Yapmayı gerçekten isteyenler var. Benim endişem şu: Çok genç ve tecrübesiz biri bu işe başlandığı zaman işin anlam ve maneviyatına, derinliklerine çok fazla giremeyebilir. Bu durum onu olumsuz etkileyebilir” diye konuştu.
“Mis gibi kokan teyze ile anne ve bebeğinin cenazesi beni çok etkilemişti”
12 yıldır gassallık mesleğini yapan Tuğba Akar ise “Mesleğe ilk başladığımda 1 hafta annemle birlikte uyumuştum. Cesaretim çok azdı. Sonrasında alıştım. Mesleğimi çok seviyorum. Hem ahiretlik hem de dünyalık olduğu için ayrıca cenaze yakınlarından çok dua aldığımız için bu beni onurlandırıyor. Beni en çok etkileyen olaylardan bir tanesi bir arkadaşımla cenaze yıkamak için gasilhaneye girdiğimizde cenazeden mis gibi bir koku geliyordu. O kadar güzel kokuyordu ki arkadaşım kendine parfüm sıktı zannettim. Sonrasında arkadaşıma sordum ‘sen parfüm mü sıktın’ diye. Arkadaşım da benim parfüm sıktığımı zannetmiş. İkimizde o kadar etkilendik ki o güzel koku cenazeden geliyormuş. Mis gibi bir kokuydu. O teyzeyi o kadar güzel yıkadık ki sanki yanağına dokunsak uyanacak gibiydi. Ağlayarak yıkadığım cenaze olayı da oldu. Samsun’da hamile ve yeni evli bir kadın trafik kazası geçiriyor. Sonrasında bebeği kurtarmak için sezaryen yapıyorlar. Bebeği de anneyi de kurtaramıyorlar. Anne ve bebeği beraber yıkamıştık. Kefenledikten sonra aynı tabutun içerisine yan yana koyduk. O cenazeden çok etkilendim. Gençlere söylemek istediğim, bizim mesleğimiz çok korkulacak bir meslek değil. Hem dünyalık hem ahiretlik bir meslek” diye konuştu. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>MECİDİYEKÖY’DE 9 gün yanında çalıştığı patronundan yevmiyesini almak için AVM’ye gelen kadın, 2 yıldır boşanma aşamasında olduğu, kendisini takip eden eşi tarafından saldırıya uğradı. Hem boşanma aşamasındaki eşine hem de patronuna saldıran şüpheli gözaltına alındı.
Olay, 15 Ağustos’ta Mecidiyeköy’de AVM’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre 17 yıldır şiddet gördüğünü öne sürdüğü eşi Seyithan Taş’a (40) boşanma davası açan ve 2 yıldır ayrı yaşayan iki çocuk annesi Gülli Taş (33), Kazım A.’den iş istedi. 9 gün boyunca Kazım A.’nın yanında çalışan kadın iş bitimi, banka hesabının bloke olması nedeniyle yevmiyesini elden almak istedi.
EŞİNİ TAKİP EDİP AVM’DE SALDIRDI
Olay günü KağıthaneŞirintepe Mahallesi’nde oturduğu evinden çıkan kadın, patronu Kazım A. ile buluşmak için Mecidiyeköy’deki AVM’ye geldi. Burada ortak alandaki masada oturan kadın, patronundan 9 günlük yevmiyesini aldı. Gülli Taş tam kalkacağı sırada kendilerini cep telefonu ile kayda alan kocası Seyithan Taş tarafından saldırıya uğradı. Özel güvenlik görevlilerinin müdahalesiyle kadın kurtarıldı.
SALDIRGAN KOCA SERBEST BIRAKILDI
Etrafa küfür ve tehditler savuran Seyithan Taş ihbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Gülli Taş kendisine saldıran eşinden şikayetçi olurken, emniyette ifadesi alınarak ‘kasten yaralama’ suçundan adli işlem yapılan Seyithan Taş, savcılık talimatıyla serbest bırakıldı. Yaşananlar ise cep telefonu kamerasına yansıdı.
‘BENİ ÖLDÜRMEKLE TEHDİT EDİYOR’
Gülli Taş, “Eşim Seyithan Taş 17 yıldır bana şiddet uyguluyor. Bu nedenden dolayı 2 senedir ayrılma aşamasındayız. Beni takip ediyor darbediyor, gittiğim iş yerlerini basıyor. Bütün işlerimden ediyor. Çocuklarımı darbedip annesi yaptı diyor. Geçici velayeti ona verilen çocuğumla görüşmeme engel oluyor. Birçok davadan yargılanıyor. Sadece ifadesi alınıp bırakılan bu şahıs beni öldürmekle tehdit ediyor. Kızımı arayıp anneni öldüreceğim, annen dışarıya çıktığı zaman haber ver diyor. Önünü kesiyor” dedi.
‘YEVMİYEMİ ALMAYA GİTTİM, DARBETTİ’
Gülli Taş “En son çalıştığım işyerinden paramı almak için gittiğim yerde görüştüğüm şahısla aramda bir şey olduğumu düşünüp, şahsı ve beni darbediyor. Adam sadece 9 günlük yevmiyemi verdi. Bu şahıs kaçırdığı mallarda olan hakkımdan feragat etmemi istiyor. Ben devletimden sadece çocuklarımı ve güzel bir iş istiyorum. Çünkü girdiğim her işten adam çıkmamı sağlıyor. Gidip onlara iftira atıp beni de darbediyor” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Geçtiğimiz yıllarda kadınların aile ekonomisine katkıda bulunması için İçişleri Bakanlığı ve Düzce İl Özel İdaresi’nin destekleri ile Kadın Emeği Merkezi Düzce’de açılmıştı. Kadınların emek verip üretim yaptığı merkezde yapılan son çalışmaları Vali Yardımcısı Ömer Yılmaz ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nuri Çelik inceledi. Düzce’nin yükselen markası haline gelen ve sadece kadınların çalıştığı merkezde yapılan son çalışmaları, üretilen ürünleri inceleyen Vali yardımcısı Yılmaz, kadınlar ile fikir alışverişinde bulundu. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST Adana, T3 Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde, kamu kuruluşları, teknoloji devleri, üniversiteler ve medya kuruluşlarının da aralarında olduğu 128 kurumun katılımıyla Adana Havalimanı’nda gerçekleştiriliyor.
Etkinlikte AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Gökçetekin, yapay zekanın Hepsiburada için çok önemli olduğunu dile getirdi.
Gökçetekin, Hepsiburada’da 265 milyon ürün listelediklerini aktararak, “Bunu normal zekayla yönetme şansımız yok. Çözümlerimiz binlerce mühendisimizin geliştirdiği yapay zeka odaklı ve birçok yeni çözümümüz var. ‘Ürünü üstümde gör’ örneği, istediğiniz kıyafeti deneyip görebileceğiniz çözüm olarak öne çıkıyor. Akıllı Şef’e tarif girip bütün ilgili ürünleri Hepsiburada’da oluşturabiliyorsunuz. HepsiPay ile ihtiyacınız olan vadelendirme çözümlerini sunuyoruz. Bütün bunları Hepsiburada müşterileri için düşünmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.
HepsiJet’in yapay zekayı çok fazla kullandığını ifade eden Gökçetekin, HepsiJet’in Türkiye’de lojistikte deneyim lideri olduğunun altını çizdi.
Gökçetekin, yapay zeka alanında yaptıkları çalışmalara ilişkin şunları kaydetti:
“Tamamen yeşil dönüşümü gerçekleştirdik, araçlarımız elektrikli, rota optimizasyonu yapıyoruz. HepsiJet olarak bizi ne zaman kapıda görmek istediğini düşünüyoruz. İş yerine teslimatlarını alıyorsan, hafta sonu getirmiyoruz. Çünkü hafta sonu çoğu iş yeri kapalı oluyor, ancak 7 gün, pazar günü dahil teslimat yapıyoruz. Yapay zeka, Hepsiburada’nın ve TEKNOFEST’in vazgeçilmez bir parçası. Biz yapay zekayı Türklerin duygusal zekasıyla birleştirdiğimiz için büyük bir fark yarattığımıza inanıyoruz.”
Hepsiburada Premium’un “Efsane Gençlik” adında bir programının olduğunu belirten Gökçetekin, “Gençlerin artık hiçbir şeyle ilgili düşünmesine gerek yok. Ücretsiz kargo, onların sevdiği BluTV’nin içerisinde olduğu çözümlerimiz var. HepsiPay gençlere kredi veren, nadir platformlardan biri.” şeklinde konuştu.
“Türkiye’nin en iyi teknoloji takımına sahip olduğumuza inanıyorum”
Gökçetekin, teknolojik çözümlerine de değinerek, “AI tabanlı Intel ile çalışıyoruz. İş yerindeki verimi artırıyor. Toplantı notlarını alıyor. Toplantıyla ilgili geri bildirimlerde bulunuyor. Kendi mühendis liderlerimizle gurur duyuyorum. Türkiye’nin en iyi teknoloji takımına sahip olduğumuza inanıyorum.” dedi.
Hepsiburada’nın bir kadın tarafından kurulmuş olduğunu ve bir kadın tarafından yönetildiğini bildiren Gökçetekin, iki ay önce New York Times meydanında Hepsiburada’nın ve Türkiye’nin bayrağını iki gün dalgalandırdıklarını söyledi.
Gökçetekin, rakamlarının ve önemli hedeflerinin olduğunu vurgulayarak, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“56 bin kadın girişimci yetiştirdik. 280 kadın kooperatifiyle çalışıyoruz. Dolayısıyla kadın girişimcilerimiz kıymetli. 2030’da 120 bin kadın girişimciye çıkacağız. Bu bölgeden 10 bin girişimci yetiştireceğiz ve 5 bini kadın olacak. Şu anda 3 bin 600’ünü bulduk. Adana’da kadınlara, ihtisas merkezi kurduk, e-ticaret için Hatay’da kurduk. Bütün Türkiye’deyiz.”
“Hepsiburada’nın desteği bizim için çok kıymetli”
Kadın girişimci markası TETFİT’in sahibi ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Leyla Türker Şener de TETFİT olarak 2015 kuruluşlu giyilebilir teknoloji markası olduklarını belirterek, “2015’ten beri 3 boyutlu modelleme, tasarım üzerine çalışıyoruz. 2019’da ilk kez kemik iletimli kulaklıklarımızı pazara sunduk. 2024’te de artık akıllı gözlüklerimizle pazardayız.” ifadelerini kullandı.
Şener, Hepsiburada’nın girişimlerinde en başından beri kendilerine destek olduğunu dile getirdi.
TEKNOFEST Adana’da Hepsiburada’nın kadın girişimcisi olarak, TETFİT’le yer aldıklarını söyleyen Şener, “TETFİT, akıllı gözlükler, kemik iletimli kulaklıklar, kulak içi olmayan kulaklıklar tasarlar, patentler ve üretimini gerçekleştirip önce Türkiye’de sonra da tüm dünyaya satışını gerçekleştirir. Kendi internet sitemiz var, diğer platformlarda da varız.Hepsiburada’nın desteği bizim için çok kıymetli.”diye konuştu.
Şener, Hepsiburada’nın 2019’dan beri kendileriyle beraber olduklarının altını çizerek, “Hem satış ve pazarlamada, markalaşmamızda hem de ürünlerimizin görsellerinin elde edilmesinde, fotoğraflarının çekilmesinde ve videolarının paylaşılmasında sonuna kadar destek olmuştur. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz.” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başkan Arslan ve Belediye Meclis Üyesi İsmail Karacakaya ile birlikte ilçeye hizmet vermeye başlayan bir lokantanın kadın işletmesine işyeri açma ve iş yeri ruhsatını teslim etti. Arslan, “Kadın girişimcilerimizin ilçemizin gelişiminde en önemli etkenlerden olduğunu belirtip, hayırlı işler ve bol kazançlar dileriz” dedi. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Efeler Belediyesi Ekim ayı meclis toplantısının ikinci oturumu belediye meclis salonunda gerçekleşti. Toplantının açılışında kadın cinayetleriyle ilgili açıklama yapan Başkan Yetişkin, “Ülkemizde ve Aydın’da kadına karşı şiddette bir artış var. Kadın cinayetlerinde bir travma yaşıyoruz. Bir hukukçu ve önceki dönem baro başkanı olarak çok üzüntü duyduğumu bildirmek istiyorum. Cezaların daha da ağırlaştırılarak, infazın artırılması gerektiğine inanıyorum. İnfaz Kanunu’nu af kanunu gibi değerlendirmeye başladık. İnfaz Kanunu’nda, özellikle cinayetlerle ilgili, çocuklara karşı istismarlara karşı İnfaz Kanunu’nun cezalandırmaya yönelik olmasını affa dönüştürülmemesini istiyorum. Bu toplumumuzda kanayan bir yara” diye konuştu.
12 gündem maddesinin görüşüldüğü toplantıda, Efeler Belediyesi 2025-2029 yıllarını kapsayan stratejik planı meclisten onay aldı. Buna göre bütçe, 3 milyar 220 milyon TL olarak belirlendi. Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin yönetiminde gerçekleştirilen toplantıda stratejik planın yanı sıra 2025 Mali Yılı Performans Programı ve 2025-2027 Bütçe Tasarısı da oy birliği ile kabul edildi.
Başkan Yetişkin, “Önceliğimiz olan sosyal belediyeciliği, vatandaşımızla iç içe olmayı, ekonomik durumumuzu da ortaya koyarak yeni bir plan hazırladık. Umarım hep birlikte Efeler halkına önemli hizmetlerde bulunuruz. Güzel, huzurlu bir Efeler oluştururuz” dedi. – AYDIN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türker, 1984’te evlendikten sonra besicilik yapan eşine hayvanların otlatılması, sağılması ve bakımı gibi işlerde yardım etti. Türker, yıllar geçtikçe işin her aşamasını öğrendi.
Yılın 6 ayını 2 bin rakımın üzerindeki obada geçiren Türker, üç yıl önce eşinin vefatının ardından iki oğlunun da desteğiyle işleri yürütmeye devam etti.
Havanın soğuması ile obadan dönme hazırlıklarını sürdüren Türker, AA muhabirine, 40 yıldır mayısın 15’inde obaya çıktıklarını söyledi.
Türker, hava sıcaklığına bağlı olarak ekim sonu veya kasımın başlarında Altınordu ilçesindeki evlerine döndüklerini, o döneme kadar da 93 büyükbaşın çayırlarda yayıldığını ifade etti.
Büyük oğlunun hayvanların satışıyla ilgilendiğini, küçüğünün ise kendisine bakımlarında yardım ettiğini anlatan Türker, “Sabah saat 05.00’te kalkıyoruz. Çayımızı içtikten sonra saat 07.00-07.30 gibi hayvanların yanına çıkıyoruz. İnekleri sağıyoruz, küçükleri emdiriyoruz. İşimizi bitirdikten sonra hayvanları salıveriyoruz. Ev işleri ve ahırdaki temizlikleri yapıyoruz. Buzağıları doyuruyoruz.” dedi.
“Hayvancılık sayesinde bir şeylere sahip olabildik”
Türker, kızının da evlenene kadar kendisine hayvanların bakımında yardım ettiğini, üç çocuğunun da işlerin yoğunluğu dolayısıyla oyun oynamaya bile fırsat bulamadan büyüdüklerini dile getirdi.
İşini severek yaptığını belirten Türker, şöyle devam etti:
“Bu işte sevdiğim taraf ele ihtiyacın olmuyor, paranı kazanabiliyorsun, kimseye ihtiyacın olmuyor. Hem hayvanları da seviyorum. Biraz yıprandık ama seviyorum işimi. Sevmesem yapamam zaten. 6 ay burada kimse kalmaz. Şimdi kadınlar buraya gelip de 6 ay durur mu? Bir gün durmazlar. Çocuklar hiç gelmiyor. Ama benim çocuklarımın üçü de burada büyüdüler. Hep birlikte bu işi yaptık.”
Türker, elinden gelen her işi yapmaya gayret ettiğini vurgulayarak, “Süt ve peynir de satarak evin ihtiyaçlarını görüyorum. Hayvancılık sayesinde bir şeylere sahip olabildik. Ele ihtiyacımız olmuyor.” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Medipol Bahçelievler Hastanesi’nden Doğumhane Ekip Lideri Selen Aslan, Kişiye Özel Doğum Ünitesi olarak bilinen LDRP’nin öneminİ anlattı. Aslan, “Doğum öncesi, doğum anı ve sonrasındaki süreç aynı odada gerçekleştiği için anne ve bebeğin bağı çok daha güçlü olmaktadır. Anne psikolojik olarak doğuma daha iyi hazırlanmaktadır” dedi.
Medipol Bahçelievler Hastanesi’nden Doğumhane Ekip Lideri Selen Aslan 1-7 Ekim Normal Doğum Haftası kapsamında Kişiye Özel Doğum Ünitesi olarak bilinen LDRP’yi tüm yönleriyle ele aldı. Aslan, “LDRP odamız doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası sürecin gerçekleştiği bir odadır. Anne adayımız buraya geldiğinde doğum öncesi bakımları, doğum esnası ve doğum sonrasındaki süreci aynı odada gerçekleşmektedir” diye konuştu.
‘BEBEK ANNEDEN AYRILMIYOR’
Odada bulunan yatağın doğum esnasında bir doğum masası haline dönüştüğünü dile getiren Aslan, “Anne, ilk odaya geldiği andan çıkacağı ana kadar tüm süreci anbean takip ediyoruz. Doğum öncesi pilates, yürüyüş ve suyun rahatlatıcı etkisiyle annenin üzerindeki stresi azaltmaya çalışıyoruz. Doğum gerçekleştikten sonra bebeği alıp anne ile olan ten tene temasını sağlıyoruz. Ardından bebeğin ve annenin gerekli bakımlarını yapıyoruz. Bebek, doğum süreci ve lohusalık süreci boyunca aynı odada anneden ayrılmamış oluyor. Doğum sonrası enfeksiyon riski de büyük öneme sahip. Anne ve bebeği görmeye gelen ziyaretçileri direkt olarak yanlarına almıyoruz. Oda içerisinde bulunan refakatçi bölümüne alıyoruz. Bu sayede temas ve enfeksiyon riskini en aza indirmiş oluyoruz” diye konuştu.
‘ANNEYİ EMZİRMEYE TEŞVİK EDİYORUZ’
Aslan, anne sütünün önemine de değinerek konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bebeğin ilk doğduğu andan itibaren ilerleyen süreçlerdeki en doğal besin kaynağı anne sütüdür. Anne sütü bebeği enfeksiyonlardan korur. Bağışıklık sisteminin oluşmasına yardımcı olur. Bu nedenle anneyi düzenli aralıklarla emzirmeye teşvik ediyoruz. Bununla birlikte emzirmek anne ile bebek bağının güçlenmesini de sağlıyor.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye’De bebek ve çocuk sağlığına yönelik olarak; emzirmenin korunması, özendirilmesi ve desteklenmesi amacıyla yürütülen ‘Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları’ programı çerçevesinde ve Emzirme Haftası dolayısıyla panel gerçekleştirildi. Bu panelde anne sütünün yararları ve emzirmenin önemi vurgulanarak, emziren annelerin sık karşılaştıkları sorunlar ve çözümleri tartışıldı. Panelde ESOGÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ndeki mevcut ‘Anne Sütü Teşviki’ ve ‘Bebek Dostu Hastane’ uygulamaları ile Emzirme Polikliniği’nde anne ve bebekler için sürdürülen çalışmalarla ilgili bilgi paylaşıldı.
“Bir bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için ideal beslenme yöntemi emzirmedir”
Doç. Dr. Meltem Dinleyici, anne sütü ve emzirme ile ilgili olarak bilgilendirici açıklama yaptı. Dinleyici, açıklamasında, “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 2024 yılı için ‘Açığı kapatmak: Herkes için emzirme desteği’ teması belirlenmiştir. Bir bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için ideal beslenme yöntemi emzirmedir. Anne sütü, bebeklere ihtiyacı olan tüm besin ögelerini tek başına 6 ay sağlayabilen en ideal besindir. Anne sütü ile beslenen bebeklerin başka bir ek besine veya suya ihtiyaçları yoktur. Anne sütüyle beslenen bebeklerde ishal, zatürre, orta kulak iltihabı, alerjik hastalıklar, diyabet, hipertansiyon, kanser, alerji, astım, obezite, diş yapısı bozuklukları ve bazı ruhsal hastalıkların daha az görüldüğü belirtilmektedir. Anne sütüyle beslenmenin bebeğe olduğu kadar anneye, ülke ve aile ekonomisine ayrıca çevreye de katkısı vardır” ifadelerini kullandı.
“Bebekler ilk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenmeli”
Emzirme ile anne ve bebek arasındaki bağın kuvvetlendiğine de dikkat çeken Dinleyici, “Bebeklerde mutluluk ve güven duygusu gelişir, bebeğin çene ve diş gelişimi sağlanır; emzirme anneyi meme kanseri, yumurtalık kanseri gibi kadınlara özel kanser türlerinden korur, emzirme annenin doğum sonu kanamalarını azaltır, anneyi ilerleyen yaşlarda kemik erimesinden de korumaktadır. Toplumun ve onu oluşturan bireylerin sağlıklı ve güçlü olarak yaşamasında ekonomik ve sosyal yönden gelişmesinde, refah düzeyinin artmasında mutlu, huzurlu ve güvence altında varlığını sürdürebilmesinde yeterli ve dengeli beslenme en temel şartlardan biridir. Beslenme yetersizliklerinin önlenmesi için atılması gereken ilk adımlar emzirmenin doğumdan sonra en kısa sürede başlatılması, bebeklerin ilk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenmesi, 6’ncı ayın ardından uygun ek besinlerle emzirmenin 2 yaş ve ötesine kadar devam ettirilmesidir” dedi.
Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen panele ESOGÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Neonatoloji Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Neslihan Tekin, Prof. Dr. Özge Aydemir, Prof. Dr. Özge Sürmeli Onay, Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Barsan Kaya, Sosyal Pediatri Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Meltem Dinleyici ve Emzirme Destek Polikliniği Hemşiresi Ayşe Özdemir katılım sağladı. – ESKİŞEHİR
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Engelsiz Bilişim Platformu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi iş birliğiyle organize edilen etkinlik, devlet kurumları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirdi.
KSBÜ Engelli Öğrenci Birimi Koordinatörü Ali Osman Altınay ve BEKO BT Test ve Kalite Yönetim Uzmanı Sarper Arıkan, “Sesli Betimleme Açıklama İçerik Oluşturucu” projesini tanıttı. Proje, kampüs içerisinde engelli bireylerin bilişim teknolojilerine erişimini kolaylaştırmaya yönelik bir adım olarak büyük ilgi gördü.
Kongre, evrensel tasarım ve erişilebilirlik temalarına odaklanarak engelli bireylerin bilişim teknolojilerine erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Bu alanda farkındalık oluşturmak ve çözüm odaklı iş birliklerini güçlendirmek hedefleniyor. Türkiye Engelsiz Bilişim Platformu Kütahya İl Temsilcisi Ali Osman Altınay da kongrede sunduğu çalışmasıyla bu sürece önemli katkılar sundu. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1991 yılında başlatılan 3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü, fiziksel olarak aktif olmanın ve fiziksel hareketsizliğin küresel krizine karşı basit ve eğlenceli bir kutlama yöntemi sağlıyor. Kızılay ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından lise öğrencilerine yönelik düzenlenen yürüyüş Korugöl Tabiat Parkında yapıldı. Lise öğrencilerinin katıldığı yürüyüşte gençler Korugöl etrafından yürüyüş yaptı. Yürüyüşe Kızılay Düzce Şube Başkanı Halil Aydın, Gençlik ve Spor Müdürlüğü yetkilileri, sevilen sinema ve tiyatro oyuncusu Nurullah Çelebi ve öğrenciler katıldı.
Kızılay Düzce Şube Başkanı Halil Aydın, 3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Gününde Kızılay ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüyle ortaklaşa yürüyüş düzenlediklerini belirterek “Çeşitli okullardan gelen öğrencilerle birlikte doğa ile iç içe bir yürüyüş gerçekleştirdik. Gençleri spora yönlendirilmesi noktasında Gençlik ve Spor Müdürlüğümüz ile birlikte bu tür etkinlikleri devam ettireceğiz” ifadelerinde bulundu.
Uzun bir yürüyüşün ardından gençler Kızılay’ın ikramları, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün ikramlarıyla kahvaltı yaptı. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edinilen bilgiye göre, Samsun Emniyet MüdürlüğüNarkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Atakum ilçesinde K.K.’nin aracında ve evinde arama yaptı. Yapılan aramada, kutular içinde 703 adet sentetik ecza uyuşturucu hap ele geçirildi. Olayla ilgili K.K. gözaltına alındı. Soruşturma devam ediyor. – SAMSUN
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kaza, Konya – Adana karayolu Karapınar ilçesi Akören Mahallesi yakınlarında yaşandı. Edinilen bilgiye göre, A.G. idaresindeki 27 RK 210 plakalı otomobil, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüje çarptı. Kazada sürücü ile otomobilde bulunan 3 kişi yaralandı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, polis ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla Ereğli Devlet Hastanesine kaldırıldı.
Kazayla ilgili tahkikat başlatıldı. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet Konferans Salonu’nda programa; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Başkanı Ziya Şahin, farklı üniversitelerden akademisyenler, araştırmacılar, arıcılar, özel sektör kuruluşları ve öğrenciler katıldı.
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren DAGEM Müdürü Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu, 2017 yılında ticari değeri olan bal arı zehri ile ilgili çalışmalara başladıklarını belirterek konuşmasına başladı. Bal arısı üretimi ve arı üretim cihazları ile ilgili sorunları paylaşan Kekeçoğlu, Ar-Ge çalışmalarıyla bu konuda önemli yerlere geldiklerini söyledi. Bal üretiminde dünyada ikinci sırada olduğumuz bilgisini paylaşan Kekeçoğlu, “Bizler, üretimden pazarlamaya kadar bal arısı üretimini önemsiyoruz. Bugün de üretim ve pazarlama ile ilgili sorunlarımızı masaya yatırmak ve bunlara çözüm üretmek adına toplandık” diyerek konuşmasını bitirdi.
Programda konuşan TAB Başkanı Ziya Şahin, ülkemizdeki arı potansiyelini ve bal üretiminde dünyada ilk sıralarda olduğunu vurgulayarak Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin kuruluşu ve faaliyetlerinden de bahsetti.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, arının çalışkan bir hayvan olduğuna işaret ederek konuşmasına başladı. Arı üretimi ve arı ürünleri üretiminden daha fazla nasıl performans alınabileceğine dair önemli çalışmaların sürdürüldüğünü ifade eden Ali Öztürk, arının çalışkanlığına dikkat çekerek, arının hayatını gözlemleyip takip ederek bilgisayar programı yazıldığını ve mühendislik problemlerinin çözüldüğünü de ifade etti.
Açılış konuşmalarının ardından programın oturumlar bölümüne geçildi. Prof. Dr. Sibel Silici’nin oturum başkanlığında gerçekleşen etkinliğin ilk oturumunda; TAB Başkanı Ziya Şahin, Türkiye’de bal arısı zehri üretimi ve ticaretinin arıcılar açısından değerlendirilmesi, Doç. Dr. Meral Kekeçoğlu Türkiye’de bal arısı zehrinin güncel durumu ve geleceği, Doç. Dr. Figen Çalışkan Türkiye’de akrep zehrinin güncel durumu, Doç. Dr. Naşit İğci ise yılan zehrinin güncel durumu hakkında konuşma gerçekleştirdi.
Etkinliğin ikinci oturumunda; Doç. Dr. Sezercan Bektaş oturum başkanlığını gerçekleştirirken, Prof. Dr. İbrahim Kıvrak bal arısı zehri spesifikasyonları ve analizi, Prof. Dr. Aslı Özkırım ise bal arısı zehrinde mikrobiyal kontaminasyonlar hakkında sunum gerçekleştirdi. Doç. Dr. Aslı Özkök’ün “Bal Arısı Zehrinde Polen Kontaminasyonu” ve Doç. Dr. Nilüfer Vural’ın “Bal Arısı Zehrinden Katma Değerli Ürün Geliştirilmesi” başlıklı konuşmalarının ardından ikinci oturum sona erdi.
Dr. Öğr. Üyesi Ayten Yılmaz’ın oturum başkanlığında devam eden etkinliğin 3.oturumunda ise, Sancar Güney, Hakan Şen, Ferdi Sepetçi ve Doç. Dr. Sezercan Bektaş’ın katılımlarıyla, bal arısı zehrinin pazarlanması, markalaşma ve ihracat süreçleri hakkında bilgiler paylaşıldı.
Üç oturum şeklinde gerçeklen çalıştayda; alanında uzman konuşmacılar tarafından, bal arısı zehri ürünleri, doğru üretim teknikleri, sağlıkta kullanımı, tebliğ oluşturulması başta olmak üzere birçok konuda faydalı sunumlar katılımcılarla paylaşıldı.
Çalıştay; bal arısı zehrinin üretimi, sağlıkta kullanımı ve ihracatı başta olmak üzere zehir üretiminde, kullanımında ve satışında karşılaşılan sorunlar üzerinde bilimsel tartışmalar gerçekleştirilmesi, sorunlara çözüm önerileri getirilmesi, farklı bakış açıları geliştirilmesi ve farkındalık oluşturulması noktasında önemli katkılar sağladı. – DÜZCE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Y.K idaresindeki 10 AIA 395 plakalı otomobil, Malatya Adıyaman kara yolu Sürgü Mahallesi mevkiinde yol kenarında park halinde bulunan 44 ADK 178 plakalı kamyonetin yanında bulunan Y.T’ye çarptı.
112 Acil Çağrı Merkezinden yardım istenmesi üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi
Ağır yaralanan Y.T. ambulansla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri uyuşturucuyla mücadele kapsamında çalışma yürüttü.
Düzenlenen operasyonda 2 şüphelinin üzerinde ve bulundukları araçta yapılan aramada, kalem parfüm şişesine konulmuş 38,97 gram sıvı esrar ve pürmüz çakmak ele geçirildi.
Şüpheliler, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bozüyük Devlet Hastanesi Gebe Okulunda 10 yıldır anne adaylarına doğuma hazırlık eğitimleri devam ediyor. Yılda ortalama yüz anne adayına ulaşılarak birebir danışmanlık hizmeti veriliyor. Gebe okulunda doğuma hazırlık eğitimleriyle anne adaylarına bilimsel ve güncel bilgiler sunuluyor. Yapılan uygulamalarla bilgilerin pekiştirilmesi sağlanıyor. Okulun amacı; Doğumla ilgili doğru ve bilinçli kararlar verilmesini sağlamak, sağlıklı, normal doğum yaptırabilmek, doğum sonrası emzirme ve bebek bakımı konusunda bilgilendirmek, gebelik, doğum ve doğum sonrası dönemi sağlıklı ve güvenli bir şekilde geçirmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor. Bu bağlamda çalışmalarına devam eden Gebe Okulu Eylül ayı mezunlarına sertifikalarını vererek eğitim sürecini tamamladı. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>53 yaşındaki oyuncu, bu süreçte Türk arkadaşlarıyla birlikte zaman zaman İstanbul sokaklarında bazen de bir mekân çıkışında objektiflere yansıdı.
Pedro Alonso O’choro, bu sefer şarkıcı Murat Boz ile bir araya geldi.
Murat Boz, ‘La Casa de Papel’ dizisindeki ‘Berlin’ karakteriyle dünya çapında geniş bir hayran kitlesine sahip olan Pedro Alonso O’choro ile çektirdiği bu fotoğrafını sosyal medya hesabından yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“MÜDAHALE”
47 yaşındaki oyuncu, gözaltı ve burnunun üzerindeki siyah noktalara yönelik bakım yaptı.
Onur Saylak, gözaltı kırışıklıkları ve morlukları için nemlendirici bant yapıştırıp, burnunun üzerindeki siyah noktaları temizlemek için de maske yaptı.
Saylak, yayımladığı fotoğrafına “Müdahale” notunu düştü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarık Ünlüoğlu’nun vefatına alışamayan Gülenay Kalkan, her sene olduğu gibi bu yıl da eşinin yıl dönümünde duygusal bir paylaşımda bulundu.
“BEN SENİ YOK OLMANIN ÖTESİNDE SEVMİŞİM”
Gülenay Kalkan, eşine duyduğu özlemi Ahmet Arif’in; “Uçurum gibi büyür içimde hasretin. Ve ben seni var olmanın sınırında yok olmanın ötesinde sevmişim” şiiri ile ifade etti.
“HER ZAMAN KALBİMDESİN”
Eşinin fotoğrafını yayımlayan Gülenay Kalkan, şiirin ardından “5’inci yıl… Daima ve her zaman kalbimdesin” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde düzenlenen ödül töreni, büyük bir heyecana sahne oldu.
Yılın en iyi filmi; Murat Fıratoğlu’nun yönettiği “Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri” seçildi. Film; Venedik Film Festivali’nde Orizzonti bölümünde de ‘Jüri Özel Ödülü’ almıştı.
Yılın en iyi filmi belli oldu Haberi Görüntüle
‘Altın Koza’ kazananlar, mutluluklarını gururla harmanladı. Kariyerleri adına yeni bir heyecana bürünüp şevklerini artırdı.

Adana Altın Koza Film Festivali’nin kazananlarından biri de Serenay Sarıkaya oldu.
Festivalde; Serenay Sarıkaya’nın rol aldığı bir film yoktu. Dolayısıyla ödül almadı, hatta ‘En İyi Erkek Oyuncu’ dalında ‘Altın Koza’ kazanan Erdem Şenocak (Ölü Mevsim) ile Ahmet Rıfat Şungar’a (Gecenin Kıyısı) ödüllerini takdim etti.
REKLAM
Nuri Bilge Ceylan – Serenay Sarıkaya – Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar
Serenay Sarıkaya’nın kazancı; ustalardan oluşturulmuş jüride üye olmasıydı. Ki o jürinin başkanlığını Nuri Bilge Ceylan’ın yaptığını düşünecek olursak, Sarıkaya’nın jüri üyeliğinin kariyeri için ne ölçüde değerli olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Serenay Sarıkaya, Adana Altın Koza Film Festivali’nin ‘Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda Yönetmen – senarist Nuri Bilge Ceylan’ın başkanlığındaki jüride; oyuncu – yönetmen Mehmet Aslantuğ, yazar – senarist Nermin Yıldırım, yönetmen – senarist Mustafa Kara, kurgucu Ayris Alptekin ve yazar – film eleştirmeni ve küratör Müge Turan ile birlikte yer aldı.

Serenay Sarıkaya, özel geceye, bir hayli özenli hazırlandı. Saç stili, ruj rengi, ayakkabı ve kıyafet seçimiyle desteklediği güzelliğiyle dikkatleri üzerine çekti.
Festivalde yarışanlardan rol çalmak istemese de bu durum, kendi iradesi dışında gerçekleşti.

Serenay Sarıkaya, ödül töreninin başlamasını beklerken, otel odasında çektirdiği bazı fotoğrafları paylaştı.

Hayatı ‘Plajda’ değişti Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Prenses Thedora’nın yakın dostları ve ailesini Atina Metropolitan Katedrali’nde bir araya geldi. Prenses, kiliseye kardeşi Veliaht Prens Pavlos eşliğinde girdi.
Prenses Theodora ile Matthew Kumar, cuma gecesi Bizans ve Hristiyan Müzesi’nde düğün öncesi yemeğine ev sahipliği yaptı. Düğün sonrası akşam yemeği için ise konuklar bir otelde bir araya geldi.
Yunanistan Kralı II. Konstantin ile Kraliçe Anne-Marie’nin dördüncü çocuğu olan 41 yaşındaki Prenses Thedora, Celia Kritharioti imzalı gelinliğiyle beğeni topladı.
Aslen Connaught Prensesi Margaret’e ait olan aile yadigarı dantel duvağını zarif ve ışıltılı Mısır Hidiv tacıyla tamamladı.
Moda tasarımcısı Celia Kritharioti’nin ünlü müşterileri arasında Nicole Kidman ve Gwyneth Paltrow gibi isimler yer alıyor.
Prenses Theodora ile Matthew Kumar’ın ilk düğün tarihi Mayıs 2020 olarak belirlenmişti. Ancak düğün iki kez ertelenmişti. İlki koronavirüs salgını nedeniyleydi. İkinci erteleme ise Prenses Theodora’nın babası Kral Konstantin’in ölümü üzerine yapıldı.
Prenses Theodora’nın düğün gününde hangi başlığı takacağı, merak konusuydu. Annesi Kraliçe Anne-Marie, teyzesi Kraliçe II. Margrethe, Prenses Benedikte ve kız kardeşi Prenses Alexia da dahil olmak üzere ailedeki diğer kraliyet gelinleri arasında bir gelenek olduğu için pek çok kişi haklı olarak Mısır Hidivi tacının onun ilk tercihi olacağını varsaydı.
Aslen Connaught Prensesi Margaret’e ait olan taç, tıpkı duvak gibi, 1920’deki ölümünün ardından kızı Prenses Ingrid’e devredildi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Menopozdan bahsettiklerini söyleyen Halle Berry, eşi KiKi ile konuştuk ve ona ‘Seni anladım, zamanı geldiğinde merak etme, bu konuyla ilgili her şeyi öğreteceğim’ dedim” diye açıkladı.
Halle Berry, Mike Tyson’ın kendisine “Bu menopoz nedir?” diye sorduğunu söyleyerek, aralarında geçen diyaloğu şöyle anlattı; “Menopoz hakkında konuşmaya başladık ve o şöyle dedi: ‘Bu sizin cinsiyetinizi etkilemiyor, değil mi? ‘Ben de ‘Olabilir’ dedim.”
Halle Berry, menopoz sürecinden geçerken kendisinin yardım alamadığını da sözlerine ekledi. Bunun ona, daha kolay bir deneyim yaşamaları için başkalarına elinden geldiğince yardım etme konusunda ilham verdiğini anlattı.
MENOPOZ YASASI İÇİN ÇALIŞIYOR
Bu yılın başlarında Halle Berry, menopoz semptomlarıyla uğraşırken bir doktorun kendisine yanlış teşhisle genital uçuk olduğunu söylediğini açıklamıştı.
Bir dergiye konuşan oyuncu, doktorun kendisine; “Aman tanrım! Şu anda hayatımda gördüğüm en korkunç herpes (genital uçuk) ile karşı karşıyayız. Hemen tedavi edilmesi gerek” demesiyle anında test yaptırdıklarını ve bu bulaşıcı hastalık sonucunun negatif çıktığını, oysa gerçeğin menopoza girme belirtileri olduğunu söylemişti. Doktorunun bu hatasını affetmediğini, hemen bir platform kurarak menopoza girme sürecinin bir tabu olmaktan çıkması için yasaların peş peşe çıkartılması amacıyla uğraş verdiğini belirtmişti.
“MENOPOZDAN UTANMANIN SON BULMASI GEREKİYOR”
Halle Berry, menopoza yönelik araştırma ve eğitime 275 milyon dolar tahsis edecek yasanın çıkarılması için elini taşın altına koymuş, mayıs ayında ABD Kongre Binası’nda hem Cumhuriyetçi hem Demokrat partili senatörlerle bir araya gelmişti.
Görüşme sonrası konuşan Halle Berry, orta yaştaki kadınların adet döngülerinin sonunu işaret eden en büyük hormon değişimini deneyimledikleri menopoza kendisinin de girdiğini gururla açıklamıştı. “Menopozdayım, tamam mı? Menopozdan utanmanın son bulması gerekiyor. Hayatımızın bu çok normal kısmı hakkında konuşmalıyız. Doktorlarımız bırakın yolculuk boyunca bize yol göstermeyi, tek kelime bile edemiyorlar” demişti.
1986’da güzellik yarışmasında ABD ikinci güzeli seçilen Halle Berry, modelliğin ardından başladığı oyunculuk kariyeri boyunca Emmy ve Oscar ödülleri kazandı. Oyunculuktaki tanınırlığını ırkçılığa ve ekosistemin bozulmasına karşı aktivist duruşunda kullandı.
Ünlü Hollywood yıldızı bugüne dek ‘X-Men’, ‘Kod Adı Kılıçbalığı’ ve ‘Cat Woman’ gibi birçok filmde rol aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“BURAYA TAŞINMAK İSTİYORUM”
Burada konser vermekten dolayı mutluluk duyduğunu dile getiren Buika; “Turnemizin son konseri. Yaklaşık 10 gündür Türkiye’deyiz. Çok harika bir ülke. İstanbul, Antalya, Bursa, Ankara’da konserler yaptık. Buraya taşınmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının ardından Buika, ‘No Habra Nadie En El Mundo’, ‘La falsa moneda’ ve ‘Mi nina Lola’ isimli eserlerin de olduğu sevilen şarkılarını seslendirdi.

Besteci, söz yazarı ve yorumcu Buika, eserlerinde flamenko, soul, Afrika müzikleri, R&B, rumba ve caz gibi farklı müzik türlerini bir araya getiriyor.

Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“YEDİ SENE OLDU”
Taner Ölmez, gazetecilerin, “İlk günkü heyecan var mı?” sorusuna “İlk günkü heyecan kalmadı. Artık tecrübeyle birlikte daha farklı bir heyecan var. 7 sene oldu grup kurulalı” yanıtını verirken Serkan Keskin de; “Taner ile ben müzisyen değiliz. Bizim dışımızdaki herkes müzisyen. Onlarla bir araya gelmek heyecanlıydı. Elimizden geldiğince onlara yetişmeye çalıştık. Onlara ayak uydurmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Ölmez, Keskin’in ardından “Öğrenim sürecimiz devam ediyor” dedi.
“BAŞKA KARAKTERLERLE VAR OLMAK HOŞUMA GİDİYOR”
Taner Ölmez, “Sahne mi oyunculuk mu zor?” şeklindeki soruya da; “İkisi de sahne aslında” cevabını verirken Keskin, “Bu çok daha eğlenceli çünkü hâkim olmadığımız alan. Sahnede kendimiziz. Sahnede Serkan’ım. Öteki mesleğim olduğu için başka karakterle var olmak hoşuma gidiyor. Sahnede Serkan olarak sevmediğimi fark ettim” diye cevap verdi.
ÇOCUK SORULARINA YANIT
Öte yandan kendisi gibi oyuncu olan Meriç Aral ile 19 Eylül’de evlenen Serkan Keskin; “Düğün güzel geçti. 2 – 3 gün dinlendik. Sonra çalışmaya başladık” ifadelerini kullandı. Keskin ardından gazetecilerin çocuk sahibi olmakla ilgili sorularına “Hayat akıyor. Her şey olacağına varır. Her şeyin hayırlısı. Sağlık ve güzel olsun. Bir acelemiz yok” yanıtını verdi.
“KEYİFLİ BİR EKİBİMİZ VAR”
SHOW TV‘de ekrana gelen ‘Deha’ dizisinin oyuncu kadrosunda yer alan Taner Ölmez de diziyle ilgili; “Güzel açılış yaptı. Tekrarları bile izlenildi. İyi başladık, umudum daha yükseldi. Keyifli bir ekibimiz var” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>29 yaşındaki Hadid, aralarında siyah deri kıyafetiyle yanında yürüyen rapçi Travis Scott’un da olduğu bir grup modele podyumda liderlik etti.
Ancak zor kıyafetle yürürken Gigi Hadid için her şey yolunda gitmedi. Çünkü koli bandıyla sarılmış ayakkabısının topukları sallanınca neredeyse düşüyordu ancak kendini bu durumdan kurtararak yürüyüşüne devam etti.
Ünlü modelin ilginç kıyafetli yürüyüşünü aralarında Ice Spice, Bella Thorne, Normani ve Tom Daly’nin bulunduğu bir grup ünlü isim seyretti.
Gigi Hadid ile Kylie Jenner’in geçen yıl ayrıldığı sevgilisi Travis Scott, podyumdan el ele tutuşarak ayrıldı.
Defilede sergilenen koleksiyonun tasarımcısı Guram Gvasalia da Hadid’in yanındaydı ve elinden tutarak ona destek oldu.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yılın en iyi filmi belli oldu Haberi Görüntüle
Her yıl olduğu gibi ödül töreninde, bir önceki ödül töreninden sonraki süreçte hayatını kaybeden sinemacılar, adları okunarak, fotoğrafları ekranda yayınlanarak anıldı.
Ne var ki bu yıl hayatını kaybeden 6 sinemacı için bu durum geçerli olmadı.

Ki o sinemacılardan biri olan Ahu Tuğba‘nın defin işlemi Adana Altın Koza Film Festivali’nin ödül töreniyle aynı gündü.
Anılmayan diğer sinemacılar ise Tuncay Akça (17 Ağustos 2024), Aydemir Akbaş (17 Ağustos 2024), Hikmet Taşdemir (25 Ocak 2024), Günay Kosova (1 Ağustos2024) ve Yılmaz Atadeniz (13 Aralık 2023) oldu.
Aileleri, merhum sinemacıların anma programı içinde olmamalarına bir hayli üzülürken: “Sinemaya onlarca yıl emek verenler, meslektaşları tarafından hemen unutuldu” yorumunda bulundular.
Ahu Tuğba’ya veda Haberi Görüntüle
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hacı Sabancı, bunun üzerine avukatı Yunus Egemenoğlu aracılığıyla iddiaların asılsız olduğunu açıklamıştı.
Habertürk‘ten Nazif Şahin Karpuz’un haberine göre; Hacı Sabancı, eşi Nazlı Sabancı ile Etiler’deki bir mekândan çıkarken objektiflere yansıdı.
Hacı Sabancı, basın mensuplarının çocuk iddialarını sorması üzerine sessiz kalmayı tercih etti.
Hacı Sabancı, daha sonra eşi Nazlı Sabancı ile gazetecilere teşekkür ederek otomobillerine binip oradan ayrıldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hem bu serinin beşinci filmini hem de ‘The Passion of the Christ’ın devam filmini yöneteceğini açıklayan Mel Gibson, her iki filmin de çalışma listesinde yer aldığını ancak hangi projenin seçileceği konusunda yazı tura atmaktan başka bir şey olmadığını belirtti.
Planlarının henüz netleşmediğinden bahseden 68 yaşındaki oyuncu ve yönetmen, ComicBook’a yaptığı açıklamada; “Bilmiyorum ve komik olan da bu. Demek istediğim, herhangi bir filmi ayağa kaldırmanın önünde çeşitli engeller var ve bu sadece bütçeyle ilgili değil, aynı zamanda bir şeyin neden ilerlediği ve neden ilerlemediği hakkında 1.000.001 neden var” dedi.

Bu yılın başlarında ‘Cehennem Silahı 5’ filmini yönetmeyi planladığını bir podcast yayınında anlatan Mel Gibson, şu açıklamayı yapmıştı: Cehennem Silahı serisinin beşinci filmini yöneteceğim. Diğer dördünü yapan Richard Donner ne yazık ki vefat etti ve kendisi iyi bir arkadaştı ve bu filmde bayrağı taşımakla beni bir nevi görevlendirdi. Yani bunu yapmak benim için bir onur olacak. Senaryoyu yazarken oldukça iyi bir yol kat etmişti ve biz de orada olanı kullandık, üzerinde çalıştık ve bundan oldukça memnunum. Bu iyi, bunu yaparken çok eğlendim.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sanat hayatında 57 yılı deviren usta müzisyenle hem nostalji yolculuğu yaptık, hem de bugünlerini konuştuk.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olsa da hiçbir zaman avukatlık yapmayan Alpay’ın müzik tutkusu çocuk yaşlarda başlamış. 18 yaşında profesyonel olarak müziğe adım atan şarkıcı, 1964’te ‘Norma Mia’ adındaki ilk 45’liğini çıkardı.
Kariyerine çoğunlukla İspanyolca şarkılar söyleyerek başlayan Alpay; “Bizim zamanımızda Türkçe ve yabancı müzik ayrımı çok yoktu. Müzik tek başına da mesajına verebiliyordu. O dönemlerde pek çok çıkan şarkı, yabancı şarkılara çok aranjman yapılıyordu. O dönemlerde yapılan bir anket sonucunda, ‘Tüm zamanların en iyi yorumcusu’ seçildim” dedi.
“800 ŞARKIM VAR”
Türkiye’de en çok şarkı yapan ismin kendisinin olabileceğini söyleyen Alpay, yaklaşık 800 tane şarkısının olduğunu açıkladı: Bazen şarkılarımı unutuyorum bile… Radyoda, televizyonda duyduğum da ‘bu şarkıyıyı ben yazmıştım’ dediğim zamanlar oluyor. Şarkılarımı hiç ayırmıyorum. Bir insan nasıl çocuklarını birbirinden ayırmıyorsa şarkılarım da benim için öyle…
Özdemir Erdoğan, İlhan Şeşen ve Edip Akbayram ile dostluklarının hâlâ sürdüğünü de ifade eden 89 yaşındaki müzisyen; “Türkiye’de çok iyi ve zamanının ötesinde şarkılar yapıldı. Artık böyle şarkılar maalesef çıkmıyor. Şimdi şarkıları kulağımın ucuyla bile dinlemiyorum” diye konuştu.
“YENİ ŞARKILAR BERBAT”
Alpay, “Günümüzde üretilen şarkıları nasıl buluyorsunuz?” sorusuna, “Kadın müzisyenler çıkıyor ama erkek şarkıcılar çıkmıyor. Türkçe’yi yanlış kullanıyorlar. Bizim dönemlerimizde Türkçe’yi doğru konuşmak, doğru ifade etmek çok önemliydi. Kendimizi kritik ederdik, yanlışlarımızı düzeltmek için başkalarının eleştirilerini de dikkate alırdık. Günümüzde üretilen müzikler ise maalesef berbat” yanıtını verdi.
Eleştirilerini sürdüren sanatçı; “Zaman içerisinde müzik yozlaştı. Şarkı söylemeye hakkı olmayan kişiler şarkıcı oldu. Vaziyet böyle olunca, müzik kalitesi de düştü” dedi.
Alpay, ‘Eylülde Gel’ ve ‘Fabrika Kızı’ şarkıları hakkında şunları söyledi: ‘Eylülde Gel’in aranjmanını Fecri Ebcioğlu yapmıştı. ‘Muhakkak bu şarkıyı söylemen lazım’ dedi. Şarkı büyük bir patlama yaptı. Ardından Bora Ayanoğlu aradı; “Benim için Türkiye’nin en iyi şarkıcısı sizsiniz” dedi. ‘Fabrika Kızı’ şarkısıyla da yolumuz böyle öyle kesişti.
Alpay; “Müzikten iyi paralar kazandım ama bir o kadar da para dağıttım” dedi.
Türk pop müziğinin yaşayan efsanesi, yakın dostu Selçuk Yöntem’in hayatını film yapmak istediğini de sözlerine ekledi. Alpay, bu fikre sıcak baktığını dile getirdi.
“FUTBOLU BIRAKTIĞIM İÇİN PİŞMANIM”
Lise yıllarında futbola merak saran şarkıcı, profesyonel de olmuş. Alpay Nazikioğlu; “Ankara Demirspor ve Gençlerbirliği’nde oynadım. 16 yaşında Türkiye Ümit Milli Futbol Takımı’na seçildim. Sol açık ve sağ açık oynuyordum. Yakın zamanda bir teknik direktörün makalesini okudum. ‘Gördüğüm en yetenekli futbolcu Alpay’dı’ ifadesini kullanmış. İki ayağımı da çok iyi kullanıyordum. Futbolu çok erken bıraktım. Hayatta en büyük pişmanlığım futbolu bırakmamdır. Müzikle ikisini birlikte sürdürebilirdim ama yapmadım” diye konuştu.
Alpay, 2022’de 55’inci sanat yılını bir tribute albümle taçlandırmıştı. ‘Alpay’a Saygı’ albümünde sanatçının şarkılarını Fuat Güner, Kubat, Gökhan Tepe, Emre Altuğ, Mirkelam, Gripin, Cemil Demirbakan, Demet Sağıroğlu, Gözde Ural, Cemil Sağyaşar ve Hülya Yıldız yorumlamıştı.
JÜBİLE KONSERİ YAPACAK
Yakın zamanda bir jübile konseriyle müziğe veda edeceğini belirten sanatçı, Tarkan’a da bir çağrıda bulundu: Tarkan’ın gerek insanlığına gerekse de müzisyenliğine hayranım. Jübile konserimde kendisinin de olmasını çok istiyorum.
BODRUM’DA YAŞIYOR
Yaklaşık 25 yıl önce İzmit’ten bir ev alan Alpay buraya yerleşmiş. Ancak dostlarının vefatının ardından oradan ayrılan Alpay’ın son durağı Bodrum olmuş. Alpay, yaklaşık bir yıldır da burada yaşıyor.
Ünlü müzisyen; “İstanbul çok kalabalıklaştı. Çok fazla gürültü var. 15 yıl Kocaeli’de yaşadım. İyi dostlar edindim. Oradaki insanlar göçünce dostluk yapabileceğimiz bir insan kalmadı. Sağlığım da çok şükür iyi. Bodrum’a temelli yerleşmek istiyorum” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Samsun Mobilyacı İş Adamları Derneği (MOBİD), Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ve Samsun Engelli Kadınlar Derneği tarafından yürütülen “Cinsiyet Eşitliği Odağında Geleceğin İnsana Yakışır İşleri Yaklaşımının Desteklenmesi Operasyonu Programı” kapsamında “Gelecek İçin Tasarım Projesi” hayata geçirildi.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali işbirliğine yönelik geliştirilmiş 12 aylık proje kapsamında 30 kadın, 16 erkek olmak üzere toplam 46 gence bilgisayar destekli mobilya tasarımı, AR-GE ara elemanı, mobilya döşeme dikiş, tekstil baskı ve desen tasarımı eğitimi verildi.
Proje eğitim ve toplantılarında yer alan mobilya sektöründeki 55 firma temsilcisi ve çalışanına yönelik toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi de yapıldı.
Yaklaşık bin saatlik eğitimi tamamlayan kursiyerlerin yüzde 20’si mobilya imalat firmalarında istihdam edilecek.
MOBİD Başkanı Özgür Uyanık, projenin tamamlanması dolayısıyla kentteki bir otelde düzenlenen toplantıda, proje kapsamında 550 lise ve üniversite öğrencisi ile kariyer planlaması, geleceğin meslekleri ve iş hayatında toplumsal cinsiyet eşitliği konularında toplantılar düzenlediklerini söyledi.
Yaş aralığı 18-30 olan 75 gençle iş arama teknikleri üzerine eğitim gerçekleştirildiğini dile getiren Uyanık, şöyle konuştu:
“Projede bilgisayar destekli tasarım eğitiminde kullanılan 15 bilgisayar ve 3D yazıcı, mesleki eğitimlerin tamamlanmasının ardından proje ortağı olan OMÜ’ye devredilerek üniversite bünyesinde tasarım laboratuvarı kuruldu. Projenin mesleki eğitimlerini tamamlayan 15 genç ve 5 firma temsilcisi ile 20-21 Eylül’de İstanbul’da gerçekleşen mobilya tasarım fuarına ziyaret gerçekleştirildi. Projenin başarı ile sonuçlanması, gençlerin istihdam olanağı kazanması, OMÜ’ye bir tasarım laboratuvarı kurulması ve kurumlar arası işbirliğinin güçlenmesinden memnuniyet duyuyorum.”
Programa Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç ile proje danışmanları, akademisyenler ve kursiyerler katıldı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’nın İnegöl ilçesinde bulunan devlet hastanesinde dünyaya gelen 5 genç, yıllar sonra doğdukları hastaneye atandı.
Atanan doktorlar Gülşen İpek Boğazkesenli, Sude Tekin, Gökçe Eda Vargün, Sena Akyıldız ve Seren Kahraman, doğdukları hastanenin acil servisinde ilk nöbetlerini tuttu.
Duygularını paylaşan doktorlar, gururlu olduklarını söyledi.
“BİZİM İÇN BÜYK ŞANS”
“İnegöl adına çok büyük bir şans” diyen İnegöl Devlet Hastanesi Başhekimi Hayrettin Göçmen, “İnegöl Devlet Hastanesi yalnızca İnegöl değil, İnegöl’ün çevre ilçelerine hizmet eden bir bölge hastanesi konumunda. Yoğun hasta profiline hizmet eden İnegöl Devlet Hastanesi’nde son atama kuralarında çok güzel bir tesadüf gerçekleşti ve İnegöl Devlet Hastanesi’nde doğan 5 tane çocuğumuz, tıp fakültelerinde eğitimini bitirdikten sonra birinci tercih olarak hastanemize geldiler ve şu an da hizmete başladılar.
Bu bizim için oldukça büyük bir şans. Gelecekte bayrağı güvenle, umutla teslim edeceğimiz dinamik arkadaşların varlığı bize büyük bir mutluluk ve onur veriyor.
Ben aileleri adına onlarla beraber onurlarını, gururlarını paylaşıyorum. İnegöl’den böylesine üst düzey okumuş çocuklarımızın çıkması İnegöl için kazanç. Bu açıdan ben geleceklerinin çok açık ve mutlu olmasını diliyorum. İnegöl adına çok büyük bir şans olduğunu ifade etmek istiyorum.” dedi.

“BURADA OLMAK ÇOK DUYGUSAL”
İnegöl’de göreve başlayan Doktor Sude Tekin, “Ben doktor Sude Tekin. 8 Kasım 2000 tarihinde İnegöl Devlet Hastanesi’nde doğdum. Geçen ay yapılan zorunlu hizmet kurasında ilk tercihim İnegöl Devlet Hastanesi oldu ve çok şanslıyım ki geldi. Bu hastanede olmaktan dolayı çok gururluyum. Annem Nazan Tekin, 25 sene bu hastanede hizmet etmiş. Çok güzel bir hemşiredir.
Ben annemden aldığım bu bayrağı taşımış bulunuyorum doktor olarak. Doktor olmaya bu hastanenin koridorlarında, annemin iş arkadaşlarını görerek karar verdim. Her zaman örnek aldığım insanlar onlar olmuştu. Burada olmak hem çok duygusal hem de çok gurur verici. Çok mutluyum.” dedi.

“ÇOK GURURLUYUM”
Doktor Gökçe Eda Vargün, “İnegöl Devlet Hastanesi’nde doğdum. İlkokul ortaokul ve lise eğitimi burada tamamladım. Daha sonra İstanbul Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım. 118 mecburi hizmet kategorisinde İnegöl Devlet Hastanesi’ni tercih ettim. Şu anda acil serviste doktor olarak başladım.
Burada annem 28 yıl hemşire, babam ise sağlık memuru olarak görev yaptı. Onların iş arkadaşlarını örnek alarak burayı tercih etmek istedim. İyi ki burayı tercih etmişim çok gururluyum. İnegöllülere hizmet vermekten mutluyum.” dedi.
Doktor Seren Kahreman da,” Ben doktor Seren Kahreman. İnegöl Devlet Hastanesi’nde 30 temmuz 2000 tarihinde doğdum. Üniversiteye kadar olan eğitimi burada tamamladıktan sonra, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimimi gördüm.
Daha sonra bu sene yapılan zorunlu hizmet kurasında İnegöl Devlet Hastanesi’ne atandım. Ve şunu söylemek istiyorum ki çocukken tedavi gördüğüm koridorlarda şimdi doktorluk yaptığım için çok mutluyum çok gururluyum. İyi ki ilk tercihimi buraya yazmışım.” dedi.

Adile Topçu
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yalova’nın ilk kadın karate antrenörü Elif Hilal Ayar, çocukluk yıllarında farklı spor dallarıyla ilgilenmesine rağmen karateye başlarken önyargıları olduğunu ve bu spora aile teşvikiyle adım attığını belirtti. Karateye başladıktan kısa bir süre sonra, bu sporun kendi yolculuğunu anladığını söyleyen Ayar, “Başta hiç istemedim, sonra başlayınca çok sevdim. Hani derler ya bir insanın kendine özgü bir sporu vardır, benimki karateymiş” dedi.
“İki yılda milli takıma girdim”
Karateye 15 yaşında başlayan Elif Hilal Ayar, birçok rakibinin çok küçük yaşlarda başladığı bu sporda hızla ilerledi. “Müsabakalarda karşıma çıkan kızlar 5 yaşında başlamıştı ama ben iki yılda milli takıma girdim. Gerçekten çok fazla çalıştım” diyen ve 2016 yılında milli sporcu olan Ayar, Balkan Şampiyonası üçüncülüğü başta olmak üzere uluslararası arenada birçok başarı kazandı.
Karate kariyerindeki başarıları devam ederken Ayar, 2020 yılında Fenerbahçe Üniversitesi’ni yüzde 100 bursla kazandı. Mezuniyet sonrası antrenörü Mehmet Güney’in teşvikiyle karate kulübünü açtı.
Yalova’da açtığı kulüpte 6 ile 16 yaş aralığındaki çocuklara karate eğitimi veren Atar, ancak yoğun talepler üzerine 5 yaşındaki çocukları da kabul etmeye başladığını belirterek, “4 yaş grubu yapmayı da planlıyorum. Çünkü çok istek oluyor. 4 yaş grubunu daha böyle müsabık tarzda çalıştırmak değil de daha böyle oyun, sporu sevdirerek spordan soğumamasını sağlıyorum. 6 yaş grubunda da yine 6-7 yaşları biraz daha oyun ama biraz da karatenin ciddiyetini vermeye çalışıyorum. Artık 7’den sonra da bir müsabık yetiştirmeye çalışıyorum ki hem Yalova’mıza hem Türkiye’mize milli sporcular kazandırmak istiyorum. Bir de yetişkin kadınlarda çok istiyor. Büyükler grubunda da sadece kadınlara karate dersi veriyorum” dedi.
Karateye dair yanlış algılara da değinen Ayar, bu sporun sadece dövüş odaklı olmadığına dikkati çekerek, “Karateyi dövüş, saldırı sporu olarak görüyorlar ama aslında karatenin özünde bir disiplin yatıyor. Hiperaktif gelip sakinleşen, kendini savunamayan çocukların özgüven kazandığını görüyorum” diye konuştu.
Günümüzde çocukların güvenliğinin daha önemli hale geldiğini belirten Ayar, kadın antrenörlere duyulan talebin arttığını belirterek, “Çocuklar gerçekten koruma altında değiller, insanlar bu yüzden bayan antrenör arıyor. Yalova’da ilk ve tek kadın antrenör olarak kulüp açtım, bu yüzden aileler bana güvenip çocuklarını teslim ediyorlar” ifadelerini kullandı. – YALOVA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAHRAMANMARAŞ depreminin ardından İstanbul‘a yerleşen kadınların sosyal ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi amacıyla geliştirilen ‘Demir Kadınlar: Kaynak Sanatında Kadının Gücü’ projesi için geri sayım başladı.
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün desteğinde İşte Kadın Derneği’nin projelendirdiği çalışmanın akademik ve mesleki eğitim süreci İstanbul Kültür Üniversitesi, İstanbul Gedik Üniversitesi tarafından yürütülecek.
EĞİTİM PROGRAMI 3 HAFTA SÜRECEK
Depremden etkilenen kadınların sosyal, ekonomik ve psikolojik kırılganlıklarını azaltmaya yönelik kapsamlı eğitimlerin sunulacağı Projenin ilk aşaması İstanbul Kültür Üniversitesinde gerçekleşecek. Kahramanmaraş Depreminden etkilenen kadınların, Demir Kadınlar kapsamında dahil olacakları projenin eğitim programı İstanbul Kültür Üniversitesi Ataköy Yerleşkesi’nde 3 hafta sürecek.
‘KADININ GÜÇLENDİRİLMESİ ESAS GÜNDEMİMİZ’
Üniversitenin Rektör Yardımcısı ve Sürdürülebilir Kalkınma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Burcu Yavuz Tiftikçigil, Demir Kadınlar Projesinin ülkemiz ve kadının kalkınması noktasında örnek bir girişim olduğunu söyledi.
Doğal afetlerin yol açtığı olağanüstü etkilerin üniversiteler ve bakanlıkların iş birliği ile yönetilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Demir Kadınlar Projesine verilecek destek sürecini şöyle değerlendirdi:
“Demir Kadınlar: Kaynak Sanatında Kadının Gücü projesi mimarisi kadın emeği için sistematik ve özverili çalışmalarda bulunan İşte Kadın Derneği, İstanbul Kültür Üniversitesi ve İstanbul Gedik Üniversitesi tarafından şekillendirildi. Ülke ve toplum yararına böyle bir projenin akademik kanadında yer almak bizim için onur verici. Demir Kadınlar projesi, 2024-2025 akademik yılında hizmete açılan Sürdürülebilir Kalkınma Merkezimizin toplumla buluştuğu ilk proje olması bakımından da ayrı bir kıymete sahip. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının; İnsana Yakışır İş ve Büyüme, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Eşitsizliklerin Azaltılması, Amaçlar için Ortaklıklar maddelerinden ilham alarak projeyi yapılandırdık. Üniversitemiz öğretim üyeleri proje kapsamında 44 saatlik eğitim dizisiyle kadınların yanında olacak. Kadının mesleki kazanımı ile birlikte yaşamsal reflekslerini güçlendirecek; şiddetle başa çıkma yöntemleri, fiziksel ve cinsel sağlık, psikolojik iyilik hali, ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma gibi konular eğitimlerimizde sunulacak. Eğitimler sonunda katılımcılar, katılım sertifikası almaya hak kazanacaklardır.”
Proje kapsamında İstanbul Kültür Üniversitesi’nde sunulacak 44 saatlik eğitim sürecinin ardından katılımcılara İstanbul Gedik Üniversitesi’nde uzmanlar tarafından kaynakçılık eğitimi verilecek. Erkek egemen bir sektörde toplumsal cinsiyet eşitliğine erişmeye yardımcı olacak eğitim sonrası, başarılı olan katılımcılara sektörde istihdam olanağı yakalaması adına kaynak ustası sertifikası verilecek.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Kadın Kolları Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Asu Kaya, Ankara’da ilçe ziyaretlerini sürdürüyor. Akyurt’un ardından Pursaklar‘ı ziyaret eden Kaya, önce CHP İlçe Başkanlığı’na gitti. Kaya’yı İlçe Başkanı Hüseyin Benek ve Pursaklar Kadın Kolları Genel Başkanı Halise Gürel karşıladı. Benek, “Zor bir bölge ama biz zorluğa da alıştık. Normal geliyor. Mesela sandık hallediyoruz. Zorlanmıyoruz. Çalışmalarımız iyi çünkü oy oranlarımız yüzde 20 arttı. Pursaklar yenilendi. Genel bir rüzgarın da etkisi var bizim de etkimiz var. Geldiğiniz için hepinize teşekkür ederim” dedi.
Asu Kaya ise şöyle konuştu:
“Adaylık açıklamamdan sonra en dezavantajlı bölgelerde saha çalışması yapacağımızı esas politikamızı da saha çalışmasının üzerine kurgulayacağımızı, yapılandıracağımızı ifade etmiştim. ve bu bağlamda burada çok ilginç bir diyalog gelişmişti. Pursaklar İlçe Kadın Kolları Başkanımız demişti ki benim orası çok zor demişti. Rozetinize, bu güzel örtünüze neler neler söylendiğini hepimizle paylaşmıştınız. Şimdi bunları tekrar paylaşmayacağım. Emeğinize, yüreğinize sağlık. Parti genel merkezimizin Türkiye’de, tüm Türkiye’de o değişim rüzgarıyla birlikte kazandığı başarı elbette ki ilçe örgütlerimizin, il örgütlerimizin, tüm kademe yöneticilerimizin, gençlik kollarımızın, kadın kollarımızın katkılarıyla oldu.
“Sahalarda çalışacağız”
CHP’de her yerde çalışıyoruz biz ama az önce işte Akyurt’taydık. Akyurt’u gördük. Şimdi Pursaklar’dayız. Biraz daha çalışmanın meşakkatli olacağı yerler olacak ama takdir ederseniz az önce Akyurt’ta aslında çok da zorlanmadık biz. Sadece tatlı bir gülümsemeye nezakete hal hatır sormaya bakıyor aslında. Orada karşılaştıklarımızın birçoğu farklı siyasi partilere gönül vermiş, yahut da sadece oy vermiş insanlardır. Ama biz CHP işte böyle herkesle, her bireyle, her yerde kucaklaşacağız el sıkışacağız ve ilk seçimde de bizim iktidar olmamızın esas anahtarlarından biri de bu olacak. Bugün bunun için buradayız, Pursaklar’dayız. Sonrasında Sincan’a gideceğiz. Bugün değil ama bir sonraki Ankara programımız Sincan olmalı. Sonra Altındağ demiştik. Bu sahalarda çalışacağız. Böylelikle buradan başlayarak tüm Türkiye’ye çalışma modelimiz yansıyacak. Kadın esnaflarla, erkek esnaflarla da cinsiyet ayırt etmeksizin, kadın kolu dediğimiz zaman sadece kadınlarla el sıkışan kadınların derdini dinleyen değil toplumun tüm kesimlerini cinsiyet ayırt etmeksizin dinleyen, onun mağduriyetiyle hemhal olan, onu gözeten bir yaklaşımda olacağız. İktidarımızın anahtarı da bu olacak. İşte bu iktidarın anahtarlarından biri de CHP’li kadınların elinde.”
Vatandaş: “20 yıldır AK Partiliyim. Şu anda değilim”
Kaya, daha sonra çarşamba pazar yerindeki esnafı da ziyaret ederek, pazar alışverişine gelen vatandaşları dinledi. Bir vatandaş, 34 yaşındaki oğlunu geçim sıkıntısından dolayı evlendiremediğini belirterek, “20 yıldır AK Partiliyim. Şu anda değilim. Duyun bunu. Oğlum işsiz, eşsiz, evsiz. Ben soğan almışım karnımı doyurmuşum, oğlum mutlu olmadıktan sonra bana zehir olsun. Baştakilere zehir olsun” diye konuştu.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son zamanlarda sigara kullanmak istemeyen kişilerin en çok tercih alternatif elektronik sigara oldu.
Sigara kadar zararlı olmadığı düşünülen elektronik sigaralar, büyük bir tartışma konusuydu.
“EN AZ SİGARA KADAR AKCİĞERLERE ZARAR VERİYOR”
İngiltere’de bulunan Manchester Metropolitan Üniversitesi araştırmacıları, bu konuya bir açıklık getirmek istedi.
Üniversite araştırmacıları tarafından yürütülen araştırmada, elektronik sigara kullanan kişilerin en az sigara kullananlar kadar akciğerlerine zarar verdikleri ifade edildi.

ARAŞIRMA KAPSAMINDA 60 KİŞİ İNCELENDİ
Araştırma kapsamında, elektronik sigara kullananlar ve sigara kullananlar iki grup halinde incelendi.
Bu kapsamda, 20’li yaşlardaki 60 kişiden, egzersiz bisikleti kullanırken akciğer kapasitelerinin kaydedilmesi istendi.
“ELEKTRONİK SİGARA KULLANANLAR DAHA FAZLA NEFES NEFESE KALDI”
Bulgular sonucunda yapılan açıklamada, “60 katılımcının 20’si en az iki yıldır elektronik sigara kullanıyordu, 20’si en az iki yıldır sigara içiyordu ve kalan 20’si ise sigara içmiyordu. Katılımcıların kalp, akciğer ve kas tepkilerini maksimuma ulaşana kadar daha zorlu seviyelerde analiz ettik.
Ayrıca, atardamarlarının ne kadar iyi çalıştığını analiz etmek için kan testleri ve ultrason taraması yapıldı. Kan testleri ve ultrason taramalarına göre, hem sigara içen hem de sigara içmeyen grupta kan damarlarının sigara içmeyen grup kadar iyi çalışmadığına dair işaretler görüldü.
Hem sigara içen hem de elektronik sigara kullanan grup daha fazla nefes nefese kalmış, yoğun bacak yorgunluğu yaşamış ve kanlarında daha yüksek laktat seviyeleri görülmüştür.” denildi.

“ELEKTRONİK SİGARA İÇMEK, SİGARA İÇMEKTEN DAHA İYİ DEĞİL”
Araştırmanın yazarlarından Azmy Faisal açıklamasında, “Bu çalışmada, akciğer hasarı belirtisi göstermeyen bir grup genç insanı inceledik. En az iki yıldır elektronik sigara veya sigara içen kişiler arasında, egzersizle ne kadar iyi başa çıktıkları konusunda önemli farklılıklar gördük.
Sigara içenler ve elektronik sigara kullananlar egzersiz bisikletlerini kullanırken ölçülebilir derecede fazla nefes aldılar. Nefes almakta zorlandılar, kasları daha fazla yoruldu ve genel olarak daha az formda kaldılar.
Bu bağlamda araştırmamız, elektronik sigaranın sigara içmekten daha iyi olmadığını göstermiştir.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: Demirören Haber Ajansı (DHA)Büşra Yıldız
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yapılan araştırmalar citalopram, fluoksetin, escitalopram ve sertralin gibi etken maddeler içeren SSRI türü antidepresanların adet kanamasında düzensizlikler, ağır kanama veya regl gecikmesi gibi belirtilere yol açabileceğini ortaya koyuyor.
Uzmanlar, SSRI’ların regl üzerindeki etkisinin tam olarak nasıl gerçekleştiğini hala araştırıyor. Ancak, bu ilaçların bazı hormonlar üzerinde etkili olabileceği ve bu hormonların menstrual döngüdeki rolü nedeniyle bu tür yan etkilerin ortaya çıkabileceği düşünülüyor.


Antidepresanlar hormonal dengeyi etkiliyor
Cleveland Clinic’te görev yapan Dr. Gurdeep S. Sareen’e göre, SSRI türü antidepresanlar prolaktin seviyelerini artırarak adet döngüsünde düzensizliklere neden olabilir. Prolaktin, hipofiz bezinden salgılanan ve genellikle emzirme sürecinde süt üretimini uyaran bir hormondur. Ancak, prolaktin seviyelerinin normalden yüksek olması, vücuttaki hormon dengesini bozabilir.
Bu hormonal dengesizlik, adet döngüsünde düzensizliklere, adet gecikmelerine veya adet görememe durumuna (amenore) yol açabilir. Prolaktin ayrıca diğer hormonların, özellikle de östrojen ve progesteronun seviyelerini etkileyerek, menstrual döngünün normal işleyişini bozabilir. Bu durum, kadınların düzenli bir şekilde adet görmelerini engelleyebilir ve çeşitli üreme sağlığı sorunlarına yol açabilir. Dr. Sareen, bu tür yan etkiler yaşayan kadınların mutlaka bir sağlık profesyoneline danışmalarını ve gerekirse ilaç tedavilerinde düzenleme yapmalarını öneriyor.
SSRI’lar genellikle güvenli kabul edilse de, bazı durumlarda kadınlar bu ilaçları kullanırken regl düzensizlikleri yaşayabilirler. Bu durumlar genellikle nadir olup, genellikle ilacı bıraktıktan sonra düzelir. Öte yandan, fluoksetin içeren SSRI’lar, ağır regl kanamalarıyla da ilişkilendirilmiştir. Bu tür yan etkiler genellikle ilacın bırakılmasından sonra düzelme gösterir.
Ayrıca, SSRI’lar intermenstrual kanama (regl dönemleri arasında lekelenme) gibi diğer düzensizliklere de yol açabilir. Bu durum, genellikle SSRI kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra ortaya çıkabilir ve ilacın kesilmesiyle birlikte düzelebilir.
SSRI’ların regl dönemine etkisini yönetmek
Regl düzensizlikleri yaşıyorsanız, kullandığınız SSRI türevi antidepresan hakkında doktorunuzla konuşmanız önemli. Bu türdeki antidepresanları birdenbire bırakmak tehlikeli olabileceğinden, ilacı bırakmadan veya değiştirmeden önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışmalısınız. Dr. Gurdeep S. Sareen’e göre, doz ayarlamaları veya farklı bir ilaca geçiş, bu tür yan etkileri yönetmenin bir yolu olabilir.
Sonuç olarak, SSRI’lar adet döngüsünde bazı değişikliklere neden olabilir, ancak bu yan etkilerin görülme olasılığı kişiden kişiye değişir. Eğer regl düzensizlikleri yaşıyorsanız, bu durumu ciddiye almalı ve bir sağlık profesyoneline başvurmalısınız.
Kaynak: Sarah Bence. “How SSRIs Affect Periods”. Şuradan alındı: https://www.verywellhealth.com/can-ssris-can-affect-your-period-8645186. (21.05.2024).


Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>1- Eğlenceli bir alfabe yaratın
Minik ellere yazmayı öğretmek için erken bir yöntem, her bir harfi oluşturma hareketlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır. Çocuğunuza harflerin nasıl yazılacağını göstermek için birlikte eğlenceli ve biraz yaramaz bir alfabe yapabilirsiniz. Hazır puding veya tıraş kremi kullanabilirsiniz. Puding veya benzeri bir malzemeyi tezgahın üzerine yayın ve alfabenin bir harfini yazmak için parmağınızı kullanın. Nasıl yapıldığını öğrenmesi için elinizin yaptığı hareketi izlemesini sağlayın. Sonrasında, çizdiğiniz şekli mektubu kopyalamaya çalışsın.
2- Okuma fişleri hazırlayın
Bazı basit ve kısa kelimelerin nasıl yazılacağını öğrenmek, aynı anda hem hecelemeyi hem de yazmayı öğretir. Bu aynı zamanda isimlerini nasıl yazacaklarını öğretmenin de harika bir yoludur. Bunun için tasarlanmış el yazısı defterleri edinebilir veya oluşturduğunuz kelimeleri bir anahat oluşturacak şekil bastırabilirsiniz. Daha kolay olması için iki veya üç harfli kelimeleri bu şekilde göz önünde bulundurmak okumasına, bunları bir taslak olarak kullanıp üzerinden geçerek çizmesi de yazmayı öğrenmesine katkı sağlar. Bu etkinliği daha eğlenceli bir hale getirmek için çocuklar için üretilen yazı tahtalarından edinip yeniden kullanılabilir bir öğrenme materyali elde edebilirsiniz.
Çocuklarınıza bol bol resimli kitap okuyun
3- Oyuncaklarını dâhil edin
Herhangi bir materyalden oldukça eğlenceli harfler yapabilirsiniz. Çocuğunuzun ilgisini çeken şeylere göre buzdolabına mıknatıs yapıştırabilir, yastıklara harfleri işleyebilir veya arabalarının üzerine bir harf yazabilirsiniz. Zaten sahip olduğu bir şey üzerinden öğrenmek, içselleştirmesi için oldukça iyi olabilir.
4- Noktaları birleştirin
Klasik bir alıştırma olarak noktaları birleştirerek harfler çizmek, birçok çocuk için takip etmesi kolay ve eğlenceli olabilir. Birbirine oldukça yakın noktalar, harfin nasıl yazacağını öğrenmek için daha kısa kalem hareketlerini kullanmasına yardımcı olacaktır.
5- Teşvik edin
Herhangi birine mektup yazmak için teşvik edin. Eve gelen birine hoş geldin kartı hazırlamak, sevdiği birine o gün yaptığı heyecan verici olaydan bahsetmek gibi ilgisini çekebilecek şeylerin nasıl yazıya dönüştürüleceğini gösterin. Yazmanın işlevlerini birinci elden öğrenmek, ilgisini daha çok çekebilir. Okul öncesi çocuklara yazmayı öğretmeye devam ederken, sadece birlikte eğlenmekle kalmıyor, bu el yazısı becerilerini de güçlendiriyorsunuz. Okulun ilk günü çocuk oyuncağı olacak çünkü çocuğunuz mektuplarını ve onları nasıl yazacağını zaten biliyor.
Referanslar: Apryl Duncan. “Teaching Preschoolers to Write Through Fun Activities”. Şuradan alındı: https://www.verywellfamily.com/teaching-preschoolers-to-write-fun-activities-3128860 (31.05.2020).
Çocuğunuzla iletişiminizi artıracak 10 aktivite
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yıllar önce yayınlanmasına rağmen hala ekranlarda tekrarı izlenmeye devam eden Kavak Yelleri dizisindeki ‘Aslı Zeybek’ karakteri ile hayatımıza giren Pelin Karahan, uzun zamandır herhangi bir projede yer almıyordu.
KİRLİ SEPETİ’NDE
Şimdilerde Ayça Bingöl, Ceren Moray ve Cansu Tosun’un başrollerini paylaştığı Kirli Sepeti dizisinin kadrosuna dahil olan Pelin Karahan, son pozlarıyla dikkat çekti.
SARI ELBİSE GİYDİ
Sosyal medyayı oldukça aktif kullanan ünlülerden biri olan Pelin Karahan, sarı derin sırt dekolteli elbisesiyle verdiği pozları yayınladı.
Ünlü ismin, bu karelerine kısa sürede beğeni ve yorum yağdı.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuklarının babası eşi Offset’e boşanma davası açtığını açıklamasından hemen sonra üçüncü bebeğini beklediğini duyuran 31 yaşındaki rapçi Cardi B, 8 gün önce doğum yaptı.
Ünlü rap şarkıcısı, lohusalığının sekizinci gününde, soluğu spor salonunda aldı.
ÇOCUĞU BIRAKIP SPORA GİTTİ
Doğumun ardından spor yapmaya başladığını sosyal medya takipçileriyle paylaşan Cardi B, “Bu gece izinliyim, gece geç saatlerde spor salonuna gidiyorum… Ağır kaldırma yok, ağırlık yok, sadece önümüzdeki haftaya kadar dümdüz merdiven çalışması yapacağım.” dedi.
Ancak rapçinin doğum yaralarının iyileşmeden spora gitmesi eleştirildi.
“SAHTE”
Cardi B, spor salonu videosunda “Hanımlar unutmayın, bu benim üçüncü bebeğim. İlk iki bebeğimle ilk hafta hala yatakta dinleniyordum.” açıklamasını yaptı.
“Bazen doğum sonrası depresyondan kaçınmak için zihninizi meşgul tutmanız gerekir ve benim için bu çalışmak ve aktif kalmaktır.” diyen Cardi B, “Komik olan ne biliyor musunuz? 5 aylık hamileyken 7 kilo aldığımda beni aşağı çektiniz ama şimdi sahte bir endişe içindesiniz ve baskıdan mı bahsetmek istiyorsunuz?” dedi.





Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>YouTube’da yaptığı programla dikkatleri üzerine çeken Berfu Yenenler, sosyal medya paylaşımlarıyla da dikkat çeken ünlü isimlerden.
Berfu Yenenler, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla takipçilerini uyardı.
Ünlü fenomen, ‘Şimdi herkes beni dinlesin dolandırılma hikayesi anlatıyorum’ diyerek paylaştığı videoda, dolandırıcıların kendisini Anıl Altan’ın oynadığı bir polisiye dizideki kimliğini kullanarak dolandırmaya çalıştıklarını anlattı.
Yenenler, Instagram hesabının hikaye bölümünden paylaştığı videolarda Anıl Altan’ı etiketledi ve şu ifadeleri kullandı:
“KİMLİĞİNİ GÖNDERDİ”
“Bugün bana bir telefon geldi ve ‘Kimliğiniz yakın zamanda çalındı mı ya da başkasına verdiniz mi?’ diye sorular soruldu. Ben de ‘Hayır’ cevabını verdim. Bunun üzerine telefondaki kişi, ‘Kimliğinizi birileri kullanıyor, sizin adınıza işlemler yapıyor. Bunu engellememiz ve suç duyurusunda bulunmanız gerekiyor’ şeklinde konuştu. Ben de ‘Kimliğim bende, böyle bir şey yok’ dedim. Bu sefer telefondaki kişi, WhatsApp’tan kendini tanıtmak amacıyla, Anıl Altan’ın polisiye bir dizide Volkan Eroğlu adlı bir komiseri canlandırdığı karaktere ait polis kimliğini gönderdi.
“BU ADAM BENİM ARKADAŞM”
‘Beyefendi lütfen kendinize gelin’ yazdığı başka bir paylaşımda ‘Bu kişi benim arkadaşım. Sanırım beni dolandırmaya çalışıyorsunuz, ama maalesef dolandıramayacaksınız çünkü bu kimlik, arkadaşımın bir dizide polis rolünü canlandırırken kullandığı kimlik. Bunun üzerine dolandırıcılar, beni her yerden engelledi. Ben de bütün konuşmaların ekran görüntüsünü alıp suç duyurusunda bulundum. Anıl’a ayrı, insanların böyle dolandırılmasını ayrı üzüldüm. Anıl’ın kimliğini kullanarak kimseyi dolandıramazsınız.”



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Galatasaray forması giyen Yunus Akgün, “Bu sene hedeflerim var. Daha fazla şans bulduğum takdirde Adana Demirspor’daki performansımın üstüne çıkmak istiyorum. Benim için önemli olan daha fazla oynamak. Bir oyuncu daha fazla oynadığında özgüveni gelir ve maç ritmini yakaladığında daha iyi gözükür. İnşallah bu sene takımıma en iyi şekilde katkı sağlamak istiyorum” dedi.
Galatasaray, Süper Lig’in 3’üncü hafta erteleme maçında sahasında konuk ettiği Gaziantep FK’yı 3-1 mağlup etti. Mücadelenin ardından takımının ikinci golünü kaydeden Yunus Akgün, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kerem Aktürkoğlu’nun Galatasaray’da çok büyük işler yaptığını söyleyen Yunus Akgün, “Her gün konuşuyoruz Kerem’le. Ona bir sözüm vardı, gol attığımda sana armağan edeceğim diye. Bugün de nasip oldu. Zaten hemen yazmış, fotoğrafı da atmış. Kerem burada çok büyük işler yaptı” şeklinde konuştu.
“ELİMDEN GELENİN EN İYİSİNİ YAPMAK İSTİYORUM”
Fenerbahçe ile deplasmanda oynayacakları derbi hakkında konuşan Yunus Akgün, “Şu an şans buluyorum. Elimden gelenin en iyisini yapmak istiyorum. Fenerbahçe maçını kazanmak için gideceğiz. Lider gidiyoruz, son iki senenin şampiyonu olarak gidiyoruz. Hedefimiz belli. Bu sezon şu anki hedefimiz ilk yarının bütün maçlarını kazanmak. Tabii ki de Fenerbahçe maçları, büyük maçlar. Kazanmak için orada olacağız” ifadelerini kullandı.
24 yaşındaki futbolcu sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Her futbolcu gol attığı zaman, asist yaptığı zaman özgüveni artar. Benim de gole ihtiyacım vardı açıkçası. Ama benden önce takımın kazanması daha önemli. Daha fazla şans buluyorum, daha iyi olacağıma inanıyorum. İnşallah böyle devam ederim.”
“ONLARA GOL ATTIRMAK BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ”
Victor Osimhen, Mauro Icardi ve Michy Batshuayi gibi isimlere gol attırmanın kendileri için çok önemli olduğunu aktaran Yunus Akgün, “Tabii ki aramızda konuşuyoruz; neler yapabiliriz, top bana geldiğinde nereye koşacak diye. Onlara gol attırmak bizim için çok önemli. Ortamımız çok güzel, arkadaşlık çok iyi. İnşallah onlara daha fazla gol attırmayı umuyorum” sözlerini sarf etti.
“ADANA DEMİRSPOR’DAKİ PERFORMANSIMIN ÜSTÜNE ÇIKMAK İSTİYORUM”
Hedefinin Adana Demirspor performansının üzerine çıkmak olduğunu söyleyen Yunus, “Bu sene hedeflerim var. Daha fazla şans bulduğum takdirde Adana Demirspor’daki performansımın üstüne çıkmak istiyorum. Benim için önemli olan daha fazla oynamak. Bir oyuncu daha fazla oynadığında özgüveni gelir ve maç ritmini yakaladığında daha iyi gözükür. İnşallah bu sene takımıma en iyi şekilde katkı sağlamak istiyorum” dedi.
“KADIKÖY’DE GOL ATMAK HAYALLERİMDEN BİR TANESİ”
Kadıköy’de Fenerbahçe’ye karşı gol atmanın hayallerinden bir tanesi olduğunu belirten Yunus Akgün, “Galatasaray’da büyüdüm, yetiştim. Bu maçların hayaliyle büyüyoruz. Benim için de çok özel bir gün olacak, oynadığım takdirde. Orada gol atmak hayallerimden bir tanesi. İnşallah gol atıp, orada kazanmak nasip olur. Oynayıp kazanmak daha da anlamlı olabilir” diyerek sözlerini noktaladı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yagı dizisindeki Ceylin karakteriyle milyonların gönlüne yerleşen Pınar Deniz, oyuncu sevgilisi Kaan Yıldırım ile nikah masasına oturdu. Ünlü çift dünyaevine girmek için Roma’yı tercih etti. Pınar Deniz ve Kaan Yıldırım, nikah merasiminden sonra yakın dostlarıyla bu özel günü akşam yemeği yiyerek kutladılar.
PINAR DENİZ 1,5 AYLIK HAMİLE
Pınar Deniz, bir süredir gündemden düşmeyen hamilelik sorusuna yanıt vererek “Kıpkırmızı oldum” demişti. Deniz’in 1.5 aylık hamile olduğu ortaya çıktı.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ENKA Sanat tarafından ünlü Japon ressam Katsushika Hokusai’nin doğumunun 260. yılı için tasarlanan performans, Istanbul Fringe Festival 2024 programının bir parçası olarak sahnelendi.
“Cool Japan Matching Award” ile onurlandırılan performans, Hokusai’nin hayatındaki iç çatışmaları, dans ve dövüş sanatlarının bir karışımı olan geibu aracılığıyla tasvir ediyor. Ayrıca gösteride sanatçının eserleri, büyük bir projeksiyona yansıtıldı.
Sanatçıyı koreograf ve performans sanatçısı Katsumi Sakakura, kızı Oie’yi dansçı Karin Kato, eşi Koto’yu ise opera sanatçısı ve oyuncu Yasko Fujii canlandırdı.
Performansın konusu ise şöyle:
Kendisinin cennetin ve dünyanın enerjileri arasında bir köprü ve bir ejderhanın vücut bulmuş hali olduğuna inanan Hokusai, felç geçirdikten ve büyük bir yangında her şeyini kaybettikten sonra birçok başyapıt çizer. Kendini resme kaptırdığı yıllarda, ihmal ettiği karısı Koto’nun ani ölümünden sonra o kadar derin bir pişmanlık duyar ki sanatının anlamını sorgulamaya başlar.
Performans o yıllara odaklanırken, insanların dünyanın karmaşası içinde hayattaki önemli şeyleri nasıl gözden kaçırma eğiliminde olduklarını gözler önüne seriyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“BU İFADEYİ İFTİRA ATAN KADIN İÇİN KULLANAMAZSINIZ”
Ömer ile daha önce ilişki yaşadığı ortaya çıkan Görkem, Fatih’le tartışırken kendisini camdan aşağı attı. Hastaneye kaldırılan Görkem, ilk ifadesinde kendisini Fatih’in ittiğini söyleyerek şikayetçi oldu. Anne ve babası ile ifade vermeye giden Fatih hakkındaki iddiayı yalanlarken Abdullah Bey de emniyet müdürüne “Müdür bey az çok bizi tanıyorsunuz. Söylediğiniz şey olmuş olabilir mi hiç? diyor. Emniyet müdürünün “Maalesef yapabileceğim bir şey yok. Kadının beyanı esastır” sözleri seyirciyi kızdırdı. Kötü bir karakteri oynayan ve eşine iftira atan Görkem için kullanılan “Kadının beyanı esastır” ifadesi “Bunu ne hakla iftira atan bir kadın için kullanabilirsiniz” yorumları yağdı.

ŞİDDET TEHDİDİ ALTINDAKİ KADINLAR İÇİN KULLANILIR
“Kadının beyanı esastır” ilkesi 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun tarafından düzenlenmektedir. Bu ilke, şiddet tehdidi altında olduğunu beyan eden kadının, ilave delil aramaksızın koruma mekanizmalarına dahil edilmesidir.
İşte sahne için yapılan bazı yorumlar…

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Merinos Parkı’nda gerçekleştirilen konsere Bursalı müzikseverler ilgi gösterdi.
Şarkıcı Koç sevilen şarkılarından oluşan bir repertuvara yer verdi.
Gecede Koç, “Kendime Sardım”, “Heyecandan ” ve “Ben Hala Rüyada” gibi şarkılarını Bursalı sevenleri ile birlikte söyledi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“ERKEKSİ HATLARI VAR”
Konser öncesi Muhabir Online’a konuşan Bülent Ersoy, İdil Bilgen için “Bu şimdi güzel mi! Erkeksi hatları var, Şabaniye gibi” dedi. Sözleriyle herkesi şaşkına çeviren Ersoy, durumu toparlamaya çalışarak “Genç çocuk kırmayalım, üzmeyelim onu” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE GÜZELİ’NE ŞABANİYE BENZETMESİ
Berfu Yenenler, Selen Soyder, Gizem Karaca, Amine Gülşe ve Neşe Erbek gibi isimlerin jüri olduğu Miss Turkey 2024 önceki akşam görkemli bir törenle seçildi. Tıp fakültesinden mezun olan 1.80 boyundaki İdil Bilgen, yarışmada birinci oldu. Görüntüleri kısa sürede gündem olan Bilgen, Kemal Sunal’ın unutulmaz karakterlerinden Şabaniye’ye benzetildi.
ELEŞTİRİLERE CEVAP: ÖNEMSEMİYORUM
Günlerdir eleştirilerin hedefinde olan İdil Bilgen, dün katıldığı canlı yayında yorumları önemsemediğini belirterek “Ben bir Türk kadınıyım. Türk Cumhuriyetimizi temsil etmek için bu unvanı aldım. Bununla çok gurur duyuyorum. Şu an ülkemizde kadın ve çocuk cinayetleri gibi birçok acı yaşanırken bana yazılan negatif yorumları insanların boşluğuna veriyorum. Bilgi sahibi olmayıp fikirleri olan insanlarımız bunlar. Yorumları hiç önemsemiyorum” ifadelerini kullandı.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜÇ erkek çocuğuyla birlikte Ankara’da hayat mücadelesi veren bir kadının yaşanmış hayat öyküsünü anlatan Kanal D dizisi ‘Annem Ankara’nın çekimleri başladı. Başrollerini Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür’ün paylaştığı Annem Ankara’nın setinden ilk görüntüler geldi.
1990’lı yılların Ankara’sında kimseye evlat olamamış bir adam ile çocuklarına hakkınca bakabilmek için erken yaşta emekli olan karısının hikayesi Kanal D ekranlarına geliyor. “Benim annem Ankara’ydı. Denizi, boğazı yoktu ama direnişti, mücadeleydi!” mottosuyla dikkat çeken dizide Bergüzar Korel, bir evin içinde yalnız ama tüm zorluklara göğüs geren bir kadını canlandırıyor.
HER ŞEY ÇOCUKLARI İÇİN
Yakın dönem Ankara’sını çarpıcı bir biçimde anlatan Annem Ankara’da Mehmet Günsür de “Hasan” karakteriyle Zuhal’in hayatında hiç bağışlanmayacak günahlar işleyen bir koca rolünde. Zuhal’in çocuklarını tüm kötülüklerden korumak ve onlara mutlu bir hayat sunmak için tek başına verdiği hüzünlü mücadele, yürekleri burkacak.
YAKINDA KANAL D’DE
Yeni sezonda Kanal D ekranında izleyici ile buluşacak dizinin senaryosu Başak Angigün tarafından kaleme alındı, projenin yönetmenliğini ise Faruk Teber yapıyor. Dizinin oyuncu kadrosunda Korel ve Günsür’le birlikte Özgürcan Çevik, Gökçe Eyüboğlu, Sevinç Erbulak ve Celile Toyon, Sinem Uslu, Muharrem Türkseven, Mustafa Açılan, Dilek Çelebi, Hakan Akın, Yıldıray Şahinler ,Fatma Toptaş, Durukan Çelikkaya, Ezgi Gör, Selen Özbayrak, Başak Akan, Mustafa Enis Bilir, Beyza Şekerci, Cansu Dağdelen, Kerem Eren, Mert Tanık, Naz Özgülüş, Egemen Ulaş Önkal Mehmet Can Akça, Yasin Pehlivan yer alıyor.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Üzerinde bornozla sahneye koşan Yıldız Tilbe, “Ne Zamandır Sendeyim” şarkısında Madrigal ile düet yaptı. Sesiyle kendine hayran bırakan Tilbe ve grup dakikalarca alkışlandı. Kıyafetine aldırmayan Tilbe, enerjisiyle de dikkatleri üzerine çekti. Anıl Erdem Cevizci (vokal ve elektro gitar), Ceyhun Kaan Karakaş (elektro gitar), Kaan Alıcı (bas gitar), Burak Emir Kamacı (klavye ve geri vokal) ve Sanlı Akgün’den (davul ve geri vokal) oluşan Madrigal, özgün tarzları ve şarkılarıyla İzmirlilere unutulmaz bir konser verdi.


Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Transfer döneminin bitmesine az süre kala Galatasaray kadrosuna takviye yaptı. Sarı-kırmızılılar bu kapsamda Alman ekibi Freiburg forma giyen 27 yaşındaki futbolcu Roland Sallai’yi transfer etti.
Sallai aynı zamanda Galatasaray’ın ilk Macar futbolcusu oldu. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bursa’nın sahip olduğu zengin mutfak kültürünü turizme kazandırmak ve dünyaya açmak amacıyla Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘Damağımdaki Bursa’ temasıyla düzenlenen 3. Gastronomi Festivali, Merinos Parkı’ndaki ilk gününde şehir içinden ve şehir dışından gelen binlerce misafiri ağırladı. Kortej yürüyüşle başlayan festival, hem göze hem de damaklara hitap eden etkinleriyle gastronomi tutkunlarına unutulmaz anlar yaşattı. Çölyak ile Yaşam Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen ‘Glutensiz Süt Helvası Tadım yarışması’nda renkli görüntüler yaşandı. Yarışma sonunda katılımcılara günün anısına hediye verildi.
‘Gastro Söyleşi ve Tadım’ bölümünde ise Şef Dr. Esat Özata moderatörlüğünde Prof. Dr. Fügen Durlu Özkaya ve Prof. Dr. Mücahit Taha Özkaya ‘Sağlıklı yaşamın iksiri zeytinyağı’ konusunda dinleyicilere önemli bilgiler verdi.
Karagöz gölge oyunuyla bol kahkahalı anlar yaşayan çocuklar, kendileri için oluşturulan özel alanlarda keyifli anlar yaşadı. Festival alanında oluşturulan ‘Bursa Lezzetleri ve Gastronomi Müzesi’ ise ziyaretçilere görsel şölen yaşattı.
‘Bursa’nın Yaşayan Kültürü’ bölümünde ise Nilüfer Belediyesi Halk Dansları Topluluğu tarafından tavuk alma ritüeli sahnelendi. Bursa’ya özgü geleneklerin yansıtıldığı gösteriye, Bursalılar da oldukları yerden katıldı.
3. Bursa Uluslararası Gastronomi Festivali’nin ilk günü ise Bursalı sanatçı Oğuzhan Koç’un konseriyle sona erdi. Merinos Parkı’nı dolduran binlerce hayranı için sevilen şarkılarını seslendiren Oğuzhan Koç, Bursa’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Konseri eşi Seden Bozbey ile birlikte izleyen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, gece sonunda Oğuzhan Koç’a günün anısına Bursa bıçağı, çini tablo ve çiçek takdim etti. Oğuzhan Koç’un Bursa’nın gururu olduğunu söyleyen Başkan Bozbey, Gastronomi Festivali’nin tüm hızıyla süreceğini belirtti. – BURSA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Muğla İl Müdürlüğü ile Marmaris Belediyesi ekipleri, komedyen ve oyuncu Şahan Gökbakar’ın Marmaris ilçesinde yer alan evini, inceleme yaptıktan sonra, yapı tatil tutanağı düzenleyerek mesken ile eklentilerinin kaçak olduğu gerekçesiyle mühürledi.
Mülkiyeti Şahan Gökbakar’ın ortağı olduğu Çamaşırhane Film Yapım Anonim Şirketi’ne ev ve eklentilerinin yapı kayıt belgeleri, kaçak yapılar nedeniyle 9 Kasım 2022’de Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün Yapı Kayıt Belgesi Değerlendirme Komisyonu tarafından iptal edilmişti.
Konu ile ilgili olarak Marmaris Belediyesi’nden yapılan açıklamada, “Kamuoyunda sanatçı Şahan Gökbakar’ın evi olarak bilinen Turgut Mahallesi, eski 1931 parsel, yeni 243 ada, 1 parselde kayıtlı mülkiyeti Çamaşırhane Film Yapım A.Ş.’ye ait taşınmazla ilgili olarak Marmaris Belediyesi İmar Müdürlüğü ekiplerince gerekli teknik inceleme ve tespit çalışması gerçekleştirmiştir. Yapılan incelemede yapı tatil zaptı tutularak mühürleme işlemi tesis edilmiştir. Bundan sonraki süreç; ilgili mevzuat hükümleri ve mevzuat hükümlerinin belirlediği süreler doğrultusunda tesis edilecek işlemlerle göre devam edecektir. Marmaris Belediyesi olarak konuya hassasiyetle yaklaştığımızı bildirir, kamuoyuna saygılarımızı sunarız” denildi. – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Bodrum Belediyesi’nin destekleriyle Gümbet Dolgu Alanı’nda düzenlenecek festivalde birçok markanın yeni ürünleri meraklılarıyla ilk kez buluşacak. Halka açık olarak gerçekleştirilecek festivalde, adrenalin dolu motosiklet gösterileri, sahne şovları ve Dj performansları yer alacak. Nefes kesen gösterilere imza atan Birkan Polat’ın gösterisi, motosiklet tutkunlarına eşsiz görsel şölen oluşturacak. Festivalinin açılışında Necati ve Saykolar sahne alırken, 2’inci günde Retröbüs ve 3’üncü günde Kasamam grubu müzik severlere eğlenceli ve unutulmaz dakikalar yaşatacak.
Festivalin en önemli özelliği de etkinlik süresince düzenlenecek olan çekilişlerden elde edilecek gelirin tamamı sokak hayvanlarına mama desteği olarak aktarılacak. Ayrıca katılımcılara daha güvenli sürüş teknikleri ve trafik kuralları hakkında bilgi verilecek.
Festival öncesi Trafo Kafe’de bir basın toplantısı düzenlendi. Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit, Belediye Başkan Yardımcısı Tanju Aksu, İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Gökhan Kurgan, İlçe Emniyet Müdürü Mehmet Darendeli ve Türkiye Motosiklet Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Faysal Şefkatlioğlu’nun katıldığı toplantıda açılış konuşmasını festivali düzenleyen Selim Turan yaptı.
Festival fikrinin Bodrum’da motosiklet tutkunu gençlerin motosiklet pisti talebinden çıktığını hatırlatan Turan şöyle konuştu;
“Bodrum, Ege ve Akdeniz’in incisi olarak yalnızca denizi, güneşi ve tarihiyle değil, kültürel etkinlikleriyle de dünya çapında bilinen bir turizm cenneti haline gelmiştir. Turizmdeki bu büyük potansiyel, böylesine uluslararası bir organizasyonla daha da güçleniyor. Uluslararası Bodrum Motofest, yalnızca motor sporlarının adrenalin dolu dünyasını yaşatmakla kalmıyor, aynı zamanda Bodrum’un adını uluslararası arenada daha güçlü bir şekilde duyuruyor. Bu etkinlik, Bodrum’un turizmine yepyeni bir enerji katacak ve bu güzel şehrin cazibesini daha da artıracaktır. Bodrum Motofest, hız ve heyecanın buluşma noktası olarak motor sporları tutkunlarını bir araya getirirken, aynı zamanda Bodrum’un kültürel ve turistik değerlerini de gözler önüne seriyor. Her birimiz, bu festival sayesinde Bodrum’un uluslararası platformda nasıl bir marka haline geldiğine şahit olacağız. Turizm sektöründe elde ettiğimiz başarılar, Motofest gibi organizasyonlarla daha da anlam kazanıyor ve Bodrum’u dünya sahnesine taşıyor”
Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit ise festivalin Bodrum için faydalı olacağına inandığını ifade ederek şöyle konuştu;
“Bodrum motosiklet kullanımının yoğun olduğu bir yer. Son zamanlarda da motosiklet kazalarında ciddi anlamda bir sıkıntımız var. Ciddi yaralanmalı ve ölümlü kazalar, motosikletten kaynaklanıyor. Bu festival onu da sağlayacak, güvenli sürüş eğitimi verilecek. Festivalden elde edilecek gelirle de sokaktaki dostlarımız için mama alınacak. Ben festivale destek veren herkese teşekkür ediyorum”
Bodrum’daki kask takma oranının yüksek olmasının sevindirici olduğunu dile getiren Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Tanju Aksu da “Kask takma oranımız yüksek ama gençlerimiz trafikte motosikletle makas atarak ilerliyor. Ben tehlikeli motosiklet kullanımına dikkat çekmek istiyorum. Bu festival, hem güvenli motosiklet kullanımı eğitimi, hem eğlence hem de bir arada olma açısından Bodrumumuza bir fayda sağlayacaktır” dedi.
Türkiye Motosiklet Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Faysal Şefkatlioğlu da federasyon olarak bu tür etkinliklere her zaman destek verdiklerini ifade ederek şu sözlere yer verdi;
“Bu yıl birincisi yapılıyor. İnşallah bundan sonra her yıl daha da güzel şekilde yapılmaya devam eder. Ben de Selim Turan’a güveniyorum bu konuda. Biz de elimizden gelen desteği vereceğiz. Hem festival hem eğlence amaçlı hem de eğitim amaçlı güzel bir festival olacağını düşünüyorum. Bodrum için de çok güzel olacağını düşünüyorum” – MUĞLA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karahan’ın yorumu ve senfonik düzenlemelerle hazırladığı özel albümündeki şarkıların ilk kez seslendirildiği konsere, Şef Alper Kömürcü yönetimindeki Mozart Akademi Senfoni Orkestrası eşlik etti.
Bu gecenin sanat hayatının en önemli günlerinden biri olduğunu belirten Karahan, “Benim Habiye’de ikinci konserim. 15 gün önceden biletleri tükenen bir konser oldu. Hepinize çok teşekkür ederim.” dedi.
Karahan, “Biliyorsunuz ki bir opera sanatçısıyım. İlk Zeki Müren şarkıları projemizle başladığımızda esas amacım çok sesli müziği geniş kitlelere yayabilmekti. Ne mutlu ki bu sayede operayla alakası olmayan birçok izleyeceğimizi önce senfoni orkestralarına alıştırarak daha sonra da opera izleyicisi yaparak bugünlere geldik. Benim bir sanatçı olarak alabildiğim en büyük iltifat bu.” ifadelerini kullandı.
Sezen Aksu şarkıları konserinin uzun zamandır planlandığını kaydeden Karahan, “Sezen Aksu modern zamanların bence en büyük ozanlarından bir tanesi. Şu anda burada 5 binin üzerinde izleyicimiz var. Eminim ki bir Sezen Aksu şarkısıyla anısı, hikayesi olmayan kimse yoktur. Bence bu çok önemli. Bir sanatçıya kolay kolay nasip olmayacak bir şey. Bu projemizin içinde birçok şarkımız var.” diye konuştu.
Karahan, aralarında “Masum Değiliz”, “Kaybolan Yıllar”, “Her Şeyi Yak”, “Sen Ağlama” gibi eserlerin bulunduğu sevilen Sezen Aksu şarkılarını seslendirdi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Miss Turkey 2024 yarışma sonucunun tartışması devam ediyor.
Yarışmanın birincisi İdil Bilgen oldu. Bilgen’in birinciliği sosyal medyada tepki çekti. Miss Turkey sonucu bazı kullanıcıları tatmin etmedi.
Tepki gören 24 yaşındaki Bilgen için ‘Şabaniye’ yorumları dâhi yapıldı.
İdil Bilgen’e yapılan eleştirilere karşı bazı ünlü isimlerden destek gecikmezken ünlü şarkıcı Demet Akalın da sonuca tepki gösterenler tarafında oldu.
Akalın, İdil Bilgen’in fotoğrafını paylaşarak şunları yazdı:
“BELKİ TACI GERİ VERİR”
‘Belki geri vermek ister tacı ya da halk oylaması diye bir şey olsa… Bütün yorumlara da kapamış kendini.. Çok istiyormuş birinci olmak. Aşkım sen istiyorsun da yarışma güzellik yarışması kayırma yarışması değil.’
Ünlü ismin bu yorumu da sosyal medyayı ikiye böldü. Bazı kullanıcılar Akalın’a destek verirken bazı kullanıcılar da ‘Haksızlık ediyorsunuz’ diyerek tepki gösterdi.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Reyting rekorları kıran Kızılcık Şerbeti’nde Nilay karakterine hayat veren Feyza Civelek, gerek açıklamaları gerekse de tavırlarıyla gündemden düşmüyor.
Oyunculuğu beğenilmeyen Civelek’in diziye annesinin torpili sayesinde girdiği iddia edilmişti.
Yine torpil iddialarıyla gündeme gelen isim, bu sefer kendisine torpilli diyen bir kullanıcıya mesaj atarak sert yanıt verdi:
“NİLAY’SIZ DİZİ OLMAZ”
“Senin annen de yazsa sen de oynarsın. Bir oyuncu ol da görelim. Ben bu işe girerken annem yazmasına rağmen auditiona girdim hak geçmesin diye. Bilip bilmeden konuşan insanlardan sıkıldım. Şu an en popüleri Nilay. Nilay’sız dizi asla olmaz. Ha diziyi mahvettiğimi düşünüyorsan o senin zevksizliğin ama saçma sapan paylaşma bilmeden okey?”

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“I Like It”, “Bodak Yellow” ve “Drip” gibi şarkılarla tanınan ünlü şarkıcı Cardi B, geçtiğimiz aylarda anne üçüncü kez hamile olduğunu açıklamıştı.
“GÜCÜMÜ YENİLEDİN”
Belirginleşen karnıyla poz veren yıldız, paylaşımında “Her son yeni bir başlangıç demektir! Bu mevsimi seninle paylaştığım için çok minnettarım, bana daha fazla sevgi, daha fazla hayat getirdin ve en önemlisi gücümü yeniledin!” ifadelerini kullanmıştı.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan 31 yaşındaki yıldız, üçüncü kez anne olduğunu sosyal medya hesabından duyurdu.
Hastaneden doğum anının fotoğrafını bile yayınlayan ünlü şarkıcı, karelerine “En güzel şey” notunu düştü.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Canım Ailem’, ‘Küçük Sırlar’, ‘Yalan Dünya’, ‘Anne’ ve ‘Hedefim Sensin’ gibi yapımlarda yer alan Gonca Vuslateri, geçtiğimiz aylarda anne olmuştu.
Vuslateri, kızıyla birlikte çekildiği yeni pozlarını Instagram’da paylaşmıştı. Oyuncu, bebeğinin yüzünü kalp emojisiyle kapatmayı tercih etmişti.
MÜJDAT GEZEN’E GÖTÜRDÜ
Vuslateri, kızı Asya’yı aldı ve usta sanatçı Müjdat Gezen’in yanına gitti. Sosyal medyadan paylaşım yapan ünlü isim, ilk kez kızının yüzünü gösterdi.
38 yaşındaki oyuncuya takipçilerinden yorum yağdı. Asya bebeği herkes annesine benzetti.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü oyuncu Eser Yenenler’in fenomen eşi iki çocuk annesi Berfu Yenenler, Miss Turkey’in bu yıl düzenlenen organizasyonunda jüri koltuğunda oturdu.
20 genç kızın dereceye girmek için mücadele ettiği Miss Turkey 2024 final gecesinde; 24 yaşında ve 1.80 boyundaki İdil Bilgen, Türkiye’nin en güzel kızı seçildi.
“HAZIRLANMAM 30 SAAT SÜRDÜ”
Ünlü isim, geceye 30 saattir hazırlandığını, bunun için otelde oda tuttuğunu ama yine de son dakikada yetişebildiğinden gülerek anlattı:
Çok güzel bir kültür bu yarışma, bunun devam etmesi ve buna eşlik etmem beni mutlu ediyor. Bu geceye 30 saattir hazırlanıyorum. Otelde hazırlanmaya karar verdim. Çok tembel olduğum için rahat rahat hazırlanırken baktım ki geç kalıyorum, koşa koşa buraya geldim.
Tescilli güzel, sosyal medyada hesaplarından yaptığı paylaşımlar nedeniyle zaman zaman tepki çekmesiyle ilgili yöneltilen soruyu da cevapladı:
“NÖTR BİRİ SEKTÖRDE OLAMAZ”
Herkes hem seviliyor hem de sevilmiyor. Düşünce biriyle ilgili nötrse, hiçbir fikri yoksa o kişi bu sektörde var olamaz. Umarım bunu başlık yapmazsın. Biriyle ilgili fikrin ya pozitiftir ya da negatiftir. Nötr olan kimse bu sektörde var olamaz.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Aşk hayatıyla gündemden düşmeyen ünlü şovmen Mehmet Ali Erbil, kendisinden 40 yaş küçük sevgilisi Gülseren Ceylan ile yaşadığı aşkla konuşulmaya devam ediyor.
Ünlü çift, geçtiğimiz haftalarda ayrılık haberi ile gündeme gelmişti.
“YOLLARIMIZI AYIRDIK”
Ceylan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile “Her şeyi bugüne kadar göz önünde yaşadığımız için açıklama ihtiyacı duyuyorum. Mehmet Ali ile yollarımı ayırdım. Ayrılık sebebi ile ilgili saçma sapan uydurma haberleri yapmayıp umarım bu defa bize saygı duyarsınız, anlaşamadığımız noktalar olduğundan dolayı birbirimize daha çok zarar vermeden yollarımızı ayırdık.” ayrılığı duyurmuştu.
Ayrılığın ardından başka bir fenomen isimle canlı yayın dahi açan Mehmet Ali Erbil, ayrılığa daha fazla dayanamadı ve genç sevgilisi ile yeniden barıştı.
Gece birlikte bir mekanda görüntülenen çiftten Erbil, barışma ile ilgili şöyle konuştu;
SERDAR BARIŞTIRDI
‘Serdar ikimizi de aradı siz birbiriniz olmadan yapamazsınız dedi. Ben de dedim ki Gülseren olmadan olmuyor.’
Aynı mekandan çıkan Serdar Ortaç da Mehmet Ali Erbil ve Gülseren Ceylan’ın yanına gelerek ‘Evet ben barıştırdım.’ dedi.

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Ateşe Düştüm’, ‘Cehennemin Dibi’ gibi şarkılarla tanınan Mert Demir ile bir süredir aşk yaşayan Serenay Sarıkaya, aşk hayatıyla gündemden düşmüyor.
Önceki gün katıldığı bir etkinlikte ilişkisine dair açıklamalarda bulundu. Ünlü oyuncu, kendisine yöneltilen ‘evlilik’ sorularına da yanıt verdi.
“HER ŞEY YOLUNDA”
Evlilik soruları üzerine sessiz kalmayı tercih eden ünlü isim, ilişkisine dair “Her şey yolunda. Gayet iyi. Teşekkür ederim.” dedi.

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bilecik’in Söğüt ilçesinde ‘Ertuğrulgazi’yi Anma ve Yörük Şenlikleri’nde konser veren Haluk Levent, sahnede sevilen şarkılarını seslendirirken bir helva satıcısının dikkatini çekmesi sonrası konserine ara verdi.
Yaptığı yardımlar ile konuşulan Levent, bu kez sahneden inerek helvalarını satamayan helvacıya destek oldu.
DOĞAÇLAMA ŞARKI BESTELEDİ
Levent, helvalarını satamayan satıcının ürünlerini alarak başının üstüne koydu.
Vatandaşların arasında dolaşarak helvaları satmaya çalışan ünlü sanatçı, o anlarda doğaçlama bir şarkı da besteleyip seslendirdi.
“SABAHTAN BERİ SATMAYA ÇALIŞIYORDU KARDEŞİMİZ”
Tüm kağıt helvaları satın alarak izleyicilere dağıtan Haluk Levent, sahneye yeniden çıkarak “Sabahtan beri satmaya çalışıyordu kardeşimiz, ben de satmak istedim. 30 yıllık sahne kariyerimde ilk kez böyle bir şey yaptım.” açıklamasında bulundu.
Takdir toplayan o anlarda Levent, satıcıyı sahneye davet ederek ona sarıldı.

Öznur Kaya
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bir döneme damga vuran Aşk-ı Memnu dizisindeki Pelin karakteriyle adını milyonlara duyuran Hayal Köseoğlu, yeni proje için anlaşma imzalamıştı.
Tam sete girmeye hazırlanan Köseoğlu, yüksek ateş nedeniyle hastaneye kaldırıldı.
“NAZAR”
Oyuncu“Nazar değdi. Kem gözler benden uzak dursun.” dedi.
Hastaneye ziyaretine giden arkadaşları da Hayal’e nazar boncukları götürdü.
Güzel oyuncu en son Hudutsuz Sevda dizisinde Nergis’in kızı Damla’yı canlandırıyordu.

Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Başrollerini Mert Yazıcıoğlu, Özgü Namal ve Özcan Deniz’in paylaştığı Kızıl Goncalar dizisi yeni sezon için geri sayıma başladı.
Uzun bir aradan sonra setlere dönen ünlü oyuncu Özgü Namal, çalıştığı için mutlu olduğunu kaydetmişti.
Önceki gün bir etkinlikte görüntülenen ünlü oyuncu, projesi hakkında dikkat çeken bir açıklamada bulundu.
“HIRSIZ DEĞİLİZ”
Özgü Namal, ‘Kızıl Goncalar’ın Necati Şahin imzalı senaryosu için “Yüzde 100 yerli ve Türk malı. Devşirme ya da hırsızlık yapmıyoruz.” dedi.
Ünlü oyuncunun bu açıklaması sosyal medyada gündem oldu. Bir kesim Özgü Namal’ı eleştirse de bazıları da haklı buldu.



Çağla Pınar Yılmaz
Editör
Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SLOGANI DİKKAT ÇEKTİ
Hayata ve her şeye yetişmeye çabalarken savrulan Zuhal’in aşkı tanıdığında karanlıktan aydınlığa doğru dönüşme ve dönüştürme hikayesi izleyenleri ekran başına kilitleyecek. Dizideki “Küçük pişmanlıklar iyidir, bazen hepimize lazım” sloganı da dikkat çekti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Daha yazımın mürekkebi kurumadan, Aslan Kemal St. Tropez’de tanıştığı sevgilisine Atina’da evlenme teklif etti ve “evet” cevabını aldı.

15 Eylül’de de, Mariam’ın ailesinin yaşadığı Moskova’da söz yüzükleri takılacak. Düğün için önümüzdeki yılı bekleyeceklerini duyduğum genç çift umarım bir ömür mutlu olur.
AŞKA DEVAM
Uzun süreli ilişkilerin adamı olarak nam salan işadamı Önder Fırat, bu özelliğinden ödün vermiyor! Yıllarca flört ettiği Sezen Aksu ve Tuğba Coşkun ile evliliğin eşiğinden dönen 67 yaşındaki Fırat, 2021 yılı başında eski basketbolcu ve spor spikeri Şükran Albayrak ile flört etmeye başlamıştı.

İlişkilerinin mutlu-mesut devam ettiğini duyuyordum; doğruymuş. Hatta Önder Bey, hafta sonu İstanbul’un elitlerinin çıkarma yaptığı Eskişehir’deki OMM- Odun Pazarı Müze’nin 5. yıl kutlamasına, Şükran Albayrak ile birlikte gitti. Bakalım Şükran Hanım, Önder Bey’i nikah masasına oturtabilecek mi?
HAMİLE EŞİNİNÜZERİNE TİTRİYOR
Geçen ay anne-baba olacaklarının müjdesini veren ünlü oyuncular Zeynep Tuğçe Bayat ile eşi Cansel Elçin, Çeşme’de tatilde.

Hamileliğinde dördüncü ayı geride bırakmaya hazırlanan anne adayı Zeynep Tuğçe Bayat’ın karnı artık iyice belirmiş. Çok rahat bir hamilelik geçirdiğini duyduğum Zeynep, oğlunu sağlıkla dünyaya getirir inşallah.

Bu arada 20 Eylül’de 51 yaşına basacak olan ve ilk kez baba olacağı için mutluluktan havalara uçan Cansel Elçin’in de eşinin elini sıcak sudan soğuk suya sokturmadığı konuşuluyor.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Peki hesabını verdi mi ki o kansız?
Ondan sebep Giresun’da iki bebe daha katledildi.
Tıpkı Narin gibi onlar da sadece ekrandan seyredildi.
Belli ki yine karakolda doğru söyleyip, mahkemede şaşacaklar.
Çocukları melek yapmakla -tövbe ki- Yaradan’a şirk koşacaklar.
İfadeleri değişecek amcaların, dayıların.
Büyümeden istatistik oldu bebeler, ne hükmü var ki sayıların.
Kim bilir belki de bundan kelli cesaret bulmuşlardır hâlâ geziyor diye Leyla’ya kıyanlar.
Belki de suçlusu biziz, muhtemeldir ki sebep, kalkmadığımız o kıyamlar.
Güzelliği lâyıktı fırça ile tuvale.
Gel gör ki tıktılar bedenini bir çuvala.
Bugün her kelime boğazımda bir yumru.
Narin artık göğüs kafesimde hıçkıran bir kumru…
Dünya Karması nerede?
Eskiden Dünya Karması maçlarını dört gözle beklerdik, dünya yıldızlarını bir arada izleyebilmek için.
Dikkat ediyorum da artık bu tür organizasyonlar yapılmıyor. Nedeni hakkında biraz kafa yordum:
Futbolun ekonomik bir sektöre dönüşmesi yüzünden kulüpler, futbolcular ve menajerleri artık para almadan kıllarını kıpırdatmıyor olabilir.

Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası, Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası, Afrika Kupası, Copa America, Konfederasyon Kupası, Milletler Kupası derken Dünya Karması maçlarına takvimde yer kalmadığını da düşünüyorum.
Malum, bir futbol maçının “yayın ve reklam cazibesi” içermesi de gerekiyor. Yani bir yayıncı kuruluşa ve bolca reklama ihtiyaç duyuluyor. Futbolseverin ekranında yıldızları izlemek için neredeyse sonsuz alternatifi varken kimse tek maçlık bu riske girmek istemiyor anlaşılan.
Hayatımız 2X hızında
Önce bilmeyenler için 2X’in ne olduğunu açıklayayım: Müzik ya da videoyu dijital ortamda iki katı hızlı dinlemek ya da izlemek demek. Bu yeni akım sosyal medyada başladı ve büyük bir hızla yayılıyor. Özellikle Z kuşağı artık müzikleri 2X’de dinliyor, klip ve videoları da iki katı hızlandırarak tüketiyor.
Peki her şeyi hızlandırmak iyi bir şey mi? Bence pek değil. Hızla geçtiğiniz her bir nota, atladığınız her sekans, “bütünün vereceği hazzı ve anlamı” ıskalamanıza sebep oluyor.
“Bakalım gençler bu işten ne anlıyor?” diyerek Bolero’yu 2X hızında dinlemeye kalktım. O şahane klasik, bir anda iğrenç ötesi bir gülünçlüğe büründü.
Daha önce yazmıştım, cep telefonunda önüne gelen her görüntüyü hemen kaydırıp bir diğerine geçen genç neslin giderek sabrı, sebatı azaldı. Lokantalar fast food, trenler hızlı, banka havaleleri fast işlem üzerinden olduğu günden beri kırmızı ışık yeşile dönmeden kornaya asılır olduk.
Peki bu kadar hıza gerek var mı? Sindirmeden bünyeye indirilince gaz yapacak olanlar arasında hayat da yok mu?
Sevgili gençler; hızlı yaşamak sadece genç ölmeye yarar. O da “Cesedim yakışıklı olsun” diye bir kaygınız varsa eğer…
Gaf kürsüsü
Adana’da bir motosiklette 6 kişi. Dahası, çocuklar marketten alınmış gibi poşette… Allah selamet versin.

Zap’tiye
Size de gına gelmedi mi? Artık Milyoner’de “Buranın havası çok farklıymış” diyen yarışmacı direkt elensin!
Ne demiş?
Kim Milyoner Olmak İster’de telefon jokerini kullanan yarışmacı Sümeyye’nin hiç gizlisi saklısı yoktu: “Umarım bilgisayarını açmıştır.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
EZMESİ MEŞHUR
Haşhaş; sıcak iklimlerde, yağış alan bölgelerde yetişen bir bitki türüdür. Türkiye’de en çok Ege Bölgesi’nde, kontrollü bir şekilde, izin verilen yerlerde yetişir. Haşhaşın tohumu, ezmesi ve yaprağı, mutfaklarımızda sıklıkla kullanılır; çoğunlukla da haşhaş ezmesi olarak. Haşhaş ezmesi; haşhaş tohumunun kavrulup iyice ezilmesi ile elde edilir ve her yerde kullanılır, özellikle de hamur işlerinde… Öte yandan çöreklerde, böreklerde, poğaçalarda ve mayalı birçok hamur işinin yanı sıra daha birçok yerde de kullanılır. Tam bir şifa kaynağı olan ve insan vücudu için birçok faydası bulunan haşhaş ezmesi, tek başına sade olarak yendiği gibi birçok farklı şekilde de tüketilir. Haşhaş ezmesini başka bir şekilde tüketmek isterseniz, hamur mayalayıp haşhaş ezmesini biraz sıvı yağ ile açabilirsiniz. Bugünlük benden bu kadar. Mutlu sofralarda buluşabilmek dileği ile…
HAŞHAŞLI KURABİYE
MALZEMELER
1 adet yumurta
125 gr. yumuşamış margarin
Yarım su bardağı şeker
Yarım su bardağı sıvı yağ
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
ÜZERİNİ BULAMAK İÇİN:
Mavi haşhaş
Toz şeker
YAPILIŞI: Yumurtayı, margarini, sıvı yağı ve şekeri bir kapta güzelce karıştırıyoruz. Vanilyayı ve kabartma tozunu ekliyoruz. Unu da, elimize yapışmayacak kıvamda hamur elde edene kadar ekleyip yoğuruyoruz. Ceviz kadar parçalar kopartıp yuvarlıyoruz, kapta karıştırdığımız şekerli haşhaşa buluyoruz. Yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye yerleştiriyoruz. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında pişiriyoruz.

EV YAPIMI HAŞHAŞ EZMESİ
MALZEMELER
1 su bardağı süt
50 gr. tereyağı
1. 5 su bardağı haşhaş tohumu
3/4- 1 su bardağı toz şeker
2 adet çırpılmış yumurta
1 tutam tuz
YAPILIŞI: Haşhaş tohumlarını kahve değirmeninde birkaç seferde çekin. Orta ateşte süt, tereyağı, tuz ve şekeri, şeker eriyene kadar karıştırın. Yumurtaları köpürene kadar çırpıp sıcak sütlü karışımdan az miktarda içine ilave edip karıştırın. Yumurtalı karışımı sütlü karışıma iki seferde hızlıca karıştırarak ilave edin. Puding gibi bir kıvam alıncaya kadar orta ateşte karıştırarak pişirin. En son çekilmiş haşhaş tohumlarını ekleyip iyice karıştırın ve altını kapatın. Kavanoza döküp soğuduğunda buzdolabında muhafaza edin.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
‘Çevreciyim’ dedin, denize sıfır villan kaçak çıktı. Üstelik sit alanına ev yaptın!

Solcu geçiniyorsun, milletin denize girdiği sahili parselleyip devletin malına çökmeye kalktın!

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Sosyal medyada merak konusu oldular… 2000’lerin başlarında ortaya çıkan evlilik- gelin – kaynana yarışmaları furyasının kuşkusuz en unutulmaz isimlerinden oldu Tülin – Caner ikilisi.

Tülin Koca ile Caner Toygar isimlerini tüm Türkiye katıldıkları ‘Benimle Evlenir Misin?’ adlı yarışma ile duymuştu. Birbirlerini tanıyıp, evlenme ümidi ile geldikleri yarışmadaki dikkat çeken çiftlerden olan Tülin ile Caner’in kavuşması bir dönem bazı kesimin neredeyse tek derdi olmuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Benimle Evlenir Misin? Yarışmasıyla tanınan hatta yarışma sonrası kısa bir oyunculuk ve şarkıcılık serüveni de olan Caner Toygar şöhret olma yolunda şansını denese de beklediği ilgili bulamayınca bir süre ortalardan kaybolmuştu.

Şimdilerde ise Esra Erol’un programında muhabirlik yapan Caner Toygar yakın zamanda da evlenmişti.

Caner Toygar, geçtiğimiz yıl nikah masasına oturmuştu.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Böyle bir yasa olsa beş yılda bir evliliğinizi tazelemeyi düşünür müydünüz? Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de boşanma oranı hızla artıyor.
Türkiye’de son 20 yılda evlenme oranı düşerken, boşanma oranı yüzde 89 arttı. Boşanmaların yüzde 33,4’ü evliliğin ilk 5 yılı içinde gerçekleşirken, boşanmalar kadınlarda en çok 30- 34, erkeklerde 35-39 yaş grubunda görülüyor.
Çiftler anlaşmalı boşanmayınca dava süreci uzuyor. Hem çiftler hem de çocuklar bu süreçte çok yıpranıyor.
Bu yasa en azından bireyler arasında boşanma korkusunu ortadan kaldırır. Kimse kimseye mobbing yapmaz.
Beş yılın sonunda ‘tamam’ mı ‘devam’ mı diye karar verilir.
Beş yılda bir evlilik sözleşmesi yenilense boşanma oranı daha da artar! Bu da doğum oranlarını daha çok düşürür.
Böyle bir yasa olsa evli insanlar birbirine sürekli kaç yılın kaldı diye sorar herhalde.
Bu işten düğün sektörü de kazançlı çıkabilir. Beş senedi bir düğün yapma trend olur!
Eminim bu yasanın çıkmasını en çok Mağdur Erkekler Derneği ve ‘gold digger’lar (zengin koca avcıları) ister! Cinsiyetçilik yapmayalım! Elbette zengin eş avcısı erkekler de var! Beş yılda yeterli servete ulaşınca, yeni bir zengin eş arayanlar çıkabilir.
Ee beş yılın sonunda ayrılınca nafaka ve mal paylaşımı nasıl olacak?
Bu durumdan en çok çocuklar zarar görür!
Aslında evliliklerin son kullanma tarihini çiftlerin arasındaki sevgi, saygı ve tutku belirliyor.
En kötüsü ise karı ve kocanın istemedikleri halde evliliğe maddi zorunluluktan ya da toplumsal değerler yüzünden devam etmeleri.
İşte bunu ortadan kaldırmak için beş yılda bir evlilik sözleşmesi yenilemek mantıklı olabilir.
Aslında boşuna kafa yoruyoruz. Birçok devlet düşen doğum oranlarını artırmak ve evlilik kurumunu ayakta tutmaya çalışıyor.
Böyle bir yasa zor çıkar!
***
KANTİN FİYATLARI!
Dün beşinci sınıfa başlayan kızımı okula götürdüm. Tören, tanışma vs. derken kızım ve arkadaşı “Tost alır mısın” dediler.
Kantine gittim iki çift kaşarlı tost için 100 TL ödedim.

Dışarıya göre normal bir fiyat. Ama bir devlet okulunda iki tostun 100 TL olması bana pahalı geldi.
Kızımın okulu bir üniversiteye bağlı olduğu için öğlen yemekleri çok ucuz ama normal okullarda bir çocuk öğlen yemeğini kantinden yese ve arada bir de atıştırmalık alsa günlük 200 TL harçlık vermek gerekiyor.
Okul servisleri ve kırtasiye ürünlerinin pahalı olduğunu tartışıyorken kantin fiyatlarını da gözden geçirmekte fayda var diye düşünüyorum.
***
KEDİ SEVMEK PARAYLA!
Bir sosyal medya içerik üreticisi, gittiği Japonya’da kedi sevmek için para ödedi ve bunun videosunu paylaştı.
Japonya’da sokakta nadiren kedi görülüyormuş. Kedileri çok seven, onlarla vakit geçirmek isteyenler de ‘neko cafe’lere (kedi kafeler) gidiyormuş.
Kedi kafelere giriş ücreti 200 TL. Her +10 dakika ise 50 TL olarak ücretlendiriliyor.

Kedi beslemek isterseniz de ekstra para ödemeniz gerekiyor. Kafelerdeki ortalama kahve fiyatları ise 75-80 TL.
Müthiş bir ticari zeka!
Ülkemizde her sokakta 10-15 kedi var, sevmekte beleş! Japonlar için kedi turizmi geliştirebilir miyiz dersiniz?
Kedilerin yanında köpekleri de bonus olarak sevdirebiliriz.
***
TUĞLA TELEFON!
HMD şirketi, Barbie marka ‘tuğla’ telefonunu piyasaya sürdü. Tuğla denmesinin nedeni ise bu telefonun dokunmatik ekranı ve ön kamerasının olmaması.
Sınırlı internet erişimi olan telefonda uygulama da indirilmiyor. Tek bir oyun var o da Nokia’nın meşhur yılan oyunu ‘Malibu Snake’.
Sosyal medyaya da erişimi engelleyen ‘tuğla’ telefon WhatsApp uyumlu olmadığı için sadece SMS atılabiliyor.
Yani bu telefonda birinin mesajınızı ne zaman okuduğunu göremiyorsunuz. Instagram, X, YouTube gibi sosyal medya platformlarına da erişemiyorsunuz.

Retro tasarımı ve Barbie pembesi rengiyle de dikkat çeken telefon ‘tuğla’ ismini sonuna kadar hak ediyor.
“Bu telefon tam yaşlılara ya da çocuklara yönelik” diyorsanız yanılıyorsunuz. HMD’nin hedef kitlesi ‘dijital detoks’ yapmak isteyen gençler ve yetişkinler.
Son yıllarda gençler ve yetişkinlerde yaşamları üzerindeki “dijital etkiyi” azaltma eğilimi arttı.
Bunun nedeni ise bağımlılık yaratan sosyal medya ve oyunların insanların zamandan çok çalması, mutsuz yapması, hareketsiz yaşama sevk etmesi.
Geçenlerde yine çocukları telefonla fazla vakit geçirmeyin diye uyarırken kendi ekran süreme baktım ve dehşete kapıldım.
Tamam, medya çalışanları işleri gereği telefonla fazla vakit geçiriyor ama işin dışında da telefonu çok kullandığımı gördüm.
Üzüm üzeme baka baka kararır! Çocukları telefondan uzaklaştırmak istiyorsak önce biz ebeveynler telefon kullanımını azaltmalıyız!
Dijital detoks için ‘tuğla’ telefona da gerek yok aslında. Sağlam bir iradeyle telefon bağımlılığından da kurtulabiliriz!
***
Altyazı
“Ama tüm yaşamın boyunca akıllı olmaya çalışırsın ve sonunda hiçbir şey tecrübe edemezsin.” (Life is Miracle)

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Edirne’ye şahsi aracıyla gelen Kıraç, konser alanını bulamayınca yolu ilçedeki vatandaşlara sordu. Ünlü şarkıcı, kendi sosyal medya hesabından konser alanını bulamayınca yaşadıklarını paylaştı.
“Abi burada Kıraç’ın konseri varmış”
Kıraç, Havsa’da konser alanını bulamayınca bir vatandaştan, “Selamünaleyküm, abi Kıraç konseri varmış ne tarafta?” diyerek yardım istedi. Vatandaş ise ünlü şarkıcıya, “Aşağıda merkez var, terminalin hemen orası” şeklinde cevap verdi.
Ünlü şarkıcının vatandaş ile yaşadığı o anlar, sosyal medyada viral oldu. – EDİRNE
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÖDÜLÜNÜ HAYATINI KAYBEDEN ANNESİNE İTHAF ETTİ
Törende 57 yaşındaki Kidman’ın ödülünü yönetmen Halina Reijn aldı. Yaptığı açıklamada Kidman, ödülünü annesine ithaf ettiğini söyleyerek “O beni şekillendirdi ve beni ben yaptı. Ona müteşekkirim” ifadelerini kullandı.

Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
SİGARA BAŞ DÜŞMAN
Büyük tehlikeye dikkat çeken Prof. Dr. Özdemir, 16 yaşında çocuk hastalarda mesane tümörü vakası görüldüğünü söyleyerek, şöyle dedi: “Sigara ve tütün ürünleri kullanımı bu hastalığın oluşmasına neredeyse yüzde 50 etki ediyor. Bu hastalığın yaş ortalamasının bu denli düşmesinin en temel nedeni sigara kullanımı ve sigara kullanılan ortamdan etkilenmedir. Son dönemde ne yazık ki sigara kullanımı yaş ortalaması çok düştü. Geçmiş dönemde 50’li yaşlarda daha sık gördüğümüz bu hastalık, şimdi 16 yaşında çocuklarda bile görülmeye başladı.

Sadece sigara kullanımı değil, çevresel faktörleri de göz önüne alırsak, sigara içilen ortamda bulunan çocukların pasif içici olarak yer alması da bu hastalığı tetikliyor.” Prof. Dr. Özdemir, mesane tümörünün en yaygın belirtisinin ise idrardan gelen kan olduğunu belirterek “İdrarından kan gelen herkeste mesane tümörü görülebilir. En yaygın semptom kanlı idrardır. Diğer belirtiler ise; iştahsızlık, kilo kaybı, sık sık idrar yapma isteği, idrar yaparken zorlanma ve acı hissidir. Bu belirtileri taşıyan kişilerin en kısa zamanda bir uzman tarafından tanı konulması ve tedavi edilmesi gerekir” diye konuştu.

ALDIĞINIZ YAĞLARIN İÇERİĞİNE BAKIN
Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Özdemir, sağlığımız için faydası saymakla bitmeyen zeytinyağlarını tüketirken, nelere dikkat etmemiz gerektiğini şöyle sıraladı: “Vücuttaki iltihaplanmayı azaltan, sindirim sistemini düzenleyen, kanser riskini azaltan ve faydası saymakla bitmeyen zeytinyağının organik olmasına dikkat etmemiz gerekiyor. Zeytinyağının hiçbir şekilde palmiye yağı, pamuk yağı gibi yağlarla karıştırılmaması lazım. Aksi takdirde sağlıklı olalım diye tükettiğimiz yağlar, çeşitli hastalıklara neden olur. Zeytinyağları, işlem gördüğü sırada kimyasalların etkisiyle kanserojene dönüşüyor. Daha sonra işlem gören bu yağlar, plastik şişelere dolduruluyor ve bu da faydadan çok zarar veriyor. Bu yağlar, diyabet, mesane tümörü, mesane kanseri, pankreas iltihabı, pankreatitlere ve hatta pankreas kanserlerine neden oluyor. Aldığınız yağların içeriğine dikkat edin ve cam şişede satılan ürünleri tercih edin.”
ZEYTİNYAĞININ SAHTESİ ÖLDÜRÜYOR
MESANE kanserinin tükettiğimiz hemen hemen her yiyecekte bulunan yağlar, paketli ürünler ve işlenmiş gıdalar ile hayatımıza girdiğine de dikkat çeken Prof. Dr. Özdemir, “Pamuk ve palmiye gibi yağlarla karıştırılarak elde edilen zeytinyağları, birçok hastalığa davetiye çıkardığı gibi mesane tümörünü de tetikliyor. Pankreas iltihabı, pankreas kanseri, diyabet gibi hastalıkları da tetikleyen karıştırılmış zeytinyağları, mesane kanserine de neden olabiliyor” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
EŞİNİN ELİNİ ÖPTÜ
Cezaevinden çıkarken eşi Dilan Polat tarafından karşılanan Engin Polat “Çok mutluyuz ailemizle kavuştuk” dedi. Hemen aracının direksiyon koltuğuna geçen Engin Polat, yanına oturan Dilan Polat’ın elini öperek uzaklaştı. Polat, 10 aylık cezaevi sürecinde beslediği kuşu da yanına aldı.

4 TUTUKLU SANIK TAHLİYE
“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından haklarında dava açılan Dilan ve Engin Polat’ın da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 28 sanık davanın üçüncü gününde tekrar hakim karşısına çıktı. Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Ahmet Gün, tutuksuz sanık Dilan Polat, Sinem Sıla Doğu, Can Doğu ve diğer tutuksuz sanıklar katıldı. Tutuklu sanık Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ise SEGBIS (Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi) ile katıldı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanık Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve Ahmet Gün’ün tahliyesine karar verdi.

EMNİYETTEKİ TÜM DİJİTAL MATERYALLER İADE EDİLECEK
Mal varlığı üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılması talebinin reddine karar verdi. Sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, imza atma şeklindeki adli kontrolleri kaldırdı. Başsavcılığa müzekkere yazılarak sanıklar hakkında vergi usul kanununa muhalefet suçundan yürütülen soruşturma bulunup bulunmadığının varsa soruşturmaların akıbetlerinin sorulmasına karar veren mahkeme, adli emniyette bulunan ve imajları alınan cep telefonu, sim kart, bilgisayar gibi dijital materyallerin sahiplerine iadesine karar verdi. Mahkeme ayrıca yasadışı bahis lideri olarak bilinen Derkan Başer’in de aralarında bulunduğu ve İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘yasa dışı bahis organizasyonu’ davası ile bu davanın birleştirilmesi önerisinde bulundu. Soruşturmada tanık olarak ifade veren isimlerin mahkemece dinlenmesine de karar verdi. Duruşma 19 Aralık 2024 tarihine ertelendi.
DİLAN POLAT SEVİNÇ ÇIĞLIKLARI ATTI
Öte yandan tahliye kararını duyan Dilan Polat sevinç çığlıkları atarak gözyaşlarına boğuldu. “Şükürler olsun Allah’ım” diyerek sevinçten zıpladı. Kızı Nilda’yı arayan Dilan Polat, ‘baban tahliye oldu’ dedi. Kardeşi Sıla Doğu’nun ise, “Adalet yerini buldu” dediği duyuldu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“SANIKLARIN KAÇMA ŞÜPHESİ VAR”
Başsavcılık, sanıklar Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve Ahmet Gün’ ün lehlerine tahliyeyi gerektirecek ölçüde henüz bir değişikliğin bulunmaması, tutuklama kararındaki gerekçelerin halen mevcudiyetini koruyor olması, sanıkların üzerine atılı suçlara dair delillerin mevcudiyeti, sanıklar üzerine atılı suçların vasif ve mahiyeti, sanıkların kaçma şüphesinin bulunmasını gerekçe gösterdi. İtiraz yazısında, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesi gerekirken İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından sanıkların tahliyesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu kaydedildi. Bu gerekçelerle tahliye kararının kaldırılmasını isteyen Başsavcılık, sanıklar Engin Polat, Sezgin Polat, Alper Kürşat Polat ve Ahmet Gün’ün tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

ADLİ KONTROLLERİ KALDIRILDI
Mal varlığı üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılması talebinin reddine karar verdi. Sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, imza atma şeklindeki adli kontrolleri kaldırdı. Başsavcılığa müzekkere yazılarak sanıklar hakkında vergi usul kanununa muhalefet suçundan yürütülen soruşturma bulunup bulunmadığının varsa soruşturmaların akıbetlerinin sorulmasına karar veren mahkeme, adli emniyette bulunan ve imajları alınan cep telefonu, sim kart, bilgisayar gibi dijital materyallerin sahiplerine iadesine karar verdi. Mahkeme ayrıca yasadışı bahis lideri olarak bilinen Derkan Başer’in de aralarında bulunduğu ve İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘yasa dışı bahis organizasyonu’ davası ile bu davanın birleştirilmesi önerisinde bulundu. Soruşturmada tanık olarak ifade veren isimlerin mahkemece dinlenmesine de karar verdi. Duruşma 19 Aralık 2024 tarihine ertelendi.
EMNİYETTEKİ TÜM DİJİTAL MATERYALLER İADE EDİLECEK
Mal varlığı üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılması talebinin reddine karar verdi. Sanıklar hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının devamına karar veren mahkeme, imza atma şeklindeki adli kontrolleri kaldırdı. Başsavcılığa müzekkere yazılarak sanıklar hakkında vergi usul kanununa muhalefet suçundan yürütülen soruşturma bulunup bulunmadığının varsa soruşturmaların akıbetlerinin sorulmasına karar veren mahkeme, adli emniyette bulunan ve imajları alınan cep telefonu, sim kart, bilgisayar gibi dijital materyallerin sahiplerine iadesine karar verdi. Mahkeme ayrıca yasadışı bahis lideri olarak bilinen Derkan Başer’in de aralarında bulunduğu ve İstanbul Anadolu 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ‘yasa dışı bahis organizasyonu’ davası ile bu davanın birleştirilmesi önerisinde bulundu. Soruşturmada tanık olarak ifade veren isimlerin mahkemece dinlenmesine de karar verdi. Duruşma 19 Aralık 2024 tarihine ertelendi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hilton, arkadaşı Bebe Rexha ile samimi bir röportaj gerçekleştirdi. Kariyeri, yeni albümü ve DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) ile mücadelesi hakkında konuştu. “İnsanlar artık beni ‘aptal sarışın’ olarak görmüyor. Beni gerçek ve duyguları olan biri olarak görüyorlar,” dedi.
Yıllar içinde Hilton, ergenlik döneminde yaşadığı travmalarla baş etmek için yarattığı “aptal sarışın” imajından kurtulmak için çabaladı. Ünlü yıldız, Sia ile yaptığı müzik çalışmasından bahsederken, “Sia’nın bana inanması, kendime olan inancımı artırdı,” diye konuştu.
Hilton, DEHB’yi bir “süper güç” olarak gördüğünü açıkladı. Yeni albümünde bu konuyu işleyen bir şarkısı olduğunu ve insanlara ilham vermek istediğini belirtti.
Aile kurduktan sonra şöhrete bakışının değiştiğini söyleyen Hilton, “Artık hayatta neyin önemli olduğunu daha iyi anlıyorum,” dedi.
Yaklaşan albümünde Megan Thee Stallion ile işbirliği yapacağını ve Sia’nın kendisine 60 farklı şarkı gönderdiğini anlattı.
Son olarak, ünlü olmanın zorluklarından bahseden Hilton, bazen ailesiyle normal vakit geçirebilmek için kılık değiştirdiğini söyledi. “Siyah peruk, büyük güneş gözlükleri ve kapüşonlu sweatshirt giyiyorum,” diye ekledi.





Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KAYSERİ’de Hatice Gül, tartıştığı arkadaşı M.B. adlı erkek tarafından tüfekle vurularak öldürüldü.
Olay, saat 08.00 sıralarında, Melikgazi ilçesi Mimarsinan Organize Sanayi Bölgesi 5’inci Cadde’deki fabrikanın bahçesinde meydana geldi. Hatice Gül ile arkadaşı M.B. arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Büyüyen tartışma silahlı kavgaya dönüştü. M.B., yanındaki tüfekle Hatice Gül’ü vurdu. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekipler, Hatice Gül’ün hayatını kaybettiğini belirledi. Gül’ün cenazesi, otopsi için Kayseri Devlet Hastanesi’nin morguna kaldırıldı. Polis, kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı.
Haber-Kamera: Furkan KAVUKLU/KAYSERİ,
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AYDIN’ın Kuşadası ilçesinde kadın dernekleri ve sivil toplum kuruluşları üyesi kadınlar, düzenledikleri eylemle eski eşi Eren Dildöken (32) tarafından pompalı tüfekle öldürülen Nebahat Yükçü’yü (29) anıp, kadın cinayetlerine tepki gösterdi. Eyleme katılan Yükçü’nün babası Hasan Yükçü de “Öyle cezalar verilsin ki bu insanlar öldürmekten vazgeçsinler, hatalarını anlasınlar” dedi.
Olay, 2 Eylül’de saat 17.00 sıralarında Hacıfeyzullah Mahallesi’nde meydana geldi. Eren Dildöken, bir süre önce şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşandığı Nebahat Yükçü’nün evine geldi. Burada taraflar arasında henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışma sırasında evde bulunan pompalı tüfeği alan Dildöken, Yükçü’yü göğsünden vurup, kaçtı. İhbarla olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, Nebahat Yükçü’nün hayatını kaybettiğini belirledi. Boşandıktan sonra da eski eşinden şiddet gördüğü belirtilen Yükçü’nün cenazesi, Kuşadası Devlet Hastanesi’nin morguna kaldırıldı. Olayın ardından Eren Dildöken, yakalanıp, tutuklandı.
NEBAHAT’İN AİLESİ DE EYLEME KATILDI
İlçede Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şubesi, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar, dün Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu çağrısıyla kadın cinayetlerine tepki göstermek için Kaya Şavkay Meydanı’nda bir araya geldi. Nebahat Yükçü ve katledilen kadınlar için “Erkek şiddetine uğrayan kadınlar için isyandayız” sloganıyla gerçekleşen eyleme Nebahat Yükçü’nün ailesi de katıldı. Etkinlikte basın açıklamasını Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu adına okuyan Mehlike Hepdemir, “Son zamanlarda ülkemizin göz bebeği turizm merkezi olan Kuşadamızda kadına şiddetin artış göstermesi, kadına yönelik cinayetlerin gerçekleşmesi ve ilçemizin öldürülen kadınlarla anılmaya başlanması, kadınlara artan şiddet oranları, utandıran tablolar ortaya çıkarmaktadır. ‘Bana bir şey olmaz’ diyemeyeceğimiz, sessiz kalıp seyirci olamayacağımız, tanıklık ettiğimiz olaylara, ‘Arkadaşım, bunu yapmaz’ diyerek koruyup, göz yumup yolumuza gidemeyiz” dedi.
‘KADINA ŞİDDET İNSAN HAKLARI İHLALİDİR’
Mehlike Hepdemir, kadına şiddetin insan hakları ihlali olduğunu belirterek, “Kamu kurumlarının, yerel yönetimimizin, kent konseyimizin, STK’ların ve halkın iş birliğine ihtiyaç var. Bu ada bizim. ya burada birlikte insan haklarına saygılı bir yaşam ihdas edeceğiz ya da yarın hepimizin kapısını çalacak şiddet için susup, bekleyeceğiz. ‘Önleyici politikaları yerelden başlatmalıyız’ diyoruz. İş birliği içerisinde mahalle muhtarları ile her hane içinde yaşananlara destek olabilecek mekanizmaları kurmalıyız. Kuşadası Belediyemiz ile iş birliğimiz gereği telefon numaramızı olan ‘0212 656 96 96’ numaramızın bilinirliği ile çözüm üretecek mekanizmaları hayata geçirecek eylemselliğe ihtiyacımız var. Kadını koruyan ve kadına karşı şiddet ve cinayetlerin önlenmesi için 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gerektiği gibi uygulanmalıdır” diye konuştu.
‘KADINLARIMIZ ARTIK KATLEDİLMESİN’
Nebahat Yükçü’nün babası Hasan Yükçü ise üzüntüsünün tarif edilemez olduğunu söyleyerek, “Kesinlikle kadına karşı şiddetin önüne geçmemiz gerekiyor. Kuşadası’ndan konuştuğumuz zaman Edirne’den bile duyuluyoruz. Bu insanlara, cezaevlerinde güllük gülistanlık bakmasınlar. Bu insanlara ağırlaştırılmış müebbet versinler. Öyle cezalar verilsin ki bu insanlar öldürmekten vazgeçsinler, hatalarını anlasınlar. Devletimizin bu konuda kanun çıkartması gerekiyor. Kadınlarımız artık katledilmesin” dedi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Score’un yanı sıra, aynı sahibin diğer kot markası Chasin de iflas etti. İflas kararı, Zutphen mahkemesi tarafından duyuruldu.

EN AZ 450 ÇALIŞAN İŞSİZ KALACAK
Score, 1981 yılında Apeldoorn’da ilk mağazasını açan girişimci Jan Peters’in önderliğinde yıllar boyunca büyümüş ve Hollanda alışveriş caddelerinde önemli bir marka haline gelmişti.

Score ve Chasin’in, Hollanda’daki mağazalarının yanı sıra, yurtdışında da çeşitli satış noktaları bulunuyordu. Ne yazık ki bu iflasla birlikte 50’den fazla mağaza kapatılacak ve en az 450 çalışan işsiz kalacak.
Erdem AksoyHaberler.com – Ekonomi
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, 2024’ün ilk 8 ayına ait kadın cinayetleri verilerini yayımladı. Buna göre 1 Ocak – 31 Ağustos tarihleri arasında en az 280 kadın erkekler tarafından öldürülürken, 50 kadının ölümü de şüpheli ölüm olarak kaydedildi.
Kadınlar en çok evlerinde öldürüldü
Kadınların 153’ü ateşli silahla, 60’ı kesici aletle öldürüldü. Öldürülen kadınların 134’ü evli, 73’ü bekar, 41’inin medeni durumu bilinmiyor. Kadınların 162’si kendi evinde, 9’u çalıştığı yerde, 82’si kamusal alanda öldürüldü.
Ağustos ayında 31 kadın katledildi
Ağustos ayında ise 31 kadın cinayeti işlendi. Kadınları öldüren erkeklerin 4’ünün boşanma veya ayrılma aşamasında olduğu belirlendi. Kadınların 13’ü ateşli silahla, 8’i kesici aletle öldürüldü. Öldürülen kadınların 13’ü evli, 10’u bekar, 5’inin medeni durumu bilinmiyor. Kadınların 14’ü kendi evinde, 1’i çalıştığı yerde, 12’si kamusal alanda öldürüldü.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOLU’da kadınlara açılan sepet örme kursuna katılan kadınlar, göldeki sazlarından yaptıkları sepetleri etkinliklerde satarak aile bütçelerine katkı sağlıyor.
Bolu Belediyesi ve İzzet Baysal Halk Eğitim Merkezi ortaklığında, kadınlara göldeki sazlardan sepet örme kursu veriliyor. Kurslarda farklı yaşlarda 17 kadın eğitim alıyor. Usta Öğretici Lale Erdemir tarafından verilen eğitimlerde kamışların kesilmesi, örülmesi ve şekillendirilmesi uygulamaları olarak öğretiliyor. Kursiyer kadınlar, ürettikleri el emeği ürünlerle ev bütçesine katkı da sağlıyor. Ürünler, kentteki etkinliklerde kurulan pazarlarda, anlaşılan toptancılara ve bireysel müşterilere satılıyor.
‘ÇOK GÜZEL DÖNÜŞÜMLER YAPTIK’
Yaptıkları çalışma hakkında bilgi veren Usta Öğretici Lale Erdemir, “Bu işi öğrenmek isteyenler Halk Eğitim Merkezi’mize müracaatta bulundular. Bu yıllardır yapılan bir sanatmış. Bu sanat unutulmasın diye Halk Eğitim Merkezimiz ve belediyemiz destek verdi. Bu kapsamda kurs açtık. Kursumuz çok yoğun ilgi görüyor ve çok güzel üretimler oldu. Değişik kişiye özel tasarımlar oldu. Artı bunlar çok değerlendirildi. İçlerinde gölden kestiğimiz sazlar var, sazların üzerine kuruttuğumuz mısır kabuklarıyla dolayarak yapıyoruz. Renklendirmek için kumaş boyası kullanıyoruz ve çok güzel dönüşümler yaptık. Kapı süsleri, nihaleler vesaire, o kadar yani hayatın her alanında her şey değerlendirdik, kullandık, geliştirdik” dedi.Erdemir, “Elde edilen geliri genelde herkes kendisi kullanıyor. Aile bütçesine katkıda bulunuyorlar. Mesela yaşlı teyzelerimiz vardı, ailesinin geçimini sağlıyor ve ‘Bu sepet örücülüğünden hiç parasız kalmadık’ diyorlar. Bütün hayatlarını bununla idame ettirmişler. 65 senedir ören teyzemiz var mesela. Hiç bırakmamış ve ‘Bütün hayatımı böyle idame ettirdim’ diyor” ifadelerini kullandı.
‘ÖĞRETEBİLDİĞİM KADARIYLA ÖĞRETTİM’
Bolu’da yaşayan Ganimet Akış da 65 yıldır sepet örücülüğü yapıyor. Akış, kursun başlamasına da vesile oldu. Usta öğreticilere sepet örücülüğünü öğreten Akış, “Ben onları ikna ettim 5-10 kişiyi. Gençler çalışıyor. Bizimkiler de artık yaşlı, sopayla zor gidiyor. Yarı yarıya, ben Hoca Hanım’a öğrettim. Buraya da geldiğim kadarıyla, öğretebildiğim kadarıyla öğrettim” dedi.
Haber: Oğuzhan EKE/BOLU,
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yüzyılın Kadın İstihdamı “İş Pozitif” projesi çerçevesinde ve Wam Eurasia Makine Sanayi arasında “Her Meslekte Kadın Eli” protokolü gereğince kadınlara yönelik “Kaynakçı” mesleğinde İşbaşı Eğitim Programı(İEP) başlatıldı.
Proje doğrultusunda meslek öğrenen kadınların edindiği bilgi ve becerileri yerinde görmek amacıyla Kütahya Vali Yardımcısı Burhanettin Yavaşi, İl Müdürü Erdoğan Şahin ve 30 Ağustos OSB Müdürü Murat Demir tarafından fabrika ziyareti gerçekleştirildi. Ziyaret esnasında Wam Eurasia Genel Müdürü Müfit Kurbanzade, Yavaşi ve beraberindeki heyete, işyeri ve bünyesinde yer alan Kaynak Akademisi hakkında bilgi verdi. İEP katılımcılarıyla da sohbet gerçekleştirilerek, meslek edinmenin ve yaptıkları işin önemi vurgulandı. – KÜTAHYA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
“OĞLUMUN VEFATIYLA TÜRKİYE YERİNDEN OYNADI”
Oğlunun çok sevdiği Ağlasun ilçesi Yeşilbaşköy’ü hiç unutmayacaklarını söyleyen Safiye Soyman, “Vallahi o kadar güzel bir topluluk oldu ki oğlumu yalnız bırakmadılar. Oğlumun vefat ettiği köy Yeşilbaşköy. Kırkını burada yapalım dedik. Allah razı olsun köy halkı bizi yalnız bırakmadı. Binlerce insan geldi. Allah razı olsun, duasını yaptırdık. Evde de biraz sonra mevlit yapacağız, Kur’an-ı Kerim okunacak. Köyde oğlumun anısına yemek verdik. Gelenlerin ayaklarına sağlık. Burası hep yaşayacak. Oğlum çok seviyordu Yeşilbaşköy’ünü. Altı ay burada yaşıyordu, altı ay da Bodrum’da yaşıyordu. Onun için hiç unutmayacağız. Gelen bütün köydeki dostlarımız şeref verdiler, Allah razı olsun. Diyecek hiçbir şey bulamıyorum. Oğlumun mekanı cennet olsun. Zaten biliyorsunuz çok genç vefat etti. Bütün arayan soran herkese, gelen giden herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Oğlumun vefatıyla Türkiye yerinden oynadı, ne kadar seviliyormuş benim oğlum. Allah razı olsun herkesten, çok teşekkür ederim” dedi.



Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>8/24 Erzincan Tanıtım Günleri etkinlikleri kapsamında Ordu Caddesi Saat Kulesi arkasında Hünerli Eller Kadın Kooperatifi tarafından açılan stantta yöresel ürünler ile birlikte kooperatifi üyesi kadınlar tarafından yapılan el işleme ürünlerde sergileniyor. Aynı zamanda satışı yapılan ürünlerden elde edilen kazanç kadınların ekonomisine katkı sağladığı gibi ihtiyaç sahibi ailelere, öğrencilere yardım olarak ta değerlendiriliyor.
Açılan stant ile ilgili bilgi veren Hünerli Eller Kadın Kooperatifi üyesi Meryem Akar, “8/24 Erzincan Tanıtım Günleri kapsamında yöresel yemeklerimizi tanıtıyoruz. Yapmış olduğumuz yemekleri halkımıza sunuyoruz. Kooperatifimizin 25 üyesi bulunuyor.” dedi.
Hünerli Eller Kadın Kooperatifi Başkan Yardımcısı Hülya Bakansız ise, “Kooperatif olarak öncelikli olarak Erzincan’ımızın yöresel ürünleri olan el kesme kadayıfının üretimini yaparak lokantalara verilmesini sağlıyoruz, halkımıza sunuyoruz. Ayrıca sipariş üzerine su böreği, zeytinyağlı sarma, etli sarma gibi istenilen her türlü yemek çeşitlerini üreterek, doğum günleri, özel günler, nişan gibi etkinliklerde çeşitlerimizi halkımızın hizmetine sunuyoruz. Dikim evimiz de var. Terzi arkadaşlarımız burada özel dikim alıyorlar. Tamir, tadilat da yaparak hizmet sunuyoruz. Kooperatif olarak elde edilen kazanç girişimci kadınlarımızın evlerine ekonomik katkı sunuyor. Kendi emeklerimiz ile kazandıklarımızı kendimize harcıyoruz. Bunun dışında İhtiyaçlı ailelere yardımlarda bulunuyoruz. Geçen yılki depremde depremzedeler için çalışmamız oldu. Öğrencilere yardımlarda bulunuyoruz.” diye konuştu.
Kooperatif olarak kadınları bir araya getirdiklerini ve kadınların ürettiği ürünlere pazar olduklarını belirten Hünerli Eller Kadın Kooperatifi Başkanı Safure Atasoy’da, “Kooperatifimizde el işlemesinden gıda ürünlerine kadar tüm ürünleri pazarımızda satışını yapıyoruz. Burada el işinin yanında evde yapılan salça, turşu, el açma börek, tatlılar, sarma, mantı gibi çok çeşitli ürünlerimiz bulunmakta. İlimizde her kesime hitap ediyoruz. Bazı ürünlerde bir gün öncesinde sipariş verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. – ERZİNCAN
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>HEKİM Birliği Sendika Genel Başkanı Dr. Yakup Gökhan Doğramacı, İzmirCumhuriyet Meydanı’nda düzenlene basın açıklamasında yaptığı konuşmada, “Türk hekimleri olarak, emeğimizin değersizleştirilmesine karşı mücadele ediyoruz” dedi.
Hekim Birliği Sendikası, çalıştırma koşullarının ve eğitimin iyileştirilmesi, teşvik ödemelerinin zamanında yapılması ve hekimlere karşı şiddetin önüne geçilmesine ilişkin İzmir Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya 25 şube başkanı ve üyeleri katıldı. Açıklamayı yapan Hekim Birliği Sendikası Genel Başkanı Dr. Yakup Gökhan Doğramacı, “100 yıldır Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kahramanlarımızın izinde yürüyoruz, yürümeye de devam edeceğiz. Tıpkı 1922’deki kahramanlarımız gibi, biz de bugün sağlık alanında mücadele veriyor, Türk hekimleri olarak, emeğimizin değersizleştirilmesine karşı mücadele ediyoruz” dedi.
‘HEKİMLERİMİZE YAPILAN HAKSIZLIKLAR KABUL EDİLEMEZ’
Teşvik ödemelerinin zamanında yapılmadığını ve sürekli azaldığını belirten Doğramacı, “Hekimler olarak ‘teşvik’ adı altında daha fazla çalıştırılıp, daha az ücret ödenen bu havuç – sopa ikilemindeki sömürü düzenine karşı tepkiliyiz. Bu durum, sadece bizim emeğimizin değersizleştirilmesi anlamına gelmiyor; aynı zamanda sağlık hizmetlerinin kalitesini de düşürüyor. Her ay keyfi olarak açıklanmayan ve belirlenmeyen teşvik oranları, çözümden çok sorunun bir parçasıdır. Maaşla birlikte ödenmesi gereken teşvik ek ödemelerinin haftalarca geciktirilmesini kabul etmiyoruz. Bu belirsizlik, çalışma motivasyonumuzu olumsuz etkiliyor, mesleki onurumuzu zedeliyor” diye konuştu.
Taleplerinin tüm gelirlerinin yüzde 80’inin tek kalem maaş olarak ödenmesi ve yüzde 15 sabit vergi diliminin uygulanması olduğunu dile getiren Doğramacı, “Bu taleplerimiz, yalnızca ekonomik bir talep değil aynı zamanda mesleğimizin saygınlığına duyduğumuz saygının da bir gereğidir. Bizler, emeğimizin karşılığını almak istiyoruz ve bu uğurda kararlılıkla mücadele edeceğiz” dedi.
‘HEKİMLERİMİZİN MOTİVASYONUNU KIRILMAKTADIR’
Diş hekimlerine yönelik adaletsizliklerin kabul edilemez bir başka gerçek olduğunu söyleyen Hekim Birliği Sendikası Genel Başkanı Yakup Gökhan Doğramacı, şöyle devam etti:
“Ek ödemeler tüm hekimlerimiz için düşerken pandemi kahramanları diş hekimlerimizin ek ödemeleri daha dramatik şekilde düşüyor. Bu durum, sağlık sistemimizin genelinde bir zafiyet yaratmakta ve hekimlerimizin motivasyonunu kırmaktadır. Diş hekimlerimizin emeklerinin değersizleştirilmesine asla izin vermeyeceğiz. Ayrıca, üniversitelerde görev yapan hekimlerimizin, kamuda çalışan meslektaşlarına göre daha az ek ödeme alması da büyük bir adaletsizliktir. Üniversite hekimlerimiz, aylık sadece 2 bin TL ek ödeme alabiliyor. Bir aylık emeğin karşılığı, bir günlük yevmiyeye denk gelmiyor. Hekimlerimizin aldığı saatlik nöbet ücretleri, asgari ücretin de altında kalıyor. Emeğimize, eğitimimize ve sorumluluğumuza uygun, adil bir ücret sistemi kurulmalıdır. Bu adaletsizliklerin son bulması için tüm gücümüzle çalışacağız.”
‘AİLE HEKİMLERİNİN ROLÜ HAYATİDİR’
Aile hekimliğinin, sağlık sistemin bel kemiği olduğunu belirten Doğramacı, “Vatandaşlarımızın sağlık sorunlarının ilk çözüm noktası olan aile hekimleri, sevk sekreteri değildir. Aile hekimleri, sağlık sisteminin dinamik ve vazgeçilmez bir parçasıdır; onların asli görevi, hastaları doğru bir şekilde yönlendirmek, koruyucu sağlık hizmetlerini sunmak ve toplum sağlığını geliştirmektir. Ancak, aile hekimlerimizi sadece birer sevk memuru gibi görmek hem mesleki saygınlığımızı zedelemekte hem de sağlık sistemimizin etkinliğini azaltmaktadır. Halkımızın sağlık sorunlarında ilk başvurularını aile hekimlerine yapması, doğru tanı ve tedavi sürecinin en önemli adımıdır. Bu nedenle, aile hekimlerimizin rolü ve sorumluluğu çok büyüktür. Onların iş yükünü artıracak, mesleki saygınlığını zedeleyecek her türlü uygulamaya karşıyız. Aile hekimlerimizin hak ettiği saygıyı görmesi ve uygun çalışma koşullarına sahip olması, sağlık sistemimizin güvencesidir” dedi.
Sağlıkta şiddet konusuna ‘sıfır toleransla’ yaklaşılması gereken bir diğer önemli sorun olduğunu söyleyen Doğramacı, sağlıkta şiddetin, sadece bireylere değil, tüm topluma zarar verdiğini kaydetti. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının güvenli bir çalışma ortamında hizmet vermelerinin, toplum sağlığı açısından kritik öneme sahip olduğuna dikkati çeken Doğramacı, “Şiddet olaylarının önüne geçmek, sadece yasal düzenlemelerle değil aynı zamanda toplumun bilinçlenmesi, hekim ve sağlık çalışanlarına saygı duymasıyla mümkündür. Sağlıkta şiddete karşı topyekün bir mücadeleye ihtiyaç var. Bu konuda kararlılıkla duracağız ve gerekli tüm adımların atılmasını sağlayacağız” dedi.
‘ASİSTAN HEKİMLERİMİZİN HAKLARINI SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ’
Asistan hekimlerinin, sağlık sisteminin bel kemiği olarak büyük sorumluluklar taşıdığını ifade eden Doğramacı, “Ancak bu genç meslektaşlarımız, sadece mesleki yükümlülüklerle değil, aynı zamanda eğitim zorlukları, ağır iş yükü ve adaletsiz uygulamalarla da mücadele ediyor. Bu durum, mesleki gelişimlerini engelliyor ve tükenmişlik sendromuna yol açıyor. Asistan hekimlerimizin nöbet ertesi izin haklarının ihlal edilmesi hem onların sağlığını hem de hastaların güvenliğini riske atıyor. Ayrıca, eksik ödenen nöbet ücretleri ve zorunlu icap nöbetleri, adaletsiz bir çalışma ortamı yaratıyor. Bu durumu kabul etmiyoruz ve sonuna kadar mücadele edeceğiz. Eğitim sürecinin kalitesizleşmesi de geleceğimizi tehdit ediyor. Asistan hekimlerimiz, yoğun iş yükü nedeniyle yeterli eğitim alamıyor. Bu gidişat durdurulmalı. Eğitim standartları iyileştirilmeli ve hekimlerimizin mesleki gelişimi sürekli desteklenmelidir” diye konuştu.
Doğramacı, “Hekimlerimize yönelik baskılar sadece çalışma koşullarıyla sınırlı kalmamakta aynı zamanda hukuka aykırı görevlendirmelerle de kendini göstermektedir. Geçici görevlendirmelerin hukuka aykırılığı bir yana en son Sinop’ta hayatını kaybeden genç meslektaşlarımızın daha yerdeki kanı kurumadan, geçici görevlendirmeler aynı şekilde devam ettirilmektedir. Bu durum, kabul edilemez ve derhal son bulmalıdır. Hukuka aykırı ve keyfi geçici görevlendirmelerle hekimlerimizin hayatını tehlikeye atanlara karşı sessiz kalmayacağız. Genç meslektaşlarımızın yaşamını yitirdiği bu acı olaydan ders çıkarılmalı ve hekimlerin güvenliğini tehlikeye atan tüm uygulamalara son verilmelidir. İş kazalarının önlenmesi için etkili tedbirler alınmalı, hekimlerimize gereken saygı gösterilmelidir” dedi.
‘SAYGI GÖRMEYİ HAK EDİYORUZ’
‘Türk hekimleri olarak, emeğimizin karşılığını almayı ve saygı görmeyi hak ediyoruz’ diyen Doğramacı, şöyle devam etti: “30 Ağustos Zafer Bayramı’nın coşkusuyla, ülkemizin dört bir yanında büyük bir özveriyle görev yapan hekimlerimiz, tıpkı Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlarımız gibi, her türlü zorluğa karşı mücadele etmeye devam edecektir. Tek bir hedefimiz var; hekimlik emeğimizin karşılığını almak ve bu saygın mesleği layıkıyla icra edebilmek. Bu mücadelede kararlıyız ve asla geri adım atmayacağız. Bir araya geldiğimiz bu an, mücadelemizin gücünü ve birliğini perçinleyen önemli bir buluşmadır. Birlikte güçlüyüz. Beraber çalışarak daha da güçleneceğiz. Bugün, temiz bir sayfa açıyor ve hep birlikte, yeniliklerle dolu bir döneme adım atıyoruz. Hepinizin ve hepimizin değerli olduğunu, bu büyük mücadelede her birinizin önemli bir yere sahip olduğunu bilmenizi isterim. Kurumsal bir yapı kazandırarak, temellerimizi sağlamlaştırdık. Ama bu sadece bir başlangıç; daha da genişleyecek, daha da büyüyeceğiz.”
‘DEPREMZEDE HEKİMLERİMİZİ UNUTMADIK’
Deprem gölgesinde çalışan hekimlere de değinen Doğramacı, “Deprem felaketinin yaralarını sarmaya çalışan hekimlerimiz ve depremzede hekimlerimiz, tıpkı Kurtuluş Savaşı’ndaki kahramanlarımız gibi, insanüstü bir gayretle görev yapmaktadır. Hekimlerimizin gösterdiği fedakarlık, dayanışma ve azim, milletimizin güçlü ve birleştirici ruhunun bir yansımasıdır. Ancak, bu hekimlerimizin de desteklenmeye ve hak ettikleri saygıyı görmeye ihtiyacı vardır. Deprem bölgelerinde görev yapan hekimlerimiz halen daha zor şartlar altında çalışmaktadır. Hekimlerimizin çalışma koşulları iyileştirilmeli, onlara gereken tüm imkanlar sağlanmalıdır. Deprem bölgesinde görev yapan hekimlerimiz ve depremzede hekimlerimiz yalnız değildir” dedi.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi için gelen vatandaşlar artık şehir içine gitmeden Osmaneli’ne geri dönebilecek. Bilecik Belediyesi vatandaşların yaşadığı sıkıntıyı değerlendirerek eğitim ve araştırma hastanesinin karşısında bulunan Osmaneli istikameti yönüne durak koyarak ulaşım sorununa el attı. Osmaneli Belediyesi ulaşım sorununu çözüme kavuşturan Bilecik Belediyesine teşekkür etti. – BİLECİK
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, kanser erken teşhisi, kronik hastalıkların takibi, kadın ve üreme sağlığı gibi birçok koruyucu sağlık hizmetlerinin sunulduğu Sağlıklı Hayat Merkezleri, sigara ile mücadelede de önemli rol oynuyor.
Günde 2,5 paket sigara içen Sevimli, eşinin ilaçla bu bağımlılıktan kurtulmasını örnek alarak Yıldırım Sağlıklı Hayat Merkezine başvurdu. Sigara Bırakma Polikliniğinde yapılan değerlendirme sonrası ilaç verilen Sevimli, sigarayı bırakmayı başardı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Burhan Sevimli, askerlik görevi sırasında sigaraya başladığını, 45 yıllık tiryaki olduğunu belirtti.
Kızının aldığı randevuyla Sağlıklı Hayat Merkezine gidip doktorla görüştüğünü ifade eden Sevimli, şunları kaydetti:
“İlaç verdiler. ‘Bu ilaçla 11’inci günde sigara içmezsin’ dediler. Dedikleri gibi oldu, 11’inci günde sigara içmedim. O gün bugündür içmiyorum. Hiç de aramıyorum. Düşmanı cebimden attım gitti. Rahatlama oldu. Ciğerlerim Allah’a şükür temiz. Sigara içenlere tavsiye ediyorum; Alo 171’i arayın. Bir ilaç veriyorlar. Çok faydasını görürsünüz, siz de bırakırsınız sigarayı. Ben şimdi hiç aramıyorum, siz de aramazsınız.”
Sigarayı bırakma sürecinde eşine destek olan 61 yaşındaki Perihan Sevimli ise Sağlık Bakanlığının Alo 171 hattını arayarak sigarayı 7 yıl önce bir kutu ilaç kullanarak bıraktığı bilgisini vererek, bunu tüm tiryakilere tavsiye etti.
8 ayda 500 başvuru
Sigara Bırakma Polikliniği Sorumlu Hekimi Dr. Azize SelçukÇelebi ise polikliniğe başvurmak isteyenlerin Alo 171’i ya da Yıldırım Sağlıklı Hayat Merkezini arayarak randevu alabildiğini aktardı.
Poliklinikte yapılan işlemler hakkında bilgi veren Çelebi, şu ifadeleri kullandı:
“Danışanların önce genel değerlendirmesini yapıyoruz. Bağımlılık düzeylerini tespit ediyorum. Uygun olan hastalarımıza Bakanlığımız tarafından gönderilen sigara bırakma ilaçları var. Ücretsiz olarak hastalara veriliyor. Tabii bazı hastalarda ilaç kullanamadığımız durumlarda farklı tedavi yöntemlerini konuşuyoruz. Hastalarla samimiyetle bu süreci götürüyoruz. Sonuçta pek çok hastamız sigarayı bırakıyor. Polikliniğimize 5 bin civarı hasta başvuru yaptı. Bu yıl da 500 civarında başvuru var. Düzenli şekilde hasta kabulü yapıyoruz.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
DEVLETTEKİ DOKTORLAR “OLMAZ” DEDİ AMA…
Bir süre önce kanser teşhisi konulan Şahismail Kömür, yakınları tarafından Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. Burada durumu ağırlaşan Kömür, bir süre sonra entübe edildi. Hastanın durumunu yakından takip eden doktorlar, olası bir ameliyatın çok riskli olduğunu ve hastayı kaybedeceklerini belirterek “Kesinlikle ameliyat edilemez” şeklinde karar aldı. Bu esnada tavsiye üzerine özel bir hastane ile iletişime geçen hasta yakınları “Bu imkansız ameliyatı biz yaparız. Bunun için 550 bin lira ödemeniz gerekiyor” yanıtını aldı. Hastalarının kurtulması için parayı borç harç denkleştiren hasta yakınları, ameliyat için de özel hastanedeki doktora onay verdi. Devlet hastanesinden alınıp özel hastaneye götürülen Şahismail Kömür, apar topar girdiği ameliyat sonrası yaşamını yitirdi.

“FABRİKATÖR DEĞİLİZ, KANDIRDILAR BİZİ”
Bu gelişme sonrası hastanenin ihmali olduğunu ve kandırıldıklarını öne süren Şahismail Kömür’ün oğlu Fırat Kömür, yayınladığı videoda “Babam entübe edilmiş bir şekilde yatıyordu. Akciğer kanseriydi ve oradaki doktorlar yapacak bir şey yok dediler. Ondan sonra biz bu özel hastaneden bir doktora ulaştık. Bu doktor da bize ‘bu imkansız ameliyatı ben gerçekleştiririm. Siz hastanızı buraya getirin’ dedi. Bizden kredi kartı talep ettiler. 550 bin TL’yi tek çekim olarak bizim kredi kartımızdan yaptılar. Parayı aldıktan sonra hastamızı alıp hastanelerine götürüp ameliyatı yaptılar. İki gün yoğun bakımda kaldıktan sonra babam vefat etti. Biz fabrikatör değiliz. Kandırdılar bizi… Paramızı da iade etmediler. Batırdılar bizi. Bizim canımızı yaktılar. Bize bir umut verdiler biz de o umudun peşinden gittik. İnşallah birileri sesimizi duyar” diyerek hastane tarafından mağdur edildiklerini ifade etti.

“YILIN AMELİYATI OLMAYA ADAY”
Öte yandan Şahismail Kömür’ün hayatını kaybettiği ameliyat sonrası operasyonu yapan doktorun sosyal medya hesabından “Yılın ameliyatı olmaya aday… Tüm meslektaşlarımın eline sağlık” notuyla bir paylaşım yapması da dikkat çekti.
HASTANEDE YETKİLİ BİRİ YOK
İlkeli yayıncılık gereği konuyla ilgili iletişime geçtiğimiz ve iddiaları sorduğumuz özel hastaneden “Mesai saatleri bittiği için konuyla ilgili bilgi verecek herhangi bir yetkili yok. En kısa sürede arkadaşlarımıza tarafınıza dönüş sağlayacak” şeklinde bir açıklama yapıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhuriyet Meydanında 5 gün devam eden kan bağışı kampanyasında vatandaşlar kan verdi. Konya Kızılay ekibinin kan alımı yaptığı kampanyada, 5 gün boyunca 344 ünite kan alımı yapıldı. Vatandaşlar kan vermek için gerekli formları doldurarak sağlık kontrolünden geçti, ardından kan verdi.
Kızılay yetkilileri, trafik kazası, ameliyat ya da hastalıkta kana ihtiyaç duyulduğunu belirterek, “Kan, yaşamımızda sürekli bir ihtiyaç ve tek kaynağı da insan. İnsanlarımızın bir ünite kan bağışı üç hayat kurtarıyor. Kan stokunda sürekliliği sağlamanın tek yolu ise bağıştan geçiyor. İnsanlarımızın duyarlı olmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı. – KONYA
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güldür Güldür Show’un Paşa’sı olarak hafızalarda yer edinen Toygan Avanoğlu, 2019 yılında İranlı sevgilisi Şiva Behrouzfar ile dünya evine girmişti.
TATİL POZLARI ÇOK BEĞENİLDİ
Ünlü oyuncunun eşi Şiva Behrouzfar, güzelliğiyle sosyal medyada gündem oldu.
Sosyal medya hesabından tatil pozlarını paylaşan Şiva Behrouzfar beğeni topladı.
“BENİM ŞANSIM”
Toygan Avanoğlu ve Şiva Behrouzfar, Veda Partisi filminde beraber yer almıştı.
“Şiva benim şansım” diyen Toygan Avanoğlu bir açıklamasında “Eşim Şiva’yla tanıştığımda ‘Seninle evleneceğimizi hissediyorum’ dedim” açıklamasında bulunmuştu.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki evinden çıkan ve bir daha da haber alınamayan Narin Güran için günlerdir süren aramalar devam ediyor.
Tüm Türkiye, tek yürek Narin’in bulunmasını beklerken, sosyal medyada da tepkiler çığ gibi büyümeye devam ediyor.
Herkesin dikkatini çeken acı olaya bir yorum da Demet Akalın’dan geldi.
“TADIM TUZUM YOK”
Çok üzüldüğünü dile getiren ünlü şarkıcı “Ahhh düşünmek bile istemiyorum!! Aklımdan geçiremiyorum bile… ‘Şahane bir hayatımız vardı’ diyor baba ahh. Hiç tadım yok şu kız bir bulunsa.” diye yazdı.
“İDAM CEZASI OLSAYDI”
Akalın’ın bir sonraki paylaşımındaki “İdam cezası olsaydı bu kadar kolay olmazdı bu işler…” yorumu ise tartışma yarattı.
Bazı kullanıcılar Akalın’ın çıkışına destek verirken, bazı kullanıcılar da idamın çözüm olmadığını savundu.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İki ünlü oyuncu Neslihan Atagül, meslektaşı Kadir Doğulu ile “Fatih Harbiye” setinde tanışmış ve evlenmişlerdi.
2016 yılından bu yana mutlu evlilikleri süren ünlü çiftten birkaç hafta önce müjdeli haber gelmişti.
KIZ BEBEK GELİYOR
Güzel oyuncu sosyal medya hesabı üzerinden hamile olduğunu açıklamıştı.
Ünlü çift Neslihan ile Kadir Doğulu’nun bebeklerinin cinsiyeti de belli oldu. İkili, kız bebek bekliyor.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ameliyat ile kilo verdikten sonra değişimiyle gündeme gelen fantezi müziğin güçlü seslerinden Cengiz Kurtoğlu,son paylaşımıyla kafaları karıştırdı.
KÖYÜNE GİTTİN
Gece yarısı bir paylaşımda bulunan Cengiz Kurtoğlu, “Köyüme geri döndüm.” dedi.
Kurtoğlu’nun paylaşımında ise şu not yer alıyordu:
“Bu benim el yazım bundan sonra ne düşmanım ne de dostum olsun.”
Sosyal medyada şarkıcının fanları bu mesaja anlam veremedi.
“HER ŞEY HAZIR”
“Artık gerçekten uğraşamıyorum, hatta 6 yıldır her şeyi hazır olan bir şarkım var, stüdyoya girip okuyamadım.” diyerek yeni şarkı yapmadığını ifade eden Kurtoğlu, hayatının film olmasını da istemiyordu.
“Kimse beni oynayamaz, oynamasın. Böyle bir şeye de izin vermem.” diyen Kurtoğlu’ndan garip bir paylaşım geldi.

Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Oyuncu Ezgi Mola, yaklaşık dört yıldır aşk yaşadığı işletmeci Mustafa Aksallı ile 8 Mayıs’ta sade bir törenle dünyaevine girmişti. Ünlü oyuncu, 23 Kasım 2023 tarihinde de oğluna kavuşmuştu.
İlk kez anne baba olmanın mutluluğunu yaşayan çift, çocuklarına Can adını vermişti.
Doğduğu günden beri oğlu Can’ın yüzünü göstermeyen ünlü oyuncu, sosyal medya hesabından bugün yaptığı paylaşımla güldürdü.
CAN BEBEK ŞAŞIRDI
Oğlu Can ile kendisine uyguladığı birbirinden komik filtrelerle vidolar yayınlayan Mola, takipçilerini güldürdü. TikTok kullanıcılarıyla da dalga geçen ünlü oyuncu, kendisini eleştirenlere de cevap verdi.
Mola, oğlu Can’ın şaşkın bakışlarını paylaşınca gündem oldu.



Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Çocuklarının annesinden olaylı bir şekilde boşanan Berdan Mardini aradığı aşkı kendisinden 15 yaş küçük genç sevgilisi Dilara Talay’da bulmuştu.
Daha önce verdiği bir röportajda gazetecilerin ‘evlilik yakın mı?’ sorusuna ‘Oldu bitti’ şeklinde açıklama yapan Berdan Mardini, şimdi de genç aşkıyla fotoğraflarını kolaj yaparak kalp emojisiyle paylaşınca gündem oldu.
Türkücünün aşk pozları “Kızın gibi”, “Yaş farkı çok belli” yorumları aldı.





Haber Kaynak : ENSONHABER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özgüvenli olmak
Yaşam boyu başarının en önemli özelliklerinden biri özgüvendir, ancak bu, birçok gencin mücadele ettiği bir şeydir. Ergen olmak zorlu bir süreç olabilir ve yaşanan pek çok duygu ve değişiklik nedeniyle özgüvenlerinin darbe alması anlaşılabilir bir durumdur. Ancak genç çocuğunuzun kendine daha fazla güvenmesine yardımcı olmanın yolları var. Kendine güvenen insanlar ikna edici argümanlar sunar, ikna edicidir ve iddialı hedeflerin peşinden nasıl gidileceğini bilir. Kendine güven, bir genç için olumlu bir özelliktir çünkü kendi değerini bilmenin önemini öğretir. Özgüvenli olması için her şeyden önce sizin onu teşvik etmeniz, olumlu davranışlarını övgüyle karşılamanız, yaptığı hatalar karşısında aşırı tepki vermeden desteğinizi hissettirmeniz önemlidir.
Dış görünüşe fazla takılmamak
Gençlik yılları, herkesin görünüşümüzle ilgilendiğini zannettiğimiz yıllardır ancak özgüven, trend kombinlerden daha etkileyicidir. Genç çocuğunuzun nasıl göründüğü ile ilgilenmesi normaldir ancak görünümün, sahip olduğu önemli şey olmadığını öğrenmesi gerekir. Başkalarının ne düşündüğü, bu yaşlarda oldukça önemli olsa da herkesin kendi görünümüyle ilgilendiğini, iyi hissetmenin etrafa yayacağı enerjinin daha faydalı olduğunu söyleyebilirsiniz. Ona, enerjisini ihtiyacı olanlara yardım etmek gibi alanlarda kullanmasını tavsiye edebilirsiniz.. Birinin kendini iyi hissetmesine yardım etmek, sizi popüler ve sevilen biri yapmak için daha faydalı olabilir. Tüm bunlar, yukarıda bahsettiğimiz özgüvenli olma halinin bir parçasıdır.
Bağımsız düşünebilmek
Bugün hayatınızın merkezine koyduğunuz bir arkadaşınız, ilerleyen yıllarda hayatınızda olmayabilir. Arkadaşlarımız önemlidir ancak bir grubun veya tek bir arkadaşın peşinden gitmek bizi zararlı alışkanlıkların kucağına itebilir veya zamanımızı boşa harcamamıza sebep olabilir. Kurduğumuz arkadaşlıkları sık sık değerlendirmemizde fayda vardır. Çocuğunuza, arkadaşlarının çok önemli olduğunu bildiğinizi, arkadaşlarına karışmak istemediğinizi, seçimlerini kendi kendine en doğru şekilde yapacağı konusunda ona güvendiğinizi söyleyebilirsiniz. Bunları söylerken, arkadaşlarını objektif şekilde değerlendirmesi için ona yol gösterin. Bir gruba dahil olması gerektiğini düşündüğü için değil, gerçekten arkadaş olmak istediği kişilerle yakınlaşması konusunda onu uyarın. Sadece uyum sağlamak için kendinden ödün vermemeyi öğrenmelidir.
Kendine iyi bakma alışkanlığına sahip olmak
Yeterli su içmezsek, uykumuzu alamazsak, ekran karşısında uzun saatler geçirirsek, besleyici olmayan yiyecekler yersek sağlığımız yavaş yavaş bozulur ve hayatımız zorlaşır. Bu, temel bir gerçektir. Kendine iyi bakmak, bir insanın kendisi için yaptığı bir şeydir. Tüm sorumluluklardan önce bunun geldiğini çocuğunuza hatırlatın. İyi çalışan bir zihin için iyi beslenmek, yeteri kadar uyumak, fiziksel olarak hareket halinde olmak, gün ışığı almış olmak önemlidir. Bunları alışkanlık haline getirmesi ve kendi sağlığını öncelik haline getirmesi için onu teşvik edin. Genç çocuğunuz sigara bağımlısı ise bu içeriğe göz atmanız faydalı olabilir.
Duyguları tanımayı öğrenmek
Yetişkinliğe giden yolda, davranışları düzenlemeyi öğrenmenin adımlarından biri duygularının farkına varmak ve onları düzenleyebilmektir.. Kişinin kendi duygularının farkında olması, onları meydana getiren sebepleri fark etmenin ilk adımıdır. Ortaokul dönemi, bir geçiş aşaması olarak nitelendirilir. Bu dönemin üstesinden gelmeye çalışırken duyguları ile temas edebilen bir çocuk, lise döneminin üniversiteye hazırlık gibi konularını daha güçlü şekilde karşılayabilir. Çocuklara duyguları öğretmek küçük yaşlardan itibaren önemlidir. Duyguları ifade etmeyi ve yönetmeyi bilmemek çeşitli sorunlara yol açar. Bu yüzden, ortaya çıkan duyguları reddetmeyin, çocuğunuza da duygularını bastırmadan ifade etmesi için “Merak ediyorum, biraz sinirli misin, belki de kızgın mısın?” gibi sorularla alan açın. Duyguları adlandırma pratikleri yapın ve ona model olun. Duyguları tanımak için duygu çarkı kullanabilirsiniz.
Empati ve nezaketten utanmamak
Duygusal zekanın genç çocuğunuzun sahip olması gereken değerli bir beceri olduğunu duymuşsunuzdur. Dayanıklılığı ve öz farkındalığı arttırır ve sağlıklı ilişkilerin geliştirilmesine yardımcı olur. Gençlerin duyguları oldukça yoğun olabilir. Vücutları ve hormonları büyük değişimler yaşar ve buna çoğu zaman büyük duygular da eşlik edebilir. Çocuğunuz duygularını tanımak ve kontrol etmek için duygusal zekayı kullanabilirse, ergenliğin çalkantılı dönemiyle daha iyi başa çıkabilecek donanıma sahip olacaktır.
Dirençli olmak ve yılmazlık
Dayanıklılık ve rezilyans, ergenlerin sahip olmaktan fayda edineceği önemli bir ergen kişilik özelliğidir çünkü kişinin başarısızlıkla başa çıkabileceği anlamına gelir. Bir şeyler planlandığı gibi gitmediğinde pes etmek ya da kendine acımaya odaklanmak yerine, dayanıklı bir kişi ayağa kalkıp yeniden deneyebilecektir. Dirençli insanların risk alma veya zorluklarla yüzleşme olasılıkları daha yüksektir çünkü başarısız olurlarsa sonuçlarla başa çıkabileceklerini ve ilerleyebileceklerini bilirler. Risk alma cesaretine sahip olmak olağanüstü iş adamları yaratabilir. Önemli olan hatalardan veya başarısızlıklardan ders çıkarmayı hatırlamaktır, böylece tekrarlanmazlar. Çocuğunuzu zorluklara göğüs germeye teşvik ederek ve başardıklarından ziyade çabalarını överek dayanıklılığını geliştirebilirsiniz. Bu onlara sonuç ne olursa olsun bir şeyi denemenin önemli olduğunu öğretecektir. Umdukları sonuçları elde edemezlerse, neyin işe yaramadığını, nedenini ve bir dahaki sefere başarıyı garantilemek için neleri değiştirebileceklerini onlarla tartışın. Bu onlara başarısızlıktan ders çıkarmayı öğretecek ve özgüven aşılayacaktır.
Değişikliklere adapte olabilmek
Gençler sürekli olarak hayatlarındaki değişikliklerle mücadele ediyorlar; vücutlarında, ilişkilerinde, görüşlerinde ve ilgi alanlarında. Yetişkinliğe geçtikçe kim olmak istediklerini anlıyorlar. Yeni durumlara nasıl uyum sağlayacaklarını da öğrenebilirler. Hızlı ve olumlu bir şekilde uyum sağlayabilmek, genç çocuğunuzun üniversite hayatına sorunsuz bir şekilde entegre olmasına da yardımcı olacaktır. Çoğu durumda uyum sağlama ve özgüven el ele gidecektir. Değişikliklere adapte olabilme yeteneğinin gelişmesi için çocuğunuzu yeni hobiler denemeye veya yeni insanlarla tanışmaya teşvik ederek daha uyumlu olmasına yardımcı olabilirsiniz. Yeni durumlarda herkesin biraz rahatsız veya tuhaf hissettiğini ve bunun sorun olmadığını onlara anlatın. Onlar için önemli olan yeni bir ortama neler getirebileceklerine bakmaları ve bunu duruma olumlu bir şekilde entegre etmeleridir. Büyük resme nasıl uyum sağladıklarını anladıklarında değişimden kaynaklanan stresi daha az hissedeceklerdir.
Proaktif olmak
Proaktif olmak, bir durumun gerçekleşmesini bekleyip sonra ona tepki vermek yerine harekete geçmek için inisiyatif almak anlamına gelir. Proaktif insanlar fırsatları tanıma ve benimseme, aksiliklerden kaçınma ve engelleri aşma konusunda iyidirler. Proaktivite, ergenlik çağındaki çocuğunuz yetişkinliğe geçiş sürecinde başarı için gerekli bir özelliktir. Lise hayatı boyunca bu özelliğe sahip olmak onu sosyal kulüplerde ve üniversite yaşamında ve sonrasında öne taşır. Bir genç olarak, pek çok farklı önceliği dengelemek ve geleceğinize hazırlanmak zorunda kalmak bunaltıcı olabilir. Hayat çok stresli gelmeye başladığında ilgisizlik ve hatta uyuşukluk durumuna düşmek normal bir başa çıkma mekanizmasıdır. Proaktivite bir gencin en yararlı davranış özelliklerinden biridir çünkü durumları kontrol etmek cazip bir durumdur ve çocuğunuzun motive kalabilmesine yardımcı olur. Ev yaşamına ilişkin basit beklentilerle yola çıkarak çocuğunuzun daha proaktif olmasına yardımcı olabilirsiniz. İşlerin ne zaman yapılması gerektiğini anlamak için sağduyularını ve inisiyatiflerini kullanacaklarına güvendiğinizi söyleyin. Yavaş yavaş siz sormadan bunu yapmaya başlayacaklar.
Anlayışlı ve algıları açık olmak
Algılayıcı olmak, etrafınızda olup bitenlerin farkında olmak ve anlamakla ilgilidir. Gençlerin kendi dünyalarına kapılma alışkanlığı olsa da, günümüzün gençleri küresel ölçekte olup bitenlerin her zamankinden daha fazla farkındalar. Çocuğunuzun bilgiyi sindirme yollarını düşünün. Podcast’ler, sosyal medya, müzik ve yayın hizmetleri aracılığıyla TV’de sürekli olarak haber ve fikirleri görüyor ve duyuyorlar. Her gün birçok bilgiyi özümsüyorlar. Soru şu: Anlıyorlar mı? Algılayıcı insanlar sürekli olarak yeni bilgilere açıktır. Bunu nasıl özümseyeceklerini, anlayacaklarını ve hayatlarıyla nasıl ilişkilendireceklerini bilirler. Bir ortamı okuyabilir ve başkalarının duygularını tanıyabilirler. Çocuğunuzu çeşitli sosyal ve resmi durumlarda başkalarının duygularını ve amaçlarını tanımaya teşvik ederek daha anlayışlı olmasına yardımcı olabilirsiniz. Haberlerde veya panel programında yer alan bir münazarayı veya tartışmayı birlikte izleyin. Çocuğunuzdan çeşitli bakış açılarını özetlemelerini ve mevcut duygular üzerinden konuşmalarını isteyin. İnsanların neden belirli bir şekilde hissettiğini veya davrandığını tartışmak, sosyal dinamikleri anlamalarına ve gelecekte bu tür durumlara nasıl yaklaşmaları gerektiğini anlamalarına yardımcı olacaktır.
Kaynak: The University of Queensland. “How to teach your teenager emotional intelligence?” (2023) Şuradan alındı: https://study.uq.edu.au/stories/how-teach-your-teenager-emotional-intelligence
Her gencin öğrenmesi gereken yaşam becerileri
Genç insanların yetişkin yaşamına hazırlanırken bilmesi gerekenler!
7
Bavul toplamak Şöyle dediğinizi duyar gibiyiz; “Bavul toplamakta ne var?” Genç insanların hava durumuna göre giyinme konusunda pek de dikkatli olmadığını hesaba katarsak, doğru valiz hazırlama taktiklerini onlara öğretmek hiç de kötü bir fikir değil. Hava koşullarına ve girilecek ortamlara uygun giysiler seçmek, onları fazla kırışıklığa sebep olmadan katlamak, doğru sırayla yerleştirmek, iç çamaşırı ve aksesuar gibi malzemeleri giysilere karıştırmadan yerleştirmek, ilaç ve kişisel bakım malzemelerinin ambalajlarını sıkıca kapatmak, kirli torbası bulundurmak gibi birçok detayı çocuğunuzla birlikte gözden geçirebilirsiniz.
Çamaşır yıkamak Siyah-beyaz ve renklileri ayırmak, çamaşırları uygun sıcaklıkta yıkamak için etiket okumak, deterjan ve çamaşırları uygun gözlere koymak… Çamaşır yıkamaya dair ne çok detay var, değil mi? Ancak bunları öğretmek, özellikle çalışan anne-babalar için hayat kurtarıcı olmakla birlikte genç insanlara önemli bir yaşam becerisi kazandırır. Kendi çamaşırını yıkamak temel özbakım becerilerinden biri sayılabilir. Dış görünüşüne önem verdiği kadar giydiği kıyafetlerin bakımına da özen göstermek önemlidir. Giysilere zarar vermeden onları temizlemek de… Özellikle öğrenci evi, yurt veya misafir evine kalmaya gidecek olan gençler için çamaşır yıkamayı öğrenmek şarttır. Elbette ütü yapmayı öğrenmek de…
Bir tariften yemek yapmak Bir yemeğin sofraya nasıl geldiğini bilselerdi, pişirdiğiniz yemeklere bu kadar burun kıvırmazlardı… Çocuklar küçük yaştan itibaren onlara uygun araç-gereçlerle bazı yemekleri yapmayı öğrenebilir. Genç bir insan bıçak kullanma konusunda artık yetişkinle aynı becerilere sahiptir. Sadece biraz pratiğe ihtiyacı vardır. Alışveriş aşamasından başlayın ve birkaç saatinizi genç çocuğunuza yemek yapmayı öğretmeye ayırın. Makarna yapmaktan daha fazlasından bahsediyoruz. Soğan doğramak ve kavurmak, sebze yıkayıp doğramak, bıçak ve sebze soyucu kullanmak gibi beceriler aslında çok küçük yaşlarda edindikleri becerilerle yapılabilir. Yemek yapmanın püf noktalarını ona öğrettikten sonra kesme tahtasını yıkamak, tezgâhı temizlemek ve ortalığı toparlamak konularında da bilmesi gerekenleri ona aktardıktan sonra aradan çekilin ve onun hazırladığı bir yemeği yemenin keyfini çıkarın. Onu tebrik ederek motive etmeyi sakın ihmal etmeyin.
Gerçek bir ev temizliği yapmak Elektrik süpürgesini çalıştırmak, uygun süpürge uçlarını takmak ve hatta iş bittikten sonra süpürgenin içini boşaltmak… Kulağa çok mu geliyor? Yoğun bir ders programının üstesinden gelen lise ve üniversite öğrencileri elbette yaşadıkları mekânı temizlemeyi öğrenebilir. Temizlik sırasını, hijyenik temizliğin püf noktalarını lafı fazla uzatmadan, uygulamalı olarak çocuğunuza öğretmeniz önemlidir. Yerleri paspaslamak, toz almak, lavabo ve tuvaletleri ovmak küçük yaştan itibaren öğrenebilecekleri becerilerdir. Nevresimleri rutin olarak değiştirmek, çıkarılabilir koltuk kılıflarını yıkamak, perde yıkamak… Bunların hepsi öğrenilebilir. “İyi yapamıyor” diye düşünürseniz hiçbir zaman öğrenemez. Ona temizlik bezini verin ve arkanızı dönün!
Toplum içinde yaşamak Bireyselleşme son yıllarda önemli olsa da toplum içinde yaşadığımızı unutmamak gerek. Birey, toplum içinde birey haline gelebilir! İnsanı diğerlerinden farklılaştıran ve öne çıkaran şeylerden bazıları, toplum içinde ortaya koyduğu imajıyla bağlantılıdır. Göz teması kurmak, el sıkışmak, selamlaşmak, hatırını soranlara cevap vermek, nazikçe teşekkür etmek, yaşlılara yer vermek ve kapıyı açmak; toplum içinde yaşayan kişilerin bilmesi gereken temel becerilerdir. Kimseyle samimi olmak zorunda olmadığını ama güvenli bir mesafede kalarak da nazik olabileceğini çocuğunuza öğretin. Komşularla selamlaşmak bile ihtiyaç olduğunda kapısını çalacağı insanların olmasını sağlar. Bu da yaşam boyu ihtiyacımız olan bir şeydir.
Temel para yönetimi becerileri Nakit para kullanımının oldukça azaldığı bir dönemdeyiz. Birçok insan çocuğuna nakit olarak harçlık verse de kart kullanımı üniversite döneminde oldukça yaygın. Özellikle de okumak için farklı şehirlere giden gençler için para yönetimi önemli bir beceri. Para transferi yapmak, teknik aksaklıklarla baş etmek, aylık bütçeyi yönetmek, ihtiyaçları önceliklendirmek genç insanların para yönetiminde öğrenmesi gereken temel becerilerdir. Artık bir klasik haline gelen “İstek mi, ihtiyaç mı?” sorusunu sık sık kendilerine hatırlatın. Kısıtlı bütçe ile yaşamak, diğer yandan sosyal medyada görülen renkli hayatlara özenmek sadece gençleri değil yetişkinleri de zorlayan bir durum. İhtiyaçlarının neler olduğunu doğru şekilde değerlendirmesi, ara sıra kendini ödüllendirebilecek şekilde bütçesini yönetmesi, arkadaşlık ilişkileri içindeki para tutumunu belirlemesi için ona rehberlik edin. Zaman zaman hata yapması ihtimaline açık olun.
Zaman yönetimi Hangimiz zaman yönetiminde gerçekten başarılı olduğumuzu iddia edebiliriz ki? Hızlı hayatlar yaşıyoruz ve dikkatimizi dağıtacak birçok etkinin altındayız. Genç insanlar da öyle! Küçük yaşlardan itibaren “Hadi”leyen bir ebeveyn iseniz, çocuğunuz gençlik yıllarına geldiğinde adeta saç baş yolabilirsiniz. Zamanını yönetmeyi geç kalarak ve bunun sonuçlarına katlanarak öğrenmelidir. Çocuğunuzun yetişkinler dünyasında kendine yer edinebilmesi için, davranışlarının sonuçlarını yaşaması gerekir. Bir derse geç mi kalıyor? Ona tek bir hatırlatma yapın ve sabırla bekleyin. “Hadi, geç kalacaksın” cümlelerini sürekli tekrar etmenin etkisi olmadığını çoktan öğrenmiş olmalısınız. Geç kalmayı kendi başına yaşamalı, otobüsü kaçırmalı, tutamadığı ders notlarının peşine düşmelidir. 10 dakika daha erken kalkmak, eşyalarını akşamdan hazırlamak, güne hazırlanırken telefonu uzağında tutmak gibi küçük taktikleri ona hatırlatabilirsiniz. Gerisini ona bırakın.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Doğu at ensefaliti virüsü nedir?
Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl yalnızca birkaç vaka ile rapor edilen doğu at ensefaliti (eastern equine encephalitis) virüsü, enfekte bir sivrisinek ısırığıyla insanlara yayılır. Çoğu vaka ABD’nin doğu veya körfez kıyısı eyaletlerinde görülür.
Nadir olmasına rağmen doğu at ensefaliti çok ciddidir. Doğu at ensefaliti olan kişilerin yaklaşık %30’u hayatını kaybeder ve hayatta kalanların çoğunda kalıcı nörolojik sorunlar oluşur. Doğu at ensefalitinin belirtileri ateş, baş ağrısı, kusma, ishal, nöbetler, davranış değişiklikleri ve uyuşukluğu içerebilir.
Doğu at ensefalitini önleyecek aşı veya tedavi edecek ilaç yoktur. Sivrisinek ısırıklarını önlemek, doğu at ensefaliti virüsü ile enfeksiyon riskinizi azaltmanın bir yoludur.
Doğu at ensefaliti nasıl bulaşır?
Hastalık, Kuzey Amerika ve Karayipler’de bulunan bir virüsten kaynaklanır. Yakından ilişkili bir virüs olan Madariaga virüsü (eskiden Güney Amerika doğu at ensefaliti virüsü olarak biliniyordu), öncelikle Orta ve Güney Amerika’daki atlarda hastalığa neden olmaktadır.
Nasıl yayılır?
Doğu at ensefaliti virüsü, tipik olarak tatlı su sert ağaç bataklıklarında bulunan sivrisinekler ve kuşlar arasındaki ortamda dolaşır. İnsanlar ve diğer bazı hayvanlar (örneğin atlar), hem kuşları hem de hayvanları besleyen farklı sivrisineklerden (köprü vektörleri olarak bilinir) sıklıkla enfekte olurlar. İnsanlar ve atlar “çıkmaz” konakçılar olarak kabul edilir. Bu, hastalansalar bile virüsü kendilerini ısıran sivrisineklere yaymadıkları anlamına gelir.
Doğu at ensefaliti önleme ipuçları
Doğu at ensefaliti virüsü, enfekte bir sivrisinek ısırığı yoluyla insanlara yayılır. Sivrisinekler gece ve gündüz ısırırlar. Doğu at ensefaliti virüsü enfeksiyonunun meydana geldiği bir yerde vakit geçiren herkes risk altındadır. Doğu at ensefalitini önleyecek insan aşısı veya ilacı yoktur. Doğu at ensefalitini önlemenin en iyi yolu kendinizi sivrisinek ısırıklarından korumaktır.
Virüsün görüldüğü bölgelere seyahat edecekseniz;
Kaynak: CDC. “Eastern equine encephalitis virus” (2024). Şuradan alındı: https://www.cdc.gov/eastern-equine-encephalitis/about/index.html
Sivrisinek ile bulaşıyor: Batı Nil Virüsü
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uzmanlar adet döngüsünün farklı evrelerinde etkin olan farklı hormonların kadınları farklı şekillerde etkileyebileceğini belirtiyor. Adet döngüsü, sosyal yaşamınız üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Bu döngüyü anlamak ve buna göre hareket etmek, sosyal ilişkilerinizde daha dengeli ve tatmin edici bir deneyim yaşamanıza yardımcı olabilir.
1. Menstruasyon: Yalnızlık ihtiyacı
Adet döneminin kanama ile başlamasıyla birlikte, vücuttaki östrojen ve progesteron hormonu seviyeleri en düşük noktalarına ulaşır. Östrojen, enerjiyi ve ruh halini artıran bir hormon olarak bilinir. Bu hormonun düşük seviyeleri, birçok kadının kendini daha yorgun, bitkin ve sosyal olarak daha az aktif hissetmesine neden olabilir.
Progesteron ise genellikle sakinleştirici bir etkiye sahiptir, ancak bu hormonun düşük seviyeleri, artan anksiyete ve uyku sorunlarıyla birlikte gelebilir. Bu dönemde birçok kadın, sosyal etkinliklerden kaçınmayı ve yalnız kalmayı tercih edebilir.
2. Foliküler evre: Enerji ve sosyallik zirvesi
Adet dönemi sona erdikten sonra başlayan foliküler evre, enerji ve sosyal etkileşim arzusunun zirveye ulaştığı bir dönemdir.
Östrojen seviyesi bu dönemde artmaya başlar ve bu da ruh halini, enerjiyi ve sosyal becerileri olumlu yönde etkiler. Kadınlar bu dönemde daha girişken ve sosyal olabilirler, bu nedenle bu evre sosyalleşmek, daha dışa dönük olmak ve etkinliklere katılmak için en uygun zamanlardan biridir.
3. Ovülasyon: Sosyal güçlenme
Yumurtlamanın gerçekleştiği ovülasyon dönemi, foliküler evrenin zirve yaptığı noktadır ve östrojen ile birlikte testosteron da en yüksek seviyelere ulaşır. Bu hormonlar, kadınların kendilerini enerjik, özgüvenli ve sosyal hissetmelerine katkıda bulunur. Bu nedenle, bu evrede kadınlar sosyal etkinliklerde kendilerini daha güçlü ve etkileyici hissedebilirler. Sosyal çevreyle etkileşim kurmak, bu dönemde genellikle daha keyifli ve verimli olabilir.
4. Luteal evre: Dinlenme zamanı
Luteal evre, ovülasyon sonrasında başlar ve adet dönemine kadar devam eder. Adet öncesi evre olarak da bilinen bu dönemde progesteron seviyesi yükselir ve östrojen seviyesi düşmeye başlar. Bu hormonal değişiklikler, enerjinin azalmasına, ruh halinde değişikliklere ve hatta uyku problemlerine yol açabilir. Luteal evre, genellikle sosyal etkinliklerden çekilme ve içe dönme eğiliminin arttığı bir dönemdir. Kadınlar bu dönemde daha fazla dinlenmeye ihtiyaç duyabilirler.
Adet döngünüze göre sosyal becerilerinizi destekleme ipuçları
1. Döngünüzü tanıyın: Adet döngünüzün hangi evresinde olduğunuzu bilmek, sosyal planlarınızı buna göre ayarlamanıza yardımcı olabilir. Örneğin, enerjinizin yüksek olduğu foliküler evrede daha fazla sosyal etkinlik planlayabilirsiniz.
2. Esnek olun: Sosyal etkinliklerinizi döngünüze göre planlarken esnek olun. Luteal evredeyseniz ve enerjiniz düşükse, planlarınızı yeniden gözden geçirmekten çekinmeyin.
3. Yalnızlığa zaman ayırın: Özellikle adet dönemi ve luteal evrede, kendinize zaman ayırarak dinlenmek ve içsel olarak yeniden şarj olmak önemlidir. Bu, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığınızı korumanıza yardımcı olabilir.
Yön bulma yetenekleriniz regl döngünüze bağlı
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bitkileri öldüren şey her şeyden önce köklerinin sökülmesidir, bu nedenle malç yayarak bitki köklerini koruyun. Kök bölgesinin etrafındaki yaklaşık 10 cm genişliğinde bir katman, bitkiyi şiddetli yağmurdan sonra soğuktan koruyacaktır. Malçları bitkinin yapraklarından en az 10 cm uzakta tutun.
Bazen yağışlı havalar toprağın bahçenizden taşmasına hatta komşu bahçelere bile taşınmasına neden olabilir. Bitkilerinizin etrafında çok fazla toprak birikmişse, gerektiği gibi temizleyin. Ayrıca çok fazla yer değiştirme meydana gelmişse toprağınızı doldurmanız gerekebilir. Herhangi bir kök açığa çıkmışsa bu bir işarettir. Toprağı yalnızca orijinal seviyesine kadar doldurun; daha yüksek olursa bitkilerinizin çürümesine neden olabilirsiniz.
İlginizi çekebilir: Rüzgardan ve fırtınadan korunma yolları
Rüzgâra dair bilgelik taşıyan 12 atasözü
Sabitleme yapın
Yaşadığınız bölge, sürekli şiddetli rüzgârlar alan bir bölge olmasa da son yıllarda sayısı artan ani hava olayları ve şiddetli fırtınalar birçok konuda önlem almayı gerektirir hale geldi. Kuvvetli rüzgarlar yeni dikilen ağaçları, çalıları ve benzeri bitkileri parçalayacak kadar güçlü rüzgârlara sebep olabilir. Yakın zamanda bu tür bitkileri ektiyseniz, onları yere 2 ila 3 metrelik kazıklar çakarak sabitleyin. Yere çaktığınız kazıkların rüzgârlarla sökülmeyecek derinlikte olmasına dikkat edin. İpler bitkiye ve sonrasında kazıklara bağlanmadan önce, kazıkların bitkiden uzağa doğru açılı biçimde yerleşmiş olması gerekir.
Yağmur geçtikten sonra birçok bitkiniz yağmurun şiddeti altında eğilmiş ve biraz düzleşmiş görünüyor olabilir, ancak kırılmadıkları sürece kısa sürede tekrar ayağa kalkabilirler. Eğer küçük ağaçlarınız biraz dengesizse, kök sistemleri yeniden toprağa dönene kadar onları bir süreliğine kazıklayabilirsiniz. Kırılmış bir ağacınız varsa bir botanik uzmanına danışmanızda fayda vardır.
Bitkilerinizi kaplayın
Yağmur, çiçeklerinizin büyümesi için iyidir, ancak hiçbir çiçeğin şiddetli bir yağmur fırtınasından alacağı darbeye dayanması gerekmez. Çiçeklerinizin zarar görmesini önlemek için onları ters çevrilmiş saksı, ağır bir kâse, üzerine ağırlık konmuş kova gibi uygun büyüklükteki kaplarla örtün. Bitkileri örtmek için kullanacağınız kapların zemine tutunacak kadar ağır olduklarından olun. Kapların üzerine kaya parçaları, çimento blokları ve tuğlalar koymak işinize yarayabilir.
Bitkilerinizi sarın
Bazı bitkileri çuval bezi gibi güçlü ve sağlam bir kumaşa sarmak onları yağmurlu ve rüzgârlı havanın zarar verici unsurlarından koruyacaktır. Daha büyük bitkileri, asmaları ve çalıları çuval bezine sarabilir ve ihtiyacınız varsa bir çerçeve oluşturmak için bahçe kazıklarını kullanarak kalın bir ip ile bağlayabilirsiniz. Yeni dikilen ağaçların en azından gövdeleri sarılmalıdır, ancak korumayı sağlamak için çerçevenin ağaçtan yaklaşık bir ayak yüksekliğinde direklerden yapılması gerekir.
Büyüleyici doğa olayları
Çok nadir olarak rastlanan inanılmaz doğa olayları…
33
Renkli bulutlar Bu görüntü, güneş kalın bir bulutun arkasında kaldığında ve yakınlarında da daha ince bir bulut bulunduğunda oluşur. Güneşin konumuna göre bulutlar renkli gözükebilir. Genelde pastel renkler gözlemlense de canlı renklerin de oluştuğuna rastlanmıştır.
Kar tekerlekleri Rüzgarlar tarafından oluşan bu kütleler yuvarlandıkları yerlerde etraflarında olan cisimleri de içlerine katarak büyürler. 60 santimetreye kadar büyüyenleri gözlemlenmiştir.
Bulut kümeleri Yerden yükselen sıcak havayla karşılaşan soğuk havanın oluşturduğu bu ilginç kümeler 15 dakikadan birkaç saate kadar gökyüzünde gözlemlenebiliyor.
Aziz Elma ateşi Işıklı ve sesli olarak elektrik boşalması da bilinen Aziz Elma ateşi, genellikle fırtınalardan önce gözlemlenir. Bunun dışında bir hava aracının ön tarafının bir buluta girmesi durumunda da ortaya çıkabilir.
Nur Denizde su damlacıklarının yüzük şeklinde oluşturduğu ve gökkuşağı renginde olan ve nur olarak da bilinen bu yüzükler genellikle ışık kırılmasından kaynaklanarak oluşur. Bu görüntüyü daha güzel izlemek için denize bir tepeden ve arkanıza güneşi veya ayı alarak bakmnızı öneririz.
Top şimşek Oluşum sebebi bilinmeyen top şimşeğin gök gürültülü fırtına halinde ortaya çıktığına inanılmakta. Bazı kişiler bunun gerçek şimşek olmadığı ve insanların gözlerinde kendiliğinden oluşan şimşeklerle bunu karıştırdığı düşünülse de fotoğraf ve videolara top şimşeğinin gerçek olduğunun kanıtı!
Işık halkası Bu halka güneşin, ayın ve hatta sokak lambalarının etrafında oluşan parlak yüzük şeklinde ışıklardır. Güneş ışığının atmosferde belirli bir rakımda bulunan buz kristalleriyle etkileşime girmesi sonucu oluşurlar.
Su altı buz sarkıtı Bu sarkıtlar deniz altında kristal gibi görünürler. Denizin tuzlu suyu buzulun üstüne çıkıp tekrar geri sızdığında oluşan bu muhteşem görüntü, sadece düşük sıcaklık olan yerlerde oluşabilir. Bu yüzden de bu sarkıtlar sadece kuzey ve güney kutbu etrafındaki okyanuslarda gözlemlenebilir.
Serap Serap, ışık ışınları değişik sıcaklıktaki hava katmanları arasında büküldüğünde oluşur. Bu durumda ışınlar uzaktaki cisimleri yer değiştirmiş olarak gösterebilir veya gökyüzünün yansımasını oluşturabilir. Fotoğrafta su varmış gibi görünmesinin sebebi ise sadece gökyüzünün görüntüsünün çok yüksek sıcaklıktaki kuma yansımasıdır.
Işıltılı Dalgalar Canlı organizmaların kimyasal enerjiyi ışık enerjisine dönüştürmesi sonucu oluşan Biyoluminesans olayı, bazı sularda ışıl ışıl görüntüler meydana getiriyor. Sudaki minik canlılar olan planktonların bu yeteneği ve suların hareketi sayesinde ortaya çıkan görüntü aslında gerçek bir “yakamoz”.
Taşlaşan Hayvanlar Tuz oranı aşırı derecede yüksek olan bazı göller, nereye geldiğinden habersiz bazı kuşların suya dalıp çıktıktan sonra tamamen kireçlenerek taşa dönmesine neden oluyor! (Fotoğraf: Nick Brandt)
Deniz Yüzeyi Kristalleri Kutuplarda denizin üzerinde, atmosferin deniz yüzeyinden çok daha soğuk olduğu zamanlarda resimdeki buz kristalleri oluşuyor.
Işık Sütunları Sadece çok soğuk bölgelerde görülebilen Işık Sütunları, havadaki buz kristallerinin ayın ya da batan güneşin ışığını yansıtmasıyla oluşuyor.
Yürüyen Taşlar California’daki Death Valley’de esrarengiz bir şekilde taşlar hareket ediyor! Arkalarında uzun izler bırakarak adeta ‘yürüyen’ bu taşların hareketinin sebebinin kışın kayaların üzerindeki buz kristallerinin sıcak yüzeyde kayması sonucu meydana geldiği tahmin ediliyor.
Turkuaz Buz Rusya’da Baykal Gölü buz tuttuğunda üzerinde turkuaz renginde parlayan buz kütleleri oluşuyor. Yağan karın örttüğü buz suyun ve gökyüzünün rengini mükemmel bir biçimde yansıtıyor.
Bitmeyen Fırtına Catatumbo Şimşekleri, Venezuela’da Catatumbo Nehri ile Marakaibo Gölü’nün buluştuğu yer üzerindeki bulutlarda meydana gelen inanılmaz bir doğa olayı. Deniz seviyesinden 5 kilometre yükseklikte oluşan fırtına yılda ortalama 160 defa, günde on saat, saatte 280 defa izlenebiliyor.
Büyük Mavi Çukur Orta Amerika’nın en güzel ülkelerinden olan Belize’deki bu muhteşem çukur, dalış meraklılarının gözdesi. Yaklaşık 0,4 km çapında ve 145 metre derinliğinde olan deliğin bu kadar koyu gözükmesinin nedeni tam yuvarlak olan şekli ve derinliği.
“Dalga” Arizona ve Utah sınırında 4.8 km yürümeyi göze alabilirseniz bu enteresan kayaları görmeniz mümkün. “The Wave” olarak bilinen bölgedeki masalsı görüntü, 190 milyon yıllık kum tepeciklerinin kırmızı kayaya dönüşmesi sonucu oluşmuş.
Cehennem Kapısı Türkmenistan Derweze’de bulunan, 1971’de Rus bilim adamları tarafından keşfedilen kuyu yaklaşık 70 metre çapında. Kuyudan metan gazı çıktığını tespit eden araştırmacılar çevreyi korumak için kuyuyu ateşe verdiler ve o gün bu gündür, Cehennem Kapısı, alev alev yanıyor.
Volkanik Şimşekler Magma ve külden yayılan kabarcıklarda yüksek oranda elektrik yükü bulunmasından kaynaklandığı düşünülen volkanik şimşekler, yeterince korkutucu gözüken volkanik patlamalara daha dehşetli bir görüntü katıyor.
Moeraki Kayaları Yeni Zelanda’da görülen bu küre şeklindeki kayalar, 60 milyon yıllık rüzgar ve su hareketlerinin eseri.
Buhar Kuleleri İzlanda’da Hverir bölgesindeki jeotermal aktivitelerin sonucu, buhar ve gazların dansıyla oluşan kuleler, Kuzey Işıklarıyla birlikte seyredildiğinde bu dünyada değilmişsiniz gibi hissettiriyor.
Bazalt Sütunları Milyonlarca yıl önce patlayan volkanlardan yayılan lavların soğumasıyla oluşan bu kayalar, denizin ve iklimin de etkisiyle sütuna benzer yapılar oluşturmuş.
Buz Mağaraları Mağara yüzeyindeki suların donmasıyla oluşan buz mağaraları fotoğrafçılar için bulunmaz nimet. Yoğun buzun içinde çok az hava kabarcığı bulunuyor ve bu sayede buzlar ışığı mükemmel bir şekilde absorbe ediyor. Bu sayede ortaya bu inanılmaz, masmavi görüntüler çıkıyor.
Ateşli Gökkuşağı Yükseklerdeki bulutlarda bulunan buz kristallerinin ışığı yansıtması sonucu gökyüzünün sadece belirli bir kısmını kaplayacak şekilde bu gökkuşakları oluşuyor. Yansıma bazen o kadar büyük olabiliyor ki, ufka paralel tüm gökyüzünü kapladıkları da görülmüş.
Mariana Çukuru Yaratıkları Büyük Okyanus’ta Japonya ve Endonezya arasındaki bölgede bulunan Mariana Çukuru, 69 kilometre çapında. Derinliği ise yaklaşık 11 bin metre! Bu kadar derin suda ve karanlıkta yaşayan okyanus canlıları da anlaşılmaz görünümleriyle dikkat çekiyor.
Gökkuşağı Dağları Çin’deki Zhangye Danxia Landform Jeolojik Parkı’nda görebileceğiniz bu rengârenk dağlar, 24 milyon yıldır renkli kum taşları ve minerallerin bir araya gelip sıkışması ile oluşmuş.
Sedef Bulutları (Nacroeus Bulutları) Stratosferde, yerden yaklaşık 25 kilometre yukarda oluşan bu rengârenk bulutlar, rüzgâr ne kadar hızlı eserse essin sabit kalıyorlar. Çok nadir görülen Sedef Bulutları -80 derece sıcaklıklarda oluşabiliyor.
Kırmızı Yengeç Göçleri Avustralya’ya bağlı bir ada olan Christmas Adası’nda her yıl, 120 milyon yengecin göçü izlenebiliyor. Ekim ve Kasım aylarında gerçekleşen göç sırasında yollar kapatılıyor, herkes yengeçlere yol açıyor!
Metan Baloncukları Buzun içinde sıkışan metan gazı kabarcıkları, buzla kaplı alanlarda enteresan görüntüler oluşturuyor.
Örümcek Ağı Saldırısı Avustralya’da aşırı yağışlardan sonra örümcekler, her yeri örümcek ağlarıyla kapladılar. Bilim insanlarının hala tam olarak açıklayamadığı bu davranışın nesillerini koruma içgüdüsünden kaynaklanabileceğini düşünüyor.
Beyaz Gökkuşağı Yoğun siste oluşan Beyaz Gökkuşağı da çok ender görülen doğa olaylarından. 2011 yılında Kuzey Kutbu’nda fotoğraflanan Beyaz Gökkuşağı’nın sisteki yoğunluktan dolayı sadece beyaz rengi yansıtabildiği söyleniyor.
Kral Kelebeği Göçleri Her yıl sıcaklıkların düşmesiyle Güney Amerika ve Meksika arasında göç eden Kral Kelebekleri, dağ ormanlarındaki ağaçlarda saklanarak kış uykusuna yatıyor. Diğer kelebek türlerine göre ömürleri daha uzun olan kelebekler, her yıl göç rotaları üzerinde inanılmaz görüntüler oluşturuyor.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hayat filminin konusu nedir?
Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden biri kabul edilen Zeki Demirkubuz’un 2023 yapımı filmi Hayat, Zeki Demirkubuz’un “Hayat” filmi, kendisine dayatılan hayatı kabul etmeyip evinden kaçan genç bir kız olan Hicran’ın hikayesini konu alıyor. 3 saat 13 dakikalık süreye sahip filmin teması kaçış ve aşk üzerine. Hicran, babasının zoruyla nişanlısı Rıza’dan uzaklaşarak İstanbul’un sokaklarında kaybolur ve burada gerçeği bulmak için mücadele eden bir adamla karşılaşır. Zeki Demirkubuz’un karakter derinliği ve insan psikolojisine odaklanan anlatımı ile karakterize olan film; kaçış ve özgürlük, aşk ve ilişkiler, kimlik arayışı, yalnızlık ve izolasyon, gerçeklik ve hayal temalarını bir arada işliyor.
Hayat filminin oyuncuları kimler?
Türkiye’nin 97. Oscar ödülleri adayı “Hayat” filminde yer alan başlıca oyuncular şunlar;
Yönetmen Zeki Demirkubuz’un başlıca filmleri
Masumiyet (1997): Aşk, ihanet ve insan ilişkileri üzerine derin bir incelemedir.
Yazgı (2001): Albert Camus’un “Yabancı” romanından esinlenerek yapılan bir uyarlamadır.
İtiraf (2001): Bir adamın geçmişiyle yüzleşmesini ve içsel çatışmalarını konu alır.
Bekleme Odası (2003): Hayatın anlamı ve insan ilişkileri üzerine düşündüren bir filmdir.
Kader (2006): Aşk ve kader temalarını işleyen bir drama filmidir.
Yeraltı (2012): Dostluk, yalnızlık ve insanın içsel dünyası üzerine bir filmdir.
Sarmal (2019): İnsan ilişkilerinin karmaşıklığını ve bireyin içsel çatışmalarını ele alır.
Oscar rekortmeni 10 film
Oscar Ödül Töreni heyecanı yaklaşırken çeşitli dallarda Oscar ödüllerini toplayan filmlere göz atıyoruz…
10
1- Titanic (1997) James Cameron’un yönettiği, başrollerinde Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet’ın yer aldığı gişe rekortmeni film Titanic, 1998 Oscar Ödül Töreni’nde 14 dalda aday oldu ve En İyi Film ve En İyi Yönetmen ödülleri de dâhil olmak üzere ödüllerin 11’ini kazandı.
2- The Lord of the Rings: The Return of the King (Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü) (2003) Fantastik sevenlerin baş tacı olan The Lord of the Rings serisinin üçüncü filmi The Return of the King En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo da dâhil olmak üzere toplam 11 dalda Oscar ödülüne layık görüldü.
3- Ben-Hur (1959) Hristiyanlığın hikâyesini anlatan film Ben Hur, 1960 Oscar Ödülleri’nde 12 dalda aday olmuş ve 11 ödülü kazanmıştır. William Wyler’ın yönettiği film aynı zamanda sinema tarihinin en yüksek bütçeli yapımları arasında sayılıyor. Ben-Hur filminin 4 dalda da Altın Küre ödülü bulunuyor.
4- West Side Story (Batı Yakası Hikayesi) (1961) Jerome Robbins ve Robert Wise’ın yönettiği West Side Story, 1961 Oscar Ödülleri’nde 11 dalda ödüle aday gösterilmiş ve 10 dalda ödül kazanmıştır. Müzikal kategorisinde Altın Küre ödülü de bulunan film, gelmiş geçmiş en iyi müzikaller arasında sayılıyor.
5- The English Patient (İngiliz Hasta) (1996) Anthony Minghella’nın yönettiği dram, 12 dalda Oscar’a aday gösterildi ve ödüllerin 9’unu topladı. 1997 yılındaki Altın Küre Ödülleri’nde de En İyi Film ödülünü alan yapım, Michael Ondaatje’nin aynı adlı romanından uyarlanmıştı.
6- Gigi (1958) Vincente Minnelli’nin yönettiği müzikal Gigi, En İyi Film ve En İyi Yönetmen de dâhil olmak üzere 9 dalda Oscar kazandı.
7- The Last Emperor (Son İmparator) (1987) Bernardo Bertolucci’nin yönettiği The Last Emperor, Çin Halk Cumhuriyeti kurulmadan önceki son Çin İmparatoru Pu-Yi’nin hikayesini anlatıyor. 9 dalda ödüle aday gösterilmiş ve 1988 yılında düzenlenen Oscar Ödül Töreni’nde 9 ödülü de almıştır.
8- Gone with the Wind (Rüzgar Gibi Geçti) (1939) Sinema tarihinin en kült aşk filmlerinden biri olarak kabul edilen Gone with the Wind, 9 dalda Oscar Ödülü kazandı. Clark Gable ve Vivien Leigh’in başrollerini paylaştığı film, Amerika’daki iç savaş sırasında yaşananlara ışık tutuyor.
9- From Here to Eternity (İnsanlar Yaşadıkça) (1953) Fred Zinnemann’ın yönettiği ve başrollerini Burt Lancaster, Deborah Kerr ve Montgomery Clift’in paylaştığı From Here to Eternity, 1954 Oscar Ödül Töreni’nde aday gösterildiği 8 dalda Oscar Ödülü kazandı.
10- On the Waterfront (Rıhtımlar Üstünde) (1954) Elia Kazan’ın yönettiği ve başrolünde unutulmaz jön Marlon Brando’yu seyrettiğimiz On teh Waterfront, 8 dalda Oscar Ödülü’ne layık görülmüştü.
Haber Kaynak : HTHAYAT.HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Çorum’dan 25 Ağustos Pazar günü ailesiyle Samsun’a gezmeye gelirken Kavak ilçesinde geçirdikleri trafik kazasında annesi ve kardeşini kaybeden Esmanur Arslan’ın tedavi gördüğü Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde dün beyin ölümü gerçekleşti.
Hastanenin Organ Doku Koordinatörlüğü ekiplerinin görüştüğü ailesi, genç kızın organlarını bağışlama kararı aldı.
Ailenin olumlu yanıtının ardından gerekli yerlere bilgi verilerek genç kızın organlarının alınması için harekete geçildi. Organları çıkartılan Arslan’ın sol böbreği Erzurum, sağ böbreği Ankara, karaciğeri ile 2 göz korneası Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne gönderildi.
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Recep Erik, gazetecilere yaptığı açıklamada, acılı aileye sabır diledi.
Genç kızın beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından aile ile irtibata geçtiklerini ve onların da kızlarının organlarının başkalarına hayat vermesi için organ bağışını kabul ettiğini anlatan Erik, 5 organın alınarak Erzurum, Ankara ve Samsun’daki hastalara nakil olması için gönderildiğini ifade etti.
Esmanur Arslan’ın halası Ferdiye Çamoğlu ise yeğeninin liseyi bitirdikten sonra hayalinin tıp alanında okumak olduğunu belirterek, “Tıbbı sekreter veya hemşire olmak istiyordu. Ama nasip olmadı. Organların toprakta çürümektense bir cana umut olması çok güzel. Aile olarak öyle düşündük ve organlarını bağışladık.” dedi.
Esmanur Arslan’ın çıkartılan organları ambulanslara konulurken halası Çamoğlu ile amcası Ayhan Aslan ve eniştesi Satılmış Hatun gözyaşı döktü.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bergüzar Korel ile Halit Ergenç, ilk çocukları Ali’yi 2010 yılında, Han’ı 2020 yılında ve kızları Leyla’yı ise geçen yıl Kasım ayında kucağına aldı.

YENİ YAŞINI KUTLADI
Ünlü oyuncu bugün 42’nci yaş gününü kutladı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

TEBRİK MESAJLARI YAĞDI
Evinde ailesiyle birlikte bir kutlama yapan ünlü oyuncuya birçok isimden de tebrik mesajı yağdı.

“DOKUNSAN AĞLARIM…”
Özellikle Korel’in yakın arkadaşı Esra Erol’un kutlaması dikkatlerden kaçmadı. Erol paylaşımında, “Bergüz’üm dostum, kardeşim, arkadaşım! Sağlam, cömert, gönül kırmayan, hep yapıcı dostluğun için minnettarım. Çok üzülürken sen vardın, çok gülerken de. Uzaklarda olduğunda daha yakındık. Yaş aldıkça, yıllar geçtikçe ve seni daha ama daha çok seviyorum. İyi ki doğdun güzel suratım. Biraz duygusalım, dokunsan ağlarım. İyi ki…” ifadelerini kullandı.

İşte Bergüzar Korel’in doğum gününden kareler!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından bir kamu hastanesinde bulunan çeşitli ecza depolarından yasadışı ilaç alınıp satıldığı, kaçakyollarla ülke içerisinde ticaretinin yapıldığı, kaçak botoks ve dolgu ürünlerinin güzellik merkezlerinde uygulandığı belirlendi. Bunun üzerine 23.08.2024 tarihinde ise İstanbul merkezli Adana, Kırklareli, Samsun, Kastamonu ve Ankara illerinde 19 şüpheli şahsın yakalanmasına yönelik operasyon başlatıldı. Eş zamanlı yapılan operasyonlarda aralarında 2 doktorunda bulunduğu 18 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alındı. Yürütülen çalışmalarda, ecza deposu olarak kullanılan 2 ayrı adrese ise 24.08.2024 tarihinde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 1 şüpheli şahıs daha yakalanarak gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda ise, bin 547 adet botoks ve dolgu ürünleri ile çeşitli tıbbi malzemeler, 21 adet dijital materyal, 3 gr. uyuşturucu madde, yurt dışı ilaç ihracatına konu evraklar ele geçirildi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İstanbul‘da bir devlet hastanesindeki ecza depolarından aldıkları ilaçları yasadışı yollarla satan kişilere operasyon düzenlendi. İstanbul merkezli 6 ilde düzenlenen operasyonda aralarında 2 doktorun da bulunduğu 19 kişi gözaltına alındı.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında, bir kamu hastanesinde bulunan çeşitli ecza depolarından yasadışı ilaç alınıp satıldığını belirledi. İlaçların kaçak yollarla ülke içerisinde ticaretinin yapıldığını, kaçak botoks ve dolgu ürünlerinin güzellik merkezlerinde uygulandığı belirleyen ekipler şüphelilere yönelik operasyon düzenledi. İstanbul merkez olmak üzere Adana, Kırklareli, Samsun, Kastamonu ve Ankara illerinde 19 şüphelinin yakalanmasına yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda aralarında 2 doktorunda bulunduğu 18 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Çalışmaların devamında ecza deposu olarak kullanılan 2 ayrı adres daha tespit eden ekipler, 1 şüpheliyi daha gözaltına aldı. Şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda ise bin 547 adet botoks ve dolgu ürünleri ile çeşitli tıbbi malzemeler, 21 dijital materyal, 3 gram uyuşturucu madde, yurt dışı ilaç ihracatına konu evraklar ele geçirildi. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
ÇARPICI SONUÇLAR
Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Beytullah Çakal, şekersiz sakız, macun gibi birçok gıdada şeker yerine kullanılan ‘Ksilitol’ün yani Ksilitol şekerin, tatlandırıcı olarak kullanılan özel bir şeker türü olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Kilo vermek isteyenler veya şeker hastası olanlar tarafından yaygın olarak kullanılıyor. ‘Ksilitol’ ve ‘eritritol’ gibi şeker alkolleri, şeker, sakız ve fırınlanmış ürünler gibi işlenmiş gıdalarda şeker yerine kullanılmaktadır”

Doç. Dr. Çakal, ABD ve Avrupa’da 3 binden fazla hasta üzerinde yapılan bir araştırmanın çarpıcı sonuçlarını da paylaştı. Doç. Dr. Çakal, “Katılımcıların kanlarındaki ‘ksilitol’ seviyeleri bir gece aç kaldıktan sonra ölçülmüş. En yüksek seviyelere sahip olanların, en düşük seviyelere sahip olanlara kıyasla 3 yıl içinde kalp krizi, felç geçirme veya ölüm riskinin 2 kat daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır” diye konuştu.

KANDAKİ GLİKOZU BİN KAT ARTIRIYOR
Doç. Dr. Çakal, araştırmacıların ‘ksilitol’ oranı yüksek bir ürün tüketildiğinde kandaki kimyasal seviyelerinin 1000 kat (yüzde 100.000) arttığını ve 4 ila 6 saat boyunca yüksek kaldığını da ortaya çıkardığını söyleyrek: “Daha önemlisi ‘ksilitol’ ile tatlandırılmış bir içecek içtikten hemen sonra kandaki pıhtılaşma riskinin arttığı, ancak şekerle tatlandırılmış bir ürün içtikten sonra bu riskin artmadığı da belirlenmiş oldu” dedi.

KALP HASTALIĞINA YAKALANMA RİSKİ YÜZDE 200
Kolesterol seviyeleri en yüksek yüzde 25’lik dilimde olanların, kolesterol seviyeleri en düşük yüzde 25’lik dilimde olanlara kıyasla kalp damar hastalığına yakalanma riskinin yüzde 30 daha fazla olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Çakal, şöyle konuştu: “Ancak, kan ‘ksilitol’ seviyeleri en yüksek yüzde 25’lik dilimde olanların, ‘ksilitol’ seviyeleri en düşük yüzde 25’lik dilimde olanlara kıyasla kalp damar hastalığı yaşama riski ise yüzde 200 daha fazladır.”

DİŞ MACUNU VE SAKIZDA OLABİLİR
Doç. Dr. Çakal, sakız ve diş macunu gibi ürünlerde de ‘ksilitol’ün bulunduğunu belirterek “Bu durum, içinde ‘ksilitol’ varsa diş macununu atın anlamına gelmez. Ancak yüksek düzeyde içeren bir ürünün tüketiminin kan pıhtılaşması riskini artırabileceğinin farkında olmalıyız. Buna göre kullanmalıyız” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>RAKAMLAR ÜRKÜTÜCÜ
Uluslararası kuruluşların istatistiklerine göre; dünyada her 3 saniyede bir kişide demans geliştiğini söyleyen Uzm. Dr. Onultan, demansın artışı ile ilgili şu rakamlara dikkat çekti: “Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, 2050 yılında dünya genelinde 65 yaş ve üzeri nüfusun 2’ye katlanarak, 2.1 milyar kişiye ulaşması bekleniyor. Bu artışla birlikte, demans ile yaşayan kişi sayısının da 153 milyona ulaşması öngörülüyor.

2023 yılı itibarıyla dünya çapında 55 milyondan fazla demanslı kişi yaşıyor. Bu sayı her 20 yılda bir neredeyse 2 katına çıkarak, 2030 yılında 78 milyona, 2050’de ise 139 ila 153 milyon arasına ulaşacak. Artışın büyük kısmı gelişmekte olan ülkelerde görülüyor. Ayrıca demans, yaşlılar arasında engellilik ve bağımlılığın en önemli nedenlerinden biri.”
İŞİTME ÇOK ÖNEMLİ
Dünya genelinde sağlık hizmetlerinin ve yaşam koşullarının iyileşmesiyle birlikte, insanların yaşam süresinin uzadığını ve bunun da yaşlı nüfusun artmasına neden olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Onultan “Yaşlılık, demans için en güçlü risk faktörlerinden biridir.

Çünkü, yaşlandıkça beyin hücrelerinin hasar görme ve işlevlerini kaybetme olasılığı artar. Yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte hipertansiyon, diyabet ve işitme kaybı gibi diğer demans risk faktörleri de yaygınlaşır ve demans vakalarının artmasına yol açar” diye konuştu.
12 DEĞİŞTİRİLEBİLİR RİSK FAKTÖRÜ
Dünya çapındaki demans vakalarının yüzde 40’ının değiştirilebilir risk faktörlerine bağlı olarak meydana geldiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Onultan, Lancet Tıp Dergisi’nin raporunda yer alan 12 risk faktörünü şöyle sıraladı: “Rapora gör demansın ‘potansiyel olarak değiştirilebilir’ 12 risk faktörü var. Bu faktörler; az eğitim, hipertansiyon, işitme bozukluğu, sigara içmek, obezite, depresyon, fiziksel hareketsizlik, diyabet, düşük sosyal iletişim, aşırı alkol tüketimi, travmatik beyin hasarı ve hava kirliliği.

KOLESTEROLÜNÜZ YÜKSEK VE GÖRME KAYBI VARSA DİKKAT!
Görmekaybı ve yüksek kolesterolün de demans gelişimiyle ilişkili yeni risk faktörleri listesine eklendiğini söyleyen Uzm. Dr. Onultan, “Bunlar önemli yeni kanıtlar. Bu bulgular, demansın önlenmesi ve yönetimi için yeni stratejilerin geliştirilmesine olanak tanıyabilir ve bireylerin yaşam tarzı değişiklikleri yaparak bu risk faktörlerini azaltabileceklerini gösterir. Özellikle görme kaybı ve yüksek kolesterolün beyin sağlığı üzerine olumsuz etkileri olabileceği için bu durumların yönetimi demans riskini azaltmada önemli olabilir” diye konuştu.
AKTİF BİR YAŞAM BENİMSEYİN
DEMANS vakalarındaki artışın değiştirilebilir risk faktörlerine odaklanarak kısmen önlenebileceğinin altını çizen Uzm. Dr. Onultan, “Eğitim seviyesinin artırılması, kan basıncının kontrol altında tutulması, işitme kaybının önlenmesi veya tedavi edilmesi, sigara içmeme, sağlıklı kilonun korunması, depresyonun tedavi edilmesi, fiziksel olarak aktif kalınması, diyabetin yönetilmesi, sosyal iletişimin artırılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, beyin yaralanmalarının önlenmesi ve hava kirliliğinin azaltılması gibi faktörler üzerinde çalışılarak demans riski azaltılabilir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SOĞAN…
Soğan, antibakteriyel özelliklere sahip olduğu için enfeksiyonu önlemeye yardımcı olur. Ortadan ikiye kestiğiniz soğanı sivrisinek ısırığının üzerine yaklaşık 1 dakika uygulayarak kaşıntı hissini ortadan kaldırabilirsiniz.
BUZ UYGULAMASI…
Sivrisinek ısırıklarına karşı buz iyi bir çözüm olabilir. Çünkü buz uygulamak, iltihabı azaltarak kaşıntıyı azaltabilir.
ALOE VERA…
Aloe vera jeli, cilt üzerinde serinletici ve yatıştırıcı bir etki yaratır. Bu da kaşıntıyı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olur.
ISI UYGULAMASI…
Eğer soğuk tedavilerden hoşlanmıyor ya da kokulara karşı hassasiyetiniz varsa sıcak uygulamalar sizin için ideal olabilir. Sıcak su torbası ya da ısıtıcı pedlerle sivrisinek ısırığı olan yere kompres yapabilirsiniz.
ELMA SİRKESİ…
İçeriğindeki asit sayesinde kısa zamanda enfeksiyonlara iyi geldiği bilinen elma sirkesi, sivrisinek ısırığıyla oluşan şişlik ve kaşıntıya iyi gelebilir.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
TAHILLARLA KARIŞTIRIN
Uygun pişirme yöntemi uygulanırsa ve tahıllarla karışım yapılırsa baklagillerin protein kalitesinin daha da yükseldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Alphan, “Böylece tahıllarda sınırlı olan elzem aminoasit lizin, baklagil proteini ile dengelenebilir. Pişirme ile de sindirimi kolaylaşır. Tahıllara baklagil proteini ilave edildiğinde hayvansal proteinin yerini tutabilir” dedi.
HER DERDE DEVA
PROF. Dr. Alphan, kurubaklagillerin sağlığımıza faydalarını ise şöyle sıraladı:
KALP SAĞLIĞINI KORUYUCU ETKİSİ VAR: Gelişmiş toplumlarda koroner kalp hastalıkları, yetişkinlerdeki ölüm nedenlerinin başında gelmektedir. Baklagillerde damar sertliğine dolayısıyla koroner kalp hastalığına neden olan faktörlerin başında yer alan kolesterol ve doymuş yağ yoktur. Ayrıca baklagiller posadan özellikle kolesterolün düşmesine yardımcı olan çözünebilir posa açısından zengindir.

KANSER ÖNLEYİCİDİR: Yapılan araştırmalarda baklagillerde bulunan proteaz inhibitörlerinin kanser önleyici etkileri olduğu ortaya çıkmıştır.
KAN ŞEKERİNİ DÜZENLEMEDE ETKİLİ: Yetişkinlikte ortaya çıkan ve şişmanlıkla birlikte seyreden Tip 2 diyabet ve genellikle çocukluk ve gençlik döneminde ortaya çıkan Tip 1 diyabet denilen şeker hastalığında; baklagillerin kullanılmasıyla kan şekeri düzeyi kontrol edilebilmektedir. Bu durum, baklagillerin glisemik indeksinin (yiyeceklerin kan şekerini yükseltme hızı) düşük olmasından kaynaklanır.
BAĞIRSAK HASTALIKLARINI ÖNLER: Gelişmiş toplumlarda kalın bağırsak hastalıkları önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Genellikle bitkisel besinlerle beslenerek posayı çok tüketen toplumlarda kalın bağırsak hastalıkları ender görülmektedir. Baklagillerin posa içeriklerinin yüksek olması bağırsak hareketlerinin artmasını sağlar, dolayısıyla kabızlık, kanser ve diğer hastalıkların önlenmesinde yardımcı olur.
TOKLUK HİSSİ SAĞLAR: Baklagiller içerdikleri yüksek protein nedeniyle acıkma hızını azaltıyor ve tokluk hissi sağlıyor. Bu nedenle zayıflamak isteyen kişiler, baklagil yemeklerini rahatlıkla tüketebilir.

PİŞME SULARI DÖKÜLMEMELİ
İkinci aşamanın pişirme olduğunu ve pişme suyunun değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Alphan, “Yeşil mercimek ağzı iyi kapanan normal bir tencerede pişirilebilir. Nohut ve fasulye normal tencerede daha uzun süre pişirmeyi gerektirdiğinden düdüklü tencere kullanılır. Düdüklü tencerede 30-40 dakika pişirilmesi yeterli olabilir. Pişme sularının dökülmesi önemli ölçüde vitamin ve mineral kayıplarına neden olduğundan pişme suyu çektirilerek pişirilmeli veya pişme suyu başka bir yemeğe eklenerek vitamin ve minerallerinden yararlanılmalıdır” dedi.
NOHUT VE KURU FASULYE 8-10 SAAT ISLATILMALI
Baklagillerin pişirme işleminin iki aşamalı bir süreç gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Alphan, “Birincisi ıslatma. Islatma uzun süreli olursa gaz yapıcı niteliği azalabilir. Yeşil mercimeğin 1-2 saat ıslatılması yeterli olabilir. Kırmızı mercimeği ıslatmaya gerek yok. Nohut ve kuru fasulye 8-10 saat ıslatılabilir. Islatmada sert su yerine yumuşak su kullanılırsa daha iyi pişer” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>KİRLİ HAVUZ VEYA DENİZ SUYU YUTMAK İSHAL YAPABİLİR
Uzm. Dr. Selma Göller, şu bilgileri paylaştı: “Erişkin yaşa erişinceye kadar hemen hemen her çocuk halk arasında mide bağırsak enfeksiyonu da denilen, yoğun ishal, karın ağrısı, ateş, kusma ve halsizlikle seyredebilen “akut gastroenterit” geçirebilir. Bu enfeksiyon virüs, bakteri, parazit veya toksinler nedeni ile olabilir ve genellikle iyi pişmemiş, yıkanmamış, hijyeni sağlanmamış gıdaların tüketilmesinden veya kirli, ilaçlanmamış içme sularının kullanılmasından kaynaklanır. Aynı zamanda yaz mevsiminde seyahatlerin artması ve beslenme düzeninin değişmesi, bu mevsimlerde artan sinek ve böcekle temas eden besinler de sebepler arasındadır. Mikrop içeren havuz veya deniz suyunun yutulması ishal oluşturabilir. Bazen insanlar ishal yapan bu mikropları dışkılarıyla, çevreye yakın temas halindeki diğer kişilere de bulaştırabiliyor”
İSHALİ ÖNLEMENİN EN ÖNEMLİ YOLU EL YIKAMA
İshallerin önlenmesinin en önemli yolunun hijyenden geçtiğini kaydeden Göller şöyle devam etti: “Bilinmeyen suların tüketilmemesi, kişisel temizliğe dikkat edilmesi, ellerin her yemekten önce ve sonra yıkanması çok önemlidir. Özellikle alt değiştirdikten ve tuvaletten çıktıktan sonra eller sabunla iyice yıkanmalı. Bu alışkanlık çocuklara da kazandırılmalı. Kullanılan ve içilen suların klorlanması pek çok mikrobun yaşamasını önler. Şüpheli sular kullanılmamalı, kaynatılmış su veya hazır kapalı su kullanılmalıdır. Alınan sebze ve meyveler bol temiz su ile yıkanmalı. Hazırlanan besinler mümkünse tek öğünde bitirilmeli. Yiyeceklerin taze olmasına, paketlenmiş olanların üzerindeki son kullanma tarihinin geçmemiş olmasına dikkat etmeliyiz. İyi ambalajlanmamış, açıkta satılan gıdalar, pişirilmemiş ya da az pişirilmiş gıdalar, pastörize olmayan süt ve süt ürünleri güvenli değildir, bunları tüketmemeliyiz. Pişirilmiş gıdalar uzun süre açıkta bırakılmamalı, hemen yenmeyecekse mutlaka buzdolabında kapalı kaplarda saklanmalı. Biberon ve bardakları bulaşık halde uzun süre tutmayın. Cam ürünleri tercih edin. Güvendiğiniz markaları alın. Açıkta satılan gıdaları almayın. Genel kullanıma açık tuvaletleri zorunda kalmadıkça kullanmamalı, eğer kullanılacaksa dikkatli olup, sık sık el yıkamayı unutmamalıyız”
ANNE SÜTÜ DE KORUYOR
Enfeksiyon durumunda ebeveynlere büyük iş düştüğüne dikkat çeken Uzm. Dr. Selma Göller şu tavsiyelerde bulundu: “Halk arasında yanlış bir inanış sonucu ishalli çocuklara, ishali artırır endişesiyle su ve sulu besinlerin kısıtlanması, ishalin uzamasına, ağırlaşmasına ve buna bağlı başka hastalıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu nedenle ishal olan çocuğa bol sıvı verilmelidir. Anne sütüyle beslenen bebeklerde, anne sütü ishalin en önemli ilacıdır. Büyük çocuklarda yoğurt çok önemli bir besin kaynağıdır. Ayran şeklinde de verilebilir. Az miktarda tuz atmalı, sık sık az miktarda beslenmeye dikkat edilmelidir. İshal olan çocuk asla aç ve susuz bırakılmamalı. Doktora danışmadan antibiyotik dahil herhangi bir ishal ilacı asla kullanılmamalıdır”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Topuk kanının, Yenidoğan Tarama Programı kapsamında çocukların hastalıklarını erken teşhis ederek tedavilerini başlatmak amacıyla alındığı hatırlatılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:
“Kesin hüküm niteliği taşımayan mezkur kararın hatalı olduğunu değerlendirdiğimizden, bu karara karşı Bakanlığımızca istinaf yoluna başvuru süreci ivedilikle başlatılmıştır. Hukukun, adalet ve doğruluk temelinde vereceği karara olan inancımız tam olduğundan, yargı süreci sonuçlanıncaya kadar Yenidoğan Tarama Programı aynı şekilde devam edecektir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>OBEZİTE, MENOPOZ…
Önlenemeyen idrar kaçırma veya idrar yapamamanın çoğunlukla omurilik yaralanmaları, sistit, kronik kabızlık ya da ağrılı mesane sendromlarından kay kaynaklandığını söyleyen Doç. Dr. Yanaral, nedenleri şöyle sıraladı:
Obezite
İlerleyen yaş
İdrar torbası sarkması
Genetik nedenler
Kabızlık
Sistit
Vajinal enfeksiyonlar
İdrar yollarında veya böbrekte taş
Şeker hastalığı
Menopoz

KALP PİLİ GİBİ VÜCUDA TAKILIYOR
İDRAR kaçırmanın nedenleri belirlendikten sonra öncelikle ilaç tedavisine başlandığını belirten Doç. Dr. Yanaral, tedavi yöntemleriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Ancak bazı hastalara uygulanan ilaç tedavilerinden sonuç alınamadığı durumlar oluşabilmektedir. İlaç tedavisinden istenilen sonucun alınamadığı idrar kaçırma durumunda ya da idrar yapamayan hastalarda günümüzdeki teknolojik gelişmeler doğrultusunda mesane pili ile kalıcı çözüm sağlanabilmektedir. Kalp pili gibi vücuda takılan ve halk arasında da ‘mesane pili’ olarak bilinen sakral nöromodülasyon, mesanenin sinir sistemine elektriksel uyarılar göndererek, idrar işlevlerini düzenleyebilmektedir.”

ÖNCE GEÇİCİ PİL TAKILIR
DOÇ. Dr. Yanaral, hastaya özel uygulanan mesane pilinin önce test aşaması için geçici olarak takıldığına dikkat çekerek “Bu aşamada tedavinin hastada etkili olup olmadığı belirlenir. Bir iğne yardımı ile kuyruk sokumuna yakın bir bölgeden mesane sinirine elektrot yerleştirilir. Elektrot 7-14 gün süre boyunca hastanın vücudu dışında olan geçici pil yardımı ile sinire uyarı gönderir ve tedavinin hastalık üzerindeki etkisi gözlenir. Hastanın durumunda iyileşme görülürse kalıcı mesane pili yerleştirilir” dedi.

BU HASTALIKLARI YAŞAYANLARDA ETKİLİ
MESANE pili ile idrar tutma güçlüğü, sık idrara çıkma, idrar kaçırma, mesane kaynaklı idrar yapamama gibi bozuklukların tedavisinde başarılı sonuçlar alınabildiğini söyleyen Doç. Dr. Yanaral, şöyle dedi: “Mesane pili aşırı aktif mesane, nörojenik mesane gibi sinirsel kökenli idrar sorunları yaşayan hastalara, idrar yapamama (prostat büyümesi ve idrar yolu darlığı olmadan) ve kronik pelvik ağrı sendromları yaşayan hastalara da uygulanabilmektedir.”
KUMANDA İLE KONTROL
HASTALARA takılan mesane pilinin tüm fonksiyonlarının kumanda ile kontrol edilebildiğini belirten Doç. Dr. Yanaral, “Hastanın bel bölgesi hizasında cilt altına yerleştirilen kalıcı pilin, birinci aşamada yerleştirilen elektroda bağlantısı yapılır. Böylelikle mesane fonksiyonlarını düzenlemek için sürekli olarak elektriksel uyarım sağlanmış olur. Hasta pilin tüm fonksiyonlarını temassız yönetilebilen bir kumanda ya da akıllı bir cihaz ile yapabilmektedir. Mesane pili uygulamasının birinci aşaması ortalama 1 saat, ikinci aşaması ise 30 dakikada yapılır. Hasta her 2 aşamadan sonra da aynı gün ya da bir gün sonra taburcu edilerek, sosyal yaşamını konforlu bir şekilde sürdürebilmektedir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
KAŞINTI, KABARIKLIK OLUYOR
Sivrisineklerin, insan derisine incecik iğne benzeri bir yapı (proboscis) ile girerek kan emdiklerini söyleyen Prof. Dr. İğde, “Bu süreçte, vücuda kanın pıhtılaşmasını önleyen (antikoagülan) bir madde enjekte ederler. Bu maddeye karşı vücut, bir bağışıklık yanıtı olarak histamin salgılar ve bu da kızarıklık, kaşıntı ve şişlikle sonuçlanır” dedi. Sivrisinek ısırıklarının genellikle kaşıntılı, kırmızı ve hafifçe kabarık şişlikler olarak ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. İğde, “Bu şişlikler, genellikle ısırığın hemen ardından belirginleşir ve birkaç saat içinde en yüksek düzeyine ulaşır” dedi.

NASIL ÖNLEM ALMALIYIZ?
Sivrisinek ısırığından korunmak için ne tip önlemler alınması gerektiğini ise Prof. Dr. İğde, şöyle sıraladı: “Uzun kollu kıyafetler giymek, açık renkli giysiler tercih etmek, sivrisinek kovucular kullanmak ve sivrisineklerin yoğun olduğu bölgelerden uzak durmak etkili yöntemlerdir. Ayrıca, evinizde sivrisinek teli kullanarak kapı ve pencerelerden sivrisinek girişini engelleyebilirsiniz.”

SOĞUK UYGULAMA YAPIN
Sivrisinek ısırıklarının genellikle evde tedavi edilebildiğini söyleyen Prof. Dr. İğde, “Kaşıntı ve şişliği hafifletmek için soğuk kompres uygulaması yapabilir veya doktorunuzun verdiği kremleri kullanabilirsiniz. Kaşımaktan kaçınmak, bölgenin daha fazla tahriş olmasını ve enfekte olmasını önleyecektir. Bazı sivrisinek türleri diğerlerinden daha çok rahatsızlık verebilir. Örneğin, Aedes türü sivrisinekler, özellikle agresif bir ısırma davranışına sahip olup, daha büyük ve kaşıntılı şişliklere neden olabilir. Ancak enfeksiyon gelişmişse, antibiyotik tedavisi gerekebilir. Unutmayın, sivrisinek ısırıklarından korunmak, hastalıklardan korunmak anlamına gelir. Basit önlemlerle bu rahatsız edici durumu önleyebilirsiniz” dedi.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ ZAYIFSA DİKKAT!
“BAZI sivrisinek ısırıkları neden geçmez?” sorusuna da yanıt veren Prof. Dr. İğde, şunları söyledi: “Isırıklar genellikle birkaç gün içinde iyileşir. Ancak, bağışıklık sistemi hassas olan kişilerde bu süreç daha uzun sürebilir. Isırık bölgesinde aşırı kızarıklık, iltihap, şiddetli ağrı veya ateş gibi belirtiler varsa enfeksiyon gelişmiş olabilir. Kaşınan bölgede enfeksiyon gelişmişse iyileşme süresi uzayabilir. Bazı sivrisinek türleri tehlikeli hastalıklar taşıyabilir. Örneğin, sıtma, Zika virüsü, dang humması gibi hastalıklar, sivrisinek ısırıkları yoluyla bulaşabilir. Bu nedenle, ısırıklardan korunmak önemlidir.”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
1 ÇAY KAŞIĞI KADAR TUZ
DSÖ’nün günlük kişi başı tuz tüketimini 5 gramın altında önerdiğini söyleyen Uzm. Dr. Tarakçı, şu uyarılarda bulundu: “Bu miktar, bir çay kaşığına denk gelmektedir. Günlük olarak tüketilmesi önerilen bu miktar; gün içinde tüm besinlerimizle aldığımız tuzu (sodyumu) da kapsamaktadır. Tuz tüketimi 5 gramı aşmamalıdır. Tüketilen tuz iyotlu olmalıdır.”

TUZ TÜKETİMİNİ AZALTMAK İÇİN ÖNERİLER
UZM. Dr. Tarakçı, aşırı tuz tüketimini azaltmak için şu önerilerde bulundu:
Yemek hazırlama, pişirme ve tüketimi sırasında ilave edilen tuz miktarı azaltılmalıdır. Hatta besinlerin bileşiminde sodyum bulunması nedeniyle hazırlama ve pişirme sırasında mümkünse tuz eklenmemelidir.
Masada yemeklere tuz ilavesi yapılmamalı ve masadan tuzluk kaldırılmalıdır.
Geleneksel olarak evlerde hazırlanan turşu, salça, tarhana, yaprak salamurası vb. yiyecekler hazırlarken yüksek miktarda tuz kullanımından kaçınılmalıdır.
Salamura ürünlerin tuz içeriğinin azaltılması için suda yıkama ve bekletme gibi işlemler uygulanabilir.
Satın alınan işlenmiş ürünlerin etiket bilgisi mutlaka okunmalı, tuzsuz ya da tuzu azaltılmış ürünler tercih edilmelidir.
Ambalajlı tüketime sunulan gıdaların içeriği etiket bilgisinden okunmalı ve benzer gıdalarda tuz ve tuz yerine geçen maddelerin miktarları daha düşük olanlar tercih edilmelidir.
Ev dışı beslenmede yemeklerin ve besinlerin içindeki tuz miktarı öğrenilerek, mümkünse az tuzlu veya tuzsuz hazırlanması istenmelidir.
Tuz yerine doğal lezzet arttırıcı soğan, sarımsak, baharatlar, limon, sirke, biber kullanılmalıdır.

AŞIRI TUZ İÇEREN BESİNLER
UZM. Dr. Tarakçı, aşırı tuz içeren besinleri şöyle sıraladı:
Hazır soslar: Soya, ketçap, barbekü, tartar, hardal, makarna vb. soslar.
Atıştırmalık ürünler: Cips, tahıl bazlı bar, meyve bazlı bar, patlamış mısır.
Tuzlanmış kuru yemişler: Fındık, fıstık, ceviz, badem, leblebi, kabak ve ayçiçeği çekirdeği.
Siyah ve yeşil zeytin, sebze turşuları, balık konserveleri, tuzlanmış veya salamura edilmiş et ve balık ürünleri.
Aromalı-aromasız, gazlı ve gazsız mineralli içecekler
Geleneksel olarak evlerde hazırlanan turşu, salça, tarhana, yaprak salamurası gibi besinler.
İNME VE KALP HASTALIKLARININ NEDENİ
ÇOK fazla tuzun, kan basıncını artırarak (hipertansiyon) inme ve kalp hastalığı riskini yükselttiğini söyleyen Uzm. Dr. Tarakçı ,”İnme ve kalp hastalıkları da dünya çapında en önemli ölüm ve sakatlık nedenleri arasında gösterilmektedir. Sağlık Bakanlığı Türkiye Beslenme Rehberi’ne göre; aşırı tuz (sodyum) tüketimi, kalp-damar hastalıkları, böbrek hastalıkları, hipertansiyon, inme, osteoporoz ve bazı kanser türlerinin oluşmasına neden olabilmektedir” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>‘Teşekkür Belgesi’; Kadıköy Vergi Dairesi tarafından her yıl oluşturulan listede, belirli bir tutarın üzerinde vergi ödeyen, vergisini düzenli olarak aksatmayan ve vergi borcu bulunmayan kişiler yer alıyor.
Uraz Kaygılaroğlu da bu yılki listede yer alarak örnek bir vatandaşlık duruşu sergiledi. Kaygılaroğlu, aldığı ‘Teşekkür Belgesi’ni sosyal medya hesabında takipçileriyle paylaştı.
37 yaşındaki oyuncu; “Bugün, pek değerli Kadıköy Vergi Dairesi Müdürü ve Yardımcıları beni ‘Teşekkür Belgesi’ ile onurlandırdılar. Kendilerine ve tüm çalışanlarına ben de teşekkürü borç bilirim. Vatandaşlık görevimi yerine getirmenin gururu içerisindeyim” ifadelerini kullandı.
Foroğraflar: Instagram, DHA
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Pazar günü 64 yaşındaki eşi DeAnna Madsen’e şiddet uyguladığı gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alınan ve tutuklanan 66 yaşındaki oyuncu, 20 bin dolar kefaletle serbest bırakılmıştı.
Yaşanan olayda Michael Madsen’ın eşini evden dışarı ittiği ve üzerine kapıyı kilitlediği iddia edilmişti.
Oyuncunun avukatı Perry Wander, Hollywood Reporter’a yaptığı açıklamada, müvekkilinin eşiyle ayrı olduğunu söyleyerek, ‘aile içi şiddetten suçlu olmadığı’nı vurguladı. Ayrıca DeAnna’yı, iddia edilen olayın meydana geldiği pazar günü, Michael Madsen’in evine zorla girmekle suçladı. Wander, “Michael, onunla yüzleşti ve gitmesini istedi” dedi. Ayrıca çiftin aralarında devam eden bir sorun olduğunu da iddia etti.
Avukat, “Michael bu dönemde görüşmediği karısına karşı büyük bir şefkat ve itidal gösterdi. Kesinlikle aile içi şiddetten suçlu değil” diye ekledi.
“KİŞİSEL SORUNLARLA BOĞUŞUYOR”
Buna yanıt olarak DeAnna Madsen, görüşmediği eşinin kişisel sorunlarla boğuştuğunu iddia ederek şunları söyledi: Ben ve çocuklarımız elimizden geldiğince ona destek oluyoruz. Şu anda mahremiyet talep ediyoruz.
Malibu polisi, perşembe günü çiftin anlaşmazlığına ilişkin soruşturmanın devam ettiğini açıkladı.
BİR OĞULLARI ÖLDÜRÜLDÜ
Michael ve DeAnna Madsen çifti 1996’da evlendi. Çiftin Hudson, Luke ve Calvin adlarında üç çocuğu oldu. Oğulları Hudson, 2022’de silahla vurularak öldürüldü. Oğullarının trajik ölümünden sonra çift ayrı yaşamaya başladı.
Michael Madsen, Quentin Tarantino imzalı ‘Rezervuar Köpekleri’ (Reservoir Dogs), ‘Kill Bill’, ‘Bir Zamanlar Hollywood’da’ (Once Upon a Time in Hollywood), ‘Nefret Dolu’ (The Hateful Eight) gibi filmlerdeki rolleriyle hafızalarda. Ünlü oyuncu ayrıca ‘Thelma & Louise’, ‘Sin City’ ve ‘Köstebek’ (Donnie Brasco) ile James Bond filmi ‘Başka Gün Öl’ (Die Another Day) gibi yapımlarda da rol aldı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Uğur Dündar, meslektaşı Reha Muhtar’ın sağlık durumu hakkında açıklamada bulundu.
Dündar; “Sevgili arkadaşım, meslektaşım Reha Muhtar’dan güzel haberler aldım. Beyin kanaması durmuş ve hayati tehlikeyi atlatmış durumda. Biraz zaman alabilir ama sağlığına kavuşacak. Büyük geçmiş olsun” dedi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ronaldo’nun ‘UR Cristiano’ adlı kanalı, ilk 24 saat içinde 22 milyon aboneye ulaşarak dünya üzerinde 1 günde en fazla abone kazanan kanal oldu.
BİRAZ AİLE, BİRAZ FUTBOL
Ronaldo, kanalında kız arkadaşı Georgina Rodriguez ve çocuklarıyla olan videoları ile sahadaki başarısını nasıl koruduğuna dair derinlemesine incelemelere yer veriyor.
YouTube verilerine göre kanalın açılış tarihi 8 Temmuz 2024 olarak görünüyor, ancak Ronaldo, kanalın tanıtımını önceki gün yaptı.
Sosyal medya hesaplarından yayınladığı video ile YouTube kanalını duyuran Ronaldo’nun kanalına ilk 90 dakikada bir milyondan fazla abone katıldı. İki günde ünlü futbolcunun kanalı 30 milyon takipçiye yaklaştı.
311 MİLYONU GEÇMESİ GEREKİYOR
Ronaldo’nun en çok abonesi olan YouTuber olmak için biraz daha beklemesi gerekecek. Çünkü şu anda en yüksek aboneli YouTube kanalı olan MrBeast’in 311 milyon takipçisi var.
MESSİ GERİDE KALDI
Ronaldo ile birlikte dünyanın en iyi futbolcularından biri olarak gösterilen, şu sıralar ABD takımı Inter Miami’de forma giyen Arjantinli futbolcu Mesi’nin ise 2,6 milyon abonesi bulunuyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Gözyaşlarını tutmakta zorlanan Seher Dilovan; “Dualarınıza ihtiyacım var” dedi.
Seher Dilovan şunları söyledi: Jinekolojik anlamda çok ciddi bir sıkıntı başıma geldi ve Cenevre’de beni hastaneye zor yetiştirdiler. Gerçekten sıkıntılı anlardı. Bu rahatsızlığım biraz daha uzun sürse acilen ameliyata alınabilirdim. Yine ameliyat olacağım. Bu kesin. Daha önce de ameliyat olmuştum. Sezaryen olmuştum, safra kesesi… Yine bir ameliyat olmam gerekecek. İnşallah iyi geçer. Acaba Türkiye’de mi olsam diye düşündüm. Burada rylül gibi ameliyat olacağım. O yüzden dualarınıza ihtiyacım var. Korkunç bir durum yok. Şifa dileyenlere teşekkür ediyorum. Beni bilirsiniz. Enerjik biriyim. Kendimi ihmal etmiş olabilirim, etmemek gerekiyor…
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Peker Açıkalın’ın konuşma yetisini kaybettiği ve bir dizi ameliyat geçireceği belirtilmişti.
Çıkan haberlerin ardından oyuncunun eşi Çilem Akalın açıklama yaparak; “Çilem Akalın, “Eşim 4 ay önce ameliyat olduğunu. Gayet iyi ve sağlıklı. Lütfen bu asılsız haberlere inanmayın” demişti.
Günler sonra Peker Açıkalın’dan da bir açıklama geldi.
Doktoru Serdar Demir ile kamera karşısına geçen ünlü oyuncu; “Yalan yanlış haberlere inanmayın, sağlığım yerinde. Konuşmamda ve yürümemde bir sakatlık yok” dedi.
Oyuncunun doktoru da; “Peker bey her zamanki gibi sağlıklı, esprilerine devam ediyor. Böyle de devam edecektir inşallah” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>İkilinin, aşklarına yeniden şans verdiği öğrenildi.
Özkan ve Torreira, 8 aylık ayrılığından ardından yeniden bir araya geldi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>38 yaşındaki Hadise, BKM imzalı dizinin çekimlerine başlandığını sosyal medya hesabından takipçileriyle paylaştığı bir videoyla duyurmuştu.
Ünlü şarkıcıdan set pozları geldi.
‘Ceren’ karakterine hayat verecek olan Hadise’nin fotoğrafları yoğun ilgi gördü.
Hadise, rol arkadaşı Seda Bakan’ın küçük kızı Ela ile de poz verdi.
Yönetmen koltuğunda Şenol Sönmez’in oturduğu dizide, başrolleri Hadise, Seda Bakan, Şükrü Özyıldız ve Serhat Teoman paylaşıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Serel Yereli, paylaşımına gelen “Benim atalarım ve askerlerim bayrak dalgalansın diye şehit oldular. Bayrak bizim kutsalımızdır. Allah belanızı versin” yorumuna sessiz kalmadı.
Yereli, o yoruma; “Bu bayrağın dalgalanmasının anlamını tarihinden okumamış, ninesinden ve dedesinden dinlememiş kişilerin bize bayrağımız hakkında ahkam kesmesi ne üzücü. Bu bayrak sayesinde özgürce denize giriyorum, topraklarında koşup oynuyorum ve kimi öpeceğimi ben seçiyorum.
Bu bayrak sayesinde İran değilim; bikinimi giyip sevgilimi öpebiliyorum. Allah dökülen o kandan razı olsun. Peki sen, dökülen kanı bana anlatacak ne sıfatla geldin? Kurtuluş Savaşı’ndaydın da haberimiz mi yoktu? Hadi kardeşim, işinize bakın. Varsa” şeklindeki yanıtı verdi.
Daha sonra, takipçisiyle olan bu yazışmalarını kendi sosyal medya hesabından yayımlayarak; “Onun ataları ve askeri çünkü kendisi başkomutanmış” notunu düştü.
Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Card B, cildini daha beyaz göstermek için özel çaba harcamadığını açıklarken, “Hamileyken cilt beyazlatmak mı? Neden bu kadar aptal olmak zorundasınız?” diye yazdı.
Her zamankinden daha solgun göründüğünü ancak bunun hamilelikten kaynaklandığını söyleyen Cardi B, “Hamileyim ve biraz kansızım. Bu bebek vücudumdaki tüm enerjiyi solgunlaşana kadar emiyor. Gözlerim çökmüş, damarlar yeşil, güneş altında bronzlaşamıyorum çünkü çok hızlı ısınıyorum ve başım dönüyor” diye yazdı.
Cardi B, ayrıldığı eşi Offset’ten üçüncü çocuğuna hamile olduğunu bu ayın başlarında açıklamıştı.
BOŞANMA DAVASI AÇTI
Altı yıllık evliliğinin ardından 32 yaşındaki eşi Offset’e boşanma davası açtığı öğrenilen Cardi B, bu haberin hemen ardından hamileliğini sosyal medyada, “Her sonla birlikte yeni bir başlangıç gelir” notuyla paylaşmıştı.
BİR DARGIN BİR BARIŞIK
6 yaşında Kulture adında kızı ve 2,5 yaşında Wave adında oğlu olan Cardi B, Offset ile bir dargın bir barışık ilişki yaşadı.
Eylül 2017’de evlenen çiftin ayrlıkları hep Offset’in sadakatsizlik iddiasının bir sonucuydu. 2018’de ayrılacaklarını duyurdular ve barıştıktan sonra Cardi B, Eylül 2020’de boşanma davası açtı ancak daha sonra boşanmayı iptal ettiler.
Cardi B, Aralık 2023’te de ayrıldıklarını duyurmuştu. Ardından mayıs ayında Offset, verdiği bir röportajda, Cardi B ile ilişkilerinin iyi olduğunu söylemişti.
Öte yandan Offset, önceki ilişkilerinden 14 yaşındaki Jordan ve 8 yaşındaki Kody ile 9 yaşındaki Kalea Marie’nin de babası.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>33 yaşındaki ünlü model, eski Chicago Bulls oyuncusu eşi Joakim Noah ile ilk çocuğunu, kendisinin ikinci çocuğunu bekliyor.
Ribeiro’nun önceki ilişkisinden 15 yaşında Alexandre adında bir oğlu bulunuyor.
39 yaşındaki eski NBA oyuncusu Noah’ın da Emaan ve Leia adında iki çocuğu var.
Ribeiro, büyüyen karnını gösteren fotoğrafını sosyal medyada paylaşarak, 25 haftalık hamile olduğunu açıkladı.
Ünlü model, bir başka paylaşımında da “Yaz bizim için güzel” diye yazdı.
Lais Ribeiro ve Joakim Noah çifti Temmuz 2022’de evlendi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>BOŞANMA DAVASI AÇTI
BBC’nin haberine göre; Jennifer Lopez, salı günü Los Angeles’taki mahkemeye başvurarak boşanma davası açtı.
Basında çıkan haberlere göre; Jennifer Lopez herhangi bir evlilik öncesi anlaşmanın olduğunu belirtmedi. Bu da çiftin servetleri hakkında yasal bir çekişme yaşamasına yol açabilir.
Boşanma davası kapsamında mahkeme, çiftin mali kayıtlarının, gelirlerinin, masraflarının, tapulu mallarının ve borçlarının bildirilmesini istiyor.
Daha önce yapılan haberlerde çiftin Beverly Hills’teki villalarını 65 milyon dolara satışa çıkardığı belirtilmiş, ikisi de alyansları olmadan görüntülenmişti.
52 yaşındaki Affleck, 2015’te meslektaşı Jennifer Garner’den boşanmıştı. Çiftin beraber üç çocuğu var.
Jennifer Lopez’in ise meslektaşı Marc Anthony ile evliliğinden ise Emme ve Maximilian adında ikiz çocuğu bulunuyor.
Fotoğraflar: AP
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Antik Olimpiyat oyunlarından günümüze kadar uzanan geniş bir yelpazede spor oyuncaklarını barındıran sergide ziyaretçiler, sporun tarihsel gelişimini oyuncaklar aracılığıyla deneyimleme fırsatı buluyor. Antik Yunan’daki at arabası yarışlarından Muhammed Ali Clay’in oyuncak bebeğine kadar pek çok farklı oyuncağın yer aldığı sergi, aynı zamanda çocuklara ve gençlere sporun farklı dallarını tanıma fırsatı sağlıyor.
REKLAM
ZİYARETÇİ SAYISI BEKLENENİN ÜSTÜNDE
Şair ve yazar Sunay Akın ile Aslı Nuhoğlu’nun küratörlüğünde Trendyol’un katkılarıyla düzenlenen sergi, her yaştan sporseverin ilgisini çekti. Olimpiyat oyunlarının coşkusunu İstanbul’a taşıyan serginin ziyaretçi sayısı beklenenin oldukça üzerine çıktı. Sergiyi bugüne dek 4 bine yakını öğrenci olmak üzere yaklaşık 8 bin kişi ziyaret etti.

Trendyol ve İstanbul Oyuncak Müzesi, spor ve oyuncak tarihini ilk kez bir araya getiren serginin uzatılması kararını şu sözlerle açıkladı; “Spor sevgisini oyuncakların dünyasına taşıyan ‘Sporun Oyuncakları’ sergisinin gördüğü yoğun ilgiden büyük mutluluk duyuyoruz. Sporun birleştirici gücüne katkı sunmak ve Olimpiyatların evrensel değerlerini daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak bizler için çok değerli. Bu nedenle, daha önce 19 Temmuz-19 Ağustos arasında açık kalmasını planladığımız sergiyi uzatma kararı aldık. Henüz ziyaret etme fırsatı bulamamış olan herkesi, 31 Ağustos’a kadar ‘Sporun Oyuncakları’ sergisine bekliyoruz.”
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Tarsus Belediyesi tarafından gerçekleştirilen denetimlerde, son kullanma tarihi geçmiş toplam 70 bin ürün tespit edildi. Denetimlerde süt ve süt ürünleri, temizlik malzemeleri, sağlık ve hijyen ürünleri gibi çeşitli ürünlerin yanı sıra menşei belli olmayan 700 litre zeytinyağı ve 300 kilogram kıyılmış tütüne el kondu. İşletmeye ekipler tarafından cezai işlem uygulandı. Ürünler, Tarsus Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nde imha edildi.
Başkan Boltaç, denetimlerle ilgili, “Ekiplerimiz, halk sağlığını tehlikeye atanlara karşı kararlı bir şekilde mücadele ediyor. Bu tür denetimlerimiz hız kesmeden devam edecek. 7 gün 24 saat halkımızın sağlığı için çalışıyoruz” diye konuştu.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Manisa Büyükşehir Belediyesi, hasta nakil ambulansı hizmeti ile desteğe ihtiyaç duyan dezavantajlı yurttaşların yanında olmayı sürdürüyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan uzman ekipler eşliğinde evinden alınan hastalar, sağlık kontrolleri için randevu aldıkları hastaneye götürülüyor. Tedavileri tamamlanan hastalar, daha sonra tekrar ambulansla evlerine bırakılıyor. Manisa il sınırları içerisinde ücretsiz olarak hizmet veren hasta nakil ambulansı hizmeti, 2024 yılının başından bu yana 864 kişiye ulaştı.
Hasta nakil ambulansı, 2017 yılında belinden rahatsızlık geçiren emekli memur Nurdan Gümüşbaş’a da destek veriyor. Nurdan Gümüşbaş, “Belediye’nin bu hizmeti vermesinden ve çalışanlarından aşırı memnunum. 3 senedir bu hizmeti alıyorum ve en ufak bir hata görmedim. Çok memnunum” dedi.
Sağlık İşleri Daire Başkanı Erhan İnce ise hizmete ilişkin şu bilgileri verdi:
“Özellikle yatalak durumda olan ve engelli vatandaşlarımız, sağlık tesislerine ulaşım sağlamak için bizleri arıyor. Profesyonel ekiplerimizle yurttaşlarımızı sağlık tesislerine götürüyoruz. Tedavileri tamamlandıktan sonra tekrar evlerine bırakarak hizmet veriyoruz. Vatandaşımızın ihtiyaç duyduğu her an yanlarında olmaya devam edeceğiz. Hasta veya dezavantajlı vatandaşlarımız, sağlık tesislerine ulaşmak için bizleri 444 99 45 veya 0531 373 59 15 numaralı hatlardan arayabilirler.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Kendisinden 25 yaş küçük Çağlar Ökten’de yeniden aşkı bulan Seda Sayan nikah masasına oturmuştu. 61 yaşında kendisi gibi şarkıcı Çağlar Ökten’de yeniden aşkı bulan Seda Sayan’ın mutluluktan ayakları yerden kesildi. Seda Sayan ile Çağlar Ökten mutluluklarıyla düşman çatlatmaya devam ediyor.
Şarkıcı Çağlar Ökten’le evlenen Seda Sayan, kızlık soyadını kullanmak için açtığı davayı kazandı. Eşinin soyadını kullanmak istemeyen Seda Sayan’a Çağlar Ökten’in tepkisi ne oldu?

Ünlü sanatçı, evlendikten sonra İstanbul Aile Mahkemesi’ne başvurarak kızlık soyadını kullanmak için dava açmıştı. Sayan’ın avukatı, mahkemeye sunduğu dilekçede sanatçının isminin nüfus kayıtlarında ‘Aysel Gürsaçer’ olarak geçtiğini belirterek “Müvekkilim, Çağlar Ökten’le evlendikten sonra nüfus kayıtlarında soyadı ‘Gürsaçer Ökten’ olarak değişmiştir. Bu da resmi işlemlerde sorun yaratmaktadır. Müvekkilim, işlerinden dolayı kızlık soyadı olan ‘Gürsaçer’i kullanmak istemektedir.
Çağlar Ökten’in de bu konuda rızası vardır” ifadelerini kullanmıştı. Duruşmada sanatçının ‘Ökten’ soyadının iptaline karar veren mahkeme, bundan sonra kızlık soyadı ‘Gürsaçer’i kullanmasına karar vermişti…
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Öte yandan; Çağlar Ökten ile nisan ayında evlenen Seda Sayan, eşinin soyadını kullanmayacağına dair iddialar için şu açıklamayı yapmıştı:

“Boşanacağımız, hatta evi terk ettiğim bile yazıldı. Öyle bir şey yok. Kadınların kendi soyadını kullanma hakkı var.

Eğer ben eşimin soyadını alacak olursam bir sürü evrakta değişikliğe gidilecekti, bunlarla uğraşmak istemedim. Yoksa kurban olurum ben onun soyadına…”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Yeni nesil bilgi yarışması Alan, televizyonların başarılı ve sevilen ismi Oktay Kaynarca sunumuyla atv ekranlarında izleyiciyle buluşmaya devam ediyor!

Rakiplerini ele, alanını genişlet, en sona kal ve büyük ödülü kazan!
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Ekranların en neşeli, en heyecanlı bilgi yarışması Alan, 22 Ağustos Perşembe akşamı 11. bölümüyle ekranlara geliyor. Yayınlanacak yeni bölümde 57 yarışmacı ve 57 kategori ile devam ediliyor. Yarışmacılardan biri gecenin sonunda haftanın ödülü olan 100 Bin TL’yi kazanacak.
Alan 11. Bölüm Fragmanı yayınladı | Video

Finalde ise bütün alanı alması durumunda kazanacağı büyük ödül ise 1 Milyon TL olacak. Rakiplerini ele, alanını genişlet, en sona kal ve büyük ödülü kazan!

Alan Oktay Kaynarca’nın sunumuyla 22 Ağustos Perşembe akşamı yeni bölümüyle atv’de!
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Güzel oyuncu Gamze Özçelik, kariyerinin zirvesindeyken radikal bir karar almış ve maneviyata yönelmişti. Umuda Koşanlar Derneği’ni kurarak yaptığı sayısız iyilikle yediden yetmişe herkesin gönlüne taht kuran Gamze Özçelik, mutluluğu buldu.

Gamze Özçelik, 42 yaşındaki Boşnak asıllı Avustralyalı aktör Reshad Strik’le sürpriz şekilde nikah masasına oturdu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

SÜRPRİZ NİKAH SONRASI İLK İŞİ
Reshad Strik’le evlenen Gamze Özçelik, Instagram’daki adına eşinin soyadını da ekledi. Eski oyuncu adını Gamze Özçelik Strik yaptı.

Ünlü isim, Gamze Özçelik ile düğün fotoğraflarını duygusal bir notla Instagram sayfasında yayımladı.

Strik, paylaştığı mesajda şunları yazdı:
“İki yıldan fazla süren yalnızlığın ardından yeni bir başlangıç için Elhamdülillah. Gamze Özçelik seni seviyorum ve inşallah ailemizle çok iyi anlaşacağımız bir hayatımız olacak. İnşallah Cennet’te de biz beraber olacağız. Şimdi birlikte umuda koşma zamanı…”
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Annesi Katie Holmes’un yardımıyla Carnegie Mellon’daki öğrenci yurduna taşındı.
Uzun yıllardır görüşmediği babası Tom Cruise ise şu sıralar sekizinci ‘Görevimiz Tehlike’ (Mission: Impossible) filminin çekimleri için Londra’da bulunuyor.
Artık üniversite birinci sınıf öğrencisi olan Suri, hafta sonu Pittsburgh’daki özel araştırma üniversitesinin kampüsünde 45 yaşındaki annesi katie Holmes ile birlikte görüldü. Anne kız, öğrenci yurduna bavul taşıyordu.
Bir gün sonra ise Katie Holmes New York sokaklarında yalnız başına görüntülendi. Holmes’ün artık birlikte yaşamadığı kızıyla mesajlaştığı öğrenildi.
Henüz beş aylıkken dergiye kapak olan, bebeklik ve ilk çocukluk döneminde bir magazin figürüne dönüşen, ancak Katie Holmes ile Tom Cruise’un 2012’deki boşanmasının ardından Holmes’un kameralardan uzak tuttuğu kızı Suri, yıllardır kendisiyle görüşmeyen babasıyla son bağını soyadını bırakak koparmıştı.
Suri’nin Hollywood yıldızı babasının soyadını bıraktığı ve bunun yerine yeni bir lakap kullandığı öğrenilmişti.
Bu da bir zamanların en ünlü bebeğinin, babasıyla hiçbir ilgisi olmadığına dair bir işaret olarak görülmüştü. Holmes ve Cruise ikilisinin kızı, artık Suri Noelle adını kullanıyor. Okul prodüksiyonu olan ‘Head Over Heels’ adlı müzikalin reklam afişinde Suri’nin bu adı kullandığı görülmüştü.
Tom Cruise’un, kızını en son 2012’de gördüğü biliniyor. Suri, son 12 yıldır annesinin kanatları altında yaşıyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Bu sırada müştemilattan yükselen alevler kısa sürede villaya da sıçradı.
Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale etti. İtfaiye ekiplerinin çalışmasıyla yangın kontrol altına alınarak söndürüldü.
Yangın sonrası herhangi bir yaralanma ve can kaybı yaşanmazken, villada hasar meydana geldi. Yangın çıkan villanın ünlü oyuncu Aras Bulut İynemli’ye ait olduğu öğrenildi.
İtfaiye ekipleri yangının çıkış sebebini araştırırken, polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Suavi sahnede şarkılarını söylediği sırada geçmişte terörist taziyesine gittiği gerekçesi ve terörün siyasi temsilcilerine destek verdiği gerekçesiyle seyircilerin içindeki bir grup kişi bozkurt işareti yaparak, “Beykoz’da terörist istemiyoruz” sloganlarıyla protesto etti.
Sahneye doğru sloganlarla yönelen kişileri alanda bulunan polis ekipleri zorlukla durdurdu.
Konser alanında yaşanılan o anlar ise vatandaşların cep telefonu kamerasına yansıdı.
Suavi, konser sonrasında şu açıklamayı yaptı: Merhaba; Anadolu’da çok güzel bir söz vardır dostlar. ‘İt ürür kervan yürür’ derler. Dün gece Beykoz’da durum tam da buydu. Biz; Beykoz halkıyla çok keyifli bir gece yaşadık. Teşekkürler.
HALUK LEVENT’TEN DESTEK
Yaşananların ardından Haluk Levent, Suavi’ye destek verdi. Levent, “Benim de Suavi ile görüş ayrılıklarım olabilir ama Suavi’ye de vatanseverlik konusunda laf ettirirsem kendimi affetmem” dedi.
Haluk Levent şu mesajı yayımladı: Birkaç hafta önce Merih Demiral’ın bozkurt işareti yaptığı için UEFA tarafından cezalandırılmasını yazmıştım. UEFA ya lanet okumuştum. Fikirler ayrı olabilir demiştim.
“Merih Demiral depremde bu halk için çok çalıştı” demiştim, bayağı linç yemiştim. Yeni bir linç yükleniyor şimdi. Olsun.
Suavi. Depremde gecesini gündüzüne kattı. Benden çok daha fazla Hatay’da kaldı. Halkını, milletini seven onları korumak için canını dişine takan adamdır Suavi.
Herkesi tek bir cümleyle tek bir kelime ile vatan haini, terörist ilan etmek artık sokağın sesini yansıtmıyor. Sokakta deprem hâlâ konuşuluyor.
Her 7 kişiden 1 inin akrabası dolaylı dolaysız bu depremden etkilendi. Hepimiz herkes gibi olmak zorunda değiliz. Ortak paydalarımız var.
Şimdi diyeceksiniz ki; “Yine Haluk Levent gibi değil, Ahbap başkanı gibi konuştu.” Evet Ahbap başkanlığını bırakana kadar politik konulara girmeyeceğim. Oportünist takılacağım.
Suavi ile birçok konuda farklı görüşlerde olabilirsiniz. Ama ayrıştırma yapmak, bölmek bu ülkeye yakışmaz. Benim de Suavi ile görüş ayrılıklarım olabilir ama Suavi’ye de vatanseverlik konusunda laf ettirirsem kendimi affetmem.
İyi ki varsın Suavi. Hatay halkı yaptıklarını unutmayacak.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Ünlü oyuncu Deniz Çakır, eşi Bilgehan Baykal ile birlikte teknede tatilde sarılıp poz verdiği anları sosyal medya hesabından paylaştı.

Fotoğraflar: Instagram
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mayıs ayında 18 yaşına bastığı doğum gününde mahkemeye başvuran Shiloh, nüfusundan babasının soyadını resmen sildirdi. Böylece Shiloh Nouvel Jolie-Pitt olan adı Shiloh Nouvel Jolie olarak değişti.
AVUKAT PARASINI KENDİ ÖDEDİ
Dans etmeyi çok seven ve bu alanda bir kariyer çizmeye başlayan Shiloh’nın mahkemede kendisini temsil edecek avukatın parasını kendisinin ödediği öğrenildi. Aileye yakın kaynaklar, Shiloh’nın soyadı değişikliği kararında annesinin rolü olmadığını öne sürdü.
California eyalet yasalarına göre, bir kişi isim değişikliği başvurusu yaptığında, bu başvuru gazetede ilan ediliyor. Dolayısıyla Shiloh’nın isim değişikliği de Los Angeles Times gazetesinde yayımlanmıştı. O dönemde ABD basınında, Shiloh’nın değişikliği duyurmak için özel olarak çaba harcadığını ve reklam verdiğini söyleyen haberler yer almıştı.
“REKLAM DEĞİL YASAL ZORUNLULUK”
Shiloh’nın avukatı, değişiklikle ilgili yanlış bilgileri açıklığa kavuşturmak için Entertainment Weekly dergisine konuşmuş ve “Shiloh Jolie herhangi bir isim değişikliğini duyuran ‘reklam’ yayınlamadı. Shiloh’nın avukatı olarak yasal bir bildirim yayınlamam gerekiyordu, çünkü California yasalarına göre, adını değiştirmek isteyen herkesin bunu yapması gerekiyor. Bu yasal bildirim, gerektiği gibi Los Angeles Times’ta yayımlandı” demişti.
Shiloh’un isim değişikliğine ilişkin duruşmanın başlangıçta temmuz ayında yapılması planlanmıştı, ancak mahkeme, gerekli özgeçmiş kontrolünü zamanında tamamlamadığı için duruşma ertelenmişti.
İKİ KIZI DAHA ÖNCE ADINI DEĞİŞTİRMİŞTİ
2016’da ayrılan ve 2019’da resmen boşanan Angelina Jolie ve Brad Pitt ikilisinin üçü biyolojik, üçü de evlatlık olmak üzere altı çocuğu var. Çocuklarıyla arasına mesafe girdiği öğrenilen Brad Pitt’e karşı soyadı hamlesini ilk gerçekleştiren Shiloh değildi.
Bu yılın başlarında, küçük kızları Vivienne, annesi Angelina Jolie ile birlikte prodüksiyonunda yer aldığı ‘The Outsiders’ adlı oyunun afişinde adını ‘Vivienne Jolie’ olarak yazdırmıştı.
Jolie ve Pitt çiftinin en büyük kızları Zahara da Kasım 2023’te kız öğrenci yurduna kabul töreni sırasında kısaltılmış adını gururla söylemişti. Ancak Zahara ve Vivienne’in isim değişikliklerinin resmi olarak yapılıp yapılmadığı bilinmiyor.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>49 yaşındaki Oscar’lı oyuncu Phoenix ile 39 yaşındaki meslektaşı Mara’nın ikinci çocuk haberi ilk olarak şubat ayında gerçekleştirilenBerlin Film Festivali’nde alınmıştı. Mara, kırmızı halı pozu verirken hamile olduğu anlaşılmıştı.
2012 yılında ‘Her’ adlı filmin setinde tanışan, 2016 yılında birlikte rol aldıkları ‘Mary Magdalenen’ fiminde ilişkileri başlayan çift, ilk olarak 2017 Cannes Film Festivali’nde ilişkilerini ilan etti.
Phoenix’in ‘You Were Never Really Here’ filmindeki performansıyla ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü aldığı festivalde çift, el ele poz vermekten çekinmedi.
2019 yılında nişanlanan ilk çocuğu, 2020’de dünyaya geldi.
Çift oğullarına, Phoenix’in 1993’te hayatını kaybeden kardeşi River’ın adını verdi.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Açar, 2022’de evlendiği Evren Bölek’in soyadını sosyal medya hesaplarından kaldırdı.
1995’te Türkiye 3’üncü güzeli seçilen Beste Açar’ın bu hamlesi, “Boşanıyor mu?” sorusunu da beraberinde getirdi.
4’ÜNCÜ KEZ EVLENMİŞTİ
Beste Açar, ilk evliliğini şarkıcı Tayfun Duygulu ile yapmıştı. İkili, 1 yıl sonra boşanmıştı. Beste Açar, ardından Onur Berberoğlu ile evlenip bir çocuk sahibi olmuştu. Bu evliliğinde de mutluluğu bulamayan Açar, 2011’de Engin Havaron ile nikâh masasına oturmuş ve ikinci oğlunu dünyaya getirmişti.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Ünlü oyuncu, sosyal medya hesabından Kaspar ile barıştığını duyurdu.
Helvacıoğlu, sevgilisiyle yer aldığı yatak pozuna; “Ben aşırı seviyorum” notunu düştü.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Arkadaşları ve aile bireylerinin yer aldığı bir düğün gerçekleştiren oyuncu çiftin mutlu anı objektiflere yansıdı.
MESLEKTAŞLARI YALNIZ BIRAKMADI
Rol aldıkları dizide tanışıp arkadaşlıkları aşka dönüşen Beril Pozam ile Ersin Arıcı’yı bu mutlu günlerinde meslektaşları yalnız bırakmadı.
Oyuncu çiftin, rol arkadaşları da düğünde yerini aldı.
NİKÂHI ROL ARKADAŞLARI KIYDI
Düğünde Beril Pozam ve Ersin Arıcı’nın nikâhını ise dizide Pozam’ın babası ‘Kazım Ağa’ karakterini canlandıran Diren Polatoğulları kıydı.
Düğüne; Afra Saraçoğlu, Mert Ramazan Demir, Çağatay Ulusoy, Diren Polatoğulları, Buçe Buse Kahraman, Öznur Serçeler, Sezin Bozacı, Gözde Kansu ve Tarık Emir Tekin gibi birçok ünlü isim katıldı.
“KIZIMIZI VERDİK”
Dizide Beril Pozam’ın anne ve babasını canlandıran Sezin Bozacı ile Diren Polatoğulları, o anları “Kızımızı verdik” notuyla yayımladı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ÜÇ ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ
29 Temmuz’da Taylor Swift temalı bir dans kursuna yapılan saldırıda 6 yaşındaki Bebe King, 9 yaşındaki Alice Dasilva Aguiar ve 7 yaşındaki Elsie Dot Stancombe sınıfta bıçaklanarak öldürülmüş, 10 kişi de yaralanmıştı.
Swift, Londra’daki Wembley Stadyumu sahnesinde olaya değinmemiş olsa da kurbanların ailelerine bizzat ulaştığı anlaşıldı.
The Sun gazetesine konuşan bir kaynak, “Taylor sahnede Elsie Dot, Alice ve Bebe hakkında konuşmamış olabilir ama ailelerine ulaştı. Bu onun zihnini çok meşgul eden bir konu” dedi.
Taylor, 29 Temmuz’da yaşanan trajedinin ardından, “Bu ailelere taziyelerimi nasıl ileteceğimi hiç bilmiyorum” şeklinde bir açıklama yayımlamıştı.
Swift, “Dün Southport’ta meydana gelen saldırının bıraktığı dehşet hissi sürekli üzerime çöküyor ve tamamen şoktayım. Yaşamların ve masumiyetin kaybedilmesi ve orada bulunan herkesin, ailelerin ve ilk müdahale ekiplerinin yaşadığı korkunç travma. Bunlar sadece dans kursuna giden küçük çocuklardı. Bu ailelere taziyelerimi nasıl ileteceğimi hiç bilmiyorum” diye yazmıştı.
TERÖR ŞÜPHESİYLE KONSERLERİ İPTAL EDİLDİ
Terör saldırısı şüphesiyle Viyana’da planlanan konserleri iptal edilen Swift, ‘Eras’ adlı dünya turnesine İngiltere’de devam ediyor. Avusturya’daki yetkililer, sanatçının kapalı gişe performanslarından birinde büyük bir saldırı planladığından şüphelenilen iki genci gözaltına almıştı. Biri 19, diğeri 17 yaşında olan iki gencin DAEŞ ile bağlantısı ortaya çıkarılmıştı.
Haber Kaynak : HABERTURK.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>DİLAN POLAT TAHLİYE EDİLDİ
“Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme”, “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a muhalefet” suçlarından hakkında açılan dava kapsamında tutuklu bulunan Dilan Polat hakkında tahliye kararı verildi. Dilan Polat, tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi. Polat hakkında yurt dışına çıkış yasağı verildi.
“BEYAZLARINI BOYAYACAĞIZ KARDEŞİM”
Dilan Polat’ın açıklama yapıp yapmayacağı merak edilirken, kardeşi Sıla Doğu’dan dikkat çeken bir paylaşım geldi. Instagram hesabından Dilan Polat’la birlikte evde çekildiği fotoğrafı paylaşan Doğu, “Güzel dilekleriniz için çok teşekkür ederiz. Beyazlarını ben ve Nilda boyayacağız. Toparlanacaksın kardeşim.” notunu düştü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Mahkeme, 40 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan Dilan Polat hakkında tahliye kararı verdi. Tutuksuz yargılanacak Polat’ın Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndan bugün çıkması bekleniyor. 9 aydır cezaevinde olan genç kadının sağlık sorunları yaşadığı, geçirdiği bunalım nedeniyle kendisine zarar verdiği konuşuluyordu.
DİLAN POLAT’IN AVUKATLARINDAN ÖZEL AÇIKLAMALAR
Gazeteci Emrullah Erdinç, Dilan Polat’ın tutuksuz yargılanma kararını getiren savcılık mütalaasını paylaştı. Savcı,
KAYINVALİDESİ PAYLAŞTI
Öte yandan; Engin Polat’ın annesi Şükran Polat tahliye haberini sosyal medya hesabında paylaşarak “Şükürler olsun” dedi.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bayrampaşa’dan çıkıp dünyanın en önemli takımlarındaoynadınız. Kariyerinizde sizi en çok motiveeden şey neydi?
Mücadele. Hayatımda elde etmek istediğim her şeyiçin mücadele ettim. Başarma duygusunun yeri benimiçin ayrı. Galatasaray altyapı seçmelerine girdim, kazandım.Performansımla A takıma seçildim. Milli takımdaunutulmaz günler yaşadım. Sonrasında Galatasaray kaptanıoldum. La Liga’ya transfer oldum. Atletico’da şampiyonoldum, sonra Barcelona’ya transfer oldum. Sadecefutbol oynamak hayaliyle yola çıkan bir çocuk içinrüya gibi. Ben hayatım boyunca parayla motive olmuşbiri değilim. Dönün bakın benim kariyerime ve sözleşmesüreçlerime, en çok kullanılan kelime ‘Boş mukaveleyeimza’dır. Bu bazen doğru olmayabilir, süreçleribelki daha profesyonel yürütmek daha doğru ama bu dabenim. Benim karakterim bu. O yüzden ben mutlulukla,mutlu olduğum ortamlarda bulunmayla motive olurum.

HAKSIZLIĞA KARŞI HEP TEPKİ GÖSTERDİM
Duygularınızla hareket eden birisiniz. Bu açıdanyaşadığınız en büyük pişmanlık neydi?
Bu, benimle ilgili yapılan en büyük eleştiri. Bu özelliğiminbana negatif etkiler olmuş mudur? Elbet olmuştur.Mantığı ön plana koymak insanı her zaman dahakorunaklı bir alanda tutuyor. Ama bu benim karakterim;duygularım sıklıkla ön planda oluyor. Yaş aldıkça bunudengelemeyi daha fazla öğrendim. Geriye dönüp baktığınızda20’li yaşlarda yaptığınızbirçok şey şimdi anlamsızgelebiliyor. Ama şuna eminimArda’ya 20’li yaşlarımdan baksambelki bugünkü birçokhareketim ona saçma gelebilir.Artık daha rafinebir hayatım var. İşim,ailem, çocuklarım.Bir pişmanlıktanbahsetmenindoğru olduğunudüşünmüyorum.Hepsi benibugün olduğumArda yaptı. Hâlâeksiklerim var amageldiğim noktadanmutluyum.
Öfkenizi kontrol edemediğiniziçin kavga haberleriylebasına birçok defa konuoldunuz. Kariyerinizi bu açıdandoğru yönetemediğinizi düşünüyor musunuz?
Bu konuyu kariyer yönetimi ekseninde değerlendirmekdoğru değil. Evet, zaman zaman öfkeme hakim olamadığımolaylar yaşadım. Geriye dönüp baktığımda bunlarıfarklı iletişim yöntemiyle çözebilir miydim? Evetama hepsinde bir haksızlığa tepki veriyorum. Haksızlığakarşı tepkisiz kalamıyordum. Yine haksızlık karşısındasessiz kalmam; ama daha sakin çözümler üretmeyi öğrendim.Bu da hayatın insana zamanla öğrettiği bir şey.

GÜÇ ZEHİRLENMESİ YAŞADIM
Genç yaşınızda çok büyük takımlarda oynadınız.Bu durum sizde ‘güç zehirlenmesine’ mi neden oldu?
Kariyerimde yaptığım hataların çoğu bireysel inişlerve çıkışlar. Onların temeline bakarsanız birçoğu da etrafımdakiinsanları koruma, sahip çıkma duygusu olduğunugörebilirsiniz. Her gerginliğimi buna bağlamak doğruolmaz ama geneli böyle. Büyük takımlarda oynamak,büyük başarılara imza atmak insan hayatında değişikliklermeydana getirebiliyor, bu doğal. Yaşadığım güç zehirlenmesindebunun da payı olabilir. Ama ben hep haksızlığakarşı elimden gelen mücadeleyi vermiş, gerektiğiyerde kavgayı göze almış biriyim. Yöntemimi sorgulayabiliriz.Geriye dönüp kendimle yüzleşince ben de sorguluyorum.Bazı aksiyonlarımda o güç zehirlenmesiyle yanlışyapmış olabilirim. Bunların hepsinin bedelini de ödedim.
Milli Takım’daki son döneminizde hep medyanıngündeminde oldunuz. Bazı gazetecilerin size haksızlıkyaptığını söylediniz belgeselde. Size karşı neden böylebir tavır aldılar?
Belgeselde bu konuya değiniyoruz. Çekimleri yaptığımızsüreçte bu konuları tekrar konuşmak biraz zor geldibana. Yüzleşme anlamındadeğil. Başından itibarengünah keçisi ilan edildiğimbir konuydu. Ortada milliforma var, ben hayatımboyunca parayıülke ve futbol sevgiminönüne koymamışbiriyim amaorada tüm ihalebana kalmıştı.O dönemöyle birtavırla karşılaşmıştım.Abi dediğiminsanlartarafından hiçbirsuçum yokken ateşeatıldım. Ama belgeseldekonunun taraflarıyla konuşulup,olayın daha net anlaşılmasındanmemnunum.

FATİH TERİM KARİYERİMDEKİ EN ÖNEMLİ FİGÜRLERDEN BİRİ
Kariyerinizde Fatih Terim’in ayrıbir yeri var..
Fatih Terim kariyerimdeki en önemlifigürlerden biri. Hep yol gösterici olmuştur,zor günlerimizde yanımızdaolmuştur. Her zaman büyüklüğünügöstermiştir. Teknik direktörlüğündenilham aldığım birkaç farklı hoca var.Fatih Hoca da bu isimlerin başında geliyor.Ondan, şartlar ne olursa olsun aslapes etmemeyi ve doğru zamanda doğruriskleri almayı öğrendim. Mücadele kavramınakattığı anlam, Fatih Hoca’nın ençok saygı duyduğum özelliklerindendir.Simeone’den savunma noktasında kıymetlişeyler öğrendim, Luis Enrique’denoyunun ofansif kodlarını ve bireyselyetenekleri nasıl ön plana çıkarabileceğimi…Çalıştığım tüm teknik adamlardanedindiğim çok tecrübe var. Şu anda daöğrendiklerimi en iyi şekilde kendi takımımdauygulamaya çalışıyorum.

ÇOK KIYMETLİ OYUNCULARIMIZ VAR
Türk futbolunun yeni nesil futbolculararasında sizin başarınızı yakalayacakbir isim var mı?
Elbette var. Arda Güler, Barış Alper Yılmaz, Ferdi Kadıoğlu, Kenan Yıldız, Kerem Aktürkoğlu… Liste daha uzar gider. Hakan Çalhanoğlu zaten şu anda geldiği noktada muhteşem bir kariyere sahip. Çok kıymetli oyuncularımız var bizim. Onlara bakınca içimde çok güzel duygular uyanıyor. Euro 2024’te bize milli takım heyecanını yaşattılar. Bizi yeniden bir araya getirdiler. Çok özel bir takım oldular. Umuyorum ki hepsi beni yakalayacak ve geçecek. O zaman benim yaptıklarım daha çok anlam kazanır.

HAYATIM BOYUNCA KALABALIK SOFRALARI, ARKADAŞLARI SEVDİM
İspanya’daki futbol kariyerinizdeözel hayatınızla gündemolmuştunuz. Evinize çokmisafir geldiği, futbola kanalizeolmadığınız gibi eleştirilerde vardı.
Prime Video’da yayınlanan belgeselde bir cümlem var, “Bir daha asla 24 yaşında Atletico Madrid futbolcusu olmayacağım” diye. Ben hayatım boyunca kalabalık sofraları, arkadaşları sevdim. Çevremde olmaları bana hep güç verdi. Ben Atletico Madrid’de şampiyonluklar kazanırken de çevremde arkadaşlarım vardı. Sanki sonrasında yaşadığım sportif düşüşün tek sebebi oymuş gibi gösteriliyor, ben onun yanlış olduğunu söylüyorum. O yaşlarda, o enerjiyi o duyguyu seviyordum. Belgeselde Filipe Luis bu konuyu çok güzel anlatıyor. Bizim evdeki ortamı, buluşmalarımızı, mangal partilerini… Bu Türkiye’de her zaman konu oldu ama İspanya’da kimse bu adamın çevresinde neden arkadaşları var demedi.

FUTBOL BANA HAYALLERİMİN ÖTESİNDE BİR HAYAT SUNDU
Dünyadaki başarılı futbolcularabaktığımızda dar gelirli ailelerdengeliyor. Dar gelirli ailedengelmek sizin futbol yaşamınızınasıl etkiledi?
Benim için aile her şeydir. Onların mutlu olması, kendilerini güvende hissetmeleri ve huzur içinde yaşamaları benim en önemli önceliklerimden biri. Refah içinde bir çocukluk geçirmedim. Her orta gelirli aile gibi bizim de kendimize göre ekonomik sıkıntılarımız vardı. Futbol bana hayallerimin de ötesinde bir hayat sundu. Hiç unutmam, bir gün eve geldiğimde annem ağlıyor. Yanına gidip ne olduğunu sorduğumda “Bu ev çok küçük, çok rutubetli” diye cevap vermişti. Ben de ona “Sen hiç merak etme annem, sen 40 yaşına gelmeden sana daha büyük çok güzel bir ev alacağım” demiştim. Çok şükür ki annem 40 yaşına gelmeden o sözümü tutabildim. Geriye dönüp baktığımda bu kadar büyük bir kariyer yapamamış da olsaydım, sırf anneme o ev sözünü tutmuş olabilseydim yine dünyanın en mutlu insanı olurdum.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>SUSAMLI TEREYAĞLI KURABİYE
MALZEMELER
1 paket tereyağı
1 su bardağı susam
1 su bardağı sıvı yağ
4 yemek kaşığı pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
1 paket şekerli vanilya
Aldığı kadar un

ÜZERİNE:
Pudra şekeri
Tarçın (isteğe bağlı)
YAPILIŞI: Susamları, yağsız teflon tavada kavuruyoruz. Karıştırma kabına yumuşamış tereyağını, sıvı yağı, pudra şekerini ve kavurduğumuz susamı koyup karıştırıyoruz. Unu azar azar ekliyoruz, vanilya ve kabartma tozuyla birlikte kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yoğuruyoruz. Hamurdan parçalar alıp yuvarlıyoruz. Yağlanmış ya da yağlı kağıt kullandığımız tepsiye diziyoruz. Önceden ısıtılmış 170-180 derecelik fırında hafif kızarana kadar pişiriyoruz.
SUSAMLI TAHİNLİ KEK
MALZEMELER
3 büyük boy yumurta
1 su bardağı şeker
Yarım su bardağı oda sıcaklığında süt
Yarım su bardağı tahin
1 su bardağından iki parmak eksik sıvı yağ
2 su bardağı + 2 yemek kaşığı un
1’er paket kabartma tozu ve vanilya
1 çay kaşığı karbonat
1 büyük çay bardağı çiğ susam
Kalıbı yağlamak için margarin veya tereyağı
YAPILIŞI: Önce kek kalıbımızı hazırlıyoruz. Kek kalıbının her yerini bir miktar tereyağı veya margarinle yağlıyoruz. Bir büyük çay bardağı susamı kek kalıbının her tarafına dökerek yayıyoruz. Kek kalıbını bir kenarda bekletip kekimizi hazırlamaya başlıyoruz. Yumurtaları derin bir kaba kırıyoruz. 1 su bardağı şekeri ekleyip krema kıvamına gelene kadar iyice çırpıyoruz. Daha sonra tahin, sıvı yağ ve süt ekliyoruz ve mikserle karıştırmaya devam ediyoruz. Elediğimiz un, kabartma tozu, karbonat ve vanilyayı ilave ederek yavaşça karıştırıyoruz. Karışımı kek kalıbına döküp önceden ısıtılmış 170 derece fırında üstü kızarana kadar pişiriyoruz.
SUSAMLI KEPEKLİ SİMİT
MALZEMELER
1 çay bardağı yoğurt
1 yemek kaşığı sıvı yağ
Yarım paket margarin
1 adet yumurta (akını üzeri için ayırın)
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar kepek unu
YAPILIŞI: Yumurtanın akı dışında tüm malzemeleri bir kaba koyarak hamuru şekil verecek kıvama gelinceye kadar yoğuruyoruz. Daha sonra hamurdan parçalar kopararak şekillendiriyoruz ve üste gelecek kısmını önce ayırdığımız yumurta akına, daha sonra ise bir tabağa koyduğumuz susama batırıyoruz ve tepsiye diziyoruz. 160 derece önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İçerde, Çukur, Ramo ve Yargı dizilerinden tanıdığımız şimdilerde Bahar dizisiyle karşımıza çıkan Mehmet Yılmaz Ak başarılı oyunculuğu ile dikkat çekiyor…

Yargı dizisindeki Pars Savcı performansından sonra Bahar ile ekranlara hızlı bir dönüş yapan yetenekli oyuncu Mehmet Yılmaz Ak sosyal medyanın konuşulanlarından olmayı başarıyor.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Demet Evgar, Buğra Gülsoy, Ecem Özkaya gibi sevilen oyuncular ile Bahar dizisinde başrolü paylaşan Mehmet Yılmaz Ak özel hayatıyla merak konusu oluyor.

Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak başarılı oyunculuğunun yanı sıra sempatik halleriyle de büyük ilgi görüyor.

Bekar olan 38 yaşındaki Bahar’ın Timur’u Mehmet Yılmaz Ak’ın aslen nereli olduğunu ilk defa duyan hayranları ise oldukça şaşırıyor…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
10 – CARA DELEVİNGNE
Genel sonuç: 89.99
Dudakları ve kaşları en yüksek puanı alan Cara, listenin 10. sırasında yer alıyor..

9 – KATY PERRY
Genel sonuç: 90.08
Katy Perry burnunun konumu ile altın oran hesaplamasında yüksek bir puan alarak 9. sıraya yerleşti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

8 – NATALİE PORTMAN
Genel sonuç: 90.51
Natalie’nin kaş bölgesi notunu düşürse de, bu listede 8. sırada yer alarak dünyanın en güzel yüzlerinden birine sahip.

7- SCARLETT JOHANSSON
Genel sonuç: 90.91
Dünyanın en güzel yüzlerinden biri olarak kabul Johansson’ın yüzü, ince kaşları medeniyle puan kırılmasına sebep oldu. Fakat 7. sırada yerini aldı.

6 – KATE MOSS
Genel sonuç: 91.05
Dünyanın en güzel modellerinden biri olarak bilinen Kate Moss alnında ve kaşlarındaki yapı sayesinde yüksek puan aldı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şişli’de tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 88 yaşındaki oyuncu Aydemir Akbaş’ın cenaze namazı Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camisi’nde kılındı. Cenaze namazı için camiye gelen sanatçı İbrahim Tatlıses’in tekerlekli sandalye ile gelişi sırasında arbede yaşandı. Yaşanan anlar saniye saniye kaydedildi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Özenç KILIÇ/ 88 YAŞINDA hayatını kaybeden senarist, yönetmen ve oyuncu Aydemir Akbaş için ilk tören mezunu olduğu Galatasaray Lisesi’nde düzenlendi. Akbaş’ın cenazesi ilk törenin ardından Levent’teki Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrasında Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. Tören boyunca gözyaşlarına hakim olamayan Akbaş’ın yakın dostu İbrahim Tatlıses, “Son nefesinde beni görmek istediğini hissettim. Yoğun bakıma gittim. Bembeyaz bir suratı vardı, uzanmış. Sağ elimi sol dizinin üstüne koydum. ‘Aydoş ben geldim buradayım’ dedim. Ben gittikten yarım saat sonra canını teslim etmiş. Beni mi bekledin Aydemir” dedi.
Yeşilçam’ın simge isimlerinden senarist, yönetmen ve oyuncu Aydemir Akbaş 88 yaşında hayatını kaybetmişti. Akbaş evinde geçirdiği rahatsızlık nedeniyle 15 Ağustos’ta Okmeydanı’ndaki Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi’nde yoğun bakıma alınmış, tedavisi sürerken entübe edilmişti. Yaklaşık 1.5 senedir kanserle mücadele eden Akbaş dün hastanede vefat etmişti. Hayatını kaybeden Akbaş için ilk tören sabah saatlerinde mezunu olduğu Galatasaray Lisesi’nde düzenlendi. Törene, sanatçı İbrahim Tatlıses, oyuncu Şafak Sezer, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, yapımcı Polat Yağcı, yapımcı Birol Güven ile spor ve sanat camiasından birçok isim, Akbaş’ın dostları ve sevenleri katıldı.
TATLISES: SAĞ KOLUMU KAYBETMİŞ GİBİYİM
Oyuncunun yakın dostu İbrahim Tatlıses tören sırasında gözyaşlarına hakim olamadı. Tatlıses Akbaş’ın Galatasaray bayrağına sarılı tabutunun başından tören boyunca ayrılmadı. Tatlıses, “Aydoş benim canımdı. Bir güne bir gün kalbini kırmadım. O da benim kalbimi kırmadı. Aydoş’um yok. 45 seneye dayanan bir dostluktu bu. Hiçbir dostumdan Aydemir’den gördüğüm dostluğu görmedi. Balığı bana o öğretti, ben de onu kebabı, lahmacunu öğrettim. Ben balık sevmezdim, sayesinde sevdim. Aydemir kimseden, para yardım istemez, herkesten sevgi beklerdi. Aydemir’e paran var mı diye sorsam? Var sen kendine bak. İyi misin desen, sen kendine bak. Durumun nasıl desen, iyiyim sen kendine bak, hep böyle derdi. Aydoş’u kaybetmek; sağ kolumu kaybetmiş gibiyim. Severdim, o da beni çok severdi. Çok anımız var ama 2 dakikaya sığmaz. Hepinizi seviyorum, saygılarımı iletiyorum” dedi.
“AYDOŞ BEN GELDİM BURADAYIM DEDİM, YARIM SAAT SONRA CANINI TESLİM ETMİŞ”
Tatlıses, “Son nefesinde beni görmek istediğini hissettim. Gittim, evlat Polat sağ olsun ayarladı. Yoğun bakıma gittim. Bembeyaz bir suratı vardı, uzanmış. Sağ elimi sol dizinin üstüne koydum. “Aydoş ben geldim buradayım” dedim. Ben gittikten yarım saat sonra canını teslim etmiş. Beni mi bekledin Aydemir” diye konuştu.
“HASTANEDEN ÇIKIP SETE GELİYORDU”
Oyuncu Şafak Sezer ise, “Benim söyleyebilecek bir şeyim yok, başımız sağ olsun. Son nefesine kadar, ‘Sinema, sinema sinema’ dedi” ifadelerini kullanırken yapımcı Polat Yağcı ise, “Kolpaçino filminde kanser tedavisi görmesine rağmen, tedavi görüp, hastaneden çıkıp sete geliyor, setten çıkıp hastaneye gidiyordu. ‘Ben bu filmi mutlaka çekeceğim’ diyordu. Israrla, acı çekmesine rağmen yine de geldi o filmde geldi oynadı” şeklinde konuştu.
“GALATASARAY SPOR KULÜBÜNE DÜŞEN UNUTTURMAMAK”
Törene katılan Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek de bir konuşma yaptı. Özbek, “Çok önemli bir Galatasaraylıydı, kaybettik. Kendisi yaşam boyunca Galatasaray’ın arkasında durmuş, Galatasarayla iftihar etmiş biriydi. Türkiye’de aşağı yukarı herkesin sevdiği bir sinema, tiyatro oyuncusuydu. Kendisinin eksikliğini her zaman hissedeceğiz. Galatasaray Spor Kulübü’ne düşen, kendisini unutturmamak, anısını yaşatmak. Unutulması mümkün olmayan bir Galatasaraylıydı” dedi.
“ONU ÇOK SEVERDİK”
Akbaş’ın Kolpaçino serisinde birlikte rol aldığı oyuncu Serkan Şengül ise, “Büyük bir ustaydı. Kolpaçino serilerinde onla karşılıklı oynamaktan çok keyif almıştım. Son o filmdeki duygusal sahneyi de karşılıklı oynamak bana nasip olmuştu. Çok üzgünüm, çok değerli bir insan, ansiklopedi gibidir, çok kültürlüdür. Son nefesine kadar derken; kanser hastasıydı. Sete tedavisini olur gelirdi, o kadar işine bağlıydı, sinemayı seviyordu. Düşünün 87 yaşında bir insan kanser hastası, hastanede tedavi olur sete gelirdi. Böyle insanlar Türk sinemasına zor gelir” dedi. Sanatçı Candan Erçetin ise, “Bizim ağabeyimizdi, uğurlamak için buradayız. Son görevimiz, onu çok severdik” şeklinde konuştu.
FERİKÖY MEZARLIĞINDA TOPRAĞA VERİLDİ
Galatasaray Lisesi’ndeki törenin ardından Aydemir Akbaş’ın cenazesi Levent’teki Barbaros Hayrettin Paşa Camii’ne getirildi. Cenaze törenine İstanbul Valisi Davut Gül, sanatçılar İbrahim Tatlıses, Mehmet Ali Erbil, Candan Erçetin, yapımcılar Polat Yağcı, Birol Güven ve Derya Tuna’nın yanı sıra Akbaş’ın sevenleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonrasında Akbaş’ın cenazesi toprağa verilmek üzere Feriköy Mezarlığı’na götürüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık durumu kötüleşerek Şişli’de hastaneye kaldırılan 88 yaşındaki Yeşilçam oyuncusu Aydemir Akbaş hayatını kaybetmişti. Aydemir Akbaş’ın cenaze namazı, Levent Barbaros Hayrettin Paşa Camisi’nde kılındı. Cenaze namazına, İstanbul Valisi Davut Gül, sanatçı İbrahim Tatlıses, oyuncu Şafak Sezer, Mehmet Ali Erbil, Bülent Bilgiç, GalatasaraySpor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Sinema Genel Müdürü Birol Güven ve sanatçı Candan Erçetin’in yanı sıra çok sayıda seveni ve ünlü isim katıldı.
“Ustayı kaybettik”
Akbaş’ın cenaze törenine gelen oyuncu Serkan Şengül, “Biz ustayı kaybettik. Değerli bir ağabeyimizi kaybettik. Son sahneyi de herhalde beraber çekmiştik. Türk sineması değerini kaybetti. İyi ki onu tanımışım. İyi ki onunla filmler çekmişim. Çok eğlenceli birisiydi. Mekanı cennet olsun. Yattığı cennet olsun” diye konuştu.
“Usta bir kalemdi”
Cenaze törenine katılan oyuncu Gani Rüzgar Şavata ise, “Basın medyası bu insanı tanıyor biliyor. Sinemadan ve tiyatroya geldi. Usta bir kalemdi. Usta bir yönetmen, usta bir yazardı. Örnek bir insandı ahlakı ve edebiyle. Aynı zamanda paralelinde sporu da götürdü. Sporu da taşıdı. Galatasaray’ın fanatiğiydi ama bütün sporu da severdi. Aslında Türkiye sporunun da öncüsüydü. Varını yoğunu sanat için harcayan ve onuru ve şerefiyle yaşayan bir insandı. Örnek bir kimlikti” dedi.
Akbaş’ın cenazesi kılınan cenaze namazının ardından Feriköy Mezarlığı’nda toprağa verildi. – İSTANBUL
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ANKARA’da karıştığı bir kavgada bıçaklanarak hastaneye kaldırılan Yunus Emre Özdemir (19), taburcu edildikten yaklaşık 4 ay sonra tekrar rahatsızlandı. 6 ay basur olduğunu sanarak yaşayan Özdemir’in, geçirdiği ilk ameliyatta karnında havlu büyüklüğünde gazlı bez unutulduğu ortaya çıktı. Sağlık Bakanlığı‘ndan alınan bilgiye göre ise hastane tarafından konu ile ilgili idari inceleme başlatıldığı öğrenildi.
Yunus Emre Özdemir, geçen yıl ekim ayında Altındağ ilçesinde karıştığı bir kavgada karnından bıçaklanarak Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede, ince bağırsak ameliyatı geçirdikten sonra 2 gün yoğun bakımda, 7 gün de normal odada gözetim altında tutulan Özdemir, tedavisinin ardından taburcu edildi. Normal yaşantısına geri dönen Özdemir, tedavinin ardından yaklaşık 4 ay sonra bağırsaklarında ağrılar hissetmeye başladı. Özdemir, yaklaşık 6 ay boyunca basur olduğunu sandı ancak ağrılarının iyice artması üzerine 8 Ağustos’ta Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Özdemir’in yapılan tetkiklerinde, bağırsaklarında havlu büyüklüğünde gazlı bez bulunduğu tespit edildi. Özdemir’in 10 ay önce geçirdiği ince bağırsak ameliyatı sırasında karnında gazlı bez unutularak dikiş atıldığı ortaya çıktı. Gazlı bez ameliyatla çıkarılırken, Özdemir’in tedavisine devam ediliyor.
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir, konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve Sağlık Bakanlığı’na başvurdu. Sağlık Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre; hastane konu ile ilgili idari inceleme başlattı.
Yunus Emre Özdemir, hastane odasında yaptığı açıklamada, “Bağırsağımı dışarı çıkardılar yeniden. Torba takılı şu an, 6 ay takılı kalacakmış torba. Hastaneyi şikayet etmeyi, tüm haklarımı kullanmayı düşünüyorum. Çalışıyordum, elektrik işiyle uğraşıyordum. İşe yeni başlamıştım; ama yeniden ameliyat oldum” dedi.
‘AMELİYATA ALININCA GAZLI BEZ OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI’
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir ise “Lavaboda fenalaştı, bana ‘Anne bir bakar mısın?’ dedi. Ben bakınca bez olduğunu anladım. Acil olarak hastaneye getirdik. Hemen hastaneye getirildi, ameliyata alındı. Ameliyata alınınca da gazlı bez olduğu ortaya çıktı. Benim çocuğumun sosyal hayatı tamamen bitti. Savcılığa, Sağlık Bakanlığı’na her yere başvurdum, CİMER’e yazdım. Şikayetçiyiz biz. Bu süreçte karın ağrısı oldu, yemesi içmesi kesildi, zayıfladı. 10 ay boyunca gazlı bezi içinde taşıdı Yunus Emre. Şu an sürekli ateşi çıkıyor. Torbadan rahatsız oluyor, onun için çok zor sonuçta. Enfeksiyon kapıyor, kan değerleri yükseliyor. Ben hastane ve hastane personelinden, doktordan şikayetçiyim” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hindistan’ın Batı Bengal eyaletine bağlı Kalküta kentindeki bir devlet hastanesinde 36 saatlik mesainin ardından seminer odasında uyuyan stajyer doktorun cinsel saldırıya uğradıktan sonra öldürülmesine yönelik tepkiler sürüyor. Hindistan Tabipler Birliği’nin (IMA) çağrısıyla ülke genelinde doktorlar, yerel saatle 06.00’dan itibaren greve gitti. Acil servisler hariç tüm hizmetler, 24 saat süreyle durduruldu. “Adalet istiyoruz” sloganları atan doktorlar, sağlık çalışanlarını şiddetten korumayı amaçlayan Merkezi Koruma Yasası’nın yürürlüğe girmesini talep etti. Greve 1 milyondan fazla doktorun katılması bekleniyor.
Batı Bengal Eyalet Başbakanı Mamata Banerjee protestolara destek vererek soruşturmanın hızlandırılmasını ve suçluların mümkün olan en sert şekilde cezalandırılmasını talep etti.
Hindistan’ı sokağa döken skandal
Öte yandan 9 Ağustos’ta RG Kar Hastanesi’nde uyuduğu sırada cinsel saldırıya uğrayan 31 yaşındaki doktor, meslektaşları tarafından yarı çıplak bir şekilde bulunmuştu. Olayla ilgili 1 hastane çalışanı tutuklanmıştı. Kalküta polisi tarafından yürütülen soruşturma, kamuoyunda “saldırının örtbas edildiği ve kötü yönetildiği” yönündeki eleştirilerin giderek artması nedeniyle Federal Merkezi Soruşturma Bürosu’na devredilmişti.
Ulusal Suç Kayıtları Bürosu’na (NCRB) göre verilerin toplandığı son yıl olan 2022’de ülkede 31 binden fazla tecavüz vakası kayda geçti. – KALKÜTA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Şen, sözlerine şöyle devam etti;
“HONTEL, ÇALIŞILAN GÜN TAKILMALI”
“Kişi, iş yerinde geriliyor. O gerginliğe bağlı tansiyon yükseliyor. Bu kişinin honteli çalıştığı gün takılmalı. O kişiye bunu anlatmazsanız, hontel istirahat ettiği gün takılırsa sonuçları normal çıkar. ‘Tansiyon hastası değilsin’ dersiniz gönderirsiniz. Bir gün iş yerinde birisine sinirlenir, tansiyonu yükselir ve beyin kanamasıyla acil servis, yoğun bakıma kadar gelir olay.”
“ENSEDE BİR AĞRI VARSA TANSİYON OLMA İHTİMALİ VAR”
“O yüzden ensede bir ağrı varsa tansiyon olma ihtimali var. Bana göre, yoğun bakımda beyni kanamış olanları, damar tıkanıklığı olanları çok sık görüyoruz. İstiyoruz ki bunlar bize gelmesin, o yüzden öncelikle bunu vurguluyorum. Mutlaka kardiyoloji uzmanına görünüp ona uygun tedavi görmesi lazım.”
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Türk Kızılay’dan yapılan açıklamada, başta İzmir, Bolu ve Aydın olmak üzere Türkiye’nin farklı illerinde orman yangınlarının devam ettiği kaydedildi.
İzmir’in Karşıyaka, Manisa’nın Gördes, Aydın’ın Bozdoğan, Bolu’nun Göynük ve Karabük’ün Ovacık ilçelerinde çıkan ve rüzgarın etkisiyle büyüyen orman yangınları nedeniyle söndürme çalışmalarının 2 gündür sürdüğü hatırlatılan açıklamada, yangının ilk anından itibaren Afet Müdahale Merkezleri ve şubelerinden bölgeye personel ve gönüllülerin gönderildiği ifade edildi.
Açıklamada, Kızılay’ın ikram araçları, mobil mutfaklar, öncü araçlar, haberleşme ve müdahale araçlarıyla yangın söndürme çalışmalarına destek verdiği vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi:
“Sahadaki 38 personeli ve 18 aracıyla müdahale ekiplerini ve yangından etkilenen vatandaşları yalnız bırakmayan Kızılay, çorba, kumanya, ikram malzemesi, soğuk-sıcak içecek ve su dağıtımını sürdürüyor. Yangınların devam ettiği illerde 10 binden fazla sıcak yemek, 9 bine yakın ikramlık, yaklaşık 2 bin 500 kumanya, 20 binden fazla su ve 35 bini aşkın içecek dağıtımı yapan Kızılay, orman yangınlarıyla ilgili teyakkuz halinde olmayı sürdürüyor.” – ANKARA
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Habertürk ekranlarında katıldığı bir canlı yayında dünyaya hızla yayılmaya devam eden maymun çiçeği virüsüne ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu
“BİLİM İNSANLARI AGRESİF SEYREDECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYOR”
Maymun çiçeği virüsünün Covid gibi bir virüs olmadığını söyleyen Bakan Memişoğlu, “Maymun çiçeği RNA virüsü değil, DNA virüsü. Ne demek? Yani farklı bir virüs çeşidi bu. Daha agresif seyredeceğini bilim insanları düşünmüyorlar. Birincisi o. İkincisi bu 20 yıldır zaten o bölgede, Kongo’da olan bir hastalık esasında. Yeni çıkan bir hastalık değil. Özellikle son 2022 Temmuz’unda orada, Kongo’da bu bölgesel olan bir yerde bu hastalık yaygın hale geliyor. Özellikle uzun süreli temasla bulaşan, uzun süre yan yana kalmakla veya cinsel ilişkiyle bulaşan bir hastalık türü. Kovid gibi bir nefes alınımı yoluyla bulaşmıyor. Ve temasla bulaştığı için de yaygınlığı lokalize kalıyor genelde.” dedi.
VİRÜS TÜRKİYE’DE VAR MI?
Bakan Memişoğlu, “Bilim insanlarıyla oturup konuştuğumuzda Türkiye’de 2024’te bu virüs görülmedi. Yani bunu hem bizim bilim insanları hem altyapımızda şu ana kadar herhangi bir ülkemizde bu son maymun çiçeği hastalığıyla ilgili bir tanı konulmadı. Özellikle söylemek istiyorum çünkü bazen insanlar bazı inanmak istedikleri şeyleri duyurmaya çalışıyorlar ama yok yani bizde şu ana kadar yok inşallah da olmasın.” ifadelerini kullandı.

“BÜTÜN PLANLARIMIZI, HAZIRLIĞIMIZI YAPTIK”
Maymun çiçeği virüsü konusunda bütün hazırlıkların yapıldığını belirten Memişoğlu, “Biz bu acil durumdan sonra bilim kurulumuzu oluşturduk ve bilim kurulu ile beraber bu hastalıkla ilgili nasıl eğer olursa eğer gelirse ülkemize nasıl bir önlem alınması gerekir? Gelmeden nasıl bir önlem alacağız? Gelirse ne yapacağız? Bunlarla ilgili bütün planlamalarımız ve hazırlığımızı yaptık. Bu bilim kurulu, bununla mücadele rehberi esasında bu. Hastalıkla mücadelenin rehberi. Zaten Dünya Sağlık Örgütü esasında ilanında bunu söylüyor. Hazırlıklı olun ama yayılıp yayılmayacağı konusunda bir netlik yok çünkü lokalize kalıyor genelde Afrika’da bu hastalık.” dedi.
“Bütün bilim insanları Kovid gibi bir pandemi beklemiyorlar.” diyen Memişoğlu, “Pandemi olacağını düşünmüyorlar. Tabii ki sağlıkta iki kere iki hiçbir zaman dört olmaz. Onun için net konuşulmaz. Bunu toplumun da bilmesi lazım. Çünkü o virüsün yapısı bir anda değişir, başka bir virüse dönüşebilir. Veya başka bir virüs de salgın yapabilir.” ifadelerini kullandı.

“ÇİÇEK AŞISI YÜZDE 85 ORANINDA KORUYOR”
Virüsten korunma yollarına ilişkin olarak da konuşan Memişoğlu, “Aslında bu şu anda söylenen, bilim insanlarının bize söylediği, bununla ilgili zaten çiçek aşısı olanların yüzde 85 korunduğu konusunda. 1980’e kadar da ülkemizde zaten çiçek aşısı olmayan yok biliyorsunuz. Ama yine de biz her türlü önlemimizi alıyoruz. Bugün bizim bakanlığımızdaki bilim kurulumuzun ilan ettiği rehber, ‘Nasıl davranacağız? Hastalık nedir? Nasıl dolaşıyor?’ Bunların hepsini rehberimizde yayınladık. Ve nasıl mücadele edeceğimizi, ne yapacağımızı da orada ayrıntılı bilim insanları tarafından belirlendi. Bu rehberi bizim web sayfalarımızdan ulaşabilirler.” dedi.
MAYMUN ÇİÇEĞİNİN BELİRTİLERİ NELER?
Maymun çiçeği virüsünün belirtilerini anlatan Bakan Memişoğlu, “Şu anda nefesle bulaşmadığını biliyoruz. O yüzden önce ateş ve baş ağrısıyla başlıyor bilindiği kadarıyla. Sonra bu cilt ve görünür bulgular ortaya çıkıyor. Tabii ateş ve baş ağrısı dediğinizde esasen birçok hastalık da olabilir. Ama şu bilinsin yani biz Afrika’dan hikayesi olan işte bu tür vakaları takip etmeye çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.

“ŞU AN İÇİN ALARM DURUMU YOK”
“Bir salgın hastalık endişemiz yok.” diyen Bakan Memişoğlu, “Yani şu an için alarm durumu yok. Milletimiz rahat etsin. Şöyle, bu son varyantı öldürme oranının biraz daha yüksek olduğunu gösteriyorlar. Kongo’da 15 bin kişi etkilenmiş. Dünya Sağlık Örgütü’nün söylemesine göre 517 ölü var. Ama bu genelde “immunosuppressive” dediğimiz başka hastalıklar olan düşkün insanlarda ölüm oranının yüksek olduğunu ifade ediyor. O nedenle de takip ediliyor.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yunus Emre Özdemir, geçen yıl ekim ayında Altındağ ilçesinde karıştığı bir kavgada karnından bıçaklanarak Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastanede, ince bağırsak ameliyatı geçirdikten sonra 2 gün yoğun bakımda, 7 gün de normal odada gözetim altında tutulan Özdemir, tedavisinin ardından taburcu edildi. Normal yaşantısına geri dönen Özdemir, tedavinin ardından yaklaşık 4 ay sonra bağırsaklarında ağrılar hissetmeye başladı.
BASUR OLDUĞUNU DÜŞÜNÜRKEN KARNINDAN GAZLI BEZ ÇIKTI
Özdemir, yaklaşık 6 ay boyunca basur olduğunu sandı ancak ağrılarının iyice artması üzerine 8 Ağustos’ta Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Özdemir’in yapılan tetkiklerinde, bağırsaklarında havlu büyüklüğünde gazlı bez bulunduğu tespit edildi. Özdemir’in 10 ay önce geçirdiği ince bağırsak ameliyatı sırasında karnında gazlı bez unutularak dikiş atıldığı ortaya çıktı. Gazlı bez ameliyatla çıkarılırken, Özdemir’in tedavisine devam ediliyor.

AİLE SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir, konuya ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu, ayrıca Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve Sağlık Bakanlığı’na başvurdu. Sağlık Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre; hastane konu ile ilgili idari inceleme başlattı.
“İŞE YENİ BAŞLAMIŞTIM AMA YENİDEN AMELİYAT OLDUM”
Yunus Emre Özdemir, hastane odasında yaptığı açıklamada, “Bağırsağımı dışarı çıkardılar yeniden. Torba takılı şu an, 6 ay takılı kalacakmış torba. Hastaneyi şikayet etmeyi, tüm haklarımı kullanmayı düşünüyorum. Çalışıyordum, elektrik işiyle uğraşıyordum. İşe yeni başlamıştım; ama yeniden ameliyat oldum” dedi.
“BEN BAKINCA BEZ OLDUĞUNU ANLADIM”
Yunus Emre Özdemir’in annesi Hanım Özdemir ise “Lavaboda fenalaştı, bana ‘Anne bir bakar mısın?’ dedi. Ben bakınca bez olduğunu anladım. Acil olarak hastaneye getirdik. Hemen hastaneye getirildi, ameliyata alındı. Ameliyata alınınca da gazlı bez olduğu ortaya çıktı. Benim çocuğumun sosyal hayatı tamamen bitti. Savcılığa, Sağlık Bakanlığı’na her yere başvurdum, CİMER’e yazdım. Şikayetçiyiz biz. Bu süreçte karın ağrısı oldu, yemesi içmesi kesildi, zayıfladı. 10 ay boyunca gazlı bezi içinde taşıdı Yunus Emre. Şu an sürekli ateşi çıkıyor. Torbadan rahatsız oluyor, onun için çok zor sonuçta. Enfeksiyon kapıyor, kan değerleri yükseliyor. Ben hastane ve hastane personelinden, doktordan şikayetçiyim” diye konuştu.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
4 yıldır birlikte olduğu pilot Çağrı Terlemez ile 2021 yılında dünya evine giren ünlü şarkıcı Ece Seçkin’den üzen haber geldi.

32 yaşındaki Seçkin’in annelik sevinci yarım kaldı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Hürriyet’in haberine göre, 2 aylık hamile olan şarkıcı bebeğini kaybetti.

Bebeğin kalbi durunca ünlü şarkıcı önceki gün acilen ameliyata alındı.

Seçkin, geçirdiği operasyon sonrası sosyal medya hesabından sağlık durumu hakkında bilgi verdi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Başrollerini Kemal Sunal, Tarık Akan, Halit Akçatepe, Münir Özkul ve Adile Naşit gibi isimlerin paylaştığı Hababam Sınıfı filmi, Türk Sineması’nın unutulmaz yapımları arasında yer alıyor.

Yeşilçam’ın sevilen isimlerinden Akil Öztuna, Hababam Sınıfı serisinde felsefe hocasını canlandırmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN
Usta oyuncu, Türk Sinemasını en unutulmaz klasiklerinden biri olan 1976 yapımı Tosun Paşa filmindeki Tellioğulları’nın reisi Tellioğlu Akil karakteriyle de hafızalara kazınmıştı.

TOSUN PAŞA’NIN ÇEKİMLERİNDE DEVEDEN DÜŞEREK ÖLMÜŞTÜ…
Kült filmler arasında yer alan Tosun Paşa filmi, meğer arkasında bir trajediyi de saklıyormuş. Filmin çekimleri sırasında Akil Öztuna, deveden düşerek hastaneye kaldırılmış ve ardından geçirdiği iç kanama sebebiyle hayatını yitirmiş.

Akil Öztuna’nın yaşadığı kaza sürecinde Tosun Paşa ve Hababam Sınıfı filmlerinin çekimleri ise aynı anda sürdürülüyormuş.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Unutulmaz ‘Hababam Sınıfı’ filminde ‘Bacaksız’ lakaplı öğrenci rolüyle tanınan Tuncay Akça kalp krizi sonucu İstanbul’da hayatını kaybetti.

Tuncay Akça, 2022 yılında hayat hikâyesine yer verdiği “Bir Gülücük Hikâyesi” kitabını çıkarmıştı. “Bir gülüşle hayatım değişti” diyen Akça, Yeşilçam’daki keşfediliş hikâyesini bu sözlerle anlatmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

YEŞİLÇAM’A İLK OLARAK AYAKKABI BOYACISI OLARAK GİDİYOR
“Hababam Sınıfı”ndaki ‘Bacaksız’ rolü ve gülüşüyle hafızalara kazınan oyuncu, Yeşilçam’a ilk olarak ayakkabı boyacısı olarak gidiyor.

“O GÜLÜŞÜM ERTEM EĞİLMEZ’İN HOŞUNA GİTMİŞ”
Tek bir gülüşün hayatını değiştirdiğini söyleyen Akça, yönetmen Ertem Eğilmez’in kendisini keşfediş hikâyesini kitapta şöyle anlatıyor: “Ertem Eğilmez, kameranın arkasında Adile Naşit’e bir sahneyi anlatıyordu. Ama müstehcen bir şekilde… Anlatırken, ben bir kahkaha attım. O küfrünü daha önce duymadığım için bana çok komik gelmişti. Bir başladım mı üç dakika filan gülüyordum. O sırada Ertem Eğilmez ‘stop’ deyip bana şöyle bir baktı. Oradan kaçıp saklandım. Ertem Abi, yanına çağırdı, ‘Ayıp değil mi, iş yapıyoruz niye gülüyorsun?’ dedi. Fakat o gülüşüm Ertem Eğilmez’in hoşuna gitmiş. Böyle bir tarafı varmış, insanı keşfedermiş.

BU SAHNE İÇİN 60 LİRA ÜCRET ALMIŞ…
Hababam Sınıfı” filminde Tuncay Akça, Halit Akçatepe ve Kemal Sunal’ın karşısına geçip güldüğü sahne için 60 lira ücret almış…
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>

BARONLARIN ANLAŞMAZLIKLARI SİSTEMİ ORTAYA ÇIKARDI
Cezaevine girdikten sonra da Derkan Başer ile irtibatının devam ettiğini belirten tanık E.Ç., “Bahsettiğim gibi ceza evine girmiş olsam da Derkan Başer ile irtibatım 2023 yılı Temmuz ayında bana yanlış yapana kadar devam etti. Aslında Derkan Başer’e yanlışı yapan onun ortağı olan Veysel Şahin isimli bir başka bahis organizatörüdür. Bu şahıs beni devre dışı bırakmak için Derkan’a benim hakkımda olumsuz şeyler söylemiş bu sebeple Derkan benimle irtibatı kopardı. Bende bu duruma kızdığım için gerçekleri sizinle paylaşmak istedim” diye konuştu.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

TÜM YETKİ ENGİN POLAT’A VERİLDİ
Kurulan yasa dışı bahis ağına Veysel Şahin’in 2017 yılında dahil olduğunu, bir süre sonra cezaevinde bulunan E.Ç.’yi ziyarete gelen bir kişi Engin Polat’ın 2017 yılında KKTC’ye gelerek bu sisteme dahil olduğunu söyledi. Yasa dışı bahis sitesi olan “Jasminebet” isimli sitenin tüm yetkisinin ise Engin Polat’a verildiğini belirtti.

ENGİN POLAT’IN ŞİRKETLERİ İLE SİSTEM YÜRÜTÜLDÜ
Gizli tanık E.Ç. davanın seyrini değiştirebilecek nitelikteki itirafları Engin Polat’ın bu sistemi nasıl yürüttüğünü de ortaya koydu. Veysel Şahin’in Türkiye’deki sistemi Engin Polat ve onun himayesinde kurulan şirketleri kullanarak yürütmek istediği, Yine Veysel’in adamı olarak bildiği ve şirket kurulması işlerinden çok iyi anlayan Ahmet Gün’nde bu yapının içerisinde olduğu ifade etti.

PARALAR ENGİN’İN ŞİRKETLERDEN KKTC’YE AKTARILDI
Tanık, Engin Polat ve Ahmet Gün üzerinden işletilen bu sistemin sorunsuz işlediği, paraların şirketlerde gezdirilip KKTC’ye soğuk cüzdanlar eliyle aktarıldığını itiraf etti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
İclal Aydın son olarak aynı isimli kendi romanından uyarlanan Üç Kız Kardeş dizisinde hayat verdiği Nesrin karakteri ile boy göstermişti.

Sevilen yazar, sunucu ve oyuncu İclal Aydın verdiği kilolar sonrası değişimi ile de son dönemde adından söz ettirmişti.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Adeta 30’lu yaşlarına geri dönen güzel oyuncu İclal Aydın hayranlarından övgü dolu yorumlar almıştı.

52 yaşındaki güzel oyuncu ve yazar tüm maharetlerinin yanında aynı zamanda çok da iyi bir anne.

Kızına olan düşkünlüğü ile bilinen İclal Aydın, onu magazinden uzak büyütmeyi tercih etti. İclal Aydın’ın kızıZeynep Lal’i 31 yaşında kucağına almıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Son olarak ‘Kolpaçino 4 4’lük’ filminde rol alan 88 yaşındaki usta oyuncu Aydemir Akbaş’tan kahreden haber geldi. Evinde baygın bulunduktan yoğun bakıma alınan Yeşilçam yıldızı dün entübe edildi. Ancak oyuncu tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.Aydemir Akbaş 88 yaşında aramızdan ayrıldı.

Bir süredir akciğer kanseri tedavisi gören usta oyuncu Aydemir Akbaş evinde baygın bir şekilde bulunmuş ve apar topar hastaneye kaldırılmıştı.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Yoğun bakımda tedavi altına alınan Yeşilçam yıldızı entübe edildi.

HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU
Usta oyuncudan acı haber geldi. Akbaş, 88 yaşında hayatını kaybetti.

Akbaş’ın 45 yıllık can dostu İbrahim Tatlıses de sanatçı için dua istemişti.
Sosyal medyadan açıklama yapan Tatlıses, dün yaptığı paylaşımda “45 yıllık değerli dostum, değerli ağabeyim Aydemir Akbaş şu anda yoğun bakımda… Siz değerli sevenlerimden Aydoşuma dua bekliyorum. Saygılarımla” ifadelerini kullanmıştı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Hatipoğlu takım arkadaşlarına zehir zemberek sözlerde bulunurken, ikinci dokunulmazlık oyunu öncesi oyun alanını terk etti. Heyecan dolu yarışmadan önce çıkanlar şu şekilde:

‘TATSIZ İKİ MAĞLUBİYET ALDIK’
Poyraz, “Üç dört gündür tatsız bir hastalığa yakalandım üst solunum yolları enfeksiyonu tadında, ciğerimi ve solunumumu engelleyen, Seda da aynı hastalıktan muzdarip şu an.
Hem Seda hem ben olmayınca, ikimizde istatistikte ilk 5’te yer alan iki yarışmacı olarak takıma katkımız ortadan kalkınca tabi tatsız iki mağlubiyet aldık ama Seda ve benim olmamama rağmen son iki oyundur çok uç uca geçiyor.
O yüzden bu bir yerde takımımızın kalitesini gösteriyor.” dedi.

HAKAN HATİPOĞLU’NDAN ZEHİR ZEMBEREK SÖZLER
Hakan Hatipoğlu, “Derler ya dünyada en tehlikeli insan kaybedecek bir şeyi olmayan insandır. Benim şu an kaybedecek hiçbir şeyim yok. Zaten adayım, beni aday yapmışlar, şimdi onlar düşünsün.
Esas mesele şimdi başlıyor. Bugün Survivor’da bence yapmam gereken en keskin hareketlerden birini yapacağım. Kafaya taktım bunu yapacağım. Bugün ikinci dokunulmazlık oyunu günü şimdi kaybedersek bizden biri yazılacak.
Ben burada kibir abidesi Ogeday için mi mücadele edeceğim, yalan söyleyen bir Poyraz için mi ya da ayrı ayrı oynayan bir Yasin için mi?” ifadelerini kullandı.

‘İYİ BİR ENERJİYLE GİDİYORUZ’
Bozok, “Ben Hakan’ın çıkacağını biliyordum. Hakan kendi de biliyordu. Bence Hakan takımıyla iyi anlaşamıyor, bireysel olmuş, iki üç tane de kız var yanında, onlarla beraber takılıyor.
İlk dokunulmazlığı aldık. Tabi ki de iyi bir enerjiyle gidiyoruz. Fazla konuşmuyoruz bu konu hakkında, bugünü kesin alacağız gibi bir totem yapmadık.” dedi.

‘DÜNE GÖRE DAHA MOTİVEYİZ’
Hilmi Cem, “İkinci erkek dokunulmazlığına gideceğiz. Düne göre daha motiveyiz, daha neşeliyiz çünkü almış olduğumuz galibiyet var. Kazandığın zaman kazanma ruhu denir ama bu oyunda devam edecek mi, göreceğiz.” ifadelerine yer verdi.

HAKAN HATİPOĞLU OYUN ALANINI TERK ETTİ
Murat Ceylan ilk eleme adayı olması sonrasında oyuna başlamadan Hakan Hatipoğlu’na duygu ve düşüncelerini sordu. Hakan Hatipoğlu şu ifadeleri kullandı:
Bizde ne olursa olsun bir liste var koşulsuz, değişmeyen. Bence burada ağzınızda kuş tutsanız bu listenin dışına çıkamazsınız. Sevdiğim bir parkur. Burada oynamayı çok istiyorum açık söyleyeyim ama bugün ne için oynayacağım onu bilmiyorum.
Kadın haftası olsa çok istekli olurdum. Şu an önümde düello var yani burada bazı insanlar için oynamak istemiyorum açıkçası.

Hakan Hatipoğlu sözlerinden sonra Murat Ceylan’dan izin alarak oyun alanını terk etti.
DOKUNULMAZLIK OYUNU
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyunu nefes kesti. Son oyunda Mavi takımdan Yağmur ve Yasin ile Kırmızı takımdan Yunus Emre ile Gizem Meriç yarıştı. Yasin ve Yağmur’un kazanmasıyla Mavi takım 12-7’lik skorla dokunulmazlık sembolünün sahibi oldu.

ELEME ADAYI
Kırmızı takımda konseyde en fazla Mustafa Kemal’in ismi çıktı. Mustafa Kemal, ikinci eleme adayı oldu.
]]>Gerçek adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.
Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti. Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi dükkanında çalıştı.
14 yaşındayken Adana’da ses yarışmasına katıldı
Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.
Usta sanatçı, yarışmadan sonra “Gürses” soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.
Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.
Gürses, müziğe başladığı ilk yıllarla ilgili yaptığı bir açıklamada, “İlkokulu bitirdim. Gerisi yok. Adana’da damda yatarken uzun hava okudum. Arkadaşım halkevine gidiyordu. Ben de gittim. Derken Çukurova Radyosu’nda sanatçı oldum.” ifadelerini kullanmıştı.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” büyük başarı yakaladı
Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.
Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT Çukurova Radyosu’nda, canlı olarak türküler söyledi.
İlk plağı “Emmioğlu/Ovada Taşa Basma” adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.
Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babasının annesini öldürmesiyle büyük sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi.
Hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, “Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin” ve “Gitme Gel Gel/Haram Aşk” adlı iki 45’lik plak doldurdu.
Gürses, “Sevda Yüklü Kervanlar” adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, “Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma” isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.
Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.
1990’lı yıllarda müzik dünyasında ikinci çıkışını yakaladı
Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Sürücünün hayatını kaybettiği kazada, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı.
Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Gürses, kazadan dolayı koku alma duyusunu yitirdi. İşitme duyusu da ciddi biçimde zarar gören sanatçı, yavaş konuşmaya başladı.
Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında “Özür Diliyorum Senden”, “İsyankar” ve “Ben İnsan Değil miyim?” adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.
Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı. Bir röportajında Orhan Gencebay ile arasındaki farkı, “Orhan ağabey bizim pirimizdir. Orhan Gencebay, ‘Böyle gelmiş, böyle gitmez’ diyor. Bizse ‘Böyle gelmiş, böyle gider’ diyoruz” sözleriyle ifade etmişti.
2006’da “Aşk Tesadüfleri Sever” albümünde sınırlarını aştı
Müslüm Gürses, “Gönül Teknem” adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi “Aşk Tesadüfleri Sever” adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.
David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile seslendirdi.
Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in “Sensiz Olmaz”, Nilüfer’in “Olmadı Yar”, Teoman’ın “Paramparça”, Tarkan’ın “İkimizin Yerine”, Şebnem Ferah’ın “Sigara” ve Kenan Doğulu’nun “Tutamıyorum Zamanı” adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da “Sandık”, 2010’da ise “Yalan Dünya” albümlerine imza attı.
Onlarca albüm ve plak yaptı
Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı “Müslüm Gürses” adlı albümü yayımlanırken, 1976’da “Öldürdüğün Yetmedi mi”, 1979’da “Gazla Şoför”, “Bağrıyanık”, 1980’de “Umutsuz Hayat”, “Esrarlı Gözler”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1982’de “Müzik Ziyafeti”, “Tanrı İstemezse”, 1983’te “Anlatamadım”, “Dertliler Meyhanesi”, 1984’te “Yaranamadım”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “Gitme”, 1986’da “Sevda Yolu”, “Yıkıla Yıkıla”, “Küskünüm”, “İlk Aşkım Son Sevgilim”, “Hayatımı Sen Mahvettin”, 1987’de “Farketmez”, “Talihsizler”, 1988’de “Aldatılanlar”, “Dertler İnsanı”, “Vefasız Alem”, “Maziden Bir Demet”, 1989’da “Arabeskin Devleri”, “Bir Fırtına Kopacak”, “Bir Kadeh Daha Ver”, “Mahsun Kul”, “Müslüm Gürses Konser albümü”, 1990’da “Meyhaneci/ Kırık Sazım”, “Hüzünlü Günler”, “Arkadaş Kurbanıyım”, “Güle Güle Git”, 1991’de “Bir Bilebilsen/ Zalim”, “Sen Nerdesin Ben Nerdeyim”, “Yüreğimden Vurdun Beni”, “Bir de Benden Dinleyin”, “Her Şey Yalan”, “Yaşamalısın”, 1992’de “Müslümce 92”, 1993’te “Ah Gülüm”, “Dağlarda Kar Olsaydım”, “Kralların Müzik Şöleni”, 1994’te “Senden Vazgeçmem”, “İnsaf – Kahire Resitali”, 1995’te “Benim Meselem”, “Bir Avuç Gözyaşı”, 1996’da “Topraktan Bedene”, “Şiirlerim Şarkılarım”, 1997’de “Sultanım”, “Usta – Ne Yazar”, “Nerelerdesin”, 1998’de “Müslüm Gürses Klasikleri” albümleri yayımlandı.
“Arkadaşım”, “Garipler” ve “Vay Canım” albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de “Biz Babadan Böyle Gördük”, “Zavallım”, 2001’de “Müslümce Türküler”, “Sadece”, “Yanlış Yaptım”, “Dünya Yalan”, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, “Müslüm Baba ile Yolculuk”, “Paramparça”, 2003’te “Yanarım”, “İkimizin Yerine”, 2004’te “Uyanma Zamanı”, 2005’te “Ayrılık Acı Bir Şey”, 2005’te “Bakma”, 2006’da “Gönül Teknem”, “Aşk Tesadüfleri Sever”, 2009’da “Sandık”, 2010’da “Yalan Dünya”, 2013’te “Veda – Ervah-ı Ezelde”, 2013 ve 2014’te “Baba Şarkılar 1-2” albümleri çıktı.
38 filmde rol aldı
Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen “İsyankar” filmiyle kamera karşısına geçti.
Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.
Sanatçı, 1980’de “Bağrı Yanık”, “İtirazım Var”, “Hasret”, “Kul Sevdası “Zeytin Gözlüm”, 1981’de “Mutlu Ol Yeter”, 1983’te “Anlatamadım”, 1984’te “Ağlattı Kader”, “Bir Yıldız Doğuyor”, “Çare Sende Allah’ım”, “Garibanlar”, “Sev Yeter”, 1985’te “Güldür Yüzümü”, “İkizler”, “Kul Kuldan Beter”, “Yaranamadım”, 1986’da “Beleşçiler”, “Çığlık”, “Seher Vakti”, “Töre”, “Yıkıla Yıkıla”, “Kader Rüzgarı”, “Kısmetin En Güzeli”, “Küskünüm”, 1987’de “Oğlum”, “Talihsizler”, 1988’de “Yalnızlık Korkusu”, 1990’da “Dertler İnsanı”, “Dünya Boştur”, 2000’de “Sevmemeli”, 2002’de “Bir Akıllı Bir Deli”, “Muhabbet Kuşları”, “Ömerçip”, 2005’te “Balans ve Manevra”, 2006’da “Amerikalılar Karadeniz’de 2”, 2008’de “Esrarlı Gözler”, 2011’de “Şov Bizinıs” filmlerinde oynadı.
Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu
Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve “Sahneye ilk kim çıkacak” kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.
Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, “Esrarlı gözler” isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.
Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, “Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.” ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise “Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.” açıklamasında bulunmuştu.
44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı
Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca “kenar mahalle” ya da “varoş” müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.
Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçı solunum cihazına bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybetti, cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran “Müslüm” filmi ise sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.
]]>PINAR’IN KARDEŞİ: KADINA ATILAN TEKME VE YUMRUKLARA GÜLÜNÜYOR
Pınar Saka’nın erkek kardeşi yaşanan şiddetten dolayı insanların gülerek alay etmesi tepki gösterdi. Instagram hesabından sitem eden Hakan Saka şu ifadeleri kullandı: “Belli bir kesim hariç bütün ülke bir olmuş. Sosyal medyada etkileşim uğruna televizyonda bir kadına atılan tekmelere, yumruklara gülüyor. Sesimizi çıkarmayalım dedik ama sustukça yemediğimiz hakaret, küfür kalmadı ve sabrımız taştı. Bu konuyla eğlenen, ‘oh iyi olmuş’ diyen istisnasız herkes Türkiye’nin en büyük kanayan yaralarından biri olan ‘Kadına şiddeti’ şu anda alenen destekliyor.”

“Empati yapamayacak kadar insanlıktan çıktığınız bildiğim için umarım bir gün çekirdek ailenizden birisi bunu yaşar da Pınar Saka’nın ailesinin ve sevenlerinin neler hissettiğini anlarsınız. Son olarak bu durumu meşrulaştırmaya çalışan herkesin attığı twit ve yorum inceleme altına alınıyor. Yazık bu millete.”

PINAR’IN EŞİ: KÜFÜRLERİNİZİN KONUĞU BİZİZ
Pınar’ın eşi Erhan Seçkin ise “Söz her zaman sahibine aittir. Küfürlerinizin şimdilik konuğu biziz. İleride ismimizi bile düşünerek hatırlayacağınız zamanda kim bilir hangi isimler konuk olacak. Ben devlet sanatçılığına, eşim de üst düzey yöneticilik hayatına devam edecek. Ama siz çekirdek çıtlarken yine birilerine küfürler yağdıracaksınız. Sizin yapınız bu, maalesef ki bundan besleniyorsunuz” ifadelerini kullandı.

SEMA, PINAR’I DÖVDÜ
Survivor’ın önceki akşam yayınlanan bölümünde Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

DİSKALİFİYE EDİLDİ
Sema için acil durum konseyi düzenleyen Acun Ilıcalı ise yarışmacının diskalifiye edildiğini duyurarak “Olayı defalarca seyredip diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk. Sonrasında da bir kanaate ulaştık. Değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan bize de çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin çok yüksek. Sen bana göre örnek bir annesin. Fevri bir olaydan bir yere varmak bence insanı yanlışa götürür. Ancak yaşanan bu olay yarışmanın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’ten ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun.
Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı.
Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap.
Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar.
İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım.
Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu.
Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler.
Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık.
Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada.
Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu hafta; Masal (Yeni Çocuk Oyunu), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Bu Haftanın Programı (28 Şubat-3 Mart 2024)
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir.
Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur.
Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>“PAYLAŞIMLARIMDAN DOLAYI BANA GADDARLIK YAPTILAR”
Sosyal medyayı eskisi gibi aktif olarak kullanmadığını belirten Yunus Günçe, “Sosyal medyada artık kendimi gerzek gibi hissetmeye başladım. Çünkü sen yazıp çiziyorsun ama hiçbir şey değişmiyor. Sen yazdığınla kalıyorsun. Sonra senin 43 tane oyununu iptal ediyorlar, bir şehre giremiyorsun. Beni deprem ve seçim zamanı bir listelere koydular. Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar ve ben. Aramızda 300 milyon dolar var ya…. Ben bu insanlarla başka hiçbir listede yokum. Bize gaddarlık yaptılar. Kuvvetli olmadığım için bana yaptıklarını yaptılar. Kimse yazdıklarımı umursamadı. Bir şey olduğunda yine kendimi tutamıyorum ama biraz frene bastım. Mental ve ruhsal anlamda çok yoruldum” dedi.

“ACUN ILICALI DAHİL TÜM SURVIVOR EKİBİNİ TAKİPTEN ÇIKARDIM”
Survivor’a davet edildiğini ancak daha sonra kimsenin kendisine ulaşmadığını belirten Günçe sözlerine şöyle devam etti: “Bir ara Survivor’daki herkesi takipten çıkardım. Buna Acun Ilıcalı da dahil. Tavşan dağa küsmüş dağın haberi olmamış o hesap. Takip etmeme gerek yoktu. Survivor All Star’a neden gitmediğim çok soruluyor. Cevabı çok basit çünkü beni çağırmadılar. Acun Ilıcalı beni bir daha çağırmak zorunda değil ki. Aslında All Star’ı geçen sezon yapacaklardı ve beni aradılar. İlk beni çağırdıklarını söylediler çünkü Acun Ilıcalı ‘Yunus’u mutlaka ikna edin’ demiş. Ben de kabul ettim ve ertesi gün spora başladım. Yüzmem zayıf diye çok ciddi bir paraya yüzme kursuna yazıldım. Sonra Survivor’a davet edilen bir arkadaşım arayarak ‘Abi Survivor’a gidiyormuşsun’ deyince olayın ciddiyetini anlayarak ailelere ilan ettim. Bütün ailemi toplayarak Survivor’a gideceğimi söyledim ve herkes çok mutlu oldu. Daha sonra ekiple iletişim koptu ve kimse beni aramadı. Daha sonra ben onları aradım ve bana ‘Oradaki olaylar biraz değişti. Takımlar değişti All Star yapmaktan vazgeçtik. Seneye All Star var ve sen bankosun. İlk seni arayacağız’ dediler. Sonra deprem ve seçim oldu. Ben o arada videolar çektim. All Star oldu ve beni çağırmadılar. Çağırmak zorunda değiller, mecbur da değiller.”

“ACUN’A LAF EDEN BATUHAN SURVIVOR’DA, DEMEK Kİ BENİM VİDEOLAR DA BİR ŞEY VAR”
“Annemin evinde hiçbir şey yapmadan otururken Acun Ilıcalı beni Survivor’a çağırarak çok büyük bir iyilik yaptı. Acun Ilıcalı minnettarım. Bana bir şans daha verdi Para Bende’yi yaptık sonra Survivor yorumları yaptık. Ben Acun Medya’ya gidip bütün gün belki iş çıkar diye orada bekleyen adam olmadım, olmayacağım. Şu an Survivor’da MasterChef’te et çalarken yakalanan adam var, sevgilisine küfreden adam var. Batuhan Karacakaya, Acun Ilıcalı’ya neler neler söyledi şimdi o da orada. Demek ki benim videolarla ilişkili bir durum var. Benim videoların içeriğinde bir şey var demek ki… Yine de sorun değil. Biz hep alttan aldık.”
]]>Bu ay; Masal (Yeni Oyun), Parkta Güzel Bir Gün (Lefkoşa Belediye Tiyatrosu)(Konuk Oyun), Savaş ve Barış, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Kuğunun Şarkısı, Yaşamak mı Yoksa Ölmek mi, Ay, Carmela!, Maviydi Bisikletim, Bir Halk Düşmanı, Sivrisinekler, Geçit, Tartuffe, Hamlet, Uçurtmanın Kuyruğu, Fosforlu Cevriye, Yaftalı Tabut, Komik Para, Godot Geldi, Çingene Boksör, Zehir, İfigenya, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Oscar, Ben Medea Değilim, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Öldün, Duydun mu?, Cadı Kazanı, Yatak Odası Komedisi, Benim Küçük Yıldızım, Bekçi ile Postacı, Herkes Sihirbaz Olacak, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Rüya, Fındıkkıran, Karagöz Çiftlik Bekçisi, Elma Kurdu Kırtık adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
Behçet Necatigil, Gülten Akın ve Edip Cansever Şiirleri İstanbul Şiirle Buluşuyor Etkinliğine Konuk Oluyor
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 3 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait. Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 10, 24 Mart 2024 tarihlerinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 17 Mart 2024 tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Mart 2024 Programı
MASAL (5+Yaş) (Yeni Çocuk Oyunu)
Hakkından ve ihtiyacından fazla yiyeceği çalarak açlığa sebep olan yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı üç çocuk fantastik bir yolculuğa çıkar. Birçok engelin aşıldığı yolculuk sürecinde bireysellikten birlikte hareket etmeye, yardımlaşma ve adaletli paylaşıma kadar çocukların düşünce ve eylemleri değişir. Açlığın tüm çocuklar için yaşamsal bir sorun olduğunu fark eden çocuklar, açgözlü yemek hırsızı ve işbirlikçisine karşı mücadeleyi büyütür. Eftal Gülbudak’ın yazıp yönettiği oyunda Ceren Hacımuratoğlu, Ercan Demirhan, Yeliz Şatıroğlu, Onur Şirin, Serkan Bozkurt rol alıyor. Oyun, 3, 10, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
Parkta Güzel Bir Gün(Lefkoşa Belediye Tiyatrosu-Konuk Oyun)
Oyunda, parkta güzel bir gün geçirmek isteyen Olivia ve Arthur’u bir ülkenin bantla çizilen yeni sınırı ikiye ayırır. İşe yeni başlayan sınır muhafızının sert bakışları altında iki ülke arasında sıkışıp kalan çift, giderek içinden çıkılmaz bir hal alan bu absürd durumun esiri olurlar. Bizi ayıran hayali çizgileri ve bu çizgileri kırmanın ağır yaptırımlarını konu alan acı-tatlı bir komedi Parkta Güzel Bir Gün. Kieran Lynn’in yazdığı, Kıymet Karabiber’in yönettiği oyunda Aytunç Şabanlı, İzel Seylani, Melihat Beşe Günalp rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 30 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ
1939 yılı, Polonya’nın Nazi birliklerince işgalinin hemen öncesi. Varşova’da bir tiyatroda Hitler karşıtı bir oyunun provaları sürmektedir. Oyun siyasi sebeplerle yasaklanarak yerine Hamlet konulur. Almanların Polonya’yı işgali üzerine tiyatro kapanır. İşsiz kalan oyuncular, bir Alman casusunun engellenmesi için çalışırlar. Provasını yaptıkları oyun sayesinde, Nazilerin kılığına girer ve zaman zaman umutsuzlaşan ve gitgide çetrefilleşen bir savaşı sürdürürler.
Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Rüzgar Aşıkoğlu, Özgür Ali Kuruçay rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
AY, CARMELA
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır. Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde,
MAVİYDİ BİSİKLETİM
İlk gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemin ve ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı bu yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR HALK DÜŞMANI
Kentin yegane gelir kaynağı olan kaplıcalarla ilgili araştırmasından şüphelerini haklı çıkartan bir sonuç alan Dr. Stockman’ın mücadelesi, Ibsen’in güçlü kalemiyle, “halkın yararı” sayılan şeyin, çıkar prizmasında şekil değiştirmesini anlatan bir “mesel”e dönüşüyor.
Henrik Ibsen’in yazdığı, Dilek Başak Carelius’un çevirdiği, Orhan Alkaya’nın yönettiği oyunda Barış Çağatay Çakıroğlu, Burçak Çöllü, Cem Baza, Derya Yıldırım, Gökhan Mete, Hakan Arlı, Hazal Uprak, Mert Tanık, Müge Akyamaç, Rahmi Elhan, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 28 Şubat-2 Mart, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 2 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz. Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
HAMLET
Usta yönetmen Engin Alkan, Shakespeare’in dünya klasikleri arasında haklı bir yere sahip bu oyununu, farklı bir yorumla seyirciyle buluşturuyor. Yaşam ve ölüm arasında, iktidar ve intikam arasında, düşüncesi ile eylemi arasında insanın tüm zamanlara özgü çelişkilerini sahneye taşıyan, tiyatro tarihinin en ünlü eseri Hamlet, Engin Alkan’ın rejisinde çağdaş bir okumayla şimdiki zamandan bakılan çarpıcı bir hatırlamaya dönüşüyor.
William Shakespeare’in yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirdiği, Engin Alkan’ın yönettiği oyunda Müslüm Tamer, Doğan Altınel, Seda Çavdar, Elçin Atamgüç, Zeliha Bahar Çebi, Zafer Kırşan, Hira Ogeday Erkut, Ersin Bağcıoğlu, Göksel Arslan, Destan Batmaz, Osman Kaba, Emre Ertunç, Cihat Faruk Sevindik, Doğan Şirin, Oğuzhan Oğuz, Hüseyin Emre Şen, Deran Özgen rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 16 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
KOMİK PARA
Doğum gününde Henry akşam işten dönerken metroda kendi çantası yerine yanlışlıkla bir başkasının çantasını alır. O çantanın içinde tam 1 milyon 735 bin pound para vardır. Evde onu bekleyen karısı Jean, Henry için bir doğum günü sürprizi hazırlamaktadır. Bu doğum günü kutlaması için aile dostları Betty ve Vic de davetlidirler. Henry para dolu çanta ile eve gelir. Hemen uçak biletleri alınır ama eve bir dedektif gelir ve işler karışır, soluksuz macera başlar.
Ray Cooney’in yazdığı, Haldun Dormen’in çevirdiği, Özgür Atkın’ın yönettiği oyunda Ada Alize Ertem, Can Alibeyoğlu, Elyesa Çağlar Evkaya, Emrah Derviş Soylu, Hasip Tuz, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın, Uğur Dilbaz rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde, 23 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir… Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir… Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 6-9 Mart, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 9 Mart 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
İFİGENYA
Doğu ile Batı arasındaki ilk büyük savaş: Akha ordusu, Truva seferine çıkmak üzeredir. Birleşik ordu donanmasının sıkıştığı limandan kurtulup harekete geçebilmesi için rüzgara ihtiyacı vardır. Başkomutan Agamemnon, Artemis’in kutsal geyiklerinden birini öldürdüğü için tanrıça da onun rüzgarını kesmiş ve herkesi bu limana hapsetmiştir. Doksan dokuz kralın ordusu hastalıktan kırılırken, öfkeyle bekleyen askerlerin gözü Agamemnon’dadır. Başkomutan’ın sadece kendisi ve makamı değil, başta ailesi olmak üzere, tüm ülke tehlikededir. Agamemnon’un yapabileceği tek bir şey kalmıştır: En değerli varlığı olan kızı Iphigenia’yı tanrılara kurban vermek!..
Euripides’in yazdığı Serdar Biliş’in yönettiği oyunda Ayşecan Tatari, Elvan Boran, Yıldıray Şahinler rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 13-16 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
ÖLDÜN, DUYDUN MU?
İntihar eden bir adamın geride bıraktığı hayatı, hatalarıyla yüzleşmesi ve sonrasında kendini tanıma süreci anlatılıyor. Oyunda ayrıca sabır, mücadele, belleksizlik gibi insanı şekillendiren pek çok kavram irdeleniyor. Yiğit Sertdemir’in yazdığı Burçak Çöllü’nün yönettiği oyunda Emrah Can Yaylı, Pelin Budak, Tankut Yıldız rol alıyor. Oyun, 20-23 Mart 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 27-30 Mart 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 3, 10 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Ümraniye Sahnesi’nde,
KARAGÖZ ÇİFTLİK BEKÇİSİ (3+ Yaş)
Karagöz uzun zamandır işsizdir ve iş aramaktadır. Sonunda kendisine bir çiftlikte iş bulur. İşi hayvanların bakımını yapmaktır. Ama ortada bir sorun vardır. Karagöz, hayvanları tanımamaktadır. Özgür Atkın’ın yazıp yönettiği oyunda Elif Verit, Hakan Örge, İrem Erkaya rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ELMA KURDU KIRTIK (4-7 Yaş)
Elma Kurdu Kırtık 7 yaş altı çocuklara yönelik, kuklaların kullanıldığı, canlı müzik eşliğinde oynanan eğlenceli bir çocuk oyunudur. Haylaz bir elma kurdunun mükemmel elmayı bulmak için çıktığı yolculuğu anlatır. Sahip olduklarına değer vermeyen, çevresindekileri hor gören Kırtık bu yolculukta aradığı mükemmel elmaya ulaşmak yerine çok daha kıymetli bir şeyin farkına varır.
Çocukların sosyal çevreleriyle olan ilişkilerine dikkat çeken oyun somut nesnelerle soyut kavramları ilişkilendirerek çocuğun algısını geliştirmeyi amaçlamaktadır. Çocuğun günlük yaşamında yaşadığı çelişkileri renkli bir hayal dünyasında yeniden yaratan oyun çocuğa kendi gerçekliğine dışarıdan bakabilme şansı verir. B. Çağatay Çakıroğlu ve Ö. Barış Bakova’nın yazıp B. Çağatay Çakıroğlu’nun yönettiği oyunda; Elyesa Çağlar Evkaya ve Seda Çavdar rol alıyor. Oyun, 17, 24 Mart 2024 tarihlerinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Acun Ilıcalı acil durum konseyini toplayarak yarışmacıları dinledi. Ilıcalı kavga eden yarışmacılar hakkında karar verildi.

SEMA İLE PINAR’IN KAVGASI
Sema Aydemir, ‘Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen’ diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da ‘Sana mı soracağım’ cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, ‘Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma’ derken ikili birbirine tekrardan temas etti.
Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat attı. Sema araya giren arkadaşlarına ‘bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?’ dedi.
Pınar da ‘Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece.’ cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

SEMA ARKADAŞLARINA KENDİNİ İFADE ETMEYE ÇALIŞTI
Atakan’ın uzaklaştırmasıyla biraz da olsa sakinleşen Sema Aydemir, arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Sema şu ifadeleri kullandı:
Ben onların sayesinde olimpiyata gitmişim bakar mısın? Bu zamana kadar Atakan ben böyle bir şey yapmadım ama insanın emeğiyle… Bak sana dese ki sen benim sayemde dünya şampiyonu oldun dese ne yaparsın?
Bunlar bu rahat böyle yaşarken ben hem çocuğuma baktım, kamplara çocuğumla gittim. Ben kolay Olimpiyat barajı geçmedim. Benim emeğime kimse şey yapamaz.

SEMA’NIN PINAR’A NEDEN SALDIRDIĞI ORTAYA ÇIKTI
Nagihan, Pınar’la Sema’nın kavgası sonrası toplanan acil durum konseyinde ikili arasındaki tartışmanın nedenlerini anlattı.

Nagihan, ‘Sadece bu Survivor değil. Bir önceki Survivor ve 2011 yılına dayanan bizim, benim, Merve Aydın’ın, Pınar Saka’nın dünya şampiyonasında madalya aldıktan sonra 4*400 metre bayraklı yarışaca çıkacaktık.
Aslında bütün hikaye oradan başlıyor. 2017’ye de yansıdı. Bu seneye yansıdı. Bu konu açılınca açıkçası biz çok oralı olmak istemedik çünkü bizlik bir durum yok. Biz hem kendi bireysel madalyalarımızı almışız.
Hem de bayrakta da nasıl ki Survivor’ı Acun Ilıcalı yönetiyorsa, Milli Takımı da bir teknik direktör yönetiyor. Burada Pınar ile Sema’nın bir türlü anlaşamadığı anlaşmak istemediği bir kan davası var. Yok benim hakkımdı, yok senin hakkındı.
Aslında net olan bir şey vardır. Saniyeler konuşur, saniseler konuşur. Atletizmde de bu böyle olmuştur. O zaman ki madalyamızı aldığımız içinde formda olduğumuz içinde teknik direktörümüz yani hocamız bizi dörtlüyü öne sürdü ve çıktığımızda da en iyi saniyeyi yapıp madalya getirdik ülkemize ama bu buruk sevinci bir türlü atlatamadık üzerimizden 13 sene geçmesine rağmen.
Burada da Survivor adı altında ama hiçbir olay olmadan birbirlerine bilenmiş iki yarışmacı vardı. Ben Pınar’ı sivil hayatta tanırım, ikisi de benim milli takım arkadaşım. İkisiyle de iyi anlaşırım ne kadar rekabet içerisinde olsak da, tartışırız kavga ederiz, rakip oluruz ama tabii ki koruma noktasında da ne yapacağımı açıkçası bende bilemedim.
Bir anda kargaşa oldu. Zifiri karanlık zaten hiçbir şey yok. Bir anda olayın içerisinde kendimi buldum. Tekmeler, yumruklar yani açık konuşmak gerekirse Sema benim rakibim.
Pınar çok fazla şiddete dayalı birisi değil ama burası gerçekten çok hep söylüyorum da. Herkes belki benden bekliyordu bunu ama gerçekten buranın zorluğunu anlatmakla bitiremeyiz.” ifadelerini kullandı.

SEDA SİNİRLERİNE HAKİM OLAMADI
Oyun alanında Sema ve Pınar’ı göremeyen Seda, ‘Merak ettim yine ne yaptı? Çünkü dün konseyden çıkarken Sema’ya dedim ki artık o kadar amacını anladım ki dedim.
İnsan hani düşmanı bile kaliteli olsun derler ya, sal Sema dedim, dalga geçelim. Yani düşünüyorum, düşünüyorum. İnsanın kalbi bu kadar kirli olur mu’diye düşünüyorum. Sorunu sadece Sema’yla olsaydı Sema daha gelmeden bana, Aleyna’ya sıçramazdı.
Pisliğe vurdukça, sıçrar ve yayılır. Dedim ki Sema salalım. İçimde bir şey vardı yine bir şey olur mu acaba diye, çünkü zaten elenecek, zaten performansı kötü ya giderken birilerine de götüreyim istiyor ya da ilk defa bir Survivor’dan sonra akılda kalayım, kötü ya da iyi fark etmez diyor ama ben onun tuzağına düşmeyeceğim.
Umarım Seda’da düşmemiştir. Ne derece bilmiyorum. Elim ayağım titriyor sinirden. Keşke onunla aynı yerde olabilseydim o anda. Kopacaksa toptan kopsaydı yani her şey. O benim gözümde o kadar değersiz ki. Bir kadının kalbi bu kadar kirli olmamalı diye düşünüyorum.” dedi.

DOKUNULMAZLIK OYUNU
Survivor All Star’ın dokunulmazlık oyununun son müsabakası Mavi takımdan Yağmur ve Furkan ile Kırmızı takımdan Gizem ve Sercan Yıldırım arasında gerçekleşti. Furkan ve Yağmur’un kazanmasıyla dokunulmazlık sembolünün sahibi 12-9’luk skorla Mavi takım oldu.

SEMA GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI
Sema kavga sonrası konseyde Acun Ilıcalı’nın karşısına tek başına çıktı. Acun Ilıcalı, Sema’dan kendini ifade etmesini istedi. Sema şu ifadeleri kullandı:
Bende çok utanıyorum burada olmaktan. Geldiğimden beri kendime bir atış alanı hazırladım. Ben çalışacağım çünkü eksiğim var. Çekil benim düellom var çalışacağım. Sürekli bir şeyler. Sahra gitti, bana iftira attı.
Arkadaşlarıma demiş ki ben onun seçtiği atışı ve o atışı çalıştığını Sahra’ya söylemişim. Sahra burada bir haksızlık var. Ben düelloya çıkmıyorum demiş ve yarışmayı bırakmış. İşin acısı arkadaşlarım dedi ki hakkını helal et, vallahi biz bile düşündük acaba o yüzden mi gitti kız dedik dedi.
Ben bunu yaşamak zorunda değilim. Çünkü ben böyle bir şey yapmadım. Sonra işte lohusa kadın, Alman turist, ekip senden çok pişman seni getirdiklerine, bir sürü şeyler söyledi. En son yılan yaptı biliyorsunuz konseyde ve sürekli yapıyor yapıyor ben sesimi çıkarmıyorum.
Konseyden sonra biz kampa gittik ama ben dedim ki Sema sen neden bu kadar eziliyorsun ki yani, ben bunları hak etmedim. Duramadım, gittim, içimde kalırdı yani. Pınar ne yaptın? Şimdi ne yaptın?
Neden dedim mesela birbimizden uzak durmuyoruz. Sen dedi Seda’nın istatistiği için uğraşıyorsun. Seda için uğraşsam ya derim ki beni seç ya da en kötü ihtimalle Pınar’ı seç derdim. Ne olursam olayım, ne fiziğimi ne yarışmayı bunları hakedecek bir şey yapmadım.
En kötüsünüde söyleyeyim ben 3 sene konteyner da kaldım. Bana da gelip sen bizim sayemizde olimpiyatlara gittin dedi. Çok hırslandım. Tutun şunu falan diyordu ama onun da eli armut toplamıyordu. Masuma yatmasın.
Sema Aydemir yaşadıklarını anlatıp utancını dile getirirken gözyaşlarına hakim olamadı.

SEMA AYDEMİR DİSKALİFİYE OLDU
Acun Ilıcalı, Sema Aydemir’i çok iyi anladığını ifade ederek, ‘Arkadaşlarımızla konuyu değerlendirdik. Baya da uzun süren toplantı sonrasında olayı defalarca seyredip, diğer yarışmacılarla da konuyu konuştuk ve sonrasında da bir kanaate ulaştık.
Yaptığımız değerlendirme sonucunda açıkçası çok emeğin olan, bize de yıllarca çok faydası olmuş bir yarışmacısın. Bunları çok iyi biliyoruz. Bizim için değerin her zaman çok yüksek.
Sen bana göre örnek bir annesin. Hayatı tek hareketle değil, geneliyle değerlendirmekten yanayım her zaman. Fevri bir olaydan bir yere varmak, benim için insanı her zaman yanlış yere götürür.
Senin karakterinle ilgili bir değerlendirme değil bu ancak yaşanan olay bizim yarışmamızın çizgisinin çok dışına taştığı için bir karar vermek zorundayız. Bu karara göre Sema seni maalesef Survivor 2024’den ayırmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.
]]>Survivor’a geçen haftalarda katılan Sema Aydemir ile Pınar arasında tansiyon yükseldi. Sema’nın Pınar’a karşı sert ifadeleriyle başlayan olay kavgaya dönüştü. Eleme adaylarından ilki Begüm ikincisi de Pınar Saka olmuştu. Eleme adayının belirlendiği konsey sonrasında Sema Aydemir ile Pınar Saka arasında büyük kavga çıktı.

SEMA AYDEMİR DİSKALİFİYE OLDU
Temaslı kavgada Acun Ilıcalı acil durum konseyini toplayarak yarışmacıları dinledi. Ilıcalı kavga eden yarışmacılar hakkında kararını verdi. Karara göre Sema Aydemir yarışmadan diskalifiye oldu.
Sema Aydemir, “Bana bundan sonra bir hakaret daha edersen” diyerek Pınar’ın yanına geldi. Pınar da “Sana mı soracağım?” cevabını verince ikili arasında sinirler gerildi. Sema yerde uzanan Pınar’a tekme attı. Sema, “Benim huzurumu kaçırma, benim kardeşimin adını bir daha ağzına alma” derken ikili birbirine tekrardan temas etti. Sema, Nagihan ile Aleyna’nın uzaklaştırma çabalarına rağmen Pınar’a tokat salladı. Sema araya giren arkadaşlarına “Bunu yapamaz. Sürekli böyle uğraşıp ondan sonra ben buna karşıyım. Ben sana yüze nasıl vurulur göstereyim mi, ister misin?” dedi. Pınar da “Ben sana vurmadım zaten. Bana vurma diye uzak tuttum sadece” cevabını verdi. Sema kendini ifade ederken tekrar harekete geçince Atakan onu barakadan uzaklaştırdı.

Atakan’ın uzaklaştırmasıyla az da olsa sakinleşen Sema Aydemir, arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını anlatmaya çalıştı. Sema şu ifadeleri kullandı: “Ben onların sayesinde olimpiyata gitmişim, bakar mısın? Olimpiyat barajını da mı sen geçirdin bana? Bu zamana kadar Atakan ben böyle bir şey yapmadım ama insanın emeğiyle… Bak sana dese ki sen benim sayemde dünya şampiyonu oldun dese ne yaparsın? Bunlar bu rahat böyle yaşarken ben hem çocuğuma baktım, kamplara çocuğumla gittim. Ben kolay Olimpiyat barajı geçmedim. Benim emeğime kimse şey yapamaz.”

KAVGANIN NEDENİ ORTAYA ÇIKTI
Yarışmacı Nagihan, Pınar’la Sema’nın kavgası sonrası toplanan acil durum konseyinde ikili arasındaki tartışmanın nedenlerini anlattı. Nagihan, “Sadece bu Survivor değil. Bir önceki Survivor ve 2011 yılına dayanan bizim, benim, Merve Aydın’ın, Pınar Saka’nın dünya şampiyonasında madalya aldıktan sonra bayraklı yarışa çıkacaktık. Aslında bütün hikaye oradan başlıyor. 2017’ye de yansıdı. Bu seneye yansıdı. Bu konu açılınca açıkçası biz çok oralı olmak istemedik çünkü bizlik bir durum yok. Biz hem kendi bireysel madalyalarımızı almışız. Hem de bayrakta da. Nasıl ki Survivor’ı Acun Ilıcalı yönetiyorsa, Milli Takımı da bir teknik direktör yönetiyor. Burada Pınar ile Sema’nın bir türlü anlaşamadığı anlaşmak istemediği bir kan davası var. Yok benim hakkımdı, yok senin hakkındı. Aslında net olan bir şey vardır. Saniyeler konuşur, saniseler konuşur. Atletizmde de bu böyle olmuştur. O zaman ki madalyamızı aldığımız içinde formda olduğumuz içinde teknik direktörümüz yani hocamız bizi dörtlüyü öne sürdü ve çıktığımızda da en iyi saniyeyi yapıp madalya getirdik ülkemize ama bu buruk sevinci bir türlü atlatamadık üzerimizden 13 sene geçmesine rağmen.” ifadelerini kullandı.

Nagihan açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Burada da Survivor adı altında ama hiçbir olay olmadan birbirlerine bilenmiş iki yarışmacı vardı. Ben Pınar’ı sivil hayatta tanırım, ikisi de benim milli takım arkadaşım. İkisiyle de iyi anlaşırım ne kadar rekabet içerisinde olsakta, tartışırız kavga ederiz, rakip oluruz ama tabii ki koruma noktasında da ne yapacağımı açıkçası ben de bilemedim. Bir anda kargaşa oldu. Zifiri karanlık zaten, hiçbir şey yok. Bir anda olayın içerisinde kendimi buldum. Tekmeler, yumruklar yani açık konuşmak gerekirse Sema benim rakibim. Pınar çok fazla şiddete dayalı birisi değil ama burası gerçekten çok hep söylüyorum da. Herkes belki benden bekliyordu bunu ama gerçekten buranın zorluğunu anlatmakla bitiremeyiz.”
]]>Megapiksel sayısı, bir kameranın veya bir akıllı telefonun kamerasının görüntü çözünürlüğünü belirleyen önemli bir faktördür.
Ancak, daha fazla megapikselin her zaman daha iyi görüntü kalitesi sağladığına dair yaygın bir yanılgı bulunuyor.
Telefonların megapiksel değerleri artıyor
Akıllı telefon üreticileri, son yıllarda piyasaya çıkardığı telefonlarla adeta megapiksel savaşına girdi.
8, 16, 24, 32 ve 64 derken, günümüzde 200 MP kameralara sahip telefonlar karşımıza çıkmaya başladı.
Üreticiler, yüksek megapiksel değerine sahip kameraları yalnızca bir pazarlama stratejisi olarak kullanıyor. Peki yüksek megapiksel değerleri daha iyi kalite mi demek?
Önce megapikselin tam olarak ne anlama geldiğinden bahsedelim.
Megapiksel nedir
Megapiksel, bir görüntünün çözünürlüğünü ifade eden bir ölçü birimidir. Bir kamera ne kadar çok megapiksele sahipse, o kadar çok piksele sahip bir görüntü yakalar.
Bu da genellikle daha fazla detay ve netlik anlamına gelir. Ancak, megapiksel sayısı yalnızca bir faktördür ve görüntü kalitesini belirleyen tek etmen değildir.
Bir kameranın veya akıllı telefonun görüntü kalitesini etkileyen diğer önemli faktörler arasında sensör boyutu, lens kalitesi, görüntü işleme yetenekleri ve ışık koşulları bulunur.
Örneğin, daha büyük bir sensöre sahip bir kamera, daha iyi düşük ışık performansı ve daha iyi renk doğruluğu sunabilir. Aynı şekilde, kaliteli bir lens, daha keskin ve detaylı görüntüler elde etmenizi sağlayabilir.
Basitçe söylemek gerekirse, bir megapiksel bir milyon pikseldir. Bu nedenle, bir görüntünün çözünürlüğünü biliyorsanız, içindeki megapikselleri hesaplayabilirsiniz.
Örneğin bilgisayar ekranı için mevcut en iyi çözünürlük genellikle 1920 x 1080’dir. Bu nedenle, bu boyutta net bir resim 1920 x 1080 = 2.073.600 piksel olacaktır.
Büyük MP değerlerine ihtiyacınız var mı
Yukarıdaki örneğin kanıtladığı gibi, niyetiniz sadece Instagram hesabınıza koymaksa, büyük megapiksellerin hiçbir önemi yoktur.
Tek başına çekilen megapiksel sayısı, fotoğraf kalitesinin garantisi değildir. Aslında insanlar, yüksek megapiksel değerlerine iki şekilde ihtiyaç duyarlar:
1. Bir görüntüyü basmak gerektiğinde
Fotoğraf basmak artık popüler bir trend değil. Çoğu insan, fotoğrafları bastırmak için çaba harcamak yerine, fotoğrafları çevrimiçi olarak yüklemek ve dijital kopyalarını kaydetmekten oldukça memnun.
Fotoğrafı bastırmakla ilgileniyorsanız, megapiksel sayısına dikkat etmelisiniz. Açıkçası, daha fazla piksel daha keskin bir görüntüye dönüşür ve bu da görüntüyü çok daha büyük baskılar için büyüttüğünüzde bile net görünmesini sağlar.
Bununla birlikte, göz önünde bulundurmanız gereken başka bir faktör daha vardır – baskıdan izleme mesafesi.
Örneğin reklam panolarını ele alalım. Kabul edilebilir derecede net görünen bir görüntüye sahip bir reklam panosu, daha yakından bakarsanız genellikle çok piksellidir. Ancak, uzaktan baktığınızda oldukça kaliteli görünür.
İster inanın ister inanmayın, iyi bir 16 megapiksel kamera, reklam panosu boyutunda baskılar için ihtiyacınız olan tek şey!
Daha fazla günlük ihtiyaç söz konusu olduğunda, çoğu poster genellikle 7 megapikselden fazlasını gerektirmez!
2. Bir görüntüyü kırpmak veya yakınlaştırmak gerektiğinde
Çok fazla yakınlaştırmanın olumsuz etkilerini hepimiz biliyoruz. Güzel ve renkli görüntünüz, yakınlaştığında oldukça kötü görünüyor.
Neyse ki, bugün kameraların sensörlerine çok fazla piksel sığdırılmış olduğundan, bu artık bir sorun değil.
Megapiksellerin bir fotoğrafçı olarak size yardımcı olmasının bir başka yolu da, çektiğiniz fotoğraflarla oynamanız için size daha fazla alan sağlamasıdır.
Yüksek megapiksel değerine sahip fotoğrafları daha etkili bir şekilde yakınlaştırabilir ve kalite kaybı endişesi duymadan fotoğrafları kırpabilirsiniz.
Ancak bu durumlarda bile çoğu telefon ve kamera şirketinin sunduğu kadar megapiksele ihtiyacınız yok.

Sonuç olarak, daha fazla megapiksel her zaman daha iyi görüntü kalitesi anlamına gelmez.
Bu nedenle, bir kamera satın alırken veya bir akıllı telefon seçerken sadece megapiksel sayısına odaklanmak yerine, genel görüntü kalitesini etkileyen diğer faktörleri de dikkate almalısınız.
Kaliteli bir kamera veya telefon seçmek isteyen tüketicilerin, megapiksel sayısının yanı sıra sensör boyutu, lens kalitesi ve diğer teknik özellikleri de göz önünde bulundurmaları öneriliyor.
Neden daha yüksek megapiksel değerine sahip kameraların reklamları yapılıyor
Yüksek megapiksel tek başına kaliteli fotoğraf anlamına gelmiyorsa, neden hala üreticiler megapiksel savaşlarına giriyor?
Gerçekte bu, daha yeni ve “daha iyi” bir telefon veya kamera satın almak istemenizi sağlayan bir pazarlama stratejisidir.
Gerçek şu ki; 5 megapiksel kameradan çekilen bir fotoğraf, 12 megapiksel kamerayla çekilmiş bir fotoğraf kadar iyi olabilir. Fotoğrafın kalitesi, tamamen kameradaki sensörlere bağlıdır.
Görüntü sensörü, sunulan megapiksel sayısını işleyemezse, resimlerin kalitesi açıkça düşük olacaktır.
Samsung: Megapiksel savaşlarında yokuz
2021 yılında bir açıklama yapan Samsung, müşterilerine en yüksek megapiksel değerini sunabilmek için adeta birbirleriyle yarışan üreticiler arasında yer almayacağını açıklamıştı.
Samsung, megapiksel değerinden çok piksel boyutu ile sensör çözünürlüğü arasında dengeyi sağlamaya çalışıyor.
Öte yandan, yıllardır yeni iPhone modellerini piyasaya süren Apple da benzer bir yol izliyor.
Şirket, geçtiğimiz eylül ayında piyasaya sürdüğü iPhone 15 serisinin en güçlü modelinde bile 48 MP değerinde kameralar kullandı.
]]>İSTANBUL – Son zamanlar da çekilen dizi ve filmler de sırf takipçi sayısı yüksek diye oyunculuk geçmişi olmayan sosyal medya fenomenlerinin rol alması yeni nesil tiyatro oyuncularının tepkisine neden oldu. Yıllarca tiyatro eğitimi alan ve oyunculuk yapan oyuncular diziler de kendilerinin yerine sosyal medya fenomenlerinin yer almasının dizi ve filmler de kaliteyi düşürüyor.
Son dönemler de sosyal medya fenomenleri çektikleri videolarla hem milyonlarca izleniyor hem de hatırı sayılır bir takipçi sayısını ulaşıyor. Hal böyle olunca son dönemde çekilen dizi ve sinema filmlerinde oyunculuk geçmişi olmayan ve sosyal medya da çektikleri kısa videolar sayesinde tanınan isimler dizi ve filmler de rol alıyor. Yaşanan bu durum ise yıllarca tiyatro eğitimi almış ve tiyatroya gönül veren oyuncuların dizi ve filmler de rol bulamamalarına neden oluyor. Bu durum hem çekilen film ve diziler de ki oyuncu kalitelerini düşürürken hem de yeni nesil tiyatrocuları küstürüyor.
Yıllardır tiyatroculuk yapan ve hayallerinin peşinden koşmak için Batman’dan İstanbul’a gelen tiyatro oyuncusu olan Yunus Padir yeni nesil oyuncuların genelde sosyal medya fenomenlerinden seçildiğini belirtti. Padir, “Şimdi yeni nesile baktığımız zaman artık sosyal medya geliştiği için yüzü orada tanındığı için hemen bir dizi veya filmde rol alıyor. Geçmişlerine baktığımız zaman oyunculuk ile ilgili bir şey yapmadılar. Ben izlemeye kalktığımda onların rol aldığı dizi ve filmleri çok fazla eksiklerini görüyorum. Kendimi şuan kimseye benzetmiyorum. Ama örnek olarak Haluk Bilginer’i görüyorum” dedi.
Umudumu hiçbir zaman kaybetmiyorum
Çok fazla zorluk çektiğini ama umudunu hiçbir zaman kaybetmediğini belirten Padir, “İstanbul’da yaşamamın nedeni kendi hayallerimin peşinden koşmam. Batman’da tiyatro işlerini yaparken sanatımı daha iyi yerlerde icra etmek için İstanbul’a yerleştim. Bunu geliştirmek için sürekli eğitimler aldım. Nasıl ilerleyebilirim bunu düşündüm. Çok büyük bir emek var bu işin içerisinde İstanbul’da bir yerlere gelebilmek için birilerinin elinden tutması zor. Ben umudumu kaybetmedim inandım. Bu süreç içerisinde her zaman usta oyuncuları örnek aldım. Örnek aldığım Haluk Bilginer ile oynamak çok istiyorum. Hem oyunculuğunu hem de kişiliğini çok beğeniyorum. Bu zaman içerisinde çok sıkıntılar yaşadım kapılar suratıma kapandı kimse ciddiye almadı. Çok kez bırakmayı denedim ama içimden bir ses bana bırakma diyordu. Her seferinde bir şey çıkıyordu bana umut oluyor. Yeni nesil oyuncularla eski oyuncular arasında ki en temel far eski oyuncular bir yere gelebilmek için çok uğraş verirlerdi gerek eğitimleri gerek oyunculuklarını geliştirmeleriyle. Bununla da unutulmaz birçok oyuncu hafızalarımızda yer aldı. O kadar iyi olmak istiyorum ki yıllar geçse dahi unutulmayan ve vazgeçilmeyen bir karakter olmak istiyorum. O karakter 5 yıl dahi bir projede yer almasa dahi akılda kalabilecek kaliteli bir oyuncu olmak istiyorum. Çünkü ben kendi işimin hakkımı vermek istiyorum. 13 yıldır tiyatrodan gelmeme rağmen mücadele veriyorum. Batman’da tiyatro da izleyiciler salondan çıktıktan sonra benim yerim burası değil diyerek İstanbul’a geldim. Ama hiçbir şey istediğim gibi olmadı yeri geldi inşaatlar da çalıştım yeri geldi garsonluk yaptım. Tükendim dediğim anlar oldu ama bırakmadım” şeklinde konuştu.
]]>Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi (CBİKO) koordinasyonunda, Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) ev sahipliğinde gerçekleşen EGEKAF 24 ikinci gününde de öğrenci ve mezunların yoğun ilgi odağı oldu.
EGEKAF 24’ün ikinci günün devamında gerçekleştirilen kariyer söyleşi etkinliklerinden bir diğeri ise Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı ile yapılan “Değişime Cesaretiniz Var Mı” adlı söyleşi oldu. Öğrencilik hayatından ve kariyer hayatından bahsederek başlayan söyleşide ayrıca Tamer Karadağlı öğrencilerden gelen soruları da yanıtladı.
“Değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir.”
Sanatçı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı, yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “İyi ki gelmişim, bana da çok büyük bir moral oldu bu. Siz de hoş geldiniz. Ben normalde aslında böyle kalabalıklar karşısında konuşmaya çok alışkınım ama o kadar güzel bir kalabalık var ki şimdi ben heyecanlandım sizin yanınızda. Pamukkale Üniversitesi’ni kutluyorum, müthiş bir iş başarmış. Biraz önce fuar alanını biraz dolaştım, insana gurur veriyor gerçekten. Hocam, canıgönülden tebrik ediyorum, müthiş gerçekten. Birazdan soru cevaba gireceğiz. Sizler merak ettiğiniz şeyleri bana sorun özellikle kariyer ile ilgili ben de bütün samimiyetimle, dürüstlüğümle size cevap vereyim. Başlığımız şuydu: “Değişime cesaretiniz var mı?” bu gerçekten çok önemli bir şey. Çünkü değişmek çok önemlidir. Zamana ayak uydurmak çok önemlidir. Sizler şimdi o kadar şanslı bir nesilsiniz ki dünya çok küçük artık. İnternet sayesinde o kadar çok bilgiye o kadar çabuk ulaşabiliyorsunuz ki bu çok büyük bir avantaj. Ben kendi gençliğimi, kendi çocukluğumu düşündüğümde bizde hiçbir şey yokmuş. O yüzden sizler çok şanslısınız. Bizler aslında değişmeye çalışıyoruz. Şimdi, bu soruyu biz de benim jenerasyonum da kendisine soruyor: ‘Değişebilecek miyiz biz? Zamana ayak uydurabilecek miyiz?’ Çünkü bu gerçekten cesaret isteyen bir şey ve buna cesaret etmek gerçekten çok meşakkatli. Ben kendi kariyerimde o kadar çok inişler çıkışlar yaşadım ki çünkü siz beni dizilerden biliyorsunuz. Ama bunun öncesi var: dört yıl oyunculuk bölümünü okudum, bitirdim. Ondan önce kolej yıllarım var TED Ankara Koleji, şimdi TED deniyor. Bizim zamanımızda Ankara Koleji idi ve ben Amerika’dan gelmiştim. 1975’te Amerika’dan geldim. Dokuz yaşındaydım Ankara Koleji’ne yazıldım. Çok küçük yaşta oyuncu olmaya karar verdim. Sebebi de şu: Arkadaşlarım, orta sonda iken lise birde iken zaten karar vermişti ne olmak istediklerine. Ben bir türlü karar verememiştim. Bari oyuncu olayım, bir sürü mesleği oynarım dedim. Sonra güzel kızlarla tanışırım dedim. Sonra tiyatro grubuna girdim okulda ve çok keyif aldım. Bu keyfi profesyonel hayatıma taşımaya karar verdim. Çok meşakkatli bir eğitim aldıktan sonra profesyonel hayatıma başladım. Sürekli karar vermem gerekti. Sürekli bir seçim yapmam gerekti. Sizler de aynı şeyi yaşayacaksınız. Sürekli seçim yapacaksınız ve karar vereceksiniz. İnisiyatif kullanacaksınız. Şunu unutmayın hepiniz kendi hayatınızın mimarısınız. Nasıl bir hayat yaşamak istediğinize siz karar vereceksiniz. Her şey hayal etmekle başlıyor. Ben eğer bugünkü durumumu hayal etmeseydim. Hiçbir zaman yaşayamazdım. Bahsettiğim genel müdürlük kısmı değil oyunculuk kısmı. Genel müdürlük kısmı hiç hayal ettiğim bir şey değildi. Hayatımda bir değişime sebep oldu. ve ben buna cesaret ettim çünkü elli yaşında bürokrasiye girmek gerçekten çok meşakkatli çünkü otuz beş sene boyunca serbest piyasada mücadele ettim.”
“Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim” diyen Karadağlı, şöyle konuştu:
“Başarılarımdan çok başarısızlıklarım oldu. Daha çok başarısızlıklarım sayesinde bir yerlere geldim. Sürekli başarılı olmak da sizi bir yere getirmiyor. Başarısızlıklarınız sizi bir yere getiriyor. Çünkü mücadele etmeyi öğreniyorsunuz. Başarının merdivenleri elleriniz cebinde çıkılamıyor ne yazık ki Tırnaklarınızın arasının kirlenmesi gerekiyor. ve benim gerçekten tırnaklarımın arası çok kirlendi. Tam rahat edeceğim, belli bir yaşa geldim, kanıtlayacak bir şeyim yok derken yeni bir mücadele başladı. Bu sefer Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldum. Altı aydır gece gündüz çalışıyorum. Çok yoruluyorum ama inanılmaz keyifli bir yorgunluk.”
Etkinlik sonrası Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kutluhan, Tamer Karadağlı ile birlikte PAÜ kampüsünde bulunan ve Devlet Tiyatrolarının Denizli gösterilerinin gerçekleştiği Hasan Kasapoğlu Kültür Merkezi’ni gezdi ve Merkez hakkında bilgi verdi. – DENİZLİ
]]>KAPALI OTURUM TALEBİ REDDEDİLDİ
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ender Saraç katılırken; Benan Saraç ve mağdur çocuk katılmadı. Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve çocuk adına baronun atadığı avukatlar ile Ender Saraç’ın avukatları da hazır bulundu. Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, müvekkilinin kişilik hakları ve çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme, şartlar oluşmadığı gerekçesiyle kapalı oturum talebini reddetti.

“BU SUÇU KESİNLİKLE REDDEDİYORUM, TUZAKTIR”
Savunması sorulan Ender Saraç, “Kesinlikle bu suçu tümüyle reddediyorum. Bu önceden hazırlanmış tuzaktır. Ucundan kıyısından dahi geçmedim, komplodur” dedi. Oğlunun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ikinci ifadesinde tüm suçlamaları geri çektiğini söyleyen Saraç, eşi Benan Saraç ile aralarındaki boşanma sürecinin Eylül 2023’te başladığını, oğlunun okuluna giden Benan Saraç’ın, avukatı Yücel Önder ile telefonda konuşarak oğluna ne yazdırması gerektiğine dair talimat aldığını da iddia etti.
“MONTAJLANIP MUHAMMED YAKUT’A GÖNDERİLDİ”
Ender Saraç, söz konusu tutanak tutulduktan sonra Benan Saraç’ın bu tutanağı ve montajlanarak hazırlandığını öne sürdüğü video kayıtlarını, çeşitli suçlardan hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunan firari Muhammed Yakut’a gönderdiğini ve Yakut aracılığıyla sosyal medyada paylaştırıldığını, bu görüntülerin yapay zekayla oluşturulduğunu öne sürdü. Kendisi ve yanında çalışanlar hakkında çeşitli iftiralarda bulunulduğunu anlatan Saraç, “Bunların FETÖ bağlantısı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili Benan Saraç organize suçlar şubesi tarafından gözaltına alındığını öğrendik. Dün de serbest bırakılmıştır. Bunların tüm iddiaları yalan” diye konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRAYA UĞRADIM”
Ender Saraç, “Çok büyük bir iftiraya uğradım. Trafik cezam bile yok. Vergi cezam yok. 40 yıllık doktorum, 200 bin hastam oldu. Bu olaylardan sonra ilk 24 saat kusmak istedim. Üzüntüden hasta oldum. Benan Saraç tarafından iki kere darp edildim. Bir keresinde öldürmeye teşebbüs etti. Bir kere boğuluyordum, son anda elemanım kurtardı. Erkek olarak negatif ayrımcılık var maalesef. Tek yapabildiğim kendimi savunmaktı. Boşanma davasından sonra çok yüksek bir para istendi. Sonra bunlar iddia edildi. Oğlum ve annesi ikinci ifadelerinde gerçeği söylüyorlar. Burada olmaktan dolayı çok üzgünüm. Çocuklarımı 4 aydır göremiyorum ve onları çok özledim” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.
“MÜVEKKİLİM BİR KOMPLOYLA KARŞI KARŞIYA”
Saraç’ın avukatı Altın Mimir de davanın tarafları ile aynı apartmandan komşu olduklarını, daha sonra Ender Bey’in avukatı olarak boşanma davasını üstlendiğini, tüm olanların kurgudan ibaret olduğunu, örgütlü şekilde planlandığını ifade ederek “Müvekkilim bir komployla karşı karşıya. Boşanma davasında alamadığını bu yolla almaya çalışmış biri vardır karşıda. Kişisel hırsı uğruna evladını mağdur etmiştir. Annenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz” dedi.
AİLE BAKANLIĞI AVUKATI TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP ETTİ
Mağdur çocuğun avukatı, çocuğun ilk ifadesinde olayı detaylı anlattığını belirterek bunları yaşamadan anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. Aile Bakanlığı avukatı ise Ender Saraç’ın tutuklu yargılanmasını talep etti.

TANIK DİNLENDİ
Daha sonra Ender Saraç’ın komşusu avukat Murat Aksu duruşmada tanık olarak dinlendi. Aksu, 25 senedir Ender Saraç’la hem doktor, hasta hem de dostluk ilişkilerinin olduğunu, Benan Saraç ile de dolayısıyla dostluklarının olduğunu ifade ederek Benan Saraç’ın kendisini arayarak elinde kasetler olduğunu ve Ender Saraç’tan boşanmak istediğini söylediğini, bir görüntüyü ısrarı üzerine birkaç saniye izledikten sonra kendisinin dostlukları nedeniyle davayı almasının etik olmayacağını, ancak anlaşmalı boşanma isterse yardımcı olacağını Ender’le görüşeceğini söylediğini anlattı.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti mazeret sunan Benan Saraç’ın bir defalık mazeretinin kabul edildiği ihtarında bulunarak gelecek celse dinlenmesine, mağdurun uzman eşliğinde ifadesinin alınmasına ve rehber öğretmenlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Benan Saraç’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması talebini reddeden heyet, Aile Bakanlığı avukatının duruşmaya kabulüne karar verdi. Ender Saraç’ın tutuklanması talebini reddeden heyet, duruşmayı erteledi.

“YARGILAMANIN BÜTÜN GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞINA İNANCIMIZ TAM”
Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, basın mensuplarının soruları üzerine, “Duydunuz müvekkilimin nasıl bir komploya maruz bırakıldığını. Biz yüce Türk adaletinin yargılamasının bütün gerçekleri ortaya çıkaracağına inancımız tam. Müvekkilim gerçekten çok büyük bir iftirayla karşı karşıya bunun bütün delillerini dosyaya sunduk. Kısa sürede yargılamanın sonuçlanmasını bekliyoruz” dedi.
İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, mağdur çocuk M.S’nin 5 Aralık 2023 günü öğrenim gördüğü okuldaki öğretmenlerine, babasından cinsel istismar gördüğüne dair beyanda bulunduğu, öğretmenlerinin ve okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirildiği ve savcılıkça soruşturma başlatıldığı belirtildi. Mağdur çocuğun 7 Aralık 2023 günü Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) ilk verdiği ifadesinde, istismara uğradığını anlattığı, ancak 13 Aralık 2023’te ÇİM’de ek ifade vererek bu kez babasının annesine ve kendilerine kötü davrandığı için babasına ders vermek amacıyla cinsel istismara maruz kaldığını söylediğini, istismara maruz kalmadığını, şikayetçi olmadığını söylediği iddianamede yer aldı. Benan Saraç’ın da 13 Aralık 2023 tarihinde polise ek ifade verdiği, çocuğu ile yapmış olduğu görüşmede oğlunun babası hakkında yalan beyanda bulunduğunu kendisine bildirdiğini, babasını ailelerinden uzak tutmak için çocuğun babası hakkında cinsel istismar olayını uydurduğunu, bu nedenle şüpheli hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini söylediği belirtildi. İddianamede, mağdur çocuğun ilk aşamada vermiş olduğu ayrıntılı beyanlarının samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği, olay yargıya taşındıktan ve basında yer aldıktan sonra mağdur çocuğun şikayetten vazgeçmesine itibar edilmediği vurgulandı. Ender Saraç’ın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan 12 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi.
]]>Bu hafta; Maviydi Bisikletim (Yeni Oyun), Fosforlu Cevriye, Ben Medea Değilim, Rüstemoğlu Cemal’in Tuhaf Hikayesi, Yatak Odası Komedisi, Gidiş Dönüş Moskova (Retro), Zehir, Sivrisinekler, Kuğunun Şarkısı, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Şimdi Değil Sonra”(Behçet Necatigil)
Şimdi Değil Sonra, Behçet Necatigil’in şiir evrenine özel bir yolculuk. Şairin şiirlerinden yapılan uyarlama, merkezine şairin Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca şiirini alıyor. Yıldıray Şahinler’in Behçet Necatigil’in şiirlerinden yola çıkarak oyunlaştırdığı, Levent Üzümcü, Derya Çetinel ve Cihat Faruk Sevindik’in rol aldığı “Şimdi Değil Sonra”, Müze Gazhane Meydan Sahne’de 25 Şubat 2024 Pazar tarihinde saat 18.00’de seyirciyle buluşacak.
Bu Haftanın Programı (21-25 Şubat 2024)
MAVİYDİ BİSİKLETİM (Yeni Oyun)
Gençlik yıllarını geçirdiği İzmir’e duyduğu özlemle, ilk aşkının izinden giden bir adamın, anılarına yaptığı yolculuk, bizi 1950’lerin İzmir’inden günümüze taşıyor. Dinçer Sümer’in yazdığı Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Çağrı Büyüksayar rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir.
Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
BEN MEDEA DEĞİLİM
“Ben Medea Değilim” oyununda yakın geçmişte “katil” sıfatı yakıştırılan bir Kadın’ın, tiyatro sahnesinde gösteriyi ve seyirciyi manipüle ederek kendi hikayesine ve aslında her kadının kendi gerçeğine yönlendirdiğini görüyoruz. Allison Gregory’nin yazdığı, Hülya Karakaş’ın yönettiği oyunda Şirin Asutay, Berrin Koper, Kamer Karabektaş, Ozan Akif Serman rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
RÜSTEMOĞLU CEMAL’İN TUHAF HİKAYESİ
Osmanlı İmparatorluğu’nun son demlerinde, Girit’teki yurtlarından sürgün edilen bir ailenin İstanbul’a Çanakkale’ye ve nihayet Ayvalık’a uzanan maceralı yolculuğu. Rüstem’in, Cemal’in ve hayatlarındaki diğer insanların kimi zaman gülünç kimi zaman hüzünlü ama sımsıcak hikayeleri. Oyunda Esen Koçer, Levent Üzümcü rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
YATAK ODASI KOMEDİSİ
Oyun, evliliklerinin farklı aşamalarında olan dört çiftin iç içe geçmiş hayatlarını sıra dışı ama komik bir bakışla ortaya koyuyor. Evlilik kavramı, çiftlerin tuhaf nedenlerle sarsılan ve yeniden kurulan ilişkileri üzerinden, geleneksel, alışılagelmiş kalıpların ve kuralların dışına çıkılarak irdeleniyor.
Alan Ayckbourn’un yazdığı, Mert Dilek’in çevirdiği, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Aslıhan Kandemir, Ayşen Sezerel, Buket Kubilay, Engin Gürmen, Gökçer Genç, Mert Aykul, Nurdan Kalınağa, Özgür Atkın rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GİDİŞ DÖNÜŞ MOSKOVA (RETRO)
Eşinin ölümünden sonra Moskova’da kızı ve damadının yanında yaşamaya başlayan Nikolai Mihayloviç Çmutin, sakin ve huzurlu bir yaşam sürmek umuduyla köyüne gitmek istemektedir. Babasının köyde tek başına yaşayamayacağını düşünen kızı Ludmilla ve bir türlü anlaşamadığı damadı Leonid ise onu evlendirme planları yapmaktadır. Leonid, Çmutin’in birini eş olarak seçmesini umut ederek üç yalnız kadını eve davet eder. Üç gelin adayının da aynı anda eve gelmesiyle planlar karışacaktır.
Alexander Galin’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Engin Gürmen’in yönettiği oyunda Aybar Taştekin, Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Esra Ülger, Hikmet Körmükçü, Mahperi Mertoğlu, Zihni Göktay rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
SİVRİSİNEKLER
Alice, Cenevre’de Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için yapılan “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” projesinde çalışan bir bilim insanıdır. Kendisi gibi bilim insanı olan kocası, çocukları Luke küçükken ortadan kaybolmuştur ve bu onların hayatındaki kara deliktir. Lucy Kirkwood’un yazdığı, Ali Gökmen Altuğ’un yönettiği oyunda Ayşin Atav, Yeliz Gerçek, Senan Kara, Özgür Dereli, Ahhan Şener, Pınar Demiral, Volkan Öztürk, Ümran İnceoğlu, Pınar Pamuk rol alıyor. Oyun, 21-24 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
KUĞUNUN ŞARKISI
Anton Çehov’un tek perdelik kısa oyunlarından biri olan Kuğunun Şarkısı’nda, yaşlı ve yalnız bir aktörün geçmişiyle yüzleşmesine, hayatını sorgulamasına, pişmanlıklarına ve aradan geçen onca yıla rağmen, hala, hayatta en iyi yaptığı şeye, aktörlüğe tutunmaya çalışmasına tanık oluyoruz.
Oyunda, insan doğasının gizli özlemlerini, öfkelerini ve tutkularını yansıtan önemli bir Çehov karakteri olarak karşımızda duran Svetlevidov’un anılarında yeniden canlanan Shakespeare’nin seçme tiradları, izleyenleri de oyuncunun geçmişine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Alkışlar, tebrikler, aşklar ve şöhretin sarhoşluğuyla, yaşamı boyunca mutluluğu ve hayatın anlamını arayan Svetlevidov, geride bıraktığı onca hayal kırıklığına ve çektiği bütün sıkıntılara rağmen, sahnede ölümü bekliyor olduğu gerçeğinin önünde bile başını eğmeden durmaya devam ediyor.
Bora Seçkin’in yönettiği oyunda Bora Seçkin, Ertan Kılıç, Naşit Özcan, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 24 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor.
E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır.
William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir. Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 25 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Bir önceki bölümden süre yetersiz olduğu için cezalar açıklanamamış sadece ikinci eleme adayı belli olmuştu konseyde. İkinci eleme adayı Mustafa Kemal olduktan sonra bu bölümde Acun Ilıcalı Acun Ilıcalı yarışmacıları dinledikten sonra verilecek cezaları açıkladı.
Heyecan dolu yarışmadan öne çıkanlar şu şekilde:

PINAR YAŞADIĞI TARTIŞMAYI ANLATTI
Pınar Saka, “Bugün seçmeleri yaparken birbirimizle konuşmadan iletişim eksikliği yaşadığımız bir durum söz konusu oldu ve Mavi takımın geri almak için ölüp bittiği Nefise maalesef oyun dışı kaldı.
Kendi aramızda konuşurlarken de ben hafif olduğum için seçtim bana mı yükleniyorsunuz diye Sema söze girdi. Ben ona buradaki konumuz hafiflik ağırlık değil, burada Nefise’nin oyun dışı kalmaması gerekiyordu.
Konuşmadan çıkmayalım diyoruz bunu söylüyoruz sadece ama hafiflik konusuna giriyorsan da çokta hafif değilsin dedim. Sinirlendi, sen böyle birisinin işte, senin hakkında ben biliyorum neler konuşacağımı, neler yapacağımı gibi şeyler söyleyince konuyu orada kapattık.
Sonrasında tabi çadırımıza gittiğimiz zamanda tekrar bu konu konuşuluyordu. Kızlar da tekrar biz kendi aramızda belirleyip ona göre çıkıyoruz konusu konuşuluyordu. Ona kimse bir şey söylemediği halde bana sen kes sesini, sen işine bak, sana mı soracağım?
Tarzında yaklaşımı olunca otomatikman beni tahrik etmiş oldu. Bende ona bir şeyler söylemiş bulundum.” dedi.

SEMA KENDİNİ İFADE ETTİ
Sema Aydemir, ” Kötü bir niyetim yoktu. Nefise de biliyor zaten ben Nefise’yi dışarıda bırakmak için zaten bir hamle yapmam. Zaten Gizem’le o seçseydi olay buralara gelmiyordu. Ben bunu açıklamaya çalıştım dedim ki, kiloyu konuşmuştuk ya önce üstekinin zayıf olmasını o yüzden bende
Damla’yla yakınız diye seçtim. Sende Gizem’den az değilsin dedi. Gizem’i hem boy olarak hem de kilomuz farklı bizimle. Sonra kavga başladı, işte Hürrem Sultan dönemi bitti. Artık hiçbir şey istediğin gibi olmayacak. Lohusa kadın gibi gelmişsin, bir kurdelen eksik, zorla geldin.
Birincisi ben iki ağır ameliyat geçirdim. Zaten normalde beyaz bir insanım, beyazım diye de birsürü şey söylendi. Hiç kimseye alınmadım. Him kimseye kırılmadım. Çok iyi olduğum dönemde de hiç kimseye böyle davranmadım. Kimsenin kilosuyla nesiyle böyle kırıcı konuşmadım” ifadelerine yer verdi.

‘SENDE NE DEĞİŞİM OLDU?’
Kardeşine söylenen sözlerden sonra dayanamayıp Pınar’ın üstüne koşan Seda şu ifadeleri kullandı:
Kardeşlik bağı bu hayattaki en önemli bağdır. Ayrıca biz tek yumurta ikiziyiz. Hiç kimse benim kardeşimin fiziksel görüntüsüyle dalga geçemez, laf sokamaz. O zaman bende sorarım 3 günlük gelmiş Sema, iki ameliyat geçirdi.
Antreman yaptığı süreçte yemeğini bile yapamayan kardeşime ben baktım ama sorarım ki iki aydır sen buradasın sende ne değişim oldu? O her zaman Sema Aydemir’dir. Senin kardeşliğin nasıldır bilmem, benim kardeşliğim böyle.

HAKAN HATİPOĞLU YAŞADIKLARINI ANLATTI
Hakan Hatipoğlu, “Kötü söz için her zaman üzülüyorum söylediğim zaman ama bende çok yüksekken kendimi tutamıyorum. Bugün onu düşündüm söylediğim kavga ya da tartışma anında söylediğim laflar evet kötü söz ama içeriğinde söylediğim şeyler değil.
Belki burada ağzımdan otomatikman çıkıyor. Belki karşı tarafı kırıyor. Hasar veriyor ya bi aksiyona geçmesini sağlıyor. O kelimeyi anlamıyla söylemediğimi düşünüyorum.
Belki kendimi böyle teselli ediyorum ama o lafı içeriğiyle söylemek gibi bir amacım yok. Hiç kimseye karşı, çünkü üzülüyorum.” dedi.

‘HERKESE VİTESİM BU OLABİLİR’
Ogeday, “Önce bizi izleyenlerden kendi ailemden ve onun ailesinden özür diliyorum. Çünkü bu görüntüleri vermemiz gerekiyordu. 3.sezonumdayım bu zamana kadar hiç bu noktaya gelmedim ama eğer ki benim şahsım üzerinden benim canım kanım dediğim birisine kötü söz kullanıyorlar kimse kusura bakmasın.
Herkes için söylüyorum ve kimseye yapmayacağım için söylüyorum herkese vitesim bu olabilir” ifadeleri kullandı.

YASİN VE ATAKAN ARASINDA GERİLİM
Avatar Atakan, ‘El kol sallayarak gelirsen geri dönemeyebilirsin’ dedi. Yasin’in davranışlarına cevap verdiği için de Yasin kayıtsız kalamadı. Yasin, ‘Hayırdır nereye geri dönemiyorsun’ cevabını verdi. İkili arasında küçük çaplı bir gerilim yaşansa da tatlıya bağlandı.

ACUN ILICALI CEZALARI AÇIKLADI
Hakan’a 2 ödül, Bozok’a 2 ödül, Ogeday ve Seda’ya da fiziksel çabalarından ötürü 2 ödül ceza verildi
ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI
Survivor All Star’da dokunulmazlık oyununu Mavi takım kazandı. Kırmızı takımdan konseyde en fazla Bozok’un ismi çıktı. Hakan ve Mustafa Kemal’den sonra üçüncü eleme adayı Bozok oldu.
]]>Bu müjdeyi duyan yarışmacılar sevinç çığlıkları attı. Konsey’de Hakan’ın yaptığı kural ihlalini açıklayan Ilıcalı herkesi şoke etti. Hakan yaptığı bu hata ile 3 ödülden men edildi.

DOKUNULMAZLIK KIRMIZI TAKIM’IN
Survivor’da dokunulmazlık oyununda Kırmızı takım 12-6 gibi farklı bir skorla Mavi Takım’ı yendi ve ortam bir anda gerildi. Mavi Takım’daki Ogeday ile Begüm arasında oyunu kaybedince sözlü atışma yaşandı.
Ogeday, atışlarda Begüm’ün durduğu noktaya kızdı. Begüm de “Ne alakası var sen hiç hata yapmıyor musun? 2 ay oldu diyerek beni ne yerine koyuyorsun” dedi ve kısa süreli gerginlik yaşandı.
ANKETİN SONUCU BELLİ OLDU
Acun Ilıcalı sosyal sayfasından yapılan anketi açıkladı. Ankette hangi takımın güçlü olduğu sorulmuştu. Kullanılan oy sayısı 2.5 milyon. Oylamada Kırmızı Takım daha güçlü diyen seyircilerin yüzdesi 69, Mavi Takım da 31 yüzde.
Biz yine seyirciler tarafından maalesef “eşitler” belgesini alamadık. Biz yine son bir deneme yapacağız, takımları yine seyircimize sunacağız. Sonra yine başka şeyler olacak. Bu sene seyircimizi daha fazla oyunun içerisine sokacağız. Sonra sürprizler olacak.

HAKAN 3 ÖDÜLDEN MEN CEZASI ALDI
Acun Ilıcalı “iletişim ödülü daha başlamadı ama sürprizlerimiz olacak” dedi. Ilıcalı, Hakan iletişim ödülü güzel dimi diyerek imalarda bulundu. Çok oldu mu görüşmeyeli? dedi.
Hakan’ı iyice köşeye sıkıştıran Ilıcalı ” Rio’da görüştün mü?” dedi. Hakan da “denedim” dedi. Ilıcalı “Survivor’da bu bir kural bozmaktır. Kural bozmanın çeşitleri var. Yiyecek temin etmeye çalışmak, temin etmek, iletişim vb gibi.
Yarışmacı kuralları bozmaya çalışmakla ilgili girişimlerde bulunur. Başarılı olabilir veya başarısız olabilir. Bu hırsızlık değil. Bu tamamen yarışmacının aldığı risktir. Ama biz öğrenirsek de Hakan yakın olduğum yarışmacılardan biri ama bizim için burada her yarışmacı eşit.
Dolayısıyla Rio’da eşi ile iletişim kuran Hakan’a yaptırım yapmak zorundayız. Hakan’a 2 ödülden men ve ilk iletişimden men olmak üzere toplam 3 ödülden men cezası verildi.

Hakan “Zaten çocuğa iletişim kurduruyorsunuz teşekkür ediyoruz. Yanında Gizem vardı ve kısa süreli konuşma yapabildim. Zaten konuşmamın da yüzde 80’i Survivor dışıydı. Sadece Nagihan sana ne yaptı diye sordu. Hata idi benim için ama kusura bakmayın” dedi.
YARIŞMACILAR İÇİN BÜYÜK MÜJDE GELDİ
Acun Ilıcalı “Sizlere doktorlarımız ile aldığımız bir kararı duyuracağım. Bu sezon şartlarınız açlık ile ilgili çok ağır olmayacak. Bu sene oyunlarımız ve eleme sistemimiz performansa göre. Halk oylaması da yok biliyorsunuz.
Sakatlıklarla ilgili problem yaşamamak adına size doktorlar eşliğinde proteinsel takviyeler olacak. Yarışmacılar 6 saat güneşin altında bekleyerek performans sergiliyor.
Herkesin fiziksel problem yaşamaması adına zaman zaman takviyeler olacak” dedi. Bu açıklama yarışmacılar arasında sevinçle karşılandı.

SAHRA’NIN ADA’DAN AYRILMASI
Ilıcalı “Sahra kendi isteği ile ayrıldı. Survivor, 2 kere geldim rahat geçer 3 kere geldim rahat geçer yeri değil. Burada bazı problemlerin büyümesi, iletişimsizlik, bazı arkadaşlar için yıpratıcı olabiliyor. Sahra da devam edemeyeceğini söyledi ve kendi isteği ile ayrıldı” dedi.

İLK GİTME ADAYI HAKAN OLDU
Konsey’de yapılan oylamada 7 oy çıkan Hakan 1. gitme adayı oldu. Kısa bir konuşma yapan Hakan “Takdiri ilahi, buraya performans için geldik düelloya ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Kendi performansımı görüp elimden geleni yapmaya çalışacağım” dedi.
]]>HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık İbrahim K. katılırken, Hülya Avşar ve kızı Zehra Çilingiroğlu’nu avukatı temsil etti. Sanık İbrahim K. savunmasında “Tebligat dağıtımı konusunda bize herhangi bir bilgi verilmedi. Ben işe girerken sadece kargo dağıtacağımı düşünmüştüm. Ancak işe başlayınca bunun böyle olmadığını gördüm. Hülya Avşar’a daha önce de tebligat yapmıştım. Hatta bir keresinde almadığı için tebligatı muhtara bırakmıştım” dedi.
“TELAŞTAN İMZASINI ALAMADIM”
Olay tarihinde Avşar’ın adrese gittiğin, sitenin güvenlik personelinin haber verdiğini söyleyen İbrahim K., “Hülya hanımın olmadığını, kızı Zehra Çilingiroğlu’nun evde olduğunu söylediler. Bunun üzerine icra tebligatı olduğu için tebligatı kızına yapabileceğimi bildiğimden evine doğru gittim. Yanlış hatırlamıyorsam asansör inişinde Zehra Çilingiroğlu ile karşılaştım. Acelesi olduğundan bahsediyordu. Ben tebligatı ona verdim. Bunu çok net hatırlıyorum. Telaştan imzasını almadım. Daha doğrusu almayı unuttum” diye konuştu.
“İMZAYI BEN ATTIM, KÖTÜ NİYETİM YOKTU”
Sanık yaptığının suç olduğunu bilmediğini ifade ederek “PTT’de imzasız tebligat parçasını sisteme giriş yapılamadığı için ve tebligatı bizzat Zehra Çilingiroğlu’na verdiğimden bir şey olmaz düşüncesiyle imzayı ben attım. Suç işleme kastım bulunmamaktadır. Suç olduğunu bilsem yapmazdım. Kötü niyetim yoktu” diyerek beraatını talep etti.
AVŞAR’IN AVUKATI SANIĞIN CEZALANDIRILMASINI TALEP ETTİ
Hülya Avşar ve Zehra Çilingiroğlu’nun avukatı ise sanıktan şikayetçi olduklarını ifade ederek, “Sanığın eyleminden dolayı müvekkillerim 600 bin TL’lik teminat senedi vermişlerdir. Mallarına haciz gelmiş maddi ve manevi olarak zor günler geçirmişlerdir” diyerek sanığın cezalandırılmasını talep etti.
İMZA VE İSİM SANIĞA AİT ÇIKTI
Tebligatın üzerinde teslim alan olarak yer alan Zehra Çilingiroğlu isimli ile imzanın incelenmesi için alınan bilirkişi raporu da dosyaya eklendi. Raporda isim ve imzanın Zehra Çilingiroğlu’na ait olmadığı tamamıyla sanık İbrahim K.’nın elinden olduğu tespit edildi. Esas hakkında mütalaasını sunan savcı, sanığın üzerine atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasını talep etti.
HÜKMÜN AÇIKLANMASI GERİ BIRAKILDI
Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık İbrahim K. hakkında “Resmi belgede sahtecilik” suçundan önce 2 yıl hapis cezası verdi. Sanığın duruşmalardaki davranışlarını dikkate alan heyet, cezayı 1 yıl 8 ay hapis cezasına indirdi. Mahkeme, sanığın daha öncesinden hakkında herhangi bir mahkûmiyet kararı bulunmaması sebebiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. Sanık 5 yıl içinde herhangi kasıtlı bir suç işlemezse hakkındaki dava düşecek.
]]>Hesabını ele geçirenlerden şikayetçi olan Sürmeli, sessizliğini bozdu. Yaşananlardan 2 yıllık sevgilisini sorumlu tutan Sürmeli, ortak banka hesaplarındaki paralarının da gittiğini söyledi.
“HESABIMDAKİ TÜM PARAYI BOŞALTINCA KÜSTÜM, GERİ ALMAK İÇİN DE BARIŞMIŞ GİBİ YAPTIM”
Gazeteci Birsen Altuntaş’a konuşan Ali Sürmeli, “Hesabımdaki paylaşımları 2 yıl boyunca sevgili olduğum bir kadın tarafından yapılmış olduğundan şüpheleniyorum. Bunu da zaten savcılığa söyledim.
Bizim ortak bir hesabımız vardı. Kasa almıştık. Oraya bütün çalışmışlığımdan elde ettiğim mal varlığımı koyduk, anahtarları ondaydı… Bütün mali mali işlerimden kendisi sorumluydu.
Kasayı boşaltınca ben de ona küstüm. Geldi sonra barıştık… Bugüne kadar elimde olan tüm mal varlığımı tekrar geri almak için barışmış gibi yaptım.
Oyuncu olduğum için, hayat bazen oyunculara çok yardım ediyor. Kasanın anahtarlarını ondan aldım. Sonra sosyal medya hesabının hesabımdan o paylaşımlar yapıldı” dedi.

“OĞLUM, YEĞENİM, MENAJERİM VE ARKADAŞLARIMLA İLGİLİ İDDİALAR ASILSIZ”
16 yıl önce tanıştığı Emine adındaki sevgilisinin gerçek adının Kader olduğunu öğrenen 64 yaşındaki usta oyuncu, “Benim üzüldüğüm bir şey var…
Etrafımda oğlum, yeğenim, menajerim arkadaşlarım kim varsa onları da suçlamış asılsız iddialarla… Psikolojimle ne oynamaya kalktı ama ben oynatmadım. Geçirdiğim beyin ameliyatından dolayı kontrollerim vardı.
Travma geçirdiğimi belirtip beni doktora götürdü. Doktor sakinleştirici verdi. O sakinleştirici beni çok sakinleştirdi. Bu da benim sınavım, bu iftiralar, hakaretler ama iyilik iyidir. Ben iyi tarafımdan vazgeçmeyeceğim.
Bir kadın kızınca neler yapabiliyor onu gördüm. Allah düşmanımın başına vermesin” şeklinde konuştu.
NE OLMUŞTU?
Ali Sürmeli’nin dün Instagram hesabından peş peşe yapılan paylaşımlarda ortalığı karıştıracak iddialar gündeme geldi. Sürmeli’nin Instagram hesabından yapılan ilk paylaşımda “Önemli günahlarımı itiraf etmeye karar verdim, çünkü bu suçluluk duygularımla yaşamak beni kirletiyor” denildi.
Kısa bir süre sonra yeni bir paylaşım yapılarak bu sefer de Sürmeli’nin oyuncu Didem Karataş’ı kürtaj yaptırmaya zorladığı ileri sürülerek “Torunum yaşındaydı diye çocuk istemedim. Zorla hastane ebesi kız kardeşim Gülben Sürmeli tarafından kürtaj yaptırdım” ifadelerine yer verildi.
“ALINAN PARALARIN YARISI ELDEN YARISI HESABA YATIYORDU”
Yapılan bir diğer paylaşımda ise Sürmeli’nin vergi kaçırdığı iddia edilerek “Menajerim Cem Tatlıtuğ’un kız arkadaşının adına şirket üzerinden diziler ve sinema filmleri için anlaştığım ücretin yüzde 50’si resmi olarak bana geliyordu.
Kalan yüzde 50 miktar oğlum Eren Sürmeli hesabına ve elden veriliyordu” denildi.
MENAJERLİK ŞİRKETİ: HESABI HACKLENDİ
Paylaşımların kısa sürede sosyal medyanın gündemine oturmasının ardından oyuncunun menajerlik şirketinden açıklama geldi. Açıklamada Ali Sürmeli’nin telefonunu kaybettiği ve Instagram hesabı hacklenerek paylaşımlar yapıldığı söylendi.
ALİ SÜRMELİ: PAYLAŞIMLAR GERÇEKLİKTEN UZAK
Paylaşımların ardından yeni bir sosyal medya hesabı açan Ali Sürmeli, ise “Dün öğlen saatlerinde sosyal medya hesabım bazı kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirildi ve hesabından yanlış, gerçeklikten uzak paylaşımlar yapıldı.
Konu ile ilgili gerekli yerlere şikayetlerimizi yapmış bulunmaktayım. Ben göründüğü gibi işimdeyim, çalışıyorum. Sizden ricam bu paylaşım ve iftiralara itibar etmemeniz” demişti.
]]>Sinemacı Şahan Gökbakar, yazdığı ve başrolü oynadığı “Erdal ile Ece” isimli yeni filmini ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Gökbakar, “Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman ‘A biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. Aynı bizim gibi’ diyeceği bir hikaye” dedi. Filmin başrolünü paylaşan Seda Türkmen de “Ece ile ortak noktam var. Aslında Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak” diye konuştu. Şahan Gökbakar, ANKA muhabirinin sorusu üzerine İliç’te ve diğer bölgelerde yaşadıkları yerleri, vatanlarını korumak için mücadele edenleri yürekten desteklediğini söyledi.
Akıllara “Recep İvedik” filmi serisi ile kazınan Şahan Gökbakar, daha önce “Celal ile Ceren” filmine benzer yeni bir projeye imza attı. Gökbakar, senaryosunu yazdığı “Erdal ile Ece” filminde Seda Türkmen ile başrolü de paylaştı. Yönetmen koltuğunda ise Şahan’ın kardeşi Togan Gökbakar’ın oturduğu filmde, bugünün evlilik ilişkilerinde sıkça rastlanan acı-tatlı çatışmalar, iniş-çıkışlar gözler önüne seriliyor. Yaşanan olayları hem kadın hem de erkek gözüyle ayrı ayrı izleyicilere aktarmaya hazırlanan aşk komedisi filmi, “diyet, kıskançlık ve östrojen” başlıkları altında üç ayrı bölüm olarak toplanda 105 dakika beyazperdeye yansıyacak. Vizyona 23 Şubat’ta girecek film eş zamanlı olarak tüm Avrupa’da da sinemaseverlerle buluşacak.
Filme ilişkin Şahan Gökbakar ve Seda Türkmen, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Gökbakar, şunları dile getirdi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“HERKESİN İZLEDİĞİ ZAMAN A BİZ DE BÖYLEYİZ, A SEN DE AYNI BÖYLESİN, AYNI BİZİM GİBİ DİYECEĞİ BİR HİKAYE”
Erdal ile Ece evli bir çiftin başından geçen komik üç tane ayrı hikayeyi izleyeceğimiz bir film. Diyet, kıskançlık ve östrojen adlı üç ayrı bölümü var. Kendi aralarında birbirlerini çok seven ama ara ara didişen, tatlı bir çiftin komik herkesin izlediği zaman a biz de böyleyiz, a sen de aynı böylesin. aynı bizim gibi diyeceği bir hikaye. Bir karakterlerden oluşan bir film. Benim açımdan böyle.
– Celal ve Ceren filminizde bekardınız. Erdal ve Ece filminizde şu an evlisiniz. Bunları yazarken hayatınızdan esinleniyor musunuz?
“YAZARKEN KENDİ EVLİLİĞİMDEN ESİNLENİYORUM”
Yazarken kendi evliliğimden esinleniyorum tabii. Yani bu kaçırılmayacak bir şey. İnsan yaşadığı şeyleri mutlaka bir yerde kaydediyor ve hani bir şey yazarken ortaya çıkıyor. Zaman zaman çok da böyle spesifik olarak kendi eşimle yaşadığım şeyler de bazen diyorum bak bunu koyacağım filme eşim aa sakın filan diyor. Bak koyacağım, koyacağım diyorum. Öyle yazdığım şeyler oluyor. Esinleniyor insan. Bu filmde de birkaç sahnede var. Tam olarak şimdi hangisi desen belki çıkartamam ama üzerine böyle geçerken buydu buydu derim.
– Partneriniz Seda Türkmen’i seçmenizdeki en büyük etken neydi?
Vallahi kendisi çok ısrarcı oldu. Günlerce gecelerce sosyal medyadan yazmalar, kapılara gelmeler illa ben illa ben diye. Hatta birkaç düşündüğümüz aday vardı onların ayağını kaydırmaya çalıştı bu tarz şeylerle bu rolü aldı diyebilirim. ya şaka bir yana Seda (Türkmen) benim hep takip ettiğim ve bir gün beraber inşallah çalışırım dediğim yetenekte böyle bir kadın oyuncu. Komediye çok yatkın, acayip yetenekli ve doğaçlamaya çok açık bir oyuncu. O yüzden inşallah çalışırız diyordum. Bu projeye kısmet oldu. Biz kendisine teklifte bulunduk. İşte biz kendisine böyle bir şey yazdık. Sen de bunu oynamak ister misin diye. O da sağ olsun çok mutlu oldu bundan. ve ortaya böyle bir şey çıktı.
-Daha önceki projelerinizde gişe sıralamasında ilk sıralardaydınız. Bu projenizdeki gişe beklentiniz nedir?
“FİLMİN ÇEKİMİ İKİ BUÇUK, ÜÇ AY SÜRDÜ”
Yok açıkçası öyle bir gişe rakamı kafamızda. Gişe insanların ne kadar eğlendiği, ne kadar mutlu olduğu, ne kadar mutlu ayrıldığıyla çok orantılı. İnşallah bunu yakalarız diye düşünüyorum. Böyle bir rakam soruyorsan öyle bir rakam yok kafamda. Herhalde bir altı ayı bulmuştur total bütün projenin yazımı. Filmin çekimi de yaklaşık bir iki buçuk, üç ay sürdü.
-İleri de sizi televizyonda Talk Show’da veya her hangi bir dize görebilecek miyiz?
“DİZİ YAPMAK İSTEMİYORUM”
Televizyonda dizi yapmak istemiyorum. Talk Show, yok,yok. Ben arada böyle bir film yapıp böyle bakıp çıkıyorum ortama. Öyle benim durumum.
– Muğla’da cennet koyunda yaşanan gelişmeler hakkında görüşünüzü kamu oyu merak ediyor?
“KEŞKE ÜLKEMİZİN DOĞAL GÜZELLİKLERİNİ HUKUKLA YASALARLA KORUYUCU OLABİLSEK”
Sadece Muğla’da Cennet Koyunda değil. Yani takip ediyorum. Çok da fazla bu konuyla ilgili birçok yerde olduğuyla ilgili çok da fazla şey görüyorum sosyal medyada. Üzücü tabii. Yani keşke bizim ülkemizde aslında ülkemizin en büyük özelliklerinden biri olan bu doğal güzellikler, tabiat bu coğrafyanın en alametifarikası o. Keşke ona birazcık daha özen gösterebilsek, keşke birazcık daha hani hukukla yasaları koruyucu olabilsek ama maalesef işte her zamanki gibi para hırsı, rant, çeşitli değişik amaçlar sonucu buraya getiriyor. Ama bütün bu konuda mücadele eden, haklarını koruyan, memleketlerini korumak isteyen, yaşadıkları yeri, vatanlarını korumak isteyen insanların da yanındayım canı gönülden ve yürekten her zaman desteklerim.
– Daha önce Recep İvedik filminizde doğa katliamlarıyla ilgili çalışma yapmıştınız. Geçtiğimiz gün Erzincan’da bir felaket yaşandı. Daha önce de maden faciaları yaşandı bunun ilgili de ileri de bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
DEDİĞİM GİBİ BU BU İŞLERDE HER ZAMAN DESTEKÇİ KONUMUNDAYIM VE YÜREKTEN ONLARIN YANINDAYIM
Erzincan’da yaşanan olay çok üzücü bir olay. Bir kere orada kaybedilen yaşamların hepsine bir kere Allah’tan rahmet diliyorum. Yakınlarına da baş sağlığı diliyoruz. Çok üzücü bir olay. Bu tür işler hani bizim yaptığımız işler daha mizah ağırlık. İşler belirli bir yerinden, ucundan, köşesinden tabii ki böyle konulara da değinmek de fayda var çünkü bizim seyircimiz çok büyük kitlelere ulaşabiliyor, bizim filmlerimiz. O anlamda hani Recep İvedik 7’de biraz aslında yapmaya çalıştık onu. Bu doğa katliamlarıyla ilgili bir mücadeleyi film ettik. Dediğim gibi bu bu işlerde her zaman destekçi konumundayım ve yürekten onların yanındayım. Yaşanan bu kötü olayda da kazada da herkese iyi geçmiş olsun İnşallah daha yaşanmaz böyle bir şey. Gereken önlemler alınır. İnşallah. Ama her seferinde de aynı şeyleri konuşuyoruz o da biraz üzücü tabii.
– Recep İvedik karakteri ne zaman gelecek ve yeni sorunlara nasıl hikayeler içinde çözüm bulurken göreceğiz?
“RECEP İVEDİK 8 GELECEK AMA KONUSU NE OLUR NE ZAMAN GELİR BİLMİYORUM ŞUAN”
Recep İvedik 8, ile ilgili emin olun hiç bir fikrim yok düşünmedim henüz konusu ne olur diye. Geleceği konusunda bir bilgim var. Gelecek. Ama ne zaman olacağıyla ilgili, konusu ne onu bilmiyorum şuan.,
Başarılı oyuncu Seda Türkmen ise şunları söyledi:
– İzleyiciyi nasıl bir film bekliyor?
“FİLM BİZLERİN YANSIMASI”
Benim açımdan da Şahan’ın anlattığı gibi tam olarak böyle. Yani çok keyifli bir iş. İzlerken Şahan’ında dediği gibi çok bizim yansımamız, perdeye yansımamız. Samimi, doğal bir evlilik komedisi.
“ŞAHAN GÖKBAKAR’LA ZATEN ÇALIŞACAK OLMAK AYRI BİR KONFOR YARATIYOR İNSANDA”
Yok öyle gerçekten bir de çok samimi bir proje olacağı belliydi. Daha önce işte Celal ile Ceren çok sevdim. Şahan’ın en sevdiğim işlerinden biriydi. Bir evlilik hikayesi deyince az çok da konuşunca üzerine. Zaten ilk karşılaştığımızda da hemen böyle bir aynı mizah tonunda yani aynı aynı tonda konuştuğun zaman biriyle zaten o çok iyi bir partnerlik doğuruyor. Böyle gelişti. Şahan Gökbakar’la zaten çalışacak olmak ayrı bir konfor yaratıyor insanda çalışmak. Zaten sandığımın çok daha üstünde bir büyük bir mutlulukla ayrıldım açıkçası.
– Ece ile ortak noktanız var mı?
“ECE’YLE BENİM DEĞİL BÜTÜN KADINLARIN ORTAK NOKTASI OLACAK”
Ece ile ortak noktam var. Ece’yle benim değil bütün kadınların ortak noktası olacak. Hani o yüzden de böyle hani ay şurası tam bana benziyor dediğiniz her yerde muhtemelen bir milyon kadını kapsıyor olacak. Çünkü belirli bazı tepkiler oluyor hepimiz de. Daha ince gördüğümüz daha çok analiz ettiğimiz vesaire. O yüzden de var tabii ki ortak yönümüz.
– Çekimler nasıl geçti? Çekerken neler yaşadınız?
“ÇEKİMLERDE ÇOK ACI ÇEKTİM GÜLMEKTEN”
Çekimlerde çok acı çektim gülmekten. Haddini aştı gülme, eğlenme kısmı. Büyük kitlendik. Bazen Togan (Gökbakar) artık ‘ne olur gülmeyin. Lütfen gülmeyin’ diye bizi uyardı. Tabii ki çok güzel anılar var içinde. Çok güzel iki ay geçirdim o sette. Sayelerinde. Çıkan şey de çok güzel oldu bence. Film çok güzel oldu.
– Yeni projeleriniz var mı?
“OLABİLDİĞİMİZ HER YERDE OLMAKTAN ZİYADE OLDUĞUMUZ YERDE İYİ İŞ YAPMAK EN ÖNEMLİSİ”
İki tiyatro oyunum var. ‘Hakikat elbet bir gün. ve İzdirap korusun’ diye. Bir sinema filmim. Aslında sinema filmi geçen sene çekmiştik. Bir de televizyon dizimiz var. ‘Sandık kokusu’. Yani hepsi aynı anda denk geldi. Aslında denk gelmedi de. Amin diyelim bu dönem için. Çalışacağız tabi ne yapacağız başka yani? Hani oyunculuk alanlarımız belli. Olabildiğimiz her yerde olmaktan ziyade olduğumuz yerde iyi iş yapmak en önemlisi. Elimizden geleni yapıyoruz”.
]]>
Serhat Tekin’in “Emre Altuğ hiç değişmiyor. Nedir bunun sırrı? Bir estetiğiniz var mı?” sorusuna, Emre Altuğ ” Anne ve babamın genetiği diyebiliriz. Estetiğim yok.
İlerleyen zamanlarda belki düşünürüm ama benim bir diğer işim olan oyunculuk maalesef estetik operasyon kaldıran bir meslek değil. Doktor arkadaşım dolgu, botoks yapmak istediği zaman ‘Hayır’ diyorum. Vitamin iğneleri yapıyor bazı zamanlar. Hepsi o kadar.” cevabını verdi.
Estetik bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz
“Erkek şarkıcıların estetiklerine yapılan eleştirilere yorumunuz nedir?” sorusuna,” Kim kendini nasıl iyi hissedecekse yaptırabilir. Bu bir sohbet konusu olabilir ama yargı konusu olamaz.
Yargılamaya karşı bir insanım. İnsan neyi istiyorsa yaptırmakta özgürdür.” cevabını veren Emre Altuğ, estetiğe karşı olmadığını söyledi.
Çapkın değilim
Programda ‘Yalı Çapkını’ dizisinde çapkın bir karakteri canlandırıyorsunuz. Normal hayatta da çapkın mısınız? sorusuna Emre Altuğ,” Çapkın değilim. Çapkınlık yapmaya ihtiyaç duymadım çok şükür.
Yapı olarak böyle bir şeyin peşinde koşan bir adam değilim. Çapkınlık bir mesai ister. Ben böyle bir şeye dediğim gibi hiç ihtiyaç duymadım. Hayatımdan memnunum.” cevabını verdi.
Aşık olmayı zaman zaman özlüyorum
Programda Serhat Tekin’in ” Yalnız mısınız? Bir ilişkiniz yok mu?” sorusuna Emre Altuğ, ” Evet yalnızım. Bu durumu seviyorum da. Yalnız olmayı, evde yalnız vakit geçirmeyi, yalnız yemek yemeyi seviyorum. Kendimle ilgili düşünmeyi seviyorum.
Arkadaşlarımı görmek istediğimde onlarla görüşüyorum. Benim bu konuda çok bir şikayetim yok. Ama zaman zaman aşık olmayı özlediğimi söyleyebilirim. Güzel bir duygudur o. Aşkın senin yükselttiği, ayaklarını yerden kestiği, biraz gerçeklikten uzaklaştırdığı o ilk dönemi özlüyorum zaman zaman.” cevabını verdi.
Serhat Tekin’in ” Emre Altuğ aşkın hakkını verebildi mi?” sorusuna Altuğ, ” Aşık oldum mu veririm tabi ki. İyi bir aşığımdır.” cevabını verdi.
Mert Ramazan Demir kardeşim gibi
Serhat Tekin’in ” “Yalı Çapkını” dizisinde oğlunuzu oynayan Mert Ramazan Demir ile normal hayatta görüşüyor musunuz?” sorusuna ” Evet görüşüyoruz. Biz çok güleriz.
Mert benim çok küçüğüm, kardeşim gibi oldu. Hayata bakış açıları yakın insanlarız. Sette de çok eğleniyoruz.” cevabını veren Emre Altuğ, ekibin kendisini sahnede sık sık izlemeye geldiğini söyledi.
Dışarıda olmayı artık sevmiyorum
Serhat Tekin’in “Biraz asosyallik var mı sizde?” sorusuna Emre Altuğ, ” Son yıllarda var. Sıkıldım. Çok dışarı çıktık, gezdik, eğlendik. Son yıllarda sahnede olmadığım zamanlar dışarıda olmayı sevmiyorum.
Kalabalıklar içerisinde olmayı çok sevmiyorum. Yakın arkadaşlarımla yemek yemeyi, sohbet etmeyi tabii ki çok seviyorum ama eskisi gibi çıkalım eğlenelim coşalım gibi bir duygu yok içimde.
Herhalde yaşımın ve doymuşluğun getirdiği bir durum var. Dışarısı çok değişmiyor. Hatta bizim zamanımızda daha keyifliydi.” cevabını verdi.
Şevket Altuğ babam değil
Programda ” Hakkınızda dolaşan şehir efsanesi var mı?” sorusuna Emre Altuğ, ” Bence en büyük şehir efsanelerinden biri Şevket Altuğ’un oğlu olduğumdur.
Hatta bir seferinde radyocu bir arkadaş o kadar emindi ki oğlu olduğumdan, değilim dememe rağmen benden nüfus cüzdanımı görmek istemişti. Kendisine ” Ben bir diş hekiminin oğluyum. Babamın adı Tuncer Altuğ.
Şevket Altuğ’un oğlu olmak da eminim çok güzel bir duygu olurdu ama babamdan memnunum.” demiştim.” cevabını verdi.
Çıplaklıktan çekinen bir adam değilim
Serhat Tekin’in son çıkardığınız ” “Ne Ala” şarkısının video klibinde üstsüz olmanız bazı kişilerce eleştirildi. Ne düşünüyorsunuz?” sorusuna Emre Altuğ,” Ben çıplaklığı seven bir adamım. Çıplaklıktan çekinen biri değilim. Kaldı ki o klipteki bir çıplaklık da değil. Bir saflık ifadesi anlatmak için yapılan imajinasyondu. Ben bugüne kadar sağdan soldan gelen bu tip eleştirileri çok takmadım biliyorsun. ” cevabını verdi.
]]>Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Abdullah Oğuz, filmin hem Fenerbahçe için önem taşıdığını hem de Milli Mücadele’nin anlatıldığı bir yapım olduğunu belirterek, “Bildiğim kadarıyla hiçbir Milli Mücadele filmi bu perspektifte anlatılmamış. Biz futbol üstünden anlattık. 5 yıllık epik bir hikaye anlatıyoruz. Umarım duygulanacak, iyi bir film seyredecekler.” dedi.
Oyuncu kadrosuna da değinen Oğuz, “Onlar beni seçti. İnandılar bana. Beraber yürüdük.” ifadelerini kullandı.
Yapımda Fenerbahçe’nin kurucu üyesi ve efsane kaptanı Galip Bey’i oynayan Kubilay Aka, gurur duydukları bir iş yaptıklarını söyleyerek, “Fenerbahçe takımı 100 yılı aşkındır kötü hiçbir şeye bulaşmamış ve Atatürk’ün izinden gitmiş bir takım. Gururla setteydim, oradaydım. İyi ki de oradaydım. Ağabeylerimle bütün arkadaşlarımla çok eğlendik. Hem çekerken bizim eğlendiğimiz hem de gerçekten saygı duyduğumuz bir iş oldu. O yüzden güzel, unuttuğumuz duygularla baş başa kalacağımızı düşünüyorum, izlerken.” diye konuştu.
– “Kariyerimde manevi değeri en yüksek iş”
Fenerbahçe başkanı rolünü üstlenen Nejat İşler, filmin renginin sarı lacivert olduğunu vurgularken, tek bir sahnede yer aldığını kaydeden Birce Akalay ise “Tek bir sahne ama umarım hakkını verebilmişimdir.” dedi.
Oyuncu Yiğit Özşener de kariyerinde manevi değeri en yüksek iş olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Bir memlekette çok özel şeyler yapacak, çok büyük başarılara imza atacak, çok farklı insanlar bulunabilir ama önemli olan onunla beraber yürüyebilecek, aynı yöne bakabilecek, onunla koşabilecek insanları bulabilmek. Bu bir Mustafa Kemal filmi değil, Mustafa Kemallerin filmi. Dolayısıyla filmi seyrettikçe Mustafa Kemalleri, kurtarıcı beklemeyenleri, kendisini kurtarıcı kabul eden, kendisinde o gücü bulan insanları göreceksiniz.”
Oyuncu Timuçin Esen de güzel bir ekiple çalıştıklarını aktararak, “Güzeldi bu filmin içinde yer almak, bir Fenerbahçeli olarak özellikle, başka bir değeri var. Güzel bir film çıktığını düşünüyor, ümit ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“Vera” karakterini canlandıran oyuncu Gonca Vuslateri, çok kıymetli bir hikayede çok kıymetli bir rolü kendisine verdiği için yönetmen Abdullah Oğuz’a teşekkür etti.
– “Biz sahada yapalım işimizi”
Fenerbahçeli futbolcu İrfan Can Kahveci, hem Türkiye’nin hem de Fenerbahçe tarihinin en önemli günlerini anlatan filmin galasında olduklarını belirterek, “Biz de çok heyecanlıyız. Çok özel oyuncular var kadroda, bazıları da arkadaşlarımız. Onlar olunca ayrı bir heyecanlıyız. Bütün detayları izlemek için sabırsızlanıyoruz. Kubilay Aka’yla sürekli konuşuyoruz. Nejat abimiz de sürekli maçlara geliyor. Kulübümüzün ve ülkemizin en önemli olaylarından birisini izlemek için geldik.” diye konuştu.
Kendisi için futbol oynamanın önemine değinen Kahveci, Çaykur Rizespor maçına işaret ederek, “Biz sahada yapalım işimizi. Önümüzdeki her maçı kazanmak istiyoruz. Sahaya çıkıp elimizden geleni yapacağız.” dedi.
Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ da hayırlı olsun temennisinde bulunarak, “Filmi heyecanla ve merakla bekliyorum. Güzel bir film olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
2023’te oynadıkları müsabakalardan başarıyla çıkan A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın yaz mevsiminde yapılacak olimpiyatlarda altın madalya kazanması durumunda filminin çekilip çekilmeyeceği yönündeki soru üzerine Üstündağ, şunları aktardı:
“Bizim belgeselimiz çekiliyor. Her yıl çıtanın nereye çıktığını görüyoruz. Bu belgeseli yaptık. Olimpiyatlarda altın madalya gelirse, hiçbir ülkeye nasip olmayan, Avrupa Şampiyonluğu, Milletler Ligi şampiyonluğu, namağlup olimpiyat elemeleri şampiyonluğu kazanılmış olacak. Böyle bir durumda film neden çekilmesin, tabii ki çekilir. (Filmde) Ben oynamam. Ben sahada dahi oynamadığıma göre, filmde de oynamam. Sizin gibi merakla bekler ve seyrederim.”
– “Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor”
Fenerbahçe Kulübü Eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Fenerbahçe Kulübü Eski Divan Kurulu Başkanı Vefa Küçük de filmi heyecanla beklediğine işaret ederek, şöyle konuştu:
“Fenerbahçe’nin kuruluşu, ülkemizin o dönemde içinde bulunduğu zor şartlar, Çanakkale savaşları, ardından Kurtuluş Savaşı… O dönemde futbolcular askere alınarak savaşa katıldı. Anadolu’ya silah kaçırdılar. Sonra da Harington Kupası’nı kazanarak ülkemize sevinç kattılar. Lozan müzakereleri sırasında, bu galibiyet oradaki heyete büyük moral verdi. Bu film Fenerbahçe’nin kuruluşundan Cumhuriyet’in kuruluşuna olan dönemi anlatıyor.”
Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki şampiyonluk yarışına da değinen Küçük, “Lig yarışında Fenerbahçe inşallah ipi göğüsleyecek. Temennimiz o.” dedi.
Fenerbahçe Eski Yöneticisi ve Saran Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sadettin Saran ise “Burada olmak da böyle bir filmin yapılmış olması da gurur verici. Hep beraber keyifle izleyeceğiz.” ifadelerine yer verdi.
Süper Lig ve TFF 1. Lig’in yayın haklarıyla ilgili Saran Holding’in ihaleyi alıp almayacağına dair yöneltilen, “Yayın haklarını almak istiyor musunuz?” sorusuna ise Saran, “İnşallah. Onu sonra konuşalım. Bu gece Fenerbahçe gecesi.” cevabını verdi.
Saran, Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un haziran ayında gerçekleştirilecek seçimli genel kurulda aday olmayacağını açıklaması üzerine kendisinin Fenerbahçe başkanlığına adaylığıyla ilgili olarak “Ali Bey, Divan Kurulu’nda gerekeni söyledi. Bu gece film için buradayız.” diye konuştu.
Galaya katılanlar arasında Ali Koç’un yanı sıra Fenerbahçeli yöneticiler, sporcular ve ünlü oyuncular da yer aldı.
– Film hakkında
“Zaferin Rengi”, 1919’da işgal altındaki İstanbul’da düşman kuvvetlerine karşı örgütlenerek Anadolu’da başlatılan direnişin hikayesini, General Harington Kupası etrafında kurgulayarak beyazperdeye taşıyor.
Yarın vizyona girecek filmde Kubilay Aka, Gülper Özdemir, Nejat İşler, Timuçin Esen, Yiğit Özşener, Gonca Vuslateri, Yılmaz Adam Bayraktar ve Birce Akalay rol aldı.
]]>TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen dizinin ilk bölüm izlemesine, TRT yönetimi, dizinin yapımcısı Cemil Cengiz, yönetmen Metin Balekoğlu, dizinin başrol oyuncularından Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Ushan Çakır, Özgür Çevik ve Gizem Güneş katıldı.
Kül Masalı, Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı’nın, yoksul ve mütevazi bir geçmişten gelen Özge ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenmelerini ve evliliklerindeki gizemi konu alıyor.
Etkinlik önce AA muhabirine konuşan oyuncu Sevda Erginci, modern bir Kül Kedisi hikayesi anlattıklarını belirterek, “Bütün karakterlerin daha gerçekçi ve kusurlu olduğu bir Kül Kedisi hikayesi. Özge, Bursa’da kardeşi ve kendi için verdiği mücadeleden aşık olduğu adam için İstanbul’da zorlu bir hayata atılıyor.” dedi.
“İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız”
Oyuncu Gökhan Alkan, kendi karakterinden bahsederek, “Birini sevmenin akılla, mantıkla alakalı olmadığını, gönülden, yürekten olduğunu ve onu hesaplayamadığımızı bize gösterecek ve anlatacak bir karakteri canlandırıyorum. Herkesin gerçek olduğu bir hikaye. İnşallah seyircilerimizle beraber uzun bir yolculuk yaşarız.” ifadelerini kullandı.
Oyuncu Başak Gümülcinelioğlu da bir aşk hikayesinin yanında seyircinin her bölüm bir olay örgüsünü geçmiş, gelecek ve bugünle harmanlayabileceği bir işe imza attıklarını söyledi.
Gümülcinelioğlu, izleyiciyi karakterlerin net iyi ya da kötü olmadığı bir dizi beklediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Herkesin gerçekten sorunları, soruları ve gerçekten niyetleri ve aşkları olduğu bir iş aslında bu iş. Dolayısıyla her karakterin kişisi kendini çok severken bir yandan da herkese hak verdiğimiz bir hikayemiz var. Bugün başlıyoruz. Bu yolculukta da bize eşlik etmelerini çok istiyoruz.”
Oyuncu Berfu Öngören ise dizide “Süreyya” karakterine hayat verdiğini ifade ederek, “Sürprizli bir karakter, atacağı adımı çok kestiremiyoruz. Süreyya kendi hırslarına kapılan ve hırsları tarafından yönetilen bir karakter. Yaşadıkları olay sebebiyle Özge’nin peşine düşüyor. Bundan sonrasını zaten izleyip göreceğiz. Çok heyecanlıyız, bekliyoruz.” diye konuştu.
Yönetmen koltuğunda Metin Balekoğlu’nun oturduğu, hikayesini Nesrin Aytamay, senaryosunu ise Sılan Aras Erdem ve Filiz Küçük Yücel’in kaleme aldığı dizinin oyuncu kadrosunda, Gökhan Alkan, Sevda Erginci, Başak Gümülcineoğlu, Hülya Darcan, Ushan Çakır, Özgür Çevik, Gizem Kala ve Gizem Güneş gibi başarılı isimler yer alıyor.
Perşembe akşamları TRT 1’de izleyiciyle buluşacak dizinin konusu ise şöyle:
“Türkiye’nin en zengin ve köklü ailelerinden Giraylı ailesinin veliahtı Arat Giraylı (Gökhan Alkan), yoksul ve mütevazı bir geçmişten gelen Özge (Sevda Erginci) ile karşılaşıp ilk görüşte aşık olup evlenirler. Özge yaklaşık 6 yıldır bir restoranda aşçılık yapmaktadır. Özge’nin Arat’ın ailesinin yaşadığı konağa gelin olarak girmesi onu bir anda bir aşk masalından entrikalarla dolu bir dünyaya sokar. Kocasının geçmişinden gelen öfke patlamaları, Özge’nin kız kardeşi Behiye’nin (Gizem Güneş) zenginlik ihtirası ve Arat’ın şaibeli şekilde ölen eşi Jale’nin (Başak Gümülcinelioğlu) peşini bırakmayan gölgesi Özge’nin bu zorlu yolculuğunu daha da karmaşık hale getirir.”
]]>Özellikle büyük platformlar, reklamcılık ve kişiselleştirilmiş içerik sunma amacıyla geniş kapsamlı veri toplama işlemleri gerçekleştiriyor.
Bu uygulamaların, kullanıcı gizliliği ve veri koruması konularında da sık sık eleştirildiğini görüyoruz.
Son yıllarda, özellikle Facebook kişisel verilerin kötüye kullanımı ve gizlilik ihlalleri nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kaldı.
Hem Google Play Store’da hem de App Store’da verilerinizi toplayıp, çeşitli amaçlar için kullanan binlerce uygulama var.
Üstelik en çok veriyi, genellikle kullanıcıların en fazla kullandığı uygulamalar topluyor.
En çok ücretsiz uygulamalar veri topluyor
ücretsiz uygulamaların veri toplama olasılığı, ücretli uygulamalara göre 7 kat daha fazla.
Aynı zamanda popüler uygulamalar, pek fazla bilinmeyen uygulamalara göre 6 kat daha çok veri topluyor.

Hangi veriler toplanıyor
Şirketlerin toplayabileceği veri türleri; adınız, doğum tarihiniz ve e-posta adresiniz olabileceği gibi; evcil hayvanlarınız, hobileriniz, boyunuz, kilonuz ve hatta neler yapmaktan hoşlandığınız gibi daha detaylı da olabiliyor.
Platformlar, bu verileri çoğunlukla hedeflenen reklamcılık faaliyetleri için kullanıyor.
En fazla veri toplayan uygulamalar
Mesajlaşma ve görüntülü arama kategorisinde en fazla veriyi Facebook Messenger topluyor. Bu kategoride en az veri toplayan uygulama ise Cisco Webex Meetings.
Sosyal medya uygulamaları arasında da veri rekoru yine Facebook’a ait. Koronavirüs döneminin popüler sesli konuşma uygulaması Clubhouse ise en az veri toplayan sosyal medya uygulamalarından biri.
Ödeme yöntemleri arasında en fazla veriyi PayPal topluyor. En az veri ise MoneyGram’da depolanıyor.
Video izleme siteleri arasında en fazla veri, Google’ın popüler uygulaması YouTube’da toplanıyor.
İnternetten alışverişte Amazon en çok veriyi depolarken, Etsy listenin sonunda yer alıyor.

iOS’ta en çok veriyi YouTube ve TikTok topluyor
iOS’ta yapılan araştırmaya göre 14 ağ bağlantısı ile YouTube ve TikTok, en çok kullanıcı verisi toplayan sosyal medya platformlarının başında geliyor.
YouTube, kullanıcıların çevrimiçi arama geçmişi ve konumu gibi kişisel verilerini izliyor ve bu verileri kişiselleştirilmiş reklamlar için kullanıyor.
TikTok ise çerezler yardımıyla kullanıcıların tarama geçmişleri hakkında bilgi topluyor ve bu bilgileri reklam şirketlerine gönderiyor.
TikTok, daha öncesinde de bazı kişisel kullanıcı bilgilerini Çin’de bulunan sunuculara ilettiği iddiaları nedeniyle tartışılmıştı.
Android’de zirvede Meta uygulamaları var
Incogni’nin bir araştırmasına göre, Android ekosisteminde en fazla veriyi Meta’ya bağlı Facebook, Messenger ve Instagram gibi uygulamalar topluyor.
Her ne kadar bu uygulamalar neredeyse tüm verileri toplasa da çok azını başkalarıyla paylaştıklarını söylüyorlar.

Nelere dikkat etmeniz gerekiyor
İndirmeden önce her uygulamanın topladığı bilgileri araştırın. App Store’da uygulamaya tıklayıp Uygulama Gizliliği bölümüne gidip Ayrıntıları Gör’e tıklamanız yeterli.
Android kullanıcıları uygulamayı Google Play Store’da bulabilir, üzerine tıklayıp Veri Güvenliği’ni seçebilir.
Bir uygulamayı yüklemeden veya güncellemeden önce uygulama izinlerini gözden geçirin. Bazı uygulamalar kameranıza, mikrofonunuza, konumunuza, kişilerinize veya diğer hassas verilerinize erişim isteyebilir. Gereksiz veya uygulamanın işlevselliğini ihlal ettiğini düşünüyorsanız bu izinleri reddetmeyi veya iptal etmeyi seçebilirsiniz.
Çevrimiçi gezinirken veya alışveriş yaparken VPN kullanın. VPN (sanal özel ağ), internet trafiğinizi şifreler ve IP adresinizi gizleyerek üçüncü taraf şirketlerin çevrimiçi etkinliğinizi izlemesini ve verilerinizi toplamasını zorlaştırır.
Önbelleğinizi ve çerezlerinizi düzenli olarak temizleyin. Önbellek ve çerezler, tarama geçmişiniz, tercihleriniz ve oturum açma ayrıntılarınız hakkında bilgi depolayan dosyalardır.
Ayrıca reklam verenler ve izleyiciler tarafından çevrimiçi davranışınızı izlemek ve sizi reklamlarla hedeflemek için de çerezleri kullanılabilirler. Önbelleğinizi ve çerezlerinizi tarayıcı ayarlarınızdan temizleyebilir veya bunları saklamayan özel bir tarama modunu kullanabilirsiniz.
Kişiselleştirilmiş reklamları ve veri paylaşımını devre dışı bırakın. Bazı uygulamalar ve web siteleri size kişiselleştirilmiş reklamları ve üçüncü taraf şirketlerle veri paylaşımını devre dışı bırakma seçeneği sunabilir.
Bu, sizi reklamlarla hedeflemek için toplanan ve kullanılan veri miktarını azaltabilir. Bu seçenekleri genellikle uygulama veya web sitesi ayarlarında, gizlilik politikasında veya hizmet koşullarında bulabilirsiniz.

Uygulamaların sizi takip etmesini nasıl engellersiniz
iPhone’larda istediğiniz zaman uygulamanın eylemlerinizi takip etmesine izin verebilir veya verdiğiniz izni geri alabilirsiniz.
Gizlilik ayarlarına giderek eylemlerinizi takip etmek isteyen uygulamaların listesini görebilirsiniz.
Ayarlar > Gizlilik ve Güvenlik > Takip Etme’ye gidin.
Belirli bir uygulama için takip iznini kapatmak veya açmak üzere dokunun. Dilerseniz bu özelliği tamamen kapatabilirsiniz.

Android telefonlarda ise uygulamalara verdiğiniz izinleri kapatabilirsiniz. Bunun için şu adımları izleyin:
Ayarlar uygulamasını açın. Uygulamalar’a dokunun.
Değiştirmek istediğiniz uygulamaya dokunun. Uygulamayı bulamıyorsanız Tüm uygulamaları göster’e dokunun.
Ardından uygulamanızı seçin. İzinler’e dokunun.
Uygulama için herhangi bir izni onayladıysanız veya reddettiyseniz burada görebilirsiniz.
Bir izin ayarını değiştirmek için izne dokunun, ardından İzin ver veya İzin verme’yi seçin.

Bu hafta; Ayak Bacak Fabrikası (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun), Yaftalı Tabut, İki Efendinin Uşağı, Tartuffe, Ay, Carmela!, Godot Geldi, Kimse Öyle Şeyleri Konuşmuyor Artık, Oscar, Fındıkkıran, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Rüya, Bir Gece Masalı, Bir Gün Ayakkabımın Teki, Bekçi ile Postacı adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: Oteller Kenti (Edip Cansever)
İBB Şehir Tiyatroları, İstanbul Şiirle Buluşuyor başlığı altında, şairler ve şiirleri üzerinden oluşturulan özel mekan ve ses evreninde yeni bir “anlatı”yı seyircisine sunuyor.
Hümay Güldağ’ın uyarlayıp yönettiği Oteller Kenti’nde müzik tasarımı Hüseyin Tuncel’e, dekor tasarımı Cihan Aşar’a, kostüm tasarımı Ahsen Nur Doğan’a, efekt tasarımı Metin Küçükyılmaz’a, ışık tasarımı Uğur Yıldız’a, görsel tasarım Yakup Altay’a ve koreografi Arda Alpkıray’a ait.
Oteller Kenti’nin oyuncuları Hüseyin Köroğlu, Hümay Güldağ ve Aslı Şahin. Piyanoda Orçun Tekelioğlu, solist olarak Berfu Aydoğan etkinliğin müzikleri için sahnede yerini alıyor. Etkinlik, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (14-18 Şubat 2024)
AYAK BACAK FABRİKASI (Eskişehir Şehir Tiyatroları)(Konuk Oyun)
İnsanlık tarihi boyunca ezenlerin, ezilenler üzerinde kurduğu otorite, baskı ve kandırmacanın değişmediğini vurgulayan oyun, bilinmeyen bir ülkede geçiyor ve aslında çok iyi bilinen bir konuyu, çarpıcı bir anlatımla ele alıyor.
Sermet Çağan’ın yazdığı, Murat Karasu’nun yönettiği oyunda Ali Eyidoğan, Hakkı Kuş, Ecren Can Serim, Korel Cezayirli, Zafer Ergül, Başak Boran Oksal, Mustafa Kılıkçı, Özlem Boyacı, Serhat Onbul, Nigar Berktin, Ceyda Çınar Onbul, Onur Birgi, Ahmet Barut, Kutan Gökkaya, Sinan Aktezcan, Emel Alnady rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
YAFTALI TABUT
Adına tarihin dipnotlarında rastlayabildiğimiz, Türkiye’nin ilk kadın oyun yazarı, kuramcı, aktivist, sosyal ve siyasi yaşamın her alanında öncü Fatma Nudiye Yalçı’nın hikayesi. 1920’lerde başlayan mücadelesine Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de eşlik ediyor.
Bilgesu Erenus’un yazdığı Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Bensu Orhunöz, Ceren Hacımuratoğlu, Lale Kabul, Nazan Yatgın Palabıyık, Selin Türkmen, Şenay Bağ, Mana Alkoy rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
İKİ EFENDİNİN UŞAĞI
Pantolone, kızı Dottore’yi oğlu Slvio ile evlendirmeye karar vermiştir ve evinde bir tören düzenler. Gençler birbirlerine aşıktır ancak daha önce Pantolone’nin kızını evlendirme sözünü verdiği ve öldüğünü sandıkları Federico Rasponi’nin bu törene gelmesiyle işler karışır.
Sözlü gelenekten beslenen İtalyan Halk Tiyatrosu Commedia Dell Arte’nin seçkin örneklerinden biri olan ve uşak Truffaldino’nun kurnaz hazırcevaplığı ile ilerleyen oyun izleyicilerine keyifli bir seyir sunuyor. Carlo Goldoni’nin yazdığı Aslı Öngören’in yönettiği oyunda Çağlar Ozan Aksu, Dolunay Pircioğlu, Eraslan Sağlam, Hamit Erentürk, Mert Tanık, Murat Bavli, Müslüm Tamer, Seda Çavdar, Volkan Öztürk, Yeliz Gerçek, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
TARTUFFE
Zengin mi zengin bir adamın, ailesindeki ve çevresindeki kimseyi dinlemeden evine yerleştirdiği sahtekar bir sofu ile hem kendi hem de çevresindekilerin hayatını beter etmesini anlatan bu ölümsüz eserde; inancı, aileyi, aşkı, erkek-kadın farklarını, dünümüzü, bugünümüzü, mizahı, müziği, acıyı, hüznü, rahatsız edici türlü anları iç içe ve olanca dinamiğiyle seyircinin karşısına çıkarıyoruz.
Orhan Veli’nin olağanüstü çevirisine, şiirlerinden bestelenen şarkıların da eşlik ettiği seyirliğimizle, hayata dair bu acayip bilmeceyi bir kez daha kahkahalarla selamlıyoruz.
Molière’in yazdığı, Orhan Veli Kanık’ın çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Bennu Yıldırımlar, Emre Şen, Gürkan Başbuğ, Mehmet Soner Dinç, Murat Garipağaoğlu, Naci Taşdöğen, Nilay Bağ, Özge Kırdı, Semah Tuğsel, Tolga Yeter, Yeşim Koçak, Zeynep Göktay Dilbaz rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
AY, CARMELA!
İspanya’da Milliyetçiler ve Cumhuriyetçiler arasında geçen iç savaş dönemini anlatan oyunda, iki varyete oyuncusu Carmela ve Paulino, Franco önderliğindeki Milliyetçiler tarafından rehin alınır.
Belçite şehrinin işgalini kutlayan Milliyetçiler tarafından istemedikleri bir gösteriye zorlanırlar. Bu zorlamanın sonucunda içinde bulundukları savaşı, “gösteri yapılmalı mı, yapılmamalı mı?” sorusuyla sanatı ve sanatçıyı sorgulamaları, işleri gereği güldürmeyi, eğlendirmeyi hedefleyen bu iki oyuncunun isyanları, gelgitleri, kayıpları anlatılır. Jose Sanchis Sinisterra’nın yazdığı, Yalçın Baykul’un çevirdiği, Naşit Özcan’ın yönettiği oyunda, Ada Alize Ertem, Çağatay Palabıyık, Erkan Akkoyunlu rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
GODOT GELDİ
“Godot Geldi”, İrlandalı yazar Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” adlı yapıtının ardından ve ona bir “gönderme” olarak, Karadağlı yazar Miodrag Bulatovic’in kaleme aldığı bir oyundur… “Olay” bir bataklıkta geçer. Becket’in oyununda; Godot beklenilir… Bulatovic’in oyununda ise, bir fırıncı olarak Godot gelir…
Beckett, yapıtında kavramlardan yola çıkarak evrensel bir resital sunarken, Bulatovic, aynı tematik yapıyı işlemiş olsa da, rol kişilerinin ve kısmen de olsa mekanın yapısını değişime uğratarak, daha çok “simge”lere yönelmiştir…
Beckett’te de, Bulatovic’te de bekleyenler açısından önemli olan, aslında beklenen kişinin kim olduğu değil, bekleyişin kendisidir… İşte bu durumda; kim olduğu tam olarak bilinmeyen bir “gelen”in, kesinlikle tanımlanmış bir “giden”e dönüşmesinin öyküsüdür diyebiliriz “Godot Geldi” için…
Miodrag Bulatovic’in yazdığı, Sevgi Soysal’ın çevirdiği, Ragıp Yavuz’un yönettiği oyunda Ali Mert Yavuzcan, Can Başak, Can Ertuğrul, Derya Çetinel, Meriç Benlioğlu, Murat Coşkuner rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
KİMSE ÖYLE ŞEYLERİ KONUŞMUYOR ARTIK
Oyun, 12 Eylül darbesi dönemini en acı şekilde yaşayıp parçalanan bir ailenin bugüne uzanan hikayesini konu alıyor. Leyla, ailesinin geçmişiyle yüzleşiyor ve onların hikayesini anlatabilmek için hayatını değiştirmeyi göze alıyor.
Şirin Gürbüz’ün yazdığı Emre Koyuncuoğlu’nun yönettiği oyunda Caner Bilginer, Radife Baltaoğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Ebru Üstüntaş, Hazal Uprak, Can Alibeyoğlu, Kamer Karabektaş rol alıyor. Oyun, 14-17 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
OSCAR
Christian Jacqueline’e aşıktır, Colette ise Oscar’a. Christian uzun süredir sevdiği kızı Mösyö Bernard’dan isteme niyetindedir. Colette ise babası Mösyö Bernard’a söylediği yalanla sevgilisi ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak ne Christian doğru kızı ister ne de Colette doğru adamla evlenmek üzeredir. Birkaç dakikada sarpa saran olaylar hiç de kolay çözülecek gibi gözükmemektedir.
Claude Magnier’in yazdığı, Asude Zeybekoğlu’nun çevirdiği, Ersin Umulu’nun yönettiği oyunda Abdullah Topal, Aslı Aybars, Asrın Gurur Kuyucak, Cem Karakaya, Ceylan Çete, Çağrı Büyüksayar, Damla Cangül Yiğit, Aslı Şahin, Hakan Gümüş, Hüseyin Emre Şen, İrem Erkaya, Neslihan Ayşe Öztürk, Oğuzhan Oğuz rol alıyor. Oyun, 17 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada,
sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BEKÇİ İLE POSTACI (3+ Yaş)
Postacı Piero ile Gece Bekçisi Marcello adlı çocuk kitabından uyarlanan eserde bir bekçi ile bir postacı ev arkadaşlarıdır. Biri gece diğeri gündüz çalıştığından hiç görüşemezler. Soğuk bir kış günü ikisi de hastalanınca, evi aynı anda paylaşmaları gerekir.
Lodovica Cima, Gabriele Clima’nın yazdığı Ceylan Özçapkın’ın çevirdiği, Derya Yıldırım’ın oyunlaştırıp yönettiği oyunda Melisa Demirhan, Besim Demirkıran, Cafer Alpsolay, Fatma İnan, Reyhan Karasu, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 18 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Survivor’da zaman ilerledikçe çekişme ve heyecan doruklara ulaştı. Oyunda Ogeday ile Yunus Emre bir kez daha gerginlik yaşadı.
Dokunulmazlığı da kaybeden Kırmızı Takım’da sinirler iyice gerilmiş durumda. Mavi Takım’da Oyun esnasında Gizem’in kafasına yanlışlıkla Aysu’nun dirseği geldi ve kaşı açıldı.
DOKUNULMAZLIK MAVİ TAKIM’IN
Başa baş geçen mücadelede Mavi Takım oyun finalinde 12-8 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığın sahibi oldu. Büyük sevinç yaşayan Mavi Takım’da dokunulmazlık sembolünün sahibi ise Poyraz oldu.

Söz alan Yunus Emre “Bugün oyunu kaybettik ama arkadaşlarım elimden geleni yaptı. Issız bir adada sessiz bir gecede Allah’a sığınırım Ogeday beyefendi.
Bugün iyisin yarın düşeceksin. O suratın kireç gibi olacak oyun kaybettiğinde. Ben o takımdayken her zaman yensem de yenilsem de centilmen davrandım, sevdim. Bu takıma gelince aynı sempatikte olamıyorum.
Beni şurada oyun kenarında yakalayıp el hareketi yapıyorsun. Balıksan sana her şeyi hatırlatamam. Bende kurt gibi hafıza var” dedi.

Cevap veren Ogeday “Sen bence benle hiç konuşma zararlı çıkarsın. Sen üslubunla terbiyeli konuşsan hiçbir şey olmayacak. Atakan abin geldi onunla tartışıyoruz biz tatlı-sert ondan öğrenebilirsin.” dedi.
GİZEM’İN KAŞI AÇILDI
Gizem “Aysu bilerek yapmadı. Hiç önemli değil geçecek. Sadece gözümde bir baskı var. Dikiş atılacak, onunda dışında iyiyim” dedi.

KIRMIZI TAKIM NEDEN KAYBETTİ?
Acun Ilıcalı ada konseyinde sordu: Kırmızı Takım neden kaybetti? Sözün verildiği Sercan “Bugün bana sıra gelmedi. Takımın yeni gelen arkadaşlar adına zamana ihtiyacı var fakat çok fazla zamana ihtiyacı yok. Kalitelerini en başında gösterdiler.
Çok kısa zamanda alışacaklarını ve takıma katkılarını devam ettireceklerini düşünüyorum. Bazen ayrışmalar olabiliyor. Birlik olursak iyi bir ivme yakalarız” diye düşünüyorum dedi.
Merve de “Yeni klanların gelmesiyle pozitif bir enerji oluştu. Karşı takımla tartışmalar oluyor ve bu tartışmaların kısa sürmesi gerektiğini düşünüyorum. Artık tartışma görmek istemiyorum.
Bugün de kaybettikten sonra bir tartışma olunca bir mutsuzluğa dönüşünce artık yeter oyuna dönelim oyun kazanalım dedim. Herkes sağ olsunlar oyuna döndü.
Fikir ayrılıklarımız var bu doğru. Ama birbirimizi huzursuz edecek derece değil. Bazı şeyleri konuşarak hallediyoruz artık” dedi.
YUNUS EMRE İLE ORTAM YİNE GERİLDİ
Acun Ilıcalı “Şu net bir şekilde görülüyor ki Yunus Emre’ye uyarılarımın çok bir önemi yok. Oyun kaybedip karşı takıma sürekli sataşan, üslubuyla söylediği sözlerle, programın içerisinde sanki kontrolsüz biri.
Her gün bir sebep bulan, Geçen de söylemiştim, benim çok ümidimin olmadığı, devam etme ihtimalini çok görmediğim bir yarışmacı. Sözü şimdi ona verelim” dedi.
“UYMUYORSA HİÇ PROBLEM DEĞİL”
Söz alan Yunus Emre “Ben bu adamlarla hepsiyle yarıştım. Hepsiyle de yendim yenildim. Özgür abiyle de yarıştım Ersin abi de vardı. Hiçbirisine saygısızlık yaptım mı?
Oyun alanında hareketler yapan bir arkadaş var mıydı burada. Ben de seviyeli bir şekilde yarışmamı sürdürdüm. Ogeday beyefendi ben ne zaman bir kazanç sağlasam döndüm takımımla sevindim. Dönmüş bana ‘seni garanti sayım yaptım’ falan, hayırdır.
Sen kimi nerede oynatıyorsun. Yani ben adamına göre muamele yaparım. Seviye oraya inerse ben daha da alçalabilirim Acun abi. Uymuyorsa bu programa hiç problem değil.
Sizinle burayı paylaşmak çok güzeldi. Sizleri çok seviyorum. Yapacak bir şey yok abi” dedi.
“DAVRANIŞ ŞEKLİN UYMUYOR BİZE”
Acun Ilıcalı da bu sözlerin üzerine Yunus Emre’ye “Davranış şeklin uymuyor bize” dedi.
Ogeday da “Yunus Emre ile biz helalleştik, Dostuz yani, ben ona yükseldim, o bana yükseldi. O benden ben ondan birbirimizden özür diledik. Bir kez daha özür diliyorum kendisinden. Kendi aramızda toparladık ve bir daha da böyle bir şey yaşamayacağız abi” dedi.

Ilıcalı “Daha önce defalarca uyardığım Yunus Emre bu şekilde abuksubuk laflar kullanamaz. Kendini haklı görebilirsin. Ben de diyorum ki; BİZE NE. Ne yapacaksın yani birisi bir şey deyince birini mi döveceksin. O zaman birisi bir şey deyince git ona saldır. Bana böyle dediler şöyle dediler…
Ben seni severim. Bu konu senle benim aramdaki sevgi konusu değil. Senin aşırı derece tehditler saydırman. Duelloya çıksan çıktığın adama saldırıyorsun.
Bugün konuşmaların son derece kabul edilmez. Her dakika tehditler yapıyorsun. Seni şöyle yaparım böyle yaparım. Burası senin tehdit alanın değil” dedi.
3 ÖDÜL CEZA DAHA
Acun Ilıcalı Yunus Emre’ye “Sana 3 ceza daha veriyoruz. Cezandan 3 kalmıştı 3 daha ekliyoruz. Bir daha yaparsan 5 daha vereceğiz. Bir daha yaparsan 5 daha verilecek. Seni de burada zorla tutmuyoruz” dedi.

4. ELEME ADAYI BELLİ OLDU
Konseyde yapılan oylamada Aleyna 4, Gizem 4, Nagihan 2, Merve 2 ve Nefise 2 oy aldı. Bu durumda takım kaptanı Sema eleme adayını belirledi. Sema bir ismi düelloya yolladı. Takım kaptanı olan Sema “Biz direkt dokunulmazlık oyunlarına geldik.
Şu an bir söz hakkımız yok. Şimdi çok alakasız bir şekilde tam da kader kararı bana kaldı. O yüzden Gizem oynadı Aleyna oynamadı. Gizem’in düelloya girmesini istemediğim için, Aleyna diyorum” dedi. Böylelikle Aleyna 4. eleme adayı oldu.
EŞLEŞMELER DE BELLİ OLDU
Eleme adayları; Aysu, Pınar, Sahra ve Aleyna. İlk eşleşme Pınar ile Sahra arasında. İkinci eşleşme ise Aleyna ile Aysu arasında olacak.
]]>Kırmızı takımda konseyde en çok takım kaptanı olan Pınar Saka’nın ismi çıktı. Bu bölümde Özgür’ün de kendi adını yazdığını öğrenen Pınar yerle bir oldu. Nagihan ve Nefise nasıl böyle bir şey olduğuna inanamadı.
Dokunulmazlık oyununda fark geldi. Üçüncü eleme adayı belli oldu. Nefes kesen yarışmadan öne çıkanlar şu şekilde:

‘GÖZ GÖRE GÖRE SUSTUKLARIMI KULAK DELE DELE HATIRLATACAĞIM’
Merve Aydın konseyde en fazla Pınar’ın adının çıkması hakkında değerlendirmede bulundu. Aydın şu ifadeleri kullandı:
Dünkü konseyde Pınar’ın adı çıktı. Buna çok şaşırdığımı söyleyemeyeceğim açıkçası. Son dönemde çok fazla gerilim yaşadık, çok fazla strese girdik.
Çok fazla kavga, çok fazla kaos var. Bana göre baktığımda genel olarak kaosların sebebinin başlangıçlarının nedense Pınar olduğunu düşünüyorum. Şu an gözlemdeyim.
Sadece Pınar’ı gözlemliyorum. Her yaptığı hareketi gözlemliyorum. Bu demek değildir ki konuşmayacağım. Göz göre göre sustuklarımı zamanı geldiğinde kulak dele dele hatırlatacağım.
Bunun altını çizmek istiyorum. Adının çıkmasına neden bu kadar şaşırıyor, anlamış değilim. Oyundaki dengeyi, dinamiği bozabiliyor. Bunu herkes görüyor ki yazıyor.

AĞLAYARAK İÇİNİ DÖKTÜ
Pınar Saka önceki dokunulmazlık oyunundan sonra gittikleri konseyde adının çıkmasından çok Özgür’ün onun ismini yazmasına kırıldı. Özgür takım kaptanıyken, takım arkadaşları tarafından yazıldığına Pınar ve Nagihan ona çok fazla destek olmuş, Özgür’e haksızlık yapıldığını ifade etmişlerdi.
Ondan ötürü Pınar takım kaptanı olduğu sırada Özgür’ün onu yazması çok yaraladı.

Nagihan ve Nefise böyle bir şeyin gerçekleştiğine inanamadı. Pınar Saka, “Yemin ederiyorum üzüntüden falan değil. Kırgınlıktan ağlıyorum. Hiç bu kadar sırtımdan bıçaklandığımı hatırlamıyorum’ dedi.

EŞLEŞME SIRASINDA GERİLİM
Kırmızı takımda dokunulmazlık oyunu öncesinde Nagihan ile Aleyna arasında ipler gerildi. Aleyna’nın ‘Kırmamız lazım’ Nagihan, ‘Kır o zaman’ diyerek katıldı.
Aleyna Kötü bir şey mi söylemedim diye sorarak Nagihan’ın neden böyle tepki verdiğini anlayamadı. Nagihan da ‘Karışma sen de, seç o zaman’ cevabını verdi. İkili arasında yapıcı olamama tartışması yaşanırken takım arkadaşlarının araya girmesiyle tartışma son buldu.

YASİN SAKATLANDI
Dokunulmazlık oyununda Yasin ile Mustafa Kemal yarıştığı esnada Yasin parkurda koşarken feci şekilde yere düştü.
Takımlar arkadaşları hızlı bir şekilde yanına geldi, doktor müdahale etti. Yasin arkadaşlarının desteğiyle kenara geldi.

ATAKAN, YAMAN’A PATLADI
Dokunulmazlık oyununda sona yaklaşırken Hakan ile Yunus Emre arasında gerginlik yaşandı. İlk başta ikili yatıştırmak için olay yerine giden Atakan, Hakan’la girdiği ikili iletişim sonrası sinirlendi.
Atakan’ı sakinleştirmek için Hilmi Cem ile Yaman tutarak uzaklaştırmaya çalıştı. Avatar Atakan, Yaman’ı iterek ‘Beni bırak… Bana kimse dokunmasın’ dedi.

KAZANAN TAKIM
Dokunulmazlık oyununun finalinde Kırmızı takımdan Atakan ile Merve, Mavi takımdan Begüm ile Dora yarıştı. Oyunu Atakan ile Merve kazanmasıyla 12 -7’lik skorla dokunulmazlık sembolünün sahibi Kırmızı takım oldu.

ÜÇÜNCÜ ELEME ADAYI
Konseyde Mavi takımdan en çok Sahra’nın ismi çıkarak üçüncü eleme adayı o oldu.
]]>Bu hafta; Yaşamak mı, Yoksa Ölmek mi? (Yeni Oyun), Savaş ve Barış, Cadı Kazanı, Fosforlu Cevriye, Geçit, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, Uçurtmanın Kuyruğu, Çingene Boksör, Zehir, Rüya, Herkes Sihirbaz Olacak, Benim Küçük Yıldızım, Fındıkkıran, Bir Gece Masalı, Çöpsüz Dünya, Bir Gün Ayakkabımın Teki adlı oyunlarımız seyirciyle buluşacak.
İstanbul Şiirle Buluşuyor: “Ben Nergisten Sorumluydum” (Gülten Akın)
Gülten Akın’ın yazdığı şiirlerin evreninde, Emre Koyuncuoğlu’nun uyarlayıp yönettiği etkinlikte Radife Baltaoğlu, Sevil Akı, Yeşim Koçak, Işıl Zeynep Karaalp, Şirin Asutay, Ebru Üstüntaş, Elvan Boran rol alıyor. Etkinlik, 11 Şubat 2024 tarihinde saat 18.00’de Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
Oyun biletleri ve İstanbul Şiirle Buluşuyor etkinliğinin ücretsiz davetiyeleri gişelerden, https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/, biletinial.com adreslerinden ve mobil uygulamamızdan temin edilebilir.
Bu Haftanın Programı (7-11 Şubat 2024)
YAŞAMAK MI, YOKSA ÖLMEK Mİ?(Yeni Oyun)
Polonya’nın başkenti Varşova 1 Eylül 1939 yılında işgal edildiğinde, Varşova Tiyatrosu’ndaki oyuncular; Hitler’in önderliğinde işgalci Nazi’lere, savaşa karşı tiyatro mesleği ile destansı bir direnişe başlarlar. Hayatlarını yok sayarak, bağımsızlıklarını yeniden kazanmak için mücadele ederler. Başarısız oldukları anda Polonya’nın başkenti Varşova’da direnişin beli kırılacak, savaş kaybedilecek, ülke bağımsızlığı son bulacak, Nazi’lere teslim olacaklardır.
Kara komedi tarzındaki oyunda; 1974’te Kıbrıs’ta savaşı yaşamak zorunda kalan Hüseyin Köroğlu rejisi ile savaşlara uzaktan nasıl tanıklık ettiğimizin ve barışın ne kadar kıymetli olduğunun aynasını tutuyor bize. Nick Whitby’nin yazdığı, Yücel Erten’in çevirdiği, Hüseyin Köroğlu’nun yönettiği oyunda Şenay Saçbüker, Hüseyin Köroğlu, Kutay Kırşehirlioğlu, Bahtiyar Engin, Vildan Türkbaş, İrem Arslan, Emre Narcı, Volkan Ayhan, Emre Şen, Ümit Bülent Dinçer, Tarık Köksal, Deniz Yeşil Mavi, Erkan Akkoyunlu, Özge Kırdı, Orçun Tekelioğlu, Necdet Berk Bacdar, Baran Yusuf Polat rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
SAVAŞ VE BARIŞ
1805 ve 1820 arasında geçen, tarihsel bir anlatı özelliği de taşıyan “Savaş ve Barış” Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu edinir. Bir yanda aşk ilişkileri, aile ve salon hayatını anlatılırken, savaş ve savaşın geri dönülemez yıkımı da devam etmektedir. Savaş ve Barış, birçok yönüyle bir tarih anlatısının özelliklerini taşırken, aynı zamanda yaşama, inançlara, insanın yaşama amacına dair felsefi düşünceleri barındıran, politik ve sosyolojik çıkarımların yer aldığı destansı bir eserdir. Savaş ve muharebelerin, Napolyon ve Kutuzov gibi tarihi şahsiyetlerin arka fonu oluşturduğu oyunda, aşk hikayeleri, kişisel zaaflar, aile içi çatışmalar ve kayıplar toplumun genelinden oyundaki her bir karaktere kadar uzanan bir panorama oluşturur. Lev Tolstoy’un yazdığı, Eva Mahkovic’in uyarladığı, Aslı Önal’ın çevirdiği, Aleksandar Popovski’nin yönettiği oyunda Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş, Yağmur Topçu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde.
CADI KAZANI
Yıl 1692… ABD’de Salem kasabası…Cadılıkla suçlanan insanlar… Büyük tartışmalara, ardından işkencelere, nihayetinde de idamlara varan mahkemeler… Çıkarları için ‘liste’lerce insanları ölüme sürükleyen ‘insan’lar… İnancı kullanarak; önce toplumsal yaşamı, sonra hukuku, nihayetinde onuru yok etmeye çalışan ‘baştakiler’ ve buna sebep olmayı yahut seyirci kalmayı seçen halk… Tiyatro yazınının en önemli isimlerinden Arthur Miller’ın, 1952’de gerçek olaylardan yola çıkarak yazdığı bu ölümsüz eser; ilk kez Şehir Tiyatrosu’ndan seyircilerini selamlıyor.
Arthur Miller’ın yazdığı, Sabahattin Eyüboğlu-Vedat Günyol’un çevirdiği, Yiğit Sertdemir’in yönettiği oyunda Berfu Aydoğan, Berna Adıgüzel, Burak Davutoğlu, Canan Kübra Birinci, Ece Bağcı, Emre Çağrı Akbaba, Eraslan Sağlam, Ersin Sanver, Ezgim Kılınç, Fatma İnan, İbrahim Can, Mehmet Bulduk, Nilay Yazıcıoğlu, Onur Demircan, Ozan Gözel, Rozet Hubeş, Selçuk Yüksel, Selen Nur Sarıyar, Zeki Yıldırım rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
FOSFORLU CEVRİYE
Anne babasını tanımadığı için gökteki yıldızlardan doğduğuna inanan, denizin kucağında bir sokak çocuğu olarak büyüyen, Galata mevkiinde karnını doyurabilmek için “icra-i sanat” eyleyen Cevriye, sıradan bir sokak kızı değil aslında İstanbul sokaklarının ta kendisidir. Hastalık ve soğuktan ölüme yaklaştığı o gece, karşısına çıkan esrarengiz bir Adam sayesinde hayata ve kara sevdaya tutunur. Cevriye’nin daha önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen ve ona “siz” diye hitap eden bu Adam aslında gizli yaşayan bir idam mahkümudur. Cevriye onu tanıdığı günden sonra artık bambaşka bir “insan” olmuştur. Hapis, sürgün, aradan geçen zaman ve türlü belalara rağmen bu aşktan vazgeçmeyen Cevriye, sevdiği için her şeyi göze alacaktır.
Oyunda 1930-40’lı yılların İstanbul’u zengin tasvirleriyle sunuluyor. Mahallelerin arka sokaklarında, hapishanelerinde, batakhanelerinde hayata tutunmaya çalışan kadınların, annelerin, çocukların ve afili delikanlıların otoriteyle olan ilişkisi çarpıcı öykülerle aktarılıyor.
Suat Derviş, 60’lı yılların başında Türkiye’ye döndüğünde siyasi-mesleki ve maddi anlamda zorlu bir dönemden geçiyordu. “Fosforlu Cevriye” romanını yayınevlerine teklif ediyor fakat ne yazık her seferinde reddediliyordu. Suat Hanım’ın büyük arzusu, bu eserin yayınlanmasından öte, bir “müzikal” olarak oyunlaştırıldığını görmekti… Bunun için ilk görüştüğü kişi genç aktris Gülriz Sururi idi… Gülriz Hanım’ın da arzusu oyunu Şehir Tiyatroları’nda sahnelemekti…
“Karanlık bir gecede gökten düşüp parçalanan bir yıldız gibi…” kalbimizde iz bırakan Suat Derviş’e, Reşat Fuat Baraner’e, Nazım Hikmet’e ve Gülriz Sururi’ye sevgiyle…
Suat Derviş’in yazdığı, Gülriz Sururi’nin uyarladığı, Yelda Baskın’ın yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Besim Demirkıran, Binnur Şerbetçioğlu, Direnç Dedeoğlu, Esra Ede, Çağatay Palabıyık, Elif Verit, Emre Yılmaz, Hakan Örge, Irmak Örnek, Nur Saçbüker Otan, Samet Silme, Tuğrul Arsever, Yağmur Damcıoğlu Namak, Yunus Erman Çağlar, Zeynep Ceren Gedikali rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Ümraniye Sahnesi’nde.
GEÇİT
Çıktıkları yolculukta dağ başında mola veren bir ağa ve maraba, saklandıkları yerden kontrol noktasını izlerler. İki kişi arasındaki ilişki aslında insanlığın varlığından beri mücadele ettiği mülkiyetçilik ve ezen-ezilenlerin hikayesinin özeti gibidir.
Cem Düzova’nın yazdığı Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Gürol Güngör, Hasip Tuz rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
SEN İSTANBUL’DAN DAHA GÜZELSİN
Bir ailenin üç kadını; anneanne, kız ve torun… Üçünün ortak yazgısı, aynı mekanda, dile gelenlerden daha çok içlerinden sessiz sedasız geçen cümlelerde gizli… Erkeklerin yalnız ve eksik bıraktığı yaşamlarında, birbirlerine tutunurken ve giderek birbirine benzerken, geçmiş, şimdi ve gelecek içiçe geçiyor. Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin, İstanbul fonunda Ayfer, Başak ve Melis’in hikayesini anlatıyor. Kadının değişmeyen hikayesini…
“Kucağıma almışım seni… yürümüşüz beraber, çelik tellere bakmışım, çimentoya, karşıdan yeni yeni çıkan uzun binalara… yerdeki asfalta bakmışım… yolun yarısında yorulanların sigara dumanları arasından geçmişiz, ter kokusu her yer Allah kahretsin, “boğaz havasının içine ettiniz” diye bağırdım. ‘gel kız eve gidiyoruz, sen İstanbul’dan daha güzelsin’ O gün hayatımın en güzel günüymüş, meğerse…”
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazdığı, anlatı geleneğiyle tiyatronun çağdaş araçlarını buluşturan oyun, “üç anlatıcı’lı bir kurguyla ilerliyor. Mekanın birliğine hikayenin parçalanmışlığı ekleniyor ve farklı bir kurgu ortaya çıkıyor. Bu kurgu, geçmiş, gelecek ve şimdide çakılı kalmış üç hikayeyi birleştiriyor. Zamanla üç hikaye de tekleşiyor ve ‘kadın’ın hikayesine dönüşüyor…
Murat Mahmutyazıcıoğlu’nun yazıp yönettiği oyunda Esin Umulu, Şebnem Köstem, Yeliz Şatıroğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde.
UÇURTMANIN KUYRUĞU
Çocukluğu babası tarafından otoriteyle bezenmiş, sıkı bir disiplinle yetiştirilmiş, bu disiplin ve otorite kendisi için saplantıya dönüşmüş bir adam, hayatına son vermeye karar verir. İntihar mektubunu yazıp bitirdiği an kapı çalar. Karşısında ilk defa gördüğü, tanımadığı bir misafir vardır. Gelen adam hayatına ve tüm çocukluğuna dair her şeye hakimdir. Zaman geçtikçe sohbet ilgi çekici bir hal alır. Etkileyici bir iç hesaplaşma başlar. Savaş Dinçel’in yazdığı, Barış Dinçel’in yönettiği oyunda Gün Koper, Ali Yoğurtçuoğlu rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
ÇİNGENE BOKSÖR
1920’lerin boks yıldızı Johann Wilhelm Trollmann’ın trajik yaşantısından yola çıkılarak yazılan oyun, kurgusal bir karakter olan Hans’ın tanıklığıyla seyirciye aktarılıyor. Çocukluk dönemlerinde tanışan ikili, güçlü bir arkadaşlık bağıyla yılları geride bırakır. Kendine has stiliyle yıldızlaşan çingene boksör Ruki, Nazi Almanya’sının faşizan politikalarına ve ayrımcılığa maruz kalır. Almanya Şampiyonu olsa da bu unvan kendisine verilmez ve hep kaybetmeye mahküm edilir. Yoksul mahallelerde başlayıp toplama kamplarına kadar süren, ölümüne dostluğun çarpıcı öyküsü…
Rike Reiniger’in yazdığı Cafer Alpsolay’ın yönettiği oyunda Ercan Demirhan rol alıyor. Oyun, 7-10 Şubat 2024 tarihleri arasında Müze Gazhane Meydan Sahne’de.
ZEHİR
Geçmişte yaşadıkları trajik kaybın ardından ayrılan çift, yıllar sonra bir araya gelmek zorunda kalır. Bu buluşma, acılı bir geçmiş hesaplaşmasına dönüşür. Karşı tarafın da neler hissettiğine dair eksik bırakılan taşlar yerine oturur. Kadın ve erkek dünyasının bakış açısına odaklanan eser Hollanda prömiyerinin ardından birçok dile çevrilmiştir.
Lot Vekemans’ın yazdığı Şaban Ol’un çevirip yönettiği oyunda Sevinç Erbulak, Ahmet Saraçoğlu, Aslıhan Kandemir, Eraslan Sağlam rol alıyor. Oyun, 10 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
Çocuk Oyunları
RÜYA(5+Yaş)
Hayvanat bahçesini ziyaret eden Özgür, doğal yaşam alanlarından kopartılıp kafese konan hayvan dostlarını rüyasında görür. Artık harekete geçme zamanıdır ve Özgür onları kurtarmakta kararlıdır. Özge Midilli-Ertan Kılıç’ın yazdığı Özge Midilli’nin yönettiği oyunda Alp Tuğhan Taş, Esen Koçer, Pınar Aygün, Direnç Dedeoğlu, Gülce Çakır, Mehtap Gündoğdu Akbulut, Nilay Bağ, Nilay Yazıcıoğlu rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde,
HERKES SİHİRBAZ OLACAK (3+ Yaş)
Ünlü sihirbaz Zubi’nin öğrencileri “usta”lığa geçip onun sihirli şapkasını almanın hayalini kurarlar. Zubi, sihirli şapkanın yeni sahibini belirlemek için bir yarışma düzenler. İllüzyon gösterileriyle ilerleyen oyunda, hedefe ortaklaşa ilerlemenin önemi anlatılıyor.
Kubilay Tuncer’in yazıp yönettiği oyunda Aslı Şahin, Aybar Taştekin, Cihat Faruk Sevindik, Damla Cangül Yiğit, Zeliha Bahar Çebi rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde.
BENİM KÜÇÜK YILDIZIM (3+ Yaş)
Bir gün bir yıldız kayar… Gökyüzünden… Küçük kız onun peşine düşer… Belki gözündeki yıldıza ulaşamaz; ama bir yıldız şarkıcı kargaya, tavuklar için bir Yıldız gibi pırıl pırıl parlayan bir mısır tanesine, her nefes aldıkça bir yıldız parıldayan ateş böceğine rastlar… Hepsiyle arkadaş olur… Sonunda gerçek yıldızın içinde olduğunu sevgi kardeşlik dostluk olduğunu anlar.
Cengiz Özek’in yazıp yönettiği oyunda Ayşe Günyüz Demirci, Buğra Can Ildırışık, Yunus Erman Çağlar, Kamer Karabektaş, Mana Alkoy, Özge Kırdı, Pınar Pamuk, Aslı Menaz rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi’nde.
FINDIKKIRAN (7+ Yaş)
Minik Clara, yılbaşı hediyesi olarak aldığı Fındıkkıran isimli oyuncağıyla özel bir bağ kurar. Görünenin ardındaki güzelliğin ortaya çıkacağı o gece hayalle gerçek arasında, başka dünyalarda büyük serüven başlar. 1800’lerden günümüze birbirinden farklı versiyonlarıyla operada, sinemada büyük ilgi gören bu halk öyküsü, tüm görkemiyle şimdi Şehir Tiyatrosu’nda sahneleniyor. E.T.A Hoffmann’ın masalından Dilşad Çelebi’nin uyarladığı, Lerzan Pamir’in yönettiği oyunda Asrın Gurur Kuyucak, Gözde İpek Köse, Cihan Kurtaran, Çağrı Büyüksayar, Derya Keykubat, Dolunay Pircioğlu, Emel Bertan, Esra Ede, Emrah Derviş Soylu, Gürkan Başbuğ, Hakan Gümüş, Osman Kaba, Pelin Budak, Salih Şimşek, Sefa Turan, Selen Nur Sarıyar, Ümit Bülent Dinçer, Yılmaz Aydın rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Ümraniye Sahnesi’nde.
BİR GECE MASALI (5+ Yaş)
Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası isimli oyunundan uyarlanan Bir Gece Masalı, arkadaşlık kavramı üzerine kuruludur. Oyun, ailesinin istediği gençle değil kendi istediği kişi ile arkadaşlık kurmak isteyen Şirin Kız’ın Yakışıklı Delikanlı, Güçlü Delikanlı ve Selvi Kız ile ormanda geçirdiği bir gecede yaşananları anlatır. William Shakespeare’in yazdığı Musa Arslanali’nin yönettiği oyunda Ayşe Nurseli Tırışkan Akpınar, Burhan Yeşilyurt, Çağlar Ozan Aksu, Güzin Alkan, Hüseyin Emre Şen, Mehmet Emre Ertunç, Oğuzhan Oğuz, Ömer Naci Boz, Seda Yılmaz, Serap Doğan rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde.
ÇÖPSÜZ DÜNYA (3+ Yaş)
İklim değişikliği ve hava kirliliğinden dolayı bulutların renginin, rüzgarın yönünün değiştiği günlerden bir gün; umutlu, mutlu ve bilinçli bir uçurtma olan Uç Uç kuyruğu koptuğu için bir çöplüğe düşer. Çöplükte, bez bir bebek olan Püsküllü ve atılmış bir koli olan Koli Koli ile tanışır. Çöplüğün kontrolünü elinde tutan Çöpten Kral ve yardımcısı Sinek ile kurulu düzenlerini değiştirmeye çalışan Uç Uç arasında bir mücadele başlar.
Çöpsüz Dünya oyunu sevimli karakterler aracılığıyla tüketim kültürünün bilinçsizce yaygınlaştığı günümüzde “geri dönüşüm, tamir, sıfır atık ve renklerle ayrılmış atık kutuları” gibi konuları ele alarak atıklardan arındırılmış bir dünya nasıl mümkün olabilir sorusuna cevaplar arıyor. Arzu Yurtseven’in yazdığı, Nihat Alpteki’nin yönettiği oyunda Eylül Soğukçay, Pınar Demiral, Engin Akpınar, Samet Silme, Mehmet Soner Dinç rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Müze Gazhane Prof. Dr. Sevda Şener Sahnesi’nde.
BİR GÜN AYAKKABIMIN TEKİ (3+ Yaş)
Rengarenk bir mutfak… Ama her yer çok dağınık… Oyuncu mutfağı toplamaktan sıkılıp gitmeye karar verir ama ayakkabısının tekini bir türlü bulamaz. O da ne, önce ayakkabısının diğer teki, sonra mutfaktaki her şey konuşmaya başlar. Kayıp ayakkabı, Kaptan Cook’u aramaya gitmiştir ve kim bilir başından ne maceralar geçmektedir… Derya Yıldırım’ın yazdığı, Özgür Kaymak’ın yönettiği oyunda Derya Yıldırım rol alıyor. Oyun, 11 Şubat 2024 tarihinde Beylikdüzü Rasim Öztekin Sahnesi’nde.
]]>Yaşanan gerilimin ardından gözler Acun Ilıcalı’nın alacağı karara çevrildi. Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması merak uyandırdı. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışması 2024 Survivor All Star’da tansiyon düşmüyor. Mavi ve kırmızı takım arasında kıran kırana mücadele devam ederken, zaman zaman yarışmacılar arasında anlaşmazlıklar yaşanıyor.
Son olarak 6 Şubat Salı akşamı yayınlanan Survivor 27. Bölümde gerilim tavan yaptı. Konseyde yaşanan Nefise, Aleyna ve Nagihan kavgası gündeme bomba gibi düştü. Bazı sosyal medya kullanıcıları Nagihan’ın diskalifiye olacağını iddia ederken gözler ise Acun Ilıcalı açıklamasına çevrildi.
Öte yandan Mustafa Kemal’in konseyde yer almaması dikkat çekti. Peki, Survivor Nagihan ve Mustafa Kemal diskalifiye mi oldu, elendi mi?
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE İDDİASI GÜNDEMDE!
TV8 ekranlarının uzun soluklu yarışma programı Survivor 2024 All Star, 6 Şubat 2024 Salı akşamı 27. bölümüyle izleyici karşısına çıktı.
Yeni bölümde haftanın son dokunulmazlık oyunu oynandı. Oyun alanında yarışmacılar arasında tansiyon bir an olsun düşmedi. Aleyna ve Nefise tartışması ortamın gerilmesine neden oldu.
Bu tartışmaya Nagihan’ın da dahil olmasıyla sosyal medyada şoke eden bir iddia ortaya atıldı. Bazı sosyal medya hesapları tarafından Survivor Nagihan’ın diskalifiye olduğu öne sürüldü.
SURVİVOR NAGİHAN DİSKALİFİYE Mİ OLDU, ELENDİ Mİ?
Tansiyonun bir an olsun düşmediği dokunulmazlık oyunu sonrası kırmızı takım yarışmacıları ada konseyinde bir araya geldi.
Nefise, Aleyna ve Nagihan arasındaki gerilim konseyde de devam etti. Nagihan, Aleyna’yı itince Acun Ilıcalı, adeta çileden çıktı.
Nagihan’ın bu tavrına aşırı öfkelenen Ilıcalı, sert sözler sarf etti:
“Sizin hakkınızda kimse konuşamaz mı? Her gün olay çıkarıyorsunuz kız ağlayarak gitti şimdi. Siz ne istiyorsunuz? Sizinle program çekemeyecek miyiz?
Aleyna’ya yaptığını doğru mu? Kaos mu istiyorsunuz, kendinizden başka bir şeyi düşünemiyor musunuz? Hakaret etmeden hayat yok mu? Herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın.”
Survivor All Star’da nefes kesen mücadeleyi Mavi Takım kazandı. Belinden sakatlık geçiren Ogeday, son oyunda da acılar içinde kalarak takımına dokunulmazlığı getiren galibiyeti aldı. Mavi Takım, 12-9 Kırmızı Takım’ı yenerek dokunulmazlığı kazandı.

Mavi Takım’ın dokunulmazlık sembolü Ogeday’a verildi. Kısa bir konuşma yapan Ogeday “Birinci oyunda Özgür abi ile havuza girme sahnesinde belim terse döndü. Biraz sıcağı sıcağına fark etmedim ama her ara verilişlerde daha da kötü oldum ama belli etmek istemedim.
Son eşleşmelerde de takımın yanında olmak istedim. İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ama sonuç olarak bugün kazandık. Belimin ağrısı umarım geçer. Ben kazanmadım, biz kazandık. Mavi Takım çok yaşa” dedi.

Konsey’de konuşma yapan Acun Ilıcalı “Survivor’da çizginin aşıldığı durumlar artmaya başladı. Ciddi uyarılar yapıyoruz. Bazı durumlarda bizim de ummadığımız yerlere gidiyor olaylar. Bugünkü oyun alanında Mustafa Kemal ben oynamıyorum, gereği neyse yapın, ben böyle şeyin içinde olmak istemiyorum.
Olayın Nagihan ve Nefise bölümü de var. Seyircilerin de rahatsız olacağı, tehdit içeren bölümleri, görmelerini istemediğimiz bir çok olayı yayınlamadık. Devamında Nefise ve Nagihan gerilimi oldu. İkisi de yaptıkları şeyin olmaması gerektiğini düşünerek oyuna döndüler.
Mustafa Kemal, Survivor’un konsepti olan bir konuya, ben böyle şeye gelmem, yaptırmam, bırakıyorum yarışmıyorum, hadi bakalım… Biz bunu görmedik hiç. Biz burada en az 20 yarışmacıya başka zaman alırız diyerek sizi davet ettik. ‘Adayım ben oynamıyorum’ diyerek olayı başka yere taşıyorsun.
Özgür de aday oldu aslan gibi savaştı. Öbür tarafta Yaman aday o da hayal kırıklığı yaşadı. Şimdi kaybeden bir Kırmızı Takım, tam anlamıyla çok büyük problemler içerisinde. Tam toparlanır derken, takım yeni krizlerle buluştu” dedi.
NAGİHAN İLE ALEYNA ARASINDA BÜYÜK GERİLİM
Nagihan “Bütün erkekleri dolduruyorsun” dediği Aleyna “Neyi dolduruyorum, takımı ilk satan sensin” dedi. Nagihan Yunus Emre’ye de yükseldi ve Aleyna’yı göstererek “Sen bunun gazıyla her şeyi yapıyorsun” dedi
. Aleyna da tepki gösterince Nagihan “Ya sus be sus, sarı yılan” diyerek Aleyna’yı sert bir şekilde itti.
Kırmızı Takım’da Nagihan’ın Aleyna hakkında söyledikleri ortalığı karıştırdı. Nagihan “O kadın zehirledi sizi. Önce Sercan’ı sonra Yunus Emre’yi.
Sercan akıllandı, kenara çekti arabasını. Adam akıllı, zeki bir adam” diyerek Kırmızı Takım’da gülüşmeler yaşandı.

ACUN ILICALI RESMEN ÇILDIRDI SANDALYEYİ DEVİRDİ
Acun Ilıcalı “Bu kıza yaptıklarınız oldu mu şimdi? Kahkahalar atıyorsunuz, yarışmacı bir kızı ağlattınız. Durun diyorum duramıyorsunuz. Hepimize yazıklar olsun. Böyle bir şey olur mu ya. Oy kullanırken kızı itiyorsun.
Bu programda sizin hakkınızda kimse konuşmayacak mı? Siz ne istiyorsunuz, ne istiyorsunuz. Her gün olay çıkartıyorsunuz. Kız ağlayarak gitti şimdi. Ne istiyorsunuz, kavga mı kaos mu ne istiyorsunuz” diyerek sandalyeyi devirdi.
Ilıcalı “Rahat durulamıyor mu bu programda ne battı size. Kendinizden başka hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Bana onu dediler bana bunu dediler… Normal duramıyor musunuz? Hakaret etmeden bir hayat yok mu?
Tamam abi herkes gitsin ne yapıyorsanız yapın” dedi ve programı yarıda kesti. Böylelikle dördüncü eleme adayı da belirlenemedi.

Büyük olayların yaşandığı gecede Nagihan’ın elenip elenmeyeceği merak konusu oldu.
]]>
Cem Karaca’nın oğlu Emrah Karaca ile son eşi İlkim Karaca arasındaki tartışma ise gündem oldu.
BABAMIN MİRASINI SATTI
Emrah Karaca, İlkim Karaca’nın dedesi Mehmet İbrahim Karaca, babaannesi İrma Toto Karaca ve babası Cem Karaca’ya ait evdeki tabloları satışa çıkardığını, babasının şarkı haklarını da 2018 yılında sattığını söyledi.

Emrah Karaca, şu açıklamayı yaptı:
“Bana soruyorsunuz neden diye, bu kadın ne istiyor diye? Size birkaç örnekle anlatmaya çalışayım bu kadının aslında ne olduğunu! Bu gördüğünüz tablolar yıllardır bizim evimizde asılı olan tablolardı ve bu kadın bu tabloları, ki biri dedem Mehmet İbrahim Karaca’ya diğeri babaannem İrma Toto Karaca’ya ve bir diğeri de babam Muhtar Cem Karaca’ya ait tablodur, bunları bu sayfa aracılığıyla satmak için bu kişilere vermiştir.
Hani mirastan, haktan ve hukuktan bahsediyor ya! Alın size hak, hukuk, adalet…”
“Bizler Karaca mirasını yaşatmaya çalışırken bu hastalıklı zihniyetler karalamaya ve iftiralarla lekelemeye ant içmiş gibi… Tıpkı bu tablolar gibi bir sanatçının en büyük mirasını yani eserlerini de (şarkı haklarını da) 2018 yılında satmıştır.
Tekrar yazayım da iyice anlaşılsın. Babamın yani Cem Karaca’nın kendisine kalan 4/1 mirasını satmıştır. Şimdi ne hakla ortaya çıkıp bu şarkılar üzerinde hak iddia etmektedir? Adalete güvenmek istiyorum! Çünkü haklıyım, haklıyız. Umarım yanılmam.”
CAHİT BERKAY’DAN BOMBA İDDİA
Tartışmaya Cem Karaca’nın yol arkadaşı, can dostu Cahit Berkay da katıldı. Berkay sosyal medyasında yaptığı paylaşımda Karaca’nın ölümüyle ilgili bomba bir iddiada da bulundu.

İlkim Karaca’yı işaret eden Cahit Berkay şu ifadeleri kullandı: “O gece Cem fenalaştığında taksi çağırmak yerine karşı dairedeki Emrah’a haber verse ya da ambulans çağırsa acaba Cem hala aramızda olur muydu diye de düşünmeden edemiyorum. Şoförün sırtında Cem’i hastaneye götürürken kim bilir ne kadar zaman kaybedildi sorusu hep aklımda.”

Berkay ayrıca herkesi filme sahip çıkmaya çağırdı, “Fırsatını bulduğu anda Cem Karaca’nın aile yadigarlarını, şarkıları üzerindeki 1/4 haklarını satan kadının ne olduğunu iyi bilenlerden biriyim!
Herkesten ricamdır; Cem Karaca’nın Göşyaşları’nı sinemalardan geri çekmeye çalışanlara Cem’e ve filme sahip çıkarak cevap verelim!” dedi.

‘UTANMADAN İFTİRA ATIYOR’
12punto’ya konuşan İlkim Karaca, Emrah Karaca’nın öne sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Karaca, “Mazlumun ahını alıyorlar. Milyonların önünde şahsıma utanmadan asılsız iftiralar atılıyor. Cem’e ait tabloları satmadım. Benden hatıra olarak isteyenlere vermişimdir hepsi bu. Bir zamanlar Cem Karaca’ya ait müze ev yapmak istemiştim. Ancak buna Emrah Karaca karşı çıkmıştı” deyip ekledi:
“Eğer bulabilirsek 3.5 milyon TL’yi yatırıp filmin gösterimden kalkmasını istiyoruz”
İlkim Karaca’nın açıklamalarının tamamı şu şekilde:
“Çok sevgili eşim Cem Karaca, bildiğiniz üzere 8 Şubat 2004 tarihinde hayatını kaybetti. O günden beri aziz Türk halkını gerçekte var olmayan hikayelere inandıranlar tarafından maddi, manevi ve de psikolojik şiddet görüyorum. Bu haksız, kaba ve saygısız tutum karşısında, ilk kez hakkımı arıyorum.
Gündemdeki film bahanesiyle “Cem Karaca’ya sahip çıkın” diyerek beni doğrudan hedef gösteriyorlar. Yani, halkı açıkça kin ve düşmanlığa teşvik ediyorlar. Daha da ileri giderek, şahsıma, milyonların önünde utanmadan asılsız iftiralar atıyorlar.
Buna cesaret edebilecek kadar gözleri dönmüş vaziyetteler. Oysa 20 yıldır her istediklerini dikte ettirdiler. Çok yüksek menfaat elde etmelerine rağmen sürekli bir ajitasyonla mağdur edebiyatı yaptılar, hala da yapmaya devam ediyorlar.
Bilgi kirliliği yaratarak bana ve kıymetli eşim Cem Karaca’ya ağır zararlar vermek niyetindeler. Eşim Cem Karaca hayatta olsaydı; bu insanlar onun karşısında konuşmaya bile cesaret edemezlerdi.
Cem, bu hadsizlere hemen hadlerini bildirir ve daha önce de yaptığı gibi büyük bir hukuk savaşı başlatırdı.
Ben, eşim Cem Karaca’nın filmi çekilirken onun gerçek hikayesi anlatılsın istiyorum. Bol kurguya dayanmasın. İnsanlar gerçek Cem Karaca’nın bir başyapıt olduğunu görsün.
Cem’i sanatçı ve insani yönüyle bir bütün olarak tanısınlar ve Cem yeni nesillere eksiksiz tanıtılsın. Şahsıma karşı işlenen suçlara ve üzerime atılı mesnetsiz iftiralara cevap olarak kanuni haklarımı sonuna kadar kullanacağım”

OLAY YERİ İNCELEMEDE BALDIZININ DA CANSIZ BEDENİ BULUNDU
Antalya’da motokurye olarak çalışan Ali Diken’den 20 Aralık’tan beri haber alamayan ailesi, polise kayıp başvurusunda bulunarak Müge Anlı ile Tatlı Sert programına katıldı. Programa katılanlar arasında bulunan garson Zeynel Boyacı, canlı yayında masum olduğunu söyledikten saatler sonra kaçmaya çalışırken kıskıvrak yakalandı. Boyacı, ilk ifadesinde kurye Ali Diken’i (32) karısı hakkında konuştuğunu ve küfür ettiği için öldürdüğünü itiraf etti. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından Antalya’ya getirilen Boyacı, Diken’in cenazesinin olduğu yeri ekiplere gösterdi. Aksu ilçesi Kundu Mahallesi Sahil Caddesi’ndeki boş arazide kadavra arama köpeği eşliğinde kepçe ile yapılan aramada, Ali Diken’in cansız bedenine ulaşıldı. Boyacı’nın bir kişinin daha cesedinin olduğunu söylemesi üzerine aynı yere yakın noktada toprak altında bir cesede daha ulaşıldı. Battaniyeye sarılı şekilde çıkartılan cesedin, baldızı Zeynep Ece Aksay’a ait olduğunu belirtti. Cesetler Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

“ALİ DİKEN’İ İPLE BOĞUP BALDIZIMI DA EVDE ÖLDÜRDÜM”
Şüphelinin, Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliğinde verdiği ifadede Ali Diken’i eşine karşı ağır sözler kullanarak hakaret ettiği gerekçesiyle öldürdüğünü söylediği öğrenildi. Ali Diken ile buluştuktan sonra “Kız arkadaşlarla buluşacağız” diyerek çocukluğunun geçtiği Aksu’daki boş araziye götürdüğünü belirten Zeynel Boyacı ifadesinde şunlar söyledi: “Diken’i burada darbettikten sonra yanımda bulunan iple boğarak öldürdüm. Ardından da araziye gömdüm. Daha önce de baldızımı da darbederek evde öldürüp aynı yere gömmüştüm. Baldızımı da kıskandığım için evimde öldürdüm. Baldızımı öldürdüğüm için pişmanım. Baldızımı otomobille o araziye taşımıştım. Gömme işlemlerini tek başına yaptım.
“ÇOCUKLUK ARKADAŞIMI DA ÖLDÜRECEKTİM AMA VAZGEÇTİM”
Çocukluk arkadaşım M.Ç.’yi de baldızım ile ilişkisi olduğunu düşünerek öldürmek istedim. Onu da ‘Kayınpederimin arazisini iple ölçmeye gideceğiz’ diye cesetleri gömdüğüm araziye götürdüm ama nedense öldürmekten vazgeçtim.”

CEP TELEFONLARINI SATARAK MAAŞINI ÇEKMİŞ
Şüphelinin Ali Diken’i öldürdükten bir gün sonra da Diken’e ait telefonları satarak maaşını bankamatikten çektiği tespit edildi. Poliste 16 suçtan kaydı bulunduğu tespit edilen şüphelinin ardından Gürcistan ya da Suriye’ye kaçmaya çalıştığı öğrenildi. Diğer taraftan şüphelinin evde darp ederek öldürdüğü baldızı Zeynep Ece Aksay’ı, kiralık otomobille araziye götürüp gömdüğü tespit edildi. Şüphelinin eşinin battaniye nereye gittiği sorusuna, “Kirlenmişti ben de çöpe attım” dediği öğrenildi. Zeynep Ece Aksay’ın kaybolduktan sonra doktor randevularına gitmemesinin ise polisin dikkatini çektiği ifade edildi.
KATİL ZANLISI TUTUKLANDI, EŞİ EV HAPSİ ALDI
İfade işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından Zeynel Boyacı, eşi İ.B. ve bir diğer şüpheli M.Ç., Cinayet Büro Amirliği ekiplerince adliyeye sevk edildi. Zanlı Zeynel Boyacı, ‘kasten adam öldürme’den tutuklanırken, eşi İ.B. konut alanını ihlal etmemek kaydıyla serbest, M.Ç. ise her gün imza vermesi şartıyla serbest bırakıldı.

KIZLARININ CENAZESİNİ ALAN AİLE KAHROLDU
Battaniyeye sarılı cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olup olmadığının tespiti için ailesinden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumunda yapılan testin sonucunun olumlu olduğu ve cesedin Zeynep Ece Aksay’a ait olduğu kesinleşti. Cenaze otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından baba Mustafa ve anne Fatma Aksay’a teslim edildi. Cenazeyi alan anne ve baba gözyaşlarına hakim olamadı. Ayakta durmakta güçlük çeken anneyi yakınları teselli etti. Cenazenin Aksu ilçesi Karaöz Mahallesinde toprağa verileceği öğrenildi.

“KIZIMA VERİLEN EV HAPSİNİ KABUL ETMİYORUM, CEZA ALMASINI TALEP EDİYORUM”
Olayın aydınlatılmasını istediklerini belirten baba Mustafa Aksay, “Olay günü ablası yanında mıydı? Yanında ise kardeşini neden kurtarmadı? Cinayetten sonra Zeynep’in araziye taşındığı battaniye evde yokmuş, Zeynel Boyacı battaniyeyi çöpe attığını ifade ediyor. Neden kardeşine sahip çıkmadı, kızıma verilene ev hapsini kabul etmiyorum. Daha çok ceza almasını talep ediyorum. Biz olayı duyduğumuz zaman yaşananlara inanamadık. Kızım Ece kaybolduktan sonra ablası bizi yanlış yönlendirdi, işten gelmediğini söyledi. Biz kayıp başvurusu yapmadan önce oldu bunlar. İşyerinin telefonunu istedim, onu da bilmediğini söyledi. Sonra biz kayıp başvurusu yaptık. Kızımın otobüse bindiği görülmüş ama ardından nereye gittiği belli değildi” dedi.
“KIZIMI ÖLDÜRÜP BİR DE GELİP SOFRAMIZA OTURDU”
Olayın ne zaman meydana geldiğini bilmediğini belirten Mustafa Aksay, “Olayda hem kızımdan hem de damadımdan yana açık olmayan yönleri var, bunların hepsi araştırılsın. Ben kızıma kardeşini sorduğumda bana kardeşinin iyi olduğunu ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızım beni yanlış yönlendirdiği için olaylar bu kadar gecikti. Biz Müge Anlı’ya daha önce çıkacaktık. Katil zanlısı damadımla sık sık görüşürdük, bize gelirdi. Kızımı öldürdükten sonra bizimle oturdu, soframızda ekmeğimizi yedi, bize kızımı ararken yardım etti. Biz hiç şüphe etmedik, kızım bizi yanlış yönlendirmese Ali Diken yaşıyor olabilirdi” dedi.

“HEM DAMADIM HEM DE KIZIM ÖMÜR BOYU YARGILANSIN”
Anne Fatma Aksay ise şu ifadelere yer verdi: “Ben de olayın aydınlatılmasını istiyorum, yüreğim yanıyor. Ömür boyu içeriden çıkamasın. Kızım da yargılansın, bizi oyaladı. Kardeşinin geleceğini ve kendisini gizli numaradan aradığını söyledi. Kızımızı vicdanen evlatlıktan reddediyoruz. Bir anne ve babaya bu yapılır mı? En ağır cezayı alsınlar.”
]]>
Büyük üzüntü yaşayan Merve “Çok kaybediyoruz. Çok sakatımız var. Motivasyon eksikliği çok büyük. Kimse birbirine inanmıyor. En son 4 dokunulmazlık kaybettik. Bizim acilen önce kendimize inanmamız lazım.
Daha sonra da birbirimize inanmamız lazım. Eşleşmeler yapılıyor, seçim yapılırken ‘nasıl olsa olsun modunda’ herkes. Yanlış seçilmeler yapılıyor daha sonra. Bugün şans bir kere bizden yana olsun ya. Çıldırıyorum, gerçekten çıldırıyorum ya” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

TAKIMI NE AYAĞA KALDIRACAK?
Kırmızı takımdaki Turabi “Tek çare doğru eksilme. Doğru eksildikten sonra bu çukurdan çıkacağız. Kemik kadro kalınca yenmeye başlayacağız. Bu Survivor’ın cilvesi.
2014’te de 45 gün hiç kazanamadık, doğru eksildikten sonra yenmeye başlıyorsunuz. Yenilen takım doğru azalırsa diğer takımı ard arda yener. Bunu da ilerleyen zamanda göreceğimize inanıyorum” dedi.

DOKUNULMAZLIK SEMBOLÜ YASİN’E VERİLDİ
Son dönemlerde değil aslında uzun zamandır başarılı gidiyordu. Bugün de başarılı oyun sergilemesi sembolün Yasin’e verilmesine neden oldu. Yasin arkadaşı Yaman’ı da yanına çağırarak sembolü takımına götürdü.

ÖNCE BU KONUYU KONUŞMAMIZ GEREKİYOR
Konsey’de Acun Ilıcalı “Takım değerlendirmesine geçmeden önce bizim için çok önemli bir konu var ve bunu konuşmamız gerekiyor açık bir şekilde” dedi.
Ilıcalı “Survivor’da belli kurallarının olduğu, yarışmacıların birbirlerine saygı çerçevesinde medeni çerçevelerde konuşması gerektiğini unutuyoruz. Maalesef oyun alanında istemediğimiz şeyler yaşandı. Konu Nagihan ile Sahra arasındaydı.
Seyircilerimiz bunları görmedi. Konu özel hayat ile ilgili çok ciddi derecede kötü söz olduğu için biz bu görüntüleri yayınlamak istemedik. Kadın yarışmacı ve maalesef özellikle Nagihan tarafından çok üzücü duymak istemediğimiz kelimeler vardı. Hep beraber çok üzüldük prodüksiyon olarak” dedi ve sözü Nagihan’a verdi.

“SADECE SUÇLU BEN DEĞİLİM”
Nagihan “Acun bey siz sadece burada olanları duydunuz. Dışarda yaşananları hiç bilmiyorsunuz. Bana karşı çok çirkin sözler vardı burada söyleyemem.
Bunun yanında burada hep özel hayatlar buraya yansıtılmamalı deniliyordu ve biz hiç özel hayatımızı buraya yansıtmadık. Ama karşı takım bizi hep özel hayatımızdan vurdu, başta Turabi olmak üzere çirkin sözler sarfedildi.
Turabi ile baş edemeyince sonra sıra bana geldi. Sahra ile benim geçmişte yaşadığımız olaylar vardı konu kapandı buraya taşımadık. Ta ki bir oyunda bana bir yakıştırması oldu takımdan arkadaşlar bana söyleyince gidip Sahra’ya sordum ‘Bana bunu söyledin mi’ dedim.
Ve söylediğini öğrenmiş oldum. O da benim kırmızı çizgimdi. Özel hayat madem buraya taşınmayacaktı, o çirkin sözlerle o kapıyı araladı. Kendileri yapınca çok normal biz karşılık verince mi anormal oluyor.
Ben buraya savaşmaya geldim ben buraya mücadele etmeye geldim. Beni kimsenin özel hayatı ilgilendirmiyor. Ama bu arkadaş sözden anlamıyor. Sözden anlamadığı için de ben yapmam gerekeni yapmak zorunda kaldım.
Bazı şeyleri bilmiyorsunuz ama tepki gösterince suçlu ben oluyorum. Benim özel hayatımı neden buralara taşıyorlar. Böyle olursa da Nagihan normal duramaz. Diskalifiye ettirmek için her yolu deniyorlar.
Kendilerinin söyledikleri akla hayalin almayacağı şeyler. Bilmiyorsunuz ama bizim aramızda yaşananları ikimiz biliyoruz. Bana bulaşmasınlar. Bana belaltı kimse vurmasın. Sadece suçlu ben değilim. Sahra’nın burada bana bir takıklığı var.
Ben de biliyorum özel hayata girmemek gerektiğini ama bu kız bundan anlıyordu başka türlü susmayacaktı. Yılanın başını ezmek zorunda kaldım. İsterseniz beni eleyin isterseniz ceza verin ben durup dururken kimseye saldırmıyorım. Ben durup dururken bu suçu işlemedim, işlettirildim” dedi.

“SENİNLE UZLAŞMA ŞANSIMIZ YOK”
Ben kendi değerlendirmemi söyleyeyim diyen Ilıcalı “Şu anlattıkların benim gördüğüm yaşadığım olayların bir açıklaması olamaz. Senin yaşadığın sinir stresi anlarım ama sen şunu mu istiyorsun, kötü sözü bağıra çağıra söyleyecek misin?
Yok ben tahrik edildim vs. Bu konuda uzlaşma şansımız çünkü sen gösterdiğin çirkin tavrı gözümün içine baka baka meşrulaştırmaya çalışıyorsun. Sen benim sözümü kesme dinleyeceksin. Şu anda ben konuşuyorum ve dinlemen gerekiyor.
Senin gösterdiğin tavır, ben bunları yaptım yapmam gerekiyordu yılanın başını ezmem gerekiyordu yaptım, diyorsun. Benim açımdan da hiçbir kimsenin kimseye hakaret etme şansı yok.
Biri bir şey söyledi ağzından kaçar biz bunları tolere ediyoruz. Sen diyorsun ki bana bir şey söylerse oradan girer buradan çıkarım diyorsun. Bu programda bunlara izin veremem” dedi.

“BAM TELİNE DOKUNULDU”
Pınar Nagihan için “Burada zikredilmeyen sözleri ben bildiğim için, bam teline dokunulduğu için Nagihan delirdi. Burada Nagihan’ı korumak için söylemiyorum. Söylediği sözler o kadar uzun süre söylemesi onu şu an haksız gösteriyor.
Sahra’nın o sözleri yüzünden olay buralara geldi. Olay çok hızlı büyüdü ve çok büyüdü. Herkesin siniri bozuldu. O kelime onu vuran bir kelime. Bence o söz de yanlış ve bu kadar tepki de yanlış. Başlatanın Nagihan olmadığını biliyorum” dedi.

İKİ ÖDÜLDEN MEN KARARI
Acun Ilıcalı “Bununla ilgili bir yaptırım olacak. Bu hareket kabuledilebilir bir hareket değil. Eğer bunu bir daha yaparım söylerim diyorsan ben bu kardeşlerime bir daha bunu yaşatmayacağım.
Nagihan 2 ödülden men kararı verildi senin için ve 2 ödülden faydalanamayacaksın. Bizim kararımız bu. Sinir dayanmıyorsa o zaman devam etmeyeceksin. Sakinleşince değerlendir ve kararını ver. Ben haklıyım deyip de terör estiremezsin.” dedi.

BİRİNCİ GİTME ADAYI KARDENİZ
6 oy alarak en fazla oyu alan Kardeniz gitme adayı oldu. Kardeniz “Kötü bir haftaydı benim için, fakat hepimiz kendimizi temsil etsek de bazen takımdaki gerginlikler birilerinin kaderini belirleyebiliyor.
Bu hafta tamamen motivasyon kaybıyla çıktım. İnançsız çıktım. Bu beni çok etkiliyor. Umarım takımca bu gerginlikler olmaz ve ben de duellodan çıkarım” dedi.
]]>12 Ocak’ta Irak’ın kuzeyinde yer alan Pençe-Kilit Harekatı bölgesinde üs noktasına sızmaya çalışan teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Müslüm Özdemir’in ailesinin evi, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yıkılmıştı.

“EVLENMEDEN ÖNCE SİZE EV ALACAĞIM” DEMİŞ
Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin komşularından Nazire Keskin, “Şehidimizin komşusuyuz. Annesiyle sürekli konuşurum ben, bugün yine konuştum. ‘Evlenmeden önce size bir ev alacağım’ demiş. Bekardı, askere gitti, çok terbiyeli bir çocuktu, asil bir çocuktu.
Evleri 2 katlıydı, amcaları üst katta oturuyordu, alt katta da bunlar oturuyordu. Depremde de ev gitti. Çadırda yaşıyorlardı” diye konuşmuştu.

“ANNEMİZE EV ALACAĞIZ”
AHBAP Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, konserinden elde edilen gelirle Müslüm Özdemir’in ailesine ev alacaklarını belirterek; “Şehit Müslüm Özdemir’in ailesinin ev hakkı mevcut.
Bu konuda Kahramanmaraş Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer bizleri aydınlattı ama bizler de bir ucundan tutalım dedik. Bursa konserimin geliri Hasan Can Kaya kardeşimin bir gösteri hasılatıyla birlikte haftaya annemize bir ev alacağız” demişti.

EV SÖZÜNÜ TUTTU
Haluk Levent, Hasan Can Kaya ile birlikte Şehit Müslüm Özdemir’in ailesine ev aldıklarını duyurdu. Levent, evin eşyalarını da şarkıcı Melek Mosso’nun karşılayacağını söyledi.

ÇİFTE STANDARDA SİTEM ETTİ
Haluk Levent, yas günlerinde çifte standart yapıldığını belirterek sitemde bulundu. Levent, sitemini şöyle dile getirdi: İçimdekileri söyleyeyim: Bunu aşamadık ülkece. Ben belki de 100 yakın konser iptal etmişimdir müzik yaşamımda.
İptal edilen her konserin ekonomiye de zararı oluyor. 16 – 17 kişilik müzik ekibinin alın terinden o bölgedeki esnafa kadar. Sonra ben bir karar aldım. Şehidimiz olduğu gün kendi adıma o konseri ailesine bağışlamaya başladım.
Hem emekçi müzisyenler hem esnaf kaybetmesin hem de konsere gelenler şehidimiz için şarkılarıma eşlik etsin istedim. Bu böyle devam etti. Geçtiğimiz hafta şehit Müslüm Özdemir’in ailesini aradım. Çadırda yaşadıkları görüntüyü gördüm. Aileye sordum.
Onlar da Kahramanmaraş Valiliği’nin ve Dulkadiroğlu Kaymakamlığın ziyaret ettiğini, ilgilendiğini hatta yapılacak evlerden hakkı olduklarını bana söylediler. Ben de “Madem öyle şehidimizin size ev sözü var biz bu geçici süreyi evde geçirmenizi istiyoruz” dedim. ve ev teklifinde bulundum.
Kabul ettiler. Hasan Can Kaya da ‘Ağabey, yarısını ben karşılarım’ dedi. ve evi annemizin üstüne aldık. Az önce 12 Şubat ilçesi Tekerek caddesinde 2+1 dairenin tapusunu aldılar.
Ev yeni yapılmış. Deprem yönetmeliği evraklarını inceleyip teslim ettik. Eşyalarını da Melek Mosso karşılayacak. 3 gün içinde eve yerleşmiş olacaklar. Bölgede AHBAP gönüllülerine bu konuda desteğini esirgemeyen Kahramanmaraş Valimiz sayın Mükerrem Ünlülere, güzel indirim yapan ev sahibine, emlak komisyonu almayan emlakçı Taner Barışık’a, ev için “Nasıl destek olabilirim?” diye yazan sanatçı, dizi oyuncusu ve spor dünyasından her arkadaşıma tek tek teşekkür ediyorum. Tüm konu tüm açıklığı ile böyle arkadaşlar. Bilginize…”
]]>Kensington Sarayı’ndan yapılan açıklamaya göre Kate Midleton, Londra Marylebone’da bulunan London Klinik’te dün bir operasyon geçirdi.
Operasyonun karın bölgesinden olduğu belirtildi. Prenses’in hayatını tehdit edecek bir durum olmadığı vurgulansa da 10 ile 14 gün arasında hastanede kalacağının açıklanması hayranlarını da telaşlandırdı.

Kate Middleton’ın nasıl bir operasyon geçirdiği açıklanmadı. Resmi duyuruda sadece operasyonun karın bölgesinden olduğu belirtildi.
Önceden planlandığı belirtilen operasyon sonrası Kate’in bu ay ve önümüzdeki aylarda katılması gereken bütün programlarını iptal ettiği de Kensington Sarayı’nın açıklamasında yer aldı. Hasta hakları gereği Kate’in net olarak nasıl bir operasyon geçirdiği gizli tutuldu.
Haberin duyulmasından sonra Kate’in dünyanın dört bir yanındaki hayranları telaşlandı. Her ne kadar resmi açıklamada kanser şüphesi bulunmadığı belirtilse de hastanede kalış süresinin uzunluğu kaygı uyandırdı.
Kate’in hastaneden taburcu olduktan sonra iyileşme sürecini de Windsor’da çocuklarıyla birlikte geçireceği düşünülüyor.

NEDEN 14 GÜN HASTANEDE KALIYOR?
Kate ile ilgili en çok merak uyandıran ayrıntı ise hastanede kalış süresinin uzun olması. Ama konuya hakim uzmanlara göre 10 ile 14 gün hastanede kalacak olması durumunun o kadar süre hastanede kalmasını gerektirecek kadar ciddi olduğu izlenimi uyandırıyor.
Kate’in iyileşmesinin iki ya da üç ay süreceğinin açıklanması da onunla ilgili endişeleri artırdı.
Kate Middleton bu ameliyat nedeniyle iyileşinceye kadar halkın karşısına çıkmayacak. Bu arada bazı önemli etkinlikleri de kaçıracak. BAFTA Ödülleri bunlardan biri. St Patrick Günü de Kate’in operasyon sonrası katılamayacağı etkinlikler arasında.
Kate’in operasyonu sosyal medyada da gündem oldu. Çeşitli platformlarda Prenses’e iyi dileklerini sunanların yanı sıra endişelerini dile getirenler de çıktı.
Bir kullanıcı planlı bir operasyon için 14 gün hastanede kalmanın çok uzun bir süre olduğu yorumunu yaptı.
Bir başkası kendisinin de karın bölgesinden ameliyat olduğunu ve iyileşmenin uzun sürdüğünü belirtti.

23 GÜNDÜR ORTALARDA GÖRÜNMÜYORDU
İngiliz kraliyet ailesinin bir numaralı veliahtı Prens William’ın eşi olan Kate Middleton, tam 23 gündür de kamuoyunun karşısına çıkmamıştı.
Kate en son Sandringham’daki Noel ayinine katıldı. O gün William ve Kate, üç çocukları George, Charlotte ve Louis ile birlikte hem ayine katıldı hem de halkla buluştu.
ÜNLÜLERİN HASTANESİ
Hastalığının ne olduğu tam olarak açıklanmayan Kate Middleton, Londra’da özel bir hastanede tedavi görüyor.
Bu hastanede Kraliçe 2. Elizabeth’in kocası Prens Philip, Prenses Margeret gibi İngiliz kraliyet ailesi üyelerinin yanı sıra ünlü oyuncu Elizabeth Taylor ile suikaste kurban giden ABD Başkanı John F Kennedy de yatmıştı.
Galler Prensesi’nin ameliyat olduğu hastane 1932 yılından bu yana faaliyet gösteriyor.

14 gün hastanede kalacak olan Middleton, BAFTA da dahil birçok etkinliğe katılamayacak. Prens William’ın da bu operasyon nedeniyle bazı etkinliklerini iptal edeceği ileri sürülüyor.
]]>Bugün ise bu yan dizilerden biri olan ve yakın zamanda seyirciye sunulacak “The Walking Dead: The Ones Who Live” için dikkat çeken bir detay ortaya çıktı. Görünen o ki yapımcı şirket AMC, kesenin ağzını açmış…
Not: Haberin devamında spoiler bulunmaktadır.
The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesi dikkat çekti!
The Walking Dead izleyicilerinin bileceği üzere ana karakterler Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira), dizinin son sezonlarına doğru kadrodan ayrıldı. Serinin yaratıcıları ise Grimes efsanesinin böyle bitmesini istemediler. Bu doğrultuda önce bir sinema filmi planlandı, ancak proje iptal edildi.
Hayranların umutları tam sönmüşken The Walking Dead: The Ones Who Live dizisi üzerinde çalışılmaya başlandı. Aradan bir süre geçtikten sonra Grimes hikayesini devam ettirecek bu yapım için bir tarih açıklandı.
Uzun bir süre boyunca birbirinden ayrı kalan Rick Grimes ve Michonne’un birbirlerini bulma çabalarını anlatacak The Walking Dead: The Ones Who Live için geri sayım başlamışken, diziye ayrılan bütçe ortaya çıktı. Miktar, sosyal medyada çok konuşuldu.
Mr and Mrs Smith dizi olarak ekrana dönüyor!
New Jersey Ekonomik Kalkınma Kurumu tarafından paylaşılan bilgilere göre AMC, The Walking Dead: The Ones Who Live dizisinin ilk sezonu için 82 milyon dolar bütçe ayırdı. Bu da bölüm başına 13.7 milyon dolara denk geliyor. Burada çok dikkat çeken bir nokta var.
Ana dizi The Walking Dead’in bölüm başı ortalama bütçesi 3 milyon dolardı. Yani yan dizinin bütçesi, ana dizinin dört katından daha fazla. Sosyal medyada tartışma konusu olan nokta da tam olarak burası. Öte yandan The Walking Dead evreninde geçen diğer yan dizi olan The Walking Dead: Dead City’nin toplam bütçesi ise 72 milyon dolardı.
Buna göre The Walking Dead: The Ones Who Live, sadece ana ve diğer yan yapımları değil, bütün dizileri de geride bırakarak şimdiye kadarki en yüksek bütçeli zombi dizisi olma unvanını eline aldı.
Bütçe neden bu kadar yüksek?
Aslına bakacak olursak The Walking Dead: The Ones Who Live’ın bütçesini dünyanın en popüler dizileri ile karşılaştırdığımızda pek de yüksek olmadığını görebiliriz. Öyle ki Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri’nin her bölümü için 58 milyon dolar, Stranger Things 4. sezonundaki bölümler içinse 30 milyon dolar bütçe ayrılmıştı.
Tabii bu The Walking Dead: The Ones Who Live bütçesinin az olduğu anlamına gelmiyor. Karşılaştırma yapıldığında yanlarında küçük kalsa da yine de yüksek bir miktardan söz ediyoruz.
Bütçenin bu kadar yüksek olmasının en büyük sebebi, oyuncu maaşları. Rick Grimes (Andrew Lincoln) ve Michonne (Danai Gurira) karakterlerine ciddi miktarda maaş ödemesi yapılıyor. Öte yandan enflasyon, prodüksiyon masrafları ve reklamlar da bütçeyi artıran etmenler arasında yer alıyor.
The Walking Dead: The Ones Who Live, 25 Şubat’ta seyirciye sunulacak. Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Diziden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
]]>Nuri Bilge Ceylan’la bahsedildiği gibi yakın arkadaş olmadıklarını belirten Demirkubuz, “Hiçbir zaman söylendiği gibi çok yakın arkadaş değildik. Aç kalsam ekmek parası isteyeceğim biri değildi.
Ama işte Semih Kaplanoğlu gibi, ya da başka arkadaşlar gibi görüştüğüm bir arkadaştı. Ama ben midem bulanınca uzaklaştım ama ilişkimiz kopmadı” dedi.

“İKLİMLER FİLMİNİN KURGUSUNDA BANA ÇOK ÇİĞ BİR HAREKET YAPTI”
2006 yılında Kader filminin “En İyi Film” ödülünü aldığı Antalya Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’ın bayılmasıyla ilgili konuşan Demirkubuz, sözlerine şöyle devam etti:
“İklimler’in kurgusu sırasında çok çiğ ve pis bir hareket yaptı. O onu çekti, ben Kader’i çektim. O sene Kader ağlarını Antalya Film Festivali’nde ördü; en iyi film ödülünü 300 bin liraya çıkardılar. 230 bin dolar. Dünyada eşi yok.
Ödül töreninin açıklanacağı gün otelin lobisinde otururken bu geldi, böyle havalı havalı gevrek gevrek… Jüride de bir Cannes’dan bir lavuk var, bunun bir arkadaşı. Hatta orada bunun esprisi oldu, herhalde sinyal aldı bu ondan keyfi yerinde diye. Benimle de konuşuyor, geldi masamıza oturdu, sohbet ettik.”
“TÖRENDE EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ AÇIKLANACAKKEN BİRDEN BAYILDI”
“Aynı akşam bunlar geldi yapımcısı, karısı, kendisi, tören sırasında önümüze oturdular, hiç konuşmadılar benimle… Ebru iki gün önce Kader’i izleyince allak bullak olduğunu söyledi, aramız iyiydi. Neyse geldiler, konuşmuyor.
Arkasından seslendim de, bakmadı bile. Neyse vardır bir derdi dedim. İki tane ödül aldı, çıktı acayip küskün falan. Sonra her şeyin üstüne yemin ediyorum bir tane bile Kader’e şey yok… Bizim zaten bir beklentimiz de kalmadı.
Tam böyle en iyi film ödülü açıklanmadan önce bu pat bayıldı. Gitti kaldırdılar, hatta ben de yardım etmeye çalıştım… Törenden sonra ‘iyi misin’ demek için aradım. Konuşmak istemedi ve o günden itibaren konuşmadı. 2 gün sonra Mis Sokak’ta yüz yüze geldik ‘iyi misin’ dedim. Yüzünü çevirdi. Bir tane tokat atmak istedim…”
“SEN CANNES FİLM FESTİVALİ’NİN MUHTARI MISIN?”
“Çok yakınındaki bir akrabasına sordum. Cannes Film Festivali aleyhinde konuştuğum için benimle konuşmadığını söyledi. Lan Cannes Film Festivali’nin muhtarı mısın, nesin sen? Sana ne. Ben onunla ilgili yaşanan her şeyi akrabasına anlattım.
Bunları ona da anlatmalarını istedim. Haksızlığa uğradığını düşünüyorsa arasın ona da anlatayım. Kendisi de her şeyi biliyor. Yıllar sonra günlük ayağına çıkıp bir şey söylüyor. Arkadaşına sordum o da ‘vardır bir çıkarı’ dedi. Kendini o kadar akıllı zannediyor ki…
Çok akıllı bir insan ama sadece akıllı olmak yetmiyor. Zaten akıllı olsaydı 17 yıl sonra konuşup beni de buraya çıkıp konuşmak zorunda bırakmazdı. Arkasında kesin para işi var.
Zeki Demirkubuz ve Nuri Bilge Ceylan
NURİ BİLGE CEYLAN: AŞAĞILANAN BEN OLDUM AMA ASIL AŞAĞILIK OLAN KENDİSİ
2014’te Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandığı “Kış Uykusu” filminin kitabı geçtiğimiz günlerde yayımlayan Nuri Bilge Ceylan, “Üç Maymun” filmini Zeki Demirkubuz’un senaryosundan intihalle çektiği iddiasıyla ilgili sessizliğini bozmuştu.
Demirkubuz’un gerçeği bildiğini söyleyen Ceylan “Öyle bir şey yok ama nedense öyle bir şey varmış gibi bir izlenim yaratmayı tercih ediyor. Bence çok ayıp ediyor. Bunca yıl arkadaşlık ettik, birbirimize ne yardımlar ettik sonuçta.
Yıllar sonra yaptığı bir söyleşide ‘Üç Maymun’ filmini seyretmediğini de söylemiş üstelik. İnsan izlemediğini iddia ettiği bir film için nasıl böyle şeyler ima eder? Bilmiyorum. Evet, aşağılanan ben oldum belki burada ama aşağılık olan kesinlikle ben değilim” demişti.
DEMİRKUBUZ: TEK KELİME EDERSE YOUTUBE KANALI AÇAR YAYIN YAPARIM
Dün akşam katıldığı canlı yayında Nuri Bilge Ceylan’ın bu sözlerine de cevap veren Zeki Demirkubuz, “Üç Maymun’u izlemedim. Susacak, dişini sıkacak ve bir daha tek kelime etmeyecek.
Ederse, Youtube kanalı açarım, her gün düzenli yayın yaparım. Bu ülkenin en sevdiği şey unutmaktır. Her yaptığımız yanımıza kar kalmıyor. Biraz düşüneceksin.”
]]>ERDİNÇ: 11 EVİN PARASINI HANGİ YÖNTEMLE ÜLKEDEN ÇIKARDIN?
Fenomenlerle ilgili sık sık açıklamalar yapan Emrullah Erdinç, Öztürk çiftinin paralarının kaynağında sorun olduğunu, çiftin Amerika’da 24 evi olduğunu ve haberlerin ardından evlerin bir kısmını başkalarının üzerine devrettiğini söyledi. Erdinç aynı zamanda çiftin milyonlarca dolar sermaye ile iş yerleri açtığını söyledi. Gazeteci, son katıldığı yayında da “11 ev aldım diyor, 11 evi alırken paraları nasıl, hangi yöntemle buradan çıkarttınız? Bankayla mı? Başka yöntemle mi?” deyince ortalık karıştı.
ÖZTÜRK: KANAL KANAL GEZİP DEVLETİ ACİZ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORSUNUZ
Erdinç’in sözlerinden sonra adeta deliye dönen Eylül Öztürk, Instagram hesabından peş peşe videolar yayınlayarak gözdağı verdi. Daha önce yayınladığı videoda Amerika’da evleri nasıl aldığını bir çocuğa anlatır gibi anlattığını söyleyen fenomen, şu ifadeleri kullandı: “Buyurun sayın araştırmacı gazeteci Emrullah Erdinç. Bir ilkokul çocuğuna anlatır gibi anlatmıştım oysa ki. Tam 13 gün önce. Ama siz hala ısrarla hem kamuoyunu hem de insanları yanıltmaya devam ediyorsunuz. Hala ısrarla kanal kanal gezip insanları aldatmaya devam ediyorsunuz göz göre göre. Devleti aciz göstermeye çalışmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz? Türk bankasından Amerika’daki bankaya yolladım paraları. Dekontlarım da var. Devlet zaten benim yaptığım harcamaları bir tıkla görebiliyor. Bu paraları çıkartırken hesabını veriyorsunuz zaten.”
“HUKUK ÖNÜNDE HEPSİNİN BEDELİNİ ÖDEYECEKSİNİZ”
“Televizyon televizyon gezip ısrarla kamuoyunu yanılttınız. ’10 milyon lira sermayeyle şirket kurdunuz’ dediler olmadı, ‘4 milyon lirayla şirket kurdular’ dediniz olmadı, ’24 tane ev almış ve başkalarının üstüne geçirmiş’ dediniz yine olmadı. Hepsini de kamuoyuna açık bir şekilde ispatladım. Sizin gibi telefon ekranına bakarak konuşmadım, belgeleri koydum. Hepsinin belgesini sundum. Uğrattığınız manevi hasarı bir yere koyuyorum o başka bir dava konusu. Benim elimde ispatlanabilir çok büyük bir maddi kayıp var. Hepsinin hukuk önünde bedelini ödeyeceksiniz Emrullah Bey.”
“TARİHİMDEKİ EN BÜYÜK TAZMİNAT DAVASINI AÇACAĞIM”
“Olayları artık öyle bir noktaya getirdiniz ki; özel jet hosteslerine kaçak bir şekilde branda taşıttırıp para verdiğine kadar söylediniz. Bütün bir meslek grubunu zan altında bıraktınız. Milyon dolarlık evde yaşadığımı söylediniz. Hepsi belge belge bende var. Emrullah Bey siz ileride okullarda bir gazetecinin ne yapmaması gerektiğiyle ilgili ders olarak okutulacaksınız. Benim size açacağım o dava var ya tarihimde benim açtığım en büyük maddi tazminat davası olacak. Benim de adım Eylül Öztürk ise bana bunları yaşattığınız için bunun hesabını hukuk önünde sizden kuruş kuruş soracağım.”

Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>Azerbaycan 27 yıl sonra işgalden kurtulan Ağdam’a girmiş ancak şehirdeki acı tablo, gün ışığıyla birlikte ortaya çıkmıştı. Neredeyse tek bir sağlam bina kalmayan şehrin harabe görüntüsü yürek burktu.
Rusya heyeti Azerbaycan ve Ermenistan’da önemli görüşmeler gerçekleştirirken Paşinyan’a tüm umutlarını başladığı Rusya’dan yine kötü haber geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.
Rossiya 1’e konuşan Putin, Dağlık Karabağ’ın aidiyeti ile ilgili değerlendirmesinde bölgenin Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Putin, “Ermenistan, Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını ve egemenliğini tanımadı. Bu, uluslararası hukuk açısından hem Dağlık Karabağ’ın hem de ona komşu tüm bölgelerin Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğu anlamına geliyordu” diye konuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Kasım itibariyle Dağlık Karabağ’da 27 Eylül’den beri devam eden çatışmaların durması için bir anlaşma imzalamıştı.
İmzalanan ortak bildiriye göre Azerbaycan ve Ermenistan güçleri anlaşmanın imzalandığı anda bulundukları noktalarda kaldı. Böylece çatışmalar esnasında ele geçirdiği yerleşim yerleri Azerbaycan’ın denetimine geçmiş oldu.
Bu bir alıntı metin örneğidir.
Dağlık Karabağ’da Azerbaycan ile Ermenistan arasında çatışmaları sonlandıran anlaşmanın ardından bölgedeki durum ile ilgili temaslarda bulunmak üzere Rus hükümet üyelerinden oluşan heyet Azerbaycan’ın başkenti Bakü’ye gitmiş, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dur.
Başbakan Yardımcıları Aleksandr Novak ve Aleksey Overçuk oluşan heyet Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya’nın imzaladığı üçlü bildirinin bölgede sağlam ve uzun süreli barışın sağlanması açısından önemli adım olduğunu açıklamıştı.
Aliyev’in bölgedeki uzlaşma konusunu her zaman vurgulamasına özel önem verdiklerini bildiren Lavrov, bölgede yapılacak tüm çalışmaların yabancı çıkarlar için değil bölge insanlarına yönelik olduğundan emin olduğunu ifade etti.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.

Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
Öte yandan Dağlık Karabağ’da çatışmaları sona erdiren anlaşma gereği Azerbaycan’a ait topraklarda bulunan Ermeni siviller ve askerler, bölgeden ayrılmaya devam ediyor.
Yenilginin ardından başkent Erivan’da istifa etmesi için günlerce protestolar yapılan Başbakan Paşinyan ise uzun süre sonra cepheye savaşmaya giden eşiyle birlikte bir cenaze töreninde görüntülendi.
]]>
